Lezzetli yiyecekler yapan faydalı bakteriler - Erez Garty: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
583 kelime 142 kel/dk

Video özeti: Bu bilimsel anlatım; maya, bakteri ve küfün şekerleri ve başka bileşikleri dönüştürerek ekmeği nasıl kabarttığını, alkol ile sirkeyi nasıl ürettiğini ve peynirin doku ve lezzetini nasıl biçimlendirdiğini açıklar. Tanıdık yiyecekleri fermantasyon ve diğer mikrobiyal süreçlerle ortak bir çerçevede buluşturur, ardından mutfakla ilgili bir kelime oyunuyla sona erer. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Where does bread get its fluffiness, Swiss cheese its holes, and what makes vinegar so sour? — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik. Bir bilim videosunun tipik açılış kancasını tanımayı öğrenin: paralel sorular birkaç tanıdık gizemi bir araya getirir, merak uyandırır ve izleyiciyi hepsini açıklayan ortak bir nedene hazırlar. 2. Let this process continue, and you'll eventually get vinegar. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları. Bir emir cümlesinin ardından gelen and sözcüğünün koşul ile nihai sonucu nasıl bağladığını öğrenin: sürecin devam etmesine izin verilirse sonunda sirke oluşur. Bu kalıp deneyleri, işlemleri ve öngörülebilir değişimleri anlatmada kullanılabilir. 3. culture your cuisine. — Deyimler ve mecazlı ifadeler. Sondaki culture kelime oyununu anlayın: mikroorganizmalar yiyecek üretmek için kültüre alınabilir; culture aynı zamanda bir mutfağı biçimlendiren gelenekleri ifade eder. İki anlamı birlikte görmek, düz anlamlı okumada kaybolacak mizahı ve retorik etkiyi yakalamanızı sağlar.

Bu derste

Where does bread get its fluffiness, Anlatım akışı

0:06

Ekmek pofudukluğunu nereden alır,

Swiss cheese its holes,

0:08

İsviçre peyniri deliklerini,

and what makes vinegar so sour? Dilbilgisi

0:10

ve sirkeyi bu kadar ekşi yapan nedir?

Anlatım akışı

Where does ... and what makes ...? açılışta merak uyandıran bir soru zinciri olarak

Konuşmacı cevapları vermeden önce bilinen yiyeceklerle ilgili üç soruyu art arda sıralar. Sorular kabarık ekmek, İsviçre peynirindeki delikler ve ekşi sirke gibi farklı gözlemleri bir araya getirerek izleyiciyi ortak bir açıklama aramaya yöneltir. Bu, açıklayıcı içeriklerin başında kullanılan bir ilgi çekme yöntemidir. İzleyiciden hemen birbiriyle ilgisiz üç cevap istemek yerine bilgiyi önce bu etkileri fark et, sonra nedenini öğren sırasıyla düzenler.

Alıştırma

Bir bilim videosunun başındaki bu soruların temel görevi nedir?

  1. Konuşmacının yiyecekleri tanıyamadığını göstermek
  2. İzleyiciden birbiriyle ilgisiz üç cevabı hemen istemek
  3. Bilinen etkileri bir araya getirip merak uyandırmak ve tek bir açıklamaya geçmek
Cevabı göster

Bilinen etkileri bir araya getirip merak uyandırmak ve tek bir açıklamaya geçmek

Dilbilgisi

What makes X so + sıfat? ile bir özelliğin nedenini sormak

What makes X so + sıfat? yapısında make, üretmek değil bir şeyi belli bir duruma getirmek anlamındadır. Bu kalıp, X'e belirgin bir özellik kazandıran etkenin ne olduğunu sorar. Burada sirkenin güçlü ekşiliğinin nedeni sorulmaktadır. What, makes fiilinin öznesidir; bu yüzden fiil üçüncü tekil şahıs biçimi olan makes olur. Devamında make + nesne + sıfat yapısı kullanılır: makes + vinegar + so sour.

Alıştırma

Soruyu make fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: What ____ the ocean so salty?

Cevabı göster

makes

Hmm.

0:12

Hmm.

These foods may taste completely different, Anlatım akışı

0:13

Bu yiyeceklerin tatları tamamen farklı olabilir,

but all of these phenomena come from tiny organisms chowing down on sugar Öbek fiiller

0:16

fakat tüm bu olaylar, şekeri mideye indiren küçük organizmalardan

Anlatım akışı

may taste completely different, but ... come from: farklılıktan ortak nedene geçiş

may taste completely different bölümündeki may, yiyeceklerin tatlarının büyük ölçüde farklı olabileceğini kabul eder; izin istemez. but sonrasındaki yan cümle dikkati ana noktaya çevirir: farklı olayların ortak bir kaynağı vardır. Önce bir farkı kabul edip ardından daha önemli bir bağlantı, neden veya sonuç sunmak için may + fiil ..., but ... yapısını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Bu cümlede may ..., but ... bilgiyi nasıl düzenler?

  1. Önce yüzeydeki bir farkı kabul eder, sonra ortak bir nedene geçer.
  2. Yiyeceklerin farklı tatlara sahip olmak için izne ihtiyacı olduğunu söyler.
  3. Eşit öneme sahip iki ayrı neden verir.
Cevabı göster

Önce yüzeydeki bir farkı kabul eder, sonra ortak bir nedene geçer.

Öbek fiiller

chowing down on: samimi dilde iştahla yemek

Chow down on + yiyecek, “iştahla veya çok miktarda yemek” anlamına gelir. Bu, bütünüyle kullanılan samimi bir öbek fiildir; bu yüzden down bir yön belirtmez ve on da ifadenin bir parçasıdır. Burada küçücük organizmalar chowing down on sugar şeklinde anlatılır. Bu bir kişileştirmedir: Organizmalar şekeri tüketir, ancak gerçekten insanlar gibi oturup yemek yemezler.

Alıştırma

Samimi öbek fiil chow down on ifadesini geçmiş zamanda kullanın: After the long hike, we ____ a huge plate of pasta.

Cevabı göster

chowed down on

and belching up some culinary byproducts. Öbek fiiller

0:21

ve bazı mutfak yan ürünlerini geğirerek çıkarmalarından kaynaklanır.

Öbek fiiller

belching up: yan ürünlerin dışarı salınmasını canlı biçimde anlatmak

Bu cümlede belching up, mikroorganizmaları yan ürünleri geğirir gibi güçlü bir şekilde dışarı salarken gösterir. Mikroorganizmalar insanlar gibi gerçekten geğirmiyor; bu fiil bilimsel sürece canlı ve insansı bir görüntü katıyor. Buradaki up, öbek fiilin bir parçasıdır. belching up ifadesini yalnızca yukarı doğru hareket olarak değil, tek bir bütün olarak anlayın.

Alıştırma

Bu cümlede belching up nasıl bir işlev görüyor?

  1. Mikroorganizmaların yan ürünleri yeniden yuttuğunu söyler.
  2. Yalnızca yan ürünlerin yukarı doğru hareket ettiğini söyler.
  3. Mikroorganizmaların yan ürünleri geğirir gibi dışarı salmasını canlı biçimde gösterir.
Cevabı göster

Mikroorganizmaların yan ürünleri geğirir gibi dışarı salmasını canlı biçimde gösterir.

Let's start with yeast. Anlatım akışı

0:24

Maya ile başlayalım.

Anlatım akışı

Let's start with + konu: ilk ögeyi tanıtmak

Let's start with + isim öbeği, sıralı bir açıklamadaki ilk konuyu, örneği veya adımı bildirir. Burada yeast, konuşmacının ilk ele alacağı şeydir; with, mayayla birlikte anlamına gelmez. Let's, konuşmacıyı ve dinleyiciyi açıklama boyunca aynı yola dâhil eder. Bu nedenle geçiş samimi ve yönlendirici hissettirir.

Alıştırma

Geçişi tam olarak Let's start with ifadesiyle tamamlayın: ____ the simplest example.

Cevabı göster

Let's start with

Yeast are single-celled fungi used to make bread, beer, and wine, Notlar

0:26

Mayalar; ekmek, bira ve şarap yapmak için kullanılan tek hücreli mantarlardır,

Kelime

fungi used: fungus sözcüğünün çoğulu fungi

Fungi, fungus sözcüğünün çoğuludur. Bilimde fungi; mayaları, küfleri ve şapkalı mantarları içeren biyolojik alemdeki canlıları belirtir. Sözcük yalnızca şapkalı mantarlar anlamına gelmez. single-celled fungi ifadesi, mayaları tek hücreli mantarlar olarak sınıflandırır. Cümle mayayı bir grup olarak ele aldığı için çoğul fungi ve are fiilini kullanır. Used sözcüğüyle birlikte bu mantarların ne amaçla kullanıldığına ilişkin ek bilgi başlar.

Alıştırma

Hangi cümlede fungi doğru biçimde çoğul isim olarak kullanılmıştır?

