Çok Sıcak Bir Gün - Peppa ve Ailesi Yüzmeye Gidiyor: İngilizce çalışma notları

Peppa Pig - Official Channel

Öğrenme zorluğu
479 kelime 164 kel/dk

Video özeti: Çok sıcak bir günde güneş, Peppa ile George’un çamurlu su birikintilerini kurutur. Aile de çocuk havuzunda serinleyip dondurma alır. Uyuyan Baba Pig’in üzerine su dökülünce birikintiler yeniden oluşur ve çocuklar en sevdikleri etkinliği tekrar yapabilir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. have dried up. — Deyimsel Fiiller: dry up ifadesinin, suyun yok olup bir su birikintisini ya da başka bir ıslak alanı tamamen kuru bırakmasını anlattığını kavrayacaksınız. Böylece up parçasının kattığı tamamlanmış sonuç anlamını fark edip ifadeyi sıcaklık, kuraklık, nehirler, göletler veya dökülmüş su hakkında doğal biçimde kullanabileceksiniz. 2. dinosaur-shaped ice lolly. — Sözcük Anlamı ve Kullanım Düzeyi: -shaped ögesinin bir isme eklenerek nesnenin biçimini anlattığını, ice lolly sözünün ise çubuklu buzlu tatlı için kullanılan yaygın Britanya İngilizcesi terimi olduğunu öğreneceksiniz. Bu sayede star-shaped ve heart-shaped gibi betimlemeleri anlayıp üretebilir, ürünü Britanya’daki aile ve alışveriş konuşmalarında tanıyabilirsiniz. 3. the puddles are back. — Kalıplaşmış Söz Öbekleri ve Eşdizimler: be back kalıbının yalnızca bir kişinin eve dönmesini değil, bir şeyin yeniden ortaya çıkmasını veya tekrar kullanılabilir olmasını da anlatabildiğini göreceksiniz. Bu kısa yapı; suyun, elektriğin, tanıdık nesnelerin, hizmetlerin veya mevsimsel oluşumların geri gelişini uzun açıklamalar yapmadan ifade etmenizi sağlar.

Bu derste

I'm Peppa Pig.

0:02

Ben Peppa Pig.

This is my little brother George.

0:04

Bu da küçük kardeşim George.

This is Mummy Pig

0:07

Bu Anne Domuz

and this is Daddy Pig.

0:09

ve bu da Baba Domuz.

Peppa Pig

0:13

Peppa Pig

Very Hot Day.

0:18

Çok Sıcak Bir Gün.

The sun is shining. Kalıp ifadeler

0:21

Güneş parlıyor.

Kalıp ifadeler

The sun is shining: görünen güneş ışığını anlatmak

The sun is shining, o anda görülebilen güneş ışığını anlatmanın doğal bir yoludur. Shine “ışık saçmak veya parlamak” anlamına gelir; is shining ise sahneyi şu anda gerçekleşen bir durum olarak gösterir. Bu ifadeyi gördüğünüz manzarayı anlatırken kullanın; yalnızca güneşin ne kadar güçlü ya da göz kamaştırıcı göründüğünü belirtmek için kullanmayın.

Alıştırma

Şu anda gördüğünüz güneş ışığını anlatmak için cümleyi shine fiilinin sürekli şimdiki zaman biçimiyle tamamlayın: Look outside. The sun ____.

Cevabı göster

is shining

It is a very hot day.

0:22

Çok sıcak bir gün.

What a lovely hot day. Dilbilgisi

0:25

Ne kadar güzel, sıcak bir gün.

Dilbilgisi

What a lovely hot day: What a/an ... ünlem kalıbı

What a lovely hot day bir soru değil, ünlem cümlesidir. What güçlü bir tepkiyi başlatır; lovely olumlu değerlendirmeyi, hot ise sıcaklığı anlatır. Yeniden kullanılabilen kalıp What a/an + sıfat(lar) + tekil sayılabilen isim şeklindedir. a veya an seçimini sonraki sese göre yapın ve kalıbın içine It is eklemeyin: What an exciting game!

Alıştırma

Heyecan verici bir maçla ilgili ünlem cümlesini tamamlayın: ____ exciting game!

Cevabı göster

What an

Peppa and George are wearing their boots. Kalıp ifadeler

0:28

Peppa ve George botlarını giyiyorlar.

Kalıp ifadeler

are wearing their boots: giyilmiş olma durumunu anlatan wear

are wearing their boots ifadesinde wear, “bir giysinin veya ayakkabının üzerinde olması” anlamına gelir. Çizmeler zaten ayaklarındadır; bu nedenle ifade, çizmeleri ayağa geçirme eylemini değil, o anki giyinme durumunu anlatır. İngilizcedeki şimdiki zaman yapısı be + wearing biçimindedir. Çoğul özne Peppa and George ile are wearing kullanılır ve giyilen şey wear fiilinden hemen sonra gelir: wear boots.

Alıştırma

Mia'nın üzerinde zaten bulunan giysiyi wear fiilinin şimdiki zaman biçimiyle anlatın: Mia ____ her new coat.

Cevabı göster

is wearing

They are going to jump in muddy puddles. Notlar

0:30

Çamurlu su birikintilerinde zıplayacaklar.

Dilbilgisi

They are going to jump: sıradaki planı anlatan be going to

They are going to jump, zıplama eylemini planlanan veya sırada gerçekleşmesi beklenen bir eylem olarak göstermek için be going to + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. Burada Peppa ile George'un çok yakında ne yapmayı planladığını anlatır. be özneye göre değişir: they are going to jump. Going to sonrasında jumps veya jumped değil, fiilin yalın hâli olan jump kullanılır.

Alıştırma

Planlanan eylemi be going to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: They ____ visit Grandma this afternoon.

Cevabı göster

are going to

Kalıp ifadeler

jump in muddy puddles: çamurlu su birikintilerinde zıplamak

jump in muddy puddles ifadesi, sığ ve çamurlu su birikintilerinin içine atlamayı ya da içindeyken zıplamayı anlatır. In, zıplama hareketini su birikintisinin içine yerleştirir; bu nedenle kişinin suya basması muhtemeldir. Muddy, puddles sözcüğünü niteler ve suya çamur karıştığını belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp jump in + içine girilebilen bir yer veya alandır.

Alıştırma

Hangi cümle çocuğun su birikintisinin içine indiğini ve suyu sıçrattığını anlatır?

