Ergenler Neden Bu Kadar Huysuz Olur?: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
665 kelime 174 kel/dk

Video özeti: Bu anlatım ergen beyni ve hormonlardaki değişimleri duygular, akran etkisi, risk, stres ve geç uyumayla ilişkilendirir; gençlerin öğrenme ve uyum gücünü de gösterir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “what's going on” (öbek fiiller): bir sorunun arkasındaki durumu doğal biçimde sorun ve açıklamayı bu ifadeyle açın. 2. “Speaking of stress,” (söylem, hikâye anlatımı ve retorik): yeni anılan düşünceden ilgili konuya sert bir kopuş olmadan geçin. 3. “make incredible strides in” (deyimler ve mecazlı ifadeler): bu ilerleme benzetmesini “in” sonrasında bir alanla kullanıp iletişimde, eğitimde, işte veya başka bir beceride büyük gelişmeyi anlatın.

Bu derste

Being a teen can be an amazing time of discovery, learning, and friendship,

0:00

Ergenlik, keşiflerle, öğrenmeyle ve dostluklarla dolu harika bir dönem olabilir,

but it's also a time of rapid change

0:04

ama aynı zamanda hızlı değişimlerin yaşandığı

and emotional highs and lows where things can feel really tough. Deyimler

0:06

ve her şeyin gerçekten çok zor gelebileceği duygusal iniş çıkışlarla dolu bir dönemdir.

Deyimler

emotional highs and lows: duygusal iniş çıkışlar

Bu cümlede emotional highs and lows, çok olumlu ve çok olumsuz duygular arasındaki güçlü değişimleri ifade eder. Highs, duygusal açıdan iyi veya heyecanlı dönemlerken lows zor ya da üzücü dönemlerdir. İfade, fiziksel yüksekliği değişen deneyimler için bir benzetme olarak kullanır; emotional sözcüğü burada anlamı özellikle duygularla sınırlar. Gerçek bir yüksekliği veya birbirinden bağımsız iyi ve kötü olayların basit bir listesini değil, tekrarlanan bir dalgalanma düzenini anlatır.

Alıştırma

“Starting a new school brought emotional highs and lows.” cümlesinde vurgulanan ifade ne anlama gelir?

  1. Çok olumlu ve çok olumsuz duygular arasında tekrarlanan değişimler
  2. Bir kişinin fiziksel boyundaki değişimler
  3. Birbiriyle ilgisiz birkaç iyi ve kötü olay
Cevabı göster

Çok olumlu ve çok olumsuz duygular arasında tekrarlanan değişimler

So, what's going on in our brains and bodies Öbek fiiller

0:10

Peki beynimizde ve bedenimizde neler oluyor da

that make us feel this way? Dilbilgisi

0:12

kendimizi böyle hissediyoruz?

Öbek fiiller

what's going on: neler oluyor

Burada what's going on, “neler oluyor” anlamına gelir. Konuşmacı, beyin ve vücuttaki hangi süreçlerin bu duyguları oluşturduğunu sorar; dolayısıyla soru hem durumu hem de durumun açıklamasını öğrenmeye yöneliktir. What's, what is ifadesinin kısaltmasıdır; going on ise “gerçekleşmekte olmak” anlamındaki öbek fiildir. İfade genellikle bir şey belirsiz, sıra dışı veya karmaşık olduğunda kullanılır; bir yöne doğru hareket etmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “neler oluyor” anlamındaki vurgulanan ifadeyle tamamlayın: The lights keep flickering. Do you know ____?

Cevabı göster

what's going on

Dilbilgisi

make us feel içindeki make + nesne + yalın fiil yapısı

make us feel ifadesinde make ettirgen anlam taşır: bir şeyin birine bir duygu yaşatmasını veya bir eylem yaptırmasını anlatır. Us bu etkiden etkilenen nesnedir, feel ise tepkiyi belirtir. This way, feel fiilinin anlamını tamamlar ve daha önce sözü edilen duyguyu gösterir. Etken ettirgen yapı make + nesne + to almayan yalın fiildir; bu nedenle feel kullanılır, to feel kullanılmaz. Bu yapı duygu veya davranışların nedenini anlatmak için aktarılabilir: bir şey birine bir şey hissettirir veya yaptırır.

Alıştırma

Cümleyi make fiilinin şimdiki zaman biçimi ve me nesne zamiriyle tamamlayın: Her jokes ____ laugh every time.

Cevabı göster

make me

Why is being a teen so hard?

0:14

Ergen olmak neden bu kadar zor?

We're often told that the most important years of brain development Dilbilgisi

0:16

Bize sık sık beyin gelişiminin en önemli yıllarının

are between 0 and 5 years old,

0:19

0 ila 5 yaş arası olduğu söylenir,

Dilbilgisi

We're often told that ile edilgen bilgi aktarımı

We're often told that, bilgiyi edilgen biçimde aktaran bir kalıptır. We bilgiyi alan kişileri gösterir, told tell fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve that iddianın içeriğini başlatır. Edilgen yapı kaynağı belirtmez; bu nedenle düşünceyi belirli bir kişinin sözü olarak değil, yaygın biçimde tekrarlanan bir görüş olarak sunar. Sonradan gelecek bir sınırlama veya düzeltmeye de zemin hazırlayabilir. Yapı tek başına iddianın doğru olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu bağlamda We're often told that... ne işe yarar?

  1. Kaynağı belirtmeden yaygın biçimde tekrarlanan bir iddiayı tanıtır.
  2. Birinin bize sık sık hikâye anlattığını söyler.
  3. Belirli bir araştırmacının konuşan kişi olduğunu belirtir.
Cevabı göster

Kaynağı belirtmeden yaygın biçimde tekrarlanan bir iddiayı tanıtır.

although recent research has found adolescent development to be equally important. Dilbilgisi

0:22

ancak son araştırmalar ergenlik dönemindeki gelişimin de aynı derecede önemli olduğunu ortaya koydu.

Dilbilgisi

has found adolescent development to be equally important ile kanıta dayalı değerlendirme aktarma

find + nesne + to be + tümleç yapısında find, “yerini bulmak” değil, “kanıtlardan hareketle bir yargıya varmak” anlamındadır. Burada adolescent development nesne, equally important ise onun hakkındaki değerlendirmedir. To be, nesneyi bu değerlendirmeye bağlar; amaç bildirmez. Has found, present perfect yapıdadır; bu nedenle yakın tarihli araştırmanın sonucu güncel tartışmayla bağlantılı olarak sunulur. Resmî araştırma bulguları aktarılırken research has found X to be Y kalıbı yaygındır.

