Yedi gezegen bilmecesini çözebilir misin? - Edwin F. Meyer: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Yedi gezegenli bir ağdaki yıldızlararası takip bilmecesi; ağı sadeleştirerek, asilerin tek ve çift numaralı konumlar arasındaki geçişini izleyerek ve beş aramalık diziyi tekrarlayarak çözülüyor. Ardından Harry ile Ron’un Titanic’i kaç kez izlediklerine ilişkin kısa konuşmasından olası izleme sayılarını çıkarmayı gerektiren ikinci bir mantık sorusu sunuluyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. it often helps to simplify things — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Zor bir problemi, kuralları daha rahat görülebilecek küçük bir modele indirgemeyi nazikçe önermek için kullanılabilen esnek bir kalıp öğrenin. Bu ifadeyi çalışma yöntemleri, analiz süreçleri veya ilk problem çözme stratejileri anlatırken, öneriyi fazla buyurgan göstermeden kullanabilirsiniz. 2. If they're not there, they must have started — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Güncel bir kanıta dayanan if yan cümlesinin, geçmişteki bir olay hakkında güçlü çıkarım kurmak için must have ve fiilin üçüncü hâliyle nasıl birleştiğini anlayın. Bu yapı hareketleri geriye doğru kurmanıza, ipuçlarını değerlendirmenize ve geçmişteki belirli bir olasılığın şu an bilinenlerden neden mantıken çıktığını açıklamanıza yardım eder. 3. Then so do I. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Aynı sonuç ya da durumun konuşmacı için de geçerli olduğunu kısa biçimde bildiren so + yardımcı fiil + özne devrik yapısını tanıyın. Burada do önceki fiil öbeğinin yerine geçer; böylece hızlı bir konuşmada tüm ifadeyi tekrarlamadan doğal biçimde aynı sonuca vardığınızı belirtebilirsiniz.
Bu derste
Your interstellar police squad has tracked a group of dangerous rebels Kalıp ifadeler
0:11Yıldızlararası polis ekibiniz bir grup tehlikeli isyancıyı
track someone to a place: ipuçlarını izleyerek yerini bulmak
track someone or something to a place yapısında track, kişi ya da nesnenin yeri bulunana kadar hareketleri, ipuçlarını veya kayıtları takip etmek demektir. Bu cümlede ekibin takibi, isyancıların kümedeki konumunu ortaya çıkarır. to edatı yalnızca hareket yönünü değil, takibin vardığı noktayı veya sonucunu belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp track + nesne + to + bulunan yer veya kaynaktır.
Alıştırma
Hangi cümlede track something to a place or source yapısı, takip sonucunda bulunan şeyi belirtmek için kullanılmıştır?
- The technicians watched for interference near a faulty cable.
- The technicians carried the faulty cable to the workshop.
- The technicians tracked the interference to a faulty cable.
Cevabı göster
The technicians tracked the interference to a faulty cable.
must apprehend them: resmî kolluk dilinde yakalama
Bu kolluk kuvvetleri bağlamında apprehend, birini yakalayıp gözaltına almak demektir. Must apprehend them, isyancıları yakalama konusunda güçlü bir zorunluluk ifade eder; yalnızca onlarla karşılaşmak veya onları anlamak demek değildir. Apprehend sözcüğünün resmî dilde understand anlamı da vardır; ancak polis bağlamı ve aranan kişilerden söz edilmesi, burada kastedilen anlamın yakalamak olduğunu gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede apprehend sözcüğü kolluk kuvvetleri anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?
- Officers apprehended the escaped prisoner near the border.
- We apprehended the train just before the doors closed.
- Maya apprehended the ball before it hit the window.
Cevabı göster
Officers apprehended the escaped prisoner near the border.
before their reinforcements arrive: bir son sınır belirlemek
before their reinforcements arrive yan cümlesi, onları yakalamak için bir son sınır belirler. Yakalama önce gerçekleşmelidir; takviye kuvvetlerinin gelişi daha sonraki olaydır. before ile başlayan zaman yan cümlesi geleceğe gönderme yaptığında, İngilizcede bu yan cümlede genellikle geniş zaman kullanılır: before ... arrive; before ... will arrive değil. Geleceğe yönelik zorunluluk ana cümlede must apprehend ile ifade edilir.
Alıştırma
Gelecekte fırtına gelmeden önce ayrılmamız gerektiğini hangi cümle doğru ifade eder?
- We must leave before the storm will arrive.
- We must leave before the storm arrives.
- We must leave after the storm arrives.
Cevabı göster
We must leave before the storm arrives.
Of course, the rebels won't just stay put. Notlar
0:24Elbette, isyancılar öylece yerlerinde durmayacaklar.
Of course: beklenen bir güçlüğü ortaya koymak
Burada Of course bir söylem belirleyicisidir. İsyancıların yerlerinde durmayacak olmasını beklenen bir güçlük olarak sunar ve bu ortak beklentiyi açıklamayı ilerletmek için kullanır. Burada “evet, yapabilirsiniz” anlamına gelmez. Cümle başındaki Of course, açık kabul edilen bir olguyu, sınırlamayı ya da sonucu açıklamanın sonraki adımına bağlayabilir.
Alıştırma
Bu cümlede Of course ifadesinin temel işlevi nedir?
- Beklenen bir güçlüğü ortaya koyar ve açıklamayı ilerletir.
- İsyancılara ayrılmaları için kibarca izin verir.
- Konuşanın isyancıların ne yapacağından emin olmadığını gösterir.
Cevabı göster
Beklenen bir güçlüğü ortaya koyar ve açıklamayı ilerletir.
stay put: aynı yerde kalmak
Stay put, “bulunduğun yerde kal ve hareket etme” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Buradaki put, “bir yere koymak” anlamındaki alışılmış fiil değildir; iki sözcük birlikte tek bir ifade oluşturur. won't just stay put içinde just, “sadece” anlamındadır. Konuşan kişi, asilerin tek bir yerde kalmak yerine hareket edeceğini beklemektedir.
Alıştırma
“Aynı yerde kalmak” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle acil durum talimatını tamamlayın: Please ____ until the rescue team arrives.
Cevabı göster
stay put
try to dodge you: takipten kaçmaya çalışmak
try to dodge you içinde dodge, sizin tarafınızdan bulunmamak, yakalanmamak veya durdurulmamak için sizden bilerek kaçınmak anlamındadır. Anlamı, hızlı bir fiziksel yana kaçıştan daha geniştir: gezegenden gezegene geçmek, takipten kurtulmak için kullanılan yöntemdir. try to + fiilin yalın hâli kalıbı bir girişimi anlatır; bu nedenle try to dodge, “kaçınmak için çaba göstermek” demektir. Dodge ayrıca saldırı, soru veya sorumluluk gibi nesnelerle kullanılabilir; hangi tür kaçınmanın kastedildiğini bağlam gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede dodge, birini bulmaya veya durdurmaya çalışan kişilerden kaçınmak anlamında kullanılmıştır?
- The fugitive changed cars to dodge the police.
- The child ducked to dodge the flying ball.
- The cyclist turned sharply to dodge a fallen branch.
Cevabı göster
The fugitive changed cars to dodge the police.
by moving ...: yöntemi belirtmek için by + -ing kullanımı
Burada by, “bu yöntemle” anlamındadır. moving from planet to planet, onların senden kaçmak için kullanacağı yöntemi gösterir; bir şeyin yanında bulunma konumunu belirtmez. Birinin bir sonuca nasıl ulaştığını veya ulaşmaya çalıştığını anlatmak için by + fiilin -ing biçimini kullan: sonuç + by + yöntem.
Alıştırma
Yöntem bildiren ifadeyi tamamlamak için read fiilinin -ing biçimini kullan: Lena learns new words by ____ short stories every night.
Cevabı göster
reading
your state-of-the-art cruiser: birleşik sıfat olarak state-of-the-art
state-of-the-art, “günümüzde mevcut olan en ileri teknolojiyi veya tasarımı kullanan” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. your state-of-the-art cruiser içinde ifadenin tamamı cruiser sözcüğünü niteleyen tek bir sıfat gibi çalışır. Teknolojik düzey hakkında güçlü ve olumlu bir değerlendirme yapar; art sözcüğüne gerçek anlamıyla gönderme yapmaz.
Alıştırma
Doğru birleşik sıfatı oluşturmak için state, of, the ve art sözcüklerini birleştir: The clinic installed a ____ scanner.
Cevabı göster
state-of-the-art
can warp between any two planets: bilim kurgu hareketi
Bu bilim kurgu cümlesinde warp, hareket bildiren bir fiildir. Kurgusal bir teknolojiyle son derece hızlı ya da ışıktan hızlı yolculuk etmek anlamına gelir. warp between A and B kalıbı bir konumdan diğerine gitmeyi anlatır. Can, kruvazörün bu yeteneğe sahip olduğunu; any two planets ise seçilen gezegen çifti hangisi olursa olsun bu yeteneğin geçerli olduğunu gösterir. Burada warp, “bükmek” veya “çarpıtmak” anlamında değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede warp bilim kurguya özgü bir hareket fiili olarak kullanılmıştır?
- The heat can warp the plastic frame.
- The artist can warp the image with editing software.
