İnsanlık Tarihinin En Kötü Cezaları: İngilizce çalışma notları

The Infographics Show

Öğrenme zorluğu
1.471 kelime 210 kel/dk

Video özeti: İnceleme, germe düzeneğinden doğruluğu tartışmalı fare işkencesine uzanır ve kanıtsız ya da ihtilaflı anlatıları belirtir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. meted out ifadesini bir otoritenin ceza vermesini anlatan öbek fiil olarak anlamak; hukuk ve tarih metinlerinde neden sıkça edilgen kullanıldığını görmek. 2. comprises of yapısının standart dışı olduğunu saptamak ve özenli İngilizcede bunu comprises, consists of veya is composed of ile değiştirmek. 3. takes the biscuit. ifadesini en aşırı ya da akıl almaz örneği anlatan Britanya İngilizcesi deyimi olarak yorumlamak; gerçek yiyecek anlamı yerine mizahi ama onaylamayan tonu kavramak.

Bu derste

French philosopher Michel Foucault starts his book

0:00

Fransız filozof Michel Foucault kitabına

Discipline and Punish The Birth of the Prison

0:03

"Hapishanenin Doğuşu"

with a chapter about an unfortunate Frenchman

0:05

talihsiz bir Fransız hakkındaki bir bölümle başlar,

named Robert Francois Damiens.

0:08

adı Robert Francois Damiens.

Damiens had tried and failed to assassinate King Louis XV Kalıp ifadeler

0:10

Damiens, Kral 15. Louis'ye suikast girişiminde bulunmuş ve başarısız olmuştu

Kalıp ifadeler

tried and failed to + fiilin yalın hâli

Tried and failed to, bir girişimi onun başarısız sonucuna bağlar. to sonrasındaki mastar, başarıyla tamamlanamayan eylemi belirtir; burada bu eylem assassinate King Louis XV ifadesidir. Birinin çaba gösterdiğini ancak amaçlanan eylemi gerçekleştiremediğini açıkça belirtmek istediğinizde tried and failed to + fiilin yalın hâli yapısını kullanın. İki fiil, birbiriyle ilgisiz iki eylemi değil, tek bir girişimi ve onun sonucunu anlatır.

Alıştırma

Hangi ifade cümleyi tamamlayarak hem bir girişimi hem de başarısız sonucu açıkça belirtir? The robot ____ lift the box, so the box never moved.

  1. tried and failed to
  2. tried to
  3. failed to try to
Cevabı göster

tried and failed to

and for it he was severely punished.

0:13

ve bunun için ağır bir şekilde cezalandırıldı.

He was burned with molten wax and lead

0:15

Erimiş balmumu ve kurşunla yakıldı

and had boiling oil poured into his open wounds. Dilbilgisi

0:18

ve açık yaralarına kaynar yağ döküldü.

Dilbilgisi

had boiling oil poured: istenmeyen bir deneyim için have + nesne + geçmiş zaman ortacı

Had boiling oil poured, have + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısını izler: have + boiling oil + poured. boiling oil nesnesi, dökme eylemine maruz kalır. Bu yapı, öznenin ayarladığı bir eylemi ya da öznenin başına gelen bir olayı anlatabilir. Buradaki şiddet bağlamı, istenmeyen bir deneyimi gösterir: yağı onun üzerine başkaları dökmüştür; bunu kendisi istememiş veya ayarlamamıştır. Hangi anlamın geçerli olduğunu yalnızca dil bilgisi değil, bağlam belirler.

Alıştırma

Bu cümlede yapı ne anlama geliyor? Nora had her phone stolen on the train.

  1. Başka birinin telefonunu çaldı.
  2. Birine kendi telefonunu çaldırmayı ayarladı.
  3. Telefonunun çalınması olayını yaşadı.
Cevabı göster

Telefonunun çalınması olayını yaşadı.

He was then quartered by horses pulling at his limbs

0:21

Daha sonra uzuvlarını çeken atlar tarafından dörde bölündü

and then his torso was burned at the stake.

0:23

ve ardından gövdesi kazıkta yakıldı.

Some of the crowd cheered

0:26

Kalabalıktan bazıları tezahürat yaptı

but one commentator wrote

0:27

ancak bir yorumcu şöyle yazdı

I was several times obliged to turn away my face Kelime

0:29

Kulakları tırmalayan çığlıklarını duyduğumda

and to stop my ears as I heard his piercing shrieks.

0:32

birkaç kez yüzümü çevirmek ve kulaklarımı tıkamak zorunda kaldım.

Kelime

was several times obliged to: resmî bir zorunluluk

Burada was several times obliged to, had to anlamındadır; rahatsız edici sesler bu davranışları gerekli kılmıştır. Kalıp be obliged to + fiilin yalın hâlidir ve several times zorunluluğun tekrar tekrar ortaya çıktığını gösterir. Bu ifade, konuşanın tepkilerini özgürce seçilmiş değil, koşullar tarafından zorlanmış eylemler olarak sunar. Burada isteklilik ya da minnettarlık anlatmaz.

Alıştırma

Was several times obliged to ifadesinin hangi yorumu cümleye uyar?

  1. Durum konuşanı zorladığı için aynı eylemleri tekrar tekrar yapmak zorunda kaldı.
  2. Konuşan aynı eylemleri birkaç kez yapmayı nazikçe teklif etti.
  3. Konuşan, başka biri onun yerine hareket ettiği için minnettardı.
Cevabı göster

Durum konuşanı zorladığı için aynı eylemleri tekrar tekrar yapmak zorunda kaldı.

Half of his body having been torn from him.

0:35

Vücudunun yarısı ondan koparılmıştı.

Things slowly changed regarding the harshness of punishments

0:38

Cezaların sertliği ile ilgili şeyler yavaş yavaş değişti

but today we'll look back at the brutal past. Öbek fiiller

0:40

ama bugün o acımasız geçmişe dönüp bakacağız.

Öbek fiiller

look back at: geçmiş bir döneme dönüp bakmak

Burada look back at, daha önceki bir dönem veya olay hakkında düşünüp onu değerlendirmek anlamına gelir. At sonrasındaki ad öbeği neyin yeniden ele alındığını gösterir: the brutal past. Buradaki look kullanımı mecazidir; başı fiziksel olarak geriye çevirme hareketi değildir. Konuşmayı şimdiki zamandan tarih veya deneyim üzerine düşünmeye taşımaya yardımcı olur.

Alıştırma

Önceki bir dönemi değerlendirmek anlamındaki, derste öğrenilen üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: At the reunion, we will ____ our first year together.

Cevabı göster

look back at

In this episode of The Infographics Show,

0:43

The Infographics Show'un bu bölümünde,

The Worst Punishments in the History of Mankind.

0:45

İnsanlık Tarihindeki En Kötü Cezalar.

We should explain that this list

0:47

Şunu açıklamalıyız ki bu liste

is in no particular order of nastiness Kalıp ifadeler

0:49

belirli bir kötülük sırasına göre hazırlanmamıştır

Kalıp ifadeler

in no particular order: sıra bir derecelendirme göstermez

“In no particular order”, her bir öğenin konumunun bir sıralamayı, zaman akışını veya önem derecesini temsil etmediğini dinleyiciye bildirir. Burada listenin daha az vahşi olandan daha vahşi olana veya bunun tersine göre düzenlenmediği anlamına gelir. Bu ifade, listenin özensiz veya düzensiz olduğu anlamına gelmez; yalnızca dizilişin özel bir anlam taşımadığını belirtir.

Alıştırma

Sıranın bir derecelendirme göstermediği anlamına gelen tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: The finalists are listed ____.

Cevabı göster

in no particular order

because you'll see that all these punishments meted out Öbek fiiller

0:51

çünkü göreceksiniz ki verilen tüm bu cezalar

are barbaric to the nth degree. Deyimler

0:53

son derece barbarcadır.

Öbek fiiller

meted out: uygulanan cezalar

“Meted out”, özellikle yetkili bir kişi veya kurum ceza, yaptırım ya da adalet uyguladığında “verilen veya uygulanan” anlamına gelir. Bu cümlede uygulanan şey punishments yani cezalardır. “Punishments meted out”, kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir ve “punishments that were meted out” anlamına gelir. Geçmiş zaman ortacı meted, cezaların eyleme maruz kaldığını gösterir; cezayı uygulayan kişi veya kurum belirtilmez.

