'Aşk' kelimesi neden işe yaramazdır – ve işte üç alternatifi: İngilizce çalışma notları

The School of Life

Öğrenme zorluğu
616 kelime 159 kel/dk

Video özeti: İngilizce arzu ve şefkati love sözcüğünde toplar. Eros, philia ve agape sevginin farklı biçimlerini gösterir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Dil bilgisi ve cümle kalıpları: “as it almost always does,” içinde does, ara açıklamadaki wanes fiilinin yerini alır; öğrenci tekrardan kaçınır ve ölçülü bir gözlem ekler. 2. Deyimler ve mecazlı ifadeler: “come to grief”, yalnızca üzülmek değil; başarısızlığa, sıkıntıya veya mutsuz bir sonuca uğramaktır. Öğrenci ifadeyi anlatılarda tanır. 3. Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: “Under their tutelage,” resmî olarak birinin rehberliği altında demektir; eğitim, mentorluk ve düşünsel etki için kullanılır, under fiziksel konum sanılmaz.

Bu derste

Love is our highest value,

0:00

Aşk en yüksek değerimizdir,

what we all crave,

0:02

hepimizin arzuladığı şeydir,

and what we believe makes us fundamentally human.

0:03

ve bizi temelde insan yaptığına inandığımız şeydir.

But it's also the source of considerable anxiety. Kalıp ifadeler

0:07

Ancak aynı zamanda hatırı sayılır bir kaygı kaynağıdır.

Kalıp ifadeler

source of considerable anxiety: bir nedeni belirtmek

Burada source, bilgi alınan bir yer değil, “neden” veya “kaynak” anlamındadır. source of + isim yapısı, bir şeyin ne ürettiğini belirtir; bu cümlede sevgi kaygı üretmektedir. Considerable, “değerlendirilebilir” değil, miktar veya derece bakımından “büyük ya da önemli” demektir. Bu nedenle ifadenin tamamı, sevginin önemli ölçüde kaygıya yol açtığını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan neden ifadesiyle tamamlayın: For some people, public speaking is a ____.

Cevabı göster

source of considerable anxiety

Chiefly, we worry whether we're entirely normal,

0:11

Başlıca olarak, tamamen normal olup olmadığımız konusunda endişeleniriz,

because it frequently feels as if we're not experiencing love the way we should be. Dilbilgisi

0:14

çünkü sıklıkla aşkı olmamız gerektiği gibi yaşamadığımızı hissederiz.

Dilbilgisi

as if: bir gerçeği değil, izlenimi anlatmak

As if, bir izlenim veya görünüş bildiren yan cümleyi başlatır. Burada we're not experiencing love the way we should be ifadesini insanların sık sık yaşadığı bir his olarak sunar. Bu izlenimin doğru olduğunu kesinleştirmez. İfade, konuşanın öznel bir duyguyu anlatırken iddiayla arasına belli bir mesafe koymasını sağlar.

Alıştırma

Şu cümleye en uygun yorum hangisidir: “It feels as if everyone is watching me”?

  1. Konuşan herkesin kendisine bakmaya başlamasını istiyor.
  2. Herkes kesinlikle bakıyor ve bu, hissin nedenidir.
  3. Konuşan böyle hissediyor, ancak bunun kesinlikle doğru olduğunu söylemiyor.
Cevabı göster

Konuşan böyle hissediyor, ancak bunun kesinlikle doğru olduğunu söylemiyor.

Society is subtly highly prescriptive in this regard. Notlar

0:20

Toplum bu konuda üstü kapalı bir şekilde oldukça kuralcıdır.

Kelime

highly prescriptive ifadesinin resmî anlamı

Burada prescriptive, insanların nasıl davranması gerektiği konusunda güçlü kurallar veya beklentiler koymak anlamına gelir. Highly bu gücü artırır: toplum yalnızca bir davranış biçimi önermekle kalmaz, neyin normal veya kabul edilebilir sayıldığını güçlü biçimde belirler. Bu, prescriptive sözcüğünün toplumsal ve analitik anlamıdır; tıbbi reçetelerle ilgili anlamı değildir. Subtly ise baskının açıkça dile getirilmese bile güçlü olabileceğini ekler.

Alıştırma

Cümleyi “güçlü biçimde kurallar veya beklentiler koyar” anlamındaki tam iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: The club is ____ about what members may wear.

Cevabı göster

highly prescriptive

Kalıp ifadeler

In this regard ile iddianın kapsamını sınırlamak

In this regard, “bu noktada” veya “bu belirli açıdan” anlamına gelir. İfadeyi az önce bahsedilen bir konuya bağlar ve iddiayı genellemek yerine o açıyla sınırlar. Burada this önceki konuya gönderme yaparken regard “açı” veya “yön” anlamındadır; hayranlık ya da selamlama anlamında değildir.

Alıştırma

Yeni programın gecikmeleri azalttığı gerçeğine doğru biçimde gönderme yapan ifadeyi seçin: The new schedule reduced delays. ___, it worked well.

  1. In this regard
  2. Best regards
  3. With regard to
Cevabı göster

In this regard

It suggests that to be a decent person,

0:24

Düzgün bir insan olmak için,

we should all be within sexual relationships

0:27

hepimizin cinsel ilişkiler içinde olmamız gerektiğini ileri sürer,

and furthermore, that within these,

0:30

ve dahası, bunların içinde,

we should love in a very particular way.

0:32

çok özel bir şekilde sevmemiz gerektiğini.

We should be constantly thrilled by our partner's presence.

0:35

Partnerimizin varlığından sürekli heyecan duymalıyız.

We should long to see them after every absence.

