İki kişilik yemek ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
886 kelime 157 kel/dk

Video özeti: Program, hamileliğin bir kadının yemekle ilişkisini nasıl değiştirdiğini; beklenmedik bedensel değişikliklerden yoğun aşermelere ve yemekle ilgili suçluluk duygusuna kadar ele alıyor. Bakteri riski nedeniyle füme somondan kaçınmak gibi güvenlik önerilerine uyarken kişinin kendisine anlayış göstermesini tavsiye ediyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. eating for two?" — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bu ifadenin kelimesi kelimesine iki kişinin birlikte yemek yemesi anlamına gelmediğini, birinin hamile olup olmadığını dolaylı ve gündelik biçimde sorduğunu anlayabilirsiniz. Ayrıca kişisel ve hassas bir konu olduğu için ifadeyi kullanmadan önce bağlamı ve muhatabı gözetmeniz gerektiğini fark edebilirsiniz. 2. "I know I should be eating healthily, but all I want is chips." — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: I know I should ile but all I want karşıtlığını kullanarak mantıklı seçeneği bildiğinizi, fakat gerçek isteğinizin bununla çeliştiğini ifade edebilirsiniz. Bu kalıp aşermeleri, ayartıcı istekleri ve gündelik hayattaki diğer iç çatışmaları doğal biçimde anlatmaya yarar. 3. Smoked salmon is best avoided — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: be best avoided yapısının doğrudan emir vermeden temkinli bir sağlık veya güvenlik tavsiyesi sunduğunu öğrenebilirsiniz. Edilgen yapı odağı yiyeceğe ve önerilen davranışa taşır; bu nedenle riskleri, önlemleri ve tüketilmemesi tavsiye edilen ürünleri açıklamak için kullanışlıdır.

Bu derste

6 Minute English from bbclearningenglish.com.

0:01

bbclearningenglish.com'dan 6 Minute English.

Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.

0:07

Merhaba, bu BBC Learning English'ten 6 Minute English.

I'm Phil.

0:11

Ben Phil.

And I'm Georgie.

0:12

Ve ben Georgie.

If you ask a woman,

0:14

Bir kadına sorarsanız,

"Are you eating for two?" Deyimler

0:15

"İki kişilik mi yiyorsun?"

the phrase has a very specific meaning.

0:17

bu cümlenin çok özel bir anlamı vardır.

You're asking,

0:20

Aslında şunu soruyorsunuzdur,

"Are you pregnant?"

0:21

"Hamile misin?"

Deyimler

eating for two: hamileliği sormak

Bu cümlede eating for two, hamileliği ima eden deyimsel bir ifadedir. Bir kişinin yediği yemeğin hem hamile kadını hem de gelişmekte olan bebeği beslediği düşüncesine dayanır; bu yüzden Are you eating for two? burada “Hamile misin?” anlamına gelir. Genellikle iki kişinin birlikte yemek yediği veya kadının gerçekten iki kat yemek sipariş ettiği anlamına gelmez. Hamilelik anlamı bağlama bağlıdır.

Alıştırma

"Are you eating for two?" cümlesinde konuşan kişi genellikle neyi sorar?

  1. Kadının hamile olup olmadığını.
  2. Kadının iki kişilik yemek sipariş edip etmediğini.
  3. Kadının yemeğini biriyle paylaşıp paylaşmadığını.
Cevabı göster

Kadının hamile olup olmadığını.

And like many of the idioms we commonly use in English,

0:23

Ve İngilizce'de yaygın olarak kullandığımız birçok deyim gibi,

this phrase contains a little bit of truth. Kalıp ifadeler

0:27

bu cümle de içinde biraz doğruluk payı barındırır.

Kalıp ifadeler

contains a little bit of truth: kısmen doğru

contains a little bit of truth, bir iddia veya ifadenin tamamen doğru ya da kelimesi kelimesine gerçek olmasa da bazı olgusal dayanaklara sahip olduğu anlamına gelir. A little bit yargıyı sınırlar: yalnızca bir kısmı doğrudur. Bu kalıp bir deyimi, söylentiyi, şakayı, abartıyı veya görüşü değerlendirirken geri kalanı hakkında kuşkuyu korumak için kullanılabilir.

Alıştırma

"The rumour contains a little bit of truth" ne anlama gelir?

  1. Söylentinin hiçbir kısmı doğru değildir.
  2. Söylentinin tamamen doğru olduğu kanıtlanmıştır.
  3. Söylentinin bazı olgusal dayanakları vardır, ancak tamamı doğru değildir.
Cevabı göster

Söylentinin bazı olgusal dayanakları vardır, ancak tamamı doğru değildir.

A pregnant woman really is eating for two,

0:30

Hamile bir kadın gerçekten iki kişilik yer,

herself and the baby growing inside her.

0:33

kendisi ve içinde büyüyen bebeği için.

The female human body is amazing.

0:36

İnsan dişi vücudu muazzamdır.

During pregnancy,

0:39

Hamilelik sırasında,

it protects the growing baby by allowing it to take whatever nutrients it needs from the mother. Dilbilgisi

0:40

büyüyen bebeği, ihtiyaç duyduğu tüm besinleri anneden almasına izin vererek korur.

Dilbilgisi

whatever nutrients it needs: açık ve tümünü kapsayan bir aralık

whatever nutrients it needs ifadesinde whatever, nutrients adını belirler; it needs ise hangi besinlerin koşulu karşıladığını gösteren yan cümledir. Bu ad öbeğinin tamamı take fiilinin nesnesidir ve bebeğin ihtiyaç duyduğu her türlü besin anlamına gelir. Kapsam önceden sabit değildir: ihtiyaç duyulma koşulunu karşılayan her besin buna dahildir. Buradaki whatever, besinlerin önemsiz olduğu ya da dikkatsizce seçildiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için whatever, information ve you need ifadelerini kullanın: The website provides ____ to plan your visit.

Cevabı göster

whatever information you need

This means it's the mum-to-be, Notlar

0:46

Bu, beslenme sorunlarını bebeğin değil,

not the baby,

0:48

anne adayının,

who experiences any nutritional problems.

0:49

yaşadığı anlamına gelir.

Dilbilgisi

it's X, not Y, who... ile X'i odağa almak

Bu bir it-cleft, yani bölünmüş vurgu yapısıdır: It is X, not Y, who + fiil. Burada It is, it's biçiminde kısaltılmıştır. X odaktaki kişiyi belirtir, not Y diğer olasılığı dışlar ve who, X'in ne yaşadığını veya yaptığını anlatan yan cümleyi başlatır. Nötr anlatım The mum-to-be experiences any nutritional problems, while the baby does not. olurdu. Bölünmüş yapı, vurguyu daha güçlü biçimde the mum-to-be üzerine koyar ve etkilenenin bebek olabileceği beklentisini düzeltir.

Alıştırma

Bölünmüş vurgu yapısını It was ve who ile tamamlayın: ____ Ava, not Noah, ____ found the missing key.

Cevabı göster

It was · who

Kelime

mum-to-be: bebek bekleyen kadın

Mum-to-be, bebek bekleyen bir kadın için kullanılan samimi bir birleşik isimdir. Sondaki -to-be, “yakında bu konuma sahip olacak” anlamına gelir; ismin bir parçasıdır ve amaç bildiren ayrı bir mastar öbeği değildir. Bu cümlede ifade hamile kadını belirtir ve onu bebekle karşıtlık içinde sunar. Daha genel olarak “isim + -to-be” kalıbı, belirli bir role girmek üzere olan birini adlandırabilir.

Alıştırma

Yukarıda öğretilen kısa çizgili ifadeyle cümleyi tamamlayın: The workshop offers practical advice for every ____.

Cevabı göster

mum-to-be

It's also the reason why it's so important that pregnant women eat well. Dilbilgisi

0:53

Hamile kadınların iyi beslenmesinin bu kadar önemli olmasının nedeni de budur.

Dilbilgisi

reason why it's so important that: nedeni önemli bir eyleme bağlamak

The reason why, daha önceki bir olgunun neyi açıkladığını belirtir. Burada why, it's so important that pregnant women eat well yargısına bağlanır: önceki olgu, bu tavsiyenin neden bu kadar önemli olduğunu açıklar. Bu yargının içinde important that, neyin önemli olduğunu belirten tam bir yan cümle başlatır. Pregnant women eat well yan cümlesi önemli kabul edilen eylemi belirtir; ayrı bir neden değildir. Yeniden kullanılabilir kalıp the reason why + it is important that + yan cümle şeklindedir.

Alıştırma

Yeni cümleyi okuyun: A previous data leak is the reason why it's so important that everyone checks the file before sending it. Bu cümle ne anlama geliyor?

  1. Önceki veri sızıntısı, dosyayı kontrol etmenin neden çok önemli olduğunu açıklar.
  2. Dosyayı kontrol etmek, önceki veri sızıntısının neden yaşandığını açıklar.
  3. Herkes önceki veri sızıntısının önemli olup olmadığına karar vermelidir.
Cevabı göster

Önceki veri sızıntısı, dosyayı kontrol etmenin neden çok önemli olduğunu açıklar.

