'Aşk' kelimesi neden işe yaramazdır – ve işte üç alternatifi: İngilizce çalışma notları
The School of Life
Video özeti: İngilizce arzu ve şefkati love sözcüğünde toplar. Eros, philia ve agape sevginin farklı biçimlerini gösterir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Dil bilgisi ve cümle kalıpları: “as it almost always does,” içinde does, ara açıklamadaki wanes fiilinin yerini alır; öğrenci tekrardan kaçınır ve ölçülü bir gözlem ekler. 2. Deyimler ve mecazlı ifadeler: “come to grief”, yalnızca üzülmek değil; başarısızlığa, sıkıntıya veya mutsuz bir sonuca uğramaktır. Öğrenci ifadeyi anlatılarda tanır. 3. Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: “Under their tutelage,” resmî olarak birinin rehberliği altında demektir; eğitim, mentorluk ve düşünsel etki için kullanılır, under fiziksel konum sanılmaz.
Bu derste
and what we believe makes us fundamentally human.
0:03ve bizi temelde insan yaptığına inandığımız şeydir.
But it's also the source of considerable anxiety. Kalıp ifadeler
0:07Ancak aynı zamanda hatırı sayılır bir kaygı kaynağıdır.
source of considerable anxiety: bir nedeni belirtmek
Burada source, bilgi alınan bir yer değil, “neden” veya “kaynak” anlamındadır. source of + isim yapısı, bir şeyin ne ürettiğini belirtir; bu cümlede sevgi kaygı üretmektedir. Considerable, “değerlendirilebilir” değil, miktar veya derece bakımından “büyük ya da önemli” demektir. Bu nedenle ifadenin tamamı, sevginin önemli ölçüde kaygıya yol açtığını anlatır.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan neden ifadesiyle tamamlayın: For some people, public speaking is a ____.
Cevabı göster
source of considerable anxiety
Chiefly, we worry whether we're entirely normal,
0:11Başlıca olarak, tamamen normal olup olmadığımız konusunda endişeleniriz,
because it frequently feels as if we're not experiencing love the way we should be. Dilbilgisi
0:14çünkü sıklıkla aşkı olmamız gerektiği gibi yaşamadığımızı hissederiz.
as if: bir gerçeği değil, izlenimi anlatmak
As if, bir izlenim veya görünüş bildiren yan cümleyi başlatır. Burada we're not experiencing love the way we should be ifadesini insanların sık sık yaşadığı bir his olarak sunar. Bu izlenimin doğru olduğunu kesinleştirmez. İfade, konuşanın öznel bir duyguyu anlatırken iddiayla arasına belli bir mesafe koymasını sağlar.
Alıştırma
Şu cümleye en uygun yorum hangisidir: “It feels as if everyone is watching me”?
- Konuşan herkesin kendisine bakmaya başlamasını istiyor.
- Herkes kesinlikle bakıyor ve bu, hissin nedenidir.
- Konuşan böyle hissediyor, ancak bunun kesinlikle doğru olduğunu söylemiyor.
Cevabı göster
Konuşan böyle hissediyor, ancak bunun kesinlikle doğru olduğunu söylemiyor.
Society is subtly highly prescriptive in this regard. Notlar
0:20Toplum bu konuda üstü kapalı bir şekilde oldukça kuralcıdır.
highly prescriptive ifadesinin resmî anlamı
Burada prescriptive, insanların nasıl davranması gerektiği konusunda güçlü kurallar veya beklentiler koymak anlamına gelir. Highly bu gücü artırır: toplum yalnızca bir davranış biçimi önermekle kalmaz, neyin normal veya kabul edilebilir sayıldığını güçlü biçimde belirler. Bu, prescriptive sözcüğünün toplumsal ve analitik anlamıdır; tıbbi reçetelerle ilgili anlamı değildir. Subtly ise baskının açıkça dile getirilmese bile güçlü olabileceğini ekler.
Alıştırma
Cümleyi “güçlü biçimde kurallar veya beklentiler koyar” anlamındaki tam iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: The club is ____ about what members may wear.
Cevabı göster
highly prescriptive
In this regard ile iddianın kapsamını sınırlamak
In this regard, “bu noktada” veya “bu belirli açıdan” anlamına gelir. İfadeyi az önce bahsedilen bir konuya bağlar ve iddiayı genellemek yerine o açıyla sınırlar. Burada this önceki konuya gönderme yaparken regard “açı” veya “yön” anlamındadır; hayranlık ya da selamlama anlamında değildir.
Alıştırma
Yeni programın gecikmeleri azalttığı gerçeğine doğru biçimde gönderme yapan ifadeyi seçin: The new schedule reduced delays. ___, it worked well.
- In this regard
- Best regards
- With regard to
Cevabı göster
In this regard
we should all be within sexual relationships
0:27hepimizin cinsel ilişkiler içinde olmamız gerektiğini ileri sürer,
We should be constantly thrilled by our partner's presence.
0:35Partnerimizin varlığından sürekli heyecan duymalıyız.
We should long to see them after every absence.
