Lezzetli yiyecekler yapan faydalı bakteriler - Erez Garty: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu bilimsel anlatım; maya, bakteri ve küfün şekerleri ve başka bileşikleri dönüştürerek ekmeği nasıl kabarttığını, alkol ile sirkeyi nasıl ürettiğini ve peynirin doku ve lezzetini nasıl biçimlendirdiğini açıklar. Tanıdık yiyecekleri fermantasyon ve diğer mikrobiyal süreçlerle ortak bir çerçevede buluşturur, ardından mutfakla ilgili bir kelime oyunuyla sona erer. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Where does bread get its fluffiness, Swiss cheese its holes, and what makes vinegar so sour? — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik. Bir bilim videosunun tipik açılış kancasını tanımayı öğrenin: paralel sorular birkaç tanıdık gizemi bir araya getirir, merak uyandırır ve izleyiciyi hepsini açıklayan ortak bir nedene hazırlar. 2. Let this process continue, and you'll eventually get vinegar. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları. Bir emir cümlesinin ardından gelen and sözcüğünün koşul ile nihai sonucu nasıl bağladığını öğrenin: sürecin devam etmesine izin verilirse sonunda sirke oluşur. Bu kalıp deneyleri, işlemleri ve öngörülebilir değişimleri anlatmada kullanılabilir. 3. culture your cuisine. — Deyimler ve mecazlı ifadeler. Sondaki culture kelime oyununu anlayın: mikroorganizmalar yiyecek üretmek için kültüre alınabilir; culture aynı zamanda bir mutfağı biçimlendiren gelenekleri ifade eder. İki anlamı birlikte görmek, düz anlamlı okumada kaybolacak mizahı ve retorik etkiyi yakalamanızı sağlar.
Bu derste
Where does ... and what makes ...? açılışta merak uyandıran bir soru zinciri olarak
Konuşmacı cevapları vermeden önce bilinen yiyeceklerle ilgili üç soruyu art arda sıralar. Sorular kabarık ekmek, İsviçre peynirindeki delikler ve ekşi sirke gibi farklı gözlemleri bir araya getirerek izleyiciyi ortak bir açıklama aramaya yöneltir. Bu, açıklayıcı içeriklerin başında kullanılan bir ilgi çekme yöntemidir. İzleyiciden hemen birbiriyle ilgisiz üç cevap istemek yerine bilgiyi önce bu etkileri fark et, sonra nedenini öğren sırasıyla düzenler.
Alıştırma
Bir bilim videosunun başındaki bu soruların temel görevi nedir?
- Konuşmacının yiyecekleri tanıyamadığını göstermek
- İzleyiciden birbiriyle ilgisiz üç cevabı hemen istemek
- Bilinen etkileri bir araya getirip merak uyandırmak ve tek bir açıklamaya geçmek
Cevabı göster
Bilinen etkileri bir araya getirip merak uyandırmak ve tek bir açıklamaya geçmek
What makes X so + sıfat? ile bir özelliğin nedenini sormak
What makes X so + sıfat? yapısında make, üretmek değil bir şeyi belli bir duruma getirmek anlamındadır. Bu kalıp, X'e belirgin bir özellik kazandıran etkenin ne olduğunu sorar. Burada sirkenin güçlü ekşiliğinin nedeni sorulmaktadır. What, makes fiilinin öznesidir; bu yüzden fiil üçüncü tekil şahıs biçimi olan makes olur. Devamında make + nesne + sıfat yapısı kullanılır: makes + vinegar + so sour.
Alıştırma
Soruyu make fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: What ____ the ocean so salty?
Cevabı göster
makes
These foods may taste completely different, Anlatım akışı
0:13Bu yiyeceklerin tatları tamamen farklı olabilir,
but all of these phenomena come from tiny organisms chowing down on sugar Öbek fiiller
0:16fakat tüm bu olaylar, şekeri mideye indiren küçük organizmalardan
may taste completely different, but ... come from: farklılıktan ortak nedene geçiş
may taste completely different bölümündeki may, yiyeceklerin tatlarının büyük ölçüde farklı olabileceğini kabul eder; izin istemez. but sonrasındaki yan cümle dikkati ana noktaya çevirir: farklı olayların ortak bir kaynağı vardır. Önce bir farkı kabul edip ardından daha önemli bir bağlantı, neden veya sonuç sunmak için may + fiil ..., but ... yapısını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Bu cümlede may ..., but ... bilgiyi nasıl düzenler?
- Önce yüzeydeki bir farkı kabul eder, sonra ortak bir nedene geçer.
- Yiyeceklerin farklı tatlara sahip olmak için izne ihtiyacı olduğunu söyler.
- Eşit öneme sahip iki ayrı neden verir.
Cevabı göster
Önce yüzeydeki bir farkı kabul eder, sonra ortak bir nedene geçer.
chowing down on: samimi dilde iştahla yemek
Chow down on + yiyecek, “iştahla veya çok miktarda yemek” anlamına gelir. Bu, bütünüyle kullanılan samimi bir öbek fiildir; bu yüzden down bir yön belirtmez ve on da ifadenin bir parçasıdır. Burada küçücük organizmalar chowing down on sugar şeklinde anlatılır. Bu bir kişileştirmedir: Organizmalar şekeri tüketir, ancak gerçekten insanlar gibi oturup yemek yemezler.
Alıştırma
Samimi öbek fiil chow down on ifadesini geçmiş zamanda kullanın: After the long hike, we ____ a huge plate of pasta.
Cevabı göster
chowed down on
and belching up some culinary byproducts. Öbek fiiller
0:21ve bazı mutfak yan ürünlerini geğirerek çıkarmalarından kaynaklanır.
belching up: yan ürünlerin dışarı salınmasını canlı biçimde anlatmak
Bu cümlede belching up, mikroorganizmaları yan ürünleri geğirir gibi güçlü bir şekilde dışarı salarken gösterir. Mikroorganizmalar insanlar gibi gerçekten geğirmiyor; bu fiil bilimsel sürece canlı ve insansı bir görüntü katıyor. Buradaki up, öbek fiilin bir parçasıdır. belching up ifadesini yalnızca yukarı doğru hareket olarak değil, tek bir bütün olarak anlayın.
Alıştırma
Bu cümlede belching up nasıl bir işlev görüyor?
- Mikroorganizmaların yan ürünleri yeniden yuttuğunu söyler.
- Yalnızca yan ürünlerin yukarı doğru hareket ettiğini söyler.
- Mikroorganizmaların yan ürünleri geğirir gibi dışarı salmasını canlı biçimde gösterir.
Cevabı göster
Mikroorganizmaların yan ürünleri geğirir gibi dışarı salmasını canlı biçimde gösterir.
Let's start with + konu: ilk ögeyi tanıtmak
Let's start with + isim öbeği, sıralı bir açıklamadaki ilk konuyu, örneği veya adımı bildirir. Burada yeast, konuşmacının ilk ele alacağı şeydir; with, mayayla birlikte anlamına gelmez. Let's, konuşmacıyı ve dinleyiciyi açıklama boyunca aynı yola dâhil eder. Bu nedenle geçiş samimi ve yönlendirici hissettirir.
Alıştırma
Geçişi tam olarak Let's start with ifadesiyle tamamlayın: ____ the simplest example.
Cevabı göster
Let's start with
Yeast are single-celled fungi used to make bread, beer, and wine, Notlar
0:26Mayalar; ekmek, bira ve şarap yapmak için kullanılan tek hücreli mantarlardır,
fungi used: fungus sözcüğünün çoğulu fungi
Fungi, fungus sözcüğünün çoğuludur. Bilimde fungi; mayaları, küfleri ve şapkalı mantarları içeren biyolojik alemdeki canlıları belirtir. Sözcük yalnızca şapkalı mantarlar anlamına gelmez. single-celled fungi ifadesi, mayaları tek hücreli mantarlar olarak sınıflandırır. Cümle mayayı bir grup olarak ele aldığı için çoğul fungi ve are fiilini kullanır. Used sözcüğüyle birlikte bu mantarların ne amaçla kullanıldığına ilişkin ek bilgi başlar.
