Bir İnsanı Ne Çekici Yapar?: İngilizce çalışma notları
The School of Life
Video özeti: Bu deneme çekiciliğin yalnızca biyolojik açıklamasını sorgular; güven, öz farkındalık, ana akımdan nazikçe ayrılma ve şefkatin bir insanı çekici kılabileceğini savunur. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. is not so much a promise of reproductive health as a suggestion of a redemptive capacity for closeness, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: A'yı bütünüyle reddetmeden açıklamanın ağırlığını B'ye taşımak için not so much A as B kullanın. 2. at odds with mainstream society. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: kişisel bakış ile baskın toplumsal beklentiler arasındaki hafif gerilimi anlatın. 3. under the sway of — Deyimler ve mecazlı ifadeler: bir düşüncenin yargıyı güçlü biçimde yönetmesini anlayın; sway sözcüğünü bedensel sallanma sanmayın.
Bu derste
Understandably enough, our societies pay vast attention to the idea of sexiness. Ton ve niyet
0:04Toplumlarımızın seksilik fikrine büyük önem vermesi oldukça anlaşılabilir bir durum.
Ödün verme ifadesi olarak Understandably enough
Understandably enough, cümlenin başında yer alıp bütün ifadeyi değerlendiren bir sözdür. Burada konuşan kişi, toplumun seksiliğe gösterdiği yoğun ilginin anlaşılabilir bir nedeni olduğunu kabul eder; ancak bunu tamamen onaylamaz. Bu ifade çoğu zaman bir ödün verme işlevi görür: önce bir tepkinin veya durumun mantıklı olduğu kabul edilir, ardından eleştiriye ya da farklı bir sonuca yer bırakılır. Buradaki enough, understandably sözcüğünü güçlendirir; “yeterli miktar” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi başlangıç, bir çekince sunmadan önce ebeveynlerin tepkisinin makul olduğunu en iyi biçimde kabul eder?
- Far more questionably, the parents were worried, but canceling the whole trip was unnecessary.
- Surprisingly enough, the parents were worried, but canceling the whole trip was unnecessary.
- Understandably enough, the parents were worried, but canceling the whole trip was unnecessary.
Cevabı göster
Understandably enough, the parents were worried, but canceling the whole trip was unnecessary.
Far more questionably, they tempt us to believe that it might be easy to understand what this quality consists of. Notlar
0:10Ancak çok daha şüpheli olan şey, bu özelliğin neleri içerdiğini anlamanın kolay olabileceğine bizi inandırmalarıdır.
Far more questionably ile daha güçlü eleştiriye geçiş
Far more questionably cümlenin başında yer alır ve ardından gelen iddianın tamamını değerlendirir. Cümle başına alınmış bir zarf tümleci gibi çalışır. Questionably, “kuşkulu veya gerekçelendirilmesi zor bir biçimde” demektir; soru sormaz. More bu noktayı önceki bir noktayla karşılaştırır, far ise aradaki farkı büyük ölçüde güçlendirir. Böylece ifade, nispeten savunulabilir bir noktadan konuşanın çok daha zor savunulur bulduğu bir noktaya geçerek argümanı düzenler.
Alıştırma
Hangi cümle iki sorunu karşılaştırmak ve ikincisini daha zor savunulur olarak göstermek için far more questionably ifadesini doğal biçimde kullanır?
- The article has a few typing errors; far more importantly, it invents a quotation and presents it as real.
- Far more questionably, the weather became colder overnight.
- The article has a few typing errors; far more questionably, it invents a quotation and presents it as real.
Cevabı göster
The article has a few typing errors; far more questionably, it invents a quotation and presents it as real.
tempt us to believe: bizi inanmaya yöneltmek
Tempt someone to believe, bir inancı kişinin kabul etmek isteyeceği kadar çekici veya akla yatkın göstermek demektir. Özne, bunu bilinçli olarak yapan bir insan olmak zorunda değildir; bir görüntü, sav veya ilk izlenim de insanlarda bu eğilimi yaratabilir. Yapı tempt + kişi + to + fiil şeklindedir. Burada us etkilenen kişileri, believe ise çekici ama tartışmalı sonucu belirtir. İfade bir uyarı taşır: bir düşünceyi kabul etmek kolay olabilir, ancak düşüncenin yeterli dayanağı bulunmayabilir.
Alıştırma
Cümleyi ‘güvenilir olmayabilecek bir düşünceyi kabul etmeye bizi eğilimli hâle getirmek’ anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: The polished advertisement may ____ that the product works for everyone.
Cevabı göster
tempt us to believe
what this quality consists of: bu niteliğin nelerden oluştuğu
What this quality consists of bir dolaylı soru yan tümcesidir: niteliği oluşturan parçaları veya özellikleri sorarken understand sözcüğünden sonra daha büyük bir tümcenin parçası olarak görev yapar. Dolaylı soru olduğu için düz cümle sırasını kullanır: what + özne + fiil. Bu nedenle what this quality consists of denir; what does this quality consist of denmez. Of edatı doğal olarak consist sözcüğünden sonra kalır. Bu, İngilizce wh-tümcelerinde standart bir edat sonda bırakma yapısıdır.
Alıştırma
Dil bilgisi açısından doğru tamamlamayı seçin: We are trying to understand ____.
- what does the new policy consist of
- what the new policy consist of
- what the new policy consists of
Cevabı göster
what the new policy consists of
The leading suggestion takes its starting point from the biological sciences. Kalıp ifadeler
0:18Bu konudaki en yaygın görüş, çıkış noktasını biyolojik bilimlerden alıyor.
takes its starting point from: düşünsel başlangıç noktası olarak almak
Bu cümlede takes its starting point from, “bir açıklamanın başladığı düşünsel temel olarak bir şeyi kullanır” anlamına gelir. Önde gelen açıklama biyolojik bilimlerdeki fikirlerle başlar; fiziksel bir yolculuktan söz edilmez. Yeniden kullanılabilen kalıp X takes its starting point from Y şeklindedir. Bir savın dayandığı alanı, varsayımı, kanıtı veya önceki çalışmayı tanıtmaya yardımcı olur.
Alıştırma
Cümleyi “düşünsel temel olarak kullanır” anlamındaki vurgulanan akademik ifadeyle tamamlayın: The new model ____ research on memory.
Cevabı göster
takes its starting point from
We learn that sex aims at successful reproduction and genetic fitness in the coming generation. Kalıp ifadeler
0:22Seksin amacının başarılı bir üreme ve gelecek nesilde genetik uygunluk olduğunu öğreniyoruz.
aims at successful reproduction: başarılı üremeyi hedeflemek
Burada aims at successful reproduction, başarılı üremeyi bu biyolojik açıklamada cinselliğin yöneldiği hedef veya sonuç olarak sunar. Özne, bilinçli biçimde plan yapan bir kişi olarak anlatılmaz. Bir isim öbeğinden veya -ing biçiminden önce aim at kullanın: aim at a result; aim at reducing waste. Bu yapı bir politikanın, sürecin, tasarımın veya eylemin neyi başarmasının amaçlandığını belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede aim at, -ing biçiminden önce doğru kullanılmıştır?
- The program aims at reduce food waste.
- The program aims at reducing food waste.
- The program aims to reducing food waste.
Cevabı göster
The program aims at reducing food waste.
Therefore, sexiness must logically comprise a host of semi-conscious signals of fertility and of resistance to disease. Kalıp ifadeler
0:27Bu nedenle seksilik, mantıksal olarak doğurganlık ve hastalığa karşı direncin bir dizi yarı bilinçli sinyallerinden oluşmalıdır.
comprise a host of: birçok parçayı içeren bir bütün
Burada comprise, “parçalar olarak içermek” veya “parçalardan oluşmak” anlamına gelir. Özne bütünü, nesne ise onun parçalarını belirtir. Böylece cinsel çekicilik, çok sayıda yarı bilinçli sinyal içeren bir bütün olarak sunulur. A host of, “çok sayıda” demektir. comprise a host of signals ifadesindeki of, a host of kalıbına aittir; comprise fiiline ait değildir. Özenli ve resmî İngilizcede comprise many signals denir, comprise of many signals denmez.
Alıştırma
“Çok sayıda şey içermek” anlamındaki dört kelimelik ifadeyi aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: The training program may ____ practical exercises.
Cevabı göster
comprise a host of
Bilateral facial symmetry, large bright pupils, full lips, youthful skin, and melanin-rich hair.
