Bir roket fırlatmasının sesi sizi neden öldürmez?: İngilizce çalışma notları

Primal Space

Öğrenme zorluğu
694 kelime 171 kel/dk

Video özeti: NASA yıkıcı roket sesini dev bir su boşaltımıyla azaltır; donmuş Baykonur ise geniş ve açık bir alev hendeği kullanır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "it's fair to say" - Konuşma pragmatiği ve tutum: açık kanıt karşısında mizahi hafifsemeye dönüşen ölçülü yargıyı tanıyın ve kesin konuşmamak için kullanın. 2. "get a sense of just how much water" - Kalıplaşmış öbekler ve eşdizimler: sezgisel kavrayış ile sayı ya da görüntülerin gösterdiği sayılamaz miktar vurgusunu birleştirin. 3. "in the way" - Deyimler ve mecazlı ifadeler: fiziksel engel anlamını “açısından” gibi kullanımlardan ayırın ve açık hendeğin dalgaların çarpacağı çok az engel bıraktığını anlayın.

Bu derste

This is the sound of the Falcon Heavy lifting off from Pad 39A at the Kennedy Space Center. Öbek fiiller

0:03

Bu, Falcon Heavy'nin Kennedy Uzay Merkezi'ndeki Pad 39A'dan fırlatılırken çıkardığı ses.

Öbek fiiller

lift off: bir roketin yerden ayrılması

lifting off ifadesindeki lift off, “yerden ayrılıp uçmaya başlamak” anlamına gelir. Burada lifting, eylem gerçekleşirken Falcon Heavy'yi betimlediği için -ing biçimindedir. lift ve off sözcüklerini ayrı ayrı yorumlamak yerine lift off ifadesini tek bir phrasal verb olarak düşünün. Aynı fiil, bir roketin ya da hava aracının uçuşa başlamasını anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi iki sözcüklü phrasal verb'ün -ing biçimiyle tamamlayın: The spacecraft is ____ from the lunar surface.

Cevabı göster

lifting off

With 27 Merlin engines firing to produce 5 and 1/2 million pounds of thrust, Dilbilgisi

0:11

5,5 milyon poundluk itme kuvveti üretmek için ateşlenen 27 Merlin motoruyla,

Dilbilgisi

With 27 Merlin engines firing: with + isim + -ing

With 27 Merlin engines firing bir arka plan öbeğidir. With motorları tanıtır, firing ise ana ifadeyle aynı anda ne yaptıklarını anlatır: 27 motorun tamamı çalışmakta ve itiş üretmektedir. with + isim + -ing kalıbı, etkin biçimde süren bir durumu ana cümle için koşul veya destekleyici bilgi olarak sunar. Burada tek başına tam bir cümle değildir; ana ifade daha sonra gelir.

Alıştırma

Aynı anda gerçekleşen arka plan bilgisini eklemek için with + isim + -ing yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. With the children playing outside, the house was quiet.
  2. With the children play outside, the house was quiet.
  3. With playing the children outside, the house was quiet.
Cevabı göster

With the children playing outside, the house was quiet.

it's fair to say it's pretty loud. Ton ve niyet

0:17

oldukça gürültülü olduğunu söylemek doğru olur.

Ton ve niyet

it's fair to say: makul bir sonuç sunmak

Bu cümlede it's fair to say, pretty loud değerlendirmesini kanıtların makul kıldığı bir sonuç olarak sunar. Buradaki fair, ahlaki açıdan adil değil, makul veya gerekçelendirilebilir demektir. Bu ifade, düşünceyi çıplak bir iddia yerine desteklenen bir sonuç olarak sunduğu için cümleyi daha az keskin yapar. Sesin açıkça son derece yüksek olması nedeniyle pretty loud bilinçli bir hafife almadır ve kuru bir mizah yaratır.

Alıştırma

Örnekte it's fair to say neyi gösterir?

  1. Konuşan kişi görüş bildirmek için izin ister.
  2. Konuşan kişi durumun ahlaki açıdan adil olduğunu söyler.
  3. Konuşan kişi, yargıyı tamamen kesin göstermeden makul bir sonuç olarak sunar.
Cevabı göster

Konuşan kişi, yargıyı tamamen kesin göstermeden makul bir sonuç olarak sunar.

For rockets with this much power,

0:21

Bu kadar güce sahip roketler için,

the sound energy produced by the engines can actually be very damaging to the rocket itself as well as the surrounding buildings.

0:23

motorların ürettiği ses enerjisi aslında çevre binaların yanı sıra roketin kendisine de oldukça zarar verici olabilir.

In this video,

0:32

Bu videoda,

we're going to look at the method that NASA uses to reduce some of the sound damage.

0:33

NASA'nın ses hasarını azaltmak için kullandığı yönteme bakacağız.