- The rescue ship can warp between the moon and the station.
Cevabı göster
The rescue ship can warp between the moon and the station.
beat-up smuggling ship: çok yıpranmış bir nesneyi anlatan beat-up
Beat-up, bir nesnenin eski, hasarlı ve çok yıpranmış olduğunu anlatan, günlük dile ait birleşik bir sıfattır. Bu durum genellikle yoğun kullanım veya kötü bakımdan kaynaklanır. beat-up smuggling ship ifadesinde geminin durumunu anlatır. Kısa çizgi, beat-up ifadesinin isimden önce tek bir sıfat olarak çalıştığını gösterir. Geminin “yenildiği” anlamına gelmez; gemiyi eski püskü ve güvenilmez gösterir.
Alıştırma
“Eski ve çok yıpranmış” anlamındaki günlük sıfat beat-up ile cümleyi tamamlayın: He keeps his tools in a ____ metal box.
Cevabı göster
beat-up
can only jump to an adjacent planet: yalnızca bitişik bir gezegene sıçrayabilir
Bu bilim kurgu kuralında jump to, mevcut konumdan hedefe tek bir hamlede ilerlemek demektir; fiziksel olarak zıplamak anlamına gelmez. can only geminin yapabileceği hareketleri sınırlar, adjacent planet ise bulunduğu konumun rotada veya haritada hemen yanında olan gezegendir. Bütün ifade bir hareket kısıtlamasını anlatır: gemi o süre içinde yalnızca komşu bir gezegene gidebilir. jump kelimesinin bu kullanımı, hızlı ve noktadan noktaya geçiş fikrini hayalî ya da oyun benzeri bir sisteme taşır.
Alıştırma
Bir taşın yalnızca hemen yanındaki alana hareket edebildiği bir oyun kuralını anlatan cümleyi seçin.
- The piece can jump to an adjacent square.
- The piece can travel to any distant square.
- The piece can jump over an adjacent square.
Cevabı göster
The piece can jump to an adjacent square.
Every time they can relocate, they will.:yer değiştirebildikleri her seferde bunu yapacaklar
Every time they can relocate, her tekrar gerçekleşebilecek bir koşul kurar: yer değiştirmeleri mümkün olduğu her seferde. Bu yan cümle tek bir olayı değil, tekrarlanan bir düzeni çerçeveler. they will, they will relocate ifadesinin kısaltılmış hâlidir. Buradaki will yalnızca tek bir gelecek zamanını göstermez; koşul her gerçekleştiğinde tepkinin öngörülebilir veya kesin olduğunu anlatır. Bu nedenle cümle bir davranış kuralı belirtir: fırsat bulduklarında o fırsatı kullanırlar.
Alıştırma
“Kapı her açıldığında alarm çalacak” şeklinde tekrarlanan bir kuralı ifade eden cümleyi seçin.
- Every time the door will open, the alarm sound.
- Every time the door opens, the alarm will sound.
- If the door opens once, the alarm sounds.
Cevabı göster
Every time the door opens, the alarm will sound.
is 10 hours away.: varışa 10 saat kalması
Burada “is 10 hours away” ifadesi, yaklaşan isyancı filosunun varmasına 10 saat kaldığını anlatır. away bu kullanımda uzamsal bir mesafeyi değil, zamansal mesafeyi belirtir. Aynı yapı gelecekteki etkinlikler ve son tarihler için de kullanılır: The exam is two weeks away, sınava iki hafta kaldığı anlamına gelir.
Alıştırma
Ne kadar zaman kaldığını gösteren kelimeyi ekleyerek cümleyi tamamlayın: The school trip is only two days ____.
Cevabı göster
away
You can't risk letting the rebels escape. Kalıp ifadeler
0:57İsyancıların kaçmasına izin verme riskini göze alamazsınız.
You can't risk letting the rebels escape.: isyancıların kaçmasına izin verme riskini göze alamamak
Burada can't risk letting the rebels escape ifadesi, sonuç çok tehlikeli olduğu için konuşanın isyancıların kaçma ihtimalini kabul edemediğini anlatır. Bu ifade yalnızca kaçıp kaçmayacaklarına dair bir tahmin değil, riske karşı kesin ve kararlı bir sınır belirtir. Yapı risk + -ing şeklindedir. letting the rebels escape içinde let fiilinden sonra the rebels nesnesi, ardından da escape yalın fiili gelir: let someone do something. Bütün -ing öbeği gerçekleşebilecek kötü sonucu adlandırır.
Alıştırma
risk fiilinden sonra doğru -ing biçimini yazarak cümleyi tamamlayın: We can't risk ____ the only copy of the report.
Cevabı göster
losing
devise a sequence: sıralı bir işlem tasarlamak
Devise, dikkatlice düşünüp uygulanabilir bir plan, yöntem veya sistem oluşturmak demektir. devise a sequence ifadesinde sequence nesnesi, oluşturulmakta olan sıralı işlemdir; konuşan kişi gelişigüzel bir öneri değil, planlanmış bir adımlar bütünü istemektedir. Kalıp devise + isim şeklindedir. Oldukça resmîdir ve planlama, teknik anlatım veya açıklama bağlamlarında sık görülür.
Alıştırma
Hangi cümle yeni ve dikkatle planlanmış bir çözüm oluşturmayı anlatır?
- The engineers followed the plan exactly as written.
- The engineers chose one of the three plans on the table.
- The engineers devised a plan to reduce energy use.
Cevabı göster
The engineers devised a plan to reduce energy use.
that's guaranteed to...: sonucu kesin gösteren bir ilgi cümleciği
Burada that's, that is anlamına gelir. That, sequence sözcüğüne gönderme yapan bir ilgi zamiridir; bu nedenle that's guaranteed to catch them, istenen sıralamanın nasıl olması gerektiğini açıklayan bir ilgi cümleciğidir. Be guaranteed to + fiilin yalın hâli, bir sonucu kesinmiş gibi sunar. Garanti, sıralamaya atfedilen bir özelliktir; konuşan kişi mutlaka kişisel bir söz vermemektedir.
Alıştırma
Hangi cümle bir yöntemi kesin sonuç verecek şekilde tanımlamak için ilgi cümleciği kullanır?
- We need a method that worked once yesterday.
- I guarantee that this method works every time.
- We need a method that's guaranteed to work every time.
Cevabı göster
We need a method that's guaranteed to work every time.
in 10 warps or less: belirtilen sayıyı içeren üst sınır
Sayı + or less yapısı, belirtilen sayıyı da içeren bir üst sınır koyar: miktar o sayıya eşit veya daha az olabilir. Burada 10 warps or less, en fazla on sıçrama demektir; on da bu sınıra dahildir. in ile kullanıldığında ifade, bir şeyin gerçekleşmesi veya tamamlanması gereken sınırı gösterir. Yeniden kullanılabilecek kalıp in + sayı + sayılabilen birim + or less şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümle teslimatın üçüncü gün de dahil olmak üzere en fazla üç gün sürebileceğini söyler?
- The delivery should arrive in exactly three days.
- The delivery should arrive in at least three days.
- The delivery should arrive in three days or less.
Cevabı göster
The delivery should arrive in three days or less.
no matter what moves they make: değişmeyen bir sonuç
No matter what, olası tüm seçimleri veya eylemleri kapsayan bir ödün koşulu getirir; ana cümledeki sonuç ise değişmeden kalır. Burada soru, onlar hangi hamleleri seçerse seçsin on sıçramalık sınırın geçerli kalıp kalmadığını sorar. no matter what moves they make ifadesinde what, moves ismini niteler. Yan cümle soru sırasını değil, özne they'nin fiil make'ten önce geldiği bildirme cümlesi sırasını korur. Yeniden kullanılabilecek kalıp no matter what + isim + özne + fiil şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümle herhangi bir dosyanın açılmasının sonucu değiştirmediğini söyler?
- The app stays secure only if you open the correct file.
- The app stays secure no matter what file you open.
- The app stays secure because you never open a file.
Cevabı göster
The app stays secure no matter what file you open.
Rounding up the rebels: dağılmış bir grubu bir araya getiren round up
Round up, dağınık hâlde bulunan insanları veya hayvanları bulup bir araya getirmek anlamına gelen bir phrasal verb'dür. Polislik veya askerî bağlamda genellikle bir grubu yakalayıp kontrol altına almak anlamına gelir. Burada Rounding up the rebels, bu görevin tamamını ifade eder. -ing biçimi, Rounding up the rebels ifadesinin tamamını won't be easy bölümünün öznesi yapar: konuşan kişi bütün operasyonun zorluğunu değerlendirir. Catch ile karşılaştırıldığında round up, yalnızca bir kişiyi yakalamaktan çok, dağılmış birden fazla hedefi bir araya getirmeyi vurgular.
Alıştırma
Cümleyi round up ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Before the storm, the ranchers ____ the cattle from several fields.
Cevabı göster
rounded up
For one: önceki bir iddiayı destekleyen bir neden sunmak
For one, daha önce ele alınmış bir iddiayı destekleyen bir nedeni sunan söylem belirtecidir. Burada, isyancıları toplayıp yakalamanın kolay olmayacağı iddiasını destekleyen ilk zorluğu ortaya koyar. One burada bir kişinin veya nesnenin sayısını değil, bir nedeni ya da noktayı ifade eder. For one, konuşan kişi hepsini sıralamasa bile başka nedenlerin de var olabileceğini çoğu zaman ima eder.