0:35İki taraflı yüz simetrisi, iri parlak göz bebekleri, dolgun dudaklar, genç bir cilt ve melanin açısından zengin saçlar.
But, this analysis too quickly assumes that it might be simple to know what sex really aims at. Anlatım akışı
0:42Fakat bu analiz, seksin gerçekte neyi amaçladığını bilmenin basit olabileceğini çok hızlı varsayıyor.
this analysis too quickly assumes that: aceleci bir çıkarıma dikkat çekmek
Bu ifade yalnızca sonucu reddetmekten fazlasını yapar. This analysis, az önce verilen akıl yürütmeye gönderme yapar; assumes that ise bu akıl yürütmenin yeterli destek olmadan doğru kabul ettiği bir önermeyi sunar. Too quickly, çıkarım adımını fiziksel olarak hızlı değil, erken ve aceleci olmakla değerlendirir. Bu anlatım önceki düşünce çizgisini duraklatır, zayıf adımını belirtir ve okuyucuyu daha yakından incelemeye hazırlar.
Alıştırma
Cümleyi okuyun: “This report too quickly assumes that higher sales prove greater customer satisfaction.” too quickly assumes that burada ne yapıyor?
- Raporu, yeterli destek sunmadan önce bir iddiayı kabul ettiği için eleştirir
- Raporun fiziksel olarak yüksek bir hızla hazırlandığını söyler
- Yazarın iddianın kanıtlandığına tamamen katıldığını gösterir
Cevabı göster
Raporu, yeterli destek sunmadan önce bir iddiayı kabul ettiği için eleştirir
Unlike most other living beings, our biological drives sit alongside and at points take second place to a range of emotional priorities. Deyimler
0:48Diğer çoğu canlının aksine, biyolojik dürtülerimiz bir dizi duygusal önceliğin yanında yer alır ve bazen onlara göre ikinci planda kalır.
sit alongside: iki etkenin birlikte var olması
Burada sit alongside, “birlikte var olmak” anlamına gelir. Hem biyolojik dürtüler hem de duygusal öncelikler bizi etkiler; ifade gerçek anlamda yan yana oturmayı veya fiziksel bir konumu değil, birlikte var olmayı anlatır. X sits alongside Y kalıbı, iki etkeni aynı anda var olan unsurlar olarak sunar. Tek başına bu etkenlerden birinin diğerinin yerini aldığını veya ondan üstün olduğunu söylemez.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “iki taraftan birini üstün tutmadan birlikte var olmak” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: In this plan, lower costs ____ better customer service; neither goal replaces the other.
Cevabı göster
sit alongside
take second place to: daha düşük önceliğe sahip olmak
Burada take second place to, “bir şeyden daha az önemli olmak” veya “önceliği daha düşük olmak” anlamına gelir. Bazı zamanlarda biyolojik dürtüler, duygusal önceliklerden daha az önem taşır; ifade gerçek bir yarışmayı veya gerçek anlamda ikinci olmayı anlatmaz. Kalıp X takes/take second place to Y şeklindedir. X önemini korur, ancak ikisi çatıştığında Y’ye daha fazla ağırlık verilir.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “önceliği daha düşük olmak” anlamına gelen dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: When safety and speed conflict, speed must ____ safety.
Cevabı göster
take second place to
Chief among these is the desire to overcome loneliness and share our vulnerability within the arms of a safe and intimate other. Dilbilgisi
0:59Bunların başında yalnızlığı yenme ve kırılganlığımızı güvenli, samimi birinin kollarında paylaşma arzusu gelir.
Chief among these is: en önemli unsuru öne çıkarma
“Chief among these is ...” kalıbı “Bunların en önemlisi ...” anlamına gelir. Önem sıralamasını belirten ifade vurgu için başa alınır, gerçek özne ise fiilden sonra gelir. Bu cümlede sona bırakılan özne the desire ifadesidir. These, daha önce sözü edilen bir gruba gönderme yapar. Fiil these ile değil, sona bırakılan özneyle uyum gösterir: en önemli unsur bir taneyse is, birden fazlaysa are kullanılır.
Alıştırma
Tek bir önceliği belirtmek için bu kalıbı doğru kullanan cümle hangisidir?
- Chief among these is the need for clear communication.
- Chief among these are the need for clear communication.
Cevabı göster
Chief among these is the need for clear communication.
We seek, through a physical act, to overcome our customary psychological alienation and a host of painful barriers to being known and accepted. Kalıp ifadeler
1:08Fiziksel bir eylem yoluyla, alışılagelmiş psikolojik yabancılaşmamızı ve bilinip kabul edilmenin önündeki bir dizi acı verici engeli aşmaya çalışıyoruz.
barriers to being known and accepted: edat olan to + -ing biçimi
“barriers to being known and accepted” ifadesinde to, mastar işareti değil, barrier isminin gerektirdiği edattır. Bir edattan sonra isim veya -ing biçimi gelebilir; bu nedenle burada being kullanılması gerekir. Being known and accepted, known ve accepted adlı iki paralel ortaç içeren tek bir edilgen -ing yapısıdır. Kişi, başkalarının gerçekleştirdiği iki eylemden de etkilenir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp a barrier to + isim veya -ing biçimidir.
Alıştırma
Bir eylemi zorlaştıran şeyi doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?
- Fear can be a barrier asking to help.
- Fear can be a barrier to ask for help.
- Fear can be a barrier to asking for help.
Cevabı göster
Fear can be a barrier to asking for help.
the erotic is not so much a promise of reproductive health Dilbilgisi
1:20erotik olan, üreme sağlığının bir vaadinden çok,
Viewed through such a lens ile bakış açısını değiştirme
Viewed through such a lens, devamındaki içeriğe hangi açıdan bakılacağını gösteren bir giriş ifadesidir. Such, daha önce sunulan duygusal çerçeveye, yani erotik olanı yalnızlık ve ayrılığı aşmanın bir yolu olarak görme anlayışına gönderme yapar. Lens burada mecazidir; gerçek bir mercek değil, konuyu yorumlama biçimi anlamına gelir. Ana cümleden önce yer alan ifade, okura devamındaki her şeyi bu çerçeve içinde değerlendirmesini söyler. Böylece analitik bakış açısındaki değişimi işaretler ve sonraki sonucun başka bir bakış açısından ulaşılan sonuçtan neden farklı olduğunu açıklar.
Alıştırma
Bir şehir plancısı, kullanılmayan arazilerin yerel ihtiyaçlara hizmet edebileceğini az önce açıkladı. Sonraki cümleyi dersteki bakış açısı değiştirme ifadesiyle tamamlayın: ____, the empty lot becomes a possible community garden.
Cevabı göster
Viewed through such a lens
not so much A as B: vurguyu A’dan B’ye kaydırmak
Not so much A as B, bir açıklamanın merkezini A’dan B’ye kaydırır. A’nın daha az doğru ya da daha az önemli, B’nin ise daha doğru ya da daha önemli olduğunu anlatır. Çoğu zaman A’yı bütünüyle silmek yerine onun bir ölçüde geçerli olmasına izin verir. Bu cümlede A üreme sağlığı vaadi, B ise erotik olanın yakınlık ve bağ kurmayı geri kazandırabilecek kurtarıcı bir kapasiteye sahip olduğuna ilişkin işarettir. Dolayısıyla yapı, fiziksel miktarları karşılaştırmak yerine en önemli olanı yeniden tanımlar.
Alıştırma
"The delay was not so much a technical failure as a planning mistake" cümlesi ne anlama gelir?
- Gecikmeye yalnızca teknik bir arıza neden oldu.
- Gecikmenin asıl nedeni bir planlama hatasıydı, ancak teknik sorunlar da etkili olmuş olabilir.
- Teknik arıza ve kötü planlama eşit derecede önemliydi.
Cevabı göster
Gecikmenin asıl nedeni bir planlama hatasıydı, ancak teknik sorunlar da etkili olmuş olabilir.
It is this emotional mission that explains the conundrum sometimes generated by people whom one would expect, Dilbilgisi
1:33Standart biyolojik kriterlere göre örnek bir cinsel auraya sahip olmasını
but who manage to leave us cold. Deyimler
1:46bırakma muammasını açıklayan şey, işte bu duygusal misyondur.
It is this emotional mission that explains: it odak yapısıyla vurgulama
It is X that... kalıbı, it ile kurulan bir odak yapısıdır. X'i odağa alır ve X'i devamında söylenen şeyi açıklayan etken olarak sunar. Burada temel açıklama olarak beklenen biyolojik ölçütler değil, this emotional mission gösterilir. Baştaki it, belirli bir nesneye gönderme yapan bir zamir değil, yapısal bir yer tutucudur. Düz cümle This emotional mission explains the conundrum olurdu; odak yapısı ise açıklayıcı etkeni daha belirgin hâle getirir.
