Uçuş Sırasında Uçağın Kapısı Aniden Açılırsa Ne Olur?: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
500 kelime 187 kel/dk

Video özeti: Kapı ve pencereler uçuşta güvenli kalır; video basınç kaybı, hipoksi, basınç, kokpit kilidi, katmanlı pencereler ve istatistikleri havacılık güvenliğiyle ilişkilendirir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. What would happen if that airplane door opened? — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: would ve if içeren varsayımsal soruyla hayali sonucu gerçek diye sunmadan inceleyin. 2. kicks in. — Öbek fiiller: kick in ifadesini bir durum ya da etkinin başlaması olarak anlayıp acil açıklamaları izleyin. 3. To compare, — Söylem, anlatı ve retorik: büyük kuvveti açık bir imgeye ve risk istatistiklerine bağlayan somut karşılaştırmayı fark edin.

Bu derste

You're sitting on a plane trying to relax when a terrible thought crosses your mind. Deyimler

0:00

Uçakta oturmuş rahatlamaya çalışırken aklınıza korkunç bir düşünce geliyor.

Deyimler

Bir düşüncenin aklından geçmesi

Bu cümlede crosses your mind, bir düşüncenin aniden akla gelmesi anlamındadır. Endişe bilinçli bir çaba olmadan ortaya çıkar; cross burada fiziksel bir hareketi anlatmaz. Kalıp, fikir veya düşünce + cross + iyelik belirleyicisi + mind biçimindedir. Özne düşüncedir; iyelik belirleyicisi ise düşünen kişiyi gösterir: A possibility crossed my mind.

Alıştırma

Cümleyi cross someone's mind ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During the test, it suddenly ____ that I had skipped a page.

Cevabı göster

crossed my mind

What would happen if that airplane door opened? Dilbilgisi

0:04

Ya uçağın kapısı açılırsa ne olur?

Dilbilgisi

What would happen if ... opened? biçiminde varsayımsal soru

Bu soru, gerçek olmayan veya şu anda doğru olmayan bir durumun sonucunu hayal etmek için What would happen if + özne + geçmiş zaman fiili yapısını kullanır. Kapının açık olduğu söylenmez; opened geçmiş zamanı değil, varsayımsal mesafeyi gösterir. Sonucu soran bölümde would happen, if yan cümlesinde ise basit geçmiş biçimi opened kullanılır. Bu yapı güvenlik tartışmalarında, planlamada veya kararlarda olası sonuçları incelemeye yarar.

Alıştırma

Varsayımsal soruyu would happen ve go fiilinin geçmiş biçimiyle tamamlayın: What ____ if the power ____ out during class?

Cevabı göster

would happen · went

Commercial airplanes pressurize their cabins to match the atmospheric pressure Kelime

0:07

Ticari uçaklar, kabin basıncını atmosfer basıncına eşitler;

of 8,000 to 10,000 ft above sea level,

0:11

bunun için deniz seviyesinden 8.000 ila 10.000 fit yükseklikteki basınç esas alınır,

even though the cruising altitude of the plane you're in is 30,000 to 45,000 ft in the air. Dilbilgisi

0:13

oysa içinde bulunduğunuz uçağın seyir irtifası 30.000 ila 45.000 fittir.

Kelime

pressurize their cabins: kabin hava basıncını kontrol etmek

Havacılıkla ilgili bu cümlede pressurize their cabins, ticari uçakların yolcu kabinlerinin içindeki hava basıncını planlanmış ve daha güvenli bir düzeyde kontrol edip koruması anlamına gelir. Pressurize burada geçişli bir fiildir: basıncı kontrol edilen cabin, fiilin nesnesidir. Kabinler balon gibi şişirilmez ve yolcular üzerinde psikolojik baskı kurulmaz. Uçak çok daha yüksekten uçarken bile sistem, içeride 8.000 ila 10.000 fit yükseklikteki atmosfere benzer bir basınç oluşturur.

Alıştırma

Ticari uçaklarla ilgili cümlede pressurize their cabins ne anlama gelir?

  1. Yolcular üzerinde psikolojik baskı kurarlar.
  2. Kabini genişleyene kadar havayla doldururlar.
  3. Yolcu kabininin içindeki hava basıncını kontrol ederler.
Cevabı göster

Yolcu kabininin içindeki hava basıncını kontrol ederler.

Dilbilgisi

Even though: bilinen gerçekler arasında güçlü karşıtlık

Even though bir ödünleme ilişkisi kurar: ardından gelen yan cümle, diğer gerçeği şaşırtıcı gösterebilecek bir gerçeği belirtir. Örnekte uçak gerçekten 30.000 ila 45.000 fit yükseklikte uçmaktadır, ancak kabin basıncı çok daha düşük bir irtifaya karşılık gelir. İki cümle de doğru olarak sunulur. Yeniden kullanılabilecek yapı “ana ifade + even though + karşıt gerçek” biçimindedir; even though yan cümlesi başta da kullanılabilir.

Alıştırma

Konuşan kişi yolun kapalı olduğunu biliyor ve otobüsün hâlâ çalışmasına şaşırıyor. Hangi cümle bu anlamı ifade eder?

  1. Even if the road is closed, the bus will still run.
  2. Even though the road is closed, the bus is still running.
  3. The road is closed because the bus is still running.
Cevabı göster

Even though the road is closed, the bus is still running.

