SpaceX Uzay Giysilerinde Nasıl Ustalaştı?: İngilizce çalışma notları

Primal Space

Öğrenme zorluğu
1.495 kelime 182 kel/dk

Video özeti: SpaceX, özel tasarımı hareketli, otomatik ve hızla giyilen bir basınç giysisine dönüştürüyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. "reverse engineer" (Sözcük Anlamı ve Dil Düzeyi): Bitmiş üründen yapıyı ve işleyişi çıkaran teknik fiili ürün geliştirmede kullanın. 2. "puts the astronaut at risk of" (Kalıplaşmış Söz Öbekleri ve Eşdizimler): Bir seçimin kimi hangi tehlikeye attığını put someone at risk of + ad veya -ing ile anlatın ve take a risk ifadesinden ayırın. 3. "Not only did this make ... but it also made" (Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları): Başlangıçtaki Not only sonrası yardımcı fiil devrikliğini tanıyın ve iki yararı vurguyla bağlayın.

Bu derste

This video is supported by Established Titles.

0:00

Bu video Established Titles tarafından desteklenmektedir.

3 years ago,

0:03

3 yıl önce,

NASA unveiled its next generation spacesuit,

0:04

NASA, yeni nesil uzay giysisini tanıttı,

designed to allow humans to walk on the moon.

0:07

insanların ayda yürümesini sağlamak için tasarlanmıştı.

But after this,

0:10

Ancak bundan sonra,

everything went quiet,

0:11

her şey sessizliğe büründü,

and the spacesuits were never seen again.

0:13

ve uzay giysileri bir daha hiç görülmedi.

It turned out NASA was 20 months behind schedule and millions of dollars over budget with the program. Notlar

0:16

NASA'nın bu programda takvimin 20 ay gerisinde olduğu ve bütçeyi milyonlarca dolar aştığı ortaya çıktı.

Anlatım akışı

It turned out: sonradan anlaşılan gerçeği açıklamak

It turned out, çoğunlukla bir belirsizlikten, önceki bir varsayımdan veya eksik bilgiden sonra gerçeğin daha sonra anlaşıldığını gösterir. Bu cümlede takvim ve bütçe sorunlarının sonradan fark edildiğini veya açıklandığını belirtir. Kalıp It turned out (that) + yan cümle şeklindedir. Örnekte olduğu gibi that çoğu zaman kullanılmaz. Bu anlatım, gerçeği kimin keşfettiğinden çok sonradan ortaya çıkan sonuca odaklanır.

Alıştırma

Örnekteki It turned out neyi gösteriyor?

  1. Bir gerçek sonradan açıklığa kavuştu.
  2. Program tam planlandığı gibi başladı.
  3. NASA fiziksel olarak yön değiştirdi.
Cevabı göster

Bir gerçek sonradan açıklığa kavuştu.

Kalıp ifadeler

behind schedule ... over budget: zaman ve bütçe aşımını bildirmek

Behind schedule, planlanan takvime göre geç kalındığını; over budget ise harcamaların planlanan sınırı aştığını belirtir. Bu iki ifade birlikte bir projenin sorunlarını zaman ve maliyet olmak üzere iki yönden özetler. Her ifadenin hemen önüne bir ölçü gelebilir: 20 months behind schedule ve millions of dollars over budget. Bu ölçüler gecikmenin ne kadar sürdüğünü ve bütçenin ne kadar aşıldığını gösterir.

Alıştırma

Güncellemeyi behind schedule ve over budget ile tamamlayın: The bridge project is six months ____ and £2 million ____.

Cevabı göster

behind schedule · over budget

So,

0:23

Bu yüzden,

in order to get a new spacesuit developed in time for the upcoming Artemis missions, Notlar

0:23

yaklaşan Artemis görevlerine yetişecek yeni bir uzay giysisi geliştirmek amacıyla,

Dilbilgisi

Get + nesne + geçmiş zaman ortacı: get a new spacesuit developed

Get + nesne + geçmiş zaman ortacı, bir şeyin yapılmasını sağlamak veya ayarlamak anlamına gelir. Burada get sözcüğünden sonra a new spacesuit ve developed gelir; bu nedenle developed, uzay giysisi için istenen sonucu anlatır. Cümlenin ana geçmiş zaman fiili değildir ve “önceden geliştirilmiş bir uzay giysisi edinmek” anlamına gelmez. Bu yapı, öznenin bütün işi bizzat yapmasına değil, sonucun gerçekleşmesini sağlamasına odaklanır. Özne işi başkasına verebilir, organize edebilir veya tamamlanması için süreci ilerletebilir.

Alıştırma

Cümleyi get + the prototype + tested ile tamamlayın: Before launch, we need to ____ by an independent lab.

Cevabı göster

get the prototype tested

Kalıp ifadeler

In time for: bir etkinliğe yetişecek kadar erken

In time for, bir etkinlik, son tarih veya ihtiyaç için yeterince erken anlamına gelir. Burada geliştirme çalışmasının, yaklaşan Artemis görevlerinde uzay giysisine ihtiyaç duyulmadan önce tamamlanması gerekir. Yapı in time for + isim öbeği şeklindedir. Tam olarak planlanan saatte olmayı değil, geç kalıp fırsatı kaçırmamayı vurgular.

Alıştırma

Fırlatma öğlen başlıyor. Güvenlik kontrolleri 11.50’de, ancak yetişecek kadar erken bitiyor. Bu anlamı en iyi hangi cümle ifade eder?

  1. The team finished the safety checks after the launch.
  2. The team finished the safety checks in time for the launch.
  3. The team finished the safety checks on time.
Cevabı göster

The team finished the safety checks in time for the launch.

Kültür

upcoming Artemis missions: NASA'nın yaklaşan görevler dizisi

Artemis, insanları Ay'a geri götürmek ve daha sonra uzayın daha uzak bölgelerinde insanlı keşifleri desteklemek için tasarlanmış NASA görev programının adıdır. Burada missions çoğuldur; çünkü ifade sıradan tek bir görevi değil, bir görevler dizisini anlatır. Upcoming, yakında gerçekleşmesi planlanan demektir. upcoming Artemis missions ifadesi açık bir son tarih oluşturur: yeni uzay giysisinin planlanan bu görevler için hazır olması gerekir.

Alıştırma

Bu cümlede upcoming Artemis missions neyi ifade ediyor?

  1. Daha geniş bir programın parçası olmayan sıradan tek bir uzay görevi
  2. İnsanların Ay'a dönüşü ve daha sonraki derin uzay keşifleriyle bağlantılı, planlanmış bir NASA görevleri dizisi
  3. Şirketlerin uzay giysileri tasarladığı yarışma
Cevabı göster

İnsanların Ay'a dönüşü ve daha sonraki derin uzay keşifleriyle bağlantılı, planlanmış bir NASA görevleri dizisi

NASA set up a competition and invited other companies to design their best suit. Öbek fiiller

0:27

NASA bir yarışma düzenledi ve diğer şirketleri en iyi giysilerini tasarlamaları için davet etti.

Öbek fiiller

set up: oluşturmak veya düzenlemek

Bu cümlede set up, yarışmanın yapılabilmesi için onu oluşturmak ve düzenlemek anlamına gelir. Bir öbek fiildir: set sözcüğünü up parçacığı izler ve iki sözcük birlikte tek bir fiil gibi çalışır. Bu anlam, bir kişi etkinlik, kuruluş, sistem veya toplantı başlattığında ya da düzenlediğinde yaygın olarak kullanılır. Bir nesneyi yukarı doğru hareket ettirmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi oluşturmak ve düzenlemek anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: The school ____ a recycling club last month.

Cevabı göster

set up

At the time,

0:33

O zamanlar,

SpaceX already had their own IVA suit. Kültür

0:34

SpaceX'in zaten kendi IVA giysisi vardı.

So,

0:36

Dolayısıyla,

you'd think partnering with NASA to make an EVA suit would be the next step. Dilbilgisi

0:37

NASA ile ortak olup bir EVA giysisi yapmanın bir sonraki mantıklı adım olduğunu düşünebilirsiniz.

Kültür

IVA giysisi ile EVA giysisi arasındaki fark

IVA, intravehicular activity ifadesinin kısaltmasıdır ve bir uzay aracının içinde yapılan faaliyetleri belirtir. IVA giysisi; fırlatma, iniş veya kabin basıncıyla ilgili bir acil durum gibi operasyonlarda giyilir. EVA, extravehicular activity ifadesinin kısaltmasıdır ve bir uzay aracının dışında yapılan faaliyetleri belirtir. EVA giysisi, uzay yürüyüşü sırasında astronotu destekleyip korumalıdır; bu yüzden IVA giysisine sahip olmak, EVA için aynı türde bir giysiye de sahip olmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir astronot uzay aracının dışındaki ekipmanı onarmak üzere. Hangi cümlede doğru terim kullanılmıştır?