0:38

Her ayrılıktan sonra onları görmeyi dört gözle beklemeliyiz.

We should crave to hold them in our arms,

0:41

Onları kollarımızda tutmayı,

to kiss and be kissed by them,

0:43

öpmeyi ve onlar tarafından öpülmeyi arzulamalıyız,

and most of all, want to have sex with them every day or so.

0:45

ve en önemlisi, neredeyse her gün onlarla seks yapmak istemeliyiz.

In other words, Anlatım akışı

0:48

Başka bir deyişle,

Anlatım akışı

Yeniden ifade etmeyi belirtmek için “In other words” kullanımı

In other words, daha önce söylenen bir düşüncenin yeniden ifade edileceğini belirtir. Burada dinleyiciye, sıradaki düşüncenin önceki beklentileri daha açık ve genel bir şekilde özetlediğini gösterir. Yeni bir kanıt eklemek yerine bilgiyi düzenler: önce ayrıntılı düşünce, ardından onun daha kısa veya daha açık bir anlatımı gelir.

Alıştırma

İkinci cümlenin ilk cümleyi yeniden ifade ettiğini en iyi gösteren bağlayıcı hangisidir? "No one under eighteen may enter. _____ visitors must be eighteen or older."

  1. In other words,
  2. For example,
  3. In addition,
Cevabı göster

In other words,

we should follow the script of romantic ecstasy throughout our lives. Deyimler

0:49

hayatımız boyunca romantik vecd senaryosunu izlemeliyiz.

Deyimler

“Follow the script” ifadesinin mecaz anlamı

Follow the script, kelime anlamıyla yazılı bir senaryonun yönlendirdiği şeyleri söylemek veya yapmaktır. Burada mecazidir: script, romantik yaşam için toplumun beklediği kalıbı temsil eder; follow the script ise bu önceden belirlenmiş kalıba göre yaşamak demektir. Bu mecaz, davranışların özgürce seçilmek yerine roller veya beklentiler tarafından yönlendirildiğini anlatmak için sıkça kullanılır.

Alıştırma

"Leo followed the script society had set for him," cümlesinde followed the script en olası olarak ne anlama gelir?

  1. Bir oyundaki replikleri yüksek sesle okudu.
  2. Önceden belirlenmiş bir toplumsal kalıba göre yaşadı.
  3. Toplum için yeni bir hikâye yazdı.
Cevabı göster

Önceden belirlenmiş bir toplumsal kalıba göre yaşadı.

This is beautiful in theory and hugely punitive in practice. Anlatım akışı

0:55

Bu teoride güzeldir ve pratikte oldukça cezalandırıcıdır.

Anlatım akışı

in theory ... in practice: çekici bir fikirle ağır bir sonucu karşılaştırma

In theory, fikri ilkeler veya beklentiler düzeyinde ele alır; in practice ise fikir uygulandığında gerçekte olanlara geçer. Bu iki ifade, ideal ile gerçeklik arasındaki karşıtlığı açıkça düzenler. Beautiful fikri çekici olarak değerlendirir. Hugely punitive ise gerçek etkisini ağır bir yük veya utanç yaratan sert bir şey olarak değerlendirir. Burada punitive mutlaka yasal bir ceza anlamına gelmez; bir standardın yol açtığı ağır sonuçları anlatır.

Alıştırma

Cümle nasıl bir karşıtlık kuruyor?

  1. Hem fikir hem de gerçek hayattaki etkisi güzeldir.
  2. Fikir çekici görünüyor, ancak gerçek hayattaki etkisi sert ve ağırdır.
  3. Teori, uygulamada işleyemeyen yasal bir cezadır.
Cevabı göster

Fikir çekici görünüyor, ancak gerçek hayattaki etkisi sert ve ağırdır.

If we're going to define love like this

1:00

Aşkı bu şekilde tanımlayacaksak

and peg the idea of normality accordingly,

1:02

ve normallik fikrini buna göre sabitleyeceksek,

then most of us will have to admit to ourselves, perhaps with considerable embarrassment, Kalıp ifadeler

1:05

o zaman çoğumuz muhtemelen büyük bir utançla kendimize itiraf etmek zorunda kalacağız ki,

Kalıp ifadeler

admit to ourselves: zor bir gerçeği kendi içinde kabul etmek

Admit to ourselves ifadesinde to ourselves, kabulün kime yöneltildiğini gösterir: gerçeği kendi içimizde kendimize kabul ederiz. Başka birine yapılan itiraftan ziyade zor veya rahatsız edici bir şeyi içten kabul etmeyi vurgular. Yaygın kalıplar admit to oneself that ... ve admit something to oneself biçimindedir. Dönüşlülük zamiri özneye göre değişir: I admit to myself, she admits to herself ve we admit to ourselves.

Alıştırma

Cümleyi admit ve doğru dönüşlülük ifadesiyle tamamlayın: We need to ____ that the plan has failed.

Cevabı göster

admit to ourselves

that we don't know much about love and therefore,

1:10

aşk hakkında pek bir şey bilmiyoruz ve bu nedenle,

don't qualify as decent, sane, or normal people. Kalıp ifadeler

1:13

düzgün, aklı başında veya normal insanlar olarak nitelendirilemeyiz.

Kalıp ifadeler

qualify as: bir şey sayılmak için ölçütü karşılamak

qualify as ifadesinde qualify, “bir şey olarak kabul edilmek veya sınıflandırılmak için gereken koşulları karşılamak” demektir. as'ten sonra gelen bölüm kategori ya da tanımı belirtir. Buradaki olumsuz yapı, bazı insanların sözde düzgün, aklı başında veya normal insan sayılmadığını söyler. Bu sıfatlar kişiye ilişkin temel yargılar olduğundan ifade, mesleki yeterlilikten söz etmek yerine dayatılan ölçütleri eleştirip alaya alır.

