Ağrının gizemli bilimi - Joshua W. Pate: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Ayağı zarar görmediği hâlde şiddetli ağrı duyan bir inşaat işçisinin vakası, ağrı ile doku hasarı arasındaki ayrımı ortaya koyuyor. Video; nosisepsiyonun, sinir sistemi hassaslaşmasının, psikolojik, çevresel ve sosyal etkenlerin ağrıyı nasıl biçimlendirdiğini açıklayarak çok disiplinli tedaviyi ve yeni biyolojik araştırmaları destekliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. had never touched his foot at all. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Past perfect yapısının temasın hiç gerçekleşmemesini doktorların keşfinden daha önceye yerleştirdiğini, never ve at all ifadelerinin ise olumsuzluğu güçlendirdiğini anlayabilirsiniz. Bu kalıbı, gerçekleştiği sanılan geçmiş bir olayın aslında hiç yaşanmadığını açıklamak ve anlatıda belirgin bir ters köşe yaratmak için kullanabilirsiniz. 2. go hand-in-hand. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu deyimin gerçek anlamda el ele tutuşmayı değil, iki şeyin yakından bağlantılı olmasını veya sık sık birlikte görülmesini anlattığını ayırt edebilirsiniz. Kanıtlar, belirtiler, nedenler ya da gündelik eğilimler arasındaki ilişkileri anlatırken ve beklenen bağ her zaman geçerli olmadığında olumsuz biçimde kullanabilirsiniz. 3. All of this means that — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bu ifadenin önceki birçok bulguya topluca gönderme yapıp bunlardan tek bir sonuç çıkardığını görebilirsiniz. Biyolojik, psikolojik ve sosyal kanıtları sunduktan sonra her dayanağı tekrarlamadan pratik sonucu belirtmek için kullanabilirsiniz.
Bu derste
Resmî bir kaynak göstergesi olarak British Medical Journal
British Medical Journal, profesyonel bir tıp yayınının adıdır. Buradaki journal, bir kişinin özel günlüğünü değil, tıbbi araştırmalar ve vaka raporları yayımlayan süreli bir yayını ifade eder. Yayının adını vermek, raporun nerede yayımlandığını okuyucuya gösterir. Bilimsel anlatıda adı belirtilen bir dergi kaynak göstergesi işlevi görür: vaka yalnızca dayanaksız bir anekdot olarak sunulmamış, resmî biçimde rapor edilmiştir.
Alıştırma
Bu cümlede British Medical Journal adının verilmesinin temel işlevi nedir?
- Raporun kaynağı olarak resmî bir tıp yayınını belirtir.
- İnşaat işçisinin özel günlüğünü nerede tuttuğunu söyler.
- İnşaat işçisinin çalıştığı hastaneyi belirtir.
Cevabı göster
Raporun kaynağı olarak resmî bir tıp yayınını belirtir.
İsimden önce 29-year-old
29-year-old, builder isminden önce gelir ve “29 yaşında” anlamına gelen tek bir bileşik sıfat gibi çalışır. İsimden önceki bu konumda 29, year ve old bölümlerini kısa çizgilerle birleştirin; year tekil kalır. be fiilinden sonra kısa çizgisiz normal yaş ifadesini kullanın: The builder was 29 years old. Bu kalıp a six-year-old child örneğinde olduğu gibi başka yaşlar için de geçerlidir.
Alıştırma
“twelve years old” ifadesinin isimden önce kullanılan doğru yaş biçimiyle cümleyi tamamlayın: Mia is a ____ student.
Cevabı göster
12-year-old
He accidentally jumped onto a 15-cm nail, Kalıp ifadeler
0:14Yanlışlıkla 15 cm'lik bir çivinin üzerine atlamış,
jumped onto: sıçrayıp bir yüzeye inmek
Jumped onto, birinin sıçrayarak hareket edip bir şeyin üstüne, yüzeyine veya belirli bir noktasına indiğini anlatır. Onto, bir yere doğru hareketi ve o yerin üzerindeki son konumu birlikte ifade eder. Bu cümlede çivinin ayağının indiği noktada olduğunu gösterir. İniş yeri önemli olduğunda jump onto + isim yapısını kullanın. Örneğin jump onto the bed veya jump onto a platform denebilir.
Alıştırma
Bir iniş yüzeyine doğru hareketi açıkça gösteren, bu dersteki iki sözcüklü ifadeyi yazın: The child ____ the low wall.
Cevabı göster
jumped onto
which pierced straight through his steel-toed boot. Notlar
0:18ve çivi çelik burunlu botunu delip geçmişti.
pierced straight through: bir malzemeyi doğrudan delip geçmek
Pierced straight through, bir şeyde delik açıp doğrudan bir taraftan diğer tarafa geçmek demektir. Pierced delme eylemini, through malzemenin içinden geçen yolu, straight ise yolun doğrudan ve kesintisiz olduğunu anlatır. İfadenin tamamı, bir şeyin yanından veya boyunca hareket etmeyi değil, içine girip geçmeyi anlatır. Bu cümlede çivi botun malzemesini delip geçmiştir.
Alıştırma
Hangi cümle, sivri bir nesnenin çadır duvarında delik açıp doğrudan bir taraftan diğer tarafa geçtiğini anlatır?
- A sharp branch pierced straight through the tent wall.
- A sharp branch pointed straight at the tent wall.
- A sharp branch brushed against the tent wall.
Cevabı göster
A sharp branch pierced straight through the tent wall.
steel-toed boot: koruyucu çelik burunlu bot
steel-toed boot, ayak parmaklarını korumak için ön kısmında sağlam bir çelik koruyucu bulunan iş güvenliği botudur. Bu birleşik sıfatta steel koruyucu malzemeyi, toed ise botun burun kısmının türünü belirtir. Burada steel-toed, boot sözcüğünü niteler. Kişinin ayak parmaklarının çelik olduğu anlamına gelmez; çelik, botun bir parçasıdır.
Alıştırma
steel-toed boot ifadesini hangi açıklama doğru biçimde anlatır?
- Tamamen çelikten yapılmış bir bot
- Ayak parmakları bölgesinde koruyucu çelik başlık bulunan bir bot
- Metal ayak parmakları olan bir kişinin giydiği bot
Cevabı göster
Ayak parmakları bölgesinde koruyucu çelik başlık bulunan bir bot
such agonizing pain that: sonuç doğuran derece yapısı
such ... that kalıbı yüksek bir dereceyi bunun sonucuna bağlar. Burada such, agonizing pain isim grubundan önce gelir; that ise bu acının sonucunu, yani en küçük hareketin bile dayanılmaz olduğunu başlatır. Kalıp such + isim grubu + that + sonuç cümleciği şeklindedir. İsim grubu, such agonizing pain veya such a difficult puzzle örneklerinde olduğu gibi bir sıfat içerebilir.
Alıştırma
Belirtilen such ... that sonuç kalıbını tamamlayın: It was ____ a loud noise ____ everyone covered their ears.
Cevabı göster
such · that
took off: giyilen bir şeyi çıkarmak
Burada took off, ayrılabilen phrasal verb take off ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Nesnesi his boot olduğu için “botu ayağından çıkardılar” anlamına gelir; “yerden havalandı” anlamına gelmez. Hangi anlamın kastedildiğini nesne ve durum gösterir. Bu anlamda take ve off birlikte tek bir ifade olarak çalışır. İsimden oluşan tam bir nesne, off sözcüğünden sonra veya iki parçanın arasında yer alabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede it, take off ifadesinin nesnesi olarak doğru kullanılmıştır?
- Please it take off before you come inside.
- Please take it off before you come inside.
- Please take off it before you come inside.
Cevabı göster
Please take it off before you come inside.
faced a surprising sight: beklenmedik bir manzarayla karşılaşmak
Burada faced, yalnızca “yüzlerini bir yöne çevirdiler” değil, “karşılaştılar ve doğrudan önlerinde buldular” anlamına gelir. Doğrudan nesnesi a surprising sight olduğu için cümle, onların beklenmedik bir manzarayla ansızın karşılaştığını anlatır. Daha genel olarak face + isim, birinin dikkat gerektiren bir durum, sorun, gerçek ya da manzarayla karşılaşmasını gösterebilir. Bu kullanım, keşfe tarafsız see fiilinden daha fazla ağırlık verir.
Alıştırma
Burada they faced a surprising sight ne anlama gelir?
- Beklenmedik bir manzarayla karşılaştılar.
- Şaşırtıcı bir resim oluşturdular.
- Yüzlerini sıra dışı bir nesneye çevirdiler.
Cevabı göster
Beklenmedik bir manzarayla karşılaştılar.
had never touched ... at all: past perfect ile güçlü olumsuzluk
had never touched ifadesinde had + fiilin üçüncü hâli, past perfect yapısını oluşturur. Hikâyedeki daha sonraki bir geçmiş noktadan geriye bakar ve o noktadan önce temasın hiçbir zaman gerçekleşmediğini belirtir. Never zaten cümleyi olumsuz yapar. At all bu olumsuzluğu daha da güçlendirerek “hiçbir şekilde, en ufak ölçüde bile” anlamını ekler. Birlikte kullanıldıklarında keşfin kesin ve şaşırtıcı görünmesini sağlarlar.
Alıştırma
Cümleyi fail fiilinin past perfect biçimiyle, never ve at all kullanarak tamamlayın: Before the concert, the microphone ____.
