"-ed" ile Biten Kelimeler ⚠️İSTİSNALAR!⚠️: İngilizce çalışma notları

Pronunciation with Emma

Öğrenme zorluğu
155 kelime 165 kel/dk

Video özeti: Bu ders, sonu -ed ile biten sözcüklerin olağan telaffuz kurallarındaki istisnaları açıklar. blessed, crooked, naked, learned ve wicked sözcüklerinin sıfat olarak kullanıldıklarında özel biçimde telaffuz edildiğini, ancak aynı sözcüklerin başka dil bilgisel biçimlerinin normal kurallara uyabileceğini gösterir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Bear in mind — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu kalıbı, önemli bir ayrıntının akılda tutulmasını isteyen resmî ya da öğretici bir hatırlatma olarak anlamak. Bir kuralı veya açıklamayı yorumlarken dinleyicinin unutmaması gereken bir bilgiyi sunmadan önce kullanılabilir. 2. do follow — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Olumlu bir cümlede vurgu amacıyla kullanılan do yardımcı fiilini tanımak. Burada diğer biçimlerin normal telaffuz kurallarına gerçekten uyduğunu vurgular ve istisnai sıfat biçimleriyle açık bir karşıtlık kurar; bu yapı bir varsayımı düzeltmek veya karşıtlığı belirginleştirmek için kullanılabilir. 3. learned man. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: learned sözcüğünü yalnızca learn fiilinin geçmiş biçimi olarak değil, “bilgin, çok eğitimli” anlamına gelen resmî bir sıfat olarak anlamak. Böylece ifade doğru yorumlanabilir ve sıfatın anlamı ile telaffuzu normal fiil biçiminden ayırt edilebilir.

Bu derste

Previous video,

0:00

Önceki videoda,

I talked about the three rules for how to pronounce words that end in -ed. Kalıp ifadeler

0:00

-ed ile biten kelimelerin nasıl telaffuz edileceğine dair üç kuraldan bahsetmiştim.

Kalıp ifadeler

end in -ed: Bir kelimenin -ed ile bittiğini anlatmak

End in, “sonunda belirli harfler, bir ses veya bir ek bulunmak” anlamına gelir. words that end in -ed ifadesinde words öznedir; in -ed ise kelimenin sonundaki eki belirtir. Buradaki in fiziksel bir konumu anlatmaz. İfadenin tamamı bir kelimenin biçimini açıklar. Aynı yapı end in a vowel veya end in the sound /t/ ifadelerinde de kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle bir kelimenin -tion ile bittiğini doğal biçimde ifade eder?

  1. The word ends in -tion.
  2. The word ends inside -tion.
  3. The word finishes in -tion.
Cevabı göster

The word ends in -tion.

And I mentioned at the end of that video

0:05

Ve o videonun sonunda,

that there were a handful of words that broke these rules. Kalıp ifadeler

0:07

bu kuralları bozan bir avuç dolusu kelime olduğundan bahsetmiştim.

Kalıp ifadeler

a handful of: Az ve yaklaşık bir sayı

A handful of burada “az sayıda” anlamına gelir. Grubun sınırlı ama dikkat çekmeye değer olduğu hissini verir: yalnızca birkaç kelime kurallara uymaz. Bu miktar kullanımında a handful of ifadesinden sonra genellikle words, tickets veya people gibi sayılabilen çoğul bir isim gelir. Kesin bir sayı değil, yaklaşık ve küçük bir miktar belirtir.

Alıştırma

“Only a handful of seats were left” ne anlama gelir?

  1. Yalnızca az sayıda koltuk kalmıştı.
  2. Birisi bütün koltukları elinde tutuyordu.
  3. Çok fazla sayıda koltuk kalmıştı.
Cevabı göster

Yalnızca az sayıda koltuk kalmıştı.

Kalıp ifadeler

broke these rules: kurallara uymadı

break a rule veya break the rules ifadelerinde break, “zarar vermek” değil, “bir kuralı çiğnemek” ya da “kurala uymamak” anlamına gelir. Buradaki kelimeler birer istisnadır: Daha önce sözü edilen telaffuz kurallarına uymamışlardır. Broke, break fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Aynı ifade, kurallara uymayan kişiler veya yazım gibi genel bir kalıba uymayan şeyler için kullanılabilir.