We're also going to look at the unique way that the Russians deal with this problem. Öbek fiiller

0:39

Ayrıca Rusların bu sorunla başa çıkma konusundaki benzersiz yollarına da bakacağız.

Öbek fiiller

deal with: bir sorun veya görevle ilgilenmek

Bu cümlede deal with, bir sorunu ele almak veya ona karşılık vermek için harekete geçmek demektir. This problem bu öbek fiilin nesnesidir; deal burada alım satım yapmayı veya anlaşmaya varmayı anlatmaz. Deal with, durumla ilgilenmeye odaklanır. Sorunun tamamen çözüldüğü anlamına gelmeyebilir.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste geçen ve ele almak anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: The maintenance team will ____ the broken heater today.

Cevabı göster

deal with

When a rocket lifts off from the launch pad,

0:44

Bir roket fırlatma rampasından havalandığında,

the engine exhausts fire hot gas into the flame trench. Notlar

0:47

motor egzozları alev kanalına sıcak gaz püskürtür.

Kelime

fire hot gas into: mekanik fiil olarak fire

Bu cümlede çoğul ad öbeği the engine exhausts öznedir. Fire fiildir, hot gas onun nesnesidir ve into the flame trench yönü gösterir. Burada fire, “kuvvetle fırlatmak veya boşaltmak” anlamına gelir. Aktarılabilir kalıp “aygıt + fire + madde ya da mermi + into + hedef” biçimindedir. Gazın ateşlendiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede fire, fire hot gas into ifadesindekiyle aynı mekanik anlamda kullanılmıştır?

  1. The nozzle fires a jet of steam into the chamber.
  2. The technician fires up the backup computer.
  3. The boss fires an employee.
Cevabı göster

The nozzle fires a jet of steam into the chamber.

Kültür

flame trench: fırlatma rampasının egzoz kanalı

Flame trench, bir roket fırlatma rampasının altında veya yanında inşa edilen bir kanaldır. Motorun aşırı sıcak egzoz gazları ve alevleri için araçtan uzaklaşan bir yol sağlar. Flame, hendeğin taşıdığı şeyi açıklar; hendek ateşten yapılmış değildir. Boyutu ve biçimi önemlidir çünkü kötü yönlendirilmiş egzoz ısıyı, basıncı ve yansıyan şok dalgalarını rokete geri gönderebilir.

Alıştırma

Bir roket fırlatma rampasındaki flame trench yapısının temel amacı nedir?

  1. Fırlatma ekibine korunaklı bir bekleme alanı sağlamak
  2. Sıcak egzoz gazlarını ve alevleri roketten güvenli biçimde uzağa yönlendirmek
  3. Yakıtı depolama tanklarından roketin içine taşımak
Cevabı göster

Sıcak egzoz gazlarını ve alevleri roketten güvenli biçimde uzağa yönlendirmek

Along with the incredible heat energy coming from the engines,

0:51

Motorlardan gelen inanılmaz ısı enerjisiyle birlikte,

there is also a lot of sound energy.

0:55

aynı zamanda çok miktarda ses enerjisi de vardır.

According to NASA,

0:58

NASA'ya göre,

the Saturn V produced a sound level of around 220 dB during liftoff.

0:59

Saturn V fırlatma sırasında yaklaşık 220 dB ses seviyesi üretti.

If you were in close proximity to the engines, Kelime

1:05

Motorlara çok yakın olsaydınız,

Kelime

in close proximity to: yakınlığı resmî biçimde anlatmak

Bu cümlede in close proximity to, “çok yakınında” anlamına gelir. İfadenin tamamı were’den sonra yer bildiren bir öge olarak kullanılır ve yakın olunan şeyin motorlar olduğunu gösterir. Proximity zaten yakınlık anlamı taşır; close ise mesafenin çok az olduğunu vurgular. Sabit yapı in (close) proximity to + isim şeklindedir.

Alıştırma

Bu resmî güvenlik talimatını hangi seçenek doğru tamamlar? Do not stand ___ moving machinery.

  1. in close proximity with
  2. in close proximity to
  3. at close proximity to
Cevabı göster

in close proximity to

it wouldn't just rupture your eardrums, Anlatım akışı

1:08

sadece kulak zarlarınızı yırtmakla kalmaz,

it would kill you.

1:11

sizi öldürürdü.

Anlatım akışı

wouldn't just X, it would Y: daha ciddi bir sonuca geçiş

wouldn't just X, it would Y yapısında X hâlâ gerçekten ortaya çıkan bir sonuçtur; inkâr edilmez. Just, X’in sonucun tamamı olduğu düşüncesini reddeder. İkinci cümlecik daha ciddi bir Y sonucu ekler. Daha hafif veya beklenen sonucu önce, daha ciddi sonucu sonra vermek, anlamı giderek güçlendirir ve vurgu yaratır. Bir durumu olduğundan hafif gösteren ifadeyi düzeltmeniz gerektiğinde bu yapıyı kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Uyarıyı wouldn't just X; it would Y biçimindeki giderek güçlenen yapıyla tamamlayın: Ignoring the leak ____ damage the floor; ____ put the whole building at risk.

