Kayık Havuzu 🐷🦆 Altyazılı Çizgi Filmler | Peppa Pig Resmi Aile ve Çocuk Çizgi Filmi: İngilizce çalışma notları

Peppa Pig - Official Channel

Öğrenme zorluğu
450 kelime 147 kel/dk

Video açıklaması: Peppa ve arkadaşları gölette kurmalı, yelkenli, pilli, buharlı ve kâğıttan tekneleri dener. Daddy Pig herkese kâğıttan tekne yaptıktan sonra tekneleri üfleyerek yarıştırırlar ve yarışı George kazanır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. wind your boat up, — Deyimsel fiiller: wind up ifadesinin kurmalı bir oyuncağa güç veren mekanizmayı sıkıştırıp kurmak anlamına geldiğini kavrayın. Ayrılabilen bir deyimsel fiil olduğu için nesne wind ile up arasına gelebilir; böylece mekanik oyuncakların veya saatlerin nasıl çalıştırıldığını doğru biçimde anlatabilirsiniz. 2. I wish I had a boat. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Geçmiş biçim olan had sözcüğünün, şu anki gerçeğe aykırı bir dileği anlattığını fark edin: Rebecca bir tekne istiyor ama teknesi yok. I wish I had... kalıbını şu anda sahip olmadığınız daha fazla zaman, para veya alan gibi şeyleri dilemek için kullanabilirsiniz. 3. Ready? Steady? Blow! — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: İngiliz yarış başlangıç komutu Ready? Steady? Go! üzerindeki eğlenceli değişikliği tanıyın. Oyuncular kâğıt tekneleri nefesleriyle hareket ettirdiği için Go yerine Blow kullanılır; bu sayede bilinen oyun komutlarını yapılan eyleme göre anlayıp uyarlayabilirsiniz.

Bu derste

I'm Peppa Pig.

0:02

Ben Peppa Pig.

This is my little brother George.

0:04

Bu küçük kardeşim George.

This is Mummy Pig

0:07

Bu Anne Domuz

and this is Daddy Pig.

0:09

ve bu Baba Domuz.

Peppa Pig

0:13

Peppa Pig

The Boat Pond

0:16

Tekne Göleti

The ducks are swimming in their pond.

0:20

Ördekler göletlerinde yüzüyorlar.

They are very happy.

0:22

Çok mutlular.

Here are Peppa, George, Mummy Pig, and Daddy Pig. Anlatım akışı

0:26

İşte Peppa, George, Anne Domuz ve Baba Domuz.

Anlatım akışı

Here are: birden fazla kişiyi veya şeyi tanıtmak

Here are, birkaç kişiyi veya şeyi dinleyenin dikkatine sunan bir tanıtma kalıbıdır. Bu cümlede anlatıcı, ekrandaki dört karakteri tanıtmak için bu kalıbı kullanır; yalnızca nerede olduklarını belirtmez. Kalıp Here + be + isim öbeği biçimindedir. Çoğul bir isimden veya birden fazla kişi ya da şeyi adlandıran bir listeden önce Here are; tek bir kişi veya şeyden önce Here is kullanılır.

Alıştırma

İki kişiyi tanıtmak için Here + be kalıbını kullanın: '____ Maya and Leo.'

Cevabı göster

Here are

Hello, ducks.

0:30

Merhaba, ördekler.

The ducks want some bread.

0:33

Ördekler biraz ekmek istiyor.

Sorry, Mrs. Duck.

0:34

Üzgünüm, Bayan Ördek.

We haven't got any bread today. Dilbilgisi

0:36

Bugün hiç ekmeğimiz yok.

Dilbilgisi

haven't got any bread: bir şeyin şu anda bulunmadığını söylemek

haven't got any bread, konuşan kişilerin şu anda kullanabilecekleri ekmeğin olmadığını belirtir. Günlük Britanya İngilizcesinde have got çoğunlukla sahiplik veya elde bulunma durumunu ifade eder; bu nedenle bu söz öbeği şimdiki bir durumu anlatır. Olumsuz biçim have not got, kısaltılmış biçimi ise haven't got şeklindedir. Sayılamayan bread ismiyle any, olumsuzluğu her miktarı kapsayacak biçimde genişletir: hiç ekmek yoktur.

Alıştırma

Cümleyi Britanya İngilizcesindeki have got kalıbı ve any ile tamamlayın: 'We ____ clean cups today.'

Cevabı göster

haven't got any

We've got something much more fun. Dilbilgisi

0:39

Çok daha eğlenceli bir şeyimiz var.

Dilbilgisi

much more fun: karşılaştırmayı much ile güçlendirmek

More fun, iki şeyin ne kadar eğlenceli olduğunu karşılaştıran yapıdır. Much karşılaştırmalı yapının önüne gelir ve farkın büyük olduğunu belirtir; bu yüzden much more fun, “çok daha eğlenceli” demektir. Karşılaştırılan diğer şey bağlamdan anlaşılıyorsa onu söylemek gerekmez. Buradaki much karşılaştırmanın derecesini gösterir; “çok miktarda bir şey” anlamına gelmez.

Alıştırma

Exciting sözcüğünün karşılaştırmalı biçimini much ile güçlendirerek cümleyi tamamlayın: The new playground is ____ than the old one.