Alıştırma

Present perfect biçimindeki araştırma sonucunu find + nesne + to be kalıbıyla tamamlayın: Recent studies ____ the program ____ effective.

Cevabı göster

have found · to be

During childhood, our brains continually grow generating gray matter until they reach their maximum size,

0:26

Çocukluk boyunca beynimiz sürekli büyür, gri madde üretir ve sonunda en büyük boyutuna ulaşır;

which for girls is around age 12 and boys around age 14.

0:31

bu da kızlarda yaklaşık 12, erkeklerdeyse yaklaşık 14 yaşında gerçekleşir.

But even after this, the brain works to become more efficient

0:35

Ancak bundan sonra bile beyin daha verimli hâle gelmek için çalışır;

by cutting away unused gray matter that isn't exercised by experience, Notlar

0:38

deneyimle etkinleştirilmeyen kullanılmamış gri maddeyi budar

Öbek fiiller

cutting away: gereksiz olanı çıkarma

cutting away unused gray matter ifadesinde cut away, artık gerekli olmayan parçaları daha büyük bir bütünden çıkarmak anlamına gelir. Cümle beyin gelişimini mecazi biçimde anlatır; beyin gerçek anlamda bir kesici alet kullanmaz. Away parçacığı bir sonuç anlamı katar: istenmeyen madde çıkarılır ve artık bütünün bir parçası olarak kalmaz. Bu yapı gerçek bir kesip çıkarma işlemini veya fazlalıkların yavaş yavaş giderilmesini anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi cut away ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Before repairing the book, the conservator had to ____ the moldy edges.

Cevabı göster

cut away

and at the same time increasing myelin, which is fatty tissue that insulates brain pathways.

0:42

ve aynı zamanda beyin yollarını yalıtan yağlı bir doku olan miyelini artırır.

Dilbilgisi

by cutting away ... and at the same time increasing ile iki eş zamanlı yöntemi bağlama

By + -ing, beynin nasıl daha verimli hâle geldiği sorusunu yanıtlar. Cutting away unused gray matter ilk yöntemdir. By edatı tekrarlanmasa da cutting ile paralel olan -ing biçimindeki increasing fiilini de yönetir: by cutting away ... and ... increasing ... At the same time, iki sürecin birlikte gerçekleştiğini gösterir. Increasing, myelin sözcüğünün bir eylemi gerçekleştirdiğini anlatmaz; iki değişikliği de beynin yaptığı ve myelin’in artırılan şey olduğu anlaşılır.

Alıştırma

Ortak edat yapısını kullanarak süreç açıklamasını tamamlayın. Önce by, ardından reduce fiilinin -ing biçimini kullanın: The store cut costs ____ buying in bulk and at the same time ____ packaging waste.

Cevabı göster

by · reducing

Puberty begins in the hypothalamus, where a protein called kisspeptin is produced, Dilbilgisi

0:48

Ergenlik, kisspeptin adlı bir proteinin üretildiği hipotalamusta başlar;

Dilbilgisi

a protein called kisspeptin: kısaltılmış bir ilgi yan cümlesi

a protein called kisspeptin ifadesinde called kisspeptin, protein sözcüğünden sonra gelen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Proteini adıyla belirtir ve a protein that is called kisspeptin anlamına gelir. Bu, kısaltılmış edilgen bir ilgi yan cümlesidir: that is çıkarılır, ancak edilgen anlam korunur. Daha büyük yan cümlenin temel fiili is produced olduğundan, called proteinin yaptığı bir eylemi anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi called ve uygulamanın adı olan WordQuest ile oluşturulan kısa yapıyla tamamlayın: Our class uses a reading app ____.

Cevabı göster

called WordQuest

triggering the pituitary gland to unleash the hormones testosterone, estrogen, and progesterone. Dilbilgisi

0:52

bu protein, hipofiz bezinin testosteron, östrojen ve progesteron hormonlarını salgılamasını tetikler.

Dilbilgisi

triggering the pituitary gland to unleash: sonuç bildiren -ing öbeği ve trigger + nesne + to-mastar

Burada triggering, önceki yan cümlenin sonucunu anlatır: kisspeptin üretimi bir sonraki olayı harekete geçirir. Bu, -ing biçiminde bir ortaç öbeğidir; begins ile bağlanmış başka bir ana fiil değildir. trigger + nesne + to-mastar yapısında nesne, aynı zamanda mastarın örtük öznesidir. Bu nedenle unleash eylemini yapan the pituitary gland, onu harekete geçiren neden ise kisspeptin'dir. Bu yapı, neden-sonuç sürecinin aşamalarını kısa ve sıkı bir biçimde birbirine bağlar.

Alıştırma

Hangi cümle sonuç bildiren bir -ing öbeğinin ardından trigger + nesne + to-mastar yapısını doğru kullanıyor?

  1. The software found an error, triggering the backup system to start.
  2. The software found an error, triggering the backup system start.
  3. The software found an error, triggered the backup system to start.
Cevabı göster

The software found an error, triggering the backup system to start.

These activate the ovaries and testes,

0:57

Bu hormonlar yumurtalıkları ve testisleri harekete geçirir,

but also cause you to seek emotionally charged experiences, Notlar

1:00

ama aynı zamanda duygusal açıdan yoğun deneyimler aramanıza da yol açar;

Dilbilgisi

cause you to seek: cause + nesne + to-mastar

cause + nesne + to-mastar yapısında cause, ikinci eylemi ilk etkenin sonucu olarak sunar. Burada you, cause fiilinin nesnesi ve seek fiilinin örtük öznesidir; yani hormonlar duygusal açıdan yoğun deneyimler aramanıza yol açar. Bu yapıda cause fiilinden sonra mastar işareti to zorunludur. Yapı, bir koşulun, olayın veya maddenin bir davranışı ya da başka bir sonucu nasıl oluşturduğunu açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi cause + nesne + to-mastar yapısında gereken sözcükle tamamlayın: The road closure caused us ____ take a different route.

Cevabı göster

to

Kalıp ifadeler

Güçlü duygusal yoğunluğu anlatan emotionally charged experiences

emotionally charged experiences ifadesinde charged mecaz anlamda kullanılır ve “güçlü duygularla dolu veya güçlü duygular uyandırabilecek” demektir. Emotionally, charged sözcüğünü niteler; ifadenin tamamı duygusal yoğunluğu yüksek deneyimleri anlatır. Bu ifade yalnızca emotional demekten daha belirgindir çünkü özellikle güçlü his veya tepkileri ima eder. Gergin bir konuşmayı, dokunaklı bir filmi, toplumsal bir olayı veya canlı bir anıyı anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “güçlü duygularla dolu” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The reunion after twenty years was ____.

