Tahterevalli | Tam Bölüm | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: Bluey ve arkadaşları, daha fazla çocuğu tahterevalliye çıkararak Baba’yı aşağı indirmeye çalışır. Sonunda Pom Pom belirleyici katkıyı yapar ve küçük olmanın önemli bir rol üstlenmeye engel olmadığını kanıtlar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. hang out. — Deyimsel fiiller: Çamaşır bağlamında bu ifadenin biriyle vakit geçirmek değil, giysileri kurumaları için dışarıya asmak anlamına geldiğini anlayın. Böylece günlük bir deyimsel fiilin birbirinden çok farklı iki anlamını, içinde geçtiği duruma bakarak ayırt edebilirsiniz. 2. I'm so scared. — Konuşma edimbilimi ve tutum: Baba’nın hiç korkutucu bulmadığı bir tehditle alay ederken kullandığı abartılı ve alaycı karşılığı fark edin. Ses tonu, önceki meydan okuma ve kendinden emin davranışları, bu duygu cümlesinin neden kelimesi kelimesine yorumlanmaması gerektiğini gösterir. 3. Pomeranians are a small but hardy breed. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Pom Pom başarıya ulaştıktan sonra aynı cümlenin finalde yeniden kullanılmasına dikkat edin. Tekrarın önceki kuşkuyu gideren, hikâyeyi bağlayan ve küçük olmanın dayanıklı ya da yararlı olmaya engel olmadığı mesajını güçlendiren bir anlatım aracı olduğunu görebilirsiniz.
Bu derste
hang out: çamaşırları kuruması için asmak
Burada hang out, “yıkanmış çamaşırları kuruması için çamaşır ipine veya kurutmalığa asmak” anlamına gelir. washing to hang out yapısında washing mastardan önce gelir, ancak asılacak şey odur: asılıp kurutulacak son bir miktar çamaşır kalmıştır. Anlamı nesne ve durum belirler. Nesne washing olduğu için out, çamaşırları kuruması için dışarı asmayı anlatır; insanların birlikte boş zaman geçirmesini anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede hang out, çamaşırları kuruması için asmak anlamındadır?
- They often hang out at the café on Saturdays.
- She likes to hang out with her friends after school.
- She needs to hang out the washing before lunch.
Cevabı göster
She needs to hang out the washing before lunch.
Now to + fiilin yalın hâli: sonraki adımı duyurmak
Now to + fiilin yalın hâli, sıradaki eylemi duyuran kısa bir geçiş ifadesidir. Now to relax cümlesinde konuşan kişi dikkatini bitmiş bir işten dinlenmeye yöneltir. Özne ve tam bir cümlenin kalan bölümleri bilinçli olarak çıkarılmıştır. Bu ifade, yanlışlıkla eksik kalmış bir cümle değil, bir sonraki adım için söylenen başlık gibi çalışır.
Alıştırma
“Bir sonraki adım çantaları hazırlamaktır” anlamındaki kısa geçişi tamamlayın: ____ pack the bags.
Cevabı göster
Now to
blow + nesne + off + yer: dış kuvvetin yol açtığı hareket
blow + nesne + off + yer yapısında blow kuvveti, nesne hareket eden şeyi, off ise bu şeyin başlangıçtaki yerinden ayrılmasını belirtir. Burada my washing kurumaya bırakılan çamaşırları, the line ise çamaşır ipini ifade eder. Bu, dış kuvvetin yol açtığı hareketi anlatan bir yapıdır. Yalnızca rüzgârın estiğini değil, rüzgârın çamaşırları ipten ayırdığını da söyler.
Alıştırma
Cümleyi blow + nesne + off + yer yapısının gerektirdiği sözcükle tamamlayın: A gust blew the menu ____ the outdoor table.
Cevabı göster
off
It's a long way down: aşağıya doğru büyük bir dikey mesafe
It's a long way down, bulunulan noktadan daha aşağıdaki bir yere kadar olan mesafenin büyük olduğu anlamına gelir. Burada way yol değil mesafe anlamındadır; down ise yönü belirtir. Tam cümledeki for you, bu değerlendirmenin dinleyicinin boyutuna veya durumuna göre yapıldığını gösterir: bu mesafe o kişi için özellikle büyük görünür.
Alıştırma
Hangi cümle yüksek bir noktadan aşağıya doğru olan büyük dikey mesafeyi doğal biçimde vurgular?
- The top of the lighthouse is a long way down from the rocks.
- The rocks are a long way down from the top of the lighthouse.
- The rocks are a long way away from the top of the lighthouse.
Cevabı göster
The rocks are a long way down from the top of the lighthouse.
isn't it? ile onay isteyen eklenti soru
isn't it? olumlu It's a long way down for you. ifadesine eklenen bir eklenti sorudur. Kalıp, olumlu ifade + olumsuz soru eklentisidir; eklenti, be fiilinin uygun biçimini ve it zamirini kullanır. Burada konuşmacı ifadenin doğru olduğunu zaten düşünür ve karşısındakini aynı fikirde olmaya davet eder. Bilinmeyen bir bilgiyi ciddi biçimde sormaktan çok “değil mi?” işlevindedir.
Alıştırma
Eklenti soruyu tamamlayın: The lift is slow, ____?
Cevabı göster
isn't it
There you go. ile yardımı veya teslimi tamamlama
There you go. küçük bir yardım eylemi tamamlandıktan hemen sonra kullanılan kalıplaşmış bir konuşma ifadesidir. Burada konuşmacı diğer kişiyi doğru yere yerleştirmiştir; bu yüzden “Tamamdır” veya “İşte oldu” anlamına gelir. Bir şeyi birine uzatırken de kullanılabilir; bu durumda “Buyur” anlamındadır. Genellikle dinleyiciye bir yere gitmesini söylemez.