Alıştırma

Hangi cümlede “meted out” doğal ve doğru anlamıyla kullanılmıştır?

  1. The tribunal meted out penalties for repeated violations.
  2. The teacher meted out the worksheets before the quiz.
  3. We meted out at the café after work.
Cevabı göster

The tribunal meted out penalties for repeated violations.

Deyimler

to the nth degree: aşırı bir düzeyi anlatan deyim

To the nth degree, “aşırı bir dereceye kadar” veya “mümkün olan en yüksek düzeyde” anlamına gelir. Bu cümlede barbaric sözcüğünün derecesini güçlendirir: cezalar son derece barbarca olarak betimlenir. İfade, belirtilmemiş bir sayıyı temsil eden matematiksel n simgesinden yararlanır; ancak gerçek bir hesaplama değil, bir deyimdir. Bir niteliğin derecesini güçlü biçimde vurgulamak için ifadenin tamamını tek bir birim olarak kullanın.

Alıştırma

Matematiksel n simgesini kullanan ve “aşırı bir dereceye kadar” anlamına gelen deyimi tamamlayın: The designer refined every tiny detail ____.

Cevabı göster

to the nth degree

It would be hard to say which is the worst Dilbilgisi

0:55

Hangisinin en kötüsü olduğunu söylemek zor olurdu

Dilbilgisi

It would be hard to say + gömülü bir wh-yan cümlesi

It would be hard to say, konuşanın güvenle veremediği bir yargıyı sunar. Would, yargıyı It is hard to say ifadesine göre daha ihtiyatlı ve daha az keskin yapar; bu, kanıtlar veya karşılaştırma tek bir açık cevabı desteklemediğinde yararlıdır. Which is the worst, say fiilinin tümleci olarak görev yapan gömülü bir wh-yan cümlesidir. Gömülü sorularda soru devriği değil, düz cümle dizilişi kullanılır. Burada which özne olduğundan sözcük dizilişi doğrudan soru olan Which is the worst? ile tesadüfen aynıdır. Soru öbeği nesne olduğunda which plan should we reject değil, which plan we should reject denir.

Alıştırma

Üç plandan birini elemeniz gerekiyor, ancak kanıtlar net değil. Hangi cümle ihtiyatlı bir sonucu en doğal biçimde ifade eder?

  1. It would be hard to say which plan we should reject.
  2. It would hard to say which plan we should reject.
  3. It would be hard to say which plan should we reject.
Cevabı göster

It would be hard to say which plan we should reject.

as they are all incredibly horrific.

0:57

çünkü hepsi inanılmaz derecede korkunç.

We'll let you decide which punishment

0:59

Hangi cezanın en iğrenci olduğuna

you think is the most heinous.

1:00

karar vermeyi size bırakacağız.

We will also add that some of you might believe

1:02

Ayrıca şunu da ekleyeceğiz, bazılarınız

that prolonged agony

1:03

uzun süreli can çekişmenin

such as solitary confinement for 20 years Kültür

1:05

örneğin 20 yıl hücre hapsinin

might actually be worse than excruciating pain

1:07

ölümden önce birkaç saniye veya dakika süren

Kültür

solitary confinement: hücre hapsi

Solitary confinement, bir mahkûmun diğer insanlardan ayrı tutulduğu ve genellikle günün büyük bölümünü ya da tamamını hücresinde tek başına geçirdiği bir cezaevi uygulamasıdır. Bu cümlede terim, zorla uygulanan ve uzun sürebilen bir tecrit biçimini adlandırır. Yalnızca kişinin kendi isteğiyle yalnız zaman geçirmesi anlamına gelmez; bu ayrım, neden ağır bir ıstırap kaynağı olarak sunulduğunu açıklar.

Alıştırma

Bir hukuk raporunda “The prisoner was held in solitary confinement” ne anlama gelir?

  1. Mahkûma rahat etmesi için özel bir oda verildi.
  2. Mahkûm cezaevinden çıktıktan sonra kendi isteğiyle yalnız yaşamayı seçti.
  3. Mahkûm, zorunlu bir cezaevi tedbiri olarak diğer insanlardan ayrı tutuldu.
Cevabı göster

Mahkûm, zorunlu bir cezaevi tedbiri olarak diğer insanlardan ayrı tutuldu.

that lasts a few seconds or minutes before death.

1:09

dayanılmaz acıdan aslında daha kötü olabileceğine inanabilir.

But we'll focus more on barbaric acts today.

1:12

Ancak bugün daha çok barbarca eylemlere odaklanacağız.

The Rack.

1:15

Gerdirme Sehpası.

We'll start with one punishment

1:16

Muhtemelen hepinizin duyduğu

you have all probably heard of.

1:17

bir cezayla başlayacağız.

The Rack was a fairly simple device

1:19

Gerdirme Sehpası oldukça basit bir cihazdı

consisting of a rectangular frame and a series of levers, Dilbilgisi

1:20

dikdörtgen bir çerçeve ve bir dizi kaldıraç,

pulleys, and ropes.

1:24

makara ve ipten oluşuyordu.

Dilbilgisi

consisting of: ...den oluşan

Consisting of, device sözcüğünden sonra gelen ve düzeneğin hangi parçalardan oluştuğunu belirten bir şimdiki zaman ortaç öbeğidir. Which consisted of ilgi tümcesini kısaltarak açıklamayı daha öz hâle getirir. Öbek, örtük öznesini nitelediği isimden alır: the device consisted of a frame, levers, pulleys, and ropes. Sabit fiil kalıbı consist of + parçalar şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi consist of ifadesinin ortaç biçimiyle tamamlayın: The emergency kit is a small bag ____ a flashlight, water, and bandages.

Cevabı göster

consisting of

There are different versions of the Rack

1:25

Antik çağlardan Orta Çağ Avrupa'sına kadar uzanan

dating from antiquity to Middle Ages Europe. Öbek fiiller

1:27

Gerdirme Sehpası'nın farklı versiyonları vardır.

Öbek fiiller

dating from: kökeni daha eski bir döneme dayandırmak

Bu cümlede dating from antiquity to Middle Ages Europe, different versions ifadesinden sonra gelen bir şimdiki zaman ortacı öbeğidir. Bu biçimlerin hangi dönemlerde ortaya çıktığını belirtir: Antik Çağ'dan Orta Çağ Avrupası'na uzanan dönemlerden gelirler. Burada date from, “kökeni ... dönemine dayanmak” veya “... dönemine kadar uzanmak” anlamındadır. Romantik bir buluşmaya çıkmak ya da bir şeyin üzerine tarih yazmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi date from ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: The archive holds letters ____ the early 1900s.

Cevabı göster

dating from

The idea was to stretch the prisoner by the joints Dilbilgisi

1:29

Fikir, mahkumu eklemlerinden çekerek germekti

until the muscles were torn and the joints popped.

1:32

kaslar yırtılana ve eklemler yerinden çıkana kadar.

Dilbilgisi

The idea was to + fiil: amacı belirtmek

Bir açıklamada The idea was to + fiilin yalın hâli, geçmişteki bir planın, tasarımın veya yöntemin temel amacını belirtir. Buradaki idea, birinin aklına aniden gelen bir düşünce değil, yöntemin amaçladığı sonuçtur. to sözcüğünden sonra to stretch örneğindeki gibi fiilin yalın hâli kullanılır. Bu yapı önce hedefi söyler; cümlenin geri kalanı daha sonra süreci veya sonucu anlatarak bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Hedef yapıyla tamamlayın: We moved the chairs into a circle. ____ make it easier for everyone to talk.

Cevabı göster

The idea was to

Eventually all the joints would be dislocated.

1:34

Sonunda tüm eklemler çıkmış olurdu.

Hanged, drawn, and quartered. Kültür

1:37

Asma, Sürükleme ve Dörde Bölme.

