Beyaz gergedanı kurtarmak - 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
849 kelime 153 kel/dk

Video açıklaması: Bu bölüm, korunmuş ve genetik açıdan saf embriyoların güneyli gergedanlara yerleştirilmesiyle kuzey beyaz gergedanını kurtarma çabasını inceliyor. Biyolojik malzeme dondurulabilse de türe özgü sosyal davranışların öğrenilmesi gerektiğinden, kalan iki dişi hayattayken bir yavrunun doğmasının neden acil olduğunu açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. on the brink of extinction — Deyimler ve mecazi ifadeler: Haberlerde ve doğa koruma bağlamında sık geçen bu ifadeyi “yok olmaya son derece yakın” olarak anlayın. Ayrıca on the brink of kalıbıyla, brink sözcüğünü gerçek bir kenar olarak yorumlamadan kritik bir sonuca yaklaşan acil durumları anlatmayı öğrenin. 2. But while they can preserve nature, what Thomas's team can't provide is nurture, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: while ile ödünleme ve karşıtlık kurulduğunu, what ... can't provide is yapısıyla da eksik öğenin odağa alındığını fark edin. Böylece teknik bir çözümün genleri koruyabildiğini ancak öğrenilmiş sosyal bilgiyi yeniden oluşturamadığını açıklayabilirsiniz. 3. using sound waves to create images of internal body parts, — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Bu ifadeyi ultrasonun çalışma sürecine dayalı, anlaşılır bir tanımı olarak kavrayın. Bilimsel bir terimi kullanılan yöntemi ve ortaya çıkan sonucu belirterek açıklamayı; gebelik ve iç organlarla ilgili haberlerde bu tür bir tanımı tanımayı öğrenin.

Bu derste

Six Minute English from BBCLearningEnglish.com.

0:02

BBCLearningEnglish.com'dan Six Minute English.

Hello,

0:08

Merhaba,

this is 6 Minute English from BBC Learning English.

0:09

bu BBC Learning English'ten 6 Minute English.

I'm Neil.

0:11

Ben Neil.

And I'm Sam.

0:12

Ve ben Sam.

In this programme, Anlatım akışı

0:13

Bu programda,

we'll be hearing a new story linked to the Nature versus Nature debate,

0:14

doğa ve yetiştirme tartışmasıyla bağlantılı yeni bir hikaye duyacağız,

not concerning a human, Dilbilgisi

0:19

bir insanı ilgilendiren değil,

but a rhinoceros.

0:20

bir gergedanı ilgilendiren.

Anlatım akışı

In this programme, we'll be hearing: sıradaki içeriği önceden tanıtmak

In this programme ifadesi çerçeveyi kurar: sunucu bu bölümde nelerin yer alacağını anlatır. We'll be hearing, daha sonra gelecek bir içeriği önceden tanıtmak için will be + -ing yapısını kullanır; dinleyicilerin o anda hikâyeyi zaten dinlediğini söylemez. In this programme, we'll be hearing ... çerçevesi, dinleyicilerin sıradaki bilginin program içindeki yerini anlamasına yardımcı olur. Başlangıçtaki ortam ve eylem değiştirilerek aynı kalıp bir ders, konuşma veya podcast'i düzenlemek için kullanılabilir.

Alıştırma

Bu program açılışında we'll be hearing ifadesinin işlevi nedir?

  1. Programda daha sonra gelecek bir içeriği önceden tanıtır.
  2. Dinleyicilerin o anda hikâyenin tamamını dinlediğini söyler.
  3. Hikâyenin çoktan bittiğini söyler.
Cevabı göster

Programda daha sonra gelecek bir içeriği önceden tanıtır.

Dilbilgisi

not concerning a human, but a rhinoceros: not A but B ile düzeltme

not A but B yapısı önce A'yı reddeder, sonra gerçek odak olarak B'yi gösterir. Burada not concerning a human olası bir konuyu dışarıda bırakırken but a rhinoceros gerçek konuyu verir. İkinci kısımda tekrarlanan concerning sözcüğü söylenmemiştir; ifade but concerning a rhinoceros olarak anlaşılır. Concerning, “hakkında” veya “ile ilgili” anlamına gelir. Düzeltmenin kolay anlaşılması için A ve B kısımları normalde aynı dil bilgisel görevi taşır; a human ve a rhinoceros birer isim öbeğidir.

Alıştırma

Cümleyi not ... but ... ile tamamlayın: The meeting is ____ about costs, ____ about safety.

Cevabı göster

not · but

The extremely rare northern white rhino of East Africa was on the brink of extinction Deyimler

0:22

Doğu Afrika'nın son derece nadir bulunan kuzey beyaz gergedanı yok olmanın eşiğindeydi,

Deyimler

on the brink of extinction: yok olmanın eşiğinde

On the brink of extinction, “yok olmaya çok yakın” demektir. Brink sözcüğü gerçek anlamda “kenar” anlamına gelir; ancak burada ciddi bir sonucun hemen öncesindeki noktayı belirtir. Gergedanın soyu o sırada henüz tükenmemişti. Yeniden kullanılabilen kalıp on the brink of + isim veya -ing biçimidir. Bir olayın ya da durumun son derece yakın olduğunu, çoğu zaman tehlike veya kriz duygusuyla anlatır.

Alıştırma

Yok olmanın çok yakın olduğunu göstermek için cümleyi on the brink of kalıbıyla tamamlayın: After decades of habitat loss, the species is ____.

Cevabı göster

on the brink of extinction

when the second-to-last living male, Kelime

0:28

sondan ikinci yaşayan erkek olan,

Suni,

0:30

Suni,

died in 2014,

0:31

2014 yılında öldüğünde,

Kelime

second-to-last living male: sıra, hayatta olma durumu ve cinsiyet

Second-to-last, “sondan bir önceki” demektir. Kısa çizgiler, üç sözcüğün living male ifadesini niteleyen tek bir bileşik sıfat gibi birlikte çalışmasını sağlar. Burada living, grubu o sırada hâlâ hayatta olan erkeklerle sınırlar; male ise erkek bir hayvanı belirten isimdir. İfade sıra, hayatta olma durumu ve cinsiyeti birleştirir: bu hayvan öldüğünde geriye yalnızca son yaşayan erkek kaldı.

Alıştırma

Hangi cümlede second-to-last doğru kullanılmıştır?

  1. On a ten-train schedule, it was the second-to-last train, so one more train was still coming.
  2. On a ten-train schedule, it was the second-to-last train, so no more trains were coming.
  3. On a ten-train schedule, it was the second-to-last train, so eight more trains were coming.
Cevabı göster

On a ten-train schedule, it was the second-to-last train, so one more train was still coming.

leaving behind two females, Öbek fiiller

0:33

geride iki dişi bıraktı,

Najin and Fatu,

0:35

Najin ve Fatu,

the last living creatures of their species. Kelime

0:36

kendi türlerinin hayatta kalan son yaratıkları.

Öbek fiiller

leaving behind: ayrılık veya ölümden sonra geride kalanlar

Bu cümlede leaving behind, daha önce sözü edilen birey artık ortada olmadıktan sonra iki dişinin kaldığını anlatır. Önceki olayın sonucunda geriye ne kaldığını gösterir; fiziksel olarak arkada bulunmayı anlatmaz. -ing biçimindeki leaving behind, az önce belirtilen olaya bir sonuç ekler. Nesnesi, geride kalan insanları, hayvanları, şeyleri veya etkileri adlandırır.

Alıştırma

Hangi cümlede leave behind, unutmayı veya fiziksel konumu değil, birinin görevinden ayrılmasının ardından kalan kalıcı bir sonucu anlatır?

  1. When the scientist retired, she left behind a valuable collection of research notes.
  2. The scientist left her notebook behind on the train.
  3. The scientist stood behind the display of research notes.
Cevabı göster

When the scientist retired, she left behind a valuable collection of research notes.

Kelime

the last living creatures of their species: türün hayatta kalan tek bireyleri

the last living creatures of their species, o türden hâlâ hayatta olan tek bireyler anlamına gelir. last başka hiçbir bireyin kalmadığını, living ölenleri dışarıda bıraktığını, of their species ise ait oldukları biyolojik grubu gösterir. İsim grubunun tamamı two females, Najin and Fatu ifadesini yeniden açıklar ve türün tamamen yok olmaya ne kadar yakın olduğunu vurgular.

