Ejderha ✏️ | Yepyeni - 3. Sezon | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
236 kelime 157 kel/dk

Video özeti: Bir grup arkadaş, saklanan ejderhayı bulmak için eğlenceli bir macerayı hem canlandırır hem de çizer. Doğaçlama hikâye, Humpty Dumpty’nin ejderha sanılmasından ormana ve konuşan bir ağaca ilerler; ağacın işe yaramayan cevabı da grubun geceyi orada kamp yaparak geçirmesine yol açar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Once upon a time, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bu ifadenin tamamını, sıradan bir zaman zarfı gibi kelime kelime yorumlamak yerine, dinleyiciye bir masalın veya hayalî maceranın başladığını hemen bildiren kalıplaşmış bir hikâye açılışı olarak tanıyın. 2. tell us where the dragon is. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Wh- yan cümlesinin tell us sonrasında istenen bilginin içeriğini verdiğini anlayın; birinden konum bildirmesini isterken dolaylı soruda where is the dragon değil, bildirme cümlesi dizilişiyle where the dragon is kullanın. 3. Say hello to my little friend. — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Bu ünlü popüler kültür repliğini teatral bir tehdit alıntısı olarak tanıyın. Çocukların hayalî oyununda kullanıldığında abartılı ve komik duyulur; bu nedenle yalnızca birine arkadaşıyla selamlaşmasını söyleyen gerçek anlamlı bir ifade değildir.

Bu derste

Once upon a time, Anlatım akışı

0:00

Bir varmış, bir yokmuş,

Anlatım akışı

Hikâye başlangıcı olarak Once upon a time

Once upon a time, masalların ve geleneksel hikâyelerin başında kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Burada belirli bir tarih ya da saati göstermez; genellikle hayalî bir hikâyenin başladığını bildirir. once, upon ve time sözcüklerini ayrı ayrı yorumlamak yerine, ifadenin tamamını tek bir hikâye başlangıcı işareti olarak anlayın.

Alıştırma

Bu geleneksel masal başlangıcını öğrendiğiniz dört sözcüklü kalıpla tamamlayın: ____, a tiny fox lived beside a river.

Cevabı göster

Once upon a time

some friends all set off to find a dragon. Öbek fiiller

0:01

bazı arkadaşlar bir ejderhayı bulmak için yola çıkmışlar.

Öbek fiiller

“Yolculuğa başlamak” anlamındaki set off

Bu cümlede set off, “bir yerden ayrılıp yolculuğa başlamak” anlamındadır. Yolculuk yapanlar arkadaşlardır; herhangi bir nesne etkinleştirilmiyor. Birinin nereye gittiğini belirtmek için set off for + varış yeri, amacı belirtmek için set off to + fiilin yalın hâli kullanılır. Burada to find a dragon, yolculuğa neden başladıklarını anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede set off, “yolculuğa başlamak” anlamında kullanılmıştır?

  1. We put off the coastal trip until Friday.
  2. We set off for the coast before sunrise.
  3. The burnt toast set off the smoke alarm.
Cevabı göster

We set off for the coast before sunrise.

Oh man, Ton ve niyet

0:03

Aman dostum,

Ton ve niyet

Oh man: duyguyu belirten samimi bir ünlem

Bu replikte Oh man, konuşmacının düşüncesinin geri kalanını söylemeden önce duygusal tepkisini gösteren samimi bir ünlemdir. Ses tonuna ve ardından gelen sözlere göre hayal kırıklığı, bıkkınlık, şaşkınlık veya bunalmışlık ifade edebilir. Buradaki man, ünlemin tamamının bir parçasıdır; gerçek anlamda bir erkeği tanımlamaz veya ona seslenmez. İfadeyi bir isim öbeği olarak değil, duygu işareti olarak anlamak gerekir.

Alıştırma

“Oh man, I left my lunch at home,” cümlesinde Oh man ne işe yarar?

  1. Bir erkeği yemeği taşımaya çağırır.
  2. Yemeğin bir erkeğe ait olduğunu belirtir.
  3. Konuşmacının bıkkınlığını ifade eder.
Cevabı göster

Konuşmacının bıkkınlığını ifade eder.

these furry jocks are itchy. Kelime

0:04

bu tüylü donlar çok kaşındırıyor.

Kelime

furry jocks: Avustralya gündelik İngilizcesinde külot

Bu replikte jocks, Avustralya gündelik İngilizcesinde külot anlamına gelir; furry ise yüzeylerinin tüylü veya kürke benzer olduğunu anlatır. Bu nedenle furry jocks, tüylü külotları veya benzer bir kostüm giysisini ifade eder. Itchy, bunları giymenin cildi tahriş edip kaşındırdığını belirtir. Bölgesel anlam burada çok önemlidir. Amerikan İngilizcesinin birçok kullanımında jocks genellikle sporcuları veya sporla güçlü biçimde ilişkilendirilen erkek çocukları ve erkekleri ifade eder. Ancak bu yorum, tüylü ve kaşındıran bir giysi bağlamına uymaz.

