Kara Delikler Açıklandı – Doğumdan Ölüme: İngilizce çalışma notları
Kurzgesagt – In a Nutshell
Video özeti: Kara delikler yıldız çöküşü ve olay ufkundan Hawking ışımasına ve son buharlaşmalarına kadar açıklanıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. 'in the form of' — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: enerjinin ışınım olarak görünmesi gibi, bir şeyin biçimini nedeni ile karıştırmadan belirtin. 2. 'As a rule of thumb,' — Deyimler ve mecazlı ifadeler: katı yasa yerine pratik bir yaklaşık kuralı işaretleyin; tahmin veya genel yönlendirmede kullanın. 3. 'As powerful as black holes are,' — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: sıfatın as önüne geldiği ödünleme yapısının önce güçlerini kabul edip sonra yine de buharlaştıkları karşıt sonuca geçtiğini anlayın.
Bu derste
Black holes are one of the strangest things in existence. Dilbilgisi
0:00Kara delikler var olan en tuhaf şeylerden biridir.
one of the strangest things in existence: var olan en tuhaf şeylerden biri
one of the + en üstünlük derecesindeki sıfat + çoğul isim kalıbı, bir öğeyi bir özelliğin en uç derecesine sahip üyelerden oluşan grubun içine yerleştirir. Burada kara delikler, en tuhaf olarak tanımlanan küçük bir şeyler grubuna dâhil edilir. one of the ifadesinden sonraki isim things gibi çoğuldur, fakat one yine tek bir üyeyi gösterir. In existence, karşılaştırma alanını var olan her şeyle sınırlar.
Alıştırma
Cümleyi large ve one of the + en üstünlük derecesi + çoğul isim kalıbını kullanarak tamamlayın: The blue whale is ____ animals on Earth.
Cevabı göster
one of the largest
They don't seem to make any sense at all. Kalıp ifadeler
0:03Hiçbir mantığı yokmuş gibi görünürler.
make any sense at all: hiçbir şekilde mantıklı olmamak
Make sense, “mantıklı, anlaşılır veya makul olmak” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Fiziksel bir şey üretmek ya da bir his oluşturmak anlamına gelmez. Olumsuz do not make any sense at all yapısında any olumsuz yan cümleyle uyumludur, at all ise olumsuzluğu güçlendirir. Birlikte “hiçbir şekilde mantıklı veya anlaşılır olmamak” anlamına gelirler; bu nedenle konuşan kişi oldukça şaşkın görünür.
Alıştırma
Hangi cümle açıklamanın tamamen mantıksız olduğunu söylüyor?
- The explanation doesn't make any sense at all.
- The explanation leaves out a few details.
- The explanation doesn't interest me at all.
Cevabı göster
The explanation doesn't make any sense at all.
Stars are incredibly massive collections of mostly hydrogen atoms
0:15Yıldızlar, çoğunlukla hidrojen atomlarından oluşan inanılmaz derecede kütleli oluşumlardır,
that collapse from enormous gas clouds under their own gravity.
0:19ve devasa gaz bulutlarından kendi yer çekimleri altında çökerek oluşurlar.
nuclear fusion crushes hydrogen atoms into helium, Kalıp ifadeler
0:24nükleer füzyon hidrojen atomlarını ezerek helyuma dönüştürür,
crushes hydrogen atoms into helium: fiil + nesne + into + sonuç
Burada crushes hydrogen atoms into helium, fiil + nesne + into + sonuç yapısını izler. Crushes katı biçimde gerçek anlamlı değil, canlı bir anlatımdır: füzyonu, helyum oluşturmak için hidrojeni güçlü biçimde sıkıştıran bir süreç gibi sunar. Into, bir yer ya da hareket yönünü değil, değişimin sonucu olan helium sözcüğünü getirir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp fiil + nesne + into + ortaya çıkan madde veya durumdur.
Alıştırma
Cümleyi ortaya çıkan biçimi tanıtan edatla tamamlayın: The factory melts old glass ____ new bottles.
Cevabı göster
into
releasing a tremendous amount of energy: sonuç bildiren bir -ing yan cümlesi
Releasing a tremendous amount of energy, sonucu bildiren bir -ing yan cümlesidir. Ana cümledeki füzyon süreci nedeniyle ne olduğunu ekler: bu süreç çok büyük miktarda enerji açığa çıkarır. -ing biçimi, crushes ile yan yana duran ikinci bir ana fiil değildir. Virgülden sonra kullanılarak 'and this releases ...' gibi yeni bir yan cümle başlatmadan sonuç kısa ve toplu biçimde eklenir.
Alıştırma
Doğrudan sonucu eklemek için cümleyi flood fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The pipe burst, ____ the basement.
Cevabı göster
flooding
a tremendous amount of + sayılamayan isim
“A tremendous amount of”, “çok büyük miktarda” anlamına gelir. Burada sayılamayan bir isim olarak kullanılan energy sözcüğünü niteler; bu nedenle miktarı belirtmek için doğal sözcük amount’tır. Kalıp a tremendous amount of + sayılamayan isim şeklindedir. Tremendous güçlü bir vurgu katar ve hem açık anlatımlarda hem de günlük konuşmada kullanılabilir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi vurgulanan miktar ifadesiyle tamamlayın. Sayılamayan damage isminden önce tremendous içeren tek bir ifade kullanın: The storm caused ____ damage in just a few hours.
Cevabı göster
a tremendous amount of
maintaining a delicate balance between the two forces.
0:33ve bu iki kuvvet arasında hassas bir dengeyi korur.
in the form of: bir şeyin sunulduğu biçimi belirtme
“In the form of”, bir şeyin göründüğü, var olduğu veya sunulduğu belirli biçimi tanıtır. Burada enerjinin radyasyon olarak bulunduğunu söyler; radyasyonun enerjiyi oluşturduğu anlamına gelmez. Kalıp isim + in the form of + belirli biçim şeklindedir. Soyut bir şeyi onun somut görünümü veya sunulma yöntemiyle bağlar.
