Wendy ve Judo'nun Yepyeni Görünümü! ✂️ 👀 | Yeni 3. Sezon Klibi - Çamur | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
141 kelime 171 kel/dk

Video özeti: Wendy, rahatça oynayabilmenin uzun tüylerini kusursuz biçimde temiz tutmaktan daha önemli olduğuna karar verir, tüylerini kısaltır, Judo’ya da benzer bir değişiklik yapar ve daha sonra Bandit’e yalnızca yeni bir görünüm istediğini söyler. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. But what about — Konuşma edimbilimi ve tutum: Karşınızdakinin önerisini doğrudan reddetmeden bir kaygıyı veya gözden kaçmış koşulu gündeme getirmeyi öğrenin. Bu konuşma hamlesi, karar verilmeden önce pratik bir sorunun da hesaba katılmasını istemek için kullanılabilir. 2. gone nuts. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu gündelik değerlendirmenin kuruyemişten söz etmediğini; birinin çılgınca davrandığını ya da alışılmadık ölçüde köklü bir seçim yaptığını anlattığını fark edin. Böylece şaşırtıcı davranışlara verilen şakacı tepkileri doğru yorumlayabilirsiniz. 3. What brought that on? — Öbek fiiller: Birinin görünüşünde, davranışında veya planlarında aniden oluşan değişikliğe neyin yol açtığını doğal biçimde sormak için bu ifadeyi kullanın. bring on yapısını “neden olmak veya tetiklemek” anlamında kavramak, yanıltıcı bir kelimesi kelimesine yorumdan kaçınmanızı sağlar.

Bu derste

Oh, go on. Ton ve niyet

0:00

Oh, hadi git.

Ton ve niyet

go on: birini denemeye veya devam etmeye teşvik etmek

Bu replikte go on, konuşma sırasında kullanılan kısa bir teşvik ifadesidir ve “hadi”, “bir dene” ya da “çekinme” anlamına gelir. İleri doğru hareket etmeyi anlatmaz. go on tek başına kullanıldığında yapılacak eylem bağlamdan anlaşılır. Birini öneriyi kabul etmeye, konuşmaya devam etmeye veya bir etkinliği sürdürmeye teşvik edebilir; burada kişiyi gidip eğlenmeye yönlendirir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız oyuna katılmakta tereddüt ediyor. Hangi cümle onu doğal biçimde denemeye teşvik eder?

  1. Go away—the game has already started.
  2. Go ahead of me—I need to tie my shoe.
  3. Go on—join us; you'll probably enjoy it.
Cevabı göster

Go on—join us; you'll probably enjoy it.

It's important to play and have fun. Dilbilgisi

0:01

Oynamak ve eğlenmek önemlidir.

Dilbilgisi

It's important to play: bir eylemin önemini değerlendirmek

It's important to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir eylemi yapmanın önemli veya gerekli olduğunu belirtir. Bu cümlede to play and have fun, neyin önemli olduğunu gösterir. Burada it biçimsel öznedir; asıl değerlendirilen içerik important sözcüğünden sonraki to'lu mastar yapısında yer alır. Bu kalıbı tavsiye, kural, alışkanlık veya değer belirtmek için kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi hedef kalıp It's important to + fiilin yalın hâli ile tamamlayın: It's ____ save your work regularly.

Cevabı göster

important to

But what about my long lovely coat? Ton ve niyet

0:03

Peki ya uzun ve güzel tüylerim ne olacak?

Ton ve niyet

But what about ...?: gözden kaçan bir kaygıyı gündeme getirmek

But what about ...?, önceki fikirde gözden kaçmış olabilecek bir kaygıyı, koşulu veya karşı görüşü gündeme getirir. Burada konuşan kişi yalnızca tüyleri hakkında bilgi istemiyor; tüylerinin bundan nasıl etkileneceğini veya sorunun nasıl çözüleceğini soruyor. But karşı çıkılacağını gösterirken what about dikkati unutulan konuya çeker. Ardından genellikle bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir: But what about the cost? But what about waiting until tomorrow?