  1. She checks her IVA suit before the spacewalk.
  2. She checks her spacesuit because IVA and EVA mean the same thing.
  3. She checks her EVA suit before the spacewalk.
Cevabı göster

She checks her EVA suit before the spacewalk.

Dilbilgisi

you'd think ... would be the next step ile mantıklı beklenti anlatımı

Burada you'd, you would ifadesinin kısaltmasıdır. you'd think + özne + would + fiil yapısı, eldeki bilgilere göre mantıklı görünen bir sonucu sunar. Sonucu kesin bir gerçek olarak söylemekten daha dolaylıdır ve çoğu zaman dinleyiciyi bir sürprize ya da düzeltmeye hazırlar. Bu cümlede would, geçmişten bakılan geleceği değil, beklenen sonucu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi you'd think ... would ... yapısı ve arrive fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: '____ the train ____ on time, but it was delayed again.'

Cevabı göster

You'd think · would arrive

It turned out SpaceX had already been working on an EVA suit for years, Dilbilgisi

0:42

Ancak SpaceX'in yıllardır zaten bir EVA giysisi üzerinde çalıştığı,

Dilbilgisi

Had already been working on: geçmişteki bir referans noktasından önce devam eden faaliyet

Had already been working on, past perfect continuous yapısındadır: had been + fiil-ing. Çalışmayı, geçmişteki bir referans noktasından önce başlayan ve o noktaya doğru bir süre devam eden bir faaliyet olarak gösterir. Already, faaliyetin beklenenden daha önce başlamış olduğunu; for years ise süresini belirtir. SpaceX işe yalnızca o sonraki anda başlamamış, çalışma çok daha önceden beri devam etmiştir.

Alıştırma

Cümleyi work on fiilinin past perfect continuous biçimiyle tamamlayın ve already sözcüğünü ekleyin: By the time the investors saw the prototype, the engineers ____ it for three years.

Cevabı göster

had already been working on

and they wanted to go their own direction with the development,

0:46

ve tıpkı ilk giysilerinde yaptıkları gibi,

like they did with their first suit.

0:49

kendi gelişim yollarını çizmek istedikleri ortaya çıktı.

In this video,

0:51

Bu videoda,

we're going to learn how SpaceX mastered their spacesuit design and the key breakthroughs that made it possible.

0:51

SpaceX'in uzay giysisi tasarımında nasıl uzmanlaştığını ve bunu mümkün kılan temel buluşları öğreneceğiz.

We'll also be giving away this awesome Saturn 5 LEGO set and announcing the winner of the previous giveaway.

0:58

Ayrıca bu muhteşem Saturn 5 LEGO setini hediye edeceğiz ve önceki çekilişin kazananını açıklayacağız.

So,

1:04

Bu yüzden,

stick around till the end of the video and find out how you can win.

1:05

nasıl kazanabileceğinizi öğrenmek için videonun sonuna kadar bizimle kalın.

SpaceX began developing their first spacesuit all the way back in 2015, Kalıp ifadeler

1:09

SpaceX, ilk uzay giysisini geliştirmeye ta 2015'te,

Kalıp ifadeler

All the way back in: şaşırtıcı derecede erken bir tarih

All the way back in geçmişteki bir tarihi tanıtır ve bu tarihin özellikle uzak ya da dinleyenin beklediğinden daha erken olduğu hissini verir. Buradaki back fiziksel bir hareketi değil, zaman çizelgesinde geriye gitmeyi anlatır. Yalnızca in 2015 demekle karşılaştırıldığında bu ifade konuşanın tutumunu da ekler: anlatılan tarih içinde 2015 şaşırtıcı derecede erkendir.

Alıştırma

Hangi cümle tarihin birinin bekleyebileceğinden çok daha erken olduğunu en açık biçimde vurgular?

  1. The company opened its first workshop all the way back in 1988.
  2. The company opened its first workshop in 1988.
  3. The company opened its first workshop back in 1988.
Cevabı göster

The company opened its first workshop all the way back in 1988.

when it hired Hollywood costume designer Jose Fernandez.

1:13

Hollywood kostüm tasarımcısı Jose Fernandez'i işe aldığında başladı.

After several months of designing a suit that looked as sleek as possible, Dilbilgisi

1:16

Mümkün olduğunca şık görünen bir giysi tasarlamakla geçen birkaç ayın ardından,

Dilbilgisi

as sleek as possible: mümkün olduğunca şık ve akıcı

as + adjective + as possible kalıbı, “gerçekçi olarak ulaşılabilecek en yüksek derecede” anlamına gelir. Burada as sleek as possible tasarım hedefini anlatır: Giysi, pratik sınırlar içinde olabildiğince pürüzsüz, akıcı ve modern görünmelidir. Sleek; zarif, temiz ve özenli bir şekli ya da stili anlatır, yalnızca “ince” demek değildir. Bu kalıp as clear as possible veya as quickly as possible gibi başka hedeflerle de kullanılabilir.

Alıştırma

clear sıfatını kullanarak as + adjective + as possible kalıbını tamamlayın: Please make the instructions ____ for young readers.

Cevabı göster

as clear as possible

it was then up to the SpaceX engineers to reverse engineer it and make it functional. Notlar

1:20

bu tasarıma tersine mühendislik uygulamak ve onu işlevsel hale getirmek SpaceX mühendislerine kalmıştı.

Kalıp ifadeler

it was then up to the SpaceX engineers to: ardından görev SpaceX mühendislerine düştü

it is up to someone to do something kalıbı, bir eylemin sorumluluğunun veya yetkisinin o kişiye ya da gruba ait olduğunu anlatır. Burada görsel tasarım aşamasından sonra giysiyi işlevsel hâle getirmek SpaceX mühendislerinin işi olmuştur. Then, görevin bir sonraki aşamaya devredildiğini gösterir. Buradaki up to, sorumluluğu kimin üstlendiğini anlatır; yukarı yönü veya en yüksek miktarı ifade etmez.

Alıştırma

Görev devrini tamamlamak için it is up to someone to do something kalıbını kullanın: The writer has finished the draft. Now ____ the editor ____ check every fact.

Cevabı göster

it is up to · to

Kelime

Reverse engineer: mevcut bir sonuçtan tasarıma geri gitmek

Burada reverse engineer, mevcut bir nesneyi veya tasarımı inceleyip nasıl üretildiğini ya da nasıl çalışabileceğini geriye doğru çözümlemek anlamında kullanılan bir fiildir. Mühendisler yeni bir teknik gereksinimler listesinden değil, zaten oluşturulmuş bir şeyden başlar. Bu cümlede amaç, görsel bir tasarımı çalışan bir tasarıma dönüştürmektir. İfade tek başına hırsızlık, bilgisayar korsanlığı veya bire bir kopya üretme anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki sözcüklü teknik fiille tamamlayın. Bu fiil, mevcut bir cihazı inceleyerek nasıl tasarlandığını çıkarmak anlamına gelir: The team had to ____ the old controller before building a compatible replacement.

Cevabı göster

reverse engineer

To be clear, Anlatım akışı

1:25

Açık olmak gerekirse,

Anlatım akışı

To be clear: açıklama yapılacağını belirtmek

To be clear, cümlenin başında kullanılan bir söylem belirtecidir. Dinleyiciye, bir sonraki ifadenin konuşanın tam olarak ne demek istediğini belirteceğini, önceki bir iddianın kapsamını daraltacağını veya olası bir yanlış anlamayı düzelteceğini bildirir. Açıklamayı önceki içerikten ayırarak mesajı düzenler. Sonraki fikrin bariz olduğu anlamına gelmez; “tam olarak demek istediğim şu” anlamını taşır.

Alıştırma

Konuşanın olası bir yanlış anlamayı düzelttiğini en iyi belirten başlangıç hangisidir?

  1. To be clear, the museum ticket does not include the special exhibition.
  2. For example, the museum ticket does not include the special exhibition.
  3. Clearly, the museum ticket does not include the special exhibition.
Cevabı göster

To be clear, the museum ticket does not include the special exhibition.

this isn't the type of suit that an astronaut would wear outside on a spacewalk.

1:26

bu, bir astronotun uzay yürüyüşü için dışarıda giyeceği türden bir giysi değil.

This suit is primarily for keeping astronauts alive inside the spacecraft.

1:30

Bu giysi, öncelikle uzay aracının içindeki astronotları hayatta tutmak için.

But when you compare SpaceX's suit to other pressure suits,

1:35

Ancak SpaceX'in giysisini diğer basınç giysileriyle karşılaştırdığınızda,

it looks much sleeker.

1:38

çok daha pürüzsüz ve şık görünüyor.

How is this possible?

1:40

Peki bu nasıl mümkün olabiliyor?

To answer this,

1:41

Bunu cevaplamak için,

we need to look at how spacesuits are normally designed.

1:42

uzay giysilerinin normalde nasıl tasarlandığına bakmamız gerekiyor.