  1. The child jumped over the puddle and kept her shoes dry.
  2. The child jumped in the puddle and splashed water everywhere.
  3. The child walked around the puddle and stayed on the path.
Cevabı göster

The child jumped in the puddle and splashed water everywhere.

I love muddy puddles.

0:32

Çamurlu su birikintilerini severim.

Oh. Oh dear. Ton ve niyet

0:35

Ah. Ah canım.

Ton ve niyet

Oh dear: hafif ve kaygılı bir tepki

Oh dear, bir sorun fark edildiğinde, endişe duyulduğunda veya hayal kırıklığı yaratan bir haber alındığında kullanılan hafif bir ünlemdir. Bu cümlede oh no ifadesine benzeyen, ancak genellikle daha yumuşak olan kaygılı bir tepkiyi gösterir. Burada dear, kalıplaşmış ünlemin bir parçasıdır. Sevilen bir kişiye hitap etmez ve olağan “sevilen kişi” anlamıyla anlaşılmamalıdır.

Alıştırma

"Oh dear! I left my umbrella at home," cümlesinde Oh dear neyi gösterir?

  1. Küçük bir sorunu fark etmeye verilen hafif bir tepki
  2. Sevilen bir kişiye doğrudan hitap etme biçimi
  3. Yalnızca ciddi tehlikelerde kullanılan bir haykırış
Cevabı göster

Küçük bir sorunu fark etmeye verilen hafif bir tepki

The sun is so hot that the puddles have dried up. Notlar

0:37

Güneş o kadar sıcak ki su birikintileri kurumuş.

Dilbilgisi

so hot that: sonuca yol açan derece

so hot that ifadesinde so, hot sözcüğünün derecesini artırır ve that sonucu tanıtır: sıcaklık, su birikintilerini kurutacak kadar güçlüdür. Yeniden kullanılabilen yapı so + adjective/adverb + that + result clause şeklindedir. Aşırı bir dereceyi bunun sonucunda olan şeyle bağlar.

Alıştırma

Cümleyi so ... that sonuç yapısıyla tamamlayın: The soup was ____ I had to wait before tasting it.

Cevabı göster

so hot that

Öbek fiiller

have dried up: su artık yok

Burada dry up, suyun tamamını veya neredeyse tamamını kaybedip kurumak anlamına gelir. up parçacığı tamamlanmışlık anlamı katar; bu yüzden su birikintilerinde artık su yoktur. Have dried up, present perfect yapısındadır: kuruma şu andan önce gerçekleşmiştir ve cümle şu anda görülen sonuca odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi dry up ifadesinin present perfect biçimiyle tamamlayın: After weeks without rain, the shallow pools ____, and they are empty now.

Cevabı göster

have dried up

Mummy, Daddy, the puddles are all dry

0:41

Anne, Baba, su birikintileri tamamen kurumuş

and we can't jump in them.

0:44

ve içlerinde zıplayamıyoruz.

Never mind, Peppa. Ton ve niyet

0:46

Olsun, Peppa.

Ton ve niyet

Teselli için Never mind

Never mind burada kısa bir teselli sözüdür: küçük hayal kırıklığı veya sorun için daha fazla kaygılanmaya ya da bununla ilgilenmeye gerek olmadığını anlatır. Karşıdaki kişinin konuyu geride bırakmasına yardımcı olur. Bu ifadede mind, “rahatsız olmak” veya “önemsemek” anlamında bir fiildir; kişinin düşüncelerini anlatan bir isim değildir. İfade, never ve mind kelimelerinin ayrı ayrı gerçek anlamlarının birleşimi olarak anlaşılmaz.

Alıştırma

Bir çocuk kolay bir atışı kaçırdığı için üzülüyor. Hangi seçenek Never mind ifadesini uygun biçimde kullanır?

  1. Küçük hatadan sonra teselli etmek için “Never mind. You can try again.” demek
  2. Tehlikeli bir yangını bildiren kişiyi “Never mind.” diyerek geçiştirmek
  3. “Never mind” ifadesini bir kişinin beyniyle ilgili gerçek anlamlı bir ifade saymak
Cevabı göster

Küçük hatadan sonra teselli etmek için “Never mind. You can try again.” demek

It's so sunny,

0:47

Hava o kadar güneşli ki,

you can play in the paddling pool instead. Notlar

0:49

onun yerine şişme havuzda oynayabilirsiniz.

Anlatım akışı

Alternatif plan için you can ... instead

you can play in the paddling pool instead ifadesinde can, yapılabilecek yeni bir eylem sunar; instead ise bunun önceki bir planın veya seçeneğin yerine geçtiğini gösterir. Burada can yalnızca fiziksel yetenek bildirmez, bir seçenek sunar. Bilgiyi düzenleme açısından bu yapı, dikkati olmayacak şeyden sonra yapılabilecek şeye çevirir. instead kelimesini sona koymak, konuşanın önce yeni planın tamamını söylemesini, ardından bunun alternatif olduğunu belirtmesini sağlar.

Alıştırma

Yeni planın iptal edilen planın yerine geçtiğini gösteren kelimeyle cümleyi tamamla: The park is closed, so we can play at home ____.

Cevabı göster

instead

Kelime

paddling pool: çocuklar için küçük ve sığ havuz

Paddling pool, küçük çocukların suyun içinde ayakta durup su sıçratarak oynaması için yapılmış küçük ve sığ bir havuzdur. Bu cümlede in the paddling pool, alternatif oyun yerini belirtir; instead ise bu seçeneğin daha önceki bir seçeneğin yerini aldığını gösterir. Paddling pool ifadesindeki paddling, sığ suda yürümek veya oynamak anlamındadır; bir tekneyi kürekle ilerletmek değildir.

Alıştırma

Bu cümledeki paddling pool ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. Çocukların su sıçratıp oynayabildiği küçük ve sığ bir havuz
  2. Yüzme yarışlarında kullanılan tam boy bir havuz
  3. Çocukların küreklerle hareket ettirdiği bir tekne
Cevabı göster

Çocukların su sıçratıp oynayabildiği küçük ve sığ bir havuz

Yes, the paddling pool.

0:51

Evet, şişme havuz.

First, you have to change into your swimming costumes. Notlar

0:54

Önce mayolarınızı giymeniz gerek.

