Değer paradoksu - Akshita Agarwal: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Su ile elmas arasında yapılan seçim üzerinden video; değerin neden ihtiyaçlara ve koşullara bağlı olduğunu, aynı şeyden daha fazla edindikçe marjinal faydanın nasıl azaldığını ve değerin nihai olarak insanların tercihleriyle kararlarından doğduğunu açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Put simply, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik. Bu geçiş ifadesinin karmaşık bir fikrin daha anlaşılır biçimde yeniden açıklanacağını haber verdiğini fark edin; soyut bir açıklamadan kısa ve pratik bir yoruma geçerken dinleyiciye yol göstermek için kullanın. 2. the more of it you acquire, the less useful or enjoyable every additional bit becomes. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları. the more..., the less... bağlantılı yapısının zıt yönlerde ilerleyen iki değişimi ilişkilendirdiğini anlayın ve miktar ya da tekrar arttıkça sağlanan ek yararın azalması gibi eğilimleri anlatmak için kullanın. 3. the ultimate source of value comes from us. — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler. ultimate source of ifadesini temel kökeni belirtmekte kullanılan doğal bir eşdizim olarak öğrenin; tüm cümleyi de değerin nesnede değişmez biçimde bulunmadığını, insan ihtiyaçlarından, hazlarından ve seçimlerinden doğduğunu özetlemek için kullanın.
Bu derste
Imagine you're on a game show and you can choose between two prizes, Kalıp ifadeler
0:06Bir yarışma programında olduğunuzu ve iki ödül arasında seçim yapabildiğinizi hayal edin:
choose between two prizes: iki açık seçenek arasından seçim yapmak
Choose between two prizes, iki ödülden hangisini alacağınıza karar vermek demektir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp choose between A and B’dir; iki seçenek between’den sonra gelir. Bu cümlede two prizes ifadesinin ardından seçenekleri adlandıran a diamond or a bottle of water gelir. Seçim birbirinden ayrı iki seçenek olarak sunulduğu için between uygundur.
Alıştırma
Cümleyi choose ve doğru edatla tamamlayın: You must ____ the red key and the blue key.
Cevabı göster
choose between
Now imagine being given the same choice again,
0:17Şimdi size aynı seçeneğin tekrar verildiğini hayal edin,
only this time you're not on a game show Anlatım akışı
0:20ancak bu sefer bir yarışma programında değilsiniz
only this time: durumu koruyup bir koşulu değiştirmek
Only this time, yeni hayalî durumu önceki duruma bağlar. “Ancak bu sefer şu değişiklikle” anlamına gelir: aynı seçim korunurken ortam bir yarışma programından çölde susuz kalınan bir duruma dönüşür. Buradaki only, olayın yalnızca bir kez gerçekleştiği anlamına gelmez. Bu ifade önceki çerçeveyi korur ve ardından gelen yeni koşulu öne çıkararak bilgiyi düzenler.
Alıştırma
Bu cümlede only this time ne işe yarıyor? We'll run the experiment again, only this time we'll record the temperature.
- Cümleyi yalnızca zamandan söz etmekle sınırlar.
- Olayın yalnızca bir kez gerçekleşebileceğini söyler.
- Temel durumu korur ve değişmiş bir koşul sunar.
Cevabı göster
Temel durumu korur ve değişmiş bir koşul sunar.
Aren't diamonds still more valuable?:retorik bir itiraz
Bu olumsuz soru, konuşmacının dinleyicinin göz önünde bulundurmasını beklediği yanıt olarak “elmaslar hâlâ daha değerlidir” düşüncesini öne sürer. Tartışmada konuşmacının bilgi eksikliğini göstermek yerine, apaçık görünen bir itiraza ses verir. Soru, tartışmayı “değerli”nin ne anlama geldiğine yöneltir. still, durum ya da koşullar değiştikten sonra bile bu yargının geçerli kalmasının beklendiğini gösterir.
Alıştırma
Bu tartışmada olumsuz sorunun temel işlevi nedir?
- Elmasların tamamen değersiz hâle geldiğini ilan eder.
- Konuşmacının hiçbir beklentisi olmadığı için temel fiyat bilgisi ister.
- Tartışmanın “değer”in anlamını inceleyebilmesi için apaçık görünen bir itirazı dile getirir.
Cevabı göster
Tartışmanın “değer”in anlamını inceleyebilmesi için apaçık görünen bir itirazı dile getirir.
famously described by pioneering economist Adam Smith.
0:34öncü ekonomist Adam Smith tarafından ünlü bir şekilde tasvir edilmiştir.
the paradox of value:kullanım değeri ve değişim değeri
the paradox of value, pratik yararı çok yüksek bir nesnenin değişim değerinin düşük, daha az gerekli bir nesnenin değişim değerinin ise yüksek olabilmesini konu alan ekonomik bilmecedir. Bilinen su ve elmas örneğinde suyun kullanım değeri yüksektir ama genellikle ucuzdur; elmaslar ise daha az gerekli olmalarına rağmen pahalıdır. the paradox of value ifadesini, neyin değerli olduğuna ilişkin her türlü genel anlaşmazlık olarak değil, bu belirli karşıtlığın adı olarak anlayın.
Alıştırma
the paradox of value neyi açıklar?
- Her pahalı mal, her ucuz maldan daha yararlıdır.
- Aynı mal her durumda tek bir fiyatı korumalıdır.
- Yararlı ve gerekli malların değişim değeri düşükken, daha az gerekli malların değişim değeri yüksek olabilir.
Cevabı göster
Yararlı ve gerekli malların değişim değeri düşükken, daha az gerekli malların değişim değeri yüksek olabilir.
defining value is not as simple as it seems. Dilbilgisi
0:39değeri tanımlamak göründüğü kadar basit değildir.
what it tells us is that: kanıtlardan sonuç çıkarma
What it tells us is that... daha önce sözü edilen bir şeyden çıkarılan sonucu sunar. Burada it, önceki paradoksa gönderme yapar; that ile başlayan yan cümle de sonucu belirtir. what it tells us yan cümlesinin tamamı is fiilinin öznesidir; bu bir soru değildir. Tekrar kullanılabilen What X tells us is that + conclusion kalıbı, önceki bir kanıtı veya örneği desteklediği düşünceye bağlar.
Alıştırma
this ipucunu ve What X tells us is that kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: The survey found that most riders want later buses. ____ the schedule needs to change.
