Everest Dağı'nın zirvesinde bedeninize ne olur? - Andrew Lovering: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, Everest’in seyrek havasına bir anda çıkmanın neden ölümcül olabileceğini; kademeli irtifa uyumunda solunumun, dolaşımın, plazmanın ve hemoglobinin nasıl değiştiğini ve buna rağmen beyin ile akciğerlerde ciddi komplikasyonların neden hâlâ oluşabileceğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. If someone teleported / would go bad fast. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: If + geçmiş zamanın gerçek dışı bir durum kurduğunu, would’un ise hayal edilen sonucu verdiğini anlayın. Öğrenci bu kalıpla bilimsel bir açıklamaya başlayabilir ve uç bir varsayımsal senaryoda ne olacağını değerlendirebilir. 2. in a process called ventilatory acclimatization. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: A process called yapısının açıklamanın akışını bozmadan teknik bir terimi tanıtıp süreç olarak sınıflandırmasını öğrenin. Böylece biyolojik, bilimsel veya kurumsal bir sürecin adı açıkça belirtilebilir. 3. fluid to build up in the brain. — Phrasal verb’ler: Build up’ın gerçek anlamda inşa etmek değil, zamanla birikmek olduğunu ayırt edin. İfade sıvı, basınç, madde, sorun veya duygular için kullanılabilir; burada ise birikimin tıbbi tehlikeye işaret ettiği anlaşılır.
Bu derste
If someone teleported from sea level to the top of Mount Everest, things would go bad fast. Notlar
0:07Eğer biri deniz seviyesinden Everest Dağı'nın zirvesine ışınlansaydı, işler çabucak kötüye giderdi.
If someone teleported ... would go bad fast: varsayımsal koşul ve sonuç
If someone teleported ifadesi gerçeklikten uzak, hayali bir koşul kurar. teleported biçimindeki geçmiş zaman burada olayın geçmişte olduğunu göstermez; varsayımsal bir uzaklık ifade eder. Sonuç cümlesi olan things would go bad fast, bu koşul altında ne olacağını söyler. If + geçmiş biçim, ... would + fiilin yalın hâli kalıbı, olasılığı düşük veya hayali durumlar üzerine düşünmek için kullanılır.
Alıştırma
Hayali bir sonucu anlatmak için aynı varsayımsal kalıbı kullanan cümle hangisidir?
- If the bridge had closed, the town would have needed another route.
- If the bridge closed, the town would need another route.
- If the bridge closes, the town will need another route.
Cevabı göster
If the bridge closed, the town would need another route.
sea level: rakım için referans noktası
Sea level, deniz yüzeyini temsil etmek için kullanılan ortalama yükseklik anlamına gelir. Rakımı tanımlamak için bir referans noktasıdır; bu nedenle from sea level, başlangıç yüksekliğinin bu referans düzeyinde olduğunu belirtir. Bu ifadede level, yükseklik referansı anlamındadır; rütbe, kalite veya oyun aşamasındaki “seviye” anlamında değildir. Above sea level ve below sea level ifadelerini de sıkça görürsünüz.
Alıştırma
Bu cümlede sea level ne anlama gelir? The airport is 420 meters above sea level.
- deniz yüzeyinin standart referans yüksekliği
- havaalanı pistinin yerel zeminden yüksekliği
- havaalanının en yakın plaja olan uzaklığı
Cevabı göster
deniz yüzeyinin standart referans yüksekliği
barometric pressure is approximately 33% of what it is at sea level. Notlar
0:18barometrik basınç deniz seviyesindeki basıncın yaklaşık %33'ü kadardır.
barometric pressure: ölçülebilir atmosfer basıncı
Barometric pressure, atmosferin uyguladığı basınç anlamına gelir. Barometric sözcüğü, hava basıncını ölçen araç olan barometer sözcüğünden gelir; dolayısıyla bu ifade bir duyguyu değil, fiziksel bir niceliği adlandırır. Deniz seviyesiyle yapılan karşılaştırma, cümlenin ölçülebilir hava basıncından söz ettiğini gösterir. Bu terim hava durumu, havacılık veya yüksekliğin etkileri ele alınırken yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Bir hava durumu raporunda barometric pressure neyi ifade eder?
- Atmosferin uyguladığı basınç
- Bir kişinin duygusal stresi
- Atardamarlardaki kanın basıncı
Cevabı göster
Atmosferin uyguladığı basınç
33% of what it is at sea level: göreli değerleri karşılaştırma
33% of what it is at sea level, basıncın deniz seviyesindeki değerinin %33'ü anlamına gelir. It, barometric pressure ifadesine gönderme yapar; what it is at sea level ise “deniz seviyesinde sahip olduğu değer” demektir. What ile başlayan bölüm of edatından sonra gelen bir isim yan cümlesidir, soru değildir. percentage + of what + subject + is or was kalıbı, ölçülebilen aynı şeyi farklı koşullar altında karşılaştırabilir.
Alıştırma
Bu cümle ne anlama gelir? The tank's water level is 80% of what it is when full.
- Mevcut su seviyesi, dolu seviyenin beşte dördüdür.
- Su seviyesi, dolu seviyeden %80 daha düşüktür.
- Depoda dolu bir depodan 80 litre daha fazla su vardır.
Cevabı göster
Mevcut su seviyesi, dolu seviyenin beşte dördüdür.
This means there's significantly less oxygen in the air Anlatım akışı
0:23Bu, havadaki oksijenin önemli ölçüde azaldığı anlamına gelir
and our teleported individual would likely suffocate in minutes. Dilbilgisi
0:27ve ışınlanan bu kişi muhtemelen dakikalar içinde boğulurdu.
This means ...: bir olguyu sonucuna bağlamak
This means, hemen önce verilen olguya veya ölçüme gönderme yapar ve bunun ne anlama geldiğini açıklar. Bu cümlede ifade, Everest'in zirvesindeki çok düşük basıncı mevcut oksijen miktarıyla ilgili bir sonuca bağlar. This means + cümle yapısı, kanıt, veri veya bir durumdan bunun anlamına, etkisine ya da sonucuna geçmek için kullanılır. Sonraki bilginin önceki olgunun neden önemli olduğunu açıkladığını gösterir.
Alıştırma
Sıcaklık donma noktasının altına düşecek. Sonucu belirtmek için hedef ifade This means'i en doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?
- This means to the roads becoming icy tonight.
- This intends the roads may become icy tonight.
- This means the roads may become icy tonight.
Cevabı göster
This means the roads may become icy tonight.
would likely suffocate: hayal edilen durumda muhtemel sonuç
would likely suffocate, hayal edilen veya koşullu bir durumda gerçekleşme ihtimali yüksek olan sonucu anlatır. Burada would, kişiyi oksijeni az bir ortama koymanın sonucu olarak nefessiz kalmayı sunar; likely ise bunun kesin olduğunu söylemekten kaçınır. would likely + fiilin yalın hâli yapısı, durum varsayımsal olduğunda veya olası bir sonuç olarak ele alındığında, kanıta dayalı ama kesin olmayan tahminler için kullanılır. Suffocate, yeterli hava veya oksijen olmadığı için nefes alamamak demektir; genel bir rahatsızlık anlatan bir kelime değil, ciddi ve kesin bir ifadedir.
Alıştırma
Kapalı bir odada temiz hava yok. Bu hayal edilen durumda bir kişinin başına gelecekleri güçlü ama kesin olmayan biçimde tahmin eden cümle hangisidir?
- The person will definitely suffocate in the sealed room.
- The person would likely suffocate in the sealed room.
- The person likes to suffocate in the sealed room.
Cevabı göster
The person would likely suffocate in the sealed room.
However, for people that make this same journey over the course of a month, Kalıp ifadeler
0:32Ancak aynı yolculuğu bir aya yayan insanlar için,
it's possible to survive at the peak for hours. Dilbilgisi
0:37zirvede saatlerce hayatta kalmak mümkündür.
over the course of a month: bir zaman dilimine yayılan değişim
Over the course of a month, bir aylık süre ilerlerken o dönem boyunca anlamına gelir. Burada course, bir ders değil zamanın ilerleyişidir. Bu ifade, bir değişikliği veya faaliyeti tek bir anda gerçekleşen bir olay olarak değil, söz konusu zaman dilimine yayılan bir süreç olarak sunar. Yeniden kullanılabilir yapı over the course of + zaman dilimidir.