Cevabı göster

wouldn't just · it would

During the launch of the first space shuttle flight STS-1,

1:13

İlk uzay mekiği uçuşu STS-1'in fırlatılması sırasında,

the sound energy produced by the engines was powerful enough to damage some of the protective thermal tiles on the shuttle's hull. Dilbilgisi

1:17

motorların ürettiği ses enerjisi mekiğin gövdesindeki bazı koruyucu termal karolara zarar verecek kadar güçlüydü.

Dilbilgisi

powerful enough to damage: sıfat + enough + to'lu mastar

powerful enough to damage ifadesinde enough, powerful sıfatından sonra gelir. Sıfat + enough + to'lu mastar yapısı, bir niteliğin ardından gelen eylem veya sonuç için gereken düzeye ulaştığını belirtir. Burada ses enerjisi, hasarın mümkün olduğu eşiğe ulaşmıştır. Bu yapı yeterli dereceyi ifade eder; ancak tek başına hasarın gerçekten meydana geldiğini kesin olarak söylemez.

Alıştırma

strong, enough, to ve damage sözcüklerini hedef yapıya göre sıralayarak cümleyi tamamlayın: The storm was ____ the roof.

Cevabı göster

strong enough to damage

Although NASA used sound suppression systems in the past,

1:25

NASA geçmişte ses bastırma sistemleri kullanmış olsa da,

the risk of damaging the rocket or putting the crew in danger was higher for the shuttle

1:29

mekiğin özel şekli ve hassas ısı kalkanı nedeniyle

due to its unique shape and sensitive heat shield.

1:33

roketin zarar görme veya mürettebatı tehlikeye atma riski daha yüksekti.

To avoid damaging the vehicle or putting the crew in danger, Notlar

1:37

Araca zarar vermekten veya mürettebatı tehlikeye atmaktan kaçınmak için,

Dilbilgisi

To avoid damaging: avoid + -ing ile amaç bildirme

To avoid damaging, cümlenin başına getirilen bir amaç mastar öbeğidir. Ana eylemin neden yapıldığını açıklar: hasarın meydana gelmemesi için. Bu öbekte avoid fiilinden sonra to'lu mastar değil, damaging ulaç biçimi gelir. Yeniden kullanılabilen To avoid + isim veya -ing öbeği kalıbı, bir önlemin engellemeyi amaçladığı istenmeyen sonucu tanıtır.

Alıştırma

Amaç öbeğini damage sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: To avoid ____ the screen, carry the tablet in a case.

Cevabı göster

damaging

Kalıp ifadeler

mürettebatı tehlikeye atmak

Putting the crew in danger, mürettebatın tehlikeli bir durumda kalmasına neden olmak anlamına gelir. Put + kişi veya grup + in danger yapısı, bir eylemin sonucunda ortaya çıkan tehlikeli durumu anlatır; buradaki danger fiziksel bir yer değildir. Putting, to avoid ifadesinden sonra gelen -ing biçimidir: to avoid putting... Cümle, bir eylemden kaçınmak için güvenlikle ilgili bir neden verir.

Alıştırma

“Birinin ciddi bir tehlikeyle karşı karşıya kalmasına neden olmak” anlamında put someone in danger ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Leaving the gate open could put the children at danger.
  2. Leaving the gate open could put the children on danger.
  3. Leaving the gate open could put the children in danger.
Cevabı göster

Leaving the gate open could put the children in danger.

NASA solved this problem by implementing a more effective sound suppression system. Dilbilgisi

1:41

NASA daha etkili bir ses bastırma sistemi uygulayarak bu sorunu çözdü.

Dilbilgisi

uygulayarak bu sorunu çözmek

solve a problem by + -ing yapısı, bir sorunu çözmek için kullanılan yöntemi açıklar. Burada daha etkili bir ses bastırma sistemini uygulamak, sorunu çözen eylemdir. by kelimesinden sonra gerund yani -ing biçimi kullanılır: by implementing, by implement değil. Buradaki by yer veya zaman değil, araç ve yöntemi belirtir.