Spacesuits have traditionally been a one-size-fits-all type of thing, Deyimler

1:46

Uzay giysileri üretimi çok pahalı olduğu için,

Deyimler

one-size-fits-all: herkese uygulanan tek çözüm

Burada one-size-fits-all, her kullanıcıya tam olarak özel dikilmek yerine birçok kişinin ortak kullanması için tasarlanmış bir uzay giysisini anlatır. Giysinin gerçekten herkese aynı derecede iyi uyduğu anlamına gelmez. Daha genel olarak one-size-fits-all, farklı ihtiyaçları olan insanlara uygulanan tek bir standart ürün, kural veya çözümü anlatır. Çoğu zaman bireysel farklılıkların göz ardı edildiğini ima eder.

Alıştırma

“Herkes için tek bir standart yaklaşım” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: The clinic rejected a ____ treatment plan because patients have different needs.

Cevabı göster

one-size-fits-all

since they are very expensive to make.

1:50

geleneksel olarak tek beden herkese uyar şeklinde tasarlanmıştır.

On the ISS, Kültür

1:52

ISS'te,

the EVA suit is modular,

1:53

EVA giysisi modülerdir,

but in general,

1:55

ancak genel olarak,

nothing is made to fit.

1:56

hiçbir şey kişiye özel yapılmaz.

Kültür

ISS: Uluslararası Uzay İstasyonu

ISS, International Space Station, yani Uluslararası Uzay İstasyonu anlamına gelir; Dünya'nın çevresinde dönen insanlı bir araştırma istasyonudur. Bu cümlede On the ISS, modüler EVA giysisinin nerede kullanıldığını belirtir. ISS bir konumdur, uzay giysisi modeli değildir. Bu kısaltma istasyonun kendisini adlandırdığında İngilizcede genellikle the belirli tanımlığı kullanılır: on the ISS.

Alıştırma

“Astronauts are conducting an experiment on the ISS,” cümlesinde ISS neyi ifade eder?

  1. bir uzay giysisi türü
  2. bir uzay yürüyüşü
  3. Uluslararası Uzay İstasyonu
Cevabı göster

Uluslararası Uzay İstasyonu

This is where SpaceX excelled.

1:58

SpaceX işte bu noktada öne çıktı.

Each suit they make is completely custom made to fit the shape of each crew member.

2:00

Yaptıkları her giysi, her mürettebat üyesinin vücut şekline uyacak şekilde tamamen özel olarak üretiliyor.

This has the obvious benefit of creating a much tighter fit,

2:05

Bunun giysinin vücuda çok daha iyi oturması gibi bariz bir faydası var,

but the benefits go much further than that. Deyimler

2:09

ancak avantajları bunun çok ötesine geçiyor.

Deyimler

go much further than that: kapsamı genişletmek

Burada go much further than that, faydaların daha önce belirtilen tek bir faydayla sınırlı kalmadığı anlamına gelir. Further, fiziksel mesafeyi değil, kapsamın veya derecenin artmasını anlatır. İfade, that ile önceki sınırlı fikre gönderme yapar ve ardından daha kapsamlı veya önemli noktaların geleceğini belirtir. Bir savı genişletmek için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi, daha kapsamlı faydalar olduğunu belirten dersteki ifadeyle tamamlayın: The app saves a few minutes each day, but its benefits ____.

Cevabı göster

go much further than that

One of the biggest problems when it comes to designing a spacesuit is mobility. Kalıp ifadeler

2:11

Uzay giysisi tasarlarken karşılaşılan en büyük sorunlardan biri hareket kabiliyetidir.

Kalıp ifadeler

when it comes to + isim veya -ing biçimi

When it comes to, ardından gelen ifadenin hangi belirli konu hakkında olduğunu gösterir. Burada önce tartışmayı uzay giysisi tasarlama konusuyla sınırlar, ardından önemli bir sorunu belirtir. To burada bir edattır; bu nedenle arkasından bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir: when it comes to safety; when it comes to solving problems. Bu yapıda when it comes to solve gibi yalın fiil kullanmak dil bilgisine uygun değildir.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki konu çerçeveleme ifadesiyle tamamlayın: ____ planning school events, Elena is very organised.

Cevabı göster

When it comes to

When the suit is pressurized,

2:16

Giysi basınçlandırıldığında,

it inflates like a giant balloon,

2:17

dev bir balon gibi şişer,

making it extremely rigid and stiff. Dilbilgisi

2:19

bu da onu son derece sert ve bükülmez hale getirir.

Dilbilgisi

Sonuç bildiren -ing yan cümlesi making it extremely rigid and stiff

Virgülden sonraki -ing yan cümlesi making it extremely rigid and stiff, önceki olayın tamamının doğrudan sonucunu verir: giysi şişer ve bu yüzden bükülmesi çok zor hâle gelir. Buradaki making, birinin giysiyi ürettiği anlamına gelmez. Önceki durum nedeni oluşturur, it ise giysiyi belirtir. Bu yapı, tamamlanmış bir cümleciğin ardından sonucu kısa ve akıcı biçimde eklemeyi sağlar.

Alıştırma

Sonucu eklemek için make fiilinin -ing biçimini kullanın: The battery swelled, ____ the case difficult to close.

Cevabı göster

making

When an astronaut tries to bend their joint,

2:22

Bir astronot eklemini bükmeye çalıştığında,

the overall volume of the suit is reduced.

2:24

giysinin genel hacmi azalır.

Since the suit is completely sealed,

2:26

Giysi tamamen yalıtılmış olduğundan,

the air has nowhere to go, Deyimler

2:28

havanın gidecek yeri yoktur,

Deyimler

nowhere to go: gidilecek yer veya kullanılabilir çıkış olmaması

Nowhere to go, bir kişinin veya şeyin hareket edebileceği uygun bir yer, alan ya da yol olmadığı anlamına gelir. Burada kapalı kalan hava başka bir alana hareket edemez veya dışarı çıkamaz. have ya da has ile kullanıldığında bu ifade seçenek bulunmadığını anlatır: insanlar have nowhere to go durumunda olabilir; hava, su veya basınç için de mecazi olarak have nowhere to go denebilir. Bu, havanın hangi yönü seçeceğini bilmediği anlamına gelmez.

Alıştırma

Kullanılabilir bir çıkış olmadığını belirten kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: The pressure kept building because the trapped gas had ____.

Cevabı göster

nowhere to go

and so bending the joint compresses the air,

2:30

bu yüzden eklemi bükmek havayı sıkıştırır,

creating a lot of resistance for the astronaut.

2:32

ve astronot için büyük bir direnç yaratır.

Spacesuit designers over the years have come up with many different ways to tackle this problem. Notlar

2:35

Uzay giysisi tasarımcıları yıllar boyunca bu sorunun üstesinden gelmek için birçok farklı yol buldular.

Öbek fiiller

come up with: bir fikir veya çözüm üretmek

Come up with, bir fikir, plan, cevap veya yöntem düşünmek ya da üretmek anlamına gelir. Bu cümlede tasarımcıların düşünme ve tasarım yoluyla birçok olası yöntem geliştirdiği anlatılır; ifade fiziksel bir hareketi belirtmez. Yapı come up with + isim öbeği şeklindedir. Zamana göre yalnızca come değişir: came up with, has/have come up with.

Alıştırma

Cümleyi “düşündü veya üretti” anlamındaki phrasal verb ile tamamlayın ve doğru geçmiş zaman biçimini kullanın: After an hour of brainstorming, the team ____ a simple plan.

Cevabı göster

came up with

Kalıp ifadeler

tackle this problem: zor bir sorunu ele almaya başlamak

Tackle a problem, bir sorunla ilgilenmek için etkin adımlar atmak anlamına gelir. Zor bir konuya yönelik çabayı belirtir ancak sorunun zaten çözüldüğünü söylemez. Bu cümlede farklı tasarım yöntemleri, zorluğu ele alma girişimleridir. Yaygın yapı tackle + problem, task, challenge veya issue şeklindedir.

Alıştırma

Şehir trafiği azaltmak için çeşitli projelere başladı ancak trafik sıkışıklığı devam ediyor. Hangi cümle durumu en iyi anlatır?

  1. The city is ignoring the traffic problem.
  2. The city is tackling the traffic problem.
  3. The city has solved the traffic problem.
Cevabı göster

The city is tackling the traffic problem.

For larger joints like wrists and shoulders,

2:40

El bilekleri ve omuzlar gibi daha büyük eklemler için,

mechanical bearings are used to allow movement without changing the volume.

2:42

hacmi değiştirmeden harekete izin vermek amacıyla mekanik rulmanlar kullanılır.

For smaller joints like the fingers,

2:47

Parmaklar gibi daha küçük eklemler için ise,

rubber pleats are placed all the way down the back,

2:48

elin arkası boyunca kauçuk pileler yerleştirilir,

forcing the glove to bend in an arc.

2:51

bu da eldivenin bir yay çizerek bükülmesini zorlar.

This isn't very natural since our fingers don't bend like that.

