Bir Balıktan Daha Mı Unutkansın?: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Anlatım balıklarla ilgili iddiaları algı, hafıza, acı ve filmlerin etkilediği balık salımları üzerinden inceliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. It turns out that — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: bir varsayımı tersine çevirip balıkların da insanlar gibi görsel yanılsama gördüğünü gösteren bu kalıbı öğrenin. 2. is down from 12 seconds ... to 8 seconds — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: düşüşü önceki değerden yeni değere aktarırken başlangıç, bitiş ve değişim miktarını karıştırmayın. 3. set them free. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Finding Nemo örneğinde bunun balıkları özgür bırakmak olduğunu anlayın ve nesneyi set + nesne + free kalıbında doğru yere koyun.
Bu derste
Whether it's Pixar's Dory with short-term memory loss Dilbilgisi
0:00İster kısa süreli hafıza kaybı yaşayan Pixar karakteri Dory olsun,
or the saying he has the brain of a goldfish Deyimler
0:02ister “Japon balığı kadar aklı var” sözü olsun,
İki olasılığı kapsamak için Whether it's ... or ...
Whether it's ... or ... iki alternatif örnek sunar ve daha geniş cümlede ikisine de aynı işlevi verir. Burada Pixar'ın Dory'si ile Japon balığı hakkındaki söz, balıkların hafızasıyla ilgili aynı yaygın düşüncenin iki olası kaynağıdır. Bu kalıp evet-hayır sorusu sormaz. Ardından gelen ifade hangi seçenek ele alınırsa alınsın geçerliyse whether ... or ... kullanılır.
Alıştırma
Aynı talimatın iki seçenek için de geçerli olduğunu gösteren iki parçalı kalıpla cümleyi tamamlayın: ____ a phone call ____ an email, please contact me before noon.
Cevabı göster
Whether it's · or
Mecazi bir eleştiri olarak has the brain of a goldfish
Bu bağlamda has the brain of a goldfish mecazidir. Japon balıklarının hafızasının son derece zayıf olduğu klişesini kullanarak birinin çok unutkan olduğunu belirtir; brain sözcüğü eleştiriyi genişletip kişinin pek zeki olmadığı izlenimini de verebilir. Bu, bir balığın beynine gerçekten sahip olmakla ilgili gerçek anlamlı bir ifade değildir. Bunun gibi hayvan benzetmelerini kişi hakkında yargılar olarak yorumlayın ve kastedilen özelliği bağlamdan belirleyin.
Alıştırma
After Leo forgot the plan again, Maya joked, 'He has the brain of a goldfish.' Vurgulanan ifade neyi ima ediyor?
- Çok unutkandır ve pek zeki olmayabilir.
- Japon balıkları hakkında çok şey biliyordur.
- Kelimenin gerçek anlamıyla bir Japon balığının beynine sahiptir.
Cevabı göster
Çok unutkandır ve pek zeki olmayabilir.
But are they more complex than we think? Dilbilgisi
0:09Peki balıklar düşündüğümüzden daha karmaşık olabilir mi?
more complex than we think: düşündüğümüzden daha karmaşık
More complex than we think, olası gerçek durumu şu anki varsayımımızla karşılaştırır. “Şu anda inandığımızdan daha karmaşık olabilir” demektir; “insanlardan daha karmaşık” anlamına gelmez. But are they ...? gibi bir soruda bu kalıp, basit bir varsayıma meydan okumak için karşılaştırmayı kullanır ve dinleyiciyi yeniden düşünmeye çağırır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp “karşılaştırma biçimi + than we think”tir.
Alıştırma
Cümleyi harder ve ortak beklenti kalıbını kullanarak tamamlayın: This puzzle may be ____.
Cevabı göster
harder than we think
the snakes appear to be moving in circles, Dilbilgisi
0:14yılanlar daireler çizerek hareket ediyormuş gibi görünür,
appear to be moving: hareket ediyor gibi görünmek
Appear to be moving, gözlemcinin bir hareket görüyormuş gibi bir izlenime sahip olduğunu belirtir. Appear + to be + -ing, devam eden bir eylemi doğrulanmış bir gerçek olarak değil, bir izlenim olarak sunar. But ile başlayan bölüm görüntünün sabit olduğunu açıklar; bu nedenle yapı burada görünüş ile gerçeklik arasındaki uyuşmazlığı gösterir. Bu kullanımda appear, “ortaya çıkmak” değil, “gibi görünmek” anlamındadır.
Alıştırma
Hareketin gerçek olduğunu ileri sürmeden yalnızca görsel bir izlenimi bildiren cümle hangisidir?
- The lights moved yesterday.
- The lights appear to be moving.
- The lights are moving.
Cevabı göster
The lights appear to be moving.
Keşfedilen bir sonucu açıklayan It turns out that
It turns out that, kanıtlar kontrol edildikten veya daha fazla bilgi edinildikten sonra netleşen bir sonucu tanıtır. Burada anlatımı yanılsama gösteriminden, balıkların bu yanılsamayı nasıl gördüğüne ilişkin bulguya taşır. Bu ifade, ardından gelen bilgiyi bir sonuç olarak düzenler. Bu sonuç çoğu zaman şaşırtıcıdır veya insanların önceden beklediğinden farklıdır. Bu kullanımda turn out, “doğru olduğu ortaya çıkmak” anlamına gelir; fiziksel olarak dönmek ya da bir şeyi kapatmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümledeki konumuna uyması için küçük harfle It turns out that kullanarak cümleyi tamamlayın: After the investigators checked the security footage, ____ the door had never been opened.
