Aşkın Bilimi: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
560 kelime 203 kel/dk

Video özeti: Video romantik aşkı evrim, ödül sistemi, bağlanma ve güncel bilimsel bilginin sınırlarıyla ilişkilendiriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “captured our imagination”: Kalıp ifadeler ve eşdizimler. Fiziksel yakalamayı değil, ilgi çekip düşünceyi canlandırmayı anlatır; hikâye, sanat eseri veya bilimsel soru için kullanılabilir. 2. “set off”: Öbek fiiller. Burada “tetiklemek” demektir; alarm, tepki, olay veya sonuç zinciri için kullanın ve yola çıkma anlamından ayırın. 3. “know it when we feel it.”: Deyimler ve mecazlı ifadeler. Bu kalıp sınırlı açıklamayla sezgisel tanımayı karşılaştırır; tanımlaması zor, deneyimle fark edilmesi kolay şeyler için kullanılabilir.

Bu derste

From philosophers and historians to poets and scientists alike, Anlatım akışı

0:00

Filozoflardan ve tarihçilerden şairlere ve bilim insanlarına kadar,

Anlatım akışı

Tüm aralığı kapsayan “From ... to ... alike”

“from A to B” kalıbı farklı grupları geniş bir yelpazenin iki ucuna yerleştirir; böylece sıralama, kapsamı tek bir alanın veya insan türünün ötesine hızla genişletir. Burada “alike”, adı geçen bütün grupları kapsar: filozoflar, tarihçiler, şairler ve bilim insanları istisnasız dâhildir. Bu sözcük “eşit biçimde” veya “aynı şekilde” anlamına gelen bir zarftır; “gibi” anlamındaki “like” edatı değildir.

Alıştırma

Bu cümle başlangıcında “alike”, filozoflardan bilim insanlarına uzanan aralığa hangi anlamı katar?

  1. Grupların meslekleri birbirine benzer.
  2. Yalnızca şairler ve bilim insanları dâhildir.
  3. Adı geçen her grup aynı genellemeye dâhildir.
Cevabı göster

Adı geçen her grup aynı genellemeye dâhildir.

love has captured our imagination and curiosity for centuries. Kalıp ifadeler

0:03

aşk yüzyıllardır hayal gücümüzü ve merakımızı esir alıyor.

Kalıp ifadeler

“Capture someone's imagination” ifadesinin anlamı

“Capture someone's imagination”, birinin ilgisini güçlü biçimde çekmek ve onun fikirlerini, merakını ya da olasılık duygusunu harekete geçirmek demektir. Buradaki “capture” mecazidir: aşk insanları büyülemiştir; herhangi bir şeyi fiziksel olarak ele geçirmemiştir. İyelik, hedef kitleye göre “capture my/your/our/their imagination” biçiminde değişir. Bu ifade canlı ve son derece ilgi çekici hâle gelen kitapları, keşifleri, soruları, insanları veya fikirleri anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi derste geçen ve “bizi büyüledi ve bize ilham verdi” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: As soon as the discovery was announced, the possibility of life beneath the ice ____.

Cevabı göster

captured our imagination

Many have experienced the rush of falling in love for the first time

0:07

Pek çok kişi ilk kez âşık olmanın heyecanını

or the deep feelings of love for your children, family, and friends.

0:10

ya da çocuklarına, ailelerine ve arkadaşlarına duydukları derin sevgiyi yaşamıştır.

But what is love from a biological perspective? Kalıp ifadeler

0:13

Peki biyolojik açıdan aşk nedir?

Kalıp ifadeler

from a biological perspective: analitik bakış açısını belirlemek

from a/an + adjective + perspective kalıbı, bir sorunun incelendiği belirli bakış açısını gösterir. Burada from a biological perspective, aşk hakkındaki soruyu aşkın tüm olası anlamlarıyla değil, biyolojik açıklamalarla sınırlar. Bu kalıp, sıradaki ifadenin hangi boyutu ele alacağını önceden belirterek bilgiyi düzenler. Perspective burada “bakış açısı” anlamındadır; derinlik oluşturmaya yarayan görsel sanat tekniği anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi from a/an + adjective + perspective kalıbını ve economic sıfatını kullanarak tamamlayın: ____, the proposal could lower costs but widen inequality.

Cevabı göster

From an economic perspective

No doubt it's intertwined with the evolutionary survival of our species. Kelime

0:16

Hiç şüphesiz türümüzün evrimsel olarak hayatta kalmasıyla iç içedir.

Kelime

intertwined with: derin ve ayrılması zor bir bağlantı

is intertwined with yapısında intertwined, be fiilinden sonra kullanılan bir geçmiş zaman ortacıdır. Bu cümlede aşk ile türün evrimsel olarak hayatta kalmasının, ayrı ayrı anlaşılmaları zor olacak kadar yakından bağlantılı olduğunu belirtir. İfade, birlikte gelişmiş veya birbirini güçlü biçimde etkileyen soyut etkenleri sıkça tanımlar. Yalnızca related demekten daha güçlüdür; iç içe dokunmuş iplik görüntüsü burada mecazidir.

Alıştırma

Cümleyi bu derste geçen ve “derinden bağlantılı, ayrılması zor” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Public health is ____ housing policy.

Cevabı göster

intertwined with

After all, you come from an unbroken line of organisms Notlar

0:19

Sonuçta, kesintisiz bir canlılar zincirinden geliyorsunuz:

Anlatım akışı

Destekleyici bir gerekçe bağlacı olarak After all,

After all, konuşmacının önceki bir iddiayı destekleyecek veya gerekçelendirecek kadar güçlü gördüğü bir nedeni sunan söylem bağlacıdır. Burada, ardından gelen soyla ilgili olgunun önceki yargıya kanıt olarak sunulduğunu gösterir. Bir olayın ne zaman gerçekleştiğini belirtmez. İfadeyi, “sonraki olgu önceki iddianın neden makul olduğunu açıklamaya yardımcı olur” şeklinde bir işaret olarak anlamak gerekir; ayrıca nedeni çoğu zaman zaten bilinen, açık veya itiraz edilmesi zor bir şey olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi destekleyici bir neden sunan iki sözcüklü bağlaçla tamamlayın: We should give Lena another chance. ____, she admitted the mistake and fixed it immediately.