Cevabı göster
had never failed at all
scientists thought that pain was a direct response to damage. Kalıp ifadeler
0:37bilim insanları acının hasara verilen doğrudan bir tepki olduğunu düşündü.
For hundreds of years: uzun süre benimsenen eski bir görüşü çerçevelemek
Cümlenin başındaki For hundreds of years, scientists thought... ifadesi için uzun bir tarihsel zaman çerçevesi kurar. Okura bu inancın tek bir anda ortaya çıkmadığını, birçok nesil boyunca devam ettiğini anlatır. Bu başlangıç aynı zamanda açıklamayı düzenler: düşünceyi uzun süre benimsenmiş eski bir görüş olarak işaretler ve okuru daha sonra gelebilecek yeni kanıtlara veya farklı bir görüşe hazırlar.
Alıştırma
Bir inancı geçmişte uzun süre benimsenmiş bir görüş olarak çerçeveleyerek açıklamaya başlamak için en uygun cümle hangisidir?
- Next year, researchers will launch a new telescope.
- At sunrise, people watched the sky change color.
- For centuries, many people believed that the Sun moved around the Earth.
Cevabı göster
For centuries, many people believed that the Sun moved around the Earth.
a direct response to damage: hasara doğrudan bir tepki
a direct response to damage ifadesinde response, sözlü bir cevap değil, fiziksel bir tepkiyi ya da bir sistemin tepkisini anlatır. Bu kullanımda response to + neden kalıbı, tepkiyi neyin tetiklediğini belirtir. Direct, neden-sonuç iddiasını güçlendirir: hasarın, arada önemli bir etken olmadan ağrıya yol açtığı ifade edilir. Daha genel olarak a direct response to X, bir etkinin doğrudan X'ten kaynaklandığını anlatır.
Alıştırma
Orijinal cümlede a direct response to damage ne anlama gelir?
- doğrudan hasarın neden olduğu bir tepki
- hasarı açıklayan sözlü bir cevap
- hasardan önce yazılmış bir rapor
Cevabı göster
doğrudan hasarın neden olduğu bir tepki
By that logic: bir öncülü sonucuna bağlamak
By that logic, “bu akıl yürütmeyi izlersek” demektir. That daha önce belirtilen bir öncül ya da kurala gönderme yapar; by ise bir yeri değil, “...e göre” ya da “...e dayanarak” anlamını taşır. Cümlenin başında bu ifade, önceki öncülü ondan çıkması beklenen sonuca bağlar. Bir savı ilerletmek veya başka birinin akıl yürütmesinin nereye vardığını sınamak için kullanılabilir; bu nedenle konuşanın öncüle katıldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
“Bu akıl yürütmeyi izlersek” anlamına gelen ders ifadesini aynen kullanarak sonucu tamamlayın: A friend says bigger batteries always last longer. ____, a battery twice the size should last twice as long.
Cevabı göster
By that logic
the more severe ..., the more pain ...: bağlantılı değişimler
the + karşılaştırma biçimi ..., the + karşılaştırma biçimi ... kalıbı, iki miktarın veya derecenin birbiriyle bağlantılı olarak değiştiğini gösterir. Biri artar ya da azalırsa diğeri de buna bağlı olarak değişir. Bu cümlede more severe yaralanmanın şiddetindeki artışı, more pain ise beklenen acı artışını belirtir. İki the de sıradan belirli tanımlıklar değil, bu kalıbın sabit işaretleridir.
Alıştırma
Birbiriyle bağlantılı iki değişimi anlatan kalıbı tamamlayın: The more you practice, ____ confident you become.
Cevabı göster
the more
But as we've learned more about the science of pain, Dilbilgisi
0:46Fakat acı bilimi hakkında daha fazla şey öğrendikçe,
as we've learned more about: zaman içinde gelişen değişim
Burada as, because ya da like anlamında değil, “aşamalı bir süreç geliştikçe” veya “zaman ilerledikçe” anlamındadır. as yan cümlesi bilginin artışını çerçeve olarak sunar; ana cümle ise bununla birlikte gelişen keşfi belirtir. Present perfect biçimleri olan we've learned ve we've discovered, geçmişteki bilgi birikimini şimdiki anlayışla bağlar. Bu nedenle cümle, zaman içinde edinilen bilgilere dayanan güncel bir değerlendirme gibi duyulur.
Alıştırma
Hangi cümlede as, aşamalı bir gelişmenin başka bir gelişmeyle birlikte gerçekleştiğini gösterir?
- As a weather researcher, Mia studies storms.
- As we've learned more about storms, our forecasts have improved.
- The alarm sounded as the storm reached the coast.
Cevabı göster
As we've learned more about storms, our forecasts have improved.
go hand-in-hand: yakın bir bağlantı
Go hand-in-hand, iki şeyin birbiriyle yakından bağlantılı olduğunu ve sık sık birlikte gerçekleştiğini veya geliştiğini belirten bir deyimdir. İnsanların gerçekten el ele tutuştuğu anlamına gelmez. Bu cümlede don't always, iddianın kapsamını sınırlar: ağrı ve doku hasarı birlikte görülebilir, ancak her durumda birbiriyle örtüşmez. Bu, aralarında hiçbir zaman bağlantı olmadığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi ‘yakından bağlantılı olmak ve sık sık birlikte görülmek’ anlamındaki deyimle tamamlayın: In successful teams, trust and clear communication often ____.
Cevabı göster
go hand-in-hand
Even when: sonucu değiştirmeyen bir durum
Even when, bir durumu gerçek ya da tekrarlanan bir durum olarak sunar ve ana sonucun o durumda da geçerli olduğunu gösterir. Even, sonucun şaşırtıcı olabileceği anlamını katar. even when sonrasındaki sözler bir yan cümle oluşturur; bu nedenle düşünceyi tamamlamak için genellikle bir ana cümle gerekir. Altyazıda, vücudun sinyal mekanizmalarının eksiksiz çalışması arka planı oluşturur; çevredeki ifade ise buna rağmen ne olduğunu bildirir.
Alıştırma
Hangi cümle normal çalışmayı gerçek veya tekrarlanan bir durum olarak ele alırken hataların yine de meydana gelebileceğini söylüyor?
- Even when the system works normally, errors can occur.
- Because the system works normally, errors cannot occur.
- Even if the system works normally tomorrow, we will test it again.
Cevabı göster
Even when the system works normally, errors can occur.
threat signaling mechanisms: ana ismi bulma
threat signaling mechanisms isim grubunda ana isim mechanisms sözcüğüdür; konuşulan şeyin mekanizmalar olduğunu belirtir. Signaling bu mekanizmaların işlevini, threat ise ne tür sinyallerin söz konusu olduğunu açıklar. Yoğun teknik isim gruplarını sağdan sola okuyun: mechanisms → signaling mechanisms → threat signaling mechanisms. Burada threat signaling birlikte mechanisms sözcüğünü niteler; bir tehdidin kendisinin sinyal gönderdiği anlamına gelmez.
Alıştırma
threat signaling mechanisms yapısını doğru açıklayan yorum hangisidir?
- Vücudun mekanizmalarına sinyal gönderen bir tehdit.
- Vücudun tehditlerle ilgili sinyaller gönderdiği mekanizmalar.
- Vücudun mekanizmalarının çalışmasını engelleyen sinyaller.
Cevabı göster
Vücudun tehditlerle ilgili sinyaller gönderdiği mekanizmalar.
We're capable of experiencing severe pain Kalıp ifadeler
0:59Şiddetli acı deneyimleme kapasitemiz var,
capable of experiencing: capable of + -ing yapısı
Capable of experiencing, bir şeyi deneyimleyebilmek veya hissedebilmek anlamına gelir. Yapı be capable of + isim veya -ing biçimidir; bu nedenle experience, of sonrasında experiencing olur. Bu cümlede capable of olası bir bedensel tepkiyi anlatır: insanlar şiddetli ağrı yaşayabilir. Ağrıyı olumlu bir beceri olarak sunmaz.
Alıştırma
Cümleyi capable of ve detect fiiliyle tamamlayın: This sensor is ____ tiny temperature changes.
Cevabı göster
capable of detecting
out of proportion to: derece bakımından uyumsuzluk
Out of proportion to, bir şeyin derecesinin, büyüklüğünün veya şiddetinin başka bir şeyle uyuşmadığını belirtir. A is out of proportion to B kalıbında B, karşılaştırma ölçütüdür. Burada ifade ağrıyı tanımlar: ağrının şiddeti gerçek yaralanmanın ciddiyetiyle uyuşmaz. İfade çoğu zaman ilk şeyin, durumun normalde gerektireceğinden çok daha büyük olduğunu düşündürür; ancak hangi tarafın fazla büyük veya küçük olduğunu bağlam gösterir.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrenilen ve “derece bakımından uyuşmayan” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The punishment was ____ the minor mistake.
