TikTok izlemeyi bırakın! Kısa bir İngilizce Dersi: İngilizce çalışma notları

British Council | English

Öğrenme zorluğu
402 kelime 172 kel/dk

Video özeti: Video, bağlamı açıklamadan sıradan sözcükleri nadir ve etkileyici görünen seçeneklerle değiştiren tavsiyeleri sorguluyor. Sıfatların şiddetiyle kullanım sıklığının neden önemli olduğunu gösteriyor; ardından film, kitap veya podcastlerden alınan ifade ve cümleler içinde işe yarar sözcükler öğrenmeyi öneriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. strength of different adjectives. — Sözcük anlamı ve dil düzeyi: Benzer değerlendirmeler bildiren sıfatların şiddet açısından büyük ölçüde farklılaşabileceğini anlayacaksınız. Böylece deplorable sözcüğünün, özellikle ciddi haberlerde geçen sarsıcı derecede kötü veya kabul edilemez koşullara uygun olduğunu; fakat gündelik bad yerine kullanıldığında abartılı kaldığını ayırt edebilirsiniz. 2. If everything is fantabulous, then nothing is. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Kısa bir koşul paradoksunun savı nasıl sonuçlandırdığını fark edeceksiniz: aşırı güçlü bir sıfat her durum için kullanılırsa etkisini kaybeder. Bu retorik kalıbı, önceki açıklamanın tamamını yinelemeden çarpıcı bir uyarı ya da sonuç oluşturmak için kullanabilirsiniz. 3. in meaningful fixed expressions or sentences. — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Yeni sözcükleri tek başına alternatifler olarak değil, doğal biçimde birlikte kullanıldıkları sözcükler ve durumlarla öğreneceksiniz. Böylece dil düzeyini değerlendirmek, kullanıma hazır bir kalıbı hatırlamak ve onu kendi konuşma ya da yazılarınızda uygun biçimde kullanmak kolaylaşır.

Bu derste

Have you ever seen a video that says, Dilbilgisi

0:00

Hiç şöyle diyen bir video gördünüz mü:

Dilbilgisi

Have you ever seen ...?: bugüne kadarki deneyimi sormak

Have you ever seen ...? İngilizcedeki present perfect yapısını kullanarak bu deneyimin geçmişten bugüne herhangi bir zamanda yaşanıp yaşanmadığını sorar. Ever, “bugüne kadar herhangi bir zamanda” demektir; odak tarih veya olayın gerçekleştiği durum değil, deneyimin olup olmadığıdır. Kalıp Have you ever + past participle ...? şeklindedir. Burada seen, see fiilinin past participle biçimidir. Birinin deneyimleri hakkında konuşma başlatmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Deneyim sormaya yarayan tam Have you ever + past participle kalıbını tamamlayın: ____ seen snow?

Cevabı göster

Have you ever

"Don't say dumb, say imbecilic." Kalıp ifadeler

0:02

"Dumb (aptal) demeyin, imbecilic (embesilce) deyin."

Kalıp ifadeler

Don’t say X, say Y: otomatik bir yükseltme değil, değiştirme kalıbı

Don’t say X, say Y, birine X yerine Y kullanmasını söyleyen doğrudan bir düzeltme kalıbıdır. Kısa ve belirgin karşıtlığı nedeniyle ders başlıklarında ve hızlı dil önerilerinde sık görülür. Burada cümlenin tamamı, aşırı basitleştirilmiş bir öneri örneği olarak alıntılanır; iyi bir tavsiye olarak onaylanmaz. Imbecilic günlük konuşmada seyrektir ve güçlü biçimde aşağılayıcı bir sıfattır. Dumb kelimesinin yalnızca daha ileri düzey veya daha kibar bir biçimi değildir.

Alıştırma

Tam Don’t say X, say Y düzeltme kalıbını tamamlayın: ____ 'I am agree'; ____ 'I agree.'

Cevabı göster

Don't say · say

Don't say bad, say deplorable.

0:04

Bad (kötü) demeyin, deplorable (içler acısı) deyin.

These videos tell you that you can upgrade your English, Kalıp ifadeler

0:07

Bu videolar size İngilizcenizi geliştirebileceğinizi,

Kalıp ifadeler

“upgrade your English”: tanıtım amaçlı bir benzetme

Bu cümlede “upgrade your English”, İngilizce becerinizi geliştirmek anlamına gelir. Upgrade normalde bir ürün, hizmet veya sistemi daha iyi bir sürüme geçirmeyi anlatır; bu yüzden dil becerisini daha yüksek bir seviyeye taşınabilen bir şey gibi sunar. Bu benzetme kısa ve dikkat çekicidir. Burada, dil öğrenme videolarının sunabileceği cazip bir vaadi ifade eder; teknik bir güncelleme yüklemek veya satın almak anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümledeki “upgrade your English” ifadesini en iyi hangi açıklama anlatır?