Alıştırma
Hangi cümlede For one, önceki bir iddianın nedenini sunmak için doğal biçimde kullanılmıştır?
- First, turn off the power before you open the panel.
- I don't want to rent this apartment. For one, it is too far from work.
- She bought a ticket for one adult and one child.
Cevabı göster
I don't want to rent this apartment. For one, it is too far from work.
have no way of knowing: bilmenin bir yolu olmaması
Have no way of knowing, gerekli bilgi veya yöntem bulunmadığı için bir şeyi öğrenmenin mümkün olmadığını belirtir. Genellikle kişinin zekâsının ya da becerisinin yetersiz olduğu anlamına gelmez. Burada kullanılan kalıp have no way of + fiilin -ing biçimidir. Knowing'den sonra gelen which planet they're on dolaylı sorusu, hangi bilginin eksik olduğunu gösterir. Bu kalıbı no way to know ile karıştırıp no way to knowing demeyin.
Alıştırma
Sabit kalıbı tamamlamak için know fiilinin doğru biçimini kullanın: We have no way of ____ whether the store is still open.
Cevabı göster
knowing
to begin with: başlangıçtaki durum
Bu yan tümcenin sonunda yer alan to begin with, “en başta” ya da “zaten başından beri” anlamına gelir. Konuşulan duruma dönerek hangi gezegende olduklarının en baştan beri bilinmediğini vurgular. Bu ifade, ilk nedeni sunmak için cümlenin başında da kullanılabilir. Hangi anlamın kastedildiğini konum ve bağlam belirler; burada bir liste düzenlemek yerine başlangıçtaki durumu anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede to begin with, bir durumun en başından beri doğru olduğunu belirtir?
- We never had the right password to begin with.
- She began the meeting with a short video.
- To begin with, let me explain the first reason.
Cevabı göster
We never had the right password to begin with.
it's hard to determine: biçimsel it ile zorluğu değerlendirme
it's hard to determine ifadesinde it, önden kullanılan biçimsel bir öznedir; herhangi bir kişi ya da nesneyi göstermez. Konuşanın zor olarak sunduğu şey to determine where they'll move next eyleminin tamamıdır; where yan cümlesi belirlenmesi gereken bilgiyi verir. Bu kalıp değerlendirmeyi önce sunar: it is + sıfat + to mastarı. Daha uzun eylemi veya soruyu sona koymak cümlenin anlaşılmasını kolaylaştırır.
Alıştırma
Cümleyi tam olarak it's hard to determine kalıbıyla tamamlayın: Without a clear photo, ____ which bird we saw.
Cevabı göster
it's hard to determine
so you can better understand their dynamics. Kelime
1:31işleri basitleştirmek genellikle yardımcı olur.
When tackling problems of this kind: genel bir stratejinin bağlamını kurma
When tackling problems of this kind, ana düşünceden önce gelerek tavsiyenin geçerli olduğu durumu çerçeveler. Böylece sonraki öneri, yalnızca belirli bir durumla ilgili yorum değil, bu tür problemler için genel bir strateji hâline gelir. Bu ifade, when you are tackling problems of this kind yapısının kısaltılmış biçimidir. Tackle burada bir problem üzerinde çalışmak veya onu çözmeye uğraşmak anlamına gelir; birini fiziksel olarak yere düşürmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi tackle kullanılarak oluşturulan kısaltılmış bir when yan cümlesiyle tamamlayın: ____ a difficult task, break it into smaller steps.
Cevabı göster
When tackling
it often helps to...: yararlı bir stratejiyi yumuşakça önermek
Bu cümlede it often helps to simplify things, işleri basitleştirmenin birçok durumda yararlı bir strateji olduğu anlamına gelir. it sözcüğü özne yerini doldurur; önerilen asıl eylem to'dan sonra gelir: simplify things. Tekrar kullanılabilen it often helps to + fiilin yalın hâli yapısı, fazla doğrudan konuşmadan bir strateji önermenizi sağlar. Often, stratejinin birçok durumda işe yaradığını ancak her durumda işe yaramasının gerekmediğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi it often helps to ve break fiilini kullanarak tamamlayın: When a task feels too large, ____ it into smaller steps.
Cevabı göster
it often helps to break
better understand their dynamics: parçaların nasıl etkileşip değiştiğini anlamak
Burada dynamics, bir durumun parçalarının nasıl etkileşime girdiğini, birbirini etkilediğini ve zamanla değiştiğini ifade eder. Fiziksel gücü değil, bütün sistemin nasıl işlediğini anlatır. better understand their dynamics ifadesinde better, understand fiilini niteler; their ise incelenen şeylere veya sorunlara gönderme yapar. Tekrar kullanılabilen understand the dynamics of X kalıbı, yalnızca X'in ayrı parçalarını sıralamak değil, X'in içindeki ilişkileri ve değişimi anlamak demektir.
Alıştırma
“We need to understand the team's dynamics,” cümlesinde dynamics ne anlama gelir?
- Takımın ürettiği fiziksel güç
- Takım üyelerinin nasıl etkileşime girip birbirini etkilediği
- Takımın koşabildiği hız
Cevabı göster
Takım üyelerinin nasıl etkileşime girip birbirini etkilediği
Let's imagine that this cluster...: ortak bir varsayım kurmak
Let's imagine that, birlikte akıl yürütmek amacıyla herkesi geçici bir durumu kabul etmeye davet eder. that ile başlayan yan cümle, açıklamanın bir sonraki adımında kullanılacak koşulu verir; bu koşulun gerçek olduğunu iddia etmez. Burada this cluster, daha önce konuşulan kümeye işaret eder; Let's ise akıl yürütmeyi ortak bir etkinliğe dönüştürür. Derslerde ve problem çözerken Let's imagine that + yan cümle kalıbı, sonuçları incelemeden önce basitleştirilmiş bir model kurar.
Alıştırma
Hangi cümle dinleyicileri birlikte akıl yürütmek için geçici bir durumu kabul etmeye en uygun biçimde davet eder?
- Let's remember that every road was one-way.
- Every road must be one-way.
- Let's imagine that every road is one-way.
Cevabı göster
Let's imagine that every road is one-way.
leaving only the four in the center: bir sonucu ifade etmek
leaving only the four in the center ifadesi önceki koşulun sonucunu bildirir: en dıştaki gezegenler olmadığında yalnızca merkezdeki dört gezegen kalır. Dilbilgisel olarak bu, virgülden sonra eklenen şimdiki zaman ortacı (-ing) yan cümlesidir. Burada leave, gitmek değil, bir şeyin kalmasını sağlamak veya bir şeyin kalmasıyla sonuçlanmak anlamındadır. Yeniden kullanılabilen kalıp yan cümle, leaving + sonuç biçimindedir: ilk durum, -ing yan cümlesinde anlatılan durumu oluşturur.
Alıştırma
Hangi cümle önceki olayın sonucunu göstermek için leaving ... yapısını doğru kullanır?
- The storm damaged two bridges, leave only one route open.
- The storm damaged two bridges, leaving from one route open.
- The storm damaged two bridges, leaving only one route open.
Cevabı göster
The storm damaged two bridges, leaving only one route open.
but there's one key feature: kilit noktayı belirtmek
Burada but, dikkati hâlâ bilinmeyen şeylerden akıl yürütmeyi ilerletebilecek bir bilgiye çevirir. There's one key feature, dinleyiciye sıradaki ayrıntının odaklanılması gereken nokta olduğunu bildirir. Buradaki feature, bir ürün işlevini değil, problemin yapısındaki önemli bir özelliği ifade eder. İfadenin tamamı bir söylem işareti gibi çalışır: açıklanmadan önce kilit gerçeği haber verir.
Alıştırma
Eksik bilgiden önemli bir gerçeğe geçmek için aynı söylem işaretini en iyi kullanan cümle hangisidir?
- We do not know who moved the box, and every detail is equally important.
- The box has several product features that are easy to use.
- We do not know who moved the box, but there's one key feature: the lock is broken.
Cevabı göster
We do not know who moved the box, but there's one key feature: the lock is broken.
The third planet is adjacent to all others, Kelime
1:47Üçüncü gezegen diğer tüm gezegenlere bitişiktir,
be adjacent to: doğrudan bitişikliği belirtmek
Be adjacent to, “doğrudan yanında veya bitişiğinde olmak” ya da ortak bir sınır veya kenarı paylaşmak demektir. Bu cümlede üçüncü gezegen, diğer gezegenlerin her biriyle doğrudan komşuluk ilişkisine sahiptir; yalnızca onlara yakın değildir. Kalıp A is adjacent to B şeklindedir. Haritalarda, oturma planlarında, yerleşim düzenlerinde ve çizgelerde kullanılır; çizge bağlamında adjacent iki düğümün doğrudan bağlı olduğunu gösterebilir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki “doğrudan yanında” anlamına gelen iki kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: The control room is ____ the server room.
