Nasıl özür dilersiniz? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Bu bölüm, özür dileme biçimlerinin ilişkiye, hatanın ciddiyetine ve kültüre göre nasıl değiştiğini Gana, Pakistan, Rusya, Kore ve Hindistan örnekleriyle karşılaştırıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. my bad. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Bu ifadeyi, arkadaşlar arasında kullanılan son derece gündelik bir hata kabulü ve hafif bir özür olarak tanıyın. Rahat sohbetlerdeki küçük hatalara uygunken ciddi bir davranışta veya saygı gerektiren bir ortamda neden fazla laubali duyulabileceğini ayırt edebilirsiniz. 2. slide an apology in the middle of a conversation — Deyimler ve mecazlı ifadeler: slide fiilinin, bir özrü konuşmanın arasına belli etmeden yerleştirip hemen başka konuya geçmeyi anlatan mecazlı kullanımını anlayın. Bu imgeyi, hassas bir mesajı konuşmanın ana odağı hâline getirmeden ekleme biçimini anlatmak için kullanabilirsiniz. 3. to make things right, — Deyimler ve mecazlı ifadeler: İçten bir özrün yalnızca söz söylemekten ibaret olmayıp zararı giderecek bir eylem gerektirebileceğini anlayın. İfadeyi tazminat, düşünceli bir jest veya bir ilişkiyi ya da durumu düzeltmeye yönelik somut bir girişimden söz ederken kullanabilirsiniz.
Bu derste
Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.
0:08Merhaba, bu BBC Learning English'ten 6 Minute English.
depending on the situation: seçimi değiştiren bir koşul
depending on ifadesinden sonra bir seçimi veya sonucu değiştirebilecek koşul gelir. Burada hangi özür dileme biçiminin uygun olduğunu durum belirler. Cümlenin sonundaki depending on the situation, önceki ifadenin tamamına bir koşul ekler. X farklı koşullarda değişiyorsa X changes depending on Y kalıbını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi, koşulu tanıtan ve bu derste öğrendiğiniz iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: Our picnic plans may change ____ the weather.
Cevabı göster
depending on
you could say please forgive me, Kalıp ifadeler
0:20please forgive me (lütfen beni affet) diyebilirsiniz,
please forgive me: resmî bir bağışlanma isteği
Please forgive me, konuşanın yaptığı yanlış bir şey için dinleyenden doğrudan af dilemesidir. Yalnızca bir hatayı kabul etmez; karşı taraftan bağışlanmayı ister. Bu cümlede In formal situations kullanım bağlamını belirler. Basit bir I’m sorry ile karşılaştırıldığında ifade daha ciddi, saygılı ve bilinçli duyulur.
Alıştırma
Rahat bir sohbet sırasında yanlışlıkla arkadaşınızın kalemini alıyorsunuz. Hemen “Please forgive me” demek en doğal tepki midir?
- Hayır, burada fazla resmî ve ciddi duyulur.
- Evet, burada doğal duyulur.
Cevabı göster
Hayır, burada fazla resmî ve ciddi duyulur.
while to a friend you might just say my bad. Kelime
0:22bir arkadaşınıza ise sadece my bad (benim hatam) diyebilirsiniz.
my bad: hatayı gündelik bir şekilde kabul etmek
“My bad”, “Bu benim hatamdı” anlamına gelen kalıplaşmış ve çok gündelik bir ifadedir. Konuşan kişi küçük bir hatanın sorumluluğunu kabul ettiğinde kısa bir özür olarak kullanılabilir. Bu cümledeki “to a friend”, ifadeyi doğal kılan samimi ilişkiyi gösterir. “My bad” ifadesini kelime kelime çevirmeyin.
Alıştırma
Cümleyi, hatanın size ait olduğunu söyleyen iki kelimelik gündelik ifadeyle tamamlayın: I picked up your pen by accident—____.
Cevabı göster
my bad
Can you remember a time when you had to apologize,
0:29Özür dilemek zorunda kaldığın bir zamanı hatırlıyor musun,
I had to apologize this morning because I stepped on someone's toes on the tube. Kelime
0:34bu sabah özür dilemek zorunda kaldım çünkü metroda birinin ayak parmaklarına bastım.
on the Tube: Londra metrosunda
Bu cümlede “on the Tube”, Londra metrosunda bulunmak veya yolculuk etmek anlamına gelir. “The Tube”, Londra'nın yer altı demiryolu sistemi için kullanılan tanıdık bir İngiliz adıdır; burada tube “boru” anlamında değildir. Bu ulaşım aracıyla normalde on edatı kullanılır: travel on the Tube veya leave something on the Tube denir. Sistemin adı olduğu için Tube normalde büyük harfle başlar.
Alıştırma
Hangi cümlede “the Tube” doğal biçimde kullanılmıştır?
- We took the Tube from Times Square to Central Park.
- We left our bags on the Tube after getting off at Baker Street.
- The plumber repaired the Tube under the sink.
Cevabı göster
We left our bags on the Tube after getting off at Baker Street.
depends on what you've done: depend on sonrasında what yan cümlesi
Depend on, “bir şeye bağlı olmak” veya “bir şey tarafından belirlenmek” demektir. Burada what you've done bütünü bir isim yan cümlesidir. Bu yan cümle on edatının nesnesi olur ve özrün biçimini belirleyen belirli eylemi adlandırır. Bu, bağımsız bir soru değildir. Yan cümlede düz cümle sırası kullanılır: what you've done; what have you done değil.
Alıştırma
Cümleyi depend on yapısının geniş zaman biçimi ve bir what yan cümlesiyle tamamla: The activity ____ supplies we have.
Cevabı göster
depends on what
So, sorry is fine if you accidentally step on someone's toes like you did this morning,
0:42Yani, senin bu sabah yaptığın gibi yanlışlıkla birinin ayak parmaklarına basarsan sorry (özür dilerim) demek sorun olmaz,
But what if you do something really serious, Dilbilgisi
0:48Peki ya gerçekten ciddi bir şey yaparsan,
But what if...: varsayımsal bir durum ortaya koymak
What if + özne + fiil, hayal edilen veya gerçekleşmesi mümkün bir durumu ortaya koyar ve dinleyenden sonucu ya da bir planı düşünmesini ister. Bu yapıda geniş zamanlı bir fiil gelecekteki bir olasılığı anlatabilir. Burada konuşan kişi, birinin çok ciddi bir şey yaptığını hayal eder; yan cümle geçmişteki bir gerçeği bildirmez. But, mevcut fikre karşı bir itirazı veya istisnayı gösterir ve tartışmayı daha zor bir duruma taşır.
Alıştırma
Gelecekteki olası bir sorunu ortaya koyan iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamla: ____ the power goes out tonight?