Alıştırma
Eksik iki bölümü yazarak odak yapısını tamamlayın: ____ trust ____ keeps the team together.
Cevabı göster
It is · that
manage to leave us cold: ilgi veya duygusal tepki uyandıramamak
Leave someone cold, bir kişide ilgi, heyecan veya duygusal tepki uyandıramamak anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede söz konusu kişiler alışılmış ölçütlere göre çok çekici görünebilir, ancak konuşan kişi onlara karşı çekim hissetmez; fiziksel sıcaklıkla ilgisi yoktur. Manage to normalde zor bir şeyi başarmayı anlatır. Burada hafif alaycı bir şaşkınlık ekler: bu kişileri çekici kılması gereken her şeye rağmen, bir şekilde yine de bizde hiçbir duygu uyandırmazlar.
Alıştırma
Hiç ilgi duymadığımı göstermek için cümleyi leave someone cold deyimiyle tamamlayın: Despite the glowing reviews, the film managed to ____.
Cevabı göster
leave me cold
who nevertheless lay claim to a rare power Kalıp ifadeler
1:54veya gözlerinin parlaklığını çok aşan nadir bir güce
shed light on: bir meseleyi daha anlaşılır hâle getirmek
Bu cümlede shed light on, “açıklamaya yardımcı olmak veya daha anlaşılır hâle getirmek” demektir. Anlamayı, zor bir sorunun üzerine ışık tutuluyormuş gibi sunar; gerçek bir aydınlatmadan söz etmez. Özne genellikle bir bilgi ya da açıklayıcı fikirdir; on ise açıklığa kavuşan bilmeceyi veya meseleyi getirir. İfade faydalı bir kavrayış sağlar, ancak mutlaka eksiksiz bir çözüm anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “açıklamaya yardımcı olmak” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The witness's account may ____ what happened after midnight.
Cevabı göster
shed light on
lay claim to: sahiplik veya hak iddia etmek
Bu cümlede lay claim to, “bir şeye sahip olduğunu belirtmek veya ileri sürmek” demektir. Adaylar, görünür özelliklerinden daha üstün nadir bir güce sahip olduklarını ileri sürer; ifade, iddianın doğru ya da yanlış olduğunu kanıtlamadan yalnızca bu iddiayı aktarır. Sabit yapı lay claim to + isim veya isim öbeğidir. Lay fiil, claim isimdir ve to da ifadenin bir parçasıdır. İddia bir hak, mülkiyet, unvan, başarı veya soyut nitelikle ilgili olabilir.
Alıştırma
Cümleyi “bir şey üzerinde hak iddia etmek” anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: Several families ____ the disputed land.
Cevabı göster
lay claim to
far outstripping the quality of their hair: saçlarının kalitesini çok büyük ölçüde aşan
Bu cümlede far outstripping, çok büyük bir farkla aşmak anlamına gelir. Söz konusu ender güç, kişinin saçının kalitesinden çok daha etkileyici olarak sunulur. Far farkı güçlendirir; outstripping ise geçişli outstrip fiilinin -ing biçimidir. far outstripping the quality of their hair ortaç öbeği, a rare power ifadesini niteler. Bu yapı, bir isimden sonra resmî bir karşılaştırma eklemeyi sağlar: a factor far outstripping another factor.
Alıştırma
Cümleyi çok büyük bir farkla aşmak anlamındaki vurgulanan resmî ifadeyle tamamlayın: Demand for tickets is ____ supply.
Cevabı göster
far outstripping
despite or aside from the raw facts of their appearance,
2:03görünümlerinin çıplak gerçeklerine rağmen veya bunların dışında,
to fulfill the underlying emotional purpose of lovemaking. Kalıp ifadeler
2:11sevişmenin altında yatan duygusal amacı yerine getirmede alışılmadık bir yetenek gösteren kişilerdir.
fulfill the underlying emotional purpose of lovemaking: sevişmenin altında yatan duygusal amacı gerçekleştirmek
Fulfill a purpose, amaçlanan bir hedefi gerçeğe dönüştürmek veya başarıyla gerçekleştirmek demektir. Underlying, görünür fiziksel eylemin altındaki daha derin amacı belirtir. Burada bu amaç; duygusal bağ, yakınlık, anlayış ve utanç ya da yalnızlık hissinin hafiflemesini kapsar. Dil bilgisi bakımından fulfill, the underlying emotional purpose isim öbeğini doğrudan nesne olarak alır; of lovemaking ise hangi eylemin amacının ele alındığını gösterir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp fulfill the underlying purpose of + isim veya -ing biçimidir.
Alıştırma
Hangi cümle bir etkinliğin amaçlanan daha derin hedefini başarıyla gerçekleştirdiğini söyler?
- The mentoring sessions identify an underlying purpose without carrying it out.
- The mentoring sessions serve a useful purpose, but their deeper goal has not yet been achieved.
- The mentoring sessions fulfill the underlying purpose of helping new students feel less alone.
Cevabı göster
The mentoring sessions fulfill the underlying purpose of helping new students feel less alone.
convey in an unconsciously understood but hugely eloquent language Deyimler
2:22bilinçsizce anlaşılan ancak son derece etkileyici bir dille,
convey in ... language: sezgisel olarak anlaşılan etkileyici bir “dille” iletmek
Sıralanan yüz ifadeleri ve el hareketleri convey fiilinin öznesidir. Convey, “iletmek” veya “bir mesajı anlaşılır hâle getirmek” demektir; yani bu hareketler kişi hakkında bir şeyi söz kullanmadan iletir. Buradaki language mecazdır. İnsanların bilinçli olarak öğrenmeden ya da çözümlemeden anladığı, yine de çok şey ifade edebilen sözsüz işaretler sistemini anlatır. In an ... language, mesajın hangi araçla iletildiğini gösterir.
Alıştırma
Vurgulanan ifade bu küçük hareketler hakkında ne söylüyor?
- Bilinçli olarak öğrenilmesi gereken gizli bir konuşma dili oluştururlar.
- İnsanların sezgisel olarak kavradığı sözsüz işaretlerle zengin bir mesaj iletirler.
- Kişi hareketleri kontrol edemediği için bütün anlamı gizlerler.
Cevabı göster
İnsanların sezgisel olarak kavradığı sözsüz işaretlerle zengin bir mesaj iletirler.
who is liable to understand our broken and confused aspects, Dilbilgisi
2:29yalnızlığımızı ve derindeki hüznümüzü aşmamıza yardım etmeye,
to help us over our loneliness and submerged sadness,
2:34temel meşruiyetimiz ve değerimiz konusunda bize güvence vermeye
and reassure us of our basic legitimacy and worth.
2:38meyilli iyi kalpli bir varlığın huzurunda olduğumuzu aktarır.
is liable to understand: be liable to + fiilin yalın hâli
is liable to understand ifadesinde be liable to + fiilin yalın hâli, “bir şeyi yapması muhtemel olmak” veya “onu yapma eğilimi taşımak” demektir. Zaman ve kişiye göre değişiklik be üzerinde görülür; understand ise yalın hâlde kalır. Bu ifade kesinliği değil, gerçek bir olasılığı öngörür. Burada iyi kalpli kişinin insanların kırılmış ve karmaşık yanlarını anlamasının muhtemel olduğu söylenir.
Alıştırma
Cümleyi be liable to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: Because this old lock often sticks, it ____ jam in cold weather.
Cevabı göster
is liable to
Someone with whom we can at last reduce our normal suspicions,
2:41Sonunda normal şüphelerimizi azaltabileceğimiz,
and feel safe, playful, and accepted.
2:47ve kendimizi güvende, neşeli ve kabul edilmiş hissedebileceğimiz biri.
cast aside our armor: duygusal zırhı bir kenara bırakmak
Bu cümlede cast aside our armor, duygusal savunmaları bırakmayı anlatan bir mecazdır. Zırh normalde bedeni korur; ancak burada kuşkuyu, temkinliliği ve kendini koruma alışkanlıklarını temsil eder. Bu ifade, güvenin neyi mümkün kıldığını gösterir: İnsanlar duygularını korumayı bırakıp daha açık, neşeli ve gerçek hâllerini ortaya çıkarırlar. Bu mecaz, bir ilişki ya da ortam güvenli hissettirdiğinde kişinin duygusal olarak savunmasız kalabilmesini anlatmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Örnekte cast aside our armor ne anlama geliyor?
