Kulübe 🧸 | Yepyeni - 3. Sezon | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: Yetişkinler bir odanın daha geniş mi olması, yoksa televizyonun mu büyütülmesi gerektiğini tartışırken Bluey ile Bingo minderleri kullanarak KimJim için gittikçe büyüyen bir oyun evi kurar; oyuncağın değişen ihtiyaçlarına göre yatak odası, oyun odası, banyo ve yemek odası eklerler. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. knocked this wall out, — Phrasal Verbs: knock a wall out ifadesinin duvara yalnızca vurmak değil, duvarı kaldırmak ya da yıkmak anlamına geldiğini anlayacaksınız. Bu fiil-parçacık birleşimini ev yenileme, odaları birbirine açma ve iç mekânın yerleşimini değiştirme hakkındaki konuşmalarda tanıyabileceksiniz. 2. Do you think we should / I think we should. — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Ortak bir karar için karşınızdakinin görüşünü nazikçe sormayı ve aynı kip yapısını tekrar kullanarak doğal biçimde yanıt vermeyi öğreneceksiniz. Bu konuşma kalıbı, emir veriyormuş gibi görünmeden birlikte yapılacak bir etkinlik önermenizi ve açıkça onay belirtmenizi sağlar. 3. me hungry now. — Sözcük Anlamı ve Dil Düzeyi: Bunun eğlenceli, standart dışı bir çocuk söyleyişi olduğunu ve standart biçimin I’m hungry now olacağını fark edeceksiniz. Böylece çocuk karakteri yansıtmak için bilinçli olarak bozulan dili, yetişkin konuşmalarına ve resmî yazılara uygun dil bilgisinden ayırabileceksiniz.
Bu derste
there's no room for KimJim to sleep: KimJim'in uyuması için yer yok
There's no room for someone to do something, birinin bir şeyi yapması için yeterli yer olmadığını belirtir. Burada for KimJim kişiyi, to sleep ise eylemi gösterir. Buradaki room sayılamayan bir isimdir ve binadaki ayrı bir “oda”yı değil, kullanılabilir alanı ifade eder. Aynı yapı, There's no room for us to change the schedule. örneğinde olduğu gibi fırsat veya değişiklik payı olmadığını da anlatabilir.
Alıştırma
“Birinin bir şey yapması için yeterli yer yok” anlamındaki yapıyla cümleyi tamamlayın: There's ____ the dog to lie beside the sofa.
Cevabı göster
no room for
knock this wall out: bu duvarı yıkmak
Knock a wall out, alanı açmak için bir duvarın tamamını veya bir kısmını kaldırmak anlamına gelir. Bu öbek fiilde out, kaldırma sonucunu gösterir; yalnızca duvara vurmak anlamına gelmez. Bu öbek fiil ayrılabilir: knock the wall out ve knock out the wall yapılarının ikisi de mümkündür. Nesne bir zamirse fiil ile parçacığın arasına gelir: knock it out denir, knock out it denmez.
Alıştırma
“Duvarı kaldırdılar” anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: Last week, the crew ____ to create an open-plan office.
Cevabı göster
knocked the wall out
feel so much bigger: feel + sıfat ve so much + karşılaştırma yapısı
Bu cümlede feel + sıfat, “öyle görünmek” veya “öyle bir izlenim vermek” anlamındadır. Bir şeye dokunmayı değil, odanın nasıl algılandığını anlatır. Odanın gerçek yüz ölçümü değişmese bile oda daha büyük hissedilebilir. so much, karşılaştırma biçimi olan bigger’ı güçlendirir ve farkın büyük olduğunu, yani “çok daha büyük” olduğunu gösterir. Birlikte, odanın belirgin biçimde daha geniş algılanacağı anlamını verir.
Alıştırma
feel + sıfat ve so much + karşılaştırma yapısını doğru kullanan cümleyi seçin.
- The hallway feels so much wider now.
- The hallway feels so much more wider now.
- The hallway feels so much wide now.
Cevabı göster
The hallway feels so much wider now.
big enough: sıfat + enough
Sıfat + enough yapısı, bir niteliğin gereken dereceye ulaştığını belirtir. Big enough, “yeterince büyük” demektir. already, bu dereceye artık ulaşılmış olduğu anlamını ekleyerek daha fazla büyütmeye gerek olmadığı yönündeki konuşmacı görüşünü destekler. enough bir sıfatı nitelediğinde sıfattan sonra gelir: big enough. Neyin için yeterli olduğunu söylemek için for + isim; ne yapmaya yeteceğini söylemek için to + fiil eklenir.