Alıştırma

add fiilinin by + -ing biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: The clinic solved the scheduling problem ____ online appointments。

Cevabı göster

by adding

This consists of a large water tower at the launch site, Kalıp ifadeler

1:47

Bu, fırlatma alanında büyük bir su kulesinden oluşur

Kalıp ifadeler

consists of: bir bütünün parçalarını açıklamak

Consists of, “-den oluşur” anlamına gelir. Burada ses bastırma sisteminin parçalarını tanıtır ve ilk olarak büyük bir su kulesinden söz eder. Bütün, consists of ifadesinden önce; parçalar ise sonra gelir: bütün + consists of + parçalar. Bu kalıp bir sistemi, grubu, nesneyi veya süreci oluşturan bileşenleri açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

“-den oluşur” anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: The emergency kit ____ a flashlight, a map, and a whistle.

Cevabı göster

consists of

which dumps over 1 million pounds of water onto the launch pad in just 40 seconds.

1:51

ve sadece 40 saniye içinde fırlatma rampasına 1 milyon pounddan fazla su boşaltır.

As the sound waves meet the water,

1:58

Ses dalgaları suyla buluştuğunda,

they are absorbed by bubbles of air,

2:00

hava kabarcıkları tarafından emilirler,

which contract and heat up, Öbek fiiller

2:02

bu kabarcıklar büzülür ve ısınır,

Öbek fiiller

heat up: nesne olmadan ısınmak

Heat up burada “ısınmak, sıcaklığı artmak” anlamına gelir. Özne hava kabarcıklarıdır ve nesne yoktur; yani kabarcıkların kendi sıcaklığı artar. Heat up geçişli olarak da kullanılabilir: you can heat up soup. “Isınmak” ile “bir şeyi ısıtmak” arasındaki farkı anlamak için fiilden sonra bir nesne gelip gelmediğine bakın.

Alıştırma

Hangi cümlede heat up geçişsiz kullanılmış ve öznenin kendisinin ısındığı anlatılmıştır?

  1. Please heat up the soup before lunch.
  2. The engine will heat up during the climb.
  3. The lamp will heat up the small room.
Cevabı göster

The engine will heat up during the climb.

turning the sound energy into heat energy. Öbek fiiller

2:04

ses enerjisini ısı enerjisine dönüştürür.

Öbek fiiller

turn A into B: ses enerjisini ısı enerjisine dönüştürmek

turn A into B kalıbı, bir nedenin veya öznenin A'yı B'ye dönüştürmesi anlamına gelir. A ilk madde, biçim ya da durumdur; B ise sonuçtur. Burada sound energy ilk enerji biçimi, heat energy ise sonuçtur. Turning, turn fiilinin -ing biçimidir. Bu bölümü önceki sürece bağlar ve enerji dönüşümünü o sürecin bir sonucu olarak sunar. Buradaki turn, fiziksel olarak dönmek veya döndürmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Panellerin bir dönüşüme neden olduğunu anlatmak için turn A into B kalıbını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The panels turn sunlight into electricity.
  2. Sunlight turns the panels into electricity.
  3. The panels turn into sunlight electricity.
Cevabı göster

The panels turn sunlight into electricity.

Along with this enormous spray of water,

2:08

Bu devasa su püskürtmesinin yanı sıra,

NASA also used water bags at the base of the SRBs to further dampen the shock waves. Kelime

2:11

NASA şok dalgalarını daha da sönümlemek için SRB'lerin tabanında su torbaları da kullandı.

Kelime

further dampen the shock waves: şok dalgalarını daha da azaltmak

Bu cümlede dampen, bir şeyin gücünü veya şiddetini azaltmak anlamına gelir. Nesnesi the shock waves olduğundan, su torbaları bu dalgaları daha az güçlü hâle getirir; dampen burada ıslatmak anlamına gelmez. Further, dampen fiilini niteler ve ek bir dereceyi ifade eder. Bir miktar azalmanın zaten beklendiğini veya gerçekleşmekte olduğunu ve bu önlemin şok dalgalarını daha da azalttığını gösterir.

Alıştırma

'Extra padding can further dampen the impact,' cümlesinde further dampen ne anlama gelir?

  1. dolgu malzemesini daha fazla ıslatmak
  2. darbeyi ilk kez oluşturmak
  3. darbeyi daha da azaltmak
Cevabı göster

darbeyi daha da azaltmak

These were large nylon bags,

2:18

Bunlar büyük naylon torbalardı,

each about 1 ft wide and 1 ft deep,

2:20

her biri yaklaşık 1 fit genişliğinde ve 1 fit derinliğindeydi,

filled with water and stretched across the SRB flame holes. Dilbilgisi

2:23

suyla doldurulmuş ve SRB alev delikleri boyunca gerilmişti.

Dilbilgisi

filled with water and stretched across ... ifadelerinin bağlı niteleyiciler olarak kullanımı

filled with water ve stretched across the SRB flame holes öbeklerinin ikisi de önceki large nylon bags ad öbeğini niteler. Filled torbaların içinde ne olduğunu, stretched ise torbaların nasıl yerleştirildiğini anlatır. Bunlar yeni ana fiiller değil, birbirine bağlanmış iki geçmiş zaman ortaç öbeğidir. Bu sıkıştırılmış yapı, bags that were filled with water and were stretched across the holes ile aynı anlamdadır ve teknik açıklamalarda sık kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede bir adı nitelemek için birbirine bağlı iki geçmiş zaman ortaç öbeği kullanılmıştır?

