Uçuş Sırasında Uçağın Kapısı Aniden Açılırsa Ne Olur?: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Kapı ve pencereler uçuşta güvenli kalır; video basınç kaybı, hipoksi, basınç, kokpit kilidi, katmanlı pencereler ve istatistikleri havacılık güvenliğiyle ilişkilendirir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. What would happen if that airplane door opened? — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: would ve if içeren varsayımsal soruyla hayali sonucu gerçek diye sunmadan inceleyin. 2. kicks in. — Öbek fiiller: kick in ifadesini bir durum ya da etkinin başlaması olarak anlayıp acil açıklamaları izleyin. 3. To compare, — Söylem, anlatı ve retorik: büyük kuvveti açık bir imgeye ve risk istatistiklerine bağlayan somut karşılaştırmayı fark edin.
Bu derste
You're sitting on a plane trying to relax when a terrible thought crosses your mind. Deyimler
0:00Uçakta oturmuş rahatlamaya çalışırken aklınıza korkunç bir düşünce geliyor.
Bir düşüncenin aklından geçmesi
Bu cümlede crosses your mind, bir düşüncenin aniden akla gelmesi anlamındadır. Endişe bilinçli bir çaba olmadan ortaya çıkar; cross burada fiziksel bir hareketi anlatmaz. Kalıp, fikir veya düşünce + cross + iyelik belirleyicisi + mind biçimindedir. Özne düşüncedir; iyelik belirleyicisi ise düşünen kişiyi gösterir: A possibility crossed my mind.
Alıştırma
Cümleyi cross someone's mind ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During the test, it suddenly ____ that I had skipped a page.
Cevabı göster
crossed my mind
What would happen if ... opened? biçiminde varsayımsal soru
Bu soru, gerçek olmayan veya şu anda doğru olmayan bir durumun sonucunu hayal etmek için What would happen if + özne + geçmiş zaman fiili yapısını kullanır. Kapının açık olduğu söylenmez; opened geçmiş zamanı değil, varsayımsal mesafeyi gösterir. Sonucu soran bölümde would happen, if yan cümlesinde ise basit geçmiş biçimi opened kullanılır. Bu yapı güvenlik tartışmalarında, planlamada veya kararlarda olası sonuçları incelemeye yarar.
Alıştırma
Varsayımsal soruyu would happen ve go fiilinin geçmiş biçimiyle tamamlayın: What ____ if the power ____ out during class?
Cevabı göster
would happen · went
of 8,000 to 10,000 ft above sea level,
0:11bunun için deniz seviyesinden 8.000 ila 10.000 fit yükseklikteki basınç esas alınır,
even though the cruising altitude of the plane you're in is 30,000 to 45,000 ft in the air. Dilbilgisi
0:13oysa içinde bulunduğunuz uçağın seyir irtifası 30.000 ila 45.000 fittir.
pressurize their cabins: kabin hava basıncını kontrol etmek
Havacılıkla ilgili bu cümlede pressurize their cabins, ticari uçakların yolcu kabinlerinin içindeki hava basıncını planlanmış ve daha güvenli bir düzeyde kontrol edip koruması anlamına gelir. Pressurize burada geçişli bir fiildir: basıncı kontrol edilen cabin, fiilin nesnesidir. Kabinler balon gibi şişirilmez ve yolcular üzerinde psikolojik baskı kurulmaz. Uçak çok daha yüksekten uçarken bile sistem, içeride 8.000 ila 10.000 fit yükseklikteki atmosfere benzer bir basınç oluşturur.
Alıştırma
Ticari uçaklarla ilgili cümlede pressurize their cabins ne anlama gelir?
- Yolcular üzerinde psikolojik baskı kurarlar.
- Kabini genişleyene kadar havayla doldururlar.
- Yolcu kabininin içindeki hava basıncını kontrol ederler.
Cevabı göster
Yolcu kabininin içindeki hava basıncını kontrol ederler.
Even though: bilinen gerçekler arasında güçlü karşıtlık
Even though bir ödünleme ilişkisi kurar: ardından gelen yan cümle, diğer gerçeği şaşırtıcı gösterebilecek bir gerçeği belirtir. Örnekte uçak gerçekten 30.000 ila 45.000 fit yükseklikte uçmaktadır, ancak kabin basıncı çok daha düşük bir irtifaya karşılık gelir. İki cümle de doğru olarak sunulur. Yeniden kullanılabilecek yapı “ana ifade + even though + karşıt gerçek” biçimindedir; even though yan cümlesi başta da kullanılabilir.
Alıştırma
Konuşan kişi yolun kapalı olduğunu biliyor ve otobüsün hâlâ çalışmasına şaşırıyor. Hangi cümle bu anlamı ifade eder?
