Kara Delikler Açıklandı – Doğumdan Ölüme: İngilizce çalışma notları

Kurzgesagt – In a Nutshell

Öğrenme zorluğu
1.030 kelime 188 kel/dk

Video özeti: Kara delikler yıldız çöküşü ve olay ufkundan Hawking ışımasına ve son buharlaşmalarına kadar açıklanıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. 'in the form of' — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: enerjinin ışınım olarak görünmesi gibi, bir şeyin biçimini nedeni ile karıştırmadan belirtin. 2. 'As a rule of thumb,' — Deyimler ve mecazlı ifadeler: katı yasa yerine pratik bir yaklaşık kuralı işaretleyin; tahmin veya genel yönlendirmede kullanın. 3. 'As powerful as black holes are,' — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: sıfatın as önüne geldiği ödünleme yapısının önce güçlerini kabul edip sonra yine de buharlaştıkları karşıt sonuca geçtiğini anlayın.

Bu derste

Black holes are one of the strangest things in existence. Dilbilgisi

0:00

Kara delikler var olan en tuhaf şeylerden biridir.

Dilbilgisi

one of the strangest things in existence: var olan en tuhaf şeylerden biri

one of the + en üstünlük derecesindeki sıfat + çoğul isim kalıbı, bir öğeyi bir özelliğin en uç derecesine sahip üyelerden oluşan grubun içine yerleştirir. Burada kara delikler, en tuhaf olarak tanımlanan küçük bir şeyler grubuna dâhil edilir. one of the ifadesinden sonraki isim things gibi çoğuldur, fakat one yine tek bir üyeyi gösterir. In existence, karşılaştırma alanını var olan her şeyle sınırlar.

Alıştırma

Cümleyi large ve one of the + en üstünlük derecesi + çoğul isim kalıbını kullanarak tamamlayın: The blue whale is ____ animals on Earth.

Cevabı göster

one of the largest

They don't seem to make any sense at all. Kalıp ifadeler

0:03

Hiçbir mantığı yokmuş gibi görünürler.

Kalıp ifadeler

make any sense at all: hiçbir şekilde mantıklı olmamak

Make sense, “mantıklı, anlaşılır veya makul olmak” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Fiziksel bir şey üretmek ya da bir his oluşturmak anlamına gelmez. Olumsuz do not make any sense at all yapısında any olumsuz yan cümleyle uyumludur, at all ise olumsuzluğu güçlendirir. Birlikte “hiçbir şekilde mantıklı veya anlaşılır olmamak” anlamına gelirler; bu nedenle konuşan kişi oldukça şaşkın görünür.

Alıştırma

Hangi cümle açıklamanın tamamen mantıksız olduğunu söylüyor?

  1. The explanation doesn't make any sense at all.
  2. The explanation leaves out a few details.
  3. The explanation doesn't interest me at all.
Cevabı göster

The explanation doesn't make any sense at all.

Where do they come from?

0:05

Nereden geliyorlar?

And what happens if you fall into one?

0:07

Peki birinin içine düşerseniz ne olur?

Stars are incredibly massive collections of mostly hydrogen atoms

0:15

Yıldızlar, çoğunlukla hidrojen atomlarından oluşan inanılmaz derecede kütleli oluşumlardır,

that collapse from enormous gas clouds under their own gravity.

0:19

ve devasa gaz bulutlarından kendi yer çekimleri altında çökerek oluşurlar.

In their core,

0:23

Çekirdeklerinde,

nuclear fusion crushes hydrogen atoms into helium, Kalıp ifadeler

0:24

nükleer füzyon hidrojen atomlarını ezerek helyuma dönüştürür,

releasing a tremendous amount of energy. Notlar

0:27

ve muazzam miktarda enerji açığa çıkarır.

Kalıp ifadeler

crushes hydrogen atoms into helium: fiil + nesne + into + sonuç

Burada crushes hydrogen atoms into helium, fiil + nesne + into + sonuç yapısını izler. Crushes katı biçimde gerçek anlamlı değil, canlı bir anlatımdır: füzyonu, helyum oluşturmak için hidrojeni güçlü biçimde sıkıştıran bir süreç gibi sunar. Into, bir yer ya da hareket yönünü değil, değişimin sonucu olan helium sözcüğünü getirir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp fiil + nesne + into + ortaya çıkan madde veya durumdur.

Alıştırma

Cümleyi ortaya çıkan biçimi tanıtan edatla tamamlayın: The factory melts old glass ____ new bottles.

Cevabı göster

into

Dilbilgisi

releasing a tremendous amount of energy: sonuç bildiren bir -ing yan cümlesi

Releasing a tremendous amount of energy, sonucu bildiren bir -ing yan cümlesidir. Ana cümledeki füzyon süreci nedeniyle ne olduğunu ekler: bu süreç çok büyük miktarda enerji açığa çıkarır. -ing biçimi, crushes ile yan yana duran ikinci bir ana fiil değildir. Virgülden sonra kullanılarak 'and this releases ...' gibi yeni bir yan cümle başlatmadan sonuç kısa ve toplu biçimde eklenir.

Alıştırma

Doğrudan sonucu eklemek için cümleyi flood fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The pipe burst, ____ the basement.

Cevabı göster

flooding

Kalıp ifadeler

a tremendous amount of + sayılamayan isim

“A tremendous amount of”, “çok büyük miktarda” anlamına gelir. Burada sayılamayan bir isim olarak kullanılan energy sözcüğünü niteler; bu nedenle miktarı belirtmek için doğal sözcük amount’tır. Kalıp a tremendous amount of + sayılamayan isim şeklindedir. Tremendous güçlü bir vurgu katar ve hem açık anlatımlarda hem de günlük konuşmada kullanılabilir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi vurgulanan miktar ifadesiyle tamamlayın. Sayılamayan damage isminden önce tremendous içeren tek bir ifade kullanın: The storm caused ____ damage in just a few hours.

Cevabı göster

a tremendous amount of

This energy,

0:29

Bu enerji,

in the form of radiation, Kalıp ifadeler

0:30

radyasyon formunda,

pushes against gravity,

0:31

yer çekimine karşı dışa doğru iter,

maintaining a delicate balance between the two forces.

0:33

ve bu iki kuvvet arasında hassas bir dengeyi korur.

Kalıp ifadeler

in the form of: bir şeyin sunulduğu biçimi belirtme

“In the form of”, bir şeyin göründüğü, var olduğu veya sunulduğu belirli biçimi tanıtır. Burada enerjinin radyasyon olarak bulunduğunu söyler; radyasyonun enerjiyi oluşturduğu anlamına gelmez. Kalıp isim + in the form of + belirli biçim şeklindedir. Soyut bir şeyi onun somut görünümü veya sunulma yöntemiyle bağlar.

Alıştırma

İngilizce cümleyi “bu belirli biçimde sunulan” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The emergency aid arrived ____ food and clean water.

Cevabı göster

in the form of

As long as there is fusion in the core, Dilbilgisi

0:36

Çekirdekte füzyon devam ettiği sürece,

a star remains stable enough.