Alıştırma

Avustralya gündelik İngilizcesinde “I packed two pairs of jocks for the trip” cümlesindeki jocks ne anlama gelir?

  1. Külot
  2. Sporcular
  3. Spor ayakkabıları
Cevabı göster

Külot

When suddenly, Anlatım akışı

0:06

Derken aniden,

Anlatım akışı

When suddenly, ile gerilimli bir hikâye geçişi

"When suddenly," hikâyede bir geçiş işareti olarak kullanılır. when sürmekte olan bir eyleme veya duruma geri bağlanırken suddenly beklenmedik bir olayın bunu kesmek üzere olduğunu gösterir. Burada konuşmacı bu işaretten sonra bilerek durur. Tamamlanmamış parça ve duraklama merak yaratır; tam bir cümlede ise bunun ardından normalde doğrudan beklenmedik olay gelir.

Alıştırma

Hangi cümle, sürmekte olan bir durumu beklenmedik bir olayla kesmek için when suddenly kullanıyor?

  1. Because the screen was dark, we stopped following the map.
  2. We were following the map when suddenly the screen went dark.
  3. When we checked the screen, the map was already open.
Cevabı göster

We were following the map when suddenly the screen went dark.

Whoa,

0:08

Vay canına,

it's one of those dudes.

0:09

bu o adamlardan biri.

Don't you know what it is? Ton ve niyet

0:12

Ne olduğunu bilmiyor musun?

Ton ve niyet

Don't you know...?: bilgi beklentisi taşıyan bir soru

"Don't you know what it is?" cümlesindeki olumsuz soru, dinleyicinin bilip bilmediğini sormaktan fazlasını yapar. Konuşmacının, dinleyicinin bunu zaten bilmesini beklediğini gösterir. Ses tonuna göre şaşkınlık, ısrarlı bir hatırlatma veya hafif bir meydan okuma ifade edebilir; kabaca “Nasıl bilmezsin?” anlamına yaklaşır. Bu tutum yalnızca sorulan bilgiden değil, olumsuz soru biçiminden gelir.

Alıştırma

Hangi cümle, konuşmacının dinleyicinin bunu zaten bilmesini beklediğini gösterir?

  1. Could you tell me when the shop closes?
  2. Don't you know the shop closes at six?
  3. Do you know what time the shop closes?
Cevabı göster

Don't you know the shop closes at six?

Yeah,

0:14

Biliyorum,

it's um

0:14

o hımm

Humpty Dumpty? Kültür

0:16

Humpty Dumpty mi?

Kültür

Yumurta biçiminde bir tekerleme karakteri olarak Humpty Dumpty

Humpty Dumpty, İngilizce bir çocuk tekerlemesinin tanınmış karakteridir. Tekerleme onun bir duvardan düştüğünü söyler; sonraki dönemlere ait resimlerde ise geleneksel olarak insan özellikleri taşıyan bir yumurta şeklinde tasvir edilir. Buradaki “Humpty Dumpty?” sıradan bir kişinin adı değil, bu tekerleme karakterine yapılan bir göndermedir. Yumurta biçimindeki görüntüsü, yumurta sarısı veya çırpılmış yumurta hakkındaki şakaların anlaşılması için gereken arka planı sağlar.

Alıştırma

Humpty Dumpty’ye yapılan bir göndermenin yumurta sarısı veya çırpılmış yumurta şakalarına yol açabilmesini en iyi hangi bilgi açıklar?

  1. Geleneksel olarak yumurta biçiminde bir karakter olarak resmedilir.
  2. Bir orman efsanesindeki ejderhadır.
  3. Bir kahvaltı restoranının adıdır.
Cevabı göster

Geleneksel olarak yumurta biçiminde bir karakter olarak resmedilir.

No,

0:18

Hayır,

it's a dragon.

0:18

o bir ejderha.

Already? Ton ve niyet

0:20

Şimdiden mi?

Ton ve niyet

“Bu kadar çabuk mu?” anlamında Already?

“Already?” tek başına kullanıldığında, sorunun geri kalanı önceki cümleden anlaşılır. “Has that happened already?” ya da “Is it that time already?” anlamına gelebilir. Already, konuşanın tepkisini de ekler: olay beklenenden daha erken veya daha hızlı gerçekleşmiş görünür. Bu nedenle cevap, zaman hakkında tarafsız bir soru değil, “Bu kadar çabuk mu?” anlamını taşır.

