İki kişilik yemek ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Program, hamileliğin bir kadının yemekle ilişkisini nasıl değiştirdiğini; beklenmedik bedensel değişikliklerden yoğun aşermelere ve yemekle ilgili suçluluk duygusuna kadar ele alıyor. Bakteri riski nedeniyle füme somondan kaçınmak gibi güvenlik önerilerine uyarken kişinin kendisine anlayış göstermesini tavsiye ediyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. eating for two?" — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bu ifadenin kelimesi kelimesine iki kişinin birlikte yemek yemesi anlamına gelmediğini, birinin hamile olup olmadığını dolaylı ve gündelik biçimde sorduğunu anlayabilirsiniz. Ayrıca kişisel ve hassas bir konu olduğu için ifadeyi kullanmadan önce bağlamı ve muhatabı gözetmeniz gerektiğini fark edebilirsiniz. 2. "I know I should be eating healthily, but all I want is chips." — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: I know I should ile but all I want karşıtlığını kullanarak mantıklı seçeneği bildiğinizi, fakat gerçek isteğinizin bununla çeliştiğini ifade edebilirsiniz. Bu kalıp aşermeleri, ayartıcı istekleri ve gündelik hayattaki diğer iç çatışmaları doğal biçimde anlatmaya yarar. 3. Smoked salmon is best avoided — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: be best avoided yapısının doğrudan emir vermeden temkinli bir sağlık veya güvenlik tavsiyesi sunduğunu öğrenebilirsiniz. Edilgen yapı odağı yiyeceğe ve önerilen davranışa taşır; bu nedenle riskleri, önlemleri ve tüketilmemesi tavsiye edilen ürünleri açıklamak için kullanışlıdır.
Bu derste
Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.
0:07Merhaba, bu BBC Learning English'ten 6 Minute English.
eating for two: hamileliği sormak
Bu cümlede eating for two, hamileliği ima eden deyimsel bir ifadedir. Bir kişinin yediği yemeğin hem hamile kadını hem de gelişmekte olan bebeği beslediği düşüncesine dayanır; bu yüzden Are you eating for two? burada “Hamile misin?” anlamına gelir. Genellikle iki kişinin birlikte yemek yediği veya kadının gerçekten iki kat yemek sipariş ettiği anlamına gelmez. Hamilelik anlamı bağlama bağlıdır.
Alıştırma
"Are you eating for two?" cümlesinde konuşan kişi genellikle neyi sorar?
- Kadının hamile olup olmadığını.
- Kadının iki kişilik yemek sipariş edip etmediğini.
- Kadının yemeğini biriyle paylaşıp paylaşmadığını.
Cevabı göster
Kadının hamile olup olmadığını.
And like many of the idioms we commonly use in English,
0:23Ve İngilizce'de yaygın olarak kullandığımız birçok deyim gibi,
this phrase contains a little bit of truth. Kalıp ifadeler
0:27bu cümle de içinde biraz doğruluk payı barındırır.
contains a little bit of truth: kısmen doğru
contains a little bit of truth, bir iddia veya ifadenin tamamen doğru ya da kelimesi kelimesine gerçek olmasa da bazı olgusal dayanaklara sahip olduğu anlamına gelir. A little bit yargıyı sınırlar: yalnızca bir kısmı doğrudur. Bu kalıp bir deyimi, söylentiyi, şakayı, abartıyı veya görüşü değerlendirirken geri kalanı hakkında kuşkuyu korumak için kullanılabilir.
Alıştırma
"The rumour contains a little bit of truth" ne anlama gelir?
- Söylentinin hiçbir kısmı doğru değildir.
- Söylentinin tamamen doğru olduğu kanıtlanmıştır.
- Söylentinin bazı olgusal dayanakları vardır, ancak tamamı doğru değildir.
Cevabı göster
Söylentinin bazı olgusal dayanakları vardır, ancak tamamı doğru değildir.
it protects the growing baby by allowing it to take whatever nutrients it needs from the mother. Dilbilgisi
0:40büyüyen bebeği, ihtiyaç duyduğu tüm besinleri anneden almasına izin vererek korur.
whatever nutrients it needs: açık ve tümünü kapsayan bir aralık
whatever nutrients it needs ifadesinde whatever, nutrients adını belirler; it needs ise hangi besinlerin koşulu karşıladığını gösteren yan cümledir. Bu ad öbeğinin tamamı take fiilinin nesnesidir ve bebeğin ihtiyaç duyduğu her türlü besin anlamına gelir. Kapsam önceden sabit değildir: ihtiyaç duyulma koşulunu karşılayan her besin buna dahildir. Buradaki whatever, besinlerin önemsiz olduğu ya da dikkatsizce seçildiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için whatever, information ve you need ifadelerini kullanın: The website provides ____ to plan your visit.
Cevabı göster
whatever information you need
it's X, not Y, who... ile X'i odağa almak
Bu bir it-cleft, yani bölünmüş vurgu yapısıdır: It is X, not Y, who + fiil. Burada It is, it's biçiminde kısaltılmıştır. X odaktaki kişiyi belirtir, not Y diğer olasılığı dışlar ve who, X'in ne yaşadığını veya yaptığını anlatan yan cümleyi başlatır. Nötr anlatım The mum-to-be experiences any nutritional problems, while the baby does not. olurdu. Bölünmüş yapı, vurguyu daha güçlü biçimde the mum-to-be üzerine koyar ve etkilenenin bebek olabileceği beklentisini düzeltir.
Alıştırma
Bölünmüş vurgu yapısını It was ve who ile tamamlayın: ____ Ava, not Noah, ____ found the missing key.
Cevabı göster
It was · who
mum-to-be: bebek bekleyen kadın
Mum-to-be, bebek bekleyen bir kadın için kullanılan samimi bir birleşik isimdir. Sondaki -to-be, “yakında bu konuma sahip olacak” anlamına gelir; ismin bir parçasıdır ve amaç bildiren ayrı bir mastar öbeği değildir. Bu cümlede ifade hamile kadını belirtir ve onu bebekle karşıtlık içinde sunar. Daha genel olarak “isim + -to-be” kalıbı, belirli bir role girmek üzere olan birini adlandırabilir.
Alıştırma
Yukarıda öğretilen kısa çizgili ifadeyle cümleyi tamamlayın: The workshop offers practical advice for every ____.
Cevabı göster
mum-to-be
It's also the reason why it's so important that pregnant women eat well. Dilbilgisi
0:53Hamile kadınların iyi beslenmesinin bu kadar önemli olmasının nedeni de budur.
reason why it's so important that: nedeni önemli bir eyleme bağlamak
The reason why, daha önceki bir olgunun neyi açıkladığını belirtir. Burada why, it's so important that pregnant women eat well yargısına bağlanır: önceki olgu, bu tavsiyenin neden bu kadar önemli olduğunu açıklar. Bu yargının içinde important that, neyin önemli olduğunu belirten tam bir yan cümle başlatır. Pregnant women eat well yan cümlesi önemli kabul edilen eylemi belirtir; ayrı bir neden değildir. Yeniden kullanılabilir kalıp the reason why + it is important that + yan cümle şeklindedir.
Alıştırma
Yeni cümleyi okuyun: A previous data leak is the reason why it's so important that everyone checks the file before sending it. Bu cümle ne anlama geliyor?
- Önceki veri sızıntısı, dosyayı kontrol etmenin neden çok önemli olduğunu açıklar.
- Dosyayı kontrol etmek, önceki veri sızıntısının neden yaşandığını açıklar.
- Herkes önceki veri sızıntısının önemli olup olmadığına karar vermelidir.
Cevabı göster
Önceki veri sızıntısı, dosyayı kontrol etmenin neden çok önemli olduğunu açıklar.
we'll be finding out how a woman's relationship to food changes during pregnancy. Notlar
0:59hamilelik sırasında bir kadının yemekle olan ilişkisinin nasıl değiştiğini öğreneceğiz.
finding out: bilgi edinmek
Find out; soru sorarak, kontrol ederek, öğrenerek veya araştırarak bilgi ya da bir cevap edinmek anlamına gelir. Bu cümlede we'll be finding out, konuyu programın ilerleyen bölümde araştırıp açıklayacağı bir mesele olarak sunar. Buradaki out, find out öbek fiilinin bir parçasıdır; hareket veya konum bildirmez.