0:38

bir yıldız yeterince kararlı kalır.

Dilbilgisi

Devam eden bir koşul için as long as

Bu cümlede as long as, “şu koşulla” veya “bu koşul doğru kalmaya devam ederse” anlamına gelir. Çekirdekteki füzyon koşuldur; yıldızın kararlılığı ise sonuçtur. Bir sonucu bir koşula bağlamak için as long as kullanılır. Bu yapı çoğu zaman devamlılık hissi verir: koşul karşılanmaya devam ettiği sürece sonuç geçerli kalır.

Alıştırma

“You may use the tablet as long as you handle it carefully,” cümlesinde as long as neyi gösterir?

  1. Dikkatli kullanma izinden önce gerçekleşmiştir.
  2. Dikkatli kullanmak iznin koşuludur.
  3. Tablet başka bir şeyle aynı süre boyunca kullanılabilir.
Cevabı göster

Dikkatli kullanmak iznin koşuludur.

But for stars with way more mass than our own sun, Dilbilgisi

0:41

Fakat bizim güneşimizden çok daha fazla kütleye sahip yıldızlar için,

the heat and pressure at the core allow them to fuse heavier elements until they reach iron. Dilbilgisi

0:44

çekirdekteki ısı ve basınç onların demire ulaşana kadar daha ağır elementleri sentezlemesine izin verir.

Dilbilgisi

Güçlü karşılaştırma olarak way more mass than

Burada way, more sözcüğünü güçlendiren gündelik bir derece zarfıdır. Way more mass than, “çok daha fazla kütle” anlamına gelir; yani küçük değil, büyük bir farkı belirtir. Kalıp way + karşılaştırmalı miktar + than + karşılaştırma hedefidir. Mass sayılamayan bir isim olduğu için many mass değil, more mass kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi mass kullanan güçlü ve gündelik karşılaştırmayla tamamlayın: The new satellite has ____ the old one.

Cevabı göster

way more mass than

Dilbilgisi

allow them to fuse: eylemi mümkün kılan bir koşul

allow them to fuse ifadesinde allow + nesne + to + fiilin yalın hâli yapısı kullanılır. them nesnesi fuse eylemini gerçekleştirir; burada daha büyük kütleli yıldızları ifade eder. Bu bilimsel bağlamda allow, izin vermek değil mümkün kılmak anlamındadır. Isı ve basınç, füzyonun gerçekleşmesini mümkün kılan koşulları oluşturur.

Alıştırma

İngilizce cümleyi allow + hikers + to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: The guide ropes ____ climb the steep path safely.

Cevabı göster

allow hikers to

Unlike all the elements that went before,

0:50

Daha önce oluşan tüm elementlerin aksine,

the fusion process that creates iron doesn't generate any energy.

0:52

demiri yaratan füzyon süreci hiçbir enerji üretmez.

Iron builds up at the center of the star until it reaches a critical amount, Öbek fiiller

0:56

Demir, kritik bir miktara ulaşana kadar yıldızın merkezinde birikir,

and the balance between radiation and gravity is suddenly broken.

1:00

ve radyasyon ile yer çekimi arasındaki denge aniden bozulur.

Öbek fiiller

builds up: kademeli birikme

builds up ifadesindeki build up öbek fiili, yavaş yavaş birikmek anlamına gelir. Demir, kritik bir miktara ulaşana kadar yıldızın merkezinde azar azar artar. Bu yapı zaman içinde artan bir madde, basınç, trafik veya duygu için kullanılabilir. Özne, biriken şeydir: iron builds up.

Alıştırma

İngilizce cümleyi build up ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Without regular cleaning, dust slowly ____ inside the keyboard.

Cevabı göster

builds up

The core collapses.

1:04

Çekirdek çöker.

Within a fraction of a second, Kalıp ifadeler

1:06

Saniyenin çok küçük bir kesri içinde,

the star implodes,

1:08

yıldız içine doğru patlar,

moving at about a quarter of the speed of light,

1:09

ışık hızının yaklaşık dörtte biri hızla hareket ederek,

feeding even more mass into the core.

1:11

çekirdeğe daha da fazla kütle besler.

Kalıp ifadeler

Within a fraction of a second: bir saniyenin çok küçük bir bölümü içinde

Within a fraction of a second, olayın tam bir saniye bile geçmeden gerçekleştiğini belirtir. Within bir zaman sınırı koyar; eylemin bu süre boyunca devam ettiğini söylemez. A fraction of a second bilinçli olarak yaklaşık bırakılmış bir ifadedir. Bir saniyenin çok küçük bir kısmını anlatır; belirli bir matematiksel kesri göstermez. Bu ifade hızlı bir olayı neredeyse anlık gösterir ve bilim, haber ve aksiyon anlatımlarında yaygındır.

Alıştırma

Sensörün tepkisini tam bir saniye bile geçmeden tamamladığını belirten ifadeyi seçin: The sensor shut the machine down ____.

  1. within a fraction of a second
  2. once every second
  3. for a fraction of a second
Cevabı göster

within a fraction of a second

It's at this very moment that all the heavier elements in the universe are created Dilbilgisi

1:14

Evrendeki tüm ağır elementler tam da bu anda yaratılır,

as the star dies in a supernova explosion.

1:18

yıldız bir süpernova patlamasıyla ölürken.

Dilbilgisi

It's at this very moment that: It is ... that ile odaklama

It is ... that, cümlenin bir bölümünü güçlü biçimde odağa yerleştirmek için kullanılan ayrık cümle yapısıdır. Burada odaklanan zaman at this very moment ifadesidir; dolayısıyla anlamı “Olayın gerçekleştiği an tam olarak budur” şeklindedir. Baştaki it herhangi bir nesneye gönderme yapmaz. Odaklama çerçevesi kaldırıldığında temel ifade şudur: All the heavier elements in the universe are created at this very moment as the star dies in a supernova explosion. Very odağı güçlendirir ve “tam da bu” anlamına gelir; “çok yoğun” demek değildir.

Alıştırma

last Saturday ifadesini güçlü biçimde vurgulamak için İngilizce ayrık cümleyi tamamlayın: ____ last Saturday ____ our team won the final.

Cevabı göster

It was · that

This produces either a neutron star or, Dilbilgisi

1:21

Bu ya bir nötron yıldızı üretir ya da,

if the star is massive enough,

1:24

eğer yıldız yeterince büyük kütleliyse,

the entire mass of the core collapses into a black hole.

1:26

çekirdeğin tüm kütlesi çökerek bir kara deliğe dönüşür.

Dilbilgisi

Araya koşul eklenen either ... or kalıbı

Either ... or iki alternatif sonucu birbirine bağlar. Bu cümlede ilk sonuç bir nötron yıldızıdır; ikinci sonuç ise yıldızın çekirdeğinin çökerek bir kara deliğe dönüşmesidir. if the star is massive enough ifadesi, ikinci sonucun koşulunu belirtmek için or sözcüğünden sonra araya girer. Böyle uzun bir cümleyi takip ederken either ile daha sonra gelen or sözcüğünü eşleştir ve araya giren koşulu ek bilgi olarak düşün. İki taraf tamamen aynı dil bilgisi biçimine sahip olmasa da alternatif sonuçlar olarak anlaşılabilir.