2:53

Parmaklarımız bu şekilde bükülmediği için bu pek doğal bir hareket değildir.

Depending on your shape, Dilbilgisi

2:57

Vücut şeklinize bağlı olarak,

the joints in your suit may not align with the joints in your body.

2:58

giysinizdeki eklemler vücudunuzdaki eklemlerle hizalanmayabilir.

Dilbilgisi

Depending on: sonucu değiştiren bir koşulu tanıtmak

Depending on your shape, “vücut yapınızın belirlediği şekilde” veya “vücut yapınız farklıysa” anlamına gelir. Ardından gelen sonucu değiştirebilecek etkeni tanıtır. Depending on + isim öbeği kalıbı tüm bir sonuca koşul ekleyebilir: Depending on X, Y may change. Burada vücut yapısı değişkendir ve eklemlerin hizalanması olası sonuçtur.

Alıştırma

Sonucu değiştirebilecek bir etkeni tanıtmak için Depending on ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Depending on the weather, the match may move indoors.
  2. It depends on the weather, the match may move indoors.
  3. Dependent on the weather, the match may move indoors.
Cevabı göster

Depending on the weather, the match may move indoors.

This could limit your range of motion and require more force to bend each joint. Kalıp ifadeler

3:01

Bu durum hareket alanınızı kısıtlayabilir ve her eklemi bükmek için daha fazla güç gerektirebilir.

Kalıp ifadeler

range of motion: bir eklemin veya vücut bölümünün hareket edebildiği mesafe

range of motion ifadesindeki range, atış mesafesi veya bir şeyler dizisi değil, hareketin miktarı ya da genişliği anlamına gelir. İfadenin tamamı bir eklemin veya vücut bölümünün ne kadar ve hangi yönlerde hareket edebildiğini belirtir. Hareket kısıtlamaları konuşulurken sık kullanılan kalıplaşmış bir terimdir. Bu cümlede, giysinin hizalanmamış eklem noktaları kullanıcının bükülebildiği miktarı azaltabilir.

Alıştırma

Bir fizyoterapist hastanın dizinin ne kadar bükülebildiğini ölçüyor. Bu ölçümü en doğru adlandıran terim hangisidir?

  1. range of motion
  2. flexibility
  3. mobility
Cevabı göster

range of motion

Since each SpaceX suit is tailor-made, Kelime

3:06

Her SpaceX giysisi kişiye özel üretildiğinden,

Kelime

tailor-made: belirli bir ihtiyaca özel tasarlanmış

Tailor-made, belirli bir kişi, amaç veya ihtiyaç grubu için tasarlanmış ya da üretilmiş demektir. Burada her giysi, tek bir standart tasarımla üretilmek yerine belirli bir astronota uyacak şekilde hazırlanır. Bu ifade, terzinin kişiye özel diktiği giysilerden gelir; ancak belirli bir duruma özellikle uygun planlar, hizmetler ve çözümler için de mecaz anlamda kullanılır.

Alıştırma

Hangi seçenek tailor-made bir ürünü en iyi şekilde tanımlar?

  1. Bir kişinin veya müşterinin özel ihtiyaçları için tasarlanmıştır.
  2. Eskidir ancak elle onarılmıştır.
  3. Herkese aynı biçimde satılan standart bir üründür.
Cevabı göster

Bir kişinin veya müşterinin özel ihtiyaçları için tasarlanmıştır.

these joints can be replaced with smaller ones that line up perfectly with the joints of each astronaut. Öbek fiiller

3:09

bu eklemler, her astronotun eklemleriyle mükemmel bir şekilde hizalanan daha küçük parçalarla değiştirilebilir.

Öbek fiiller

line up perfectly with: konumların tam hizalanması

Line up perfectly with ifadesinde line up with, başka bir şeyle aynı doğru konumda veya yönde olmak demektir. Perfectly, eşleşmenin tam olduğunu belirtir. Burada giysinin eklemleri, astronotun gerçek eklemlerinin doğrudan üzerinde bulunmalıdır. Bu ifade, bir planın son tarihle veya bir düşüncenin kanıtlarla uyumlu olması gibi fiziksel olmayan eşleşmeleri de anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için line up perfectly with ifadesini doğru biçimde kullanın: Adjust the projector until the image's top edge ____ the guide line.

Cevabı göster

lines up perfectly with

But even with a custom-made suit, Dilbilgisi

3:15

Ancak özel yapım bir giysiyle bile,

bending a sealed tube full of air is very difficult.

3:17

hava dolu yalıtılmış bir tüpü bükmek çok zordur.

Dilbilgisi

even with: yararlı ama yetersiz bir koşul

Even with, yardımcı olması beklenen bir koşulu tanıtır ve ardından temel durumun hâlâ geçerli olduğunu gösterir. Burada özel yapım bir kıyafet daha iyi oturabilir, ancak hava dolu sızdırmaz tüpü bükmek yine de çok zordur. Kalıp even with + isim öbeği şeklindedir; ardından beklentinin tersine devam eden sonuç gelir. Bir avantajın sorunu tamamen çözmediğini anlatmaya yarar.

Alıştırma

Geliştirmenin yararlı ama yetersiz olduğunu gösteren iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ the new battery, this phone will not last through a full day of travel.

Cevabı göster

Even with

That's why every joint on the SpaceX suit is strengthened with these criss-cross tensioners, Anlatım akışı

3:21

Bu nedenle SpaceX giysisindeki her eklem, astronotun eklemi içe doğru bükmesine yardımcı olan,

Anlatım akışı

That's why: nedenden sonuca geçmek

That's why, az önce belirtilen nedeni işaret eder ve bu nedenin sonucunu tanıtır. Hava dolu sızdırmaz tüpü bükmek zordur; bu nedenle giysinin eklemlerinin güçlendirilmesi gerekir. Bu ifade bilgiyi önce neden, sonra sonuç gelecek şekilde düzenler: Cause. That's why + result. That's, yeni bir soruya değil, önceki düşüncenin tamamına gönderme yapar.

Alıştırma

Sonucu doğru biçimde tanıtan ifadeyi seçin: The roads were covered in ice. ___ the buses stopped running.

  1. Even with
  2. That's because
  3. That's why
Cevabı göster

That's why

which help the astronaut bend the joint inwards.

3:26

bu çapraz gerdiricilerle güçlendirilmiştir.

Then the pressure of the suit naturally helps the astronaut extend the joint back to its initial position.

3:29

Ardından giysinin içindeki basınç, astronotun eklemi doğal bir şekilde başlangıç konumuna geri uzatmasına yardımcı olur.

This is sort of similar to how a spider's leg works. Kalıp ifadeler

3:34

Bu, biraz bir örümceğin bacağının çalışma şekline benzer.

Kalıp ifadeler

sort of similar to: yumuşatılmış bir karşılaştırma

Sort of similar to, “bazı yönlerden benzer ama tamamen aynı değil” anlamına gelir. Burada sort of, similar to ifadesini yumuşatır; böylece konuşan kişi iki mekanizmanın aynı şekilde çalıştığını iddia etmeden yararlı bir karşılaştırma yapar. Bu kalıp, bir benzetme yeni bir fikri gözde canlandırmaya yardımcı olduğunda ancak benzerliğin sınırları bulunduğunda kullanışlıdır. Bu cümlede sort of, benzerlik derecesini yumuşatır; “bir tür” anlamına gelmez.

Alıştırma

Örnekte sort of similar to ne anlatıyor?

  1. İki şey her ayrıntısıyla tamamen aynıdır.
  2. Yararlı ancak kesin olmayan bir benzerlik vardır.
  3. Bir şey diğerinin bir türü veya kategorisidir.
Cevabı göster

Yararlı ancak kesin olmayan bir benzerlik vardır.

They only have a muscle to flex their limbs inward,

3:37

Örümceklerin uzuvlarını yalnızca içe doğru bükmek için kasları vardır,

and so they rely on hydraulic pressure stored inside their body to extend their limbs outward again. Kalıp ifadeler

3:40

bu yüzden uzuvlarını tekrar dışa doğru uzatmak için vücutlarında depolanan hidrolik basınca güvenirler.

Kalıp ifadeler

rely on ... to ...: bağımlılığı ve işlevini belirtmek

Rely on hydraulic pressure to extend, rely on + isim + to + fiilin yalın biçimi kalıbını izler. Rely on gerekli olan kaynak veya mekanizmayı, to extend ise bu kaynağın mümkün kıldığı eylemi belirtir. Burada örümcekler vücutlarındaki hidrolik basınca bağımlıdır ve bu basıncın görevi uzuvlarını yeniden dışarı doğru uzatmaktır. Aynı kalıp insanları, makineleri ve sistemleri açıklamak için de kullanılabilir: rely on X to do Y.

Alıştırma

Cümleyi rely on something to do something kalıbıyla tamamlayın: During power cuts, the clinic must ____ its backup generator ____ keep the medicine fridge running.

