Hatalarınızın üstesinden nasıl gelirsiniz?: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Sonuçları yönlendirilmiş bir dil öğrenme deneyi, kişilerin başlangıçta başarılı ya da başarısız olarak konumlandırılmasının sonraki gerçek performansı etkileyebildiğini gösteriyor. Video; özgüvene yönelik tehdidin hatalardan öğrenmeyi neden zorlaştırdığını, başlangıç ve ileri düzey öğrencilerin geri bildirime neden farklı tepki verdiğini ve başarısızlıklara takılmak yerine işe yarayan davranışları geliştirmenin niçin daha faydalı olabileceğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. playing for real. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: for real ifadesinin gerçek bir sınavı veya rekabeti, canlandırılmış ya da sonucu yönlendirilmiş bir durumdan ayırdığını anlayın; eylemlerin, sonuçların veya doğacak etkilerin artık gerçekten geçerli olduğunu belirtirken kullanın. 2. Having just started out, — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Cümle başındaki perfect participle yapısının yakın geçmişteki bir durumu özetleyip devamındaki düşüncenin nedeni olarak sunduğunu fark edin; bir etkinliğe yeni başlamanın tercihleri veya motivasyonu nasıl etkilediğini açıklamak için bu kalıptan yararlanın. 3. building on what you're doing right — Phrasal Verbs: build on ifadesini sıfırdan başlamak yerine etkili alışkanlıkları, güçlü yönleri veya önceki başarıları temel alıp ilerletmek için kullanın; özellikle başarıların gelecekteki gelişime nasıl daha açık bir yön verdiğini anlatın.
Bu derste
over 400 participants were enlisted to learn a mysterious invented language. Kelime
0:09400'den fazla katılımcı gizemli, icat edilmiş bir dili öğrenmeleri için görevlendirildi.
In a 2019 study: bilgiyi araştırma kanıtı olarak çerçevelemek
“In a 2019 study” yalnızca bir olayı 2019 yılına yerleştirmez. Cümlenin başında, ardından gelen ifadeyi belirli bir araştırma hakkındaki bilgi olarak çerçeveler. Bu başlangıç, dinleyicinin konuşanın kişisel görüşü yerine bir araştırma yöntemi, sonucu veya başka bir kanıt beklemesini sağlar. In a [year] study, ... kalıbı, kanıtın kaynağını tanıtmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Bu cümlede “In a 2019 study” ifadesinin bilgiyi düzenleyen temel işlevi nedir?
- Konuşanın kesin tarihten emin olmadığını gösterir.
- Ardından gelen olguları belirli bir araştırmadan gelen bilgiler olarak çerçeveler.
- Araştırmanın bütün yıl sürdüğünü söyler.
Cevabı göster
Ardından gelen olguları belirli bir araştırmadan gelen bilgiler olarak çerçeveler.
were enlisted to learn: bir görev için çalışmaya alınmak
Burada “were enlisted to learn”, katılımcıların öğrenme görevini üstlenmek üzere çalışmaya alındığı anlamına gelir. Askere yazıldıkları anlamına gelmez. Edilgen yapı were enlisted, katılımcıları eylemden etkilenen konuma getirir. To mastarı to learn ise hangi amaç veya görev için çalışmaya alındıklarını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi enlist fiilinin geçmiş zaman edilgen biçimi ve ardından to kullanarak tamamlayın: For the community project, several volunteers ____ clean the river.
Cevabı göster
were enlisted to
Individuals were asked about three pairs of runes.
0:15Bireylere üç çift rün hakkında sorular soruldu.
For example, which of these two characters represents an animal? Notlar
0:19Örneğin, bu iki karakterden hangisi bir hayvanı temsil ediyor?
Belirli bir örnek sunmak için For example,
"For example", genel bir fikir veya açıklamadan sonra belirli bir örneğin geleceğini bildirir. Bu söylem belirteci genel noktayı anlamayı kolaylaştırır; burada sonraki soruyu sürecin bir örneği olarak sunar. Bilgiyi düzenler; sorunun neyi sorduğunun bir parçası değildir. Bu ifadeyi gördüğünde veya duyduğunda, az önce belirtilen genel noktayı açıklayan somut bir örnek bekleyebilirsin.
Alıştırma
Bir sonraki cümlenin genel bir ifadeye ait belirli bir örnek verdiğini en iyi hangi ifade gösterir?
- In conclusion,
- For example,
- On the other hand,
Cevabı göster
For example,
Bir öğeyi seçmek için which of these two ...
"which of these two + çoğul isim" kalıbı “bu ikisinden hangisi?” anlamına gelir ve cevabı bilinen bir çiftin tek bir üyesiyle sınırlar. Buradaki "characters", bir hikâyedeki kişiler değil, yazılı semboller anlamındadır. Bu soruda "which" tek bir sembolü temsil eder ve "represents" fiilinin öznesidir; bu nedenle fiil tekildir. Aynı kalıp, açıkça belirlenmiş herhangi bir çift için kullanılabilir.
Alıştırma
Gösterilen iki anahtardan birini seçmeyi doğru biçimde isteyen cümle hangisidir?
- Which of these two keys opens the storage room?
- Which of these two keys open the storage room?
- What of these two keys opens the storage room?
Cevabı göster
Which of these two keys opens the storage room?
they were asked about the same rune pairs with questions flipped. Kelime
0:25onlara aynı rün çiftleri hakkında ters sorular soruldu.
with questions flipped: sorunun yönünü tersine çevirmek
Bu cümlede flipped, “tersine çevrilmiş” veya “zıt yöne döndürülmüş” anlamına gelir. Aynı rün çiftleri kullanılmış, ancak soru karşıt kategoriyi soracak şekilde değiştirilmiştir. Soruların fiziksel olarak ters çevrildiği anlamına gelmez. Yapı with + isim + geçmiş zaman ortacı biçimindedir: with questions flipped. Ana olaya eşlik eden sonuç durumunu ekler. Questions, flip eyleminden etkilenen ögedir; bu nedenle flipped soruların nasıl değiştirildiğini anlatır.
Alıştırma
Aynı iki ögenin ters sırayla yeniden göründüğünü doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The same two items appeared again, but with the order flipping.
- The same two items appeared again, but with the order to flip.
- The same two items appeared again, but with the order flipped.
Cevabı göster
The same two items appeared again, but with the order flipped.
As in, which of these two runes represents a non-living object? Anlatım akışı
0:29Şöyle ki, bu iki ründen hangisi cansız bir nesneyi temsil ediyor?
As in,: belirli bir açıklama sunmak
Bu cümlenin başındaki As in, hemen önce söylenen şeyi somut biçimde yeniden ifade eder. Konuşmacı soruların “tersine çevrildiğini” söyledikten sonra bunun tam olarak ne anlama geldiğini gerçek bir soruyla gösterir. Burada As in, “yani” veya “daha açık söylemek gerekirse” gibi çalışır; as + in sözcüklerinin bir yere gönderme yapan gerçek anlamlı birleşimi değildir. Dinleyiciye sırada bir açıklama olduğunu bildirir.
Alıştırma
Cümle başındaki As in burada dinleyiciye ne anlatır?
- Konuşmacı ilgisiz bir konuya geçmektedir.
- Konuşmacı önceki fikri somut bir ifadeyle açıklamak üzeredir.
- Konuşmacı iki fiziksel yeri karşılaştırmaktadır.
Cevabı göster
Konuşmacı önceki fikri somut bir ifadeyle açıklamak üzeredir.
had a secret: açıklamadan önce kullanılan anlatı kancası
Burada had a secret, henüz açıklanmamış bir kuralı oyun bir şey saklıyormuş gibi sunar. Oyun gerçekten özel bir bilgiye sahip değildir. Bu bir anlatı kancasıdır: açıklama önemli bilgi verilmeden hemen önce durur, merak yaratır ve temel mekanizmanın ya da sürpriz gelişmenin birazdan açıklanacağını bildirir. Bilgilendirici videolarda bu tür hikâyeleştirilmiş bir cümle açıklamayı düzenler ve dikkati canlı tutar.
Alıştırma
Burada this game had a secret ifadesinin temel söylem işlevi nedir?
- Bütün kuralların zaten açıklandığını doğrular.
- Oyunun, oyuncular hakkındaki özel bilgileri bildiğini söyler.
- Merak yaratır ve henüz açıklanmamış bir kuralın birazdan geleceğini bildirir.
Cevabı göster
Merak yaratır ve henüz açıklanmamış bir kuralın birazdan geleceğini bildirir.
The subjects answers in round one determined the runes meanings in round two. Kelime
0:37Deneklerin birinci turdaki cevapları rünlerin ikinci turdaki anlamlarını belirliyordu.
determined ... meanings: sonucu belirlemek
Bu cümlede determined, sonucu kararlaştırdı veya belirledi anlamındadır. Birinci turdaki cevaplar, sembollerin ikinci turda belirli anlamlara sahip olmasına neden oldu; önceden var olan anlamları ortaya çıkarmadı. Yararlı bir kalıp X determines Y şeklindedir: X, Y'nin ne olacağını kontrol eden etkendir. Determine ayrıca bilinmeyen bir şeyi saptamak anlamına da gelebilir. Bu nedenle anlamı seçerken yalnızca fiile değil, neden-sonuç ilişkisine bakın.
Alıştırma
Hangi cümlede determined, altyazıdakiyle aynı neden-sonuç anlamında kullanılmıştır?
- The inspector determined why the alarm failed.
- The doctor determined whether the injury was serious.
- The first vote determined the speaking order.