Alıştırma

İki alternatif sonucu göstermek için cümleyi either ... or ile tamamla: The package will arrive ____ on Friday ____, if customs delays it, on Monday.

Cevabı göster

either · or

If you looked at a black hole, Dilbilgisi

1:30

Eğer bir kara deliğe baksaydınız,

what you'd really be seeing is the event horizon.

1:32

aslında göreceğiniz şey olay ufkudur.

Dilbilgisi

If you looked ... what you'd really be seeing is ... kalıbı

Buradaki geçmiş zaman biçimi looked, olayı gerçek geçmiş zamana yerleştirmez. would be seeing ile birlikte varsayımsal bir gözlem durumu oluşturur: bir kara deliğe bakabildiğinizi hayal edin. what you'd really be seeing yan cümlesinin tamamı ana cümlenin öznesidir. Burada what zaten the thing that anlamını içerir ve you'd, you would anlamına gelir; ardından is, bu şeyin the event horizon olduğunu belirtir. Bu kalıp, görünüşte oluşan bir izlenimi düzeltip bir şeyin gerçekte ne olduğunu açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

the thing you would notice first anlamındaki yan cümle özne olacak şekilde açıklama kalıbını tamamlayın: If you checked the final total, ____ you'd notice first ____ the missing delivery fee.

Cevabı göster

what · is

Anything that crosses the event horizon needs to be traveling faster than the speed of light to escape.

1:35

Olay ufkunu geçen herhangi bir şeyin kaçabilmesi için ışıktan daha hızlı seyahat etmesi gerekir.

In other words, Anlatım akışı

1:40

Başka bir deyişle,

it's impossible.

1:41

bu imkansızdır.

Anlatım akışı

Yeniden ifade başlatan In other words,

In other words, sonraki ifadenin aynı ana fikri daha açık, kısa veya doğrudan bir biçimde anlattığını gösterir. Burada teknik açıklama, durumun imkânsız olduğu sonucuna indirgenir. Bu ifade yeni bir neden eklemek yerine bilgiyi düzenler. Dinleyici, sonrasında söylenenleri önceki sözlerin yeniden ifade edilmesi olarak anlayabilir.

Alıştırma

Bir konuşmacı şöyle diyor: The road is closed to every vehicle. Daha basit yeniden ifade olan No one can drive through cümlesini en iyi hangi bağlayıcı başlatır?

  1. For example,
  2. In other words,
  3. However,
Cevabı göster

In other words,

So we just see a black sphere reflecting nothing.

1:42

Yani biz sadece hiçbir şeyi yansıtmayan siyah bir küre görürüz.

But if the event horizon is the black part,

1:46

Ama olay ufku siyah kısımsa,

what is the hole part of the black hole?

1:49

kara deliğin delik kısmı nedir?

The singularity.

1:52

Tekillik.

We're not sure what it is exactly.

1:54

Onun tam olarak ne olduğundan emin değiliz.

A singularity may be infinitely dense, Dilbilgisi

1:56

Bir tekillik sonsuz derecede yoğun olabilir,

meaning all its mass is concentrated into a single point in space with no surface or volume,

1:58

yani tüm kütlesinin yüzeyi veya hacmi olmayan tek bir noktada yoğunlaşmış olması anlamına gelir,

or something completely different.

2:03

ya da tamamen farklı bir şey olabilir.

Dilbilgisi

Belirsiz bir olasılık için may be

May be, kiplik fiili may ile be fiilinin yalın biçimini birleştirir. Burada sonsuz yoğunlukta olmanın bir tekillik için olası bir tanım olduğunu, ancak konuşmacının bunun kesin olduğunu iddia etmediğini gösterir. Bu, bilgiye dayalı olasılık bildiren may kullanımıdır: sınırlı bilgi nedeniyle belirsizliği gösterir. İzin vermez.

Alıştırma

Hangi cümle belirsiz bir neden hakkında dikkatli bir iddiada bulunur?

  1. The signal is caused by dust.
  2. You may use the signal detector.
  3. The signal may be caused by dust.
Cevabı göster

The signal may be caused by dust.

Right now,

2:06

Şu anda,

we just don't know.

2:07

sadece bilmiyoruz.

It's like a dividing by zero error. Anlatım akışı

2:08

Bir sayıyı sıfıra bölme hatası gibi.

Anlatım akışı

It's like ...: benzetme kurmak

It's like ... bir benzetme kurar: bilinmeyen veya soyut bir durumu daha tanıdık bir şeyle karşılaştırır. Burada konuşmacı, bir teorinin tekillik noktasında işlemez hâle gelmesini sıfıra bölme hatasına benzeterek teorinin sınırını daha anlaşılır kılar. like sözcüğü tam bir özdeşliği değil, açıklamaya yarayan bir benzerliği gösterir. Her iki durumda da alışılmış sistem normal bir cevap üretemez; cümle, kara deliğin kelimenin gerçek anlamıyla bir hesaplama veya bilgisayar hatası olduğunu söylemez.

Alıştırma

Bir bilim insanı şöyle diyor: "The model reaches this point and gives no usable answer. It's like a calculator trying to divide by zero." It's like neyi gösteriyor?

  1. Ortak bir özelliğe dayanan benzetme
  2. İki şeyin tamamen aynı olduğu iddiası
  3. Önceki cümleden mantıksal olarak çıkan bir sonuç
Cevabı göster

Ortak bir özelliğe dayanan benzetme

By the way, Anlatım akışı

2:11

Bu arada,

black holes do not suck things up like a vacuum cleaner. Öbek fiiller

2:11

kara delikler bir elektrikli süpürge gibi etrafındaki şeyleri içine çekmez.

Anlatım akışı

By the way: ilgili bir yan bilgi eklemek

By the way, ana düşünce çizgisinden kısa süreliğine ayrılıp ilgili bir yan bilgi ekleyen bir söylem belirtecidir. Burada konu, tekilliklerden kara deliklerin nesneleri nasıl çektiğine ilişkin yaygın bir yanlış inancı düzeltmeye geçer. Bu ifade neden, sonuç veya çıkarım bildirmez. Dinleyiciye yeni noktanın eklenmeye değer olduğunu ama tartışmada zorunlu olarak gelen bir sonraki adım olmadığını gösterir.

Alıştırma

İlgili bir yan bilgi eklemek için hedef üç sözcüklü geçiş ifadesini kullanın: We need to meet at ten. ____, the front door will be locked, so use the side entrance.

Cevabı göster

By the way

Öbek fiiller

suck things up: fiil + nesne + parçacık

Bu cümlede suck things up, şeyleri emme gücüyle içeri çekmek anlamına gelir. do not olumsuzluğu, kara deliğin uzaktaki nesneleri etkin biçimde içine çeken bir elektrikli süpürge gibi davrandığı düşüncesini düzeltir. Bu fiziksel anlamda suck up ayrılabilen bir öbek fiildir. Bir isim up sözcüğünden sonra veya suck ile up arasında gelebilir: suck up the water ya da suck the water up. Nesne zamiri mutlaka ortada olmalıdır: suck it up doğrudur, suck up it değildir. Aynı yapı toz, sıvı, hava ve başka maddeler için de kullanılabilir.