Cevabı göster
adjacent to
the rebels either start there and move somewhere else
1:51isyancılar ya orada başlayıp başka bir yere giderler
which means: önceki bilgiden sonuç çıkarma
Which means, az önce belirtilen durumun tamamına gönderme yapar ve ardından gelen kısmı bu durumun anlamı ya da mantıksal sonucu olarak sunar. Burada which, tek bir isme değil, üçüncü gezegenin diğer tüm gezegenlerle komşu olduğu şeklindeki önceki gerçeğe gönderme yapar. Bilgiyi düzenleyen bir işaret olarak dinleyiciye sonraki ifadeyi önceki kanıtla ilişkilendirmesini söyler: bu gerçek göz önüne alındığında, sonuç budur.
Alıştırma
"The road is flooded, which means the bus cannot get through." cümlesinde which means ne işe yarar?
- Su basmış yoldan çıkarılan bir sonucu sunar.
- road sözcüğünü düzeltir.
- Otobüs hakkında önceki bilgiyle ilgisiz bir gerçek sunar.
Cevabı göster
Su basmış yoldan çıkarılan bir sonucu sunar.
have no choice but to move: yalnızca tek bir mümkün eylem
Have no choice but to + fiilin yalın hâli, koşulların yalnızca tek bir mümkün eylem bıraktığını ifade eder. Bu cümlede isyancılar yalnızca üçüncü gezegene gidebilir. Burada but, kalıplaşmış no choice but to yapısının bir parçasıdır; sıradan bir karşıtlık kurmaz. to sonrasında fiil move, wait veya leave örneklerindeki gibi yalın hâlde kalır.
Alıştırma
Cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: Because the last train had left, we ____ take a taxi home.
Cevabı göster
had no choice but to
twice in a row: art arda iki kez
Twice in a row, aynı eylemin veya sonucun araya farklı bir şey girmeden art arda iki kez gerçekleştiğini anlatır. Twice sayıyı verir; in a row ise süreklilik anlamını ekler. Bu kalıp three times in a row gibi başka sayılarla da kullanılabilir.
Alıştırma
Art arda iki kez anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The warning appeared ____, with no other message in between.
Cevabı göster
twice in a row
would do the trick: gerekli sonucu elde etmeye yeterdi
Would do the trick, yöntemin gerekli sonucu üretmeye veya sorunu çözmeye yeteceği anlamına gelir. Do the trick bir deyimdir; buradaki trick sihir ya da aldatma anlamına gelmez. Would, sonucun önerilen eyleme veya örtük bir koşula bağlı olduğunu gösterir. Bu cümlede, bu şekilde kontrol etmenin yeterli olacağı düşünülüyor.
Alıştırma
Gerekli sonucu elde etmeye yeterli olmak anlamındaki hedef deyimle cümleyi tamamlayın: If the soup tastes bland, a pinch of salt would ____.
Cevabı göster
do the trick
adds a bit more complexity: biraz daha karmaşıklık katmak
“Adds a bit more complexity”, “bir şeyi biraz daha karmaşık hâle getirir” anlamına gelir. Burada adds, isim olan complexity sözcüğünü nesne olarak alır; a bit more ise artışın büyük değil, sınırlı olduğunu gösterir. Kullanılabilir kalıp A adds complexity to B şeklindedir: yeni bir kural, adım veya özellik bir sistemi, görevi ya da açıklamayı ele almayı zorlaştırır.
Alıştırma
İngilizce cümleyi “biraz daha karmaşık hâle getirir” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Adding one more security check ____ to the login process.
Cevabı göster
adds a bit more complexity
but the same strategy remains: ama aynı strateji hâlâ geçerli
“But” burada bir karşıtlık kurar: sorun daha karmaşık hâle gelmiştir, ancak yöntemin değişmesi gerekmez. Dinleyiciyi yeni ayrıntılardan yeniden değişmeyen ana fikre yönlendirir. “The same strategy remains”, stratejinin varlığını ve uygulanabilirliğini sürdürdüğü anlamına gelir. Burada remains, fiziksel olarak bir yerde kalmak anlamında değildir. X changes, but Y remains kalıbı, değişime rağmen devamlılığı vurgular.
Alıştırma
İkinci cümlecik bilgiler arasında nasıl bir ilişki gösteriyor? The details changed, but the same strategy remains.
- Strateji fiziksel bir yerde bırakıldı.
- İki cümlecik birbiriyle ilgisiz olayları anlatıyor.
- Ayrıntılar değişti, ancak yöntem hâlâ uygulanabilir.
Cevabı göster
Ayrıntılar değişti, ancak yöntem hâlâ uygulanabilir.
eventually corner the rebels: sonunda isyancıları kaçacak yer bırakmadan sıkıştırmak
Bu cümlede corner fiili mecaz anlamda kullanılmıştır. Corner the rebels, isyancıların seçeneklerini azaltarak sonunda kaçamayacak veya bulunmaktan kurtulamayacak hâle getirmek demektir. Gerçek bir fiziksel köşe olması gerekmez. Eventually, bu sonucun hemen değil, bir dizi kontrolden sonra ortaya çıktığını gösterir. That ile başlayan bölüm, konuşanın istediği sıra türünü, yani daha sonra bu sonuca götürecek bir sırayı açıklar.
Alıştırma
Hangi cümlede corner, birinin meseleden kaçınacak yolu kalmaması anlamında mecaz olarak kullanılmıştır?
- The coach gave the player several more choices.
- The guide showed the tourists a corner of the old building.
- The evidence cornered the suspect, leaving him no believable excuse.
Cevabı göster
The evidence cornered the suspect, leaving him no believable excuse.
there's another insight that can help us: bir sonraki yararlı fikri tanıtmak
there's another insight that can help us ifadesi, bir açıklamada yeni ve yararlı bir gözlemin geleceğini bildirir. There's fikri ortaya koyar, another ise dinleyenlere en az bir fikrin daha önce ele alındığını anlatır. Burada insight, sıradan bir ek bilgi değil, bir sorunun ya da örüntünün nasıl işlediğini gösteren bir kavrayış demektir. Cümlenin tamamı, konuşan kişi bu kavrayışı açıklamadan önce dinleyenleri bir sonraki akıl yürütme adımına hazırlar.
Alıştırma
Hangi cümle bir açıklamada bir yararlı fikri daha doğal biçimde tanıtır?
- There's another decoration on the page, but it does not affect the pattern.
- We have no more ideas to add, so let's end the explanation.
- There's another insight that can help us: the pattern repeats every four steps.
Cevabı göster
There's another insight that can help us: the pattern repeats every four steps.
to an odd-numbered planet or vice versa. Kalıp ifadeler
2:26tek numaralı bir gezegene veya tam tersine geçerler.
or vice versa: ilişkiyi tersine çevirmek
Or vice versa, “iki taraf ya da yön yer değiştirmiş hâliyle de” anlamına gelir. Burada, asilerin tek numaralı bir gezegenden çift numaralı bir gezegene de gidebileceği düşüncesini tekrar etmeye gerek bırakmaz. Üçüncü bir olasılık eklemez. Daha önce belirtilen ilişkinin ters yönde de geçerli olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede vice versa hangi anlamı ekliyor? "Each hour the rebels move from an even-numbered planet to an odd-numbered planet or vice versa."
- Asiler üçüncü tür bir gezegene gider.
- Asiler bir saat sonra hareket etmeyi bırakır.
- Asiler tek numaralı bir gezegenden çift numaralı bir gezegene de gidebilir.
Cevabı göster
Asiler tek numaralı bir gezegenden çift numaralı bir gezegene de gidebilir.
This gives us a way to simplify the problem Anlatım akışı
2:30Bu bize, gezegenleri iki alt kümeye bölerek
This gives us a way to simplify the problem: gözlemden stratejiye
This, hemen önceki gözlemi, yani hareketin çift ve tek numaralı gezegenler arasında sırayla gerçekleştiğini belirtir. Gives us a way to simplify the problem, bu gözlemi yalnızca bir bilgi olarak değil, yararlı bir yöntem olarak sunar. Açıklamalarda This gives us a way to + fiilin yalın hâli yapısı, bir gözlemi onun bir sonraki adımda yapmamızı sağladığı şeyle ilişkilendirir. Akıl yürütmeyi gözlemden stratejiye giden bir sıra içinde düzenler.
Alıştırma
Bu örnekte ikinci cümle ne yapıyor? "The colors repeat every three cards. This gives us a way to predict the next card."
- Konuyla ilgisiz bir başlık açar.
- Düzenin artık önemli olmadığını söyler.
- Yeni fark edilen düzeni yararlı bir tahmin yöntemine dönüştürür.
Cevabı göster
Yeni fark edilen düzeni yararlı bir tahmin yöntemine dönüştürür.
by dividing the planets into two subsets: gezegenleri iki alt kümeye ayırarak
Burada by + fiilin -ing biçimi, daha büyük bir amaca ulaşmak için kullanılan yöntemi açıklar: iş, dividing the planets yöntemiyle yapılır. Divide A into B, “A’yı ayırarak B ile belirtilen parçaları oluşturmak” anlamına gelir. Bu cümlede subsets, gezegenlerin tamamından oluşan kümeden alınan daha küçük kümelerdir. Bu nedenle ifade, nesneleri yalnızca bir araya getirmeyi değil, kesin bir sınıflandırma adımını anlatır.