Cevabı göster
What if
who publicly criticized the king of the Ashanti tribe? Notlar
0:53Ashanti kabilesinin kralını alenen eleştirmesi gibi?
publicly criticized: kamuoyu önünde eleştirmek
Publicly criticized, birinin bir kişi veya kararda yanlış bulduğu noktaları halkın duyabileceği, okuyabileceği veya öğrenebileceği biçimde açıkça söylediğini belirtir. Publicly, criticized sözcüğünü niteler; eleştiriyi kimin yaptığını değil, eleştirinin ne kadar açık yapıldığını anlatır. Burada geleneksel bir kralı kamuoyu önünde eleştirmek, aynı yorumu özel olarak yapmaktan daha geniş sosyal etkiler doğurabilir. Başka durumlarda kullanılabilecek yapı publicly criticize + kişi, kuruluş, politika veya karardır.
Alıştırma
Eleştirinin geniş bir kitleye açıkça ifade edildiğini hangi cümle net biçimde anlatır?
- The company publicly criticized the new rule during a televised meeting.
- The company criticized the rule in a private email to one director.
- The company quietly accepted the new rule without comment.
Cevabı göster
The company publicly criticized the new rule during a televised meeting.
the king of the Ashanti tribe: geleneksel bir Asante otoritesi
Bu cümlede the king, Gana’daki Asante (Aşanti) halkının ve krallığının geleneksel hükümdarını ifade eder. Bir masal kahramanı veya Gana’nın ulusal hükûmetinin başı değildir. Bu geleneksel otorite, kamuoyu önünde yapılan eleştirinin neden özel bir toplumsal ve törensel ağırlık taşıyabileceğini açıklar. King of ... yapısını okurken hükümdarın yetki alanını of sonrasındaki ifadeden belirleyin; bu yapı her zaman bir ülkenin hükümdarı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede the king en doğru biçimde neyi ifade eder?
- Gana’nın seçilmiş ulusal hükûmet başkanı
- Bir masaldaki hayalî kral
- Asante topluluğu içindeki geleneksel bir hükümdar ve otorite
Cevabı göster
Asante topluluğu içindeki geleneksel bir hükümdar ve otorite
Here's BBC World Service program The Fifth Floor covering the story.
0:57İşte haberi sunan BBC World Service programı The Fifth Floor.
I guess it's not every day that you end up offending a king, Notlar
1:05Sanırım her gün bir kralı gücendirmiyorsunuzdur,
it's not every day that: bir şeyin sıra dışı olduğunu söylemek
it's not every day that... kalıbı, ardından gelen olayın sıra dışı veya nadir olduğu anlamına gelir. Genellikle bir şeyin ne sıklıkla gerçekleştiğine dair kesin bir sıklık belirtmez. that ile başlayan bölüm, sıra dışı olayın ne olduğunu söyler. Burada bir kralı gücendirmek, dikkat çekici ve pek olası olmayan bir deneyim olarak sunulur. Olay iyi, kötü ya da yalnızca şaşırtıcı olabilir.
Alıştırma
Hangi cümle bir astronotla tanışmanın sıra dışı bir deneyim olduğunu doğal biçimde anlatır?
- Meeting an astronaut is an everyday event for everyone.
- It's not every day that you meet an astronaut.
- You meet an astronaut every day.
Cevabı göster
It's not every day that you meet an astronaut.
end up offending: planlanmamış bir son sonuç
End up + fiil-ing, bir durumun vardığı son sonucu anlatır. Bu sonuç çoğu zaman planlanmamış veya beklenmemiştir. End up offending, olayların gelişmesi sonucunda birinin başka birini gücendirmesi demektir; up yukarı doğru hareket anlamına gelmez. End up'tan sonra bir eylem fiili gelirse end up doing biçimindeki gibi -ing kullanılır; end up do veya end up to do kullanılmaz. Burada şaşırtıcı son sonuç bir kralı gücendirmektir.
Alıştırma
Hangi cümle planlanmamış bir son sonucu anlatmak için end up yapısını doğru kullanır?
- We missed the last bus, so we ended up walk home.
- We missed the last bus, so we ended up to walk home.
- We missed the last bus, so we ended up walking home.
Cevabı göster
We missed the last bus, so we ended up walking home.
Let's say you did: varsayımsal bir durum kurmak
“Let’s say + cümle” yapısı, konuşmanın devam edebilmesi için dinleyiciyi hayalî bir durumu o an için kabul etmeye davet eder. Bu durumun gerçekten yaşandığını ileri sürmez. Burada did, daha önce geçen offend a king eyleminin yerini tutar. Bu nedenle let’s say you did, eylemi tekrar etmeden “bir kralı gücendirdiğini varsayalım” anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümle varsayımsal bir durum kurmak için let’s say ifadesini kullanıyor?
- Let's say the rain starts before the game. What will we do?
- The rain started before the game yesterday.
- Please say the word rain.
Cevabı göster
Let's say the rain starts before the game. What will we do?
Would you know how to apologize to him? Dilbilgisi
1:11Ondan nasıl özür dileyeceğinizi bilir miydiniz?
know how to apologize: yöntemi bilmek
“Know how to + fiilin yalın hâli” yapısı, bir şeyi yapmanın yöntemini veya adımlarını bilmek anlamına gelir. Know how to apologize, özür dilemek için ne söyleneceğini ve ne yapılacağını bilmek demektir. Would you know how to apologize to him? cümlesinde konuşan kişi, dinleyicinin bu hayalî durumda doğru şekilde nasıl karşılık vereceğini bilip bilmeyeceğini sorar.
Alıştırma
Cümleyi know how to kalıbı ve fix fiiliyle tamamlayın: Maya ____ her bicycle.
Cevabı göster
knows how to fix
a journalist made some comments on television about the king of the Ashanti tribe, Kalıp ifadeler
1:15bir gazeteci televizyonda Ashanti kabilesinin kralı hakkında bazı yorumlar yaptı
made some comments: görüş belirtmek için doğal bir kalıp
Made some comments, bazı görüş veya düşünceler dile getirdi anlamına gelir. İngilizcede comments ismi doğal olarak make fiiliyle kullanılır; some sayıyı belirsiz bırakır ve yorumların olumlu mu olumsuz mu olduğunu göstermez. Bu cümlede on television kullanılan mecrayı, about the king of the Ashanti tribe ise yorumların konusunu belirtir. Başka konularla make comments about/on something kalıbı kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi make some comments ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: At the meeting, the chair ____ about the new timetable.
Cevabı göster
made some comments
and soon she found herself at his palace apologizing. Dilbilgisi
1:20ve çok geçmeden kendini onun sarayında özür dilerken buldu.
found herself ... apologizing: beklenmedik bir durumda kalmak
Found herself at his palace apologizing, olayların onu bu duruma sürüklediği anlamına gelir: Saraydaydı ve özür diliyordu; muhtemelen kendini böyle bir durumda bulmayı beklemiyordu. Find oneself + yer/durum/etkinlik, kişinin bir durumda olduğunu fark etmesini veya sonunda o duruma düşmesini anlatır; kelimenin tam anlamıyla kendini aramak değildir. Burada at his palace yeri belirtir, apologizing ise orada ne yaptığını anlatan -ing biçimidir. Dönüşlülük zamiri özneyle uyumlu olmalıdır: she ... herself.