  1. The movers packed the books and stacked the boxes by the door.
  2. The boxes were ready, and the movers stacked them by the door.
  3. The boxes, packed with books and stacked by the door, were ready to move.
Cevabı göster

The boxes, packed with books and stacked by the door, were ready to move.

Together these two systems were able to reduce the sound level of the Space Shuttle Kalıp ifadeler

2:28

Birlikte bu iki sistem Uzay Mekiği'nin ses seviyesini

from 195 dB to a more respectable 142,

2:33

195 dB'den daha kabul edilebilir bir seviye olan 142'ye düşürebildi,

Kalıp ifadeler

reduce the sound level from 195 dB to a more respectable 142: başlangıç değerinden son değere

reduce A from X to Y yapısında A düşürülen miktar veya ölçü, X başlangıç değeri, Y ise son değerdir. Burada ses düzeyi 195 dB’den başlar ve 142 dB’ye düşer; 142 azalma miktarı değil, son değerdir. Birim daha önce belirtildiği için 142’den sonra dB olduğu anlaşılır. More respectable, konuşanın olumlu değerlendirmesini ekler: 142 dB önemli bir iyileşme ve çok daha kabul edilebilir bir değer olarak sunulur; ahlaki anlamda saygıyı hak etmekten söz edilmez.

Alıştırma

Önce başlangıç değerini, ardından son değeri veren iki edatı yazın: The redesign reduced the error rate ____ 12% ____ 4%.

Cevabı göster

from · to

the equivalent of a jet taking off.

2:39

bu bir jetin kalkışına eşdeğerdir.

Although it can be difficult to see the water deluge system in action, Kültür

2:43

Su baskını sistemini çalışırken görmek zor olsa da,

Kültür

water deluge system: yüksek debili su sistemi

water deluge system, kısa sürede son derece büyük miktarda su boşaltan mühendislik ürünü bir sistemdir. Bir fırlatma veya motor test sahasında su; ses enerjisini emer, tehlikeli akustik basıncı ve patlama etkilerini azaltır ve yangının kontrol altına alınmasına yardımcı olabilir. Burada deluge, sistemin bilinçli olarak oluşturduğu ani ve yüksek hacimli su akışını ifade eder. Doğal bir sel yaşandığı anlamına gelmez ve bu donanım sıradan bir fıskiyeden çok daha güçlüdür.

Alıştırma

Bu cümlede water deluge system neyi ifade ediyor?

  1. Fırlatma alanına ulaşan doğal bir sel
  2. Çok büyük miktarda suyu hızla boşaltan bir mühendislik sistemi
  3. Bitkileri sulamak için kullanılan küçük bir ev fıskiyesi
Cevabı göster

Çok büyük miktarda suyu hızla boşaltan bir mühendislik sistemi

it's during a sound suppression test that we really get a sense of just how much water is used. Notlar

2:47

ne kadar su kullanıldığına dair gerçek hissi bir ses bastırma testi sırasında alıyoruz.

Dilbilgisi

It's during ... that: zaman ifadesini vurgulama

it is/was + odaklanan ifade + that + yan cümle kalıbı bir it-cleft, yani bölünmüş cümle yapısıdır. Bu cümlede during a sound suppression test odaklanan ifadedir; böylece konuşmacı zamanı veya durumu ön plana çıkarır. Temel mesaj We really get a sense of how much water is used during a sound suppression test. şeklinde de söylenebilir. Bölünmüş yapı bu mesajı korur fakat zamana özel vurgu verir. Buradaki it herhangi bir nesneye gönderme yapmayan biçimsel öznedir; that ise test sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümlesi değil, mesajın kalan kısmını başlatır.

Alıştırma

Zaman ifadesi vurgulanacak şekilde it-cleft yapısını tamamlayın: ____ during the final rehearsal ____ we found the timing error.

Cevabı göster

It was · that

Kalıp ifadeler

get a sense of just how much: ne kadar olduğunu kavramak

Get a sense of, “yaklaşık ama canlı bir anlayış edinmek” anlamına gelir. Burada test, izleyicilerin gördükleri üzerinden ölçeği kavramasını sağlar; sense beş fiziksel duyudan birini belirtmez. Just how much water, of'tan sonra gelen gömülü bir miktar yan cümlesidir. Just, how much ifadesini güçlendirir ve bu bağlamda miktarın şaşırtıcı derecede büyük olduğunu vurgular. Gömülü yan cümlelerde düz cümle sırası kullanılır: get a sense of how much water the system uses denir; get a sense of how much water does the system use denmez.