0:38Her ayrılıktan sonra onları görmeyi dört gözle beklemeliyiz.
and most of all, want to have sex with them every day or so.
0:45ve en önemlisi, neredeyse her gün onlarla seks yapmak istemeliyiz.
Yeniden ifade etmeyi belirtmek için “In other words” kullanımı
In other words, daha önce söylenen bir düşüncenin yeniden ifade edileceğini belirtir. Burada dinleyiciye, sıradaki düşüncenin önceki beklentileri daha açık ve genel bir şekilde özetlediğini gösterir. Yeni bir kanıt eklemek yerine bilgiyi düzenler: önce ayrıntılı düşünce, ardından onun daha kısa veya daha açık bir anlatımı gelir.
Alıştırma
İkinci cümlenin ilk cümleyi yeniden ifade ettiğini en iyi gösteren bağlayıcı hangisidir? "No one under eighteen may enter. _____ visitors must be eighteen or older."
- In other words,
- For example,
- In addition,
Cevabı göster
In other words,
we should follow the script of romantic ecstasy throughout our lives. Deyimler
0:49hayatımız boyunca romantik vecd senaryosunu izlemeliyiz.
“Follow the script” ifadesinin mecaz anlamı
Follow the script, kelime anlamıyla yazılı bir senaryonun yönlendirdiği şeyleri söylemek veya yapmaktır. Burada mecazidir: script, romantik yaşam için toplumun beklediği kalıbı temsil eder; follow the script ise bu önceden belirlenmiş kalıba göre yaşamak demektir. Bu mecaz, davranışların özgürce seçilmek yerine roller veya beklentiler tarafından yönlendirildiğini anlatmak için sıkça kullanılır.
Alıştırma
"Leo followed the script society had set for him," cümlesinde followed the script en olası olarak ne anlama gelir?
- Bir oyundaki replikleri yüksek sesle okudu.
- Önceden belirlenmiş bir toplumsal kalıba göre yaşadı.
- Toplum için yeni bir hikâye yazdı.
Cevabı göster
Önceden belirlenmiş bir toplumsal kalıba göre yaşadı.
This is beautiful in theory and hugely punitive in practice. Anlatım akışı
0:55Bu teoride güzeldir ve pratikte oldukça cezalandırıcıdır.
in theory ... in practice: çekici bir fikirle ağır bir sonucu karşılaştırma
In theory, fikri ilkeler veya beklentiler düzeyinde ele alır; in practice ise fikir uygulandığında gerçekte olanlara geçer. Bu iki ifade, ideal ile gerçeklik arasındaki karşıtlığı açıkça düzenler. Beautiful fikri çekici olarak değerlendirir. Hugely punitive ise gerçek etkisini ağır bir yük veya utanç yaratan sert bir şey olarak değerlendirir. Burada punitive mutlaka yasal bir ceza anlamına gelmez; bir standardın yol açtığı ağır sonuçları anlatır.
Alıştırma
Cümle nasıl bir karşıtlık kuruyor?
- Hem fikir hem de gerçek hayattaki etkisi güzeldir.
- Fikir çekici görünüyor, ancak gerçek hayattaki etkisi sert ve ağırdır.
- Teori, uygulamada işleyemeyen yasal bir cezadır.
Cevabı göster
Fikir çekici görünüyor, ancak gerçek hayattaki etkisi sert ve ağırdır.
then most of us will have to admit to ourselves, perhaps with considerable embarrassment, Kalıp ifadeler
1:05o zaman çoğumuz muhtemelen büyük bir utançla kendimize itiraf etmek zorunda kalacağız ki,
admit to ourselves: zor bir gerçeği kendi içinde kabul etmek
Admit to ourselves ifadesinde to ourselves, kabulün kime yöneltildiğini gösterir: gerçeği kendi içimizde kendimize kabul ederiz. Başka birine yapılan itiraftan ziyade zor veya rahatsız edici bir şeyi içten kabul etmeyi vurgular. Yaygın kalıplar admit to oneself that ... ve admit something to oneself biçimindedir. Dönüşlülük zamiri özneye göre değişir: I admit to myself, she admits to herself ve we admit to ourselves.
Alıştırma
Cümleyi admit ve doğru dönüşlülük ifadesiyle tamamlayın: We need to ____ that the plan has failed.
Cevabı göster
admit to ourselves
that we don't know much about love and therefore,
1:10aşk hakkında pek bir şey bilmiyoruz ve bu nedenle,
don't qualify as decent, sane, or normal people. Kalıp ifadeler
1:13düzgün, aklı başında veya normal insanlar olarak nitelendirilemeyiz.
qualify as: bir şey sayılmak için ölçütü karşılamak
qualify as ifadesinde qualify, “bir şey olarak kabul edilmek veya sınıflandırılmak için gereken koşulları karşılamak” demektir. as'ten sonra gelen bölüm kategori ya da tanımı belirtir. Buradaki olumsuz yapı, bazı insanların sözde düzgün, aklı başında veya normal insan sayılmadığını söyler. Bu sıfatlar kişiye ilişkin temel yargılar olduğundan ifade, mesleki yeterlilikten söz etmek yerine dayatılan ölçütleri eleştirip alaya alır.