Cevabı göster
out of proportion to
or the well-documented cases of male partners Kalıp ifadeler
1:09veya iyi belgelenmiş erkek eş vakalarında olduğu gibi,
well-documented cases: sağlam kayıtlarla desteklenen vakalar
Well-documented cases, önemli miktarda kayıt, rapor, gözlem veya başka kanıtlarla desteklenen vakalar demektir. Buradaki documented, yalnızca bir belgeye konmuş değil, güvenilir biçimde kaydedilmiş anlamına gelir; well- ise kayıtların sağlam veya kapsamlı olduğu anlamını ekler. well-documented cases ifadesinde kısa çizgi, well ile documented sözcüklerini cases sözcüğünden önce gelen tek bir birleşik sıfatta birleştirir. Bu ifade vakaların yalnızca söylentiye değil, kanıta dayandığını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrenilen ve “önemli miktarda kayıtla desteklenen” anlamına gelen kısa çizgili birleşik sıfatla tamamlayın: The report describes several ____ side effects.
Cevabı göster
well-documented
pregnancy or labor: doğum anlamındaki labor
pregnancy or labor ifadesinde labor, doğum eylemi anlamına gelen bir isimdir: kasılmaların başlayıp bebeğin doğumuna ilerlediği aşamayı belirtir. Burada sıradan iş veya çalışma anlamına gelmez. or sözcüğü, ağrının yaşanabileceği iki dönemi ayırır: hamilelik sırasında veya doğum sırasında. pregnant women ve pain gibi yakındaki sözcükler labor sözcüğünün hangi anlamda kullanıldığını gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede labor doğum anlamına gelir?
- The farm needs more labor during the summer.
- After several hours of labor, the baby was born.
- Moving the boxes was hard labor.
Cevabı göster
After several hours of labor, the baby was born.
What's going on here?: açıklamaya geçiş sağlayan soru
What's going on here? kelimesi kelimesine ne olduğunu sorar, ancak bu açıklamada bilgiyi düzenleme görevi de görür. Konuşmacı, hemen önce bahsedilen şaşırtıcı sonucu açık bir soruya dönüştürür. Konuşmacı mutlaka başka birinin cevap vermesini beklemiyordur. Ardından soruyu kendisi cevaplayarak gözlemden onun nedenine veya mekanizmasına geçiş yapar. Here yalnızca fiziksel bir yeri değil, “bu durumda” anlamını da verebilir.
Alıştırma
Hangi parçada What's going on here? bir açıklamayı başlatmak için kullanılmıştır?
- I just arrived and cannot see the stage. What's going on here?
- What's going on here? Please answer me; I have no information about the situation.
- The two readings disagree. What's going on here? Let's compare the two sensors.
Cevabı göster
The two readings disagree. What's going on here? Let's compare the two sensors.
at play: etkili olan etkenler
Burada at play, “etkin biçimde işlemek veya durumu etkilemek” anlamına gelir. İki olgunun oyun oynadığı söylenmiyor; bunlar, neler olduğunu açıklamaya yardımcı olan iki süreçtir. there are X at play kalıbında X, o anda etkisi bulunan etkenleri veya güçleri belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede at play, bazı etkenlerin bir durumu aktif olarak etkilediği anlamında kullanılmıştır?
- Several financial pressures are at play in the housing market.
- The children are at play in the park.
- We watched a play at the theater.
Cevabı göster
Several financial pressures are at play in the housing market.
and a biological process called nociception. Dilbilgisi
1:24ve nosisepsiyon adı verilen biyolojik bir süreç.
called nociception: bir süreci adlandırmak için called kullanımı
a biological process called nociception ifadesinde called nociception, process sözcüğünden sonra gelir ve bu sürecin adını belirtir. “nociception adı verilen biyolojik bir süreç” anlamındadır. Called, call fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve burada kısaltılmış bir ilgi cümleciği oluşturur: process called X = process that is called X. called sonrasındaki sözcük bir ad veya terimdir; birinin yaptığı eylem değildir.
Alıştırma
“İsim + called + ad” yapısını tamamlayın: Scientists study a process ____ photosynthesis.
Cevabı göster
called
Nociception is part of the nervous system's protective response Kalıp ifadeler
1:27Nosisepsiyon, sinir sisteminin koruyucu tepkisinin bir parçasıdır,
to harmful or potentially harmful stimuli. Kelime
1:31zararlı veya potansiyel olarak zararlı uyaranlara karşı.
protective response to + tepkiyi tetikleyen etken
Protective response to kalıbında protective, tepkinin amacını belirtir: zararı önlemeye veya azaltmaya yardımcı olur. Ana isim response'tur; to ise tepkiyi tetikleyen şeyi tanıtır. Buradaki to bir edattır, mastar yapısının parçası değildir. Bu nedenle ardından response to heat veya response to danger örneklerindeki gibi bir isim öbeği gelebilir.
Alıştırma
Hedef üç sözcüklü ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: Pulling your hand away is a ____ extreme heat.
Cevabı göster
protective response to
zararlı veya potansiyel olarak zararlı uyaranlar
Stimuli, stimulus kelimesinin çoğuludur. Bilimsel dilde stimulus, bir bedende veya başka bir sistemde tepkiyi tetikleyen şeydir; burada çoğul biçim, koruyucu tepkiyi oluşturabilecek birden fazla uyaranı belirtir. Potentially, harmful kelimesini niteler ve kesinlik düzeyini azaltır. Harmful stimuli zararlı uyaranlardır; potentially harmful stimuli ise zarar verebilecek uyaranlardır. Stimuli ismi iki bölüm için de ortaktır.
Alıştırma
Zararlı olan veya zararlı olabilecek birden fazla uyaranı hangi ifade belirtir?
- harmful or potentially harmful stimuli
- harmful or potentially harmless stimuli
- one harmful or potentially harmful stimulus
Cevabı göster
harmful or potentially harmful stimuli
specialized nerve endings: belirli duyusal görevleri olan sinir uçları
Burada specialized, belirli bir göreve uyum sağlamış anlamına gelir; nerve endings ise sinirlerin uç kısımlarıdır. Specialized nerve endings ifadesi bir bütün olarak belirli duyusal görevler için özelleşmiş sinir uçlarını anlatır. Bu tıbbi bağlamda endings, fiziksel uç kısımlar demektir; hikâyelerin sonları anlamına gelmez. Üç sözcüğü tek bir teknik isim öbeği olarak okuyun.
Alıştırma
Bu cümlede specialized nerve endings ne anlama gelir?
- Belirli duyusal görevleri olan sinir uçları.
- Çok gelişmiş hikâye sonları.
- Beyinden uzaklaşan sinyaller.
Cevabı göster
Belirli duyusal görevleri olan sinir uçları.
If enough sensors are activated: edilgen yapıyla belirtilen tetiklenme koşulu
If yan cümlesi süreci başlatan koşulu belirtir: yeterli sayıda algılayıcı tetiklendiğinde sonraki aşama gerçekleşir. Enough, sensors sözcüğünü niteler; dolayısıyla koşul tek bir algılayıcının ne kadar güçlü tepki verdiğiyle değil, algılayıcıların sayısıyla ilgilidir. Are activated, geniş zaman edilgen yapısıdır: algılayıcılar eylemi yapan değil, eylemden etkilenen taraftır. Bilimsel açıklamalarda genel bir mekanizmayı anlatmak için koşul bölümünde sıkça if + geniş zaman edilgen, ana cümlede ise geniş zaman kullanılır.
Alıştırma
Koşulu activate fiilinin geniş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: If enough detectors ____, the alarm sounds.
Cevabı göster
are activated
shoot up: yukarı yönlü bir yol boyunca hızla ilerlemek
Burada shoot up, “bir yol boyunca yukarı doğru çok hızlı hareket etmek” anlamına gelir. Özne electrical signals ifadesidir ve up the nerve izlenen yolu gösterir; bu nedenle ifade, sinyallerin omurgaya ve beyne doğru hızla iletilmesini anlatır. Shoot sözcüğü canlı bir hız duygusu katar. Burada fiyatlar için kullanılan “aniden yükselmek” anlamında değildir ve silahla ateş etmeyi de anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede shoot up, bir şeyin vücuttaki bir yol boyunca hızla hareket etmesini anlatır?
- A sharp sensation shot up my arm.
- The young plant shot up in a week.
- Food prices shot up after the storm.
Cevabı göster
A sharp sensation shot up my arm.
weighs the importance of: bir şeyin ne kadar önemli olduğunu değerlendirmek
Burada weighs mecazi anlamdadır: “dikkatle düşünüp değerlendirmek” demektir; fiziksel ağırlığı ölçmek anlamına gelmez. Beyin, tepki üretmeden önce sinyallerin ne kadar önemli olduğuna karar veriyormuş gibi anlatılır. weigh the importance of + isim kalıbı, bir karar verirken bir şeyin ne kadar önemli sayılması gerektiğini değerlendirmek anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümlede weigh, “bir şeyin ne kadar önemli olduğunu değerlendirmek” anlamında kullanılmıştır?
- The newborn weighed eight pounds.
- The clerk weighed each package before shipping it.
- The class weighed the importance of each idea before voting.
Cevabı göster
The class weighed the importance of each idea before voting.
But there are a whole set of factors besides nociception Kalıp ifadeler
1:59Ancak nosisepsiyon dışında da bir dizi faktör vardır,
influence the experience of pain: öznel ağrı deneyimini etkilemek
Burada influence geçişli bir fiildir; bu nedenle the experience of pain isim grubunu doğrudan nesne olarak alır ve on gerektirmez. İfade, “ağrının hissedilme biçimini değiştirmek” anlamına gelir. Experience burada isimdir. Ağrıyı hissetmenin öznel niteliğini veya şiddetini anlatır; bu yüzden ilk fiziksel sinyal değişmese bile deneyim etkilenebilir.