- Duygularımızı daha dikkatli gizlemek
- Daha güçlü bir fiziksel koruma takmak
- Kendimizi duygusal olarak korumayı bırakmak
Cevabı göster
Kendimizi duygusal olarak korumayı bırakmak
it is these aspects that have a true power to excite us.
2:53bizi heyecanlandıracak gerçek güce sahip olan bu yönlerdir.
Whatever ... ve it is ... that ... ile ödünleme ve vurgu
Baştaki Whatever + isim öbeği yapısı ödünleme anlamı taşır. Burada whatever soru sormaz; “kalite ya da denge nasıl olursa olsun” anlamına gelir. Böylece dış görünüş arka plana yerleştirilir. Ana cümlede it is X that Y biçimindeki it-cleft yapısı kullanılır. It yapısal bir yer tutucudur, X odaklanan bilgidir ve that yan cümlesi iddianın kalanını verir. İki yapı birlikte, dış görünüşün değişebileceğini ancak asıl çekim kaynağı olarak fiziksel özelliklerin değil, bu yönlerin sunulduğunu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi Whatever ve bir it-cleft yapısı kullanarak tamamlayın: ____ the size of the audience, ____ the speaker's clarity ____ makes the talk effective.
Cevabı göster
Whatever · it is · that
the real turn-on: çekim yaratan şeyi anlatan gündelik bir isim
Turn-on; güçlü ilgi, heyecan veya çekim yaratan bir kişi, özellik ya da şey için kullanılan, sayılabilen ve gündelik bir isimdir. Yakınlık içeren bağlamlarda bu çekim cinsel olabilir. Burada the real turn-on, fiziksel görünüşten ziyade birine kendini güvende, anlaşılmış ve kabul edilmiş hissettirme becerisinin en derin çekim kaynağı olduğunu belirtir. Bu nedenle ifade yalnızca dış görünüşü değil, çekici bir psikolojik özelliği de anlatabilir.
Alıştırma
Bu cümlede the real turn-on ne anlama geliyor?
- Bu özelliğin en güçlü çekim kaynağı olduğu anlamına gelir.
- Bu özelliğin birinin yön değiştirmesine neden olduğu anlamına gelir.
- Bu özelliğin bir makineyi çalıştırdığı anlamına gelir.
Cevabı göster
Bu özelliğin en güçlü çekim kaynağı olduğu anlamına gelir.
but by getting more detailed about the psychological traits that drive desire, Dilbilgisi
3:08ancak arzuyu yönlendiren psikolojik özellikler hakkında daha detaylı bilgi edinerek,
we could learn to pay as much, if not more attention, Dilbilgisi
3:12heyecan verici bir zihniyetin temellerine
to the foundations of an exciting mindset.
3:15en az o kadar, hatta daha fazla dikkat etmeyi öğrenebiliriz.
by getting more detailed about ...: by + -ing ile yöntem belirtmek
by + -ing kalıbı, ana cümledeki sonuca götüren yöntemi veya eylemi tanıtır. Burada getting more detailed about the psychological traits that drive desire, arzuyu harekete geçiren psikolojik özellikleri daha ayrıntılı incelemek anlamına gelir; bunu yapmak, heyecan verici bir zihniyetin temellerine odaklanmayı öğrenmemize yardımcı olabilir. getting eyleminin örtük öznesi, ana cümlenin öznesi olan we sözcüğüdür. Yöntem bildiren by + -ing öbeği burada olduğu gibi ana cümleden önce veya ana cümleden sonra gelebilir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi by + check fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Mia reduced mistakes ____ each total twice.
Cevabı göster
by checking
pay as much, if not more attention: en az aynı ölçüde, hatta daha fazla dikkat etmek
Bu cümlede pay as much, if not more attention, ‘en az aynı ölçüde, hatta belki daha fazla dikkat göstermek’ demektir. Karşılaştırma noktası, genellikle fiziksel çekiciliğe gösterilen dikkattir. If not more, pay attention ifadesini olumsuz yapmaz; miktarı temkinli biçimde yukarı çeken bir ekleme yapar. Kalıp, as much + sayılamayan isim biçimindedir ve if not more araya giren bir ifadedir. İkinci miktarın kesinlikle daha fazla olduğunu iddia etmeden karşılaştırmayı güçlendirir.
Alıştırma
Bağlamı okuyup en uygun yorumu seçin: We carefully reviewed the first proposal. The second deserves as much, if not more, attention.
- Her iki öneri de tam olarak aynı miktarda dikkat görmelidir.
- Bir koşul değişmedikçe ikinci öneri daha az dikkati hak ediyor.
- İkinci öneri en az eşit miktarda, belki de daha fazla dikkati hak ediyor.
Cevabı göster
İkinci öneri en az eşit miktarda, belki de daha fazla dikkati hak ediyor.
to be counted as valuable sources of sexiness. Dilbilgisi
3:26değerli seksilik kaynakları olarak sayılmayı hak edebilir.
Armed with a broader understanding: daha geniş bir anlayışla donanmış
Armed with a broader understanding mecazi bir ifadedir; ‘daha geniş bir anlayışı yararlı bir kaynak veya hazırlık olarak edinmiş olmak’ anlamına gelir. Burada en iyi şekilde ‘bu daha geniş anlayışı göz önünde bulundurarak’ diye anlaşılır: cinselliğe ilişkin yeni anlayış, hangi özelliklerin cinsel çekicilik kaynağı sayılabileceğini yeniden değerlendirmek için temel oluşturur. Silahlardan söz edilmez. Armed with + isim öbeği, cümle başında kullanılan geçmiş zaman ortaçlı bir yapıdır ve çoğu zaman ‘X elinin altındayken’ veya ‘birisi artık X'e sahip olduğu için’ anlamına gelir. Ana cümledeki yargıyı veya eylemi mümkün kılan arka planı sunar.
Alıştırma
arm fiilinden oluşan ve ‘bir şeyle donanmış’ anlamına gelen iki sözcüklü mecazi ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ the latest safety report, the manager changed the schedule.
Cevabı göster
Armed with
be counted as valuable sources of sexiness: cinsel çekiciliğin değerli kaynakları arasında sayılmak
“be counted as + kategori” yapısında counted, “sayılmak” anlamında sayı saymayı değil, “sınıflandırılmak, dahil edilmek veya kabul edilmek” anlamını taşır. Edilgen yapı, sınıflandırmayı yapan kişiden çok sınıflandırılan şeylere ve sonuca odaklanır. Burada ifade, cinselliğe dair daha geniş bir anlayışla, sırada verilecek özelliklerin artık cinsel çekiciliğin değerli kaynakları olarak kabul edilebileceğini belirtir. Böylece neyin çekici sayılabileceğine ilişkin kapsam genişletilir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki edilgen sınıflandırma ifadesiyle aynen tamamlayın: In this reading challenge, a graphic novel may ____ a book.
Cevabı göster
be counted as
A sense of being slightly at odds with mainstream society. Kalıp ifadeler
3:29Ana akım toplumla biraz ters düşme hissi.
at odds with mainstream society: ana akım toplumla uyuşmamak
At odds with, “aynı fikirde olmamak, çatışmak” veya “uyumlu olmamak” anlamına gelir. Bir kişi, fikir, davranış ya da değerler bütünü ile başka bir şey arasındaki uyumsuzluğu anlatır; buradaki odds olasılık anlamına gelmez. Bu ifadede slightly, uyumsuzluğun derecesini yumuşatır. Kişi toplumu bütünüyle reddetmiyor olabilir; yalnızca ana akım tutum veya beklentilerle bir ölçüde uyuşmadığını hisseder.
Alıştırma
Hangi cümle, planın resmî yönergelerle çatıştığını ifade eder?
- The plan is at odds with the official guidelines.
- The plan is in line with the official guidelines.
- The plan is unrelated to the official guidelines.
Cevabı göster
The plan is at odds with the official guidelines.