Cevabı göster
The first vote determined the speaking order.
participants either had all their answers marked as correct, Dilbilgisi
0:44katılımcıların tüm cevapları doğru olarak işaretlendi,
had all their answers marked: have + nesne + fiilin üçüncü hâli
Had all their answers marked as correct, have + nesne + fiilin üçüncü hâli kalıbını izler. all their answers eylemden etkilenen nesne öbeğidir, marked fiilin üçüncü hâlidir ve as correct verilen etiketi belirtir. Burada had, sahipti anlamına gelmez ve işaretlemeyi katılımcıların yaptığı söylenmez. Bu kalıp eylemi yapan kişiyi belirtmeden cevapların aldığı sonuca odaklanır. Başka bağlamlarda aynı kalıp, had the car repaired örneğinde olduğu gibi öznenin eylemi ayarladığını da gösterebilir.
Alıştırma
Hangi cümle Maria'nın davetiyeleri başka birine bastırdığını ifade eder?
- Maria printed the invitations.
- Maria had printed the invitations.
- Maria had the invitations printed.
Cevabı göster
Maria had the invitations printed.
no matter what, or they were forced to fail every question. Notlar
0:48ne olursa olsun, ya da her soruda başarısız olmaya zorlandılar.
either ... or ...: iki seçeneği eşleştirme
Either ilk seçeneği, or ise ikinci seçeneği başlatır. Bu cümlede katılımcılar birbirini dışlayan iki uygulamadan birine tabi tutuldu: ya tüm cevapları doğru olarak işaretlendi ya da her soruda başarısız olmaya zorlandılar. Uzun cümlelerde either ve or sözcüklerini birbiriyle eşleşen iki işaret gibi düşünün. Her birini ilgili seçeneğin başladığı yere koyun. İki bölümün sözcük sayısının aynı olması gerekmez, ancak aralarındaki dil bilgisel ilişki açık olmalıdır.
Alıştırma
İki seçeneği belirten eşleşmiş yapıyı tamamlayın: ____ we submit the project tonight, ____ we ask for an extension.
Cevabı göster
Either · or
no matter what: koşullar değişse de değişmeyen sonuç
Bu bağlamda no matter what, katılımcıların gerçekte ne cevap verdiğinin önemli olmadığı anlamına gelir. Cevapları değişebilirdi, ancak cevapların doğru sayılması şeklinde belirlenen sonuç değişmiyordu. Bu ifade ödünleme anlamı verir: durum değişse bile ana sonuç aynı kalır. Olası koşullar zaten açıksa tek başına kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi no ile başlayan ve ‘ne olursa olsun’ anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We will keep helping each other ____.
Cevabı göster
no matter what
were forced to fail: dışarıdan dayatılan başarısızlık
Were forced to fail, force someone to do something yapısının geçmiş zamanda edilgen biçimidir. Baskıya maruz kalan kişiler özne olur; to fail ise onlara dayatılan sonucu belirtir. Burada sonucu deneyin düzeni kontrol ediyordu. Katılımcılar başarısız olmayı seçmedi ve ifade, onların yeteneksiz olduğunu da söylemiyor.
Alıştırma
Cümleyi force fiilinin geçmiş zaman edilgen biçiminden sonra fail kullanarak tamamlayın: Under the rigged scoring system, the contestants ____ the test even though every answer was correct.
Cevabı göster
were forced to fail
every participant had the same amount of information.
0:54her katılımcının aynı miktarda bilgiye sahip olduğu anlamına geliyordu.
This meant that: önceki bir durumu sonucuna bağlamak
This, daha önce anlatılan durumun ya da düzenlemenin tamamına gönderme yapar; tek bir isme gönderme yapmaz. Meant that, ardından gelen yan cümlenin bu durumdan çıkarılan sonucu ya da varılan yargıyı verdiğini gösterir. Bu kalıp bilgiyi şu sırayla düzenler: önceki gerçekler veya düzenleme → bunların ortaya çıkardığı sonuç. Burada, ara verildiğinde herkesin aynı miktarda bilgiye sahip olduğu sonucunu sunar.
Alıştırma
This meant that bu cümlede hangi işlevi görüyor?
- Yalnızca daha önce sözü edilen bir katılımcıyı gösterir.
- Ardından gelen sonucun önceki bilgilerle ilgisiz olduğunu söyler.
- Önceki durumun tamamına gönderme yapar ve bunun sonucunu sunar.
Cevabı göster
Önceki durumun tamamına gönderme yapar ve bunun sonucunu sunar.
And in round two, they were playing for real. Deyimler
0:57Ve ikinci turda, gerçek anlamda oynuyorlardı.
playing for real: alıştırma veya canlandırmadan gerçek tura geçmek
Bu cümlede playing for real, ikinci turun gerçek aşama olduğu anlamına gelir: sonuç bir alıştırma ya da önceden ayarlanmış bir sonuç değildi; katılımcıların gerçekten yaptıkları artık sonucu belirliyordu. İfade, ‘gerçeklik uğruna oynamak’ anlamına gelmez. For real, bir şeyin gerçek veya ciddi olduğunu belirten kalıplaşmış ve gündelik bir ifadedir. Play ile birlikte kullanıldığında çoğu zaman prova ya da canlandırmadan gerçekten önemli olan aşamaya geçildiğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle alıştırmanın bittiğini ve oyunun artık gerçekten geçerli olduğunu söylüyor?
- The warm-up is over, and now we're playing for real.
- The warm-up is over, but we're still pretending to play.
- The warm-up is over, and now we're really enjoying the game.
Cevabı göster
The warm-up is over, and now we're playing for real.
despite this even playing field: adil koşulların ardından gelen karşıtlık
Tam ifade despite this even playing field şeklindedir. An even playing field, insanların aynı kurallara, bilgilere, kaynaklara veya fırsatlara sahip olduğu bir durumu anlatan spor kökenli bir benzetmedir. Burada herkes aynı bilgiye sahipti; gerçek bir sahadan söz edilmiyor. Despite, ardından gelen sonucu şaşırtıcı gösteren bir gerçeği tanıtır. Burada ardından this even playing field isim öbeği gelir. Böylece cümle, koşulların adil olduğunu fakat sonuçların bu adaletin doğuracağı beklentiye uymadığını belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede despite ve an even playing field benzetmesi doğru kullanılmıştır?
- Despite the teams had an even playing field, one team quickly gained an advantage.
- Despite the even playing field, one team quickly gained an advantage.
- Despite of the even playing field, one team quickly gained an advantage.
Cevabı göster
Despite the even playing field, one team quickly gained an advantage.
the successful participants from round one rose to the top of the ranks. Deyimler
1:03birinci turda başarılı olan katılımcılar sıralamanın en üstüne yükseldiler.
rose to the top of the ranks: lider bir konuma yükselmek
Rose, rise fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Rose to the top of the ranks ifadesinde yukarı doğru hareket, sıralanmış bir gruptaki konumun iyileşmesini anlatan bir benzetmedir. İfade, katılımcıların performansları sayesinde ön sıralara çıktığını belirtir. The ranks, fiziksel bir yeri değil, sıralanmış konumlar veya düzeyler bütününü ifade eder. Böylece başarı, rekabet veya değerlendirme sistemi içinde yukarı çıkmak şeklinde anlatılır.
Alıştırma
Hangi cümlede rose to the top of the ranks ifadesi birinin önde gelen bir performans sergileyen kişi olduğunu anlatmak için doğal biçimde kullanılmıştır?
- After several promotions, Lina rose through the ranks but remained a middle manager.
- Lina rose from her chair and put the ranking sheet on the top shelf.
- After several excellent scores, Lina rose to the top of the ranks.
Cevabı göster
After several excellent scores, Lina rose to the top of the ranks.
While those cast as failures kept, well, failing. Notlar
1:08Başarısız olarak nitelendirilenler ise, şey, başarısız olmaya devam ettiler.
cast as failures: dışarıdan verilen bir rol veya etiket
cast as failures ifadesindeki cast, cast someone as something kalıbının geçmiş zaman ortacıdır. Bu kalıp, birini belirli bir role veya kimliğe atamak, o şekilde göstermek ya da konumlandırmak anlamına gelir. İfadenin tamamı those sözcüğünü niteler; dolayısıyla those cast as failures, “başarısız rolüne yerleştirilen kişiler” demektir. Burada bu rolü onlara deney düzeni vermiştir. Etiket dışarıdan gelir; bu ifade, başarısız olmanın onların doğal veya kalıcı kimliği olduğunu söylemez.
Alıştırma
Hangi cümlede cast ... as, birinin belirli bir rolde gösterilmesi veya konumlandırılması anlamında kullanılmıştır?
- The report cast as the new employee every problem.
- The report cast the new employee as the source of every problem.
- The actor cast the report across the room.
Cevabı göster
The report cast the new employee as the source of every problem.
kept, well, failing: tereddüt bildiren ara söz well
Temel yapı keep + -ing şeklindedir: kept failing, başarısız olmaya devam ettikleri anlamına gelir. Buradaki well, duraklamalarla ayrılan bir ara söz niteliğinde söylem belirtecidir. “İyi bir şekilde” anlamına gelmez. Doğrudan söylenen failing sözcüğünü biraz geciktirir ve cevap açık olduğu hâlde söylemek zor geliyormuş gibi tereddütlü, kabullenmiş veya hafif alaycı bir tutum ekler.
Alıştırma
Bu cümleye eklenen well ne işlev görür?
- Bir duraklama belirtir ve failing öncesine tereddütlü, kabullenmiş bir tutum ekler.
- Başarısız olmaya devam ederken sağlık durumlarını anlatır.
- Başarısız olma eylemini ustalıkla yaptıklarını söyler.
Cevabı göster
Bir duraklama belirtir ve failing öncesine tereddütlü, kabullenmiş bir tutum ekler.