Alıştırma
“Bilgiyi öğrenmek” anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: We checked the website to ____ when tickets go on sale.
Cevabı göster
find out
a woman's relationship to food: yemeğe yönelik tutum ve alışkanlıklar
a woman's relationship to food ifadesinde relationship, sosyal bir ilişkiyi değil soyut bir bağı anlatır. Bu bağ, kadının yemek hakkında ne düşündüğünü ve ne hissettiğini, ayrıca yemek seçme, yeme veya bazı yiyeceklerden kaçınma konusundaki olağan davranışlarını kapsar. someone's relationship to + topic yapısı, bir kişinin para, iş, egzersiz veya teknoloji gibi bir alana nasıl yaklaştığını anlatabilir.
Alıştırma
Yeme davranışıyla ilgili bir tartışmada her relationship to food büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- En çok sevdiği belirli bir yiyecek
- Yemekle ilgili tutumları, duyguları ve alışkanlıkları
- Yemek satın alırken tanıştığı kişiler
Cevabı göster
Yemekle ilgili tutumları, duyguları ve alışkanlıkları
we'll be learning some useful new vocabulary too.
1:06biz de bazı yararlı yeni kelimeler öğreneceğiz.
as usual: bir şeyin her zamanki gibi olması
As usual, bir şeyin normalde olduğu şekilde gerçekleştiğini veya yerleşmiş bir rutine uygun ilerlediğini belirtir. Burada parantez içi bir yorum gibi işlev görür: yeni kelimeler öğrenmeyi programın düzenli bir bölümü olarak sunar ve dinleyiciyi bu tanıdık bölüme doğal biçimde geçirir.
Alıştırma
Cümleyi «her zamanki gibi» anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: ____, Leo checked the doors before leaving.
Cevabı göster
As usual
I have a question for you, Phil: bir soruyu söze getirmek
I have a question for you, konuşanın dinleyiciye birazdan bir şey soracağını belirten yaygın bir sözlü kalıptır. Have bütün kalıbın bir parçasıdır; buradaki iletişim amacı sahipliği vurgulamak değil, bir soruyu söze getirmektir. For you, cevap vermesi beklenen kişiyi belirtir. Phil adı dinleyiciye doğrudan hitap eder; bu nedenle yazıda cümlenin geri kalanından virgülle ayrılır.
Alıştırma
Nina'ya bir soru yöneltmek için kullanılan standart kalıpla cümleyi tamamlayın: Nina, I ____ about tomorrow's meeting.
Cevabı göster
have a question for you
finding reliable information on what food to eat can be hard. Notlar
1:14hangi yemeği yiyecekleri konusunda güvenilir bilgi bulmak zor olabilir.
finding reliable information: güvenilir bilgi bulmak
Finding reliable information, kaynağı veya dayanağı sağlam olduğu için makul biçimde güvenilebilecek bilgi bulmak demektir. Reliable, information sözcüğünü doğrudan niteler; source, data ve evidence gibi sözcükleri de doğal biçimde niteleyebilir. Finding reliable information şeklindeki -ing öbeğinin tamamı bir etkinliği adlandırır. Cümle burada bu etkinliği özne yapar ve zor olabileceğini söyler.
Alıştırma
Hangi cümle reliable information ifadesini güvenilebilecek bilgi anlamında doğal biçimde kullanıyor?
- Use reliable information when you write your science report.
- Use an information reliable when you write your science report.
- Use reliable informations when you write your science report.
Cevabı göster
Use reliable information when you write your science report.
what food to eat: soru sözcüğü + isim + to'lu mastar
What food to eat, soru sözcüğü + isim + to'lu mastar yapısında bir öbektir. What food someone should eat anlamına gelir ve henüz yanıtlanmamış bir soruyu isim benzeri işlev gören daha kısa bir öbeğe dönüştürür; ayrıca bir should eksik değildir. Bu cümlede information on ifadesinden sonra gelir ve bilginin konusunu belirtir. Yeme eylemini kimin yapacağı bağlamdan anlaşılır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için what food ve eat fiilinin to'lu mastarını kullanın: The guide explains ____ before a race.
Cevabı göster
what food to eat
Finding out about harmful foods to avoid, Öbek fiiller
1:18Kaçınılması gereken zararlı yiyecekler hakkında bilgi edinmek ise,
Finding out about + bir konu
find out about + isim öbeği, bir konu hakkında bilgi edinmek ya da o konuyu öğrenmek anlamına gelir. Burada about, harmful foods to avoid konusunu ifadeye bağlar. -ing biçimi olan Finding, Finding out about harmful foods to avoid ifadesini bir etkinliğin adı hâline getirir; find out about ifadesinin anlamını değiştirmez.
Alıştırma
Bir konuyu tanıtan edatı ve find out ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: Before I apply, I want to ____ the training programme.
Cevabı göster
find out about
on the other hand: karşıt yönü belirtmek
on the other hand, mevcut ifadeyi daha önceki bir noktanın karşıt yönü olarak işaretleyen bir bağlayıcıdır. Önceki nokta güvenilir bilgiyi bulmanın zor olabileceğini söyler; bu cümle ise bunu bulunması çok daha kolay olan bir şeyle karşılaştırır. Bu ifade yeni bir cümleyi başlatabilir veya burada özne öbeğinden sonra olduğu gibi cümlenin içine eklenebilir. Karşılaştırmanın ilk tarafı zaten açıksa on the one hand ifadesini açıkça kullanmak gerekmez.
Alıştırma
En uygun bağlayıcıyı seçin: The apartment is small. ______, it is close to the station.
- In addition
- On the other hand
- For example
Cevabı göster
On the other hand
So, according to NHS recommendations, Kalıp ifadeler
1:23Peki, NHS'nin (İngiltere Ulusal Sağlık Sistemi) önerilerine göre,
which of these foods should pregnant women not eat?
1:26hamile kadınlar bu yiyeceklerden hangisini yememelidir?
according to NHS recommendations: dış bir kaynağı belirtme
According to NHS recommendations, sorunun açıkça NHS yönergelerini dayanak aldığını belirtir. NHS, Birleşik Krallık'ın kamu sağlık hizmeti olan National Health Service'in kısaltmasıdır. Başka durumlarda da kullanılabilecek yapı according to + kaynak biçimindedir. Bir bilginin, kuralın veya tavsiyenin nereden geldiğini gösterir; bu cümlede kaynak NHS recommendations ifadesidir.
Alıştırma
Kaynak belirtmek için kullanılan sabit ifadeyi tamamlayın: According ____ the official timetable, the last train leaves at 10:30.
Cevabı göster
to
We'll find out the correct answer at the end of the program.
1:40Programın sonunda doğru cevabı öğreneceğiz.
Although eating healthy and nutritious food is important for mums and babies, Dilbilgisi
1:44Sağlıklı ve besleyici gıdalar tüketmek anneler ve bebekler için önemli olsa da,
the story gets complicated because of the changes a woman's body goes through during pregnancy. Notlar
1:48bir kadının vücudunun hamilelik sırasında geçirdiği değişiklikler nedeniyle hikaye karmaşıklaşır.
Although ..., the story gets complicated: ana noktadan önce ödünleme
Although bir ödünleme yan cümlesi başlatır: önce sağlıklı ve besleyici yiyeceklerin önemli olduğunu kabul eder. Virgülden sonraki ana cümle olan the story gets complicated, konuşanın daha sonra geliştirmek istediği asıl noktayı taşır. Burada the story gets complicated gerçek bir hikâyeden söz etmez. Durumun artık basit olmadığı anlamına gelir. Başka durumlara aktarılabilen Although A, B kalıbı, önce A'yı kabul edip ardından dikkati B'deki bir karmaşıklığa, sınıra veya karşıt noktaya yöneltir.