Cevabı göster

rely on · to

Another way to improve mobility is to simply have less air in the suit itself. Dilbilgisi

3:46

Hareket kabiliyetini artırmanın başka bir yolu da, giysinin içinde daha az hava olmasını sağlamaktır.

Dilbilgisi

Another way to ... is to ... kalıbı

Another way to + hedef + is to + eylem kalıbı, aynı hedefe ulaşmak için farklı bir yöntem ekler. Bu cümlede hedef improve mobility, yöntem ise have less air in the suit ifadesidir. İki to farklı görevler üstlenir. way to improve içindeki to, way ile bağlantılı hedefi anlatan mastarı başlatır; is sonrasındaki to ise önerilen eylemi başlatır.

Alıştırma

Cümleyi hedef kalıbın iki bölümüyle tamamlayın: ____ reduce plastic waste ____ carry a reusable bottle.

Cevabı göster

Another way to · is to

The space shuttle suit operated at a pressure of 24 kilopascals,

3:51

Uzay mekiği giysisi 24 kilopaskal basınçta çalışırdı,

just a quarter of the pressure we experience here on Earth.

3:55

bu, dünyada hissettiğimiz basıncın sadece dörtte biridir.

Lowering the pressure may help with mobility,

3:59

Basıncı düşürmek hareket kabiliyetine yardımcı olabilir,

but it puts the astronaut at risk of getting decompression sickness. Kalıp ifadeler

4:01

ancak astronotu vurgun yeme riskine sokar.

Kalıp ifadeler

put someone at risk of ifadesi

Put someone at risk of + isim veya -ing biçimi, bir kişinin, eylemin ya da koşulun birini olası zararlı bir sonuca maruz bırakması anlamına gelir. Özne tehlikenin nedenini, nesne ise tehlikeye maruz kalan kişiyi belirtir. Burada uzay giysisinde daha az hava bulunması, astronotun dekompresyon hastalığına yakalanmasına yol açabilir. Bu ifade, astronotun riski bilerek seçtiğini söylemez.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadenin doğru biçimiyle tamamlayın: Poor ventilation ____ office workers ____ breathing problems.

Cevabı göster

puts · at risk of

This is where the lower pressure inside the suit causes nitrogen in the body to dissolve and form bubbles in the blood vessels.

4:05

Giysinin içindeki düşük basınç, vücuttaki nitrojenin çözünmesine ve kan damarlarında baloncuklar oluşturmasına neden olur.

Deep-sea divers face the same problem when they come back up to the surface,

4:12

Derin deniz dalgıçları yüzeye geri döndüklerinde aynı sorunla yüzleşirler,

as they quickly go from a high-pressure environment to a much lower pressure environment.

4:17

çünkü yüksek basınçlı bir ortamdan hızla çok daha düşük basınçlı bir ortama geçerler.

This can be a potentially fatal problem,

4:21

Bu potansiyel olarak ölümcül bir sorun olabilir,

and many spacesuits require the astronaut to do pre-breathing before suiting up. Kelime

4:24

ve birçok uzay giysisi, astronotun giyinmeden önce ön nefes alma işlemi yapmasını gerektirir.

Kelime

pre-breathing: uzay giysisini giymeden önce oksijen soluma

Bu cümlede pre-breathing, uzay giysisi giyilmeden önce tamamlanan planlı bir uzay uçuşu hazırlık prosedürüdür. Astronot saf oksijen solur; böylece vücut azotu uzaklaştırabilir ve basınç değiştiğinde dekompresyon hastalığı riski azalır. pre- ön eki “önceden” anlamına gelir; dolayısıyla pre-breathing önceden yapılan solunumu adlandırır. Burada sıradan bir derin nefes egzersizi değil, teknik bir süreç söz konusudur.

Alıştırma

Aşağıdaki cümlede pre-breathing ne anlama gelir? Before the low-pressure test, the crew spent an hour pre-breathing.

  1. Vücuttaki azotu azaltmak için önceden saf oksijen solumak
  2. Sakinleşmek için yavaşça nefes almak
  3. Bir uzay giysisinin hava sızdırıp sızdırmadığını test etmek
Cevabı göster

Vücuttaki azotu azaltmak için önceden saf oksijen solumak

This involves breathing pure oxygen for several hours before wearing the spacesuit,

4:28

Bu, kan dolaşımındaki tüm nitrojenden kurtulmak için,

in order to get rid of all the nitrogen in the bloodstream. Öbek fiiller

4:33

uzay giysisini giymeden önce birkaç saat boyunca saf oksijen solumayı içerir.

Öbek fiiller

get rid of: istenmeyen bir şeyi ortadan kaldırmak

Bu cümlede get rid of, istenmeyen bir şeyi ortadan kaldırmak anlamına gelir: amaç, kan dolaşımındaki azotu azaltmak veya yok etmektir. İfade get rid of + isim veya zamir yapısını izler. Fiziksel nesneler, maddeler, sorunlar ve alışkanlıklarla kullanılabilir; kullanılan yönteme değil, istenmeyen şeyin artık bulunmaması sonucuna odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi get rid of ifadesiyle tamamlayın. The update should ____ the annoying pop-up.

Cevabı göster

get rid of

SpaceX didn't want to complicate the process,

4:36

SpaceX bu süreci karmaşıklaştırmak istemedi,

and so choosing a pressure for the suit was a constant fight between safety and mobility. Deyimler

4:39

ve bu nedenle giysi için bir basınç seçmek, güvenlik ve hareket kabiliyeti arasında sürekli bir mücadeleydi.

Deyimler

a constant fight between safety and mobility: güvenlik ile hareket kabiliyeti arasında sürekli bir mücadele

Buradaki a constant fight between safety and mobility, mühendislikte sürekli bir denge kurma zorunluluğunu anlatan bir benzetmedir. Gerçek bir kavga yoktur: bir yararı artırmak diğerini zayıflatabilir, bu yüzden seçim tekrar tekrar gözden geçirilir. a fight between X and Y kalıbı, birbiriyle yarışan iki hedefi karşıt taraflarmış gibi gösterir. Constant, bu çatışmanın tek bir karardan sonra ortadan kalkmadığı anlamını ekler.

Alıştırma

İki hedef arasındaki sürekli çatışmayı anlatan tam benzetmeyle cümleyi tamamlayın: Planning the event was ____ keeping costs low and having enough space for everyone.

Cevabı göster

a constant fight between

SpaceX's suit had to meet NASA's minimum requirements of 40 kilopascals to avoid decompression sickness. Kalıp ifadeler

4:44

SpaceX'in giysisi, vurgunu önlemek için NASA'nın 40 kilopaskallık minimum gereksinimlerini karşılamak zorundaydı.

Kalıp ifadeler

meet NASA's minimum requirements: gerekli asgari eşiğe ulaşmak

meet NASA's minimum requirements ifadesinde meet, biriyle karşılaşmak değil, gerekli standardı karşılamak veya bu standarda ulaşmak demektir. NASA's, standardı kimin belirlediğini gösterir; minimum requirements ise kabul edilebilir sayılan en düşük koşullardır. Bu kalıp kurallarda, mühendislikte, okulda ve işte yaygındır: bir şey meets the requirements ise belirtilen eşiği geçer. Minimum, ideal veya mümkün olan en güvenli düzey anlamına gelmez; yalnızca gerekli düzeyin altında olmamak demektir.

Alıştırma

Hangi fiil, cümleyi “asgari katılım koşullarını karşılamak” anlamında doğal biçimde tamamlar? The science project must ____ the minimum entry requirements to enter the contest.

  1. meet
  2. watch
  3. arrive at
  4. visit
Cevabı göster

meet

This is quite high compared to other spacesuits,

4:51

Bu diğer uzay giysilerine kıyasla oldukça yüksek bir değerdir,

so we can assume that SpaceX didn't go much higher than that. Ton ve niyet

4:54

bu nedenle SpaceX'in bunun çok üzerine çıkmadığını varsayabiliriz.

Ton ve niyet

Kanıta dayalı çıkarım için can assume that

Can assume that, eldeki kanıtlardan çıkarılan bir sonucu sunar. Ardından gelen düşüncenin makul olduğunu ancak doğrudan doğrulanmadığını belirtir. Burada basınç gereksinimi, SpaceX'in üst sınırını tahmin etmek için bir dayanak sağlar. Bu ifade, tahmini yayımlanmış veya ölçülmüş bir olgudan ayrı tutar.

Alıştırma

Hangi ifade, ipuçlarına dayalı makul bir sonucu doğrulanmış bir olgu gibi sunmadan en iyi şekilde belirtir?

  1. we know for certain that
  2. we were officially told that
  3. we can assume that
Cevabı göster

we can assume that

The air we breathe on Earth is a mixture of 21% oxygen and 78% nitrogen.

4:57

Dünyada soluduğumuz hava %21 oksijen ve %78 nitrojenden oluşur.

But since the pressure inside the suit is lower,

5:03

Ancak giysinin içindeki basınç daha düşük olduğundan,

the astronauts wouldn't get a sufficient amount of oxygen.

