200 Kalori Yakmanın Tuhaf Yolları: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
432 kelime 199 kel/dk

Video özeti: Video, 200 kalori yakma etkinliklerini karşılaştırır ve gerçek sonucun kişiye göre değiştiğini hatırlatır. Başlıca İngilizce noktaları: 1. put those glossy lips to good use — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: put X to good use ile eldeki bir şeyi yararlı biçimde değerlendirmeyi anlatın. 2. Instead of surfing channels, what about actually surfing? — Söylem, hikâye ve retorik: surfing sözcüğünün kanal gezmekten dalgada sörfe geçerek kurduğu kelime oyununu ve geçişi fark edin. 3. how many calories your body burns during these activities is dependent on — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: how many yan cümlesini is dependent on önünde tekil özne olarak çözümleyin.

Bu derste

After taking a look at what 200 food calories looks like a few weeks ago, Notlar

0:00

Birkaç hafta önce 200 kalorinin yiyecek olarak nasıl göründüğüne baktıktan sonra,

Kalıp ifadeler

taking a look at: take a look at + nesne

take a look at ifadesinde look, take a look at + nesne kalıbının içinde bir isimdir. İfadenin tamamı, at'ten sonra gelen şeye bakmak, onu kontrol etmek veya incelemek anlamına gelir; yalnızca çok kısa bir bakışı belirtmek zorunda değildir. Burada taking, After'dan sonra gelir. Bu nedenle After taking a look at ... bir şeyi inceledikten veya gözden geçirdikten sonra anlamındadır ve önceki incelemeyi konuşmacıların sırada düşündüğü konuya bağlar.

Alıştırma

Cümleyi dersteki sabit ifadeyle tamamlayın: Before we choose a campsite, let's ____ the weather forecast.

Cevabı göster

take a look at

we thought,

0:03

şunu düşündük:

what does it look like to burn these calories off?

0:04

Bu kalorileri yakmak için ne yapmak gerekir?

Dilbilgisi

what ... looks like ile What does it look like to ...? dizilişi

İlk what yan cümlesi olan what 200 food calories looks like, at'ten sonra gömülüdür ve edatın nesnesi olarak görev yapar. Soru anlamı taşısa da düz cümle dizilişini kullanır: what + özne + fiil; what + does + özne + fiil değil. İkinci biçim olan What does it look like to burn these calories off? doğrudan bir sorudur. Bu nedenle does, özne it'ten önce gelir ve look yalın hâlde kalır. What does it look like to + fiil? bir şeyi yapmanın somut olarak neleri içereceğini veya uygulamada nasıl görüneceğini sorar; yalnızca görsel görünüşü sormaz.

Alıştırma

Önce gömülü bir what yan cümlesini, ardından doğrudan bir soruyu doğru kullanan seçeneği belirleyin.

  1. Show me what does the new robot look like. What it looks like to make it walk?
  2. Show me what the new robot looks like. What does it look like to make it walk?
  3. Show me what the new robot look like. What does it looks like to make it walk?
Cevabı göster

Show me what the new robot looks like. What does it look like to make it walk?

Sure,

0:07

Elbette,

the average person who runs for a good 20 minutes Kelime

0:07

tam 20 dakika koşan ortalama bir kişi

will burn roughly 200 calories,

0:09

yaklaşık 200 kalori yakar,

Kelime

Süreyi vurgulayan “a good 20 minutes”

“a good 20 minutes” ifadesinde good, kişinin ne kadar iyi koştuğunu değerlendirmez. a good bir sayı veya miktarın önüne geldiğinde sürenin kayda değer olduğunu ya da yaklaşık o uzunluğu tam olarak doldurduğunu vurgular; burada kişi dolu dolu yirmi dakika koşmaktadır. Bu kalıp zaman, mesafe ve başka miktarlarla yaygın olarak kullanılır; “a good hour” ve “a good distance” buna örnektir. Miktarın dolu veya kayda değer olduğu hissini verir, ancak kesin bir matematiksel alt sınır belirtmez; “roughly” kalori sayısının hâlâ tahmin olduğunu gösterir.

Alıştırma

“The meeting lasted one full hour” cümlesini a good + amount konuşma kalıbıyla yeniden ifade edin: The meeting went on for ____.

Cevabı göster

a good hour

but is that really the most fun way to do it? Anlatım akışı

0:11

ama bunu yapmanın gerçekten en eğlenceli yolu bu mu?

Anlatım akışı

Retorik geçiş olarak “But is that really...?”

Baştaki but, koşmanın işe yaradığı yönündeki kabul edilmiş noktadan uzaklaşarak yön değiştirir. Sorunun tamamı retoriktir: that, yirmi dakika koşmaya gönderme yapar; really ise evet ya da hayır cevabı istemek yerine bunun en eğlenceli yöntem olup olmadığını sorgular. Söylemsel bir hamle olarak but + retorik soru, varsayılan seçeneği kabul eder ve ardından onu sorgular. Bu, merak yaratır ve dinleyiciyi daha eğlenceli bir alternatife hazırlar.

Alıştırma

Burada “But is that really the most fun way to do it?” sorusunun temel söylemsel amacı nedir?

  1. Dinleyicilerden koşmanın tam olarak kaç kalori yaktığını hesaplamalarını ister.
  2. Alışılmış yöntemi sorgular ve daha eğlenceli bir alternatife zemin hazırlar.
  3. Koşmanın kesinlikle en eğlenceli yöntem olduğunu doğrular.
Cevabı göster

Alışılmış yöntemi sorgular ve daha eğlenceli bir alternatife zemin hazırlar.

For example,

0:13

Mesela,

why not chew gum for 18 hours Ton ve niyet

0:14

neden 18 saat boyunca sakız çiğneyip

to burn off those 200 calories? Öbek fiiller

0:17

o 200 kaloriyi yakmayasın?

