İlk izleniminize güvenmeli misiniz? - Peter Mende-Siedlecki: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
700 kelime 172 kel/dk

Video özeti: Bu video, insanların davranışlara bakarak başkaları hakkında nasıl izlenim oluşturup bu izlenimleri nasıl değiştirdiğini açıklıyor. Sosyal psikoloji ve beyin görüntüleme araştırmaları, sıra dışı eylemlerin daha fazla önem kazandığını gösteriyor: nadir görülen ahlak dışı bir davranış sıradan bir iyiliğe, olağanüstü bir yeterlilik de yaygın bir başarısızlığa ağır basabiliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Imagine you're at a football game — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik. imagine ifadesinin açıklamaya geçmeden önce dinleyiciyi doğrudan varsayımsal bir sahneye nasıl yerleştirdiğini öğrenin. Bu dinleyici odaklı açılışı tanıyabilir ve soyut bir sorunun izlenmesini kolaylaştıran ortak bir bağlam kurmak için sunumlarda kullanabilirsiniz. 2. not necessarily. — Konuşma edimbilimi ve tutum. Bu ifadeyi, olumsuz bilginin her zaman daha güçlü olduğu iddiasına ölçülü biçimde karşı çıkmanın bir yolu olarak anlayın. Keskin bir no demeden aşırı genellemeyi düzeltebilir, ardından bir istisna, koşul veya sınırlama sunabilirsiniz. 3. fMRI or functional magnetic resonance imaging, — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı. Bilimsel iletişimde kısaltmanın açık biçimiyle yan yana verilerek kısa etiket ile teknik terim arasında nasıl bağlantı kurulduğuna dikkat edin. Böylece araştırma anlatılarını daha rahat takip edebilir ve uzmanlık terimlerini dinleyiciye açık biçimde tanıtabilirsiniz.

Bu derste

Imagine you're at a football game when this obnoxious guy sits next to you. Notlar

0:07

Bir futbol maçında olduğunuzu ve bu iğrenç adamın yanınıza oturduğunu hayal edin.

Anlatım akışı

Imagine you're ...: varsayımsal bir durumla açılış yapmak

Imagine + bir yan cümle, dinleyicilerden zihinlerinde varsayımsal bir durum kurmalarını ister. Bu cümlede Imagine you're at a football game önce ortamı oluşturur, ardından konuşmacı orada ne olduğunu anlatır. Açılışta dikkat çekici bir giriş işlevi görür: soyut bir açıklamayı, dinleyicilerin gözünde canlandırabileceği somut bir duruma dönüştürür. Ayrıntılar gerçek bir talimat veya olgusal iddia değildir; ardından gelen örneve çerçeve oluşturur.

Alıştırma

Dinleyicileri varsayımsal bir duruma yerleştiren hedef ifadeyle bu açılışı tamamlayın: ____ giving a presentation when the screen suddenly goes blank.

Cevabı göster

Imagine you're

Kelime

this obnoxious guy: güçlü bir olumsuz yargı

Obnoxious, bir kişiyi veya davranışı son derece rahatsız edici ve katlanması zor olarak tanımlar. Bunun nedeni çoğu zaman kaba, gürültücü, kibirli veya düşüncesiz olmasıdır. this obnoxious guy ifadesinde sıfat, adam sahnede henüz bir şey yapmadan önce konuşmacının güçlü olumsuz yargısını gösterir. Bu ifade tarafsız bir betimleme değildir. Konuşmacının adamı zaten saldırgan derecede rahatsız edici veya son derece sinir bozucu bulduğunu anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle, son derece rahatsız edici ve saldırgan bir davranış için obnoxious sözcüğünü doğal biçimde kullanıyor?

  1. The customer arrived a few minutes early; his behavior was obnoxious.
  2. The customer kept shouting insults at the staff; his behavior was obnoxious.
  3. The customer asked one quiet question; his behavior was obnoxious.
Cevabı göster

The customer kept shouting insults at the staff; his behavior was obnoxious.

He's loud, he spills his drink on you, Kalıp ifadeler

0:11

Adam gürültücüdür, içeceğini üzerinize döker

Kalıp ifadeler

spills his drink on you: spill + sıvı + on + kişi veya yüzey

Bu cümlede spills his drink on you, içeceğinin kabından çıkıp senin üzerine döküldüğü anlamına gelir; bu büyük olasılıkla bir kaza veya dikkatsizlik sonucudur. Spill, sıvının dışarı çıkmasına ya da yayılmasına odaklanır; dikkatli ve kontrollü biçimde dökmeyi anlatmaz. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp spill + sıvı + on + kişi veya yüzey şeklindedir. Örneğin spill water on the floor veya spill juice on a shirt denebilir.

Alıştırma

Cümleyi spill ile tamamlayın: Be careful not to ____ your juice on the keyboard.

Cevabı göster

spill

and he makes fun of your team. Kalıp ifadeler

0:13

ve takımınızla dalga geçer.

Kalıp ifadeler

makes fun of your team: make fun of + alay edilen hedef

Bu cümlede makes fun of your team, onun takımla alay ettiği veya takımı küçümsediği anlamına gelir. Make fun of kalıplaşmış bir ifadedir; “eğlence yaratmak” anlamına gelmez. Kalıp make fun of + alay edilen kişi veya şey şeklindedir. Hedef bir kişi ya da nesne olabilir ve yalnızca make biçim değiştirir: makes fun of, made fun of.

Alıştırma

Hangi cümle çocukların Leo'nun şapkasıyla alay ettiğini belirtir?

  1. The boys had fun wearing Leo's hat.
  2. The boys made fun of Leo's hat.
  3. The boys made Leo a funny hat.
Cevabı göster

The boys made fun of Leo's hat.

Days later,

0:15

Günler sonra,

you're walking in the park when suddenly it starts to pour rain. Kalıp ifadeler

0:16

parkta yürürken aniden sağanak yağmur başlar.

Kalıp ifadeler

starts to pour rain: şiddetli yağmur başlar

Burada pour, su dökülüyormuş gibi yağmurun çok şiddetli yağmasını anlatır. starts to pour rain, sadece yağmurun başladığını değil, aniden şiddetli yağmur başladığını ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi start to pour ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamla: The sky darkened, and it ____ before the soccer game began.

Cevabı göster

started to pour

Who should show up at your side to offer you an umbrella? Öbek fiiller

0:20

Yanınızda bitiverip size bir şemsiye uzatan kim olabilir?

Öbek fiiller

show up: görünmek veya gelmek

show up, görünmek ya da bir yere gelmek anlamına gelen bir öbek fiildir ve doğrudan nesne almaz. Bu soruda, şemsiyeyle yanına kimin geldiği sorulur; show burada bir şeyi sergilemek anlamında değildir. at + yer veya etkinlik ya da for + etkinlik ekleyebilirsin: show up at school; show up for practice.

Alıştırma

Cümleyi show up ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamla: We waited for Omar, and he finally ____ before the doors closed.

Cevabı göster

showed up

The same guy from the football game.

0:22

Futbol maçındaki o aynı adam.

Do you change your mind about him based on this second encounter? Kalıp ifadeler

0:25

Bu ikinci karşılaşmaya dayanarak onun hakkındaki fikrinizi değiştirir misiniz?

Kalıp ifadeler

change your mind about him: biri hakkındaki fikrini değiştirmek

Bu soruda change your mind about him, yeni bilgi edindikten sonra onun hakkındaki görüşünü yeniden değerlendirmek demektir. Buradaki mind, fiziksel beyin değil, görüş veya yargı anlamındadır. change your mind about + kişi ya da şey kalıbı, yeniden düşündüğün kişiyi veya şeyi gösterir. Bir görüşün mü yoksa bir kararın mı değiştiğini bağlam belirler; burada ikinci karşılaşma, söz konusu olanın kişi hakkındaki görüş olduğunu açıkça gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle, konuşanın Maya hakkında farklı bir görüş edindiği anlamına gelir?

  1. I changed the meeting time for Maya.
  2. I reminded Maya about our meeting.
  3. I changed my mind about Maya after we worked together.
Cevabı göster

I changed my mind about Maya after we worked together.

Kalıp ifadeler

based on this second encounter: bir değerlendirmenin dayanağını belirtmek

Bu soruda based on this second encounter, kişiyi yeniden değerlendirmek için kullanılan bilgiyi veya deneyimi belirtir. based on, bir yargıyı, seçimi ya da sonucu destekleyen bilgiyi tanıtır. Bu ifade change your mind sözünü niteleyen bir zarf tümlecidir ve “Neye dayanarak?” sorusunu yanıtlar. Burada encounter, insanların karşılaştığı veya temas kurduğu bir olayı belirten isimdir.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste öğrendiğin ve “raporu dayanak olarak kullanmak” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamla: We changed our plans ____ the latest weather report.

Cevabı göster

based on

Or do you go with your first impression and write him off? Notlar

0:28

Yoksa ilk izleniminize güvenip onun üstünü mü çizersiniz?

Kalıp ifadeler

go with your first impression: ilk yargına güvenmek

Bu soruda go with your first impression, hemen oluşturduğun yargıya güvenmeyi seçmek anlamına gelir. Buradaki go with hareket etmeyi anlatmaz; ilk izlenimi karar verirken kullanılacak seçenek olarak gösterir. Bu yapı seçenekler, planlar, fikirler ve içgüdülerle de kullanılabilir: go with + isim, o seçeneği seçmek veya izlemek demektir.

Alıştırma

“İlk yargıma güvenmek” anlamını vermek için cümleyi go with ve my first impression ile tamamlayın: With no other evidence, I'll ____.

