Muzun karanlık tarihi - John Soluri: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, muzun ABD’de önemli bir ticari ürüne dönüşmesini, United Fruit’in Orta Amerika’da siyasi ve ekonomik güç kazanmasını ve monokültür tarımın Panama hastalığının yayılmasını kolaylaştırmasını anlatıyor. Ardından sektörün Cavendish muzuna geçişini ve bununla birlikte devam eden yeni çevresel riskleri ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. in hopes of reclaiming power — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Resmî anlatımda bir eylemle ulaşılmak istenen sonucu belirtmek için in hopes of ifadesinden sonra isim ya da -ing biçimi kullanmayı öğrenin. Burada ifade, Bonilla’nın iktidarı yeniden ele geçirme arzusunu yolculuğunun amacı olarak sunar ve yalnızca hoping to demekten daha özenli bir tarihsel anlatım sağlar. 2. spreading quickly via the same system — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Anlatıcının daha önce açıklanan bir sisteme yeniden gönderme yaparak neden ile sonucu nasıl bağladığını fark edin. Bu söz öbeği, kârlı ve ucuz muz ticaretini mümkün kılan ulaşım ağının hastalığı da plantasyonlar arasında taşıdığını gösterir; böylece aynı altyapının doğurduğu ironik ve çift yönlü sonuç üzerine kurulan savı izleyebilirsiniz. 3. has lost its stranglehold on Latin American politics. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: stranglehold on ifadesini gerçek bir fiziksel hareket olarak değil, baskın ve kısıtlayıcı denetimi anlatan güçlü bir mecaz olarak anlayın. Bir kuruluşun bölge ya da sektör üzerindeki eski gücünün ciddi biçimde zayıfladığını belirtmek için bu ifadeyi siyasi, ticari veya kurumsal bağlamlarda kullanabilirsiniz.
Bu derste
On a December night in 1910: hikâyenin zamanını belirlemek
Cümlenin başına gelen On a December night in 1910, önce dinleyiciye hikâyenin ne zaman geçtiğini söyler. Aralık 1910 gibi geniş bir tarihten belirli bir geceye doğru daralır ve ardından ana olayı anlatır. On a/an + betimleme + günün bir bölümü + in + yıl kalıbı, bir hikâyeye veya tarihî anlatıya başlamanın doğal bir yoludur. Belirli gece için on, yılı belirtmek için ise in kullanılır.
Alıştırma
Bir hikâyenin başında On a December night in 1910 ifadesinin temel anlatı görevi nedir?
- Olay başlamadan önce dinleyiciyi belirli bir zamana yerleştirmek
- Olayın her Aralık ayında gerçekleştiğini söylemek
- Olayın bütün ay sürdüğünü göstermek
Cevabı göster
Olay başlamadan önce dinleyiciyi belirli bir zamana yerleştirmek
exiled former leader: geçmiş görev ve sürgün
Exiled former leader ifadesinde exiled ve former sözcüklerinin ikisi de leader sözcüğünü niteler. Former, kişinin artık liderlik görevinde olmadığını; exiled ise zorla veya siyasi baskıyla ülkesinden ya da siyasi çevresinden uzakta yaşamaya mecbur kaldığını belirtir. Bu kısa ifade aynı anda iki bilgi katmanı verir: geçmişteki görev ve kişinin hikâyenin o noktasındaki siyasi durumu. Yalnızca yurt dışına seyahat eden mevcut bir lider anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi açıklama exiled former leader ifadesine en uygundur?
- Artık lider olmayan ve ülkesinden uzakta yaşamaya zorlanmış bir kişi
- Yurt dışında sıradan bir tatil yapan eski bir lider
- Yurt dışında kısa bir resmî ziyaret yapan mevcut bir lider
Cevabı göster
Artık lider olmayan ve ülkesinden uzakta yaşamaya zorlanmış bir kişi
he set sail for Honduras in hopes of reclaiming power Kalıp ifadeler
0:20ne pahasına olursa olsun iktidarı geri alma umuduyla
set sail for: bir varış noktasına doğru deniz yolculuğuna çıkmak
set sail for, belirli bir varış noktasına doğru deniz yolculuğuna çıkmak demektir. Bu cümlede Honduras'a doğru bir yolculuğa başlar; set sail kalıplaşmış bir ifadedir ve for varış noktasını belirtir. İfade, hareketi açık bir deniz yolculuğu görüntüsüyle anlatır. Bu yüzden seyahat, macera ve tarih anlatılarında özellikle doğaldır.
Alıştırma
Deniz yoluyla bir yere doğru yolculuğa başladı anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: At sunrise, the expedition ship ____ Greenland.
Cevabı göster
set sail for
in hopes of reclaiming power: umulan bir sonucu ifade etmek
in hopes of reclaiming power ifadesi, yolculuğundan umduğu sonucu açıklar: kontrolü yeniden ele geçirmek istiyordu. Bir amaç veya beklenti bildirir; sonucun kesin olduğunu göstermez. Yapı in hopes of + isim veya -ing biçimidir. Burada of bir edat olduğu için reclaim, reclaiming olur: do something in hopes of doing something.
Alıştırma
Umut ederek anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The clinic extended its hours ____ serving more patients.
Cevabı göster
in hopes of
by whatever means necessary: gereken her türlü yöntemi kullanarak
by whatever means necessary, “hedefe ulaşmak için gereken her türlü yöntemi kullanarak” anlamına gelir. Buradaki means, “anlamına gelir” fiili değil, “yöntemler veya yollar” anlamındaki isimdir; whatever ise belirli hiçbir yöntemin baştan dışlanmadığını gösterir. Bu cümlede iktidarı geri almak diğer her şeyden üstün tutulan hedef olarak sunulur. İfade yöntemleri sınırlamadığı için sert bir tınıya sahiptir ve kesin sınırlar bağlama bağlı olsa da aşırı, etik dışı veya yasa dışı eylemlere başvurma isteğini düşündürebilir.
Alıştırma
Bu cümle resmî bir iş başvurusunda kullanıma uygun mudur? “I will get this job by whatever means necessary.”
- Uygun değil
- Uygun
Cevabı göster
Uygun değil
the future leader of a notorious organization known throughout Latin America Kalıp ifadeler
0:29tüm Latin Amerika'da nam salmış bir örgütün gelecekteki lideri,
known throughout Latin America as El Pulpo: ad ve coğrafi kapsam
Known throughout Latin America as El Pulpo, önündeki a notorious organization ifadesini niteleyen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Latin Amerika’nın her yerindeki insanların örgütü El Pulpo adıyla bildiği veya andığı anlamına gelir. Yeniden kullanılabilen yapı be known in/throughout + yer + as + ad veya unvan biçimindedir. Yer öbeği adın bilindiği coğrafi kapsamı, as ise adı veya kimliği belirtir.
Alıştırma
İnsanların kasabaya “the City of Roses” dediğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The town is known for the City of Roses.
- The town is known by the City of Roses.
- The town is known as the City of Roses.
Cevabı göster
The town is known as the City of Roses.
El Pulpo, or the Octopus: açıklama yapan or
El Pulpo, İngilizcede the Octopus anlamına gelen İspanyolca bir ifadedir. Burada or yabancı adın İngilizce çevirisini verir; iki seçenek arasında seçim sunmak yerine “yani” veya “başka bir deyişle” anlamına gelir. Virgüllü name, or explanation, kalıbı ikinci öbeğin ilkini başka bir adla ifade ettiğini veya açıkladığını gösterir. Bu kullanım, belgeseller ve haberler yabancı adları, lakapları veya terimleri tanıtırken yaygındır.
Alıştırma
“El Pulpo, or the Octopus” ifadesindeki or ne işe yarar?
- yabancı adın İngilizce anlamını vermek
- yabancı addaki yazım hatasını düzeltmek
- iki addan yalnızca birinin doğru olabileceğini göstermek
Cevabı göster
yabancı adın İngilizce anlamını vermek
powerful backer: etkili bir destek kaynağı
Backer; bir kişiyi, planı veya amacı para, kaynak, bağlantı ya da nüfuzla destekleyen kişi veya kuruluştur. Powerful, bu destekçinin yardım etme kapasitesinin önemli olduğunu belirtir. Cümlede powerful backer, desteğiyle Bonilla'nın iktidarı geri almasına yardım edebilecek birini tanımlar. Haber, siyaset ve iş dünyasında backer, sunulan desteği ifade eder; birinin fiziksel olarak başka birinin arkasında durmasını değil.
Alıştırma
Bir haberde “a powerful backer” büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Destek sağlayan etkili bir kişi veya grup
- Fiziksel olarak birinin arkasında duran kişi
- Bir planı engellemeye çalışan muhalif
Cevabı göster
Destek sağlayan etkili bir kişi veya grup
its long reach: birçok yere uzanan etki
Bu cümlede its long reach mecazidir. Reach, bir kuruluşun etkileyebildiği, denetleyebildiği ya da faaliyet gösterebildiği alanı; long ise bu etkinin uzağa veya birçok yere yayıldığını anlatır. Burada fiziksel bir uzunluktan söz edilmez. Aynı kalıp bir şirketin, kurumun, ağın ya da politikanın geniş etkisini anlatabilir.
Alıştırma
Bir haber metninde The organization has a long reach cümlesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Etkisi birçok yere veya alana uzanır.
- Tüm çalışanlarının kolları uzundur.
- Olağanüstü uzun bir ölçüm aletine sahiptir.