Alıştırma

“These spellings broke the usual rule,” cümlesinde broke the usual rule ne anlama gelir?

  1. Genel kurala uymadılar.
  2. Genel kuralı açıkladılar.
  3. Yazılı bir kurala fiziksel olarak zarar verdiler.
Cevabı göster

Genel kurala uymadılar.

And this is the video that's going to teach you some words that break those rules. Dilbilgisi

0:11

Ve bu video, size bu kurallara uymayan o kelimelerden bazılarını öğretecek olan videodur.

Dilbilgisi

that's going to teach you: sırada ne olduğunu haber vermek

That's, that is ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Burada that, daha önce geçen the video ifadesini gösterir; dolayısıyla that's going to teach you videonun ne yapacağını anlatır. Be going to + fiilin yalın hâli, planlanmış veya gerçekleşmesi açıkça beklenen gelecekteki bir eylemi anlatır. Burada videonun sonraki bölümünü haber verir; going bir yere gitmek anlamında değildir.

Alıştırma

Bu tanıtım cümlesini bir kısaltma ve be going to yapısıyla tamamlayın: This is a lesson ____ show you three examples.

Cevabı göster

that's going to

Bear in mind that all these words are adjectives Deyimler

0:15

Şunu aklınızda bulundurun, bu kelimelerin hepsi sıfattır

Deyimler

Bear in mind: önemli bir şeyi hatırlama uyarısı

Bear in mind, “bu önemli noktayı hatırla” veya “bunu aklında tut” anlamına gelir. Bu cümlede, that ile başlayan yan cümledeki bilginin sonraki kısmı anlamak için önemli olduğunu dinleyiciye bildirir. Yaygın yapılar bear in mind that + yan cümle ve bear something in mind şeklindedir. Burada hatırlanması gereken içerik that all these words are adjectives bölümüdür.

Alıştırma

Kalıplaşmış hatırlatma ifadesini tamamlayın: ____ that the museum closes at five.

Cevabı göster

Bear in mind

and they may have other forms

0:18

ve başka formları olabilir,

which do follow the rules Dilbilgisi

0:20

o formlar da kurallara uyar,

that I mentioned in the other video.

0:21

ki o kurallardan diğer videoda bahsetmiştim.

Dilbilgisi

do follow: olumlu cümlede vurgulu do

Olumlu bir cümlede do follow, “gerçekten uyar” veya “kesinlikle uyar” anlamına gelir. Burada do, vurgu ekleyen bir yardımcı fiildir; “yapmak” anlamındaki asıl fiil değildir. Kurallara uymayan biçimlerin aksine, diğer biçimlerin kurallara uyduğunu vurgular. Yapı do/does/did + fiilin yalın hâli şeklindedir: they do follow, it does follow ve they did follow. Yardımcı fiilden sonraki fiil yalın hâlde kalır.

Alıştırma

Cümleyi vurgulu do ve follow fiilinin yalın hâliyle tamamlayın: These examples may look unusual, but they ____ the correct pattern.

Cevabı göster

do follow

For example, this word here. Anlatım akışı

0:23

Örneğin, şuradaki şu kelime.

Anlatım akışı

For example: belirli bir örnek vermek

For example, genel bir düşünce, kural veya açıklamadan belirli bir örneğe geçildiğini gösteren bir söylem işaretidir. Burada dinleyiciye, this word here ifadesinin az önce söylenen noktayı açıklayacak örnek olduğunu bildirir. Fikirler arasındaki ilişkiyi düzenler; örneğin ana içeriğinin bir parçası değildir. Cümlenin başında kullanıldığında ardından genellikle virgül gelir.

Alıştırma

“For example, some birds cannot fly” cümlesinde For example ne işe yarar?

  1. Tam bir karşıtlık belirtir.
  2. Sonucu açıklar.
  3. Belirli bir örnek verir.
Cevabı göster

Belirli bir örnek verir.

If it were a verb, Dilbilgisi

0:26

Eğer bir fiil olsaydı,

it would be blessed.

