Akune kardeşler: Savaşın karşıt taraflarındaki kardeşler - Wendell Oshiro: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Akune kardeşlerin öyküsü; savaşın, Japon kökenli Amerikalıların toplama kamplarına kapatılmasının ve karşıt ordularda hizmet etmenin göçmen bir aileyi nasıl böldüğünü, vatandaşlık, sadakat ve ulusal kimlik çatışmalarını nasıl açığa çıkardığını anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. There are many stories that can be told — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik. Bir tarihsel olayın birçok açıdan anlatılabileceğini belirten geniş bir giriş çerçevesinin, anlatıcının odağı daha sonra tek bir ailenin deneyimine daraltmasına nasıl zemin hazırladığını fark edin. 2. Nisei, — Kültür, medya ve gerçek dünya bağlamı. Japon göçmenlerin ABD’de doğan çocuklarını ifade eden bu önemli tarihsel terimi ve Amerikan vatandaşı olmalarının savaş döneminde hapsedilmelerini ve sadakatlerinden kuşku duyulmasını neden özellikle çarpıcı kıldığını anlayın. 3. Tempers flared — Deyimler ve mecazlı ifadeler. Bu deyimin öfkenin birden yükselmesi anlamına geldiğini öğrenin ve sözcükleri gerçek anlamlarıyla yorumlamak yerine, açık çatışmaya dönüşmek üzere olan bir anlaşmazlığı anlatmak için kullanın.
Bu derste
There are many stories that can be told about World War II, Anlatım akışı
0:06İkinci Dünya Savaşı hakkında anlatılabilecek birçok hikaye vardır,
from the tragic to the inspiring. Kalıp ifadeler
0:09trajik olanlardan ilham verici olanlara kadar.
There are many stories that can be told: geniş bir anlatı çerçevesi kurmak
Burada There are many stories that can be told yalnızca hikâyelerin var olduğunu belirtmez. Önce geniş bir çerçeve kurar: aynı tarihsel konu birçok kişi, olay ve bakış açısı üzerinden ele alınabilir. Bu tür bir giriş, bilgiyi genelden özele doğru düzenler. Dinleyiciyi belirli bir hikâyeye hazırlar ve aynı zamanda bu hikâyeyi daha geniş konuyu keşfetmenin pek çok yolundan biri olarak sunar.
Alıştırma
Belirli bir örnek sunulmadan önce geniş bir anlatı çerçevesi oluşturan en uygun giriş hangisidir?
- A photographer named Lena arrived before sunrise.
- The city opened a new bridge last Tuesday.
- There are many stories that can be told about this changing city.
Cevabı göster
There are many stories that can be told about this changing city.
from the tragic to the inspiring: bir aralığı iki uçla belirtmek
from X to Y kalıbı bir aralığın iki uç noktasını gösterir. Burada tragic ve inspiring, duygusal nitelikleri güçlü biçimde karşıt olan hikâye türlerini adlandırır; dolayısıyla ifade, hikâyelerin bu iki uç arasında yayıldığını ve aradaki türleri de içerebileceğini anlatır. the tragic ve the inspiring ifadelerinde the + sıfat yapısı, her niteliği geniş bir kategori etiketi gibi kullanır. Bağlam bu tür hikâyeler anlamını sağladığı için her sıfattan sonra stories tekrarlanmaz.
Alıştırma
Cümleyi from X to Y aralık kalıbıyla tamamlayın ve iki uçta da the + sıfat yapısını kullanın. Önce simple, sonra elaborate kullanın: The book contains designs from ____.
Cevabı göster
the simple to the elaborate
But perhaps one of the most heart-rending experiences was that of the Akune family, Notlar
0:11Ancak belki de en yürek burkan deneyimlerden biri, Akune ailesinin yaşadıklarıydı,
most heart-rending experiences: yoğun üzüntü ve one of the most yapısı
Heart-rending, yoğun üzüntüye veya duygusal acıya yol açan anlamına gelir; bu nedenle sad sözcüğünden çok daha güçlüdür. Burada most heart-rending experiences, duygusal etkisi en büyük deneyimleri belirtir. one of the most + sıfat + çoğul ad yapısı, en yüksek dereceye sahip bir grubun bir üyesini anlatır. Experiences grubu adlandırdığı için çoğul kalır; one ise bu gruptaki tek bir deneyime gönderme yapar.
Alıştırma
Hangi cümle one of the most heart-rending experiences ifadesini doğal ve dil bilgisi açısından doğru kullanır?
- Being forced to leave his family forever was one of the most heart-rending experiences of his life.
- Losing her home was one of the most heart-rending experience of her life.
- Finding a small scratch on his desk was one of the most heart-rending experiences of his life.
Cevabı göster
Being forced to leave his family forever was one of the most heart-rending experiences of his life.
that of the Akune family: tekil bir adın yerine kullanma
Burada that, tekil experience adının yerini tutar: that of the Akune family, the experience of the Akune family anlamına gelir. Çevresindeki one of the most ... experiences yapısı çoğul bir grubun bir üyesini gösterdiği için yer tutucu sözcüğün kendisi tekildir. Bu ad yerine kullanma biçimi tekrarı önler ve cümleye kısa, resmî bir üslup verir. Buradaki that, bir şeyi işaret eden gösterme sözcüğü değildir ve bir yan cümle de başlatmaz.
Alıştırma
Climate sözcüğünü tekrarlamamak için tekil bir ad yer tutucusu kullanın: The climate inland is drier than ____ the coast.
Cevabı göster
that of
divided by the war against each other and against their own identities. Notlar
0:17savaş yüzünden birbirlerine ve kendi kimliklerine karşı bölünmüşlerdi.
divided by the war: bir geçmiş ortaç öbeği
Burada divided by the war, daha geniş cümlede sözü edilen aileyi betimleyen bir geçmiş ortaç öbeğidir. who were divided by the war biçiminde açılabilir: savaş onların birbirinden ayrılmasına veya karşıt gruplarda yer almasına neden olmuştur. Divided edilgen bir anlam taşırken by the war nedeni belirtir. Tarihî ve biyografik anlatılarda, tam bir ilgi cümleciği kullanmadan bir kişinin durumunu veya geçmişini eklemek için bu sıkıştırılmış yapı sıkça kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi divide fiilinin geçmiş ortacı ve ardından gelen neden öbeği by the flood ile tamamlayın: ____, the village struggled to reunite.
Cevabı göster
Divided by the flood
against each other ... against their own identities: paralel çatışmaları düzenlemek
Against each other and against their own identities, against + nesne kalıbını tekrarlar. İlk nesne aile üyeleri arasındaki çatışmaya, ikinci nesne ise kim olduklarını nasıl anladıklarıyla ilgili içsel bir çatışmaya işaret eder. Against sözcüğünün tekrarı iki çatışmaya aynı dil bilgisel biçimi verir; böylece dinleyiciler bunları paralel fikirler olarak izleyebilir. Dış dünyadaki bir çatışmadan içsel bir çatışmaya geçiş, ikinci fikre daha fazla ağırlık da kazandırır. Paralel yapı bir temayı bu şekilde düzenleyip geliştirebilir.
Alıştırma
Örnekte against sözcüğünün tekrarlanması ne işe yarar?
- İkinci fikrin birinci fikirle ilgisiz olduğunu gösterir.
- Herkesin tam olarak aynı kimliğe sahip olduğunu söyler.
- Diğer insanlarla yaşanan çatışmadan kimlikle ilgili çatışmaya geçerek iki paralel çatışma sunar.
Cevabı göster
Diğer insanlarla yaşanan çatışmadan kimlikle ilgili çatışmaya geçerek iki paralel çatışma sunar.
Ichiro Akune and his wife Yukiye immigrated to America from Japan in 1918 Kalıp ifadeler
0:23Ichiro Akune ve eşi Yukiye, 1918'de Japonya'dan Amerika'ya göç ettiler,
immigrated to America from Japan: varış ve çıkış yeri
immigrate to + yer from + yer kalıbı, bir kişinin ulusal sınırları aşarak başka bir ülkeye yerleşmesini anlatır. Bu cümlede to America varış yerini, from Japan ise çıkış yerini gösterir. Rotanın iki ucu da önemli olduğunda immigrate to + varış yeri from + çıkış yeri kalıbını kullanın. Yalnızca varış ya da çıkış yerini belirtmek gerekiyorsa ilgili bölüm tek başına da kullanılabilir.
Alıştırma
Vurgulanan immigrate kalıbıyla rotayı tamamlayın: In 2015, they ____ Canada ____ Brazil and settled there permanently.
