İlk izleniminize güvenmeli misiniz? - Peter Mende-Siedlecki: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu video, insanların davranışlara bakarak başkaları hakkında nasıl izlenim oluşturup bu izlenimleri nasıl değiştirdiğini açıklıyor. Sosyal psikoloji ve beyin görüntüleme araştırmaları, sıra dışı eylemlerin daha fazla önem kazandığını gösteriyor: nadir görülen ahlak dışı bir davranış sıradan bir iyiliğe, olağanüstü bir yeterlilik de yaygın bir başarısızlığa ağır basabiliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Imagine you're at a football game — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik. imagine ifadesinin açıklamaya geçmeden önce dinleyiciyi doğrudan varsayımsal bir sahneye nasıl yerleştirdiğini öğrenin. Bu dinleyici odaklı açılışı tanıyabilir ve soyut bir sorunun izlenmesini kolaylaştıran ortak bir bağlam kurmak için sunumlarda kullanabilirsiniz. 2. not necessarily. — Konuşma edimbilimi ve tutum. Bu ifadeyi, olumsuz bilginin her zaman daha güçlü olduğu iddiasına ölçülü biçimde karşı çıkmanın bir yolu olarak anlayın. Keskin bir no demeden aşırı genellemeyi düzeltebilir, ardından bir istisna, koşul veya sınırlama sunabilirsiniz. 3. fMRI or functional magnetic resonance imaging, — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı. Bilimsel iletişimde kısaltmanın açık biçimiyle yan yana verilerek kısa etiket ile teknik terim arasında nasıl bağlantı kurulduğuna dikkat edin. Böylece araştırma anlatılarını daha rahat takip edebilir ve uzmanlık terimlerini dinleyiciye açık biçimde tanıtabilirsiniz.
Bu derste
Imagine you're at a football game when this obnoxious guy sits next to you. Notlar
0:07Bir futbol maçında olduğunuzu ve bu iğrenç adamın yanınıza oturduğunu hayal edin.
Imagine you're ...: varsayımsal bir durumla açılış yapmak
Imagine + bir yan cümle, dinleyicilerden zihinlerinde varsayımsal bir durum kurmalarını ister. Bu cümlede Imagine you're at a football game önce ortamı oluşturur, ardından konuşmacı orada ne olduğunu anlatır. Açılışta dikkat çekici bir giriş işlevi görür: soyut bir açıklamayı, dinleyicilerin gözünde canlandırabileceği somut bir duruma dönüştürür. Ayrıntılar gerçek bir talimat veya olgusal iddia değildir; ardından gelen örneve çerçeve oluşturur.
Alıştırma
Dinleyicileri varsayımsal bir duruma yerleştiren hedef ifadeyle bu açılışı tamamlayın: ____ giving a presentation when the screen suddenly goes blank.
Cevabı göster
Imagine you're
this obnoxious guy: güçlü bir olumsuz yargı
Obnoxious, bir kişiyi veya davranışı son derece rahatsız edici ve katlanması zor olarak tanımlar. Bunun nedeni çoğu zaman kaba, gürültücü, kibirli veya düşüncesiz olmasıdır. this obnoxious guy ifadesinde sıfat, adam sahnede henüz bir şey yapmadan önce konuşmacının güçlü olumsuz yargısını gösterir. Bu ifade tarafsız bir betimleme değildir. Konuşmacının adamı zaten saldırgan derecede rahatsız edici veya son derece sinir bozucu bulduğunu anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle, son derece rahatsız edici ve saldırgan bir davranış için obnoxious sözcüğünü doğal biçimde kullanıyor?
- The customer arrived a few minutes early; his behavior was obnoxious.
- The customer kept shouting insults at the staff; his behavior was obnoxious.
- The customer asked one quiet question; his behavior was obnoxious.
Cevabı göster
The customer kept shouting insults at the staff; his behavior was obnoxious.
He's loud, he spills his drink on you, Kalıp ifadeler
0:11Adam gürültücüdür, içeceğini üzerinize döker
spills his drink on you: spill + sıvı + on + kişi veya yüzey
Bu cümlede spills his drink on you, içeceğinin kabından çıkıp senin üzerine döküldüğü anlamına gelir; bu büyük olasılıkla bir kaza veya dikkatsizlik sonucudur. Spill, sıvının dışarı çıkmasına ya da yayılmasına odaklanır; dikkatli ve kontrollü biçimde dökmeyi anlatmaz. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp spill + sıvı + on + kişi veya yüzey şeklindedir. Örneğin spill water on the floor veya spill juice on a shirt denebilir.
Alıştırma
Cümleyi spill ile tamamlayın: Be careful not to ____ your juice on the keyboard.
Cevabı göster
spill
makes fun of your team: make fun of + alay edilen hedef
Bu cümlede makes fun of your team, onun takımla alay ettiği veya takımı küçümsediği anlamına gelir. Make fun of kalıplaşmış bir ifadedir; “eğlence yaratmak” anlamına gelmez. Kalıp make fun of + alay edilen kişi veya şey şeklindedir. Hedef bir kişi ya da nesne olabilir ve yalnızca make biçim değiştirir: makes fun of, made fun of.
Alıştırma
Hangi cümle çocukların Leo'nun şapkasıyla alay ettiğini belirtir?
- The boys had fun wearing Leo's hat.
- The boys made fun of Leo's hat.
- The boys made Leo a funny hat.
Cevabı göster
The boys made fun of Leo's hat.
you're walking in the park when suddenly it starts to pour rain. Kalıp ifadeler
0:16parkta yürürken aniden sağanak yağmur başlar.
starts to pour rain: şiddetli yağmur başlar
Burada pour, su dökülüyormuş gibi yağmurun çok şiddetli yağmasını anlatır. starts to pour rain, sadece yağmurun başladığını değil, aniden şiddetli yağmur başladığını ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi start to pour ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamla: The sky darkened, and it ____ before the soccer game began.
Cevabı göster
started to pour
Who should show up at your side to offer you an umbrella? Öbek fiiller
0:20Yanınızda bitiverip size bir şemsiye uzatan kim olabilir?
show up: görünmek veya gelmek
show up, görünmek ya da bir yere gelmek anlamına gelen bir öbek fiildir ve doğrudan nesne almaz. Bu soruda, şemsiyeyle yanına kimin geldiği sorulur; show burada bir şeyi sergilemek anlamında değildir. at + yer veya etkinlik ya da for + etkinlik ekleyebilirsin: show up at school; show up for practice.
Alıştırma
Cümleyi show up ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamla: We waited for Omar, and he finally ____ before the doors closed.
Cevabı göster
showed up
Do you change your mind about him based on this second encounter? Kalıp ifadeler
0:25Bu ikinci karşılaşmaya dayanarak onun hakkındaki fikrinizi değiştirir misiniz?
change your mind about him: biri hakkındaki fikrini değiştirmek
Bu soruda change your mind about him, yeni bilgi edindikten sonra onun hakkındaki görüşünü yeniden değerlendirmek demektir. Buradaki mind, fiziksel beyin değil, görüş veya yargı anlamındadır. change your mind about + kişi ya da şey kalıbı, yeniden düşündüğün kişiyi veya şeyi gösterir. Bir görüşün mü yoksa bir kararın mı değiştiğini bağlam belirler; burada ikinci karşılaşma, söz konusu olanın kişi hakkındaki görüş olduğunu açıkça gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle, konuşanın Maya hakkında farklı bir görüş edindiği anlamına gelir?
- I changed the meeting time for Maya.
- I reminded Maya about our meeting.
- I changed my mind about Maya after we worked together.
Cevabı göster
I changed my mind about Maya after we worked together.
based on this second encounter: bir değerlendirmenin dayanağını belirtmek
Bu soruda based on this second encounter, kişiyi yeniden değerlendirmek için kullanılan bilgiyi veya deneyimi belirtir. based on, bir yargıyı, seçimi ya da sonucu destekleyen bilgiyi tanıtır. Bu ifade change your mind sözünü niteleyen bir zarf tümlecidir ve “Neye dayanarak?” sorusunu yanıtlar. Burada encounter, insanların karşılaştığı veya temas kurduğu bir olayı belirten isimdir.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste öğrendiğin ve “raporu dayanak olarak kullanmak” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamla: We changed our plans ____ the latest weather report.