Alıştırma
İngilizce cümleyi “bu belirli biçimde sunulan” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The emergency aid arrived ____ food and clean water.
Cevabı göster
in the form of
Devam eden bir koşul için as long as
Bu cümlede as long as, “şu koşulla” veya “bu koşul doğru kalmaya devam ederse” anlamına gelir. Çekirdekteki füzyon koşuldur; yıldızın kararlılığı ise sonuçtur. Bir sonucu bir koşula bağlamak için as long as kullanılır. Bu yapı çoğu zaman devamlılık hissi verir: koşul karşılanmaya devam ettiği sürece sonuç geçerli kalır.
Alıştırma
“You may use the tablet as long as you handle it carefully,” cümlesinde as long as neyi gösterir?
- Dikkatli kullanma izinden önce gerçekleşmiştir.
- Dikkatli kullanmak iznin koşuludur.
- Tablet başka bir şeyle aynı süre boyunca kullanılabilir.
Cevabı göster
Dikkatli kullanmak iznin koşuludur.
But for stars with way more mass than our own sun, Dilbilgisi
0:41Fakat bizim güneşimizden çok daha fazla kütleye sahip yıldızlar için,
the heat and pressure at the core allow them to fuse heavier elements until they reach iron. Dilbilgisi
0:44çekirdekteki ısı ve basınç onların demire ulaşana kadar daha ağır elementleri sentezlemesine izin verir.
Güçlü karşılaştırma olarak way more mass than
Burada way, more sözcüğünü güçlendiren gündelik bir derece zarfıdır. Way more mass than, “çok daha fazla kütle” anlamına gelir; yani küçük değil, büyük bir farkı belirtir. Kalıp way + karşılaştırmalı miktar + than + karşılaştırma hedefidir. Mass sayılamayan bir isim olduğu için many mass değil, more mass kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi mass kullanan güçlü ve gündelik karşılaştırmayla tamamlayın: The new satellite has ____ the old one.
Cevabı göster
way more mass than
allow them to fuse: eylemi mümkün kılan bir koşul
allow them to fuse ifadesinde allow + nesne + to + fiilin yalın hâli yapısı kullanılır. them nesnesi fuse eylemini gerçekleştirir; burada daha büyük kütleli yıldızları ifade eder. Bu bilimsel bağlamda allow, izin vermek değil mümkün kılmak anlamındadır. Isı ve basınç, füzyonun gerçekleşmesini mümkün kılan koşulları oluşturur.
Alıştırma
İngilizce cümleyi allow + hikers + to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: The guide ropes ____ climb the steep path safely.
Cevabı göster
allow hikers to
the fusion process that creates iron doesn't generate any energy.
0:52demiri yaratan füzyon süreci hiçbir enerji üretmez.
Iron builds up at the center of the star until it reaches a critical amount, Öbek fiiller
0:56Demir, kritik bir miktara ulaşana kadar yıldızın merkezinde birikir,
and the balance between radiation and gravity is suddenly broken.
1:00ve radyasyon ile yer çekimi arasındaki denge aniden bozulur.
builds up: kademeli birikme
builds up ifadesindeki build up öbek fiili, yavaş yavaş birikmek anlamına gelir. Demir, kritik bir miktara ulaşana kadar yıldızın merkezinde azar azar artar. Bu yapı zaman içinde artan bir madde, basınç, trafik veya duygu için kullanılabilir. Özne, biriken şeydir: iron builds up.
Alıştırma
İngilizce cümleyi build up ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Without regular cleaning, dust slowly ____ inside the keyboard.
Cevabı göster
builds up
moving at about a quarter of the speed of light,
1:09ışık hızının yaklaşık dörtte biri hızla hareket ederek,
Within a fraction of a second: bir saniyenin çok küçük bir bölümü içinde
Within a fraction of a second, olayın tam bir saniye bile geçmeden gerçekleştiğini belirtir. Within bir zaman sınırı koyar; eylemin bu süre boyunca devam ettiğini söylemez. A fraction of a second bilinçli olarak yaklaşık bırakılmış bir ifadedir. Bir saniyenin çok küçük bir kısmını anlatır; belirli bir matematiksel kesri göstermez. Bu ifade hızlı bir olayı neredeyse anlık gösterir ve bilim, haber ve aksiyon anlatımlarında yaygındır.
Alıştırma
Sensörün tepkisini tam bir saniye bile geçmeden tamamladığını belirten ifadeyi seçin: The sensor shut the machine down ____.
- within a fraction of a second
- once every second
- for a fraction of a second
Cevabı göster
within a fraction of a second
It's at this very moment that all the heavier elements in the universe are created Dilbilgisi
1:14Evrendeki tüm ağır elementler tam da bu anda yaratılır,
It's at this very moment that: It is ... that ile odaklama
It is ... that, cümlenin bir bölümünü güçlü biçimde odağa yerleştirmek için kullanılan ayrık cümle yapısıdır. Burada odaklanan zaman at this very moment ifadesidir; dolayısıyla anlamı “Olayın gerçekleştiği an tam olarak budur” şeklindedir. Baştaki it herhangi bir nesneye gönderme yapmaz. Odaklama çerçevesi kaldırıldığında temel ifade şudur: All the heavier elements in the universe are created at this very moment as the star dies in a supernova explosion. Very odağı güçlendirir ve “tam da bu” anlamına gelir; “çok yoğun” demek değildir.
Alıştırma
last Saturday ifadesini güçlü biçimde vurgulamak için İngilizce ayrık cümleyi tamamlayın: ____ last Saturday ____ our team won the final.
Cevabı göster
It was · that
the entire mass of the core collapses into a black hole.
1:26çekirdeğin tüm kütlesi çökerek bir kara deliğe dönüşür.