Ton ve niyet

why not chew: Öneri için Why not + fiilin yalın hâli

Bu cümlede why not + fiilin yalın hâli bir öneri sunar: konuşan kişi 18 saat sakız çiğnemeyi şakacı bir şekilde önerir. Asıl amaç, birinin neden çiğnemeyi reddettiğini sormak değildir. Kalıp Why not + fiilin yalın hâlidir: why not chew, why not try, why not wait. not'tan sonra to ya da -ing biçimi getirmeyin.

Alıştırma

Hangi cümlede hafif bir öneri sunmak için Why not doğru kullanılmıştır?

  1. Why not take a short walk after lunch?
  2. Why not to take a short walk after lunch?
  3. Why not taking a short walk after lunch?
Cevabı göster

Why not take a short walk after lunch?

Öbek fiiller

burn off: etkinlikle kalori harcamak

Burn off, fiziksel etkinlik yoluyla enerji, özellikle de kalori harcamak demektir. Burada sakız çiğnemek, 200 kaloriyi harcayacak etkinlik olarak sunulur; hiçbir şey gerçekten yanmamaktadır. Bu, ayrılabilen bir phrasal verb'dür: burn off 200 calories ve burn 200 calories off biçimlerinin ikisi de mümkündür. Nesne bir zamirse onu ortaya koyun: burn them off.

Alıştırma

Yukarıda öğretilen phrasal verb'ü doğru sözcük sırasıyla kullanarak cümleyi tamamlayın: These snacks added extra calories, so a walk may help me ____.

Cevabı göster

burn them off

Granted, Anlatım akışı

0:19

Gerçi,

chewing gum contains around 10 calories per piece,

0:19

her bir sakız yaklaşık 10 kalori içerir,

so if you took a new piece every hour, Dilbilgisi

0:22

yani her saat yeni bir sakız alırsan

you'd basically be breaking even. Deyimler

0:24

yaktığın kaloriyi neredeyse tamamen geri almış olursun.

Anlatım akışı

Ödünleme belirteci olarak Granted,

Burada Granted, “bu doğrudur” veya “bu noktayı kabul ediyorum” anlamına gelir. Bir ödünlemeyi başlatır: konuşan kişi önce her sakız parçasının kalori içerdiğini kabul eder. Kabul edilen bu gerçek, önceki kalori yakma düşüncesini sınırlar ve yararın ortadan kalkabileceği sonucuna zemin hazırlar. Cümle başındaki Granted, önce bir noktayı kabul edip ardından bir sınırlama veya karşı görüş ekleyerek savı düzenler.

Alıştırma

Cümlenin başındaki Granted, ne işe yarıyor?

  1. Bir noktayı kabul ettikten sonra onu sınırlayan bir sonuç getirir.
  2. Sakız çiğnemeyi tamamlanmış bir geçmiş olay olarak gösterir.
  3. Birinin resmî olarak izin verdiğini söyler.
Cevabı göster

Bir noktayı kabul ettikten sonra onu sınırlayan bir sonuç getirir.

Dilbilgisi

If you took ..., you'd ...: ikinci koşul yapısı

Bu, ikinci koşul yapısıdır: if + simple past (took), ardından would + fiilin yalın hâli gelir. Burada would, you’d içinde kısaltılmıştır ve ardından be + -ing gelir: you’d be breaking even. Took biçimi burada eylemi geçmiş zamana yerleştirmez. Varsayımsal bir uzaklık yaratır: her saat yeni bir sakız alma durumu gerçek olarak değil, hayal edilen bir durum olarak sunulur. Breaking even, harcanan ve eklenen kalorilerin yaklaşık olarak dengelenmesi anlamına gelir.

Alıştırma

Varsayımsal cümleyi live fiilinin geçmiş biçimi ve would yardımcı fiiliyle tamamlayın: If you ____ closer to school, you ____ walk there every day.

Cevabı göster

lived · would

Deyimler

be breaking even: net kazanç veya kayıp olmaması

Break even, sonuçta net kazanç veya kayıp olmaması anlamına gelir. Bu ifade iş dünyasından gelir: gelir masrafları karşılar ama kâr kalmaz. Bu cümledeki kazanç ve kayıp para değil, kaloridir. Yeni bir sakızın eklediği kaloriler, çiğnerken yakılan kalorileri yaklaşık olarak karşılayacağı için you'd be breaking even deniyor. Breaking fiil ifadesinin bir parçasıdır; bir şeyi gerçekten kırmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Masraf ve gelirin eşit olduğunu belirten deyimle cümleyi tamamlayın: If ticket sales only cover the cost of the event, we'll ____.

Cevabı göster

break even

Love lip balm?

0:26

Dudak balsamını seviyor musun?

Try applying it 1500 times to burn 200 calories. Dilbilgisi

0:27

200 kalori yakmak için 1.500 kez sürmeyi dene.

Dilbilgisi

Try applying: olası bir yöntemi denemek

Try applying ifadesinde try sözcüğünden sonra applying adlı -ing biçimi gelir. try + -ing yapısı, işe yarayıp yaramadığını görmek için bir eylemi yöntem olarak denemeyi anlatır. Burada önerilen yöntem dudak kremini tekrar tekrar sürmektir; sürme eyleminin kendisi zor bir görev olarak sunulmaz.

Alıştırma

Öneriyi Try + restart fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The app is frozen. ____ it, and see whether that fixes the problem.

Cevabı göster

Try restarting

And why not put those glossy lips to good use Kalıp ifadeler

0:30

Peki o parlak dudaklarını güzelce değerlendirip

with 2 hours of kissing your love interest? Kelime

0:33

hoşlandığın kişiyi iki saat boyunca öpmeye ne dersin?