Dilbilgisi

have to change into: gerekli bir kıyafet değişimi

Have to + fiilin yalın hâli, gereklilik ifade eder. Change into + giysi, kişinin üzerindeki kıyafeti çıkarıp belirtilen giysiyi giymesi anlamına gelir; dolayısıyla have to change into, bu kıyafet değişiminin gerekli olduğunu belirtir. Kalıp, özne + have/has to + change into + giysi şeklindedir. Örnekte your swimming costumes, dinleyenlerin giymesi gereken kıyafetleri belirtir.

Alıştırma

Cümleyi have to + change into ile tamamlayın: Before the match, you ____ your team uniform.

Cevabı göster

have to change into

Kelime

swimming costumes: mayo için kullanılan Britanya İngilizcesi ifadesi

Bu cümlede swimming costumes, yüzerken giyilen kıyafetler, yani mayolar anlamına gelir. Swimming costume, swimsuit için Britanya İngilizcesinde yaygın kullanılan bir ifadedir; burada costume tiyatro ya da parti kostümü anlamına gelmez. Çoğul costumes, bir gruptaki kişilerin ayrı ayrı giydiği mayoları anlatabilir. Tek bir parça için tekil swimming costume kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede swimming costumes ifadesi mayo anlamında kullanılmıştır?

  1. The children changed into their swimming costumes before their swimming lesson.
  2. The children wore their stage costumes in the play.
  3. The children chose costumes for the fancy-dress party.
Cevabı göster

The children changed into their swimming costumes before their swimming lesson.

Yes, Mummy.

0:57

Evet, Anne.

Peppa and George are wearing their swimming costumes.

1:04

Peppa ve George mayolarını giyiyorlar.

Mummy Pig is wearing her swimming costume

1:07

Anne Domuz mayosunu giyiyor

and Daddy Pig is wearing his swimming costume.

1:09

ve Baba Domuz mayosunu giyiyor.

Because it's so hot, you need suncream. Notlar

1:12

Hava çok sıcak olduğu için güneş kremine ihtiyacınız var.

Dilbilgisi

Because it's so hot, ...: nedeni önce vermek

Because it's so hot, ana cümleden önce gelen bir neden yan cümlesidir. Öneriyi vermeden önce dinleyiciye güneş kremine neden ihtiyaç olduğunu açıklar. Because yan cümlesi başta olduğunda ardından virgül koyulur: Because + neden, ana mesaj. Bu sıra, bir hatırlatma, talimat veya öneriden önce nedeni vermek istediğinizde kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle önce nedeni, ardından öneriyi doğru biçimde verir?

  1. Because the sun is bright, wear your sunglasses.
  2. Because the sun is bright, so wear your sunglasses.
  3. Wear your sunglasses, because the sun is bright.
Cevabı göster

Because the sun is bright, wear your sunglasses.

Kelime

suncream: İngiliz İngilizcesinde “güneş kremi”

Suncream, güneş yanığını önlemeye yardımcı olması için cilde sürülen bir ürün demektir. Bu cümlede sıcak hava, kişinin bu ürüne ihtiyaç duymasının nedeni olarak gösterilir. Suncream bir bütün olarak ürün adıdır; buradaki cream sıradan yüz kremi anlamına gelmez. Sözcük sun cream şeklinde ayrı da sıkça yazılır.

Alıştırma

Hangi cümlede suncream bu derste öğretilen anlamıyla kullanılmıştır?

  1. I washed my hair with suncream this morning.
  2. I added suncream to the soup to make it thicker.
  3. Put some suncream on your arms before you go to the beach.
Cevabı göster

Put some suncream on your arms before you go to the beach.

Yuck.

1:18

Iyy.

So oily and yucky.

1:19

Çok yağlı ve iğrenç.

Yuck.

1:25

Iyy.

Oh.

1:26

Ah.

What a fuss about nothing. Deyimler

1:27

Yoktan yere ne yaygara ama.

Deyimler

What a fuss about nothing: aşırı bir tepkiyi değerlendirmek

What a fuss about nothing, insanların önemsiz bir şey yüzünden gereğinden fazla kargaşa çıkardığını, endişelendiğini, yakındığını veya uğraştığını söyleyen bir ünlemdir. Doğal bir karşılığı şöyledir: Böylesine küçük bir şey için ne kadar gereksiz zahmet! Bu tarafsız bir betimleme değildir. Konuşan kişi tepkiyi aşırı bulur ve biraz sinirli, küçümseyici ya da şakacı duyulabilir.

Alıştırma

İki kişi tek bir kurdelenin rengi hakkında bir saat tartışıyor. Tepkiyi bu dersteki ifadeyle tamamlayın: ____!

Cevabı göster

What a fuss about nothing

Yes, we all need suncream today.

1:29

Evet, bugün hepimizin güneş kremine ihtiyacı var.

Oh.

1:33

Ah.

Come on, George. Ton ve niyet

1:39

Hadi, George.

Ton ve niyet

Come on ile birini teşvik etme veya harekete geçirme

Come on burada konuşma dilinde kullanılan bir teşvik ifadesidir. Konuşan kişi George’u başlamaya veya devam etmeye teşvik ettiği için ifade “Hadi” ya da “Acele et” anlamına gelebilir; come ve on sözcüklerinin harfî birleşimi değildir. İfadenin gücü bağlama ve ses tonuna bağlıdır: sıcak bir ton destekleyici duyulurken sert bir ton sabırsızlık ifade edebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede Come on, birini denemeye devam etmesi için teşvik eder?

  1. Go upstairs, Maya. Your bag is there.
  2. Come on, Maya. You can finish this last lap!
  3. Come here, Maya. I need to show you something.
Cevabı göster

Come on, Maya. You can finish this last lap!

Let's get some air into this paddling pool. Dilbilgisi

1:42

Şu havuza biraz hava basalım.

Dilbilgisi

Let's get some air into ... ile ortak bir eylem önerme

Let's + fiilin yalın hâli, konuşan ve dinleyen kişinin birlikte yapacağı bir eylemi önerir. Burada Let's get ..., havuzu şişirmeyi sıradaki ortak görev olarak sunar. get some air into + nesne yapısında get, “almak” değil, “bir şeyi içeri sokmak veya sokmayı başarmak” anlamındadır. Yapı, havanın bir şeyin içine girmesini anlatır; bu nedenle şişirilebilir bir nesneyle kullanıldığında içine hava basmak anlamına gelir.

Alıştırma

Ortak öneriyi tamamlamak için get, some, air ve into sözcüklerini doğru sıraya koyun: Let's ____ the beach ball.

Cevabı göster

get some air into

Daddy Pig is pumping up the paddling pool. Öbek fiiller

1:45

Baba Domuz şişme havuzu pompalıyor.

