Denizanası istilasını durduran tek şey - Mariela Pajuelo ve Javier Antonio Quinones: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Denizanası patlamaları, deniz ekosistemlerini ve insan faaliyetlerini giderek daha fazla aksatıyor. Video; deri sırtlı deniz kaplumbağalarının bu canlıları nasıl kontrol altında tuttuğunu, insanların yol açtığı çevresel değişimlerin patlamaları neden artırdığını ve ışıklı ağların küçük ölçekli balıkçılığı ortadan kaldırmadan bu avcıları nasıl koruyabildiğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Over the past two decades, — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Bu zaman ifadesini, yirmi yıl önce başlayıp bugüne uzanan bir eğilimin çerçevesini çizmek için kullanmayı öğrenin; özellikle açıklayıcı metinlerde uzun vadeli çevresel, toplumsal veya bilimsel değişimleri tanıtırken yararlanabilirsiniz. 2. mowing down huge swaths — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Geniş alanları biçme görüntüsünün, deri sırtlı kaplumbağaların çok büyük miktarda denizanasını hızla tüketmesini anlatan bir mecaz olduğunu fark edin; anlatımda hız, ölçek ve yoğunluğu aktarmak için benzer eylem imgeleri kullanın. 3. Attaching green LED lights to gillnets has proven useful for allowing — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bir gerund öbeğinin özne oluşunu ve ardından gelen has proven useful for allowing yapısının kanıta dayalı bir çözümle mümkün kıldığı sonucu birlikte bildirişini anlayın; bu kalıbı denenmiş müdahaleleri açıklarken uygulayın.
Bu derste
jellyfish have begun to overwhelm our oceans. Notlar
0:08denizanası okyanuslarımızı istila etmeye başladı.
Over the past two decades: bugüne uzanan bir eğilime zaman çerçevesi çizmek
Over the past two decades, “yirmi yıl öncesinden bugüne kadar olan dönem boyunca” demektir. Burada over, bir şeyin üstünde olmayı değil, bir zaman aralığını anlatır. Cümlenin başına geldiğinde ardından anlatılan eğilimin tamamı için zaman çerçevesi oluşturur. Bu tür zaman ifadeleri uzun süreli değişimleri tanıtırken yaygındır ve çoğu zaman present perfect ile kullanılır.
Alıştırma
Bu cümlede “Over the past two decades” hangi zamanı ifade ediyor?
- Yirmi yıl öncesinden bugüne kadar olan yirmi yıllık dönem
- Tam olarak yirmi yıl önceki tek bir an
- Önümüzdeki yirmi yıl
Cevabı göster
Yirmi yıl öncesinden bugüne kadar olan yirmi yıllık dönem
have begun to overwhelm: başlamış ve bugün hâlâ önemli olan bir değişim
Have begun to overwhelm, have begun to + fiilin yalın hâli yapısını izler. Begun, begin fiilinin geçmiş zaman ortacıdır; to overwhelm ise başlayan eylemi belirtir. Present perfect olan have begun, başlangıç noktasını bugüne bağlar. Okyanusların üzerindeki baskıyı geçmişte bitmiş bir olay olarak değil, gelişimi veya etkileri bugün de önemli olan yeni bir eğilim olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi begin fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Over the last few years, many schools have ____ to use solar energy.
Cevabı göster
begun
overwhelm our oceans: kapasiteyi aşan baskı
Bu cümlede overwhelm our oceans, denizanalarının sayısının veya etkisinin okyanus ekosistemine kaldırabileceğinden daha fazla baskı yaptığı anlamına gelir. Denizanalarının okyanusları gerçek anlamda su altında bıraktığını anlatmaz. Overwhelm sözcüğünün temel fikri, bir kişi ya da sistemin yönetme kapasitesinden daha fazla talep, etki, bilgi veya duyguyla karşılaşmasıdır.
Alıştırma
Cümlede overwhelm our oceans ifadesinin en doğru anlamı hangisidir?
- Denizanaları okyanus ekosistemine kaldırabileceğinden daha fazla baskı yapıyor.
- Denizanaları okyanusu fiziksel olarak daha derin ve daha soğuk hâle getiriyor.
- Denizanaları ciddi bir baskı oluşturmadan okyanusa yayılıyor.
Cevabı göster
Denizanaları okyanus ekosistemine kaldırabileceğinden daha fazla baskı yapıyor.
divers swat off millions of stinging jellyfish, Öbek fiiller
0:14dalgıçlar milyonlarca sokan denizanasını savuşturuyor,
swat off: vurarak uzaklaştırmak
Burada swat off, denizanalarını dalgıçlardan uzaklaştıracak şekilde hızlı bir hareketle vurmak ya da itmek demektir. Swat eylemi adlandırırken off sonucu, yani ayrılmayı veya uzaklaşmayı gösterir. Altyazıda nesne off sözcüğünden sonra gelir: swat off millions of stinging jellyfish. Başlangıç yüzeyi belirtildiğinde She swatted the mosquito off her arm. örneğindeki gibi swat + nesne + off + yer yapısı yaygındır. Her iki yapıda da off, hedefin uzaklaştırıldığını gösterir.
Alıştırma
Hızlı bir vuruşun sineği masadan uzaklaştırdığını açıkça söyleyen cümle hangisidir?
- She swatted the fly off the table.
- She swatted at the fly but missed it.
- She watched the fly land on the table.
Cevabı göster
She swatted the fly off the table.
each no larger than a grain of pepper. Dilbilgisi
0:17her biri bir karabiber tanesinden daha büyük değil.
each no larger than...: her öğe için boyut sınırı koymak
Burada each, daha önce sözü edilen gruptaki öğelerin her birine tek tek gönderme yapar; bu nedenle boyut sınırı hepsi için geçerlidir. No larger than, eşitliğe de izin veren bir üst sınır koyar: her öğe bir karabiber tanesinden küçük veya onunla aynı boyutta olabilir, ama daha büyük olamaz. Bu parça, ‘çoğul öğeler, each no larger than + bir boyut ölçütü’ şeklindeki kısa betimleme kalıbını kullanır. Tam bir cümlede The items are each no larger than + a size reference. kalıbı kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi no + large sözcüğünün karşılaştırma biçimi + than kullanarak tamamlayın: The buttons are each ____ a pea.
Cevabı göster
no larger than
a massive cluster of...: büyük ve sıkı bir topluluk
A massive cluster of moon jellyfish ifadesinde ana isim cluster, kümenin içeriğini belirten bölüm ise moon jellyfish'tir. Cluster, yalnızca çok sayıda denizanasının var olduğunu değil, bunların birbirine yakın durup belirgin tek bir grup oluşturduğunu anlatır. Massive, cluster'ın tamamını niteler: toplanmanın ölçeği çok büyüktür. Her bir denizanasının devasa olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi durum en iyi a massive cluster of stars ifadesiyle anlatılır?
- Binlerce yıldızın uzayın tek bir bölgesinde birbirine yakın biçimde toplanması.
- Birkaç yıldızın gökyüzünde birbirinden çok uzakta dağılmış olması.
- Alışılmadık derecede büyük tek bir yıldız.
Cevabı göster
Binlerce yıldızın uzayın tek bir bölgesinde birbirine yakın biçimde toplanması.
shut down one of the world's largest nuclear reactors Öbek fiiller
0:25dünyanın en büyük nükleer reaktörlerinden birini kapattı
shut down: bir sistemin veya tesisin çalışmasını durdurmak
Bu cümlede shut down, “bir tesisin veya sistemin çalışmasını durdurmak” anlamına gelir. Nesnesi dünyanın en büyük nükleer reaktörlerinden biridir; dolayısıyla ifade, reaktörün devre dışı bırakılmasını anlatır. Shut down geçişli kullanıldığında ayrılabilir: shut down the reactor ve shut the reactor down biçimlerinin ikisi de doğrudur. Nesne bir zamirse ortaya gelir: shut it down. İfade geçişsiz de kullanılabilir: The reactor shut down.
Alıştırma
Hangi cümle güvenlik sisteminin reaktörün çalışmasını durdurduğu anlamına gelir?
- The reactor shut the safety system down.
- The safety system shut down at the reactor.
- The safety system shut the reactor down.
Cevabı göster
The safety system shut the reactor down.
by clogging the plant's essential pipes: bir sonucun nasıl oluştuğunu açıklamak
by clogging the plant's essential pipes ifadesi, önceki sonucu ortaya çıkaran araç veya mekanizmayı açıklamak için by + fiil-ing yapısını kullanır. Reaktörün nasıl durdurulduğu sorusuna cevap verir: borular tıkandı ve bu durum reaktörün durmasına yol açtı. Bu yapıda by sözcüğünden sonra fiil, by blocking, by reducing veya by changing örneklerindeki gibi -ing biçimini alır. Buradaki by öbeği yalnızca aynı anda gerçekleşen bir arka plan eylemi değildir; eylemden sonuca giden yolu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi remove fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The filter cleans the water by ____ tiny particles.
Cevabı göster
removing
with bells 2 m in diameter: denizanası anatomisinde bell
Denizanası anatomisinde bell, şemsiye biçimli ana gövde kısmını ifade eder. Burada ses çıkaran bir çan anlamına gelmez. with bells 2 m in diameter ifadesi, bu denizanalarının şemsiye biçimli gövdelerinin çapının iki metre olduğunu anlatır. sayı + birim + in diameter kalıbı, bir dairenin merkezinden geçen genişliğini belirtir.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: The jellyfish's bell is 40 centimeters in diameter. bell ne anlama geliyor?
- Denizanasının çıkardığı bir uyarı sesi
- Denizanasının şemsiye biçimli ana gövde kısmı
- Çınlama sesi çıkaran metal bir nesne
Cevabı göster
Denizanasının şemsiye biçimli ana gövde kısmı
snapping nets and devouring local fish. Dilbilgisi
0:41ağları parçaladı ve yerel balıkları yiyip bitirdi.
swarmed fishermen: swarm fiilinin geçişli kullanımı
Burada swarmed, swarm fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Çok sayıdaki denizanası balıkçılara doğru ilerleyip çevrelerini yoğun biçimde sardı; swarm bu cümlede isim değildir. Grup + swarm + kişi/yer kalıbında, kişi ya da yer çevresi sarılan veya kalabalıkla dolan hedeftir. Bu fiil çoğu zaman ani ve bunaltıcı bir toplu hareket hissi verir.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: Fans swarmed the singer after the show. Ne anlama geliyor?