Alıştırma
Bir çocuğun kaskını az önce doğru şekilde bağladınız. Söylenecek en doğal ifade hangisidir?
- Where do you go?
- You go there.
- There you go.
Cevabı göster
There you go.
Maybe it's best if I don't play washing. Dilbilgisi
1:13Belki de çamaşır yıkamacılık oynamasam daha iyi.
It's best if...: en uygun seçeneği nazikçe önermek
It's best if + yan cümle, yan cümledeki eylemi en mantıklı veya en güvenli seçenek olarak sunar. Bu cümlede konuşan kişi, oyuna katılmamayı kendisi için daha iyi bir yol olarak görüyor. Bu yapı, doğrudan emir vermek yerine tavsiye veya temkinli bir kişisel karar belirtmenin nazik bir yoludur. Maybe değerlendirmeyi daha da yumuşatır; buradaki best, birkaç kişi veya şey arasında resmî bir karşılaştırmayı değil, en uygun yolu anlatır.
Alıştırma
Nazik bir öneride bulunmak için cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: The path will be slippery after sunset, so maybe ____ we head home now.
Cevabı göster
it's best if
Have a go at it: kendin denemek
Have a go at it, konuşulan etkinliği veya görevi denemek anlamına gelir. Have a go tek bir ifade olarak çalışır; at it ise o etkinlik veya göreve gönderme yapar. Bu ifade, katılma veya bir girişimde bulunma isteğini vurgular; girişimin başarılı olacağını söylemez. Bu ifadede go, hareket etmek veya bir yere gitmek anlamındaki fiil değil, bir isimdir.
Alıştırma
Cümleyi “denemek” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: I've never repaired a bicycle before, but I'm willing to ____.
Cevabı göster
have a go at it
a bit small for this: yumuşatılmış ve duruma özgü bir değerlendirme
a bit small ifadesinde a bit, small sıfatını yumuşatır ve “biraz küçük” anlamı verir. Değerlendirmeyi kesin değil, hafif bir yargı olarak sunar. for ile başlayan bölüm değerlendirme ölçütünü veya durumu belirler: for this game, “bu oyunun gerektirdiklerine göre” demektir. Yeniden kullanılabilir kalıp a bit + sıfat + for + kişi, şey veya durum şeklindedir. Buradaki for bir neden bildirmez.
Alıştırma
Boyut değerlendirmesini yumuşatmak için cümleyi a bit + sıfat + for kalıbıyla tamamlayın: This bike is ____ me.
Cevabı göster
a bit small for
There's nothing wrong with being small: olumsuz bir yargıyı reddetmek
There's nothing wrong with + isim veya -ing biçimi, söz konusu şeyin kendi başına kötü, kabul edilemez ya da bir kusur olmadığını anlatır. Burada being small küçük olma durumunu adlandırır; wrong, olgusal doğrulukla değil, olumsuz bir yargıyla ilgilidir. Bu kalıp çoğu zaman birini rahatlatmak veya olumsuz bir etikete karşı çıkmak için kullanılır. Zararsız bir özellik ya da seçimin kendisiyle, onun belirli bir durumda yaratabileceği zorluğu ayırmaya yarar.
Alıştırma
Güvence veren cümleyi hedef kalıpla tamamlayın: ____ asking for help.
Cevabı göster
There's nothing wrong with
“Seesaw, Margery Daw.”: Bir çocuk tekerlemesi göndermesi
“Seesaw, Margery Daw”, tahterevalli oyunuyla ilişkili geleneksel bir İngiliz çocuk tekerlemesinin başlangıcıdır. Bu cümlede olup biteni anlatan sıradan bir ifade değil, tahterevalli temasını hatırlatan bir alıntıdır. “Margery Daw” tekerlemenin içindeki bir isimdir. Mevcut hikâyeye yeni bir karakter eklemez. Bu göndermeyi fark etmek, cümleyi eğlenceli bir kültürel çağrışım olarak anlamayı sağlar.
Alıştırma
Bu bağlamda “Seesaw, Margery Daw.” nedir?
- Tahterevalliyle ilgili geleneksel bir çocuk tekerlemesinden alıntı.
- Hikâyedeki yeni bir karakterin tanıtımı.
- Margery’ye gitmesini söyleyen bir talimat.
Cevabı göster
Tahterevalliyle ilgili geleneksel bir çocuk tekerlemesinden alıntı.
I hope they bring him back for season 4. Öbek fiiller
1:40umarım 4. sezon için onu geri getirirler.
bring him back: bir karakteri geri getirmek
Bir TV dizisi hakkında konuşurken bring someone back, “o kişiyi ya da karakteri programa veya hikâyeye yeniden döndürmek” anlamına gelebilir. Burada him geri dönen karakterdir; back ise onun 4. sezonda yeniden görüneceğini belirtir. bring + nesne + back kalıbı, eski bir özellik, etkinlik veya kural gibi daha önce var olan bir şeyi yeniden getirmek anlamında da kullanılabilir. Dönüşün fiziksel mi yoksa daha soyut mı olduğunu bağlam gösterir.
Alıştırma
“Erkek karakterin geri dönmesini sağlamak” anlamına gelen bu dersteki ifadeyle cümleyi tamamlayın: The writers want to ____ next season.
Cevabı göster
bring him back
Haven't you seen...?: şaşkınlık ve beklenti ifade etmek
Haven't you seen...? present perfect yapısında olumsuz bir sorudur. Bu cümlede konuşan kişi karşısındakinin fragmanı görüp görmediğini sorar; ancak olumsuz başlangıç, onun fragmanı muhtemelen çoktan görmüş olduğu beklentisini de gösterir. Bu beklenti gerçekleşmediği için soru genellikle “Gördüğünü sanıyordum” anlamında şaşkınlık taşır. Bu ifade kendiliğinden eleştiri sayılmaz; sabırsız veya suçlayıcı duyulup duyulmayacağını ton ve bağlam belirler.