Alıştırma
Cümleyi divide fiilinin doğru biçimi ve gerekli edatla tamamlayın: We made the analysis easier by ____ the data ____ three subsets.
Cevabı göster
dividing · into
tackling each one separately: her birini ayrı ayrı ele almak
Burada tackle, “zor bir görev veya sorunla etkin biçimde ilgilenmek” anlamına gelir. Bir oyuncuyu yere düşürmek şeklindeki spor anlamında kullanılmamıştır. Each one, iki alt kümenin her birine gönderme yapar; separately ise bunların tek bir birleşik küme olarak değil, birbirinden bağımsız biçimde ele alındığını belirtir. İfade bütünüyle, böl ve çöz stratejisini anlatır: her parçayı kendi başına ele almak.
Alıştırma
Sorunların birbirinden bağımsız biçimde ele alınacağını belirten cümle hangisidir?
- We'll combine the problems and tackle them as one.
- We'll tackle each problem separately.
- We'll postpone every problem until next month.
Cevabı göster
We'll tackle each problem separately.
let's assume the rebels begin on an even-numbered planet, Dilbilgisi
2:38isyancıların çift numaralı bir gezegende başladığını varsayalım,
For starters: ilk adımı sunmak
For starters, “önce” veya “ilk adım olarak” anlamına gelir ve ardından gelecek bilgileri düzenlemeye yardımcı olur. Burada çift numaralı gezegen varsayımını daha uzun bir analizin başlangıç noktası olarak gösterir. Bu ifadede starters, “yeni başlayanlar” anlamına gelmez. Kullanılabilecek kalıp, For starters, ifadesinden sonra ilk nedenin, eylemin veya varsayımın getirilmesidir.
Alıştırma
Bu cümlede For starters ne işe yarıyor?
- Analizin ilk adımını sunuyor.
- Analizin bittiğini gösteriyor.
- Açıklamanın yalnızca yeni başlayanlar için olduğunu söylüyor.
Cevabı göster
Analizin ilk adımını sunuyor.
Let's assume + yan cümle: geçici bir öncül oluşturmak
let's assume + yan cümle kalıbı, bir düşünceyi geçici olarak doğru kabul edip ondan hareketle akıl yürütmek anlamına gelir. Burada isyancıların çift numaralı bir gezegende başladığı düşüncesi kanıtlanmış bir gerçek değil, çalışma öncülüdür. Assume sözcüğünden sonra kendi öznesi ve fiili olan tam bir yan cümle gelir; bu örnekte the rebels özne grubu, begin ise fiildir. Let's kullanımı, dinleyiciyi de öncülü değerlendirmeye davet ederek akıl yürütmeyi ortak hâle getirir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir planı kontrol etmek için let's assume ile geçici bir öncül oluşturuyor?
- The battery must last eight hours because the rule requires it.
- We proved that the battery lasts eight hours, so the result is certain.
- Let's assume the battery lasts eight hours, and then check whether the plan works.
Cevabı göster
Let's assume the battery lasts eight hours, and then check whether the plan works.
If ... must have started: geçmiş hakkında bir çıkarım
If yan cümlesi şu anki bir gözlemi gösterir: beklenen yerde değiller. Ana cümle bu kanıttan hareketle daha önceki bir olay hakkında güçlü bir sonuca varır: başka bir yerde başlamış olmalılar. must have + geçmiş zaman ortacı kalıbı, geçmiş hakkında güçlü bir çıkarım bildirir. Burada must have started, kanıtların başladıklarını güçlü biçimde gösterdiği anlamına gelir; başlamak zorunda oldukları anlamına gelmez.
Alıştırma
Geçmiş hakkındaki güçlü çıkarımı tamamlamak için must ve start sözcüklerini kullanın: If the scoreboard already shows ten points, the game ____.
Cevabı göster
must have started
gives them the most options: en geniş seçeneği sunmak
give + kişi + options kalıbı, birine seçebileceği yollar veya eylemler sunmak anlamına gelir. Burada merkezdeki konum, bir sonraki hamle için onlara daha fazla olasılık bırakır. The most, en üstünlük derecesinde bir karşılaştırma yapar: üçüncü gezegen, değerlendirilen diğer tüm konumlardan daha fazla sonraki hamle sağlar. Buradaki options yalnızca menü veya ekrandaki maddeleri değil, olası eylemleri ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için give fiilinin geniş zaman biçimini, us sözcüğünü ve many sözcüğünün en üstünlük biçimini kullanın: The route through the city center ____ for changing trains.
Cevabı göster
gives us the most options
so we'll want to check there next. Ton ve niyet
3:00bu yüzden bir dahakine orayı kontrol etmek isteyeceğiz.
we'll want to check there: sonraki adımı nazikçe önerme
Bu cümlede we'll want to check there, orayı kontrol etmenin mantıklı bir sonraki adım olduğunu anlatır. Buradaki want to duygusal bir isteği belirtmez; ifade, o ana kadarki akıl yürütmeye dayanarak bir eylemi nazikçe önerir. We'll kullanımı planı ortak ve ileriye dönük gösterir. Check there next. şeklindeki doğrudan emirden daha yumuşaktır.
Alıştırma
Bir ekip, sorun gidermede bir sonraki adımı sakin biçimde belirliyor. Hangi cümle nazik ve ortak bir öneri sunar?
- We'll want to check the power supply next.
- We will want the power supply next.
- Check the power supply right now.
Cevabı göster
We'll want to check the power supply next.
they must have gone: geçmişteki bir hareket hakkında güçlü çıkarım
Must have gone, must have + geçmiş zaman ortacı yapısına sahiptir. Gone, go fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Konuşanın mevcut kanıtlara dayanarak onların daha önce bir yere gittiği sonucuna güçlü biçimde vardığını anlatır. Buradaki must bir görev veya emir değil, mantıksal bir çıkarım belirtir. Onların orada olmaması ipucudur; must have gone ise konuşanın en olası gördüğü geçmiş açıklamayı verir.
Alıştırma
Geçmişteki bir hareket hakkında güçlü bir çıkarım oluşturmak için cümleyi must + have + go fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: Maya is not at home, and her bike is outside the park. She ____ to the park.
Cevabı göster
must have gone
can only flee to...: yalnızca sınırlı hedeflere kaçabilmek
Flee to + yer, tehlike, takip veya başka bir tehdit nedeniyle o hedefe kaçmak anlamına gelir. go to veya move to ifadelerinden daha acil bir durum anlatır. Can only, mümkün olan hedefleri sınırlar. Bu cümlede üç ve yedi, kaçılabilecek tek yerler olarak sunulur.
Alıştırma
Cümleyi flee ve hedef bildiren edatla tamamlayın: When the fire spread, the families had to ____ a nearby town.
Cevabı göster
flee to
next scour planet three: üçüncü gezegeni didik didik aramak
Scour + yer, o yeri çoğu zaman geniş bir alan boyunca çok ayrıntılı biçimde aramak anlamına gelir. Planet three doğrudan nesnedir; yani plan, kayıp kişileri bulmak için o yerin tamamını dikkatle incelemektir. Next, bu eylemi bir sıraya yerleştirir: üçüncü gezegeni aramak sonraki adımdır. Bu bağlamda scour, bir şeyi temizlemek için sertçe ovmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede scour bir yeri ayrıntılı biçimde aramak anlamında kullanılmıştır?
- The police glanced at the woods and left.
- The police scoured the woods for evidence.
- The police scoured the dirty pan with a brush.
Cevabı göster
The police scoured the woods for evidence.
are now cornered: çıkış yolu kalmadan köşeye sıkışmak
Burada are now cornered, şu anda kapana kısılmış ve güvenli bir çıkışları ya da işe yarar seçenekleri kalmamış anlamına gelir. Are mevcut durumlarını gösterir; cornered, be fiilinden sonra kullanılan bir geçmiş zaman ortacıdır. Gerçek bir köşenin bulunması gerekmez. Aynı ifade, bir kovalamacada kaçış yolu kapanan birini veya oyunda, görüşmede ya da tartışmada iyi bir seçeneği kalmayan birini anlatabilir.
Alıştırma
Örnekte are now cornered ifadesinin doğru anlamı hangisidir?
- are now cornered = herhangi bir köşenin yanında duruyorlar
- are now cornered = güvenli bir çıkış olmadan kapana kısılmış durumdalar
- are now cornered = artık birçok seçenekleri var
Cevabı göster
are now cornered = güvenli bir çıkış olmadan kapana kısılmış durumdalar
this plan only works assuming that...: bir öncül belirlemek
This plan only works assuming that... yapısında only works, planın başarısını tek bir koşulla sınırlar; assuming that ise konuşanın kullandığı öncülü tanıtır. Bu öncül kanıtlanmış bir gerçek olarak sunulmaz. Planın bu varsayım altında işlemesi beklenir; öncül yanlışsa plan başarısız olabilir.
Alıştırma
Doğrulanmamış bir koşulu tanıtmak için cümleyi assuming that ile tamamlayın: The budget only works ____ fuel prices stay low.