- Büyük bir hayran grubu hızla şarkıcının çevresine doluştu.
- Şarkıcı uzaktan bir böcek sürüsünü izledi.
- Bir hayran şarkıcıyla sakin bir şekilde baş başa konuştu.
Cevabı göster
Büyük bir hayran grubu hızla şarkıcının çevresine doluştu.
snapping nets and devouring local fish: sonuç ekleyen paralel -ing öbekleri
snapping nets ve devouring local fish, birbirine bağlanmış iki paralel -ing ortaç öbeğidir. Bunlar ayrı ana cümleler değildir; ikisi de önceki swarmed fiilinin örtük öznesini paylaşır ve aynı öznenin yol açtığı iki bağlantılı sonucu ekler: ağları koparmak ve balıkları yemek. Bu yapı, birbiriyle bağlantılı eylemler zincirini tek bir cümlede sıkıştırmaya yarar. Virgül ek eylemleri ana olaya bağlarken and iki -ing öbeğine dil bilgisi bakımından eşit konum verir.
Alıştırma
“The storm crossed the valley, tearing down trees and flooding roads,” cümlesindeki iki -ing öbeği ne işe yarar?
- Fırtınanın yol açtığı bağlantılı iki sonucu eklerler.
- Fırtına gelmeden önce tamamlanan iki eylemi gösterirler.
- Yeni özneleri olan iki bağımsız ana cümle başlatırlar.
Cevabı göster
Fırtınanın yol açtığı bağlantılı iki sonucu eklerler.
these animals voraciously consume fish eggs and larvae, Kalıp ifadeler
0:46bu hayvanlar balık yumurtalarını ve larvalarını oburca tüketir,
voraciously consume: resmî anlatımda yoğun tüketim
Voraciously consume, güçlü bir iştah izlenimi vererek bir şeyi çok büyük miktarlarda yemek ya da tüketmek demektir. Bu cümlede voraciously, consume fiilini niteler ve hayvanların balık yumurtalarıyla larvalarını yalnızca yemediklerini, bunlarla yoğun biçimde beslendiklerini vurgular. Consume, eat fiilinden daha resmîdir ve bilimsel ya da bilgilendirici metinlerde yaygındır. Enerji veya kaynak gibi yiyecek olmayan nesnelerle de kullanılabilir; bu durumda voraciously olağanüstü güçlü bir talebi anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle resmî bir yaban hayatı raporuna en uygundur ve olağanüstü yoğun beslenmeyi vurgular?
- The caterpillars inspect young leaves carefully.
- The caterpillars voraciously consume young leaves.
- The caterpillars eat a few young leaves now and then.
Cevabı göster
The caterpillars voraciously consume young leaves.
routinely undermine marine farming efforts, Kalıp ifadeler
0:50düzenli olarak deniz yetiştiriciliği çabalarını baltalar
routinely undermine ... efforts: çalışmaların etkililiğini düzenli olarak azaltmak
“Routinely undermine marine farming efforts”, bu çabaları tekrar tekrar daha az etkili hâle getirmek veya başarı olasılıklarını azaltmak demektir. Burada undermine mecazidir; bir şeyin altını kazmak anlamına gelmez. routinely zarfı, zararı tek seferlik bir olay değil, düzenli olarak tekrarlanan bir durum şeklinde sunar. Aktarılabilir kalıp routinely undermine + efforts, plans, trust ya da zayıflatılabilecek başka bir hedef veya durumdur.
Alıştırma
“Repeated rumors routinely undermine the relief effort” ne anlama gelir?
- Söylentiler yardım çalışmalarını hemen sona erdiriyor.
- Söylentiler yardım çalışmalarını tekrar tekrar daha az etkili hâle getiriyor.
- Söylentiler yardım görevlilerinin altını fiziksel olarak kazıyor.
Cevabı göster
Söylentiler yardım çalışmalarını tekrar tekrar daha az etkili hâle getiriyor.
by consuming the resources they need to survive. Dilbilgisi
0:55hayatta kalmak için ihtiyaç duydukları kaynakları tüketerek.
outcompete adult fish: kaynak rekabetinde yetişkin balıkları geride bırakmak
“Outcompete adult fish”, kaynakları yetişkin balıklardan daha başarılı biçimde elde ederek onları dezavantajlı duruma düşürmek demektir. Outcompete geçişli bir fiildir; bu nedenle nesnesi doğrudan ardından gelir: outcompete adult fish denir, outcompete with adult fish denmez. out- ön eki compete fiiline ‘birinden daha iyi yapmak ve onu geçmek’ sonucunu ekler. Aynı genel yapı outperform ve outnumber sözcüklerinde de görülür, ancak her tam sözcüğün kendine özgü bir anlamı vardır.
Alıştırma
Yeni türün yiyecek rekabetinde yerel balıklara karşı üstünlük sağladığını hangi cümle doğru biçimde ifade eder?
- The new species competes local fish for food.
- The new species outcompetes local fish for food.
- The new species outcompetes with local fish for food.
Cevabı göster
The new species outcompetes local fish for food.
by consuming the resources they need to survive: mekanizma ve zamirin gönderimi
By consuming... ifadesi, denizanalarının yetişkin balıkları hangi yolla veya mekanizmayla geride bıraktığını by + -ing yapısıyla açıklar: yetişkin balıkların bağlı olduğu bir şeyi tüketerek avantaj kazanırlar. the resources they need to survive bölümünde nesne görevindeki that veya which ilgi zamiri düşürülmüştür: the resources (that) they need. They, adult fish ifadesine gönderme yapar; to survive ise bu balıkların kaynaklara neden ihtiyaç duyduğunu açıklar.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: Large chains can outcompete small shops by attracting the customers they need to survive. Hangi yorum doğrudur?
- Küçük dükkânlar, büyük zincirlerin ihtiyaç duyduğu müşterileri kendilerine çekerek avantaj kazanır.
- Müşteriler hayatta kalmak için büyük zincirleri tüketir.
- Büyük zincirler, küçük dükkânların ihtiyaç duyduğu müşterileri kendilerine çekerek avantaj kazanır.
Cevabı göster
Büyük zincirler, küçük dükkânların ihtiyaç duyduğu müşterileri kendilerine çekerek avantaj kazanır.
where the entire ocean is thick with jellyfish. Kalıp ifadeler
1:03bir geleceğe doğru gidiyor olabiliriz.
If things stay on their current trajectory: tahmin için bir koşul
If yan cümlesi tahmin için bir koşul belirler: Sonuç, yalnızca mevcut örüntü aynı yönde devam ederse mümkün olur. Burada trajectory, bir cismin gerçek uçuş yolu değil, olayların veya verilerin geliştiği yönü anlatan bir mecazdır. If sonrasında geniş zaman biçimi stay kullanılır; ana cümledeki could ise gelecekteki olası bir sonucu belirtir. Bu nedenle uyarı kesindir demek yerine bir koşula bağlıdır.
Alıştırma
Bir tahminde If things stay on their current trajectory ne anlama gelir?
- Durum hemen başlangıç noktasına dönerse
- Mevcut eğilim aynı yönde devam ederse
- Fiziksel bir cisim aniden yolunu değiştirirse
Cevabı göster
Mevcut eğilim aynı yönde devam ederse
could be headed for a future: olası bir geleceğe doğru gidiş
Could be headed for a future, mevcut koşulların belirli bir geleceğe doğru ilerliyor olabileceğini anlatır. Be headed for yalnızca bir yere fiziksel olarak gitmeyi değil, soyut bir sonuca doğru ilerlemeyi de ifade edebilir. Could tahmini belirsiz kılar: konuşan kişi kesinleşmiş bir sonuçtan değil, olası bir gidişattan söz eder.
Alıştırma
Cümleyi “olası bir sonuca doğru ilerlemek” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: If sales keep falling, the store could be ____ closure.
Cevabı göster
headed for
is thick with jellyfish: denizanalarıyla yoğun biçimde dolu
Is thick with jellyfish, denizanalarının okyanusun her yerinde çok yüksek ve fark edilir bir yoğunlukta bulunduğunu anlatır. Buradaki thick, okyanusun fiziksel kalınlığını değil, denizanalarının alanı ne kadar yoğun doldurduğunu belirtir. be thick with + isim kalıbı, bir yerin veya ortamın bir şeyle kalabalık ya da dolu olduğuna dair güçlü bir görsel veya duyusal izlenim oluşturur.
Alıştırma
Cümleyi “yoğun biçimde dolu” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: After the fire, the air was ____ smoke.
Cevabı göster
thick with
is there anything that can keep these gelatinous creatures Kalıp ifadeler
1:07bu jelatinimsi yaratıkları kontrol altında
keep ... under control: bir şeyi yönetilebilir durumda tutmak
keep + nesne + under control kalıbı, bir kişinin, durumun veya sorunun yönetilebilir kalmasını ve kötüleşmemesini ya da düzensizleşmemesini sağlamak anlamına gelir. Bu cümlede these gelatinous creatures nesnedir; under control ise onların kontrollü durumunu anlatır, bir yeri belirtmez. Keep, bu durumun zaman içinde sürdürülmesine odaklanır. Canlıların veya sorunun tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Alıştırma
keep ... under control kalıbını ve nesne olarak the crowd ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: During the festival, extra staff worked to ____.
Cevabı göster
keep the crowd under control
Enter the humble sea turtle: önemli bir unsuru tanıtmak
Burada Enter + isim, yeni bir kişiyi veya şeyi tanıtmak için sahne yönergesi biçimini kullanır: bu unsur artık hikâyede görünür. Deniz kaplumbağasına bir yere girmesini söyleyen bir emir değildir. Bilgiyi düzenleyen bir geçiş olarak bu kısa cümle, açıklamayı önceki sorundan olası bir çözüme taşır. Humble burada sıradan veya gösterişsiz anlamına gelir ve kaplumbağanın önemli rolünü hoş bir sürpriz hâline getirir.
Alıştırma
Bu anlatımda Enter the humble sea turtle ifadesinin temel işlevi nedir?
- Deniz kaplumbağasına bir kapıdan geçmesini emreder.
- Deniz kaplumbağasını yeni ve önemli bir unsur olarak dramatik biçimde tanıtır.