Cevabı göster
immigrated to · from
in search of opportunity: bir amacı ifade etmek
In search of + isim veya isim öbeği, 'bir şeyi bulmaya ya da elde etmeye çalışmak' anlamına gelir. Burada in search of opportunity, göç bilgisinden sonra gelir ve çiftin amacını açıklar: yaşamlarını iyileştirecek fırsatlar bulmayı umuyorlardı. Opportunity burada belirli bir teklif için değil, geniş ve soyut bir anlamda kullanılır. İfade, eylemin amacını oldukça resmî bir biçimde sunar ve taşınmak, seyahat etmek veya ayrılmak gibi eylemleri açıklayabilir.
Alıştırma
'Bulmaya çalışmak' anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: After graduation, Maya moved abroad ____ new opportunities.
Cevabı göster
in search of
opening a small grocery store in Central California and raising nine children.
0:30Orta Kaliforniya'da küçük bir bakkal dükkanı açarak dokuz çocuk yetiştirdiler.
the children were sent to live with relatives in Japan, Dilbilgisi
0:39çocuklar Japonya'daki akrabalarının yanına yaşamak üzere gönderildiler,
were sent to live with relatives: akrabalarla yaşamaları için gönderilmek
Were sent to live with relatives, send someone to live with relatives yapısının edilgen hâlidir. Çocuklar eylemi yapan değil, eylemden etkilenen taraftır: başka insanlar onların akrabalarıyla yaşamasını ayarlamış veya bunu yapmalarını istemiştir. To live with relatives, gönderilmenin amacını ya da sonrasında kalacakları yeri belirtir. Were sent, kararı kimin verdiğinden çok çocukların başına gelene odaklanır. Bu bağlamda çocukların düzenleme üzerinde fazla söz hakkı olmadığı sezilebilir; ancak edilgen yapı tek başına onları kimin gönderdiğini veya bunun zorla yapıldığını kanıtlamaz.
Alıştırma
Cümleyi edilgen yerleştirme yapısıyla tamamlayın: After the flood, the children ____ with an aunt until their home was repaired.
Cevabı göster
were sent to live
their father following soon after.:sonraki olayı ekleyen mutlak yapı
Their father following soon after, mutlak yapıdır: their father isim öbeğinin kendisine ait following ortaç biçimi vardır. Bu yapı ana cümleyle bağlantılı ayrı bir olayı ekler ve takip eden kişinin their father olduğunu gösterir. Burada following soon after, babanın kısa bir süre sonra onların peşinden gittiği anlamına gelir. Kısaltılmış yapı, and their father followed soon after ifadesine anlamca yakındır. Yeni bir tam cümle eklemeden anlatının ilerlemesini sağlar.
Alıştırma
Yakından bağlantılı bir olay eklemek için mutlak yapıyı kullanan cümle hangisidir?
- The guests left one by one, and their host waving from the door.
- The guests left one by one, their host waving from the door.
- The guests left one by one, their host to wave from the door.
Cevabı göster
The guests left one by one, their host waving from the door.
Though the move was a difficult adjustment after having been born and raised in America, Dilbilgisi
0:45Amerika'da doğup büyüdükten sonra bu taşınma zor bir alışma süreci olsa da,
Though the move was a difficult adjustment: cümleye ödünleme ile başlamak
Though, ödünleme bildiren bir yan cümle başlatır. Konuşan kişi önce taşınmaya alışmanın zor olduğunu kabul eder, ardından ana cümlenin bu zorluğa rağmen geçerli olan ya da gerçekleşen bir şeyi anlatacağını gösterir. Bu yan cümle Though ile başladığı için düşünceyi tek başına tamamlamaz. Virgül, bağımsız ana cümleyi bulmak için dinlemeye veya okumaya devam etmeniz gerektiğini gösterir. Ödünlemeyi başa koymak, sonraki gelişmeyle olan karşıtlığı güçlendirir.
Alıştırma
Hangi cümle, zor bir taşınmayı ödünleme olarak verip ardından beklenmedik olumlu bir sonuç sunar?
- Because the move was difficult, she soon made new friends.
- Though the move was difficult, she soon made new friends.
- Though the move was difficult, but she soon made new friends.
Cevabı göster
Though the move was difficult, she soon made new friends.
having been born and raised in: daha önceki edilgen bir deneyimi kısaltmak
Having been born and raised, edilgen yapıda tamamlanmışlık bildiren bir -ing yan cümlesidir. Having deneyimin daha önce gerçekleştiğini gösterir, been edilgen yapıyı kurar, born ve raised ise eş görevli geçmiş zaman ortaçlarıdır. in sonrasında bir yer kullanıldığında, birinin daha önce orada doğup büyütüldüğü anlamına gelir. Burada after, daha önceki bu yaşam deneyimini sonraki bir olayın kısaltılmış arka planına dönüştürür. Amerika’da doğup büyüyenler insanlardır; the move değildir. Bu nedenle açık bir tam cümlede örtük öznenin kim olduğu kolayca anlaşılmalıdır.
Alıştırma
Cümleyi be born and raised ifadesinin tamamlanmış edilgen -ing biçimiyle tamamlayın: After ____ in Toronto, Maya found the move to Lisbon challenging.
Cevabı göster
having been born and raised
the oldest son Harry formed a close bond with his granduncle, Kalıp ifadeler
0:50en büyük oğul Harry, büyük amcasıyla yakın bir bağ kurdu,
formed a close bond with: yakın bir bağ kurmak
Buradaki formed a close bond with, “... ile yakın ve duygusal bir ilişki kurdu” demektir. Formed, ilişkinin zamanla geliştiğini veya kurulduğunu gösterirken bond duygusal bağı vurgular. Kalıp form a close bond with + kişi ya da hayvan şeklindedir. Geçmiş zaman anlatımında form, formed olur.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki “... ile yakın bir ilişki kurdu” anlamına gelen geçmiş zaman kalıbıyla tamamlayın: During the season, Ava ____ her new coach.
Cevabı göster
formed a close bond with
who taught him the Japanese language, culture, and values.
0:54amcası ona Japon dilini, kültürünü ve değerlerini öğretti.
Nevertheless, as soon as Harry and his brother Ken were old enough to work, Notlar
0:59Yine de, Harry ve kardeşi Ken çalışacak yaşa gelir gelmez,
as soon as: bir olayın hemen ardından başka bir olay
Burada as soon as, Harry and his brother Ken were old enough to work zaman yan cümlesini başlatır. Çalışacak yaşa gelmeyi, cümledeki sonraki olayın hemen ardından gerçekleştiği zaman noktası olarak gösterir. Kalıp as soon as + yan cümle şeklindedir. İki olayı birbirine bağlar ve ikinci olayın yalnızca daha sonra değil, ilk olayın hemen ardından gerçekleştiğini belirtir.
Alıştırma
“Olur olmaz” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: I'll text you ____ I get home.
Cevabı göster
as soon as
were old enough to work: sıfat + enough + to-infinitive
Were old enough to work, be + sıfat + enough + to-infinitive kalıbını kullanır. Old dereceyi belirtir, enough gerekli eşiğe ulaşıldığını gösterir ve to work mümkün hâle gelen eylemi adlandırır. Bir sıfatla kullanıldığında enough sıfattan sonra gelir: old enough doğrudur, enough old değildir. Were, çoğul özne Harry and his brother Ken ile uyumludur ve bu durumu geçmiş zamana yerleştirir.
Alıştırma
Maya'nın yaş koşulunu karşıladığını belirten hedef kalıpla cümleyi tamamlayın: Maya is ____ apply for the program.
Cevabı göster
old enough to
they returned to the country they considered home, Dilbilgisi
1:04evleri olarak gördükleri ülkeye döndüler,
country they considered home: nesne görevindeki ilgi zamirinin düşürülmesi
country they considered home ad öbeğinde, they considered home country sözcüğünü niteleyen kısıtlayıcı bir ilgi cümleciğidir. Nesne görevindeki that veya which ilgi zamiri düşürülmüştür: the country (that/which) they considered home. İlgi cümleciğinde consider + nesne + nesne tümleci yapısı kullanılır. Düşürülen zamir country sözcüğüne gönderme yapar; home ise o ülkeyi ne olarak gördüklerini belirten tümleçtir. İfade yalnızca yaşadıkları yeri değil, aidiyet duygusunu da anlatır.
Alıştırma
“the country they considered home” ifadesinde home hangi görevi üstlenir?
- Ülkeyi ne olarak gördüklerini açıklar.
- Düşürülmüş ilgi zamiridir.
- Düşünme eyleminin nerede gerçekleştiğini belirtir.
Cevabı göster
Ülkeyi ne olarak gördüklerini açıklar.
Nevertheless: beklenmedik bir dönüşü belirtmek
Nevertheless, “az önce söylenenlere rağmen” anlamına gelir. Okura, sıradaki bilginin önceki bilginin oluşturduğu beklentiye ters düştüğünü bildirir. Cümlenin başında virgülle kullanıldığında anlatıyı kardeşlerin dönüşüne yöneltir ve bu dönüşü önceki bilgiler ışığında beklenmedik bir gelişme olarak sunar. Tüm cümle hakkında yorum yapan bir cümle zarfı olarak işlev görür.