In this program,

0:57

Bu programda,

we'll be finding out how a woman's relationship to food changes during pregnancy. Notlar

0:59

hamilelik sırasında bir kadının yemekle olan ilişkisinin nasıl değiştiğini öğreneceğiz.

Öbek fiiller

finding out: bilgi edinmek

Find out; soru sorarak, kontrol ederek, öğrenerek veya araştırarak bilgi ya da bir cevap edinmek anlamına gelir. Bu cümlede we'll be finding out, konuyu programın ilerleyen bölümde araştırıp açıklayacağı bir mesele olarak sunar. Buradaki out, find out öbek fiilinin bir parçasıdır; hareket veya konum bildirmez.

Alıştırma

“Bilgiyi öğrenmek” anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: We checked the website to ____ when tickets go on sale.

Cevabı göster

find out

Kalıp ifadeler

a woman's relationship to food: yemeğe yönelik tutum ve alışkanlıklar

a woman's relationship to food ifadesinde relationship, sosyal bir ilişkiyi değil soyut bir bağı anlatır. Bu bağ, kadının yemek hakkında ne düşündüğünü ve ne hissettiğini, ayrıca yemek seçme, yeme veya bazı yiyeceklerden kaçınma konusundaki olağan davranışlarını kapsar. someone's relationship to + topic yapısı, bir kişinin para, iş, egzersiz veya teknoloji gibi bir alana nasıl yaklaştığını anlatabilir.

Alıştırma

Yeme davranışıyla ilgili bir tartışmada her relationship to food büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. En çok sevdiği belirli bir yiyecek
  2. Yemekle ilgili tutumları, duyguları ve alışkanlıkları
  3. Yemek satın alırken tanıştığı kişiler
Cevabı göster

Yemekle ilgili tutumları, duyguları ve alışkanlıkları

And, as usual, Kalıp ifadeler

1:04

Ve her zamanki gibi,

we'll be learning some useful new vocabulary too.

1:06

biz de bazı yararlı yeni kelimeler öğreneceğiz.

Kalıp ifadeler

as usual: bir şeyin her zamanki gibi olması

As usual, bir şeyin normalde olduğu şekilde gerçekleştiğini veya yerleşmiş bir rutine uygun ilerlediğini belirtir. Burada parantez içi bir yorum gibi işlev görür: yeni kelimeler öğrenmeyi programın düzenli bir bölümü olarak sunar ve dinleyiciyi bu tanıdık bölüme doğal biçimde geçirir.

Alıştırma

Cümleyi «her zamanki gibi» anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: ____, Leo checked the doors before leaving.

Cevabı göster

As usual

But first,

1:09

Ama önce,

I have a question for you, Phil. Kalıp ifadeler

1:10

sana bir sorum var Phil.

Kalıp ifadeler

I have a question for you, Phil: bir soruyu söze getirmek

I have a question for you, konuşanın dinleyiciye birazdan bir şey soracağını belirten yaygın bir sözlü kalıptır. Have bütün kalıbın bir parçasıdır; buradaki iletişim amacı sahipliği vurgulamak değil, bir soruyu söze getirmektir. For you, cevap vermesi beklenen kişiyi belirtir. Phil adı dinleyiciye doğrudan hitap eder; bu nedenle yazıda cümlenin geri kalanından virgülle ayrılır.

Alıştırma

Nina'ya bir soru yöneltmek için kullanılan standart kalıpla cümleyi tamamlayın: Nina, I ____ about tomorrow's meeting.

Cevabı göster

have a question for you

For some pregnant women,

1:12

Bazı hamile kadınlar için,

finding reliable information on what food to eat can be hard. Notlar

1:14

hangi yemeği yiyecekleri konusunda güvenilir bilgi bulmak zor olabilir.

Kalıp ifadeler

finding reliable information: güvenilir bilgi bulmak

Finding reliable information, kaynağı veya dayanağı sağlam olduğu için makul biçimde güvenilebilecek bilgi bulmak demektir. Reliable, information sözcüğünü doğrudan niteler; source, data ve evidence gibi sözcükleri de doğal biçimde niteleyebilir. Finding reliable information şeklindeki -ing öbeğinin tamamı bir etkinliği adlandırır. Cümle burada bu etkinliği özne yapar ve zor olabileceğini söyler.

Alıştırma

Hangi cümle reliable information ifadesini güvenilebilecek bilgi anlamında doğal biçimde kullanıyor?

  1. Use reliable information when you write your science report.
  2. Use an information reliable when you write your science report.
  3. Use reliable informations when you write your science report.
Cevabı göster

Use reliable information when you write your science report.

Dilbilgisi

what food to eat: soru sözcüğü + isim + to'lu mastar

What food to eat, soru sözcüğü + isim + to'lu mastar yapısında bir öbektir. What food someone should eat anlamına gelir ve henüz yanıtlanmamış bir soruyu isim benzeri işlev gören daha kısa bir öbeğe dönüştürür; ayrıca bir should eksik değildir. Bu cümlede information on ifadesinden sonra gelir ve bilginin konusunu belirtir. Yeme eylemini kimin yapacağı bağlamdan anlaşılır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için what food ve eat fiilinin to'lu mastarını kullanın: The guide explains ____ before a race.

Cevabı göster

what food to eat

Finding out about harmful foods to avoid, Öbek fiiller

1:18

Kaçınılması gereken zararlı yiyecekler hakkında bilgi edinmek ise,

Öbek fiiller

Finding out about + bir konu

find out about + isim öbeği, bir konu hakkında bilgi edinmek ya da o konuyu öğrenmek anlamına gelir. Burada about, harmful foods to avoid konusunu ifadeye bağlar. -ing biçimi olan Finding, Finding out about harmful foods to avoid ifadesini bir etkinliğin adı hâline getirir; find out about ifadesinin anlamını değiştirmez.

Alıştırma

Bir konuyu tanıtan edatı ve find out ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: Before I apply, I want to ____ the training programme.

Cevabı göster

find out about

on the other hand, Anlatım akışı

1:21

diğer yandan,

is much easier.

1:22

çok daha kolaydır.

Anlatım akışı

on the other hand: karşıt yönü belirtmek

on the other hand, mevcut ifadeyi daha önceki bir noktanın karşıt yönü olarak işaretleyen bir bağlayıcıdır. Önceki nokta güvenilir bilgiyi bulmanın zor olabileceğini söyler; bu cümle ise bunu bulunması çok daha kolay olan bir şeyle karşılaştırır. Bu ifade yeni bir cümleyi başlatabilir veya burada özne öbeğinden sonra olduğu gibi cümlenin içine eklenebilir. Karşılaştırmanın ilk tarafı zaten açıksa on the one hand ifadesini açıkça kullanmak gerekmez.

Alıştırma

En uygun bağlayıcıyı seçin: The apartment is small. ______, it is close to the station.

  1. In addition
  2. On the other hand
  3. For example
Cevabı göster

On the other hand

So, according to NHS recommendations, Kalıp ifadeler

1:23

Peki, NHS'nin (İngiltere Ulusal Sağlık Sistemi) önerilerine göre,

which of these foods should pregnant women not eat?

1:26

hamile kadınlar bu yiyeceklerden hangisini yememelidir?

Kalıp ifadeler

according to NHS recommendations: dış bir kaynağı belirtme

According to NHS recommendations, sorunun açıkça NHS yönergelerini dayanak aldığını belirtir. NHS, Birleşik Krallık'ın kamu sağlık hizmeti olan National Health Service'in kısaltmasıdır. Başka durumlarda da kullanılabilecek yapı according to + kaynak biçimindedir. Bir bilginin, kuralın veya tavsiyenin nereden geldiğini gösterir; bu cümlede kaynak NHS recommendations ifadesidir.

Alıştırma

Kaynak belirtmek için kullanılan sabit ifadeyi tamamlayın: According ____ the official timetable, the last train leaves at 10:30.

Cevabı göster

to

Is it A, chips,

1:30

A mı, patates kızartması,

B, oily fish,

1:32

B mi, yağlı balık,

or C, smoked salmon?

1:33

yoksa C mi, tütsülenmiş somon?

Uh I think the answer is C,

1:35

Ih, sanırım cevap C,

smoked salmon.

1:38

tütsülenmiş somon.

Okay, Phil.

1:39

Tamam, Phil.

We'll find out the correct answer at the end of the program.

1:40

Programın sonunda doğru cevabı öğreneceğiz.

Although eating healthy and nutritious food is important for mums and babies, Dilbilgisi

1:44

Sağlıklı ve besleyici gıdalar tüketmek anneler ve bebekler için önemli olsa da,

the story gets complicated because of the changes a woman's body goes through during pregnancy. Notlar

1:48

bir kadının vücudunun hamilelik sırasında geçirdiği değişiklikler nedeniyle hikaye karmaşıklaşır.

