Filmlerle İngilizce Öğrenmek Bölüm 3 - Bir English for Life dersi: İngilizce çalışma notları

British Council | English

Öğrenme zorluğu
542 kelime 193 kel/dk

Video özeti: Bu ders, film ve dizilerle yoğun İngilizce çalışmak için gölgeleme, kısa dikte alıştırmaları ve İngilizceye geri çeviri yöntemlerini açıklar. Ayrıca kısa ve düzenli çalışmaların izleme keyfini desteklemesi, içeriği sıkıcı bir göreve dönüştürmemesi gerektiğini vurgular. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. is called shadowing. — Sözcük Anlamı ve Kullanım Düzeyi: shadowing sözcüğünü, bir sahneyi durdurup henüz duyulan repliği taklit etmeye dayanan dil öğrenme yönteminin adı olarak tanıyın. Bu yöntemi aksanınızı yok etmeye çalışmadan; ritme, tonlamaya, güçlü ve zayıf sözcüklere dikkat ederek, kendi sesinizi kaydedip özgün kayıtla karşılaştırarak uygulayabilirsiniz. 2. write down — Phrasal Verb’ler: Bir çalışma, konuşulan dili yazılı biçimde kaydetmenizi istediğinde kullanılan bu yaygın phrasal verb’ü anlayıp kullanın. Kısa bir dikte çalışmasında sahneyi tekrar oynatabilir, duyduklarınızı yazabilir, altyazıları açabilir ve iki sürümü karşılaştırarak doğru işittiğiniz kısımlarla kaçırdığınız ayrıntıları belirleyebilirsiniz. 3. little and often, — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bu kısa ifadeyi, tek ve yorucu bir oturum yerine az miktarda fakat sık sık çalışma tavsiyesi olarak anlayın. İfade, İngilizceyle düzenli biçimde yeniden karşılaşmanızı sağlayan sürdürülebilir bir çalışma alışkanlığını anlatmanıza ve yoğun çözümlemenin film ya da diziyi sıkıcı hâle getirmesini önlemenize yardımcı olur.

Bu derste

So, in our first video about using film and series to improve your English, Dilbilgisi

0:00

Filmleri ve dizileri İngilizcenizi geliştirmek için kullanmakla ilgili ilk videomuzda

we talked about taking a relaxed approach. Kalıp ifadeler

0:04

daha rahat bir yaklaşım benimsemekten bahsetmiştik.

Dilbilgisi

using film and series to improve your English: B yapmak için A kullanmak

using film and series to improve your English ifadesinin tamamı, about edatından sonra videonun konusunu belirtir. use, about kelimesinden sonra geldiği için -ing biçimi olan using hâlini alır; burada şimdiki zaman yapısının bir parçası değildir. İfadenin içindeki use A to do B, “B’yi yapmak amacıyla A’yı kullanmak” demektir. Burada film and series kullanılan kaynaktır; to improve your English ise amacı gösterir. Bu kalıp, bir aracın veya yöntemin ne yapmaya yardımcı olduğunu açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede about + using A to do B yapısı doğru kullanılmıştır?

  1. This lesson is about using songs to learn new words.
  2. This lesson is about using songs for learn new words.
  3. This lesson is about use songs to learn new words.
Cevabı göster

This lesson is about using songs to learn new words.

Kalıp ifadeler

taking a relaxed approach: rahat bir yaklaşım benimsemek

Take an approach, “bir şeyi ele alma biçimi seçmek” anlamına gelir. Burada take, talked about ifadesinden sonra geldiği için taking olur. Approach, yöntem veya tutum anlamında bir isimdir; yaklaşma eylemini anlatmaz. Relaxed, yaklaşımın sakin ve az baskılı olduğunu belirtir ancak mutlaka özensiz olduğu anlamına gelmez. Yaklaşımın ilgili olduğu etkinliği veya sorunu belirtmek için a relaxed approach to learning örneğindeki gibi approach to + isim veya -ing biçimi kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle “İlk birkaç derste sakin ve az baskılı bir yöntem dene” anlamını doğal biçimde verir?

  1. Try to take a relaxed approach the first few lessons.
  2. Try to use a relaxed way to the first few lessons.
  3. Try to take a relaxed approach to the first few lessons.
Cevabı göster

Try to take a relaxed approach to the first few lessons.

In the second video,

0:06

İkinci videomuzda,

we talked about ways you can pick up the pace to study a bit harder. Deyimler

0:07

tempoyu artırıp biraz daha sıkı çalışmanın yollarından söz etmiştik.

Deyimler

pick up the pace: tempoyu artırmak

Pick up the pace, bir şeyi daha hızlı veya daha enerjik yapmaya başlamak demektir. Bu cümlede çalışma hızını ve yoğunluğunu artırmak anlamındadır; herhangi bir şeyi gerçek anlamda yerden almak değildir. Bu ifade genellikle mevcut tempodan daha hızlı bir tempoya geçişi anlatır. Bu nedenle ders çalışma, iş, egzersiz ve hâlihazırda devam eden başka etkinlikler için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “daha hızlı çalışmaya başlamak” anlamındaki dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: Our group project is not finished, and class ends soon, so we need to ____.

Cevabı göster

pick up the pace

And finally,

0:11

Ve son olarak,

we're going to give you some advice Kalıp ifadeler

0:12

size bazı tavsiyeler vereceğiz,

for how to study really intensively

0:13

gerçekten yoğun bir şekilde nasıl çalışabileceğiniz konusunda,

Kalıp ifadeler

yoğun çalışmak konusunda tavsiye vermek

Give someone some advice, belirli bir kişiye öneriler sunmak demektir. Burada you, tavsiyeyi alan kişiyi; some advice ise konuşmacıların sunmayı planladığı şeyi belirtir. Ardından gelen how to yan cümlesi, tavsiyenin hangi konuda yardımcı olacağını, yani çok yoğun biçimde çalışmayı gösterir. Başka durumlarda kullanılabilecek en standart kalıp give someone some advice on how to do something biçimindedir. Altyazıdaki advice for how to ... anlaşılırdır ve konuşmada görülebilir; ancak özellikle düzenlenmiş yazılarda on how to ... genellikle daha doğal duyulur.

Alıştırma

Hangi cümle standart İngilizcede advice kalıbını doğal biçimde kullanır?

  1. The teacher gave me an advice on how to remember new words.
  2. The teacher gave me some advice on how to remember new words.
  3. The teacher made me some advices on how to remember new words.
Cevabı göster

The teacher gave me some advice on how to remember new words.

using film and TV series.

0:16

film ve TV dizilerini kullanarak.

Remember that when you're doing this,

0:24

Bunu yaparken şunu unutmayın ki,

the main aim is still to enjoy yourself. Anlatım akışı

0:25

temel amaç hâlâ keyif almaktır.

Anlatım akışı

the main aim is still to enjoy yourself: ana hedefi odakta tutmak

the main aim is still to ... ifadesi en önemli amacı belirtir. still, belirli bir etkinlik ya da yöntem konuşulsa bile bu amacın değişmediğini gösterir. Bu cümlede amaç hâlâ keyif almaktır. Bu yapı, dikkati temel hedefe geri çekmek için kullanılabilir: the main aim is still to + fiilin yalın hâli.

Alıştırma

Temel hedefin değişmediğini gösteren ifadeyi kullanarak cümleyi tamamla: Even after we change the plan, the main aim is ____ keep everyone safe.

