Neden Gıdıklanırız? Neden Güleriz?: İngilizce çalışma notları
Vsauce
Video Özeti: Video, gülmeyi bozulan beklentiler, gıdıklama ve anatomi üzerinden açıklayıp kelime oyunuyla bitiriyor. Başlıca İngilizce Öğrenme Noktaları: 1. “an incongruity between what we expected and what happened,” sözcük anlamı ve kullanım düzeyidir: beklenti ile gerçek arasındaki uyumsuzluk. Mizahı ve şaşırtıcı sonuçları kesin biçimde incelemeye yardım eder. 2. “can't help but smile and laugh.” istemsiz tepki anlatan dil bilgisi kalıbıdır. can't help but + yalın fiil kullanılır; but sonrasında to veya -ing gelmez. 3. “a matter of taste.” tercihi anlatan deyim ve mecazlı ifadedir. Epiglottaki tat tomurcukları gerçek anlamı canlandırıp iki anlamlı kelime oyununu gösterir.
Bu derste
Today we are going to talk about ... ile konuyu önceden duyurmak
Bu açılışta today, konuyu mevcut videoya veya oturuma yerleştirir. We are going to talk about, konuşmacıların sırada neyi ele almayı planladığını dinleyiciye bildirir. Burada be going to, planlanmış bir gelecek eylemini gösterir; birinin fiziksel olarak bir yere gittiği anlamına gelmez. Ders, sunum, toplantı veya video başında dinleyiciye yol göstermek için today + be going to talk about + konu yapısını kullanabilirsin.
Alıştırma
today + we + be going to talk about kullanarak bu sunum açılışını tamamla: ____ three ways to save water.
Cevabı göster
Today we are going to talk about
What makes something funny? ve make + nesne + sıfat
What makes something funny? sorusunda make, make + nesne + sıfat kalıbını izler. Something nesnedir; funny ise bu nesnede oluşan durumu veya etkiyi açıklar. What sorunun öznesidir, bu yüzden fiil makes biçimini alır. Soru, komik etkiyi hangi nedenin, niteliğin veya özelliğin oluşturduğunu sorar. Aynı kalıpla bir kişi veya şeyin belirli bir niteliğe sahip olmasına neyin yol açtığı sorulabilir.
Alıştırma
Soruyu make fiilinin doğru biçimiyle tamamla: What ____ a story exciting?
Cevabı göster
makes
but what we do know is that you are 30 times more likely to laugh if there are other people around. Dilbilgisi
0:19ama bildiğimiz bir şey var: Etrafınızda başka insanlar varsa gülme olasılığınız 30 kat artıyor.
what we do know is that: kesin olan kısmı vurgulamak
Bu cümlede what we do know is that, eksik bilgiden konuşanın kesin kabul ettiği tek bir gerçeğe geçiş yapar. Buradaki do, vurgu sağlayan bir yardımcı fiildir: know fiilini güçlendirir ve bilinen gerçekle hâlâ bilinmeyenleri karşılaştırır; bir eylemi yapmak anlamına gelmez. Dil bilgisi açısından what we do know öznedir, is bu özneyi ardından gelen bilgiye bağlar ve that yan cümlesi kesin gerçeği açıklar. Yeniden kullanılabilir kalıp What we do know is that + cümlecik şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki vurgulu kalıpla tamamlayın: We still do not know who changed the file, but ____ it was changed before noon.
Cevabı göster
what we do know is that
30 times more likely to ... if: koşullu olasılığı karşılaştırmak
sayı + times more likely to + fiil kalıbı, eylemlerin sayısını değil olasılıkları karşılaştırır. Buradaki 30 times more likely to laugh, if ile verilen koşul gerçekleştiğinde gülme olasılığının karşılaştırma olasılığının yaklaşık otuz katı olarak anlatıldığını belirtir. if yan cümlesi koşulu verir. Bu kesitte karşılaştırma temeli açıkça belirtilmez, ancak çevredeki bağlam bunun yalnız olma durumu olduğunu gösterir. Yeniden kullanılabilir kalıp X is N times more likely to do Y if koşul, compared with karşılaştırma temeli şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki çarpanlı olasılık kalıbıyla tamamlayın: Compared with messages from strangers, survey participants were ____ open a message if it came from a friend.