As altitude increases, Dilbilgisi

0:18

İrtifa arttıkça,

atmospheric pressure decreases.

0:20

atmosfer basıncı azalır.

Dilbilgisi

As altitude increases, atmospheric pressure decreases: bağlantılı değişimler

Burada as, “bir değişim geliştikçe” veya “o değişimle birlikte” anlamındadır; “çünkü” anlamına gelmez. Cümle değişen iki niceliği birbirine bağlar: yükseklik artarken atmosfer basıncı azalır. Yeniden kullanılabilir kalıp as + özne + değişim fiili, özne + değişim fiili şeklindedir. Genel bir eğilimi kısa ve öz biçimde sunar; kalıp tek başına yalnızca değişimlerin nasıl ilişkili olduğunu anlatır ve birinin diğerine neden olduğunu otomatik olarak kanıtlamaz.

Alıştırma

Genel eğilimi as + temperature + rise kullanarak tamamlayın: ____, the metal expands.

Cevabı göster

As temperature rises

This is due to Earth's gravitational pull on the air molecules in the atmosphere.

0:22

Bunun nedeni, Dünya'nın atmosferdeki hava moleküllerine uyguladığı kütle çekimidir.

The closer to the Earth's surface, Dilbilgisi

0:26

Dünya yüzeyine ne kadar yaklaşırsanız,

the stronger the force exerted on these molecules.

0:27

bu moleküllere uygulanan kuvvet o kadar güçlü olur.

Dilbilgisi

The closer ..., the stronger ...: eşleşik karşılaştırmalar

Bu cümlede eşleşik karşılaştırma kalıbı the + comparative, the + comparative kullanılır. Bu kalıp, bir ölçekteki değişimin başka bir ölçekteki değişimle bağlantılı olduğunu anlatır: moleküller Dünya yüzeyine yaklaştıkça üzerlerindeki kuvvet güçlenir. İlk yan cümle kısaltılmıştır: the closer to the Earth's surface, the closer the molecules are to the Earth's surface ifadesini ima eder. closer önündeki the ile stronger önündeki the eşleşik işaretleri oluşturur; Earth's surface ve force önündeki the sözcükleri ise normal tanımlıklardır.

Alıştırma

close ve fast sözcüklerini eşleşik karşılaştırma kalıbında kullanın: ____ the deadline gets, ____ the team works.

Cevabı göster

The closer · the faster

If the door were opened, Dilbilgisi

0:30

Kapı açılacak olsaydı,

the plane would depressurize in less than 0.5 seconds.

0:31

uçak 0,5 saniyeden kısa sürede kabin basıncını kaybederdi.

Dilbilgisi

If the door were opened ... would depressurize varsayımsal koşulu

Bu cümlede varsayımsal koşul yapısı kullanılır: If + geçmiş zaman biçimli yan cümle, ardından would + fiilin yalın hâli. Kapının açılması gerçekleşmekte olan bir olay olarak bildirilmez; hayal edilen bir durum ve sonucu sunulur. were opened bölümünde kapı eyleme maruz kalır, bu yüzden yan cümle edilgendir: kapıyı biri ya da bir şey açacaktır. Were burada varsayımsal biçimi de işaretler; would depressurize hayal edilen sonucu verir.

Alıştırma

Hangi cümlede edilgen bir varsayımsal if yan cümlesi ve would ile verilen bir sonuç vardır?

  1. If someone dropped the package, the glass inside would break.
  2. If the package is dropped, the glass inside will break.
  3. If the package were dropped, the glass inside would break.
Cevabı göster

If the package were dropped, the glass inside would break.

Unless your seat belt is fastened, Dilbilgisi

0:35

Emniyet kemeriniz bağlı değilse,

you and any loose objects would immediately be ejected

0:37

siz ve sabitlenmemiş tüm nesneler anında dışarı fırlardınız;

due to the difference in pressure.

0:40

bunun nedeni basınç farkı olurdu.

Dilbilgisi

Unless: olumsuz koşul

Unless olumsuz bir koşul getirir. Unless your seat belt is fastened, if your seat belt is not fastened, yani “emniyet kemeriniz takılı değilse” anlamına gelir. unless sözcüğü olumsuzluk anlamını zaten taşırken is fastened biçim olarak olumlu kalır. Bir sonucu önlemek için belirli bir koşulun karşılanması gerektiğinde bu yapı kullanışlıdır.

Alıştırma

Uyarıyı “eğer ... yapmazsan” anlamındaki tek bir sözcükle tamamlayın: ____ you wear a helmet, you cannot enter the track.

Cevabı göster

Unless

During such a scenario,

0:41

Böyle bir durumda,

survival rates are very slim

0:42

hayatta kalma ihtimali son derece düşüktür,

given the possibility of the entire plane breaking apart. Notlar

0:44

çünkü uçağın tamamı parçalanabilir.

Kalıp ifadeler

given the possibility of: Bir değerlendirmenin dayanağını belirtmek

Bu cümlede given, “verilmiş” değil, “göz önüne alındığında” anlamındadır. Bu ifade, uçağın tamamının parçalanması ihtimalini hayatta kalma oranlarının çok düşük olduğu değerlendirmesinin dayanağı olarak sunar. given the possibility of + isim veya -ing biçimi kalıbı, olası olayın kesin olduğunu söylemeden bir sonucun neden makul olduğunu açıklamanızı sağlar.