  1. Scientists found a fungi in the soil.
  2. Scientists found several fungi in the soil.
  3. Scientists found several fungus in the soil.
Cevabı göster

Scientists found several fungi in the soil.

Dilbilgisi

to make bread: edilgen used sonrasında amaç

fungi used to make bread ifadesinde to make bread amacı belirtir: Mantarlar ekmek yapmak için kullanılır. İsmin ardından kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciği gelir; fungi used to make bread ifadesi fungi that are used to make bread biçiminde açılabilir. Bunu They used to make bread cümlesindeki geçmiş alışkanlık yapısı olarak yorumlamayın. Burada used edilgen anlam taşır ve mantarların ne amaçla kullanıldığını belirtmek için to sözcüğünden sonra make fiilinin yalın biçimi gelir.

Alıştırma

İsim açıklamasını tamamlayın. Used to ve check fiiliyle kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciği kullanın: The lab has equipment ____ water quality.

Cevabı göster

used to check

among other products. Kalıp ifadeler

0:32

diğer ürünlerin yanı sıra.

Kalıp ifadeler

among other products: listenin tamamlanmadığını göstermek

Among other products, belirli örneklerden sonra eklenerek listenin tamamlanmadığını gösterir. Bu bağlamda bread, beer ve wine ürünlerden yalnızca bazılarıdır; başka ürünler de vardır. Buradaki among, ürünlerin ortasında bulunmak gibi fiziksel bir konumu anlatmaz. among other + çoğul isim kalıbının bütünü listeyi bitirir ve “aynı türden başka şeylerle birlikte” anlamını verir.

Alıştırma

Hangi cümle ekmek ve peynirin mağazanın sattığı ürünlerden yalnızca bazıları olduğunu doğal biçimde gösterir?

  1. The shop sells bread and cheese, among another product.
  2. The shop sells bread and cheese, between other products.
  3. The shop sells bread and cheese, among other products.
Cevabı göster

The shop sells bread and cheese, among other products.

Yeast break down carbohydrates like sugar Öbek fiiller

0:33

Maya, şeker gibi karbonhidratları parçalar

Öbek fiiller

break down: bir maddeyi ayrıştırmak

Burada break down “parçalamak” veya “ayrıştırmak” anlamındadır: maya karbonhidratlar üzerinde etkili olur ve onları daha basit maddelere dönüştürür. Bu cümlede öbek fiil geçişlidir; bu nedenle carbohydrates like sugar eylemden etkilenen nesnedir. Anlam, bilimsel bağlamdan ve nesneden anlaşılır. break down bir maddeyi nesne olarak aldığında genellikle biyolojik, kimyasal veya sindirimle ilgili bir süreci anlatır; makine arızasını ya da duygusal çöküşü anlatmaz.

Alıştırma

“Ayrıştırmak” anlamındaki öbek fiille bilimsel cümleyi tamamlayın: Enzymes ____ starch into sugars.

Cevabı göster

break down

to get energy and the molecules they need to function.

0:36

enerji ve işlev görmeleri için ihtiyaç duydukları molekülleri elde etmek için.

They have two different ways to do this: Anlatım akışı

0:39

Bunu yapmak için iki farklı yolları vardır:

Anlatım akışı

two different ways to do this: iki bölümlü sınıflandırma işareti

two different ways to do this ifadesi, dinleyiciye açıklamanın şimdi iki yönteme ayrılacağını bildirir. two sözcüğü sonraki bilgiler için iki bölüm oluşturur; iki nokta ise bu yöntemlerin birazdan adlandırılacağını gösterir. Bu cümlede do this, şekerin parçalanmasıyla enerji elde etme şeklinde daha önce söz edilen sürece gönderme yapar. Ayrı ve yeni bir eylem değildir. Bu kalıbı duyduğunuzda this ifadesinin önceki hangi süreci gösterdiğini bulun ve ardından gelecek listeye dikkat edin.

Alıştırma

Vurgulanan ifade dinleyiciye esas olarak ne bildirir?

  1. Konuşmacı sürecin ne olduğundan emin değildir.
  2. Konuşmacı iki yöntemi karşılaştırmayı bitirmiştir.
  3. Açıklamada, az önce bahsedilen süreç için iki yöntem sıralanacaktır.
Cevabı göster

Açıklamada, az önce bahsedilen süreç için iki yöntem sıralanacaktır.

the oxygen-dependent or aerobic pathway Kelime

0:41

oksijene bağlı veya aerobik yol

Kelime

oxygen-dependent or aerobic pathway: açıklayıcı or

oxygen-dependent or aerobic pathway ifadesinde oxygen-dependent kolay anlaşılır bir açıklama sunarken aerobic aynı tür yol için kullanılan bilimsel sıfatı verir. Buradaki or, “başka bir deyişle” ya da “diğer adıyla” anlamındadır; aralarından seçim yapılacak iki yol sunmaz. Kolay anlaşılır bir açıklamayı or ve teknik bir terimin izlediği bu yapı, bilimsel anlatımların kavramı açık tutarken yeni sözcükler tanıtmasını sağlar.

Alıştırma

oxygen-dependent or aerobic pathway ifadesinde or ne işe yarar?

  1. Aynı yol için teknik bir terim verir.
  2. Konuşmacının hangi yolun var olduğundan emin olmadığını gösterir.
  3. Birbiriyle ilgisiz iki yol arasında seçim sunar.
Cevabı göster

Aynı yol için teknik bir terim verir.

and the oxygen-independent anaerobic pathway, Kelime

0:44

ve oksijenden bağımsız anaerobik yol,

which is also called fermentation.

0:48

buna fermantasyon da denir.

Kelime

the oxygen-independent anaerobic pathway ... called fermentation: aynı süreci adlandırmak

oxygen-independent ve anaerobic, yolun oksijen olmadan çalıştığını ifade eder. İlki doğrudan bir açıklama, ikincisi ise bilimsel sıfattır. which is also called fermentation ilgi cümleciği, az önce belirtilen yolu adlandırır. Ayrı bir süreç tanıtmaz: bu cümlede fermentation, söz konusu anaerobik yol için kullanılan addır.

Alıştırma

Örnek cümlede 'which is also called fermentation' ne işe yarar?

  1. Yolun ancak fermentasyondan sonra başladığını söyler.
  2. Anaerobik yola başka bir ad verir.
  3. Oksijen kullanan ayrı bir süreç tanıtır.
Cevabı göster

Anaerobik yola başka bir ad verir.

When you bake bread,

0:50

Ekmek pişirdiğinizde,

yeast can use both pathways,

0:51

maya her iki yolu da kullanabilir,

but they normally prefer to start with the anaerobic process of fermentation. Kalıp ifadeler

0:53

ancak normalde anaerobik fermantasyon süreciyle başlamayı tercih ederler.

Kalıp ifadeler

prefer to start with + isim: ilk seçeneği belirlemek

prefer to start with the anaerobic process yapısında prefer to + fiilin yalın hâli olağan bir tercihi ifade ederken start with + isim bir sıra veya süreçteki ilk seçeneği belirtir. Burada maya hücreleri genellikle önce anaerobik süreci seçer. İfade bir tercihi veya varsayılan başlangıç noktasını anlatır; kullanabilecekleri tek sürecin bu olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifade 'start with' ile tamamlayın: When planning the meeting, I prefer to ____ the budget update.

Cevabı göster

start with

In this process,

0:58

Bu süreçte,

ethanol is produced in addition to CO2. Kalıp ifadeler

1:00

CO2'ye ek olarak etanol de üretilir.

Kalıp ifadeler

in addition to: başka bir öge veya sonuç eklemek

in addition to, “...e ek olarak” veya “...in yanı sıra” anlamına gelir. Bu cümlede CO2 zaten söz konusu olan bir üründür; ifade, etanolü başka bir ürün olarak ekler. İkisi de üretilir. Buradaki to bir edattır. in addition to ifadesinden sonra bir isim öbeği, zamir veya fiilin -ing biçimi gelir; doğrudan tam bir cümle gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “...e ek olarak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The museum has a cafe ____ the gift shop.

Cevabı göster

in addition to

No, Ton ve niyet

1:03

Hayır,

bread isn't alcoholic.

1:03

ekmek alkollü değildir.

Ton ve niyet

No, bread isn't alcoholic: örtük bir sonucu reddetmek

Baştaki No, izleyicinin aklından geçebilecek bir soruya ya da sonuca yanıt verir: Fermantasyon etanol üretiyorsa bu, ekmeğin alkol içerdiği anlamına mı gelir? Konuşmacı bread isn't alcoholic diyerek bu sonucu reddeder. No, daha önce belirtilen etanol üretildiği gerçeğini geçersiz kılmaz. Bu soru-cevap hamlesi olası bir yanlış anlamayı önceden ele alır ve açıklamayı bir sohbet gibi hissettirir.