Cevabı göster

After all

reproducing from the very first microbe that split in two

0:22

ikiye bölünerek çoğalan ilk mikroptan,

Deyimler

Kesintisiz süreklilik anlamındaki unbroken line

unbroken line ifadesinde line, üyeleri zaman içinde birbirine bağlı bir silsileyi anlatan mecazdır; unbroken ise bu silsilenin hiç durmadığını veya hiçbir bağlantı halkasını kaybetmediğini belirtir. Burada, dinleyiciyi önceki canlılara bağlayan üreme zincirini anlatır; yan yana duran bir canlı sırasını değil. an unbroken line of + insanlar, olaylar veya kurumlar yapısı soy, haleflik, gelenek ya da kayıt sürekliliğini vurgulayabilir. Temel fikir, bir üye veya dönemden sonrakine kesintisiz devamlılıktır.

Alıştırma

an unbroken line of organisms ifadesinde unbroken line ne anlama gelir?

  1. Nesiller boyunca birbirine bağlı kesintisiz bir zincir
  2. Tek ve kesintisiz bir iz olarak çizilmiş bir çizgi
  3. Canlılar arasında boşluk bulunmayan fiziksel bir sıra
Cevabı göster

Nesiller boyunca birbirine bağlı kesintisiz bir zincir

to your ancestors who have all successfully made it since the dawn of time. Deyimler

0:25

zamanın başlangıcından beri başarıyla soyunu sürdüren tüm atalarınıza kadar.

Deyimler

made it: sonuç bağlamdan anlaşıldığında başarmak

Bu cümlede made it, “başardılar” anlamına gelir: Her ata hayatta kalıp üreyerek soyun devam etmesini sağlamıştır. Hangi başarının kastedildiği çevredeki bağlamdan anlaşılır; dolayısıyla anlam yalnızca mesleki veya toplumsal başarıyla sınırlı değildir. Make it deyiminde it çoğu zaman somut bir şeyi adlandırmaz. İfade başarılı olmak, bir yere ulaşmayı başarmak veya bir zorluğu atlatıp hayatta kalmak anlamına gelebilir; hangi sonucun kastedildiğini durum belirler.

Alıştırma

Örnek cümlede made it ne anlama geliyor?

  1. Planlanmış bir toplantıya ulaştılar.
  2. Hayatta kalıp aile soyunu sürdürmeyi başardılar.
  3. Bir şey ürettiler.
Cevabı göster

Hayatta kalıp aile soyunu sürdürmeyi başardılar.

Deyimler

the dawn of time: tarihin en eski başlangıcı

The dawn of time, dawn yani “şafak” sözcüğünü zamanın veya tarihin en erken başlangıcını anlatan bir mecaz olarak kullanır. Belirli bir sabahı veya tarihi değil, hayal edilemeyecek kadar uzak bir başlangıç noktasını çağrıştırır. Since ile kullanıldığında ifade, bir etkinliği veya olaylar zincirini bu uzak başlangıçtan daha sonraki bir zamana kadar uzatır. Zaman ölçeği çoğunlukla bilinçli biçimde geniş veya abartılıdır.

Alıştırma

“Hayal edilebilecek en eski başlangıçtan beri” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: People have passed down legends since ____.

Cevabı göster

the dawn of time

Sadly, if you fail to have children,

0:29

Ne yazık ki çocuk sahibi olmazsanız,

this perfect streak comes to a halt. Kalıp ifadeler

0:30

bu kusursuz seri sona erer.

Kalıp ifadeler

come to a halt: tamamen durmak

Come to a halt kalıp ifadesinde halt bir isimdir. İfadenin tamamı, hareket eden veya sürmekte olan bir şeyin tamamen durması anlamına gelir; bir yeri belirtmez. Bu cümlede özne perfect streak olduğu için ifade, devam eden bir dizinin sona erdiği noktayı gösterir. Genel stop fiiliyle karşılaştırıldığında, sürmekte olan bir sürecin durma noktasına ulaşmasını daha fazla vurgular.

Alıştırma

Tamamen durma noktasına gelmek anlamındaki kalıp ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: When the only bridge closes, traffic through the valley ____.

Cevabı göster

comes to a halt

But while we're driven to reproduce, Kalıp ifadeler

0:32

Ama bir yandan üremeye yönlendirilirken,

we're also driven to make sure our offspring survive. Dilbilgisi

0:34

diğer yandan yavrularımızın hayatta kalmasını sağlamaya da yönlendiriliriz.

Kalıp ifadeler

be driven to + fiil: harekete geçmeye güçlü biçimde yöneltilmek

Be driven to + fiilin yalın hâli, içsel bir dürtü, hedef, ihtiyaç veya baskı nedeniyle harekete geçmek için güçlü biçimde motive edilmek ya da zorlanmak anlamına gelir. Driven, drive fiilinin geçmiş zaman ortacıdır; ancak burada araç kullanmak veya araçla gitmekle ilgili değil, mecaz anlamdadır. Tekrarlanan yapı, hem üremeyi hem de yavruları korumayı güçlü dürtüler olarak sunar. Dil bilgisi bakımından to, mastar yapısını başlatır ve ardından yalın hâldeki reproduce ve make fiilleri gelir.

Alıştırma

Hangi cümlede driven to, harekete geçmek için güçlü biçimde motive edilmek veya zorlanmak anlamında kullanılmıştır?

