Bir İnsanı Ne Çekici Yapar?: İngilizce çalışma notları

The School of Life

Öğrenme zorluğu
1.028 kelime 152 kel/dk

Video özeti: Bu deneme çekiciliğin yalnızca biyolojik açıklamasını sorgular; güven, öz farkındalık, ana akımdan nazikçe ayrılma ve şefkatin bir insanı çekici kılabileceğini savunur. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. is not so much a promise of reproductive health as a suggestion of a redemptive capacity for closeness, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: A'yı bütünüyle reddetmeden açıklamanın ağırlığını B'ye taşımak için not so much A as B kullanın. 2. at odds with mainstream society. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: kişisel bakış ile baskın toplumsal beklentiler arasındaki hafif gerilimi anlatın. 3. under the sway of — Deyimler ve mecazlı ifadeler: bir düşüncenin yargıyı güçlü biçimde yönetmesini anlayın; sway sözcüğünü bedensel sallanma sanmayın.

Bu derste

Understandably enough, our societies pay vast attention to the idea of sexiness. Ton ve niyet

0:04

Toplumlarımızın seksilik fikrine büyük önem vermesi oldukça anlaşılabilir bir durum.

Ton ve niyet

Ödün verme ifadesi olarak Understandably enough

Understandably enough, cümlenin başında yer alıp bütün ifadeyi değerlendiren bir sözdür. Burada konuşan kişi, toplumun seksiliğe gösterdiği yoğun ilginin anlaşılabilir bir nedeni olduğunu kabul eder; ancak bunu tamamen onaylamaz. Bu ifade çoğu zaman bir ödün verme işlevi görür: önce bir tepkinin veya durumun mantıklı olduğu kabul edilir, ardından eleştiriye ya da farklı bir sonuca yer bırakılır. Buradaki enough, understandably sözcüğünü güçlendirir; “yeterli miktar” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi başlangıç, bir çekince sunmadan önce ebeveynlerin tepkisinin makul olduğunu en iyi biçimde kabul eder?

  1. Far more questionably, the parents were worried, but canceling the whole trip was unnecessary.
  2. Surprisingly enough, the parents were worried, but canceling the whole trip was unnecessary.
  3. Understandably enough, the parents were worried, but canceling the whole trip was unnecessary.
Cevabı göster

Understandably enough, the parents were worried, but canceling the whole trip was unnecessary.

Far more questionably, they tempt us to believe that it might be easy to understand what this quality consists of. Notlar

0:10

Ancak çok daha şüpheli olan şey, bu özelliğin neleri içerdiğini anlamanın kolay olabileceğine bizi inandırmalarıdır.

Anlatım akışı

Far more questionably ile daha güçlü eleştiriye geçiş

Far more questionably cümlenin başında yer alır ve ardından gelen iddianın tamamını değerlendirir. Cümle başına alınmış bir zarf tümleci gibi çalışır. Questionably, “kuşkulu veya gerekçelendirilmesi zor bir biçimde” demektir; soru sormaz. More bu noktayı önceki bir noktayla karşılaştırır, far ise aradaki farkı büyük ölçüde güçlendirir. Böylece ifade, nispeten savunulabilir bir noktadan konuşanın çok daha zor savunulur bulduğu bir noktaya geçerek argümanı düzenler.

Alıştırma

Hangi cümle iki sorunu karşılaştırmak ve ikincisini daha zor savunulur olarak göstermek için far more questionably ifadesini doğal biçimde kullanır?

  1. The article has a few typing errors; far more importantly, it invents a quotation and presents it as real.
  2. Far more questionably, the weather became colder overnight.
  3. The article has a few typing errors; far more questionably, it invents a quotation and presents it as real.
Cevabı göster

The article has a few typing errors; far more questionably, it invents a quotation and presents it as real.

Kalıp ifadeler

tempt us to believe: bizi inanmaya yöneltmek

Tempt someone to believe, bir inancı kişinin kabul etmek isteyeceği kadar çekici veya akla yatkın göstermek demektir. Özne, bunu bilinçli olarak yapan bir insan olmak zorunda değildir; bir görüntü, sav veya ilk izlenim de insanlarda bu eğilimi yaratabilir. Yapı tempt + kişi + to + fiil şeklindedir. Burada us etkilenen kişileri, believe ise çekici ama tartışmalı sonucu belirtir. İfade bir uyarı taşır: bir düşünceyi kabul etmek kolay olabilir, ancak düşüncenin yeterli dayanağı bulunmayabilir.

Alıştırma

Cümleyi ‘güvenilir olmayabilecek bir düşünceyi kabul etmeye bizi eğilimli hâle getirmek’ anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: The polished advertisement may ____ that the product works for everyone.

Cevabı göster

tempt us to believe

Dilbilgisi

what this quality consists of: bu niteliğin nelerden oluştuğu

What this quality consists of bir dolaylı soru yan tümcesidir: niteliği oluşturan parçaları veya özellikleri sorarken understand sözcüğünden sonra daha büyük bir tümcenin parçası olarak görev yapar. Dolaylı soru olduğu için düz cümle sırasını kullanır: what + özne + fiil. Bu nedenle what this quality consists of denir; what does this quality consist of denmez. Of edatı doğal olarak consist sözcüğünden sonra kalır. Bu, İngilizce wh-tümcelerinde standart bir edat sonda bırakma yapısıdır.

Alıştırma

Dil bilgisi açısından doğru tamamlamayı seçin: We are trying to understand ____.

  1. what does the new policy consist of
  2. what the new policy consist of
  3. what the new policy consists of
Cevabı göster

what the new policy consists of

The leading suggestion takes its starting point from the biological sciences. Kalıp ifadeler

0:18

Bu konudaki en yaygın görüş, çıkış noktasını biyolojik bilimlerden alıyor.

Kalıp ifadeler

takes its starting point from: düşünsel başlangıç noktası olarak almak

Bu cümlede takes its starting point from, “bir açıklamanın başladığı düşünsel temel olarak bir şeyi kullanır” anlamına gelir. Önde gelen açıklama biyolojik bilimlerdeki fikirlerle başlar; fiziksel bir yolculuktan söz edilmez. Yeniden kullanılabilen kalıp X takes its starting point from Y şeklindedir. Bir savın dayandığı alanı, varsayımı, kanıtı veya önceki çalışmayı tanıtmaya yardımcı olur.

Alıştırma

Cümleyi “düşünsel temel olarak kullanır” anlamındaki vurgulanan akademik ifadeyle tamamlayın: The new model ____ research on memory.

Cevabı göster

takes its starting point from

We learn that sex aims at successful reproduction and genetic fitness in the coming generation. Kalıp ifadeler

0:22

Seksin amacının başarılı bir üreme ve gelecek nesilde genetik uygunluk olduğunu öğreniyoruz.

Kalıp ifadeler

aims at successful reproduction: başarılı üremeyi hedeflemek

Burada aims at successful reproduction, başarılı üremeyi bu biyolojik açıklamada cinselliğin yöneldiği hedef veya sonuç olarak sunar. Özne, bilinçli biçimde plan yapan bir kişi olarak anlatılmaz. Bir isim öbeğinden veya -ing biçiminden önce aim at kullanın: aim at a result; aim at reducing waste. Bu yapı bir politikanın, sürecin, tasarımın veya eylemin neyi başarmasının amaçlandığını belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede aim at, -ing biçiminden önce doğru kullanılmıştır?

  1. The program aims at reduce food waste.
  2. The program aims at reducing food waste.
  3. The program aims to reducing food waste.
Cevabı göster

The program aims at reducing food waste.

Therefore, sexiness must logically comprise a host of semi-conscious signals of fertility and of resistance to disease. Kalıp ifadeler

0:27

Bu nedenle seksilik, mantıksal olarak doğurganlık ve hastalığa karşı direncin bir dizi yarı bilinçli sinyallerinden oluşmalıdır.

Kalıp ifadeler

comprise a host of: birçok parçayı içeren bir bütün

Burada comprise, “parçalar olarak içermek” veya “parçalardan oluşmak” anlamına gelir. Özne bütünü, nesne ise onun parçalarını belirtir. Böylece cinsel çekicilik, çok sayıda yarı bilinçli sinyal içeren bir bütün olarak sunulur. A host of, “çok sayıda” demektir. comprise a host of signals ifadesindeki of, a host of kalıbına aittir; comprise fiiline ait değildir. Özenli ve resmî İngilizcede comprise many signals denir, comprise of many signals denmez.

Alıştırma

“Çok sayıda şey içermek” anlamındaki dört kelimelik ifadeyi aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: The training program may ____ practical exercises.

Cevabı göster

comprise a host of

Bilateral facial symmetry, large bright pupils, full lips, youthful skin, and melanin-rich hair.

0:35

İki taraflı yüz simetrisi, iri parlak göz bebekleri, dolgun dudaklar, genç bir cilt ve melanin açısından zengin saçlar.

But, this analysis too quickly assumes that it might be simple to know what sex really aims at. Anlatım akışı

0:42

Fakat bu analiz, seksin gerçekte neyi amaçladığını bilmenin basit olabileceğini çok hızlı varsayıyor.

Anlatım akışı

this analysis too quickly assumes that: aceleci bir çıkarıma dikkat çekmek

Bu ifade yalnızca sonucu reddetmekten fazlasını yapar. This analysis, az önce verilen akıl yürütmeye gönderme yapar; assumes that ise bu akıl yürütmenin yeterli destek olmadan doğru kabul ettiği bir önermeyi sunar. Too quickly, çıkarım adımını fiziksel olarak hızlı değil, erken ve aceleci olmakla değerlendirir. Bu anlatım önceki düşünce çizgisini duraklatır, zayıf adımını belirtir ve okuyucuyu daha yakından incelemeye hazırlar.