Cevabı göster

go with my first impression

Öbek fiiller

write him off: başka bir şansa değmediğine karar vermek

Bu soruda write him off, olumsuz bir yargı nedeniyle onun daha fazla ilgiye veya başka bir şansa değmediğine karar vermek anlamına gelir. Bu bir öbek fiildir; gerçek anlamda yazı yazmayı anlatmaz. Write off ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir zamirse, zamiri iki parçanın arasına koyun: write him off doğrudur, write off him değildir. Bir isim veya başka bir ad kullanıldığında hem write Maya off hem de write off Maya mümkündür.

Alıştırma

Cümleyi write ... off yapısının doğru biçimiyle tamamlayın. Zamiri doğru yere koyun: Don't ____ after one bad audition.

Cevabı göster

write him off

Research in social psychology suggests Anlatım akışı

0:32

Sosyal psikoloji alanındaki araştırmalar,

that we're quick to form lasting impressions of others based on their behaviors. Kalıp ifadeler

0:34

davranışlarına dayanarak başkaları hakkında kalıcı izlenimler oluşturmada hızlı olduğumuzu gösteriyor.

Anlatım akışı

Research in social psychology suggests: kanıtı temkinli biçimde sunmak

Research in social psychology kanıtın kaynağını belirtir; suggests ise ardından gelen that yan cümlesindeki sonucu sunar. Bu yapı, konuşan veya yazan kişinin bir konudan o iddiayı destekleyen araştırma kanıtına geçmesine yardımcı olur. Suggests temkinli bir ifadedir: kanıt bir sonuca işaret eder, ancak sonucu mutlak bir kesinlik olarak sunmaz. Açıklamalarda, sunumlarda ve akademik tarzdaki yazılarda yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümle bir araştırma bulgusunu uygun derecede temkinli bir ifadeyle sunuyor?

  1. Research proves that short breaks improve focus in every situation.
  2. Research orders people to take short breaks.
  3. Research suggests that short breaks can improve focus.
Cevabı göster

Research suggests that short breaks can improve focus.

Kalıp ifadeler

we're quick to form lasting impressions: hızlı tepki verme eğilimi

be quick to + fiilin yalın hâli yapısında quick, bir şeyi yapmaya hazır olmayı veya fazla gecikmeden harekete geçmeyi anlatır. Genel bir özne olan we ile kullanılan we're quick to form, yalnızca tek bir eylemin hızını değil, yaygın bir eğilimi ifade eder. Form an impression, biri veya bir şey hakkında fikir geliştirmek demektir. Lasting, impressions sözcüğünü niteler; dolayısıyla cümle, hızla oluşan bu fikirlerin uzun süre kalabileceğini söyler. Yargılar hakkında kullanıldığında be quick to, tepkinin yeterince düşünmeden önce gerçekleştiğini de ima edebilir.

Alıştırma

Cümleyi be quick to yapısıyla tamamlayın: People are often ____ judge a book by its cover.

Cevabı göster

quick to

Kalıp ifadeler

based on their behaviors: bir yargının dayanağını belirtmek

based on their behaviors ifadesinde based on, bu izlenimleri oluşturmak için kullanılan kanıtı veya bilgiyi tanıtır. “Bu izlenimler neye dayanıyor?” sorusunu yanıtlar. Their, others sözcüğüne gönderme yapar. Behaviors burada çoğuldur; çünkü genel bir davranış kavramını değil, gözlemlenebilir eylemleri veya davranış kalıplarını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi kanıtı tanıtan hedef ifadeyle tamamlayın: The decision was ____ the safety report.

Cevabı göster

based on

We manage to do this with little effort, Kalıp ifadeler

0:39

Bunu neredeyse hiç çaba harcamadan başarıyoruz,

Kalıp ifadeler

manage to do this with little ...: az çabayla başarmak

Manage to + fiilin yalın hâli, eylemin başarıyla tamamlandığını anlatır. Burada do fiilin yalın hâlidir; this ise daha önce söz edilen zihinsel göreve gönderme yapar. With little, ardından gelen effort ismiyle birleşir; bu yüzden with little effort çok az emek veya enerji gerektiği anlamına gelir. Manage to çoğu zaman bir zorluk sezdirse de bu cümle sonucun kolayca elde edildiğini açıkça söyler.

Alıştırma

Hangi cümle ekibin hatayı başarıyla ve çok az çabayla düzelttiğini söylüyor?

  1. The team planned to look at the error next week.
  2. The team tried to fix the error, but the result is unknown.
  3. The team managed to fix the error with little effort.
Cevabı göster

The team managed to fix the error with little effort.

inferring stable character traits from a single behavior, Kelime

0:41

sert bir söz veya sakar bir adım gibi tek bir davranıştan

Kelime

inferring stable character traits from a single behavior: tek bir davranıştan kalıcı karakter özellikleri çıkarmak

infer A from B kalıbı, B'yi kanıt olarak kullanıp A sonucuna varmak demektir. Burada A, stable character traits, yani nispeten kalıcı olduğu düşünülen karakter özellikleridir; B ise a single behavior, yani tek bir davranıştır. -ing biçimi bu çıkarımı tek başına tamamlanmış bir iddia olarak değil, bir süreç olarak sunar. Psikolojide bu ifade, gözlemlenen tek bir davranıştan bir kişinin genel olarak nasıl biri olduğuna dair geniş bir sonuca geçmeyi kısa ve resmî biçimde anlatır; sonucun mutlaka doğru olduğunu belirtmez.

Alıştırma

Bir gözlemcinin kanıttan sonuç çıkarmasını anlatmak için infer ... from ... yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The repeated errors inferred us a timing problem.
  2. We inferred a timing problem from the repeated errors.
  3. We implied a timing problem from the repeated errors.
Cevabı göster

We inferred a timing problem from the repeated errors.

like a harsh word or a clumsy step.

0:44

kalıcı karakter özellikleri çıkarıyoruz.

Using our impressions as guides, Dilbilgisi

0:47

İzlenimlerimizi bir rehber olarak kullanarak,

Dilbilgisi

Using our impressions as guides: cümle başında bir -ing öbeği

Using our impressions as guides, cümle başında kullanılan bir -ing öbeğidir. Ardından gelen ana cümledeki eylemin yöntemini veya dayanağını gösterir: özne, mevcut izlenimlerini yol gösterici olarak kullanır. use A as B kalıbı, A'ya B'nin rolünü veya işlevini vermek demektir. Using sözcüğünün örtük öznesi, ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır. Örneğin Using the map as a guide, we chose the route cümlesinde hem haritayı kullanan hem de rotayı seçen we grubudur.

Alıştırma

Cümle başındaki Using ... as a guide öbeğini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Using the map as a guide, we found the cabin.
  2. Using the map as a guide, the rain began suddenly.
  3. Using the map as a guide, the cabin found us.
Cevabı göster

Using the map as a guide, we found the cabin.

we can accurately predict how people are going to behave in the future. Dilbilgisi

0:49

insanların gelecekte nasıl davranacaklarını doğru bir şekilde tahmin edebiliriz.

Dilbilgisi

predict how people are going to behave: düz cümle söz dizimi

predict fiilinden sonra gelen how people are going to behave, cümleye gömülü bir wh yan cümlesidir. Yan cümlenin tamamı predict fiilinin nesnesi olur ve neyin tahmin edildiğini belirtir. Doğrudan bir soru olmadığı için düz cümle söz dizimini kullanır: how + people + are going to behave. Bu yan cümlenin içinde are, people sözcüğünün önüne getirilmez.

Alıştırma

Hangi cümlede predict sonrasındaki how yan cümlesi doğru kullanılmıştır?

  1. Can you predict how does the crowd react?
  2. Can you predict how will the crowd react?
  3. Can you predict how the crowd will react?
Cevabı göster

Can you predict how the crowd will react?

Armed with the knowledge Deyimler

0:53

Futbol maçındaki adamın,

Deyimler

Armed with the knowledge: yararlı bilgiye sahip olmak

Armed with the knowledge mecazlı bir ifadedir. Bir kişinin karar vermesine veya harekete geçmesine yardımcı olacak bilgiye sahip olması anlamına gelir; gerçek bir silahı olduğu anlamına gelmez. Tam bir cümlenin başında kullanıldığında bu geçmiş zaman ortacı grubu, ana cümlenin öznesi olan kişi veya grubun durumunu açıklar: Armed with the knowledge, they can act.

Alıştırma

Hangi cümlede armed with, “yararlı bilgiye sahip olmak” anlamında kullanılmıştır?

  1. Armed with the new information, Maya changed her plan.
  2. The new information was stored in a folder.
  3. The guard was armed with a knife.
Cevabı göster

Armed with the new information, Maya changed her plan.

the guy from the football game was a jerk the first time you met him, Kelime

0:54

onunla ilk karşılaştığınızda bir pislik olduğu bilgisiyle,

Kelime

was a jerk: güçlü ve günlük dilde olumsuz bir yargı

Was a jerk, birinin çok sevimsiz, bencil veya kaba biri gibi davrandığı anlamına gelir. Bu cümlede, adam hakkında onunla ilk tanışılan zamana ilişkin doğrudan ve olumsuz bir yargı bildirir. Jerk yalnızca bir davranışı değil, kişinin kendisini olumsuz biçimde etiketler. Sadece davranışı anlatabilen he was rude ifadesinden daha güçlü ve aşağılayıcıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede a jerk, birini güçlü ve günlük dilde olumsuz biçimde etiketlemek için kullanılmıştır?