Alıştırma

suck up kullanın ve it zamirini doğru yere koyun: The small pump can ____ quickly.

Cevabı göster

suck it up

If we were to swap the sun for an equally massive black hole, Dilbilgisi

2:14

Güneşi eşit kütleli bir kara delik ile değiştirseydik,

nothing much would change for Earth,

2:17

Dünya için pek bir şey değişmezdi,

except that we would freeze to death, of course.

2:19

tabii ki donarak ölmemiz dışında.

Dilbilgisi

If we were to swap: bilinçli bir varsayım kurmak

If we were to swap ifadesinde if + özne + were to + fiilin yalın hâli yapısı, bilinçli olarak hayal edilen bir durum oluşturur. Basit bir if + geçmiş zaman yapısından genellikle daha resmî veya gerçeklikten daha uzak duyulur; bu yüzden düşünce deneylerine ve önerilerin dikkatle tartışılmasına uygundur. Were, değiş tokuşu geçmiş zamana yerleştirmez. Varsayım kipini gösterir ve resmî İngilizcede her özneyle were kullanılabilir: if I were to ask, if she were to leave, if we were to swap. Sonuç cümleciğinde nothing much would change örneğindeki gibi genellikle would + fiilin yalın hâli kullanılır.

Alıştırma

Bilinçli varsayımı were to ile tamamlayın: If the museum ____ extend its hours, more families would visit.

Cevabı göster

were to

What would happen to you if you fell into a black hole?

2:22

Bir kara deliğin içine düşerseniz size ne olurdu?

The experience of time is different around black holes.

2:25

Kara deliklerin etrafında zaman deneyimi farklıdır.

From the outside,

2:28

Dışarıdan bakıldığında,

you seem to slow down as you approach the event horizon, Dilbilgisi

2:29

olay ufkuna yaklaştıkça yavaşlıyor gibi görünürsünüz,

so time passes slower for you.

2:32

yani zaman sizin için daha yavaş geçer.

Dilbilgisi

Seem to slow down: gözlemcinin izlenimi

seem to slow down ifadesinde seem to + fiilin yalın hâli, yavaşlamayı dışarıdaki bir gözlemcinin algıladığı durum olarak sunar. Kişinin kendisinin de yavaşladığını hissettiğini doğrudan söylemez. Bu yapı, sonucun belirli bir bakış açısına dayandığını veya temkinli biçimde ifade edildiğini gösterir. Seem, görüntünün yanlış olduğu anlamına gelmez; iddianın doğrudan kesinlikten çok gözleme dayandığını belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle yavaşlamayı kesin bir gerçek yerine gözlemcinin izlenimi olarak sunar?

  1. The cyclist wants to slow down near the hill.
  2. The cyclist seems to slow down near the hill.
  3. The cyclist definitely slows down near the hill.
Cevabı göster

The cyclist seems to slow down near the hill.

At some point,

2:34

Bir noktada,

you would appear to freeze in time,

2:35

zaman içinde donmuş gibi görünür,

slowly turn red,

2:36

yavaşça kırmızıya döner,

and disappear.

2:37

ve kaybolursunuz.

While from your perspective,

2:39

Kendi bakış açınızdan ise,

you can watch the rest of the universe in fast forward, Deyimler

2:40

evrenin geri kalanını ileri sarılmış gibi izleyebilirsiniz,

kind of like seeing into the future. Ton ve niyet

2:43

geleceği görmek gibi bir şey.

Deyimler

In fast forward: olayları hızlandırılmış biçimde görmek

In fast forward video oynatımından gelir: görüntüler ve olaylar normalden çok daha hızlı ilerler. Burada, evrenin geri kalanının görünüşte hızlandırılmış bir oranda değişmesini izlemeyi anlatan bir benzetmedir. İfade, çoğunlukla watch, see veya play fiillerinden sonra gelen bir zarf tümleci olarak kullanılır. Bir eylemin nasıl göründüğünü veya sunulduğunu anlatır; gerçekten hızlı ileri sarma düğmesine basıldığını belirtmez.

Alıştırma

Cümleyi “hızlandırılmış bir izleme hızıyla” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: We watched the storm clouds form ____.

Cevabı göster

in fast forward

Ton ve niyet

kind of like: yaklaşık bir karşılaştırmayı yumuşatmak

Burada kind of like, “yaklaşık olarak benzer” anlamına gelir. seeing into the future karşılaştırmasını sunarken bu karşılaştırmanın anlamaya yardımcı olduğunu, ancak tam olarak doğru olmadığını gösterir. Konuşma dilinde kind of, like sözcüğünün kesinliğini yumuşatır. İki şeyin tamamen aynı olduğunu ileri sürmeden anlaşılır bir benzetme yapmak için ifadenin tamamını bir isimden, -ing biçiminden veya başka bir karşılaştırmadan önce kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Örnekte kind of like neyi gösteriyor?

  1. Karşılaştırma tamdır ve bilimsel açıdan eksiksizdir.
  2. Konuşan kişi belirli bir kategorinin adını veriyor.
  3. İki fikir yaklaşık olarak benzerdir, ancak aynı değildir.
Cevabı göster

İki fikir yaklaşık olarak benzerdir, ancak aynı değildir.

Right now, we don't know what happens next,

2:45

Şu anda, sonrasında ne olacağını bilmiyoruz,

but we think it could be one of two things.

2:47

ama iki şeyden biri olabileceğini düşünüyoruz.

One,

2:50

Birincisi,

you die a quick death.

2:50

hızlı bir şekilde ölürsünüz.

A black hole curves space so much that once you cross the event horizon, Dilbilgisi

2:52

Bir kara delik uzayı o kadar büker ki, olay ufkunu geçtiğinizde,

there is only one possible direction.

2:56

sadece tek bir olası yön vardır.

Dilbilgisi

so much that: dereceyi sonuca bağlamak

curves space so much that... ifadesinde so much, curves eyleminin derecesini ölçer; that ise sonucu sunar. Yani bükülme o kadar aşırıdır ki belirtilen koşulda yalnızca tek bir yön kalır. verb + so much that + result kalıbı, bir şeyin ne kadar güçlü veya kapsamlı biçimde gerçekleştiğine ve bu derecenin doğurduğu sonuca odaklanır. Burada much, sayılabilen şeylerin sayısını değil dereceyi anlatır. once yan cümlesi ise sonucun geçerli olduğu koşulu ayrıca belirtir.

Alıştırma

Bükülme derecesini sonucuna doğru biçimde bağlayan ifadeyi seçin: “The shelf bent ___ the books slid off.”

  1. so many that
  2. so much that
  3. because
Cevabı göster

so much that

You can take this literally. Kelime

2:58

Bunu kelimenin tam anlamıyla alabilirsiniz.

