Kaçıngan ve Kaygılı Partnerler Ayrılmayı Neden Zor Bulur?: İngilizce çalışma notları

The School of Life

Öğrenme zorluğu
682 kelime 157 kel/dk

Video özeti: Kaygılı eş yakınlık arar, kaçıngan eş geri çekilir. Ayrılık rolleri kısa süre tersine çevirir, ancak barışma aynı korkuları başlatır. Kalıbı adlandırmak tekrarı durdurabilir. İngilizce öğrenme noktaları: 1. a constant game of push and pull. (deyimler ve mecazi ifadeler): takip ve geri çekilmeyi benzetme olarak anlayın; karşıt güçler ya da istikrarsız ilişkiler için kullanın. 2. can't help but (dil bilgisi ve cümle kalıpları): istem dışı tepkiyi yalın fiille anlatın ve can't help doing ile karşılaştırın. 3. act out their compulsions. (öbek fiiller): iç dürtüyü düşünmeden davranışa dökmenin psikolojik anlamını, bir sahneyi oynamaktan ayırın.

Bu derste

There is a certain sort of relationship that is alternately passionate, fiery, and painfully unfulfilling

0:00

Sırasıyla tutkulu, ateşli ve acı verici derecede tatminsiz olan bir tür ilişki vardır,

and that tends to puzzle both outsiders and its participants.

0:07

ve bu, hem dışarıdan bakanları hem de ilişkiyi yaşayanları şaşırtma eğilimindedir.

A relationship between one person who is, as psychologists put it, Anlatım akışı

0:11

Psikologların deyimiyle, bu ilişki şu iki kişi arasındadır:

anxiously attached and another who is avoidantly attached. Kültür

0:15

kaygılı bağlanan biri ve kaçıngan bağlanan diğeri.

Anlatım akışı

as psychologists put it: uzmanlara ait ifadeyi belirtme

Ara söz as psychologists put it, kullanılan ifade biçiminin kime ait olduğunu gösterir. Burada anxiously attached ve avoidantly attached ifadelerini konuşanın gelişigüzel etiketleri olarak değil, psikologların kullandığı terimler olarak sunar. Put burada 'bir yere koymak' değil, 'sözcüklerle ifade etmek' demektir. Ara söz cümleyi kısa süreliğine bölse de ana yapı one person who is anxiously attached ile another who is avoidantly attached kısımlarını birbirine bağlamaya devam eder. Bu yapı, uzman terimlerini ödünç alırken kullanılan ifadeyle belli bir mesafeyi korumayı sağlar.

Alıştırma

İfadenin psikologlara ait olduğunu belirten dört İngilizce sözcüklük ara sözle cümleyi tamamlayın: This pattern is, ____, a form of selective attention.

Cevabı göster

as psychologists put it

Kültür

anxiously attached ile avoidantly attached arasındaki fark

Bağlanma kuramında anxiously attached, reddedilme veya terk edilme konusunda özellikle kaygılanma ve ilişki belirsiz hissettirdiğinde sık sık güvence ya da yakınlık arama örüntüsünü anlatır. Avoidantly attached ise duygusal mesafe yaratarak, ihtiyaçları küçümseyerek veya yakınlıktan geri çekilerek kendini koruma örüntüsünü anlatır. Bunlar geniş ilişki eğilimleridir; attached burada fiziksel olarak bağlı olma anlamına gelmez.

Alıştırma

Bağlanma kuramının burada basitleştirilmiş anlamında, hangi davranış avoidantly attached tepkisine en iyi uyar?

  1. Reddedilme olasılığı hissedildiğinde tekrar tekrar güvence aramak
  2. Yakınlık riskli geldiğinde geri çekilmek
  3. Başka bir kişiye fiziksel olarak bağlı olmak
Cevabı göster

Yakınlık riskli geldiğinde geri çekilmek

There is, in such couplings,

0:20

Bu tür çiftlerde,

a constant game of push and pull. Deyimler

0:22

sürekli bir itme ve çekme oyunu vardır.

Deyimler

a constant game of push and pull: tekrarlanan karşıt hareketler

Bu cümlede a constant game of push and pull, tekrarlanan bir düzeni anlatan mecazdır: bir taraf yakınlığa ya da kontrole yönelirken diğer taraf direnir veya uzaklaşır; daha sonra yönleri tersine dönebilir. Push and pull, fiziksel hareketleri değil karşıt güçleri ifade eder. Game burada eğlenceli bir oyun değil, tekrarlanan hamlelerden oluşan sürekli bir etkileşim demektir. İfade iş, siyaset veya kişisel kararlardaki çatışan baskıları ve güdüleri de anlatabilir.

Alıştırma

'a constant game of push and pull' ifadesinde 'push and pull' ne anlama gelir?

  1. İki tarafın da uzlaştığı iş birlikçi bir alışveriş
  2. Bir nesneyi hareket ettirmeye dayalı gerçek bir oyun
  3. Karşıt eylemler veya baskılar arasında tekrarlanan gerilim
Cevabı göster

Karşıt eylemler veya baskılar arasında tekrarlanan gerilim

The anxiously attached party typically complains,

0:25

Kaygılı bağlanan taraf genellikle şikayet eder,

more or less loudly,

0:28

az ya da çok yüksek sesle,

that their partner is not responsive enough.

0:29

partnerinin yeterince tepki vermediğinden yakınır.

They accuse them of being emotionally distant, Dilbilgisi

0:32

Onları duygusal olarak mesafeli,

withholding, cold, and perhaps physically uninterested too.

0:34

kendini sakınan, soğuk ve belki de fiziksel olarak da ilgisiz olmakla suçlarlar.

Dilbilgisi

accuse someone of being: accuse + nesne + of + -ing yapısı

Accuse, nesne olarak bir kişi ya da grup alır; ardından of ve bir isim veya -ing biçimi gelir: accuse someone of something ya da accuse someone of doing/being something. Burada them nesnedir; being emotionally distant, withholding, cold, and perhaps physically uninterested ise onlara atfedilen durumdur. Accuse sonrasında to be değil of being kullanılır. Accuse ayrıca suçlama anlamı taşır: tarafsız bir betimleme yapmak yerine bir kişiye karşı olumsuz bir iddia öne sürer.

Alıştırma

Cümleyi gerekli edatla tamamlayın: The editor accused the writer ____ being dishonest.

Cevabı göster

of

The avoidant lover, for their part, Anlatım akışı

0:39

Kaçıngan aşık ise kendi adına,

stays relatively quiet,

0:41

nispeten sessiz kalır,

Anlatım akışı

for their part: diğer tarafa geçmek

Burada for their part, daha önce ele alınan taraftan kaçıngan partnerin ne yaptığına geçerek odağı değiştirir. “Kaçıngan partner açısından” ya da “durumun onların tarafından görünüşüyle” anlamına gelir; part burada beden parçası veya tiyatro rolü demek değildir. Kişileri veya grupları karşılaştırırken bilgiyi düzenlemek için for + iyelik belirleyicisi + part yapısını kullanabilirsiniz: bir tarafı sunduktan sonra diğer tarafın görüşünü, tepkisini veya davranışını getirir.