  1. Leo disagreed with his teammate but stayed polite.
  2. Leo was a jerk to his teammate and laughed at his mistake.
  3. Leo forgot the meeting and apologized right away.
Cevabı göster

Leo was a jerk to his teammate and laughed at his mistake.

you might expect more of the same down the road. Deyimler

0:57

gelecekte de benzer davranışlar sergileyeceğini bekleyebilirsiniz.

Deyimler

more of the same down the road: gelecekte benzer düzenlerin sürmesi

More of the same, benzer türde bir davranışın, olayın veya sonucun devam edeceği ya da yeniden yaşanacağı anlamına gelir. Burada down the road mecazdır ve gerçek bir yolda daha ileride değil, daha sonra veya gelecekte demektir. Expect more of the same down the road bir bütün olarak mevcut düzenin gelecekte de süreceğini tahmin etmek anlamına gelir. Might, bu tahmini kesin değil olası hâle getirir.

Alıştırma

Benzer sorunların gelecekte de devam edeceğini anlatan bu dersteki ifadeyle cümleyi tamamlayın: If the school keeps ignoring the leaking roof, everyone can expect ____.

Cevabı göster

more of the same down the road

If so,

1:00

Eğer öyleyse,

you might choose to avoid him the next time you see him.

1:00

onu bir sonraki görüşünüzde ondan kaçınmayı seçebilirsiniz.

That said, Anlatım akışı

1:03

Bununla birlikte,

Anlatım akışı

That said: Önceki noktayı kabul edip karşıt bir noktaya geçmek

That said, önceki noktayı kabul ettikten sonra bir sınırlama, istisna veya karşıt nokta sunan bir geçiş ifadesidir. Cümlenin başında kullanıldığında, dinleyiciye önceki düşüncenin tamamen reddedilmediğini gösterir. Bunun yerine, sonraki bilgi o düşünceyi ayarlar veya sınırlar. Birinin kelimesi kelimesine “şunu” söylediği anlamına gelmez.

Alıştırma

En doğal geçiş ifadesini seçin: The hike is long and steep. ___, the view from the top is worth the effort.

  1. For example
  2. That said
  3. As a result
Cevabı göster

That said

we can change our impressions in light of new information. Kalıp ifadeler

1:04

yeni bilgiler ışığında izlenimlerimizi değiştirebiliriz.

Kalıp ifadeler

in light of new information: yeniden değerlendirme gerekçesi

In light of new information, “yeni bilgiler artık mevcut olduğu ve dikkate alınması gerektiği için” anlamına gelir. in light of + isim öbeği yapısı, bir karar veya yargıya temel oluşturan kanıt ya da koşulları belirtir. Burada yeni bilgiler, izlenimi değiştirmenin gerekçesini sağlar; böylece değişiklik keyfî değil, düşünülmüş bir tepki olarak sunulur.

Alıştırma

Cümleyi “dikkate aldıktan sonra” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The committee revised the policy ____ the new safety data.

Cevabı göster

in light of

Behavioral researchers have identified consistent patterns

1:08

Davranış araştırmacıları, bu izlenim güncelleme sürecine

that seem to guide this process of impression updating. Kelime

1:11

yön veriyor gibi görünen tutarlı kalıplar belirlediler.

Kelime

this process of impression updating: biri hakkındaki izlenimi yeniden değerlendirmek

Impression updating, bir kişi hakkında yeni bilgi edindiğinizde o kişiye dair görüşünüzü yeniden değerlendirmek demektir. Buradaki updating, bir yazılım güncellemesini değil, zihinsel bir değerlendirmenin değişmesini anlatır. process of + etkinlik kalıbı, bir etkinliği zaman içinde gerçekleşen bir süreç olarak adlandırır. Bu nedenle this process, yeni bilgiler edinildikçe mevcut bir izlenimin değişme biçimini ifade eder.

Alıştırma

Bu cümlede impression updating ne anlama geliyor?

  1. Güçlü bir ilk izlenim bırakmaya çalışmak
  2. Yeni bilgi aldıktan sonra biri hakkındaki görüşü yeniden değerlendirmek
  3. Birinin çevrim içi profiline daha yeni bir fotoğraf eklemek
Cevabı göster

Yeni bilgi aldıktan sonra biri hakkındaki görüşü yeniden değerlendirmek

On one hand, Anlatım akışı

1:15

Bir yandan,

learning very negative, highly immoral information about someone Kelime

1:16

biri hakkında çok olumsuz, son derece ahlak dışı bilgiler öğrenmek,

Kelime

very negative ... highly immoral: derece zarflarının doğal eşleşmeleri

very ve highly sözcüklerinin ikisi de derece zarfıdır. Very negative ile highly immoral, information sözcüğünü birlikte niteleyen paralel iki sıfat öbeğidir. Virgül, eş görevli iki betimlemeyi ayırır; iki farklı bilgi türünü göstermez. Very nötr ve yaygın kullanılan bir pekiştiricidir. Highly daha resmîdir ve immoral gibi değerlendirme bildiren sıfatlarla sık kullanılır. Bu eşleşme doğal bir üslup seçimidir; negative yalnızca very, immoral ise yalnızca highly alabilir diye bir kural yoktur.

Alıştırma

Resmî bir rapor için en doğal eşleşmeleri seçin: The findings were ___, and the conduct was ___.

  1. very negative; highly immoral
  2. very negatively; highly immorally
  3. much negative; high immoral
Cevabı göster

very negative; highly immoral

typically has a stronger impact Dilbilgisi

1:20

çok olumlu, son derece ahlaki bilgiler öğrenmekten

than learning very positive, highly moral information.

1:22

genellikle daha güçlü bir etki yaratır.

Anlatım akışı

On one hand: karşılaştırmanın ilk yönünü açmak

On one hand, iki yönlü bir karşılaştırmanın ilk yönünü açan bir söylem belirtecidir. Bilgiyi düzenler; fiziksel bir eli anlatmaz. Burada olumsuz bilgilerle ilgili iddiayı daha geniş bir açıklamanın bir yönü olarak sunar ve dinleyiciyi çoğunlukla on the other hand ile başlayan başka bir yöne hazırlar.

Alıştırma

İki yönlü bir karşılaştırmanın ilk yönünü tanıtan ifadeyi seçin: ___, working from home saves commuting time; on the other hand, it can feel isolating.

  1. On one hand
  2. For example
  3. As a result
Cevabı göster

On one hand

Dilbilgisi

typically has a stronger impact than: genel bir etkiyi karşılaştırmak

has a stronger impact than kalıbı iki şeyin etkilerini karşılaştırır: A has a stronger impact than B, A'nın insanları veya sonuçları B'den daha güçlü biçimde etkilediği anlamına gelir. Stronger, strong sözcüğünün karşılaştırma biçimidir; than ise karşılaştırılan ikinci öğeyi getirir. Typically, iddiayı genellikle gerçekleşen durumlarla sınırlar. İstisnasız bir kural değil, genel bir eğilim bildirir. Tam cümlede önceki learning öbeği A, than sonrasındaki öbek ise B'dir.

Alıştırma

'Daha fazla etkisi olmak' anlamındaki beş sözcüklü kalıpla cümleyi tamamlayın: A personal story typically ____ a list of statistics.

Cevabı göster

has a stronger impact than

So,

1:25

Yani,

unfortunately for our new friend from the football game, Ton ve niyet

1:26

futbol maçındaki yeni arkadaşımız için ne yazık ki,

Ton ve niyet

Unfortunately for our new friend: olumsuz sonucu kimin yaşayacağını belirtmek

Unfortunately for our new friend, ana ifadeden önce eklenen bir konuşmacı yorumudur. Unfortunately, ardından gelecek durumu kötü bir haber olarak değerlendirirken for our new friend bu durumdan etkilenecek kişiyi belirtir. Buradaki our new friend, o kişiden yeniden söz etmenin hafif ve biraz takılmacı bir yoludur. Bu ara yorum, gerçek bilgiyi değiştirmeden ciddi bir açıklamaya daha konuşma dili havası verir.

Alıştırma

Bu cümlede unfortunately for our new friend ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Konuşmacının kişinin adını unuttuğunu söyler.
  2. Kişinin arkadaş olduğu için pişman olduğunu söyler.
  3. Sıradaki durumun our new friend diye anılan kişi için olumsuz olduğunu belirtir.
Cevabı göster

Sıradaki durumun our new friend diye anılan kişi için olumsuz olduğunu belirtir.

his bad behavior at the game

1:29

maçtaki kötü davranışı,

might outweigh his good behavior at the park. Deyimler

1:30

parktaki iyi davranışından daha ağır basabilir.

Deyimler

Might outweigh his good behavior: etkileri karşılaştırmak

might outweigh his good behavior ifadesindeki outweigh fiziksel ağırlıktan söz etmez. Kötü davranışın son değerlendirme üzerindeki etkisinin iyi davranıştan daha büyük olabileceğini anlatır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp A outweighs B biçimindedir: iki taraf da değerlendirildiğinde A daha önemli olur veya daha fazla etki yaratır. Might olasılık belirtir; dolayısıyla konuşmacı sonucun kesin olduğunu söylemez.

Alıştırma

Cümleyi ‘bir karşılaştırmada diğer taraftan daha önemli olmak’ anlamındaki fiille tamamlayın: The long-term benefits may ____ the short-term cost.