Kelime

Bunu gerçek anlamıyla anlamak

Take something literally, sözleri mecaz olmadan doğrudan anlamlarıyla anlamak demektir. Burada this önceki açıklamaya gönderme yapar ve konuşmacı bunun yalnızca bir imgeyi değil, gerçek bir fiziksel sınırı anlattığını söyler. You can take this literally cümlesindeki can, bu yorumun geçerli veya makul olduğunu belirtir. Fiziksel olarak bir şeyi alma izni vermez.

Alıştırma

Bir güvenlik uyarısında “Keep both hands away from the blade” yazıyor ve talimat tam olarak söylediği şeyi ifade ediyor. En uygun cümle hangisidir?

  1. You should take the notice literally.
  2. You should take the notice seriously but treat it as a metaphor.
  3. You should take the notice at face value without checking who wrote it.
Cevabı göster

You should take the notice literally.

Inside the event horizon,

2:59

Olay ufkunun içinde,

you can only go in one direction.

3:01

sadece tek bir yöne gidebilirsiniz.

It's like being in a really tight alley that closes behind you after each step. Anlatım akışı

3:04

Her adımdan sonra arkanızda kapanan gerçekten dar bir ara sokakta olmak gibi.

Anlatım akışı

It's like being in ... arkanızda kapanan bir sokak

It’s like bir benzetme başlatır: konuşmacı gerçek bir sokağın var olduğunu söylemez. Being in, dinleyiciyi hayal edilen sahnenin içine yerleştirir; böylece soyut ve tek yönlü bir sınırlamayı gözde canlandırmak kolaylaşır. That closes behind you after each step görüntüye hareket katar. Her adım geri dönüş yolunu ortadan kaldırır; böylece ayrıntılar açıklamayı bir dizi hâlinde düzenler: ileri gitmek, arkadaki yolu kaybetmek ve ters yönde dönememek.

Alıştırma

Cümledeki sokak görüntüsünün temel işlevi nedir?

  1. Her adımdan sonra yolu yeniden açmanın yöntemini açıklar.
  2. Soyut ve tek yönlü bir sınırı, dinleyicinin gözünde canlandırabileceği bir diziye dönüştürür.
  3. Orada gerçek ve dar bir sokağın bulunduğunu iddia eder.
Cevabı göster

Soyut ve tek yönlü bir sınırı, dinleyicinin gözünde canlandırabileceği bir diziye dönüştürür.

The mass of a black hole is so concentrated,

3:08

Bir kara deliğin kütlesi o kadar yoğunlaşmıştır ki,

at some point,

3:11

bir noktada,

even tiny distances of a few centimeters

3:12

birkaç santimetrelik çok küçük mesafeler bile

would mean that gravity acts with millions of times more force on different parts of your body.

3:14

yer çekiminin vücudunuzun farklı bölgelerine milyonlarca kat daha fazla güçle etki etmesi anlamına gelir.

Your cells get torn apart

3:19

Hücreleriniz parçalanır,

as your body stretches more and more Dilbilgisi

3:20

vücudunuz gittikçe esnerken

until you're a hot stream of plasma one atom wide.

3:22

ta ki tek bir atom genişliğinde sıcak bir plazma akışı olana kadar.

Dilbilgisi

Sürekli artışı anlatan more and more

More and more, bir derecenin zaman içinde artmaya devam ettiğini gösterir. Bu cümlede vücudun gerilmesi giderek daha aşırı hâle gelir ve until ile belirtilen sonuca kadar sürer. İki more birlikte tek bir kalıp oluşturur; iki ayrı şeyi nitelemez. Derece veya miktardaki sürekli artışı anlatmak için more and more ifadesini bir sıfatın ya da zarfın önünde veya tek başına kullanabilirsin.

Alıştırma

Sürekli artışı gösteren karşılaştırma işaretini tekrarlayarak cümleyi tamamla: The room grew ____ crowded as showtime approached.

Cevabı göster

more and more

Two,

3:26

İkincisi,

you die a very quick death.

3:27

çok hızlı bir şekilde ölürsünüz.

Very soon after you cross the event horizon,

3:29

Olay ufkunu geçtikten çok kısa bir süre sonra,

you would hit a firewall and be terminated in an instant.

3:31

bir ateş duvarına çarpar ve anında yok olursunuz.

Neither of these options are particularly pleasant. Dilbilgisi

3:34

Bu seçeneklerin hiçbiri özellikle hoş değil.

Dilbilgisi

Neither of these options are: anlam ve fiil uyumu

Neither of these options, “iki seçeneğin hiçbiri” anlamına gelir; yani olumsuzluk iki seçeneği de kapsar. Çoğul ifade these options, of sözcüğünden sonra gelir ancak dilbilgisel merkez neither sözcüğüdür. Altyazıdaki are, yaygın bir gündelik uyum biçimini gösterir: konuşanlar fiili yakındaki çoğul options ile eşleştirebilir. Özenli resmî yazıda daha tutucu seçenek Neither of these options is particularly pleasant. biçimidir.

Alıştırma

İki plan da uygun değilse özenli resmî yazıda en güvenli seçim hangi cümledir?

  1. Neither of these plans is suitable.
  2. Neither of these plans are suitable.
  3. None of these plans is suitable.
Cevabı göster

Neither of these plans is suitable.

How soon you would die depends on the mass of the black hole.

3:37

Ne kadar sürede öleceğiniz kara deliğin kütlesine bağlıdır.

A smaller black hole would kill you before you even entered its event horizon,

3:41

Daha küçük bir kara delik sizi henüz olay ufkuna girmeden önce öldürürdü,

while you probably could travel inside a supermassive black hole for quite a while. Anlatım akışı

3:44

oysa süper kütleli bir kara deliğin içinde muhtemelen oldukça uzun bir süre seyahat edebilirsiniz.

Anlatım akışı

Karşıtlık bildiren while: İki farklı sonucu bağlamak

Burada while, “olduğu sırada” anlamına gelmez. İki sonucu karşılaştırır: daha küçük bir kara delik sizi içeri girmeden öldürürdü, ancak süper kütleli bir kara delik içeride bir süre hayatta kalmanıza imkân verebilirdi. Karşıtlık bildiren bu while, iki tam yan cümleyi bağlar ve aralarındaki farkları yan yana gösterir. probably could, ikinci sonucun yalnızca bir olasılık olduğunu belirtir; yolculuğun güvenli olacağını garanti etmez.

Alıştırma

“Maya likes working in the morning, while Leo is more productive at night,” cümlesinde while ne işe yarar?

  1. Maya ile Leo’nun tercih ettiği çalışma saatlerini karşılaştırır.
  2. Leo’nun neden geceleri çalıştığını açıklar.
  3. Maya ile Leo’nun tam olarak aynı anda çalıştığını söyler.
Cevabı göster

Maya ile Leo’nun tercih ettiği çalışma saatlerini karşılaştırır.

As a rule of thumb, Deyimler

3:49

Genel bir kural olarak,

the further away from the singularity you are, Dilbilgisi

3:50

tekillikten ne kadar uzak olursanız,

the longer you live.