  1. She was driven to the airport by her neighbor.
  2. The heavy rain drove them to the station.
  3. She was driven to solve the problem by sheer curiosity.
Cevabı göster

She was driven to solve the problem by sheer curiosity.

Dilbilgisi

make sure + özne + fiil

Make sure ifadesinden sonra kendi öznesi ve fiili olan bir yan cümle doğrudan gelebilir: make sure + our offspring + survive. Bu yan cümle, gerçekleşmesi sağlanacak sonucu belirtir. Araya that getirilebilir, ancak çoğunlukla atılır: make sure (that) our offspring survive. Offspring, survive fiilinin öznesidir; survive, make ile bağlanmış ikinci bir fiil değildir. Genel olarak make sure + yan cümle, belirtilen koşulun doğru olması için kontrol etmek veya harekete geçmek anlamına gelir.

Alıştırma

Talimatı hedef ifadeyle tamamlayın: Before submitting the form, ____ every required field is complete.

Cevabı göster

make sure

Though we often associate love with the heart,

0:37

Sevgiyi çoğu zaman kalple ilişkilendirsek de,

the true magic can be seen inside the brain.

0:39

asıl sihir beynin içinde görülebilir.

It may not be entirely surprising to find out Öbek fiiller

0:41

Şunu öğrenmek pek de şaşırtıcı olmayabilir:

that the brain of somebody in love looks awfully similar to one on cocaine. Kelime

0:43

Âşık birinin beyni, kokain etkisindeki birinin beynine fazlasıyla benzer.

Öbek fiiller

find out that + yan cümle

Find out that + yan cümle yapısında find out, bir bilgiyi öğrenmek veya keşfetmek anlamına gelir; that ile başlayan yan cümle de öğrenilen gerçeği verir. Bu cümlede to find out, surprising sözcüğünden sonra gelen bir mastardır; that ise keşfin içeriğini başlatır. Out, bu öbek fiilin bir parçasıdır ve aynı yapı ile anlam korunarak basitçe çıkarılamaz. Bir kişi kontrol, araştırma, deneyim veya başkasından duyma yoluyla bir gerçeği öğrendiğinde find out that kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle, konuşanların kontrol ettikten sonra yeni bir gerçeği öğrendiğini doğal biçimde ifade eder?

  1. We found out that the museum was closed on Mondays.
  2. We searched for the museum on Monday.
  3. We found the museum near the river.
Cevabı göster

We found out that the museum was closed on Mondays.

Kelime

awfully similar to: çok anlamındaki awfully

Burada awfully, similar sözcüğünü niteleyen bir derece zarfıdır. awfully similar to, çok veya çarpıcı biçimde benzer anlamına gelir; awfully, benzerliğin kendisinin kötü olduğunu söylemez. Bu kullanım karşılaştırmaya daha güçlü, öznel ve konuşma diline özgü, bazen de biraz dramatik bir vurgu katar. Başka durumlara aktarılabilen kalıp awfully + derecelendirilebilir sıfat veya zarftır; ancak her birleşim aynı ölçüde doğal değildir.

Alıştırma

awfully similar to ifadesinde awfully ne işlev görür?

  1. Karşılaştırmanın kötü yapıldığını söyler.
  2. similar sözcüğünü pekiştirerek very similar anlamı verir.
  3. similar sözcüğünü karşıt anlamına dönüştürür.
Cevabı göster

similar sözcüğünü pekiştirerek very similar anlamı verir.

Cocaine acts on the pleasure centers in the brain

0:47

Kokain, beyindeki haz merkezlerinin

by lowering the threshold at which they fire. Notlar

0:49

harekete geçme eşiğini düşürerek etki eder.

Dilbilgisi

the threshold at which: edatı öne alınmış ilgi cümleciği

the threshold at which they fire ifadesinde which, threshold sözcüğüne gönderme yapar; at ise ateşlenmenin başladığı düzeyi belirtir. at which they fire ilgi cümleciği, söz konusu eşiğin hangisi olduğunu belirler. Bu, isim + edat + which + cümlecik biçimindeki edatı öne alma yapısıdır. Daha az resmî bir biçimde edat sona bırakılabilir: the threshold which they fire at. Her iki yapıda da yalnızca bir at kullanılır.

Alıştırma

Resmî yeniden yazımı tamamlayın: Informal: The engineers lowered the threshold which the alarm activates at. Formal: The engineers lowered the threshold ____ the alarm activates.

Cevabı göster

at which

Kelime

fire: sinirsel bir sinyal üretmek

Nörobilimde fire, kısa bir elektrik sinyali, çoğu zaman da bir aksiyon potansiyeli üretmek anlamına gelir. Buradaki they, haz merkezlerine gönderme yapar; merkezlerin fire ettiğini söylemek, bu bölgelerdeki nöronların elektriksel olarak etkinleştiğini kısaca ifade eder. Threshold, bu etkinlik başlamadan önce gereken girdi miktarıdır. Bu nedenle lowering the threshold at which they fire, ilgili sinir sinyallerini tetiklemek için daha az uyarım gerektiği anlamına gelir.

Alıştırma

Bir nörobilim açıklamasında the neurons fire ne anlama gelir?

  1. İşlerinden çıkarılırlar.
  2. Elektrik sinyalleri üretip iletirler.
  3. Yanmaya başlarlar.
Cevabı göster

Elektrik sinyalleri üretip iletirler.

This means that you feel really good a lot easier. Dilbilgisi

0:51

Bu, kendinizi çok daha kolay biçimde son derece iyi hissedebileceğiniz anlamına gelir.

Dilbilgisi

a lot easier: konuşmada güçlü bir karşılaştırma

a lot easier ifadesinde a lot, karşılaştırma biçimi olan easier sözcüğünden önce gelir ve derecesini güçlendirir. Büyük bir farkı belirtir; dolayısıyla biraz daha kolay değil, çok daha kolay anlamına gelir. Burada easier, standart zarf olan more easily ifadesinin kullanılacağı yerde konuşma diline özgü biçimde kullanılır: you feel good a lot easier, kendini iyi hissetme durumuna çok daha kolay ulaşabileceğin anlamına gelir. a lot + karşılaştırma yapısı geniş ölçüde yeniden kullanılabilir, ancak burada sıfatın zarf yerine kullanılması gayriresmîdir.

