Çok Sıcak Bir Gün - Peppa ve Ailesi Yüzmeye Gidiyor: İngilizce çalışma notları
Peppa Pig - Official Channel
Video özeti: Çok sıcak bir günde güneş, Peppa ile George’un çamurlu su birikintilerini kurutur. Aile de çocuk havuzunda serinleyip dondurma alır. Uyuyan Baba Pig’in üzerine su dökülünce birikintiler yeniden oluşur ve çocuklar en sevdikleri etkinliği tekrar yapabilir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. have dried up. — Deyimsel Fiiller: dry up ifadesinin, suyun yok olup bir su birikintisini ya da başka bir ıslak alanı tamamen kuru bırakmasını anlattığını kavrayacaksınız. Böylece up parçasının kattığı tamamlanmış sonuç anlamını fark edip ifadeyi sıcaklık, kuraklık, nehirler, göletler veya dökülmüş su hakkında doğal biçimde kullanabileceksiniz. 2. dinosaur-shaped ice lolly. — Sözcük Anlamı ve Kullanım Düzeyi: -shaped ögesinin bir isme eklenerek nesnenin biçimini anlattığını, ice lolly sözünün ise çubuklu buzlu tatlı için kullanılan yaygın Britanya İngilizcesi terimi olduğunu öğreneceksiniz. Bu sayede star-shaped ve heart-shaped gibi betimlemeleri anlayıp üretebilir, ürünü Britanya’daki aile ve alışveriş konuşmalarında tanıyabilirsiniz. 3. the puddles are back. — Kalıplaşmış Söz Öbekleri ve Eşdizimler: be back kalıbının yalnızca bir kişinin eve dönmesini değil, bir şeyin yeniden ortaya çıkmasını veya tekrar kullanılabilir olmasını da anlatabildiğini göreceksiniz. Bu kısa yapı; suyun, elektriğin, tanıdık nesnelerin, hizmetlerin veya mevsimsel oluşumların geri gelişini uzun açıklamalar yapmadan ifade etmenizi sağlar.
Bu derste
The sun is shining: görünen güneş ışığını anlatmak
The sun is shining, o anda görülebilen güneş ışığını anlatmanın doğal bir yoludur. Shine “ışık saçmak veya parlamak” anlamına gelir; is shining ise sahneyi şu anda gerçekleşen bir durum olarak gösterir. Bu ifadeyi gördüğünüz manzarayı anlatırken kullanın; yalnızca güneşin ne kadar güçlü ya da göz kamaştırıcı göründüğünü belirtmek için kullanmayın.
Alıştırma
Şu anda gördüğünüz güneş ışığını anlatmak için cümleyi shine fiilinin sürekli şimdiki zaman biçimiyle tamamlayın: Look outside. The sun ____.
Cevabı göster
is shining
What a lovely hot day: What a/an ... ünlem kalıbı
What a lovely hot day bir soru değil, ünlem cümlesidir. What güçlü bir tepkiyi başlatır; lovely olumlu değerlendirmeyi, hot ise sıcaklığı anlatır. Yeniden kullanılabilen kalıp What a/an + sıfat(lar) + tekil sayılabilen isim şeklindedir. a veya an seçimini sonraki sese göre yapın ve kalıbın içine It is eklemeyin: What an exciting game!
Alıştırma
Heyecan verici bir maçla ilgili ünlem cümlesini tamamlayın: ____ exciting game!
Cevabı göster
What an
are wearing their boots: giyilmiş olma durumunu anlatan wear
are wearing their boots ifadesinde wear, “bir giysinin veya ayakkabının üzerinde olması” anlamına gelir. Çizmeler zaten ayaklarındadır; bu nedenle ifade, çizmeleri ayağa geçirme eylemini değil, o anki giyinme durumunu anlatır. İngilizcedeki şimdiki zaman yapısı be + wearing biçimindedir. Çoğul özne Peppa and George ile are wearing kullanılır ve giyilen şey wear fiilinden hemen sonra gelir: wear boots.
Alıştırma
Mia'nın üzerinde zaten bulunan giysiyi wear fiilinin şimdiki zaman biçimiyle anlatın: Mia ____ her new coat.
Cevabı göster
is wearing
They are going to jump: sıradaki planı anlatan be going to
They are going to jump, zıplama eylemini planlanan veya sırada gerçekleşmesi beklenen bir eylem olarak göstermek için be going to + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. Burada Peppa ile George'un çok yakında ne yapmayı planladığını anlatır. be özneye göre değişir: they are going to jump. Going to sonrasında jumps veya jumped değil, fiilin yalın hâli olan jump kullanılır.
Alıştırma
Planlanan eylemi be going to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: They ____ visit Grandma this afternoon.
Cevabı göster
are going to
jump in muddy puddles: çamurlu su birikintilerinde zıplamak
jump in muddy puddles ifadesi, sığ ve çamurlu su birikintilerinin içine atlamayı ya da içindeyken zıplamayı anlatır. In, zıplama hareketini su birikintisinin içine yerleştirir; bu nedenle kişinin suya basması muhtemeldir. Muddy, puddles sözcüğünü niteler ve suya çamur karıştığını belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp jump in + içine girilebilen bir yer veya alandır.
Alıştırma
Hangi cümle çocuğun su birikintisinin içine indiğini ve suyu sıçrattığını anlatır?
- The child jumped over the puddle and kept her shoes dry.
- The child jumped in the puddle and splashed water everywhere.
