Yedi gezegen bilmecesini çözebilir misin? - Edwin F. Meyer: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
856 kelime 165 kel/dk

Video özeti: Yedi gezegenli bir ağdaki yıldızlararası takip bilmecesi; ağı sadeleştirerek, asilerin tek ve çift numaralı konumlar arasındaki geçişini izleyerek ve beş aramalık diziyi tekrarlayarak çözülüyor. Ardından Harry ile Ron’un Titanic’i kaç kez izlediklerine ilişkin kısa konuşmasından olası izleme sayılarını çıkarmayı gerektiren ikinci bir mantık sorusu sunuluyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. it often helps to simplify things — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Zor bir problemi, kuralları daha rahat görülebilecek küçük bir modele indirgemeyi nazikçe önermek için kullanılabilen esnek bir kalıp öğrenin. Bu ifadeyi çalışma yöntemleri, analiz süreçleri veya ilk problem çözme stratejileri anlatırken, öneriyi fazla buyurgan göstermeden kullanabilirsiniz. 2. If they're not there, they must have started — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Güncel bir kanıta dayanan if yan cümlesinin, geçmişteki bir olay hakkında güçlü çıkarım kurmak için must have ve fiilin üçüncü hâliyle nasıl birleştiğini anlayın. Bu yapı hareketleri geriye doğru kurmanıza, ipuçlarını değerlendirmenize ve geçmişteki belirli bir olasılığın şu an bilinenlerden neden mantıken çıktığını açıklamanıza yardım eder. 3. Then so do I. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Aynı sonuç ya da durumun konuşmacı için de geçerli olduğunu kısa biçimde bildiren so + yardımcı fiil + özne devrik yapısını tanıyın. Burada do önceki fiil öbeğinin yerine geçer; böylece hızlı bir konuşmada tüm ifadeyi tekrarlamadan doğal biçimde aynı sonuca vardığınızı belirtebilirsiniz.

Bu derste

Your interstellar police squad has tracked a group of dangerous rebels Kalıp ifadeler

0:11

Yıldızlararası polis ekibiniz bir grup tehlikeli isyancıyı

to a cluster of seven small planets.

0:16

yedi küçük gezegenden oluşan bir kümeye kadar takip etti.

Kalıp ifadeler

track someone to a place: ipuçlarını izleyerek yerini bulmak

track someone or something to a place yapısında track, kişi ya da nesnenin yeri bulunana kadar hareketleri, ipuçlarını veya kayıtları takip etmek demektir. Bu cümlede ekibin takibi, isyancıların kümedeki konumunu ortaya çıkarır. to edatı yalnızca hareket yönünü değil, takibin vardığı noktayı veya sonucunu belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp track + nesne + to + bulunan yer veya kaynaktır.

Alıştırma

Hangi cümlede track something to a place or source yapısı, takip sonucunda bulunan şeyi belirtmek için kullanılmıştır?

  1. The technicians watched for interference near a faulty cable.
  2. The technicians carried the faulty cable to the workshop.
  3. The technicians tracked the interference to a faulty cable.
Cevabı göster

The technicians tracked the interference to a faulty cable.

Now you must apprehend them quickly Kelime

0:19

Şimdi onları hızla yakalamalısınız

before their reinforcements arrive. Dilbilgisi

0:21

takviye güçleri gelmeden önce.

Kelime

must apprehend them: resmî kolluk dilinde yakalama

Bu kolluk kuvvetleri bağlamında apprehend, birini yakalayıp gözaltına almak demektir. Must apprehend them, isyancıları yakalama konusunda güçlü bir zorunluluk ifade eder; yalnızca onlarla karşılaşmak veya onları anlamak demek değildir. Apprehend sözcüğünün resmî dilde understand anlamı da vardır; ancak polis bağlamı ve aranan kişilerden söz edilmesi, burada kastedilen anlamın yakalamak olduğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede apprehend sözcüğü kolluk kuvvetleri anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. Officers apprehended the escaped prisoner near the border.
  2. We apprehended the train just before the doors closed.
  3. Maya apprehended the ball before it hit the window.
Cevabı göster

Officers apprehended the escaped prisoner near the border.

Dilbilgisi

before their reinforcements arrive: bir son sınır belirlemek

before their reinforcements arrive yan cümlesi, onları yakalamak için bir son sınır belirler. Yakalama önce gerçekleşmelidir; takviye kuvvetlerinin gelişi daha sonraki olaydır. before ile başlayan zaman yan cümlesi geleceğe gönderme yaptığında, İngilizcede bu yan cümlede genellikle geniş zaman kullanılır: before ... arrive; before ... will arrive değil. Geleceğe yönelik zorunluluk ana cümlede must apprehend ile ifade edilir.

Alıştırma

Gelecekte fırtına gelmeden önce ayrılmamız gerektiğini hangi cümle doğru ifade eder?

  1. We must leave before the storm will arrive.
  2. We must leave before the storm arrives.
  3. We must leave after the storm arrives.
Cevabı göster

We must leave before the storm arrives.

Of course, the rebels won't just stay put. Notlar

0:24

Elbette, isyancılar öylece yerlerinde durmayacaklar.

Anlatım akışı

Of course: beklenen bir güçlüğü ortaya koymak

Burada Of course bir söylem belirleyicisidir. İsyancıların yerlerinde durmayacak olmasını beklenen bir güçlük olarak sunar ve bu ortak beklentiyi açıklamayı ilerletmek için kullanır. Burada “evet, yapabilirsiniz” anlamına gelmez. Cümle başındaki Of course, açık kabul edilen bir olguyu, sınırlamayı ya da sonucu açıklamanın sonraki adımına bağlayabilir.

Alıştırma

Bu cümlede Of course ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Beklenen bir güçlüğü ortaya koyar ve açıklamayı ilerletir.
  2. İsyancılara ayrılmaları için kibarca izin verir.
  3. Konuşanın isyancıların ne yapacağından emin olmadığını gösterir.
Cevabı göster

Beklenen bir güçlüğü ortaya koyar ve açıklamayı ilerletir.

Deyimler

stay put: aynı yerde kalmak

Stay put, “bulunduğun yerde kal ve hareket etme” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Buradaki put, “bir yere koymak” anlamındaki alışılmış fiil değildir; iki sözcük birlikte tek bir ifade oluşturur. won't just stay put içinde just, “sadece” anlamındadır. Konuşan kişi, asilerin tek bir yerde kalmak yerine hareket edeceğini beklemektedir.

Alıştırma

“Aynı yerde kalmak” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle acil durum talimatını tamamlayın: Please ____ until the rescue team arrives.

Cevabı göster

stay put

They'll try to dodge you Kelime

0:27

Sizden kaçmaya çalışacaklar

by moving from planet to planet. Dilbilgisi

0:28

gezegenden gezegene geçerek.

Kelime

try to dodge you: takipten kaçmaya çalışmak

try to dodge you içinde dodge, sizin tarafınızdan bulunmamak, yakalanmamak veya durdurulmamak için sizden bilerek kaçınmak anlamındadır. Anlamı, hızlı bir fiziksel yana kaçıştan daha geniştir: gezegenden gezegene geçmek, takipten kurtulmak için kullanılan yöntemdir. try to + fiilin yalın hâli kalıbı bir girişimi anlatır; bu nedenle try to dodge, “kaçınmak için çaba göstermek” demektir. Dodge ayrıca saldırı, soru veya sorumluluk gibi nesnelerle kullanılabilir; hangi tür kaçınmanın kastedildiğini bağlam gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede dodge, birini bulmaya veya durdurmaya çalışan kişilerden kaçınmak anlamında kullanılmıştır?

  1. The fugitive changed cars to dodge the police.
  2. The child ducked to dodge the flying ball.
  3. The cyclist turned sharply to dodge a fallen branch.
Cevabı göster

The fugitive changed cars to dodge the police.

Dilbilgisi

by moving ...: yöntemi belirtmek için by + -ing kullanımı

Burada by, “bu yöntemle” anlamındadır. moving from planet to planet, onların senden kaçmak için kullanacağı yöntemi gösterir; bir şeyin yanında bulunma konumunu belirtmez. Birinin bir sonuca nasıl ulaştığını veya ulaşmaya çalıştığını anlatmak için by + fiilin -ing biçimini kullan: sonuç + by + yöntem.

Alıştırma

Yöntem bildiren ifadeyi tamamlamak için read fiilinin -ing biçimini kullan: Lena learns new words by ____ short stories every night.

Cevabı göster

reading

But you have one major advantage.

0:31

Ancak sizin büyük bir avantajınız var.

Every hour

0:34

Her saat

your state-of-the-art cruiser Kelime

0:35

son teknoloji kruvazörünüz

can warp between any two planets Kelime

0:37

herhangi iki gezegen arasında sıçrama yapabilirken

Kelime

your state-of-the-art cruiser: birleşik sıfat olarak state-of-the-art

state-of-the-art, “günümüzde mevcut olan en ileri teknolojiyi veya tasarımı kullanan” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. your state-of-the-art cruiser içinde ifadenin tamamı cruiser sözcüğünü niteleyen tek bir sıfat gibi çalışır. Teknolojik düzey hakkında güçlü ve olumlu bir değerlendirme yapar; art sözcüğüne gerçek anlamıyla gönderme yapmaz.

Alıştırma

Doğru birleşik sıfatı oluşturmak için state, of, the ve art sözcüklerini birleştir: The clinic installed a ____ scanner.

Cevabı göster

state-of-the-art

Kelime

can warp between any two planets: bilim kurgu hareketi

Bu bilim kurgu cümlesinde warp, hareket bildiren bir fiildir. Kurgusal bir teknolojiyle son derece hızlı ya da ışıktan hızlı yolculuk etmek anlamına gelir. warp between A and B kalıbı bir konumdan diğerine gitmeyi anlatır. Can, kruvazörün bu yeteneğe sahip olduğunu; any two planets ise seçilen gezegen çifti hangisi olursa olsun bu yeteneğin geçerli olduğunu gösterir. Burada warp, “bükmek” veya “çarpıtmak” anlamında değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede warp bilim kurguya özgü bir hareket fiili olarak kullanılmıştır?

  1. The heat can warp the plastic frame.
  2. The artist can warp the image with editing software.
  3. The rescue ship can warp between the moon and the station.
Cevabı göster

The rescue ship can warp between the moon and the station.

while their beat-up smuggling ship Kelime

0:40

onların döküntü kaçakçı gemisi

can only jump to an adjacent planet Kelime

0:42

aynı süre içinde

in that same time.

0:44

yalnızca bitişik bir gezegene atlayabilir.

Kelime

beat-up smuggling ship: çok yıpranmış bir nesneyi anlatan beat-up

Beat-up, bir nesnenin eski, hasarlı ve çok yıpranmış olduğunu anlatan, günlük dile ait birleşik bir sıfattır. Bu durum genellikle yoğun kullanım veya kötü bakımdan kaynaklanır. beat-up smuggling ship ifadesinde geminin durumunu anlatır. Kısa çizgi, beat-up ifadesinin isimden önce tek bir sıfat olarak çalıştığını gösterir. Geminin “yenildiği” anlamına gelmez; gemiyi eski püskü ve güvenilmez gösterir.