  1. İngilizceyi bilgisayar koduna çevirmek anlamına gelir.
  2. İngilizce dilinde yeni bir yazılım paketi yüklemek anlamına gelir.
  3. İngilizce becerisini geliştirmeyi anlatmak için ürünlere özgü bir yükseltme benzetmesi kullanır.
Cevabı göster

İngilizce becerisini geliştirmeyi anlatmak için ürünlere özgü bir yükseltme benzetmesi kullanır.

pass an exam,

0:10

bir sınavı geçebileceğinizi,

or even prove your own English level by using the vocabulary they suggest. Dilbilgisi

0:11

hatta önerdikleri kelimeleri kullanarak kendi İngilizce seviyenizi kanıtlayabileceğinizi söylüyor.

Dilbilgisi

“by using ...”: by + -ing ile yöntem belirtme

“By using the vocabulary they suggest”, İngilizce seviyesini kanıtlama yöntemini açıklar: sonucun o kelimeleri kullanma eylemiyle elde edildiği anlatılır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp by + fiil-ing şeklindedir ve “Nasıl?” veya “Hangi yöntemle?” sorusunu cevaplar. Burada by bir edattır; bu yüzden ardından gelen fiil -ing biçimini alır: by using doğrudur, by use veya by to use değildir.

Alıştırma

Cümleyi by ve use fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: You can learn new words ____ them in short sentences.

Cevabı göster

by using

Well, here's one simple tip to improve your English today. Anlatım akışı

0:16

Peki, işte bugün İngilizcenizi geliştirmek için basit bir ipucu.

Anlatım akışı

here's one simple tip: pratik bir öneri sunmak

Burada here's one simple tip, dinleyene yeni bir öneri sunar. Konuşmayı önceki konudan uygulanabilir bir tavsiyeye taşır; sonraki sözler bu ipucunun ne olduğunu açıklar. Buradaki here's, here is kısaltmasıdır ancak fiziksel bir yeri göstermez. Bu bilgi sunma yapısında here, birazdan tanıtılacak düşünceyi öne çıkarır.

Alıştırma

Cümlede here's one simple tip hangi işlevi görür?

  1. Konuşanın tavsiye vermeyi bitirdiğini gösterir.
  2. Biraz sonra açıklanacak pratik bir öneriyi tanıtır.
  3. Bir ipucunun saklandığı fiziksel bir yeri gösterir.
Cevabı göster

Biraz sonra açıklanacak pratik bir öneriyi tanıtır.

Stop watching those videos.

0:20

Bu videoları izlemeyi bırakın.

No, really, stop.

0:22

Hayır, cidden, bırakın.

The problem with those videos is that they don't give you any context, Dilbilgisi

0:30

Bu videoların sorunu, size herhangi bir bağlam vermemeleridir,

so you don't actually learn how to use that vocabulary. Dilbilgisi

0:33

bu yüzden o kelimeleri nasıl kullanacağınızı aslında öğrenemezsiniz.

Dilbilgisi

The problem with those videos is that: bir sorunu belirtip açıklamak

The problem with X is that Y yapısı önce konuşulan şeyi X olarak belirtir, ardından that yan cümlesiyle belirli sorun Y'yi açıklar. Bu cümlede those videos X, they don't give you any context ise Y'dir. Bu yapı eleştiri veya analizi açıkça düzenler: yalnızca bir şeyin kötü olduğunu söylemek yerine nesneyi ve nedeni belirtir. with those videos, sorunu öznesine bağlar; videolarla birlikte bir şey yapmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Eksik kelimeleri ekleyerek yapıyı tamamlayın: The problem with this plan ____ it takes too long.

Cevabı göster

is that

Dilbilgisi

learn how to use: pratik kullanma becerisi edinmek

Learn how to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmak için gereken bilgi veya beceriyi edinmek anlamına gelir. Burada how to ifadesinden sonra use fiilinin yalın hâli gelir: learn how to use denir, learn how to using denmez. Bu ifade kelimelerle kullanıldığında yalnızca anlamları tanımayı veya ezberlemeyi değil, kelimeleri gerçek bağlamlarda seçip kullanabilmeyi vurgular.

Alıştırma

Vurgulanan üç sözcüklük kalıpla cümleyi tamamlayın: I want to learn ____ this camera.

Cevabı göster

how to use

Do you wonder why you've never heard the word imbecilic? Anlatım akışı

0:37

Imbecilic kelimesini neden hiç duymadığınızı merak ediyor musunuz?

Anlatım akışı

Do you wonder why...?: bir soruyla açıklamaya giriş yapmak

Do you wonder why...? dinleyicilerin aklında zaten bulunabilecek bir soruyu ortaya koyar. Bir açıklamada dikkati çeker, açıklanacak noktayı gösterir ve sırada bir neden olduğunu bildirir. Konuşmacı dinleyicilerin cevap vermesini beklemeyebilir. Bu soru esas olarak bilgiyi düzenler: önce merak edilen nokta, sonra açıklama gelir.

Alıştırma

Açıklayacağınız bir nedeni sunmak için vurgulanan giriş kalıbını kullanın: ____ some animals sleep through winter?

