Nasıl özür dilersiniz? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
910 kelime 163 kel/dk

Video özeti: Bu bölüm, özür dileme biçimlerinin ilişkiye, hatanın ciddiyetine ve kültüre göre nasıl değiştiğini Gana, Pakistan, Rusya, Kore ve Hindistan örnekleriyle karşılaştırıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. my bad. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Bu ifadeyi, arkadaşlar arasında kullanılan son derece gündelik bir hata kabulü ve hafif bir özür olarak tanıyın. Rahat sohbetlerdeki küçük hatalara uygunken ciddi bir davranışta veya saygı gerektiren bir ortamda neden fazla laubali duyulabileceğini ayırt edebilirsiniz. 2. slide an apology in the middle of a conversation — Deyimler ve mecazlı ifadeler: slide fiilinin, bir özrü konuşmanın arasına belli etmeden yerleştirip hemen başka konuya geçmeyi anlatan mecazlı kullanımını anlayın. Bu imgeyi, hassas bir mesajı konuşmanın ana odağı hâline getirmeden ekleme biçimini anlatmak için kullanabilirsiniz. 3. to make things right, — Deyimler ve mecazlı ifadeler: İçten bir özrün yalnızca söz söylemekten ibaret olmayıp zararı giderecek bir eylem gerektirebileceğini anlayın. İfadeyi tazminat, düşünceli bir jest veya bir ilişkiyi ya da durumu düzeltmeye yönelik somut bir girişimden söz ederken kullanabilirsiniz.

Bu derste

6 Minute English from bbclearningenglish.com.

0:00

bbclearningenglish.com'dan 6 Minute English.

Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.

0:08

Merhaba, bu BBC Learning English'ten 6 Minute English.

I'm Neil.

0:12

Ben Neil.

And I'm Beth.

0:12

Ve ben Beth.

In English,

0:14

İngilizcede,

there are many ways to apologize,

0:14

duruma bağlı olarak

depending on the situation. Dilbilgisi

0:16

özür dilemenin birçok yolu vardır.

Dilbilgisi

depending on the situation: seçimi değiştiren bir koşul

depending on ifadesinden sonra bir seçimi veya sonucu değiştirebilecek koşul gelir. Burada hangi özür dileme biçiminin uygun olduğunu durum belirler. Cümlenin sonundaki depending on the situation, önceki ifadenin tamamına bir koşul ekler. X farklı koşullarda değişiyorsa X changes depending on Y kalıbını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi, koşulu tanıtan ve bu derste öğrendiğiniz iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: Our picnic plans may change ____ the weather.

Cevabı göster

depending on

In formal situations,

0:18

Resmi durumlarda

you could say please forgive me, Kalıp ifadeler

0:20

please forgive me (lütfen beni affet) diyebilirsiniz,

Kalıp ifadeler

please forgive me: resmî bir bağışlanma isteği

Please forgive me, konuşanın yaptığı yanlış bir şey için dinleyenden doğrudan af dilemesidir. Yalnızca bir hatayı kabul etmez; karşı taraftan bağışlanmayı ister. Bu cümlede In formal situations kullanım bağlamını belirler. Basit bir I’m sorry ile karşılaştırıldığında ifade daha ciddi, saygılı ve bilinçli duyulur.

Alıştırma

Rahat bir sohbet sırasında yanlışlıkla arkadaşınızın kalemini alıyorsunuz. Hemen “Please forgive me” demek en doğal tepki midir?

  1. Hayır, burada fazla resmî ve ciddi duyulur.
  2. Evet, burada doğal duyulur.
Cevabı göster

Hayır, burada fazla resmî ve ciddi duyulur.

while to a friend you might just say my bad. Kelime

0:22

bir arkadaşınıza ise sadece my bad (benim hatam) diyebilirsiniz.

Kelime

my bad: hatayı gündelik bir şekilde kabul etmek

“My bad”, “Bu benim hatamdı” anlamına gelen kalıplaşmış ve çok gündelik bir ifadedir. Konuşan kişi küçük bir hatanın sorumluluğunu kabul ettiğinde kısa bir özür olarak kullanılabilir. Bu cümledeki “to a friend”, ifadeyi doğal kılan samimi ilişkiyi gösterir. “My bad” ifadesini kelime kelime çevirmeyin.

Alıştırma

Cümleyi, hatanın size ait olduğunu söyleyen iki kelimelik gündelik ifadeyle tamamlayın: I picked up your pen by accident—____.

Cevabı göster

my bad

And of course,

0:25

Ve elbette,

there's the most common phrase of all,

0:26

hepsinden daha yaygın olan ifade var,

I'm sorry.

0:28

I'm sorry (özür dilerim).

Can you remember a time when you had to apologize,

0:29

Özür dilemek zorunda kaldığın bir zamanı hatırlıyor musun,

Beth?

0:31

Beth?

Um oh,

0:32

Hım, oh,

I had to apologize this morning because I stepped on someone's toes on the tube. Kelime

0:34

bu sabah özür dilemek zorunda kaldım çünkü metroda birinin ayak parmaklarına bastım.

Kelime

on the Tube: Londra metrosunda

Bu cümlede “on the Tube”, Londra metrosunda bulunmak veya yolculuk etmek anlamına gelir. “The Tube”, Londra'nın yer altı demiryolu sistemi için kullanılan tanıdık bir İngiliz adıdır; burada tube “boru” anlamında değildir. Bu ulaşım aracıyla normalde on edatı kullanılır: travel on the Tube veya leave something on the Tube denir. Sistemin adı olduğu için Tube normalde büyük harfle başlar.

Alıştırma

Hangi cümlede “the Tube” doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. We took the Tube from Times Square to Central Park.
  2. We left our bags on the Tube after getting off at Baker Street.
  3. The plumber repaired the Tube under the sink.
Cevabı göster

We left our bags on the Tube after getting off at Baker Street.

Okay.

0:38

Tamam.

Well,

0:39

Pekala,

apologizing depends on what you've done. Dilbilgisi

0:39

özür dilemek ne yaptığınıza bağlıdır.

Dilbilgisi

depends on what you've done: depend on sonrasında what yan cümlesi

Depend on, “bir şeye bağlı olmak” veya “bir şey tarafından belirlenmek” demektir. Burada what you've done bütünü bir isim yan cümlesidir. Bu yan cümle on edatının nesnesi olur ve özrün biçimini belirleyen belirli eylemi adlandırır. Bu, bağımsız bir soru değildir. Yan cümlede düz cümle sırası kullanılır: what you've done; what have you done değil.

Alıştırma

Cümleyi depend on yapısının geniş zaman biçimi ve bir what yan cümlesiyle tamamla: The activity ____ supplies we have.

Cevabı göster

depends on what

So, sorry is fine if you accidentally step on someone's toes like you did this morning,

0:42

Yani, senin bu sabah yaptığın gibi yanlışlıkla birinin ayak parmaklarına basarsan sorry (özür dilerim) demek sorun olmaz,

Beth.

0:47

Beth.

But what if you do something really serious, Dilbilgisi

0:48

Peki ya gerçekten ciddi bir şey yaparsan,

Dilbilgisi

But what if...: varsayımsal bir durum ortaya koymak

What if + özne + fiil, hayal edilen veya gerçekleşmesi mümkün bir durumu ortaya koyar ve dinleyenden sonucu ya da bir planı düşünmesini ister. Bu yapıda geniş zamanlı bir fiil gelecekteki bir olasılığı anlatabilir. Burada konuşan kişi, birinin çok ciddi bir şey yaptığını hayal eder; yan cümle geçmişteki bir gerçeği bildirmez. But, mevcut fikre karşı bir itirazı veya istisnayı gösterir ve tartışmayı daha zor bir duruma taşır.

Alıştırma

Gelecekteki olası bir sorunu ortaya koyan iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamla: ____ the power goes out tonight?

