"Hollanda" Kelimesini Hep Yanlış Kullandınız: İngilizce çalışma notları

CGP Grey

Öğrenme zorluğu
770 kelime 210 kel/dk

Video özeti: Video Holland, the Netherlands ve krallığı ayırır; adları ve siyaseti Karayipler'deki sömürge tarihine bağlar. Başlıca İngilizce noktaları: 1. "make calling the Netherlands Holland like calling the United States Dakota." — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: paralel benzetmenin bölge adını ülke adı olarak kullanma hatasını nasıl açıkladığını görün. 2. "as is their language." — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: as ile devrik yapıyı tanıyıp dilin de Dutch diye adlandırıldığı eksik anlamını tamamlayın. 3. "laid their hands on" — Deyimler ve mecazlı ifadeler: bunun limanlara dokunmak değil, limanları ele geçirmek olduğunu ve imparatorluk anlatısındaki eleştirel tonu kavrayın.

Bu derste

Welcome to the great nation of Holland,

0:00

Muhteşem Holland (Hollanda bölgesi) ülkesine hoş geldiniz,

where the tulips grow,

0:02

lale yetiştirilen,

the windmills turn,

0:03

yel değirmenlerinin döndüğü,

the breakfast is chocolaty,

0:03

kahvaltının çikolatayla dolu olduğu,

the people industrious,

0:04

insanlarının çalışkan olduğu

and the sea tries to drown it all. Deyimler

0:05

ve denizin her şeyi yutmaya çalıştığı yere.

Deyimler

“the sea tries to drown it all” ifadesindeki kişileştirme

Bu cümlede deniz, bir şey yapmaya çalışabilen bir insan gibi ele alınır. tries to drown fiil grubu denize bir niyet yükler; ancak deniz gerçekten düşünemez veya plan yapamaz. Bu kişileştirme, yükselen ya da tehdit oluşturan suyu etkin bir rakibe dönüştürür. Ülkenin denizle mücadelesini canlı biçimde gösterir: su ülkeyi ve manzarasını kaplamakla tehdit eder, fakat denizin gerçek bir zihni yoktur.

Alıştırma

Denizin her şeyi “tries to drown” yaptığı söylenerek ne anlatılıyor?

  1. Deniz, karayı kaplamakla tehdit eden etkin bir rakip olarak kişileştirilir.
  2. Ülke denizin daha ilerisine taşınmayı seçer.
  3. Deniz gerçekten düşünür ve ülkeye saldırmak için plan yapar.
Cevabı göster

Deniz, karayı kaplamakla tehdit eden etkin bir rakip olarak kişileştirilir.

Except this country isn't Holland. Anlatım akışı

0:07

Fakat bu ülke Holland değil.

Anlatım akışı

Cümle başındaki Except ile keskin düzeltme

Except burada yeni bir cümle başlatır ve dinleyicinin az önce inanmaya yönlendirildiği düşünceyi düzeltir. Buradaki anlamı şudur: “Az önce söylediklerimde önemli bir sorun var: bu ülke Hollanda değil.” Bu ülkeyi bir listeden çıkarmak için kullanılmamıştır. Except sözcüğünü başa koymak düzeltmeyi geciktirir ve keskin bir dönüş yaratır. Sözlü veya sohbet tarzındaki anlatımda bu yapı bir sürpriz açıklama işlevi görebilir: önce bir beklenti oluşturulur, ardından Except + yan cümle ile bu beklenti tersine çevrilir.

Alıştırma

Hangi devam cümlesi “The trip should take only an hour” ifadesinin oluşturduğu beklentiyi aniden düzeltir?

  1. For example, the bridge is very old.
  2. Except the bridge is closed.
  3. Because the bridge is nearby.
Cevabı göster

Except the bridge is closed.

It's time for the difference between Holland,

0:09

Şimdi Holland ile,

the Netherlands,

0:11

Hollanda (the Netherlands),

and a whole lot more.

0:12

ve çok daha fazlası arasındaki farkı öğrenme zamanı.

The correct name for this tulip-growing, Dilbilgisi

0:13

Bu lale yetiştiren,

windmill-building,

0:15

yel değirmeni inşa eden,

hagelslag-eating,

0:15

hagelslag yiyen,

containership-moving,

0:16

konteyner gemisi taşıyan,

ocean-conquering nation

0:17

okyanus fetheden ulusun doğru adı,

is the Netherlands.

0:18

Hollanda'dır (the Netherlands).

Dilbilgisi

Bileşik niteleyici olarak tulip-growing ... ocean-conquering nation

Kısa çizgiyle bağlanan beş grubun tümü nation sözcüğünden önce sıfat gibi görev yapar. Her grup bir etkinliği bileşik bir niteleyiciye sıkıştırır: tulip-growing, growing tulips; windmill-building ise building windmills anlamına gelir ve diğerleri de aynı kalıbı izler. Buradaki -ing biçimleri bir dizi ana fiil değildir; cümlenin çekimli fiili is sözcüğüdür. Bileşiklerin paralel bir listede sıralanması ülkenin yoğun ve hareketli bir tasvirini oluşturur. Hagelslag, Hollanda'da kahvaltıda sıkça yenen çikolata parçacıklı bir süslemedir; bu nedenle hagelslag-eating yerel bir alışkanlık ekler. Bu kalıp, a coffee-growing region örneğindeki gibi başka bir isimden önce isim + -ing biçiminde kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede birkaç etkinliği tek bir betimlemeye sıkıştırmak için isimden önce kısa çizgili iki -ing bileşiği kullanılmıştır?