Alıştırma
Cümleyi over the course of ile tamamlayın: The laboratory tracked the plant's growth ____ six weeks.
Cevabı göster
over the course of
it's possible to survive: It is possible to + fiilin yalın hâli
it's possible to survive ifadesinde it biçimsel öznedir. Mümkün olduğu değerlendirilen eylem, to'lu mastar olan to survive bölümünde yer alır. Bir eylemin gerçekleşip gerçekleşemeyeceği hakkında genel bir yargı bildirmek için It is possible to + fiilin yalın hâli yapısını kullanın. Eylemi yapan kişi veya şeyi belirtmek için It is possible for + kişi veya şey + to + fiilin yalın hâli yapısını kullanın.
Alıştırma
Yürüyüşçülerin hava kararmadan sığınağa ulaşabileceğini doğru şekilde ifade eden cümle hangisidir?
- It is possible for the hikers to reach the shelter before dark.
- It is possible for reach the shelter before dark.
- The hikers are possible to reach the shelter before dark.
Cevabı göster
It is possible for the hikers to reach the shelter before dark.
So what can happen to our bodies in just 1 month that allows us to endure this incredible altitude? Notlar
0:41Peki sadece 1 ay içinde vücudumuzda ne gibi değişiklikler oluyor da bu inanılmaz yüksekliğe dayanabiliyoruz?
So what can happen...?: mekanizma açıklamasına giriş yapan soru
Baştaki So, bu soruyu hemen önce sunulan şaşırtıcı gözleme bağlar. Sorunun tamamı bu gözlemi temel probleme dönüştürür: Vücuttaki hangi değişiklikler çok yüksek rakıma dayanmayı mümkün kılar? Konuşmacı dinleyiciden yalnızca hızlı bir yanıt istemez. Bu soru, gözlenen sonuçtan onun arkasındaki mekanizmaya geçiş yaparak sonraki açıklamayı haber verir ve düzenler.
Alıştırma
Bu sorunun bilimsel açıklamadaki temel işlevi nedir?
- Konuşmacının konuyu unuttuğunu göstermek
- Önceki gözlemi sonraki bölümün açıklayacağı temel soruya dönüştürmek
- Dinleyicileri kendi sağlık durumlarını hemen anlatmaya çağırmak
Cevabı göster
Önceki gözlemi sonraki bölümün açıklayacağı temel soruya dönüştürmek
allows us to endure: allow + nesne + to-infinitive
allows us to endure ifadesinde allow, allow + object + to-infinitive kalıbını izler. Us, bu olanağı kazanan kişileri; to endure ise mümkün hâle gelen eylemi belirtir. Burada vücuttaki değişiklikler insanların yüksek rakımla başa çıkabilmesini sağlar. Endure, zor veya acı verici bir duruma pes etmeden devam ederek dayanmak demektir. Durumu bir güçlük olarak sunduğu için yalnızca experience demekten daha güçlüdür.
Alıştırma
allow + object kalıbını tamamlamak için endure sözcüğünün doğru biçimini kullanın: The insulated tent allows the hikers ____ the freezing night.
Cevabı göster
to endure
Let's imagine you're one of the 5.8 billion people living less than 500 m above sea level. Anlatım akışı
0:48Deniz seviyesinden 500 m'den daha alçak yerlerde yaşayan 5,8 milyar insandan biri olduğunuzu düşünün.
Let's imagine: dinleyicileri bir düşünce deneyine davet etmek
Let's imagine, dinleyicileri birlikte varsayımsal bir duruma girmeye davet eder. Burada her dinleyiciden, deniz seviyesinden 500 metreden daha alçakta yaşayan milyarlarca insandan biri olduğunu düşünmesini ister. Bu ifade, bir düşünce deneyi kurarak açıklamadaki bilgileri düzenler. Kişisel bir hayalden söz etmez; konuşmacının açıklamanın devamında kullanabileceği ortak bir bakış açısı oluşturur.
Alıştırma
Herkesi bir düşünce deneyine davet eden ders ifadesiyle tamamlayın: ____ our town had no electricity for a day.
Cevabı göster
Let's imagine
your lungs fill up with air composed of numerous gases and compounds. Notlar
0:58ciğerleriniz sayısız gaz ve bileşikten oluşan havayla dolar.
take a breath: tek bir nefes için doğal kalıp
Take a breath, kısa ve tek bir nefes alma eylemi için kullanılan doğal kalıptır. Bu cümlede özellikle havayı akciğerlere çekmek, yani akciğerleri havayla dolduran gerçek fiziksel eylem anlamına gelir. Burada take, bir şeyi alıp götürmek anlamına gelmez. İngilizcede kısa bir eylemi adlandırmak için sık sık take + isim yapısı kullanılır ve bu ifadede breath isimdir.
Alıştırma
Bir kez nefes almak anlamına gelen doğal take + isim kalıbıyla tamamlayın: Before you go underwater, ____.
Cevabı göster
take a breath
fill up with: bir şeyle dolmak
Bu cümlede fill up with, “bir şeyle dolmak” anlamına gelir. Dolan alan lungs, onun içine giren şey ise air sözcüğüdür. Kalıp özne + fill up + with + içerik şeklindedir. Up, daha dolu bir duruma ulaşmayı vurgular; bu yüzden ifade yalnızca bir şeyi bir yere koyma eylemini değil, zaman içinde gerçekleşen bir değişimi anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle lobinin kendisinin zamanla ziyaretçilerle dolduğunu söyler?
- The lobby filled up with visitors.
- The visitors filled the lobby with brochures.
- The guide filled up the visitors' water bottles.
Cevabı göster
The lobby filled up with visitors.
composed of numerous gases and compounds: bileşenleri açıklamak
Burada composed of numerous gases and compounds, air sözcüğünü açıklayan geçmiş zaman ortacı yapısındaki bir ifadedir: havanın birçok gaz ve kimyasal bileşikten oluştuğu anlamına gelir. air that is composed of numerous gases and compounds şeklinde genişletilebilir. Kullanılabilir kalıp bütün + be composed of + parçalar şeklindedir. Bilimsel ve açıklayıcı metinlerde bir maddenin, sistemin veya grubun bileşenlerini gösterir. Burada composed, “oluşan” anlamındadır; “sakin ve kendine hâkim” anlamında değildir.
Alıştırma
Cümleyi be composed of yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: The panel ____ three scientists and two engineers.
Cevabı göster
is composed of
which bond to the hemoglobin in your red blood cells. Kalıp ifadeler
1:06kırmızı kan hücrelerinizdeki hemoglobine bağlanan oksijen molekülleridir.
Most important among these are ...: kilit öğeyi öne alarak vurgulama
Most important among these, daha önce sözü edilen gaz ve bileşikler arasındaki kilit öğeyi seçip vurgulamak için başa getirilmiştir. Vurgulanan öğe fiilden sonra gelir: oxygen molecules. Bu, öne alınmış bir tümleçten sonra özne ile fiilin yer değiştirdiği bir devrik yapıdır. Temel sıra “Oxygen molecules are most important among these.” şeklindedir. oxygen molecules çoğul olduğu için fiil are olur. Bu kalıp, resmî bir açıklamada bir gruptan onun en önemli üyesine geçmeyi sağlar.
Alıştırma
En yararlı öğeyi vurgulamak için öne alma yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- Most useful among these tools are the small flashlight.
- Most useful among these tools is the small flashlight.
- Most useful among these tools the small flashlight is.
Cevabı göster
Most useful among these tools is the small flashlight.
bond to the hemoglobin: moleküler düzeyde bağlanmak
bond to the hemoglobin ifadesinde bond, “bir şeyle fiziksel veya kimyasal bir bağlantı kurmak” anlamında bir fiildir. Bağlanan öğeler oksijen molekülleridir; to ise bağlantının hedefini, yani kırmızı kan hücrelerindeki hemoglobini belirtir. Bu bilimsel kullanımda bond, finansal bir yatırımı belirten isim ya da yakın bir ilişkiyi anlatan genel isim değildir. Yeniden kullanılabilen kalıp X bonds to Y şeklindedir.
Alıştırma
bond to ifadesini bilimsel veya teknik bir bağlantıyı anlatan fiil olarak kullanan cümle hangisidir?