Alıştırma

Yargılayın: Bu cümlede No, fermantasyonun etanol ürettiğine dair önceki ifadenin yanlış olduğunu söylüyor.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

Small amounts of alcohol that are secreted

1:05

Salgılanan küçük miktardaki alkol

evaporate during baking.

1:07

pişirme sırasında buharlaşır.

In the aerobic or oxygen-dependent pathway,

1:09

Aerobik veya oksijene bağlı yolda,

the yeasts consume some of the sugar

1:12

mayalar şekerin bir kısmını tüketir

and produce carbon dioxide gas Kelime

1:14

ve karbondioksit gazı

or CO2 and water.

1:17

veya CO2 ve su üretir.

Kelime

carbon dioxide gas or CO2: tam ad ve kimyasal formül

carbon dioxide gas or CO2 ifadesinde or, “diğer adıyla” veya “yani” anlamına gelir. carbon dioxide gas İngilizce tam addır; CO2 ise aynı maddenin kimyasal formülüdür. carbon dioxide gas or CO2 bölümünü tek bir bilgi birimi olarak düşünün. Ardından gelen and, ikinci ürün olarak water sözcüğünü ekler. Bu nedenle ürünler karbondioksit ve sudur; üç ayrı madde değildir.

Alıştırma

carbon dioxide gas or CO2 ifadesindeki or neyi gösterir?

  1. Carbon dioxide gas ve CO2 iki farklı gazdır.
  2. CO2, aynı maddeyi adlandırmanın başka bir yoludur.
  3. Konuşan kişi hangi gazın üretildiğinden emin değildir.
Cevabı göster

CO2, aynı maddeyi adlandırmanın başka bir yoludur.

In both processes,

1:19

Her iki süreçte de,

the CO2 accumulates and creates tiny bubbles. Kalıp ifadeler

1:21

CO2 birikir ve küçük baloncuklar oluşturur.

Kalıp ifadeler

CO2 accumulates and creates tiny bubbles: bağlantılı süreç fiilleri

CO2, hem accumulates hem de creates fiilinin öznesidir. accumulates, gazın zamanla biriktiğini anlatır; creates tiny bubbles ise gazın küçük kabarcıkların oluşmasına neden olduğunu belirtir. Kabarcıkları bilinçli olarak tasarladığı anlamına gelmez. Özne + fiil + and + fiil kalıbı, özneyi tekrarlamadan tek bir sürecin iki bölümünü bağlar. Burada cümle önce birikmeyi, ardından bunun sonucu olarak kabarcıkların oluşmasını sunar.

Alıştırma

“The gas accumulates and creates tiny bubbles” hangi süreci anlatır?

  1. Kabarcıklar yok olur, bu yüzden gaz birikemez.
  2. Birisi gazı eklemeden önce kabarcıkları bilinçli olarak tasarlar.
  3. Gaz birikir ve bu durum küçük kabarcıkların oluşmasına neden olur.
Cevabı göster

Gaz birikir ve bu durum küçük kabarcıkların oluşmasına neden olur.

These bubbles get trapped by gluten Dilbilgisi

1:25

Bu baloncuklar gluten tarafından hapsolur

Dilbilgisi

get trapped by gluten: get ile edilgen yapı

get trapped ifadesinde get + geçmiş zaman ortacı edilgen bir yapı oluşturur. Kabarcıkların sıkışıp kalmış olma durumuna geçtiğini gösterir. By gluten ise bu sonuca neyin yol açtığını belirtir. Buradaki get, “elde etmek” anlamına gelmez. are trapped ile karşılaştırıldığında get trapped olaya veya durum değişikliğine daha fazla dikkat çeker; bu yüzden bir süreci konuşma dilinde açıklarken kullanışlıdır.

Alıştırma

trap fiilini get ile edilgen biçimde kullanın ve nedeni by ile belirtin: Tiny bits of dust ____ the filter.

Cevabı göster

get trapped by

and create a sponge-like structure Kelime

1:27

ve süngere benzer bir yapı oluşturur

Kelime

create a + isim öbeği: sonucu adlandırma

Burada create a, sürecin sonucunu belirtir: süngerimsi bir yapı ortaya çıkar. a sözcüğü, bu sonucu adlandıran tekil ve sayılabilir bir isim öbeğini başlatır. Create yalnızca sanat eseri yapmak veya bir şeyi bilerek tasarlamak anlamına gelmez. Açıklamalarda create + isim öbeği çoğu zaman “bir koşulun, etkinin veya yapının oluşmasına yol açmak” demektir. a yalnızca ardından gelen sonuç tekil ve sayılabilir bir şey olduğunda kullanılır.

Alıştırma

Bu cümlede create a ne anlama gelir? The vents create a steady airflow.

  1. düzenli bir hava akımının keyfini çıkarmak
  2. düzenli bir hava akımının resmini çizmek
  3. düzenli bir hava akımının oluşmasını sağlamak
Cevabı göster

düzenli bir hava akımının oluşmasını sağlamak

that gives the bread its soft texture. Dilbilgisi

1:29

bu da ekmeğe yumuşak dokusunu verir.

Dilbilgisi

gives the bread its soft texture: give + nesne + iyelik özelliği

Buradaki gives, bir şeyi “teslim etmek” değil, “bir özelliğe sahip olmasını sağlamak” anlamındadır. That, daha önce sözü edilen süngerimsi yapıyı gösterir: bu yapı ekmeğin yumuşak bir dokuya sahip olmasını sağlar. Kullanılabilir kalıp give + nesne + iyelik belirleyicisi + özellik adıdır. Örneğin give the building its shape veya give the sauce its flavor denebilir. İyelik sözcüğü nesneyi gösterir: the bread için its, çoğul leaves için their kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi give + nesne + iyelik özelliği yapısını ve parantezdeki sözcükleri kullanarak tamamlayın: Chlorophyll ____. (leaves / their green color)

Cevabı göster

gives leaves their green color

Wine also relies on yeast, Kalıp ifadeler

1:32

Şarap da mayaya güvenir,

Kalıp ifadeler

relies on yeast: rely on + gerekli koşul

Rely on, “ihtiyaç duymak veya bağlı olmak” anlamına gelir. Bu cümlede Wine, şarap yapım sürecini temsil eder: sürecin işleyebilmesi için maya gerekir. Bu, şarabın bilinçli olarak mayaya “güvendiği” anlamına gelmez. Gerekli kişiyi, şeyi veya koşulu belirtmek için rely on + isim veya zamir kullanılır. on edatı bu ifadenin parçasıdır ve atılamaz. Wine gibi üçüncü tekil şahıs bir öznede rely, relies biçimine dönüşür.

Alıştırma

Cümleyi rely on ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: This navigation app ____ GPS to find your location.

Cevabı göster

relies on

but a winemaking setup keeps the oxygen levels low, Dilbilgisi

1:34

fakat bir şarap yapım düzeneği oksijen seviyelerini düşük tutar,

Dilbilgisi

keep + nesne + sıfat: keeps the oxygen levels low

Keep + nesne + sıfat, “nesnenin belirli bir durumda kalmasını sağlamak” anlamına gelir. keeps the oxygen levels low ifadesinde the oxygen levels nesnedir, low ise durumu belirten sıfattır. Burada keep, oksijeni “depolamak” veya “saklamak” anlamına gelmez. Düzenek, oksijen seviyesini sürekli düşük tutar. Bu yapı, bir durumu koruyan cihazları, eylemleri veya koşulları anlatmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi keep fiilinin geniş zaman biçimi ve parantez içindeki sözcüklerle tamamlayın: This insulated bottle ____ for hours. (the water / cold)

Cevabı göster

keeps the water cold

so that yeast consume sugar using fermentation, Dilbilgisi

1:37

böylece mayalar fermantasyonu kullanarak şeker tüketir,

the anaerobic pathway.

1:40

yani anaerobik yolu.

Dilbilgisi

so that: bir eylemi amacına veya hedeflenen etkisine bağlamak

So that, so that + özne + fiil biçiminde tam bir yan cümle başlatır. Bir eylemi veya koşulu onun amacına ya da hedeflenen etkisine bağlar. Buradaki yan cümle, düşük oksijenli düzeneğin neyi mümkün kılmak üzere tasarlandığını açıklar: yeast consume sugar by fermentation. so that ifadesini “olabilmesi için” anlamında bir bütün olarak okuyun; yalnız kullanılan ve “bu yüzden” anlamına gelen so ile karıştırmayın.

Alıştırma

Amaç bildiren ve “olabilmesi için” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Speak slowly ____ everyone can understand you.