People often describe failure as a teachable moment, Notlar
1:13İnsanlar genellikle başarısızlığı öğretici bir an,
describe X as Y: X'i Y olarak tanımlamak
describe X as Y kalıbı, X'i Y olarak sunmak veya nitelemek demektir. X, describe fiilinden sonra gelen nesnedir; as sonrasındaki Y ise X'e verilen etiketi, niteliği ya da yorumu belirtir. Burada failure X, a teachable moment ise Y'dir. Cümle, başarısızlığı ele almanın yaygın bir yolunu aktarır; bu yapı, konuşanın bu görüşe katıldığını tek başına göstermez.
Alıştırma
describe X as Y kalıbını oluşturmak için eksik kelimeyi yazın: The coach described the loss ____ a useful lesson.
Cevabı göster
as
teachable moment: öğrenme fırsatı
Teachable moment, bir olayın veya durumun öğrenmek, düşünmek ya da rehberlik almak için iyi bir fırsat oluşturmasıdır. Bu fırsat çoğu zaman bir hata, sorun veya sorudan sonra ortaya çıkar. Buradaki teachable, durumun içindeki öğrenme fırsatını anlatır. Kelime kelime düşünüldüğünde birinin ders verebildiği planlanmış bir zaman anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede teachable moment doğal biçimde kullanılmıştır?
- We bought a teachable moment from the school supply store.
- The mistake became a teachable moment about checking our work.
- The classroom clock was a teachable moment because it showed three o'clock.
Cevabı göster
The mistake became a teachable moment about checking our work.
a necessary stumble on our way to improvement. Deyimler
1:17gelişim yolumuzda gerekli bir tökezleme olarak tanımlarlar.
a necessary stumble on our way to improvement ifadesindeki yolculuk metaforu
Burada stumble, yürürken gerçekten tökezlemek değil, bir hata ya da aksilik anlamına gelir. Bunun necessary diye nitelenmesi, aksiliği öğrenmenin beklenen ve belki de yararlı bir parçası olarak sunar. on our way to improvement ifadesi bir yolculuk metaforu kullanır: improvement bir varış noktası gibi düşünülür, zor deneyim de oraya ulaşma yolundaki bir adım olarak görülür.
Alıştırma
Burada a necessary stumble on our way to improvement ne anlama geliyor?
- İlerlemeye yardımcı olabilecek bir aksilik
- Yeni bir yere giderken gerçekten düşmek
- İlerlemeyi engellemek için bilerek yapılan bir hata
Cevabı göster
İlerlemeye yardımcı olabilecek bir aksilik
But learning from our mistakes isn't always easy, Kalıp ifadeler
1:20Ancak hatalarımızdan ders çıkarmak her zaman kolay değildir,
learning from our mistakes: hataları ders olarak kullanmak
Learning from our mistakes, yanlış giden bir durumdan ders çıkarıp daha sonra daha iyi bir seçim yapmak demektir. Bu yapıda from, bir yerden uzaklaşmayı değil, dersin kaynağını gösterir. Yaygın yapı learn from + kişi, deneyim veya hata biçimindedir. Burada learning from our mistakes, isn't always easy ifadesinin öznesi olan bir -ing grubudur.
Alıştırma
“Kendi hatalarımızdan ders çıkarmak” anlamındaki dört sözcüklü hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: We can ____ and make a better plan next time.
Cevabı göster
learn from our mistakes
overwhelming, or just downright confusing. Kelime
1:26bunaltıcı veya tamamen kafa karıştırıcı olduğunda.
just downright confusing: güçlü ve doğrudan vurgu
just downright confusing ifadesinde downright, confusing sıfatını güçlendiren bir zarftır. Tamamen veya kesinlikle anlamı verirken güçlü ve doğrudan bir yargı da gösterir: Bu başarısızlıkları anlamak gerçekten zordur. Just, bu tepkiyi daha da vurgular. Burada downright yön bildiren bir sözcük değildir; ifade, very confusing sözünden daha güçlüdür ve konuşanın değerlendirmesini daha açık biçimde gösterir.
Alıştırma
Bir değerlendirme yazarı güçlü ve açıkça olumsuz bir yargı belirtmek istiyor. Hangi cümle bu tona en uygundur?
- The instructions were slightly confusing.
- The instructions were potentially confusing.
- The instructions were downright confusing.
Cevabı göster
The instructions were downright confusing.
So, what exactly prevents us from turning our mistakes into mastery? Notlar
1:29Peki, hatalarımızı ustalığa dönüştürmemizi tam olarak ne engelliyor?
what exactly prevents us...?: ana soruyu ortaya koymak
Bu soru yalnızca bilgi istemez. So, soruyu az önce anlatılan güçlüğe bağlar; what exactly ise bu gözlemi açıklamanın ele alacağı ana probleme dönüştürür. Exactly, hatalardan ustalığa geçişi engelleyen belirli etkeni veya etkenleri sorar. Açıklayıcı bir konuşmada böyle bir soru, bir sonraki bölümün neyi açıklayacağını bildirerek dinleyiciyi yönlendirir.
Alıştırma
Bu açıklamada vurgulanan sorunun temel işlevi nedir?
- Bir sonraki bölümün açıklayacağı ana soruyu ortaya koyar.
- Ardından ne geleceğini göstermeden konuyu kapatır.
- Dinleyicilerden yaptıkları her hatayı listelemelerini ister.
Cevabı göster
Bir sonraki bölümün açıklayacağı ana soruyu ortaya koyar.
from turning our mistakes into mastery: turn X into Y yapısı
Turn X into Y, X’i değiştirerek Y hâline getirmek demektir. Burada our mistakes X’in, mastery ise Y’nin yerindedir: anlatılmak istenen, öğrenmenin hataları ustalığa dönüştürebilmesidir. Tam cümlede from, prevent someone from doing something yapısının bir parçasıdır. Turn, from edatından sonra geldiği için turning biçimini alır.
Alıştırma
turn X into Y yapısındaki eksik kelimeyle cümleyi tamamlayın: Careful planning can turn a small idea ____ a successful event.
Cevabı göster
into
Perhaps the most obvious hurdle to learning from failure is how painful it can be. Deyimler
1:35Başarısızlıktan ders çıkarmanın önündeki en belirgin engel muhtemelen ne kadar acı verici olabileceğidir.
most obvious hurdle to learning from failure: hurdle to + V-ing
Hurdle, sözcük anlamıyla koşucuların üzerinden atladığı engeldir. Burada ilerlemeyi durduran bir güçlüğün mecazıdır; dolayısıyla ifade, başarısızlıktan öğrenmenin önündeki en belirgin engeli anlatır. hurdle to + isim veya V-ing yapısında to bir edattır. Bu nedenle ardından learn değil, learning gelir.
Alıştırma
Cümleyi finish fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Limited time is a major hurdle to ____ the project by Friday.
Cevabı göster
finishing
People generally want to think of themselves as capable and competent, Dilbilgisi
1:41İnsanlar genel olarak kendilerini yetenekli ve yetkin olarak düşünmek isterler,
think of themselves as capable and competent: think of X as Y yapısı
Think of X as Y, “X'i Y olarak görmek veya değerlendirmek” demektir. Burada themselves, people sözcüğüne gönderme yapar; capable and competent ise insanların kendilerinde bulunduğuna inanmak istedikleri olumlu özellikleri belirtir. as bölümü, X'e bağlanan kimliği, rolü veya değerlendirmeyi verir. as olmadan think of çoğu zaman “hatırlamak” veya “akla getirmek” anlamına gelir; bu nedenle öz değerlendirme anlamını oluşturan yapının tamamıdır.
Alıştırma
think of X as Y yapısını ve doğru dönüşlü zamiri kullanarak cümleyi tamamlayın: Leo ____ a patient teacher.
Cevabı göster
thinks of himself as
and experiencing failure threatens that self-image. Kelime
1:45ve başarısızlık yaşamak bu öz imajı tehdit eder.
threatens that self-image: threaten fiilinin soyut anlamı
Burada threatens, “bir şeyi zayıflama veya zarar görme riskiyle karşı karşıya bırakır” anlamındadır. Başarısızlık yaşamak, kişinin yetenekli olduğu inancıyla çatışıp olumlu öz imajını sarsabilir; burada birinin sözlü tehditte bulunması söz konusu değildir. That self-image, kişinin kendisini yetenekli ve yeterli biri olarak görmesine gönderme yapar. confidence, stability ve progress gibi soyut isimler de threaten fiilinin nesnesi olabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede threaten, threatens that self-image ifadesindekiyle aynı soyut anlamda kullanılmıştır?
- Dark clouds threatened rain before sunset.
- The robber threatened the cashier with a knife.
- A sudden budget cut could threaten the project's future.
Cevabı göster
A sudden budget cut could threaten the project's future.
In a survey following a replication of the rune study, Kelime
1:49Rün çalışmasının bir kopyasını takiben yapılan bir ankette,
a replication of the rune study: sonucu kontrol etmek için araştırmayı tekrarlamak
Araştırma bağlamında replication, önceki bir çalışmanın ya da deneyin sonucunun yeniden elde edilip edilemeyeceğini kontrol etmek için tekrar yürütülmesidir. Burada a replication of the rune study, rün öğrenme çalışmasının yeniden yapıldığı anlamına gelir. Bu, bir dosyanın, özgün verilerin ya da yazılı raporun kopyalanması demek değildir. Temel fikir, araştırma sürecini tekrarlamak ve yeni sonucu önceki sonuçla karşılaştırmaktır.
Alıştırma
Araştırma bağlamında hangi eylem bir replication örneğidir?
- Bir araştırmacı veri dosyasının fazladan bir kopyasını kaydeder.