Cevabı göster
30 times more likely to
We also know that babies laugh before they learn a language
0:28Ayrıca bebeklerin bir dil öğrenmeden önce güldüğünü
and that babies born blind and deaf will laugh. Dilbilgisi
0:33ve doğuştan görme ve işitme engelli bebeklerin de güldüğünü biliyoruz.
babies born blind and deaf: kısaltılmış bir ilgi cümleciği
babies born blind and deaf ifadesinde born blind and deaf, kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir ve babies who are born blind and deaf anlamına gelir. babies sözcüğünden sonra gelir ve hangi bebeklerden söz edildiğini belirtir. Born, cümlenin ana fiili değildir. blind ve deaf, doğum anındaki durumları anlatır; born ile sıralanan eylemler değildir. Cümlenin ana fiil grubu will laugh ifadesidir.
Alıştırma
"Babies born blind and deaf will laugh," cümlesinde ana fiil grubunu hangi sözcükler oluşturur?
- born blind and deaf
- will laugh
- babies born
Cevabı göster
will laugh
hundreds of thousands of + çoğul sayılabilen isim
Hundreds of thousands of, yüz binler basamağında belirtilmemiş bir sayıyı anlatan tek bir yaklaşık miktar grubudur. Kesin bir toplam vermez. hundreds of thousands of dialects örneğindeki gibi ardından çoğul ve sayılabilen bir isim gelir. İlk of, hundreds ile thousands sözcüklerini bağlar; ikinci of ise sayılan şeyleri belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle birkaç yüz bin civarında yaklaşık bir sayıyı doğal biçimde ifade eder?
- Thousands of people visited the park.
- Exactly three hundred thousand people visited the park.
- Hundreds of thousands of people visited the park.
Cevabı göster
Hundreds of thousands of people visited the park.
but yet we all laugh in much the same way. Kalıp ifadeler
0:40ama yine de hepimiz hemen hemen aynı şekilde gülüyoruz.
in much the same way: yapma biçiminde güçlü benzerlik
In much the same way, “çok benzer bir biçimde” anlamına gelir. Farklı insanların veya şeylerin nasıl davrandığını ya da tepki verdiğini karşılaştırır. Burada, başka farklılıklara rağmen insanların gülme biçimlerinin çok benzer olduğu anlatılır. Much, much the same kalıbındaki benzerlik derecesini güçlendirir. Büyük bir miktar anlamına gelmez ve ifade, her şeyin tamamen aynı olduğunu söylemek yerine küçük farklılıklara yer bırakır.
Alıştırma
“Çok benzer bir biçimde” anlamına gelen, dersteki beş sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The two teams built their towers ____.
Cevabı göster
in much the same way
ways of understanding the world and predicting what's next. Dilbilgisi
0:47dünyayı anlamanın ve sırada ne olacağını tahmin etmenin yollarını arar.
ways of understanding ... and predicting ...: paralel -ing biçimleri
ways of yapısı, anlatılan yöntem veya süreç türlerini tanıtır. of bir edat olduğu için, ondan sonraki eylemler understanding ve predicting gibi -ing biçiminde gelir. İki -ing grubu paraleldir: understanding, the world ifadesini nesne olarak alır; predicting ise what's next yan cümlesini nesne olarak alır. Tek bir of, bağlanan iki eylem için de kullanılır; bu nedenle predicting öncesinde tekrarlanması gerekmez.
Alıştırma
Cümleyi sırasıyla learn ve remember fiillerinin -ing biçimleriyle tamamlayın: We discussed ways of ____ new words and ____ them.
Cevabı göster
learning · remembering
to our evolutionary advantage: evrimsel açıdan yararımıza
to someone's advantage kalıbı, “o kişiye veya gruba yarar sağlayacak şekilde” anlamına gelir. Burada to our evolutionary advantage, beynin örüntüleri bulma ve sırada ne olacağını tahmin etme yeteneğinin evrim sürecinde insanlara yarar sağladığını belirtir. to edatı bu kalıbın bir parçasıdır; hareket yönü bildirmez. Evolutionary, avantajın türünü sınırlar: burada yalnızca kısa vadeli bir kolaylıktan değil, nesiller boyunca hayatta kalma veya üreme başarısını artırabilecek bir özellikten söz edilir.