Alıştırma

Hangi cümle vurgulanan ifadedeki üç anlamı da korur?

  1. They are the only members of that species still alive.
  2. They were the most recently discovered members of several species.
  3. They are the largest animals currently living in the region.
Cevabı göster

They are the only members of that species still alive.

Conservationists started an artificial breeding programme Kelime

0:39

Doğa korumacılar yapay bir üreme programı başlattılar

using eggs from the females and sperm from Suni to produce an embryo, Kalıp ifadeler

0:43

bir embriyo üretmek için dişilerden yumurta ve Suni'den sperm kullanarak,

Kelime

an artificial breeding programme: koruma amaçlı yapay üreme projesi

an artificial breeding programme, hayvanların üremesine yardımcı olmak için insanlar tarafından kontrol edilen yöntemlerin kullanıldığı düzenli bir projedir. Artificial insanın teknik müdahalesini, breeding ise yavru elde etme amacını belirtir. Bu dört kelime, koruma ve biyoteknoloji alanına ait tek bir terim olarak anlaşılmalıdır. Bu cümlede koruma uzmanları, tek bir üreme olayından değil, planlı bir teknik çalışmadan söz etmektedir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki tam koruma terimiyle tamamlayın: The zoo launched ____ to help the endangered birds reproduce.

Cevabı göster

an artificial breeding programme

Kalıp ifadeler

to produce an embryo: amaç ve bilimsel anlam

Bilimsel metinlerde produce an embryo, biyolojik veya teknik bir süreç yoluyla “bir embriyonun oluşmasını sağlamak” anlamına gelir. Produce bir sürecin sonucunu anlatabilir; fabrikada ürün imal etme anlamına gelmez. Buradaki to produce mastarı amaç bildirir: yumurtalar ve sperm, bir embriyo oluşturmak amacıyla kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki amaç bildiren tam ifadeyle tamamlayın: The researchers combined the cells ____.

Cevabı göster

to produce an embryo

an unborn animal in the very early stages of development. Kalıp ifadeler

0:48

gelişiminin çok erken aşamalarında henüz doğmamış bir hayvan.

Kalıp ifadeler

in the very early stages of development: gelişimin çok erken aşamalarında

In the very early stages of development, bir şeyin gelişmeye daha yeni başladığını ve tamamlanmasına ya da olgunlaşmasına daha çok zaman olduğunu anlatır. Very, early sözcüğünü güçlendirerek sürecin özellikle erken bir noktasını vurgular. Başka durumlara aktarılabilen kalıp in the ... stages of development yapısıdır. Bir canlının, tedavinin, ürünün veya projenin gelişim sürecindeki yerini belirtmek için kullanılabilir.

Alıştırma

Geliştirmenin daha yeni başladığını anlatan hedef ifadeyi eksiksiz yazın: The design is still ____.

Cevabı göster

in the very early stages of development

Recently,

0:53

Son zamanlarda,

there's been a new development in the story. Anlatım akışı

0:53

hikayede yeni bir gelişme oldu.

Anlatım akışı

there's been a new development in the story: olayda yeni bir gelişme oldu

There's been, there has been ifadesinin kısaltmasıdır. A new development ile birlikte kullanıldığında, dikkat çekici bir değişikliğin meydana geldiğini ve bunun şu an için önemli olduğunu belirtir. In the story, bu değişikliği daha önce haber verilen olaya veya konuya bağlar; buradaki story yalnızca kurgu değil, bir haber konusu anlamına da gelebilir. Bir haber veya program geçişi olarak bu cümle, ayrıntıları vermeden önce arka planı günceller. Dinleyiciye, konuşmacının önceden bilinenlerden yeni bilgilere geçtiğini bildirir.

Alıştırma

Bir haberde There's been a new development in the story ne işe yarar?

  1. Haberin kurgu olduğunu ve ona inanılmaması gerektiğini söyler.
  2. Hiçbir şey değişmediği için haberi bitirir.
  3. Yeni bir şey olduğunu ve devamında daha fazla ayrıntı verileceğini belirtir.
Cevabı göster

Yeni bir şey olduğunu ve devamında daha fazla ayrıntı verileceğini belirtir.

But before we hear more, Anlatım akışı

0:56

Ancak daha fazlasını duymadan önce,

it's time for my quiz question.

0:57

benim bilgi yarışması sorumun zamanı geldi.

Anlatım akışı

But before we..., it's time for...: konuyu duraklatıp araya bir bölüm eklemek

But before we hear more, mevcut konunun kısa süreliğine duracağını ve daha sonra devam edeceğini belirtir. Baştaki But, dikkati beklenen devamdan başka bir bölüme çevirir. it's time for my quiz question, araya giren etkinliği duyurur. But before we..., it's time for... birlikte bir geçiş kalıbı oluşturur: bir adımı erteleyip dikkati şimdi yapılacak şeye yöneltir.

Alıştırma

Hangi cümle ana konuyu doğal biçimde duraklatıp kısa bir sınavı tanıtır?

  1. Before the quiz ended, we continued the story.
  2. We have finished forever, so there is no next part.
  3. But before we continue, it's time for a short quiz.
Cevabı göster

But before we continue, it's time for a short quiz.

The name rhinoceros comes from the ancient Greek, Kelime

0:59

Gergedan (rhinoceros) adı eski Yunancadan gelmektedir,

but what exactly does it mean?

1:02

ama tam olarak ne anlama geliyor?

Kelime

comes from the ancient Greek: bir sözcüğün kökenini belirtmek

comes from, rhinoceros adının tarihsel kaynağını belirtir. Burada the ancient Greek, Antik Yunanca bir sözcük veya terim anlamına gelir; word ya da term sözcüğü söylenmemiştir. Aktarılabilir word/name + comes from + source kalıbı bir sözcüğün kökenini tanıtır. Kaynak bir dil olduğunda, bu dili sözcüğün tarihsel kaynağı olarak gösterir; tek başına sözcüğün günümüzdeki tam anlamını vermez.

Alıştırma

comes from ile tamamlayın: The word algebra ____ Arabic.

Cevabı göster

comes from

Is it A, thick skin,

1:05

A, kalın deri mi,

B, horned nose,

1:07

B, boynuzlu burun mu,

or C, small eye?

1:10

yoksa C, küçük göz mü?

Ooh,

1:13

Ooh,

that's a tricky one because rhinos have all three. Ton ve niyet

1:13

bu zor bir soru çünkü gergedanlarda üçü de var.

Ton ve niyet

That's a tricky one: zor bir soruya hafif bir yanıt

That's a tricky one, bir soruya cevap vermenin veya bir seçim yapmanın kolay olmadığını söylemenin konuşma dilindeki bir yoludur. Buradaki one, üzerinde konuşulan sorunun yerini tutar; 1 sayısı anlamına gelmez. Tricky, dikkatlice düşünmek gerektiğini veya cevabın açık olmadığını anlatır. Ardından gelen because yan cümlesi bu sorunun neden zor olduğunu açıklar; ifade ise tonu hafif tutar.

Alıştırma

Dikkatlice düşünmeyi gerektiren bir soruya bu dersteki ifadeyle cevap verin: That's ____.

Cevabı göster

a tricky one

Uh okay,

1:16

Hım peki,

I'll guess A, thick skin.

1:17

A, kalın deri diye tahmin edeceğim.

Okay,

1:19

Tamam,

Sam.

1:20

Sam.

We'll find out later. Anlatım akışı

1:20

Daha sonra öğreneceğiz.

Anlatım akışı

We'll find out later: cevabı daha sonra açıklamak

We'll find out later, cevabın şimdi verilmeyeceğini, daha sonra öğrenileceğini anlatır. Find out, bilmemekten bilmeye geçişe odaklanır; we'll ise konuşan ve dinleyicileri gelecekteki bu öğrenme sürecini paylaşan kişiler olarak gösterir. Bağlayıcı bir cümle olarak konuyu geçici biçimde kapatır ve daha sonraki açıklamaya işaret eder. Böylece soru akılda kalır, merak oluşur ve dinleyiciler programın veya konuşmanın bu konuya geri dönmesini bekler.

Alıştırma

Bir sunucu soru soruyor, cevap vermiyor ve ardından “We'll find out later.” diyor. Bu cümlenin işlevi nedir?