Alıştırma

“Bir şey olarak sınıflandırılmak” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Under the city rules, this room does not ____ legal housing.

Cevabı göster

qualify as

We've created a cult of love Deyimler

1:18

Aşkla ilgili bir kült yarattık

Deyimler

a cult of love: aşırı bağlılığı eleştiren bir mecaz

A cult of love mecazdır. Cult, yoğun ve sorgulanmayan bağlılığı çağrıştırır; bu nedenle ifade, romantik aşkı toplumun neredeyse bir din gibi gördüğü bir şey olarak sunar. Gerçek bir dinî grubu anlatmaz. Konuşmacı bu güçlü imgeyi eleştirel biçimde kullanarak insanların aşkı ideal hâle getirdiğini ve aşkla ilgili inançları kabul etmeleri için başkalarına baskı yaptığını savunur.

Alıştırma

“We've created a cult of love” cümlesinde a cult of love ne anlama gelir?

  1. Toplum romantik aşka aşırı ve neredeyse sorgusuz bir bağlılık gösteriyor.
  2. Bir aşk tanrına tapınmak için resmî olarak dinî bir grup kuruldu.
  3. İnsanlar herkesin sevgi gösterdiği şefkatli bir kültür oluşturdu.
Cevabı göster

Toplum romantik aşka aşırı ve neredeyse sorgusuz bir bağlılık gösteriyor.

radically out of line with most of our real experiences of relationships. Kalıp ifadeler

1:20

ki bu, ilişkilerle ilgili gerçek deneyimlerimizin çoğuyla kökten uyumsuzdur.

Kalıp ifadeler

radically out of line with: … ile kökten uyuşmamak

Be out of line with something, bir şeyle tutarsız olmak ya da onun belirlediği ölçütten sapmak demektir. Burada ifade, aşkla ilgili bir düşüncenin çoğu insanın gerçek ilişki deneyimleriyle uyuşmadığını anlatır. Radically bu uyuşmazlığı güçlendirir: fark küçük değil, köklüdür. Bu yapıda out of line with mecazidir; sırada yanlış yerde durmak ya da yalnızca kaba davranmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için radically sözcüğünü ve bu dersteki dört kelimelik ifadeyi kullanın: The survey's conclusion is ____ the responses people actually gave.

Cevabı göster

radically out of line with

This is where the ancient Greeks can help. Anlatım akışı

1:25

İşte antik Yunanlıların yardımcı olabileceği yer burasıdır.

Anlatım akışı

This is where ... can help: işte bu noktada ... yardımcı olabilir

This is where + kişi, araç veya fikir + can help, daha önce belirtilen bir soruna gönderme yapar ve ardından yararlı bir çözüm sunar. Bilgiyi sorun → yardım kaynağı düzeninde yapılandırır. Buradaki where fiziksel bir yeri belirtmez. Bu durumda veya sorunun bu noktasında anlamına gelir; böylece kalıp, açıklamanın bir bölümünü sonrakine bağlar.

Alıştırma

Geçişi tamamlamak için bu dersteki üç kelimelik kalıbı kullanın: The team cannot find the latest files. ____ a shared folder can help.

Cevabı göster

This is where

They realized early on that there are many kinds of love, Kalıp ifadeler

1:28

Aşkın pek çok türü olduğunu erken fark ettiler,

Kalıp ifadeler

early on: ilk aşamada

Early on, bir dönemin, sürecin veya gelişimin ilk aşamalarında anlamına gelir. Buradaki ilgili dönem, Antik Yunan düşüncesinin gelişim sürecidir; dolayısıyla onların bu anlayışa sabah erken saatte değil, nispeten erken bir aşamada ulaştığını belirtir. On, bu zarf ifadesinin sabit bir parçasıdır. İlgili zaman aralığı başka bir yerde açıkça belirtilebilir veya yalnızca bağlamdan anlaşılabilir.

Alıştırma

Cümleyi projenin ilk aşamasında anlamına gelen iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: We realized ____ that the budget was too small.

Cevabı göster

early on

each with their respective virtues and seasons,

1:32

her birinin kendine özgü erdemleri ve mevsimleri olduğunu,

and that a good society requires us to append a correct vocabulary

1:35

ve iyi bir toplumun doğru bir kelime dağarcığı eklememizi gerektirdiğini

to these different states of the heart, lending each one legitimacy in the process. Notlar

1:40

kalbin bu farklı durumlarına, bu süreçte her birine meşruiyet kazandırarak.

Deyimler

states of the heart: duygusal durumlar

States of the heart, farklı duygusal durumları veya sevgi biçimlerini anlatan bir benzetmedir. Heart kişinin iç dünyasındaki duyguları, states ise birbirinden farklı durumları veya hissetme biçimlerini ifade eder. Bu cümlede ifade, eros, philia ve agape gibi deneyimleri farklı sevgi türleri olarak gruplandırır. Kalbin fiziksel veya tıbbi durumunu anlatmaz.

Alıştırma

Bu cümlede states of the heart neyi ifade ediyor?