Alıştırma
Hangi cümlede influence fiil olarak doğru kullanılmıştır?
- Long delays can influence on the customer experience.
- Long delays can have influence the customer experience.
- Long delays can influence the customer experience.
Cevabı göster
Long delays can influence the customer experience.
a whole set of factors besides nociception: nosisepsiyonun yanı sıra bir grup ek etken belirtmek
Bu cümlede a whole set of factors, birbiriyle ilişkili birçok etkeni bir bütün olarak sunar. Whole, açıklamada yalnızca bir ya da iki ayrı neden değil, daha fazla neden bulunduğunu vurgular. Besides nociception, “nosisepsiyonun yanı sıra” anlamına gelir. Nosisepsiyon açıklamanın bir parçası olmaya devam eder; ifade başka etkenler ekler. Yeniden kullanılabilecek kalıp a whole set of + çoğul isim + besides + önceden bilinen etken şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümle maliyetin bir etken olduğunu ve çok sayıda ek etkenin de sonucu etkileyebileceğini anlatır?
- A whole set of factors besides cost can affect the result.
- A whole set of factors except for cost can affect the result.
- A whole set of factors beside cost can affect the result.
Cevabı göster
A whole set of factors besides cost can affect the result.
make pain less useful: make + nesne + sıfat
make pain less useful ifadesinde make, yaratmak değil, bir şeyi belirli bir duruma getirmek anlamındadır. Yapı make + nesne + sıfat şeklindedir: pain etkilenen nesnedir, less useful ise ortaya çıkan durumu belirten sıfat grubudur. Bu yapı, bir şeyin bir kişiye ya da nesneye yeni bir özellik kazandırdığını anlatır; make the route safer buna bir örnektir. Burada less, make fiilini değil useful sözcüğünü niteler.
Alıştırma
Sonucu anlatmak için make + nesne + sıfat yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The new rule made clearly the instructions.
- The new rule made the instructions clearer.
- The new rule made the instructions to clearer.
Cevabı göster
The new rule made the instructions clearer.
that amplify nociceptive signals to the brain. Kalıp ifadeler
2:11beyne giden nosiseptif sinyalleri güçlendiren.
amplify nociceptive signals to the brain: sinyalleri güçlendirmek
Burada amplify, var olan bir sinyali daha güçlü hâle getirerek etkisini artırmak anlamındadır. Nociceptive signals, gerçek veya olası doku hasarına karşı sinir sisteminin ürettiği sinyallerdir; to the brain ise bu sinyallerin nereye gittiğini belirtir. Amplify signals ifadesi biyoloji, elektronik ve iletişim alanlarında yaygındır. Sinyal gücüne odaklandığı için bu tıbbi örneğin dışındaki durumlarda da kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi bu nottaki hedef fiille tamamlayın: This device can ____ weak electrical signals.
Cevabı göster
amplify
If nerve fibers are activated repeatedly, Dilbilgisi
2:14Eğer sinir lifleri tekrar tekrar aktive olursa,
the brain may decide they need to be more sensitive Kalıp ifadeler
2:17beyin, onların daha hassas olmaları gerektiğine karar verebilir,
If nerve fibers are activated repeatedly: tekrarlanan bir koşul kurmak
If, ana cümlede belirtilen değişime yol açabilecek koşulu ifade eder. Burada eylemi sinir lifleri yapmaz: are activated edilgen yapıdadır, yani onları başka bir şey uyarır. Repeatedly, etkinleştirmenin ne sıklıkla gerçekleştiğini, yani tekrar tekrar olduğunu belirtir. If + özne + be + geçmiş zaman ortacı + sıklık zarfı kalıbı, bir koşul tekrarlandığında neler olabileceğini açıklamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Koşulu tamamlamak için activate fiilinin geniş zaman edilgen biçimini ve ardından repeatedly sözcüğünü kullanın: If the same pathway ____, it may become more sensitive.
Cevabı göster
is activated repeatedly
more sensitive to: uyarıcı mı, amaç mı?
more sensitive sözleri bir karşılaştırma ifade eder: sinir liflerinin öncekinden veya başka türlü sahip olacaklarından daha yüksek bir tepki düzeyine ihtiyaç duyduğunu gösterir. Bu cümlede to, amaç bildiren to adequately protect the body from threats ifadesini başlatır; ardından duyarlılığa neden olan şey gelmez. Ayrı bir kalıp olan sensitive to + isim veya -ing biçiminde ise to bir edattır ve sensitive to heat örneğindeki gibi uyarıcıyı belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede sensitive to, tepkiye neden olan uyarıcıyı belirtmek için kullanılmıştır?
- This sensor is more sensitive about heat.
- This sensor is more sensitive to heat.
- This sensor must be more sensitive to detect smoke early.
Cevabı göster
This sensor is more sensitive to heat.
More stress sensors can be added to nerve fibers
2:23Sinir liflerine daha fazla stres sensörü eklenebilir
light touches to the skin: light sözcüğünün hafif kuvvet anlamı
Light touches to the skin ifadesinde light, touches sözcüğünü niteleyen bir sıfattır. Uygulanan kuvvetin hafif veya zayıf olduğunu belirtir; dolayısıyla ifade ciltle kurulan hafif fiziksel teması anlatır. Burada light, ışık ya da açık bir renk anlamına gelmez. Touches, ayrı temas eylemlerini belirten sayılabilen touch adının çoğuludur; to the skin ise teması alan yüzeyi belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede light, light touches to the skin ifadesindekiyle aynı anlama gelir?
- Turn on the light before you enter.
- Even light pressure made the bruise hurt.
- She chose a light green notebook.
Cevabı göster
Even light pressure made the bruise hurt.
until they become so sensitive that: değişimin son noktası, derece ve sonuç
Until they become... devam eden bir değişimin ulaştığı son noktayı belirtir: sinir lifleri yeni bir hassasiyet düzeyine ulaşana kadar daha fazla sensör eklenebilir. Bu son noktayı belirten yan cümlede so sensitive that... derece ile sonucu birbirine bağlar. until + become/get içeren yan cümle + so + sıfat + that + sonuç kalıbı, bir değişimin belirtilen sonucu doğuracak kadar güçlenene dek ilerlediğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan until ... so ... that kalıbıyla tamamlayın: The wind kept growing stronger ____ it became ____ powerful that branches began to break.
Cevabı göster
until · so
spark intense electrical signals: spark fiilinin “tetiklemek” anlamı
Burada spark, “tetiklemek” veya “başlatmak” anlamında geçişli bir fiildir. Nesnesi intense electrical signals olduğundan, bu ifade bir şeyin bu sinyallerin başlamasına neden olduğunu anlatır. Bu kullanım, bir kıvılcımın yangını veya başka bir tepkiyi başlatması imgesinden gelir; ancak burada anlam mecazidir ve görünür bir kıvılcım oluşmaz. Bu kalıp spark interest, spark debate veya spark a response örneklerinde olduğu gibi tepki ve olaylarla sıkça kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede spark, örnektekiyle aynı mecazi anlamda kullanılmıştır?
- The announcement sparked a lively debate.
- A tiny spark jumped from the wire.
- The mechanic replaced the spark plug.
Cevabı göster
The announcement sparked a lively debate.
adapt to send signals more efficiently: amaç bildiren mastar
adapt to send signals more efficiently ifadesinde adapt, “koşullara yanıt olarak çalışma biçimini değiştirmek” anlamına gelir. to send mastarı, bu değişimin işlevini, amacını veya sonucunu belirtir: sinirler, sinyalleri daha iyi gönderebilmek için değişir. More efficiently, adapt fiilini değil send fiilini niteler. Sinyal gönderme verimliliğini önceki durumla karşılaştırır.
Alıştırma
Hangi cümle, yazılımın görüntüleri daha verimli analiz edebilmek için değiştiği anlamına gelir?
- The software adapted to analyze images more efficiently.
- The software adapted to analyzing images more efficiently.
- The software adapted analyzing images more efficiently.
Cevabı göster
The software adapted to analyze images more efficiently.
amplifying the message: sonuç ekleyen bir -ing grubu
Burada amplifying the message, virgülden sonra gelen -ing'li bir ortaç grubudur. Ana eylemin sonucunu verir: sinir sinyallerinin daha verimli gönderilmesi, sinyali güçlendirir. Amplifying fiilinin örtük öznesi, ana cümlenin öznesi olan nerves'tür. Bu bağlamda message, kısa mesajı ya da sözlü bir mesajı değil, sinir sinyalini anlatır.
Alıştırma
Örnek cümlede amplifying the message ne işe yarar?
- Sinyallerin nereye gönderildiğini söyler.
- Sinirlerin uyum sağlamasından önce gerçekleşen bir eylemi belirtir.
- Sinyallerin daha verimli gönderilmesinin sonucunu verir.
Cevabı göster
Sinyallerin daha verimli gönderilmesinin sonucunu verir.
people experiencing chronic pain: people sözcüğünü niteleyen bir -ing grubu
Experiencing chronic pain, people sözcüğünden sonra gelen -ing'li bir ortaç grubudur. Hangi kişilerden söz edildiğini belirtir: people who are experiencing chronic pain. Cümlenin ana fiili are fiilidir. Experiencing ikinci bir ana yargı başlatmaz; people sözcüğünü niteleyen kısaltılmış bir etkin ilgi cümleciği gibi çalışır.