Alıştırma
Hangi cümlede fungi doğru biçimde çoğul isim olarak kullanılmıştır?
- Scientists found a fungi in the soil.
- Scientists found several fungi in the soil.
- Scientists found several fungus in the soil.
Cevabı göster
Scientists found several fungi in the soil.
to make bread: edilgen used sonrasında amaç
fungi used to make bread ifadesinde to make bread amacı belirtir: Mantarlar ekmek yapmak için kullanılır. İsmin ardından kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciği gelir; fungi used to make bread ifadesi fungi that are used to make bread biçiminde açılabilir. Bunu They used to make bread cümlesindeki geçmiş alışkanlık yapısı olarak yorumlamayın. Burada used edilgen anlam taşır ve mantarların ne amaçla kullanıldığını belirtmek için to sözcüğünden sonra make fiilinin yalın biçimi gelir.
Alıştırma
İsim açıklamasını tamamlayın. Used to ve check fiiliyle kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciği kullanın: The lab has equipment ____ water quality.
Cevabı göster
used to check
among other products: listenin tamamlanmadığını göstermek
Among other products, belirli örneklerden sonra eklenerek listenin tamamlanmadığını gösterir. Bu bağlamda bread, beer ve wine ürünlerden yalnızca bazılarıdır; başka ürünler de vardır. Buradaki among, ürünlerin ortasında bulunmak gibi fiziksel bir konumu anlatmaz. among other + çoğul isim kalıbının bütünü listeyi bitirir ve “aynı türden başka şeylerle birlikte” anlamını verir.
Alıştırma
Hangi cümle ekmek ve peynirin mağazanın sattığı ürünlerden yalnızca bazıları olduğunu doğal biçimde gösterir?
- The shop sells bread and cheese, among another product.
- The shop sells bread and cheese, between other products.
- The shop sells bread and cheese, among other products.
Cevabı göster
The shop sells bread and cheese, among other products.
Yeast break down carbohydrates like sugar Öbek fiiller
0:33Maya, şeker gibi karbonhidratları parçalar
break down: bir maddeyi ayrıştırmak
Burada break down “parçalamak” veya “ayrıştırmak” anlamındadır: maya karbonhidratlar üzerinde etkili olur ve onları daha basit maddelere dönüştürür. Bu cümlede öbek fiil geçişlidir; bu nedenle carbohydrates like sugar eylemden etkilenen nesnedir. Anlam, bilimsel bağlamdan ve nesneden anlaşılır. break down bir maddeyi nesne olarak aldığında genellikle biyolojik, kimyasal veya sindirimle ilgili bir süreci anlatır; makine arızasını ya da duygusal çöküşü anlatmaz.
Alıştırma
“Ayrıştırmak” anlamındaki öbek fiille bilimsel cümleyi tamamlayın: Enzymes ____ starch into sugars.
Cevabı göster
break down
to get energy and the molecules they need to function.
0:36enerji ve işlev görmeleri için ihtiyaç duydukları molekülleri elde etmek için.
They have two different ways to do this: Anlatım akışı
0:39Bunu yapmak için iki farklı yolları vardır:
two different ways to do this: iki bölümlü sınıflandırma işareti
two different ways to do this ifadesi, dinleyiciye açıklamanın şimdi iki yönteme ayrılacağını bildirir. two sözcüğü sonraki bilgiler için iki bölüm oluşturur; iki nokta ise bu yöntemlerin birazdan adlandırılacağını gösterir. Bu cümlede do this, şekerin parçalanmasıyla enerji elde etme şeklinde daha önce söz edilen sürece gönderme yapar. Ayrı ve yeni bir eylem değildir. Bu kalıbı duyduğunuzda this ifadesinin önceki hangi süreci gösterdiğini bulun ve ardından gelecek listeye dikkat edin.
Alıştırma
Vurgulanan ifade dinleyiciye esas olarak ne bildirir?
- Konuşmacı sürecin ne olduğundan emin değildir.
- Konuşmacı iki yöntemi karşılaştırmayı bitirmiştir.
- Açıklamada, az önce bahsedilen süreç için iki yöntem sıralanacaktır.
Cevabı göster
Açıklamada, az önce bahsedilen süreç için iki yöntem sıralanacaktır.
oxygen-dependent or aerobic pathway: açıklayıcı or
oxygen-dependent or aerobic pathway ifadesinde oxygen-dependent kolay anlaşılır bir açıklama sunarken aerobic aynı tür yol için kullanılan bilimsel sıfatı verir. Buradaki or, “başka bir deyişle” ya da “diğer adıyla” anlamındadır; aralarından seçim yapılacak iki yol sunmaz. Kolay anlaşılır bir açıklamayı or ve teknik bir terimin izlediği bu yapı, bilimsel anlatımların kavramı açık tutarken yeni sözcükler tanıtmasını sağlar.
Alıştırma
oxygen-dependent or aerobic pathway ifadesinde or ne işe yarar?
- Aynı yol için teknik bir terim verir.
- Konuşmacının hangi yolun var olduğundan emin olmadığını gösterir.
- Birbiriyle ilgisiz iki yol arasında seçim sunar.
Cevabı göster
Aynı yol için teknik bir terim verir.
the oxygen-independent anaerobic pathway ... called fermentation: aynı süreci adlandırmak
oxygen-independent ve anaerobic, yolun oksijen olmadan çalıştığını ifade eder. İlki doğrudan bir açıklama, ikincisi ise bilimsel sıfattır. which is also called fermentation ilgi cümleciği, az önce belirtilen yolu adlandırır. Ayrı bir süreç tanıtmaz: bu cümlede fermentation, söz konusu anaerobik yol için kullanılan addır.
Alıştırma
Örnek cümlede 'which is also called fermentation' ne işe yarar?
- Yolun ancak fermentasyondan sonra başladığını söyler.
- Anaerobik yola başka bir ad verir.
- Oksijen kullanan ayrı bir süreç tanıtır.
Cevabı göster
Anaerobik yola başka bir ad verir.
but they normally prefer to start with the anaerobic process of fermentation. Kalıp ifadeler
0:53ancak normalde anaerobik fermantasyon süreciyle başlamayı tercih ederler.
prefer to start with + isim: ilk seçeneği belirlemek
prefer to start with the anaerobic process yapısında prefer to + fiilin yalın hâli olağan bir tercihi ifade ederken start with + isim bir sıra veya süreçteki ilk seçeneği belirtir. Burada maya hücreleri genellikle önce anaerobik süreci seçer. İfade bir tercihi veya varsayılan başlangıç noktasını anlatır; kullanabilecekleri tek sürecin bu olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifade 'start with' ile tamamlayın: When planning the meeting, I prefer to ____ the budget update.
Cevabı göster
start with
in addition to: başka bir öge veya sonuç eklemek
in addition to, “...e ek olarak” veya “...in yanı sıra” anlamına gelir. Bu cümlede CO2 zaten söz konusu olan bir üründür; ifade, etanolü başka bir ürün olarak ekler. İkisi de üretilir. Buradaki to bir edattır. in addition to ifadesinden sonra bir isim öbeği, zamir veya fiilin -ing biçimi gelir; doğrudan tam bir cümle gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “...e ek olarak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The museum has a cafe ____ the gift shop.
Cevabı göster
in addition to
No, bread isn't alcoholic: örtük bir sonucu reddetmek
Baştaki No, izleyicinin aklından geçebilecek bir soruya ya da sonuca yanıt verir: Fermantasyon etanol üretiyorsa bu, ekmeğin alkol içerdiği anlamına mı gelir? Konuşmacı bread isn't alcoholic diyerek bu sonucu reddeder. No, daha önce belirtilen etanol üretildiği gerçeğini geçersiz kılmaz. Bu soru-cevap hamlesi olası bir yanlış anlamayı önceden ele alır ve açıklamayı bir sohbet gibi hissettirir.