Alıştırma

Herkes internetten sipariş verme fikrini beğeniyor, ancak ek maliyeti kimse düşünmedi. Bu kaygıyı en doğal biçimde hangi cümle dile getirir?

  1. The delivery fee is ten pounds.
  2. But what about the delivery fee?
  3. What does delivery mean?
Cevabı göster

But what about the delivery fee?

It takes so long to clean. Dilbilgisi

0:05

Temizlemesi çok uzun sürüyor.

Dilbilgisi

It takes so long to clean: gereken zamanı ifade etmek

It takes + zaman ifadesi + to + fiilin yalın biçimi, bir eylemin ne kadar zaman gerektirdiğini anlatır. So long “çok uzun zaman” demektir ve çoğu zaman konuşan kişinin bu gecikmeyi uygunsuz veya can sıkıcı bulduğunu da gösterir. Bu cümlede it, konuşulmakta olan temizleme işini gösterir; takes ise zamanı “gerektirmek” veya “tüketmek” anlamındadır, “alıp götürmek” anlamında değildir. takes sözcüğünden sonra işi yapan kişi eklenebilir: It takes me an hour to clean it.

Alıştırma

Oraya gitmemin otuz dakika sürdüğünü hangi cümle doğru biçimde anlatır?

  1. It spends me thirty minutes to get there.
  2. It takes me thirty minutes to get there.
  3. It takes me thirty minutes get there.
Cevabı göster

It takes me thirty minutes to get there.

Oh, yes.

0:06

Oh, evet.

I said that, didn't I? Dilbilgisi

0:07

Bunu ben söyledim, değil mi?

Dilbilgisi

didn't I?: onay isteyen bir ek soru

didn't I?, olumlu I said that cümlesinin sonuna eklenen bir soru takısıdır. said simple past olduğu için ek soru did kullanır; ana cümle olumlu olduğu için ek soru normalde olumsuz biçimdedir: didn't I? Burada konuşan kişi onay bekler ve daha önce bunu söylediğini fark eder. Yaklaşık olarak Bunu gerçekten söyledim, değil mi? anlamına gelir; ne söylediğini öğrenmek için sorulan açık uçlu bir soru değildir.

Alıştırma

Geçmişte yaptığınız bir eylemi doğrulamak için cümleyi yaygın ek soruyla tamamlayın: I locked the door, ____?

Cevabı göster

didn't I

Oh, fiddlesticks. Kelime

0:14

Oh, kahretsin.

Kelime

fiddlesticks: hafif ve eski moda bir ünlem

Fiddlesticks; can sıkıntısı, hayal kırıklığı veya karşı çıkma bildiren bir ünlemdir. Örnekte, konuşan kişinin kendi savı geçersiz kaldığı için rahatsız olduğunu gösterir; bir keman yayı ya da herhangi bir çubuktan söz edilmez. Duygu hafiftir; bir küfürden çok Oh, bother! veya Oh, nonsense! ifadelerine yakındır. Tepkinin bilerek eski moda veya komik duyulmasını sağlayabilir.

Alıştırma

Hangi cümle fiddlesticks sözcüğünü hafif can sıkıntısı bildiren bir ünlem olarak doğal biçimde kullanır?

  1. Fiddlesticks! The court hereby issues its final judgment.
  2. The dictionary labels 'fiddlesticks' as old-fashioned.
  3. Fiddlesticks! I forgot my keys again.
Cevabı göster

Fiddlesticks! I forgot my keys again.

I'll be right back, sweetheart. Kalıp ifadeler

0:16

Hemen döneceğim, tatlım.

Kalıp ifadeler

“I'll be right back”: çok yakında dönmek

“I'll be right back”, konuşan kişi kısa bir süreliğine ayrıldığında ve çok yakında dönmeyi beklediğinde kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Burada right, back sözcüğüne “hemen” veya “çok yakında” anlamı katar; “sağ” yönünü belirtmez. Bu ifade, ayrılığın kısa süreceğini bildirerek dinleyeni de rahatlatır. Günlük konuşmada, mesajlarda veya kısa yüz yüze konuşmalarda özne atılıp “Be right back” denebilir.

