"Hollanda" Kelimesini Hep Yanlış Kullandınız: İngilizce çalışma notları
CGP Grey
Video özeti: Video Holland, the Netherlands ve krallığı ayırır; adları ve siyaseti Karayipler'deki sömürge tarihine bağlar. Başlıca İngilizce noktaları: 1. "make calling the Netherlands Holland like calling the United States Dakota." — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: paralel benzetmenin bölge adını ülke adı olarak kullanma hatasını nasıl açıkladığını görün. 2. "as is their language." — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: as ile devrik yapıyı tanıyıp dilin de Dutch diye adlandırıldığı eksik anlamını tamamlayın. 3. "laid their hands on" — Deyimler ve mecazlı ifadeler: bunun limanlara dokunmak değil, limanları ele geçirmek olduğunu ve imparatorluk anlatısındaki eleştirel tonu kavrayın.
Bu derste
Welcome to the great nation of Holland,
0:00Muhteşem Holland (Hollanda bölgesi) ülkesine hoş geldiniz,
“the sea tries to drown it all” ifadesindeki kişileştirme
Bu cümlede deniz, bir şey yapmaya çalışabilen bir insan gibi ele alınır. tries to drown fiil grubu denize bir niyet yükler; ancak deniz gerçekten düşünemez veya plan yapamaz. Bu kişileştirme, yükselen ya da tehdit oluşturan suyu etkin bir rakibe dönüştürür. Ülkenin denizle mücadelesini canlı biçimde gösterir: su ülkeyi ve manzarasını kaplamakla tehdit eder, fakat denizin gerçek bir zihni yoktur.
Alıştırma
Denizin her şeyi “tries to drown” yaptığı söylenerek ne anlatılıyor?
- Deniz, karayı kaplamakla tehdit eden etkin bir rakip olarak kişileştirilir.
- Ülke denizin daha ilerisine taşınmayı seçer.
- Deniz gerçekten düşünür ve ülkeye saldırmak için plan yapar.
Cevabı göster
Deniz, karayı kaplamakla tehdit eden etkin bir rakip olarak kişileştirilir.
Cümle başındaki Except ile keskin düzeltme
Except burada yeni bir cümle başlatır ve dinleyicinin az önce inanmaya yönlendirildiği düşünceyi düzeltir. Buradaki anlamı şudur: “Az önce söylediklerimde önemli bir sorun var: bu ülke Hollanda değil.” Bu ülkeyi bir listeden çıkarmak için kullanılmamıştır. Except sözcüğünü başa koymak düzeltmeyi geciktirir ve keskin bir dönüş yaratır. Sözlü veya sohbet tarzındaki anlatımda bu yapı bir sürpriz açıklama işlevi görebilir: önce bir beklenti oluşturulur, ardından Except + yan cümle ile bu beklenti tersine çevrilir.
Alıştırma
Hangi devam cümlesi “The trip should take only an hour” ifadesinin oluşturduğu beklentiyi aniden düzeltir?
- For example, the bridge is very old.
- Except the bridge is closed.
- Because the bridge is nearby.
Cevabı göster
Except the bridge is closed.
Bileşik niteleyici olarak tulip-growing ... ocean-conquering nation
Kısa çizgiyle bağlanan beş grubun tümü nation sözcüğünden önce sıfat gibi görev yapar. Her grup bir etkinliği bileşik bir niteleyiciye sıkıştırır: tulip-growing, growing tulips; windmill-building ise building windmills anlamına gelir ve diğerleri de aynı kalıbı izler. Buradaki -ing biçimleri bir dizi ana fiil değildir; cümlenin çekimli fiili is sözcüğüdür. Bileşiklerin paralel bir listede sıralanması ülkenin yoğun ve hareketli bir tasvirini oluşturur. Hagelslag, Hollanda'da kahvaltıda sıkça yenen çikolata parçacıklı bir süslemedir; bu nedenle hagelslag-eating yerel bir alışkanlık ekler. Bu kalıp, a coffee-growing region örneğindeki gibi başka bir isimden önce isim + -ing biçiminde kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede birkaç etkinliği tek bir betimlemeye sıkıştırmak için isimden önce kısa çizgili iki -ing bileşiği kullanılmıştır?
- The region with fruit and wine is productive.
- It is a fruit-growing, wine-producing region.
- The region is growing fruit and producing wine.
Cevabı göster
It is a fruit-growing, wine-producing region.