Cevabı göster

emotionally charged

whether it's a movie to make you sob Dilbilgisi

1:03

ister sizi hıçkıra hıçkıra ağlatacak bir film olsun,

or driving 180 km per hour down the freeway.

1:05

ister otoyolda saatte 180 km hızla gitmek.

Dilbilgisi

Alternatifleri sunmak için whether it's ... or ...

Whether ... or ... alternatifleri veya farklı olası durumları sunar. Burada whether it's ilk örneği, or ise ikinci örneği tanıtır ve ikisinin de emotionally charged experiences sayıldığını gösterir. İkinci alternatifte it's tekrarlanmaz. Paralel yapı açık kaldığında İngilizcede whether it's A or B örneğindeki gibi tekrarlanan ifadeler sıkça atılır. Whether sözcüğünü or ile birlikte okuyun; bu, tek başına bir evet-hayır sorusu değildir.

Alıştırma

Cümleyi alternatifler sunan iki parçalı yapıyla tamamlayın: I enjoy the workshop ____ it's online ____ in person.

Cevabı göster

whether · or

It causes your response to emotionally loaded images or sounds to be more intense,

1:09

Bu, duygu yüklü görüntülere veya seslere verdiğiniz tepkiyi daha yoğun hâle getirir;

which is why listening to One Direction may produce large bouts of the feels. Notlar

1:13

One Direction dinlemenin büyük bir duygu seli yaratabilmesinin nedeni de budur.

Anlatım akışı

which is why: tam bir açıklamayı sonucuna bağlamak

Buradaki which, önceki düşüncenin tamamına, yani duygu yüklü görüntülerin veya seslerin daha yoğun bir tepkiye yol açtığı fikrine gönderme yapar. Yalnızca hemen yanındaki intense sözcüğüne gönderme yapmaz. statement, which is why + result kalıbı, tamamlanmış açıklamanın ardından bu açıklamadan doğan bir sonucu veya somut örneği ekler. because ile bir neden sunmak yerine mantığı “durum böyle; dolayısıyla bu sonuç anlamlı” biçiminde düzenler.

Alıştırma

İlk yan cümlenin tamamına gönderme yapıp sonucunu sunan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The roads were flooded, ____ the match was postponed.

Cevabı göster

which is why

Kültür

Popüler kültür göndermesi olarak One Direction

One Direction bir pop grubunun özel adıdır; sıradan one direction, yani “tek bir yön” ifadesi değildir. Büyük harfler bunun bir ad olduğunu gösterir ve listening to One Direction grubun müziğini dinlemek anlamına gelir. Grup özellikle genç hayranlar arasında çok popülerdi. Bu nedenle ondan söz edilmesi, müziğin genç hayranlarda yoğun duygular yaratmasına tanıdık bir örnek sunar. Adın güçlü duygusal tepkilerle ilgili bir tartışmada geçmesini açıklayan kültürel bağlantı budur.

Alıştırma

Bu cümlede One Direction neyi ifade ediyor?

  1. Dinleyicinin yüzünü dönmesi gereken tek bir fiziksel yön.
  2. One Direction adlı pop grubu; burada güçlü hayran duyguları yaratabilen müziğe örnek olarak kullanılıyor.
  3. Yoğun bir duygusal tepkiyi ifade eden bilimsel bir terim.
Cevabı göster

One Direction adlı pop grubu; burada güçlü hayran duyguları yaratabilen müziğe örnek olarak kullanılıyor.

Kelime

the feels: güçlü duygular için gayriresmî argo

'The feels', güçlü, çoğu zaman dokunaklı, nostaljik veya adlandırılması zor duygular için kullanılan gayriresmî bir internet ve konuşma dili ifadesidir. Burada feels, sıradan feels fiili olarak değil, the sözcüğünden sonra şakacı biçimde isim olarak kullanılır. large bouts of the feels ifadesi şakayı sürdürür: bouts, duyguyu dönem dönem ortaya çıkan bir rahatsızlıkmış gibi gösterir. Konuşmacının amacı gerçek bir tıbbi iddiada bulunmak değil, mizahi bir abartı yapmaktır.

Alıştırma

'The feels' ifadesi en doğal olarak hangi ortamda kullanılır?

  1. Duygusal bir şarkıya tepki veren gündelik bir sosyal medya paylaşımı
  2. Sonuçları sunan resmî bir laboratuvar raporu
  3. Ödeme koşullarını belirleyen hukuki bir sözleşme
Cevabı göster

Duygusal bir şarkıya tepki veren gündelik bir sosyal medya paylaşımı

The area of the brain responsible for planning ahead and assessing risk is still immature in teenagers, Kalıp ifadeler

1:18

İleriyi planlamak ve riski değerlendirmekten sorumlu beyin bölgesi ergenlerde hâlâ olgunlaşmamıştır,

Kalıp ifadeler

planning ahead: önceden hazırlık yapmak

Plan ahead, gelecekteki ihtiyaçları, sorunları veya fırsatları düşünüp bunlar acil hâle gelmeden önce düzenlemeler yapmak anlamına gelir. Ahead, önceden hazırlık fikrini ekler; burada fiziksel bir yön belirtmez. Cümlede planning ahead, responsible for ifadesinden sonra assessing risk ile eş görevli bir -ing öbeğidir. Beynin bu bölgesiyle ilişkilendirilen ileriye dönük yeteneklerden birini adlandırır.

Alıştırma

'İhtiyaç duyulmadan önce düzenleme yapmak' anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: To avoid sold-out trains, we should ____ and buy our tickets early.

Cevabı göster

plan ahead

which is why teens are more likely to participate in high-risk behavior Notlar

1:24

bu yüzden ergenlerin yüksek riskli davranışlarda bulunma olasılığı daha yüksektir;

like unprotected sex and drinking and driving.

1:28

korunmasız cinsel ilişkiye girmek ve alkollü araç kullanmak gibi.