- Bir araştırma ekibi, sonucun yeniden ortaya çıkıp çıkmadığını görmek için deneyi tekrar yürütür.
- Bir editör araştırma raporunu yeniden basar.
Cevabı göster
Bir araştırma ekibi, sonucun yeniden ortaya çıkıp çıkmadığını görmek için deneyi tekrar yürütür.
participants in the failure group indicated much lower levels of self-confidence after participating. Kalıp ifadeler
1:52başarısızlık grubundaki katılımcılar, katıldıktan sonra özgüven seviyelerinin çok daha düşük olduğunu belirttiler.
indicated much lower levels of self-confidence: ölçülmüş bir farkı bildirmek
Burada indicated, katılımcıların yanıtlarının veya ölçümlerin bir durumu “gösterdiği” ya da “ortaya koyduğu” anlamına gelir; bir şeyi parmakla işaret ettikleri anlamına gelmez. Levels of self-confidence, öz güveni ölçülebilen ve karşılaştırılabilen bir derece olarak ele alır. Much, lower karşılaştırmasını güçlendirir; bu nedenle much lower levels, “büyük ölçüde daha düşük düzeyler” demektir. İfadenin tamamı, öz güvendeki ölçülmüş belirgin bir farkı resmî biçimde bildirir.
Alıştırma
Notta verilen tam raporlama kalıbıyla resmî araştırma cümlesini tamamlayın: The follow-up survey ____ stress than the first survey.
Cevabı göster
indicated much lower levels of
It's tempting to dismiss this pain as a temporary setback, Notlar
1:59Bu acıyı geçici bir gerileme olarak görmezden gelmek cazip gelebilir,
It's tempting to...: çekici görünen bir ilk tepkiyi sunmak
It's tempting to + fiilin yalın hâli, kolay, çekici veya kabul edilmesi doğal görünen bir eylemi ya da yargıyı sunar. Burada acıyı önemsiz saymak, doğru sonuç veya gerçek anlamda bir ayartma olarak değil, anlaşılabilir bir ilk tepki olarak sunuluyor. Yazarlar bu kalıbı çoğunlukla but, however ya da başka bir düzeltmeden önce kullanır. Böylece basit bir görüşün neden çekici geldiğini kabul edip daha dikkatli bir savunmaya geçebilirler.
Alıştırma
“It's tempting to skip the safety check, but that could cause serious problems” ne anlama gelir?
- Birisi kontrolü atlamak için ödül teklif ediyor.
- Kontrolü atlamak çekici bir ilk tepkidir, ancak konuşan buna karşı uyarıda bulunuyor.
- Konuşan kontrolü atlamayı kesin biçimde öneriyor.
Cevabı göster
Kontrolü atlamak çekici bir ilk tepkidir, ancak konuşan buna karşı uyarıda bulunuyor.
dismiss X as Y: X'i Y diye etiketleyerek reddetmek
dismiss X as Y yapısında X reddedilen düşünce, uyarı, duygu veya sorundur; Y ise bu reddi gerekçelendirmek için kullanılan etikettir. Dismiss, X'in ciddi biçimde ele alınmaya değmediği yargısını ekler; yalnızca sınıflandırmak veya betimlemekten fazlasını yapar. Bu cümlede acı, “geçici bir aksilik” düzeyine indirgenir; bu yüzden önemi küçümsenebilir. Buradaki dismiss, “birini işten çıkarmak” veya “birini göndermek” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle dismiss X as Y yapısını kullanarak bir şeyin ciddi ilgiyi hak etmediği için reddedildiğini gösterir?
- The editor described the report as detailed.
- The editor regarded the report as useful.
- The editor dismissed the report as unreliable.
Cevabı göster
The editor dismissed the report as unreliable.
but some studies have found that when people feel demoralized or incompetent, Anlatım akışı
2:03ancak bazı araştırmalar, insanlar morali bozuk veya yetersiz hissettiklerinde,
their brains often stop processing new information. Kalıp ifadeler
2:07beyinlerinin genellikle yeni bilgileri işlemeyi durdurduğunu bulmuştur.
some studies have found that: sınırlı araştırma kanıtı sunmak
Some studies have found that, bir sonucu araştırmalardan gelen kanıt olarak sunar. Burada found, kayıp bir nesneyi bulmak değil, araştırma yoluyla keşfetmek anlamındadır. That ile başlayan yan cümle, çalışmaların neyi ortaya çıkardığını belirtir. Some, iddiayı mevcut araştırmaların bir bölümüyle sınırlar; have found ise önceki bulguları güncel tartışmaya bağlar. Böylece bütün çalışmaların aynı fikirde olduğu ileri sürülmeden bir görüş araştırmayla desteklenir.
Alıştırma
Hangi cümle bir araştırma bulgusunu sunarken kanıtın kapsamını dikkatle sınırlar?
- All studies have proven that short breaks always improve concentration.
- I found my concentration after a short break.
- Some studies have found that short breaks can improve concentration.
Cevabı göster
Some studies have found that short breaks can improve concentration.
stop processing new information: süren bir zihinsel faaliyeti sona erdirmek
Bu cümlede process information, bilgiyi almak, anlamak ve zihinsel olarak işlemek anlamına gelir. Stop processing new information, beynin bu zihinsel faaliyeti artık sürdürmemesi demektir; process burada evrak veya idari işlem yapmak anlamında değildir. Stop + fiilin -ing biçimi, sürmekte olan bir faaliyeti sona erdirmek anlamına gelir. Burada processing, sona eren faaliyetin adıdır.
Alıştırma
Hangi cümle bilgisayarın gelen verileri artık analiz etmeyi sürdürmediği anlamına gelir?
- The computer stopped and processed the incoming data.
- The computer stopped to process the incoming data.
- The computer stopped processing the incoming data.
Cevabı göster
The computer stopped processing the incoming data.
it can undermine your ability to learn. Kelime
2:15öğrenme yeteneğinizi zayıflatabileceğini göstermektedir.
This suggests that: kanıttan çıkarım yapma
This suggests that... önceki kanıtı bir çıkarıma bağlar. Buradaki This, hemen önce belirtilen araştırma bulgusuna gönderme yapar; that ile başlayan yan cümle ise bu kanıtın ne anlama gelebileceğini açıklar. Burada suggests, “gösterir” ya da “bu görüşü destekler” anlamındadır; “önerir” anlamında değildir. Sonucu tamamen kanıtlanmış bir gerçek olarak değil, makul bir çıkarım olarak sunar.
Alıştırma
Bu cümlede This suggests that... ne anlatıyor?
- Önceki kanıtın desteklediği ancak tamamen kanıtlamadığı bir sonucu sunar.
- Dinleyiciye ne yapması gerektiği konusunda doğrudan tavsiye verir.
- Sonucun hiçbir şüpheye yer bırakmayacak kadar kesin olduğunu söyler.
Cevabı göster
Önceki kanıtın desteklediği ancak tamamen kanıtlamadığı bir sonucu sunar.
if ... is large enough: derece eşiği belirleme
if yan cümlesi bir derece eşiği belirler: tehdit yeterince yüksek bir seviyeye ulaştığında ana cümlede belirtilen olası etki ortaya çıkabilir. Enough, gerekli dereceyi belirttiği için önemlidir. Tekrar kullanılabilen yapı, if + özne + be + sıfat + enough biçiminden sonra bir ana cümlenin gelmesidir. Enough bir sıfatı nitelediğinde sıfattan sonra gelir: large enough, strong enough, clear enough.
Alıştırma
Cümleyi sıfat + enough yapısıyla tamamla: If the road is wide ____, two buses can pass safely.
Cevabı göster
enough
undermine your ability to learn: öğrenme yeteneğinizi zayıflatmak
Burada undermine, genellikle yavaş veya dolaylı biçimde “bir şeyi zayıflatmak ya da ona zarar vererek daha kötü işlemesine neden olmak” demektir. Bu ifade, bir şeyin öğrenme yeteneğinizi azaltarak öğrenmeyi zorlaştırabileceğini anlatır; toprağın altını kazmak anlamına gelmez. Undermine çoğunlukla confidence, trust, authority veya ability gibi soyut bir nesne alır. Ability to learn ifadesindeki ability to + fiil yapısı, o eylemi yapabilme kapasitesini belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede undermine “soyut bir niteliği zayıflatmak” anlamında kullanılmıştır?
- Repeated criticism can restore a child's confidence.
- Repeated criticism can undermine a child's confidence.
- Repeated criticism can measure a child's confidence.
Cevabı göster
Repeated criticism can undermine a child's confidence.
However, your tolerance for failure also depends on your relationship with the task at hand. Kalıp ifadeler
2:18Ancak, başarısızlığa karşı toleransınız elinizdeki görevle olan ilişkinize de bağlıdır.
your tolerance for failure: başarısızlığa dayanma gücünüz
Your tolerance for failure, başarısız denemeler, hayal kırıklığı veya aksiliklerle karşılaştığınızda pes etmeden bunlarla ne kadar iyi başa çıkabildiğinizi anlatır. Bu ifade psikolojik dayanıklılığı belirtir; tıbbi tolerans ya da başarısızlığı onaylama anlamına gelmez. Tolerance for + isim kalıbı, tolerance for risk veya tolerance for uncertainty örneklerinde olduğu gibi, birinin neye dayanabildiğini belirtir. Düzeyi high, low, greater veya limited sözcükleriyle ifade edilebilir.
Alıştırma
Hangi durum high tolerance for failure örneğidir?
- Maya, kusursuz yapamayabileceği hiçbir şeyi denemek istemez.
- Maya, birkaç deneme işe yaramadıktan sonra da yeni tasarımları test etmeye devam eder.