Cevabı göster

much more exciting

Peppa has brought her toy boat. Dilbilgisi

0:41

Peppa oyuncak teknesini getirdi.

Dilbilgisi

has brought: şimdiki sonucu olan geçmiş bir eylem

Has brought, has + geçmiş zaman ortacı brought biçimindeki present perfect yapısıdır. Getirme eylemi daha önce gerçekleşmiştir, ancak cümle şimdiki sonuca odaklanır: oyuncak tekne artık buradadır ve kullanılabilir. Bu yapı, daha önceki bir eylem şu anki durumu açıklıyorsa ve bitmiş, belirli bir geçmiş zamandan söz edilmiyorsa kullanışlıdır.

Alıştırma

Şimdiki bir sonucu göstermek için bring fiilinin present perfect biçimini kullanın: Maya ____ the keys, so we can open the door now.

Cevabı göster

has brought

And George has brought his toy boat.

0:46

Ve George oyuncak teknesini getirdi.

Let's wind your boat up, George. Öbek fiiller

0:50

Tekneni kuralım, George.

Öbek fiiller

wind your boat up: oyuncak teknenin zembereğini kurmak

Burada wind your boat up, oyuncak teknenin anahtarını veya düzeneğini çevirerek zembereğini germek ve teknenin hareket etmesini sağlamak demektir. Bu mekanik anlamda wind up ayrılabilir bir öbek fiildir ve your boat nesnesi wind ile up arasına yerleştirilmiştir. İsim olan bir nesne, wind up the boat örneğindeki gibi öbek fiilin tamamından sonra da gelebilir. Zamir ise ortaya gelmelidir: wind it up denir, wind up it denmez.

Alıştırma

Zemberekli oyuncak henüz hazır değil. Cümleyi wind up ve it zamiriyle tamamlayın: Please ____ before the race.

Cevabı göster

wind it up

George's boat works with clockwork. Kelime

0:55

George'un teknesi kurmalı çalışıyor.

Kelime

works with clockwork: zemberekli ve dişlili bir mekanizmayla çalışmak

Clockwork, enerjiyi sıkıca kurulmuş bir zemberekte depolayan ve dişliler aracılığıyla serbest bırakan bir mekanizmadır. Works with clockwork, teknenin bu mekanizmayı kullanarak çalıştığı anlamına gelir; clockwork, clock ve work kavramlarının ayrı ayrı düşünülmesi değil, tek bir birleşik sözcüktür. Bu ifade tekneye neyin güç verdiğini anlatır. İlgili anlatımlar arasında runs on clockwork ve is powered by clockwork bulunur.

Alıştırma

George's boat works with clockwork cümlesinde clockwork ne anlama gelir?

  1. Bir saatin yaptığı iş
  2. Bir oyuncağın içindeki elektronik zamanlayıcı
  3. Kurulmuş bir zemberek ve dişlilerle çalışan bir mekanizma
Cevabı göster

Kurulmuş bir zemberek ve dişlilerle çalışan bir mekanizma

Quick, George, put the boat in the pond

0:58

Çabuk George, tekneyi gölete koy,

before the clockwork runs out. Öbek fiiller

1:00

kurma mekanizması bitmeden önce.

Öbek fiiller

runs out: sınırlı bir kaynak tükenir

Burada runs out, kurmalı mekanizmada depolanan gücün tamamen tükenmesi anlamına gelir; bir şeyin dışarı koşması anlamına gelmez. Before bir son noktayı belirtir: George, güç hâlâ varken tekneyi gölete koymalıdır. Run out; zaman, yakıt, para veya sabır gibi sınırlı bir kaynağın sıfıra inmesini sıkça anlatır. Clockwork öznesi tekil olduğu için runs kullanılır.

Alıştırma

Çok az zaman kaldığını doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. Our time is running out.
  2. Our time is running out of.
  3. We are running out time.
Cevabı göster

Our time is running out.

George loves his clockwork boat.

1:09

George kurmalı teknesini çok seviyor.

Mummy, can you wind my boat up? Ton ve niyet

1:12

Anne, benim teknemi de kurabilir misin?

Ton ve niyet

can you wind my boat up?: ricada bulunmak

Burada Can you wind my boat up? bir ricadır: konuşan kişi annesinin bu eylemi yapmasını ister. Asıl amaç, annesinin bunu yapma becerisi olup olmadığını sormak değildir. Can you + fiilin yalın hâli...? birinden bir şey yapmasını istemek için kullanılan yaygın bir kalıptır. Can'den sonra wind yalın hâldedir ve wind my boat up istenen eylemi belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle bir arkadaştan kapıyı kapatmasını doğal biçimde ister?

  1. Are you close the door, please?
  2. Can you to close the door, please?
  3. Can you close the door, please?
Cevabı göster

Can you close the door, please?

Your boat doesn't need winding up, Peppa. Dilbilgisi

1:14

Senin teknenin kurulmaya ihtiyacı yok, Peppa.

Dilbilgisi

doesn't need winding up: need + -ing yapısının edilgen anlamı

doesn't need winding up ifadesinde need + -ing yapısı edilgen anlam taşır: tekne eylemi yapan değil, eylemden etkilenen taraftır. Yani teknenin kurulmasına gerek yoktur; tekne bu işlemi kendisi yapmaz. Buradaki wind up, bir mekanizmanın çalışması için içindeki yayı sıkıştırarak kurmak demektir. Bu cümlede “bitirmek” veya “sinirlendirmek” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi wind up ifadesinin need + -ing biçimiyle tamamlayın: The automatic watch doesn't need ____.