Araya koşul eklenen either ... or kalıbı
Either ... or iki alternatif sonucu birbirine bağlar. Bu cümlede ilk sonuç bir nötron yıldızıdır; ikinci sonuç ise yıldızın çekirdeğinin çökerek bir kara deliğe dönüşmesidir. if the star is massive enough ifadesi, ikinci sonucun koşulunu belirtmek için or sözcüğünden sonra araya girer. Böyle uzun bir cümleyi takip ederken either ile daha sonra gelen or sözcüğünü eşleştir ve araya giren koşulu ek bilgi olarak düşün. İki taraf tamamen aynı dil bilgisi biçimine sahip olmasa da alternatif sonuçlar olarak anlaşılabilir.
Alıştırma
İki alternatif sonucu göstermek için cümleyi either ... or ile tamamla: The package will arrive ____ on Friday ____, if customs delays it, on Monday.
Cevabı göster
either · or
If you looked ... what you'd really be seeing is ... kalıbı
Buradaki geçmiş zaman biçimi looked, olayı gerçek geçmiş zamana yerleştirmez. would be seeing ile birlikte varsayımsal bir gözlem durumu oluşturur: bir kara deliğe bakabildiğinizi hayal edin. what you'd really be seeing yan cümlesinin tamamı ana cümlenin öznesidir. Burada what zaten the thing that anlamını içerir ve you'd, you would anlamına gelir; ardından is, bu şeyin the event horizon olduğunu belirtir. Bu kalıp, görünüşte oluşan bir izlenimi düzeltip bir şeyin gerçekte ne olduğunu açıklamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
the thing you would notice first anlamındaki yan cümle özne olacak şekilde açıklama kalıbını tamamlayın: If you checked the final total, ____ you'd notice first ____ the missing delivery fee.
Cevabı göster
what · is
Anything that crosses the event horizon needs to be traveling faster than the speed of light to escape.
1:35Olay ufkunu geçen herhangi bir şeyin kaçabilmesi için ışıktan daha hızlı seyahat etmesi gerekir.
Yeniden ifade başlatan In other words,
In other words, sonraki ifadenin aynı ana fikri daha açık, kısa veya doğrudan bir biçimde anlattığını gösterir. Burada teknik açıklama, durumun imkânsız olduğu sonucuna indirgenir. Bu ifade yeni bir neden eklemek yerine bilgiyi düzenler. Dinleyici, sonrasında söylenenleri önceki sözlerin yeniden ifade edilmesi olarak anlayabilir.
Alıştırma
Bir konuşmacı şöyle diyor: The road is closed to every vehicle. Daha basit yeniden ifade olan No one can drive through cümlesini en iyi hangi bağlayıcı başlatır?
- For example,
- In other words,
- However,
Cevabı göster
In other words,
So we just see a black sphere reflecting nothing.
1:42Yani biz sadece hiçbir şeyi yansıtmayan siyah bir küre görürüz.
meaning all its mass is concentrated into a single point in space with no surface or volume,
1:58yani tüm kütlesinin yüzeyi veya hacmi olmayan tek bir noktada yoğunlaşmış olması anlamına gelir,
Belirsiz bir olasılık için may be
May be, kiplik fiili may ile be fiilinin yalın biçimini birleştirir. Burada sonsuz yoğunlukta olmanın bir tekillik için olası bir tanım olduğunu, ancak konuşmacının bunun kesin olduğunu iddia etmediğini gösterir. Bu, bilgiye dayalı olasılık bildiren may kullanımıdır: sınırlı bilgi nedeniyle belirsizliği gösterir. İzin vermez.
Alıştırma
Hangi cümle belirsiz bir neden hakkında dikkatli bir iddiada bulunur?
- The signal is caused by dust.
- You may use the signal detector.
- The signal may be caused by dust.
Cevabı göster
The signal may be caused by dust.
It's like ...: benzetme kurmak
It's like ... bir benzetme kurar: bilinmeyen veya soyut bir durumu daha tanıdık bir şeyle karşılaştırır. Burada konuşmacı, bir teorinin tekillik noktasında işlemez hâle gelmesini sıfıra bölme hatasına benzeterek teorinin sınırını daha anlaşılır kılar. like sözcüğü tam bir özdeşliği değil, açıklamaya yarayan bir benzerliği gösterir. Her iki durumda da alışılmış sistem normal bir cevap üretemez; cümle, kara deliğin kelimenin gerçek anlamıyla bir hesaplama veya bilgisayar hatası olduğunu söylemez.
Alıştırma
Bir bilim insanı şöyle diyor: "The model reaches this point and gives no usable answer. It's like a calculator trying to divide by zero." It's like neyi gösteriyor?
- Ortak bir özelliğe dayanan benzetme
- İki şeyin tamamen aynı olduğu iddiası
- Önceki cümleden mantıksal olarak çıkan bir sonuç
Cevabı göster
Ortak bir özelliğe dayanan benzetme
black holes do not suck things up like a vacuum cleaner. Öbek fiiller
2:11kara delikler bir elektrikli süpürge gibi etrafındaki şeyleri içine çekmez.
By the way: ilgili bir yan bilgi eklemek
By the way, ana düşünce çizgisinden kısa süreliğine ayrılıp ilgili bir yan bilgi ekleyen bir söylem belirtecidir. Burada konu, tekilliklerden kara deliklerin nesneleri nasıl çektiğine ilişkin yaygın bir yanlış inancı düzeltmeye geçer. Bu ifade neden, sonuç veya çıkarım bildirmez. Dinleyiciye yeni noktanın eklenmeye değer olduğunu ama tartışmada zorunlu olarak gelen bir sonraki adım olmadığını gösterir.
Alıştırma
İlgili bir yan bilgi eklemek için hedef üç sözcüklü geçiş ifadesini kullanın: We need to meet at ten. ____, the front door will be locked, so use the side entrance.
