Uçak bilmecesini çözebilir misiniz? - Judd A. Schorr: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
595 kelime 160 kel/dk

Video özeti: Bir profesör, uçağında yolculuğun yalnızca yarısına yetecek yakıt bulunmasına rağmen ekvator çevresinde hiç durmadan uçmaya çalışır. Video, üç özdeş uçağın, zamanlaması hassas havada yakıt aktarımlarının ve simetrik bir rotanın, yakıtı boşa harcamadan bütün pilotları tek havaalanına nasıl geri getirdiğini açıklar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. There's just one problem. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bu kısa geçişi, açıklamanın kurulumdan temel engele yöneldiğini gösteren bir işaret olarak tanıyın; görünüşte uygulanabilir bir planı sunduktan sonra sonucu belirleyen kısıtlamayı açıklamak için kullanın. 2. think symmetrically, — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Matematik ve stratejiye özgü bu eşdizimi, zıt yönlerde birbirine karşılık gelen düzenleri düşünmek olarak anlayın; dengeli rotaların, zamanların veya rollerin bir problemi nasıl sadeleştirdiğini anlatırken kullanın. 3. Just as — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bu bağlacın iki olayı neredeyse aynı ana yerleştirerek gerilimi artırabildiğini veya kesin zamanlamayı vurguladığını fark edin; bir varışın ya da müdahalenin kritik bir olayın hemen öncesinde gerçekleşmesini anlatırken kullanın.

Bu derste

Professor Fukanō,

0:06

Profesör Fukanō,

the famous eccentric scientist and adventurer, Kelime

0:08

ünlü ve eksantrik bilim insanı ve maceracı,

has embarked on a new challenge, Kalıp ifadeler

0:11

yeni bir zorluğa atıldı,

Kelime

eccentric scientist and adventurer: sıra dışı bir kişiyi tanımlama

Eccentric scientist and adventurer ifadesindeki eccentric, profesörü fikirleri veya davranışları belirgin biçimde alışılmışın dışında biri olarak tanıtır. Onun tuhaf, ilginç ya da öngörülemez olduğunu düşündürebilir; ancak tek başına bir ruhsal hastalığı olduğu anlamına gelmez. Scientist and adventurer, aynı kişinin iki rolünü belirtir. İfade bir bütün olarak kısa bir karakter portresi çizer: Profesör bilgili, maceracı ve sıra dışı bir kişiliğe sahiptir.

Alıştırma

“The inventor is eccentric.” cümlesinde eccentric en doğal olarak ne anlama gelir?

  1. Birçok kişi onu tanır.
  2. Kendisine kesinlikle bir ruhsal hastalık tanısı konmuştur.
  3. Fikirleri veya davranışları alışılmadık derecede farklıdır ve bu farklılık ilginç olabilir.
Cevabı göster

Fikirleri veya davranışları alışılmadık derecede farklıdır ve bu farklılık ilginç olabilir.

flying around the world non-stop Kalıp ifadeler

0:13

durmadan dünya etrafında uçmak

Kalıp ifadeler

has embarked on a new challenge: önemli bir işe başlamak

Has embarked on a new challenge, birinin önemli ve yeni bir işe başladığını ve kendini bu işe adadığını anlatır. Present perfect biçimi has embarked, bu başlangıcı şu anda da önem taşıyan bir gelişme olarak sunar. Bu soyut kullanımda embark fiilinden sonra on ve bir isim öbeği gelir: embark on a challenge, project, journey veya career. Bir eylem yoluna çıkma hissi verdiğinden, yalnızca start demekten daha kararlı ve anlatımsal duyulur.

Alıştırma

Cümleyi embark on ifadesinin doğru present perfect biçimiyle tamamlayın: After months of planning, the museum ____ an ambitious renovation project.

Cevabı göster

has embarked on

Kalıp ifadeler

flying around the world non-stop: ara duraksız dünya çevresi rotası

around the world sözleri rotayı belirtir: uçuş dünyanın çevresinde tam bir tur atar. Non-stop ise uçuşun nasıl yapıldığını anlatır: uçak yol boyunca inmeden veya ara durak yapmadan uçmaya devam eder. İfade, yolculuğun kapsamını kesintisiz yapılma biçimiyle birleştirir. Non-stop, world sözcüğünü değil flying eylemini niteler.

Alıştırma

flying around the world non-stop ifadesini en iyi açıklayan cümle hangisidir?

  1. Uçak yol boyunca inmeden dünyanın çevresinde tam bir tur atar.
  2. Uçak aynı yerde dururken dünya dönmeye devam eder.
  3. Uçak dünyanın çevresinde yolculuk ederken her ülkeye iner.
Cevabı göster

Uçak yol boyunca inmeden dünyanın çevresinde tam bir tur atar.

in a plane of his own design. Kalıp ifadeler

0:15

kendi tasarımı olan bir uçakla.

Kalıp ifadeler

of his own design: bizzat onun tasarladığı

Of his own design, plane sözcüğünden sonra gelerek onu niteleyen bir ifadedir. Uçağı onun bizzat tasarladığı anlamına gelir. Own, uçağın yalnızca kime ait olduğunu değil, tasarımı kimin yaptığını vurgular. Yeniden kullanılabilen kalıp isim + of + iyelik belirleyicisi + own design şeklindedir; tasarımcıya göre his yerine her, our veya their kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi of + iyelik belirleyicisi + own design kalıbıyla tamamlayın: Nina planned every part herself. She presented a chair ____.

Cevabı göster

of her own design

Able to travel consistently

0:17

Sürekli olarak seyahat edebilen,

at the incredible speed Kalıp ifadeler

0:19

inanılmaz bir hızla

of 1 degree longitude Kültür

0:20

1 boylam derecesini

around the equator per minute, Kalıp ifadeler

0:22

ekvator etrafında dakikada geçen

Kalıp ifadeler

at the incredible speed of + bir ölçüm

At the incredible speed of, bir şeyin ne kadar hızlı hareket ettiğini gösteren ölçümü tanıtır. Yeniden kullanılabilen yapı at a/the speed of + sayı ve birim şeklindedir. Burada of, speed sözcüğünü 1 degree of longitude per minute değerine bağlar; sahiplik bildirmez. Incredible, konuşanın bu hızı şaşırtıcı bulduğu yönündeki değerlendirmesini ekler. Ölçülen değeri değiştirmez.

Alıştırma

Vurgulanan yapıyla cümleyi tamamlayın: The racing drone flew ____ 180 kilometers per hour.

Cevabı göster

at the incredible speed of

Kültür

1 degree longitude around the equator: ekvator boyunca bir boylam derecesi

Boylam, bir yerin Dünya üzerinde doğu ya da batı yönündeki konumunu belirten açısal bir koordinattır ve dereceyle ölçülür. Ekvator, Kuzey ve Güney Kutuplarının tam ortasında Dünya'yı çevreleyen çemberdir. Bu ifadede kısaltılmış 1 degree longitude kullanımı one degree of longitude, yani ekvator çevresindeki mesafenin 1/360'ı anlamına gelir. Buradaki degree, bir kilometre gibi sabit bir uzunluk değil, bir açıdır. Around the equator önemlidir; çünkü ekvatordan uzaklaştıkça bir boylam derecesinin yeryüzünde kapsadığı mesafe küçülür.

Alıştırma

Bu bağlamda 1 degree longitude around the equator ne anlama gelir?

  1. Ekvatorda ölçülen bir derecelik sıcaklık.
  2. Dünya'nın her yerinde sabit olarak bir kilometre.
  3. Ekvator çevresindeki mesafenin üç yüz altmışta biri.
Cevabı göster

Ekvator çevresindeki mesafenin üç yüz altmışta biri.

Kalıp ifadeler

per minute: oran belirtme

Per minute, bir sayı oran olarak ölçüldüğünde “her dakika için” anlamına gelir. 1 degree longitude around the equator per minute ifadesinde minute zaman birimidir; bu nedenle konum her bir dakikalık birimde 1 boylam derecesi değişir. Yeniden kullanılabilen kalıp miktar + per + birim şeklindedir: 60 beats per minute, 5 liters per hour veya $10 per person. Per, paydaya benzer bir ilişki gösterir; bir şeyin yalnızca bir dakika sürdüğü anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede per minute bir oran belirtmek için kullanılmıştır?

  1. The fan starts every minute.
  2. The fan turns 300 times per minute.
  3. The fan ran for a minute and then stopped.
Cevabı göster

The fan turns 300 times per minute.

the plane would take 6 hours Dilbilgisi

0:24

bu uçağın 6 saatini alırdı

to circle the world.

0:26

dünyayı dolaşması.

Dilbilgisi

would take 6 hours to circle the world: koşula bağlı süre tahmini

Özne + would take + süre + to + fiil yapısı, belirtilen veya ima edilen bir koşul altında bir eylemin ne kadar zaman gerektireceğini tahmin eder. Burada hesaplanan hız koşuldur ve 6 hours, uçağın dünyanın çevresini dolaşması için gereken tahmini süredir. Would istek değil, koşula bağlı bir sonuç belirtir. Aynı yapı At that speed, the trip would take three days to complete. cümlesinde de kullanılır.