Cevabı göster

winding up

Peppa's boat is a sailboat.

1:17

Peppa'nın teknesi bir yelkenli.

The wind makes it go along. Dilbilgisi

1:18

Rüzgar gitmesini sağlıyor.

Dilbilgisi

makes it go: make + nesne + fiilin yalın hâli

makes it go ifadesinde make, “bir şeyin gerçekleşmesine neden olmak” anlamındadır. Yapı make + nesne + fiilin yalın hâli şeklindedir: it nesnedir, go ise rüzgârın neden olduğu eylemi belirtir. Etken bir cümlede, make fiilinin nesnesinden sonra gelen fiilin önüne to konmaz. makes it go denir; makes it to go denmez.

Alıştırma

Cümleyi make + nesne sonrasında grow fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Warm weather makes the flowers ____.

Cevabı göster

grow

I don't like my boat.

1:20

Teknemi sevmiyorum.

It doesn't do anything.

1:23

Hiçbir şey yapmıyor.

That's because there isn't any wind today. Anlatım akışı

1:25

Çünkü bugün hiç rüzgar yok.

Anlatım akışı

That's because + neden

That's because, konuşulmakta olan bir durumu onun nedenine bağlar. because'tan sonraki yan cümle “Neden?” sorusunu yanıtlar. Bu cümlede there isn't any wind today, önceki durumun nedenidir. That's because yalnızca açıklamaya giriş yapar; ardından nedenin gelmesi gerekir.

Alıştırma

Bilgisayar açılmıyor. Hangi cümle bunun nedenini doğru biçimde açıklıyor?

  1. That's because the computer will not turn on.
  2. That's because the battery is dead.
  3. That's why the battery is dead.
Cevabı göster

That's because the battery is dead.

Maybe it just needs a little help. Ton ve niyet

1:27

Belki sadece biraz yardıma ihtiyacı vardır.

Ton ve niyet

Maybe it just needs... ile nazikçe öneride bulunmak

Maybe, fikri olası bir yanıt olarak sunar; bu nedenle konuşan kişi doğrudan bir talimat veriyormuş gibi sert duyulmaz. Burada Maybe it just needs..., sorunu çözmenin basit bir yolunu nazikçe önerir. Just ve a little, gereken yardımın az ve kolay görünmesini sağlar. Burada just öneriyi yumuşatır; başka hiçbir yardıma ihtiyaç duyulmayacağını kesin biçimde ileri sürmez.

Alıştırma

Oyuncak bir araba sıkışmış. Hangi cümle olası bir çözümü en nazik ve en az baskıcı biçimde öneriyor?

  1. It needs a push.
  2. Push it now.
  3. Maybe it just needs a little push.
Cevabı göster

Maybe it just needs a little push.

I'll huff and I'll puff and I'll blow your boat along. Notlar

1:30

Üfleyeceğim ve püfleyeceğim ve tekneni yüzdüreceğim.

Deyimler

I'll huff and I'll puff: masal anlatımıyla güçlü biçimde üflemek

“I'll huff and I'll puff” kafiye ve tekrar kullanarak güçlü üfleme eylemini abartılı ve dramatik gösterir. Burada konuşan kişi “Çok güçlü üfleyeceğim” demektedir. Bu sözler Üç Küçük Domuzcuk'taki Büyük Kötü Kurt'un ünlü sözünü çağrıştırır. Bir domuz karakter tekneyi üfleyerek hareket ettirmeye hazırlandığı için bu gönderme eğlenceli bir masal şakası yaratır.

Alıştırma

Bu cümlede “I'll huff and I'll puff” esas olarak ne anlatıyor?

  1. Konuşan kişi resmî bir şikâyette bulunuyor.
  2. Konuşan kişi tekneye dokunmayı reddediyor.
  3. Konuşan kişi çok güçlü üfleyeceğini dramatik biçimde söylüyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi çok güçlü üfleyeceğini dramatik biçimde söylüyor.

Kalıp ifadeler

blow your boat along: blow + nesne + along ile ileri hareket ettirmek

“Blow your boat along”, hareket eden havayı kullanarak tekneyi ileri itmek anlamına gelir. blow + nesne + along yapısında your boat, üfleme nedeniyle hareket eden şeyi belirtir. Burada along, mevcut yönde hareketin sürmesini gösterir. Yol veya kıyı gibi belirli bir güzergâhın belirtilmesi gerekmez.

Alıştırma

Havanın kâğıt tekneyi ileri hareket ettirdiğini göstermek için cümleyi tam blow + nesne + along yapısıyla tamamlayın: A steady breeze will ____.

Cevabı göster

blow the paper boat along

Hooray!

1:38

Yaşasın!

It went really fast.

1:40

Gerçekten hızlı gitti.

Peppa loves her sailboat.

1:42

Peppa yelkenlisini çok seviyor.

Here is Peppa's friend, Suzy Sheep.

1:45

İşte Peppa'nın arkadaşı, Suzy Koyun.

Hello, everyone.

1:48

Herkese merhaba.

Hello, Suzy.

1:49

Merhaba, Suzy.

We're playing with our boats. Kalıp ifadeler

1:51

Teknelerimizle oynuyoruz.