Alıştırma

Cümleyi “olasılığını göz önüne alarak” anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____ icy roads, the school delayed its opening.

Cevabı göster

Given the possibility of

Öbek fiiller

breaking apart: Yapısal bütünlüğü kaybetmek

Break apart, parçalara veya bölümlere ayrılarak bütünlüğünü kaybetmek demektir. Burada ayrılabilecek olan the entire plane olduğundan breaking apart geçişsiz kullanılır; doğrudan nesnesi yoktur. -ing biçimindeki breaking, daha büyük olan the possibility of the entire plane breaking apart ifadesinde of edatından sonra gelir. Aynı fiil, a group breaking apart örneğindeki gibi fiziksel olmayan bir bütünlüğün sona ermesini de anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede break apart, öznenin kendisinin parçalara ayrıldığını belirtmek için geçişsiz olarak kullanılmıştır?

  1. The old raft broke apart in the waves.
  2. The engine broke down during the trip.
  3. The crew broke the raft apart for storage.
Cevabı göster

The old raft broke apart in the waves.

Because the air is substantially thinner at high altitudes,

0:47

Yüksek irtifalarda hava çok daha seyrek olduğu için,

there is substantially less oxygen.

0:50

oksijen de çok daha azdır.

A gradual decompression in the cabin will cause the oxygen mask to drop from above, Dilbilgisi

0:52

Kabindeki basıncın kademeli olarak düşmesi oksijen maskelerinin yukarıdan inmesine neden olur

Dilbilgisi

cause the oxygen mask to drop: cause + nesne + to-infinitive

cause + nesne + to-infinitive yapısında cause, sonucu doğuran koşulu belirtir; nesne etkilenen şeyi, to-infinitive ise o nesnede daha sonra gerçekleşen eylemi gösterir. Bu cümlede gradual decompression neden, the oxygen mask etkilenen nesne ve to drop sonuç olarak gerçekleşen eylemdir. Burada drop geçişsizdir: maske yukarıdan düşer. Bu ifade, bir yolcunun maskeyi düşürdüğü veya attığı anlamına gelmez. Bu yapı mekanizmaları, arızaları ve süreçleri açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi cause + nesne + to-infinitive yapısıyla tamamlayın: A pressure change can ____.

Cevabı göster

cause the safety valve to open

and on average you have 18 seconds to put the mask on before hypoxia kicks in. Notlar

0:56

ve hipoksi başlamadan önce maskeyi takmak için ortalama 18 saniyeniz vardır.

Kalıp ifadeler

on average: sayısal bir ortalamayı belirtmek

On average, bir sayının bir grup durum üzerinden hesaplanan istatistiksel ortalama olduğunu belirtir. Buradaki 18 saniye, kullanılabilir süredeki farklılıkları özetler; herkesin tam olarak 18 saniyesi olduğunu garanti etmez. Cümlenin başına getirilen on average, ardından gelen ifadenin tamamını çerçeveler. Bireysel sonuçlar değişebildiğinde sayısal bir bilginin ortalama olduğunu belirtmek için kullanılır.

Alıştırma

30 dakikanın birçok yolculuğun ortalaması olduğunu belirten ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____, the trip takes 30 minutes.

Cevabı göster

On average

Öbek fiiller

put ... on: ayrılabilen bir öbek fiil

Put on, bir giysi veya ekipmanı kullanmaya başlamak için vücuda yerleştirmek anlamına gelen ayrılabilen bir öbek fiildir. Burada oksijen maskesini doğru konuma takma eylemini anlatır. Nesne bir isim olduğunda hem put the mask on hem de put on the mask dilbilgisi açısından doğrudur. Nesne bir zamir olduğunda iki parçanın arasına gelmelidir: put it on denir, put on it denmez. Bu nedenle bu cümlede on, yer bildiren bir edat değil, fiilin bir parçasıdır.

Alıştırma

Yönergeyi put on ve it zamiriyle tamamlayın: Your helmet is beside you. Please ____ before the ride starts.

Cevabı göster

put it on

Öbek fiiller

kicks in: bir etkinin başlaması

Kick in ifadesinde in parçacığı, kick ile birlikte çalışmaya, uygulanmaya veya fark edilir bir etki oluşturmaya başlamak anlamına gelen geçişsiz bir öbek fiil oluşturur. Bu cümlede hypoxia kicks in, kullanılabilir süre geçtikten sonra oksijen yoksunluğunun ve etkilerinin başlaması demektir. Özne, çalışmaya başlayan şey, durum, kural veya etkidir; kick in bu anlamda kullanıldığında ardından nesne gelmez. Sözcük anlamıyla bir tekmeleme eylemi değildir.

Alıştırma

Cümleyi “etki göstermeye başlamak” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: The anesthetic usually ____ after a few minutes.

Cevabı göster

kicks in

Hypoxia occurs when oxygen levels decrease,

1:01

Hipoksi, oksijen seviyesi düştüğünde ortaya çıkar

causing symptoms of nausea,

1:04

ve mide bulantısı,

dizziness, and unconsciousness

1:06

baş dönmesi ve bilinç kaybı gibi belirtilere yol açarak

leading to death. Kalıp ifadeler

1:07

ölümle sonuçlanır.