Cevabı göster
By the way
suck things up: fiil + nesne + parçacık
Bu cümlede suck things up, şeyleri emme gücüyle içeri çekmek anlamına gelir. do not olumsuzluğu, kara deliğin uzaktaki nesneleri etkin biçimde içine çeken bir elektrikli süpürge gibi davrandığı düşüncesini düzeltir. Bu fiziksel anlamda suck up ayrılabilen bir öbek fiildir. Bir isim up sözcüğünden sonra veya suck ile up arasında gelebilir: suck up the water ya da suck the water up. Nesne zamiri mutlaka ortada olmalıdır: suck it up doğrudur, suck up it değildir. Aynı yapı toz, sıvı, hava ve başka maddeler için de kullanılabilir.
Alıştırma
suck up kullanın ve it zamirini doğru yere koyun: The small pump can ____ quickly.
Cevabı göster
suck it up
If we were to swap the sun for an equally massive black hole, Dilbilgisi
2:14Güneşi eşit kütleli bir kara delik ile değiştirseydik,
If we were to swap: bilinçli bir varsayım kurmak
If we were to swap ifadesinde if + özne + were to + fiilin yalın hâli yapısı, bilinçli olarak hayal edilen bir durum oluşturur. Basit bir if + geçmiş zaman yapısından genellikle daha resmî veya gerçeklikten daha uzak duyulur; bu yüzden düşünce deneylerine ve önerilerin dikkatle tartışılmasına uygundur. Were, değiş tokuşu geçmiş zamana yerleştirmez. Varsayım kipini gösterir ve resmî İngilizcede her özneyle were kullanılabilir: if I were to ask, if she were to leave, if we were to swap. Sonuç cümleciğinde nothing much would change örneğindeki gibi genellikle would + fiilin yalın hâli kullanılır.
Alıştırma
Bilinçli varsayımı were to ile tamamlayın: If the museum ____ extend its hours, more families would visit.
Cevabı göster
were to
What would happen to you if you fell into a black hole?
2:22Bir kara deliğin içine düşerseniz size ne olurdu?
The experience of time is different around black holes.
2:25Kara deliklerin etrafında zaman deneyimi farklıdır.
you seem to slow down as you approach the event horizon, Dilbilgisi
2:29olay ufkuna yaklaştıkça yavaşlıyor gibi görünürsünüz,
Seem to slow down: gözlemcinin izlenimi
seem to slow down ifadesinde seem to + fiilin yalın hâli, yavaşlamayı dışarıdaki bir gözlemcinin algıladığı durum olarak sunar. Kişinin kendisinin de yavaşladığını hissettiğini doğrudan söylemez. Bu yapı, sonucun belirli bir bakış açısına dayandığını veya temkinli biçimde ifade edildiğini gösterir. Seem, görüntünün yanlış olduğu anlamına gelmez; iddianın doğrudan kesinlikten çok gözleme dayandığını belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle yavaşlamayı kesin bir gerçek yerine gözlemcinin izlenimi olarak sunar?
- The cyclist wants to slow down near the hill.
- The cyclist seems to slow down near the hill.
- The cyclist definitely slows down near the hill.
Cevabı göster
The cyclist seems to slow down near the hill.
In fast forward: olayları hızlandırılmış biçimde görmek
In fast forward video oynatımından gelir: görüntüler ve olaylar normalden çok daha hızlı ilerler. Burada, evrenin geri kalanının görünüşte hızlandırılmış bir oranda değişmesini izlemeyi anlatan bir benzetmedir. İfade, çoğunlukla watch, see veya play fiillerinden sonra gelen bir zarf tümleci olarak kullanılır. Bir eylemin nasıl göründüğünü veya sunulduğunu anlatır; gerçekten hızlı ileri sarma düğmesine basıldığını belirtmez.
Alıştırma
Cümleyi “hızlandırılmış bir izleme hızıyla” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: We watched the storm clouds form ____.
Cevabı göster
in fast forward
kind of like: yaklaşık bir karşılaştırmayı yumuşatmak
Burada kind of like, “yaklaşık olarak benzer” anlamına gelir. seeing into the future karşılaştırmasını sunarken bu karşılaştırmanın anlamaya yardımcı olduğunu, ancak tam olarak doğru olmadığını gösterir. Konuşma dilinde kind of, like sözcüğünün kesinliğini yumuşatır. İki şeyin tamamen aynı olduğunu ileri sürmeden anlaşılır bir benzetme yapmak için ifadenin tamamını bir isimden, -ing biçiminden veya başka bir karşılaştırmadan önce kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Örnekte kind of like neyi gösteriyor?
- Karşılaştırma tamdır ve bilimsel açıdan eksiksizdir.
- Konuşan kişi belirli bir kategorinin adını veriyor.
- İki fikir yaklaşık olarak benzerdir, ancak aynı değildir.
Cevabı göster
İki fikir yaklaşık olarak benzerdir, ancak aynı değildir.
A black hole curves space so much that once you cross the event horizon, Dilbilgisi
2:52Bir kara delik uzayı o kadar büker ki, olay ufkunu geçtiğinizde,
so much that: dereceyi sonuca bağlamak
curves space so much that... ifadesinde so much, curves eyleminin derecesini ölçer; that ise sonucu sunar. Yani bükülme o kadar aşırıdır ki belirtilen koşulda yalnızca tek bir yön kalır. verb + so much that + result kalıbı, bir şeyin ne kadar güçlü veya kapsamlı biçimde gerçekleştiğine ve bu derecenin doğurduğu sonuca odaklanır. Burada much, sayılabilen şeylerin sayısını değil dereceyi anlatır. once yan cümlesi ise sonucun geçerli olduğu koşulu ayrıca belirtir.
Alıştırma
Bükülme derecesini sonucuna doğru biçimde bağlayan ifadeyi seçin: “The shelf bent ___ the books slid off.”
- so many that
- so much that
- because
Cevabı göster
so much that
Bunu gerçek anlamıyla anlamak
Take something literally, sözleri mecaz olmadan doğrudan anlamlarıyla anlamak demektir. Burada this önceki açıklamaya gönderme yapar ve konuşmacı bunun yalnızca bir imgeyi değil, gerçek bir fiziksel sınırı anlattığını söyler. You can take this literally cümlesindeki can, bu yorumun geçerli veya makul olduğunu belirtir. Fiziksel olarak bir şeyi alma izni vermez.