Cevabı göster

still to

So, you don't have to do this every single time Notlar

0:28

Bu yüzden bunu her defasında yapmak zorunda değilsiniz

you're watching film and TV.

0:31

film ve televizyon izlerken.

Dilbilgisi

don't have to: bir eylemin gerekli olmadığını söylemek

don't have to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmanın gerekli olmadığını belirtir. Bu cümlede konuşan kişi, etkinliğin her seferinde yapılması konusundaki baskıyı azaltır; dinleyici bunu yapabilir ama yapmamayı da seçebilir. Bu ifade seçimi açık bırakır. Eylemin yasak olduğunu göstermez.

Alıştırma

Bir defter getirmenin yasak değil, isteğe bağlı olduğunu anlatan cümleyi seç.

  1. You don't have to bring a notebook; I have an extra one.
  2. You mustn't bring a notebook; it could get lost.
  3. You can't bring a notebook; bags are not allowed.
Cevabı göster

You don't have to bring a notebook; I have an extra one.

Kalıp ifadeler

every single time: her seferini vurgulama

every single time ifadesinde single, every time ifadesini güçlendirir ve “istisnasız her seferinde” anlamını verir. single burada tek bir olayın sayısını belirtmez; ayrı ayrı bütün durumları vurgular. Burada don't have to ... every single time, zorunluluğun kapsamını sınırlar. Bu eylem bazen yararlı olabilir, ancak film veya televizyon izlediğin her seferinde yapılması gerekmez.

Alıştırma

Cümleyi “istisnasız her seferinde” anlamındaki vurgulu ifadeyle tamamla: Mia checks the map ____ she reaches a new station.

Cevabı göster

every single time

But if you want some intense study, Anlatım akışı

0:33

Ama biraz yoğun bir çalışma istiyorsanız,

here are some ideas.

0:35

işte size bazı fikirler.

Anlatım akışı

But if ..., here are ...: sınırlamadan önerilere geçiş

But, bu cümleyi yoğun çalışmanın her zaman gerekli olmadığını belirten önceki hatırlatmaya bağlar. Yalnızca basit bir karşıtlık göstermez; konuşmayı bu tür bir çalışma isteyen kişiler için sunulan seçeneğe yöneltir. if yan cümlesi koşulu belirler, here are ise gelecek listeyi tanıtır. Bu kalıp bilgiyi “genel sınır → ilgili koşul → öneriler” sırasıyla düzenler.

Alıştırma

Ayrıntılı bir planın herkes için gerekli olmadığını az önce söyledin. Böyle bir plan isteyen kişiler için listeye en iyi geçişi hangi cümle sağlar?

  1. These three ideas prove that everyone needs a detailed plan.
  2. A detailed plan is not necessary for everyone.
  3. But if you want a more detailed plan, here are three ideas.
Cevabı göster

But if you want a more detailed plan, here are three ideas.

So, the first thing you can do is called shadowing. Kelime

0:36

Yapabileceğiniz ilk şeyin adı gölgeleme (shadowing).

This is to work on your pronunciation. Kalıp ifadeler

0:39

Bu telaffuzunuz üzerinde çalışmak içindir.

Kelime

is called shadowing: taklit tekniğine shadowing adını vermek

Burada shadowing, bir dil öğrenme tekniğinin adıdır. Konuşanı dinler; kelimeleri, telaffuzu, ritmi ve tonlamayı çok az gecikmeyle taklit edersiniz. is called sözleri tekniğin adını tanıtır. Shadowing gerçek bir gölgeyle ilgili değildir. Bazı öğretmenler bu terimi dikkatli dinleyip tekrar etme çalışmalarını da kapsayacak şekilde daha geniş kullanır; ancak genellikle konuşmayı neredeyse gerçekleştiği anda takip etmek anlamına gelir.

Alıştırma

Dil öğreniminde shadowing genellikle ne anlama gelir?

  1. Konuşmayı dinleyip çok az gecikmeyle taklit etmek.
  2. Bir kişinin gölgesinin çevresini çizmek.
  3. Bir metni sessizce okuyup her kelimeye bakmak.
Cevabı göster

Konuşmayı dinleyip çok az gecikmeyle taklit etmek.

Kalıp ifadeler

work on your pronunciation: bir beceriyi çalışıp geliştirmek

work on something yapısında work on, bir şeyi iyileştirmek, geliştirmek veya bitirmek için zaman ve çaba harcamak anlamına gelir. Burada work on your pronunciation, telaffuzunuzu daha iyi hâle getirmek için alıştırma yapmak demektir; kelimesi kelimesine telaffuzun “üzerinde” bir iş yapmak anlamına gelmez. on sözcüğünden sonra beceri, sorun veya görev gelir: work on my spelling, work on a problem ya da work on writing more clearly. Bu yapıda on gereklidir.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrendiğiniz iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: My speech is next week, so I need to ____ my pronunciation.

Cevabı göster

work on

Pause the TV series or film

0:41

TV dizisini veya filmi duraklatın

and repeat the expression that you just heard. Kalıp ifadeler

0:43

ve az önce duyduğunuz ifadeyi tekrar edin.

Kalıp ifadeler

repeat the expression that you just heard: az önce duyduğunuz ifadeyi tekrarlamak

repeat the expression, duyulan dil parçasını yeniden söylemek anlamına gelir. Buradaki expression, tekrar kullanılabilecek bir söz öbeğini veya kısa bir ifadeyi anlatır; yüz ifadesi anlamında değildir. that you just heard bölümü, hangi ifadenin tekrarlanacağını belirtir. Just burada “az önce” demektir; yani tüm yönerge en son duyduğunuz sözleri taklit etmenizi ister.

Alıştırma

Birinden az önce duyduğu dil parçasını yeniden söylemesini doğru biçimde isteyen yönerge hangisidir?

  1. Pause the recording and explain the expression that you just heard.
  2. Pause the recording and repeat the expression that you read earlier.
  3. Pause the recording and repeat the expression that you just heard.
Cevabı göster

Pause the recording and repeat the expression that you just heard.

You should focus on the intonation Kalıp ifadeler

0:46

Tonlamaya odaklanmalısınız

and the strong words and weak words in the sentence. Kelime

0:49

ve cümledeki vurgulu ile vurgusuz kelimelere.

Kalıp ifadeler

focus on the intonation: tonlamaya odaklanmak

Focus on, dikkati bir şeye yöneltmek demektir. Burada focus on the intonation, yalnızca kelimeleri değil, sesin nasıl yükselip alçaldığını dikkatle dinlemeniz gerektiğini anlatır. focus on something kalıbında on zorunludur. on'dan sonra odaklanılan şey veya etkinlik gelir; örneğin focus on the rhythm ya da focus on speaking clearly.

Alıştırma

Eksik edatla cümleyi tamamlayın: During the second listen, focus ____ the speaker's intonation.

Cevabı göster

on

Kelime

Strong words ve weak words: cümlede sözcüklerin öne çıkması

Bu telaffuz öğrenme bağlamında strong words ve weak words, sözcüklerin bir cümlede ne kadar belirgin duyulduğunu anlatır. Strong words daha belirgindir; genellikle daha net, daha uzun ya da daha yüksek sesli duyulur. Weak words daha az belirgindir ve daha kısa ya da indirgenmiş söylenebilir. Strong ve weak burada iyi ve kötü anlamına gelmez. Belirginlik, cümlenin vermek istediği mesaja bağlıdır. İsimler ve ana fiiller gibi temel bilgiyi taşıyan sözcükler çoğunlukla vurgu alırken tanımlıklar ve edatlar gibi dil bilgisel işlevli sözcükler genellikle zayıf söylenir. Konuşan kişi bir fikri vurgulamak veya karşılaştırmak için belirli bir sözcüğü de güçlü söyleyebilir.