Alıştırma

Bir ekip aynı tempoyu korursa işi üç günde bitirebilir. Tahmini would take + süre + to ile tamamlayın: At this pace, the job ____ finish.

Cevabı göster

would take three days to

There's just one problem. Anlatım akışı

0:28

Sadece bir sorun var.

Anlatım akışı

There's just one problem: temel bir engeli haber vermek

There's just one problem cümlesi, olumlu ya da nötr bilgilerden sonra sözü sıradaki önemli engele getirir. Dinleyiciyi planı değiştirebilecek bir sınırlama, çatışma veya koşula hazırlar. Buradaki just one, söz edilecek tek bir sorun olduğunu belirtir; sorunun küçük olduğunu değil. Sorunun tek ama önemli olması da merak ve gerilim yaratabilir.

Alıştırma

Olumlu bir başlangıçtan temel bir engele geçmek için There's just one problem ifadesini en doğal kullanan cümle hangisidir?

  1. We fixed the last issue. There's just one problem, and now nothing is stopping us.
  2. The design is ready. There's just one problem: we can't afford to build it.
  3. There's just one problem: everything worked perfectly, so the launch went ahead.
Cevabı göster

The design is ready. There's just one problem: we can't afford to build it.

The plane can only hold Kalıp ifadeler

0:29

Uçak sadece

180 kiloliters of fuel,

0:31

180 kilolitre yakıt alabilir,

Kalıp ifadeler

can only hold: azami kapasiteyi belirtmek

Bu cümlede hold, «içine alacak yere sahip olmak» veya «barındırmak» anlamındadır; «elde tutmak» anlamında değildir. Uçağın yakıt kapasitesi 180 kilolitredir. can only hold + miktar veya sayı yapısı bir üst sınır belirtir: bir kap, oda, araç ya da sistem belirtilen miktardan daha fazlasını içine alamaz.

Alıştırma

Bir tankın azami kapasitesi elli litredir. Cümleyi can, only ve hold sözcüklerinden oluşan üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: This tank ____ fifty liters.

Cevabı göster

can only hold

only enough for exactly half the journey. Kalıp ifadeler

0:34

bu da tam olarak yolculuğun yarısına yetecek kadardır.

Kalıp ifadeler

only enough for exactly half the journey: bir kaynağın yetebileceği sınırı belirtme

Enough for + isim öbeği, bir miktarın belirli bir amaç, kişi, süre veya mesafe için yeterli olduğunu belirtir. Burada daha önce sözü edilen kaynak, yani yakıt, enough ifadesinden önce söylenmeden anlaşılır. For exactly half the journey yakıtın karşılayabileceği mesafeyi belirtir; for burada “çünkü” anlamına gelmez. Only, miktarın yolculuğun tamamına yetmediğini gösterir. Exactly sınırı kesinleştirir: tam yarısına yeter, ne daha fazlasına ne daha azına.

Alıştırma

Pil gücünün ne kadar süre yetebileceğini gösteren eksik edatı yazın: We have enough battery power ____ two more hours.

Cevabı göster

for

Let's be honest, Ton ve niyet

0:37

Dürüst olalım,

Ton ve niyet

Let's be honest: açık sözlü bir değerlendirmeye giriş yapmak

Let's be honest, dinleyiciyi doğrudan bir değerlendirmeye hazırlayan bir söylem belirtecidir. Konuşanı ve dinleyeni, sonraki düşünceyi açık veya inkâr edilmesi zor bir gerçek olarak kabul etmeye davet eder. Bu ifade, daha önce birinin yalan söylediği anlamına gelmek zorunda değildir. Bu bağlamda şakacı bir eleştiriye geçişi yumuşatır, ancak eleştirinin doğrudanlığını tamamen ortadan kaldırmaz.

Alıştırma

Hangi cümle Let's be honest ifadesini dürüstlük konusunu gerçek anlamda ele almak yerine açık sözlü bir değerlendirmeyi başlatmak için kullanır?

  1. Let's be honest means that the price has already gone down.
  2. Let's be honest because our teacher asked us to tell the truth.
  3. Let's be honest, this plan costs more than we can afford.
Cevabı göster

Let's be honest, this plan costs more than we can afford.

the professor probably could have designed the plane Dilbilgisi

0:38

profesör muhtemelen uçağı

to hold more fuel,

0:40

daha fazla yakıt alacak şekilde tasarlayabilirdi,

Dilbilgisi

probably could have designed: gerçekleşmemiş bir geçmiş seçeneği değerlendirmek

Burada probably could have designed, konuşanın profesörün uçağı daha fazla yakıt taşıyacak şekilde tasarlama becerisine muhtemelen sahip olduğunu, ancak bu tasarım seçeneğinin uygulanmadığını düşündüğünü anlatır. could have + fiilin üçüncü hâli, geçmişte mümkün olan fakat gerçekleşmeyen bir seçeneğe dönüp bakar. probably yargıyı daha az kesin hâle getirir: konuşan, profesörün bu seçeneğe sahip olduğunu kanıtlanmış bir gerçek olarak söylemek yerine bundan çıkarım yapar. İfade, yapılan seçim hakkında hafif bir eleştiri veya takılma da taşıyabilir.

Alıştırma

Örnekteki probably could have designed ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Konuşan, profesörün bu tasarım seçimini yapmasının muhtemelen mümkün olduğunu, ancak seçimin yapılmadığını düşünüyor.
  2. Konuşan, profesörün uçağı daha fazla yakıt taşıyacak şekilde tasarladığından emin.
  3. Konuşan, profesörün gelecekte farklı bir uçak tasarlayabileceğini düşünüyor.
Cevabı göster

Konuşan, profesörün bu tasarım seçimini yapmasının muhtemelen mümkün olduğunu, ancak seçimin yapılmadığını düşünüyor.

but where's the fun in that? Ton ve niyet

0:41

ama bunun neresi eğlenceli ki?

Ton ve niyet

Where's the fun in that?: şakacı bir sözde soru

Where's the fun in that? genellikle sözde sorudur. Burada “Bu, eğlenceli olamayacak kadar kolay veya sıradan olurdu” anlamına gelir; eğlencenin nerede olduğunu gerçekten sormaz. Konuşan bu ifadeyle daha basit seçeneği şakacı bir şekilde reddeder ve daha zor, tuhaf veya dramatik seçimin eğlencenin bir parçası olduğunu ima eder.

Alıştırma

Şakacı sözde soruyu hedef ifadeyle tamamlayın: We could let the app solve the whole puzzle, but ____?

Cevabı göster

where's the fun in that

Instead,

0:43

Bunun yerine,

he's devised a slightly more elaborate solution, Kalıp ifadeler

0:44

biraz daha karmaşık bir çözüm buldu,

building three identical planes for the mission.

0:47

bu görev için birbirinin aynısı üç uçak inşa etti.

Kalıp ifadeler

devised a slightly more elaborate solution: biraz daha ayrıntılı bir çözüm tasarladı

Bu cümlede he's devised, he has devised anlamına gelir: düşünüp planladıktan sonra sorunu çözmenin bir yolunu oluşturmuştur. Devise a solution doğal ve görece resmî bir söz öbeğidir; devise, rastlantıyla akla gelen bir fikirden çok bilinçli bir tasarımı anlatır. Slightly more elaborate, basit bir çözüme göre biraz daha fazla bölüm, adım veya planlama içeren bir çözümü tanımlar. Slightly karşılaştırmayı yumuşatır, ancak plan yine de oldukça karmaşık olabilir.

Alıştırma

Cümleyi “biraz daha ayrıntılı bir çözüm oluşturdu” anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: After the simple lock failed, the team ____ involving two sensors.

Cevabı göster

devised a slightly more elaborate solution

In addition to their speed, Anlatım akışı

0:51

Hızlarına ek olarak,

Anlatım akışı

In addition to their speed: hızlarına ek olarak

Cümlenin başındaki In addition to their speed, hızı zaten ele alınan bir özellik olarak gösterir ve dinleyiciyi ana cümlede verilecek başka bir özelliğe hazırlar. Hızı yeni ana nokta yapmak yerine bilgiyi “A özelliğine ek olarak B özelliği” biçiminde düzenler. In addition to bir edat öbeğidir. Ardından bir isim öbeği, zamir veya -ing biçimi gelir. Burada their speed bu öbeğin nesnesidir ve baştaki öbeğin düşünceyi tamamlaması için virgülden sonra bir ana cümle gerekir.

Alıştırma

Cümleyi, ana cümleden önce bir özellik ekleyen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____ its low price, the bicycle is easy to repair.

Cevabı göster

In addition to

the professor's equipped them Kalıp ifadeler

0:52

profesör onları

with a few other incredible features.

0:53

birkaç başka inanılmaz özellikle donattı.