Alıştırma

“Çok yakında dönmek” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: I need to get my coat. I'll ____.

Cevabı göster

be right back

Oh, Mum, what are you doing?

0:27

Oh, anne, ne yapıyorsun?

I'm going short. Kelime

0:29

Saçımı kısaltıyorum.

Kelime

“going short”: saçı veya tüyleri kısa bir tarzda kestirmek

Bu bakım ve görünüm bağlamında “going short”, saçı veya tüyleri keserek kısa bir tarz seçmek anlamına gelir. “Short” konuşan kişinin boyunu değil, yeni uzunluğu anlatır. “go + sıfat” yapısı yeni bir duruma veya tarza geçişi anlatabilir. “go short” kullanıldığında, neyin kısalacağı genellikle söylenmez; çünkü konu veya durum bunu zaten açıkça gösterir.

Alıştırma

Saç kesimi hakkında bir konuşmada “I'm going short” ne anlama gelir?

  1. Kısa bir saç modeli seçmeye karar verdim.
  2. Yalnızca kısa bir süre uzak kalacağım.
  3. Uzun boylu olmadığımı söylüyorum.
Cevabı göster

Kısa bir saç modeli seçmeye karar verdim.

Dirty,

0:31

Kirli,

clean,

0:32

temiz,

dirty,

0:33

kirli,

clean.

0:34

temiz.

Hey, check it out. Öbek fiiller

0:35

Hey, şuna bakın.

Öbek fiiller

check it out: birinden bir şeye bakmasını istemek

Check it out, “şuna bak” veya “buna dikkat et” anlamına gelen samimi bir ifadedir. Cümlede it, konuşanın başkalarının görmesini istediği şeyi ya da değişikliği gösterir; check burada “doğrulamak” anlamında değildir. Bu anlamda check out ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne it zamiriyse check ile out arasına gelir: check it out denir, check out it denmez.

Alıştırma

Davet cümlesini check ... out ve it zamirinin doğru biçimiyle tamamlayın: ____—I built this model myself.

Cevabı göster

Check it out

Wendy's gone nuts. Deyimler

0:37

Wendy aklını kaçırmış.

Deyimler

gone nuts: birinin çok tuhaf davranmaya başladığını söylemek

Gone nuts, “delirmek” ya da daha genel anlamıyla çok mantıksız veya alışılmadık davranmaya başlamak demek olan samimi bir deyimdir. Burada abartılı bir şakadır; nuts sözcüğüne gerçek anlamıyla yapılan bir gönderme ya da tıbbi bir teşhis değildir. Wendy's içindeki 's, has sözcüğünün kısaltmasıdır; dolayısıyla tam biçim Wendy has gone nuts olur. have/has gone nuts kalıbı, kişinin artık bu duruma girmiş olduğunu anlatır.

Alıştırma

Bu kullanımı değerlendirin: Bir iş arkadaşınızla yeni tanıştınız. Alışılmadık bir fikrini duyduktan sonra“You've gone nuts!” diyorsunuz. Bu genellikle nazik ve düşük riskli bir yorum mudur?

  1. Evet, genellikle nazik ve güvenlidir.
  2. Hayır, hakaret gibi duyulabilir.
Cevabı göster

Hayır, hakaret gibi duyulabilir.

Woah.

0:38

Vay canına.

And finished.

0:51

Ve bitti.

What do you think? Ton ve niyet

0:53

Ne düşünüyorsun?

Ton ve niyet

What do you think? ile geri bildirim isteme

Burada What do you think?, az önce gösterilen bir sonucu değerlendirmesi için karşıdaki kişiye yöneltilir. Neyin değerlendirileceği durumdan açıkça anlaşıldığı için soru, “Bunun hakkında ne düşünüyorsun?” anlamına gelir. Bu, açık uçlu bir geri bildirim isteğidir. Karşıdaki kişi neyin iyi veya kötü olduğunu ya da sonucun nasıl değiştirilebileceğini söyleyebilir; cevap evet veya hayırla sınırlı değildir.