Alıştırma
Bir güvenlik uyarısında “Keep both hands away from the blade” yazıyor ve talimat tam olarak söylediği şeyi ifade ediyor. En uygun cümle hangisidir?
- You should take the notice literally.
- You should take the notice seriously but treat it as a metaphor.
- You should take the notice at face value without checking who wrote it.
Cevabı göster
You should take the notice literally.
It's like being in a really tight alley that closes behind you after each step. Anlatım akışı
3:04Her adımdan sonra arkanızda kapanan gerçekten dar bir ara sokakta olmak gibi.
It's like being in ... arkanızda kapanan bir sokak
It’s like bir benzetme başlatır: konuşmacı gerçek bir sokağın var olduğunu söylemez. Being in, dinleyiciyi hayal edilen sahnenin içine yerleştirir; böylece soyut ve tek yönlü bir sınırlamayı gözde canlandırmak kolaylaşır. That closes behind you after each step görüntüye hareket katar. Her adım geri dönüş yolunu ortadan kaldırır; böylece ayrıntılar açıklamayı bir dizi hâlinde düzenler: ileri gitmek, arkadaki yolu kaybetmek ve ters yönde dönememek.
Alıştırma
Cümledeki sokak görüntüsünün temel işlevi nedir?
- Her adımdan sonra yolu yeniden açmanın yöntemini açıklar.
- Soyut ve tek yönlü bir sınırı, dinleyicinin gözünde canlandırabileceği bir diziye dönüştürür.
- Orada gerçek ve dar bir sokağın bulunduğunu iddia eder.
Cevabı göster
Soyut ve tek yönlü bir sınırı, dinleyicinin gözünde canlandırabileceği bir diziye dönüştürür.
The mass of a black hole is so concentrated,
3:08Bir kara deliğin kütlesi o kadar yoğunlaşmıştır ki,
would mean that gravity acts with millions of times more force on different parts of your body.
3:14yer çekiminin vücudunuzun farklı bölgelerine milyonlarca kat daha fazla güçle etki etmesi anlamına gelir.
until you're a hot stream of plasma one atom wide.
3:22ta ki tek bir atom genişliğinde sıcak bir plazma akışı olana kadar.
Sürekli artışı anlatan more and more
More and more, bir derecenin zaman içinde artmaya devam ettiğini gösterir. Bu cümlede vücudun gerilmesi giderek daha aşırı hâle gelir ve until ile belirtilen sonuca kadar sürer. İki more birlikte tek bir kalıp oluşturur; iki ayrı şeyi nitelemez. Derece veya miktardaki sürekli artışı anlatmak için more and more ifadesini bir sıfatın ya da zarfın önünde veya tek başına kullanabilirsin.
Alıştırma
Sürekli artışı gösteren karşılaştırma işaretini tekrarlayarak cümleyi tamamla: The room grew ____ crowded as showtime approached.
Cevabı göster
more and more
you would hit a firewall and be terminated in an instant.
3:31bir ateş duvarına çarpar ve anında yok olursunuz.
Neither of these options are particularly pleasant. Dilbilgisi
3:34Bu seçeneklerin hiçbiri özellikle hoş değil.
Neither of these options are: anlam ve fiil uyumu
Neither of these options, “iki seçeneğin hiçbiri” anlamına gelir; yani olumsuzluk iki seçeneği de kapsar. Çoğul ifade these options, of sözcüğünden sonra gelir ancak dilbilgisel merkez neither sözcüğüdür. Altyazıdaki are, yaygın bir gündelik uyum biçimini gösterir: konuşanlar fiili yakındaki çoğul options ile eşleştirebilir. Özenli resmî yazıda daha tutucu seçenek Neither of these options is particularly pleasant. biçimidir.
Alıştırma
İki plan da uygun değilse özenli resmî yazıda en güvenli seçim hangi cümledir?
- Neither of these plans is suitable.
- Neither of these plans are suitable.
- None of these plans is suitable.
Cevabı göster
Neither of these plans is suitable.
How soon you would die depends on the mass of the black hole.
3:37Ne kadar sürede öleceğiniz kara deliğin kütlesine bağlıdır.
A smaller black hole would kill you before you even entered its event horizon,
3:41Daha küçük bir kara delik sizi henüz olay ufkuna girmeden önce öldürürdü,
while you probably could travel inside a supermassive black hole for quite a while. Anlatım akışı
3:44oysa süper kütleli bir kara deliğin içinde muhtemelen oldukça uzun bir süre seyahat edebilirsiniz.
Karşıtlık bildiren while: İki farklı sonucu bağlamak
Burada while, “olduğu sırada” anlamına gelmez. İki sonucu karşılaştırır: daha küçük bir kara delik sizi içeri girmeden öldürürdü, ancak süper kütleli bir kara delik içeride bir süre hayatta kalmanıza imkân verebilirdi. Karşıtlık bildiren bu while, iki tam yan cümleyi bağlar ve aralarındaki farkları yan yana gösterir. probably could, ikinci sonucun yalnızca bir olasılık olduğunu belirtir; yolculuğun güvenli olacağını garanti etmez.
Alıştırma
“Maya likes working in the morning, while Leo is more productive at night,” cümlesinde while ne işe yarar?
- Maya ile Leo’nun tercih ettiği çalışma saatlerini karşılaştırır.
- Leo’nun neden geceleri çalıştığını açıklar.
- Maya ile Leo’nun tam olarak aynı anda çalıştığını söyler.
Cevabı göster
Maya ile Leo’nun tercih ettiği çalışma saatlerini karşılaştırır.