Alıştırma
Herkese açık bir fragman birkaç gündür yayında. Arkadaşınızın onu çoktan izlediğini sanıyordunuz ve izlemediğini öğrenince şaşırdınız. Bu tepkiyi en iyi hangi soru ifade eder?
- Haven't you seen the trailer?
- Have you seen the trailer?
- When did you see the trailer?
Cevabı göster
Haven't you seen the trailer?
get off: bir araçtan veya yüzeyden ayrılmak
Get off, üzerinde bulunulan, binilen veya işgal edilen bir şeyden ayrılmak ya da inmek anlamına gelir. Hey, get off cümlesinde nesne söylenmez; çünkü herkes konuşanın hangi yüzeyi veya konumu kastettiğini görebilir. Nesne belirtilirse get off + isim kullanılır: get off the bus, get off the bike, get off the table. Burada off, o yerle temasın veya o yeri işgal etmenin sona ermesini anlatır; get, “almak” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi get off kullanarak tamamlayın: At the next stop, we need to ____ the bus.
Cevabı göster
get off
Why, thank you: şaşkın veya teatral bir teşekkür
Burada why, sebep soran bir soru sözcüğü değil, ünlem niteliğinde bir başlangıçtır. Yanıtı anlık bir tepki gibi sunar; bu yüzden bir açıklama beklenmez. Sade bir Thank you ile karşılaştırıldığında, yanıtın tamamı daha şaşkın, şakacı biçimde nazik veya bilerek teatral duyulur. Virgül, başlangıçtaki ünlemi teşekkürden ayırmaya yardımcı olur.
Alıştırma
“Why, thank you” ifadesinde why ne işe yarar?
- Dinleyenden teşekkürün sebebini açıklamasını ister.
- Teşekküre şaşkın veya şakacı biçimde nazik bir ton katar.
- Teşekkürü bir reddetmeye dönüştürür.
Cevabı göster
Teşekküre şaşkın veya şakacı biçimde nazik bir ton katar.
That's the spot: tam doğru noktayı doğrulamak
That's the spot, birinin doğru hissettiren veya gereken tam yeri bulduğunu doğrular. Masaj sırasında “Evet, tam orası” anlamına gelir; kişi doğru noktaya bastırıyordur. Burada spot, leke veya iz değil, küçük ve belirli bir konum anlamındadır. Aynı kalıp bir şeyi yerleştirirken, dokunurken veya ayarlarken de tam bir noktayı doğrulamak için kullanılabilir.
Alıştırma
Masaj sırasında hangi cümle diğer kişinin tam doğru noktayı bulduğunu doğrular?
- That's a spot I noticed yesterday.
- That's the spot—right under my shoulder blade.
- That's a stain—please clean it.
Cevabı göster
That's the spot—right under my shoulder blade.
big blue meanie: çocuksu ve şakacı bir hakaret
big blue meanie ifadesindeki meanie, kaba veya sevimsiz davranan biri için kullanılan çocuksu bir sözcüktür. Big ve blue, ifadeyi abartılı bir lakaba dönüştürür; burada blue üzüntüyü değil, karakterin rengini anlatır. Konuşan kişi oyun sırasında kızgınlığını gösterir, ancak yetişkinlere özgü ciddi bir suçlamada bulunmaz. Başka durumlara aktarılabilecek ipucu şudur: meanie genellikle hafif ve çocuksu bir hakareti belirtir; yine de ton ve durum önemlidir.
Alıştırma
Bu kullanımı değerlendirin: Bir müşteri, şirkete gönderdiği resmî şikâyette “Your manager is a big blue meanie.” yazıyor.
- Uygun değil
- Uygun
Cevabı göster
Uygun değil
seesaw him off: duruma özgü bir fiil olarak kullanılan isim
Burada seesaw, yaratıcı biçimde “tahterevallinin yukarı aşağı hareketini onun üzerinde kullanmak” anlamında bir fiil olarak kullanılır. Him bu hareketten etkilenen kişidir; off ise sonucu belirtir: hareket, onun bulunduğu konumdan ayrılmasını sağlayacaktır. Seesaw him off ifadesi, oyun ve hareket zaten açık olduğu için anlaşılır. Ezberlenmesi gereken standart bir kalıp değildir. Daha genel kural şudur: Bağlam, amaçlanan hareketi kolayca çıkarmayı sağladığında İngilizcede bir isim fiil olarak kullanılabilir.
Alıştırma
Bir oyun alanı sahnesinde “We'll seesaw him off” ne anlama gelir?
- Tahterevallinin hareketini kullanarak onun bulunduğu yerden inmesini sağlayacaklar.
- Onu takip ederek oyun alanından ayrılacaklar.
- Onun için tahterevalliyi tamir edecekler.
Cevabı göster
Tahterevallinin hareketini kullanarak onun bulunduğu yerden inmesini sağlayacaklar.
not heavy enough: not + sıfat + enough
not + sıfat + enough yapısı, bir niteliğin bir sonucun gerçekleşmesi için gereken düzeye ulaşmadığını belirtir. Burada not heavy enough, konuşanların ağırlığının bir şeyin gerçekleşmesi için gereken düzeyin altında olduğunu söyler. enough bir sıfatı nitelediğinde sıfattan sonra gelir: heavy enough. not ise bu sıfat grubunun önüne gelir: not heavy enough. Aynı yapı not warm enough veya not old enough gibi başka niteliklerle de kullanılır.