Alıştırma

Bir arkadaşınız “I’ve finished the whole project.” diyor. Projeyi şaşırtıcı derecede hızlı bitirdiğini düşünüyorsunuz. Bu tepkiyi en iyi hangi kısa cevap ifade eder?

  1. Already?
  2. Yet?
  3. Really?
Cevabı göster

Already?

Um no,

0:21

Hımm hayır,

it's not the dragon.

0:22

o ejderha değil.

It's Humpty Dumpty.

0:23

O Humpty Dumpty.

Are you sure Bluey?

0:24

Emin misin Bluey?

Yes,

0:26

Evet,

the dragon's hiding somewhere else. Kalıp ifadeler

0:27

ejderha başka bir yerde saklanıyor.

Kalıp ifadeler

somewhere else: belirtilmemiş başka bir yer

Somewhere else, “belirtilmemiş başka bir yerde” anlamına gelir. Somewhere tam yerin bilinmediğini gösterir; else ise şu anda düşünülen yeri dışarıda bırakır. Burada somewhere else ifadesini bir bütün olarak anlayın. Bu ifadede else, “aksi takdirde” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “belirtilmemiş başka bir yerde” anlamındaki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The toy isn't under the bed, so it must be ____.

Cevabı göster

somewhere else

Well,

0:29

Şey,

that's good.

0:29

bu iyi.

Humpty Dumpty's friendly.

0:30

Humpty Dumpty dost canlısıdır.

No,

0:32

Hayır,

he isn't.

0:32

değildir.

Get him! Ton ve niyet

0:33

Yakalayın onu!

Ton ve niyet

Get him!: takip etme veya yakalama emri

Bu kovalamaca sahnesinde Get him!, “Onu yakalayın!” veya “Peşinden gidin!” anlamına gelir. Buradaki get bir eylem bildirir: bir şeyi almak veya birini anlamak değil, kişiye yetişip onu kontrol altına almak. Bu, öznesi you söylenmeyen bir emir cümlesidir. Eğlenceli bir kovalamacadan birini yakalama ya da ona saldırma emrine kadar farklı güçlerde olabilir; bu nedenle durum önemlidir.

Alıştırma

Bir yakalamaca oyununda oyunculardan biri kaçıyor. Takım arkadaşınıza onu yakalamasını en doğal biçimde söyleyen emir hangisidir?

  1. Meet him!
  2. Ask him!
  3. Get him!
Cevabı göster

Get him!

It's all yolky! Kelime

0:36

Her taraf yumurta sarısı oldu!

Kelime

all yolky!: bir şeyin yumurta sarısıyla kaplı olduğunu anlatan günlük sıfat

Yolky, yolk («yumurta sarısı») kelimesine -y sıfat ekinin getirilmesiyle oluşturulmuş, oyunlu bir sıfattır. «Yumurta sarısıyla kaplı», «yumurta sarısı içeren» veya yumurta sarısına benzeyen anlamlarına gelir. “It's all yolky!” cümlesinde all, görülen genel durumun tamamını vurgular; «bütün yumurta sarıları» anlamına gelmez. Humpty Dumpty gibi yumurtayla ilgili bir bağlamda, anlamı kolayca tahmin edilen ama yaygın olmayan bu türetme ayrıca komik bir etki yaratır. Bu yapı kelimeyi anlamaya yardımcı olur, ancak yolky resmî dilde kullanılan yaygın bir sıfat değildir.

Alıştırma

İki el de yumurta sarısıyla kaplıysa, özgün ifadenin şakacı tonunu en iyi koruyan cümleyi seçin.

  1. My hands have all yolks!
  2. My hands are all yolk!
  3. My hands are all yolky!
Cevabı göster

My hands are all yolky!

Bluey,

0:38

Bluey,

imagine me a jump. Kelime

0:38

beni zıplarken çiz.

Kelime

imagine me a jump: çocukça ve standart olmayan bir ifade

Bu çocukça hayal oyununda konuşan kişi, karşısındaki kişiden kendisinin zıpladığı bir sahneyi hayal etmesini veya böyle bir resim oluşturmasını istiyor; muhtemelen çizilmiş bir hikâyeye devam ediliyor. Bu kullanım kısaltılmış ve oyunbazdır; standart bir İngilizce yapısı değildir. Standart İngilizcede birinin bir eylemi yaptığını hayal etmek için genellikle imagine + nesne + -ing kullanılır; örneğin “Imagine me jumping”. Resim çizilmesini istemek için doğal ifade “Draw me jumping” olur. imagine me a + isim yapısını genel bir kalıp olarak kullanmayın.