Cevabı göster
it turns out that
to you and I. ile standart to you and me arasındaki fark
in a similar way to ... edat öbeğinde to bir nesne alır. Standart dil bilgisine göre eş görevli nesne you and me olmalıdır; bu nedenle özenli biçim in a similar way to you and me şeklindedir. I, özellikle başka bir zamirin yanında daha resmî gelebileceği için konuşanlar bazen to you and I der. Bu, yaygın bir aşırı düzeltmedir. Hızlı bir kontrol için you sözcüğünü geçici olarak çıkarın: to I yanlış gelirken to me nesne durumunun gerekli olduğunu gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle standart resmî İngilizcedeki zamir durumu kurallarına uyar?
- You and me should review the rule.
- The new rule applies to you and I.
- The new rule applies to you and me.
Cevabı göster
The new rule applies to you and me.
diverged from: evrimsel soyların veya yolların ayrılması
Bu bilimsel bağlamda diverged from, iki evrimsel soyun ortak bir ata soyundan ayrılması ve ardından farklı yönlerde ilerlemesi anlamına gelir. Tek tek balıkların kara hayvanlarından fiziksel olarak uzaklaşmasını değil, soyların tarihini anlatır. Daha geniş anlamda bu ifade, yolların, planların veya görüşlerin zamanla birbirine daha az benzer hâle gelmesini de anlatabilir. X diverges from Y, X’in Y’nin izlediği yoldan veya örüntüden ayrılmasıdır.
Alıştırma
Bu cümlede diverged from ne anlama geliyor?
- Evrimsel soylar ayrıldı ve farklı yollar izledi.
- Balıklar doğrudan modern kara omurgalılarından türedi.
- Tek tek balıklar kara hayvanlarından yüzerek uzaklaştı.
Cevabı göster
Evrimsel soylar ayrıldı ve farklı yollar izledi.
escape predators, and avoid collisions.
0:30yırtıcılardan kaçmak ve çarpışmalardan kaçınmak için benzer görme yetileri geliştirmiştir.
Even though: karşıt bir sonuçtan önce bir gerçeği kabul etmek
Even though bir ödünleme ilişkisi kurar: ardından gelen yan cümle, normalde farklı bir sonuç beklememize yol açabilecek gerçek ve kabul edilmiş bir olguyu belirtir. Burada çok eski ayrılma, görme sistemlerinin çok farklı olacağı beklentisini yaratır; ancak ana cümle iki grubun da benzer görme yetileri geliştirdiğini söyler. Kalıp Even though A, B biçimindedir: A doğrudur, fakat B de doğrudur ve A düşünüldüğünde şaşırtıcıdır.
Alıştırma
Hangi cümle erken evrimsel ayrılmayı açıkça bir gerçek olarak sunarken sonraki şaşırtıcı benzerliği vurgular?
- Even though the two groups separated long ago, they developed similar vision.
- The two groups separated long ago because they developed similar vision.
- Even if the two groups separated long ago, they developed similar vision.
Cevabı göster
Even though the two groups separated long ago, they developed similar vision.
to hunt, escape predators, and avoid collisions: üç fiili yöneten tek bir to
Burada to amaç bildirir: benzer görme yetisi, üç hayatta kalma işlevine hizmet etmek üzere gelişmiştir. Tek bir to, yalın hâlde eş görevli üç fiili kapsar: hunt, escape ve avoid. Aynı amaç yapısını paylaştıklarında İngilizcede her fiilden önce to sözcüğünü tekrarlamak gerekmez. Üç fiili paralel biçimde kullanmak listeyi kısa ve düzenli kılar; escape predators, “avcılardan kaçmak” demektir.
Alıştırma
Üç paralel amacı da başlatan tek sözcükle cümleyi tamamlayın: “The robot uses its sensors ____ find the door, detect obstacles, and avoid walls.”
Cevabı göster
to
Researchers have hypothesized that we see the same motion illusions Kelime
0:32Araştırmacılar, aynı hareket yanılsamalarını görmemizin
have hypothesized that: geçici bir araştırma iddiasını belirtmek
Have hypothesized that, araştırmacıların ileri sürdüğü bir hipotezi aktarır. Şimdiki zamanla bağlantılı geçmiş yapıdaki have hypothesized, bu öneriyi güncel tartışmayla ilgili gösterir; that ise hipotezin içeriğini başlatır. Önemli nokta, hypothesized sözcüğünün kanıtlarla zaten gösterilmiş bir sonucu değil, sınanabilir ve geçici bir açıklamayı belirtmesidir. Bu cümlede sonraki iddia, yerleşmiş bir gerçek olarak değil, bir açıklama olarak sunulur.