- The child walked around the puddle and stayed on the path.
Cevabı göster
The child jumped in the puddle and splashed water everywhere.
Oh dear: hafif ve kaygılı bir tepki
Oh dear, bir sorun fark edildiğinde, endişe duyulduğunda veya hayal kırıklığı yaratan bir haber alındığında kullanılan hafif bir ünlemdir. Bu cümlede oh no ifadesine benzeyen, ancak genellikle daha yumuşak olan kaygılı bir tepkiyi gösterir. Burada dear, kalıplaşmış ünlemin bir parçasıdır. Sevilen bir kişiye hitap etmez ve olağan “sevilen kişi” anlamıyla anlaşılmamalıdır.
Alıştırma
"Oh dear! I left my umbrella at home," cümlesinde Oh dear neyi gösterir?
- Küçük bir sorunu fark etmeye verilen hafif bir tepki
- Sevilen bir kişiye doğrudan hitap etme biçimi
- Yalnızca ciddi tehlikelerde kullanılan bir haykırış
Cevabı göster
Küçük bir sorunu fark etmeye verilen hafif bir tepki
The sun is so hot that the puddles have dried up. Notlar
0:37Güneş o kadar sıcak ki su birikintileri kurumuş.
so hot that: sonuca yol açan derece
so hot that ifadesinde so, hot sözcüğünün derecesini artırır ve that sonucu tanıtır: sıcaklık, su birikintilerini kurutacak kadar güçlüdür. Yeniden kullanılabilen yapı so + adjective/adverb + that + result clause şeklindedir. Aşırı bir dereceyi bunun sonucunda olan şeyle bağlar.
Alıştırma
Cümleyi so ... that sonuç yapısıyla tamamlayın: The soup was ____ I had to wait before tasting it.
Cevabı göster
so hot that
have dried up: su artık yok
Burada dry up, suyun tamamını veya neredeyse tamamını kaybedip kurumak anlamına gelir. up parçacığı tamamlanmışlık anlamı katar; bu yüzden su birikintilerinde artık su yoktur. Have dried up, present perfect yapısındadır: kuruma şu andan önce gerçekleşmiştir ve cümle şu anda görülen sonuca odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi dry up ifadesinin present perfect biçimiyle tamamlayın: After weeks without rain, the shallow pools ____, and they are empty now.
Cevabı göster
have dried up
Teselli için Never mind
Never mind burada kısa bir teselli sözüdür: küçük hayal kırıklığı veya sorun için daha fazla kaygılanmaya ya da bununla ilgilenmeye gerek olmadığını anlatır. Karşıdaki kişinin konuyu geride bırakmasına yardımcı olur. Bu ifadede mind, “rahatsız olmak” veya “önemsemek” anlamında bir fiildir; kişinin düşüncelerini anlatan bir isim değildir. İfade, never ve mind kelimelerinin ayrı ayrı gerçek anlamlarının birleşimi olarak anlaşılmaz.
Alıştırma
Bir çocuk kolay bir atışı kaçırdığı için üzülüyor. Hangi seçenek Never mind ifadesini uygun biçimde kullanır?
- Küçük hatadan sonra teselli etmek için “Never mind. You can try again.” demek
- Tehlikeli bir yangını bildiren kişiyi “Never mind.” diyerek geçiştirmek
- “Never mind” ifadesini bir kişinin beyniyle ilgili gerçek anlamlı bir ifade saymak
Cevabı göster
Küçük hatadan sonra teselli etmek için “Never mind. You can try again.” demek
Alternatif plan için you can ... instead
you can play in the paddling pool instead ifadesinde can, yapılabilecek yeni bir eylem sunar; instead ise bunun önceki bir planın veya seçeneğin yerine geçtiğini gösterir. Burada can yalnızca fiziksel yetenek bildirmez, bir seçenek sunar. Bilgiyi düzenleme açısından bu yapı, dikkati olmayacak şeyden sonra yapılabilecek şeye çevirir. instead kelimesini sona koymak, konuşanın önce yeni planın tamamını söylemesini, ardından bunun alternatif olduğunu belirtmesini sağlar.
Alıştırma
Yeni planın iptal edilen planın yerine geçtiğini gösteren kelimeyle cümleyi tamamla: The park is closed, so we can play at home ____.
Cevabı göster
instead
paddling pool: çocuklar için küçük ve sığ havuz
Paddling pool, küçük çocukların suyun içinde ayakta durup su sıçratarak oynaması için yapılmış küçük ve sığ bir havuzdur. Bu cümlede in the paddling pool, alternatif oyun yerini belirtir; instead ise bu seçeneğin daha önceki bir seçeneğin yerini aldığını gösterir. Paddling pool ifadesindeki paddling, sığ suda yürümek veya oynamak anlamındadır; bir tekneyi kürekle ilerletmek değildir.
Alıştırma
Bu cümledeki paddling pool ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Çocukların su sıçratıp oynayabildiği küçük ve sığ bir havuz
- Yüzme yarışlarında kullanılan tam boy bir havuz
- Çocukların küreklerle hareket ettirdiği bir tekne
Cevabı göster
Çocukların su sıçratıp oynayabildiği küçük ve sığ bir havuz
First, you have to change into your swimming costumes. Notlar
0:54Önce mayolarınızı giymeniz gerek.
have to change into: gerekli bir kıyafet değişimi
Have to + fiilin yalın hâli, gereklilik ifade eder. Change into + giysi, kişinin üzerindeki kıyafeti çıkarıp belirtilen giysiyi giymesi anlamına gelir; dolayısıyla have to change into, bu kıyafet değişiminin gerekli olduğunu belirtir. Kalıp, özne + have/has to + change into + giysi şeklindedir. Örnekte your swimming costumes, dinleyenlerin giymesi gereken kıyafetleri belirtir.