Alıştırma

“Beni zıplarken hayal et” demek istiyorsanız standart İngilizce cümleyi seçin.

  1. Imagine me a jump.
  2. Draw me jumping.
  3. Imagine me jumping.
Cevabı göster

Imagine me jumping.

Okay.

0:40

Tamam.

Who wants scrambled eggs? Kültür

0:46

Kim çırpılmış yumurta ister?

Kültür

scrambled eggs: Humpty Dumpty hakkında bir şaka

Scrambled eggs ifadesi normalde yumurtaların çırpılıp pişerken karıştırılmasıyla yapılan bir yemeğin adıdır. Bu sahnedeki yakın ifadeler Humpty Dumpty'yi yumurta sarısı ve kırılmakla ilişkilendirir. Humpty Dumpty geleneksel olarak yumurta biçiminde resmedildiği için yemek adı, ciddi bir kahvaltı sorusu değil, karakterle ilgili takılmalı bir şaka hâline gelir.

Alıştırma

Bu sahnede "Who wants scrambled eggs?" neden bir şakadır?

  1. Herkes gerçekten kahvaltı sipariş etmek için durmuştur.
  2. Humpty Dumpty yumurta biçiminde resmedildiği için yemek ifadesi bir şakaya dönüşür.
  3. Çırpılmış yumurta ejderhalara özel bir yemektir.
Cevabı göster

Humpty Dumpty yumurta biçiminde resmedildiği için yemek ifadesi bir şakaya dönüşür.

So,

0:49

Ve böylece,

the friends kept walking. Dilbilgisi

0:50

arkadaşlar yürümeye devam etmişler.

Dilbilgisi

kept walking: devamlılık bildiren keep + fiil-ing

Kept walking, keep + fiil-ing yapısının geçmiş zaman biçimidir. Bu yapıda keep, devam etmek anlamına gelir; yani arkadaşlar yürümeyi bırakmamıştır. Anlatmak istediğiniz zamana göre keep biçimini değiştirin, ancak devam eden eylem için -ing biçimini kullanın: şimdiki zamanda keep walking, geçmiş zamanda kept walking. Burada keep, bir şeyi saklamak veya muhafaza etmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi keep fiilinin geçmiş biçimi ve walk ile tamamlayın: Even after it started raining, they ____ toward the station.

Cevabı göster

kept walking

Maybe I should be shampooing these things. Dilbilgisi

0:51

Belki de bunları şampuanlamam gerekiyor.

Dilbilgisi

Maybe I should be shampooing: şu anda yapılması gereken şey üzerine tereddütlü bir düşünce

Maybe I should be shampooing... ifadesinde maybe düşüncenin kesinliğini azaltırken should be + fiil-ing beklenen eylemi şu anda sürüyor olması gereken bir eylem olarak sunar. Konuşan kişi, o anda şampuanla yıkamanın yapması gereken şey olup olmadığını düşünür. Bu yapı çoğu zaman kişinin kendisine verdiği tereddütlü bir hatırlatma ya da hafif mizahi bir yakınma gibi duyulur. Doğrudan I should... demekten daha az kesindir ve mevcut yaptığınız şeyin doğru olup olmadığını aniden sorguladığınızda kullanılabilir.

Alıştırma

Planlanmış bir ders çoktan başladı, ancak siz telefonunuza bakıyorsunuz. Şu anda ne yapıyor olmanız gerektiğini tereddütle fark etmeyi en iyi hangi cümle ifade eder?

  1. Maybe I should be listening to the lesson.
  2. Maybe I should listen to the lesson tomorrow.
  3. Maybe I listened to the lesson.
Cevabı göster

Maybe I should be listening to the lesson.

And then they got to a forest. Kalıp ifadeler

0:54

Ve sonra bir ormana gelmişler.

Kalıp ifadeler

got to a forest: varmak anlamında get to + yer

Got to, get to ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Get to ifadesinden sonra bir yer geldiğinde o yere varmak anlamına gelir; bu nedenle got to a forest hikâyeyi yeni bir konuma taşır. Önemli ipucu, to sözcüğünden sonraki isim öbeğidir: a forest bir varış yeridir. Bu kullanım, get to + fiilin yalın hâlinden farklıdır; bu ikinci yapıda get to genellikle bir şeyi yapma fırsatına veya iznine sahip olmak anlamına gelir.

Alıştırma

Varmak anlamındaki get to ifadesinin geçmiş zamanını kullanarak cümleyi tamamlayın: After two hours of walking, we ____ the campsite.

Cevabı göster

got to

Can you draw a forest, Mum? Ton ve niyet

0:56

Bir orman çizebilir misin, Anne?

Ton ve niyet

İstek bildiren Can you draw...