- Maya, başarısız olan her denemenin zaten bir başarı olduğunu söyler.
Cevabı göster
Maya, birkaç deneme işe yaramadıktan sonra da yeni tasarımları test etmeye devam eder.
depends on your relationship with the task at hand: elinizdeki görevle ilişkinize bağlı olmak
Depend on, bir şeyin başka bir etkenden etkilendiğini veya o etken tarafından belirlendiğini anlatır. Burada sonuç başarısızlığa karşı toleransınızdır; elinizdeki görevle ilişkiniz ise bu sonucu şekillendiren etkenlerden biridir. Also, başka etkenlerin de önemli olabileceğini gösterir. Relationship with the task bir arkadaşlık anlamına gelmez. Göreve ne kadar aşina olduğunuzu, ne kadar emek verdiğinizi veya onunla ne kadar kişisel bağ kurduğunuzu anlatır. Daha genel olarak relationship with, bir kişinin bir etkinlik, konu veya fikirle nasıl ilişki kurduğunu açıklayabilir.
Alıştırma
Cümlede vurgulanan ifade ne anlama geliyor?
- Başarısızlığı kabul etme becerinizin mevcut görevle hiçbir ilgisi yoktur.
- Siz ve mevcut görev, iki insan gibi arkadaşsınız.
- Başarısızlığı kabul etme beceriniz, mevcut göreve ne kadar aşina olduğunuzdan, ne kadar emek verdiğinizden veya onunla ne kadar bağlantı kurduğunuzdan etkilenir.
Cevabı göster
Başarısızlığı kabul etme beceriniz, mevcut göreve ne kadar aşina olduğunuzdan, ne kadar emek verdiğinizden veya onunla ne kadar bağlantı kurduğunuzdan etkilenir.
the task at hand: şu anda ele alınması gereken görev
The task at hand, şimdi ilgilenilmesi gereken görev anlamına gelir. At hand, task sözcüğünden sonra gelerek onu açıklayan bir ifadedir; görevin fiziksel olarak birinin elinde olduğu anlamına gelmez. Aynı yapı the issue at hand ve the matter at hand ifadelerinde de görülür. Dikkati daha sonra ele alınacak bir şey yerine mevcut konuya yöneltir.
Alıştırma
Hangi cümlede at hand, “şu anda dikkat gerektiren” anlamında kullanılmıştır?
- We have extra notebooks on hand for anyone who needs one.
- Let's solve the problem at hand before we discuss next week's plans.
- She held the worksheet in her hand and read it aloud.
Cevabı göster
Let's solve the problem at hand before we discuss next week's plans.
researchers surveyed a group of American students enrolled in introductory and advanced French courses. Kelime
2:25araştırmacılar, başlangıç ve ileri düzey Fransızca kurslarına kayıtlı bir grup Amerikalı öğrenciyle anket yaptı.
enrolled in introductory and advanced French courses: başlangıç ve ileri düzey Fransızca derslerine kayıtlı
be enrolled in a course, bir derse öğrenci olarak resmen kayıtlı olmak demektir. Burada enrolled in introductory and advanced French courses, students sözcüğünü niteler; yapı students who were enrolled in those courses biçiminde açılabilir. Grupta iki ders düzeyinden öğrenciler vardı. Introductory, temel bilgileri öğreten başlangıç düzeyinde bir dersi; advanced ise daha deneyimli öğrenciler için ileri düzey bir dersi anlatır. Buradaki introductory ders düzeyini belirtir, bir tanıtım konuşmasını değil.
Alıştırma
Hangi cümle Ava'nın başlangıç düzeyinde bir kodlama dersini resmî olarak aldığını doğal biçimde ifade eder?
- Ava is enrolled in an introductory coding course.
- Ava is introductory in a coding course.
- Ava is enrolled an introductory coding course.
Cevabı göster
Ava is enrolled in an introductory coding course.
These students completed a questionnaire asking what kind of teacher they preferred, Notlar
2:32Bu öğrenciler, nasıl bir öğretmen tercih ettiklerini soran bir anket doldurdular,
completed a questionnaire: bir anketi doldurup tamamlamak
Bir anket veya araştırmada complete a questionnaire, soruları yanıtlayıp formu tamamlamak demektir. Burada öğrenciler yanıtlayan kişilerdir; bu nedenle completed onların formu doldurma eylemini anlatır. Complete a questionnaire, araştırma raporları ve resmî yönergelerde kullanılan standart ve resmî bir söz öbeğidir. Günlük Amerikan İngilizcesinde fill out a questionnaire da doğaldır.
Alıştırma
Bir araştırma raporunda hangi cümle katılımcıların soruları yanıtlayıp formu tamamladığı anlamına gelir?
- The participants introduced a questionnaire about their study habits.
- The participants designed a questionnaire about their study habits.
- The participants completed a questionnaire about their study habits.
Cevabı göster
The participants completed a questionnaire about their study habits.
what kind of teacher they preferred: gömülü soruda düz cümle söz dizimi
Burada what kind of teacher they preferred, asking fiilinden sonra kullanılan gömülü bir sorudur. Anketin hangi bilgiyi istediğini, yani öğrencilerin nasıl bir öğretmeni tercih ettiğini belirtir. Soru daha büyük bir cümlenin içine yerleştirildiğinde düz cümle söz dizimini kullanır: soru ifadesi + özne + fiil. Buradaki sıra what kind of teacher + they + preferred şeklindedir. did eklenmez ve özneyle fiilin yeri değiştirilmez.
Alıştırma
Hangi cümle soruyu asked fiilinden sonra doğru biçimde gömülü olarak kullanıyor?
- The coach asked what kind of training the players did prefer?
- The coach asked what kind of training did the players prefer.
- The coach asked what kind of training the players preferred.
Cevabı göster
The coach asked what kind of training the players preferred.
one who emphasized their strengths and successes, Dilbilgisi
2:37güçlü yönlerini ve başarılarını vurgulayan birini mi,
or one who highlighted their mistakes and corrected their weaknesses.
2:40yoksa hatalarını vurgulayan ve zayıf yönlerini düzelten birini mi.
one who ... or one who ...: iki paralel seçenek
Bu cümlede her one, bir öğretmen türünün yerini tutar ve her who yan cümlesi o türü açıklar. Yapı, ... yapan bir öğretmen ya da ... yapan bir öğretmen anlamına gelir; bilinen iki belirli kişiyi göstermek zorunda değildir. one who yapısının tekrarlanması iki paralel seçenek oluşturur ve uzun açıklamaların karşılaştırılmasını kolaylaştırır. İki seçenek de aynı kategorideki kişileri belirttiğinde bu yapı ismin tekrarını da önler.
Alıştırma
Hangi seçenek iki gönüllü türünü karşılaştırmak için açık bir paralel yapı kullanıyor?
- We need volunteers because supplies and visitors need attention.
- We need someone who can both organize supplies and greet visitors.
- We need one who can organize supplies or one who can greet visitors.
Cevabı göster
We need one who can organize supplies or one who can greet visitors.
advanced students were more eager for critical feedback. Kalıp ifadeler
2:50ileri düzeydeki öğrencilerin ise eleştirel geri bildirim almaya daha istekli olduğunu gösterdi.
sought positive reinforcement: olumlu pekiştirme aradı
'Sought,' 'seek' fiilinin geçmiş zaman biçimidir; bu nedenle 'sought positive reinforcement,' olumlu pekiştirmenin etkin biçimde arandığı veya istendiği anlamına gelir. Eğitim ve psikolojide 'positive reinforcement'; övgü, ödül veya takdir gibi bir davranışın yeniden gerçekleşme olasılığını artıran olumlu bir tepki ya da sonuçtur. Burada başlangıç seviyesindeki öğrenciler öğrenirken teşvik edilmek istemiştir; 'reinforcement' askerî destek anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi durum olumlu pekiştirmenin en açık örneğidir?
- Bir öğrenci yanıt verdikten sonra öğretmen hiçbir tepki vermez.
- Bir öğrenci her hata yaptığında öğretmen ek ödev verir.
- Bir öğretmen, yeni bir sözcüğü doğru kullanan öğrenciyi överek öğrencinin o sözcüğü yeniden kullanma olasılığını artırır.
Cevabı göster
Bir öğretmen, yeni bir sözcüğü doğru kullanan öğrenciyi överek öğrencinin o sözcüğü yeniden kullanma olasılığını artırır.
eager for critical feedback: eleştirel geri bildirim almaya istekli
'Be eager for + isim,' bir şeyi çok istemek veya onu almayı heyecanla beklemek anlamına gelir. Cümlede 'critical feedback,' 'for' edatından sonra gelen isim öbeğidir; 'more eager' ise ileri seviyedeki grupta isteğin daha güçlü olduğunu gösterir. Burada 'critical feedback,' zayıf yönleri belirleyen ve kişinin gelişmesine yardımcı olan yorumlar anlamına gelir. 'Critical,' yararlı biçimde değerlendiren veya kusurları belirten demektir; 'tehlikeli' ya da 'acil bir durum' anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi doğru 'eager' yapısıyla tamamlayın: Lena wanted comments on her report. She was ____ detailed feedback from her supervisor.
Cevabı göster
eager for
Researchers have theorized a handful of explanations for these results. Kalıp ifadeler
2:55Araştırmacılar bu sonuçlar için bir dizi açıklama teorize etmişlerdir.
a handful of explanations: yaklaşık olarak az sayıda açıklama
a handful of explanations ifadesinde a handful of, “az sayıda” anlamına gelen bir miktar ifadesidir. Araştırmacılar birkaç olası açıklama ileri sürmüştür, ancak bunların sayısı çok değildir. Burada açıklamaların gerçekten bir elde tutulması kastedilmez. Bu ifade genellikle sayılabilen çoğul bir isimden önce gelir ve yaklaşık bir miktar bildirir: a handful of ideas, a handful of people. Kesin bir sayı belirtmez.