Cevabı göster

What if

like the Ghanaian journalist Afia Pokua,

0:50

örneğin Ganalı gazeteci Afia Pokua'nın

who publicly criticized the king of the Ashanti tribe? Notlar

0:53

Ashanti kabilesinin kralını alenen eleştirmesi gibi?

Kelime

publicly criticized: kamuoyu önünde eleştirmek

Publicly criticized, birinin bir kişi veya kararda yanlış bulduğu noktaları halkın duyabileceği, okuyabileceği veya öğrenebileceği biçimde açıkça söylediğini belirtir. Publicly, criticized sözcüğünü niteler; eleştiriyi kimin yaptığını değil, eleştirinin ne kadar açık yapıldığını anlatır. Burada geleneksel bir kralı kamuoyu önünde eleştirmek, aynı yorumu özel olarak yapmaktan daha geniş sosyal etkiler doğurabilir. Başka durumlarda kullanılabilecek yapı publicly criticize + kişi, kuruluş, politika veya karardır.

Alıştırma

Eleştirinin geniş bir kitleye açıkça ifade edildiğini hangi cümle net biçimde anlatır?

  1. The company publicly criticized the new rule during a televised meeting.
  2. The company criticized the rule in a private email to one director.
  3. The company quietly accepted the new rule without comment.
Cevabı göster

The company publicly criticized the new rule during a televised meeting.

Kültür

the king of the Ashanti tribe: geleneksel bir Asante otoritesi

Bu cümlede the king, Gana’daki Asante (Aşanti) halkının ve krallığının geleneksel hükümdarını ifade eder. Bir masal kahramanı veya Gana’nın ulusal hükûmetinin başı değildir. Bu geleneksel otorite, kamuoyu önünde yapılan eleştirinin neden özel bir toplumsal ve törensel ağırlık taşıyabileceğini açıklar. King of ... yapısını okurken hükümdarın yetki alanını of sonrasındaki ifadeden belirleyin; bu yapı her zaman bir ülkenin hükümdarı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede the king en doğru biçimde neyi ifade eder?

  1. Gana’nın seçilmiş ulusal hükûmet başkanı
  2. Bir masaldaki hayalî kral
  3. Asante topluluğu içindeki geleneksel bir hükümdar ve otorite
Cevabı göster

Asante topluluğu içindeki geleneksel bir hükümdar ve otorite

Here's BBC World Service program The Fifth Floor covering the story.

0:57

İşte haberi sunan BBC World Service programı The Fifth Floor.

I guess it's not every day that you end up offending a king, Notlar

1:05

Sanırım her gün bir kralı gücendirmiyorsunuzdur,

Deyimler

it's not every day that: bir şeyin sıra dışı olduğunu söylemek

it's not every day that... kalıbı, ardından gelen olayın sıra dışı veya nadir olduğu anlamına gelir. Genellikle bir şeyin ne sıklıkla gerçekleştiğine dair kesin bir sıklık belirtmez. that ile başlayan bölüm, sıra dışı olayın ne olduğunu söyler. Burada bir kralı gücendirmek, dikkat çekici ve pek olası olmayan bir deneyim olarak sunulur. Olay iyi, kötü ya da yalnızca şaşırtıcı olabilir.

Alıştırma

Hangi cümle bir astronotla tanışmanın sıra dışı bir deneyim olduğunu doğal biçimde anlatır?

  1. Meeting an astronaut is an everyday event for everyone.
  2. It's not every day that you meet an astronaut.
  3. You meet an astronaut every day.
Cevabı göster

It's not every day that you meet an astronaut.

Öbek fiiller

end up offending: planlanmamış bir son sonuç

End up + fiil-ing, bir durumun vardığı son sonucu anlatır. Bu sonuç çoğu zaman planlanmamış veya beklenmemiştir. End up offending, olayların gelişmesi sonucunda birinin başka birini gücendirmesi demektir; up yukarı doğru hareket anlamına gelmez. End up'tan sonra bir eylem fiili gelirse end up doing biçimindeki gibi -ing kullanılır; end up do veya end up to do kullanılmaz. Burada şaşırtıcı son sonuç bir kralı gücendirmektir.

Alıştırma

Hangi cümle planlanmamış bir son sonucu anlatmak için end up yapısını doğru kullanır?

  1. We missed the last bus, so we ended up walk home.
  2. We missed the last bus, so we ended up to walk home.
  3. We missed the last bus, so we ended up walking home.
Cevabı göster

We missed the last bus, so we ended up walking home.

but let's say you did. Ton ve niyet

1:09

ama diyelim ki yaptınız.

Ton ve niyet

Let's say you did: varsayımsal bir durum kurmak

“Let’s say + cümle” yapısı, konuşmanın devam edebilmesi için dinleyiciyi hayalî bir durumu o an için kabul etmeye davet eder. Bu durumun gerçekten yaşandığını ileri sürmez. Burada did, daha önce geçen offend a king eyleminin yerini tutar. Bu nedenle let’s say you did, eylemi tekrar etmeden “bir kralı gücendirdiğini varsayalım” anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle varsayımsal bir durum kurmak için let’s say ifadesini kullanıyor?

  1. Let's say the rain starts before the game. What will we do?
  2. The rain started before the game yesterday.
  3. Please say the word rain.
Cevabı göster

Let's say the rain starts before the game. What will we do?

Would you know how to apologize to him? Dilbilgisi

1:11

Ondan nasıl özür dileyeceğinizi bilir miydiniz?

Dilbilgisi

know how to apologize: yöntemi bilmek

“Know how to + fiilin yalın hâli” yapısı, bir şeyi yapmanın yöntemini veya adımlarını bilmek anlamına gelir. Know how to apologize, özür dilemek için ne söyleneceğini ve ne yapılacağını bilmek demektir. Would you know how to apologize to him? cümlesinde konuşan kişi, dinleyicinin bu hayalî durumda doğru şekilde nasıl karşılık vereceğini bilip bilmeyeceğini sorar.

Alıştırma

Cümleyi know how to kalıbı ve fix fiiliyle tamamlayın: Maya ____ her bicycle.

Cevabı göster

knows how to fix

Recently in Ghana,

1:13

Geçtiğimiz günlerde Gana'da,

a journalist made some comments on television about the king of the Ashanti tribe, Kalıp ifadeler

1:15

bir gazeteci televizyonda Ashanti kabilesinin kralı hakkında bazı yorumlar yaptı

Kalıp ifadeler

made some comments: görüş belirtmek için doğal bir kalıp

Made some comments, bazı görüş veya düşünceler dile getirdi anlamına gelir. İngilizcede comments ismi doğal olarak make fiiliyle kullanılır; some sayıyı belirsiz bırakır ve yorumların olumlu mu olumsuz mu olduğunu göstermez. Bu cümlede on television kullanılan mecrayı, about the king of the Ashanti tribe ise yorumların konusunu belirtir. Başka konularla make comments about/on something kalıbı kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi make some comments ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: At the meeting, the chair ____ about the new timetable.

Cevabı göster

made some comments

and soon she found herself at his palace apologizing. Dilbilgisi

1:20

ve çok geçmeden kendini onun sarayında özür dilerken buldu.

Dilbilgisi

found herself ... apologizing: beklenmedik bir durumda kalmak

Found herself at his palace apologizing, olayların onu bu duruma sürüklediği anlamına gelir: Saraydaydı ve özür diliyordu; muhtemelen kendini böyle bir durumda bulmayı beklemiyordu. Find oneself + yer/durum/etkinlik, kişinin bir durumda olduğunu fark etmesini veya sonunda o duruma düşmesini anlatır; kelimenin tam anlamıyla kendini aramak değildir. Burada at his palace yeri belirtir, apologizing ise orada ne yaptığını anlatan -ing biçimidir. Dönüşlülük zamiri özneyle uyumlu olmalıdır: she ... herself.