Cevabı göster

Do you wonder why

Well, it's because it's almost never used. Kelime

0:39

Çünkü neredeyse hiç kullanılmıyor da ondan.

Kelime

it's almost never used: sıfıra yakın kullanım sıklığı

it's almost never used ifadesindeki almost never, sıklığın sıfıra çok yakın olduğunu ancak mutlaka tam olarak sıfır olmadığını anlatır. Cümle, insanların bu kelimeyi yalnızca son derece nadir durumlarda kullandığı anlamına gelir. It's ... used edilgen bir yapıdır: kelime, insanların kullandığı şeydir. Bu ifade kelimenin var olup olmadığını veya dilbilgisel olarak mümkün olup olmadığını değil, gerçek kullanımını anlatır.

Alıştırma

Burada it's almost never used ne anlama geliyor?

  1. Çok sık kullanılır.
  2. Hiçbir istisna olmadan kesinlikle kullanılmaz.
  3. Son derece nadir kullanılır, ancak mutlaka hiç kullanılmıyor değildir.
Cevabı göster

Son derece nadir kullanılır, ancak mutlaka hiç kullanılmıyor değildir.

I honestly think this video might be the first time I've ever said it. Dilbilgisi

0:42

Dürüst olmak gerekirse, sanırım bu kelimeyi ilk defa bu videoda söylemiş olabilirim.

Dilbilgisi

the first time I've ever said it: şu ana kadarki ilk deneyim

The first time I've ever said it, bunun konuşan kişinin şu ana kadarki ilk böyle deneyimi olabileceğini anlatır. I've said, present perfect yapısındadır. Buradaki ever, “şu ana kadarki herhangi bir zamanda” demektir; “her zaman” anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilecek kalıp This is the first time + özne + have/has ever + fiilin üçüncü hâli şeklindedir. Aynı present perfect kalıbı This might be the first time gibi ifadelerden sonra da kullanılabilir.

Alıştırma

Teleskop kullanmanın şu ana kadarki ilk deneyim olabileceğini hangi cümle doğru ifade eder?

  1. This might be the first time I've ever use a telescope.
  2. This might be the first time I have ever using a telescope.
  3. This might be the first time I've ever used a telescope.
Cevabı göster

This might be the first time I've ever used a telescope.

These videos also don't tell you the strength of different adjectives. Kelime

0:45

Bu videolar ayrıca farklı sıfatların etkisinin ne kadar güçlü olduğunu da söylemez.

Kelime

strength of different adjectives: sıfatların anlamsal yoğunluğu

Burada strength, bir sıfatın anlamının ve tonunun ne kadar hafif ya da güçlü olduğunu belirtir. Buna anlamsal yoğunluk denir. Fiziksel güç ya da dil bilgisi bakımından doğruluk anlamına gelmez. Kelimeler genel olarak benzer bir anlam yönüne sahip olabilir, ancak yoğunlukları farklı olabilir. Bu farkı bilmek, durumun ciddiyetine uygun kelimeyi seçmeye yardımcı olur.

Alıştırma

Cümlede the strength of different adjectives ne anlama geliyor?

  1. Sıfatların anlamlarının ne kadar hafif ya da yoğun olduğu.
  2. Sıfatların ne kadar fiziksel güç anlattığı.
  3. Sıfatların dil bilgisi bakımından doğru olup olmadığı.
Cevabı göster

Sıfatların anlamlarının ne kadar hafif ya da yoğun olduğu.

Why do people say bad so much more than deplorable? Dilbilgisi

0:49

Neden insanlar bad kelimesini deplorable'dan çok daha fazla söylüyor?

Dilbilgisi

so much more than: karşılaştırmadaki büyük farkı vurgulama

More than bir karşılaştırma kurar. Much, karşılaştırma sözcüğü more'u güçlendirir; so da much'ı daha da güçlendirir. Bu yüzden so much more than, aradaki farkın çok büyük olduğunu belirtir. Burada iki kelimenin kullanım sıklığı karşılaştırılır: bad, deplorable kelimesinden çok daha sık kullanılır. Aynı kalıp başka bağlamlarda miktar, sıklık veya derece bakımından büyük bir farkı vurgulayabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, sıklıktaki büyük farkı vurgulamak için bu ifadeyi doğru kullanıyor?

  1. I visit the library so more much than I did last year.
  2. I visit the library so many more than I did last year.
  3. I visit the library so much more than I did last year.
Cevabı göster

I visit the library so much more than I did last year.

Well, it's because deplorable means shockingly bad or completely unacceptable. Kelime

0:53

Çünkü deplorable, şok edici derecede kötü veya tamamen kabul edilemez anlamına gelir.

Kelime

deplorable: şaşırtıcı derecede kötü veya tamamen kabul edilemez

Deplorable çok güçlü, olumsuz bir sıfattır. Burada insanları şaşırtacak kadar kötü ya da tamamen kabul edilemez anlamına gelir ve çoğu zaman sert bir eleştiri taşır.