- The teammates bond over a shared goal.
- The coating bonds to the metal surface as it dries.
- The engineer buys a bond to finance the project.
Cevabı göster
The coating bonds to the metal surface as it dries.
bringing essential oxygen to all your cells. Dilbilgisi
1:12gerekli olan oksijeni tüm hücrelerinize taşır.
bringing essential oxygen to all your cells: -ing yan cümlesiyle sonuç ekleme
bringing essential oxygen to all your cells, Blood then circulates throughout your body ana cümlesine bağlı bir -ing yan cümlesidir. Bu yan cümle, dolaşımın sonucunu ya da yararlı etkisini açıklar: oksijen hücrelere ulaşır. bringing yeni bir ana fiil değildir. Anlaşılan öznesi Blood olduğundan cümle, ana süreci onunla yakından bağlantılı bir sonuçla birleştirir.
Alıştırma
Sonucu eklemek için cümleyi provide fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The new filter removes dust, ____ cleaner air for everyone.
Cevabı göster
providing
as altitude increases: birlikte ilerleyen iki değişim
as altitude increases, rakım yavaş yavaş yükselirken ya da rakımdaki yükselişle birlikte anlamına gelir. as yan cümlesi bu değişimi havanın seyrelmesiyle ilişkilendirir. Burada as yalnızca bir neden vermek yerine gelişmekte olan iki değişimi düzenler. As X changes, Y changes kalıbı, iki değişkenin birlikte nasıl değiştiğini açıklarken yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Birlikte gelişen iki değişimi göstermek için cümleyi as ile tamamlayın: ____ the wind gets stronger, the waves grow higher.
Cevabı göster
As
starts to get thinner: hava yoğunluğundaki değişim
starts to get bir durum değişiminin başladığını gösterir: starts to başlangıcı belirtir, get ise özneyi yeni durumuna bağlar. Thinner, thin sözcüğünün karşılaştırma biçimidir; dolayısıyla burada rakım yükseldikçe havanın yoğunluğunun azaldığını anlatır. Hava hakkında kullanıldığında thinner, gözle görülen bir hava katmanının fiziksel olarak daralması anlamına gelmez. Havanın yoğunluğu ve basıncı azalır; böylece aynı hacimde daha az gaz molekülü bulunur.
Alıştırma
Bu cümlede “the air starts to get thinner” ne anlama gelir?
- Havanın rengi açılmaya başlar.
- Havanın yoğunluğu ve basıncı azalmaya başlar.
- Hava kesilerek fiziksel olarak daha ince bir katmana dönüştürülür.
Cevabı göster
Havanın yoğunluğu ve basıncı azalmaya başlar.
The relative amounts of each compound remain the same well into the upper atmosphere,
1:19Her bir bileşiğin bağıl miktarı atmosferin üst katmanlarına kadar aynı kalsa da,
but overall there is less oxygen for our bodies to absorb. Dilbilgisi
1:24genel olarak vücudumuzun emebileceği daha az oksijen vardır.
is less oxygen for our bodies to absorb: for + eylemi yapan + to-infinitive
there is less oxygen ifadesinde there is var olan miktarı sunar, less ise sayılamayan oxygen ismini doğru biçimde niteler. for our bodies to absorb, absorb eyleminin anlamca yapanının our bodies olduğunu gösterir. İsim + for + isim/zamir + to + fiil kalıbı, bir şeyi kimin kullanabileceğini, alabileceğini veya onun üzerinde işlem yapabileceğini gösterebilir. Burada oksijenin var olma amacını değil, emilebilecek oksijeni anlatır.
Alıştırma
Bir kaynağı kimin kullanabileceğini göstermek için isim + for + eylemi yapan + to + fiil yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- There is less clean water for use the village.
- There are fewer clean water for the village using.
- There is less clean water for the village to use.
Cevabı göster
There is less clean water for the village to use.
And if you ascend to altitudes above 2,500 m, Dilbilgisi
1:29Ve eğer 2.500 m'nin üzerindeki yüksekliklere çıkarsanız,
the resulting oxygen deprivation can cause a form of altitude sickness known as AMS, Notlar
1:34bunun sonucunda ortaya çıkan oksijen yetersizliği, AMS olarak bilinen bir tür yükseklik hastalığına neden olabilir;
if you ascend to altitudes above 2,500 m: bir eşik koşulu
if yan cümleciği bir koşul belirler: 2.500 metreden daha yüksek bir irtifaya ulaşmak. Ana cümle daha sonra olası bir sonucu belirtir. Bilimsel risk açıklamalarında bu yapı, bir eşik ile o eşik aşıldığında olabilecekleri açıkça birbirine bağlar. Koşulda ascend fiilinin geniş zaman biçimi kullanılır; ana cümledeki can cause ise kesin bir sonucu değil, olası bir sonucu gösterir. Ascend, “yukarı doğru hareket etmek veya tırmanmak” anlamına gelen resmî bir fiildir; burada daha yüksek bir irtifaya çıkmayı ifade eder.
Alıştırma
Hangi cümle, mevcut bir eşik koşulunu olası bir sonuca bağlamak için if yan cümleciğini doğru kullanır?
- If the temperature will rise above 40°C, the machine can shut down yesterday.
- If the temperature rises above 40°C, the machine can shut down.
- The temperature rises above 40°C because the machine can shut down.
Cevabı göster
If the temperature rises above 40°C, the machine can shut down.
resulting oxygen deprivation: önceki bir nedenin etkisini adlandırma
Resulting, oxygen deprivation ifadesini niteler ve “az önce sözü edilen durumun neden olduğu” anlamına gelir. Tam bir neden-sonuç düşüncesini bir isim öbeğinde toplar: yüksek irtifa oksijen yoksunluğuna yol açar ve bu yoksunluk daha sonra hastalığa neden olabilir. Oxygen deprivation, vücudun veya dokularının yeterli oksijen alamaması demektir. Deprivation yalnızca küçük bir azalmayı değil, ciddi bir eksikliği ifade eder.
Alıştırma
Bir fırtına az önce birkaç çatıya zarar verdi. Hangi ifade fırtınanın neden olduğu hasarı doğal biçimde adlandırır?
- the damage resultingly
- the result damage
- the resulting damage
Cevabı göster
the resulting damage
AMS olarak bilinen bir irtifa hastalığı türü: ad tanıtmak
Known as AMS, a form of altitude sickness ifadesinden sonra gelen bir geçmiş zaman ortacı grubudur. Bu ifade hastalığın kullanılan adını veya kısaltmasını tanıtır; burada anlamı “AMS olarak adlandırılan bir irtifa hastalığı türü”dür. AMS, acute mountain sickness ifadesinin kısaltmasıdır. Bir kişi, nesne, hastalık veya kavramın ne olarak adlandırıldığını belirtmek için noun + known as + name yapısını kullanın. Buradaki known as adın kendisini tanıtır; hastalığın neyle ünlü olduğunu anlatmaz.
Alıştırma
Bir adı doğru şekilde tanıtan ifadeyi seçin: The condition is _____ heat exhaustion.
- known as
- known from
- known for
Cevabı göster
known as
often causing headaches, fatigue, and nausea. Dilbilgisi
1:41bu da sıklıkla baş ağrısı, yorgunluk ve mide bulantısına yol açar.
often causing headaches, fatigue, and nausea: sık görülen bir sonucu eklemek
Often causing headaches, fatigue, and nausea, önceki cümleye bağlanan bir present participle, yani -ing’li yapı grubudur. Yeni ve çekimli bir cümle kurmak yerine sık görülen bir sonucu veya belirtiyi ekler; causing daha önce sözü edilen hastalıkla etkilerini birbirine bağlar. often, causing’i niteler. Bu nedenle belirtilerin sık görüldüğü veya tipik olduğu anlatılır; her durumda hepsinin aynı anda ortaya çıktığı söylenmez. Bu kısa yapı açıklamalarda ve raporlarda yaygındır: önce ana ifade gelir, ardından virgül ve ilgili sonucu ekleyen bir -ing grubu kullanılır.
Alıştırma
Sonucu doğal biçimde ekleyen participle grubunu seçin: The power outage shut down the trains, _____.