Cevabı göster
based on
Or do you go with your first impression and write him off? Notlar
0:28Yoksa ilk izleniminize güvenip onun üstünü mü çizersiniz?
go with your first impression: ilk yargına güvenmek
Bu soruda go with your first impression, hemen oluşturduğun yargıya güvenmeyi seçmek anlamına gelir. Buradaki go with hareket etmeyi anlatmaz; ilk izlenimi karar verirken kullanılacak seçenek olarak gösterir. Bu yapı seçenekler, planlar, fikirler ve içgüdülerle de kullanılabilir: go with + isim, o seçeneği seçmek veya izlemek demektir.
Alıştırma
“İlk yargıma güvenmek” anlamını vermek için cümleyi go with ve my first impression ile tamamlayın: With no other evidence, I'll ____.
Cevabı göster
go with my first impression
write him off: başka bir şansa değmediğine karar vermek
Bu soruda write him off, olumsuz bir yargı nedeniyle onun daha fazla ilgiye veya başka bir şansa değmediğine karar vermek anlamına gelir. Bu bir öbek fiildir; gerçek anlamda yazı yazmayı anlatmaz. Write off ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir zamirse, zamiri iki parçanın arasına koyun: write him off doğrudur, write off him değildir. Bir isim veya başka bir ad kullanıldığında hem write Maya off hem de write off Maya mümkündür.
Alıştırma
Cümleyi write ... off yapısının doğru biçimiyle tamamlayın. Zamiri doğru yere koyun: Don't ____ after one bad audition.
Cevabı göster
write him off
that we're quick to form lasting impressions of others based on their behaviors. Kalıp ifadeler
0:34davranışlarına dayanarak başkaları hakkında kalıcı izlenimler oluşturmada hızlı olduğumuzu gösteriyor.
Research in social psychology suggests: kanıtı temkinli biçimde sunmak
Research in social psychology kanıtın kaynağını belirtir; suggests ise ardından gelen that yan cümlesindeki sonucu sunar. Bu yapı, konuşan veya yazan kişinin bir konudan o iddiayı destekleyen araştırma kanıtına geçmesine yardımcı olur. Suggests temkinli bir ifadedir: kanıt bir sonuca işaret eder, ancak sonucu mutlak bir kesinlik olarak sunmaz. Açıklamalarda, sunumlarda ve akademik tarzdaki yazılarda yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümle bir araştırma bulgusunu uygun derecede temkinli bir ifadeyle sunuyor?
- Research proves that short breaks improve focus in every situation.
- Research orders people to take short breaks.
- Research suggests that short breaks can improve focus.
Cevabı göster
Research suggests that short breaks can improve focus.
we're quick to form lasting impressions: hızlı tepki verme eğilimi
be quick to + fiilin yalın hâli yapısında quick, bir şeyi yapmaya hazır olmayı veya fazla gecikmeden harekete geçmeyi anlatır. Genel bir özne olan we ile kullanılan we're quick to form, yalnızca tek bir eylemin hızını değil, yaygın bir eğilimi ifade eder. Form an impression, biri veya bir şey hakkında fikir geliştirmek demektir. Lasting, impressions sözcüğünü niteler; dolayısıyla cümle, hızla oluşan bu fikirlerin uzun süre kalabileceğini söyler. Yargılar hakkında kullanıldığında be quick to, tepkinin yeterince düşünmeden önce gerçekleştiğini de ima edebilir.
Alıştırma
Cümleyi be quick to yapısıyla tamamlayın: People are often ____ judge a book by its cover.
Cevabı göster
quick to
based on their behaviors: bir yargının dayanağını belirtmek
based on their behaviors ifadesinde based on, bu izlenimleri oluşturmak için kullanılan kanıtı veya bilgiyi tanıtır. “Bu izlenimler neye dayanıyor?” sorusunu yanıtlar. Their, others sözcüğüne gönderme yapar. Behaviors burada çoğuldur; çünkü genel bir davranış kavramını değil, gözlemlenebilir eylemleri veya davranış kalıplarını anlatır.
Alıştırma
Cümleyi kanıtı tanıtan hedef ifadeyle tamamlayın: The decision was ____ the safety report.
Cevabı göster
based on
We manage to do this with little effort, Kalıp ifadeler
0:39Bunu neredeyse hiç çaba harcamadan başarıyoruz,
manage to do this with little ...: az çabayla başarmak
Manage to + fiilin yalın hâli, eylemin başarıyla tamamlandığını anlatır. Burada do fiilin yalın hâlidir; this ise daha önce söz edilen zihinsel göreve gönderme yapar. With little, ardından gelen effort ismiyle birleşir; bu yüzden with little effort çok az emek veya enerji gerektiği anlamına gelir. Manage to çoğu zaman bir zorluk sezdirse de bu cümle sonucun kolayca elde edildiğini açıkça söyler.
Alıştırma
Hangi cümle ekibin hatayı başarıyla ve çok az çabayla düzelttiğini söylüyor?
- The team planned to look at the error next week.
- The team tried to fix the error, but the result is unknown.
- The team managed to fix the error with little effort.
Cevabı göster
The team managed to fix the error with little effort.
inferring stable character traits from a single behavior, Kelime
0:41sert bir söz veya sakar bir adım gibi tek bir davranıştan
inferring stable character traits from a single behavior: tek bir davranıştan kalıcı karakter özellikleri çıkarmak
infer A from B kalıbı, B'yi kanıt olarak kullanıp A sonucuna varmak demektir. Burada A, stable character traits, yani nispeten kalıcı olduğu düşünülen karakter özellikleridir; B ise a single behavior, yani tek bir davranıştır. -ing biçimi bu çıkarımı tek başına tamamlanmış bir iddia olarak değil, bir süreç olarak sunar. Psikolojide bu ifade, gözlemlenen tek bir davranıştan bir kişinin genel olarak nasıl biri olduğuna dair geniş bir sonuca geçmeyi kısa ve resmî biçimde anlatır; sonucun mutlaka doğru olduğunu belirtmez.
Alıştırma
Bir gözlemcinin kanıttan sonuç çıkarmasını anlatmak için infer ... from ... yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The repeated errors inferred us a timing problem.
- We inferred a timing problem from the repeated errors.
- We implied a timing problem from the repeated errors.
Cevabı göster
We inferred a timing problem from the repeated errors.
Using our impressions as guides: cümle başında bir -ing öbeği
Using our impressions as guides, cümle başında kullanılan bir -ing öbeğidir. Ardından gelen ana cümledeki eylemin yöntemini veya dayanağını gösterir: özne, mevcut izlenimlerini yol gösterici olarak kullanır. use A as B kalıbı, A'ya B'nin rolünü veya işlevini vermek demektir. Using sözcüğünün örtük öznesi, ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır. Örneğin Using the map as a guide, we chose the route cümlesinde hem haritayı kullanan hem de rotayı seçen we grubudur.
Alıştırma
Cümle başındaki Using ... as a guide öbeğini doğru kullanan cümle hangisidir?
- Using the map as a guide, we found the cabin.
- Using the map as a guide, the rain began suddenly.
- Using the map as a guide, the cabin found us.
Cevabı göster
Using the map as a guide, we found the cabin.
we can accurately predict how people are going to behave in the future. Dilbilgisi
0:49insanların gelecekte nasıl davranacaklarını doğru bir şekilde tahmin edebiliriz.
predict how people are going to behave: düz cümle söz dizimi
predict fiilinden sonra gelen how people are going to behave, cümleye gömülü bir wh yan cümlesidir. Yan cümlenin tamamı predict fiilinin nesnesi olur ve neyin tahmin edildiğini belirtir. Doğrudan bir soru olmadığı için düz cümle söz dizimini kullanır: how + people + are going to behave. Bu yan cümlenin içinde are, people sözcüğünün önüne getirilmez.
Alıştırma
Hangi cümlede predict sonrasındaki how yan cümlesi doğru kullanılmıştır?
- Can you predict how does the crowd react?
- Can you predict how will the crowd react?
- Can you predict how the crowd will react?
Cevabı göster
Can you predict how the crowd will react?
Armed with the knowledge: yararlı bilgiye sahip olmak
Armed with the knowledge mecazlı bir ifadedir. Bir kişinin karar vermesine veya harekete geçmesine yardımcı olacak bilgiye sahip olması anlamına gelir; gerçek bir silahı olduğu anlamına gelmez. Tam bir cümlenin başında kullanıldığında bu geçmiş zaman ortacı grubu, ana cümlenin öznesi olan kişi veya grubun durumunu açıklar: Armed with the knowledge, they can act.
Alıştırma
Hangi cümlede armed with, “yararlı bilgiye sahip olmak” anlamında kullanılmıştır?
- Armed with the new information, Maya changed her plan.
- The new information was stored in a folder.
- The guard was armed with a knife.