Alıştırma

“Yaklaşık ama canlı bir anlayış edinmek” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: The graph helps us ____ energy the building uses in winter.

Cevabı göster

get a sense of just how much

Dumping this much water onto the launch pad not only protects the rockets and nearby buildings from intense shock waves, Dilbilgisi

2:53

Fırlatma rampasına bu kadar su boşaltmak sadece roketleri ve yakın binaları şiddetli şok dalgalarından korumakla kalmaz,

it also stops any fires that might be caused by the rocket's exhaust.

3:01

ayrıca roketin egzozunun neden olabileceği yangınları da durdurur.

Dilbilgisi

not only protects ... it also stops: yalnızca korumakla kalmaz, aynı zamanda durdurur

Not only ... it also ... iki sonucu birbirine bağlar ve ikincisini ek bir yarar olarak sunar. Not only, protects fiilini olumsuz yapmaz; also ile birlikte “bu doğrudur ve buna ek olarak başka bir şey de doğrudur” anlamına gelir. Dumping this much water her iki eylemin de öznesidir. İkinci yan cümle, also sözcüğünden önce it kullanarak özneyi tekrar belirtir. Tek bir ortak özne varsa daha kısa biçim Dumping this much water not only protects ... but also stops ... olur.

Alıştırma

Ek bir yararı vurgulayan kalıbın iki parçasıyla cümleyi tamamlayın: The new cover ____ keeps the tablet dry; ____ prevents scratches.

Cevabı göster

not only · it also

To this day, Kalıp ifadeler

3:06

Bugüne kadar,

NASA still uses a very similar water deluge system at all of their main launch sites.

3:07

NASA tüm ana fırlatma alanlarında hala çok benzer bir su baskını sistemi kullanıyor.

Kalıp ifadeler

To this day ile geçmişten bugüne süreklilik

To this day, “geçmişteki bir zamandan şimdiye kadar ve şu anda da devam ederek” anlamına gelir. Burada NASA’nın bu tür bir su sistemini daha önce kullanmaya başladığını ve şimdi de kullanmayı sürdürdüğünü gösterir. Zaman çerçevesini belirlemek için sık sık cümlenin başında yer alır. Bugün sona eren geçici bir süreyi değil, devamlılığı vurgular.

Alıştırma

Geçmişteki bir durumun şimdi de geçerli olduğunu göstermek için To this day ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. To this day, the old lighthouse still guides ships into the harbor.
  2. To this day, the meeting will begin at three this afternoon.
  3. To this day, please submit your form before noon.
Cevabı göster

To this day, the old lighthouse still guides ships into the harbor.

The Russians, on the other hand, Anlatım akışı

3:14

Öte yandan Ruslar,

have a different approach.

3:16

farklı bir yaklaşıma sahip.

Anlatım akışı

On the other hand ile karşıt ikinci tarafı tanıtmak

On the other hand, konuşanın aynı konunun karşıt tarafına geçtiğini belirtir. Burada anlatımı NASA’nın yönteminden Rusların farklı yaklaşımına geçirir. Dinleyiciden yeni ifadeyi daha önceki bir noktayla ilişkilendirip karşılaştırmasını isteyerek bilgiyi düzenler. Buradaki hand sözcüğü gerçek anlamıyla “el” değildir.

Alıştırma

Bu karşıtlığı en iyi tamamlayan bağlacı seçin: The apartment is close to school. _____, it has no outdoor space.

  1. For example
  2. On the other hand
  3. In addition
Cevabı göster

On the other hand

Since a lot of the Russian Soyuz rockets launch from Baikonur in Kazakhstan,

3:18

Birçok Rus Soyuz roketi Kazakistan'daki Baykonur'dan fırlatıldığı için,

where the temperatures can be as low as -40° in the winter, Dilbilgisi

3:23

kışın sıcaklıkların -40° kadar düşük olabildiği yerlerde,

Dilbilgisi

as low as -40° ile aşırı bir alt sınırı belirtmek

Bu cümlede as low as -40°, ulaşılması mümkün olan en düşük sıcaklığı belirtir: sıcaklık eksi kırk dereceye kadar düşebilir. İki şeyin eşit derecede düşük olduğunu söylemek yerine bir aralığın aşırı alt sınırını vurgular. as low as + sayı veya ölçüm yapısı; sıcaklık, fiyat, oran, puan, yüzde ve benzeri ölçeklerde dikkat çekici bir alt sınırı belirtebilir.

Alıştırma

Bir ölçümün dikkat çekici bir alt sınıra ulaşabileceğini belirten üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: On the coldest nights, the temperature can drop ____ minus fifteen degrees.