Cevabı göster
What this tells us is that
defining value is not as simple as it seems: isim-fiil öbeğini özne olarak kullanma
Defining value, özne olarak kullanılan bir isim-fiil öbeğidir. Değeri tanımlama eylemini tek bir tartışma konusu hâline getirdiği için ardından tekil fiil is gelir. Not as simple as it seems yüklem bölümüdür. not as + adjective + as... kalıbı, gerçekte bu niteliğin görünüşün düşündürdüğünden daha düşük düzeyde olduğunu anlatır; burada değeri tanımlamanın göründüğünden daha zor olduğu söylenir.
Alıştırma
Hangi cümlede bir isim-fiil öbeği özne olarak ve not as...as kalıbı doğru biçimde kullanılmıştır?
- Learning the rules is not as easy as it seems.
- Learning the rules are not as easy than it seems.
- Learn the rules is not as easy as it seems.
Cevabı göster
Learning the rules is not as easy as it seems.
what you could obtain for them at a later time. Dilbilgisi
0:47yani daha sonra onlara karşılık ne elde edebileceğinizi.
each item's exchange value: satış veya takastaki değer
Exchange value, bir eşyanın satışta ya da takasta sağlayabileceği para, başka mallar veya hizmetler anlamına gelir. Bu bir ekonomi terimidir; bu nedenle exchange burada «değiş tokuş etmek» eylemini değil, değer türünü belirtir. Each item's iyelik yapısıdır ve «her bir eşyanın değişim değeri» anlamına gelir. Ardından gelen what you could obtain for them cümleciği, gelecekte alınabilecek karşılığı açıklayarak terimi somutlaştırır.
Alıştırma
Hangi tanım exchange value ifadesine en iyi uyar?
- Bir eşyanın şu anda sahibi için ne kadar kullanışlı olduğu.
- Birinin bir eşyaya karşı ne kadar güçlü duygular beslediği.
- Bir eşyanın satışta veya takasta sağlayabileceği para ya da başka bir değer.
Cevabı göster
Bir eşyanın satışta veya takasta sağlayabileceği para ya da başka bir değer.
what you could obtain for them: bir terimi açıklayan what cümleciği
What you could obtain for them at a later time, exchange value ifadesinden sonra açıklayıcı bir ek olarak kullanılan bir isim cümleciğidir. Bu soyut terimin anlamını, yani eşyalar karşılığında daha sonra elde edilebilecek şeyleri açıklar. Burada what, «… olan şey veya şeyler» anlamına gelir; bir yanıt istemez. Obtain something for an item yapısında for, karşılığında verilen eşyayı belirtir. Bu nedenle for them, «o eşyalar karşılığında» demektir; «onların yararı için» demek değildir.
Alıştırma
what you could obtain for them at a later time cümlede hangi görevi görür?
- Exchange value ifadesinin içeriğini açıklar.
- Eşyaların neden elde edildiğini belirtir.
- Dinleyiciye gelecek hakkında doğrudan bir soru sorar.
Cevabı göster
Exchange value ifadesinin içeriğini açıklar.
But in an emergency like the desert scenario, Anlatım akışı
0:50Fakat çöl senaryosu gibi bir acil durumda,
what matters far more is their use value. Notlar
0:53çok daha önemli olan şey onların kullanım değeridir.
But in an emergency like the desert scenario: değerlendirme koşullarını değiştirmek
But, sıradaki noktanın önceki durumla karşıtlık oluşturduğunu gösterir. In an emergency like the desert scenario önce yeni bir koşul belirler, ardından bu koşul altında geçerli olan yargıya geçer. Bu düzen, sonucu vermeden önce değerlendirme çerçevesini değiştirir. Durum değiştiğinde neyin önemli olduğuna ilişkin ölçütün de değişebileceğini belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede But in an emergency like the desert scenario, ne işe yarar?
- Nesnelerin nerede olduğuyla ilgili, konudan bağımsız bir açıklama ekler.
- Çöl senaryosunun önceki konudan daha önemsiz olduğunu söyler.
- Karşıtlık bildirir ve değerlendirmenin değiştiği yeni bir durum belirler.
Cevabı göster
Karşıtlık bildirir ve değerlendirmenin değiştiği yeni bir durum belirler.
what matters far more is: çok daha yüksek bir önceliği vurgulamak
What matters far more is... “çok daha önemli olan şey ...dır” anlamına gelir. what matters far more yan cümlesi özne görevindedir; is sonrasındaki sözler ise daha yüksek önceliğe sahip unsuru belirtir. Far, karşılaştırma bildiren more sözcüğünü güçlendirir. Diğer unsur yalnızca bağlamdan anlaşılsa bile, ona kıyasla önem bakımından büyük bir fark olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi “çok daha yüksek önceliğe sahip olan şey” anlamındaki hedef kalıpla tamamlayın: ____ whether the medicine reaches patients in time.
Cevabı göster
What matters far more is
How helpful they are in your current situation.
0:56Mevcut durumunuzda size ne kadar yardımcı olduklarıdır.
their use value: mevcut durumdaki kullanım değeri
Use value, bir nesnenin yapabildikleri veya karşılayabildiği ihtiyaç nedeniyle sahip olduğu pratik değerdir. Burada their use value, seçeneklerin acil durumda ne kadar yararlı olduğunu anlatır; kaça satılabileceklerini değil. Sonraki cümle olan How helpful they are in your current situation, bu düşünceyi daha basit sözlerle yeniden açıklar. Use value ihtiyaca ve duruma bağlıdır; bu nedenle aynı nesne bir ortamda çok yararlı, başka bir ortamda daha az yararlı olabilir.
Alıştırma
Cümleyi pratik yararı ifade eden iki kelimelik ekonomi terimiyle tamamlayın: During a power outage, a working flashlight has high ____ because it provides immediate light.
Cevabı göster
use value
And because we only get to choose one of the options,
0:59Ve seçeneklerden sadece birini seçebildiğimiz için,
or what we lose by giving up the other choice. Dilbilgisi
1:05ya da diğer seçeneği bırakarak neleri kaybettiğimizi.
we also have to consider its opportunity cost: fırsat maliyetini de dikkate almak
Opportunity cost, bir seçim yapıldığında vazgeçilen en iyi alternatifin değeridir. Cümlede consider its opportunity cost, diğer seçeneğin kaybedilen faydasının da karara katılması gerektiğini anlatır. Or what we lose by giving up the other choice ifadesi terimi açıklar. İkiden fazla alternatif olduğunda fırsat maliyeti, reddedilen her şeyin toplam değeri değil, vazgeçilen en iyi alternatifin değeridir.