Alıştırma
Cümleyi have to + change into ile tamamlayın: Before the match, you ____ your team uniform.
Cevabı göster
have to change into
swimming costumes: mayo için kullanılan Britanya İngilizcesi ifadesi
Bu cümlede swimming costumes, yüzerken giyilen kıyafetler, yani mayolar anlamına gelir. Swimming costume, swimsuit için Britanya İngilizcesinde yaygın kullanılan bir ifadedir; burada costume tiyatro ya da parti kostümü anlamına gelmez. Çoğul costumes, bir gruptaki kişilerin ayrı ayrı giydiği mayoları anlatabilir. Tek bir parça için tekil swimming costume kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede swimming costumes ifadesi mayo anlamında kullanılmıştır?
- The children changed into their swimming costumes before their swimming lesson.
- The children wore their stage costumes in the play.
- The children chose costumes for the fancy-dress party.
Cevabı göster
The children changed into their swimming costumes before their swimming lesson.
Because it's so hot, you need suncream. Notlar
1:12Hava çok sıcak olduğu için güneş kremine ihtiyacınız var.
Because it's so hot, ...: nedeni önce vermek
Because it's so hot, ana cümleden önce gelen bir neden yan cümlesidir. Öneriyi vermeden önce dinleyiciye güneş kremine neden ihtiyaç olduğunu açıklar. Because yan cümlesi başta olduğunda ardından virgül koyulur: Because + neden, ana mesaj. Bu sıra, bir hatırlatma, talimat veya öneriden önce nedeni vermek istediğinizde kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle önce nedeni, ardından öneriyi doğru biçimde verir?
- Because the sun is bright, wear your sunglasses.
- Because the sun is bright, so wear your sunglasses.
- Wear your sunglasses, because the sun is bright.
Cevabı göster
Because the sun is bright, wear your sunglasses.
suncream: İngiliz İngilizcesinde “güneş kremi”
Suncream, güneş yanığını önlemeye yardımcı olması için cilde sürülen bir ürün demektir. Bu cümlede sıcak hava, kişinin bu ürüne ihtiyaç duymasının nedeni olarak gösterilir. Suncream bir bütün olarak ürün adıdır; buradaki cream sıradan yüz kremi anlamına gelmez. Sözcük sun cream şeklinde ayrı da sıkça yazılır.
Alıştırma
Hangi cümlede suncream bu derste öğretilen anlamıyla kullanılmıştır?
- I washed my hair with suncream this morning.
- I added suncream to the soup to make it thicker.
- Put some suncream on your arms before you go to the beach.
Cevabı göster
Put some suncream on your arms before you go to the beach.
What a fuss about nothing: aşırı bir tepkiyi değerlendirmek
What a fuss about nothing, insanların önemsiz bir şey yüzünden gereğinden fazla kargaşa çıkardığını, endişelendiğini, yakındığını veya uğraştığını söyleyen bir ünlemdir. Doğal bir karşılığı şöyledir: Böylesine küçük bir şey için ne kadar gereksiz zahmet! Bu tarafsız bir betimleme değildir. Konuşan kişi tepkiyi aşırı bulur ve biraz sinirli, küçümseyici ya da şakacı duyulabilir.
Alıştırma
İki kişi tek bir kurdelenin rengi hakkında bir saat tartışıyor. Tepkiyi bu dersteki ifadeyle tamamlayın: ____!
Cevabı göster
What a fuss about nothing
Come on ile birini teşvik etme veya harekete geçirme
Come on burada konuşma dilinde kullanılan bir teşvik ifadesidir. Konuşan kişi George’u başlamaya veya devam etmeye teşvik ettiği için ifade “Hadi” ya da “Acele et” anlamına gelebilir; come ve on sözcüklerinin harfî birleşimi değildir. İfadenin gücü bağlama ve ses tonuna bağlıdır: sıcak bir ton destekleyici duyulurken sert bir ton sabırsızlık ifade edebilir.
Alıştırma
Hangi cümlede Come on, birini denemeye devam etmesi için teşvik eder?
- Go upstairs, Maya. Your bag is there.
- Come on, Maya. You can finish this last lap!
- Come here, Maya. I need to show you something.
Cevabı göster
Come on, Maya. You can finish this last lap!
Let's get some air into ... ile ortak bir eylem önerme
Let's + fiilin yalın hâli, konuşan ve dinleyen kişinin birlikte yapacağı bir eylemi önerir. Burada Let's get ..., havuzu şişirmeyi sıradaki ortak görev olarak sunar. get some air into + nesne yapısında get, “almak” değil, “bir şeyi içeri sokmak veya sokmayı başarmak” anlamındadır. Yapı, havanın bir şeyin içine girmesini anlatır; bu nedenle şişirilebilir bir nesneyle kullanıldığında içine hava basmak anlamına gelir.
Alıştırma
Ortak öneriyi tamamlamak için get, some, air ve into sözcüklerini doğru sıraya koyun: Let's ____ the beach ball.