5:05

astronotlar yeterli miktarda oksijen alamazlar.

Some suits tackle this by making the air inside the suit pure oxygen.

5:08

Bazı giysiler, giysinin içindeki havayı tamamen saf oksijen yaparak bu sorunu çözer.

The SpaceX suits use a custom air mixture with a higher percentage of oxygen that can be varied automatically by the onboard life support system.

5:12

SpaceX giysileri, yerleşik yaşam destek sistemi tarafından otomatik olarak değiştirilebilen ve daha yüksek oranda oksijen içeren özel bir hava karışımı kullanır.

But it's how this pressure is managed that makes SpaceX's suit even more impressive. Dilbilgisi

5:21

Fakat SpaceX'in giysisini daha da etkileyici kılan şey bu basıncın nasıl yönetildiğidir.

Dilbilgisi

It's how ... that ...: yönteme odaklanan it-cleft yapısı

Bu bir it-cleft vurgu yapısıdır: It is + odaklanan öge + that + iletinin geri kalanı. Odaklanan öge how this pressure is managed olduğundan it, daha önce sözü edilen bir şeyi değil, dil bilgisel bir yer tutucuyu temsil eder. Yapı, dikkati basınç seviyesinden basıncın yönetilme biçimine yönlendirir. Sonucu gerçekten açıklayan bölümün hangisi olduğunu göstermek istediğinizde bu vurgu yapısı kullanışlıdır.

Alıştırma

Yönteme odaklanmak için kısaltılmamış tam it-cleft yapısını kullanın: ____ the app protects your data ____ makes it useful.

Cevabı göster

It is how · that

Spacesuits typically have multiple valves and pipes on the outside to control the suit's pressure and temperature.

5:27

Uzay giysilerinin dışında, giysinin basıncını ve sıcaklığını kontrol etmek için genellikle çok sayıda valf ve boru bulunur.

SpaceX managed to combine all of these down into just one single port with a hole for air circulation, Kalıp ifadeler

5:34

SpaceX tüm bunları, hava sirkülasyonu için bir delik,

Kalıp ifadeler

managed to combine: çeşitli şeyleri birleştirmeyi başarmak

Managed to + fiilin yalın hâli, “bir şeyi yapmayı başardı” anlamına gelir. Genellikle sonucun çaba gerektirdiğini, bir sorunun çözüldüğünü veya başarının kesin olmadığını düşündürür. “Yapma işini yönetti” anlamına gelmez. Burada combine, birkaç parçayı veya işlevi tek bir bütün hâline getirmek demektir. Bu nedenle managed to combine, tek bağlantı noktalı tasarımı yalnızca bir girişim olarak değil, başarıyla elde edilmiş bir sonuç olarak sunar.

Alıştırma

Zorluktan sonra başarıyı göstermek için cümleyi managed to + combine ile tamamlayın: After several failed layouts, the designers ____ the map and timetable into one clear page.

Cevabı göster

managed to combine

a power and communications connector,

5:40

güç ve iletişim bağlantısı,

and a port to quickly inflate the suit during an emergency.

5:42

ve acil bir durumda giysiyi hızla şişirmek için bir porta sahip tek bir girişte birleştirmeyi başardı.

An umbilical cord connects the suit directly to the astronaut's seat. Kelime

5:45

Göbek kordonu şeklindeki bir kablo, giysiyi doğrudan astronotun koltuğuna bağlar.

Kelime

‘umbilical cord’: mühendislikte destek hattı

Umbilical cord sözcük anlamıyla, doğmamış bir bebeği plasentaya bağlayan göbek bağıdır. Mühendislikte ise ekipmanı bir destek sistemine bağlayan ve hava, elektrik ya da iletişim gibi temel ihtiyaçları taşıyabilen bir hat veya kablo demeti için kullanılan benzetmedir. Bu cümlede, giysiyi koltuk sistemine bağlayan bir uzay aracı ekipmanıdır. Astronotun vücudunun bir parçası veya sıradan bir ip değildir.

Alıştırma

Bir uzay mühendisliği kılavuzunda umbilical cord büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Yalnızca ekipmanı bağlamak için kullanılan sıradan bir ip
  2. Doğmamış bir bebeğin biyolojik göbek bağı
  3. Ekipmanı bir destek sistemine bağlayan hizmet hattı
Cevabı göster

Ekipmanı bir destek sistemine bağlayan hizmet hattı

This is where the real magic happens. Deyimler

5:49

İşte gerçek sihir burada gerçekleşiyor.

Deyimler

where the real magic happens: temel sürecin gerçekleştiği yer

This is where... yapısında where, belirtilen yeri, parçayı veya aşamayı tanıtır. Gerçek bir konumu gösterebildiği gibi bir sürecin belirli bir adımını da gösterebilir. The real magic happens mecazidir: en önemli, akıllıca veya etkileyici işin orada gerçekleştiği anlamına gelir. Konuşan kişi gizli mekanizmayı övmektedir; doğaüstü bir şey olduğunu söylememektedir.

Alıştırma

"The display is simple; the code behind it is where the real magic happens," cümlesindeki vurgulanan ifade ne anlama gelir?

  1. Kod doğaüstü bir numara yapar.
  2. Kod görülmesi en kolay kısımdır.
  3. Kod, en önemli ve etkileyici işin gerçekleştiği yerdir.
Cevabı göster

Kod, en önemli ve etkileyici işin gerçekleştiği yerdir.

Here,

5:52

Burada,

there are a series of solenoid valves that automatically control the pressure of the incoming air.

5:52

gelen havanın basıncını otomatik olarak kontrol eden bir dizi solenoid valf bulunur.

A separate valve in the spacecraft allows chilled nitrox to flow into the suit's air duct, Kelime

5:58

Uzay aracındaki ayrı bir valf, soğutulmuş nitroksun giysinin hava kanalına akmasını sağlayarak,

Kelime

chilled nitrox: soğutulmuş azot-oksijen karışımı

Nitrox, çoğunlukla azot ve oksijenden oluşan bir solunum gazı karışımının teknik adıdır. Bu cümlede valften geçerek giysinin içine akan maddedir. Chilled, nitrox sözcüğünü niteleyen bir sıfattır: gaz, giysiye girmeden önce soğutulmuştur. İfade, soğutulmuş nitrox gazı anlamına gelir; bir soğutma cihazını veya valf türünü anlatmaz.

Alıştırma

Bir giysinin içine akan gazla ilgili cümlede chilled nitrox ne anlama gelir?

  1. Soğutulmuş azot ve oksijen karışımı
  2. Normal havayı soğutan bir valf
  3. Giysiyi dondurmak için kullanılan sıvı azot
Cevabı göster

Soğutulmuş azot ve oksijen karışımı

keeping the suit cool during re-entry.

6:02

atmosfere yeniden girişte giysiyi serin tutar.

The pressure and temperature sensors inside the helmet feed the spacecraft with information, Kelime

6:05

Kaskın içindeki basınç ve sıcaklık sensörleri uzay aracına bilgi akışı sağlayarak,

Kelime

feed the spacecraft with information: uzay aracına bilgi sağlamak

Burada feed, “bir cihaza veya sisteme veri sağlamak” anlamına gelir. Sensörler ölçümleri sürekli olarak uzay aracının sistemlerine gönderir; yiyecek vermek anlamında kullanılmamıştır. Yapı feed + alıcı + with + information/data biçimindedir; feed the spacecraft with information bunun bir örneğidir. Teknik bağlamlarda feed, bilgiyi çoğunlukla sistemin kullanabileceği bir girdi akışı olarak gösterir.

Alıştırma

“The sensors feed the control unit with temperature data,” cümlesinde feed ne anlama gelir?

  1. Ona girdi olarak veri sağlamak
  2. Ona yiyecek vermek
  3. Ondan veri silmek
Cevabı göster

Ona girdi olarak veri sağlamak

allowing it to automate the process.

6:10

sürecin otomatikleştirilmesine olanak tanır.

This level of automation took away the need for astronauts to manually adjust their suit pressure, Kalıp ifadeler

6:12

Bu seviyedeki otomasyon, astronotların giysi basıncını manuel olarak ayarlama ihtiyacını ortadan kaldırdı,

Kalıp ifadeler

took away the need for astronauts to: astronotların bir şey yapma gereksinimini ortadan kaldırdı

Took away the need for astronauts to manually adjust, otomasyonun bu işlemi gereksiz hâle getirdiği anlamına gelir. Bir kişinin veya nesnenin fiziksel olarak götürüldüğü anlamına gelmez. Yapı take away the need for + kişi veya grup + to + fiil biçimindedir. Bu ifadeden önceki özne genellikle bir gereksinimi ortadan kaldıran değişiklik, araç veya özelliktir.

Alıştırma

Otomasyonun elle yapılan işlemi gereksiz hâle getirdiğini gösteren bu dersteki ifadeyle cümleyi tamamlayın: “The automatic timer ____ users to switch the lights off by hand.”