Cevabı göster

so that

The process often starts with wild yeasts already hanging out on the grapes, Öbek fiiller

1:42

Bu süreç genellikle üzümlerin üzerinde zaten bulunan yabani mayalarla başlar,

Öbek fiiller

already hanging out: “zaten orada” anlamında gündelik kişileştirme

Hang out genellikle bir yerde rahatça vakit geçirmek anlamına gelir. Burada already hanging out, yabani mayaların üzümlerin üzerinde zaten bulunduğunu anlatır; anlatıcı onları orada dinlenen insanlar gibi eğlenceli bir biçimde betimler. Already, mayaların sonraki adım başlamadan önce orada olduğunu vurgular. Burada hang out tek bir deyimsel fiil olarak anlaşılmalıdır; bir şeyi dışarı asmak şeklindeki gerçek anlamıyla yorumlanmamalıdır.

Alıştırma

Bu kullanımı değerlendirin: Resmî bir laboratuvar raporunda “Wild yeast is hanging out on the grape skins.” yazıyor. hanging out raporun tarafsız üslubuna uygun mudur?

  1. Uygun değildir.
  2. Uygundur.
Cevabı göster

Uygun değildir.

but to get consistent results, Kalıp ifadeler

1:48

ancak tutarlı sonuçlar elde etmek için,

Kalıp ifadeler

but to get consistent results: amaç belirtmek

To get consistent results, amaç bildiren bir mastar öbeğidir. Sonraki eylemin neden yapıldığını açıklar: amaç, işlem tekrarlandığında güvenilir biçimde benzer kalan sonuçlar elde etmektir. But, bu amacı önceki fikirle karşıtlık içinde bağlar. Burada consistent, istikrarlı ve tekrarlanabilir demektir; sonuçların tamamen aynı olması veya “inatçı” olması anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi derste geçen dört sözcüklük amaç öbeğiyle tamamlayın: ____, follow the same recipe for every batch.

Cevabı göster

To get consistent results

most winemakers also add carefully selected strains of yeast Kelime

1:50

çoğu şarap üreticisi yüksek alkol seviyelerini tolere edebilen

Kelime

özenle seçilmiş maya suşları

Biyolojide strain, bir mikroorganizmanın belirli bir genetik varyantını ifade eder. Bu nedenle strains of yeast, mayanın belirli biyolojik varyantları yani maya suşları demektir; baskı veya kas yaralanması anlamına gelmez. Carefully selected, şarap üreticilerinin bu suşları yararlı özellikleri nedeniyle seçtiğini gösterir. also add, bunu başka bir aşama veya ek malzeme olarak sunar; ifadenin tamamı şarap yapımı sürecine ne kattıklarını belirtir.

Alıştırma

“The lab chose a strain of bacteria for the test.” cümlesinde strain ne anlama gelir?

  1. belirli bir biyolojik bakteri varyantı
  2. zor bir işin yol açtığı baskı
  3. kas yaralanması
Cevabı göster

belirli bir biyolojik bakteri varyantı

that can tolerate high levels of alcohol. Kalıp ifadeler

1:54

özenle seçilmiş maya suşları da ekler.

Kalıp ifadeler

yüksek alkol seviyeleri

High levels of alcohol, ölçülebilir alkol miktarının veya yoğunluğunun yüksek olması demektir. Bu ifade burada tolerate fiilinin nesnesidir; dolayısıyla yan cümle, alkol yoğunluğu yüksek olsa bile maya suşlarının çalışmaya devam edebildiğini anlatır. high levels of kalıbı, high levels of salt veya high levels of pollution örneklerinde olduğu gibi genellikle sayılamayan bir maddeyi ya da ölçülebilir bir etkeni tanıtır. Tolerate, bir şeye dayanmak veya ona rağmen işlevini sürdürmek demektir; ondan hoşlanmak anlamına gelmez.

Alıştırma

“Ölçülebilir miktarı yüksek” anlamındaki hedef kalıpla cümleyi tamamlayın: This plant can tolerate ____ salt in the soil.

Cevabı göster

high levels of

The yeast consume the sugar in the grape juice,

1:57

Maya üzüm suyundaki şekeri tüketir

and as the sugar level drops, Dilbilgisi

1:59

ve şeker seviyesi düştükçe,

the alcohol level rises.

2:01

alkol seviyesi yükselir.

Dilbilgisi

as the sugar level drops, the alcohol level rises: zaman içinde bağlantılı değişimler

Burada as, “değişim olurken” veya “değişim ilerledikçe” anlamına gelir. Gelişmekte olan iki eğilimi birbirine bağlar: şeker seviyesi düşerken alkol seviyesi yükselir. Kullanılabilir kalıp as + yan cümle, ana cümle şeklindedir: As A changes, B changes. Değişimlerin aynı zaman diliminde geliştiğini gösterir; tek başına bir değişimin diğerine neden olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Hangi cümlede as, iki değişimin aynı zaman diliminde geliştiğini gösterir?

  1. Leah works as a guide at the museum.
  2. As you requested, I attached the receipt.
  3. As the evening grew colder, the wind grew stronger.
Cevabı göster

As the evening grew colder, the wind grew stronger.

This doesn't necessarily mean that sweeter wines have less alcohol. Kalıp ifadeler

2:03

Bu mutlaka daha tatlı şarapların daha az alkolü olduğu anlamına gelmez.

Kalıp ifadeler

doesn't necessarily mean that: bir sonucu kesinleştirmemek

Doesn't necessarily mean that, kesinliği olmayan bir sonucu ortaya koyar. Burada konuşan kişi daha tatlı şarapların hiçbir zaman daha az alkollü olamayacağını söylemez; asıl nokta, yalnızca tatlılığa bakarak bu sonucun kesinleştirilemeyeceğidir. Necessarily temel sınırlayıcıdır: otomatik bir çıkarımı engellerken bazı durumlarda doğru olma ihtimalini açık bırakır. Bu nedenle ifade, aşırı genellemeleri düzeltmek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle, sonucun garanti olmadığını ancak bazı durumlarda doğru olabileceğini söyler?

  1. The fact that a restaurant is busy doesn't necessarily mean that its food is excellent.
  2. The fact that a restaurant is busy doesn't mean that its food is excellent.
  3. The fact that a restaurant is busy necessarily means that its food is excellent.
Cevabı göster

The fact that a restaurant is busy doesn't necessarily mean that its food is excellent.

Different types of grapes start with different amounts of sugar, Kalıp ifadeler

2:07

Farklı üzüm türleri farklı miktarlarda şekerle başlar,

Kalıp ifadeler

start with different amounts of sugar: farklı başlangıç koşullarını belirtmek

Bu cümlede start with, “başlangıçta sahip olmak” anlamına gelir. Farklı üzümler fermantasyon başlamadan önce farklı miktarlarda şeker içerir; bu ifade onların başlangıç koşullarındaki farkı ortaya koyar. Bir süreç, etkinlik veya karşılaştırma başladığında zaten mevcut olan şeyi belirtmek için start with + isim veya miktar yapısını kullanın.

Alıştırma

Cümleyi start with ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: At the beginning of the game, each player ____ seven cards.

Cevabı göster

starts with

and sugar can also be added.

2:10

ve şeker de eklenebilir.

What happens to the carbon dioxide?

2:12

Karbondioksite ne olur?

It just bubbles away through a vent. Öbek fiiller

2:14

Sadece bir havalandırma deliğinden köpürerek uçar gider.

Öbek fiiller

bubbles away: devam eden kabarcıklanma

Bubble burada fiildir: kabarcık oluşturmak veya kabarcıklarla birlikte hareket etmek anlamına gelir. Bubbles away eylemin sürdüğünü gösterir; bu bağlamda gaz kabarcıklar çıkararak havalandırma deliğinden kaçar. Bir etkinlik fiilinden sonra gelen away, work away örneğinde olduğu gibi “özgürce veya düzenli biçimde sürdürme” anlamı katabilir. Birinin bir kabarcığı uzaklaştırdığı anlamına gelmez.

Alıştırma

“The soup bubbled away on the stove,” cümlesinde bubbled away ne anlama gelir?

  1. Bir süre kabarcıklanmaya devam etti.
  2. Çorbada yalnızca bir kabarcık vardı.
  3. Biri çorbayı alıp götürdü.
Cevabı göster

Bir süre kabarcıklanmaya devam etti.

In carbonated alcoholic beverages like champagne and beer, Kelime

2:16

Şampanya ve bira gibi karbonatlı alkollü içeceklerde,

Kelime

carbonated alcoholic beverages: alkollü ve gazlı içecekler

Carbonated alcoholic beverages, alkol ve çözünmüş karbondioksit içerdiği için kabarcıklı olan içecekler demektir. Temel isim beverages'tır; alcoholic ve carbonated bu ismi niteler. Yiyecek ve içecek bağlamında carbonated, karbondioksit eklenerek gazlı hâle getirilmiş demektir. Yanmış veya kömürleşmiş anlamına gelmez. Burada şampanya ve bira bu kategorinin örnekleridir.

Alıştırma

Hangi cümlede carbonated alcoholic beverage kategorisi doğru kullanılmıştır?