Dilbilgisi

Although ..., the story gets complicated: ana noktadan önce ödünleme

Although bir ödünleme yan cümlesi başlatır: önce sağlıklı ve besleyici yiyeceklerin önemli olduğunu kabul eder. Virgülden sonraki ana cümle olan the story gets complicated, konuşanın daha sonra geliştirmek istediği asıl noktayı taşır. Burada the story gets complicated gerçek bir hikâyeden söz etmez. Durumun artık basit olmadığı anlamına gelir. Başka durumlara aktarılabilen Although A, B kalıbı, önce A'yı kabul edip ardından dikkati B'deki bir karmaşıklığa, sınıra veya karşıt noktaya yöneltir.

Alıştırma

Hangi cümle önce bir gerçeği kabul edip ardından asıl noktayı belirtmek için Although sözcüğünü doğru kullanıyor?

  1. Although the route looks short, it includes a very steep climb.
  2. Although the route looks short, but it includes a very steep climb.
  3. Although the route looks short, because it includes a very steep climb.
Cevabı göster

Although the route looks short, it includes a very steep climb.

Anlatım akışı

the story gets complicated: daha karmaşık bir duruma geçiş

Buradaki story, kurmaca bir anlatıyı değil, ele alınan genel durumu ya da meseleyi ifade eder. the story gets complicated, daha fazla etken devreye girdiği için durumun açıklanmasının zorlaşması demektir. Bir açıklamada bu ifade bilgiyi düzenleme işlevi de görür: basit bir başlangıç noktasından sınırlamalara, istisnalara veya ek karmaşıklıklara geçildiğini gösterir. Bu cümlede because, meseleyi daha karmaşık hâle getiren etkeni tanıtır.

Alıştırma

Bir açıklamada “The basic rule is clear, but the story gets complicated when taxes are added” neye işaret eder?

  1. Tartışma basit bir kuraldan ek karmaşıklaştırıcı etkenlere geçmektedir.
  2. Gerçek bir kurmaca olay örgüsü başlamak üzeredir.
  3. Konuşan kişi temel kuralı unutmuştur.
Cevabı göster

Tartışma basit bir kuraldan ek karmaşıklaştırıcı etkenlere geçmektedir.

Öbek fiiller

changes ... goes through: ilgi cümleciğinde değişim yaşamak

go through changes ifadesinde go through, fiziksel olarak bir yerin içinden geçmek değil, bir şeyi deneyimlemek veya yaşamak anlamına gelir. Vücut değişiklikleri yaşayan taraftır; changes ise onun yaşadığı şeydir. Vurgulanan sözlerde bir ilgi cümleciği bulunur: changes (that) a woman's body goes through. Changes, go through fiilinin nesnesidir ve nesne görevindeki ilgi zamiri that düşürülmüştür. Bu yapı yaygındır: the difficulties we went through.

Alıştırma

“Deneyimlemek” anlamındaki kalıplaşmış öbek fiili tamamlayın: The company went ____ major changes last year.

Cevabı göster

through

Here's Jaega Wise,

1:54

İşte Jaega Wise,

presenter of BBC Radio 4's The Food Program,

1:55

BBC Radio 4'teki The Food Program sunucusu,

reporting on her experience of pregnancy. Kalıp ifadeler

1:59

hamilelik deneyimini anlatıyor.

Kalıp ifadeler

reporting on her experience of pregnancy: report on + konu

Report on + konu, bir raporda, yayında veya resmî anlatımda o konu hakkında bilgi vermek ya da konuyu açıklamak demektir. Burada on, her experience of pregnancy konusunu, yani hamileliğin onun için nasıl bir deneyim olduğunu belirtir. Reporting, Jaega Wise tanıtılırken onun ne yaptığını ekleyen bir -ing yan cümlesidir. Kişisel deneyimini haberin konusu yapar; on burada fiziksel konum belirtmez.

Alıştırma

Haberin konusunu belirten edatı yazarak cümleyi tamamlayın: The journalist will report ____ the election results tonight.

Cevabı göster

on

I feel like throughout this pregnancy, Ton ve niyet

2:02

Bu hamilelik boyunca hissediyorum ki,

my body has just gone a bit haywire, Deyimler

2:04

vücudum biraz kontrolden çıktı (haywire),

Ton ve niyet

I feel like + yan cümle: kişisel bir izlenim sunmak

I feel like ifadesinden sonra bir yan cümle geldiğinde, konuşanın kişisel deneyimine veya izlenimine göre doğru görünen bir düşünce sunulur. Burada vücudun biraz kontrolden çıkması, konuşanın hamilelik sırasında bizzat hissettiği bir deneyim olarak çerçevelenir. Bu başlangıç, doğrudan My body has gone a bit haywire demeye göre ifadeyi daha kişisel ve daha az kesin hâle getirir. Bu yapıda like, sevmek anlamına gelmez.

Alıştırma

‘Bir şeyin doğru olduğuna dair kişisel bir izlenime sahip olmak’ anlamındaki iki sözcüklük ifadeyle cümleyi tamamlayın: I ____ something is wrong.

Cevabı göster

feel like

Deyimler

has just gone a bit haywire: biraz öngörülemez hâle gelmek

Go haywire, “kaotik, öngörülemez veya normal çalışamaz hâle gelmek” anlamına gelen gündelik bir mecazdır. Buradaki has gone, değişimin zaten gerçekleştiğini ve şu anla hâlâ bağlantılı olduğunu gösterir; gerçek kabloları veya makineleri değil, konuşanın vücudunun alışılmadık biçimde davranmasını anlatır. Bu bağlamda just, durumu basit bir genel özet olarak sunmaya yardımcı olur ve mutlaka “çok kısa süre önce” anlamına gelmez. A bit, haywire ifadesini yumuşatır; yani konuşan durumun tamamen felaket olduğunu değil, bir ölçüde kontrolden çıkmış gibi hissettirdiğini söyler.

Alıştırma

Cümleyi bu derste geçen ve “biraz kaotik hâle gelmek” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Since the update, the app has gone ____.

Cevabı göster

a bit haywire

and there are things that my body is doing that's frankly weird. Kelime

2:06

ve vücudumun yaptığı bazı şeyler var ki açıkçası tuhaf.

Kelime

that's frankly weird: açık ve doğrudan bir yargıyı belirtmek

Burada frankly, “açık ve doğrudan konuşmak” anlamına gelir. Konuşanın tutumunu gösteren bir zarf olarak kişinin samimi bir görüş belirttiğini anlatır. That’s frankly weird, konuşanın dürüst görüşüne göre durumun tuhaf olduğu anlamına gelir. Frankly, vücudun bir şeyi nasıl yaptığını değil, konuşanın yargısını nasıl dile getirdiğini belirtir. Weird kelimesinden önce kullanılması, değerlendirmeyi yalnızca That’s weird demekten daha açık ve muhtemelen daha sert hâle getirir.

Alıştırma

“The price is frankly absurd,” cümlesinde frankly ne işe yarar?

  1. Fiyatın dürüst bir şekilde saçma hâle geldiğini söyler.
  2. Konuşanın doğrudan ve samimi bir yargıda bulunduğunu gösterir.
  3. Konuşanın fiyatın saçma olup olmadığından emin olmadığını gösterir.
Cevabı göster

Konuşanın doğrudan ve samimi bir yargıda bulunduğunu gösterir.

Nosebleeds is a really good example.

2:13

Burun kanamaları bunun gerçekten iyi bir örneği.

I can count the amount of nosebleeds pre-pregnancy I've had on one hand, Deyimler

2:16

Hamilelikten önce geçirdiğim burun kanaması sayısını bir elin parmaklarında sayabilirim,

Deyimler

can count ... on one hand: çok küçük bir sayı

can count ... on one hand kalıbı, sayının bir elin parmaklarıyla sayılabilecek kadar az olduğunu belirtir. Burada konuşanın hamilelikten önce çok az kez burun kanaması geçirdiğini vurgular. Bu, gerçekten parmaklarla sayıldığını ya da sayının tam olarak beş olduğunu söylemez; azlığı canlı biçimde anlatan bir deyimdir. Yeniden kullanılabilen kalıp can count + sayılabilen kişi, olay veya tekrar sayısı + on one hand şeklindedir.

Alıştırma

“Çok küçük bir sayı” anlamına gelen deyimi tamamlayın: I can count my visits to the dentist on one ____.

Cevabı göster

hand

and now I seem to get them all the time. Kalıp ifadeler

2:20

ama şimdi sürekli burnum kanıyor gibi görünüyor.

Kalıp ifadeler

seem to ... all the time: çok sık olduğuna dair izlenim

Seem to, bunu tamamen kesin bir iddia olarak değil, konuşanın izlenimi olarak sunar. Them tekrarlanan nosebleeds olaylarına gönderme yapar; get a nosebleed ise burun kanaması geçirmek demektir. Günlük konuşmada all the time çoğu zaman “çok sık” anlamına gelir. Bilinçli bir abartı olabilir; bu nedenle cümle normalde tek bir burun kanamasının her saniye sürdüğü anlamına gelmez.