  1. Cevabın daha önce eksiksiz biçimde açıklandığını gösterir.
  2. Soruyu izin isteme ifadesine dönüştürür.
  3. Soruyu şimdilik açık bırakır ve cevabın daha sonra geleceğine işaret eder.
Cevabı göster

Soruyu şimdilik açık bırakır ve cevabın daha sonra geleceğine işaret eder.

Now,

1:21

Şimdi,

let's get back to the story of those precious northern rhino embryos. Anlatım akışı

1:21

şu kıymetli kuzey gergedanı embriyolarının hikayesine geri dönelim.

Anlatım akışı

Let's get back to the story of those ...: ana anlatıya dönmek

Let's get back to the story of ... yan konunun bittiğini belirtir ve dinleyicilerin dikkatini önceki anlatıya geri yönlendirir. Let's, geçişi bir emirden çok herkesi kapsayan bir davet gibi gösterirken Now geçiş anını işaretler. Let's get back to + konu, soru veya hikâye kalıbı konuşmayı düzenlemeye yardımcı olur. Buradaki get back fiziksel olarak bir yere dönmek değil, daha önceki bir konuşmayı sürdürmek anlamına gelir.

Alıştırma

Geçişi hedef ifadeyle tamamlayın: After answering that side question, let's ____ the main topic.

Cevabı göster

get back to

Well,

1:26

Pekala,

the good news is that so far five embryos have been produced. Notlar

1:26

iyi haber şu ki şu ana kadar beş embriyo üretildi.

Anlatım akışı

The good news is that ...: olumlu bir haberi çerçevelemek

The good news is that, gerçeği vermeden önce mesajı olumlu olarak sunar. Bu cümlede that, iyi haberin ne olduğunu açıklayan yan cümleyi başlatır: so far five embryos have been produced. The good news is that + yan cümle kalıbı, dinleyicilerin haberin niteliğini hemen anlamasına yardımcı olur. Bilgiyi yalnızca tarafsız bir gerçek olarak vermek yerine konuşanın bakış açısından olumlu biçimde çerçeveler.

Alıştırma

Haberi olumlu olarak çerçeveleyen ifadeyle duyuruyu tamamlayın: ____ our missing cat has come home.

Cevabı göster

The good news is that

Kalıp ifadeler

so far: şu ana kadarki ilerleme

Buradaki so far, “şu ana kadar” anlamına gelir. Beş embriyo sayısını konuşma anına dek elde edilen sonuçlarla sınırlar; bu nedenle beş, nihai toplam olmak zorunda değildir. Daha önceki bir noktadan bugüne uzanan ilerleme aktarılırken so far genellikle present perfect ile kullanılır. Bu cümlede have been produced ile birlikte, sonucu henüz tamamlanmamış güncel bir ilerleme olarak çerçeveler.

Alıştırma

Hedef ifade so far ile bu ilerleme raporunu tamamlayın: The study is still continuing. ____, we have collected 200 responses.

Cevabı göster

So far

They're being frozen until they can be implanted in southern rhinos. Dilbilgisi

1:30

Güney gergedanlarına implante edilebilecekleri zamana kadar donduruluyorlar.

Dilbilgisi

being frozen until they can be implanted: bir koşula kadar süren edilgen işlem

They're being frozen, şimdiki zamanda devam eden edilgen yapıdır: embriyolar dondurma işlemini yapan değil, bu işleme maruz kalan taraftır. Bağlamda kriyoprezervasyonu şu anda devam eden bir süreç veya düzenleme olarak sunar. until they can be implanted bu düzenlemenin sona ereceği noktayı belirtir. can be implanted, modal fiilli edilgen bir yapıdır; dolayısıyla kalıbın tamamı, bir edilgen işlemin başka bir edilgen eylem mümkün olana kadar sürdüğünü anlatır.

Alıştırma

“Devam eden edilgen + until + modal fiilli edilgen” kalıbını store ve test fiilleriyle tamamlayın: The samples ____ until they ____.

Cevabı göster

are being stored · can be tested

The northern species' more common cousin. Deyimler

1:36

Kuzey türünün daha yaygın olan kuzenine.

Deyimler

a species' more common cousin: biyolojik akrabalığı anlatan gayriresmî benzetme

Bu popüler bilim ifadesinde cousin, yakın akraba olan ama farklı bir tür için kullanılan akrabalık benzetmesidir. İnsanlar arasındaki bir aile ilişkisini anlatmaz ve resmî bir taksonomik basamağın adı değildir. İyelik yapısı the northern species', cousin ile kuzeydeki tür arasında bağ kurar; more common ise akraba türün daha sık bulunduğunu veya görüldüğünü belirtir. Aile benzetmesi, biyolojik yakınlığı dinleyiciye hızlı ve teknik olmayan bir şekilde anlatır.

Alıştırma

Bir doğa belgeselinde “this bird's larger cousin” büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Daha büyük, akraba olan ama farklı bir kuş.
  2. Kuşları inceleyen bir insan akraba.
  3. Türün üzerinde yer alan resmî bir biyolojik basamak.
Cevabı göster

Daha büyük, akraba olan ama farklı bir kuş.

Conservationist Thomas Hildebrandt runs the rhino breeding program.

1:39

Doğa korumacı Thomas Hildebrandt, gergedan üreme programını yürütüyor.

He spoke to BBC World Service's Science in Action,

1:43

BBC Dünya Servisi'nin Science in Action programına konuştu,

who asked him whether the embryos were genetically from the northern species. Dilbilgisi

1:46

sunucu kendisine embriyoların genetik olarak kuzey türünden olup olmadığını sordu.

Dilbilgisi

asked him whether ...: dolaylı evet-hayır sorusunda düz cümle dizilişi

Who asked him whether ... yapısında dolaylı bir evet-hayır sorusu bulunur. Whether, bir durumun doğru olup olmadığını sorar; asked him ifadesindeki him ise sorunun yöneltildiği kişiyi gösterir. Whether sonrasında düz cümle dizilişi kullanılır: the embryos were .... Soru cümlesindeki were the embryos ... devriği kullanılmaz. Doğrudan soru Were the embryos genetically from the northern species? şeklindedir; bu soru asked him whether sonrasında cümle içine yerleştirildiğinde özne fiilden önce gelir.

Alıştırma

asked whether sonrasında kelime dizilişi doğru olan cümleyi seçin.

  1. She asked whether was the test ready.
  2. She asked whether the test was ready.
  3. She asked whether did the test become ready.
Cevabı göster

She asked whether the test was ready.

Absolutely right. Ton ve niyet

1:52

Kesinlikle doğru.

Ton ve niyet

Absolutely right: güçlü ve tam bir onay

Absolutely right, önceki ifadenin veya değerlendirmenin tamamen doğru olduğunu onaylayan kısa ve güçlü bir ifadedir. Absolutely, right sözcüğünü güçlendirir; bu nedenle yalnızca yes ya da right demekten daha kesin bir yanıttır. Tek başına yanıt olarak kullanıldığında That's veya You're gibi sözcükler düşer. That's absolutely right ve You're absolutely right aynı güçlü onayı ifade eder; tam olarak neyin onaylandığını bağlam gösterir.

Alıştırma

Hangi yanıt, konuşanın değerlendirmesine tamamen katılındığını en açık şekilde gösterir?

  1. You may be right.
  2. Absolutely right.
  3. Not quite right.
Cevabı göster

Absolutely right.

That's no uh hybrids.

1:53

Bunlar hımm melez değil.

That's a pure northern white rhino embryos, Kelime

1:54

Bunlar saf kuzey beyaz gergedanı embriyoları,

which were generated with the desired breeding partner Suni, Kelime

1:58

istenen üreme partneri Suni ile üretildiler,

who died in 2014.

2:03

ki o da 2014 yılında ölmüştü.

Kelime

pure northern white rhino embryos: ahlaki saflık değil, genetik soy

Burada pure genetik soyu tanımlar. İfade, başka bir gergedan soyunun da yer aldığı melez embriyoları değil, genetik kökeni bütünüyle kuzey beyaz gergedanı soyundan gelen embriyoları anlatır. Ahlaken saf veya fiziksel olarak temiz anlamına gelmez. Embryos, isim grubunun ana sözcüğüdür. Northern white rhino hayvanın türünü belirtir; pure ise bu soy hakkında bilgi ekler.