Alıştırma

“Eski ve çok yıpranmış” anlamındaki günlük sıfat beat-up ile cümleyi tamamlayın: He keeps his tools in a ____ metal box.

Cevabı göster

beat-up

Kelime

can only jump to an adjacent planet: yalnızca bitişik bir gezegene sıçrayabilir

Bu bilim kurgu kuralında jump to, mevcut konumdan hedefe tek bir hamlede ilerlemek demektir; fiziksel olarak zıplamak anlamına gelmez. can only geminin yapabileceği hareketleri sınırlar, adjacent planet ise bulunduğu konumun rotada veya haritada hemen yanında olan gezegendir. Bütün ifade bir hareket kısıtlamasını anlatır: gemi o süre içinde yalnızca komşu bir gezegene gidebilir. jump kelimesinin bu kullanımı, hızlı ve noktadan noktaya geçiş fikrini hayalî ya da oyun benzeri bir sisteme taşır.

Alıştırma

Bir taşın yalnızca hemen yanındaki alana hareket edebildiği bir oyun kuralını anlatan cümleyi seçin.

  1. The piece can jump to an adjacent square.
  2. The piece can travel to any distant square.
  3. The piece can jump over an adjacent square.
Cevabı göster

The piece can jump to an adjacent square.

These rebels don't like to stay put.

0:46

Bu isyancılar yerlerinde durmayı sevmezler.

Every time they can relocate, Dilbilgisi

0:48

Ne zaman yer değiştirebilirlerse,

they will.

0:50

bunu yapacaklardır.

Dilbilgisi

Every time they can relocate, they will.:yer değiştirebildikleri her seferde bunu yapacaklar

Every time they can relocate, her tekrar gerçekleşebilecek bir koşul kurar: yer değiştirmeleri mümkün olduğu her seferde. Bu yan cümle tek bir olayı değil, tekrarlanan bir düzeni çerçeveler. they will, they will relocate ifadesinin kısaltılmış hâlidir. Buradaki will yalnızca tek bir gelecek zamanını göstermez; koşul her gerçekleştiğinde tepkinin öngörülebilir veya kesin olduğunu anlatır. Bu nedenle cümle bir davranış kuralı belirtir: fırsat bulduklarında o fırsatı kullanırlar.

Alıştırma

“Kapı her açıldığında alarm çalacak” şeklinde tekrarlanan bir kuralı ifade eden cümleyi seçin.

  1. Every time the door will open, the alarm sound.
  2. Every time the door opens, the alarm will sound.
  3. If the door opens once, the alarm sounds.
Cevabı göster

Every time the door opens, the alarm will sound.

Your scouts tell you

0:52

Öncüleriniz size

that the approaching rebel fleet

0:53

yaklaşan isyancı filosunun

is 10 hours away. Kalıp ifadeler

0:55

10 saat uzaklıkta olduğunu söylüyor.

Kalıp ifadeler

is 10 hours away.: varışa 10 saat kalması

Burada “is 10 hours away” ifadesi, yaklaşan isyancı filosunun varmasına 10 saat kaldığını anlatır. away bu kullanımda uzamsal bir mesafeyi değil, zamansal mesafeyi belirtir. Aynı yapı gelecekteki etkinlikler ve son tarihler için de kullanılır: The exam is two weeks away, sınava iki hafta kaldığı anlamına gelir.

Alıştırma

Ne kadar zaman kaldığını gösteren kelimeyi ekleyerek cümleyi tamamlayın: The school trip is only two days ____.

Cevabı göster

away

You can't risk letting the rebels escape. Kalıp ifadeler

0:57

İsyancıların kaçmasına izin verme riskini göze alamazsınız.

Kalıp ifadeler

You can't risk letting the rebels escape.: isyancıların kaçmasına izin verme riskini göze alamamak

Burada can't risk letting the rebels escape ifadesi, sonuç çok tehlikeli olduğu için konuşanın isyancıların kaçma ihtimalini kabul edemediğini anlatır. Bu ifade yalnızca kaçıp kaçmayacaklarına dair bir tahmin değil, riske karşı kesin ve kararlı bir sınır belirtir. Yapı risk + -ing şeklindedir. letting the rebels escape içinde let fiilinden sonra the rebels nesnesi, ardından da escape yalın fiili gelir: let someone do something. Bütün -ing öbeği gerçekleşebilecek kötü sonucu adlandırır.

Alıştırma

risk fiilinden sonra doğru -ing biçimini yazarak cümleyi tamamlayın: We can't risk ____ the only copy of the report.

Cevabı göster

losing

Can you devise a sequence Kelime

1:00

Gezegenleri aramak için

for searching the planets

1:02

öyle bir sıra tasarlayabilir misiniz ki

Kelime

devise a sequence: sıralı bir işlem tasarlamak

Devise, dikkatlice düşünüp uygulanabilir bir plan, yöntem veya sistem oluşturmak demektir. devise a sequence ifadesinde sequence nesnesi, oluşturulmakta olan sıralı işlemdir; konuşan kişi gelişigüzel bir öneri değil, planlanmış bir adımlar bütünü istemektedir. Kalıp devise + isim şeklindedir. Oldukça resmîdir ve planlama, teknik anlatım veya açıklama bağlamlarında sık görülür.

Alıştırma

Hangi cümle yeni ve dikkatle planlanmış bir çözüm oluşturmayı anlatır?

  1. The engineers followed the plan exactly as written.
  2. The engineers chose one of the three plans on the table.
  3. The engineers devised a plan to reduce energy use.
Cevabı göster

The engineers devised a plan to reduce energy use.

that's guaranteed to catch them Dilbilgisi

1:03

onları kesinlikle yakalamayı garanti etsin

Dilbilgisi

that's guaranteed to...: sonucu kesin gösteren bir ilgi cümleciği

Burada that's, that is anlamına gelir. That, sequence sözcüğüne gönderme yapan bir ilgi zamiridir; bu nedenle that's guaranteed to catch them, istenen sıralamanın nasıl olması gerektiğini açıklayan bir ilgi cümleciğidir. Be guaranteed to + fiilin yalın hâli, bir sonucu kesinmiş gibi sunar. Garanti, sıralamaya atfedilen bir özelliktir; konuşan kişi mutlaka kişisel bir söz vermemektedir.

Alıştırma

Hangi cümle bir yöntemi kesin sonuç verecek şekilde tanımlamak için ilgi cümleciği kullanır?

  1. We need a method that worked once yesterday.
  2. I guarantee that this method works every time.
  3. We need a method that's guaranteed to work every time.
Cevabı göster

We need a method that's guaranteed to work every time.

in 10 warps or less, Kalıp ifadeler

1:05

hangi hamleyi yaparlarsa yapsınlar,

no matter what moves they make? Dilbilgisi

1:07

10 sıçrama veya daha azında?

Kalıp ifadeler

in 10 warps or less: belirtilen sayıyı içeren üst sınır

Sayı + or less yapısı, belirtilen sayıyı da içeren bir üst sınır koyar: miktar o sayıya eşit veya daha az olabilir. Burada 10 warps or less, en fazla on sıçrama demektir; on da bu sınıra dahildir. in ile kullanıldığında ifade, bir şeyin gerçekleşmesi veya tamamlanması gereken sınırı gösterir. Yeniden kullanılabilecek kalıp in + sayı + sayılabilen birim + or less şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümle teslimatın üçüncü gün de dahil olmak üzere en fazla üç gün sürebileceğini söyler?

  1. The delivery should arrive in exactly three days.
  2. The delivery should arrive in at least three days.
  3. The delivery should arrive in three days or less.
Cevabı göster

The delivery should arrive in three days or less.

Dilbilgisi

no matter what moves they make: değişmeyen bir sonuç

No matter what, olası tüm seçimleri veya eylemleri kapsayan bir ödün koşulu getirir; ana cümledeki sonuç ise değişmeden kalır. Burada soru, onlar hangi hamleleri seçerse seçsin on sıçramalık sınırın geçerli kalıp kalmadığını sorar. no matter what moves they make ifadesinde what, moves ismini niteler. Yan cümle soru sırasını değil, özne they'nin fiil make'ten önce geldiği bildirme cümlesi sırasını korur. Yeniden kullanılabilecek kalıp no matter what + isim + özne + fiil şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümle herhangi bir dosyanın açılmasının sonucu değiştirmediğini söyler?

  1. The app stays secure only if you open the correct file.
  2. The app stays secure no matter what file you open.
  3. The app stays secure because you never open a file.
Cevabı göster

The app stays secure no matter what file you open.

Rounding up the rebels won't be easy. Öbek fiiller

1:12

İsyancıları toplamak kolay olmayacak.

Öbek fiiller

Rounding up the rebels: dağılmış bir grubu bir araya getiren round up

Round up, dağınık hâlde bulunan insanları veya hayvanları bulup bir araya getirmek anlamına gelen bir phrasal verb'dür. Polislik veya askerî bağlamda genellikle bir grubu yakalayıp kontrol altına almak anlamına gelir. Burada Rounding up the rebels, bu görevin tamamını ifade eder. -ing biçimi, Rounding up the rebels ifadesinin tamamını won't be easy bölümünün öznesi yapar: konuşan kişi bütün operasyonun zorluğunu değerlendirir. Catch ile karşılaştırıldığında round up, yalnızca bir kişiyi yakalamaktan çok, dağılmış birden fazla hedefi bir araya getirmeyi vurgular.

Alıştırma

Cümleyi round up ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Before the storm, the ranchers ____ the cattle from several fields.

Cevabı göster

rounded up

For one, Anlatım akışı

1:14

Birincisi,

you have no way of knowing Kalıp ifadeler

1:15

başlangıçta hangi gezegende olduklarını

which planet they're on to begin with. Kalıp ifadeler

1:17

bilmenizin hiçbir yolu yok.

Anlatım akışı

For one: önceki bir iddiayı destekleyen bir neden sunmak

For one, daha önce ele alınmış bir iddiayı destekleyen bir nedeni sunan söylem belirtecidir. Burada, isyancıları toplayıp yakalamanın kolay olmayacağı iddiasını destekleyen ilk zorluğu ortaya koyar. One burada bir kişinin veya nesnenin sayısını değil, bir nedeni ya da noktayı ifade eder. For one, konuşan kişi hepsini sıralamasa bile başka nedenlerin de var olabileceğini çoğu zaman ima eder.

Alıştırma

Hangi cümlede For one, önceki bir iddianın nedenini sunmak için doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. First, turn off the power before you open the panel.
  2. I don't want to rent this apartment. For one, it is too far from work.
  3. She bought a ticket for one adult and one child.
Cevabı göster

I don't want to rent this apartment. For one, it is too far from work.

Kalıp ifadeler

have no way of knowing: bilmenin bir yolu olmaması

Have no way of knowing, gerekli bilgi veya yöntem bulunmadığı için bir şeyi öğrenmenin mümkün olmadığını belirtir. Genellikle kişinin zekâsının ya da becerisinin yetersiz olduğu anlamına gelmez. Burada kullanılan kalıp have no way of + fiilin -ing biçimidir. Knowing'den sonra gelen which planet they're on dolaylı sorusu, hangi bilginin eksik olduğunu gösterir. Bu kalıbı no way to know ile karıştırıp no way to knowing demeyin.