Alıştırma
Ekip iki önemli çalışanını kaybetmişti, bu yüzden işi zamanında bitirmesi beklenmedik bir sonuçtu. Bu sonucu en iyi hangi cümle belirtir?
- Nevertheless, the team completed the project on time.
- Therefore, the team completed the project on time.
- For example, the team completed the project on time.
Cevabı göster
Nevertheless, the team completed the project on time.
But then: anlatıda ani bir dönüşü belirtmek
But then, anlatının yönünü değiştiren kısa bir geçiş ifadesidir. But az önce anlatılan durumla karşıtlık kurar; then ise yeni gelişmeyi zaman çizgisindeki bir sonraki noktaya yerleştirir. Burada tarih ve olaydan oluşan sıkıştırılmış bir parçayı başlatır. Bu ani geçiş, saldırıyı anlatının akışını kesen ve yönünü değiştiren bir olay gibi hissettirir.
Alıştırma
“The road was quiet. But then, a truck appeared” cümlelerinde But then ne yapar?
- Hikâyede ani bir değişiklik başlatır.
- İlk cümleyi farklı sözcüklerle tekrarlar.
- Yolun sessizliğine bir örnek verir.
Cevabı göster
Hikâyede ani bir değişiklik başlatır.
Pearl Harbor: ABD'yi İkinci Dünya Savaşı'na sokan olay
Pearl Harbor, Hawaii'deki bir ABD deniz üssüdür. Japonya, 7 Aralık 1941'de bu üsse saldırdı. Bu saldırı, Amerika Birleşik Devletleri'nin İkinci Dünya Savaşı'na girmesine ve Japonya ile savaşmasına yol açtı. Bu, sonraki bölümü anlamak için gereken tarihsel dönüm noktasıdır: savaş dönemindeki korku ve şüphe, ABD hükümetinin Japon aile bağları ya da Japon kökeni olan kişilere yönelik tutumunu değiştirdi.
Alıştırma
Bu cümleyi anlamak için gereken tarihsel arka planı hangi ifade verir?
- Pearl Harbor saldırısı, Amerika Birleşik Devletleri'ni doğrudan İkinci Dünya Savaşı'na soktu.
- Pearl Harbor, göçü kısıtlayan bir ABD yasasıydı.
- Pearl Harbor, İkinci Dünya Savaşı'nı sona erdiren antlaşmaydı.
Cevabı göster
Pearl Harbor saldırısı, Amerika Birleşik Devletleri'ni doğrudan İkinci Dünya Savaşı'na soktu.
of those citizens who had family or ancestral ties to the enemy country. Kalıp ifadeler
1:19düşman ülkeyle ailevi veya kökensel bağları olan vatandaşların sadakatine güvenmiyordu.
Now at war with Japan: cümle başına alınmış bir durum ifadesi
Now at war with Japan, cümlenin başına alınmış bir durum ifadesidir. Ana cümlede the United States government ile temsil edilen Amerika Birleşik Devletleri'ni niteler ve ana yargıdan önce savaş durumunu belirtir. Buradaki now, konuşanın içinde bulunduğu anı değil, “öykünün o noktasını” ifade eder. Daha açık biçimi “Now that the United States was at war with Japan, ...” şeklindedir. Kısa ifade, koşullardaki değişimi daha doğrudan hissettirir ve hükümetin tepkisine bağlam sağlar.
Alıştırma
Hangi cümlede baştaki durum ifadesi ana cümlenin öznesini doğru biçimde niteler?
- Now at war with its neighbor, the resources were redirected toward defense.
- Now at war with its neighbor, there were several shortages across the country.
- Now at war with its neighbor, the country redirected resources toward defense.
Cevabı göster
Now at war with its neighbor, the country redirected resources toward defense.
did not trust the loyalty of: sadakatten şüphe etmek
did not trust the loyalty of + bir kişi veya grup kalıbı, o kişi ya da grubun bir ülkeye, kuruluşa, lidere veya davaya bağlı kalıp kalmayacağından şüphe edildiğini belirtir. Buradaki loyalty genel dürüstlük değil, bir tarafa sadakat veya bağlılık anlamındadır. Bu cümlede ifade, hükümetin söz konusu vatandaşlara yönelik şüphesini gösterir. Hükümetin değerlendirmesini aktarır; vatandaşların gerçekten sadakatsiz olduğunu tek başına kanıtlamaz.
Alıştırma
Hangi cümle bir grubun sadık kalıp kalmayacağına dair şüpheyi doğal biçimde ifade eder?
- The officers did not trust the loyalty of the new recruits.
- The officers did not trust the judgment of the new recruits.
- The officers did not trust the honesty of the new recruits.
Cevabı göster
The officers did not trust the loyalty of the new recruits.
ancestral ties to: atalar üzerinden bağlantılar
Ancestral ties to + bir yer veya grup, kişinin atalarına, aile kökenlerine ya da miras aldığı geçmişe dayanan bağlantı anlamına gelir. Ties, “bağlantılar” anlamına gelen çoğul bir isimdir; to ise kişinin bağlantılı olduğu yer veya grubu tanıtır. Bu cümlede ancestral ties, düşman ülkeyle aile geçmişine dayanan bir bağlantıyı belirtir. Tek başına vatandaşların orada yaşadıkları, o ülkenin vatandaşlığına sahip oldukları, hükümetini destekledikleri veya orayla güncel kişisel temas sürdürdükleri anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “atalar üzerinden bağlantı” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Although Elena has never lived in Greece, she has ____ Greece through her great-grandparents.
Cevabı göster
ancestral ties to
In 1942, about 120,000 Japanese Americans living on the West Coast
1:251942'de, Batı Yakası'nda yaşayan yaklaşık 120.000 Japon asıllı Amerikalı
were stripped of their civil rights and forcibly relocated to internment camps, Notlar
1:31sivil haklarından mahrum bırakılarak zorla gözaltı kamplarına yerleştirildi,
were stripped of their civil rights: hakların elinden alınmasını anlatan yapı
Strip someone of something, bir kişinin önemli bir malının, statüsünün veya hakkının genellikle zor kullanılarak ya da resmî bir işlemle elinden alınması demektir. Bu yapıda kişi of'tan önce, elinden alınan şey ise of'tan sonra gelir. Burada were stripped of edilgen yapıdadır: Japon kökenli Amerikalılar eyleme maruz kalan taraftır; sorumlu makamlar bu yan cümlede belirtilmez. Civil rights, kamusal ve yurttaşlık yaşamında yasalarla korunan temel hakları ifade eder. Bu ifade küçük bir kısıtlamayı değil, ciddi ve kurumsal bir mahrum bırakmayı anlatır.
Alıştırma
strip someone of something yapısını tamamla: The law ____ citizens ____ their voting rights.
Cevabı göster
stripped · of
forcibly relocated to internment camps: zorla yerinden etme ve alıkoyma
Relocate, insanları veya eşyaları başka bir yere taşımak anlamına gelir ve tek başına kullanıldığında tarafsız görünebilir. Forcibly bu yorumu değiştirir: insanlar kendi seçimleriyle değil, güç, emir veya baskı yoluyla taşınmaya zorlanmıştır. Internment camp, özellikle savaş veya siyasi çatışma dönemlerinde yetkililerin bir grubu alıkoyduğu yerdir. Forcibly relocated to internment camps bir bütün olarak zorla yerinden etme ve alıkoymayı anlatan resmî bir ifadedir; yeni bir eve yapılan sıradan bir taşınmayı anlatmaz.
Alıştırma
Bu cümle neyi açıkça belirtir: The civilians were forcibly relocated to internment camps?
- Özgürlüklerini kaybetmeden kampları geçici olarak ziyaret ettiler.
- İşlerine daha yakın bir yere taşınmayı özgürce seçtiler.
- Taşınmaya zorlandılar ve ardından kamplarda alıkonuldular.
Cevabı göster
Taşınmaya zorlandılar ve ardından kamplarda alıkonuldular.
American or dual citizens who had been born in the US to Japanese immigrant parents. Kelime
1:40ABD'de Japon göçmen ebeveynlerden doğmuş Amerikan vatandaşları veya çifte vatandaşlardı.
even though most of them,...: beklenmedik sonucu vurgulayan karşıtlık
Even though bir karşıtlık ve rağmen ilişkisi kuran yan cümleyi başlatır: farklı bir sonuç beklememize yol açabilecek bir gerçeği öne getirir. Buradaki most of them grubun çoğunluğu demektir; yan cümlenin tamamı, onların ABD'de doğmuş veya vatandaş olmuş olmasıyla daha sonra anlatılan muameleyi karşı karşıya getirir. Bu ifade yalnızca arka plan bilgisi eklemez. Böyle bir gerçek olmasına rağmen sonraki politika ya da eylemin devam ettiğini ve bu muamelenin şaşırtıcı veya haksız görünebileceğini vurgular.