Alıştırma
Sıfatın gereken düzeye ulaşmadığını gösteren kelimeyle cümleyi tamamlayın: This shelf isn't strong ____ to hold the books.
Cevabı göster
enough
pretty huge: derece zarfı olarak pretty
pretty huge ifadesinde pretty, ‘oldukça’ veya ‘epey’ anlamına gelen bir derece zarfıdır. huge sıfatını niteleyerek büyüklük derecesinin epey yüksek olduğunu gösterir; konuşanın çekici göründüğünü anlatmaz. huge zaten güçlü bir sıfat olduğu için I'm pretty huge gündelik ve vurgulu duyulur. Bu sahnede konuşan kişi iri cüssesini şakacı bir biçimde abartır.
Alıştırma
I'm pretty huge cümlesinde pretty ne anlatıyor?
- Konuşan kişi çekici görünür.
- Konuşan kişi yalnızca biraz iridir.
- Konuşan kişi oldukça iridir.
Cevabı göster
Konuşan kişi oldukça iridir.
Come up here and help us seesaw Dad off. Dilbilgisi
2:33Buraya gel ve Babamı indirmemize yardım et.
help us seesaw Dad off: help + kişi + fiilin yalın hâli
Help fiilinden sonra bir kişi ve fiilin yalın hâli gelebilir: help us seesaw. Us yardımı alan grubu, seesaw ise yapılan eylemi gösterir. Cümlede seesaw öncesinde to yoktur; help sonrasında fiilin yalın hâlini doğrudan kullanmak doğaldır. Bununla birlikte help us to seesaw da dil bilgisi açısından doğrudur. Burada seesaw sözcüğü yaratıcı biçimde fiil olarak kullanılmıştır. seesaw Dad off yapısında Dad eylemden etkilenen kişidir, off ise amaçlanan sonucu gösterir: tahterevalliyi hareket ettirmek onun üzerinden inmesini sağlayacaktır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp help + kişi + fiilin yalın hâlidir; ardından bir nesne veya sonucu belirten bir sözcük gelebilir.
Alıştırma
İsteği lift fiilinin yalın hâliyle tamamlayın: I can't do it alone. Can you help me ____ this box?
Cevabı göster
lift
I'm so scared: alaycı biçimde korkmuş gibi yapmak
I'm so scared normalde konuşanın büyük bir korku hissettiği anlamına gelir. Burada ise durum, babanın kendisini tehdit altında hissetmediğini gösterir; bu yüzden aslında düşündüğünün tersini söyler. Bu söz alaycıdır: çocukların meydan okumasıyla dalga geçmek için korkmuş gibi davranır. Bu kullanımı anlamak için sözcüklerin gerçek anlamını durum ve söyleyiş biçimiyle karşılaştırın. Gülümseme, abartılı bir ton veya açıkça zayıf bir tehdit, korkunun sahte olduğunu gösterebilir. Bu işaretler yoksa aynı cümle içtenlikle söylenmiş olabilir.
Alıştırma
“I'm so scared” hangi durumda büyük olasılıkla alaycıdır?
- Bir oyuncu, arkadaşı bir sonraki masa oyununu kazanacağıyla övündükten sonra gülümser.
- Bir sürücü, buzlu bir yolda aracın kontrolünü neredeyse kaybettikten sonra bunu söyler.
- Bir çocuk, yüksek sesle havlayan büyük bir köpekten saklanırken fısıldar.
Cevabı göster
Bir oyuncu, arkadaşı bir sonraki masa oyununu kazanacağıyla övündükten sonra gülümser.
must weigh the same as ...: güçlü çıkarım ve eşit ağırlık
Burada must, kanıta dayanan güçlü bir sonucu ifade eder: konuşan kişi onun bu ağırlıkta olduğundan emindir. Ona bir şey yapmasını emretmez. Kip belirten yardımcı fiilden sonra fiilin yalın biçimi olan weigh kullanılır; weighs veya to weigh kullanılmaz. Weigh “belirli bir ağırlığa sahip olmak” anlamına gelir; weigh the same as ise öznenin ağırlığını başka bir kişi ya da nesnenin ağırlığıyla karşılaştırır. Aynı karşılaştırma fikri fiyat, yaş ve büyüklük gibi özelliklere de uygulanabilir, ancak fiil veya sıfat değişebilir.
Alıştırma
Hangi cümlede must, kanıta dayalı güçlü bir çıkarım yapmak için kullanılmıştır?
- The parcel might weigh less, but I have not checked.
- The parcel must weigh the same as mine; both scales read five kilos.
- You must weigh the parcel before you post it.
Cevabı göster
The parcel must weigh the same as mine; both scales read five kilos.
run to your mama: alaycı bir meydan okuma
Burada run to your mama, yalnızca kişinin annesine doğru gitmesini söyleyen tarafsız bir yönlendirme değildir. Karşı tarafın durumla başa çıkamadığını ve annesinin yardımına ya da korumasına ihtiyaç duyduğunu ima eden bir sataşmadır. Mama, “anne” için kullanılan sevecen ve çocuk diliyle ilişkilendirilen bir sözcüktür. Bir meydan okuma sırasında your mama demek, karşı tarafı annesine bağımlı küçük bir çocuk gibi gösterebilir; alaycı ve küçümseyici ton buradan doğar.