Cevabı göster
get some air into
pump up the paddling pool: şişme çocuk havuzunu şişirmek
Bu cümlede pump up, şişirilebilir bir nesneye pompayla hava basıp onu şişirmek anlamına gelir. Nesne the paddling pool olduğundan, ifadenin tamamı çocuk havuzunu şişirme eylemini anlatır. Up, öbek fiilin bir parçasıdır; yukarı yönünü göstermez. Is pumping up, present progressive yapısındadır ve eylemin o anda devam ettiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi pump ve ona “şişirmek” anlamını veren parçacıkla tamamlayın: Before the game, we need to ____ the football.
Cevabı göster
pump up
Easy as pie: bir şeyin çok kolay olduğunu söylemek
Easy as pie, “çok kolay” veya “çok az çaba gerektiren” anlamına gelen gündelik bir deyimdir. Burada gerçek anlamda turtadan söz edilmez; ifadenin tamamını tek bir birim olarak anlamak gerekir. Burada kısa bir yorum görevi görür. Daha tam cümle It's as easy as pie şeklindedir; kısaltılmış biçim, bir işten sonra kendinden emin ve neşeli bir ton verir.
Alıştırma
Cümleyi “çok kolay” anlamındaki deyimle tamamlayın: I followed the three steps, and the setup was ____.
Cevabı göster
easy as pie
turns on the water: suyu açmak
Turn on the water, suyun akmaya başlaması için musluğu, vanayı veya su besleme kontrolünü çalıştırmak demektir. Burada turns on, Anne Pig’in su akışını başlattığını anlatır; suyun kendisinin açılan bir nesne olduğu anlamına gelmez. Turn on yalnızca elektrikli cihazlarla kullanılmaz: ışığı, ısıtmayı veya suyu açmak için de kullanılabilir. Nesne bir isim olduğunda hem turn on the water hem de turn the water on doğaldır.
Alıştırma
Maya’nın kovayı doldurmak için suyu açtığını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- Maya turns the water to fill the bucket.
- Maya opens the water to fill the bucket.
- Maya turns on the water to fill the bucket.
Cevabı göster
Maya turns on the water to fill the bucket.
On very hot days, Miss Rabbit sells ice cream. Dilbilgisi
2:33Çok sıcak günlerde Bayan Tavşan dondurma satar.
On very hot days: on + bir gün türü
On very hot days zamanı belirten bir ifadedir. Belirli bir günden veya bir gün türünden önce on kullanılır: on Monday, on my birthday, on rainy days. Buradaki çoğul days, günler ne zaman çok sıcak olsa anlamına gelir; dolayısıyla cümle bu günlerde genellikle ne olduğunu anlatır. İsim day veya days yerine weather olduğunda İngilizcede normal olarak in kullanılır: in hot weather.
Alıştırma
Bir gün türünden önce doğru edatı kullanan cümle hangisidir?
- At cold days, the lake sometimes freezes.
- On cold days, the lake sometimes freezes.
- In cold days, the lake sometimes freezes.
Cevabı göster
On cold days, the lake sometimes freezes.
Mummy, Daddy, can George and I have an ice cream, please? Ton ve niyet
2:36Anne, Baba, George ve ben birer dondurma alabilir miyiz, lütfen?
can George and I have an ice cream, please? ile kibarca istemek
Can George and I have an ice cream, please? konuşan kişiyle George için kibarca bir şey istemek amacıyla kullanılır. Burada can izin ister; have ise yalnızca “sahip olmak” değil, “almak ya da yemesine izin verilmek” anlamındadır. Kalıp Can + özne + have + şey, please? şeklindedir. George and I ifadesinde I öznenin bir parçasıdır; bu yüzden standart İngilizcede me değil I kullanılır. Sondaki please isteği daha nazik yapar.
Alıştırma
Can ... have kalıbını kullanarak kendin ve Leo için kibarca atıştırmalık iste: Mum, ____ a snack, please?
Cevabı göster
can Leo and I have
Oh, well ile durumu kabul edip devam etmek
Oh, well konuşma dilinde kullanılan bir söylem belirtecidir. Konuşanın durumu kabul ettiğini, itirazından vazgeçtiğini ya da yön değiştirdiğini gösteren bir duraklamadır. Burada tereddütten kabule geçişi hazırlar. Bu ifade, bir şeyin sağlıklı ya da iyi olduğu anlamına gelmez. Ses tonuna ve sonrasında söylenenlere göre hafif bir kabulleniş, hayal kırıklığı veya rahat bir tavır yansıtabilir.
Alıştırma
'Oh, well. We can try again tomorrow,' cümlesinde Oh, well neyi gösterir?
- Konuşan kişi büyük bir heyecanla kutlama yapar.
- Konuşan kişi birinin sağlıklı olup olmadığını sorar.
- Konuşan kişi aksiliği kabul edip devam eder.
Cevabı göster
Konuşan kişi aksiliği kabul edip devam eder.
I suppose: tereddütlü veya gönülsüz bir yargıyı yumuşatmak
Bu cümlede I suppose, ardından gelen yargıyı tanıtır ve onu daha az kesin gösterir. Konuşan kişi it isn't an especially hot day sözünü sert ve tamamen emin bir düzeltme olarak sunmaz. Bağlama göre I suppose, gönülsüz bir kabulü de gösterebilir: konuşan kişi bir görüşü kabul eder ama bunu pek istekli yapmaz. Bir sonucu kesin bir iddia yerine tereddütlü bir yargı veya taviz olarak sunmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Pek istekli olmasanız da daha küçük bir odayı kullanmayı kabul ediyorsunuz. Bu tutuma en uygun cümle hangisidir?