Alıştırma
hypothesize fiilini have ile kurulan geçmiş biçimde ve that bağlayıcısıyla kullanarak cümleyi tamamlayın: “The cause is still uncertain, but researchers ____ sleep helps the brain sort memories.”
Cevabı göster
have hypothesized that
as a result of + isim öbeği
'As a result of', 'nedeniyle' veya 'sonucunda' anlamına gelen çok sözcüklü bir edattır. Bu cümlede yakınsak evrimi, aynı hareket yanılsamalarını deneyimlemenin nedeni olarak sunar. Ardından bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir: 'as a result of the storm' ya da 'as a result of working late'. Özne ve çekimli fiil içeren tam bir yan cümle için normalde 'because' veya daha uzun olan 'as a result of the fact that' yapısı gerekir.
Alıştırma
Cümleyi hedef dört sözcüklü neden ifadesiyle tamamlayın: The experiment was delayed ____ an equipment failure.
Cevabı göster
as a result of
independently evolve similar traits
0:40benzer özellikleri birbirlerinden bağımsız olarak geliştirir;
yakınsak evrim
Yakınsak evrim, uzak akraba canlıların benzer çevresel baskılarla veya işlevsel sorunlarla karşılaşmaları nedeniyle benzer özellikleri birbirlerinden bağımsız geliştirdiği süreçtir. Burada 'where' ile başlayan yan cümle kavramı tanımlar ve görsel tepkilerdeki varsayılan benzerliği açıklar. 'Convergent', özelliklerin birbirine benzemesini anlatır; soyların birleşmesini veya yakın akraba hâline gelmesini değil.
Alıştırma
Hangi durum yakınsak evrimin en açık örneğidir?
- Yakın akraba olmayan soylar benzer baskılar altında benzer özellikleri birbirlerinden bağımsız geliştirir.
- Yakın akraba iki popülasyon farklı ortamlarda giderek farklı özellikler geliştirir.
- Bir yavru, bir özelliği doğrudan ebeveynlerinden miras alır.
Cevabı göster
Yakın akraba olmayan soylar benzer baskılar altında benzer özellikleri birbirlerinden bağımsız geliştirir.
Your eyes are likely telling you the one on the right
0:48Gözleriniz muhtemelen sağdakinin daha büyük olduğunu söylüyor,
think so too: önceki bir yargının yerini tutmak ve onu paylaşmak
Bu cümlede so, daha önce belirtilen “sağdaki daha büyük” yargısının yerini tutar. Think sonrasında kullanılması, bu düşüncenin tamamını yeniden söylemeyi önler. Too, balığın da insan gözüyle aynı yargıya varacağını ekler. Başka durumlarda da kullanılabilen think so too kalıbı, daha önce söylenen düşüncenin doğru olduğuna kişinin de inandığını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “aynı sonuca varmak” anlamındaki üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: The blue suitcase looks heavier to me, and Maya would ____.
Cevabı göster
think so too
In a study on red-tail split-fins,
0:54Kırmızı kuyruklu splitfin balıklarıyla yapılan bir çalışmada,
of different sizes and to prefer larger discs.
0:59ve daha büyük diskleri tercih etmek üzere eğitildi.
discriminate between: farklı uyaranları ayırt etmek
Burada discriminate, bir farkı algılayıp diskleri doğru biçimde birbirinden ayırmak anlamına gelir. Between, karşılaştırılan seçenekleri, yani farklı büyüklükteki diskleri belirtir. Deney ve algı bağlamlarında discriminate between X and Y, “X ile Y'yi ayırt etmek” anlamına gelen tarafsız ve resmî bir ifadedir. Bu cümlede haksız davranmayı anlatmaz.
Alıştırma
Discriminate “seçenekleri birbirinden ayırmak” anlamındayken kullanılan edatı yazın: In the lab, listeners must discriminate ____ two similar tones.
Cevabı göster
between
And then when presented with a similar illusion, Dilbilgisi
1:02Ardından benzer bir yanılsama gösterildiğinde,
when presented with: kısaltılmış edilgen yan cümle
Burada when presented with, when they were presented with veya when they were shown anlamına gelir. Sunulan şeyi alan taraf ana cümleden zaten anlaşıldığı için they öznesi ile were biçimi çıkarılmıştır. Bu, kısaltılmış edilgen bir zarf yan cümlesidir. Anlaşılan öznesi ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır: deneydeki balıklara benzer bir yanılsama gösterilir ve ardından balıklar seçim yapar. present someone with something yapısında present, “hediye vermek” değil, “değerlendirmesi için göstermek veya sunmak” demektir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için when the visitors were presented with ifadesinin kısaltılmış biçimini kullanın: ____ two routes, the visitors chose the shorter one.
Cevabı göster
When presented with
What about attention span? ile bağlantılı konuya geçiş
What about + noun phrase?, değerlendirilmek üzere bağlantılı bir konu ortaya atar. Genellikle How does this compare? veya How does this fit into the discussion? gibi daha kapsamlı bir sorunun kısa karşılığıdır. Burada What about attention span?, açıklamayı görsel yanılsamalardan başka bir ölçüte, yani dikkat süresine taşır. attention span ifadesinin tanımını sormaz; “Şimdi bu boyutu ele alalım” mesajını verir.