Kalıp ifadeler

leading to: bir sonucu belirtmek

Bu cümlede leading to, “sonucunda meydana getirerek” veya “yol açarak” anlamındadır. Önceki belirti ve bilinç kaybı zincirini nihai sonuç olan ölüme bağlar. -ing biçimindeki leading, önceki cümleciğe sonucu ifade eden bir öbek ekler. Başka durumlara aktarılabilen kalıp şöyledir: cümlecik, leading to + isim öbeği.

Alıştırma

Cümleyi lead to ifadesinin şimdiki zaman ortaç biçimiyle tamamlayın: The damaged cable sparked, ____ a small fire.

Cevabı göster

leading to

The oxygen reserves on the plane would last for only 10 minutes,

1:09

Uçaktaki oksijen rezervleri yalnızca 10 dakika dayanırdı;

enough for the pilot to descend rapidly to 8,000 to 10,000 ft Dilbilgisi

1:12

bu süre, pilotun hızla 8.000 ila 10.000 fite alçalması,

Dilbilgisi

enough for ... to descend: enough for someone to do kalıbı

Burada enough for the pilot to descend, mevcut oksijen kaynağının pilotun alçalabilmesi için yeterli süre sağladığı anlamına gelir. For the pilot, descend eylemini yapan kişiyi belirtir; alçalmanın ne kadar sürdüğünü söylemez. Başka durumlara aktarılabilen kalıp enough + (isim) + for + kişi + to-mastar biçimindedir. enough time for us to leave örneğindeki gibi isim kullanılabilir ya da neyin yeterli olduğu zaten açıksa isim çıkarılabilir.

Alıştırma

Cümleyi enough ... for ... to kalıbıyla tamamlayın: There is ____ the technician ____ repair the server before noon.

Cevabı göster

enough time for · to

to match both the internal and external pressures,

1:16

iç ve dış basıncı eşitlemesi

and give you hope for survival.

1:19

ve size hayatta kalma umudu vermesi için yeterli olurdu.

Freaked out yet? Öbek fiiller

1:21

Şimdiden korktunuz mu?

Öbek fiiller

Freaked out yet? sorusunda Freaked out

Freaked out, çok korkmuş, paniğe kapılmış veya kaygıdan bunalmış hissetmek demektir. Burada freaked, freak out fiilinin geçmiş ortaç biçimidir ve dinleyicinin içinde bulunduğu sonuç durumunu anlatır. Freaked out yet? gündelik dilde kullanılan eksiltili bir sorudur. Tam biçimi Are you freaked out yet? şeklindedir; gündelik konuşmada Are you atılır. Yet, genellikle korku veya gerilim yaratan bir şeyin ardından, bu duruma şimdiye kadar girilip girilmediğini sorar.

Alıştırma

Bu bağlamda eksiltili Freaked out yet? sorusu ne anlama gelir?

  1. Dinleyicinin şimdiye kadar çok korkup korkmadığını veya paniğe kapılıp kapılmadığını sorar.
  2. Dinleyicinin yalnızca biraz endişeli olup olmadığını sorar.
  3. Dinleyicinin başka birini korkutup korkutmadığını sorar.
Cevabı göster

Dinleyicinin şimdiye kadar çok korkup korkmadığını veya paniğe kapılıp kapılmadığını sorar.

Don't worry,

1:22

Endişelenmeyin,

the chances of the door opening are so small Dilbilgisi

1:22

kapının açılma ihtimali son derece düşüktür

Dilbilgisi

the chances of the door opening are so small yapısı

the chances of the door opening, değerlendirilen olasılığı adlandıran bir isim öbeğidir. the chances of + -ing biçimiyle ifade edilen olay + are + olasılık tanımı kalıbında, of sonrasındaki -ing biçimi olayı tartışma konusu yapar. Bu yüzden fiilin yalın biçimi open yerine opening kullanılır. Burada opening, kapının yapabileceği şeyi anlatır; so small ise son derece düşük bir olasılığı belirtir. Yakındaki olay ifadesi opening ile bitse de are kullanımını çoğul baş isim chances belirler.

Alıştırma

the chances of + -ing biçiminde olay kalıbını kullanın. Cümleyi 'the chances of' ve 'fail' fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: ____ the backup system ____ during the test are very small.

Cevabı göster

The chances of · failing

because there's 8 to 10 lb of pressure exerted Kalıp ifadeler

1:24

çünkü 8 ila 10 librelik bir kuvvet

on every square inch of the plane.

1:26

uçağın her bir inç karesine etki eder.

Kalıp ifadeler

Pressure exerted on: kısaltılmış edilgen niteleyici

“Pressure exerted on every square inch” ifadesinde exerted on, pressure sözcüğünü niteler. Bu, kısaltılmış bir edilgen ilgi cümleciğidir: “pressure that is exerted on every square inch”. İfade, bir yüzeye veya alana uygulanan ya da onun üzerinde etkili olan basınç anlamına gelir. Kuvvetin kaynağı belirtilmez; exerted, uçağın egzersiz yaptığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi exert pressure on yapısının kısaltılmış edilgen biçimiyle tamamlayın: The engineers measured the pressure ____ the glass panel.

Cevabı göster

exerted on

Remember,

1:28

Unutmayın:

there's more pressure inside the cabin than outside. Dilbilgisi

1:29

kabinin içindeki basınç dışarıdakinden daha yüksektir.