Alıştırma
Yargılayın: Bu cümlede No, fermantasyonun etanol ürettiğine dair önceki ifadenin yanlış olduğunu söylüyor.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
carbon dioxide gas or CO2: tam ad ve kimyasal formül
carbon dioxide gas or CO2 ifadesinde or, “diğer adıyla” veya “yani” anlamına gelir. carbon dioxide gas İngilizce tam addır; CO2 ise aynı maddenin kimyasal formülüdür. carbon dioxide gas or CO2 bölümünü tek bir bilgi birimi olarak düşünün. Ardından gelen and, ikinci ürün olarak water sözcüğünü ekler. Bu nedenle ürünler karbondioksit ve sudur; üç ayrı madde değildir.
Alıştırma
carbon dioxide gas or CO2 ifadesindeki or neyi gösterir?
- Carbon dioxide gas ve CO2 iki farklı gazdır.
- CO2, aynı maddeyi adlandırmanın başka bir yoludur.
- Konuşan kişi hangi gazın üretildiğinden emin değildir.
Cevabı göster
CO2, aynı maddeyi adlandırmanın başka bir yoludur.
the CO2 accumulates and creates tiny bubbles. Kalıp ifadeler
1:21CO2 birikir ve küçük baloncuklar oluşturur.
CO2 accumulates and creates tiny bubbles: bağlantılı süreç fiilleri
CO2, hem accumulates hem de creates fiilinin öznesidir. accumulates, gazın zamanla biriktiğini anlatır; creates tiny bubbles ise gazın küçük kabarcıkların oluşmasına neden olduğunu belirtir. Kabarcıkları bilinçli olarak tasarladığı anlamına gelmez. Özne + fiil + and + fiil kalıbı, özneyi tekrarlamadan tek bir sürecin iki bölümünü bağlar. Burada cümle önce birikmeyi, ardından bunun sonucu olarak kabarcıkların oluşmasını sunar.
Alıştırma
“The gas accumulates and creates tiny bubbles” hangi süreci anlatır?
- Kabarcıklar yok olur, bu yüzden gaz birikemez.
- Birisi gazı eklemeden önce kabarcıkları bilinçli olarak tasarlar.
- Gaz birikir ve bu durum küçük kabarcıkların oluşmasına neden olur.
Cevabı göster
Gaz birikir ve bu durum küçük kabarcıkların oluşmasına neden olur.
get trapped by gluten: get ile edilgen yapı
get trapped ifadesinde get + geçmiş zaman ortacı edilgen bir yapı oluşturur. Kabarcıkların sıkışıp kalmış olma durumuna geçtiğini gösterir. By gluten ise bu sonuca neyin yol açtığını belirtir. Buradaki get, “elde etmek” anlamına gelmez. are trapped ile karşılaştırıldığında get trapped olaya veya durum değişikliğine daha fazla dikkat çeker; bu yüzden bir süreci konuşma dilinde açıklarken kullanışlıdır.
Alıştırma
trap fiilini get ile edilgen biçimde kullanın ve nedeni by ile belirtin: Tiny bits of dust ____ the filter.
Cevabı göster
get trapped by
create a + isim öbeği: sonucu adlandırma
Burada create a, sürecin sonucunu belirtir: süngerimsi bir yapı ortaya çıkar. a sözcüğü, bu sonucu adlandıran tekil ve sayılabilir bir isim öbeğini başlatır. Create yalnızca sanat eseri yapmak veya bir şeyi bilerek tasarlamak anlamına gelmez. Açıklamalarda create + isim öbeği çoğu zaman “bir koşulun, etkinin veya yapının oluşmasına yol açmak” demektir. a yalnızca ardından gelen sonuç tekil ve sayılabilir bir şey olduğunda kullanılır.
Alıştırma
Bu cümlede create a ne anlama gelir? The vents create a steady airflow.
- düzenli bir hava akımının keyfini çıkarmak
- düzenli bir hava akımının resmini çizmek
- düzenli bir hava akımının oluşmasını sağlamak
Cevabı göster
düzenli bir hava akımının oluşmasını sağlamak
gives the bread its soft texture: give + nesne + iyelik özelliği
Buradaki gives, bir şeyi “teslim etmek” değil, “bir özelliğe sahip olmasını sağlamak” anlamındadır. That, daha önce sözü edilen süngerimsi yapıyı gösterir: bu yapı ekmeğin yumuşak bir dokuya sahip olmasını sağlar. Kullanılabilir kalıp give + nesne + iyelik belirleyicisi + özellik adıdır. Örneğin give the building its shape veya give the sauce its flavor denebilir. İyelik sözcüğü nesneyi gösterir: the bread için its, çoğul leaves için their kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi give + nesne + iyelik özelliği yapısını ve parantezdeki sözcükleri kullanarak tamamlayın: Chlorophyll ____. (leaves / their green color)
Cevabı göster
gives leaves their green color
relies on yeast: rely on + gerekli koşul
Rely on, “ihtiyaç duymak veya bağlı olmak” anlamına gelir. Bu cümlede Wine, şarap yapım sürecini temsil eder: sürecin işleyebilmesi için maya gerekir. Bu, şarabın bilinçli olarak mayaya “güvendiği” anlamına gelmez. Gerekli kişiyi, şeyi veya koşulu belirtmek için rely on + isim veya zamir kullanılır. on edatı bu ifadenin parçasıdır ve atılamaz. Wine gibi üçüncü tekil şahıs bir öznede rely, relies biçimine dönüşür.
Alıştırma
Cümleyi rely on ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: This navigation app ____ GPS to find your location.
Cevabı göster
relies on
but a winemaking setup keeps the oxygen levels low, Dilbilgisi
1:34fakat bir şarap yapım düzeneği oksijen seviyelerini düşük tutar,
keep + nesne + sıfat: keeps the oxygen levels low
Keep + nesne + sıfat, “nesnenin belirli bir durumda kalmasını sağlamak” anlamına gelir. keeps the oxygen levels low ifadesinde the oxygen levels nesnedir, low ise durumu belirten sıfattır. Burada keep, oksijeni “depolamak” veya “saklamak” anlamına gelmez. Düzenek, oksijen seviyesini sürekli düşük tutar. Bu yapı, bir durumu koruyan cihazları, eylemleri veya koşulları anlatmak için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi keep fiilinin geniş zaman biçimi ve parantez içindeki sözcüklerle tamamlayın: This insulated bottle ____ for hours. (the water / cold)
Cevabı göster
keeps the water cold
so that yeast consume sugar using fermentation, Dilbilgisi
1:37böylece mayalar fermantasyonu kullanarak şeker tüketir,
so that: bir eylemi amacına veya hedeflenen etkisine bağlamak
So that, so that + özne + fiil biçiminde tam bir yan cümle başlatır. Bir eylemi veya koşulu onun amacına ya da hedeflenen etkisine bağlar. Buradaki yan cümle, düşük oksijenli düzeneğin neyi mümkün kılmak üzere tasarlandığını açıklar: yeast consume sugar by fermentation. so that ifadesini “olabilmesi için” anlamında bir bütün olarak okuyun; yalnız kullanılan ve “bu yüzden” anlamına gelen so ile karıştırmayın.
Alıştırma
Amaç bildiren ve “olabilmesi için” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Speak slowly ____ everyone can understand you.
Cevabı göster
so that
The process often starts with wild yeasts already hanging out on the grapes, Öbek fiiller
1:42Bu süreç genellikle üzümlerin üzerinde zaten bulunan yabani mayalarla başlar,
already hanging out: “zaten orada” anlamında gündelik kişileştirme
Hang out genellikle bir yerde rahatça vakit geçirmek anlamına gelir. Burada already hanging out, yabani mayaların üzümlerin üzerinde zaten bulunduğunu anlatır; anlatıcı onları orada dinlenen insanlar gibi eğlenceli bir biçimde betimler. Already, mayaların sonraki adım başlamadan önce orada olduğunu vurgular. Burada hang out tek bir deyimsel fiil olarak anlaşılmalıdır; bir şeyi dışarı asmak şeklindeki gerçek anlamıyla yorumlanmamalıdır.