  1. The region with fruit and wine is productive.
  2. It is a fruit-growing, wine-producing region.
  3. The region is growing fruit and producing wine.
Cevabı göster

It is a fruit-growing, wine-producing region.

But confusion is understandable.

0:19

Ama bu kafa karışıklığı anlaşılabilir bir durum.

The general region has been renamed a lot over a thousand years, Dilbilgisi

0:21

Genel bölge bin yıl boyunca defalarca yeniden adlandırıldı;

Dilbilgisi

has been renamed: edilgen present perfect

Has been renamed, present perfect zamanın edilgen biçimidir: has + been + geçmiş zaman ortacı. Özne olan the general region eyleme maruz kalır; yani bölgenin adını başka insanlar veya yetkili kurumlar değiştirmiştir. Present perfect, geçmişte tekrarlanan ad değişikliklerini bugünle ilişkilendirir. Over a thousand years, tarihi bugüne kadar uzanan bir dönem olarak sunar; a lot ise değişikliğin birçok kez gerçekleştiğini belirtir. Belirli bir ad değiştirme tarihi odak noktası değildir.

Alıştırma

Hangi cümle bugüne kadar devam eden bir dönemde tekrarlanan ad değişikliklerini doğal biçimde anlatır?

  1. The street has been renamed three times since 1950.
  2. The street was renamed three times between 1950 and 1980.
  3. The street has renamed three nearby parks since 1950.
Cevabı göster

The street has been renamed three times since 1950.

including as the Dutch Republic,

0:24

buna Hollanda Cumhuriyeti,

the United States of Belgium,

0:26

Belçika Birleşik Devletleri

and the Kingdom of Holland.

0:27

ve Holland Krallığı da dahil.

But it's not just history that makes this country's name confusing, Dilbilgisi

0:29

Ancak bu ülkenin adını kafa karıştırıcı yapan tek şey tarih değil,

because the Netherlands is divided into 12 provinces:

0:32

çünkü Hollanda 12 eyalete ayrılmıştır:

Dilbilgisi

It's not just X that makes Y...: Tek neden X değil

Burada not just, “yalnızca değil” anlamına gelir. Tarih yine de karışıklığa katkıda bulunur; cümle tarihin etkisini inkâr etmez. Ardından en az bir nedenin daha ekleneceğini belirtir. It's not just X that makes Y + sıfat kalıbı bir neden açıklamasını genişletir: X, Y'nin belli bir durumda olmasının nedenlerinden biridir ama açıklamanın tamamı değildir.

Alıştırma

Bu cümlede vurgulanan bölüm ne anlama geliyor?

  1. Tarihin adın kafa karıştırıcı olması üzerinde hiçbir etkisi yoktur.
  2. Tarih nedenlerden biridir ama başka nedenler de vardır.
  3. Adın kafa karıştırıcı olmasının tek nedeni tarihtir.
Cevabı göster

Tarih nedenlerden biridir ama başka nedenler de vardır.

Groningen,

0:35

Groningen,

Drenthe,

0:35

Drenthe,

Overijssel,

0:36

Overijssel,

Gelderland,

0:36

Gelderland,

Limburg,

0:37

Limburg,

Noord Brabant,

0:37

Kuzey Brabant,

Zeeland,

0:38

Zeeland,

which by the way is the Zeeland that makes this Zeeland new, Anlatım akışı

0:39

ki bu arada o Yeni Zelanda'yı yeni yapan Zeeland burasıdır,

Anlatım akışı

Yan bilgi ekleyen by the way

By the way, konuyla ilgili ancak temel olmayan bir yan bilgiyi araya ekleyen bir söylem belirtecidir. Burada ana açıklama sürerken Zeeland ile New Zealand adları arasındaki bağlantıya kısaca dikkat çeker. Bir ara söz olduğu için by the way çıkarıldığında cümlenin temel dil bilgisi yapısı bozulmaz. Bu ifade, bilgiyi açıklamanın yeni ana adımı olarak değil, yan bir not olarak işaretler.

Alıştırma

Bağlantılı bir yan not eklemek için burada öğretilen üç kelimelik ifadeyi kullanın: '____, the last train leaves at 9:30.'

Cevabı göster

By the way

Friesland with adorable little hearts on its flag,

0:41

bayrağında sevimli küçük kalpler olan Friesland,

Flevoland,

0:43

Flevoland,

Utrecht,

0:44

Utrecht,

and here's the confusion,

0:44

ve işte kafa karıştıran kısım,

Noord North Holland and Zuid South Holland.

0:46

Kuzey Holland (Noord Holland) ve Güney Holland (Zuid Holland).

These provinces make calling the Netherlands Holland Anlatım akışı

0:48

Bu eyaletler Hollanda'ya (the Netherlands) Holland demeyi,

like calling the United States Dakota.

0:50

ABD'ye Dakota demek gibi bir şey yapıyor.

Anlatım akışı

make calling ... like calling ... ile benzetme kurmak

Burada make, “üretmek” anlamına gelmez. Holland yalnızca Netherlands'ın bir bölümünü adlandırdığı için ilk adlandırma eylemi, United States'e Dakota demekle aynı türden bir hata gibi görünür. make + bir eylem + like + başka bir eylem kalıbı yapısal bir benzetme kurar. İlk eylem değerlendirilen iddiadır; ikincisi, ilkinin neden yanlış ya da mantıksız olduğunu gösteren tanıdık bir paraleldir.