Alıştırma

Bu cümlede strong words ve weak words ne anlama gelir?

  1. Bunlar söylenirken az ya da çok belirgin duyulan sözcüklerdir.
  2. Bunlar tutulması ve silinmesi gereken sözcüklerdir.
  3. Bunlar iyi ve kötü sözcüklerdir.
Cevabı göster

Bunlar söylenirken az ya da çok belirgin duyulan sözcüklerdir.

If you're feeling confident, Dilbilgisi

0:52

Kendinize güveniyorsanız,

you can record yourself on your phone and listen back. Notlar

0:53

kendinizi telefonunuza kaydedip sonra dinleyebilirsiniz.

Dilbilgisi

If you're feeling confident, you can ...: isteğe bağlı bir öneri

If you're feeling confident, you can ... bir eylemi isteğe bağlı bir öneri olarak sunar. if yan cümlesi dinleyicinin o anda kendini hazır hissetmesini koşul olarak verir; can ise emir vermek yerine kişinin yapmayı seçebileceği bir şeyi sunar. Burada feeling confident, kişinin değişmeyen bir karakter özelliğini değil, o andaki durumunu anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle, dinleyicinin o anki duygusuna göre paylaşmayı isteğe bağlı bir öneri olarak sunar?

  1. Share your idea with the group right now.
  2. You are confident, so you have to share your idea with the group.
  3. If you're feeling confident, you can share your idea with the group.
Cevabı göster

If you're feeling confident, you can share your idea with the group.

Kalıp ifadeler

record yourself on your phone: telefonla kendini kaydetmek

Record yourself ifadesinde yourself, record fiilinin nesnesidir; yani ses veya görüntü kaydındaki kişi sensin. Ardından listen back geldiği için bu cümlede esas olarak kendi sesini kaydetmekten söz edilir. On your phone, kaydı yapmak için kullanılan cihazı belirtir. Yapıya record yourself reading örneğindeki gibi bir eylem ve on your phone gibi bir cihaz ifadesi eklenebilir.

Alıştırma

Hangi seçenek, telefonla kendi sesini veya görüntünü kaydetmek anlamına gelir?

  1. Record yourself on your phone.
  2. Record something on your phone for yourself.
  3. Ask someone to record a message on your phone.
Cevabı göster

Record yourself on your phone.

Öbek fiiller

listen back: az önce yaptığın kaydı dinlemek

Listen back, bir kayıt yapıldıktan sonra onu dinlemek anlamına gelir ve çoğunlukla nasıl duyulduğunu kontrol etmek için kullanılır. Buradaki back, bedeni geriye hareket ettirmeyi değil, kayda geri dönmeyi anlatır. Dinlenecek kayıt, önceki record yourself ifadesinden anlaşılır; bu yüzden tekrar belirtilmesi gerekmez. İçeriği söylemek için listen back to the recording örneğindeki gibi listen back to + kayıt veya mesaj kullanılır.

Alıştırma

Hangi yönerge, az önce yaptığın kaydı dinlemek anlamına gelir?

  1. Read back the speech and check your spelling.
  2. Listen back to the recording and check your timing.
  3. Listen again to the teacher's live example.
Cevabı göster

Listen back to the recording and check your timing.

Then listen again to the original Kalıp ifadeler

0:56

Daha sonra orijinalini tekrar dinleyin,

on the series or film

0:59

dizi veya filmde olanı,

and compare it with what you said. Kalıp ifadeler

1:01

ve söylediğinizle karşılaştırın.

Kalıp ifadeler

listen again to the original: kaynak sürümü yeniden dinlemek

listen again to the original, “kaynak sürümü bir kez daha dinlemek” anlamına gelir. Listen fiili, dinlenen şeyden önce to alır; again ise eylemin tekrarlandığını gösterir. Burada the original, dizi veya filmdeki sürümü, yani taklit ederken ya da kontrol ederken kullanılan kaynağı belirten bir isim öbeğidir. Bu bağlamda “yaratıcı” veya “yeni” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, birine kendi sürümünü kontrol etmeden önce kaynak sürümü bir kez daha dinlemesini doğal biçimde söyler?

  1. Listen again to the original before checking your version.
  2. Listen to the original before checking your version.
  3. Listen again the original before checking your version.
Cevabı göster

Listen again to the original before checking your version.

Kalıp ifadeler

compare it with what you said: what cümleciğiyle compare A with B

Compare A with B, benzerlikleri veya farklılıkları bulmak için A ile B'yi yan yana incelemek anlamına gelir. Bu cümlede it, A'dır; what you said ise B'dir. What you said, “söylediğiniz şey veya şeyler” anlamına gelen tam bir isim cümleciğidir. Cümleciğin tamamı with'in nesnesidir ve soru söz dizimini değil, düz cümle söz dizimini kullanır.

Alıştırma

Cümleyi compare A with B yapısıyla tamamlayın: ____ your practice recording ____ what the actor said.

Cevabı göster

Compare · with

The aim is not to completely get rid of your accent, Notlar

1:02

Amaç aksanınızdan tamamen kurtulmak değil,

Deyimler

get rid of: istenmeyen bir şeyden kurtulmak

get rid of, istenmeyen bir şeyi ortadan kaldırmak, atmak veya artık ona sahip olmamak anlamına gelir. get rid of your accent ifadesinde aksanı kaybetmek ya da yok etmek demektir; get ve rid sözcüklerinin tek tek gerçek anlamları kastedilmez. Sabit kalıp get rid of + kurtulmak istediğiniz şey şeklindedir. of zorunludur; zamanı göstermek için yalnızca get değişir, örneğin got rid of.

Alıştırma

Cümleyi “ortadan kaldırmak veya atmak” anlamındaki sabit ifadeyle tamamlayın: We need to ____ these broken toys.

Cevabı göster

get rid of

it's just to get the right rhythm and intonation of the language. Kalıp ifadeler

1:05

sadece dilin doğru ritmini ve tonlamasını kavramaktır.

Dilbilgisi

is not to ..., it's just to ...: gerçek amacı tanımlamak

The aim is not to X; it's just to Y kalıbı iki amacı karşılaştırır. not to X, birinin yanlışlıkla bekleyebileceği amacı dışarıda bırakırken just to Y gerçek ve daha sınırlı amacı belirtir. Bu cümlede dışarıda bırakılan amaç, aksanı tamamen ortadan kaldırmaktır. Gerçek amaç, dilin ritmini ve tonlamasını doğru kullanmaktır. Bir etkinliğin neyi amaçladığıyla ilgili yanlış bir düşünceyi düzeltmeniz gerektiğinde bu kalıbı kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi hedef kalıpla tamamlayın: The aim ____ memorise every answer; ____ learn from your mistakes.