Alıştırma

Hangi cümlede deplorable doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The animals were kept in deplorable conditions without food or clean water.
  2. My juice is a little warm, so it is deplorable.
  3. My drawing has one small smudge, so it is deplorable.
Cevabı göster

The animals were kept in deplorable conditions without food or clean water.

So we save it for really serious situations. Kalıp ifadeler

0:58

Bu yüzden onu gerçekten ciddi durumlar için saklıyoruz.

Kalıp ifadeler

save it for really serious situations: doğru durum için saklamak

Burada save it for ..., onu şimdi kullanmamak ve daha uygun bir zaman için saklamak anlamına gelir. It, deplorable sözcüğünü gösterir; really serious situations ise bu sözcüğün hangi durumlarda uygun olduğunu belirtir. save + nesne + for + durum veya amaç yapısında save, kurtarmak değil saklamak ya da ayırmak anlamına gelir. Bu yapı sözcükler, nesneler, zaman, para veya emek için kullanılabilir.

Alıştırma

Tam olarak save the special paper for sözcüklerini kullanarak tamamlayın: Let's ____ the final poster.

Cevabı göster

save the special paper for

You're most likely to hear it in a news report. Kelime

1:01

En çok bir haber bülteninde duyma ihtimaliniz vardır.

Kelime

most likely to hear it in a news report: tipik bir bağlam, ancak tek bağlam değil

be most likely to + fiilin yalın biçimi kalıbı, gerçekçi birkaç olasılık arasından en güçlü olasılığı belirtir. Burada it, deplorable sözcüğünü gösterir; in a news report ise bu sözcükle karşılaşma olasılığınızın özellikle yüksek olduğu resmî ve ciddi bağlamı belirtir. Most likely bir eğilimi anlatır, kısıtlama getirmez. Sözcük başka bağlamlarda da kullanılabilir. Bu nedenle ifade, bir sözün yalnızca nerede kullanılabileceğini değil, nerede tipik olduğunu öğretir.

Alıştırma

Bu cümle, sözcüğün kullanımı hakkında ne söylüyor?

  1. Sözcüğün yalnızca haber yayınlarında kullanılmasına izin verilir.
  2. Sözcük özellikle haber yayınlarında tipiktir, ancak başka bağlamlarda da kullanılabilir.
  3. Sözcük her haber yayınında geçer.
Cevabı göster

Sözcük özellikle haber yayınlarında tipiktir, ancak başka bağlamlarda da kullanılabilir.

After the hurricane,

1:04

Kasırgadan sonra,

people were left living in deplorable conditions. Notlar

1:05

insanlar deplorable (içler acısı) koşullarda yaşamak zorunda kaldılar.

Dilbilgisi

were left living: bir olay devam eden bir sonuca yol açtı

be left + -ing yapısında left, leave fiilinin geçmiş zaman ortacıdır; insanların oradan ayrıldığı anlamına gelmez. Bu edilgen yapı, bir olayın bir kişinin devam eden bir durumda kalmasına yol açtığını gösterir. Bağlamda kasırga, insanların içler acısı koşullarda yaşamayı sürdürmesine neden olmuştur. Bu yapı çoğu zaman zor veya istenmeyen bir sonucu öne çıkarır: bir olay leaves someone doing something yapar ya da bir kişi is left doing something durumunda kalır. Bu nedenle were left living, yaşam koşullarını yalnızca arka plan bilgisi olarak değil, bir sonuç olarak sunar.

Alıştırma

İstenmeyen ve devam eden bir sonucu vurgulamak için cümleyi belirtilen yapıyla tamamlayın: After the apartment fire, several families ____ in temporary shelters.

Cevabı göster

were left living

Kalıp ifadeler

deplorable conditions: son derece kötü yaşam koşulları

deplorable conditions ifadesinde conditions, insanların yaşadığı ortamı veya durumu anlatır. Yerine getirilmesi gereken bir şartı ya da dil bilgisindeki if koşulunu ifade etmez. Deplorable, şaşırtıcı derecede kötü ve kabul edilemez anlamına gelen çok güçlü bir sıfattır. Bu ifade, afet sonrasındaki yaşam koşullarını sert biçimde eleştirir; yalnızca ortamın rahatsız olduğunu söylemez.

Alıştırma

Hangi cümlede deplorable conditions doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The shelter had no clean water, and families were living in deplorable conditions.
  2. The picnic was delayed for ten minutes, so everyone was in deplorable conditions.
  3. My pencil needs sharpening, so I am working in deplorable conditions.
Cevabı göster

The shelter had no clean water, and families were living in deplorable conditions.

It's just too strong to use it every day. Dilbilgisi

1:07

Her gün kullanmak için fazla ağır bir kelime.

Dilbilgisi

too strong to use it: too + sıfat + to + fiil

too + sıfat + to + fiil yapısı, derecenin eylemi uygunsuz veya imkânsız hâle getirecek kadar yüksek olduğunu anlatır. Burada too strong to use it every day, sözcüğün anlamının sıradan günlük kullanım için uygun olmayacak kadar güçlü olduğunu ifade eder. Too bu sınırlayıcı sonucu ekler. Very strong yalnızca derecenin yüksek olduğunu söyler; tek başına sözcüğü kullanmanın uygunsuz olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

too ... to yapısını tamamlamak için formal ve use sözcüklerini kullanın: This word is ____ in a message to a friend.