Alıştırma

Bir rapor işçilerin kaygılarını anlattıktan sonra şöyle diyor: “For their part, the managers promise to discuss the issue.” Baştaki ifade ne yapıyor?

  1. Dikkati yöneticilerin tutumuna veya eylemine çevirir.
  2. Yöneticilerin bir rol oynadığını söyler.
  3. Yöneticilerin yalnızca kısmen sorumlu olduğunu söyler.
Cevabı göster

Dikkati yöneticilerin tutumuna veya eylemine çevirir.

but in their more fed up moments,

0:43

ancak daha çok bıkkın olduğu anlarda,

complains that the anxious party is far too demanding, Dilbilgisi

0:45

kaygılı tarafın çok talepkar olduğundan,

possibly mad,

0:48

muhtemelen çıldırdığından şikayet eder,

and, as they put it pejoratively, Anlatım akışı

0:50

ve bunu küçümseyici bir şekilde ifade ederek,

needy. Kelime

0:52

muhtaç derler.

Dilbilgisi

far too demanding: kabul edilebilir sınırın çok ötesinde

Far too demanding ifadesinde too, “kabul edilebilir ya da makul olandan daha talepkâr” demektir. Far, too’yu güçlendirir; bu yüzden yargı yalnızca demanding demekten çok daha serttir. Aktarılabilir kalıp far too + sıfat veya zarftır: far too expensive, far too slowly. Burada far fiziksel uzaklığı değil dereceyi belirtir ve ifade genellikle eleştiri, kaygı ya da başka bir olumsuz sonucu anlatır.

Alıştırma

Ağırlığın güvenli sınırın çok ötesinde olduğunu göstermek için far kullanan iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The suitcase is ____ heavy for me to lift safely.

Cevabı göster

far too

Anlatım akışı

Kaynağı ve tutumu gösteren as they put it pejoratively ara sözü

As they put it pejoratively ara sözü, ardından gelen needy etiketini nasıl yorumlamanız gerektiğini gösterir. As they put it bu ifadeyi sözleri aktarılan kişilere bağlarken pejoratively ifadenin olumsuz ve küçümseyici bir yargı taşıdığını belirtir. Ara söz sıralamayı keserek anlatıcının sesiyle aktarılan tutumu birbirinden ayırır. Böylece yazar, yüklü bir etiketi tarafsız bir gerçek gibi sunmadan veya mutlaka onaylamadan aktarabilir.

Alıştırma

Bu cümlede as they put it pejoratively ara sözü neyi gösterir?

  1. Needy sözcüğü onların olumsuz yüklü etiketidir; anlatıcının kendi yargısı olmak zorunda değildir.
  2. Anlatıcı needy sözcüğünü kimin kullandığından emin değil.
  3. Anlatıcı needy sözcüğünün tarafsız bir tanımını veriyor.
Cevabı göster

Needy sözcüğü onların olumsuz yüklü etiketidir; anlatıcının kendi yargısı olmak zorunda değildir.

Kelime

İlişkilerde eleştirel bir etiket olarak needy

İlişkilerden söz ederken needy; aşırı ilgi, güvence, iletişim veya duygusal destek istediği düşünülen birini anlatır. Burada kişinin ihtiyaçları olduğunu tarafsızca bildiren bir söz değil, olumsuz bir etikettir. Sözcük, konuşanın eleştirisini ve çoğu zaman sabırsızlığını yansıtır. Bir tanı değildir ve birinin ne kadar desteğe ihtiyaç duyması gerektiğini nesnel olarak ölçmez.

Alıştırma

He keeps calling me needy because I ask for reassurance. cümlesinde needy büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Resmî bir tanı aldığımı düşünüyor.
  2. Maddi yardıma ihtiyacım olduğunu düşünüyor.
  3. Fazla ilgi veya güvence aradığımı düşünüyor.
Cevabı göster

Fazla ilgi veya güvence aradığımı düşünüyor.

One person seems to want far too much, Dilbilgisi

0:53

Bir kişi çok fazla şey istiyor gibi görünür,

the other far too little.

0:55

diğeri ise çok az.

Dilbilgisi

One person seems to want ..., the other ... yapısındaki eksilti

İkinci yan cümlede eksilti vardır: seems to want sözleri, ilk yan cümleden kolayca tamamlanabildiği için tekrar edilmez. Tam anlamı “One person seems to want far too much; the other seems to want far too little.” şeklindedir. Bu paralel yapı, far too much ile far too little ifadelerini yan yana getirerek karşıtlığı kısa ve güçlü hâle getirir. Benzer dengeli karşılaştırmalarda, tekrarlanan yüklem yeniden söylenmek yerine örtük bırakılabilir.

Alıştırma

Bu cümlede the other ifadesinden sonra hangi sözler örtük olarak anlaşılır?

  1. has
  2. seems to want
  3. gives
Cevabı göster

seems to want

The unhappiness unfolds in a cycle.

0:58

Mutsuzluk bir döngü halinde gelişir.

At the start,

1:00

Başlangıçta,

the anxious partner loves the avoidant one with great intensity,

1:01

kaygılı partner, kaçıngan olanı büyük bir yoğunlukla sever,

but in time, also growing frustration.

1:04

ancak zamanla hayal kırıklığı da artar.

The dissatisfaction grows ever more intense until, Dilbilgisi

1:08

Memnuniyetsizlik giderek daha da yoğunlaşır ve

Dilbilgisi

grows ever more intense: kademeli artış

Grow + sıfat, “zamanla o niteliğe dönüşmek” anlamına gelir. Burada grows intense, memnuniyetsizliğin şiddetinin zaman içinde artmasını anlatır; fiziksel büyümeyi ifade etmez. Ever more, karşılaştırma derecesini güçlendirerek “giderek daha” anlamını verir. Bu nedenle grows ever more intense sürekli bir şiddetlenme süreci sunar. Buradaki ever, Have you ever...? gibi sorularda zaman deneyimiyle ilgili kullanılan ever değildir.

Alıştırma

Cümleyi grow fiilinin geçmiş zaman biçimi ve ardından ever more hostile kullanarak tamamlayın: As the argument continued, the discussion ____.

Cevabı göster

grew ever more hostile

eventually one day,

1:11

nihayet bir gün,

fed up with so much seeming rejection, Öbek fiiller

1:13

görünüşte o kadar çok reddedilmekten bıkan

the anxious partner overcomes their fears,

1:15

kaygılı partner korkularını yener,

decides they need something better,

1:18

daha iyi bir şeye ihtiyacı olduğuna karar verir

and tells their lover that they're off. Öbek fiiller

1:19

ve sevgilisine ayrıldığını söyler.