Alıştırma

Yeni bir tasarım gösteriyorsun ve yalnızca evet-hayır tepkisi değil, açık bir görüş istiyorsun. Ne sormalısın?

  1. Do you like it?
  2. What do you think?
  3. What are you thinking about?
Cevabı göster

What do you think?

I love it.

0:54

Bayıldım.

Woah.

0:56

Vay canına.

Feels so lush. Kelime

0:57

Çok yumuşak hissettiriyor.

Kelime

Feels so lush ifadesindeki lush

Burada lush, bir şeyin dokunuşta nasıl hissettirdiğini anlatan samimi bir övgüdür. Zengin, yumuşak, çok hoş veya biraz lüks bir dokunuş hissini belirtir. Feels so lush ifadesinde dokunulan nesne açıkça belli olduğu için It öznesi söylenmez. Burada bitkiler için kullanılan “sık ve sağlıklı büyüyen” anlamı yoktur; feels, duyusal bir değerlendirme yapıldığını gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede lush dokunuşla ilgili samimi bir övgü olarak kullanılmıştır?

  1. The new carpet feels lush under my feet.
  2. The garden looks lush after the rain.
  3. I left the carpet beside the door.
Cevabı göster

The new carpet feels lush under my feet.

Can you do me? Kelime

0:58

Bana da yapar mısın?

Kelime

do me: bağlamdan bilinen bir hizmetin yerine do kullanmak

Can you do me? cümlesinde do, konuşmada zaten açık olan belirli hizmetin veya işlemin yerini tutar. Burada “aynı işlemi bana da yap” anlamına gelir ve me hizmeti alan kişiyi belirtir. Bu kullanım büyük ölçüde ortak bağlama bağlıdır. Dinleyen kişi do sözcüğünün hangi eylemin yerini tuttuğunu bilmiyorsa soru belirsiz olur.

Alıştırma

Bir kuaför herkese aynı saç kesimini yapıyor. Bir müşteri aynı hizmeti istemek için Can you do me next? diyor. Bu kullanım uygun mudur?

  1. Uygun
  2. Uygun değil
Cevabı göster

Uygun

Are you sure? Ton ve niyet

0:59

Emin misin?

Ton ve niyet

Are you sure?: harekete geçmeden önce kararı doğrulamak

Are you sure?, diğer kişiden gerçekten devam etmek isteyip istemediğini veya sonucu düşünüp düşünmediğini doğrulamasını ister. Burada, belirgin bir sonucu olacak istek yerine getirilmeden önce kullanılır. Kişinin bir şeyi yapabilecek durumda olup olmadığını sormaz. Kararı veya niyeti konuşma içinde yeniden kontrol eder ve genellikle yanlış anlaşılmayı önlemek için kullanılır.

Alıştırma

Son onayı dersteki üç sözcüklük sorunun aynısıyla tamamlayın: You want me to delete the file. ____?

Cevabı göster

Are you sure

Yes, I'm sure.

1:01

Evet, eminim.

Okay, let's do it. Ton ve niyet

1:02

Tamam, hadi yapalım.

Ton ve niyet

Let's do it: planı kabul edip birlikte başlamak

Bu cümlede let's do it, konuşanın az önce görüşülen planı kabul ettiğini ve karar verme aşamasından eyleme geçmeye hazır olduğunu gösterir. Let's, konuşanı ve karşısındaki kişiyi birlikte harekete geçmeye davet eder. It, bilinmeyen bir nesneyi değil, iki tarafın da bildiği belirli işi anlatır.

Alıştırma

Bir grup bir plan üzerinde anlaştıktan sonra Okay, let's do it. ne anlatır?

  1. Kararı ertelemek isterler.
  2. Planı kabul eder ve birlikte başlamaya hazırdırlar.
  3. Bir kişiye işi tek başına yapmasını söylerler.
Cevabı göster

Planı kabul eder ve birlikte başlamaya hazırdırlar.

Okay, kids.

1:05

Tamam, çocuklar.

Time to scoot. Kalıp ifadeler

1:05

Çekilme vakti.