Dilbilgisi

more likely to: daha yüksek olasılık, kesinlik değil

are more likely to participate ifadesinde be more likely to + fiilin yalın hâli olasılıkları karşılaştırır: Gençlerin bu eylemi gerçekleştirme ihtimali, bağlamda karşılaştırma grubu olan yetişkinlerden daha yüksektir. Karşılaştırma than ile doğrudan da belirtilebilir. More likely bir eğilimi anlatır, sonucun kesin olduğunu göstermez. Bu nedenle gruplar, nedenler ve öngörülen davranışlar hakkında temkinli çıkarımlar yapmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki karşılaştırmalı olasılık yapısıyla tamamlayın: Compared with first-time visitors, regular customers are ____ recognize the staff.

Cevabı göster

more likely to

Kalıp ifadeler

participate in high-risk behavior: yüksek riskli davranışlarda bulunmak

Participate sözcüğünden sonra etkinlik veya davranıştan önce in gelir: participate in + isim öbeği. Burada high-risk, behavior sözcüğünü niteleyen birleşik bir sıfattır; dolayısıyla ifadenin tamamı ciddi zarar ihtimali taşıyan davranışlara katılmak anlamına gelir. High-risk bir isimden önce geldiğinde kısa çizgi, iki sözcüğün tek bir niteleyici olarak birlikte çalıştığını gösterir. Bağlayıcı bir fiilden sonra ise genellikle the activity is high risk örneğindeki gibi kısa çizgisiz yazılır.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “ciddi tehlike taşıyan davranışlarda bulunmak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The course explains why some young people ____.

Cevabı göster

participate in high-risk behavior

Interestingly, in a simulated driving experience,

1:31

İlginçtir ki simüle edilmiş bir sürüş deneyiminde,

adults and teens took the same amount of driving risks while alone.

1:33

yetişkinler ve ergenler yalnızken sürüş sırasında aynı ölçüde risk aldı.

However, when surrounded by an audience of friends,

1:37

Ancak etraflarında onları izleyen arkadaşları olduğunda,

teens took significantly more risks while adults were unaffected.

1:40

yetişkinler bundan etkilenmezken ergenler çok daha fazla risk aldı.

What's the benefit of this behavior? Anlatım akışı

1:44

Bu davranışın faydası ne?

Peer acceptance.

1:46

Akranlar tarafından kabul edilmek.

Anlatım akışı

What's the benefit of this behavior? ... Peer acceptance. ile kişinin kendi sorusunu yanıtlaması

Konuşmacı What's the benefit of this behavior? diye soruyor ve hemen Peer acceptance. diye yanıtlıyor. Bu, konuşmacının kendi sorusunu yanıtladığı bir yapıdır: soru bir duraklama yaratır, kısa isim öbeği de yanıtı odak noktasına yerleştirir. Peer acceptance, bilerek eksiltilmiş bir yanıttır ve burada The benefit is peer acceptance. cümlesine karşılık gelir. Soru + kısa yanıt düzeni, konuşmacının bir davranışı betimlemekten daha sonra geliştireceği motivasyonu veya açıklamayı belirtmeye geçmesini sağlar.

Alıştırma

Peer acceptance. ifadesinin buradaki işlevini en iyi hangi açıklama anlatır?

  1. Soruyu yanıtlamak yerine ilgisiz yeni bir konu başlatır.
  2. Her yanıt fiil içermek zorunda olduğu için bu bir yazıya geçirme hatasıdır.
  3. Faydayı odak noktasına yerleştiren, bilerek kısaltılmış bir yanıttır.
Cevabı göster

Faydayı odak noktasına yerleştiren, bilerek kısaltılmış bir yanıttır.

In a study where teens were asked to rank music clips Dilbilgisi

1:47

Ergenlerden müzik kliplerini sıralamalarının istendiği bir araştırmada,

Dilbilgisi

were asked to rank: ask someone to do something yapısının edilgen biçimi

Were asked to rank, asked the teens to rank yapısının edilgen biçimidir. Gençler dil bilgisel özne olurken görevi veren araştırmacılardan söz edilmeyebilir. Yapı özne + be + asked + to-infinitive biçimindedir. Asked bir rica veya talimatı anlatır; mutlaka sözlü bir soru sorulduğu anlamına gelmez. Ayrıca rank öncesindeki to korunmalıdır. Bu yapı, bir sürecin talimatı kimin verdiğinden çok katılımcıların ne yapması gerektiğine odaklandığı durumlarda yaygındır.

Alıştırma

Verilen bir görevi anlatan ask fiilinin edilgen biçimiyle cümleyi tamamlayın: In the study, participants ____ rate each clip from one to five.

Cevabı göster

were asked to

with and without knowing what their peers had picked,

1:50

akranlarının ne seçtiğini bildikleri ve bilmedikleri durumlarda,

their choices changed.

1:52

seçimleri değişti.

Unlike small children and adults, Anlatım akışı

1:53

Küçük çocukların ve yetişkinlerin aksine,

feeling socially isolated as a teen creates feelings of intense unworthiness. Dilbilgisi

1:55

ergenlikte sosyal olarak dışlanmış hissetmek, yoğun bir değersizlik duygusu yaratır.

Anlatım akışı

Karşılaştırma başlangıcı olarak Unlike small children and adults,

Unlike + isim öbeği, cümlenin başında bir karşılaştırma çerçevesi kurar. Burada Unlike small children and adults, amaçlanan karşıtlığı gösterir: sosyal izolasyon, gençler üzerinde bu iki gruptakinden farklı bir duygusal etki yaratır. Bu başlangıç, karşılaştırmayı ardından gelen iddiayla sınırlar; çocukların, yetişkinlerin ve gençlerin bütün özelliklerini karşılaştırmaz. Unlike burada bir edattır. Bu yüzden ardından small children and adults isim öbeği gelir; kendi öznesi ve fiili olan tam bir yan cümle gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle Unlike + isim öbeği karşılaştırma başlangıcını doğru kullanır?

  1. Unlike office workers use email, remote workers often rely on written updates.
  2. Dislike office workers, remote workers often rely on written updates.
  3. Unlike office workers, remote workers often rely on written updates.
Cevabı göster

Unlike office workers, remote workers often rely on written updates.

Dilbilgisi

feeling socially isolated as a teen creates: özne görevindeki gerund öbeği

Feeling socially isolated as a teen, özne görevindeki tek bir gerund öbeğidir. Bir deneyimi veya durumu tek bir fikir olarak adlandırdığı için fiil tekildir: create değil, creates kullanılır. as a teen sözleri özne öbeğinin içinde kalır ve bu deneyimin yaşandığı yaşam dönemini belirtir. Fiile yakın olan teen ismi fiilin biçimini belirlemez; uyum, gerund öbeğinin tamamına göre yapılır.