Cevabı göster

is not to · it's just to

Kalıp ifadeler

get the right rhythm and intonation: uygun ritim ve tonlamayı yakalamak

Bu cümlede get the right rhythm and intonation, “konuşmaya uygun ritim ve tonlamayı geliştirmek ya da üretmek” anlamındadır. Burada get “ulaşmak veya yakalamak”, right ise “uygun veya doğru” demektir; left sözcüğünün karşıtı olan “sağ yön” anlamında değildir. Rhythm, konuşmadaki güçlü ve zayıf vuruşların, sürenin ve durakların düzenidir. Intonation, sesin yükselip alçalmasıdır. Tekrar kullanılabilen get the right + isim yapısı, amaca uygun bir şeyi elde etmek veya seçmek anlamına gelir.

Alıştırma

“We repeated the line to get the right rhythm and intonation,” cümlesinde get the right rhythm and intonation ne anlama gelir?

  1. Uygun bir ritim ve tonlamaya ulaşmak
  2. Ritmi ve tonlamayı sağ tarafa taşımak
  3. Ritmi ve tonlamayı yazmak
Cevabı göster

Uygun bir ritim ve tonlamaya ulaşmak

The second piece of advice is to work on your listening skill. Notlar

1:09

İkinci tavsiyemiz, dinleme beceriniz üzerinde çalışmaktır.

Anlatım akışı

The second piece of advice is to ...: sıradaki öneriyi tanıtmak

Second, fikirlerin sırasını gösterir: bir öneri daha önce sunulmuştur ve şimdi bir diğeri başlamaktadır. Bu, dinleyicinin bir konuşmanın veya açıklamanın yapısını takip etmesine yardımcı olur. Advice sayılamayan bir addır. A piece of advice yapısı onu sayılabilen tek bir “tavsiye” olarak ifade eder. Ardından to + fiilin yalın hâli, is to work örneğinde olduğu gibi önerilen eylemi tanıtır.

Alıştırma

“The second piece of advice is to ...” dinleyiciye ne anlatır?

  1. İkinci bir öneri başlıyor ve to yapılacak eylemi tanıtıyor.
  2. Konuşmacı tüm önerileri vermeyi bitirdi.
  3. Konuşmacı ilk öneriyi düzeltiyor.
Cevabı göster

İkinci bir öneri başlıyor ve to yapılacak eylemi tanıtıyor.

Kalıp ifadeler

work on your listening skill: bir beceriyi zamanla geliştirmek

Bu cümlede work on your listening skill, dinleme becerisinin gelişmesi için zaman ayırıp alıştırma yapmak demektir. Work on ifadesinden sonra geliştirmek, ilerletmek veya sürdürmek istediğin şey gelir. Buradaki listening skill, konuşulan dili anlamaya yönelik genel beceridir; belirli tek bir dinleme tekniği değildir. Aynı kalıp başka hedeflerle de kullanılır: work on your pronunciation veya work on a project.

Alıştırma

Hangi cümle, telaffuzumu geliştirmeye zaman ayırmam gerektiğini doğal biçimde ifade eder?

  1. I need to work over my pronunciation.
  2. I need to work my pronunciation on.
  3. I need to work on my pronunciation.
Cevabı göster

I need to work on my pronunciation.

Watch part of the episode

1:12

Bölümün bir kısmını izleyin

and write down exactly what you think the characters are saying. Notlar

1:14

ve karakterlerin tam olarak ne söylediğini düşündüğünüzü yazın.

Öbek fiiller

write down: bilgiyi yazıyla kaydetmek

Write down, bilgiyi daha sonra kullanmak veya hatırlamak için yazıyla kaydetmek demektir. Altyazıdaki yönerge, duyulanları yazılı kelimelere dönüştürmeyi ister; down öbek fiilin bir parçasıdır ve aşağı yönü anlatmaz. Write down ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir isimse write down the number ve write the number down biçimlerinin ikisi de doğaldır. Nesne bir zamirse write ile down arasına gelir: write it down denir, write down it denmez.

Alıştırma

Write down ifadesini kullanıp zamiri doğru yere koyun: This address is important, so ____ before you leave.

Cevabı göster

write it down

Dilbilgisi

exactly what you think the characters are saying: gömülü what yan cümlesinde sözcük dizilişi

exactly what you think the characters are saying ifadesinin tamamı write down fiilinin nesnesidir. what kaydedilecek içeriği başlatır; you think ise bunun doğrulanmış bir alıntı değil, senin en iyi değerlendirmen olduğunu gösterir. exactly, sözcüklerin mümkün olduğunca doğru yazılmasını ister. Bu, cümle içine gömülü bir what yan cümlesi olduğu için içinde düz cümle dizilişi kullanılır: what you think the characters are saying. write down sonrasında doğrudan soru dizilişi olan what do you think kullanılmaz. Bu yapı, kesin olmayan bir içeriği daha büyük bir ifade veya yönerge içinde belirtmeni sağlar.

Alıştırma

Gömülü what yan cümlesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Write down exactly what you think the speaker is saying.
  2. Write down exactly what you think is the speaker saying.
  3. Write down exactly what do you think the speaker is saying.
Cevabı göster

Write down exactly what you think the speaker is saying.

This should be a really short section.

1:17

Bu gerçekten kısa bir bölüm olmalı.

You can repeat it as many times as necessary Kalıp ifadeler

1:19

Gerektiği kadar tekrar edebilirsiniz

Kalıp ifadeler

as many times as necessary: ihtiyaca göre belirlenen tekrar sayısı

as many times as necessary ifadesi, kaç tekrar gerekiyorsa o kadar anlamına gelir. Sayıyı açık bırakır: necessary sabit bir sayıya değil, hedefin veya görevin ihtiyacına göre belirlenir. Yeniden kullanılabilen kalıp as many + sayılabilen çoğul isim + as necessary şeklindedir. Burada times tekrarları saydığı için much değil, many kullanılır.

Alıştırma

Yönergeyi ‘kaç tekrar gerekiyorsa o kadar’ anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: You may replay this short clip ____.

Cevabı göster

as many times as necessary

until you've written down everything that you heard. Dilbilgisi

1:22

duyduğunuz her şeyi yazana kadar.

Dilbilgisi

until you've written down ...: tamamlanana kadar devam etmek

Until, daha önce tekrarlanan eylemin bitiş noktasını gösterir: dinlemeye ve yazmaya devam edilir, bütün bilgiler yazıya geçirildiğinde durulur. You've written down, you have written down ifadesinin kısaltmasıdır. Present perfect, yazma eylemini o bitiş noktasına kadar tamamlanmış olarak gösterir. Geleceğe yönelik bir yönergede until yan cümlesi genellikle will yerine şimdiki zaman biçimlerinden birini kullanır.

Alıştırma

Eylemin tamamlanmış bir bitiş noktasına kadar sürdüğünü hangi cümle doğru anlatır?

  1. Keep listening until you will have written down every word.
  2. Keep listening until you've written down every word.
  3. Keep listening until you've wrote down every word.
Cevabı göster

Keep listening until you've written down every word.

Then put the subtitles on Öbek fiiller

1:25

Sonra altyazıları açın

and compare them with what you wrote. Kalıp ifadeler

1:27

ve yazdıklarınızla karşılaştırın.

Öbek fiiller

put the subtitles on: altyazıları görünür hâle getirmek

Burada put the subtitles on, altyazıları ekranda görünür hâle getirmek anlamına gelir. Put on fiziksel olarak bir şeyi bir yere koymayı anlatmaz; izlenebilen veya dinlenebilen bir şeyi açmak ya da başlatmak anlamındadır. Put ... on ayrılabilir. Nesne bir isimse hem put the subtitles on hem de put on the subtitles kullanılabilir. Nesne bir zamirse ortaya gelir: put them on denir, put on them denmez.

