En İyi 10 Gerçek - Küfür Etmek: İngilizce çalışma notları

LEMMiNO

Öğrenme zorluğu
799 kelime 182 kel/dk

Video özeti: küfür, ağrı, sözcük kökenleri, çizgi romanlar, el hareketleri, sosyal işlevler ve kaba bir kapanış. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. for as long as they could. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: katılımcıların dayanabildiği en uzun süreyi belirtir ve kişinin sınırına dek süren eylemleri anlatır. 2. grawlix. — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: çizgi romanlarda küfrün yerini alan simgelerin adıdır; sansürlü kaba dili tanıyıp açıklamayı sağlar. 3. don't have any fucks to give. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: bütünüyle umursamazlığı son derece kaba bir dille bildirir; kapanış şakasını anlamayı ve kibar ya da profesyonel ortamlarda bu ifadeden kaçınmayı sağlar.

Bu derste

Most children learn to swear before they can even recite the alphabet.

0:20

Çoğu çocuk, alfabeyi saymayı bile öğrenmeden önce küfretmeyi öğrenir.

Usually, a child knows at least one swear word by the age of two.

0:24

Genellikle bir çocuk iki yaşına geldiğinde en az bir küfür bilir.

On average, typical speakers roughly use about 15,000 words per day. Dilbilgisi

0:31

Ortalama olarak, sıradan konuşmacılar günde kabaca 15.000 kelime kullanır.

Dilbilgisi

roughly use about: tek bir yaklaşıklık ifadesi seçmek

Bu cümlede roughly ve about, 15,000 sayısının bir tahmin olduğunu belirtir. İkisini aynı sayı için kullanmak doğaçlama konuşmada anlaşılır, ancak aynı işlevi tekrarlar. Açık bir anlatım için tek bir yaklaşıklık ifadesi bırakın ve onu doğrudan sayının önüne yerleştirin: typical speakers use about 15,000 words per day veya typical speakers use roughly 15,000 words per day. roughly ... about yapısını sabit bir ikili olarak öğrenmeyin.

Alıştırma

Tahmini en açık ve öz biçimde veren cümle hangisidir?

  1. Typical speakers roughly use about 15,000 words per day.
  2. Typical speakers use about 15,000 words per day.
  3. Typical speakers use exactly about 15,000 words per day.
Cevabı göster

Typical speakers use about 15,000 words per day.

About 75 of those words are swear words.

0:36

Bu kelimelerin yaklaşık 75'i küfürdür.

For comparison, that's about the same amount as words like we and our.

0:39

Karşılaştırma yapmak gerekirse, bu "we" ve "our" gibi kelimelerle yaklaşık olarak aynı miktardır.

Keep in mind, though, that these numbers can differ greatly between individuals Anlatım akışı

0:44

Ancak unutmayın ki bu rakamlar bireyler arasında büyük ölçüde farklılık gösterebilir,

Anlatım akışı

Keep in mind, though, that: karşıt bir çekince eklemek

Keep in mind ... that kalıbı, dinleyiciye sonraki yan cümlenin hatırlanması gereken önemli bir bilgi olduğunu söyler. Burada that ile başlayan yan cümle, daha önceki sayısal genellemeye bir sınır ekler. Though ara sözdür: önceki iddiaya geri gönderme yapar ve “az önce söylenene rağmen” ya da “ancak” anlamını verir. Virgüller, bunun Keep in mind that yapısının içine yerleştirildiğini gösterir; though that tek bir bağlaç değildir.

Alıştırma

Genel bir iddiadan sonra Keep in mind, though, that ... dinleyiciye ne anlatır?

  1. İddiayla bağlantısı olmayan ilgisiz bir örnek verir.
  2. İddiayla karşıtlık kuran önemli bir sınırlama ekler.
  3. Sonraki yan cümleye dikkat etme gereğini ortadan kaldırır.
Cevabı göster

İddiayla karşıtlık kuran önemli bir sınırlama ekler.

depending on age,

0:48

yaşa,

nationality, occupation, and so on.

0:49

uyruğa, mesleğe vb. bağlı olarak.

When you hurt yourself, swearing can actually help ease the pain. Kalıp ifadeler

0:54

Kendinizi incittiğinizde, küfretmek aslında acıyı hafifletmeye yardımcı olabilir.

Kalıp ifadeler

ease the pain: acıyı hafifletmek

Bu cümlede ease the pain, “acıyı daha az şiddetli hâle getirmek” anlamına gelir. Ease rahatlama bildirir; acının tamamen ortadan kalktığını göstermez. Bu ifade fiziksel acıyı, daha geniş bağlamlarda ise duygusal sıkıntıyı anlatabilir. Altta yatan nedeni tedavi etmekten çok kişinin hissettiği acıyı azaltmaya odaklanır.

Alıştırma

Hangi cümle acının tamamen kaybolacağını vaat etmeden daha az şiddetli hâle gelebileceğini söylüyor?

  1. A cold pack can ease the pain after a minor sprain.
  2. The treatment will eliminate the pain completely.
  3. The runner ignored the pain and kept going.
Cevabı göster

A cold pack can ease the pain after a minor sprain.

A study was done where people were told to hold their hand in ice cold water for as long as they could. Dilbilgisi

0:58

İnsanlara ellerini yapabildikleri kadar uzun süre buzlu suda tutmalarının söylendiği bir çalışma yapıldı.

Dilbilgisi

for as long as they could: yeteneğe bağlı bir zaman sınırı

Bu cümlede for as long as they could, eylemin her katılımcının dayanabildiği en uzun süreye kadar devam ettiğini belirtir. Süre, önceden belirlenmiş bir saniye sayısına göre değil, kişinin kapasitesine göre belirlenir. Yeniden kullanılabilen kalıp for as long as + özne + can/could şeklindedir. Önceki eylem açıksa can/could sonrasındaki ana fiil söylenmeden anlaşılabilir. Burada they could, they could keep their hand in the water anlamındadır.

Alıştırma

“The hikers walked for as long as they could” cümlesinde for as long as they could ne anlama gelir?