Kültür

Tarihî bir ceza olarak “Hanged, drawn, and quartered”

Hanged, drawn, and quartered, İngiltere tarihinde özellikle vatana ihanet suçundan hüküm giymiş erkeklere uygulanan acımasız bir cezanın yerleşik adıdır. Bu üç sözcüğü birbiriyle ilgisiz sıradan eylemler olarak değil, tek bir tarihî ifade olarak anlamak gerekir. Ceza; asılmayı, iç organların çıkarılmasını ve bedenin dört parçaya ayrılmasını içeriyordu. Tarihî anlatımlar drawn sözcüğünün tam olarak neyi belirttiği konusunda farklılık gösterir: mahkûmun infaz yerine sürüklenmesini anlatabilir, bazı kaynaklar ise bunu iç organların çıkarılmasıyla ilişkilendirir. Burada “çizilmiş” anlamına gelmez.

Alıştırma

Tarihî bir anlatımda “hanged, drawn, and quartered” büyük olasılıkla neyin adıdır?

  1. Ağır vatana ihanetle ilişkili belirli bir infaz cezası
  2. İp, sanat ve düzenlemeyle ilgili birbiriyle bağlantısız üç görev
  3. Dört aşamaya bölünmüş modern bir hapis cezası
Cevabı göster

Ağır vatana ihanetle ilişkili belirli bir infaz cezası

This is close to what happened to Damiens

1:39

Bu, Damiens'in başına gelenlere yakın bir şeydir

but was better known as a very gruesome form of execution

1:41

ancak Orta Çağ İngiltere'sinde

in Middle Ages England

1:44

birisi vatana ihanet ettiğinde,

when someone had committed high treason, Kültür

1:45

yani devlete karşı suç işlediğinde

aka treason against the state. Kelime

1:47

çok korkunç bir infaz biçimi olarak daha iyi bilinirdi.

Kültür

Devlete karşı resmî bir suç olarak “High treason”

High treason, hükümdara veya devlete karşı işlenen en ağır ihanet türünü belirten resmî bir tarih ve hukuk terimidir. Bu cümlede aka treason against the state ifadesi daha basit bir açıklama sunar; high, yerleşik suç adının bir parçasıdır ve “çok” anlamında serbestçe eklenen bir pekiştirici değildir. Kesin hukuki tanım ülkeye ve tarihsel döneme göre değişir. Bu nedenle ifade, her ciddi sadakatsizlik eylemini değil, belirli bir hukuki kategoriyi belirtir.

Alıştırma

Hükümdara veya devlete karşı komplo kurma şeklindeki resmî tarihî suça en uygun terim hangisidir?

  1. high treason
  2. personal betrayal
  3. ordinary disloyalty
Cevabı göster

high treason

Kelime

aka: başka bir adı veya daha sade bir tanımı tanıtma

aka, also known as ifadesinin kısaltmasıdır. Genellikle aynı kişi veya şey için kullanılan başka bir adı, lakabı, takma adı ya da alternatif tanımı tanıtır. Bu cümlede treason against the state ayrı bir suç değildir; high treason ifadesini daha sade sözlerle yeniden anlatır. Gündelik konuşmada aka bazen in other words gibi daha esnek kullanılabilir, ancak yine de iki adlandırma aynı şeyi göstermelidir.

Alıştırma

Hangi cümlede aka, aynı kişi veya şeyin başka bir adını tanıtmak için doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The red panda, aka the lesser panda, is native to the eastern Himalayas.
  2. We ordered tea, aka the café was crowded.
  3. She missed the train, aka she arrived late.
Cevabı göster

The red panda, aka the lesser panda, is native to the eastern Himalayas.

The prisoner would be hanged until almost dead,

1:49

Mahkum neredeyse ölene kadar asılır,

then he would be taken down

1:51

sonra indirilir

and disemboweled while still alive

1:53

ve hala hayattayken bağırsakları deşilir

and also have his manhood cut from his body.

1:54

ve ayrıca erkeklik organı vücudundan kesilirdi.

He would then be chopped into pieces

1:57

Daha sonra parçalara ayrılır

and often his head was chopped off

1:59

ve genellikle kafası kesilip

and hung someplace where the public could see it.

2:00

halkın görebileceği bir yere asılırdı.

The punishment was abolished in England in 1870.

2:02

Ceza 1870'te İngiltere'de kaldırıldı.

Judas Chair, also known as Danny's Chair

2:06

Danny'nin Sandalyesi olarak da bilinen Yahuda Sandalyesi

or Judas Cradle,

2:08

veya Yahuda Beşiği,

it's not known exactly when this was used Dilbilgisi

2:10

bunun tam olarak ne zaman kullanıldığı bilinmiyor

Dilbilgisi

It's not known exactly when...: kesin zamanın bilinmediğini bildirme

it is not known + soru sözcüklü yan cümle yapısı, eldeki kanıtların bir cevap vermediğini belirtir. Bu, kişisiz bir edilgen yapıdır: it belirli bir kişi ya da şeyi göstermez; sonraki yan cümledeki bilinmeyen bilgiyi tanıtır. Burada exactly, kesin bir tarihin veya zamanın bilinmediğini vurgular. when this was used gömülü yan cümlesi bir soru sözcüğü içermesine rağmen düz cümle sözcük dizilişini kullanır. Bu yapı, kimin bilmediğini söylemek yerine kanıta dayalı ve temkinli bir ifade oluşturur.

Alıştırma

it is not known ifadesinin kısaltılmış biçimini ve ardından exactly sözcüğünü kullanarak temkinli raporu tamamlayın: ____ why the settlement was abandoned.

Cevabı göster

It's not known exactly

but there are sketches of it in existence Kalıp ifadeler

2:12

ancak mevcut eskizleri var

Kalıp ifadeler

in existence: gerçekten var olmak veya hâlâ mevcut olmak

in existence, bir şeyin gerçekten var olduğunu ya da konuşulan zamana kadar varlığını koruduğunu belirtir. “there are sketches of it in existence” cümlesinde ifade, eskizlerin mevcut olduğunu anlatır; nerede olduklarını veya sergilenip sergilenmediklerini söylemez. Bu ifade arşivler, eserler, türler, yasalar ya da varlığı belirlenmesi veya doğrulanması gereken başka şeyler hakkında konuşurken sık kullanılır.

Alıştırma

Bir şeyin hâlâ var olduğunu veya kaldığını anlatmak için “in existence” ifadesini doğru kullanan seçenek hangisidir?

  1. in existence — gerçekten var olmak veya hâlâ mevcut olmak
  2. in use — şu anda kullanılmak
  3. in storage — sergilenmeden saklanmak
  4. on display — halka sergilenmek
Cevabı göster

in existence — gerçekten var olmak veya hâlâ mevcut olmak

and it also is on display in some museums.

2:14

ve bazı müzelerde de sergileniyor.

This gruesome device was a chair

2:16

Bu korkunç cihaz, sandalyenin oturağında

with a sharp pointed pyramid shape

2:18

keskin uçlu bir piramit şekline sahip

on the seat of the chair.

2:19

bir sandalyeydi.

Websites writing about medieval history tell us

2:21

Orta Çağ tarihi hakkında yazan web siteleri

people would be sat atop this spike

2:23

insanların bu sivri ucun üzerine oturtulduğunu

and lowered by ropes which was extremely painful

2:25

ve iplerle aşağı indirildiklerini, bunun da son derece acı verici olduğunu söylüyor.

as it entered the orifice.

2:28

Çünkü sivri uç vücut deliğine giriyordu.

But sometimes they would be dragged down on it

2:29

Ancak bazen ağırlıklar kullanılarak

with the use of weights

2:32

üzerine doğru çekilirlerdi

while application of oil would make things worse.

2:33

yağ sürülmesi ise durumu daha da kötüleştirirdi.

They would die slowly as they were further lowered

2:36

Daha fazla aşağı indirildikçe yavaş yavaş ölürlerdi

or perhaps die even more slowly from infection.

2:38

veya enfeksiyondan dolayı daha da yavaş ölürlerdi.

This could take hours or days

2:41

Bulduğumuz iki kaynağa göre

according to two sources we found.

2:43

bu saatler veya günler sürebilirdi.

Some sources say it was used during the Spanish Inquisition Anlatım akışı

2:44

Bazı kaynaklar bunun İspanyol Engizisyonu sırasında kullanıldığını söylüyor

but other sources refute that.

2:47

ancak diğer kaynaklar bunu yalanlıyor.