As a rule of thumb: Yaklaşık ve pratik bir rehber
As a rule of thumb, deneyime dayanan pratik bir genellemeyi veya yararlı bir yaklaşık değerlendirmeyi tanıtır. Burada sonraki ifadeyi, hayatta kalma süresinin tekilliğe olan uzaklığa göre nasıl değiştiğini gösteren basit bir rehber olarak sunar. Bu ifade, söylenenlerin istisnasız ve kesin bir yasa olarak görülmemesi gerektiğini belirtir. Hızlı bir değerlendirmeye yardımcı olabilir, ancak kesinlik gereken bir durumda ayrıntılı bilgiler veya hesaplamalar gerekebilir.
Alıştırma
thumb içeren ve yaklaşık bir pratik rehber sunan dört sözcüklü deyimle cümleyi tamamlayın: ____, allow ten extra minutes at a busy train station.
Cevabı göster
As a rule of thumb
the further ..., the longer ...: bağlantılı karşılaştırma kalıbı
Bu cümlede the + karşılaştırma derecesi ..., the + karşılaştırma derecesi ... birlikte değişen iki miktarı birbirine bağlar. the further away ... birinci değişkeni, the longer ... ise ikinci değişkeni belirtir. Tekilliğe olan mesafe arttıkça yaşam süresinin de uzadığı anlamına gelir. İki the de normal birer tanımlık değil, bu kalıbın sabit işaretleridir. İlk bölüm değişen koşulu veya ölçeği, ikinci bölüm de buna karşılık gelen sonucu verir. Bu kalıp eğilimleri veya önerileri anlatabilir; ancak tek başına bir ilişki gösterir, neden-sonuç ilişkisini kanıtlamaz.
Alıştırma
more ve easier karşılaştırma biçimlerini kullanarak bağlantılı karşılaştırma kalıbını tamamlayın: ____ you read, ____ it becomes to understand new words.
Cevabı göster
The more · the easier
come in different sizes: mevcut çeşitleri anlatmak
Burada come in + boyut veya kategori, belirli bir çeşitte var olmak ya da bulunmak anlamına gelir; come konuşana doğru hareketi anlatmaz. Black holes come in different sizes. cümlesi, kara deliklerin çeşitli boyutlarda olduğunu belirtir. come in; bir şeyin üretildiği, satıldığı veya bulunduğu boyut, renk, şekil ya da sürüm gibi özelliklerden önce kullanılır. Ürünlerle kullanıldığında çoğu zaman belirli seçeneklerde mevcut olmak anlamına gelir.
Alıştırma
come in ifadesini doğru biçimde kullanın: This jacket ____ three colors: blue, green, and black.
Cevabı göster
comes in
with a few times the mass of the sun and the diameter of an asteroid.
3:57güneşin kütlesinin birkaç katı ağırlığında ve bir asteroit çapındadırlar.
and have been feeding for billions of years. Deyimler
4:06ve milyarlarca yıldır etrafındaki maddeleri yutmaktadırlar.
at the heart of every galaxy: merkezi anlatan bir benzetme
Burada heart, bir yerin merkezini anlatan bir benzetmedir. At the heart of every galaxy, “her galaksinin merkez bölgesinde” demektir; galaksinin canlı olduğunu veya kara deliğin biyolojik bir kalp gibi çalıştığını anlatmaz. at the heart of + isim yapısı fiziksel bir merkezi anlatabilir. Başka bağlamlarda ise bir düşüncenin, sistemin veya sorunun en önemli bölümünü gösterebilir.
Alıştırma
"A small garden lies at the heart of the school." cümlesinde at the heart of ne anlama gelir?
- …nın merkezinde veya en önemli bölümünde
- okulun gerçek karakterinde
- canlı bir organın içinde
Cevabı göster
…nın merkezinde veya en önemli bölümünde
have been feeding for billions of years: benzetme ve süre
Bu bilim anlatımında feeding, çevredeki maddeyi içine alma veya teknik adıyla accreting süreci için kullanılan bir benzetmedir. Kara delik bir hayvan gibi yemek yemez. Have been feeding, present perfect continuous yapısındadır. Uzak geçmişte başlayıp söz konusu edilen zamana kadar devam eden bir süreci gösterir. For billions of years, sürenin ne kadar olduğunu belirtir. Süreklilik yapısı uzun soluklu bir süreci vurgular; eylemin her an hiç ara vermeden gerçekleşmiş olması gerekmez.
Alıştırma
Uzun zaman önce başlayıp hâlâ devam eden bir süreci en iyi hangi cümle anlatır?
- The underground spring fed the lake for one summer.
- The underground spring has been feeding the lake for centuries.
- The underground spring will feed the lake next year.
Cevabı göster
The underground spring has been feeding the lake for centuries.
the largest supermassive black hole known is S50014+81,
4:10bilinen en büyük süper kütleli kara delik S50014+81'dir,
40 billion times the mass of our sun: doğrudan kütle oranı
Sayı + times + the + ölçüm adı + of + referans yapısı doğrudan bir oran belirtir. Burada 40 billion times the mass of our sun, kara deliğin kütlesinin 40 milyar Güneş kütlesine eşit olduğu anlamına gelir. Referans, Güneşlerin sayısı değil Güneş'in kütlesidir. İsim temelli bu yapı kütle, büyüklük, hız, maliyet veya kapasite gibi ölçülerle kullanılabilir; than almaz.
Alıştırma
Yeni tank 300 litre, eski tank ise 100 litre alıyor. Cümleyi sayı + times + the + ölçüm adı + of yapısıyla tamamlayın: The new tank has ____ the old tank.
Cevabı göster
three times the capacity of
which is 47 times the distance from the sun to Pluto.
4:22bu da güneşten Plüton'a olan mesafenin 47 katıdır.
in diameter: merkezden geçen tam genişliği belirtme
Bir sayı ve birimden sonra gelen in diameter, sayının dairesel veya küresel bir cismin merkezinden geçen tam mesafeyi ölçtüğünü belirtir. Burada 236,7 milyar kilometre, kara deliğin çapıdır. In, ölçüm boyutunu tanıtır; bir şeyin çapın içinde bulunduğu anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen yapı be + sayı + birim + in diameter şeklindedir.