  1. Yalnızca biri izin verirse yürüdüler.
  2. Önceden seçilmiş sabit bir süre boyunca yürüdüler.
  3. Yürüyebildikleri en uzun süre boyunca yürüdüler.
Cevabı göster

Yürüyebildikleri en uzun süre boyunca yürüdüler.

One group was allowed to use one swear word of their choice during the test, Kalıp ifadeler

1:04

Bir grubun test sırasında istedikleri bir küfrü kullanmalarına izin verilirken,

Kalıp ifadeler

of their choice: kendi seçtikleri

Of their choice bir isimden sonra gelir ve ilgili kişilerin o ismin ifade ettiği şeyi özgürce seçebildiğini belirtir: one swear word of their choice, katılımcıların kendilerinin seçtiği bir küfür sözcüğü demektir. İyelik belirleyicisi seçen kişiye göre değişir: of my choice, of your choice veya of our choice. Burada their, seçimi kimin yaptığını gösterir; bu kişilerin sözcüğe zaten sahip olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi of + iyelik belirleyicisi + choice yapısıyla tamamlayın: Each winner may select one book ____.

Cevabı göster

of their choice

while the other group could only use a non-obscene control word given to them by the researchers. Kelime

1:08

diğer grubun yalnızca araştırmacılar tarafından onlara verilen müstehcen olmayan bir kontrol kelimesini kullanmasına izin verildi.

Kelime

non-obscene control word: müstehcen olmayan kontrol sözcüğü

Bu isim öbeğinde ana isim word sözcüğüdür. Non-obscene, sözcüğün kaba veya cinsel açıdan rahatsız edici olmadığını; control ise deneyde karşılaştırma öğesi olduğunu belirtir. Bu nedenle non-obscene control word, araştırmacılara bir küfür sözcüğüyle karşılaştırabilecekleri nötr bir temel sağlar. Control, sözcüğün katılımcıları kontrol ettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Küfür ile nötr dili karşılaştıran bir deneyde non-obscene control word nedir?

  1. Araştırmacıların kaydetmeyi unuttuğu saldırgan bir sözcük
  2. Katılımcıları kontrol etmek için kullanılan gizli bir sözcük
  3. Karşılaştırma öğesi olarak kullanılan nötr bir sözcük
Cevabı göster

Karşılaştırma öğesi olarak kullanılan nötr bir sözcük

The study showed that 73% of the participants

1:13

Çalışma, katılımcıların %73'ünün

kept their hand in the water longer if they were allowed to swear.

1:16

küfretmelerine izin verilirse ellerini suda daha uzun süre tuttuklarını gösterdi.

On average, the swearing group lasted about 30 to 40 seconds longer in the freezing water.

1:19

Ortalama olarak, küfreden grup dondurucu suda yaklaşık 30 ila 40 saniye daha fazla dayandı.

A lot of popular swear words have been around for more than a millennia. Notlar

1:26

Popüler olan birçok küfür bin yıldan uzun süredir kullanılıyor.

Kalıp ifadeler

have been around for: varlığını sürdürmek

Bu cümlede have been around for, “bir süredir var olmak” anlamındadır. Present perfect yapısındaki have been, geçmişte başlayan varlığı bugünle ilişkilendirir; for ise süreyi belirtir. Bu yapıyı sözcüklerin, ürünlerin, kuralların veya fikirlerin ne kadar zamandır var olduğunu söylemek için kullanabilirsiniz. Çoğul özneler have been around for, tekil özneler ise has been around for alır. Buradaki around, fiziksel olarak “yakında” anlamına gelmez.

Alıştırma

'be around for' ifadesinin doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: This neighborhood bookstore ____ over thirty years.

Cevabı göster

has been around for

Dilbilgisi

more than a millennia değil, more than a millennium

Orijinal cümlede tekillik-çoğulluk uyumu hatası vardır. Millennium tekildir ve 1.000 yıllık bir dönemi ifade eder; millennia ise onun yaygın düzensiz çoğuludur. a tekil bir ismi belirttiği için more than a millennia standart değildir. More than a millennium veya more than one millennium deyin. Birden fazla bin yıllık dönemden söz ederken two millennia veya many millennia gibi biçimler kullanın.

Alıştırma

Cümleyi millennium sözcüğünün standart tekil biçimiyle tamamlayın: The custom has existed for more than a ____.

Cevabı göster

millennium

For example, the word shit dates back to early 6th century Öbek fiiller

1:30

Örneğin, "shit" kelimesi 6. yüzyılın başlarına,

Öbek fiiller

dates back to + başlangıç zamanı

Bu cümlede dates back to, kelimenin geçmişinin 6. yüzyılın başlarına kadar “uzandığını” veya kökeninin o döneme “dayandığını” anlatır. Kelimenin kayıtlı tarihinin başlangıcını o zamana yerleştirir. Yapı, özne + date back to + belirli bir zaman noktası biçimindedir. Burada tekil özne the word olduğu için fiil -s alarak dates olur; to sonrasındaki zaman başlangıç noktasını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi date back to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: This temple ____ the twelfth century.

Cevabı göster

dates back to

from a period in English history called Anglo-Saxon. Kültür

1:34

İngiliz tarihinin Anglo-Sakson olarak adlandırılan dönemine kadar uzanır.

Kültür

Tarihî bir terim olarak Anglo-Saxon

Burada Anglo-Saxon, 1066’daki Norman Fethi’nden önce İngiltere’nin erken Orta Çağ dönemini belirten tarihî bir terimdir. Kelimenin erken tarihini doğru döneme yerleştirmek için gereken arka planı sağlar. Bu terim, o dönemin halkları ve kültürüyle bağlantılıdır. Dönemin dili genellikle Old English olarak adlandırılır; dolayısıyla Anglo-Saxon, modern English dilinin veya günümüzdeki bir ülkenin başka bir adı değildir.

Alıştırma

Hangi ifade Anglo-Saxon terimini altyazıyla aynı tarihî anlamda kullanıyor?