Alıştırma

Cümleyi require fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Learning a new skill ____ regular practice.

Cevabı göster

requires

This, along with our biology, can contribute to teens prioritizing friends over even family. Kalıp ifadeler

2:00

Bu durum biyolojimizle birleştiğinde, ergenlerin arkadaşlarına ailelerinden bile daha çok öncelik vermesine yol açabilir.

Kalıp ifadeler

contribute to + isim veya -ing biçimi

Contribute to, bir sonucun ortaya çıkmasına yardım eden etkenlerden biri olmak demektir. Bu cümlede this ile biyoloji, davranışın oluşmasına katkı sağlayabilecek etkiler olarak sunulur; kesin veya tek neden oldukları söylenmez. Buradaki to bir edattır; bu yüzden ardından isim, isim öbeği veya -ing biçimi gelebilir. Teens prioritizing friends over even family, sonucu adlandıran -ing yan cümlesidir. Contribute burada bağış yapmak anlamına gelmez ve to bir mastar başlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi contribute to ile tamamlayın: Lack of sleep can ____ making small problems feel overwhelming.

Cevabı göster

contribute to

Kalıp ifadeler

prioritize A over even B: A’yı B’nin bile önüne koymak

Prioritize A over B, A’ya B’den daha fazla önem, dikkat, zaman veya kaynak vermek demektir. Cümlede prioritizing, önceki etkenlerin katkıda bulunabileceği davranışı adlandıran bir -ing yan cümlesidir; bir emir değil, betimlemedir. Over fiziksel konumu değil, sıralamayı gösterir. Family’den önceki even, B’nin şaşırtıcı olduğunu belirtir: normalde ailenin çok yüksek önceliğe sahip olması beklenirken arkadaşlar onun önüne konabilir.

Alıştırma

Cümleyi prioritize A over B kullanarak tamamlayın: During the evacuation, staff must ____ passenger safety ____ luggage.

Cevabı göster

prioritize · over

As social animals,

2:06

Sosyal hayvanlar olarak,

stepping outside the safety of our family creates genetically diverse populations, Deyimler

2:07

ailemizin güvenli ortamının dışına çıkmak genetik açıdan çeşitli topluluklar oluşturur,

diminishing the likelihood of inbreeding.

2:11

böylece akraba çiftleşmesi olasılığı azalır.

Deyimler

Stepping outside the safety of our family ifadesindeki sınır metaforu

Burada stepping outside the safety of our family yalnızca bir evden yürüyerek dışarı çıkmak anlamına gelmez. Ailenin sağladığı koruma ve tanıdıklık, sınırı olan güvenli bir alan gibi gösterilir; aile dışında ilişkiler kurmak da bu sınırı geçmek olarak anlatılır. step outside + soyut bir sınır kalıbı, değişimi korunan veya tanıdık bir alandan daha az bilinen bir alana geçiş gibi gösterebilir. stepping outside your comfort zone, routine veya usual role bunun yaygın uzantılarıdır.

Alıştırma

Konfor alanını bir sınır gibi gösteren, dersteki iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: Starting a new school can help you ____ your comfort zone.

Cevabı göster

step outside

In fact, teens have heightened social abilities

2:13

Aslında ergenlerin sosyal becerileri daha gelişmiştir;

like processing and evaluating facial expressions better than other age groups,

2:16

örneğin yüz ifadelerini diğer yaş gruplarından daha iyi işler ve değerlendirirler,

allowing teens to be extremely cognizant of friends' joy, sadness, or stress. Kelime

2:20

bu da arkadaşlarının sevincini, üzüntüsünü veya stresini son derece iyi fark etmelerini sağlar.

Kelime

Cognizant of: of ile kullanılan resmî farkındalık ifadesi

Bu cümlede cognizant of, arkadaşların duygularını açıkça fark etmek ve onlara dikkat etmek anlamına gelir. Cognizant, be fiilinden sonra kullanılan bir sıfattır; of ise fark edilen belirli şeyi tanıtır. Bu ifade belirli bir gerçeğin, etkinin veya işaretin farkında olmayı anlatır. Tek başına birinin genel olarak zeki veya bilişsel yeteneğinin güçlü olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “tam olarak farkında” anlamına gelen resmî sıfat-edat ifadesiyle tamamlayın: Reviewers must be ____ any conflicts of interest.

Cevabı göster

cognizant of

Speaking of stress, Anlatım akışı

2:25

Stresten söz etmişken,

the hormone released in stressful situations

2:26

stresli durumlarda salgılanan ve

to help soothe the brain cells of children and adults Dilbilgisi

2:29

çocuklarla yetişkinlerin beyin hücrelerini yatıştırmaya yardımcı olan hormon,

has the opposite impact on teens, Kalıp ifadeler

2:32

ergenlerde tam tersi bir etki yaratır

Dilbilgisi

help soothe: help + fiilin yalın biçimi

help soothe ifadesinde help sözcüğünü doğrudan fiilin yalın biçimi soothe izler. help + fiilin yalın biçimi yapısı, bir eylemin gerçekleşmesine katkıda bulunmak veya sonucunu elde etmeyi kolaylaştırmak anlamına gelir. Help sonrasında mastar belirteci to isteğe bağlıdır; bu nedenle help to soothe da dil bilgisi açısından doğrudur. Asıl cümle çok yaygın olan kısa biçimi kullanır. Soothe bir sıfat değil, fiildir.

Alıştırma

Cümleyi, help sözcüğünün ardından doğrudan soothe fiilinin yalın biçimini getirerek tamamlayın: “A quiet voice can ____ an anxious child.”

Cevabı göster

help soothe

causing an increase in anxiety.

2:34

ve kaygının artmasına neden olur.

Anlatım akışı

Konu köprüsü olarak Speaking of stress,

Speaking of stress, önceki konuşmada geçen stress ismini, sonraki ilgili noktaya geçmek için bir köprü olarak kullanır. Yaklaşık olarak “stres konusu az önce açılmışken, onunla bağlantılı bir şey söyleyelim” anlamına gelir. Speaking of + isim veya -ing biçimi, cümle başında kullanılan bir geçiş ifadesidir; “konuşuyoruz” anlamındaki şimdiki zaman ana cümlesi değildir. Konuşmacının bağlantıyı doğal tutarak odağı değiştirmesini sağlar.

Alıştırma

Anılan konuyu köprü olarak kullanan ifadeyle geçişi tamamlayın: “We need to book the hotel tonight. ____ travel, is your passport still valid?”