  1. Kalbi etkileyen tıbbi sorunlar
  2. Farklı duygusal durumlar veya sevgi türleri
  3. Ayrı ayrı yönetilen siyasi bölgeler
Cevabı göster

Farklı duygusal durumlar veya sevgi türleri

Kalıp ifadeler

lending each one legitimacy: her birine meşruiyet kazandırmak

Burada lending each one legitimacy, her duygusal durumu geçerli ve toplumsal olarak tanınmaya değer hâle getirmek demektir. Each one, daha önce sözü edilen farklı kalp hâllerini belirtir; her birine doğru bir ad verilmesi onlara meşruiyet kazandırır. lend something legitimacy kalıbında lend, bir nesneyi geçici olarak ödünç vermek değil, bir nitelik kazandırmak veya eklemek anlamına gelir. Aynı kalıp; bir etiketin, kuralın, kurumun veya kanıtın bir iddiayı, statüyü ya da eylemi daha kabul edilir veya haklı göstermesini anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi lend legitimacy ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Public consultation can ____ to the final decision.

Cevabı göster

lend legitimacy

The Greeks anointed the powerful physical feelings Kelime

1:46

Yunanlılar güçlü fiziksel hisleri isimlendirdiler

we often experience at the start of a relationship

1:49

ki bunları genellikle bir ilişkinin başlangıcında yaşarız

with the word eros.

1:52

eros kelimesiyle.

Kelime

Anointed ... with the word eros: eros sözcüğüyle törensel biçimde adlandırmak

Bu cümlede anointed, gerçekten yağ sürmek değil, ciddi ve yüceltilmiş bir ad vermek anlamına gelir. Yunanların, bir ilişkinin başlangıcındaki güçlü fiziksel duyguları eros sözcüğüyle ilişkilendirdiği anlatılır. Fiil törensel bir güç taşır: ad verme eylemini önemli ve neredeyse resmî gösterir. Başka bağlamlarda anoint, birini özel bir görev için kamuoyu önünde seçmek veya yüceltmek anlamına da gelebilir ve çoğunlukla anoint someone as something kalıbında kullanılır.

Alıştırma

Örnek cümlede anointed ne anlama geliyor?

  1. bu duygulara ciddi ve yüceltilmiş bir ad verdi
  2. her ilişkinin başlangıcına gerçekten yağ sürdü
  3. erosun geçerli olan tek aşk türü olduğunu kanıtladı
Cevabı göster

bu duygulara ciddi ve yüceltilmiş bir ad verdi

But they knew that love is not necessarily over Dilbilgisi

1:54

Ancak aşkın illa ki bittiği anlamına gelmediğini biliyorlardı

Dilbilgisi

not necessarily: tersini ileri sürmeden kesinliği reddetmek

not necessarily over ifadesinde not, over sözcüğünü değil necessarily sözcüğünü olumsuzlar. Konuşan kişi, cinsel yoğunluk azaldığında sevginin mutlaka bitmiş olması gerektiği fikrini reddeder. Sevgi bitebilir de devam edebilir de; cümle iki olasılığı da açık bırakır. Sorgulamak istediğiniz sonuçtan önce not necessarily kullanın. Bu yapı, tersinin her zaman doğru olduğunu iddia etmeden aşırı kesin bir sonuca karşı çıkmanızı sağlar.

Alıştırma

Burada love is not necessarily over ne anlama geliyor?

  1. Sevgi genellikle hemen biter.
  2. Sevgi kesinlikle devam ediyor.
  3. Sevgi devam edebilir; bittiği kesin bir sonuç değildir.
  4. Sevgi kesinlikle bitti.
Cevabı göster

Sevgi devam edebilir; bittiği kesin bir sonuç değildir.

when this sexual intensity wanes,

1:58

bu cinsel yoğunluk azaldığında,

as it almost always does, after a year or so in a relationship. Dilbilgisi

2:00

ki bir ilişkide aşağı yukarı bir yıl sonra neredeyse her zaman öyle olur.

Dilbilgisi

as it almost always does: wanes yerine kullanılan does

Virgüllerle ayrılan as yan cümlesi, önceki olay hakkında parantez içi bir yorumdur. Burada it, sexual intensity ifadesine gönderme yapar ve does, wanes fiilinin yerini tutar; dolayısıyla yan cümle as sexual intensity almost always wanes anlamına gelir. Does kullanımı, fiilin tamamını tekrarlamayı önler. As, azalmayı yeni bir eylem olarak değil, tipik veya beklenen bir düzen olarak sunar. Virgüller bu yorumun isteğe bağlı olduğunu gösterir: yorum çıkarıldığında çevresindeki when yan cümlesinin temel yapısı korunur.

Alıştırma

Cümleyi slows down yerine geçen sözcükle tamamlayın: The train slows down near the bridge, as it often ____.

Cevabı göster

does

Our feelings can then evolve into another sort of love Kalıp ifadeler

2:04

Duygularımız daha sonra başka bir aşk türüne evrilebilir

Kalıp ifadeler

evolve into: zamanla gelişerek yeni bir biçime dönüşmek

Burada evolve into, “zamanla gelişerek farklı bir biçime dönüşmek” demektir. Duygular birden ortadan kalkmaz veya başka bir şeyle değiştirilmez; zaman içinde başka bir sevgi türüne dönüşür. Kullanılabilir kalıp A evolves into B şeklindedir. A önceki biçim, B ise daha sonra ortaya çıkan sonuçtur.

Alıştırma

Hangi cümle yeni bir biçime doğru kademeli değişimi en iyi vurgular?

  1. The club was suddenly replaced by a national organization.
  2. A national organization appeared without any earlier form.
  3. Over several years, the club evolved into a national organization.
Cevabı göster

Over several years, the club evolved into a national organization.

they captured with the word philia,

2:08

ki bunu philia kelimesiyle yakaladılar,

normally translated as friendship, Kalıp ifadeler

2:11

normalde dostluk olarak çevrilir,

Kalıp ifadeler

normally translated as: yaygın çeviri karşılığını belirtmek

normally translated as yapısında translated as, başka bir dilde kullanılan karşılığı verir. Normally bunun yaygın çeviri olduğunu belirtir; iki ifadenin her bağlamda bütünüyle aynı olduğu iddiasını taşımaz. Tam kalıp X is normally translated as Y şeklindedir. X kaynak kelime veya ifade, Y ise yaygın olarak kullanılan çeviridir.