Alıştırma
Nina ya bir sınava çalışabilir ya da sinemaya gidebilir. Ders çalışmayı seçer. Bu seçimin opportunity cost değeri nedir?
- Sinemada yaşayabileceği keyif.
- Defterine daha önce harcadığı para.
- Ders çalışarak kazandığı bilgi.
Cevabı göster
Sinemada yaşayabileceği keyif.
or what we lose... ile açıklayıcı yeniden anlatım
Burada or başka bir seçenek sunmaz. opportunity cost ifadesini daha açık bir biçimde yeniden anlatır: diğer seçenekten vazgeçtiğimizde kaybettiğimiz şey. what we lose by giving up the other choice, kaybedilen yararı adlandıran bir what yan cümlesidir. “Soyut terim + or + what yan cümlesi” kalıbı, bir terimi daha günlük sözlerle açıklamayı sağlar.
Alıştırma
Örnekteki or ne işe yarıyor?
- İki düşüncenin birbiriyle çeliştiğini gösterir.
- opportunity cost ifadesini daha günlük sözlerle yeniden anlatır.
- Kaybettiğimiz şeyi seçilecek ikinci bir seçenek olarak sunar.
Cevabı göster
opportunity cost ifadesini daha günlük sözlerle yeniden anlatır.
After all: destekleyici bir gerekçe sunmak
After all, hemen önce söylenen bir iddiayı güçlendiren bir gerekçe sunar. Dinleyiciye “Bu ilgili gerçeği de aklında tut” mesajı verir. Bu cümlede çölden çıkamama gerçeği, elmasın satış fiyatının önemli olmayacağı düşüncesini destekler. After all düşünce akışını düzenler; zaman bakımından “her şeyden sonra” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste geçen ve “bu destekleyici gerekçeyi düşünürsen” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: We should take a map. ____, the trail is not clearly marked.
Cevabı göster
After all
it doesn't matter how much ... if ...: bir koşul miktarı önemsiz kıldığında
it doesn't matter how much + yan cümle kalıbı, bir miktarın veya derecenin önemli olmadığını belirtir. Bu cümlede how much you could get, olası satış fiyatını ifade eder. if ile başlayan yan cümle, bu miktarı önemsiz hâle getiren koşulu verir. Kişi çölden çıkamazsa elmasın olası fiyatının pratik bir değeri kalmaz. Bu kalıbı, bir koşulun sayı, derece veya sonucu önemsiz hâle getirdiğini anlatmak için kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi, kısaltmalı biçimi de içeren hedef kalıpla tamamlayın: ____ the repair costs if the machine cannot be fixed.
Cevabı göster
It doesn't matter how much
make it out of the desert: tehlikeli bir yerden çıkmayı başarmak
make it out of the desert, özellikle ayrılmak zor veya tehlikeliyken çölden çıkmayı başarmak demektir. Burada make it bir şey üretmek anlamına gelmez; başarılı olmak anlamındadır. out of ise içeriden dışarıya doğru hareketi gösterir. make it out of + yer kalıbı, bir yerden kaçmayı veya zor bir durumdan güvenli biçimde uzaklaşmayı anlatabilir. Odak yalnızca harekette değil, başarılı sonuçtadır.
Alıştırma
Cümleyi, çıkmayı başarmak anlamına gelen üç sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: The hikers must ____ the canyon before dark.
Cevabı göster
make it out of
Most modern economists deal with the paradox of value Kalıp ifadeler
1:14Modern ekonomistlerin çoğu değer paradoksunu
deal with ... by attempting to ...: sorunu ve yöntemi belirtmek
deal with X by doing Y kalıbı, “Y yöntemini kullanarak X'i ele almak” anlamına gelir. deal with ifadesinden sonra ele alınan sorun, görev veya durum; by ifadesinden sonra ise yöntemi belirten -ing biçimi gelir. Burada X, the paradox of value; Y ise attempting to unify the considerations under the concept of utility bölümüdür. Bu kullanımda deal with, “ele almak” veya “başa çıkmak” demektir; “alıp satmak” demek değildir.
Alıştırma
Cümleyi deal with ... by doing ... kalıbıyla tamamlayın: The city can ____ traffic congestion ____ improving public transportation.
Cevabı göster
deal with · by
under the concept of utility: fikirleri tek bir çerçevede gruplandırmak
Burada under the concept of utility, “fayda fikrinin düzenlediği bir çerçeve içinde” anlamına gelir. Ekonomistler çeşitli değerlendirmeleri daha geniş tek bir kavramın parçaları olarak ele almaya çalışır. Under burada mekânsal değil, soyut bir ilişki belirtir. under the concept of X kalıbı; örneklerin, fikirlerin veya kategorilerin ortak bir kavram altında sınıflandırıldığını ya da açıklandığını gösterebilir.
Alıştırma
Örnekte under the concept of utility ne anlama geliyor?
- Faydayı tartışmadan tamamen çıkarmak.
- Yazılı utility sözcüğünü sayfadaki diğer sözcüklerin altına yerleştirmek.
- Çeşitli değerlendirmeleri faydaya göre düzenlenmiş tek bir teorik çerçeveye yerleştirmek.
Cevabı göster
Çeşitli değerlendirmeleri faydaya göre düzenlenmiş tek bir teorik çerçeveye yerleştirmek.
How well something satisfies a person's wants or needs. Dilbilgisi
1:21Bir şeyin bir kişinin isteklerini veya ihtiyaçlarını ne kadar iyi karşıladığıdır.
How well something satisfies... ifadesinin tanım parçası olarak kullanımı
How well something satisfies a person's wants or needs, “bir şeyin bu istekleri veya ihtiyaçları karşılama derecesi” anlamına gelir. Burada how well bir dereceyi belirten yan tümce başlatır; dinleyiciye soru sormaz. Bu altyazıda yan tümce, daha önce geçen utility kavramına gönderme yapan bir tanım parçasıdır. Yan tümcenin içinde özne fiilden önce gelir—something satisfies—ve bu, iç içe geçmiş yan tümce sırasıdır.
Alıştırma
Doğru mu, yanlış mı? Bu altyazıda “How well something satisfies a person's wants or needs” doğrudan bir soru değil, bir tanım parçasıdır.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Doğru
to the pleasure of hearing a favorite song
1:28en sevilen bir şarkıyı dinlemenin verdiği zevke kadar
and will naturally vary for different people and circumstances.