  1. İngiltere’nin erken Orta Çağ dönemini ve kültürünü adlandırır.
  2. Modern İngilizce dilinin başka bir adıdır.
  3. Günümüzdeki bir ülkenin resmî adıdır.
Cevabı göster

İngiltere’nin erken Orta Çağ dönemini ve kültürünü adlandırır.

Other words such as ass and fart can also be traced back to this time period.

1:37

"ass" ve "fart" gibi diğer kelimelerin de izleri bu döneme kadar sürülebilir.

However, back then these words weren't considered as impolite as they are now. Dilbilgisi

1:42

Ancak, o zamanlar bu kelimeler günümüzdeki kadar kaba sayılmıyordu.

Dilbilgisi

weren't ... as impolite as: daha düşük dereceyi karşılaştırma

weren't considered as impolite as they are now ifadesindeki olumsuz karşılaştırma, not as + sıfat + as yapısını izler. Bu yapı, o zamanlar bu kelimelere yüklenen kabalık derecesinin şimdikinden daha düşük olduğunu anlatır. Olumsuzluk yalnızca sıfata değil, karşılaştırmaya uygulanır. Cümle, kelimelerin eskiden kibar olduğunu söylemez; yine kaba olabilirlerdi, ancak kabalık dereceleri daha düşüktü.

Alıştırma

not as ... as karşılaştırmasını tamamlamak için isn't kısaltmasını ve expensive sıfatını kullanın: The basic plan ____ the premium plan.

Cevabı göster

isn't as expensive as

Surprisingly, the ever so versatile word fuck has quite an obscure etymology. Notlar

1:46

Şaşırtıcı bir şekilde, son derece çok yönlü bir kelime olan "fuck", oldukça belirsiz bir etimolojiye sahiptir.

Kalıp ifadeler

ever so versatile: etkileyici vurgu

ever so versatile ifadesinde ever so, çok veya son derece anlamına gelen bir derece artırıcıdır. versatile sıfatını niteler; dolayısıyla ifade, kelimenin birçok farklı biçimde kullanılabildiğini anlatır. Buradaki ever zamana gönderme yapmaz ve always anlamına gelmez. İfade, vurguya canlı ve hafifçe şakacı bir ton katar.

Alıştırma

Bu açıklamadaki very anlamına gelen iki sözcüklü derece artırıcıyla cümleyi tamamlayın: The receptionist was ____ helpful when I called.

Cevabı göster

ever so

Kelime

obscure etymology: izi sürülmesi zor bir köken

obscure etymology ifadesinde obscure, kökenin yeterince belgelenmediği veya belirlenmesinin zor olduğu anlamına gelir. Kelimenin kendisinin nadir olduğu anlamına gelmez. Etymology, bir kelimenin kökeni ve tarihsel gelişimidir. Dolayısıyla bu ifade, mevcut kanıtların kelimenin nereden geldiğine dair açık ve kesin bir açıklama sunmadığını belirtir.

Alıştırma

Bir sözlük notunda 'This word has an obscure etymology' ifadesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Kelime nadirdir ve neredeyse hiç kimse kullanmaz.
  2. Uzmanlar köken konusunda hemfikirdir, ancak yazımı sıra dışıdır.
  3. Mevcut kanıtlara göre kelimenin kökenini belirlemek zordur.
Cevabı göster

Mevcut kanıtlara göre kelimenin kökenini belirlemek zordur.

The most probable origin for the word comes from Germanic, Norwegian, and Swedish languages,

1:51

Kelimenin en olası kökeni Cermen, Norveç ve İsveç dillerinden gelir,

deriving from words such as the ones displayed.

1:56

ekranda gösterilenler gibi kelimelerden türemiştir.

And I'm not going to try and pronounce them because you all know what happened in the last video Kelime

2:00

Ve onları telaffuz etmeye çalışmayacağım çünkü önceki videoda ne olduğunu hepiniz biliyorsunuz

Kelime

try and pronounce: try to pronounce ifadesinin günlük biçimi

Burada try and pronounce, try to pronounce anlamına gelir. Konuşmacı and ile bağlanan iki ayrı eylemden değil, yapılmaya çalışılan tek bir eylemden söz eder. Günlük konuşmada try and + fiilin yalın hâli çoğu zaman “bir şeyi yapmak için çaba göstermek” anlamına gelen tek bir kalıp gibi işlev görür.

Alıştırma

Hangi cümle try and + fiil yapısını “bir şeyi yapmak için çaba göstermek” anlamında doğal biçimde kullanır?

  1. I'll try pronouncing every name to test the microphone.
  2. I'll try and pronounce every name carefully.
  3. I tried and pronounce every name carefully.
Cevabı göster

I'll try and pronounce every name carefully.

when I mispronounced shakt,

2:03

"shakt" kelimesini yanlış telaffuz ettiğimde,

I mean kakt.

2:05

yani "kakt" demek istiyorum.

Men and women have different habits when it comes to swearing. Kalıp ifadeler

2:08

Erkeklerin ve kadınların küfretme konusunda farklı alışkanlıkları vardır.

Kalıp ifadeler

when it comes to: konuyu belirli bir alanla sınırlamak

when it comes to, konuşulan belirli alanı veya yönü tanıtır. Bu cümlede erkeklerle kadınlar arasındaki genel karşılaştırmayı küfür etme alışkanlıklarıyla sınırlar. Buradaki to bir edattır; bu nedenle ardından genellikle isim, zamir veya -ing biçimi gelir: when it comes to money, when it comes to us, when it comes to choosing. Belirli bir konuya geçmek veya yalnızca o yönü değerlendirmek için bu ifadeyi kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi “bu belirli alan söz konusu olduğunda” anlamındaki kalıpla tamamlayın: Our team is very careful ____ online privacy.

Cevabı göster

when it comes to

For example, men most commonly use the words fuck, shit, and motherfucker,

2:11

Örneğin, erkekler en sık "fuck", "shit" ve "motherfucker" kelimelerini kullanırken,

while women usually prefer the words bitch, piss, and retard. Kelime

2:16

kadınlar genellikle "bitch", "piss" ve "retard" kelimelerini tercih eder.