- Deniz kaplumbağasının hikâyeden ayrıldığını söyler.
Cevabı göster
Deniz kaplumbağasını yeni ve önemli bir unsur olarak dramatik biçimde tanıtır.
a wide range of: çeşitliliği vurgulamak
a wide range of + isim yapısı, bir grup içinde birçok farklı tür bulunduğunu anlatır. Burada yalnızca deniz hayvanlarının sayısının çok olduğu değil, denizanası yiyen birçok farklı deniz hayvanı türü olduğu belirtilir. Bu ifadede range, kapsam veya çeşitlilik anlamına gelir. Yapı; çeşitli seçenekleri, hizmetleri, nedenleri, türleri ve başka şeyleri bir arada anlatmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Toplum merkezinin birçok farklı türde ders sunduğunu doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The community center offers a wide range of classes.
- The community center offers a wide range classes.
- The community center offers a wide number of classes.
Cevabı göster
The community center offers a wide range of classes.
that feed on jellyfish: bir hayvanın beslenmesini anlatmak
feed on + yiyecek yapısında hayvan veya organizma yiyen taraftır; on sonrasındaki nesne ise onun yiyeceğidir. Burada feed on jellyfish, denizanalarının bu deniz hayvanlarının normal beslenmesinin bir parçası olduğunu belirtir. on, kalıplaşmış fiil öbeğinin parçasıdır ve konum göstermez. That, marine animals ifadesini niteleyen bir ilgi cümleciğini başlatır. Bu cümlecik anlamı, bu beslenme biçimine sahip hayvanlarla sınırlar.
Alıştırma
Cümleyi feed on ifadesindeki eksik sözcükle tamamlayın: Owls feed ____ mice and other small animals.
Cevabı göster
on
but sea turtles are among their most ancient predators. Kalıp ifadeler
1:19ancak deniz kaplumbağaları onların en eski yırtıcıları arasındadır.
among their most ancient predators: en eski gruba ait olmak
Among, deniz kaplumbağalarını çoğul bir grubun, yani onların en eski yırtıcılarının içine yerleştirir. Bu, deniz kaplumbağalarının en eski yırtıcılar grubuna ait olduğunu, tek ve mutlak en eski yırtıcı olmadığını anlatır. Tekrar kullanılabilen yapı be among + belirleyici + üstünlük bildiren sıfat + çoğul isim şeklindedir ve en öne çıkan örneklerin grubuna ait olmayı anlatır. Bilgi veren ve resmî betimlemelerde yaygındır.
Alıştırma
Hangi yorum cümleyle uyuşur ve daha güçlü bir iddiada bulunmaz?
- Deniz kaplumbağaları en eski yırtıcılar grubuna aittir.
- Deniz kaplumbağaları tek ve mutlak en eski yırtıcıdır.
- Deniz kaplumbağaları iki eski yırtıcının arasında bulunur.
Cevabı göster
Deniz kaplumbağaları en eski yırtıcılar grubuna aittir.
preys on jellyfish at some point in their lives, Kalıp ifadeler
1:25hayatlarının bir noktasında denizanası avlarken,
at some point in their lives: yaşamın belirtilmemiş bir evresi
At some point in their lives, yaşamın belirtilmemiş bir zamanında veya evresinde anlamına gelir. Davranışın yaşam döngüsü içinde gerçekleştiğini söyler, ancak tam olarak ne zaman olduğunu ya da bütün yaşam boyunca sürdüğünü söylemez. Buradaki point fiziksel bir konumu değil, bir zamanı veya evreyi anlatır. at some point in + zaman dilimi kalıbı, kesin zaman bilinmediğinde veya önemli olmadığında kullanışlıdır.
Alıştırma
Örnekteki at some point in their lives ne anlama gelir?
- Davranış yalnızca yaşamın başlangıcında gerçekleşir.
- Davranış, yaşamın belirtilmemiş bir zamanında gerçekleşir.
- Davranış bütün yaşam boyunca sürer.
Cevabı göster
Davranış, yaşamın belirtilmemiş bir zamanında gerçekleşir.
none consume quite as many as the leatherback. Dilbilgisi
1:28hiçbiri deri sırtlı kaplumbağa kadar çok tüketmez.
while ..., none ...: ana karşıtlıktan önce bir gerçeği kabul etmek
Burada while, bir şey olurken değil, her ne kadar anlamındadır. While ile başlayan yan cümle önce genel bir gerçeği kabul eder: Bilinen bütün deniz kaplumbağası türleri bazen denizanası yer. Ana cümle daha sonra none ile karşıtlığı gösterir. Bu karşılaştırmada none, diğer türlerin hiçbiri olarak anlaşılır: Başka hiçbir tür deri sırtlı deniz kaplumbağası kadar çok denizanası yemez. Bu yapı, ortak bir arka planı kabul ettikten sonra öne çıkan bir örneği vurgulamayı sağlar.
Alıştırma
Hangi cümle while ile genel bir gerçeği kabul edip ardından öne çıkan bir durumu vurgular?
- While every club offers beginner classes, none has as many weekend sessions as the Harbor Club.
- While I was waiting for the bus, I read a magazine.
- Every club offers beginner classes because weekend sessions are popular.
Cevabı göster
While every club offers beginner classes, none has as many weekend sessions as the Harbor Club.
none consume quite as many as the leatherback: en yüksek sayıyı dolaylı olarak ifade etmek
None consume quite as many as the leatherback, karşılaştırmadaki başka hiçbir hayvanın deri sırtlı deniz kaplumbağası kadar çok sayıda denizanası yemediği anlamına gelir. many sözcüğünden sonra anlaşılan isim, önceki bağlamdan gelen jellyfish sözcüğüdür. none + fiil + quite as many as + kişi veya şey kalıbı, sondaki karşılaştırma ögesinin sayıca en yüksek olduğunu dolaylı biçimde gösterir. Bu olumsuz karşılaştırmada quite, o sayıya tamamen ulaşmayı vurgular; burada tek başına oldukça büyük bir miktar anlamına gelmez.
Alıştırma
Başka hiçbir koşucunun Maya kadar çok tur tamamlamadığını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- Of all the runners, none completed quite as many laps as Maya.
- Of all the runners, none completed quite as much laps as Maya.
- Of all the runners, none completed quite many laps than Maya.
Cevabı göster
Of all the runners, none completed quite as many laps as Maya.
Leatherbacks are the largest species of sea turtle,
1:31Deri sırtlılar deniz kaplumbağalarının en büyük türüdür,
and they eat jellyfish almost exclusively, Kalıp ifadeler
1:35ve neredeyse sadece denizanası yerler,
eat jellyfish almost exclusively: neredeyse yalnızca denizanası yemek
Bu cümlede almost exclusively, denizanalarının deri sırtlı deniz kaplumbağalarının beslenmesinin neredeyse tamamını oluşturduğunu, ancak az miktarda başka yiyeceklerin de mümkün olduğunu belirtir. Almost, ifadenin mutlak olmasını engeller. Exclusively, eat fiilinin kapsamını sınırlar: yeme eylemi tek bir yiyecek türüne yoğunlaşır. Fiil + nesne + almost exclusively kalıbı, çok büyük ölçüde tek bir noktada yoğunlaşan ancak tamamen öyle olmayan beslenme biçimlerini, kaynakları, kullanım amaçlarını veya etkinlikleri anlatabilir.
Alıştırma
they eat jellyfish almost exclusively ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Denizanasını ve diğer yiyecekleri eşit miktarda yerler.
- Asla denizanası yemezler.
- Beslenmelerinin büyük kısmı denizanasından oluşur, ancak nadir istisnalar olabilir.
Cevabı göster
Beslenmelerinin büyük kısmı denizanasından oluşur, ancak nadir istisnalar olabilir.
of them over their roughly 50-year lifespans. Kalıp ifadeler
1:41onlardan 1.000 metrik tondan fazlasını silip süpürürler.
well over 1,000 metric tons: 1.000 metrik tonun çok üzerinde
Well over 1,000 metric tons, 1.000 metrik tondan yalnızca biraz değil, açıkça çok daha fazla bir miktarı ifade eder. Burada well, over sözcüğünü güçlendirir; iyi bir şekilde anlamına gelmez. Well over + sayı veya miktar kalıbı, yaş, maliyet, mesafe, ağırlık, süre ve katılım sayısı gibi değerler bir referans noktasını önemli ölçüde aştığında, ancak kesin rakam verilmediğinde kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle katılımın beş yüzden yalnızca biraz değil, açıkça çok daha fazla olduğunu belirtir?
- Well over five hundred people attended the event.
- Just over five hundred people attended the event.
- Under five hundred people attended the event.
Cevabı göster
Well over five hundred people attended the event.
over their roughly 50-year lifespans: bir dönem boyunca biriken toplam
Bu cümlede over their roughly 50-year lifespans, “yaklaşık 50 yıl süren yaşamlarının tamamı boyunca” demektir. 1.000 metrik tonun çok üzerindeki miktarı, bu dönem boyunca biriken toplam olarak sunar. Burada over, “50 yıldan fazla” anlamına gelmez. 50 sayısını yaklaşık yapan roughly'dir; 50-year ise lifespans sözcüğünden önce tek bir sıfat gibi kullanılır.
Alıştırma
Bu cümlede over their roughly 50-year lifespans ne anlama gelir?
- Yeme eyleminin kesintisiz ve tam olarak 50 yıl sürdüğünü söyler.
- Tüm yaşam süresi boyunca biriken toplamı gösterir.
- Yaşam süresinin 50 yıldan fazla olduğunu söyler.
Cevabı göster
Tüm yaşam süresi boyunca biriken toplamı gösterir.
because jellyfish are 95% water and very low in calories, Kalıp ifadeler
1:47çünkü denizanalarının %95'i sudur ve kalorileri çok düşüktür,
This is particularly remarkable because: gerçek, değerlendirme ve neden
This, önceki gerçeğe, yani deri sırtlı deniz kaplumbağalarının çok büyük miktarda denizanası tüketmesine gönderme yapar. Particularly remarkable, dinleyiciye bu gerçeği nasıl değerlendirmesi gerektiğini söyler; because ise bu değerlendirmenin nedenini sunar. Bu kalıp bilgiyi gerçek → değerlendirme → neden sırasıyla düzenler. Yeni bir konu başlatmak yerine önceki cümledeki sayıyı anlamlı bir noktaya dönüştürür.