1:30ve farklı insanlar ve koşullar için doğal olarak değişiklik gösterecektir.
Geniş bir aralık için can apply to anything from A to B
can apply to anything from A to B yapısında apply to, “bir şeyle ilgili veya onun için geçerli olmak ya da onu kapsamak” anlamına gelir; anything from A to B ise geniş bir aralığın iki ucunu gösterir. Bu uçlar, dinleyicinin kapsamı canlandırmasına yardımcı olan örneklerdir; yapı bir yerden başka bir yere hareketi anlatmaz. Burada temel yiyecek ihtiyacı ile sevilen bir şarkıyı dinlemenin verdiği zevk, birbirinden çok farklı iki uçtur. Bunlar utility kavramının hem temel ihtiyaçlarla hem de basit zevklerle ilgili olabileceğini gösterir.
Alıştırma
Geniş bir aralığı göstermek için apply to ... from A to B yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The discount applies for anyone from new members to long-time customers.
- The discount applies anyone from new members and long-time customers.
- The discount applies to anyone from new members to long-time customers.
Cevabı göster
The discount applies to anyone from new members to long-time customers.
A market economy provides us with an easy way to track utility. Kelime
1:34Piyasa ekonomisi, faydayı takip etmek için bize kolay bir yol sunar.
A market economy: piyasaların şekillendirdiği ekonomik sistem
A market economy, alıcılarla satıcıların kararlarının fiyatları, üretimi ve dağıtımı büyük ölçüde şekillendirdiği bir sistemi anlatan standart ekonomi terimidir. Market, economy sözcüğünü niteler; tek bir fiziksel pazar anlamına gelmez. Bu cümlede isim öbeğinin tamamı provides fiilinin öznesidir. A tanımlığı, market economy kavramını bir ekonomik sistem türü olarak sunar.
Alıştırma
A market economy burada ne anlama geliyor?
- Piyasa faaliyetlerinin fiyatları ve üretimi büyük ölçüde yönlendirdiği bir ekonomik sistem.
- Bir kişinin almak istediği şeylerin kişisel listesi.
- İnsanların yiyecek satın aldığı fiziksel bir yer.
Cevabı göster
Piyasa faaliyetlerinin fiyatları ve üretimi büyük ölçüde yönlendirdiği bir ekonomik sistem.
is reflected by how much you'd be willing to pay for it. Dilbilgisi
1:41ona ne kadar ödemeye istekli olacağınızla yansıtılır.
Put simply: daha kolay bir açıklamayı sunmak
Put simply, “basitçe söylemek gerekirse” anlamına gelen bir geçiş ifadesidir. Dinleyiciye, sonraki cümlenin daha karmaşık bir düşünceyi daha kolay bir biçimde yeniden ifade edeceğini veya özetleyeceğini bildirir. Bu cümlede fayda ve ödeme isteğiyle ilgili açıklamayı sunar. Burada put, “ifade edilmiş” anlamındadır; “yerleştirilmiş” anlamında değildir. İfade genellikle cümlenin başında yer alır ve virgülle ayrılır.
Alıştırma
Örnekte Put simply neyi bildiriyor?
- Konuşmacı ilgisiz bir konuya başlıyor.
- Konuşmacı bir şeyi dikkatlice yerleştirme emri veriyor.
- Konuşmacı bir düşüncenin daha kolay bir biçimini anlatmak üzere.
Cevabı göster
Konuşmacı bir düşüncenin daha kolay bir biçimini anlatmak üzere.
is reflected by how much you'd be willing to pay for it: faydayı davranış yoluyla göstermek
is reflected by yapısındaki edilgen fiil, ışığın veya görüntünün fiziksel olarak geri yansıması değil, “... tarafından gösterilir ya da ortaya konur” anlamına gelir. Soyut özne utility, ölçülebilir bir işaretle görünür hâle gelir: birinin ödemeye razı olduğu miktar. A is reflected by B kalıbı, soyut nitelik A'yı onu gösteren kanıt ya da davranış B ile bağlar. Burada how much you'd be willing to pay for it bir isim cümleciğidir ve by edatının nesnesidir.
Alıştırma
Harcama tercihlerinin ekibin önceliklerini gösterdiğini anlatmak için hedef edilgen yapıyı doğru kullanan cümle hangisidir?
- A team's priorities are reflected by how it spends its budget.
- A team's priorities are reflected to how it spends its budget.
- A team's priorities reflect by how it spends its budget.
Cevabı göster
A team's priorities are reflected by how it spends its budget.
only this time you get offered a new diamond
1:46ancak bu kez size her 5 dakikada bir yeni bir elmas
you'll first choose enough water to last the trip Kalıp ifadeler
1:53önce yolculuğu çıkaracak kadar su seçeceksiniz
and then as many diamonds as you can carry.
1:55ve sonra taşıyabileceğiniz kadar çok elmas alacaksınız.
If you're like most people: bir tahmini yaygın eğilim olarak çerçevelemek
If you're like most people, “tepkiniz çoğunluğun tepkisine benziyorsa” anlamına gelir. if yan cümlesi, ana cümle kişinin ne seçeceğini tahmin etmeden önce dinleyiciyi muhtemelen ait olduğu bir gruba yerleştirir. Bu, dinleyicinin sıradan olduğuna dair bir yargı değil, dinleyiciyi konuya dâhil eden bir çerçeveleme yoludur. if sözü ifadeyi koşullu yapar; böylece seçim herkes için geçerli bir kural değil, yaygın bir eğilim olarak sunulur.
Alıştırma
If you're like most people bu cümlede ne işe yarar?
- Dinleyicinin çoğu insanı şahsen tanıyıp tanımadığını sorar.
- Tahmini yaygın bir eğilim olarak sunarken istisnalara da yer bırakır.
- Dinleyicinin kesinlikle sıradan biri olduğunu söyler.
Cevabı göster
Tahmini yaygın bir eğilim olarak sunarken istisnalara da yer bırakır.
enough water to last the trip: enough + isim + to mastar yapısı
Enough water, ihtiyacı karşılayan miktarda su anlamına gelir. to last the trip mastar ifadesi, “yeterli” olmanın ölçütünü açıklar: su kaynağı yolculuk bitene kadar kullanılabilir durumda kalmalıdır. Tekrar kullanılabilen kalıp enough + isim + to mastar yapısıdır. Burada last, “gereken süre boyunca kullanılabilir durumda kalmak” anlamında bir fiildir; “son” anlamındaki sıfat değildir.