Alıştırma

Hangi cümle yalnızca hedef dili belirtmek yerine çevrilmiş ifadenin kendisini verir?

  1. The phrase atención primaria normally translates English as “primary care.”
  2. The phrase atención primaria is normally translated as “primary care.”
  3. The phrase atención primaria is normally translated into English.
Cevabı göster

The phrase atención primaria is normally translated as “primary care.”

though the Greek word is far warmer, more loyal, Dilbilgisi

2:13

gerçi Yunanca kelime çok daha sıcak, daha sadık,

and more touching than its English counterpart.

2:16

ve İngilizce karşılığından daha dokunaklıdır.

Dilbilgisi

far warmer, more loyal, and more touching than: güçlü bir paralel karşılaştırma

Burada far, “çok daha büyük bir ölçüde” anlamına gelen bir güçlendiricidir; mesafeden söz etmez. Karşılaştırma biçimi warmer’ı güçlendirir ve etkisi sıralı yapının tamamına yayılır: warmer, more loyal ve more touching. Üç karşılaştırma ifadesi de than sonrasındaki aynı karşılaştırma ölçütünü paylaşır: its English counterpart. Bu yapı, iki şeyi birden fazla yönden karşılaştırırken farkların büyük olduğunu vurgulamanızı sağlar.

Alıştırma

Üç paralel karşılaştırmadaki büyük farkı vurgulamak için far sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The new design is far light, durable, and easy to repair than the old one.
  2. The new design is far lighter, more durable, and easier to repair than the old one.
  3. The new design is very lighter, more durable, and easier to repair than the old one.
Cevabı göster

The new design is far lighter, more durable, and easier to repair than the old one.

One might be willing to die for philia. Dilbilgisi

2:18

Biri philia için ölmeye razı olabilir.

Dilbilgisi

might be willing to: olası gönüllü isteklilik

Might, isteğin kesin değil, olası veya varsayımsal olduğunu gösterir; burada geçmiş zamanı belirtmez. Be willing to, bir şeyi kendi seçimiyle yapmaya hazır olmak anlamına gelir. Yapı özne + might be willing to + fiilin yalın biçimidir. Bu sözcükler birlikte, birinin harekete geçmeyi seçebileceğini temkinli biçimde belirtir ancak bunu kesinlikle yapacağını ileri sürmez.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak ve olası gönüllü istekliliği göstermek için might be willing to kullanın: With a little more information, Rosa ____ join the committee.

Cevabı göster

might be willing to

Aristotle recommended that we outgrow eros in youth Kelime

2:21

Aristoteles gençlikte eros'u geride bırakmamızı tavsiye etti

Kelime

Outgrow eros: olgunlaşarak bir evreyi aşmak

Bu cümlede outgrow mecaz anlamda kullanılır. To outgrow eros, yoğun fiziksel tutkunun aşktaki temel güç olduğu bir evrenin ötesine geçecek şekilde olgunlaşmak demektir; fiziksel olarak eros'tan daha büyük hâle gelmek demek değildir. Kalıp outgrow + isim şeklindedir. Genellikle eski bir alışkanlığın, ilgi alanının, ilişki biçiminin veya yaşam evresinin kişi geliştikçe artık ona uymamasını ya da yön vermemesini anlatır. Bu evreyi aşmak, önceki evrenin değersiz olduğunu söylemek zorunda değildir.

Alıştırma

Cümleyi outgrow sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: After a few years, Leo had ____ his need for constant approval.

Cevabı göster

outgrown

and then base our relationships, especially our marriages,

2:25

ve sonra ilişkilerimizi, özellikle de evliliklerimizi,

on a philosophy of philia.

2:28

bir philia felsefesi üzerine kurmamızı.

The word adds an important nuance Kalıp ifadeler

2:30

Bu kelime önemli bir nüans ekler

to our understanding of a viable union.

2:32

yaşayabilir bir birliktelik anlayışımıza.

Kalıp ifadeler

Anlayışımıza önemli bir nüans eklemek

Burada adds an important nuance to our understanding, zaten anladığımız bir konuya ince ama anlamlı bir ayrım eklemek demektir. Yeni nokta mevcut görüşü değiştirmek ya da tersine çevirmek yerine onu daha kesin hâle getirir. Aktarılabilir kalıp add a nuance to + isim şeklindedir. Bir ayrıntı anlayışı, yorumu, tartışmayı veya anlatımı daha kesin ya da daha az mutlak hâle getirdiğinde analizlerde sık kullanılır.

Alıştırma

add an important nuance to ifadesini doğru biçimde kullanın: The witness's final comment ____ our understanding of the dispute.

Cevabı göster

adds an important nuance to

It allows us to see that we may still love

2:35

Hala sevebileceğimizi görmemizi sağlar

even when we're in a phase Dilbilgisi

2:37

öyle bir aşamada olsak bile ki

Dilbilgisi

even when: sonucu değiştirmeyen bir engel

even when, normalde ana düşüncenin geçerli olmasını daha az olası gösterebilecek bir durumu sunar. Burada ilişki tutkunun azaldığı bir evrede olabilir, ancak sevginin devam etmesi yine de mümkündür. Bu yan cümle bir koşuldan farklıdır. Yalnızca o durum gerçekleşirse sevginin var olacağını söylemez; karşıtlığa rağmen ana düşüncenin o durumda da geçerli olduğunu anlatır.