Öbek fiiller

pump up the paddling pool: şişme çocuk havuzunu şişirmek

Bu cümlede pump up, şişirilebilir bir nesneye pompayla hava basıp onu şişirmek anlamına gelir. Nesne the paddling pool olduğundan, ifadenin tamamı çocuk havuzunu şişirme eylemini anlatır. Up, öbek fiilin bir parçasıdır; yukarı yönünü göstermez. Is pumping up, present progressive yapısındadır ve eylemin o anda devam ettiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi pump ve ona “şişirmek” anlamını veren parçacıkla tamamlayın: Before the game, we need to ____ the football.

Cevabı göster

pump up

Easy as pie. Deyimler

1:52

Çocuk oyuncağı.

Deyimler

Easy as pie: bir şeyin çok kolay olduğunu söylemek

Easy as pie, “çok kolay” veya “çok az çaba gerektiren” anlamına gelen gündelik bir deyimdir. Burada gerçek anlamda turtadan söz edilmez; ifadenin tamamını tek bir birim olarak anlamak gerekir. Burada kısa bir yorum görevi görür. Daha tam cümle It's as easy as pie şeklindedir; kısaltılmış biçim, bir işten sonra kendinden emin ve neşeli bir ton verir.

Alıştırma

Cümleyi “çok kolay” anlamındaki deyimle tamamlayın: I followed the three steps, and the setup was ____.

Cevabı göster

easy as pie

Peppa holds the hose

2:00

Peppa hortumu tutuyor

and Mummy Pig turns on the water. Öbek fiiller

2:02

ve Anne Domuz suyu açıyor.

Öbek fiiller

turns on the water: suyu açmak

Turn on the water, suyun akmaya başlaması için musluğu, vanayı veya su besleme kontrolünü çalıştırmak demektir. Burada turns on, Anne Pig’in su akışını başlattığını anlatır; suyun kendisinin açılan bir nesne olduğu anlamına gelmez. Turn on yalnızca elektrikli cihazlarla kullanılmaz: ışığı, ısıtmayı veya suyu açmak için de kullanılabilir. Nesne bir isim olduğunda hem turn on the water hem de turn the water on doğaldır.

Alıştırma

Maya’nın kovayı doldurmak için suyu açtığını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. Maya turns the water to fill the bucket.
  2. Maya opens the water to fill the bucket.
  3. Maya turns on the water to fill the bucket.
Cevabı göster

Maya turns on the water to fill the bucket.

Where's the water?

2:06

Su nerede?

Peppa and George love their paddling pool.

2:22

Peppa ve George şişme havuzlarını çok seviyorlar.

Ice cream, ice cream.

2:26

Dondurma, dondurma.

Miss Rabbit, the ice cream lady.

2:28

Bayan Tavşan, dondurmacı kadın.

Ice cream.

2:32

Dondurma.

On very hot days, Miss Rabbit sells ice cream. Dilbilgisi

2:33

Çok sıcak günlerde Bayan Tavşan dondurma satar.

Dilbilgisi

On very hot days: on + bir gün türü

On very hot days zamanı belirten bir ifadedir. Belirli bir günden veya bir gün türünden önce on kullanılır: on Monday, on my birthday, on rainy days. Buradaki çoğul days, günler ne zaman çok sıcak olsa anlamına gelir; dolayısıyla cümle bu günlerde genellikle ne olduğunu anlatır. İsim day veya days yerine weather olduğunda İngilizcede normal olarak in kullanılır: in hot weather.

Alıştırma

Bir gün türünden önce doğru edatı kullanan cümle hangisidir?

  1. At cold days, the lake sometimes freezes.
  2. On cold days, the lake sometimes freezes.
  3. In cold days, the lake sometimes freezes.
Cevabı göster

On cold days, the lake sometimes freezes.

Mummy, Daddy, can George and I have an ice cream, please? Ton ve niyet

2:36

Anne, Baba, George ve ben birer dondurma alabilir miyiz, lütfen?

Ton ve niyet

can George and I have an ice cream, please? ile kibarca istemek

Can George and I have an ice cream, please? konuşan kişiyle George için kibarca bir şey istemek amacıyla kullanılır. Burada can izin ister; have ise yalnızca “sahip olmak” değil, “almak ya da yemesine izin verilmek” anlamındadır. Kalıp Can + özne + have + şey, please? şeklindedir. George and I ifadesinde I öznenin bir parçasıdır; bu yüzden standart İngilizcede me değil I kullanılır. Sondaki please isteği daha nazik yapar.

Alıştırma

Can ... have kalıbını kullanarak kendin ve Leo için kibarca atıştırmalık iste: Mum, ____ a snack, please?

Cevabı göster

can Leo and I have

Oh, well. Ton ve niyet

2:40

Ah, pekala.

I suppose it isn't an especially hot day. Ton ve niyet

2:41

Sanırım özellikle sıcak bir gün değil.

Ton ve niyet

Oh, well ile durumu kabul edip devam etmek

Oh, well konuşma dilinde kullanılan bir söylem belirtecidir. Konuşanın durumu kabul ettiğini, itirazından vazgeçtiğini ya da yön değiştirdiğini gösteren bir duraklamadır. Burada tereddütten kabule geçişi hazırlar. Bu ifade, bir şeyin sağlıklı ya da iyi olduğu anlamına gelmez. Ses tonuna ve sonrasında söylenenlere göre hafif bir kabulleniş, hayal kırıklığı veya rahat bir tavır yansıtabilir.

Alıştırma

'Oh, well. We can try again tomorrow,' cümlesinde Oh, well neyi gösterir?

  1. Konuşan kişi büyük bir heyecanla kutlama yapar.
  2. Konuşan kişi birinin sağlıklı olup olmadığını sorar.
  3. Konuşan kişi aksiliği kabul edip devam eder.
Cevabı göster

Konuşan kişi aksiliği kabul edip devam eder.

Ton ve niyet

I suppose: tereddütlü veya gönülsüz bir yargıyı yumuşatmak

Bu cümlede I suppose, ardından gelen yargıyı tanıtır ve onu daha az kesin gösterir. Konuşan kişi it isn't an especially hot day sözünü sert ve tamamen emin bir düzeltme olarak sunmaz. Bağlama göre I suppose, gönülsüz bir kabulü de gösterebilir: konuşan kişi bir görüşü kabul eder ama bunu pek istekli yapmaz. Bir sonucu kesin bir iddia yerine tereddütlü bir yargı veya taviz olarak sunmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Pek istekli olmasanız da daha küçük bir odayı kullanmayı kabul ediyorsunuz. Bu tutuma en uygun cümle hangisidir?