The general region has been renamed a lot over a thousand years, Dilbilgisi
0:21Genel bölge bin yıl boyunca defalarca yeniden adlandırıldı;
has been renamed: edilgen present perfect
Has been renamed, present perfect zamanın edilgen biçimidir: has + been + geçmiş zaman ortacı. Özne olan the general region eyleme maruz kalır; yani bölgenin adını başka insanlar veya yetkili kurumlar değiştirmiştir. Present perfect, geçmişte tekrarlanan ad değişikliklerini bugünle ilişkilendirir. Over a thousand years, tarihi bugüne kadar uzanan bir dönem olarak sunar; a lot ise değişikliğin birçok kez gerçekleştiğini belirtir. Belirli bir ad değiştirme tarihi odak noktası değildir.
Alıştırma
Hangi cümle bugüne kadar devam eden bir dönemde tekrarlanan ad değişikliklerini doğal biçimde anlatır?
- The street has been renamed three times since 1950.
- The street was renamed three times between 1950 and 1980.
- The street has renamed three nearby parks since 1950.
Cevabı göster
The street has been renamed three times since 1950.
But it's not just history that makes this country's name confusing, Dilbilgisi
0:29Ancak bu ülkenin adını kafa karıştırıcı yapan tek şey tarih değil,
It's not just X that makes Y...: Tek neden X değil
Burada not just, “yalnızca değil” anlamına gelir. Tarih yine de karışıklığa katkıda bulunur; cümle tarihin etkisini inkâr etmez. Ardından en az bir nedenin daha ekleneceğini belirtir. It's not just X that makes Y + sıfat kalıbı bir neden açıklamasını genişletir: X, Y'nin belli bir durumda olmasının nedenlerinden biridir ama açıklamanın tamamı değildir.
Alıştırma
Bu cümlede vurgulanan bölüm ne anlama geliyor?
- Tarihin adın kafa karıştırıcı olması üzerinde hiçbir etkisi yoktur.
- Tarih nedenlerden biridir ama başka nedenler de vardır.
- Adın kafa karıştırıcı olmasının tek nedeni tarihtir.
Cevabı göster
Tarih nedenlerden biridir ama başka nedenler de vardır.
which by the way is the Zeeland that makes this Zeeland new, Anlatım akışı
0:39ki bu arada o Yeni Zelanda'yı yeni yapan Zeeland burasıdır,
Yan bilgi ekleyen by the way
By the way, konuyla ilgili ancak temel olmayan bir yan bilgiyi araya ekleyen bir söylem belirtecidir. Burada ana açıklama sürerken Zeeland ile New Zealand adları arasındaki bağlantıya kısaca dikkat çeker. Bir ara söz olduğu için by the way çıkarıldığında cümlenin temel dil bilgisi yapısı bozulmaz. Bu ifade, bilgiyi açıklamanın yeni ana adımı olarak değil, yan bir not olarak işaretler.
Alıştırma
Bağlantılı bir yan not eklemek için burada öğretilen üç kelimelik ifadeyi kullanın: '____, the last train leaves at 9:30.'
Cevabı göster
By the way
Friesland with adorable little hearts on its flag,
0:41bayrağında sevimli küçük kalpler olan Friesland,
Noord North Holland and Zuid South Holland.
0:46Kuzey Holland (Noord Holland) ve Güney Holland (Zuid Holland).
These provinces make calling the Netherlands Holland Anlatım akışı
0:48Bu eyaletler Hollanda'ya (the Netherlands) Holland demeyi,
make calling ... like calling ... ile benzetme kurmak
Burada make, “üretmek” anlamına gelmez. Holland yalnızca Netherlands'ın bir bölümünü adlandırdığı için ilk adlandırma eylemi, United States'e Dakota demekle aynı türden bir hata gibi görünür. make + bir eylem + like + başka bir eylem kalıbı yapısal bir benzetme kurar. İlk eylem değerlendirilen iddiadır; ikincisi, ilkinin neden yanlış ya da mantıksız olduğunu gösteren tanıdık bir paraleldir.
Alıştırma
Bu cümlede makes ... like ... ne yapıyor? The missing label makes calling every tablet an iPad like calling every car a Toyota.
- Tabletlerin ve arabaların aynı tür nesne olduğunu söyler.
- Eksik etiketin fiziksel olarak iki yeni ad oluşturduğunu söyler.
- İlk adlandırmanın neden yanıltıcı olduğunu göstermek için iki adlandırma hatasını karşılaştırır.