Alıştırma

Bu cümlede makes ... like ... ne yapıyor? The missing label makes calling every tablet an iPad like calling every car a Toyota.

  1. Tabletlerin ve arabaların aynı tür nesne olduğunu söyler.
  2. Eksik etiketin fiziksel olarak iki yeni ad oluşturduğunu söyler.
  3. İlk adlandırmanın neden yanıltıcı olduğunu göstermek için iki adlandırma hatasını karşılaştırır.
Cevabı göster

İlk adlandırmanın neden yanıltıcı olduğunu göstermek için iki adlandırma hatasını karşılaştırır.

Though, unlike the Dakotas,

0:52

Gerçi,

which are mostly empty save for the occasional jackalope, Kelime

0:53

arada sırada görülen jackalope (boynuzlu tavşan) dışında çoğunlukla boş olan Dakotaların aksine,

Kelime

except for anlamındaki save for

Burada save for, except for yani “-nın dışında” anlamına gelir. mostly empty ifadesine tek bir istisna ekler: ara sıra görülen jackalope dışında orada neredeyse hiçbir şey yoktur. Bu kalıpta save, “kurtarmak” veya “saklamak” anlamındaki fiil değil, bir edattır. Ardından gelen isim öbeği genel ifadenin dışında bırakılan şeyi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi except for anlamına gelen, hafif edebî iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The office was dark, ____ a lamp near the door.

Cevabı göster

save for

the two Hollands are the most populated provinces

0:56

bu iki Holland, nüfusu en yoğun olan eyaletlerdir

and have some of the biggest attractions,

0:58

ve Amsterdam ile Keukenhof gibi

like Amsterdam and Keukenhof.

1:00

en büyük turistik yerlerin bazılarına sahiptirler.

Chances are, Kalıp ifadeler

1:01

Büyük ihtimalle,

if it's Dutch and you've heard of it,

1:02

eğer bu şey Hollanda'ya aitse ve adını duyduysanız,

it's in one of the Hollands.

1:04

bu iki Holland eyaletinden birindedir.

Kalıp ifadeler

Chances are: yüksek olasılıklı bir tahminde bulunmak

Chances are, konuşanın doğru olma ihtimalini çok yüksek gördüğü bir tahmini başlatır. Ardından tahminin içeriğini veren bir yan cümle gelir; are sonrasında that kullanılabilir, ancak çoğu zaman atılır. Burada sonraki if cümlesi, bu genellemenin geçerli olduğu durumu sınırlar. Chances ayrı ayrı fırsatları değil, genel olasılığı ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi, yüksek olasılıklı bir tahmin bildiren bu dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____, the train will be crowded after the match.

Cevabı göster

Chances are

Even the government's travel website for the country is holland.com,

1:05

Hükümetin ülke için hazırladığı seyahat web sitesi bile holland.com'dur,

officially because it sounds friendlier, Anlatım akışı

1:08

resmi olarak bunun kulağa daha samimi gelmesi nedeniyle olduğu söylense de,

but unofficially it's probably what people are actually searching for.

1:10

gayriresmi olarak muhtemelen insanların asıl aradığı kelime budur.

Anlatım akışı

officially ... but unofficially: kamuya açık nedenleri çıkarımdan ayırmak

Officially, bir kuruluşun kamuya açıkladığı veya belirtilmiş konumu olarak kabul ettiği nedeni işaretler. But unofficially ise resmî açıklama olarak doğrulanmamış farklı bir gerekçeyi sunar. Bu ikili, bilgiyi kaynağın statüsüne göre düzenler: önce kamuya açık açıklama, ardından anlatıcının daha şüpheli yorumu gelir. Probably ek bir ihtiyat işareti kattığı için ikinci fikir kanıtlanmış bir gerçek değil, çıkarım olarak anlaşılmalıdır.

Alıştırma

Hangi cümle kamuya açıklanan bir nedeni doğrulanmamış bir açıklamadan net biçimde ayırır?

  1. Officially, the museum closed for repairs, and the repair schedule was posted online.
  2. Officially, the museum closed for safety repairs, but unofficially, staff say a funding shortage was the real problem.
  3. Informally, the guide told us the museum was closed, but she spoke very politely.
Cevabı göster

Officially, the museum closed for safety repairs, but unofficially, staff say a funding shortage was the real problem.

Confusion continues because people who live in the Hollands are called Hollanders,

1:14

Kafa karışıklığı devam ediyor çünkü Holland eyaletlerinde yaşayanlara Hollanders (Hollandlı) deniyor,

but all citizens of the Netherlands are called Dutch,

1:18

ancak Hollanda'nın tüm vatandaşlarına "Dutch" (Felemenk) denir,

as is their language. Dilbilgisi

1:20

dilleri için de aynısı geçerlidir.

Dilbilgisi

as is their language: resmî bir devrik ekleme yapısı

as is their language yan cümlesi, “dillerine de Dutch denir” anlamına gelir. Buradaki as, “çünkü” değil, “aynı şekilde” demektir. Bu ifade resmî bir devrik yapı kullanır: as + be fiili veya yardımcı fiil + özne. Özne olan their language, is sözcüğünden sonra gelir; also called Dutch gibi tekrarlanan sözler ise önceki cümleden anlaşılır ve yazılmaz.