Kalıp ifadeler

put those glossy lips to good use: o parlak dudakları iyi değerlendirmek

put X to good use kalıbında X, zaten sahip olunan ve yararlı ya da uygun bir amaç için etkili biçimde kullanılan bir kaynaktır. Buradaki X, those glossy lips ifadesidir; konuşmacı yeni parlatılmış dudakları öpüşmek için kullanılabilecek bir kaynak gibi göstererek şaka yapar. Yapı put + X + to good use şeklindedir. X, put ile to good use arasına gelir; good use, X'in niteliğini değil, kaynağın ne kadar etkili kullanıldığını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi put X to good use kalıbı ve doğru zamirle tamamlayın: The community center already owns several laptops, so let's ____.

Cevabı göster

put them to good use

Kelime

love interest: romantik roldeki kişi

Love interest, romantik çekim ya da gelişmekte olan bir romantik ilişki yoluyla birine bağlı olan kişidir. Bu soruda birinin öpebileceği kişiyi anlatır; interest burada hobi ya da finansal faiz anlamına gelmez. Hikâyelerde ve medya hakkındaki konuşmalarda love interest, başkahramana veya başka bir karaktere göre romantik bir rol üstlenen karakteri de belirtir. Bu ifade, hikâyedeki ilişkiyi tanımlar; tarafların mutlaka oturmuş bir ilişkisi olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Film eleştirisi cümlesini romantik bir rolü olan karakteri belirten iki sözcüklü İngilizce terimle tamamlayın: The hero's ____ discovers his secret.

Cevabı göster

love interest

If things heat up, Deyimler

0:35

İşler kızışırsa,

you only need an hour of sex to burn off 200 calories.

0:36

200 kalori yakmak için sadece bir saat seks yapman yeterli.

Deyimler

things heat up: durumun kızışması

Burada things heat up mecaz anlamdadır. Sıcaklığın artmasını değil, durumun daha yoğun veya hararetli hâle gelmesini anlatır. Bu cümlede, öpüşmenin cinsel etkinliğe ilerleyebileceğini üstü kapalı biçimde ifade eder. Başka bağlamlarda aynı benzetme bir tartışmanın, rekabetin veya ilişkinin daha yoğun hâle gelmesini anlatabilir.

Alıştırma

“As the debate continued, things heated up,” cümlesinde things heated up ne anlama gelir?

  1. Herkes konuşmayı bıraktı.
  2. Oda fiziksel olarak daha sıcak oldu.
  3. Tartışma daha yoğun hâle geldi.
Cevabı göster

Tartışma daha yoğun hâle geldi.

But before all that,

0:39

Ama tüm bunlardan önce,

you may want to spend 45 sessions brushing your teeth. Ton ve niyet

0:40

dişlerini 45 kez fırçalamak isteyebilirsin.

Ton ve niyet

Nazik bir öneri için may want to

Burada may want to, dinleyicinin ne istediğini tahmin etmek için kullanılmaz. Öneriyi yumuşatır: Konuşan kişi, önce dişleri fırçalamanın iyi olacağını nazikçe söylüyordur. You may want to + fiilin yalın hâli kalıbı, öneri veya uyarı vermek için kullanışlıdır. Seçimi dinleyiciye bırakır ve bir emirden daha az doğrudan duyulur.

Alıştırma

Nazik bir öneride bulunmak için dersteki üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: You ____ check the bus schedule before leaving.

Cevabı göster

may want to

Prefer a more passive route? Anlatım akışı

0:44

Daha zahmetsiz bir yol mu tercih edersin?

How about simply watching TV? Ton ve niyet

0:46

Sadece televizyon izlemeye ne dersin?

Anlatım akışı

Daha pasif bir yolu mu tercih edersin?

Prefer ...?, Do you prefer ...? sorusunun konuşma dilindeki kısaltılmış biçimidir; örtük özne you'dur. Bir geçiş sorusu olarak dinleyicinin tercihini kontrol eder ve sıradaki öneriyi yeni bir gruba yerleştirir: daha az aktif katılım gerektiren etkinlikler. Burada route mecazidir ve fiziksel bir yol değil, bir seçenek veya ilerleme biçimi anlamına gelir. Passive, daha az aktif biçimde katılmak demektir; dil bilgisindeki edilgen çatıyı anlatmaz.

Alıştırma

“Prefer a more passive route?” burada ne yapıyor?

  1. Konuşanın en aktif seçeneği seçtiğini duyurur.
  2. Dinleyiciden fiziksel bir yolu belirlemesini ister.
  3. Dinleyicinin daha az aktif katılım gerektiren bir seçenek isteyip istemediğini kısaca sorar.
Cevabı göster

Dinleyicinin daha az aktif katılım gerektiren bir seçenek isteyip istemediğini kısaca sorar.

Ton ve niyet

Sadece … izlemeye ne dersin?

How about + -ing bir öneri veya alternatif etkinlik sunar. Burada watching, about edatından sonra gelen -ing biçimidir; dolayısıyla cümle televizyonun kendisi hakkında görüş sormak yerine televizyon izlemeyi önerir. Simply, seçeneği kolay ve zahmetsiz gösterir. Böylece öneriyi az çaba gerektiren bir etkinlik tercihine bağlar.

Alıştırma

Öneriyi watch fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: “We want an easy evening. How about simply ____ a movie at home?”

Cevabı göster

watching

Spend a good 2 and a half hours surfing through channels Dilbilgisi

0:48

Tam iki buçuk saat boyunca kanallar arasında gezinirsen

and you'll actually burn those 200 calories.

0:50

o 200 kaloriyi gerçekten yakarsın.