Alıştırma
Hangi cümle yiyecek stoğunun bütün hafta sonu için yeterli olduğunu doğal biçimde ifade eder?
- We packed enough food to last the weekend.
- We packed food enough to last the weekend.
- We packed enough food for last the weekend.
Cevabı göster
We packed enough food to last the weekend.
This is because of something called marginal utility. Kelime
1:58Bunun nedeni marjinal fayda adı verilen bir şeydir.
something called marginal utility: called ile bir terimi tanıtmak
Something called marginal utility, dinleyicinin henüz bilmediği bir kavramın adını tanıtır. Called marginal utility, something ifadesinden sonra gelir ve bu kavramın adını belirtir. Dil bilgisi açısından called marginal utility, kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir: something that is called marginal utility. Tekrar kullanılabilen something called X kalıbı, konuşmacının yabancı bir terimi daha ayrıntılı açıklamadan önce adını söylemesini sağlar.
Alıştırma
something called X kalıbını kullanın. Cümleyi tek sözcükle tamamlayın: The device uses something ____ biometric authentication.
Cevabı göster
called
And it means that when you choose between diamonds and water, Dilbilgisi
2:01Ve elmaslarla su arasında seçim yaptığınızda,
you compare utility obtained from every additional bottle of water Kalıp ifadeler
2:04fazladan her bir şişe sudan elde edilen faydayı
when you choose between A and B: karar durumunu belirlemek
when you choose between diamonds and water, ana cümlenin hangi durumda geçerli olduğunu belirleyen bir when yan cümleciğidir: bu seçim her yapıldığında karşılaştırma geçerli olur. Burada when, “... olduğu durumda” anlamındadır; saatle ilgili bir soru değildir. Yeniden kullanılabilen kalıp, when + özne + eylem ve ardından ana cümledir. Bu kalıptaki choose between A and B iki seçeneği belirtir; seçenekler and ile bağlanır.
Alıştırma
Karar durumunu belirtmek için when you choose between A and B kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ the bus ____ the train, compare the travel times.
Cevabı göster
When you choose between · and
compare utility obtained from A to B: iki fayda kaynağını karşılaştırmak
compare utility obtained from every additional bottle of water to every additional diamond ifadesinde compare A to B, değerlendirmek üzere iki miktarı yan yana getirir. İlk miktar bir şişe daha sudan elde edilen faydadır; bağlamda ikinci miktarın da bir elmas daha elde etmekten gelen fayda olduğu anlaşılır. obtained from every additional bottle of water, utility sözcüğünü niteleyen ve kaynağını belirten kısaltılmış edilgen bir yan cümleciktir. Paralel anlam anlaşılabildiği için every additional diamond öncesinde tekrarlanan utility obtained from sözcükleri söylenmemiştir.
Alıştırma
compare A to B yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: To choose a plan, ____ the benefit obtained from Plan A ____ the benefit obtained from Plan B.
Cevabı göster
compare · to
And you do this each time an offer is made. Dilbilgisi
2:09Ve her teklif yapıldığında bunu yaparsınız.
each time an offer is made: tekrarlanan bir durumu ifade etme
each time + bir yan cümle, “bu durum her gerçekleştiğinde” anlamına gelir. Ana cümledeki eylemin bu durumun her oluşunda tekrarlandığını gösterir. Burada you do this tekrarlanan eylem, an offer is made ise tekrar eden durumdur. An offer is made edilgen yapıdadır: vurgu, teklifi kimin yaptığına değil, bir teklifin sunulmasına verilir. Do this, bağlamda daha önce açıklanan bir eyleme gönderme yapar.
Alıştırma
Cümleyi each time ve make an offer ifadesinin edilgen biçimiyle tamamlayın: We review the terms ____.
Cevabı göster
each time an offer is made
but eventually you have all the water you need.
2:16ancak sonunda ihtiyacınız olan tüm suya sahip olursunuz.
is worth more to you than: kişisel değeri karşılaştırma
Be worth more to someone than, iki şeyin değerini bir kişinin bakış açısından karşılaştırır. Bu cümlede ilk şişe su, acil bir ihtiyaç nedeniyle sizin için elmaslardan daha büyük bir kullanım değerine sahiptir; bu, suyun piyasa fiyatının daha yüksek olduğu anlamına gelmez. Kalıp A + be + worth more + to someone + than + B şeklindedir. Any amount of diamonds karşılaştırmayı güçlendirir: bu durumda çok büyük miktarda elmas bile aynı değerde olmazdı.
Alıştırma
be worth more to someone than kalıbını, kişi olarak me kullanarak tamamlayın: On a cold hike, this warm jacket ____ the cash in my pocket.
Cevabı göster
is worth more to me than
After a while: daha sonraki bir aşamaya geçmek
After a while, “bir süre geçtikten sonra” demektir. Cümlenin başında açıklamayı daha ileriki bir aşamaya taşır ve sonraki ifadenin o zamanki durumu anlattığını gösterir. while ile belirtilen sürenin uzunluğu kesin değildir. Bu ifade çoğu zaman dinleyiciyi bir değişikliğe veya sonraki bir sonuca hazırlar; burada ek şişeler daha az yararlı ve daha zahmetli hâle gelmiştir.
Alıştırma
After a while ifadesinin bir süre sonra gerçekleşen değişikliği doğru biçimde belirttiği cümleyi seçin.
- The puppy barked for a while.
- After a while, the puppy stopped barking.
- While the puppy was barking, I closed the window.
Cevabı göster
After a while, the puppy stopped barking.
every additional bottle becomes a burden: her ek şişenin yüke dönüşmesi
every additional bottle ifadesinde every, “istisnasız her biri” anlamına gelir ve tekil sayılabilen isim bottle ile kullanılır. Additional, zaten var olanların üzerine bir tane daha demektir; dolayısıyla ifade her ek birimin etkisine odaklanır. Becomes a burden bir durum değişimini gösterir. Burden, artık zorluk, emek, maliyet veya sorumluluk yaratan bir şey demektir; yalnızca fiziksel ağırlıkla sınırlı değildir. Burada ek şişe hâlâ yararlı olabilir, ancak onu taşımak veya yönetmek artık yararından daha fazla sorun yaratır.
Alıştırma
Hangi cümlede became a burden, fazladan eşyaların sorun yaratmaya başladığını anlatır?
- Once the closet was full, every additional box became a burden.
- Once the closet was full, every additional box needed a label.
- Once the closet was full, every additional box was a gift.
Cevabı göster
Once the closet was full, every additional box became a burden.