Alıştırma
Doğru mu, yanlış mı? Meydan okuyan bir konuşmada "Run to your mama" normalde tarafsız bir yönlendirmedir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
sort you out, mate: şakacı bir uyarı
Bu sahnede sort you out, “seninle sert biçimde ilgilenmek” ya da “seni hizaya getirmek” demektir. Nesne bir kişi olduğu ve bağlam şakacı bir çatışma içerdiği için sort burada nesneleri sınıflandırmak anlamına gelmez. Mate, karşıdakine doğrudan hitap eden gündelik bir sözdür. Britanya ve Avustralya İngilizcesinde “arkadaş” ya da “dost” anlamına gelebilir, ancak birini kızdırırken veya ona meydan okurken da kullanılabilir. Burada kişilerin yakın arkadaş olduğunu kanıtlamak yerine muzip ve çatışmacı bir hava katar.
Alıştırma
“She'll sort you out, mate,” cümlesinde hem sort you out hem de mate için en uygun yorum hangisidir?
- O eşyalarını düzenlemene yardım edecek; mate resmî bir unvandır.
- O seninle sert biçimde ilgilenecek; mate gündelik ve biraz meydan okuyucu bir hitaptır.
- O seni sınıflandıracak; mate iki kişinin yakın arkadaş olduğunu kanıtlar.
Cevabı göster
O seninle sert biçimde ilgilenecek; mate gündelik ve biraz meydan okuyucu bir hitaptır.
boo-hoo: teselli değil, alaycı sahte acıma
Boo-hoo ağlama sesini taklit eder. Birinin şikâyetine yanıt olarak söylendiğinde çoğunlukla sahte acıma ifade eder: konuşan üzülüyormuş gibi yaparken aslında şikâyeti önemsemiyordur. Bu yüzden buradaki“Oh, boo-hoo” ne tesellidir ne de birinin ağladığını tarafsızca bildiren bir ifadedir. Etkisi, alaycı veya küçümseyici bir tonla “Vah zavallı, artık şikâyet etmeyi bırak” demeye daha yakındır.
Alıştırma
Biri küçük bir sorun hakkında şikâyet ettikten sonra konuşan“Oh, boo-hoo” diye yanıt veriyor. Bu genellikle hangi tutumu ifade eder?
- Şikâyeti önemsemeyen sahte acıma.
- Birinin ağladığını tarafsızca bildirme.
- Sıcak ve içten bir teselli.
Cevabı göster
Şikâyeti önemsemeyen sahte acıma.
Here you are: birine bir şey vermek
Here you are, birine ihtiyaç duyduğu ya da istediği bir şeyi verirken kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede konuşan kişi karşısındakine bir şey verdiği için ifade, “Bu senin için” veya “İstediğin şey burada” anlamına gelir. Bir şey teslim edilirken kullanılan bu anlamıyla karşıdaki kişinin yerini bildirmez. You are here, kelime anlamıyla “Buradasın” demektir; sözcük sırası ve işlevi farklıdır.
Alıştırma
Bir mağaza çalışanı müşteriye fişini uzatıyor. Bu sırada söylenecek doğal ifade hangisidir?
- You are here.
- You're welcome.
- Here you are.
Cevabı göster
Here you are.
making him even more heavy: make + nesne + sıfat
make + nesne + sıfat yapısında make, “üretmek” değil, “bir duruma yol açmak” anlamındadır. Him nesnedir; heavy ise ortaya çıkan durumu anlatır. Bu yüzden making him heavy, onun ağırlaşmasına neden olmak demektir. Even, derecenin daha da arttığını gösterir. Örnekteki more heavy anlaşılır; ancak sıradan bir karşılaştırmada standart İngilizcede genellikle heavier kullanılır: You're making him even heavier.
Alıştırma
Hangi cümle, çantanın ağırlaştığını anlatmak için make + nesne + sıfat yapısını doğal biçimde kullanır?
- The extra books made even heavier the bag.
- The extra books made the bag even more heavily.
- The extra books made the bag even heavier.
Cevabı göster
The extra books made the bag even heavier.
so filling: insanı tok hissettiren yiyecek
Burada filling, yiyeceğin insanı tok hissettirdiğini ve bir süre acıkmasını önlediğini anlatan bir sıfattır. So bu anlamı güçlendirir: Konuşan kişi yiyeceğin tadını değil, ne kadar doyurucu olduğunu vurgular. Filling, bu hissi veren yiyecek veya öğünü tanımlamak için kullanılır. Bir şeyin o anda doldurulmakta olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle çorbanın insanı tok hissettirdiğini doğal biçimde anlatır?
- The soup was very filling.
- The soup was very full.
- I was very filling after lunch.
Cevabı göster
The soup was very filling.
This is outrageous: güçlü biçimde itiraz etmek
Burada "This is outrageous." güçlü bir itirazdır. Konuşan kişi durumu son derece haksız, saldırgan, şoke edici veya kabul edilemez bulur; cümle doğal olarak "This is completely unacceptable." şeklinde yeniden ifade edilebilir. Bu cümle gerçek öfkeyi veya komik ya da dramatik etki için bilinçli bir abartıyı anlatabilir. Her iki durumda da outrageous, bad sözcüğünden çok daha güçlü bir duygu taşır ve genellikle unfair sözcüğünden de daha güçlüdür.
Alıştırma
Hangi cümlede outrageous güçlü bir itirazı doğal biçimde ifade eder?
- Charging us twice for the same ticket is outrageous.
- The weather is outrageous because it is slightly cloudy.
- This ordinary pencil is outrageous because it is yellow.
Cevabı göster
Charging us twice for the same ticket is outrageous.
grownups: yetişkinler için çocuk bakış açılı gündelik bir sözcük
Grownups, yetişkinler anlamına gelen gündelik bir çoğul isimdir. Bu cümlede the grownups, yakındaki yetişkinleri çocuklardan ayrı tek bir grup olarak gösterir; the tanımlığı, söz konusu yetişkinlerin mevcut durumda zaten bilindiğini belirtir. Bu sözcük yetişkinleri çoğunlukla bir çocuğun bakış açısından sunar ve adults sözcüğünden daha oyuncu ve çocuksu bir tınıya sahiptir. Burada isimdir; büyümek anlamındaki grow up fiil öbeği değildir.