Alıştırma
Cümleyi find oneself yapısının geçmiş zaman biçimi ve Lina ile uyumlu zamirle tamamlayın: After following the wrong path, Lina ____ alone by the river.
Cevabı göster
found herself
The presenter says it's not every day that you offend a king.
1:25Sunucu, her gün bir kralı gücendirmediğinizi söylüyor.
highlights that what's happened is very unusual.
1:32olup bitenin çok alışılmadık olduğunu vurguluyor.
how do apologies change from culture to culture? Kalıp ifadeler
1:35özür dileme kültürel olarak nasıl değişir?
from culture to culture: kültürden kültüre farklılık
from culture to culture ifadesinde tekil culture adı, from X to X kalıbında tekrarlanır. İfade “farklı kültürler arasında” veya “kültüre bağlı olarak” anlamına gelir; bir kültürden diğerine fiziksel bir hareketi anlatmaz. Bu kalıp, aynı türden ayrı örnekler arasındaki farklılığı vurgular. X yerine tekil ve sayılabilen bir ad kullanılır: from person to person, from country to country veya from case to case gibi.
Alıştırma
“Farklı dükkânlarda” anlamına gelen from X to X ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Prices vary ____.
Cevabı göster
from shop to shop
along with some useful new words and phrases.
1:42bazı faydalı yeni kelimeler ve ifadelerle birlikte.
you'll find all the vocabulary from this episode on our website,
1:45bu bölümdeki tüm kelimeleri web sitemizde bulabilirsiniz,
We know that people from different countries apologize in different ways,
1:53Farklı ülkelerden insanların farklı şekillerde özür dilediklerini biliyoruz,
but what might someone do to say sorry if they were from India?
1:58ancak biri Hindistan'dan gelseydi özür dilemek için ne yapardı?
I am going to guess: emin olmadan cevap vermek
Burada I am going to guess, “emin olmasam da bir cevap vereceğim” anlamına gelir. C) bow down seçeneğini söylemeden önce kesinlik derecesini azaltır. Be going to çoğu zaman geleceğe yönelik bir planı belirtir; ancak bu hızlı cevapta konuşanın birazdan yapacağı seçimi tanıtır. Yeniden kullanılabilen kalıp, I'm going to guess + cevap veya I'm going to guess + that yan cümlesidir.
Alıştırma
Hangi cevabın doğru olduğundan emin değilsiniz. Hangi cümle B’yi bir tahmin olarak sunar?
- I'm going to guess the answer is B.
- I am going to check whether B is correct.
- I know for certain that the answer is B.
Cevabı göster
I'm going to guess the answer is B.
we'll find out if you're right at the end of the program.
2:12haklı olup olmadığını programın sonunda öğreneceğiz.
Let's return to: önceki bir konuya dönmek
Let's return to + bir kişi veya konu, konuşmayı daha önce sözü edilen bir noktaya geri götüren bir geçiş ifadesidir. Bu cümlede odak yeniden Afia Pokua'ya yöneltilir. Let's, odak değişimine dinleyiciyi de katar. Bu ifade bilgiyi düzenler; birinin fiziksel olarak geri döndüğü anlamına gelmez.
Alıştırma
Kısa bir örnek verdikten sonra önceki konuya dönmek için return içeren üç sözcüklü geçiş ifadesini kullanın: ____ our main question.
Cevabı göster
Let's return to
Her comments divided opinion in Ghana, Kalıp ifadeler
2:22Yorumları Gana'da fikir ayrılıklarına yol açtı,
comments divided opinion: kamuoyunu ikiye bölmek
X divided opinion kalıbı, X'in insanların belirgin biçimde farklı görüşler oluşturmasına yol açtığını ifade eder. Bu cümlede her comments neden, divided geçmiş zaman fiili, opinion ise kamuoyunun genel tepkisidir. Bu kalıpta opinion, özellikle Britanya haber İngilizcesinde, toplu anlam taşıyan sayılamayan bir isim olarak yaygın biçimde kullanılır. Bir öneri ya da tavsiye değil, kamuoyu veya insanların görüşleri anlamına gelir.
Alıştırma
İnsanların farklı görüşlere sahip olmasına neden oldu anlamındaki iki sözcüklü kalıpla cümleyi tamamlayın: The new policy ____ among local residents.
Cevabı göster
divided opinion
but eventually Afia decided to say sorry to the king,
2:24ancak sonunda Afia kraldan özür dilemeye karar verdi,
following strict traditional rules that she dress in black and apologize kneeling down on her knees. Notlar
2:28siyah giyinip dizlerinin üzerine çökerek özür dilemek gibi katı geleneksel kuralları izleyerek.
following strict traditional rules: following ‘uymak’ anlamındadır
Burada following, “uymak” veya “bir şeye göre hareket etmek” anlamına gelir. “Arkasından gelmek” anlamında değildir. Bu ifade, Afia'nın nasıl özür dilediğini açıklar: katı geleneksel kurallara uyarak özür diler. -ing yapısı, eylemin nasıl yapıldığını ekler. Ardından gelen siyah giyinme ve diz çökme ayrıntıları, bu kuralların ne gerektirdiğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir etkinliğin nasıl yapıldığını following strict traditional rules ifadesiyle anlatır?
- The ritual began after the traditional rules were discussed.
- The traditional rules were written down after the ritual.
- The ritual was performed following strict traditional rules.
Cevabı göster
The ritual was performed following strict traditional rules.
that she dress in black: bir kuralda fiilin yalın hâli
That yan cümlesi, kuralın neyi gerektirdiğini söyler. Bir gereklilik ifade ettiği için resmî İngilizcede she öznesinden sonra fiilin yalın hâli dress kullanılabilir; fiil dresses biçimine dönüşmez. Bu yapı, onun genellikle ne yaptığını değil, ne yapması gerektiğini gösterir. İngiliz İngilizcesinde aynı gerekliliği anlatmak için that she should dress in black yapısı da yaygındır.
Alıştırma
Bu resmî gerekliliği fiilin yalın hâliyle tamamlayın: The rule requires that every guest ____ in black.
Cevabı göster
dress
kneeling down on her knees: törensel bir özür duruşu
Bu cümlede kneeling down on her knees, katı geleneksel kuralların özür sırasında gerektirdiği beden duruşunu anlatır. Bu, durumla ilgisiz sıradan bir hareket değildir; diz çökmek, özrün sunuluş biçiminin bir parçasıdır. Bu duruş alçakgönüllülük, derin pişmanlık veya saygı gösterebilir. Kneel zaten dizlerin üzerine inmek ya da diz üstü durmak demektir; bu yüzden on her knees görüntüyü netleştirir ama anlamın bir kısmını tekrarlar.