Cevabı göster
İlk adlandırmanın neden yanıltıcı olduğunu göstermek için iki adlandırma hatasını karşılaştırır.
which are mostly empty save for the occasional jackalope, Kelime
0:53arada sırada görülen jackalope (boynuzlu tavşan) dışında çoğunlukla boş olan Dakotaların aksine,
except for anlamındaki save for
Burada save for, except for yani “-nın dışında” anlamına gelir. mostly empty ifadesine tek bir istisna ekler: ara sıra görülen jackalope dışında orada neredeyse hiçbir şey yoktur. Bu kalıpta save, “kurtarmak” veya “saklamak” anlamındaki fiil değil, bir edattır. Ardından gelen isim öbeği genel ifadenin dışında bırakılan şeyi belirtir.
Alıştırma
Cümleyi except for anlamına gelen, hafif edebî iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The office was dark, ____ a lamp near the door.
Cevabı göster
save for
the two Hollands are the most populated provinces
0:56bu iki Holland, nüfusu en yoğun olan eyaletlerdir
Chances are: yüksek olasılıklı bir tahminde bulunmak
Chances are, konuşanın doğru olma ihtimalini çok yüksek gördüğü bir tahmini başlatır. Ardından tahminin içeriğini veren bir yan cümle gelir; are sonrasında that kullanılabilir, ancak çoğu zaman atılır. Burada sonraki if cümlesi, bu genellemenin geçerli olduğu durumu sınırlar. Chances ayrı ayrı fırsatları değil, genel olasılığı ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi, yüksek olasılıklı bir tahmin bildiren bu dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____, the train will be crowded after the match.
Cevabı göster
Chances are
Even the government's travel website for the country is holland.com,
1:05Hükümetin ülke için hazırladığı seyahat web sitesi bile holland.com'dur,
officially because it sounds friendlier, Anlatım akışı
1:08resmi olarak bunun kulağa daha samimi gelmesi nedeniyle olduğu söylense de,
but unofficially it's probably what people are actually searching for.
1:10gayriresmi olarak muhtemelen insanların asıl aradığı kelime budur.
officially ... but unofficially: kamuya açık nedenleri çıkarımdan ayırmak
Officially, bir kuruluşun kamuya açıkladığı veya belirtilmiş konumu olarak kabul ettiği nedeni işaretler. But unofficially ise resmî açıklama olarak doğrulanmamış farklı bir gerekçeyi sunar. Bu ikili, bilgiyi kaynağın statüsüne göre düzenler: önce kamuya açık açıklama, ardından anlatıcının daha şüpheli yorumu gelir. Probably ek bir ihtiyat işareti kattığı için ikinci fikir kanıtlanmış bir gerçek değil, çıkarım olarak anlaşılmalıdır.
Alıştırma
Hangi cümle kamuya açıklanan bir nedeni doğrulanmamış bir açıklamadan net biçimde ayırır?
- Officially, the museum closed for repairs, and the repair schedule was posted online.
- Officially, the museum closed for safety repairs, but unofficially, staff say a funding shortage was the real problem.
- Informally, the guide told us the museum was closed, but she spoke very politely.
Cevabı göster
Officially, the museum closed for safety repairs, but unofficially, staff say a funding shortage was the real problem.
Confusion continues because people who live in the Hollands are called Hollanders,
1:14Kafa karışıklığı devam ediyor çünkü Holland eyaletlerinde yaşayanlara Hollanders (Hollandlı) deniyor,
but all citizens of the Netherlands are called Dutch,
1:18ancak Hollanda'nın tüm vatandaşlarına "Dutch" (Felemenk) denir,
as is their language: resmî bir devrik ekleme yapısı
as is their language yan cümlesi, “dillerine de Dutch denir” anlamına gelir. Buradaki as, “çünkü” değil, “aynı şekilde” demektir. Bu ifade resmî bir devrik yapı kullanır: as + be fiili veya yardımcı fiil + özne. Özne olan their language, is sözcüğünden sonra gelir; also called Dutch gibi tekrarlanan sözler ise önceki cümleden anlaşılır ve yazılmaz.
Alıştırma
Cümlenin sonundaki “as is their language” ne anlama gelir?
- Dillerine de Dutch denir.
- Dilleri, vatandaşların Dutch diye adlandırılmasına neden olur.
- Dillerine geçmişte Dutch denirdi.