- Even if the road is closed, the bus will still run.
- Even though the road is closed, the bus is still running.
- The road is closed because the bus is still running.
Cevabı göster
Even though the road is closed, the bus is still running.
As altitude increases, atmospheric pressure decreases: bağlantılı değişimler
Burada as, “bir değişim geliştikçe” veya “o değişimle birlikte” anlamındadır; “çünkü” anlamına gelmez. Cümle değişen iki niceliği birbirine bağlar: yükseklik artarken atmosfer basıncı azalır. Yeniden kullanılabilir kalıp as + özne + değişim fiili, özne + değişim fiili şeklindedir. Genel bir eğilimi kısa ve öz biçimde sunar; kalıp tek başına yalnızca değişimlerin nasıl ilişkili olduğunu anlatır ve birinin diğerine neden olduğunu otomatik olarak kanıtlamaz.
Alıştırma
Genel eğilimi as + temperature + rise kullanarak tamamlayın: ____, the metal expands.
Cevabı göster
As temperature rises
This is due to Earth's gravitational pull on the air molecules in the atmosphere.
0:22Bunun nedeni, Dünya'nın atmosferdeki hava moleküllerine uyguladığı kütle çekimidir.
the stronger the force exerted on these molecules.
0:27bu moleküllere uygulanan kuvvet o kadar güçlü olur.
The closer ..., the stronger ...: eşleşik karşılaştırmalar
Bu cümlede eşleşik karşılaştırma kalıbı the + comparative, the + comparative kullanılır. Bu kalıp, bir ölçekteki değişimin başka bir ölçekteki değişimle bağlantılı olduğunu anlatır: moleküller Dünya yüzeyine yaklaştıkça üzerlerindeki kuvvet güçlenir. İlk yan cümle kısaltılmıştır: the closer to the Earth's surface, the closer the molecules are to the Earth's surface ifadesini ima eder. closer önündeki the ile stronger önündeki the eşleşik işaretleri oluşturur; Earth's surface ve force önündeki the sözcükleri ise normal tanımlıklardır.
Alıştırma
close ve fast sözcüklerini eşleşik karşılaştırma kalıbında kullanın: ____ the deadline gets, ____ the team works.
Cevabı göster
The closer · the faster
the plane would depressurize in less than 0.5 seconds.
0:31uçak 0,5 saniyeden kısa sürede kabin basıncını kaybederdi.
If the door were opened ... would depressurize varsayımsal koşulu
Bu cümlede varsayımsal koşul yapısı kullanılır: If + geçmiş zaman biçimli yan cümle, ardından would + fiilin yalın hâli. Kapının açılması gerçekleşmekte olan bir olay olarak bildirilmez; hayal edilen bir durum ve sonucu sunulur. were opened bölümünde kapı eyleme maruz kalır, bu yüzden yan cümle edilgendir: kapıyı biri ya da bir şey açacaktır. Were burada varsayımsal biçimi de işaretler; would depressurize hayal edilen sonucu verir.
Alıştırma
Hangi cümlede edilgen bir varsayımsal if yan cümlesi ve would ile verilen bir sonuç vardır?
- If someone dropped the package, the glass inside would break.
- If the package is dropped, the glass inside will break.
- If the package were dropped, the glass inside would break.
Cevabı göster
If the package were dropped, the glass inside would break.
you and any loose objects would immediately be ejected
0:37siz ve sabitlenmemiş tüm nesneler anında dışarı fırlardınız;
Unless: olumsuz koşul
Unless olumsuz bir koşul getirir. Unless your seat belt is fastened, if your seat belt is not fastened, yani “emniyet kemeriniz takılı değilse” anlamına gelir. unless sözcüğü olumsuzluk anlamını zaten taşırken is fastened biçim olarak olumlu kalır. Bir sonucu önlemek için belirli bir koşulun karşılanması gerektiğinde bu yapı kullanışlıdır.
Alıştırma
Uyarıyı “eğer ... yapmazsan” anlamındaki tek bir sözcükle tamamlayın: ____ you wear a helmet, you cannot enter the track.
Cevabı göster
Unless
given the possibility of the entire plane breaking apart. Notlar
0:44çünkü uçağın tamamı parçalanabilir.
given the possibility of: Bir değerlendirmenin dayanağını belirtmek
Bu cümlede given, “verilmiş” değil, “göz önüne alındığında” anlamındadır. Bu ifade, uçağın tamamının parçalanması ihtimalini hayatta kalma oranlarının çok düşük olduğu değerlendirmesinin dayanağı olarak sunar. given the possibility of + isim veya -ing biçimi kalıbı, olası olayın kesin olduğunu söylemeden bir sonucun neden makul olduğunu açıklamanızı sağlar.