Cevabı göster

outweigh

Research suggests that this bias occurs

1:33

Araştırmalar, bu önyargının

because immoral behaviors are more diagnostic Kelime

1:35

ahlak dışı davranışların bir kişinin gerçek karakterini

or revealing of a person's true character. Kalıp ifadeler

1:39

daha iyi teşhis etmesi veya ortaya çıkarması nedeniyle meydana geldiğini gösteriyor.

Kelime

more diagnostic or revealing of: bir şey hakkında daha güçlü ipuçları vermek

Burada diagnostic, tıbbi anlamda değil, bir şeyi değerlendirmeye yarayan kanıt anlamındadır. Revealing ise daha önce belirgin olmayan bir şeyi göstermek demektir. Her iki sıfatı da of a person's true character tamamlar ve davranışın neyi değerlendirmeye ya da görmeye yardımcı olduğunu belirtir. More hem diagnostic hem de revealing sözcüğünü niteler. Ahlaka aykırı davranış, örtük olarak karşılaştırılan başka bir şeye göre karakter hakkında daha güçlü bir ipucu olarak sunulur. X is diagnostic or revealing of Y kalıbı, X'in Y'yi çıkarsamaya veya görmeye yardımcı olduğu anlamına gelir.

Alıştırma

Burada more diagnostic or revealing of a person's true character ne anlama geliyor?

  1. Kişinin gerçek ahlaki nitelikleri hakkında daha güçlü kanıt sunduğu anlamına gelir.
  2. Kişinin niteliklerinin fark edilmesinin daha zor olduğu anlamına gelir.
  3. Davranışın tıbbi bir tanı gerektirdiği anlamına gelir.
Cevabı göster

Kişinin gerçek ahlaki nitelikleri hakkında daha güçlü kanıt sunduğu anlamına gelir.

Kalıp ifadeler

true character: bir kişinin gerçek ahlaki nitelikleri

True character, bir kişinin seçimleri ve davranışlarıyla ortaya çıkan gerçek ahlaki nitelikleri anlamına gelir; özellikle de bunlar kişinin sergilediği imajdan farklı olduğunda kullanılır. Burada character, bir hikâyedeki karakteri ya da yalnızca tarafsız bir kişilik özelliğini değil, kişinin ahlaki yapısını ifade eder. Bu ifade genellikle show veya reveal gibi fiillerden sonra gelir: bir olay ya da davranış someone's true character özelliğini gösterir. Övgüye değer ya da kötü niteliklere işaret edebilir; değerlendirmeyi bağlam belirler.

Alıştırma

Hangi cümlede character, bir kişinin gerçek ahlaki nitelikleri anlamında kullanılmıştır?

  1. The actor studied the main character before the next scene.
  2. Her honest response under pressure revealed her true character.
  3. The password must contain one special character.
Cevabı göster

Her honest response under pressure revealed her true character.

Okay, so by this logic, Anlatım akışı

1:42

Pekâlâ, bu mantığa göre,

Anlatım akışı

so by this logic: önceki akıl yürütmeyi sonuca bağlamak

so by this logic ifadesinde so, bir sonucun geleceğini gösterir; by this logic ise “az önce sunulan akıl yürütmeyi izlersek” demektir. İfade, sonraki cümleyi ilgisiz bir gerçek olarak sunmak yerine önceki düşünceye bağlar. Sonuç geçici olabilir: konuşan kişi sonucu kabul edebilir, sınayabilir veya önceki akıl yürütmedeki bir sorunu göstermek için kullanabilir. İfade bilgiyi “önceki akıl yürütme → bundan çıkan sonuç” şeklinde düzenler.

Alıştırma

Saat 21.00’den sonra daha az kişi yolculuk ediyor. Hangi cümle bu gerekçeyi kullanarak bir sonuç tahmin ediyor?

  1. Without this information, the 10 p.m. train may be delayed.
  2. By this logic, the 10 p.m. train should be less crowded.
  3. In this example, the 10 p.m. train arrived on time.
Cevabı göster

By this logic, the 10 p.m. train should be less crowded.

bad is always stronger than good

1:44

iş güncellemeyle ilgili olduğunda

when it comes to updating. Kalıp ifadeler

1:46

kötü her zaman iyiden daha güçlüdür.

Kalıp ifadeler

when it comes to updating: when it comes to + isim veya -ing biçimiyle konuyu sınırlamak

When it comes to updating, “konu güncelleme olduğunda” veya “güncelleme alanında” anlamına gelir. bad is always stronger than good iddiasını belirli bir etkinlikle sınırlar; bunun her durumda doğru olduğunu söylemez. Kalıp when it comes to + isim veya -ing biçimidir. Buradaki to bir edattır; bu nedenle updating doğrudur, update ise bu kalıba uymaz. Bu bağlamda updating, yeni bilgi ortaya çıktığında bir izlenimi veya yargıyı yeniden değerlendirmek demektir.

Alıştırma

Cümleyi when it comes to ve plan fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: ____ a school trip, Mia always checks the weather first.

Cevabı göster

When it comes to planning

Well, not necessarily. Ton ve niyet

1:48

Aslında, bu her zaman böyle değildir.

Ton ve niyet

not necessarily: otomatik bir sonucu nazikçe reddetmek

Not necessarily, bir sonucun her zaman ya da kendiliğinden doğru olmadığını belirtir. Bazı durumlarda doğru olma ihtimalini açık bırakır. Burada kesin bir hayır demek yerine aşırı genellemeyi nazikçe düzeltir. Well, yanıtın başlangıcını biraz daha yumuşatır.

Alıştırma

İddianın her zaman doğru olmadığını nazikçe belirten ifadeyle yanıtı tamamlayın: Does being the fastest always make someone the best player? ____. Some great players win through teamwork.

Cevabı göster

Not necessarily

Certain types of learning

1:50

Belirli öğrenme türleri,

don't seem to lead to this sort of negativity bias. Kalıp ifadeler

1:51

bu tür bir olumsuzluk önyargısına yol açmıyor gibi görünüyor.

Kalıp ifadeler

don't seem to lead to ...: olası bir sonucu temkinli biçimde belirtmek

Lead to, bir nedeni bir sonuca bağlar ve neden olmak ya da yol açmak anlamına gelir. Burada this sort of negativity bias sonuçtur: olumsuz bilgileri fark etme, hatırlama veya onlara daha fazla önem verme eğilimi. Don't seem to, iddiayı temkinli hâle getirir. Cümle, mevcut işaretlerin belirli öğrenme türlerinin bu yanlılığı oluşturmadığını düşündürdüğünü söyler; bunun kesin olarak kanıtlandığını iddia etmez.

Alıştırma

Hangi yorum cümleyle en iyi eşleşir?

  1. Mevcut kanıtlar, belirli öğrenme türlerinin bu tür olumsuz bir eğilim oluşturmadığını düşündürüyor.
  2. Hiçbir öğrenme türü hiçbir zaman herhangi bir yanlılık oluşturamaz.
  3. Belirli öğrenme türlerinin amacı insanları olumsuz bilgilere odaklamaktır.
Cevabı göster

Mevcut kanıtlar, belirli öğrenme türlerinin bu tür olumsuz bir eğilim oluşturmadığını düşündürüyor.

When learning about another person's abilities and competencies,

1:54

Örneğin, başka bir kişinin yetenekleri ve yeterlilikleri hakkında bir şeyler öğrenirken,

for instance, this bias flips. Notlar

1:57

bu önyargı tersine döner.

Anlatım akışı

for instance: destekleyici bir örnek sunmak

For instance, daha genel bir düşüncenin belirli bir örneğini sunar. Ardından gelen bilginin yeni bir ana fikir başlatmadığını, önceki ifadeyi desteklediğini veya açıkladığını gösterir. Cümlenin başında kullanıldığında, burada olduğu gibi genellikle ardından virgül gelir.

Alıştırma

Belirli bir örnek sunan bağlacı seçin: Many simple habits save energy. ___, you can turn off the lights when you leave a room.

  1. On the contrary
  2. As a result
  3. For instance
Cevabı göster

For instance

Kelime

this bias flips: soyut bir tersine dönüş

Burada this bias, daha önce ele alınan belirli eğilimi ifade eder. Flips, yönünü tersine çevirmek veya karşı tarafa geçmek demektir. Fiziksel bir nesnenin çevrilmesini değil, bir düşüncenin ya da eğilimin soyut değişimini anlatır. Yanlılık ortadan kalkmaz. Aynı eğilim artık ters yönde işler.

Alıştırma

Örnek cümlede this bias flips ne anlama gelir?

  1. Eğilim yönünü tersine çevirir.
  2. Eğilim tamamen ortadan kalkar.
  3. Fiziksel bir nesne baş aşağı döner.
Cevabı göster

Eğilim yönünü tersine çevirir.

It's actually the positive information

2:00

Aslında daha ağır basan şey,

that gets weighted more heavily. Kalıp ifadeler

2:01

olumlu bilgilerdir.

Kalıp ifadeler

gets weighted more heavily: daha fazla etki verilmesi

Bu cümlede gets weighted more heavily, bir şeye daha fazla önem veya etki gücü verilmesi demektir. Olumlu bilgi, karşılaştırıldığı diğer bilgilere göre değerlendirmeyi daha fazla etkiler. Burada get + geçmiş zaman ortacı yapısı edilgen anlam taşır: ağırlık verilen şey bilgidir. Heavily, fiziksel ağırlığı değil, ağırlık verme derecesini anlatır.

Alıştırma

“Recent evidence gets weighted more heavily in the final decision.” cümlesinde gets weighted more heavily ne anlama gelir?