Alıştırma
Konuşmacı az önce hafızadan söz etti ve şimdi uyku kalitesini başka bir faktör olarak tanıtmak istiyor. Hangi cümle aynı tür konu geçişini yapar?
- What about sleep quality?
- What is sleep quality?
- Did you say “sleep quality”?
Cevabı göster
What about sleep quality?
One particular report found that the human attention span
1:08Belirli bir rapora göre insanların dikkat süresi
is down from 12 seconds to 8 seconds: 12 saniyeden 8 saniyeye düşmek
Is down from A to B, iki uç değeri vererek bir düşüşü bildirir. A önceki veya daha yüksek değer, B ise yeni veya daha düşük değerdir. Bu cümlede 12 saniye 2000 yılındaki, 8 saniye ise bugünkü değerdir. İfade, sayıları başlangıç ve bitiş noktası olarak düzenler; düşüş miktarını doğrudan söylemez.
Alıştırma
Raporu is down from ... to ... kalıbıyla tamamlayın: The average wait time ____ 20 minutes ____ 12 minutes.
Cevabı göster
is down from · to
is theorized to play a role: rol oynadığı öne sürülüyor
Edilgen yapı is theorized to, bir açıklamanın öne sürüldüğünü ancak kanıtlanmadığını gösterir. Yazarın, açıklamayı kimin öne sürdüğünü belirtmeden bu fikri aktarmasını sağlar. Play a role, bir sonuca katkıda bulunmak demektir. Birlikte kullanıldığında is theorized to play a role, internet ve cihaz kullanımının önceki değişimde bir etken olabileceğini, ancak mutlaka tek neden olmadığını anlatır.
Alıştırma
Bir rapor, şehir gürültüsünün kuşların bir bölgeden ayrılmasına katkıda bulunabileceğini söylüyor, ancak neden kanıtlanmış değil. Bu ihtiyatlı anlatıma en uygun cümle hangisidir?
- City noise definitely causes the birds' departure.
- City noise is theorized to play a role in the birds' departure.
- City noise has no effect on the birds' departure.
Cevabı göster
City noise is theorized to play a role in the birds' departure.
either way: belirsiz olasılıkları kapatmak
Burada either way, “hangi olasılık doğru olursa olsun” anlamına gelir. Dikkat süresinin kısalmasına neyin yol açabileceğiyle ilgili önceki fikir kesin değildir, ancak sonraki karşılaştırma her iki olasılıkta da doğruymuş gibi sunulur. Bağlayıcı bir ifade olarak either way, açık kalan olasılıkları kapatır ve sözü iki durumda da geçerli olan tek bir sonuca taşır. Dinleyiciden iki seçenekten birini seçmesini istemez.
Alıştırma
Bu cümlede either way ne işe yarıyor?
- Önceki olasılıklardan hangisi doğru olursa olsun karşılaştırmanın geçerli kaldığını söyler.
- Japon balıkları hakkında ilgisiz bir yan yorum başlatır.
- Dinleyiciden japon balıklarıyla insanlar arasında seçim yapmasını ister.
Cevabı göster
Önceki olasılıklardan hangisi doğru olursa olsun karşılaştırmanın geçerli kaldığını söyler.
that of a human: karşılaştırmada attention span yerine kullanmak
Burada that, daha önce geçen tekil attention span ifadesinin yerini tutar. Bu nedenle that of a human, “bir insanın attention span’i” anlamına gelir. That kullanmak, karşılaştırmada attention span ifadesinin tekrarını önler. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp, eksik bırakılan isim tekil olduğunda that of + kişi veya şey biçimidir. Önceki isim açık olmalı ve iki taraf aynı türden şeyleri karşılaştırmalıdır.
Alıştırma
Karşılaştırmayı ismin yerini tutan ifadeyle tamamlayın: The battery life of this tablet is longer than ____ the older model.
Cevabı göster
that of
When it comes to: konuyu çerçeveleyen bir ifade
When it comes to, konuşmacının sırada ele alacağı belirli konuyu veya yönü tanıtır. Burada konuyu unutkanlığa geçirerek dinleyiciye sonraki kanıtların önceki konuyla değil, hafızayla ilgili olduğunu gösterir. Kalıp When it comes to + isim öbeği veya -ing biçimidir. Genellikle “söz konusu olduğunda” ya da “konusuna gelince” anlamına gelir; bir şeyin gerçekten bir yere doğru hareket ettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
“Konusuna gelince” anlamındaki dört sözcüklü konu tanıtma ifadesiyle İngilizce cümleyi tamamlayın: ____ choosing a hotel, location matters most.
Cevabı göster
When it comes to
a food reward in a particular zone of an aquarium
1:29akvaryumun belirli bir bölgesinde yiyecek ödülü
for 3 days in a row: art arda üç gün
For 3 days süreyi belirtir; in a row ise bu üç günün arada hiçbir gün atlanmadan art arda olduğunu ekler. Bu deneyde ödül, birbirini izleyen üç günün her birinde verildi. Yeniden kullanılabilir kalıp for + süre + in a row şeklindedir. Kesintisiz devam etmesi önemli olduğunda yalnızca for 3 days demekten daha kesindir.