Alıştırma
Hangi cümle önce bir gerçeği kabul edip ardından asıl noktayı belirtmek için Although sözcüğünü doğru kullanıyor?
- Although the route looks short, it includes a very steep climb.
- Although the route looks short, but it includes a very steep climb.
- Although the route looks short, because it includes a very steep climb.
Cevabı göster
Although the route looks short, it includes a very steep climb.
the story gets complicated: daha karmaşık bir duruma geçiş
Buradaki story, kurmaca bir anlatıyı değil, ele alınan genel durumu ya da meseleyi ifade eder. the story gets complicated, daha fazla etken devreye girdiği için durumun açıklanmasının zorlaşması demektir. Bir açıklamada bu ifade bilgiyi düzenleme işlevi de görür: basit bir başlangıç noktasından sınırlamalara, istisnalara veya ek karmaşıklıklara geçildiğini gösterir. Bu cümlede because, meseleyi daha karmaşık hâle getiren etkeni tanıtır.
Alıştırma
Bir açıklamada “The basic rule is clear, but the story gets complicated when taxes are added” neye işaret eder?
- Tartışma basit bir kuraldan ek karmaşıklaştırıcı etkenlere geçmektedir.
- Gerçek bir kurmaca olay örgüsü başlamak üzeredir.
- Konuşan kişi temel kuralı unutmuştur.
Cevabı göster
Tartışma basit bir kuraldan ek karmaşıklaştırıcı etkenlere geçmektedir.
changes ... goes through: ilgi cümleciğinde değişim yaşamak
go through changes ifadesinde go through, fiziksel olarak bir yerin içinden geçmek değil, bir şeyi deneyimlemek veya yaşamak anlamına gelir. Vücut değişiklikleri yaşayan taraftır; changes ise onun yaşadığı şeydir. Vurgulanan sözlerde bir ilgi cümleciği bulunur: changes (that) a woman's body goes through. Changes, go through fiilinin nesnesidir ve nesne görevindeki ilgi zamiri that düşürülmüştür. Bu yapı yaygındır: the difficulties we went through.
Alıştırma
“Deneyimlemek” anlamındaki kalıplaşmış öbek fiili tamamlayın: The company went ____ major changes last year.
Cevabı göster
through
reporting on her experience of pregnancy: report on + konu
Report on + konu, bir raporda, yayında veya resmî anlatımda o konu hakkında bilgi vermek ya da konuyu açıklamak demektir. Burada on, her experience of pregnancy konusunu, yani hamileliğin onun için nasıl bir deneyim olduğunu belirtir. Reporting, Jaega Wise tanıtılırken onun ne yaptığını ekleyen bir -ing yan cümlesidir. Kişisel deneyimini haberin konusu yapar; on burada fiziksel konum belirtmez.
Alıştırma
Haberin konusunu belirten edatı yazarak cümleyi tamamlayın: The journalist will report ____ the election results tonight.
Cevabı göster
on
I feel like + yan cümle: kişisel bir izlenim sunmak
I feel like ifadesinden sonra bir yan cümle geldiğinde, konuşanın kişisel deneyimine veya izlenimine göre doğru görünen bir düşünce sunulur. Burada vücudun biraz kontrolden çıkması, konuşanın hamilelik sırasında bizzat hissettiği bir deneyim olarak çerçevelenir. Bu başlangıç, doğrudan My body has gone a bit haywire demeye göre ifadeyi daha kişisel ve daha az kesin hâle getirir. Bu yapıda like, sevmek anlamına gelmez.
Alıştırma
‘Bir şeyin doğru olduğuna dair kişisel bir izlenime sahip olmak’ anlamındaki iki sözcüklük ifadeyle cümleyi tamamlayın: I ____ something is wrong.
Cevabı göster
feel like
has just gone a bit haywire: biraz öngörülemez hâle gelmek
Go haywire, “kaotik, öngörülemez veya normal çalışamaz hâle gelmek” anlamına gelen gündelik bir mecazdır. Buradaki has gone, değişimin zaten gerçekleştiğini ve şu anla hâlâ bağlantılı olduğunu gösterir; gerçek kabloları veya makineleri değil, konuşanın vücudunun alışılmadık biçimde davranmasını anlatır. Bu bağlamda just, durumu basit bir genel özet olarak sunmaya yardımcı olur ve mutlaka “çok kısa süre önce” anlamına gelmez. A bit, haywire ifadesini yumuşatır; yani konuşan durumun tamamen felaket olduğunu değil, bir ölçüde kontrolden çıkmış gibi hissettirdiğini söyler.
Alıştırma
Cümleyi bu derste geçen ve “biraz kaotik hâle gelmek” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Since the update, the app has gone ____.
Cevabı göster
a bit haywire
and there are things that my body is doing that's frankly weird. Kelime
2:06ve vücudumun yaptığı bazı şeyler var ki açıkçası tuhaf.
that's frankly weird: açık ve doğrudan bir yargıyı belirtmek
Burada frankly, “açık ve doğrudan konuşmak” anlamına gelir. Konuşanın tutumunu gösteren bir zarf olarak kişinin samimi bir görüş belirttiğini anlatır. That’s frankly weird, konuşanın dürüst görüşüne göre durumun tuhaf olduğu anlamına gelir. Frankly, vücudun bir şeyi nasıl yaptığını değil, konuşanın yargısını nasıl dile getirdiğini belirtir. Weird kelimesinden önce kullanılması, değerlendirmeyi yalnızca That’s weird demekten daha açık ve muhtemelen daha sert hâle getirir.
Alıştırma
“The price is frankly absurd,” cümlesinde frankly ne işe yarar?
- Fiyatın dürüst bir şekilde saçma hâle geldiğini söyler.
- Konuşanın doğrudan ve samimi bir yargıda bulunduğunu gösterir.
- Konuşanın fiyatın saçma olup olmadığından emin olmadığını gösterir.
Cevabı göster
Konuşanın doğrudan ve samimi bir yargıda bulunduğunu gösterir.
I can count the amount of nosebleeds pre-pregnancy I've had on one hand, Deyimler
2:16Hamilelikten önce geçirdiğim burun kanaması sayısını bir elin parmaklarında sayabilirim,
can count ... on one hand: çok küçük bir sayı
can count ... on one hand kalıbı, sayının bir elin parmaklarıyla sayılabilecek kadar az olduğunu belirtir. Burada konuşanın hamilelikten önce çok az kez burun kanaması geçirdiğini vurgular. Bu, gerçekten parmaklarla sayıldığını ya da sayının tam olarak beş olduğunu söylemez; azlığı canlı biçimde anlatan bir deyimdir. Yeniden kullanılabilen kalıp can count + sayılabilen kişi, olay veya tekrar sayısı + on one hand şeklindedir.
Alıştırma
“Çok küçük bir sayı” anlamına gelen deyimi tamamlayın: I can count my visits to the dentist on one ____.
Cevabı göster
hand
and now I seem to get them all the time. Kalıp ifadeler
2:20ama şimdi sürekli burnum kanıyor gibi görünüyor.
seem to ... all the time: çok sık olduğuna dair izlenim
Seem to, bunu tamamen kesin bir iddia olarak değil, konuşanın izlenimi olarak sunar. Them tekrarlanan nosebleeds olaylarına gönderme yapar; get a nosebleed ise burun kanaması geçirmek demektir. Günlük konuşmada all the time çoğu zaman “çok sık” anlamına gelir. Bilinçli bir abartı olabilir; bu nedenle cümle normalde tek bir burun kanamasının her saniye sürdüğü anlamına gelmez.
Alıştırma
“I seem to get them all the time.” burada ne anlama geliyor?
- Konuşan, burun kanamalarının artık çok sık gerçekleştiğini düşünüyor.
- Konuşan, burun kanamalarının sona erdiğini düşünüyor.