Öbek fiiller

fed up with: sabrın sınırına gelmek

Fed up with, tekrarlanan bir şeyden artık tahammül etmek istemeyecek kadar rahatsız veya bıkmış olmayı ifade eder. Bu cümlede görünürdeki reddedilmeler birikmiş ve kaygılı partneri sabrının sınırına getirmiştir. Yapı be fed up with + isim, zamir veya -ing biçimidir. With, hayal kırıklığının kaynağını belirtir; fed burada yemek yemekle ilgili değildir.

Alıştırma

Cümleyi, birikmiş hayal kırıklığını gösteren dersteki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After a month of canceled practices, the team is ____ the constant schedule changes.

Cevabı göster

fed up with

Öbek fiiller

they're off: ayrılacağını duyurmak

they're off ifadesindeki off, ayrılmak veya yola çıkmak anlamına gelir. They're, they are ifadesinin kısaltmasıdır; dolayısıyla tam yapı they are off şeklindedir. Bu cümlede ifade sıradan bir ayrılık duyurusundan fazlasıdır: partner ilişkiden ayrılacağını söylemektedir. Be off ifadesinin yalnızca gitmek mi yoksa daha kesin bir ayrılık mı belirttiğini bağlam belirler.

Alıştırma

“The taxi is waiting, so we're off,” cümlesinde we're off ne anlama gelir?

  1. Taksiyi iptal ettik.
  2. Taksi çalışmayı durdurdu.
  3. Bir gün izin yapıyoruz.
  4. Şimdi gidiyoruz.
Cevabı göster

Şimdi gidiyoruz.

At which point the avoidant party undergoes a complete sea change. Notlar

1:22

Bu noktada kaçıngan taraf tamamen bir deniz değişimi geçirir.

Anlatım akışı

Anlatı bağlayıcısı olarak At which point

At which point, az önce belirtilen olaya gönderme yapar ve “sonra, tam o anda ya da aşamada” anlamına gelir. Burada daha önce yapılan ayrılma açıklaması zaman noktasını belirler ve ifade, anlatıyı doğrudan kaçıngan tarafın tepkisine taşır. Dil bilgisi açısından which, point sözcüğünü önceki cümleciğe bağlar; bu, bir yer hakkında sorulan soru değildir. Hemen ardından ne olduğunu anlatmak için bu yapıyı bir olaydan veya aşamadan sonra kullanın.

Alıştırma

“Sonra, tam o anda” anlamındaki üç sözcüklü bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: The final bell rang, ____ everyone rushed outside.

Cevabı göster

at which point

Deyimler

a complete sea change: köklü bir dönüşüm

A sea change, derin ve geniş kapsamlı bir dönüşümü anlatan bir deyimdir. Bu cümlede kaçıngan tarafın tutumunun çarpıcı biçimde değişmesini anlatır; küçük bir ayarlama ya da denizde gerçekten meydana gelen bir değişiklik değildir. Complete sıfatı deyimi güçlendirir: Konuşmacı, tepkiyi önceki davranıştan bütünüyle uzaklaşma olarak sunar. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp a sea change in something biçimindedir ve özellikle tutumlar, politikalar, davranışlar veya durumlarla kullanılır.

Alıştırma

“Köklü bir dönüşüm” anlamındaki iki sözcüklü deyimle cümleyi tamamlayın: Over the next decade, there was a ____ in public attitudes toward remote work.

Cevabı göster

sea change

Their greatest fear, that of being engulfed in love, Dilbilgisi

1:27

En büyük korkuları olan aşkta yutulma, boğulma korkusu,

disappears at a stroke Deyimler

1:31

bir anda ortadan kaybolur

and reveals something that is normally utterly submerged in their character,

1:32

ve normalde karakterlerinde tamamen gizli olan bir şeyi ortaya çıkarır,

a fear of being abandoned.

1:36

terk edilme korkusunu.

Dilbilgisi

that of being engulfed in love: that ile isim yerine koyma

Burada that, daha önce geçen tekil fear isminin yerine kullanılır. that of being engulfed in love, the fear of being engulfed in love anlamına gelir; böylece açıklayıcı eşleme içinde isim tekrar edilmez. Bu bir isim yerine kullanımdır. Uzak bir şeyi gösteren that ya da bir yan cümleyi başlatan that değildir. Arkasından gelen of öbeği, yerine kullanılan fear kelimesinin içeriğini belirtir.

Alıştırma

concern ismini tekrarlamayan resmî yerine koyma yapısıyla cümleyi tamamlayın: Her main concern, ____ keeping the data safe, shaped the plan.

Cevabı göster

that of

Deyimler

at a stroke: tek eylemle eksiksiz sonuç

At a stroke, tek bir eylem ya da olay sonucunda sonucun tamamının bir anda ortaya çıkması demektir. Bu cümlede korku yavaş yavaş değil, tek ve eksiksiz bir değişimle ortadan kalkar. İfade yalnızca hızı değil, tek bir nedeni ve onun kapsamlı sonucunu da vurgular. Bu nedenle yalnızca suddenly demekten daha güçlü ve daha belirgindir.

Alıştırma

Hangi cümlede at a stroke en doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. He felt tired at a stroke every evening.
  2. The new rule removed all three fees at a stroke.
  3. She slowly learned the song at a stroke.
Cevabı göster

The new rule removed all three fees at a stroke.

Wholly liberated from the threat of being engulfed,

1:39

Boğulma tehdidinden tamamen kurtulan,

the anxious one may by now have packed their bags, Notlar

1:41

kaygılı olan taraf bu sırada çantalarını toplamış olsa da,

Dilbilgisi

may by now have packed: tamamlanmış bir eylem hakkında belirsiz çıkarım

may by now have packed yapısında may izin değil olasılık bildirir; have packed ise çoktan tamamlanmış olabilecek bir eyleme işaret eder. Konuşan kişi şimdiki durumdan hareketle temkinli bir çıkarım yapar ve eylemi bilinen bir gerçek olarak sunmaz. By now, “şimdiye kadar” veya “bu aşamaya gelindiğinde” anlamındadır. Burada may ile have arasında yer alır; may have packed by now da doğaldır. İki sıralama da eylemin bu noktada tamamlanmış olabileceğini belirtir.

Alıştırma

Son teslim zamanı geçti, ancak ekibin işi bitirip bitirmediğinden emin değilsiniz. Hangi cümle tamamlanmış olabilecek bir eylem hakkında temkinli bir tahmin bildirir?

  1. The team must have finished the report by now.
  2. The team has finished the report by now.
  3. The team may by now have finished the report.
Cevabı göster

The team may by now have finished the report.