Cevabı göster

too formal to use

But of course, these videos don't tell you that.

1:10

Ancak elbette bu videolar size bunu söylemiyor.

If you believe those videos,

1:12

Eğer bu videolara inanırsanız,

you'll end up having conversations like this. Öbek fiiller

1:13

sonunda şöyle sohbetler etmeye başlarsınız.

Öbek fiiller

end up having: sonunda bir sonuca varmak

End up having, önceki seçimlerin veya olayların kişiyi sonunda belirli bir sonuca götürdüğünü anlatır. Sonucun planlanmadığını ve istenmeyen bir şey olabileceğini sık sık ima eder. Burada bu tür konuşmalar yapmak, o videolara inanmanın bir sonucu olarak gösteriliyor. end up sonrasında bir eylem geliyorsa fiilin -ing biçimi kullanılır: end up having, end up walking, end up missing. end up to have değil, end up having denir.

Alıştırma

Planlanmamış nihai sonucu göstermek için cümleyi end up + -ing yapısıyla tamamlayın: We missed the last bus, so we ____ home.

Cevabı göster

ended up walking

I'm just going to go and get a sandwich for lunch.

1:16

Öğle yemeği için gidip bir sandviç alacağım.

Fantabulous! Kelime

1:18

Fantabulous (Fevkaladenin fevkinde)!

Kelime

Fantabulous! — eğlenceli ve abartılı bir iltifat

Fantabulous, fantastic ve fabulous kelimelerinin eğlenceli biçimde karıştırılmasıyla oluşturulmuştur. “Son derece iyi” veya “harika” anlamına gelir; ancak sıradan bir iltifattan çok, bilerek aşırıya kaçılmış gibi duyulur. Burada çok sıradan bir duruma cevap verdiği için gösterişli ve heyecanlı kelime komik biçimde yersiz kalır. Bu, good kelimesinin yalnızca daha güçlü bir günlük karşılığı değildir; alışılmadık üslubu da anlamının bir parçasıdır.

Alıştırma

Fantabulous kelimesinin resmî bir güvenlik raporundaki şu cümlede kullanımını değerlendirin: “The emergency response was fantabulous.”

  1. Uygun
  2. Uygun değil
Cevabı göster

Uygun değil

Okay.

1:19

Tamam.

Maybe you think your English sounds more advanced,

1:21

Belki İngilizcenizin daha ileri düzeyde kulağa geldiğini düşünüyorsunuz,

but actually the opposite is true. Kalıp ifadeler

1:24

ancak aslında tam tersi geçerli.

Kalıp ifadeler

the opposite is true: önceki düşünceyi tersine çevirmek

The opposite is true, önceki düşüncenin yalnızca yanlış olmadığını, gerçek durumun tam tersi olduğunu belirtir. Burada the opposite, öğrencinin İngilizcesinin kulağa daha ileri düzeyde geldiği düşüncesine gönderme yapar. Bu cümlede but actually, ardından bir düzeltme geleceğini haber verir. İfade önceki düşüncenin tamamını tersine çevirdiği için konuşan kişi karşıt düşünceyi baştan sona yeniden söylemek zorunda kalmaz.

Alıştırma

Gerçek durumun tam tersi olduğunu belirten ifadeyle cümleyi tamamlayın: You might think shorter meetings are less useful, but actually ____.

Cevabı göster

the opposite is true

It sounds like you don't know how to use these words. Ton ve niyet

1:26

Sanki bu kelimeleri nasıl kullanacağınızı bilmiyormuşsunuz gibi duyuluyor.

Ton ve niyet

It sounds like: duyulan bilgilere dayanan bir yargı

It sounds like + yan cümle, sonraki ifadeyi birinin duyduğu veya kendisine anlatılan bilgilere dayanan bir tahmin ya da yargı olarak sunar. Burada you don't know how to use these words ifadesini kesinliği tam bir gerçek olarak değil, konuşanın yargısı olarak gösterir. Buradaki sound yalnızca fiziksel bir ses anlamına gelmez. Bu kalıp birinin açıklamasına tepki verebilir veya sözlerinin yarattığı genel izlenimi anlatabilir. Ancak bu başlangıca rağmen olumsuz bir yorum hâlâ eleştirel gelebilir.

Alıştırma

Bir iş arkadaşınızın birkaç gecikmeyi anlatmasını dinledikten sonra hangi cümle, sonucunuzu doğrulanmış bir gerçek yerine bir yargı olarak sunar?

  1. It sounds like the project needs more time.
  2. The project definitely needs more time.
Cevabı göster

It sounds like the project needs more time.