Kalıp ifadeler

equip A with B: A'yı B ile donatmak

Equip A with B, A'yı B ile gösterilen araç, özellik veya yeteneklerle donatmak anlamına gelir. equipped them with a few other incredible features ifadesinde them A'dır ve with B'yi getirir; burada with, özelliklerin onlara eşlik ettiği anlamına gelmez. Cümlenin tamamında professor's, professor has ifadesinin kısaltmasıdır. Has equipped present perfect yapısındadır; bu nedenle 's iyelik göstermez.

Alıştırma

equip fiilinin geçmiş zaman biçimini ve doğru edatı kullanarak equip A with B yapısını tamamlayın: The coach ____ every player ____ a water bottle.

Cevabı göster

equipped · with

Each of the planes can turn on a dime Deyimler

0:56

Uçakların her biri anında dönebilir

Deyimler

turn on a dime: çok dar bir alanda hızla dönmek

Turn on a dime, çok küçük bir alanda çok hızlı dönmek anlamına gelen bir deyimdir. Burada her uçağın son derece yüksek manevra kabiliyetine sahip olduğunu anlatır. Dime, küçük bir ABD on sentlik madeni parasıdır; ancak burada gerçek bir madeni para yoktur. Paranın küçüklüğü, çok dar bir dönüş alanı görüntüsünü abartılı biçimde oluşturur. Bu nedenle ifade kesin bir ölçüm vermez.

Alıştırma

“The go-kart can turn on a dime.” cümlesi ne anlama gelir?

  1. Go-kart çok hızlı ve dar bir dönüş yapabilir.
  2. Go-kart yalnızca düz bir çizgide ilerleyebilir.
  3. Go-kart bir madeni para gördüğünde durmak zorundadır.
Cevabı göster

Go-kart çok hızlı ve dar bir dönüş yapabilir.

and instantly transfer any amount of its fuel Kalıp ifadeler

0:58

ve yakıtının herhangi bir miktarını anında aktarabilir

to any of the others in mid-air Kelime

1:01

havada diğerlerinden herhangi birine

Kalıp ifadeler

transfer any amount of its fuel to any of the others: transfer X to Y yapısı

Transfer X to Y, X'i mevcut sahibinden, yerinden veya sisteminden alıp Y'nin teslim alacağı şekilde aktarmak demektir. Burada X, any amount of its fuel; Y ise any of the others bölümüdür. To edatı, yakıtın alıcısını veya varış noktasını belirtir. Uçağın diğer uçaklara doğru uçtuğu anlamına gelmez. Any of the others, geriye kalan uçaklardan herhangi biri demektir.

Alıştırma

Transfer X to Y yapısını hedef fiil ve alıcıyı belirten edatla tamamlayın: The technician will ____ the data ____ the backup server.

Cevabı göster

transfer · to

Kelime

in mid-air: havadayken

In mid-air, uçaklar yerden kesilmiş ve uçuş hâlindeyken demektir. Burada yakıt aktarımının inişten sonra değil, uçuş sırasında gerçekleştiğini açıkça belirtir. Bu ifade zarf işlevi görür; aktarımın ne zaman ve hangi koşulda gerçekleştiğini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi yerden kesilmişken anlamına gelen vurgulanan ifadeyle tamamlayın: The gymnast turned ____ before landing.

Cevabı göster

in mid-air

without slowing down, Dilbilgisi

1:03

yavaşlamadan,

Dilbilgisi

without slowing down: without + -ing

Without slowing down, hızda bir azalma olmadan başka bir eylemin gerçekleştiğini anlatır. Slowing down, gerçekleşmeyen eylemi adlandırır. Edat olan without'tan sonra bir isim veya fiilin -ing biçimi kullanılır. Yeniden kullanılabilen kalıp do A without doing B'dir; without + özne + çekimli fiil değildir.

Alıştırma

Cümleyi without ve stop fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The cyclist reached the top ____.

Cevabı göster

without stopping

provided they're next to each other. Dilbilgisi

1:05

yan yana olmaları şartıyla.

Dilbilgisi

provided they're next to each other: koşul bildiren provided

Burada provided bir koşul getirir ve “yalnızca ... ise” ya da “... koşuluyla” anlamına gelir. Eylem ancak birbirlerinin yanında olduklarında gerçekleşebilir; provided burada “sağlanmış” anlamına gelmez. Provided'dan sonra tam bir yan cümle gelebilir: provided (that) + özne + fiil. That isteğe bağlıdır; bu nedenle provided they're..., provided that they're... ifadesinin daha kısa biçimidir.

Alıştırma

Hangi cümlede provided, yerine getirilmesi gereken bir koşulu getirir?

  1. The provided equipment includes a helmet.
  2. The hotel provided a map for every guest.
  3. Provided you return it by Friday, you can borrow the book.
Cevabı göster

Provided you return it by Friday, you can borrow the book.

The professor will pilot the first plane, Kelime

1:07

Profesör ilk uçağı kullanacak,

Kelime

will pilot: fiil olarak pilot

will pilot ifadesinde pilot, “bir hava aracını kullanıp kontrol etmek” anlamına gelen bir fiildir. Profesör ilk uçağı kullanacaktır; bu ifade “pilot olacak” anlamına gelmez. will yardımcı fiilinden sonra pilot fiilinin yalın hâli kullanılır. Geçişli bir fiil olan pilot, pilot a plane veya pilot a helicopter örneklerinde olduğu gibi kullanılan hava aracını doğrudan nesne olarak alabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede pilot, “bir hava aracını kullanmak” anlamına gelen bir fiildir?

  1. Nora thanked the pilot of the survey plane.
  2. Nora is the pilot of the survey plane.
  3. Nora will pilot the survey plane.
Cevabı göster

Nora will pilot the survey plane.

while his two assistants

1:09

iki asistanı

Fugōri and Orokana

1:10

Fugōri ve Orokana

will pilot each of the others.

1:12

diğerlerini kullanacak.

However,

1:14

Ancak,

only one airport,

1:15

sadece bir havaalanı,

located on the equator, Kültür

1:16

ekvatorda bulunan,

Kültür

located on the equator: rota için coğrafi bir kısıtlama

Located on the equator, havaalanının nerede olduğunu söyler: havaalanı, Dünya’yı 0° enleminde çevreleyen hayalî çizginin üzerindedir. Burada located, airport hakkında ek bilgi veren bir geçmiş zaman ortacıdır; uzun biçimi which is located on the equator şeklindedir. Bu problemde söz konusu konum, rota planlanırken ve hesaplanırken kullanılan sabit bir koşuldur; çünkü kullanılabilen tek havaalanı oradadır. Bu ifade yalnızca havaalanının sıcak bir iklime sahip olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir rota planlama probleminde kullanılabilen tek havaalanı Ekvator üzerindedir. Bu ayrıntı neden önemlidir?

  1. Havaalanının Dünya’nın çevresinde dolaştığı anlamına gelir.
  2. Havaalanının her zaman sıcak olduğunu kanıtlar.
  3. Uçuş rotası için coğrafi bir kısıtlama oluşturur.
Cevabı göster

Uçuş rotası için coğrafi bir kısıtlama oluşturur.

has granted permission for the experiment, Kalıp ifadeler

1:18

deney için izin verdi,

Kalıp ifadeler

has granted permission for the experiment: resmî onay

Grant permission for + bir isim veya etkinlik, bir şeyi resmî olarak onaylamak ya da ona izin vermek anlamına gelir. Bu cümlede has granted permission for the experiment, yetkili bir makamın deneye resmen izin verdiğini belirtir; grant burada yetki vermeyi anlatan bir fiildir, araştırma fonuna gönderme yapmaz. Present perfect yapıdaki has granted, iznin zaten verilmiş olduğunu ve mevcut durum için hâlâ önem taşıdığını gösterir. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıplar grant permission for something ve grant someone permission to do something şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi resmî grant permission kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After reviewing the safety plan, the board ____ for the experiment.

Cevabı göster

granted permission

making it the starting point, Dilbilgisi

1:20

ve burası başlangıç noktası,

the finish line,

1:22

bitiş çizgisi,

and the only spot where the planes can land,

1:23

ve uçakların inebileceği,

take off, Öbek fiiller

1:25

kalkabileceği,

Öbek fiiller

take off: uçağın havalanması

Bu havacılık bağlamında take off, “yerden ayrılıp uçmaya başlamak” anlamına gelir. Burada geçişsiz bir öbek fiildir; The plane took off. örneğinde olduğu gibi özne hava aracıdır. Çevredeki liste bir uçağın yapabileceği hareketlerle ilgilidir. Bu yüzden take off, uçuş hareketini adlandırır; kıyafet çıkarmak veya işe ara vermek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi take ile kurulan ve “yerden ayrılmak” anlamına gelen iki sözcüklü havacılık öbek fiiliyle tamamlayın: After a short delay, the plane will ____.

Cevabı göster

take off

or refuel on the ground.

1:26

veya yerde yakıt ikmali yapabileceği tek yer.