Deyimler

packed their bags: ayrılışı gösteren gerçek eşya toplama eylemi

Pack one's bags, kelime anlamıyla kişisel eşyaları valize koymak demektir. Burada packed their bags gerçek bir eylemi anlatırken kişinin evden veya ilişkiden ayrılmaya hazır olduğunu da gösterir. İfadenin sıradan bir yolculuğu mu yoksa kesin bir ayrılışı mı anlattığını bağlam belirler. Çatışma veya ayrılık işaretleri olduğunda packing one's bags, “tatile gidiyorum” değil, “gidiyorum” mesajını verebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede packed her bags, yalnızca yolculuğa hazırlanmayı değil, bir ilişkiden veya evden ayrılmayı en açık biçimde düşündürür?

  1. At the airport, Elena packed her bags more tightly to meet the size limit.
  2. Before her weekend vacation, Elena packed her bags and checked her passport.
  3. After being told the relationship was over, Elena packed her bags and moved out.
Cevabı göster

After being told the relationship was over, Elena packed her bags and moved out.

the avoidant one

1:44

kaçıngan olan,

gives free rein to all their reserves of pent-up romanticism and ardor, Deyimler

1:45

bastırılmış tüm romantizm ve tutku rezervlerini serbest bırakır,

Deyimler

give free rein to: kısıtlamaları kaldırmak

Give free rein to something, bir şeyi artık dizginlememek ve onun özgürce ifade edilmesine ya da işlemesine izin vermek demektir. İmge, bir atı kontrol eden dizginlerin gevşetilmesinden gelir. Burada kişi, uzun süredir bastırılmış romantik duyguların ve tutkunun hiçbir kısıtlama olmadan ortaya çıkmasına izin verir. Yaygın yapı give free rein to + isim veya isim öbeğidir.

Alıştırma

Cümleyi yukarıda öğretilen üç sözcüklük ifadeyle tamamlayın: To encourage bold ideas, the director gave ____ the team's creativity.

Cevabı göster

free rein to

which feel utterly safe to bring out

1:49

bunları ortaya çıkarmanın tamamen güvenli olduğunu hissederler

now that there seems so little danger of reciprocation. Dilbilgisi

1:51

çünkü artık karşılık verme tehlikesi çok az görünür.

Dilbilgisi

now that: değişen bir durumu neden olarak sunmak

Now that, yeni olan veya artık önem kazanmış bir duruma dayanan bir nedeni sunar. Bu artık doğru olduğu için ya da koşullar değiştiğine göre anlamına gelir. Bu cümlede now that sonrasındaki yan cümle, duyguları açığa vurmanın neden güvenli göründüğünü açıklar: mevcut durumda karşılık bulma riski çok az görünmektedir. Now that sonrasında özne ve fiil içeren bir yan cümle gelir.

Alıştırma

Boşluk için en uygun bağlayıcıyı seçin. The storm has passed. ___ the road is clear, we can drive home.

  1. Now that
  2. When
  3. Until
Cevabı göster

Now that

Despite their fury,

1:55

Öfkesine rağmen,

the anxious person hears the honeyed words and forthright promises, Deyimler

1:56

kaygılı kişi bu tatlı sözleri ve doğrudan vaatleri duyar,

and, after some initial doubts,

2:00

ve ilk başta bazı şüpheleri olsa da,

can't help but be won over. Notlar

2:02

ikna olmaktan kendini alıkoyamaz.

Deyimler

"the honeyed words" ifadesindeki kuşku yüklü benzetme

Bu cümlede honeyed words, kulağa hoş, çekici ve güven verici gelen sözleri ifade eder. Bal, sözlerin tatlılığı için kullanılan bir benzetmedir; gerçek anlamda bir malzeme değildir. Honeyed sıfatı çoğu zaman kuşku da katar: Dil, tamamen samimi olmaktan çok, kasıtlı olarak pohpohlayıcı veya ikna edici olabilir. Burada, dinleyen kişinin hâlâ şüpheleri olmasına rağmen sözlerden neden etkilendiğini açıklar.

Alıştırma

Bir muhabir, “The spokesperson offered honeyed words but no evidence.” diyor. Honeyed words en güçlü biçimde neyi düşündürür?

  1. Hoş ve ikna edici fakat samimi olmayabilecek sözler
  2. Sessiz söylendiği için zor duyulan sözler
  3. Balla yapılan yiyecekler hakkındaki sözler
Cevabı göster

Hoş ve ikna edici fakat samimi olmayabilecek sözler

Dilbilgisi

"can't help but" + fiilin yalın hâli

Can't help but + fiilin yalın hâli, bir kişinin bir tepkiyi durduramadığı veya önleyemediği anlamına gelir. Bu cümlede kişi öfkeli ve kuşkulu olmasına rağmen ikna olur; bu nedenle tepki istem dışı görünür. But sonrasında fiilin yalın hâlini kullanın: can't help but be, smile, notice. Bununla yakından ilişkili bir kalıp can't help + -ing yapısıdır: can't help being, smiling, noticing.

Alıştırma

Cümleyi “bu tepkiden kaçınamamak” anlamındaki üç kelimelik İngilizce kalıpla tamamlayın: Whenever I see that old photo, I ____ smile.

Cevabı göster

can't help but

Öbek fiiller

Be Won Over: Birinin Tutumunu Değiştirmek

Be won over, win someone over ifadesinin edilgen biçimidir. Burada kaygılı kişi ikna eden değil, tutumu değişen kişidir. Win someone over, birini sözler veya davranışlarla şüphe ya da dirençten kabule, desteğe veya olumlu duygulara yöneltmek demektir. Bir yarışmayı kazanmak anlamına gelmez; over, kişiyi kendi tarafına çekme düşüncesini taşır.

Alıştırma

Cümleyi win over ifadesinin edilgen biçimiyle tamamlayın: Maya opposed the plan at first, but after hearing the safety details, she began to ____.

Cevabı göster

be won over

The formerly distant partner appears to have become, Dilbilgisi

2:05

Eskiden mesafeli olan partner sanki,

in the nick of time, Deyimler

2:08

tam zamanında,

as they'd always wanted them to be,

2:09

her zaman olmalarını istedikleri gibi,

a warm soul.

2:11

sıcak bir ruha dönüşmüş gibidir.

Dilbilgisi

Appears to Have Become: Önceki Bir Değişime Temkinli Bakış

Appears, ifadenin doğrulanmış bir gerçek değil, bir çıkarım olduğunu gösterir: Şu anda gözlemlenebilenlere bakıldığında partner farklı görünmektedir. To have become bir perfect infinitive, yani tamamlanmış mastar yapısıdır. Değişimi appears ile yapılan şimdiki değerlendirmeden önceye yerleştirir; dolayısıyla anlamı “şimdi bakıldığında değişimin zaten gerçekleşmiş olduğu anlaşılıyor” şeklindedir.

Alıştırma

Daha önce tamamlanmış bir değişim hakkında şimdi temkinli bir değerlendirme yapmak için cümleyi appear fiilinin tam yapısıyla tamamlayın: From the latest photos, the old theater ____ a community center.