And if you use really strong adjectives like fantabulous all the time, Kalıp ifadeler

1:29

Ve eğer her zaman fantabulous gibi gerçekten güçlü sıfatlar kullanırsanız,

Kalıp ifadeler

all the time: çok sık

All the time, bir şeyin çok sık veya tekrar tekrar gerçekleştiğini belirtir. Günlük konuşmada çoğu zaman abartılı kullanılır; bu nedenle bir şeyin kelimenin tam anlamıyla her saniye gerçekleşmesi gerekmez. Burada güçlü sıfatların, artık güçlü duyulmayacak kadar sık kullanıldığı anlatılıyor.

Alıştırma

Biri birkaç dakikada bir telefonunu kontrol ediyor. Bu sıklığı en iyi hangi cümle anlatır?

  1. They often check their phone.
  2. They check their phone all the time.
  3. They never check their phone.
Cevabı göster

They check their phone all the time.

then they lose their meaning. Kalıp ifadeler

1:33

o zaman anlamlarını yitirirler.

Kalıp ifadeler

lose their meaning: anlatım gücünü yitirmek

Bu cümlede they, çok güçlü sıfatları ifade eder. Lose their meaning, bu sıfatların sözlük tanımlarının ortadan kalktığı anlamına gelmez. Aşırı kullanımın bu sözcükleri daha az özel veya güçlü hissettirdiği ve artık aynı etkiyi aktaramadıkları anlamına gelir. Aynı kalıp, eskiden aktardıkları şeyi artık aktarmayan sözcükleri, simgeleri, hareketleri veya gelenekleri anlatabilir.

Alıştırma

Güçlü bir sözcük her küçük sorun için kullanıldıktan sonra 'the word loses its meaning' büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Sözcük bütün sözlüklerden kaybolur.
  2. İnsanlar artık sözcüğü yazamaz.
  3. Sözcük daha az özel veya güçlü hissettirir.
Cevabı göster

Sözcük daha az özel veya güçlü hissettirir.

If everything is fantabulous, then nothing is. Anlatım akışı

1:35

Her şey fantabulous ise, hiçbir şey öyle değildir.

Anlatım akışı

If everything is..., then nothing is: güçlü bir sonuç için eksiltme

Bu cümle, kısa bir düşünce zinciri kurmak için If..., then... yapısını kullanır. Her şeye en güçlü övgü verilirse fantabulous sözcüğü artık tek bir şeyi öne çıkaramaz. Şaşırtıcı sonuç, varılan yargıyı akılda kalıcı yapar. Then nothing is bölümünde fantabulous sözcüğü, ilk yan cümlede zaten açıkça anlaşıldığı için söylenmez. Tam anlam then nothing is fantabulous şeklindedir. Tekrarlanan sözcüklerin bu şekilde söylenmemesine eksiltme denir; birbirine paralel yapı, dinleyenin eksik sözcüğü tamamlamasına yardımcı olur.

Alıştırma

"If every prize is special, then no prize is," cümlesinde ikinci "is" sözcüğünden sonra hangi sıfat anlaşılır?

  1. special
  2. valuable
  3. missing
Cevabı göster

special

If all that is true, how do you build your vocabulary? Anlatım akışı

1:38

Tüm bunlar doğruysa, kelime dağarcığınızı nasıl geliştirirsiniz?

Anlatım akışı

If all that is true: önceki noktalara gönderme yapıp sonraki soruya geçmek

all that sözleri, daha önce söylenen birkaç düşünceyi tek bir ifadeyle gösterir: az önce söylenenlerin tümü. Böylece her noktanın yeniden tekrarlanması gerekmez. Burada If all that is true, bu düşünceleri güçlü biçimde sorgulamaz. Onları bir sonraki sorunun temeli olarak o an için kabul eder; böylece konuşan kişi bir sorunu açıklamaktan sonra ne yapılacağını sormaya geçebilir. Bu yapı, açıklamaları ve görüşleri düzenlemeye yardımcı olur.

Alıştırma

Hangi cümle önceki noktaları o an için kabul edip sonraki adıma geçer?

  1. If all that is true, what should we do next?
  2. If none of that is true, why should we accept it?
  3. Before all that happened, where were we?
Cevabı göster

If all that is true, what should we do next?

Don't just learn words and phrases on their own. Kalıp ifadeler

1:42

Kelimeleri ve kalıpları tek başlarına öğrenmeyin.

Kalıp ifadeler

on their own: kelimeleri bağlamdan ayrı öğrenmek

Bu cümlede on their own, “ayrı olarak” veya “yararlı bir bağlam olmadan” demektir. Their, words and phrases ifadesine gönderme yapar: bu dil ögeleri, ifadelerin ya da cümlelerin parçası olarak değil, tek başlarına ele alınır. Aynı ifade başka bağlamlarda “yalnız” veya “yardım almadan” anlamına gelebilir. Doğru anlamı seçmek için nitelediği isme ve çevredeki duruma bakın.

Alıştırma

Bu cümlede on their own ne anlama geliyor?