Alıştırma
“Bir şey olarak sınıflandırılmak” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Under the city rules, this room does not ____ legal housing.
Cevabı göster
qualify as
a cult of love: aşırı bağlılığı eleştiren bir mecaz
A cult of love mecazdır. Cult, yoğun ve sorgulanmayan bağlılığı çağrıştırır; bu nedenle ifade, romantik aşkı toplumun neredeyse bir din gibi gördüğü bir şey olarak sunar. Gerçek bir dinî grubu anlatmaz. Konuşmacı bu güçlü imgeyi eleştirel biçimde kullanarak insanların aşkı ideal hâle getirdiğini ve aşkla ilgili inançları kabul etmeleri için başkalarına baskı yaptığını savunur.
Alıştırma
“We've created a cult of love” cümlesinde a cult of love ne anlama gelir?
- Toplum romantik aşka aşırı ve neredeyse sorgusuz bir bağlılık gösteriyor.
- Bir aşk tanrına tapınmak için resmî olarak dinî bir grup kuruldu.
- İnsanlar herkesin sevgi gösterdiği şefkatli bir kültür oluşturdu.
Cevabı göster
Toplum romantik aşka aşırı ve neredeyse sorgusuz bir bağlılık gösteriyor.
radically out of line with most of our real experiences of relationships. Kalıp ifadeler
1:20ki bu, ilişkilerle ilgili gerçek deneyimlerimizin çoğuyla kökten uyumsuzdur.
radically out of line with: … ile kökten uyuşmamak
Be out of line with something, bir şeyle tutarsız olmak ya da onun belirlediği ölçütten sapmak demektir. Burada ifade, aşkla ilgili bir düşüncenin çoğu insanın gerçek ilişki deneyimleriyle uyuşmadığını anlatır. Radically bu uyuşmazlığı güçlendirir: fark küçük değil, köklüdür. Bu yapıda out of line with mecazidir; sırada yanlış yerde durmak ya da yalnızca kaba davranmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için radically sözcüğünü ve bu dersteki dört kelimelik ifadeyi kullanın: The survey's conclusion is ____ the responses people actually gave.
Cevabı göster
radically out of line with
This is where the ancient Greeks can help. Anlatım akışı
1:25İşte antik Yunanlıların yardımcı olabileceği yer burasıdır.
This is where ... can help: işte bu noktada ... yardımcı olabilir
This is where + kişi, araç veya fikir + can help, daha önce belirtilen bir soruna gönderme yapar ve ardından yararlı bir çözüm sunar. Bilgiyi sorun → yardım kaynağı düzeninde yapılandırır. Buradaki where fiziksel bir yeri belirtmez. Bu durumda veya sorunun bu noktasında anlamına gelir; böylece kalıp, açıklamanın bir bölümünü sonrakine bağlar.
Alıştırma
Geçişi tamamlamak için bu dersteki üç kelimelik kalıbı kullanın: The team cannot find the latest files. ____ a shared folder can help.
Cevabı göster
This is where
They realized early on that there are many kinds of love, Kalıp ifadeler
1:28Aşkın pek çok türü olduğunu erken fark ettiler,
early on: ilk aşamada
Early on, bir dönemin, sürecin veya gelişimin ilk aşamalarında anlamına gelir. Buradaki ilgili dönem, Antik Yunan düşüncesinin gelişim sürecidir; dolayısıyla onların bu anlayışa sabah erken saatte değil, nispeten erken bir aşamada ulaştığını belirtir. On, bu zarf ifadesinin sabit bir parçasıdır. İlgili zaman aralığı başka bir yerde açıkça belirtilebilir veya yalnızca bağlamdan anlaşılabilir.
Alıştırma
Cümleyi projenin ilk aşamasında anlamına gelen iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: We realized ____ that the budget was too small.
Cevabı göster
early on
each with their respective virtues and seasons,
1:32her birinin kendine özgü erdemleri ve mevsimleri olduğunu,
and that a good society requires us to append a correct vocabulary
1:35ve iyi bir toplumun doğru bir kelime dağarcığı eklememizi gerektirdiğini
to these different states of the heart, lending each one legitimacy in the process. Notlar
1:40kalbin bu farklı durumlarına, bu süreçte her birine meşruiyet kazandırarak.
states of the heart: duygusal durumlar
States of the heart, farklı duygusal durumları veya sevgi biçimlerini anlatan bir benzetmedir. Heart kişinin iç dünyasındaki duyguları, states ise birbirinden farklı durumları veya hissetme biçimlerini ifade eder. Bu cümlede ifade, eros, philia ve agape gibi deneyimleri farklı sevgi türleri olarak gruplandırır. Kalbin fiziksel veya tıbbi durumunu anlatmaz.
Alıştırma
Bu cümlede states of the heart neyi ifade ediyor?