  1. Daha ağır bir kâğıda basılır.
  2. Diğer kanıtlardan daha fazla etki gücü verilir.
  3. Karar verilmeden önce çıkarılır.
Cevabı göster

Diğer kanıtlardan daha fazla etki gücü verilir.

Let's go back to that football game. Anlatım akışı

2:03

Şu futbol maçına geri dönelim.

Anlatım akışı

Let's go back to: önceki bir konuya dönmek

Let's go back to, konuşmacının daha önce sözü edilen bir şeye döndüğünü dinleyicilere bildirir. Burada yeni bir örneğe başlamak yerine önceki futbol maçını yeniden açıklamaya dâhil eder. Let's hem konuşmacıyı hem de dinleyicileri kapsar. Bu nedenle geçiş, konuşma boyunca birlikte atılan bir adım gibi duyulur.

Alıştırma

Bir konuşmacı daha önce sözü edilen bir örneğe dönmek istiyor. En uygun geçiş cümlesi hangisidir?

  1. Let's move on to a new example.
  2. Let's leave that example aside.
  3. Let's go back to the example from the beginning.
Cevabı göster

Let's go back to the example from the beginning.

If a player scores a goal, Kalıp ifadeler

2:05

Bir oyuncu gol atarsa,

Kalıp ifadeler

scores a goal: sporda kullanılan standart eşdizim

Futbol ve buz hokeyi gibi sporlarda score a goal, bir oyuncunun topu ya da diski kaleye başarıyla gönderip skoru artırdığını söylemenin olağan yoludur. Score + a goal, İngilizcede doğal ve kalıplaşmış bir fiil-nesne eşleşmesidir. a player tek bir kişiyi gösterdiği için geniş zamanda score fiili -s alır: a player scores.

Alıştırma

Cümleyi score a goal ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: In the final minute, the striker ____.

Cevabı göster

scored a goal

it ultimately has a stronger impact on your impression of their skills

2:06

bunun, oyuncunun yeteneklerine dair izleniminiz üzerindeki etkisi,

than if they miss the net. Kalıp ifadeler

2:10

topu dışarı atmasına kıyasla sonuç olarak daha güçlüdür.

Kalıp ifadeler

miss the net: spordaki hedefi ıskalamak

Bu spor bağlamında miss the net, şutun amaçlandığı gibi fileye değmediği veya girmediği anlamına gelir; genellikle top ya da disk yana veya yukarı gider. Buradaki miss, birini ya da bir şeyi özlemek değil, hedefi vuramamak demektir. Bu ifade hedefin ıskalanmasına odaklanır. Gol olmayan her şutu anlatmaz; örneğin kalecinin kurtardığı bir şut yine de kaleyi bulmuş olabilir.

Alıştırma

“The puck went wide, so the forward missed the net,” cümlesinde missed the net ne anlama gelir?

  1. Şut hedefin dışına gitti ve fileye değmedi veya girmedi.
  2. Oyuncu fileyi görmek için çok geç geldi.
  3. File ortadan kaybolduğu için oyuncu üzüldü.
Cevabı göster

Şut hedefin dışına gitti ve fileye değmedi veya girmedi.

The two sides of the updating story Deyimler

2:12

Güncelleme hikayesinin iki tarafı

are ultimately quite consistent.

2:14

sonuçta oldukça tutarlıdır.

Deyimler

The two sides of the updating story: aynı açıklamanın iki yönü

Burada story, kurgusal bir öykü değil, ele alınan güncelleme sürecini düzenleyen ve ilgili gözlemleri birbirine bağlayan açıklayıcı bir anlatımdır. The two sides, karşıt görünebilen iki yön ya da örüntü için kullanılan bir mecazdır. Konuşmacı bunları aynı story içine yerleştirerek tek bir açıklama çerçevesinin parçaları olarak sunar; bu yüzden sonuçta birbirleriyle oldukça tutarlı olabilirler.

Alıştırma

Bu cümlede The two sides of the updating story ne anlama geliyor?

  1. Farklı olaylara ilişkin birbiriyle ilgisiz iki anlatım
  2. Yazılı bir öykünün önü ve arkası
  3. Güncellemeyle ilgili tek bir açıklamanın iki yönü
Cevabı göster

Güncellemeyle ilgili tek bir açıklamanın iki yönü

Overall, behaviors that are perceived as being less frequent Dilbilgisi

2:16

Genel olarak, daha az sıklıkta algılanan davranışlar,

Dilbilgisi

behaviors that are perceived as being less frequent: daha seyrek olduğu düşünülen davranışlar

that are perceived as being less frequent ilgi cümleciği behaviors sözcüğünü niteler. A is perceived as being B edilgen yapısında A bir değerlendirme alır: insanlar A'nın B özelliğine sahip olduğunu düşünür veya bu şekilde değerlendirir. Burada less frequent, davranışları niteler; birinin onları ne sıklıkta algıladığını belirtmez. İfade bir algıyı aktarır, bu nedenle davranışların nesnel olarak daha seyrek olduğunu kesin biçimde ileri sürmez. Resmî yazıda as being çoğu zaman as olarak kısaltılabilir: behaviors perceived as less frequent.

Alıştırma

Cümleyi perceive fiilinin tekil geniş zamanlı be edilgen yapısı ve ardından as being ile tamamlayın: The new rule ____ unfair.

Cevabı göster

is perceived as being

are also the ones that people tend to weigh more heavily Kalıp ifadeler

2:19

insanların izlenimler oluştururken ve güncellerken

Kalıp ifadeler

tend to weigh more heavily: daha fazla önem verme eğiliminde olmak

tend to + fiilin yalın hâli, her seferinde gerçekleşen bir şeyi değil, genel bir eğilimi anlatır. Burada tend to weigh, “genellikle önem vermek” anlamına gelir. More heavily, ağırlık benzetmesini sürdürür: bu davranışlar insanların yargıları üzerinde daha büyük bir etkiye sahiptir. Tam ilgi cümleciğinde that, the ones ifadesine gönderme yapar ve weigh fiilinin nesnesi olur.

Alıştırma

İnsanların yakın tarihli kanıtlara genellikle daha fazla önem verdiğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. People tend to weigh recent evidence more heavily.
  2. People tend weighing recent evidence more heavy.
  3. People tend to weight recent evidence more heavily.
Cevabı göster

People tend to weigh recent evidence more heavily.

when forming and updating impressions.

2:23

daha fazla önem verme eğiliminde oldukları davranışlardır.

Highly immoral actions Anlatım akışı

2:25

Son derece ahlak dışı eylemler

and highly competent actions.

2:27

ve son derece yetkin eylemler.

Anlatım akışı

Highly immoral actions ... highly competent actions: iki kategoriyi paralel yapıyla özetleme

Bu parça iki sıralı isim öbeği içerir: highly immoral actions ve highly competent actions. İkisi de highly + sıfat + actions kalıbını kullanarak açık bir paralel yapı oluşturur. Konuşmacı bu parçayı yeni bir iddia ortaya atmak için değil, önceki tartışmayı adlandırılmış iki kategoriye sıkıştırmak için kullanır. Birbiriyle eşleşen ifadeler, dinleyicilerin argümanın iki bölümünü hızlıca görmesine yardımcı olur.

Alıştırma

Bu parçanın söylem içindeki temel işlevi nedir?

  1. Ahlaka aykırı eylemlerin yetkin eylemlere neden olduğunu iddia eder.
  2. İki kategoriyi paralel isim öbekleriyle özetler.
  3. Dinleyicilerden hangi eylemin daha iyi olduğunu seçmelerini ister.
Cevabı göster

İki kategoriyi paralel isim öbekleriyle özetler.

So,

2:29

Peki,

what's happening at the level of the brain Kalıp ifadeler

2:30

izlenimlerimizi güncellerken

Kalıp ifadeler

at the level of the brain: analiz düzeyini belirtme

At the level of the brain, konuşanın hangi açıklama düzeyine odaklandığını gösterir. Buradaki soru yalnızca gözle görülebilen davranışlar veya duygularla değil, beyin etkinliği ya da beyindeki süreçlerle ilgilidir. at the level of + isim yapısı, analiz için kullanılan ölçeği veya düzeyi belirtir. Burada level soyut anlamdadır; fiziksel yüksekliği ifade etmez.

Alıştırma

Hücreyi analiz düzeyi olarak gösteren ifadeyle cümleyi tamamlayın: Some diseases begin ____ the cell.

Cevabı göster

at the level of

when we're updating our impressions?

2:32

beyin seviyesinde neler oluyor?

Using fMRI or functional magnetic resonance imaging, Kültür

2:34

Araştırmacılar, fMRI veya işlevsel manyetik rezonans görüntüleme kullanarak,

Kültür

fMRI or functional magnetic resonance imaging: kısaltmanın açık biçimini verme

fMRI, functional magnetic resonance imaging ifadesinin kısaltmasıdır. İki ad da aynı beyin görüntüleme yöntemini ifade eder. Burada or, kısaltmanın açık biçimini verir. İki yöntem arasında seçim sunmaz; “diğer adıyla” veya “başka bir deyişle” anlamına gelir. “Kısaltma + or + açık biçim” yapısı, teknik bir terimi tanımaya yardımcı olur.

Alıştırma

'fMRI or functional magnetic resonance imaging,' ifadesinde or ne işe yarar?