Alıştırma
This is particularly remarkable because... bilgiyi nasıl düzenler?
- Önceki olayın ne zaman gerçekleştiğini belirtir.
- Önceki gerçeği değerlendirir ve ardından neden dikkat çekici olduğunu açıklar.
- Önceki gerçekle ilgisi olmayan yeni bir konu başlatır.
Cevabı göster
Önceki gerçeği değerlendirir ve ardından neden dikkat çekici olduğunu açıklar.
very low in calories: be low in + içerik kalıbı
Very low in calories, denizanalarının çok az besin enerjisi sağladığı anlamına gelir. be low in + besin öğesi veya madde kalıbı, bir şeyde o içerikten yalnızca az miktarda bulunduğunu anlatır. Buradaki in ölçülen özelliği gösterir; konum bildirmez. Very, low sözcüğünün derecesini güçlendirir.
Alıştırma
Sabit ifadeyi eksik edatla tamamlayın: This snack contains only 40 calories, so it is low ____ calories.
Cevabı göster
in
needs to eat roughly 400 kg of jellyfish every day.
1:56her gün yaklaşık 400 kg denizanası yemek zorundadır.
to maintain a healthy weight: amaç bildiren mastar
To maintain a healthy weight, amaç bildiren bir mastar öbeğidir. Deri sırtlı deniz kaplumbağasının neden bu kadar çok yemesi gerektiğini açıklar: amaç sağlıklı bir kiloyu korumaktır. Amaç mastarı to + fiilin yalın biçimi ile kurulur. Ana cümleden önce geldiğinde amacı önce sunar ve genellikle ardından virgül gelir. Burada to, in order to anlamındadır; bir yere doğru hareket bildirmez.
Alıştırma
Cümle başındaki amaç öbeğini tek sözcükle tamamlayın: ____ save water, we take shorter showers.
Cevabı göster
To
That's roughly the same weight as a grand piano. Dilbilgisi
2:01Bu kabaca kuyruklu bir piyano ile aynı ağırlıktır.
roughly the same weight as ...: yaklaşık ağırlık karşılaştırması
the same + isim + as kalıbı, iki şeyin ortak bir özelliğini karşılaştırır. Buradaki isim weight sözcüğüdür. That's ... as a grand piano ifadesi, daha önce verilen yaklaşık 400 kilogramlık değeri gözde canlandırması daha kolay, tanıdık bir kuyruklu piyano karşılaştırmasına dönüştürür. Roughly “yaklaşık olarak” demektir; dolayısıyla konuşmacı iki ağırlığın tam olarak eşit olduğunu söylemez. Yeniden kullanılabilen kalıp be roughly the same + ölçü bildiren isim + as şeklindedir; the same height as ve the same length as buna örnektir.
Alıştırma
Karşılaştırmayı tamamlayın: The crate is roughly the same weight ____ a motorcycle.
Cevabı göster
as
have been documented selectively eating Dilbilgisi
2:06avlarının protein açısından zengin gonadlarını
have been documented selectively eating: kayıtlara geçmiş seçici yeme davranışı
Have been documented, present perfect'in edilgen biçimidir: deniz kaplumbağası türleri gözlemlenen ve kaydedilen öznedir; araştırmacılar ya da kaynak belirtilmeyebilir. Bu yapı, söz konusu davranışla ilgili kanıtların veya kayıtların bugüne kadar var olduğunu gösterir. Selectively eating, kaydedilen davranışın ne olduğunu belirten bir -ing yan cümlesidir. X has/have been documented doing Y kalıbı araştırmalarda, bilim haberlerinde ve belgesel anlatımlarında yaygındır. Buradaki documented, yalnızca “bir belgeye yazılmış” değil, “kanıt olarak kaydedilmiş” anlamına gelir.
Alıştırma
Kanıt bildiren yapıyı document fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: These crows have ____ using tools.
Cevabı göster
been documented
protein-rich: isim + rich birleşik sıfatı
Protein-rich, “çok miktarda protein içeren” anlamına gelen birleşik bir sıfattır. Gonads isminden önce gelir ve bu ismi niteler. Kısa çizgi, protein ile rich sözcüklerinin tek bir sıfat olarak çalıştığını gösterir. İsim + rich birleşiklerinde rich, “bir şeyden yüksek miktarda içeren” anlamındadır; “varlıklı” anlamına gelmez. Aynı kalıpla nutrient-rich, resource-rich ve data-rich oluşturulur.
Alıştırma
Protein + rich sözcüklerini birleşik sıfat olarak kullanın: Beans are a ____ food.
Cevabı göster
protein-rich
leatherbacks eat jellyfish whole, Kalıp ifadeler
2:11deri sırtlılar denizanalarını bütün olarak yer,
eat jellyfish whole: fiil + nesne + whole
Eat jellyfish whole, yalnızca belirli kısımları seçmek yerine her denizanasını bütün bir hayvan olarak yemek demektir. Whole, jellyfish nesnesinden sonra gelir ve nesnenin tamamının yendiğini gösterir. Yeniden kullanılabilen kalıp eat/swallow + nesne + whole şeklindedir. Whole, kaç nesnenin yendiğine değil, nesnenin bütünlüğüne odaklanır ve burada isim değildir.
Alıştırma
Fiil + nesne + whole kalıbını tamamlayın: The snake swallowed the mouse ____.
Cevabı göster
whole
mowing down huge swaths of unsuspecting jellies. Deyimler
2:14habersiz denizanalarından oluşan devasa sürüleri biçip geçerler.
mowing down huge swaths: hızlı ve büyük ölçekli tüketim benzetmesi
Mow down sözcük anlamıyla birçok şeyi hızlı bir hamleyle biçme veya devirme görüntüsünü çağrıştırır. Burada çim biçme makinesi kullanmayı değil, çok sayıda denizanasını hızla yemeyi anlatan bir benzetmedir. Huge swaths geniş bir alan veya büyük bir miktar fikrini ekler. Böylece ifadenin tamamı hem hızı hem de büyük ölçeği canlı biçimde vurgular.
Alıştırma
Bu cümlede mowing down huge swaths ne anlama geliyor?
- Çok sayıda denizanasını hızla tüketirler.
- Yalnızca az sayıda denizanasını dikkatle seçerler.
- Denizanalarını kesmek için bir makine kullanırlar.
Cevabı göster
Çok sayıda denizanasını hızla tüketirler.
jellyfish aren't quite this defenseless. Dilbilgisi
2:20denizanaları o kadar da savunmasız değildir.
aren't quite this defenseless: göründüğü kadar aşırı değil
not quite this + sıfat yapısında this, az önce gösterilen, hissedilen veya anlatılan dereceyi belirtir. Not quite, gerçek derecenin o seviyeye ulaşmadığını söyler. Bu nedenle cümle, tam tersini ileri sürmeden aşırı bir izlenimi düzeltir. Denizanaları hâlâ zarar görebilir, ancak göründükleri kadar savunmasız değildir.
Alıştırma
Hangi cümle, patikanın başka yerlerde buradakinden daha az dik olduğunu yumuşak biçimde söyler?
- The trail isn't steep anywhere.
- The trail is exactly this steep all the way.
- The trail is steep here, but it isn't quite this steep all the way.
Cevabı göster
The trail is steep here, but it isn't quite this steep all the way.
Most species have tentacles covered in cells called cnidocytes, Dilbilgisi
2:22Çoğu türün dokunaçları, knidosit adı verilen hücrelerle kaplıdır;
covered in cells called cnidocytes: bir özellik ve ad eklemek
covered in cells called cnidocytes ifadesinde kısaltılmış iki edilgen betimleme vardır. covered in cells, tentacles sözcüğünü niteler ve yüzeylerinde ne bulunduğunu söyler. called cnidocytes ise cells sözcüğünü niteler ve bu hücrelerin adını verir; called burada ayrı bir eylem anlatmaz. Açık hâli tentacles that are covered in cells that are called cnidocytes şeklindedir. Bu ad + geçmiş zaman ortacı yapısı, fiziksel bir özelliği ve teknik bir terimi tek ifadede topladığı için bilimsel açıklamalarda yaygındır.
Alıştırma
Yaprağın stomata adlı küçük açıklıklara sahip olduğunu anlatmak için covered in ... called ... yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The leaf is covered in tiny openings called stomata.
- The leaf is called tiny openings covered in stomata.
- The leaf covered tiny openings is called stomata.
Cevabı göster
The leaf is covered in tiny openings called stomata.
coiled and ready to launch: sıralı iki durum
coiled and ready to launch, venomous harpoons için iki paralel durum betimlemesi verir. coiled bunların kıvrılıp sarıldığını, ready to launch ise hücre tetiklenir tetiklenmez dışarı fırlayabileceklerini belirtir. coiled ve ready sözcüklerinin ikisi de harpoons sözcüğünü niteler. ready to + fiilin yalın hâli, bir eylemin sırada olduğunu veya hemen gerçekleşebileceğini gösterir. launch yalnızca roketler için kullanılmaz; bir cihazı harekete geçirmek ya da bir ürün veya hizmeti piyasaya sürmek anlamına da gelebilir. Bu cümlede dışarı fırlamak anlamındadır.
Alıştırma
Bir cihazın hem tamamen şarj edilmiş hem de hemen uçuşa başlayabilecek durumda olduğunu gösteren cümle hangisidir?
- The rescue drone is fully charged and ready to launch.
- The rescue drone is ready for someone to store it.
- The rescue drone is charging because it has already landed.
Cevabı göster
The rescue drone is fully charged and ready to launch.
These barbed structures, known as nematocysts, Kalıp ifadeler
2:31Nematosist olarak bilinen bu dikenli yapılar,
known as nematocysts: resmi bir adı tanıtma
Known as, “adıyla anılmak” veya “bu adla bilinmek” anlamına gelir. Burada These barbed structures betimlemesini teknik terim olan nematocysts ile bağlar. Virgüller arasındaki bölüm, kısaltılmış bir edilgen yan cümledir: known as nematocysts, which are known as nematocysts ile aynı anlamdadır. Adla ilgili ek bilgi verir; cümlenin ana eylemi değildir.
Alıştırma
Hangi cümle “photosynthesis” sözcüğünü sürecin resmi adı olarak doğru biçimde verir?
- The process is known as photosynthesis.
- The process is known for photosynthesis.