Burada Can you draw a forest? biçim olarak yetenek hakkında bir sorudur, ancak işlevi bir istekte bulunmaktır. Çocuk annesinin orman çizip çizemediğini öğrenmekten çok, ondan bir orman çizmesini istiyor. Birinden bir şey yapmasını istemek için Can you + fiilin yalın hâli...? yapısını kullanabilirsiniz. can sözcüğünün yetenek mi sorduğunu yoksa istek mi bildirdiğini bağlam gösterir.

Alıştırma

Bir arkadaşınızdan harita çizerek yardım etmesini istiyorsunuz. Bu isteği hangi cümle ifade eder?

  1. Can you see the map on the wall?
  2. Can you remember who drew the map?
  3. Can you draw a map for me?
Cevabı göster

Can you draw a map for me?

Okay.

0:58

Tamam.

Will the dragon be in it,

0:59

Ejderha içinde olacak mı,

do you think? Ton ve niyet

1:00

sence?

Ton ve niyet

Görüş sormak için cümle sonunda do you think?

Cümle sonundaki do you think? kendinden önceki sorunun tamamına gönderme yapar. “Senin görüşün ne?” anlamına gelir ve dinleyiciden bir tahminde bulunmasını ister; düşünüp düşünmediğini soran ayrı bir soru değildir. İlk bölüm normal bir doğrudan soru olarak kalır: Will the dragon be in it...? Sona do you think eklemek, cümleyi kesin bir bilgi talebinden çok tahmin etmeye veya görüş paylaşmaya yönelik bir davet gibi gösterir.

Alıştırma

Dinleyicinin görüşünü soran hedef cümle sonu ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Will our team win, ____?

Cevabı göster

do you think

Um no,

1:01

Hımm hayır,

not yet. Kalıp ifadeler

1:01

henüz değil.

Kalıp ifadeler

not yet: şu ana kadar henüz değil

Not yet, beklenen veya gerçekleşmesi mümkün olan bir şeyin şu ana kadar gerçekleşmediğini belirtir. Bu yanıtta cevap şu an için olumsuzdur, ancak durum daha sonra değişebilir. İlerlemeyi veya zamanlamayı belirtmek istediğinizde yalnızca no demekten daha kesindir.

Alıştırma

“Şu ana kadar değil” anlamındaki iki kelimelik İngilizce ifadeyle yanıtı tamamlayın: Has the package arrived? No, ____.

Cevabı göster

not yet

Wow,

1:02

Vay canına,

this dragon's hard to find. Dilbilgisi

1:03

bu ejderhayı bulmak ne kadar zor.

Dilbilgisi

hard to find: özne + be + hard to + fiilin yalın hâli

Burada hard to find, birinin söz konusu şeyi bulmasının zor olduğu anlamına gelir. Dragon's, dragon is demektir; böylece yapı subject + be + hard to + fiilin yalın hâli olur. This dragon öznesi aynı zamanda find fiilinin anlamca nesnesidir. Find fiilinden sonra it eklemeyin: This dragon is hard to find it ifadesinde nesne tekrarlanır.

Alıştırma

Subject + be + hard to + fiilin yalın hâli yapısını doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. This password is hard to remember.
  2. This password is hard to remembering.
  3. This password is hard to remember it.
Cevabı göster

This password is hard to remember.

Let's ask the wise old talking tree. Notlar

1:05

Yaşlı ve bilge konuşan ağaca soralım.

Ton ve niyet

Let's ask: birlikte sormayı önermek

Let's + fiilin yalın hâli, konuşan kişiyle dinleyicinin birlikte yapacağı bir eylemi önerir. Burada Let's ask, birlikte sormayı önerir; dolayısıyla konuşan kişi de plana dahildir. Bu yapı, sonraki adımı dinleyiciye verilen bir emir gibi değil, birlikte alınan bir karar ve ortak bir eylem gibi gösterir.

Alıştırma

Birlikte sormayı öneren bu dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We need directions. ____ the guide.

Cevabı göster

Let's ask

Kültür

wise old talking tree: fantastik bir rehber

wise, old ve talking sözcükleri tek bir masal karakteri oluşturur: insan gibi konuşabilen yaşlı ve bilge bir ağaç. Burada talking, yalnızca o anda gerçekleşen bir eylemi değil, konuşma yeteneğini veya karakteri tanımlayan bir özelliği anlatır. Fantastik hikâyelerde böyle bir karakter genellikle özel bilgilere sahiptir ve danışman ya da rehber görevi görür. Bu yüzden ağaca soru sormak, onun nerede aramak gerektiğini veya sırada ne yapılacağını bilebileceğini düşündürür.

Alıştırma

Fantastik bir hikâyede wise old talking tree büyük olasılıkla neyi anlatır?