Alıştırma
Hangi cümle diz çökmenin saygılı bir özrün parçası olduğunu en iyi gösterir?
- She left the room without apologizing.
- She knelt down to show respect while apologizing.
- She waved cheerfully and began a game.
Cevabı göster
She knelt down to show respect while apologizing.
Afia's story shows the influence of culture on how people say sorry. Anlatım akışı
2:35Afia'nın hikayesi, insanların özür dileme şekillerinde kültürün etkisini gösteriyor.
the influence of A on B: bir temayı özetleme
The influence of culture on... ifadesi, culture affects something düşüncesini soyut bir isim öbeğiyle anlatır. Burada on, etkilenen alanı belirtir: how people say sorry. Tekrar kullanılabilen kalıp the influence of A on B şeklindedir. A’yı etkileyen unsur, B’yi ise etkilenen davranış veya sonuç olarak adlandırarak bir hikâyeyi, araştırmayı ya da tartışmayı özetlemeye yardımcı olur. B bir isim öbeği veya how ile başlayan bir yan cümle olabilir.
Alıştırma
The influence of A on B kalıbını tamamlayın: The report explains ____ screen time ____ sleep.
Cevabı göster
the influence of · on
Let's listen now as three BBC journalists from different countries
2:40Şimdi farklı ülkelerden üç BBC gazetecisinin,
explain to World Service program The Fifth Floor how to say sorry in their culture.
2:44World Service programı The Fifth Floor'da kendi kültürlerinde nasıl özür dilendiğini açıklamalarını dinleyelim.
I would say that: bir yargıyı yumuşatmak
I would say that, konuşanın şu anki görüşünü ifade etmeye başlar. Buradaki would, bir şeyin geçmişte gerçekleştiği anlamına gelmez; ifadeyi doğrudan bir iddiaya göre daha az kesin gösterir. Bir grup hakkında geniş kapsamlı bir ifadeden önce kullanıldığında, bunun konuşanın kendi değerlendirmesi olduğunu gösterir ve istisnalara ya da karşı görüşlere yer bırakır. İddiayı yumuşatır, ancak doğru olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Hangi cümle sonucu dikkatli bir kişisel değerlendirme olarak sunuyor?
- The blue route is definitely the safest, and no one can disagree.
- I would say that the blue route is the safest.
- Say that the blue route is safe.
Cevabı göster
I would say that the blue route is the safest.
they're not really expressive,
2:53gerçekten duygu ve düşüncelerini dışa vuran kişiler olmadığını söyleyebilirim,
So, what we generally do is we would slide an apology in the middle of a conversation Notlar
2:55Bu yüzden genel olarak yaptığımız şey, konuşmanın ortasına bir özrü sıkıştırmak
what we generally do is: alışılmış bir uygulamayı tanıtmak
What we generally do is, “genellikle yaptığımız şey şudur” anlamına gelir. What yan cümlesi önce konuyu, yani genellikle yaptığımız şeyi belirtir; is sözcüğünden sonraki bölüm de belirli eylemi verir. Bu yapı eylemi sona yerleştirerek onu bilginin odak noktası yapar. Bir rutini, süreci veya grup alışkanlığını açıklamak için kullanın. Is sözcüğünden sonra What we generally do is check twice örneğindeki gibi doğrudan bir eylem fiili ya da konuşmada altyazıdaki gibi daha tam bir yan cümle gelebilir.
Alıştırma
Rutini dersteki ifadeyle tamamlayın: ____ check the safety equipment before each trip.
Cevabı göster
What we generally do is
slide an apology in the middle of a conversation: özrü konuşmaya belli etmeden eklemek
Burada slide an apology in the middle of a conversation, konuşma sürerken kısa bir özrü sessizce ve doğal biçimde araya eklemek anlamına gelir. Slide mecazidir; fiziksel olarak kayan bir şey yoktur. in the middle of a conversation bölümü, bu sessiz eklemenin konuşmanın ortasında yapıldığını belirtir. Bu ifade, özrü konuşmanın merkezi değil, dikkat çekmeden eklenen küçük bir bölüm gibi gösterir. Yeniden kullanılabilecek kalıp slide something into a conversation or discussion biçimindedir ve bir şeyi fazla dikkat çekmeden konuşmaya eklemek demektir.
Alıştırma
Cümleyi ‘kısa bir özrü sessizce araya ekledi’ anlamındaki mecazi slide ifadesiyle tamamlayın: Leo ____ the conversation before changing the subject.
Cevabı göster
slid a short apology into
and then very quickly move on to a new topic Öbek fiiller
3:01ve ardından çok hızlı bir şekilde yeni bir konuya geçmektir
move on to a new topic: yeni bir konuya geçmek
Move on to a new topic, mevcut konuyu konuşmayı bırakıp başka bir konuyu konuşmaya başlamak anlamına gelir. Burada move on mecazidir; fiziksel hareketi değil, konuşmanın ilerlemesini anlatır. move on to + isim kalıbı sırada ne olduğunu belirtir. Örneğin move on to the next question veya move on to chapter two denebilir.
Alıştırma
Cümleyi ‘sonraki maddeye geçmek’ anlamındaki move on kalıbıyla tamamlayın: We have finished the safety rules, so let's ____ the first activity.
Cevabı göster
move on to
so that we don't have to sort of be very upfront about it. Ton ve niyet
3:03böylece bu konuda pek de açık sözlü olmamıza gerek kalmaz.
sort of: bir betimlemeyi yumuşatmak
Burada sort of, be very upfront ifadesini yumuşatır. “Bir bakıma” veya “biraz” anlamına gelir; böylece konuşan kişi daha az doğrudan ve daha az kesin konuşur. Burada bir şeyi sınıflandırmaz. Bir betimleme ya da değerlendirmenin önündeki sort of, sözlerin yalnızca yaklaşık olduğunu veya konuşan kişinin sözün gücünü azaltmak istediğini sık sık gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede sort of bir betimlemeyi yumuşatmak için kullanılmıştır?
- The film was sort of scary.
- This is a sort of puzzle.
- The film was extremely scary.
Cevabı göster
The film was sort of scary.
which happens on the last Sunday before Easter.
3:10Paskalya'dan önceki son Pazar günü gerçekleşir.
a tradition called Forgiveness Sunday: adı olan bir geleneği tanıtmak
a tradition called Forgiveness Sunday ifadesi bir geleneğin adını tanıtır. Burada called, “adı verilen” anlamındadır; called sözcüğünden sonraki sözler geleneğin adını verir. Bağışlanma Pazarı, Doğu Ortodoks Hristiyanlığında gözlemlenen bir gündür. İnsanlar Paskalya’ya uzanan Büyük Perhiz döneminden önce birbirlerinden bağışlanma diler. Daha kesin olarak, Paskalya’dan birkaç hafta önce, Büyük Perhiz başlamadan önceki pazar günüdür.