Cevabı göster

as low as

a water deluge system would freeze up instantly, Öbek fiiller

3:27

bir su baskını sistemi anında donar,

making it completely useless. Dilbilgisi

3:31

onu tamamen işe yaramaz hale getirirdi.

Öbek fiiller

freeze up ile normal çalışmanın durmasını belirtmek

Burada freeze up, su sisteminin buz nedeniyle tıkanıp çalışmayı durdurması anlamına gelir. Up, normal hareketin veya işlevin tamamen kaybolduğu anlamını ekler; yalnızca suyun bir kısmının soğuması ya da katılaşması demek değildir. Aynı deyimsel fiil, yanıt vermeyi bırakan bir makineyi veya bilgisayarı ya da korku ve gerginlik yüzünden birden konuşamaz veya hareket edemez hâle gelen bir kişiyi de anlatabilir.

Alıştırma

Yanıt vermeyi durdurmak anlamına gelen, dersteki deyimsel fiille cümleyi tamamlayın: Old computers sometimes ____ when too many programs are open.

Cevabı göster

freeze up

Dilbilgisi

Sonuç yan cümlesi olarak “making it completely useless”

Burada making, önceki olayın doğrudan sonucunu veren bir şimdiki zaman ortaç yan cümlesi başlatır: sistem donar ve bunun sonucunda kullanılamaz hâle gelir. Making, would freeze ile bağlanan başka bir çekimli fiil değildir. Kalıp virgül + making + nesne + sıfat şeklindedir. Nesne, sıfatın belirttiği yeni duruma gelir: make it useless, “onu işe yaramaz hâle getirmek” demektir. Making ifadesinin mantıksal nedeni başka bir kişi veya şey değil, önceki durumun tamamıdır.

Alıştırma

Doğrudan sonucu göstermek için cümleyi make fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: “The power failure stopped the fans, ____ the room dangerously hot.”

Cevabı göster

making

Their solution is to simply suspend the rocket over a much larger flame trench.

3:34

Onların çözümü ise roketi çok daha büyük bir alev kanalının üzerinde asılı tutmaktır.

This means that there is very little in the way for the shock waves to damage or reflect back onto the rocket. Deyimler

3:40

Bu, şok dalgalarının rokete zarar vermesi veya geri yansıması için çok az engel olduğu anlamına gelir.

Deyimler

Engel anlamındaki “in the way”

Bu cümlede in the way, “bir şeyin çarpabileceği veya hareketi engelleyebileceği yol üzerinde” anlamına gelir. Very little in the way, şok dalgalarının yolunda neredeyse hiçbir şey bulunmadığını belirtir; dalgaların yalnızca küçük bir bölümünün var olduğu anlamına gelmez. Bu ifade, ilerlemeyi engelleyen soyut bir engeli de anlatabilir. Hem fiziksel hem soyut kullanımda ortak fikir, bir şeyin yolu kapatması veya engel olmasıdır.

Alıştırma

“Keep the doorway clear; do not leave your bags in the way,” cümlesinde in the way ne anlama gelir?

  1. Yolu kapatmak
  2. Bir bakış açısından
  3. Bir yöntem olarak kullanılmak
Cevabı göster

Yolu kapatmak

So, although rocket science deals with some of the most complex engineering challenges, Deyimler

3:48

Yani, roket bilimi en karmaşık mühendislik zorluklarından bazılarıyla uğraşıyor olsa da,

it's interesting to see that some problems can be solved with very simple solutions.

3:54

bazı sorunların çok basit çözümlerle halledilebileceğini görmek ilginçtir.

Deyimler

rocket science ifadesinin gerçek ve deyimsel çağrışımı

Bu cümlede rocket science gerçek anlamıyla, yani roketlerle ilgili bilim ve mühendislik olarak kullanılmıştır. Konuşmacı gerçek roket sorunlarından söz ettiği için ifade yalnızca zorluk gibi genel bir sözcükle karşılanmamalıdır. İfade aynı zamanda bir şeyin anlaşılmasının veya yapılmasının çok zor olmadığını belirten yaygın It's not rocket science deyimini çağrıştırır. Bu çağrışım, karmaşık mühendislik ile basit çözümler arasındaki karşıtlığa hafif bir mizah katar.

Alıştırma

rocket science bu cümlede neden özellikle etkili bir ifadedir?

  1. Her türlü mühendislik sorununun resmî adıdır.
  2. Yalnızca basit bir günlük iş anlamına gelir.
  3. Alanı gerçek anlamıyla adlandırırken aynı zamanda çok zor bir şeyi anlatan deyimi çağrıştırır.
Cevabı göster

Alanı gerçek anlamıyla adlandırırken aynı zamanda çok zor bir şeyi anlatan deyimi çağrıştırır.