Cevabı göster

appears to have become

Deyimler

in the nick of time: tam son anda

In the nick of time, “çok geç olmadan hemen önce” demektir. Bu cümlede partner, mümkün olan son anda sıcak birine dönüşür; bu değişim hâlâ diğer kişinin ayrılma kararını etkileyebilir. Bu deyim aciliyet ve kötü bir sonucu kıl payı önleme hissi katar. Buradaki nick bir kişi adı değildir; ifadeyi kelimesi kelimesine değil, bir bütün olarak anlayın.

Alıştırma

Mümkün olan son anda varmayı anlatan deyimi tamamlayın: The firefighters reached the house ____.

Cevabı göster

in the nick of time

There is no reason not to return. Dilbilgisi

2:13

Geri dönmemek için hiçbir neden yoktur.

Dilbilgisi

no reason not to return yapısı

No reason not to return iki olumsuz unsur içerir: no reason ve not to return. Bu ikisi birlikte, geri dönmeyi engelleyen bir şey görünmediğini anlatır; yani cümle geri dönmeye karşı çıkmak yerine onu destekler. İfade güçlü ve kesin değil, temkinlidir. Eylemi makul veya kabul edilebilir gösterir; geri dönmenin zorunlu olduğunu ya da kesinlikle akıllıca olacağını söylemez.

Alıştırma

“There is no reason not to return” cümlesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Geri dönmek imkânsızdır.
  2. Geri dönmeyi engelleyen bir şey görünmüyor.
  3. Geri dönmek zorunludur.
Cevabı göster

Geri dönmeyi engelleyen bir şey görünmüyor.

After all, Anlatım akışı

2:15

Sonuçta,

it's not that they didn't love this person. Ton ve niyet

2:16

bu kişiyi sevmiyor değillerdi.

Anlatım akışı

Gerekçe sunan söylem belirteci olarak after all

After all, önceki ifadeyi destekleyen ya da açıklayan bir olguyu sunan bir söylem belirtecidir. Burada dinleyiciye bu insanların söz konusu kişiyi gerçekten sevdiğini hatırlatır; dolayısıyla sevgi eksikliği iyi bir açıklama değildir. Zaman belirtmez. Kullanışlı bir kalıp şöyledir: ifade veya karar + after all + dinleyicinin zaten bilmesi ya da dikkate alması gereken bir gerekçe.

Alıştırma

Cümleyi destekleyici bir olgu sunan iki sözcüklü söylem belirteciyle tamamlayın: “We should invite Maya. ____, she helped us plan the whole event.”

Cevabı göster

After all

Ton ve niyet

Olası bir açıklamayı reddetmek için it's not that ...

It's not that + yan cümle, yan cümlenin içeriğini konuşanın iddiası olarak sunmak yerine olası bir açıklamayı reddeder. Bu cümlede they didn't love this person reddedilen açıklamadır; dolayısıyla genel anlam, sorunun sevgisizlik olmadığıdır. Bu kalıp çoğu zaman düzeltmeyi daha yumuşak hâle getirir ve gerçek nedene geçiş yapar. Yaygın kalıplar It's not that X; it's that Y ve It's not that X, but Y şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi, gerçek nedeni vermeden önce olası bir açıklamayı reddeden üç sözcüklü açıklama kalıbıyla tamamlayın: “____ I dislike the plan; I just think we need more time.”

Cevabı göster

It's not that

It was the feeling they weren't loved back that was making things impossible. Notlar

2:17

İşleri imkansız kılan şey, sevilmediklerini hissetmeleriydi.

Dilbilgisi

It was ... that ...: nedeni öne çıkarmak

Bu, It was + odaklanan öge + that + iletinin geri kalanı yapısında bir ayrık cümledir. It belirli bir şeyi göstermez. Odaklanan öge, the feeling they weren't loved back isim öbeğinin tamamıdır; that was making things impossible ise bu hissin neye yol açtığını anlatır. Nötr biçim The feeling they weren't loved back was making things impossible. cümlesidir. Ayrık yapı, nedeni belirlenen veya düzeltilen bilgi olarak sunar: sorun özellikle sevginin karşılık görmediği hissiydi. “Buna ne sebep oldu?” gibi örtük bir sorunun yanıtını öne çıkarmak için bu yapıyı kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi geçmiş zamandaki It was ... that ... yapısıyla tamamlayın: The lack of trust made the project impossible. ____ the lack of trust ____ made the project impossible.

Cevabı göster

It was · that

Kalıp ifadeler

love someone back: birinin sevgisine karşılık vermek

love someone back ifadesinde back, “karşılık olarak” anlamına gelir. A, B'yi seviyorsa ve B loves A back deniyorsa B, A'nın romantik veya duygusal sevgisine karşılık veriyordur. Bu ifade arkadan sevmek ya da yeniden sevmek anlamına gelmez. Edilgen weren't loved back biçiminde kişiler, verdikleri sevginin karşılık görmediğini hisseder. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıplar love + kişi + back ve be loved back biçimleridir.

Alıştırma

Hangi cümle Sam'in Nora'yı zaten sevdiğini ve Nora'nın da aynı sevgiye karşılık verdiğini anlatır?

  1. Sam loves Nora, and Nora loves Alex too.
  2. Sam loves Nora, and Nora loves him again.
  3. Sam loves Nora, and Nora loves him back.
Cevabı göster

Sam loves Nora, and Nora loves him back.

For a time,

2:22

Bir süreliğine,

there is bliss,

2:22

büyük bir mutluluk vardır

and it seems that the couple are headed for long-term happiness. Öbek fiiller

2:24

ve görünüşe göre çift uzun vadeli bir mutluluğa doğru ilerlemektedir.

Öbek fiiller

are headed for: muhtemel bir sonuca doğru ilerlemek

Bu cümlede are headed for, “gerçekleşmesi muhtemel bir sonuca doğru ilerliyorlar” anlamına gelir. O andaki işaretler uzun süreli mutluluğa işaret eder, ancak bu sonuç henüz gerçekleşmemiştir. Be headed for gerçek bir varış noktasını veya olayların gittiği yönü anlatabilir. Belirgin bir eğilimi gösterir; varış noktasına kesinlikle ulaşılacağını ya da sonucun mutlaka gerçekleşeceğini garanti etmez.

Alıştırma

İngilizce cümleyi be headed for ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: With demand increasing every week, the new café ____ a very busy summer.

Cevabı göster

is headed for

Liberated from their anxiety around engulfment, Anlatım akışı

2:27

Boğulma konusundaki kaygılarından kurtulan

the avoidant partner gives free expression to love. Kalıp ifadeler

2:30

kaçıngan partner, sevgisini özgürce ifade eder.

Kalıp ifadeler

give free expression to love: sevgiyi kısıtlamadan ifade etmek

Give free expression to + bir duygu ya da düşünce, onu açıkça ve bastırmadan ifade etmek demektir. Burada kaçıngan partner artık sevgisini bastırmaz ve onu bütünüyle gösterir. Free, ifadenin kısıtlanmadığını anlatır; ifade etmenin ücretsiz olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi açıkça ve kısıtlanmadan ifade etmek anlamındaki resmî kalıpla tamamlayın: In his final speech, the leader ____ his hopes for the future.