Alıştırma

Cümleyi okuyun: “This report too quickly assumes that higher sales prove greater customer satisfaction.” too quickly assumes that burada ne yapıyor?

  1. Raporu, yeterli destek sunmadan önce bir iddiayı kabul ettiği için eleştirir
  2. Raporun fiziksel olarak yüksek bir hızla hazırlandığını söyler
  3. Yazarın iddianın kanıtlandığına tamamen katıldığını gösterir
Cevabı göster

Raporu, yeterli destek sunmadan önce bir iddiayı kabul ettiği için eleştirir

Unlike most other living beings, our biological drives sit alongside and at points take second place to a range of emotional priorities. Deyimler

0:48

Diğer çoğu canlının aksine, biyolojik dürtülerimiz bir dizi duygusal önceliğin yanında yer alır ve bazen onlara göre ikinci planda kalır.

Deyimler

sit alongside: iki etkenin birlikte var olması

Burada sit alongside, “birlikte var olmak” anlamına gelir. Hem biyolojik dürtüler hem de duygusal öncelikler bizi etkiler; ifade gerçek anlamda yan yana oturmayı veya fiziksel bir konumu değil, birlikte var olmayı anlatır. X sits alongside Y kalıbı, iki etkeni aynı anda var olan unsurlar olarak sunar. Tek başına bu etkenlerden birinin diğerinin yerini aldığını veya ondan üstün olduğunu söylemez.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “iki taraftan birini üstün tutmadan birlikte var olmak” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: In this plan, lower costs ____ better customer service; neither goal replaces the other.

Cevabı göster

sit alongside

Deyimler

take second place to: daha düşük önceliğe sahip olmak

Burada take second place to, “bir şeyden daha az önemli olmak” veya “önceliği daha düşük olmak” anlamına gelir. Bazı zamanlarda biyolojik dürtüler, duygusal önceliklerden daha az önem taşır; ifade gerçek bir yarışmayı veya gerçek anlamda ikinci olmayı anlatmaz. Kalıp X takes/take second place to Y şeklindedir. X önemini korur, ancak ikisi çatıştığında Y’ye daha fazla ağırlık verilir.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “önceliği daha düşük olmak” anlamına gelen dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: When safety and speed conflict, speed must ____ safety.

Cevabı göster

take second place to

Chief among these is the desire to overcome loneliness and share our vulnerability within the arms of a safe and intimate other. Dilbilgisi

0:59

Bunların başında yalnızlığı yenme ve kırılganlığımızı güvenli, samimi birinin kollarında paylaşma arzusu gelir.

Dilbilgisi

Chief among these is: en önemli unsuru öne çıkarma

“Chief among these is ...” kalıbı “Bunların en önemlisi ...” anlamına gelir. Önem sıralamasını belirten ifade vurgu için başa alınır, gerçek özne ise fiilden sonra gelir. Bu cümlede sona bırakılan özne the desire ifadesidir. These, daha önce sözü edilen bir gruba gönderme yapar. Fiil these ile değil, sona bırakılan özneyle uyum gösterir: en önemli unsur bir taneyse is, birden fazlaysa are kullanılır.

Alıştırma

Tek bir önceliği belirtmek için bu kalıbı doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Chief among these is the need for clear communication.
  2. Chief among these are the need for clear communication.
Cevabı göster

Chief among these is the need for clear communication.

We seek, through a physical act, to overcome our customary psychological alienation and a host of painful barriers to being known and accepted. Kalıp ifadeler

1:08

Fiziksel bir eylem yoluyla, alışılagelmiş psikolojik yabancılaşmamızı ve bilinip kabul edilmenin önündeki bir dizi acı verici engeli aşmaya çalışıyoruz.

Kalıp ifadeler

barriers to being known and accepted: edat olan to + -ing biçimi

“barriers to being known and accepted” ifadesinde to, mastar işareti değil, barrier isminin gerektirdiği edattır. Bir edattan sonra isim veya -ing biçimi gelebilir; bu nedenle burada being kullanılması gerekir. Being known and accepted, known ve accepted adlı iki paralel ortaç içeren tek bir edilgen -ing yapısıdır. Kişi, başkalarının gerçekleştirdiği iki eylemden de etkilenir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp a barrier to + isim veya -ing biçimidir.

Alıştırma

Bir eylemi zorlaştıran şeyi doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. Fear can be a barrier asking to help.
  2. Fear can be a barrier to ask for help.
  3. Fear can be a barrier to asking for help.
Cevabı göster

Fear can be a barrier to asking for help.

Viewed through such a lens, Anlatım akışı

1:18

Böyle bir mercekten bakıldığında,

the erotic is not so much a promise of reproductive health Dilbilgisi

1:20

erotik olan, üreme sağlığının bir vaadinden çok,

as a suggestion of a redemptive capacity for closeness,

1:24

yakınlık, bağ kurma ve anlama için

connection, understanding,

1:28

kurtarıcı bir kapasitenin,

and an end to shame and isolation.

1:30

ve utanç ile izolasyonun sona ermesinin bir işaretidir.

Anlatım akışı

Viewed through such a lens ile bakış açısını değiştirme

Viewed through such a lens, devamındaki içeriğe hangi açıdan bakılacağını gösteren bir giriş ifadesidir. Such, daha önce sunulan duygusal çerçeveye, yani erotik olanı yalnızlık ve ayrılığı aşmanın bir yolu olarak görme anlayışına gönderme yapar. Lens burada mecazidir; gerçek bir mercek değil, konuyu yorumlama biçimi anlamına gelir. Ana cümleden önce yer alan ifade, okura devamındaki her şeyi bu çerçeve içinde değerlendirmesini söyler. Böylece analitik bakış açısındaki değişimi işaretler ve sonraki sonucun başka bir bakış açısından ulaşılan sonuçtan neden farklı olduğunu açıklar.

Alıştırma

Bir şehir plancısı, kullanılmayan arazilerin yerel ihtiyaçlara hizmet edebileceğini az önce açıkladı. Sonraki cümleyi dersteki bakış açısı değiştirme ifadesiyle tamamlayın: ____, the empty lot becomes a possible community garden.

Cevabı göster

Viewed through such a lens

Dilbilgisi

not so much A as B: vurguyu A’dan B’ye kaydırmak

Not so much A as B, bir açıklamanın merkezini A’dan B’ye kaydırır. A’nın daha az doğru ya da daha az önemli, B’nin ise daha doğru ya da daha önemli olduğunu anlatır. Çoğu zaman A’yı bütünüyle silmek yerine onun bir ölçüde geçerli olmasına izin verir. Bu cümlede A üreme sağlığı vaadi, B ise erotik olanın yakınlık ve bağ kurmayı geri kazandırabilecek kurtarıcı bir kapasiteye sahip olduğuna ilişkin işarettir. Dolayısıyla yapı, fiziksel miktarları karşılaştırmak yerine en önemli olanı yeniden tanımlar.

Alıştırma

"The delay was not so much a technical failure as a planning mistake" cümlesi ne anlama gelir?

  1. Gecikmeye yalnızca teknik bir arıza neden oldu.
  2. Gecikmenin asıl nedeni bir planlama hatasıydı, ancak teknik sorunlar da etkili olmuş olabilir.
  3. Teknik arıza ve kötü planlama eşit derecede önemliydi.
Cevabı göster

Gecikmenin asıl nedeni bir planlama hatasıydı, ancak teknik sorunlar da etkili olmuş olabilir.

It is this emotional mission that explains the conundrum sometimes generated by people whom one would expect, Dilbilgisi

1:33

Standart biyolojik kriterlere göre örnek bir cinsel auraya sahip olmasını

by all standard biological criteria,

1:40

bekleyeceğimiz kişilerin bazen

to possess an exemplary sexual aura,

1:42

yaratabildiği, bizi tamamen hissiz

but who manage to leave us cold. Deyimler

1:46

bırakma muammasını açıklayan şey, işte bu duygusal misyondur.

Dilbilgisi

It is this emotional mission that explains: it odak yapısıyla vurgulama

It is X that... kalıbı, it ile kurulan bir odak yapısıdır. X'i odağa alır ve X'i devamında söylenen şeyi açıklayan etken olarak sunar. Burada temel açıklama olarak beklenen biyolojik ölçütler değil, this emotional mission gösterilir. Baştaki it, belirli bir nesneye gönderme yapan bir zamir değil, yapısal bir yer tutucudur. Düz cümle This emotional mission explains the conundrum olurdu; odak yapısı ise açıklayıcı etkeni daha belirgin hâle getirir.

Alıştırma

Eksik iki bölümü yazarak odak yapısını tamamlayın: ____ trust ____ keeps the team together.

Cevabı göster

It is · that

Deyimler

manage to leave us cold: ilgi veya duygusal tepki uyandıramamak

Leave someone cold, bir kişide ilgi, heyecan veya duygusal tepki uyandıramamak anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede söz konusu kişiler alışılmış ölçütlere göre çok çekici görünebilir, ancak konuşan kişi onlara karşı çekim hissetmez; fiziksel sıcaklıkla ilgisi yoktur. Manage to normalde zor bir şeyi başarmayı anlatır. Burada hafif alaycı bir şaşkınlık ekler: bu kişileri çekici kılması gereken her şeye rağmen, bir şekilde yine de bizde hiçbir duygu uyandırmazlar.