Dilbilgisi

making it the starting point...: sonuç ifade etmek

Virgül + making it... yapısı, önceki olgunun sonucunu ekler. Burada and as a result makes it..., yani “bunun sonucunda onu ... hâline getirir” anlamına gelir; fiziksel olarak bir nesne üretmeyi anlatmaz. Yapı make + nesne + tümleç şeklindedir: it nesnedir; the starting point, the finish line ve the only spot ise ona verilen rolü açıklayan üç sıralı isim tümlecidir. Bir durumu doğrudan sonucuna bağlamak için virgül + making + nesne + tümleç yapısı başka bağlamlarda da kullanılabilir.

Alıştırma

Sonuç yan cümlesini make + nesne + tümleç kullanarak tamamlayın: The hall is beside the station, ____ an easy meeting place.

Cevabı göster

making it

How should the three planes coordinate Anlatım akışı

1:28

Üç uçak nasıl koordine olmalı ki

Anlatım akışı

How should the three planes coordinate: ana görevi ortaya koymak

How should the three planes coordinate? üç uçağın birlikte çalışmasının en iyi yolunu sorar. Burada should önerilen bir çözüm ister; coordinate ise “hareketlerini birbirleriyle uyumlu biçimde düzenlemek” anlamında bir fiildir. Bir açıklama veya bulmacada bu soru, önceki koşulları ana göreve dönüştürür. Sonraki adımlar da bu how sorusuna verilen yanıtlar olarak anlaşılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, temel sorunu birkaç grubun birlikte nasıl çalışması gerektiğine karar vermek olarak en açık biçimde ortaya koyar?

  1. How should the three departments coordinate during the move?
  2. How many people work in the three departments?
  3. Where are the three departments located?
Cevabı göster

How should the three departments coordinate during the move?

so the professor can fly continuously Dilbilgisi

1:30

profesör sürekli olarak uçabilsin

Dilbilgisi

so + özne + can: amaç belirtme

Burada so, önceki bir eylemin veya düzenlemenin amacını belirtir: amaç, profesörün kesintisiz uçabilmesini sağlamaktır. Can, bu düzenlemenin sağladığı yeteneği veya olasılığı ifade eder. Kullanışlı bir yapı şudur: eylem + so (that) + özne + can/could + fiilin yalın hâli. Konuşmada that çoğu zaman kullanılmaz. Bu kullanımı anlamak için “Bu eylem neyi mümkün kılmak için yapılıyor?” diye sorabilirsiniz.

Alıştırma

Hangi cümlede so bir amaç belirtir?

  1. Move the lamp closer so everyone can read the map.
  2. The battery was dead, so we replaced it.
  3. The road was closed, so we took another route.
Cevabı göster

Move the lamp closer so everyone can read the map.

for the whole trip and achieve his dream

1:32

tüm yolculuk boyunca ve hayalini gerçekleştirsin

without anyone running out of fuel and crashing? Öbek fiiller

1:35

ve kimsenin yakıtı bitip uçağı düşmesin?

Öbek fiiller

run out of fuel: yakıtı tükenmek

Run out of fuel, mevcut yakıtın tamamını kullanıp hiç yakıt kalmaması anlamına gelir. Yapı kişi, araç veya kuruluş + run out of + kaynak şeklindedir; run out of time, money veya food örneklerinde olduğu gibi. Örnekte running biçiminin kullanılmasının nedeni without anyone ifadesinden sonra gelmesidir. without + kişi + -ing yapısı gerçekleşmeyen veya kaçınılması gereken bir olayı anlatır.

Alıştırma

Cümleyi “hiç yakıtı kalmamak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: We need to refuel now, or we'll ____ before we reach the next airport.

Cevabı göster

run out of fuel

According to the professor's calculations, Anlatım akışı

1:45

Profesörün hesaplamalarına göre,

Anlatım akışı

According to the professor's calculations: dayanağı belirtme

According to the professor's calculations, ardından gelen sonucun profesörün hesaplamalarına dayandığını gösterir. According to, bilginin kaynağı olan kişiyi, belgeyi, veriyi veya başka bir dayanağı tanıtır. Cümlenin başında kullanıldığında önce kanıtı, sonra sonucu vererek mesajı düzenler.

Alıştırma

Raporu bilgi kaynağı olarak gösteren iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ the latest report, energy use fell by ten percent.

Cevabı göster

According to

they should be able to pull it off by a hair. Notlar

1:48

bunu kıl payı başarabilmeliler.

Öbek fiiller

pull it off: zor bir işi başarmak

pull it off, 'zor veya gerçekleşmesi pek olası görünmeyen bir işi başarmak' anlamına gelen gündelik bir deyimdir. it zamiri, daha önce konuşulan planın, gösterinin veya zorlu görevin tamamını temsil eder. Bu cümlede ifade, zorluğa rağmen başarı beklediğimizi gösterir. Bir nesneyi çekip başka bir şeyden ayırmak gibi gerçek anlamlı bir hareketi anlatmaz.

Alıştırma

Zor hedefi it ile göstererek cümleyi pull ... off ile tamamlayın: Finishing the stage set by Friday seems impossible, but I think we can ____.

Cevabı göster

pull it off

Deyimler

by a hair: kıl payı başarmak

By a hair, payın çok küçük olduğunu anlatan mecazlı bir deyimdir. pull it off by a hair ifadesinde pull it off zaten “başarmak” anlamına gelir. Bu nedenle bütün ifade, başarılı olacaklarını ancak bunu kıl payı ve neredeyse hiç hata payı olmadan yapacaklarını anlatır. Bu deyim tek başına başarıyı garanti etmez. Sonucu ana fiil belirler: win by a hair “kıl payı kazanmak”, miss by a hair ise “çok az farkla kaçırmak” demektir.

Alıştırma

Hangi cümle koşucunun gerçekten kazandığını, ancak farkın çok küçük olduğunu anlatır?

  1. The runner won the race by a hair.
  2. The runner nearly won the race.
  3. The runner won the race by a wide margin.
Cevabı göster

The runner won the race by a hair.

The key is to maximize the support Anlatım akışı

1:51

Anahtar, her asistanın sağladığı

Anlatım akışı

The key is to maximize: ana stratejiyi sunmak

The key is to..., en önemli eylemi veya ilkeyi belirten bir odaklama kalıbıdır. Karmaşık bir sorunu tek bir ana stratejiye indirerek bilgiyi düzenler. Burada maximize, to'dan sonra gelen fiilin yalın hâlidir. Bir miktarı, etkiyi veya kullanım düzeyini mümkün olan en yüksek seviyeye çıkarmak anlamına gelir. Devamındaki bağlam genellikle neyin en üst düzeye çıkarılacağını belirtir.

Alıştırma

İkinci cümleyi dersteki stratejiye giriş yapan tam ifadeyle tamamlayın: Study time is limited. ____ the value of each short practice session.

Cevabı göster

The key is to maximize

each assistant provides,

1:53

desteği en üst düzeye çıkarmak,

not wasting a single kiloliter of fuel. Dilbilgisi

1:55

tek bir kilolitre yakıtı bile israf etmemek.

Dilbilgisi

not wasting a single kiloliter: sıfır israf vurgusu

not wasting ifadesinde not, -ing biçimindeki wasting eylemini olumsuz yapar. Burada yakıtın hiç israf edilmemesini çözümün karşılaması gereken bir koşul olarak sunar. a single kiloliter, not ifadesinin olumsuzluk kapsamındadır; bu nedenle “bir kilolitreyi bile israf etmemek” anlamını verir. Belirli tek bir birimi göstermez. Genel olarak not ... a single + tekil sayılabilen isim kalıbı, miktarın sıfır olduğunu güçlü biçimde vurgular.

Alıştırma

Tek bir birimin bile israf edilmediğini anlatan dört sözcüklük hedef kalıpla cümleyi tamamlayın: The careful painter finished the job by ____ drop of paint.

Cevabı göster

not wasting a single

It also helps us to think symmetrically, Kalıp ifadeler

1:58

Simetrik düşünmek de işimizi kolaylaştırır,

Kalıp ifadeler

think symmetrically: karşılık gelen yapılardan akıl yürütmek

Think symmetrically, ayna görüntüsü gibi birbirine karşılık gelen parçaları veya durumları bularak akıl yürütmek demektir. Bu cümlede zıt yönler veya roller aynı düzenin birbirine karşılık gelen biçimleri olarak ele alınabilir; böylece bir taraf hakkında yürütülen akıl diğer tarafa da yardımcı olur. Symmetrically yalnızca bir nesnenin biçimini değil, bir stratejiyi de tanımlayabilir. Başka durumlara aktarılabilecek fikir, yapısal bir eşleşme aramak ve eşdeğer durumları her seferinde baştan incelemekten kaçınmaktır.

Alıştırma

Think symmetrically tavsiyesi hangi durumda en yararlı olur?