Cevabı göster
assuming that
But what if...?: bir varsayımı sınamak ve yeni bir akıl yürütme yolu açmak
But what if...? dinleyiciden önceki bir fikri veya varsayımı zayıflatabilecek bir olasılığı düşünmesini ister. Burada konuşan kişi varsayımın yanlış olabileceğini, dolayısıyla önceki sonucun değişmesi gerekebileceğini öne sürer. But, akıl yürütmede bir dönüş olduğunu gösterir. What if + yan tümce yeni bir olasılık yolu açar ve önceki savın ne kadar sağlam olduğunu sınar; bu yalnızca meraktan sorulmuş bir soru değildir.
Alıştırma
But what if that assumption was wrong? akıl yürütmede ne işlev görür?
- Önceki sonucu değiştirebilecek bir olasılık ortaya koyar.
- Son sonucu tekrarlayarak tartışmayı bitirir.
- Önceki varsayımın kesinlikle doğru olduğunu onaylar.
Cevabı göster
Önceki sonucu değiştirebilecek bir olasılık ortaya koyar.
In that case: belirtilen bir koşulu sonucuna bağlamak
In that case, “durum buysa” veya “az önce söylenenlere göre” anlamına gelir. Hemen önce belirtilen bir koşula ya da olasılığa gönderme yapar ve ona bağlı bir sonucu ortaya koyar. Buradaki case, hukuki bir dava veya kap değil, “durum” anlamındadır. Bu ifade dinleyiciyi akıl yürütmenin bir dalından onun sonucuna yönlendirir.
Alıştırma
The road may be icy. Hangi devam cümlesi sürüş kararını bu olasılığa bağlar?
- In that case, we'll drive more slowly.
- For example, the road was repaired last year.
- In any case, we always drive slowly, even on dry roads.
Cevabı göster
In that case, we'll drive more slowly.
alternate between odd- and even-numbered planets: tek ve çift numaralı gezegenler arasında dönüşümlü olmak
Bu cümlede alternate between A and B, iki kategori arasında tekrar tekrar geçiş yapmak anlamına gelir. Her hareket gezegen numarasını tekten çifte veya çiftten teke çevirdiği için konum bu iki parçalı düzeni izler. Burada alternate bir fiildir ve between iki durumu tanıtır. Must bir yükümlülüğü değil, kuralın zorunlu kıldığı sonucu ifade eder.
Alıştırma
“İki etkinlik arasında tekrar tekrar geçiş yapmak” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: During practice, we ____ reading aloud and reading silently.
Cevabı göster
alternate between
“başlangıçta” anlamındaki to start
Buradaki to start, “başlangıçta” veya “ilk başta” anlamına gelir. Herhangi bir hareketten önceki başlangıç durumuna, yani tek numaralı bir gezegende olmalarına gönderme yapar. Bir durumu açıklayıp initially ile değiştirilebildiği için “başlamak amacıyla” anlamındaki bir amaç ifadesi değildir.
Alıştırma
“The trail was easy to start, but it soon became steep,” cümlesinde to start ne anlama gelir?
- Patika yalnızca sonunda kolaylaştı.
- Patika başlangıçta kolaydı.
- Patika bir şey başlayabilsin diye tasarlanmıştı.
Cevabı göster
Patika başlangıçta kolaydı.
all we have to do now is ...: geriye kalan tek eylem
Bu cümlede all we have to do now, şimdi yapmamız gereken tek şey anlamına gelir. All çok sayıda işi anlatmaz; planı geriye kalan tek bir eyleme indirger. all we have to do now yan cümlesi, adı konacak şey gibi çalışır ve is bu eylemi tanıtır. Önceki yan cümlede do bulunduğu için is’ten sonra genellikle to almayan yalın fiil gelir: repeat the sequence. to repeat kullanılan biçim de dil bilgisi açısından doğrudur, ancak to kullanılmayan biçim özellikle yaygındır.
Alıştırma
Kontrol etmenin geriye kalan tek eylem olduğunu anlatmak için hedef have to kalıbıyla cümleyi tamamlayın: All we ____ check the final answer.
Cevabı göster
have to do now is
in order: bir sırayı takip etmek
Burada in order, belirli bir sırayla anlamına gelir. Gezegenlerin nasıl arandığını açıklar ve sayı listesi tam sırayı verir. Bu ifade art arda düzenlenmiş adımları, nesneleri, adları veya olayları anlatabilir. Bu cümlede amaç bildirmez.
Alıştırma
Hangi cümlede in order amaç değil, “sırayla” anlamındadır?
- We left early in order to avoid traffic.
- Please arrange the numbered cards in order.
Cevabı göster
Please arrange the numbered cards in order.
leave someone nowhere to run: birine kaçacak yer bırakmamak
leave + someone + nowhere to + fiil kalıbı, bir durumun o kişiye söz konusu eylemi yapabileceği hiçbir yer veya fırsat bırakmadığını anlatır. Bu cümlede arama düzeni, isyancıların kullanabileceği bütün kaçış yollarını ortadan kaldırır. Burada run yalnızca ayakla hızlı hareket etmek değil, “kaçmak” anlamındadır. Kalıp, gerçek bir kapana kısılmayı ya da mecazen bütün seçenekleri ortadan kaldıran bir stratejiyi anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi “hiçbir kaçış yolu olmadan” anlamındaki tam hedef ifadeyle tamamlayın: Security guards blocked every exit, leaving the intruder ____.
Cevabı göster
nowhere to run
Thanks to your deductive reasoning: olumlu bir sonucun nedenini takdir etmek
Thanks to + isim öbeği bir sonucun nedenini belirtir ve genellikle bu nedeni olumlu biçimde değerlendirir. Burada konuşan kişi, düzenin yeniden kurulmasını mümkün kılan etken olarak sizin tümdengelimli akıl yürütmenizi gösterir; dolayısıyla ifade hem sonucu açıklar hem de dinleyiciyi över. Thanks to tek başına bir teşekkür cümlesi değil, bir ilgeç öbeğidir. Ardından isim, zamir ya da -ing biçimi gelebilir: Thanks to Maya, Thanks to you veya Thanks to planning ahead.
Alıştırma
Cümleyi olumlu bir nedene pay veren iki sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: ____ your clear directions, we arrived on time.
Cevabı göster
Thanks to
order is restored to the galaxy: düzenin geri geldiğini dramatik biçimde anlatma
Buradaki order, bir satın alma siparişi ya da komut değil, istikrarlı ve denetimli bir durum anlamına gelir. is restored edilgen yapıdadır: bir düzensizlik döneminden sonra bir kişi ya da güç bu durumu geri getirmiştir. to the galaxy eklenmesi sona görkemli ve kahramanca bir boyut kazandırır. order is restored to + yer kalıbı, kaosun bittiğini ve normal kontrolün geri geldiğini duyurarak bir krizi sonlandırmak için sıkça kullanılır.
Alıştırma
Bu bağlamda order is restored ifadesini en iyi hangi cümle açıklar?
- Kaos sona ermiş ve normal kontrol geri gelmiştir.
- İptal edilen bir satın alma yeniden yapılmıştır.
- Galaksiye yeni bir komut verilmiştir.
Cevabı göster
Kaos sona ermiş ve normal kontrol geri gelmiştir.
big film buffs: sinemaya çok meraklı kişiler
Film buff, filmlerle çok ilgilenen ve genellikle filmler hakkında çok şey bilen bir kişi için kullanılan gündelik bir isim öbeğidir. big film buffs ifadesindeki big, ilginin gücünü artırır; insanların fiziksel büyüklüğünü anlatmaz. Tekrar kullanılabilen kalıp, history buff örneğinde olduğu gibi alan adı + buff biçimidir ve o konuya büyük ilgi duyan kişiyi belirtir.
Alıştırma
İlgi alanını belirten ifadeyi buff ile tamamlayın: My grandfather is a jazz ____ who owns hundreds of records.
Cevabı göster
buff
letting Ron and Harry know: let someone know ile bilgi verme
Burada letting Ron and Harry know, Ron ve Harry'ye bilgi vermek anlamına gelir. Sabit let + kişi + know kalıbı o kişiye bilgi vermek demektir; izin vermek anlamına gelmez. letting, let fiilinin -ing biçimidir. a text ifadesinden sonra gelerek mesajın ne yaptığını açıklar; anlamı yaklaşık olarak a text that lets Ron and Harry know şeklindedir.
Alıştırma
Birine saat değişikliğini bildirmek için let someone know ifadesini doğru kullanan cümleyi seçin.
- Please let Maya know that the meeting starts at three.
- Please let Maya to know that the meeting starts at three.
- Please let know Maya that the meeting starts at three.
Cevabı göster
Please let Maya know that the meeting starts at three.
one of them has seen it one more time than the other: tam olarak bir farkı anlatan karşılaştırma
one of them ... the other, iki kişiyi karşılaştırır: kişilerden biri Titanic'i diğerinden tam bir kez daha fazla izlemiştir. one more time than, sayının sadece daha fazla olduğunu değil, aradaki farkın tam olarak bir izleme olduğunu gösterir. them daha önce sözü edilen iki kişiyi belirtir. one of them bu kişilerden birini, the other geriye kalan kişiyi, it ise Titanic'i belirtir.
Alıştırma
Mia'nın filmi diğer arkadaşından tam bir kez daha fazla izlediğini anlatan cümleyi seçin.