Kalıp ifadeler

play with + oyuncak veya nesne

We're playing with our boats cümlesinde play with, bir nesneyi elle kullanarak veya hareket ettirerek eğlenmek anlamına gelir. With, play fiilini çocukların oynamak için kullandığı nesneye bağlar. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı play with + oyuncak veya nesne şeklindedir. With edatı bu yapının bir parçasıdır.

Alıştırma

Cümleyi play fiilinin doğru biçimi ve gerekli edatla tamamlayın: The child is ____ a toy robot.

Cevabı göster

playing with

I've got my speedboat.

1:54

Ben sürat teknemi getirdim.

Is it clockwork?

1:56

Kurmalı mı?

No, it has batteries.

1:58

Hayır, pilli.

Suzy's speedboat uses batteries to make it go. Dilbilgisi

2:02

Suzy'nin sürat teknesi gitmek için pil kullanıyor.

Dilbilgisi

uses batteries to make it go: use ... to ... ve make + nesne + fiilin yalın hâli

Uses batteries to make it go hem enerji kaynağını hem de bu kaynağın amacını açıklar. use + şey veya kaynak + to + fiilin yalın hâli yapısı, bir şeyin sonuç elde etmek için bir araç, malzeme veya enerji kaynağı kullandığını belirtir. Amaç bildiren bölümde make it go, make + nesne + fiilin yalın hâli yapısını izler. it sürat teknesini belirtir, go ise hareket etmek anlamındadır. go fiilinden önce to eklenmez.

Alıştırma

Küçük bir vantilatörün enerjiyi nereden aldığını ve bu enerjinin ne yaptığını doğru açıklayan cümle hangisidir?

  1. The small fan uses batteries make it spins.
  2. The small fan uses batteries to make it spin.
  3. The small fan uses batteries to make it to spin.
Cevabı göster

The small fan uses batteries to make it spin.

What a great speedboat. Dilbilgisi

2:08

Ne harika bir sürat teknesi.

Dilbilgisi

What a great speedboat: What a ... ünlem kalıbı

What a great speedboat bir soru değil, ünlem cümlesidir. Buradaki what, güçlü bir beğeni veya şaşkınlık ifade eden What a + sıfat + tekil sayılabilen isim kalıbını başlatır. Bir kişiye veya bir şeye tepki verirken bu kalıbı kullanabilirsin. Sıfat tepkini, tekil isim ise neye tepki verdiğini gösterir.

Alıştırma

Eksik olan artikeli ekleyerek ünlem cümlesini tamamla: What ____ wonderful idea!

Cevabı göster

a

Sorry, Mrs. Duck.

2:12

Üzgünüm, Bayan Ördek.

Here is Danny Dog with Grandad Dog.

2:16

İşte Büyükbaba Köpek ile Danny Köpek.

Hello, everyone.

2:18

Herkese merhaba.

Hello, Danny.

2:19

Merhaba, Danny.

My grandad has made me this paddle boat. Dilbilgisi

2:21

Büyükbabam bana bu çarklı tekneyi yaptı.

Dilbilgisi

has made me this paddle boat: make + alıcı + nesne

has made me this paddle boat ifadesinde me alıcıyı, this paddle boat ise yapılan nesneyi belirtir. make + someone + something kalıbı, biri için bir şey yapmak anlamına gelir; burada has made this paddle boat for me şeklinde yeniden kurulabilir. Anlamı seçmeden önce made me ifadesinden sonrasını da oku. me sözcüğünden sonra yapılmış somut bir nesne geldiği için me alıcıdır; değiştirilen kişi veya şey değildir.

Alıştırma

Hangi cümle doğal bir şekilde amcamın benim için ahşap bir sandalye yaptığını anlatır?

  1. My uncle made me happy about the wooden chair.
  2. My uncle made me repair a wooden chair.
  3. My uncle made me a wooden chair.
Cevabı göster

My uncle made me a wooden chair.

I say. Kelime

2:28

Vay canına.

Kelime

Eski tarz bir Britanya ünlemi olarak I say

Burada I say, şaşkınlık veya hayranlık gösteren ve tek başına tamamlanan bir ünlemdir. Konuşan kişi konuşma eylemini bildirmemektedir ve arkasından alıntılanmış bir söz gelmesi gerekmez. Bu kullanım eski tarz Britanya İngilizcesiyle ilişkilidir ve bir karakterin teatral ya da komik duyulmasını sağlayabilir. Bu sahnede etkileyici bir şeye verilen tepkidir ve daha modern konuşmadaki Oh! veya Wow! ile benzer bir işlev görür.

Alıştırma

Yargılayın: Modern ve resmî bir e-postada tek başına kullanılan I say, «şunu söylemek istiyorum» anlamına gelen doğal ve tarafsız bir giriştir.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

That's impressive.

2:29

Bu etkileyici.

How does it work? Kalıp ifadeler

2:30

Nasıl çalışıyor?

Kalıp ifadeler

Bir mekanizmayı sormak için How does it work?

How does it work?, bir cihazın, sistemin, kuralın veya prosedürün arkasındaki mekanizma ya da sürecin açıklanmasını ister. Burada work, «bir işte çalışmak» değil, «çalışmak» veya «işlev görmek» anlamındadır. Soru kalıbı How + does + özne + fiilin yalın hâli şeklindedir. Üçüncü tekil kişi işaretini does taşıdığı için works değil, work kullanılır: How does it work?