Alıştırma
Bu kullanımı değerlendirin: Resmî bir laboratuvar raporunda “Wild yeast is hanging out on the grape skins.” yazıyor. hanging out raporun tarafsız üslubuna uygun mudur?
- Uygun değildir.
- Uygundur.
Cevabı göster
Uygun değildir.
but to get consistent results: amaç belirtmek
To get consistent results, amaç bildiren bir mastar öbeğidir. Sonraki eylemin neden yapıldığını açıklar: amaç, işlem tekrarlandığında güvenilir biçimde benzer kalan sonuçlar elde etmektir. But, bu amacı önceki fikirle karşıtlık içinde bağlar. Burada consistent, istikrarlı ve tekrarlanabilir demektir; sonuçların tamamen aynı olması veya “inatçı” olması anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi derste geçen dört sözcüklük amaç öbeğiyle tamamlayın: ____, follow the same recipe for every batch.
Cevabı göster
To get consistent results
most winemakers also add carefully selected strains of yeast Kelime
1:50çoğu şarap üreticisi yüksek alkol seviyelerini tolere edebilen
özenle seçilmiş maya suşları
Biyolojide strain, bir mikroorganizmanın belirli bir genetik varyantını ifade eder. Bu nedenle strains of yeast, mayanın belirli biyolojik varyantları yani maya suşları demektir; baskı veya kas yaralanması anlamına gelmez. Carefully selected, şarap üreticilerinin bu suşları yararlı özellikleri nedeniyle seçtiğini gösterir. also add, bunu başka bir aşama veya ek malzeme olarak sunar; ifadenin tamamı şarap yapımı sürecine ne kattıklarını belirtir.
Alıştırma
“The lab chose a strain of bacteria for the test.” cümlesinde strain ne anlama gelir?
- belirli bir biyolojik bakteri varyantı
- zor bir işin yol açtığı baskı
- kas yaralanması
Cevabı göster
belirli bir biyolojik bakteri varyantı
that can tolerate high levels of alcohol. Kalıp ifadeler
1:54özenle seçilmiş maya suşları da ekler.
yüksek alkol seviyeleri
High levels of alcohol, ölçülebilir alkol miktarının veya yoğunluğunun yüksek olması demektir. Bu ifade burada tolerate fiilinin nesnesidir; dolayısıyla yan cümle, alkol yoğunluğu yüksek olsa bile maya suşlarının çalışmaya devam edebildiğini anlatır. high levels of kalıbı, high levels of salt veya high levels of pollution örneklerinde olduğu gibi genellikle sayılamayan bir maddeyi ya da ölçülebilir bir etkeni tanıtır. Tolerate, bir şeye dayanmak veya ona rağmen işlevini sürdürmek demektir; ondan hoşlanmak anlamına gelmez.
Alıştırma
“Ölçülebilir miktarı yüksek” anlamındaki hedef kalıpla cümleyi tamamlayın: This plant can tolerate ____ salt in the soil.
Cevabı göster
high levels of
as the sugar level drops, the alcohol level rises: zaman içinde bağlantılı değişimler
Burada as, “değişim olurken” veya “değişim ilerledikçe” anlamına gelir. Gelişmekte olan iki eğilimi birbirine bağlar: şeker seviyesi düşerken alkol seviyesi yükselir. Kullanılabilir kalıp as + yan cümle, ana cümle şeklindedir: As A changes, B changes. Değişimlerin aynı zaman diliminde geliştiğini gösterir; tek başına bir değişimin diğerine neden olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Hangi cümlede as, iki değişimin aynı zaman diliminde geliştiğini gösterir?
- Leah works as a guide at the museum.
- As you requested, I attached the receipt.
- As the evening grew colder, the wind grew stronger.
Cevabı göster
As the evening grew colder, the wind grew stronger.
This doesn't necessarily mean that sweeter wines have less alcohol. Kalıp ifadeler
2:03Bu mutlaka daha tatlı şarapların daha az alkolü olduğu anlamına gelmez.
doesn't necessarily mean that: bir sonucu kesinleştirmemek
Doesn't necessarily mean that, kesinliği olmayan bir sonucu ortaya koyar. Burada konuşan kişi daha tatlı şarapların hiçbir zaman daha az alkollü olamayacağını söylemez; asıl nokta, yalnızca tatlılığa bakarak bu sonucun kesinleştirilemeyeceğidir. Necessarily temel sınırlayıcıdır: otomatik bir çıkarımı engellerken bazı durumlarda doğru olma ihtimalini açık bırakır. Bu nedenle ifade, aşırı genellemeleri düzeltmek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle, sonucun garanti olmadığını ancak bazı durumlarda doğru olabileceğini söyler?
- The fact that a restaurant is busy doesn't necessarily mean that its food is excellent.
- The fact that a restaurant is busy doesn't mean that its food is excellent.
- The fact that a restaurant is busy necessarily means that its food is excellent.
Cevabı göster
The fact that a restaurant is busy doesn't necessarily mean that its food is excellent.
Different types of grapes start with different amounts of sugar, Kalıp ifadeler
2:07Farklı üzüm türleri farklı miktarlarda şekerle başlar,
start with different amounts of sugar: farklı başlangıç koşullarını belirtmek
Bu cümlede start with, “başlangıçta sahip olmak” anlamına gelir. Farklı üzümler fermantasyon başlamadan önce farklı miktarlarda şeker içerir; bu ifade onların başlangıç koşullarındaki farkı ortaya koyar. Bir süreç, etkinlik veya karşılaştırma başladığında zaten mevcut olan şeyi belirtmek için start with + isim veya miktar yapısını kullanın.
Alıştırma
Cümleyi start with ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: At the beginning of the game, each player ____ seven cards.
Cevabı göster
starts with
It just bubbles away through a vent. Öbek fiiller
2:14Sadece bir havalandırma deliğinden köpürerek uçar gider.
bubbles away: devam eden kabarcıklanma
Bubble burada fiildir: kabarcık oluşturmak veya kabarcıklarla birlikte hareket etmek anlamına gelir. Bubbles away eylemin sürdüğünü gösterir; bu bağlamda gaz kabarcıklar çıkararak havalandırma deliğinden kaçar. Bir etkinlik fiilinden sonra gelen away, work away örneğinde olduğu gibi “özgürce veya düzenli biçimde sürdürme” anlamı katabilir. Birinin bir kabarcığı uzaklaştırdığı anlamına gelmez.
Alıştırma
“The soup bubbled away on the stove,” cümlesinde bubbled away ne anlama gelir?
- Bir süre kabarcıklanmaya devam etti.
- Çorbada yalnızca bir kabarcık vardı.
- Biri çorbayı alıp götürdü.
Cevabı göster
Bir süre kabarcıklanmaya devam etti.
In carbonated alcoholic beverages like champagne and beer, Kelime
2:16Şampanya ve bira gibi karbonatlı alkollü içeceklerde,
carbonated alcoholic beverages: alkollü ve gazlı içecekler
Carbonated alcoholic beverages, alkol ve çözünmüş karbondioksit içerdiği için kabarcıklı olan içecekler demektir. Temel isim beverages'tır; alcoholic ve carbonated bu ismi niteler. Yiyecek ve içecek bağlamında carbonated, karbondioksit eklenerek gazlı hâle getirilmiş demektir. Yanmış veya kömürleşmiş anlamına gelmez. Burada şampanya ve bira bu kategorinin örnekleridir.
Alıştırma
Hangi cümlede carbonated alcoholic beverage kategorisi doğru kullanılmıştır?
- Still grape juice is a carbonated alcoholic beverage.