Anlatım akışı

Bazı kaynaklar ... diyor, ancak diğer kaynaklar bunu çürütüyor

Bu cümle aynı iddia hakkında birbirine karşıt iki görüşü sunar. “Some sources say it was used during the Spanish Inquisition” ifadenin bazı kaynaklara ait bir iddia olduğunu belirtir ve onu kesinleşmiş bir gerçek olarak sunmaz. “but other sources refute that” ise karşıt kanıtları veya gerekçeleri ortaya koyar. That, nesnenin orada kullanıldığı iddiasına gönderme yapar. Bu yapı tartışmalı kanıtları aktarırken kullanışlıdır: bir iddiayı ve ona yöneltilen çürütmeyi düzenler, konuşanın kanıtların sonunda neyi kanıtladığı konusunda tarafsız kalmasını sağlar.

Alıştırma

Bir iddiayı bazı kaynaklara açıkça atfeden ve iddiayı kesinleşmiş bir gerçek saymadan ona karşı kanıt sunan cümle hangisidir?

  1. Some reports say the bridge is safe, so everyone accepts that — iddiayı kesinleşmiş gerçek sayar
  2. Some reports say the bridge is safe, but independent inspectors refute that — bir iddianın ardından karşı kanıt sunar
  3. Some reports say the bridge is safe, and independent inspectors confirm that — bir iddianın ardından destekleyici kanıt sunar
  4. Some reports say the bridge is safe, but independent inspectors inspect it — sonucu belirtmeden bir denetimi bildirir
Cevabı göster

Some reports say the bridge is safe, but independent inspectors refute that — bir iddianın ardından karşı kanıt sunar

Boiling.

2:49

Haşlama.

Again we turn to England and this time to the 1500s.

2:49

Yine İngiltere'ye, bu sefer 1500'lere dönüyoruz.

It's said the often irascible King Henry VIII

2:53

Çoğunlukla asabi olan Kral VIII. Henry'nin

made this a form of capital punishment Kelime

2:55

bunu bir ölüm cezası biçimi haline getirdiği söylenir

Kelime

capital punishment: devletçe yetkilendirilmiş infaz için resmî terim

Capital punishment, bir kişiyi işlediği suçun cezası olarak öldürmeye yönelik resmî hukuk terimidir. Cümledeki a form of capital punishment, bu yöntemi ölüm cezasını uygulama yollarından biri olarak sınıflandırır. Buradaki capital, yaşamın kaybedilmesiyle bağlantılı eski bir hukuk anlamına sahiptir. Para, ticari sermaye veya başkent anlamına gelmez.

Alıştırma

Capital punishment hukuk veya kamu politikası metninde ne anlama gelir?

  1. Bir ülkenin başkentinde ödenen para cezası
  2. Devletin ceza olarak gerçekleştirdiği infaz
  3. Fiziksel acı içeren her türlü ceza
Cevabı göster

Devletin ceza olarak gerçekleştirdiği infaz

but it seems to also have been popular at some point in time

2:57

ancak görünüşe göre bir zamanlar

all around Europe and Asia.

3:00

tüm Avrupa ve Asya'da da popüler olmuş.

As you can guess,

3:02

Tahmin edebileceğiniz gibi,

the torture and usually the eventual death

3:03

işkence ve genellikle sonuçta ölüm

was a result of someone being boiled alive Notlar

3:05

su, yağ veya katranla dolu

Kalıp ifadeler

a result of: sonucu nedenden önce belirtmek

X is a result of Y yapısı, Y'nin X'e neden olduğu anlamına gelir. Cümlede işkence ve sonunda gelen ölüm sonuçtur; someone being boiled alive ise bunlara neden olan süreçtir. Of bir edattır; bu nedenle Y bir isim öbeği veya -ing yan cümlesi olabilir: a result of poor planning ya da a result of someone making a mistake gibi.

Alıştırma

“The cancellation was a result of the storm,” cümlesinde hangisi hangisine neden oldu?

  1. Fırtına iptale neden oldu.
  2. İki olay birbiriyle ilgisizdi.
  3. İptal fırtınaya neden oldu.
Cevabı göster

Fırtına iptale neden oldu.

Dilbilgisi

someone being boiled alive: kendi öznesi bulunan edilgen gerund

someone being boiled alive yapısında someone, -ing yapısının mantıksal öznesidir; ancak boiled ile ifade edilen eyleme maruz kalır. Bu nedenle someone being boiled edilgen bir gerund öbeğidir: someone kaynatma eylemini yapan değil, kaynatılan kişidir. Alive, kişinin süreç sırasındaki durumunu anlatan bir tamamlayıcıdır. of edatından sonra bu öbeğin tamamı edatın nesnesi olarak işlev görür. Bu kalıp, bir kişinin eyleme maruz kalmasını tam bir çekimli yan cümle kurmadan, isim işlevli bir öbekle anlatmayı sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle, kişinin eyleme maruz kaldığını göstermek için kendi öznesi bulunan edilgen bir gerund öbeği kullanıyor?

  1. The documentary described someone rescuing a swimmer from the river.
  2. The documentary said that someone was rescued from the river.
  3. The documentary described someone being rescued from the river.
Cevabı göster

The documentary described someone being rescued from the river.

in a large cauldron or kettle full of water,

3:07

büyük bir kazanda veya su ısıtıcısında

oil, or tar.

3:09

birinin canlı canlı kaynatılmasının sonucuydu.

The Catherine Wheel, also known as the Breaking Wheel,

3:11

Kırma Çarkı olarak da bilinen Catherine Çarkı,

it's thought this simple method of bodily destruction

3:14

bedensel yıkımın bu basit yönteminin

was used mainly in the 18th and 19th centuries

3:16

özellikle 18. ve 19. yüzyıllarda

in Europe and parts of Asia.

3:19

Avrupa ve Asya'nın bazı bölgelerinde kullanıldığı düşünülüyor.

The French writer Voltaire writes about the punishment

3:20

Fransız yazar Voltaire

in a book published in the 18th century.

3:23

18. yüzyılda yayınlanan bir kitabında bu cezayı anlatır.

Prisoners were tied and splayed on a large wooden wheel.

3:25

Mahkumlar büyük ahşap bir çarka bağlanır ve kollar bacaklar açılırdı.

The executioner would then take a heavy object,

3:28

Cellat daha sonra ağır bir nesne,

sometimes an iron cudgel,

3:30

bazen demir bir sopa alıp

and break the person on the wheel

3:31

vücut neredeyse tamamen parçalara ayrılana kadar

until the body was completely almost in pieces.

3:33

çarktaki kişiyi kırardı.

Sometimes, however,

3:35

Ancak bazen,

it would take a few days for the victims to die from their injuries. Dilbilgisi

3:36

kurbanların yaralarından ölmesi birkaç gün alırdı.

Dilbilgisi

it would take ... for ... to ...: gereken süreyi ifade etme

it would take a few days yapısındaki it biçimsel özne görevindedir; daha önce sözü edilen bir nesneye gönderme yapmaz. Süresi ölçülen asıl olay for the victims to die bölümündedir ve burada the victims, to die ifadesinin mantıksal öznesidir. Bir olayın, sürecin veya sonucun ne kadar zaman gerektirdiğini belirtmek için it takes/took/would take + süre + for + kişi ya da şey + to-mastar yapısını kullanın. Burada would take, süreyi gelecek tahmini olarak değil, geçmişteki tarihsel bir ortamda tipik veya tekrarlanan bir sonuç olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi it would take ... for ... to kalıbıyla tamamlayın: In the old system, ____ three days ____ the payment to appear.

Cevabı göster

it would take · for

The Head Crusher.

3:39

Kafa Ezici.

This should be self-explanatory.

3:40

Bu zaten kendi kendini açıklıyor olmalı.

Imagine a metal dish strapped to your skull

3:42

Kafatasına bağlanmış metal bir tabak

and a metal plate under your chin.

3:45

ve çenenizin altında metal bir plaka hayal edin.

You can't move as it is all secured.

3:46

Her şey sabitlendiği için hareket edemezsiniz.

The dish can be lowered using a large screw that can be turned.

3:49

Tabak, döndürülebilen büyük bir vida kullanılarak indirilebilir.

As it lowers,

3:52

Aşağı indikçe,

it breaks the bones in your head and eventually crushes the skull.

3:53

kafanızdaki kemikleri kırar ve sonunda kafatasını ezer.