Cevabı göster

Speaking of

Kalıp ifadeler

has the opposite impact on: ters etkiyi ifade etmek

have an impact on someone or something yapısında impact “etki” anlamına gelir; on ise etkilenen kişiyi, grubu veya şeyi belirtir. Burada has, tekil özne the hormone ile uyumludur; on teens de etkilenen grubu gösterir. The opposite, etkinin bağlamda daha önce belirtilmiş olan bir etkiye ters yönde olduğunu anlatır: hormon çocukları ve yetişkinleri sakinleştirirken gençlerde kaygıyı artırır. Fiziksel olarak “karşı tarafta” olmayı anlatmaz ve yalnızca etkinin zararlı olduğunu söylemekten daha özeldir.

Alıştırma

Cümleyi etkinin tersine döndüğünü anlatan ifadeyle tamamlayın: “The medicine makes most patients sleepy, but it ____ Ava and keeps her awake.”

Cevabı göster

has the opposite impact on

Pair that with a change in circadian rhythms Notlar

2:36

Buna bir de sirkadiyen ritimlerdeki değişimi ekleyin;

making you want to wake up 3 to 4 hours later than adults,

2:38

bu değişim, yetişkinlerden 3 ila 4 saat daha geç uyanmak istemenize yol açar.

Kelime

circadian rhythms: vücudun yaklaşık 24 saatlik döngüleri

“Circadian rhythms”, uykululuk ve uyanıklık düzeyindeki değişimler dâhil olmak üzere, vücutta yaklaşık 24 saatlik bir döngüyle tekrarlanan biyolojik örüntülerdir. Bu cümlede, iç zamanlama örüntülerindeki değişim gençlerin yetişkinlerden daha geç uyanmayı doğal olarak tercih etmesine yol açar. Bu terim, geç uyanma isteğini yalnızca kişisel bir seçim gibi göstermek yerine davranışı vücudun günlük zamanlama sistemiyle ilişkilendirir.

Alıştırma

Cümledeki circadian rhythms ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. Beklenmedik biçimde gerçekleşen herhangi bir ruh hâli değişimi
  2. Bir kişinin tercih ettiği vuruş veya müzik ritmi
  3. Vücudun yaklaşık 24 saatlik bir döngüyle tekrarlanan biyolojik örüntüleri
  4. Yetişkinler tarafından seçilen sabit bir okul programı
Cevabı göster

Vücudun yaklaşık 24 saatlik bir döngüyle tekrarlanan biyolojik örüntüleri

it's no wonder some people describe teens as emotionally moody. Notlar

2:42

Bazı insanların ergenleri duygu durumları değişken diye tanımlamasına şaşmamak gerek.

Kalıp ifadeler

Pair that with: menggabungkan dua faktor dalam argumen

Pair, emir cümlesindeki yalın fiildir: konuşmacı dinleyiciden iki etkeni zihninde birleştirmesini ister. That az önce sözü edilen etkene gönderme yapar, with ise yeni etkeni tanıtır. Bu ifade, bir sonuca geçmeden önce başka bir neden ekleyerek savı düzenler. İki olguyu yalnızca and ile bağlamaz; bunların birleşik etkisinin daha sonra gelen sonucu açıklamaya yardımcı olduğunu bildirir.

Alıştırma

Cümleyi, okuyucuya iki etkeni birlikte değerlendirmesini söyleyen ifadeyle tamamlayın: “The trail is already steep. ____ the heavy rain, and the climb becomes much harder.”

Cevabı göster

Pair that with

Kalıp ifadeler

it's no wonder: beklenen bir sonucu sunmak

“It's no wonder + yan cümle”, ardından gelen sonucun daha önce belirtilen veya ima edilen nedenlerden dolayı anlaşılır ya da şaşırtıcı olmadığını anlatır. Burada önceki etkenler, gençlerin duygusal açıdan değişken diye tanımlanmasını mantıklı bir sonuç gibi gösterir. Bir söylem kalıbı olarak bu ifade önce gerideki kanıtlara işaret eder, sonra sonucu sunar: nedenler → it's no wonder → beklenen sonuç. Bu ifadede wonder, “bilmek istemek” anlamına gelmez.

Alıştırma

Sonucun şaşırtıcı olmadığını belirten tam ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: Mia studied every evening, so ____ she passed the exam.

Cevabı göster

it's no wonder

Dilbilgisi

describe A as B: ergenleri duygusal açıdan değişken olarak tanımlamak

Describe A as B, A'yı B niteliği, kimliği veya etiketiyle tanımlamak anlamına gelir. Bu cümlede teens A, emotionally moody ise B'dir; emotionally, describe fiilini değil moody sözcüğünü niteler. Özne olan some people, bu nitelendirmeyi bazı kişilere atfeder. Bu nedenle cümle, her ergen hakkında kesin bir iddiada bulunmak yerine genel bir görüşü aktarır. Bu kalıp bir kişinin, grubun, şeyin veya sonucun nasıl nitelendirildiğini aktarmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Nitelendirmeyi başlatan sözcükle cümleyi tamamlayın: The review describes the hotel ____ quiet and comfortable.

Cevabı göster

as

On the other hand, teens are very physically healthy. Anlatım akışı

2:46

Öte yandan ergenler fiziksel açıdan oldukça sağlıklıdır.

Anlatım akışı

On the other hand: dengeleyici bir karşıtlık sunmak

On the other hand, aynı konunun karşıtlık oluşturan veya denge sağlayan diğer yönünü tanıtan bir söylem belirtecidir. Burada anlatım, ergenlerin duygusal zorlukları, stresi ve risk alma eğilimlerinden güçlü fiziksel sağlıklarına geçer. Dinleyiciye iki yönü karşılaştırması gerektiğini bildirir; sonra anlamına gelmez ve olayların zaman sırasını göstermez. Cümlenin başına getirildiğinde iki yönlü bir tartışmadaki geçişi, yan cümle içindeki but sözcüğünden daha açık hâle getirir.

Alıştırma

Denge sağlayan diğer yönü sunan dört sözcüklü bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: The course is demanding. ____, the instructor gives students plenty of support.

Cevabı göster

On the other hand

The immune system is highly functioning,

2:49

Bağışıklık sistemleri son derece iyi çalışır,

teens have increased tolerance to temperature changes, Kalıp ifadeler

2:51

sıcaklık değişimlerine karşı toleransları daha yüksektir

and a high resistance to cancer.

2:54

ve kansere karşı dirençleri yüksektir.