- Plain black coffee is a carbonated alcoholic beverage.
- Sparkling wine is a carbonated alcoholic beverage.
Cevabı göster
Sparkling wine is a carbonated alcoholic beverage.
sealed containers are used in primary or secondary fermentation Kelime
2:20birincil veya ikincil fermantasyonda kapalı kaplar kullanılır
primary or secondary fermentation: birincil veya ikincil fermantasyon
Primary fermentation ve secondary fermentation, bira veya şarap üretim sürecindeki aşamaların adlarıdır. Primary fermentation başlangıçtaki ana aşamadır; secondary fermentation ise kesin amacı ürüne ve sürece göre değişebilen daha sonraki bir aşamadır. Burada primary ve secondary aşamaları sırasına göre düzenler. Kalite sıralaması yapmaz ve ikinci aşamanın önemsiz olduğunu söylemez.
Alıştırma
Primary or secondary fermentation ifadesinde primary ve secondary neyi gösterir?
- İçecekleri en iyiden en kötüye sıralarlar.
- Süreçteki aşamaları belirtirler.
- Kapların boyutunu açıklarlar.
Cevabı göster
Süreçteki aşamaları belirtirler.
to keep the carbon dioxide in the bottle. Dilbilgisi
2:24karbondioksiti şişenin içinde tutmak için.
keep + nesne + yer: karbondioksiti şişede tutmak
keep the carbon dioxide in the bottle ifadesinde the carbon dioxide, keep fiilinin nesnesidir; in the bottle ise yeri belirten ifadedir. keep + nesne + yer yapısı, “bir şeyin bir yerde kalmasını sağlamak” anlamına gelir. Baştaki to amaç bildirir: gazın kaçmaması için kap kapatılır. Burada fiziksel bir konum anlatılır; bu, bir duyguyu gizlemek anlamındaki keep something in kullanımından farklıdır.
Alıştırma
Hangi cümle keep + nesne + yer yapısını “bir şeyin bir yerde kalmasını sağlamak” anlamında kullanır?
- The tight lid keeps the cooler cold.
- The tight lid keeps the cold air in the cooler.
- The tight lid keeps closing in cold weather.
Cevabı göster
The tight lid keeps the cold air in the cooler.
Wine also introduces us to our second type of food-producing microorganism, Anlatım akışı
2:27Şarap aynı zamanda bizi gıda üreten ikinci tür mikroorganizmamızla tanıştırır,
also introduces us to our second: sonraki kategoriye geçmek
Burada introduces us to, insanları sosyal bir ortamda tanıştırmak değil, “dinleyiciyi yeni bir konuya götürmek” anlamındadır. Şarap örneği, mevcut açıklama ile gıda üreten ikinci mikroorganizma türü arasında köprü kurar. Also ve our second sözcükleri bilgiyi düzenler. Also, şarabın başka bir rolünü daha ekler; our second ise konuşmacı ile dinleyicinin birlikte takip ettiği sıradaki bir sonraki kategoriyi gösterir. Burada our sahiplik bildirmez.
Alıştırma
also introduces us to our second açıklamayı nasıl düzenler?
- Açıklamayı mevcut örnekle bağlantılı biçimde bir sonraki kategoriye taşır.
- İkinci kategorinin konuşmacı ile dinleyicilere ait olduğunu iddia eder.
- Dinleyicilerin sosyal bir etkinlikte bir kişiyle tanıştırılmasını anlatır.
Cevabı göster
Açıklamayı mevcut örnekle bağlantılı biçimde bir sonraki kategoriye taşır.
A special strain of bacteria turns a tart compound in grape juice Dilbilgisi
2:33Özel bir bakteri suşu, üzüm suyundaki mayhoş bir bileşiği
a tart compound ... into softer-tasting ones: turn X into Y yapısı
Vurgulanan bölüm, daha geniş olan turn X into Y kalıbındaki X ve Y yerlerini doldurur. A tart compound in grape juice değiştirilen şey olan X'tir; softer-tasting ones ise sonuç olan Y'dir. Ones, ismi tekrarlamamak için compounds yerine kullanılır. Turn X into Y, “X'in Y olmasını sağlamak” anlamına gelir. Fiziksel, kimyasal veya soyut değişimleri anlatabilir. Burada bakteriler kimyasal bir değişime neden olur; turn into fiziksel olarak dönüp bir yere girmek anlamına gelmez.
Alıştırma
turn X into Y kalıbını ve old clothes ile cleaning cloths ifadelerini kullanın: The workshop ____.
Cevabı göster
turns old clothes into cleaning cloths
that are responsible for some of the flavors in red wines and chardonnays. Notlar
2:39bunlar kırmızı şaraplar ve chardonnay'lerdeki bazı tatlardan sorumludur.
responsible for some of: tarafsız neden ve kısmi kapsam
Are responsible for some of the flavors ifadesinde responsible for, “neden olmak veya oluşmasına katkıda bulunmak” anlamına gelir. Burada tarafsız bir bilimsel neden-sonuç ilişkisi kurar; birinin suçlu olduğunu öne sürmez. Some of, bilinen bir grubun yalnızca bir bölümünü ifade eder. Cümlede some of the flavors denmesi, kalan tatların başka bileşikler ve süreçler tarafından oluşturulmasına yer bırakır.
Alıştırma
Kısmi bir nedeni göstermek için responsible for some of kullanın: Heavy rain is ____ the delays.
Cevabı göster
responsible for some of
wines and chardonnays: Chardonnay neyi adlandırır
red wines, kırmızı şarapların geniş kategorisini anlatır. Chardonnay beyaz bir üzüm çeşidinin adıdır ve çoğunlukla bu üzümden yapılan şarabın adı olarak da kullanılabilir. Çoğul chardonnays, farklı Chardonnay şaraplarını anlatır. Bu ifade iki şarap örneği sıralar: kırmızı şaraplar ve Chardonnay şarapları. Chardonnay'ı kırmızı şarap olarak sınıflandırmaz ve chardonnay burada sıradan bir sıfat değildir.
Alıştırma
Cümledeki chardonnays sözcüğünü hangi ifade doğru açıklar?
- Chardonnay üzümünden yapılan farklı şarapları anlatır.
- Bütün kırmızı şarapların başka bir adıdır.
- Şarapların tatlı olduğu anlamına gelen bir sıfattır.
Cevabı göster
Chardonnay üzümünden yapılan farklı şarapları anlatır.
acetic acid bacteria: asetik asitle bağlantılı bakteriler
Acetic acid bacteria, etanolü asetik aside dönüştüren bir bakteri grubunun adıdır. Asetik asit, sirkenin ekşi tadının arkasındaki temel asittir. Burada acetic, asetik asitle ilgili anlamına gelen teknik bir sıfattır. İfadenin tamamı bakterileri adlandırır; yalnızca tesadüfen ekşi tadı olan bakterileri tanımlamaz.
Alıştırma
Acetic acid bacteria terimi neyi adlandırır?
- Gıdalardaki bütün asitleri gideren bakterilerdir.
- Yalnızca herhangi bir asidik ortamda yaşadıkları için bu adı alan bakterilerdir.
- Etanolü asetik aside dönüştürmeye yardımcı olan bakterilerdir.
Cevabı göster
Etanolü asetik aside dönüştürmeye yardımcı olan bakterilerdir.
isn't so desirable in: ölçülü bir olumsuz değerlendirme
Bu cümlede isn't so desirable, bir şeyin pek arzu edilmediğini veya istenen düzeyde olmadığını belirtir. Olumsuz bir değerlendirmedir, ancak bir şeyin kötü olduğunu doğrudan söylemekten daha ölçülü gelir. in wine ifadesi değerlendirmeyi şarap bağlamıyla sınırlar. Bu, söz konusu şeyin her durumda tamamen yararsız olduğu anlamına gelmez; yalnızca şaraptaki etkisinin genellikle istenmediğini belirtir.