- Kalbi etkileyen tıbbi sorunlar
- Farklı duygusal durumlar veya sevgi türleri
- Ayrı ayrı yönetilen siyasi bölgeler
Cevabı göster
Farklı duygusal durumlar veya sevgi türleri
lending each one legitimacy: her birine meşruiyet kazandırmak
Burada lending each one legitimacy, her duygusal durumu geçerli ve toplumsal olarak tanınmaya değer hâle getirmek demektir. Each one, daha önce sözü edilen farklı kalp hâllerini belirtir; her birine doğru bir ad verilmesi onlara meşruiyet kazandırır. lend something legitimacy kalıbında lend, bir nesneyi geçici olarak ödünç vermek değil, bir nitelik kazandırmak veya eklemek anlamına gelir. Aynı kalıp; bir etiketin, kuralın, kurumun veya kanıtın bir iddiayı, statüyü ya da eylemi daha kabul edilir veya haklı göstermesini anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi lend legitimacy ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Public consultation can ____ to the final decision.
Cevabı göster
lend legitimacy
we often experience at the start of a relationship
1:49ki bunları genellikle bir ilişkinin başlangıcında yaşarız
Anointed ... with the word eros: eros sözcüğüyle törensel biçimde adlandırmak
Bu cümlede anointed, gerçekten yağ sürmek değil, ciddi ve yüceltilmiş bir ad vermek anlamına gelir. Yunanların, bir ilişkinin başlangıcındaki güçlü fiziksel duyguları eros sözcüğüyle ilişkilendirdiği anlatılır. Fiil törensel bir güç taşır: ad verme eylemini önemli ve neredeyse resmî gösterir. Başka bağlamlarda anoint, birini özel bir görev için kamuoyu önünde seçmek veya yüceltmek anlamına da gelebilir ve çoğunlukla anoint someone as something kalıbında kullanılır.
Alıştırma
Örnek cümlede anointed ne anlama geliyor?
- bu duygulara ciddi ve yüceltilmiş bir ad verdi
- her ilişkinin başlangıcına gerçekten yağ sürdü
- erosun geçerli olan tek aşk türü olduğunu kanıtladı
Cevabı göster
bu duygulara ciddi ve yüceltilmiş bir ad verdi
But they knew that love is not necessarily over Dilbilgisi
1:54Ancak aşkın illa ki bittiği anlamına gelmediğini biliyorlardı
not necessarily: tersini ileri sürmeden kesinliği reddetmek
not necessarily over ifadesinde not, over sözcüğünü değil necessarily sözcüğünü olumsuzlar. Konuşan kişi, cinsel yoğunluk azaldığında sevginin mutlaka bitmiş olması gerektiği fikrini reddeder. Sevgi bitebilir de devam edebilir de; cümle iki olasılığı da açık bırakır. Sorgulamak istediğiniz sonuçtan önce not necessarily kullanın. Bu yapı, tersinin her zaman doğru olduğunu iddia etmeden aşırı kesin bir sonuca karşı çıkmanızı sağlar.
Alıştırma
Burada love is not necessarily over ne anlama geliyor?
- Sevgi genellikle hemen biter.
- Sevgi kesinlikle devam ediyor.
- Sevgi devam edebilir; bittiği kesin bir sonuç değildir.
- Sevgi kesinlikle bitti.
Cevabı göster
Sevgi devam edebilir; bittiği kesin bir sonuç değildir.
as it almost always does, after a year or so in a relationship. Dilbilgisi
2:00ki bir ilişkide aşağı yukarı bir yıl sonra neredeyse her zaman öyle olur.
as it almost always does: wanes yerine kullanılan does
Virgüllerle ayrılan as yan cümlesi, önceki olay hakkında parantez içi bir yorumdur. Burada it, sexual intensity ifadesine gönderme yapar ve does, wanes fiilinin yerini tutar; dolayısıyla yan cümle as sexual intensity almost always wanes anlamına gelir. Does kullanımı, fiilin tamamını tekrarlamayı önler. As, azalmayı yeni bir eylem olarak değil, tipik veya beklenen bir düzen olarak sunar. Virgüller bu yorumun isteğe bağlı olduğunu gösterir: yorum çıkarıldığında çevresindeki when yan cümlesinin temel yapısı korunur.
Alıştırma
Cümleyi slows down yerine geçen sözcükle tamamlayın: The train slows down near the bridge, as it often ____.
Cevabı göster
does
Our feelings can then evolve into another sort of love Kalıp ifadeler
2:04Duygularımız daha sonra başka bir aşk türüne evrilebilir
evolve into: zamanla gelişerek yeni bir biçime dönüşmek
Burada evolve into, “zamanla gelişerek farklı bir biçime dönüşmek” demektir. Duygular birden ortadan kalkmaz veya başka bir şeyle değiştirilmez; zaman içinde başka bir sevgi türüne dönüşür. Kullanılabilir kalıp A evolves into B şeklindedir. A önceki biçim, B ise daha sonra ortaya çıkan sonuçtur.
Alıştırma
Hangi cümle yeni bir biçime doğru kademeli değişimi en iyi vurgular?
- The club was suddenly replaced by a national organization.
- A national organization appeared without any earlier form.
- Over several years, the club evolved into a national organization.