Alıştırma

Bu koruma bağlamında pure northern white rhino embryos ne anlama gelir?

  1. Ahlaken iyi olan embriyolar.
  2. Fiziksel olarak temizlenmiş embriyolar.
  3. Kuzey beyaz gergedanının genetik soyundan gelen embriyolar.
Cevabı göster

Kuzey beyaz gergedanının genetik soyundan gelen embriyolar.

Kelime

which were generated with the desired breeding partner Suni: embriyoların nasıl üretildiği

which ile başlayan açıklayıcı ilgi yan cümlesi, embriyoların kökeni hakkında ek bilgi verir. were generated edilgen yapıdadır: embriyolar yardımcı üreme sürecinin sonucudur. Burada with the desired breeding partner Suni, Suni'nin koruma programı tarafından üreme eşi olarak seçildiği ve genetik materyalin bir tarafını sağladığı anlamına gelir. desired, kişisel olarak “istenen” değil, “uygun bulunup seçilen” demektir.

Alıştırma

Embriyoların seçilmiş bir üreme eşinin genetik materyali kullanılarak üretildiğini hangi cümle doğru biçimde ifade eder?

  1. The selected breeding partner was generated by the embryos.
  2. The embryos were generated using genetic material from the selected breeding partner.
  3. The embryos generated the selected breeding partner.
Cevabı göster

The embryos were generated using genetic material from the selected breeding partner.

So,

2:06

Yani,

we have embryos,

2:06

elimizde embriyolar var,

which have a very high quality.

2:07

oldukça yüksek kaliteye sahip olan.

There's no inbreeding effect on these embryos, Kelime

2:10

Bu embriyoların üzerinde hiçbir akraba çiftleşmesi etkisi yok,

Kelime

There's no inbreeding effect on these embryos: akrabalı çiftleşme etkisi yok

Inbreeding, yakın akraba bireyler arasındaki üreme anlamına gelir. Bir inbreeding effect, bu yakın akrabalığa bağlanan genetik bir sonuçtur; zararlı kalıtsal özellik riskinin artması veya genetik çeşitliliğin azalması buna örnek olabilir. There's no ... effect on these embryos, embriyoların böyle bir etki göstermediğini belirtir. Embriyoların hiç akrabası olmadığı anlamına gelmez; genetik sonuçlarla ilgili bir ifadedir.

Alıştırma

Hangi bulgu cümlenin anlamıyla uyuşur?

  1. Embriyolar iki farklı türden geliyordu.
  2. Analiz, yakın akrabalar arasındaki çiftleşmeden kaynaklanan hiçbir genetik etki bulmadı.
  3. Embriyoların hiçbir biyolojik akrabası yoktu.
Cevabı göster

Analiz, yakın akrabalar arasındaki çiftleşmeden kaynaklanan hiçbir genetik etki bulmadı.

and it is so important to make the next step to transfer these embryos, Kelime

2:13

ve bu embriyoları transfer etmek için bir sonraki adımı atmak o kadar önemli ki,

Kelime

transfer these embryos: üreme tıbbında embriyo transferi

Üreme tıbbında transfer these embryos, embriyoları alıcının üreme kanalına, genellikle rahmine yerleştirmek anlamına gelir. Buradaki transfer, sıradan taşımayı değil, tıbbi veya yetiştiricilikte kullanılan bir üreme işlemini adlandırır. to transfer these embryos mastar yapısı, bir sonraki adımda yapılacak belirli eylemi açıklar.

Alıştırma

Hangi cümlede transfer embryos üreme tıbbındaki anlamıyla kullanılmıştır?

  1. The clinic will transfer the embryos into the patient's uterus.
  2. The nurse will transfer the files to a secure drive.
  3. The courier will transport the embryos to another laboratory.
Cevabı göster

The clinic will transfer the embryos into the patient's uterus.

because we can preserve live biological material in liquid nitrogen. Kelime

2:18

çünkü canlı biyolojik materyali sıvı nitrojende koruyabiliriz.

Kelime

preserve live biological material in liquid nitrogen: kriyojenik koruma

Preserve live biological material in liquid nitrogen, hücreleri, dokuları, spermleri, yumurtaları veya embriyoları sıvı azotun aşırı düşük sıcaklığında tutarak daha sonra kullanılabilecek şekilde canlılıklarını korumak demektir. Preserve, materyalin zamanla bozulmasını önlemeyi vurgular. Buradaki live biological material, biyolojik canlılığını hâlâ koruyan materyal anlamına gelir; gözle görülür biçimde hareket eden bütün bir organizma anlamına gelmez. In liquid nitrogen, saklama ortamını belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle, canlı hücrelerin daha sonra kullanılabilmesi için sıvı azotta saklandığını anlatır?

  1. Researchers preserve live cells in liquid nitrogen.
  2. Researchers preserve liquid nitrogen inside live cells.
  3. Researchers display live cells next to liquid nitrogen.
Cevabı göster

Researchers preserve live cells in liquid nitrogen.

But what we can't do, Anlatım akışı

2:24

Ancak yapamayacağımız şey şu,

we can't preserve social knowledge.

2:25

sosyal bilgiyi koruyamayız.

Anlatım akışı

what we can't do, we can't...: vurgu için konuyu başa alıp tekrarlama

Burada what we can't do, yapamadığımız şey biçimindeki sınırlamayı konu olarak öne çıkarır. Ardından gelen we can't preserve social knowledge bölümü bu sınırlamayı doğrudan açıklar. can't sözcüğünün yinelenmesi, savı korunabilen şeylerden korunamayan kritik unsura yöneltir. Bu, konuşma dilinde kullanılan konu-yorum düzenidir: önce konu adlandırılır, ardından konu hakkında tam bir yargı kurulur. Daha kısa bir biçim What we can't do is preserve social knowledge olur.

Alıştırma

Hangi cümle bir sınırlamayı vurgulamak için aynı konu-öncelikli tekrar yapısını kullanır?

  1. What we saved was enough to rebuild the system.
  2. We can save the files and rebuild them later.
  3. What we can't save, we can't rebuild later.
Cevabı göster

What we can't save, we can't rebuild later.

And therefore,

2:28

Ve bu nedenle,

we need desperately a calf on the ground so that these two existing northern white rhinos can teach the new calf how to behave as a northern white rhino. Notlar

2:28

yerde yürüyecek bir yavruya çaresizce ihtiyacımız var, böylece var olan bu iki kuzey beyaz gergedanı yeni yavruya bir kuzey beyaz gergedanı olarak nasıl davranacağını öğretebilir.

Deyimler

a calf on the ground: gerçekten doğmuş ve mevcut bir yavru

Bu koruma bağlamında a calf on the ground, yalnızca bir embriyo veya gelecek planı değil, gerçekten doğmuş ve yaşayan gerçek bir yavru anlamına gelir. İfade, mevcut gergedanların etkileşime girebileceği canlı bir hayvanı vurgular. Daha genel olarak on the ground, dikkati planlardan, saklanan materyallerden veya uzaktan alınan kararlardan gerçek durumda fiilen bulunan ya da çalışan unsurlara yöneltir.

Alıştırma

Bu cümlede a calf on the ground ne anlama geliyor?

  1. Yerde düz biçimde yatan bir yavru gergedan
  2. Gerçekten doğmuş ve yaşayan bir yavru gergedan
  3. Gelecekte kullanılma ihtimali için saklanan bir embriyo
Cevabı göster

Gerçekten doğmuş ve yaşayan bir yavru gergedan

Dilbilgisi

so that ... can: bir eylemin amacını anlatmak

Bu cümlede so that, bir yavruya ihtiyaç duyulmasının amacını açıklar: Yavru, hayatta olan iki gergedanın ona bir şeyler öğretebilmesini mümkün kılmak için gereklidir. can, önceki eylemin oluşturduğu imkânı ya da yeterliği gösterir. Kullanılabilir kalıp eylem + so that + özne + can/could/will + fiil şeklindedir. Yalnızca sonra ne olduğunu anlatmak yerine “Bu hangi amaçla yapılıyor?” sorusunu yanıtlar.

Alıştırma

Hangi cümlede so that bir eylemin amacını belirtmek için kullanılmıştır?