Whether at work, with friends, or around family,
3:33İster işte, ister arkadaşlarla, ister aile içinde olalım,
we're too often hemmed in by exhausting requirements to fit in Öbek fiiller
3:36çoğu zaman uyum sağlamak ve iyi ve kabul edilebilir olmanın ne anlama geldiğine dair
and subscribe to dominant notions of what it means to be good and acceptable, Kalıp ifadeler
3:40baskın fikirlere abone olmak gibi yorucu gereksinimlerle kısıtlanıyoruz.
requirements which nevertheless leave behind or censor
3:44Ancak bu gereksinimler, içsel gerçekliğimizin çoğunu
Hemmed in by: dış baskılarla kısıtlanmak
“Hemmed in by”, hareket etmek, seçim yapmak veya kendini ifade etmek için çok az alan bırakan bir şey tarafından kısıtlanmak demektir. Birkaç yönden çevrelenme imgesine dayanan “hem someone in” ifadesinin edilgen biçimidir. Burada kısıtlayan güç, insanlardan uyum sağlamalarını ve baskın standartları kabul etmelerini isteyen yorucu toplumsal beklentilerdir. İfade, kumaş kenarını gerçekten kıvırıp dikmeyi değil, özgürlüğün azalmasını vurgular.
Alıştırma
“The team felt hemmed in by strict rules.” cümlesinde hemmed in by ne anlama gelir?
- Onlar tarafından giysilerin kenarlarını dikmeye zorlanmak
- Onlar tarafından kısıtlanmak ve hareket edecek çok az alana sahip olmak
- Onlar tarafından dış baskılardan korunmak
Cevabı göster
Onlar tarafından kısıtlanmak ve hareket edecek çok az alana sahip olmak
Fit in: bir toplumsal gruba ait olmak
“Fit in” burada, bir grubun toplumsal beklentilerine uygun davranarak o grubun parçası olarak kabul edilmek demektir. Fiziksel olarak “ölçüsü uygun olmak” değil, toplumsal bir anlam taşır. Bu cümlede uyum sağlamak, basit ve olumlu bir aidiyet değil, başkalarına benzeme baskısı olarak sunulur. Kişi, grubun standartlarını karşılamak için iç dünyasının bazı yönlerini gizleyebilir.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “bir toplumsal grubun parçası olarak kabul edilmek” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: It took Nina a while to ____ at her new school.
Cevabı göster
fit in
subscribe to dominant notions: baskın fikirleri benimsemek
Burada subscribe to, “geçerli kabul etmek veya katılmak” anlamındadır; “içerik almak için ödeme yapmak” anlamında değildir. Nesnesi olan dominant notions, toplumda en etkili olan ya da normal sayılan fikirleri ifade eder. Bu ifade, toplumun iyi ve kabul edilebilir olma konusundaki baskın ölçütlerini benimseme baskısını gösterir. Yeniden kullanılabilen kalıp subscribe to + idea/belief/view şeklindedir.
Alıştırma
Bu cümlede subscribe to dominant notions ifadesi ne anlama geliyor?
- Toplumda etkili olan fikirleri geçerli kabul etmek
- Popüler çevrimiçi içerik almak için ödeme yapmak
- Fikirleri daha sonra bakmak üzere yazmak
Cevabı göster
Toplumda etkili olan fikirleri geçerli kabul etmek
and even more we shouldn't even really feel.
3:53ve hatta gerçekten hissetmememiz gerekenler çok daha fazla.
ends up being: sonunda bir sonuca dönüşmek
End up + -ing, bir sürecin nihai sonucunu belirtir; bu sonuç çoğu zaman planlanmamıştır veya zaman içinde yavaş yavaş oluşmuştur. Being, end up sonrasında gerekli olan -ing biçimidir; burada end up be dil bilgisel değildir. There ends up being... varlık yapısında ifade, “sonunda ... olur/ortaya çıkar” anlamına gelir. Cümle, susmayı ve bastırılan duyguları anlatılan baskıların sonucu olarak sunar; fiziksel bir varış noktasını anlatmaz.
Alıştırma
Planlanmamış bir geçmiş sonucu göstermek için cümleyi end up + -ing yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: Yesterday, after several schedule changes, the short meeting ____ a two-hour discussion.
Cevabı göster
ended up being
perhaps via a wry twitch in another's upper lip,
3:57belki de üst dudağındaki alaycı bir seğirme aracılığıyla,
that we are in the presence of someone who knows how to adopt Kalıp ifadeler
4:01yaygın varsayımlar hakkında nasıl nazikçe şüpheci bir bakış açısı
a gently skeptical perspective on prevailing assumptions,
4:04benimseyeceğini bilen birinin huzurunda olduğumuzu fark etmek ne büyük bir rahatlamadır.
What a relief then to note: önceki baskıyı rahatlamaya bağlamak
What a relief, isim öbeği biçiminde kurulmuş ve güçlü bir rahatlamayı ifade eden bir ünlemdir. What a relief to note that... yapısının tamamında mastar, rahatlamaya yol açan keşfin ne olduğunu belirtir. Burada then, düşüncenin mantıksal akışını düzenler. Daha önce anlatılan baskıya gönderme yapar ve benzer düşünen birini fark etmeyi rahatlatıcı bir sonuç olarak sunar. Zaman bakımından mutlaka «sonra» anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümlede What a relief then to note ifadesindeki then ne işe yarar?
- Keşfi, daha önce anlatılan baskıyla mantıksal olarak ilişkilendirir.
- Keşfin kesin olarak belirtilmiş daha sonraki bir zamanda gerçekleştiğini söyler.
- Konuşanın herhangi bir şeyi fark etmeden önce rahatlamış olduğu anlamına gelir.
Cevabı göster
Keşfi, daha önce anlatılan baskıyla mantıksal olarak ilişkilendirir.
adopt a gently skeptical perspective on prevailing assumptions: ölçülü ve eleştirel bir tutum benimsemek
Adopt a gently skeptical perspective on prevailing assumptions, yaygın biçimde kabul edilen inançlara hafifçe sorgulayıcı bir bakışla yaklaşmayı seçip bu bakışı kullanmak demektir. Burada adopt «benimsemek», perspective «bakış açısı» anlamındadır; on ise incelenen konuyu getirir. Gently, skeptical sözcüğünün şiddetini sınırlar: kuşku dikkatli ve ölçülüdür; düşmanca veya bütünüyle reddedici değildir. Prevailing assumptions, bir grupta baskın veya yaygın oldukları için doğru kabul edilen fikirlerdir.
Alıştırma
Cümleyi, «hafifçe sorgulayıcı bir bakış biçimini seçmek» anlamındaki altı sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The review asks readers to ____ prevailing assumptions about productivity.
Cevabı göster
adopt a gently skeptical perspective on
someone with whom we'd be able to break away Öbek fiiller
4:07Kendisiyle birlikte kalıpları kırabileceğimiz,
and express doubts about revered ideas or people
4:10saygı duyulan fikirler veya insanlar hakkında şüphelerimizi dile getirebileceğimiz,
and cast a cathartically skeptical gaze on the normal rules of life. Kalıp ifadeler
4:13ve hayatın normal kurallarına arındırıcı, şüpheci bir bakış fırlatabileceğimiz biri.
break away (bir grup, sistem veya denetimden ayrılmak)
Burada break away, daha özgür düşünüp konuşabilmek için yerleşik beklenti ya da denetimden ayrılmak anlamına gelir. Bu denetimin kaynağı bağlamdan anlaşılır: “hayatın olağan kuralları.” Yaygın yapı break away from + grup, sistem, alışkanlık ya da etki biçimindedir. Bu cümlede olduğu gibi from kullanılmadığında, geride bırakılan şeyin bağlamdan zaten anlaşılması gerekir.
Alıştırma
Cümleyi bu nottaki “ayrılıp bağımsızlaşmak” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: The design team wanted to ____ from the larger company and form its own business.
Cevabı göster
break away
cast a cathartically skeptical gaze on (bir şeye rahatlatıcı biçimde kuşkucu bir bakış yöneltmek)
Cast a gaze on, dikkati uzun süre bir şeye yöneltip onu incelemek anlamına gelir. Yalnızca look at demekten daha kasıtlı ve edebîdir. Burada skeptical, bakışı niteler ve onun kabul edilmiş fikirleri sorguladığını gösterir. Cathartically ise skeptical sözcüğünü niteler ve bu şüpheyi dile getirmenin duygusal bir rahatlama sağladığı anlamını ekler. İfadenin tamamı eleştiriyi hem derinlemesine inceleyen hem de rahatlatan bir eylem olarak sunar.
Alıştırma
Bu cümlede cast a cathartically skeptical gaze on the normal rules of life ne anlama geliyor?
- Bu kuralları sorgulamadan kabul edip övmek.
- Bu kuralları yargılamadan kısaca fark etmek.
- Bu kuralları temsil edecek oyuncuları seçmek.
- Bu kuralları, duygusal bir rahatlama sağlayacak biçimde sürekli şüpheyle incelemek.