Alıştırma
Hangi tam ilgi cümleciği people experiencing chronic pain ile aynı anlama gelir?
- people who are experiencing chronic pain
- people who are causing chronic pain
- people whose chronic pain has ended
Cevabı göster
people who are experiencing chronic pain
which is defined as pain lasting more than 3 months. Dilbilgisi
2:44ki bu da 3 aydan uzun süren ağrı olarak tanımlanır.
which is defined as: kesin bir tanım eklemek
Bu cümlede which, hemen önündeki chronic pain ad öbeğini tanımlayan ek bir ilgi cümleciğini başlatır. Which, önceki açıklamanın tamamına değil chronic pain ifadesine gönderme yapar. term, which is defined as definition, ... kalıbı, terime kesin bir anlam veya sınır ekler. Bu, define A as B yapısının edilgen biçimidir.
Alıştırma
Bu cümlede which is defined as ne yapar? The waiting period, which is defined as the time before a student may reapply, is 30 days.
- Öğrencinin zaten yeniden başvurduğunu söyler.
- Bekleme süresinin tanımını ekler.
- Ayrı bir ana olay başlatır.
Cevabı göster
Bekleme süresinin tanımını ekler.
lasting more than 3 months: addan sonra gelen -ing niteleyicisi
Lasting more than 3 months, pain sözcüğünden sonra gelir ve bu adı niteler. pain that lasts more than 3 months anlamına gelir. Bu -ing cümleciği, bir ilgi cümleciğini daha kısa bir ad öbeğine dönüştürür. Lasting cümlenin başka bir ana fiili değildir; more than ise tam üç ayı değil, üç aydan uzun bir süreyi belirtir.
Alıştırma
-ing son niteleyicisini lasting more than ile tamamlayın: The clinic studies headaches ____ three days.
Cevabı göster
lasting more than
nudged into an ongoing state of high alert: sürekli yüksek alarm durumuna yavaş yavaş itilmek
Burada be nudged into a state, küçük ya da aşamalı bir etkinin sonucunda bir duruma geçmeyi anlatan bir benzetmedir. Sinir sistemi fiziksel olarak itilmez; çeşitli etkiler onun çalışma biçimini değiştirir. An ongoing state of high alert, sinir sisteminin her an tehlike ortaya çıkabilirmiş gibi çalışmaya devam etmesi demektir. Bu ifade, işleyişteki soyut bir değişikliği bir durumun içine girme imgesiyle anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede nudged into an ongoing state of high alert ne anlama gelir?
- Sinir sistemi yavaş yavaş tehlikeye sürekli hazır olma durumuna geçer.
- Sinir sistemi olası tehlikelere tepki vermeyi tamamen bırakır.
- Birisi sinir sistemini fiziksel olarak başka bir yere iter.
Cevabı göster
Sinir sistemi yavaş yavaş tehlikeye sürekli hazır olma durumuna geçer.
outlast physical injury: fiziksel yaralanmadan daha uzun sürmek
Outlast, başka bir şeyden daha uzun süre devam etmek anlamına gelen geçişli bir fiildir. A outlasts B yapısında, B sona erdikten ya da etkisini kaybettikten sonra A hâlâ var olur veya etkisini sürdürür. Burada outlast physical injury, bedensel yaralanma iyileştikten ya da azaldıktan sonra ağrının devam edebileceği anlamına gelir. Bu kelimedeki out- öne geçme veya aşma anlamı taşır; dışarıda anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrendiğiniz, başka bir şeyden daha uzun sürmek anlamındaki fiille tamamlayın: The effects of a storm can ____ the storm itself.
Cevabı göster
outlast
a vicious cycle: kendi kendini güçlendiren zararlı bir döngü
Kalıplaşmış a vicious cycle ifadesi “kısır döngü” anlamına gelir: Bir sorunun doğurduğu sonuçlar asıl sorunu daha da kötüleştirir ve böylece zararlı süreç kendi kendini güçlendirmeye devam eder. Burada vicious, döngünün zararlı olduğunu belirtir; bir insanın şiddet yanlısı veya acımasız olduğunu anlatmaz.
Alıştırma
Hangi durum a vicious cycle ifadesiyle en iyi anlatılır?
- Bir fırtına bir gecede birkaç ağaca zarar verir.
- Bir otobüs her sabah aynı güzergâhı izler.
- Stres uykuyu bozar, kötü uyku da stresi artırır.
Cevabı göster
Stres uykuyu bozar, kötü uyku da stresi artırır.
the longer ..., the more difficult ...: eşleşen ne kadar..., o kadar... yapısı
Eşleşen the + comparative ..., the + comparative ... kalıbı iki şeyin birlikte değiştiğini anlatır. Burada ağrı ne kadar uzun sürerse onu tersine çevirmek o kadar zorlaşır. The longer pain persists bu kullanımda tek başına tam bir cümle değildir. Kalıbın ilk yarısıdır ve the more difficult it becomes to reverse ile birlikte anlaşılmalıdır.
Alıştırma
Cümleyi more ve easier sözcüklerinin eşleşen karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: ____ you practice, ____ the task becomes.
Cevabı göster
The more · the easier
Psychological factors clearly play a role in pain too, Kalıp ifadeler
3:03Psikolojik faktörler de acıda açıkça bir rol oynar,
play a role in: bir süreçte veya sonuçta etkili olmak
play a role in, bir süreç veya sonuç üzerinde “etkili olmak” ya da ona “katkıda bulunmak” demektir. Burada psikolojik etkenler ağrıyı etkileyen unsurlardan biridir; tiyatroda bir rol oynamaktan söz edilmez. Kalıp play a role in + isim veya -ing biçimidir; örneğin play a role in learning. Bu ifade bir şeyin sonucu etkilediğini belirtir, ancak tek neden olduğunu söylemez.
Alıştırma
“Katkıda bulunmak” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Good sleep can ____ recovery.
Cevabı göster
play a role in
by influencing A and by influencing B: iki paralel yol
by + -ing, bir şeyin gerçekleştiği yöntemi veya yolu gösterir. Burada olası etki iki yolla açıklanır: nosisepsiyonu, yani sinir sisteminin potansiyel olarak zararlı uyaranları algılama sürecini etkilemek ve beyni doğrudan etkilemek. Her iki nesneden önce by influencing ifadesini tekrarlamak açık bir paralel yapı oluşturur: by influencing A and by influencing B. by her zaman tekrarlanmak zorunda değildir, ancak burada iki yolun kolayca fark edilmesini sağlar.
Alıştırma
by + -ing kullanın. İlk boşlukta trap, ikinci boşlukta remove kullanın: The filter improves air quality ____ dust and ____ harmful gases.
Cevabı göster
by trapping · by removing
emotional state, memories, beliefs about pain, and expectations about treatment: paralel bir liste
Vurgulanan sözcükler dört ad öbeğini eş görevli olarak bağlar: emotional state, memories, beliefs about pain ve expectations about treatment. Bunlar birlikte tek bir liste oluşturur ve baştaki A person's ile beraber can all influence öncesindeki özneyi meydana getirir. Bu paralel yapı, birkaç etkeni ayrı ifadeler olarak sunmak yerine aynı dil bilgisel düzeye yerleştirir. Son ögeden önceki and listenin bittiğini gösterir ve uzun bir bilimsel açıklamanın izlenmesini kolaylaştırır.
Alıştırma
Vurgulanan sözcüklerin bilgiyi düzenlemedeki temel işlevi nedir?
- Liste, önemli olan tek etkenin anılar olduğunu gösterir.
- Her ad öbeği ayrı bir soru başlatır.
- Dört etkenden oluşan tek bir eş görevli liste oluştururlar.
Cevabı göster
Dört etkenden oluşan tek bir eş görevli liste oluştururlar.
can all influence how much pain they experience. Dilbilgisi
3:18ne kadar acı yaşadıklarını etkileyebilir.
how much pain they experience: gömülü soruda düz cümle dizilişi
how much pain they experience, influence fiilinden sonra gelen gömülü bir soru yan cümlesidir. Neyin değişebileceğini, yani kişinin hissettiği acının derecesini belirtir. Dinleyiciye doğrudan soru sormaz. Soru daha büyük bir cümlenin içine gömüldüğü için yan cümle düz cümle dizilişini korur: how much pain + they + experience. Bu cümlenin içinde how much pain do they experience gibi doğrudan soru dizilişi kullanılmaz.
Alıştırma
“Yaşadıkları stresin derecesi” anlamını vermek için gömülü yan cümleyi tamamlayın: The survey measured ____.
Cevabı göster
how much stress they experience
believing that they had no control over pain Kalıp ifadeler
3:24acı üzerinde hiçbir kontrolleri olmadığına inandığını,
reported believing: bir şeye inandığını bildirmek
Reported believing that ... çocukların ardından gelen düşünceye inandıklarını söyledikleri veya belirttikleri anlamına gelir. Report fiilinden sonra -ing biçimi gelebilir: report + believing/feeling/seeing. -ing öbeği, aynı öznenin kendi düşüncesi, duygusu ya da deneyimi hakkında bildirdiği şeyi anlatır. Report yalnızca that yan cümlesiyle kullanılmaz. Reported that they believed ... de mümkündür; ancak reported believing ..., believing eylemini bildirilen içerik olarak daha kısa biçimde sunar.