  1. We moved the chairs so that everyone could see the stage.
  2. We moved the chairs because the event was over.
  3. The hall was so crowded that we could not find a seat.
Cevabı göster

We moved the chairs so that everyone could see the stage.

Having genetically pure embryos prevents the birth of hybrids, Dilbilgisi

2:42

Genetik olarak saf embriyolara sahip olmak, melezlerin doğumunu önler,

Dilbilgisi

Having genetically pure embryos prevents...: gerund öbeğini özne olarak kullanmak

Having genetically pure embryos, İngilizcede bir gerund yani isim-fiil öbeğidir. Öbeğin tamamı özne görevindedir ve tek bir durumu, bu embriyolara sahip olmayı, adlandırır. Bu durum tek bir şey olarak değerlendirildiği için geniş zamandaki fiil tekil biçimde kullanılır: prevent değil, prevents. Nesne the birth of hybrids ifadesidir.

Alıştırma

Hangi cümlede gerund öbeği tekil özne olarak doğru kullanılmıştır?

  1. Keeping clear records prevent mistakes.
  2. Keep clear records prevents mistakes.
  3. Keeping clear records prevents mistakes.
Cevabı göster

Keeping clear records prevents mistakes.

animals that have been bred from two different species. Kelime

2:46

melezler iki farklı türden üretilmiş hayvanlardır.

Kelime

animals that have been bred from two different species: hybrids sözcüğünün tanımı

Virgülden sonraki animals that have been bred from two different species ifadesi, hybrids sözcüğünü açıklayan eş görevli bir ifadedir. Burada hybrids, ebeveynleri iki farklı türe ait olan hayvanlar anlamına gelir. Tanımın içindeki that have been bred from ... bölümü, animals sözcüğünü niteleyen edilgen bir ilgi cümleciğidir. Edilgen yapı hayvanların kökenine odaklanır; from ise onları üretmekte kullanılan iki türü belirtir.

Alıştırma

Bu bağlamda hybrid sözcüğünü hangi cümle doğru tanımlar?

  1. A hybrid is an animal bred only from closely related parents.
  2. A hybrid is an animal bred from two different species.
  3. A hybrid is any animal raised in two different places.
Cevabı göster

A hybrid is an animal bred from two different species.

It's also important the embryos have no inbreeding, Kelime

2:50

Aynı zamanda embriyolarda akraba çiftleşmesi olmaması da önemlidir,

breeding of a young animal from two closely related parents,

2:54

bir yavru hayvanın birbiriyle yakın akraba olan iki ebeveynden üretilmesi,

because this can cause disease.

2:57

çünkü bu hastalıklara yol açabilir.

Kelime

no inbreeding, breeding ...: eş görevli bir tanım

Virgülden sonraki breeding of a young animal from two closely related parents sözleri, inbreeding terimini açıklayan eş görevli bir tanımdır. Başka bir deyişle no inbreeding, embriyoların birbirine yakın akraba ebeveynler arasındaki üremeden gelmemesi gerektiği anlamına gelir. Burada related, duygusal yakınlığı değil, soy veya genetik bağını ifade eder. because ile başlayan yan cümle kaygının nedenini açıklar: akraba çiftleşmesi, zararlı kalıtsal özelliklerin hastalığa yol açma ihtimalini artırabilir.

Alıştırma

Hangi cümle inbreeding terimini eş görevli bir ifadeyle doğru biçimde tanımlar?

  1. Inbreeding, breeding animals from two different species, can increase genetic risk.
  2. Inbreeding, moving animals between two habitats, can increase genetic risk.
  3. Inbreeding, breeding between closely related individuals, can increase genetic risk.
Cevabı göster

Inbreeding, breeding between closely related individuals, can increase genetic risk.

Fortunately,

3:00

Neyse ki,

Thomas and his team have preserved five healthy and genetically pure northern rhino embryos in liquid nitrogen.

3:01

Thomas ve ekibi sıvı nitrojende sağlıklı ve genetik olarak saf beş kuzey gergedanı embriyosunu muhafaza etti.

But while they can preserve nature, Anlatım akışı

3:09

Ancak doğayı koruyabilseler de,

what Thomas's team can't provide is nurture,

3:11

Thomas'ın ekibinin sağlayamadığı şey yetiştirmedir,

Anlatım akışı

while ... what ... is ...: nature ve nurture karşıtlığına odaklanma

while yan cümlesi önce mümkün olan şeyi kabul eder: ekip nature, yani kalıtsal biyolojik özellikleri koruyabilir. Ana cümle daha sonra bu imkânın sınırını belirtir. what + özne + cannot provide + is + odak yapısı nurture sözcüğünü en güçlü vurgu yeri olan cümle sonuna koyar. Burada nurture, gelişimi şekillendiren bakım, çevre ve öğrenme anlamına gelir. Böylece cümle, bir imkândan eksik olan kritik parçaya geçer.

Alıştırma

Hangi cümle aynı yapıyı kullanır: while ile bir beceriyi kabul edip ardından what ... is ... ile önemli sınırlamaya odaklanmak?

  1. The scanner cannot preserve the pages or the original book.
  2. The scanner copied the pages while the librarian closed the room.
  3. While the scanner can copy the pages, what it cannot preserve is the feel of the original book.
Cevabı göster

While the scanner can copy the pages, what it cannot preserve is the feel of the original book.

the social knowledge that a young northern rhino or calf can only learn from other northern rhinos. Kelime

3:14

genç bir kuzey gergedanının veya yavrunun yalnızca diğer kuzey gergedanlarından öğrenebileceği sosyal bilgi.

Kelime

social knowledge ... can only learn from other northern rhinos: yalnızca diğer gergedanlardan öğrenilen davranış bilgisi

Burada social knowledge, genç bir gergedanın kendi türünün üyeleriyle yaşayarak ve onları gözlemleyerek edindiği davranış bilgisidir; örneğin grup içinde nasıl etkileşim kuracağı ve tepki vereceği. Bu bilgi sosyal yolla öğrenilir; yalnızca genlerde saklanmış değildir ve bir kitaptan öğretilmez. that ... ilgi cümleciği social knowledge ifadesini niteler. Can only learn from other northern rhinos, kaynağı yalnızca diğer kuzey gergedanlarıyla sınırlar. Bu bilgi o hayvanlarla temas etmeye bağlıdır; bu nedenle yalnızca biyolojik materyali korumak yeterli değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede social knowledge, hayvan davranışıyla ilgili aynı anlamda kullanılmıştır?

  1. The calf opened a website to search for social knowledge.
  2. Young elephants gain social knowledge by watching older members of the herd.
  3. Every herd rule is present in a calf's genes before birth.
Cevabı göster

Young elephants gain social knowledge by watching older members of the herd.

And since Najin and Fatu,

3:20

Ve Najin ile Fatu,

the last remaining northern rhinos on Earth,

3:22

Dünya üzerindeki son kalan kuzey gergedanları,

are getting old,

3:25

yaşlandıklarından beri,

the race is on to breed a young rhino calf before they die. Deyimler

3:26

onlar ölmeden önce genç bir gergedan yavrusu üretmek için zamanla yarışılıyor.

Deyimler

the race is on to breed: üreme için zamana karşı yarış

The race is on, acil çabaların başladığını ve zamanın kısıtlı olduğunu anlatır. Bu cümlede gerçek anlamda bir koşu yarışı yoktur; kalan iki gergedan ölmeden önce bir yavru gergedanın dünyaya gelmesi sağlanmalıdır. To breed mastar yapısı, acil çabanın hedefini belirtir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp the race is on to + fiilin yalın hâlidir ve ardından çoğu zaman bir son tarih veya tehlike gelir.

Alıştırma

Bu dersteki “acil çabalar başladı” anlamına gelen beş kelimelik yapıyı kullanarak cümleyi tamamlayın: With a wildfire approaching, ____ evacuate everyone from the town safely.

Cevabı göster

the race is on to

The good news for the survival of the northern white rhino is that experiments to implant the delicate embryos in southern rhinos have been successful. Kelime

3:31

Kuzey beyaz gergedanının hayatta kalması için iyi haber, hassas embriyoları güney gergedanlarına implante etme deneylerinin başarılı olmasıdır.