Cevabı göster
Over several years, the club evolved into a national organization.
normally translated as: yaygın çeviri karşılığını belirtmek
normally translated as yapısında translated as, başka bir dilde kullanılan karşılığı verir. Normally bunun yaygın çeviri olduğunu belirtir; iki ifadenin her bağlamda bütünüyle aynı olduğu iddiasını taşımaz. Tam kalıp X is normally translated as Y şeklindedir. X kaynak kelime veya ifade, Y ise yaygın olarak kullanılan çeviridir.
Alıştırma
Hangi cümle yalnızca hedef dili belirtmek yerine çevrilmiş ifadenin kendisini verir?
- The phrase atención primaria normally translates English as “primary care.”
- The phrase atención primaria is normally translated as “primary care.”
- The phrase atención primaria is normally translated into English.
Cevabı göster
The phrase atención primaria is normally translated as “primary care.”
though the Greek word is far warmer, more loyal, Dilbilgisi
2:13gerçi Yunanca kelime çok daha sıcak, daha sadık,
far warmer, more loyal, and more touching than: güçlü bir paralel karşılaştırma
Burada far, “çok daha büyük bir ölçüde” anlamına gelen bir güçlendiricidir; mesafeden söz etmez. Karşılaştırma biçimi warmer’ı güçlendirir ve etkisi sıralı yapının tamamına yayılır: warmer, more loyal ve more touching. Üç karşılaştırma ifadesi de than sonrasındaki aynı karşılaştırma ölçütünü paylaşır: its English counterpart. Bu yapı, iki şeyi birden fazla yönden karşılaştırırken farkların büyük olduğunu vurgulamanızı sağlar.
Alıştırma
Üç paralel karşılaştırmadaki büyük farkı vurgulamak için far sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?
- The new design is far light, durable, and easy to repair than the old one.
- The new design is far lighter, more durable, and easier to repair than the old one.
- The new design is very lighter, more durable, and easier to repair than the old one.
Cevabı göster
The new design is far lighter, more durable, and easier to repair than the old one.
might be willing to: olası gönüllü isteklilik
Might, isteğin kesin değil, olası veya varsayımsal olduğunu gösterir; burada geçmiş zamanı belirtmez. Be willing to, bir şeyi kendi seçimiyle yapmaya hazır olmak anlamına gelir. Yapı özne + might be willing to + fiilin yalın biçimidir. Bu sözcükler birlikte, birinin harekete geçmeyi seçebileceğini temkinli biçimde belirtir ancak bunu kesinlikle yapacağını ileri sürmez.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak ve olası gönüllü istekliliği göstermek için might be willing to kullanın: With a little more information, Rosa ____ join the committee.
Cevabı göster
might be willing to
Aristotle recommended that we outgrow eros in youth Kelime
2:21Aristoteles gençlikte eros'u geride bırakmamızı tavsiye etti
Outgrow eros: olgunlaşarak bir evreyi aşmak
Bu cümlede outgrow mecaz anlamda kullanılır. To outgrow eros, yoğun fiziksel tutkunun aşktaki temel güç olduğu bir evrenin ötesine geçecek şekilde olgunlaşmak demektir; fiziksel olarak eros'tan daha büyük hâle gelmek demek değildir. Kalıp outgrow + isim şeklindedir. Genellikle eski bir alışkanlığın, ilgi alanının, ilişki biçiminin veya yaşam evresinin kişi geliştikçe artık ona uymamasını ya da yön vermemesini anlatır. Bu evreyi aşmak, önceki evrenin değersiz olduğunu söylemek zorunda değildir.
Alıştırma
Cümleyi outgrow sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: After a few years, Leo had ____ his need for constant approval.
Cevabı göster
outgrown
and then base our relationships, especially our marriages,
2:25ve sonra ilişkilerimizi, özellikle de evliliklerimizi,
Anlayışımıza önemli bir nüans eklemek
Burada adds an important nuance to our understanding, zaten anladığımız bir konuya ince ama anlamlı bir ayrım eklemek demektir. Yeni nokta mevcut görüşü değiştirmek ya da tersine çevirmek yerine onu daha kesin hâle getirir. Aktarılabilir kalıp add a nuance to + isim şeklindedir. Bir ayrıntı anlayışı, yorumu, tartışmayı veya anlatımı daha kesin ya da daha az mutlak hâle getirdiğinde analizlerde sık kullanılır.
Alıştırma
add an important nuance to ifadesini doğru biçimde kullanın: The witness's final comment ____ our understanding of the dispute.
Cevabı göster
adds an important nuance to
even when: sonucu değiştirmeyen bir engel
even when, normalde ana düşüncenin geçerli olmasını daha az olası gösterebilecek bir durumu sunar. Burada ilişki tutkunun azaldığı bir evrede olabilir, ancak sevginin devam etmesi yine de mümkündür. Bu yan cümle bir koşuldan farklıdır. Yalnızca o durum gerçekleşirse sevginin var olacağını söylemez; karşıtlığa rağmen ana düşüncenin o durumda da geçerli olduğunu anlatır.
Alıştırma
Kızgın olunsa da nezaketin devam ettiğini gösteren, when ile biten iki sözcüklü bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: I try to speak kindly ____ I am upset.