Cevabı göster

takes away the need for

allowing the designers to get rid of the bulky valves on the outside of the suit.

6:17

ve tasarımcıların giysinin dışındaki hantal valflerden kurtulmasına imkan tanıdı.

Not only did this make the suit much lighter than the space shuttle suit, Dilbilgisi

6:22

Bu sadece giysiyi uzay mekiği giysisinden çok daha hafif yapmakla kalmadı,

but it also made it much easier to put on.

6:26

aynı zamanda giyilmesini de çok daha kolaylaştırdı.

Dilbilgisi

Not only did this make ... but it also made yapısındaki devriklik

Not only ilk yan cümlenin başına geldiğinde güçlü bir vurgu yapar ve özne-yardımcı fiil devrikliği oluşturur: did, this’ten önce gelir; ana fiil make ise yalın hâlde kalır. Bu diziliş soru cümlesine benzer, ancak cümlenin tamamı bildirme cümlesidir. Eşleşen but ... also yapısı, bununla bağlantılı ikinci sonucu verir. Yalnızca ilk yan cümle devriktir; ikinci yan cümle normal özne-fiil sırasını korur: it also made. Bu yapı, bir yararı sunup ardından ikinci bir yararı daha güçlü biçimde eklemeye yarar.

Alıştırma

Cümle başındaki Not only ... but also yapısının gerektirdiği iki dil bilgisi sözcüğünü tamamlayın: Not only ____ the update reduce loading time, ____ it also made the app easier to use.

Cevabı göster

did · but

On the space shuttle suit,

6:28

Uzay mekiği giysisinde,

the helmet,

6:30

kask,

gloves,

6:30

eldivenler,

and headset were all attached separately using bulky metal rings.

6:31

ve kulaklık, hantal metal halkalar kullanılarak ayrı ayrı takılırdı.

On the SpaceX suit,

6:35

SpaceX giysisinde,

the gloves and helmet are already attached,

6:37

eldivenler ve kask zaten birbirine bağlıdır,

and the headset is integrated into the helmet.

6:38

ve kulaklık da kaska entegre edilmiştir.

All of this means that an astronaut can suit up all by themselves in just a few minutes. Notlar

6:41

Tüm bunlar, bir astronotun sadece birkaç dakika içinde tek başına giyinebileceği anlamına gelir.

Dilbilgisi

an astronaut ... all by themselves ifadesinde tekil they

An astronaut dil bilgisi bakımından tekildir, ancak burada cinsiyeti belirtilmeden herhangi bir astronotu ifade eder. Themselves, tekil they’in dönüşlü biçimidir; bu yüzden birden fazla astronota değil, o tek kişiye gönderme yapar. By themselves, “başka bir kişinin yardımı olmadan” anlamına gelir. All bu anlamı güçlendirir: astronot bütün işi tamamen bağımsız biçimde tamamlayabilir. Cinsiyet bilinmediğinde veya önemli olmadığında a/an + kişi ... they/them/their/themselves kalıbı kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi tekil they’in cinsiyet belirtmeyen dönüşlü biçimiyle tamamlayın: A visitor can check in all by ____.

Cevabı göster

themselves

Öbek fiiller

suit up: tüm gerekli ekipmanı giymek

Suit up, belirli bir görev için gereken kıyafet veya ekipmanın tamamını giymek anlamına gelen bir fiil öbeğidir. Burada yalnızca bir kıyafeti giymiş olmak değil, uzay çalışması için gereken hazırlığı tek başına tamamlamak anlatılır. Suit up ifadesini duyduğunuzda, kişinin tamamen donanımlı hâle gelme eyleğine odaklanın. Bu ifade koruyucu ekipman, spor kıyafetleri, üniformalar ve belirli etkinliklere ait başka ekipmanlar için de kullanılabilir.

Alıştırma

Bu cümlede suit up ne anlama geliyor?

  1. Bir görevden sonra ekipmanı çıkarmak
  2. İyi oturan bir takım elbise seçmek
  3. Kıyafetleri daha yeni göstermek
  4. Bir görev için gereken kıyafetleri ve ekipmanı giymek
Cevabı göster

Bir görev için gereken kıyafetleri ve ekipmanı giymek

The space shuttle suit,

6:46

Uzay mekiği giysisi ise,

on the other hand, Anlatım akışı

6:47

diğer yandan,

took more than 20 minutes and required help from several technicians.

6:48

giyinmek 20 dakikadan fazla sürer ve birkaç teknisyenin yardımını gerektirirdi.

Anlatım akışı

on the other hand: karşıt bir noktayı tanıtmak

On the other hand, önceki noktaya karşıt bir görüşü, seçeneği veya sonucu tanıtan bir söylem belirtecidir. Dinleyiciye yeni bilgiyi önceki bilgiyle karşılaştırması gerektiğini bildirir. Burada anlatım, hızlı ve yardım gerektirmeden giyilebilen SpaceX giysisinden, daha uzun süren ve yardım gerektiren uzay mekiği giysisine geçer. Bu ifade karşılaştırmayı düzenler; gerçek bir eli anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümle karşıt bir noktayı tanıtmak için on the other hand kullanıyor?

  1. One route is shorter. As a result, it has more traffic.
  2. One route is shorter. On the other hand, it has more traffic.
  3. One route is shorter. For example, it has more traffic.
  4. One route is shorter. In addition, it has more traffic.
Cevabı göster

One route is shorter. On the other hand, it has more traffic.

The SpaceX astronauts may not need any help in this department, Deyimler

6:53

SpaceX astronotları bu departmanda herhangi bir yardıma ihtiyaç duymayabilir,

but maybe you need help buying Christmas gifts this year.

6:56

ama belki de siz bu yıl Noel hediyeleri almak için yardıma ihtiyaç duyabilirsiniz.

Deyimler

in this department: bu belirli alanda

Burada department, belirli bir yetenek veya ihtiyaç alanını anlatan hafif mizahi bir benzetmedir. In this department, “bu konuda” anlamına gelir ve yardım almadan uzay giysisi giyme işine gönderme yapar; SpaceX’in resmî bir bölümünü anlatmaz. Help fikrinin tekrarlanması yumuşak bir geçiş oluşturur. Astronotların o konuda yardıma ihtiyacı olmayabilir, fakat izleyicinin hediye seçerken yardıma ihtiyacı olabilir. Bu mecazı tanımak hem göndermeyi hem de reklama geçişi takip etmeyi kolaylaştırır.

Alıştırma

Örnekte in this department ne anlama geliyor?

  1. bir devlet dairesinden
  2. SpaceX’in resmî bir bölümünün içinde
  3. az önce sözü edilen belirli görev veya alanda
Cevabı göster

az önce sözü edilen belirli görev veya alanda

You could make your friend or loved one feel really special by making them a lord or lady this Christmas. Dilbilgisi

6:59

Bu Noel'de arkadaşınızı veya sevdiğiniz birini lord veya leydi yaparak gerçekten özel hissetmesini sağlayabilirsiniz.

Dilbilgisi

make your friend or loved one feel really special: arkadaşınızın veya sevdiğiniz birinin kendisini çok özel hissetmesini sağlamak

Burada make, yaratmak değil, bir şeye neden olmak anlamına gelir. Kalıp make + kişi + fiilin yalın hâlidir: your friend or loved one etkilenen kişidir, feel fiilin yalın hâlidir ve really special ortaya çıkan duyguyu anlatır. Etken bir cümlede make sonrasındaki fiilin önüne to getirilmez: make them feel kullanılır, make them to feel kullanılmaz. Bu kalıp, bir eylemin bir kişinin belirli bir şekilde tepki vermesine, düşünmesine, davranmasına veya hissetmesine neden olduğunu gösterir.

Alıştırma

Make, Maya ve feel sözcüklerini doğru ettirgen kalıpta kullanarak cümleyi tamamlayın: The thank-you card will ____ appreciated.

Cevabı göster

make Maya feel

Established Titles is a fun and novel way to preserve the natural woodlands of Scotland while helping global reforestation efforts.

7:06

Established Titles, İskoçya'nın doğal ormanlık alanlarını korurken küresel yeniden ağaçlandırma çabalarına yardımcı olmanın eğlenceli ve yeni bir yoludur.

It's based on a historic Scottish custom, Kalıp ifadeler

7:14

Toprak sahiplerine lord veya leydi olarak hitap edildiği,

where landowners were referred to as lords or ladies. Kalıp ifadeler

7:17

tarihi bir İskoç geleneğine dayanmaktadır.

Kalıp ifadeler

It's based on: kaynak veya temel belirtme

It's based on, ürünü tarihî bir İskoç geleneğiyle ilişkilendirir ve bu geleneği ürünün temeli ya da kaynağı olarak sunar. Yapı, be based on + kaynak, kanıt, fikir, malzeme veya ilke şeklindedir. Bu ifade, bir şeyin neyden geldiğinin söylendiğini veya ne tarafından şekillendirildiğini belirtir. Kaynağın doğru olduğunu ya da herhangi bir hukuki iddianın geçerli olduğunu tek başına kanıtlamaz.