Alıştırma

Hangi cümle rahat bir konuşmada büyük bir iyileşmeyi doğal biçimde ifade eder?

  1. With the new map, visitors can find the entrance a lot easier.
  2. With the new map, visitors can find the entrance just as easily as before.
  3. With the new map, visitors can find the entrance a little easier.
Cevabı göster

With the new map, visitors can find the entrance a lot easier.

We see the same thing in the brains of those in love,

0:54

Âşık insanların beyninde de aynı şeyi görürüz,

but it's not just the cocaine or the love that makes you feel good. Anlatım akışı

0:56

ama sizi iyi hissettiren yalnızca kokain ya da aşk değildir.

It's the fact that anything you experience

0:59

Asıl mesele, yaşadığınız her şeyin

will now more easily set off pleasure centers and make you feel good. Öbek fiiller

1:01

artık haz merkezlerini daha kolay harekete geçirip sizi iyi hissettirecek olmasıdır.

Anlatım akışı

it's not just ... It's the fact that: düzeltme ve odaklama

İlk kalıp olan 'it's not just X', X'in yanlış olduğunu söylemeden bir açıklamanın fazla dar olduğunu düzeltir. Burada kokain veya aşk hazza katkıda bulunabilir, ancak mekanizmanın tamamı olarak sunulmaz. Ardından 'It's the fact that Y', Y'yi temel açıklama olarak öne çıkarır. Bu düzeltme ve odaklama kalıbı, bir savı iki hamlede düzenler: önceki düşüncenin geçerli kısmını korur, sonra dikkati daha önemli nedene veya olguya yöneltir.

Alıştırma

İki aşamalı düzeltme ve odaklama kalıbını tamamlayın: ____ the long commute that makes the job difficult. ____ the schedule changes every week.

Cevabı göster

It's not just · It's the fact that

Öbek fiiller

'tetiklemek' anlamındaki set off

Bu cümlede set off, 'tetiklemek, etkinleştirmek veya başlamasına neden olmak' anlamına gelen geçişli bir öbek fiildir. pleasure centers nesnesi neyin etkinleştirildiğini gösterir; dolayısıyla ifade, deneyimlerin bir haz tepkisini başlatmasını anlatır, birinin yolculuğa çıkmasını değil. set off sonrasındaki isim anlamı seçmeye yardımcı olur: alarmlar, tepkiler, anılar, tartışmalar ve olay zincirleri set off edilebilir.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve 'tetiklemek' anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: A small electrical fault could ____ the fire alarm.

Cevabı göster

set off

Because of this, you not only fall in love with the person, Dilbilgisi

1:04

Bu nedenle yalnızca o kişiye âşık olmakla kalmaz,

but begin to build a romanticized view of the world around you. Kelime

1:07

çevrenizdeki dünyaya dair romantikleştirilmiş bir bakış da geliştirmeye başlarsınız.

Dilbilgisi

not only ... but ... ile giderek ilerleyen sonuçları bağlama

Bu cümlede not only ... but ..., aynı özneye, yani you sözcüğüne bağlı iki paralel fiil öbeğini birbirine bağlar: fall in love with the person ve begin to build a romanticized view. İkinci sonuç, ilkine eklenen ve daha ileri giden bir sonuç olarak sunulur. İki fiil aynı özneyi paylaştığı için but sonrasında you sözcüğünü yinelemek gerekmez. not only ... but also ... yapısında also yaygındır, ancak çıkarılabilir; but begin yine aynı eşgüdümlü yapının parçasıdır ve yeni bir cümle başlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi not only ... but also ile tamamlayın: The internship ____ taught Maya technical skills ____ gave her confidence in meetings.

Cevabı göster

not only · but also

Kelime

romanticized view: kusurları gizleyen idealleştirilmiş bir imge

Burada a romanticized view, gerçekliğin olduğundan daha güzel, heyecan verici veya kusursuz gösterildiği bir imge ya da anlayıştır. Sıradan sorunları, çelişkileri veya kusurları dışarıda bırakma eğilimindedir. Romanticized yalnızca romantik aşkla bağlantılı anlamına gelmez. İfade çoğu zaman değerlendirici veya hafif eleştirel bir ima taşır: kişinin algısı idealleştirilmiştir ve gerçekçi olmayabilir.

Alıştırma

Hangi cümle romanticized view ifadesini en doğru biçimde kullanıyor?

  1. Her memoir offers a romanticized view of startup life, celebrating the freedom while leaving out the financial stress.
  2. We chose a romanticized view because the restaurant had candles and soft music.
  3. The report gives a romanticized view by documenting every failure and risk without softening anything.
Cevabı göster

Her memoir offers a romanticized view of startup life, celebrating the freedom while leaving out the financial stress.

Interestingly, nearby pain and aversion centers begin to fire less,

1:10

İlginç bir şekilde, yakındaki ağrı ve kaçınma merkezleri daha az etkinleşmeye başlar,

so you become less bothered by things.

1:14

böylece bazı şeyler sizi daha az rahatsız eder.

Simply put, we love being in love. Anlatım akışı

1:16

Kısacası, âşık olmayı seviyoruz.

Anlatım akışı

Kısa bir yeniden ifade sunan Simply put,

Simply put, cümle başında kullanılan ve dinleyiciye sıradaki ifadenin önceki bilgiyi daha açık ve kısa biçimde anlatacağını bildiren bir söylem belirtecidir. Burada önceki açıklamayı, insanların âşık olma hâlini sevdiği sonucuna indirger. Bu ifadede put, “bir yere koymak” değil, “ifade etmek” veya “söze dökmek” anlamındadır. Yeniden kullanılabilen kalıp Simply put, + sadeleştirilmiş sonuç biçimindedir.