Alıştırma
3 rakamını kullanarak kesintisiz üç günlük bir diziyi anlatan tam İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: The museum stayed open late ____.
Cevabı göster
for 3 days in a row
before being reintroduced into: kısaltılmış edilgen zaman yapısı
Before + being + geçmiş zaman ortacı, çekimsiz bir edilgen zaman yapısı oluşturur. Burada before being reintroduced, before the fish were reintroduced ile aynı anlama gelir: eylemi balıklar yapmaz, eylem balıklara uygulanır ve yeniden yerleştirme dinlenme süresinden sonra gerçekleşir. Into hareketin varış yerini gösterir. Bu bağlamda reintroduced into the aquarium, balıkların daha önce bulundukları akvaryuma yeniden konulması demektir; balıkların adlarıyla yeniden tanıtılması demek değildir.
Alıştırma
Cümleyi before + reintroduce fiilinin edilgen -ing biçimi + hareket edatıyla tamamlayın: After treatment, the turtles rested for two days ____ the lagoon.
Cevabı göster
before being reintroduced into
the cichlids showed a distinct preference Kalıp ifadeler
1:39çiklitler belirgin bir tercih gösterdi.
Using motion tracking software: askıda kalan niteleyiciden kaçınma
Cümle başındaki bir -ing yapısı, örtük öznesini normalde virgülden hemen sonraki isim grubundan alır. Yazıldığı hâliyle Using motion tracking software, the cichlids ifadesine bağlanır; bu nedenle dil bilgisi, yazılımı balıkların kullandığını düşündürür. Asıl kullanıcılar araştırmacılardır. Bu eyleyen virgülden sonra getirilmelidir: Using motion tracking software, the researchers recorded the cichlids' preference. Okur sağduyuyla amaçlanan anlamı çıkarabilse bile, deney ve süreç yazılarında bu uyum özellikle önemlidir.
Alıştırma
Hangi düzeltme yazılımı kullananların araştırmacılar olduğunu açıkça gösterir ve askıda kalan niteleyiciyi önler?
- Using motion tracking software, the researchers recorded the cichlids' preference for one area of the aquarium.
- Using motion tracking software, one area of the aquarium was recorded as the cichlids' favorite.
- Using motion tracking software, the cichlids showed a preference for one area of the aquarium.
Cevabı göster
Using motion tracking software, the researchers recorded the cichlids' preference for one area of the aquarium.
showed a distinct preference to: neden for kullanılmalı
Bu cümlede showed a distinct preference, balıkların davranışlarının belirli bir bölgeyi seçme yönünde açık bir eğilim gösterdiği anlamına gelir. Distinct, bu tercihin açık veya fark edilebilir olduğunu belirtir. Preference ismi tercih edilen şeyi belirtiyorsa preference for kullanılır: showed a distinct preference for the area. Kaynaktaki preference to the area doğal değildir; çünkü to, in preference to ve give preference to gibi başka yapılarda kullanılır.
Alıştırma
Preference sonrasında tercih edilen şeyi tanıtan edatı yazın: The fish showed a distinct preference ____ the area where they had received a reward.
Cevabı göster
for
had previously received: daha önceki geçmişi belirtmek
Had previously received, past perfect yapısıdır: had + geçmiş zaman ortacı received. Ödülün alınmasını geçmişteki başka bir referans noktasından önceye yerleştirir; bu bağlamda o daha sonraki nokta, balıkların geri dönmesi ve tercihlerinin gözlemlenmesidir. Previously, geçmiş içindeki bu daha erken sıralamayı güçlendirir. Yalnızca şu andan önceki herhangi bir zamanı belirtmez; ifade geçmişteki daha sonraki bir andan daha önceye bakar. Past perfect, önceki olayı daha sonraki davranışı anlamaya yarayan bir arka plan hâline getirir.
Alıştırma
Hangi cümle ödülün alınmasını balıkların daha sonraki dönüşünden önce gerçekleşmiş bir arka plan olayı olarak en açık biçimde sunuyor?
- The fish returned to the area where they had previously received a reward.
- The fish had returned to the area where they later received a reward.
- The fish returned to the area and then received a reward.
Cevabı göster
The fish returned to the area where they had previously received a reward.
Studies have even shown goldfish can remember things Anlatım akışı
1:45Araştırmalar, Japon balıklarının bazı şeyleri hatırlayabildiğini bile gösterdi.
Studies have even shown: araştırma kanıtını vurgulayarak eklemek
Studies have shown, bir iddiayı araştırmayla desteklenen bir bulgu olarak sunar. Burada shown, kanıtların bir şeyi gösterdiği veya ortaya koyduğu anlamındadır; birine fiziksel olarak bir şey gösterildiği anlamına gelmez. Even, bulgunun önceki kanıtlardan daha şaşırtıcı olduğunu veya daha ileri gittiğini vurgular. Araştırma sayısının fazla olduğu anlamına gelmez. Bu kalıp, sonucu belirtmeden önce araştırmayı kanıtın kaynağı olarak gösterir.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki even içeren üç sözcüklü aktarım ifadesiyle tamamlayın: Studies ____ that some birds can solve multi-step puzzles.