Alıştırma
Grownups hangi durumda en doğal seçimdir?
- Hastanın yaş grubunu soran tıbbi bir form
- Bir çocuğun yakındaki yetişkinlerden gündelik biçimde söz etmesi
- Oy kullanma yeterliliğini tanımlayan hukuki bir belge
Cevabı göster
Bir çocuğun yakındaki yetişkinlerden gündelik biçimde söz etmesi
We're trying to get my Dad off the seesaw. Dilbilgisi
3:29Babamı tahterevalliden indirmeye çalışıyoruz.
get my Dad off the ...: birinin bir yerden ayrılmasını sağlamak
get + nesne + off + yer veya yüzey yapısı, nesneyi o yerden uzaklaştırmak ya da ayrılmasına yardım etmek anlamına gelir. get my Dad off the seesaw ifadesinde my Dad konumu değişen kişidir; off the seesaw ise ayrıldığı yeri belirtir. Burada get ettirgen bir anlam taşır; Dad'i elde etmek değil, değişimin gerçekleşmesini sağlamak demektir. Öznenin kişiyi ikna mı ettiği, ona yardım mı ettiği, yoksa fiziksel olarak mı hareket ettirdiği bağlamdan anlaşılır.
Alıştırma
Köpeğin koltuktan ayrılmasını sağlamak anlamını vermek için cümleyi get + nesne + off ile tamamlayın: We need to ____ the sofa.
Cevabı göster
get the dog off
keeps eating sausages: keep + fiil-ing
Keep + fiil-ing, bir eylemin devam ettiğini veya tekrar tekrar gerçekleştiğini anlatır. Buradaki keeps eating, onun sosis yemeye devam ettiğini söyler; keep, sosisleri “saklamak” anlamına gelmez. Özne he gibi üçüncü tekil şahıs olduğunda keep, keeps olur. Duruma göre bu yapı yalnızca tekrarı bildirebilir veya konuşanın eylemin gereğinden uzun sürdüğünü düşündüğünü gösterebilir.
Alıştırma
Cümleyi keep + ring yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: The phone has not stopped; it ____ every few minutes.
Cevabı göster
keeps ringing
frizzy hair: kabarık ve düzgün olmayan doku
Frizzy hair, çok sayıda küçük ve kontrolsüz bukle veya havaya kalkan saç teli yüzünden kabarık ve düzgün görünmeyen saçtır. Frizzy yalnızca temel bukle şeklini değil, saçın dokusunu ve görünüşünü anlatır. Bu soruda kabarık görünen saça gerçekten ağır olabilecek bir nesne gibi davranılması, saçma ve komik bir etki yaratır.
Alıştırma
Nemli havada kabarıp düzeltilmesi zorlaşan saçı en iyi hangi cümle anlatır?
- Her hair gets frizzy in damp weather.
- Her hair gets curly in damp weather.
- Her hair gets wavy in damp weather.
Cevabı göster
Her hair gets frizzy in damp weather.
It's not your fault: suçluluk duygusunu azaltmak ve teselli etmek
It's not your fault ifadesinde fault, bir makinedeki arıza değil, kötü bir sonuçla ilgili suç veya sorumluluk anlamına gelir. Cümle, Coco'ya suçlanmaması gerektiğini söyler. Birisi özür dilediğinde veya kendini suçlu hissettiğinde onu rahatlatmak için It's not your fault kalıbını kullanabilirsin. Bu ifade yalnızca bir gerçeği belirtmez; suçluluk duygusunu azaltır ve teselli sunar.
Alıştırma
Bir arkadaşın yağmur yüzünden piknik iptal olduğu için kendini suçluyor. Hangi cevap onu en iyi şekilde teselli eder ve sorumlu olmadığını söyler?
- It's not your fault; you couldn't control the rain.
- It's your fault; the picnic was canceled.
- Let's check the forecast for next week.
Cevabı göster
It's not your fault; you couldn't control the rain.
Giddyup: atçılık taklidi yapılan oyunlarda kullanılan çağrı
Giddyup, bir atı harekete geçirmek veya ilerlemeye devam etmesini sağlamak için kullanılan geleneksel bir çağrıdır. Bu sahnede, oyun sırasında ata biniyormuş gibi yapıldığını gösterir. Bu bir ünlemdir; selamlaşma sözü veya insanlara haydi gidelim demenin normal bir yolu değildir. Çizgi filmlerde ve oyunlarda hemen ata binme fikrini çağrıştırır.
Alıştırma
Ata binme taklidi yapılan bir oyunda hangi ünlem ata ilerlemesini söyler?
- Goodnight!
- Bless you!
- Giddyup!
Cevabı göster
Giddyup!
fix you up: şakacı bir meydan okumada “hakkından gelmek”
Bu şakacı mücadelede fix you up, “senin hakkından gelmek” veya “planını bozmak” anlamındadır. Konuşan kişi karşı tarafa meydan okuyacak bir yol bulmuştur; bir insanı tamir etmekten söz etmez. Nesne bir insan olduğunda fix up ifadesinin anlamı büyük ölçüde bağlama bağlıdır. Rekabet ortamında fix you up şaka yollu bir tehdit gücü taşıyabilir; başka yapılarda ise birine yardım etmek veya onun için bir şey ayarlamak anlamına gelebilir.
Alıştırma
Şakacı bir mücadelede “We're going to fix you up” büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Senin hakkından gelmenin veya seni yenmenin bir yolunu bulduk.