- I suppose the smaller room will do.
- I know for certain that the smaller room is perfect.
- I refuse to use the smaller room.
Cevabı göster
I suppose the smaller room will do.
Please can I have one as well?: kibarca ek bir ricada bulunmak
Please can I have ...?, bir şeyi kibarca istemenin bir yoludur. Cümlenin başındaki please, bunun bir rica olduğunu açıkça gösterir ve biraz yalvaran bir ton katabilir. one, duruma göre ne olduğu zaten belli olan sayılabilir tekil bir nesnenin yerine geçer. as well burada “de, ayrıca” anlamındadır. Başka birinin aynı türden bir şeyi aldığını veya istediğini ve konuşan kişinin de kendi ricasını eklediğini gösterir.
Alıştırma
Başka bir çocuk bir çıkartma aldı. “Bir tane de” anlamına gelen, dersteki üç kelimelik hedef ifadeyle ricayı tamamlayın: Please can I have ____?
Cevabı göster
one as well
What ... would you like? ile seçimi nazikçe sormak
"What ... would you like?", birinden seçim yapmasını nazikçe istemenin bir yoludur. What eksik olan seçimi gösterir; would you like ise kişinin ne istediğini doğrudan sormaya göre soruyu yumuşatır. Tekrar kullanılabilen sıra What + seçimi belirten sözcük veya ifade + would you like? şeklindedir. Burada ice creams sunulan seçenekleri belirtir.
Alıştırma
Bir görevli müşteriden bardak boyutunu seçmesini istiyor. Hangi soru doğal ve naziktir?
- What size you would like?
- What size would you like?
- What size do you demand?
Cevabı göster
What size would you like?
Can I have a cone, please, Miss Rabbit? Ton ve niyet
2:55Ben bir külah alabilir miyim lütfen, Bayan Tavşan?
Can I have a cone, please? ile nazikçe istekte bulunmak
Can I have + nesne? bir şey sipariş etmenin veya istemenin yaygın bir yoludur. Bu kalıpta have almak ya da verilmek anlamındadır ve can bir rica başlatır. Konuşan kişi aslında yetenek veya sahiplik hakkında soru sormaz. Please ricayı daha nazik hâle getirir. Tekrar kullanılabilen kalıp Can I have + nesne, please? şeklindedir.
Alıştırma
Kendiniz için bir içecek sipariş ediyorsunuz. can ve have kullanarak ricayı tamamlayın: ____ a cup of tea, please?
Cevabı göster
Can I have
Of course you may: izin verme
Of course you may, izin isteyen birine verilen açık ve olumlu bir cevaptır. Buradaki may, “izinli olmak” anlamındadır; “belki” anlamına gelmez. Of course, iznin tereddütsüz ve güven verici duyulmasını sağlar. Of course you may + fiil kalıbı, birine kibarca izin vermek için yeniden kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede may izin vermek için kullanılmıştır?
- May I sit here?
- Of course you may sit here.
- It may rain this afternoon.
Cevabı göster
Of course you may sit here.
The same for me and one for Daddy Pig, please. Kalıp ifadeler
3:01Aynısından bana ve bir tane de Baba Domuz için lütfen.
The same for me: aynısından sipariş etmek
The same for me, “Benden önceki kişiyle aynı şeyi istiyorum” demenin kısa bir yoludur. Önceki sipariş neyin istendiğini zaten açıkça gösterdiği için ürünün adı söylenmez; buna eksilti denir. The same önceki siparişe gönderme yapar, for me ise aynı siparişin konuşan kişi için olduğunu gösterir. Böylece ürünün tam adını tekrar etmek gerekmez.
Alıştırma
Arkadaşınız az önce sıcak çikolata sipariş etti ve siz de tam olarak aynı içeceği istiyorsunuz. Doğal ve kısa sipariş hangisidir?
- The same for me, please.
- The same as me, please.
- A same for me, please.
Cevabı göster
The same for me, please.
would young Mr. George like?: şakacı bir nezaket
Burada would ... like, birinin ne istediğini ya da neyi seçeceğini nazikçe sormanın yoludur. Tam kalıp What would [person] like? şeklindedir. Bir çocuğa young Mr. George denmesi, ifadeye şakacı ve kasıtlı bir resmiyet katar. Yetişkin, George'a önemli bir beyefendiymiş gibi sıcak bir şekilde hitap eder; bu gerçek bir unvan değildir.
Alıştırma
Bu soruda young Mr. George nasıl bir işlev görüyor?
- George'a resmî bir unvan verir.
- Çocuğa şakacı biçimde resmî bir beyefendiymiş gibi davranır.
- George'un konuşandan daha yaşlı olduğunu söyler.
Cevabı göster
Çocuğa şakacı biçimde resmî bir beyefendiymiş gibi davranır.
it just so happens: işe yarayan bir tesadüfü anlatma
It just so happens that ... mevcut duruma tesadüfen uyan bir gerçeği anlatmaya başlar. Yaklaşık olarak “meğer” veya “tesadüfen” anlamına gelir. Bu cümlede açıklanan gerçek, ihtiyaç duyulan şeyle uygun biçimde ilgilidir. Doğrudan I do have ... demekle karşılaştırıldığında bu ifade küçük bir hazırlık veya şaşkınlık etkisi yaratır. Ardından gelen that yan cümlesi tesadüfen denk gelen gerçeği belirtir.
Alıştırma
İşe yarayan bir tesadüfü anlatan dersteki dört sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: We need a projector, and ____ that the library has one available.