Alıştırma

Cümleyi find oneself yapısının geçmiş zaman biçimi ve Lina ile uyumlu zamirle tamamlayın: After following the wrong path, Lina ____ alone by the river.

Cevabı göster

found herself

The presenter says it's not every day that you offend a king.

1:25

Sunucu, her gün bir kralı gücendirmediğinizi söylüyor.

The phrase it's not every day that

1:29

it's not every day that ifadesi

highlights that what's happened is very unusual.

1:32

olup bitenin çok alışılmadık olduğunu vurguluyor.

So,

1:35

Peki,

how do apologies change from culture to culture? Kalıp ifadeler

1:35

özür dileme kültürel olarak nasıl değişir?

Kalıp ifadeler

from culture to culture: kültürden kültüre farklılık

from culture to culture ifadesinde tekil culture adı, from X to X kalıbında tekrarlanır. İfade “farklı kültürler arasında” veya “kültüre bağlı olarak” anlamına gelir; bir kültürden diğerine fiziksel bir hareketi anlatmaz. Bu kalıp, aynı türden ayrı örnekler arasındaki farklılığı vurgular. X yerine tekil ve sayılabilen bir ad kullanılır: from person to person, from country to country veya from case to case gibi.

Alıştırma

“Farklı dükkânlarda” anlamına gelen from X to X ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Prices vary ____.

Cevabı göster

from shop to shop

Well,

1:39

Pekala,

that's what we'll be finding out in this episode

1:39

bu bölümde de bunu öğreneceğiz,

along with some useful new words and phrases.

1:42

bazı faydalı yeni kelimeler ve ifadelerle birlikte.

And remember,

1:45

Ve unutmayın,

you'll find all the vocabulary from this episode on our website,

1:45

bu bölümdeki tüm kelimeleri web sitemizde bulabilirsiniz,

bbclearningenglish.com.

1:49

bbclearningenglish.com.

Now, I have a question for you,

1:51

Şimdi sana bir sorum var,

Beth.

1:53

Beth.

We know that people from different countries apologize in different ways,

1:53

Farklı ülkelerden insanların farklı şekillerde özür dilediklerini biliyoruz,

but what might someone do to say sorry if they were from India?

1:58

ancak biri Hindistan'dan gelseydi özür dilemek için ne yapardı?

Would they A) offer a gift,

2:01

A) Hediye mi verirlerdi,

B) pull their earlobes,

2:04

B) Kulak memelerini mi çekerlerdi,

or C) bow down?

2:06

yoksa C) Eğilirler miydi?

Oh,

2:07

Oh,

I am going to guess C) bow down. Ton ve niyet

2:08

C) Eğilmek diye tahmin edeceğim.

Ton ve niyet

I am going to guess: emin olmadan cevap vermek

Burada I am going to guess, “emin olmasam da bir cevap vereceğim” anlamına gelir. C) bow down seçeneğini söylemeden önce kesinlik derecesini azaltır. Be going to çoğu zaman geleceğe yönelik bir planı belirtir; ancak bu hızlı cevapta konuşanın birazdan yapacağı seçimi tanıtır. Yeniden kullanılabilen kalıp, I'm going to guess + cevap veya I'm going to guess + that yan cümlesidir.

Alıştırma

Hangi cevabın doğru olduğundan emin değilsiniz. Hangi cümle B’yi bir tahmin olarak sunar?

  1. I'm going to guess the answer is B.
  2. I am going to check whether B is correct.
  3. I know for certain that the answer is B.
Cevabı göster

I'm going to guess the answer is B.

Okay,

2:12

Tamam,

well,

2:12

pekala,

we'll find out if you're right at the end of the program.

2:12

haklı olup olmadığını programın sonunda öğreneceğiz.

Let's return to Afia Pokua, Anlatım akışı

2:16

Ashanti kabilesinin kralını eleştiren gazeteci,

the journalist who criticized the king of the Ashanti tribe.

2:18

Afia Pokua'ya geri dönelim.

Anlatım akışı

Let's return to: önceki bir konuya dönmek

Let's return to + bir kişi veya konu, konuşmayı daha önce sözü edilen bir noktaya geri götüren bir geçiş ifadesidir. Bu cümlede odak yeniden Afia Pokua'ya yöneltilir. Let's, odak değişimine dinleyiciyi de katar. Bu ifade bilgiyi düzenler; birinin fiziksel olarak geri döndüğü anlamına gelmez.

Alıştırma

Kısa bir örnek verdikten sonra önceki konuya dönmek için return içeren üç sözcüklü geçiş ifadesini kullanın: ____ our main question.

Cevabı göster

Let's return to

Her comments divided opinion in Ghana, Kalıp ifadeler

2:22

Yorumları Gana'da fikir ayrılıklarına yol açtı,

Kalıp ifadeler

comments divided opinion: kamuoyunu ikiye bölmek

X divided opinion kalıbı, X'in insanların belirgin biçimde farklı görüşler oluşturmasına yol açtığını ifade eder. Bu cümlede her comments neden, divided geçmiş zaman fiili, opinion ise kamuoyunun genel tepkisidir. Bu kalıpta opinion, özellikle Britanya haber İngilizcesinde, toplu anlam taşıyan sayılamayan bir isim olarak yaygın biçimde kullanılır. Bir öneri ya da tavsiye değil, kamuoyu veya insanların görüşleri anlamına gelir.

Alıştırma

İnsanların farklı görüşlere sahip olmasına neden oldu anlamındaki iki sözcüklü kalıpla cümleyi tamamlayın: The new policy ____ among local residents.

Cevabı göster

divided opinion

but eventually Afia decided to say sorry to the king,

2:24

ancak sonunda Afia kraldan özür dilemeye karar verdi,

following strict traditional rules that she dress in black and apologize kneeling down on her knees. Notlar

2:28

siyah giyinip dizlerinin üzerine çökerek özür dilemek gibi katı geleneksel kuralları izleyerek.

Kalıp ifadeler

following strict traditional rules: following ‘uymak’ anlamındadır

Burada following, “uymak” veya “bir şeye göre hareket etmek” anlamına gelir. “Arkasından gelmek” anlamında değildir. Bu ifade, Afia'nın nasıl özür dilediğini açıklar: katı geleneksel kurallara uyarak özür diler. -ing yapısı, eylemin nasıl yapıldığını ekler. Ardından gelen siyah giyinme ve diz çökme ayrıntıları, bu kuralların ne gerektirdiğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir etkinliğin nasıl yapıldığını following strict traditional rules ifadesiyle anlatır?

  1. The ritual began after the traditional rules were discussed.
  2. The traditional rules were written down after the ritual.
  3. The ritual was performed following strict traditional rules.
Cevabı göster

The ritual was performed following strict traditional rules.

Dilbilgisi

that she dress in black: bir kuralda fiilin yalın hâli

That yan cümlesi, kuralın neyi gerektirdiğini söyler. Bir gereklilik ifade ettiği için resmî İngilizcede she öznesinden sonra fiilin yalın hâli dress kullanılabilir; fiil dresses biçimine dönüşmez. Bu yapı, onun genellikle ne yaptığını değil, ne yapması gerektiğini gösterir. İngiliz İngilizcesinde aynı gerekliliği anlatmak için that she should dress in black yapısı da yaygındır.

Alıştırma

Bu resmî gerekliliği fiilin yalın hâliyle tamamlayın: The rule requires that every guest ____ in black.