- Konuşan, tek bir burun kanamasının hiç durmadığından emin.
Cevabı göster
Konuşan, burun kanamalarının artık çok sık gerçekleştiğini düşünüyor.
she could count the number of nosebleeds she had on one hand.
2:33geçirdiği burun kanamalarının sayısını bir elinde sayabiliyormuş.
whereas before being pregnant: karşıtlık kurmak
Whereas iki durum arasında karşıtlık kurar. Burada whereas before being pregnant daha önceki durumu, yani burun kanamalarının seyrek olduğu dönemi ortaya koyar ve bunu bağlamda anlatılan mevcut durumla karşılaştırır. before being pregnant ifadesi karşılaştırmanın bir tarafını zamansal olarak geçmişe yerleştirir; ancak iki dönemi yalnızca zaman çizgisindeki noktalar olarak değil, birbirine karşıt şekilde okumamızı sağlayan sözcük whereas'tır.
Alıştırma
En uygun bağlacı seçin: Mia works from home, ___ her sister goes to the office every day.
- because
- whereas
- when
Cevabı göster
whereas
The idiom to count the number of something on one hand
2:37Bir şeyin sayısını bir elde saymak deyimi
doesn't happen very often: düşük sıklığı anlatmak
Doesn't happen very often, bir olayın seyrek gerçekleştiği anlamına gelir. Very often yüksek sıklığı ifade eder; doesn't ise bu fikri olumsuzlayarak olayın sık olmadığını belirtir. Bu, olayın hiçbir zaman gerçekleşmediği anlamına gelmez; olay ara sıra yine de olabilir. Bu cümlede ifade, gerçekleşme sayısının bir elin parmaklarıyla sayılabilmesinin arkasındaki düşük sıklığı açıklar.
Alıştırma
'This doesn't happen very often' ifadesine anlamca en yakın cümle hangisidir?
- It happens occasionally, but not frequently.
- It never happens.
- It happens almost every day.
Cevabı göster
It happens occasionally, but not frequently.
After all: önceki düşünceyi destekleyen bir neden sunmak
After all, hemen önce belirtilen bir sonucu, öneriyi veya açıklamayı destekleyen bir neden sunar. Burada tek elle yalnızca beşe kadar sayılabilmesi bu destekleyici nedeni sağlar. Bir cümle bağlayıcısı olarak after all, dinleyiciye açık görünen veya iki tarafın da bildiği ilgili bir gerçeği hatırlatır. “Her şey olduktan sonra” anlamında zaman sırası bildirmez.
Alıştırma
Tavsiyeyi destekleyen açık bir neden sunan bağlayıcıyı seç: You should take an umbrella. ___ the forecast says it will rain all afternoon.
- At first,
- After all,
- Meanwhile,
Cevabı göster
After all,
the strong desire for some particular food, Kalıp ifadeler
2:53belirli bir yiyeceğe karşı duyulan güçlü arzu,
experience cravings: güçlü ve görmezden gelmesi zor istekler hissetmek
experience cravings ifadesinde experience, “hissetmek” veya “yaşamak” anlamına gelen geçişli bir fiildir; cravings ise onun doğrudan nesnesidir. Buradaki experience, bir şeyi yaparak edinilen bilgi anlamındaki isim değildir. Craving, görmezden gelmesi zor olabilen güçlü bir istektir. Burada virgülden sonraki tanım, isteklerin belirli yiyeceklerle ilgili olduğunu gösterir. Çoğul cravings, tekrarlanan veya farklı şeylere yönelik isteklerden genel olarak söz edebilir.
Alıştırma
Hangi cümle bazı insanların tuzlu yiyeceklere karşı güçlü bir istek duyduğunu ifade eder?
- Some people have experience preparing salty food.
- Some people experience cravings for salty food.
- Some people avoid cravings by eating salty food.
Cevabı göster
Some people experience cravings for salty food.
the strong desire for some particular food: desire for + isim
Bu tanımda the strong desire for some particular food, craving sözcüğünün ne anlama geldiğini açıklar. Strong isteğin yoğunluğunu belirtir; some particular food ise genel olarak yiyecekleri değil, belirli bir yiyecek türünü ifade eder. desire for + isim yapısı, bir kişinin istediği şeyi belirtir: a desire for change, freedom, or adventure. İsim grubundan önce for kullanmayı unutmayın.
Alıştırma
İsimden önce kullanılan edatı yazarak cümleyi tamamlayın: She has a strong desire ____ independence.
Cevabı göster
for
anything from ice cream to sardines: geniş bir aralık için anything from X to Y
Anything from X to Y, olası aralığın geniş olduğunu göstermek için iki uç nokta sunar. Dondurma ve sardalya birbirinden çok farklı yiyecekler olduğu için çeşitliliğin özellikle geniş olduğunu hissettirir. X ve Y, aralığın uçlarındaki örneklerdir; yalnızca iki olasılık olduğu anlamına gelmez. Bu ifade, bunların yanı sıra birçok başka olasılığın da bulunabileceğini belirtir.
Alıştırma
Geniş bir aralık belirten ifadeyi tamamlayın: The workshop may last anything ____ ten minutes to an hour.
Cevabı göster
from
When these cravings are for food that's not so healthy, Dilbilgisi
2:59Bu arzular o kadar da sağlıklı olmayan yiyeceklere yönelik olduğunda,
When ...: sonuçtan önce durumu ortaya koymak
When yan cümlesi, ana cümlenin geçerli olduğu durumu ortaya koyar: istekler daha az sağlıklı yiyeceklere yöneliktir. Ardından gelen ana cümle bu durumdaki sonucu belirtir; bazı kadınlar kendilerini suçlu hisseder. Burada when genel veya tekrarlanan bir durumu anlatır ve “... olduğu durumlarda” anlamına yakındır. Not so healthy değerlendirmeyi yumuşatır; “daha az sağlıklı” demektir, “tamamen zararlı” demek değildir.
Alıştırma
Buradaki When yan cümlesi bilgiyi nasıl düzenliyor?
- İki düşüncenin birbiriyle ilgisiz olduğunu gösterir.
- Önce sonucu verir, sonra nedenini açıklar.
- Bir durum ortaya koyar ve ana cümle bu durumdaki sonucu verir.
Cevabı göster
Bir durum ortaya koyar ve ana cümle bu durumdaki sonucu verir.
feel guilty: feel + sıfat
Feel guilty, “suçluluk veya pişmanlık hissetmek” demektir. Bu cümlede bazı kadınlar, daha az sağlıklı gördükleri yiyecekleri istedikleri için kendilerini suçlar. Dil bilgisi bakımından feel bağlayıcı bir fiildir; guilty ise kişinin duygusal durumunu anlatan bir sıfattır. Yeniden kullanılabilen yapı feel + sıfat şeklindedir; feel calm ve feel nervous da bu yapıya örnektir.
Alıştırma
Cümleyi hedef feel + sıfat ifadesiyle tamamlayın: I broke my promise, and now I ____.
Cevabı göster
feel guilty
thinking, "I know I should be eating healthily, Ton ve niyet
3:03"Sağlıklı beslenmem gerektiğini biliyorum,
I know I should ..., but all I want is ...: sorumluluk ile istek arasındaki çatışma
I know I should ..., but all I want is ... kalıbı, sorumlu veya mantıklı görünen davranışla konuşanın gerçekte istediği şey arasındaki çatışmayı kabul eder. But, sorumluluktan isteğe geçişi belirtir. Should be eating, konuşanın içinde bulunulan dönemde yapması gerektiğine inandığı sürekli davranışı anlatır; bu davranışı gerçekten yaptığını söylemez. All I want is chips, konuşanın o andaki isteğini güçlü biçimde chips üzerine odaklar. Britanya İngilizcesinde chips burada kalın patates kızartması parçaları demektir; crisps anlamına gelmez.
Alıştırma
Bilinen bir sorumluluk ile o anki istek arasındaki çatışmayı hangi cümle doğal biçimde ifade eder?