We can't find too many reliable sources Anlatım akışı

3:56

Bunun ne zaman kullanıldığını söyleyen

telling us when this was used

3:58

çok fazla güvenilir kaynak bulamıyoruz

Anlatım akışı

We can't find too many reliable sources ile bir iddiayı sınırlamak

Cümle önce kanıtla ilgili sınırı, ardından bu sınırın etkilediği iddiayı verir. We can't find too many reliable sources, “çok sayıda güvenilir kaynak bulamıyoruz” anlamına gelir ve eldeki kanıtların sınırlı olduğunu temkinli biçimde belirtir. telling us when this was used ifadesi hangi bilginin eksik olduğunu açıklar: kullanım zamanı veya dönemi. Nesnenin hiç kullanılmadığını iddia etmez; yalnızca konuşanın kullanım tarihini ne kadar güvenle belirleyebileceğini sınırlar.

Alıştırma

Bu cümle, konuşanın en güvenli biçimde hangi iddiada bulunmasına izin verir?

  1. Mevcut bütün kaynaklar aynı tarihi vermektedir.
  2. Ne zaman kullanıldığına ilişkin güvenilir kanıtlar sınırlıdır.
  3. Nesne kesinlikle hiçbir zaman kullanılmamıştır.
Cevabı göster

Ne zaman kullanıldığına ilişkin güvenilir kanıtlar sınırlıdır.

but again it's thought it was a contraption of the Middle Ages.

4:00

ancak yine bunun Orta Çağ'ın bir aygıtı olduğu düşünülüyor.

History.com tells us it was a real thing

4:02

History.com bize bunun gerçek bir şey olduğunu

and that it appears in a book called The Big Book of Pain, Torture,

4:04

ve Tarih Boyunca Acı, İşkence

and Punishment Through History.

4:08

ve Ceza'nın Büyük Kitabı adlı bir kitapta yer aldığını söylüyor.

Flaying.

4:09

Deri Yüzme.

If you've seen Game of Thrones, Dilbilgisi

4:10

Game of Thrones'u izlediyseniz,

you'll be familiar with this punishment. Kalıp ifadeler

4:11

bu cezaya aşinasınızdır.

Dilbilgisi

If you've seen ..., you'll be familiar with ... ile deneyimden çıkarım yapmak

Bu, şu ana kadar tamamlanmış bir deneyimi olası bir mevcut sonuçla ilişkilendiren gerçek bir koşul cümlesidir. If you've seen Game of Thrones, dinleyenin şimdiye kadarki deneyimleri arasında diziyi izlemenin bulunup bulunmadığını belirtmek için present perfect kullanır. You'll be familiar with this punishment öngörülen sonuçtur: daha önce izlemiş olduğu için dinleyenin bu tür cezayı tanıması veya zaten bilmesi beklenir. Yeniden kullanılabilir yapı if + present perfect, ana cümlede ise will + fiilin yalın hâlidir.

Alıştırma

Size hitap eden bu cümleyi, geçmiş deneyime dayalı gerçek bir koşul oluşturacak biçimde use ve be familiar ifadelerinin kısaltılmış hâlleriyle tamamlayın: If ____ this software before, ____ with the menu.

Cevabı göster

you've used · you'll be familiar

Kalıp ifadeler

be familiar with: bir şeyi bilmek veya o konuda deneyimli olmak

Bu cümlede be familiar with, “bir şeyi önceden bilmek veya o konuda deneyim sahibi olmak” anlamına gelir. Özne bu bilgiye sahip olan kişidir; with sonrasındaki nesne ise bilinen şeydir. Kalıp be familiar with + isim veya -ing biçimidir: She is familiar with the software; I am familiar with using it.

Alıştırma

Cümleyi “bir şeyi önceden bilmek veya o konuda deneyim sahibi olmak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: I have worked with this system for two years, so I am ____ it.

Cevabı göster

familiar with

The torture comprises of cutting off all of a person's skin, Dilbilgisi

4:13

İşkence, bir kişinin tüm derisinin kesilmesinden oluşur,

Dilbilgisi

comprises of: comprises, consists of veya is composed of seçimi

Altyazıdaki comprises of, kullanımda görülen ancak yaygın biçimde eleştirilen bir karışımdır. Dikkatle düzenlenmiş standart İngilizcede etken comprise fiili of almaz: The punishment comprises cutting off the skin. Of sözcüğünü korumak için fiil grubunu consists of veya is composed of olarak değiştirin. Burada amaç özgün ifadenin dil bilgisini teşhis etmektir; ifade örnek alınmamalıdır.

Alıştırma

Hangi cümle özenle düzenlenmiş standart İngilizceye uygundur ve comprise fiilini doğru kullanır?

  1. The course is composed six modules.
  2. The course comprises of six modules.
  3. The course consists six modules.
  4. The course comprises six modules.
Cevabı göster

The course comprises six modules.

although it's said in China sometimes it was just the facial skin.

4:16

ancak Çin'de bazen bunun sadece yüz derisi olduğu söylenir.

Sometimes the person may have been burned first

4:19

Kesmeyi kolaylaştırmak

to make the cutting easier

4:21

veya sadece daha fazla kötülük eklemek için

or just perhaps to add more nastiness.

4:22

bazen kişi önce yakılmış olabilir.

It was around as late as the 18th century Kalıp ifadeler

4:25

18. yüzyıla kadar mevcuttu

Kalıp ifadeler

As late as + bir zaman: şaşırtıcı derecede geç bir sınır

As late as + bir zaman ifadesi, bir durumun şaşırtıcı derecede geç olan o noktada hâlâ geçerli olduğunu veya bir olayın hâlâ gerçekleştiğini belirtir. Yalnızca tarih vermekle kalmaz; dinleyicinin beklemiş olabileceği daha erken bir zamanla karşılaştırma yapılmasını sağlar. Bu cümlede 18. yüzyıl beklenmedik ölçüde geç bir dönem olarak sunulur. Around tarihi yaklaşık hâle getirir, ancak “beklenenden daha geç” vurgusunu ortadan kaldırmaz.

Alıştırma

Cümleyi şaşırtıcı derecede geç bir zamanı belirten üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: The regulation remained in force ____ 2003, far longer than anyone expected.

Cevabı göster

as late as

and Michel Foucault discusses it in gory detail Kalıp ifadeler

4:27

ve Michel Foucault bahsettiğimiz Hapishanenin Doğuşu adlı kitabında

in the book we mentioned, Discipline and Punish.

4:29

bunu kanlı ayrıntılarıyla tartışıyor.

Kalıp ifadeler

In gory detail: açıkça kanlı veya ürkütücü ayrıntılar

In gory detail, kanı, yaraları, bedensel hasarı veya benzer biçimde ürkütücü malzemeyi canlı ve belirgin ayrıntılarla anlatmak demektir. Burada ceza konusundaki tartışmayı yalnızca kapsamlı değil, rahatsız edici ve açık bir anlatım olarak niteler. Gory sıfatı olumsuz ve içgüdüsel bir tepki katar. Zaman zaman görülen gündelik abartılı kullanımda gory details, hoş olmayan veya utandırıcı ayrıntıları anlatabilir; ancak ifade yine de tarafsız bir eksiksizlik yerine dramatik bir hava veya rahatsızlık taşır.

Alıştırma

Cümleyi özellikle kanlı ve rahatsız edici ayrıntıları belirten üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: The memoir describes the battlefield ____, including exposed wounds and pools of blood.

Cevabı göster

in gory detail

It's said the English did it to thieves in the 13th century

4:32

İngilizlerin 13. yüzyılda bunu hırsızlara yaptığı söylenir

but such punishment happened all over the world throughout the ages.

4:35

ancak bu tür cezalar çağlar boyunca tüm dünyada meydana geldi.

It's said that the Chinese emperor Hongwu

4:38

Çin imparatoru Hongwu'nun

ordered the flaying of 5,000 women in 1357,

4:40

1357'de 5.000 kadının derisinin yüzülmesini emrettiği söylenir,

although a book called Skin and Bones puts the date at 1396. Kalıp ifadeler

4:43

Skin and Bones adlı bir kitap ise tarihi 1396 olarak gösterir.