Alıştırma
Cümleyi “yeterince ılık” anlamındaki iki kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: The water is ____ for a bath.
Cevabı göster
warm enough
too cramped: kabul edilemeyecek kadar dar ve sıkışık
Cramped, hareket etmeyi rahatsız edecek kadar dar ve sıkışık bir alanı anlatır. too cramped ifadesinde too, derecenin yalnızca yüksek olduğunu değil, kabul edilebilir veya kullanılabilir sınırı aştığını gösterir. too + adjective yapısı çoğu zaman kötü bir sonuca veya sınıra işaret eder. Bu sonuç too cramped for six people ya da too cramped to work in comfortably örneklerindeki gibi açıkça belirtilebilir.
Alıştırma
Bir ekip küçücük bir ofiste rahatça çalışamaz ve taşınmaya karar verir. Sıkışıklığın kabul edilebilir sınırı aştığını en iyi hangi cümle anlatır?
- The office is very cramped, but it still works well for the team.
- The office is spacious enough for the team.
- The office is too cramped for the team, so they are moving.
Cevabı göster
The office is too cramped for the team, so they are moving.
The only thing in this room that needs to be bigger is the TV. Dilbilgisi
0:13Bu odada daha büyük olması gereken tek şey televizyon.
The only thing ... that ... is ...: tek bir öğeyi odağa almak
The only thing ... is ... kalıbı bir öğeyi tek hedef olarak belirler ve onu cümlenin sonunda odaklar. Burada the TV, odada bu değişikliğe ihtiyaç duyan tek eşya olarak sunulur; başka hiçbir şey dahil edilmez. That needs to be bigger, thing sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir. Ana cümle iskeleti The only thing ... is the TV şeklindedir; ilgi cümleciği koşulu verir, is ise odaklanan cevabı tanıtır.
Alıştırma
Pilin değiştirilmesi gereken tek parça olduğunu hangi cümle söyler?
- The battery is one of the things that need to be replaced.
- The battery and the screen both need to be replaced.
- The only thing that needs to be replaced is the battery.
Cevabı göster
The only thing that needs to be replaced is the battery.
What are you talking about? ile doğrudan itiraz
Bu konuşmada What are you talking about? konuşulan konuyu tarafsızca soran bir soru değildir. Önceki söze şaşkınlık ve inanmama duygusuyla tepki verir ve yaklaşık olarak "Bunu nasıl söyleyebilirsin?" anlamına gelir. Aynı sözler başka bir bağlamda gerçek bir soru olabilir. Bu yüzden işlevi anlamak için ses tonu ve sonraki cümle dikkate alınır. Ardından diğer kişinin neden yanıldığını açıklayan bir neden geliyorsa doğrudan bir itiraz görevi görür.
Alıştırma
Birisi bir haftalık projeyi bir saatte bitirmeyi öneriyor. "What are you talking about? That is impossible." yanıtı büyük olasılıkla ne yapıyor?
- Hangi konunun konuşulduğunu tarafsızca sorar.
- Kişiden daha yüksek sesle konuşmasını ister.
- Teklife şaşkınlık ve inanmama duygusuyla itiraz eder.
Cevabı göster
Teklife şaşkınlık ve inanmama duygusuyla itiraz eder.
50 inches is no longer an acceptable size in this day and age. Notlar
0:1950 inç günümüzde artık kabul edilebilir bir boyut değil.
no longer an acceptable size: değişmiş bir geçmiş durum
no longer an acceptable size ifadesinde no longer, bir durumun veya ölçütün daha önce geçerli olduğunu ancak şimdi geçerli olmadığını belirtir. Konuşmacı bu boyutu eskiden kabul edilebilir, şimdi ise kabul edilemez olarak sunar. Be ile kullanıldığında no longer fiilden sonra gelir: is no longer acceptable. Normal bir ana fiille kullanıldığında ise genellikle o fiilden önce gelir: I no longer use it.
Alıştırma
Kartın önceden geçerli olduğunu ancak şimdi geçerli olmadığını anlatmak için cümleyi no longer yapısıyla tamamlayın: Under the new rules, this old pass is ____.
Cevabı göster
no longer valid
in this day and age: günümüz standartlarına göre
Bu cümlede in this day and age, “günümüzde” veya “bugünün standartlarına göre” anlamına gelir. Age burada bir kişinin yaşını değil, bir dönemi ifade eder. Bu ifade, günümüzün beklentilerini temel alan bir değerlendirme sunar. Çoğu zaman bir şeyin bugün insanların beklentilerine kıyasla eski, şaşırtıcı veya kabul edilemez göründüğünü belirtir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki “modern standartlara göre” anlamına gelen beş sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: It is shocking that many homes still lack clean water ____.