Cevabı göster
Armed with the new information, Maya changed her plan.
the guy from the football game was a jerk the first time you met him, Kelime
0:54onunla ilk karşılaştığınızda bir pislik olduğu bilgisiyle,
was a jerk: güçlü ve günlük dilde olumsuz bir yargı
Was a jerk, birinin çok sevimsiz, bencil veya kaba biri gibi davrandığı anlamına gelir. Bu cümlede, adam hakkında onunla ilk tanışılan zamana ilişkin doğrudan ve olumsuz bir yargı bildirir. Jerk yalnızca bir davranışı değil, kişinin kendisini olumsuz biçimde etiketler. Sadece davranışı anlatabilen he was rude ifadesinden daha güçlü ve aşağılayıcıdır.
Alıştırma
Hangi cümlede a jerk, birini güçlü ve günlük dilde olumsuz biçimde etiketlemek için kullanılmıştır?
- Leo disagreed with his teammate but stayed polite.
- Leo was a jerk to his teammate and laughed at his mistake.
- Leo forgot the meeting and apologized right away.
Cevabı göster
Leo was a jerk to his teammate and laughed at his mistake.
you might expect more of the same down the road. Deyimler
0:57gelecekte de benzer davranışlar sergileyeceğini bekleyebilirsiniz.
more of the same down the road: gelecekte benzer düzenlerin sürmesi
More of the same, benzer türde bir davranışın, olayın veya sonucun devam edeceği ya da yeniden yaşanacağı anlamına gelir. Burada down the road mecazdır ve gerçek bir yolda daha ileride değil, daha sonra veya gelecekte demektir. Expect more of the same down the road bir bütün olarak mevcut düzenin gelecekte de süreceğini tahmin etmek anlamına gelir. Might, bu tahmini kesin değil olası hâle getirir.
Alıştırma
Benzer sorunların gelecekte de devam edeceğini anlatan bu dersteki ifadeyle cümleyi tamamlayın: If the school keeps ignoring the leaking roof, everyone can expect ____.
Cevabı göster
more of the same down the road
you might choose to avoid him the next time you see him.
1:00onu bir sonraki görüşünüzde ondan kaçınmayı seçebilirsiniz.
That said: Önceki noktayı kabul edip karşıt bir noktaya geçmek
That said, önceki noktayı kabul ettikten sonra bir sınırlama, istisna veya karşıt nokta sunan bir geçiş ifadesidir. Cümlenin başında kullanıldığında, dinleyiciye önceki düşüncenin tamamen reddedilmediğini gösterir. Bunun yerine, sonraki bilgi o düşünceyi ayarlar veya sınırlar. Birinin kelimesi kelimesine “şunu” söylediği anlamına gelmez.
Alıştırma
En doğal geçiş ifadesini seçin: The hike is long and steep. ___, the view from the top is worth the effort.
- For example
- That said
- As a result
Cevabı göster
That said
we can change our impressions in light of new information. Kalıp ifadeler
1:04yeni bilgiler ışığında izlenimlerimizi değiştirebiliriz.
in light of new information: yeniden değerlendirme gerekçesi
In light of new information, “yeni bilgiler artık mevcut olduğu ve dikkate alınması gerektiği için” anlamına gelir. in light of + isim öbeği yapısı, bir karar veya yargıya temel oluşturan kanıt ya da koşulları belirtir. Burada yeni bilgiler, izlenimi değiştirmenin gerekçesini sağlar; böylece değişiklik keyfî değil, düşünülmüş bir tepki olarak sunulur.
Alıştırma
Cümleyi “dikkate aldıktan sonra” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The committee revised the policy ____ the new safety data.
Cevabı göster
in light of
Behavioral researchers have identified consistent patterns
1:08Davranış araştırmacıları, bu izlenim güncelleme sürecine
that seem to guide this process of impression updating. Kelime
1:11yön veriyor gibi görünen tutarlı kalıplar belirlediler.
this process of impression updating: biri hakkındaki izlenimi yeniden değerlendirmek
Impression updating, bir kişi hakkında yeni bilgi edindiğinizde o kişiye dair görüşünüzü yeniden değerlendirmek demektir. Buradaki updating, bir yazılım güncellemesini değil, zihinsel bir değerlendirmenin değişmesini anlatır. process of + etkinlik kalıbı, bir etkinliği zaman içinde gerçekleşen bir süreç olarak adlandırır. Bu nedenle this process, yeni bilgiler edinildikçe mevcut bir izlenimin değişme biçimini ifade eder.
Alıştırma
Bu cümlede impression updating ne anlama geliyor?
- Güçlü bir ilk izlenim bırakmaya çalışmak
- Yeni bilgi aldıktan sonra biri hakkındaki görüşü yeniden değerlendirmek
- Birinin çevrim içi profiline daha yeni bir fotoğraf eklemek
Cevabı göster
Yeni bilgi aldıktan sonra biri hakkındaki görüşü yeniden değerlendirmek
learning very negative, highly immoral information about someone Kelime
1:16biri hakkında çok olumsuz, son derece ahlak dışı bilgiler öğrenmek,
very negative ... highly immoral: derece zarflarının doğal eşleşmeleri
very ve highly sözcüklerinin ikisi de derece zarfıdır. Very negative ile highly immoral, information sözcüğünü birlikte niteleyen paralel iki sıfat öbeğidir. Virgül, eş görevli iki betimlemeyi ayırır; iki farklı bilgi türünü göstermez. Very nötr ve yaygın kullanılan bir pekiştiricidir. Highly daha resmîdir ve immoral gibi değerlendirme bildiren sıfatlarla sık kullanılır. Bu eşleşme doğal bir üslup seçimidir; negative yalnızca very, immoral ise yalnızca highly alabilir diye bir kural yoktur.
Alıştırma
Resmî bir rapor için en doğal eşleşmeleri seçin: The findings were ___, and the conduct was ___.
- very negative; highly immoral
- very negatively; highly immorally
- much negative; high immoral
Cevabı göster
very negative; highly immoral
On one hand: karşılaştırmanın ilk yönünü açmak
On one hand, iki yönlü bir karşılaştırmanın ilk yönünü açan bir söylem belirtecidir. Bilgiyi düzenler; fiziksel bir eli anlatmaz. Burada olumsuz bilgilerle ilgili iddiayı daha geniş bir açıklamanın bir yönü olarak sunar ve dinleyiciyi çoğunlukla on the other hand ile başlayan başka bir yöne hazırlar.
Alıştırma
İki yönlü bir karşılaştırmanın ilk yönünü tanıtan ifadeyi seçin: ___, working from home saves commuting time; on the other hand, it can feel isolating.
- On one hand
- For example
- As a result
Cevabı göster
On one hand
typically has a stronger impact than: genel bir etkiyi karşılaştırmak
has a stronger impact than kalıbı iki şeyin etkilerini karşılaştırır: A has a stronger impact than B, A'nın insanları veya sonuçları B'den daha güçlü biçimde etkilediği anlamına gelir. Stronger, strong sözcüğünün karşılaştırma biçimidir; than ise karşılaştırılan ikinci öğeyi getirir. Typically, iddiayı genellikle gerçekleşen durumlarla sınırlar. İstisnasız bir kural değil, genel bir eğilim bildirir. Tam cümlede önceki learning öbeği A, than sonrasındaki öbek ise B'dir.
Alıştırma
'Daha fazla etkisi olmak' anlamındaki beş sözcüklü kalıpla cümleyi tamamlayın: A personal story typically ____ a list of statistics.
Cevabı göster
has a stronger impact than
unfortunately for our new friend from the football game, Ton ve niyet
1:26futbol maçındaki yeni arkadaşımız için ne yazık ki,
Unfortunately for our new friend: olumsuz sonucu kimin yaşayacağını belirtmek
Unfortunately for our new friend, ana ifadeden önce eklenen bir konuşmacı yorumudur. Unfortunately, ardından gelecek durumu kötü bir haber olarak değerlendirirken for our new friend bu durumdan etkilenecek kişiyi belirtir. Buradaki our new friend, o kişiden yeniden söz etmenin hafif ve biraz takılmacı bir yoludur. Bu ara yorum, gerçek bilgiyi değiştirmeden ciddi bir açıklamaya daha konuşma dili havası verir.
Alıştırma
Bu cümlede unfortunately for our new friend ifadesinin temel işlevi nedir?
- Konuşmacının kişinin adını unuttuğunu söyler.
- Kişinin arkadaş olduğu için pişman olduğunu söyler.
- Sıradaki durumun our new friend diye anılan kişi için olumsuz olduğunu belirtir.