Alıştırma

Hiç ilgi duymadığımı göstermek için cümleyi leave someone cold deyimiyle tamamlayın: Despite the glowing reviews, the film managed to ____.

Cevabı göster

leave me cold

Just as it may shed light on the associated puzzle of those physically more challenged candidates Deyimler

1:48

Tıpkı, saçlarının kalitesini

who nevertheless lay claim to a rare power Kalıp ifadeler

1:54

veya gözlerinin parlaklığını çok aşan nadir bir güce

far outstripping the quality of their hair Kelime

1:57

sahip olan, fiziksel olarak daha dezavantajlı adayların

or the luster of their eyes.

1:59

ilgili bulmacasına ışık tutabileceği gibi.

Deyimler

shed light on: bir meseleyi daha anlaşılır hâle getirmek

Bu cümlede shed light on, “açıklamaya yardımcı olmak veya daha anlaşılır hâle getirmek” demektir. Anlamayı, zor bir sorunun üzerine ışık tutuluyormuş gibi sunar; gerçek bir aydınlatmadan söz etmez. Özne genellikle bir bilgi ya da açıklayıcı fikirdir; on ise açıklığa kavuşan bilmeceyi veya meseleyi getirir. İfade faydalı bir kavrayış sağlar, ancak mutlaka eksiksiz bir çözüm anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “açıklamaya yardımcı olmak” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The witness's account may ____ what happened after midnight.

Cevabı göster

shed light on

Kalıp ifadeler

lay claim to: sahiplik veya hak iddia etmek

Bu cümlede lay claim to, “bir şeye sahip olduğunu belirtmek veya ileri sürmek” demektir. Adaylar, görünür özelliklerinden daha üstün nadir bir güce sahip olduklarını ileri sürer; ifade, iddianın doğru ya da yanlış olduğunu kanıtlamadan yalnızca bu iddiayı aktarır. Sabit yapı lay claim to + isim veya isim öbeğidir. Lay fiil, claim isimdir ve to da ifadenin bir parçasıdır. İddia bir hak, mülkiyet, unvan, başarı veya soyut nitelikle ilgili olabilir.

Alıştırma

Cümleyi “bir şey üzerinde hak iddia etmek” anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: Several families ____ the disputed land.

Cevabı göster

lay claim to

Kelime

far outstripping the quality of their hair: saçlarının kalitesini çok büyük ölçüde aşan

Bu cümlede far outstripping, çok büyük bir farkla aşmak anlamına gelir. Söz konusu ender güç, kişinin saçının kalitesinden çok daha etkileyici olarak sunulur. Far farkı güçlendirir; outstripping ise geçişli outstrip fiilinin -ing biçimidir. far outstripping the quality of their hair ortaç öbeği, a rare power ifadesini niteler. Bu yapı, bir isimden sonra resmî bir karşılaştırma eklemeyi sağlar: a factor far outstripping another factor.

Alıştırma

Cümleyi çok büyük bir farkla aşmak anlamındaki vurgulanan resmî ifadeyle tamamlayın: Demand for tickets is ____ supply.

Cevabı göster

far outstripping

The people whom we call sexy,

2:01

Seksi dediğimiz insanlar,

despite or aside from the raw facts of their appearance,

2:03

görünümlerinin çıplak gerçeklerine rağmen veya bunların dışında,

are those whose features and manner suggest an unusual ability

2:07

yüz hatları ve tavırları,

to fulfill the underlying emotional purpose of lovemaking. Kalıp ifadeler

2:11

sevişmenin altında yatan duygusal amacı yerine getirmede alışılmadık bir yetenek gösteren kişilerdir.

Kalıp ifadeler

fulfill the underlying emotional purpose of lovemaking: sevişmenin altında yatan duygusal amacı gerçekleştirmek

Fulfill a purpose, amaçlanan bir hedefi gerçeğe dönüştürmek veya başarıyla gerçekleştirmek demektir. Underlying, görünür fiziksel eylemin altındaki daha derin amacı belirtir. Burada bu amaç; duygusal bağ, yakınlık, anlayış ve utanç ya da yalnızlık hissinin hafiflemesini kapsar. Dil bilgisi bakımından fulfill, the underlying emotional purpose isim öbeğini doğrudan nesne olarak alır; of lovemaking ise hangi eylemin amacının ele alındığını gösterir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp fulfill the underlying purpose of + isim veya -ing biçimidir.

Alıştırma

Hangi cümle bir etkinliğin amaçlanan daha derin hedefini başarıyla gerçekleştirdiğini söyler?

  1. The mentoring sessions identify an underlying purpose without carrying it out.
  2. The mentoring sessions serve a useful purpose, but their deeper goal has not yet been achieved.
  3. The mentoring sessions fulfill the underlying purpose of helping new students feel less alone.
Cevabı göster

The mentoring sessions fulfill the underlying purpose of helping new students feel less alone.

The way they respond to a joke,

2:15

Bir şakaya verdikleri tepki,

the curve of an eyebrow,

2:17

bir kaşın kavislenişi,

the characteristic motion of their forehead,

2:18

alınlarının karakteristik hareketi,

the way of holding their hands,

2:21

ellerini tutuş şekilleri,

convey in an unconsciously understood but hugely eloquent language Deyimler

2:22

bilinçsizce anlaşılan ancak son derece etkileyici bir dille,

Deyimler

convey in ... language: sezgisel olarak anlaşılan etkileyici bir “dille” iletmek

Sıralanan yüz ifadeleri ve el hareketleri convey fiilinin öznesidir. Convey, “iletmek” veya “bir mesajı anlaşılır hâle getirmek” demektir; yani bu hareketler kişi hakkında bir şeyi söz kullanmadan iletir. Buradaki language mecazdır. İnsanların bilinçli olarak öğrenmeden ya da çözümlemeden anladığı, yine de çok şey ifade edebilen sözsüz işaretler sistemini anlatır. In an ... language, mesajın hangi araçla iletildiğini gösterir.

Alıştırma

Vurgulanan ifade bu küçük hareketler hakkında ne söylüyor?

  1. Bilinçli olarak öğrenilmesi gereken gizli bir konuşma dili oluştururlar.
  2. İnsanların sezgisel olarak kavradığı sözsüz işaretlerle zengin bir mesaj iletirler.
  3. Kişi hareketleri kontrol edemediği için bütün anlamı gizlerler.
Cevabı göster

İnsanların sezgisel olarak kavradığı sözsüz işaretlerle zengin bir mesaj iletirler.

that one is in the presence of a kindly being

2:27

kırık ve kafası karışık yönlerimizi anlamaya,

who is liable to understand our broken and confused aspects, Dilbilgisi

2:29

yalnızlığımızı ve derindeki hüznümüzü aşmamıza yardım etmeye,

to help us over our loneliness and submerged sadness,

2:34

temel meşruiyetimiz ve değerimiz konusunda bize güvence vermeye

and reassure us of our basic legitimacy and worth.

2:38

meyilli iyi kalpli bir varlığın huzurunda olduğumuzu aktarır.

Dilbilgisi

is liable to understand: be liable to + fiilin yalın hâli

is liable to understand ifadesinde be liable to + fiilin yalın hâli, “bir şeyi yapması muhtemel olmak” veya “onu yapma eğilimi taşımak” demektir. Zaman ve kişiye göre değişiklik be üzerinde görülür; understand ise yalın hâlde kalır. Bu ifade kesinliği değil, gerçek bir olasılığı öngörür. Burada iyi kalpli kişinin insanların kırılmış ve karmaşık yanlarını anlamasının muhtemel olduğu söylenir.

Alıştırma

Cümleyi be liable to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: Because this old lock often sticks, it ____ jam in cold weather.

Cevabı göster

is liable to

Someone with whom we can at last reduce our normal suspicions,

2:41

Sonunda normal şüphelerimizi azaltabileceğimiz,

cast aside our armor, Deyimler

2:46

zırhımızı bir kenara atabileceğimiz,

and feel safe, playful, and accepted.

2:47

ve kendimizi güvende, neşeli ve kabul edilmiş hissedebileceğimiz biri.

Deyimler

cast aside our armor: duygusal zırhı bir kenara bırakmak

Bu cümlede cast aside our armor, duygusal savunmaları bırakmayı anlatan bir mecazdır. Zırh normalde bedeni korur; ancak burada kuşkuyu, temkinliliği ve kendini koruma alışkanlıklarını temsil eder. Bu ifade, güvenin neyi mümkün kıldığını gösterir: İnsanlar duygularını korumayı bırakıp daha açık, neşeli ve gerçek hâllerini ortaya çıkarırlar. Bu mecaz, bir ilişki ya da ortam güvenli hissettirdiğinde kişinin duygusal olarak savunmasız kalabilmesini anlatmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Örnekte cast aside our armor ne anlama geliyor?

  1. Duygularımızı daha dikkatli gizlemek
  2. Daha güçlü bir fiziksel koruma takmak
  3. Kendimizi duygusal olarak korumayı bırakmak
Cevabı göster

Kendimizi duygusal olarak korumayı bırakmak

Whatever the quality of their skin Dilbilgisi

2:50

Ciltlerinin kalitesi

or balance of their proportions,

2:52

veya vücut orantılarının dengesi ne olursa olsun,

it is these aspects that have a true power to excite us.

2:53

bizi heyecanlandıracak gerçek güce sahip olan bu yönlerdir.