Kelime

to implant the delicate embryos in southern rhinos: hassas embriyoları güney gergedanlarına yerleştirmek

Burada to implant the delicate embryos in southern rhinos mastar öbeği, deneylerin ne yapmayı amaçladığını açıklar. Implant, hassas embriyoları tıbbi bir işlemle güney gergedanlarının vücuduna yerleştirmek demektir; dolayısıyla güney gergedanları alıcıdır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp implant + nesne + in/into + konum veya alıcıdır. Delicate, kolayca zarar görebilen ve dikkatle tutulması gereken anlamındadır; burada süslü veya zarif anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, tıbbi bir cihazın hastanın kolunun içine yerleştirildiğini doğru biçimde söyler?

  1. The doctor implanted a small device in the patient's arm.
  2. The doctor implanted the patient's arm in a small device.
  3. The doctor placed a small device near the patient's arm.
Cevabı göster

The doctor implanted a small device in the patient's arm.

Here's Thomas Hildebrandt again,

3:39

İşte yine Thomas Hildebrandt,

talking about these recent experiments with BBC World Service programme, Science in Action.

3:41

BBC Dünya Servisi programı Science in Action ile bu son deneyler hakkında konuşuyor.

We will for sure not wait until this pregnancy is completed, Ton ve niyet

3:47

Kesinlikle bu hamileliğin tamamlanmasını beklemeyeceğiz,

Ton ve niyet

will for sure not wait until ...: son noktadan önce kesinlikle harekete geçmek

will for sure not wait ifadesinde for sure, kararı kesinleştirir: konuşmacı beklemenin planın bir parçası olmadığını açıkça belirtir. until ile başlayan bölüm, beklemeyi reddettikleri son noktayı gösterir. Burada not wait until this pregnancy is completed, eylemi gebelik tamamlanana kadar ertelemek yerine gebelik sona ermeden önce harekete geçmek anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle, eylemin sonraki son noktadan kesinlikle önce gerçekleşeceği anlamına gelir?

  1. We have not decided when to share the results.
  2. We will share the results only after the report is finished.
  3. We definitely won't wait until the report is finished; we'll share the early results today.
Cevabı göster

We definitely won't wait until the report is finished; we'll share the early results today.

because it takes 16 months for a full pregnancy in a rhinoceros. Dilbilgisi

3:52

çünkü bir gergedanda tam bir hamilelik 16 ay sürer.

Dilbilgisi

it takes 16 months for ...: bir sürecin ne kadar zaman gerektirdiğini belirtmek

it takes + süre kalıbı, bir sürecin ne kadar zaman gerektirdiğini belirtir. It belirli bir şeyi göstermeyen biçimsel öznedir; bu zaman ifadesinde takes, “gerektirir” anlamına gelir. Burada 16 months süredir ve for a full pregnancy in a rhinoceros, süresi ölçülen süreci belirtir. Kolayca başka durumlara aktarılabilen bir biçim It takes + süre + for + isim + to + fiil yapısıdır; örneğin It takes two hours for the paint to dry.

Alıştırma

Eksik fiili yazarak It takes zaman kalıbını tamamlayın: It ____ about two hours for the paint to dry.

Cevabı göster

takes

So,

3:57

Yani,

if this embryo implants and we can see that in ultrasound and form a nice placenta, Dilbilgisi

3:57

bu embriyo yerleşirse ve bunu ultrasonda görüp güzel bir plasenta oluşturabilirsek,

Dilbilgisi

if this embryo implants and ... form a nice placenta: birden fazla koşulu bağlamak

if ile başlayan yan cümle, ilerlemek için karşılanması gereken koşulları bir arada belirtir. Kontrol noktaları embriyonun rahme tutunması, ekibin bunu ultrasonla doğrulaması ve sağlıklı bir plasentanın oluşmasıdır. And bu noktaları bağladığı için sonraki eylem yalnızca ilk olaya değil, bütün koşulların gerçekleşmesine bağlıdır. we can see bölümünde özne this embryo ifadesinden we ifadesine geçer. Bu değişiklik, özgün yapıda son fiil olan form sözcüğünün öznesini belirsiz hâle getirir. Başka durumlarda daha açık bir anlatım için biyolojik sürecin öznesini yeniden belirtin: If the embryo implants, we can see it on an ultrasound, and it forms a healthy placenta.

Alıştırma

Hangi cümle, sonraki eylemden önce gereken bütün kontrol noktalarını bir if yan cümlesiyle sıralıyor?

  1. We will move the seed outdoors, even if it has not developed roots.
  2. The seed germinates after we move it outdoors.
  3. If the seed germinates, develops roots, and produces leaves, we will move it outdoors.
Cevabı göster

If the seed germinates, develops roots, and produces leaves, we will move it outdoors.

that is the goal for us to proceed with the next step on the northern white rhino embryos. Kalıp ifadeler

4:04

bu bizim için kuzey beyaz gergedanı embriyolarında bir sonraki adıma geçmek için hedeftir.

Kalıp ifadeler

to proceed with the next step: bir sonraki adımı uygulamak

To proceed with the next step, gerekli koşullar karşılandıktan sonra planlanmış bir sonraki aşamayı uygulamak veya sürdürmek anlamına gelir. Proceed with ifadesinden sonra adımı, planı veya görevi belirten bir isim grubu gelir. Bu cümlede ifade, ekip bilimsel hedefine ulaştığında gerçekleştirmek istediği sonraki eylemi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi hedef resmî ifadeyle tamamlayın: After the safety review, the team can ____.

Cevabı göster

proceed with the next step

Normally,

4:10

Normalde,

it takes 16 months for a female rhino to complete her pregnancy,

4:10

dişi bir gergedanın hamileliğini tamamlaması 16 ay sürer,

the state in which a woman or female animal has a baby developing inside her.

4:14

bir kadının veya dişi bir hayvanın içinde büyüyen bir bebeğin olduğu durum.

But in the case of the northern rhino, Anlatım akışı

4:19

Ancak kuzey gergedanı söz konusu olduğunda,

Anlatım akışı

But in the case of...: belirli bir duruma geçiş

But, daha önce söylenenlerle bir karşıtlık olduğunu gösterir. In the case of the northern rhino, konuşmayı kuzey beyaz gergedanı adlı belirli bir örnekle sınırlar. Bu ifade bir bütün olarak, bu durumun genel durumdan farklı olduğunu ve ayrıca açıklanması gerektiğini belirtir. But in the case of X, ... kalıbı açıklamaları düzenlemenin yaygın bir yoludur: genel bir noktadan karşıt veya istisnai bir duruma geçer.

Alıştırma

Genel bir tartışmadan belirli bir duruma geçmek için in the case of yapısını kullanan cümle hangisidir?

  1. In case of fire, use the stairs.
  2. In the case of this patient, the usual treatment did not work.
  3. Take an umbrella in case it rains.
Cevabı göster

In the case of this patient, the usual treatment did not work.

the race is on to birth calves who can learn the rhino rules of social behaviour Notlar

4:21

gergedan sosyal davranış kurallarını öğrenebilecek yavrular doğurmak için zamanla yarışılıyor,

from Aunty Najin and granny Fatu while they're still alive. Kültür

4:26

hala hayattayken Najin Teyze ve Fatu Büyükanne'den.

Kelime

birth calves: geçişli fiil olarak birth

Birth calves ifadesinde birth, yavruları dünyaya getirmek veya doğmalarını sağlamak anlamına gelen geçişli bir fiildir. Calves bu fiilin doğrudan nesnesidir. Burada ifade bir koruma çalışmasının hedefini anlatır; dilbilgisel öznenin doğum yapan anne hayvan olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Yetiştirme bağlamında birth sözcüğünü geçişli fiil olarak doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. The project aims to give birth six healthy calves.
  2. The project aims to born six healthy calves.
  3. The project aims to birth six healthy calves.
Cevabı göster

The project aims to birth six healthy calves.

Kalıp ifadeler

the rhino rules of social behaviour: gergedanların yazılı olmayan sosyal kuralları

Bu cümlede the rhino rules of social behaviour, genç gergedanların diğer gergedanlarla etkileşim kurmak için öğrenmesi gereken davranış kalıpları ve beklentiler anlamına gelir. Rules burada mecazidir; bunlar yazılı kanunlar veya resmî olarak duyurulmuş talimatlar değildir. Bu davranışlara rules demek, karmaşık sosyal alışkanlıkların zihinde canlandırılmasını kolaylaştırır. Ayrıca yavruların her sosyal tepkiyi doğuştan bilmek yerine uygun davranışları deneyimli yetişkinlerden öğrendiğini anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede the rhino rules of social behaviour ne anlama geliyor?