Alıştırma
a tradition called Forgiveness Sunday ifadesini en iyi hangi açıklama anlatır?
- Forgiveness Sunday, Paskalya’dan sonra düzenlenen bir spor etkinliğinin adıdır.
- Forgiveness Sunday, Büyük Perhiz’den önce bağışlanma istemekle ilgili bir Doğu Ortodoks geleneğinin adıdır.
- Forgiveness Sunday, hiç kimsenin özür dilemesine izin verilmeyen herhangi bir pazar günü demektir.
Cevabı göster
Forgiveness Sunday, Büyük Perhiz’den önce bağışlanma istemekle ilgili bir Doğu Ortodoks geleneğinin adıdır.
The tradition is that you call your family and friends and apologize for any sorrows you've caused. Kalıp ifadeler
3:13Gelenek, ailenizi ve arkadaşlarınızı aramanız ve neden olduğunuz herhangi bir üzüntü için özür dilemenizdir.
apologize to someone for something: bir şey için birinden özür dilemek
Apologize for something yapısında for, özrün nedenini tanıtır. Bu neden bir davranış, hata veya verilen zarar olabilir. Buradaki any sorrows you've caused, başka insanlara yaşatmış olabileceğin üzüntü veya incinmeyi anlatır. Özrü alan kişiyi belirtmek için apologize to someone kullanılır. Tam kalıp apologize to someone for something şeklindedir. Bu cümlede family and friends, aranıp özür dilenen kişilerdir; any sorrows you've caused ise özrün nedenini belirtir.
Alıştırma
Cümleyi apologize ve doğru edatlarla tamamlayın: She needs to ____ her teacher ____ arriving late.
Cevabı göster
apologize to · for
the way of saying sorry varies depending on the relationship between the speaker and the listener Dilbilgisi
3:20özür dileme şekli dildeki karmaşık saygı ifadeleri sistemi nedeniyle
due to the complex honorific system in the language. Notlar
3:25konuşan ve dinleyen arasındaki ilişkiye göre değişir.
the way of doing something varies depending on...: bir şeyi yapma biçimi ... göre değişir
The way of saying sorry, “insanların nasıl özür dilediği” anlamına gelir. the way of + -ing kalıbı, bir şeyi yapma yöntemini veya biçimini adlandıran bir isim grubudur. Varies depending on, başka bir etken değiştiğinde bu yöntemin de değiştiğini anlatır. Yeniden kullanılabilen kalıp The way of doing something varies depending on + etken şeklindedir. Tam cümlede bu etken, konuşan kişiyle dinleyen kişi arasındaki ilişkidir. Daha sonra gelen due to ifadesi ise bu farklılığın nedenini, yani dildeki karmaşık saygı ifadeleri sistemini açıklar.
Alıştırma
Cümleyi vary ve depend kullanılarak oluşturulan üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: The way of greeting a guest ____ the situation.
Cevabı göster
varies depending on
due to + isim öbeği: neden belirtmek
Bu cümlede due to, özür dileme biçiminin neden değiştiğini açıklar: dilde karmaşık bir saygı sistemi vardır. Due to bir edat öbeği olarak kullanılır ve due to the weather örneğinde olduğu gibi ardından bir isim veya isim öbeği gelir. Bir durumu ya da sonucu nedeniyle ilişkilendirir.
Alıştırma
Hangi cümlede due to bir isim öbeğinden önce doğru kullanılmıştır?
- The train was delayed due heavy snow.
- The train was delayed due to the snow was heavy.
- The train was delayed due to heavy snow.
Cevabı göster
The train was delayed due to heavy snow.
honorific system: saygı ve ilişkileri belirtmek
Honorific system, saygıyı ve sosyal ilişkileri göstermek için kullanılan dil seçimleri bütünüdür. Unvanları, sözcük biçimlerini, ekleri veya konuşma düzeylerini etkileyebilir. Burada, özür dileme biçiminin ilişkiye göre neden değiştiğini açıklar: konuşan kişi, dinleyenin konumuna ve aralarındaki yakınlığa uygun bir biçim seçer. Bu terim yalnızca tek bir kibar sözcüğü değil, bütün bir dil sistemini anlatır.
Alıştırma
Honorific system ifadesini en iyi hangi açıklama tanımlar?
- Herkesin her durumda tamamen aynı sözcükleri kullanmasını sağlar.
- Saygıyı ve sosyal ilişkileri göstermek için farklı dil biçimleri kullanır.
- Her sözcüğün büyük harflerle yazılmasını gerektiren bir kuraldır.
Cevabı göster
Saygıyı ve sosyal ilişkileri göstermek için farklı dil biçimleri kullanır.
we say 죄송합니다. This is used in formal situations or with people we don't know well, Ton ve niyet
3:29biz 죄송합니다 deriz. Bu resmi durumlarda veya iyi tanımadığımız kişilerle kullanılır,
Resmî durumlar veya iyi tanımadığımız kişiler: resmî özür ne zaman kullanılır
Vurgulanan bölüm, resmî Korece özür ifadesi 죄송합니다를 seçmek için iki ayrı koşul verir: durum resmîdir veya karşınızdaki kişiyi iyi tanımıyorsunuzdur. This, 죄송합니다 ifadesine gönderme yapar. Koşullar or ile bağlandığı için bunlardan birinin karşılanması yeterlidir. Hem resmî bir ortamda olmanız hem de kişiyi tanımıyor olmanız gerekmez.
Alıştırma
Hangi durum cümledeki koşullardan birine açıkça uyar?
- Yeni tanıştığınız birinden özür dilemek.
- Oyun oynarken kendi kendinize konuşmak.
- En yakın arkadaşınızla özel olarak şakalaşmak.
Cevabı göster
Yeni tanıştığınız birinden özür dilemek.
죄송합니다 derken sık sık eğilmek: saygılı bir hareket
Burada bow, 죄송합니다 derken üst bedeni öne eğmek anlamındadır. Bu beden hareketi sözlere görünür bir saygı ve özür işareti ekler. Often, bunun yaygın bir uygulama olduğunu, her seferinde gerçekleşmediğini gösterir. Hareketin biçimi kişilere ve duruma göre değişebilir.
Alıştırma
Cümleye göre insanlar 죄송합니다 derken sık sık ne yapar?
- Her zaman tamamen hareketsiz kalırlar.
- Saygı göstermek için üst bedenlerini eğerler.
- Ok ve yay kullanırlar.
Cevabı göster
Saygı göstermek için üst bedenlerini eğerler.
They don't usually show what they think or feel.