Alıştırma
Cümleyi “olasılığını göz önüne alarak” anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____ icy roads, the school delayed its opening.
Cevabı göster
Given the possibility of
breaking apart: Yapısal bütünlüğü kaybetmek
Break apart, parçalara veya bölümlere ayrılarak bütünlüğünü kaybetmek demektir. Burada ayrılabilecek olan the entire plane olduğundan breaking apart geçişsiz kullanılır; doğrudan nesnesi yoktur. -ing biçimindeki breaking, daha büyük olan the possibility of the entire plane breaking apart ifadesinde of edatından sonra gelir. Aynı fiil, a group breaking apart örneğindeki gibi fiziksel olmayan bir bütünlüğün sona ermesini de anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede break apart, öznenin kendisinin parçalara ayrıldığını belirtmek için geçişsiz olarak kullanılmıştır?
- The old raft broke apart in the waves.
- The engine broke down during the trip.
- The crew broke the raft apart for storage.
Cevabı göster
The old raft broke apart in the waves.
Because the air is substantially thinner at high altitudes,
0:47Yüksek irtifalarda hava çok daha seyrek olduğu için,
A gradual decompression in the cabin will cause the oxygen mask to drop from above, Dilbilgisi
0:52Kabindeki basıncın kademeli olarak düşmesi oksijen maskelerinin yukarıdan inmesine neden olur
cause the oxygen mask to drop: cause + nesne + to-infinitive
cause + nesne + to-infinitive yapısında cause, sonucu doğuran koşulu belirtir; nesne etkilenen şeyi, to-infinitive ise o nesnede daha sonra gerçekleşen eylemi gösterir. Bu cümlede gradual decompression neden, the oxygen mask etkilenen nesne ve to drop sonuç olarak gerçekleşen eylemdir. Burada drop geçişsizdir: maske yukarıdan düşer. Bu ifade, bir yolcunun maskeyi düşürdüğü veya attığı anlamına gelmez. Bu yapı mekanizmaları, arızaları ve süreçleri açıklamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi cause + nesne + to-infinitive yapısıyla tamamlayın: A pressure change can ____.
Cevabı göster
cause the safety valve to open
and on average you have 18 seconds to put the mask on before hypoxia kicks in. Notlar
0:56ve hipoksi başlamadan önce maskeyi takmak için ortalama 18 saniyeniz vardır.
on average: sayısal bir ortalamayı belirtmek
On average, bir sayının bir grup durum üzerinden hesaplanan istatistiksel ortalama olduğunu belirtir. Buradaki 18 saniye, kullanılabilir süredeki farklılıkları özetler; herkesin tam olarak 18 saniyesi olduğunu garanti etmez. Cümlenin başına getirilen on average, ardından gelen ifadenin tamamını çerçeveler. Bireysel sonuçlar değişebildiğinde sayısal bir bilginin ortalama olduğunu belirtmek için kullanılır.
Alıştırma
30 dakikanın birçok yolculuğun ortalaması olduğunu belirten ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____, the trip takes 30 minutes.
Cevabı göster
On average
put ... on: ayrılabilen bir öbek fiil
Put on, bir giysi veya ekipmanı kullanmaya başlamak için vücuda yerleştirmek anlamına gelen ayrılabilen bir öbek fiildir. Burada oksijen maskesini doğru konuma takma eylemini anlatır. Nesne bir isim olduğunda hem put the mask on hem de put on the mask dilbilgisi açısından doğrudur. Nesne bir zamir olduğunda iki parçanın arasına gelmelidir: put it on denir, put on it denmez. Bu nedenle bu cümlede on, yer bildiren bir edat değil, fiilin bir parçasıdır.
Alıştırma
Yönergeyi put on ve it zamiriyle tamamlayın: Your helmet is beside you. Please ____ before the ride starts.
Cevabı göster
put it on
kicks in: bir etkinin başlaması
Kick in ifadesinde in parçacığı, kick ile birlikte çalışmaya, uygulanmaya veya fark edilir bir etki oluşturmaya başlamak anlamına gelen geçişsiz bir öbek fiil oluşturur. Bu cümlede hypoxia kicks in, kullanılabilir süre geçtikten sonra oksijen yoksunluğunun ve etkilerinin başlaması demektir. Özne, çalışmaya başlayan şey, durum, kural veya etkidir; kick in bu anlamda kullanıldığında ardından nesne gelmez. Sözcük anlamıyla bir tekmeleme eylemi değildir.
Alıştırma
Cümleyi “etki göstermeye başlamak” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: The anesthetic usually ____ after a few minutes.