Alıştırma

“I seem to get them all the time.” burada ne anlama geliyor?

  1. Konuşan, burun kanamalarının artık çok sık gerçekleştiğini düşünüyor.
  2. Konuşan, burun kanamalarının sona erdiğini düşünüyor.
  3. Konuşan, tek bir burun kanamasının hiç durmadığından emin.
Cevabı göster

Konuşan, burun kanamalarının artık çok sık gerçekleştiğini düşünüyor.

Jaega says that during pregnancy,

2:23

Jaega, hamilelik sırasında,

her body went haywire.

2:25

vücudunun kontrolden çıktığını (went haywire) söylüyor.

It stopped working properly.

2:27

Düzgün çalışmayı durdurmuş.

For example,

2:29

Örneğin,

she had lots of nosebleeds,

2:30

çok sayıda burun kanaması geçirmiş,

whereas before being pregnant, Anlatım akışı

2:32

oysa hamile kalmadan önce,

she could count the number of nosebleeds she had on one hand.

2:33

geçirdiği burun kanamalarının sayısını bir elinde sayabiliyormuş.

Anlatım akışı

whereas before being pregnant: karşıtlık kurmak

Whereas iki durum arasında karşıtlık kurar. Burada whereas before being pregnant daha önceki durumu, yani burun kanamalarının seyrek olduğu dönemi ortaya koyar ve bunu bağlamda anlatılan mevcut durumla karşılaştırır. before being pregnant ifadesi karşılaştırmanın bir tarafını zamansal olarak geçmişe yerleştirir; ancak iki dönemi yalnızca zaman çizgisindeki noktalar olarak değil, birbirine karşıt şekilde okumamızı sağlayan sözcük whereas'tır.

Alıştırma

En uygun bağlacı seçin: Mia works from home, ___ her sister goes to the office every day.

  1. because
  2. whereas
  3. when
Cevabı göster

whereas

The idiom to count the number of something on one hand

2:37

Bir şeyin sayısını bir elde saymak deyimi

emphasizes that this doesn't happen very often, Kalıp ifadeler

2:41

bunun çok sık olmadığını,

or that there's a small number of something.

2:44

veya bir şeyden çok az sayıda olduğunu vurgular.

Kalıp ifadeler

doesn't happen very often: düşük sıklığı anlatmak

Doesn't happen very often, bir olayın seyrek gerçekleştiği anlamına gelir. Very often yüksek sıklığı ifade eder; doesn't ise bu fikri olumsuzlayarak olayın sık olmadığını belirtir. Bu, olayın hiçbir zaman gerçekleşmediği anlamına gelmez; olay ara sıra yine de olabilir. Bu cümlede ifade, gerçekleşme sayısının bir elin parmaklarıyla sayılabilmesinin arkasındaki düşük sıklığı açıklar.

Alıştırma

'This doesn't happen very often' ifadesine anlamca en yakın cümle hangisidir?

  1. It happens occasionally, but not frequently.
  2. It never happens.
  3. It happens almost every day.
Cevabı göster

It happens occasionally, but not frequently.

After all, Anlatım akışı

2:46

Ne de olsa,

you can only count to five on one hand.

2:47

bir elinizde sadece beşe kadar sayabilirsiniz.

Anlatım akışı

After all: önceki düşünceyi destekleyen bir neden sunmak

After all, hemen önce belirtilen bir sonucu, öneriyi veya açıklamayı destekleyen bir neden sunar. Burada tek elle yalnızca beşe kadar sayılabilmesi bu destekleyici nedeni sağlar. Bir cümle bağlayıcısı olarak after all, dinleyiciye açık görünen veya iki tarafın da bildiği ilgili bir gerçeği hatırlatır. “Her şey olduktan sonra” anlamında zaman sırası bildirmez.

Alıştırma

Tavsiyeyi destekleyen açık bir neden sunan bağlayıcıyı seç: You should take an umbrella. ___ the forecast says it will rain all afternoon.

  1. At first,
  2. After all,
  3. Meanwhile,
Cevabı göster

After all,

Many pregnant women experience cravings, Kelime

2:50

Pek çok hamile kadın aşerme (cravings) yaşar,

the strong desire for some particular food, Kalıp ifadeler

2:53

belirli bir yiyeceğe karşı duyulan güçlü arzu,

Kelime

experience cravings: güçlü ve görmezden gelmesi zor istekler hissetmek

experience cravings ifadesinde experience, “hissetmek” veya “yaşamak” anlamına gelen geçişli bir fiildir; cravings ise onun doğrudan nesnesidir. Buradaki experience, bir şeyi yaparak edinilen bilgi anlamındaki isim değildir. Craving, görmezden gelmesi zor olabilen güçlü bir istektir. Burada virgülden sonraki tanım, isteklerin belirli yiyeceklerle ilgili olduğunu gösterir. Çoğul cravings, tekrarlanan veya farklı şeylere yönelik isteklerden genel olarak söz edebilir.

Alıştırma

Hangi cümle bazı insanların tuzlu yiyeceklere karşı güçlü bir istek duyduğunu ifade eder?

  1. Some people have experience preparing salty food.
  2. Some people experience cravings for salty food.
  3. Some people avoid cravings by eating salty food.
Cevabı göster

Some people experience cravings for salty food.

Kalıp ifadeler

the strong desire for some particular food: desire for + isim

Bu tanımda the strong desire for some particular food, craving sözcüğünün ne anlama geldiğini açıklar. Strong isteğin yoğunluğunu belirtir; some particular food ise genel olarak yiyecekleri değil, belirli bir yiyecek türünü ifade eder. desire for + isim yapısı, bir kişinin istediği şeyi belirtir: a desire for change, freedom, or adventure. İsim grubundan önce for kullanmayı unutmayın.

Alıştırma

İsimden önce kullanılan edatı yazarak cümleyi tamamlayın: She has a strong desire ____ independence.

Cevabı göster

for

anything from ice cream to sardines. Dilbilgisi

2:56

dondurmadan sardalyaya kadar her şey olabilir.

Dilbilgisi

anything from ice cream to sardines: geniş bir aralık için anything from X to Y

Anything from X to Y, olası aralığın geniş olduğunu göstermek için iki uç nokta sunar. Dondurma ve sardalya birbirinden çok farklı yiyecekler olduğu için çeşitliliğin özellikle geniş olduğunu hissettirir. X ve Y, aralığın uçlarındaki örneklerdir; yalnızca iki olasılık olduğu anlamına gelmez. Bu ifade, bunların yanı sıra birçok başka olasılığın da bulunabileceğini belirtir.

Alıştırma

Geniş bir aralık belirten ifadeyi tamamlayın: The workshop may last anything ____ ten minutes to an hour.

Cevabı göster

from

When these cravings are for food that's not so healthy, Dilbilgisi

2:59

Bu arzular o kadar da sağlıklı olmayan yiyeceklere yönelik olduğunda,

Dilbilgisi

When ...: sonuçtan önce durumu ortaya koymak

When yan cümlesi, ana cümlenin geçerli olduğu durumu ortaya koyar: istekler daha az sağlıklı yiyeceklere yöneliktir. Ardından gelen ana cümle bu durumdaki sonucu belirtir; bazı kadınlar kendilerini suçlu hisseder. Burada when genel veya tekrarlanan bir durumu anlatır ve “... olduğu durumlarda” anlamına yakındır. Not so healthy değerlendirmeyi yumuşatır; “daha az sağlıklı” demektir, “tamamen zararlı” demek değildir.

Alıştırma

Buradaki When yan cümlesi bilgiyi nasıl düzenliyor?

  1. İki düşüncenin birbiriyle ilgisiz olduğunu gösterir.
  2. Önce sonucu verir, sonra nedenini açıklar.
  3. Bir durum ortaya koyar ve ana cümle bu durumdaki sonucu verir.
Cevabı göster

Bir durum ortaya koyar ve ana cümle bu durumdaki sonucu verir.

some women feel guilty, Kalıp ifadeler

3:02

bazı kadınlar suçluluk hisseder,

Kalıp ifadeler

feel guilty: feel + sıfat

Feel guilty, “suçluluk veya pişmanlık hissetmek” demektir. Bu cümlede bazı kadınlar, daha az sağlıklı gördükleri yiyecekleri istedikleri için kendilerini suçlar. Dil bilgisi bakımından feel bağlayıcı bir fiildir; guilty ise kişinin duygusal durumunu anlatan bir sıfattır. Yeniden kullanılabilen yapı feel + sıfat şeklindedir; feel calm ve feel nervous da bu yapıya örnektir.

Alıştırma

Cümleyi hedef feel + sıfat ifadesiyle tamamlayın: I broke my promise, and now I ____.

Cevabı göster

feel guilty

thinking, "I know I should be eating healthily, Ton ve niyet

3:03

"Sağlıklı beslenmem gerektiğini biliyorum,

but all I want is chips."

3:06

ama tek istediğim patates kızartması." diye düşünürler.