Alıştırma
"The participants reported believing that the plan would work" cümlesi ne anlama gelir?
- Katılımcılar, araştırmacıların planın işe yarayacağına inandığını söyledi.
- Araştırmacılar planın işe yarayacağını kanıtladı.
- Katılımcılar, planın işe yarayacağına kendilerinin inandığını söyledi.
Cevabı göster
Katılımcılar, planın işe yarayacağına kendilerinin inandığını söyledi.
no control over pain: ağrıyı kontrol edememek
Have no control over + isim, bir şeyi kontrol edememek, etkileyememek veya ona ne olacağına karar verememek anlamına gelir. Burada no control over pain, ağrıyı etkileyememek veya yönetememek demektir. Over, kontrolün uygulandığı şeyi gösterir. “Üstünde” şeklindeki mekânsal anlamı değil, bir kontrol ilişkisini ifade eder. Yeniden kullanılabilen kalıplar have control over something ve have no control over something biçimindedir.
Alıştırma
Cümleyi have no control over kalıbından, had sözcüğünden sonra gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: I had ____ the weather, so I moved the picnic indoors.
Cevabı göster
no control over
more intense pain than: ağrı şiddetini karşılaştırmak
Bu ifade more + sıfat + isim + than kalıbını izler. More, intense ile karşılaştırma derecesini oluşturur; intense, pain sözcüğünü niteler ve than karşılaştırılan tarafı tanıtır. İlk grubun hissettiği ağrının şiddetinin daha yüksek olduğunu anlatır. Buradaki those, biraz kontrole sahip olduğuna inanan diğer kişileri, yani diğer çocukları belirtir. Cümle iki grubun ağrı deneyimini karşılaştırır; iki farklı ağrı türünü değil.
Alıştırma
more, intense, pain ve than sözcükleriyle tam ifadeyi oluşturarak karşılaştırmayı tamamlayın: In the study, Group A reported ____ Group B.
Cevabı göster
more intense pain than
matter too: başka bir önemli etken eklemek
Matter bu cümlenin temel fiilidir. Geçişsiz fiil olarak “önemli olmak” veya “etkili olmak” anlamına gelir; dolayısıyla çevrenin özellikleri de yaşananları etkiler. Too, daha önceki bir düşünceye başka bir etken ekler: daha önce sözü edilen etkenlerin yanı sıra çevre de önemlidir. Buradaki matter, “madde” veya “konu” anlamındaki isim değildir.
Alıştırma
Eklenen etkenlerin de önemli olduğunu göstermek için matter ve too ile cümleyi tamamlayın: Exercise affects concentration, and sleep and diet ____.
Cevabı göster
matter too
placed on the back of their hand: kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği
Placed on the back of their hand, a cold rod ifadesinden sonra gelen bir geçmiş zaman ortaç öbeğidir. Çubuğun nereye konduğunu anlatır ve çubuk, place eylemine maruz kalan öğedir. Bu, kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir: a cold rod placed ... ile a cold rod that was placed ... aynı anlamdadır. Placed bu altyazı parçasının ana fiili değildir; deney düzeneğiyle ilgili bir ayrıntıyı isim öbeğinin içine yerleştirir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir nesnenin nereye konduğunu göstermek için isimden sonra geçmiş zaman ortaç öbeği kullanır?
- The sensor was placed beside the window and measured the temperature.
- The sensor placing beside the window measured the temperature.
- The sensor placed beside the window measured the temperature.
Cevabı göster
The sensor placed beside the window measured the temperature.
when they were shown a red light than a blue one, Dilbilgisi
3:42kendilerine mavi yerine kırmızı bir ışık gösterildiğinde,
reported feeling ile kişinin bildirdiği deneyimi aktarmak
Reported feeling, “öyle hissettiklerini bildirdiler” anlamına gelir. Burada feeling, gönüllülerin bildirdiği içeriği başlatır; bu nedenle reported sözcüğünü onların deneyimini anlatan bir -ing cümleciği izler. Bu yapı, bir araştırmanın duyguyu doğrudan bir cihaz ölçümü gibi sunmak yerine kişinin kendi anlatımı olarak aktarmasını sağlar. Report + -ing biçiminde, örneğin reported feeling tired olarak yeniden kullanılabilir.
Alıştırma
“Öyle hissettiklerini bildirdiler” anlamındaki report + -ing yapısıyla araştırma sonucunu tamamlayın: After the quiet activity, the children ____ calmer.
Cevabı göster
reported feeling
a red light ... a blue one: one, light yerine kullanılır
a blue one ifadesinde one, tekil ve sayılabilen light isminin yerini alır. Bu nedenle a blue one, a blue light anlamına gelir ve a red light sonrasında light kelimesini tekrarlamayı önler. Buradaki one, 1 sayısı değil, ismin yerine geçen bir sözcüktür. Aynı türden bir şeyi anlatan yeni bir isim öbeği kurar ve blue sıfatı onu tanımlar.
Alıştırma
jacket kelimesini tekrarlamamak için one kullanın: I don't want the red jacket; I'd prefer a blue ____.
Cevabı göster
one
even though the rod was the same temperature each time. Dilbilgisi
3:45her seferinde çubuk aynı sıcaklıkta olmasına rağmen.
even though: karşıtlıktan önce gerçek bir durumu sunmak
Even though, bir gerçeğin doğru olduğunu ancak sonucun şaşırtıcı olduğunu anlatır. Bu ilişkiye ödünleme denir: even though sonrasındaki yan cümle gerçek olarak sunulurken ana cümle karşıt sonucu verir. Burada çubuk gerçekten her seferinde aynı sıcaklıktaydı, ancak bildirilen deneyim farklıydı. even though ile başlayan bölüm bir yan cümledir; bu nedenle karşıtlığı tamamlamak için bir ana cümleye ihtiyaç duyar.
Alıştırma
Konuşan kişi gerçekten yağmur yağdığını biliyor. Hangi cümle bu gerçeği ve beklenmedik bir sonucu anlatır?
- Because it was raining, the team finished the game.
- Even if it was raining, the team finished the game.
- Even though it was raining, the team finished the game.
Cevabı göster
Even though it was raining, the team finished the game.
Finally, social factors like the availability Kalıp ifadeler
3:49Son olarak, varlığı gibi sosyal faktörler
of family support can affect perception of pain. Kelime
3:52aile desteğinin, acı algısını etkileyebilir.
the availability of family support: desteğin erişilebilir olup olmaması
Bu cümlede the availability of family support, birinin ihtiyaç duyduğu anda aile desteğinin var olup gerçekten erişilebilir olması anlamına gelir. Availability yalnızca bir şeyin varlığını belirtmez; bir kaynağın gerçekten elde edilip kullanılıp kullanılamadığına odaklanır. the availability of + isim yapısı; kaynaklara, hizmetlere, bilgiye veya yardıma erişimden söz ederken yaygın olarak kullanılır. the availability of treatment buna bir örnektir.
Alıştırma
the availability of + noun yapısını ve counseling sözcüğünü kullanarak cümleyi tamamlayın: Recovery can depend on ____.
Cevabı göster
the availability of counseling
perception of pain: ağrının öznel deneyimi
Bu cümlede perception of pain, bir kişinin ağrıyı nasıl hissettiği ve deneyimlediği anlamına gelir. Yalnızca ağrıya yol açabilecek fiziksel uyaranı değil, sinir sistemi ile beynin bedensel sinyalleri nasıl yorumladığını anlatır. Burada perception bir fikir değil, duyusal algılama ve yorumlama anlamındadır. Bu ifade, benzer bir fiziksel uyaranın stres veya destek gibi etkenlere bağlı olarak farklı hissedilebileceğini göstermeyi sağlar.
Alıştırma
Hangi cümlede perception of pain bir kişinin öznel duyusal deneyimini ifade eder?
- The survey records people's opinions about pain medication.
- The scan shows the location of the tissue damage.
- Anxiety can change a person's perception of pain.
Cevabı göster
Anxiety can change a person's perception of pain.
All of this means that: önceki noktaları toplayıp bir sonuca bağlamak
All of this, hemen önce ele alınan gerçeklerin veya etkenlerin tamamına gönderme yapar. Bu cümlede this yalnızca en yakındaki kelimeyi ya da ögeyi göstermez. Ardından means that, önceki bilgilerden çıkarılan sonucu sunar. İfadenin tamamı birkaç noktayı tek bir kanıt bütünü olarak toplar ve okuyucuyu kanıtlardan sonuca taşır.
Alıştırma
Okuyun: Costs have risen, deliveries are late, and customers are leaving. All of this means that we need a new plan. All of this neye gönderme yapıyor?
- Yeni plan
- Az önce sözü edilen üç sorunun tamamı
- Yalnızca müşteriler
Cevabı göster
Az önce sözü edilen üç sorunun tamamı
multi-pronged approach to pain treatment: ağrıyı birbiriyle uyumlu birkaç yöntemle ele almak
A multi-pronged approach to pain treatment, ağrıyı birbiriyle uyumlu birkaç yöntemle ele alan bir plandır. Burada multi-pronged mecazidir: prong sözcüğüyle anlatılan kollar, tıbbi tedavi, fizik tedavi ve psikolojik bakım gibi planın farklı bölümleridir. Yeniden kullanılabilen kalıp a multi-pronged approach to + isim veya -ing biçimidir. to edatı, ele alınan sorunu ya da görevi tanıtır.