  1. Konuşabilen ve rehberlik edebilecek yaşlı, bilge bir ağaç.
  2. O anda ses çıkaran sıradan bir ağaç.
  3. Bir ağacın yanında konuşan yaşlı bir kişi.
Cevabı göster

Konuşabilen ve rehberlik edebilecek yaşlı, bilge bir ağaç.

Oh yeah,

1:08

Oh evet,

she can tell us where the dragon is. Dilbilgisi

1:09

ejderhanın nerede olduğunu bize söyleyebilir.

Dilbilgisi

tell us where the dragon is: gömülü soruda düz cümle sırası

tell someone where ... yapısında, tell fiilinden sonra gelen kişi bilgiyi alır; where yan cümlesi de aktarılan bilgiyi verir. Burada us bilgiyi alan kişileri, where the dragon is ise ejderhanın konumunu belirtir. where yan cümlesi daha büyük bir cümlenin içine gömülü olduğu için düz cümle sırasını kullanır: where + özne + fiil. where is the dragon değil, where the dragon is denir.

Alıştırma

Cümleyi gömülü bir where yan cümlesiyle tamamlayın: Can you tell me ____? Şu sözcükleri kullanın: where / the station / is.

Cevabı göster

where the station is

So,

1:11

Böylece,

they walked to where the wise old talking tree was. Dilbilgisi

1:12

yaşlı ve bilge konuşan ağacın olduğu yere doğru yürüdüler.

Dilbilgisi

walked to where ... was: hedefi belirten bir where yan cümlesi

walk to where + yan cümle yapısında, where yan cümlesinin tamamı hedefi, yani birinin veya bir şeyin bulunduğu yeri belirtir. Burada where the wise old talking tree was, yürüdükleri yeri bildirir. where sonrasındaki yan cümle, öznenin fiilden önce geldiği düz cümle sırasını kullanır: where the ... tree was. Bu bir yer yan cümlesidir; doğrudan soru olan Where was the tree? değildir.

Alıştırma

Cümleyi düz cümle sırasındaki bir where yan cümlesiyle tamamlayın: We drove to ____. Şu sözcükleri kullanın: where / our friends / were waiting.

Cevabı göster

where our friends were waiting

We're here.

1:14

Geldik.

Where's the magic tree,

1:15

Sihirli ağaç nerede,

Mum?

1:16

Anne?

Oh,

1:17

Oh,

my hand's sore from drawing all these leaves. Kalıp ifadeler

1:18

bütün bu yaprakları çizmekten elim ağrıdı.

Kalıp ifadeler

sore from drawing: ağrının nedenini belirtmek

sore from drawing ifadesinde sore, eldeki sızı veya dokununca hassasiyet hissini anlatır; from ise bunun nedenini gösterir. Bütün yaprakları çizmek eli ağrıtmıştır; burada from bir çıkış yerini belirtmez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp body part + be sore from + activity şeklindedir. Etkinlik bir fiille ifade ediliyorsa from sonrasında fiilin -ing biçimi kullanılır.

Alıştırma

Bir etkinlik nedeniyle ağrımak anlamındaki iki kelimelik kalıpla cümleyi tamamlayın: After the long rehearsal, my fingers were ____ playing the guitar for hours.

Cevabı göster

sore from

Could you draw it, Ton ve niyet

1:21

Sen çizebilir misin,

Bluey?

1:22

Bluey?

Ton ve niyet

Could you draw it: kibar bir ricada bulunmak

Could you + base verb...? birinden bir şey yapmasını kibarca istemenin yaygın bir yoludur. Could you draw it? cümlesinde could, ricayı daha az doğrudan hâle getirir; geçmişteki bir yeteneği belirtmez. Ana fiil, you sonrasında yalın biçimde kalır. Can you...? ile karşılaştırıldığında Could you...? genellikle biraz daha temkinli veya nazik duyulur; ancak ton ve bağlam da önemlidir.

Alıştırma

Kibar ricayı dersteki iki kelimelik başlangıçla tamamlayın: ____ carry this box with me, please?

Cevabı göster

Could you

Um no,

1:22

Hımm hayır,

I don't want to. Dilbilgisi

1:23

istemiyorum.

Dilbilgisi

I don't want to: to'dan sonra tekrarlanan eylemi atma

I don't want to ifadesinde, to'dan sonra gelen eylem daha önce söylendiği için atılmıştır. Buradaki tam düşünce I don't want to draw it şeklindedir. Dinleyen kişi bağlamdan anlayabiliyorsa İngilizcede to'dan sonraki tekrarlanan fiil öbeği atılabilir. Sondaki to, bu örtük eyleme işaret eder; bu nedenle gereksiz ya da hatalı değildir.