- I know I should finish my homework, but all I want to do is play a game.
- I know I should finish my homework, but all I want is play a game.
- I know I finished my homework, but all I want to do should play a game.
Cevabı göster
I know I should finish my homework, but all I want to do is play a game.
again, speaking with nutritional therapist Henrietta Wilson,
3:09beslenme terapisti Henrietta Wilson ile,
on the best way to deal with guilty feelings. Kalıp ifadeler
3:13suçluluk duygularıyla başa çıkmanın en iyi yolu hakkında konuşuyor.
the best way to deal with guilty feelings: bir duyguyla başa çıkmanın en iyi yolu
The best way to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir şeyi yapmak için en etkili olduğu düşünülen yöntemi belirtir. Burada to deal with guilty feelings, yöntemin hangi amaçla kullanılacağını açıklar. Deal with; bir sorun, zor durum veya duygu gibi bir şeyi yönetmek ya da ona karşılık vermek için harekete geçmek anlamına gelir. Burada ticari anlaşma yapmak anlamında değildir ve konunun tamamen çözüldüğünü de zorunlu olarak belirtmez.
Alıştırma
Cümleyi derste geçen ve “yönetmek veya karşılık vermek” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Talking to someone can be a good way to ____ difficult feelings.
Cevabı göster
deal with
How guilty should you feel? ... That's more the question: meseleyi yeniden çerçevelemek
How guilty should you feel?, suçluluk duyulup duyulmadığını değil, ne ölçüde suçluluk duymanın uygun olduğunu sorar. Buradaki should, yoğun bir suçluluğun haklı olup olmadığını değerlendirmeye de çağırır. That's more the question, dereceyi soran bu sorunun meseleyi çerçevelemenin daha yerinde yolu olduğunu belirtir. Konuşmacı yalnızca bir şeyin soru sayıldığını doğrulamıyor; tartışmanın yönünü değiştiriyor.
Alıştırma
Bu bağlamda That's more the question ne yapıyor?
- Çok suçlu hissetmenin her zaman gerekli olduğunu doğrular.
- Odağı suçluluğun var olup olmadığından ne kadar suçluluğun haklı olduğuna kaydırır.
- Konuyu suçluluktan ilgisiz bir meseleye çevirir.
Cevabı göster
Odağı suçluluğun var olup olmadığından ne kadar suçluluğun haklı olduğuna kaydırır.
For that for that late-night chocolate binge, Kelime
3:21O, o gece yarısı çikolata krizleri (binge) için,
late-night chocolate binge: atıştırma değil, aşırılık
late-night chocolate binge, gece geç saatte aşırı miktarda çikolata yenen ve çoğu zaman yemeyi durdurmanın ya da kontrol etmenin zor olduğu hissini taşıyan bir dönemi anlatır. Kısa çizgili late-night, chocolate binge ifadesinden önce tek bir niteleyici olarak görev yapar. İsim olarak binge, sınırlı bir süre boyunca gerçekleşen aşırı tüketim veya etkinliği adlandırır. Çevresindeki kelimeler neyin tüketildiğini ya da yapıldığını gösterir.
Alıştırma
Kısa bir aşırı yeme dönemini anlatan ders kelimesiyle cümleyi tamamlayın: After opening one bag of cookies, he went on a late-night cookie ____ and ate three more bags.
Cevabı göster
binge
when your body is is telling you, "Oh, I need cake."
3:24vücudun sana "Oh, pastaya ihtiyacım var." dediğinde.
Listen, I think the most important thing is to not get out the cat of nine tails, Notlar
3:27Dinle, bence en önemli şey dokuz kuyruklu kediyi çıkarmamaktır,
the most important thing is to + fiilin yalın hâli: en yüksek önceliği belirtmek
the most important thing is to + fiilin yalın hâli, en yüksek önceliğe sahip eylemi veya hedefi belirtmek için kullanılan bir kalıptır. the most important thing isim öbeği öznedir; is sonrasındaki to-infinitive ise bu “thing” ifadesinin ne olduğunu açıklar. Burada thing fiziksel bir nesne anlamına gelmez. En önemli eylemi veya ilkeyi ifade eder. Bu örnekte eylem olumsuz olduğu için to not get out kullanılmıştır. not to get out sıralaması da standarttır.
Alıştırma
En yüksek önceliği ifade eden kalıpla cümleyi tamamlayın: During an emergency, ____ stay calm.
Cevabı göster
the most important thing is to
not get out the cat of nine tails: kendini cezalandırmama mecazı
cat-o'-nine-tails, dokuz düğümlü ipten oluşan ve eskiden ceza vermek için kullanılan tarihî bir kamçıdır. Bu cümledeki cat of nine tails ifadesi o nesneye gönderme yapar. Burada not get out the cat of nine tails mecazidir. Konuşan kişi gerçek bir kamçıdan söz etmiyor. Şiddet içeren bu görüntü, ağır öz eleştiriyi fiziksel bir cezaya dönüştürür; dolayısıyla verilmek istenen mesaj “kendini cezalandırma veya kendine fazla yüklenme”dir.
Alıştırma
Bu cümlede not get out the cat of nine tails ne anlama geliyor?
- Seçimlerini kontrol etmek için daha ağır ceza kullan.
- Evinde eski bir kamçı bulundurma.
- Kendini cezalandırma veya kendine fazla yüklenme.
Cevabı göster
Kendini cezalandırma veya kendine fazla yüklenme.
absolutely be kind to yourself: kendine nazik davranmaya yönelik güçlü öğüt
Be kind to yourself, özellikle zorlandığınızda veya bir hata yaptığınızda kendinize sabır ve anlayışla davranmak demektir. Burada kind, yalnızca diğer insanlara değil, kendinize nasıl davrandığınızı da anlatır. Absolutely öğüdü güçlendirir; konuşan kişi kendine karşı nazik olmayı vazgeçilmez görür. Modern İngilizcede absolutely sözcüğünü to ile be arasına yerleştiren bölünmüş mastar yapısı doğaldır.
Alıştırma
Bir kişi hata yaptıktan sonra hangi cümle doğal biçimde güçlü ve destekleyici bir öğüt verir?
- You should absolutely blame yourself for every mistake.
- You should absolutely be kind to yourself after a mistake.
- You should absolutely be kindness to yourself after a mistake.
Cevabı göster
You should absolutely be kind to yourself after a mistake.
in that first trimester: gebeliğin ilk üç aylık döneminde
Gebelik ve doğum bağlamlarında the first trimester, gebeliğin üç evresinden ilkidir ve yaklaşık olarak ilk üç ayı kapsar. In that first trimester, o evre sırasında demektir; that ise konuşulan gebelik dönemine geri gönderme yapar. Burada trimester, herhangi bir üç aylık süre değil, bir evrenin adıdır. Bu ifade, ardından gelen açıklamanın geçerli olduğu zaman aralığını belirler.
Alıştırma
Bu gebelik bağlamında the first trimester ne anlama gelir?
- Bebeğin doğumundan sonraki ilk üç ay
- Takvim yılının ilk çeyreği
- Gebeliğin ilk evresi, yaklaşık olarak ilk üç ay
Cevabı göster
Gebeliğin ilk evresi, yaklaşık olarak ilk üç ay
a very critical window: özellikle önemli bir dönem
Burada window fiziksel bir pencere değildir. Yaşananların sonucu güçlü biçimde etkileyebildiği sınırlı bir dönemi anlatan bir mecazdır. Bu cümlede it zamiri first trimester ifadesine gönderme yapar. A critical window yalnızca önemli bir zaman demek değildir; zamanlamanın ve koşulların özellikle önemli olduğu bir aşamadır. Very, critical sözcüğünün vurgusunu güçlendirir.
Alıştırma
Bu cümlede a very critical window ne anlama geliyor?