Cevabı göster
in this day and age
can hardly see: neredeyse görememek
Hardly, “neredeyse hiç” anlamına gelen bir zarftır. Can hardly see içinde can see ifadesini sınırlar; böylece konuşan kişinin çok az görebildiğini veya olanları net biçimde seçemediğini anlatır. Aynı yapı başka eylemlerle de kullanılır: can hardly hear ve could hardly move, eylemin veya becerinin ancak güçlükle mümkün olduğunu belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle, sis yüzünden yolu görmenin neredeyse imkânsız olduğunu ifade eder?
- The fog is so thick that I can hardly see the road.
- The fog is so thick that I can clearly see the road.
- The fog is so thick that I try hard to see the road.
Cevabı göster
The fog is so thick that I can hardly see the road.
what's going on: ne olduğunu sormak
What's going on, “ne oluyor” veya “şu anki durum ne” anlamına gelir. Buradaki go on, “olmak” ya da “gerçekleşmek” anlamındaki bir öbek fiildir; fiziksel hareket anlatmaz. I can hardly see what's going on cümlesinde what's going on, see fiilinin nesnesidir ve konuşanın net göremediği şeyi belirtir. What's going on? biçiminde tek başına bir soru olarak da kullanılıp mevcut durum sorulabilir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki “ne oluyor” anlamına gelen kısaltmalı üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: I heard shouting outside, but I don't know ____.
Cevabı göster
what's going on
righto: Britanya ve Avustralya İngilizcesinde samimi bir “tamam”
Righto; “tamam”, “peki” veya “anlaşıldı” anlamına gelen, tek başına kullanılabilen samimi bir sözlü yanıttır. Oh, yeah, righto ifadesinde konuşan kişi durumu hatırlar ve righto diyerek bunu kabul edip devam eder. “Doğru” anlamındaki right sıfatı değildir. Righto kalıplaşmış bir yanıt olarak anlaşılmalıdır.
Alıştırma
Hangi cümlede righto doğal biçimde kullanılmıştır?
- Righto, I'll meet you by the gate at six.
- She bought a righto at the market.
- The answer is very righto.
Cevabı göster
Righto, I'll meet you by the gate at six.
Çocukların oyun sığınağı anlamında Cubby
Bu bölümün adında Cubby, çocukların yaptığı ya da kullandığı küçük bir oyun barınağı veya saklanma yeri anlamına gelir. Avustralya'da aile ortamında kullanılan İngilizcede cubby ve cubby house bu tür bir oyun alanını adlandırabilir. Başlık, çocukların alanlar kurduğu oyuna işaret eder. Burada cubby'nin asıl anlamı, diğer yaygın anlamı olan eşya koymak için küçük göz değildir.
Alıştırma
Bölümün adında Cubby büyük olasılıkla neyi ifade ediyor?
- Eşya saklamak için kullanılan küçük bir bölmeyi.
- Çocukların oynadığı küçük bir oyun barınağını veya saklanma yerini.
- Yetişkinlerin toplantı yaptığı resmî bir odayı.
Cevabı göster
Çocukların oynadığı küçük bir oyun barınağını veya saklanma yerini.
Bir şeyi verirken veya sunarken Here you are
Here you are, birine bir şey verirken veya onun için hazırlanmış bir şeyi gösterirken kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Duruma göre “buyurun”, “işte burada” veya “hazır” anlamına gelebilir. Bu cümlede konuşan kişi, KimJim'e hazırlanmış bir alanı gösteriyor. İfade yalnızca KimJim'in nerede bulunduğunu söylemiyor.
Alıştırma
Bir kütüphane görevlisi yeni basılmış bir kartı ziyaretçiye veriyor. Söylenebilecek en doğal cümle hangisidir?
- Here you are—your new library card.
- You are here, beside the information desk.
- Here we are—we've finally arrived at the museum.
Cevabı göster
Here you are—your new library card.
Do you think we should build a playroom here for KimJim? Ton ve niyet
0:54Sence buraya KimJim için bir oyun odası yapmalı mıyız?
Do you think we should ...? ve I think we should.: fikir sormak ve öneriye katılmak
Do you think we should ...? birlikte yapılabilecek bir eylem hakkında diğer kişinin fikrini sorar. Öneriyi bir emir olarak sunmak yerine tartışmaya açık hâle getirir. I think we should ifadesinde, should sonrasındaki eylem daha önce söylendiği için atılır. Bu kısa cevap, önerilen eylemin iyi bir fikir olduğuna katılmayı ifade eder.