Cevabı göster
even when
that our own more one-sided vocabulary fails to value. Deyimler
2:39daha tek taraflı kelime dağarcığımızın değer vermeyi başaramadığı.
more one-sided vocabulary: dengesiz bir kavramsal bakış
Burada one-sided, bir konunun çoğunlukla yalnızca bir yönünü yansıtan veya değerli gören bir kelime dağarcığını anlatır. Bu mecazi bir kullanımdır: bir sözcük sisteminin fiziksel bir tarafı yoktur; düşünceleri düzenleme biçimi eksik veya dengesizdir. More bir karşılaştırma belirtir. Konuşmacı bu kelime dağarcığını bakış açısı bakımından görece daha sınırlı sunar; özellikle de romantik tutkunun dışındaki sevgi türlerini daha az tanıdığı için. Eleştiri tek tek sözcüklerin şekline veya yazımına değil, kavramsal çerçeveyedir.
Alıştırma
Bu cümlede more one-sided vocabulary ne anlama geliyor?
- Bir konuşmanın yalnızca bir tarafının kullandığı kelime dağarcığı.
- Bütün sözcükleri bir sayfanın yalnızca bir yüzüne basılmış kelime dağarcığı.
- Bazı yönleri diğerlerinden daha fazla yansıtan ve bu nedenle konunun bir bölümünü kaçıran bir kelime dağarcığı.
Cevabı göster
Bazı yönleri diğerlerinden daha fazla yansıtan ve bu nedenle konunun bir bölümünü kaçıran bir kelime dağarcığı.
This can best be translated as a charitable love.
2:49Bu en iyi hayırsever bir aşk olarak çevrilebilir.
agape: merhametli ve özverili sevgi
Agape, merhametli ve özverili sevgiyi anlatan eski bir Yunanca terimdir. Bu cümlede, insanlar kusurlu, acı çekiyor veya karşılık veremiyor olsalar bile onlara özen göstermeyi ifade eder. Buradaki charitable yalnızca para bağışlamayı değil, merhameti ve gönül cömertliğini anlatır. Terim, romantik veya cinsel çekimden çok etik ya da manevi bir ilgiyi belirtir.
Alıştırma
Hangi durum, cümlede kullanılan agape kavramını en iyi örnekler?
- Bir kişi, yalnızca övgü ve ilgi kazanmak için para bağışlar.
- Bir kişi, ödül beklemeden acı çeken bir yabancıyla ilgilenir.
- Bir kişi, yeni bir sınıf arkadaşına karşı yoğun romantik çekim hisseder.
Cevabı göster
Bir kişi, ödül beklemeden acı çeken bir yabancıyla ilgilenir.
It's what we might feel towards someone who's behaved rather badly
2:52Oldukça kötü davranmış birine karşı hissedebileceğimiz şeydir
or come to grief through flaws of character, Deyimler
2:55veya karakter kusurları yüzünden kedere kapılmış birine,
come to grief: başarısızlıkla veya ciddi sorunla sonuçlanmak
Come to grief, başarısız olmak, ciddi bir belaya uğramak, felaket yaşamak veya kötü bir sonla karşılaşmak anlamına gelen bir deyimdir. Burada insanların karakter kusurları yüzünden talihsiz bir sonuç yaşadığını anlatır; yalnızca üzülmeye başladıkları anlamına gelmez. Yaygın yapı kişi veya plan + come to grief biçimindedir ve nedeni ya da durumu belirtmek için ardından sık sık through, because of veya when gelir. Sorunu, bir dizi olayın sonunda ortaya çıkan sonuç olarak sunar.
Alıştırma
“Ciddi bir başarısızlıkla sonuçlanmak” anlamındaki deyimle İngilizce cümleyi tamamlayın: Without a safety plan, the expedition could ____.
Cevabı göster
come to grief
Resmî bir ilgi cümleciğinde for whom
Temel ifade feel compassion for someone, yani “birine şefkat veya merhamet duymak”tır. İlgi cümleciğinde whom, daha önce sözü edilen kişiyi temsil eder ve for edatının nesnesidir. for öğesini whom öğesinin önüne getirmek, edatın öne alındığı bir ilgi cümleciği oluşturur. Bu yapı, daha önce anılan kişiyi ona duyulan şefkatle bağlar ve cümleye resmî bir yazı dili havası verir.
Alıştırma
Cümleyi edatın öne getirildiği resmî biçimle tamamlayın: She is the student ____ the scholarship was created.
Cevabı göster
for whom
It's what a god might feel for his or her people, Anlatım akışı
3:01Bir tanrının halkı için hissedebileceği şeydir,
or what an audience might feel for a tragic character in a play.
3:04veya bir izleyicinin bir oyundaki trajik bir karakter için hissedebileceği şeydir.