Cevabı göster

dress

Kültür

kneeling down on her knees: törensel bir özür duruşu

Bu cümlede kneeling down on her knees, katı geleneksel kuralların özür sırasında gerektirdiği beden duruşunu anlatır. Bu, durumla ilgisiz sıradan bir hareket değildir; diz çökmek, özrün sunuluş biçiminin bir parçasıdır. Bu duruş alçakgönüllülük, derin pişmanlık veya saygı gösterebilir. Kneel zaten dizlerin üzerine inmek ya da diz üstü durmak demektir; bu yüzden on her knees görüntüyü netleştirir ama anlamın bir kısmını tekrarlar.

Alıştırma

Hangi cümle diz çökmenin saygılı bir özrün parçası olduğunu en iyi gösterir?

  1. She left the room without apologizing.
  2. She knelt down to show respect while apologizing.
  3. She waved cheerfully and began a game.
Cevabı göster

She knelt down to show respect while apologizing.

Afia's story shows the influence of culture on how people say sorry. Anlatım akışı

2:35

Afia'nın hikayesi, insanların özür dileme şekillerinde kültürün etkisini gösteriyor.

Anlatım akışı

the influence of A on B: bir temayı özetleme

The influence of culture on... ifadesi, culture affects something düşüncesini soyut bir isim öbeğiyle anlatır. Burada on, etkilenen alanı belirtir: how people say sorry. Tekrar kullanılabilen kalıp the influence of A on B şeklindedir. A’yı etkileyen unsur, B’yi ise etkilenen davranış veya sonuç olarak adlandırarak bir hikâyeyi, araştırmayı ya da tartışmayı özetlemeye yardımcı olur. B bir isim öbeği veya how ile başlayan bir yan cümle olabilir.

Alıştırma

The influence of A on B kalıbını tamamlayın: The report explains ____ screen time ____ sleep.

Cevabı göster

the influence of · on

Let's listen now as three BBC journalists from different countries

2:40

Şimdi farklı ülkelerden üç BBC gazetecisinin,

explain to World Service program The Fifth Floor how to say sorry in their culture.

2:44

World Service programı The Fifth Floor'da kendi kültürlerinde nasıl özür dilendiğini açıklamalarını dinleyelim.

I would say that Pakistanis generally, Ton ve niyet

2:51

Pakistanlıların genel olarak

Ton ve niyet

I would say that: bir yargıyı yumuşatmak

I would say that, konuşanın şu anki görüşünü ifade etmeye başlar. Buradaki would, bir şeyin geçmişte gerçekleştiği anlamına gelmez; ifadeyi doğrudan bir iddiaya göre daha az kesin gösterir. Bir grup hakkında geniş kapsamlı bir ifadeden önce kullanıldığında, bunun konuşanın kendi değerlendirmesi olduğunu gösterir ve istisnalara ya da karşı görüşlere yer bırakır. İddiayı yumuşatır, ancak doğru olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Hangi cümle sonucu dikkatli bir kişisel değerlendirme olarak sunuyor?

  1. The blue route is definitely the safest, and no one can disagree.
  2. I would say that the blue route is the safest.
  3. Say that the blue route is safe.
Cevabı göster

I would say that the blue route is the safest.

they're not really expressive,

2:53

gerçekten duygu ve düşüncelerini dışa vuran kişiler olmadığını söyleyebilirim,

and we're also very cheeky.

2:54

ve bizler aynı zamanda çok arsızızdır.

So, what we generally do is we would slide an apology in the middle of a conversation Notlar

2:55

Bu yüzden genel olarak yaptığımız şey, konuşmanın ortasına bir özrü sıkıştırmak

Dilbilgisi

what we generally do is: alışılmış bir uygulamayı tanıtmak

What we generally do is, “genellikle yaptığımız şey şudur” anlamına gelir. What yan cümlesi önce konuyu, yani genellikle yaptığımız şeyi belirtir; is sözcüğünden sonraki bölüm de belirli eylemi verir. Bu yapı eylemi sona yerleştirerek onu bilginin odak noktası yapar. Bir rutini, süreci veya grup alışkanlığını açıklamak için kullanın. Is sözcüğünden sonra What we generally do is check twice örneğindeki gibi doğrudan bir eylem fiili ya da konuşmada altyazıdaki gibi daha tam bir yan cümle gelebilir.

Alıştırma

Rutini dersteki ifadeyle tamamlayın: ____ check the safety equipment before each trip.

Cevabı göster

What we generally do is

Deyimler

slide an apology in the middle of a conversation: özrü konuşmaya belli etmeden eklemek

Burada slide an apology in the middle of a conversation, konuşma sürerken kısa bir özrü sessizce ve doğal biçimde araya eklemek anlamına gelir. Slide mecazidir; fiziksel olarak kayan bir şey yoktur. in the middle of a conversation bölümü, bu sessiz eklemenin konuşmanın ortasında yapıldığını belirtir. Bu ifade, özrü konuşmanın merkezi değil, dikkat çekmeden eklenen küçük bir bölüm gibi gösterir. Yeniden kullanılabilecek kalıp slide something into a conversation or discussion biçimindedir ve bir şeyi fazla dikkat çekmeden konuşmaya eklemek demektir.

Alıştırma

Cümleyi ‘kısa bir özrü sessizce araya ekledi’ anlamındaki mecazi slide ifadesiyle tamamlayın: Leo ____ the conversation before changing the subject.

Cevabı göster

slid a short apology into

and then very quickly move on to a new topic Öbek fiiller

3:01

ve ardından çok hızlı bir şekilde yeni bir konuya geçmektir

Öbek fiiller

move on to a new topic: yeni bir konuya geçmek

Move on to a new topic, mevcut konuyu konuşmayı bırakıp başka bir konuyu konuşmaya başlamak anlamına gelir. Burada move on mecazidir; fiziksel hareketi değil, konuşmanın ilerlemesini anlatır. move on to + isim kalıbı sırada ne olduğunu belirtir. Örneğin move on to the next question veya move on to chapter two denebilir.

Alıştırma

Cümleyi ‘sonraki maddeye geçmek’ anlamındaki move on kalıbıyla tamamlayın: We have finished the safety rules, so let's ____ the first activity.

Cevabı göster

move on to

so that we don't have to sort of be very upfront about it. Ton ve niyet

3:03

böylece bu konuda pek de açık sözlü olmamıza gerek kalmaz.

Ton ve niyet

sort of: bir betimlemeyi yumuşatmak

Burada sort of, be very upfront ifadesini yumuşatır. “Bir bakıma” veya “biraz” anlamına gelir; böylece konuşan kişi daha az doğrudan ve daha az kesin konuşur. Burada bir şeyi sınıflandırmaz. Bir betimleme ya da değerlendirmenin önündeki sort of, sözlerin yalnızca yaklaşık olduğunu veya konuşan kişinin sözün gücünü azaltmak istediğini sık sık gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede sort of bir betimlemeyi yumuşatmak için kullanılmıştır?

  1. The film was sort of scary.
  2. This is a sort of puzzle.
  3. The film was extremely scary.
Cevabı göster

The film was sort of scary.

In Russia,

3:06

Rusya'da,

we also have a tradition called Forgiveness Sunday, Kültür

3:07

aynı zamanda Bağışlanma Pazarı adı verilen bir geleneğimiz var,

which happens on the last Sunday before Easter.

3:10

Paskalya'dan önceki son Pazar günü gerçekleşir.

Kültür

a tradition called Forgiveness Sunday: adı olan bir geleneği tanıtmak

a tradition called Forgiveness Sunday ifadesi bir geleneğin adını tanıtır. Burada called, “adı verilen” anlamındadır; called sözcüğünden sonraki sözler geleneğin adını verir. Bağışlanma Pazarı, Doğu Ortodoks Hristiyanlığında gözlemlenen bir gündür. İnsanlar Paskalya’ya uzanan Büyük Perhiz döneminden önce birbirlerinden bağışlanma diler. Daha kesin olarak, Paskalya’dan birkaç hafta önce, Büyük Perhiz başlamadan önceki pazar günüdür.