  1. Still grape juice is a carbonated alcoholic beverage.
  2. Plain black coffee is a carbonated alcoholic beverage.
  3. Sparkling wine is a carbonated alcoholic beverage.
Cevabı göster

Sparkling wine is a carbonated alcoholic beverage.

sealed containers are used in primary or secondary fermentation Kelime

2:20

birincil veya ikincil fermantasyonda kapalı kaplar kullanılır

Kelime

primary or secondary fermentation: birincil veya ikincil fermantasyon

Primary fermentation ve secondary fermentation, bira veya şarap üretim sürecindeki aşamaların adlarıdır. Primary fermentation başlangıçtaki ana aşamadır; secondary fermentation ise kesin amacı ürüne ve sürece göre değişebilen daha sonraki bir aşamadır. Burada primary ve secondary aşamaları sırasına göre düzenler. Kalite sıralaması yapmaz ve ikinci aşamanın önemsiz olduğunu söylemez.

Alıştırma

Primary or secondary fermentation ifadesinde primary ve secondary neyi gösterir?

  1. İçecekleri en iyiden en kötüye sıralarlar.
  2. Süreçteki aşamaları belirtirler.
  3. Kapların boyutunu açıklarlar.
Cevabı göster

Süreçteki aşamaları belirtirler.

to keep the carbon dioxide in the bottle. Dilbilgisi

2:24

karbondioksiti şişenin içinde tutmak için.

Dilbilgisi

keep + nesne + yer: karbondioksiti şişede tutmak

keep the carbon dioxide in the bottle ifadesinde the carbon dioxide, keep fiilinin nesnesidir; in the bottle ise yeri belirten ifadedir. keep + nesne + yer yapısı, “bir şeyin bir yerde kalmasını sağlamak” anlamına gelir. Baştaki to amaç bildirir: gazın kaçmaması için kap kapatılır. Burada fiziksel bir konum anlatılır; bu, bir duyguyu gizlemek anlamındaki keep something in kullanımından farklıdır.

Alıştırma

Hangi cümle keep + nesne + yer yapısını “bir şeyin bir yerde kalmasını sağlamak” anlamında kullanır?

  1. The tight lid keeps the cooler cold.
  2. The tight lid keeps the cold air in the cooler.
  3. The tight lid keeps closing in cold weather.
Cevabı göster

The tight lid keeps the cold air in the cooler.

Wine also introduces us to our second type of food-producing microorganism, Anlatım akışı

2:27

Şarap aynı zamanda bizi gıda üreten ikinci tür mikroorganizmamızla tanıştırır,

Anlatım akışı

also introduces us to our second: sonraki kategoriye geçmek

Burada introduces us to, insanları sosyal bir ortamda tanıştırmak değil, “dinleyiciyi yeni bir konuya götürmek” anlamındadır. Şarap örneği, mevcut açıklama ile gıda üreten ikinci mikroorganizma türü arasında köprü kurar. Also ve our second sözcükleri bilgiyi düzenler. Also, şarabın başka bir rolünü daha ekler; our second ise konuşmacı ile dinleyicinin birlikte takip ettiği sıradaki bir sonraki kategoriyi gösterir. Burada our sahiplik bildirmez.

Alıştırma

also introduces us to our second açıklamayı nasıl düzenler?

  1. Açıklamayı mevcut örnekle bağlantılı biçimde bir sonraki kategoriye taşır.
  2. İkinci kategorinin konuşmacı ile dinleyicilere ait olduğunu iddia eder.
  3. Dinleyicilerin sosyal bir etkinlikte bir kişiyle tanıştırılmasını anlatır.
Cevabı göster

Açıklamayı mevcut örnekle bağlantılı biçimde bir sonraki kategoriye taşır.

bacteria.

2:32

bakterilerle.

A special strain of bacteria turns a tart compound in grape juice Dilbilgisi

2:33

Özel bir bakteri suşu, üzüm suyundaki mayhoş bir bileşiği

into softer-tasting ones

2:38

daha yumuşak tatlı bileşiklere dönüştürür

Dilbilgisi

a tart compound ... into softer-tasting ones: turn X into Y yapısı

Vurgulanan bölüm, daha geniş olan turn X into Y kalıbındaki X ve Y yerlerini doldurur. A tart compound in grape juice değiştirilen şey olan X'tir; softer-tasting ones ise sonuç olan Y'dir. Ones, ismi tekrarlamamak için compounds yerine kullanılır. Turn X into Y, “X'in Y olmasını sağlamak” anlamına gelir. Fiziksel, kimyasal veya soyut değişimleri anlatabilir. Burada bakteriler kimyasal bir değişime neden olur; turn into fiziksel olarak dönüp bir yere girmek anlamına gelmez.

Alıştırma

turn X into Y kalıbını ve old clothes ile cleaning cloths ifadelerini kullanın: The workshop ____.

Cevabı göster

turns old clothes into cleaning cloths

that are responsible for some of the flavors in red wines and chardonnays. Notlar

2:39

bunlar kırmızı şaraplar ve chardonnay'lerdeki bazı tatlardan sorumludur.

Kalıp ifadeler

responsible for some of: tarafsız neden ve kısmi kapsam

Are responsible for some of the flavors ifadesinde responsible for, “neden olmak veya oluşmasına katkıda bulunmak” anlamına gelir. Burada tarafsız bir bilimsel neden-sonuç ilişkisi kurar; birinin suçlu olduğunu öne sürmez. Some of, bilinen bir grubun yalnızca bir bölümünü ifade eder. Cümlede some of the flavors denmesi, kalan tatların başka bileşikler ve süreçler tarafından oluşturulmasına yer bırakır.

Alıştırma

Kısmi bir nedeni göstermek için responsible for some of kullanın: Heavy rain is ____ the delays.

Cevabı göster

responsible for some of

Kültür

wines and chardonnays: Chardonnay neyi adlandırır

red wines, kırmızı şarapların geniş kategorisini anlatır. Chardonnay beyaz bir üzüm çeşidinin adıdır ve çoğunlukla bu üzümden yapılan şarabın adı olarak da kullanılabilir. Çoğul chardonnays, farklı Chardonnay şaraplarını anlatır. Bu ifade iki şarap örneği sıralar: kırmızı şaraplar ve Chardonnay şarapları. Chardonnay'ı kırmızı şarap olarak sınıflandırmaz ve chardonnay burada sıradan bir sıfat değildir.

Alıştırma

Cümledeki chardonnays sözcüğünü hangi ifade doğru açıklar?

  1. Chardonnay üzümünden yapılan farklı şarapları anlatır.
  2. Bütün kırmızı şarapların başka bir adıdır.
  3. Şarapların tatlı olduğu anlamına gelen bir sıfattır.
Cevabı göster

Chardonnay üzümünden yapılan farklı şarapları anlatır.

Another type of bacteria,

2:44

Başka bir bakteri türü,

called acetic acid bacteria, Kelime

2:45

asetik asit bakterileri olarak adlandırılır,

Kelime

acetic acid bacteria: asetik asitle bağlantılı bakteriler

Acetic acid bacteria, etanolü asetik aside dönüştüren bir bakteri grubunun adıdır. Asetik asit, sirkenin ekşi tadının arkasındaki temel asittir. Burada acetic, asetik asitle ilgili anlamına gelen teknik bir sıfattır. İfadenin tamamı bakterileri adlandırır; yalnızca tesadüfen ekşi tadı olan bakterileri tanımlamaz.

Alıştırma

Acetic acid bacteria terimi neyi adlandırır?

  1. Gıdalardaki bütün asitleri gideren bakterilerdir.
  2. Yalnızca herhangi bir asidik ortamda yaşadıkları için bu adı alan bakterilerdir.
  3. Etanolü asetik aside dönüştürmeye yardımcı olan bakterilerdir.
Cevabı göster

Etanolü asetik aside dönüştürmeye yardımcı olan bakterilerdir.

isn't so desirable in wine, Kelime

2:48

şarapta pek istenmez,

Kelime

isn't so desirable in: ölçülü bir olumsuz değerlendirme

Bu cümlede isn't so desirable, bir şeyin pek arzu edilmediğini veya istenen düzeyde olmadığını belirtir. Olumsuz bir değerlendirmedir, ancak bir şeyin kötü olduğunu doğrudan söylemekten daha ölçülü gelir. in wine ifadesi değerlendirmeyi şarap bağlamıyla sınırlar. Bu, söz konusu şeyin her durumda tamamen yararsız olduğu anlamına gelmez; yalnızca şaraptaki etkisinin genellikle istenmediğini belirtir.

Alıştırma

Hangi seçenek isn't so desirable in wine ifadesinin ölçülü anlamını en iyi korur?

  1. It is extremely harmful in wine.
  2. It is useful only in wine.
  3. It is not very desirable in wine.
Cevabı göster

It is not very desirable in wine.

but they have their function too.

2:50

ancak onların da bir işlevi vardır.