3:45Genellikle ne düşündüklerini veya hissettiklerini göstermezler.
not expressive: düşünceleri veya duyguları açıkça göstermemek
Bu cümlede not expressive, insanların düşüncelerini veya duygularını sözler, yüz ifadeleri ya da davranışlarla genellikle açıkça göstermemesi anlamına gelir. Sonraki cümle bu anlamı doğrudan açıklar. Bu ifade, duyguların var olup olmadığını değil, nasıl aktarıldığını anlatır. Bir kişi güçlü duygular hissedebilir ama yine de bunları pek belli etmeyebilir.
Alıştırma
Hangi cümle birinin not expressive olduğunu en iyi gösterir?
- He is unable to have feelings.
- He has strong feelings but rarely shows them.
- He immediately shares every thought and feeling.
Cevabı göster
He has strong feelings but rarely shows them.
an adjective meaning slightly rude but in a funny, playful way.
3:51bu sıfat hafifçe kaba ama komik, eğlenceli bir yolla anlamına gelir.
tend to be: genel bir eğilimi anlatmak
Tend to be, “genellikle öyledir” veya “çoğu zaman belirli bir özelliğe sahiptir” anlamına gelir. Burada grup hakkındaki tanımı, istisnasız bir iddia yerine genel bir eğilim olarak sunar. Yapı subject + tend to be + adjective or noun phrase şeklindedir. Özne he, she veya it olduğunda tends to be kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi genel bir eğilimi anlatan üç sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: Young children ____ curious about new things.
Cevabı göster
tend to be
cheeky: biraz kaba ama şakacı
Burada cheeky, biraz kaba ya da fazla cesur olan ama aynı zamanda eğlenceli ve şakacı görünen sözleri veya davranışları anlatır. Genellikle ağır bir eleştiri değil, hafif bir yorumdur. Sözcüğün dostça mı yoksa eleştirel mi duyulduğu konuşanın tonuna, kişiler arasındaki ilişkiye ve davranışın ne kadar ciddi olduğuna bağlıdır.
Alıştırma
Hangi durum en iyi cheeky sözcüğüyle anlatılır?
- Biri başka bir kişiyi korkutmak için acımasız bir tehditte bulunur.
- Bir çocuk biraz cesur bir şaka yapar ve şakacı biçimde gülümser.
- Biri konuşmadan, kibarca sırasını bekler.
Cevabı göster
Bir çocuk biraz cesur bir şaka yapar ve şakacı biçimde gülümser.
people sometimes avoid being upfront about what they've done.
3:57insanlar bazen ne yaptıkları konusunda dürüst olmaktan kaçınırlar.
you speak openly about it so everyone knows your feelings and intentions.
4:03herkesin hislerinizi ve niyetlerinizi bilmesi için o konu hakkında açıkça konuşursunuz.
be upfront about something: açık ve dürüst konuşmak
Be upfront about something, önemli bilgileri saklamak yerine bir konu hakkında açık ve dürüst biçimde konuşmak demektir. About sözcüğünden sonra duygular, niyetler, maliyetler, hatalar veya sorunlar gibi konuşulan konu gelir. Bu ifadede upfront, kişinin nasıl iletişim kurduğunu anlatır; fiziksel bir konumu belirtmez. Konuştuğunuz kişiyi de belirtmek için be upfront with someone about something diyebilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrendiğiniz, ‘bir konu hakkında açık ve dürüst olmak’ anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Please be ____ any extra costs before I sign.
Cevabı göster
upfront about
the journalist Liza Fokht describes a tradition called Forgiveness Sunday,
4:10gazeteci Liza Fokht, Bağışlanma Pazarı denen bir geleneği anlatıyor,
Moving now to...: konu geçişi ifadesi
Moving now to Russia bir geçiş işaretidir: dinleyiciye önceki konudan çıkılıp Rusya hakkındaki bir bölüme geçildiğini bildirir. Buradaki moving fiziksel yolculuğu değil, konuşmanın ilerleyişini anlatır. Moving now to + yer veya konu kalıbı sıradaki ülkeyi, soruyu, örneği ya da bölümü tanıtabilir. Başta kullanılması, dinleyicilerin bilginin nasıl düzenlendiğini takip etmesine yardımcı olur.
Alıştırma
Sunucunun geçişini derste öğrendiğiniz tam ifadeyle tamamlayın: ____ Brazil, our correspondent explains the election results.
Cevabı göster
Moving now to
when people apologize to friends and family for sorrows they have caused.
4:14bu, insanların neden oldukları sorrows (üzüntüler) için arkadaşlarına ve ailelerine özür diledikleri zamandır.
Sorrows: üzüntü veya pişmanlığın ayrı kaynakları
Sorrows, sorrow sözcüğünün çoğuludur. Burada yalnızca üzüntü duygusunu değil, üzüntüye yol açan ayrı sıkıntıları, kayıpları ya da pişmanlıkları anlatır. Çoğul biçim, bu acı verici nedenleri kişinin taşıdığı veya hatırladığı ayrı deneyimler gibi gösterir. Sözcük genellikle ciddi ve edebî bir tona sahiptir; bu nedenle dinî veya törensel dilde uygundur.
Alıştırma
Hangi cümlede sorrows ciddi ve çoğul anlamıyla doğal biçimde kullanılmıştır?
- At the ceremony, people spoke of their sorrows and losses.
- I bought two sorrows at the market.
- Please sorrows the door before you leave.
Cevabı göster
At the ceremony, people spoke of their sorrows and losses.
how you say sorry depends on who you're apologizing to. Dilbilgisi
4:24nasıl özür dilediğiniz, kime özür dilediğinize bağlıdır.
depends on who you're apologizing to: kimden özür dilediğine bağlı olmak
Depends on, bir şeyin başka bir şey tarafından belirlendiğini veya etkilendiğini anlatır. Burada özür dileme biçimi, özrün yöneltildiği kişiye göre değişir. Who you're apologizing to, on sözcüğünden sonra gelen dolaylı soru yan cümlesidir. Doğrudan sorudaki who are you apologizing to dizilişi yerine düz cümle dizilişi olan who you're apologizing to kullanılır. Sondaki to, apologize to someone yapısından gelir ve yan cümlenin sonunda doğal durur.
Alıştırma
Konuşma resmiyetinin konuşulan kişiye göre belirlendiğini doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?
- How formal you sound depends on who you're speaking to.
- How formal you sound depends at who you're speaking to.
- How formal you sound depends on who are you speaking to.
Cevabı göster
How formal you sound depends on who you're speaking to.
should be addressed. Dilbilgisi
4:34hitap edilmesi gerektiğini belirten karmaşık bir honorific (saygı) sistemine sahiptir.
people above you in the social order: toplumsal hiyerarşide sizden üstte olan kişiler
people above you in the social order, toplumsal statüsü veya yetkisi sizinkinden daha yüksek olan kişiler demektir. Above burada mecazidir; fiziksel konumu değil, sıralamadaki yeri anlatır. Bu cümlede ifade, saygı dili sistemini anlamak için gereken arka planı verir: Birine hitap etme biçimi, konuşanlar arasındaki ilişkiye ve göreli statüye göre değişebilir.