Alıştırma
Hangi plan en iyi multi-pronged approach olarak tanımlanır?
- Danışmanlık, egzersiz ve ilacı birleştiren bir plan
- Her gün aynı egzersizi tekrarlayan bir plan
- Bir kez uygulanan tek bir acil tedavi
Cevabı göster
Danışmanlık, egzersiz ve ilacı birleştiren bir plan
the mechanisms behind the experience of pain, Kalıp ifadeler
4:11acı deneyiminin ardındaki mekanizmaları,
mechanisms behind the experience of pain: temel süreçler
Bu isim öbeğinde mechanisms, acı deneyimini üreten ve şekillendiren temel süreçler veya sistemler anlamına gelir. mechanisms behind + bir olgu kalıbı, o olgunun nasıl işlediğine ya da ona neyin sebep olduğuna işaret eder. Burada behind mecazidir. Fiziksel bir konumu anlatmaz; gözlemlenebilen bir deneyimi, onu açıklayan daha az görünür süreçlerle ilişkilendirir.
Alıştırma
Burada mechanisms behind the experience of pain ne anlama gelir?
- Bir deneyim olarak acıyı üreten veya şekillendiren temel süreçler
- Acı hisseden bir kişinin fiziksel olarak arkasında bulunan makineler
- İnsanların acı araştırmaları hakkındaki genel görüşleri
Cevabı göster
Bir deneyim olarak acıyı üreten veya şekillendiren temel süreçler
but there are some promising areas of research. Kalıp ifadeler
4:14ancak bazı umut verici araştırma alanları da var.
only beginning to uncover: ilerleme hâlâ erken aşamada
Only beginning to uncover, araştırmacıların daha önce bilinmeyen bir şeyi ortaya çıkarmaya başladığını, ancak anlayışlarının hâlâ erken bir aşamada olduğunu belirtir. Burada uncover mecazidir: fiziksel bir örtüyü kaldırmak değil, araştırma yoluyla keşfetmek anlamına gelir. Only, ilerleme miktarını sınırlar. İfade temkinli bir ton taşır: umut verici bulguları kabul eder, ancak mekanizmaların şimdiden iyi anlaşıldığını öne sürmez.
Alıştırma
Only beginning to uncover araştırmanın ilerleyişi hakkında ne anlatır?
- Araştırmacılar ilk adımları attı, ancak hâlâ bilinmeyen çok şey var.
- Araştırmacılar konuyu incelemeye henüz başlamadı.
- Araştırmacılar mekanizmaları tamamen açıkladı.
Cevabı göster
Araştırmacılar ilk adımları attı, ancak hâlâ bilinmeyen çok şey var.
promising areas of research: gelecek vadeden araştırma yönleri
Promising areas of research, yararlı keşifler veya sonuçlar üretme konusunda gerçek potansiyel gösteren araştırma alanları ya da yönleri demektir. Burada promising, “gelecekte başarıya ulaşabileceğine dair işaretler gösteren” anlamındadır; “söz veren” anlamına gelmez. Areas sözcüğünün çoğul olması, birden fazla olası araştırma yönü bulunduğunu gösterir.
Alıştırma
“Gelecek potansiyeli yüksek araştırma yönleri” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Scientists have identified several ____ in clean-energy technology.
Cevabı göster
promising areas of research
glial cells: bir sinirbilim terimi
Glia hücreleri, sinir sisteminde bulunan ve nöronlardan farklı olan hücrelerdir. Bu cümlede glial cells, nöronları çevreleyen hücrelerin adıdır; kelime kelime yorumlanacak sıradan bir sıfat ve isim birleşimi değil, yerleşik bir sinirbilim terimidir. Cümle, bu hücrelerin rolü hakkındaki eski bir görüşü anlatır. Bilimsel bir metinde glial cells ile karşılaştığınızda önce bunun bir sinir sistemi hücresi türü olduğunu belirleyin, ardından bu hücrelerin ne yaptığını bağlamdan öğrenin.
Alıştırma
Örnekte glial cells neyi ifade ediyor?
- Sinir sisteminde bulunan ve nöronlardan farklı olan hücreler
- Nöronlar arasında gönderilen elektrik sinyalleri
- Yalnızca kaslarda bulunan koruyucu hücreler
Cevabı göster
Sinir sisteminde bulunan ve nöronlardan farklı olan hücreler
just support structures: just sözcüğünün “yalnızca” anlamı
just support structures ifadesinde just, “yalnızca” veya “bundan fazlası değil” anlamına gelir. support structures isim öbeğini sınırlar; böylece eski görüşün glia hücrelerine yalnızca destek görevi verdiğini ve daha büyük bir rol tanımadığını anlatır. Bu sınırlayıcı kullanım çoğu zaman bir düzeltmeye veya karşıtlığa zemin hazırlar: yalnızca tek bir şey olduğu düşünülen bir şeyin aslında bundan fazlası olduğu anlaşılır. Buradaki just, “az önce” anlamına gelmez.
Alıştırma
were just support structures ifadesindeki just ne anlama gelir?
- Yapıları adil bir şekilde destekliyorlardı.
- Kısa bir süre önce destek yapılarına dönüşmüşlerdi.
- Onların destek yapıları olduğu ve bundan başka bir rolleri olmadığı düşünülüyordu.
Cevabı göster
Onların destek yapıları olduğu ve bundan başka bir rolleri olmadığı düşünülüyordu.
Until recently: eski ve yeni görüş arasında karşıtlık kurmak
Until recently bir zaman sınırı koyar: bu inanç yakın geçmişteki bir noktaya kadar sürmüş, ancak artık güncel görüş olarak sunulmamaktadır. Bu ifadenin metnin başında kullanılması, bilgileri eski görüş ve güncellenmiş görüş olarak düzenler. We thought önceki inancı belirtirken But now we know düzeltmeyi haber verir.
Alıştırma
Until recently bu metinde ne işe yarıyor?
- İki keşfin aynı anda gerçekleştiğini söyler.
- Önceki bir inanç ile şimdi bilinenler arasında karşıtlık kurar.
- Araştırmanın daha sonra başlayacağını öngörür.
Cevabı göster
Önceki bir inanç ile şimdi bilinenler arasında karşıtlık kurar.
But now we know: önceki görüşü güncel bilgiyle değiştirmek
But now we know bilgideki bir değişimi düzenleyerek gösterir. But yeni ifadeyi önceki görüşle karşıtlaştırır, now bilginin güncellenmiş durumunu belirtir ve we know mevcut sonucu sunar. Bu bağlamda ifade, daha önceki Until recently, we thought... çerçevesine karşılık verir. Bu iki çerçeve dinleyiciyi eski bir inançtan daha yeni ve daha güçlü kanıtlara dayanan bir anlayışa taşır. Now yalnızca «tam şu an» anlamına gelmez; güncel bilgi durumunu gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede But now we know nasıl bir bilgi değişimini gösteriyor?
- Önceki bir görüşten güncellenmiş bilgiye geçiş yapar.
- Önceki görüşü hiçbir değişiklik olmadan sürdürür.
- Deneyin tam şu anda başladığını söyler.
Cevabı göster
Önceki bir görüşten güncellenmiş bilgiye geçiş yapar.
have a huge role in: güçlü etkiyi ifade etmek
they have a huge role, bir şeyin nasıl gerçekleştiğinde onların çok önemli olduğu anlamına gelir. Burada role, bir oyuncunun canlandırdığı karakteri değil, işlevi veya etkiyi ifade eder; huge ise önemi güçlü biçimde vurgular. Yeniden kullanılabilen kalıp have a huge role in + isim veya -ing biçimidir. Cümledeki in influencing nociception, bu etkinin görüldüğü süreci belirtir.
Alıştırma
Güçlü bir etkiyi anlatmak için have a huge role in kalıbını doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?
- Public libraries have a huge role in supporting young readers.
- Public libraries have a huge role to supporting young readers.
- Public libraries own a huge role in supporting young readers.
Cevabı göster
Public libraries have a huge role in supporting young readers.
in the amygdala can eliminate pain in rats, Kelime
4:30amigdaladaki, farelerde acıyı ortadan kaldırabileceğini gösterdi,
Studies have shown that: araştırmayla desteklenen bir sonucu tanıtmak
Studies have shown that, ardından gelen ifadenin araştırma kanıtlarıyla desteklendiğini bildiren bir kalıptır. Burada shown, gözle görülecek biçimde «sergilemek» değil, kanıtlarla «ortaya koymak» anlamındadır. Bu kalıp önce kanıtın kaynağını verir, ardından bulguyu that ile başlayan yan cümlede sunar. have shown biçimindeki present perfect, önceki araştırmaları bugün de geçerli olan bir sonuçla bağlar; tek başına bütün çalışmaların aynı görüşte olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Studies have shown that kalıbının açıklayıcı bir metindeki temel işlevi nedir?