Alıştırma

Hangi soru bir makinenin çalışma mekanizmasının açıklanmasını ister?

  1. How does the machine work?
  2. Does the machine work?
  3. What does the machine do?
Cevabı göster

How does the machine work?

It's steam powered. Kelime

2:31

Buhar gücüyle çalışıyor.

Kelime

steam powered: enerji kaynağını anlatmak

Steam powered, buharla çalışan veya buhar gücüyle hareket eden anlamına gelir. It's steam powered cümlesinde steam enerji kaynağını belirtir, powered ise is'ten sonra açıklamayı tamamlar. Bu iki sözcük birlikte gücü neyin sağladığını anlatır; powered burada cümlenin geçmiş zamandaki ana fiili değildir. Aktarılabilir kalıp enerji kaynağı + powered biçimindedir: solar powered, battery powered ve wind powered gibi. Bir isimden önce kullanıldığında a steam-powered boat örneğindeki gibi genellikle kısa çizgi alır. Bağ fiilinden sonra ise yazım tercihine göre hem steam powered hem de steam-powered görülebilir.

Alıştırma

İkinci cümleyi kaynak + powered açıklamasıyla tamamlayın: The model engine gets its power from steam. It is ____.

Cevabı göster

steam powered

I just push this little lever.

2:34

Sadece bu küçük kolu itiyorum.

Wow.

2:38

Vay.

What a fantastic paddle boat.

2:39

Ne fantastik bir çarklı tekne.

Here is Rebecca Rabbit with her mummy.

2:46

İşte annesiyle Rebecca Tavşan.

Hello, everyone.

2:48

Herkese merhaba.

Hello, Rebecca.

2:49

Merhaba, Rebecca.

We're playing with our boats.

2:51

Teknelerimizle oynuyoruz.

I wish I had a boat. Dilbilgisi

2:59

Keşke benim de bir teknem olsaydı.

Dilbilgisi

I wish I had...: şimdiki gerçeğe aykırı bir dilek

I wish I had a boat, şimdiyle ilgili bir dileği anlatır: konuşan kişinin şu anda teknesi yoktur ve durumun farklı olmasını ister. Had geçmiş zaman biçiminde görünür, ancak kişinin geçmişte bir teknesi olduğunu söylemez. Gerçek olmayan veya mevcut gerçeğe aykırı bir şimdiki zaman durumu için I wish + geçmiş zaman biçimi kullanılır: I wish I had more time. Geçmiş zaman biçimi, mevcut gerçeklikle araya mesafe koyar.

Alıştırma

İkinci cümleyi I wish + had ile tamamlayın: I do not own a bicycle now. ____ a bicycle.

Cevabı göster

I wish I had

Rebecca Rabbit does not have a boat.

3:01

Rebecca Tavşan'ın teknesi yok.

I've got an idea. Kalıp ifadeler

3:03

Bir fikrim var.

Kalıp ifadeler

I've got an idea: bir çözüm olduğunu bildirmek

I've got an idea, konuşma sırasında olası bir plan veya çözüm düşünüldüğünü belirtmenin yaygın bir yoludur. Genellikle dinleyiciyi ardından gelecek açıklamaya hazırlar. Burada have got, sahip olmak anlamındadır: I've got an idea ile I have an idea aynı anlama gelir. Got, konuşanın bir fikri fiziksel olarak aldığı veya eline geçirdiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Diyaloğu, yeni bir planı bildiren ve have got kısaltmasıyla idea sözcüğünü kullanan ifadeyle tamamlayın. A: We need another way inside. B: ____. We can use the back door.

Cevabı göster

I've got an idea

Luckily, I brought my newspaper along. Öbek fiiller

3:05

Şans eseri, gazetemi yanımda getirmiştim.

Öbek fiiller

bring something along: bir şeyi yanında getirmek

brought my newspaper along ifadesinde brought, bring fiilinin geçmiş zamanıdır. Along ise gazetenin konuşan kişiyle birlikte o yere geldiğini anlatır. İfade, bir yol boyunca ilerlemeye değil, bir eşyayı yanında taşımaya odaklanır. Yeniden kullanılabilen yapı bring + birisi/bir şey + along şeklindedir. İsim along sözcüğünden sonra da gelebilir: bring along a newspaper.

Alıştırma

Cümleyi bring ... along yapısının geçmiş zamanıyla tamamlayın ve a flashlight ifadesini fiille along arasına yerleştirin. Leo ____ to the cave.

Cevabı göster

brought a flashlight along

I just need one page.

3:08

Sadece bir sayfaya ihtiyacım var.

Which page can we lose? Kelime

3:10

Hangi sayfayı feda edebiliriz?

Kelime

Which page can we lose?: bilinçli olarak çıkarma anlamında lose

Bu soruda lose, bir şeyi kazara kaybetmek anlamına gelmez. Sayfa başka bir amaçla kullanılacağı için ondan bilinçli olarak vazgeçmek, onu çıkarmak ya da artık saklamamak anlamına gelir. Which ... can we lose? kalıbı, hangi parçanın en az gerekli olduğunu ve gözden çıkarılabileceğini sorar. Başka bağlamlarda aynı anlam bir paragraf, görsel, özellik veya çıkarılabilir başka bir parça için kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede lose, bilinçli olarak çıkarmak veya atlamak anlamında kullanılmıştır?