Alıştırma

Karmaşık bir açıklamanın doğrudan ve kısa biçimde yeniden ifade edileceğini en iyi hangi başlangıç belirtir?

  1. For example,
  2. Simply put,
  3. On the other hand,
Cevabı göster

Simply put,

So what chemicals are at work to make all this happen? Deyimler

1:18

Peki bütün bunların gerçekleşmesi için hangi kimyasallar devreye giriyor?

Deyimler

“Aktif biçimde işlemek” anlamında at work

what chemicals are at work ifadesindeki at work, “aktif biçimde işlemek veya bir etki yaratmak” anlamındadır. Soru, az önce anlatılan deneyimlere hangi kimyasalların yol açtığını sorar. chemicals, forces veya mechanisms gibi cansız ya da soyut bir özneyle kullanıldığında be at work, çoğu zaman bir sonucun arkasındaki gizli nedenleri belirtir. Kimyasalların bir iş yerinde bulunduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

“Several economic forces are at work here,” cümlesinde at work ne anlama gelir?

  1. İşe ara vermek
  2. Durumu aktif biçimde etkilemek
  3. Bir iş yerinde bulunmak
Cevabı göster

Durumu aktif biçimde etkilemek

Both during orgasm or by simply looking at photos of a loved one,

1:21

Hem orgazm sırasında hem de yalnızca sevdiğiniz kişinin fotoğraflarına baktığınızda,

there's a surge of dopamine and norepinephrine Kalıp ifadeler

1:24

dopamin ve norepinefrin düzeylerinde ani bir artış olur;

Kalıp ifadeler

a surge of: ani ve önemli bir yükseliş

Bu cümlede a surge of, dopamin ve norepinefrinin aniden ve önemli ölçüde yükselmesini anlatır. Surge, yavaş veya küçük bir değişimi değil, güçlü bir yukarı yönlü akışı çağrıştırır. a surge of + isim kalıbında, aniden ortaya çıkan ya da artan madde veya şey of sözcüğünden sonra gelir; a surge of adrenaline, energy, or visitors örneklerinde olduğu gibi. Artışın yalnızca tarafsız bir gerçek olmasından çok ani ve yoğun oluşu önemliyse bu kalıp kullanılır.

Alıştırma

Cümledeki “a surge of dopamine” ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Dopaminde kademeli bir düşüş
  2. Dopaminde ani ve önemli bir yükseliş
  3. Sabit kalan az miktarda dopamin
Cevabı göster

Dopaminde ani ve önemli bir yükseliş

from the ventral tegmental area.

1:26

bu maddeler ventral tegmental alandan salgılanır.

This not only triggers sexual arousal and your racing heart,

1:28

Bu yalnızca cinsel uyarılmayı tetikleyip kalbinizi hızlandırmakla kalmaz,

but gives you the motivation, craving, and desire

1:31

aynı zamanda içinizde motivasyon, şiddetli bir özlem ve arzu uyandırarak

to be with the person more and more.

1:34

o kişiyle giderek daha fazla birlikte olmak istemenize yol açar.

You see, romantic love is not simply an emotion, Anlatım akışı

1:36

Gördüğünüz gibi, romantik aşk yalnızca bir duygu değildir;

it's a drive from the motor of the mind. Notlar

1:38

zihnin motorundan doğan bir dürtüdür.

Anlatım akışı

not simply X, it's Y: eksik bir sınıflandırmayı değiştirmek

not simply X, it's Y yapısı bir düzeltmeyi iki aşamada düzenler: Önce X'in eksik bir tanım olduğunu belirtir, ardından Y'yi daha önemli açıklama olarak sunar. Burada romantik aşkın bir duygu olduğu tamamen reddedilmez; konuşmacı, davranışı harekete geçirme gücünü drive sözcüğünün daha iyi açıkladığını savunur. Drive ismi, kişiyi harekete geçiren içsel bir güç veya biyolojik motivasyon anlamına gelir. Bu yapı, X'in tamamen yanlış olduğu şeklindeki daha güçlü iddiayı ortaya atmadan dinleyicinin anlayışını yeniden biçimlendirmeyi sağlar.

Alıştırma

“romantic love is not simply an emotion, it's a drive” iddiasını en iyi koruyan açıklama hangisidir?

  1. Romantik aşk yalnızca geçici bir duygudur ve hiçbir harekete geçirici gücü yoktur.
  2. Romantik aşk duygu içerebilir, ancak daha temelde davranışı harekete geçiren bir dürtüdür.
  3. Romantik aşk hiçbir duygu içermez.
Cevabı göster

Romantik aşk duygu içerebilir, ancak daha temelde davranışı harekete geçiren bir dürtüdür.

Kelime

Güçlü bir içsel kuvvet anlamında drive

Burada drive, kişiyi düşünmeye veya harekete geçmeye yönelten güçlü bir içsel kuvvet anlamındaki sayılabilir, soyut bir isimdir. Cümlede romantik aşk bu tür bir güdüleyici kuvvet olarak sınıflandırılmaktadır; araba yolculuğu veya bilgisayar depolama aygıtı anlamında değildir. Psikoloji ve davranış yazılarında drive, bir ihtiyaç, arzu veya biyolojik dürtünün oluşturduğu baskıyı adlandırabilir. a drive to do something yapısı da birinin bir hedefe ulaşmak için güçlü ve kalıcı bir istek duyması durumunda yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: it's a drive from the motor of the mind. Burada drive ne anlama geliyor?