3:52

o kadar uzun yaşarsınız.

Deyimler

As a rule of thumb: Yaklaşık ve pratik bir rehber

As a rule of thumb, deneyime dayanan pratik bir genellemeyi veya yararlı bir yaklaşık değerlendirmeyi tanıtır. Burada sonraki ifadeyi, hayatta kalma süresinin tekilliğe olan uzaklığa göre nasıl değiştiğini gösteren basit bir rehber olarak sunar. Bu ifade, söylenenlerin istisnasız ve kesin bir yasa olarak görülmemesi gerektiğini belirtir. Hızlı bir değerlendirmeye yardımcı olabilir, ancak kesinlik gereken bir durumda ayrıntılı bilgiler veya hesaplamalar gerekebilir.

Alıştırma

thumb içeren ve yaklaşık bir pratik rehber sunan dört sözcüklü deyimle cümleyi tamamlayın: ____, allow ten extra minutes at a busy train station.

Cevabı göster

As a rule of thumb

Dilbilgisi

the further ..., the longer ...: bağlantılı karşılaştırma kalıbı

Bu cümlede the + karşılaştırma derecesi ..., the + karşılaştırma derecesi ... birlikte değişen iki miktarı birbirine bağlar. the further away ... birinci değişkeni, the longer ... ise ikinci değişkeni belirtir. Tekilliğe olan mesafe arttıkça yaşam süresinin de uzadığı anlamına gelir. İki the de normal birer tanımlık değil, bu kalıbın sabit işaretleridir. İlk bölüm değişen koşulu veya ölçeği, ikinci bölüm de buna karşılık gelen sonucu verir. Bu kalıp eğilimleri veya önerileri anlatabilir; ancak tek başına bir ilişki gösterir, neden-sonuç ilişkisini kanıtlamaz.

Alıştırma

more ve easier karşılaştırma biçimlerini kullanarak bağlantılı karşılaştırma kalıbını tamamlayın: ____ you read, ____ it becomes to understand new words.

Cevabı göster

The more · the easier

Black holes come in different sizes. Kalıp ifadeler

3:53

Kara deliklerin farklı boyutları vardır.

Kalıp ifadeler

come in different sizes: mevcut çeşitleri anlatmak

Burada come in + boyut veya kategori, belirli bir çeşitte var olmak ya da bulunmak anlamına gelir; come konuşana doğru hareketi anlatmaz. Black holes come in different sizes. cümlesi, kara deliklerin çeşitli boyutlarda olduğunu belirtir. come in; bir şeyin üretildiği, satıldığı veya bulunduğu boyut, renk, şekil ya da sürüm gibi özelliklerden önce kullanılır. Ürünlerle kullanıldığında çoğu zaman belirli seçeneklerde mevcut olmak anlamına gelir.

Alıştırma

come in ifadesini doğru biçimde kullanın: This jacket ____ three colors: blue, green, and black.

Cevabı göster

comes in

There are stellar mass black holes

3:56

Yıldız kütleli kara delikler vardır,

with a few times the mass of the sun and the diameter of an asteroid.

3:57

güneşin kütlesinin birkaç katı ağırlığında ve bir asteroit çapındadırlar.

And then there are the supermassive black holes,

4:01

Bir de süper kütleli kara delikler vardır,

which are found at the heart of every galaxy Deyimler

4:04

her galaksinin kalbinde bulunurlar

and have been feeding for billions of years. Deyimler

4:06

ve milyarlarca yıldır etrafındaki maddeleri yutmaktadırlar.

Deyimler

at the heart of every galaxy: merkezi anlatan bir benzetme

Burada heart, bir yerin merkezini anlatan bir benzetmedir. At the heart of every galaxy, “her galaksinin merkez bölgesinde” demektir; galaksinin canlı olduğunu veya kara deliğin biyolojik bir kalp gibi çalıştığını anlatmaz. at the heart of + isim yapısı fiziksel bir merkezi anlatabilir. Başka bağlamlarda ise bir düşüncenin, sistemin veya sorunun en önemli bölümünü gösterebilir.

Alıştırma

"A small garden lies at the heart of the school." cümlesinde at the heart of ne anlama gelir?

  1. …nın merkezinde veya en önemli bölümünde
  2. okulun gerçek karakterinde
  3. canlı bir organın içinde
Cevabı göster

…nın merkezinde veya en önemli bölümünde

Deyimler

have been feeding for billions of years: benzetme ve süre

Bu bilim anlatımında feeding, çevredeki maddeyi içine alma veya teknik adıyla accreting süreci için kullanılan bir benzetmedir. Kara delik bir hayvan gibi yemek yemez. Have been feeding, present perfect continuous yapısındadır. Uzak geçmişte başlayıp söz konusu edilen zamana kadar devam eden bir süreci gösterir. For billions of years, sürenin ne kadar olduğunu belirtir. Süreklilik yapısı uzun soluklu bir süreci vurgular; eylemin her an hiç ara vermeden gerçekleşmiş olması gerekmez.

Alıştırma

Uzun zaman önce başlayıp hâlâ devam eden bir süreci en iyi hangi cümle anlatır?

  1. The underground spring fed the lake for one summer.
  2. The underground spring has been feeding the lake for centuries.
  3. The underground spring will feed the lake next year.
Cevabı göster

The underground spring has been feeding the lake for centuries.

Currently,

4:09

Şu anda,

the largest supermassive black hole known is S50014+81,

4:10

bilinen en büyük süper kütleli kara delik S50014+81'dir,

40 billion times the mass of our sun. Dilbilgisi

4:15

güneşimizin kütlesinin 40 milyar katı.

Dilbilgisi

40 billion times the mass of our sun: doğrudan kütle oranı

Sayı + times + the + ölçüm adı + of + referans yapısı doğrudan bir oran belirtir. Burada 40 billion times the mass of our sun, kara deliğin kütlesinin 40 milyar Güneş kütlesine eşit olduğu anlamına gelir. Referans, Güneşlerin sayısı değil Güneş'in kütlesidir. İsim temelli bu yapı kütle, büyüklük, hız, maliyet veya kapasite gibi ölçülerle kullanılabilir; than almaz.

Alıştırma

Yeni tank 300 litre, eski tank ise 100 litre alıyor. Cümleyi sayı + times + the + ölçüm adı + of yapısıyla tamamlayın: The new tank has ____ the old tank.

Cevabı göster

three times the capacity of

It is 236.7 billion kilometers in diameter, Kalıp ifadeler

4:18

236.7 milyar kilometre çapındadır,

which is 47 times the distance from the sun to Pluto.

4:22

bu da güneşten Plüton'a olan mesafenin 47 katıdır.

Kalıp ifadeler

in diameter: merkezden geçen tam genişliği belirtme

Bir sayı ve birimden sonra gelen in diameter, sayının dairesel veya küresel bir cismin merkezinden geçen tam mesafeyi ölçtüğünü belirtir. Burada 236,7 milyar kilometre, kara deliğin çapıdır. In, ölçüm boyutunu tanıtır; bir şeyin çapın içinde bulunduğu anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen yapı be + sayı + birim + in diameter şeklindedir.