- it caused long delays
- caused long delays
- causing long delays
Cevabı göster
causing long delays
Fortunately, AMS only happens when we ascend too fast Dilbilgisi
1:45Neyse ki, AMS sadece çok hızlı tırmandığımızda meydana gelir
AMS only happens when...: bir koşulu sınırlama
X only happens when Y kalıbı, X’in gerçekleşmesi için Y’nin gerekli bir koşul olduğunu belirtir. Bu cümlede çok hızlı yükselmek, AMS’nin ortaya çıkabileceği koşul olarak sunulur; bu, her hızlı yükselişin AMS’ye yol açacağı anlamına gelmez. Only, when ile kurulan koşulu sınırlar. “Seyrek” anlamına gelmez; düşük sıklık rarely veya seldom gibi sözcüklerle ifade edilir.
Alıştırma
Hangi cümle düşük sıcaklığın ısıtıcının açılması için gerekli koşul olduğunu söylüyor?
- The heater rarely turns on when the temperature drops below 18°C.
- The heater turns on whenever the temperature drops below 18°C.
- The heater only turns on when the temperature drops below 18°C.
Cevabı göster
The heater only turns on when the temperature drops below 18°C.
because our bodies have numerous ways of adapting to high altitudes. Kalıp ifadeler
1:50çünkü vücudumuzun yüksek rakımlara uyum sağlamak için sayısız yolu vardır.
of adapting to high...: ways of + -ing ve adapt to
ways of adapting to high altitudes ifadesinde of adapting to high altitudes, ways sözcüğünün içerdiği eylemi açıklar. of bir edat olduğu için adapt burada -ing biçimi olan adapting hâlini alır. Adapt to, yeni bir ortamda veya durumda iyi şekilde işlev gösterebilmek için yavaş yavaş değişmek ve uyum sağlamak demektir. Bu cümlede vücut yüksek rakım koşullarına uyum sağlar.
Alıştırma
adapt sözcüğünü doğru biçimde kullanın ve gereken edatı ekleyin: The new employees are slowly ____ the night schedule.
Cevabı göster
adapting to
Within minutes or even seconds of reaching altitudes of 1,500 m, Kalıp ifadeler
1:561.500 m rakıma ulaştıktan sonraki dakikalar veya hatta saniyeler içinde,
Within minutes or even seconds of: kısa bir zaman üst sınırı
Within minutes or even seconds of reaching..., bir sonraki olayın bu irtifaya ulaştıktan sonra en geç birkaç dakika, hatta belki yalnızca birkaç saniye içinde gerçekleştiğini anlatır. Within bir üst zaman sınırı koyar; bir şeyin bu sürenin tamamı boyunca sürdüğü anlamına gelmez. Kalıp within + süre + of + isim veya -ing biçimidir. Burada of reaching, kısa sürenin hangi olaydan itibaren ölçüldüğünü gösterir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki within minutes of ifadesiyle tamamlayın: The safety team arrived ____ receiving the alert.
Cevabı göster
within minutes of
carotid chemoreceptors in your neck sense your blood's low oxygen pressure. Kelime
2:01boynunuzdaki karotis kemoreseptörleri kanınızın düşük oksijen basıncını algılar.
carotid chemoreceptors in your neck: kan kimyasını algılayan biyolojik sensörler
Carotid chemoreceptors, boyundaki karotis atardamarlarının yakınında bulunan küçük yapılar olan karotis cisimciklerindeki biyolojik algılayıcılardır. Carotid sözcüğü bunları bu atardamarlarla ilişkilendirir, in your neck ise yerlerini belirtir; buradaki receptors elektronik alıcı cihazları değil, vücuttaki algılayıcıları ifade eder. Kanın kimyasal yapısındaki değişiklikleri algılarlar. Bu cümlede düşük oksijen basıncını, daha doğrusu düşük oksijen kısmi basıncını algılar ve solunum tepkilerinin başlamasına yardımcı olurlar.
Alıştırma
Carotid chemoreceptors nedir?
- karotis atardamarlarının yakınında kanın kimyasal yapısındaki değişiklikleri algılayan biyolojik algılayıcılar
- vücudun dışındaki havayı ölçen elektronik alıcılar
- kana oksijen pompalayan boyun kasları
Cevabı göster
karotis atardamarlarının yakınında kanın kimyasal yapısındaki değişiklikleri algılayan biyolojik algılayıcılar
This triggers a response that increases the rate and depth of your breathing to counteract the lack of oxygen. Notlar
2:07Bu, oksijen eksikliğini gidermek için nefes alışınızın hızını ve derinliğini artıran bir tepkiyi tetikler.
This triggers a response: bir nedeni tepkiye bağlamak
Bu cümlede This, boyundaki reseptörlerin düşük oksijen basıncını algılamasını ifade eder. triggers a response, “bir tepkinin başlamasına neden olur” anlamındadır. Buradaki trigger, neden-sonuç bildiren bir fiildir; silahın tetiğini çekmek anlamında kullanılmamıştır. Bilimsel açıklamalarda This ile neden-sonuç bildiren bir fiil, önceki adıma gönderme yapıp onu sonra gerçekleşen sonuca bağlamak için sıkça kullanılır.
Alıştırma
Bir olayın sistemin tepki vermesine neden olduğunu göstermek için trigger a response ifadesini doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?
- The sudden temperature drop responded a trigger in the heating system.
- The sudden temperature drop triggered a response in the heating system.
- The heating system's response triggered the sudden temperature drop.
Cevabı göster
The sudden temperature drop triggered a response in the heating system.
increases the rate and depth of your breathing: daha hızlı ve daha derin solunum
Solunum hızı, belirli bir süre içinde ne sıklıkta nefes aldığınızı gösterir. Solunum derinliği ise her nefeste ne kadar hava hareket ettiğini, yani nefesin sığ mı yoksa derin mi olduğunu gösterir. Buradaki depth fiziksel bir mesafe anlamına gelmez. increases fiili hem rate hem de depth için geçerlidir. Bu nedenle tepki, solunumu yalnızca daha sesli değil, hem daha hızlı hem de daha derin hâle getirir.
Alıştırma
“the rate and depth of your breathing increase” ne anlama gelir?
- Akciğerleriniz kalıcı olarak büyür.
- Yalnızca nefes alma sesi yükselir.
- Hem ne sıklıkta hem de ne kadar derin nefes aldığınız artar.
Cevabı göster
Hem ne sıklıkta hem de ne kadar derin nefes aldığınız artar.
to counteract the lack of oxygen: amaç ve dengeleme anlamı
Burada to counteract the lack of oxygen, amaç bildiren bir mastar yapısıdır; solunum hızının ve derinliğinin neden arttığını açıklar. Counteract, istenmeyen bir durumu veya etkiyi karşıt bir etki oluşturarak azaltmak demektir. Asıl sorunu mutlaka tamamen ortadan kaldırmaz. Bu cümlede vücudun solunum tepkisi oksijen eksikliğini dengelemeye yardımcı olur.
Alıştırma
Isı zaten mevcutken cümleyi en iyi hangi fiil tamamlar? The fan turns on to _____ the heat that has already built up inside the machine.
- counteract
- prevent
- disagree with
Cevabı göster
counteract
Your heart rate also increases and your heart contracts more tightly to pump additional blood with each beat, Notlar
2:14Kalp atış hızınız da artar ve kalbiniz her atışta fazladan kan pompalamak için daha güçlü kasılır;
heart rate: kalp atışlarının sıklığı
Heart rate, kalbin belirli bir süre içinde kaç kez attığını gösterir ve genellikle dakikadaki atış sayısı (bpm) olarak ölçülür. Bu cümlede heart rate increases, dakikadaki atış sayısının yükseldiği ve dolayısıyla kalbin daha hızlı attığı anlamına gelir. Burada rate, fiyat veya puan değil, sıklık anlamındadır.
Alıştırma
Bir spor saati dakikada 120 atış gösteriyor. Bu ölçümün adı hangi terimdir?
- heart rate
- heart rhythm
- heartbeat
Cevabı göster
heart rate
your heart contracts more tightly to pump: kasılma ve amaç
Burada contracts, “kısalıp gerilmek” anlamına gelir: kalp kası sıkışarak kasılır. More tightly, bu kasılmanın daha güçlü olduğunu belirtir; kalbin fiziksel olarak daha sıkı sabitlendiği anlamına gelmez. to pump mastarı, bu kasılmanın amacını veya işlevini belirtir. Yeniden kullanılabilir kalıp özne + contract + to + fiil şeklindedir: Bir kas, bir eylemi gerçekleştirmek için kasılır. Pump, kanı vücutta ileri doğru itmek demektir.