Kalıp ifadeler

Kaynağa dayalı tarihlendirmede puts the date at + yıl

Bu cümlede puts the date at 1396, kitabın ilgili yılı 1396 olarak belirlediği veya tahmin ettiği anlamına gelir. Özne bir kitap olduğu için aktarılan tarihlendirmenin hangi kaynaktan geldiği de anlaşılır. Bu ifade tarihi belirli bir kaynağa dayandırır; tek başına yılın kanıtlandığını veya herkes tarafından kabul edildiğini söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle bir kaynağın tarihlendirmesini evrensel bir kesinlik olarak sunmadan aktarır?

  1. The committee sets the date for June 12.
  2. Every historian has proved that the event happened in 1396.
  3. The chronicle puts the date at 1396.
Cevabı göster

The chronicle puts the date at 1396.

Death by a Thousand Cuts.

4:47

Bin Kesikle Ölüm.

Sticking with China and a similar period comes this brutal torture. Anlatım akışı

4:49

Çin ile devam edip benzer bir döneme ait bu acımasız işkence geliyor.

Anlatım akışı

Geçiş ifadesi olarak Sticking with + konu

Yeni bir noktaya başlarken Sticking with China and a similar period, konuşmacının farklı bir örnek sunmasına rağmen aynı genel çerçeveyi koruduğunu dinleyiciye bildirir. Sonraki örneği mevcut konuya bağlayarak ilgisiz bir sıçrama gibi görünmesini önler. Buradaki stick with, söylemi düzenleyen ve “devam etmek” ya da “aynı konuda kalmak” anlamına gelen bir ifadedir; kelimesi kelimesine yapışmak anlamında değildir.

Alıştırma

Bir sunucu Çin’deki bir olayı anlattıktan hemen sonra Çin’den başka bir olay sunuyor. Hangi geçiş ifadesi geniş konunun devam ettiğini doğru biçimde gösterir?

  1. Returning to China, here is another case.
  2. Sticking with China, here is another case.
  3. Moving on from China, here is another case.
Cevabı göster

Sticking with China, here is another case.

Also known as lingchi,

4:53

Lingchi olarak da bilinen bu ceza,

a book called Death by a Thousand Cuts

4:54

Bin Kesikle Ölüm adlı bir kitaba göre

says it was a common form of punishment in China

4:56

14. yüzyılda Çin'de

in the 14th century

4:59

yaygın bir ceza şekliydi

but was around in the country for many centuries. Kelime

5:00

ancak ülkede yüzyıllar boyunca mevcuttu.

Kelime

“vardı” anlamındaki was around

Bu cümlede was around, “vardı” veya “kullanılıyordu” anlamına gelir. for many centuries zaman ifadesi, zamana ilişkin anlamı netleştirir: Bu uygulama ülkede uzun bir süre varlığını sürdürmüştür. Be around bir geleneğin, ürünün, kuruluşun veya kişinin varlığını sürdürdüğünü anlatabilir. Bir şeyin fiziksel olarak ülkenin çevresinde bulunduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “vardı” anlamındaki be around yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Electric cars ____ long before they became widely popular.

Cevabı göster

were around

The prisoner's entire body would be sliced

5:02

Mahkumun tüm vücudu dilimlenirdi

but it would take a long time to die

5:04

ancak küçük dilimlerden bekleyeceğiniz gibi

as you would expect from small slices

5:06

ölmesi uzun zaman alırdı

but nothing was spared from the knife Deyimler

5:08

bıçağın değmediği hiçbir yer kalmazdı

Deyimler

nothing was spared from the knife: hiçbir yer bıçaktan kurtulmadı

To spare X from Y yapısı, X'i zararlı veya hoş olmayan Y'den korumak anlamına gelir. Burada X, nothing sözcüğüdür ve bağlamda vücudun hiçbir bölümünü ifade eder. Bu nedenle olumsuz anlatım, her bölümün etkilendiği anlamına gelir. The knife, bıçakla yapılan kesme işlemini araç üzerinden anlatan bir mecaz-ı mürseldir. İfadenin tamamı, vücudun hiçbir bölümünün kesilmekten kurtulamadığını kısa ve çarpıcı biçimde söyler; bir nesneyi saklamakla veya bıçağın seçim yapmasıyla ilgili değildir.

Alıştırma

“Nothing was spared from the knife” cümlesindeki vurgulanan ifade ne anlama gelir?

  1. İlgili her bölüm kesildi veya bıçağa maruz kaldı.
  2. Bıçak özenle saklandı ve korundu.
  3. Yalnızca bir bölüm kesildi, diğerleri korundu.
Cevabı göster

İlgili her bölüm kesildi veya bıçağa maruz kaldı.

and eventually this would kill the unfortunate victim.

5:09

ve sonunda bu durum talihsiz kurbanı öldürürdü.

However, while this form of punishment became infamous outside of China,

5:12

Ancak, bu ceza şekli Çin dışında kötü bir şöhrete kavuşurken,

some historians tell us that it wasn't as prolonged Dilbilgisi

5:15

bazı tarihçiler bize bunun

as some people originally said

5:18

bazı insanların başlangıçta söylediği kadar uzun sürmediğini

Dilbilgisi

wasn't as prolonged as: sürenin derecesini düzeltmek

Wasn't as prolonged as, gerçek sürenin karşılaştırma yan tümcesinde anlatılan süreden daha düşük olduğunu belirtmek için not as + sıfat + as kalıbını kullanır. Burada some people originally said karşılaştırma ölçütünü sağlar: önceki anlatım olayın daha uzun sürdüğü izlenimini vermiştir. Bu kalıp ölçülü bir düzeltme yapar. Olayın kısa sürdüğünü ya da daha az acımasız olduğunu söylemez; yalnızca aynı derecede uzun sürdüğü iddiasını reddeder.

Alıştırma

Cümleyi wasn't, prolonged ve as ... as kalıbıyla tamamlayın: The outage ended after two hours, so it ____ the first alert suggested.

Cevabı göster

wasn't as prolonged as

and that some of those cuts actually meant dismemberment

5:19

ve bu kesiklerin bazılarının aslında parçalama anlamına geldiğini

making death arrive faster. Dilbilgisi

5:22

bunun da ölümün daha hızlı gelmesini sağladığını söylüyor.

Dilbilgisi

making death arrive faster: sonuç bildiren bir -ing yan tümcesi

Making death arrive faster, sonuç bildiren bir -ing yan tümcesidir. Örtük nedeni daha önce belirtilen dismemberment durumudur: bu olay ölümün daha hızlı gelmesine neden olmuştur. Yan tümcenin içinde making, death nesnesini ve ardından arrive fiilinin yalın biçimini alarak make + nesne + yalın fiil yapısını izler. Önceki ifadenin ardından gelen yan tümce, sonucu aynı cümleye kısa ve yoğun biçimde bağlar. Birinin ulaşmayı amaçladığı şeyi değil, sonuç olarak ne olduğunu anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle trafiğin yavaşlamasını birinin amacı olarak değil, yolun daralmasının sonucu olarak sunuyor?

  1. The city narrowed the road to one lane to make traffic move more slowly.
  2. The road narrowed to one lane, making traffic move more slowly.
  3. Traffic moved more slowly before the road narrowed to one lane.
Cevabı göster

The road narrowed to one lane, making traffic move more slowly.

Sawing.

5:24

Testere ile Kesme.

Looking at sketches of this from the 15th century,

5:25

15. yüzyıldan kalma eskizlere baktığımızda,

it is in some ways the most barbaric as it's so basic.

5:27

çok basit olduğu için bazı yönlerden en barbarcası budur.

A person is hanged upside down from some gallows

5:30

Bir kişi bazı darağaçlarından baş aşağı asılır

with their legs forming a V shape. Dilbilgisi

5:33

ve bacakları V şeklini alır.

Dilbilgisi

with their legs forming a V shape: with + isim + -ing kalıbı

with + isim öbeği + -ing kalıbı, ana cümledeki duruma eşlik eden bir koşul ekler. Burada with their legs forming a V shape, kişinin asılı olduğu sıradaki beden duruşunu anlatır; ayrı bir ana eylem değildir. with yapısının içindeki isim öbeği, -ing fiilinin anlamsal öznesidir. Bu nedenle V şeklini oluşturan gallows değil, their legs ifadesidir. their, belirsiz tekil a person ifadesine gönderme yapan tekil they kullanımıdır.