- The process is known by photosynthesis.
Cevabı göster
The process is known as photosynthesis.
are released on contact: tetikleyici olarak temas
On contact, “fiziksel temas gerçekleştiğinde” veya “bir şey dokunur dokunmaz” anlamına gelir. Burada on, salınmayı tetikleyen olayı belirtir; bir yeri göstermez. Are released edilgen yapıdadır: temas eyleme neden olur ve yapılar dışarı çıkar. Başka bağlamlarda tepkiye neyin temas ederek yol açtığını belirtmek için on contact with + isim kullanılabilir.
Alıştırma
Güvenlik uyarısını, derste geçen, on ile başlayan ve “dokunur dokunmaz” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The sealant hardens ____ air.
Cevabı göster
on contact with
Jellyfish frequently use this sting to paralyze and kill their food, Dilbilgisi
2:37Denizanaları yiyeceklerini felç etmek ve öldürmek için bu iğneyi sıklıkla kullanır,
use this sting to paralyze and kill their food: use X to do Y yapısı
Use X to do Y, bir aracı ve bu aracın amacını belirtir. Burada this sting denizanalarının kullandığı araçtır; to paralyze and kill their food ise bunu hangi amaçla kullandıklarını açıklar. Bu cümlede food, av anlamına gelir. Paralyze ve kill, and ile bağlanan yalın hâldeki iki fiildir. Aynı to sözcüğünü paylaşırlar; bu yüzden yapının tamamı use this sting to paralyze ... and [to] kill ... şeklindedir. Buradaki to ile kurulan mastar amaç bildirir, daha sonraki bir zamanı değil.
Alıştırma
Use X to do Y yapısını amaç belirten sözcükle tamamlayın: Hikers use a map ____ find the trail.
Cevabı göster
to
and it can also irritate the skin of would-be intruders. Kelime
2:42ve ayrıca potansiyel davetsiz misafirlerin derisini de tahriş edebilir.
would-be intruders: içeri girmeye çalışabilecek kişiler veya canlılar
Would-be, bir ismin önünde kullanılan kısa çizgili bir niteleyicidir. İsmin belirttiği role girmek isteyen ya da bunu deneyen veya ilgili eyleme girişmesi muhtemel kişi ya da şeyi anlatır; girişimin başarılı olduğunu söylemez. Burada would-be intruders, yaklaşabilecek ya da izinsiz girmeye çalışabilecek canlılardır; içeri girdiği kesinleşmiş davetsiz misafirler değildir. Would-be ifadesini tek bir birim olarak düşünün. Buradaki would gelecek zaman ya da koşul anlamı vermez; bileşiğin tamamı intruders sözcüğüne olası veya girişimde bulunan anlamı katar.
Alıştırma
"A strong lock can stop a would-be intruder," cümlesindeki would-be intruder kimdir?
- İzinsiz girmeyi deneyebilecek ancak bunu başarmış olması gerekmeyen biri
- Kesinlikle içeri girmiş ve hâlâ içeride olan biri
- Daha sonra içeri girmesi için resmen davet edilmiş biri
Cevabı göster
İzinsiz girmeyi deneyebilecek ancak bunu başarmış olması gerekmeyen biri
But it's completely useless against sea turtles. Kalıp ifadeler
2:46Ancak deniz kaplumbağalarına karşı tamamen işe yaramaz.
be completely useless against...: …e karşı tamamen etkisiz olmak
Be useless against X, “X'e karşı işe yaramamak” veya “X ile karşılaşınca etkisiz kalmak” anlamına gelir. Burada it, denizanasının sokmasını ifade eder: bu sokma deniz kaplumbağalarına zarar veremez veya denizanasını onlardan koruyamaz. Against, sokmanın etkileyemediği hedefi gösterir; burada “bir şeye karşı çıkmak” anlamında değildir. Completely yargıyı güçlendirir: sokma deniz kaplumbağalarına karşı yalnızca zayıf değildir, hiçbir yararlı etkisi yoktur. Aynı yapı belirli bir hedefe veya soruna karşı işe yaramayan ilaçları, koruyucu ekipmanları, araçları ya da yöntemleri de anlatabilir.
Alıştırma
Tedavinin bakteriler üzerinde etkisi olmadığını gösteren kelimeyi yazın: This treatment is useless ____ these bacteria.
Cevabı göster
against
Most of these reptiles have thick scales covered in keratin, Kalıp ifadeler
2:50Bu sürüngenlerin çoğu tırnakları ve pençeleri oluşturan aynı malzeme olan,
scales covered in keratin: keratinle kaplı pullar
Covered in keratin, scales sözcüğünden sonra gelen ve pulları açıklayan bir geçmiş zaman ortaç grubudur. scales that are covered in keratin biçiminde açılabilir. Covered in + madde, bir maddenin yüzeyin üzerinde bulunduğunu ve onu kapladığını anlatır. Pullar keratinin içinde değildir; keratin pulların üzerinde bir kaplama tabakası oluşturur. Bu yapı mud, dust, snow veya paint gibi maddelerle de kullanılabilir.
Alıştırma
Bir yüzeyin üzerindeki maddeyi anlatmak için covered in yapısını doğru kullanan cümleyi seçin.
- The old shelf was covered in dust.
- The old shelf was covering in dust.
- The old shelf was covered to dust.
Cevabı göster
The old shelf was covered in dust.
the same material that makes up nails and claws. Öbek fiiller
2:55keratinle kaplı kalın pullara sahiptir.
makes up nails and claws: make up fiilinin “oluşturmak” anlamı
Burada makes up, “oluşturur” veya “meydana getirir” anlamındadır. Malzeme bileşen ya da maddedir; nails and claws ise bu maddeden oluşan şeylerdir: X makes up Y. Bu anlam bir oluşum ilişkisini anlatır; makyaj yapmak ya da bir hikâye uydurmak anlamına gelmez. Anlamı belirlemek için X’in Y’yi oluşturan bir bileşen veya malzeme olup olmadığına bakın.
Alıştırma
Cümleyi “oluşturmak” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: Three smaller groups ____ the committee.
Cevabı göster
make up
This leathery armor protects their skin while they hunt, Deyimler
2:58Bu derimsi zırh, onlar avlanırken derilerini korur,
This leathery armor: koruyucu bir benzetme
This leathery armor, daha önce sözü edilen keratin kaplı kalın pullara gönderme yapar. Bu bir benzetmedir: hayvan üretilmiş bir zırh giymemektedir. Armor pulların koruyucu işlevini vurgularken leathery deriye benzeyen dayanıklı bir dokuyu anlatır. Bilimsel anlatım, tanıdık olmayan bir vücut yapısını çoğu zaman bilinen bir nesne aracılığıyla açıklar. Böyle bir ifadeyi kelimesi kelimesine yorumlamak yerine ortak özelliği bulun. Buradaki ortak özellik koruma ve dayanıklılıktır.
Alıştırma
Cümledeki This leathery armor ne anlama geliyor?
- Hayvanın derisi deri bir giysiye dönüştürülmüş.
- Hayvan, insanların yaptığı bir zırh giyiyor.
- Hayvanın dayanıklı pulları, derisini koruduğu için zırha benzetiliyor.
Cevabı göster
Hayvanın dayanıklı pulları, derisini koruduğu için zırha benzetiliyor.
is impaled on the keratinized spikes: edilgen yapıyla anlatılan sonuç
Bu yan cümle, eylemden etkilenen any captured prey ifadesini odağa almak için geniş zaman edilgeni is impaled kullanır. Avın başına gelen sonucu anlatır: dikenler avı deler; eylemi yapan av değildir. be impaled on the spikes yapısındaki on, avın dikenlerin yüzeyine yalnızca değdiğini değil, delinip dikenlerin üzerinde takılı kaldığını gösterir. Bilimsel anlatımlarda eylemi yapanı adlandırmaktan çok süreç veya sonuç önemliyse edilgen yapı sık kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle, bir böceğin diken tarafından delinip dikenin üzerinde kaldığını edilgen yapıyla doğal biçimde anlatır?
- The insect was impaled on a sharp thorn.
- The insect was lightly touched by a sharp thorn.
- The insect impaled a sharp thorn.
Cevabı göster
The insect was impaled on a sharp thorn.
lining the leatherback's esophagus: kısaltılmış ilgi yan cümlesi
lining the leatherback's esophagus, örtük öznesi spikes olan ve bu isimden sonra gelen bir şimdiki zaman ortacı yan cümlesidir. Hangi dikenlerden söz edildiğini belirtir: yemek borusunu kaplayan dikenler. Yapı, that line the leatherback's esophagus biçiminde açılabilir. Burada line, “bir şeyin iç kısmı boyunca sıra veya katman oluşturmak” anlamına gelen bir fiildir; lining ise iç kaplama anlamındaki isim değildir. Bu kısaltılmış ilgi yan cümlesi, betimleyici ayrıntıları daha kısa bir biçimde verir.
Alıştırma
Hangi cümlede bir isimden sonra “the trees that line the road” anlamını veren bir şimdiki zaman ortacı yan cümlesi kullanılmıştır?
- The trees lined the road provide shade.
- The trees are lining the road provide shade.
- The trees lining the road provide shade.
Cevabı göster
The trees lining the road provide shade.
these adaptations make individual jellyfish easy prey. Dilbilgisi
3:11bu adaptasyonlar bireysel denizanalarını kolay av haline getirir.
make individual jellyfish easy prey: make + nesne + tümleyen
make fiili, neden olunan bir sonucu göstermek için make + nesne + nesne tümleyeni yapısını izler. Burada individual jellyfish nesnedir; easy prey ise bu denizanalarının bir deniz kaplumbağasının gözünde neye dönüştüğünü anlatan bir isim öbeğidir. Tümleyen bir sıfat, isim öbeği veya başka bir sonuç ifadesi olabilir: make the road safer, make her a leader ya da make the screen easy to read. Nesneyle tümleyeni birlikte anlamlandırmak gerekir; easy prey ikinci bir nesne değildir.
Alıştırma
Hangi cümle bir sonucu anlatmak için make + nesne + tümleyen yapısını doğru kullanır?
- A clear map makes easy to follow the route.
- A clear map makes the route easy to follow.
- A clear map makes the route to be easy to follow.