Alıştırma

a tradition called Forgiveness Sunday ifadesini en iyi hangi açıklama anlatır?

  1. Forgiveness Sunday, Paskalya’dan sonra düzenlenen bir spor etkinliğinin adıdır.
  2. Forgiveness Sunday, Büyük Perhiz’den önce bağışlanma istemekle ilgili bir Doğu Ortodoks geleneğinin adıdır.
  3. Forgiveness Sunday, hiç kimsenin özür dilemesine izin verilmeyen herhangi bir pazar günü demektir.
Cevabı göster

Forgiveness Sunday, Büyük Perhiz’den önce bağışlanma istemekle ilgili bir Doğu Ortodoks geleneğinin adıdır.

The tradition is that you call your family and friends and apologize for any sorrows you've caused. Kalıp ifadeler

3:13

Gelenek, ailenizi ve arkadaşlarınızı aramanız ve neden olduğunuz herhangi bir üzüntü için özür dilemenizdir.

Kalıp ifadeler

apologize to someone for something: bir şey için birinden özür dilemek

Apologize for something yapısında for, özrün nedenini tanıtır. Bu neden bir davranış, hata veya verilen zarar olabilir. Buradaki any sorrows you've caused, başka insanlara yaşatmış olabileceğin üzüntü veya incinmeyi anlatır. Özrü alan kişiyi belirtmek için apologize to someone kullanılır. Tam kalıp apologize to someone for something şeklindedir. Bu cümlede family and friends, aranıp özür dilenen kişilerdir; any sorrows you've caused ise özrün nedenini belirtir.

Alıştırma

Cümleyi apologize ve doğru edatlarla tamamlayın: She needs to ____ her teacher ____ arriving late.

Cevabı göster

apologize to · for

In Korea,

3:19

Kore'de,

the way of saying sorry varies depending on the relationship between the speaker and the listener Dilbilgisi

3:20

özür dileme şekli dildeki karmaşık saygı ifadeleri sistemi nedeniyle

due to the complex honorific system in the language. Notlar

3:25

konuşan ve dinleyen arasındaki ilişkiye göre değişir.

Dilbilgisi

the way of doing something varies depending on...: bir şeyi yapma biçimi ... göre değişir

The way of saying sorry, “insanların nasıl özür dilediği” anlamına gelir. the way of + -ing kalıbı, bir şeyi yapma yöntemini veya biçimini adlandıran bir isim grubudur. Varies depending on, başka bir etken değiştiğinde bu yöntemin de değiştiğini anlatır. Yeniden kullanılabilen kalıp The way of doing something varies depending on + etken şeklindedir. Tam cümlede bu etken, konuşan kişiyle dinleyen kişi arasındaki ilişkidir. Daha sonra gelen due to ifadesi ise bu farklılığın nedenini, yani dildeki karmaşık saygı ifadeleri sistemini açıklar.

Alıştırma

Cümleyi vary ve depend kullanılarak oluşturulan üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: The way of greeting a guest ____ the situation.

Cevabı göster

varies depending on

Kalıp ifadeler

due to + isim öbeği: neden belirtmek

Bu cümlede due to, özür dileme biçiminin neden değiştiğini açıklar: dilde karmaşık bir saygı sistemi vardır. Due to bir edat öbeği olarak kullanılır ve due to the weather örneğinde olduğu gibi ardından bir isim veya isim öbeği gelir. Bir durumu ya da sonucu nedeniyle ilişkilendirir.

Alıştırma

Hangi cümlede due to bir isim öbeğinden önce doğru kullanılmıştır?

  1. The train was delayed due heavy snow.
  2. The train was delayed due to the snow was heavy.
  3. The train was delayed due to heavy snow.
Cevabı göster

The train was delayed due to heavy snow.

Kültür

honorific system: saygı ve ilişkileri belirtmek

Honorific system, saygıyı ve sosyal ilişkileri göstermek için kullanılan dil seçimleri bütünüdür. Unvanları, sözcük biçimlerini, ekleri veya konuşma düzeylerini etkileyebilir. Burada, özür dileme biçiminin ilişkiye göre neden değiştiğini açıklar: konuşan kişi, dinleyenin konumuna ve aralarındaki yakınlığa uygun bir biçim seçer. Bu terim yalnızca tek bir kibar sözcüğü değil, bütün bir dil sistemini anlatır.

Alıştırma

Honorific system ifadesini en iyi hangi açıklama tanımlar?

  1. Herkesin her durumda tamamen aynı sözcükleri kullanmasını sağlar.
  2. Saygıyı ve sosyal ilişkileri göstermek için farklı dil biçimleri kullanır.
  3. Her sözcüğün büyük harflerle yazılmasını gerektiren bir kuraldır.
Cevabı göster

Saygıyı ve sosyal ilişkileri göstermek için farklı dil biçimleri kullanır.

In many cases,

3:29

Çoğu durumda,

we say 죄송합니다. This is used in formal situations or with people we don't know well, Ton ve niyet

3:29

biz 죄송합니다 deriz. Bu resmi durumlarda veya iyi tanımadığımız kişilerle kullanılır,

Ton ve niyet

Resmî durumlar veya iyi tanımadığımız kişiler: resmî özür ne zaman kullanılır

Vurgulanan bölüm, resmî Korece özür ifadesi 죄송합니다를 seçmek için iki ayrı koşul verir: durum resmîdir veya karşınızdaki kişiyi iyi tanımıyorsunuzdur. This, 죄송합니다 ifadesine gönderme yapar. Koşullar or ile bağlandığı için bunlardan birinin karşılanması yeterlidir. Hem resmî bir ortamda olmanız hem de kişiyi tanımıyor olmanız gerekmez.

Alıştırma

Hangi durum cümledeki koşullardan birine açıkça uyar?

  1. Yeni tanıştığınız birinden özür dilemek.
  2. Oyun oynarken kendi kendinize konuşmak.
  3. En yakın arkadaşınızla özel olarak şakalaşmak.
Cevabı göster

Yeni tanıştığınız birinden özür dilemek.

and we often bow when saying 죄송합니다. Kültür

3:35

ve 죄송합니다 derken sıklıkla eğiliriz.

Kültür

죄송합니다 derken sık sık eğilmek: saygılı bir hareket

Burada bow, 죄송합니다 derken üst bedeni öne eğmek anlamındadır. Bu beden hareketi sözlere görünür bir saygı ve özür işareti ekler. Often, bunun yaygın bir uygulama olduğunu, her seferinde gerçekleşmediğini gösterir. Hareketin biçimi kişilere ve duruma göre değişebilir.

Alıştırma

Cümleye göre insanlar 죄송합니다 derken sık sık ne yapar?

  1. Her zaman tamamen hareketsiz kalırlar.
  2. Saygı göstermek için üst bedenlerini eğerler.
  3. Ok ve yay kullanırlar.
Cevabı göster

Saygı göstermek için üst bedenlerini eğerler.

Journalist Ahsan Mahmood thinks apologizing in Pakistan is different because people are not expressive. Kelime

3:39

Gazeteci Ahsan Mahmood, Pakistan'da özür dilemenin farklı olduğunu düşünüyor çünkü insanlar dışa vurumcu değil.

They don't usually show what they think or feel.

3:45

Genellikle ne düşündüklerini veya hissettiklerini göstermezler.

Kelime

not expressive: düşünceleri veya duyguları açıkça göstermemek

Bu cümlede not expressive, insanların düşüncelerini veya duygularını sözler, yüz ifadeleri ya da davranışlarla genellikle açıkça göstermemesi anlamına gelir. Sonraki cümle bu anlamı doğrudan açıklar. Bu ifade, duyguların var olup olmadığını değil, nasıl aktarıldığını anlatır. Bir kişi güçlü duygular hissedebilir ama yine de bunları pek belli etmeyebilir.