Kelime

retard: ağır derecede aşağılayıcı bir hakaret

Bu cümlede retard bir küfür olarak listelenmiştir. Bir kişiyi belirten isim olarak ya da “aptal” anlamında genel bir hakaret olarak kullanıldığında, engellilere yönelik son derece saldırgan ve ayrımcı bir aşağılamadır. Cümle, bir ankette bulunan sözcükleri aktarır; bu sözcüğün kullanılmasını önermez. Saygılı modern İngilizcede ilgili durumu yalnızca gerektiğinde person with an intellectual disability gibi doğru bir ifadeyle belirtin. Aşağılamayı eski veya düşmanca konuşmalarda tanıyın, ancak insanları etiketlemek ya da aşağılamak için kullanmayın.

Alıştırma

Bu kullanımı değerlendirin: Bir arkadaş küçük bir hata yapıyor ve biri ona a retard diyor.

  1. Uygun değildir; saldırgan bir aşağılamayı hakaret olarak kullanır
  2. Gündelik konuşmada uygundur
Cevabı göster

Uygun değildir; saldırgan bir aşağılamayı hakaret olarak kullanır

Men usually swear more often than women,

2:20

Erkekler genellikle kadınlardan daha sık küfreder,

but reduce the use of profanity when women are around.

2:22

ancak etrafta kadınlar olduğunda küfürlü sözcük kullanımını azaltırlar.

Women, however, seem to swear more when men are around.

2:26

Kadınlar ise etrafta erkekler olduğunda daha fazla küfrediyor gibi görünmektedir.

But the real difference lies with age, Dilbilgisi

2:29

Ancak asıl fark yaşta yatmaktadır,

Dilbilgisi

The difference lies in age: lie in ile lie with arasındaki fark

Burada kastedilen, gerçek farkı açıklayan etkenin yaş olduğudur. Başka durumlarda da kullanılabilecek standart ifade The real difference lies in age biçimidir; lie in, bir şeyde bulunmak veya kaynağı orada olmak anlamına gelir. Lie with ise normalde sorumluluğun, yetkinin veya bir kararın bir kişi ya da gruba ait olduğunu belirtir. Yaş, sorumluluk taşıyan bir taraf değil bir etken olduğu için lies with age bu cümlede anlaşılabilir, ancak örnek alınması gereken olağan kullanım değildir.

Alıştırma

Cümleyi lie fiilinin standart biçimiyle tamamlayın: The biggest difference ____ the amount of support each team received.

Cevabı göster

lies in

where it peaks during the teenage years and then declines thereafter. Kelime

2:31

ergenlik yıllarında zirveye ulaşır ve daha sonra azalır.

Kelime

peaks during ... declines thereafter: zirveye ulaşıp sonra düşmek

Peaks during, bir şeyin belirli bir dönem içinde en yüksek seviyesine ulaştığını belirtir; burada bu dönem ergenlik yıllarıdır. Bu yapıda peak geçişsiz bir fiildir, dolayısıyla doğrudan nesne almaz. Declines thereafter bir sonraki aşamayı anlatır: seviye o dönemden sonra düşer. Thereafter, az önce belirtilen zamana gönderme yapar ve o noktadan sonra anlamına gelerek sıralamayı açıkça gösterir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki eğilim ifadesiyle tamamlayın: Demand for heaters ____ the coldest months and ____.

Cevabı göster

peaks during · declines thereafter

In comics and other types of text,

2:37

Çizgi romanlarda ve diğer metin türlerinde,

you can often see a cluster of symbols to substitute for profanity. Kalıp ifadeler

2:39

küfür yerine genellikle bir dizi sembol kümesi görebilirsiniz.

Kalıp ifadeler

substitute for: yerine geçilen şeyi göstermek

A substitutes for B kalıbında A, B'nin yerini alır. for edatı, kullanılmayan kişi ya da şey olan B'yi tanıtır. Bu cümlede sembol kümesi A, küfür ise B'dir: semboller yazılı küfrün yerine görünür. Aynı kalıp kişiler, malzemeler, sözcükler veya çözümler için de kullanılabilir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi bu dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: When the lead actor became ill, an understudy had to ____ her.

Cevabı göster

substitute for

These things actually have a name of their own.

2:43

Bu şeylerin aslında kendilerine ait bir adı vardır.

It's called a grawlix. Kültür

2:46

Buna "grawlix" denir.

Kültür

grawlix: küfür yerine kullanılan sembol dizisi

Grawlix; çoğunlukla #, @, ! veya * gibi karakterlerden oluşan ve çizgi romanlarda ya da diğer medyalarda gizlenmiş bir küfrü temsil etmek için kullanılan sembol dizisinin tamamıdır. Bu sözcük tek bir noktalama işaretini değil, bir anlatım aracı olarak sembol grubunu adlandırır. Terimi tanımak, küfürlerin görsel olarak nasıl sansürlendiğine dair açıklamaları anlamayı kolaylaştırır.

Alıştırma

Hangi açıklama grawlix terimini doğru tanımlar?

  1. Yazılı küfrün yerine kullanılan bir sembol dizisi
  2. Bir karakterin düşüncelerini gösteren bir konuşma balonu
  3. Sabit bir adı olan tek bir noktalama işareti
Cevabı göster

Yazılı küfrün yerine kullanılan bir sembol dizisi

Some of you might be wondering why I'm not using the word cursing or cussing. Anlatım akışı

2:52

Bazılarınız neden "cursing" veya "cussing" kelimelerini kullanmadığımı merak ediyor olabilirsiniz.

Anlatım akışı

Dinleyici odaklı geçiş olarak Some of you might be wondering why

Some of you might be wondering why kalıbı, dinleyicilerin aklında zaten oluşmuş olabilecek bir soruyu önceden dile getirir. Some of you grubun yalnızca bir bölümüne seslenir; might be wondering ise bu düşünceyi kesin bir gerçek olarak değil, nazik bir olasılık olarak sunar. Ardından gelen why yan cümlesi beklenen soruyu açıklar ve cevaba yumuşak bir geçiş sağlar. Bu kalıp konuşmalarda, derslerde ve açıklamalarda olası bir soruyu önce dile getirip ardından açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

İngilizce cümleyi dersteki dinleyici odaklı geçiş ifadesiyle tamamlayın: At this point, ____ the schedule changed.