  1. I suppose the smaller room will do.
  2. I know for certain that the smaller room is perfect.
  3. I refuse to use the smaller room.
Cevabı göster

I suppose the smaller room will do.

Please can I have one as well? Ton ve niyet

2:45

Ben de bir tane alabilir miyim lütfen?

Ton ve niyet

Please can I have one as well?: kibarca ek bir ricada bulunmak

Please can I have ...?, bir şeyi kibarca istemenin bir yoludur. Cümlenin başındaki please, bunun bir rica olduğunu açıkça gösterir ve biraz yalvaran bir ton katabilir. one, duruma göre ne olduğu zaten belli olan sayılabilir tekil bir nesnenin yerine geçer. as well burada “de, ayrıca” anlamındadır. Başka birinin aynı türden bir şeyi aldığını veya istediğini ve konuşan kişinin de kendi ricasını eklediğini gösterir.

Alıştırma

Başka bir çocuk bir çıkartma aldı. “Bir tane de” anlamına gelen, dersteki üç kelimelik hedef ifadeyle ricayı tamamlayın: Please can I have ____?

Cevabı göster

one as well

Everyone likes ice cream.

2:47

Herkes dondurmayı sever.

Hello, Mummy Pig, Peppa and George.

2:49

Merhaba, Anne Domuz, Peppa ve George.

Hello, Miss Rabbit.

2:51

Merhaba, Bayan Tavşan.

What ice creams would you like? Ton ve niyet

2:53

Hangi dondurmalardan istersiniz?

Ton ve niyet

What ... would you like? ile seçimi nazikçe sormak

"What ... would you like?", birinden seçim yapmasını nazikçe istemenin bir yoludur. What eksik olan seçimi gösterir; would you like ise kişinin ne istediğini doğrudan sormaya göre soruyu yumuşatır. Tekrar kullanılabilen sıra What + seçimi belirten sözcük veya ifade + would you like? şeklindedir. Burada ice creams sunulan seçenekleri belirtir.

Alıştırma

Bir görevli müşteriden bardak boyutunu seçmesini istiyor. Hangi soru doğal ve naziktir?

  1. What size you would like?
  2. What size would you like?
  3. What size do you demand?
Cevabı göster

What size would you like?

Can I have a cone, please, Miss Rabbit? Ton ve niyet

2:55

Ben bir külah alabilir miyim lütfen, Bayan Tavşan?

Ton ve niyet

Can I have a cone, please? ile nazikçe istekte bulunmak

Can I have + nesne? bir şey sipariş etmenin veya istemenin yaygın bir yoludur. Bu kalıpta have almak ya da verilmek anlamındadır ve can bir rica başlatır. Konuşan kişi aslında yetenek veya sahiplik hakkında soru sormaz. Please ricayı daha nazik hâle getirir. Tekrar kullanılabilen kalıp Can I have + nesne, please? şeklindedir.

Alıştırma

Kendiniz için bir içecek sipariş ediyorsunuz. can ve have kullanarak ricayı tamamlayın: ____ a cup of tea, please?

Cevabı göster

Can I have

Of course you may, Peppa. Ton ve niyet

2:57

Elbette alabilirsin, Peppa.

Ton ve niyet

Of course you may: izin verme

Of course you may, izin isteyen birine verilen açık ve olumlu bir cevaptır. Buradaki may, “izinli olmak” anlamındadır; “belki” anlamına gelmez. Of course, iznin tereddütsüz ve güven verici duyulmasını sağlar. Of course you may + fiil kalıbı, birine kibarca izin vermek için yeniden kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede may izin vermek için kullanılmıştır?

  1. May I sit here?
  2. Of course you may sit here.
  3. It may rain this afternoon.
Cevabı göster

Of course you may sit here.

Thank you.

2:59

Teşekkür ederim.

The same for me and one for Daddy Pig, please. Kalıp ifadeler

3:01

Aynısından bana ve bir tane de Baba Domuz için lütfen.

Kalıp ifadeler

The same for me: aynısından sipariş etmek

The same for me, “Benden önceki kişiyle aynı şeyi istiyorum” demenin kısa bir yoludur. Önceki sipariş neyin istendiğini zaten açıkça gösterdiği için ürünün adı söylenmez; buna eksilti denir. The same önceki siparişe gönderme yapar, for me ise aynı siparişin konuşan kişi için olduğunu gösterir. Böylece ürünün tam adını tekrar etmek gerekmez.

Alıştırma

Arkadaşınız az önce sıcak çikolata sipariş etti ve siz de tam olarak aynı içeceği istiyorsunuz. Doğal ve kısa sipariş hangisidir?

  1. The same for me, please.
  2. The same as me, please.
  3. A same for me, please.
Cevabı göster

The same for me, please.

And what would young Mr. George like? Ton ve niyet

3:05

Peki genç Bay George ne ister?

Ton ve niyet

would young Mr. George like?: şakacı bir nezaket

Burada would ... like, birinin ne istediğini ya da neyi seçeceğini nazikçe sormanın yoludur. Tam kalıp What would [person] like? şeklindedir. Bir çocuğa young Mr. George denmesi, ifadeye şakacı ve kasıtlı bir resmiyet katar. Yetişkin, George'a önemli bir beyefendiymiş gibi sıcak bir şekilde hitap eder; bu gerçek bir unvan değildir.

Alıştırma

Bu soruda young Mr. George nasıl bir işlev görüyor?

  1. George'a resmî bir unvan verir.
  2. Çocuğa şakacı biçimde resmî bir beyefendiymiş gibi davranır.
  3. George'un konuşandan daha yaşlı olduğunu söyler.
Cevabı göster

Çocuğa şakacı biçimde resmî bir beyefendiymiş gibi davranır.

Dinosaur!

3:07

Dinozor!

A dinosaur?

3:09

Dinozor mu?

Silly George.

3:10

Şapşal George.

He always says dinosaur for everything.

3:12

Her şeye hep dinozor der.

Well, it just so happens Kalıp ifadeler

3:16

Şey, tesadüfe bak ki

that I do have a dinosaur-shaped ice lolly. Notlar

3:18

elimde dinozor şeklinde bir buz parmak var.