Paralel what ... might feel for cümlecikleri
Tekrarlanan what yan cümlecikleri paralel ad cümlecikleridir. Her biri “bir tarafın diğerine karşı hissedebileceği duygu türü” anlamına gelir: önce bir tanrının halkına, ardından bir seyircinin trajik bir karaktere yönelik duygusu verilir. Konuşmacı, iki cümleciği what X might feel for Y, or what A might feel for B kalıbına yerleştirerek soyut bir duyguyu karşılaştırılabilir iki durum üzerinden açıklar. Örnekler ortak bir şefkatli sevgi türüne işaret eder; ilişkilerin birbirinin aynısı olduğunu ileri sürmez.
Alıştırma
Cümledeki iki paralel what cümleciğinin temel görevi nedir?
- Tanrıların ve seyircilerin her zaman tamamen aynı duyguyu hissettiğini gösterirler.
- Aynı oyunda gerçekten yer alan iki kişiyi sıralarlar.
- Soyut bir duyguyu karşılaştırılabilir iki örnek üzerinden açıklarlar.
Cevabı göster
Soyut bir duyguyu karşılaştırılabilir iki örnek üzerinden açıklarlar.
It's the kind of love that we experience in relation to someone's weakness Kalıp ifadeler
3:08Birinin zayıflığıyla bağlantılı olarak deneyimlediğimiz aşk türüdür
in relation to: bir referans noktası belirtmek
In relation to, “...ile ilgili olarak” veya “...açısından” anlamına gelir. Burada bu sevgi türünü başka birinin zayıflığıyla ilişkilendirir ve söz konusu zayıflığın devreye girdiği durumda yaşanan sevgiyi anlatır. Bu ifadeden sonra, cümleyi anlamak için referans noktası görevi gören bir isim öbeği gelir.
Alıştırma
"The policy was updated in relation to online sales." cümlesinde "in relation to online sales" ne anlama gelir?
- çevrim içi satışlarla ilgili olarak
- çevrim içi satışlar zayıf olduğu için
- çevrim içi satıcılarla romantik bir ilişki içinde
Cevabı göster
çevrim içi satışlarla ilgili olarak
It reminds us that love isn't just about admiration for virtues. Dilbilgisi
3:14Bize aşkın sadece erdemlere duyulan hayranlık olmadığını hatırlatır.
isn't just about ... also about ...: bir fikri genişletmek
Eşleşen isn't just about A. It's also about B kalıbı bir tanımı veya iddiayı genişletir. A'nın doğru olduğunu, ancak resmin tamamını oluşturmadığını ve B'nin de eklenmesi gerektiğini anlatır. Just, yalnızca A'nın önemli olduğu fikrini sınırlar; also ise B'yi ek ve aynı derecede ilgili bir nokta olarak gösterir. İki bölüm tek cümlede ya da buradaki gibi birbirine bağlı iki cümlede kullanılabilir.
Alıştırma
Tam isn't just about ... also about ... kalıbını tamamlayın: Innovation ____ having ideas. It's ____ testing them.
Cevabı göster
isn't just about · also about
towards what is weak and imperfect in us. Dilbilgisi
3:22bizde zayıf ve kusurlu olan şeylere karşı.
Kaynaşık ilgi tümcesi olarak what is weak and imperfect
Burada what is weak and imperfect, “zayıf ve kusurlu olan kısımlar ya da özellikler” anlamına gelir. İfade bu özellikleri bir bütün olarak adlandırır; in us ise bunların insan doğasının parçaları olduğunu gösterir. Bu yapıda what, kaynaşık bir ilgi tümcesi başlatır; yani “…… olan şey ya da şeyler” anlamını zaten kendi içinde taşır. Tüm tümce towards edatının tamamlayıcısıdır, bu nedenle önünde ayrı bir isim gerekmez. Buradaki what soru sözcüğü değildir.
Alıştırma
“We should first improve ___ in the plan” cümlesini doğru tamamlayan ve “zayıf ve kusurlu olan şeyler” anlamına gelen tümceyi seçin.
- that is weak and imperfect
- what is weak and imperfect
- which is weak and imperfect
Cevabı göster
what is weak and imperfect
to hand: yakında ve kullanıma hazır
Having these three words to hand ifadesinde to hand, “yakında ve kullanıma hazır” anlamına gelir. Üç sözcük gerçek anlamda elde tutulmaz; düşünme veya tartışma araçları olarak kullanıma hazırdır. To have veya keep something to hand, özellikle Britanya İngilizcesinde yaygın olan kalıplaşmış bir yapıdır. Kullanıma hazır nesne to hand ifadesinden önce gelir: have the notes to hand; keep a dictionary to hand.
Alıştırma
Cümleyi “yakında ve kullanıma hazır” anlamına gelen Britanya İngilizcesi ifadesiyle tamamlayın: Keep the instruction sheet ____ while you assemble the desk.
Cevabı göster
to hand
powerfully extends our sense of what love really is.
3:31aşkın gerçekten ne olduğuna dair algımızı güçlü bir şekilde genişletir.