  1. Kelimeleri veya ifadeleri hiç öğrenmemek.
  2. Kelimelerin kimseden yardım almadan kendi kendilerine çalışmasına izin vermek.
  3. Kelimeleri ifadeler veya cümleler olmadan ayrı ayrı öğrenmek.
Cevabı göster

Kelimeleri ifadeler veya cümleler olmadan ayrı ayrı öğrenmek.

Learn them in meaningful fixed expressions or sentences. Kalıp ifadeler

1:45

Onları anlamlı sabit ifadeler veya cümleler içinde öğrenin.

Kalıp ifadeler

in meaningful fixed expressions or sentences: anlamlı kalıplaşmış ifadeler veya cümleler içinde

Learn them in ... sözleri, kelime ve ifadelerin nerede ve nasıl öğrenileceğini anlatır: onları tek başına ezberlemek yerine yararlı kelime grupları veya tam cümleler içinde öğrenin. Fixed expression, make a decision gibi İngilizce konuşanların yaygın olarak birlikte kullandığı bir kelime grubudur. Fixed, temel söyleyişin kullanımla yerleşmiş olduğu anlamına gelir; bütün bir cümlenin hiçbir zaman değişemeyeceği anlamına gelmez.

Alıştırma

Kelimeleri anlamlı kalıplaşmış ifadeler veya cümleler içinde öğrenme önerisine en uygun yöntem hangisidir?

  1. “decision” kelimesini yaygın “make a decision” ifadesi aracılığıyla öğrenmek.
  2. “decision” kelimesinin yalnızca çevirisini ezberlemek.
  3. “decision” kelimesini rastgele bir fiilin yanına koymak.
Cevabı göster

“decision” kelimesini yaygın “make a decision” ifadesi aracılığıyla öğrenmek.

That way, you're not just learning the vocabulary. Anlatım akışı

1:49

Bu şekilde, sadece kelimeyi öğrenmiş olmazsınız.

You're learning how to use it.

1:52

Onu nasıl kullanacağınızı da öğrenirsiniz.

Anlatım akışı

That way: bir yöntemle sonucunu bağlamak

That way, az önce sözü edilen yönteme gönderme yapar ve “bunu yaparak” ya da “bunun sonucunda” anlamına gelir. Burada önceki öğrenme yöntemiyle bu yöntemin sağladığı yararı birbirine bağlar; gerçek bir yol veya yön anlamına gelmez. That way, ... ifadesini önerilen bir eylem ya da yöntemden onun mümkün kıldığı sonuca geçmek için kullanabilirsiniz. Böylece dinleyen kişi yöntemin neden yararlı olduğunu anlar.

Alıştırma

Yönteme gönderme yapıp sonucunu tanıtan bağlayıcı ifadeyle cümleyi tamamlayın: Save a copy online. ____, you won't lose your work.

Cevabı göster

That way

The next time that you watch a film, Dilbilgisi

1:54

Bir dahaki sefere İngilizce bir film izlediğinizde,

read a book, or listen to a podcast in English,

1:56

bir kitap okuduğunuzda veya bir podcast dinlediğinizde,

write down five pieces of vocabulary that you want to start using. Notlar

1:59

kullanmaya başlamak istediğiniz beş kelimeyi yazın.

Dilbilgisi

The next time that + geniş zaman: bir sonraki durumu belirtmek

The next time that + yan cümle, “bir dahaki sefere … olduğunda” anlamına gelir. Gelecekteki bir zaman durumunu belirler ve ana cümle o zaman ne yapılacağını söyler. Örnekteki uzun zaman cümlesi, kelimelerin ne zaman not edileceğini açıklar. Söz konusu durum gelecekte olsa bile bu zaman cümlesinde normalde geniş zaman kullanılır: The next time that you will watch ... değil, The next time that you watch ... denir.

Alıştırma

that sözcüğünü de içeren vurgulanmış zaman kalıbıyla cümleyi tamamlayın: ____ you visit, bring your camera.

Cevabı göster

The next time that

Öbek fiiller

write down: bilgiyi not etmek

Write down, bir bilgiyi daha sonra hatırlamak veya kullanmak için yazılı olarak kaydetmek anlamına gelen bir öbek fiildir. Bu cümlede öğrenenden beş kelime ya da ifadeyi not etmesi istenir. Down, write ile birlikte “not etmek” anlamını oluşturur; burada aşağı yönlü bir hareket anlatmaz. Kaydedilen bilgi, öbek fiilin nesnesidir.

Alıştırma

Cümleyi write down ve it zamiriyle tamamla: That address is important, so ____.

Cevabı göster

write it down

Kalıp ifadeler

five pieces of vocabulary: kelime ve ifade öğelerini saymak

Vocabulary, bir kişinin bildiği kelime ve ifadeleri ya da bir konuya ait kelime dağarcığının tamamını ifade ettiğinde genellikle sayılamayan bir isimdir. Bu yüzden bu anlamda five doğrudan vocabulary sözcüğünün önüne gelmez. Five pieces of vocabulary ifadesinde pieces of, bu bütünün içindeki beş ayrı öğeyi sayar. Her piece bir kelime ya da ifade olabilir; sayı five olduğu için pieces çoğuldur.