Dilbilgisi

There’s more ... inside ... than outside: eksiltmeli karşılaştırma

Cümle, iki konumdaki basınç miktarını karşılaştırmak için more + isim + than yapısını kullanır: kabinin içi ve kabinin dışı. Than sözcüğünden sonra outside, yer zarfı olarak tek başına kullanılır. Tekrarlanan the cabin sözcükleri anlaşılır olduğu için atılır; bu nedenle than outside, “than there is outside the cabin” anlamına gelir. Eksik kısmın açık olduğu durumlarda bu tür eksiltme karşılaştırmayı kısa ve öz tutar.

Alıştırma

Karşılaştırmayı than ve inside sözcüğünün karşıtı olan yer zarfıyla tamamlayın; the building ifadesini tekrarlamayın: The gauge showed more pressure inside the building ____.

Cevabı göster

than outside

Using the largest commercial airplane, Anlatım akışı

1:32

En büyük ticari yolcu uçağı olan

the Airbus A380,

1:33

Airbus A380'i

as an example,

1:34

örnek alırsak,

the main door measures 4,288 square inches, Kelime

1:35

ana kapının alanı 4.288 inç karedir;

Anlatım akışı

Using ... as an example ile belirli bir örnek sunmak

Baştaki ifade, “Airbus A380’i temsilî bir örnek olarak ele alırsak” anlamına gelir. Dinleyiciye, ardından gelen kesin sayının somut bir örnekten alındığını bildirir ve açıklamayı genel olarak ticari uçaklardan A380’e ait belirli verilere taşır. Burada using, uçağın yaptığı bir eylemi değil, konuşmacının analiz için yaptığı seçimi anlatır. Özenli yazıda örneği kimin kullandığını açıkça belirtin: “Using the Airbus A380 as an example, we can calculate ...”.

Alıştırma

Hangi cümle Using ... as an example yapısını doğru kullanır ve başlangıç ifadesine açık bir mantıksal özne verir?

  1. Using this school as an example, less waste is produced.
  2. Using this school as an example, we can see how recycling reduces waste.
  3. Using this school as an example, the recycling bins are blue.
Cevabı göster

Using this school as an example, we can see how recycling reduces waste.

Kelime

measures 4,288 square inches: bir nesnenin boyutunu belirtmek

Burada measures, “alanı ... kadardır” anlamına gelir. the main door betimlenen nesnedir ve 4,288 square inches bu nesnenin ölçüm sonucudur. Measure bir boyutu kontrol etme eylemini de anlatabilir; ancak bu cümle teknik bir özellik verir, birinin kapıyı ölçmesini anlatmaz. Bu yapıda nesneyi measures sözcüğünden önce, sayıyı ve birimini ise sonra kullanın: nesne + measures + ölçüm sonucu. Measures sözcüğünden önce is eklemeyin.

Alıştırma

Boyutu belirtmek için measures kullanın: The screen ____ 27 inches diagonally.

Cevabı göster

measures

meaning 38,592 lb of force Anlatım akışı

1:39

yani kapıyı açmaya başlayabilmek için bile 38.592 librelik bir kuvvet

would be required to even begin to open it. Dilbilgisi

1:42

gerekir.

Anlatım akışı

meaning + sonuç yan tümcesi: verileri bir sonuca dönüştürmek

Burada meaning, önceki hesaplamadan çıkarılan pratik sonucu sunar. Bir sözcüğün sözlük anlamını belirtmez; önceki veriler, 38.592 libre kuvvet gerekeceği sonucuna götürür. Dil bilgisi açısından meaning, önceki ifadeye bağlanan ek bir -ing yan tümcesini başlatır. 38,592 lb of force isim öbeği would be required yapısının öznesidir. Bu nedenle yeniden kullanılabilir kalıp önceki gerçek, meaning + sonuç bildiren yan tümce şeklindedir. Bu kalıp bir sayıyı veya ölçümü gerçek hayattaki sonucuna dönüştürür.

Alıştırma

İlk yan tümcenin sonucunu belirtmek için mean fiilinin -ing biçimiyle cümleyi tamamlayın: The road is flooded, ____ the village will remain cut off until morning.

Cevabı göster

meaning

Dilbilgisi

would be required to: koşullu edilgen gereklilik

Bu cümlede would be required to, varsayımsal bir hesaplamadaki gerekli koşulu ifade eder: kapının açılmaya başlayabilmesi için bu miktarda kuvvetin mevcut olması gerekirdi. Would, gerekliliği yürürlükteki bir kural olarak sunmak yerine hayal edilen duruma bağlı hâle getirir. Yapı would + be + required + to-infinitive şeklindedir. Required burada edilgen olduğu için odak, birinin emir vermesinde değil, nesnel olarak neyin gerekli olduğundadır.

Alıştırma

Hangi cümle gerekliliği hâlihazırda yürürlükte değil, koşullu olarak sunuyor?

  1. The inspector required each support to pass the test.
  2. Under the proposed redesign, each support would be required to carry twice the current load.
  3. Under the current code, each support is required to carry the stated load.
Cevabı göster

Under the proposed redesign, each support would be required to carry twice the current load.