Alıştırma
Bu genel bilgiyi contract fiilinin geniş zaman biçimiyle tamamlayın: The heart muscle ____ to pump blood around the body.
Cevabı göster
contracts
with each beat: her kalp atışında bir sonuç
With each beat, “kalbin her atışında” demektir. Pompalanan ek kanı her bir kalp atışıyla ilişkilendirir; yani pompalama her atışta yeniden gerçekleşir. with each + tekil sayılabilen isim kalıbı, tekrarlanan bir süreçteki tek tek birimleri gösterir: with each step, with each turn. Burada each sözcüğünden sonra tekil beat ismi gelir. Bu bağlamda beat bir kalp atışı demektir; müzik ritmi ya da “yenmek” anlamındaki fiil değildir.
Alıştırma
Cümleyi with each + tekil scan ismi kalıbıyla tamamlayın: The sensor stores a new reading ____.
Cevabı göster
with each scan
quickly moving oxygenated blood around your body.
2:21böylece oksijenli kan vücudunuzda hızla dolaşır.
All these changes happen relatively fast and if you were to keep ascending, Dilbilgisi
2:25Tüm bu değişiklikler nispeten hızlı gerçekleşir ve tırmanmaya devam ederseniz,
your heart rate and breathing would speed up accordingly.
2:30kalp atış hızınız ve nefes alışınız buna bağlı olarak hızlanır.
if you were to ... would ... ile resmî bir varsayım
if + özne + were to + fiilin yalın hâli yapısında were to, gelecekteki bir olasılığı geçmişte gerçekleşmiş bir olay olarak değil, hayal edilen bir durum olarak sunar. Burada if you were to keep ascending, daha yükseğe çıkmaya devam ettiğinizi varsaymak anlamına gelir. keep fiilinden sonra fiilin -ing biçimi gelir; bu nedenle keep ascending yükselmeye devam etmek demektir. Sonuç cümleciğinde would + fiilin yalın hâli kullanılır: your heart rate and breathing would speed up. were to ... would ... birlikte, varsayımsal bir koşulun beklenen sonucunu resmî ve temkinli biçimde anlatır.
Alıştırma
Cümleyi were to ... would ... yapısıyla tamamlayın: If the power ____ fail tonight, the backup generator ____ start automatically.
Cevabı göster
were to · would
But if you stayed at this altitude for several weeks, Dilbilgisi
2:34Ancak bu rakımda birkaç hafta kalırsanız,
you could reap the benefits of some longer-term adaptations. Deyimler
2:37bazı uzun vadeli uyum süreçlerinin faydalarını görebilirsiniz.
if you stayed ... you could ...: varsayımsal bir koşulun olası sonucu
if + özne + geçmiş zaman biçimi yapısında geçmiş zaman biçimi, hayal edilen bir şimdiki veya gelecek koşulu gösterebilir. Burada if you stayed at this altitude for several weeks, o yükseklikte birkaç hafta kalındığını varsayar; stayed, kalışın geçmişte gerçekleştiğini göstermez. Sonuç cümleciğinde olası bir sonucu göstermek için could + fiilin yalın hâli kullanılır: you could reap the benefits. Bu koşul yapısında could, sonucun mümkün olduğunu belirtir; birinin geçmişte bir yeteneğe sahip olduğunu anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede could, hayal edilen bir koşulun olası sonucunu gösterir?
- When Maya was six, she could swim across the pool.
- Yesterday, Maya could not open the locker.
- If Maya trained with the team for a month, she could build more endurance.
Cevabı göster
If Maya trained with the team for a month, she could build more endurance.
reap the benefits: bir sürecin ardından sonuç almak
Reap the benefits, daha önceki bir çaba, değişim veya bekleme döneminin sonucunda ortaya çıkan avantajları elde etmek demektir. Reap sözcüğü gerçek anlamıyla ekin biçmek anlamına gelir; ancak burada bir mecazdır. Daha uzun vadeli uyumların sağladığı avantajlar, hasat edilebilecek bir ürün gibi anlatılır. Bu ifade neden-sonuç sırasını vurgular: önce bir süreç yaşanır, ardından bu sürecin olumlu sonuçları ortaya çıkar. Basitçe get benefits demekten daha özeldir çünkü önceki bir durumun bu faydaları oluşturduğunu ima eder.
Alıştırma
Cümleyi “önceki bir çabadan sonra avantaj elde etmek” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: After months of improving the soil, the farmers began to ____.
Cevabı göster
reap the benefits
which increases the concentration of hemoglobin. Kalıp ifadeler
2:50bu da hemoglobin konsantrasyonunu artırır.
the volume of plasma: bilimde volume of + madde
Bu cümlede the volume of plasma, kanın sıvı kısmı olan plazmanın kapladığı alanın miktarını, yani plazma hacmini ifade eder. Bu sıvı hacmi azaldığında hemoglobin daha yoğun hâle gelir; cümle plazmanın tamamen yok olduğunu söylemez. the volume of + madde kalıbı, the volume of water veya the volume of gas örneklerinde olduğu gibi bilimsel açıklama ve ölçümlerde yaygındır. Burada volume, ses düzeyini değil fiziksel hacmi veya kapasiteyi ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi “gazın kapladığı alan miktarı” anlamındaki bir volume of + madde ifadesiyle tamamlayın: The scientist measured ____ inside the balloon.
Cevabı göster
the volume of gas
which increases the concentration of...: sonuç eklemek
Virgülden sonra gelen which yan cümlesi, virgülden önceki durumun tamamı hakkında ek bilgi verir. Burada which, plazma hacminin azalmasına gönderme yapar ve bunun sonucunu sunar: bu azalma hemoglobin konsantrasyonunu yükseltir. Yalnızca en yakındaki blood ismine gönderme yapmaz. Increase the concentration of X, birim hacimdeki X miktarını artırmak demektir. Bu, X’in toplam miktarının mutlaka arttığı anlamına gelmez. Bu bilimsel kullanımda concentration, zihinsel odaklanmayı değil, belirli bir hacimdeki madde miktarını ifade eder.
Alıştırma
Hangi cümle, önceki olayın tamamının sonucunu sunmak için virgül + which yan cümlesini doğru kullanır?
- The ventilation fan stopped, which increased the concentration of carbon dioxide in the room.
- The ventilation fan, which was new, stopped suddenly.
- The concentration of carbon dioxide increased because the ventilation fan stopped.
Cevabı göster
The ventilation fan stopped, which increased the concentration of carbon dioxide in the room.
allowing your blood to carry even more oxygen per milliliter. Dilbilgisi
2:57kanınızın mililitre başına daha da fazla oksijen taşımasını sağlayacaktır.
Over the next 2 weeks: gelecekteki bir döneme yayılan değişim
Over the next 2 weeks, şu andan başlayıp önümüzdeki iki haftanın sonuna kadar uzanan bir zaman aralığı belirler. Bu cümlede yükseliş o süre boyunca devam eder; dolayısıyla over değişimi tek bir anda gerçekleşen olay olarak değil, bir süreç olarak sunar. over sözcüğünün bu zaman kullanımı rise, fall, grow, develop ve change gibi eğilim ve aşamalı süreç bildiren sözcüklerle yaygındır. Burada “üzerinde” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, önümüzdeki iki haftalık sürede gerçekleşen aşamalı bir değişimi anlatan ders ifadesiyle tamamlayın: The seedlings will grow steadily ____.
Cevabı göster
over the next two weeks
allowing your blood to carry: mümkün hâle gelen sonucu gösterme
Virgülden sonraki -ing yapısı, önceki değişikliğin sonucunu gösterir: hemoglobin seviyelerinin yükselmesi, kanın daha fazla oksijen taşımasını mümkün kılar. Burada allowing izin vermek değil, mümkün kılmak anlamındadır. Tekrar kullanılabilen yapı ana değişiklik, allowing + nesne + to mastarı biçimindedir. Bir nedeni veya kolaylaştırıcı koşulu, bu koşulun nesnenin yapmasını mümkün kıldığı şeyle bağlar.