Cevabı göster
Etkisi birçok yere veya alana uzanır.
trafficking in: çoğu zaman itibarsız biçimde mal ticareti yapmak
Traffic in something, belirli türde malları satın almak, satmak veya başka bir biçimde bunların ticaretini yapmak anlamına gelir ve çoğu zaman büyük ölçekli bir faaliyeti anlatır. Burada trafficking, şirketi açıklayan bir -ing yan cümleciğidir. Nesne bananas sözcüğüdür. of all things ifadeyi böldüğü için temel yapı trafficking in bananas şeklindedir. Traffic in çoğu zaman yasa dışı, sömürücü veya itibarsız bir ticareti çağrıştırır; burada sıradan ve yasal bir ürünle kullanılması eleştirel tonu korur ve şaşkınlık katar.
Alıştırma
Cümleyi traffic in ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: Investigators found a network ____ stolen passports.
Cevabı göster
trafficking in
of all things: şaşırtıcı bir ayrıntıyı vurgulamak
Of all things, ardından gelen ayrıntının özellikle şaşırtıcı veya duruma aykırı olduğunu gösteren bir ara sözdür. Burada dikkat bananas sözcüğüne çekilir: sıradan bir ürün olan muz, infamous ve trafficking sözcüklerinin yarattığı tehditkâr izlenimle çelişir. Bu ifade çıkarıldığında cümlenin temel olgusal anlamı değişmez, ancak konuşanın şaşkınlığı ve hafif ironisi kaybolur. Başka bağlamlarda beklenmedik biçimde seçilen bir şeyi, eylemi veya konuyu öne çıkarmak için kullanılabilir.
Alıştırma
"Maya chose, of all things, a bright orange suitcase," cümlesinde of all things ne anlatır?
- Maya her tür bavulu seçti.
- Bavul mevcut olan tek eşyaydı.
- Parlak turuncu bir bavulun seçilmesi beklenmedik bir durumdu.
Cevabı göster
Parlak turuncu bir bavulun seçilmesi beklenmedik bir durumdu.
It was officially known as United Fruit Company, Kalıp ifadeler
0:47Resmi olarak United Fruit Company adıyla biliniyordu,
officially known as: resmî bir adı tanıtmak
be officially known as + ad yapısı, resmî veya kamusal kullanımda tanınan bir adı belirtir. Known, edilgen be known as yapısındaki geçmiş zaman ortacıdır; officially ise resmî adı bir lakaptan veya gündelik adlandırmadan ayırır. Bu cümlede was officially known as, tarihî ad olan United Fruit Company'yi tanıtır. Daha sonraki today bölümü günümüzdeki adı gösterir; dolayısıyla be fiilinin zamanı resmî adın hangi dönemde geçerli olduğunu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için officially, known ve as sözcüklerini kullanın: According to its charter, the organization is ____ the North River Trust.
Cevabı göster
officially known as
First cultivated in Southeast Asia thousands of years ago, Dilbilgisi
0:55Binlerce yıl önce ilk kez Güneydoğu Asya'da yetiştirilen
where enslaved Africans cultivated them in plots alongside sugar plantations. Dilbilgisi
1:02ve köleleştirilmiş Afrikalılar onları şeker kamışı tarlalarının yanındaki arazilerde yetiştirdiler.
First cultivated ...: cümle başında geçmiş zaman ortacı öbeği
First cultivated in Southeast Asia thousands of years ago, ana cümleden önce yer alan bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Bananas were first cultivated in Southeast Asia thousands of years ago şeklindeki edilgen arka plan bilgisini kısaltır ve ardından ana olaya, yani bananas reached the Americas bölümüne geçer. Öbeğin örtük öznesi, hemen ardından gelen ana cümlenin öznesi bananas sözcüğüdür. Burada cultivated edilgen anlam taşır ve eylem bananas üzerinde gerçekleşir; bu nedenle başlangıçtaki öbek, ardından gelen özneyi mantıksal olarak tanımlamalıdır.
Alıştırma
Başlangıçtaki arka plan öbeğini cultivate fiilinin past participle biçimiyle tamamlayın: ____ in this region centuries ago, coffee later spread worldwide.
Cevabı göster
Cultivated
where ...: bir yere gönderme yapan ilgi zarfı
Buradaki where bir soru sözcüğü değil, ilgi zarfıdır. the Americas ifadesine geri gönderme yapar ve o yerde ne olduğuna dair ek bilgi sunar. where yan cümlesi anlam bakımından and there enslaved Africans cultivated them in plots alongside sugar plantations ifadesine yakındır. where zaten “o yerde” anlamını taşıdığı için arkasından there eklenmez. Virgül, bunun daha önce belirlenmiş bir yer hakkındaki ek bilgi olduğunu gösterir.
Alıştırma
Lisbon ifadesine geri gönderme yapan ilgi zarfını yazın: They moved to Lisbon, ____ they opened a small cafe.
Cevabı göster
where
most of which looked nothing like the bananas in supermarket aisles today. Notlar
1:10ve bunların çoğu bugün süpermarket raflarındaki muzlara hiç benzemiyordu.
most of which looked nothing like: sınırlayıcı olmayan bir ilgi yan cümlesi
Most of which, açıklayıcı yani sınırlayıcı olmayan bir ilgi yan cümlesi başlatır. Which, many different bananas ifadesine geri gönderme yapar; most of ise bu grubun çoğunluğunu belirtir. İsim öbeği, most of which + fiil yapısı, yeni bir cümle başlatmadan bir grubun üyelerinin çoğu hakkında ek bilgi verir. Virgül, bu yan cümlenin hangi muzların kastedildiğini belirlemediğini, yalnızca ek bilgi sunduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi, bunların çoğu anlamındaki sınırlayıcı olmayan ilgi yapısıyla tamamlayın: The archive contains twelve early photographs, ____ are badly faded.
Cevabı göster
most of which
looked nothing like: görünüşün tamamen farklı olduğunu vurgulamak
Looked nothing like, bir şeyin başka bir şeye görünüş olarak hiç benzemediği anlamına gelir. Nothing olumsuz karşılaştırmayı güçlendirir; böylece konuşan kişi iki görünüşün çok farklı olduğunu vurgular. Tekrar kullanılabilen kalıp A looks veya looked nothing like B şeklindedir. Burada geçmişteki muzlar anlatıldığı için geçmiş zaman biçimi looked kullanılmıştır.
Alıştırma
Hedef ifadeyi geçmiş zamanda kullanarak cümleyi tamamlayın: After the renovation, the room ____ its old self.
Cevabı göster
looked nothing like
in search of coconuts and other goods. Kalıp ifadeler
1:21hindistancevizi ve diğer malları aramak için.
ventured to the Caribbean: risk veya belirsizlik içeren yolculuk
Burada ventured to the Caribbean, belirsizliğe veya olası bir tehlikeye rağmen Karayipler'e gittikleri anlamına gelir. Ventured, tek başına went to ifadesinin aktarmadığı bir keşif veya risk duygusu katar. venture to + place kalıbı, bir varış noktasına doğru hareketi cesur, zor veya belirsiz bir yolculuk olarak sunar. Geçmiş zaman biçimi ventured tarihsel anlatıma da uygundur.
Alıştırma
Riskli veya belirsiz bir yolculuğu vurgulamak için ventured sözcüğünü en doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?
- The students ventured to their usual classroom for the daily lesson.
- The scientists were ventured to the remote island despite the approaching storm.
- The scientists ventured to the remote island despite the approaching storm.
Cevabı göster
The scientists ventured to the remote island despite the approaching storm.
in search of: arama amacını ifade etmek
In search of, “bulmaya çalışarak” veya “bulmak amacıyla” anlamına gelir. Cümlede kaptanların neden yolculuk ettiğini açıklar: Hindistan cevizleri ve başka mallar bulmak istiyorlardı. Bu, sabit bir edat öbeğidir: in search of + noun phrase. Öbeğin kendisi cümlenin ana fiili olmadığı için travel, leave veya set out gibi bir eylemin ardından gelerek o eylemin amacını belirtebilir.
Alıştırma
“Bulmak amacıyla” anlamına gelen sabit ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The rescue team entered the building ____ the missing dog.
Cevabı göster
in search of
from Afro-Caribbean farmers in Jamaica, Cuba, and Honduras. Kültür
1:30Jamaika, Küba ve Honduras'taki Afrika kökenli Karayipli çiftçilerden.
began to experiment with: keşif amaçlı bir denemeye başlamak
began to experiment with, neyin işe yaradığını öğrenmek için bir şeyi farklı yollarla denemeye veya kullanmaya başlamak demektir. Yapı begin to experiment with + nesne, malzeme, yöntem veya fikir şeklindedir; began başlangıcın geçmişte olduğunu gösterir. Bu cümlede muzların sunduğu olanaklar ticari bir ortamda araştırılıyordu. İfade, mutlaka kontrollü bir laboratuvar deneyi değil, sonucu önceden belli olmayan açık uçlu bir deneme anlatır.
Alıştırma
Derste geçen dört kelimelik ifadeyi aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: The photographer ____ natural light.