Alıştırma
Cümleyi “bize yarar sağlayacak şekilde” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The extra preparation worked ____.
Cevabı göster
to our advantage
And so when something begins in a way that we expect and then all of a sudden changes and surprises or delights us, Deyimler
0:52Bu yüzden bir şey beklediğimiz gibi başlayıp sonra birden değişerek bizi şaşırttığında ya da sevindirdiğinde,
all of a sudden: birdenbire
All of a sudden, “aniden ve beklenmedik şekilde” anlamına gelen kalıplaşmış bir zarf ifadesidir. Tek bir birim olarak işlev görür; sudden burada isim olarak kullanılmaz. Bu cümlede, tanıdık ve tahmin edilebilir bir başlangıçtan beklenmedik bir değişime geçilen anlatı noktasını tam olarak işaretler. Konuşanlar karşıtlığı canlı ve anlık hissettirmek için bu ifadeyi sıkça kullanır.
Alıştırma
Cümleyi “aniden ve beklenmedik şekilde” anlamındaki dört sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: The children were reading quietly when ____ the fire alarm rang.
Cevabı göster
all of a sudden
This theory posits that things are funny because there's an incongruity between what we expected and what happened, Kelime
1:07Bu teoriye göre bir şeyi komik yapan, beklediğimizle gerçekleşen arasındaki uyumsuzluktur;
Resmî yapı theory posits that ...
theory posits that... yapısında posit, bir düşünceyi sunan resmî bir aktarma fiilidir. Ardından gelen iddianın olası bir açıklama veya başlangıç varsayımı olarak ortaya konduğunu belirtir. that yan cümlesi bu iddianın içeriğini verir. Bu kullanım, teorinin iddiayı kanıtladığı anlamına gelmez. Bir teori posits that X dediğimizde X, teorinin açıklamasının bir parçası olarak değerlendirmeye sunulur.
Alıştırma
Cümleyi dersteki resmî aktarma ifadesiyle tamamlayın: The theory ____ children learn best through play.
Cevabı göster
posits that
Beklenen ile gerçekleşen arasındaki an incongruity
Burada incongruity, sonucun beklentiyle uyuşmadığı bir uyumsuzluğu anlatır. between A and B yapısı, birbiriyle uyuşmayan iki unsuru belirtir. What we expected ve what happened, between sonrasında isim gibi işlev gören iç içe yan cümlelerdir. Bu analitik ifade, herhangi bir farkı göstermek yerine beklenen sonuçla gerçek sonucu karşılaştırarak şaşkınlığı açıklar.
Alıştırma
Cümleyi dersteki resmî isim öbeğiyle tamamlayın: The joke depends on ____ between the calm setup and the wild ending.
Cevabı göster
an incongruity
whether it's a dog dressed like a human or a clever use of wordplay.
1:14ister insan gibi giyinmiş bir köpek olsun, ister zekice bir kelime oyunu.
In other words: bir düşünceyi daha basit biçimde yeniden ifade etmek
In other words, dinleyiciye ardından gelen kısmın aynı düşüncenin daha açık veya daha kısa bir yeniden ifadesi olduğunu gösterir. Burada önceki açıklamayı, komedinin yeni bir mantık öğrenmeyi içerdiği sonucuna indirger. Bilginin nasıl düzenlendiğini göstermek için kullanılır: önce bir düşünce belirtilir, ardından In other words ile farklı biçimde ifade edilir veya özetlenir. Genellikle ayrı bir sav ortaya koymaz.
Alıştırma
İkinci cümlenin ilk cümleyi daha basit biçimde yeniden ifade etmesi için bu iki cümleyi en iyi hangi bağlayıcı birleştirir? The device stores copies of your files online. It keeps a backup on the internet.