  1. İki adın birbiriyle rekabet eden yöntemler olduğunu söyler.
  2. İkinci ve farklı bir görüntüleme yöntemi sunar.
  3. fMRI'nin açık biçimini verir.
Cevabı göster

fMRI'nin açık biçimini verir.

researchers have identified an extended network of brain regions Kelime

2:38

ilk izlenimlerle tutarsız olan

Kelime

an extended network of brain regions: geniş kapsamlı bir beyin bölgeleri ağı

Temel isim network sözcüğüdür. Extended ağın kapsamını, of brain regions ise ağın nelerden oluştuğunu belirtir. Bu bilimsel bağlamda ifade, geniş bir alana dağılmış beyin bölgeleri grubunu anlatır. Extended, beyin dokusunun fiziksel olarak uzatıldığı anlamına gelmez. Network, birbiriyle ilişkili olan veya belirli bir işlemde birlikte çalışan bölgeleri ifade eder; gözle görülen tek bir hat değildir.

Alıştırma

Bu cümlede an extended network of brain regions ne anlama gelir?

  1. Geniş bir alana dağılmış, ilişkili beyin bölgeleri grubu
  2. Bütün nöronları bağlayan tek bir tel
  3. Fiziksel olarak uzatılmış tek bir beyin dokusu parçası
Cevabı göster

Geniş bir alana dağılmış, ilişkili beyin bölgeleri grubu

that respond to new information

2:41

yeni bilgilere yanıt veren,

that's inconsistent with initial impressions. Kalıp ifadeler

2:43

genişletilmiş bir beyin bölgeleri ağı belirlediler.

Kalıp ifadeler

that's inconsistent with initial impressions: ilk izlenimlerle uyuşmayan

That's, that is ifadesinin kısaltılmış biçimidir. that's inconsistent with initial impressions ilgi cümleciği new information ifadesini niteler; dolayısıyla uyuşmazlık beyin bölgelerine değil, bilgiye aittir. be inconsistent with, bir şeyle uyuşmamak veya örtüşmemek anlamına gelir. Genellikle kanıtları, ifadeleri, sonuçları ya da beklentileri karşılaştırırken kullanılır. İki şeyin tamamen zıt olması gerekmez; birbiriyle iyi uyuşmaması yeterlidir.

Alıştırma

Cümleyi “... ile uyuşmamak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The witness's statement is ____ the video evidence.

Cevabı göster

inconsistent with

These include areas typically associated with social cognition, Kelime

2:46

Bunlar genellikle sosyal biliş,

attention, and cognitive control.

2:50

dikkat ve bilişsel kontrol ile ilişkili alanları içerir.

Kelime

typically associated with social cognition, attention, and cognitive control: genellikle sosyal biliş, dikkat ve bilişsel kontrolle ilişkili

areas typically associated with X ifadesi, araştırmalarda veya kabul gören açıklamalarda genellikle X ile bağlantılı kabul edilen alanlar anlamına gelir. Buradaki X; sosyal biliş, dikkat ve bilişsel kontrolden oluşan bir işlev listesidir. Dil bilgisi bakımından associated with, areas that are typically associated with... şeklindeki ilgi cümleciğinin kısaltılmış hâlinin bir parçasıdır. Typically, bunun istisnasız bir kural değil, genel bir sınıflandırma olduğunu belirtir. Associated with yalnızca bir ilişkiyi veya işlevsel bağlantıyı ifade eder; alanların bu işlevlere doğrudan neden olduğunu tek başına göstermez.

Alıştırma

Associated with ifadesinin hangi yorumu cümleye en uygundur?

  1. Bu alanlar, listelenen her bilişsel işleve doğrudan neden olur.
  2. Bu alanlar, listelenen bilişsel işlevlerle genel olarak bağlantılıdır.
  3. Bu alanların listelenen bilişsel işlevlerle hiçbir ilişkisi yoktur.
Cevabı göster

Bu alanlar, listelenen bilişsel işlevlerle genel olarak bağlantılıdır.

Moreover,

2:52

Dahası,

when updating impressions based on people's behaviors,

2:53

izlenimleri insanların davranışlarına göre güncellerken,

activity in the ventrolateral prefrontal cortex

2:56

ventrolateral prefrontal korteks

and the superior temporal sulcus

3:00

ve üst temporal sulkustaki aktivite,

correlates with perceptions of how frequently Kelime

3:02

bu davranışların günlük yaşamda

those behaviors occur in daily life.

3:05

ne sıklıkla meydana geldiğine dair algılarla ilişkilidir.

Kelime

correlates with perceptions of how frequently: sıklık algılarıyla bağıntılıdır

X correlates with Y, X ve Y ölçümlerinin düzenli bir istatistiksel örüntü içinde birlikte değiştiği anlamına gelir. Buradaki Y, perceptions of how frequently those behaviors occur ifadesidir: insanların bu davranışların ne sıklıkta gerçekleştiğine ilişkin değerlendirmeleri; bu, davranışların nesnel olarak ölçülen sıklığıyla aynı olmak zorunda değildir. How frequently, perceptions sözcüğünün içeriğini açıklar; doğrudan bir soru değildir. Correlates with, hangi etkenin diğerine neden olduğunu veya üçüncü bir etkenin her ikisini de etkileyip etkilemediğini belirlemez. İddia, ilişki düzeyinde tutulmalıdır.

Alıştırma

İddiayı değerlendirin: A correlates with B ise yalnızca bu cümle A'nın B'ye neden olduğunu kanıtlar.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

In other words, Anlatım akışı

3:08

Başka bir deyişle,

Anlatım akışı

In other words: aynı fikri başka sözlerle ifade etmek

In other words, yeniden ifade etmeyi gösteren bir bağlayıcıdır. Ardından gelen kısmın aynı temel fikri daha açık, daha basit veya farklı bir açıdan ifade edeceğini belirtir. Fikirler arasındaki ilişkiyi düzenler: sonraki ifade, ilgisiz yeni bir nokta eklemek yerine önceki ifadeyi açıklar veya başka sözlerle anlatır.

Alıştırma

The ticket is nonrefundable. Bu fikri doğru biçimde yeniden ifade eden devam cümlesini seçin.

  1. For example, you cannot get your money back.
  2. In other words, you cannot get your money back.
  3. On the other hand, you cannot get your money back.
Cevabı göster

In other words, you cannot get your money back.

the brain seems to be tracking low-level statistical properties Kelime

3:09

beyin, başkalarının karakteriyle ilgili

Kelime

low-level statistical properties: verilerdeki temel örüntüler

Bu ifadede statistical properties, bir şeyin ne sıklıkta gerçekleştiği veya değerlerin nasıl dağıldığı gibi verilerde ölçülebilen örüntülerdir. Low-level, bir analiz sisteminde temel ya da erken aşamaya ait demektir; düşük kaliteli veya önemsiz demek değildir. Cümlede ifadenin bütünü, basit sayısal örüntüleri beynin takip edebileceği soyut bir bilgi türü altında toplar.

Alıştırma

Bu cümlede low-level statistical properties ifadesi büyük olasılıkla ne anlama geliyor?

  1. Daha aşağı bir düzeyde bulunan fiziksel nesneler
  2. Düşük kaliteli araştırma verileri
  3. Sıklık veya dağılım gibi temel ve ölçülebilir örüntüler
Cevabı göster

Sıklık veya dağılım gibi temel ve ölçülebilir örüntüler

of behavior in order to make complex decisions Dilbilgisi

3:12

karmaşık kararlar almak için

Dilbilgisi

in order to make: amacı açıkça belirtmek

In order to + fiilin yalın hâli, bir eylemin amacını belirtir. Burada in order to make complex decisions, bu kararları vermenin daha önce anlatılan eylem veya sürecin amacı olduğunu gösterir. Daha kısa olan to make de çoğu zaman aynı amacı ifade edebilir. In order to kullanmak amaç ilişkisini daha açık hâle getirir ve biraz daha resmî duyulabilir.

Alıştırma

Cümleyi öğrendiğiniz amaç ifadesiyle tamamlayın: We compared all the options ____ a careful choice.

Cevabı göster

in order to make

regarding other people's character.

3:15

davranışın düşük seviyeli istatistiksel özelliklerini takip ediyor gibi görünüyor.

It needs to decide,

3:17

Şuna karar vermesi gerekiyor:

is this person's behavior typical

3:18

Bu kişinin davranışı tipik mi,

or is it out of the ordinary? Deyimler

3:20

yoksa sıra dışı mı?

Deyimler

out of the ordinary: normal olandan farklı

Out of the ordinary, olağan dışı veya normalde gerçekleşenden farklı anlamına gelen kalıplaşmış bir deyimdir. İfadeyi ordinary denen bir şeyin dışındaki gerçek bir konum olarak değil, bir bütün olarak anlayın. Bu soruda typical ile karşıtlık kurar ve kişinin davranışının normal düzene uyup uymadığını sorar. Deyim tek başına genellikle tarafsızdır; olağan dışı şeyin iyi, kötü veya yalnızca nadir olduğunu bağlam gösterir.

Alıştırma

Cümlenin anlamı nedir? The teacher noticed nothing out of the ordinary during the test.

  1. Öğretmen sınav sırasında olağan dışı hiçbir şey fark etmedi.
  2. Öğretmen sınavı gözlemlemedi.
  3. Öğretmen sınavın olağanüstü derecede iyi olduğunu düşündü.
Cevabı göster

Öğretmen sınav sırasında olağan dışı hiçbir şey fark etmedi.