  1. If we lose the next match, we are out of the tournament.
  2. If we lose the chart on the train, we may never get it back.
  3. The report is too long, so we can lose the final chart.
Cevabı göster

The report is too long, so we can lose the final chart.

News, Sport?

3:12

Haberler? Spor?

Ah, Fashion.

3:14

Ah, Moda.

Not the fashion page.

3:15

Moda sayfası olmaz.

Okay, I'll use the Business page. Kültür

3:17

Tamam, İş Dünyası sayfasını kullanacağım.

Kültür

the Business page: gazetenin iş ve finans bölümü

The Business page, bir gazetenin şirketler, piyasalar, para ve ekonomiyle ilgili haberleri içeren sayfası veya bölümüdür. Burada Business, içeriğin konusunu belirtir; belirli bir şirket anlamına gelmez. Gazete bölümlerinin adlarında konu genellikle the News page veya the Travel page örneklerindeki gibi page sözcüğünden önce gelir. Büyük harf kullanımı yayının yazım tarzına göre değişebilir.

Alıştırma

Bir gazetenin the Business page bölümünde en sık ne bulunur?

  1. yeni film eleştirileri
  2. futbol maçı sonuçları
  3. şirketler ve finans piyasalarıyla ilgili haberler
Cevabı göster

şirketler ve finans piyasalarıyla ilgili haberler

When I was a little piggy,

3:20

Ben küçük bir domuzcukken,

I used to fold newspaper like this. Dilbilgisi

3:21

gazeteyi böyle katlardım.

Dilbilgisi

used to fold: geçmişteki bir alışkanlık

Used to fold, gazete katlamanın geçmişte tekrarlanan bir alışkanlık olduğunu anlatır. Bu yapı genellikle alışkanlığın artık devam etmediğini düşündürür; ancak cümle bunun ne zaman sona erdiğini doğrudan söylemez. Kalıp used to + fiilin yalın hâlidir; bu nedenle fold yalın hâlde kalır. Aynı kalıp, geçmişte geçerli olup sonradan değişmiş bir durumu da anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi geçmiş alışkanlık kalıbı used to + yalın fiil ile tamamlayın: I ____ model planes with my uncle, but I do not anymore.

Cevabı göster

used to build

What is Daddy Pig doing?

3:25

Baba Domuz ne yapıyor?

To make a paper boat. Dilbilgisi

3:27

Kağıttan bir tekne yapıyor.

Dilbilgisi

To make a paper boat: amaç bildiren mastar

To make a paper boat, önceki bir eylemin amacını belirten bir mastar öbeğidir: gazete, bir tekne yapmak amacıyla katlanmıştır. Kalıp to + fiilin yalın hâlidir. Açıkça belirtilmiş bir öznesi veya çekimli fiili olmadığı için tam bir ana cümle değildir. Ancak konuşmada, önceki söz eylemi zaten veriyorsa doğal ve kısa bir yanıt olarak tek başına kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için make fiilini amaç bildiren mastar yapısında kullanın: I saved the cardboard ____ a model house.

Cevabı göster

to make

Daddy Pig has made a paper boat.

3:30

Baba Domuz kağıttan bir tekne yaptı.

Thank you, Mr. Pig.

3:33

Teşekkürler, Bay Domuz.

George wants a paper boat too.

3:37

George da kağıttan bir tekne istiyor.

I suppose I can do without the Sports page. Notlar

3:40

Sanırım Spor sayfası olmadan da yapabilirim.

Ton ve niyet

I suppose: çekinceli kabul

Burada I suppose, çekinceli bir kabullenişi gösterir: konuşan kişi spor sayfasından vazgeçebileceğini kabul eder ama bu ilk tercihi değildir. Anlamı yaklaşık olarak 'sanırım yapabilirim...' ya da 'peki, mecbursam' gibidir. Burada suppose, 'şöyle olduğunu hayal et...' anlamına gelmez. Günlük yanıtlarda I suppose, kabulü yumuşatabilir veya konuşanın tam olarak emin ya da istekli olmadığını gösterebilir.

Alıştırma

I suppose burada nasıl bir tutum gösteriyor?

  1. Konuşan kişi herkesten uydurma bir durum hayal etmesini istiyor.
  2. Konuşan kişi kabul ediyor ama pek istekli değil.
  3. Konuşan kişi tamamen reddediyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi kabul ediyor ama pek istekli değil.

Öbek fiiller

do without something: bir şey olmadan idare etmek

do without the Sports page ifadesi, spor sayfası mevcut olmasa veya ondan vazgeçilse bile idare edebilmek anlamına gelir. Do without tek bir bütün olarak kullanılır ve ardından eksik olan kişi ya da şey gelir. Bu ifade genellikle eksik olan şeyin yararlı veya istenen bir şey olduğunu, ancak vazgeçilmez olmadığını düşündürür. Burada konuşan kişi gazetenin o bölümü olmadan da devam edebileceğini söylüyor.

Alıştırma

Kafenin Wi-Fi bağlantısı çalışmıyor. Bu dersteki ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: We can ____ internet access until tomorrow.

Cevabı göster

do without

Please, can I have one? Ton ve niyet

3:45

Lütfen, ben de bir tane alabilir miyim?