Alıştırma

Cümleyi “kaynağı veya temeli budur” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The game is ____ a traditional board game.

Cevabı göster

based on

Kalıp ifadeler

were referred to as: unvan veya etiketle edilgen adlandırma

Were referred to as, insanların arazi sahipleri için “lords or ladies” unvanlarını kullandığı anlamına gelir. Yapı, be referred to as + ad, unvan, kategori veya etiket şeklindedir. Bu, refer to A as B yapısının edilgen biçimidir. Adlandırmayı yapan kişiler belirtilmez; böylece cümle arazi sahiplerine ve onlar için kullanılan adlara odaklanır.

Alıştırma

Hangi cümle, insanların rota için “the Green Line” adını kullandığı anlamına gelir?

  1. The guide refers to the Green Line.
  2. The Green Line refers to the route.
  3. The route is referred to as the Green Line.
Cevabı göster

The route is referred to as the Green Line.

Title packs give you 1 square foot of land on a private estate in Scotland,

7:20

Unvan paketleri size İskoçya'daki özel bir mülkte 1 metrekarelik bir arazi verir,

with an official certificate and crest that contains your unique plot number.

7:24

bununla birlikte resmi bir sertifika ve benzersiz arsa numaranızı içeren bir arma alırsınız.

With this,

7:28

Bununla,

you can officially add lord or lady onto your name and have it on documents like credit cards,

7:29

adınıza resmi olarak lord veya leydi unvanı ekleyebilir ve bunu kredi kartları,

passports,

7:34

pasaportlar,

and plane tickets.

7:34

ve uçak biletleri gibi belgelerde kullanabilirsiniz.

With every order,

7:36

Verilen her siparişle,

they plant a tree and work with charities like One Tree Planted and Trees for the Future to support global reforestation.

7:36

bir ağaç dikiyorlar ve küresel yeniden ağaçlandırmayı desteklemek için One Tree Planted ve Trees for the Future gibi yardım kuruluşlarıyla birlikte çalışıyorlar.

To get your Christmas gift,

7:43

Noel hediyenizi almak için,

visit establishedtitles.com/primalspace and use the code primalspace to get 10% off. Kalıp ifadeler

7:45

establishedtitles.com/primalspace adresini ziyaret edin ve %10 indirim kazanmak için primalspace kodunu kullanın.

Kalıp ifadeler

get 10% off: %10 indirim almak

Get 10% off, normal fiyatın %10'u kadar indirim almak demektir. Satıcı bu miktarı ilk fiyattan çıkarır; dolayısıyla £100 fiyatlı bir ürün, vergi veya ek ücretlerden önce £90 olur. Yapı get + yüzde oranı + off şeklindedir. İndirim uygulanan şeyi belirtirseniz onu off sözcüğünden sonra koyarsınız: get 10% off your order.

Alıştırma

Bir mağaza normal fiyatı %10 azaltıyor. Eksik sözcükle cümleyi tamamlayın: Members get 10% ____ the regular price.

Cevabı göster

off

The first 200 people to purchase a title pack using the link below will effectively be next to my plot,

7:51

Aşağıdaki bağlantıyı kullanarak bir unvan paketi satın alan ilk 200 kişi, fiilen benim arsamın yanında olacak,

so we will have our own little Primal Space land.

7:56

böylece kendimize ait küçük bir Primal Space arazimiz olacak.

And now,

7:59

Ve şimdi,

for the moment you've all been waiting for. Kalıp ifadeler

8:00

hepinizin beklediği an geldi.

Kalıp ifadeler

the moment you've all been waiting for: hepinizin beklediği an

The moment you've all been waiting for, önemli bir açıklamadan önce kullanılan dramatik bir giriş ifadesidir. Dinleyicilere heyecanla bekledikleri sonucun, ismin veya olayın açıklanmak üzere olduğunu bildirir. You've ... been waiting, present perfect continuous yapısıdır: bekleme daha önce başlamış ve şu ana kadar devam etmiştir. All, dinleyicilerin tamamını kapsar.

Alıştırma

Bir sunucu, 'And now, the moment you've all been waiting for.' diyor. Dinleyiciler sırada ne beklemelidir?

  1. Uzun süredir bekledikleri önemli bir açıklama
  2. Neden hiçbir şey açıklanmayacağına dair bir açıklama
  3. Daha uzun süre beklemeleri için bir istek
Cevabı göster

Uzun süredir bekledikleri önemli bir açıklama

The winner of this awesome space shuttle LEGO set is Sarah Hambrick.

8:02

Bu muhteşem uzay mekiği LEGO setinin kazananı Sarah Hambrick.

Congratulations,

8:06

Tebrikler,

there is now a space shuttle on its way to your house. Kalıp ifadeler

8:07

şu anda evinize doğru yola çıkmış bir uzay mekiği var.

Kalıp ifadeler

on its way to: hedefe doğru çoktan yola çıkmış olmak

Is on its way to, bir şeyin bir hedefe doğru hareket etmeye başladığını veya gönderildiğini ancak henüz ulaşmadığını anlatır. Yalnızca ulaşacağını söylemeye göre hareketin sürmekte olduğunu daha güçlü biçimde hissettirir. Bu cümlede “space shuttle”, gönderilen LEGO setidir ve its bu nesneyi gösterir. İyelik sözcüğünü özneye göre değiştirin: The parcel is on its way; the guests are on their way.

Alıştırma

Paketin gönderildiğini ve okula doğru ilerlediğini gösteren ifadeyle cümleyi tamamlayın: The package is ____ the school now.

Cevabı göster

on its way to

Sorry if you didn't win,

8:10

Kazanamadıysanız üzgünüz,

but don't worry.

8:12

ama endişelenmeyin.

After such a great response on the last video,

8:13

Son videoya gelen harika tepkilerden sonra,

we want to do another giveaway.

8:15

bir çekiliş daha yapmak istiyoruz.

In the next video,

8:17

Bir sonraki videoda,

we'll be giving away this awesome Saturn 5 LEGO set.

8:18

bu muhteşem Saturn 5 LEGO setini hediye edeceğiz.

All you have to do is sign up at the link below and leave a comment about what you're looking forward to most in the world of space flight. Notlar

8:21

Tek yapmanız gereken aşağıdaki bağlantıdan kaydolmak ve uzay uçuşu dünyasında en çok neyi dört gözle beklediğiniz hakkında bir yorum bırakmak.

Dilbilgisi

All you have to do is + fiilin yalın biçimi

All you have to do is, bir sonuca ulaşmak için gereken tüm eylemleri tanıtır. Görevi basit veya sınırlı gösterir: ardından gelen eylemler dışında başka hiçbir şey gerekmez. Günlük İngilizcede is sözcüğünden sonra genellikle to olmadan fiilin yalın biçimi kullanılır: All you have to do is sign up and leave a comment. İfade “hepiniz” anlamına gelmez; all, “gereken her şey” demektir.

Alıştırma

Kimlik göstermeyi gereken tek adım olarak sunan ifadeyle cümleyi tamamlayın: Your library card is ready. To collect it, ____ show your ID at the desk.

Cevabı göster

all you have to do is

Öbek fiiller

sign up: kaydolmak veya kayıt yaptırmak

Sign up, bir hizmete, listeye, etkinliğe veya faaliyete kaydolmak ya da katılmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Bu cümlede izleyici bağlantı üzerinden kaydolur; ifade imza atmak anlamına gelmez. Hangi faaliyetten söz edildiği zaten belliyse sign up tek başına kullanılabilir. Kaydolunan şeyi belirtmek için ardından for kullanılır: sign up for a course, a competition, or updates.

Alıştırma

Cümleyi kaydolmak anlamına gelen iki kelimelik öbek fiille tamamlayın: Use this link to ____ for the school science club.

Cevabı göster

sign up

Öbek fiiller

looking forward to: olumlu beklenti ve -ing yapısı

Look forward to, gelecekte olacak bir şeyi sevinç ve heyecanla beklemek anlamına gelir. what you're looking forward to most yapısında what, beklenen şeyi temsil eder ve yan tümcenin başına gelir; most ise en güçlü beklentiyi yaratan şeyi belirtir. Look forward to içindeki to, mastar işareti değil bir edattır. Ardından isim, zamir veya -ing biçimi gelir: look forward to the trip, it, or meeting everyone.

Alıştırma

Cümleyi look forward to ve visit fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: I'm ____ the new space museum this weekend.

Cevabı göster

looking forward to visiting

We will announce the winner in next month's video.

8:28

Kazananı önümüzdeki ayın videosunda açıklayacağız.

Thank you very much for watching,

8:31

İzlediğiniz için çok teşekkür ederim,

and I'll see you in the next video.

8:32

ve bir sonraki videoda görüşmek üzere.