- Açık tutulması gereken fiziksel bir pencere
- Takvimdeki kesin bir randevu saati
- Etkinlikler arasındaki kısa bir mola
- Yaşananların sonucu güçlü biçimde etkileyebildiği sınırlı bir dönem
Cevabı göster
Yaşananların sonucu güçlü biçimde etkileyebildiği sınırlı bir dönem
it can be the time when all you want to do is to eat chips, Dilbilgisi
3:39tek yapmak istediğinin patates kızartması yemek olduğu bir zaman da olabilir,
But at the same time: karşıt iki gerçeği dengelemek
But önceki noktayla bir karşıtlık kurar; at the same time ise yeni noktanın da doğru olduğunu dinleyiciye bildirir. Bağlaç bir bütün olarak iki gerçeği dengeler: İlk üç aylık dönem kritiktir, ancak aynı zamanda kişinin daha çok patates kızartması yemek istediği bir dönem de olabilir. Burada at the same time yalnızca olayları aynı zamana yerleştirmez. Konuşanın görünüşte çatışan iki yönü birlikte sunmasına yardımcı olur; bu yapı açıklamalarda ve tartışmalarda kullanışlıdır.
Alıştırma
Karşıtlık oluşturan iki gerçeği dengelemek için cümleyi bu dersteki bağlaçla tamamlayın: The course is demanding, ____, it is rewarding.
Cevabı göster
but at the same time
when all you want to do is to eat: diğer her şeye baskın tek bir isteği ifade etmek
All you want to do, “yapmak istediğiniz tek şey” anlamına gelir. Buradaki all, yapmak istediğiniz şeylerin tamamını ifade eder; bütün insanları değil. all + özne + want to do + be + eylem kalıbı, bir isteği diğer her şeyin üstüne çıkarır. Bu cümlede when, bu durumu daha önce sözü edilen zaman dilimine bağlar. be sonrasında hem eat hem de to eat mümkündür; buradaki sürüm to eat kullanır.
Alıştırma
Yolculuktan sonra konuşanın tek isteğinin dinlenmek olduğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- After the long trip, I want to finish everything before I rest.
- After the long trip, all I want to do is rest.
- After the long trip, everyone wants me to rest.
Cevabı göster
After the long trip, all I want to do is rest.
because your body is going through what it perceives to be physiological stress. Notlar
3:43çünkü vücudun fizyolojik bir stres olarak algıladığı bir süreçten geçiyor.
going through what it perceives to be physiological stress: bir durumu deneyimlemek
Go through burada “deneyimlemek veya katlanmak” anlamına gelir. Fizyolojik stresi, fiziksel bir yerin içinden geçme hareketi olarak değil, vücudu etkileyen bir durum ya da süreç olarak sunar. what it perceives to be physiological stress isim cümleciği, going through ifadesinin nesnesidir. Vücudun fizyolojik stres olarak yorumladığı bir durumu ifade eder. Cümlecik içindeki it, your body ifadesine gönderme yapar; perceive X to be Y ise “X’i Y olarak değerlendirmek veya algılamak” demektir.
Alıştırma
“Deneyimliyor olmak” anlamındaki öbek fiili tamamlayın: Our team is going ____ a difficult transition.
Cevabı göster
through
what it perceives to be: bir şey olarak sınıflandırıp algıladığı şey veya durum
what it perceives to be physiological stress ifadesinde what, “... olan şey veya durum” anlamını veren bağımsız bir ilgi yan cümlesi başlatır. Bu yan cümlenin tamamı going through fiil grubunun nesnesidir: vücut, fizyolojik stres olarak sınıflandırdığı bir durumu yaşamaktadır. Burada it, your body ifadesine gönderme yapar. perceive A to be B kalıbı “A’yı B olarak yorumlamak veya algılamak” demektir; dolayısıyla perceive yalnızca bir şeyi gözle görmekten daha geniş bir anlama sahiptir.
Alıştırma
Cümleyi what + özne + perceives to be kalıbıyla tamamlayın: The scanner flags ____ a damaged package.
Cevabı göster
what it perceives to be
So, it's doing the best that you can, Kalıp ifadeler
3:47Bu yüzden elinden gelenin en iyisini yapıyor,
it's doing the best that you can: yeniden kullanılabilir do the best that you can kalıbı
Burada amaçlanan kalıp do the best that you can ifadesidir; kişinin yeteneğinin ve koşullarının izin verdiği ölçüde çaba göstermesi anlamına gelir. that you can bölümünde sondaki do anlaşılır ancak söylenmez: that you can do. Bu ifade kusursuz bir sonuç vaat etmez. Altyazıdaki it's doing ... that you can ifadesi it öznesinden you öznesine geçer; bu nedenle özenli olmayan konuşma dilidir. Yeniden kullanılabilir kalıp do ile başlar. Kendiniz kullanırken açık öznesi olan tamamlanmış bir yapı seçin.
Alıştırma
“Mümkün olan en büyük çabayı göstermek” anlamındaki kalıbı tamamlayın: The situation is difficult, but just ____ the best that you ____.
Cevabı göster
do · can
and it's absolutely not about giving yourself a hard time. Deyimler
3:50ve mesele kesinlikle kendine eziyet etmek (giving yourself a hard time) değildir.
absolutely not about giving yourself a hard time: kesinlikle kendine yüklenmekle ilgili değil
Giving yourself a hard time, kendinizi tekrar tekrar suçlamak veya eleştirmek, çoğu zaman da durumun gerektirdiğinden daha sert davranmak anlamına gelen bir deyimdir. Kelimesi kelimesine kendinize zor bir dönem yaratmak anlamına gelmez. It's absolutely not about ... bunun amaç veya ana nokta olduğu düşüncesini güçlü biçimde reddeder. Burada konuşan kişi, doğru tepkinin özeleştiri olmadığını açıkça belirtiyor.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için give yourself a hard time ifadesini doğru biçimde kullanın: After one small mistake, Maya kept ____, even though the rest of her work was excellent.
Cevabı göster
giving herself a hard time
Jaega's food cravings led to a chocolate binge. Kalıp ifadeler
3:52Jaega'nın yeme arzuları bir çikolata krizine (binge) yol açtı.
cravings led to a chocolate binge: A led to B, A'nın B'ye neden olduğunu belirtir
Led to, lead to ifadesinin geçmiş zaman biçimidir ve 'neden oldu' ya da 'sonucunu doğurdu' anlamına gelir. Bu yapı, nedeni led to ifadesinden önce, sonucu ise sonra yerleştirir: yiyecek aşermeleri neden, aşırı çikolata yeme ise sonuçtur. lead to içindeki to bir edattır; bu nedenle sonuç bir isim öbeği veya -ing biçimi olabilir. Binge, kısa bir süre içinde bir şeyi aşırı miktarda yapma veya tüketme durumudur. Burada a chocolate binge, tek seferde çok miktarda çikolata yeme olayını anlatır.
Alıştırma
Eksik sözcüğü yazarak neden-sonuç ifadesini tamamlayın: Poor communication led ____ several costly mistakes.
Cevabı göster
to
A binge is an occasion where you do something in an extreme way, Kalıp ifadeler
3:56Bir kriz/aşırıya kaçma (binge), bir şeyi uç noktada yaptığınız bir durumdur,
occasion where ...: soyut bir durum için where
Burada where, occasion sözcüğünü açıklayan bir ilgi yan cümlesini başlatır. “O olayda veya durumda” anlamına gelir ve kişinin böyle bir durumda ne yaptığını açıklar. Fiziksel bir yeri belirtmez. İngilizce, bir olayı veya durumu bir ortam gibi ele alıp o ortamda gerçekleşenleri where ile aktarabilir. Bu yapı tanımlarda kullanışlıdır: isim durumun türünü belirtir, where yan cümlesi de onu tanımlayan özelliği verir.
Alıştırma
“an occasion where people celebrate together” ifadesinde where ne işe yarar?
- Olayın fiziksel olarak nerede olduğunu sorar.
- Olayın ne sıklıkla gerçekleştiğini açıklar.
- Cümlenin ana fiilinin yerini alır.