Cevabı göster
Sıradaki durumun our new friend diye anılan kişi için olumsuz olduğunu belirtir.
might outweigh his good behavior at the park. Deyimler
1:30parktaki iyi davranışından daha ağır basabilir.
Might outweigh his good behavior: etkileri karşılaştırmak
might outweigh his good behavior ifadesindeki outweigh fiziksel ağırlıktan söz etmez. Kötü davranışın son değerlendirme üzerindeki etkisinin iyi davranıştan daha büyük olabileceğini anlatır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp A outweighs B biçimindedir: iki taraf da değerlendirildiğinde A daha önemli olur veya daha fazla etki yaratır. Might olasılık belirtir; dolayısıyla konuşmacı sonucun kesin olduğunu söylemez.
Alıştırma
Cümleyi ‘bir karşılaştırmada diğer taraftan daha önemli olmak’ anlamındaki fiille tamamlayın: The long-term benefits may ____ the short-term cost.
Cevabı göster
outweigh
or revealing of a person's true character. Kalıp ifadeler
1:39daha iyi teşhis etmesi veya ortaya çıkarması nedeniyle meydana geldiğini gösteriyor.
more diagnostic or revealing of: bir şey hakkında daha güçlü ipuçları vermek
Burada diagnostic, tıbbi anlamda değil, bir şeyi değerlendirmeye yarayan kanıt anlamındadır. Revealing ise daha önce belirgin olmayan bir şeyi göstermek demektir. Her iki sıfatı da of a person's true character tamamlar ve davranışın neyi değerlendirmeye ya da görmeye yardımcı olduğunu belirtir. More hem diagnostic hem de revealing sözcüğünü niteler. Ahlaka aykırı davranış, örtük olarak karşılaştırılan başka bir şeye göre karakter hakkında daha güçlü bir ipucu olarak sunulur. X is diagnostic or revealing of Y kalıbı, X'in Y'yi çıkarsamaya veya görmeye yardımcı olduğu anlamına gelir.
Alıştırma
Burada more diagnostic or revealing of a person's true character ne anlama geliyor?
- Kişinin gerçek ahlaki nitelikleri hakkında daha güçlü kanıt sunduğu anlamına gelir.
- Kişinin niteliklerinin fark edilmesinin daha zor olduğu anlamına gelir.
- Davranışın tıbbi bir tanı gerektirdiği anlamına gelir.
Cevabı göster
Kişinin gerçek ahlaki nitelikleri hakkında daha güçlü kanıt sunduğu anlamına gelir.
true character: bir kişinin gerçek ahlaki nitelikleri
True character, bir kişinin seçimleri ve davranışlarıyla ortaya çıkan gerçek ahlaki nitelikleri anlamına gelir; özellikle de bunlar kişinin sergilediği imajdan farklı olduğunda kullanılır. Burada character, bir hikâyedeki karakteri ya da yalnızca tarafsız bir kişilik özelliğini değil, kişinin ahlaki yapısını ifade eder. Bu ifade genellikle show veya reveal gibi fiillerden sonra gelir: bir olay ya da davranış someone's true character özelliğini gösterir. Övgüye değer ya da kötü niteliklere işaret edebilir; değerlendirmeyi bağlam belirler.
Alıştırma
Hangi cümlede character, bir kişinin gerçek ahlaki nitelikleri anlamında kullanılmıştır?
- The actor studied the main character before the next scene.
- Her honest response under pressure revealed her true character.
- The password must contain one special character.
Cevabı göster
Her honest response under pressure revealed her true character.
so by this logic: önceki akıl yürütmeyi sonuca bağlamak
so by this logic ifadesinde so, bir sonucun geleceğini gösterir; by this logic ise “az önce sunulan akıl yürütmeyi izlersek” demektir. İfade, sonraki cümleyi ilgisiz bir gerçek olarak sunmak yerine önceki düşünceye bağlar. Sonuç geçici olabilir: konuşan kişi sonucu kabul edebilir, sınayabilir veya önceki akıl yürütmedeki bir sorunu göstermek için kullanabilir. İfade bilgiyi “önceki akıl yürütme → bundan çıkan sonuç” şeklinde düzenler.
Alıştırma
Saat 21.00’den sonra daha az kişi yolculuk ediyor. Hangi cümle bu gerekçeyi kullanarak bir sonuç tahmin ediyor?
- Without this information, the 10 p.m. train may be delayed.
- By this logic, the 10 p.m. train should be less crowded.
- In this example, the 10 p.m. train arrived on time.
Cevabı göster
By this logic, the 10 p.m. train should be less crowded.
when it comes to updating: when it comes to + isim veya -ing biçimiyle konuyu sınırlamak
When it comes to updating, “konu güncelleme olduğunda” veya “güncelleme alanında” anlamına gelir. bad is always stronger than good iddiasını belirli bir etkinlikle sınırlar; bunun her durumda doğru olduğunu söylemez. Kalıp when it comes to + isim veya -ing biçimidir. Buradaki to bir edattır; bu nedenle updating doğrudur, update ise bu kalıba uymaz. Bu bağlamda updating, yeni bilgi ortaya çıktığında bir izlenimi veya yargıyı yeniden değerlendirmek demektir.
Alıştırma
Cümleyi when it comes to ve plan fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: ____ a school trip, Mia always checks the weather first.
Cevabı göster
When it comes to planning
not necessarily: otomatik bir sonucu nazikçe reddetmek
Not necessarily, bir sonucun her zaman ya da kendiliğinden doğru olmadığını belirtir. Bazı durumlarda doğru olma ihtimalini açık bırakır. Burada kesin bir hayır demek yerine aşırı genellemeyi nazikçe düzeltir. Well, yanıtın başlangıcını biraz daha yumuşatır.
Alıştırma
İddianın her zaman doğru olmadığını nazikçe belirten ifadeyle yanıtı tamamlayın: Does being the fastest always make someone the best player? ____. Some great players win through teamwork.
Cevabı göster
Not necessarily
don't seem to lead to this sort of negativity bias. Kalıp ifadeler
1:51bu tür bir olumsuzluk önyargısına yol açmıyor gibi görünüyor.
don't seem to lead to ...: olası bir sonucu temkinli biçimde belirtmek
Lead to, bir nedeni bir sonuca bağlar ve neden olmak ya da yol açmak anlamına gelir. Burada this sort of negativity bias sonuçtur: olumsuz bilgileri fark etme, hatırlama veya onlara daha fazla önem verme eğilimi. Don't seem to, iddiayı temkinli hâle getirir. Cümle, mevcut işaretlerin belirli öğrenme türlerinin bu yanlılığı oluşturmadığını düşündürdüğünü söyler; bunun kesin olarak kanıtlandığını iddia etmez.
Alıştırma
Hangi yorum cümleyle en iyi eşleşir?
- Mevcut kanıtlar, belirli öğrenme türlerinin bu tür olumsuz bir eğilim oluşturmadığını düşündürüyor.
- Hiçbir öğrenme türü hiçbir zaman herhangi bir yanlılık oluşturamaz.
- Belirli öğrenme türlerinin amacı insanları olumsuz bilgilere odaklamaktır.
Cevabı göster
Mevcut kanıtlar, belirli öğrenme türlerinin bu tür olumsuz bir eğilim oluşturmadığını düşündürüyor.
When learning about another person's abilities and competencies,
1:54Örneğin, başka bir kişinin yetenekleri ve yeterlilikleri hakkında bir şeyler öğrenirken,
for instance: destekleyici bir örnek sunmak
For instance, daha genel bir düşüncenin belirli bir örneğini sunar. Ardından gelen bilginin yeni bir ana fikir başlatmadığını, önceki ifadeyi desteklediğini veya açıkladığını gösterir. Cümlenin başında kullanıldığında, burada olduğu gibi genellikle ardından virgül gelir.
Alıştırma
Belirli bir örnek sunan bağlacı seçin: Many simple habits save energy. ___, you can turn off the lights when you leave a room.
- On the contrary
- As a result
- For instance
Cevabı göster
For instance
this bias flips: soyut bir tersine dönüş
Burada this bias, daha önce ele alınan belirli eğilimi ifade eder. Flips, yönünü tersine çevirmek veya karşı tarafa geçmek demektir. Fiziksel bir nesnenin çevrilmesini değil, bir düşüncenin ya da eğilimin soyut değişimini anlatır. Yanlılık ortadan kalkmaz. Aynı eğilim artık ters yönde işler.
Alıştırma
Örnek cümlede this bias flips ne anlama gelir?
- Eğilim yönünü tersine çevirir.
- Eğilim tamamen ortadan kalkar.
- Fiziksel bir nesne baş aşağı döner.