Alıştırma
Hangi konuşma ortak bir plan hakkında diğer kişinin fikrini doğal biçimde sorup ardından öneriye katılıyor?
- Do you think we should book a table? Yes, I think we should.
- You must book a table now. Yes, I understand.
- Do you know whether they booked a table? Yes, I think they did.
Cevabı göster
Do you think we should book a table? Yes, I think we should.
in the way: hareketi veya bir etkinliği engellemek
Be in the way, hareketi engelleyen veya bir işi zorlaştıran bir konumda olmak demektir. Bu cümlede baba, diğerlerinin ihtiyaç duyduğu alanı kaplıyor. Bu ifade Fear got in the way of my decision örneğindeki gibi fiziksel olmayan bir engeli de anlatabilir. Kelimesi kelimesine bir yolun içinde olmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle sırt çantasının geçişi zorlaştırdığını söylüyor?
- Please move the backpack; it's in the way.
- The backpack is on its way to the campsite.
- The backpack is beside the doorway.
Cevabı göster
Please move the backpack; it's in the way.
Can't you build around me?: rahatsızlık içeren bir öneri
Buradaki can't you ...?, yapabilme becerisi hakkında tarafsız bir soru değildir. Biraz rahatsızlıkla bir öneri ya da istekte ısrar etmek için kullanılan olumsuz bir sorudur: konuşan kişi, diğerlerinin onu yerinden kaldırmadan inşa etmeye devam etmesini ister. Build around me, konuşanı olduğu yerde bırakarak yapılan şeyi onun çevresindeki alana kurmak demektir. Olumsuz soru, konuşanın bu çözümü açık ya da mümkün gördüğünü ima eder; bu yüzden Can you ...? sorusuna göre dinleyici üzerinde daha fazla baskı yaratır.
Alıştırma
Konuşan kişi Can't you build around me? diyerek ne yapıyor?
- Diğerlerinin herhangi bir şey inşa etmeyi bilip bilmediğini tarafsızca kontrol etmek.
- Diğerlerine inşa etmeyi bırakma izni vermek.
- Şikâyet ederken diğerlerinin onu yerinden oynatmadan etrafına inşa etmesini önermek.
Cevabı göster
Şikâyet ederken diğerlerinin onu yerinden oynatmadan etrafına inşa etmesini önermek.
the cricket: bağlamdan bilinen bir kriket maçı veya yayını
Burada cricket sporun adıdır; the cricket ise konuşanların bağlamdan belirleyebildiği belirli kriket maçını veya yayınını ifade eder. Böcek olan cırcır böceğini anlatmaz. Gündelik Britanya ve Avustralya İngilizcesinde, hangi etkinliğin kastedildiği zaten biliniyorsa watch the cricket, watch the cricket match ya da o maçın yayınını izlemek anlamında doğal bir ifadedir. The, genel olarak sporu adlandırmak yerine paylaşılan ve belirli bir gönderim oluşturur.
Alıştırma
I'm trying to watch the cricket cümlesinde the cricket ne anlama gelir?
- Bağlamdan bilinen kriket maçı veya yayını
- Genel olarak kriket oynama becerisi
- Televizyonun yakınındaki bir cırcır böceği
Cevabı göster
Bağlamdan bilinen kriket maçı veya yayını
that settles that, then: mesele karara bağlandı
That settles that, bir sonuç ya da kararın meseleyi çözdüğünü ve artık tartışılacak bir şey kalmadığını belirten kalıplaşmış bir ifadedir. Burada settles, “yerleşir” değil, “karara bağlar veya çözer” anlamındadır. Cümle sonundaki then, bu sözün az önce olanlardan çıkarılan sonuç olduğunu gösterir: “öyleyse mesele karara bağlandı.”
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: The final safety test passed, so ____.
Cevabı göster
that settles that
Can we have ...?: almak veya kullanmak için bir şey istemek
Can we have ...?, birinden konuşanlara bir şey vermesini veya onu kullanmalarına izin vermesini istemenin yaygın bir yoludur. Burada have, mutlaka “kalıcı olarak sahip olmak” değil, “almak veya kullanmak” anlamındadır. Nesnenin elde tutulacağı, bir süre kullanılacağı ya da Can we have some water? örneğindeki gibi sadece sunulacağı duruma göre anlaşılır.
Alıştırma
Cümleyi hedef rica yapısıyla tamamlayın: ____ two extra chairs, please?