- Of the two friends, Mia has watched the film more times than the other.
- Of the two friends, Mia has watched the film one more time than the other.
- Of the two friends, Mia has watched the film one time with the other.
Cevabı göster
Of the two friends, Mia has watched the film one more time than the other.
respond with the following flurry of texts. Kalıp ifadeler
4:50aşağıdaki mesaj yağmuruyla yanıt veriyor.
respond with the following flurry of texts: peş peşe gelen yoğun bir mesaj akışıyla karşılık vermek
Respond with, birinin neyle karşılık verdiğini gösterir. Burada yanıt, ardından gelen kısa mesajlardan oluşur. A flurry of texts, çok sayıda kısa mesajın kısa ve hareketli bir zaman diliminde art arda gelmesi veya gönderilmesi demektir. Flurry kısa süreli hafif bir kar yağışını da anlatabilir; ancak burada mecazdır ve yalnızca sayının çokluğunu değil, ani ve yoğun bir hareketliliği vurgular.
Alıştırma
A flurry of texts ifadesini en iyi hangi cümle açıklar?
- Uzun bir bekleyişten sonra özenle yazılmış tek bir mesaj gelir.
- Birkaç mesaj aylar boyunca yavaş yavaş gelir.
- Çok sayıda kısa mesaj kısa sürede peş peşe gelir.
Cevabı göster
Çok sayıda kısa mesaj kısa sürede peş peşe gelir.
more than I did: karşılaştırmada yardımcı fiille tekrarın önlenmesi
more than I did içindeki did, daha önce geçen watch Titanic fiil öbeğinin yerini tutar. Açık hâli more than I watched Titanic olurdu; did kullanmak eylemin tamamını tekrarlamayı önler. did aynı zamanda geçmiş zamanı taşır. Şimdiki zamanda yapılan bir karşılaştırmada, She watches it more than I do. örneğindeki gibi do veya does kullanılır.
Alıştırma
practiced the piano ifadesinin yerini tutan geçmiş zaman yardımcı fiiliyle karşılaştırmayı tamamlayın: Maya practiced the piano more than I ____ yesterday.
Cevabı göster
did
I have no idea: hiç bilmediğini söylemek
I have no idea, “Hiç bilmiyorum” veya “Hiçbir fikrim yok” anlamına gelen doğal ve tam bir yanıttır. Bu cümlede konuşan kişi bir cevap verememektedir. Burada idea, “öneri” ya da “yaratıcı düşünce” demek değildir. have no idea kalıbı bilgi eksikliğini anlatır ve ardından soru sözcüğüyle başlayan bir yan cümle gelebilir: I have no idea where she went.
Alıştırma
“Hiç bilmiyorum” anlamındaki hedef ifadeyle yanıtı tamamlayın: Where is the spare key? — I ____.
Cevabı göster
have no idea
Me neither: olumsuz bir ifadeye katılmak
Me neither, olumsuz anlam taşıyan bir ifadeye katılmanın kısa ve gündelik bir yoludur. “Aynı olumsuz durum benim için de geçerli” anlamına gelir. Burada I have no idea cümlesine yanıt verdiği için örtük anlamı “I have no idea either.” şeklindedir. Fiil veya iletinin geri kalanı, önceki konuşmacı zaten söylediği için atılır. Önemli olan olumsuz anlamdır: I have no idea biçim olarak olumlu bir cümle olsa da no sözcüğü anlamını olumsuz yapar.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “I don't enjoy horror movies.” diyor. Sizin de korku filmlerinden hoşlanmadığınızı belirten kısa yanıt hangisidir?
- Me neither.
- Me too.
- I have no idea.
Cevabı göster
Me neither.
Then so do I: so + yardımcı fiil + özne ile “ben de” sonucunu belirtmek
So do I, önceki olumlu cümleye katılmak için so + yardımcı fiil + özne şeklindeki devrik yapıyı kullanır. Bu sahnede do, daha önce geçen know fiilinin yerini tutar; bu nedenle “yapmak” anlamına gelmez. Bu yapı I know it too cümlesini tamamen tekrarlamayı önler. Then, “o zaman” veya “bu durumda” anlamındadır. Konuşan kişi yeni aldığı bilgiye dayanarak önceki ifade doğruysa aynı şeyin kendisi için de geçerli olduğu sonucuna varır.
Alıştırma
Yanıtı üç kelimelik devrik bir katılma yapısıyla tamamlayın. Maya: 'I enjoy science puzzles.' Siz: '____.'
Cevabı göster
So do I
So here's the question for you: soru sunmak için so kullanmak
Burada so bir söylem belirleyicisidir. Önceki açıklamayı kapatır ve dinleyiciye yöneltilen bir soru olan sonraki adıma geçildiğini gösterir. Sorunun mutlaka bir nedenin kesin sonucu olduğu anlamına gelmez. Here's, here is ifadesinin kısaltmasıdır. here's the question sonraki soruyu odağa getirirken for you doğrudan dinleyiciye seslenir ve onu yanıt vermeye davet eder.
Alıştırma
Hangi cümle arka plan bilgisinden dinleyicilere yönelik bir soruya en iyi geçişi yapar?
- So here's the question for you.
- So here's what happened next.
- In short, that answers the question.
Cevabı göster
So here's the question for you.
What's the sum of ...? matematiksel toplamı sorar
Bir matematik sorusunda sum, iki veya daha fazla sayının toplanmasıyla bulunan toplam anlamına gelir. What's the sum of ...? kalıbı, of sözcüğünden sonra belirtilen değerleri toplamanızı ister. Buradaki değerler, izleme sayısıyla ilgili olası sayılardır. Soru, yalnızca bir olası değeri seçmenizi değil, tüm olası değerleri toplamanızı ister.
Alıştırma
Bir problemde "What's the sum of the possible values?" diye soruluyor. Ne yapmalısınız?
- Tüm olası değerleri topla.
- Yalnızca en büyük olası değeri seç.
- Olası değerlerin kısa bir özetini yaz.
Cevabı göster
Tüm olası değerleri topla.
we'll tell you how to check your answer Kalıp ifadeler
5:15cevabınızı en sevdiğimiz sitelerden birinde
how to check your answer: cevabını nasıl kontrol edersin
check your answer, cevabının doğru olup olmadığını kontrol etmek anlamına gelir. Genellikle cevap anahtarıyla, bir kuralla veya hesaplama sonucuyla karşılaştırarak kontrol edersin. Buradaki check, cevabın yanına onay işareti koymak ya da sağlık muayenesi yapmak anlamına gelmez. how to check your answer, cevabı kontrol etme yöntemini anlatan how + to + fiil yapısıdır. Tell, show veya explain gibi fiillerden sonra gelebilir.
Alıştırma
check your answer ifadesinin cevabın doğru olup olmadığını doğrulamak anlamında kullanıldığı cümle hangisidir?
- Draw a new question next to your answer.
- Put a check mark beside your answer without reading it.
- Check your answer against the answer key before you hand in the test.
Cevabı göster
Check your answer against the answer key before you hand in the test.
In a moment, ... yakında olacak şeyi önceden bildirir
Cümlenin başında kullanılan In a moment, “çok yakında” veya “kısa bir bekleyişten sonra” anlamına gelir. Konuşmacının biraz sonra vereceği bilgiyi önceden bildirir. Bu giriş ifadesi, dinleyicilere sırada ne olduğunu söyleyerek mesajı düzenler. Buradaki a moment kesin bir zaman birimi değildir; bu nedenle tam olarak bir dakika anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “çok yakında” anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: ____, the show will begin.
Cevabı göster
In a moment
one of our favorite websites: en sevdiğimiz web sitelerinden biri
one of our favorite websites, çok sevdiğimiz bir web sitesi grubundan bir tanesi anlamına gelir. one of our favorite yalnızca tek bir favori olduğu anlamına gelmez; daha büyük bir grubun içindeki bir öğeyi gösterir. Yapı one of + iyelik belirleyicisi + çoğul sayılabilen isim şeklindedir: one of our favorite websites. one tekil olsa da of sonrasındaki isim çoğul olur, çünkü ifade bir gruba gönderme yapar.
Alıştırma
Sevdiğin bir web sitesi grubundan birini belirtmek için one of + çoğul ismi doğru kullanan cümle hangisidir?
- This is one of my favorite website.
- This is one of my favorite websites.
- This is one my favorite websites.
Cevabı göster
This is one of my favorite websites.
The reason ... is that ... ile nedeni açıkça belirtmek
The reason + yan cümle + is that + yan cümle kalıbı, önce açıklanması gereken durumu belirtir, sonra bunun nedenini verir. Bu cümlede The reason we love Brilliant özne bölümüdür; that it teaches... ile başlayan yan cümle ise nedeni açıklar. Nedeni veren yan cümleden önce is that kullanın. Bu yapı, neden-sonuç açıklamasını özellikle net hâle getirmek istediğinizde yararlıdır.
Alıştırma
Cümleyi The reason ... is that ... kalıbındaki iki sözcüklük bağlantıyla tamamlayın: The reason I stayed home ____ I felt sick.