Cevabı göster
Eğilim yönünü tersine çevirir.
gets weighted more heavily: daha fazla etki verilmesi
Bu cümlede gets weighted more heavily, bir şeye daha fazla önem veya etki gücü verilmesi demektir. Olumlu bilgi, karşılaştırıldığı diğer bilgilere göre değerlendirmeyi daha fazla etkiler. Burada get + geçmiş zaman ortacı yapısı edilgen anlam taşır: ağırlık verilen şey bilgidir. Heavily, fiziksel ağırlığı değil, ağırlık verme derecesini anlatır.
Alıştırma
“Recent evidence gets weighted more heavily in the final decision.” cümlesinde gets weighted more heavily ne anlama gelir?
- Daha ağır bir kâğıda basılır.
- Diğer kanıtlardan daha fazla etki gücü verilir.
- Karar verilmeden önce çıkarılır.
Cevabı göster
Diğer kanıtlardan daha fazla etki gücü verilir.
Let's go back to: önceki bir konuya dönmek
Let's go back to, konuşmacının daha önce sözü edilen bir şeye döndüğünü dinleyicilere bildirir. Burada yeni bir örneğe başlamak yerine önceki futbol maçını yeniden açıklamaya dâhil eder. Let's hem konuşmacıyı hem de dinleyicileri kapsar. Bu nedenle geçiş, konuşma boyunca birlikte atılan bir adım gibi duyulur.
Alıştırma
Bir konuşmacı daha önce sözü edilen bir örneğe dönmek istiyor. En uygun geçiş cümlesi hangisidir?
- Let's move on to a new example.
- Let's leave that example aside.
- Let's go back to the example from the beginning.
Cevabı göster
Let's go back to the example from the beginning.
scores a goal: sporda kullanılan standart eşdizim
Futbol ve buz hokeyi gibi sporlarda score a goal, bir oyuncunun topu ya da diski kaleye başarıyla gönderip skoru artırdığını söylemenin olağan yoludur. Score + a goal, İngilizcede doğal ve kalıplaşmış bir fiil-nesne eşleşmesidir. a player tek bir kişiyi gösterdiği için geniş zamanda score fiili -s alır: a player scores.
Alıştırma
Cümleyi score a goal ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: In the final minute, the striker ____.
Cevabı göster
scored a goal
it ultimately has a stronger impact on your impression of their skills
2:06bunun, oyuncunun yeteneklerine dair izleniminiz üzerindeki etkisi,
than if they miss the net. Kalıp ifadeler
2:10topu dışarı atmasına kıyasla sonuç olarak daha güçlüdür.
miss the net: spordaki hedefi ıskalamak
Bu spor bağlamında miss the net, şutun amaçlandığı gibi fileye değmediği veya girmediği anlamına gelir; genellikle top ya da disk yana veya yukarı gider. Buradaki miss, birini ya da bir şeyi özlemek değil, hedefi vuramamak demektir. Bu ifade hedefin ıskalanmasına odaklanır. Gol olmayan her şutu anlatmaz; örneğin kalecinin kurtardığı bir şut yine de kaleyi bulmuş olabilir.
Alıştırma
“The puck went wide, so the forward missed the net,” cümlesinde missed the net ne anlama gelir?
- Şut hedefin dışına gitti ve fileye değmedi veya girmedi.
- Oyuncu fileyi görmek için çok geç geldi.
- File ortadan kaybolduğu için oyuncu üzüldü.
Cevabı göster
Şut hedefin dışına gitti ve fileye değmedi veya girmedi.
The two sides of the updating story: aynı açıklamanın iki yönü
Burada story, kurgusal bir öykü değil, ele alınan güncelleme sürecini düzenleyen ve ilgili gözlemleri birbirine bağlayan açıklayıcı bir anlatımdır. The two sides, karşıt görünebilen iki yön ya da örüntü için kullanılan bir mecazdır. Konuşmacı bunları aynı story içine yerleştirerek tek bir açıklama çerçevesinin parçaları olarak sunar; bu yüzden sonuçta birbirleriyle oldukça tutarlı olabilirler.
Alıştırma
Bu cümlede The two sides of the updating story ne anlama geliyor?
- Farklı olaylara ilişkin birbiriyle ilgisiz iki anlatım
- Yazılı bir öykünün önü ve arkası
- Güncellemeyle ilgili tek bir açıklamanın iki yönü
Cevabı göster
Güncellemeyle ilgili tek bir açıklamanın iki yönü
Overall, behaviors that are perceived as being less frequent Dilbilgisi
2:16Genel olarak, daha az sıklıkta algılanan davranışlar,
behaviors that are perceived as being less frequent: daha seyrek olduğu düşünülen davranışlar
that are perceived as being less frequent ilgi cümleciği behaviors sözcüğünü niteler. A is perceived as being B edilgen yapısında A bir değerlendirme alır: insanlar A'nın B özelliğine sahip olduğunu düşünür veya bu şekilde değerlendirir. Burada less frequent, davranışları niteler; birinin onları ne sıklıkta algıladığını belirtmez. İfade bir algıyı aktarır, bu nedenle davranışların nesnel olarak daha seyrek olduğunu kesin biçimde ileri sürmez. Resmî yazıda as being çoğu zaman as olarak kısaltılabilir: behaviors perceived as less frequent.
Alıştırma
Cümleyi perceive fiilinin tekil geniş zamanlı be edilgen yapısı ve ardından as being ile tamamlayın: The new rule ____ unfair.
Cevabı göster
is perceived as being
are also the ones that people tend to weigh more heavily Kalıp ifadeler
2:19insanların izlenimler oluştururken ve güncellerken
tend to weigh more heavily: daha fazla önem verme eğiliminde olmak
tend to + fiilin yalın hâli, her seferinde gerçekleşen bir şeyi değil, genel bir eğilimi anlatır. Burada tend to weigh, “genellikle önem vermek” anlamına gelir. More heavily, ağırlık benzetmesini sürdürür: bu davranışlar insanların yargıları üzerinde daha büyük bir etkiye sahiptir. Tam ilgi cümleciğinde that, the ones ifadesine gönderme yapar ve weigh fiilinin nesnesi olur.
Alıştırma
İnsanların yakın tarihli kanıtlara genellikle daha fazla önem verdiğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- People tend to weigh recent evidence more heavily.
- People tend weighing recent evidence more heavy.
- People tend to weight recent evidence more heavily.
Cevabı göster
People tend to weigh recent evidence more heavily.
when forming and updating impressions.
2:23daha fazla önem verme eğiliminde oldukları davranışlardır.
Highly immoral actions ... highly competent actions: iki kategoriyi paralel yapıyla özetleme
Bu parça iki sıralı isim öbeği içerir: highly immoral actions ve highly competent actions. İkisi de highly + sıfat + actions kalıbını kullanarak açık bir paralel yapı oluşturur. Konuşmacı bu parçayı yeni bir iddia ortaya atmak için değil, önceki tartışmayı adlandırılmış iki kategoriye sıkıştırmak için kullanır. Birbiriyle eşleşen ifadeler, dinleyicilerin argümanın iki bölümünü hızlıca görmesine yardımcı olur.
Alıştırma
Bu parçanın söylem içindeki temel işlevi nedir?
- Ahlaka aykırı eylemlerin yetkin eylemlere neden olduğunu iddia eder.
- İki kategoriyi paralel isim öbekleriyle özetler.
- Dinleyicilerden hangi eylemin daha iyi olduğunu seçmelerini ister.
Cevabı göster
İki kategoriyi paralel isim öbekleriyle özetler.
at the level of the brain: analiz düzeyini belirtme
At the level of the brain, konuşanın hangi açıklama düzeyine odaklandığını gösterir. Buradaki soru yalnızca gözle görülebilen davranışlar veya duygularla değil, beyin etkinliği ya da beyindeki süreçlerle ilgilidir. at the level of + isim yapısı, analiz için kullanılan ölçeği veya düzeyi belirtir. Burada level soyut anlamdadır; fiziksel yüksekliği ifade etmez.
Alıştırma
Hücreyi analiz düzeyi olarak gösteren ifadeyle cümleyi tamamlayın: Some diseases begin ____ the cell.
Cevabı göster
at the level of
Using fMRI or functional magnetic resonance imaging, Kültür
2:34Araştırmacılar, fMRI veya işlevsel manyetik rezonans görüntüleme kullanarak,
fMRI or functional magnetic resonance imaging: kısaltmanın açık biçimini verme
fMRI, functional magnetic resonance imaging ifadesinin kısaltmasıdır. İki ad da aynı beyin görüntüleme yöntemini ifade eder. Burada or, kısaltmanın açık biçimini verir. İki yöntem arasında seçim sunmaz; “diğer adıyla” veya “başka bir deyişle” anlamına gelir. “Kısaltma + or + açık biçim” yapısı, teknik bir terimi tanımaya yardımcı olur.