  1. Gergedanların resmî olarak uyguladığı yazılı kanunlar.
  2. Genç gergedanların yaşlı gergedanlardan öğrendiği sosyal alışkanlıklar ve beklentiler.
  3. Farklı gergedan türlerini sınıflandırmaya yönelik talimatlar.
Cevabı göster

Genç gergedanların yaşlı gergedanlardan öğrendiği sosyal alışkanlıklar ve beklentiler.

Kültür

Aunty Najin and granny Fatu: gergedanlar için ailevi hitaplar

Aunty ve granny, gergedanların adlarının önüne getirilen sıcak aile hitaplarıdır. Burada Najin ve Fatu kişileştirilerek gelecekteki yavruların kendilerinden öğrenebileceği, yaşlı ve aileden biri gibi figürler olarak sunulur. Bu hitaplar, onların hikâyedeki deneyimli bakıcı ve öğretmen rolünü vurgular. Ancak tek başlarına, insanlardaki teyze ve büyükanne sözcüklerinin ifade ettiği biyolojik akrabalıkların aynen bulunduğunu göstermezler.

Alıştırma

Bu cümlede Aunty ve granny hitaplarının temel işlevi nedir?

  1. Najin ve Fatu’yu yaşlı, şefkatli ve aileden biri gibi öğretmenler olarak sunarlar.
  2. Gergedanların adlandırılan insan aile ilişkilerine tam olarak sahip olduğunu kanıtlarlar.
  3. İki resmî bilimsel yaş kategorisini belirtirler.
Cevabı göster

Najin ve Fatu’yu yaşlı, şefkatli ve aileden biri gibi öğretmenler olarak sunarlar.

Which is why conservationists are monitoring the pregnancy using ultrasound, Anlatım akışı

4:31

Bu nedenle doğa korumacılar ultrason kullanarak hamileliği izliyorlar,

Anlatım akışı

Which is why: önceki bir nedeni sonucuna bağlamak

Which is why, az önce sözü edilen durumun tamamına gönderme yapar ve bu durumu ardından gelen şeyin nedeni olarak sunar. Bu cümlede gebeliği izleme eylemi, önceki durumun sonucu veya ona verilen bir karşılık olarak gösterilir. Konuşma tarzındaki bir devam cümlesinin başında Which is why, “İşte bu yüzden...” anlamına gelir. Mesajı önce önceki nedeni, ardından mevcut sonucu vererek düzenler. Buradaki Which soru sözcüğü değil, önceki içeriğe bağlanan bir sözcüktür.

Alıştırma

Hangi seçenek, ilk ifadenin ikincisinin nedeni olduğunu göstermek için Which is why yapısını doğru kullanıyor?

  1. The roads were covered in ice. Which is why the school opened late.
  2. The school opened late. Which is why the roads were covered in ice.
  3. The roads were covered in ice. Which is why did the school open late?
Cevabı göster

The roads were covered in ice. Which is why the school opened late.

a procedure using sound waves to create images of internal body parts, Kelime

4:36

iç vücut bölümlerinin görüntülerini oluşturmak için ses dalgalarını kullanan bir işlem,

Kelime

using sound waves to create ...: yöntem ve amaç belirtmek

using sound waves to create images of internal body parts ifadesi a procedure sözünden sonra gelir ve bu işlemin nasıl çalıştığını açıklar. Using sound waves bir -ing grubudur; a procedure that uses sound waves demenin daha kısa bir yoludur. Bu grubun içinde to create images ... ses dalgalarını kullanmanın amacını belirtir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp isim + using + araç veya yöntem + to + amaç şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümle using sound waves to create images of internal body parts ifadesindeki yöntem ve amaç ilişkisini koruyor?

  1. An ultrasound uses sound waves to create images of parts inside the body.
  2. An ultrasound creates sound waves from images of parts inside the body.
  3. An ultrasound uses images to record sounds made inside the body.
Cevabı göster

An ultrasound uses sound waves to create images of parts inside the body.

or in this case, Anlatım akışı

4:41

ya da bu durumda,

growing rhino babies.

4:42

büyüyen gergedan bebeklerinin.

Anlatım akışı

or in this case: genel bir ifadeyi mevcut örneğe indirgeme

Or in this case, az önce belirtilen genel düşüncenin daha özel bir hâlini sunar. Yaklaşık olarak “ya da konuşulan durum için daha doğru söylersek…” anlamına gelir. Buradaki or, birbiriyle yarışan iki seçenek sunmaz. Dinleyiciyi geniş bir kategoriden belirli örneğe, yani büyümekte olan gergedan yavrularına götürmek için anlatımı düzeltir.

Alıştırma

Hangi cümlede or in this case, genel bir açıklamayı mevcut duruma uyan daha özel bir açıklamayla değiştirmek için kullanılmıştır?

  1. The shelter cares for young animals—or in this case, three orphaned otters.
  2. The shelter cares for young animals, for example, and has kind staff.
  3. The shelter prepares extra food in case three orphaned otters arrive.
Cevabı göster

The shelter cares for young animals—or in this case, three orphaned otters.

It's an unusual episode in the ongoing nature versus nurture debate. Kültür

4:44

Bu, devam eden doğa ve yetiştirme tartışmasında alışılmadık bir bölümdür.

Kültür

the ongoing nature versus nurture debate: kalıtsal özellikler mi, deneyim mi

Nature versus nurture debate, bir özellik veya davranışın ne kadarının doğuştan gelen ve kalıtsal etkenlerden, ne kadarının çevre, bakım, öğrenme ve deneyimden kaynaklandığını sorgular. Bu yerleşik ifadede nature biyolojik olarak miras alınanı, nurture ise insan veya hayvan büyürken yaşanan etkileri anlatır. Ongoing, bu sorunun hâlâ tartışıldığını ve basit bir kesin cevabı olmadığını gösterir. Bu duruma unusual episode denmesi, belirli bir hikâyeyi daha geniş ve uzun süredir devam eden tartışmanın içine yerleştirir.

Alıştırma

Hangi soru nature versus nurture tartışmasına aittir?

  1. Trompet ile keman arasında hangisinin sesi daha yüksektir?
  2. Bir çocuğun müzik yeteneği daha çok kalıtsal özelliklerden mi, yoksa eğitim ve deneyimden mi gelir?
  3. Bir okul konseri kapalı alanda mı, açık havada mı düzenlenmelidir?
Cevabı göster

Bir çocuğun müzik yeteneği daha çok kalıtsal özelliklerden mi, yoksa eğitim ve deneyimden mi gelir?

And hopefully,

4:49

Ve umut ediyoruz ki,

a big step towards restoring the northern white rhino population, Kalıp ifadeler

4:49

kuzey beyaz gergedanı popülasyonunu geri kazanmaya yönelik büyük bir adım olur,

Kalıp ifadeler

a big step towards restoring...: hedefe doğru büyük bir ilerleme

Bu cümlede a big step towards restoring the northern white rhino population, kuzey beyaz gergedanı popülasyonunu daha sağlıklı bir düzeye getirme yolunda önemli bir ilerleme anlamına gelir. Step sözcüğü mecazidir: hedefin tamamlandığını değil, hedefe doğru kayda değer biçimde ilerlediğini gösterir. Towards bir edattır; ardından fiil gelirse fiil -ing biçimini alır: towards restoring. Başka durumlara aktarılabilen kalıp a big or major step towards + isim veya fiilin -ing biçimidir.

Alıştırma

Hedefe doğru ilerlemeyi anlatmak için step towards + -ing yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The agreement is a major step towards reduced plastic waste.
  2. The agreement is a major step towards reduce plastic waste.
  3. The agreement is a major step towards reducing plastic waste.
Cevabı göster

The agreement is a major step towards reducing plastic waste.

so that future generations get to see these magnificent creatures with their thick skin, Kalıp ifadeler

4:53

böylece gelecek nesiller bu muhteşem yaratıkları kalın derileriyle,

long nose,

4:58

uzun burunlarıyla,

and small eyes,

4:59

ve küçük gözleriyle görebilir,

Kalıp ifadeler

future generations get to see: gelecek nesillerin görme fırsatı bulması

Burada future generations get to see, gelecekteki insanların gergedanları görme fırsatına veya ayrıcalığına sahip olacağı anlamına gelir. Get to + fiilin yalın hâli, yalnızca eylemi bildirmez; bu deneyimin mümkün hâle geldiğini, sevindirici olduğunu ya da garanti olmadığını da anlatır. Yapı get to + fiilin yalın hâlidir; bu nedenle see yalın hâlde kalır. Fırsatın kendisi önemli olduğunda bu yapı kullanışlıdır.