Cevabı göster
have even shown
On top of this: savı güçlendiren ek bilgi sunmak
On top of this, az önce söylenenlere ek olarak anlamına gelen bir söylem bağlacıdır. This, önceki kanıtların tamamına gönderme yapar ve bu bağlaç dinleyiciye destekleyici başka bir noktanın eklendiğini bildirir. Çoğu zaman yeni noktanın mevcut savı güçlendirdiğini veya genişlettiğini ima eder. Bu cümlede, bir nesnenin üstündeki fiziksel konumu anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi dersteki ekleme bağlacıyla tamamlayın: The new laptop is lighter and faster. ____, it costs less.
Cevabı göster
On top of this
fish have been shown to have quite good memories. Dilbilgisi
1:58balıkların oldukça iyi bir hafızaya sahip olduğu kanıtlanmıştır.
Kanıta dayalı sonuç işareti olarak Ultimately,
Ultimately, önceki kanıtlar değerlendirildikten sonra yazarın genel sonucunu bildiren bir söylem işaretidir. Burada balıkların hafızasıyla ilgili iddiayı, daha önce ele alınan araştırmaların desteklediği bir yargı olarak sunar. Temel anlamı, bir şeyin zaman bakımından en son gerçekleşmesi değildir. Bir argümanda, kanıtların nihai bir değerlendirmede bir araya getirildiğini dinleyicinin fark etmesini sağlar.
Alıştırma
"Ultimately, fish have been shown to have quite good memories," cümlesinde Ultimately ne işe yarar?
- Önceki kanıtlara dayanmayan yeni bir örnek sunar.
- İddiayı bir zaman çizelgesinin son aşamasına yerleştirir.
- Az önce ele alınan kanıtlardan bir sonuç çıkarır.
Cevabı göster
Az önce ele alınan kanıtlardan bir sonuç çıkarır.
have been shown to have: present perfect edilgen yapıyla kanıt bildirme
Özne + have/has been shown + to-mastar kalıbı, kanıtlarla desteklenen bir sonucu bildirir. Bu cümlede fish öznedir, have been shown present perfect edilgen yapıdır ve to have kanıtlanmış özellik olan quite good memories ifadesini tanıtır. İlk have, have been shown içinde perfect yapısını kuran yardımcı fiildir; ikinci have ise “sahip olmak” anlamındaki asıl fiildir. Edilgen yapı, araştırmacıları adlandırmadan kanıtı ve sonucu odakta tutar.
Alıştırma
Cümleyi dersteki kanıt bildiren yapıyla eksiksiz tamamlayın: These plants ____ natural resistance to the disease.
Cevabı göster
have been shown to have
they need to remember prey types, avoid predators,
2:01av türlerini hatırlamaları, yırtıcılardan kaçınmaları
and even avoid our hooks after being caught in the past.
2:03ve daha önce yakalandılarsa olta iğnelerimizden bile uzak durmaları gerekir.
Neden bağlacı olarak After all
After all, hemen önce söylenen bir iddiayı destekleyen bir neden sunar. Burada balıkların iyi bir hafızaya sahip olduğu iddiası, hatırlamaları gereken hayatta kalma görevleriyle güçlendirilir. Bu ifade, dinleyicinin nedeni zaten anlaşılır veya ikna edici görmesini sağlar. Olayları zaman bakımından diğer her şeyin sonrasına yerleştirmez.
Alıştırma
Örnekte After all hangi söylem işlevini yerine getiriyor?
- Önceki cümlenin neden olduğu bir sonucu sunar.
- Önceki iddiayı güçlendiren bir neden sunar.
- Zaman sıralamasındaki son olayı belirtir.
Cevabı göster
Önceki iddiayı güçlendiren bir neden sunar.
different than fish: karşılaştırma ve kullanım düzeyi
different than fish ifadesinde than, karşılaştırma ölçütü olarak fish sözcüğünü tanıtır: İnsanların acı bakımından balıklarla aynı olmadığı söylenir. Bu biçim anlaşılırdır ve özellikle konuşma dilindeki Kuzey Amerika İngilizcesinde yaygındır. fish gibi bir isim öbeğinden önce different from, İngilizce çeşitleri arasında ve resmî yazıda en az tartışmalı seçenektir. Bu nedenle cümlede, amaçlanan karşılaştırma değişmeden different from fish kullanılabilir.
Alıştırma
Şu ifadeyi değerlendirin: different than fish Kuzey Amerika konuşma dilinde kullanılabilir, ancak resmî uluslararası yazıda different from fish daha güvenli bir seçimdir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Doğru
receptors in your body called nociceptors Dilbilgisi
2:10vücudunuzdaki nosiseptör adı verilen reseptörler
Kısaltılmış ilgi cümleciği olarak called nociceptors
“receptors in your body called nociceptors” ifadesinde called nociceptors isim öbeğinden sonra gelir ve bu reseptörlerin adını belirtir. Bu yapı, “receptors in your body which are called nociceptors” ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimidir. Called nociceptors isim öbeğinin içinde olduğundan body sözcüğünü değil, receptors sözcüğünü niteler. Tam cümlenin ana fiili send'dir; called burada ana fiil değildir ve “telefon etti” anlamına gelmez. İsim + called + ad kalıbı, bir şeyi kısa ve öz biçimde tanımlamanızı veya adlandırmanızı sağlar.