Ton ve niyet

I know I should ..., but all I want is ...: sorumluluk ile istek arasındaki çatışma

I know I should ..., but all I want is ... kalıbı, sorumlu veya mantıklı görünen davranışla konuşanın gerçekte istediği şey arasındaki çatışmayı kabul eder. But, sorumluluktan isteğe geçişi belirtir. Should be eating, konuşanın içinde bulunulan dönemde yapması gerektiğine inandığı sürekli davranışı anlatır; bu davranışı gerçekten yaptığını söylemez. All I want is chips, konuşanın o andaki isteğini güçlü biçimde chips üzerine odaklar. Britanya İngilizcesinde chips burada kalın patates kızartması parçaları demektir; crisps anlamına gelmez.

Alıştırma

Bilinen bir sorumluluk ile o anki istek arasındaki çatışmayı hangi cümle doğal biçimde ifade eder?

  1. I know I should finish my homework, but all I want to do is play a game.
  2. I know I should finish my homework, but all I want is play a game.
  3. I know I finished my homework, but all I want to do should play a game.
Cevabı göster

I know I should finish my homework, but all I want to do is play a game.

Here's Jaega Wise

3:08

İşte yine Jaega Wise,

again, speaking with nutritional therapist Henrietta Wilson,

3:09

beslenme terapisti Henrietta Wilson ile,

on the best way to deal with guilty feelings. Kalıp ifadeler

3:13

suçluluk duygularıyla başa çıkmanın en iyi yolu hakkında konuşuyor.

Kalıp ifadeler

the best way to deal with guilty feelings: bir duyguyla başa çıkmanın en iyi yolu

The best way to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir şeyi yapmak için en etkili olduğu düşünülen yöntemi belirtir. Burada to deal with guilty feelings, yöntemin hangi amaçla kullanılacağını açıklar. Deal with; bir sorun, zor durum veya duygu gibi bir şeyi yönetmek ya da ona karşılık vermek için harekete geçmek anlamına gelir. Burada ticari anlaşma yapmak anlamında değildir ve konunun tamamen çözüldüğünü de zorunlu olarak belirtmez.

Alıştırma

Cümleyi derste geçen ve “yönetmek veya karşılık vermek” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Talking to someone can be a good way to ____ difficult feelings.

Cevabı göster

deal with

Yeah, how guilty should you feel? Ton ve niyet

3:17

Evet, ne kadar suçlu hissetmelisin?

That's more the question.

3:19

Asıl soru daha çok bu.

Ton ve niyet

How guilty should you feel? ... That's more the question: meseleyi yeniden çerçevelemek

How guilty should you feel?, suçluluk duyulup duyulmadığını değil, ne ölçüde suçluluk duymanın uygun olduğunu sorar. Buradaki should, yoğun bir suçluluğun haklı olup olmadığını değerlendirmeye de çağırır. That's more the question, dereceyi soran bu sorunun meseleyi çerçevelemenin daha yerinde yolu olduğunu belirtir. Konuşmacı yalnızca bir şeyin soru sayıldığını doğrulamıyor; tartışmanın yönünü değiştiriyor.

Alıştırma

Bu bağlamda That's more the question ne yapıyor?

  1. Çok suçlu hissetmenin her zaman gerekli olduğunu doğrular.
  2. Odağı suçluluğun var olup olmadığından ne kadar suçluluğun haklı olduğuna kaydırır.
  3. Konuyu suçluluktan ilgisiz bir meseleye çevirir.
Cevabı göster

Odağı suçluluğun var olup olmadığından ne kadar suçluluğun haklı olduğuna kaydırır.

For that for that late-night chocolate binge, Kelime

3:21

O, o gece yarısı çikolata krizleri (binge) için,

Kelime

late-night chocolate binge: atıştırma değil, aşırılık

late-night chocolate binge, gece geç saatte aşırı miktarda çikolata yenen ve çoğu zaman yemeyi durdurmanın ya da kontrol etmenin zor olduğu hissini taşıyan bir dönemi anlatır. Kısa çizgili late-night, chocolate binge ifadesinden önce tek bir niteleyici olarak görev yapar. İsim olarak binge, sınırlı bir süre boyunca gerçekleşen aşırı tüketim veya etkinliği adlandırır. Çevresindeki kelimeler neyin tüketildiğini ya da yapıldığını gösterir.

Alıştırma

Kısa bir aşırı yeme dönemini anlatan ders kelimesiyle cümleyi tamamlayın: After opening one bag of cookies, he went on a late-night cookie ____ and ate three more bags.

Cevabı göster

binge

when your body is is telling you, "Oh, I need cake."

3:24

vücudun sana "Oh, pastaya ihtiyacım var." dediğinde.

Listen, I think the most important thing is to not get out the cat of nine tails, Notlar

3:27

Dinle, bence en önemli şey dokuz kuyruklu kediyi çıkarmamaktır,

Dilbilgisi

the most important thing is to + fiilin yalın hâli: en yüksek önceliği belirtmek

the most important thing is to + fiilin yalın hâli, en yüksek önceliğe sahip eylemi veya hedefi belirtmek için kullanılan bir kalıptır. the most important thing isim öbeği öznedir; is sonrasındaki to-infinitive ise bu “thing” ifadesinin ne olduğunu açıklar. Burada thing fiziksel bir nesne anlamına gelmez. En önemli eylemi veya ilkeyi ifade eder. Bu örnekte eylem olumsuz olduğu için to not get out kullanılmıştır. not to get out sıralaması da standarttır.

Alıştırma

En yüksek önceliği ifade eden kalıpla cümleyi tamamlayın: During an emergency, ____ stay calm.

Cevabı göster

the most important thing is to

Deyimler

not get out the cat of nine tails: kendini cezalandırmama mecazı

cat-o'-nine-tails, dokuz düğümlü ipten oluşan ve eskiden ceza vermek için kullanılan tarihî bir kamçıdır. Bu cümledeki cat of nine tails ifadesi o nesneye gönderme yapar. Burada not get out the cat of nine tails mecazidir. Konuşan kişi gerçek bir kamçıdan söz etmiyor. Şiddet içeren bu görüntü, ağır öz eleştiriyi fiziksel bir cezaya dönüştürür; dolayısıyla verilmek istenen mesaj “kendini cezalandırma veya kendine fazla yüklenme”dir.

Alıştırma

Bu cümlede not get out the cat of nine tails ne anlama geliyor?

  1. Seçimlerini kontrol etmek için daha ağır ceza kullan.
  2. Evinde eski bir kamçı bulundurma.
  3. Kendini cezalandırma veya kendine fazla yüklenme.
Cevabı göster

Kendini cezalandırma veya kendine fazla yüklenme.

is to absolutely be kind to yourself. Ton ve niyet

3:32

kendine kesinlikle nazik olmaktır.

Ton ve niyet

absolutely be kind to yourself: kendine nazik davranmaya yönelik güçlü öğüt

Be kind to yourself, özellikle zorlandığınızda veya bir hata yaptığınızda kendinize sabır ve anlayışla davranmak demektir. Burada kind, yalnızca diğer insanlara değil, kendinize nasıl davrandığınızı da anlatır. Absolutely öğüdü güçlendirir; konuşan kişi kendine karşı nazik olmayı vazgeçilmez görür. Modern İngilizcede absolutely sözcüğünü to ile be arasına yerleştiren bölünmüş mastar yapısı doğaldır.

Alıştırma

Bir kişi hata yaptıktan sonra hangi cümle doğal biçimde güçlü ve destekleyici bir öğüt verir?

  1. You should absolutely blame yourself for every mistake.
  2. You should absolutely be kind to yourself after a mistake.
  3. You should absolutely be kindness to yourself after a mistake.
Cevabı göster

You should absolutely be kind to yourself after a mistake.

Particularly in that first trimester, Kelime

3:34

Özellikle o ilk üç aylık dönemde,

it is a very critical window. Kelime

3:36

çok kritik bir penceredir.

Kelime

in that first trimester: gebeliğin ilk üç aylık döneminde

Gebelik ve doğum bağlamlarında the first trimester, gebeliğin üç evresinden ilkidir ve yaklaşık olarak ilk üç ayı kapsar. In that first trimester, o evre sırasında demektir; that ise konuşulan gebelik dönemine geri gönderme yapar. Burada trimester, herhangi bir üç aylık süre değil, bir evrenin adıdır. Bu ifade, ardından gelen açıklamanın geçerli olduğu zaman aralığını belirler.

Alıştırma

Bu gebelik bağlamında the first trimester ne anlama gelir?

  1. Bebeğin doğumundan sonraki ilk üç ay
  2. Takvim yılının ilk çeyreği
  3. Gebeliğin ilk evresi, yaklaşık olarak ilk üç ay
Cevabı göster

Gebeliğin ilk evresi, yaklaşık olarak ilk üç ay

Kelime

a very critical window: özellikle önemli bir dönem

Burada window fiziksel bir pencere değildir. Yaşananların sonucu güçlü biçimde etkileyebildiği sınırlı bir dönemi anlatan bir mecazdır. Bu cümlede it zamiri first trimester ifadesine gönderme yapar. A critical window yalnızca önemli bir zaman demek değildir; zamanlamanın ve koşulların özellikle önemli olduğu bir aşamadır. Very, critical sözcüğünün vurgusunu güçlendirir.