- For example
- In other words
- In addition
Cevabı göster
In other words
But once you've learned the new logical order of the joke,
1:24Ama esprinin yeni mantıksal düzenini bir kez öğrendiğinizde
ceases to be: bir durum artık geçerli olmadığında
Ceases to be, is no longer yani “artık ... değil” anlamına gelir. cease fiilinden sonra to be mastarı gelir; funny sıfatı ise sona eren durumu belirtir. Bu cümlede şakanın yeni mantığını öğrenmek, onun komik olma durumunu artık geçersiz kılar; burada bir eylemi yalnızca geçici olarak durdurmak anlatılmaz. cease to be + sıfat/isim kalıbı, bir durumun veya kimliğin artık geçerli olmadığını söylemek için kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi “artık ... olmayacak” anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: Without repairs, the bridge will ____ safe.
Cevabı göster
cease to be
Sonucu tanıtmak için “Which is why”
“Which is why” önceki düşüncenin tamamına gönderme yapar ve ardından gelen sonucu tanıtır. Burada “ve şakaların yalnızca ilk seferde komik olmasının nedeni budur” anlamına gelir. Nedeni tekrar etmeden neden-sonuç zincirini ilerletmek için kullanılır. Konuşmada bu sözcükler yeni bir söz öbeğini başlatabilir; ancak buradaki which bir ilgi bağlayıcısıdır, soru sözcüğü değildir ve tek bir isme gönderme yapmaz.
Alıştırma
Nedenin tamamına gönderme yapıp sonucu tanıtan bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: The road is icy, ____ school is opening late.
Cevabı göster
which is why
Dikkati yönlendirmek için “Take a look at”
“Take a look at”, “bakmak” veya “incelemek” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede konuşmacı, dinleyicinin dikkatini yüzde işaretine yönlendirmek için kullanır; take fiziksel olarak bir şeyi götürmek anlamına gelmez. Kalıp take a look at + object şeklindedir. Çıplak bir emirden çok, bir şeyi fark etmeye veya incelemeye yönelik dostça bir davet gibi duyulur.
Alıştırma
Bu dersteki dikkati nazikçe yönlendiren dört sözcüklü kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ the red mark beside your name.
Cevabı göster
Take a look at
Per mil ve per myriad sembolleri
Per mil “her bin için” anlamına gelir ve ‰ ile gösterilir. Per myriad “her on bin için” anlamına gelir ve ‱ ile gösterilir. Her ikisi de “her yüz için” anlamındaki percent gibi birer oran birimidir. Bu cümlede eklenen küçük daireler, yüzde işaretinin görsel düzenini devam ettirir. Farklı ölçekleri bilmek, bu nadir sembollerin neden birbirine benzediğini açıklar.
Alıştırma
Per mil ve per myriad ifadelerini doğru açıklayan seçenek hangisidir?
- Per mil milyonda, per myriad ise milyarda anlamına gelir.
- İki terim de percent ile tamamen aynı anlama gelir.
- Per mil binde, per myriad ise on binde anlamına gelir.
Cevabı göster
Per mil binde, per myriad ise on binde anlamına gelir.
because even though it might be new information to you, Dilbilgisi
1:46çünkü sizin için yeni bir bilgi olsa bile
it still falls right in line with the logic of the percent symbol. Deyimler
1:49yüzde işaretinin mantığıyla hâlâ tamamen uyumludur.
Even though ... still: sonuç geçerli kalır
Even though, ana sonucun beklenmedik görünmesine yol açabilecek bir gerçeği sunar. Burada bilgi yeni olabilir, ancak bu durum onun yüzde işaretinin mantığını izlemesini engellemez. Ana cümledeki still, bu gerçeğe rağmen sonucun geçerli kalmaya devam ettiğini vurgular. Yeniden kullanılabilen kalıp even though + karşıt gerçek, özne + still + sonuç biçimindedir. Still vurgu ekler ve karşıtlık zaten açıksa çıkarılabilir.
Alıştırma
Cümleyi even though ... still ile tamamlayın: ____ the trail was muddy, we ____ finished the hike.