If you have any questions,

4:00

Herhangi bir sorunuz varsa,

be sure to leave them in the comments below.

4:02

bunları aşağıdaki yorumlara bıraktığınızdan emin olun.

If you enjoyed this video and would like to contribute to Primal Space,

4:05

Bu videodan keyif aldıysanız ve Primal Space'e katkıda bulunmak isterseniz,

please visit patreon.com/primalspace,

4:09

lütfen patreon.com/primalspace adresini ziyaret edin,

where we will be doing a giveaway of a Saturn V LEGO set once we reach 50 patrons.

4:13

orada 50 destekçiye ulaştığımızda Saturn V LEGO setinin çekilişini yapacağız.

So, make sure you're subscribed,

4:20

Bu yüzden, abone olduğunuzdan emin olun,

so you can join in the discussion as we continue to learn more about all things space.

4:22

böylece uzayla ilgili her şey hakkında daha fazla bilgi edinmeye devam ederken tartışmaya katılabilirsiniz.

Thank you very much for watching,

4:28

İzlediğiniz için çok teşekkür ederim,

and I'll see you in the next video.

4:30

bir sonraki videoda görüşmek üzere.

Okay, here's the way that a problem here.

4:54

Tamam, görünüşe göre burada bir sorun var.

We may have had an instrumentation problem flight Dilbilgisi

4:56

Uçuş, muhtemelen bir enstrümantasyon sorunu yaşadık,

Dilbilgisi

Belirsiz bir geçmiş olasılığı için may have had kullanımı

May have + past participle, geçmiş hakkında kesin olmayan bir tahminde bulunmak için kullanılır. may have had yapısında had, have fiilinin past participle biçimidir; dolayısıyla konuşmacı bir enstrümantasyon sorununun yaşanmış olabileceğini söyler. Bu yapı sorunun gerçekten yaşandığını doğrulamaz. Temkinli bir sonuç ile bilinen bir gerçeği ayırır: We had an instrumentation problem kesin bir ifade gibi duyulurdu.

Alıştırma

Geçmiş hakkında kesin olmayan bir tahmin oluşturmak için cümleyi may have ve have fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The laptop ____ a battery fault before it shut down.

Cevabı göster

may have had

or I guess.

4:58

ya da ben öyle sanıyorum.

And we had a pretty large bang associated with the caution and warning there. Kültür

4:58

Ve oradaki dikkat ve uyarı ile bağlantılı oldukça büyük bir patlama duyduk.

Kültür

Bir uzay aracı alarm terimi olarak caution and warning

Bu görev kontrolü bağlamında caution and warning, uzay aracının alarm sistemini veya bu sistemin verdiği bir alarm göstergesini ifade eder. Sistem olağan dışı durumları izleyip mürettebatı uyarıyordu; bu nedenle bildirilen yüksek ses bir sistem alarmıyla ilişkilendiriliyor. Burada caution konuşanın temkinli tavrını, warning ise yalnızca birinin sözlü uyarısını anlatmaz. İki sözcüğü birlikte teknik bir sistem adı olarak okuyun.

Alıştırma

Bu görev kontrolü raporunda caution and warning neyi ifade eder?

  1. Konuşanın temkinli tavrı ve sözlü bir uyarı
  2. Ses çıkarmadan önce yavaşlama isteği
  3. Uzay aracının alarm sistemi veya bu sistemin verdiği bir alarm göstergesi
Cevabı göster

Uzay aracının alarm sistemi veya bu sistemin verdiği bir alarm göstergesi

We've had a main bus under volt. Kültür

5:04

Ana barada voltaj düşüşü yaşadık.

Kültür

Elektrik arızası bildirimi olarak main bus under volt

Uzay aracı elektrik dilinde main bus, ana elektrik güç dağıtım hattıdır; bir taşıt değildir. Under volt bir düşük voltaj durumunu bildirir: bara voltajı beklenen sınırın altına düşmüştür. Bu, kısa bir arıza bildirimidir. Teknik kaynaklar aynı durumu undervolt veya undervoltage şeklinde de yazabilir. Bu cümlede under fiziksel bir konumu anlatmaz.

Alıştırma

"We've had a main bus under volt" hangi arızayı bildirir?

  1. Uzay aracının ana elektrik barasında düşük voltaj vardır.
  2. Büyük bir taşıt bir şeyin altında durmaktadır.
  3. Ana iletişim kanalının sesi çok yüksektir.
Cevabı göster

Uzay aracının ana elektrik barasında düşük voltaj vardır.

You see an AC bus under volt there guidance or ECOM?

5:06

Orada, rehberlik veya ECOM'da AC barasında voltaj düşüşü görüyor musunuz?

Negative flight.

5:10

Hayır, uçuş.

I believe the crew reported

5:11

İnanıyorum ki mürettebat rapor etti