Alıştırma
'fMRI or functional magnetic resonance imaging,' ifadesinde or ne işe yarar?
- İki adın birbiriyle rekabet eden yöntemler olduğunu söyler.
- İkinci ve farklı bir görüntüleme yöntemi sunar.
- fMRI'nin açık biçimini verir.
Cevabı göster
fMRI'nin açık biçimini verir.
researchers have identified an extended network of brain regions Kelime
2:38ilk izlenimlerle tutarsız olan
an extended network of brain regions: geniş kapsamlı bir beyin bölgeleri ağı
Temel isim network sözcüğüdür. Extended ağın kapsamını, of brain regions ise ağın nelerden oluştuğunu belirtir. Bu bilimsel bağlamda ifade, geniş bir alana dağılmış beyin bölgeleri grubunu anlatır. Extended, beyin dokusunun fiziksel olarak uzatıldığı anlamına gelmez. Network, birbiriyle ilişkili olan veya belirli bir işlemde birlikte çalışan bölgeleri ifade eder; gözle görülen tek bir hat değildir.
Alıştırma
Bu cümlede an extended network of brain regions ne anlama gelir?
- Geniş bir alana dağılmış, ilişkili beyin bölgeleri grubu
- Bütün nöronları bağlayan tek bir tel
- Fiziksel olarak uzatılmış tek bir beyin dokusu parçası
Cevabı göster
Geniş bir alana dağılmış, ilişkili beyin bölgeleri grubu
that's inconsistent with initial impressions. Kalıp ifadeler
2:43genişletilmiş bir beyin bölgeleri ağı belirlediler.
that's inconsistent with initial impressions: ilk izlenimlerle uyuşmayan
That's, that is ifadesinin kısaltılmış biçimidir. that's inconsistent with initial impressions ilgi cümleciği new information ifadesini niteler; dolayısıyla uyuşmazlık beyin bölgelerine değil, bilgiye aittir. be inconsistent with, bir şeyle uyuşmamak veya örtüşmemek anlamına gelir. Genellikle kanıtları, ifadeleri, sonuçları ya da beklentileri karşılaştırırken kullanılır. İki şeyin tamamen zıt olması gerekmez; birbiriyle iyi uyuşmaması yeterlidir.
Alıştırma
Cümleyi “... ile uyuşmamak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The witness's statement is ____ the video evidence.
Cevabı göster
inconsistent with
typically associated with social cognition, attention, and cognitive control: genellikle sosyal biliş, dikkat ve bilişsel kontrolle ilişkili
areas typically associated with X ifadesi, araştırmalarda veya kabul gören açıklamalarda genellikle X ile bağlantılı kabul edilen alanlar anlamına gelir. Buradaki X; sosyal biliş, dikkat ve bilişsel kontrolden oluşan bir işlev listesidir. Dil bilgisi bakımından associated with, areas that are typically associated with... şeklindeki ilgi cümleciğinin kısaltılmış hâlinin bir parçasıdır. Typically, bunun istisnasız bir kural değil, genel bir sınıflandırma olduğunu belirtir. Associated with yalnızca bir ilişkiyi veya işlevsel bağlantıyı ifade eder; alanların bu işlevlere doğrudan neden olduğunu tek başına göstermez.
Alıştırma
Associated with ifadesinin hangi yorumu cümleye en uygundur?
- Bu alanlar, listelenen her bilişsel işleve doğrudan neden olur.
- Bu alanlar, listelenen bilişsel işlevlerle genel olarak bağlantılıdır.
- Bu alanların listelenen bilişsel işlevlerle hiçbir ilişkisi yoktur.
Cevabı göster
Bu alanlar, listelenen bilişsel işlevlerle genel olarak bağlantılıdır.
when updating impressions based on people's behaviors,
2:53izlenimleri insanların davranışlarına göre güncellerken,
correlates with perceptions of how frequently: sıklık algılarıyla bağıntılıdır
X correlates with Y, X ve Y ölçümlerinin düzenli bir istatistiksel örüntü içinde birlikte değiştiği anlamına gelir. Buradaki Y, perceptions of how frequently those behaviors occur ifadesidir: insanların bu davranışların ne sıklıkta gerçekleştiğine ilişkin değerlendirmeleri; bu, davranışların nesnel olarak ölçülen sıklığıyla aynı olmak zorunda değildir. How frequently, perceptions sözcüğünün içeriğini açıklar; doğrudan bir soru değildir. Correlates with, hangi etkenin diğerine neden olduğunu veya üçüncü bir etkenin her ikisini de etkileyip etkilemediğini belirlemez. İddia, ilişki düzeyinde tutulmalıdır.
Alıştırma
İddiayı değerlendirin: A correlates with B ise yalnızca bu cümle A'nın B'ye neden olduğunu kanıtlar.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
In other words: aynı fikri başka sözlerle ifade etmek
In other words, yeniden ifade etmeyi gösteren bir bağlayıcıdır. Ardından gelen kısmın aynı temel fikri daha açık, daha basit veya farklı bir açıdan ifade edeceğini belirtir. Fikirler arasındaki ilişkiyi düzenler: sonraki ifade, ilgisiz yeni bir nokta eklemek yerine önceki ifadeyi açıklar veya başka sözlerle anlatır.
Alıştırma
The ticket is nonrefundable. Bu fikri doğru biçimde yeniden ifade eden devam cümlesini seçin.
- For example, you cannot get your money back.
- In other words, you cannot get your money back.
- On the other hand, you cannot get your money back.
Cevabı göster
In other words, you cannot get your money back.
the brain seems to be tracking low-level statistical properties Kelime
3:09beyin, başkalarının karakteriyle ilgili
low-level statistical properties: verilerdeki temel örüntüler
Bu ifadede statistical properties, bir şeyin ne sıklıkta gerçekleştiği veya değerlerin nasıl dağıldığı gibi verilerde ölçülebilen örüntülerdir. Low-level, bir analiz sisteminde temel ya da erken aşamaya ait demektir; düşük kaliteli veya önemsiz demek değildir. Cümlede ifadenin bütünü, basit sayısal örüntüleri beynin takip edebileceği soyut bir bilgi türü altında toplar.
Alıştırma
Bu cümlede low-level statistical properties ifadesi büyük olasılıkla ne anlama geliyor?
- Daha aşağı bir düzeyde bulunan fiziksel nesneler
- Düşük kaliteli araştırma verileri
- Sıklık veya dağılım gibi temel ve ölçülebilir örüntüler
Cevabı göster
Sıklık veya dağılım gibi temel ve ölçülebilir örüntüler
in order to make: amacı açıkça belirtmek
In order to + fiilin yalın hâli, bir eylemin amacını belirtir. Burada in order to make complex decisions, bu kararları vermenin daha önce anlatılan eylem veya sürecin amacı olduğunu gösterir. Daha kısa olan to make de çoğu zaman aynı amacı ifade edebilir. In order to kullanmak amaç ilişkisini daha açık hâle getirir ve biraz daha resmî duyulabilir.
Alıştırma
Cümleyi öğrendiğiniz amaç ifadesiyle tamamlayın: We compared all the options ____ a careful choice.
Cevabı göster
in order to make
regarding other people's character.
3:15davranışın düşük seviyeli istatistiksel özelliklerini takip ediyor gibi görünüyor.
out of the ordinary: normal olandan farklı
Out of the ordinary, olağan dışı veya normalde gerçekleşenden farklı anlamına gelen kalıplaşmış bir deyimdir. İfadeyi ordinary denen bir şeyin dışındaki gerçek bir konum olarak değil, bir bütün olarak anlayın. Bu soruda typical ile karşıtlık kurar ve kişinin davranışının normal düzene uyup uymadığını sorar. Deyim tek başına genellikle tarafsızdır; olağan dışı şeyin iyi, kötü veya yalnızca nadir olduğunu bağlam gösterir.
Alıştırma
Cümlenin anlamı nedir? The teacher noticed nothing out of the ordinary during the test.
- Öğretmen sınav sırasında olağan dışı hiçbir şey fark etmedi.
- Öğretmen sınavı gözlemlemedi.
- Öğretmen sınavın olağanüstü derecede iyi olduğunu düşündü.