Cevabı göster
Even though · still
falls right in line with: tam uyum
Bu cümlede falls right in line with, “tamamen tutarlıdır” veya “tam olarak örtüşür” anlamındadır. Sembolün tasarımı yüzde işaretiyle aynı görsel mantığı izler; burada fiziksel bir sıradan söz edilmez. Aktarılabilir kalıp X falls in line with Y şeklindedir. Y bir kural, örüntü, beklenti veya kanıt bütünü olabilir. Right eşleşmeyi güçlendirir; bu nedenle falls right in line with çok yakın ya da tam bir uyum ifade eder.
Alıştırma
“Tamamen tutarlıdır” anlamındaki ders ifadesiyle İngilizce cümleyi tamamlayın: The revised schedule ____ our original plan.
Cevabı göster
falls right in line with
But when Demetri Martin shows us with just one more line,
1:53Ama Demetri Martin yalnızca bir çizgi daha ekleyerek
you can make it look like a man cheering after taking a dump, Notlar
1:56onu kaka yaptıktan sonra tezahürat yapan bir adama benzetebileceğimizi gösterdiğinde,
make it look like: make + nesne + yalın fiil
Make it look like, “onu bir şeye benzer göstermek” anlamındadır. Cümlede görsel bir değişiklik sembolü tezahürat yapan bir adama benzetir; sembol gerçekten o adama dönüşmez. Yapı make + nesne + to almayan yalın fiildir: make it look. Look'tan sonra gelen like, neye benzediğini belirten isim öbeğini başlatan bir edattır. Görünüşü etkilenen şeyin ne olduğunu belirtmek için nesne değiştirilebilir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi dersteki dört sözcüklü yapıyla tamamlayın: The plain logo looks serious, but adding two dots can ____ a smiling face.
Cevabı göster
make it look like
Taking a dump: anlamı ve kullanım düzeyi
taking a dump içindeki take a dump, “dışkılamak” veya “büyük tuvaletini yapmak” anlamına gelen samimi ve kaba bir ifadedir. Bu kalıplaşmış bir ifadedir: dump burada “çöp” anlamına gelmez ve take bir şeyi alıp götürmeyi anlatmaz. Burada hayal edilen görüntüye kasıtlı olarak bayağı bir mizah katar. Şakayı anlamak için yalnızca bedensel eylemi belirlemek değil, ifadenin kullanım düzeyini de fark etmek gerekir.
Alıştırma
Yargı: Resmî bir akşam yemeğinde “I need to take a dump.” demek kibardır.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
How does that make any sense? ile retorik itiraz
Make sense, “mantıklı veya anlaşılır olmak” demektir. How does that make any sense? içinde any itirazı güçlendirir: konuşan kişi bunun hiçbir şekilde mantıklı olmadığını düşünür. Bu soru genellikle retoriktir. Konuşan kişi tarafsızca açıklama istemek yerine inançsızlık veya eleştiri ifade eder ve görünüşte çelişkili bir fikrin gerekçelendirilmesini ister. Ses tonu ve bağlam, itirazı daha yumuşak veya daha sert hâle getirebilir.
Alıştırma
Konuşan kişi “How does that make any sense?” diye sorduğunda büyük olasılıkla ne yapıyordur?
- Birden fazla anlamı tarafsızca sormak
- Fikrin açık olduğunu kabul etmek
- Bir fikre mantıksız olduğu için itiraz etmek
Cevabı göster
Bir fikre mantıksız olduğu için itiraz etmek
can't help but smile and laugh: gülümseyip gülmeden edememek
Can't help but + fiilin yalın hâli, bir kişinin bir eylemi ya da tepkiyi engelleyemediğini belirtir. Bu cümlede smile ve laugh, but sözcüğünden sonra to almayan yalın fiillerdir; to ya da -ing kullanılmaz. Bu ifade, gülümsemeyi ve gülmeyi bilinçli bir seçimden çok kendiliğinden oluşan bir tepki olarak sunar. Yapı, kontrol edilmesi zor düşünceler, duygular ve alışkanlıklar için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi can't help but ve smile fiilinin yalın hâliyle tamamlayın: Whenever the puppy tilts its head, I ____.