Kalıp ifadeler

it just so happens: işe yarayan bir tesadüfü anlatma

It just so happens that ... mevcut duruma tesadüfen uyan bir gerçeği anlatmaya başlar. Yaklaşık olarak “meğer” veya “tesadüfen” anlamına gelir. Bu cümlede açıklanan gerçek, ihtiyaç duyulan şeyle uygun biçimde ilgilidir. Doğrudan I do have ... demekle karşılaştırıldığında bu ifade küçük bir hazırlık veya şaşkınlık etkisi yaratır. Ardından gelen that yan cümlesi tesadüfen denk gelen gerçeği belirtir.

Alıştırma

İşe yarayan bir tesadüfü anlatan dersteki dört sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: We need a projector, and ____ that the library has one available.

Cevabı göster

it just so happens

Dilbilgisi

I do have: olumlu cümlede vurgu için do

I do have ifadesindeki do, vurgu yardımcı fiilidir. Nötr biçim I have’dir; do eklemek ifadenin doğru olduğunu vurgular. Bu yapı genellikle bir gerçeği doğrulamak, bir şüpheyi düzeltmek veya karşıtlık kurmak için kullanılır. Yapı do/does/did + fiilin yalın hâlidir. Burada özne I olduğu için do kullanılır ve have yalın hâlde kalır.

Alıştırma

Cümleyi have fiilinin do ile kurulan vurgulu biçimiyle tamamlayın: You may not believe me, but I ____ a spare key.

Cevabı göster

do have

Kelime

dinosaur-shaped ice lolly: -shaped birleşikleri ve Britanya İngilizcesindeki ice lolly

Dinosaur-shaped, “dinozor biçiminde” demektir. İsim + -shaped yapısı bir sıfat oluşturur ve başka bir isimden önce kullanıldığında genellikle kısa çizgiyle yazılır. Burada dinosaur-shaped, ice lolly isim grubunun tamamını niteler. Britanya İngilizcesinde ice lolly, genellikle çubuk üzerinde sunulan dondurulmuş tatlı bir yiyecektir. Kuzey Amerika İngilizcesindeki ice pop veya popsicle ifadelerine karşılık gelir. Lolly tek başına çoğunlukla lolipop demektir; bu nedenle ice lolly bir bütün olarak anlaşılmalıdır.

Alıştırma

Britanya İngilizcesinde yıldız şeklindeki tek bir dondurulmuş tatlıyı hangi ifade doğal biçimde anlatır?

  1. a star-shaped ice lolly
  2. a star shape ice lolly
  3. a star-shaped lollipop
Cevabı göster

a star-shaped ice lolly

Dinosaur!

3:22

Dinozor!

George, you should eat your ice lolly before it melts. Dilbilgisi

3:25

George, buz parmağını erimeden önce yemelisin.

Dilbilgisi

you should ... before ...: son zamanı olan bir tavsiye

'You should eat ...' bir tavsiye verir; konuşan kişi bunun yapılacak en mantıklı şey olduğunu düşünür. 'Before it melts' ise bu eylem için son zamanı belirtir. Gelecekteki bir olaydan söz edilse bile, before ile başlayan yan cümlede genellikle geniş zaman kullanılır. Bu yüzden 'before it will melt' değil, 'before it melts' denir. Kullanılabilir kalıp should + fiilin yalın hâli + before + özne + geniş zaman fiilidir.

Alıştırma

Cümleyi should ... before ... kalıbıyla tamamlayın: You ____ save your work ____ the battery runs out.

Cevabı göster

should · before

Dinosaur!

3:29

Dinozor!

George loves his dinosaur ice lolly so much Dilbilgisi

3:30

George dinozorlu buz parmağını o kadar çok seviyor ki

he doesn't want to eat it.

3:32

onu yemek istemiyor.

Dilbilgisi

so much (that) ...: güçlü bir dereceden doğan sonuç

Bu cümlede so much, George'un buzlu dondurmayı sevme derecesinin çok yüksek olduğunu gösterir. Ardından gelen he doesn't want to eat it yan cümlesi, bu güçlü duygunun sonucudur. Tam bağlantı so much that biçimindedir; ancak burada olduğu gibi gündelik konuşmada that sık sık atılır. Kullanılabilir kalıp fiil + nesne + so much (that) + sonuç cümlesidir.

Alıştırma

Şarkıyı çok sevmesinin onu bütün gün çalmaya yönelttiğini hangi cümle doğru biçimde anlatır?

  1. She loved so much the song that she played it all day.
  2. She loved the song so much that she played it all day.
  3. She loved the song because she played it all day.
Cevabı göster

She loved the song so much that she played it all day.

Thank you, Miss Rabbit.

3:34

Teşekkürler, Bayan Tavşan.

Enjoy the weather. Ton ve niyet

3:36

Havanın tadını çıkarın.

Ton ve niyet

Enjoy the weather.:dostça bir vedalaşma dileği

Enjoy the weather. dinleyenin o anki havanın keyfini çıkarmasını dileyen dostça bir sözdür. Emir cümlesi biçiminde olsa da buradaki Enjoy ... güçlü bir emir değil, sıcak bir uğurlama ifadesidir. Enjoy + isim öbeği kalıbı, Enjoy your meal. veya Enjoy your trip. örneklerinde olduğu gibi olumlu bir dilek iletmek için de kullanılabilir.

Alıştırma

Bir müşteri güzel ve güneşli bir günde açık hava kafesinden ayrılıyor. “Enjoy the weather.” doğal ve dostça bir vedalaşma sözü müdür?

  1. Evet
  2. Hayır
Cevabı göster

Evet

George, I really think you should eat your ice lolly before it melts and... Ton ve niyet

3:39

George, gerçekten buz parmağını erimeden ve...

Ton ve niyet

I really think you should ... ile ciddi bir öneri vermek

I really think you should + fiilin yalın hâli, ciddi ve güçlü biçimde desteklenen bir öneri verir. I think, tavsiyeyi konuşanın görüşü olarak sunar; should ise doğrudan emir vermek yerine bir eylemi önerir. Really, think sözcüğünü güçlendirir; böylece dinleyen kişi tavsiyenin gelişigüzel değil, önemli olduğunu anlar. Bu cümlede before it melts, aciliyetin nedenini açıklar.

Alıştırma

Bir arkadaşınız birkaç gündür kendini hasta hissediyor. Hangi cümle, doğrudan emir vermeden konuşanın görüşü olarak ciddi bir tavsiye sunar?