Alıştırma

Sabit kalıbı tamamlamak için know fiilinin doğru biçimini kullanın: We have no way of ____ whether the store is still open.

Cevabı göster

knowing

Kalıp ifadeler

to begin with: başlangıçtaki durum

Bu yan tümcenin sonunda yer alan to begin with, “en başta” ya da “zaten başından beri” anlamına gelir. Konuşulan duruma dönerek hangi gezegende olduklarının en baştan beri bilinmediğini vurgular. Bu ifade, ilk nedeni sunmak için cümlenin başında da kullanılabilir. Hangi anlamın kastedildiğini konum ve bağlam belirler; burada bir liste düzenlemek yerine başlangıçtaki durumu anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede to begin with, bir durumun en başından beri doğru olduğunu belirtir?

  1. We never had the right password to begin with.
  2. She began the meeting with a short video.
  3. To begin with, let me explain the first reason.
Cevabı göster

We never had the right password to begin with.

And without that information,

1:19

Ve bu bilgi olmadan,

it's hard to determine Dilbilgisi

1:21

bir sonraki nereye gideceklerini

where they'll move next.

1:22

belirlemek zor.

Dilbilgisi

it's hard to determine: biçimsel it ile zorluğu değerlendirme

it's hard to determine ifadesinde it, önden kullanılan biçimsel bir öznedir; herhangi bir kişi ya da nesneyi göstermez. Konuşanın zor olarak sunduğu şey to determine where they'll move next eyleminin tamamıdır; where yan cümlesi belirlenmesi gereken bilgiyi verir. Bu kalıp değerlendirmeyi önce sunar: it is + sıfat + to mastarı. Daha uzun eylemi veya soruyu sona koymak cümlenin anlaşılmasını kolaylaştırır.

Alıştırma

Cümleyi tam olarak it's hard to determine kalıbıyla tamamlayın: Without a clear photo, ____ which bird we saw.

Cevabı göster

it's hard to determine

So where do you begin?

1:25

Peki nereden başlarsınız?

When tackling problems of this kind, Anlatım akışı

1:26

Bu tür problemlerle uğraşırken,

it often helps to simplify things Kalıp ifadeler

1:28

dinamiklerini daha iyi anlayabilmeniz için

so you can better understand their dynamics. Kelime

1:31

işleri basitleştirmek genellikle yardımcı olur.

Anlatım akışı

When tackling problems of this kind: genel bir stratejinin bağlamını kurma

When tackling problems of this kind, ana düşünceden önce gelerek tavsiyenin geçerli olduğu durumu çerçeveler. Böylece sonraki öneri, yalnızca belirli bir durumla ilgili yorum değil, bu tür problemler için genel bir strateji hâline gelir. Bu ifade, when you are tackling problems of this kind yapısının kısaltılmış biçimidir. Tackle burada bir problem üzerinde çalışmak veya onu çözmeye uğraşmak anlamına gelir; birini fiziksel olarak yere düşürmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi tackle kullanılarak oluşturulan kısaltılmış bir when yan cümlesiyle tamamlayın: ____ a difficult task, break it into smaller steps.

Cevabı göster

When tackling

Kalıp ifadeler

it often helps to...: yararlı bir stratejiyi yumuşakça önermek

Bu cümlede it often helps to simplify things, işleri basitleştirmenin birçok durumda yararlı bir strateji olduğu anlamına gelir. it sözcüğü özne yerini doldurur; önerilen asıl eylem to'dan sonra gelir: simplify things. Tekrar kullanılabilen it often helps to + fiilin yalın hâli yapısı, fazla doğrudan konuşmadan bir strateji önermenizi sağlar. Often, stratejinin birçok durumda işe yaradığını ancak her durumda işe yaramasının gerekmediğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi it often helps to ve break fiilini kullanarak tamamlayın: When a task feels too large, ____ it into smaller steps.

Cevabı göster

it often helps to break

Kelime

better understand their dynamics: parçaların nasıl etkileşip değiştiğini anlamak

Burada dynamics, bir durumun parçalarının nasıl etkileşime girdiğini, birbirini etkilediğini ve zamanla değiştiğini ifade eder. Fiziksel gücü değil, bütün sistemin nasıl işlediğini anlatır. better understand their dynamics ifadesinde better, understand fiilini niteler; their ise incelenen şeylere veya sorunlara gönderme yapar. Tekrar kullanılabilen understand the dynamics of X kalıbı, yalnızca X'in ayrı parçalarını sıralamak değil, X'in içindeki ilişkileri ve değişimi anlamak demektir.

Alıştırma

“We need to understand the team's dynamics,” cümlesinde dynamics ne anlama gelir?

  1. Takımın ürettiği fiziksel güç
  2. Takım üyelerinin nasıl etkileşime girip birbirini etkilediği
  3. Takımın koşabildiği hız
Cevabı göster

Takım üyelerinin nasıl etkileşime girip birbirini etkilediği

Let's imagine that this cluster Anlatım akışı

1:34

Diyelim ki bu küme

has the same arrangement

1:35

aynı düzende

but no outermost planets,

1:37

fakat en dıştaki gezegenler yok,

leaving only the four in the center. Dilbilgisi

1:39

geriye sadece merkezdeki dört gezegen kalıyor.

Anlatım akışı

Let's imagine that this cluster...: ortak bir varsayım kurmak

Let's imagine that, birlikte akıl yürütmek amacıyla herkesi geçici bir durumu kabul etmeye davet eder. that ile başlayan yan cümle, açıklamanın bir sonraki adımında kullanılacak koşulu verir; bu koşulun gerçek olduğunu iddia etmez. Burada this cluster, daha önce konuşulan kümeye işaret eder; Let's ise akıl yürütmeyi ortak bir etkinliğe dönüştürür. Derslerde ve problem çözerken Let's imagine that + yan cümle kalıbı, sonuçları incelemeden önce basitleştirilmiş bir model kurar.

Alıştırma

Hangi cümle dinleyicileri birlikte akıl yürütmek için geçici bir durumu kabul etmeye en uygun biçimde davet eder?

  1. Let's remember that every road was one-way.
  2. Every road must be one-way.
  3. Let's imagine that every road is one-way.
Cevabı göster

Let's imagine that every road is one-way.

Dilbilgisi

leaving only the four in the center: bir sonucu ifade etmek

leaving only the four in the center ifadesi önceki koşulun sonucunu bildirir: en dıştaki gezegenler olmadığında yalnızca merkezdeki dört gezegen kalır. Dilbilgisel olarak bu, virgülden sonra eklenen şimdiki zaman ortacı (-ing) yan cümlesidir. Burada leave, gitmek değil, bir şeyin kalmasını sağlamak veya bir şeyin kalmasıyla sonuçlanmak anlamındadır. Yeniden kullanılabilen kalıp yan cümle, leaving + sonuç biçimindedir: ilk durum, -ing yan cümlesinde anlatılan durumu oluşturur.

Alıştırma

Hangi cümle önceki olayın sonucunu göstermek için leaving ... yapısını doğru kullanır?

  1. The storm damaged two bridges, leave only one route open.
  2. The storm damaged two bridges, leaving from one route open.
  3. The storm damaged two bridges, leaving only one route open.
Cevabı göster

The storm damaged two bridges, leaving only one route open.

We still don't know

1:42

İsyancıların hangi gezegende başladığını

which planet the rebels start on,

1:43

hala bilmiyoruz,

but there's one key feature. Anlatım akışı

1:45

fakat önemli bir özellik var.

Anlatım akışı

but there's one key feature: kilit noktayı belirtmek

Burada but, dikkati hâlâ bilinmeyen şeylerden akıl yürütmeyi ilerletebilecek bir bilgiye çevirir. There's one key feature, dinleyiciye sıradaki ayrıntının odaklanılması gereken nokta olduğunu bildirir. Buradaki feature, bir ürün işlevini değil, problemin yapısındaki önemli bir özelliği ifade eder. İfadenin tamamı bir söylem işareti gibi çalışır: açıklanmadan önce kilit gerçeği haber verir.

Alıştırma

Eksik bilgiden önemli bir gerçeğe geçmek için aynı söylem işaretini en iyi kullanan cümle hangisidir?

  1. We do not know who moved the box, and every detail is equally important.
  2. The box has several product features that are easy to use.
  3. We do not know who moved the box, but there's one key feature: the lock is broken.
Cevabı göster

We do not know who moved the box, but there's one key feature: the lock is broken.

The third planet is adjacent to all others, Kelime

1:47

Üçüncü gezegen diğer tüm gezegenlere bitişiktir,

Kelime

be adjacent to: doğrudan bitişikliği belirtmek

Be adjacent to, “doğrudan yanında veya bitişiğinde olmak” ya da ortak bir sınır veya kenarı paylaşmak demektir. Bu cümlede üçüncü gezegen, diğer gezegenlerin her biriyle doğrudan komşuluk ilişkisine sahiptir; yalnızca onlara yakın değildir. Kalıp A is adjacent to B şeklindedir. Haritalarda, oturma planlarında, yerleşim düzenlerinde ve çizgelerde kullanılır; çizge bağlamında adjacent iki düğümün doğrudan bağlı olduğunu gösterebilir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki “doğrudan yanında” anlamına gelen iki kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: The control room is ____ the server room.

Cevabı göster

adjacent to

which means Anlatım akışı

1:51

bu da demektir ki

the rebels either start there and move somewhere else

1:51

isyancılar ya orada başlayıp başka bir yere giderler

or start on one of the other planets

1:55

ya da diğer gezegenlerden birinde başlarlar

and have no choice Dilbilgisi

1:57

ve üçüncü gezegene geçmekten

but to move to planet three.

1:58

başka seçenekleri kalmaz.

Anlatım akışı

which means: önceki bilgiden sonuç çıkarma

Which means, az önce belirtilen durumun tamamına gönderme yapar ve ardından gelen kısmı bu durumun anlamı ya da mantıksal sonucu olarak sunar. Burada which, tek bir isme değil, üçüncü gezegenin diğer tüm gezegenlerle komşu olduğu şeklindeki önceki gerçeğe gönderme yapar. Bilgiyi düzenleyen bir işaret olarak dinleyiciye sonraki ifadeyi önceki kanıtla ilişkilendirmesini söyler: bu gerçek göz önüne alındığında, sonuç budur.

Alıştırma

"The road is flooded, which means the bus cannot get through." cümlesinde which means ne işe yarar?

  1. Su basmış yoldan çıkarılan bir sonucu sunar.
  2. road sözcüğünü düzeltir.
  3. Otobüs hakkında önceki bilgiyle ilgisiz bir gerçek sunar.
Cevabı göster

Su basmış yoldan çıkarılan bir sonucu sunar.