Cevabı göster
kicks in
leading to: bir sonucu belirtmek
Bu cümlede leading to, “sonucunda meydana getirerek” veya “yol açarak” anlamındadır. Önceki belirti ve bilinç kaybı zincirini nihai sonuç olan ölüme bağlar. -ing biçimindeki leading, önceki cümleciğe sonucu ifade eden bir öbek ekler. Başka durumlara aktarılabilen kalıp şöyledir: cümlecik, leading to + isim öbeği.
Alıştırma
Cümleyi lead to ifadesinin şimdiki zaman ortaç biçimiyle tamamlayın: The damaged cable sparked, ____ a small fire.
Cevabı göster
leading to
The oxygen reserves on the plane would last for only 10 minutes,
1:09Uçaktaki oksijen rezervleri yalnızca 10 dakika dayanırdı;
enough for the pilot to descend rapidly to 8,000 to 10,000 ft Dilbilgisi
1:12bu süre, pilotun hızla 8.000 ila 10.000 fite alçalması,
enough for ... to descend: enough for someone to do kalıbı
Burada enough for the pilot to descend, mevcut oksijen kaynağının pilotun alçalabilmesi için yeterli süre sağladığı anlamına gelir. For the pilot, descend eylemini yapan kişiyi belirtir; alçalmanın ne kadar sürdüğünü söylemez. Başka durumlara aktarılabilen kalıp enough + (isim) + for + kişi + to-mastar biçimindedir. enough time for us to leave örneğindeki gibi isim kullanılabilir ya da neyin yeterli olduğu zaten açıksa isim çıkarılabilir.
Alıştırma
Cümleyi enough ... for ... to kalıbıyla tamamlayın: There is ____ the technician ____ repair the server before noon.
Cevabı göster
enough time for · to
Freaked out yet? sorusunda Freaked out
Freaked out, çok korkmuş, paniğe kapılmış veya kaygıdan bunalmış hissetmek demektir. Burada freaked, freak out fiilinin geçmiş ortaç biçimidir ve dinleyicinin içinde bulunduğu sonuç durumunu anlatır. Freaked out yet? gündelik dilde kullanılan eksiltili bir sorudur. Tam biçimi Are you freaked out yet? şeklindedir; gündelik konuşmada Are you atılır. Yet, genellikle korku veya gerilim yaratan bir şeyin ardından, bu duruma şimdiye kadar girilip girilmediğini sorar.
Alıştırma
Bu bağlamda eksiltili Freaked out yet? sorusu ne anlama gelir?
- Dinleyicinin şimdiye kadar çok korkup korkmadığını veya paniğe kapılıp kapılmadığını sorar.
- Dinleyicinin yalnızca biraz endişeli olup olmadığını sorar.
- Dinleyicinin başka birini korkutup korkutmadığını sorar.
Cevabı göster
Dinleyicinin şimdiye kadar çok korkup korkmadığını veya paniğe kapılıp kapılmadığını sorar.
the chances of the door opening are so small Dilbilgisi
1:22kapının açılma ihtimali son derece düşüktür
the chances of the door opening are so small yapısı
the chances of the door opening, değerlendirilen olasılığı adlandıran bir isim öbeğidir. the chances of + -ing biçimiyle ifade edilen olay + are + olasılık tanımı kalıbında, of sonrasındaki -ing biçimi olayı tartışma konusu yapar. Bu yüzden fiilin yalın biçimi open yerine opening kullanılır. Burada opening, kapının yapabileceği şeyi anlatır; so small ise son derece düşük bir olasılığı belirtir. Yakındaki olay ifadesi opening ile bitse de are kullanımını çoğul baş isim chances belirler.
Alıştırma
the chances of + -ing biçiminde olay kalıbını kullanın. Cümleyi 'the chances of' ve 'fail' fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: ____ the backup system ____ during the test are very small.
Cevabı göster
The chances of · failing
because there's 8 to 10 lb of pressure exerted Kalıp ifadeler
1:24çünkü 8 ila 10 librelik bir kuvvet
Pressure exerted on: kısaltılmış edilgen niteleyici
“Pressure exerted on every square inch” ifadesinde exerted on, pressure sözcüğünü niteler. Bu, kısaltılmış bir edilgen ilgi cümleciğidir: “pressure that is exerted on every square inch”. İfade, bir yüzeye veya alana uygulanan ya da onun üzerinde etkili olan basınç anlamına gelir. Kuvvetin kaynağı belirtilmez; exerted, uçağın egzersiz yaptığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi exert pressure on yapısının kısaltılmış edilgen biçimiyle tamamlayın: The engineers measured the pressure ____ the glass panel.
Cevabı göster
exerted on
there's more pressure inside the cabin than outside. Dilbilgisi
1:29kabinin içindeki basınç dışarıdakinden daha yüksektir.