Dilbilgisi

Spend ... and you'll actually burn: emir + and + will

Burada emir biçimindeki Spend a good 2 and a half hours yan cümlesi bir koşul işlevi görür; iki buçuk saat harcarsan anlamındadır. Bu süre içinde yapılan eylem surfing through channels, yani kanallar arasında gezinmektir. and you'll actually burn yan cümlesi, dinleyici ilk eylemi yaparsa ortaya çıkacak sonucu belirtir. imperative + and + will yapısında and yalnızca eylemleri bağlamaz; if ile kurulan koşul cümlesinin kısa bir alternatifini oluşturur.

Alıştırma

İlk eylemi yapmanın sonucu ortaya çıkaracağını belirten bağlacı seçin: Read the sign, ___ you'll know where to go.

  1. or
  2. but
  3. and
Cevabı göster

and

Watch something hilarious and you'll only need four commercial-free sitcoms with consistent laughter.

0:53

Çok komik bir şey izle; sürekli gülersen reklamsız dört sitcom bölümü yeter.

If you're bored and happen to fall asleep, Kalıp ifadeler

0:58

Canın sıkılır da uyuyakalırsan,

you'll need over 3 hours to burn the same amount.

1:01

aynı miktarı yakmak için üç saatten fazlası gerekir.

Kalıp ifadeler

happen to fall asleep: happen to + fiil

happen to fall asleep ifadesinde happen to + fiilin yalın hâli, eylemin tesadüfen veya planlanmadan gerçekleştiğini gösterir. Uyuyan kişi yine cümlenin öznesidir; happen burada tek başına yalnızca gerçekleşmek anlamına gelmez. Bu koşul cümlesinde happen to, uyuyakalma eylemini istemeden ortaya çıkabilecek bir olasılık gibi gösterir. Aynı yapı beklenmedik bir karşılaşmayı, keşfi veya tesadüfen mevcut durumla ilgili olan başka bir eylemi de anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi tesadüfen anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: If you ____ see Leo at the park, tell him I found his cap.

Cevabı göster

happen to

But you will be burning calories even in your sleep. Dilbilgisi

1:03

Ama uyurken bile kalori yakıyor olursun.

Dilbilgisi

will be burning ... even in your sleep: gelecekte süren süreç ve şaşırtıcı vurgu

“Will be burning”, will + be + fiilin -ing biçimini kullanarak kalori yakmayı gelecekteki bir süre boyunca devam ediyor olacak bir süreç olarak gösterir. Odak, tamamlanmış toplam miktarda değil, sürmekte olan etkinliktedir. “Even in your sleep” şaşırtıcı bir durum ekler: süreç siz uyurken de devam eder. Bu, uyumanın özellikle etkili bir egzersiz olduğu anlamına gelmez; even, beklentinin aksine uykunun da bu sürece dahil olduğunu vurgular.

Alıştırma

Cümleyi work fiilinin gelecek zaman sürekli biçimiyle tamamlayın. This time tomorrow, the crew ____ even while most passengers are asleep.

Cevabı göster

will be working

Instead of surfing channels, Anlatım akışı

1:06

Kanallarda sörf yapmak yerine,

what about actually surfing?

1:07

gerçekten sörf yapmaya ne dersin?

Anlatım akışı

Instead of surfing channels ... actually surfing: kanallar arasında gezinmekten gerçek sörfe geçiş

“Surfing channels”, televizyon kanalları arasında hızlıca geçiş yapmak demektir. İkinci “surfing” ise sözcüğün gerçek spor anlamını, yani sörf tahtasıyla dalgaların üzerinde kaymayı ifade eder. Aynı sözcüğün farklı bir anlamla tekrarlanması kelime oyununu oluşturur; “actually” ise medya ile ilgili kullanımdan fiziksel etkinliğe geçildiğini gösterir. “Instead of A, what about B?” kalıbı cümleyi karşılaştırmalı bir öneri olarak düzenler: A bir kenara bırakılır ve B önerilir. Buradaki paralel -ing öbekleri anlam değişikliğinin kolayca fark edilmesini sağlar.

Alıştırma

Actually özgün cümlede nasıl bir rol oynuyor?

  1. Surfing sözcüğünün iki kullanımının da televizyon kanallarını değiştirmek anlamına geldiğini doğrular.
  2. Televizyon kanallarını değiştirmekten okyanus dalgalarında sörf yapmaya geçildiğini gösterir.
  3. Surfing sözcüğünü şimdiki bir eylemden geçmiş bir eyleme dönüştürür.
Cevabı göster

Televizyon kanallarını değiştirmekten okyanus dalgalarında sörf yapmaya geçildiğini gösterir.

You can cut your time down to an hour by hitting the waves, Notlar

1:09

Dalgalara atılarak süreyi bir saate indirebilir,

Öbek fiiller

cut your time down to an hour: cut X down to Y yapısı

cut your time down to an hour ifadesinde cut ... down ‘azaltmak’ anlamına gelir; to an hour ise yeni son süreyi belirtir. Sonuç bir saattir; yalnızca bir saatin çıkarıldığı anlamına gelmez. Bu, ayrılabilen bir yapıdır: cut + nesne + down + to + hedef değer. your time nesnesi cut ile down arasına gelir; zamir de aynı yerde olmalıdır: cut it down to an hour. Bu yapı maliyetler, uzunluklar ve sayılar için de kullanılabilir.

Alıştırma

Bir raporu incelemek eskiden üç saat sürerken artık bir saat sürüyor. Yeni son süreyi doğru veren cümle hangisidir?

  1. We cut the review time down to one hour.
  2. We cut one hour off the review time.
  3. We cut the review time by one hour.
Cevabı göster

We cut the review time down to one hour.