Alıştırma

Çap belirtmek için kullanılan standart ifadeyle cümleyi tamamlayın: The coin is 24 millimeters ____.

Cevabı göster

in diameter

As powerful as black holes are, Dilbilgisi

4:25

Kara delikler ne kadar güçlü olsalar da,

they will eventually evaporate through a process called Hawking radiation. Dilbilgisi

4:27

Hawking radyasyonu adı verilen bir süreçle sonunda buharlaşacaklar.

Dilbilgisi

As powerful as black holes are: karşılaştırma değil, karşıtlık

Burada As powerful as black holes are, karşıtlık bildiren bir yan cümledir. Önce kara deliklerin son derece güçlü olduğunu kabul eder, ardından buna rağmen sonunda buharlaşacakları şeklindeki beklenmedik sonuca hazırlar. Kalıp as + sıfat + as + özne + be biçimindedir. Bu kullanımda “özne çok sıfat olsa da” anlamına gelir. Eşitlik karşılaştırması yapmaz ve sonucun nedenini belirtmez.

Alıştırma

Hangi cümle, “Yürüyüş yorucu olsa da Leo devam etti” anlamını vermek için as + sıfat + as karşıtlık kalıbını kullanır?

  1. Because the hike was exhausting, Leo kept going.
  2. The hike was as exhausting as Leo expected.
  3. As exhausting as the hike was, Leo kept going.
Cevabı göster

As exhausting as the hike was, Leo kept going.

Dilbilgisi

called Hawking radiation: kısaltılmış ilgi cümlesiyle adlandırma

a process called Hawking radiation ifadesinde called Hawking radiation, sürecin adını verir. Called, process sözcüğünü niteleyen bir geçmiş zaman ortacıdır; cümlenin ana fiili değildir ve telefon etmek anlamına gelmez. Tam biçim a process which is called Hawking radiation şeklindedir. Which is bölümünü çıkarmak tanımı daha kısa ve öz yapar. Bu kalıp yöntemlere, araçlara, ürünlere ve bilimsel terimlere ad vermek için sık kullanılır.

Alıştırma

Özelliğe ad veren call fiilinin kısaltılmış edilgen biçimiyle cümleyi tamamlayın: The app includes a security feature ____ Auto-Lock.

Cevabı göster

called

To understand how this works, Anlatım akışı

4:31

Bunun nasıl çalıştığını anlamak için,

we have to look at empty space.

4:33

boş uzaya bakmalıyız.

Anlatım akışı

To understand how this works: amacı önce veren bir giriş

“To understand how this works,” ana cümleden önce gelen ve amaç bildiren bir mastar yan cümlesidir. Bir sonraki adımın, yani boş uzaya bakmanın neden gerekli olduğunu belirtir. Önce hedefi, sonra yöntemi veren bu sıralama açıklamayı sorudan inceleme yöntemine taşır. Bu girişin içindeki “how this works” bir dolaylı soru yan cümlesidir ve “understand” fiilinin nesnesidir. Dolaylı sorularda düz cümle sırası kullanılır: “how does this work” değil, “how this works”.

Alıştırma

Hangi cümle amaç bildiren bir girişi ve dolaylı soru söz dizimini doğru kullanıyor?

  1. How the lock works, to understand we need to examine its pins.
  2. To understand how the lock works, we need to examine its pins.
  3. To understand how does the lock work, we need to examine its pins.
Cevabı göster

To understand how the lock works, we need to examine its pins.

Empty space is not really empty, Dilbilgisi

4:35

Boş uzay aslında boş değildir,

but filled with virtual particles popping into existence and annihilating each other again. Öbek fiiller

4:37

var olup tekrar birbirlerini yok eden sanal parçacıklarla doludur.

Dilbilgisi

is not really empty, but filled with: bir varsayımı reddedip düzeltme

“is not really empty, but filled with” kalıbı önce beklenen tanımı reddeder, ardından onu daha doğru bir tanımla değiştirir. Buradaki “really”, “aslında” veya “gerçekten” anlamındadır: Uzay boş görünebilir, ancak bu açıklamada ona “boş” demek tam olarak doğru değildir. İkinci bölümde tekrarlanan fiil atılır: “but [is] filled with virtual particles”. “Filled with” boş uzayın içinde bulunduğu durumu anlatır; parçacıkları doldurma eylemini yapan dil bilgisel özne olarak sunmaz.

Alıştırma

Düzeltmeyi not really ... but ... ile tamamla: The room is ____ empty, ____ filled with packed boxes.

Cevabı göster

not really · but

Öbek fiiller

popping into existence: aniden var olmaya başlamak

Bu cümlede popping into existence, aniden var olmaya başlamak demektir. Pop, olayı hızlı ve canlı gösterir; bir patlama sesini anlatmaz. Yapı pop into + sonuç durumu şeklindedir. Burada into existence, parçacıkların ulaştığı yeni durumun var olmak olduğunu gösterir.

Alıştırma

Aniden var olmaya başlamak anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: After the app launched, several fan groups seemed to ____ overnight.

Cevabı göster

pop into existence

When this happens right on the edge of a black hole,

4:42

Bu bir kara deliğin tam kenarında gerçekleştiğinde,

one of the virtual particles will be drawn into the black hole Dilbilgisi

4:44

sanal parçacıklardan biri kara deliğin içine çekilecek

and the other will escape and become a real particle.

4:47

ve diğeri kaçıp gerçek bir parçacık haline gelecektir.

Dilbilgisi

one of ... the other: iki üyeyi takip etmek

Bu cümlede one of the virtual particles, bilinen bir çiftin bir üyesini seçer; the other ise geriye kalan tek üyeyi gösterir. Bu ifadeler birlikte, isim grubunun tamamını tekrarlamadan iki farklı sonucu izlemeyi sağlar. Bir kümeden bir üye seçmek için one of + çoğul isim kullanılır. Bağlam, ilgili üyelerin tam olarak iki tane olduğunu ve yalnızca birinin kaldığını açıkça gösterdiğinde ardından the other gelir.

Alıştırma

Cümleyi çiftin geriye kalan tek üyesini belirten ifadeyle tamamlayın: One of the two hiking paths goes through the woods, and ____ follows the river.

Cevabı göster

the other

So the black hole is losing energy.

4:50

Yani kara delik enerji kaybediyor.

This happens incredibly slowly at first

4:52

Bu durum başlangıçta inanılmaz derecede yavaş gerçekleşir

and gets faster as the black hole becomes smaller.

4:55

ve kara delik küçüldükçe hızlanır.

When it arrives at the mass of a large asteroid,

4:57

Büyük bir asteroit kütlesine ulaştığında,

it's radiating at room temperature. Kalıp ifadeler

5:00

oda sıcaklığında radyasyon yayar.

Kalıp ifadeler

At room temperature: oda sıcaklığı koşulunu belirtmek

Bu cümlede at room temperature, ışımanın sıcaklık düzeyini anlatır. at edatı bir sıcaklık durumunu belirtir; cismin bir odanın içinde olduğu anlamına gelmez. Room temperature, çevremizdeki normal iç mekân sıcaklığı demektir. Kesin değer değişebilir ve bilimsel talimatlarda daha kesin biçimde tanımlanabilir.