Alıştırma

Ava, 'Do you want to come with us?' diye soruyor. To'yu koruyup come with us ifadesini atan biçimle cevabı tamamlayın: 'No, ____.'

Cevabı göster

I don't want to

I'll draw it. Ton ve niyet

1:25

Ben çizerim.

Ton ve niyet

I'll draw it: anlık bir teklif için I'll kullanmak

Burada I'll draw it, konuşanın çizme görevini üstleneceği anlamına gelir. Başka birinin bunu yapmak istemediğini duyunca o anda karar verir ve gönüllü olur. I'll + fiilin yalın hâli yalnızca gelecekteki bir olayı bildirmez. Uygun durumda anlık bir kararı veya yardım teklifini ifade eder.

Alıştırma

Arkadaşınız çantaları taşıyamıyor. I'll + carry kullanarak anlık teklifi tamamlayın: '____ them for you.'

Cevabı göster

I'll carry

Hiya. Ton ve niyet

1:27

Selam.

Ton ve niyet

Hiya: samimi ve gayriresmî bir selamlaşma

Hiya, hi veya hello demenin sıcak ve gayriresmî bir yoludur. Bu cümlede yalnızca dostça bir konuşma başlatır. Sonunda ya bulunsa da bunu hi ile “sen” anlamına gelen ayrı bir kelimenin birleşimi olarak yorumlama; hiya tek başına bir selamlaşmadır.

Alıştırma

Değerlendirme: Resmî bir ödül töreninin açılışını yapıyorsun. “Hiya, everyone” genellikle uygun bir selamlaşma mıdır?

  1. Genellikle fazla gayriresmî
  2. Uygun
Cevabı göster

Genellikle fazla gayriresmî

how's it going? Ton ve niyet

1:27

naber?

Ton ve niyet

How's it going?: samimi bir selamlaşma

How's it going? genellikle How are you? veya How are things? anlamına gelen samimi bir selamlaşmadır. Buradaki it, hareket eden belirli bir nesneyi değil, karşıdaki kişinin mevcut durumunu genel olarak ifade eder. Bu ifade çoğu zaman kısa bir hâl hatır sorma olduğundan Pretty good, thanks. gibi kısa bir cevap genellikle yeterlidir.

Alıştırma

Bir iş arkadaşın seni “How's it going?” diyerek selamlıyor. En doğal cevap hangisidir?

  1. It is moving to the left.
  2. The word going is a verb.
  3. Pretty good, thanks. How about you?
Cevabı göster

Pretty good, thanks. How about you?

Um Bingo,

1:30

Hımm Bingo,

why don't you draw it? Ton ve niyet

1:31

neden sen çizmiyorsun?

Ton ve niyet

Why don't you draw it? ile öneride bulunmak

Why don't you + fiilin yalın hâli...? yapısı, karşıdaki kişinin şimdi veya bir sonraki adımda yapabileceği bir şeyi önermek için sıkça kullanılır. Burada Why don't you draw it?, bir sonraki eylem olarak çizmesini önerir; asıl amaç bir neden sormak değildir. Soru biçimi, karşıdaki kişinin değerlendirmesi için bir eylem sunar. Bu yüzden why ile başlasa da How about you...? gibi işlev görebilir.

Alıştırma

Why don't you...? kullanarak bir öneri yapın: Your friend looks tired. ____ take a short break?

Cevabı göster

Why don't you

Okay.

1:32

Tamam.

Wait,

1:33

Bekle,

no!

1:33

hayır!

Let's eat fruit.

1:36

Hadi meyve yiyelim.

Talking tree,

1:39

Konuşan ağaç,

we just want to know where the dragon is. Ton ve niyet

1:40

sadece ejderhanın nerede olduğunu bilmek istiyoruz.

Ton ve niyet

just want to know: amacı sınırlamak ve ifadeyi yumuşatmak

just want to know ifadesinde just, «yalnızca» anlamına gelir: konuşanlar amaçlarını tek bir bilgiyi edinmekle sınırlar. Bu, isteğin veya amaç açıklamasının daha az talepkâr duyulmasını sağlar. Burada just, zaman bakımından «az önce» anlamında değildir. İfade, bilme isteğinin bir an önce başladığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümleyi okuyun: We just want to know when the shop closes. Burada just ne işlev görüyor?

  1. O bilgiyi istemeye yalnızca bir an önce başladıkları anlamına gelir.
  2. O bilgiyi istemedikleri anlamına gelir.
  3. Amacı o bilgiyi edinmekle sınırlar ve isteği yumuşatır.
Cevabı göster

Amacı o bilgiyi edinmekle sınırlar ve isteği yumuşatır.

He's in the toilet. Kelime

1:43

Tuvalette.