0:27

blessed olurdu.

Dilbilgisi

If it were..., it would...: hayalî bir koşul ve sonucu

If it were..., it would... kalıbı, mevcut durumdan farklı olan hayalî bir koşul kurar ve ardından bu koşulun hayalî sonucunu verir. Bu cümlede kelime fiil olarak ele alınmıyor; konuşmacı onun farklı bir sınıfta, yani fiil olduğunu varsayıyor ve hangi biçimin ortaya çıkacağını söylüyor. Yapı, if + özne + geçmiş zaman biçimi ve ardından özne + would + fiilin yalın hâli şeklindedir. Buradaki were, geçmişte gerçekten yaşanmış bir olayı değil, varsayımsal bir durumu belirtir.

Alıştırma

Varsayım cümlesini be ve hold fiillerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: If this box ____ bigger, it ____ all the toys.

Cevabı göster

were · would hold

Blessed.

0:29

Blessed.

So it would end with /st/.

0:30

Yani /st/ sesi ile biterdi.

I blessed the child, for example. Kelime

0:31

Örneğin, I blessed the child (Çocuğu kutsadım).

Kelime

blessed the child: bless fiilinin geçmiş zaman biçimi

blessed the child ifadesinde blessed, bless fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve “birini kutsadı” anlamına gelir. The child eylemden doğrudan etkilenen kişidir; bu nedenle bless fiilinden sonra kutsanan kişi gelir. Yeniden kullanılabilen kalıp bless + kişi veya grup şeklindedir. Buradaki blessed, konuşanın ne yaptığını anlatır; çocuğun nasıl biri olduğunu betimlemez.

Alıştırma

Hangi cümlede blessed, “birini kutsadı” anlamında geçmiş zaman fiili olarak kullanılmıştır?

  1. The priest blessed the family.
  2. The blessed child smiled.
  3. The child felt blessed.
Cevabı göster

The priest blessed the family.

However, when we use it as an adjective, Kalıp ifadeler

0:34

Ancak, onu bir sıfat olarak kullandığımızda,

we say blessed.

0:37

blessed deriz.

Kalıp ifadeler

use it as an adjective: use + nesne + as + rol

use it as an adjective ifadesinde as, “rolünde” veya “olarak” anlamına gelir. Yapı use + nesne + as + rol veya işlev şeklindedir. Buradaki it, konuşulan sözcüğü gösterir; an adjective ise bu sözcüğün cümledeki dil bilgisel görevini belirtir. Bu, karşılaştırma bildiren as ... as yapısı değildir. Yapıyı dil bilgisi anlatırken use a word as a noun, use a phrase as an adverb veya use this form as a verb şeklinde yeniden kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Dil bilgisi açıklamasını use + object + as + role kalıbıyla tamamlayın: In the phrase light rain, we use light ____ an adjective.

Cevabı göster

as

Blessed.

0:39

Blessed.

The blessed child. Kelime

0:40

The blessed child (Kutsanmış çocuk).

Kelime

blessed child: blessed sıfatı

blessed child ifadesinde blessed, child sözcüğünden önce gelir ve çocuğu niteler. Burada bir sıfattır: bağlama göre çocuğun kutsanmış, Tanrı’nın lütfuna erişmiş, kutsal veya özellikle şanslı olduğu anlatılır. Cümlenin geçmiş zaman fiili değildir. Aynı yapı a blessed person veya a blessed place ifadelerinde de kullanılabilir: blessed kendisinden sonra gelen ismi niteler. Hangi olumlu anlamın kastedildiğini bağlam gösterir.

Alıştırma

a blessed child ifadesinde blessed ne görev yapar?

  1. Çocuğun birini kutsadığını bildirir.
  2. Bir törenin adını belirtir.
  3. Çocuğu kutsanmış veya özel bir lütfa erişmiş olarak niteler.
Cevabı göster

Çocuğu kutsanmış veya özel bir lütfa erişmiş olarak niteler.

We also have crooked.

0:42

Ayrıca crooked kelimesi var.

He has crooked teeth. Kelime

0:44

He has crooked teeth (Onun çarpık dişleri var).