Kalıp ifadeler

Time to scoot: gitmek için gündelik bir işaret

Time to + fiilin yalın hâli, It's time to ... yapısının konuşmada kullanılan kısa biçimidir ve bir eylemin artık yapılması gerektiğini söyler. Buradaki scoot, hızlıca ayrılmak veya uzaklaşmak anlamına gelen gündelik bir fiildir. Bu nedenle Time to scoot, yola çıkmak için hafif ve dostça bir teşviktir; scooter ile gitmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Burada Time to scoot. ne anlama gelir?

  1. Bulunduğun yerde kalma zamanının geldiğini söyler.
  2. Scooter sürme zamanının geldiğini söyler.
  3. Hafif ve gündelik bir şekilde ayrılma zamanının geldiğini söyler.
Cevabı göster

Hafif ve gündelik bir şekilde ayrılma zamanının geldiğini söyler.

I've got to top dress the lawn now. Notlar

1:06

Şimdi çimlere gübre atmam lazım.

Kalıp ifadeler

Günlük bir zorunluluk için I've got to + fiilin yalın hâli

I've got to + fiilin yalın hâli, bir şeyin gerekli olduğunu veya konuşanın onu yapması gerektiğini söylemenin yaygın ve günlük bir yoludur. Bu cümlede konuşanın şimdi yapması gereken işi belirtir. I've, I have ifadesinin kısaltmasıdır; bu nedenle yapının tam biçimi I have got to top dress olur. Burada have got to zorunluluk bildirir; got to varış veya hareket anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “yapmam gerekiyor” anlamındaki have got to yapısının kısaltılmış biçimiyle tamamlayın: ____ leave now.

Cevabı göster

I've got to

Kelime

top dress the lawn: çim yüzeyine ince bir tabaka eklemek

Top dress the lawn, mevcut bir çimin üzerine toprak, kum, kompost veya bunların karışımından oluşan ince ve eşit bir tabaka sermek anlamına gelen bir çim bakımı terimidir. Bu işlem toprağı iyileştirebilir, küçük engebeleri düzeltebilir veya çimin büyümesini destekleyebilir. Burada top dress tek bir fiil olarak işlev görür. Dress sözcüğü sıradan giyim anlamında değildir; ifade bir yüzey bakım işlemini adlandırır.

Alıştırma

Bahçecilikte top dress the lawn ne anlama gelir?

  1. Çimi kumaşla örtmek.
  2. Çimin üzerine ince bir toprak, kum veya kompost tabakası sermek.
  3. Çimi olabildiğince kısa biçmek.
Cevabı göster

Çimin üzerine ince bir toprak, kum veya kompost tabakası sermek.

Okay, Dad.

1:08

Tamam, baba.

Oh, Bald Judo!

1:13

Oh, Kel Judo!

Yay!

1:15

Yaşasın!

Woah!

1:16

Vay canına!

I'll do it later.

1:20

Bunu daha sonra yaparım.

Here I come. Kalıp ifadeler

1:33

Geliyorum.

Kalıp ifadeler

Here I come: yaklaştığını duyurmak

Here I come, “Şimdi sana doğru geliyorum” veya “Şimdi aranıza katılıyorum” anlamına gelen kalıplaşmış bir konuşma ifadesidir. Konuşan kişi dinleyiciye ya da eylemin olduğu yere doğru hareket etmektedir veya hareket etmek üzeredir. Yalnızca konuşanın nerede olduğunu bildirmez. here sözcüğünü başa koymak cümleye duyuru havası verir. Bu yapı bir oyuna katılırken, ortaya çıkarken veya birine doğru belirgin bir harekete başlarken kullanışlıdır.

Alıştırma

Birine doğru hareket etmeye başladığınızı duyurmak için dersteki kalıplaşmış ifadeyi kullanın: ____!

Cevabı göster

Here I come

Woah!

1:35

Vay canına!

Woah!

1:37

Vay canına!

Woah!

1:38

Vay canına!

Woah!

1:39

Vay canına!

Woah!

1:42

Vay canına!

Morning again, Bandit.

1:44

Tekrar günaydın, Bandit.