  1. You must see a doctor right now.
  2. I really think you should see a doctor.
  3. I think you might have seen a doctor.
Cevabı göster

I really think you should see a doctor.

falls on the ground.

3:44

yere düşmeden önce yemelisin.

Oh dear.

3:46

Ah canım.

George's dinosaur ice lolly has melted and fallen on the ground. Dilbilgisi

3:47

George'un dinozorlu buz parmağı eridi ve yere düştü.

Dilbilgisi

has melted and fallen: şimdiki sonucu anlatan present perfect

Has melted and fallen, İngilizcede present perfect yapısıdır: has + fiilin üçüncü hâli. İki değişikliğin de şu andan önce gerçekleştiğini ve sonuçlarının şu anda önemli olduğunu anlatır; buzlu dondurma erimiştir ve şimdi yerdedir. Tek bir has yardımcı fiili, melted ve fallen fiillerinin ikisi için de kullanılır. Fallen, fall fiilinin üçüncü hâlidir; fell ise simple past biçimidir.

Alıştırma

Knock down ve break fiillerini present perfect yapısında kullanarak cümleyi tamamlayın; has yalnızca bir kez kullanılsın: The storm ____ the fence and ____ the gate, so both are damaged now.

Cevabı göster

has knocked down · broken

Never mind, George.

3:51

Olsun, George.

You can share Daddy's ice cream. Kalıp ifadeler

3:53

Babanın dondurmasını paylaşabilirsin.

Kalıp ifadeler

share Daddy's ice cream: share + paylaşılan şey

Bu cümlede share Daddy's ice cream, babanın ve çocuğun dondurmadan birlikte yiyebileceği anlamına gelir. Share fiilinden sonra paylaşılan şey doğrudan nesne olarak gelir: share + thing. Diğer kişiyi de belirtmek için share + thing + with + person yapısını kullanın. Örneğin: share the ice cream with a friend.

Alıştırma

Share kalıbını tamamlayın: Please ____ your crayons ____ Mia.

Cevabı göster

share · with

I'm sure he won't mind. Ton ve niyet

3:54

Eminim buna aldırmaz.

Ton ve niyet

I'm sure he won't mind: başka birinin tepkisini tahmin ederek rahatlatmak

Burada I'm sure, konuşanın güvendiği bir tahmini ifade eder. He won't mind, konuşanın üçüncü bir kişinin karşı çıkmayacağını veya rahatsız olmayacağını düşündüğü anlamına gelir. Cümlenin bütünü dinleyeni rahatlatır ve tereddüdünü azaltır. Bu, olası bir tepki hakkındaki konuşan değerlendirmesidir; üçüncü kişinin önceden onay verdiğini kanıtlamaz.

Alıştırma

Biri, plandaki küçük bir değişikliğe Ben'in karşı çıkacağından endişeleniyor. Hangi yanıt, Ben'in tepkisini kendinden emin bir tahmin olarak sunup bu kişiyi en iyi şekilde rahatlatır?

  1. We should ignore Ben's opinion.
  2. I'm sure he won't mind.
  3. Ben has already signed the agreement.
Cevabı göster

I'm sure he won't mind.

It is so warm, Daddy Pig has fallen asleep. Notlar

4:00

Hava o kadar ılık ki, Baba Domuz uyuyakalmış.

Dilbilgisi

so warm, ... has fallen asleep: sonuca yol açan derece

Burada so, warm sözcüğünü niteler ve “bu derece” anlamına gelir. Ardından gelen Daddy Pig has fallen asleep bölümü sonucu verir. Aynı ilişki so + sıfat + that + sonuç cümleciği yapısıyla açıkça gösterilebilir: It is so warm that Daddy Pig has fallen asleep. Günlük konuşma tarzındaki anlatımlarda that söylenmeyebilir ve betimleme ile sonuç bir duraklamayla ayrılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, sıcaklığın yüksek derecede olmasının bu sonucu doğurduğunu açıkça ifade eder?

  1. The room was so warm that Mia fell asleep.
  2. The room was warm, but Mia fell asleep.
  3. The room was warm before Mia fell asleep.
Cevabı göster

The room was so warm that Mia fell asleep.

Kalıp ifadeler

has fallen asleep: uykuya geçiş ve şimdiki sonucu

Fall asleep, uyanık durumdan uyku durumuna geçmek demektir. İngilizcede uykuya geçişi anlatan doğal ifadedir; be asleep ise yalnızca uyuyor olma durumunu anlatır. Burada has fallen, fall fiilinin present perfect biçimidir. Değişimi tamamlanmış ve şu anla ilgili olarak sunar: Baba Domuz şimdi uyuyor.

Alıştırma

Bebeğin şimdi uyuduğunu göstermek için cümleyi fall asleep ifadesinin present perfect biçimiyle tamamlayın: The baby ____, so please be quiet.

Cevabı göster

has fallen asleep

Daddy Pig does look hot. Dilbilgisi

4:03

Baba Domuz gerçekten sıcaklamış görünüyor.

Dilbilgisi

does look hot: olumlu cümlede vurgulu does

Olumlu bir cümlede, vurgu katmak için fiilin yalın biçiminden önce does kullanılabilir. Buradaki does look, konuşanın Baba Domuz'un sıcaklamış göründüğüne dair gözlemini güçlü biçimde doğruladığını gösterir. does üçüncü tekil kişi işaretini taşıdığı için look yalın biçimde kalır. Daddy Pig looks hot tarafsızdır; Daddy Pig does look hot ise doğrulama veya karşıtlık ekler.

Alıştırma

Cümleyi özneyle uyumlu vurgulu yardımcı fiille tamamlayın: The new plan ____ sound promising.

Cevabı göster

does

Let's tip water on Daddy to cool him down. Notlar

4:05

Hadi Baba'yı serinletmek için üzerine su dökelim.

Dilbilgisi

Let's tip water on Daddy: Ortak önerilerde Let's + fiilin yalın hâli

Let's + fiilin yalın hâli, konuşan kişiyle dinleyicinin birlikte yapacağı bir eylemi önermek için kullanılır. Let's tip water on Daddy cümlesindeki ortak eylem tip water on Daddy bölümüdür. Let's tarihsel olarak let us ifadesinin kısaltmasıdır, ancak günlük konuşmada öneri başlatan kalıplaşmış bir yapı gibi kullanılır. Ardından to olmadan doğrudan tip fiilinin yalın hâli gelir.

Alıştırma

Ortak öneriyi Let's ile tamamlayın: It is getting late. ____ go home now.