Ton ve niyet

Please, can I have one?: bir şeyi kibarca istemek

Please, can I have one? türü bağlamdan zaten belli olan bir nesneden bir tane istemek için kullanılan kibar ve günlük bir ifadedir. Burada Can I have...? bir rica işlevi görür; kişinin yeteneğini sorgulayan gerçek anlamlı bir soru değildir. One, daha önce söylenmiş veya görülebilen a paper boat gibi tekil ve sayılabilen bir adın yerine geçer. O türden bir nesne anlamına gelir ve adın tekrarlanmasını önler.

Alıştırma

Can I have... yapısını ve one muffin yerine geçen sözcüğü kullanarak ricayı tamamlayın: The muffins look delicious. Please, ____?

Cevabı göster

can I have one

And me. Ton ve niyet

3:47

Ben de.

Ton ve niyet

And me.: önceki bir isteğe kendini de eklemek

And me. az önce yapılan isteğe konuşanı da ekleyen eksiltili bir yanıttır. Burada konuşanın da aynı şeyi istediği anlamına gelir ve yaklaşık olarak Can I have one too? demektir. Eksik sözcükler önceki konuşmadan anlaşılır. And yanıtı önce söylenenlere bağlar, me ise eklenen kişiyi belirtir. Bu bağlamda tek başına «benimle birlikte» anlamına gelen bir ifade değildir.

Alıştırma

Arkadaşınız 'Can I have a sticker, please?' diyor. Sizi de aynı isteğe ekleyen kısa yanıtı tamamlayın: 'And ____.'

Cevabı göster

me

Of course.

3:49

Tabii ki.

Daddy Pig is making paper boats for everyone.

3:50

Baba Domuz herkes için kağıttan tekneler yapıyor.

Let's have a race. Kalıp ifadeler

3:54

Hadi yarış yapalım.

Kalıp ifadeler

Let's have a race: yarışmayı önermek

Let's have a race, “Hadi yarışalım” anlamına gelir. Have a race içinde have, bir şeye sahip olmak değil, bir etkinliğe katılmak veya onu gerçekleştirmek anlamındadır. İngilizcede have, sayılabilen etkinlik adı a race ile doğal biçimde kullanılır; burada make a race ve do a race doğal alternatifler değildir. Let's + fiilin yalın hâli have, konuşanı da içeren bir öneri oluşturur. Bu yapıyı başkalarını birlikte bir şey yapmaya davet etmek için kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Hangi cümle herkesin ağaca kadar yarışmasını doğal biçimde önerir?

  1. Let's do a race to the tree.
  2. Let's have a race to the tree.
  3. Let's make a race to the tree.
Cevabı göster

Let's have a race to the tree.

Good idea, Mummy Pig.

3:55

İyi fikir, Anne Domuz.

We can huff and puff and blow the paper boats across.

3:57

Üfleyip püfleyerek kağıt tekneleri karşıya geçirebiliriz.

Everyone take a deep breath. Kalıp ifadeler

4:00

Herkes derin bir nefes alsın.

Kalıp ifadeler

take a deep breath: breath ismini seçmek

Take a deep breath, bir kez ciğerlere bolca hava çekmeyi anlatan standart ifadedir. Take bu kalıbın bir parçasıdır; burada bir şeyi fiziksel olarak eline almak anlamına gelmez. Breath bir isimdir, bu yüzden a deep sonrasında kullanılabilir. Bu ifade yüzme, üfleme, konuşma veya egzersiz öncesinde hazırlık için kullanılabilir; ayrıca birine durup sakinleşmesini söyleyebilir.

Alıştırma

Cümleyi doğru isimle tamamlayın: Before you dive, take a deep ____.

Cevabı göster

breath

Ready? Kültür

4:04

Hazır?

Steady?

4:05

Başla?

Blow!

4:06

Üfle!

Kültür

Ready? Steady? Blow!: Britanya başlangıç komutunu harekete uyarlamak

Ready, steady, go!, Birleşik Krallık'taki yarışlarda ve çocuk oyunlarında yaygın bir başlangıç komutudur. Ready ve steady geri sayım ritmini kurar; steady burada komutun bir parçasıdır, yalnızca bedeni sabit tutma emri değildir. Ready? Steady? Blow! ifadesinde konuşan kişi go yerine blow kullanır, çünkü oyunu başlatan hareket üflemektir. Bu kalıp bazen herkese tam olarak ne yapacağını söyleyen açık bir hareket fiiliyle bitebilir.

Alıştırma

Çocuklar oyuncak teknelerine aynı anda üflemeye başlamalıdır. Oyunu başlatan hareketi doğrudan belirten eğlenceli komut hangisidir?

  1. Ready? Steady? Blow!
  2. Ready, steady, go!
  3. Ready? Steady? Stop!
Cevabı göster

Ready? Steady? Blow!

We have a winner. Kalıp ifadeler

4:12

Bir kazananımız var.

Kalıp ifadeler

We have a winner: kesinleşmiş bir sonucu duyurmak

We have a winner., bir yarışma, çekiliş, bilgi yarışması veya değerlendirmede kazananın yeni kesinleştiğini duyurmak için kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Buradaki have, artık bir kazananın bulunduğunu veya belirlendiğini ifade eder. Bir kişinin özel mülkiyetine sahip olmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle kesinleşmiş bir çekiliş sonucunu doğal biçimde duyurur?