Alıştırma
Cümleyi “az sayıda” anlamına gelen hedef ifadeyle tamamlayın: The committee considered ____ practical solutions.
Cevabı göster
a handful of
Having just started out, beginners are still determining if they enjoy learning French, Dilbilgisi
2:59Yeni başlamış olan başlangıç seviyesindekiler, hala Fransızca öğrenmekten hoşlanıp hoşlanmadıklarını,
Having just started out: önceki arka planı ve nedeni belirtmek
Having just started out, yeni başlayanların kısa süre önce başladığını belirtir; burada “daha yeni başladıkları için” şeklinde anlaşılabilir. Bu başlangıcı Fransızca öğrenmekten hoşlanıp hoşlanmadıklarına karar verme eyleminden önceye yerleştirir ve neden hâlâ karar vermekte olduklarını açıklar. Dil bilgisi açısından bu, tamamlanmışlık bildiren bir ortaç yan cümlesidir. having started out ifadesinin örtük öznesi ana cümlenin öznesi olan beginners sözcüğüdür. Burada have “sahip olmak” anlamına gelmez; having + geçmiş zaman ortacı daha önceki bir eylemi belirtir, start out ise “yeni bir etkinliğe, sürece veya aşamaya başlamak” demektir.
Alıştırma
Başlangıçtaki yan cümleyi takıma yeni katılan kişiyle doğru biçimde bağlayan cümle hangisidir?
- Having just joined the team, everyone's name is still new to Maya.
- Having just joining the team, Maya is still learning everyone's name.
- Having just joined the team, Maya is still learning everyone's name.
Cevabı göster
Having just joined the team, Maya is still learning everyone's name.
and if they want to continue studying.
3:03ve çalışmaya devam etmek isteyip istemediklerini belirliyorlar.
determining if ... and if ...: iki dolaylı evet-hayır sorusu
Burada determining if ... ifadesi, “... olup olmadığını anlamaya çalışmak” demektir. Başlangıç düzeyindeki kişiler henüz yanıtları bilmiyor. Her if yan cümlesi determining fiilinin içeriğini verir; bir koşul bildirmez. Paralel iki if yan cümlesi iki ayrı evet-hayır sorusunu belirtir. İkinci yan cümleden önce if'in tekrarlanması paralel yapıyı belirginleştirir. Bu yapıda yan cümleler doğrudan soru dizilişini değil, düz cümle dizilişini kullanır.
Alıştırma
"The team is determining if the design is safe and if it is affordable," cümlesindeki iki if yan cümlesi ne ifade eder?
- Ekibin önceden kanıtladığı iki gerçek
- Ekibin tasarımı kullanacağını garanti eden bir koşul
- Ekibin hâlâ yanıtlamaya çalıştığı iki soru
Cevabı göster
Ekibin hâlâ yanıtlamaya çalıştığı iki soru
So, they might crave praise as a way to stay motivated. Kalıp ifadeler
3:05Bu yüzden, motive kalmanın bir yolu olarak övgüye can atıyor olabilirler.
as a way to stay motivated: bir yöntemi ve amacını belirtme
As a way to + fiilin yalın hâli, bir şeyi hedefe ulaşma yöntemi olarak sunar. Burada övgü, başlangıç düzeyindeki kişilerin motivasyonlarını korumalarına yardımcı olabilecek bir şey olarak görülür. Bu yapıda way gerçek bir “yol” değil, “yöntem” anlamındadır. To ile kurulan mastar, amaçlanan sonucu belirtir: stay motivated.
Alıştırma
Cümleyi “as a way to stay motivated” ifadesinin aynısıyla tamamlayın: Leo studies with friends ____.
Cevabı göster
as a way to stay motivated
On the other hand, the advanced students are already invested, Notlar
3:10Öte yandan, ileri düzeydeki öğrenciler zaten yatırım yapmış durumdalar,
are already invested: kendini vermiş ve sonucu önemsiyor olmak
are already invested ifadesindeki invested, bir şeye zaman, emek, dikkat veya duygu vermiş ve artık sonucun ne olacağını önemseyen kişileri anlatır. Burada ileri düzey öğrenciler öğrenmeye bağlıdır ve gelişmeye devam etmek için isteklidir. Buradaki anlam finansal değildir. Nesne be invested in something yapısıyla belirtilebilir veya buradaki gibi bağlam açık olduğunda söylenmeden bırakılabilir.
Alıştırma
Gönüllülerin para yatırdığını söylemeden, bir projeye zaman ve emek verdiklerini ve projenin başarısını önemsediklerini en iyi gösteren cümle hangisidir?
- The volunteers are deeply invested in the project's success.
- The volunteers invested money in the project.
- The volunteers are curious about the project's success.
Cevabı göster
The volunteers are deeply invested in the project's success.
so they may want to improve their skills as efficiently as possible. Kalıp ifadeler
3:14bu yüzden becerilerini olabildiğince verimli bir şekilde geliştirmek isteyebilirler.
On the other hand: karşıt olan diğer yöne geçmek
On the other hand, bir karşılaştırmanın bir yönünden farklı veya karşıt olan diğer yönüne geçiş yapan bir bağlayıcıdır. Burada tartışmayı başlangıç seviyesindeki öğrencilerin ihtiyaçlarından ileri düzey öğrencilerin farklı ihtiyaçlarına taşır. Bu ifade fikirler arasındaki ilişkiyi düzenler; gerçek bir elden söz etmez. İfadeyi gördüğünüzde, karşılaştırmanın daha önce verilen ilk yönünü arayın.
Alıştırma
En uygun bağlayıcıyı seçin: The city apartment is close to work. ___, the country house has more space.
- For example,
- As a result,
- On the other hand,
Cevabı göster
On the other hand,
as efficiently as possible: mümkün olduğunca verimli bir şekilde
“As efficiently as possible”, durumun izin verdiği en yüksek verimlilikle hareket etmek demektir: hedefe ulaşırken zaman, emek veya kaynak israfını mümkün olduğunca azaltmayı anlatır. İfade, as + adverb + as possible kalıbını izler. Burada efficiently, improve fiilini niteler ve becerilerin nasıl geliştirildiğini gösterir. Her iki as de gereklidir.
Alıştırma
Cümleyi “mümkün olduğunca verimli bir şekilde” anlamına gelen hedef yapıyla tamamlayın: The team organized the files ____.
Cevabı göster
as efficiently as possible
The process of gaining expertise also comes with its fair share of failure, Deyimler
3:17Uzmanlık kazanma süreci de beraberinde payına düşen başarısızlığı getirir,
comes with its fair share of failure: kayda değer miktarda başarısızlığı beraberinde getirmek
“Comes with”, bir şeyin başka bir özellik veya sonucu doğal olarak içermesi ya da beraberinde getirmesi demektir. Cümle, başarısızlığı uzmanlık kazanmanın normal bir parçası olarak sunar. “Its fair share of failure”, kayda değer miktarda başarısızlık anlamına gelir. Bu miktar çoğu zaman istenenden fazladır, ancak kesin bir sayıyı belirtmez. Burada fair share bir deyimdir; başarısızlığın eşit veya adil biçimde paylaştırıldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “doğal olarak kayda değer miktarda içerir” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Running a business ____ difficult decisions.
Cevabı göster
comes with its fair share of
so the advanced students may have built a higher tolerance for making mistakes. Kalıp ifadeler
3:22bu nedenle ileri düzeydeki öğrenciler hata yapmaya karşı daha yüksek bir tolerans geliştirmiş olabilirler.
built a higher tolerance for making mistakes: hataları zamanla daha rahat karşılamak
Burada built, fiziksel bir şey inşa etmek değil, bir beceriyi zamanla geliştirmek anlamına gelir. İleri düzey öğrenciler hata yaptıklarında kolayca moral bozukluğu yaşamadan hatalarını daha iyi kabul eder hâle gelmiş olabilirler. build a higher tolerance for + isim veya -ing biçimi, bir şeyi karşılama ya da ona dayanma kapasitesini artırmayı anlatır. Higher, önceki bir düzeyle veya başka bir grupla karşılaştırma yapar; making mistakes ise daha rahat karşılayabildikleri durumu belirtir.
Alıştırma
Vurgulanan yapıyla cümleyi tamamlayın: After months of rehearsals, Leo had ____ making an occasional mistake onstage.
Cevabı göster
built a higher tolerance for
whether you're an expert or a novice: her iki durumda da aynı sonuç
Whether you're an expert or a novice, “bu iki gruptan hangisine ait olursanız olun” anlamına gelir. Konuşan kişi hem çok deneyimli insanları hem de yeni başlayanları kapsar. Burada whether ... or ... ödünleyici bir çerçeve kurar: ardından gelen ana ifade her iki durumda da geçerlidir. Gerçek bir soru sormaz ve dinleyicinin seçim yapmasını gerektirmez.
Alıştırma
Cümleyi whether ... or ... ile tamamlayın: ____ you're studying alone ____ with friends, take regular breaks.
Cevabı göster
Whether · or
it's usually much more straightforward to learn from your successes than your failures. Dilbilgisi
3:28başarılarınızdan ders çıkarmak başarısızlıklarınızdan ders çıkarmaktan genellikle çok daha basittir.
much more straightforward to ... than ...: iki süreci karşılaştırma
more + adjective + to do A + than + B kalıbı iki eylemi veya kaynağı karşılaştırır. Burada başarılardan ders çıkarmanın, başarısızlıklardan ders çıkarmaya göre daha açık ve daha az karmaşık olduğu söylenir. Straightforward, anlaşılması veya uygulanması kolay bir süreci anlatır; fiziksel olarak düz anlamına gelmez. From edatı hem successes hem de failures için geçerlidir. Tam karşılaştırma learn from your successes ile learn from your failures arasındadır. Much, more straightforward karşılaştırma yapısını güçlendirerek farkın büyük olduğunu belirtir.