Cevabı göster
Dillerine de Dutch denir.
which sounds like they'd rather we call them Dilbilgisi
1:25bu da bize sanki onları şöyle adlandırmamızı tercih ederlermiş gibi geliyor:
Netherlanders speaking Netherlandish.
1:27"Netherlanders speaking Netherlandish" (Hollandaca konuşan Hollandalılar).
they'd rather we call them: başka bir kişinin eylemini tercih etmek
They'd, they would ifadesinin kısaltmasıdır. would rather + ayrı bir özne + fiil cümleciği kalıbı, birinin başka bir kişinin ne yapmasını tercih ettiğini anlatır. Buradaki varsayılan tercih, bizim onlara hangi adı verdiğimizle ilgilidir. Ayrı özneden sonra, özellikle Britanya İngilizcesinde geçmiş zaman biçimi yaygındır: They'd rather we called them. Altyazıda ise İngilizcede kullanılan başka bir seçenek olan yalın biçimli subjunctive call yer alır. Burada iki biçim de geçmiş zamanı anlatmaz; tercih şimdiki zamanla veya gelecekle ilgilidir. Cümlede sounds like dendiği için bu, sözcüklerin biçimine dayanan anlatıcıya ait şakacı bir yorumdur; Hollandalıların gerçek bir isteği değildir.
Alıştırma
Yaygın geçmiş biçimli kalıbı turn fiilinin geçmiş biçimiyle tamamlayın: “The baby is sleeping, so I'd rather you ____ the music down.”
Cevabı göster
turned
Komşu bir ülke için next door
Bu cümlede next door, coğrafi yakınlığı anlatan canlı bir mecazdır. Almanya gerçekten aynı binadaki yan daire değildir; sınırın ötesindeki Hollanda’nın komşu ülkesi olarak sunulur. Bu ifade, ülkeleri yan yana yaşayan insanlar gibi gösterir. Bu nedenle next door, gündelik bir anlatımda yakındaki veya komşu bir yerde olanları tanıtabilir.
Alıştırma
“Austria changed the rule, while next door in Hungary it stayed the same,” cümlesinde next door ne anlama gelir?
- sınırın ötesindeki komşu bir ülkede
- Avusturya’nın yanındaki odanın içinde
- daha sonra Avusturya’nın başka bir bölgesinde
Cevabı göster
sınırın ötesindeki komşu bir ülkede
they're Deutsche sprechen Deutsch in Deutschland,
1:30onlar "Deutsche sprechen Deutsch in Deutschland" diyorlar,
which sounds like they'd rather be called Dutch.
1:32ki bu da aslında onların "Dutch" olarak adlandırılmayı tercih edecekleri gibi geliyor.
Tarihî bir topluluk adı olarak Pennsylvania Dutch
Pennsylvania Dutch, çoğunlukla Almanca konuşan göçmenlerin soyundan gelen Pensilvanya’daki bir topluluğun yerleşmiş tarihî adıdır. Bu ad içindeki Dutch, insanların Hollanda’dan geldiği anlamına gelmez. Ad, İngilizcede Avrupa kıtasındaki Cermen dillerini konuşanları adlandırmanın eski biçimlerini ve Dutch ile Deutsch gibi sözcüklerin tarihsel yakınlığını yansıtır. İfadeyi modern bir milliyet açıklaması olarak değil, bütünüyle bir topluluk adı olarak okuyun.
Alıştırma
Bu cümlede Pennsylvania Dutch neyi ifade eder?
- Kısa süre önce Hollanda’dan Pensilvanya’ya taşınmış kişiler
- Amerika Birleşik Devletleri’nin herhangi bir yerinde yaşayan tüm Alman vatandaşları
- Çoğunlukla Almanca konuşan göçmen kökenine sahip tarihî bir Pensilvanya topluluğu
Cevabı göster
Çoğunlukla Almanca konuşan göçmen kökenine sahip tarihî bir Pensilvanya topluluğu
but there are provinces of North and South Holland.
1:44ancak Kuzey ve Güney Holland eyaletleri vardır.
Great, because it's about to get more complicated. Dilbilgisi
1:48Harika, çünkü işler daha da karmaşık bir hal almak üzere.
it's about to get + sıfat: yaklaşan bir durum değişikliği
Be about to + fiilin yalın hâli, bir eylemin veya değişimin çok yakında gerçekleşeceğini anlatır. Bu cümlede it's about to get, bir şeyin yakında belirli bir duruma dönüşeceği anlamına gelir. Get + sıfat bir durum değişikliğini anlatır. Get more complicated, “daha karmaşık hâle gelmek” demektir; dolayısıyla tüm ifade bir değişimin başlamak üzere olduğunu bildirir.