If there's oxygen around, Dilbilgisi

2:52

Eğer etrafta oksijen varsa,

Dilbilgisi

If there's oxygen around: bir koşul belirtme

If, ardından gelen durumun koşulunu belirtir: oksijen bulunduğunda açıklanan süreç gerçekleşebilir. There's, there is ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Yeniden kullanılabilen kalıp If there's + şey + around biçimindedir ve ardından sonuç gelir; if yan cümlesi önce geldiğinde koşul ile sonuç genellikle virgülle ayrılır. Burada around, çevrede mevcut veya yakınlarda bulunabilir anlamındadır. Oksijenin daire çizerek hareket ettiğini anlatmaz.

Alıştırma

Koşulu If there's ... around kalıbını aynen ve dust sözcüğünü kullanarak tamamlayın: ____, cover the wet paint.

Cevabı göster

If there's dust around

these bacteria convert the ethanol in wine Kalıp ifadeler

2:53

bu bakteriler şaraptaki etanolü

into, well,

2:56

şey,

acetic acid.

2:57

asetik aside dönüştürür.

Kalıp ifadeler

convert X into Y: başlangıç maddesini ve sonucu belirtmek

Convert X into Y, “X'i değiştirip Y hâline getirmek” anlamına gelir. Bu cümlede X, the ethanol in wine ifadesidir; into ise ortaya çıkan madde olan acetic acid'i tanıtır. Araya giren well, sonuç söylenmeden önce kısa bir duraklama yaratır. convert X into Y kalıbının zorunlu bir parçası değildir.

Alıştırma

Cümleyi convert X into Y kalıbının gerektirdiği edatla tamamlayın: Solar panels convert sunlight ____ electricity.

Cevabı göster

into

Let this process continue, Dilbilgisi

2:58

Bu sürecin devam etmesine izin verin,

and you'll eventually get vinegar.

3:00

ve sonunda sirke elde edersiniz.

Dilbilgisi

Let this process continue, and...: emir biçimindeki koşul ve sonucu

Emir cümlesi + and + sonuç cümlesi kalıbı, “bu olursa şu sonuç ortaya çıkar” anlamını verebilir. Let this process continue koşulu sunar; and you'll eventually get vinegar ise bir süre sonra ortaya çıkacak sonucu belirtir. let'ten sonra nesne ve fiilin yalın hâli kullanılır: let this process continue. Burada let, “sürecin devam etmesine izin vermek” anlamındadır; “süreçten izin istemek” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, bir koşulu ve sonucunu belirtmek için emir cümlesinden sonra and kullanır?

  1. Keep the lid closed, but the soup may still cool down.
  2. Keep the lid closed, and the soup will stay warm.
  3. The lid is closed because the soup needs to stay warm.
Cevabı göster

Keep the lid closed, and the soup will stay warm.

Bacteria are the key for cheese too. Kalıp ifadeler

3:03

Bakteriler peynir için de anahtardır.

Kalıp ifadeler

key for cheese too: “vazgeçilmez” anlamındaki key

Burada the key mecaz anlamdadır. Bakterilerin peynir yapımında vazgeçilmez bir etken olduğu anlamına gelir; kilit açan gerçek bir anahtar değildir. Bu bağlamda for cheese, “peynir yapmak için” veya “peynir üretimi açısından” diye anlaşılır. Sondaki too “ayrıca” anlamına gelir. Peyniri, bakterilerin önemli olduğu başka bir durum olarak ekler.

Alıştırma

Hangi cümle bakterilerin peynir yapım süreci için vazgeçilmez olduğunu en doğal ve açık biçimde ifade eder?

  1. Bacteria are key to making cheese.
  2. Bacteria are keys used to open the cheese room.
  3. Bacteria are key to make cheese.
Cevabı göster

Bacteria are key to making cheese.

To make cheese, Dilbilgisi

3:06

Peynir yapmak için,

Dilbilgisi

To make cheese: cümle başında amaç bildiren mastar

To make cheese, amaç bildiren bir mastar öbeğidir. Kalıp to + fiilin yalın hâlidir ve burada sonraki eylemin neden yapıldığını belirtir: amaç peynir yapmaktır. Bu öbek cümlenin başına getirildiğinde önce amacı vererek yönergeyi düzenler. Ardından eylemi belirten ana cümle gelir: To make cheese, heat the milk.

Alıştırma

Yönergeyi “peynir yapmak için” anlamındaki amaç öbeğiyle tamamlayın: ____, heat the milk slowly.

Cevabı göster

To make cheese

milk is inoculated with bacteria. Kelime

3:07

süte bakteri aşılanır.

Kelime

milk is inoculated with bacteria: mikroorganizmaların bilinçli olarak eklenmesi

Be inoculated with + bir mikroorganizma veya kültür, biyolojik bir süreci başlatmak için o maddenin bir şeye bilinçli olarak eklenmesi anlamına gelir. Cümle edilgendir: milk işlem gören malzemedir, with bacteria ise neyin eklendiğini belirtir. Bu ifade, bakterileri kazara oluşan bir kirlenme olarak değil, gıda üretiminde kontrollü biçimde eklenen bir unsur olarak sunar. Genel olarak inoculate X with Y, teknik veya biyolojik bir bağlamda Y'yi bilinçli olarak X'e eklemek demektir.

Alıştırma

Cümleyi inoculate fiilinin geçmiş zaman edilgen biçimi ve gerekli edatla tamamlayın: In the controlled experiment, the milk ____ a starter culture.

Cevabı göster

was inoculated with

The bacteria gobble up the lactose, Öbek fiiller

3:09

Bakteriler laktozu silip süpürür,

Öbek fiiller

gobble up: canlı ve gündelik bir biçimde hızlıca tüketmek

Gobble up gerçek anlamıyla “bir şeyi hızlı ve iştahlı biçimde tamamen yemek” demektir. Burada bakteriler insan gibi gösterilir: insanlar gibi çiğnemezler, ancak metabolizmalarının bir parçası olarak laktozu tüketirler. Consume ile karşılaştırıldığında gobble up daha gündelik ve canlı bir anlatımdır. Up sözcüğü, laktozun hızla tüketilip bitirildiği düşüncesini de ekleyerek bilimsel açıklamayı daha kolay ve hareketli hâle getirir.

Alıştırma

“The bacteria gobble up the lactose,” cümlesinde gobble up ne anlatır?

  1. Laktoz bakterileri kazara kirletir.
  2. Bakteriler laktozu kullanmadan dikkatle inceler.
  3. Bakteriler laktozu hızlıca tüketir ve bu durum canlı, insana benzetilen bir anlatımla verilir.
Cevabı göster

Bakteriler laktozu hızlıca tüketir ve bu durum canlı, insana benzetilen bir anlatımla verilir.

a kind of sugar, Kalıp ifadeler

3:12

bir tür şeker,

Kalıp ifadeler

a kind of sugar: a kind of + isim ile sınıflandırma

a kind of sugar ifadesinde kind, “tür” anlamına gelen sayılabilen bir isimdir. a kind of + isim yapısı bir şeyi sınıflandırır; o şeyin of'tan sonraki ismin belirttiği daha geniş kategoriye ait olduğunu anlatır. Burada bu ifade, laktozun bir şeker türü olduğunu belirten ek bilgi verir. Bu yapı, bilinmeyen bir terimi tanıdık bir kategoriyle açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede a kind of bir şeyi sınıflandırmak için kullanılmıştır?

  1. I kind of understand the music.
  2. The violin sounds kind of loud.
  3. A violin is a kind of musical instrument.
Cevabı göster

A violin is a kind of musical instrument.

and produce lactic acid

3:13

ve laktik asit üretirler

along with many other chemicals. Kalıp ifadeler

3:15

diğer birçok kimyasalla birlikte.

Kalıp ifadeler

along with: eşlik eden bilgiyi ekleme

along with, “birlikte” ya da “yanı sıra” anlamına gelir. Bu cümlede önce ana ürün olarak lactic acid sunulur; many other chemicals ise onunla birlikte oluşan ek ürünler olarak belirtilir. Bu ifade, sonraki bilgiyi ilk öğeye ek olarak düzenler. Burada along, “boyunca” şeklindeki mekânsal anlamını taşımaz.

Alıştırma

Hangi cümle kamerayı ana öğe olarak sunup iki pili ona eşlik eden parçalar olarak ekler?

  1. The kit includes a camera along with two batteries.
  2. The kit includes either a camera or two batteries.
  3. The kit includes a camera instead of two batteries.
Cevabı göster

The kit includes a camera along with two batteries.

As the milk gets more and more acidic, Kalıp ifadeler

3:17

Süt giderek daha asidik hale geldikçe,

Kalıp ifadeler

gets more and more acidic: kademeli artış

get + sıfat yapısında get, “hâle gelmek” anlamına gelen bir bağ fiildir. Buradaki gets acidic, sahip olmayı ya da hareketi değil, sütün durumunun değişmesini anlatır. more and more + sıfat, bir özelliğin derecesinin zamanla artmaya devam ettiğini gösterir. Bu nedenle gets more and more acidic, sütün asitliğinin bir anda değişmek yerine giderek arttığı anlamına gelir.