Cevabı göster
A clear map makes the route easy to follow.
a jelly population's true defense mechanism Anlatım akışı
3:16bir denizanası popülasyonunun gerçek savunma mekanizması
a jelly population's true defense mechanism is in how quickly...: bireylerden popülasyona geçiş
true defense mechanism ifadesi açıklamanın yönünü değiştirir. Cümle, tek bir denizanasının kendini nasıl koruduğunu sormak yerine, kayıplara rağmen bütün popülasyonun nasıl hayatta kaldığını sorar. True, önemli cevabın beklenen fiziksel savunma fikrinden farklı olduğunu gösterir. X is in how... yapısı, temel etkenin bir biçimde ya da derecede bulunduğunu gösterir; burada bu etken üreme hızıdır. Böylece anlatım, birey düzeyinden popülasyon düzeyine geçer ve hızlı üreme bir hayatta kalma stratejisi olarak işlev görür.
Alıştırma
Bu cümle açıklamada nasıl bir işlev görür?
- Her denizanasının deniz kaplumbağalarına karşı kendini fiziksel olarak savunabildiğini iddia eder.
- Odağı bir bireyin fiziksel olarak korunmasından, popülasyonun hızlı üreme yoluyla hayatta kalma becerisine kaydırır.
- Denizanasında yeni keşfedilmiş savunma amaçlı bir vücut bölümünü adlandırır.
Cevabı göster
Odağı bir bireyin fiziksel olarak korunmasından, popülasyonun hızlı üreme yoluyla hayatta kalma becerisine kaydırır.
Almost all jellyfish species have evolved to reproduce both sexually and asexually, Dilbilgisi
3:21Neredeyse tüm denizanası türleri hem eşeyli hem de eşeysiz üreyecek şekilde evrimleşmiştir,
both sexually and asexually: iki paralel biçimi bağlamak
have evolved to reproduce both sexually and asexually ifadesinde, eşleşen both ... and ... yapısı eşit düzeyde iki üreme biçimini bağlar ve ikisinin de mümkün olduğunu vurgular. sexually ve asexually zarflarının ikisi de reproduce fiilini niteler. both ... and ... ile bağlanan iki bölüm aynı dil bilgisel biçimde olmalıdır. Burada zarf + and + zarf düzeni bilimsel anlatımı dengeli ve açık tutar.
Alıştırma
both ... and yapısındaki eksik bağlama sözcüğünü tamamlayın: The sensor works both indoors ____ outdoors.
Cevabı göster
and
allowing them to increase their numbers: -ing öbeğiyle sonuç eklemek
Allowing them to increase their numbers, önceki ifadenin sonucunu ekleyen bir -ing ortaç öbeğidir. İki üreme biçimine sahip olmak, denizanalarının sayılarını artırmasını mümkün kılar. Bu öbek önceki cümleciğe bağlanır; yeni bir ana cümle değildir. Kalıp allow + nesne + to'lu mastar şeklindedir: them nesnedir, to increase their numbers ise mümkün hâle gelen eylemdir. Daha genel olarak virgül + allowing + nesne + to'lu mastar yapısı, neden-sonuç bağını tek bir cümlede yoğunlaştırabilir.
Alıştırma
Sonucu eklemek için allow fiilinin doğru -ing biçimini kullanın: The new path is wider, ____ cyclists to ride side by side.
Cevabı göster
allowing
with or without a partner: her iki koşul da geçerlidir
With or without a partner, aynı ifadenin iki durumda da geçerli olduğunu anlatır: bir eş varken de yokken de. Buradaki vurgu bir şeye sahip olmakta değil, sonucun bu koşula bağlı olmamasındadır. Bu ifade with ve without sözcüklerini eşleştirir ve ardından ortak bir ad grubu olan a partner gelir. with or without + isim kalıbını, bir şeyin her iki durumda da mümkün, izin verilmiş veya doğru olduğunu göstermek için kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Rezervasyon gerekmediğini ve iki durumun da kabul edildiğini anlatan ikili ifadeyle cümleyi tamamlayın: The tour is open to visitors ____ a reservation.
Cevabı göster
with or without
jellyfish reproduce constantly throughout the year, Kalıp ifadeler
3:32denizanaları yıl boyunca sürekli olarak ürer,
constantly throughout the year: yılın tamamına yayılan etkinlik
Throughout the year, zaman aralığının yalnızca kısa bir mevsimi veya tek bir anı değil, yılın tamamını kapsadığını belirtir. Bu cümlede constantly, üremenin bu bir yıllık süre boyunca devam ettiğini veya çok sık gerçekleştiğini ekler. Throughout zaman kapsamını anlatır. Bir eylemin her saniye hiç durmadan gerçekleştiği anlamına gelmek zorunda değildir; sürekliliğin kesin derecesi fiile, bağlama ve constantly gibi sözcüklere bağlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle bahçenin yılda yalnızca bir kez değil, yılın bütün dönemlerinde açık olduğunu söyler?
- The garden opened once last year.
- The garden is open throughout the year.
- The garden opens for one day every year.
Cevabı göster
The garden is open throughout the year.
species often reproduce all at once in a massive bloom, Kalıp ifadeler
3:37türler genellikle hep birlikte üreyerek büyük bir popülasyon patlamasına yol açar,
in more temperate climates: iklim bölgesini belirten bir ifade
in more temperate climates edat öbeği, ardından gelen bölümün çevresel koşulunu belirler. Temperate, tropiklerle kutup bölgeleri arasındaki orta enlem kuşağının iklimini anlatır. More temperate bir karşılaştırma belirtir: Bu koşullar, karşılaştırılan koşullara göre bu iklim türüne daha yakındır ya da daha az tropiktir. Burada temperate bir iklimi sınıflandırır. Sakin ve kendini kontrol edebilen bir kişiliği anlatmaz.
Alıştırma
Bu bilimsel bağlamda temperate climates ifadesinin anlamını hangi seçenek verir?
- Burada temperate climates sakin kişilikli insanlar anlamına gelir.
- Burada temperate climates bugün hoş hissedilen hava anlamına gelir.
- Burada temperate climates orta enlem iklim bölgeleri anlamına gelir.
Cevabı göster
Burada temperate climates orta enlem iklim bölgeleri anlamına gelir.
all at once in a massive bloom: eş zamanlı bir ekolojik nüfus patlaması
All at once, türün birçok üyesinin ayrı dalgalar hâlinde değil, aynı zamanda ürediğini belirtir. Bu cümlede “eş zamanlı olarak” anlamına gelir; ancak başka bağlamlarda “aniden” anlamına da gelebilir. In a massive bloom, sonucu nüfusta büyük ve hızlı bir artış olarak anlatır. Ekolojide bloom, alg veya denizanası gibi canlıların aniden çok büyük miktarda görülmesini belirtebilir; burada çiçeklerin açılması kastedilmez.
Alıştırma
Cümleyi “aynı anda, tek bir büyük ekolojik artış içinde” anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: After several hot days, the algae multiplied ____.
Cevabı göster
all at once in a massive bloom
where jellies multiply at alarming rates. Kalıp ifadeler
3:41burada denizanaları endişe verici oranlarda çoğalır.
multiply at alarming rates: kaygı verici hızlarda çoğalmak
Burada multiply “sayıca artmak” anlamına gelir; at alarming rates ise bu artışın ne kadar hızlı gerçekleştiğini anlatır. Çoğul rates, birkaç grup, yer veya dönemde görülen artışlara uygun olabilir. Tek bir genel eğilim için at an alarming rate yaygın olarak kullanılır. Alarming, konuşanın değerlendirmesini de ekler: değişim kaygı yaratacak kadar hızlı veya büyüktür. Burada rate, değişimin hızını ya da oranını ifade eder; fiyat veya ücret anlamına gelmez.
Alıştırma
Hastalığın kaygı yaratacak kadar hızlı yayıldığını anlatan cümle hangisidir?
- The disease is spreading at an encouraging rate.
- The disease is spreading at a steady rate.
- The disease is spreading at an alarming rate.
Cevabı göster
The disease is spreading at an alarming rate.
And humanity is making these blooms much more frequent. Dilbilgisi
3:45Ve insanlık bu patlamaları çok daha sık hale getiriyor.
make + nesne + karşılaştırmalı sıfat: much more frequent
Cümlede make + nesne + karşılaştırma bildiren sıfat yapısı kullanılır. humanity nedeni ifade eder, these blooms nesne grubudur ve much more frequent ortaya çıkan değişimi anlatır. Başka bir deyişle, insan faaliyetleri bu kitlesel çoğalmaların daha sık meydana gelmesine yol açar. Much, more frequent karşılaştırmasını güçlendirir; farkın küçük değil, büyük olduğunu gösterir. Bu etken yapıda make sözcüğünden sonra sıfat doğrudan nesne tümleci olarak kullanılır: make these blooms more frequent denir, make these blooms to be more frequent denmez.
Alıştırma
easy sözcüğünün karşılaştırmalı biçimini much ile güçlendirerek cümleyi tamamlayın: A clear map is making the route ____ to follow.
Cevabı göster
much easier
that simultaneously kill other fish and prompt blooms. Dilbilgisi
3:53aynı anda diğer balıkları öldüren ve patlamaları teşvik eden kimyasallar sunar.
Fertilizer runoff from farms: çevre bağlamında yüzey akışı
“Fertilizer runoff from farms”, tarım arazilerinden akarken gübreyi yakındaki su kaynaklarına taşıyan su anlamına gelir. Buradaki runoff, birinin kaçması fikri değil, çevre alanında kullanılan bir isimdir. İsim öbeğinin tamamı hem kirleticinin izlediği yolu hem de kaynağını belirtir: fertilizer suyun ne taşıdığını, from farms ise yüzey akışının nereden geldiğini gösterir.
Alıştırma
Hangi seçenek fertilizer runoff ifadesini çevresel anlamıyla açıklar?
- Kullanılmadan önce depolanan gübredir.
- Tarım arazilerinden akan ve gübreyi beraberinde taşıyan sudur.
- Çiftlik çalışanlarının gübreden kaçması anlamına gelir.