  1. Oda gürültülü, bu yüzden herkesin daha yüksek sesle konuşması gerekiyor.
  2. İki durumun yapıları birbirine karşılık geliyor; bu yüzden birini çözmek diğerinde bize yol gösterebilir.
  3. Karar gizli, bu yüzden kimse onu tartışmamalı.
Cevabı göster

İki durumun yapıları birbirine karşılık geliyor; bu yüzden birini çözmek diğerinde bize yol gösterebilir.

so they can make shorter trips

2:01

böylece daha kısa uçuşlar yapabilirler

in either direction Kalıp ifadeler

2:02

her iki yöne doğru

Kalıp ifadeler

in either direction: iki yönden herhangi biri

In either direction, “iki yönden herhangi birine” anlamına gelir. Bu iki seçenek bağlamdan anlaşılır ve çoğu zaman birbirine zıt yönlerdir; either, iki seçeneğin de mümkün olduğunu belirtir. Burada either olumlu anlamda “biri veya diğeri” demektir. “O da değil” anlamına gelmez ve iki seferin aynı anda iki yönde yapıldığını da söylemez.

Alıştırma

İki rotalı bir yol ayrımında rotalardan herhangi birini seçebileceğinizi söyleyen cümle hangisidir?

  1. The drone can fly in any direction.
  2. At the fork, you may travel in either direction.
  3. Traffic moves in both directions on this road.
Cevabı göster

At the fork, you may travel in either direction.

while setting the professor up Öbek fiiller

2:03

ve bu sırada profesörü ortadaki

for a long unsupported stretch in the middle. Kelime

2:05

uzun ve desteksiz bir uçuşa hazırlarlar.

Öbek fiiller

set someone up for something: sonraki aşama için koşul oluşturmak

Set someone up for something, daha sonraki bir deneyimi veya sonucu mümkün ya da olası kılacak koşulları düzenlemek veya sağlamak demektir. Kişi set ile up arasına gelir; for ise sonraki aşamayı veya sonucu tanıtır. Burada daha kısa destek seferleri, profesörü ortadaki uzun ve desteksiz bölüme uygun biçimde konumlandıracak şekilde rotayı düzenler. Bu, stratejinin planlanmış bir sonucudur; profesörün kandırıldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi set someone up for something yapısıyla tamamlayın: Careful onboarding will ____ success in her new role.

Cevabı göster

set her up for

Kelime

long unsupported stretch: yardım alınmayan devamlı bir bölüm

Burada stretch, bir yolculuğun ya da zaman diliminin devam eden bir bölümünü anlatan sayılabilir bir addır. Bu nedenle a long stretch, bedeni germe eylemi değil, uzun ve devam eden bir bölüm demektir. Unsupported, bu bölümde dışarıdan yardım bulunmadığını belirtir. Bu uçuş bağlamında, rotanın o bölümünde yakıt desteği olmadığı anlamına gelir; duygusal destek eksikliğini anlatmaz.

Alıştırma

Bu uçuş bağlamında a long unsupported stretch ne anlama gelir?

  1. Pilotu daha esnek yapan bir dizi germe egzersizi
  2. Pilotun duygusal olarak cesaretini kaybettiği bir dönem
  3. Uçuşun dışarıdan yardım alınmayan devamlı bir bölümü
Cevabı göster

Uçuşun dışarıdan yardım alınmayan devamlı bir bölümü

Here's his solution. Anlatım akışı

2:08

İşte çözümü.

Anlatım akışı

Here's his solution: sırada gelen çözümü tanıtmak

Here's, here is ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Here's his solution cümlesinde here öncelikle fiziksel bir yeri göstermez; dikkati birazdan sunulacak bilgiye yöneltir. Bu cümle, problemden veya genel stratejiden belirli çözüme geçerek açıklamayı düzenler. Yeniden kullanılabilen Here's + tekil veya sayılamayan ad öbeği yapısı; bir yanıtı, planı, örneği ya da ana fikri tanıtabilir.

Alıştırma

Planı tanıtmak için here is ifadesinin kısaltmasını kullanın: We have explained the problem. ____ our solution.

Cevabı göster

Here's

All three planes take off at noon,

2:09

Üç uçak da öğlen kalkar,

flying west,

2:11

batıya doğru uçar,

each fully loaded with 180 kiloliters. Kalıp ifadeler

2:12

her biri 180 kilolitre ile tam doludur.

Kalıp ifadeler

fully loaded with 180 kiloliters: tam yük taşımak

Fully loaded with, “tam veya azami miktarda yük taşıyan” anlamına gelir. Kalıp be fully loaded with + yük, malzeme veya miktar şeklindedir; with taşınan şeyi belirtir. each fully loaded with 180 kiloliters ifadesinde fully loaded, her uçağın durumunu kısaca anlatır; “each one was fully loaded” anlamı çıkar. Burada loaded gerçek yükleme anlamındadır ve yakıttan söz eder.

Alıştırma

Cümleyi “tam yük taşıyan” anlamındaki üç sözcüklü hedef İngilizce ifadeyle tamamlayın: The rescue boat was ____ medical supplies.

Cevabı göster

fully loaded with

After 45 minutes,

2:16

45 dakika sonra,

or 1/8 of the way around, Anlatım akışı

2:17

yani yolun 1/8'inde,

Anlatım akışı

or 1/8 of the way around: eşdeğer bir yeniden ifade

Burada or iki seçenek sunmaz. After 45 minutes ifadesini eşdeğer başka bir şekilde açıklar: bu süre geçtiğinde rotanın 1/8’i tamamlanmıştır. Bu açıklayıcı or, bilgiyi X, or Y biçiminde düzenler: X ilk ölçüyü verir, Y ise aynı noktayı başka bir birim veya ifadeyle yeniden anlatır. Konuşmada Y çoğu zaman araya eklenen kısa bir açıklama gibi duyulur.

Alıştırma

Hangi cümlede or aynı bilgiyi başka bir biçimde yeniden ifade eder?

  1. We can meet on Monday or Tuesday.
  2. Leave now, or you will miss the train.
  3. The meeting starts at noon, or 12:00 p.m.
Cevabı göster

The meeting starts at noon, or 12:00 p.m.

each plane has 135 kiloliters left. Kalıp ifadeler

2:19

her uçağın 135 kilolitre yakıtı kalır.

Kalıp ifadeler

has 135 kiloliters left: have + miktar + left kalıbı

has 135 kiloliters left ifadesinde left, yön olarak “sol” değil, “kalan” anlamındadır. have/has + miktar + left kalıbı, bir kısmı kullanıldıktan sonra ne kadarının hâlâ mevcut olduğunu belirtir. Tekil each plane öznesiyle have, has biçimine dönüşür. Aynı kalıp zaman, para, yakıt, yiyecek veya iş miktarı için kullanılabilir.

Alıştırma

have fiilinin doğru biçimini ve 20 liters left sözlerini kullanarak cümleyi tamamlayın: After the drive, the car ____.

Cevabı göster

has 20 liters left

Orokana gives 45 to the professor

2:23

Orokana profesöre 45

and 45 to Fugōri,

2:25

ve Fugōri'ye 45 verir,

fully refueling them both. Dilbilgisi

2:27

her ikisini de tamamen doldurur.

Dilbilgisi

fully refueling them both: sonuç bildiren bir -ing yan cümlesi

fully refueling them both sözleri, yakıt aktarımının sonucunu belirtir: sonrasında iki alıcının da yakıtı tamamen doldurulmuş olur. Dil bilgisi açısından bu, virgülden sonra gelen bir -ing yan cümlesidir. Ana cümleden sonra gelen virgül + -ing, ana eylemin neye yol açtığını gösterebilir. Daha sonraki bir zamanda gerçekleşen ayrı bir olay anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümle, ana eylemin sonucunu göstermek için virgül + -ing yan cümlesini kullanır?

  1. Leo opened the curtains, filling the room with sunlight.
  2. Leo was filling the room with boxes.
  3. Leo opened the curtains to look outside.
Cevabı göster

Leo opened the curtains, filling the room with sunlight.

With her remaining 45, Dilbilgisi

2:29

Kalan 45 ile,

Dilbilgisi

With her remaining 45: kullanılabilir bir kaynağı sunmak

With + bir isim öbeği, ardından gelen eylemin koşullarını belirtebilir. Burada With her remaining 45, hâlâ sahip olduğu yakıtı bir sonraki hareketinde kullanabileceği kaynak olarak sunar; with, “birlikte” değil, “sahip olarak veya kullanarak” anlamındadır. 45 sayısı, bağlamdan zaten anlaşılan tam miktarın, yani 45 bin litre yakıtın yerini tutar. Bu tür bir eksiltme yalnızca dinleyici neyin ölçüldüğünü zaten biliyorsa işe yarar.

Alıştırma

Hangi cümle, sonraki eylemde kullanılacak kalan bir kaynağı cümle başındaki with öbeğiyle belirtir?

  1. Ava bought a bus ticket because her cousin had ten dollars.
  2. With her remaining ten dollars, Ava bought a bus ticket.
  3. Together with her cousin, Ava bought a bus ticket.
Cevabı göster

With her remaining ten dollars, Ava bought a bus ticket.