Cevabı göster
began to experiment with
Afro-Caribbean farmers: Afrika kökeni ve Karayip geçmişi
Afro-Caribbean, Afrika kökenine ve Karayipler'e ait tarihsel, toplumsal veya kültürel bir geçmişe sahip insanları ya da kültürleri anlatan birleşik bir sıfattır. Burada farmers sözcüğünü niteler; dolayısıyla Afro-Caribbean farmers bu topluluklardan gelen çiftçiler demektir. Terim, kökeni bölgesel kimlikle birleştirir. Tek bir milliyetin adı değildir ve “Afrikalı veya Karayipli” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümledeki Afro-Caribbean farmers ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Afrika kökenine ve Karayip bölgesel ya da kültürel geçmişine sahip çiftçiler
- Yalnızca Afrika kökenli ürünler yetiştiren Karayip şirketleri
- Afrika'dan Karayiplere kısa süreli ziyaret için giden herhangi bir çiftçi
Cevabı göster
Afrika kökenine ve Karayip bölgesel ya da kültürel geçmişine sahip çiftçiler
relatively thick-skinned fruit: gerçek anlamlı bir betimleme
Burada relatively thick-skinned, meyvenin gerçek dış kabuğunu anlatır: kabuk, karşılaştırılan diğer muzların kabuğundan daha kalındır. Relatively, aşırı veya mutlak bir kalınlığı değil, karşılaştırmayı belirtir. Thick-skinned, fruit sözcüğünden önce kullanılan, kısa çizgili bir birleşik sıfattır. Bir insanı tanımladığında eleştirilerden kolayca incinmeyen anlamına gelebilir; ancak burada fruit ismi ifadenin gerçek anlamda kullanıldığını gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede relatively thick-skinned fruit ne anlama gelir?
- Kolayca gücenmeyen meyve.
- Dış kabuğu nispeten kalın olan meyve.
- İç eti nispeten kalın olan meyve.
Cevabı göster
Dış kabuğu nispeten kalın olan meyve.
ideal for shipping: ideal for + isim veya -ing biçimi
Ideal for shipping, bir şeyin taşınmaya çok uygun olduğu anlamına gelir. Buradaki shipping, malların taşınmasını ifade eder; yalnızca gemiyle taşıma anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen yapı ideal for + isim veya -ing biçimidir: ideal for beginners, ideal for storing food. Ideal, bir amaca çok iyi uyumu ifade eder; mutlaka mutlak kusursuzluk anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “malları taşımaya çok uygun” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The padded crate is ____.
Cevabı göster
ideal for shipping
By the end of ...: bir sonuç için zaman sınırı koymak
By the end of the 1800s, on dokuzuncu yüzyılın sonunu bir zaman sınırı olarak belirler. Ardından gelen durum, yani muzların popüler olması, en geç o noktada zaten geçerliydi; daha önce de gerçekleşmiş olabilir. By the end of ... cümle başında kullanıldığında zaman çizgisini ileri taşır ve o aşamaya kadar ulaşılmış bir sonucu sunar. Bu nedenle tarih anlatılarında ve ilerleme güncellemelerinde kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle, işin tam o noktada veya kesinlikle daha önce yapıldığını söylemeden ay sonunu bir zaman sınırı olarak belirler?
- At the end of the month, the team had completed the survey.
- By the end of the month, the team had completed the survey.
- Before the end of the month, the team had completed the survey.
Cevabı göster
By the end of the month, the team had completed the survey.
a hit: çok popüler veya başarılı bir şey
Bu cümlede a hit, çok popüler veya başarılı olan bir şeyi anlatan, gerçek anlamda kullanılmayan bir isim öbeğidir. Bananas were a hit, muzların ABD'deki insanlar arasında geniş çapta popüler hâle geldiğini belirtir. be a hit ürünler, şarkılar, filmler, etkinlikler, fikirler ve bazen insanlar için kullanılabilir. be a hit with + grup kalıbı, birini veya bir şeyi özellikle seven kitleyi belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “çok popüler veya başarılı” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The science fair was ____ with local families.
Cevabı göster
a hit
They were affordable, available year-round, Kalıp ifadeler
1:47Uygun fiyatlıydı, yıl boyunca bulunabiliyordu
available year-round: yıl boyunca erişilebilirlik
Bu cümlede available year-round, söz konusu ürünlerin yalnızca belirli bir mevsimde değil, yıl boyunca edinilebildiği anlamına gelir. year-round ifadesi, erişilebilirliğin ne kadar kesintisiz olduğunu anlatır. Bu ifade genel bir bulunabilirlik düzenini belirtir; ürünün her gün veya her yerde stokta olacağını garanti etmez. Available all year round da doğaldır, ancak all year round kısa çizgisiz yazılır.
Alıştırma
“Yıl boyunca erişilebilir” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The museum's audio guide is ____.
Cevabı göster
available year-round
endorsed by medical doctors: doktorların açık desteği veya tavsiyesi
Bu cümlede endorsed by medical doctors, doktorların söz konusu ürünleri açıkça desteklediği veya tavsiye ettiği anlamına gelir. Endorsed, X is/was endorsed by Y edilgen yapısındaki geçmiş zaman ortacıdır; Y, desteği veren kişi veya grubu belirtir. Bir şeyi yalnızca beğenmekle karşılaştırıldığında endorse, genellikle desteğin kimden geldiği belli olan ve dışa vurulan bir destek açıklamasını ifade eder. Bu destek, destekleyenin itibarı veya uzmanlığından güç alabilir.
Alıştırma
“The treatment was endorsed by the doctors” cümlesinin en doğru anlamı nedir?
- Doktorlar tedaviyi açıkça destekledi veya tavsiye etti.
- Doktorlar tedaviyi icat etti.
- Doktorlar tedavinin herkes için işe yaradığını resmen kanıtladı.
Cevabı göster
Doktorlar tedaviyi açıkça destekledi veya tavsiye etti.
US fruit companies wanted to grow their own bananas.
1:55ABD'li meyve şirketleri kendi muzlarını yetiştirmek istediler.
As ... became ...: paralel gelişimi göstermek
Bu cümlede as, “bir durum gelişirken” ya da “bu değişimle birlikte” anlamına gelir. As bananas became big business yan cümlesi, ana cümle için değişmekte olan bir arka plan oluşturur: muz ticareti büyük bir işe dönüşürken ABD'li meyve şirketlerinin muz yetiştirme isteği de bununla birlikte gelişmiştir. As sözcüğünün bu kullanımı, zaman ilişkisini çoğu kez dolaylı bir neden-sonuç bağıyla birleştirir. Tek ve doğrudan bir neden belirtmek yerine iki gelişmeyi birlikte sunar.
Alıştırma
Hangi cümle bir değişimin başka bir değişimle birlikte geliştiğini en doğal biçimde ifade eder?
- Because the road was closed, traffic became heavier.
- As the town grew, traffic became heavier.
- When the town had a festival, traffic became heavier.
Cevabı göster
As the town grew, traffic became heavier.
secure access to land: arazi kullanımını elde etmek veya güvenceye almak
Burada secure, “bir şeyi başarıyla elde etmek veya kullanılabilir olmasını sağlayacak düzenlemeyi yapmak” anlamına gelen bir fiildir. Bu nedenle secure access to land, araziye girme ya da araziyi kullanma hakkını veya fiilî imkânını elde etmek ya da güvence altına almak demektir. Yeniden kullanılabilen kalıp secure access to + kaynak, hizmet, yer veya bilgi şeklindedir. Access tek başına mülkiyet anlamına gelmez: bir şirket araziyi kullanma iznine sahip olabilir fakat araziye sahip olmayabilir.
Alıştırma
Cümleyi bu nottaki “kullanma imkânını elde etmek veya güvence altına almak” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The agreement helped local farmers ____ irrigation water during the dry season.
Cevabı göster
secure access to
banana moguls lobbied and bribed government officials in Central America Kelime
2:01muz kodamanları Orta Amerika'daki hükümet yetkililerine lobi yaptı ve rüşvet verdi,
banana moguls: muz sektörünün güçlü ve nüfuzlu liderleri
banana moguls ifadesinde banana, sektörü belirten bir isim niteleyicisi olarak kullanılır. Moguls sözcüğü, o sektörde son derece zengin veya güçlü iş liderlerini ifade eder. Mogul, businessperson sözcüğünden daha güçlüdür: büyük bir kontrol ve nüfuzun yanı sıra iş dünyasındaki ya da siyasi kararları etkileme gücünü de çağrıştırır. Bu cümlede söz konusu güç, yetkililere nasıl lobi yapıp rüşvet verebildiklerini anlamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Bu cümlede banana moguls ne anlama gelir?
- muz sektöründeki güçlü ve nüfuzlu liderler
- çok miktarda muz satın alan müşteriler
- muz toplayan sıradan işçiler
Cevabı göster
muz sektöründeki güçlü ve nüfuzlu liderler
and even funded coups to ensure they had allies in power. Notlar
2:06hatta müttefiklerinin iktidarda kalmasını sağlamak için darbeleri bile finanse ettiler.
funded coups: yasa dışı iktidar ele geçirmelerini finanse ettiler
funded coups ifadesinde funded, fund fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve para ya da başka bir mali destek sağlandı anlamına gelir. Coups ise coup sözcüğünün çoğuludur ve bir hükümetin kontrolünü aniden ve yasa dışı biçimde ele geçirmeye yönelik eylemleri ifade eder. İfade bir bütün olarak siyasi iktidarı ele geçirme çabalarına para sağlandığını anlatır. Bu sıradan bir sponsorluk değildir; finanse edilen şey yasa dışı bir hükümet değişikliğidir.
Alıştırma
'They funded coups' ifadesini en iyi açıklayan cümle hangisidir?
- Barışçıl seçimlerden sonra hükümetleri resmen tanıdılar.
- Hükümet gücünü yasa dışı biçimde ele geçirmeyi amaçlayan eylemleri desteklemek için para sağladılar.