Alıştırma

Kızgın olunsa da nezaketin devam ettiğini gösteren, when ile biten iki sözcüklü bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: I try to speak kindly ____ I am upset.

Cevabı göster

even when

that our own more one-sided vocabulary fails to value. Deyimler

2:39

daha tek taraflı kelime dağarcığımızın değer vermeyi başaramadığı.

Deyimler

more one-sided vocabulary: dengesiz bir kavramsal bakış

Burada one-sided, bir konunun çoğunlukla yalnızca bir yönünü yansıtan veya değerli gören bir kelime dağarcığını anlatır. Bu mecazi bir kullanımdır: bir sözcük sisteminin fiziksel bir tarafı yoktur; düşünceleri düzenleme biçimi eksik veya dengesizdir. More bir karşılaştırma belirtir. Konuşmacı bu kelime dağarcığını bakış açısı bakımından görece daha sınırlı sunar; özellikle de romantik tutkunun dışındaki sevgi türlerini daha az tanıdığı için. Eleştiri tek tek sözcüklerin şekline veya yazımına değil, kavramsal çerçeveyedir.

Alıştırma

Bu cümlede more one-sided vocabulary ne anlama geliyor?

  1. Bir konuşmanın yalnızca bir tarafının kullandığı kelime dağarcığı.
  2. Bütün sözcükleri bir sayfanın yalnızca bir yüzüne basılmış kelime dağarcığı.
  3. Bazı yönleri diğerlerinden daha fazla yansıtan ve bu nedenle konunun bir bölümünü kaçıran bir kelime dağarcığı.
Cevabı göster

Bazı yönleri diğerlerinden daha fazla yansıtan ve bu nedenle konunun bir bölümünü kaçıran bir kelime dağarcığı.

The Greeks had a third word for love, agape. Kültür

2:44

Yunanlıların aşk için üçüncü bir kelimesi vardı, agape.

This can best be translated as a charitable love.

2:49

Bu en iyi hayırsever bir aşk olarak çevrilebilir.

Kültür

agape: merhametli ve özverili sevgi

Agape, merhametli ve özverili sevgiyi anlatan eski bir Yunanca terimdir. Bu cümlede, insanlar kusurlu, acı çekiyor veya karşılık veremiyor olsalar bile onlara özen göstermeyi ifade eder. Buradaki charitable yalnızca para bağışlamayı değil, merhameti ve gönül cömertliğini anlatır. Terim, romantik veya cinsel çekimden çok etik ya da manevi bir ilgiyi belirtir.

Alıştırma

Hangi durum, cümlede kullanılan agape kavramını en iyi örnekler?

  1. Bir kişi, yalnızca övgü ve ilgi kazanmak için para bağışlar.
  2. Bir kişi, ödül beklemeden acı çeken bir yabancıyla ilgilenir.
  3. Bir kişi, yeni bir sınıf arkadaşına karşı yoğun romantik çekim hisseder.
Cevabı göster

Bir kişi, ödül beklemeden acı çeken bir yabancıyla ilgilenir.

It's what we might feel towards someone who's behaved rather badly

2:52

Oldukça kötü davranmış birine karşı hissedebileceğimiz şeydir

or come to grief through flaws of character, Deyimler

2:55

veya karakter kusurları yüzünden kedere kapılmış birine,

Deyimler

come to grief: başarısızlıkla veya ciddi sorunla sonuçlanmak

Come to grief, başarısız olmak, ciddi bir belaya uğramak, felaket yaşamak veya kötü bir sonla karşılaşmak anlamına gelen bir deyimdir. Burada insanların karakter kusurları yüzünden talihsiz bir sonuç yaşadığını anlatır; yalnızca üzülmeye başladıkları anlamına gelmez. Yaygın yapı kişi veya plan + come to grief biçimindedir ve nedeni ya da durumu belirtmek için ardından sık sık through, because of veya when gelir. Sorunu, bir dizi olayın sonunda ortaya çıkan sonuç olarak sunar.

Alıştırma

“Ciddi bir başarısızlıkla sonuçlanmak” anlamındaki deyimle İngilizce cümleyi tamamlayın: Without a safety plan, the expedition could ____.

Cevabı göster

come to grief

but for whom we still feel compassion. Dilbilgisi

2:58

ama yine de şefkat hissettiğimiz.

Dilbilgisi

Resmî bir ilgi cümleciğinde for whom

Temel ifade feel compassion for someone, yani “birine şefkat veya merhamet duymak”tır. İlgi cümleciğinde whom, daha önce sözü edilen kişiyi temsil eder ve for edatının nesnesidir. for öğesini whom öğesinin önüne getirmek, edatın öne alındığı bir ilgi cümleciği oluşturur. Bu yapı, daha önce anılan kişiyi ona duyulan şefkatle bağlar ve cümleye resmî bir yazı dili havası verir.

Alıştırma

Cümleyi edatın öne getirildiği resmî biçimle tamamlayın: She is the student ____ the scholarship was created.

Cevabı göster

for whom

It's what a god might feel for his or her people, Anlatım akışı

3:01

Bir tanrının halkı için hissedebileceği şeydir,

or what an audience might feel for a tragic character in a play.

3:04

veya bir izleyicinin bir oyundaki trajik bir karakter için hissedebileceği şeydir.