Alıştırma
Cümleyi dersteki hedef ifadeyle tamamlayın: ____ the train was late, Maya arrived on time for the interview.
Cevabı göster
Even though
Nisei, bu bağlamda: ABD'de doğmuş ikinci kuşak Japon-Amerikalı
Nisei, göçmen bir ailenin ikinci kuşağından olan, genellikle Japon göçmeni ebeveynlerin ABD'de doğmuş çocuğu için kullanılan tarihsel bir Japon-Amerikan terimidir. Cümlenin devamındaki who yan cümlesi bu arka planı açıklar. Nisei tek başına vatandaşlık durumunu değil, ailedeki göçmen kuşağını belirtir. Cümle bu kişilerin Amerikan veya çifte vatandaş olduğunu ayrıca söyler; bu nedenle terim, sonraki muamelenin neden özellikle sarsıcı olduğunu anlamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Ebeveynler Japonya'dan göç etmiş ve çocukları California'da doğmuştur. Çocuğa en uygun terim hangisidir?
- an Issei
- a Nisei
- a Sansei
Cevabı göster
a Nisei
dual citizens: iki ülkenin yasal vatandaşlığına sahip kişiler
Dual citizens, aynı anda iki ülkenin vatandaşlığına yasal olarak sahip olan kişilerdir. Burada bu ifade, iki vatandaşlığı olan kişileri yalnızca Amerikan vatandaşı olarak tanımlanan kişilerden ayırır. Bu ifade onların vatandaşlık statüsünü belirtir. Tek başına nerede doğduklarını veya ebeveynlerinin nereli olduğunu göstermez.
Alıştırma
Hangi durum Elena'yı dual citizen olarak doğru biçimde tanımlar?
- Elena Kanada'da doğmuştur ve Fransa'yı sık sık ziyaret eder.
- Elena yasal olarak hem Kanada'nın hem de Fransa'nın vatandaşıdır.
- Elena İngilizce ve Fransızca konuşur.
Cevabı göster
Elena yasal olarak hem Kanada'nın hem de Fransa'nın vatandaşıdır.
The brothers not only had very limited contact with their family in Japan, Dilbilgisi
1:46Kardeşlerin Japonya'daki aileleriyle iletişimleri oldukça sınırlı olmakla kalmadı,
but found themselves confined to a camp in a remote part of Colorado. Kalıp ifadeler
1:50aynı zamanda kendilerini Colorado'nun ıssız bir bölgesindeki bir kampta hapsedilmiş buldular.
not only ... but ...: ikinci bilgiyi ekleyip vurgulamak
not only ... but ... birbiriyle ilişkili iki bilgiyi bağlar ve ikinciyi ek bir nokta olarak sunar; ikinci nokta çoğu zaman daha güçlü ya da daha şaşırtıcı gelir. Anlamı “yalnızca A değil, B de”dir. Bu cümlede not only, had very limited contact ifadesini; but ise found themselves confined ifadesini başlatır. Geçmiş zamandaki bu iki fiil öbeği The brothers öznesini paylaşır; bu yüzden but sonrasında öznenin tekrarlanması gerekmez. Daha tam biçim not only ... but also ... şeklindedir, ancak also zorunlu değildir. also kullanılsa da kullanılmasa da bağlanan iki bölüm aynı dilbilgisel görevi üstlenmelidir.
Alıştırma
Cümleyi not only ... but ile tamamlayın: The update ____ improves speed ____ also fixes two security problems.
Cevabı göster
not only · but
found themselves confined to: kendini bir yere kapatılmış hâlde bulmak
Find oneself + tümleç yapısı, kişinin çoğu zaman planlamadığı belirli bir durumda olduğunu fark etmesi ya da o duruma düşmesi anlamına gelir. Burada found themselves, kardeşlerin kelimenin gerçek anlamıyla kendilerini aradıkları anlamına gelmez. Confined onların durumunu anlatan bir geçmiş zaman ortacıdır; confined to a camp ise hareketlerinin o kampla sınırlandırıldığını belirtir. İfadenin bütünü, orada kalmayı seçmelerinden çok, onlara dayatılan edilgen bir durumu vurgular.
Alıştırma
“After the flood, the guests found themselves confined to the upper floor,” cümlesinde konuklara ne oldu?
- Buluşmak için en iyi yer olarak üst katı seçtiler.
- Beklenmedik biçimde üst katla sınırlı kaldılar.
- Üst katın kayıp olduğunu fark ettiler.
Cevabı göster
Beklenmedik biçimde üst katla sınırlı kaldılar.
arrived at the camp looking for Japanese-speaking volunteers. Dilbilgisi
2:01Japonca konuşan gönüllüler aramak için kampa gelmesiyle başka bir yön aldı.
their story took another twist: beklenmedik yeni bir gelişme
Take a twist anlatısal bir mecazdır: Bir hikâye, dava, plan veya durum yeni ve genellikle beklenmedik bir yönde gelişir. Another, bunun olayların akışındaki ilk değişiklik olmadığını gösterir. Bu cümlede ifade bir geçiş görevi görür. Askere alım görevlilerinin gelişinin bundan sonra olacakları değiştireceğini izleyiciye bildirir; fiziksel bir bükülme söz konusu değildir.
Alıştırma
“The negotiations took another twist when a third company made an offer,” cümlesinde took another twist neye işaret eder?
- Görüşmeler tam olarak planlandığı gibi sona erdi.
- Beklenmedik yeni bir gelişme olayların akışını değiştirdi.
- Görüşmeler fiziksel olarak virajlı bir yola taşındı.
Cevabı göster
Beklenmedik yeni bir gelişme olayların akışını değiştirdi.
US Army's Military Intelligence Service ve Japonca bilen kişilere duyulan ihtiyaç
Burada US Army's Military Intelligence Service, savaş döneminde ABD Ordusuna bağlı bir istihbarat kuruluşunu ifade eder. İkinci Dünya Savaşı bağlamında bu kuruluş; belgeleri çevirmek, sözlü bilgileri yorumlamak ve askerî bilgi toplama ya da analiz çalışmalarına yardımcı olmak gibi görevlerde Japonca bilen personelden yararlanıyordu. Bu arka plan, işe alımın mantığını açıklar: kuruluş, dil becerileri istihbarat çalışmalarında kullanılabileceği için Japonca bilen gönüllüler arıyordu. Bu nedenle kurumun adı, gönüllülerin dil becerilerinin hikâyede neden önemli olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bu kuruluştan gelen görevliler neden Japonca bilen gönüllüler arıyordu?
- Askerî istihbarat çalışmalarında görev alacak dil uzmanları bulmak için.
- Japonya'yı ziyaret edecek sivil turistleri işe almak için.
- Kamp için spor antrenörleri toplamak için.
Cevabı göster
Askerî istihbarat çalışmalarında görev alacak dil uzmanları bulmak için.
looking for Japanese-speaking volunteers: amacı belirten bir -ing öbeği
arrived at the camp looking for... yapısında looking, look fiilinin present participle, yani -ing biçimidir. -ing öbeğinin örtük öznesi arrived fiilinin öznesiyle, yani işe alım görevlileriyle aynıdır ve görevlilerin geldiklerinde ne yaptığını ekler. Bu işe alım bağlamında eklenen eylem amaçlarını da açıklar: gönüllü bulmak için gelmişlerdi.
Alıştırma
Araştırmacının geliş amacını göstermek için cümleyi look for ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: The researcher arrived at the archive ____ old maps.
Cevabı göster
looking for
to leave the camp and prove their loyalty as American citizens. Kalıp ifadeler
2:10kamptan ayrılıp Amerikan vatandaşı olarak sadakatlerini kanıtlamak için.
Despite their treatment by the government: despite + isim öbeği
Despite bir ödünleme ilişkisi kurar: normalde ana eylemi engellemesi beklenebilecek, ancak onu engellemeyen bir durumu belirtir. Bu cümlede hükümetin onlara yönelik muamelesi olumsuz arka plandır; ana cümle ise Harry ve Ken'in buna rağmen fırsatı kabul ettiğini gösterir. Despite bir edattır. Bu nedenle burada özne ve yüklemi olan tam bir cümlecik değil, their treatment by the government isim öbeği gelir. Despite öbeğinin cümle başında bulunması karşıtlığı öne çıkarır.
Alıştırma
Cümleyi rağmen anlamındaki tek sözcüklü edatla tamamlayın: ____ the heavy rain, the match continued.
Cevabı göster
Despite
jumped at the chance: bir fırsatı hevesle kabul etmek
Jump at the chance, bir fırsatı hemen ve büyük bir istekle kabul etmek anlamına gelen bir deyimdir. Gerçek anlamda sıçramayı değil, hevesli olmayı anlatır. Yaygın kalıp jump at the chance to + fiilin yalın hâlidir. Cümlede jumped geçmiş zaman biçimidir; to leave ... and prove ... ise Harry ve Ken'in hangi fırsatı hevesle kabul ettiğini açıklar.