Alıştırma
Hangi seçenek isn't so desirable in wine ifadesinin ölçülü anlamını en iyi korur?
- It is extremely harmful in wine.
- It is useful only in wine.
- It is not very desirable in wine.
Cevabı göster
It is not very desirable in wine.
If there's oxygen around: bir koşul belirtme
If, ardından gelen durumun koşulunu belirtir: oksijen bulunduğunda açıklanan süreç gerçekleşebilir. There's, there is ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Yeniden kullanılabilen kalıp If there's + şey + around biçimindedir ve ardından sonuç gelir; if yan cümlesi önce geldiğinde koşul ile sonuç genellikle virgülle ayrılır. Burada around, çevrede mevcut veya yakınlarda bulunabilir anlamındadır. Oksijenin daire çizerek hareket ettiğini anlatmaz.
Alıştırma
Koşulu If there's ... around kalıbını aynen ve dust sözcüğünü kullanarak tamamlayın: ____, cover the wet paint.
Cevabı göster
If there's dust around
convert X into Y: başlangıç maddesini ve sonucu belirtmek
Convert X into Y, “X'i değiştirip Y hâline getirmek” anlamına gelir. Bu cümlede X, the ethanol in wine ifadesidir; into ise ortaya çıkan madde olan acetic acid'i tanıtır. Araya giren well, sonuç söylenmeden önce kısa bir duraklama yaratır. convert X into Y kalıbının zorunlu bir parçası değildir.
Alıştırma
Cümleyi convert X into Y kalıbının gerektirdiği edatla tamamlayın: Solar panels convert sunlight ____ electricity.
Cevabı göster
into
Let this process continue, and...: emir biçimindeki koşul ve sonucu
Emir cümlesi + and + sonuç cümlesi kalıbı, “bu olursa şu sonuç ortaya çıkar” anlamını verebilir. Let this process continue koşulu sunar; and you'll eventually get vinegar ise bir süre sonra ortaya çıkacak sonucu belirtir. let'ten sonra nesne ve fiilin yalın hâli kullanılır: let this process continue. Burada let, “sürecin devam etmesine izin vermek” anlamındadır; “süreçten izin istemek” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, bir koşulu ve sonucunu belirtmek için emir cümlesinden sonra and kullanır?
- Keep the lid closed, but the soup may still cool down.
- Keep the lid closed, and the soup will stay warm.
- The lid is closed because the soup needs to stay warm.
Cevabı göster
Keep the lid closed, and the soup will stay warm.
key for cheese too: “vazgeçilmez” anlamındaki key
Burada the key mecaz anlamdadır. Bakterilerin peynir yapımında vazgeçilmez bir etken olduğu anlamına gelir; kilit açan gerçek bir anahtar değildir. Bu bağlamda for cheese, “peynir yapmak için” veya “peynir üretimi açısından” diye anlaşılır. Sondaki too “ayrıca” anlamına gelir. Peyniri, bakterilerin önemli olduğu başka bir durum olarak ekler.
Alıştırma
Hangi cümle bakterilerin peynir yapım süreci için vazgeçilmez olduğunu en doğal ve açık biçimde ifade eder?
- Bacteria are key to making cheese.
- Bacteria are keys used to open the cheese room.
- Bacteria are key to make cheese.
Cevabı göster
Bacteria are key to making cheese.
To make cheese: cümle başında amaç bildiren mastar
To make cheese, amaç bildiren bir mastar öbeğidir. Kalıp to + fiilin yalın hâlidir ve burada sonraki eylemin neden yapıldığını belirtir: amaç peynir yapmaktır. Bu öbek cümlenin başına getirildiğinde önce amacı vererek yönergeyi düzenler. Ardından eylemi belirten ana cümle gelir: To make cheese, heat the milk.
Alıştırma
Yönergeyi “peynir yapmak için” anlamındaki amaç öbeğiyle tamamlayın: ____, heat the milk slowly.
Cevabı göster
To make cheese
milk is inoculated with bacteria: mikroorganizmaların bilinçli olarak eklenmesi
Be inoculated with + bir mikroorganizma veya kültür, biyolojik bir süreci başlatmak için o maddenin bir şeye bilinçli olarak eklenmesi anlamına gelir. Cümle edilgendir: milk işlem gören malzemedir, with bacteria ise neyin eklendiğini belirtir. Bu ifade, bakterileri kazara oluşan bir kirlenme olarak değil, gıda üretiminde kontrollü biçimde eklenen bir unsur olarak sunar. Genel olarak inoculate X with Y, teknik veya biyolojik bir bağlamda Y'yi bilinçli olarak X'e eklemek demektir.
Alıştırma
Cümleyi inoculate fiilinin geçmiş zaman edilgen biçimi ve gerekli edatla tamamlayın: In the controlled experiment, the milk ____ a starter culture.
Cevabı göster
was inoculated with
gobble up: canlı ve gündelik bir biçimde hızlıca tüketmek
Gobble up gerçek anlamıyla “bir şeyi hızlı ve iştahlı biçimde tamamen yemek” demektir. Burada bakteriler insan gibi gösterilir: insanlar gibi çiğnemezler, ancak metabolizmalarının bir parçası olarak laktozu tüketirler. Consume ile karşılaştırıldığında gobble up daha gündelik ve canlı bir anlatımdır. Up sözcüğü, laktozun hızla tüketilip bitirildiği düşüncesini de ekleyerek bilimsel açıklamayı daha kolay ve hareketli hâle getirir.
Alıştırma
“The bacteria gobble up the lactose,” cümlesinde gobble up ne anlatır?
- Laktoz bakterileri kazara kirletir.
- Bakteriler laktozu kullanmadan dikkatle inceler.
- Bakteriler laktozu hızlıca tüketir ve bu durum canlı, insana benzetilen bir anlatımla verilir.
Cevabı göster
Bakteriler laktozu hızlıca tüketir ve bu durum canlı, insana benzetilen bir anlatımla verilir.
a kind of sugar: a kind of + isim ile sınıflandırma
a kind of sugar ifadesinde kind, “tür” anlamına gelen sayılabilen bir isimdir. a kind of + isim yapısı bir şeyi sınıflandırır; o şeyin of'tan sonraki ismin belirttiği daha geniş kategoriye ait olduğunu anlatır. Burada bu ifade, laktozun bir şeker türü olduğunu belirten ek bilgi verir. Bu yapı, bilinmeyen bir terimi tanıdık bir kategoriyle açıklamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümlede a kind of bir şeyi sınıflandırmak için kullanılmıştır?
- I kind of understand the music.
- The violin sounds kind of loud.
- A violin is a kind of musical instrument.
Cevabı göster
A violin is a kind of musical instrument.
along with: eşlik eden bilgiyi ekleme
along with, “birlikte” ya da “yanı sıra” anlamına gelir. Bu cümlede önce ana ürün olarak lactic acid sunulur; many other chemicals ise onunla birlikte oluşan ek ürünler olarak belirtilir. Bu ifade, sonraki bilgiyi ilk öğeye ek olarak düzenler. Burada along, “boyunca” şeklindeki mekânsal anlamını taşımaz.
Alıştırma
Hangi cümle kamerayı ana öğe olarak sunup iki pili ona eşlik eden parçalar olarak ekler?
- The kit includes a camera along with two batteries.
- The kit includes either a camera or two batteries.
- The kit includes a camera instead of two batteries.
Cevabı göster
The kit includes a camera along with two batteries.
gets more and more acidic: kademeli artış
get + sıfat yapısında get, “hâle gelmek” anlamına gelen bir bağ fiildir. Buradaki gets acidic, sahip olmayı ya da hareketi değil, sütün durumunun değişmesini anlatır. more and more + sıfat, bir özelliğin derecesinin zamanla artmaya devam ettiğini gösterir. Bu nedenle gets more and more acidic, sütün asitliğinin bir anda değişmek yerine giderek arttığı anlamına gelir.