Cevabı göster

gave free expression to

Liberated from their fear of abandonment,

2:33

Terk edilme korkusundan kurtulan

the anxious one is left feeling secure and trusting. Dilbilgisi

2:36

kaygılı olan ise kendini güvende ve güven dolu hisseder.

Anlatım akışı

Liberated from ...: paralel neden-sonuç başlangıçları

Cümle başında tekrarlanan Liberated from ... yapısı paralel bir çerçeve kurar. Her geçmiş zaman ortaç öbeği, ardından gelen ana cümlenin koşulunu verir: bir partner yakınlık içinde benliğini kaybetme kaygısından geçici olarak kurtulurken diğeri terk edilme korkusundan geçici olarak kurtulur. Aynı yapı tekrarlandığı için okur her kişiyi farklı bir korku ve farklı bir tepkiyle eşleştirebilir. Her başlangıç öbeğinin örtük öznesi hemen ardından gelen öznedir: ilk cümlede the avoidant partner, ikinci cümlede the anxious one. Burada liberated, siyasi veya hukuki anlamda özgür bırakılmayı değil, bir korkudan psikolojik olarak kurtulmayı anlatır.

Alıştırma

Hangi seçenek, her kişiyi farklı bir koşul ve sonuçla eşleştirmek için cümle başında iki paralel öbek kullanır?

  1. Maya relaxed after the deadline, and Leo, who dislikes noise, focused.
  2. Freed from deadline pressure and background noise, Maya watched Leo focus.
  3. Freed from deadline pressure, Maya relaxed; freed from background noise, Leo focused.
Cevabı göster

Freed from deadline pressure, Maya relaxed; freed from background noise, Leo focused.

Dilbilgisi

be left feeling + sıfat

Be left feeling + sıfat, bir olayın veya başka bir kişinin davranışlarının sonucunda oluşan duygusal durumu anlatır. Bu cümlede kaygılı partner, terk edilme korkusu azaldığı için sonunda kendini güvende ve güvenmeye hazır hisseder. Buradaki left, sonuç bildiren bir yapının parçasıdır; kişinin terk edildiği veya yalnız bırakıldığı anlamına gelmez. Secure ve trusting, feeling sözcüğünden sonra paralel biçimde kullanılan iki sıfattır.

Alıştırma

Cümleyi be left feeling yapısının geçmiş zamandaki edilgen sonuç biçimiyle tamamlayın: After the warm welcome, Nina ____ comfortable and included.

Cevabı göster

was left feeling

But soon enough,

2:39

Ancak çok geçmeden,

the problems return.

2:40

sorunlar geri döner.

Things become,

2:42

İşler,

as it were, Ton ve niyet

2:43

tabiri caizse,

too nice for the avoidant partner.

2:44

kaçıngan partner için fazla iyi hale gelir.

Ton ve niyet

as it were: ara söz niteliğinde bir yumuşatıcı

“As it were”, “tabiri caizse” veya “bir bakıma” anlamına gelen kalıplaşmış bir ara söz ve yumuşatıcıdır. “Too nice” ifadesinin bütünüyle gerçek anlamlı bir iddia değil, kasıtlı olarak yaklaşık ya da çelişkili bir betimleme olduğunu gösterir. Burada normal bir geçmiş zaman veya koşul cümlesi oluşturmaz. Virgüller, bunun konuşanın sözcük seçimi hakkında yaptığı bir yorum olduğunu gösterir.

Alıştırma

"The plan gave us a map, as it were, for the next year" cümlesinde as it were neyi gösterir?

  1. Cümle geçmişteki bir koşulu anlatıyor
  2. Plan muhtemelen mevcut değildi
  3. Map mecazlı veya yaklaşık bir betimlemedir
Cevabı göster

Map mecazlı veya yaklaşık bir betimlemedir

It seems the anxious one isn't going to leave them anymore.

2:46

Görünüşe göre kaygılı olan onları artık terk etmeyecektir.

They're just going to stick around and seek ever greater closeness. Öbek fiiller

2:49

Sadece buralarda kalacaklar ve daha da fazla yakınlık arayacaklardır.

Öbek fiiller

stick around: ayrılmak yerine kalmak

Stick around, “ayrılmak yerine bir yerde veya durumda kalmak” anlamına gelen gündelik bir öbek fiildir. Burada kaygılı partnerin ilişkide bulunmaya devam edeceğini anlatır. Bu ifade yakında beklemek veya katılmaya devam etmek için de kullanılabilir. Stick burada yapıştırıcıyla ilgili değildir, around da daire çizerek hareket etmek anlamına gelmez; iki sözcük birlikte tek bir fiil oluşturur.

Alıştırma

"Please stick around after class so we can talk" cümlesinde stick around ne anlama gelir?

  1. Binanın çevresinde yürümek
  2. Bir şeyi daire biçiminde yapıştırmak
  3. Ayrılmak yerine orada kalmak
Cevabı göster

Ayrılmak yerine orada kalmak

And so,

2:53

Ve böylece,

the old fear of engulfment returns.

2:54

o eski boğulma korkusu geri döner.

They have no option but to start to pull away again and get distant, Notlar

2:56

Yeniden geri çekilmeye ve mesafeli olmaya başlamaktan başka seçenekleri yoktur,

which gradually proves intolerable once again to the anxious partner. Kelime

3:00

bu da kaygılı partner için yavaş yavaş bir kez daha dayanılmaz hale gelir.

Dilbilgisi

have no option but to + fiilin yalın biçimi

Have no option but to + fiilin yalın biçimi, bir eylemi mevcut tek seçenek olarak sunar. Buradaki but, “fakat” değil, “-den başka” anlamındadır: geri çekilmeye başlamaktan başka seçenek yoktur. Bu ifade, seçeneklerin nesnel olarak bulunmadığının kanıtlanmasından çok, kişinin kendisini bir şeyi yapmak zorunda hissetmesini anlatabilir. Bu bağlamda eski korkular, geri çekilmeyi kişiye kaçınılmazmış gibi hissettirir.

Alıştırma

Taksiye binmenin mevcut tek seçenek olduğunu anlatmak için cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: With the buses no longer running, we ____ take a taxi.

Cevabı göster

have no option but to

Öbek fiiller

duygusal geri çekilme anlamında pull away

Bir ilişki bağlamında pull away, duygusal yakınlığı veya ilgiyi azaltmak anlamına gelir. Kişi kendisiyle ilgili daha az şey paylaşabilir, yakınlıktan kaçınabilir ya da daha az karşılık verebilir; fiziksel olarak geri çekilmesi gerekmez. Yakındaki get distant ifadesi de bu duygusal yorumu doğrular. Pulling away, mesafeli olma yönünde bir değişimi anlatır; bu nedenle geçici olabilir ve tek başına ilişkinin sona erdiği anlamına gelmez.