Cevabı göster
is that
apply ... to all sorts of ...: bir şeyi birçok durumda kullanmak
Burada apply “kullanmak, uygulamak” anlamındadır ve kalıp apply X to Y şeklindedir: X bir araç, yöntem, kural veya beceridir; Y ise bunun kullanıldığı sorun ya da durumdur. all sorts of, “birçok farklı türde” anlamına gelir. Baştaki ilgi zamiri that, daha önce geçen problem-solving tools and strategies ifadesine gönderme yapar ve apply fiilinin nesnesi görevindedir. Tam anlam, bu araç ve stratejileri birçok bilmece türüne uygulamaktır.
Alıştırma
Hangi cümle “bu yöntemi birçok sorunda kullanmak” anlamına gelir?
- We can apply this method to many problems.
- We can apply for this method.
- This rule applies to many problems.
Cevabı göster
We can apply this method to many problems.
to help you hone your problem-solving skills. Kalıp ifadeler
5:32yardımcı olmak için özenle seçilmiştir.
and carefully curated: özenle seçilmiş ve düzenlenmiş
Burada and carefully curated, enormous ve interesting ifadelerine üçüncü bir niteleme ekler. Kütüphanedeki içeriklerin rastgele toplanmadığını; belirli bir amaçla seçildiğini, incelendiğini ve düzenlendiğini anlatır. Curated yalnızca müze sergileri için kullanılmaz. Çalma listelerini, makaleleri, kursları ve dijital kütüphaneleri de niteleyebilir. Carefully, seçimlerin özen ve kalite değerlendirmesiyle yapıldığı fikrini güçlendirir.
Alıştırma
“The reading list was carefully curated” cümlesini en iyi açıklayan seçenek hangisidir?
- Metinler incelenmeden rastgele bir sırayla eklendi.
- Metinlerin hepsi aynı kişi tarafından yazıldı.
- Metinler özenle seçilip düzenlendi.
Cevabı göster
Metinler özenle seçilip düzenlendi.
hone your problem-solving skills: bir yeteneği alıştırmayla geliştirmek
Hone your problem-solving skills ifadesinde hone, odaklı alıştırmalarla zaten var olan bir beceriyi daha keskin ve etkili hâle getirmek demektir. Bir şeyi ilk kez öğrenmekten çok, mevcut beceriyi geliştirmeyi anlatır. Yaygın yapı hone + beceri, yetenek veya tekniktir. Burada your problem-solving skills geliştirilen özel beceriyi belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “alıştırmayla geliştirmek” anlamındaki hedef fiille tamamlayın: Regular drills will help you ____ your presentation skills.
Cevabı göster
hone
check it out: samimi bir şekilde bakmaya davet etmek
Burada check it out, “daha fazla bilgi edinmek veya ilginizi çekip çekmediğini görmek için ziyaret etmek ya da bakmak” anlamına gelir. it zamiri, önerilen internet sitesini veya kaynağı belirtir. Bu, samimi bir davettir; bir şeyin dışını kelimesi kelimesine inceleme talimatı değildir. Bu anlamda check out, ayrılabilen bir öbek fiildir. Zamir nesne, fiil ile parçacığın arasına gelmelidir: check it out denir, check out it denmez. Nesne bir isimse iki sıra da kullanılabilir: check out the website veya check the website out.
Alıştırma
Cümleyi check out öbek fiiliyle tamamlayın ve zamiri doğru yere koyun: This new science game looks fun. Please ____.
Cevabı göster
check it out
so they know we sent you: amacı belirtmek için so kullanımı
Burada so, bağlantıyı kullanmanın amacını belirtir: bağlantının kullanılması, sitenin ziyareti konuşmacıların yönlendirmesi olarak tanımasını sağlar. Bir yönergede eylem + so + özne + fiil yapısı genellikle “sonraki hedef gerçekleşebilsin diye bunu yap” anlamına gelir. that da eklenebilir: so that they know. we sent you ifadesindeki sent mecaz anlamdadır. “Sizi bu siteye yönlendirdik veya bu siteyi önerdik” demektir; “sizi postayla gönderdik ya da fiziksel olarak taşıdık” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede bir yönergenin amacı so ile belirtilmiştir?
- The store was closed, so we went home.
- Save the receipt so you can return the jacket if needed.
- Save the receipt because the jacket was expensive.
Cevabı göster
Save the receipt so you can return the jacket if needed.
As an added bonus: ek bir avantajı tanıtmak
As an added bonus, ana fayda sunulduktan sonra olumlu bir noktayı daha tanıtan, cümle başında kullanılan bir geçiş ifadesidir. Burada bonus, işverenden alınan ek ücret değil, fazladan bir avantaj anlamına gelir. Bu ifade mesajı iki düzeyde düzenler: önce ana değer, ardından teklifi daha çekici kılan ek bir neden gelir.
Alıştırma
Ek bir fayda tanıtan hedef ifadeyi tamamlayın: The plan saves time. As an ____, it also costs less.
Cevabı göster
added bonus
the first 833 of you to visit...: en erken davranan grubu seçmek
the first + number + of you + to + verb kalıbı, dinleyiciler arasında eylemi herkesten önce yapan belirtilen sayıdaki kişiyi ifade eder. The first 833 kişi sayısını verir, of you ise bu grubu hitap edilen kişilerin arasından seçer. to visit that link mastar yapısı, kimin ilk kişiler arasında sayılacağını belirleyen eylemi gösterir. İnsan grubunu niteler; onların amacını ifade etmez.
Alıştırma
Hangi cümle, dinleyiciler arasında formu en erken tamamlayan 20 kişinin bilet alacağı anlamına gelir?
- Twenty of you will receive a ticket before you complete the form.
- The first 20 of you will complete the form to receive a ticket.
- The first 20 of you to complete the form will receive a ticket.
Cevabı göster
The first 20 of you to complete the form will receive a ticket.
20% off: fiyatta yüzde yirmi indirim
20% off, ilk fiyatın veya ücretin %20’sinin düşüldüğü ve müşterinin %80’ini ödediği anlamına gelir. Buradaki off, bir şeyin uzaklaşmasını değil, fiyat üzerinden çıkarılan miktarı belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı percentage + off + indirimin uygulandığı şey biçimindedir: 20% off the fee, 20% off a ticket veya 20% off the regular price.
Alıştırma
İndirim cümlesini tek sözcükle tamamlayın: This coupon gives you 20% ____ the regular price.
Cevabı göster
off
premium subscription fee: üst düzey planın abonelik ücreti
Premium subscription fee, premium abonelik planına erişmek için ödenen ücrettir. İfadenin ana ismi fee’dir; subscription ücretin ne için olduğunu, premium ise üst düzey planı belirtir. Örnekte annual tüm ifadeyi niteler; dolayısıyla bu, söz konusu planın bir yıllık ücretidir. Premium ek özellik veya avantajları anlatır; yalnızca ücretin pahalı olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle üst düzey bir aboneliğin yıllık ücretini doğal biçimde anlatır?
- For ad-free access, pay the annual premium subscription fee.
- For ad-free access, pay the annual premium subscription wage.
- For ad-free access, pay the annual premium subscription fare.
Cevabı göster
For ad-free access, pay the annual premium subscription fee.
if you're still wondering how many times the wizards may have watched Titanic: izleyicinin sorusuna geri dönmek
Burada if you're still wondering... bazı izleyicilerin hâlâ aklında olabilecek bir soruya dostça dönmenin yoludur. Devam eden merakı, sıradaki bilgiyi vermek için bir fırsat olarak sunar; olacakları belirleyen katı bir koşul kurmaz. wondering'den sonra gelen how many times... bir dolaylı sorudur. Düz cümle söz dizimini korur; may have watched ise geçmişte izleme eylemini kesin değil, olası olarak gösterir.
Alıştırma
Doğru mu yanlış mı? Bu cümlede if you're still wondering, katı bir koşul kurmaktan çok izleyicinin hâlâ merak ediyor olabileceğini kabul eder.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Doğru
we left a link in the description: video açıklamasındaki bağlantı
Çevrim içi video dilinde the description, genellikle oynatıcının altında bulunan ve videoya bağlı bilgi bölümüdür. Bu nedenle we left a link in the description, izleyicilerin kullanabileceği tıklanabilir bir bağlantıyı oraya koyduğumuz anlamına gelir. Burada left, “bir şeyi koyup kullanılabilir durumda bırakmak” demektir; “ayrılmak” veya “kaybetmek” anlamında değildir. Description platformdaki bölümü belirtir, hikâyenin açıklamasını değil.
Alıştırma
Cümleyi tamamlayın: We left a link in the video ____.
Cevabı göster
description
jumps you straight to...: doğrudan yönlendirme
Bu cümlede jumps you straight to the solution, bir bağlantının veya kontrolün ne yaptığını anlatır: kullanıcıyı çözümün bulunduğu yere hemen götürür. Jump burada mecazidir; fiziksel olarak zıplamak anlamına gelmez. Kalıp jump + someone + (straight/directly) to + destination şeklindedir. Straight, aradaki sayfaların, bölümlerin veya adımların atlandığını vurgular.
Alıştırma
Cümleyi dört kelimeyle tamamlayın. jump fiilini, you nesnesini ve straight sözcüğünü kullanın: This link ____ the troubleshooting guide.
Cevabı göster
jumps you straight to