Alıştırma
Hangi cümle bir değişikliğin sonucunu göstermek için allowing + nesne + to mastarı yapısını doğru kullanır?
- The update saves files automatically, allowing users to recover their work.
- The update saves files automatically, allowing users recovering their work.
- The update saves files automatically, allowing users recover their work.
Cevabı göster
The update saves files automatically, allowing users to recover their work.
this new hemoglobin-rich blood efficiently distributes oxygen throughout your body. Kelime
3:04hemoglobin açısından zengin bu yeni kan, oksijeni vücudunuza verimli bir şekilde dağıtır.
Paired with your high heart rate: iki etkeni birleştirme
Paired with your high heart rate, yüksek kalp hızınızla birleştiğinde anlamına gelir. Kalp hızını, hemoglobin açısından zengin kanla birlikte çalışan ikinci bir etken olarak sunar. Cümlenin başındaki bu geçmiş zaman ortaç yapısı, ardından gelen özneyi, yani this new hemoglobin-rich blood ifadesini açıklar. Tekrar kullanılabilen Paired with X, Y... yapısı, X ve Y’nin bir sonuca birlikte katkıda bulunduğunu gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle iki etkenin birlikte çalıştığını göstermek için Paired with ... yapısını doğal biçimde kullanır?
- Paired with regular practice, clear feedback can speed up learning.
- Paired by regular practice, clear feedback can speed up learning.
- Paired to regular practice, clear feedback can speed up learning.
Cevabı göster
Paired with regular practice, clear feedback can speed up learning.
hemoglobin-rich blood: yüksek içeriği -rich ile belirtme
new hemoglobin-rich blood ifadesinde new ve hemoglobin-rich sözcüklerinin ikisi de blood sözcüğünü niteler. Hemoglobin-rich, “yüksek miktarda hemoglobin içeren” anlamına gelen birleşik bir sıfattır. Buradaki rich, zenginliği değil, bir maddenin yüksek oranda bulunmasını anlatır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp X-rich + noun şeklindedir; oxygen-rich air ve nutrient-rich soil buna örnektir. X-rich isimden önce geldiğinde kısa çizgiyle yazılır.
Alıştırma
“Oksijen bakımından zengin” anlamındaki kısa çizgili birleşik sözcükle cümleyi tamamlayın: The astronauts need an ____ environment inside the cabin.
Cevabı göster
oxygen-rich
So much so that the volume of blood being pumped with each heartbeat can return to normal levels. Notlar
3:09Öyle ki her kalp atışında pompalanan kan hacmi normal seviyelere dönebilir.
So much so that: önceki ifadeye gönderme yaparak güçlü bir sonuç sunma
So much so that, önceki cümlede anlatılan durumun tamamına gönderme yapar. Bu durumun, that yan cümlesindeki sonucu doğuracak kadar güçlü bir derecede geçerli olduğunu anlatır. Burada oksijenin etkili biçimde dağıtılması, her kalp atışında pompalanan kan hacminin normale dönmesini sağlayacak kadar güçlü bir etkiye sahiptir. Bu ifade bilgiyi “önceki iddia → özellikle güçlü sonuç” şeklinde düzenler. Buradaki much büyük bir miktar anlamına gelmez ve cümle başındaki bu parça anlamını önceki cümleden alır.
Alıştırma
İlk ifadeye gönderme yapıp sonucu vurgulayan dört sözcüklük bağlama ifadesiyle ikinci cümleyi tamamlayın: The library's reading program was popular. ____ every session filled up in minutes.
Cevabı göster
So much so that
being pumped with each heartbeat ifadesinin blood sözcüğünü nitelemesi
Being pumped with each heartbeat, blood sözcüğünden sonra gelir ve bu ismi niteler. Blood, pump eylemine maruz kaldığı için being pumped edilgendir; ifade, hangi kanın kastedildiğini, yani her kalp atışında pompalanan kan olduğunu belirtir. Bu, kısaltılmış bir ilgi cümleciği yapısıdır: blood being pumped ... yapısı blood that is being pumped ... yapısına karşılık gelir. Cümlenin ana ilerleyici fiili değildir; ana yüklem grubu can return’dür.
Alıştırma
Hangi cümlede being pumped with each heartbeat gibi bir ismi niteleyen edilgen bir -ing ifadesi kullanılır?
- The reports are being reviewed by the editors today.
- The reports being reviewed today are on my desk.
- The editors reviewing the reports are in my office.
Cevabı göster
The reports being reviewed today are on my desk.
can return to normal levels: normal seviyelere dönebilmek
Can olasılık bildirir; return to normal levels ise olağan ya da sağlıklı aralığa geri dönmek demektir. Burada, her kalp atışında pompalanan ölçülebilir kan hacminin toparlanabileceğini anlatır. Bu eşdizimde levels, bir binanın katlarını değil, ölçülebilir değerleri veya aralıkları ifade eder. Return to daha önceki bir duruma dönüşü gösterir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi return ile başlayıp levels ile biten ve “olağan ölçülebilir aralığa geri dönmek” anlamına gelen dört sözcüklü eşdizimle tamamlayın: After a few quiet minutes, your heart rate can ____.
Cevabı göster
return to normal levels
your breathing also increases even further in a process called ventilatory acclimatization. Kalıp ifadeler
3:17ventilasyon adaptasyonu adı verilen bir süreçle nefes alışınız daha da artar.
a process called ventilatory acclimatization: teknik bir terimi tanıtma
Burada in a process called ventilatory acclimatization, solunumdaki artışı içeren süreci belirtir. Ventilatory acclimatization, solunumun yüksek rakıma yavaş yavaş uyum sağlamasıdır. Process adı önce kategoriyi belirtir; called ventilatory acclimatization ise sürecin teknik adını verir. a process called X gibi bir isim grubunda called, “X adı verilen” demektir; “birine seslendi” veya “telefon etti” anlamına gelmez. that is called X yapısının kısaltılmış biçimidir.
Alıştırma
Bir sürecin adını tanıtmak için kullanılan standart yapıyla cümleyi tamamlayın. a, process ve called sözcüklerini kullanın: Plants make food through ____ photosynthesis.
Cevabı göster
a process called
After this several weeks of extended acclimatization,
3:24Birkaç haftalık bu uzun süreli uyum sürecinden sonra,
your body has made enough significant changes to climb even higher. Dilbilgisi
3:27vücudunuz daha da yükseklere tırmanmak için yeterince önemli değişiklikler yapmış olur.
enough significant changes to climb even higher: enough + isim + to do
Enough, significant changes isim grubunu niteler ve bu nedenle onun önüne gelir: enough significant changes. Değişikliklerin sayısının veya kapsamının gereken düzeye ulaştığını belirtir. to climb even higher mastar yapısı, bu değişikliklerin mümkün kıldığı eylemi gösterir. Yeniden kullanılabilen kalıp enough + isim + to do biçimindedir: enough time to finish veya enough energy to continue.
Alıştırma
enough, time ve to finish ifadelerini doğru sıraya koyun: We have ____ the project before Friday.
Cevabı göster
enough time to finish
However, you'll still have to spend additional time acclimating along the way, Dilbilgisi
3:31Ancak yine de yol boyunca uyum sağlamak için fazladan zaman harcamanız gerekecektir;
still have to spend additional time acclimating: devam eden bir gereklilik
Still have to, bir miktar ilerleme veya uyum sağlanmış olsa bile bir gerekliliğin devam ettiğini belirtir. Buradaki still, “hâlâ” veya “buna rağmen” anlamındadır; “hareketsiz” anlamına gelmez. You'll, you will ifadesinin kısaltmasıdır. spend + süre + -ing kalıbı, bir etkinliğe ayrılan zamanı belirtir. Additional time daha önce harcanan zamana ek süreyi, acclimating ise değişen koşullara yavaş yavaş uyum sağlamayı; burada daha yüksek irtifaya alışmayı ifade eder.
Alıştırma
Hangi cümle, bir miktar ilerlemeden sonra bile bir gerekliliğin devam ettiğini anlatır?
- Even after the first trial, we can stop testing the machine.
- Even after the first trial, we still have to spend additional time testing the machine.
- Even after the first trial, we have to stay physically still beside the machine.