Alıştırma

Cümlenin sonundaki “as is their language” ne anlama gelir?

  1. Dillerine de Dutch denir.
  2. Dilleri, vatandaşların Dutch diye adlandırılmasına neden olur.
  3. Dillerine geçmişte Dutch denirdi.
Cevabı göster

Dillerine de Dutch denir.

But in Dutch, they say

1:21

Fakat Felemenkçede şöyle derler:

Nederlanders spreken Nederlands in Nederland,

1:23

"Nederlanders spreken Nederlands in Nederland,"

which sounds like they'd rather we call them Dilbilgisi

1:25

bu da bize sanki onları şöyle adlandırmamızı tercih ederlermiş gibi geliyor:

Netherlanders speaking Netherlandish.

1:27

"Netherlanders speaking Netherlandish" (Hollandaca konuşan Hollandalılar).

Dilbilgisi

they'd rather we call them: başka bir kişinin eylemini tercih etmek

They'd, they would ifadesinin kısaltmasıdır. would rather + ayrı bir özne + fiil cümleciği kalıbı, birinin başka bir kişinin ne yapmasını tercih ettiğini anlatır. Buradaki varsayılan tercih, bizim onlara hangi adı verdiğimizle ilgilidir. Ayrı özneden sonra, özellikle Britanya İngilizcesinde geçmiş zaman biçimi yaygındır: They'd rather we called them. Altyazıda ise İngilizcede kullanılan başka bir seçenek olan yalın biçimli subjunctive call yer alır. Burada iki biçim de geçmiş zamanı anlatmaz; tercih şimdiki zamanla veya gelecekle ilgilidir. Cümlede sounds like dendiği için bu, sözcüklerin biçimine dayanan anlatıcıya ait şakacı bir yorumdur; Hollandalıların gerçek bir isteği değildir.

Alıştırma

Yaygın geçmiş biçimli kalıbı turn fiilinin geçmiş biçimiyle tamamlayın: “The baby is sleeping, so I'd rather you ____ the music down.”

Cevabı göster

turned

Meanwhile, next door in Germany, Deyimler

1:29

Bu arada, kapı komşusu Almanya'da,

Deyimler

Komşu bir ülke için next door

Bu cümlede next door, coğrafi yakınlığı anlatan canlı bir mecazdır. Almanya gerçekten aynı binadaki yan daire değildir; sınırın ötesindeki Hollanda’nın komşu ülkesi olarak sunulur. Bu ifade, ülkeleri yan yana yaşayan insanlar gibi gösterir. Bu nedenle next door, gündelik bir anlatımda yakındaki veya komşu bir yerde olanları tanıtabilir.

Alıştırma

“Austria changed the rule, while next door in Hungary it stayed the same,” cümlesinde next door ne anlama gelir?

  1. sınırın ötesindeki komşu bir ülkede
  2. Avusturya’nın yanındaki odanın içinde
  3. daha sonra Avusturya’nın başka bir bölgesinde
Cevabı göster

sınırın ötesindeki komşu bir ülkede

they're Deutsche sprechen Deutsch in Deutschland,

1:30

onlar "Deutsche sprechen Deutsch in Deutschland" diyorlar,

which sounds like they'd rather be called Dutch.

1:32

ki bu da aslında onların "Dutch" olarak adlandırılmayı tercih edecekleri gibi geliyor.

This linguistic confusion is why Americans call the Pennsylvania Dutch Dutch, Kültür

1:34

Bu dilsel karmaşa yüzündendir ki Amerikalılar Pensilvanya Hollandalılarına Alman olmalarına rağmen

even though they're Germans.

1:38

"Dutch" derler.

Kültür

Tarihî bir topluluk adı olarak Pennsylvania Dutch

Pennsylvania Dutch, çoğunlukla Almanca konuşan göçmenlerin soyundan gelen Pensilvanya’daki bir topluluğun yerleşmiş tarihî adıdır. Bu ad içindeki Dutch, insanların Hollanda’dan geldiği anlamına gelmez. Ad, İngilizcede Avrupa kıtasındaki Cermen dillerini konuşanları adlandırmanın eski biçimlerini ve Dutch ile Deutsch gibi sözcüklerin tarihsel yakınlığını yansıtır. İfadeyi modern bir milliyet açıklaması olarak değil, bütünüyle bir topluluk adı olarak okuyun.

Alıştırma

Bu cümlede Pennsylvania Dutch neyi ifade eder?

  1. Kısa süre önce Hollanda’dan Pensilvanya’ya taşınmış kişiler
  2. Amerika Birleşik Devletleri’nin herhangi bir yerinde yaşayan tüm Alman vatandaşları
  3. Çoğunlukla Almanca konuşan göçmen kökenine sahip tarihî bir Pensilvanya topluluğu
Cevabı göster

Çoğunlukla Almanca konuşan göçmen kökenine sahip tarihî bir Pensilvanya topluluğu

To review,

1:39

Özetlemek gerekirse,

this country is the Netherlands,

1:40

bu ülke Hollanda'dır (the Netherlands),

its people are Dutch,

1:41

halkı "Dutch"tır,

and they speak Dutch.

1:42

ve "Dutch" konuşurlar.

There is no country called Holland,

1:43

Holland adında bir ülke yoktur,

but there are provinces of North and South Holland.

1:44

ancak Kuzey ve Güney Holland eyaletleri vardır.

Got it?

1:47

Anlaşıldı mı?