Cevabı göster
Can we have
can be a bath: mümkün bir rolü veya kullanımı anlatmak
Bu cümlede can be a bath, “küvet olarak kullanılabilir” anlamına gelir. Nesne gerçekten bir küvete dönüşmez; hayalî bir oyunda bu rolü üstlenir. Belirli bir durumda mümkün olan bir rolü veya kullanım amacını anlatmak için özne + can be + isim yapısını kullanın.
Alıştırma
Mümkün bir rolü anlatan iki sözcüklü yapıyla cümleyi tamamlayın: This box ____ a table for our game.
Cevabı göster
can be
Let's build...: birlikte hareket etmeyi önermek
Let's + fiilin yalın hâli, konuşan kişiyle dinleyenin birlikte bir şey yapmasını önerir. Buradaki Let's build, herkesi katılmaya davet eder; dinleyene tek başına inşa etmesini söyleyen bir emir değildir. Let's, let us ifadesinin kısaltmasıdır; ancak günlük konuşmada bu yapı genellikle birlikte hareket etmek için samimi bir öneri işlevi görür.
Alıştırma
Ortak bir eylem önermek için Let's + fiil yapısıyla cümleyi tamamlayın: ____ a paper tower.
Cevabı göster
Let's build
“5 and 1/2 meters” ifadesini “five and a half meters” diye okumak
Yazılı “5 and 1/2 meters” ölçüsü genellikle “five and a half meters” diye söylenir. Burada 1/2, rakamlar veya eğik çizgi ayrı ayrı okunmadan “a half” diye okunur. “Tam sayı + and a half + çoğul birim” kalıbını kullanın; örneğin “two and a half hours”. Toplam miktar birden büyük olduğu için birim çoğuldur.
Alıştırma
Cümleyi 5 and 1/2 meters ifadesinin doğal söylenişiyle tamamlayın: The rope is ____ long.
Cevabı göster
five and a half meters
Bir güvenlik uyarısı olarak “mind the towel cupboard”
“mind the towel cupboard” ifadesinde mind, “dikkat et” veya “sakın” anlamına gelen bir emir fiilidir. Havlu dolabı, dinleyenin çarpabileceği engeldir; mind burada “rahatsız olmak” anlamına gelmez. Kullanılabilir kalıp Mind + tehlike şeklindedir; örneğin “Mind the step.”. Mind your + vücut bölümü de yaygındır; örneğin “Mind your head.”.
Alıştırma
Hangi cümlede mind anlık bir güvenlik uyarısı olarak kullanılmıştır?
- Mind the low doorway.
- Do you mind the music?
- I changed my mind.
Cevabı göster
Mind the low doorway.
me hungry now: çocukça ve standart dışı konuşma
Bu replikte me hungry now, I'm hungry now. anlamına gelir. İfade kasıtlı olarak çocukçadır: standart dilbilgisinde özne I gereken yerde nesne zamiri me kullanılır ve be fiilinin am biçimi eksiktir. Bu biçim, çok küçük bir karakterin nasıl konuştuğunu gösterir. Bunu standart İngilizcede örnek alınacak bir kalıp olarak değil, karakterin konuşma tarzı olarak anlayın.
Alıştırma
Yargı: Sıradan bir iş yeri konuşmasında bir yetişkin, aç olduğunu standart biçimde söylemek için Me hungry now. kullanabilir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
Finished eating: konuşmada eksiltili anlatım
Finished eating, konuşmada kullanılan eksiltili bir bildirimdir. Burada en yakın tam biçim I've finished eating cümlesidir: konuşanın kim olduğu ve henüz tamamlanan eylem belli olduğu için özne I ile yardımcı fiil have söylenmez. Bu tür eksilti ortak bağlama dayanır. Cümlenin tek başına durması veya dilbilgisi açısından tam olması gerektiğinde özneyi ve yardımcı fiili geri ekleyin.
Alıştırma
Bu bağlamda Finished eating. ifadesinin anlamını en iyi veren tam ve standart cümle hangisidir?
- I've finished eating.
- I finish eating.
- I'm finishing eating.
Cevabı göster
I've finished eating.
Övgü ifadesi olarak “Well done.”
“Well done.”, bir şeyi başarıyla yapan veya bir görevi tamamlayan kişiyi övmek için kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Burada konuşan kişi, akşam yemeğini bitirdiği için karşısındakini övüyor. Bu iki kelimeyi tek bir onay mesajı olarak düşünün: done burada yalnızca bir şeyin bittiğini bildirmez. İfade, “Good job!” gibi tek başına bir cümle olarak kullanılabilir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız zor bir yapbozu tek başına tamamlıyor. Onu övmek için en doğal karşılık hangisidir?
- Well done!
- I don't mind.
- Be careful!
Cevabı göster
Well done!