Dilbilgisi

have no choice but to move: yalnızca tek bir mümkün eylem

Have no choice but to + fiilin yalın hâli, koşulların yalnızca tek bir mümkün eylem bıraktığını ifade eder. Bu cümlede isyancılar yalnızca üçüncü gezegene gidebilir. Burada but, kalıplaşmış no choice but to yapısının bir parçasıdır; sıradan bir karşıtlık kurmaz. to sonrasında fiil move, wait veya leave örneklerindeki gibi yalın hâlde kalır.

Alıştırma

Cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: Because the last train had left, we ____ take a taxi home.

Cevabı göster

had no choice but to

Simply checking planet number three

2:02

Basitçe üç numaralı gezegeni

twice in a row would do the trick. Notlar

2:04

üst üste iki kez kontrol etmek işi çözerdi.

Kalıp ifadeler

twice in a row: art arda iki kez

Twice in a row, aynı eylemin veya sonucun araya farklı bir şey girmeden art arda iki kez gerçekleştiğini anlatır. Twice sayıyı verir; in a row ise süreklilik anlamını ekler. Bu kalıp three times in a row gibi başka sayılarla da kullanılabilir.

Alıştırma

Art arda iki kez anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The warning appeared ____, with no other message in between.

Cevabı göster

twice in a row

Deyimler

would do the trick: gerekli sonucu elde etmeye yeterdi

Would do the trick, yöntemin gerekli sonucu üretmeye veya sorunu çözmeye yeteceği anlamına gelir. Do the trick bir deyimdir; buradaki trick sihir ya da aldatma anlamına gelmez. Would, sonucun önerilen eyleme veya örtük bir koşula bağlı olduğunu gösterir. Bu cümlede, bu şekilde kontrol etmenin yeterli olacağı düşünülüyor.

Alıştırma

Gerekli sonucu elde etmeye yeterli olmak anlamındaki hedef deyimle cümleyi tamamlayın: If the soup tastes bland, a pinch of salt would ____.

Cevabı göster

do the trick

Adding the three outer planets

2:09

Dıştaki üç gezegeni eklemek

adds a bit more complexity, Kalıp ifadeler

2:11

biraz daha karmaşıklık katar,

Kalıp ifadeler

adds a bit more complexity: biraz daha karmaşıklık katmak

“Adds a bit more complexity”, “bir şeyi biraz daha karmaşık hâle getirir” anlamına gelir. Burada adds, isim olan complexity sözcüğünü nesne olarak alır; a bit more ise artışın büyük değil, sınırlı olduğunu gösterir. Kullanılabilir kalıp A adds complexity to B şeklindedir: yeni bir kural, adım veya özellik bir sistemi, görevi ya da açıklamayı ele almayı zorlaştırır.

Alıştırma

İngilizce cümleyi “biraz daha karmaşık hâle getirir” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Adding one more security check ____ to the login process.

Cevabı göster

adds a bit more complexity

but the same strategy remains. Anlatım akışı

2:13

ancak aynı strateji geçerliliğini korur.

Anlatım akışı

but the same strategy remains: ama aynı strateji hâlâ geçerli

“But” burada bir karşıtlık kurar: sorun daha karmaşık hâle gelmiştir, ancak yöntemin değişmesi gerekmez. Dinleyiciyi yeni ayrıntılardan yeniden değişmeyen ana fikre yönlendirir. “The same strategy remains”, stratejinin varlığını ve uygulanabilirliğini sürdürdüğü anlamına gelir. Burada remains, fiziksel olarak bir yerde kalmak anlamında değildir. X changes, but Y remains kalıbı, değişime rağmen devamlılığı vurgular.

Alıştırma

İkinci cümlecik bilgiler arasında nasıl bir ilişki gösteriyor? The details changed, but the same strategy remains.

  1. Strateji fiziksel bir yerde bırakıldı.
  2. İki cümlecik birbiriyle ilgisiz olayları anlatıyor.
  3. Ayrıntılar değişti, ancak yöntem hâlâ uygulanabilir.
Cevabı göster

Ayrıntılar değişti, ancak yöntem hâlâ uygulanabilir.

We want to check the planets

2:15

Gezegenleri

in an order

2:16

öyle bir sırayla kontrol etmek istiyoruz ki

that will eventually corner the rebels. Deyimler

2:17

sonunda isyancıları köşeye sıkıştırsın.

Deyimler

eventually corner the rebels: sonunda isyancıları kaçacak yer bırakmadan sıkıştırmak

Bu cümlede corner fiili mecaz anlamda kullanılmıştır. Corner the rebels, isyancıların seçeneklerini azaltarak sonunda kaçamayacak veya bulunmaktan kurtulamayacak hâle getirmek demektir. Gerçek bir fiziksel köşe olması gerekmez. Eventually, bu sonucun hemen değil, bir dizi kontrolden sonra ortaya çıktığını gösterir. That ile başlayan bölüm, konuşanın istediği sıra türünü, yani daha sonra bu sonuca götürecek bir sırayı açıklar.

Alıştırma

Hangi cümlede corner, birinin meseleden kaçınacak yolu kalmaması anlamında mecaz olarak kullanılmıştır?

  1. The coach gave the player several more choices.
  2. The guide showed the tourists a corner of the old building.
  3. The evidence cornered the suspect, leaving him no believable excuse.
Cevabı göster

The evidence cornered the suspect, leaving him no believable excuse.

And there's another insight Anlatım akışı

2:20

Ve bize yardımcı olabilecek

that can help us.

2:22

başka bir içgörü daha var.

Anlatım akışı

there's another insight that can help us: bir sonraki yararlı fikri tanıtmak

there's another insight that can help us ifadesi, bir açıklamada yeni ve yararlı bir gözlemin geleceğini bildirir. There's fikri ortaya koyar, another ise dinleyenlere en az bir fikrin daha önce ele alındığını anlatır. Burada insight, sıradan bir ek bilgi değil, bir sorunun ya da örüntünün nasıl işlediğini gösteren bir kavrayış demektir. Cümlenin tamamı, konuşan kişi bu kavrayışı açıklamadan önce dinleyenleri bir sonraki akıl yürütme adımına hazırlar.

Alıştırma

Hangi cümle bir açıklamada bir yararlı fikri daha doğal biçimde tanıtır?

  1. There's another decoration on the page, but it does not affect the pattern.
  2. We have no more ideas to add, so let's end the explanation.
  3. There's another insight that can help us: the pattern repeats every four steps.
Cevabı göster

There's another insight that can help us: the pattern repeats every four steps.

Each hour

2:23

Her saat

the rebels move

2:24

isyancılar

from an even-numbered planet

2:25

çift numaralı bir gezegenden

to an odd-numbered planet or vice versa. Kalıp ifadeler

2:26

tek numaralı bir gezegene veya tam tersine geçerler.

Kalıp ifadeler

or vice versa: ilişkiyi tersine çevirmek

Or vice versa, “iki taraf ya da yön yer değiştirmiş hâliyle de” anlamına gelir. Burada, asilerin tek numaralı bir gezegenden çift numaralı bir gezegene de gidebileceği düşüncesini tekrar etmeye gerek bırakmaz. Üçüncü bir olasılık eklemez. Daha önce belirtilen ilişkinin ters yönde de geçerli olduğunu gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede vice versa hangi anlamı ekliyor? "Each hour the rebels move from an even-numbered planet to an odd-numbered planet or vice versa."

  1. Asiler üçüncü tür bir gezegene gider.
  2. Asiler bir saat sonra hareket etmeyi bırakır.
  3. Asiler tek numaralı bir gezegenden çift numaralı bir gezegene de gidebilir.
Cevabı göster

Asiler tek numaralı bir gezegenden çift numaralı bir gezegene de gidebilir.

This gives us a way to simplify the problem Anlatım akışı

2:30

Bu bize, gezegenleri iki alt kümeye bölerek

Anlatım akışı

This gives us a way to simplify the problem: gözlemden stratejiye

This, hemen önceki gözlemi, yani hareketin çift ve tek numaralı gezegenler arasında sırayla gerçekleştiğini belirtir. Gives us a way to simplify the problem, bu gözlemi yalnızca bir bilgi olarak değil, yararlı bir yöntem olarak sunar. Açıklamalarda This gives us a way to + fiilin yalın hâli yapısı, bir gözlemi onun bir sonraki adımda yapmamızı sağladığı şeyle ilişkilendirir. Akıl yürütmeyi gözlemden stratejiye giden bir sıra içinde düzenler.

Alıştırma

Bu örnekte ikinci cümle ne yapıyor? "The colors repeat every three cards. This gives us a way to predict the next card."

  1. Konuyla ilgisiz bir başlık açar.
  2. Düzenin artık önemli olmadığını söyler.
  3. Yeni fark edilen düzeni yararlı bir tahmin yöntemine dönüştürür.
Cevabı göster

Yeni fark edilen düzeni yararlı bir tahmin yöntemine dönüştürür.

by dividing the planets into two subsets Kalıp ifadeler

2:32

ve her birini ayrı ayrı ele alarak

and tackling each one separately. Kalıp ifadeler

2:35

problemi basitleştirmenin bir yolunu sunar.

Kalıp ifadeler

by dividing the planets into two subsets: gezegenleri iki alt kümeye ayırarak

Burada by + fiilin -ing biçimi, daha büyük bir amaca ulaşmak için kullanılan yöntemi açıklar: iş, dividing the planets yöntemiyle yapılır. Divide A into B, “A’yı ayırarak B ile belirtilen parçaları oluşturmak” anlamına gelir. Bu cümlede subsets, gezegenlerin tamamından oluşan kümeden alınan daha küçük kümelerdir. Bu nedenle ifade, nesneleri yalnızca bir araya getirmeyi değil, kesin bir sınıflandırma adımını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi divide fiilinin doğru biçimi ve gerekli edatla tamamlayın: We made the analysis easier by ____ the data ____ three subsets.

Cevabı göster

dividing · into

Kalıp ifadeler

tackling each one separately: her birini ayrı ayrı ele almak

Burada tackle, “zor bir görev veya sorunla etkin biçimde ilgilenmek” anlamına gelir. Bir oyuncuyu yere düşürmek şeklindeki spor anlamında kullanılmamıştır. Each one, iki alt kümenin her birine gönderme yapar; separately ise bunların tek bir birleşik küme olarak değil, birbirinden bağımsız biçimde ele alındığını belirtir. İfade bütünüyle, böl ve çöz stratejisini anlatır: her parçayı kendi başına ele almak.

Alıştırma

Sorunların birbirinden bağımsız biçimde ele alınacağını belirten cümle hangisidir?

  1. We'll combine the problems and tackle them as one.
  2. We'll tackle each problem separately.
  3. We'll postpone every problem until next month.
Cevabı göster

We'll tackle each problem separately.

For starters, Anlatım akışı

2:38

Başlangıç olarak,

let's assume the rebels begin on an even-numbered planet, Dilbilgisi

2:38

isyancıların çift numaralı bir gezegende başladığını varsayalım,

Anlatım akışı

For starters: ilk adımı sunmak

For starters, “önce” veya “ilk adım olarak” anlamına gelir ve ardından gelecek bilgileri düzenlemeye yardımcı olur. Burada çift numaralı gezegen varsayımını daha uzun bir analizin başlangıç noktası olarak gösterir. Bu ifadede starters, “yeni başlayanlar” anlamına gelmez. Kullanılabilecek kalıp, For starters, ifadesinden sonra ilk nedenin, eylemin veya varsayımın getirilmesidir.