Alıştırma
İki öğrenme yöntemini doğru şekilde karşılaştıran cümleyi seçin.
- It is more straightforward to learn from a clear example then from a vague explanation.
- It is straightforward more to learn from a clear example than from a vague explanation.
- It is more straightforward to learn from a clear example than from a vague explanation.
Cevabı göster
It is more straightforward to learn from a clear example than from a vague explanation.
For example, imagine getting your grade back on an exam. Kalıp ifadeler
3:33Örneğin, bir sınavdan notunuzu aldığınızı hayal edin.
getting your grade back: sınav sonucunu almak
Bu sınav bağlamında getting your grade back, sınav değerlendirildikten sonra notunuzu veya sonucu almak anlamına gelir. Ayrıca değerlendirilmiş sınav kâğıdının kendisini geri almayı da ifade edebilir. Get something back, çoğu zaman başka bir kişide bulunan veya işlemden geçirilen bir şeyin size dönmesini anlatır. Burada grade sınav notu veya değerlendirmesi anlamındadır; okul sınıfı anlamında değildir.
Alıştırma
Bu cümlede ne oldu?: Maya got her grade back this morning.
- Okulda önceki bir sınıf düzeyine döndü.
- Sınav için öğretmene bir not verdi.
- Çalışma değerlendirildikten sonra notunu aldı.
Cevabı göster
Çalışma değerlendirildikten sonra notunu aldı.
aced it: son derece iyi performans göstermek
Bu cümlede aced it, “onda son derece iyi bir performans gösterdin” anlamına gelir. it zamiri daha önce sözü edilen sınava gönderme yapar. Burada ace; sınav, mülakat, sunum veya başka bir görevde mükemmel sonuç almak anlamındaki bir fiildir. İskambil destesindeki ası ifade etmez ve yalnızca geçmekten daha güçlü bir anlam taşır.
Alıştırma
Bir arkadaşın “You aced the interview!” diyor. Ne demek istiyor?
- Mülakatı zar zor tamamladın.
- Mülakata geç geldin.
- Mülakatta son derece iyi bir performans gösterdin.
Cevabı göster
Mülakatta son derece iyi bir performans gösterdin.
you could reasonably assume you made good choices around when, what, and how much to study, Dilbilgisi
3:39ne zaman, neye ve ne kadar çalışacağınız konusunda iyi seçimler yaptığınızı mantıklı bir şekilde varsayabilir
around when, what, and how much to study: karar alanlarını çerçevelemek
Burada around, “hakkında” veya “konusunda” anlamına gelir. choices sözcüğünü, bu seçimlerin ilgili olduğu konulara bağlar; fiziksel bir alanı ifade etmez. Bu dizi, birbirine paralel üç karar alanını belirtir. Açık biçimi when to study, what to study, and how much to study şeklindedir; to study sözleri yalnızca sonda belirtilir ancak üç soru sözcüğüyle de anlaşılır.
Alıştırma
“choices around when, what, and how much to study” ifadesinde around ne işe yarar?
- Zamanlama, içerik ve miktarla ilgili karar alanlarını tanıtır.
- Kesin çalışma zamanının yalnızca yaklaşık olduğunu belirtir.
- Daire biçiminde çalışıldığını söyler.
Cevabı göster
Zamanlama, içerik ve miktarla ilgili karar alanlarını tanıtır.
and you can replicate those decisions for the next test. Kelime
3:44ve bir sonraki sınav için bu kararları tekrarlayabilirsiniz.
replicate those decisions: aynı seçimleri yeniden yapmak
Burada replicate those decisions, bir sonraki sınav için aynı seçimleri yeniden yapmak anlamına gelir. Those decisions, işe yarayan önceki çalışma seçimlerini ifade eder; kopyalanacak sınav cevaplarını değil. Replicate, bir yöntemi, stratejiyi, süreci veya sonucu olabildiğince aynı biçimde yeniden oluşturmak anlamına gelebilir. Yalnızca biyoloji veya bilimsel deneylerle sınırlı değildir.
Alıştırma
Bu cümlede “replicate those decisions” ne anlama geliyor?
- Başka bir öğrencinin sınav cevaplarını kopyalamak.
- Önceki seçimlerin hepsini yenileriyle değiştirmek.
- Aynı çalışma seçimlerini yeniden yapmak.
Cevabı göster
Aynı çalışma seçimlerini yeniden yapmak.
it could be for any number of reasons. Kalıp ifadeler
3:49bu herhangi bir sayıda nedenden dolayı olabilir.
for any number of reasons: birçok olası neden
Burada any number of, gerçek anlamda bir sayı değil, “birçok olası” anlamına gelir. İfadenin tamamı nedeni açık bırakır: birçok farklı açıklama mümkün olabilir ve konuşan kişi bunlardan birini belirtmez.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “birçok farklı neden olabileceği için” anlamına gelen beş kelimelik ifadeyle tamamlayın: The delay could happen ____.
Cevabı göster
for any number of reasons
Or maybe you did everything right and the test covered things you shouldn't have been expected to know. Notlar
3:56Ya da belki her şeyi doğru yaptınız ama sınav bilmeniz beklenmeyen şeyleri kapsıyordu.
test covered things ifadesinde cover: içerik olarak kapsamak
Burada covered, sınavın bir konuyla ilgili soruları veya içeriği kapsadığı anlamına gelir. the test covered things ifadesi sınavın kapsamını anlatır; bu şeylerin üzerine fiziksel olarak bir şey konduğunu anlatmaz. Bir sınav, ders, kitap, rapor veya toplantı bir konuyu ya da belirli bir içerik aralığını kapsadığında cover fiili bu anlamda sık kullanılır.
Alıştırma
The workshop covered three ways to save water cümlesinde covered ne anlama gelir?
- içerdi veya ele aldı
- üzerine fiziksel bir örtü koydu
- hasardan korudu
Cevabı göster
içerdi veya ele aldı
shouldn't have been expected to: geçmişteki mantıksız bir beklenti
shouldn't have been expected to know, konuşanın geçmişteki bir beklentiye dönüp onu mantıksız bulduğunu gösterir. O sırada hiç kimsenin bunu bildiğini varsaymaması veya bilmeni istememesi gerektiği anlamına gelir; yalnızca şimdi bilmen gerekmediği anlamına gelmez. Yapı should not + have been + geçmiş zaman ortacı + to-infinitive biçimindedir. have been expected tamamlanmış edilgen yapıdır: beklentinin yöneldiği kişi you, beklenen eylem ise to know ile gösterilir.
Alıştırma
Konu sınavdan önce hiç öğretilmemişti. Hangi cümle, öğrencilerin o sırada konuyu bilmelerini beklemenin mantıksız olduğunu söyler?
- Students shouldn't be expected to know the topic.
- Students weren't expected to know the topic.
- Students shouldn't have been expected to know the topic.
Cevabı göster
Students shouldn't have been expected to know the topic.
In cases like this, it's unclear exactly what went wrong, Kalıp ifadeler
4:02Bu gibi durumlarda, tam olarak neyin yanlış gittiği belirsizdir,
making it difficult to learn how to improve. Dilbilgisi
4:05bu da nasıl gelişileceğini öğrenmeyi zorlaştırır.
exactly what went wrong: başarısızlığın tam nedenini bulmak
Burada exactly what went wrong, “başarısız olan veya kötü sonuca yol açan şeyin tam olarak ne olduğu” anlamına gelir. go wrong ifadesi “başarısız olmak veya beklendiği gibi gerçekleşmemek” demektir; fiziksel olarak yanlış yöne gitmek anlamına gelmez. what went wrong, neyin belirsiz olduğunu gösteren gömülü bir sorudur. exactly, yalnızca bir sorun olduğunu bilmek yerine sorunu kesin olarak belirleme anlamı katar.
Alıştırma
Cümleyi “sürecin başarısız olmasının kesin nedeni” anlamına gelen dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: Before we restart the machine, we need to find out ____.
Cevabı göster
exactly what went wrong
making it difficult to...: sonuç eklemek
making it difficult to learn how to improve şeklindeki -ing yan cümlesi, virgülden önceki durumun tamamının sonucunu ekler: sorun belirsiz olduğu için nasıl gelişme sağlanacağını öğrenmek zorlaşır. Burada making, bir nesne üretmek değil, “neden olmak” anlamındadır. make it difficult to do something yapısında it, asıl içeriği sonradan veren geçici bir nesnedir. to mastarı zor olan etkinliği belirtir; burada bu etkinlik nasıl gelişme sağlanacağını öğrenmektir.
Alıştırma
Hangi cümle, ilk cümlenin sonucunu eklemek için virgül + making... yapısını doğru kullanıyor?
- The instructions were unclear, making difficult it to complete the task.
- The instructions were unclear, making it difficult to complete the task.
- The instructions were unclear, made it difficult to complete the task.
Cevabı göster
The instructions were unclear, making it difficult to complete the task.
wanting to learn from our failures is completely natural,
4:08Başarısızlıklarımızdan ders çıkarmayı istemek tamamen doğaldır,
and there's a lot to gain by being resilient and cultivating a growth mindset. Notlar
4:12dirençli olmak ve gelişim odaklı bir zihniyet geliştirmek bize çok şey kazandırır.