Orokana returns to the airport

2:31

Orokana havaalanına döner

and heads to the lounge Kalıp ifadeler

2:33

ve dinlenme salonuna geçer

Kalıp ifadeler

heads to the lounge: bir hedefe doğru ilerlemek

Head to + yer, o hedefe “doğru gitmek” veya “yola çıkmak” anlamına gelir. Burada heads bir fiildir: Orokana havaalanına döner ve ardından dinlenme salonuna doğru gider. Çok genel bir ifade olan go to ile karşılaştırıldığında head to, yola çıkma veya belirli bir yönde ilerleme hissini daha açık verir ve günlük anlatımda doğal duyulur.

Alıştırma

head to ifadesini doğru biçimde kullan: After lunch, Nina ____ the library.

Cevabı göster

heads to

for a well-deserved break. Kalıp ifadeler

2:34

hak edilmiş bir mola için.

Kalıp ifadeler

well-deserved break: çabayla hak edilmiş mola

A well-deserved break, bir kişinin çaba, baskı veya zor bir görevden sonra hak ettiği dinlenme süresidir. Well-deserved, molanın kendi kalitesini değil, kişinin bu molayı hak edip etmediğini değerlendirir. Well-deserved, break isminden önce bileşik sıfat olarak kullanılır ve normalde kısa çizgiyle yazılır.

Alıştırma

Bu dersteki “tamamen hak edilmiş” anlamına gelen kısa çizgili sıfatı kullanın: After cleaning the whole park, the volunteers took a ____ break.

Cevabı göster

well-deserved

45 minutes later,

2:36

45 dakika sonra,

with 1/4 of the trip complete, Dilbilgisi

2:37

yolculuğun 1/4'ü tamamlandığında,

Dilbilgisi

with 1/4 of the trip complete: arka plan durumunu anlatma

With 1/4 of the trip complete ifadesindeki yapı with + isim öbeği + sıfat tümlecidir. 1/4 of the trip, durumu açıklanan şeyi belirtir; complete ise “tamamlanmış” anlamındaki bir sıfattır ve ana fiil değildir. With ile başlayan öbeğin tamamı ana cümleye bir arka plan durumu ekler. Bu kısa yapı, başka bir şey olduğunda bir görevin veya yolculuğun ne kadarının bitmiş olduğunu gösterebilir.

Alıştırma

Arka plandaki ilerlemeyi anlatmak için with + isim öbeği + sıfat yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. With complete most of the work, we went home.
  2. With most of the work complete, we went home.
  3. With most of the work was complete, we went home.
Cevabı göster

With most of the work complete, we went home.

the professor and Fugōri

2:39

profesör ve Fugōri'nin

are both at 135 kiloliters again.

2:41

yakıtı tekrar 135 kilolitreye düşer.

Fugōri transfers 45 into the professor's tank,

2:44

Fugōri profesörün deposuna 45 aktarır,

leaving himself with the 90 Dilbilgisi

2:48

kendisine 90 bırakır

he needs to return.

2:50

bu da dönmesi için gereken miktardır.

Dilbilgisi

leaving himself with ...: eylemden sonra kalan miktarı belirtme

leaving himself with the 90... ifadesinde leave + someone + with + miktar, başka bir şey olduktan sonra o kişinin o miktara hâlâ sahip olmasını sağlamak anlamına gelir. Himself önceki paylaştırmayı yapan kişiye döner ve miktarı kendi kullanımı için tuttuğunu gösterir. -ing yan cümlesi, kalan miktarı önceki eylemin sonucu olarak sunar. The 90, bağlamda daha önce belirlenmiş miktarı anlatır; he needs to return ise that sözcüğünün atıldığı bir ilgi cümleciğidir ve bunun dönüş için gereken miktar olduğunu belirtir. Burada leaving bir yerden ayrılmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi leaving + dönüşlü zamir + with sonuç yapısıyla tamamlayın: Mia paid the entry fee, ____ just twenty dollars for lunch.

Cevabı göster

leaving herself with

Professor Fukanō stretches

2:51

Profesör Fukanō gerinir

and puts on his favorite album. Öbek fiiller

2:53

ve en sevdiği albümü açar.

Öbek fiiller

put on an album: kayıtlı müziği çalmaya başlatmak

Burada put on + an album, albümü çalmaya başlatmak anlamına gelir. Album nesnesi put on ifadesine medya oynatma anlamını verir; herhangi bir şeyi giymek anlamına gelmez. Kastedilen anlamı belirlemek için put on ifadesinden sonra gelen sözcüklere bakın. Music, a song, an album veya a video ile kullanıldığında put on genellikle o içeriği oynatmaya başlamak anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle birinden albümü çalmaya başlamasını doğal biçimde ister?

  1. Could you put the jazz album on the shelf?
  2. Could you put on the jazz album?
  3. Could you put away the jazz album?
Cevabı göster

Could you put on the jazz album?

He'll be alone for a while.

2:55

Bir süre yalnız kalacaktır.

In the meantime, Anlatım akışı

2:57

Bu arada,

Anlatım akışı

In the meantime: paralel bir olaya geçiş

In the meantime, “aynı zaman diliminde” anlamına gelen bir geçiş ifadesidir. Burada dikkati devam eden bir olaydan, ilk olay bitmeden gerçekleşen başka bir olaya yöneltir. Bir hikâyedeki veya talimat dizisindeki paralel olayları düzenlemek için kullanılır. Daha sonra ortaya çıkan bir sonucu değil, zaman bakımından örtüşmeyi veya kullanılabilecek bir aralığı belirtir.

Alıştırma

Talimatı hedef üç sözcüklü geçiş ifadesiyle tamamlayın: The files are uploading. ____, please review the schedule.

Cevabı göster

In the meantime

Orokana has been anxiously awaiting Dilbilgisi

2:58

Orokana endişeyle

Fugōri's return,

3:00

Fugōri'nin dönüşünü beklemektedir,

Dilbilgisi

has been anxiously awaiting: mevcut noktaya kadar süren endişeli bir bekleyiş

Has been awaiting, present perfect progressive yapısı olan has + been + fiil-ing kalıbını izler. Beklemeyi daha önce başlayan ve anlatının mevcut noktasına kadar süren bir etkinlik olarak sunar. Anxiously, awaiting sözcüğünü niteler ve endişeli, huzursuz bir duygu ekler. Await geçişli bir fiildir; bu nedenle nesnesi doğrudan ardından gelir: awaiting Fugōri's return denir, awaiting for Fugōri's return denmez.

Alıştırma

Cümleyi has been + anxiously + await fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Since noon, Maya ____ the test results.

Cevabı göster

has been anxiously awaiting

her plane fully refueled and ready to go. Kalıp ifadeler

3:01

uçağı tamamen yakıt dolu ve kalkışa hazırdır.

Kalıp ifadeler

ready to go: yola çıkmaya veya başlamaya hazır

Ready to go, hazırlıkların tamamlandığını ve birinin ya da bir şeyin hemen yola çıkabileceğini veya sonraki eyleme başlayabileceğini belirtir. Burada uçağın kalkışa hazır olduğunu anlatır. Kalıp ready to + fiilin yalın hâlidir. Bu ifadede go mutlaka yürümek anlamına gelmez; hangi eylemin başlayacağını bağlam belirler.

Alıştırma

“Yola çıkmaya tamamen hazır” anlamındaki ready to + fiil yapısından oluşan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The taxi is waiting, and we're ____.

Cevabı göster

ready to go

As soon as his plane touches the ground, Dilbilgisi

3:04

Uçağı yere değer değmez,

Dilbilgisi

As soon as ... touches the ground: hemen gerçekleşen bir eylem sırası

As soon as, bağımlı bir zaman yan cümlesi başlatır. Ana cümledeki eylemin uçak yere değdikten hemen sonra gerçekleştiğini belirtir; virgül, ana cümlenin henüz gelmediğini gösterir. Burada touches the ground, “iniş yapar” anlamındadır. Temel fikir iki eylemin aynı anda olması değil, birbirini çok kısa arayla izlemesidir.

Alıştırma

“O anın hemen ardından” anlamındaki üç sözcüklü hedef bağlacı yazın: ____ the school bell rings, the children will line up.

Cevabı göster

As soon as

she takes off,

3:07

kadın havalanır,

this time flying east. Anlatım akışı

3:08

bu kez doğuya doğru uçar.

Anlatım akışı

this time flying east: bu kez neyin değiştiğini belirtmek

this time “bu kez” anlamına gelir. Bu kalkışı daha önceki benzer bir eylemle ilişkilendirir ve şimdi bir şeyin farklı olduğunu gösterir. Saatin gösterdiği mevcut zamanı anlatmaz. flying east, -ing biçimli ek bir yan cümleciktir. Anlaşılan öznesi she’dir ve değişen ayrıntıyı, yani yeni yönü belirtir. Eylem + this time + değişen ayrıntı kalıbı, tekrarlanan eylemleri kısa ve düzenli biçimde anlatır.

Alıştırma

Cümleyi “öncekinden farklı olarak bu kez” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Last week I drove to work; ____, I'm taking the train.