Great, because it's about to get more complicated. Dilbilgisi

1:48

Harika, çünkü işler daha da karmaşık bir hal almak üzere.

Dilbilgisi

it's about to get + sıfat: yaklaşan bir durum değişikliği

Be about to + fiilin yalın hâli, bir eylemin veya değişimin çok yakında gerçekleşeceğini anlatır. Bu cümlede it's about to get, bir şeyin yakında belirli bir duruma dönüşeceği anlamına gelir. Get + sıfat bir durum değişikliğini anlatır. Get more complicated, “daha karmaşık hâle gelmek” demektir; dolayısıyla tüm ifade bir değişimin başlamak üzere olduğunu bildirir.

Alıştırma

Cümleyi be about to get yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: The sky is very dark, and the temperature is dropping fast. It ____ much colder.

Cevabı göster

is about to get

The Netherlands is part of a kingdom with the same name,

1:50

Hollanda, aynı adı taşıyan bir krallığın parçasıdır,

the Kingdom of the Netherlands,

1:52

Hollanda Kraliyet Ailesi tarafından yönetilen

which is headed by the Dutch royal family.

1:53

Hollanda Krallığı (Kingdom of the Netherlands).

The Kingdom of the Netherlands contains three more countries,

1:55

Hollanda Krallığı üç ülke daha içerir

and to find them we must sail from the icy North Sea

1:58

ve onları bulmak için buz gibi Kuzey Denizi'nden yelken açıp

to the Caribbean and Aruba, Curacao, and Sint Maarten.

2:00

Karayipler'e ve Aruba, Curaçao ve Sint Maarten'e gitmeliyiz.

These are no territories, Dilbilgisi

2:03

Bunlar birer bölge değil,

but self-governing countries within the Kingdom of the Netherlands,

2:04

Hollanda Krallığı içindeki özerk ülkelerdir

and as such they have their own governments and their own currencies. Anlatım akışı

2:06

ve bu nedenle kendi hükümetleri ile kendi para birimleri vardır.

Dilbilgisi

no X, but Y: vurgulu bir kategori düzeltmesi

No X, but Y kalıbı bir sınıflandırmayı güçlü biçimde reddeder ve yerine başka bir sınıflandırma koyar. Burada no territories, “kesinlikle toprak parçası değiller” anlamına gelir; but ise düzeltilmiş sınıfı, yani self-governing countries ifadesini getirir. No, çoğul isim territories sözcüğünü doğrudan belirlediği için cümle bu yerleri sınıflandırmaktadır. “Hiç toprak parçası yoktur” dememektedir. Bu kalıp doğru sınıflandırmanın önemli olduğu durumlarda kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle “amateurs” sınıflandırmasını en güçlü biçimde reddedip grubu trained professionals olarak yeniden sınıflandırır?

  1. They are not amateurs, but trained professionals.
  2. They are no amateurs, but trained professionals.
  3. They are amateurs and trained professionals.
Cevabı göster

They are no amateurs, but trained professionals.

Anlatım akışı

as such: belirtilen bir statüyü sonucuna bağlamak

Burada as such, az önce belirtilen statüye, yani bunların kendi kendini yöneten ülkeler olmasına gönderme yapar. “Bu sıfatla” veya “bu türden oldukları için” anlamına gelir ve kendi hükümetleriyle para birimlerini bu statünün sonuçları olarak sunar. Bu ifade, daha önce adlandırılan bir kimliği veya niteliği bir sonraki iddiaya taşıyarak düşünce akışını düzenler. Okuyucu “Ne sıfatla?” sorusuna cevap verebilmelidir.

Alıştırma

Hangi devam cümlesinde as such doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. Ravi is the class representative. As such, he speaks for the class at the meeting.
  2. Eva likes music. As such, the guitar has six strings.
  3. It started raining. As such, we opened our umbrellas.
Cevabı göster

Ravi is the class representative. As such, he speaks for the class at the meeting.

Geography geek side note here,

2:10

Coğrafya tutkunları için küçük bir not:

while Aruba and Curacao are islands,

2:11

Aruba ve Curaçao birer ada iken,

Sint Maarten is just the southern half of a tiny island

2:12

Sint Maarten küçük bir adanın sadece güney yarısıdır,

also named Saint Martin,

2:15

o ada da Saint Martin olarak adlandırılır;

the other half of which is occupied by France Dilbilgisi

2:16

adanın diğer yarısı ise Fransa tarafından yönetilir

and also named Saint Martin.

2:19

ve orası da Saint Martin olarak adlandırılır.

Dilbilgisi

the other half of which: bütün-parça ilişkisi kuran bir ilgi cümleciği

The other half of which ifadesinde which, daha önce sözü edilen adaya gönderme yapar. İfadenin tamamı “adanın diğer yarısı” anlamına gelir ve is occupied yapısının öznesidir. Bu, bütün-parça ilişkisini anlatan resmî bir kalıptır: parçayı belirten isim öbeği + of which + fiil. Yeni bir cümle başlatmadan bir şeyin bir parçası hakkında ek bilgi vermeyi sağlar. The other half, betimlenen parça olarak birlikte kalır; of which ise bu parçayı bütüne bağlar.

Alıştırma

“Müzenin doğu kanadı” anlamındaki sözcüklerle resmî bütün-parça ilgi cümleciğini tamamlayın: We visited a large museum, ____ was closed for repairs.