Cevabı göster
Öğretmen sınav sırasında olağan dışı hiçbir şey fark etmedi.
turned Good Samaritan: yardım eden birine dönüşmek
Kısa X turned Y yapısında turned, “Y olan” veya “Y rolünü üstlenen” anlamına gelir. an obnoxious football fan turned Good Samaritan ifadesinde Good Samaritan kişinin yeni rolüdür; turned fiziksel olarak dönmeyi anlatmaz. Good Samaritan, İncil'deki bir meselden gelir. Günümüz İngilizcesinde, çoğu zaman bir yabancı olmak üzere zor durumdaki birine gönüllü olarak yardım eden kişiyi anlatır. Bu nedenle ifade, itici davranışlardan yardımsever bir harekete doğru belirgin bir değişim sunar.
Alıştırma
an obnoxious football fan turned Good Samaritan nasıl bir kişiyi anlatır?
- Good Samaritan adlı bir yerden gelen futbol taraftarı
- bir futbol taraftarını fiziksel olarak döndüren nazik bir kişi
- başta itici olan, ancak sonradan ihtiyaç içindeki birine yardım eden bir futbol taraftarı
Cevabı göster
başta itici olan, ancak sonradan ihtiyaç içindeki birine yardım eden bir futbol taraftarı
in my experience: kişisel deneyimi dayanak olarak belirtmek
In my experience, bir iddiayı konuşanın bizzat gördüğü veya yaptığı şeylere dayalı olarak sunar. Burada durum hakkında yeni bir olgu eklemek yerine, ardından gelen ifadenin hangi çerçevede anlaşılacağını gösterir. Bu tutum belirteci iddianın kapsamını daraltır: evrensel bir kural değil, kişisel deneyimde görülen bir örüntü sunar. Tavsiye ya da genellemelerin daha temkinli duyulmasını sağlar ve başkalarının farklı deneyimleri olabileceğine yer bırakır.
Alıştırma
Hangi cümle bir genellemeyi kişisel deneyimden çıkarılmış temkinli bir sonuç olarak sunar?
- Research proves that every small team communicates more quickly.
- In my opinion, blue is the best color.
- In my experience, small teams communicate more quickly.
Cevabı göster
In my experience, small teams communicate more quickly.
pretty much anyone would lend someone their umbrella. Notlar
3:29hemen hemen herkes şemsiyesini birine ödünç verirdi.
pretty much anyone would: yumuşatılmış genel bir beklenti
Burada pretty much “neredeyse” ya da “hemen hemen” demektir. Anyone ifadesini yumuşatır; böylece konuşan kişi ifadenin neredeyse herkes için geçerli olmasını beklerken istisnalara da yer bırakır. Would, varsayılan veya bağlamdan anlaşılan bir durumda beklenen tepkiyi anlatır: neredeyse herkesin şemsiyeyi ödünç vermesi beklenir. Tek başına eylemi geçmiş zamana yerleştirmez.
Alıştırma
Bu cümlede pretty much anyone would ne anlatıyor?
- Bunu yalnızca az sayıda kişi yapardı.
- Neredeyse herkesin bunu yapması beklenebilir, ancak istisnalar olabilir.
- Geçmişte istisnasız herkes bunu tekrar tekrar yaptı.
Cevabı göster
Neredeyse herkesin bunu yapması beklenebilir, ancak istisnalar olabilir.
lend someone their umbrella: çift nesneli yapı
lend someone their umbrella ifadesinde lend iki nesne alır: someone alan kişidir, their umbrella ise ödünç verilen şeydir. Tekrar kullanılabilen kalıp lend + kişi + şey biçimindedir. Şeyi önce getirip to eklemek de mümkündür: lend their umbrella to someone. Bu cümlede their, ödünç veren kişi olan anyone'a gönderme yapar ve o kişinin kendi şemsiyesi anlamına gelir. Kişinin cinsiyeti bilinmediğinde veya önemli olmadığında tekil their kullanımı doğaldır.
Alıştırma
Hangi cümlede lend + kişi + şey kalıbı kullanılmıştır?
- Could you lend me your charger for an hour?
- Could you lend your charger to me for an hour?
- Could I borrow your charger from you for an hour?
Cevabı göster
Could you lend me your charger for an hour?
But the way this guy acted at the football game, Dilbilgisi
3:32Ancak bu adamın futbol maçında sergilediği tutum
the way this guy acted: birinin davranış biçimini veya tavrını anlatmak
the way + özne + fiil, “birinin bir şeyi nasıl yaptığı veya yapmış olduğu” anlamına gelen bir isim öbeği oluşturur. Burada the way this guy acted, bu kişinin davranış biçimini belirtir; konuşmacının unusual olarak nitelediği şey bu davranışın tamamıdır. Cümle önce bu davranışı konu olarak sunar, ardından that ile ona yeniden işaret eder: the way this guy acted ..., that was unusual. Bu konu–yorum kalıbı konuşma dilinde yaygındır ve davranışı daha fazla vurgular.
Alıştırma
Parantez içindeki sözcükleri ve the way + subject + verb yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: I liked ____. (he / explained / it)
Cevabı göster
the way he explained it
There's a good moral in this data: akılda kalacak bir sonuç sunmak
Burada moral, kanıtlardan çıkarılabilecek bir ders veya akılda tutulacak bir sonuç anlamına gelen sayılabilir bir isimdir. a good moral ifadesindeki a tanımlığı, sözcüğün burada isim olduğunu; “doğru ve yanlışla ilgili” anlamındaki moral sıfatı olmadığını gösterir. There’s a good moral in this data bir sonuçlandırma işlevi görür: bulguları dinleyicilerin hatırlayabileceği tek bir ana fikre dönüştürür. Moral sözcüğü genellikle hikâyelerden veya deneyimlerden çıkarılan dersler için kullanıldığından, data ile kullanımı biraz mecazidir.
Alıştırma
There's a good moral in this data. burada ne anlama geliyor?
- Bulgular yararlı bir ders veya çıkarım sunuyor.
- Araştırmadaki kişilerin takım ruhu çok yüksek.
- Veriler etik açıdan doğru bir şekilde davrandı.
Cevabı göster
Bulgular yararlı bir ders veya çıkarım sunuyor.
and by extension: bir iddiayı bağlantılı bir özneye genişletmek
Your brain, and by extension you, ifadesinde bu söz öbeği bir çıkarım adımını gösterir: konuşan kişi önce beyni söyler, sonra iddiayı kişinin tamamını kapsayacak şekilde genişletir. Beyin sizin önemli bir parçanız olduğu için, beyin için geçerli olan şeyin sizin için de geçerli olduğu sunulur. Söylemi düzenleyen bir yapı olarak X and, by extension, Y, “X ve bu bağlantı yoluyla Y de” demektir. İddianın kapsamını genişletir; fiziksel bir uzamayı anlatmaz.
Alıştırma
Bir sonucu yakından bağlantılı bir gruba genişleten iki kelimelik ifadeyi yazın: The safety course protects drivers and, ____, their passengers.
Cevabı göster
by extension
might care more about the very negative Dilbilgisi
3:43başka birinin yaptığı son derece olumlu, ahlaki şeylere kıyasla,
might care more about A compared to B: bir karşılaştırma kalıbı
might care more about A compared to B kalıbı, A'ya B'den daha fazla dikkat, önem veya ağırlık verilebileceğini anlatır. Burada A, başka bir kişinin çok olumsuz ve ahlak dışı davranışları; B ise o kişinin çok olumlu ve ahlaki davranışlarıdır. might bunun kesinlik değil, olası bir eğilim olduğunu gösterir. more daha yüksek dereceyi belirtir, compared to ise karşılaştırma ölçütünü sunar. Karşılaştırmayı izlemek için hem A'yı hem B'yi belirleyin.
Alıştırma
Dersteki karşılaştırma kalıbının iki bölümünü kullanarak cümleyi tamamlayın: People ____ bad news ____ good news.
Cevabı göster
might care more about · compared to
but it's a direct result of the comparative rarity Notlar
3:51ancak bu, o kötü davranışların göreceli nadirliğinin
the comparative rarity: karşılaştırmayla değerlendirilen nadirlik
the comparative rarity ifadesinde rarity, yaygın olmama durumunu belirten isimdir. Comparative, bu değerlendirmenin başka bir grupla veya olağan bir ölçütle karşılaştırılarak yapıldığını gösterir. Bu nedenle ifade, göreli olarak daha az görülme anlamına gelir: söz konusu şey, karşılaştırma grubundakilerden daha seyrek görülür. Bu, onun mutlak anlamda son derece nadir olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Burada the comparative rarity ne anlama geliyor?
- Hiçbir koşulda asla görülmez.