- Araştırmayla desteklenen bir sonucu tanıtmak
- Sonucun sınanmamış kişisel bir tahmin olduğunu belirtmek
- Araştırmacıların bir şeyi görsel olarak göstermesini anlatmak
Cevabı göster
Araştırmayla desteklenen bir sonucu tanıtmak
brain circuits in the amygdala: bir beyin bölgesindeki sinir devreleri
brain circuits in the amygdala, amigdalanın içinde bulunan sinir devreleri anlamına gelir. Bir brain circuit, bilgiyi işlemek için birlikte çalışan, birbirine bağlı nöronlardan oluşan bir ağdır; tellerden yapılmış elektronik bir devre değildir. Amigdala; duygu, tehdit ve başka sinyallerin işlenmesinde rol alan bir beyin bölgesidir. Burada in the amygdala, hedeflenen devrelerin nerede bulunduğunu belirterek brain circuits ifadesinin kapsamını daraltır.
Alıştırma
brain circuits in the amygdala burada ne anlama geliyor?
- Amigdaladaki birbirine bağlı nöron ağları
- Beyne yerleştirilmiş elektronik devre kartları
- Bir laboratuvarın çevresinden geçen teller
Cevabı göster
Amigdaladaki birbirine bağlı nöron ağları
eliminate pain: ağrıyı yalnızca azaltmak değil, tamamen ortadan kaldırmak
Bu cümlede eliminate pain, ağrının tamamen ortadan kaldırıldığını veya artık bulunmadığını ifade eder. Bu, ağrının yalnızca hafiflediğini söylemekten daha güçlü bir sonuç iddiasıdır. Bilimsel yazıda kullanılan fiil, sonucun ne kadar güçlü olduğunu belirler. Azalma kanıtı reduce pain ifadesini destekler; eliminate pain ise belirtilen koşullarda ağrının ortadan kaldırıldığına dair kanıt gerektirir.
Alıştırma
Bir çalışmada reduce pain ifadesi kullanılıyor. En güvenli sonuç hangisidir?
- Tedavinin ağrı üzerinde hiçbir etkisi olmadı.
- Ağrı kesinlikle tamamen geçti.
- Ağrı daha az şiddetli hâle geldi ancak tamamen geçmemiş olabilir.
Cevabı göster
Ağrı daha az şiddetli hâle geldi ancak tamamen geçmemiş olabilir.
and genetic testing in people with rare disorders Kelime
4:34ve nadir rahatsızlıkları olan kişilerde yapılan genetik testler,
genetic testing: genetik bilgilerin tıbbi analizi
Genetic testing, bir hastalıkla bağlantılı değişiklikleri bulmak için kişinin genlerini veya diğer genetik bilgilerini incelemek anlamına gelir. Bu ifadede testing, okul sınavı değil, tıbbi veya bilimsel inceleme anlamındadır.
Alıştırma
Genetik bilgilerin tıbbi analizi için bu derste öğrenilen iki sözcüklük tam terimi boşluğa yazın: The doctor recommended ____ to look for an inherited condition.
Cevabı göster
genetic testing
rare disorders: az görülen tıbbi rahatsızlıklar
Bu cümlede rare disorders, vücudun normal işleyişini etkileyen ve az sayıda kişide görülen tıbbi rahatsızlıklar anlamına gelir. Burada disorders tıbbi bir isimdir; günlük dildeki dağınıklık, karışıklık veya düzensizlik anlamında değildir. Rare, bu rahatsızlıkların ne kadar seyrek görüldüğünü anlatır; hafif veya ağır olduklarını belirtmez.
Alıştırma
Bu cümlede rare disorders ne anlama geliyor?
- Eşyaların dağınık olduğu yerler
- Nispeten az kişide görülen tıbbi rahatsızlıklar
- Belirtileri çok hafif olan yaygın rahatsızlıklar
Cevabı göster
Nispeten az kişide görülen tıbbi rahatsızlıklar
prevent them from feeling pain: prevent + nesne + from + -ing
Prevent them from feeling pain, prevent + nesne + from + -ing kalıbını kullanır. Them etkilenen nesnedir; feeling pain ise gerçekleşemeyen olaydır. Prevent someone or something from doing something kalıbını hem bilinçli olarak bir eylemi durdurmak hem de bir nedenin ya da koşulun bir olayı imkânsız hâle getirdiğini anlatmak için kullanın. From bir edat olduğu için sonraki fiil -ing biçimini alır: from feeling doğrudur, from feel değildir.
Alıştırma
Cümleyi standart prevent + nesne + from + -ing kalıbıyla tamamlayın. Run fiilini kullanın: The locked gate prevents the dog ____ into the street.
Cevabı göster
from running
for drugs and perhaps eventually gene therapy. Kültür
4:42ilaçlar ve belki de nihayetinde gen terapisi için.
pinpointed several other possible targets: olası tedavi hedeflerini kesin olarak belirlemek
Pinpointed several other possible targets ifadesi, birkaç ek potansiyel hedefin kesin biçimde belirlendiği anlamına gelir. Pinpoint, yalnızca find demekten daha kesin bir sonuç anlatır. Tıbbi araştırmalarda targets, bir ilacın veya tedavinin etkileyebileceği biyolojik moleküller, genler, hücreler ya da süreçlerdir. Possible bunların hâlâ aday olduğunu gösterir; hedeflerin belirlenmesi, bir tedavinin işe yarayacağını henüz kanıtlamaz.
Alıştırma
Pinpointed several other possible targets ifadesini en iyi hangi cümle açıklar?
- Araştırmacılar birkaç ek potansiyel biyolojik hedefi kesin olarak belirledi.
- Araştırmacılar laboratuvara birkaç atış hedefi yerleştirdi.
- Araştırmacılar birkaç tedavinin kesinlikle işe yarayacağını kanıtladı.
Cevabı göster
Araştırmacılar birkaç ek potansiyel biyolojik hedefi kesin olarak belirledi.
gene therapy: genetik materyali içeren tedavi
Gene therapy, gen tedavisi demektir. Genetik materyal ekleyerek, genetik materyalin yerine yenisini koyarak, işlevini susturarak veya başka bir şekilde değiştirerek hastalıkları tedavi ya da önleme amaçlı kullanılan tıbbi bir yaklaşımdır. Bu cümlede perhaps eventually, gen tedavisini belirlenen hedeflerin daha uzun vadeli olası bir kullanımı olarak sunar; tedavinin şimdiden kanıtlanmış veya erişilebilir olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede gene therapy ne anlama gelir?
- Hastalığı tedavi etmek veya önlemek için genetik materyal kullanan ya da değiştiren tıbbi bir yaklaşım
- Duyguları değiştirmek için yalnızca konuşmayı kullanan bir danışmanlık yöntemi
- Yalnızca bir kişinin ne kadar ağrı hissettiğini ölçmek için kullanılan bir test
Cevabı göster
Hastalığı tedavi etmek veya önlemek için genetik materyal kullanan ya da değiştiren tıbbi bir yaklaşım
Ever wonder how pain relievers work, Notlar
4:46Ağrı kesicilerin nasıl çalıştığını hiç merak ettiniz mi,
pain relievers: ağrıyı azaltan ilaçlar
Pain relievers, ağrıyı azaltmak için kullanılan ilaçları veya ilaçlı ürünleri ifade eder. Bu sağlık bağlamında reliever, rahatlama sağlayan bir şeydir; ağrıyı ortadan kaldıran bir kişi değildir. Pain reliever sayılabilen bir isim öbeğidir. Tek bir ilaç veya ürün için a pain reliever, birden fazla ürün ya da genel kategori için pain relievers kullanılır.
Alıştırma
Ağrıyı azaltan ilaçlar anlamındaki iki sözcüklü çoğul ifadeyi yazın: Keep all ____ out of reach of young children.
Cevabı göster
pain relievers
Ever wonder how ...?: merak uyandıran bir soru başlangıcı
Ever wonder how ...? konuşma dilinde kullanılan bir soru başlangıcıdır. Do you ever wonder how ...? ifadesinin kısaltılmış biçimidir ve Have you ever wondered how ...? ile yakın bir anlama gelir. Özne ve yardımcı fiilin atılması soruyu kısa ve ilgi çekici yapar. Burada asıl amaç hemen bir yanıt almak değildir. Soru doğrudan izleyiciye seslenir, merak uyandırır ve konuşmacının biraz sonra açıklayabileceği konuları tanıtır. how sonrasında düz cümle dizilişi kullanılır: how pain relievers work denir, how do pain relievers work denmez.
Alıştırma
Yeni bir konuya giriş yapmak için bu samimi başlangıcı doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?
- Ever wonder how fireflies glow?
- Ever wonder how do fireflies glow?
- Ever wonders how fireflies glow?
Cevabı göster
Ever wonder how fireflies glow?
Check out + içerik: bakmayı öneren samimi bir ifade
Bu cümlede Check out, “gidip bakmak, göz atmak veya daha fazla bilgi edinmek” anlamına gelir. Samimi bir öneri sunar: konuşan kişi izleyicilerin dersleri açıp izlemesini ister; derslerde hata aramalarını istemez. Nesne bir isimse bu ayrılabilen öbek fiil check out these lessons veya check these lessons out biçiminde kullanılabilir. Nesne bir zamirse onu ortaya koyun: check them out deyin, check out them demeyin.
Alıştırma
Derste geçen ve “gidip bakmak” anlamına gelen öbek fiili yazın: ____ this art channel for more drawing ideas.
Cevabı göster
Check out