Deyimler

hit the waves: ‘sörf yapmaya gitmek’ için günlük bir ifade

Burada hitting the waves, sörf yapmak için suya açılmayı anlatan eğlenceli, günlük ve mecazlı bir ifadedir. Hit ‘vurmak’ anlamına gelmez; etkinliklerle ilgili günlük ifadelerde hit, ‘bir yere gidip orayı kullanmaya veya oradaki etkinliğe başlamaya’ karşılık gelebilir. Yakındaki sörf bağlamı, etkinliğin sörf olduğunu kesinleştirir. Bağlam olmadan hit the waves daha genel olarak suya açılmayı çağrıştırabilir; bu nedenle tam etkinliği açıklamak gerekebilir.

Alıştırma

Sörfçüler tahtalarını alıp okyanusa girdiler. Son cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? They decided to ____ before sunset.

  1. hit the beach
  2. make waves
  3. hit the waves
Cevabı göster

hit the waves

all the while getting that much desired tan. Kalıp ifadeler

1:11

bu sırada çok istediğin bronzluğa da kavuşabilirsin.

Kalıp ifadeler

Bağımsız bir zarf öbeği olarak all the while

All the while, “aynı sürenin tamamı boyunca” anlamına gelen kalıplaşmış bir zarf öbeğidir. Bu cümlede bronzlaşma, sörf etkinliğinin tamamı boyunca devam ettiği için ek bir yarar olarak sunulur. Bu öbek cümleye zarf işleviyle eklenebilir ve burada arkasından bir -ing öbeği gelir. Sürekli devam eden yan bir eylemi, gizli bir etkinliği, ek bir yararı veya karşıtlığı sıkça vurgular ve “bu da bütün o süre boyunca oluyordu” anlamı verir.

Alıştırma

“Aynı sürenin tamamı boyunca” anlamına gelen ve all ile başlayan üç sözcüklü kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: Lena waited for the bus, ____ reading her new book.

Cevabı göster

all the while

And if you get a mouthful of water in the process, Kalıp ifadeler

1:14

Bu esnada ağzın suyla dolarsa da

don't worry.

1:16

endişelenme.

Kalıp ifadeler

Bir etkinliğe geri gönderme yapan in the process

In the process, daha önce sözü edilen veya bağlamdan açıkça anlaşılan bir etkinliğe gönderme yapar ve “onu yaparken” anlamına gelir. Buradaki process resmî bir işlem değil, sörf etkinliğidir. Bu, cümleciğin sonunda veya virgüller arasında kullanılabilen edatlı bir zarf öbeğidir. Konuşanın etkinliğin adını tekrarlamadan bir sonuç, yan olay veya kaza eklemesini sağlar.

Alıştırma

“Onu yaparken” anlamına gelen ve process ile biten üç sözcüklü öbekle cümleyi tamamlayın: Ravi fixed the loose shelf and damaged a drill bit ____.

Cevabı göster

in the process

Simply drinking 8 glasses of water will burn an extra 70 calories a day.

1:17

Sadece sekiz bardak su içmek, günde fazladan 70 kalori yakmanı sağlar.

Fresh water,

1:21

Tatlı su,

that is, Anlatım akışı

1:22

tabii ki,

Anlatım akışı

Anlık açıklama için that is,

Bu cümlede that is, Fresh water ifadesinden sonra eklenen bir söylem belirtecidir. Daha önce kullanılan genel water sözcüğünü düzeltip kapsamını daraltır: konuşmacı özellikle tatlı suyu kasteder. Virgüllerle ayrılan that is, yeni bir cümle başlatmadan anlık bir açıklama veya daha kesin bir yeniden ifade sunabilir. Burada “şu şey ...dır” anlamındaki that is + tümleç cümle kalıbı değildir; az önce söylenene gönderme yapıp onu daha kesin hâle getirir.

Alıştırma

public transport ifadesini hemen trains olarak daraltan iki sözcüklü belirteçle cümleyi tamamlayın: We should use public transport—____, trains.

Cevabı göster

that is

meaning after 3 days of the recommended daily water intake, Dilbilgisi

1:22

yani önerilen günlük su miktarını üç gün boyunca içtikten sonra

you'd have burned off that 200 calories. Dilbilgisi

1:26

o 200 kaloriyi yakmış olursun.

Dilbilgisi

Çıkarılan sonucu sunan meaning ...

Meaning, önceki ifadenin tamamı hakkında yorum yapan ek bir -ing yan cümlesi başlatır. Burada which means that veya This means that ile eş değerdir: günlük kalori değeri, üç günün sonunda beklenen sonuca dönüştürülür. Meaning çekimsiz bir biçim olduğu için cümlenin temel fiili değildir ve açıkça belirtilmiş ayrı bir öznesi yoktur. Çıkarımın mantıksal dayanağı önceki iddianın tamamıdır; you'd have burned off ise çıkarılan sonucu verir.

Alıştırma

Bu cümlede meaning sözcüğünün görevini en iyi hangi seçenek açıklar? Sales rose by 10 percent, meaning the company exceeded its target.

  1. Yalnızca percent adını niteler.
  2. Satışların gerçekleştirdiği temel eylemi belirtir.
  3. Önceki ifadeden çıkarılan bir sonucu sunar.
Cevabı göster

Önceki ifadeden çıkarılan bir sonucu sunar.

Dilbilgisi

you'd have burned off: son noktaya kadar tamamlanacak bir sonuç

you'd have burned off ifadesinde 'd, ardından have geldiği için would sözcüğünün kısaltmasıdır. Yapı would have + geçmiş zaman ortacıdır: would have burned off. 200 kaloriyi, üç günlük sürenin sonunda tamamlanmış olacak hesaplanmış bir sonuç olarak gösterir. Bu varsayımsal bir tahmindir; dinleyenin bunu gerçekten zaten yaptığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi you would have saved ifadesinin kısaltılmış biçimiyle tamamlayın: After five weeks on this plan, ____ fifty dollars.