Alıştırma

İpucunu kullanarak İngilizce cümleyi with + isim + -ing kalıbıyla tamamlayın: She opened the letter, ____. (with / her hands / shake)

Cevabı göster

with her hands shaking

Two men would then take a large saw

5:35

İki adam daha sonra büyük bir testere alıp

and cut the man in half from his groin area.

5:36

adamı kasık bölgesinden ikiye bölerdi.

He would apparently live through much of this. Öbek fiiller

5:39

Görünüşe göre bu sürecin büyük bir kısmını yaşayarak atlatıyordu.

Öbek fiiller

live through: bir sıkıntıyı yaşayıp hayatta kalmak

Bu cümlede live through, tehlikeli veya ağır bir sınavı yaşarken hayatta kalmak anlamına gelir. much of this, onun bu sıkıntının hangi aşamasına kadar hayatta kaldığını gösterir; through, fiziksel olarak bir yerden geçmeyi değil, sıkıntıyı bizzat yaşamayı anlatır. Daha genel olarak live through + olay veya dönem, o olayı yaşayıp hayatta kalmak demektir. Tek başına live fiiline göre katlanılan deneyim duygusunu daha güçlü taşır.

Alıştırma

Hangi cümle Maya'nın seli yaşadığını ve hayatta kaldığını belirtir?

  1. Maya lived near the flood zone.
  2. Maya lived through the flood.
  3. Maya walked through the floodwater.
Cevabı göster

Maya lived through the flood.

According to one source we can find,

5:41

Bulabildiğimiz bir kaynağa göre,

this was only infrequently used in medieval Europe

5:42

bu orta çağ Avrupa'sında ve

and in China

5:45

ortadan yatay olarak kesmenin

where sawing horizontally through the middle

5:46

bir alternatif olduğu Çin'de

was an alternative.

5:48

sadece nadiren kullanılıyordu.

Looking around the web,

5:49

İnternette araştırdığımızda,

sawing took all kinds of forms all over the world during many centuries. Kalıp ifadeler

5:50

testere ile kesme yüzyıllar boyunca dünyanın her yerinde her türlü biçimi aldı.

Kalıp ifadeler

take all kinds of forms: türlü biçimlerde ortaya çıkmak

Buradaki took all kinds of forms, aynı uygulamanın birçok farklı türde görüldüğünü veya birçok farklı yöntemle gerçekleştirildiğini anlatır. Forms burada fiziksel şekiller değil, türler ya da yöntemler anlamındadır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp take + çeşitlilik bildiren bir ifade + forms şeklindedir. Örneğin take many forms veya take all kinds of forms denebilir. Geçmiş zaman biçimi took, tarihsel bağlama uygundur.

Alıştırma

Hangi cümlede take all kinds of forms, tek bir şeyin birçok farklı türde ortaya çıktığını anlatır?

  1. Her apology took the form of a handwritten note.
  2. Online scams can take all kinds of forms.
  3. The plan began to take form after the meeting.
Cevabı göster

Online scams can take all kinds of forms.

In any case, people were sawed apart Anlatım akışı

5:54

Her halükarda, insanlar testereyle parçalara ayrıldı

Anlatım akışı

In any case: ayrıntıları bir kenara bırakmak

Burada In any case, dinleyiciye az önce anlatılan farklı yöntemleri bir kenara bırakıp hepsinde ortak olan sonuca odaklanmasını söyler. Bir söylem belirteci olarak bilgiyi düzenler: Önceki olasılık veya ayrıntılardan hangisi doğru olursa olsun, sonrasında gelen ifade geçerliliğini korur. Bir örnek ya da başka bir belirli durum sunmaz.

Alıştırma

Birden fazla rapor farklı açıklamalar sunuyor. Hangi cümle başlangıcı açıkça “hangi açıklama doğru olursa olsun” anlamına gelir ve ortak sonuca döner?

  1. In any case, the building must remain closed.
  2. For example, the building must remain closed.
  3. In that case, the building must remain closed.
Cevabı göster

In any case, the building must remain closed.

but the method may have taken many forms.

5:56

ancak yöntem birçok farklı şekil almış olabilir.

Rats.

5:58

Fareler.

You might be thinking right now,

5:59

Şu anda, geçmişte bu tür davranışları

what on earth was wrong with people in the past Ton ve niyet

6:00

yasalaştıran veya hatta onaylayan insanlarda

that enacted or even endorsed such behavior?

6:02

dünyada ne gibi bir sorun vardı diye düşünüyor olabilirsiniz.

Ton ve niyet

Güçlü inanmama bildiren What on earth was wrong with ...?

what on earth was wrong... ifadesinde on earth, what soru sözcüğünü güçlendirir. Yaklaşık olarak “acaba ne sorunları olabilirdi?” anlamına gelir ve şok, şaşkınlık ve ahlaki kınama bildirir; gezegene gönderme yapmaz ve bir olayın nerede gerçekleştiğini sormaz. Soru, konuşanın korkunç bulduğu bir davranışla ilgili olduğu için tek bir somut nedeni tarafsızca istemekten çok retorik bir meydan okuma işlevi görür. Daha genel olarak, soru sözcüklü bir cümlede on earth, cevabın hayal edilmesinin veya kabul edilmesinin zor olduğunu gösterir.

Alıştırma

“What on earth was wrong with those officials?” cümlesinde on earth ne anlam katar?

  1. Yetkililerin gezegenin neresinde olduğunu sorar.
  2. Soruyu daha yumuşak ve kibar hâle getirir.
  3. Güçlü bir inanmama ve eleştiri ifade eder.
Cevabı göster

Güçlü bir inanmama ve eleştiri ifade eder.

Because humans understand pain so well,

6:05

İnsanlar acıyı bu kadar iyi anladıkları için,

were we not blessed with a built-in morality? Ton ve niyet

6:07

içimizde var olan bir ahlakla kutsanmış değil miydik?

Ton ve niyet

Retorik bir meydan okuma olarak Were we not blessed with ...?

Yan cümle, olumsuz evet-hayır sorusunun sırasını kullanır: were + özne + not + blessed. be blessed with içinde blessed “bahşedilmiş veya sahip kılınmış”, built-in morality ise doğuştan gelen ahlak duygusu demektir; ifadenin kelimesi kelimesine dinî okunması gerekmez. Konuşan burada bir gerçeği tarafsızca kontrol etmez. Olumsuz soru, insanların doğuştan gelen bir ahlaka sahip olması gerektiği yönündeki olumlu inancı beklenen bir durum olarak sunar ve “evet” cevabını davet eder. Bu beklenti, zulüm kanıtlarıyla karşı karşıya getirildiğinde çelişkiye duyulan hayal kırıklığını ifade eden retorik bir meydan okumaya dönüşür.

Alıştırma

“Were we not blessed with a built-in morality?” cümlesinde konuşanın niyetine en uygun yorum hangisidir?

  1. Konuşan, ahlakın belirli bir zamanda verilip verilmediğini tarafsızca sorar.
  2. Konuşan, insanların her zaman ahlaklı davrandığını kanıtlayan bulguları kutlar.
  3. Konuşan, insanların doğuştan gelen bir ahlak duygusuna sahip olması gerektiğini öne sürer ve çelişkiyi sorgular.
Cevabı göster

Konuşan, insanların doğuştan gelen bir ahlak duygusuna sahip olması gerektiğini öne sürer ve çelişkiyi sorgular.

If you haven't already thought that,

6:10

Eğer bunu zaten düşünmediyseniz,

perhaps you will in a second

6:11

belki bir saniye içinde düşüneceksiniz

as death by rats really takes the biscuit. Deyimler

6:12

çünkü farelerle ölüm gerçekten sınırları zorluyor.

Deyimler

takes the biscuit: en aşırı veya akıl almaz örnek

İngiliz İngilizcesindeki take the biscuit deyimi, bir grup içindeki en aşırı, şaşırtıcı veya akıl almaz örnek olmak anlamına gelir. Bu cümlede takes the biscuit olumsuz ve kara mizah içeren bir yargı bildirir: fareler yüzünden ölüm, zalimlik bakımından diğer örnekleri aşan bir şey olarak sunulur. Burada gerçek bir bisküviden veya ödülden söz edilmez. Olumsuz bağlamda deyim çoğu zaman “şimdiye kadarki en kötü veya en saçma örnek bu” anlamına gelir.

Alıştırma

Bu cümlede takes the biscuit ne anlama geliyor?