Alıştırma

Bu cümlede a very critical window ne anlama geliyor?

  1. Açık tutulması gereken fiziksel bir pencere
  2. Takvimdeki kesin bir randevu saati
  3. Etkinlikler arasındaki kısa bir mola
  4. Yaşananların sonucu güçlü biçimde etkileyebildiği sınırlı bir dönem
Cevabı göster

Yaşananların sonucu güçlü biçimde etkileyebildiği sınırlı bir dönem

But at the same time, Anlatım akışı

3:38

Ama aynı zamanda,

it can be the time when all you want to do is to eat chips, Dilbilgisi

3:39

tek yapmak istediğinin patates kızartması yemek olduğu bir zaman da olabilir,

Anlatım akışı

But at the same time: karşıt iki gerçeği dengelemek

But önceki noktayla bir karşıtlık kurar; at the same time ise yeni noktanın da doğru olduğunu dinleyiciye bildirir. Bağlaç bir bütün olarak iki gerçeği dengeler: İlk üç aylık dönem kritiktir, ancak aynı zamanda kişinin daha çok patates kızartması yemek istediği bir dönem de olabilir. Burada at the same time yalnızca olayları aynı zamana yerleştirmez. Konuşanın görünüşte çatışan iki yönü birlikte sunmasına yardımcı olur; bu yapı açıklamalarda ve tartışmalarda kullanışlıdır.

Alıştırma

Karşıtlık oluşturan iki gerçeği dengelemek için cümleyi bu dersteki bağlaçla tamamlayın: The course is demanding, ____, it is rewarding.

Cevabı göster

but at the same time

Dilbilgisi

when all you want to do is to eat: diğer her şeye baskın tek bir isteği ifade etmek

All you want to do, “yapmak istediğiniz tek şey” anlamına gelir. Buradaki all, yapmak istediğiniz şeylerin tamamını ifade eder; bütün insanları değil. all + özne + want to do + be + eylem kalıbı, bir isteği diğer her şeyin üstüne çıkarır. Bu cümlede when, bu durumu daha önce sözü edilen zaman dilimine bağlar. be sonrasında hem eat hem de to eat mümkündür; buradaki sürüm to eat kullanır.

Alıştırma

Yolculuktan sonra konuşanın tek isteğinin dinlenmek olduğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. After the long trip, I want to finish everything before I rest.
  2. After the long trip, all I want to do is rest.
  3. After the long trip, everyone wants me to rest.
Cevabı göster

After the long trip, all I want to do is rest.

because your body is going through what it perceives to be physiological stress. Notlar

3:43

çünkü vücudun fizyolojik bir stres olarak algıladığı bir süreçten geçiyor.

Öbek fiiller

going through what it perceives to be physiological stress: bir durumu deneyimlemek

Go through burada “deneyimlemek veya katlanmak” anlamına gelir. Fizyolojik stresi, fiziksel bir yerin içinden geçme hareketi olarak değil, vücudu etkileyen bir durum ya da süreç olarak sunar. what it perceives to be physiological stress isim cümleciği, going through ifadesinin nesnesidir. Vücudun fizyolojik stres olarak yorumladığı bir durumu ifade eder. Cümlecik içindeki it, your body ifadesine gönderme yapar; perceive X to be Y ise “X’i Y olarak değerlendirmek veya algılamak” demektir.

Alıştırma

“Deneyimliyor olmak” anlamındaki öbek fiili tamamlayın: Our team is going ____ a difficult transition.

Cevabı göster

through

Dilbilgisi

what it perceives to be: bir şey olarak sınıflandırıp algıladığı şey veya durum

what it perceives to be physiological stress ifadesinde what, “... olan şey veya durum” anlamını veren bağımsız bir ilgi yan cümlesi başlatır. Bu yan cümlenin tamamı going through fiil grubunun nesnesidir: vücut, fizyolojik stres olarak sınıflandırdığı bir durumu yaşamaktadır. Burada it, your body ifadesine gönderme yapar. perceive A to be B kalıbı “A’yı B olarak yorumlamak veya algılamak” demektir; dolayısıyla perceive yalnızca bir şeyi gözle görmekten daha geniş bir anlama sahiptir.

Alıştırma

Cümleyi what + özne + perceives to be kalıbıyla tamamlayın: The scanner flags ____ a damaged package.

Cevabı göster

what it perceives to be

So, it's doing the best that you can, Kalıp ifadeler

3:47

Bu yüzden elinden gelenin en iyisini yapıyor,

Kalıp ifadeler

it's doing the best that you can: yeniden kullanılabilir do the best that you can kalıbı

Burada amaçlanan kalıp do the best that you can ifadesidir; kişinin yeteneğinin ve koşullarının izin verdiği ölçüde çaba göstermesi anlamına gelir. that you can bölümünde sondaki do anlaşılır ancak söylenmez: that you can do. Bu ifade kusursuz bir sonuç vaat etmez. Altyazıdaki it's doing ... that you can ifadesi it öznesinden you öznesine geçer; bu nedenle özenli olmayan konuşma dilidir. Yeniden kullanılabilir kalıp do ile başlar. Kendiniz kullanırken açık öznesi olan tamamlanmış bir yapı seçin.

Alıştırma

“Mümkün olan en büyük çabayı göstermek” anlamındaki kalıbı tamamlayın: The situation is difficult, but just ____ the best that you ____.

Cevabı göster

do · can

and it's absolutely not about giving yourself a hard time. Deyimler

3:50

ve mesele kesinlikle kendine eziyet etmek (giving yourself a hard time) değildir.

Deyimler

absolutely not about giving yourself a hard time: kesinlikle kendine yüklenmekle ilgili değil

Giving yourself a hard time, kendinizi tekrar tekrar suçlamak veya eleştirmek, çoğu zaman da durumun gerektirdiğinden daha sert davranmak anlamına gelen bir deyimdir. Kelimesi kelimesine kendinize zor bir dönem yaratmak anlamına gelmez. It's absolutely not about ... bunun amaç veya ana nokta olduğu düşüncesini güçlü biçimde reddeder. Burada konuşan kişi, doğru tepkinin özeleştiri olmadığını açıkça belirtiyor.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için give yourself a hard time ifadesini doğru biçimde kullanın: After one small mistake, Maya kept ____, even though the rest of her work was excellent.

Cevabı göster

giving herself a hard time

Jaega's food cravings led to a chocolate binge. Kalıp ifadeler

3:52

Jaega'nın yeme arzuları bir çikolata krizine (binge) yol açtı.

Kalıp ifadeler

cravings led to a chocolate binge: A led to B, A'nın B'ye neden olduğunu belirtir

Led to, lead to ifadesinin geçmiş zaman biçimidir ve 'neden oldu' ya da 'sonucunu doğurdu' anlamına gelir. Bu yapı, nedeni led to ifadesinden önce, sonucu ise sonra yerleştirir: yiyecek aşermeleri neden, aşırı çikolata yeme ise sonuçtur. lead to içindeki to bir edattır; bu nedenle sonuç bir isim öbeği veya -ing biçimi olabilir. Binge, kısa bir süre içinde bir şeyi aşırı miktarda yapma veya tüketme durumudur. Burada a chocolate binge, tek seferde çok miktarda çikolata yeme olayını anlatır.

Alıştırma

Eksik sözcüğü yazarak neden-sonuç ifadesini tamamlayın: Poor communication led ____ several costly mistakes.

Cevabı göster

to

A binge is an occasion where you do something in an extreme way, Kalıp ifadeler

3:56

Bir kriz/aşırıya kaçma (binge), bir şeyi uç noktada yaptığınız bir durumdur,

Kalıp ifadeler

occasion where ...: soyut bir durum için where

Burada where, occasion sözcüğünü açıklayan bir ilgi yan cümlesini başlatır. “O olayda veya durumda” anlamına gelir ve kişinin böyle bir durumda ne yaptığını açıklar. Fiziksel bir yeri belirtmez. İngilizce, bir olayı veya durumu bir ortam gibi ele alıp o ortamda gerçekleşenleri where ile aktarabilir. Bu yapı tanımlarda kullanışlıdır: isim durumun türünü belirtir, where yan cümlesi de onu tanımlayan özelliği verir.

Alıştırma

“an occasion where people celebrate together” ifadesinde where ne işe yarar?

  1. Olayın fiziksel olarak nerede olduğunu sorar.
  2. Olayın ne sıklıkla gerçekleştiğini açıklar.
  3. Cümlenin ana fiilinin yerini alır.
  4. Bu tür bir durumda ne olduğunu anlatan bölümü başlatır.
Cevabı göster

Bu tür bir durumda ne olduğunu anlatan bölümü başlatır.

like eating or drinking too much.