Alıştırma

Hangi cümle birinin not expressive olduğunu en iyi gösterir?

  1. He is unable to have feelings.
  2. He has strong feelings but rarely shows them.
  3. He immediately shares every thought and feeling.
Cevabı göster

He has strong feelings but rarely shows them.

Rather,

3:48

Bunun yerine,

he says Pakistanis tend to be cheeky, Notlar

3:48

Pakistanlıların cheeky (arsız) olmaya meyilli olduklarını söylüyor,

an adjective meaning slightly rude but in a funny, playful way.

3:51

bu sıfat hafifçe kaba ama komik, eğlenceli bir yolla anlamına gelir.

Dilbilgisi

tend to be: genel bir eğilimi anlatmak

Tend to be, “genellikle öyledir” veya “çoğu zaman belirli bir özelliğe sahiptir” anlamına gelir. Burada grup hakkındaki tanımı, istisnasız bir iddia yerine genel bir eğilim olarak sunar. Yapı subject + tend to be + adjective or noun phrase şeklindedir. Özne he, she veya it olduğunda tends to be kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi genel bir eğilimi anlatan üç sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: Young children ____ curious about new things.

Cevabı göster

tend to be

Kelime

cheeky: biraz kaba ama şakacı

Burada cheeky, biraz kaba ya da fazla cesur olan ama aynı zamanda eğlenceli ve şakacı görünen sözleri veya davranışları anlatır. Genellikle ağır bir eleştiri değil, hafif bir yorumdur. Sözcüğün dostça mı yoksa eleştirel mi duyulduğu konuşanın tonuna, kişiler arasındaki ilişkiye ve davranışın ne kadar ciddi olduğuna bağlıdır.

Alıştırma

Hangi durum en iyi cheeky sözcüğüyle anlatılır?

  1. Biri başka bir kişiyi korkutmak için acımasız bir tehditte bulunur.
  2. Bir çocuk biraz cesur bir şaka yapar ve şakacı biçimde gülümser.
  3. Biri konuşmadan, kibarca sırasını bekler.
Cevabı göster

Bir çocuk biraz cesur bir şaka yapar ve şakacı biçimde gülümser.

In Pakistan,

3:56

Pakistan'da,

people sometimes avoid being upfront about what they've done.

3:57

insanlar bazen ne yaptıkları konusunda dürüst olmaktan kaçınırlar.

If you're upfront about something, Kelime

4:01

Bir konuda upfront (açık sözlü) olursanız,

you speak openly about it so everyone knows your feelings and intentions.

4:03

herkesin hislerinizi ve niyetlerinizi bilmesi için o konu hakkında açıkça konuşursunuz.

Kelime

be upfront about something: açık ve dürüst konuşmak

Be upfront about something, önemli bilgileri saklamak yerine bir konu hakkında açık ve dürüst biçimde konuşmak demektir. About sözcüğünden sonra duygular, niyetler, maliyetler, hatalar veya sorunlar gibi konuşulan konu gelir. Bu ifadede upfront, kişinin nasıl iletişim kurduğunu anlatır; fiziksel bir konumu belirtmez. Konuştuğunuz kişiyi de belirtmek için be upfront with someone about something diyebilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrendiğiniz, ‘bir konu hakkında açık ve dürüst olmak’ anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Please be ____ any extra costs before I sign.

Cevabı göster

upfront about

Moving now to Russia, Anlatım akışı

4:08

Şimdi Rusya'ya geçelim,

the journalist Liza Fokht describes a tradition called Forgiveness Sunday,

4:10

gazeteci Liza Fokht, Bağışlanma Pazarı denen bir geleneği anlatıyor,

Anlatım akışı

Moving now to...: konu geçişi ifadesi

Moving now to Russia bir geçiş işaretidir: dinleyiciye önceki konudan çıkılıp Rusya hakkındaki bir bölüme geçildiğini bildirir. Buradaki moving fiziksel yolculuğu değil, konuşmanın ilerleyişini anlatır. Moving now to + yer veya konu kalıbı sıradaki ülkeyi, soruyu, örneği ya da bölümü tanıtabilir. Başta kullanılması, dinleyicilerin bilginin nasıl düzenlendiğini takip etmesine yardımcı olur.

Alıştırma

Sunucunun geçişini derste öğrendiğiniz tam ifadeyle tamamlayın: ____ Brazil, our correspondent explains the election results.

Cevabı göster

Moving now to

when people apologize to friends and family for sorrows they have caused.

4:14

bu, insanların neden oldukları sorrows (üzüntüler) için arkadaşlarına ve ailelerine özür diledikleri zamandır.

Sorrows are sources of sadness or regret. Kelime

4:19

Sorrows, üzüntü veya pişmanlık kaynaklarıdır.

Kelime

Sorrows: üzüntü veya pişmanlığın ayrı kaynakları

Sorrows, sorrow sözcüğünün çoğuludur. Burada yalnızca üzüntü duygusunu değil, üzüntüye yol açan ayrı sıkıntıları, kayıpları ya da pişmanlıkları anlatır. Çoğul biçim, bu acı verici nedenleri kişinin taşıdığı veya hatırladığı ayrı deneyimler gibi gösterir. Sözcük genellikle ciddi ve edebî bir tona sahiptir; bu nedenle dinî veya törensel dilde uygundur.

Alıştırma

Hangi cümlede sorrows ciddi ve çoğul anlamıyla doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. At the ceremony, people spoke of their sorrows and losses.
  2. I bought two sorrows at the market.
  3. Please sorrows the door before you leave.
Cevabı göster

At the ceremony, people spoke of their sorrows and losses.

And finally, in Korea,

4:22

Ve son olarak Kore'de,

how you say sorry depends on who you're apologizing to. Dilbilgisi

4:24

nasıl özür dilediğiniz, kime özür dilediğinize bağlıdır.

Dilbilgisi

depends on who you're apologizing to: kimden özür dilediğine bağlı olmak

Depends on, bir şeyin başka bir şey tarafından belirlendiğini veya etkilendiğini anlatır. Burada özür dileme biçimi, özrün yöneltildiği kişiye göre değişir. Who you're apologizing to, on sözcüğünden sonra gelen dolaylı soru yan cümlesidir. Doğrudan sorudaki who are you apologizing to dizilişi yerine düz cümle dizilişi olan who you're apologizing to kullanılır. Sondaki to, apologize to someone yapısından gelir ve yan cümlenin sonunda doğal durur.

Alıştırma

Konuşma resmiyetinin konuşulan kişiye göre belirlendiğini doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. How formal you sound depends on who you're speaking to.
  2. How formal you sound depends at who you're speaking to.
  3. How formal you sound depends on who are you speaking to.
Cevabı göster

How formal you sound depends on who you're speaking to.

Korea has a complicated honorific system dictating how people above you in the social order Kültür

4:28

Kore, toplumsal düzende sizden üstte olan kişilere nasıl

should be addressed. Dilbilgisi

4:34

hitap edilmesi gerektiğini belirten karmaşık bir honorific (saygı) sistemine sahiptir.

Kültür

people above you in the social order: toplumsal hiyerarşide sizden üstte olan kişiler

people above you in the social order, toplumsal statüsü veya yetkisi sizinkinden daha yüksek olan kişiler demektir. Above burada mecazidir; fiziksel konumu değil, sıralamadaki yeri anlatır. Bu cümlede ifade, saygı dili sistemini anlamak için gereken arka planı verir: Birine hitap etme biçimi, konuşanlar arasındaki ilişkiye ve göreli statüye göre değişebilir.

Alıştırma

Bu cümlede people above you in the social order ne anlama geliyor?