Cevabı göster
Even after the first trial, we still have to spend additional time testing the machine.
often climbing back down to recover before ascending even higher Anlatım akışı
3:36daha yükseğe tırmanmadan önce toparlanmak için sık sık tekrar aşağı inersiniz.
often climbing back down ... before ascending even higher: sıkıştırılmış bir süreç
Bu ortaç öbeği, yeni ve tam bir yan cümle başlatmadan çevresindeki ifadeye tekrarlanan bir süreç ekler. Often sıklığı belirtir ve gizli özne çevredeki cümlede anlatılan kişiyle aynıdır. Eylemler açık bir sırayla sıkıştırılmıştır: önce climbing back down, yani yeniden aşağı inmek; ardından to recover ile amacı belirtilen toparlanma; ancak bundan sonra ascending even higher, yani daha da yükseğe çıkmak gelir. Before + -ing daha sonra gerçekleşen eylemi tanıtırken even higher sonraki çıkışın önceki yüksekliği aşacağını gösterir. Back down burada gerçek bir aşağı hareketi anlatır.
Alıştırma
climbing back down to recover before ascending even higher hangi sırayı ifade eder?
- Aşağı in, toparlan ve sonra daha yükseğe çık.
- Daha yükseğe çık, toparlan ve sonra aşağı in.
- Yalnızca toparlanma ve daha yükseğe çıkma tamamlandıktan sonra aşağı in.
Cevabı göster
Aşağı in, toparlan ve sonra daha yükseğe çık.
because the summit of Everest isn't just high, Anlatım akışı
3:40Çünkü Everest'in zirvesi sadece yüksek değildir,
isn't just high, it's the highest: daha güçlü bir sonuca yükseltmek
Isn't just high, it's the highest önce high ifadesini fazla zayıf bir tanım olduğu için reddeder, ardından onu daha güçlü ve kesin bir sonuç olan en üstünlük derecesindeki highest ile değiştirir. Burada just, “tam olarak” değil, “yalnızca” anlamındadır. Başka durumlarda da kullanılabilen isn't just X; it's Y kalıbı, sınırlı bir X tanımından daha önemli, güçlü veya kesin bir Y bilgisine geçer. Odağı ikinci cümleciğe taşır ve açıklamayı ya da sonucu vurgular.
Alıştırma
Isn't just X; it's Y kalıbıyla cümleyi tamamlayın: The storm ____ dangerous; ____ the worst one this season.
Cevabı göster
isn't just · it's
our bodies are under incredible stress. Kalıp ifadeler
3:49vücutlarımız inanılmaz bir stres altındadır.
under incredible stress: aşırı baskı veya zorlanma yaşamak
Be under stress, baskı veya zorlanma yaşıyor olmak demektir. Bu cümlede yüksek irtifa ortamı bedene çok ağır bir fizyolojik yük bindirir; under, bir şeyin fiziksel olarak altında bulunmayı değil, bir durumu anlatır. Bu kalıp psikolojik baskıyı ya da makinelerin, malzemelerin ve sistemlerin yaşadığı zorlanmayı da anlatabilir. Burada incredible, stress sözcüğünün derecesini artırır ve “inanılması güç” değil, “son derece büyük” anlamına gelir.
Alıştırma
Etkilenen yapı olan köprünün özne olmasını istiyorsunuz. Hangi cümle köprünün durumuna odaklanan yapıyı seçer?
- Strong winds put severe stress on the bridge.
- The bridge puts severe stress on the strong winds.
- The bridge is under severe stress during strong winds.
Cevabı göster
The bridge is under severe stress during strong winds.
Arteries and veins in the brain dilate to speed up blood flow, Kalıp ifadeler
3:52Beyindeki arterler ve damarlar kan akışını hızlandırmak için genişler,
dilate to speed up blood flow: kan akışını hızlandırmak için genişlemek
Atardamarlar ve toplardamarlar dilate olduğunda içlerindeki boşluk genişler. Burada dilate, kan damarlarının boyut değiştirmesini anlatır. to speed up blood flow içindeki to-infinitive, bu değişimin işlevini gösterir: daha geniş damarlar kanın daha hızlı akmasını sağlar. Speed up, “daha hızlı hâle getirmek” demektir; “yukarı taşımak” anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede dilate to speed up blood flow ne anlama gelir?
- Damarlar genişler ve böylece kan daha hızlı akabilir.
- Damarlar daralır ve böylece kan akışı yavaşlar.
- Damarlar kan taşırken yukarı doğru hareket eder.
Cevabı göster
Damarlar genişler ve böylece kan daha hızlı akabilir.
but our smallest blood vessels, called capillaries,
3:56ancak kılcal damarlar adı verilen en küçük kan damarlarımız
This increased pressure can cause blood vessels to leak and fluid to build up in the brain. Öbek fiiller
4:00Artan bu basınç kan damarlarının sızdırmasına ve beyinde sıvı birikmesine neden olabilir.
fluid to build up in the brain: sıvının beyinde birikmesi
Build up ifadesinde fluid, zamanla biriken ve miktarı artan şeydir. Öbek fiil burada geçişsizdir: the fluid builds up; sıvı bir nesne inşa etmez. Daha geniş yapı cause + isim + to-infinitive şeklindedir. Artan basınç cause blood vessels to leak ve cause fluid to build up yapılarına neden olabilir; bu yüzden iki “isim + to-fiil” bölümü birbirine paraleldir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki öbek fiille tamamlayın: After heavy rain, water can ____ in the basement.
Cevabı göster
build up
where low oxygen causes blood vessels to constrict, Dilbilgisi
4:09burada düşük oksijen kan damarlarının daralmasına yol açarak
where low oxygen causes blood vessels to constrict: bir yerde ne olduğunu açıklamak
Burada where, daha önce sözü edilen akciğerlere gönderme yapar ve orada gerçekleşen süreci açıklar: düşük oksijen kan damarlarını daraltır. Bu cümlede bir yer sorusu sormaz. Başka cümlelerde de kullanılabilen kalıp place, where + clause şeklindedir. Önce bir yer belirtilir, ardından where yan cümlesiyle orada olanlar açıklanır.
Alıştırma
Şu İngilizce cümleyi okuyun: The hikers entered a cave, where the temperature stayed low. where yan cümlesinin görevi nedir?
- Mağaraya gönderme yapar ve orada ne olduğunu açıklar.
- Yürüyüşçülerin hangi mağaraya girdiğini sorar.
- Yürüyüşçülerin mağaraya ne zaman girdiğini söyler.
Cevabı göster
Mağaraya gönderme yapar ve orada ne olduğunu açıklar.
leading to more leaking vessels and fluid build-up. Kalıp ifadeler
4:13daha fazla sızdıran damar ve sıvı birikimine neden olur.
leading to...: bir sonucu belirtmek
Leading to, önceki durumun tamamını bir sonraki sonuca bağlar. Burada, daha önceki damar daralması daha fazla damarın sızdırmasına ve sıvı birikmesine neden olur; lead fiziksel olarak birine yol göstermek anlamına gelmez. Bu kalıpta to bir edattır. leading to ifadesinden sonra leading to delays veya leading to water collecting örneklerinde olduğu gibi bir isim öbeği ya da -ing biçimi gelir.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz sonuç bağlayıcı ifadeyle tamamlayın: The overnight freeze burst a pipe, ____ water damage in the kitchen.
Cevabı göster
leading to
known as HACE and HAPE, respectively: aynı sırayla eşleştirme
Bu cümlede respectively, iki durumu daha önce verilen sıraya göre HACE ve HAPE ile eşleştirir: beyinle ilgili ilk durum HACE, akciğerlerle ilgili ikinci durum HAPE'dir. Kibarca anlamına gelmez ve yalnızca ayrı ayrı demek değildir. İki veya daha fazla liste öğe öğe birbirine karşılık geldiğinde respectively kullanılır. A and B are X and Y, respectively kalıbı, A'nın X, B'nin ise Y olduğu anlamına gelir.
Alıştırma
Her kişiyi aynı sıradaki puanla eşleştiren zarfı kullanarak cümleyi tamamlayın: Ava and Noah scored 18 and 15 points, ____.