Alıştırma

Mia'nın beş ayrı kelime veya ifade seçtiğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. Mia selected five pieces of vocabulary from the story.
  2. Mia selected five piece of vocabulary from the story.
  3. Mia selected five vocabularies from the story.
Cevabı göster

Mia selected five pieces of vocabulary from the story.

Choose vocabulary that will be useful in your own life.

2:03

Kendi hayatınızda işinize yarayacak kelimeleri seçin.

For example, if you're a student,

2:07

Örneğin, eğer bir öğrenciyseniz,

you could watch a film that takes place at a university Kalıp ifadeler

2:09

bir üniversitede geçen bir film izleyebilir

Kalıp ifadeler

takes place: bir hikâyenin nerede geçtiğini söylemek

takes place, take place ifadesinin üçüncü tekil şahıs biçimidir ve “gerçekleşir” veya “düzenlenir” anlamına gelir. Bu cümlede filmin hikâyesinin bir üniversitede geçtiğini anlatır; dil bilgisel özne film olduğu için take, takes olur. take place kalıplaşmış bir fiil öbeğidir. Olayın yeri ya da zamanı ifadenin ardından gelir; örneğin takes place at a university veya takes place in June.

Alıştırma

Cümleyi take place ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The school concert ____ in the main hall every June.

Cevabı göster

takes place

and write down five words or phrases about student life.

2:12

ve öğrenci hayatı hakkında beş kelime veya kalıp yazabilirsiniz.

Learn them, practice them,

2:16

Onları öğrenin, pratik yapın,

and use them when you have the chance. Kalıp ifadeler

2:18

ve fırsat bulduğunuzda kullanın.

Kalıp ifadeler

when you have the chance: fırsat çıktığında harekete geçmek

when you have the chance, “uygun bir fırsat çıktığında” anlamına gelir. Burada chance şans değil, uygun zaman veya uygun bir durum demektir. when ile başlayan bölüm, eylemin ne zaman yapılacağını söyler. Genellikle bir tavsiye ya da ricadan sonra gelir ve kesin zamanı açık bırakır: koşullar uygun olduğunda yap.

Alıştırma

Öğrenilen ifadeyle tavsiyeyi tamamlayın: Try using the new phrase ____.

Cevabı göster

when you have the chance

I promise, you'll find plenty of opportunities to use that vocabulary. Kalıp ifadeler

2:20

Söz veriyorum, bu kelimeleri kullanmak için pek çok fırsat bulacaksınız.

Kalıp ifadeler

you'll find plenty of opportunities: birçok fırsatla karşılaşmak

“you'll find plenty of opportunities” ifadesi, birçok fırsatın bulunduğunu fark edeceğin veya bu fırsatlarla karşılaşacağın anlamına gelir. Buradaki find, fiziksel bir nesneyi arayıp bulmak değil, deneyim sırasında fırsatların varlığını görmektir. Plenty of, “fazlasıyla yeterli, çok sayıda” anlamındadır ve burada çoğul opportunities ismiyle kullanılır. Opportunities to use that vocabulary yapısındaki to + fiilin yalın hâli, fırsatların ne yapmak için olduğunu gösterir.

Alıştırma

“Birçok fırsatın bulunduğunu fark edeceksin” anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: At the community centre, ____ to join a club.

Cevabı göster

you'll find plenty of opportunities

Unlike imbecilic, which is the only thing about this video Anlatım akışı

2:24

Bu videoyla ilgili kesinlikle unutmanız gereken

that you should definitely forget.

2:28

tek şey olan imbecilic kelimesinin aksine.

Anlatım akışı

Unlike imbecilic: karşıtlık kurmak ve önceki örneğe dönmek

“Unlike imbecilic,” ifadesi, imbecilic kelimesini karşıt unsur veya istisna olarak sunar. Unlike bir edattır ve alıntılanan imbecilic kelimesi onun tümlecidir. Bu ifade, yararlı kelimeler hakkında az önce söylenenlerin bu kelime için aynı şekilde geçerli olmadığını anlatır. Konuşmacı daha önceki kötü örneği sonda yeniden anarak önceki bölüme dönüş yapar ve konuşmayı bir şakayla bitirir: diğer kelimeler kullanılabilir, ancak bu aşağılayıcı kelime unutulmalıdır. Altyazıdaki noktalama biçimiyle bu, önceki cümleye bağlı bir ek parçasıdır; standart ve tam bir cümlede farkı belirten bir ana cümle bulunur.

Alıştırma

Mesajın sonunda “Unlike imbecilic, ...” ne işe yarar?

  1. imbecilic kelimesini istisna yapar ve önceki bir örneğe geri döner.
  2. imbecilic kelimesini çalışılması gereken başka bir yararlı kelime olarak sunar.
  3. Aynı anlama gelen kelimelerin listesini başlatır.
Cevabı göster

imbecilic kelimesini istisna yapar ve önceki bir örneğe geri döner.