Alıştırma
Bu cümlede people above you in the social order ne anlama geliyor?
- Fiziksel olarak sizden daha yüksek bir yerde duran kişiler.
- Her durumda sizden daha yaşlı olan herkes.
- Toplumsal statüsü veya yetkisi sizinkinden daha yüksek olan kişiler.
Cevabı göster
Toplumsal statüsü veya yetkisi sizinkinden daha yüksek olan kişiler.
should be addressed: birine nasıl hitap edilmesi gerektiği
Should be addressed, should + be + geçmiş zaman ortacı yapısından oluşan kiplikli bir edilgen yapıdır. how people ... should be addressed içinde “bu kişilere hangi uygun biçimde hitap edilmeli veya hangi adla seslenilmeli?” anlamına gelir. Edilgen yapı, konuşan kişiden çok hitap edilen kişilere ve uygun hitap biçimine odaklanır. Burada address, “birine hitap etmek veya onu belirli bir ad ya da unvanla çağırmak” anlamında bir fiildir. “Posta adresi” anlamına gelmez.
Alıştırma
Örnekte should be addressed ne anlama geliyor?
- Onlara bir posta adresi verilmelidir.
- Onlara uygun unvanla hitap edilmeli veya seslenilmelidir.
- Başka birinin adresini yazmalıdırlar.
Cevabı göster
Onlara uygun unvanla hitap edilmeli veya seslenilmelidir.
Honorific means showing respect and honor to someone. Kelime
4:36Honorific, birine saygı ve onur göstermek anlamına gelir.
Honorific: saygı belirten bir unvan veya hitap biçimi
Honorific isim olarak saygı gösteren bir unvanı, sözcüğü veya hitap biçimini ifade eder; Mr, Dr ya da belirli bir dile özgü saygılı bir biçim buna örnektir. Örnekte konuşmacı bu temel anlamı açıklıyor. Honorific, honorific title veya honorific language ifadelerinde olduğu gibi “saygı gösteren” anlamında sıfat da olabilir. Buradaki H yalnızca sözcük cümlenin başında olduğu için büyüktür; honorific normalde özel isim değildir.
Alıştırma
Örnekte honorific sözcüğüne en uygun anlam hangisidir?
- Saygı belirten bir unvan veya dil biçimi
- Sokak veya posta adresi
- Olağan görevler olmadan verilen bir konum
Cevabı göster
Saygı belirten bir unvan veya dil biçimi
there's a saying that sorry is the hardest word, Deyimler
4:40özür dilemenin en zor sözcük olduğuna dair bir deyiş vardır,
sorry is the hardest word: “özür dilerim” demek zordur
sorry is the hardest word ifadesinde hardest, yazım veya telaffuz zorluğunu değil, duygusal bir zorluğu anlatır. Sorry demek, hatalı olduğunu kabul etmeyi ve gururunu bir kenara bırakmayı gerektirebilir. Bu ifade, zor bir eylemi “söylemesi zor bir söz” olarak anlatır. Daha genel olarak bir sözcüğün hard to say olduğunu söylemek, o sözcüğün arkasındaki duyguyu veya kabulü ifade etmenin zor olduğu anlamına gelebilir.
Alıştırma
Burada sorry is the hardest word ne anlama geliyor?
- Sorry sözcüğünü telaffuz etmek zordur.
- Hatalı olduğunu kabul etmek ve özür dilemek duygusal açıdan zor olabilir.
- Sorry sözcüğünü yazmak zordur.
Cevabı göster
Hatalı olduğunu kabul etmek ve özür dilemek duygusal açıdan zor olabilir.
but who knew there were so many ways to say it? Ton ve niyet
4:42ama onu söylemenin bu kadar çok yolu olduğunu kim bilebilirdi?
Who knew there were so many ways to say it?: şaşkınlık belirtmek
Who knew...? yeni öğrendiğin bir gerçek karşısındaki şaşkınlığı gösteren retorik bir sorudur. Burada “Bunu söylemenin bu kadar çok yolu olmasını beklemiyordum” demektir; “Bunu hangi kişi biliyordu?” anlamına gelmez. Who knew ifadesinden sonra düz cümle söz dizimi kullanılır: Who knew a dog could do that? Ardından gelen yan cümlenin tamamı beklenmedik bir gerçek olarak sunulur.
Alıştırma
Küçük bir köpek kapıyı kendi başına açıyor. Bu beklenmedik yeteneğe duyulan şaşkınlığı en doğal biçimde hangi cümle gösterir?
- Who taught the dog to open the door?
- Who knows which dog opened the door?
- Who knew a dog could open the door?
Cevabı göster
Who knew a dog could open the door?
and it's not just words: düşünceyi sözlerin ötesine genişletmek
and bağlacı bu cümleyi önceki düşünceye bağlar. Ardından it's not just words, sözlerin konunun yalnızca bir parçası olduğunu; eylemlerin, tutumun veya sonuçların da önemli olduğunu anlatır. it's not just X kalıbı, önce X'i belirtip sonra konuşmayı başka önemli bir noktaya genişleterek bilgiyi düzenler. Bu, X'in değersiz olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu bağlamda and it's not just words ne işe yarıyor?
- Sözlerin hiçbir zaman önemli olmadığını söyler.
- Konuyu yazıma çevirir.
- Düşünceyi sözlerden eylem gibi başka önemli noktalara genişletir.
Cevabı göster
Düşünceyi sözlerden eylem gibi başka önemli noktalara genişletir.
to make things right: bir hatadan sonra zararı gidermek
To make things right, bir zararı gidermek, neden olduğunuz bir sorunu çözmek veya zarar görmüş bir ilişkiyi düzeltmek için harekete geçmek demektir. Burada küçük bir hediye vermek gibi bir eylem, özrün içten olduğunu gösterir. Things, doğru hâle getirilmesi gereken fiziksel nesneleri değil, durumun tamamını ifade eder. Bu kalıp genellikle daha önce gerçekleşmiş bir hataya dönüp bakar.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve bir hatadan sonra zararı gidermek anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: Nora lost her brother's book, so she bought another copy to ____.
Cevabı göster
make things right
I asked what people in India do to apologize,
4:59Hindistan'daki insanların özür dilemek için ne yaptıklarını sordum,
Kötü haberi yumuşatan I'm afraid (that)...
Burada I'm afraid, konuşanın korktuğu anlamına gelmez. Hoş olmayan bir haberi ya da düzeltmeyi nazikçe sunan bir yumuşatma ifadesidir: cevabın yanlış olduğunu bildirir. Ardından genellikle özne ve yüklem içeren bir yan cümle gelir. that kullanılabilir veya çıkarılabilir: I'm afraid (that) we can't help. Bu ifade başlangıcı daha az sert yapar, ancak olumsuz mesaj yine de açıktır.