Cevabı göster

you'd have saved

But don't try to sneak it all in one day. Öbek fiiller

1:28

Ama hepsini bir günde içmeye çalışma.

Öbek fiiller

sneak it all in: her şeyi sınırlı zamana sığdırmak

Bu cümlede sneak it all in, miktarın tamamını tek gün gibi sınırlı bir süreye sıkıştırmak anlamına gelir. Sneak, bir şeyi rahatça sığmadığı bir alana veya programa sıkıştırma hissi verir; burada gizlice su içmek anlamına gelmez. Sneak ... in ayrılabilen bir öbek fiildir. Zamir kullanıldığında zamiri fiil ile parçacığın arasına koyun: sneak it in veya sneak it all in. All, miktarın tamamını vurgular.

Alıştırma

it ve all kullanarak cümleyi sneak ... in ile tamamlayın: We have only ten minutes for the review, but we can ____ before class.

Cevabı göster

sneak it all in

Drinking too much water can actually be dangerous.

1:30

Fazla su içmek gerçekten tehlikeli olabilir.

Don't want to wait days? Ton ve niyet

1:33

Günlerce beklemek istemiyor musun?

Ton ve niyet

Eksiltili bir soru olarak “Don't want to wait days?”

Bu konuşma dilindeki soruda you öznesi söylenmez: “(You) don't want to wait days?”. Standart soru dizilişiyle tam olumsuz soru “Don't you want to wait days?” şeklinde kurulabilir. Bu bir sorudur; “beklemeyi isteme” anlamında bir talimat değildir. Dinleyicinin beklemekten kaçınmak isteyeceğini varsayar ve bunu doğrulamasını ister. Bu kısaltılmış soru, daha hızlı bir seçenek sunulmadan önce çoğu zaman bir sorunu ortaya koyar. Burada days, birkaç gün süren bir bekleyişi ifade eder.

Alıştırma

Konuşmacı “Don't want to wait days?” ile ne yapıyor?

  1. Dinleyicinin beklememeyi tercih ettiğini doğrulamak ve daha hızlı bir seçenek sunmaya hazırlanmak.
  2. Dinleyicinin şimdiye kadar kaç gün beklediğini sormak.
  3. Dinleyiciye bekleme isteği duymamasını emretmek.
Cevabı göster

Dinleyicinin beklememeyi tercih ettiğini doğrulamak ve daha hızlı bir seçenek sunmaya hazırlanmak.

Try some intense skipping for 15 minutes. Kelime

1:34

15 dakika yoğun tempoda ip atlamayı dene.

Kelime

Yoğun ip atlama egzersizi anlamında “intense skipping”

Burada skipping, egzersiz olarak bir ipin üzerinden tekrar tekrar atlamak anlamına gelir. Intense, bu etkinliğin güçlü ve yüksek eforlu biçimini anlatır; dolayısıyla ifade bir şeyi atlamayı değil, yoğun tempolu ip atlama egzersizini belirtir. Britanya İngilizcesinde ve uluslararası İngilizcenin büyük bölümünde skipping bu etkinliğin yaygın adıdır. Süreli bir egzersiz ve kalori yakma bağlamı bu anlamı seçer; skip başka cümle yapılarında farklı anlamlara gelebilir.

Alıştırma

Bir fitness planında “15 minutes of intense skipping” ne anlama gelir?

  1. Antrenmanın on beş dakikasını atlamak.
  2. On beş dakika boyunca hafif ve oyuncu adımlarla ilerlemek.
  3. On beş dakikalık yoğun ip atlama egzersizi.
Cevabı göster

On beş dakikalık yoğun ip atlama egzersizi.

Or if you're having a good day,

1:37

Ya da günün güzel geçiyorsa,

why not let the world know by singing your favorite pop song 23 times. Deyimler

1:38

en sevdiğin pop şarkısını 23 kez söyleyerek bunu dünyaya duyursana.

Deyimler

Bütün dünyaya duyurmak

Bu cümlede let the world know, iyi ruh hâlini açıkça göstermek veya bunu herkese açık ve coşkulu bir şekilde duyurmak anlamına gelir. The world bilinçli bir abartıdır; Dünya'daki her insanı değil, çevrenizdeki insanları veya geniş bir kitleyi ifade eder. Kalıp let + haberi alacak kişi veya kitle + know şeklindedir. Burada tekrar tekrar şarkı söylemek gibi bir eylemi, duygu ya da mesaj paylaşmanın canlı bir yolu olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi “herkese açık ve coşkulu biçimde duyurmak” anlamındaki vurgulanan ifadeyle tamamlayın: We finally won the championship, so let's ____.

Cevabı göster

let the world know

But if your shower head is the only one who appreciates your vocals, Anlatım akışı

1:42

Ama sesini takdir eden tek şey duş başlığıysa,

how about playing Chopsticks on the piano for an hour and a half? Kültür

1:45

piyanoda bir buçuk saat Chopsticks çalmaya ne dersin?

Anlatım akışı

Vokallerini takdir eden tek kişi duş başlığın

If ile başlayan yan cümle, sonraki önerinin nedenini hazırlar: Şarkı söylemeni beğenen tek “dinleyici” duş başlığınsa bunun yerine piyano çalmayı dene. Böylece şaka önce koşul, sonra öneri verilerek düzenlenir. Koşulun içinde duş başlığı, birinin “vocals”ını “appreciate” edebilen bir dinleyici olarak kişileştirilir. Bu saçma eşleştirme, gerçek bir dinleyici kitlesinin şarkıyı beğenmediğini ve şarkının özel ortamda kalmasının daha iyi olabileceğini alaycı biçimde ima eder. Müzik terimi gibi duran vocals, sahte övgüyü daha gösterişli ve komik kılar.