  1. Yalnızca biraz sıra dışıdır.
  2. En sarsıcı veya en aşırı örnektir.
  3. Ödül olarak gerçek bir bisküviyi hak eder.
Cevabı göster

En sarsıcı veya en aşırı örnektir.

It was apparently used in medieval Europe and China.

6:15

Görünüşe göre orta çağ Avrupa'sında ve Çin'de kullanılmış.

Some sources tell us that starved rats

6:17

Bazı kaynaklar aç bırakılmış farelerin

are poured into a box with a naked prisoner

6:19

çıplak bir mahkumun bulunduğu bir kutuya döküldüğünü

and they slowly eat the person.

6:21

ve o kişiyi yavaş yavaş yediklerini söylüyor.

Other sources say the belly of the person

6:23

Diğer kaynaklar, farenin içerilere ulaşabilmesi için

is first partially opened so the rats can get at the insides. Öbek fiiller

6:24

kişinin göbeğinin önce kısmen açıldığını söylüyor.

Öbek fiiller

get at: ulaşmak veya erişim sağlamak

get at something yapısında get at, ulaşılması zor veya önü kapalı bir şeye fiziksel olarak ulaşmak ya da erişim sağlamak anlamına gelir. Burada açılan kısım engeli ortadan kaldırarak farelerin iç organlara ulaşmasını sağlar. Nesne at sözcüğünden sonra gelir: get at + isim veya zamir. Bu ifadenin başka anlamları da vardır; bu nedenle alan, erişim veya engellerle ilgili ipuçları burada “ulaşmak veya erişmek” anlamının kastedildiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi “önü kapalı bir şeye ulaşmak” anlamındaki iki sözcüklü fiille tamamlayın: The screw is under the panel, so remove the cover to ____ it.

Cevabı göster

get at

It's written about in a 1931 book called Merrily I Go to Hell,

6:28

Bu, 1931'de yazılan Merrily I Go to Hell,

Reminiscences of a Bishop's Daughter.

6:32

Bir Piskoposun Kızının Anıları adlı kitapta geçmektedir.

Another book called The Dictionary of Torture

6:33

The Dictionary of Torture adlı başka bir kitap

tells us that this happened in Germany.

6:36

bize bunun Almanya'da yaşandığını söylüyor.

Yet another book tells us that in China

6:38

Yine bir başka kitap, Çin'de

the rat would be trapped on a victim's stomach under a metal pot.

6:40

farenin kurbanın karnının üzerinde, metal bir kabın altında hapsedildiğini söylüyor.

This pot would be heated until the rat had no other choice Kalıp ifadeler

6:43

Farenin kişinin vücudunu kemirerek geçmeye çalışmaktan

than to try and gnaw its way through the person's body. Dilbilgisi

6:46

başka çaresi kalmayana kadar bu çömlek ısıtılırdı.

Kalıp ifadeler

had no other choice than to + fiilin yalın hâli: başka seçeneği olmayıp yapmak zorunda kalmak

Had no other choice than to + fiilin yalın hâli, gerçekçi diğer seçeneklerin tamamının ortadan kalktığını ve öznenin koşullar yüzünden harekete geçmek zorunda kaldığını anlatır. Bu cümlede ısıtılan kap, sıçana yalnızca tek bir olası tepki bırakır: kemirerek kaçmaya çalışmak. İfade, bu eylemi özgürce seçilen bir tercih değil, kaçınılmaz bir sonuç olarak sunar.

Alıştırma

had no other choice than to walk home ne anlama gelir?

  1. Eve yürümek yasaktı.
  2. Eve yürümek gerçekçi olan tek seçenekti.
  3. Eve yürümek, eşit derecede iyi birkaç seçenekten biriydi.
Cevabı göster

Eve yürümek gerçekçi olan tek seçenekti.

Dilbilgisi

gnaw its way through: kemirerek kendine yol açmak

Fiil + iyelik + way through + nesne kalıbı, öznenin fiildeki eylemi yaparak bir şeyin içinden geçtiğini gösterir. Eylem bir geçit oluşturur veya zorla yol açar; way önceden var olan bir yol anlamına gelmez. Gnaw its way through ifadesinde its sıçanı gösterir; gnaw ise sıçanın kişinin bedeninin içinden ilerlemesini sağlayan tekrarlı kemirme eylemini anlatır. Aynı kalıp push his way through veya dig their way through gibi başka eylem fiilleriyle de kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle yürüyüşçülerin karı kazarak içinden geçtiği anlamına gelir?

  1. The hikers found their way through the snow.
  2. The hikers carried their gear through the snow.
  3. The hikers dug their way through the snow.
Cevabı göster

The hikers dug their way through the snow.

We can't say what the outcome of this would be

6:49

Bunun sonucunun ne olacağını söyleyemeyiz

and perhaps it's not so plausible

6:51

ve belki de bir farenin bir vücudu yiyerek

that a rat could eat its way through a body.

6:52

kendi yolunu açabilmesi o kadar mantıklı değildir.

Some of the sources that say that was the case

6:54

Bunun böyle olduğunu söyleyen kaynakların bazıları,

don't offer evidence of it happening that way. Kalıp ifadeler

6:56

olayın bu şekilde gerçekleştiğine dair bir kanıt sunmuyor.

Kalıp ifadeler

offer evidence of: bir iddiayı gerçeklerle desteklemek

Burada offer evidence of, “bir şeyin gerçekleştiği düşüncesini destekleyen gerçekler, gözlemler veya kayıtlar sunmak” anlamına gelir. Cümle, kaynakların anlatıyı tekrarladığını ancak olayın tam olarak o şekilde gerçekleştiğini doğrulayacak denetlenebilir bir destek vermediğini söylüyor. of sonrasında bir isim öbeği veya -ing biçimi kullanılır: evidence of damage; evidence of the event happening that way. Bu ifade, bir iddiada bulunmak ile onu desteklemek arasındaki farkı gösterir.

Alıştırma

Cümleyi offer evidence of ile tamamlayın: The access logs ____ someone entering after midnight.

Cevabı göster

offer evidence of

Okay.

6:59

Tamam.

So, there's a short history of some human barbarity.

6:59

İşte bazı insan barbarlığının kısa bir tarihi.

Let's be glad we have evolved somewhat since those times. Dilbilgisi

7:02

O zamanlardan beri bir nebze evrimleştiğimiz için sevinelim.

Dilbilgisi

have evolved somewhat since those times: geçmişten bugüne bir miktar değişim

Present perfect yapıdaki have evolved, geçmişteki bir başlangıç noktasını bugüne bağlar. Since those times, değişimin ölçülmeye başlandığı geçmiş noktayı gösterir; dolayısıyla cümle, o zaman ile şimdi arasında bir miktar değişim yaşandığını anlatır. Buradaki since, “çünkü” anlamına gelmez. Somewhat, iddianın derecesini sınırlar: değişim gerçektir ancak tam veya büyük değildir. Bu, yorumu temkinli ve bu bağlamda hafif alaycı yapar.

Alıştırma

Bu cümleye en uygun yorum hangisidir: “The system has evolved somewhat since its first release”?

  1. İlk yayımlanması gerçekleştiği için değişti.
  2. İlk yayımlanmasından bugüne kadar bir ölçüde değişti.
  3. İlk yayımlanmasından beri tamamen aynı kaldı.
  4. İlk yayımlandığı anda tamamen değişti.
Cevabı göster

İlk yayımlanmasından bugüne kadar bir ölçüde değişti.

Can you think of a heinous punishment that we didn't mention here?

7:05

Burada bahsetmediğimiz iğrenç bir ceza aklınıza geliyor mu?

Let us know in the comments.

7:07

Yorumlarda bize bildirin.

Also, be sure to check out our other video

7:09

Ayrıca İnsanlar Üzerinde Yapılan

called Worst Prison Experiments Conducted on Humans.

7:10

En Kötü Hapishane Deneyleri adlı diğer videomuzu da mutlaka izleyin.

Thanks for watching and as always,

7:13

İzlediğiniz için teşekkürler ve her zaman olduğu gibi,

don't forget to like, share, and subscribe.

7:15

beğenmeyi, paylaşmayı ve abone olmayı unutmayın.

See you next time.

7:17

Bir dahaki sefere görüşmek üzere.