Cevabı göster
Bu kuralları, duygusal bir rahatlama sağlayacak biçimde sürekli şüpheyle incelemek.
Good sex promises to feel like something of a conspiracy against everybody else. Deyimler
4:18İyi bir seks, herkese karşı bir tür komploymuş gibi hissettirme vaadi verir.
something of a conspiracy against everybody else: yumuşatılmış bir benzetme
Bu cümlede something of a + isim, benzetmeyi yumuşatır. Konuşan kişi, iyi seksin bir ölçüde komplo gibi hissedilebileceğini söylüyor; bunun gerçekten bir komplo olduğunu söylemiyor. Bu metafor, iki kişiyi ortak anlayışlarıyla dışarıdaki beklentilere meydan okuyan özel bir ittifak olarak gösterir. Daha genel olarak something of a, kesin bir iddia yerine ölçülü ve kısmi bir benzetme yapmanızı sağlar.
Alıştırma
Örnekteki something of a conspiracy ne anlama geliyor?
- Dışarıdaki beklentilere karşı özel bir ittifaka bir ölçüde benzer.
- İki kişinin başkalarıyla ilişkisiyle hiçbir ilgisi yoktur.
- Bunun kelimenin gerçek anlamıyla yasa dışı bir plan olduğu kanıtlanmıştır.
Cevabı göster
Dışarıdaki beklentilere karşı özel bir ittifaka bir ölçüde benzer.
The more we're honest with and exploratory about ourselves, Dilbilgisi
4:26Kendimize karşı ne kadar dürüst ve keşfedici olursak,
that might surprise or horrify outsiders,
4:33şaşırtabilecek veya dehşete düşürebilecek ne kadar çok şey olduğunu,
that we possess alarming degrees of vulnerability,
4:36ne kadar endişe verici derecede kırılganlığa,
The more ..., the more ...: ne kadar..., o kadar...
The more ..., the more ... değişen iki dereceyi birbirine bağlayan bağıntılı karşılaştırma yapısıdır. Burada kişinin kendisine karşı daha dürüst olması ve kendini daha derinlemesine keşfetmesi, karakterinin içinde bulunanları daha fazla fark etmesiyle birlikte ilerler. Her iki the de bu yapının parçasıdır; hiçbiri artikel değildir. İlk yan cümle değişen koşulu, ikinci yan cümle ise bununla bağlantılı sonucu belirtir. The more you rush, the less you notice. örneğindeki gibi taraflardan biri azalabilir de.
Alıştırma
Bağıntılı karşılaştırmayı eksik iki ifadeyle tamamlayın: ____ you practice, ____ it becomes.
Cevabı göster
The more · the easier
Our standard response may be shame and embarrassment,
4:43Standart tepkimiz utanç ve mahcubiyet olabilir,
and accepted as we really are. Dilbilgisi
4:49ve gerçekten olduğumuz gibi kabul edilmeyi sessizce arzularız.
quietly hunger to be properly witnessed: tanınmaya yönelik gizli bir ihtiyaç
Burada hunger to mecazidir: bir şeyi yapmaya ya da elde etmeye yönelik derin ve acil bir arzu duymak demektir. Quietly, bu arzunun açıkça dile getirilmek yerine içte saklandığını gösterir. To be properly witnessed, başka birinin gerçek iç dünyanızı gerçekten görmesi, anlaması ve tanıması demektir. Fiziksel açlığa ya da hukuki anlamda bir olaya tanıklık etmeye gönderme yapmaz. İfade bir bütün olarak, derinden görülüp anlaşılmaya yönelik gizli bir özlemi anlatır.
Alıştırma
Burada "quietly hunger to be properly witnessed" ne anlama geliyor?
- Başka insanlar izlerken yiyeceğe ihtiyaç duymak
- Gerçek benliğinin görülüp anlaşılmasına yönelik gizli ve yoğun bir arzu duymak
- Mahkemede resmî ifade vermek istemek
Cevabı göster
Gerçek benliğinin görülüp anlaşılmasına yönelik gizli ve yoğun bir arzu duymak
accepted as we really are: as + yan cümle
accepted as we really are ifadesinde as, we really are yan cümlesini başlatır ve kabul edilmenin gerçekleştiği durumu ya da biçimi anlatır. İfade, insanların yalnızca özenle düzenlenmiş bir hâlimizi değil, gerçek hâlimizi kabul etmesi demektir. Buradaki as, because anlamına gelmez ve as a leader örneğindeki gibi bir rol belirtmez. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp accept someone as they are şeklindedir; bu, kişiden kimliğini saklamasını ya da değiştirmesini istemeden onu olduğu gibi kabul etmek demektir.
Alıştırma
"They accepted us as we really are," cümlesinde as ile başlayan yan cümle neyi ifade eder?
- Bizi kabul ettikleri gerçek hâlimiz
- Bize verdikleri bir rol
- Bizi kabul etmelerinin nedeni
Cevabı göster
Bizi kabul ettikleri gerçek hâlimiz
may prove supremely sexy: prove + sıfat
prove + sıfat yapısında prove, ‘sonuçta ... çıkmak’ veya ‘... olduğu anlaşılmak’ anlamında bir bağlayıcı fiildir. Sıfat, öznenin sonunda gösterdiği ya da sahip olduğu sonradan anlaşılan bir niteliği belirtir; burada prove doğrudan nesne almaz. May sonucu belirsiz kılarken supremely, sexy sözcüğünün derecesini güçlendirir. Birlikte may prove supremely sexy, bu işaretlerin sonuçta son derece çekici bulunabileceği anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi ‘sonuçta ... çıktı’ anlamındaki bağlayıcı fiille tamamlayın: The simple backup plan ____ surprisingly effective.
Cevabı göster
proved
has a handle on their darkness: işe yarar düzeyde anlayış ve kontrol
Have a handle on, bir şeyi onunla başa çıkacak veya onu kontrol edecek kadar iyi anlamak demek olan bir deyimdir. Uygulanabilir düzeyde hâkimiyet ifade eder; mutlaka tam uzmanlık ya da kesin bir çözüm anlamına gelmez. Burada darkness mecazidir: bir kişinin iç dünyasındaki rahatsız edici, bencil, korku dolu veya zararlı yönlere işaret eder. Bu nedenle has a handle on their darkness, kişinin bu yönleri tanıdığını ve yönetebildiğini düşündürür.
Alıştırma
Hangi cümle Maya'nın yeni planlama sistemini artık onu yönetebilecek kadar iyi anladığı anlamına gelir?
- Maya has a hand in the new scheduling system.
- Maya is getting a handle on the new scheduling system.
- Maya has a handle on the new scheduling system.
Cevabı göster
Maya has a handle on the new scheduling system.
and scoffed at all propriety might be merely alarming. Kelime
5:15ve tüm edep kurallarıyla alay eden biri sadece korkutucu olabilir.
paid no attention whatsoever to: zerre kadar dikkat etmedi
Pay no attention to something, bir şeyi görmezden gelmek veya dikkate almamak demektir. Bu cümlede kişi, nezaket kurallarını tamamen önemsememiştir. Whatsoever, olumsuz anlamı güçlendirmek için no attention ifadesinden sonra gelir: en küçük bir dikkat bile yoktur. Kalıp pay no attention whatsoever to + isim şeklindedir.
Alıştırma
Maya’nın talimatları tamamen görmezden geldiğini belirten güçlü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Maya ____ the safety instructions.
Cevabı göster
paid no attention whatsoever to
scoffed at all propriety: tüm görgü kurallarını küçümseyerek alaya aldı
Scoff at, açıkça alaycı ve küçümseyici biçimde konuşmak veya tepki vermek demektir. Yalnızca laugh at demekten daha güçlüdür: kişi, hedefini aptalca veya saygıya değmez görür. Propriety, kabul edilen uygun davranış standartlarını anlatan, resmî ve genellikle sayılamayan bir isimdir. All propriety bu standartları bir bütün olarak ele alır; dolayısıyla ifade, kişinin düzgün davranma fikrini bile küçümsediğini söyler.
Alıştırma
Hangi cümle, birinin yalnızca uygun davranış standartlarına uymadığını değil, bu standartlara küçümseyerek yaklaştığını açıkça söyler?
- She asked about propriety.
- She scoffed at all propriety.
- She disregarded all propriety.
Cevabı göster
She scoffed at all propriety.
in the early hours of wickedness.