Cevabı göster
it just so happens
I do have: olumlu cümlede vurgu için do
I do have ifadesindeki do, vurgu yardımcı fiilidir. Nötr biçim I have’dir; do eklemek ifadenin doğru olduğunu vurgular. Bu yapı genellikle bir gerçeği doğrulamak, bir şüpheyi düzeltmek veya karşıtlık kurmak için kullanılır. Yapı do/does/did + fiilin yalın hâlidir. Burada özne I olduğu için do kullanılır ve have yalın hâlde kalır.
Alıştırma
Cümleyi have fiilinin do ile kurulan vurgulu biçimiyle tamamlayın: You may not believe me, but I ____ a spare key.
Cevabı göster
do have
dinosaur-shaped ice lolly: -shaped birleşikleri ve Britanya İngilizcesindeki ice lolly
Dinosaur-shaped, “dinozor biçiminde” demektir. İsim + -shaped yapısı bir sıfat oluşturur ve başka bir isimden önce kullanıldığında genellikle kısa çizgiyle yazılır. Burada dinosaur-shaped, ice lolly isim grubunun tamamını niteler. Britanya İngilizcesinde ice lolly, genellikle çubuk üzerinde sunulan dondurulmuş tatlı bir yiyecektir. Kuzey Amerika İngilizcesindeki ice pop veya popsicle ifadelerine karşılık gelir. Lolly tek başına çoğunlukla lolipop demektir; bu nedenle ice lolly bir bütün olarak anlaşılmalıdır.
Alıştırma
Britanya İngilizcesinde yıldız şeklindeki tek bir dondurulmuş tatlıyı hangi ifade doğal biçimde anlatır?
- a star-shaped ice lolly
- a star shape ice lolly
- a star-shaped lollipop
Cevabı göster
a star-shaped ice lolly
George, you should eat your ice lolly before it melts. Dilbilgisi
3:25George, buz parmağını erimeden önce yemelisin.
you should ... before ...: son zamanı olan bir tavsiye
'You should eat ...' bir tavsiye verir; konuşan kişi bunun yapılacak en mantıklı şey olduğunu düşünür. 'Before it melts' ise bu eylem için son zamanı belirtir. Gelecekteki bir olaydan söz edilse bile, before ile başlayan yan cümlede genellikle geniş zaman kullanılır. Bu yüzden 'before it will melt' değil, 'before it melts' denir. Kullanılabilir kalıp should + fiilin yalın hâli + before + özne + geniş zaman fiilidir.
Alıştırma
Cümleyi should ... before ... kalıbıyla tamamlayın: You ____ save your work ____ the battery runs out.
Cevabı göster
should · before
George loves his dinosaur ice lolly so much Dilbilgisi
3:30George dinozorlu buz parmağını o kadar çok seviyor ki
so much (that) ...: güçlü bir dereceden doğan sonuç
Bu cümlede so much, George'un buzlu dondurmayı sevme derecesinin çok yüksek olduğunu gösterir. Ardından gelen he doesn't want to eat it yan cümlesi, bu güçlü duygunun sonucudur. Tam bağlantı so much that biçimindedir; ancak burada olduğu gibi gündelik konuşmada that sık sık atılır. Kullanılabilir kalıp fiil + nesne + so much (that) + sonuç cümlesidir.
Alıştırma
Şarkıyı çok sevmesinin onu bütün gün çalmaya yönelttiğini hangi cümle doğru biçimde anlatır?
- She loved so much the song that she played it all day.
- She loved the song so much that she played it all day.
- She loved the song because she played it all day.
Cevabı göster
She loved the song so much that she played it all day.
Enjoy the weather.:dostça bir vedalaşma dileği
Enjoy the weather. dinleyenin o anki havanın keyfini çıkarmasını dileyen dostça bir sözdür. Emir cümlesi biçiminde olsa da buradaki Enjoy ... güçlü bir emir değil, sıcak bir uğurlama ifadesidir. Enjoy + isim öbeği kalıbı, Enjoy your meal. veya Enjoy your trip. örneklerinde olduğu gibi olumlu bir dilek iletmek için de kullanılabilir.
Alıştırma
Bir müşteri güzel ve güneşli bir günde açık hava kafesinden ayrılıyor. “Enjoy the weather.” doğal ve dostça bir vedalaşma sözü müdür?
- Evet
- Hayır
Cevabı göster
Evet
George, I really think you should eat your ice lolly before it melts and... Ton ve niyet
3:39George, gerçekten buz parmağını erimeden ve...
I really think you should ... ile ciddi bir öneri vermek
I really think you should + fiilin yalın hâli, ciddi ve güçlü biçimde desteklenen bir öneri verir. I think, tavsiyeyi konuşanın görüşü olarak sunar; should ise doğrudan emir vermek yerine bir eylemi önerir. Really, think sözcüğünü güçlendirir; böylece dinleyen kişi tavsiyenin gelişigüzel değil, önemli olduğunu anlar. Bu cümlede before it melts, aciliyetin nedenini açıklar.
Alıştırma
Bir arkadaşınız birkaç gündür kendini hasta hissediyor. Hangi cümle, doğrudan emir vermeden konuşanın görüşü olarak ciddi bir tavsiye sunar?
- You must see a doctor right now.
- I really think you should see a doctor.
- I think you might have seen a doctor.
Cevabı göster
I really think you should see a doctor.