There’s more ... inside ... than outside: eksiltmeli karşılaştırma
Cümle, iki konumdaki basınç miktarını karşılaştırmak için more + isim + than yapısını kullanır: kabinin içi ve kabinin dışı. Than sözcüğünden sonra outside, yer zarfı olarak tek başına kullanılır. Tekrarlanan the cabin sözcükleri anlaşılır olduğu için atılır; bu nedenle than outside, “than there is outside the cabin” anlamına gelir. Eksik kısmın açık olduğu durumlarda bu tür eksiltme karşılaştırmayı kısa ve öz tutar.
Alıştırma
Karşılaştırmayı than ve inside sözcüğünün karşıtı olan yer zarfıyla tamamlayın; the building ifadesini tekrarlamayın: The gauge showed more pressure inside the building ____.
Cevabı göster
than outside
Using ... as an example ile belirli bir örnek sunmak
Baştaki ifade, “Airbus A380’i temsilî bir örnek olarak ele alırsak” anlamına gelir. Dinleyiciye, ardından gelen kesin sayının somut bir örnekten alındığını bildirir ve açıklamayı genel olarak ticari uçaklardan A380’e ait belirli verilere taşır. Burada using, uçağın yaptığı bir eylemi değil, konuşmacının analiz için yaptığı seçimi anlatır. Özenli yazıda örneği kimin kullandığını açıkça belirtin: “Using the Airbus A380 as an example, we can calculate ...”.
Alıştırma
Hangi cümle Using ... as an example yapısını doğru kullanır ve başlangıç ifadesine açık bir mantıksal özne verir?
- Using this school as an example, less waste is produced.
- Using this school as an example, we can see how recycling reduces waste.
- Using this school as an example, the recycling bins are blue.
Cevabı göster
Using this school as an example, we can see how recycling reduces waste.
measures 4,288 square inches: bir nesnenin boyutunu belirtmek
Burada measures, “alanı ... kadardır” anlamına gelir. the main door betimlenen nesnedir ve 4,288 square inches bu nesnenin ölçüm sonucudur. Measure bir boyutu kontrol etme eylemini de anlatabilir; ancak bu cümle teknik bir özellik verir, birinin kapıyı ölçmesini anlatmaz. Bu yapıda nesneyi measures sözcüğünden önce, sayıyı ve birimini ise sonra kullanın: nesne + measures + ölçüm sonucu. Measures sözcüğünden önce is eklemeyin.
Alıştırma
Boyutu belirtmek için measures kullanın: The screen ____ 27 inches diagonally.
Cevabı göster
measures
meaning 38,592 lb of force Anlatım akışı
1:39yani kapıyı açmaya başlayabilmek için bile 38.592 librelik bir kuvvet
meaning + sonuç yan tümcesi: verileri bir sonuca dönüştürmek
Burada meaning, önceki hesaplamadan çıkarılan pratik sonucu sunar. Bir sözcüğün sözlük anlamını belirtmez; önceki veriler, 38.592 libre kuvvet gerekeceği sonucuna götürür. Dil bilgisi açısından meaning, önceki ifadeye bağlanan ek bir -ing yan tümcesini başlatır. 38,592 lb of force isim öbeği would be required yapısının öznesidir. Bu nedenle yeniden kullanılabilir kalıp önceki gerçek, meaning + sonuç bildiren yan tümce şeklindedir. Bu kalıp bir sayıyı veya ölçümü gerçek hayattaki sonucuna dönüştürür.
Alıştırma
İlk yan tümcenin sonucunu belirtmek için mean fiilinin -ing biçimiyle cümleyi tamamlayın: The road is flooded, ____ the village will remain cut off until morning.
Cevabı göster
meaning
would be required to: koşullu edilgen gereklilik
Bu cümlede would be required to, varsayımsal bir hesaplamadaki gerekli koşulu ifade eder: kapının açılmaya başlayabilmesi için bu miktarda kuvvetin mevcut olması gerekirdi. Would, gerekliliği yürürlükteki bir kural olarak sunmak yerine hayal edilen duruma bağlı hâle getirir. Yapı would + be + required + to-infinitive şeklindedir. Required burada edilgen olduğu için odak, birinin emir vermesinde değil, nesnel olarak neyin gerekli olduğundadır.
Alıştırma
Hangi cümle gerekliliği hâlihazırda yürürlükte değil, koşullu olarak sunuyor?
- The inspector required each support to pass the test.
- Under the proposed redesign, each support would be required to carry twice the current load.
- Under the current code, each support is required to carry the stated load.