Cevabı göster

some of you might be wondering why

Well, that's because cursing actually has a slightly different meaning than that of swearing. Dilbilgisi

2:56

Bunun nedeni, "cursing" kelimesinin aslında "swearing"den biraz farklı bir anlama sahip olmasıdır.

Dilbilgisi

that of: tekrarlanan tekil bir ismin yerine kullanma

Burada that, tekil isim meaning yerine kullanılır. Dolayısıyla that of swearing, the meaning of swearing demektir; cursing kavramının tamamına gönderme yapmaz. Bu isim ikamesi karşılaştırmayı paralel tutar: cursing sözcüğünün anlamı, swearing sözcüğünün anlamıyla karşılaştırılır. Yeniden kullanılabilir kalıp X has a different N than that of Y biçimindedir; burada that, tekrarlanacak tekil N isminin yerini alır.

Alıştırma

cost sözcüğünü tekrarlamamak için tekil isim ikamesini kullanın: The cost of this plan is lower than ____ the old plan.

Cevabı göster

that of

Cursing literally means to curse someone. Kelime

3:01

"Cursing", kelimenin tam anlamıyla birini lanetlemek anlamına gelir.

Kelime

curse someone ile swear arasındaki fark

Bu cümlede curse someone yapısındaki curse geçişli bir fiildir; someone, lanetin yöneltildiği kişidir. İfade, o kişinin zarar görmesini veya başına kötülük gelmesini dilemek ya da böyle bir şeyi çağırmak anlamına gelir ve çoğu zaman doğaüstü veya dramatik bir ton taşır. Dolayısıyla burada odak, sözlerin yalnızca kaba ya da saldırgan olması değil, o kişiye ne yapmasının amaçlandığıdır.

Alıştırma

Hangi cümle, birinin Elena’nın başına kötülük gelmesini dilediği veya çağırdığı anlamına gelir?

  1. The witch swore that Elena was telling the truth.
  2. The witch swore at Elena.
  3. The witch cursed Elena.
Cevabı göster

The witch cursed Elena.

Phrases such as goddamn it and may the devil take you would fall under this category. Kalıp ifadeler

3:04

"goddamn it" ve "may the devil take you" gibi ifadeler bu kategoriye girer.

Kalıp ifadeler

fall under this category: soyut sınıflandırma

fall under this category ifadesinde fall under bir sınıflandırma ifadesidir. Bir kategoriye “dâhil olmak” veya “o kategorinin parçası olarak sınıflandırılmak” anlamına gelir; fiziksel bir düşme yoktur. this category, daha önce konuşulmakta olan kategoriye gönderme yapar. Yeniden kullanılabilecek yapı özne + fall under + kategori, başlık veya sorumluluk alanı şeklindedir. Bir tanım ya da düzenli sistem, bir şeyin nereye ait olduğunu belirlediğinde yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede fall under, “bir grubun parçası olarak sınıflandırılmak” anlamında kullanılmıştır?

  1. The temperature fell under ten degrees.
  2. The coin fell under the sofa.
  3. Online subscriptions fall under the software expense category.
Cevabı göster

Online subscriptions fall under the software expense category.

While swearing more or less means to use profane or indecent language Ton ve niyet

3:09

"Swearing" ise az çok küfürlü veya uygunsuz bir dil kullanmak anlamına gelirken,

Ton ve niyet

more or less means: yaklaşık bir tanım vermek

more or less means ifadesinde more or less, 'kabaca' veya 'genel olarak' anlamına gelir. Tanımı yumuşatır: konuşan kişi, tanımın her ayrıntıyı veya istisnayı kapsadığını ileri sürmeden temel fikri verir. Burada daha büyük veya daha küçük bir miktardan söz edilmez. Yeniden kullanılabilen kalıp X more or less means Y şeklindedir. Basit bir tanım konuşma için yeterince doğru olduğunda ancak bütünüyle kesin olmadığında kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede more or less means, derece veya miktardan söz etmek yerine yaklaşık bir tanım vermek için kullanılmıştır?

  1. You can add more or less salt to suit your taste.
  2. The tank is more or less full.
  3. Here, 'casual' more or less means relaxed and informal.
Cevabı göster

Here, 'casual' more or less means relaxed and informal.

such as shit, fuck, bitch, and most of the other words used as swear words.

3:13

"shit", "fuck", "bitch" ve küfür olarak kullanılan diğer çoğu kelime gibi.

And if you don't want to use the words cussing, cursing, or swearing,

3:18

Ve "cussing", "cursing" veya "swearing" kelimelerini kullanmak istemiyorsanız,

there's also obscenity, profanity, blasphemy, vulgarism, expletive,

3:21

obscenity, profanity, blasphemy, vulgarism, expletive,

and bad, adult, foul, offensive, abusive, rude, and uncivil language.

3:27

ve bad, adult, foul, offensive, abusive, rude, uncivil language kelimeleri de vardır.

The gesture of holding up your middle finger has been used as an insult from as far back as the first century. Notlar

3:35

Orta parmağınızı havaya kaldırma hareketi, birinci yüzyıl kadar eski bir zamandan beri hakaret olarak kullanılmaktadır.

Kültür

holding up your middle finger: hakaret içeren bir hareket

Bu cümlede holding up your middle finger, orta parmağı birine doğru uzatma şeklindeki yerleşik hareketin adıdır. İfade, eylemin adı olarak görev yapan bir ulaç yan cümlesidir. Birçok Batı ve İngilizce konuşulan kültürel bağlamda bu hareket, küçümseme, öfke veya meydan okuma ifade eden güçlü ve çoğu zaman müstehcen bir hakarettir. Anlamı yalnızca fiziksel hareketten değil, toplumsal uzlaşıdan gelir ve kültürel yorumlar değişebilir.