4:01

çok fazla yemek veya içmek gibi.

Henrietta's advice is to not use the cat-o'-nine-tails.

4:03

Henrietta'nın tavsiyesi dokuz kuyruklu kediyi (cat-o'-nine-tails) kullanmamaktır.

In the past, the cat-o'-nine-tails was a whip made of nine strings, Kültür

4:07

Geçmişte dokuz kuyruklu kedi, dokuz ipten yapılmış bir kırbaçtı,

which was used to punish prisoners.

4:11

mahkumları cezalandırmak için kullanılırdı.

Kültür

cat-o'-nine-tails: tarihî dokuz ipli kırbaç

Cat-o'-nine-tails, mahkûmların cezalandırılması da dâhil olmak üzere bedensel cezalarda kullanılan, dokuz ipli tarihî bir kırbaçtı. Adındaki o', of sözcüğünün kısaltılmış biçimidir; ifadenin tamamı bu nesnenin adıdır ve gerçek anlamda bir kediyi anlatmaz. Bu nesne acı verici cezalar uygulamak için tasarlandığından, daha sonraki göndermelerde ağır cezayı veya kişinin kendini cezalandırmasını çağrıştırabilir. Bu arka plan, daha fazla tarihî ayrıntıya gerek kalmadan benzetmeyi anlamanın anahtarıdır.

Alıştırma

Cümlede cat-o'-nine-tails neyi ifade eder?

  1. Cezalandırmak için kullanılan dokuz ipli tarihî bir kırbaç
  2. Süs amaçlı bir ip oyuncağı
  3. Dokuz kuyruklu bir kedi
  4. Hapishanedeki dokuz kediden oluşan bir grup
Cevabı göster

Cezalandırmak için kullanılan dokuz ipli tarihî bir kırbaç

Nowadays, when someone talks about the cat-o'-nine-tails, Anlatım akışı

4:14

Bugünlerde biri dokuz kuyruklu kedi kırbacından bahsettiğinde,

they are probably talking about the ways people sometimes use to punish themselves if they feel guilty. Deyimler

4:18

muhtemelen insanların kendilerini suçlu hissettiklerinde bazen kendilerini cezalandırmak için kullandıkları yollardan bahsediyorlardır.

Anlatım akışı

Nowadays, when someone talks about...: günümüzdeki kullanıma geçiş

Nowadays günümüze ait bir zaman çerçevesi kurar ve daha önceki In the past ifadesiyle karşıtlık oluşturur. when yan cümlesi durumu —birinin bu terimden söz etmesini— belirler; ardından ana cümle terimin günümüzdeki en olası anlamını açıklar. Bu kalıp zaman içindeki bir değişimi düzenler: önce eski bir anlam veya kullanım sunulur, sonra Nowadays, when... ile günümüzde nasıl anlaşıldığı ya da kullanıldığı açıklanır. Buradaki Nowadays yalnızca bir şeyin şimdi olduğunu söylemez; açıklamanın iki aşaması arasındaki geçişi işaretler.

Alıştırma

Hangi seçenek, eski bir anlamdan güncel bir anlama geçişi düzenlemek için In the past ve Nowadays ifadelerini en iyi şekilde kullanıyor?

  1. In the past, mouse usually meant an animal. Nowadays, it can also mean a computer device.
  2. Nowadays, the word mouse has existed for a long time.
  3. When someone says mouse, the word has five letters.
Cevabı göster

In the past, mouse usually meant an animal. Nowadays, it can also mean a computer device.

Deyimler

they are probably talking about ... punish themselves: mecazi bir yorum

Burada are probably talking about yalnızca “hakkında konuşuyorlar” değil, “büyük olasılıkla şunu kastediyorlar veya şuna gönderme yapıyorlar” anlamındadır. Probably bunun her zaman geçerli bir kural değil, en olası yorum olduğunu gösterir. Bu açıklamada the ways people use to punish themselves mecazidir. Tarihî kırbacı gerçekten kullanmak yerine, suçluluk nedeniyle kişinin kendini suçlamasını veya duygusal olarak acı çekmesine yol açmasını anlatır. Somut araç, psikolojik öz-cezalandırmanın bir imgesine dönüşür.

Alıştırma

Bu cümlede they are probably talking about the ways people sometimes use to punish themselves en büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Büyük olasılıkla suçluluk nedeniyle kendilerini suçlayan veya duygusal olarak acı çektiren insanları kastediyorlar.
  2. İnsanların tarihî bir kırbacı gerçekten kendi üzerlerinde kullandıklarını kastediyorlar.
  3. İnsanların ceza amacıyla kedileri eğittiğini kastediyorlar.
Cevabı göster

Büyük olasılıkla suçluluk nedeniyle kendilerini suçlayan veya duygusal olarak acı çektiren insanları kastediyorlar.

But, says Henrietta,

4:24

Ancak, Henrietta diyor ki,

pregnancy isn't about giving yourself a hard time,

4:25

hamilelik kendine eziyet etmek,

treating yourself badly or criticizing yourself.

4:29

kendine kötü davranmak ya da kendini eleştirmek değildir.

Pregnancy is a special time of life,

4:32

Hamilelik hayatın özel bir zamanıdır,

and all a baby can ask is that mum does her best, Ton ve niyet

4:35

ve bir bebeğin isteyebileceği tek şey annesinin elinden gelenin en iyisini yapmasıdır,

Ton ve niyet

all a baby can ask is that mum does her best: çabalamayı makul bir beklenti olarak sunmak

all a baby can ask is that mum does her best, annenin elinden geleni yapmasının tek makul beklenti olduğu anlamına gelir. all someone can ask is that... kalıbı standardı adil ve ulaşılabilir tek bir beklentiyle sınırlar; çoğu zaman birine kusursuz olmak zorunda olmadığını söyleyerek onu rahatlatır. Bebek gerçekten bir şey istememektedir. Konuşmacı, teselliyi daha sıcak hâle getirmek ve annenin seçimleriyle ilgili suçluluk duygusunu azaltmak için bebeği kişileştirir.

Alıştırma

Vurgulanan bölüm bu cümlede ne anlatıyor?

  1. Elinden geleni yapması tek makul beklentidir.
  2. Anne olası her talebi karşılamak zorundadır.
  3. Anneden hiç çaba göstermemesi beklenmektedir.
  4. Bebek anneden gerçekten kusursuz olmasını istemiştir.
Cevabı göster

Elinden geleni yapması tek makul beklentidir.

and of course, avoids some foods,

4:38

ve tabii ki bazı yiyeceklerden kaçınmasıdır,

which reminds me of your question, Georgie. Anlatım akışı

4:41

bu da bana senin sorunu hatırlattı, Georgie.

Anlatım akışı

which reminds me of your question: önceki bir konuya dönmek

Buradaki which, belirli yiyeceklerden kaçınma konusundaki önceki fikre gönderme yapar. Bu yan cümle, söz konusu fikrin konuşmacıya Georgie'nin daha önce sorduğu soruyu hatırlattığını belirtir. Daha önemlisi, which reminds me of... konuşmayı düzenler: mevcut noktayı önceki bir soruya bağlar ve konuyu akıcı biçimde o soruya geri götürür. Benzer konuşma veya sunumlarda That reminds me of..., ilgi cümlesi yerine bağımsız bir ifade olarak aynı geçişi sağlayabilir.

Alıştırma

Hangi cümle önceki bir soruya dönmek için aynı söylem hareketini en iyi şekilde kullanır?

  1. That prevents me from discussing your earlier question.
  2. That reminds me of a question you asked earlier.
  3. That proves that every earlier question was wrong.
  4. That answers your earlier question, so no transition is needed.
Cevabı göster

That reminds me of a question you asked earlier.

Which food does the NHS recommend pregnant women do not eat? Dilbilgisi

4:44

NHS hamile kadınların hangi yiyeceği yememesini öneriyor?

Dilbilgisi

recommend pregnant women do not eat: that sözcüğü çıkarılmış yan cümle

recommend fiilinden sonra gelen pregnant women do not eat... önerinin içeriğini veren bir yan cümledir; isteğe bağlı that sözcüğü çıkarılmıştır. Pregnant women bu yan cümlenin öznesidir; recommend fiilinin ardından gelen doğrudan nesne ve mastar yapısı değildir. Tam soruda which food, eat fiilinin nesnesidir ve cümlenin başına taşınmıştır. Ana sorudaki does yardımcı fiili zamanı taşıdığı için recommend yalın biçimde kalır; iç cümlede çoğul özne women ile do not eat kullanılır. Bu yapı, bir kurumun kime bir şeyi yapmasını veya yapmamasını önerdiğini belirtmesini sağlar.

Alıştırma

Hamile kadınlara yönelik bir öneriyi aktarırken recommend fiilini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The doctor recommends that pregnant women do not eat raw eggs.
  2. The doctor recommends pregnant women to do not eat raw eggs.
  3. The doctor recommends that pregnant women does not eat raw eggs.
  4. The doctor recommends pregnant women not to eating raw eggs.
Cevabı göster

The doctor recommends that pregnant women do not eat raw eggs.