Alıştırma

Put ve them zamirini kullanarak yönergeyi tamamlayın: The subtitles are off. Please ____.

Cevabı göster

put them on

Kalıp ifadeler

compare them with what you wrote: A ile B’yi belirleme

compare A with B, iki şeyi yan yana inceleyip benzerliklerini veya farklılıklarını görmek demektir. Burada A olan them, daha önce geçen subtitles sözcüğüne; B olan what you wrote ise “yazdıkların” ifadesine karşılık gelir. Çoğul zamir them, bu yönergeyi subtitles ile bağlar. Yani yapılması istenen, karakterleri birbiriyle karşılaştırmak değil, kendi yazdıklarını altyazılarla kontrol etmektir.

Alıştırma

compare them with what you wrote ifadesinde hangi iki şey karşılaştırılıyor?

  1. the subtitles and what you wrote
  2. the episode and the subtitles
  3. the characters and what you wrote
Cevabı göster

the subtitles and what you wrote

This way you can see what you heard correctly Notlar

1:29

Bu şekilde neleri doğru duyduğunuzu görebilirsiniz

and what you missed.

1:31

ve neleri kaçırdığınızı.

Anlatım akışı

This way: bir yöntemi sonucuna bağlamak

This way, cümlenin başında kullanılan ve “bunu yaparak” ya da “az önce sözü edilen yöntemi kullanarak” anlamına gelen bir bağlayıcıdır. Önceki adımlara gönderme yapar ve onların sonucunu açıklar: neyi doğru duyduğunu ve neyi kaçırdığını anlayabilirsin. Bilgiyi önce yöntem, sonra sonuç gelecek şekilde düzenler. Buradaki way, fiziksel bir yol veya yön anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “bunu yaparak” anlamına gelen iki sözcüklü bağlayıcıyla tamamla: Check your notes against the transcript. ____, you can spot any missing words.

Cevabı göster

This way

Dilbilgisi

what you heard correctly and what you missed: paralel what yan cümleleri

what you heard correctly ve what you missed, and ile bağlanan iki paralel what yan cümlesidir. Her yan cümle bir grup şeyi belirtir: doğru duyduğun bölümler ve duyamadığın bölümler. Bu iki yan cümle birlikte dengeli bir karşıtlık oluşturur ve ikisi de see fiilinin anlamını tamamlar. Ana cümlenin içine yerleştirildikleri için doğrudan soru söz dizimini değil, what you heard ve what you missed örneklerindeki bildirme cümlesi söz dizimini kullanırlar.

Alıştırma

Hangi cümle check fiilinden sonra iki paralel what yan cümlesini doğru kullanır?

  1. You can check what you understood and what you missed.
  2. You can check what you understood and what did you miss.
  3. You can check what did you understand and what did you miss.
Cevabı göster

You can check what you understood and what you missed.

And the final piece of advice is to watch a short section

1:32

Ve son tavsiye, kısa bir bölüm izlemek

and to write down what the characters say.

1:36

ve karakterlerin söylediklerini yazmaktır.

You can use subtitles if you want to. Ton ve niyet

1:39

İsterseniz altyazı kullanabilirsiniz.

Ton ve niyet

if you want to: tekrarlanan eylemi atmak ve seçim sunmak

if you want to, “bunu yapmak istersen” anlamına gelir. Mastar işaretleyicisi to kalır, ancak hemen önce söylenen use subtitles fiil öbeği atılır. Böylece aynı ifade tekrarlanmaz. Buradaki if yan cümlesi, altyazı kullanmayı dinleyicinin seçimi olarak sunar. Öneriyi yumuşatır ve altyazı kullanımının mümkün olduğunu, ancak zorunlu olmadığını açıkça belirtir.

Alıştırma

İsteğe bağlı öneriyi dersteki ifadeyle tamamlayın: You can sit by the window ____.

Cevabı göster

if you want to

Then translate it into your first language. Kelime

1:41

Sonra bunu anadilinize çevirin.

Kelime

into your first language: birinci diline

Birinci dilin, genellikle çok küçükken ilk öğrendiğin dil veya ilk öğrendiğin dillerden biridir. Buna çoğu zaman ana dil de denir. Öğrendiğin ilk yabancı dil anlamına gelmez. translate something into a language yapısında into, çeviri sonucunda kullanılacak dili gösterir. Bu yüzden into your first language, metnin hangi dile çevrilmesi gerektiğini belirtir.

Alıştırma

Burada first language ifadesinin doğru anlamı hangisidir?

  1. Bir kişinin en sevdiği dil
  2. Bir kişinin öğrendiği ilk yabancı dil
  3. Bir kişinin ilk öğrendiği dil veya dillerden biri
Cevabı göster

Bir kişinin ilk öğrendiği dil veya dillerden biri

The next day,

1:44

Ertesi gün,

come back and translate it back into English. Kalıp ifadeler

1:45

geri dönün ve tekrar İngilizceye çevirin.

Kalıp ifadeler

translate it back into English: onu tekrar İngilizceye çevirmek

Translate it back into English, aynı içeriği yeniden İngilizce olacak şekilde çevirmek demektir. Önceki adımda içerik İngilizceden başka bir dile çevrilmiştir; back ise geri dönüşü gösterir. translate A into B yapısında into hedef dili gösterir. translate A back into B kalıbı B'ye geri dönme anlamını ekler; back nesneden sonra ve into B'den önce gelir.

Alıştırma

Notun İngilizceden İspanyolcaya çevrildiğini ve ardından yeniden İngilizceye döndüğünü doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. She translated the note into Spanish and then translated it back from English.
  2. She translated the note into Spanish and then translated it back into English.
  3. She translated the note into Spanish and then translated back it into English.
Cevabı göster

She translated the note into Spanish and then translated it back into English.

See if you can translate it into exactly what the characters said Notlar

1:48

Karakterlerin söyledikleriyle birebir aynı çevirip çeviremediğinize bakın

in the series or film.

1:52

dizi veya filmde.

Ton ve niyet

Arkadaşça bir meydan okuma için See if you can ...

See if you can ... “deneyip yapıp yapamayacağını öğren” anlamına gelir. Burada see, gözlerle görmek değil, deneyerek kontrol etmek demektir. Bu ifade bir yönergeyi küçük bir meydan okumaya veya öz değerlendirmeye dönüştürür. Genellikle Translate it gibi doğrudan bir emirden daha yumuşaktır; yine de konuşan kişi karşısındakinin denemesini bekler.

Alıştırma

Öğretmenin arkadaşça meydan okumasını See if you can ile tamamla: ____ finish the maze before the timer ends.

Cevabı göster

See if you can

Dilbilgisi

into exactly what the characters said: gömülü bir what yan cümlesi

what the characters said, cümle içine yerleştirilmiş bir what yan cümlesidir. Yan cümlenin tamamı “karakterlerin söylediği sözler veya içerik” anlamına gelir. into'dan sonra gelerek çevirinin dönüşmesi gereken tam ifadeyi belirtir; exactly ise bire bir eşleşmeyi vurgular. Gömülü bir yan cümlede düz cümle söz dizimi kullanılır: what the characters said. Doğrudan soru söz dizimi kullanılmaz. What, said fiilinin nesnesi görevini zaten görür; bu yüzden said fiilinden sonra it eklenmez.