5:30sabahın erken saatlerinde kötülüğün cezbediciliğine karşı duyarlı olan biridir.
alive both to duty and temptation: hem görevin hem ayartının farkında
Burada alive to, kelimenin gerçek anlamıyla “bir şey için yaşamak” değil, bir şeyin son derece farkında olmak ve etkisine duyarlı olmak demektir. Kişi hem görevin hem de ayartının gücünü hisseder. alive both to X and Y kalıbı, to’dan sonra iki öge getirir ve bunları both ... and ile bağlar. Hangisinin üstün geldiğini söylemeden kişiyi iki karşıt çekime de duyarlı gösterir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki “iki karşıt gücün son derece farkında olmak” anlamındaki resmî kalıpla tamamlayın: A wise leader remains ____ the demands of duty and the pull of temptation.
Cevabı göster
alive both to
and marked by a touch of desperation. Kalıp ifadeler
5:36hem de bir miktar çaresizlikle işaretlenmiş.
marked by a touch of desperation: hafif bir çaresizlikle belirginleşen
be marked by + isim öbeği yapısında marked by, “bir özellikle tanımlanmak” veya “fark edilir bir özellik göstermek” demektir; burada fiziksel bir işaretten söz edilmez. a touch of, az miktarda ama fark edilebilir bir dereceyi anlatır. Bu nedenle a touch of desperation betimlemeyi yumuşatır: çaresizlik vardır, ancak bütün kişiliği değil, yalnızca hafif bir özelliği oluşturur.
Alıştırma
Cümleyi dersteki “az miktarda bir özellikle tanımlanmak” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Her confident reply was ____ hesitation.
Cevabı göster
marked by a touch of
In addition, might come a potential for aggression and anger Dilbilgisi
5:42Buna ek olarak, günlük yaşamda
might come a potential... yapısında sunumsal devriklik
In addition bağlayıcısından sonra cümle might come + isim öbeği sırasını kullanır. Tam isim öbeği a potential for aggression and anger, fiil öbeğinden sonra gelmesine rağmen might come yapısının dil bilgisel öznesidir; In addition yalnızca başka bir nokta ekler ve özne değildir. Bu, sunumsal özne-fiil devrikliğidir: başka bir özelliği sanki görüş alanına yeni giriyormuş gibi tanıtır. Nötr kelime sırasında dil bilgisel ilişki a potential for aggression and anger might come biçimindedir; modern gündelik İngilizcede there might also be a potential... genellikle daha doğal olur.
Alıştırma
Cümlede might come yapısının dil bilgisel öznesini hangi sözcükler oluşturur?
- aggression and anger
- In addition
- a potential for aggression and anger
Cevabı göster
a potential for aggression and anger
that they managed to keep very sanely under control in daily life, Kalıp ifadeler
5:46son derece makul bir şekilde kontrol altında tuttukları,
but that they knew how to release at points in private.
5:49ancak özel hayatta nerede serbest bırakacaklarını bildikleri bir saldırganlık ve öfke potansiyeli olabilir.
managed to keep ... under control: bir şeyi kontrol altında tutmayı başarmak
Manage to + fiil, çaba gerektiren bir şeyi başarıyla yapmak anlamına gelir. Buradaki that, daha önce belirtilen saldırganlık ve öfke eğilimine gönderme yapar ve keep fiilinin nesnesi olur: onu kontrol altında tutmayı başarmışlardır. Keep + nesne + under control, bir şeyin yönetilemez hâle gelmesini önlemek demektir; onu tamamen ortadan kaldırmak anlamına gelmez. Very sanely, onu sağduyulu biçimde nasıl kontrol ettiklerini anlatırken in daily life bunun gerçekleştiği ortamı belirtir.
Alıştırma
‘Yönetilebilir’ anlamındaki kalıp ifadeyi tamamlayın: Even when costs rose, the team managed to keep them ____.
Cevabı göster
under control
against a customary habit of extreme consideration and gentleness.
5:57öne çıktığı için çok daha dokunaklı olan biri.
was all the more moving because: bir nedenin değerlendirmeyi güçlendirmesi
"all the more + sıfat + because ..." kalıbı, because yan tümcesindeki nedenin sıfatın derecesini artırdığını anlatır. Burada kişinin nadiren görülen zalimlik yönü, alışılmış nezaketiyle karşıtlık oluşturduğu için daha dokunaklıdır. Şaşırtıcı ya da olumsuz görünebilecek bir gerçek aslında bir değerlendirmeyi güçlendirdiğinde X is all the more Y because Z kalıbını kullanın. all the more sabit bir derece ifadesidir; "her şey daha fazla" anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi "all the more ... because" kalıbının iki parçasıyla tamamlayın: The team's success was ____ impressive ____ they had so little time to prepare.
Cevabı göster
all the more · because
stood out against: karşıtlık sayesinde dikkat çekmek
"Stood out", "özellikle dikkat çekti" anlamına gelir. "Against", bir şeyi dikkat çekici hâle getiren arka planı veya karşıt özelliği belirtir. Bu cümlede az miktardaki zalimlik, kişinin alışılmış düşünceliliği ve yumuşaklığıyla yan yana konunca çarpıcı hâle gelir. Bu ifade, dikkat çeken özelliğin iyi veya üstün olduğunu söylemez. Yalnızca görsel, davranışsal ya da soyut bir karşıtlığın o özelliği fark etmeyi kolaylaştırdığını söyler.
Alıştırma
"Her calm response stood out against the panic in the room," cümlesinde "against" ne işlev görür?
- Sakin tepkisinin bir grup tepki arasından seçildiğini gösterir.
- Sakin tepkisini dikkat çekici yapan karşıt arka planı belirtir.
- Sakin tepkisinin odaya fiziksel olarak karşı koyduğunu söyler.
Cevabı göster
Sakin tepkisini dikkat çekici yapan karşıt arka planı belirtir.
A lot of our reality deserves compassion and sympathy.
6:04Gerçekliğimizin büyük bir kısmı şefkat ve sempatiyi hak ediyor.
to come across someone whose features Öbek fiiller
6:09insan doğasındaki mükemmel olmayan pek çok şeye
To come across someone: biriyle tesadüfen karşılaşmak
Bu cümlede to come across someone, o kişiyle tesadüfen karşılaşmak anlamına gelir. Karşılaşmanın önceden planlanmadığını, ayarlanmış bir buluşma olmadığını belirtir. Mastar öbeği, çekici bulunan deneyimi adlandırmak için How compelling ifadesinden sonra gelir. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı, beklenmedik biçimde karşılaşılan ya da bulunan kişi veya şeylerle kullanılan come across + kişi ya da şey yapısıdır.
Alıştırma
Hangi cümle buluşmanın planlanmadığı anlamına gelir?
- I walked across the library to find Maya.
- I came across Maya at the library.
- I arranged to meet Maya at the library.
Cevabı göster
I came across Maya at the library.
Would belie a willingness: görünüş ile gerçeklik arasındaki fark
Belie, bir şey hakkında gerçeğe uymayan bir izlenim vermek veya gerçek bir özelliğin görülmesini zorlaştırmak demektir. Burada kişinin dış özellikleri, insan kusurlarına hoşgörüyle yaklaşma yönündeki iç isteğini göstermeyecek, hatta bu istekle uyumsuz görünebilecektir. Would, hayalî betimlemede bu özelliklerin yaratacağı etkiyi ifade eder. X would belie Y yapısı, Y gerçekte var olsa bile X’in Y’yi yokmuş veya pek olası değilmiş gibi göstereceği anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümle, sert görünüşünün aslında yardım etmeye istekli olduğu gerçeğini gizleyeceği anlamına gelir?
- She would believe in everyone's willingness to help.
- Her severe expression would belie a willingness to help.
- Her severe expression would reveal a willingness to help.
Cevabı göster
Her severe expression would belie a willingness to help.
extend charity towards: şefkatli anlayış göstermek
Bu cümlede extend charity towards, “birine karşı şefkatli anlayış ve hoşgörü göstermek” anlamına gelir. Charity burada bir kuruluşa yapılan bağışı değil, gönül zenginliğini ifade eder. extend + charity + towards + nesne kalıbı, iyiliği bir kişiye, gruba veya insan doğasının bir yönüne yöneltilen bir tutum olarak sunar. Burada hedef insanın kusurlarıdır; dolayısıyla ifade, insanların eksiklerini merhametle değerlendirmeyi anlatır.
Alıştırma
“A wise judge may extend charity towards a first-time offender,” cümlesinde extend charity towards ne anlama gelir?