George's dinosaur ice lolly has melted and fallen on the ground. Dilbilgisi
3:47George'un dinozorlu buz parmağı eridi ve yere düştü.
has melted and fallen: şimdiki sonucu anlatan present perfect
Has melted and fallen, İngilizcede present perfect yapısıdır: has + fiilin üçüncü hâli. İki değişikliğin de şu andan önce gerçekleştiğini ve sonuçlarının şu anda önemli olduğunu anlatır; buzlu dondurma erimiştir ve şimdi yerdedir. Tek bir has yardımcı fiili, melted ve fallen fiillerinin ikisi için de kullanılır. Fallen, fall fiilinin üçüncü hâlidir; fell ise simple past biçimidir.
Alıştırma
Knock down ve break fiillerini present perfect yapısında kullanarak cümleyi tamamlayın; has yalnızca bir kez kullanılsın: The storm ____ the fence and ____ the gate, so both are damaged now.
Cevabı göster
has knocked down · broken
share Daddy's ice cream: share + paylaşılan şey
Bu cümlede share Daddy's ice cream, babanın ve çocuğun dondurmadan birlikte yiyebileceği anlamına gelir. Share fiilinden sonra paylaşılan şey doğrudan nesne olarak gelir: share + thing. Diğer kişiyi de belirtmek için share + thing + with + person yapısını kullanın. Örneğin: share the ice cream with a friend.
Alıştırma
Share kalıbını tamamlayın: Please ____ your crayons ____ Mia.
Cevabı göster
share · with
I'm sure he won't mind: başka birinin tepkisini tahmin ederek rahatlatmak
Burada I'm sure, konuşanın güvendiği bir tahmini ifade eder. He won't mind, konuşanın üçüncü bir kişinin karşı çıkmayacağını veya rahatsız olmayacağını düşündüğü anlamına gelir. Cümlenin bütünü dinleyeni rahatlatır ve tereddüdünü azaltır. Bu, olası bir tepki hakkındaki konuşan değerlendirmesidir; üçüncü kişinin önceden onay verdiğini kanıtlamaz.
Alıştırma
Biri, plandaki küçük bir değişikliğe Ben'in karşı çıkacağından endişeleniyor. Hangi yanıt, Ben'in tepkisini kendinden emin bir tahmin olarak sunup bu kişiyi en iyi şekilde rahatlatır?
- We should ignore Ben's opinion.
- I'm sure he won't mind.
- Ben has already signed the agreement.
Cevabı göster
I'm sure he won't mind.
It is so warm, Daddy Pig has fallen asleep. Notlar
4:00Hava o kadar ılık ki, Baba Domuz uyuyakalmış.
so warm, ... has fallen asleep: sonuca yol açan derece
Burada so, warm sözcüğünü niteler ve “bu derece” anlamına gelir. Ardından gelen Daddy Pig has fallen asleep bölümü sonucu verir. Aynı ilişki so + sıfat + that + sonuç cümleciği yapısıyla açıkça gösterilebilir: It is so warm that Daddy Pig has fallen asleep. Günlük konuşma tarzındaki anlatımlarda that söylenmeyebilir ve betimleme ile sonuç bir duraklamayla ayrılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, sıcaklığın yüksek derecede olmasının bu sonucu doğurduğunu açıkça ifade eder?
- The room was so warm that Mia fell asleep.
- The room was warm, but Mia fell asleep.
- The room was warm before Mia fell asleep.
Cevabı göster
The room was so warm that Mia fell asleep.
has fallen asleep: uykuya geçiş ve şimdiki sonucu
Fall asleep, uyanık durumdan uyku durumuna geçmek demektir. İngilizcede uykuya geçişi anlatan doğal ifadedir; be asleep ise yalnızca uyuyor olma durumunu anlatır. Burada has fallen, fall fiilinin present perfect biçimidir. Değişimi tamamlanmış ve şu anla ilgili olarak sunar: Baba Domuz şimdi uyuyor.
Alıştırma
Bebeğin şimdi uyuduğunu göstermek için cümleyi fall asleep ifadesinin present perfect biçimiyle tamamlayın: The baby ____, so please be quiet.
Cevabı göster
has fallen asleep
does look hot: olumlu cümlede vurgulu does
Olumlu bir cümlede, vurgu katmak için fiilin yalın biçiminden önce does kullanılabilir. Buradaki does look, konuşanın Baba Domuz'un sıcaklamış göründüğüne dair gözlemini güçlü biçimde doğruladığını gösterir. does üçüncü tekil kişi işaretini taşıdığı için look yalın biçimde kalır. Daddy Pig looks hot tarafsızdır; Daddy Pig does look hot ise doğrulama veya karşıtlık ekler.
Alıştırma
Cümleyi özneyle uyumlu vurgulu yardımcı fiille tamamlayın: The new plan ____ sound promising.
Cevabı göster
does
Let's tip water on Daddy to cool him down. Notlar
4:05Hadi Baba'yı serinletmek için üzerine su dökelim.
Let's tip water on Daddy: Ortak önerilerde Let's + fiilin yalın hâli
Let's + fiilin yalın hâli, konuşan kişiyle dinleyicinin birlikte yapacağı bir eylemi önermek için kullanılır. Let's tip water on Daddy cümlesindeki ortak eylem tip water on Daddy bölümüdür. Let's tarihsel olarak let us ifadesinin kısaltmasıdır, ancak günlük konuşmada öneri başlatan kalıplaşmış bir yapı gibi kullanılır. Ardından to olmadan doğrudan tip fiilinin yalın hâli gelir.