Alıştırma

“When the relationship starts to feel serious, Mia begins to pull away,” cümlesinde pull away ne anlama gelir?

  1. İlişkiyi hemen bitirir.
  2. Fiziksel olarak geriye doğru bir adım atar.
  3. Duygusal olarak daha az yakın hâle gelir.
Cevabı göster

Duygusal olarak daha az yakın hâle gelir.

Kelime

proves intolerable yapısındaki prove + sıfat

which gradually proves intolerable ifadesindeki which, yeniden geri çekilip uzaklaşmayı belirtir. Proves, ardından intolerable sıfatı gelen bir bağ fiilidir: durum ilerledikçe bu mesafenin kaygılı partner için katlanılamaz olduğu ortaya çıkar. Burada prove, “kanıt sunmak” anlamında değildir. Başka durumlara da aktarılabilen prove + sıfat kalıbı, deneyim sonucunda belirginleşen bir sonucu veya niteliği anlatır.

Alıştırma

“The new procedure proved effective,” cümlesinde proved effective ne anlama gelir?

  1. yavaş yavaş etkili hâle geldi
  2. sonuçta etkili olduğu ortaya çıktı
  3. başka bir şeyin etkili olduğuna dair kanıt sundu
Cevabı göster

sonuçta etkili olduğu ortaya çıktı

Within weeks or months,

3:04

Haftalar veya aylar içinde,

the pair are back in the same situation.

3:05

çift aynı duruma geri döner.

Fierce arguments return.

3:08

Şiddetli tartışmalar geri döner.

The words needy and cold are once more in circulation. Kalıp ifadeler

3:10

Muhtaç ve soğuk kelimeleri bir kez daha dolaşıma girer.

Kalıp ifadeler

once more in circulation: yeniden dolaşımda

are once more in circulation ifadesindeki in circulation, bir şeyin etkin biçimde aktarılması, tekrarlanması veya kullanılması demektir. Once more, needy ve cold etiketlerinin konuşmaya geri döndüğünü gösterir. Bu ifade, fiziksel olarak bir daire içinde hareket etmek anlamına gelmez. Be in circulation, insanlar arasında dolaşan veya kullanıma açık olan sözcükleri, söylentileri, fikirleri, parayı ya da nesneleri anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “yeniden yayılıyor olmak” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After a quiet month, the rumor is ____ around the office.

Cevabı göster

once more in circulation

It's time for another crisis and another threat of departure.

3:14

Başka bir krizin ve başka bir ayrılık tehdidinin zamanı gelmiştir.

It may go on like this for years or a lifetime. Öbek fiiller

3:17

Yıllarca veya ömür boyu böyle devam edebilir.

Öbek fiiller

go on like this: aynı şekilde devam etmek

Bu cümlede go on like this, 'aynı düzen veya durum içinde devam etmek' anlamına gelir. This, daha önce anlatılan tekrarlanan döngüye gönderme yapar; böylece ifade, mevcut durumla bunun uzun süre devam etme olasılığı arasında bağ kurar. İstenmeyen bir durumun değişmesi pek olası görünmediğinde bu ifade genellikle endişe, hayal kırıklığı veya uyarı aktarır. Burada may olasılık belirtirken for years or a lifetime bu düzenin ne kadar sürebileceğini gösterir.

Alıştırma

'Aynı değişmeyen düzen içinde devam etmek' anlamındaki dört sözcüklük hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Unless the schedule changes, these delays may ____ for months.

Cevabı göster

go on like this

From the outside, Anlatım akışı

3:20

Dışarıdan bakıldığında,

it is almost funny.

3:22

neredeyse komiktir.

From the inside,

3:24

İçeriden ise,

simply hellish.

3:25

tek kelimeyle cehennemdir.

Anlatım akışı

From the outside, ... From the inside, ...: dışarıdan ve içeriden bakış

Birbirine paralel bu iki giriş, aynı durumu iki bakış açısıyla düzenler. From the outside, durumu yaşamayan gözlemcilere nasıl göründüğünü; From the inside ise durumun içinde kalan birine nasıl hissettirdiğini anlatır. Burada outside ve inside, yerleri değil sosyal veya deneyimsel konumları belirtir. Aynı çerçevenin tekrarlanması karşıtlığı hemen görünür kılar. İkinci cümlede it is atılmıştır; tam biçim From the inside, it is simply hellish. olurdu. Bu bilinçli eksilti, içeriden yapılan değerlendirmeyi daha kısa ve keskin hâle getirir.

Alıştırma

Paralel karşıtlığı iki hedef bakış açısı ifadesiyle tamamlayın: ____, the job looks easy. ____, every decision is stressful.

Cevabı göster

From the outside · From the inside

There are a few ways out.

3:27

Birkaç çıkış yolu vardır.

The avoidant party can realize

3:29

Kaçıngan taraf, boğulma korkusunu fark edebilir

and learn to tolerate their fear of engulfment.

3:32

ve buna tahammül etmeyi öğrenebilir.

The anxious party can grow conscious of their unnatural pull towards unfulfilling people, Notlar

3:35

Kaygılı taraf, tatmin etmeyen kişilere doğru o doğal olmayan çekiliminin farkına varabilir,

Kalıp ifadeler

grow conscious of: aşamalı farkındalık

Burada grow “zamanla hâle gelmek”, conscious ise “farkında olmak” anlamındadır. Bu nedenle grow conscious of, fiziksel büyümeyi ya da tek bir anda gerçekleşen ani bir keşfi değil, farkındalığın zamanla gelişmesini anlatır. Kalıp grow conscious of + fark edilen şey biçimindedir. Bu cümlede, tekrar eden bir çekim örüntüsünün fark edilmeye başlanmasını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Over several months, Lena began to ____ how often she ignored her own needs.

Cevabı göster

grow conscious of

Kelime

a pull towards unfulfilling people: duygusal çekim

Burada pull, fiziksel bir kuvveti değil, güçlü bir içsel çekimi veya eğilimi anlatan bir isimdir. towards edatı, kişinin kendisine çekildiğini hissettiği insanı veya şeyi belirtir. Unfulfilling, bu insanların bir ilişkide yarattığı etkiyi anlatır: onlarla kurulan bağ duygusal ihtiyaçları karşılamaz veya tatmin sağlamaz. Bu, söz konusu kişilerin hayatlarında başarı elde etmediği anlamına gelmez.

Alıştırma

They feel a pull towards unfulfilling people? cümlesini en iyi hangi seçenek açıklar?

  1. Bu insanlar çok başarılı olduğu için onları dikkatle seçerler.
  2. Hedeflerine ulaşamamış insanları fiziksel olarak sürüklerler.
  3. Duygusal ihtiyaçlarını karşılaması pek olası olmayan insanlara çekilirler.
Cevabı göster

Duygusal ihtiyaçlarını karşılaması pek olası olmayan insanlara çekilirler.

refuse to go back after a crisis,

3:40

bir krizden sonra geri dönmeyi reddedebilir

and seek a future with more secure and reassuring sorts.