In the situation with the obnoxious football fan

3:22

İğrenç futbol taraftarının

turned Good Samaritan, Kültür

3:25

İyi Samiriyeli'ye dönüştüğü durumda,

Kültür

turned Good Samaritan: yardım eden birine dönüşmek

Kısa X turned Y yapısında turned, “Y olan” veya “Y rolünü üstlenen” anlamına gelir. an obnoxious football fan turned Good Samaritan ifadesinde Good Samaritan kişinin yeni rolüdür; turned fiziksel olarak dönmeyi anlatmaz. Good Samaritan, İncil'deki bir meselden gelir. Günümüz İngilizcesinde, çoğu zaman bir yabancı olmak üzere zor durumdaki birine gönüllü olarak yardım eden kişiyi anlatır. Bu nedenle ifade, itici davranışlardan yardımsever bir harekete doğru belirgin bir değişim sunar.

Alıştırma

an obnoxious football fan turned Good Samaritan nasıl bir kişiyi anlatır?

  1. Good Samaritan adlı bir yerden gelen futbol taraftarı
  2. bir futbol taraftarını fiziksel olarak döndüren nazik bir kişi
  3. başta itici olan, ancak sonradan ihtiyaç içindeki birine yardım eden bir futbol taraftarı
Cevabı göster

başta itici olan, ancak sonradan ihtiyaç içindeki birine yardım eden bir futbol taraftarı

your brain says,

3:26

beyniniz şöyle der:

"Well, in my experience, Ton ve niyet

3:27

"Şey, benim deneyimlerime göre,

Ton ve niyet

in my experience: kişisel deneyimi dayanak olarak belirtmek

In my experience, bir iddiayı konuşanın bizzat gördüğü veya yaptığı şeylere dayalı olarak sunar. Burada durum hakkında yeni bir olgu eklemek yerine, ardından gelen ifadenin hangi çerçevede anlaşılacağını gösterir. Bu tutum belirteci iddianın kapsamını daraltır: evrensel bir kural değil, kişisel deneyimde görülen bir örüntü sunar. Tavsiye ya da genellemelerin daha temkinli duyulmasını sağlar ve başkalarının farklı deneyimleri olabileceğine yer bırakır.

Alıştırma

Hangi cümle bir genellemeyi kişisel deneyimden çıkarılmış temkinli bir sonuç olarak sunar?

  1. Research proves that every small team communicates more quickly.
  2. In my opinion, blue is the best color.
  3. In my experience, small teams communicate more quickly.
Cevabı göster

In my experience, small teams communicate more quickly.

pretty much anyone would lend someone their umbrella. Notlar

3:29

hemen hemen herkes şemsiyesini birine ödünç verirdi.

Dilbilgisi

pretty much anyone would: yumuşatılmış genel bir beklenti

Burada pretty much “neredeyse” ya da “hemen hemen” demektir. Anyone ifadesini yumuşatır; böylece konuşan kişi ifadenin neredeyse herkes için geçerli olmasını beklerken istisnalara da yer bırakır. Would, varsayılan veya bağlamdan anlaşılan bir durumda beklenen tepkiyi anlatır: neredeyse herkesin şemsiyeyi ödünç vermesi beklenir. Tek başına eylemi geçmiş zamana yerleştirmez.

Alıştırma

Bu cümlede pretty much anyone would ne anlatıyor?

  1. Bunu yalnızca az sayıda kişi yapardı.
  2. Neredeyse herkesin bunu yapması beklenebilir, ancak istisnalar olabilir.
  3. Geçmişte istisnasız herkes bunu tekrar tekrar yaptı.
Cevabı göster

Neredeyse herkesin bunu yapması beklenebilir, ancak istisnalar olabilir.

Kalıp ifadeler

lend someone their umbrella: çift nesneli yapı

lend someone their umbrella ifadesinde lend iki nesne alır: someone alan kişidir, their umbrella ise ödünç verilen şeydir. Tekrar kullanılabilen kalıp lend + kişi + şey biçimindedir. Şeyi önce getirip to eklemek de mümkündür: lend their umbrella to someone. Bu cümlede their, ödünç veren kişi olan anyone'a gönderme yapar ve o kişinin kendi şemsiyesi anlamına gelir. Kişinin cinsiyeti bilinmediğinde veya önemli olmadığında tekil their kullanımı doğaldır.

Alıştırma

Hangi cümlede lend + kişi + şey kalıbı kullanılmıştır?

  1. Could you lend me your charger for an hour?
  2. Could you lend your charger to me for an hour?
  3. Could I borrow your charger from you for an hour?
Cevabı göster

Could you lend me your charger for an hour?

But the way this guy acted at the football game, Dilbilgisi

3:32

Ancak bu adamın futbol maçında sergilediği tutum

that was unusual.

3:34

alışılmadık bir durumdu.

Dilbilgisi

the way this guy acted: birinin davranış biçimini veya tavrını anlatmak

the way + özne + fiil, “birinin bir şeyi nasıl yaptığı veya yapmış olduğu” anlamına gelen bir isim öbeği oluşturur. Burada the way this guy acted, bu kişinin davranış biçimini belirtir; konuşmacının unusual olarak nitelediği şey bu davranışın tamamıdır. Cümle önce bu davranışı konu olarak sunar, ardından that ile ona yeniden işaret eder: the way this guy acted ..., that was unusual. Bu konu–yorum kalıbı konuşma dilinde yaygındır ve davranışı daha fazla vurgular.

Alıştırma

Parantez içindeki sözcükleri ve the way + subject + verb yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: I liked ____. (he / explained / it)

Cevabı göster

the way he explained it

And so,

3:36

İşte bu yüzden

you decide to go with your first impression."

3:37

ilk izleniminize güvenmeye karar verirsiniz."

There's a good moral in this data. Anlatım akışı

3:39

Bu verilerde çıkarılacak iyi bir ders var.

Anlatım akışı

There's a good moral in this data: akılda kalacak bir sonuç sunmak

Burada moral, kanıtlardan çıkarılabilecek bir ders veya akılda tutulacak bir sonuç anlamına gelen sayılabilir bir isimdir. a good moral ifadesindeki a tanımlığı, sözcüğün burada isim olduğunu; “doğru ve yanlışla ilgili” anlamındaki moral sıfatı olmadığını gösterir. There’s a good moral in this data bir sonuçlandırma işlevi görür: bulguları dinleyicilerin hatırlayabileceği tek bir ana fikre dönüştürür. Moral sözcüğü genellikle hikâyelerden veya deneyimlerden çıkarılan dersler için kullanıldığından, data ile kullanımı biraz mecazidir.

Alıştırma

There's a good moral in this data. burada ne anlama geliyor?

  1. Bulgular yararlı bir ders veya çıkarım sunuyor.
  2. Araştırmadaki kişilerin takım ruhu çok yüksek.
  3. Veriler etik açıdan doğru bir şekilde davrandı.
Cevabı göster

Bulgular yararlı bir ders veya çıkarım sunuyor.

Your brain,

3:41

Beyniniz

and by extension you, Anlatım akışı

3:42

ve dolayısıyla siz,

Anlatım akışı

and by extension: bir iddiayı bağlantılı bir özneye genişletmek

Your brain, and by extension you, ifadesinde bu söz öbeği bir çıkarım adımını gösterir: konuşan kişi önce beyni söyler, sonra iddiayı kişinin tamamını kapsayacak şekilde genişletir. Beyin sizin önemli bir parçanız olduğu için, beyin için geçerli olan şeyin sizin için de geçerli olduğu sunulur. Söylemi düzenleyen bir yapı olarak X and, by extension, Y, “X ve bu bağlantı yoluyla Y de” demektir. İddianın kapsamını genişletir; fiziksel bir uzamayı anlatmaz.

Alıştırma

Bir sonucu yakından bağlantılı bir gruba genişleten iki kelimelik ifadeyi yazın: The safety course protects drivers and, ____, their passengers.

Cevabı göster

by extension

might care more about the very negative Dilbilgisi

3:43

başka birinin yaptığı son derece olumlu, ahlaki şeylere kıyasla,

immoral things another person has done

3:45

yaptığı son derece olumsuz, ahlak dışı şeyleri

compared to the very positive moral things,

3:47

daha çok umursayabilirsiniz,

Dilbilgisi

might care more about A compared to B: bir karşılaştırma kalıbı

might care more about A compared to B kalıbı, A'ya B'den daha fazla dikkat, önem veya ağırlık verilebileceğini anlatır. Burada A, başka bir kişinin çok olumsuz ve ahlak dışı davranışları; B ise o kişinin çok olumlu ve ahlaki davranışlarıdır. might bunun kesinlik değil, olası bir eğilim olduğunu gösterir. more daha yüksek dereceyi belirtir, compared to ise karşılaştırma ölçütünü sunar. Karşılaştırmayı izlemek için hem A'yı hem B'yi belirleyin.

Alıştırma

Dersteki karşılaştırma kalıbının iki bölümünü kullanarak cümleyi tamamlayın: People ____ bad news ____ good news.

Cevabı göster

might care more about · compared to

but it's a direct result of the comparative rarity Notlar

3:51

ancak bu, o kötü davranışların göreceli nadirliğinin

Kelime

the comparative rarity: karşılaştırmayla değerlendirilen nadirlik

the comparative rarity ifadesinde rarity, yaygın olmama durumunu belirten isimdir. Comparative, bu değerlendirmenin başka bir grupla veya olağan bir ölçütle karşılaştırılarak yapıldığını gösterir. Bu nedenle ifade, göreli olarak daha az görülme anlamına gelir: söz konusu şey, karşılaştırma grubundakilerden daha seyrek görülür. Bu, onun mutlak anlamda son derece nadir olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Burada the comparative rarity ne anlama geliyor?