That's when you begin to choose diamonds over water. Anlatım akışı
2:22İşte o zaman su yerine elmasları seçmeye başlarsınız.
That's when: bir dönüm noktasını belirtmek
That's when, “bir şeyin gerçekleştiği zaman veya aşama işte budur” anlamına gelir. Buradaki that, az önce anlatılan duruma gönderme yapar; when ile başlayan yan cümle ise o noktada neyin başladığını belirtir. Bu yapı bir açıklamayı düzenlemeye yardımcı olur: önce bir koşul veya aşama verilir, ardından yeni eylem ya da sonuç That's when + yan cümle ile sunulur.
Alıştırma
Cümleyi “bir şeyin gerçekleştiği nokta budur” anlamındaki iki kelimelik hedef yapıyla tamamlayın: The rain finally stopped. ____ we left the shelter.
Cevabı göster
That's when
And it's not just necessities like water. Anlatım akışı
2:25Ve bu sadece su gibi temel ihtiyaçlar için geçerli değildir.
It's not just X: kapsamı genişletmek
And bu cümleyi önceki noktaya bağlar. It's not just X, X’i iddianın içinde tutar ancak kapsamın X’in ötesine geçtiğini belirtir. Ardından başka örneklerin veya daha geniş bir kategorinin geleceğine işaret eder. necessities like water ifadesindeki like, “gibi” veya “örneğin” anlamındadır: su, temel ihtiyaçlara bir örnektir. Bu nedenle cümle suyu dışlamak yerine tartışmanın kapsamını genişletir.
Alıştırma
İlk grubu kapsamda tutarken kapsamı genişletmek için not just kullanan cümle hangisidir?
- The museum is not for tourists; it is for local families.
- The museum is not just for tourists; local families enjoy it too.
- The museum is just for tourists; local families cannot enter.
Cevabı göster
The museum is not just for tourists; local families enjoy it too.
the less useful or enjoyable every additional bit becomes.
2:30fazladan gelen her bir parça o kadar az kullanışlı veya keyifli hale gelir.
When it comes to most things: konu kapsamını belirlemek
When it comes to most things, “çoğu şey söz konusu olduğunda” veya “çoğu şeyden bahsederken” anlamına gelir. Cümlenin başında, ardından gelen genel yargının geçerli olduğu konu alanını belirler. Tekrar kullanılabilen kalıp when it comes to + X biçimindedir. Buradaki comes fiziksel bir hareketi anlatmaz; ifadenin tamamı bir konuyu gündeme getirir.
Alıştırma
Cümleyi “bir konudan bahsederken” anlamını veren konu belirleme ifadesiyle tamamlayın: ____ planning a school trip, cost matters.
Cevabı göster
When it comes to
the more..., the less...: zıt yönlü değişimleri bağlamak
the more..., the less... biçimindeki eşleştirilmiş karşılaştırma kalıbı, zıt yönlerde ilerleyen iki değişimi birbirine bağlar: edinilen miktar arttıkça eklenen her parça daha az yararlı veya keyif verici olur. Bu kalıptaki the, bir ismin önünde kullanılan sıradan belirli tanımlık değildir. Eşleştirilmiş karşılaştırma yapısının bir parçasıdır. Karşılaştırma bölümlerinden birini virgülden önce, diğerini sonra yerleştirin; aralarına so eklemeyin.
Alıştırma
Daha fazla şekerin içeceği daha sağlıksız yaptığını göstermek için the more..., the less... kalıbını tamamlayın: ____ sugar you add, ____ healthy the drink becomes.
Cevabı göster
The more · the less
the law of diminishing marginal utility: azalan marjinal fayda yasası
Azalan marjinal fayda yasası bir iktisat ilkesidir: Bir kişi aynı maldan ek birimler tükettikçe, diğer koşullar sabitken, her yeni birim genellikle bir öncekinden daha az ek tatmin sağlar. Burada marjinal fayda, bir ek birimden elde edilen fayda veya tatmin anlamına gelir. Azalan sözcüğü toplam tatmini değil, bu ek faydayı niteler; eklenen miktar küçülürken toplam tatmin hâlâ artabilir.
Alıştırma
Hangi ifade the law of diminishing marginal utility kavramını en iyi açıklar?
- Her satın alma sonrasında toplam tatmin mutlaka negatif olmalıdır.
- Her yeni birimin sağladığı ek tatmin azalma eğilimindedir.
- Her yeni birim tam olarak aynı tatmini sağlamalıdır.
Cevabı göster
Her yeni birimin sağladığı ek tatmin azalma eğilimindedir.
You might gladly buy two or three helpings of your favorite food, Dilbilgisi
2:37En sevdiğiniz yiyecekten iki veya üç porsiyonu memnuniyetle satın alabilirsiniz,
might ..., but the fourth would ...: miktar arttıkça sonuçları karşılaştırma
Cümle, daha küçük bir miktarla buna eklenen bir birimi karşılaştırır. Might, iki ya da üç porsiyon satın almayı kişinin isteyerek yapabileceği olası bir eylem olarak sunar; but ve would ise dördüncü porsiyona ulaşıldığı varsayılan durumda beklenen sonucu bildirir. The fourth, the fourth helping ifadesinin yerine geçer; isim zaten açık olduğu için helping söylenmez. Make you nauseated içindeki make + kişi + sıfat yapısı, birinin o duruma gelmesine veya kendini öyle hissetmesine neden olmak anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümle, kabul edilebilir küçük bir miktarla daha fazlasının doğuracağı kötü sonucu karşılaştırmak için might ... but ... would ... yapısını doğal biçimde kullanır?
- I would enjoy two or three slices because a fourth slice might make me feel sick.
- I might enjoy two or three slices, so a fourth slice would make me just as happy.
- I might enjoy two or three slices, but a fourth slice would make me feel sick.
Cevabı göster
I might enjoy two or three slices, but a fourth slice would make me feel sick.
and the hundredth would spoil before you could even get to it. Öbek fiiller
2:42ve yüzüncüsü, siz ona dokunamadan bile bozulur.
before you could even get to it: onunla ilgilenmeye fırsat bulamadan
Bu cümlede get to it, bir şeyle ilgilenmek, onu kullanmak veya ondan yararlanmak için zaman ya da fırsat bulmak demektir; fiziksel olarak onun bulunduğu yere ulaşmak anlamına gelmez. it yiyeceğe gönderme yaptığı için burada kastedilen eylem o porsiyonu yemek veya kullanmaktır. before you could even + fiil kalıbı, ilk olayın sonraki eylemi imkânsız kılacak kadar erken gerçekleşeceğini anlatır. Even vurguyu artırır: o eylemi yapmak için hiç fırsatın olmazdı.