Alıştırma
more and more yapısını ve crowded sözcüğünü kullanarak İngilizce cümleyi tamamlayın: As the concert time approached, the station got ____.
Cevabı göster
more and more crowded
its proteins start to aggregate and curdle. Kelime
3:20proteinleri toplanmaya ve pıhtılaşmaya başlar.
aggregate and curdle: kümelenmek ve pıhtılaşmak
aggregate, ayrı durumdaki proteinlerin bir araya gelerek kümeler oluşturması demektir. curdle ise bir sıvının içindeki proteinlerin pıhtılaşıp lor veya topaklar oluşturması demektir. and ile bağlanan bu fiiller, fiziksel değişimin birbiriyle ilişkili aşamalarını anlatır. Burada curdle, peynir yapımında gerçekleşen bir süreci adlandırır; tek başına sütün bozulduğu veya güvensiz hâle geldiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Proteinler aggregate and curdle olduğunda ne gerçekleştiğini en iyi hangi seçenek açıklar?
- Proteinler buharlaşır ve sıvıyı gaza dönüştürür.
- Proteinler kümeler hâlinde bir araya gelir ve lor ya da topaklar oluşturur.
- Proteinler yok olur ve geriye yalnızca berrak su kalır.
Cevabı göster
Proteinler kümeler hâlinde bir araya gelir ve lor ya da topaklar oluşturur.
That's why spoiled milk is clumpy. Anlatım akışı
3:23Bozulmuş sütün topak topak olmasının nedeni budur.
That's why: önceki nedene gönderme yapıp sonucu belirtme
That's why, daha önce açıklanmış bir neden ya da mekanizmayı ardından gelen sonuca bağlar. Bu cümlede That tek bir sözcüğe değil, önceki açıklamanın tamamına gönderme yapar; spoiled milk is clumpy ise sonuçtur. Tekrar kullanılabilecek kalıp şöyledir: neden veya açıklama. That's why + sonuç. Önceki bilginin neye yol açtığını göstererek açıklamayı tamamlar.
Alıştırma
Hangi seçenek That's why ifadesini bir nedeni sonucuna bağlamak için doğru kullanıyor?
- The road is icy. That's because school is closed.
- School is closed. That's why the road is icy.
- The road is icy. That's why school is closed.
Cevabı göster
The road is icy. That's why school is closed.
Cheesemakers usually add an enzyme called rennet, Kelime
3:26Peynir yapımcıları genellikle peynir mayası (şirden) adı verilen bir enzim eklerler,
an enzyme called rennet: kategori + called + isim
a/an + kategori adı + called + isim kalıbı, bilinmeyen bir terimi iki adımda tanıtır. an enzyme önce kategoriyi belirtir, called rennet ise belirli adı verir. Burada called, “adı verilen” anlamındadır ve an enzyme that is called rennet ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimidir. Telefonla aramak anlamına gelmez.
Alıştırma
an element, called ve xenon ifadelerini kategori + called + isim kalıbında kullanarak cümleyi tamamlayın: The lamp contains ____.
Cevabı göster
an element called xenon
goats, and some other mammals,
3:31keçilerin ve bazı diğer memelilerin içinde doğal olarak bulunan,
help this process along: bir sürecin ilerlemesine yardım etmek
help + something + along yapısında along, bir şeyin ilerlemesine yardım etme anlamını ekler. Burada ifade, pıhtılaşma sürecinin devam etmesi veya daha etkili ilerlemesi için onu desteklemek anlamına gelir. Yardım eden unsur ilerlemeye katkıda bulunur; tüm süreci tek başına başlatması ya da tamamlaması gerekmez. Buradaki along, bir şeyin yanında veya bir yol boyunca hareket etmeyi değil, ilerlemeyi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için help, the project ve along ifadelerini doğal sıraya koyun: A small grant could ____.
Cevabı göster
help the project along
those little curdles turn into bigger curds, Öbek fiiller
3:36bu küçük pıhtılar daha büyük telemelere dönüşür,
turn into bigger curds: yeni bir biçime dönüşmek
Turn into, durumun, biçimin veya türün değişmesiyle başka bir şeye dönüşmek anlamına gelir. Bu cümlede değişen şey küçük pıhtılardır; bigger curds ifadesi ise değişimin sonucunu belirtir. Yapı X turns into Y şeklindedir: X değişime uğrar, Y ise X’in dönüştüğü şeydir. Turn into burada tek bir bütün olarak çalışır; bir şeye doğru dönüp onun içine girmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için turn into ifadesinin doğru geniş zaman biçimini kullanın: In the kiln, the soft clay ____ a hard brick.
Cevabı göster
turns into
squeeze out the water: bastırarak sıvıyı dışarı çıkarmak
squeeze out the water, bir şeyi sıkarak içindeki suyu dışarı çıkarmak demektir. Squeeze uygulanan basıncı, out ise sonucu ve yönü gösterir: su malzemenin dışına çıkar.
Alıştırma
Cümleyi “bastırarak suyu çıkarmak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Press the wet towel firmly to ____.
Cevabı göster
squeeze out the water
Different strains of bacteria make different kinds of cheese. Dilbilgisi
3:44Farklı bakteri suşları farklı türde peynirler yapar.
Different X make different Y: farklı girdileri farklı sonuçlara bağlamak
Different X make different Y, bir neden, koşul veya girdideki farklılığı sonuçtaki farklılığa bağlayan paralel bir kalıptır. Burada farklı bakteri suşları farklı peynir türlerinin oluşmasını sağlar. Bu cümlede make yalnızca “elle bir şey yapmak” değil, “üretmek” veya “bir sonuca yol açmak” anlamındadır. X çoğul olduğu için makes değil, make kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle farklı girdilerin farklı sonuçlara yol açtığını göstermek için aynı kalıbı kullanıyor?
- One tool has a different handle.
- Different tools make different kinds of marks.
- These marks were made yesterday.
Cevabı göster
Different tools make different kinds of marks.
that emits carbon dioxide: “salmak” için resmî bilimsel ifade
Burada emits, “salar, dışarı verir veya yayar” anlamındadır. that emits carbon dioxide ilgi yan cümlesi bakteri türünü açıklar ve bu türün karbondioksit saldığını belirtir. Emit, bilim dilinde yaygın olan resmî bir fiildir. Yalnızca ışık için kullanılmaz; gaz, ısı, ses ve radyasyonun dışarı verilmesini de anlatabilir.
Alıştırma
Bilimsel bir açıklamada karbondioksit salan bir şeyi anlatmak için emit fiilini doğru kullanan cümle hangisidir?
- The instrument detected a microbe that emits carbon dioxide.
- The instrument detected a microbe that absorbs carbon dioxide from the air.
- The instrument detected a microbe that contains carbon dioxide but releases none.
Cevabı göster
The instrument detected a microbe that emits carbon dioxide.
is what gives Swiss cheese its characteristic holes. Dilbilgisi
3:51İsviçre peynirine karakteristik deliklerini veren şeydir.
X is what gives Y its Z: bir özelliğin kaynağını vurgulama
X is what gives Y its Z kalıbı, X’i Y’nin Z özelliğinin nedeni veya kaynağı olarak vurgular. Burada X, önceki bağlamda sözü edilen bakteri türüdür; özellik ise İsviçre peynirinin kendine özgü delikleridir. what gives Swiss cheese its characteristic holes yan cümlesi “İsviçre peynirine kendine özgü deliklerini kazandıran şey” anlamındadır ve is fiilinin tamamlayıcısıdır; what burada soru başlatmaz. give Y its Z içindeki give, fiziksel olarak bir şey vermek değil, “Y’nin Z’ye sahip olmasını sağlamak” demektir. X tekilse is what gives, çoğulsa are what give kullanılır.
Alıştırma
Bir özelliğin kaynağını vurgulamak için X is what gives Y its Z kalıbını doğru kullanan cümle hangisidir?
- Sunlight is that gives the room its warm glow.
- Sunlight is what the room gives its warm glow.