Kelime

in the toilet: Britanya ve Avustralya İngilizcesinde tuvalet odası anlamı

Günlük Britanya ve Avustralya İngilizcesinde the toilet yalnızca klozeti değil, klozetin bulunduğu odayı da ifade edebilir. Burada in the toilet, onun o odanın içinde olduğu anlamına gelir. Özne bir kişi olduğunda, olağan bağlam “oda” anlamını doğal kılar. Bu ifade normalde kişinin fiziksel olarak klozetin içinde olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Günlük Avustralya İngilizcesinde “He's in the toilet” en büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Tuvaletin dışında bekliyor.
  2. Fiziksel olarak klozetin içinde.
  3. Klozetin bulunduğu odada.
Cevabı göster

Klozetin bulunduğu odada.

Hey,

1:49

Hey,

I know what trees hate. Dilbilgisi

1:49

ağaçların neden nefret ettiğini biliyorum.

Dilbilgisi

know what trees hate: gömülü bir what yan cümlesi

I know what trees hate cümlesinde what trees hate, know fiilinin nesnesidir. What, “... olan şey veya şeyler” anlamını taşır ve aynı zamanda hate fiilinin nesnesi görevindedir. Bu, doğrudan soru değil, gömülü bir wh yan cümlesidir; bu nedenle trees hate şeklindeki bildirme cümlesi sırasını kullanır. do eklemeyin veya yapıyı soru sırasına çevirmeyin.

Alıştırma

“... olan şey” anlamını taşıyan ve gömülü yan cümleyi başlatan tek sözcüğü yazın: I know ____ you mean.

Cevabı göster

what

Say hello to my little friend. Kültür

1:51

Küçük dostuma merhaba de.

Kültür

Say hello to my little friend: şakacı, göstermelik bir tehdit

Sözcükler sıradan bir arkadaş tanıtımı gibi görünse de Say hello to my little friend, Scarface filminden ünlü bir replik olarak sıkça kullanılır. Asıl replikte little friend bir silahı ifade eder; bu nedenle cümle kibar bir selamlaşma değil, dramatik bir tehdittir. Oyun veya komedi bağlamlarında biri zararsız bir alet ya da nesneyi göstermeden önce bu repliği kullanabilir. Sahte sertlik, abartılı bir aksiyon filmi mizahı yaratır. Burada little friend, tanıtılan bir kişi değil, konuşanın kullanmak üzere olduğu şey olarak anlaşılmalıdır.

Alıştırma

Popüler kültüre gönderme yapan şakacı bir kullanımda Say hello to my little friend? diyen kişi büyük olasılıkla ne yapıyordur?

  1. Yeni bir arkadaştan gruba selam vermesini istemek
  2. Bir nesneyi güçlü veya tehditkâr bir şeymiş gibi şakayla sunmak
  3. Daha genç bir arkadaşı kibarca tanıtmak
Cevabı göster

Bir nesneyi güçlü veya tehditkâr bir şeymiş gibi şakayla sunmak

Oh bye.

1:53

Oh hoşça kal.

Oh,

1:56

Oh,

why don't we camp here for the night? Notlar

1:59

neden geceyi burada kamp kurarak geçirmiyoruz?

Ton ve niyet

Why don't we camp here: ortak bir öneri yapmak

Why don't we + fiilin yalın hâli...? hem konuşanı hem de dinleyeni içeren bir öneri yapar. Burada camp fiilin yalın hâlidir ve öneri herkesin bu yerde kalmasıdır. Soru biçiminde olsa da genellikle bir neden sormaz. Ortak bir planı görüşmeye açtığı için doğrudan bir emirden daha iş birliğine açık duyulur.

Alıştırma

Ortak bir plan önermek için Why don't we...? kullanın: ____ take the earlier train?

Cevabı göster

Why don't we

Kalıp ifadeler

for the night: geçici bir gecelik konaklama

camp here for the night ifadesinde for the night, kampın ne kadar süreceğini belirtir: yalnızca bu gece, genellikle sabaha kadar. Kalıcı bir planı değil, geçici bir konaklamayı düşündürür. Buradaki for amaç değil, süre bildirir. Bu yapı stay, camp veya book a room gibi kısa süreli kalmayla ilgili eylemlerden sonra sıkça kullanılır.

Alıştırma

Bir yolculuk sırasında uyumak için geçici bir yere ihtiyacınız var ve sabah ayrılacaksınız. Bu planı en iyi hangi cümle ifade eder?

  1. We stay at this hotel at night when we work nearby.
  2. We'll stay awake at this hotel all night.
  3. We'll stay at this hotel for the night.
Cevabı göster

We'll stay at this hotel for the night.