Dilbilgisi

Whatever ... ve it is ... that ... ile ödünleme ve vurgu

Baştaki Whatever + isim öbeği yapısı ödünleme anlamı taşır. Burada whatever soru sormaz; “kalite ya da denge nasıl olursa olsun” anlamına gelir. Böylece dış görünüş arka plana yerleştirilir. Ana cümlede it is X that Y biçimindeki it-cleft yapısı kullanılır. It yapısal bir yer tutucudur, X odaklanan bilgidir ve that yan cümlesi iddianın kalanını verir. İki yapı birlikte, dış görünüşün değişebileceğini ancak asıl çekim kaynağı olarak fiziksel özelliklerin değil, bu yönlerin sunulduğunu anlatır.

Alıştırma

Cümleyi Whatever ve bir it-cleft yapısı kullanarak tamamlayın: ____ the size of the audience, ____ the speaker's clarity ____ makes the talk effective.

Cevabı göster

Whatever · it is · that

In a melancholy and avoidant world,

2:57

Melankolik ve kaçıngan bir dünyada,

this is the real turn-on. Kelime

3:00

gerçek tahrik edici unsur budur.

Kelime

the real turn-on: çekim yaratan şeyi anlatan gündelik bir isim

Turn-on; güçlü ilgi, heyecan veya çekim yaratan bir kişi, özellik ya da şey için kullanılan, sayılabilen ve gündelik bir isimdir. Yakınlık içeren bağlamlarda bu çekim cinsel olabilir. Burada the real turn-on, fiziksel görünüşten ziyade birine kendini güvende, anlaşılmış ve kabul edilmiş hissettirme becerisinin en derin çekim kaynağı olduğunu belirtir. Bu nedenle ifade yalnızca dış görünüşü değil, çekici bir psikolojik özelliği de anlatabilir.

Alıştırma

Bu cümlede the real turn-on ne anlama geliyor?

  1. Bu özelliğin en güçlü çekim kaynağı olduğu anlamına gelir.
  2. Bu özelliğin birinin yön değiştirmesine neden olduğu anlamına gelir.
  3. Bu özelliğin bir makineyi çalıştırdığı anlamına gelir.
Cevabı göster

Bu özelliğin en güçlü çekim kaynağı olduğu anlamına gelir.

We hear so much about what we might need to do

3:03

Fiziksel çekiciliğimizi artırmak için

to increase our physical appeal,

3:05

yapmamız gerekebilecekler hakkında çok şey duyuyoruz,

but by getting more detailed about the psychological traits that drive desire, Dilbilgisi

3:08

ancak arzuyu yönlendiren psikolojik özellikler hakkında daha detaylı bilgi edinerek,

we could learn to pay as much, if not more attention, Dilbilgisi

3:12

heyecan verici bir zihniyetin temellerine

to the foundations of an exciting mindset.

3:15

en az o kadar, hatta daha fazla dikkat etmeyi öğrenebiliriz.

Dilbilgisi

by getting more detailed about ...: by + -ing ile yöntem belirtmek

by + -ing kalıbı, ana cümledeki sonuca götüren yöntemi veya eylemi tanıtır. Burada getting more detailed about the psychological traits that drive desire, arzuyu harekete geçiren psikolojik özellikleri daha ayrıntılı incelemek anlamına gelir; bunu yapmak, heyecan verici bir zihniyetin temellerine odaklanmayı öğrenmemize yardımcı olabilir. getting eyleminin örtük öznesi, ana cümlenin öznesi olan we sözcüğüdür. Yöntem bildiren by + -ing öbeği burada olduğu gibi ana cümleden önce veya ana cümleden sonra gelebilir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi by + check fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Mia reduced mistakes ____ each total twice.

Cevabı göster

by checking

Dilbilgisi

pay as much, if not more attention: en az aynı ölçüde, hatta daha fazla dikkat etmek

Bu cümlede pay as much, if not more attention, ‘en az aynı ölçüde, hatta belki daha fazla dikkat göstermek’ demektir. Karşılaştırma noktası, genellikle fiziksel çekiciliğe gösterilen dikkattir. If not more, pay attention ifadesini olumsuz yapmaz; miktarı temkinli biçimde yukarı çeken bir ekleme yapar. Kalıp, as much + sayılamayan isim biçimindedir ve if not more araya giren bir ifadedir. İkinci miktarın kesinlikle daha fazla olduğunu iddia etmeden karşılaştırmayı güçlendirir.

Alıştırma

Bağlamı okuyup en uygun yorumu seçin: We carefully reviewed the first proposal. The second deserves as much, if not more, attention.

  1. Her iki öneri de tam olarak aynı miktarda dikkat görmelidir.
  2. Bir koşul değişmedikçe ikinci öneri daha az dikkati hak ediyor.
  3. İkinci öneri en az eşit miktarda, belki de daha fazla dikkati hak ediyor.
Cevabı göster

İkinci öneri en az eşit miktarda, belki de daha fazla dikkati hak ediyor.

Armed with a broader understanding of the aims of sexuality, Deyimler

3:19

Cinselliğin amaçları hakkında daha geniş bir anlayışla donanmış olarak,

some of the following might also henceforth deserve

3:22

aşağıdakilerden bazıları da bundan böyle

to be counted as valuable sources of sexiness. Dilbilgisi

3:26

değerli seksilik kaynakları olarak sayılmayı hak edebilir.

Deyimler

Armed with a broader understanding: daha geniş bir anlayışla donanmış

Armed with a broader understanding mecazi bir ifadedir; ‘daha geniş bir anlayışı yararlı bir kaynak veya hazırlık olarak edinmiş olmak’ anlamına gelir. Burada en iyi şekilde ‘bu daha geniş anlayışı göz önünde bulundurarak’ diye anlaşılır: cinselliğe ilişkin yeni anlayış, hangi özelliklerin cinsel çekicilik kaynağı sayılabileceğini yeniden değerlendirmek için temel oluşturur. Silahlardan söz edilmez. Armed with + isim öbeği, cümle başında kullanılan geçmiş zaman ortaçlı bir yapıdır ve çoğu zaman ‘X elinin altındayken’ veya ‘birisi artık X'e sahip olduğu için’ anlamına gelir. Ana cümledeki yargıyı veya eylemi mümkün kılan arka planı sunar.

Alıştırma

arm fiilinden oluşan ve ‘bir şeyle donanmış’ anlamına gelen iki sözcüklü mecazi ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ the latest safety report, the manager changed the schedule.

Cevabı göster

Armed with

Dilbilgisi

be counted as valuable sources of sexiness: cinsel çekiciliğin değerli kaynakları arasında sayılmak

“be counted as + kategori” yapısında counted, “sayılmak” anlamında sayı saymayı değil, “sınıflandırılmak, dahil edilmek veya kabul edilmek” anlamını taşır. Edilgen yapı, sınıflandırmayı yapan kişiden çok sınıflandırılan şeylere ve sonuca odaklanır. Burada ifade, cinselliğe dair daha geniş bir anlayışla, sırada verilecek özelliklerin artık cinsel çekiciliğin değerli kaynakları olarak kabul edilebileceğini belirtir. Böylece neyin çekici sayılabileceğine ilişkin kapsam genişletilir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki edilgen sınıflandırma ifadesiyle aynen tamamlayın: In this reading challenge, a graphic novel may ____ a book.

Cevabı göster

be counted as

A sense of being slightly at odds with mainstream society. Kalıp ifadeler

3:29

Ana akım toplumla biraz ters düşme hissi.

Kalıp ifadeler

at odds with mainstream society: ana akım toplumla uyuşmamak

At odds with, “aynı fikirde olmamak, çatışmak” veya “uyumlu olmamak” anlamına gelir. Bir kişi, fikir, davranış ya da değerler bütünü ile başka bir şey arasındaki uyumsuzluğu anlatır; buradaki odds olasılık anlamına gelmez. Bu ifadede slightly, uyumsuzluğun derecesini yumuşatır. Kişi toplumu bütünüyle reddetmiyor olabilir; yalnızca ana akım tutum veya beklentilerle bir ölçüde uyuşmadığını hisseder.

Alıştırma

Hangi cümle, planın resmî yönergelerle çatıştığını ifade eder?

  1. The plan is at odds with the official guidelines.
  2. The plan is in line with the official guidelines.
  3. The plan is unrelated to the official guidelines.
Cevabı göster

The plan is at odds with the official guidelines.

Whether at work, with friends, or around family,

3:33

İster işte, ister arkadaşlarla, ister aile içinde olalım,

we're too often hemmed in by exhausting requirements to fit in Öbek fiiller

3:36

çoğu zaman uyum sağlamak ve iyi ve kabul edilebilir olmanın ne anlama geldiğine dair

and subscribe to dominant notions of what it means to be good and acceptable, Kalıp ifadeler

3:40

baskın fikirlere abone olmak gibi yorucu gereksinimlerle kısıtlanıyoruz.

requirements which nevertheless leave behind or censor

3:44

Ancak bu gereksinimler, içsel gerçekliğimizin çoğunu

a lot of our internal reality.

3:48

geride bırakıyor veya sansürlüyor.

Öbek fiiller

Hemmed in by: dış baskılarla kısıtlanmak

“Hemmed in by”, hareket etmek, seçim yapmak veya kendini ifade etmek için çok az alan bırakan bir şey tarafından kısıtlanmak demektir. Birkaç yönden çevrelenme imgesine dayanan “hem someone in” ifadesinin edilgen biçimidir. Burada kısıtlayan güç, insanlardan uyum sağlamalarını ve baskın standartları kabul etmelerini isteyen yorucu toplumsal beklentilerdir. İfade, kumaş kenarını gerçekten kıvırıp dikmeyi değil, özgürlüğün azalmasını vurgular.