Alıştırma

Cümleyi normal iç mekân sıcaklığını belirten standart ifadeyle tamamlayın: Let the butter soften ____ before mixing it.

Cevabı göster

at room temperature

When it has the mass of a mountain,

5:02

Bir dağın kütlesine sahip olduğunda,

it radiates with about the heat of our sun,

5:03

yaklaşık olarak güneşimizin sıcaklığıyla radyasyon yayar,

and in the last second of its life,

5:05

ve hayatının son saniyesinde,

the black hole radiates away with the energy of billions of nuclear bombs

5:07

kara delik milyarlarca nükleer bombanın enerjisiyle

in a huge explosion.

5:11

devasa bir patlama ile radyasyon yayarak yok olur.

But this process is incredibly slow.

5:12

Ancak bu süreç inanılmaz derecede yavaştır.

The biggest black holes we know might take up to a googol years to evaporate. Dilbilgisi

5:15

Bildiğimiz en büyük kara deliklerin buharlaşması bir googol yıl kadar sürebilir.

Dilbilgisi

Might take up to ... to ...: belirsiz bir azami süre

might take up to + süre + to + fiil kalıbı, süreyle ilgili temkinli bir tahmin verir. Might tahminin belirsiz olduğunu, up to ise olası bir üst sınırı gösterir. Sürecin kesinlikle o kadar uzun süreceğini söylemez. Burada bir googol 10^100'dür. Bu nedenle a googol years, hayal edilemeyecek kadar büyük bir üst sınırı vurgular. To evaporate, bu süreyi alacak süreci belirtir.

Alıştırma

Bu cümlenin anlamı nedir? The repair might take up to six months to finish.

  1. Onarım altı aydan daha kısa sürede bitemez.
  2. Onarım kesinlikle tam altı ay içinde bitecektir.
  3. Onarım daha erken bitebilir, ancak altı ay olası üst sınırdır.
Cevabı göster

Onarım daha erken bitebilir, ancak altı ay olası üst sınırdır.

This is so long that when the last black hole radiates away, Dilbilgisi

5:19

Bu o kadar uzun bir süredir ki, son kara delik radyasyon yayarak yok olduğunda,

nobody will be around to witness it.

5:22

buna tanık olacak hiç kimse etrafta olmayacak.

Dilbilgisi

so long that: dereceyi sonuca bağlamak

This is so long that... yapısında so, long sıfatının derecesini güçlendirir; that ise sonucu açıklar: son kara deliğin yok oluşuna tanık olacak kimse kalmayacaktır. Burada long sürenin uzunluğunu belirtir; so long, “yeter ki” anlamına gelmez. Tekrar kullanılabilen kalıp so + sıfat/zarf + that + sonuç cümleciğidir. Güçlü bir dereceyi, bunun sonucunda meydana gelen olayla doğrudan bağlar.

Alıştırma

Sonuç kalıbını eksik iki sözcükle tamamlayın: The journey was ____ exhausting ____ we slept for twelve hours afterward.

Cevabı göster

so · that

The universe will have become uninhabitable Dilbilgisi

5:25

Evren yaşanılamaz hale gelmiş olacak

long before then.

5:27

bundan çok uzun zaman önce.

Dilbilgisi

will have become: gelecekteki bir noktadan önce tamamlanan değişim

Will have become, become fiilinin future perfect biçimidir: will + have + geçmiş zaman ortacı become. Yaşanamaz bir duruma geçişi, daha sonraki bir gelecek referans noktasından önce tamamlanmış olarak gösterir. Bu cümlede daha sonraki nokta then, yani son kara deliğin ışınım yoluyla yok olduğu zamandır. Long before then, değişimin çok daha erken tamamlanacağını vurgular.

Alıştırma

Cümleyi become fiilinin future perfect biçimiyle tamamlayın: By the time the seedlings are moved outside, they ____ strong enough to survive the wind.

Cevabı göster

will have become

This is not the end of our story. Anlatım akışı

5:29

Bu hikayemizin sonu değil.

There are loads more interesting ideas about black holes. Kelime

5:30

Kara delikler hakkında çok daha ilginç fikirler var.

Kelime

loads more: büyük ek miktar bildiren gündelik bir ifade

Loads more, “çok daha fazla” veya “daha pek çok” anlamına gelen, miktar bildiren gündelik bir ifadedir. Burada çoğul ve sayılabilen ideas isminin önünde yer alır; dolayısıyla cümle, keşfedilecek daha pek çok ilginç fikir olduğunu anlatır. loads more + çoğul sayılabilen isim yapısında more ekleme anlamını verir, loads ise miktarın büyüklüğünü güçlendirir. Buradaki loads, yük veya bir şeyi araca ya da makineye yükleme eylemi anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi doğru tamamlayan ve “daha pek çok” anlamına gelen gündelik ifadeyi seçin: We found ___ ideas for the school project.

  1. loads
  2. loads more
  3. much more
Cevabı göster

loads more

We'll explore them in part two.

5:33

Bunları ikinci bölümde inceleyeceğiz.

Anlatım akışı

Kapanış işareti olarak “This is not the end of our story”

Buradaki story, kurmaca bir öyküyü değil, konuşmacının dinleyiciye o ana kadar sunduğu açıklamanın bütününü ifade eder. This, o noktaya kadar yapılan konuşmaya gönderme yapar. Konuşmacı this is not the end diyerek mevcut bölümü kapatırken daha geniş konuyu açık bırakır. Bu tür bir işaret, dinleyicinin bir bölümün sona erdiğini ancak açıklamanın daha sonra devam edeceğini anlamasını sağlar. İkinci bölümde daha fazlasının inceleneceğinin söylenmesi de bu işlevi doğrular.

Alıştırma

Bu parçada “This is not the end of our story” ne işe yarıyor?

  1. Bu bölümü kapatırken konunun devam edeceğine işaret eder.
  2. Kara deliklerin kendilerinin asla sona eremeyeceği anlamına gelir.
  3. Kurmaca bir öykünün son sahnesine ulaştığını söyler.
Cevabı göster

Bu bölümü kapatırken konunun devam edeceğine işaret eder.

A big thanks to Fraser Cain for help with this video.

5:36

Bu videoya yaptığı yardımlar için Fraser Cain'e çok teşekkür ederiz.

By the way,

5:40

Bu arada,

we've made some Kurzgesagt wallpapers in 4K for different screen sizes.

5:41

farklı ekran boyutları için 4K çözünürlükte bazı Kurzgesagt duvar kağıtları hazırladık.

You can get them on our Patreon page,

5:45

Bunları Patreon sayfamızdan alabilirsiniz,

which also helps us to make more videos.

5:46

bu da daha fazla video yapmamıza yardımcı oluyor.

Like this December,

5:49

Tıpkı bu Aralık ayı gibi,

the first month ever with three videos.

5:50

üç video ile şimdiye kadarki ilk ayımız.