Alıştırma
“The report was archived before Lena could even get to it,” cümlesinde get to it ne anlama gelir?
- Rapordaki her fikri anlamak.
- Raporla ilgilenmek için zaman veya fırsat bulmak.
- Raporun saklandığı yere yürümek.
Cevabı göster
Raporla ilgilenmek için zaman veya fırsat bulmak.
Or you could pay to see the same movie over and over Kalıp ifadeler
2:45Ya da aynı filmi tekrar tekrar izlemek için para ödeyebilirsiniz
until you got bored of it or spent all of your money. Kalıp ifadeler
2:48sıkılana veya tüm paranızı harcayana kadar.
over and over: aynı eylemi birçok kez tekrarlamak
Over and over, tekrar tekrar anlamına gelen kalıplaşmış bir zarf ifadesidir. Örnekte see fiilini niteler ve aynı filmin birçok kez izlendiğini gösterir. Bu ifade konuşmada ve genel yazı dilinde doğaldır. Repeatedly kelimesinden daha gündelik ve canlıdır; bağlama göre tekrarın yorucu veya sinir bozucu olduğu izlenimini de verebilir.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğin ve “tekrar tekrar” anlamına gelen ifadeyle tamamla: I checked the address ____, but I still worried that I had typed it wrong.
Cevabı göster
over and over
got bored of it: zamanla ilgisini kaybetmek
Get bored of + isim, zamir veya -ing biçimi, bir süre sonra bir şeye olan ilgiyi kaybetmek anlamına gelir. Got bored of it ifadesinde got, get fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve sıkılma durumuna geçişi gösterir; it ise daha önce sözü edilen şeyi veya etkinliği belirtir. Tekrar ya da uzun süren bir deneyim bir şeyi artık ilginç olmaktan çıkardığında bu yapıyı kullanabilirsin.
Alıştırma
Cümleyi get bored of ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamla: Mia watched the same show every night until she ____ it.
Cevabı göster
got bored of
you'd eventually reach a point where the marginal utility Kalıp ifadeler
2:51sonunda marjinal faydanın,
for buying another movie ticket became zero.
2:54yani başka bir sinema bileti almanın marjinal faydasının sıfır olduğu bir noktaya ulaşırsınız.
Either way: iki yol, tek sonuç
Cümle başındaki Either way, daha önce sözü edilen iki seçeneği veya durumu bir araya getirir ve ikisinden de aynı sonucun çıktığını belirtir. Burada iki olası yol da marjinal faydanın sıfıra ulaşmasıyla sonuçlanır. Bu ifade karşılaştırmayı kapatıp dinleyiciyi ortak sonuca yönlendirerek bilgiyi düzenler. Cümle başındaki bu bağlayıcıdan sonra genellikle virgül gelir.
Alıştırma
Bu cümlede Either way ne işe yarıyor? We can order now or cook at home. Either way, we'll eat before seven.
- Yalnızca ilk seçeneğin kabul edilebilir olduğunu söyler.
- Her iki seçeneğin de aynı sonuca götürdüğünü gösterir.
- Seçeneklerle ilgisiz yeni bir konu başlatır.
Cevabı göster
Her iki seçeneğin de aynı sonuca götürdüğünü gösterir.
reach a point where ... became zero: bir eşiğe ulaşmak
Reach a point where + yan cümle, bir sürecin belirli bir aşamaya veya eşiğe kadar ilerlemesi anlamına gelir. Where ile başlayan yan cümle, o aşamada hangi durumun geçerli olduğunu açıklar; point burada gerçek bir yer değil, soyut bir aşamadır. Bu cümlede eventually aşamalı bir sürecin sonunu, became zero ise eşiği gösterir: bir sinema bileti daha almak artık marjinal fayda sağlamaz. Bu kalıp yetenek, ilgi, maliyet veya etki bakımından bir sınıra ulaşmayı da anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi reach a point where ifadesinin doğru zaman biçimiyle tamamlayın: After several hours of discussion, we ____ we needed a break.
Cevabı göster
reached a point where
Utility applies not just to buying things, Dilbilgisi
2:57Fayda sadece bir şeyler satın almak için değil,
not just to ... but to ...: kapsamı genişletmek
Not just A, but B, bir ifadenin yalnızca A için değil, B için de geçerli olduğunu anlatır. Bu yapı, daha geniş veya önemli ikinci bir kapsam ekleyerek fazla dar bir düşünceyi düzeltmek için sık kullanılır. Burada fayda, bir şeyler satın almanın yanı sıra daha geniş anlamda tüm kararlar için geçerlidir. İki bölümü paralel tutun. Applies, to edatıyla kullanıldığı için cümlede not just to buying things, but to all our decisions yapısı vardır. But sonrasında also kullanmak isteğe bağlıdır; not just ... but ... tek başına tamamlanmış bir yapıdır.
Alıştırma
Kuralın kapsadığı grubu genişletmek için not just to ... but to ... yapısını kullanın: The new rule applies ____ teachers, ____ students as well.
Cevabı göster
not just to · but to
is to vary the way we spend our time and resources.
3:05zamanımızı ve kaynaklarımızı harcama şeklimizi çeşitlendirmektir.
The way to ... is to ...: yöntem belirtmek
the way to + fiil is to + fiil kalıbı önce bir hedefi, ardından bu hedefe ulaştırabilecek eylemi sunar. İlk to hedefi, is sonrasındaki to ise önerilen yöntemi başlatır. Bu cümlede maximize it and avoid diminishing returns hedefi, vary the way we spend our time and resources ise yöntemi belirtir. Yöntemi değerlendirmek için intuitive yerine best, easiest veya most practical gibi sözcükler kullanılabilir.
Alıştırma
Hedef ve yöntem kalıbını tamamlayın: The best way ____ new vocabulary is ____ it in context.
Cevabı göster
to remember · to use
Avoid diminishing returns: ek girdinin giderek daha küçük kazançlar getirmesini önlemek
Diminishing returns, zaman, emek, para veya başka bir girdi artırıldığında hâlâ yarar sağlanabilse bile her ek birimin öncekinden daha küçük bir ek yarar sağlaması örüntüsünü anlatır. To avoid diminishing returns, ek etkinlikteki bu düşüşü önlemek veya azaltmak demektir. Bu ifade tek başına toplam sonucun düştüğü ya da negatif olduğu anlamına gelmez. Toplam sonuç artmaya devam edebilir; küçülen şey, eklenen her birimden elde edilen ek kazançtır.