I guessed it was smoked salmon.

4:49

Tütsülenmiş somon olduğunu tahmin ettim.

Which was the correct answer.

4:51

Ki bu doğru cevaptı.

Smoked salmon is best avoided because of the risk of bacteria. Notlar

4:54

Bakteri riski nedeniyle tütsülenmiş somondan en iyisi kaçınmaktır.

Dilbilgisi

Smoked salmon is best avoided: kişisiz risk önerisi

X is best avoided, X'ten kaçınmanın en akıllıca ya da en güvenli seçenek olduğunu belirten edilgen bir öneri kalıbıdır. Best, birinin kaçınma işini ne kadar iyi yaptığını değil, seçimin kendisini değerlendirir. Edilgen yapı, kimin kaçınması gerektiğini belirtmez; bu nedenle nesnel duyulur ve genel risk önerilerine uygundur. Because of the risk of bacteria, önerinin nedenini açıklar.

Alıştırma

Öneriyi avoid fiilinin tek sözcüklük doğru biçimiyle tamamlayın: This mountain road is best ____ during icy weather.

Cevabı göster

avoided

Kalıp ifadeler

because of the risk of bacteria: nedeni bir isim öbeğiyle belirtmek

Because of bir neden belirtir ve burada ardından the risk of bacteria isim öbeği gelir. Risk of + isim, o şeyle bağlantılı olası bir tehlikeyi veya sorunu ifade eder. Vurgulanan ifadenin tamamı, füme somondan neden kaçınılmasının önerildiğini açıklar: bakteri bulunabilir ve bunlar zarar verebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede because of, isim öbeği biçimindeki bir nedeni doğru şekilde tanıtıyor?

  1. The outdoor concert was cancelled because of the rain was heavy.
  2. The outdoor concert was cancelled because of heavy rain.
  3. The outdoor concert was cancelled because heavy rain.
Cevabı göster

The outdoor concert was cancelled because of heavy rain.

But oily fish is good,

4:58

Ancak yağlı balık iyidir,

and even a bowl of chips now and then are fine. Kalıp ifadeler

5:00

ve arada sırada bir kase patates kızartması bile sorun değildir.

Kalıp ifadeler

even ... now and then: ara sıra görülen şaşırtıcı bir örnek

Now and then, ara sıra veya bazen anlamına gelen kalıplaşmış bir zarf ifadesidir; bu nedenle bir kâse patates kızartması yemeyi düşük sıklıkta gerçekleşen bir olay olarak sunar. Now ve ardından then gelen gerçek bir zaman sıralaması değildir. Even, a bowl of chips ifadesini şaşırtıcı olabilecek ama yine de konuşanın kabul edilebilir bulduğu şeylere dâhil olan bir örnek olarak işaretler. Yeniden kullanılabilir kalıp, bir örneğin ara sıra kabul edilebilir olduğunu söylerken kullanılan even + beklenmedik bir örnek + now and then yapısıdır.

Alıştırma

Cümleyi şaşırtıcı bir örneği belirten sözcük ve ara sıra anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: ____ a rainy walk now and ____ can be refreshing.

Cevabı göster

Even · then

Right, let's recap the vocabulary we've learned in the program, Anlatım akışı

5:03

Pekala, programda öğrendiğimiz kelimeleri özetleyelim,

Anlatım akışı

Right, let's recap... ile tekrar bölümüne geçiş

Buradaki Right bir söylem belirleyicisidir: önceki aşamayı kapatır, dikkati toplar ve yeni bir adımın başladığını bildirir. “Sağ tarafta” veya “doğru” anlamına gelmez. Let's recap... dinleyicileri önemli bilgileri kısaca gözden geçirmeye davet eder. Bu cümlenin tamamı, ana dersten program sonundaki kelime tekrarına geçerek programdaki bilgileri düzenler.

Alıştırma

Hangi cümle, ders bitmeden önce sınıfı kısa bir tekrara en doğal şekilde geçirir?

  1. Please read the full chapter silently from the beginning.
  2. Right, let's move on to a completely new topic.
  3. Right, let's recap the main points before we finish.
Cevabı göster

Right, let's recap the main points before we finish.

starting with the idiom eating for two,

5:07

hamile olmak anlamına gelen

which means to be pregnant.

5:09

iki kişilik yemek (eating for two) deyimiyle başlayalım.

If something goes haywire,

5:11

Eğer bir şey kontrolden çıkarsa (goes haywire),

it stops working properly or becomes difficult to control.

5:13

düzgün çalışmayı durdurur veya kontrol edilmesi zorlaşır.

If you say you could count something on one hand,

5:17

Bir şeyi bir elinle sayabileceğini (could count something on one hand) söylersen,

you're emphasizing that something does not happen very often,

5:20

bir şeyin çok sık olmadığını,

or that there are only a few of those things.

5:24

veya onlardan sadece birkaç tane olduğunu vurguluyorsundur.

A binge is an occasion when you do something to excess, Kalıp ifadeler

5:27

Bir kriz (binge) bir şeyi aşırı derecede yaptığın bir durumdur,

Kalıp ifadeler

do something to excess: makul bir sınırın ötesinde yapmak

do something to excess ifadesinde to excess, “makul, sağlıklı veya uygun bir sınırın ötesinde” anlamına gelen kalıplaşmış bir edat öbeğidir. Excess, to edatından sonra gelen bir isimdir ve öbeğin tamamı bir eylemin ne derece yapıldığını açıklar. Burada bir binge, bir etkinliğin aşırıya götürüldüğü bir durum olarak tanımlanır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp fiil + to excess şeklindedir; eat to excess veya spend to excess gibi kullanılır.

Alıştırma

“Makul bir sınırın ötesinde” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: Even exercise can be harmful if done to ____.

Cevabı göster

excess

for example, eat, drink, or spend money.

5:31

örneğin, yemek, içmek veya para harcamak.

In the past, the cat-o'-nine-tails was a whip used to punish prisoners,

5:35

Geçmişte dokuz kuyruklu kedi (cat-o'-nine-tails) mahkumları cezalandırmak için kullanılan bir kırbaçtı,

but nowadays, it usually refers to the ways in which someone criticizes themselves as a form of self-punishment. Kalıp ifadeler

5:39

ancak bugünlerde genellikle birinin kendini cezalandırma şekli olarak kendini eleştirme yollarını ifade eder.

Kalıp ifadeler

nowadays, it usually refers to: günümüzdeki yaygın bir anlamı açıklama

Nowadays, güncel anlamı önceki tarihsel anlamla karşılaştırır. It, cat-o'-nine-tails ifadesine geri gönderme yapar; usually ise bunun her bağlamda geçerli mutlak bir tanım değil, günümüzdeki yaygın yorum olduğunu gösterir. Anlam açıklamalarında X refers to Y, X’in Y’yi belirttiği veya Y anlamına geldiği demektir. to edatı bu kalıbın bir parçasıdır; dolayısıyla tanımlanan içerik to’dan sonra gelir.

Alıştırma

Hangi cümle terimin ne anlama geldiğini doğru biçimde açıklar?

  1. The term is referred to as repeated negative self-talk.
  2. The term refers to repeated negative self-talk.
  3. The term refers as repeated negative self-talk.
Cevabı göster

The term refers to repeated negative self-talk.

Kalıp ifadeler

as a form of self-punishment: bir davranışı sınıflandırma

as a form of + isim kalıbı, bir eylemi veya uygulamayı daha geniş bir fikrin bir türü olarak sınıflandırır. Burada kişinin kendini eleştirmesi bir self-punishment türü olarak sunulur; eleştiri, kişinin kendini cezalandırma yolu olarak işlev görür. Buradaki form, doldurulacak boşlukları olan bir belge değil, bir türü veya bir şeyin ortaya çıkma ya da yapılma biçimini ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi “kişinin kendine yönelttiği bir ceza türü olarak” anlamına gelen dersteki tam ifadeyle tamamlayın: After making a mistake, she refused dessert ____.

Cevabı göster

as a form of self-punishment

And finally, to give yourself a hard time,

5:46

Ve son olarak, kendine eziyet etmek (to give yourself a hard time),

means to treat yourself badly by criticizing or blaming yourself.

5:50

kendini eleştirerek veya suçlayarak kendine kötü davranmak anlamına gelir.

Once again, our 6 minutes are up.

5:55

Bir kez daha 6 dakikamız doldu.

Remember to join us again next time for more topical discussion and useful vocabulary here at 6 Minute English.

5:57

6 Minute English'te güncel tartışmalar ve yararlı kelimeler için bir dahaki sefere tekrar bize katılmayı unutmayın.

Goodbye for now.

6:04

Şimdilik hoşça kalın.

Bye.

6:05

Hoşça kalın.

6 Minute English from bbclearningenglish.com.

6:07

bbclearningenglish.com'dan 6 Minute English.