Alıştırma

“The team felt hemmed in by strict rules.” cümlesinde hemmed in by ne anlama gelir?

  1. Onlar tarafından giysilerin kenarlarını dikmeye zorlanmak
  2. Onlar tarafından kısıtlanmak ve hareket edecek çok az alana sahip olmak
  3. Onlar tarafından dış baskılardan korunmak
Cevabı göster

Onlar tarafından kısıtlanmak ve hareket edecek çok az alana sahip olmak

Öbek fiiller

Fit in: bir toplumsal gruba ait olmak

“Fit in” burada, bir grubun toplumsal beklentilerine uygun davranarak o grubun parçası olarak kabul edilmek demektir. Fiziksel olarak “ölçüsü uygun olmak” değil, toplumsal bir anlam taşır. Bu cümlede uyum sağlamak, basit ve olumlu bir aidiyet değil, başkalarına benzeme baskısı olarak sunulur. Kişi, grubun standartlarını karşılamak için iç dünyasının bazı yönlerini gizleyebilir.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “bir toplumsal grubun parçası olarak kabul edilmek” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: It took Nina a while to ____ at her new school.

Cevabı göster

fit in

Kalıp ifadeler

subscribe to dominant notions: baskın fikirleri benimsemek

Burada subscribe to, “geçerli kabul etmek veya katılmak” anlamındadır; “içerik almak için ödeme yapmak” anlamında değildir. Nesnesi olan dominant notions, toplumda en etkili olan ya da normal sayılan fikirleri ifade eder. Bu ifade, toplumun iyi ve kabul edilebilir olma konusundaki baskın ölçütlerini benimseme baskısını gösterir. Yeniden kullanılabilen kalıp subscribe to + idea/belief/view şeklindedir.

Alıştırma

Bu cümlede subscribe to dominant notions ifadesi ne anlama geliyor?

  1. Toplumda etkili olan fikirleri geçerli kabul etmek
  2. Popüler çevrimiçi içerik almak için ödeme yapmak
  3. Fikirleri daha sonra bakmak üzere yazmak
Cevabı göster

Toplumda etkili olan fikirleri geçerli kabul etmek

There ends up being a lot we mustn't say Öbek fiiller

3:50

Söylemememiz gereken pek çok şey oluyor

and even more we shouldn't even really feel.

3:53

ve hatta gerçekten hissetmememiz gerekenler çok daha fazla.

Öbek fiiller

ends up being: sonunda bir sonuca dönüşmek

End up + -ing, bir sürecin nihai sonucunu belirtir; bu sonuç çoğu zaman planlanmamıştır veya zaman içinde yavaş yavaş oluşmuştur. Being, end up sonrasında gerekli olan -ing biçimidir; burada end up be dil bilgisel değildir. There ends up being... varlık yapısında ifade, “sonunda ... olur/ortaya çıkar” anlamına gelir. Cümle, susmayı ve bastırılan duyguları anlatılan baskıların sonucu olarak sunar; fiziksel bir varış noktasını anlatmaz.

Alıştırma

Planlanmamış bir geçmiş sonucu göstermek için cümleyi end up + -ing yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: Yesterday, after several schedule changes, the short meeting ____ a two-hour discussion.

Cevabı göster

ended up being

What a relief then to note, Anlatım akışı

3:56

Öyleyse, karşımızdaki kişinin

perhaps via a wry twitch in another's upper lip,

3:57

belki de üst dudağındaki alaycı bir seğirme aracılığıyla,

that we are in the presence of someone who knows how to adopt Kalıp ifadeler

4:01

yaygın varsayımlar hakkında nasıl nazikçe şüpheci bir bakış açısı

a gently skeptical perspective on prevailing assumptions,

4:04

benimseyeceğini bilen birinin huzurunda olduğumuzu fark etmek ne büyük bir rahatlamadır.

Anlatım akışı

What a relief then to note: önceki baskıyı rahatlamaya bağlamak

What a relief, isim öbeği biçiminde kurulmuş ve güçlü bir rahatlamayı ifade eden bir ünlemdir. What a relief to note that... yapısının tamamında mastar, rahatlamaya yol açan keşfin ne olduğunu belirtir. Burada then, düşüncenin mantıksal akışını düzenler. Daha önce anlatılan baskıya gönderme yapar ve benzer düşünen birini fark etmeyi rahatlatıcı bir sonuç olarak sunar. Zaman bakımından mutlaka «sonra» anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümlede What a relief then to note ifadesindeki then ne işe yarar?

  1. Keşfi, daha önce anlatılan baskıyla mantıksal olarak ilişkilendirir.
  2. Keşfin kesin olarak belirtilmiş daha sonraki bir zamanda gerçekleştiğini söyler.
  3. Konuşanın herhangi bir şeyi fark etmeden önce rahatlamış olduğu anlamına gelir.
Cevabı göster

Keşfi, daha önce anlatılan baskıyla mantıksal olarak ilişkilendirir.

Kalıp ifadeler

adopt a gently skeptical perspective on prevailing assumptions: ölçülü ve eleştirel bir tutum benimsemek

Adopt a gently skeptical perspective on prevailing assumptions, yaygın biçimde kabul edilen inançlara hafifçe sorgulayıcı bir bakışla yaklaşmayı seçip bu bakışı kullanmak demektir. Burada adopt «benimsemek», perspective «bakış açısı» anlamındadır; on ise incelenen konuyu getirir. Gently, skeptical sözcüğünün şiddetini sınırlar: kuşku dikkatli ve ölçülüdür; düşmanca veya bütünüyle reddedici değildir. Prevailing assumptions, bir grupta baskın veya yaygın oldukları için doğru kabul edilen fikirlerdir.

Alıştırma

Cümleyi, «hafifçe sorgulayıcı bir bakış biçimini seçmek» anlamındaki altı sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The review asks readers to ____ prevailing assumptions about productivity.

Cevabı göster

adopt a gently skeptical perspective on

someone with whom we'd be able to break away Öbek fiiller

4:07

Kendisiyle birlikte kalıpları kırabileceğimiz,

and express doubts about revered ideas or people

4:10

saygı duyulan fikirler veya insanlar hakkında şüphelerimizi dile getirebileceğimiz,

and cast a cathartically skeptical gaze on the normal rules of life. Kalıp ifadeler

4:13

ve hayatın normal kurallarına arındırıcı, şüpheci bir bakış fırlatabileceğimiz biri.

Öbek fiiller

break away (bir grup, sistem veya denetimden ayrılmak)

Burada break away, daha özgür düşünüp konuşabilmek için yerleşik beklenti ya da denetimden ayrılmak anlamına gelir. Bu denetimin kaynağı bağlamdan anlaşılır: “hayatın olağan kuralları.” Yaygın yapı break away from + grup, sistem, alışkanlık ya da etki biçimindedir. Bu cümlede olduğu gibi from kullanılmadığında, geride bırakılan şeyin bağlamdan zaten anlaşılması gerekir.

Alıştırma

Cümleyi bu nottaki “ayrılıp bağımsızlaşmak” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: The design team wanted to ____ from the larger company and form its own business.

Cevabı göster

break away

Kalıp ifadeler

cast a cathartically skeptical gaze on (bir şeye rahatlatıcı biçimde kuşkucu bir bakış yöneltmek)

Cast a gaze on, dikkati uzun süre bir şeye yöneltip onu incelemek anlamına gelir. Yalnızca look at demekten daha kasıtlı ve edebîdir. Burada skeptical, bakışı niteler ve onun kabul edilmiş fikirleri sorguladığını gösterir. Cathartically ise skeptical sözcüğünü niteler ve bu şüpheyi dile getirmenin duygusal bir rahatlama sağladığı anlamını ekler. İfadenin tamamı eleştiriyi hem derinlemesine inceleyen hem de rahatlatan bir eylem olarak sunar.

Alıştırma

Bu cümlede cast a cathartically skeptical gaze on the normal rules of life ne anlama geliyor?

  1. Bu kuralları sorgulamadan kabul edip övmek.
  2. Bu kuralları yargılamadan kısaca fark etmek.
  3. Bu kuralları temsil edecek oyuncuları seçmek.
  4. Bu kuralları, duygusal bir rahatlama sağlayacak biçimde sürekli şüpheyle incelemek.
Cevabı göster

Bu kuralları, duygusal bir rahatlama sağlayacak biçimde sürekli şüpheyle incelemek.

Good sex promises to feel like something of a conspiracy against everybody else. Deyimler

4:18

İyi bir seks, herkese karşı bir tür komploymuş gibi hissettirme vaadi verir.

Deyimler

something of a conspiracy against everybody else: yumuşatılmış bir benzetme

Bu cümlede something of a + isim, benzetmeyi yumuşatır. Konuşan kişi, iyi seksin bir ölçüde komplo gibi hissedilebileceğini söylüyor; bunun gerçekten bir komplo olduğunu söylemiyor. Bu metafor, iki kişiyi ortak anlayışlarıyla dışarıdaki beklentilere meydan okuyan özel bir ittifak olarak gösterir. Daha genel olarak something of a, kesin bir iddia yerine ölçülü ve kısmi bir benzetme yapmanızı sağlar.

Alıştırma

Örnekteki something of a conspiracy ne anlama geliyor?