- Yerel yetkililerin düzenlediği halka açık festivallerin masraflarını ödediler.
Cevabı göster
Hükümet gücünü yasa dışı biçimde ele geçirmeyi amaçlayan eylemleri desteklemek için para sağladılar.
to ensure they had allies in power: amaç bildirme
to ensure ... mastar yapısı, önceki eylemin amacını belirtir: darbeler, istenen bir siyasi durumun gerçekleşmesi için finanse edilmiştir. Ensure fiilinden sonra tam bir yan cümle gelir: they had allies in power. In power, siyasi yetkiyi elinde tutmak anlamına gelir; dolayısıyla bu yan cümle, müttefiklerinin siyasi kontrol konumlarında olduğunu anlatır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp do something to ensure + yan cümle şeklindedir.
Alıştırma
Amaç bildiren ifadeyi to ensure ile tamamlayın: We checked every name twice ____ the guest list was accurate.
Cevabı göster
to ensure
Manuel Bonilla repaid the banana man who had financed his return to power Kalıp ifadeler
2:11Manuel Bonilla, iktidara dönüşünü finanse eden muz patronuna
financed his return to power: iktidara dönüşü finanse etmek
Finance burada bir fiildir ve bir şey için gereken parayı sağlamak anlamına gelir. Financed his return to power, siyasi yetkiyi yeniden kazanmasına yardımcı olan girişimlere para sağlamak demektir; finansmanı sağlayan kişinin bütün eylemleri bizzat yaptığı anlamına gelmez. His return to power, financed fiilinin nesnesidir. Return to power, kaybedilmiş bir siyasi kontrol konumunu yeniden kazanmak anlamına gelir. Tam cümledeki had financed, finansmanın daha sonraki karşılıktan önce gerçekleştiğini gösterir.
Alıştırma
The donor financed his return to power. ne anlama gelir?
- Bağışçı onu resmen siyasi bir göreve atadı.
- Bağışçı, onun siyasi kontrolü yeniden ele geçirmesine yardımcı olan girişimlere para sağladı.
- Bağışçı yalnızca onun eve yaptığı kişisel yolculuğun ücretini ödedi.
Cevabı göster
Bağışçı, onun siyasi kontrolü yeniden ele geçirmesine yardımcı olan girişimlere para sağladı.
with land concessions: devletçe verilen arazi haklarıyla karşılık vermek
Burada land concessions, belirli arazileri kullanma, geliştirme veya kontrol etme amacıyla bir hükümet ya da yönetici tarafından verilen haklardır. Anlaşmanın içeriğine bağlı olarak bunlar arazinin tam ve kalıcı mülkiyetinin devredildiği anlamına gelmeyebilir. with land concessions ifadesi, Manuel Bonilla'nın destekçisine nasıl karşılık verdiğini gösterir: arazi imtiyazları ödeme biçimiydi. Bu siyasi ve ticari bağlamda concessions, bir tartışmada verilen tavizleri değil, resmî olarak tanınan hakları ifade eder.
Alıştırma
Tarihî bir anlatıda "The government rewarded the company with land concessions" ifadesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Hükümet şirketten bir arazi anlaşmazlığında uzlaşmasını istedi.
- Hükümet şirkete belirli arazileri kullanma veya geliştirme hakkı verdi.
- Hükümet şirkete arazi hakları yerine tarım aletleri verdi.
Cevabı göster
Hükümet şirkete belirli arazileri kullanma veya geliştirme hakkı verdi.
who owned over 40% of Guatemala's arable land at one point. Kelime
2:24bir zamanlar Guatemala'nın ekilebilir arazisinin %40'ından fazlasına sahipti.
dominated the region: ezici etkiye veya kontrole sahip olmak
Dominated the region, bir şirketin o bölgede diğer aktörlerden çok daha fazla güce, kontrole veya etkiye sahip olduğu anlamına gelir. Cümlede United Fruit'in ekilebilir arazilerin çok büyük bir bölümüne sahip olması bu hâkimiyetin kanıtıdır. Dominate geçişli bir fiildir ve the region ifadesini doğrudan nesne olarak alır. Yalnızca bölgede bulunmak ya da iş yapmak anlamına gelmez; tek başına şirketin yasal hükümet olduğu anlamını da taşımaz.
Alıştırma
"The company dominated the region" ifadesinin en doğru anlamı nedir?
- Hukuken bölgesel hükümetle aynı kurumdu.
- Bölgede ezici bir etkiye veya kontrole sahipti.
- Bölgede faaliyet göstermeye daha yeni başlamıştı.
Cevabı göster
Bölgede ezici bir etkiye veya kontrole sahipti.
arable land: ürün yetiştirmeye uygun arazi
Arable land, sürülmeye ve tarımsal ürün yetiştirmeye uygun arazi demektir. Bu cümlede ifade, Guatemala topraklarının ürün yetiştirmek için kullanılabilecek kısmını belirtir. Bu ifade genel anlamdaki land sözcüğünden daha dar kapsamlıdır: ormanlar, kayalık alanlar ve yalnızca otlatma için kullanılan araziler arable land olmayabilir. Arazinin olağanüstü verimli ya da şu anda ekili olmasını değil, ürün yetiştirmeye uygunluğunu anlatır.
Alıştırma
Bir coğrafya raporunda arable land ne anlama gelir?
- meralar dâhil tarım için kullanılan tüm araziler
- ürün yetiştirmeye uygun arazi
- üzerinde binalar ve yollar bulunan arazi
Cevabı göster
ürün yetiştirmeye uygun arazi
along with railroads, ports, and towns to house workers. Kelime
2:37ayrıca işçileri barındıracak demiryolları, limanlar ve kasabalar inşa ettiler.
cleared rainforest: geliştirme için yağmur ormanı bitki örtüsünün kaldırılması
Burada cleared geçişli bir fiildir ve rainforest onun nesnesidir. They cleared rainforest, arazinin plantasyonlar ve inşaat için kullanılabilmesi amacıyla ağaçları ve diğer bitki örtüsünü kaldırdıkları anlamına gelir. Buradaki clear, “anlaşılması kolay hâle getirmek” veya yalnızca çöp toplamak anlamına gelmez. Arazi geliştirme bağlamında clear land, clear a forest ya da clear a site, bir alandaki bitki örtüsünü veya engelleri kaldırmak demektir.
Alıştırma
“The company cleared the forest to build a road” cümlesi ne anlama gelir?
- Ağaçları ve bitkileri yerinde bırakıp çöpleri topladılar.
- Arazinin geliştirilebilmesi için ağaçları ve bitki örtüsünü kaldırdılar.
- Ormanı daha açık bir şekilde anlattılar.
Cevabı göster
Arazinin geliştirilebilmesi için ağaçları ve bitki örtüsünü kaldırdılar.
to house workers: fiil olarak house
to house workers ifadesinde house, “işçilere kalacak yer sağlamak” veya “işçileri barındırmak” anlamına gelen geçişli bir fiildir. Workers bu fiilin nesnesidir. to house workers mastar yapısı kasabaların amacını belirtir: kasabalar, işçilerin orada yaşayabilmesi için inşa edilmiştir. Bu fiil, bir bina veya kurumun kimleri ya da neleri barındırabildiğini anlatan resmî açıklamalarda yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümlede house, “barınacak yer sağlamak” anlamında fiil olarak kullanılmıştır?
- They bought a house near the campus.
- The new dormitory can house 200 students.
- The students painted the house last weekend.
Cevabı göster
The new dormitory can house 200 students.
Lured by relatively high-paying jobs, Dilbilgisi
2:41Nispeten yüksek maaşlı işlerin cazibesine kapılan
Lured by ...: cümle başında neden bildiren geçmiş ortaç öbeği
Lured by relatively high-paying jobs bir geçmiş ortaç öbeğidir. İnsanların göç etme nedenini, yani işlerin onları cezbettiğini belirtir. Because people were lured by relatively high-paying jobs biçiminde açılabilir. Öbek edilgen anlam taşır: people cezbeden değil, cezbedilen taraftır. Ana cümleden önce kullanıldığında nedeni arka plan bilgisi olarak kısaca sunar. Öbeğin örtük öznesi, ana cümlenin öznesi olan people ile aynı olmalıdır.
Alıştırma
Hangi cümlede başlangıçtaki geçmiş ortaç öbeği ana cümlenin öznesini doğru biçimde niteler?
- Lured by the scholarship, Nina applied to the university.
- Lured by the scholarship, the university received Nina's application.
- Lured by the scholarship, the application deadline seemed closer.
Cevabı göster
Lured by the scholarship, Nina applied to the university.
United Fruit's plantations grew exclusively Gros Michel bananas.
2:48United Fruit'in tarlalarında sadece Gros Michel muzları yetiştiriliyordu.
making them ripe for disease epidemics. Deyimler
2:57bu da onları hastalık salgınlarına karşı savunmasız hale getiriyordu.
densely packed farms had little biological diversity: yoğun çiftliklerde düşük biyolojik çeşitlilik
Biological diversity, canlı organizmaların çeşitliliğini ve bu organizmalar arasındaki genetik farklılıkları ifade eder. Tarım bağlamında had little biological diversity, çiftliklerin biyolojik yapısının sınırlı çeşitliliğe sahip olduğu anlamına gelir; örneğin genetik olarak birbirine benzeyen çok sayıda bitki bulunabilir. Tek kelimelik biodiversity terimi de aynı temel anlamı taşır. Densely packed, farms sözcüğünü niteler. Yoğun yerleşim ile düşük çeşitliliğin bir araya gelmesi, birçok organizmanın aynı zayıflıkları paylaşmasına yol açabilir. Bu da daha sonra belirtilen hastalıkların geniş çapta yayılma riskini açıklamaya yardımcı olur. İfade, çiftliklerin biyolojik yapısı ile bu risk arasında bağlantı kurar.