Alıştırma

Bu cümlede For starters ne işe yarıyor?

  1. Analizin ilk adımını sunuyor.
  2. Analizin bittiğini gösteriyor.
  3. Açıklamanın yalnızca yeni başlayanlar için olduğunu söylüyor.
Cevabı göster

Analizin ilk adımını sunuyor.

either two, four, or six.

2:42

yani iki, dört veya altı.

Dilbilgisi

Let's assume + yan cümle: geçici bir öncül oluşturmak

let's assume + yan cümle kalıbı, bir düşünceyi geçici olarak doğru kabul edip ondan hareketle akıl yürütmek anlamına gelir. Burada isyancıların çift numaralı bir gezegende başladığı düşüncesi kanıtlanmış bir gerçek değil, çalışma öncülüdür. Assume sözcüğünden sonra kendi öznesi ve fiili olan tam bir yan cümle gelir; bu örnekte the rebels özne grubu, begin ise fiildir. Let's kullanımı, dinleyiciyi de öncülü değerlendirmeye davet ederek akıl yürütmeyi ortak hâle getirir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir planı kontrol etmek için let's assume ile geçici bir öncül oluşturuyor?

  1. The battery must last eight hours because the rule requires it.
  2. We proved that the battery lasts eight hours, so the result is certain.
  3. Let's assume the battery lasts eight hours, and then check whether the plan works.
Cevabı göster

Let's assume the battery lasts eight hours, and then check whether the plan works.

So we'll search planet two first.

2:45

Bu yüzden önce iki numaralı gezegeni arayacağız.

If they're not there, Dilbilgisi

2:47

Eğer orada değillerse,

they must have started on either four or six,

2:48

dört veya altıda başlamış olmalılar,

Dilbilgisi

If ... must have started: geçmiş hakkında bir çıkarım

If yan cümlesi şu anki bir gözlemi gösterir: beklenen yerde değiller. Ana cümle bu kanıttan hareketle daha önceki bir olay hakkında güçlü bir sonuca varır: başka bir yerde başlamış olmalılar. must have + geçmiş zaman ortacı kalıbı, geçmiş hakkında güçlü bir çıkarım bildirir. Burada must have started, kanıtların başladıklarını güçlü biçimde gösterdiği anlamına gelir; başlamak zorunda oldukları anlamına gelmez.

Alıştırma

Geçmiş hakkındaki güçlü çıkarımı tamamlamak için must ve start sözcüklerini kullanın: If the scoreboard already shows ten points, the game ____.

Cevabı göster

must have started

which means they can move

2:51

bu da demektir ki

to three, five, or seven.

2:53

üç, beş veya yediye gidebilirler.

Planet three at the center

2:55

Merkezdeki üçüncü gezegen

gives them the most options Kalıp ifadeler

2:57

onlara bir sonraki hamleleri için

for their next move,

2:58

en çok seçeneği sunar,

Kalıp ifadeler

gives them the most options: en geniş seçeneği sunmak

give + kişi + options kalıbı, birine seçebileceği yollar veya eylemler sunmak anlamına gelir. Burada merkezdeki konum, bir sonraki hamle için onlara daha fazla olasılık bırakır. The most, en üstünlük derecesinde bir karşılaştırma yapar: üçüncü gezegen, değerlendirilen diğer tüm konumlardan daha fazla sonraki hamle sağlar. Buradaki options yalnızca menü veya ekrandaki maddeleri değil, olası eylemleri ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için give fiilinin geniş zaman biçimini, us sözcüğünü ve many sözcüğünün en üstünlük biçimini kullanın: The route through the city center ____ for changing trains.

Cevabı göster

gives us the most options

so we'll want to check there next. Ton ve niyet

3:00

bu yüzden bir dahakine orayı kontrol etmek isteyeceğiz.

Ton ve niyet

we'll want to check there: sonraki adımı nazikçe önerme

Bu cümlede we'll want to check there, orayı kontrol etmenin mantıklı bir sonraki adım olduğunu anlatır. Buradaki want to duygusal bir isteği belirtmez; ifade, o ana kadarki akıl yürütmeye dayanarak bir eylemi nazikçe önerir. We'll kullanımı planı ortak ve ileriye dönük gösterir. Check there next. şeklindeki doğrudan emirden daha yumuşaktır.

Alıştırma

Bir ekip, sorun gidermede bir sonraki adımı sakin biçimde belirliyor. Hangi cümle nazik ve ortak bir öneri sunar?

  1. We'll want to check the power supply next.
  2. We will want the power supply next.
  3. Check the power supply right now.
Cevabı göster

We'll want to check the power supply next.

If we don't find them,

3:02

Eğer onları bulamazsak,

they must have been at planet five or seven,

3:03

beş veya yedi numaralı gezegende olmalılar,

meaning they'll next move

3:07

bu da bir sonraki hamlede

to four or six.

3:08

dört veya altıya gidecekleri anlamına gelir.

Let's now search planet four.

3:10

Şimdi dört numaralı gezegeni arayalım.

If they're not there,

3:12

Eğer orada değillerse,

they must have gone to the sixth planet Dilbilgisi

3:13

altıncı gezegene gitmiş olmalılar

Dilbilgisi

they must have gone: geçmişteki bir hareket hakkında güçlü çıkarım

Must have gone, must have + geçmiş zaman ortacı yapısına sahiptir. Gone, go fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Konuşanın mevcut kanıtlara dayanarak onların daha önce bir yere gittiği sonucuna güçlü biçimde vardığını anlatır. Buradaki must bir görev veya emir değil, mantıksal bir çıkarım belirtir. Onların orada olmaması ipucudur; must have gone ise konuşanın en olası gördüğü geçmiş açıklamayı verir.

Alıştırma

Geçmişteki bir hareket hakkında güçlü bir çıkarım oluşturmak için cümleyi must + have + go fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: Maya is not at home, and her bike is outside the park. She ____ to the park.

Cevabı göster

must have gone

and can only flee Kelime

3:16

ve sadece

to three or seven.

3:17

üç veya yediye kaçabilirler.

Kelime

can only flee to...: yalnızca sınırlı hedeflere kaçabilmek

Flee to + yer, tehlike, takip veya başka bir tehdit nedeniyle o hedefe kaçmak anlamına gelir. go to veya move to ifadelerinden daha acil bir durum anlatır. Can only, mümkün olan hedefleri sınırlar. Bu cümlede üç ve yedi, kaçılabilecek tek yerler olarak sunulur.

Alıştırma

Cümleyi flee ve hedef bildiren edatla tamamlayın: When the fire spread, the families had to ____ a nearby town.

Cevabı göster

flee to

If we next scour planet three Kelime

3:19

Bir sonraki sefer üç numaralı gezegeni tarayıp

and don't find them,

3:22

onları bulamazsak,

Kelime

next scour planet three: üçüncü gezegeni didik didik aramak

Scour + yer, o yeri çoğu zaman geniş bir alan boyunca çok ayrıntılı biçimde aramak anlamına gelir. Planet three doğrudan nesnedir; yani plan, kayıp kişileri bulmak için o yerin tamamını dikkatle incelemektir. Next, bu eylemi bir sıraya yerleştirir: üçüncü gezegeni aramak sonraki adımdır. Bu bağlamda scour, bir şeyi temizlemek için sertçe ovmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede scour bir yeri ayrıntılı biçimde aramak anlamında kullanılmıştır?

  1. The police glanced at the woods and left.
  2. The police scoured the woods for evidence.
  3. The police scoured the dirty pan with a brush.
Cevabı göster

The police scoured the woods for evidence.

we know they went to planet seven

3:23

yedi numaralı gezegene gittiklerini

and are now cornered. Deyimler

3:25

ve şimdi köşeye sıkıştıklarını biliriz.

Deyimler

are now cornered: çıkış yolu kalmadan köşeye sıkışmak

Burada are now cornered, şu anda kapana kısılmış ve güvenli bir çıkışları ya da işe yarar seçenekleri kalmamış anlamına gelir. Are mevcut durumlarını gösterir; cornered, be fiilinden sonra kullanılan bir geçmiş zaman ortacıdır. Gerçek bir köşenin bulunması gerekmez. Aynı ifade, bir kovalamacada kaçış yolu kapanan birini veya oyunda, görüşmede ya da tartışmada iyi bir seçeneği kalmayan birini anlatabilir.

Alıştırma

Örnekte are now cornered ifadesinin doğru anlamı hangisidir?

  1. are now cornered = herhangi bir köşenin yanında duruyorlar
  2. are now cornered = güvenli bir çıkış olmadan kapana kısılmış durumdalar
  3. are now cornered = artık birçok seçenekleri var
Cevabı göster

are now cornered = güvenli bir çıkış olmadan kapana kısılmış durumdalar

They can only move

3:26

Sadece

to planet six,

3:27

altı numaralı gezegene gidebilirler,

where we'll apprehend them

3:28

orada onları yakalayacağız

on our fifth search.

3:30

beşinci aramamızda.

Of course,

3:32

Elbette,

this plan only works Dilbilgisi

3:33

bu plan sadece

assuming that the rebels

3:34

isyancıların ilk saatte

were on an even-numbered planet

3:35

çift numaralı bir gezegende olduğunu

in the first hour.

3:37

varsayarsak işe yarar.

Dilbilgisi

this plan only works assuming that...: bir öncül belirlemek

This plan only works assuming that... yapısında only works, planın başarısını tek bir koşulla sınırlar; assuming that ise konuşanın kullandığı öncülü tanıtır. Bu öncül kanıtlanmış bir gerçek olarak sunulmaz. Planın bu varsayım altında işlemesi beklenir; öncül yanlışsa plan başarısız olabilir.

Alıştırma

Doğrulanmamış bir koşulu tanıtmak için cümleyi assuming that ile tamamlayın: The budget only works ____ fuel prices stay low.

Cevabı göster

assuming that

But what if that assumption was wrong? Anlatım akışı

3:38

Peki ya bu varsayım yanlışsa?

Anlatım akışı

But what if...?: bir varsayımı sınamak ve yeni bir akıl yürütme yolu açmak

But what if...? dinleyiciden önceki bir fikri veya varsayımı zayıflatabilecek bir olasılığı düşünmesini ister. Burada konuşan kişi varsayımın yanlış olabileceğini, dolayısıyla önceki sonucun değişmesi gerekebileceğini öne sürer. But, akıl yürütmede bir dönüş olduğunu gösterir. What if + yan tümce yeni bir olasılık yolu açar ve önceki savın ne kadar sağlam olduğunu sınar; bu yalnızca meraktan sorulmuş bir soru değildir.

Alıştırma

But what if that assumption was wrong? akıl yürütmede ne işlev görür?