Alıştırma

Hangi cümlede gömülü what yan cümlesi doğru kullanılmıştır?

  1. We wrote down exactly what did the actor say.
  2. We wrote down exactly what the actor said it.
  3. We wrote down exactly what the actor said.
Cevabı göster

We wrote down exactly what the actor said.

Then you can look again and see how well you've remembered. Dilbilgisi

1:53

Sonra ne kadar iyi hatırladığınızı görmek için tekrar bakabilirsiniz.

Dilbilgisi

how well you've remembered: derece bildiren iç cümlecik

How well you've remembered, “ne kadar iyi hatırladığın”, yani hatırlama konusunda ne derece başarılı olduğun anlamına gelir. Burada how dereceyi sorar, well ise hatırlamanın niteliğini anlatır; selamlaşmadaki how değildir. Bu how cümleciği see fiilinden sonra iç cümlecik olarak kullanıldığı için düz cümle sırasını izler: how well + özne + yardımcı fiil + geçmiş zaman ortacı. how well you've remembered denir; how well have you remembered denmez. Present perfect, önceki öğrenmeyi şimdi kontrol edilen sonuçla bağlar.

Alıştırma

Hafıza düzeyini değerlendirmek için iç cümlecik hâlindeki how well yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Use the quiz to see how you've well remembered the new words.
  2. Use the quiz to see how well you've remembered the new words.
  3. Use the quiz to see how well have you remembered the new words.
Cevabı göster

Use the quiz to see how well you've remembered the new words.

This will help you to notice any grammatical mistakes Kalıp ifadeler

1:56

Bu, herhangi bir gramer hatasını fark etmenize yardımcı olacaktır

that you're making

1:59

yapmakta olduğunuz,

Kalıp ifadeler

notice ... mistakes that you're making: mevcut çalışmadaki hataları fark etmek

Notice any grammatical mistakes, varsa dil bilgisi hatalarının farkına varmak anlamına gelir. Notice bir hatayı tanımayı anlatır; any uygundur çünkü konuşan kişi kesinlikle hata bulunduğunu varsaymaz. That you're making, mistakes sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir. Make a mistake, bir hata üretmek veya hata yapmak için kullanılan yaygın birleşimdir. Şimdiki zamanın süreklilik biçimi you're making, öğrencinin mevcut çalışmasında ya da etkinliğinde ortaya çıkan hatalara işaret eder.

Alıştırma

Cümleyi notice ve make fiillerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: Reading your work slowly can help you ____ any grammatical mistakes that you're ____.

Cevabı göster

notice · making

or any vocabulary that you're not using correctly. Kalıp ifadeler

2:00

veya doğru kullanmadığınız herhangi bir kelimeyi.

Kalıp ifadeler

any vocabulary that you're not using correctly: yanlış kullanılan kelime dağarcığı

Baştaki or, bu ögeyi daha önce geçen grammatical mistakes ile bağlar ve ikinci bir sorun türü ekler: öğrencinin anlatımında yer alan ancak yanlış biçimde kullanılan kelimeler. Buradaki odak yalnızca kelimeleri bilmek veya tanımak değil, onları etkin biçimde doğru kullanmaktır. Burada vocabulary, topluluk bildiren ve normalde sayılamayan bir isimdir. that you're not using correctly, vocabulary sözcüğünü niteleyen ve anlamı yanlış kullanılan kelime dağarcığıyla sınırlayan bir ilgi yan cümlesidir.

Alıştırma

Hangi cümle vocabulary sözcüğünü genel bir kelime topluluğu olarak kullanır ve ilgi yan cümlesini doğru kurar?

  1. The tutor points out any vocabulary that you're not using correctly.
  2. The tutor points out any vocabularies that you're not using correctly.
  3. The tutor points out any vocabulary that you're not use correctly.
Cevabı göster

The tutor points out any vocabulary that you're not using correctly.

So, these are three things that you can do Anlatım akışı

2:03

İşte yapabileceğiniz üç şey,

when you really want to study intensively.

2:05

gerçekten yoğun çalışmak istediğinizde.

Anlatım akışı

So, these are three things that you can do: önceki listeyi özetlemek

Burada So, bu cümleden hemen önce verilen listeyi bitiren ve özetleyen bir söylem belirtecidir. Konuşanın bir neden-sonuç zincirine yeni bir sonuç eklemesinden çok, önceki noktaları bir araya getirdiğini gösterir. these daha önce belirtilen üç öneriye gönderme yapar; three things that you can do ise bunları uygulanabilir eylemler olarak bir araya getirir. So, these are ... kalıbı, konuşanın önceki bilgileri gözden geçirip düzenlediğini fark etmeye yardımcı olur.

Alıştırma

Bir kişi üç öneriyi sıraladıktan sonra So, these are three things that you can do ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Henüz belirtilmemiş, konuyla ilgisiz üç öneri sunar.
  2. Konuşanın daha önce söylediği sözü düzeltir.
  3. Daha önce verilen üç öneriyi özetler.
Cevabı göster

Daha önce verilen üç öneriyi özetler.

Don't do it for too long Kalıp ifadeler

2:07

Bunu çok uzun süre yapmayın

because then the series will become boring. Anlatım akışı

2:08

çünkü o zaman dizi sıkıcı hale gelecektir.

Kalıp ifadeler

for too long: uygun sürenin ötesinde

“For too long”, bir eylemin uygun, güvenli veya yararlı olan süreden daha uzun devam etmesi demektir. Bu cümlede “do it” eyleminin süresini sınırlar ve olumsuz emri, süre aşırı uzamadan durmaya yönelik bir uyarıya dönüştürür. “Too”, yalnızca “very” değil, “kabul edilebilir olandan daha fazla” anlamına gelir. Bu ifade genellikle devam etmenin bir soruna yol açabileceğini düşündürür.

Alıştırma

“For too long” ifadesinin sürenin uygun bir sınırı aştığını gösterdiği cümleyi seçin.

  1. Don't stay in the sun for too long.
  2. We stayed at the museum for a long time.
  3. The road is very long.
Cevabı göster

Don't stay in the sun for too long.

Anlatım akışı

because then ...: tavsiyeyi sonucuna bağlamak

Vurgulanan bölümde “because”, “Don't do it for too long” uyarısının nedenini açıklar. “Then”, eylem devam ederse ortaya çıkacak sonuç olarak “the series will become ...” ifadesine işaret eder; burada “o durumda” anlamındadır. Bilgi düzeni tavsiye veya uyarı + because then + sonuç şeklindedir. Buradaki “then”, yalnızca zaman içinde bir sonraki olayı değil, az önce belirtilen durumla bağlantılı bir sonucu düzenler.

Alıştırma

Şunu okuyun: Take a break, because then you'll be able to focus again. “Because then” burada ne işe yarar?

  1. Daha sonra gerçekleşen ancak önceki ifadeyle ilgisiz bir olay ekler.
  2. Tavsiyenin geçmişte verildiğini söyler.
  3. Tavsiyenin neden yararlı olduğunu açıklayan bir sonuç belirtir.
Cevabı göster

Tavsiyenin neden yararlı olduğunu açıklayan bir sonuç belirtir.