Alıştırma
Biyolojik çeşitliliği az olan bir çiftliği en iyi hangi durum gösterir?
- Çit bitkileri ve kır çiçekleriyle bir arada yetiştirilen çeşitli ürün türleri.
- Farklı habitatlara yayılmış birçok farklı ürün.
- Genetik olarak benzer bitkilerden oluşan tek bir ürünün yetiştirildiği geniş bir alan.
Cevabı göster
Genetik olarak benzer bitkilerden oluşan tek bir ürünün yetiştirildiği geniş bir alan.
making them ripe for disease epidemics: hastalık salgınlarına elverişli hâle getirmek
Ripe for burada mecaz anlamda kullanılmıştır. Çiftliklerde hastalık salgınlarının kolayca gelişebileceği koşulların bulunduğu anlamına gelir. İmge, tamamen olgunlaşmış meyveden gelir; ancak ripe for hem olumlu hem de zararlı bir sonucu destekleyen koşulları anlatabilir. Making them ... sonuç bildiren bir -ing yapısıdır. Virgülden önce açıklanan yoğun yerleşim ve düşük biyolojik çeşitliliğin bu durumu oluşturduğunu gösterir; them, farms sözcüğünü ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi ripe ve onun gerektirdiği edatla tamamlayın: The dry forest was ____ a wildfire.
Cevabı göster
ripe for
The infrastructure connecting these vulnerable farms could quickly spread disease.
3:00Bu savunmasız çiftlikleri birbirine bağlayan altyapı, hastalıkları hızla yayabiliyordu.
on workers' boots, railroad cars, and steamships.
3:08işçi çizmelerinde, tren vagonlarında ve buharlı gemilerde.
hitch a ride: başka bir şey tarafından taşınma mecazı
Bu cümlede hitch a ride mecazi anlamda kullanılmıştır. Patojenler gerçek birer yolcu değildir; botlar, tren vagonları veya buharlı gemiler üzerinde bir yerden başka bir yere taşınabilirler. X hitches a ride on Y kalıbı, X'in Y'ye tutunarak ya da Y tarafından taşınarak hareket etmesi anlamına gelir. Bu kullanım, açıklamayı daha canlı hâle getirir.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz ve hitch ile başlayan üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Tiny burrs can ____ on a hiker's socks.
Cevabı göster
hitch a ride
And that's exactly what happened: önceki bir olasılığı doğrulamak
And bu cümleyi önceki açıklamaya bağlarken that az önce anlatılan sonuca gönderme yapar. Exactly, gerçek olayın daha önceki olasılık veya öngörüyle örtüştüğünü belirtir. Bu cümle bir anlatı geçişi olarak varsayımsal açıklamayı bitirir ve 1910'larda gerçekten yaşananların anlatımını başlatır. Bilgiyi önce olasılık, ardından doğrulanmış tarihsel olay sırasıyla düzenler.
Alıştırma
Bu ifadenin anlatıdaki temel işlevini seçin: And that's exactly what happened in the 1910s.
- Daha önce belirtilen bir olasılığın sonradan gerçek bir olaya dönüştüğünü doğrular.
- Henüz sınanmamış bir olasılığı ortaya atar.
- Önceki açıklamayı reddeder ve konuyu değiştirir.
Cevabı göster
Daha önce belirtilen bir olasılığın sonradan gerçek bir olaya dönüştüğünü doğrular.
level Gros Michel banana plantations: level fiilinin “yerle bir etmek” anlamı
Burada level, “tamamen veya neredeyse tamamen yok etmek” anlamına gelen geçişli bir fiildir. Mantar öznedir; Gros Michel muz plantasyonları ise yok edilen nesnedir. Bu anlam, hasarın ciddi ve geniş çaplı olduğunu gösterir. Yangınlar, fırtınalar, savaş veya diğer yıkıcı güçlerle ilgili haberlerde sık görülür; burada “ölçmek” ya da “yatay hâle getirmek” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede level “yerle bir etmek” anlamında kullanılmıştır?
- The wildfire leveled several homes near the canyon.
- The river's level rose after the storm.
- The carpenter checked whether the shelf was level.
Cevabı göster
The wildfire leveled several homes near the canyon.
first in ... and later throughout ...: genişlemeyi aşamalar hâlinde anlatmak
Birlikte kullanılan first ... and later ... işaretleyicileri, tek bir gelişmeyi iki aşamaya ayırır. First daha önceki konumu, yani Panama'yı verir; later ise etkilenen alanın Orta Amerika geneline yayıldığı sonraki aşamayı tanıtır. Bu yapı, zaman sırasını yer veya kapsam değişikliğiyle birleştirir. Bir salgının, projenin, politikanın ya da eğilimin bir yerde başlayıp daha geniş bir alana nasıl ulaştığını göstermek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle, bir olayın tek bir yerden daha geniş bir alana yayıldığını göstermek için first ... and later ... yapısını kullanır?
- The service was offered in one neighborhood because the city approved it.
- The service was offered throughout the city from the first day.
- The service was offered first in one neighborhood and later throughout the city.
Cevabı göster
The service was offered first in one neighborhood and later throughout the city.
spreading quickly via the same system: aynı sistem üzerinden hızla yayılmak
Bu yan cümlede via, yayılmanın izlediği yolu ya da aracını gösterir: hastalık, hâlihazırda var olan sistem üzerinden hızla yayılıyordu. The same ifadesinden sonra gelen that had enabled big profits and cheap bananas bölümü, bu zararlı sonucu sistemin daha önce sağladığı yararlara bağlar. Böylece anlatım aynı sistemin iki sonucunu öne çıkarır: sistem muz ticaretini verimli hâle getirmiş, ama hastalığın yayılmasına da yardım etmiştir.
Alıştırma
Hangi cümlede via the same ... that ... yapısı, yararlı bir sistemin zararlı bir şeyi de taşıdığını göstermek için kullanılmıştır?
- The malware spread quickly via the same file-sharing system that had made collaboration easier.
- The team replaced its file-sharing system after the project ended.
- The malware spread quickly because several computers lacked updates.
Cevabı göster
The malware spread quickly via the same file-sharing system that had made collaboration easier.
banana companies abandoned infected plantations
3:33muz şirketleri enfekte olmuş tarlaları terk ettiler
leaving thousands of farmers and workers jobless. Dilbilgisi
3:40binlerce çiftçi ve işçiyi işsiz bırakarak.
In a race against Panama disease: Panama hastalığına karşı zamanla yarışmak
In a race against Panama disease mecazi bir ifadedir. Şirketler gerçek anlamda bir yarışa katılmıyordu; hastalık daha fazla yayılmadan veya daha büyük zarar vermeden önce harekete geçmeye çalışıyordu. in a race against + tehdit veya zaman kalıbı aciliyet duygusu yaratır. Başarıyı, kötüleşen bir sorundan daha hızlı hareket etmek olarak çerçeveler.
Alıştırma
Hangi cümlede in a race against, bir tehdide karşı acil eylemi göstermek için mecazi anlamda kullanılmıştır?
- In a race against her teammate, Lina crossed the finish line first.
- In a race against the rising floodwater, volunteers moved the supplies uphill.
- After the flood ended, volunteers counted the unused supplies.
Cevabı göster
In a race against the rising floodwater, volunteers moved the supplies uphill.
leaving ... jobless: sonucu ifade etmek
leaving thousands of farmers and workers jobless biçimindeki -ing yan cümlesi, ana cümledeki olayın sonucunu anlatır: plantasyonların terk edilmesi bu insanların işsiz kalmasına neden olmuştur. Kalıp şöyledir: ana cümle, leaving + etkilenen kişi veya şey + tümleç. Burada thousands of farmers and workers, leaving fiilinin nesnesidir; jobless ise onların sonuçta içinde bulunduğu durumu belirten nesne tümlecidir.
Alıştırma
Hangi cümlede leaving, ana olayın neden olduğu bir sonucu belirtir?
- Leaving the factory, Nora called her family.
- The factory closed, leaving three hundred people jobless.
- The manager was leaving the factory at noon.
Cevabı göster
The factory closed, leaving three hundred people jobless.
felled extensive tracts of rainforests: geniş yağmur ormanı alanlarını kesmek
Burada felled, “keserek devirmek” anlamındaki geçişli fell fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Doğrudan nesnesi extensive tracts of rainforests olduğundan, ifade şirketlerin çok geniş yağmur ormanı alanlarındaki ağaçları kestiğini anlatır. Tract, kesintisiz bir arazi alanıdır; extensive ise bu alanların çok büyük olduğunu vurgular. Bu ifadede rainforests, ormanla kaplı araziyi ve oradaki ağaçları belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle ekibin onlarca hasarlı ağacı kestiği anlamına gelir?
- The crew felled dozens of damaged trees.
- Dozens of damaged trees fell during the storm.
- The crew inspected dozens of damaged trees.