  1. Ticket 42 matches the number. We have a winner!
  2. The raffle begins tomorrow. We have a winner!
  3. No ticket has been checked yet. We have a winner!
Cevabı göster

Ticket 42 matches the number. We have a winner!

Uh who had the sports page?

4:14

Şey, spor sayfası kimdeydi?

That's George's boat.

4:16

Bu George'un teknesi.

George is the winner.

4:18

George kazanan.

Hooray!

4:20

Yaşasın!

I like boats and I like paper boats the best. Dilbilgisi

4:22

Tekneleri severim ve en çok kağıt tekneleri severim.

Dilbilgisi

like ... the best: en çok tercih edileni belirtmek

like + nesne + the best kalıbı, bir grup seçenek içinde o nesnenin en çok sevilen seçenek olduğunu belirtir. Bu cümlede konuşan kişi, diğer bütün tekne türlerinden daha çok kâğıt tekneleri seviyor. The best, konuşan kişinin sevme derecesini anlatır. Kâğıt teknelerin nesnel olarak en kaliteli tekneler olduğunu iddia etmez.

Alıştırma

En yüksek tercihi belirtmek için cümleyi like ... the best ile tamamlayın: Of all the games, I like chess ____.

Cevabı göster

the best

Me too.

4:27

Ben de.

It's time to go home. Dilbilgisi

4:30

Eve gitme zamanı.

Dilbilgisi

It's time to go home: bir eylemin şimdi başlaması gerektiğini söylemek

It's time to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir eylemin şimdi başlaması gerektiğini bildirir veya hatırlatır. Bu cümlede eve gitme zamanının geldiği anlamına gelir. To go home, yapılması gereken eylemi belirtir. Yalnızca bir yer hakkında ek bilgi vermez.

Alıştırma

Hatırlatmayı It's time to + fiilin yalın hâli ile tamamlayın: The bus is here. ____ leave for school.

Cevabı göster

It's time to

Everybody has had a great time. Kalıp ifadeler

4:31

Herkes harika zaman geçirdi.

Kalıp ifadeler

has had a great time: yakın zamanda yaşanan bir deneyimi özetlemek

Have a great time kalıp ifadesi “çok iyi vakit geçirmek” demektir. Burada İngilizcedeki present perfect biçiminde kullanılmıştır: has + had. Had, have fiilinin past participle biçimidir. Bu yüzden birbirine benzeyen iki fiil farklı görevler üstlenir. Cümle, herkesin şu ana kadarki keyifli deneyimini özetler ve yeni bitmiş bir etkinliğe uygundur. Everybody dil bilgisi bakımından tekildir; bu nedenle yardımcı fiil have değil, has olur.

Alıştırma

Bir etkinlik henüz bitti. Cümleyi have a great time ifadesinin present perfect biçimiyle tamamlayın: Everybody ____.

Cevabı göster

has had a great time

Bye-bye.

4:33

Güle güle.

Bye-bye, ducks.

4:35

Güle güle, ördekler.

See you soon.

4:36

Yakında görüşürüz.

The ducks enjoyed the toy boats,

4:38

Ördekler oyuncak teknelerden keyif aldı,

but they quite like having the pond back to themselves again. Notlar

4:40

ama göletin tekrar kendilerine kalmasından da oldukça memnunlar.

Kelime

quite like: hafif ve olumlu bir beğeni ifade etmek

Bu cümlede quite like, “bir ölçüde hoşlanmak” veya “epey hoş bulmak” anlamındadır. Olumlu ama ölçülü bir tepki verir: Ördekler göletin yeniden kendilerine kalmasından memnundur, ancak sözler çok büyük bir heyecan ifade etmez. Bu Britanya İngilizcesi bağlamında like önündeki quite, “tamamen” anlamına gelmez. Kesin derecesi ses tonuyla değişebilir, ancak burada normalde really like veya love ifadelerinden daha hafiftir.

Alıştırma

Bir şarkıyı iyi buluyorsunuz ama ona karşı özel bir heyecan duymuyorsunuz. Bu hafif olumlu tutuma en uygun cümle hangisidir?

  1. I really like this song.
  2. I quite like this song.
  3. I love this song.
Cevabı göster

I quite like this song.

Kalıp ifadeler

having the pond back to themselves: göleti yeniden yalnızca kendileri kullanmak

have + bir yer veya kaynak + to oneself yapısında, o yer ya da kaynak yalnızca ilgili kişi veya grubun kullanımındadır. Burada themselves ördekleri gösterir; bu nedenle having the pond to themselves, göleti başkalarıyla paylaşmadan kullanabilmeleri anlamına gelir. Back, bir süre paylaşım yaşandıktan sonra bu özel kullanım durumunun geri geldiğini gösterir. Having, like fiilinden sonra kullanılan -ing biçimidir; bütün ifade ördeklerin hoşlandığı durumu adlandırır.

Alıştırma

Hangi cümle, ziyaretçiler ayrıldıktan sonra bahçeyi yeniden yalnızca bizim kullanabildiğimizi anlatır?

  1. After the visitors left, we talked to ourselves in the garden.
  2. After the visitors left, we had the garden back to ourselves.
  3. After the visitors left, we went back to the garden by ourselves.
Cevabı göster

After the visitors left, we had the garden back to ourselves.