But if you do this little and often, Deyimler

2:11

Ancak bunu azar azar ve sık sık yaparsanız,

you'll find it really helps. Dilbilgisi

2:13

gerçekten işe yaradığını göreceksiniz.

Deyimler

little and often: az miktarda ama sık sık pratik yapmak

Little and often, her seferinde az miktarda ama sık sık yapmak demektir. Little her çalışmadaki miktarı, often ise etkinliğin ne sıklıkta yapıldığını anlatır. Bu cümlede ifade, etkinliğin nasıl yapılacağını açıklar. Kısa ve tekrarlanan çalışmaların tek seferlik büyük bir çabadan daha kolay sürdürülebileceğini belirtir.

Alıştırma

“Az miktarlarda ama sık sık” anlamındaki ifadeyle öneriyi tamamla: Practise ____ instead of doing one very long session each month.

Cevabı göster

little and often

Dilbilgisi

you'll find it really helps: sonucu deneyim yoluyla fark etmek

Burada you'll find, bir şeyi “arayacaksın” değil, deneyim yoluyla “keşfedecek veya fark edeceksin” anlamındadır. it really helps yan cümlesi, dinleyenin fark etmesi beklenen sonucu verir. Yapı you'll find (that) + özne + fiil şeklindedir; konuşmada that atılabilir. Buradaki it, etkinliği az miktarda ve sık sık yapmaya gönderme yapar; really ise yöntemin gerçekten yararlı olduğunu vurgular.

Alıştırma

Hangi cümle, birinin sonucu deneyim yoluyla fark edeceğini anlatmak için you'll find + yan cümle yapısını kullanır?

  1. You'll find your book on the desk.
  2. You'll find out the answer tomorrow.
  3. Read aloud each day, and you'll find it gets easier.
Cevabı göster

Read aloud each day, and you'll find it gets easier.

There are loads of great free apps Kelime

2:15

Bir sürü harika ücretsiz uygulama var,

Kelime

loads of: “çok” demenin samimi bir yolu

Burada loads of, “çok” ya da “bir sürü” anlamına gelir; yani çok sayıda harika ücretsiz uygulama vardır. Bu bir miktar ifadesidir, bir şeyi yüklemek veya taşımakla ilgili load adının gerçek anlamı değildir. Loads of, loads of apps örneğindeki gibi çoğul sayılabilen adlardan ve loads of time örneğindeki gibi sayılamayan adlardan önce gelebilir.

Alıştırma

İfadeyi değerlendirin: “Loads of participants completed the survey” resmî bir araştırma raporu için uygun mudur?

  1. Uygun
  2. Uygun değil
Cevabı göster

Uygun değil

that you can use to help you use film and TV Dilbilgisi

2:17

film ve TV kullanımınıza yardımcı olacak

more effectively to practice your English.

2:20

İngilizcenizi daha etkili pratik etmeniz için.

Dilbilgisi

you can use to help you use: farklı nesnelere sahip iki use

İlk use, that you can use bölümündedir. Burada that, daha önce geçen apps sözcüğüne döner; dolayısıyla bu bölüm “kullanabileceğiniz uygulamalar” anlamına gelir. Sonraki to help sözleri, bu uygulamaları kullanmanın amacını anlatır. İkinci use, help you use film and TV yapısındadır ve nesnesi film and TV'dir. Araç + (that) you can use + to help you + fiilin yalın hâli kalıbını başka durumlarda da kullanabilirsiniz: önce bir araç söyleyin, sonra onun hangi eyleme yardımcı olduğunu açıklayın.

Alıştırma

Özgün cümledeki iki use sözcüğü sırasıyla neyin kullanılmasını anlatıyor?

  1. İlk use izin bildirir; ikinci use geçmişteki bir alışkanlığı anlatır.
  2. İki use da yalnızca film and TV kullanımını anlatır.
  3. İlk use, apps kullanımını; ikinci use ise film and TV kullanımını anlatır.
Cevabı göster

İlk use, apps kullanımını; ikinci use ise film and TV kullanımını anlatır.

They do things like giving you subtitles in two different languages, Kalıp ifadeler

2:22

İki farklı dilde altyazı vermek gibi şeyler yapıyorlar,

so you can check the meaning. Anlatım akışı

2:26

böylece anlamını kontrol edebilirsiniz.

Kalıp ifadeler

do things like giving: -ing biçimiyle işlev örnekleri verme

do things like + -ing kalıbı, bir kişinin, aracın veya sistemin yaptığı şeylere örnek verir. Burada giving you subtitles, uygulamaların işlevlerinden birine örnektir. Giving, like'tan sonra gelen ve örnek etkinliği adlandıran bir isim-fiil biçimidir. Önünde be fiilinin bir biçimi olmadığı için şimdiki zamanın devam biçimi değildir.

Alıştırma

Cümleyi recognize ve things like + -ing yapısını kullanarak tamamla: The photo app does ____ faces in a picture.

Cevabı göster

things like recognizing

Anlatım akışı

so you can check the meaning: bir özelliği yararına bağlama

so bağlacı, önce belirtilen özelliği bu özelliğin kullanıcıya yapma imkânı verdiği şeyle bağlar. Önce iki dilde altyazı özelliği gelir; ardından so you can check the meaning bunun yararlı sonucunu veya amacını belirtir. can'den sonra fiilin yalın biçimi kullanılır: can check. Buradaki so, “bunun sonucunda” veya “-ebilmek için” anlamındadır; so difficult içindeki derece bildiren so değildir.

Alıştırma

Hedef bağlama ifadesini kullanarak cümleyi tamamla: The file is stored online, ____ open it on any device.

Cevabı göster

so you can

Some of them have an inbuilt dictionary Kelime

2:28

Bazılarında yerleşik bir sözlük bulunuyor

Kelime

an inbuilt dictionary: ürüne dâhil edilmiş bir sözlük

An inbuilt dictionary, bir cihazda, uygulamada veya programda zaten bulunan sözlük özelliğini ifade eder. Burada inbuilt, dictionary sözcüğünü niteleyen bir sıfattır; sözlüğün bir binanın içinde olduğu anlamına gelmez. Bu ifade, sözlüğün ayrıca açılması veya kurulması gereken ayrı bir araç değil, ürünün bir parçası olduğunu vurgular.

Alıştırma

Bir ürün açıklamasında an inbuilt dictionary ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Sözlük bir binanın içinde tutulmaktadır.
  2. Sözlük ayrı bir uygulama olarak kurulmalıdır.
  3. Sözlük zaten ürünün bir parçası olarak dâhil edilmiştir.
Cevabı göster

Sözlük zaten ürünün bir parçası olarak dâhil edilmiştir.

or they allow you to put your subtitles Notlar

2:31

veya altyazılarınızı

on a different device,

2:33

farklı bir cihaza koymanıza olanak tanıyor,

like on your smartphone.

2:34

örneğin akıllı telefonunuza.

Dilbilgisi

allow you to + fiil: bir eylemi mümkün kılmak

Allow you to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmanıza izin vermek veya onu yapmanızı mümkün kılmak anlamına gelir. Bu cümlede özne uygulamalardır; bu nedenle allow, bir kişinin izin vermesini değil, bir özelliğin eylemi mümkün kılmasını anlatır. Yapı allow + kişi + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Allow'dan sonra gelen kişi eylemi yapar: allow you to put. To atılmamalıdır.

Alıştırma

Ürün açıklamasını allow you to ile tamamlayın: These controls ____ change the text size.