Morning again, Wendy.

1:46

Tekrar günaydın, Wendy.

Ooh, I like the new look. Kelime

1:48

Ooh, yeni görünümü sevdim.

Kelime

the new look: genel görünüm anlamındaki isim look

the new look isim grubunda look, genel görünüm veya tarz anlamına gelir. Bir kişinin saç modeli ve kıyafetlerini ya da bir yerin, ürünün veya tasarımın değişmiş görünümünü anlatabilir. the ve new sözcükleri look sözcüğünden önce geldiği için look burada isimdir; “gözlerini bir yöne çevirmek” anlamındaki fiil değildir. I like the new look, konuşanın değişmiş görünümü beğendiğini anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede look, “genel görünüm veya tarz” anlamında isim olarak kullanılmıştır?

  1. You look very happy.
  2. I like the new look.
  3. Look at the new sign.
Cevabı göster

I like the new look.

Thanks.

1:49

Teşekkürler.

What brought that on? Öbek fiiller

1:50

Nereden esti?

Öbek fiiller

What brought that on?: ani bir değişimin nedenini sormak

What brought that on?, yeni fark edilen bir değişime, tepkiye veya karara neyin yol açtığını sorar. Buradaki that, fiziksel bir nesneyi değil, yeni saç modelini ya da söz konusu değişimin tamamını ifade eder. Soru çoğunlukla şaşkınlık veya merak taşır. Burada brought ... on, bring ... on yapısının geçmiş zamanıdır ve sebep olmak ya da tetiklemek anlamına gelir. Nesne görevindeki that bir zamir olduğu için brought ile on arasına gelir: brought that on.

Alıştırma

Her zaman siyah giyen bir arkadaşınız parlak sarı bir kıyafetle geliyor. Bu ani değişime neyin sebep olduğunu en doğal biçimde soran cümle hangisidir?

  1. What brought that on?
  2. What did you bring?
  3. What are you putting on?
Cevabı göster

What brought that on?

Oh, you know. Ton ve niyet

1:52

Oh, bilirsin işte.

Ton ve niyet

Oh, you know.: sebebi belirsiz bırakmak

Bu yanıtta Oh, you know., dinleyenin gerçekleri bilip bilmediğini gerçekten kontrol etmez. Sebebi açıklamadan bırakan belirsiz ve gündelik bir yanıttır; kabaca tahmin edebilirsin ya da bildiğin şeyler gibi bir anlam taşır. Oh yanıtı daha hafif kılarken you know bir söylem belirteci olarak işlev görür. Konuşan kişi ayrıntı vermekten kaçınır ve ortak bağlamdan yararlanarak dinleyenin yeterince çıkarım yapmasını bekler.

Alıştırma

Bir iş arkadaşınız saç modelinizi neden aniden değiştirdiğinizi soruyor. Açıklama yapmak istemiyor ve yanıtı hafif tutmak istiyorsunuz. Hangi yanıt en uygundur?

  1. I will explain every detail now.
  2. You already know every detail.
  3. Oh, you know.
Cevabı göster

Oh, you know.

Mum, watch this!

1:53

Anne, şuna bak!

Woah!

1:54

Vay canına!

It was time for a change. Kalıp ifadeler

1:56

Değişim vakti gelmişti.

Kalıp ifadeler

time for a change: bir şeyin farklı olması gerektiğini söylemek

(be) time for + isim kalıbı, bir şey için uygun ya da gerekli zamanın geldiğini belirtir. It was time for a change cümlesinde a change, farklı bir duruma, görünüme, alışkanlığa veya plana geçişi anlatan bir isim öbeğidir; burada bozuk para anlamına gelmez. Was, bu değerlendirmeyi geçmişe yerleştirir: o anda eski durum yeterince uzun sürmüştü ve farklı bir şey uygun görünüyordu. Bu ifade, yapılacak belirli eylemi söylemeden değişiklik ihtiyacını özetler.

Alıştırma

Cümleyi time for a change kalıbıyla tamamlayın: After years of the same routine, Maya decided it was ____.

Cevabı göster

time for a change