Alıştırma
Cümleyi be about to get yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: The sky is very dark, and the temperature is dropping fast. It ____ much colder.
Cevabı göster
is about to get
The Netherlands is part of a kingdom with the same name,
1:50Hollanda, aynı adı taşıyan bir krallığın parçasıdır,
The Kingdom of the Netherlands contains three more countries,
1:55Hollanda Krallığı üç ülke daha içerir
and to find them we must sail from the icy North Sea
1:58ve onları bulmak için buz gibi Kuzey Denizi'nden yelken açıp
to the Caribbean and Aruba, Curacao, and Sint Maarten.
2:00Karayipler'e ve Aruba, Curaçao ve Sint Maarten'e gitmeliyiz.
but self-governing countries within the Kingdom of the Netherlands,
2:04Hollanda Krallığı içindeki özerk ülkelerdir
and as such they have their own governments and their own currencies. Anlatım akışı
2:06ve bu nedenle kendi hükümetleri ile kendi para birimleri vardır.
no X, but Y: vurgulu bir kategori düzeltmesi
No X, but Y kalıbı bir sınıflandırmayı güçlü biçimde reddeder ve yerine başka bir sınıflandırma koyar. Burada no territories, “kesinlikle toprak parçası değiller” anlamına gelir; but ise düzeltilmiş sınıfı, yani self-governing countries ifadesini getirir. No, çoğul isim territories sözcüğünü doğrudan belirlediği için cümle bu yerleri sınıflandırmaktadır. “Hiç toprak parçası yoktur” dememektedir. Bu kalıp doğru sınıflandırmanın önemli olduğu durumlarda kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle “amateurs” sınıflandırmasını en güçlü biçimde reddedip grubu trained professionals olarak yeniden sınıflandırır?
- They are not amateurs, but trained professionals.
- They are no amateurs, but trained professionals.
- They are amateurs and trained professionals.
Cevabı göster
They are no amateurs, but trained professionals.
as such: belirtilen bir statüyü sonucuna bağlamak
Burada as such, az önce belirtilen statüye, yani bunların kendi kendini yöneten ülkeler olmasına gönderme yapar. “Bu sıfatla” veya “bu türden oldukları için” anlamına gelir ve kendi hükümetleriyle para birimlerini bu statünün sonuçları olarak sunar. Bu ifade, daha önce adlandırılan bir kimliği veya niteliği bir sonraki iddiaya taşıyarak düşünce akışını düzenler. Okuyucu “Ne sıfatla?” sorusuna cevap verebilmelidir.
Alıştırma
Hangi devam cümlesinde as such doğal biçimde kullanılmıştır?
- Ravi is the class representative. As such, he speaks for the class at the meeting.
- Eva likes music. As such, the guitar has six strings.
- It started raining. As such, we opened our umbrellas.
Cevabı göster
Ravi is the class representative. As such, he speaks for the class at the meeting.
Sint Maarten is just the southern half of a tiny island
2:12Sint Maarten küçük bir adanın sadece güney yarısıdır,
the other half of which is occupied by France Dilbilgisi
2:16adanın diğer yarısı ise Fransa tarafından yönetilir
the other half of which: bütün-parça ilişkisi kuran bir ilgi cümleciği
The other half of which ifadesinde which, daha önce sözü edilen adaya gönderme yapar. İfadenin tamamı “adanın diğer yarısı” anlamına gelir ve is occupied yapısının öznesidir. Bu, bütün-parça ilişkisini anlatan resmî bir kalıptır: parçayı belirten isim öbeği + of which + fiil. Yeni bir cümle başlatmadan bir şeyin bir parçası hakkında ek bilgi vermeyi sağlar. The other half, betimlenen parça olarak birlikte kalır; of which ise bu parçayı bütüne bağlar.
Alıştırma
“Müzenin doğu kanadı” anlamındaki sözcüklerle resmî bütün-parça ilgi cümleciğini tamamlayın: We visited a large museum, ____ was closed for repairs.