Cevabı göster

allow you to

Öbek fiiller

put your subtitles on a different device: dijital içeriği başka bir cihazda göstermek

Burada put your subtitles on a different device, altyazıları akıllı telefon gibi başka bir cihazda görünür veya kullanılabilir hâle getirmek demektir. Yapı put + dijital içerik + on + cihaz veya platform şeklindedir. On, içeriğin nerede görüntülenebileceğini ya da kullanılabileceğini belirtir. Burada altyazılar, cihazın dışına yerleştirilen fiziksel nesneler değildir. Teknoloji bağlamında put, kullanılan araca göre içeriği gönderme, kopyalama, yükleme veya görüntüleme anlamına gelebilir.

Alıştırma

Bu teknoloji bağlamında put your subtitles on a different device ne anlama gelir?

  1. Altyazıları başka bir cihazda görünür veya kullanılabilir hâle getirmek.
  2. Basılı altyazıları bir cihazın dışına yapıştırmak.
  3. Altyazıların yerine başka bir cihazın adını yazmak.
Cevabı göster

Altyazıları başka bir cihazda görünür veya kullanılabilir hâle getirmek.

So, you only look at them when you really need to. Dilbilgisi

2:35

Böylece onlara sadece gerçekten ihtiyacınız olduğunda bakarsınız.

Dilbilgisi

you only look at them when you really need to: only ... when ... ile koşul belirtmek

only + eylem + when + koşul yapısı, eylemin her zaman değil yalnızca o koşulda gerçekleştiğini anlatır. Burada only, look at them eylemini sınırlar: kişi altyazılara yalnızca gerçekten ihtiyaç duyduğunda bakar. when you really need to içinde look at them sözleri, anlam zaten açık olduğu için söylenmez. Tam anlamı when you really need to look at them şeklindedir.

Alıştırma

Maya only calls the repair shop when she really needs to ne anlama gelir?

  1. Maya yardıma ihtiyaç duyduğunda bile hiç aramaz.
  2. Maya genellikle aramaz; yalnızca gerçekten gerektiğinde arar.
  3. Maya tamir edilecek bir şey olmasa bile düzenli olarak arar.
Cevabı göster

Maya genellikle aramaz; yalnızca gerçekten gerektiğinde arar.

You'll find links to some of these apps in the description Kültür

2:38

Bu uygulamalardan bazılarının bağlantılarını açıklamada bulabilirsiniz

under the video.

2:41

videonun altındaki.

Kültür

in the description under the video: sayfadaki konumu

Bir video platformunda description, videoya bağlı yazılı bilgi alanıdır. İçerik üreticileri bağlantıları ve ek bilgileri genellikle buraya koyar. Burada under the video, bu alanın sayfada video oynatıcısının altında bulunduğunu belirtir. Videonun içindeki altyazıları veya ekranda görünen yazıları anlatmaz.

Alıştırma

Örneğe göre uygulama bağlantılarını nerede aramalısın?

  1. Videonun içinde gösterilen altyazılarda.
  2. Video oynatıcısının altındaki yazılı bilgi alanında.
  3. Bilgisayar ekranının altındaki fiziksel bir etikette.
Cevabı göster

Video oynatıcısının altındaki yazılı bilgi alanında.

Whichever techniques you decide to use Dilbilgisi

2:42

Hangi teknikleri kullanmaya karar verirseniz verin,

when you're practicing your English using film and TV,

2:44

film ve TV kullanarak İngilizce pratiği yaparken,

remember the most important thing is to enjoy yourself. Anlatım akışı

2:47

en önemli şeyin keyif almak olduğunu unutmayın.

Dilbilgisi

Whichever techniques you decide to use: serbest seçim, soru değil

Whichever techniques you decide to use, mevcut olasılıklar arasından hangi teknikleri seçersen seç anlamına gelir. Burada whichever bir soru sormaz. Ana cümledeki hatırlatmanın her seçim için geçerli olduğunu gösterir. Yapı whichever + isim + özne + fiil şeklindedir. Bu başlangıç cümleciği tüm olası seçimleri kapsar ve ardından konuşmacı hepsi için geçerli olan tek bir tavsiye verir.

Alıştırma

Cümleyi whichever ve parantez içindeki sözcüklerle (tool / choose) tamamlayın: ____, read the instructions first.

Cevabı göster

Whichever tool you choose

Anlatım akışı

remember the most important thing is to ...: ana sonucu vurgulamak

Remember the most important thing is to ... bir dizi önerinin sonunda bilgiyi düzenler. Emir kipindeki remember dikkati yeniden ana noktaya çeker; the most important thing is to ... ise bir ilkeyi diğer ayrıntılardan daha önemli olarak sunar. Buradaki thing fiziksel bir nesne değil, “önemli nokta” veya “ilke” anlamındadır. to ile kurulan mastar bu ilkenin ne olduğunu belirtir. Bu cümlede yapı, tavsiyeyi ana mesaja geri getirir: öğrenme sürecinden keyif almak.

Alıştırma

Bir çalışma önerileri listesini ana ilkeyi vurgulayarak en doğal biçimde hangi cümle bitirir?

  1. I remembered where I put my notebook.
  2. Remember, the most important thing is to keep practicing.
  3. One important object is beside the desk.
Cevabı göster

Remember, the most important thing is to keep practicing.

Choose series and films that you find interesting Dilbilgisi

2:50

İlginizi çeken dizi ve filmleri seçin

and this is the best way to keep practicing your English. Dilbilgisi

2:53

ve bu, İngilizcenizi pratik etmeye devam etmenin en iyi yoludur.

Dilbilgisi

that you find interesting: find + nesne + sıfat

that you find interesting ilgi cümleciği, series and films ifadesini niteler. That, bu dizi ve filmlere gönderme yapar ve find fiilinin nesnesi olarak görev yapar; interesting ise bu nesneyi niteleyen bir sıfattır. find + nesne + sıfat yapısında find, “aramak” değil, “bir şeyi ... olarak görmek” veya “... bulmak” anlamına gelir. Bu yapı, bir kişi veya şey hakkındaki değerlendirmeni ifade etmeni sağlar.

Alıştırma

find + nesne + sıfat yapısını kullanarak “Bu podcast'i ilginç buluyorum” anlamını doğru veren cümle hangisidir?

  1. I find interesting this podcast.
  2. I find this podcast interest.
  3. I find this podcast interesting.
Cevabı göster

I find this podcast interesting.

Dilbilgisi

the best way to keep practicing your English: İngilizce pratiğine devam etmenin en iyi yolu

the best way to ... ifadesi “... yapmanın en iyi yolu” anlamına gelir. Burada, ilginç bulduğun dizi ve filmleri seçmek İngilizce çalışmaya devam etmenin en etkili yolu olarak gösteriliyor; this bu seçime gönderme yapar. Yapı the best way to + fiilin yalın hâlidir. to keep practicing ifadesinde keep “devam etmek” anlamındadır ve ardından -ing biçimi gelir; bu nedenle practicing kullanılır, keep to practice denmez.

Alıştırma

the best way to + fiilin yalın hâli ve keep + -ing yapısını doğru kullanan cümleyi seç.

  1. Drawing every day is the best way to keep improve your skills.
  2. Drawing every day is the best way to keep improving your skills.
  3. Drawing every day is the best way keeping improving your skills.
Cevabı göster

Drawing every day is the best way to keep improving your skills.