To compare, Anlatım akışı

1:44

Kıyaslamak gerekirse,

this would be equivalent of you trying to move three African bush elephants, Dilbilgisi

1:45

bu, üç Afrika savan filini hareket ettirmeye çalışmanıza denk gelir;

Dilbilgisi

equivalent of you trying: equivalent to kullanımı

equivalent of you trying ifadesi, bir çabanın ölçek bakımından başka bir çabaya eşit olduğunu anlatmak için kullanılmıştır. Anlam açıktır, ancak edat equivalent sözcüğünün sıfat olarak kullanıldığı olağan yapıya uymaz. be equivalent sonrasında standart İngilizcede to kullanılır: this would be equivalent to you trying to move.... Yeniden kullanılabilecek yapı be equivalent to + isim öbeği veya -ing yan cümlesidir. equivalent isim olarak kullanılırsa the equivalent of yapısı seçilir.

Alıştırma

Cümleyi, sıfat görevindeki equivalent sonrasında kullanılan standart edatla tamamlayın: Moving this safe would be equivalent ____ lifting a small car.

Cevabı göster

to

the largest land mammals on Earth.

1:49

bunlar Dünya'nın en büyük kara memelileridir.

Anlatım akışı

Somut bir benzetmeye geçiş ifadesi olarak To compare,

To compare, konuşmacının aynı miktarı veya zorluğu daha tanıdık bir ölçekle yeniden ifade edeceğini gösterir. Fil imgesi ayrı bir bilgi eklemez; gereken kuvvetin zihinde daha kolay canlandırılmasını sağlar. Bilgiyi düzenleyen bir geçiş ifadesi olarak, dinleyiciye sonraki ifadenin öncekiyle nasıl ilişkili olduğunu gösterir: yeni imge, az önce açıklanan şey için bir benzetme veya kıyas ölçütü olarak anlaşılmalıdır.

Alıştırma

Bu cümlede To compare, nasıl bir ilişkiye işaret ediyor?

  1. Sonraki imge aynı kuvveti daha somut bir ölçekle yeniden ifade eder.
  2. Konuşmacı filler hakkında ilgisiz bir bilgi ekler.
  3. Konuşmacı önceki ölçümü geri çeker.
Cevabı göster

Sonraki imge aynı kuvveti daha somut bir ölçekle yeniden ifade eder.

Dilbilgisi

Açıklayıcı eşleme olarak the largest land mammals on Earth

Bu cümlede “the largest land mammals on Earth” ad öbeği açıklayıcı bir eşleme, yani appositive olarak kullanılır. “three African bush elephants” ifadesini yeniden adlandırır ve bu hayvanların kimliğini açıklayan bilgi ekler. Virgül, bunun aynı cümle içindeki ek bilgi olduğunu gösterir; başka bir hayvan grubu ya da yeni bir yan cümle değildir. ‘Ad, açıklayıcı ad öbeği’ yapısı, ana cümlenin akışını bozmadan kısa bir tanım eklemeyi sağlar ve bilimsel yazılarda ve haberlerde sık görülür.

Alıştırma

Hangi cümlede virgüller arasındaki sözler, önceki adı açıklayan bir eşleme olarak kullanılmıştır?

  1. Mae Jemison traveled to space, where she conducted experiments.
  2. Mae Jemison spoke, but the audience still had questions.
  3. Mae Jemison, the first Black woman in space, is an engineer and physician.
Cevabı göster

Mae Jemison, the first Black woman in space, is an engineer and physician.

Additionally,

1:51

Ayrıca,

plane doors are almost always electronically locked by the pilot

1:52

uçak kapıları neredeyse her zaman pilot tarafından elektronik olarak kilitlenir

through functions accessible only from inside the cockpit.

1:55

ve bu işlem yalnızca kokpitin içinden erişilebilen kontrollerle yapılır.

And to ease your worries more, Kalıp ifadeler

1:58

Endişenizi biraz daha gidermek gerekirse,

Kalıp ifadeler

ease your worries: endişeyi hafifletmek

“To ease your worries” ifadesinde ease, endişeleri daha az güçlü veya rahatsız edici hâle getirmek anlamına gelir. Bütün endişelerin ya da risklerin ortadan kalkacağını vaat etmez. Yapı ease + kişinin iyelik biçimi + worries şeklindedir. To ile kurulan mastar, konuşmacının söylemek ya da yapmak üzere olduğu şeyin amacını gösterir: dinleyicinin daha az endişelenmesini sağlamak.

Alıştırma

“Endişeleri tamamen ortadan kaldırmak zorunda olmadan hafifletmek” anlamındaki hedef fiille cümleyi tamamlayın: The nurse explained each step to ____ my worries.

Cevabı göster

ease

it would also be nearly impossible for someone to punch and break through an airplane window. Notlar

2:00

birinin uçak camını yumruklayarak kırması da neredeyse imkânsızdır.

Dilbilgisi

nearly impossible for someone to: birinin bir şey yapması neredeyse imkânsız

nearly impossible for someone to ifadesinde nearly, impossible sözcüğünü niteler: görev başarılı olma ihtimali çok düşük bir görevdir, ancak kesinlikle imkânsız olduğu söylenmez. Bu ifade, bir eylemin belirli bir kişi ya da kişi türü için son derece zor olduğunu değerlendirir. Yapı adjective + for + person + to + verb şeklindedir. Buradaki for someone, eylemi gerçekleştirecek kişiyi belirtir; “birinin yararına” anlamına gelmez. Böylece İngilizce hem değerlendirmeyi hem de eylemi yapacak kişiyi belirtir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi doğru tamamlayan ifadeyi seçin: With one hand injured, it was ___ open the jar。

  1. nearly impossible for her to
  2. nearly impossible to her
  3. nearly impossible for her
Cevabı göster

nearly impossible for her to

Öbek fiiller

break through: bir engeli aşmak veya içinden geçmek

Break through, bir engeli zor kullanarak aşmak ve diğer tarafa ulaşmak anlamına gelir. Bu cümlede uçak penceresi engeldir ve punch denen eylem denenmiş araçtır; break through yalnızca pencereye zarar vermeyi değil, bir açıklık oluşturup pencereyi delip geçme sonucunu anlatır. Bu ifade güvenlik sistemleri veya zor problemler gibi soyut engellerle de kullanılabilir. Through, direnci aşma ve engelin ötesine geçme fikrini korur.