Cevabı göster
the eastern wing of which
So, despite being separated by Belgium on the European map, Dilbilgisi
2:20Yani, Avrupa haritasında Belçika tarafından ayrılmış olmalarına rağmen,
share a border on the other side of the world Kalıp ifadeler
2:24dünyanın öbür ucunda bir sınır paylaşıyorlar,
despite being separated: edilgen bir -ing yan cümlesiyle ödünleme
Despite, ana cümledeki yargıyı şaşırtıcı gösterebilecek bir gerçeği önce sunar. Burada despite being separated by Belgium, iki ülkenin Belçika tarafından birbirinden ayrıldığı anlamına gelir ve başka bir yerde sınır komşusu olmalarıyla karşıtlık kurar. Despite sonrasındaki being separated, being + geçmiş zaman ortacı yapısında, çekimsiz ve edilgen bir -ing yan cümlesidir. Bu kısa yapı, edilgen bir durumu ana cümleden önce arka plan bilgisi olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi despite ve delay fiilinin edilgen -ing biçimiyle tamamlayın: ____, the train arrived before noon.
Cevabı göster
Despite being delayed
share a border: iki yerin sınır komşusu olduğunu anlatmak
Share a border, iki ülke veya bölgenin aynı sınır çizgisi boyunca birbirine temas ettiğini anlatan standart bir coğrafya kalıbıdır. Share burada sınırın iki taraf arasında bölüştürülen bir nesne olduğu anlamına gelmez; aynı çizginin her iki yerin de kenarını oluşturduğunu anlatır. İki yer de özne olduğunda A and B share a border kalıbını kullanın. Tekil a border, normalde bu iki yer arasındaki sınırı ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi share ile başlayan üç sözcüklü hedef coğrafya kalıbıyla tamamlayın: Spain and Portugal ____.
Cevabı göster
share a border
on an island so nice they named it thrice. Dilbilgisi
2:26o kadar güzel bir adada ki, üç kez aynı ismi vermişler.
so nice they named it thrice: so + sıfat + sonuç
so nice they named it thrice ifadesinde so, nice sözcüğünün derecesini güçlendirir ve sonraki yan cümle sonucu verir: ada o kadar güzeldir ki üç kez adlandırılmıştır. Konuşma dilinde sıfattan sonra that atılabilir: so nice (that) they named it thrice. Bu söz, bilinen so nice they named it twice övgüsünü eğlenceli biçimde değiştirir. Burada thrice, three times anlamındadır; alışılmadık sözcük ve sayının üçe çıkarılması cümleye şaka havası verir.
Alıştırma
Hangi cümle so + sıfat yapısını doğru kullanıp sonuç yan cümlesinden önce that sözcüğünü atmıştır?
- The film was so funny because we watched it again.
- The film was very funny we watched it again.
- The film was so funny we watched it again.
Cevabı göster
The film was so funny we watched it again.
But why does the Kingdom of the Netherlands reach to the Caribbean anyway?
2:29Peki ama Hollanda Krallığı'nın sınırları neden Karayipler'e kadar uzanıyor?
Because empire.: because + tek isim
Because normalde Because the country built an empire örneğindeki gibi neden bildiren tam bir yan cümle başlatır. Because empire. ifadesinde konuşmacı kasıtlı olarak yalnızca anahtar ismi bırakır. Bu bir cümle parçasıdır; tam bir because yan cümlesinin olağan dilbilgisi değildir. Bu ani cevap, uzun bir sömürge tarihi açıklamasını tek bir etikete indirger: empire. Soruyu hızla yanıtlar, kuru bir mizah yaratır ve ardından gelen tarihsel ayrıntılara geçiş yapar.
Alıştırma
Resmî yazıyla ilgili şu ifadeyi değerlendirin: 'The borders changed because empire', nedeni belirtmenin standart ve uygun bir yoludur.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
the Dutch, always looking to expand business,
2:34her zaman işleri büyütme peşinde olan Hollandalılar,
laid their hands on every valuable port they could. Deyimler
2:36ellerine geçirebilecekleri her değerli limana el attılar.
laid their hands on: elde etmek veya kontrolü ele geçirmek
lay one's hands on + bir şey yapısında ifade genellikle bir şeye yalnızca dokunmak değil, “onu elde etmek, ele geçirmek veya kontrol altına almak” anlamına gelir. Laid, lay fiilinin geçmiş zaman biçimidir; their ise eylemi the Dutch ile ilişkilendirir. Nesne valuable ports olduğu için bu ifade, genişlemeyi açgözlü bir ele geçirme gibi gösterir. Deyim başka durumlarda tarafsız olabilir, ancak burada mümkün olan her yerde kontrolü ele geçirmeye yönelik eleştirel bakışı güçlendirir.