Cevabı göster
respectively
but can be life-threatening if not dealt with quickly. Notlar
4:22ancak hızlı müdahale edilmezse hayati tehlike oluşturabilir.
be life-threatening: ölüm riski taşıdığını belirtmek
Life-threatening, ölüme yol açabilecek veya yaşamı ciddi biçimde tehlikeye atabilecek anlamında birleşik bir sıfattır. can be life-threatening yapısında be fiilinden sonra gelir ve durumları niteler. Can, sonucun kesin değil olası olduğunu gösterir. Kısa çizgi life ile threatening sözcüklerini tek bir sıfatta birleştirir. a life-threatening injury örneğindeki gibi isimden önce de gelebilir. Dangerous sözcüğünden daha özeldir; buradaki threatening, bir kişinin tehdit savurmasını değil, yaşama yönelik tehlikeyi anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede life-threatening doğru kullanılmıştır?
- A small scratch is always life-threatening.
- A severe allergic reaction can be life-threatening.
- A ten-minute delay can be life-threatening because it is annoying.
Cevabı göster
A severe allergic reaction can be life-threatening.
if not dealt with quickly: indirgenmiş edilgen koşul yapısı
if not dealt with quickly, indirgenmiş edilgen bir koşul yapısıdır. Tam biçimi if they are not dealt with quickly şeklindedir. Atılan they, daha önce sözü edilen nadir durumları veya sorunları gösterir; bunlar eylemden etkilenen taraf olduğu için dealt geçmiş zaman ortacıdır. if + not + geçmiş zaman ortacı kalıbı, «bir şey yapılmazsa» anlamına gelir. Burada deal with, bir sorunu ele almak veya tedavi etmek demektir; biriyle ticaret yapmak anlamına gelmez. Bu koşul yapısı, hızlı davranılmadığında neler olabileceğini kısa bir uyarıyla anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle if it is not treated promptly anlamını vermek için indirgenmiş edilgen koşul yapısını doğru kullanır?
- The infection may become serious if not treat promptly.
- The infection may become serious if not treated promptly.
- The infection may become serious if not treating promptly.
Cevabı göster
The infection may become serious if not treated promptly.
Some Tibetans and South Americans with family histories of living at high altitude Kalıp ifadeler
4:25Yüksek rakımlarda yaşama geçmişine sahip ailelerden gelen bazı Tibetliler ve Güney Amerikalılar,
with family histories of living at high altitude: grubun aile geçmişini eklemek
with ile başlayan ifade Some Tibetans and South Americans sözlerinden sonra gelir ve hangi kişilerin kastedildiğini belirtir: bu aile geçmişine sahip olanlar. Her Tibetlinin veya Güney Amerikalının bu geçmişe sahip olduğunu söylemez. Family histories of living at high altitude, bu kişilerin ailelerinin uzun süredir, belki de birkaç kuşaktır yüksek yerlerde yaşama geçmişine sahip olduğu anlamına gelir. of sonrasındaki living, bu deneyimi adlandıran isim görevli bir -ing biçimidir. Burada history, okul dersi olan tarihi değil, zaman içinde birikmiş aile geçmişini ifade eder.
Alıştırma
Hangi cümle kişileri aile geçmişlerine göre tanımlamak için with + isim öbeğini doğal biçimde kullanır?
- Researchers interviewed adults with family histories to have heart disease.
- Researchers interviewed adults with family histories of heart disease.
- Researchers interviewed adults with family historical of heart disease.
Cevabı göster
Researchers interviewed adults with family histories of heart disease.
have genetic advantages that can prevent minor altitude sickness, Kelime
4:31hafif rakım hastalıklarını önleyebilecek genetik avantajlara sahiptir,
genetic advantages: kalıtsal biyolojik avantajlar
Genetic advantages, kalıtsal genetik çeşitlilikten kaynaklanan yararlı biyolojik özellikleri ifade eder. Burada, hafif irtifa hastalığı riskini azaltabilen özelliklerden söz edilir. Bir avantaj her zaman belirli bir koşula veya göreve göre değerlendirilir. Bu ifade sosyal ayrıcalık anlamına gelmez ve bir grubun her yönden genetik olarak daha iyi olduğunu göstermez.
Alıştırma
Hangi cümlede genetic advantages kalıtsal biyolojik yararlar anlamında kullanılmıştır?
- Some runners have genetic advantages that help their bodies use oxygen efficiently.
- Some runners have travel advantages because their team pays for better hotels.
- Some runners have legal advantages because the rules favor their club.
Cevabı göster
Some runners have genetic advantages that help their bodies use oxygen efficiently.
but even they aren't immune to these severe conditions. Kalıp ifadeler
4:35ancak onlar bile bu şiddetli durumlara karşı bağışık değildir.
aren't immune to: hâlâ etkilenebilir olmak
Aren't immune to, are immune to ifadesinin kısaltılmış olumsuz biçimidir. Kalıp be immune to + isim veya -ing biçimidir. Burada, bu insanların bile ağır koşullardan hâlâ zarar görebileceği anlamına gelir. Tıbbi bağlamlarda immune to, vücudun bağışıklık tepkisiyle korunmak anlamına gelebilir. Daha genel olarak not immune to, bir etki, sorun veya riske karşı «tamamen korunmamak» demektir; etkinin kesin değil, mümkün olduğunu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi «hâlâ ... etkilenebilir» anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Even experienced climbers ____ sudden weather changes.
Cevabı göster
aren't immune to
climbers over the last century have proved people can go higher than scientists ever thought possible. Notlar
4:40geçen yüzyıldaki dağcılar, insanların bilim insanlarının mümkün olduğunu düşündüklerinden çok daha yükseklere çıkabileceğini kanıtladılar.
Yet, despite these risks, ...: karşıtlıktan önce riski kabul etmek
Yet, sonraki düşüncenin daha önce belirtilen risklerin doğuracağı beklentinin tersine gittiğini gösterir. Despite these risks tehlikelerin gerçek olduğunu kabul eder; ancak cümle daha sonra odağı beklenmedik olumlu sonuca taşır. Bu, bilgiyi düzenlemek için yararlı bir kalıptır: önce engeli kabul etmek, ardından karşıt bir sonuca geçmek. Despite bir edattır; bu nedenle ardından these risks isim öbeği gelir, tam bir yan cümle gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle riskleri doğru biçimde kabul edip ardından karşıt bir sonuç sunar?
- Yet, despite these risks, the team continued the climb.
- Yet, despite the risks were serious, the team continued the climb.
- Yet, despite of these risks, the team continued the climb.
Cevabı göster
Yet, despite these risks, the team continued the climb.
over the last century: günümüze kadar uzanan bir dönem
Over the last century, yaklaşık yüz yıl öncesinden bugüne kadar uzanan dönemin tamamı boyunca anlamına gelir. Burada over, bir şeyin üzerinde olmayı değil, bir zaman aralığını belirtir. Bu zaman çerçevesi, günümüze kadar uzanan bir dönemde biriken değişimleri, deneyimleri veya kanıtları özetlemek için sıklıkla present perfect ile kullanılır. Cümledeki have proved, birçok dağcının başarılarını bugün de geçerli olan kanıtlar olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümle son yüz yıl boyunca birikmiş ve bugün de geçerli olan bir değişimi en iyi anlatır?
- Over the next century, the city has expanded rapidly.
- Over the last century, the city has expanded rapidly.
- A century ago, the city expanded rapidly.
Cevabı göster
Over the last century, the city has expanded rapidly.
higher than scientists ever thought possible: bilim insanlarının mümkün sandığından daha yükseğe
“Higher than scientists ever thought possible”, insanların ulaşabildiği yüksekliğin bilim insanlarının mümkün olduğuna inandığı sınırı aştığı anlamına gelir. higher than karşılaştırma yapısı aşılan sınırı gösterir; ever ise “önceki herhangi bir zamanda” anlamını güçlendirir ve geleceği anlatmaz. Son bölüm kısa ve yoğun bir yapıdır: scientists ever thought possible, scientists ever thought was possible şeklinde anlaşılabilir. Yeniden kullanılabilen “karşılaştırma sıfatı + than + someone ever thought possible” kalıbı, önceki beklentileri aşan bir başarıyı veya sonucu anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle, köprünün planlamacıların daha önce mümkün gördüğünden daha hızlı inşa edildiğini doğal biçimde ifade eder?
- The bridge was built faster than the planners ever thought possibly.
- The bridge was built faster than the planners ever thought possible.
- The bridge was built faster as the planners ever thought possible.
Cevabı göster
The bridge was built faster than the planners ever thought possible.