Cevabı göster
The crew felled dozens of damaged trees.
in order to establish ...: açık bir amaç belirtme
in order to establish new plantations amaç bildiren bir ifadedir. Şirketlerin yağmur ormanlarını neden kestiğini açıklar: amaçları yeni plantasyonlar kurmaktı. Yapı in order to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Burada establish fiilin yalın hâlidir. Yalnızca to kullanımına kıyasla in order to amacı daha açık hâle getirir ve çoğu zaman biraz daha resmî duyulur.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifade in order to ile tamamlayın: The clinic extended its hours ____ serve more patients.
Cevabı göster
in order to
the dictatorships with which United Fruit had partnered in Guatemala and Honduras Dilbilgisi
3:53United Fruit'in Guatemala ve Honduras'ta ortak olduğu diktatörlükler
yielded to democratically elected governments that called for land reform. Notlar
3:57toprak reformu çağrısında bulunan demokratik olarak seçilmiş hükümetlere boyun eğdi.
with which ... had partnered: resmî bir ilgi yan tümcesi
with which United Fruit had partnered, the dictatorships ifadesini niteleyen bir ilgi yan tümcesidir. partner with kalıbı with edatını alır ve which, the dictatorships ifadesine gönderme yapar; dolayısıyla with which, with the dictatorships anlamına gelir. Bu resmî yapıda edat, ilgi zamirinin önüne taşınır. had partnered, past perfect zamanındadır. Ortaklığın, yielded ile ifade edilen daha sonraki olaydan, yani diktatörlüklerin demokratik yollarla seçilmiş hükümetlere yerini bırakmasından önce gerçekleştiğini gösterir.
Alıştırma
Resmî ilgi yan tümcesini dersteki edat ve ilgi zamiriyle tamamlayın: The nonprofit ____ the city has partnered provides free meals.
Cevabı göster
with which
yielded to democratically elected governments: demokratik yollarla seçilmiş hükümetlere yerini bıraktı
Burada yielded to, “yerini bıraktı ve onun tarafından değiştirildi” anlamına gelir. Özne the dictatorships ifadesidir; democratically elected governments ise onların yerini alan yeni siyasi yönetimlerdir. A yielded to B kalıbı, daha önce baskın olan A sistemi veya durumundan yeni B’ye geçişi anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede yielded to, bir siyasi sistemin sona erip başka bir sistemle değiştirildiği anlamına gelir?
- The locked door yielded to pressure and swung open.
- She yielded to temptation and bought the expensive shoes.
- The military regime yielded to a civilian government after the election.
Cevabı göster
The military regime yielded to a civilian government after the election.
that called for land reform: toprak reformu talep eden
that called for land reform ifadesinde that, governments sözcüğünü açıklayan bir ilgi cümleciği başlatır. Called for, “kamuya açık biçimde talep etti veya savundu” anlamına gelir; land reform ise bu hükümetlerin istediği politikadır. Yeniden kullanılabilen kalıp call for + önlem, değişiklik veya eylem şeklindedir: call for an investigation, call for reform veya call for immediate action.
Alıştırma
Cümleyi call for ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: The medical association ____ stricter safety rules.
Cevabı göster
called for
President Jacobo Arbenz tried to buy back land from United Fruit Öbek fiiller
4:03Başkan Jacobo Arbenz toprakları United Fruit'ten geri almaya
and redistribute it to landless farmers. Kelime
4:08ve topraksız çiftçilere yeniden dağıtmaya çalıştı.
buy back land from United Fruit: United Fruit'ten toprağı geri satın almak
Buy back, bir şeyi satın alarak önceki sahibine ya da önceki denetim alanına geri döndürmek demektir. Burada land satın alma yoluyla geri alınan şeydir; from United Fruit ise mevcut sahibi veya satıcıyı belirtir. Kullanılabilir kalıp buy back + şey + from + kişi veya kuruluş şeklindedir. Back geri dönüş anlamı katar; buy land yalnızca toprak satın almayı anlatır, daha önce elde tutulan veya denetlenen toprağın geri alınmasını anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi “yeniden satın almak” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: The museum sold this portrait years ago and now hopes to ____ it.
Cevabı göster
buy back
redistribute it to landless farmers: onu toprağı olmayan çiftçilere yeniden dağıtmak
Redistribute, bir şeyi yeni veya farklı bir biçimde yeniden dağıtmak demektir. Bu cümlede it, land sözcüğüne gönderme yapar; to landless farmers ise yeni alıcıları belirtir. Kullanılabilir kalıp redistribute + kaynak + to + alıcı şeklindedir; redistribute land to farmers buna bir örnektir. re- ön eki, yalnızca ilk kez dağıtmayı değil, mevcut dağılımda bir değişiklik yapıldığını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi redistribute ... to kalıbıyla tamamlayın: After revising its aid plan, the charity will ____ the food ____ families in greatest need.
Cevabı göster
redistribute · to
The Arbenz government offered to pay a price based on tax records, Kalıp ifadeler
4:11Arbenz hükümeti vergi kayıtlarına dayalı bir fiyat ödemeyi teklif etti,
where United Fruit had underreported the value of the land. Kelime
4:16United Fruit'in toprağın değerini eksik bildirdiği.
a price based on tax records: fiyatın dayanağını belirtmek
a price based on tax records ifadesinde based on tax records, price sözcüğünden sonra gelerek onu niteleyen geçmiş ortaç öbeğidir. Vergi kayıtlarının fiyatı belirlemek veya hesaplamak için bilgi kaynağı olarak kullanıldığını anlatır; ifade a price that was based on tax records biçiminde açılabilir. İsim + based on + kaynak yapısı, bir sayının, kararın, tahminin veya sonucun dayandığı kanıtı ya da bilgiyi belirtir.
Alıştırma
Cümleyi on ile biten iki sözcüklük hedef ifadeyle tamamlayın: The repair estimate was ____ the inspection report.
Cevabı göster
based on
underreported the value of the land: gereğinden düşük bir sayı bildirmek
underreported the value of the land ifadesinde underreported, bildirilen veya sunulan arazi değerinin gerçek değerden düşük olduğu anlamına gelir. under- ön eki “gerçek ya da uygun düzeyin altında” demektir; report ise bir sayının iletildiğini veya kaydedildiğini gösterir. Aynı fiil düşük bildirilen gelir, satış, emisyon, yaralanma veya vaka sayıları için de kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, resmî bir raporda sunulan sayının gerçek sayıdan düşük olduğu anlamına gelir?
- The engineers underestimated how much pollution the factory produced.
- The factory underreported its emissions in the annual filing.
- The newspaper misreported the date of the inspection.
Cevabı göster
The factory underreported its emissions in the annual filing.
El Pulpo was not happy: Güçlü hoşnutsuzluğu hafif sözlerle anlatmak
Cümle, şirketin lakabı olan El Pulpo’yu hoşnutsuzluk hissedebilen bir insan gibi sunarak şirketi kişileştirir. Burada was not happy hafif bir ifade gibi gelir, ancak şirketin sert tepkisi bunun ciddi bir öfke ve karşı çıkış anlamına geldiğini gösterir. Hafif sözlerle ağır sonuçlar arasındaki bu bilinçli fark, understatement denilen olduğundan hafif anlatımdır. Anlatıda kuru bir ironi yaratır ve çatışmanın tırmanacağını sezdirir.
Alıştırma
Bu anlatıda not happy ifadesinin etkisini en iyi hangi yorum açıklar? The manager was not happy; by morning, she had shut down the entire project.
- Yalnızca biraz hayal kırıklığına uğradığı anlamına gelir ve projenin kapatılması anlamı etkilemez.
- Projenin kendisinin insani duyguları olduğunu söyler.
- Hoşnutsuzluğunu hafifçe ifade eder, ancak sert eylem bunun çok daha güçlü olduğunu gösterir.
Cevabı göster
Hoşnutsuzluğunu hafifçe ifade eder, ancak sert eylem bunun çok daha güçlü olduğunu gösterir.
The company launched propaganda campaigns against Arbenz Kalıp ifadeler
4:23Şirket Arbenz'e karşı propaganda kampanyaları başlattı
and called on its deep connections in the US government for help. Öbek fiiller
4:26ve yardım için ABD hükümetindeki derin bağlantılarına başvurdu.
launch propaganda campaigns against someone: Birine karşı propaganda kampanyası başlatmak
launched propaganda campaigns against Arbenz ifadesinde launched, bir şeyi resmen başlatıp uygulamaya koymak anlamına gelir. Propaganda campaigns, tek taraflı, yanlı veya yanıltıcı mesajlarla kamuoyunu etkilemeye yönelik koordineli çalışmalardır; against Arbenz ise hedef alınan kişiyi belirtir. Yeniden kullanılabilecek kalıp launch + campaign/investigation/operation biçimindedir: launch burada bir nesneyi fiziksel olarak fırlatmak değil, örgütlü bir eylemi başlatmak anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için launch + propaganda campaign + against yapısını geçmiş zamanda kullanın: The newspaper ____ the mayor.
Cevabı göster
launched a propaganda campaign against
called on its deep connections: güçlü bağlantılardan yardım istemek
Bu cümlede called on, “yardım için birine veya bir kaynağa başvurdu” ya da “ondan yararlandı” anlamına gelir. Nesne olan its deep connections in the US government, telefon veya internet bağlantılarını değil, ABD hükümeti içindeki etkili ilişkiler ağını ifade eder. call on + kişi, grup veya kaynak + for help yapısı, o kişi, grup ya da kaynağı yardımın geldiği yer olarak gösterir. Buradaki for help amacı açıkça belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede call on, bir bağlantı ağından yardım istemek anlamında kullanılmıştır?
- She called on her contacts at the university for help.