Cevabı göster

the eastern wing of which

So, despite being separated by Belgium on the European map, Dilbilgisi

2:20

Yani, Avrupa haritasında Belçika tarafından ayrılmış olmalarına rağmen,

the Kingdom of the Netherlands and the French Republic

2:23

Hollanda Krallığı ve Fransa Cumhuriyeti

share a border on the other side of the world Kalıp ifadeler

2:24

dünyanın öbür ucunda bir sınır paylaşıyorlar,

Dilbilgisi

despite being separated: edilgen bir -ing yan cümlesiyle ödünleme

Despite, ana cümledeki yargıyı şaşırtıcı gösterebilecek bir gerçeği önce sunar. Burada despite being separated by Belgium, iki ülkenin Belçika tarafından birbirinden ayrıldığı anlamına gelir ve başka bir yerde sınır komşusu olmalarıyla karşıtlık kurar. Despite sonrasındaki being separated, being + geçmiş zaman ortacı yapısında, çekimsiz ve edilgen bir -ing yan cümlesidir. Bu kısa yapı, edilgen bir durumu ana cümleden önce arka plan bilgisi olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi despite ve delay fiilinin edilgen -ing biçimiyle tamamlayın: ____, the train arrived before noon.

Cevabı göster

Despite being delayed

Kalıp ifadeler

share a border: iki yerin sınır komşusu olduğunu anlatmak

Share a border, iki ülke veya bölgenin aynı sınır çizgisi boyunca birbirine temas ettiğini anlatan standart bir coğrafya kalıbıdır. Share burada sınırın iki taraf arasında bölüştürülen bir nesne olduğu anlamına gelmez; aynı çizginin her iki yerin de kenarını oluşturduğunu anlatır. İki yer de özne olduğunda A and B share a border kalıbını kullanın. Tekil a border, normalde bu iki yer arasındaki sınırı ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi share ile başlayan üç sözcüklü hedef coğrafya kalıbıyla tamamlayın: Spain and Portugal ____.

Cevabı göster

share a border

on an island so nice they named it thrice. Dilbilgisi

2:26

o kadar güzel bir adada ki, üç kez aynı ismi vermişler.

Dilbilgisi

so nice they named it thrice: so + sıfat + sonuç

so nice they named it thrice ifadesinde so, nice sözcüğünün derecesini güçlendirir ve sonraki yan cümle sonucu verir: ada o kadar güzeldir ki üç kez adlandırılmıştır. Konuşma dilinde sıfattan sonra that atılabilir: so nice (that) they named it thrice. Bu söz, bilinen so nice they named it twice övgüsünü eğlenceli biçimde değiştirir. Burada thrice, three times anlamındadır; alışılmadık sözcük ve sayının üçe çıkarılması cümleye şaka havası verir.

Alıştırma

Hangi cümle so + sıfat yapısını doğru kullanıp sonuç yan cümlesinden önce that sözcüğünü atmıştır?

  1. The film was so funny because we watched it again.
  2. The film was very funny we watched it again.
  3. The film was so funny we watched it again.
Cevabı göster

The film was so funny we watched it again.

But why does the Kingdom of the Netherlands reach to the Caribbean anyway?

2:29

Peki ama Hollanda Krallığı'nın sınırları neden Karayipler'e kadar uzanıyor?

Because empire. Anlatım akışı

2:31

Çünkü imparatorluk.

Anlatım akışı

Because empire.: because + tek isim

Because normalde Because the country built an empire örneğindeki gibi neden bildiren tam bir yan cümle başlatır. Because empire. ifadesinde konuşmacı kasıtlı olarak yalnızca anahtar ismi bırakır. Bu bir cümle parçasıdır; tam bir because yan cümlesinin olağan dilbilgisi değildir. Bu ani cevap, uzun bir sömürge tarihi açıklamasını tek bir etikete indirger: empire. Soruyu hızla yanıtlar, kuru bir mizah yaratır ve ardından gelen tarihsel ayrıntılara geçiş yapar.

Alıştırma

Resmî yazıyla ilgili şu ifadeyi değerlendirin: 'The borders changed because empire', nedeni belirtmenin standart ve uygun bir yoludur.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

In the 1600s,

2:33

1600'lerde,

the Dutch, always looking to expand business,

2:34

her zaman işleri büyütme peşinde olan Hollandalılar,

laid their hands on every valuable port they could. Deyimler

2:36

ellerine geçirebilecekleri her değerli limana el attılar.

Deyimler

laid their hands on: elde etmek veya kontrolü ele geçirmek

lay one's hands on + bir şey yapısında ifade genellikle bir şeye yalnızca dokunmak değil, “onu elde etmek, ele geçirmek veya kontrol altına almak” anlamına gelir. Laid, lay fiilinin geçmiş zaman biçimidir; their ise eylemi the Dutch ile ilişkilendirir. Nesne valuable ports olduğu için bu ifade, genişlemeyi açgözlü bir ele geçirme gibi gösterir. Deyim başka durumlarda tarafsız olabilir, ancak burada mümkün olan her yerde kontrolü ele geçirmeye yönelik eleştirel bakışı güçlendirir.

Alıştırma

Cümleyi lay one's hands on ifadesinin geçmiş biçimiyle tamamlayın: After months of searching, Maya finally ____ a copy of the out-of-print book.

Cevabı göster

laid her hands on

For a time,

2:38

Bir süreliğine,

America's east coast was New Netherland

2:39

Amerika'nın doğu kıyısı Yeni Hollanda'ydı (New Netherland)

with its capital city of New Amsterdam.