Alıştırma
Ortak öneriyi Let's ile tamamlayın: It is getting late. ____ go home now.
Cevabı göster
Let's
to cool him down: Amaç ve ayrılabilen cool down öbek fiili
to cool him down biçimindeki to'lu mastar, su dökmenin amacını belirtir: hedeflenen sonuç babanın daha az sıcaklamasıdır. Cool someone down, “birini veya bir şeyi serinletmek” anlamına gelir. Başka bir bağlamda “birinin öfkesini ya da heyecanını azaltmak” anlamında da kullanılabilir; ancak bu cümlede fiziksel sıcaklık kastedilir. Cool down nesne aldığında ayrılabilen bir öbek fiildir. Zamir, fiille parçacığın arasına gelir: cool him down denir, cool down him denmez.
Alıştırma
Bir koşucu çok sıcaklamış. Havlunun onun vücut sıcaklığını düşüreceğini doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?
- Use this cold towel to cool down him.
- Use this cold towel to cool him down.
- Use this cold towel to calm him down.
Cevabı göster
Use this cold towel to cool him down.
What happened? ile geçmişteki bir olayı sormak
What happened? daha önce gerçekleşmiş bir olayın açıklamasını istemek için kullanılır. Genellikle olayın sonucu görülürken nedeni bilinmediğinde söylenir. Olay sorudan önce gerçekleştiği için happened geçmiş zamandadır. What, happened fiilinin öznesidir; bu nedenle bu nötr soruda did kullanılmaz. Bilinmeyen bilgi olayın kendisiyse What happened? kalıbı kullanılır.
Alıştırma
Bir çarpma sesi duyuyor, ardından odaya girip kırık bir vazo görüyorsunuz. Az önce tamamlanmış olayı en doğal şekilde hangi soru sorar?
- What's happening?
- What happened?
- What usually happens?
Cevabı göster
What happened?
tipped water on you: tip fiilinin eğerek dökmek anlamı
Tipped water on you ifadesinde tipped, bir kabı eğerek içindeki suyu dökmek anlamına gelir. Water hareket ettirilen şeyi, on you ise suyun ulaştığı yeri gösterir. Eylem tamamlandığı için tipped, tip fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada tip, fiziksel olarak eğip dökmek anlamındadır; hizmet karşılığında birine fazladan para vermek anlamında değildir.
Alıştırma
Sürahiyi eğip suyu döktüğünü göstermek için cümleyi tip fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: She ____ the water onto the dry soil.
Cevabı göster
tipped
I see. — Bir açıklamayı anladığını gösterme
Burada I see, kişinin gözleriyle bir şey gördüğünü değil, “anladım” veya “şimdi mantıklı geldi” anlamını taşır. Durumu açıklığa kavuşturan yeni bir bilgiye verilen tepkidir. Kısa bir konuşma işareti olarak açıklamanın anlaşıldığını belirtir ve konuşmanın devam edebileceğini gösterir.
Alıştırma
Biri treninizin neden geciktiğini az önce açıkladı. Artık anladığınızı hangi cevap gösterir?
- I am looking.
- I can see the train.
- I already know.
- Oh, I see.
Cevabı göster
Oh, I see.
the puddles are back. — be back ile yeniden ortaya çıkma
Bu cümlede are back, su birikintilerinin kaybolduktan veya kuruduktan sonra yeniden ortaya çıktığını anlatır. Su birikintilerinin gerçekten başka bir yere gidip geri geldiği anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen yapı özne + be back şeklindedir. Bir kişi ya da nesnenin geri dönmesini veya bir hizmetin ya da durumun yeniden kullanılabilir hâle gelmesini anlatabilir; be biçimi özneye ve zamana göre seçilir.
Alıştırma
Cümleyi be back yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: After the outage, the power ____.
Cevabı göster
is back
but most of all, they love jumping up and down in puddles. Notlar
4:39ama en çok su birikintilerinde zıplamayı seviyorlar.
but most of all: en önemli son noktayı vurgulamak
Most of all, ardından gelen fikri daha önce söylenen veya bağlamdan anlaşılan diğer fikirlerin üstüne yerleştirir. Bu fikrin en güçlü tercih ya da en önemli nokta olduğunu gösterir. Bu cümlede but güçlü bir karşıtlık kurmaz; dikkati sıcak günün tadını çıkarmaktan her şeyden çok sevdikleri etkinliğe kaydırır. Son yan cümleden önce but most of all kullanmak, ana noktayı vurgulayarak anlatımı tamamlar.
Alıştırma
Son tercihin en güçlü tercih olması için hedef bağlayıcıyı tamamlayın: I liked the games and the cake, but ____, I loved being with my friends.
Cevabı göster
most of all
jumping up and down: tekrarlanan dikey hareket
Jump up and down, dikey yönde tekrar tekrar zıplamak demektir: beden yukarı çıkar, aşağı iner ve hareketi yeniden yapar. Up and down, hareketi yalnızca jump demekten daha belirgin hâle getirir. Love sözcüğünden sonra cümlede -ing biçimi kullanılır: love jumping up and down. İfade oyun oynarken, heyecanlanınca, kutlama yaparken veya dikkat çekmeye çalışırken tekrarlanan zıplamaları anlatabilir.
Alıştırma
Tekrarlanan dikey zıplamayı anlatan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: When the band came on stage, the fans started ____ with excitement.
Cevabı göster
jumping up and down