Alıştırma

more and more yapısını ve crowded sözcüğünü kullanarak İngilizce cümleyi tamamlayın: As the concert time approached, the station got ____.

Cevabı göster

more and more crowded

its proteins start to aggregate and curdle. Kelime

3:20

proteinleri toplanmaya ve pıhtılaşmaya başlar.

Kelime

aggregate and curdle: kümelenmek ve pıhtılaşmak

aggregate, ayrı durumdaki proteinlerin bir araya gelerek kümeler oluşturması demektir. curdle ise bir sıvının içindeki proteinlerin pıhtılaşıp lor veya topaklar oluşturması demektir. and ile bağlanan bu fiiller, fiziksel değişimin birbiriyle ilişkili aşamalarını anlatır. Burada curdle, peynir yapımında gerçekleşen bir süreci adlandırır; tek başına sütün bozulduğu veya güvensiz hâle geldiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Proteinler aggregate and curdle olduğunda ne gerçekleştiğini en iyi hangi seçenek açıklar?

  1. Proteinler buharlaşır ve sıvıyı gaza dönüştürür.
  2. Proteinler kümeler hâlinde bir araya gelir ve lor ya da topaklar oluşturur.
  3. Proteinler yok olur ve geriye yalnızca berrak su kalır.
Cevabı göster

Proteinler kümeler hâlinde bir araya gelir ve lor ya da topaklar oluşturur.

That's why spoiled milk is clumpy. Anlatım akışı

3:23

Bozulmuş sütün topak topak olmasının nedeni budur.

Anlatım akışı

That's why: önceki nedene gönderme yapıp sonucu belirtme

That's why, daha önce açıklanmış bir neden ya da mekanizmayı ardından gelen sonuca bağlar. Bu cümlede That tek bir sözcüğe değil, önceki açıklamanın tamamına gönderme yapar; spoiled milk is clumpy ise sonuçtur. Tekrar kullanılabilecek kalıp şöyledir: neden veya açıklama. That's why + sonuç. Önceki bilginin neye yol açtığını göstererek açıklamayı tamamlar.

Alıştırma

Hangi seçenek That's why ifadesini bir nedeni sonucuna bağlamak için doğru kullanıyor?

  1. The road is icy. That's because school is closed.
  2. School is closed. That's why the road is icy.
  3. The road is icy. That's why school is closed.
Cevabı göster

The road is icy. That's why school is closed.

Cheesemakers usually add an enzyme called rennet, Kelime

3:26

Peynir yapımcıları genellikle peynir mayası (şirden) adı verilen bir enzim eklerler,

Kelime

an enzyme called rennet: kategori + called + isim

a/an + kategori adı + called + isim kalıbı, bilinmeyen bir terimi iki adımda tanıtır. an enzyme önce kategoriyi belirtir, called rennet ise belirli adı verir. Burada called, “adı verilen” anlamındadır ve an enzyme that is called rennet ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimidir. Telefonla aramak anlamına gelmez.

Alıştırma

an element, called ve xenon ifadelerini kategori + called + isim kalıbında kullanarak cümleyi tamamlayın: The lamp contains ____.

Cevabı göster

an element called xenon

naturally found inside of cows,

3:29

ineklerin,

goats, and some other mammals,

3:31

keçilerin ve bazı diğer memelilerin içinde doğal olarak bulunan,

to help this process along. Öbek fiiller

3:33

bu sürecin ilerlemesine yardımcı olmak için.

Öbek fiiller

help this process along: bir sürecin ilerlemesine yardım etmek

help + something + along yapısında along, bir şeyin ilerlemesine yardım etme anlamını ekler. Burada ifade, pıhtılaşma sürecinin devam etmesi veya daha etkili ilerlemesi için onu desteklemek anlamına gelir. Yardım eden unsur ilerlemeye katkıda bulunur; tüm süreci tek başına başlatması ya da tamamlaması gerekmez. Buradaki along, bir şeyin yanında veya bir yol boyunca hareket etmeyi değil, ilerlemeyi anlatır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için help, the project ve along ifadelerini doğal sıraya koyun: A small grant could ____.

Cevabı göster

help the project along

Eventually,

3:35

Sonunda,

those little curdles turn into bigger curds, Öbek fiiller

3:36

bu küçük pıhtılar daha büyük telemelere dönüşür,

Öbek fiiller

turn into bigger curds: yeni bir biçime dönüşmek

Turn into, durumun, biçimin veya türün değişmesiyle başka bir şeye dönüşmek anlamına gelir. Bu cümlede değişen şey küçük pıhtılardır; bigger curds ifadesi ise değişimin sonucunu belirtir. Yapı X turns into Y şeklindedir: X değişime uğrar, Y ise X’in dönüştüğü şeydir. Turn into burada tek bir bütün olarak çalışır; bir şeye doğru dönüp onun içine girmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için turn into ifadesinin doğru geniş zaman biçimini kullanın: In the kiln, the soft clay ____ a hard brick.

Cevabı göster

turns into

which are pressed to squeeze out the water Öbek fiiller

3:39

bunlar suyu sıkmak için preslenir

Öbek fiiller

squeeze out the water: bastırarak sıvıyı dışarı çıkarmak

squeeze out the water, bir şeyi sıkarak içindeki suyu dışarı çıkarmak demektir. Squeeze uygulanan basıncı, out ise sonucu ve yönü gösterir: su malzemenin dışına çıkar.

Alıştırma

Cümleyi “bastırarak suyu çıkarmak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Press the wet towel firmly to ____.

Cevabı göster

squeeze out the water

and create a firm cheese.

3:41

ve sert bir peynir oluşturur.

Different strains of bacteria make different kinds of cheese. Dilbilgisi

3:44

Farklı bakteri suşları farklı türde peynirler yapar.

Dilbilgisi

Different X make different Y: farklı girdileri farklı sonuçlara bağlamak

Different X make different Y, bir neden, koşul veya girdideki farklılığı sonuçtaki farklılığa bağlayan paralel bir kalıptır. Burada farklı bakteri suşları farklı peynir türlerinin oluşmasını sağlar. Bu cümlede make yalnızca “elle bir şey yapmak” değil, “üretmek” veya “bir sonuca yol açmak” anlamındadır. X çoğul olduğu için makes değil, make kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle farklı girdilerin farklı sonuçlara yol açtığını göstermek için aynı kalıbı kullanıyor?

  1. One tool has a different handle.
  2. Different tools make different kinds of marks.
  3. These marks were made yesterday.
Cevabı göster

Different tools make different kinds of marks.

For example,

3:47

Örneğin,

a species of bacteria that emits carbon dioxide Kelime

3:48

karbondioksit yayan bir bakteri türü

Kelime

that emits carbon dioxide: “salmak” için resmî bilimsel ifade

Burada emits, “salar, dışarı verir veya yayar” anlamındadır. that emits carbon dioxide ilgi yan cümlesi bakteri türünü açıklar ve bu türün karbondioksit saldığını belirtir. Emit, bilim dilinde yaygın olan resmî bir fiildir. Yalnızca ışık için kullanılmaz; gaz, ısı, ses ve radyasyonun dışarı verilmesini de anlatabilir.

Alıştırma

Bilimsel bir açıklamada karbondioksit salan bir şeyi anlatmak için emit fiilini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The instrument detected a microbe that emits carbon dioxide.
  2. The instrument detected a microbe that absorbs carbon dioxide from the air.
  3. The instrument detected a microbe that contains carbon dioxide but releases none.
Cevabı göster

The instrument detected a microbe that emits carbon dioxide.

is what gives Swiss cheese its characteristic holes. Dilbilgisi

3:51

İsviçre peynirine karakteristik deliklerini veren şeydir.

Dilbilgisi

X is what gives Y its Z: bir özelliğin kaynağını vurgulama

X is what gives Y its Z kalıbı, X’i Y’nin Z özelliğinin nedeni veya kaynağı olarak vurgular. Burada X, önceki bağlamda sözü edilen bakteri türüdür; özellik ise İsviçre peynirinin kendine özgü delikleridir. what gives Swiss cheese its characteristic holes yan cümlesi “İsviçre peynirine kendine özgü deliklerini kazandıran şey” anlamındadır ve is fiilinin tamamlayıcısıdır; what burada soru başlatmaz. give Y its Z içindeki give, fiziksel olarak bir şey vermek değil, “Y’nin Z’ye sahip olmasını sağlamak” demektir. X tekilse is what gives, çoğulsa are what give kullanılır.

Alıştırma

Bir özelliğin kaynağını vurgulamak için X is what gives Y its Z kalıbını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Sunlight is that gives the room its warm glow.
  2. Sunlight is what the room gives its warm glow.
  3. Sunlight is what gives the room its warm glow.
Cevabı göster

Sunlight is what gives the room its warm glow.