Alıştırma

Özel kartların ziyaretçilere ayrıcalıklı bir fırsat verdiğini en iyi vurgulayan cümle hangisidir?

  1. Because of our special passes, we have to see the exhibition before it opens.
  2. Because of our special passes, we get to see the exhibition before it opens.
  3. Because of our special passes, we can see the exhibition before it opens.
Cevabı göster

Because of our special passes, we get to see the exhibition before it opens.

Neil.

5:01

Neil.

So,

5:02

Peki,

what was the answer to your quiz question?

5:02

bilgi yarışması sorunun cevabı neydi?

Yes,

5:05

Evet,

I asked you what the name rhinoceros meant.

5:05

sana gergedan (rhinoceros) adının ne anlama geldiğini sormuştum.

What did you say,

5:07

Ne demiştin,

Sam?

5:08

Sam?

I guessed it was A, thick skin.

5:09

A, kalın deri diye tahmin etmiştim.

Was I right?

5:11

Haklı mıydım?

Well,

5:13

Şey,

rhino certainly do have thick skin,

5:13

gergedanların kesinlikle kalın derileri var,

but their name actually comes from the Greek meaning horned nose. Kelime

5:15

ancak isimleri aslında Yunancadan, boynuzlu burun anlamına geliyor.

Kelime

comes from the Greek meaning horned nose: köken ve gerçek anlam

Bu cümlede comes from, adın kaynağını belirtir: rhino/rhinoceros adı Yunanca köklere sahiptir. The Greek, Yunanca bir sözcüğü veya Yunanca sözcük parçalarını anlatan kısaltılmış bir ifadedir; hayvanların Yunanistan'dan yolculuk ettiği anlamına gelmez. Meaning horned nose, Yunanca kaynağın gerçek anlamını veren bir -ing yan cümlesidir. X comes from [a language or source], meaning Y kalıbı, bir sözcüğün hem kökenini hem de kaynak ifadenin anlamını kısaca açıklar.

Alıştırma

comes from the Greek meaning horned nose, ad hakkında ne anlatıyor?

  1. Hayvanların Yunanistan'dan geldiğini ve sonra burunlarında boynuz çıktığını söyler.
  2. Adın, gerçek anlamı “boynuzlu burun” olan Yunanca sözcüklerden geldiğini söyler.
  3. Yunanca konuşanların yakın zamanda hayvanlara tamamen yeni bir ad verdiğini söyler.
Cevabı göster

Adın, gerçek anlamı “boynuzlu burun” olan Yunanca sözcüklerden geldiğini söyler.

Hmm,

5:20

Hımm,

well,

5:20

şey,

luckily,

5:21

neyse ki,

I've got a thick skin, Deyimler

5:21

benim derim kalındır,

too.

5:23

aynı şekilde.

Deyimler

I've got a thick skin: eleştirilerden kolayca incinmemek

Burada I've got a thick skin, “eleştiri, alay veya kaba yorumlarla karşılaşınca çok üzülmeden bunlarla başa çıkabilirim” demektir. Have got, have ile aynı anlama gelir ve özellikle günlük Britanya İngilizcesinde yaygındır; burada skin mecaz anlamdadır. Cümle iki anlamla oynar. Gergedanın derisi fiziksel olarak gerçekten kalındır, konuşan kişi ise duygusal olarak dayanıklı olduğunu söyler. Aynı ifadeyi yeni bir anlamla tekrarlamak şakayı oluşturur.

Alıştırma

“Eleştirilerden kolayca incinmemek” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: To share your art online, you need ____ when people criticize it.

Cevabı göster

a thick skin

So,

5:23

Yani,

I won't take it personally. Ton ve niyet

5:23

bunu kişisel algılamayacağım.

Ton ve niyet

I won't take it personally: bir sözü kişisel saldırı olarak görmemek

To take something personally, bir yorumu, kararı, şakayı veya eleştiriyi doğrudan kendinize yönelikmiş gibi yorumlamak ve bu yüzden incinmek ya da alınmak demektir. Buradaki it, az önce söylenen şeyi ifade eder. I won't take it personally, konuşanın sözü kişisel bir saldırı olarak görmeyeceğini belirterek karşısındaki kişiyi rahatlatır. Bu ifade çoğu zaman gerginliği azaltır ve konuşmayı dostça tutar.

Alıştırma

Cümleyi dersteki ifadenin aynısıyla tamamlayın: The feedback is for the whole team, so I won't ____.

Cevabı göster

take it personally

Let's have another look at the vocabulary we've learned,

5:25

Öğrendiğimiz kelimelere bir daha göz atalım,

starting with embryo,

5:28

embriyo (embryo) ile başlayalım,

an unborn animal or human still inside its mother's womb.

5:29

hala annesinin rahminde olan doğmamış bir hayvan veya insan.

A hybrid is an animal or plant that has been bred from two different species.

5:34

Melez (hybrid), iki farklı türden üretilmiş bir hayvan veya bitkidir.

Inbreeding is when a young animal is born from closely related parents.

5:38

Akraba çiftleşmesi (inbreeding), bir yavru hayvanın yakın akraba olan ebeveynlerden doğmasıdır.

A calf is the name for the young of several large mammals, Kelime

5:43

Yavru (calf), birkaç büyük memelinin yavrusu için kullanılan isimdir,

including cows,

5:46

inekler,

elephants,

5:48

filler,

and whales,

5:48

ve balinalar,

as well as rhinos. Kalıp ifadeler

5:49

ayrıca gergedanlar dahil.

Kelime

the young of several large mammals: isim olarak young

the young of several large mammals ifadesinde young, bu memelilerin yavruları veya soyları anlamına gelen bir isimdir. Başka bir ismi niteleyen young sıfatı değildir. the young of + hayvan veya hayvan grubu kalıbı, o hayvanların yavrularını bir sınıf olarak adlandırır. Bu kullanımda young normalde -s almaz ve bu yapı tanımlarda ve bilgi veren açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Young kelimesini hayvan yavrularını ifade eden bir isim olarak kullanıp tanımı tamamlayın: Pups are ____ seals.

Cevabı göster

the young of

Kalıp ifadeler

as well as rhinos: bir öge daha eklemek

Bu parçada as well as, devam eden bir listeye rhinos ögesini bir madde daha olarak ekler. “Gergedanlar da” veya “gergedanlar da dâhil” anlamına gelir; daha önceki ögelerin yerine geçmez ve onları dışlamaz. Tarafsız and ile karşılaştırıldığında as well as, kendisinden sonra gelen ögeyi çoğu zaman ek bilgi olarak sunar; önceki öge veya liste ise ana başlangıç noktası olarak kalır. Yeniden kullanılabilecek kalıp A as well as B şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümle gergedanları, koruma alanının koruduğu hayvanlara bir tane daha ekler?

  1. The reserve protects elephants and giraffes, but not rhinos.
  2. The reserve protects elephants and giraffes, as well as rhinos.
  3. The reserve protects elephants and giraffes instead of rhinos.
Cevabı göster

The reserve protects elephants and giraffes, as well as rhinos.

Pregnancy means being pregnant or growing a baby inside you.

5:50

Hamilelik (pregnancy), hamile olmak veya içinde bir bebeğin büyümesi anlamına gelir.

And finally,

5:54

Ve son olarak,

ultrasound is used to see internal organs or a baby developing inside a woman.

5:55

ultrason (ultrasound) iç organları veya bir kadının içinde gelişen bir bebeği görmek için kullanılır.

And that's all from this species-saving edition of 6 Minute English.

6:00

Ve bu, türleri kurtaran 6 Minute English sürümünden bu kadar.

Goodbye.

6:04

Hoşça kalın.

Bye-bye.

6:04

Bay bay.

Six Minute English from the BBC.

6:06

BBC'den Six Minute English.