  1. Önceki sonucu değiştirebilecek bir olasılık ortaya koyar.
  2. Son sonucu tekrarlayarak tartışmayı bitirir.
  3. Önceki varsayımın kesinlikle doğru olduğunu onaylar.
Cevabı göster

Önceki sonucu değiştirebilecek bir olasılık ortaya koyar.

In that case, Anlatım akışı

3:41

O zaman,

they must have started

3:41

başlamış olmaları gerekir

on an odd-numbered planet.

3:42

tek numaralı bir gezegende.

Anlatım akışı

In that case: belirtilen bir koşulu sonucuna bağlamak

In that case, “durum buysa” veya “az önce söylenenlere göre” anlamına gelir. Hemen önce belirtilen bir koşula ya da olasılığa gönderme yapar ve ona bağlı bir sonucu ortaya koyar. Buradaki case, hukuki bir dava veya kap değil, “durum” anlamındadır. Bu ifade dinleyiciyi akıl yürütmenin bir dalından onun sonucuna yönlendirir.

Alıştırma

The road may be icy. Hangi devam cümlesi sürüş kararını bu olasılığa bağlar?

  1. In that case, we'll drive more slowly.
  2. For example, the road was repaired last year.
  3. In any case, we always drive slowly, even on dry roads.
Cevabı göster

In that case, we'll drive more slowly.

And because they move to an adjacent planet

3:44

Ve her saat

every hour,

3:46

bitişik bir gezegene geçtikleri için,

their location must alternate Kelime

3:48

konumları değişmeli

between odd- and even-numbered planets.

3:49

tek ve çift numaralı gezegenler arasında.

Kelime

alternate between odd- and even-numbered planets: tek ve çift numaralı gezegenler arasında dönüşümlü olmak

Bu cümlede alternate between A and B, iki kategori arasında tekrar tekrar geçiş yapmak anlamına gelir. Her hareket gezegen numarasını tekten çifte veya çiftten teke çevirdiği için konum bu iki parçalı düzeni izler. Burada alternate bir fiildir ve between iki durumu tanıtır. Must bir yükümlülüğü değil, kuralın zorunlu kıldığı sonucu ifade eder.

Alıştırma

“İki etkinlik arasında tekrar tekrar geçiş yapmak” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: During practice, we ____ reading aloud and reading silently.

Cevabı göster

alternate between

This means

3:52

Bu demektir ki

that if they were on an odd-numbered planet

3:53

eğer başlamak için tek numaralı

to start, Kalıp ifadeler

3:55

bir gezegendelerse,

after five moves,

3:55

beş hamleden sonra,

they'd be on an even-numbered planet.

3:57

çift numaralı bir gezegende olurlardı.

Kalıp ifadeler

“başlangıçta” anlamındaki to start

Buradaki to start, “başlangıçta” veya “ilk başta” anlamına gelir. Herhangi bir hareketten önceki başlangıç durumuna, yani tek numaralı bir gezegende olmalarına gönderme yapar. Bir durumu açıklayıp initially ile değiştirilebildiği için “başlamak amacıyla” anlamındaki bir amaç ifadesi değildir.

Alıştırma

“The trail was easy to start, but it soon became steep,” cümlesinde to start ne anlama gelir?

  1. Patika yalnızca sonunda kolaylaştı.
  2. Patika başlangıçta kolaydı.
  3. Patika bir şey başlayabilsin diye tasarlanmıştı.
Cevabı göster

Patika başlangıçta kolaydı.

So if our first five searches missed them

3:59

Yani ilk beş aramamız onları kaçırdıysa

because our assumption

4:02

çünkü onların çift numaralı bir gezegende başladığı

that they started on an even-numbered planet

4:03

varsayımımız

was wrong,

4:05

yanlışsa,

all we have to do now Dilbilgisi

4:06

şimdi tek yapmamız gereken

is repeat the sequence.

4:07

bu diziyi tekrarlamaktır.

Dilbilgisi

all we have to do now is ...: geriye kalan tek eylem

Bu cümlede all we have to do now, şimdi yapmamız gereken tek şey anlamına gelir. All çok sayıda işi anlatmaz; planı geriye kalan tek bir eyleme indirger. all we have to do now yan cümlesi, adı konacak şey gibi çalışır ve is bu eylemi tanıtır. Önceki yan cümlede do bulunduğu için is’ten sonra genellikle to almayan yalın fiil gelir: repeat the sequence. to repeat kullanılan biçim de dil bilgisi açısından doğrudur, ancak to kullanılmayan biçim özellikle yaygındır.

Alıştırma

Kontrol etmenin geriye kalan tek eylem olduğunu anlatmak için hedef have to kalıbıyla cümleyi tamamlayın: All we ____ check the final answer.

Cevabı göster

have to do now is

Searching the planets

4:09

Gezegenleri aramak

in order Kalıp ifadeler

4:10

sırasıyla

two,

4:11

iki,

three,

4:12

üç,

four,

4:13

dört,

three,

4:15

üç,

six,

4:16

altı,

two,

4:17

iki,

three,

4:18

üç,

four,

4:19

dört,

three,

4:21

üç,

six,

4:22

altı,

leaves the rebels Deyimler

4:23

isyancılara kaçacak

nowhere to run.

4:23

hiçbir yer bırakmaz.

Kalıp ifadeler

in order: bir sırayı takip etmek

Burada in order, belirli bir sırayla anlamına gelir. Gezegenlerin nasıl arandığını açıklar ve sayı listesi tam sırayı verir. Bu ifade art arda düzenlenmiş adımları, nesneleri, adları veya olayları anlatabilir. Bu cümlede amaç bildirmez.

Alıştırma

Hangi cümlede in order amaç değil, “sırayla” anlamındadır?

  1. We left early in order to avoid traffic.
  2. Please arrange the numbered cards in order.
Cevabı göster

Please arrange the numbered cards in order.

Deyimler

leave someone nowhere to run: birine kaçacak yer bırakmamak

leave + someone + nowhere to + fiil kalıbı, bir durumun o kişiye söz konusu eylemi yapabileceği hiçbir yer veya fırsat bırakmadığını anlatır. Bu cümlede arama düzeni, isyancıların kullanabileceği bütün kaçış yollarını ortadan kaldırır. Burada run yalnızca ayakla hızlı hareket etmek değil, “kaçmak” anlamındadır. Kalıp, gerçek bir kapana kısılmayı ya da mecazen bütün seçenekleri ortadan kaldıran bir stratejiyi anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi “hiçbir kaçış yolu olmadan” anlamındaki tam hedef ifadeyle tamamlayın: Security guards blocked every exit, leaving the intruder ____.

Cevabı göster

nowhere to run

Thanks to your deductive reasoning, Kalıp ifadeler

4:25

Tümdengelimsel mantığınız sayesinde,

order is restored Deyimler

4:27

galakside

to the galaxy.

4:29

düzen sağlandı.

Kalıp ifadeler

Thanks to your deductive reasoning: olumlu bir sonucun nedenini takdir etmek

Thanks to + isim öbeği bir sonucun nedenini belirtir ve genellikle bu nedeni olumlu biçimde değerlendirir. Burada konuşan kişi, düzenin yeniden kurulmasını mümkün kılan etken olarak sizin tümdengelimli akıl yürütmenizi gösterir; dolayısıyla ifade hem sonucu açıklar hem de dinleyiciyi över. Thanks to tek başına bir teşekkür cümlesi değil, bir ilgeç öbeğidir. Ardından isim, zamir ya da -ing biçimi gelebilir: Thanks to Maya, Thanks to you veya Thanks to planning ahead.

Alıştırma

Cümleyi olumlu bir nedene pay veren iki sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: ____ your clear directions, we arrived on time.

Cevabı göster

Thanks to

Deyimler

order is restored to the galaxy: düzenin geri geldiğini dramatik biçimde anlatma

Buradaki order, bir satın alma siparişi ya da komut değil, istikrarlı ve denetimli bir durum anlamına gelir. is restored edilgen yapıdadır: bir düzensizlik döneminden sonra bir kişi ya da güç bu durumu geri getirmiştir. to the galaxy eklenmesi sona görkemli ve kahramanca bir boyut kazandırır. order is restored to + yer kalıbı, kaosun bittiğini ve normal kontrolün geri geldiğini duyurarak bir krizi sonlandırmak için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Bu bağlamda order is restored ifadesini en iyi hangi cümle açıklar?

  1. Kaos sona ermiş ve normal kontrol geri gelmiştir.
  2. İptal edilen bir satın alma yeniden yapılmıştır.
  3. Galaksiye yeni bir komut verilmiştir.
Cevabı göster

Kaos sona ermiş ve normal kontrol geri gelmiştir.

Your friends Harry, Ron, and Hermione

4:31

Arkadaşlarınız Harry, Ron ve Hermione

are big film buffs. Kelime

4:34

büyük film hayranlarıdır.

Kelime

big film buffs: sinemaya çok meraklı kişiler

Film buff, filmlerle çok ilgilenen ve genellikle filmler hakkında çok şey bilen bir kişi için kullanılan gündelik bir isim öbeğidir. big film buffs ifadesindeki big, ilginin gücünü artırır; insanların fiziksel büyüklüğünü anlatmaz. Tekrar kullanılabilen kalıp, history buff örneğinde olduğu gibi alan adı + buff biçimidir ve o konuya büyük ilgi duyan kişiyi belirtir.

Alıştırma

İlgi alanını belirten ifadeyi buff ile tamamlayın: My grandfather is a jazz ____ who owns hundreds of records.

Cevabı göster

buff

Hermione even knows how many times

4:35

Hermione, Harry ve Ron'un Titanic'i

Harry and Ron have seen Titanic.

4:37

kaç kez izlediğini bile biliyor.

She sends the group a text

4:40

Gruba bir mesaj göndererek

letting Ron and Harry know Kalıp ifadeler

4:42

Ron ve Harry'ye bildiriyor

Kalıp ifadeler

letting Ron and Harry know: let someone know ile bilgi verme

Burada letting Ron and Harry know, Ron ve Harry'ye bilgi vermek anlamına gelir. Sabit let + kişi + know kalıbı o kişiye bilgi vermek demektir; izin vermek anlamına gelmez. letting, let fiilinin -ing biçimidir. a text ifadesinden sonra gelerek mesajın ne yaptığını açıklar; anlamı yaklaşık olarak a text that lets Ron and Harry know şeklindedir.

Alıştırma

Birine saat değişikliğini bildirmek için let someone know ifadesini doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. Please let Maya know that the meeting starts at three.
  2. Please let Maya to know that the meeting starts at three.
  3. Please let know Maya that the meeting starts at three.
Cevabı göster

Please let Maya know that the meeting starts at three.

that they've each seen Titanic

4:43

her ikisinin de Titanic'i izlediğini

and that one of them Dilbilgisi

4:45

ve içlerinden birinin

has seen it one more time

4:47

diğerinden bir kez

than the other.

4:48

daha fazla izlediğini.

Dilbilgisi

one of them has seen it one more time than the other: tam olarak bir farkı anlatan karşılaştırma

one of them ... the other, iki kişiyi karşılaştırır: kişilerden biri Titanic'i diğerinden tam bir kez daha fazla izlemiştir. one more time than, sayının sadece daha fazla olduğunu değil, aradaki farkın tam olarak bir izleme olduğunu gösterir. them daha önce sözü edilen iki kişiyi belirtir. one of them bu kişilerden birini, the other geriye kalan kişiyi, it ise Titanic'i belirtir.