- Karşılaştırıldığı şeylerden daha seyrek görülür.
- Karşılaştırıldığı şeylerle aynı sıklıkta görülür.
Cevabı göster
Karşılaştırıldığı şeylerden daha seyrek görülür.
it's a direct result of: doğrudan bir nedeni belirtmek
it's a direct result of ... yapısı, it ile gönderme yapılan önceki durumun of sonrasındaki isim öbeği tarafından doğrudan meydana getirildiğini belirtir. Direct, neden-sonuç bağını güçlü ve aracısız olarak sunar; önemli bir ara neden vurgulanmaz. Y'nin X'i doğrudan meydana getirdiğini açıklamak için X is a direct result of Y kalıbını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi ‘doğrudan ... nedeniyle meydana gelen’ anlamındaki tam hedef ifadeyle tamamlayın: The lower error rate was ____ better training.
Cevabı göster
a direct result of
We're more used to people being basically good, Dilbilgisi
3:56Biz insanların temelde iyi olmasına,
be used to people being ...: bir duruma alışkın olmak
be used to yapısında used, “alışkın” anlamına gelir. To bir edattır; bu nedenle ardından bir isim veya -ing'li bir yan yapı gelebilir. Burada people being basically good, tanıdık gelen “insanların temelde iyi olması” durumunu adlandırır. More, alışkanlık derecesinin daha yüksek olduğunu gösterir. Cümle, insanların geçmişte düzenli olarak ne yaptığını değil, konuşanın neye alışkın olduğunu anlatır.
Alıştırma
“Alışkın olmak” anlamındaki vurgulanan yapıyla cümleyi tamamlayın: After six months, we're ____ working nights.
Cevabı göster
used to
like taking time to help a stranger in need. Kalıp ifadeler
3:58örneğin ihtiyacı olan bir yabancıya yardım etmek için zaman ayırmasına daha alışkınız.
taking time to help: yardım etmek için bilinçli olarak zaman ayırmak
Take time to do something, bir eyleme bilinçli olarak zaman ve dikkat ayırmak anlamına gelebilir. Bu bağlamda taking time to help, zaman ve çaba gerektirse bile yardım etmeyi anlattığı için temelde iyi olmanın bir örneğidir. Burada like bir örnek verdiği için taking, -ing biçimindedir. To help, zamanın hangi eyleme ayrıldığını gösterir.
Alıştırma
“Yardım etmek için bilinçli bir çaba göstermek” anlamındaki vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: Good neighbors ____ one another, even when they are busy.
Cevabı göster
take time to help
a stranger in need: isim + in need
A stranger in need, “tanımadığınız ve o anda yardıma ihtiyaç duyan biri” demektir. Burada stranger, özellikle başka bir ülkeden gelen biri değil, tanımadığınız kişi anlamındadır. in need edat öbeği stranger sözcüğünden sonra gelir ve kişinin durumunu anlatır. Aynı “isim + in need” kalıbı, tam olarak hangi yardımın gerektiğini belirtmeden başka bir kişiyi veya grubu da anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi “yardıma ihtiyacı olan” anlamındaki iki sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: The food bank supports local families ____.
Cevabı göster
in need
In this context: bir ifadenin kapsamını sınırlama
In this context, ardından gelen ifadenin kapsamını sınırlar. Dinleyiciye bu ifadeyi her yerde geçerli bir kural olarak değil, şu anda konuşulan konu veya koşullar içinde anlaması gerektiğini bildirir. Cümle başında bir söylem işaretleyicisi olarak çalışır: daha önce ortaya konmuş bir duruma gönderme yaparak sıradaki bilgi için bir çerçeve kurar.
Alıştırma
Bir ifadenin başındaki In this context esas olarak neyi gösterir?
- Konuşan kişi konuyu bırakıp ilgisiz bir konuya başlıyor.
- İfade, şu anda konuşulan durum için geçerlidir.
- İfade, mümkün olan her durumda doğrudur.
Cevabı göster
İfade, şu anda konuşulan durum için geçerlidir.
but only because good is more plentiful. Notlar
4:04ancak bunun tek nedeni iyinin daha bol olmasıdır.
but only because: bir iddiayı tek bir nedenle sınırlamak
“But only because”, bir iddiayı ardından gelen düzeltmeyle bağlar. But, ilk düşüncenin sınırlandırılması gerektiğini; only ise açıklamanın sonra gelen nedenle sınırlı olduğunu gösterir. Bu cümlede kötünün iyiden daha güçlü olabileceği iddiası genel bir gerçek olarak sunulmaz. Konuşan kişi, bunun tek bir özel nedenle geçerli olduğunu söyler: iyi daha boldur. Bu neden değişirse önceki iddia da otomatik olarak geçerli kalmaz.
Alıştırma
But only because bu cümlede ne işe yarar?
- Kötünün her durumda daha güçlü olduğunu söyler.
- Önceki iddiayı ardından gelen özel nedenle sınırlar.
- Sonraki nedenin önceki iddiayla ilgisiz olduğunu söyler.
Cevabı göster
Önceki iddiayı ardından gelen özel nedenle sınırlar.
good is more plentiful: var olan miktarı karşılaştırmak
Burada good, iyi şeyleri veya davranışları ifade eden soyut bir isim olarak kullanılır; plentiful ise “büyük miktarda var olan veya bulunabilen” anlamına gelir. Cümle, kötünün örneklerinden daha fazla iyilik örneği bulunduğunu söyler. More plentiful karşılaştırma biçimidir: more miktar karşılaştırması yapar. İfadenin konusu ne kadar iyilik bulunduğudur; iyinin nitelik bakımından daha iyi veya daha güçlü olması değildir.
Alıştırma
Cümleyi “büyük miktarda bulunabilen” anlamındaki hedef sıfatla tamamlayın: Fresh water is ____ in this region.
Cevabı göster
plentiful
Think about the last time ...: düşünmeye yönelten bir kalıp
Think about the last time ... dinleyiciyi yakın zamandaki kişisel bir deneyimini hatırlamaya davet eden emir biçiminde bir kalıptır. Burada the last time “en son yaşanan durum” demektir; ardından gelen yan cümle o durumda ne olduğunu belirtir. Bir konuşma veya tartışmada bu kalıp, dinleyiciyi genel bir düşünceden kendi deneyimi üzerine düşünmeye yöneltir. Sert bir emirden çok düşünme daveti gibi duyulur.
Alıştırma
Düşünmeye yönelten ifadeyi dersteki dört kelimelik kalıpla tamamlayın: ____ you changed your mind after hearing new evidence.
Cevabı göster
Think about the last time
Was the behavior that caused you to update your impression Kalıp ifadeler
4:14İzleniminizi güncellemenize neden olan davranış,
caused you to update your impression: cause + kişi + to + fiil
Bu ifade cause + person + to + fiilin yalın hâli yapısını kullanır: davranış, düşündüğünüz şeyde bir değişiklik oluşturmuştur. Caused sözcüğünden sonra nesne olan you, ardından da to’lu mastar to update gelir. Update your impression, yeni bilgi aldıktan sonra mevcut görüşünüzü yeniden değerlendirmek demektir. İzlenim daha iyi, daha kötü veya yalnızca daha doğru hâle gelebilir; update mutlaka tamamen tersine çevirmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi cause + person + to + verb yapısı ve update my impression eşdizimiyle tamamlayın: The new evidence ____ my impression of the coach.
Cevabı göster
caused me to update
something you'd expect anyone to do, Dilbilgisi
4:17herhangi birinden yapmasını bekleyeceğiniz bir şey miydi,
you'd expect anyone to do: genel bir beklentiyi ifade etmek
you'd expect anyone to do ifadesinde you'd, you would kısaltmasıdır. Buradaki would, sözü normal veya makul bir beklenti olarak sunar: genel ölçülere göre bu, herhangi bir kişiden beklenebilecek türde bir davranıştır. Geçmişten bakılan gelecekteki bir olayı anlatmaz. Yapı expect + kişi + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Anyone belirli bir kişiyi seçmez; do ise daha önce sözü edilen eylemin yerini tutar. İfade bütünüyle bu eylemi özel değil, sıradan bir davranış olarak gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede you'd expect anyone to do ne anlama gelir?
- Her kişinin bu eylemi kesinlikle tamamlamış olduğunu söyler.
- Geçmişte belirli bir kişinin yaptığı bir planı anlatır.
- Herhangi bir kişiden makul biçimde beklenebilecek normal bir davranışı anlatır.
Cevabı göster
Herhangi bir kişiden makul biçimde beklenebilecek normal bir davranışı anlatır.