Alıştırma
Cümleyi lay one's hands on ifadesinin geçmiş biçimiyle tamamlayın: After months of searching, Maya finally ____ a copy of the out-of-print book.
Cevabı göster
laid her hands on
America's east coast was New Netherland
2:39Amerika'nın doğu kıyısı Yeni Hollanda'ydı (New Netherland)
and nearby the king of the islands, New Holland.
2:44ve yakınlarında adaların kralı Yeni Holland (Avustralya) vardı.
And while four countries in one kingdom isn't unheard of, Deyimler
2:50Bir krallığın içinde dört ülke olması duyulmamış bir şey olmasa da,
isn't unheard of: bir şeyin daha önce olduğunu temkinli biçimde söylemek
Isn't unheard of, “daha önce olmuş” veya “emsalsiz değil” anlamına gelir. Olumsuzluk bildiren isn't, unheard of ifadesinin anlamını tersine çevirir; bu yüzden ifadenin bütünü ilk bakışta göründüğünden daha az olumsuzdur. Bu, bilinçli bir şekilde ölçülü konuşmadır: konuşan kişi dört ülkenin tek bir krallığa bağlı olabileceğini kabul eder, ancak bu düzenlemenin yaygın olduğunu söylemez. Bir şeyin gerçekleştiğinin bilindiğini temkinli biçimde belirtmek için be + not + unheard of yapısını kullanın.
Alıştırma
Konuşan kişi durumun daha önce yaşandığını ama mutlaka yaygın olmadığını anlatmak istiyorsa cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? Working with colleagues in four time zones ____.
- isn't unheard of
- is unheard of
- is common
Cevabı göster
isn't unheard of
it doesn't stop there: daha fazlasının geleceğini belirtmek
Bu cümlede it doesn't stop there, “açıklama henüz bitmedi; eklenecek daha fazla şey var” demektir. it zamiri anlatılan duruma, there ise açıklamada şimdiye kadar gelinen noktaya gönderme yapar. Buradaki stop mecaz anlamdadır. İfade bir geçiş görevi görür: dikkat çekici bir bilgiyi verdikten sonra, sıradaki bilginin durumu daha da genişleteceğini veya karmaşıklaştıracağını bildirir.
Alıştırma
Bir sunumda bir sorun anlatıldı ve iki sorun daha açıklanmak üzere. Listenin devam ettiğini en iyi hangi geçiş ifadesi belirtir?
- That is the whole story.
- It doesn't stop there.
- Let's stop here.
Cevabı göster
It doesn't stop there.
because the country of the Netherlands also extends its borders
2:54çünkü Hollanda ülkesi de sınırlarını genişleterek
look the part: beklenen görünüme sahip olmak
Look the part, belirli bir rol, kimlik, yer veya durum için insanların beklediği görünüme sahip olmak demektir. Burada part, bir şeyin “bölümü” değil, “rol” anlamındadır. Bu ifade gerçeği değil, görünüşü değerlendirir. Kimlik yalnızca kıyafet, tarz veya çevre yoluyla hissettirilse bile bir insan veya yer look the part olabilir.
Alıştırma
Odanın diğer tarafından bakıldığında bir film figüranı tam olarak doktora benziyor. Yalnızca bu genel görsel izlenimi anlatan cümle hangisidir?
- She looks the part.
- She dresses the part.
- She plays the part.
Cevabı göster
She looks the part.
Residents of these far-flung cities vote in elections Kelime
3:06Bu uzak şehirlerin sakinleri seçimlerde
far-flung: uzak ve geniş bir alana dağılmış
Far-flung, ana veya tanıdık bir merkezden çok uzakta bulunan ve çoğu zaman geniş bir alana yayılmış olan yerleri anlatan birleşik bir sıfattır. Burada Hollanda'nın Avrupa'daki merkezinden uzaktaki şehirleri niteler; flung sözcüğü gerçek anlamda bir fırlatma eylemini anlatmaz. Genellikle far-flung cities örneğindeki gibi isimden önce gelir. Yalnızca very far demek yerine hem uzaklık hem de coğrafi dağınıklık önemli olduğunda kullanılır.
Alıştırma
Yazar hem büyük uzaklığı hem de geniş coğrafi dağılımı vurgulamak istiyorsa cümleyi en iyi hangi sıfat tamamlar? The network serves ____ communities on islands across the Pacific.