Cevabı göster
can't help but smile
a possible explanation is that tickling helps teach children at a young age proper defensive behaviors. Anlatım akışı
2:16olası bir açıklamaya göre gıdıklanmak, çocuklara küçük yaşta doğru savunma davranışlarını öğretmeye yardımcı olur.
a possible explanation is that: olası bir açıklama sunmak
A possible explanation is that, doğrulanmış bir olgu yerine öne sürülen bir nedeni tanıtır. Possible, iddianın kesinlik gücünü azaltır; that yan cümlesi ise hipotezi açıklar. Bilgiyi düzenleyen bir çerçeve olarak önce konuşanın ne kadar emin olduğunu dinleyiciye bildirir, ardından açıklamayı sunar. Eldeki kanıtların bir fikri desteklediği ancak kanıtlamadığı durumlarda kullanışlıdır.
Alıştırma
İhtiyatlı hipotezi hedef yapıyla tamamlayın: The cause has not been confirmed. ____ the battery lost charge overnight.
Cevabı göster
A possible explanation is that
Is it a coincidence that the most ticklish areas are also the most vulnerable and the ones that we instinctively cover when startled? Anlatım akışı
2:23Gıdıklanmaya en duyarlı bölgelerin aynı zamanda en savunmasız ve irkildiğimizde içgüdüsel olarak kapattığımız yerler olması tesadüf mü?
Is it a coincidence that ...?: olası bir bağlantıyı ima etmek
Bu soru iki olguyu yan yana getirir ve aralarındaki örtüşmenin tesadüf olup olmadığını sorar. Burada gıdıklanmaya duyarlı bölgeler ile savunmasız olduğu için içgüdüsel olarak koruduğumuz bölgeler arasında bir bağ olabileceğini nazikçe ima eder. Bir olgunun diğerine neden olduğunu iddia etmeden dinleyiciyi bir örüntüyü düşünmeye çağırır. Bir bağlantı incelenmeye değer göründüğünde fakat henüz kanıtlanmadığında bu kalıbı kullanın.
Alıştırma
Bu cümlede “Is it a coincidence that ...?” ne yapıyor?
- İki olguyu yan yana getirir ve kanıtlamadan olası bir bağlantı olduğunu ima eder.
- Bir olgunun diğerine doğrudan neden olduğunu kanıtlar.
- İki olgunun kesinlikle hiçbir bağlantısı olmadığını söyler.
Cevabı göster
İki olguyu yan yana getirir ve kanıtlamadan olası bir bağlantı olduğunu ima eder.
teaching them these defensive skills. Dilbilgisi
2:37ve böylece ona bu savunma becerilerini öğretebilir.
teaching them these defensive skills: sonuç bildiren bir -ing yan cümlesi
Virgülden sonra gelen teaching, önceki eylemin sonucunu bildiren bir -ing yan cümlesi başlatır: gıdıklama, çocukların savunma becerileri öğrenmesine yardımcı olma sonucunu doğurur. Teaching burada zaman taşımaz; çekimsiz bir fiil biçimidir, bu nedenle and it teaches them gibi yeni ve tam bir yan cümleye gerek yoktur. Öğretme sonucunun örtük nedeni önceki durumun tamamıdır; them ise öğrenen çocukları ifade eder. Bu kalıp sonucu kısa biçimde ekler: ana cümle, + sonuç bildiren -ing yan cümlesi.
Alıştırma
Cümleyi wake fiilinin sonuç bildiren -ing biçimiyle tamamlayın: The alarm rang through the building, ____ everyone inside.
Cevabı göster
waking
Tickling may even play a role before you are born. Kalıp ifadeler
2:40Gıdıklanmak, daha doğmadan önce bile rol oynayabilir.
play a role: bir sürece veya sonuca katkıda bulunmak
Play a role, “bir sürece veya sonuca katkıda bulunmak ya da onu etkilemek” anlamına gelir. Burada gıdıklanma, doğumdan önce etkili olabilecek bir faktör olarak sunulur; bir karakteri canlandırmak anlamına gelmez. May even ile iddia hem kesinlik taşımayan hem de biraz şaşırtıcı bir olasılık olarak sunulur. İfade tek başına katkının ne kadar büyük olduğunu söylemez veya doğrudan bir nedensellik bağını kanıtlamaz.
Alıştırma
Örnekteki play a role ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Tek doğrudan neden olduğu kanıtlanmıştır.