  1. Davranışı ileriye iten güçlü bir içsel kuvvet
  2. Arabayla yapılan bir yolculuk
  3. Bir aracı kontrol etme eylemi
  4. Bir bilgisayar depolama aygıtı
Cevabı göster

Davranışı ileriye iten güçlü bir içsel kuvvet

Deyimler

Mekanik bir metafor olarak motor of the mind

Motor of the mind mekanik bir metafordur. Motor, arzu, dikkat ve eylemi harekete geçiren iç mekanizma veya güç kaynağı anlamına gelir; beyinde fiziksel bir motor bulunduğunu öne sürmez. Bu imge zihni, psikolojik enerji ve yön üretebilen bir sistem olarak sunar. Daha genel olarak bir duygu, fikir veya ihtiyaç motor olarak adlandırıldığında, bir süreci etkinleştiren kuvvet ya da mekanizma şeklinde anlaşılmalıdır.

Alıştırma

motor of the mind ifadesindeki metaforu en iyi koruyan yorum hangisidir?

  1. Arzu ve eyleme güç veren içsel bir mekanizma
  2. Zihinsel yolculukta kullanılan bir araç
  3. Kasları doğrudan kontrol eden beyin bölgesi
  4. Beynin içinde bulunan fiziksel bir motor
Cevabı göster

Arzu ve eyleme güç veren içsel bir mekanizma

And this motor brings about intense energy, Öbek fiiller

1:41

Bu motor yoğun bir enerji,

Öbek fiiller

brings about: soyut bir sonuca neden olmak

Burada brings about, “bir şeyin gerçekleşmesine neden olur” veya “ortaya çıkarır” anlamındadır. Motor neden, intense energy ise bunun sonucunda oluşan durum olarak sunulur. About, “hakkında” anlamındaki bir edat değil, öbek fiilin parçasıdır. Yaygın kalıp bring about + soyut sonuç şeklindedir; ardından değişim, iyileşme, kriz veya yeni bir durum gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi “gerçekleşmesine neden olmak” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: The new safety policy helped ____ a sharp drop in workplace accidents.

Cevabı göster

bring about

focused attention, and elation.

1:43

odaklanmış dikkat ve coşku yaratır.

The pleasure centers are part of the brain's reward system,

1:45

Haz merkezleri, beynin ödül sisteminin bir parçasıdır;

the mesolimbic dopamine system.

1:47

bu sistem mezolimbik dopamin sistemidir.

If you stimulate this region while learning, Dilbilgisi

1:50

Öğrenirken bu bölgeyi uyarırsanız,

learning becomes much easier

1:52

öğrenmek çok daha kolay hâle gelir;

because it's pleasurable and perceived as a reward. Kalıp ifadeler

1:53

çünkü öğrenmek haz verir ve ödül olarak algılanır.

Dilbilgisi

If ... while learning: koşulun içindeki zaman bağlamı

Baştaki bölümün tamamı tek bir koşul yan cümlesidir. If koşulu belirtir: Bu bölgeyi uyarmak, ana cümledeki sonucun ortaya çıktığı koşuldur. Sonraki learning becomes much easier bölümü ana cümleyi başlatır; koşulun parçası değildir. If cümlesinin içindeki while learning, while you are learning anlamına gelen kısaltılmış bir zaman yan cümlesidir. Bölgenin ne zaman uyarıldığını belirtir. Bu iç içe yapı, daha geniş bir koşulun içine zaman bilgisi yerleştirmeyi sağlar: If + özne + fiil + while + -ing, ana cümle.

Alıştırma

Ders çalışma ile dinlemenin aynı anda gerçekleştiğini göstermek için cümleyi while + -ing ile tamamlayın: If you listen to instrumental music ____, you may find it easier to focus.

Cevabı göster

while studying

Kalıp ifadeler

be perceived as: bir yorumu veya algıyı sunmak

be perceived as + isim öbeği yapısında perceive, bir şeyi yalnızca gözle görmek değil, zihinsel olarak yorumlamak, değerlendirmek veya deneyimlemek anlamına gelir. Burada learning, bir ödül olarak yorumlanmakta veya deneyimlenmektedir. Edilgen yapı, algılayan kişiyi belirtmeden sınıflandırmaya odaklanır. Bu etiketin bir yargı veya izlenim olduğunu ve şeyin nesnel özelliklerinden farklı olabileceğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki resmî edilgen ifadeyle tamamlayın: In the survey, flexible hours were ____ an important benefit.

Cevabı göster

perceived as

We also see a surge in the neuromodulator oxytocin

1:56

Ayrıca bir nöromodülatör olan oksitosin düzeyinde de ani bir artış görürüz;

from the nucleus accumbens,

1:59

bu artış nucleus accumbens bölgesinden kaynaklanır.

sometimes called the commitment neuromodulator

2:01

Oksitosine bazen “bağlılık nöromodülatörü” denir,

because in mammals it helps to reinforce bonding or attachment. Kalıp ifadeler

2:03

çünkü memelilerde bağ kurmayı veya bağlılığı pekiştirmeye yardımcı olur.

Kalıp ifadeler

reinforce bonding or attachment: bağ kurmayı veya bağlılığı güçlendirmek

Reinforce, soyut bir isimle kullanılabilir ve bir süreci ya da ilişkiyi güçlendirmek, desteklemek veya daha sağlam hâle getirmek anlamına gelebilir. Burada oksitosin, memelilerde bonding veya attachment durumunu güçlendirmeye yardımcı olur; fiziksel bir takviye söz konusu değildir. Bonding yakın bir bağ kurma sürecini, attachment ise gelişen veya devam eden duygusal bağı vurgular. Or bağlacı, birbiriyle ilişkili bu iki bağlantı türünü birbirine bağlar.

Alıştırma

Cümleyi dersteki resmî fiille tamamlayın: Shared challenges can ____ bonding within a team.