Cevabı göster
Tarım arazilerinden akan ve gübreyi beraberinde taşıyan sudur.
simultaneously kill ... and prompt ...: eş zamanlı paralel sonuçlar
Simultaneously, and ile bağlanan iki eylemi kapsar: kill other fish ve prompt blooms. Aynı kimyasalların iki sonucu da aynı anda doğurabileceğini belirtir; bir sonucun diğerinin yerini aldığını veya mutlaka ondan sonra gerçekleştiğini göstermez. Burada prompt, “neden olmak veya tetiklemek” anlamında bir fiildir. Blooms ise ekolojik bir popülasyonun hızlı ve büyük ölçekli artışını ifade eder. İki eylem birlikte paralel çevresel etkiler sunar.
Alıştırma
Paralel sonuçları simultaneously ... and ... yapısıyla tamamlayın: The new system can simultaneously cut costs ____ reduce waste.
Cevabı göster
and
High water temperatures caused by climate change
3:58İklim değişikliğinin neden olduğu yüksek su sıcaklıkları
speed up jellyfish reproduction and extend the reproductive season. Notlar
4:01denizanası üremesini hızlandırır ve üreme mevsimini uzatır.
speed up: bir süreci hızlandırmak
Speed up, bir şeyin daha hızlı gerçekleşmesini sağlamak veya daha hızlı hareket etmeye ya da ilerlemeye başlamak demektir. Bu cümlede geçişli kullanılmıştır: speed up ifadesinden sonra hızlanan süreç olan jellyfish reproduction gelir. Buradaki up, yukarı yönü değil, hız artışını anlatır. İfade nesne almadan da kullanılabilir: The process is speeding up.
Alıştırma
Cümleyi süreci daha hızlı hâle getirmek anlamındaki phrasal verb ile tamamlayın: A faster computer can ____ the analysis.
Cevabı göster
speed up
and extend the reproductive season: üreme mevsimini uzatmak
Extend the reproductive season, üreme döneminin daha uzun sürmesini sağlamak demektir. Extend ek süreyi anlatabilir; bu nedenle season, deadline, period veya stay ile doğal biçimde kullanılır ve yalnızca fiziksel uzunluğu anlatmaz. Baştaki and, extend fiilini önceki speed up fiiline bağlar. İki fiilin de öznesi High water temperatures olduğundan, cümle özneyi tekrarlamadan birbiriyle ilişkili iki etki sunar.
Alıştırma
Cümleyi bir zaman aralığının daha uzun sürmesini sağlamak anlamındaki fiille tamamlayın: The school decided to ____ the application deadline by three days.
Cevabı göster
extend
dramatically increase the surface area for jellyfish polyps Dilbilgisi
4:09denizanası poliplerinin yapışması, büyümesi ve olgunlaşması için
increase the surface area for ... to ... yapısı
Burada dramatically increase the surface area, kullanılabilir fiziksel yüzeyin çok büyük ölçüde artması demektir. for + isim + to-infinitive yapısında isim, mastarla belirtilen eylemlerin öznesidir. attach, grow ve mature eylemlerini yapan jellyfish polyps ifadesidir; for onları yalnızca faydalanan taraf olarak göstermez. Bu yapı, bir alanın, nesnenin veya fırsatın açıkça belirtilen bir kişi ya da şeyin ne yapmasını mümkün kıldığını gösterebilir.
Alıştırma
Cümleyi for + isim + to-infinitive yapısıyla tamamlayın: The new platform creates more space ____ passengers ____ wait safely.
Cevabı göster
for · to
All these issues require a wide range of policy-based solutions, Kelime
4:15Tüm bu sorunlar, politikaya dayalı çok çeşitli çözümler gerektirir,
policy-based solutions: politika temelli çözümler
Policy-based solutions, bir sorunu ele almak için yasalar, düzenlemeler, finansman kuralları veya kurumsal programlar gibi politikaları temel araç olarak kullanan çözüm yollarıdır. Burada based, basic anlamına değil, bir şeye dayanmak veya onun etrafında düzenlenmek anlamına gelir. Policy-based, solutions sözcüğünden önce kullanılan birleşik bir sıfattır. Kısa çizgi, policy ve based sözcüklerinin tek bir niteleyici olarak birlikte çalıştığını gösterir.
Alıştırma
Hangi açıklama policy-based solutions ifadesine en uygundur?
- Herhangi bir kurumsal eylem olmadan alınan kişisel kararlar
- Sorunları ele almanın temel yolu olarak politikaları kullanan çözümler
- Politikanın temel kavramlarını açıklayan giriş dersleri
Cevabı göster
Sorunları ele almanın temel yolu olarak politikaları kullanan çözümler
but one major way to prevent jellyfish populations Dilbilgisi
4:20ancak denizanası popülasyonlarının çığırından çıkmasını
from getting out of hand: kontrolden çıkmak
Get out of hand, bir durumun kontrol edilmesi zor ya da imkânsız hâle gelmesi anlamındaki bir deyimdir. Gerçek bir ele gönderme yapmaz. Burada getting, prevent ... from doing yapısında from sonrasında gereken -ing biçimidir. Bu nedenle from getting out of hand, kontrol edilemez hâle gelmekten söz eder; bir şeyin elden uzaklaşması anlamına gelmez.
Alıştırma
Hedef deyim get out of hand ifadesini tamamlayın: The meeting is getting out of ____, so let's take a short break.
Cevabı göster
hand
X'in Y yapmasını önlemenin başlıca yollarından biri Z yapmaktır
one major way to prevent X from doing Y is to Z kalıbı, bir sorunu ve ona yönelik ana çözümlerden birini tek cümlede sunar. X, istenmeyen olaydan uzak tutulmak istenen kişi ya da şeyi; doing Y, bu olayı; to Z ise yardımcı olabilecek eylemi belirtir. prevent fiilinden sonra prevent + nesne + from + -ing yapısı kullanılır. Bu cümlede jellyfish populations nesne, getting out of hand istenmeyen olay, to protect their natural predators ise çözümdür. Burada from atılamaz.
Alıştırma
Çözüm sunan kalıbı tamamlayın: One major way to prevent warm air ____ escaping is ____ seal the gaps.
Cevabı göster
from · to
Many of whom ...: bir grup hakkında ek bilgi verme
Many of whom, “o grubun üyelerinin büyük bir kısmı” anlamına gelir. Buradaki whom, hemen önce sözü edilen natural predators ifadesine gönderme yapar ve bu doğal avcıların birçoğunun şu anda risk altında olduğunu belirtir. “Miktar ifadesi + of + ilgi zamiri” yapısı, tanımlayıcı olmayan bir ilgi yan cümlesi başlatır. Bu yapı daha önce geçen çoğul bir isme bağlıdır; tam bir cümlede tek başına durmak yerine normalde o isimden ve virgülden sonra gelir.
Alıştırma
Tanımlayıcı olmayan ilgi yan cümlesini tek kelimeyle tamamlayın: The project supports twenty local fishers, many of ____ work in remote villages.
Cevabı göster
whom
Small-scale fisheries: sınırlı işletme ölçeğindeki balıkçılık faaliyeti
Small-scale fisheries, nispeten sınırlı bir işletme ölçeğinde yürütülen balıkçılık faaliyetlerini ve geçim kaynaklarını ifade eder. Bu faaliyetler çoğunlukla bireyler, aileler, küçük ekipler veya yerel topluluklar tarafından yürütülür. Bu cümlede ifade, Meksika ve Peru'daki topluluklar için çok önemli olan bir ekonomik faaliyeti adlandırır. Buradaki fisheries, balık gruplarını değil, balıkçılık faaliyetlerini veya balıkçılık sektörünü ifade eder. Small-scale; tekneler, ekipman, iş gücü veya sermaye gibi işletme ölçeğini anlatır, balıkların fiziksel büyüklüğünü değil.
Alıştırma
Hangi cümlede small-scale fisheries ifadesi sınırlı ölçekte yürütülen balıkçılık faaliyetleri anlamında kullanılmıştır?
- Small-scale fisheries provide food and income for many coastal families.
- The aquarium keeps several small-scale fisheries in a glass tank.
- The guide photographed three small-scale fisheries swimming near the reef.
Cevabı göster
Small-scale fisheries provide food and income for many coastal families.
that are essential to communities: bir şeye kimin bağımlı olduğunu belirtme
Be essential to + kişi, grup veya sistem, “o kişi, grup veya sistem için gerekli ya da son derece önemli olmak” anlamına gelir. Buradaki to communities, küçük ölçekli balıkçılığa bağımlı olan grupları belirtir; to yön bildirmez. that are essential to communities sıfat cümleciği, small-scale fisheries ifadesini niteler. Bu balıkçılık faaliyetlerinin toplulukları desteklediği önemli bilgisini ekler ve hangi balıkçılık faaliyetlerinden söz edildiğini belirlemeye yardımcı olur.
Alıştırma
Yerel bir raporda “The only clinic is essential to the community.” deniyor. Bu ne anlama gelir?
- Klinik yalnızca topluluğun dışında faydalıdır.
- Klinik yakındaki bütün topluluklara aittir.
- Klinik topluluğa doğru hareket etmektedir.
- Topluluğun kliniğe ihtiyacı vardır veya topluluk kliniği son derece önemli görür.
Cevabı göster
Topluluğun kliniğe ihtiyacı vardır veya topluluk kliniği son derece önemli görür.
which unintentionally capture and kill hundreds of sea turtles each year. Dilbilgisi
4:36her yıl yüzlerce deniz kaplumbağasını yanlışlıkla yakalayıp öldüren
gillnets: hayvanları ağ gözlerinde yakalayan özel balık ağları
Gillnet, suya duvar gibi yerleştirilen belirli bir balık ağı türüdür. Balık bir ağ gözünden kısmen geçtikten sonra solungaçlarından veya gövdesinden takılabilir; gillnets sözcüğü genel olarak bütün balık ağları anlamına gelmez. Ağ gözleri, balıkçıların yakalamayı amaçlamadığı deniz kaplumbağaları gibi hayvanları da dolaştırabilir. Bu nedenle cümle, gillnets ile istenmeden yakalanma ve ölüm arasında bağlantı kurar.
Alıştırma
Hangi açıklama gillnets sözcüğüne en uygun tanımdır?