Alıştırma

Vurgulanan if yan cümlesi neyi ima ediyor?

  1. Muhtemelen gerçek bir dinleyici kitlesi şarkıyı beğenmiyor ve anlatıcı şarkıcıyla alay ediyor.
  2. Şarkıcı banyoda profesyonel bir gösteri yapıyor.
  3. Duş başlığı gerçekten şarkıyı beğenip değerlendiriyor.
Cevabı göster

Muhtemelen gerçek bir dinleyici kitlesi şarkıyı beğenmiyor ve anlatıcı şarkıcıyla alay ediyor.

Kültür

Chopsticks on the piano: yemek çubukları değil, ezginin adı

Chopsticks, yeni başlayanların sıkça çaldığı, yaygın olarak bilinen basit bir piyano ezgisinin adıdır. Buradaki büyük C, bunun bir başlık olduğunu gösterir; oysa küçük harfle chopsticks normalde yemek çubukları anlamına gelir. play Chopsticks on the piano ifadesinde on the piano, ezginin hangi çalgıyla çalındığını belirtir. Yemek çubuklarını piyanonun üzerine koymak ya da piyanoya onlarla vurmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede "Chopsticks on the piano" ne anlama geliyor?

  1. Chopsticks adlı bilinen bir ezgiyi piyanoda çalmak
  2. piyano tuşlarına yemek çubuklarıyla vurmak
  3. yemek çubuklarını bir piyanonun üstüne koymak
Cevabı göster

Chopsticks adlı bilinen bir ezgiyi piyanoda çalmak

Or put those fingers to use by typing out a 4800-word short story Notlar

1:49

Ya da o parmaklarla klavyede 4.800 kelimelik kısa bir hikâye yaz,

about burning 200 calories.

1:54

konusu da 200 kalori yakmak olsun.

Öbek fiiller

typing out: metnin tamamını klavyeyle yazmak

typing out a 4800-word short story ifadesinde type out, metnin tamamını klavye kullanarak yazılı hâle getirmek demektir. Out, yazma işleminin yapıldığı yeri değil, sonuç olarak tamamlanmış metni vurgular. Bu, ayrılabilen bir öbek fiildir: type out the story ya da type the story out denebilir. Nesne bir zamirse zamir ortaya gelir: type it out.

Alıştırma

Cümleyi “klavyeyle eksiksiz bir sürüm oluşturmak” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: Please ____ the handwritten letter before lunch.

Cevabı göster

type out

Dilbilgisi

4800-word short story ifadesinde 4800-word

4800-word short story ifadesinde 4800-word, short story ifadesinden önce gelen birleşik bir niteleyicidir. Hikâyenin uzunluğunu, yani 4.800 kelimeden oluştuğunu belirtir. Buradaki short story edebî türün adıdır; belirtilen kelime sayısının özellikle az olduğu anlamına gelmez. Bir sayı ve ölçü birimi bir isimden önce birlikte niteleyici olarak kullanıldığında, birim genellikle tekil kalır ve parçalar kısa çizgiyle bağlanır: sayı-birim + isim. Bu niteleyici konumunun dışında ise 4,800 words örneğindeki gibi normal çoğul biçim kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi “on dakika” anlamına gelen birleşik niteleyiciyle tamamlayın: We took a ____ break before the next session.

Cevabı göster

ten-minute

And while 200 calories is an arbitrary number that we chose, Notlar

1:56

200 kalori bizim keyfî olarak seçtiğimiz bir sayı olsa da,

Kelime

“an arbitrary number”: içsel bir zorunluluk olmadan seçilen sayı

Bu cümlede an arbitrary number, doğal olarak zorunlu veya tek doğru sayı değil, kullanışlı bir referans olması için bilinçli şekilde seçilmiş bir sayı anlamına gelir. Arbitrary otomatik olarak rastgele, yanlış veya işe yaramaz demek değildir. Seçim yine de pratik bir amaca hizmet edebilir; önemli nokta, başka makul bir sayının da seçilebilecek olmasıdır.

Alıştırma

'The team chose 60 as an arbitrary cutoff for easy comparison,' cümlesinde arbitrary bize ne anlatır?

  1. Eşiğin tek doğru değer olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır.
  2. Eşik kolaylık sağlamak için seçilmiştir ve doğası gereği zorunlu değildir.
  3. Eşik rastgele oluşturulmuştur.
Cevabı göster

Eşik kolaylık sağlamak için seçilmiştir ve doğası gereği zorunlu değildir.

a pound of fat is equivalent to roughly 3500 calories. Kalıp ifadeler

1:59

bir libre yağ yaklaşık 3.500 kaloriye eşittir.

Dilbilgisi

While ...: karşıtlık sunmadan önce bir noktayı kabul etmek

Burada while, although veya even though ifadesine yakın bir anlam taşıyan ödünleyici bir yan cümle başlatır. Konuşmacı önce bir sınırlamayı kabul eder: 200 kalori, karşılaştırma için keyfî olarak seçilmiş bir sayıdır. Ardından ana cümle, bir libre yağla ilgili daha önemli ve karşıt bilgiyi verir. while X, Y yapısı, önce X'i kabul edip ardından Y'yi vurgulayarak bir savı düzenleyebilir. Bu kullanımda while, iki olayı aynı zamana yerleştirmez.

Alıştırma

“While the apartment is small, it has plenty of natural light,” cümlesinde while ne yapar?

  1. Dairenin neden doğal ışık aldığını açıklar.
  2. Dairenin doğal ışık aldığı süre boyunca küçük olduğunu söyler.
  3. Karşıt bir olumlu nokta sunmadan önce bir sınırlamayı kabul eder.
Cevabı göster

Karşıt bir olumlu nokta sunmadan önce bir sınırlamayı kabul eder.