  1. Dışarıdaki beklentilere karşı özel bir ittifaka bir ölçüde benzer.
  2. İki kişinin başkalarıyla ilişkisiyle hiçbir ilgisi yoktur.
  3. Bunun kelimenin gerçek anlamıyla yasa dışı bir plan olduğu kanıtlanmıştır.
Cevabı göster

Dışarıdaki beklentilere karşı özel bir ittifaka bir ölçüde benzer.

An unshockable nature.

4:24

Şoke edilemez bir doğa.

The more we're honest with and exploratory about ourselves, Dilbilgisi

4:26

Kendimize karşı ne kadar dürüst ve keşfedici olursak,

the more we realize that there is much inside our characters

4:30

karakterimizin içinde yabancıları

that might surprise or horrify outsiders,

4:33

şaşırtabilecek veya dehşete düşürebilecek ne kadar çok şey olduğunu,

that we possess alarming degrees of vulnerability,

4:36

ne kadar endişe verici derecede kırılganlığa,

Dilbilgisi

The more ..., the more ...: ne kadar..., o kadar...

The more ..., the more ... değişen iki dereceyi birbirine bağlayan bağıntılı karşılaştırma yapısıdır. Burada kişinin kendisine karşı daha dürüst olması ve kendini daha derinlemesine keşfetmesi, karakterinin içinde bulunanları daha fazla fark etmesiyle birlikte ilerler. Her iki the de bu yapının parçasıdır; hiçbiri artikel değildir. İlk yan cümle değişen koşulu, ikinci yan cümle ise bununla bağlantılı sonucu belirtir. The more you rush, the less you notice. örneğindeki gibi taraflardan biri azalabilir de.

Alıştırma

Bağıntılı karşılaştırmayı eksik iki ifadeyle tamamlayın: ____ you practice, ____ it becomes.

Cevabı göster

The more · the easier

meanness,

4:39

acımasızlığa,

strangeness,

4:40

tuhaflığa,

waywardness, and folly.

4:41

inatçılığa ve aptallığa sahip olduğumuzu o kadar çok fark ederiz.

Our standard response may be shame and embarrassment,

4:43

Standart tepkimiz utanç ve mahcubiyet olabilir,

and yet we quietly hunger to be properly witnessed Deyimler

4:46

yine de uygun şekilde görülmeyi

and accepted as we really are. Dilbilgisi

4:49

ve gerçekten olduğumuz gibi kabul edilmeyi sessizce arzularız.

Deyimler

quietly hunger to be properly witnessed: tanınmaya yönelik gizli bir ihtiyaç

Burada hunger to mecazidir: bir şeyi yapmaya ya da elde etmeye yönelik derin ve acil bir arzu duymak demektir. Quietly, bu arzunun açıkça dile getirilmek yerine içte saklandığını gösterir. To be properly witnessed, başka birinin gerçek iç dünyanızı gerçekten görmesi, anlaması ve tanıması demektir. Fiziksel açlığa ya da hukuki anlamda bir olaya tanıklık etmeye gönderme yapmaz. İfade bir bütün olarak, derinden görülüp anlaşılmaya yönelik gizli bir özlemi anlatır.

Alıştırma

Burada "quietly hunger to be properly witnessed" ne anlama geliyor?

  1. Başka insanlar izlerken yiyeceğe ihtiyaç duymak
  2. Gerçek benliğinin görülüp anlaşılmasına yönelik gizli ve yoğun bir arzu duymak
  3. Mahkemede resmî ifade vermek istemek
Cevabı göster

Gerçek benliğinin görülüp anlaşılmasına yönelik gizli ve yoğun bir arzu duymak

Dilbilgisi

accepted as we really are: as + yan cümle

accepted as we really are ifadesinde as, we really are yan cümlesini başlatır ve kabul edilmenin gerçekleştiği durumu ya da biçimi anlatır. İfade, insanların yalnızca özenle düzenlenmiş bir hâlimizi değil, gerçek hâlimizi kabul etmesi demektir. Buradaki as, because anlamına gelmez ve as a leader örneğindeki gibi bir rol belirtmez. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp accept someone as they are şeklindedir; bu, kişiden kimliğini saklamasını ya da değiştirmesini istemeden onu olduğu gibi kabul etmek demektir.

Alıştırma

"They accepted us as we really are," cümlesinde as ile başlayan yan cümle neyi ifade eder?

  1. Bizi kabul ettikleri gerçek hâlimiz
  2. Bize verdikleri bir rol
  3. Bizi kabul etmelerinin nedeni
Cevabı göster

Bizi kabul ettikleri gerçek hâlimiz

What may prove supremely sexy, therefore, Kelime

4:52

Bu nedenle son derece seksi olabilecek şey,

are suggestions that another person has explored

4:55

başka bir kişinin cesaretle

their own deeper selves with courage,

4:58

kendi daha derin benliğini keşfettiğinin,

Kelime

may prove supremely sexy: prove + sıfat

prove + sıfat yapısında prove, ‘sonuçta ... çıkmak’ veya ‘... olduğu anlaşılmak’ anlamında bir bağlayıcı fiildir. Sıfat, öznenin sonunda gösterdiği ya da sahip olduğu sonradan anlaşılan bir niteliği belirtir; burada prove doğrudan nesne almaz. May sonucu belirsiz kılarken supremely, sexy sözcüğünün derecesini güçlendirir. Birlikte may prove supremely sexy, bu işaretlerin sonuçta son derece çekici bulunabileceği anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi ‘sonuçta ... çıktı’ anlamındaki bağlayıcı fiille tamamlayın: The simple backup plan ____ surprisingly effective.

Cevabı göster

proved

has a handle on their darkness, Deyimler

5:00

karanlığını idare edebildiğinin,

Deyimler

has a handle on their darkness: işe yarar düzeyde anlayış ve kontrol

Have a handle on, bir şeyi onunla başa çıkacak veya onu kontrol edecek kadar iyi anlamak demek olan bir deyimdir. Uygulanabilir düzeyde hâkimiyet ifade eder; mutlaka tam uzmanlık ya da kesin bir çözüm anlamına gelmez. Burada darkness mecazidir: bir kişinin iç dünyasındaki rahatsız edici, bencil, korku dolu veya zararlı yönlere işaret eder. Bu nedenle has a handle on their darkness, kişinin bu yönleri tanıdığını ve yönetebildiğini düşündürür.

Alıştırma

Hangi cümle Maya'nın yeni planlama sistemini artık onu yönetebilecek kadar iyi anladığı anlamına gelir?

  1. Maya has a hand in the new scheduling system.
  2. Maya is getting a handle on the new scheduling system.
  3. Maya has a handle on the new scheduling system.
Cevabı göster

Maya has a handle on the new scheduling system.

and may, on this basis,

5:02

ve bu temelde, bizimkine de

be capable of extending

5:03

sansürcü olmayan bir bakış açısı sunma

an uncensorious perspective on our own.

5:05

yeteneğine sahip olabileceğinin işaretleridir.

A tension between good and bad.

5:09

İyi ve kötü arasındaki gerilim.

Someone who paid no attention whatsoever to decency Kalıp ifadeler

5:12

Ahlaka hiç aldırış etmeyen

and scoffed at all propriety might be merely alarming. Kelime

5:15

ve tüm edep kurallarıyla alay eden biri sadece korkutucu olabilir.

Kalıp ifadeler

paid no attention whatsoever to: zerre kadar dikkat etmedi

Pay no attention to something, bir şeyi görmezden gelmek veya dikkate almamak demektir. Bu cümlede kişi, nezaket kurallarını tamamen önemsememiştir. Whatsoever, olumsuz anlamı güçlendirmek için no attention ifadesinden sonra gelir: en küçük bir dikkat bile yoktur. Kalıp pay no attention whatsoever to + isim şeklindedir.

Alıştırma

Maya’nın talimatları tamamen görmezden geldiğini belirten güçlü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Maya ____ the safety instructions.

Cevabı göster

paid no attention whatsoever to

Kelime

scoffed at all propriety: tüm görgü kurallarını küçümseyerek alaya aldı

Scoff at, açıkça alaycı ve küçümseyici biçimde konuşmak veya tepki vermek demektir. Yalnızca laugh at demekten daha güçlüdür: kişi, hedefini aptalca veya saygıya değmez görür. Propriety, kabul edilen uygun davranış standartlarını anlatan, resmî ve genellikle sayılamayan bir isimdir. All propriety bu standartları bir bütün olarak ele alır; dolayısıyla ifade, kişinin düzgün davranma fikrini bile küçümsediğini söyler.

Alıştırma

Hangi cümle, birinin yalnızca uygun davranış standartlarına uymadığını değil, bu standartlara küçümseyerek yaklaştığını açıkça söyler?

  1. She asked about propriety.
  2. She scoffed at all propriety.
  3. She disregarded all propriety.
Cevabı göster

She scoffed at all propriety.

Yet, what can prove uniquely appealing

5:19

Ancak benzersiz şekilde çekici olabilen şey,

is a person alive both to duty and temptation, Kelime

5:21

hem göreve hem de günaha,

to the pull of maturity

5:25

olgunluğun çekiciliğine ve

and the draw at least for a little while

5:27

en azından kısa bir süreliğine de olsa

in the early hours of wickedness.

5:30

sabahın erken saatlerinde kötülüğün cezbediciliğine karşı duyarlı olan biridir.