Kalıp ifadeler

increased tolerance to ... high resistance to: tolerans ve direnç

Tolerance to, bir koşula veya maruz kalma durumuna ciddi biçimde etkilenmeden dayanabilme kapasitesini anlatır. Burada increased tolerance to temperature changes, ergenlerin sıcaklık değişimleriyle daha iyi başa çıkabildiği anlamına gelir. Resistance to, zararlı bir etkene, hastalığa ya da kuvvete karşı koyma veya bunlardan etkilenmeme kapasitesini anlatır. Burada high resistance to cancer, bir sağlık tehdidine karşı korunma gücünü ifade eder. Her iki isimden sonra da to gelir; ancak nesneyle kurulan ilişki hangi ismin uygun olduğunu belirlemeye yardımcı olur.

Alıştırma

Bir bitki tuzlu toprağa dayanabilirken bir mantar saldırgan bir kimyasala karşı koyabilir. Cümleyi en iyi hangi ikili tamamlar? The plant has a high ___ salt, and the fungus has a high ___ the chemical.

  1. resistance to; tolerance to
  2. tolerance to; resistance to
  3. tolerance of; resistance from
Cevabı göster

tolerance to; resistance to

But despite physical fitness, Dilbilgisi

2:56

Ancak fiziksel olarak zinde olmalarına rağmen,

records show that death rates increase by 200 to 300% after childhood Dilbilgisi

2:58

kayıtlar çocukluktan sonra ölüm oranlarının %200 ila %300 arttığını gösteriyor;

Dilbilgisi

increase by 200 to 300%: yüzde 200 ila 300 artmak

Bu cümlede increase by 200 to 300%, çocukluk dönemindeki orana göre artış miktarını anlatır. by edatı değişim miktarını belirtir; 200 to 300% ise bu değişim için bir aralık verir. Bu ifade son oranı belirtmez. Bir oran başlangıçta 10 ise yüzde 200 artışla 30, yüzde 300 artışla 40 olur.

Alıştırma

Cümleyi değişim miktarını belirten edatla tamamlayın: The ticket price rose from $20 to $30, so it increased ____ 50%.

Cevabı göster

by

due to motor vehicle accidents,

3:03

bunun nedenleri arasında motorlu taşıt kazaları,

homicide, and suicide.

3:05

cinayet ve intihar yer alıyor.

Dilbilgisi

despite physical fitness ifadesinde despite + isim öbeği

Despite bir ödünleme ilişkisi kurar: normalde farklı bir sonuç bekletecek bir gerçeği sunar. Cümlenin başındaki despite physical fitness ifadesi, daha sonra belirtilen ölüm oranlarındaki artışla şaşırtıcı bir karşıtlık oluşturur. Despite bir edattır; bu nedenle ardından bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir, doğrudan özne ve yüklem içeren tam bir cümlecik gelmez. Virgül, baştaki despite öbeğini kapatır ve ana cümleden ayırır.

Alıştırma

Hangi cümle dil bilgisi açısından doğrudur?

  1. Despite it was raining heavily, the match continued.
  2. Despite the heavy rain, the match continued.
  3. Despite of the heavy rain, the match continued.
Cevabı göster

Despite the heavy rain, the match continued.

Scientists believe that many changes in white matter,

3:07

Bilim insanları beyaz maddede,

gray matter, and connections in the brain

3:09

gri maddede ve beyindeki bağlantılarda meydana gelen pek çok değişimin,

may be to blame with an increased risk of errors during this time. Kalıp ifadeler

3:11

bu dönemde hata yapma riskini artırarak buna yol açabileceğini düşünüyor.

Kalıp ifadeler

may be to blame: nedeni olabilir

May be to blame, bir şeyin bir soruna yol açmaktan sorumlu olabileceği anlamına gelir. Be to blame, özneden sonra gelen sabit bir tamamlayıcı yapıdır; birinin suçlamak amacıyla hareket ettiği anlamına gelmez. Burada may, bilimsel iddiayı ihtiyatlı hâle getirir. Beyindeki değişiklikler, artan hata riskine katkıda bulunabilecek olası bir neden olarak sunulur; kanıtlanmış veya tek neden olarak sunulmaz.

Alıştırma

Araştırmacılar bir bağlantı buldu, ancak bunu kanıtlamadı. Hangi cümle sonucu ihtiyatlı bir şekilde ifade eder?

  1. Changes in sleep patterns are definitely the only cause of the errors.
  2. Researchers blame the errors to changes in sleep patterns.
  3. Changes in sleep patterns may be to blame for the errors.
Cevabı göster

Changes in sleep patterns may be to blame for the errors.

But with a greater number of synaptic connections and increased plasticity, Dilbilgisi

3:15

Ancak daha fazla sinaptik bağlantı ve artan plastisite sayesinde,

the teenage brain is primed to learn quickly and memorize content fast. Kelime

3:19

ergen beyni hızla öğrenmeye ve bilgileri çabucak ezberlemeye hazırdır.

Dilbilgisi

Arka plan koşulu kuran with a greater number ... increased plasticity

Cümle başındaki with + isim öbeği, ana cümledeki yargı geçerliyken zaten mevcut olan bir durumu sunar. Burada a greater number of synaptic connections ve increased plasticity, ergen beyninin öğrenme avantajına zemin oluşturan eş görevli iki özelliktir. Bu yapı, beynin bu özellikleri araç olarak kullandığı anlamına gelmez. Açıklayıcı metinlerde sonucu çevresindeki koşullara, because the brain has ... gibi ayrı bir tam cümlecik eklemeden bağlamayı sağlar. Neden ilişkisi bağlamdan sezdirilir; because kullanımındaki kadar açıkça belirtilmez.

Alıştırma

Sonucun arka planındaki koşulları vermek için with + eş görevli isim öbeklerini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Because more staff and better tools, the team can finish by Friday.
  2. With the team has more staff, it can finish by Friday.
  3. With more staff and better tools, the team can finish by Friday.
  4. The team can finish by Friday with.
Cevabı göster

With more staff and better tools, the team can finish by Friday.

Kelime

primed to learn: mevcut koşulların oluşturduğu hazır olma durumu

primed to learn ifadesindeki primed, öznenin öğrenmeyi özellikle kolay veya olası hâle getiren bir duruma getirildiğini ya da zaten bu durumda olduğunu belirtir. Cümle, bu durumu bilinçli tekrara veya eğitime değil, beynin özelliklerine bağlar. be primed to + fiilin yalın hâli kalıbı başka bağlamlara aktarılabilir: Bir kişi, grup, sistem veya durum tepki vermeye, büyümeye, başarılı olmaya ya da değişmeye yatkın olabilir. Bu kalıp hazır olma veya eğilim durumunu anlatır; eylemin kesinlikle gerçekleşeceğini garanti etmez.