- Vücudunu tamir edeceğiz.
- Seni yeni bir arkadaşla tanıştıracağız.
Cevabı göster
Senin hakkından gelmenin veya seni yenmenin bir yolunu bulduk.
sausage dog: dachshund cinsi köpeğin gündelik adı
Sausage dog, uzun gövdesi ve kısa bacaklarıyla bilinen dachshund cinsi köpeğin gündelik adıdır. Bu benzetme, köpeğin şeklini sosise benzetir. İfade gerçek bir köpek cinsini belirtir; sosisten yapılmış bir köpek anlamına gelmez. Bu lakabı bilmek, dachshund köpekleriyle ilgili sosis şakalarını anlamayı da kolaylaştırır.
Alıştırma
Bu cümlede sausage dog ne anlama gelir?
- Sosis bulmak için eğitilmiş bir köpek.
- Dachshund cinsi köpeğin gündelik adı.
- Sosisten yapılmış bir köpek.
Cevabı göster
Dachshund cinsi köpeğin gündelik adı.
Look what he's got: yeni bir bulguya dikkat çekmek
Look what he's got, konuşanın az önce gördüğü bir şeye karşısındakinin dikkatini çekmek için kullanılır. Genellikle bilinmeyen bir bilgiyi sormak yerine şaşırtıcı, heyecan verici ya da ipucu olabilecek yeni bir bulguyu gösterir. look'tan sonra gelen what he's got, bildirme cümlesi dizilişindeki bir içerik yan cümlesidir: what + he + has got. Burada he's, he has demektir; has got ise sahip olmak ya da elinde tutmak anlamına gelir. Doğrudan soru What has he got? olur.
Alıştırma
Parantezdeki sözcüklerle cümleyi tamamlayın ve look'tan sonra bildirme cümlesi dizilişini kullanın: Look ____! (what / she's / found)
Cevabı göster
what she's found
Pet rock: evcil hayvan gibi davranılan bir taş
Pet rock, bir kişinin evcil hayvanmış gibi davrandığı sıradan bir taştır. Örneğin kişi ona isim verebilir veya onunla ilgileniyormuş gibi yapabilir. Bu ifade hayal gücüne dayalı oyunlarda ve mizahi durumlarda kullanılır. Burada pet, taşa hayalî olarak verilen rolü anlatır. Bu bir hayvan, özel bir taş türü veya gerçek bir evcil hayvan için yapılmış eşya değildir.
Alıştırma
Bu cümlede pet rock ne anlama geliyor?
- Birinin evcil hayvanmış gibi davrandığı sıradan bir taş.
- Taşa benzeyen küçük bir hayvan.
- Gerçek evcil hayvanları beslemek için kullanılan özel bir taş.
Cevabı göster
Birinin evcil hayvanmış gibi davrandığı sıradan bir taş.
picked it up: bir şeyi bulunduğu yerden kaldırıp almak
Bu cümlede picked it up, fiziksel bir nesneyi durduğu yerden kaldırıp almak anlamına gelir. From over there nesnenin nereden alındığını gösterir; burada birini gidip almak ya da bir şey öğrenmek anlamında kullanılmaz. Pick up ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne it zamiriyse pick ile up arasına gelir: pick it up denir, pick up it denmez. Pick them up da aynı yapıyı kullanır.
Alıştırma
Cümleyi pick up fiilinin geçmiş zamanı ve it zamiriyle tamamlayın: The coin was on the floor, so Maya ____.
Cevabı göster
picked it up
is heavier than ...: ağırlığı karşılaştırmak
Bu cümlede is heavier than iki şeyin ağırlığını karşılaştırır: Snickers'ın ağırlığı bir evcil taşın ağırlığından fazladır. Heavier, heavy sıfatının karşılaştırma biçimidir; than ise karşılaştırılan ikinci şeyi tanıtır. Yeniden kullanılabilen kalıp özne + be + karşılaştırma sıfatı + than + karşılaştırılan ögedir. Başka bir özelliği karşılaştırmak için sıfatı değiştirebilirsiniz: taller than, faster than veya smaller than. Ünsüz harf + y ile biten sıfatlarda -er eklenmeden önce y, i olur: heavy → heavier.
Alıştırma
Cümleyi heavy sıfatının karşılaştırma biçimi ve doğru karşılaştırma sözcüğüyle tamamlayın: The red box weighs 10 kg, and the blue box weighs 5 kg. The red box is ____ the blue box.
Cevabı göster
heavier than
Why would I...?: retorik soruyla reddetme
Bu cümlede Why would I...? retorik bir sorudur: konuşan kişi tarafsız biçimde bir neden sormaz. “Bunu yapmak için bir neden göremiyorum” anlamına gelir ve tahterevalliden inme isteğine karşı çıkar. Buradaki would, eylemi konuşan kişinin sorguladığı veya reddettiği bir olasılık olarak sunar. Basit bir gelecek zaman bildirmez.
Alıştırma
Konuşan kişi “Why would I get off my seesaw?” derken büyük olasılıkla ne demek istiyor?
- Güvenli biçimde nasıl ineceğimi birinin açıklamasına ihtiyacım var.
- Biraz sonra inmeye karar verdim.
- İnmek için bir neden göremiyorum, bu yüzden reddediyorum.
Cevabı göster
İnmek için bir neden göremiyorum, bu yüzden reddediyorum.
run out of kids: hiç kimse kalmaması
Run out of something, ihtiyaç duyulan veya kullanılabilir bir kaynaktan hiç kalmaması anlamına gelir. Burada kids, katılabilecek sınırlı bir insan grubu olarak ele alınıyor; We’ve run out of kids, artık katılabilecek başka çocuk kalmadığı anlamına gelir. Yapı someone has run out of something şeklindedir. We’ve run out of... içindeki present perfect, eksikliğin gerçekleşmiş ve şu anda da geçerli bir sonuç olduğunu gösterir; ifade “bir yerden koşarak çıkmak” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “hiç süt kalmaması” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We've ____ milk.