Cevabı göster

reinforce

When prairie voles are injected with either oxytocin or vasopressin, Kalıp ifadeler

2:06

Çayır tarla farelerine oksitosin ya da vazopressin enjekte edildiğinde,

Kalıp ifadeler

be injected with + madde: bir madde enjekte edilmek

Edilgen be injected with + substance yapısında dil bilgisel özne enjeksiyonu alan taraftır ve with vücuda verilen maddeyi belirtir. Bu cümlede prairie voles enjeksiyonu alan canlıları, either oxytocin or vasopressin ise enjekte edilen maddeyi ifade eder. Deneysel veya tıbbi bir işlemi alıcıyı merkeze alarak anlatmak için subject + be + injected with + drug or chemical yapısını kullanabilirsiniz. Bu yapıda with, bir eşlikçiyi veya enjeksiyon aracını belirtmez.

Alıştırma

Cümleyi inject fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: Before the scan, the patient ____ a contrast agent.

Cevabı göster

was injected with

they'll instantly find a mate to pair bond with. Kelime

2:10

hemen bir eş bulup onunla çift bağı kurarlar.

Kelime

pair bond with + eş: eş bağı kurmak

Hayvan davranışları bağlamında pair bond, bir eşle görece istikrarlı bir sosyal ve çiftleşme bağı kurmak anlamına gelen birleşik bir fiildir. Cümlede tarla fareleri bir eş bulup onunla bu bağı kuracaktır; bond burada finansal tahvil veya fiziksel yapıştırıcı anlamına gelmez. Kalıp pair bond with + partner biçimindedir. a mate to pair bond with ifadesinde with sonda yer alsa da a mate anlam bakımından with sözcüğünün nesnesidir: they pair bond with a mate.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz teknik hayvan davranışı ifadesiyle tamamlayın: In this species, adults usually ____ a single partner throughout the breeding season.

Cevabı göster

pair bond with

Finally, studies have shown that people in love have low levels of serotonin, Kalıp ifadeler

2:13

Son olarak araştırmalar, âşık insanların serotonin düzeylerinin düşük olduğunu gösteriyor;

Kalıp ifadeler

studies have shown that + sonuç

Studies have shown that bir kanıt atfetme kalıbıdır: studies kanıtın kaynağını belirtir, have shown present perfect kullanır ve that yan cümlesi desteklenen sonucu verir. Present perfect, bulguları geçmişte belirli bir anda yapılan tek bir deney olarak değil, bugüne kadar birikmiş ve hâlâ geçerli kanıtlar olarak sunar. Bu kalıp araştırma desteğini gösterir; ancak tek başına nedensellik veya mutlak kesinlik kanıtlamaz.

Alıştırma

Cümleyi studies + show fiilinin present perfect biçimi + that araştırma kalıbıyla tamamlayın: ____ regular exposure to green spaces can reduce stress.

Cevabı göster

Studies have shown that

which is similar to people with obsessive-compulsive disorder.

2:17

bu da obsesif kompulsif bozukluğu olan insanlardakine benziyor.

This is likely the cause of our obsession and infatuation during early love. Kelime

2:20

Aşkın ilk dönemindeki saplantımızın ve yoğun tutkumuzun nedeni muhtemelen budur.

Kelime

obsession ve infatuation

Bu bağlı isim öbeğinde obsession ve infatuation, erken romantik deneyimin birbiriyle örtüşen ancak farklı iki yönünü adlandırır. Obsession kontrol edilmesi zor zihinsel meşguliyettir: kişi veya ilişki sürekli düşünceleri kaplar. Infatuation ise sınırlı bilgiye dayanabilen ve kalıcı olmayabilen yoğun, çoğunlukla idealize edilmiş romantik çekimdir. Burada ikisi de gündelik betimlemelerdir, klinik tanı değildir.

Alıştırma

Nina, Leo ile yalnızca iki kez görüştü; yine de onu idealize ediyor ve hızla geçebilecek yoğun bir romantik çekim hissediyor. Hangi ifade bu duyguyu en iyi anlatır?

  1. an obsession
  2. mature love
  3. an infatuation
Cevabı göster

an infatuation

Amazingly, these areas associated with intense romantic love

2:24

Şaşırtıcı biçimde, yoğun romantik aşkla bağlantılı bu bölgeler

can remain active for decades.

2:28

onlarca yıl boyunca aktif kalabilir.

And while there are many other physiological and psychological Anlatım akışı

2:30

Ayrıca işin içinde daha pek çok fizyolojik ve psikolojik

components that add to the mix, Deyimler

2:32

bileşen olsa da,

Deyimler

Add to the mix: başka bir etken eklemek

Add to the mix, hâlihazırda çeşitli etkilerin bulunduğu bir duruma ilgili başka bir etken eklemek anlamına gelen bir deyimdir. Mix burada mecazidir; gerçek bir karışımı değil, dikkate alınan koşulların veya etkilerin bütününü ifade eder. Components that add to the mix ifadesinde bileşenler, aşkı anlamanın genel karmaşıklığına katkıda bulunur. Bu ifade, durumu mutlaka daha kötü hâle getirdikleri anlamına gelmez; eklenen etken bağlama göre yararlı, zararlı veya tarafsız olabilir.

Alıştırma

Cümleyi “başka bir etken ekler” anlamındaki deyimle tamamlayın: The possibility of delays ____, so we should leave early.

Cevabı göster

adds to the mix

the truth is science still knows very little Kalıp ifadeler

2:34

gerçek şu ki bilim hâlâ

about exactly why or how love works. Dilbilgisi

2:36

aşkın tam olarak neden ya da nasıl işlediği hakkında çok az şey biliyor.

Anlatım akışı

While there are ... the truth is: pokok utama didahului pengakuan

While there are ödünleyici bir arka plan kurar: konuşmacı, başka birçok fizyolojik ve psikolojik bileşenin de etkili olduğunu kabul eder. Burada while, sırasında anlamında değil, olsa da anlamındadır. The truth is ana iddiaya dönüşü gösterir: bilim, aşkın neden veya nasıl işlediğini hâlâ çok az anlamaktadır. Bu iki bölüm birlikte dengeli bir sav oluşturur: önce karmaşıklık kabul edilir, ardından en fazla ağırlık verilmesi gereken sonuç belirtilir.