Alıştırma

İngilizce cümleyi en iyi tamamlayan ifadeyi seçin: The firefighters worked for an hour to ___ the locked gate。

  1. break up
  2. break through
  3. break into
Cevabı göster

break through

These windows can also be made with up to six layers of various types of strong polymers Kalıp ifadeler

2:04

Bu camlar ayrıca farklı türlerde dayanıklı polimerler kullanılarak en fazla altı katman hâlinde üretilebilir

and are bulletproof.

2:09

ve kurşun geçirmezdir.

Kalıp ifadeler

up to six layers: en yüksek miktarı belirtmek

up to six layers ifadesinde up to, altıyı en yüksek sayı olarak belirler. Pencereler bir, iki veya altıya kadar başka herhangi bir katman sayısına sahip olabilir; cümle her zaman altı katman olduğunu söylemez. up to + sayı kalıbı teknik özelliklerde, kapasite açıklamalarında, fiyatlarda ve izin verilen miktarlarda üst sınır belirtmek için yaygın olarak kullanılır. Sayı, sabit bir miktar değil, aşılmaması gereken bir tavan olarak anlaşılmalıdır.

Alıştırma

Dördü en yüksek sayı olarak belirleyen bu nottaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: The pass lets ____ four people enter.

Cevabı göster

up to

Furthermore,

2:10

Dahası,

these windows are almost always rounded to decrease drag while in flight, Kelime

2:11

bu camlar, uçuş sırasında hava direncini azaltmak için neredeyse her zaman yuvarlatılmıştır,

Kelime

drag: uçuş sırasındaki hava direnci

Burada drag, havanın içinden geçen bir cismin hareketine karşı koyan kuvveti ifade eden bir isimdir. Pencerelerin yuvarlatılması, uçak uçarken bu direncin azalmasına yardımcı olur. Havacılık ve mühendislikte drag sık sık decrease, reduce, increase ve create gibi fiillerle kullanılır. Bu cümlede bir şeyi çekme veya sürükleme eylemi anlamına gelmez.

Alıştırma

“A smooth shape helps decrease drag while the plane is moving,” cümlesinde drag ne anlama gelir?

  1. Uçağı yerde sürükleme eylemi
  2. Uçağın pencerelerinin ağırlığı
  3. Uçağın hareketine karşı koyan hava direnci
Cevabı göster

Uçağın hareketine karşı koyan hava direnci

thereby preventing cracks and decompression. Anlatım akışı

2:15

böylece çatlaklar ve basınç kaybı önlenir.

Anlatım akışı

thereby preventing: bir önlemi sonucuna bağlamak

“Thereby preventing” sonucu bağlayan bir yapıdır. Thereby, önceki tasarım seçimine, yani sürüklemeyi azaltmak için pencerelerin yuvarlatılmasına gönderme yapar; preventing ise bu seçimin ortaya çıkardığı sonucu, yani çatlakların ve basınç kaybının önlenmesini belirtir. Sonradan gerçekleşen bağımsız bir eylem değildir. Aktarılabilir kalıp clause, thereby + -ing şeklindedir. Yeni bir çekimli fiil cümleciği başlatmadan sonucu önceki sürece veya önleme doğrudan bağlar.

Alıştırma

İngilizce cümleyi dersteki resmî sonuç bağlayıcısı ve prevent fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The guardrail absorbs the impact, ____ passengers from being thrown forward.

Cevabı göster

thereby preventing

You're more likely to die in a car than during aviation Dilbilgisi

2:17

Hava yolculuğuna kıyasla araba kazasında ölme olasılığınız daha yüksektir:

Dilbilgisi

You're more likely to ... than ...: olasılıkları karşılaştırmak

“You're more likely to die in a car than during aviation” göreli olasılığı karşılaştırır. be more likely to + verb + than + comparison kalıbı, ilk olayın gerçekleşme ihtimalinin ikinci olaydan daha yüksek olduğunu belirtir; iki olaydan herhangi birinin kesin olduğunu söylemez. Burada than, olasılığı daha düşük olan karşılaştırma unsurunu getirir. Yeni ve özenli cümlelerde iki tarafı paralel kurun. Örneğin: more likely to die in a car accident than in an aviation accident.

Alıştırma

İngilizce cümleyi karşılaştırmalı olasılık kalıbıyla tamamlayın: A careful driver is ____ avoid an accident ____ a distracted driver.

Cevabı göster

more likely to · than

with a 1 in 114 chance of car accidents Anlatım akışı

2:20

araba kazası ihtimali 114'te 1 iken,

compared to 1 in 9,821 for air travel related accidents.

2:23

hava yolculuğuyla ilgili kazalarda bu oran 9.821'de 1'dir.