“blinding monolith of love” metaforu
Bu metaforda aşk bir monolith, yani içinde görünür ayrımlar bulunmayan devasa ve katı tek bir kütle olarak tasvir edilir. Blinding sözcüğü de bu tek ve ezici kavramın, insanların aşkın farklı biçimlerini açıkça görmesini engelleyecek kadar göz kamaştırıcı olduğu düşüncesini ekler. Burada iki sözcük de gerçek anlamında kullanılmaz. İfade, her tür aşkı ayrımları olmayan tek bir şey gibi görme alışkanlığını eleştirir ve aşkın farklı parçalara ayrılabileceği düşüncesine zemin hazırlar.
Alıştırma
Bu cümlede “the blinding monolith of love” neyi ifade ediyor?
- Aşk, ezici ve bölünmemiş tek bir kavram olarak ele alınıyor.
- Aşk, tehlikeli ışık yansıtan gerçek bir taş anıttır.
- Aşk zaten açıkça adlandırılmış türlere ayrılmıştır.
Cevabı göster
Aşk, ezici ve bölünmemiş tek bir kavram olarak ele alınıyor.
divide ... into its constituent parts yapısı
divide something into its constituent parts kalıbı, bir bütünü onu oluşturan temel ögelere ayırmak anlamına gelir. Into, bölme işleminin sonucunu gösterir; constituent ise “bir bütünün parçasını oluşturan” anlamında sıfat olarak kullanılır. Burada bütün, geniş aşk kavramıdır; parçalar ise farklı aşk türleridir. Bu kalıp, sistemlerin, kavramların, malzemelerin ve sorunların iç yapısını analiz ederken de doğal biçimde kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi burada öğretilen resmî kalıpla tamamlayın: To inspect the clock's structure, the repairer divided it ____.
Cevabı göster
into its constituent parts
Under their tutelage, we can see that we probably have far more love in our lives Notlar
3:43Onların öğretisi altında, hayatımızda muhtemelen çok daha fazla aşk olduğunu görebiliriz
Under someone's tutelage: birinin eğitimi altında
Under someone's tutelage, o kişinin öğretimi ve rehberliği altında öğrenmek demektir. Tutelage yalnızca gözetim altında bulunmaktan daha fazlasını anlatır; devam eden bir öğrenme ilişkisini ifade eder. Buradaki their, Antik Yunanları belirtir. Cümle, onların sevgiyle ilgili ayrıntılı söz varlığını kendi hayatımıza farklı gözle bakmamıza yardımcı olan bir eğitim gibi sunar.
Alıştırma
Cümleyi under someone's tutelage sabit ifadesiyle tamamlayın. The apprentice learned the craft ____ a master carpenter.
Cevabı göster
under the tutelage of
than our current vocabulary knows how to recognize. Deyimler
3:47mevcut kelime dağarcığımızın tanımayı bildiğinden daha fazla.
far more ... than: …den çok daha fazla
Far more ... than, güçlendirilmiş bir karşılaştırma yapısıdır. More daha büyük bir miktarı belirtir, far farkın büyüklüğünü güçlendirir ve than karşılaştırma ölçütünü tanıtır. Bu cümlede love sayılamayan bir addır; bu nedenle far more love çok daha büyük miktarda sevgi demektir. Burada far fiziksel uzaklığı değil, dereceyi anlatır.
Alıştırma
Far sözcüğünü güçlendirici olarak kullanıp cümleyi tamamlayın. The new battery lasts ____ hours than the old one.
Cevabı göster
far more
our current vocabulary knows how to recognize: kelime dağarcığını kişileştirme
Yazar, “our current vocabulary” ifadesini kişileştirir: kelime dağarcığı, sanki bir şeyi “nasıl tanıyacağını biliyormuş” gibi sunulur. Sözcüklerin bilinci yoktur; vocabulary burada konuşanların kullanabildiği kavramları ve adlandırmaları temsil eder. Daha genel fikir, dilin algımızı düzenlemeye yardımcı olduğudur. Bir dil bir deneyim için yalnızca geniş kapsamlı adlar sunuyorsa, o deneyimin daha ince türlerini fark etmek ve ayırt etmek zorlaşabilir. Böylece ifade, adlandırmanın sınırlarıyla tanımanın sınırlarını birbirine bağlar.
Alıştırma
Bu cümlede yazarın vocabulary sözcüğüne “know how to recognize” yeteneği vermesi ne anlatıyor?
- Yazar, sözlüklerin insan davranışını etkin biçimde gözlemlediğini iddia eder.
- İnsanlar bir deneyimi ancak onu anlatan her sözcüğü ezberledikten sonra tanıyabilir.
- Bir kelime listesi yeterince sözcük içerdiğinde bilinç kazanır.
- İnsanların kullanabildiği kavramlar ve adlandırmalar, hangi farkları görebileceklerini sınırlayabilir.
Cevabı göster
İnsanların kullanabildiği kavramlar ve adlandırmalar, hangi farkları görebileceklerini sınırlayabilir.
Did you know that The School of Life is actually a place,
3:55The School of Life'ın aslında fiziksel bir yer olduğunu biliyor muydunuz?
campuses all over the world from Melbourne to London,
4:00Melbourne'den Londra'ya, tüm dünyada kampüsler,
Please click on the link below to explore more.
4:08Daha fazlasını keşfetmek için lütfen aşağıdaki bağlantıya tıklayın.