Alıştırma

Mia'nın filmi diğer arkadaşından tam bir kez daha fazla izlediğini anlatan cümleyi seçin.

  1. Of the two friends, Mia has watched the film more times than the other.
  2. Of the two friends, Mia has watched the film one more time than the other.
  3. Of the two friends, Mia has watched the film one time with the other.
Cevabı göster

Of the two friends, Mia has watched the film one more time than the other.

Harry and Ron

4:49

Harry ve Ron

respond with the following flurry of texts. Kalıp ifadeler

4:50

aşağıdaki mesaj yağmuruyla yanıt veriyor.

Kalıp ifadeler

respond with the following flurry of texts: peş peşe gelen yoğun bir mesaj akışıyla karşılık vermek

Respond with, birinin neyle karşılık verdiğini gösterir. Burada yanıt, ardından gelen kısa mesajlardan oluşur. A flurry of texts, çok sayıda kısa mesajın kısa ve hareketli bir zaman diliminde art arda gelmesi veya gönderilmesi demektir. Flurry kısa süreli hafif bir kar yağışını da anlatabilir; ancak burada mecazdır ve yalnızca sayının çokluğunu değil, ani ve yoğun bir hareketliliği vurgular.

Alıştırma

A flurry of texts ifadesini en iyi hangi cümle açıklar?

  1. Uzun bir bekleyişten sonra özenle yazılmış tek bir mesaj gelir.
  2. Birkaç mesaj aylar boyunca yavaş yavaş gelir.
  3. Çok sayıda kısa mesaj kısa sürede peş peşe gelir.
Cevabı göster

Çok sayıda kısa mesaj kısa sürede peş peşe gelir.

Did you watch Titanic more than I did? Dilbilgisi

4:55

Titanic'i benden daha mı çok izledin?

Dilbilgisi

more than I did: karşılaştırmada yardımcı fiille tekrarın önlenmesi

more than I did içindeki did, daha önce geçen watch Titanic fiil öbeğinin yerini tutar. Açık hâli more than I watched Titanic olurdu; did kullanmak eylemin tamamını tekrarlamayı önler. did aynı zamanda geçmiş zamanı taşır. Şimdiki zamanda yapılan bir karşılaştırmada, She watches it more than I do. örneğindeki gibi do veya does kullanılır.

Alıştırma

practiced the piano ifadesinin yerini tutan geçmiş zaman yardımcı fiiliyle karşılaştırmayı tamamlayın: Maya practiced the piano more than I ____ yesterday.

Cevabı göster

did

I have no idea. Kalıp ifadeler

4:57

Hiçbir fikrim yok.

Kalıp ifadeler

I have no idea: hiç bilmediğini söylemek

I have no idea, “Hiç bilmiyorum” veya “Hiçbir fikrim yok” anlamına gelen doğal ve tam bir yanıttır. Bu cümlede konuşan kişi bir cevap verememektedir. Burada idea, “öneri” ya da “yaratıcı düşünce” demek değildir. have no idea kalıbı bilgi eksikliğini anlatır ve ardından soru sözcüğüyle başlayan bir yan cümle gelebilir: I have no idea where she went.

Alıştırma

“Hiç bilmiyorum” anlamındaki hedef ifadeyle yanıtı tamamlayın: Where is the spare key? — I ____.

Cevabı göster

have no idea

Me neither. Ton ve niyet

5:00

Benim de.

Ton ve niyet

Me neither: olumsuz bir ifadeye katılmak

Me neither, olumsuz anlam taşıyan bir ifadeye katılmanın kısa ve gündelik bir yoludur. “Aynı olumsuz durum benim için de geçerli” anlamına gelir. Burada I have no idea cümlesine yanıt verdiği için örtük anlamı “I have no idea either.” şeklindedir. Fiil veya iletinin geri kalanı, önceki konuşmacı zaten söylediği için atılır. Önemli olan olumsuz anlamdır: I have no idea biçim olarak olumlu bir cümle olsa da no sözcüğü anlamını olumsuz yapar.

Alıştırma

Bir arkadaşınız “I don't enjoy horror movies.” diyor. Sizin de korku filmlerinden hoşlanmadığınızı belirten kısa yanıt hangisidir?

  1. Me neither.
  2. Me too.
  3. I have no idea.
Cevabı göster

Me neither.

Do you know now?

5:01

Şimdi biliyor musun?

Yes, indeed.

5:02

Evet, kesinlikle.

Really?

5:05

Gerçekten mi?

Then so do I. Dilbilgisi

5:05

O zaman ben de biliyorum.

Dilbilgisi

Then so do I: so + yardımcı fiil + özne ile “ben de” sonucunu belirtmek

So do I, önceki olumlu cümleye katılmak için so + yardımcı fiil + özne şeklindeki devrik yapıyı kullanır. Bu sahnede do, daha önce geçen know fiilinin yerini tutar; bu nedenle “yapmak” anlamına gelmez. Bu yapı I know it too cümlesini tamamen tekrarlamayı önler. Then, “o zaman” veya “bu durumda” anlamındadır. Konuşan kişi yeni aldığı bilgiye dayanarak önceki ifade doğruysa aynı şeyin kendisi için de geçerli olduğu sonucuna varır.

Alıştırma

Yanıtı üç kelimelik devrik bir katılma yapısıyla tamamlayın. Maya: 'I enjoy science puzzles.' Siz: '____.'

Cevabı göster

So do I

So here's the question for you. Anlatım akışı

5:07

İşte size soru.

Anlatım akışı

So here's the question for you: soru sunmak için so kullanmak

Burada so bir söylem belirleyicisidir. Önceki açıklamayı kapatır ve dinleyiciye yöneltilen bir soru olan sonraki adıma geçildiğini gösterir. Sorunun mutlaka bir nedenin kesin sonucu olduğu anlamına gelmez. Here's, here is ifadesinin kısaltmasıdır. here's the question sonraki soruyu odağa getirirken for you doğrudan dinleyiciye seslenir ve onu yanıt vermeye davet eder.

Alıştırma

Hangi cümle arka plan bilgisinden dinleyicilere yönelik bir soruya en iyi geçişi yapar?

  1. So here's the question for you.
  2. So here's what happened next.
  3. In short, that answers the question.
Cevabı göster

So here's the question for you.

What's the sum Kelime

5:09

Ron'un Titanic'i izlediği

of the possible number of times

5:10

olası zamanların

that Ron watched Titanic?

5:12

toplamı kaçtır?

Kelime

What's the sum of ...? matematiksel toplamı sorar

Bir matematik sorusunda sum, iki veya daha fazla sayının toplanmasıyla bulunan toplam anlamına gelir. What's the sum of ...? kalıbı, of sözcüğünden sonra belirtilen değerleri toplamanızı ister. Buradaki değerler, izleme sayısıyla ilgili olası sayılardır. Soru, yalnızca bir olası değeri seçmenizi değil, tüm olası değerleri toplamanızı ister.

Alıştırma

Bir problemde "What's the sum of the possible values?" diye soruluyor. Ne yapmalısınız?

  1. Tüm olası değerleri topla.
  2. Yalnızca en büyük olası değeri seç.
  3. Olası değerlerin kısa bir özetini yaz.
Cevabı göster

Tüm olası değerleri topla.

In a moment, Anlatım akışı

5:15

Kısa bir süre içinde,

we'll tell you how to check your answer Kalıp ifadeler

5:15

cevabınızı en sevdiğimiz sitelerden birinde

Kalıp ifadeler

how to check your answer: cevabını nasıl kontrol edersin

check your answer, cevabının doğru olup olmadığını kontrol etmek anlamına gelir. Genellikle cevap anahtarıyla, bir kuralla veya hesaplama sonucuyla karşılaştırarak kontrol edersin. Buradaki check, cevabın yanına onay işareti koymak ya da sağlık muayenesi yapmak anlamına gelmez. how to check your answer, cevabı kontrol etme yöntemini anlatan how + to + fiil yapısıdır. Tell, show veya explain gibi fiillerden sonra gelebilir.

Alıştırma

check your answer ifadesinin cevabın doğru olup olmadığını doğrulamak anlamında kullanıldığı cümle hangisidir?

  1. Draw a new question next to your answer.
  2. Put a check mark beside your answer without reading it.
  3. Check your answer against the answer key before you hand in the test.
Cevabı göster

Check your answer against the answer key before you hand in the test.

on one of our favorite websites. Dilbilgisi

5:17

nasıl kontrol edeceğinizi söyleyeceğiz.

Anlatım akışı

In a moment, ... yakında olacak şeyi önceden bildirir

Cümlenin başında kullanılan In a moment, “çok yakında” veya “kısa bir bekleyişten sonra” anlamına gelir. Konuşmacının biraz sonra vereceği bilgiyi önceden bildirir. Bu giriş ifadesi, dinleyicilere sırada ne olduğunu söyleyerek mesajı düzenler. Buradaki a moment kesin bir zaman birimi değildir; bu nedenle tam olarak bir dakika anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “çok yakında” anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: ____, the show will begin.

Cevabı göster

In a moment

Dilbilgisi

one of our favorite websites: en sevdiğimiz web sitelerinden biri

one of our favorite websites, çok sevdiğimiz bir web sitesi grubundan bir tanesi anlamına gelir. one of our favorite yalnızca tek bir favori olduğu anlamına gelmez; daha büyük bir grubun içindeki bir öğeyi gösterir. Yapı one of + iyelik belirleyicisi + çoğul sayılabilen isim şeklindedir: one of our favorite websites. one tekil olsa da of sonrasındaki isim çoğul olur, çünkü ifade bir gruba gönderme yapar.

Alıştırma

Sevdiğin bir web sitesi grubundan birini belirtmek için one of + çoğul ismi doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. This is one of my favorite website.
  2. This is one of my favorite websites.
  3. This is one my favorite websites.
Cevabı göster

This is one of my favorite websites.

The reason we love Brilliant Dilbilgisi

5:19

Brilliant'ı sevmemizin nedeni

is that it teaches you problem-solving tools

5:21

size problem çözme araçları

and strategies

5:23

ve stratejileri öğretmesidir

Dilbilgisi

The reason ... is that ... ile nedeni açıkça belirtmek

The reason + yan cümle + is that + yan cümle kalıbı, önce açıklanması gereken durumu belirtir, sonra bunun nedenini verir. Bu cümlede The reason we love Brilliant özne bölümüdür; that it teaches... ile başlayan yan cümle ise nedeni açıklar. Nedeni veren yan cümleden önce is that kullanın. Bu yapı, neden-sonuç açıklamasını özellikle net hâle getirmek istediğinizde yararlıdır.

Alıştırma

Cümleyi The reason ... is that ... kalıbındaki iki sözcüklük bağlantıyla tamamlayın: The reason I stayed home ____ I felt sick.

Cevabı göster

is that

that you can apply Kalıp ifadeler

5:24

her türlü bilmeceye

to all sorts of riddles.