Alıştırma
Bir gişe görevlisi "I'm afraid there are no seats left." diyor. Burada I'm afraid ne işe yarıyor?
- Hayal kırıklığı yaratan haberi nazikçe sunar.
- Görevlinin koltuklardan korktuğunu söyler.
- Koltukların daha sonra boşalacağını vaat eder.
Cevabı göster
Hayal kırıklığı yaratan haberi nazikçe sunar.
apologize to someone for something: birinden bir şey için özür dilemek
apologize to someone for something kalıbında to, özrün yöneltildiği kişiyi; for ise özrün nedenini, ilgili eylemi veya hatayı belirtir. Neden bir eylemse for sonrasında fiilin -ing biçimini kullanın: apologize to her for arriving late. Örnekte me kişiyi, that ise nedeni gösterir.
Alıştırma
Cümleyi apologize to someone for something kalıbıyla tamamlayın: You should apologize ____ Mia ____ speaking rudely.
Cevabı göster
to · for
it's common to tug your earlobes when apologizing. Notlar
5:14özür dilerken kulak memelerini çekmek yaygındır.
it's common to + fiilin yalın hâli: yaygın bir davranışı anlatmak
It's common to + fiilin yalın hâli, bir eylemi belirtilen bir yerde, grupta veya durumda olağan olarak sunar. Örnekte In India kapsamı belirler, to tug ise yaygın olarak tanımlanan eylemi belirtir. Buradaki it biçimsel öznedir; Hindistan'ı veya bir kişiyi göstermez. Common genel bir eğilimi anlatır, kesin bir gerçek ya da zorunluluk bildirmez. Herkesin bunu yaptığı veya yapmak zorunda olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir eylemin olağan olduğunu belirten üç sözcüklü hedef yapıyla cümleyi tamamlayın: In this town, ____ greet neighbors with a smile.
Cevabı göster
it's common to
tug your earlobes: bu harekette kısa ve nazik bir çekiş
Tug your earlobes, kendi kulaklarının altındaki yumuşak kısımları kısa süreyle çekmek anlamına gelir. Bu cümlede çekme hareketinin nazik olduğu anlaşılır; tug hızlı veya tekrarlanan bir çekişi anlatabilir ve sözcük tek başına her zaman nazik anlamına gelmez. Cümle bu hareketi Hint kültürü bağlamında özür göstermenin bir yolu olarak sunar. Bu, her kişinin ve her durumun paylaştığı evrensel bir anlam değil, belirli bir kültürle bağlantılı bir harekettir.
Alıştırma
Örnekte tug your earlobes ifadesine en uygun hareket hangisidir?
- İki elle kendi kulaklarını kapatmak.
- Kendi kulak memelerini kısa süreyle ve nazikçe çekmek.
- Başka birinin kulaklarını sertçe çekmek.
Cevabı göster
Kendi kulak memelerini kısa süreyle ve nazikçe çekmek.
let's recap the vocabulary we've learned starting with the idiom it's not every day that,
5:19öğrendiğimiz kelimeleri, bir şeyin çok alışılmadık olduğunu söylemek için kullanılan
which is used to say that something is very unusual.
5:24it's not every day that deyimiyle başlayarak özetleyelim.
An expressive person shows what they think or feel.
5:27Expressive (dışa vurumcu) bir insan ne düşündüğünü veya hissettiğini gösterir.
The adjective cheeky means slightly rude in a funny, playful way.
5:31Cheeky (arsız) sıfatı, komik ve eğlenceli bir şekilde hafif kaba anlamına gelir.
you speak openly and clearly so people know your true intentions.
5:38insanların gerçek niyetlerinizi bilmesi için açık ve net bir şekilde konuşursunuz.
Sorrows are sources of sadness or regret.
5:42Sorrows (üzüntüler) üzüntü veya pişmanlık kaynaklarıdır.
the adjective honorific means showing respect and honor to someone.
5:46honorific (saygılı) sıfatı birine saygı ve onur göstermek anlamına gelir.
I'm sorry to say that once again our 6 minutes are up. Notlar
5:51Üzülerek söylüyorum ki bir kez daha 6 dakikamız doldu.
I'm sorry to say (that)...: kötü bir haberi üzülerek vermek
“I'm sorry to say (that)...”, konuşanın hayal kırıklığı yaratacağını veya hoş karşılanmayacağını düşündüğü bir haberi nazikçe söze getirir. Burada programın bitmesi gerektiği duyurusunu yumuşatır. Sorry, haberle ilgili üzüntüyü gösterir; soruna konuşanın yol açtığı anlamına gelmez. That'ten sonraki sözler haberi açıklar ve konuşma dilinde that sık sık kullanılmaz.
Alıştırma
Yol açmadığınız kötü bir haberi nazikçe duyurmanız gerekiyor. Hangi cümle en uygundur?
- I'm sorry to say that the library is closed today.
- I'm happy to say that the library is closed today.
- I'm sorry for closing the library today.
Cevabı göster
I'm sorry to say that the library is closed today.
our 6 minutes are up: ayrılan süre sona erdi
Belirli bir süre için be up kullanıldığında o süre sona ermiş ve hiç zaman kalmamış demektir. Burada our 6 minutes programa verilen altı dakikayı ifade eder; bu nedenle are up, programın bitmesi gerektiğini bildirir. Buradaki up bir yön belirtmez. Time is up denir, ancak minutes çoğul olduğu için Our six minutes are up kullanılır.
Alıştırma
Bir öğretmen "Your ten minutes are up." diyor. Bunun anlamı nedir?
- On dakika daha eklendi.
- Çalışma on dakika sonra başlayacak.
- İzin verilen on dakikalık süre sona erdi.
Cevabı göster
İzin verilen on dakikalık süre sona erdi.
just head over to our website bbclearningenglish.com Öbek fiiller
5:57bu bölüm için bir test ve çalışma kağıdı için
head over to: bir yere gitmek veya bir web sayfasını ziyaret etmek
Head over to, “bir yere gitmek” veya “bir yeri ziyaret etmek” anlamına gelir. Bu cümlede dinleyici bir web sitesine yönlendirildiği için fiziksel bir yolculuğu değil, çevrim içi bir eylemi anlatır. Buradaki head, vücut bölümü olan “baş” değil, bir fiildir. Yeniden kullanılabilen kalıp head over to + hedef şeklindedir; hedef gerçek bir yer de çevrim içi bir sayfa da olabilir.
Alıştırma
“Head over to our help page for more details,” İngilizce cümlesinde head over to ne anlama gelir?
- Yardım sayfasına gitmek veya sayfayı ziyaret etmek.
- Yardım sayfasını başka birine göndermek.
- Başını yardım sayfasının üzerine taşımak.
Cevabı göster
Yardım sayfasına gitmek veya sayfayı ziyaret etmek.