- She called her contact at the university.
- The university called for stricter safety rules.
Cevabı göster
She called on her contacts at the university for help.
the CIA orchestrated the overthrow of the democratically elected Arbenz in 1954. Kelime
4:34CIA, 1954'te demokratik yollarla seçilmiş Arbenz'in devrilmesini organize etti.
citing fears of communism: açıklanmış bir gerekçeyi sunmak
Cümlenin başındaki citing fears of communism, CIA’in devamındaki eylem için hangi gerekçeyi öne sürdüğünü okura bildiren bir -ing ortaç yan cümlesidir. Örtük öznesi, ana cümlenin öznesi olan CIA’dir. Citing, bilgiyi açıklanmış bir dayanak veya gerekçe olarak işaretler. Öne sürülen gerekçeyi aktarır; ancak bunun doğru, yeterli veya tek neden olduğunu anlatıcının onayladığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Okulun açıkladığı gerekçeyi sunmak için cite fiilinin -ing biçimini kullanın: ____ safety concerns, the school canceled the trip.
Cevabı göster
Citing
CIA orchestrated the overthrow: iktidardan uzaklaştırmayı perde arkasında planlayıp koordine etmek
Burada orchestrated, karmaşık bir eylemi bilinçli olarak planlamak, düzenlemek ve koordine etmek anlamına gelir. CIA özne, orchestrated geçmiş zamanlı fiil, the overthrow ise düzenlenen eylemdir: bir lideri iktidardan uzaklaştırmak. Bu ifade CIA'i yalnızca gözlemci ya da destekçi olarak değil, görevden uzaklaştırma eyleminin arkasındaki etkin güç olarak gösterir. Orchestrate, özellikle komplolar, kampanyalar ve siyasi eylemlerde dikkatli bir perde arkası kontrolü ima eder.
Alıştırma
Bu cümlede “CIA orchestrated the overthrow” ne anlama geliyor?
- CIA, onu iktidardan uzaklaştırma eylemini tesadüfen gözlemledi.
- CIA, onu iktidardan uzaklaştırma eylemini bilinçli olarak planlayıp koordine etti.
- CIA, onu iktidardan uzaklaştırma eylemine açıkça karşı çıktı.
Cevabı göster
CIA, onu iktidardan uzaklaştırma eylemini bilinçli olarak planlayıp koordine etti.
thousands of United Fruit workers went on strike until the company agreed to recognize a new labor union. Notlar
4:43binlerce United Fruit işçisi, şirket yeni bir işçi sendikasını tanımayı kabul edene kadar greve gitti.
went on strike: örgütlü bir iş bırakma eylemine başlamak
Go on strike, örgütlü bir protesto olarak çalışmayı bırakmak anlamına gelen kalıplaşmış bir işçi eylemi ifadesidir. Went, go fiilinin geçmiş zaman biçimidir; bu nedenle went on strike işçilerin greve başladığını belirtir. Go on strike eyleme girme noktasını vurgular. Be on strike ise grev başladıktan sonraki durumu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi go on strike ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After contract talks failed, the warehouse workers ____ together.
Cevabı göster
went on strike
agreed to recognize a new labor union: yeni bir sendikayı resmen tanımak
Çalışma ilişkileri dilinde recognize a labor union, sendikanın statüsünü ve işçileri temsil etme yetkisini resmen kabul etmek demektir. Burada recognize, sendikayı yalnızca fark etmek veya tanıyıp ayırt etmek anlamına gelmez. agree to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir kişi ya da kuruluşun bir eylemi yapmayı kabul ettiğini belirtir. Bu nedenle agreed to recognize, resmî tanımanın grevi sona erdiren taviz olduğunu gösterir.
Alıştırma
"The hospital agreed to recognize the nurses' union," cümlesinde hastane ne yapmayı kabul etti?
- Sendikanın işçilerin temsilcisi olma statüsünü resmen kabul etmek
- Sendikanın var olduğunu fark etmek
- Sendikaya üye olan herkesi tek tek tanımak
Cevabı göster
Sendikanın işçilerin temsilcisi olma statüsünü resmen kabul etmek
With the political and economic costs of running from Panama disease escalating, Dilbilgisi
4:51Panama hastalığından kaçmanın siyasi ve ekonomik maliyetleri tırmanırken,
United Fruit finally switched from Gros Michel Kalıp ifadeler
4:56United Fruit nihayet Gros Michel'den vazgeçip
to Panama disease-resistant Cavendish bananas in the early 1960s.
4:591960'ların başında Panama hastalığına dayanıklı Cavendish muzlarına geçti.
With ... costs ... escalating: with + isim + -ing ile arka plan verme
Cümlenin başında with + isim öbeği + -ing biçimi kullanılır: with [the political and economic costs] [escalating]. Costs, escalating sözcüğünün örtük öznesidir; dolayısıyla bu ifade maliyetlerin artmaya devam ettiğini gösterir. Bu with yapısı, because veya as the costs were escalating biçiminde verilebilecek arka planı sıkıştırır. Artan baskıyı arka plana yerleştirir ve şirketin yaptığı değişikliği ana olay olarak öne çıkarır.
Alıştırma
Devam eden bir arka plan durumunu vermek için with + isim öbeği + -ing yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- With demand was rising, the store hired more staff.
- With demand rose, the store hired more staff.
- With demand rising, the store hired more staff.
Cevabı göster
With demand rising, the store hired more staff.
switch from X to Y: X'ten Y'ye geçmek
Switch from X to Y, X'i kullanmayı veya seçmeyi bırakıp Y'yi kullanmaya ya da seçmeye başlamak anlamına gelir. Bu cümlede Gros Michel eski muz çeşidi, Panama hastalığına dayanıklı Cavendish ise yeni çeşittir. Edatlar değişimin yönünü düzenler: from başlangıçtaki seçimi, to ise yeni seçimi gösterir. X ve Y genellikle iki ürün, yöntem, teknoloji veya strateji gibi aynı türden ve karşılaştırılabilir şeylerdir.
Alıştırma
switch from X to Y kalıbındaki iki edatı doldurun: After testing both systems, the team switched ____ paper records ____ a digital database.
Cevabı göster
from · to
bananas are no longer as economically vital in Central America, Dilbilgisi
5:06muzlar Orta Amerika'da ekonomik olarak eskisi kadar hayati değil
has lost its stranglehold on Latin American politics. Deyimler
5:13Latin Amerika siyaseti üzerindeki hakimiyetini kaybetti.
no longer as economically vital: ekonomik açıdan artık eskisi kadar hayati değil
No longer, geçmişteki bir durumun değiştiğini ve artık aynı derecede devam etmediğini belirtir. Burada no longer as economically vital, muzların Orta Amerika'daki ekonomik öneminin geçmişe göre azaldığı anlamına gelir; hiçbir ekonomik önemlerinin kalmadığı anlamına gelmez. Daha eksiksiz kalıp no longer as + sıfat + as + geçmişteki karşılaştırma noktası şeklindedir. Geçmişle karşılaştırma açıksa İngilizcede, buradaki gibi, son as yan cümlesi söylenmeyebilir. Economically, vital sözcüğünü ekonomi açısından önemli olma anlamıyla sınırlar.
Alıştırma
İstasyonun şimdi daha az kalabalık olduğunu göstermek için no longer as ... as kalıbını kullanın: The station is ____ crowded ____ it used to be.
Cevabı göster
no longer as · as
rechristened Chiquita: indirgenmiş edilgen cümlecikte “Chiquita olarak yeniden adlandırılan”
Rechristened Chiquita, virgüller arasında yer alan ve United Fruit Company hakkında ek bilgi veren bir geçmiş ortaç öbeğidir. “Which was renamed Chiquita” anlamına gelir: şirket yeni adı alan taraftır; başka bir şeye bu adı veren taraf değildir. Bu indirgenmiş edilgen ilgi cümleciği, resmî metinlerde arka plan bilgisini kısa biçimde eklemeyi sağlar. İsim + virgül + geçmiş ortaç öbeği yapısı, isim + which was + geçmiş ortaç biçiminde açılabilir.
Alıştırma
“United Fruit Company, rechristened Chiquita,” ifadesinin anlamını ve dil bilgisini en iyi koruyan açılım hangisidir?
- United Fruit Company, which was renamed Chiquita,
- United Fruit Company, which created a company called Chiquita,
- United Fruit Company, which renamed Chiquita,
Cevabı göster
United Fruit Company, which was renamed Chiquita,
lost its stranglehold on: baskın ve kısıtlayıcı denetimi artık elinde tutmamak
To have a stranglehold on something, başkalarına hareket etmek veya rekabet etmek için çok az alan bırakacak kadar güçlü bir denetim kurmak demektir. İmge, boyun çevresindeki fiziksel bir tutuşa dayanır; ancak burada mecazidir: şirket geçmişte Latin Amerika siyaseti üzerinde baskın bir denetim uyguluyordu. Has lost, bu baskın denetimin artık elde tutulmadığını belirtir ve geçmişteki değişimi bugünkü sonuçla ilişkilendirir. İfade güçlü biçimde olumsuzdur ve sıradan bir etkiden çok baskıcı ya da uygunsuz bir gücü ima eder.
Alıştırma
“Has lost its stranglehold on Latin American politics” burada ne anlama geliyor?
- Şirket geçmişte sahip olduğu güçlü ve kısıtlayıcı siyasi denetimi artık elinde tutmuyor.
- Şirket fiziksel bir güreş maçını kaybetti.