  1. Hiçbir koşulda asla görülmez.
  2. Karşılaştırıldığı şeylerden daha seyrek görülür.
  3. Karşılaştırıldığı şeylerle aynı sıklıkta görülür.
Cevabı göster

Karşılaştırıldığı şeylerden daha seyrek görülür.

of those bad behaviors.

3:54

doğrudan bir sonucudur.

Kalıp ifadeler

it's a direct result of: doğrudan bir nedeni belirtmek

it's a direct result of ... yapısı, it ile gönderme yapılan önceki durumun of sonrasındaki isim öbeği tarafından doğrudan meydana getirildiğini belirtir. Direct, neden-sonuç bağını güçlü ve aracısız olarak sunar; önemli bir ara neden vurgulanmaz. Y'nin X'i doğrudan meydana getirdiğini açıklamak için X is a direct result of Y kalıbını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi ‘doğrudan ... nedeniyle meydana gelen’ anlamındaki tam hedef ifadeyle tamamlayın: The lower error rate was ____ better training.

Cevabı göster

a direct result of

We're more used to people being basically good, Dilbilgisi

3:56

Biz insanların temelde iyi olmasına,

Dilbilgisi

be used to people being ...: bir duruma alışkın olmak

be used to yapısında used, “alışkın” anlamına gelir. To bir edattır; bu nedenle ardından bir isim veya -ing'li bir yan yapı gelebilir. Burada people being basically good, tanıdık gelen “insanların temelde iyi olması” durumunu adlandırır. More, alışkanlık derecesinin daha yüksek olduğunu gösterir. Cümle, insanların geçmişte düzenli olarak ne yaptığını değil, konuşanın neye alışkın olduğunu anlatır.

Alıştırma

“Alışkın olmak” anlamındaki vurgulanan yapıyla cümleyi tamamlayın: After six months, we're ____ working nights.

Cevabı göster

used to

like taking time to help a stranger in need. Kalıp ifadeler

3:58

örneğin ihtiyacı olan bir yabancıya yardım etmek için zaman ayırmasına daha alışkınız.

Kalıp ifadeler

taking time to help: yardım etmek için bilinçli olarak zaman ayırmak

Take time to do something, bir eyleme bilinçli olarak zaman ve dikkat ayırmak anlamına gelebilir. Bu bağlamda taking time to help, zaman ve çaba gerektirse bile yardım etmeyi anlattığı için temelde iyi olmanın bir örneğidir. Burada like bir örnek verdiği için taking, -ing biçimindedir. To help, zamanın hangi eyleme ayrıldığını gösterir.

Alıştırma

“Yardım etmek için bilinçli bir çaba göstermek” anlamındaki vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: Good neighbors ____ one another, even when they are busy.

Cevabı göster

take time to help

Kalıp ifadeler

a stranger in need: isim + in need

A stranger in need, “tanımadığınız ve o anda yardıma ihtiyaç duyan biri” demektir. Burada stranger, özellikle başka bir ülkeden gelen biri değil, tanımadığınız kişi anlamındadır. in need edat öbeği stranger sözcüğünden sonra gelir ve kişinin durumunu anlatır. Aynı “isim + in need” kalıbı, tam olarak hangi yardımın gerektiğini belirtmeden başka bir kişiyi veya grubu da anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi “yardıma ihtiyacı olan” anlamındaki iki sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: The food bank supports local families ____.

Cevabı göster

in need

In this context, Anlatım akışı

4:01

Bu bağlamda,

Anlatım akışı

In this context: bir ifadenin kapsamını sınırlama

In this context, ardından gelen ifadenin kapsamını sınırlar. Dinleyiciye bu ifadeyi her yerde geçerli bir kural olarak değil, şu anda konuşulan konu veya koşullar içinde anlaması gerektiğini bildirir. Cümle başında bir söylem işaretleyicisi olarak çalışır: daha önce ortaya konmuş bir duruma gönderme yaparak sıradaki bilgi için bir çerçeve kurar.

Alıştırma

Bir ifadenin başındaki In this context esas olarak neyi gösterir?

  1. Konuşan kişi konuyu bırakıp ilgisiz bir konuya başlıyor.
  2. İfade, şu anda konuşulan durum için geçerlidir.
  3. İfade, mümkün olan her durumda doğrudur.
Cevabı göster

İfade, şu anda konuşulan durum için geçerlidir.

bad might be stronger than good,

4:02

kötü, iyiden daha güçlü olabilir,

but only because good is more plentiful. Notlar

4:04

ancak bunun tek nedeni iyinin daha bol olmasıdır.

Anlatım akışı

but only because: bir iddiayı tek bir nedenle sınırlamak

“But only because”, bir iddiayı ardından gelen düzeltmeyle bağlar. But, ilk düşüncenin sınırlandırılması gerektiğini; only ise açıklamanın sonra gelen nedenle sınırlı olduğunu gösterir. Bu cümlede kötünün iyiden daha güçlü olabileceği iddiası genel bir gerçek olarak sunulmaz. Konuşan kişi, bunun tek bir özel nedenle geçerli olduğunu söyler: iyi daha boldur. Bu neden değişirse önceki iddia da otomatik olarak geçerli kalmaz.

Alıştırma

But only because bu cümlede ne işe yarar?

  1. Kötünün her durumda daha güçlü olduğunu söyler.
  2. Önceki iddiayı ardından gelen özel nedenle sınırlar.
  3. Sonraki nedenin önceki iddiayla ilgisiz olduğunu söyler.
Cevabı göster

Önceki iddiayı ardından gelen özel nedenle sınırlar.

Kelime

good is more plentiful: var olan miktarı karşılaştırmak

Burada good, iyi şeyleri veya davranışları ifade eden soyut bir isim olarak kullanılır; plentiful ise “büyük miktarda var olan veya bulunabilen” anlamına gelir. Cümle, kötünün örneklerinden daha fazla iyilik örneği bulunduğunu söyler. More plentiful karşılaştırma biçimidir: more miktar karşılaştırması yapar. İfadenin konusu ne kadar iyilik bulunduğudur; iyinin nitelik bakımından daha iyi veya daha güçlü olması değildir.

Alıştırma

Cümleyi “büyük miktarda bulunabilen” anlamındaki hedef sıfatla tamamlayın: Fresh water is ____ in this region.

Cevabı göster

plentiful

Think about the last time you judged someone Anlatım akışı

4:07

Birini davranışlarına dayanarak

Anlatım akışı

Think about the last time ...: düşünmeye yönelten bir kalıp

Think about the last time ... dinleyiciyi yakın zamandaki kişisel bir deneyimini hatırlamaya davet eden emir biçiminde bir kalıptır. Burada the last time “en son yaşanan durum” demektir; ardından gelen yan cümle o durumda ne olduğunu belirtir. Bir konuşma veya tartışmada bu kalıp, dinleyiciyi genel bir düşünceden kendi deneyimi üzerine düşünmeye yöneltir. Sert bir emirden çok düşünme daveti gibi duyulur.

Alıştırma

Düşünmeye yönelten ifadeyi dersteki dört kelimelik kalıpla tamamlayın: ____ you changed your mind after hearing new evidence.

Cevabı göster

Think about the last time

based on their behavior,

4:09

yargıladığınız son seferi düşünün,

especially a time when you really feel like

4:10

özellikle de biri hakkındaki fikrinizi

you changed your mind about someone.

4:12

gerçekten değiştirdiğinizi hissettiğiniz bir zamanı.

Was the behavior that caused you to update your impression Kalıp ifadeler

4:14

İzleniminizi güncellemenize neden olan davranış,

Kalıp ifadeler

caused you to update your impression: cause + kişi + to + fiil

Bu ifade cause + person + to + fiilin yalın hâli yapısını kullanır: davranış, düşündüğünüz şeyde bir değişiklik oluşturmuştur. Caused sözcüğünden sonra nesne olan you, ardından da to’lu mastar to update gelir. Update your impression, yeni bilgi aldıktan sonra mevcut görüşünüzü yeniden değerlendirmek demektir. İzlenim daha iyi, daha kötü veya yalnızca daha doğru hâle gelebilir; update mutlaka tamamen tersine çevirmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi cause + person + to + verb yapısı ve update my impression eşdizimiyle tamamlayın: The new evidence ____ my impression of the coach.

Cevabı göster

caused me to update

something you'd expect anyone to do, Dilbilgisi

4:17

herhangi birinden yapmasını bekleyeceğiniz bir şey miydi,

Dilbilgisi

you'd expect anyone to do: genel bir beklentiyi ifade etmek

you'd expect anyone to do ifadesinde you'd, you would kısaltmasıdır. Buradaki would, sözü normal veya makul bir beklenti olarak sunar: genel ölçülere göre bu, herhangi bir kişiden beklenebilecek türde bir davranıştır. Geçmişten bakılan gelecekteki bir olayı anlatmaz. Yapı expect + kişi + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Anyone belirli bir kişiyi seçmez; do ise daha önce sözü edilen eylemin yerini tutar. İfade bütünüyle bu eylemi özel değil, sıradan bir davranış olarak gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede you'd expect anyone to do ne anlama gelir?

  1. Her kişinin bu eylemi kesinlikle tamamlamış olduğunu söyler.
  2. Geçmişte belirli bir kişinin yaptığı bir planı anlatır.
  3. Herhangi bir kişiden makul biçimde beklenebilecek normal bir davranışı anlatır.
Cevabı göster

Herhangi bir kişiden makul biçimde beklenebilecek normal bir davranışı anlatır.

or was it something totally out of the ordinary?

4:19

yoksa tamamen sıra dışı bir şey miydi?