Alıştırma
Cümleyi which is called ifadesinin tek sözcüklük kısaltılmış adlandırma biçimiyle tamamlayın: A layer of gas ____ the atmosphere surrounds Earth.
Cevabı göster
called
where ... is processed: bir yeri işlevine bağlamak
“the neocortex where the sensation of pain is processed” ifadesinde where bir ilgi cümleciği başlatır ve the neocortex öbeğine geri gönderme yapar. Burada where, “in which” anlamındadır; bu nedenle yalnızca gündelik bir coğrafi yeri değil, bir vücut bölgesini, sistemi veya başka bir ortamı da gösterebilir. “The sensation of pain is processed” edilgen yapıdadır: ağrı duyumu işlem gören şey, neokorteks ise bu işlemin gerçekleştiği yer olarak sunulur. Başka bağlamlara aktarılabilen yer veya sistem + where + cümlecik kalıbı, bir yeri ya da ortamı orada gerçekleşen olayla doğrudan bağlar.
Alıştırma
Cümleyi in which anlamına gelen tek sözcüklük ilgi zarfıyla tamamlayın: The library has a quiet room ____ students can record podcasts.
Cevabı göster
where
lack a neocortex: geçişli lack + isim
Buradaki lack, “sahip olmamak” veya “yoksun olmak” anlamındaki geçişli bir fiildir. Doğrudan nesnesi a neocortex olduğundan kalıp özne + lack/lacks + isim şeklindedir. Bu kısa kalıp, bir şeyin bulunmadığını doğrudan ifade ettiği için bilimsel ve resmî açıklamalarda yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi “sahip olmamak” anlamındaki resmî geçişli fiille tamamlayın: Mature red blood cells ____ a nucleus.
Cevabı göster
lack
isn't experienced in the same way: deneyimi edilgen yapıyla karşılaştırma
“Isn't experienced”, be + geçmiş zaman ortacı yapısındaki geniş zaman edilgenidir. Pain sözcüğünü konu olarak tutar ve deneyimleyeni belirtmez; çünkü karşılaştırılan şey eylemi kimin yaptığı değil, ağrının nasıl hissedildiğidir. “In the same way”, experienced sözcüğünü niteler. İfadenin tamamını olumsuz yapmak, deneyimleme biçiminin farklı olduğunu belirtir; tek başına ağrının hiç deneyimlenmediği anlamına gelmez.
Alıştırma
“Pain isn't experienced in the same way” en doğrudan ne anlama gelir?
- Ağrı tamamen aynı şekilde deneyimlenir.
- Ağrının deneyimlenme biçimi farklıdır.
- Ağrı hiç deneyimlenmez.
Cevabı göster
Ağrının deneyimlenme biçimi farklıdır.
was first released: bir filmin halka sunulması
Burada was first released, filmin genellikle sinemalar ve resmî dağıtım yoluyla ilk kez halka sunulduğu anlamına gelir. Release burada medya ve ürünlerle ilgili anlamdadır; bir şeyi fiziksel olarak serbest bırakmak anlamında değildir. Yapı, edilgen was + released yapısıdır. Filmi konu olarak tutar ve dağıtımı yapan şirketten çok gösterime girme olayına ve zamanına odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi “halka sunuldu” anlamındaki vurgulanan edilgen ifadeyle tamamlayın: The documentary ____ last Friday.
Cevabı göster
was released
were flushed: suyla gidere sürüklenmek
Burada were flushed, balıkların güçlü bir su akışıyla sürüklenip götürüldüğü anlamına gelir; down the toilet veya into the drain ifadesi bağlamdan anlaşılır. Balıkların yalnızca yıkandığı anlamına gelmez. Edilgen were + flushed yapısı, bunu yapan kişileri belirtmeden balıklara ne olduğuna odaklanır.
Alıştırma
“The fish were flushed to set them free,” cümlesinde balıklara ne oldu?
- Su akışı balıkları gidere taşıdı.
- Balıklar utandıkları için kızardı.
- Balıklar temiz suyla nazikçe yıkandı.
Cevabı göster
Su akışı balıkları gidere taşıdı.
set them free: set + nesne + free
“Set them free”, set + nesne + free kalıbını izler. Burada set “bir duruma gelmesini sağlamak” anlamındadır, them nesnedir ve free sonucu anlatır: amaç, balıkların artık kapalı kalmamasıdır. Nesne bir zamirse set ile free arasına gelir: set them free denir, set free them denmez. Bu cümlede to set them free, balıkları suyla göndermenin amacını belirtir.
Alıştırma
Set, it ve free sözcüklerini doğru sırayla kullanarak cümleyi tamamlayın: The bird was trapped, so the rescuers opened the cage to ____.
Cevabı göster
set it free
düzeltme işareti olarak in reality
“In reality”, dinleyiciye sıradaki bilginin gerçekten doğru olan durum olduğunu bildirir. Bilgiyi bir karşıtlık içinde düzenler: önce bir inanç, görünüş, iddia veya niyet; ardından gerçek durum gelir. Burada önceki niyet balıkları özgür bırakmaktır, ancak in reality bu düşünceyi düzelten sonucu, yani balıkların sık sık öldüğünü anlatır. Bir yan cümlenin başında kullanıldığında ardından normalde virgül gelir.