Cevabı göster
Under the proposed redesign, each support would be required to carry twice the current load.
this would be equivalent of you trying to move three African bush elephants, Dilbilgisi
1:45bu, üç Afrika savan filini hareket ettirmeye çalışmanıza denk gelir;
equivalent of you trying: equivalent to kullanımı
equivalent of you trying ifadesi, bir çabanın ölçek bakımından başka bir çabaya eşit olduğunu anlatmak için kullanılmıştır. Anlam açıktır, ancak edat equivalent sözcüğünün sıfat olarak kullanıldığı olağan yapıya uymaz. be equivalent sonrasında standart İngilizcede to kullanılır: this would be equivalent to you trying to move.... Yeniden kullanılabilecek yapı be equivalent to + isim öbeği veya -ing yan cümlesidir. equivalent isim olarak kullanılırsa the equivalent of yapısı seçilir.
Alıştırma
Cümleyi, sıfat görevindeki equivalent sonrasında kullanılan standart edatla tamamlayın: Moving this safe would be equivalent ____ lifting a small car.
Cevabı göster
to
Somut bir benzetmeye geçiş ifadesi olarak To compare,
To compare, konuşmacının aynı miktarı veya zorluğu daha tanıdık bir ölçekle yeniden ifade edeceğini gösterir. Fil imgesi ayrı bir bilgi eklemez; gereken kuvvetin zihinde daha kolay canlandırılmasını sağlar. Bilgiyi düzenleyen bir geçiş ifadesi olarak, dinleyiciye sonraki ifadenin öncekiyle nasıl ilişkili olduğunu gösterir: yeni imge, az önce açıklanan şey için bir benzetme veya kıyas ölçütü olarak anlaşılmalıdır.
Alıştırma
Bu cümlede To compare, nasıl bir ilişkiye işaret ediyor?
- Sonraki imge aynı kuvveti daha somut bir ölçekle yeniden ifade eder.
- Konuşmacı filler hakkında ilgisiz bir bilgi ekler.
- Konuşmacı önceki ölçümü geri çeker.
Cevabı göster
Sonraki imge aynı kuvveti daha somut bir ölçekle yeniden ifade eder.
Açıklayıcı eşleme olarak the largest land mammals on Earth
Bu cümlede “the largest land mammals on Earth” ad öbeği açıklayıcı bir eşleme, yani appositive olarak kullanılır. “three African bush elephants” ifadesini yeniden adlandırır ve bu hayvanların kimliğini açıklayan bilgi ekler. Virgül, bunun aynı cümle içindeki ek bilgi olduğunu gösterir; başka bir hayvan grubu ya da yeni bir yan cümle değildir. ‘Ad, açıklayıcı ad öbeği’ yapısı, ana cümlenin akışını bozmadan kısa bir tanım eklemeyi sağlar ve bilimsel yazılarda ve haberlerde sık görülür.
Alıştırma
Hangi cümlede virgüller arasındaki sözler, önceki adı açıklayan bir eşleme olarak kullanılmıştır?
- Mae Jemison traveled to space, where she conducted experiments.
- Mae Jemison spoke, but the audience still had questions.
- Mae Jemison, the first Black woman in space, is an engineer and physician.
Cevabı göster
Mae Jemison, the first Black woman in space, is an engineer and physician.
plane doors are almost always electronically locked by the pilot
1:52uçak kapıları neredeyse her zaman pilot tarafından elektronik olarak kilitlenir
through functions accessible only from inside the cockpit.
1:55ve bu işlem yalnızca kokpitin içinden erişilebilen kontrollerle yapılır.
ease your worries: endişeyi hafifletmek
“To ease your worries” ifadesinde ease, endişeleri daha az güçlü veya rahatsız edici hâle getirmek anlamına gelir. Bütün endişelerin ya da risklerin ortadan kalkacağını vaat etmez. Yapı ease + kişinin iyelik biçimi + worries şeklindedir. To ile kurulan mastar, konuşmacının söylemek ya da yapmak üzere olduğu şeyin amacını gösterir: dinleyicinin daha az endişelenmesini sağlamak.
Alıştırma
“Endişeleri tamamen ortadan kaldırmak zorunda olmadan hafifletmek” anlamındaki hedef fiille cümleyi tamamlayın: The nurse explained each step to ____ my worries.
Cevabı göster
ease
it would also be nearly impossible for someone to punch and break through an airplane window. Notlar
2:00birinin uçak camını yumruklayarak kırması da neredeyse imkânsızdır.