Alıştırma
Cümleyi açıklamadaki deyimle tamamlayın: When the museum invited Leo to help, he ____ to work with the restoration team.
Cevabı göster
jumped at the chance
prove their loyalty as American citizens: vatandaş kimliğiyle sadakati kanıtlamak
Prove their loyalty, eylem veya kanıtlarla sadık olduklarını göstermek demektir. As American citizens, bu sadakatin değerlendirilmesinde sahip oldukları gerçek kimliği belirtir: gerçekten vatandaştırlar; yalnızca “vatandaş gibi” davranmazlar. İfade bir bütün olarak kamptan ayrılmayı sadakatleri hakkındaki kuşkulara cevap vermenin bir yolu olarak sunar. Başkalarını ikna etmeleri gerektiğini anlatır; bu kuşkuların haklı olduğunu söylemez.
Alıştırma
Hangi cümle, eylemleriyle örgüt üyesi olarak sadakatlerini göstermek istediklerini anlatmak için bu yapıyı doğal biçimde kullanır?
- They wanted to prove the organization as their loyal members.
- They wanted to prove their loyalty as members of the organization.
- They wanted their loyalty to act like members of the organization.
Cevabı göster
They wanted to prove their loyalty as members of the organization.
Having been schooled in Japan, they soon began their service, Dilbilgisi
2:15Japonya'da eğitim almış olduklarından kısa sürede göreve başladılar,
Having been schooled in Japan: tamamlanmış edilgen yapıyla önceki arka plan
Having been schooled, having been + past participle yapısında bir tamamlanmış edilgen ortaç yan tümcesidir. Eğitimin hizmete başlamalarından önce gerçekleştiğini gösterir; edilgen biçim de eğitimi alan tarafın onlar olduğunu belirtir. Baştaki yan tümcenin örtük öznesi ana tümcenin öznesiyle, yani they ile aynıdır. Burada yan tümce neden bildiren bir arka plan sunar: Japonya’daki önceki eğitimleri, sonraki hizmetleri için gerekli dil bilgisini sağlamıştır.
Alıştırma
Eğitimin daha önce gerçekleştiğini gösteren tamamlanmış edilgen biçimle cümleyi tamamlayın: ____ in first aid, Omar knew how to help.
Cevabı göster
Having been trained
translating captured documents, interrogating Japanese soldiers,
2:19ele geçirilen belgeleri çevirdiler, Japon askerlerini sorguladılar,
and producing Japanese-language propaganda aimed at persuading enemy forces to surrender. Dilbilgisi
2:23ve düşman kuvvetlerini teslim olmaya ikna etmeyi amaçlayan Japonca propaganda ürettiler.
aimed at persuading ... to ...: amaç belirtme
Bu cümlede aimed at persuading enemy forces to surrender, Japanese-language propaganda ifadesini niteleyen bir geçmiş zaman ortaç öbeğidir. Propagandanın amacını, yani düşman kuvvetlerini teslim olmaya ikna etmeyi belirtir. Yapı, aimed at + -ing kalıbı ile persuade someone to do something kalıbını birleştirir. at bir edat olduğu için ardından persuading gelir. enemy forces, persuade fiilinin nesnesidir; to surrender ise onların yapmaya ikna edildiği eylemdir.
Alıştırma
Cümleyi persuade fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The campaign is aimed at ____ drivers to slow down.
Cevabı göster
persuading
The brothers' work was invaluable to the war effort, Kalıp ifadeler
2:29Kardeşlerin çalışmaları, savaşın gidişatı açısından paha biçilmezdi,
was invaluable to the war effort: son derece değerli, değersiz değil
Invaluable; son derece yararlı, önemli veya değerli, yani değeri ölçülmesi zor olacak kadar kıymetli anlamına gelir. Değersiz anlamına gelmez. was invaluable to the war effort ifadesinde to, kardeşlerin çalışmalarından yarar gören faaliyeti belirtir. War effort, savaş sırasında bir ülkeyi desteklemek için kullanılan askerî ve sivil çalışmaların ve kaynakların tümüdür. Cümle, bu çalışmanın söz konusu geniş çaba için ne kadar önemli olduğunu güçlü biçimde övüyor.
Alıştırma
The brothers' work was invaluable to the war effort ne anlama gelir?
- Çalışmaları, savaşı destekleyen genel faaliyetler için son derece önemliydi.
- Çalışmalarını savaş sırasında üretmek pahalıydı.
- Çalışmalarının savaş için hiçbir değeri yoktu.
Cevabı göster
Çalışmaları, savaşı destekleyen genel faaliyetler için son derece önemliydi.
providing vital strategic information about the size and location of Japanese forces. Kalıp ifadeler
2:32Japon kuvvetlerinin büyüklüğü ve konumu hakkında hayati stratejik bilgiler sağladı.
providing vital strategic information: bir değerlendirmeyi -ing öbeğiyle desteklemek
Providing vital strategic information, kardeşlerin çalışmaları hakkında destekleyici ayrıntı ekleyen bir şimdiki zaman ortacı öbeğidir. Çalışmaların neden paha biçilmez olduğunu açıklar: savaş zamanı planlaması için gerekli bilgileri sağlıyordu. Tam bir cümlecikten sonra virgül ve bir -ing öbeği kullanmak, önceki ifadenin nasıl doğru olduğunu veya bir değerlendirmenin hangi gerekçeye dayandığını gösterebilir. Burada providing fiilinin örtük öznesi the brothers' work ifadesidir.
Alıştırma
Bu cümlede providing accurate updates nasıl bir işlev görür? The new navigation tool was invaluable, providing accurate updates during the storm.
- Aracın neden paha biçilmez sayıldığını açıklar.
- Aracın ancak daha sonra değerli olacağını söyler.
- Denizcilerin yaptığı ilgisiz bir eylemi anlatır.
Cevabı göster
Aracın neden paha biçilmez sayıldığını açıklar.
But they still faced discrimination and mistrust from their fellow soldiers. Kalıp ifadeler
2:38Ancak yine de silah arkadaşları tarafından ayrımcılık ve güvensizlikle karşılaştılar.
faced discrimination and mistrust: face + zor bir durum
Faced discrimination and mistrust ifadesinde face, bir şeye bakmak değil, onu yaşamak ve onunla uğraşmak zorunda kalmak anlamına gelir. Genellikle zor bir durumu doğrudan nesne olarak alır. Cümle, kardeşlerin haksız muamele ve güven eksikliği yaşadığını söyler. Discrimination, kimliğe veya bir gruba aidiyete dayalı haksız muameledir; mistrust ise güven eksikliğidir. From their fellow soldiers, her ikisinin de kaynağını belirtir.
Alıştırma
Haksız muamele ve güven eksikliği yaşamak anlamına gelen geçmiş zaman ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The new employees ____ from some coworkers.
Cevabı göster
faced discrimination and mistrust
just prior to parachuting into enemy territory, Kalıp ifadeler
2:47düşman bölgesine paraşütle atlamadan hemen önce,
mysteriously misplaced: doğrudan suçlama yapmadan şüpheli kayboluş
Misplaced, was mysteriously misplaced edilgen yapısındaki geçmiş zaman ortacıdır. Teçhizatın yanlış yere konduğunu veya bulunamadığını söyler, ancak bundan kimin sorumlu olduğunu belirtmez. Mysteriously, nedenin açıklanamadığını ve durumun şüpheli olduğunu gösterir. İki sözcük birlikte ölçülü ve nesnel bir ton yaratırken kasıtlı müdahale ihtimalini düşündürür; ancak birinin bunu bilerek yaptığını kanıtlamaz.
Alıştırma
Cümlede mysteriously misplaced ifadesinin etkisini en iyi hangi yorum açıklar?
- Teçhizat doğru yerde saklanmış ve kullanıma hazırdı.
- Teçhizat kesinlikle çalınmıştı ve konuşmacı hırsızın kim olduğunu açıklamıştı.
- Teçhizat açıklanamayan, şüpheli bir nedenle kullanılamıyordu; ancak sorumlunun kim olduğu belirtilmemişti.
Cevabı göster
Teçhizat açıklanamayan, şüpheli bir nedenle kullanılamıyordu; ancak sorumlunun kim olduğu belirtilmemişti.
just prior to: hemen önce demenin resmî yolu
Prior to, before anlamına gelen resmî bir edat öbeğidir. Burada ardından, to edatının nesnesi görevindeki -ing biçimi parachuting gelir. Just zaman aralığını daraltır; bu nedenle just prior to hemen önce veya çok kısa bir süre önce demektir. Bu cümlede, teçhizat sorununun tehlikeli bir eylemden son anda önce yaşandığını vurgular.