- far-flung
- faraway
- isolated
Cevabı göster
far-flung
for the Dutch government just as any Hollander would, Dilbilgisi
3:08tıpkı herhangi bir Hollandlı gibi Hollanda hükümeti için oy kullanırlar,
just as ... would: paralel eylemleri karşılaştırma
Just as bir karşılaştırma başlatır: Şehir sakinleri, Hollanda bölgesinden bir kişinin yapacağı şekilde oy kullanır. İki grubun davranışını birbirine paralel olarak sunar. Tekrarlanan fiil öbeği çıkarıldığında geriye yardımcı fiil would kalır: any Hollander would, any Hollander would vote in elections for the Dutch government anlamına gelir. Burada would, benzer durumda beklenen davranışı gösterir; geçmişteki bir alışkanlığı anlatmaz.
Alıştırma
Karşılaştırmayı beklenen bir eylem olarak sunan ve fiil öbeğini tekrarlamayan tamamlamayı seçin: Noah saved a copy before editing the file, just as any careful writer ____.
- does
- would
- was
Cevabı göster
would
though weirdly they don't belong to any province
3:11gerçi tuhaf bir şekilde hiçbir eyalete bağlı değillerdir
and they don't use the Dutch currency of euros,
3:13ve Hollanda'nın para birimi olan euroyu da kullanmazlar,
but technically part of the District of Columbia
3:19ama teknik olarak District of Columbia'nın bir parçası olması
It's kind of like: yaklaşık bir benzetme başlatmak
“It’s kind of like ...”, alışılmadık bir durumu gözde canlandırmayı kolaylaştıran bir benzetme başlatır. Burada konuşan kişi, iki durumun aynı olduğunu iddia etmek yerine varsayımsal bir karşılaştırma kurar. “Kind of”, “like” ifadesinin gücünü azaltır ve “biraz” ya da “kabaca” anlamı verir. Bu kalıpta “bir tür” anlamına gelmez. Yalnızca önemli yönlerden benzer olan bir örnekten veya hayalî durumdan önce bu kalıbı kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Hangi cümle karşılaştırmanın tam değil, yaklaşık olduğunu en açık biçimde gösterir?
- Using the new app is a kind of board game.
- Using the new app is kind of like learning a new board game.
- Using the new app is exactly the same as learning a new board game.
Cevabı göster
Using the new app is kind of like learning a new board game.
all the while: karşıtlık içeren sürekli eş zamanlılık
“All the while”, “aynı sürenin tamamı boyunca” anlamına gelir. Devam eden bir gerçeği, zaten anlatılmakta olan başka bir duruma bağlar. Burada yen kullanımı, alışılmadık siyasi düzenlemeyle aynı anda devam eder. İfade çoğu zaman karşıtlık da ekler: İkinci gerçek şaşırtıcı, gizli veya ilk gerçekle bağdaştırılması zor olabilir. Üç sözcüğün tamamını bir zaman ifadesi olarak ele alın; “while” sözcüğünü “-e rağmen” anlamında yorumlamayın.
Alıştırma
İkinci ve şaşırtıcı durumun birinci durumla aynı anda devam ettiğini en iyi hangi ifade vurgular? The café looked empty; ____, the kitchen was handling online orders.
- all the while
- once in a while
- after a while
Cevabı göster
all the while
are together known as the Dutch Caribbean, Kalıp ifadeler
3:27birlikte Hollanda Karayipleri olarak bilinir
are together known as: bir gruba ortak ad verme
Edilgen be known as + ad yapısı, “o adla anılmak veya tanınmak” anlamına gelir. Bu cümlede are known as, ortak ad olan the Dutch Caribbean ifadesini sunar. Together, şehirler ile ülkelerin tek bir grup olarak ele alındıklarında bu adı aldığını gösterir. Yeniden kullanılabilecek kalıp X and Y are together known as Z şeklindedir.
Alıştırma
Birden fazla yerin tek bir ortak adı paylaştığını belirten ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The three coastal towns ____ the Bay District.
Cevabı göster
are together known as
which because the Kingdom of the Netherlands is a member of the European Union,
3:31Hollanda Krallığı'nın Avrupa Birliği üyesi olması nedeniyle bu durum,
means that these Dutch Caribbeans are also Europeans.
3:34bu Karayipli Hollandalıların aynı zamanda Avrupalı olduğu anlamına gelir.