Alıştırma

Örnekteki while there are ... the truth is kalıbı ne işe yarar?

  1. Ek etkenleri kabul eder ve ardından ana sonucu öne çıkarır.
  2. Ek etkenlerin aşkın nasıl işlediğini tamamen açıkladığını söyler.
  3. Aynı anda gerçekleşen iki olayı anlatır.
Cevabı göster

Ek etkenleri kabul eder ve ardından ana sonucu öne çıkarır.

Kalıp ifadeler

knows very little about: son derece sınırlı bilgi

knows very little about ifadesinde know about, bir konu hakkında bilgi veya anlayış sahibi olmak demektir. Dil bilgisel özne science sözcüğüdür; burada bilim topluluğunu ve mevcut bilimsel bilgi birikimini temsil eder. Very little, bir miktar bilginin var olduğunu ancak bunun son derece sınırlı kaldığını vurgular. Bu nedenle, hiç bilgi bulunmadığını da düşündürebilen does not know ifadesine göre bilgi sınırını daha kesin biçimde belirtir.

Alıştırma

Bir araştırmacı yalnızca birkaç ilk sonuç görmüştür. Konu hakkında biraz bilgisi olduğunu ancak bu bilginin son derece sınırlı kaldığını en iyi hangi cümle anlatır?

  1. She knows a little about the topic.
  2. She knows very little about the topic.
  3. She knows nothing about the topic.
Cevabı göster

She knows very little about the topic.

Dilbilgisi

exactly why or how love works: dolaylı soru sırası

Exactly why or how love works, why love works ve how love works olmak üzere iki eşgüdümlü dolaylı soru içerir. İkisi de love works özne-fiil dizisini paylaşır ve eşgüdümlü içeriğin tamamı about edatının nesnesi olur. Bunlar doğrudan değil dolaylı sorular olduğu için düz cümle sırasını kullanır: love öznesi works fiilinden önce gelir. does love work gibi doğrudan soru devrikliği kullanılmaz. Exactly, eksik olan bilginin kesin neden veya mekanizmayla ilgili olduğunu vurgular.

Alıştırma

Hangi cümle about sonrasına eşgüdümlü bir dolaylı soruyu doğru biçimde yerleştirir?

  1. Why or how the device works?
  2. We know little about exactly why or how does the device work.
  3. We know little about exactly why or how the device works.
Cevabı göster

We know little about exactly why or how the device works.

And yet somehow, we all seem to know it when we feel it. Deyimler

2:39

Yine de nedense hepimiz aşkı hissettiğimizde onu tanıyor gibiyiz.

Deyimler

Deneyim Yoluyla Tanımayı Anlatan “Know It When We Feel It”

“Know it when we feel it”, aşkı kesin biçimde tanımlamak veya açıklamak zor olsa da insanların onu yaşadıklarında bu deneyimi tanıyabilecekleri anlamına gelir. İki “it” de bilimsel bir mekanizmayı değil, aşkı ifade eder. “Know it when ...” kalıbı, eksiksiz bir analitik açıklamadan ziyade doğrudan deneyime dayalı tanımayı anlatır. Buradaki “And yet”, bu sezgisel kesinliği önceki bilimsel açıklamanın sınırlarıyla karşılaştırır.

Alıştırma

“We all seem to know it when we feel it” ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. İnsanlar deneyimi yaşamadan önce bilimsel mekanizmayı tamamen anlarlar.
  2. İnsanlar deneyimi kesin biçimde tanımlayamasalar veya açıklayamasalar bile tanıyabilirler.
  3. Birisi duyguya resmî bir ad vermedikçe insanlar onu tanıyamazlar.
Cevabı göster

İnsanlar deneyimi kesin biçimde tanımlayamasalar veya açıklayamasalar bile tanıyabilirler.

Got a burning question you want answered? Notlar

2:42

Yanıtını çok merak ettiğiniz bir soru mu var?

Deyimler

Acil ve Önemli Bir Mesele İçin “Burning Question”

“Burning question”, birinin yanıtını güçlü biçimde ve acilen öğrenmek istediği önemli bir soru için kullanılan canlı bir sözcük birlikteliğidir. “Burning” mecazidir; baskı, yoğun merak veya anlık önem duygusu katar. Gerçekte yanan bir şey yoktur. Bu cümlede ifade, izleyicinin açıklanmasını sabırsızlıkla beklediği bir konunun zaten bulunduğunu düşündürerek daveti daha enerjik ve dikkat çekici hâle getirir.

Alıştırma

Cümleyi, insanların yanıtını acilen öğrenmek istediği önemli bir soruyu belirten dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: At the end of the interview, Maya finally asked the ____ everyone had been waiting to hear.

Cevabı göster

burning question

Dilbilgisi

want answered: want + nesne + past participle

a question you want answered ifadesinde you want answered bölümü, question sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir. Tam biçim a question that you want answered şeklindedir ve nesne görevindeki ilgi sözcüğü that atılmıştır. Temel yapı want + nesne + past participle biçimindedir: sorunun yanıtlanması ya da yanıtlanmış duruma gelmesi istenir. Answered, question üzerinde gerçekleşmesi istenen eylemi anlatır; soruyu bizzat sizin yanıtlayacağınız anlamına gelmez.

Alıştırma

İstenen sonucu anlatmak için want fiilinin doğru biçimini, her laptop sözlerini ve repair fiilinin past participle biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: A technician will do the work. The customer ____ by Friday.

Cevabı göster

wants her laptop repaired

Ask it in the comments or on Facebook and Twitter.

2:44

Yorumlarda ya da Facebook ve Twitter'da sorun.

And subscribe for more weekly science videos.

2:46

Her hafta daha fazla bilim videosu için abone olun.