2:40

ve başkenti Yeni Amsterdam'dı.

There was New Zealand, as mentioned previously,

2:42

Daha önce bahsedildiği gibi Yeni Zelanda vardı

and nearby the king of the islands, New Holland.

2:44

ve yakınlarında adaların kralı Yeni Holland (Avustralya) vardı.

Though the empire is gone,

2:47

İmparatorluk artık olmasa da,

these three Caribbean nations remain.

2:48

bu üç Karayip ulusu varlığını sürdürüyor.

And while four countries in one kingdom isn't unheard of, Deyimler

2:50

Bir krallığın içinde dört ülke olması duyulmamış bir şey olmasa da,

Deyimler

isn't unheard of: bir şeyin daha önce olduğunu temkinli biçimde söylemek

Isn't unheard of, “daha önce olmuş” veya “emsalsiz değil” anlamına gelir. Olumsuzluk bildiren isn't, unheard of ifadesinin anlamını tersine çevirir; bu yüzden ifadenin bütünü ilk bakışta göründüğünden daha az olumsuzdur. Bu, bilinçli bir şekilde ölçülü konuşmadır: konuşan kişi dört ülkenin tek bir krallığa bağlı olabileceğini kabul eder, ancak bu düzenlemenin yaygın olduğunu söylemez. Bir şeyin gerçekleştiğinin bilindiğini temkinli biçimde belirtmek için be + not + unheard of yapısını kullanın.

Alıştırma

Konuşan kişi durumun daha önce yaşandığını ama mutlaka yaygın olmadığını anlatmak istiyorsa cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? Working with colleagues in four time zones ____.

  1. isn't unheard of
  2. is unheard of
  3. is common
Cevabı göster

isn't unheard of

it doesn't stop there Deyimler

2:53

iş burada bitmiyor

Deyimler

it doesn't stop there: daha fazlasının geleceğini belirtmek

Bu cümlede it doesn't stop there, “açıklama henüz bitmedi; eklenecek daha fazla şey var” demektir. it zamiri anlatılan duruma, there ise açıklamada şimdiye kadar gelinen noktaya gönderme yapar. Buradaki stop mecaz anlamdadır. İfade bir geçiş görevi görür: dikkat çekici bir bilgiyi verdikten sonra, sıradaki bilginin durumu daha da genişleteceğini veya karmaşıklaştıracağını bildirir.

Alıştırma

Bir sunumda bir sorun anlatıldı ve iki sorun daha açıklanmak üzere. Listenin devam ettiğini en iyi hangi geçiş ifadesi belirtir?

  1. That is the whole story.
  2. It doesn't stop there.
  3. Let's stop here.
Cevabı göster

It doesn't stop there.

because the country of the Netherlands also extends its borders

2:54

çünkü Hollanda ülkesi de sınırlarını genişleterek

to the Caribbean and three more islands:

2:57

Karayipler'deki üç adayı daha kapsıyor:

Bonaire,

2:59

Bonaire,

Sint Eustatius,

2:59

Sint Eustatius,

and Saba.

3:00

ve Saba.

These are not countries in a kingdom,

3:01

Bunlar bir krallığın içindeki ülkeler değildir,

but are cities in the country of the Netherlands,

3:02

Hollanda ülkesinin içindeki şehirlerdir

and they look the part. Deyimler

3:05

ve tam da öyle görünürler.

Deyimler

look the part: beklenen görünüme sahip olmak

Look the part, belirli bir rol, kimlik, yer veya durum için insanların beklediği görünüme sahip olmak demektir. Burada part, bir şeyin “bölümü” değil, “rol” anlamındadır. Bu ifade gerçeği değil, görünüşü değerlendirir. Kimlik yalnızca kıyafet, tarz veya çevre yoluyla hissettirilse bile bir insan veya yer look the part olabilir.

Alıştırma

Odanın diğer tarafından bakıldığında bir film figüranı tam olarak doktora benziyor. Yalnızca bu genel görsel izlenimi anlatan cümle hangisidir?

  1. She looks the part.
  2. She dresses the part.
  3. She plays the part.
Cevabı göster

She looks the part.

Residents of these far-flung cities vote in elections Kelime

3:06

Bu uzak şehirlerin sakinleri seçimlerde

Kelime

far-flung: uzak ve geniş bir alana dağılmış

Far-flung, ana veya tanıdık bir merkezden çok uzakta bulunan ve çoğu zaman geniş bir alana yayılmış olan yerleri anlatan birleşik bir sıfattır. Burada Hollanda'nın Avrupa'daki merkezinden uzaktaki şehirleri niteler; flung sözcüğü gerçek anlamda bir fırlatma eylemini anlatmaz. Genellikle far-flung cities örneğindeki gibi isimden önce gelir. Yalnızca very far demek yerine hem uzaklık hem de coğrafi dağınıklık önemli olduğunda kullanılır.

Alıştırma

Yazar hem büyük uzaklığı hem de geniş coğrafi dağılımı vurgulamak istiyorsa cümleyi en iyi hangi sıfat tamamlar? The network serves ____ communities on islands across the Pacific.