Alıştırma
Derste geçen ve hemen önce anlamına gelen resmî ifadeyi kullanın: The inspection ended ____ the ceremony.
Cevabı göster
just prior to
with the white officer reluctant to give him a weapon. Dilbilgisi
2:50beyaz subay ona bir silah vermek konusunda isteksizdi.
with the white officer reluctant to: with ile verilen arka plan durumu
Kalıp with + isim öbeği + sıfat öbeği şeklindedir: with the white officer reluctant to give him a weapon. İsim öbeği arka plandaki durumun kişisini belirtir; reluctant to give... ise bu kişinin tutumunu ve yapmak istemediği eylemi anlatır. Bu with yapısı ana olayı belirtmek yerine ona eşlik eden bir durumu kısaca ifade eder. Bağlama göre with X reluctant to do Y, X Y yapmaya isteksizken veya X Y yapmak istemediği için anlamına gelebilir.
Alıştırma
Arka plan durumunu vermek için with + isim öbeği + sıfat + to mastarı yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- With the manager reluctantly to approve the plan, the team waited.
- With reluctant the manager to approve the plan, the team waited.
- With the manager reluctant to approve the plan, the team waited.
Cevabı göster
With the manager reluctant to approve the plan, the team waited.
Nevertheless, both brothers continued to serve loyally through the end of the war. Kalıp ifadeler
2:54Buna rağmen, her iki kardeş de savaşın sonuna kadar sadakatle hizmet etmeye devam ettiler.
through the end of the: dönemin sonuna kadar devam etme
Burada through, bir yerin içinden geçmeyi değil zamanı ifade eder. through the end of the war, hizmetin kalan süre boyunca devam edip savaşın sonuna ulaştığını belirtir. continued ile birlikte kullanıldığında, kardeşlerin bu bitiş noktasından önce hizmet etmeyi bırakmadığını vurgular. Bu kalıp, bir eylemin veya durumun belirtilen bir dönemin sonuna kadar geçerliliğini koruduğunu anlatabilir.
Alıştırma
Kütüphanenin haziran bitene kadar sürekli açık kalacağını belirten ifadeyi seçin: The library will remain open ____.
- through the end of June
- before the start of June
- at the end of June
Cevabı göster
through the end of June
But Harry and Ken were not the only Akune brothers fighting in the Pacific. Anlatım akışı
3:00Fakat Harry ve Ken, Pasifik'te savaşan tek Akune kardeşler değildi.
were not the only ...: başka kişilerin de tanıtılacağını belirtmek
A and B were not the only + çoğul isim veya grup tanımı kalıbı, A ile B'nin grubun tamamı olduğu düşüncesini reddeder. Burada Pasifik'te savaşan başka Akune kardeşlerin de bulunduğunu anlatır. Baştaki But, daha önce anlatılanlardan bir dönüşü işaret eder. But ve not the only birlikte, anlatıcının sırada bu diğer kardeşleri tanıtacağına dinleyiciyi hazırlar.
Alıştırma
Bu cümle hikâyenin devamıyla ilgili neyin işaretini veriyor?
- Pasifik'te savaşan başka Akune kardeşler de tanıtılmak üzere.
- Harry ve Ken, Pasifik'te savaşan tek kardeşlerdi.
- Hikâye Akune ailesini bırakıp ilgisiz bir konuya geçecek.
Cevabı göster
Pasifik'te savaşan başka Akune kardeşler de tanıtılmak üzere.
Unbeknownst to them, two younger brothers, Kelime
3:06Onların haberi olmadan, iki küçük erkek kardeşleri,
Unbeknownst to them: karakterlerin bilmediği gerçeği açıklamak
Unbeknownst to them, “onların haberi olmadan” veya “onlar bunu bilmiyordu” anlamına gelir. Baştaki ifade, ardından gelen gerçeğe işaret eder ve bu gerçeğin them ile belirtilen kişilerden gizli olduğunu gösterir. Anlatıda bu yapı, izleyicinin karakterlerin o sırada bilmediği bir şeyi öğrenmesini sağlar. Böylece bir bilgi farkı ve çoğu zaman dramatik bir karşıtlık oluşur.
Alıştırma
Eksik edatı yazarak cümleyi tamamlayın: Unbeknownst ____ Nora, her teammates had arranged a celebration.
Cevabı göster
to
were serving dutifully in the Imperial Japanese Navy. Kültür
3:12Japon İmparatorluk Donanması'nda görevlerini yerine getiriyordu.
the Imperial Japanese Navy: tarihî bir askerî kuruluş adı
the Imperial Japanese Navy, Japon İmparatorluğu'nun donanmasının tarihî özel adıdır. İkinci Dünya Savaşı anlatısında, Japonya'nın o dönemdeki savaş donanmasını ifade eder. Buradaki serving, sıradan bir sivil işte çalışmayı değil, Japonya adına askerlik hizmeti yapmayı anlatır. Bu ad, adamların savaşta hangi tarafta görev yaptığını gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede the Imperial Japanese Navy neyi belirtir?
- Japonya'ya ait sivil bir deniz taşımacılığı şirketi.
- Günümüzdeki Japonya Deniz Öz Savunma Kuvvetleri.
- Japon İmparatorluğu döneminde Japonya'nın savaş donanması.
Cevabı göster
Japon İmparatorluğu döneminde Japonya'nın savaş donanması.
and 15-year-old Shiro as an orientation trainer for new recruits. Kelime
3:17ve 15 yaşındaki Shiro yeni acemiler için bir oryantasyon eğitmeni olarak.
15-year-old Shiro ... as an orientation trainer: yaşı ve görevi kısa biçimde anlatma
15-year-old Shiro ifadesi, Shiro'nun yaşını adından önce gelen bir niteleyicide toplar. Bu birleşik yaş niteleyicisinde year tekil kalır ve üç bölüm kısa çizgilerle bağlanır: 15-year-old. as an orientation trainer ifadesi Shiro'nun görevini belirtir. Burada as, rolünde anlamına gelir; orientation trainer ise yeni askerlere başlangıçta temel prosedürleri ve kendilerinden beklenenleri öğreten kişidir. İfade bir bütün olarak kişinin yaşını, adını ve görevini kısa biçimde verir.
Alıştırma
Maya 15 yaşında. Yaşı rakamla yazın. Cümleyi birleşik bir yaş niteleyicisi ve gerçek görevini belirten sözcükle tamamlayın: ____ Maya worked ____ an orientation trainer for new volunteers.
Cevabı göster
15-year-old · as
and were seen as traitors by the locals. Dilbilgisi
3:29ve yerel halk tarafından hain olarak görüldüler.
Allied Occupational Forces: savaş sonrası Japonya’daki Müttefik işgal kuvvetleri
Bu cümlede Allied Occupational Forces, Japonya’nın İkinci Dünya Savaşı’nın sonunda teslim olmasından sonra ülkeyi işgal edip yöneten Müttefik askerî kuvvetlerini ifade eder. İşgalin liderliğini büyük ölçüde Amerika Birleşik Devletleri üstlenmiştir. Bu görev sonraki yan cümleyi açıklar: işgalci Müttefik tarafında hizmet etmek, Harry ve Ken’in bazı yerel Japonların gözünde sadakatsiz görünmesine yol açabilirdi. Bu ifade, served in ile were seen as traitors arasındaki temel tarihsel bağlantıyı kurar.
Alıştırma
Bu cümlede Allied Occupational Forces neyi ifade ediyor?
- Savaş bitmeden önce Müttefiklere karşı savaşan Japon kuvvetleri.
- Eski askerlere iş bulan sivil bir kurum.
- Savaş sonrasında Japonya’nın işgalini yürüten Müttefik askerî kuvvetleri.
Cevabı göster
Savaş sonrasında Japonya’nın işgalini yürüten Müttefik askerî kuvvetleri.
were seen as traitors by the locals: başkalarının yargısını edilgen yapıyla aktarmak
were seen as traitors, see someone as something yapısının edilgen biçimidir. Etken biçimi The locals saw Harry and Ken as traitors; edilgen biçimi ise Harry and Ken were seen as traitors by the locals olur. Buradaki as, değerlendirilen kişileri traitors etiketiyle bağlar. Edilgen yapı Harry ve Ken’i ve onların maruz kaldığı yargıyı bilgi odağına yerleştirir. Yerel halkın görüşünü aktarır; anlatıcının onların gerçekten hain olduğuna katıldığını söylemez. by the locals bu görüşün kimlere ait olduğunu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi edilgen değerlendirme kalıbı be seen as ile tamamlayın: The new rule ____ unfair by many parents.