Kelime

alive both to duty and temptation: hem görevin hem ayartının farkında

Burada alive to, kelimenin gerçek anlamıyla “bir şey için yaşamak” değil, bir şeyin son derece farkında olmak ve etkisine duyarlı olmak demektir. Kişi hem görevin hem de ayartının gücünü hisseder. alive both to X and Y kalıbı, to’dan sonra iki öge getirir ve bunları both ... and ile bağlar. Hangisinin üstün geldiğini söylemeden kişiyi iki karşıt çekime de duyarlı gösterir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki “iki karşıt gücün son derece farkında olmak” anlamındaki resmî kalıpla tamamlayın: A wise leader remains ____ the demands of duty and the pull of temptation.

Cevabı göster

alive both to

A divided person

5:32

Bölünmüş bir insan;

simultaneously responsible

5:34

aynı anda hem sorumlu,

and marked by a touch of desperation. Kalıp ifadeler

5:36

hem de bir miktar çaresizlikle işaretlenmiş.

Kalıp ifadeler

marked by a touch of desperation: hafif bir çaresizlikle belirginleşen

be marked by + isim öbeği yapısında marked by, “bir özellikle tanımlanmak” veya “fark edilir bir özellik göstermek” demektir; burada fiziksel bir işaretten söz edilmez. a touch of, az miktarda ama fark edilebilir bir dereceyi anlatır. Bu nedenle a touch of desperation betimlemeyi yumuşatır: çaresizlik vardır, ancak bütün kişiliği değil, yalnızca hafif bir özelliği oluşturur.

Alıştırma

Cümleyi dersteki “az miktarda bir özellikle tanımlanmak” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Her confident reply was ____ hesitation.

Cevabı göster

marked by a touch of

Vigor and impatience.

5:40

Zindelik ve sabırsızlık.

In addition, might come a potential for aggression and anger Dilbilgisi

5:42

Buna ek olarak, günlük yaşamda

Dilbilgisi

might come a potential... yapısında sunumsal devriklik

In addition bağlayıcısından sonra cümle might come + isim öbeği sırasını kullanır. Tam isim öbeği a potential for aggression and anger, fiil öbeğinden sonra gelmesine rağmen might come yapısının dil bilgisel öznesidir; In addition yalnızca başka bir nokta ekler ve özne değildir. Bu, sunumsal özne-fiil devrikliğidir: başka bir özelliği sanki görüş alanına yeni giriyormuş gibi tanıtır. Nötr kelime sırasında dil bilgisel ilişki a potential for aggression and anger might come biçimindedir; modern gündelik İngilizcede there might also be a potential... genellikle daha doğal olur.

Alıştırma

Cümlede might come yapısının dil bilgisel öznesini hangi sözcükler oluşturur?

  1. aggression and anger
  2. In addition
  3. a potential for aggression and anger
Cevabı göster

a potential for aggression and anger

that they managed to keep very sanely under control in daily life, Kalıp ifadeler

5:46

son derece makul bir şekilde kontrol altında tuttukları,

but that they knew how to release at points in private.

5:49

ancak özel hayatta nerede serbest bırakacaklarını bildikleri bir saldırganlık ve öfke potansiyeli olabilir.

Kalıp ifadeler

managed to keep ... under control: bir şeyi kontrol altında tutmayı başarmak

Manage to + fiil, çaba gerektiren bir şeyi başarıyla yapmak anlamına gelir. Buradaki that, daha önce belirtilen saldırganlık ve öfke eğilimine gönderme yapar ve keep fiilinin nesnesi olur: onu kontrol altında tutmayı başarmışlardır. Keep + nesne + under control, bir şeyin yönetilemez hâle gelmesini önlemek demektir; onu tamamen ortadan kaldırmak anlamına gelmez. Very sanely, onu sağduyulu biçimde nasıl kontrol ettiklerini anlatırken in daily life bunun gerçekleştiği ortamı belirtir.

Alıştırma

‘Yönetilebilir’ anlamındaki kalıp ifadeyi tamamlayın: Even when costs rose, the team managed to keep them ____.

Cevabı göster

under control

Someone whose capacity for a little cruelty

5:52

Kapasitesindeki birazcık zalimlik,

was all the more moving because it stood out Notlar

5:55

aşırı düşünceli ve nazik olma yönündeki alışılagelmiş bir alışkanlığın karşısında

against a customary habit of extreme consideration and gentleness.

5:57

öne çıktığı için çok daha dokunaklı olan biri.

Dilbilgisi

was all the more moving because: bir nedenin değerlendirmeyi güçlendirmesi

"all the more + sıfat + because ..." kalıbı, because yan tümcesindeki nedenin sıfatın derecesini artırdığını anlatır. Burada kişinin nadiren görülen zalimlik yönü, alışılmış nezaketiyle karşıtlık oluşturduğu için daha dokunaklıdır. Şaşırtıcı ya da olumsuz görünebilecek bir gerçek aslında bir değerlendirmeyi güçlendirdiğinde X is all the more Y because Z kalıbını kullanın. all the more sabit bir derece ifadesidir; "her şey daha fazla" anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi "all the more ... because" kalıbının iki parçasıyla tamamlayın: The team's success was ____ impressive ____ they had so little time to prepare.

Cevabı göster

all the more · because

Öbek fiiller

stood out against: karşıtlık sayesinde dikkat çekmek

"Stood out", "özellikle dikkat çekti" anlamına gelir. "Against", bir şeyi dikkat çekici hâle getiren arka planı veya karşıt özelliği belirtir. Bu cümlede az miktardaki zalimlik, kişinin alışılmış düşünceliliği ve yumuşaklığıyla yan yana konunca çarpıcı hâle gelir. Bu ifade, dikkat çeken özelliğin iyi veya üstün olduğunu söylemez. Yalnızca görsel, davranışsal ya da soyut bir karşıtlığın o özelliği fark etmeyi kolaylaştırdığını söyler.

Alıştırma

"Her calm response stood out against the panic in the room," cümlesinde "against" ne işlev görür?

  1. Sakin tepkisinin bir grup tepki arasından seçildiğini gösterir.
  2. Sakin tepkisini dikkat çekici yapan karşıt arka planı belirtir.
  3. Sakin tepkisinin odaya fiziksel olarak karşı koyduğunu söyler.
Cevabı göster

Sakin tepkisini dikkat çekici yapan karşıt arka planı belirtir.

Kindness.

6:02

Nezaket.

A lot of our reality deserves compassion and sympathy.

6:04

Gerçekliğimizin büyük bir kısmı şefkat ve sempatiyi hak ediyor.

How compelling, therefore,

6:07

Bu nedenle, yüz hatları,

to come across someone whose features Öbek fiiller

6:09

insan doğasındaki mükemmel olmayan pek çok şeye

would belie a willingness to extend charity Notlar

6:10

merhamet gösterme isteğini ortaya koyan biriyle karşılaşmak

towards a lot that is less than perfect in human nature.

6:13

ne kadar da karşı konulmazdır.

Öbek fiiller

To come across someone: biriyle tesadüfen karşılaşmak

Bu cümlede to come across someone, o kişiyle tesadüfen karşılaşmak anlamına gelir. Karşılaşmanın önceden planlanmadığını, ayarlanmış bir buluşma olmadığını belirtir. Mastar öbeği, çekici bulunan deneyimi adlandırmak için How compelling ifadesinden sonra gelir. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı, beklenmedik biçimde karşılaşılan ya da bulunan kişi veya şeylerle kullanılan come across + kişi ya da şey yapısıdır.

Alıştırma

Hangi cümle buluşmanın planlanmadığı anlamına gelir?

  1. I walked across the library to find Maya.
  2. I came across Maya at the library.
  3. I arranged to meet Maya at the library.
Cevabı göster

I came across Maya at the library.

Kelime

Would belie a willingness: görünüş ile gerçeklik arasındaki fark

Belie, bir şey hakkında gerçeğe uymayan bir izlenim vermek veya gerçek bir özelliğin görülmesini zorlaştırmak demektir. Burada kişinin dış özellikleri, insan kusurlarına hoşgörüyle yaklaşma yönündeki iç isteğini göstermeyecek, hatta bu istekle uyumsuz görünebilecektir. Would, hayalî betimlemede bu özelliklerin yaratacağı etkiyi ifade eder. X would belie Y yapısı, Y gerçekte var olsa bile X’in Y’yi yokmuş veya pek olası değilmiş gibi göstereceği anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle, sert görünüşünün aslında yardım etmeye istekli olduğu gerçeğini gizleyeceği anlamına gelir?

  1. She would believe in everyone's willingness to help.
  2. Her severe expression would belie a willingness to help.
  3. Her severe expression would reveal a willingness to help.
Cevabı göster

Her severe expression would belie a willingness to help.

Kalıp ifadeler

extend charity towards: şefkatli anlayış göstermek

Bu cümlede extend charity towards, “birine karşı şefkatli anlayış ve hoşgörü göstermek” anlamına gelir. Charity burada bir kuruluşa yapılan bağışı değil, gönül zenginliğini ifade eder. extend + charity + towards + nesne kalıbı, iyiliği bir kişiye, gruba veya insan doğasının bir yönüne yöneltilen bir tutum olarak sunar. Burada hedef insanın kusurlarıdır; dolayısıyla ifade, insanların eksiklerini merhametle değerlendirmeyi anlatır.

Alıştırma

“A wise judge may extend charity towards a first-time offender,” cümlesinde extend charity towards ne anlama gelir?