Some cheeses,

3:55

Bazı peynirler,

brie and camembert, Kültür

3:56

brie ve camembert,

Kültür

brie and camembert: iki peynir çeşidi

Brie ve Camembert iki tür yumuşak peynirin adıdır; peyniri tanımlayan sıradan sıfatlar değildir. Bu peynirler olgunlaşırken seçilmiş küfler kullanıldığı için burada örnek olarak verilir. Böylece küfün gıda üretiminde kontrollü bir rol oynayabileceğini gösterirler.

Alıştırma

Bu cümlede Brie ve Camembert nedir?

  1. Gıda zehirlenmesine yol açan iki bakterinin adı
  2. Peynirin tadının keskin olduğunu belirten sıfatlar
  3. Olgunlaşmalarında seçilmiş küflerin kullanıldığı iki yumuşak peynirin adı
Cevabı göster

Olgunlaşmalarında seçilmiş küflerin kullanıldığı iki yumuşak peynirin adı

use another kind of micro organism too,

3:57

başka bir tür mikroorganizma daha kullanır,

mold. Kelime

4:00

küf.

Kelime

mold: gıda üretiminde yararlı bir küf

Burada mold, belirli peynirlerin yapımında kullanılan bir mikroorganizma olarak belirtilen bir mantar türünü anlatan isimdir. Seçilmiş küfler peynirin olgunlaşmasına; kabuk, doku veya lezzet geliştirmesine yardımcı olabilir. Bu sözcük otomatik olarak peynirin bozulduğu anlamına gelmez. Küfün yararlı mı yoksa bozulma belirtisi mi olduğu küfün türüne, yiyeceğe ve nasıl ortaya çıktığına bağlıdır.

Alıştırma

Peynir yapımıyla ilgili cümlede mold ne anlama gelir?

  1. Her türlü zararlı bakteri anlamına gelen genel bir sözcük
  2. Bir nesneye biçim vermek için kullanılan içi boş bir kalıp
  3. Belirli peynirlerin olgunlaşmasına yardımcı olmak için bilerek kullanılan bir mantar
Cevabı göster

Belirli peynirlerin olgunlaşmasına yardımcı olmak için bilerek kullanılan bir mantar

So your kitchen functions as a sort of biotechnology lab, Deyimler

4:01

Yani mutfağınız bir nevi biyoteknoloji laboratuvarı gibi işlev görür,

Deyimler

functions as a sort of biotechnology lab: yaklaşık bir rol karşılaştırması

Function as, “belirli bir rolü ya da işlevi yerine getirmek” demektir. Burada mutfağın bir makine gibi çalıştığı söylenmiyor; mikroorganizmalar yiyecekleri dönüştürmeye yardımcı olduğu için mutfak, biyoteknoloji laboratuvarı rolünü üstleniyor. A sort of karşılaştırmayı yumuşatır. Mutfak gerçek anlamda bir laboratuvar değildir; yalnızca ilgili yönden laboratuvara benzer. Bu ifadeler birlikte, bilimi tanıdık bir imgeyle özetleyen açıklayıcı bir benzetme oluşturur.

Alıştırma

Yaklaşık bir rol karşılaştırması yapmak için cümleyi functions as a sort of ile tamamlayın: During the storm, the school gym ____ emergency shelter.

Cevabı göster

functions as a sort of

manned by microorganisms Deyimler

4:06

mikroorganizmalar tarafından yönetilen

Deyimler

manned by microorganisms: mizahi kişileştirme

Manned by edilgen bir yapıdır: by, bir yeri işleten ya da gözeten faili belirtir. Mutfak-laboratuvar benzetmesini sürdüren ifade, mikroorganizmaları mizahi biçimde laboratuvar çalışanları gibi gösterir. Bu bir kişileştirmedir; mikroorganizmaların bilinçli şekilde vardiyalı çalıştığına dair gerçek anlamlı bir iddia değildir. Buradaki manned, hayalî çalışanların erkek olduğu anlamına da gelmez.

Alıştırma

manned by microorganisms burada nasıl bir etki yaratıyor?

  1. Mutfağı yalnızca erkek bilim insanlarının kullanabileceğini söyler.
  2. Mikroorganizmaları laboratuvarı işleten çalışanlar gibi mizahi biçimde gösterir.
  3. Mikroorganizmaların makine olarak üretildiği anlamına gelir.
Cevabı göster

Mikroorganizmaları laboratuvarı işleten çalışanlar gibi mizahi biçimde gösterir.

that culture your cuisine. Deyimler

4:08

yemeğinizi kültürleyen.

Deyimler

culture your cuisine: mikrop yetiştirme ve yemek kültürünü şekillendirme oyunu

Bu cümlede culture fiil olarak kullanılıyor. Bilimde to culture microorganisms, mikroorganizmaları uygun koşullarda çoğaltmak anlamına gelir. Cuisine ise bir yemek ve pişirme tarzını ya da geleneğini ifade eder. Culture ile cuisine sözcüklerinin yan yana getirilmesi bir kelime oyunu oluşturur. Hem yiyecek üretiminde kullanılan mikroplara gönderme yapar hem de mikropların yemek kültürünü şekillendirdiğini düşündürür. Culture your cuisine, bilinçli olarak kurulmuş bir kelime oyunudur; sıradan bir talimat değildir.

Alıştırma

Culture your cuisine bu cümlede neden bir kelime oyunudur?

  1. Her yemeğin bir laboratuvar kabına konması gerektiğini söyler.
  2. Culture sözcüğünü yalnızca kibar sofra kurallarını öğrenmek anlamında kullanır.
  3. Mikroorganizmaları çoğaltmak ile mikropların yemek kültürünü şekillendirmesi arasında bağ kurar.
Cevabı göster

Mikroorganizmaları çoğaltmak ile mikropların yemek kültürünü şekillendirmesi arasında bağ kurar.

Yogurt, soy sauce, sour cream, Kültür

4:10

Yoğurt, soya sosu, ekşi krema,

sauerkraut, kefir, kimchi,

4:12

lahana turşusu, kefir, kimchi,

kombucha, cheddar, challah,

4:15

kombucha, çedar, halla ekmeği,

pita, and naan.

4:18

pita ve naan.

Kültür

Yogurt ... naan: mikroorganizmalarla bağlantılı yiyecekler

Bu rastgele hazırlanmış bir menü değildir. Bu yiyecekler, üretimlerinde mikroorganizmalar kullanılabildiği için bir araya getirilmiştir: bakteriler yoğurt, ekşi krema, kefir, lahana turşusu, kimchi ve çedar peynirinin yapımına yardımcı olur; küfler, mayalar ve bakteriler soya sosu yapımına katılır; bakteriler ve mayalar kombuça üretir; maya da challah, pita ve naan hamurunu genellikle kabartır. Bu yiyecekler farklı bölgelerden ve yemek geleneklerinden gelir. Liste, kullanılan mikroorganizmalar ve yöntemler farklı olsa da mikroorganizmalarla yiyecek üretmenin dünya çapında bir uygulama olduğunu gösterir.

Alıştırma

Bu yiyecekler cümlede neden birlikte gruplandırılmıştır?

  1. Üretimleri mikroorganizmaları veya fermantasyonu içerebilir.
  2. Hepsi bakteri veya maya kullanılmadan yapılan süt ürünleridir.
  3. Hepsi aynı ülkeden gelen çiğ yemeklerdir.
Cevabı göster

Üretimleri mikroorganizmaları veya fermantasyonu içerebilir.

But maybe not all at the same dinner. Ton ve niyet

4:20

Ancak belki de hepsi aynı akşam yemeğinde değil.

Ton ve niyet

But maybe not all at the same dinner: maybe not all ile yumuşak mizah

But, uzun bir listenin ardından düşüncenin yön değiştirdiğini gösterir. Konuşmacı, sıralanan tüm yiyecekleri tek bir akşam yemeğinin parçasıymış gibi şakayla hayal eder, sonra maybe not all diyerek bu düşünceden nazikçe geri adım atar. Bu ifade ciddi bir beslenme kuralı değil, sakin ve ölçülü bir şakadır. Listeyi hafif bir havayla bitirir; yiyecekleri yemek veya servis etmek gibi söylenmeyen eylemler önceki bağlamdan anlaşılır.

Alıştırma

Konuşmacı 'But maybe not all at the same dinner' diyerek esas olarak ne yapıyor?

  1. Listedeki yiyecek adlarını düzeltmek
  2. Her şeyi tek öğünde tüketmemekle ilgili hafif bir şakayla uzun listeyi bitirmek
  3. Bu yiyeceklerin asla birlikte servis edilmemesi gerektiğine dair katı bir kural koymak
Cevabı göster

Her şeyi tek öğünde tüketmemekle ilgili hafif bir şakayla uzun listeyi bitirmek