Kalıp ifadeler

“is equivalent to”: değer, miktar veya etki bakımından eşleşme

is equivalent to yapısında equivalent, be fiilinden sonra gelen bir sıfattır; to ise karşılaştırılan miktarı, değeri veya etkiyi tanıtır. İfade, ilgili açıdan “aynı değere, miktara veya pratik etkiye sahip olmak” anlamına gelir. İki şeyin her bakımdan özdeş olduğunu iddia etmez. Buradaki roughly sözcüğü de ilişkinin kesin değil, yaklaşık olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki resmî karşılaştırma ifadesiyle tamamlayın: One training credit ____ two hours of classroom study.

Cevabı göster

is equivalent to

So,

2:03

O hâlde,

burn away.

2:04

yak gitsin.

Though,

2:05

Yine de,

it's important to remember that how many calories your body burns during these activities Dilbilgisi

2:05

bu aktiviteler sırasında vücudunun kaç kalori yaktığının

is dependent on your size, Kalıp ifadeler

2:09

vücut ölçülerine,

gender,

2:10

cinsiyetine

and general body makeup. Kelime

2:11

ve genel vücut yapına bağlı olduğunu unutmamak önemli.

Dilbilgisi

How many calories your body burns ... is dependent on: özne olarak gömülü yan cümle

Bu cümlede “how many calories your body burns during these activities” gömülü bir soru yan cümlesidir. Yan cümlenin tamamı, söz konusu bilinmeyen miktarı belirtir ve “is dependent on” ifadesinin öznesi olarak görev yapar. Bir bildirme cümlesinin içine gömüldüğü için “does your body burn” değil, bildirme cümlesi söz dizimi olan “your body burns” kullanılır. Özne, tek bir birim olarak ele alınan yan cümlenin tamamıdır; bu nedenle “calories” çoğul olsa da tekil “is” doğrudur.

Alıştırma

“How many calories does your body burn?” sorusunun gömülü biçimi ve be fiilinin doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: How many calories ____ each day ____ dependent on your activity level.

Cevabı göster

your body burns · is

Kalıp ifadeler

is dependent on: sonucu belirleyen bir koşulu ifade etme

“Is dependent on”, “tarafından belirlenir” veya “tarafından etkilenir” anlamına gelir. Burada kalori yakımını, onu etkileyen faktörlere bağlar. Yapı be + dependent + on + isim veya isim öbeğidir. be fiilinin biçimi özneye ve zamana göre “is dependent on”, “are dependent on” ya da “was dependent on” şeklinde değişir. Edat her zaman “on”dur.

Alıştırma

Cümleyi “tarafından belirlenir” anlamındaki resmî üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The delivery time ____ road conditions.

Cevabı göster

is dependent on

Kelime

general body makeup: genel vücut yapısı

Burada general body makeup, bir kişinin vücudunun genel bileşimini ve fiziksel özelliklerini ifade eder. Size ve gender ile birlikte, vücudun kaç kalori kullandığını etkileyebilecek başka bir kişisel faktör olarak sıralanır. Makeup, bir şeyi birlikte oluşturan parçalar, nitelikler veya gruplar anlamına da gelebilir. Bu kullanımın kozmetik ürünleriyle hiçbir ilgisi yoktur.

Alıştırma

Bu cümlede general body makeup ne anlama geliyor?

  1. Farklı vücut ölçülerine göre seçilen kıyafetler
  2. Vücutta kullanılan kozmetik ürünleri
  3. Vücudun genel bileşimi ve özellikleri
Cevabı göster

Vücudun genel bileşimi ve özellikleri

Don't forget AsapSCIENCE now has t-shirts in both white and black.

2:12

AsapSCIENCE'ın artık hem beyaz hem de siyah tişörtleri olduğunu unutma.

Links are in the description.

2:16

Bağlantılar açıklama kısmında.

Ask away those burning questions and subscribe for more weekly science videos. Notlar

2:17

Aklındaki yakıcı soruları çekinmeden sor ve her hafta daha fazla bilim videosu için abone ol.

Ton ve niyet

Ask away: çekinmeden sor

Ask away, “Buyur, istediğin her şeyi sor” anlamına gelen samimi ve gündelik bir davettir. Burada konuşmacı, izleyicileri sorularını göndermeye teşvik ediyor. Bunun gibi fiil + away ifadelerinde away, eylemi özgürce yapma veya tereddüt etmeden sürdürme anlamı katar. Bir yerden uzaklaşma hareketini anlatmaz.

Alıştırma

Samimi yanıtı “Çekinmeden sor” anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: “Can I ask you a few questions?” “Of course—____!”

Cevabı göster

ask away

Deyimler

“burning questions”: insanların cevabını çok merak ettiği sorular

Bu cümlede burning questions, özellikle acil veya önemli görünen ya da insanın aklından çıkaramadığı için cevabı çok merak edilen sorular anlamına gelir. Burning, questions sözcüğünün etkisini güçlendirir; sorular gerçekten yanmıyordur. Video burning calories konusunu ele aldığı için burning, temadaki ateş ve enerjiyle ilgili gerçek anlam çağrışımını da sürdürür. Bu kelime oyunu, sondaki soru sorma davetini videonun temasına yeniden bağlar.

Alıştırma

“The coach answered the players' burning questions about the new rules,” cümlesinde “burning questions” ne anlama gelir?

  1. Bir şeyin yanmasıyla ilgili sorular
  2. Kolay ve önemsiz sorular
  3. Oyuncuların cevabını çok öğrenmek istediği sorular
Cevabı göster

Oyuncuların cevabını çok öğrenmek istediği sorular