Alıştırma
Çap belirtmek için kullanılan standart ifadeyle cümleyi tamamlayın: The coin is 24 millimeters ____.
Cevabı göster
in diameter
they will eventually evaporate through a process called Hawking radiation. Dilbilgisi
4:27Hawking radyasyonu adı verilen bir süreçle sonunda buharlaşacaklar.
As powerful as black holes are: karşılaştırma değil, karşıtlık
Burada As powerful as black holes are, karşıtlık bildiren bir yan cümledir. Önce kara deliklerin son derece güçlü olduğunu kabul eder, ardından buna rağmen sonunda buharlaşacakları şeklindeki beklenmedik sonuca hazırlar. Kalıp as + sıfat + as + özne + be biçimindedir. Bu kullanımda “özne çok sıfat olsa da” anlamına gelir. Eşitlik karşılaştırması yapmaz ve sonucun nedenini belirtmez.
Alıştırma
Hangi cümle, “Yürüyüş yorucu olsa da Leo devam etti” anlamını vermek için as + sıfat + as karşıtlık kalıbını kullanır?
- Because the hike was exhausting, Leo kept going.
- The hike was as exhausting as Leo expected.
- As exhausting as the hike was, Leo kept going.
Cevabı göster
As exhausting as the hike was, Leo kept going.
called Hawking radiation: kısaltılmış ilgi cümlesiyle adlandırma
a process called Hawking radiation ifadesinde called Hawking radiation, sürecin adını verir. Called, process sözcüğünü niteleyen bir geçmiş zaman ortacıdır; cümlenin ana fiili değildir ve telefon etmek anlamına gelmez. Tam biçim a process which is called Hawking radiation şeklindedir. Which is bölümünü çıkarmak tanımı daha kısa ve öz yapar. Bu kalıp yöntemlere, araçlara, ürünlere ve bilimsel terimlere ad vermek için sık kullanılır.
Alıştırma
Özelliğe ad veren call fiilinin kısaltılmış edilgen biçimiyle cümleyi tamamlayın: The app includes a security feature ____ Auto-Lock.
Cevabı göster
called
To understand how this works: amacı önce veren bir giriş
“To understand how this works,” ana cümleden önce gelen ve amaç bildiren bir mastar yan cümlesidir. Bir sonraki adımın, yani boş uzaya bakmanın neden gerekli olduğunu belirtir. Önce hedefi, sonra yöntemi veren bu sıralama açıklamayı sorudan inceleme yöntemine taşır. Bu girişin içindeki “how this works” bir dolaylı soru yan cümlesidir ve “understand” fiilinin nesnesidir. Dolaylı sorularda düz cümle sırası kullanılır: “how does this work” değil, “how this works”.
Alıştırma
Hangi cümle amaç bildiren bir girişi ve dolaylı soru söz dizimini doğru kullanıyor?
- How the lock works, to understand we need to examine its pins.
- To understand how the lock works, we need to examine its pins.
- To understand how does the lock work, we need to examine its pins.
Cevabı göster
To understand how the lock works, we need to examine its pins.
but filled with virtual particles popping into existence and annihilating each other again. Öbek fiiller
4:37var olup tekrar birbirlerini yok eden sanal parçacıklarla doludur.
is not really empty, but filled with: bir varsayımı reddedip düzeltme
“is not really empty, but filled with” kalıbı önce beklenen tanımı reddeder, ardından onu daha doğru bir tanımla değiştirir. Buradaki “really”, “aslında” veya “gerçekten” anlamındadır: Uzay boş görünebilir, ancak bu açıklamada ona “boş” demek tam olarak doğru değildir. İkinci bölümde tekrarlanan fiil atılır: “but [is] filled with virtual particles”. “Filled with” boş uzayın içinde bulunduğu durumu anlatır; parçacıkları doldurma eylemini yapan dil bilgisel özne olarak sunmaz.
Alıştırma
Düzeltmeyi not really ... but ... ile tamamla: The room is ____ empty, ____ filled with packed boxes.
Cevabı göster
not really · but
popping into existence: aniden var olmaya başlamak
Bu cümlede popping into existence, aniden var olmaya başlamak demektir. Pop, olayı hızlı ve canlı gösterir; bir patlama sesini anlatmaz. Yapı pop into + sonuç durumu şeklindedir. Burada into existence, parçacıkların ulaştığı yeni durumun var olmak olduğunu gösterir.
Alıştırma
Aniden var olmaya başlamak anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: After the app launched, several fan groups seemed to ____ overnight.
Cevabı göster
pop into existence
When this happens right on the edge of a black hole,
4:42Bu bir kara deliğin tam kenarında gerçekleştiğinde,
one of the virtual particles will be drawn into the black hole Dilbilgisi
4:44sanal parçacıklardan biri kara deliğin içine çekilecek
and the other will escape and become a real particle.
4:47ve diğeri kaçıp gerçek bir parçacık haline gelecektir.
one of ... the other: iki üyeyi takip etmek
Bu cümlede one of the virtual particles, bilinen bir çiftin bir üyesini seçer; the other ise geriye kalan tek üyeyi gösterir. Bu ifadeler birlikte, isim grubunun tamamını tekrarlamadan iki farklı sonucu izlemeyi sağlar. Bir kümeden bir üye seçmek için one of + çoğul isim kullanılır. Bağlam, ilgili üyelerin tam olarak iki tane olduğunu ve yalnızca birinin kaldığını açıkça gösterdiğinde ardından the other gelir.
Alıştırma
Cümleyi çiftin geriye kalan tek üyesini belirten ifadeyle tamamlayın: One of the two hiking paths goes through the woods, and ____ follows the river.