- Sunlight is what gives the room its warm glow.
Cevabı göster
Sunlight is what gives the room its warm glow.
brie and camembert: iki peynir çeşidi
Brie ve Camembert iki tür yumuşak peynirin adıdır; peyniri tanımlayan sıradan sıfatlar değildir. Bu peynirler olgunlaşırken seçilmiş küfler kullanıldığı için burada örnek olarak verilir. Böylece küfün gıda üretiminde kontrollü bir rol oynayabileceğini gösterirler.
Alıştırma
Bu cümlede Brie ve Camembert nedir?
- Gıda zehirlenmesine yol açan iki bakterinin adı
- Peynirin tadının keskin olduğunu belirten sıfatlar
- Olgunlaşmalarında seçilmiş küflerin kullanıldığı iki yumuşak peynirin adı
Cevabı göster
Olgunlaşmalarında seçilmiş küflerin kullanıldığı iki yumuşak peynirin adı
mold: gıda üretiminde yararlı bir küf
Burada mold, belirli peynirlerin yapımında kullanılan bir mikroorganizma olarak belirtilen bir mantar türünü anlatan isimdir. Seçilmiş küfler peynirin olgunlaşmasına; kabuk, doku veya lezzet geliştirmesine yardımcı olabilir. Bu sözcük otomatik olarak peynirin bozulduğu anlamına gelmez. Küfün yararlı mı yoksa bozulma belirtisi mi olduğu küfün türüne, yiyeceğe ve nasıl ortaya çıktığına bağlıdır.
Alıştırma
Peynir yapımıyla ilgili cümlede mold ne anlama gelir?
- Her türlü zararlı bakteri anlamına gelen genel bir sözcük
- Bir nesneye biçim vermek için kullanılan içi boş bir kalıp
- Belirli peynirlerin olgunlaşmasına yardımcı olmak için bilerek kullanılan bir mantar
Cevabı göster
Belirli peynirlerin olgunlaşmasına yardımcı olmak için bilerek kullanılan bir mantar
So your kitchen functions as a sort of biotechnology lab, Deyimler
4:01Yani mutfağınız bir nevi biyoteknoloji laboratuvarı gibi işlev görür,
functions as a sort of biotechnology lab: yaklaşık bir rol karşılaştırması
Function as, “belirli bir rolü ya da işlevi yerine getirmek” demektir. Burada mutfağın bir makine gibi çalıştığı söylenmiyor; mikroorganizmalar yiyecekleri dönüştürmeye yardımcı olduğu için mutfak, biyoteknoloji laboratuvarı rolünü üstleniyor. A sort of karşılaştırmayı yumuşatır. Mutfak gerçek anlamda bir laboratuvar değildir; yalnızca ilgili yönden laboratuvara benzer. Bu ifadeler birlikte, bilimi tanıdık bir imgeyle özetleyen açıklayıcı bir benzetme oluşturur.
Alıştırma
Yaklaşık bir rol karşılaştırması yapmak için cümleyi functions as a sort of ile tamamlayın: During the storm, the school gym ____ emergency shelter.
Cevabı göster
functions as a sort of
manned by microorganisms: mizahi kişileştirme
Manned by edilgen bir yapıdır: by, bir yeri işleten ya da gözeten faili belirtir. Mutfak-laboratuvar benzetmesini sürdüren ifade, mikroorganizmaları mizahi biçimde laboratuvar çalışanları gibi gösterir. Bu bir kişileştirmedir; mikroorganizmaların bilinçli şekilde vardiyalı çalıştığına dair gerçek anlamlı bir iddia değildir. Buradaki manned, hayalî çalışanların erkek olduğu anlamına da gelmez.
Alıştırma
manned by microorganisms burada nasıl bir etki yaratıyor?
- Mutfağı yalnızca erkek bilim insanlarının kullanabileceğini söyler.
- Mikroorganizmaları laboratuvarı işleten çalışanlar gibi mizahi biçimde gösterir.
- Mikroorganizmaların makine olarak üretildiği anlamına gelir.
Cevabı göster
Mikroorganizmaları laboratuvarı işleten çalışanlar gibi mizahi biçimde gösterir.
culture your cuisine: mikrop yetiştirme ve yemek kültürünü şekillendirme oyunu
Bu cümlede culture fiil olarak kullanılıyor. Bilimde to culture microorganisms, mikroorganizmaları uygun koşullarda çoğaltmak anlamına gelir. Cuisine ise bir yemek ve pişirme tarzını ya da geleneğini ifade eder. Culture ile cuisine sözcüklerinin yan yana getirilmesi bir kelime oyunu oluşturur. Hem yiyecek üretiminde kullanılan mikroplara gönderme yapar hem de mikropların yemek kültürünü şekillendirdiğini düşündürür. Culture your cuisine, bilinçli olarak kurulmuş bir kelime oyunudur; sıradan bir talimat değildir.
Alıştırma
Culture your cuisine bu cümlede neden bir kelime oyunudur?
- Her yemeğin bir laboratuvar kabına konması gerektiğini söyler.
- Culture sözcüğünü yalnızca kibar sofra kurallarını öğrenmek anlamında kullanır.
- Mikroorganizmaları çoğaltmak ile mikropların yemek kültürünü şekillendirmesi arasında bağ kurar.
Cevabı göster
Mikroorganizmaları çoğaltmak ile mikropların yemek kültürünü şekillendirmesi arasında bağ kurar.
Yogurt ... naan: mikroorganizmalarla bağlantılı yiyecekler
Bu rastgele hazırlanmış bir menü değildir. Bu yiyecekler, üretimlerinde mikroorganizmalar kullanılabildiği için bir araya getirilmiştir: bakteriler yoğurt, ekşi krema, kefir, lahana turşusu, kimchi ve çedar peynirinin yapımına yardımcı olur; küfler, mayalar ve bakteriler soya sosu yapımına katılır; bakteriler ve mayalar kombuça üretir; maya da challah, pita ve naan hamurunu genellikle kabartır. Bu yiyecekler farklı bölgelerden ve yemek geleneklerinden gelir. Liste, kullanılan mikroorganizmalar ve yöntemler farklı olsa da mikroorganizmalarla yiyecek üretmenin dünya çapında bir uygulama olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bu yiyecekler cümlede neden birlikte gruplandırılmıştır?
- Üretimleri mikroorganizmaları veya fermantasyonu içerebilir.
- Hepsi bakteri veya maya kullanılmadan yapılan süt ürünleridir.
- Hepsi aynı ülkeden gelen çiğ yemeklerdir.
Cevabı göster
Üretimleri mikroorganizmaları veya fermantasyonu içerebilir.
But maybe not all at the same dinner. Ton ve niyet
4:20Ancak belki de hepsi aynı akşam yemeğinde değil.
But maybe not all at the same dinner: maybe not all ile yumuşak mizah
But, uzun bir listenin ardından düşüncenin yön değiştirdiğini gösterir. Konuşmacı, sıralanan tüm yiyecekleri tek bir akşam yemeğinin parçasıymış gibi şakayla hayal eder, sonra maybe not all diyerek bu düşünceden nazikçe geri adım atar. Bu ifade ciddi bir beslenme kuralı değil, sakin ve ölçülü bir şakadır. Listeyi hafif bir havayla bitirir; yiyecekleri yemek veya servis etmek gibi söylenmeyen eylemler önceki bağlamdan anlaşılır.
Alıştırma
Konuşmacı 'But maybe not all at the same dinner' diyerek esas olarak ne yapıyor?
- Listedeki yiyecek adlarını düzeltmek
- Her şeyi tek öğünde tüketmemekle ilgili hafif bir şakayla uzun listeyi bitirmek
- Bu yiyeceklerin asla birlikte servis edilmemesi gerektiğine dair katı bir kural koymak
Cevabı göster
Her şeyi tek öğünde tüketmemekle ilgili hafif bir şakayla uzun listeyi bitirmek