Cevabı göster

this time

At this point, Anlatım akışı

3:10

Bu noktada,

Anlatım akışı

At this point: mevcut aşamayı belirtmek

At this point, bir hikâyenin, sürecin veya düşünce zincirinin ulaştığı aşamayı belirtir. Cümlenin başında kullanıldığında, dinleyiciyi o aşamada doğru, bilinen veya tamamlanmış olan şeylerin özetine hazırlar. Burada point, fiziksel bir yer veya görüş değil, soyut bir aşama anlamına gelir. Doğal ve yeniden kullanılabilir kalıp At this point, + mevcut durum biçimindedir.

Alıştırma

Hangi cümlede At this point bir sürecin mevcut aşamasını belirtir?

  1. At this point, the team has finished the first two tests.
  2. The speaker made an interesting point.
  3. At this point on the map, the trail turns north.
Cevabı göster

At this point, the team has finished the first two tests.

exactly 180 minutes have passed,

3:11

tam 180 dakika geçmiştir

and the professor is at the halfway point Kalıp ifadeler

3:14

ve profesör yolculuğunun

of his journey,

3:16

yarısındadır,

Kalıp ifadeler

the halfway point: bir yolculuğun veya sürecin orta aşaması

The halfway point, bir yolculuğun veya sürecin yarısının tamamlandığı konum ya da aşamadır. Bu cümlede profesör yolculuğunun ortasına ulaşmıştır. Yaygın yapı the halfway point of + yolculuk, proje, kurs veya başka bir süreç şeklindedir. Buradaki point, ilerlemedeki bir konumu veya aşamayı belirtir; “görüş” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hedef ifadeyi kullanarak İngilizce cümleyi tamamlayın: At the ____ of a 10-mile trail, a sign says, “5 miles to go.”

Cevabı göster

halfway point

with 90 kiloliters of fuel left.

3:17

geriye 90 kilolitre yakıtı kalmıştır.

For the next 90 minutes, Anlatım akışı

3:19

Sonraki 90 dakika boyunca,

Anlatım akışı

For the next 90 minutes: mevcut noktadan başlayan bir süre belirlemek

For the next + bir zaman uzunluğu, şu andan veya anlatının mevcut noktasından başlayan bir zaman aralığı oluşturur. Ardından belirtilen etkinliğin veya durumun ne kadar süreceğini gösterir. Burada for süre belirtir: durum, önümüzdeki 90 dakikalık dönem boyunca devam eder. “Bir amaç için” anlamına gelmez.

Alıştırma

Yolun önümüzdeki iki saatin tamamı boyunca kapalı kalacağını göstermek için hedef yapıyı kullanın: ____ two hours, the road will be closed.

Cevabı göster

For the next

the professor and Orokana's planes

3:21

profesör ve Orokana'nın uçakları

fly towards each other, Kalıp ifadeler

3:23

birbirlerine doğru uçar,

Kalıp ifadeler

fly towards each other: birbirine doğru uçmak

Fiil + towards each other yapısında iki taraf da diğerinin bulunduğu yöne hareket eder. Burada iki uçak farklı konumlardan birbirine yaklaşmaktadır. Each other hareketi karşılıklı hâle getirir: A, B'ye doğru; B de A'ya doğru hareket eder. Bu, ikisinin üçüncü bir yere doğru aynı yönde gittiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle iki kişinin de diğer kişinin bulunduğu yöne hareket ettiğini anlatır?

  1. The two runners moved away from each other.
  2. The two runners moved alongside each other.
  3. The two runners moved towards each other.
Cevabı göster

The two runners moved towards each other.

meeting at the 3/4 mark. Kelime

3:24

ve 3/4 noktasında buluşurlar.

Kelime

the 3/4 mark: rota veya süreç üzerindeki bir nokta

The 3/4 mark ifadesinde mark, bir rota üzerindeki veya bir sürecin ilerleyişindeki belirli bir noktayı anlatır. Kesir bu noktanın yerini gösterir: toplam mesafenin ya da sürecin dörtte üçü tamamlanmıştır. Meeting at that mark, iki tarafın aynı ilerleme noktasına ulaştığı anlamına gelir. Bu, the halfway mark ifadesindeki mark ile aynı kullanımdır; puan ya da leke anlamındaki mark değildir.

Alıştırma

"The hikers stopped at the three-quarter mark of the trail," cümlesinde mark ne anlama gelir?

  1. Parkurun dörtte üçü boyunca ilerledikten sonraki nokta
  2. Bir tabelanın dörtte üçünü kaplayan leke
  3. Dört üzerinden üçlük sınav puanı
Cevabı göster

Parkurun dörtte üçü boyunca ilerledikten sonraki nokta

Just as the professor's fuel Dilbilgisi

3:27

Tam profesörün yakıtı

is about to run out, Öbek fiiller

3:28

bitmek üzereyken,

Dilbilgisi

“Tam ... olduğu sırada” anlamında Just as

Burada Just as, “tam ... olduğu sırada” anlamına gelen bir zaman bağlayıcısıdır. Önemli bir anda gerçekleşen bir olayı tanıtır; ana cümle ise neredeyse aynı anda gerçekleşeni söyler. Hikâyelerde bu yapı zamanlamayı ani, şanslı veya gergin gösterebilir. Burada eşitlik karşılaştırması değil, zaman bağlantısı anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede just as “tam ... olduğu sırada” anlamında kullanılmıştır?

  1. The blue backpack is just as heavy as the red one.
  2. The power went out after the movie started.
  3. Just as the movie started, the power went out.
Cevabı göster

Just as the movie started, the power went out.

Öbek fiiller

is about to run out: bir kaynak çok yakında tükenecek

is about to run out ifadesinde be about to + fiilin yalın hâli, bir olayın çok yakında gerçekleşeceğini belirtir; run out ise bir kaynağın tamamen tükeneceği anlamına gelir. Burada fuel öznedir, bu nedenle run out doğrudan nesne almaz. Bu ifade, kaynağın sıfıra ulaşmasından hemen önceki kritik noktayı anlatır. Yakıtın zaten bittiği anlamına gelmez. Ayrıca about burada geleceği anlatan be about to kalıbının parçasıdır; “hakkında” anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi be about to + run out ile tamamlayın: The emergency water supply ____.

Cevabı göster

is about to run out

he sees Orokana's plane.

3:30

Orokana'nın uçağını görür.

She gives him 45 kiloliters

3:31

Kadın profesöre

of her remaining 90,

3:33

kalan 90'ından 45 kilolitre verir,

leaving them with 45 each.

3:35

böylece her ikisine de 45'er kalır.

But that's just half of what they need Dilbilgisi

3:38

Ancak bu, havaalanına varmaları için gerekenin

Dilbilgisi

that's just half of what they need: gereken miktarın yarısı

that's just half of what they need ifadesinde that's, that is kısaltmasıdır; just ise yalnızca anlamına gelir. Bu nedenle söz konusu miktar yeterli değildir: gereken miktarın yarısına eşittir. What they need, onların ihtiyaç duyduğu şey veya miktar anlamına gelen bir isim yan cümleciğidir; soru değildir. half of + what yan cümleciği kalıbı, bir oranı ihtiyacın belirlediği toplam miktara bağlar.

Alıştırma

‘Gereken miktarın yalnızca yarısı’ anlamındaki hedef yapıyla cümleyi tamamlayın: We have ____ for the trip.

Cevabı göster

just half of what we need

to make it to the airport. Kalıp ifadeler

3:39

sadece yarısıdır.

Kalıp ifadeler

make it to the airport: havaalanına ulaşmayı başarmak

Make it to + varış noktası, özellikle zaman, yakıt, mesafe veya başka bir zorluk varışı belirsiz hâle getirdiğinde, o yere ulaşmayı başarmak anlamına gelir. Burada it bir nesneyi göstermez ve make üretmek anlamına gelmez. Make it ifadenin sabit çekirdeğidir; ardından to ve varış noktası gelir.

Alıştırma

‘Ulaşmayı başarmak’ anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: If we hurry, we can ____ the station before the doors close.

Cevabı göster

make it to

Fortunately,

3:41

Neyse ki,

this is exactly when Fugōri, Dilbilgisi

3:42

tam da bu sırada Fugōri,

having refueled, Dilbilgisi

3:44

yakıt ikmali yapmış olarak

Dilbilgisi

having refueled: daha önce tamamlanan bir eylemi belirtmek

Having refueled, having + geçmiş zaman ortacıyla kurulan bir perfect participle yan cümlesidir. Yakıt ikmalinin sonraki eylem olan takes off'tan önce tamamlandığını gösterir; Fugōri'nin hâlâ yakıt ikmali yaptığı anlamına gelmez. Anlaşılan özne Fugōri'dir ve takes off'un öznesiyle aynıdır. Yapı after Fugōri had refueled şeklinde açılabilir; ancak kısa biçim önceki eylemi arka plan bilgisi olarak sunar.

Alıştırma

Raporun Ava ayrılmadan önce tamamlandığını göstermek için finish fiilinin perfect participle biçimini kullanın: ____ the report, Ava went home.