- Yalnızca yakalanan balıkları taşımak için kullanılan ağlar
- Balıkçılıkta kullanılan her türlü ekipman
- Ağ gözleri balıkları solungaçlarından veya gövdelerinden yakalayan özel ağlar
- Deniz kaplumbağalarını uzak tutan koruyucu engeller
Cevabı göster
Ağ gözleri balıkları solungaçlarından veya gövdelerinden yakalayan özel ağlar
which unintentionally capture and kill: istenmeyen bir sonucu eklemek
which ile başlayan ilgi cümleciği, daha önce geçen gillnets sözcüğü hakkında ek bilgi verir. Burada which, gillnets sözcüğünün yerini tutar ve birbirine bağlanan capture ile kill fiillerinin ortak öznesidir; Mexico and Peru ifadesine gönderme yapmaz. unintentionally, kaplumbağalara verilen zararın balıkçıların amacı değil, ağların kullanımından doğan istenmeyen bir sonuç olduğunu gösterir. Bu yapı, açıklayıcı metinlerde bir şeyin yol açtığı yan etkinin hemen o şeyden sonra eklenmesini sağlar.
Alıştırma
Cümlenin önceki bölümünde Meksika ve Peru'daki gillnets ağlarından söz ediliyor. which neye gönderme yapıyor?
- Uzatma ağları
- Yüzlerce deniz kaplumbağası
- Meksika ve Peru
Cevabı göster
Uzatma ağları
these practices could drive leatherbacks to extinction Kalıp ifadeler
4:43bu uygulamalar önümüzdeki 60 yıl içinde
drive leatherbacks to extinction: bir türün yok olmasına neden olmak
drive leatherbacks to extinction ifadesindeki drive, 'bir şeyi belirli bir sonuca ulaştırmak' anlamına gelir; 'araç sürmek' anlamında değildir. Yapı drive + nesne + to + sonuç şeklindedir: leatherbacks nesnedir, extinction ise zararlı nihai sonuçtur. Could, bunun gelecekte gerçekleşebilecek bir sonuç olduğunu gösterir; yok oluşun kesin olduğunu veya çoktan gerçekleştiğini ileri sürmez.
Alıştırma
'Türün yok olmasına neden olmak' anlamındaki drive + nesne + to + sonuç yapısıyla cümleyi tamamlayın: Continued hunting could ____.
Cevabı göster
drive the species to extinction
some researchers have already developed inexpensive tools
4:49bazı araştırmacılar bu riskleri en aza indirmek için
to minimize these risks: riski ortadan kaldırmadan en aza indirmek
To minimize these risks, araçların geliştirilme amacını belirtir: araçların riskleri makul ölçüde mümkün olan en düşük seviyeye indirmesi amaçlanır. Minimize, bütün risklerin ortadan kalktığı anlamına gelmez. Zararın gerçekleşme olasılığını veya ciddiyetini azaltmaya odaklanır; bu düşünce güvenlik, sağlık, iş dünyası ve mühendislikte yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümlede minimize doğru kullanılmıştır?
- The safety cover eliminates all risk, so an accident is impossible.
- The safety cover is designed to minimize the risk of injury, though it cannot prevent every accident.
- The safety cover describes the risk but does nothing to reduce it.
Cevabı göster
The safety cover is designed to minimize the risk of injury, though it cannot prevent every accident.
has proven useful for allowing sea turtles,
4:58deniz kaplumbağalarının, yunusların ve hatta deniz kuşlarının balıkçılık ekipmanlarından
dolphins, and even seabirds to avoid fishing gear. Kalıp ifadeler
5:00kaçınmasına olanak sağlamada yararlı olduğu kanıtlanmıştır.
Attaching ... has proven useful for allowing ...: özne olarak kullanılan bir -ing öbeği
Attaching green LED lights to gillnets bir ulaç ad öbeğidir. Eylemin tamamı has proven useful ifadesinin öznesidir; attaching, başka bir öznenin nasıl davrandığını açıklayan bir giriş niteleyicisi değildir. Eylem tek bir düşünce olarak ele alındığı için tekil has kullanılır. Has proven useful, kanıtların veya deneyimlerin yöntemin yardımcı olduğunu gösterdiğini bildirir; for allowing ... ise yararlı sonucu açıklar.
Alıştırma
Hangi cümlede bir -ing öbeği has proven useful ile birlikte tekil özne olarak doğru kullanılmıştır?
- Add clear labels has proven useful for helping visitors find the correct room.
- Adding clear labels have proven useful for helping visitors find the correct room.
- Adding clear labels has proven useful for helping visitors find the correct room.
Cevabı göster
Adding clear labels has proven useful for helping visitors find the correct room.
avoid fishing gear: avoid + ad veya -ing biçimi
avoid fishing gear ifadesinde avoid, balıkçılık ekipmanından uzak durmak veya onunla temas etmemek anlamına gelir. İngilizcede hemen ardından fishing gear ad öbeği gelir. Avoid touching the coral örneğinde olduğu gibi avoid sonrasında -ing biçimi de kullanılabilir; avoid sonrasına from eklenmez. Tam cümlede allowing sonrasında bu olanağı kazanan hayvanlar gelir; to avoid fishing gear ise onların ne yapabildiğini açıklar: allow + someone/something + to + verb.
Alıştırma
touch fiilinin doğru biçimini kullanın: To protect the coral, avoid ____ it while swimming.
Cevabı göster
touching
Solutions like this should allow small-scale fishers Anlatım akışı
5:04Bunun gibi çözümler, küçük ölçekli balıkçıların
to support their communities
5:07derimsi okyanus savunucularımız üzerindeki etkilerini en aza indirirken,
Solutions like this: bir örnekten daha geniş bir sınıfa
Solutions like this ifadesi, yakındaki tek bir sözcüğe veya fiziksel bir nesneye değil, az önce açıklanan çözümün tamamına gönderme yapar. Tekil this sözcüğü önceki fikri belirtirken çoğul Solutions sözcüğü bu fikri daha geniş bir sınıfın içindeki bir örnek olarak sunar. Bu ifade, belirli bir örnekten daha genel bir iddiaya geçerek bilgiyi düzenler. Yazar önce bir yöntemi açıklayıp ardından benzer yöntemlerin neler başarabileceğini anlatmak için Solutions like this ifadesini kullanabilir.
Alıştırma
Okuyun: A neighborhood created a tool library so residents could borrow equipment instead of buying it. Solutions like this can reduce waste. İkinci cümlede Solutions like this ne yapıyor?
- Alet kütüphanesi fikrinin tamamına gönderme yapar ve onu benzer çözümlerle aynı gruba yerleştirir.
- Yalnızca equipment sözcüğüne gönderme yapar.
- İlk cümleyle bağlantısı olmayan tamamen yeni bir çözüm sunar.
Cevabı göster
Alet kütüphanesi fikrinin tamamına gönderme yapar ve onu benzer çözümlerle aynı gruba yerleştirir.
while minimizing their impact: ikinci bir hedefi dengelemek
while minimizing their impact ifadesi, supporting their communities ile birlikte gerçekleşen ikinci bir hedef ekler. Burada while, yalnızca “……olduğu sırada” değil, “aynı zamanda” anlamına gelir. -ing yan cümlesi kısaltılmıştır çünkü eylemi yapan kişi daha geniş yapıdan anlaşılır: küçük ölçekli balıkçılar hem topluluklarını destekler hem de kendi etkilerini en aza indirir. Bu kalıp, bir eylem veya yararın başka bir hedefle birlikte yürütüldüğünü göstermek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümlede, birlikte gerçekleştirilen iki hedefi anlatmak için while + -ing doğru kullanılmıştır?
- The new filter saves water while it reducing energy use.
- The new filter saves water while reducing energy use.
- The new filter saves water while to reduce energy use.
Cevabı göster
The new filter saves water while reducing energy use.
our leathery ocean defenders: deniz kaplumbağaları için mecazi bir ad
Bu bağlamda our leathery ocean defenders, deniz kaplumbağaları için kullanılan sevecen ve mecazi bir ifadedir. Leathery onların dayanıklı, deriye benzer yüzeyini çağrıştırır; ocean defenders ise denizanalarını kontrol etmeye yardımcı olmak gibi okyanusa yarar sağlayan ekolojik rolleri nedeniyle onları koruyucular olarak kişileştirir. Our, ortak bir bağ ve sorumluluk duygusu oluşturur. İfade, anlatıcının koruyucu tutumunu gösterir; resmî bir tür adı değildir.
Alıştırma
Bu cümlede our leathery ocean defenders ifadesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Denizde çalışırken deri giyen insan muhafızlar anlamına gelir.
- Bir deniz kaplumbağası grubunun resmî bilimsel adıdır.
- Deniz kaplumbağaları ve onların yararlı ekolojik rolü için kullanılan olumlu, mecazi bir addır.
Cevabı göster
Deniz kaplumbağaları ve onların yararlı ekolojik rolü için kullanılan olumlu, mecazi bir addır.
pack such a painful punch: şaşırtıcı derecede güçlü bir etki yaratmak
Pack a punch, “güçlü bir kuvvete, etkiye veya sonuca sahip olmak” anlamına gelen bir deyimdir. Genellikle küçük ya da zararsız görünen bir şey şaşırtıcı derecede güçlü olduğunda kullanılır; gerçekten yumruk atılması gerekmez. Burada such a painful punch, dereceyi vurgulamak için such a + sıfat + tekil isim yapısıyla alışılmış ifadeyi değiştirir. Denizanasının sokması gerçekten acı verirken deyim de etkisinin güçlü olduğunu anlatır ve böylece canlı bir kelime oyunu oluşur.
Alıştırma
“Şaşırtıcı derecede güçlü bir etkiye sahip olmak” anlamındaki deyimi tamamlayın: The little engine is small, but it really packs a ____.
Cevabı göster
punch
as they run the gauntlet: bir dizi tehlikeyi aşmak
Run the gauntlet, “bir dizi tehlike, saldırı, sınav veya sert eleştiriden geçmek” anlamına gelen bir deyimdir. Temel fikir yalnızca bir yerden koşarak geçmek değil, tekrarlanan ya da birden fazla zorlukla karşılaşmaktır. as they run the gauntlet ifadesinde as, kaplumbağaların yolculuğu sırasında ne olduğunu anlatır. Ardından gelen of predators and harsh conditions bölümü, aşmaları gereken art arda tehditleri adlandırır.
Alıştırma
Hangi cümlede run the gauntlet “bir dizi sınavla karşılaşmak” anlamında kullanılmıştır?
- Maya threw down the gauntlet and challenged Leo to a race.
- He bought a metal gauntlet for his costume.
- The proposal must run the gauntlet of three review committees.
Cevabı göster
The proposal must run the gauntlet of three review committees.