Cevabı göster
was seen as
When all the Akune brothers gathered at a family reunion in Kagoshima
3:31Tüm Akune kardeşler Kagoshima'daki bir aile toplantısında
for the first time in a decade, Kalıp ifadeler
3:36on yıl aradan sonra ilk kez bir araya geldiklerinde,
for the first time in a decade: on yıllık bir aradan sonra ilk kez
for the first time in a decade, bir olayın önceki on yıl boyunca gerçekleşmediğini ve şimdi gerçekleştiğini anlatır. A decade on yıl demektir. for the first time in + süre yapısı, bir olay yeniden gerçekleşmeden önce ne kadar uzun süre yaşanmadığını vurgular. Bu cümlede kardeşlerin buluşmasının ender ve uzun zamandır beklenen bir olay olduğunu hissettirir.
Alıştırma
Cümleyi a decade içeren hedef ifadeyle tamamlayın: The two friends met in person ____.
Cevabı göster
for the first time in a decade
it was revealed that the two pairs had fought on opposing sides. Notlar
3:38iki çiftin karşıt taraflarda savaştığı ortaya çıktı.
it was revealed that: kişisiz edilgen bildirme yapısı
it was revealed that... yapısında it herhangi bir varlığa gönderme yapmaz; özne konumunu doldurur. Ortaya çıkan asıl bilgi that yan cümlesinde bulunur. Edilgen was revealed biçimi, bilgiyi açıklayan kişiyi veya kaynağı belirtmez. Bu yapı, odağı yeni öğrenilen bilgiye taşır. Cümlede, iki çiftin daha önce yaptıkları hakkında anlatı içinde yeni bir gerçeği ortaya çıkarır.
Alıştırma
Yeni keşfedilen bir gerçeği sunmak için kişisiz edilgen bildirme yapısını kullanan cümle hangisidir?
- It was revealed that the painting was a forgery.
- We found out that the painting was a forgery.
- The expert revealed that the painting was a forgery.
Cevabı göster
It was revealed that the painting was a forgery.
on opposing sides: karşıt gruplara bağlı olmak
Burada on opposing sides, bir çatışmada birbirine karşı olan gruplara bağlı olmak demektir. Side fiziksel bir kenarı değil, bir tarafı, kampı ya da tutumu belirtir; opposing ise doğrudan karşıtlık anlamı katar. Cümle, iki ikilinin yalnızca farklı yerlerde bulunmadığını, birbirleriyle çatışan gruplar adına savaştığını söylüyor. Bu ifade savaş dışında tartışmalar, siyaset, davalar ve yarışmalar için de kullanılabilir; önemli olan kişilerin rakip görüşleri veya grupları desteklemesidir.
Alıştırma
Hangi cümlede on opposing sides, kişilerin rakip kampları desteklediği anlamında kullanılmıştır?
- The two lawyers sat on different sides of the table.
- The two lawyers were on opposing sides of the case.
- The two lawyers walked side by side into the courtroom.
Cevabı göster
The two lawyers were on opposing sides of the case.
Tempers flared and a fight almost broke out until their father stepped in. Notlar
3:42Sinirler gerildi ve babaları araya girene kadar neredeyse bir kavga çıkacaktı.
Tempers flared: öfke aniden yükseldi
Tempers flared, insanların aniden öfkelendiğini ve bir anlaşmazlığın daha hararetli hâle geldiğini anlatan bir deyimdir. Flare sözcüğü gerçek anlamıyla alevin veya ışığın aniden parlamasını anlatır; burada ise öfkenin hızla yükselmesini ifade eden bir benzetme oluşturur. Çoğul tempers, öfkeyi genellikle birkaç kişinin paylaştığı bir tepki veya bir grubun genel havası olarak sunar. Durumun tırmandığını gösterir, ancak tek başına fiziksel bir kavganın gerçekleştiği anlamına gelmez.
Alıştırma
İnsanların aniden öfkelendiği anlamına gelen bu dersteki iki sözcüklü deyimle cümleyi tamamlayın: ____ during the tense meeting, but no one became violent.
Cevabı göster
Tempers flared
broke out: aniden başlamak
Özne bir kavga, yangın, savaş ya da şiddet olayı olduğunda break out “aniden başlamak, patlak vermek” demektir. Burada a fight almost broke out, kavganın başlamaya çok yaklaştığını ama başlamadığını anlatır. Bu anlamda break out geçişsiz bir öbek fiildir: olay özne olur ve fiil doğrudan nesne almaz. Break out ifadesini tek bir bütün olarak anlayın; break fiilinin “bir şeyi kırmak ya da bozmak” şeklindeki temel anlamıyla yorumlamayın.
Alıştırma
“Aniden başladı” anlamını vermek için break out ifadesinin geçmiş zaman biçimini yazın: A fire ____ in an empty warehouse during the night.
Cevabı göster
broke out
father stepped ... in: bir duruma müdahale etmek
Vurgulanan father stepped sözleri, ardından gelen in ile birlikte their father stepped in yapısını oluşturur. Burada step in “müdahale etmek” demektir: çatışma kötüleştiği için baba harekete geçmiştir. Bu kullanım bir yere yürüyerek girmeyi anlatmaz. Genel olarak biri yardım etmek, bir sorunu kontrol altına almak veya gerekli bir kararı vermek için olaya dahil olduğunda someone steps in denir.
Alıştırma
“Müdahale etti” anlamını vermek için step in ifadesinin geçmiş zaman biçimini yazın: The coach ____ before the argument became a fight.
Cevabı göster
stepped in
managed to make peace: zorluğun ardından barışmayı başarmak
Manage to + fiil, birinin zor olan veya sonucu belirsiz bir işi başardığını anlatır. Burada managed to, kardeşlerin gerçekten sonuca ulaştığını belirtir ve bunun kolay olmadığını vurgular. Make peace, bir çatışmayı sona erdirip dostça ilişkileri yeniden kurmak anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Managed to make peace bütünüyle, kardeşlerin çatışmayı aşıp barışmayı başardığını anlatır.
Alıştırma
Cümleyi managed to ve çatışmayı sona erdiren kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: After weeks of arguing, the roommates ____.
Cevabı göster
managed to make peace
and Saburo and Shiro joined Harry and Ken in California
3:49ve Saburo ile Shiro, Kaliforniya'da Harry ve Ken'in yanına katıldılar
It took until 1988 for the US government Dilbilgisi
3:57ABD hükümetinin 1988 yılına kadar beklemesi gerekti
to acknowledge the injustice of its internment camps Kalıp ifadeler
4:00gözaltı kamplarının adaletsizliğini kabul etmesi
acknowledge the injustice of: bir adaletsizliği resmen kabul etmek
Burada acknowledge, bir şeyin yanlış olduğunu kamuya açık biçimde ya da resmen kabul etmek demektir; yalnızca fark etmekten daha güçlüdür. acknowledge the injustice of + isim yapısı, adaletsizliği kabul edilen politika, eylem veya sistemi belirtir. Bu cümlede nesne its internment camps ifadesidir. Bu kullanım, adaletsizliğin kabulünü resmî bir adım olarak sunar; ancak kabul etmek tek başına özür dilendiği veya telafi yoluna gidildiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, bir kurumun bir politikanın adaletsiz olduğunu resmen kabul ettiğini anlatır?
- The agency noticed that the policy was unpopular.
- The agency acknowledged the injustice of the policy.
- The agency apologized for delaying the report.
Cevabı göster
The agency acknowledged the injustice of the policy.
and approve reparations payments to survivors. Kültür
4:03ve hayatta kalanlara tazminat ödenmesini onaylaması için.
It took until ... for ... to acknowledge: gecikmiş bir eylemi vurgulamak
It took until + zaman + for + kişi veya kurum + to + fiil kalıbı, eylemin o zamandan önce gerçekleşmediğini ve ancak o zaman gerçekleştiğini anlatır. Bu bir çerçeveleme yapısıdır: for ... eylemi yapanı, to ... ise geciken eylemi belirtir. Bu cümlede ifade, kabulün yalnızca 1988'de gerçekleştiğini bildirmekle kalmaz; ne kadar geç geldiğini öne çıkarır. Genellikle uzun bir bekleyişi veya gecikmeyi ima eder.
Alıştırma
Köprünün 2020'den önce onarılmadığını vurgulayan sözcüklerle cümleyi tamamlayın: It ____ 2020 for the city to repair the bridge.
Cevabı göster
took until
approve reparations payments to survivors: tarihsel adaletsizlik için telafiyi onaylamak
Approve, genellikle resmî bir hukuki, siyasi veya idari kararla resmî yetki vermek demektir. Reparations payments; savaş, zulüm, kölelik, hukuka aykırı alıkoyma veya başka büyük bir kurumsal adaletsizliğin yol açtığı ciddi zararı gidermek için ödenen paradır. Payments to survivors ifadesi, alıcıların zararı yaşamış ve hâlâ hayatta olan kişiler olduğunu belirtir. Birlikte bu sözler, yetkili bir makamın geçmişteki bir adaletsizliği gidermek için para ödenmesine resmen izin verdiği anlamına gelir; ödemelerin yalnızca tartışıldığı veya önerildiği anlamına gelmez.