  1. Fiziksel olarak sizden daha yüksek bir yerde duran kişiler.
  2. Her durumda sizden daha yaşlı olan herkes.
  3. Toplumsal statüsü veya yetkisi sizinkinden daha yüksek olan kişiler.
Cevabı göster

Toplumsal statüsü veya yetkisi sizinkinden daha yüksek olan kişiler.

Dilbilgisi

should be addressed: birine nasıl hitap edilmesi gerektiği

Should be addressed, should + be + geçmiş zaman ortacı yapısından oluşan kiplikli bir edilgen yapıdır. how people ... should be addressed içinde “bu kişilere hangi uygun biçimde hitap edilmeli veya hangi adla seslenilmeli?” anlamına gelir. Edilgen yapı, konuşan kişiden çok hitap edilen kişilere ve uygun hitap biçimine odaklanır. Burada address, “birine hitap etmek veya onu belirli bir ad ya da unvanla çağırmak” anlamında bir fiildir. “Posta adresi” anlamına gelmez.

Alıştırma

Örnekte should be addressed ne anlama geliyor?

  1. Onlara bir posta adresi verilmelidir.
  2. Onlara uygun unvanla hitap edilmeli veya seslenilmelidir.
  3. Başka birinin adresini yazmalıdırlar.
Cevabı göster

Onlara uygun unvanla hitap edilmeli veya seslenilmelidir.

Honorific means showing respect and honor to someone. Kelime

4:36

Honorific, birine saygı ve onur göstermek anlamına gelir.

Kelime

Honorific: saygı belirten bir unvan veya hitap biçimi

Honorific isim olarak saygı gösteren bir unvanı, sözcüğü veya hitap biçimini ifade eder; Mr, Dr ya da belirli bir dile özgü saygılı bir biçim buna örnektir. Örnekte konuşmacı bu temel anlamı açıklıyor. Honorific, honorific title veya honorific language ifadelerinde olduğu gibi “saygı gösteren” anlamında sıfat da olabilir. Buradaki H yalnızca sözcük cümlenin başında olduğu için büyüktür; honorific normalde özel isim değildir.

Alıştırma

Örnekte honorific sözcüğüne en uygun anlam hangisidir?

  1. Saygı belirten bir unvan veya dil biçimi
  2. Sokak veya posta adresi
  3. Olağan görevler olmadan verilen bir konum
Cevabı göster

Saygı belirten bir unvan veya dil biçimi

Well,

4:39

Pekala,

there's a saying that sorry is the hardest word, Deyimler

4:40

özür dilemenin en zor sözcük olduğuna dair bir deyiş vardır,

Deyimler

sorry is the hardest word: “özür dilerim” demek zordur

sorry is the hardest word ifadesinde hardest, yazım veya telaffuz zorluğunu değil, duygusal bir zorluğu anlatır. Sorry demek, hatalı olduğunu kabul etmeyi ve gururunu bir kenara bırakmayı gerektirebilir. Bu ifade, zor bir eylemi “söylemesi zor bir söz” olarak anlatır. Daha genel olarak bir sözcüğün hard to say olduğunu söylemek, o sözcüğün arkasındaki duyguyu veya kabulü ifade etmenin zor olduğu anlamına gelebilir.

Alıştırma

Burada sorry is the hardest word ne anlama geliyor?

  1. Sorry sözcüğünü telaffuz etmek zordur.
  2. Hatalı olduğunu kabul etmek ve özür dilemek duygusal açıdan zor olabilir.
  3. Sorry sözcüğünü yazmak zordur.
Cevabı göster

Hatalı olduğunu kabul etmek ve özür dilemek duygusal açıdan zor olabilir.

but who knew there were so many ways to say it? Ton ve niyet

4:42

ama onu söylemenin bu kadar çok yolu olduğunu kim bilebilirdi?

Ton ve niyet

Who knew there were so many ways to say it?: şaşkınlık belirtmek

Who knew...? yeni öğrendiğin bir gerçek karşısındaki şaşkınlığı gösteren retorik bir sorudur. Burada “Bunu söylemenin bu kadar çok yolu olmasını beklemiyordum” demektir; “Bunu hangi kişi biliyordu?” anlamına gelmez. Who knew ifadesinden sonra düz cümle söz dizimi kullanılır: Who knew a dog could do that? Ardından gelen yan cümlenin tamamı beklenmedik bir gerçek olarak sunulur.

Alıştırma

Küçük bir köpek kapıyı kendi başına açıyor. Bu beklenmedik yeteneğe duyulan şaşkınlığı en doğal biçimde hangi cümle gösterir?

  1. Who taught the dog to open the door?
  2. Who knows which dog opened the door?
  3. Who knew a dog could open the door?
Cevabı göster

Who knew a dog could open the door?

Yes,

4:46

Evet,

and it's not just words. Anlatım akışı

4:46

ve bu sadece sözcüklerle ilgili değildir.

Anlatım akışı

and it's not just words: düşünceyi sözlerin ötesine genişletmek

and bağlacı bu cümleyi önceki düşünceye bağlar. Ardından it's not just words, sözlerin konunun yalnızca bir parçası olduğunu; eylemlerin, tutumun veya sonuçların da önemli olduğunu anlatır. it's not just X kalıbı, önce X'i belirtip sonra konuşmayı başka önemli bir noktaya genişleterek bilgiyi düzenler. Bu, X'in değersiz olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu bağlamda and it's not just words ne işe yarıyor?

  1. Sözlerin hiçbir zaman önemli olmadığını söyler.
  2. Konuyu yazıma çevirir.
  3. Düşünceyi sözlerden eylem gibi başka önemli noktalara genişletir.
Cevabı göster

Düşünceyi sözlerden eylem gibi başka önemli noktalara genişletir.

If you're really sorry,

4:48

Eğer gerçekten üzgünseniz,

you do something to make things right, Deyimler

4:50

küçük bir hediye vermek gibi

like giving a small gift.

4:52

işleri düzeltmek için bir şeyler yaparsınız.

Deyimler

to make things right: bir hatadan sonra zararı gidermek

To make things right, bir zararı gidermek, neden olduğunuz bir sorunu çözmek veya zarar görmüş bir ilişkiyi düzeltmek için harekete geçmek demektir. Burada küçük bir hediye vermek gibi bir eylem, özrün içten olduğunu gösterir. Things, doğru hâle getirilmesi gereken fiziksel nesneleri değil, durumun tamamını ifade eder. Bu kalıp genellikle daha önce gerçekleşmiş bir hataya dönüp bakar.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve bir hatadan sonra zararı gidermek anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: Nora lost her brother's book, so she bought another copy to ____.

Cevabı göster

make things right

So, Neil,

4:54

Peki, Neil,

what do people in India do?

4:55

Hindistan'daki insanlar ne yapıyor?

What's the answer to your question?

4:57

Sorunun cevabı nedir?

Yes, well,

4:59

Evet, pekala,

I asked what people in India do to apologize,

4:59

Hindistan'daki insanların özür dilemek için ne yaptıklarını sordum,

and what answer did you give me, Beth?

5:03

peki sen bana ne cevap verdin, Beth?

I said bow down.

5:05

Eğilmek dedim.

Is that right?

5:07

Doğru mu?

I'm afraid that was the wrong answer. Ton ve niyet

5:08

Korkarım bu yanlış cevaptı.

Ton ve niyet

Kötü haberi yumuşatan I'm afraid (that)...

Burada I'm afraid, konuşanın korktuğu anlamına gelmez. Hoş olmayan bir haberi ya da düzeltmeyi nazikçe sunan bir yumuşatma ifadesidir: cevabın yanlış olduğunu bildirir. Ardından genellikle özne ve yüklem içeren bir yan cümle gelir. that kullanılabilir veya çıkarılabilir: I'm afraid (that) we can't help. Bu ifade başlangıcı daha az sert yapar, ancak olumsuz mesaj yine de açıktır.