Cevabı göster

Let's

Öbek fiiller

to cool him down: Amaç ve ayrılabilen cool down öbek fiili

to cool him down biçimindeki to'lu mastar, su dökmenin amacını belirtir: hedeflenen sonuç babanın daha az sıcaklamasıdır. Cool someone down, “birini veya bir şeyi serinletmek” anlamına gelir. Başka bir bağlamda “birinin öfkesini ya da heyecanını azaltmak” anlamında da kullanılabilir; ancak bu cümlede fiziksel sıcaklık kastedilir. Cool down nesne aldığında ayrılabilen bir öbek fiildir. Zamir, fiille parçacığın arasına gelir: cool him down denir, cool down him denmez.

Alıştırma

Bir koşucu çok sıcaklamış. Havlunun onun vücut sıcaklığını düşüreceğini doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. Use this cold towel to cool down him.
  2. Use this cold towel to cool him down.
  3. Use this cold towel to calm him down.
Cevabı göster

Use this cold towel to cool him down.

Good idea, Peppa.

4:08

İyi fikir, Peppa.

Oh.

4:11

Ah.

What happened? Ton ve niyet

4:12

Ne oldu?

Ton ve niyet

What happened? ile geçmişteki bir olayı sormak

What happened? daha önce gerçekleşmiş bir olayın açıklamasını istemek için kullanılır. Genellikle olayın sonucu görülürken nedeni bilinmediğinde söylenir. Olay sorudan önce gerçekleştiği için happened geçmiş zamandadır. What, happened fiilinin öznesidir; bu nedenle bu nötr soruda did kullanılmaz. Bilinmeyen bilgi olayın kendisiyse What happened? kalıbı kullanılır.

Alıştırma

Bir çarpma sesi duyuyor, ardından odaya girip kırık bir vazo görüyorsunuz. Az önce tamamlanmış olayı en doğal şekilde hangi soru sorar?

  1. What's happening?
  2. What happened?
  3. What usually happens?
Cevabı göster

What happened?

You were all red and hot, Daddy Pig.

4:13

Kıpkırmızı olmuştun ve sıcaklamıştın, Baba Domuz.

So we tipped water on you. Kalıp ifadeler

4:15

Bu yüzden üzerine su döktük.

Kalıp ifadeler

tipped water on you: tip fiilinin eğerek dökmek anlamı

Tipped water on you ifadesinde tipped, bir kabı eğerek içindeki suyu dökmek anlamına gelir. Water hareket ettirilen şeyi, on you ise suyun ulaştığı yeri gösterir. Eylem tamamlandığı için tipped, tip fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada tip, fiziksel olarak eğip dökmek anlamındadır; hizmet karşılığında birine fazladan para vermek anlamında değildir.

Alıştırma

Sürahiyi eğip suyu döktüğünü göstermek için cümleyi tip fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: She ____ the water onto the dry soil.

Cevabı göster

tipped

Oh. I see. Thank you, Peppa. Ton ve niyet

4:17

Ah. Anlıyorum. Teşekkürler, Peppa.

Ton ve niyet

I see. — Bir açıklamayı anladığını gösterme

Burada I see, kişinin gözleriyle bir şey gördüğünü değil, “anladım” veya “şimdi mantıklı geldi” anlamını taşır. Durumu açıklığa kavuşturan yeni bir bilgiye verilen tepkidir. Kısa bir konuşma işareti olarak açıklamanın anlaşıldığını belirtir ve konuşmanın devam edebileceğini gösterir.

Alıştırma

Biri treninizin neden geciktiğini az önce açıkladı. Artık anladığınızı hangi cevap gösterir?

  1. I am looking.
  2. I can see the train.
  3. I already know.
  4. Oh, I see.
Cevabı göster

Oh, I see.

Look, the puddles are back. Kalıp ifadeler

4:24

Bakın, su birikintileri geri geldi.

Kalıp ifadeler

the puddles are back. — be back ile yeniden ortaya çıkma

Bu cümlede are back, su birikintilerinin kaybolduktan veya kuruduktan sonra yeniden ortaya çıktığını anlatır. Su birikintilerinin gerçekten başka bir yere gidip geri geldiği anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen yapı özne + be back şeklindedir. Bir kişi ya da nesnenin geri dönmesini veya bir hizmetin ya da durumun yeniden kullanılabilir hâle gelmesini anlatabilir; be biçimi özneye ve zamana göre seçilir.

Alıştırma

Cümleyi be back yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: After the outage, the power ____.

Cevabı göster

is back

Quick, George. Let's get our boots.

4:26

Çabuk, George. Botlarımızı alalım.

Peppa and George are wearing their boots.

4:33

Peppa ve George botlarını giyiyorlar.

Peppa and George love the hot day,

4:37

Peppa ve George sıcak günü seviyorlar,

but most of all, they love jumping up and down in puddles. Notlar

4:39

ama en çok su birikintilerinde zıplamayı seviyorlar.

Anlatım akışı

but most of all: en önemli son noktayı vurgulamak

Most of all, ardından gelen fikri daha önce söylenen veya bağlamdan anlaşılan diğer fikirlerin üstüne yerleştirir. Bu fikrin en güçlü tercih ya da en önemli nokta olduğunu gösterir. Bu cümlede but güçlü bir karşıtlık kurmaz; dikkati sıcak günün tadını çıkarmaktan her şeyden çok sevdikleri etkinliğe kaydırır. Son yan cümleden önce but most of all kullanmak, ana noktayı vurgulayarak anlatımı tamamlar.

Alıştırma

Son tercihin en güçlü tercih olması için hedef bağlayıcıyı tamamlayın: I liked the games and the cake, but ____, I loved being with my friends.

Cevabı göster

most of all

Kalıp ifadeler

jumping up and down: tekrarlanan dikey hareket

Jump up and down, dikey yönde tekrar tekrar zıplamak demektir: beden yukarı çıkar, aşağı iner ve hareketi yeniden yapar. Up and down, hareketi yalnızca jump demekten daha belirgin hâle getirir. Love sözcüğünden sonra cümlede -ing biçimi kullanılır: love jumping up and down. İfade oyun oynarken, heyecanlanınca, kutlama yaparken veya dikkat çekmeye çalışırken tekrarlanan zıplamaları anlatabilir.

Alıştırma

Tekrarlanan dikey zıplamayı anlatan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: When the band came on stage, the fans started ____ with excitement.

Cevabı göster

jumping up and down