- Bir gösteride bir karakteri canlandırır.
- Sürece katkıda bulunabilir.
Cevabı göster
Sürece katkıda bulunabilir.
a baby gets into a better position to be delivered.
2:46bebek, doğuma daha uygun bir pozisyona geçer.
In order to avoid being tickled: amaç ve edilgen ulaç
In order to bebeğin amacını belirtir: bebek, gıdıklanma eylemini yaşamamak için pozisyonunu değiştirir. Bu, amacı açıkça gösteren bir yapıdır. Burada avoid sözcüğünden sonra being tickled gelir. Being tickled, being + geçmiş zaman ortacı biçimindeki edilgen bir -ing yapısıdır. Bebek gıdıklama eylemini yapan değil, bu eyleme maruz kalan taraf olduğu için kullanılır. Aktarılabilir kalıp in order to + fiilin yalın biçimidir ve bunun içinde avoid + -ing kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi üç sözcüklü amaç belirteci ve tickle fiilinin edilgen -ing biçimiyle tamamlayın: The child moved away ____ avoid ____.
Cevabı göster
in order to · being tickled
a little flap thing that protects the trachea whenever we swallow so that food and water doesn't go down into our lungs. Dilbilgisi
2:54Bu, yutkunduğumuzda yiyeceklerin ve suyun akciğerlerimize kaçmaması için soluk borusunu koruyan küçük bir kapakçıktır.
so that: bir işlevi amacına bağlamak
Bu cümlede so that, epiglotun soluk borusunu koruyarak ulaşmayı amaçladığı sonucu belirtir: yiyecek ve suyun akciğerlere girmesini önlemek. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp eylem veya işlev + so that + amaçlanan sonuç şeklindedir. Buradaki that, amaç bildiren so that bağlacının parçasıdır; flap thing ifadesini niteleyen bir ilgi zamiri değildir.
Alıştırma
Cümleyi burada öğretilen iki sözcüklü amaç bağlacıyla tamamlayın: Wear gloves ____ the chemicals don't touch your skin.
Cevabı göster
so that
food and water ile doesn't değil don't kullanılır
Vurgulanan sözcüklerde özne-yüklem uyumu hatası vardır. Food and water, and ile bağlanan birleşik bir öznedir; bu nedenle normalde çoğul sayılır. Standart İngilizcede ifade food and water don't go down into our lungs şeklindedir. Özgün cümledeki doesn't, doğaçlama konuşmada yapılan bir dil sürçmesi olabilir. Her isim tek başına sayılamayan isim olabilir, ancak onları and ile bağlamak tüm özneyi tekil yapmaz.
Alıştırma
Özenli konuşma ve yazıda standart özne-yüklem uyumunu kullanan cümle hangisidir?
- Food and water doesn't go into our lungs.
- Food and water don't go into our lungs.
Cevabı göster
Food and water don't go into our lungs.
Nazik bir kabul ifadesi olarak I know ..., but ...
“I know it doesn't look very funny, but ...” ifadesindeki I know yalnızca bir bilgiyi bildirmez. Önce dinleyicinin muhtemel tepkisini kabul eder; böylece konuşan kişi itirazı doğrudan reddetmek yerine onu anladığını gösterir. Ardından but, dikkati konuşanın asıl noktasına yöneltir. Başka durumlara da aktarılabilen I know + kaygı veya itiraz + but + ana mesaj kalıbı; düzeltme yapmanın, farklı görüş bildirmənin veya bir kuşkuya yanıt vermenin nazik bir yoludur.
Alıştırma
Önce kaygıyı kabul edip sonra ana noktaya geçen kalıpla cümleyi tamamlayın: “____ the test looks hard, ____ we practiced every question.”
Cevabı göster
I know · but
The epiglottis constricts the larynx and we get the LOL. Kültür
3:06Epiglot gırtlağı daraltır ve ortaya LOL çıkar.