- Bu tür bir durumda ne olduğunu anlatan bölümü başlatır.
Cevabı göster
Bu tür bir durumda ne olduğunu anlatan bölümü başlatır.
Henrietta's advice is to not use the cat-o'-nine-tails.
4:03Henrietta'nın tavsiyesi dokuz kuyruklu kediyi (cat-o'-nine-tails) kullanmamaktır.
cat-o'-nine-tails: tarihî dokuz ipli kırbaç
Cat-o'-nine-tails, mahkûmların cezalandırılması da dâhil olmak üzere bedensel cezalarda kullanılan, dokuz ipli tarihî bir kırbaçtı. Adındaki o', of sözcüğünün kısaltılmış biçimidir; ifadenin tamamı bu nesnenin adıdır ve gerçek anlamda bir kediyi anlatmaz. Bu nesne acı verici cezalar uygulamak için tasarlandığından, daha sonraki göndermelerde ağır cezayı veya kişinin kendini cezalandırmasını çağrıştırabilir. Bu arka plan, daha fazla tarihî ayrıntıya gerek kalmadan benzetmeyi anlamanın anahtarıdır.
Alıştırma
Cümlede cat-o'-nine-tails neyi ifade eder?
- Cezalandırmak için kullanılan dokuz ipli tarihî bir kırbaç
- Süs amaçlı bir ip oyuncağı
- Dokuz kuyruklu bir kedi
- Hapishanedeki dokuz kediden oluşan bir grup
Cevabı göster
Cezalandırmak için kullanılan dokuz ipli tarihî bir kırbaç
Nowadays, when someone talks about the cat-o'-nine-tails, Anlatım akışı
4:14Bugünlerde biri dokuz kuyruklu kedi kırbacından bahsettiğinde,
they are probably talking about the ways people sometimes use to punish themselves if they feel guilty. Deyimler
4:18muhtemelen insanların kendilerini suçlu hissettiklerinde bazen kendilerini cezalandırmak için kullandıkları yollardan bahsediyorlardır.
Nowadays, when someone talks about...: günümüzdeki kullanıma geçiş
Nowadays günümüze ait bir zaman çerçevesi kurar ve daha önceki In the past ifadesiyle karşıtlık oluşturur. when yan cümlesi durumu —birinin bu terimden söz etmesini— belirler; ardından ana cümle terimin günümüzdeki en olası anlamını açıklar. Bu kalıp zaman içindeki bir değişimi düzenler: önce eski bir anlam veya kullanım sunulur, sonra Nowadays, when... ile günümüzde nasıl anlaşıldığı ya da kullanıldığı açıklanır. Buradaki Nowadays yalnızca bir şeyin şimdi olduğunu söylemez; açıklamanın iki aşaması arasındaki geçişi işaretler.
Alıştırma
Hangi seçenek, eski bir anlamdan güncel bir anlama geçişi düzenlemek için In the past ve Nowadays ifadelerini en iyi şekilde kullanıyor?
- In the past, mouse usually meant an animal. Nowadays, it can also mean a computer device.
- Nowadays, the word mouse has existed for a long time.
- When someone says mouse, the word has five letters.
Cevabı göster
In the past, mouse usually meant an animal. Nowadays, it can also mean a computer device.
they are probably talking about ... punish themselves: mecazi bir yorum
Burada are probably talking about yalnızca “hakkında konuşuyorlar” değil, “büyük olasılıkla şunu kastediyorlar veya şuna gönderme yapıyorlar” anlamındadır. Probably bunun her zaman geçerli bir kural değil, en olası yorum olduğunu gösterir. Bu açıklamada the ways people use to punish themselves mecazidir. Tarihî kırbacı gerçekten kullanmak yerine, suçluluk nedeniyle kişinin kendini suçlamasını veya duygusal olarak acı çekmesine yol açmasını anlatır. Somut araç, psikolojik öz-cezalandırmanın bir imgesine dönüşür.
Alıştırma
Bu cümlede they are probably talking about the ways people sometimes use to punish themselves en büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Büyük olasılıkla suçluluk nedeniyle kendilerini suçlayan veya duygusal olarak acı çektiren insanları kastediyorlar.
- İnsanların tarihî bir kırbacı gerçekten kendi üzerlerinde kullandıklarını kastediyorlar.
- İnsanların ceza amacıyla kedileri eğittiğini kastediyorlar.
Cevabı göster
Büyük olasılıkla suçluluk nedeniyle kendilerini suçlayan veya duygusal olarak acı çektiren insanları kastediyorlar.
treating yourself badly or criticizing yourself.
4:29kendine kötü davranmak ya da kendini eleştirmek değildir.
and all a baby can ask is that mum does her best, Ton ve niyet
4:35ve bir bebeğin isteyebileceği tek şey annesinin elinden gelenin en iyisini yapmasıdır,
all a baby can ask is that mum does her best: çabalamayı makul bir beklenti olarak sunmak
all a baby can ask is that mum does her best, annenin elinden geleni yapmasının tek makul beklenti olduğu anlamına gelir. all someone can ask is that... kalıbı standardı adil ve ulaşılabilir tek bir beklentiyle sınırlar; çoğu zaman birine kusursuz olmak zorunda olmadığını söyleyerek onu rahatlatır. Bebek gerçekten bir şey istememektedir. Konuşmacı, teselliyi daha sıcak hâle getirmek ve annenin seçimleriyle ilgili suçluluk duygusunu azaltmak için bebeği kişileştirir.
Alıştırma
Vurgulanan bölüm bu cümlede ne anlatıyor?
- Elinden geleni yapması tek makul beklentidir.
- Anne olası her talebi karşılamak zorundadır.
- Anneden hiç çaba göstermemesi beklenmektedir.
- Bebek anneden gerçekten kusursuz olmasını istemiştir.
Cevabı göster
Elinden geleni yapması tek makul beklentidir.
which reminds me of your question, Georgie. Anlatım akışı
4:41bu da bana senin sorunu hatırlattı, Georgie.
which reminds me of your question: önceki bir konuya dönmek
Buradaki which, belirli yiyeceklerden kaçınma konusundaki önceki fikre gönderme yapar. Bu yan cümle, söz konusu fikrin konuşmacıya Georgie'nin daha önce sorduğu soruyu hatırlattığını belirtir. Daha önemlisi, which reminds me of... konuşmayı düzenler: mevcut noktayı önceki bir soruya bağlar ve konuyu akıcı biçimde o soruya geri götürür. Benzer konuşma veya sunumlarda That reminds me of..., ilgi cümlesi yerine bağımsız bir ifade olarak aynı geçişi sağlayabilir.
Alıştırma
Hangi cümle önceki bir soruya dönmek için aynı söylem hareketini en iyi şekilde kullanır?
- That prevents me from discussing your earlier question.
- That reminds me of a question you asked earlier.
- That proves that every earlier question was wrong.
- That answers your earlier question, so no transition is needed.
Cevabı göster
That reminds me of a question you asked earlier.
Which food does the NHS recommend pregnant women do not eat? Dilbilgisi
4:44NHS hamile kadınların hangi yiyeceği yememesini öneriyor?
recommend pregnant women do not eat: that sözcüğü çıkarılmış yan cümle
recommend fiilinden sonra gelen pregnant women do not eat... önerinin içeriğini veren bir yan cümledir; isteğe bağlı that sözcüğü çıkarılmıştır. Pregnant women bu yan cümlenin öznesidir; recommend fiilinin ardından gelen doğrudan nesne ve mastar yapısı değildir. Tam soruda which food, eat fiilinin nesnesidir ve cümlenin başına taşınmıştır. Ana sorudaki does yardımcı fiili zamanı taşıdığı için recommend yalın biçimde kalır; iç cümlede çoğul özne women ile do not eat kullanılır. Bu yapı, bir kurumun kime bir şeyi yapmasını veya yapmamasını önerdiğini belirtmesini sağlar.
Alıştırma
Hamile kadınlara yönelik bir öneriyi aktarırken recommend fiilini doğru kullanan cümle hangisidir?