nearly impossible for someone to: birinin bir şey yapması neredeyse imkânsız
nearly impossible for someone to ifadesinde nearly, impossible sözcüğünü niteler: görev başarılı olma ihtimali çok düşük bir görevdir, ancak kesinlikle imkânsız olduğu söylenmez. Bu ifade, bir eylemin belirli bir kişi ya da kişi türü için son derece zor olduğunu değerlendirir. Yapı adjective + for + person + to + verb şeklindedir. Buradaki for someone, eylemi gerçekleştirecek kişiyi belirtir; “birinin yararına” anlamına gelmez. Böylece İngilizce hem değerlendirmeyi hem de eylemi yapacak kişiyi belirtir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi doğru tamamlayan ifadeyi seçin: With one hand injured, it was ___ open the jar。
- nearly impossible for her to
- nearly impossible to her
- nearly impossible for her
Cevabı göster
nearly impossible for her to
break through: bir engeli aşmak veya içinden geçmek
Break through, bir engeli zor kullanarak aşmak ve diğer tarafa ulaşmak anlamına gelir. Bu cümlede uçak penceresi engeldir ve punch denen eylem denenmiş araçtır; break through yalnızca pencereye zarar vermeyi değil, bir açıklık oluşturup pencereyi delip geçme sonucunu anlatır. Bu ifade güvenlik sistemleri veya zor problemler gibi soyut engellerle de kullanılabilir. Through, direnci aşma ve engelin ötesine geçme fikrini korur.
Alıştırma
İngilizce cümleyi en iyi tamamlayan ifadeyi seçin: The firefighters worked for an hour to ___ the locked gate。
- break up
- break through
- break into
Cevabı göster
break through
These windows can also be made with up to six layers of various types of strong polymers Kalıp ifadeler
2:04Bu camlar ayrıca farklı türlerde dayanıklı polimerler kullanılarak en fazla altı katman hâlinde üretilebilir
up to six layers: en yüksek miktarı belirtmek
up to six layers ifadesinde up to, altıyı en yüksek sayı olarak belirler. Pencereler bir, iki veya altıya kadar başka herhangi bir katman sayısına sahip olabilir; cümle her zaman altı katman olduğunu söylemez. up to + sayı kalıbı teknik özelliklerde, kapasite açıklamalarında, fiyatlarda ve izin verilen miktarlarda üst sınır belirtmek için yaygın olarak kullanılır. Sayı, sabit bir miktar değil, aşılmaması gereken bir tavan olarak anlaşılmalıdır.
Alıştırma
Dördü en yüksek sayı olarak belirleyen bu nottaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: The pass lets ____ four people enter.
Cevabı göster
up to
these windows are almost always rounded to decrease drag while in flight, Kelime
2:11bu camlar, uçuş sırasında hava direncini azaltmak için neredeyse her zaman yuvarlatılmıştır,
drag: uçuş sırasındaki hava direnci
Burada drag, havanın içinden geçen bir cismin hareketine karşı koyan kuvveti ifade eden bir isimdir. Pencerelerin yuvarlatılması, uçak uçarken bu direncin azalmasına yardımcı olur. Havacılık ve mühendislikte drag sık sık decrease, reduce, increase ve create gibi fiillerle kullanılır. Bu cümlede bir şeyi çekme veya sürükleme eylemi anlamına gelmez.
Alıştırma
“A smooth shape helps decrease drag while the plane is moving,” cümlesinde drag ne anlama gelir?
- Uçağı yerde sürükleme eylemi
- Uçağın pencerelerinin ağırlığı
- Uçağın hareketine karşı koyan hava direnci
Cevabı göster
Uçağın hareketine karşı koyan hava direnci
thereby preventing cracks and decompression. Anlatım akışı
2:15böylece çatlaklar ve basınç kaybı önlenir.
thereby preventing: bir önlemi sonucuna bağlamak
“Thereby preventing” sonucu bağlayan bir yapıdır. Thereby, önceki tasarım seçimine, yani sürüklemeyi azaltmak için pencerelerin yuvarlatılmasına gönderme yapar; preventing ise bu seçimin ortaya çıkardığı sonucu, yani çatlakların ve basınç kaybının önlenmesini belirtir. Sonradan gerçekleşen bağımsız bir eylem değildir. Aktarılabilir kalıp clause, thereby + -ing şeklindedir. Yeni bir çekimli fiil cümleciği başlatmadan sonucu önceki sürece veya önleme doğrudan bağlar.
Alıştırma
İngilizce cümleyi dersteki resmî sonuç bağlayıcısı ve prevent fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The guardrail absorbs the impact, ____ passengers from being thrown forward.
Cevabı göster
thereby preventing
You're more likely to die in a car than during aviation Dilbilgisi
2:17Hava yolculuğuna kıyasla araba kazasında ölme olasılığınız daha yüksektir:
You're more likely to ... than ...: olasılıkları karşılaştırmak
“You're more likely to die in a car than during aviation” göreli olasılığı karşılaştırır. be more likely to + verb + than + comparison kalıbı, ilk olayın gerçekleşme ihtimalinin ikinci olaydan daha yüksek olduğunu belirtir; iki olaydan herhangi birinin kesin olduğunu söylemez. Burada than, olasılığı daha düşük olan karşılaştırma unsurunu getirir. Yeni ve özenli cümlelerde iki tarafı paralel kurun. Örneğin: more likely to die in a car accident than in an aviation accident.