Kelime

crooked teeth: düz olmayan anlamındaki crooked

crooked teeth ifadesinde crooked, dişlerin şeklini veya dizilişini anlatır: dişler düz değildir ya da düzenli biçimde sıralanmamıştır. Burada dürüstlük değil, fiziksel şekil söz konusudur. Crooked ayrıca eğri bir çizgiyi, yolu veya dalı anlatabilir. Sözcüğün ayrı bir anlamı olan dürüst olmayan ise insanlar, davranışlar veya işler için kullanılır ve bu cümledeki teeth ile uyuşmaz.

Alıştırma

He has crooked teeth. cümlesinde crooked ne anlama gelir?

  1. Dişler düz değildir veya düzenli biçimde sıralanmamıştır.
  2. Dişler özellikle beyazdır.
  3. Dişler dürüst değildir.
Cevabı göster

Dişler düz değildir veya düzenli biçimde sıralanmamıştır.

Naked.

0:45

Naked.

They were naked.

0:46

They were naked (Çıplaktılar).

Learned as an adjective.

0:48

Bir sıfat olarak learned.

So this would mean someone who's been studying a lot Dilbilgisi

0:51

Bu, çok fazla ders çalışmış

and learning a lot all of their life,

0:53

ve hayatı boyunca çok şey öğrenmiş biri anlamına gelir,

Dilbilgisi

who's been studying: şimdiye kadar süren bir etkinlik

who's been studying ifadesindeki who's, who is değil, who has kısaltmasıdır. Has been studying, present perfect continuous yapısındadır: has been + fiilin -ing biçimi. Bu yapı, çalışmanın geçmişte başlayıp şimdiye kadar sürdüğünü veya tekrarlandığını gösterir. Bu cümlede all of their life çok uzun bir zaman aralığı verirken a lot miktarı veya yoğunluğu vurgular.

Alıştırma

Geçmişte başlayıp şimdi de süren bir etkinliği anlatan kısaltılmış ilgi cümleciği biçimiyle cümleyi tamamlayın: Maya is someone ____ French for three years.

Cevabı göster

who's been studying

such as a learned man. Kelime

0:55

a learned man (bilgin bir adam) gibi.

Kelime

learned man: learned sözcüğünün bilgili anlamı

a learned man ifadesinde learned, iyi eğitimli ve derin bilgi sahibi anlamına gelen bir sıfattır. Adamı niteler; yalnızca onun belirli bir şeyi öğrendiğini söylemez. Bu anlam, uzun süreli çalışma yoluyla edinilmiş bilgiye işaret eder.

Alıştırma

The museum invited a learned historian cümlesinde learned için hangi açıklama doğrudur?

  1. öğrendi anlamına gelen ve genellikle /lɜːnd/ diye okunan bir geçmiş zaman fiili
  2. derin bilgi sahibi anlamına gelen ve genellikle /ˈlɜːnɪd/ diye okunan bir sıfat
Cevabı göster

derin bilgi sahibi anlamına gelen ve genellikle /ˈlɜːnɪd/ diye okunan bir sıfat

And wicked.

0:57

Ve wicked.

A wicked witch. Kültür

0:59

A wicked witch (Kötü bir cadı).

Kültür

wicked witch: masallardaki kötü cadı

wicked witch ifadesinde wicked, “kötü” veya “ahlaken kötü” anlamına gelir; witch ise bir hikâyede sihir kullanan kadını belirtir. Bu ifade bir bütün olarak masallarda ve fantastik hikâyelerde sık görülen bir kötü karakter türünü tanımlar. Hikâye bağlamı, wicked sözcüğünün alışılmış olumsuz anlamını seçer. Burada sözcük, gündelik Britanya İngilizcesinde görülebilen “harika” veya “müthiş” anlamında kullanılmaz.

Alıştırma

Şu masal cümlesini okuyun: “The wicked witch put a curse on the village.” wicked ne anlama gelir?

  1. Kötü ve zarar vermesi muhtemel
  2. Kaybolmuş ve yardıma ihtiyacı olan
  3. Harika ve heyecan verici
Cevabı göster

Kötü ve zarar vermesi muhtemel