Alıştırma

Doğru mu, yanlış mı? İngilizce konuşulan bir iş yerinde bir iş arkadaşına holding up your middle finger yapmak normalde yukarıyı zararsızca işaret etmenin bir yoludur.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

Kalıp ifadeler

as far back as: dikkat çekici derecede eski bir tarihe uzanmak

Bu cümlede as far back as, geçmişte çok eski bir noktayı belirtir. Birinci yüzyıl, bu hareketin kullanıldığına dair şaşırtıcı derecede eski bir kanıt olarak sunulur; fiziksel olarak uzak bir yerden söz edilmez. Bir tarihin, anının, kanıtın veya kaydın geçmişte ne kadar eskiye uzandığını vurgulamak için as far back as ifadesini geçmiş bir tarih ya da dönemden önce kullanın. Bu ifade tek başına bir şeyin tam o tarihte başladığını kanıtlamaz.

Alıştırma

'The town has records from as far back as 1750.' cümlesinde as far back as ne anlatır?

  1. Kayıtlar geçmişte dikkat çekici derecede eski bir noktaya kadar uzanıyor.
  2. Kayıtlar kasabadan uzakta saklanıyor.
  3. Kayıtlar tam 1.750 yıl önce başladı.
Cevabı göster

Kayıtlar geçmişte dikkat çekici derecede eski bir noktaya kadar uzanıyor.

It originated in ancient Greece,

3:41

Antik Yunanistan'da ortaya çıkmıştır,

where the gesture was used in a manner meant to degrade, intimidate, and threaten the individual receiving it.

3:43

bu hareket o dönemde, hareketi alan kişiyi aşağılamak, sindirmek ve tehdit etmek amacıyla kullanılmıştır.

Much like how we still use it today.

3:48

Bugün hala kullandığımız şekline çok benzemektedir.

Back then, the gesture was known as katapugon

3:51

O zamanlar bu hareket "katapugon" olarak biliniyordu

and literally means rump or buttocks.

3:54

ve kelimenin tam anlamıyla sağrı veya kalça anlamına geliyordu.

During the Middle Ages, the gesture went somewhat on the ground and was seen as something unholy,

3:56

Orta Çağ boyunca bu hareket bir şekilde yeraltına indi ve kutsal olmayan bir şey olarak görüldü,

so most people stayed away from ever using it. Öbek fiiller

4:01

bu yüzden çoğu insan onu kullanmaktan kaçındı.

Öbek fiiller

stayed away from ever using it: güçlü ve bilinçli biçimde kaçınmak

Stayed away from ever using it, onu hiçbir zaman kullanmaktan bilinçli olarak kaçındıkları anlamına gelir. Ever kaçınma anlamını güçlendirir: İnsanlar onu yalnızca seyrek kullanmıyor, hiç kullanmak istemiyordu. stay away from + eylem yapısında from bir edattır; bu nedenle sonraki fiil -ing biçimini alır: stay away from using denir, stay away from use denmez. Bu kalıp tekrarlanan bir kaçınma tercihini veya bir eylemden kaçınma uyarısını anlatabilir.

Alıştırma

Vurgulanan kalıpla cümleyi tamamlayın ve stay fiilini geçmiş zamana getirin: After the security scare, Mia ____ the same password.

Cevabı göster

stayed away from ever using

But in 1886, baseball pitcher Charles Radbourn

4:04

Ancak 1886'da beyzbol atıcısı Charles Radbourn

slipped his middle finger into the Boston Beaneaters team picture.

4:07

Boston Beaneaters takım fotoğrafında orta parmağını gizlice araya soktu.

Americans everywhere quickly started using the gesture again,

4:11

Her yerdeki Amerikalılar hızla bu hareketi tekrar kullanmaya başladılar,

and it is now a universal sign

4:14

ve günümüzde artık evrensel bir işarettir

strongly associated with the phrases fuck off and fuck you. Notlar

4:16

ve "fuck off" ile "fuck you" ifadeleriyle güçlü bir şekilde ilişkilendirilmiştir.

Kalıp ifadeler

strongly associated with: güçlü bağlantı, kanıtlanmış nedensellik değil

Be strongly associated with, “… ile güçlü bir bağlantısı olmak” anlamına gelir. Yapı X + be + strongly associated with + Y biçimindedir. Bu cümlede hareket, insanların zihninde iki ifadeyle yakından bağlantılıdır. İlişki, bir bağlantı olduğunu gösterir; otomatik olarak neden-sonuç anlamına gelmez. Araştırma veya açıklamalarda bir şeyin sonuca neden olduğu kanıtlanmamış olsa bile o sonuçla güçlü biçimde ilişkili olduğu söylenebilir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir şeyin diğerine neden olduğunu iddia etmeden güçlü bir bağlantı bildirir?

  1. Night-shift work is strongly associated with sleep problems.
  2. Night-shift work causes sleep problems.
  3. Night-shift work has no connection with sleep problems.
Cevabı göster

Night-shift work is strongly associated with sleep problems.

Ton ve niyet

fuck off ile fuck you arasındaki fark

Fuck off ve fuck you kalıplaşmış ağır küfürlerdir; fuck sözcüğünü kelimesi kelimesine çevirmek iletişimdeki asıl güçlerini yansıtmaz. Bu cümlede, hareket benzer bir düşmanlık mesajı verebildiği için iki ifade de anılır. Fuck off esas olarak birini gitmeye veya rahatsız etmeyi bırakmaya zorlayan saldırgan bir kovma ya da emirdir. Fuck you ise esas olarak bir kişiye karşı öfke, küçümseme veya meydan okuma ifade eden doğrudan bir hakarettir.

Alıştırma

Öfkeli bir tartışmada hangi ifade esas olarak birine gitmesini veya konuşanı rahatsız etmeyi bırakmasını söyler?

  1. Fuck off.
  2. Fuck you.
  3. Thank you.
Cevabı göster

Fuck off.