Anlatım akışı

with a 1 in 114 chance ... compared to 1 in 9,821 ile risk karşılaştırma

With a 1 in 114 chance, karşılaştırılabilir her 114 fırsatta yaklaşık bir kez gerçekleşme sıklığını ifade eder. Compared to 1 in 9,821 ise ikinci sayıyı aynı “N'de bir” ölçeğine yerleştirerek risklerin doğrudan karşılaştırılmasını sağlar. Bu ölçekte payda büyüdükçe olay daha seyrekleşir. Dolayısıyla cümle, araba ile ilgili kazaların hava yolculuğuyla ilgili kazalardan çok daha sık olduğunu gösterir; 9.821 daha yüksek risk anlamına gelmez.

Alıştırma

“a 1 in 50 chance, compared to 1 in 500” karşılaştırmasında hangi olay daha sık gerçekleşir?

  1. İki olay da eşit sıklıktadır
  2. a 1 in 50 chance olan olay
  3. a 1 in 500 chance olan olay
Cevabı göster

a 1 in 50 chance olan olay

So,

2:27

Bu yüzden,

fasten your seat belts, Kalıp ifadeler

2:28

emniyet kemerinizi bağlayın,

Kalıp ifadeler

fasten your seat belts: emniyet kemerlerinizi bağlayın

Fasten your seat belts, dinleyenlere tokayı kapatıp gerektiği şekilde ayarlayarak emniyet kemerlerini sabitlemelerini söyleyen bir emir cümlesidir. Fasten bir şeyi sabitlemek veya kapatmak anlamına gelir; bu nedenle talimat, kemeri yalnızca vücudun üzerine koymayı değil, güvenli biçimde bağlamayı gerektirir. Çoğul seat belts ve your bir gruba hitap eder. Tek bir kişiye konuşurken kullanılan yaygın biçim Fasten your seat belt şeklindedir.

Alıştırma

F ile başlayan hedef fiili kullanarak standart güvenlik talimatını tamamlayın: Please ____ your seat belt before the car moves.

Cevabı göster

fasten

pay attention to your safety videos,

2:29

güvenlik videolarına dikkat edin

and above all, Anlatım akışı

2:31

ve hepsinden önemlisi,

enjoy the flight.

2:31

uçuşun keyfini çıkarın.

Anlatım akışı

above all: en yüksek öncelikli nokta

Above all, konuşanın dinleyicilerin en önemli saymasını istediği noktayı sunar. Burada, uçuşla ilgili pratik talimatlardan sonra enjoy the flight ifadesini son ve en yüksek öncelikli mesaj olarak işaretler. Bir söylem belirteci olarak bir düşünceyi diğerlerinden daha önemli konuma getirir ve bir tavsiye listesini tamamlamaya yardımcı olur. Fiziksel bir konumu anlatmaz.

Alıştırma

Güvenliği en yüksek öncelik yapan iki kelimelik söylem belirteciyle cümleyi tamamlayın: We want the event to be fun, but ____, it must be safe.

Cevabı göster

above all

Thank you so much for watching.

2:33

İzlediğiniz için çok teşekkür ederiz.

Make sure you subscribe

2:34

Abone olmayı unutmayın,

because we make new science videos every Thursday.

2:35

çünkü her perşembe yeni bilim videoları hazırlıyoruz.

And click the bell because apparently it does something. Ton ve niyet

2:38

Bir de zil simgesine tıklayın; görünüşe göre bir işe yarıyormuş.

Ton ve niyet

apparently it does something: mesafe ve kuru mizah

Apparently, bir iddiayı konuşanın kesin biçimde doğruladığı bir şey olarak değil, mevcut bilgilere veya insanların söylediklerine göre doğru gibi görünen bir şey olarak sunar. Bilerek belirsiz bırakılan it does something ifadesiyle eşleşmesi bu mesafeyi artırır. Burada konuşan, bildirim ziline tıklama yönündeki tanıdık talimatı bilir ama yararından emin değilmiş gibi şakacı biçimde davranır. Cümle ciddi bir teknik açıklama veya tamamen bilgisiz olma ifadesi değil, kendisiyle alay eden ve hafif ironik bir yorumdur.

Alıştırma

'Apparently the shortcut saves time,' cümlesinde apparently en doğal olarak hangi tutumu ifade eder?

  1. Konuşan bunu mevcut bilgilerin düşündürdüğü bir şey olarak ele alır, ancak bir miktar mesafe bırakır.
  2. Konuşan kestirme yolun zaman kazandırıp kazandırmadığını sorar.
  3. Konuşan bunu hiçbir çekince olmadan tamamen doğrulanmış bir olgu olarak belirtir.
Cevabı göster

Konuşan bunu mevcut bilgilerin düşündürdüğü bir şey olarak ele alır, ancak bir miktar mesafe bırakır.

If you want to watch more right now,

2:40

Hemen şimdi daha fazlasını izlemek isterseniz,

we'll link a couple videos over here

2:41

şuraya birkaç videonun bağlantısını bırakacağız;

that you can check out to satisfy your science needs.

2:42

bilim merakınızı gidermek için onlara göz atabilirsiniz.

Otherwise,

2:45

Aksi takdirde,

we'll see you next Thursday for a new video.

2:46

gelecek perşembe yeni bir videoyla görüşürüz.

Peace.

2:48

Hoşça kalın!