Cevabı göster

Having finished

takes off.

3:45

havalanır.

Dilbilgisi

this is exactly when: kritik bir anı tam olarak belirtmek

this is exactly when + yan cümle yapısında this, az önce kurulmuş duruma ya da zaman noktasına gönderme yapar; when yan cümlesi de o anda ne olduğunu belirtir. Burada Fugōri'nin tam o anda havalanması anlatılır. Exactly, zamanlamanın kusursuz biçimde örtüştüğünü vurgular ve sonraki olayı zamanında yetişmiş ya da belirleyici gösterebilir. Buradaki when bir zaman yan cümlesi başlatır; zamanı soran bir soru sözcüğü değildir.

Alıştırma

Örnekte this is exactly when dinleyiciye ne anlatıyor?

  1. Cümle Fugōri'nin neden havalandığını açıklar.
  2. Konuşmacı Fugōri'nin saat kaçta havalandığını sorar.
  3. Fugōri tam da kritik anda havalanır.
  4. Cümle Fugōri'nin havalandığı yeri belirtir.
Cevabı göster

Fugōri tam da kritik anda havalanır.

45 minutes later,

3:46

45 dakika sonra,

just as the other two planes

3:48

tam diğer iki uçağın

are about to run empty, Kalıp ifadeler

3:49

yakıtı bitmek üzereyken,

Kalıp ifadeler

are about to run empty: boşalmak üzere olmak

Bu cümlede are about to, bir şeyin çok yakında olacağını gösterir. Run empty, içindeki kaynak hiç kalmayana kadar tüketilmek demektir; yani uçakların yakıt depoları neredeyse boştur. Burada run bir durum değişimini, empty ise ortaya çıkan son durumu anlatır. Bu ifade, bir şeyin zaten boşken hareket ettiği veya çalıştığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Vurgulanan yapının doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: The fuel gauge is almost at zero. The tank ____.

Cevabı göster

is about to run empty

he meets them at the 315 degree point Kelime

3:51

onlarla 315. derece noktasında buluşur

Kelime

315 degree point: açıyla işaretlenmiş rota konumu

The 315 degree point, bir açıyla belirlenen özel bir konumdur. Dairesel bir rota 360 dereceye bölünürse bu nokta, rota üzerinde 315 dereceye ulaşılan konumdur. Burada point konum, degree ise açı birimi anlamına gelir; sıcaklık veya okul ya da üniversite derecesi değildir. Rotanın başlangıç noktası ve ölçüm yönü haritadan veya bağlamdan anlaşılmalıdır.

Alıştırma

0 ile 360 derece arasında işaretlenmiş dairesel bir rotada the 315 degree point ne anlama gelir?

  1. 315 derecelik bir sıcaklık.
  2. 315 numaralı bir okul veya üniversite düzeyi.
  3. 315 derece uzunluğunda bir rota.
  4. Rota üzerinde 315 derecede işaretlenmiş konum.
Cevabı göster

Rota üzerinde 315 derecede işaretlenmiş konum.

and transfers 45 kiloliters of fuel

3:54

ve her birine 45 kilolitre yakıt

to each,

3:56

aktarır,

leaving 45 for himself.

3:57

kendisine 45 bırakır.

All three planes land at the airport

3:59

Üç uçak da havaalanına iner,

just as their fuel gauges reach zero. Kalıp ifadeler

4:01

tam yakıt göstergeleri sıfırı gösterdiğinde.

Kalıp ifadeler

gauges reach zero: reach + sayısal bir değer

gauges reach zero ifadesinde reach, “bir yere varmak” değil, “belirli bir sayısal düzeye ulaşmak” anlamındadır. Yakıt göstergelerindeki değer düştüğü için reach zero, göstergenin kullanılabilir yakıt kalmadığını göstermesi demektir. Kalıp şöyledir: değişen miktar veya gösterge değeri + reach + sayı ya da düzey. Reach değeri doğrudan alır: reach zero denir, reach to zero denmez.

Alıştırma

Cümleyi reach fiilinin doğru biçimi ve 0 sayısıyla tamamlayın: By midnight, the account balance had ____.

Cevabı göster

reached zero

As the reporters and photographers cheer,

4:04

Muhabirler ve fotoğrafçılar tezahürat yaparken,

the professor promises his planes

4:07

profesör, uçaklarının

will soon be available for commercial flights, Kalıp ifadeler

4:08

yakında ticari uçuşlar için kullanıma sunulacağına söz verir,

Kalıp ifadeler

soon be available for commercial flights: available for + amaç

soon be available for commercial flights ifadesinde available, “kullanıma hazır ve kullanımına izin verilmiş” demektir. Uçaklar yakında bu kullanılabilir duruma gelecektir; bu, uçakların “boş vakti olduğu” anlamına gelmez. Bir şeyin hangi etkinlik veya amaç için kullanılabildiğini belirtmek için be available for + etkinlik ya da amaç kullanılır. Burada for commercial flights planlanan kullanımı, soon ise bu kullanılabilirliğin ne zaman başlayacağını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi be fiilinin yalın hâli, available ve amaç belirten edatla tamamlayın: The renovated gym will soon ____ team practices.

Cevabı göster

be available for

just as soon as they figure out Notlar

4:11

tabii bulur bulmaz

Kalıp ifadeler

just as soon as: as soon as yapısının vurgulu biçimi

Just as soon as, as soon as yapısının vurgulu biçimidir ve bir şey olur olmaz ya da olduktan hemen sonra anlamına gelir. Buradaki just, zaman bakımından hemen ardından gelme fikrini güçlendirir. İki as da doğru kalıbın parçasıdır; yanlışlıkla tekrarlanmamıştır. Vaat edilen sonuç ancak diğer sorun çözüldükten sonra gerçekleşebilir. Bu koşul hâlâ karşılanmadığı için ifade, kulağa hemen yerine getirilecekmiş gibi gelen vaat ile gerçek gecikme arasında mizahi bir karşıtlık yaratır.

Alıştırma

Cümleyi as soon as yapısının vurgulu biçimiyle tamamlayın: I'll call you ____ I arrive.

Cevabı göster

just as soon as

Öbek fiiller

figure out: düşünerek anlamak veya çözmek

Figure out; düşünerek, deneyerek veya analiz ederek bir şeyi anlamak ya da çözüm bulmak demektir. Burada çözmeleri gereken pratik bir sorun vardır; figure, çizim veya şekil anlamına gelmez. Figure out ayrılabilen bir öbek fiildir. İsim nesne öbeğin ardından veya iki parçasının arasında gelebilir: figure out the problem ya da figure the problem out. Zamir ise ortada olmalıdır: figure it out doğrudur, figure out it değildir. Öbeğin ardından figure out how to fix it örneğindeki gibi soru sözcüğüyle başlayan bir yan cümle de gelebilir.

Alıştırma

Hangi cümle bir sorunu çözmek için düşünmek gerektiğini anlatır?

  1. We need to figure out how to fix the printer.
  2. We need to find out who owns the printer.
  3. We need to take the printer out of the box.
  4. We need to point out where the printer is.
Cevabı göster

We need to figure out how to fix the printer.

how to keep their in-flight meals Notlar

4:13

uçak içi yemeklerin

from spilling everywhere.

4:14

her yere dökülmesini nasıl engelleyeceklerini.

Dilbilgisi

keep ... from spilling: istenmeyen bir sonucu önlemek

keep + nesne + from + fiilin -ing hâli kalıbı, nesnenin bir şeyi yapmasını engellemek veya onunla ilgili istenmeyen bir sonucu önlemek anlamına gelir. Burada their in-flight meals nesnedir; spilling everywhere ise önlenmek istenen sonuçtur. Bu yapıda nesne keep ile from arasına gelir. from bir edat olduğu için sonraki fiil -ing biçimindedir: keep the meals from spilling. Aynı kalıp bir eylemi, kazayı ya da istenmeyen başka bir sonucu önlemek için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi from ve spill fiilinin doğru -ing biçimiyle tamamlayın: A tight lid can keep the soup ____ in your bag.

Cevabı göster

from spilling

Kelime

in-flight meals: uçuş sırasında sunulan yemekler

In-flight meals, uçuş sırasında uçakta sunulan veya yenen öğünlerdir. In-flight, meals sözcüğünden önce gelen birleşik bir niteleyicidir; yemek hizmetinin ne zaman ve hangi ortamda gerçekleştiğini anlatır, yemeklerin gerçekten uçtuğunu değil. Kısa çizgi, in ile flight sözcüklerini bir isimden önce tek bir niteleyici olarak birleştirir. Aynı biçim, in-flight entertainment ve in-flight service örneklerinde olduğu gibi başka havayolu hizmeti isimlerini de niteleyebilir.

Alıştırma

Cümleyi “uçuş sırasında kullanılabilen” anlamına gelen standart kısa çizgili niteleyiciyle tamamlayın: The airline offers free ____ entertainment.

Cevabı göster

in-flight