Alıştırma
İngilizce cümleyi karşılaştırmalı olasılık kalıbıyla tamamlayın: A careful driver is ____ avoid an accident ____ a distracted driver.
Cevabı göster
more likely to · than
compared to 1 in 9,821 for air travel related accidents.
2:23hava yolculuğuyla ilgili kazalarda bu oran 9.821'de 1'dir.
with a 1 in 114 chance ... compared to 1 in 9,821 ile risk karşılaştırma
With a 1 in 114 chance, karşılaştırılabilir her 114 fırsatta yaklaşık bir kez gerçekleşme sıklığını ifade eder. Compared to 1 in 9,821 ise ikinci sayıyı aynı “N'de bir” ölçeğine yerleştirerek risklerin doğrudan karşılaştırılmasını sağlar. Bu ölçekte payda büyüdükçe olay daha seyrekleşir. Dolayısıyla cümle, araba ile ilgili kazaların hava yolculuğuyla ilgili kazalardan çok daha sık olduğunu gösterir; 9.821 daha yüksek risk anlamına gelmez.
Alıştırma
“a 1 in 50 chance, compared to 1 in 500” karşılaştırmasında hangi olay daha sık gerçekleşir?
- İki olay da eşit sıklıktadır
- a 1 in 50 chance olan olay
- a 1 in 500 chance olan olay
Cevabı göster
a 1 in 50 chance olan olay
fasten your seat belts: emniyet kemerlerinizi bağlayın
Fasten your seat belts, dinleyenlere tokayı kapatıp gerektiği şekilde ayarlayarak emniyet kemerlerini sabitlemelerini söyleyen bir emir cümlesidir. Fasten bir şeyi sabitlemek veya kapatmak anlamına gelir; bu nedenle talimat, kemeri yalnızca vücudun üzerine koymayı değil, güvenli biçimde bağlamayı gerektirir. Çoğul seat belts ve your bir gruba hitap eder. Tek bir kişiye konuşurken kullanılan yaygın biçim Fasten your seat belt şeklindedir.
Alıştırma
F ile başlayan hedef fiili kullanarak standart güvenlik talimatını tamamlayın: Please ____ your seat belt before the car moves.
Cevabı göster
fasten
above all: en yüksek öncelikli nokta
Above all, konuşanın dinleyicilerin en önemli saymasını istediği noktayı sunar. Burada, uçuşla ilgili pratik talimatlardan sonra enjoy the flight ifadesini son ve en yüksek öncelikli mesaj olarak işaretler. Bir söylem belirteci olarak bir düşünceyi diğerlerinden daha önemli konuma getirir ve bir tavsiye listesini tamamlamaya yardımcı olur. Fiziksel bir konumu anlatmaz.
Alıştırma
Güvenliği en yüksek öncelik yapan iki kelimelik söylem belirteciyle cümleyi tamamlayın: We want the event to be fun, but ____, it must be safe.
Cevabı göster
above all
because we make new science videos every Thursday.
2:35çünkü her perşembe yeni bilim videoları hazırlıyoruz.
And click the bell because apparently it does something. Ton ve niyet
2:38Bir de zil simgesine tıklayın; görünüşe göre bir işe yarıyormuş.
apparently it does something: mesafe ve kuru mizah
Apparently, bir iddiayı konuşanın kesin biçimde doğruladığı bir şey olarak değil, mevcut bilgilere veya insanların söylediklerine göre doğru gibi görünen bir şey olarak sunar. Bilerek belirsiz bırakılan it does something ifadesiyle eşleşmesi bu mesafeyi artırır. Burada konuşan, bildirim ziline tıklama yönündeki tanıdık talimatı bilir ama yararından emin değilmiş gibi şakacı biçimde davranır. Cümle ciddi bir teknik açıklama veya tamamen bilgisiz olma ifadesi değil, kendisiyle alay eden ve hafif ironik bir yorumdur.
Alıştırma
'Apparently the shortcut saves time,' cümlesinde apparently en doğal olarak hangi tutumu ifade eder?
- Konuşan bunu mevcut bilgilerin düşündürdüğü bir şey olarak ele alır, ancak bir miktar mesafe bırakır.
- Konuşan kestirme yolun zaman kazandırıp kazandırmadığını sorar.
- Konuşan bunu hiçbir çekince olmadan tamamen doğrulanmış bir olgu olarak belirtir.
Cevabı göster
Konuşan bunu mevcut bilgilerin düşündürdüğü bir şey olarak ele alır, ancak bir miktar mesafe bırakır.
that you can check out to satisfy your science needs.
2:42bilim merakınızı gidermek için onlara göz atabilirsiniz.