- The doctor recommends that pregnant women do not eat raw eggs.
- The doctor recommends pregnant women to do not eat raw eggs.
- The doctor recommends that pregnant women does not eat raw eggs.
- The doctor recommends pregnant women not to eating raw eggs.
Cevabı göster
The doctor recommends that pregnant women do not eat raw eggs.
Smoked salmon is best avoided because of the risk of bacteria. Notlar
4:54Bakteri riski nedeniyle tütsülenmiş somondan en iyisi kaçınmaktır.
Smoked salmon is best avoided: kişisiz risk önerisi
X is best avoided, X'ten kaçınmanın en akıllıca ya da en güvenli seçenek olduğunu belirten edilgen bir öneri kalıbıdır. Best, birinin kaçınma işini ne kadar iyi yaptığını değil, seçimin kendisini değerlendirir. Edilgen yapı, kimin kaçınması gerektiğini belirtmez; bu nedenle nesnel duyulur ve genel risk önerilerine uygundur. Because of the risk of bacteria, önerinin nedenini açıklar.
Alıştırma
Öneriyi avoid fiilinin tek sözcüklük doğru biçimiyle tamamlayın: This mountain road is best ____ during icy weather.
Cevabı göster
avoided
because of the risk of bacteria: nedeni bir isim öbeğiyle belirtmek
Because of bir neden belirtir ve burada ardından the risk of bacteria isim öbeği gelir. Risk of + isim, o şeyle bağlantılı olası bir tehlikeyi veya sorunu ifade eder. Vurgulanan ifadenin tamamı, füme somondan neden kaçınılmasının önerildiğini açıklar: bakteri bulunabilir ve bunlar zarar verebilir.
Alıştırma
Hangi cümlede because of, isim öbeği biçimindeki bir nedeni doğru şekilde tanıtıyor?
- The outdoor concert was cancelled because of the rain was heavy.
- The outdoor concert was cancelled because of heavy rain.
- The outdoor concert was cancelled because heavy rain.
Cevabı göster
The outdoor concert was cancelled because of heavy rain.
and even a bowl of chips now and then are fine. Kalıp ifadeler
5:00ve arada sırada bir kase patates kızartması bile sorun değildir.
even ... now and then: ara sıra görülen şaşırtıcı bir örnek
Now and then, ara sıra veya bazen anlamına gelen kalıplaşmış bir zarf ifadesidir; bu nedenle bir kâse patates kızartması yemeyi düşük sıklıkta gerçekleşen bir olay olarak sunar. Now ve ardından then gelen gerçek bir zaman sıralaması değildir. Even, a bowl of chips ifadesini şaşırtıcı olabilecek ama yine de konuşanın kabul edilebilir bulduğu şeylere dâhil olan bir örnek olarak işaretler. Yeniden kullanılabilir kalıp, bir örneğin ara sıra kabul edilebilir olduğunu söylerken kullanılan even + beklenmedik bir örnek + now and then yapısıdır.
Alıştırma
Cümleyi şaşırtıcı bir örneği belirten sözcük ve ara sıra anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: ____ a rainy walk now and ____ can be refreshing.
Cevabı göster
Even · then
Right, let's recap the vocabulary we've learned in the program, Anlatım akışı
5:03Pekala, programda öğrendiğimiz kelimeleri özetleyelim,
Right, let's recap... ile tekrar bölümüne geçiş
Buradaki Right bir söylem belirleyicisidir: önceki aşamayı kapatır, dikkati toplar ve yeni bir adımın başladığını bildirir. “Sağ tarafta” veya “doğru” anlamına gelmez. Let's recap... dinleyicileri önemli bilgileri kısaca gözden geçirmeye davet eder. Bu cümlenin tamamı, ana dersten program sonundaki kelime tekrarına geçerek programdaki bilgileri düzenler.
Alıştırma
Hangi cümle, ders bitmeden önce sınıfı kısa bir tekrara en doğal şekilde geçirir?
- Please read the full chapter silently from the beginning.
- Right, let's move on to a completely new topic.
- Right, let's recap the main points before we finish.
Cevabı göster
Right, let's recap the main points before we finish.
it stops working properly or becomes difficult to control.
5:13düzgün çalışmayı durdurur veya kontrol edilmesi zorlaşır.
If you say you could count something on one hand,
5:17Bir şeyi bir elinle sayabileceğini (could count something on one hand) söylersen,
or that there are only a few of those things.
5:24veya onlardan sadece birkaç tane olduğunu vurguluyorsundur.
A binge is an occasion when you do something to excess, Kalıp ifadeler
5:27Bir kriz (binge) bir şeyi aşırı derecede yaptığın bir durumdur,
do something to excess: makul bir sınırın ötesinde yapmak
do something to excess ifadesinde to excess, “makul, sağlıklı veya uygun bir sınırın ötesinde” anlamına gelen kalıplaşmış bir edat öbeğidir. Excess, to edatından sonra gelen bir isimdir ve öbeğin tamamı bir eylemin ne derece yapıldığını açıklar. Burada bir binge, bir etkinliğin aşırıya götürüldüğü bir durum olarak tanımlanır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp fiil + to excess şeklindedir; eat to excess veya spend to excess gibi kullanılır.
Alıştırma
“Makul bir sınırın ötesinde” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: Even exercise can be harmful if done to ____.
Cevabı göster
excess
In the past, the cat-o'-nine-tails was a whip used to punish prisoners,
5:35Geçmişte dokuz kuyruklu kedi (cat-o'-nine-tails) mahkumları cezalandırmak için kullanılan bir kırbaçtı,
but nowadays, it usually refers to the ways in which someone criticizes themselves as a form of self-punishment. Kalıp ifadeler
5:39ancak bugünlerde genellikle birinin kendini cezalandırma şekli olarak kendini eleştirme yollarını ifade eder.
nowadays, it usually refers to: günümüzdeki yaygın bir anlamı açıklama
Nowadays, güncel anlamı önceki tarihsel anlamla karşılaştırır. It, cat-o'-nine-tails ifadesine geri gönderme yapar; usually ise bunun her bağlamda geçerli mutlak bir tanım değil, günümüzdeki yaygın yorum olduğunu gösterir. Anlam açıklamalarında X refers to Y, X’in Y’yi belirttiği veya Y anlamına geldiği demektir. to edatı bu kalıbın bir parçasıdır; dolayısıyla tanımlanan içerik to’dan sonra gelir.
Alıştırma
Hangi cümle terimin ne anlama geldiğini doğru biçimde açıklar?
- The term is referred to as repeated negative self-talk.
- The term refers to repeated negative self-talk.
- The term refers as repeated negative self-talk.
Cevabı göster
The term refers to repeated negative self-talk.
as a form of self-punishment: bir davranışı sınıflandırma
as a form of + isim kalıbı, bir eylemi veya uygulamayı daha geniş bir fikrin bir türü olarak sınıflandırır. Burada kişinin kendini eleştirmesi bir self-punishment türü olarak sunulur; eleştiri, kişinin kendini cezalandırma yolu olarak işlev görür. Buradaki form, doldurulacak boşlukları olan bir belge değil, bir türü veya bir şeyin ortaya çıkma ya da yapılma biçimini ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi “kişinin kendine yönelttiği bir ceza türü olarak” anlamına gelen dersteki tam ifadeyle tamamlayın: After making a mistake, she refused dessert ____.
Cevabı göster
as a form of self-punishment
And finally, to give yourself a hard time,
5:46Ve son olarak, kendine eziyet etmek (to give yourself a hard time),
means to treat yourself badly by criticizing or blaming yourself.
5:50kendini eleştirerek veya suçlayarak kendine kötü davranmak anlamına gelir.
Remember to join us again next time for more topical discussion and useful vocabulary here at 6 Minute English.
5:576 Minute English'te güncel tartışmalar ve yararlı kelimeler için bir dahaki sefere tekrar bize katılmayı unutmayın.