- suçluya şefkatli bir anlayış göstermek
- suçlunun yaptığı her şeyi görmezden gelmek
- suçluya bağışlaması için para vermek
- suçlunun hiçbir yanlış yapmadığını kanıtlamak
Cevabı göster
suçluya şefkatli bir anlayış göstermek
Someone who could know how much we stand in need of forgiveness Kelime
6:17Bağışlanmaya ne kadar ihtiyacımız olduğunu bilebilecek,
stand in need of forgiveness: “bağışlanmaya ihtiyaç duymak” için resmî bir ifade
Stand in need of forgiveness, “bağışlanmaya muhtaç durumda olmak” veya daha doğrudan “bağışlanmaya ihtiyaç duymak” anlamına gelir. Stand burada ayakta durmayı anlatmaz; stand in need of, “bir şeye ihtiyaç duyan durumda olmak” anlamındaki kalıplaşmış resmî bir yapıdır. stand in need of + isim yapısı, kişinin durumunu veya bağımlılığını vurgular. Bu cümlede, kendi bağışlanma ihtiyacımızı kabul etmenin başkalarını bağışlamaya daha yatkın olmamızı sağlayabileceği düşüncesini destekler.
Alıştırma
Hedef yapı stand in need of ile cümleyi tamamlayın: After causing so much harm, we ____ forgiveness ourselves.
Cevabı göster
stand in need of
and who could laugh generously with and at us Ton ve niyet
6:20ve aynı şeyi kendilerine karşı da nasıl yapacaklarını bildikleri için,
because they knew how to do the same in relation to themselves.
6:23bizimle ve bize cömertçe gülebilecek biri.
laugh generously with and at us: bizimle birlikte gülmek ve bize de sevecenlikle takılmak
Bu cümlede laugh with us, şakayı bizimle paylaşarak birlikte eğlenmek anlamına gelirken laugh at us, bizi de şakanın bir parçası yapar. İkisinin birlikte kullanılması, hem ortak eğlenceye hem de nazikçe takılmaya yer veren bir ilişkiyi anlatır. Generously sözcüğü ve bu kişilerin kendilerine de gülebildiğini belirten sonraki bölüm, laugh at ifadesinin alaycı etkisini yumuşatır. Amaçlanan tavır tek taraflı aşağılama değil, sıcak ve eşit bir yakınlıktır.
Alıştırma
Cümledeki laugh generously with and at us ifadesine en uygun durum hangisidir?
- Birkaç kişi birlikte güler ama hiçbiri şakanın konusu değildir.
- Arkadaşlar bir şakayı paylaşır ve kendileri de dahil olmak üzere birbirlerine nazikçe takılır.
- Bir kalabalık, hata yapan bir yabancıyı aşağılar.
Cevabı göster
Arkadaşlar bir şakayı paylaşır ve kendileri de dahil olmak üzere birbirlerine nazikçe takılır.
allow ... to be coarsened by ...: bir şeyin başka bir şey yüzünden kabalaşmasına izin vermek
Allow + nesne + to be + geçmiş zaman ortacı yapısı, öznenin değişimi bizzat gerçekleştirmesi yerine değişimin nesnenin başına gelmesine izin verdiğini anlatır. Burada we've allowed our concern ... to be coarsened, seksiliğe yönelik ilgimizin veya onu anlama biçimimizin daha az incelikli hâle gelmesini engellemediğimiz anlamına gelir. Coarsened burada mecazidir: fiziksel takıntı bu fikri daha kaba, daha dar ve daha az incelikli hâle getirmiştir. Bir yüzeyin pürüzlü olmasını anlatmaz.
Alıştırma
allowed sonrasındaki edilgen mastar yapısını tamamlayın: We allowed the discussion ____ reduced to a single slogan.
Cevabı göster
to be
Güçlü etki veya denetim için “under the sway of”
Bu cümlede under the sway of, bir düşüncenin güçlü etkisi veya denetimi altında olmak demektir. Aşırı basit bir biyolojik görüşün “bizim” düşünme biçimimizi şekillendirdiğini söyler; fiziksel olarak sallanmayı anlatmaz. Kalıp be under the sway of + kişi, duygu, inanç veya güç şeklindedir. Genellikle yargının ya da davranışın tamamen bağımsız olmadığını ima eder.
Alıştırma
Cümleyi, bu notta geçen ve “güçlü biçimde etkilenmiş veya kontrol edilmiş” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: For years, the committee was ____ a fear of change.
Cevabı göster
under the sway of
Yet, by recovering contact Dilbilgisi
6:39Yine de, başka bir insandan duygusal olarak beklediğimiz bazı şeylerle
is never just a well-polished body, Anlatım akışı
6:51her zaman ve esas olarak iyi şekillendirilmiş bir ruh olduğunu,
but always and primordially a well-fashioned soul.
6:54mutlu bir şekilde, ama sadece işimize geldiği için değil, yeniden keşfedebiliriz.
Yöntem göstermek için “by recovering contact with ... what we emotionally crave” kullanımı
Cümle başındaki By recovering contact with ... bir by + -ing yapısıdır. Ana cümledeki sonucu mümkün kılan yöntemi belirtir: belirli duygusal ihtiyaçlarla yeniden bağ kurmak, “bizim” bir şeyi yeniden keşfetmemize yardımcı olur. some of what we emotionally crave ifadesinde what we emotionally crave, “duygusal olarak arzuladığımız şeyler” anlamına gelen ve isim öncülünü kendi içinde barındıran bir ilgi yan cümlesidir. What zaten “şey” isim fikrini içerdiği için burada soru sözcüğü değildir. Some of, bu daha geniş ihtiyaçlar kümesinin bir bölümünü seçer.
Alıştırma
Hangi cümle, yöntemi göstermek için by + -ing yapısını ve “... olan şey” anlamı için what sözcüğünü doğru kullanır?
- By listening to that the customer needs, we can improve the service.
- By listening to what the customer needs, we can improve the service.
- By listen to what does the customer need, we can improve the service.
Cevabı göster
By listening to what the customer needs, we can improve the service.
Ara tutum göstergesi olarak happily, but not merely conveniently
Burada happily, “neyse ki” ya da “bu sevindirici bir sonuç” anlamına gelen ve tüm cümleyi değerlendiren bir zarftır. Ardından gelen iddianın tamamına yorum katar; yeniden keşfetme eyleminin neşeli biçimde yapıldığını anlatmaz. Araya giren but not merely conveniently ifadesi olası bir itiraza önceden cevap verir. Yazar sonucun iç rahatlatıcı olduğunu kabul eder, ardından bunun yalnızca kolay ya da hoş olduğu için benimsenmediğini vurgular. Böylece ara ifade, ana cümle devam etmeden önce hem yazarın tutumunu hem de bir düzeltmeyi gösterir.
Alıştırma
Vurgulanan ara ifadenin işlevini en iyi koruyan açıklama hangisidir?
- Konuşan kişi sonucu uygun bir zamanda neşeyle yeniden keşfedecektir.
- Sonuç yalnızca savı kolaylaştırdığı için doğrudur.
- Sonuç sevindiricidir, ancak yalnızca elverişli olduğu için kabul edilmemektedir.
Cevabı göster
Sonuç sevindiricidir, ancak yalnızca elverişli olduğu için kabul edilmemektedir.
never just A, but always and primordially B kalıbı
never just A, but always and primordially B kalıbı iki fikri yalnızca sıralamak yerine aralarında bir önem sırası kurar. A eksik bir açıklama olarak sunulur; B ise daha derin ve temel gerçek olarak ileri sürülür. Burada primordially, “en temel ya da en başlangıç düzeyinde” demektir. well-polished body ve well-fashioned soul şeklindeki paralel betimlemeler karşıtlığı akılda kalıcı kılar. Polished dış görünüşteki özeni anlatırken fashioned “biçimlendirilmiş veya şekil verilmiş” anlamını taşır. Bu nedenle well-fashioned soul, moda bir ruh değil, iyi biçimlenmiş bir iç karakter demektir.
Alıştırma
Yeni cümleyi dersteki never just A, but always and primordially B kalıbıyla tamamlayın: Good teaching is ____ explaining facts, ____ helping people think for themselves.
Cevabı göster
never just · but always and primordially
Our dating cards are designed to spark insightful and playful encounters.
7:03Flört kartlarımız anlayışlı ve eğlenceli karşılaşmalar başlatmak için tasarlandı.
Click the link on screen now to find out more.
7:08Daha fazlasını öğrenmek için şimdi ekrandaki bağlantıya tıklayın.