Alıştırma
reparations payments hangi durumda en doğru terimdir?
- Geçmişteki hukuka aykırı hapsetme politikasından zarar gören kişilere devlet ödemeleri
- Yanlış içecek servis eden bir kafenin para iadesi
- Hasarlı bir telefon için sigorta ödemesi
Cevabı göster
Geçmişteki hukuka aykırı hapsetme politikasından zarar gören kişilere devlet ödemeleri
to thank his Japanese granduncle, who had taught him so much.
4:10ona bunca şeyi öğreten Japon büyük amcasına teşekkür etmeye.
For Harry, though, ifadesinin odağı Harry'nin bakış açısına taşıması
For Harry bakış açısını belirler: sonraki ifade, Harry'nin bakış açısından en önemli şeyin ne olduğunu anlatır. Araya giren though, Harry'nin kişisel odağının hemen önce ortaya konan daha geniş konu veya bakış açısıyla karşıtlık oluşturduğunu gösterir. For + kişi, though, yapısı bir tartışmayı genel bir konudan bir kişinin farklı kaygısına daraltabilir. Buradaki though, ancak anlamında bağlayıcı bir zarftır; although gibi bir ödünleme yan cümlesi başlatmaz.
Alıştırma
Grup maliyeti tartışıyor. Hangi cümle Ava'nın farklı kaygısına doğal biçimde geçiş yapar?
- For Ava, though, the real problem was the deadline.
- Though Ava, the real problem was the deadline.
- For Ava, therefore, the real problem was the deadline.
Cevabı göster
For Ava, though, the real problem was the deadline.
his greatest regret was not having the courage to + fiilin yalın hâli
His greatest regret was, en çok farklı gerçekleşmiş olmasını istediği şeyi tanıtır. Bağ fiili was sonrasındaki isim görevli -ing öbeği not having the courage to thank, pişmanlığın içeriğini belirtir: korku veya tereddüt, büyük amcasına teşekkür etmesini engellemiştir. Yeniden kullanılabilen kalıp someone's greatest regret was not having the courage to + fiilin yalın hâlidir. Kişinin geçmişte yapmak istediği ama cesareti olmadığı için yapamadığı bir eylem için kullanılır.
Alıştırma
Cüret eksikliğini belirten hedef kalıpla cümleyi tamamlayın: Her greatest regret was ____ speak up during the meeting.
Cevabı göster
not having the courage to
The story of the Akune brothers is many things: Anlatım akışı
4:15Akune kardeşlerin hikayesi birçok anlama gelir:
The story ... is many things: ile tema listesine çerçeve oluşturma
Bu cümle önce genel bir çerçeve sunar: kardeşlerin hikâyesi farklı açılardan anlaşılabilir veya birkaç temayı temsil edebilir. Buradaki is many things, hikâyenin fiziksel nesnelerden oluşan bir koleksiyon olduğu anlamına gelmez. İki nokta, sıradaki sözlerin bu temaları adlandıracağını gösterir. Önce genel ifade, sonra ayrıntılı liste biçimindeki bu düzen, dinleyicilerin bir sonucu veya özeti organize etmesine yardımcı olur.
Alıştırma
Hangi cümlede tam bir genel ifadenin ardından iki nokta ve açıklayıcı bir liste en doğru şekilde kullanılmıştır?
- The project taught us many things, patience, planning, and teamwork.
- The project taught us many things: patience, planning, and teamwork.
- The project taught us many things because patience, planning, and teamwork.
Cevabı göster
The project taught us many things: patience, planning, and teamwork.
a family divided by circumstance: sıkıştırılmış bir tema etiketi
Bu bir isim öbeğidir, tam bir cümle değildir. İki noktadan sonraki listenin bir maddesi olarak kullanılır ve bütün bir fikri başlık benzeri kısa bir tema etiketine dönüştürür. Family ana isimdir. Divided by circumstance, onu niteleyen bir geçmiş ortaç öbeğidir ve a family that was divided by circumstance ifadesine denktir. Buradaki circumstance, ailenin tamamen kontrol edemediği dış koşulları belirtir.
Alıştırma
İsim + geçmiş ortaç öbeği kullanan en uygun kısa tema etiketi hangisidir?
- a community changed by migration
- because migration changed the community
- migration changed the community
Cevabı göster
a community changed by migration
the unjust treatment of Japanese Americans,
4:21Japon asıllı Amerikalıların maruz kaldığı adaletsiz muamele,
and the personal struggle of reconciling two national identities. Kalıp ifadeler
4:23ve iki ulusal kimliği uzlaştırmanın kişisel mücadelesi.
the personal struggle of reconciling two national identities: iki ulusal kimliği uzlaştırmanın getirdiği kişisel mücadele
the personal struggle of + -ing yapısı, bir şeyi yapmanın içerdiği zorlu içsel deneyimi anlatır. Burada of reconciling two national identities, mücadelenin tam olarak neyle ilgili olduğunu belirtir. To reconcile two national identities, aralarında gerilim olsa da iki ulusal aidiyet veya kimlik duygusunu uyumlu hâle getirmeye çalışmak demektir. Kimliklerden birini otomatik olarak reddetmek yerine ikisinin de bir arada var olabileceği bir yol bulmayı ifade eder.
Alıştırma
of sözcüğünden sonra reconcile fiilinin doğru biçimini kullanın: She wrote about the personal struggle of ____ her cultural and national identities.
Cevabı göster
reconciling
But it also reveals a larger story about American history, Anlatım akışı
4:28Fakat aynı zamanda Amerikan tarihi hakkında daha büyük bir hikayeyi gözler önüne seriyor,
But it also reveals a larger story about: bir vakadan daha geniş bir temaya geçmek
But bu noktayı önceki, daha kişisel noktayla karşılaştırırken, also bir anlam katmanı daha ekler. it zamiri daha önce konuşulan konuya gönderme yapar; reveals ise bu konuyu daha geniş bir şeyi görünür kılan kanıt olarak sunar. A larger story about ... mecazidir: larger, daha uzun değil, kapsamı daha geniş demektir. Bu yapı dinleyiciyi bir kişinin deneyiminden daha geniş bir tarihsel veya toplumsal temaya taşır.
Alıştırma
Bir yazar, bir ailenin deneyiminden daha geniş bir toplumsal soruna geçmek istiyor. Hangi cümle bunu doğal biçimde yapar?
- That family's eviction is painful, but the report simply gives more details about the family's moving day.
- That family's eviction is painful, but it proves that every housing problem in the city is identical.
- That family's eviction is painful, but it also reveals a larger story about housing insecurity in the city.
Cevabı göster
That family's eviction is painful, but it also reveals a larger story about housing insecurity in the city.
the oppression faced by immigrant groups: kısaltılmış bir edilgen betimleme
Oppression, özellikle güç bir gruba karşı kullanıldığında ortaya çıkan uzun süreli, haksız denetim veya ağır muamele anlamına gelir. Burada göçmenlerin deneyimini sıradan bir zorluk olarak değil, ciddi bir toplumsal ve tarihsel mesele olarak sunar. Faced by immigrant groups, oppression sözcüğünü niteleyen geçmiş zaman ortaçlı bir yan yapıdır. the oppression that was faced by immigrant groups ifadesinin kısaltılmış edilgen biçimidir ve the oppression that immigrant groups faced ile aynı anlama gelir. Baskıyı yaşayanlar göçmen gruplardır; baskıya neden olanlar onlar değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede oppression faced by anlam ve ciddiyet düzeyi bakımından uygun kullanılmıştır?
- The report examines the oppression faced by a minority under discriminatory laws.
- The notice explains the oppression faced by commuters during a five-minute delay.
- The review describes the oppression faced by shoppers when one product was unavailable.
Cevabı göster
The report examines the oppression faced by a minority under discriminatory laws.
and their perseverance in overcoming it. Kalıp ifadeler
4:35ve bunun üstesinden gelmek için gösterdikleri azim.
perseverance in overcoming it: perseverance in + -ing yapısı
Perseverance, zorluklara veya gecikmelere rağmen çalışmayı sürdürme kararlılığıdır. Perseverance in + -ing yapısı, bu kararlılığın gösterildiği etkinliği belirtir; burada in overcoming, azmin hangi süreçte ortaya çıktığını açıklar. It zamiri önceki ifadede geçen oppression sözcüğüne gönderme yapar. Overcoming it, bu baskıyla başarıyla başa çıkmak veya onu geride bırakmak anlamına gelir; dolayısıyla ifade grubun sürekli direncini över.
Alıştırma
Cümleyi perseverance in + solve fiilinin -ing biçimini kullanarak tamamlayın: Their ____ the technical problem saved the project.
Cevabı göster
perseverance in solving