  1. far-flung
  2. faraway
  3. isolated
Cevabı göster

far-flung

for the Dutch government just as any Hollander would, Dilbilgisi

3:08

tıpkı herhangi bir Hollandlı gibi Hollanda hükümeti için oy kullanırlar,

Dilbilgisi

just as ... would: paralel eylemleri karşılaştırma

Just as bir karşılaştırma başlatır: Şehir sakinleri, Hollanda bölgesinden bir kişinin yapacağı şekilde oy kullanır. İki grubun davranışını birbirine paralel olarak sunar. Tekrarlanan fiil öbeği çıkarıldığında geriye yardımcı fiil would kalır: any Hollander would, any Hollander would vote in elections for the Dutch government anlamına gelir. Burada would, benzer durumda beklenen davranışı gösterir; geçmişteki bir alışkanlığı anlatmaz.

Alıştırma

Karşılaştırmayı beklenen bir eylem olarak sunan ve fiil öbeğini tekrarlamayan tamamlamayı seçin: Noah saved a copy before editing the file, just as any careful writer ____.

  1. does
  2. would
  3. was
Cevabı göster

would

though weirdly they don't belong to any province

3:11

gerçi tuhaf bir şekilde hiçbir eyalete bağlı değillerdir

and they don't use the Dutch currency of euros,

3:13

ve Hollanda'nın para birimi olan euroyu da kullanmazlar,

they use dollars instead.

3:16

bunun yerine dolar kullanırlar.

It's kind of like if Hawaii wasn't a state, Kalıp ifadeler

3:17

Bu, Hawaii'nin bir eyalet olmaması,

but technically part of the District of Columbia

3:19

ama teknik olarak District of Columbia'nın bir parçası olması

all the while using yen. Kalıp ifadeler

3:21

ve tüm bu süre boyunca yen kullanmasına benziyor.

Kalıp ifadeler

It's kind of like: yaklaşık bir benzetme başlatmak

“It’s kind of like ...”, alışılmadık bir durumu gözde canlandırmayı kolaylaştıran bir benzetme başlatır. Burada konuşan kişi, iki durumun aynı olduğunu iddia etmek yerine varsayımsal bir karşılaştırma kurar. “Kind of”, “like” ifadesinin gücünü azaltır ve “biraz” ya da “kabaca” anlamı verir. Bu kalıpta “bir tür” anlamına gelmez. Yalnızca önemli yönlerden benzer olan bir örnekten veya hayalî durumdan önce bu kalıbı kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Hangi cümle karşılaştırmanın tam değil, yaklaşık olduğunu en açık biçimde gösterir?

  1. Using the new app is a kind of board game.
  2. Using the new app is kind of like learning a new board game.
  3. Using the new app is exactly the same as learning a new board game.
Cevabı göster

Using the new app is kind of like learning a new board game.

Kalıp ifadeler

all the while: karşıtlık içeren sürekli eş zamanlılık

“All the while”, “aynı sürenin tamamı boyunca” anlamına gelir. Devam eden bir gerçeği, zaten anlatılmakta olan başka bir duruma bağlar. Burada yen kullanımı, alışılmadık siyasi düzenlemeyle aynı anda devam eder. İfade çoğu zaman karşıtlık da ekler: İkinci gerçek şaşırtıcı, gizli veya ilk gerçekle bağdaştırılması zor olabilir. Üç sözcüğün tamamını bir zaman ifadesi olarak ele alın; “while” sözcüğünü “-e rağmen” anlamında yorumlamayın.

Alıştırma

İkinci ve şaşırtıcı durumun birinci durumla aynı anda devam ettiğini en iyi hangi ifade vurgular? The café looked empty; ____, the kitchen was handling online orders.

  1. all the while
  2. once in a while
  3. after a while
Cevabı göster

all the while

These cities of the country of the Netherlands

3:23

Hollanda ülkesinin bu şehirleri

and these countries in the Kingdom of the Netherlands

3:25

ve Hollanda Krallığı'nın bu ülkeleri

are together known as the Dutch Caribbean, Kalıp ifadeler

3:27

birlikte Hollanda Karayipleri olarak bilinir

and their citizens are Dutch citizens,

3:29

ve vatandaşları Hollanda vatandaşıdır;

Kalıp ifadeler

are together known as: bir gruba ortak ad verme

Edilgen be known as + ad yapısı, “o adla anılmak veya tanınmak” anlamına gelir. Bu cümlede are known as, ortak ad olan the Dutch Caribbean ifadesini sunar. Together, şehirler ile ülkelerin tek bir grup olarak ele alındıklarında bu adı aldığını gösterir. Yeniden kullanılabilecek kalıp X and Y are together known as Z şeklindedir.

Alıştırma

Birden fazla yerin tek bir ortak adı paylaştığını belirten ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The three coastal towns ____ the Bay District.

Cevabı göster

are together known as

which because the Kingdom of the Netherlands is a member of the European Union,

3:31

Hollanda Krallığı'nın Avrupa Birliği üyesi olması nedeniyle bu durum,

means that these Dutch Caribbeans are also Europeans.

3:34

bu Karayipli Hollandalıların aynı zamanda Avrupalı olduğu anlamına gelir.

So, in the end,

3:37

Yani, sonuç olarak,

there are six Caribbean islands,

3:38

6 Karayip adası,

four countries,

3:40

4 ülke,

12 provinces,

3:40

12 eyalet,

two Hollands,

3:41

2 Holland,

two Netherlands,

3:42

2 Hollanda (Netherlands)

and one Kingdom,

3:42

ve 1 Krallık vardır,

all Dutch.

3:44

hepsi de "Dutch"tır.