Alıştırma
Hangi kısa parçada in reality daha önceki bir inancı düzeltmek için doğal biçimde kullanılmıştır?
- Please turn left. In reality, the library is nearby.
- We bought apples. In reality, we also bought bread.
- Everyone thought the shop was closed. In reality, it was open until nine.
Cevabı göster
Everyone thought the shop was closed. In reality, it was open until nine.
Exposure to fresh water: tatlı suya maruz kalma
Exposure to fresh water ifadesinde exposure, çevredeki bir şeyle temas hâlinde olmak anlamına gelir. İfade olası bir zarar nedenini gösterir: Balıklar tatlı suyla karşılaşır. Kalıp exposure to + isim şeklindedir. Buradaki fresh water, çok az tuz içeren tatlı su demektir; yeni veya henüz dökülmüş su anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi kalıptaki edatla tamamlayın: Long exposure ____ loud noise can damage your hearing.
Cevabı göster
to
researchers worry that Finding Dory's release
2:33araştırmacılar, Kayıp Balık Dori gösterime girince
Ornamental fish populations: süs balığı popülasyonları
Ornamental fish, insanlar görünüşlerini beğendiği için çoğunlukla beslenen, sergilenen veya ticareti yapılan balıklardır. Ornamental, balığa takılmış süsleri değil, insanların bu balıkları hangi amaçla değerlendirdiğini anlatır. Populations, belirli bölgelerde yaşayan bu balık gruplarını büyüklükleri veya sayıları bakımından ifade eder. Bu nedenle tüm ifade, sergilenmek için değer verilen balık gruplarını ve sayılarını anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede ornamental fish populations ne anlama gelir: 'Illegal collecting can reduce ornamental fish populations'?
- Esas olarak görünüşleri nedeniyle değer verilen balık grupları
- Üzerlerine süs takılmış balıklar
- Bir akvaryumda yaşayan bütün hayvanlar
Cevabı göster
Esas olarak görünüşleri nedeniyle değer verilen balık grupları
as more people will want the royal blue tang Dilbilgisi
2:39çünkü daha fazla insan mavi cerrah balığını
as more people will want ifadesindeki neden bildiren as
Burada as, süs balığı popülasyonları üzerinde beklenen baskının nedenini açıklar: Araştırmacılar, daha fazla insanın mavi cerrah balığını evcil hayvan olarak isteyeceği beklendiği için endişelidir. more people will want sözleri, öznesi ve fiili olan bir yan cümle oluşturur; dolayısıyla buradaki as, because gibi işlev görür. Daha sonra gelen as a pet ifadesindeki as ise bir isim öbeğinden önce gelir ve “evcil hayvan rolünde” anlamına gelir; “çünkü” anlamında değildir.
Alıştırma
as more people will want the royal blue tang as a pet ifadesindeki ilk as ne anlama gelir?
- daha fazla insanın onu isteyeceği beklendiği için
- insanların onu istediği şekilde
- insanlar onu istemeye başladığında
Cevabı göster
daha fazla insanın onu isteyeceği beklendiği için
on AsapTHOUGHT where we visited an aquarium
2:46AsapTHOUGHT'taki bu video için bir akvaryumu ziyaret edip
check them out ifadesinde zamirin yeri
Bu bağlamda check them out, “daha fazla bilgi edinmek için onlara bakmak veya onları incelemek” anlamına gelir. Them su hayvanlarını ifade eder; in person ise onları doğrudan görmeyi vurgular. Check out ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir zamirse fiil ile edat parçacığının arasına gelmelidir: check them out. Tam bir isim öbeğiyle hem check out the animals hem de check the animals out kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi check out ve them zamirini kullanarak tamamlayın: I found three great science videos. Let's ____ after school.
Cevabı göster
check them out
in person: fiziksel olarak orada bulunmak
In person, bir yerde fiziksel olarak bulunup birini ya da bir şeyi doğrudan görmek, deneyimlemek veya incelemek anlamına gelir. Fotoğraflara, videoya, telefon görüşmesine ya da başka birinin anlattıklarına dayanmanın karşıtıdır. Burada konuşanın hayvanları doğrudan görmek için gerçekten oraya gittiğini gösterir. Bu ifade genellikle meet someone in person, see something in person veya check something out in person örneklerinde olduğu gibi bir fiilden sonra gelir. Eylemin nasıl gerçekleştiğini anlatır; “bir insanın içinde” anlamına gelmez ve mutlaka kişisel bir duygusal vurgu taşımaz.
Alıştırma
Cümleyi “fiziksel olarak orada bulunarak” anlamına gelen iki kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: The apartment looked small in the photos, but it felt much bigger ____.
Cevabı göster
in person
So, be sure to check it out with the link below.
2:53Aşağıdaki bağlantıya tıklayıp videoya mutlaka göz atın.
And subscribe for more weekly science videos.
2:55Her hafta yeni bilim videoları için kanalımıza abone olun.