If you happen to live in the state of Utah and you should somehow come across a dead person, Notlar

4:24

Eğer Utah eyaletinde yaşıyorsanız ve bir şekilde ölü bir kişiye rastlarsanız,

Dilbilgisi

Tesadüfen ilgili bir gerçek için happen to + fiilin yalın hâli

“Happen to live” ifadesindeki happen to + fiilin yalın hâli, “tesadüfen orada yaşıyor olmak” veya “orada yaşadığı ortaya çıkmak” anlamına gelir. Yaşama durumunun aniden gerçekleştiği anlamına gelmez. Bu yapı, söz konusu gerçeği konuşmayla tesadüfen bağlantılı bir ayrıntı olarak sunar ve koşulu daha az beklenir ya da daha az doğrudan gösterebilir. Eylemin veya durumun kendisinin plansız olduğu anlamına gelmek zorunda değildir.

Alıştırma

Cümleyi “tesadüfen” anlamına gelen iki sözcüklü yapıyla tamamlayın: I ____ know a quiet place nearby.

Cevabı göster

happen to

Öbek fiiller

“Tesadüfen bulmak veya karşılaşmak” anlamındaki come across

Bu cümlede come across, “beklenmedik biçimde bulmak veya karşılaşmak” anlamına gelir. Kişi tesadüfen bulunur; bir yerin bir tarafından diğer tarafına hareket etmek anlatılmaz. Bu anlamda öbek fiilin nesnesi bir kişi, nesne veya bilgi olabilir: come across someone, a photograph ya da an interesting fact.

Alıştırma

“While reading the report, I came across an important detail,” cümlesinde came across ne anlama gelir?

  1. bir taraftan diğer tarafa geçti
  2. tesadüfen buldu
  3. öyleymiş izlenimi verdi
Cevabı göster

tesadüfen buldu

you better watch what you say, Dilbilgisi

4:29

söylediklerinize dikkat etseniz iyi olur,

Dilbilgisi

Güçlü ve gündelik bir uyarı olarak you better

Gündelik konuşmada you better, you'd better ifadesinin kısalmış biçimidir. Güçlü bir öğüt ya da uyarı verir ve genellikle dinleyen kişi buna uymazsa kötü bir sonuç doğabileceğini ima eder. Bu cümlede watch what you say ifadesini yumuşak bir öneri değil, acil bir uyarı hâline getirir. Better'dan sonra fiilin yalın hâli gelir: you better watch denir, you better to watch denmez.

Alıştırma

Bu cümlede "you better" ne işlev görür?

  1. Kötü bir sonucun gelebileceğini belirten güçlü bir uyarı verir.
  2. Nazik ve isteğe bağlı bir öneride bulunur.
  3. Dinleyenin bir şeyi zaten yaptığını söyler.
Cevabı göster

Kötü bir sonucun gelebileceğini belirten güçlü bir uyarı verir.

as it's illegal to swear around the deceased. Kelime

4:30

çünkü ölülerin etrafında küfretmek yasadışıdır.

Kelime

Resmî bir isim öbeği olarak the deceased

The deceased, deceased sıfatını the ile birlikte bir isim öbeği olarak kullanır. Resmî biçimde ölen kişiyi ifade eder; bağlama göre birden fazla kişiye de gönderme yapabilir. Bu cümlede ifade, yakınında küfretmenin yasak olduğu kişi ya da kişileri belirtir. Dead person ifadesine göre daha ciddi ve kişisel olmayan bir tona sahiptir; bu nedenle hukuk, polis, haber ve cenaze dilinde yaygındır.

Alıştırma

Ölen kimliği belirsiz bir kişi hakkındaki resmî polis raporunda hangi cümle en uygundur?

  1. The dead guy was found near the river.
  2. A deceased was found near the river.
  3. The deceased was found near the river.
Cevabı göster

The deceased was found near the river.

There are tons of reasons why we swear.

4:37

Küfretmemizin sayısız nedeni vardır.

For example, swearing can be used to relieve pain, as mentioned earlier.

4:40

Örneğin, daha önce de belirtildiği gibi küfür acıyı dindirmek için kullanılabilir.

Or it can be used to inflict pain on someone else. Kalıp ifadeler

4:43

Veya başka birine acı çektirmek için kullanılabilir.

Kalıp ifadeler

inflict pain on someone: birine acı vermek

Inflict pain on someone, bir kişiye fiziksel ya da duygusal acı vermek demektir. Inflict, özneyi zararın kaynağı veya uygulayıcısı olarak gösterir ve eyleme çoğu zaman ciddi ya da sert bir hava katar. Kalıp inflict + zarar veya hasar + on + etkilenen kişi ya da grup şeklindedir. Burada pain verilen acıyı, someone else ise bu acıyı yaşayan kişiyi gösterir. Inflict damage, inflict harm ve inflict punishment da yaygın eşdizimlerdir.

Alıştırma

Inflict eşdizimindeki eksik edatı tamamlayın: The cruel remark was meant to inflict pain ____ its target.

Cevabı göster

on

Not physical, but emotional pain.

4:46

Fiziksel değil, duygusal acı.

Or it can be used to make something sound funnier, wittier, or more exaggerated than it really is. Dilbilgisi

4:48

Veya bir şeyin kulağa olduğundan daha komik, daha esprili veya daha abartılı gelmesini sağlamak için kullanılabilir.

Dilbilgisi

make something sound + karşılaştırma sıfatı

Bu, make + nesne + yalın fiil biçimindeki ettirgen yapıdır: make something sound. Make sonrasında, nesne tekil olsa bile sound önüne to almaz ve -s eki almaz. Sound burada bağ fiili olarak kullanılır ve sözcüklerin ya da sunuş biçiminin yarattığı izlenimi anlatan sıfatlar alır. Funnier, wittier ve more exaggerated karşılaştırma biçimleridir; than it really is, yaratılan izlenimin gerçeklikten daha güçlü olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi sound sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: The review makes the film ____ more exciting than it really is.

Cevabı göster

sound

It can be used to fit in or sound cool. Öbek fiiller

4:54

Uyum sağlamak veya havalı görünmek için kullanılabilir.