3:42

ve daha güvenli, daha güven verici insanlarla bir gelecek arayabilir.

Or,

3:46

Ya da,

yet more hopefully for the couple,

3:47

çift için daha da umut verici olanı,

both partners could acquire the vocabulary of attachment theory. Kültür

3:49

her iki partner de bağlanma teorisinin sözcük dağarcığını edinebilir.

Kültür

İlişkileri açıklayan bir çerçeve olarak attachment theory

Bağlanma kuramı, bakım verenlerle yaşanan erken deneyimlerin daha sonraki yakın ilişkilerde beklentileri ve başa çıkma kalıplarını nasıl şekillendirebileceğini anlamaya yarayan psikolojik bir çerçevedir. Bu cümlede “the vocabulary of attachment theory”, bu kalıpları adlandırmak ve fark etmek için paylaşılan terimler anlamına gelir. Burada theory, dayanaksız bir tahmin değil, düzenli bir açıklama çerçevesidir; attachment ise fiziksel bağlantıyı değil, duygusal bağları ifade eder.

Alıştırma

Örnekte “the vocabulary of attachment theory” ifadesinin en yakın anlamı nedir?

  1. Duygusal bağ ve ilişki kalıplarını açıklayan ortak terimler
  2. Bir çiftin birlikte kalıp kalmayacağına dair dayanaksız bir tahmin
  3. Nesnelerin fiziksel olarak nasıl bağlandığını açıklayan sözcükler
Cevabı göster

Duygusal bağ ve ilişki kalıplarını açıklayan ortak terimler

They could come to observe their repetitions,

3:53

Tekrarlarını gözlemlemeye başlayabilir,

gain some insight into aspects of their childhoods that drive them on, Notlar

3:55

onları buna sürükleyen çocukluklarının yönleri hakkında biraz içgörü kazanabilir

Kalıp ifadeler

Gain some insight into: daha derinlemesine anlamak

Gain some insight into, “bir şeyi daha derinlemesine anlamaya başlamak” anlamına gelir. Genellikle yalnızca daha fazla bilgi edinmeyi değil, altta yatan nedenleri veya kalıpları görmeye başlamayı anlatır. Anlamaya çalışılan konu into sonrasında gelir: gain some insight into a problem, a reaction, or someone’s past. Örnekte bu konu aspects of their childhoods ifadesidir.

Alıştırma

Cümleyi “daha derin bir anlayış geliştirmek” anlamındaki vurgulanan ifadeyle tamamlayın: After comparing the survey comments, the team began to ____ why customers were leaving.

Cevabı göster

gain some insight into

Öbek fiiller

drive someone on: kişiyi devam ettiren içsel güç

Burada drive them on, “onları devam etmeleri için sürekli itmek veya motive etmek” anlamına gelir. Bu güç psikolojiktir; bu cümlede çocukluk deneyimlerinin bazı yönleridir. Birini araçla götürmek anlamında değildir. on, eylemin sürmesi fikrini ekler. Yapı drive + someone + on şeklindedir. İtici güç hırs, korku, öfke, sevgi veya geçmiş bir deneyim olabilir ve kişiyi yararlı ya da zararlı davranışlara yöneltebilir.

Alıştırma

“Bir kişiyi devam etmesi için sürekli itmek” anlamına gelen drive ... on biçimiyle cümleyi tamamlayın: Even after several failures, her determination continued to ____.

Cevabı göster

drive her on

and learn not to act out their compulsions. Öbek fiiller

3:59

ve dürtüleriyle hareket etmemeyi öğrenebilirler.

Öbek fiiller

act out a compulsion: içsel bir zorlanmayı davranışla dışa vurmak

Bu psikolojik bağlamda act out their compulsions, içsel zorlanmaları fark edip bilinçli şekilde yönetmek yerine davranış yoluyla dışa vurmak anlamına gelir. Kişi, sorunlara yol açsa bile aynı davranış kalıbını tekrarlayabilir. Yapı act out + içsel duygu, çatışma, fantezi veya zorlanma şeklindedir. Burada act out, seyirci önünde bir rolü canlandırmak değildir; nesne, davranışla dışa vurulan içsel gücü adlandırır.

Alıştırma

Hangi cümlede act out, örnekteki psikolojik anlamıyla kullanılmıştır?

  1. She acted on the teacher's advice and applied early.
  2. The class acted out a scene from the novel.
  3. Instead of talking about his anger, he acted it out by starting arguments.
Cevabı göster

Instead of talking about his anger, he acted it out by starting arguments.

They can learn the games that they're unconsciously playing, Anlatım akışı

4:02

Bilinçsizce oynadıkları oyunları öğrenebilirler,

and then,

4:06

ve sonra,

to the relief of all who care for them,

4:06

onları önemseyen herkesi rahatlatacak şekilde,

and to the redemption of their relationship,

4:08

ve ilişkilerini kurtarmak adına,

they can refuse to play them any longer.

4:11

onları daha fazla oynamayı reddedebilirler.

Anlatım akışı

farkında olmadan oynadıkları oyunlar... artık oynamayı reddetmek

Buradaki games, eğlenceyi değil, bir ilişkide tekrarlanan etkileşim kalıplarını anlatan bir metafordur. that they're unconsciously playing ilgi cümleciği, insanların bu kalıplara fark etmeden katılabileceğini gösterir. Sonda play tekrarlanır; them ise games sözcüğüne gönderme yapar. Bu yankı düşünceyi farkındalıktan değişime taşır: önce kalıbı tanımak, sonra artık ona katılmayı reddetmek. Bu nedenle refuse to play, eski döngüyle iş birliği yapmayı bırakmak anlamına gelir.

Alıştırma

Bu cümlede game/play sözcüklerinin tekrarı ne işe yarar?

  1. Bilinçsiz bir ilişki kalıbını fark etmeyi, ona katılmayı bırakma seçimine bağlar.
  2. İlgilenen arkadaşların ilişkiyi düzeltmek için aynı kalıba katılması gerektiğini öne sürer.
  3. İnsanların eğlence amaçlı oyunları bırakmadan önce kurallarını öğrenmeleri gerektiğini söyler.
Cevabı göster

Bilinçsiz bir ilişki kalıbını fark etmeyi, ona katılmayı bırakma seçimine bağlar.

Our book,

4:17

Kitabımız,

Sorrows of Love,

4:18

Sorrows of Love (Aşkın Kederleri),

helps us all handle the inevitable sorrows of love.

4:19

aşkın kaçınılmaz kederleriyle başa çıkmamıza yardımcı olur.

If you enjoyed our film,

4:23

Filmimizi beğendiyseniz,

please subscribe to our channel

4:25

lütfen kanalımıza abone olun

and click the bell icon to turn on notifications.

4:26

ve bildirimleri açmak için zil simgesine tıklayın.