Alıştırma

Mevcut koşulların hazır olma durumu oluşturduğunu belirten hedef sözcükle cümleyi tamamlayın: After months of testing, the new system is ____ to handle a much larger workload.

Cevabı göster

primed

Unlike an older brain rooted in what it knows, Deyimler

3:23

Bildiklerine sıkı sıkıya bağlı olan daha yaşlı bir beynin aksine,

Deyimler

rooted in: derin ve yerleşmiş bir temel

Burada rooted in, daha yaşlı beynin zaten bildiği şeyleri sağlam bir temel olarak alması demektir. Bu, bitkilerden gelen bir benzetmedir: Kökler bir bitkiyi yerinde tuttuğu gibi, yerleşmiş bilgi ve deneyimler de düşünme kalıplarını yerinde tutabilir. rooted in + isim veya isim grubu yapısı, bir şeyin derin temelini gösterir. Genellikle bu temelin zaman içinde oluştuğunu ve dayanak olduğu şeyden kolayca ayrılamadığını düşündürür.

Alıştırma

'Her fear of dogs is rooted in a frightening childhood experience,' cümlesinde rooted in ne anlama gelir?

  1. Bu deneyim yüzünden geçici olarak dikkati dağılmıştır.
  2. Bu deneyimin altına fiziksel olarak gömülmüştür.
  3. Bu deneyime derinden dayanır.
Cevabı göster

Bu deneyime derinden dayanır.

teens can respond easily to their environment

3:25

ergenler çevrelerine kolayca yanıt verebilir

and make incredible strides in communication and socialization. Deyimler

3:27

ve iletişim ile sosyalleşme alanlarında inanılmaz ilerlemeler kaydedebilir.

Deyimler

make incredible strides in: bir alanda büyük ilerleme kaydetmek

Burada make incredible strides in, iletişim ve sosyalleşmede çok büyük ve fark edilir bir ilerleme sağlamak demektir. Strides sözcüğünün gerçek anlamı uzun adımlardır; ancak ifade, hızlı ilerlemeyi anlatmak için bu adımları benzetme olarak kullanır. Kalıp make + sıfat + strides in + alan veya etkinlik şeklindedir. Incredible ilerlemenin büyüklüğünü vurgular; temel eş dizim make strides in şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi make incredible strides in ifadesinin doğru çekimli biçimiyle tamamlayın: The team has ____ cancer research this year.

Cevabı göster

made incredible strides in

Not to mention being passionate is incredibly valuable Anlatım akışı

3:31

Ayrıca tutkulu olmak son derece değerlidir

and taking risks is often what is needed to make changes in your life Dilbilgisi

3:34

ve risk almak çoğu zaman kendi hayatınızda

and the lives of others.

3:38

ve başkalarının hayatında değişiklik yapmak için gereken şeydir.

Anlatım akışı

Not to mention: güçlü bir ek nokta sunmak

Not to mention, konuşanın açık, önemli veya ikna edici gördüğü ek bir noktayı sunar. Sözcüklerin düz anlamına rağmen konuşan bir şeyi anmayı reddetmez; ifade, sıradaki noktanın da eklenmeye değer olduğunu gösterir. Burada daha önce sıralanan avantajları sürdürerek tutkunun ve risk almanın değerini ekler. Başka bağlamlarda not to mention, daha önce söyleneni güçlendirmek için genellikle bir isim öbeğinin, -ing biçiminin veya that ile başlayan bir yan cümlenin önünde kullanılır.

Alıştırma

İngilizce cümleyi güçlü bir avantaj daha ekleyen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The library is quiet, ____ completely free.

Cevabı göster

not to mention

Dilbilgisi

X is what is needed to do Y: gerekli olan şeye odaklanmak

X is what is needed to do Y kalıbı, X’i bir hedef için gereken şey veya eylem olarak belirler. What is needed, öncülünü kendi içinde taşıyan bir ilgi yan cümlesidir; what burada “the thing that” anlamına gelir, dolayısıyla bir soru değildir. Cümlede taking risks, değişim yaratmak için çoğu zaman gerekli olan eylem şeklinde odak konumuna yerleştirilir. Often iddiayı sınırlar: bunun birçok durumda doğru olduğunu söyler, her değişimin mutlaka risk gerektirdiğini değil.

Alıştırma

İngilizce cümleyi dersteki odak ifadesiyle tamamlayın: Patience ____ solve this difficult puzzle.

Cevabı göster

is what is needed to

Being a teen can be tough, Anlatım akışı

3:39

Ergen olmak zor olabilir,

but it can also be amazing.

3:40

ama aynı zamanda harika da olabilir.

Anlatım akışı

Being a teen can be tough, but it can also be amazing: dengeli bir sonuç

Bu cümle, ikisi de doğru olan iki değerlendirmeyi yan yana koymak için “X can be A, but it can also be B” paralel kalıbını kullanır. “But” zor taraftan onunla karşıtlık oluşturan olumlu tarafa geçerken “also”, amazing özelliğinin tough özelliğini silmediğini, ona başka bir yön olarak eklendiğini gösterir. Kapanış cümlesi olarak önceki anlatımı dengeli bir ana fikre dönüştürür. Başlangıçtaki “Being a teen can be ...” ifadesinin tekrarlanması sözel bir yankı oluşturur ve sonu konuşmanın bütünüyle ilişkilendirir. Bu kalıp, birden fazla yönü olan herhangi bir konudaki konuşmayı veya paragrafı bitirmek için de kullanılabilir.

Alıştırma

Dersteki ifadeyle dengeli sonucu tamamlayın: Learning a new language can be difficult, ____ rewarding.

Cevabı göster

but it can also be

If you want to know why teens are the biggest super fans

3:43

Ergenlerin neden en coşkulu hayranlar olduğunu

and become obsessed with their favorite bands and shows,

3:45

ve en sevdikleri gruplara ve programlara neden takıntılı hâle geldiklerini bilmek istiyorsanız,

check out our latest AsapThought on the science of fandom.

3:48

hayranlık kültürünün bilimini ele alan son AsapThought videomuza göz atın.

Links are in the description to see that video.

3:51

O videonun bağlantıları açıklama bölümünde.

And subscribe for more weekly science videos.

3:54

Her hafta daha fazla bilim videosu için kanalımıza abone olun.