Anlatım akışı

Paralel what ... might feel for cümlecikleri

Tekrarlanan what yan cümlecikleri paralel ad cümlecikleridir. Her biri “bir tarafın diğerine karşı hissedebileceği duygu türü” anlamına gelir: önce bir tanrının halkına, ardından bir seyircinin trajik bir karaktere yönelik duygusu verilir. Konuşmacı, iki cümleciği what X might feel for Y, or what A might feel for B kalıbına yerleştirerek soyut bir duyguyu karşılaştırılabilir iki durum üzerinden açıklar. Örnekler ortak bir şefkatli sevgi türüne işaret eder; ilişkilerin birbirinin aynısı olduğunu ileri sürmez.

Alıştırma

Cümledeki iki paralel what cümleciğinin temel görevi nedir?

  1. Tanrıların ve seyircilerin her zaman tamamen aynı duyguyu hissettiğini gösterirler.
  2. Aynı oyunda gerçekten yer alan iki kişiyi sıralarlar.
  3. Soyut bir duyguyu karşılaştırılabilir iki örnek üzerinden açıklarlar.
Cevabı göster

Soyut bir duyguyu karşılaştırılabilir iki örnek üzerinden açıklarlar.

It's the kind of love that we experience in relation to someone's weakness Kalıp ifadeler

3:08

Birinin zayıflığıyla bağlantılı olarak deneyimlediğimiz aşk türüdür

Kalıp ifadeler

in relation to: bir referans noktası belirtmek

In relation to, “...ile ilgili olarak” veya “...açısından” anlamına gelir. Burada bu sevgi türünü başka birinin zayıflığıyla ilişkilendirir ve söz konusu zayıflığın devreye girdiği durumda yaşanan sevgiyi anlatır. Bu ifadeden sonra, cümleyi anlamak için referans noktası görevi gören bir isim öbeği gelir.

Alıştırma

"The policy was updated in relation to online sales." cümlesinde "in relation to online sales" ne anlama gelir?

  1. çevrim içi satışlarla ilgili olarak
  2. çevrim içi satışlar zayıf olduğu için
  3. çevrim içi satıcılarla romantik bir ilişki içinde
Cevabı göster

çevrim içi satışlarla ilgili olarak

rather than their strength.

3:12

gücünden ziyade.

It reminds us that love isn't just about admiration for virtues. Dilbilgisi

3:14

Bize aşkın sadece erdemlere duyulan hayranlık olmadığını hatırlatır.

It's also about sympathy and generosity

3:19

Aynı zamanda anlayış ve cömertliktir

Dilbilgisi

isn't just about ... also about ...: bir fikri genişletmek

Eşleşen isn't just about A. It's also about B kalıbı bir tanımı veya iddiayı genişletir. A'nın doğru olduğunu, ancak resmin tamamını oluşturmadığını ve B'nin de eklenmesi gerektiğini anlatır. Just, yalnızca A'nın önemli olduğu fikrini sınırlar; also ise B'yi ek ve aynı derecede ilgili bir nokta olarak gösterir. İki bölüm tek cümlede ya da buradaki gibi birbirine bağlı iki cümlede kullanılabilir.

Alıştırma

Tam isn't just about ... also about ... kalıbını tamamlayın: Innovation ____ having ideas. It's ____ testing them.

Cevabı göster

isn't just about · also about

towards what is weak and imperfect in us. Dilbilgisi

3:22

bizde zayıf ve kusurlu olan şeylere karşı.

Dilbilgisi

Kaynaşık ilgi tümcesi olarak what is weak and imperfect

Burada what is weak and imperfect, “zayıf ve kusurlu olan kısımlar ya da özellikler” anlamına gelir. İfade bu özellikleri bir bütün olarak adlandırır; in us ise bunların insan doğasının parçaları olduğunu gösterir. Bu yapıda what, kaynaşık bir ilgi tümcesi başlatır; yani “…… olan şey ya da şeyler” anlamını zaten kendi içinde taşır. Tüm tümce towards edatının tamamlayıcısıdır, bu nedenle önünde ayrı bir isim gerekmez. Buradaki what soru sözcüğü değildir.

Alıştırma

“We should first improve ___ in the plan” cümlesini doğru tamamlayan ve “zayıf ve kusurlu olan şeyler” anlamına gelen tümceyi seçin.

  1. that is weak and imperfect
  2. what is weak and imperfect
  3. which is weak and imperfect
Cevabı göster

what is weak and imperfect

Having these three words to hand, Kalıp ifadeler

3:26

Bu üç kelimenin elimizin altında olması,

Kalıp ifadeler

to hand: yakında ve kullanıma hazır

Having these three words to hand ifadesinde to hand, “yakında ve kullanıma hazır” anlamına gelir. Üç sözcük gerçek anlamda elde tutulmaz; düşünme veya tartışma araçları olarak kullanıma hazırdır. To have veya keep something to hand, özellikle Britanya İngilizcesinde yaygın olan kalıplaşmış bir yapıdır. Kullanıma hazır nesne to hand ifadesinden önce gelir: have the notes to hand; keep a dictionary to hand.

Alıştırma

Cümleyi “yakında ve kullanıma hazır” anlamına gelen Britanya İngilizcesi ifadesiyle tamamlayın: Keep the instruction sheet ____ while you assemble the desk.

Cevabı göster

to hand

eros, philia, and agape,

3:28

eros, philia ve agape,

powerfully extends our sense of what love really is.

3:31

aşkın gerçekten ne olduğuna dair algımızı güçlü bir şekilde genişletir.

The ancient Greeks were wise in dividing the blinding monolith of love Deyimler

3:35

Antik Yunanlılar aşkın kör edici yekpare yapısını bölme konusunda bilgeydiler

into its constituent parts. Kalıp ifadeler

3:40

kurucu parçalarına.