Alıştırma
Hangi durum diminishing returns için en açık örnektir?
- Antrenmanın ilk saati hemen kayba neden olur.
- Her ek antrenman saati tam olarak aynı gelişmeyi sağlar.
- Her ek antrenman saati yarar sağlar, ancak önceki saatten daha az yarar sağlar.
Cevabı göster
Her ek antrenman saati yarar sağlar, ancak önceki saatten daha az yarar sağlar.
we'd theoretically decide to invest in choices
3:10teorik olarak seçeneklere yatırım yapmaya karar verirdik
only to the point they're useful or enjoyable. Kalıp ifadeler
3:13sadece faydalı veya keyifli oldukları noktaya kadar.
After our basic needs are met: edilgen bir yan cümleyle ön koşul belirlemek
After + yan cümle, bir durumu ana karardan önceye yerleştirir. Burada After our basic needs are met, temel ihtiyaçların önce karşılanması gerektiği ön koşulunu belirler; diğer seçeneklerle ilgili karar daha sonra gelir. meet a need ifadesinde meet, “bir ihtiyacı karşılamak” anlamındadır. basic needs eylemi alan taraf olduğu için edilgen are met kullanılır. Bu yapı, bir gereklilik yerine getirildikten sonra ne olduğunu açıklamak için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi meet fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: After everyone's basic needs ____, we can discuss spending on extras.
Cevabı göster
are met
only to the point they're useful or enjoyable: bir üst sınır belirlemek
Only to the point ... yatırımın ne kadar ileri gitmesi gerektiğini sınırlar. Sınır, seçeneklerin hâlâ yararlı veya keyifli olduğu aşamadır; seçenekler artık ne yararlı ne de keyifli olduğunda cümle yatırımın durması gerektiğini ima eder. Burada point, fiziksel bir yer ya da görüş değil, soyut bir sınır veya eşik anlamındadır. Öğrenenler için daha açık ve tam biçim only to the point where they're useful or enjoyable şeklindedir. Kaynak cümlede where açıkça söylenmemiştir.
Alıştırma
Cümleyi only to the point ... yapısının açık ve tam biçimiyle tamamlayın: Keep revising the report ____ each change still improves it.
Cevabı göster
only to the point where
how effectively any of us manage to maximize utility in real life Dilbilgisi
3:16herhangi birimizin gerçek hayatta faydayı ne kadar etkili bir şekilde en üst düzeye çıkarabileceği
Of course: pratik bir sınırlamayı kabul etmek
Bu cümlede Of course yalnızca bir şeyin kesin olduğunu belirtmez. Konuşanın, dinleyenin de kabul etmesini beklediği bir sınırlamayı ortaya koyar: Bir teori açık olabilir, ancak onu gerçek hayatta etkili biçimde uygulamak daha belirsizdir. Cümlenin başındaki bir söylem belirleyicisi olarak yeni çekinceyi önceki düşünceye bağlar ve o düşüncenin kesin ve istisnasız görünmesini engeller. Buradaki anlamı “bu ilke mantıklı, fakat önemli bir pratik koşul var” şeklindedir.
Alıştırma
Örnek cümlede Of course, hangi işlevi görüyor?
- İnsanların faydayı her zaman başarıyla en üst düzeye çıkardığını kanıtlar.
- Pratik bir sınırlamayı kabul eder ve önceki teorinin kesin ve istisnasız görünmesini engeller.
- Tamamen ilgisiz bir konuya geçer.
Cevabı göster
Pratik bir sınırlamayı kabul eder ve önceki teorinin kesin ve istisnasız görünmesini engeller.
how effectively ... is another matter: özne olarak kullanılan how yan cümlesi
how effectively any of us manage to maximize utility in real life sözleri, how ile başlayan tek bir dolaylı soru yan cümlesi oluşturur. Bu yan cümlenin tamamı is fiilinin dil bilgisel öznesidir. Doğrudan soru olmadığı için how effectively + özne + fiil biçimindeki düz cümle sırasını korur; how effectively + do + özne + fiil sırası kullanılmaz. is another matter ifadesi, bu sorunun önceki teoriden ayrı ele alınması gerektiğini belirtir. Sorunun önemsiz olduğu anlamına gelmez. how + sıfat veya zarf + özne + fiil + is another matter kalıbı, genel bir düşünceyle bu düşüncenin uygulamada ne kadar iyi işlediğini birbirinden ayırmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle how yan cümlesini özne olarak doğru kullanıyor ve uygulamadaki başarının ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini anlatıyor?
- How well the new schedule works in practice doesn't matter.
- How well the new schedule works in practice is another matter.
- How well does the new schedule work in practice is another matter.
Cevabı göster
How well the new schedule works in practice is another matter.
But it helps to remember: son bir önemli noktayı nazikçe sunmak
But bir yön değişikliğini gösterir: Bir sorun veya sınırlamadan sonra konuşmacı hâlâ önemli olan son bir noktayı sunar. It helps to remember that... ardından gelen düşünceyi sert bir emir olarak değil, hatırlanması yararlı bir sonuç olarak verir. Bu yapıda it biçimsel öznedir; hatırlanacak asıl düşünce that yan cümlesinde bulunur. Yapının bütünü, dikkati nazikçe ana noktaya döndürerek anlatımı düzenler.
Alıştırma
Dersi öğrendiğiniz nazik karşıtlık ve hatırlatma kalıbıyla cümleyi tamamlayın: The first plan failed. ____ one setback does not end the project.
Cevabı göster
But it helps to remember that
the ultimate source of value comes from us: değerin kök kaynağını izlemek
The ultimate source of X, nedenler geriye doğru izlendiğinde X'in en derin veya en temel kökeni anlamına gelir. Burada ultimate, zaman sırasındaki son kaynak demek değildir. Comes from fiziksel hareketi değil, kökeni belirtir. Cümle, konuşmacıyı ve us kapsamındaki kişileri değerin temel kaynağı olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümle "the ultimate source of value comes from us" ifadesinin anlamını en iyi korur?
- İnsanlar değerin temel kökenidir.
- Değer, en son gelen kişiden kaynaklanır.
- Her tür değerde yer alan tek olası kaynak insanlardır.
Cevabı göster
İnsanlar değerin temel kökenidir.