Cevabı göster
the other
This happens incredibly slowly at first
4:52Bu durum başlangıçta inanılmaz derecede yavaş gerçekleşir
At room temperature: oda sıcaklığı koşulunu belirtmek
Bu cümlede at room temperature, ışımanın sıcaklık düzeyini anlatır. at edatı bir sıcaklık durumunu belirtir; cismin bir odanın içinde olduğu anlamına gelmez. Room temperature, çevremizdeki normal iç mekân sıcaklığı demektir. Kesin değer değişebilir ve bilimsel talimatlarda daha kesin biçimde tanımlanabilir.
Alıştırma
Cümleyi normal iç mekân sıcaklığını belirten standart ifadeyle tamamlayın: Let the butter soften ____ before mixing it.
Cevabı göster
at room temperature
it radiates with about the heat of our sun,
5:03yaklaşık olarak güneşimizin sıcaklığıyla radyasyon yayar,
the black hole radiates away with the energy of billions of nuclear bombs
5:07kara delik milyarlarca nükleer bombanın enerjisiyle
The biggest black holes we know might take up to a googol years to evaporate. Dilbilgisi
5:15Bildiğimiz en büyük kara deliklerin buharlaşması bir googol yıl kadar sürebilir.
Might take up to ... to ...: belirsiz bir azami süre
might take up to + süre + to + fiil kalıbı, süreyle ilgili temkinli bir tahmin verir. Might tahminin belirsiz olduğunu, up to ise olası bir üst sınırı gösterir. Sürecin kesinlikle o kadar uzun süreceğini söylemez. Burada bir googol 10^100'dür. Bu nedenle a googol years, hayal edilemeyecek kadar büyük bir üst sınırı vurgular. To evaporate, bu süreyi alacak süreci belirtir.
Alıştırma
Bu cümlenin anlamı nedir? The repair might take up to six months to finish.
- Onarım altı aydan daha kısa sürede bitemez.
- Onarım kesinlikle tam altı ay içinde bitecektir.
- Onarım daha erken bitebilir, ancak altı ay olası üst sınırdır.
Cevabı göster
Onarım daha erken bitebilir, ancak altı ay olası üst sınırdır.
This is so long that when the last black hole radiates away, Dilbilgisi
5:19Bu o kadar uzun bir süredir ki, son kara delik radyasyon yayarak yok olduğunda,
so long that: dereceyi sonuca bağlamak
This is so long that... yapısında so, long sıfatının derecesini güçlendirir; that ise sonucu açıklar: son kara deliğin yok oluşuna tanık olacak kimse kalmayacaktır. Burada long sürenin uzunluğunu belirtir; so long, “yeter ki” anlamına gelmez. Tekrar kullanılabilen kalıp so + sıfat/zarf + that + sonuç cümleciğidir. Güçlü bir dereceyi, bunun sonucunda meydana gelen olayla doğrudan bağlar.
Alıştırma
Sonuç kalıbını eksik iki sözcükle tamamlayın: The journey was ____ exhausting ____ we slept for twelve hours afterward.
Cevabı göster
so · that
will have become: gelecekteki bir noktadan önce tamamlanan değişim
Will have become, become fiilinin future perfect biçimidir: will + have + geçmiş zaman ortacı become. Yaşanamaz bir duruma geçişi, daha sonraki bir gelecek referans noktasından önce tamamlanmış olarak gösterir. Bu cümlede daha sonraki nokta then, yani son kara deliğin ışınım yoluyla yok olduğu zamandır. Long before then, değişimin çok daha erken tamamlanacağını vurgular.
Alıştırma
Cümleyi become fiilinin future perfect biçimiyle tamamlayın: By the time the seedlings are moved outside, they ____ strong enough to survive the wind.
Cevabı göster
will have become
There are loads more interesting ideas about black holes. Kelime
5:30Kara delikler hakkında çok daha ilginç fikirler var.
loads more: büyük ek miktar bildiren gündelik bir ifade
Loads more, “çok daha fazla” veya “daha pek çok” anlamına gelen, miktar bildiren gündelik bir ifadedir. Burada çoğul ve sayılabilen ideas isminin önünde yer alır; dolayısıyla cümle, keşfedilecek daha pek çok ilginç fikir olduğunu anlatır. loads more + çoğul sayılabilen isim yapısında more ekleme anlamını verir, loads ise miktarın büyüklüğünü güçlendirir. Buradaki loads, yük veya bir şeyi araca ya da makineye yükleme eylemi anlamında değildir.
Alıştırma
Cümleyi doğru tamamlayan ve “daha pek çok” anlamına gelen gündelik ifadeyi seçin: We found ___ ideas for the school project.
- loads
- loads more
- much more
Cevabı göster
loads more
Kapanış işareti olarak “This is not the end of our story”
Buradaki story, kurmaca bir öyküyü değil, konuşmacının dinleyiciye o ana kadar sunduğu açıklamanın bütününü ifade eder. This, o noktaya kadar yapılan konuşmaya gönderme yapar. Konuşmacı this is not the end diyerek mevcut bölümü kapatırken daha geniş konuyu açık bırakır. Bu tür bir işaret, dinleyicinin bir bölümün sona erdiğini ancak açıklamanın daha sonra devam edeceğini anlamasını sağlar. İkinci bölümde daha fazlasının inceleneceğinin söylenmesi de bu işlevi doğrular.
Alıştırma
Bu parçada “This is not the end of our story” ne işe yarıyor?
- Bu bölümü kapatırken konunun devam edeceğine işaret eder.
- Kara deliklerin kendilerinin asla sona eremeyeceği anlamına gelir.
- Kurmaca bir öykünün son sahnesine ulaştığını söyler.
Cevabı göster
Bu bölümü kapatırken konunun devam edeceğine işaret eder.
A big thanks to Fraser Cain for help with this video.
5:36Bu videoya yaptığı yardımlar için Fraser Cain'e çok teşekkür ederiz.
we've made some Kurzgesagt wallpapers in 4K for different screen sizes.
5:41farklı ekran boyutları için 4K çözünürlükte bazı Kurzgesagt duvar kağıtları hazırladık.