Alıştırma

Bir gişe görevlisi "I'm afraid there are no seats left." diyor. Burada I'm afraid ne işe yarıyor?

  1. Hayal kırıklığı yaratan haberi nazikçe sunar.
  2. Görevlinin koltuklardan korktuğunu söyler.
  3. Koltukların daha sonra boşalacağını vaat eder.
Cevabı göster

Hayal kırıklığı yaratan haberi nazikçe sunar.

You should apologize to me for that. Kalıp ifadeler

5:10

Bunun için benden özür dilemelisin.

Kalıp ifadeler

apologize to someone for something: birinden bir şey için özür dilemek

apologize to someone for something kalıbında to, özrün yöneltildiği kişiyi; for ise özrün nedenini, ilgili eylemi veya hatayı belirtir. Neden bir eylemse for sonrasında fiilin -ing biçimini kullanın: apologize to her for arriving late. Örnekte me kişiyi, that ise nedeni gösterir.

Alıştırma

Cümleyi apologize to someone for something kalıbıyla tamamlayın: You should apologize ____ Mia ____ speaking rudely.

Cevabı göster

to · for

It is in fact B.

5:12

Aslında cevap B'dir.

In India,

5:13

Hindistan'da,

it's common to tug your earlobes when apologizing. Notlar

5:14

özür dilerken kulak memelerini çekmek yaygındır.

Dilbilgisi

it's common to + fiilin yalın hâli: yaygın bir davranışı anlatmak

It's common to + fiilin yalın hâli, bir eylemi belirtilen bir yerde, grupta veya durumda olağan olarak sunar. Örnekte In India kapsamı belirler, to tug ise yaygın olarak tanımlanan eylemi belirtir. Buradaki it biçimsel öznedir; Hindistan'ı veya bir kişiyi göstermez. Common genel bir eğilimi anlatır, kesin bir gerçek ya da zorunluluk bildirmez. Herkesin bunu yaptığı veya yapmak zorunda olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir eylemin olağan olduğunu belirten üç sözcüklü hedef yapıyla cümleyi tamamlayın: In this town, ____ greet neighbors with a smile.

Cevabı göster

it's common to

Kültür

tug your earlobes: bu harekette kısa ve nazik bir çekiş

Tug your earlobes, kendi kulaklarının altındaki yumuşak kısımları kısa süreyle çekmek anlamına gelir. Bu cümlede çekme hareketinin nazik olduğu anlaşılır; tug hızlı veya tekrarlanan bir çekişi anlatabilir ve sözcük tek başına her zaman nazik anlamına gelmez. Cümle bu hareketi Hint kültürü bağlamında özür göstermenin bir yolu olarak sunar. Bu, her kişinin ve her durumun paylaştığı evrensel bir anlam değil, belirli bir kültürle bağlantılı bir harekettir.

Alıştırma

Örnekte tug your earlobes ifadesine en uygun hareket hangisidir?

  1. İki elle kendi kulaklarını kapatmak.
  2. Kendi kulak memelerini kısa süreyle ve nazikçe çekmek.
  3. Başka birinin kulaklarını sertçe çekmek.
Cevabı göster

Kendi kulak memelerini kısa süreyle ve nazikçe çekmek.

Okay,

5:18

Tamam,

let's recap the vocabulary we've learned starting with the idiom it's not every day that,

5:19

öğrendiğimiz kelimeleri, bir şeyin çok alışılmadık olduğunu söylemek için kullanılan

which is used to say that something is very unusual.

5:24

it's not every day that deyimiyle başlayarak özetleyelim.

An expressive person shows what they think or feel.

5:27

Expressive (dışa vurumcu) bir insan ne düşündüğünü veya hissettiğini gösterir.

The adjective cheeky means slightly rude in a funny, playful way.

5:31

Cheeky (arsız) sıfatı, komik ve eğlenceli bir şekilde hafif kaba anlamına gelir.

When you are upfront about something,

5:35

Bir şey hakkında upfront (açık sözlü) olduğunuzda,

you speak openly and clearly so people know your true intentions.

5:38

insanların gerçek niyetlerinizi bilmesi için açık ve net bir şekilde konuşursunuz.

Sorrows are sources of sadness or regret.

5:42

Sorrows (üzüntüler) üzüntü veya pişmanlık kaynaklarıdır.

And finally,

5:45

Ve son olarak,

the adjective honorific means showing respect and honor to someone.

5:46

honorific (saygılı) sıfatı birine saygı ve onur göstermek anlamına gelir.

Well,

5:51

Pekala,

I'm sorry to say that once again our 6 minutes are up. Notlar

5:51

Üzülerek söylüyorum ki bir kez daha 6 dakikamız doldu.

Ton ve niyet

I'm sorry to say (that)...: kötü bir haberi üzülerek vermek

“I'm sorry to say (that)...”, konuşanın hayal kırıklığı yaratacağını veya hoş karşılanmayacağını düşündüğü bir haberi nazikçe söze getirir. Burada programın bitmesi gerektiği duyurusunu yumuşatır. Sorry, haberle ilgili üzüntüyü gösterir; soruna konuşanın yol açtığı anlamına gelmez. That'ten sonraki sözler haberi açıklar ve konuşma dilinde that sık sık kullanılmaz.

Alıştırma

Yol açmadığınız kötü bir haberi nazikçe duyurmanız gerekiyor. Hangi cümle en uygundur?

  1. I'm sorry to say that the library is closed today.
  2. I'm happy to say that the library is closed today.
  3. I'm sorry for closing the library today.
Cevabı göster

I'm sorry to say that the library is closed today.

Öbek fiiller

our 6 minutes are up: ayrılan süre sona erdi

Belirli bir süre için be up kullanıldığında o süre sona ermiş ve hiç zaman kalmamış demektir. Burada our 6 minutes programa verilen altı dakikayı ifade eder; bu nedenle are up, programın bitmesi gerektiğini bildirir. Buradaki up bir yön belirtmez. Time is up denir, ancak minutes çoğul olduğu için Our six minutes are up kullanılır.

Alıştırma

Bir öğretmen "Your ten minutes are up." diyor. Bunun anlamı nedir?

  1. On dakika daha eklendi.
  2. Çalışma on dakika sonra başlayacak.
  3. İzin verilen on dakikalık süre sona erdi.
Cevabı göster

İzin verilen on dakikalık süre sona erdi.

But if you are ready for more,

5:55

Ancak daha fazlası için hazırsanız,

just head over to our website bbclearningenglish.com Öbek fiiller

5:57

bu bölüm için bir test ve çalışma kağıdı için

Öbek fiiller

head over to: bir yere gitmek veya bir web sayfasını ziyaret etmek

Head over to, “bir yere gitmek” veya “bir yeri ziyaret etmek” anlamına gelir. Bu cümlede dinleyici bir web sitesine yönlendirildiği için fiziksel bir yolculuğu değil, çevrim içi bir eylemi anlatır. Buradaki head, vücut bölümü olan “baş” değil, bir fiildir. Yeniden kullanılabilen kalıp head over to + hedef şeklindedir; hedef gerçek bir yer de çevrim içi bir sayfa da olabilir.

Alıştırma

“Head over to our help page for more details,” İngilizce cümlesinde head over to ne anlama gelir?

  1. Yardım sayfasına gitmek veya sayfayı ziyaret etmek.
  2. Yardım sayfasını başka birine göndermek.
  3. Başını yardım sayfasının üzerine taşımak.
Cevabı göster

Yardım sayfasına gitmek veya sayfayı ziyaret etmek.

for a quiz and a worksheet for this episode.

6:01

bbclearningenglish.com web sitemize gidin.

Bye for now.

6:04

Şimdilik hoşça kalın.

Goodbye.

6:04

Güle güle.

6 Minute English from bbclearningenglish.com.

6:06

bbclearningenglish.com'dan 6 Minute English.