There's a lot to gain by + -ing: bir şeyi yaparak çok şey kazanmak
There's a lot to gain by + -ing, bir eylemi yapmanın birçok yarar, faydalı sonuç veya fırsat sağlayabileceğini belirtir. Buradaki gain, değerli bir şey elde etmek anlamındadır; yalnızca kilo almakla ilgili değildir. by sözcüğünden sonra, yarar sağlayan eylemi belirtmek için ulaç yani -ing biçimi kullanılır. Altyazıda being resilient ve cultivating a growth mindset, by sözcüğünden sonra birbirine bağlanan iki eylemdir. Bu kalıp bir eylemin neden yapmaya değer olduğunu açıklar.
Alıştırma
“Bunu yapmak birçok yarar sağlayabilir” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: When you are learning a new skill, ____ practicing a little every day.
Cevabı göster
there's a lot to gain by
Cultivating a growth mindset: gelişim zihniyeti geliştirmek
Cultivating a growth mindset, yeteneklerin öğrenme, alıştırma, geri bildirim ve daha iyi stratejiler yoluyla gelişebileceğine dair inancı zamanla oluşturmak anlamına gelir. Cultivating burada mecazidir: Bir şeyi büyütmek için ona özen göstermek gibi, bu düşünce biçimi de zaman içinde geliştirilir. Gelişim zihniyeti yalnızca iyimserlik veya çabanın her zaman başarı getireceğine dair bir söz değildir. Yeteneğin geliştirilebilir olduğunu kabul etmek ve öğrenme biçimini ayarlamak için hatalarla geri bildirimlerden yararlanmak demektir.
Alıştırma
Hangi cümlede cultivating a growth mindset ifadesi doğru kullanılmıştır?
- Maya is cultivating a growth mindset by using feedback to improve her study plan.
- Maya is cultivating a growth mindset by refusing to practice because talent never changes.
- Maya is cultivating a growth mindset by assuming effort guarantees success without any new strategy.
Cevabı göster
Maya is cultivating a growth mindset by using feedback to improve her study plan.
But fixating on your failures can make it easy to forget all your successes. Notlar
4:17Ancak başarısızlıklarınıza saplanıp kalmak, tüm başarılarınızı unutmanızı kolaylaştırabilir.
fixating on your failures: başarısızlıklara zihinsel olarak takılıp kalmak
Bu cümlede fixating on your failures, iyi yapamadığın şeylere zihinsel olarak takılıp kalmak demektir. Fixate on, genellikle yararsız olacak şekilde tek bir konuya gereğinden fazla dikkat vermeyi anlatır. Kalıp fixate on + isim veya -ing biçimidir. Burada herhangi bir şeyi onarmak anlamına gelmez; fixating, dikkatinin nereye takıldığını açıklar.
Alıştırma
Hangi durum birinin fixating on a failure olduğunu en iyi gösterir?
- Bir hatayı bir kez inceliyor ve sonra yoluna devam ediyor.
- Tek bir hatayı tekrar tekrar düşünüyor ve iyi giden şeyleri göremiyor.
- Kırık bir oyuncağı onarıyor.
Cevabı göster
Tek bir hatayı tekrar tekrar düşünüyor ve iyi giden şeyleri göremiyor.
make it easy to forget: make + it + sıfat + to mastarı
Make it easy to forget, make + it + sıfat + to mastarı kalıbını kullanır. Bir durumun bir eylemi kolay hâle getirdiğini anlatır; burada başarısızlıkları çok fazla düşünmek, başarıları unutmayı kolaylaştırır. Bu kalıpta it biçimsel nesnedir ve belirli bir şeyi göstermez. Asıl değerlendirilen eylemi to mastarı belirtir: to forget. Sıfat, make it difficult to choose veya make it possible to continue örneklerindeki gibi değişebilir.
Alıştırma
Cümleyi make + it + sıfat + to mastarı kalıbıyla tamamlamak için easy ve find sözcüklerini kullan: Clear labels ____ the right folder.
Cevabı göster
make it easy to find
And building on what you're doing right can be more effective than focusing on what you did wrong. Notlar
4:22Ve doğru yaptığınız şeyin üzerine inşa etmek, yanlış yaptığınız şeye odaklanmaktan daha etkili olabilir.
building on what you're doing right: işe yarayan şeyleri temel alarak ilerlemek
Bu cümlede build on, zaten başarılı olan veya işe yarayan bir şeyi daha fazla ilerleme için temel almak demektir. Buradaki kullanım mecazidir; fiziksel olarak bir şeyin üzerine bina yapmak anlamına gelmez. building on what you're doing right şeklindeki -ing öbeği can be yapısının öznesidir. What you're doing right, şu anda doğru yaptığınız şeyleri ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The first workshop went well, so let's ___ that success in the next one.
- build up
- build in
- build on
Cevabı göster
build on
more effective than focusing on...: bir yöntemin daha iyi işe yaradığını söylemek
More effective than, bir yöntemin diğerinden daha iyi sonuç verdiğini söylemek için more + sıfat + than karşılaştırma kalıbını kullanır. Burada ilk yöntem building on what you're doing right, ikinci yöntem ise focusing on what you did wrong ifadesidir. İki yöntem de -ing öbekleriyle anlatılır. Karşılaştırılan eylemleri paralel yapıda tutmak, tam olarak neyin değerlendirildiğini açıkça gösterir.
Alıştırma
Cümleyi effective kullanan üç sözcüklü karşılaştırma kalıbıyla tamamlayın: Practicing for ten minutes every day is ____ practicing once a month.
Cevabı göster
more effective than
One of the ways we can be more constructive with ourselves is by considering how we talk to ourselves. Notlar
4:31Kendimize karşı daha yapıcı olabilmemizin yollarından biri de kendimizle nasıl konuştuğumuzu gözden geçirmektir.
more constructive with ourselves: kendimize yararlı ve gelişim odaklı davranmak
Burada more constructive with ourselves, kendimize daha yararlı ve gelişime odaklı bir şekilde davranmak demektir. Bu cümlede constructive, “inşaatla ilgili” anlamına gelmez; öğrenmeye, sorun çözmeye veya ilerlemeye yardımcı olmayı anlatır. Yapıcı iç konuşma bir hatayı kabul edebilir, ancak suçlama veya hakaret yerine yararlı bir sonraki adıma odaklanır.
Alıştırma
Bu cümlede more constructive with ourselves ne anlama geliyor?
- Kendimiz hakkında her zaman neşeli olmak.
- Kendimizi bir inşaat projesi olarak düşünmek.
- Kendimize öğrenmemize ve gelişmemize yardım edecek şekilde davranmak.
Cevabı göster
Kendimize öğrenmemize ve gelişmemize yardım edecek şekilde davranmak.
by considering how...: yöntem ve gömülü bir how yan cümlesi
By + -ing biçimi, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi gösterir. Burada by considering, “dikkatlice düşünerek” demektir. Bu by, “yanında” anlamına gelmez. How we talk to ourselves, neyin düşünüldüğünü belirtir. Bu, cümlenin içine yerleşmiş bir how yan cümlesidir; bu nedenle how + özne + fiil bildirme sırasını kullanır, doğrudan soru sırası olan how + do + özne + fiil biçimini kullanmaz.
Alıştırma
Cümleyi by + consider fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: We made the schedule fairer ____ how much time everyone had.
Cevabı göster
by considering
Self-talk can actually play a major role in performance. Notlar
4:37Kendi kendimizle konuşmak aslında performansta büyük bir rol oynayabilir.
Self-talk: kişinin kendisine yönelttiği söz ve düşünceler
Self-talk, kişinin kendisine yönelttiği söz ve düşünceler anlamına gelir. Zihinde sessizce gerçekleşebilir veya sesli söylenebilir; kişiyi teşvik edebilir, yönlendirebilir, eleştirebilir ya da değerlendirebilir. Bu cümlede iç konuşma; bir kişinin öğrenme, yarışma, çalışma veya bir görevi tamamlama başarısını etkileyebilen bir unsur olarak ele alınıyor. Topluluk önünde konuşmak veya başka biriyle yapılan sıradan bir konuşma değildir.
Alıştırma
Hangi durum self-talk için en açık örnektir?
- Maya yarıştan önce sakin kalıp devam etmesi gerektiğini içinden kendine hatırlatır.
- Maya yarıştan önce kalabalığa bir konuşma yapar.
- Maya yarıştan önce antrenörüyle hava durumunu konuşur.
Cevabı göster
Maya yarıştan önce sakin kalıp devam etmesi gerektiğini içinden kendine hatırlatır.
play a major role in performance: performans üzerinde önemli bir etkisi olmak
Play a major role in, bir şey üzerinde “önemli bir etkisi olmak” anlamına gelir. Bu ifadede play oyun oynamak veya müzik yapmakla ilgili değildir; play a role in, bir etkenin sonuç ya da süreci nasıl etkilediğini açıklayan kalıplaşmış bir yapıdır. Buradaki performance, bir kişinin öğrenme, spor, iş veya başka bir görevde ne kadar iyi olduğunu ifade eder. Major, role sözcüğünü güçlendirir; dolayısıyla iç konuşma önemli bir unsur olarak sunulur, ancak mutlaka tek neden olduğu söylenmez.
Alıştırma
Cümleyi “üzerinde önemli bir etkisi olmak” anlamına gelen, vurgulanan beş sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Regular practice can ____ skill development.
Cevabı göster
play a major role in
Learn the key to doing it right with this video,
4:41Bu videoyla bunu doğru yapmanın anahtarını öğrenin,
or get actionable science-based advice on how to build character at ed.ted.com/buildcharacter.
4:44veya ed.ted.com/buildcharacter adresinden karakterin nasıl inşa edileceğine dair eyleme geçirilebilir, bilime dayalı tavsiyeler alın.