Öbek fiiller

fit in: Bir grup tarafından kabul edilmek

Burada fit in, kendini bir gruba ait hissetmek ve grubun üyeleri tarafından kabul edilmek anlamına gelir. Bir nesnenin boyutunun uygun olup olmadığını değil, sosyal aidiyeti anlatır. Hangi gruptan söz edildiği bağlamdan anlaşılıyorsa grup belirtilmeyebilir. Bu cümlede gruba uyum sağlamak sosyal bir amaç olarak sunulur: Bir kişi, başkalarının onu grubun bir parçası olarak görmesi için belirli bir dil kullanabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede fit in, “bir grup tarafından kabul edilmek” anlamında kullanılmıştır?

  1. This suitcase is small enough to fit in the locker.
  2. The new shelf will fit into the corner.
  3. Leo joined the lunch table because he wanted to fit in.
Cevabı göster

Leo joined the lunch table because he wanted to fit in.

We also perceive swearing as the lack of intelligence, Dilbilgisi

4:57

Küfür etmeyi zeka eksikliği olarak da algılarız,

but just as many perceive people who swear as more intelligent.

5:00

ancak küfreden insanların daha zeki olduğunu düşünenlerin sayısı da bir o kadar çoktur.

Dilbilgisi

perceive A as B: A'yı B olarak algılamak

Perceive A as B, A'nın B olduğu yönünde bir görüş oluşturmak veya bu görüşü taşımak anlamına gelir. A, değerlendirilen kişiyi, eylemi ya da şeyi; B ise ona ilişkin yorumu belirtir. Bu yapı kanıtlanmış bir gerçeği değil, bir bakış açısını aktarır. İlk kullanımda A swearing, B ise the lack of intelligence ifadesidir. İkinci kullanımda A people who swear, B ise more intelligent ifadesidir. Aynı yapının tekrarlanması, birbirine zıt iki değerlendirmeyi yan yana getirir.

Alıştırma

Hangi cümle öznel bir değerlendirmeyi aktarmak için perceive A as B yapısını doğru kullanmıştır?

  1. Some managers prove quiet employees as less confident.
  2. Some managers perceive quiet employees less confident.
  3. Some managers perceive quiet employees as less confident.
Cevabı göster

Some managers perceive quiet employees as less confident.

But the biggest reason of all, the reason why almost all of us use swear words, Dilbilgisi

5:04

Ancak en büyük neden, neredeyse hepimizin küfür kullanmasının nedeni,

is because we don't think it's such a big deal. Deyimler

5:09

bunun o kadar da büyütülecek bir şey olduğunu düşünmememizdir.

Dilbilgisi

the reason why ... is because: konuşma dilinde neden kalıbı

the reason why ... is because kalıbı bir nedeni sunar: why'dan sonraki bölüm neyin açıklandığını belirtir, because'tan sonraki yan cümle ise nedeni verir. Günlük konuşmada, açıklamayı izlemeyi kolaylaştırmak için reason why ve because sıkça birlikte kullanılır. Ancak reason ve because ifadelerinin ikisi de neden bildirdiğinden, özenli resmî yazıda kalıp genellikle the reason ... is that biçimine çevrilir veya neden doğrudan because ile belirtilir.

Alıştırma

Cümleyi standart resmî kalıpla tamamlayın: The reason the match was canceled ____ the field was flooded.

Cevabı göster

is that

Deyimler

such a big deal: bu kadar önemli veya ciddi

Bu cümlede such a big deal, “bu kadar önemli veya ciddi bir şey” anlamına gelir. don't think it is such a big deal olumsuz yapısı, konuşanın bu davranışı kaygılanacak kadar ciddi görmediğini belirtir. Burada such dereceyi güçlendirir: a big deal önemli bir mesele demektir; such a big deal ise bu derece önemli bir meseleyi anlatır. Deal burada deyimsel anlamdadır ve ticari işlem anlamına gelmez.

Alıştırma

We don't think it's such a big deal cümlesinde such a big deal ne anlama gelir?

  1. fiziksel olarak büyük bir nesne
  2. bu kadar önemli veya ciddi bir şey
  3. değerli bir ticari anlaşma
Cevabı göster

bu kadar önemli veya ciddi bir şey

It's part of the language we speak,

5:11

Bu konuştuğumuz dilin bir parçası,

and it's very useful,

5:13

ve çok kullanışlı,

so why not use it? Ton ve niyet

5:14

o halde neden kullanmayalım?

Ton ve niyet

Öneri olarak why not use it?

Why not + fiilin yalın biçimi, görünüşte bir neden sorusu olabilir; ancak burada öneri işlevi görür: kullanmak mantıklı görünüyor, öyleyse kullanalım. Konuşan kişi ikna edici bir itirazın pek olmadığını düşünür. Bu yapı, konuşmayı nazikçe bir sonuca doğru iter. Dinleyen kişi yine de gerçek bir neden söyleyebilir; dolayısıyla bu, doğrudan bir emir değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, durumu samimi bir öneriye dönüştürmek için why not + fiilin yalın biçimi yapısını doğru kullanıyor?

  1. The café is still open, so why do not go in?
  2. The café is still open, so why not to go in?
  3. The café is still open, so why not go in?
Cevabı göster

The café is still open, so why not go in?

We simply don't have any fucks to give. Deyimler

5:16

Biz sadece zerre kadar umursamıyoruz.

Deyimler

Don't have any fucks to give: tam umursamazlık

not have any fucks to give deyimi, hiçbir şeyi umursamamak ya da bir konuya ayıracak dikkat ve duygusal enerjinin kalmaması demektir. Fucks, verilebilecek gerçek nesneler değildir. any fucks birleşimi, ilgiyi tükenmiş sınırlı bir kaynak gibi gösterir; to give ise deyimsel kalıbı tamamlar. Burada küfürlü sözcüğün tekrarlanması, meydan okuyan bir tavrı ifade ederken kaba ve komik bir kapanış yaratır.

Alıştırma

“We don't have any fucks to give” için hangi anlam ve kullanım açıklaması doğrudur?

  1. Emin olmadığımız anlamına gelir ve resmî e-postalar için uygundur.
  2. Hiç umursamadığımız anlamına gelir ve son derece kabadır.
  3. Verecek fiziksel bir nesnemiz olmadığı anlamına gelir ve tarafsızdır.
Cevabı göster

Hiç umursamadığımız anlamına gelir ve son derece kabadır.