Deyimler

“blinding monolith of love” metaforu

Bu metaforda aşk bir monolith, yani içinde görünür ayrımlar bulunmayan devasa ve katı tek bir kütle olarak tasvir edilir. Blinding sözcüğü de bu tek ve ezici kavramın, insanların aşkın farklı biçimlerini açıkça görmesini engelleyecek kadar göz kamaştırıcı olduğu düşüncesini ekler. Burada iki sözcük de gerçek anlamında kullanılmaz. İfade, her tür aşkı ayrımları olmayan tek bir şey gibi görme alışkanlığını eleştirir ve aşkın farklı parçalara ayrılabileceği düşüncesine zemin hazırlar.

Alıştırma

Bu cümlede “the blinding monolith of love” neyi ifade ediyor?

  1. Aşk, ezici ve bölünmemiş tek bir kavram olarak ele alınıyor.
  2. Aşk, tehlikeli ışık yansıtan gerçek bir taş anıttır.
  3. Aşk zaten açıkça adlandırılmış türlere ayrılmıştır.
Cevabı göster

Aşk, ezici ve bölünmemiş tek bir kavram olarak ele alınıyor.

Kalıp ifadeler

divide ... into its constituent parts yapısı

divide something into its constituent parts kalıbı, bir bütünü onu oluşturan temel ögelere ayırmak anlamına gelir. Into, bölme işleminin sonucunu gösterir; constituent ise “bir bütünün parçasını oluşturan” anlamında sıfat olarak kullanılır. Burada bütün, geniş aşk kavramıdır; parçalar ise farklı aşk türleridir. Bu kalıp, sistemlerin, kavramların, malzemelerin ve sorunların iç yapısını analiz ederken de doğal biçimde kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi burada öğretilen resmî kalıpla tamamlayın: To inspect the clock's structure, the repairer divided it ____.

Cevabı göster

into its constituent parts

Under their tutelage, we can see that we probably have far more love in our lives Notlar

3:43

Onların öğretisi altında, hayatımızda muhtemelen çok daha fazla aşk olduğunu görebiliriz

Kelime

Under someone's tutelage: birinin eğitimi altında

Under someone's tutelage, o kişinin öğretimi ve rehberliği altında öğrenmek demektir. Tutelage yalnızca gözetim altında bulunmaktan daha fazlasını anlatır; devam eden bir öğrenme ilişkisini ifade eder. Buradaki their, Antik Yunanları belirtir. Cümle, onların sevgiyle ilgili ayrıntılı söz varlığını kendi hayatımıza farklı gözle bakmamıza yardımcı olan bir eğitim gibi sunar.

Alıştırma

Cümleyi under someone's tutelage sabit ifadesiyle tamamlayın. The apprentice learned the craft ____ a master carpenter.

Cevabı göster

under the tutelage of

than our current vocabulary knows how to recognize. Deyimler

3:47

mevcut kelime dağarcığımızın tanımayı bildiğinden daha fazla.

Dilbilgisi

far more ... than: …den çok daha fazla

Far more ... than, güçlendirilmiş bir karşılaştırma yapısıdır. More daha büyük bir miktarı belirtir, far farkın büyüklüğünü güçlendirir ve than karşılaştırma ölçütünü tanıtır. Bu cümlede love sayılamayan bir addır; bu nedenle far more love çok daha büyük miktarda sevgi demektir. Burada far fiziksel uzaklığı değil, dereceyi anlatır.

Alıştırma

Far sözcüğünü güçlendirici olarak kullanıp cümleyi tamamlayın. The new battery lasts ____ hours than the old one.

Cevabı göster

far more

Deyimler

our current vocabulary knows how to recognize: kelime dağarcığını kişileştirme

Yazar, “our current vocabulary” ifadesini kişileştirir: kelime dağarcığı, sanki bir şeyi “nasıl tanıyacağını biliyormuş” gibi sunulur. Sözcüklerin bilinci yoktur; vocabulary burada konuşanların kullanabildiği kavramları ve adlandırmaları temsil eder. Daha genel fikir, dilin algımızı düzenlemeye yardımcı olduğudur. Bir dil bir deneyim için yalnızca geniş kapsamlı adlar sunuyorsa, o deneyimin daha ince türlerini fark etmek ve ayırt etmek zorlaşabilir. Böylece ifade, adlandırmanın sınırlarıyla tanımanın sınırlarını birbirine bağlar.

Alıştırma

Bu cümlede yazarın vocabulary sözcüğüne “know how to recognize” yeteneği vermesi ne anlatıyor?

  1. Yazar, sözlüklerin insan davranışını etkin biçimde gözlemlediğini iddia eder.
  2. İnsanlar bir deneyimi ancak onu anlatan her sözcüğü ezberledikten sonra tanıyabilir.
  3. Bir kelime listesi yeterince sözcük içerdiğinde bilinç kazanır.
  4. İnsanların kullanabildiği kavramlar ve adlandırmalar, hangi farkları görebileceklerini sınırlayabilir.
Cevabı göster

İnsanların kullanabildiği kavramlar ve adlandırmalar, hangi farkları görebileceklerini sınırlayabilir.

Did you know that The School of Life is actually a place,

3:55

The School of Life'ın aslında fiziksel bir yer olduğunu biliyor muydunuz?

10 places, in fact,

3:58

Aslında 10 yer,

campuses all over the world from Melbourne to London,

4:00

Melbourne'den Londra'ya, tüm dünyada kampüsler,

Taipei to Istanbul,

4:03

Taipei'den İstanbul'a,

with classes and books and lots more.

4:05

sınıflar, kitaplar ve çok daha fazlasıyla.

Please click on the link below to explore more.

4:08

Daha fazlasını keşfetmek için lütfen aşağıdaki bağlantıya tıklayın.