Bilerek şakacı bir isim olarak the LOL
LOL, internette laugh out loud ifadesinin baş harflerinden oluşan bir kısaltma olarak ortaya çıktı. Bilerek sıra dışı kullanılan “the LOL” ifadesinde the tanımlığı, LOL’ün yaklaşık olarak “gülüş” veya “komik sonuç” anlamında bir isim gibi davranmasını sağlar. Anatomi dilinden birden internet argosuna geçilmesi şakayı oluşturur. “The LOL” ne anatomik bir addır ne de laughter demenin tarafsız ve standart bir yoludur; internet tarzının bilinçli biçimde şakacı kullanıldığını gösterir.
Alıştırma
“the LOL” burada neden şakacı duyuluyor?
- İnternet kısaltması LOL’ü yaklaşık olarak “gülüş” anlamına gelen bir isme dönüştürdüğü için
- LOL gırtlağın standart tıbbi adı olduğu için
- the her zaman anatomik bir süreci belirttiği için
Cevabı göster
İnternet kısaltması LOL’ü yaklaşık olarak “gülüş” anlamına gelen bir isme dönüştürdüğü için
anatomically speaking: bir bakış açısı belirtmek
Anatomically speaking, “anatomi açısından” anlamına gelir. İddiayı tek bir alanla sınırlar: Vücudun yapısına baktığımızda ifade doğrudur. adverb + speaking kalıbında speaking bakış açısını belirtir; anatominin konuştuğu anlamına gelmez. Bu kalıp legally speaking ve technically speaking gibi ifadelerde de kullanılabilir.
Alıştırma
“Anatomi açısından” anlamına gelen iki sözcüklü adverb + speaking ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____, the thumb has only two bones.
Cevabı göster
Anatomically speaking
a matter of taste: tercih ve söz oyunu
Günlük İngilizcede a matter of taste, bir şeyin kişisel tercihe bağlı olduğu ve yalnızca tek bir seçeneğin doğru olmadığı anlamına gelir. Burada matter “konu veya mesele”, taste ise kişinin beğenileri anlamındadır. Cümlede taste buds da geçtiği için taste sözcüğünün yiyeceklerin tadıyla ilgili gerçek anlamı dinleyicinin aklında kalır. Bu bir söz oyunudur: Komedi özneldir, ancak söz konusu vücut bölümü gerçek anlamda tat da alabilir.
Alıştırma
Örnekte a matter of taste ifadesini komik yapan nedir?
- Kişisel tercih anlamına gelirken tat tomurcukları gerçek tat anlamını da düşündürür.
- Epiglotun hangi şakaların komik olduğuna karar verdiği anlamına gelir.
- Herkesin komedi hakkında aynı görüşe sahip olduğunu söyler.
Cevabı göster
Kişisel tercih anlamına gelirken tat tomurcukları gerçek tat anlamını da düşündürür.
Komik ve taklit edilmiş bir tepki olarak “Get out of my house!”
Sözcük anlamıyla “Get out of my house!”, birine evden çıkmasını söyleyen sert bir emirdir. Ancak bu sahnede konuşan kişi, bilerek bayat bir kelime oyunu yaptıktan hemen sonra bu cümleyi söyler ve şakadan rahatsız olmuş hayali bir seyirciyi canlandırır. Gerçekte kimseyi kovmamaktadır. Ani rol değişimi ve abartılı emir, şakaya yöneltilen eleştiriyi kişinin kendisiyle dalga geçtiği bir komediye dönüştürür. Benzer sözleri yorumlarken güçlü bir emrin gerçek mi yoksa güldürmek için oynanan bir tepki mi olduğunu anlamak için tona ve öncesindeki hazırlığa bakın.
Alıştırma
Değerlendirme: Bir gösterici bilerek bayat bir kelime oyunu yaptıktan hemen sonra, sinirlenmiş bir seyirciyi canlandırarak “Get out of my house!” diye bağırıyor. Bu sözün birini gerçekten kovma girişimini ifade etmesi olası mı?
- Evet. Büyük olasılıkla gerçek anlamda gitmesini isteyen bir emirdir.
- Hayır. Büyük olasılıkla rol yapılarak verilen, kişinin kendisiyle dalga geçtiği bir tepkidir.
Cevabı göster
Hayır. Büyük olasılıkla rol yapılarak verilen, kişinin kendisiyle dalga geçtiği bir tepkidir.