  1. suçluya şefkatli bir anlayış göstermek
  2. suçlunun yaptığı her şeyi görmezden gelmek
  3. suçluya bağışlaması için para vermek
  4. suçlunun hiçbir yanlış yapmadığını kanıtlamak
Cevabı göster

suçluya şefkatli bir anlayış göstermek

Someone who could know how much we stand in need of forgiveness Kelime

6:17

Bağışlanmaya ne kadar ihtiyacımız olduğunu bilebilecek,

Kelime

stand in need of forgiveness: “bağışlanmaya ihtiyaç duymak” için resmî bir ifade

Stand in need of forgiveness, “bağışlanmaya muhtaç durumda olmak” veya daha doğrudan “bağışlanmaya ihtiyaç duymak” anlamına gelir. Stand burada ayakta durmayı anlatmaz; stand in need of, “bir şeye ihtiyaç duyan durumda olmak” anlamındaki kalıplaşmış resmî bir yapıdır. stand in need of + isim yapısı, kişinin durumunu veya bağımlılığını vurgular. Bu cümlede, kendi bağışlanma ihtiyacımızı kabul etmenin başkalarını bağışlamaya daha yatkın olmamızı sağlayabileceği düşüncesini destekler.

Alıştırma

Hedef yapı stand in need of ile cümleyi tamamlayın: After causing so much harm, we ____ forgiveness ourselves.

Cevabı göster

stand in need of

and who could laugh generously with and at us Ton ve niyet

6:20

ve aynı şeyi kendilerine karşı da nasıl yapacaklarını bildikleri için,

because they knew how to do the same in relation to themselves.

6:23

bizimle ve bize cömertçe gülebilecek biri.

Ton ve niyet

laugh generously with and at us: bizimle birlikte gülmek ve bize de sevecenlikle takılmak

Bu cümlede laugh with us, şakayı bizimle paylaşarak birlikte eğlenmek anlamına gelirken laugh at us, bizi de şakanın bir parçası yapar. İkisinin birlikte kullanılması, hem ortak eğlenceye hem de nazikçe takılmaya yer veren bir ilişkiyi anlatır. Generously sözcüğü ve bu kişilerin kendilerine de gülebildiğini belirten sonraki bölüm, laugh at ifadesinin alaycı etkisini yumuşatır. Amaçlanan tavır tek taraflı aşağılama değil, sıcak ve eşit bir yakınlıktır.

Alıştırma

Cümledeki laugh generously with and at us ifadesine en uygun durum hangisidir?

  1. Birkaç kişi birlikte güler ama hiçbiri şakanın konusu değildir.
  2. Arkadaşlar bir şakayı paylaşır ve kendileri de dahil olmak üzere birbirlerine nazikçe takılır.
  3. Bir kalabalık, hata yapan bir yabancıyı aşağılar.
Cevabı göster

Arkadaşlar bir şakayı paylaşır ve kendileri de dahil olmak üzere birbirlerine nazikçe takılır.

We've allowed our concern for sexiness Dilbilgisi

6:27

Seksilik konusundaki endişemizin

to be coarsened by physical obsession

6:30

fiziksel takıntılarla kabalaşmasına izin verdik,

Dilbilgisi

allow ... to be coarsened by ...: bir şeyin başka bir şey yüzünden kabalaşmasına izin vermek

Allow + nesne + to be + geçmiş zaman ortacı yapısı, öznenin değişimi bizzat gerçekleştirmesi yerine değişimin nesnenin başına gelmesine izin verdiğini anlatır. Burada we've allowed our concern ... to be coarsened, seksiliğe yönelik ilgimizin veya onu anlama biçimimizin daha az incelikli hâle gelmesini engellemediğimiz anlamına gelir. Coarsened burada mecazidir: fiziksel takıntı bu fikri daha kaba, daha dar ve daha az incelikli hâle getirmiştir. Bir yüzeyin pürüzlü olmasını anlatmaz.

Alıştırma

allowed sonrasındaki edilgen mastar yapısını tamamlayın: We allowed the discussion ____ reduced to a single slogan.

Cevabı göster

to be

because we are under the sway Deyimler

6:32

çünkü seksin neyi hedefleyebileceğine dair

of an overly simplistic biological sense

6:34

aşırı basitleştirilmiş biyolojik bir algının

of what sex might be aiming at.

6:37

etkisi altındayız.

Deyimler

Güçlü etki veya denetim için “under the sway of”

Bu cümlede under the sway of, bir düşüncenin güçlü etkisi veya denetimi altında olmak demektir. Aşırı basit bir biyolojik görüşün “bizim” düşünme biçimimizi şekillendirdiğini söyler; fiziksel olarak sallanmayı anlatmaz. Kalıp be under the sway of + kişi, duygu, inanç veya güç şeklindedir. Genellikle yargının ya da davranışın tamamen bağımsız olmadığını ima eder.

Alıştırma

Cümleyi, bu notta geçen ve “güçlü biçimde etkilenmiş veya kontrol edilmiş” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: For years, the committee was ____ a fear of change.

Cevabı göster

under the sway of

Yet, by recovering contact Dilbilgisi

6:39

Yine de, başka bir insandan duygusal olarak beklediğimiz bazı şeylerle

with some of what we emotionally crave from another person,

6:41

yeniden temas kurarak,

we can, happily, but not merely conveniently, Anlatım akışı

6:45

gerçek tahrik edici unsurun

rediscover that the real turn-on

6:48

asla sadece iyi cilalanmış bir vücut olmadığını,

is never just a well-polished body, Anlatım akışı

6:51

her zaman ve esas olarak iyi şekillendirilmiş bir ruh olduğunu,

but always and primordially a well-fashioned soul.

6:54

mutlu bir şekilde, ama sadece işimize geldiği için değil, yeniden keşfedebiliriz.

Dilbilgisi

Yöntem göstermek için “by recovering contact with ... what we emotionally crave” kullanımı

Cümle başındaki By recovering contact with ... bir by + -ing yapısıdır. Ana cümledeki sonucu mümkün kılan yöntemi belirtir: belirli duygusal ihtiyaçlarla yeniden bağ kurmak, “bizim” bir şeyi yeniden keşfetmemize yardımcı olur. some of what we emotionally crave ifadesinde what we emotionally crave, “duygusal olarak arzuladığımız şeyler” anlamına gelen ve isim öncülünü kendi içinde barındıran bir ilgi yan cümlesidir. What zaten “şey” isim fikrini içerdiği için burada soru sözcüğü değildir. Some of, bu daha geniş ihtiyaçlar kümesinin bir bölümünü seçer.

Alıştırma

Hangi cümle, yöntemi göstermek için by + -ing yapısını ve “... olan şey” anlamı için what sözcüğünü doğru kullanır?

  1. By listening to that the customer needs, we can improve the service.
  2. By listening to what the customer needs, we can improve the service.
  3. By listen to what does the customer need, we can improve the service.
Cevabı göster

By listening to what the customer needs, we can improve the service.

Anlatım akışı

Ara tutum göstergesi olarak happily, but not merely conveniently

Burada happily, “neyse ki” ya da “bu sevindirici bir sonuç” anlamına gelen ve tüm cümleyi değerlendiren bir zarftır. Ardından gelen iddianın tamamına yorum katar; yeniden keşfetme eyleminin neşeli biçimde yapıldığını anlatmaz. Araya giren but not merely conveniently ifadesi olası bir itiraza önceden cevap verir. Yazar sonucun iç rahatlatıcı olduğunu kabul eder, ardından bunun yalnızca kolay ya da hoş olduğu için benimsenmediğini vurgular. Böylece ara ifade, ana cümle devam etmeden önce hem yazarın tutumunu hem de bir düzeltmeyi gösterir.

Alıştırma

Vurgulanan ara ifadenin işlevini en iyi koruyan açıklama hangisidir?

  1. Konuşan kişi sonucu uygun bir zamanda neşeyle yeniden keşfedecektir.
  2. Sonuç yalnızca savı kolaylaştırdığı için doğrudur.
  3. Sonuç sevindiricidir, ancak yalnızca elverişli olduğu için kabul edilmemektedir.
Cevabı göster

Sonuç sevindiricidir, ancak yalnızca elverişli olduğu için kabul edilmemektedir.

Anlatım akışı

never just A, but always and primordially B kalıbı

never just A, but always and primordially B kalıbı iki fikri yalnızca sıralamak yerine aralarında bir önem sırası kurar. A eksik bir açıklama olarak sunulur; B ise daha derin ve temel gerçek olarak ileri sürülür. Burada primordially, “en temel ya da en başlangıç düzeyinde” demektir. well-polished body ve well-fashioned soul şeklindeki paralel betimlemeler karşıtlığı akılda kalıcı kılar. Polished dış görünüşteki özeni anlatırken fashioned “biçimlendirilmiş veya şekil verilmiş” anlamını taşır. Bu nedenle well-fashioned soul, moda bir ruh değil, iyi biçimlenmiş bir iç karakter demektir.

Alıştırma

Yeni cümleyi dersteki never just A, but always and primordially B kalıbıyla tamamlayın: Good teaching is ____ explaining facts, ____ helping people think for themselves.

Cevabı göster

never just · but always and primordially

Great dates are made up of great conversations.

7:00

Harika randevular, harika sohbetlerden oluşur.

Our dating cards are designed to spark insightful and playful encounters.

7:03

Flört kartlarımız anlayışlı ve eğlenceli karşılaşmalar başlatmak için tasarlandı.

Click the link on screen now to find out more.

7:08

Daha fazlasını öğrenmek için şimdi ekrandaki bağlantıya tıklayın.