5:25

uygulayabileceğiniz.

Kalıp ifadeler

apply ... to all sorts of ...: bir şeyi birçok durumda kullanmak

Burada apply “kullanmak, uygulamak” anlamındadır ve kalıp apply X to Y şeklindedir: X bir araç, yöntem, kural veya beceridir; Y ise bunun kullanıldığı sorun ya da durumdur. all sorts of, “birçok farklı türde” anlamına gelir. Baştaki ilgi zamiri that, daha önce geçen problem-solving tools and strategies ifadesine gönderme yapar ve apply fiilinin nesnesi görevindedir. Tam anlam, bu araç ve stratejileri birçok bilmece türüne uygulamaktır.

Alıştırma

Hangi cümle “bu yöntemi birçok sorunda kullanmak” anlamına gelir?

  1. We can apply this method to many problems.
  2. We can apply for this method.
  3. This rule applies to many problems.
Cevabı göster

We can apply this method to many problems.

Brilliant's puzzle library

5:27

Brilliant'ın bulmaca kütüphanesi

is enormous,

5:29

çok büyük,

interesting,

5:30

ilginç

and carefully curated Kelime

5:30

ve problem çözme becerilerinizi geliştirmenize

to help you hone your problem-solving skills. Kalıp ifadeler

5:32

yardımcı olmak için özenle seçilmiştir.

Kelime

and carefully curated: özenle seçilmiş ve düzenlenmiş

Burada and carefully curated, enormous ve interesting ifadelerine üçüncü bir niteleme ekler. Kütüphanedeki içeriklerin rastgele toplanmadığını; belirli bir amaçla seçildiğini, incelendiğini ve düzenlendiğini anlatır. Curated yalnızca müze sergileri için kullanılmaz. Çalma listelerini, makaleleri, kursları ve dijital kütüphaneleri de niteleyebilir. Carefully, seçimlerin özen ve kalite değerlendirmesiyle yapıldığı fikrini güçlendirir.

Alıştırma

“The reading list was carefully curated” cümlesini en iyi açıklayan seçenek hangisidir?

  1. Metinler incelenmeden rastgele bir sırayla eklendi.
  2. Metinlerin hepsi aynı kişi tarafından yazıldı.
  3. Metinler özenle seçilip düzenlendi.
Cevabı göster

Metinler özenle seçilip düzenlendi.

Kalıp ifadeler

hone your problem-solving skills: bir yeteneği alıştırmayla geliştirmek

Hone your problem-solving skills ifadesinde hone, odaklı alıştırmalarla zaten var olan bir beceriyi daha keskin ve etkili hâle getirmek demektir. Bir şeyi ilk kez öğrenmekten çok, mevcut beceriyi geliştirmeyi anlatır. Yaygın yapı hone + beceri, yetenek veya tekniktir. Burada your problem-solving skills geliştirilen özel beceriyi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi “alıştırmayla geliştirmek” anlamındaki hedef fiille tamamlayın: Regular drills will help you ____ your presentation skills.

Cevabı göster

hone

Visit brilliant.org/teded

5:35

İncelemek için

to check it out Öbek fiiller

5:37

brilliant.org/ted-ed adresini ziyaret edin

Öbek fiiller

check it out: samimi bir şekilde bakmaya davet etmek

Burada check it out, “daha fazla bilgi edinmek veya ilginizi çekip çekmediğini görmek için ziyaret etmek ya da bakmak” anlamına gelir. it zamiri, önerilen internet sitesini veya kaynağı belirtir. Bu, samimi bir davettir; bir şeyin dışını kelimesi kelimesine inceleme talimatı değildir. Bu anlamda check out, ayrılabilen bir öbek fiildir. Zamir nesne, fiil ile parçacığın arasına gelmelidir: check it out denir, check out it denmez. Nesne bir isimse iki sıra da kullanılabilir: check out the website veya check the website out.

Alıştırma

Cümleyi check out öbek fiiliyle tamamlayın ve zamiri doğru yere koyun: This new science game looks fun. Please ____.

Cevabı göster

check it out

and use that link

5:38

ve o bağlantıyı kullanın

so they know we sent you. Dilbilgisi

5:39

böylece sizi bizim gönderdiğimizi bilirler.

Dilbilgisi

so they know we sent you: amacı belirtmek için so kullanımı

Burada so, bağlantıyı kullanmanın amacını belirtir: bağlantının kullanılması, sitenin ziyareti konuşmacıların yönlendirmesi olarak tanımasını sağlar. Bir yönergede eylem + so + özne + fiil yapısı genellikle “sonraki hedef gerçekleşebilsin diye bunu yap” anlamına gelir. that da eklenebilir: so that they know. we sent you ifadesindeki sent mecaz anlamdadır. “Sizi bu siteye yönlendirdik veya bu siteyi önerdik” demektir; “sizi postayla gönderdik ya da fiziksel olarak taşıdık” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede bir yönergenin amacı so ile belirtilmiştir?

  1. The store was closed, so we went home.
  2. Save the receipt so you can return the jacket if needed.
  3. Save the receipt because the jacket was expensive.
Cevabı göster

Save the receipt so you can return the jacket if needed.

As an added bonus, Anlatım akışı

5:41

Ek bir bonus olarak,

Anlatım akışı

As an added bonus: ek bir avantajı tanıtmak

As an added bonus, ana fayda sunulduktan sonra olumlu bir noktayı daha tanıtan, cümle başında kullanılan bir geçiş ifadesidir. Burada bonus, işverenden alınan ek ücret değil, fazladan bir avantaj anlamına gelir. Bu ifade mesajı iki düzeyde düzenler: önce ana değer, ardından teklifi daha çekici kılan ek bir neden gelir.

Alıştırma

Ek bir fayda tanıtan hedef ifadeyi tamamlayın: The plan saves time. As an ____, it also costs less.

Cevabı göster

added bonus

the first 833 of you Dilbilgisi

5:42

o bağlantıyı ziyaret eden

to visit that link

5:44

ilk 833 kişi

Dilbilgisi

the first 833 of you to visit...: en erken davranan grubu seçmek

the first + number + of you + to + verb kalıbı, dinleyiciler arasında eylemi herkesten önce yapan belirtilen sayıdaki kişiyi ifade eder. The first 833 kişi sayısını verir, of you ise bu grubu hitap edilen kişilerin arasından seçer. to visit that link mastar yapısı, kimin ilk kişiler arasında sayılacağını belirleyen eylemi gösterir. İnsan grubunu niteler; onların amacını ifade etmez.

Alıştırma

Hangi cümle, dinleyiciler arasında formu en erken tamamlayan 20 kişinin bilet alacağı anlamına gelir?

  1. Twenty of you will receive a ticket before you complete the form.
  2. The first 20 of you will complete the form to receive a ticket.
  3. The first 20 of you to complete the form will receive a ticket.
Cevabı göster

The first 20 of you to complete the form will receive a ticket.

will receive

5:46

yıllık premium abonelik ücretinde

20% off the annual premium Notlar

5:46

%20 indirim

subscription fee.

5:49

kazanacak.

Kalıp ifadeler

20% off: fiyatta yüzde yirmi indirim

20% off, ilk fiyatın veya ücretin %20’sinin düşüldüğü ve müşterinin %80’ini ödediği anlamına gelir. Buradaki off, bir şeyin uzaklaşmasını değil, fiyat üzerinden çıkarılan miktarı belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı percentage + off + indirimin uygulandığı şey biçimindedir: 20% off the fee, 20% off a ticket veya 20% off the regular price.

Alıştırma

İndirim cümlesini tek sözcükle tamamlayın: This coupon gives you 20% ____ the regular price.

Cevabı göster

off

Kelime

premium subscription fee: üst düzey planın abonelik ücreti

Premium subscription fee, premium abonelik planına erişmek için ödenen ücrettir. İfadenin ana ismi fee’dir; subscription ücretin ne için olduğunu, premium ise üst düzey planı belirtir. Örnekte annual tüm ifadeyi niteler; dolayısıyla bu, söz konusu planın bir yıllık ücretidir. Premium ek özellik veya avantajları anlatır; yalnızca ücretin pahalı olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle üst düzey bir aboneliğin yıllık ücretini doğal biçimde anlatır?

  1. For ad-free access, pay the annual premium subscription fee.
  2. For ad-free access, pay the annual premium subscription wage.
  3. For ad-free access, pay the annual premium subscription fare.
Cevabı göster

For ad-free access, pay the annual premium subscription fee.

Also,

5:51

Ayrıca,

if you're still wondering how many times Ton ve niyet

5:51

büyücülerin Titanic'i kaç kez izlemiş

the wizards may have watched Titanic,

5:53

olabileceğini hala merak ediyorsanız,

Ton ve niyet

if you're still wondering how many times the wizards may have watched Titanic: izleyicinin sorusuna geri dönmek

Burada if you're still wondering... bazı izleyicilerin hâlâ aklında olabilecek bir soruya dostça dönmenin yoludur. Devam eden merakı, sıradaki bilgiyi vermek için bir fırsat olarak sunar; olacakları belirleyen katı bir koşul kurmaz. wondering'den sonra gelen how many times... bir dolaylı sorudur. Düz cümle söz dizimini korur; may have watched ise geçmişte izleme eylemini kesin değil, olası olarak gösterir.

Alıştırma

Doğru mu yanlış mı? Bu cümlede if you're still wondering, katı bir koşul kurmaktan çok izleyicinin hâlâ merak ediyor olabileceğini kabul eder.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Doğru

we left a link in the description Kültür

5:55

açıklamada sizi doğrudan çözüme

Kültür

we left a link in the description: video açıklamasındaki bağlantı

Çevrim içi video dilinde the description, genellikle oynatıcının altında bulunan ve videoya bağlı bilgi bölümüdür. Bu nedenle we left a link in the description, izleyicilerin kullanabileceği tıklanabilir bir bağlantıyı oraya koyduğumuz anlamına gelir. Burada left, “bir şeyi koyup kullanılabilir durumda bırakmak” demektir; “ayrılmak” veya “kaybetmek” anlamında değildir. Description platformdaki bölümü belirtir, hikâyenin açıklamasını değil.

Alıştırma

Cümleyi tamamlayın: We left a link in the video ____.

Cevabı göster

description

that jumps you Kalıp ifadeler

5:57

yönlendiren

straight to the solution.

5:58

bir bağlantı bıraktık.

Kalıp ifadeler

jumps you straight to...: doğrudan yönlendirme

Bu cümlede jumps you straight to the solution, bir bağlantının veya kontrolün ne yaptığını anlatır: kullanıcıyı çözümün bulunduğu yere hemen götürür. Jump burada mecazidir; fiziksel olarak zıplamak anlamına gelmez. Kalıp jump + someone + (straight/directly) to + destination şeklindedir. Straight, aradaki sayfaların, bölümlerin veya adımların atlandığını vurgular.

Alıştırma

Cümleyi dört kelimeyle tamamlayın. jump fiilini, you nesnesini ve straight sözcüğünü kullanın: This link ____ the troubleshooting guide.

Cevabı göster

jumps you straight to