- Şirket Latin Amerika siyasetiyle ilgilenmeyi bıraktı.
Cevabı göster
Şirket geçmişte sahip olduğu güçlü ve kısıtlayıcı siyasi denetimi artık elinde tutmuyor.
But the modern banana industry isn't without problems. Dilbilgisi
5:18Ancak modern muz endüstrisinin de sorunları yok değil.
isn't without problems: temkinli bir çift olumsuzluk
Isn't without problems, isn't içinde kısaltılmış olan not olumsuzluğunu without ile birleştirir. İki olumsuzluk tüm ifadeyi “hiç sorun yok” anlamına getirmez; birlikte, sorunların gerçekten var olduğunu temkinli biçimde kabul eder. Doğrudan has problems demeye kıyasla bu ifade daha ölçülü gelebilir. Sorunların kaç tane veya ne kadar ciddi olduğunu belirtmez.
Alıştırma
Değerlendirme: Yalnızca “The proposal isn't without flaws,” cümlesine bakarak kusurların çok sayıda ve ciddi olduğu sonucuna varabilir misiniz?
- Hayır. Yalnızca bazı kusurların var olduğunu kabul ediyor.
- Evet. Kusurların çok sayıda ve ciddi olduğunu açıkça söylüyor.
Cevabı göster
Hayır. Yalnızca bazı kusurların var olduğunu kabul ediyor.
that create hazards for farmworkers and ecosystems. Kalıp ifadeler
5:25bu da tarım işçileri ve ekosistemler için tehlikeler yaratır.
require frequent applications of pesticides: pestisitlerin tekrar tekrar uygulanması
Burada application, bir maddeyi bir şeyin üzerine koyma veya yayma işlemi anlamına gelir. Bu nedenle applications of pesticides, başvuru veya yazılım programı değil, ayrı ayrı yapılan pestisit uygulamalarıdır. Çoğul applications, işlemleri tekrarlanan olaylar olarak gösterir; frequent ise bunların sık yapıldığını belirtir. Require + isim, bu işlemlerin gerekli olduğu anlamına gelir. Dolayısıyla ifade, ürüne sık sık pestisit uygulanması gerektiğini söyler.
Alıştırma
“The orchard requires frequent applications of fungicide.” cümlesinde applications ne anlama gelir?
- mantar ilacı edinmek için yapılan resmî başvurular
- mantar ilacını takip etmek için kullanılan yazılım programları
- mantar ilacının uygulandığı ayrı işlemler
Cevabı göster
mantar ilacının uygulandığı ayrı işlemler
create hazards for: insanlar veya sistemler için tehlike oluşturmak
Create hazards for + etkilenen kişi veya şey, zarara yol açabilecek tehlikeli koşullar oluşturmak anlamına gelir. Hazard, bir tehlike kaynağını veya zarar görme olasılığını ifade eder. Burada that, pesticides sözcüğünü niteleyen bir ilgi yan cümlesini başlatır. Bu yan cümle, tarım işçileri ile ekosistemlerin tehlikeye maruz kalan taraflar olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi create hazards for ifadesiyle tamamlayın: Loose electrical wires can ____ anyone using the room.
Cevabı göster
create hazards for
And though they're resistant to the particular pathogen that affected Gros Michel bananas, Dilbilgisi
5:29Ve Gros Michel muzlarını etkileyen belirli patojene dirençli olsalar da,
Cavendish farms also lack biological diversity, Kalıp ifadeler
5:34Cavendish çiftlikleri de biyolojik çeşitlilikten yoksundur,
leaving the banana trade ripe for another pandemic. Anlatım akışı
5:37bu da muz ticaretini başka bir salgına açık bırakmaktadır.
And though they're resistant...: ana düşünceden önce bir gerçeği kabul etmek
Though, ödünleme bildiren bir yan cümleyi başlatır: doğru olduğu kabul edilen fakat ana düşünceyi geçersiz kılmayan bir gerçeği sunar. Burada, ana cümle sınırlı biyolojik çeşitlilikle ilgili daha önemli kaygıyı belirtmeden önce bir patojene karşı direnç kabul edilir. Kalıp Though A, B şeklindedir: A bir ödün veya kısmi karşı görüş sunarken B konuşanın temel iddiasını taşır. Baştaki And, bu ödünü daha önce devam eden tartışmaya bağlar.
Alıştırma
Bu cümlede baştaki though yan cümlesinin işlevi nedir? Though the route is shorter, it is much more dangerous.
- Ana cümle daha önemli bir dezavantaj sunmadan önce bir avantajı kabul eder.
- Daha kısa güzergâhın tehlikeye neden olduğunu söyler.
- İki gerçeğin aynı anda doğru olamayacağını gösterir.
Cevabı göster
Ana cümle daha önemli bir dezavantaj sunmadan önce bir avantajı kabul eder.
lack biological diversity: geçişli lack fiili
also lack biological diversity ifadesinde lack, bir şeye yeterince sahip olmamak anlamına gelen geçişli bir fiildir. biological diversity doğrudan fiilin nesnesidir: farms lack diversity denir, farms lack of diversity denmez. also, bu eksikliği daha önce belirtilen başka bir soruna ekler. Burada biological diversity, canlılar veya genetik özellikler arasındaki çeşitliliği ifade eder; dolayısıyla ifade, çiftliklerin biyolojik açıdan fazla tekdüze olduğunu anlatır.
Alıştırma
Çiftliklerin yeterli biyolojik çeşitliliğe sahip olmadığını söylemek için lack fiilini geçişli olarak doğru kullanan cümle hangisidir?
- The island's farms lack of biological diversity.
- The island's farms lack biological diversity.
- The island's farms are lack biological diversity.
Cevabı göster
The island's farms lack biological diversity.
leaving the banana trade ripe for another pandemic: sonuç ve mecaz
Virgülden sonra gelen leaving öbeği, önceki cümlenin tamamının sonucunu sunar. Çiftliklerdeki biyolojik çeşitlilik eksikliği daha geniş bir sonuç doğurur: muz ticareti başka bir pandeminin kolayca yayılabileceği bir duruma gelir. Böylece cümle, çiftlik düzeyindeki bir durumdan sektör düzeyindeki bir riske geçer. ripe for burada mecaz anlamda kullanılır. Koşulların bir olay için hazır olduğunu veya o olayı güçlü biçimde desteklediğini belirtir; muzların fiziksel olarak olgunlaşmasını anlatmaz. ripe sözcüğü ayrıca muz konusunu çağrıştırarak uyarıyı kısa ve etkili bir görüntüyle bitirir.
Alıştırma
Vurgulanan cümle sonu, cümlede ne işlev görüyor?
- Bir pandeminin muzları fiziksel olarak olgunlaştıracağını söyler.
- Sektörün kırılganlığını çeşitlilik eksikliğinin sonucu olarak sunar ve ripe for ifadesini mecaz anlamda kullanır.
- Meyvenin yenmeye hazır hâle gelmesiyle ilgili ayrı bir konu başlatır.
Cevabı göster
Sektörün kırılganlığını çeşitlilik eksikliğinin sonucu olarak sunar ve ripe for ifadesini mecaz anlamda kullanır.
You've probably noticed that when your bananas ripen, Anlatım akışı
5:42Muhtemelen muzlarınız olgunlaştığında fark etmişsinizdir,
they get little brown spots all over the peel.
5:45kabuklarının her yerinde küçük kahverengi lekeler oluşur.
You've probably noticed that ...: gözleme dayalı bir giriş
You've probably noticed that ... dinleyiciyi daha önce yapmış olması muhtemel bir gözlemi hatırlamaya çağırır. You've noticed içindeki present perfect, geçmişteki fark edişi şu anki konuşmaya bağlarken probably varsayımı daha az kesin hâle getirir. when yan cümlesi, gözlemin gerçekleştiği tanıdık durumu belirtir. Bu kalıp bir giriş olarak önce ortak bir günlük deneyim sunup ardından açıklamaya yer açarak bilgiyi düzenler. Dinleyiciye yeni bir konu için somut bir başlangıç noktası verdiğinden bilimsel açıklamalarda ve sunumlarda yaygındır.
Alıştırma
Hangi giriş, muhtemel bir günlük gözlemi bilimsel bir açıklamaya bağlamak için bu kalıbı en iyi şekilde kullanır?
- You have certainly measured every chemical reaction inside your phone battery.
- You've probably noticed that your phone battery drains faster in cold weather.
- Cold weather exists, and batteries are objects.
Cevabı göster
You've probably noticed that your phone battery drains faster in cold weather.
Find out what makes your produce go mushy and brown with this video. Kelime
5:52Ürünlerinizi neyin yumuşak ve kahverengi hale getirdiğini bu video ile öğrenin.
go mushy and brown: durum değişimi için go + sıfat
Burada go, 'bir yere gitmek' değil, 'bir duruma dönüşmek' anlamına gelen bağlayıcı bir fiildir. Hemen ardından gelen mushy ve brown sıfatları, meyve ve sebzelerin yeni dokusunu ve rengini belirtir. go + sıfat kalıbı çoğunlukla belirgin bir değişimi, özellikle bozulmayı veya renk değişimini anlatır: go bad, go stale, go moldy, go brown. go fiilinin geçmiş zaman biçimi went olur; The fruit went soft buna bir örnektir.
Alıştırma
Cümleyi go fiilinin geçmiş zaman biçimi ve mushy ile brown sıfatlarıyla tamamlayın: After five days on the counter, the pear ____.
Cevabı göster
went mushy and brown