Cevabı göster
run out of
Oh no, we haven't.: yardımcı fiil eksiltmesiyle düzeltme
Buradaki we haven't, We've run out of kids. gibi daha önce söylenmiş bir present perfect cümlesini kısa şekilde düzeltir. Tam anlamı We haven't run out of kids şeklindedir: eşleşen yardımcı fiil have korunur, daha önce söylenen yüklem ise tekrarlanmaz. Buradaki Oh no yalnızca üzüntü bildirmez; söylenene hemen karşı çıkıldığını gösterir. Olumsuz yanıt, tam anlamını önceki cümleden aldığı için haven't tek başına “bir şeye sahip olmamak” anlamına gelmez.
Alıştırma
Biri “We've run out of paper.” diyor. Tüm yüklemi tekrarlamadan bu ifadeye doğru biçimde karşı çıkan yanıt hangisidir?
- Oh no, we don't. There's another pack here.
- Oh no, we aren't. There's another pack here.
- Oh no, we haven't. There's another pack here.
Cevabı göster
Oh no, we haven't. There's another pack here.
how's your Dad going?: Avustralya İngilizcesinde ilerlemeyi sormak
Bu konuşmada how's your Dad going?, Dad'in yer aldığı ortak bir etkinliğin ilgili kısmının nasıl ilerlediğini sorar; yaklaşık olarak “How are things going with your dad?” anlamındadır. İki taraf da neyin konuşulduğunu bildiği için etkinliğin adı söylenmeden bırakılabilir. Buradaki going, bir yere doğru fiziksel hareketi değil, bir durumun nasıl geliştiğini anlatır. Günlük Avustralya İngilizcesinde How's someone going? genel olarak o kişinin nasıl olduğunu da sorabilir; kesin odak çevredeki bağlamdan anlaşılır.
Alıştırma
Günlük Avustralya İngilizcesinde, iki konuşmacının da planı bildiği ortak bir durumda “How's your dad going?” en doğal olarak neyi sorar?
- Babanla ilgili işler nasıl ilerliyor?
- Baban hangi varış noktasına gidiyor?
- Baban genellikle nasıl seyahat eder?
Cevabı göster
Babanla ilgili işler nasıl ilerliyor?
Goodness me: hafif bir şaşkınlık ünlemi
Goodness me, hafif şaşkınlık, endişe veya hayretle tepki vermek için kullanılan kalıplaşmış bir ünlemdir. Bu cümlede konuşanın olanlar karşısındaki şaşkınlığını gösterir. İfadenin tamamını tek bir tepki olarak anlayın. Burada goodness “ahlaki iyilik” anlamına gelmez; kesin duygu duruma ve ses tonuna bağlıdır.
Alıştırma
"Goodness me, that cake is enormous!" cümlesinde Goodness me ne işe yarar?
- Pastanın ahlaki açıdan iyi olduğunu söyler.
- Birinden pastayı iyileştirmesini ister.
- Şaşkınlığı yumuşak bir şekilde ifade eder.
Cevabı göster
Şaşkınlığı yumuşak bir şekilde ifade eder.
Here I come: yolda olduğunu duyurmak
Here I come, konuşan kişi birine doğru hareket etmeye veya bir etkinliğe katılmaya başlarken kullanılan kalıplaşmış bir duyurudur. “Şimdi geliyorum” ya da “yoldayım” anlamına gelir; alışkanlık olarak yapılan bir şeyi anlatmaz. Here, konuşanın yaklaşmakta olduğu yeri veya etkinliği gösterir. Özne I zamiri olduğunda sabit sıralama Here + I + come biçimindedir.
Alıştırma
Oyunlarına katılmak için arkadaşlarınıza doğru ilerliyorsunuz. Bu hareketi hangi cümle duyurur?
- I come here every Saturday.
- Here I am!
- Here I come!
Cevabı göster
Here I come!
Keep going: mevcut eylemi sürdürmek
Keep going, birini devam etmekte olan eylemini veya çabasını sürdürmesi için teşvik etmenin kısa bir yoludur. Burada keep “devam etmek” anlamına gelir; going ise yalnızca yürümeyi değil, kişinin yapmakta olduğu şeyi genel olarak ifade eder. keep + fiilin -ing biçimi, “bir şeyi yapmayı sürdürmek” anlamına gelir. Örneğin keep trying “denemeye devam etmek”, keep moving ise “hareket etmeye devam etmek” demektir.
Alıştırma
Teşvik cümlesini keep ve go fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____—you are almost at the top.
Cevabı göster
Keep going
That was close: kıl payı atlatılan bir olaya tepki vermek
That was close, istenmeyen bir sonucun neredeyse gerçekleştiğini ama gerçekleşmediğini anlatır. Neredeyse düşmek veya bir şeye çarpmak gibi, tehlikenin kıl payı atlatıldığı bir olaydan hemen sonra verilen kısa bir tepkidir. Burada close, “gerçekleşmeye çok yaklaşmış” anlamındadır; “duygusal olarak yakın” demek değildir. Geçmiş zaman biçimi was, henüz geride kalmış tehlikeye veya kritik ana dönüp bakıldığını gösterir.
Alıştırma
Bir bisikletli neredeyse size çarpacakken son anda yön değiştiriyor. Hemen söylenecek en doğal tepki hangisidir?
- That was certain.
- That was comfortable.
- That was close.
Cevabı göster
That was close.
Climb back up: daha yüksek bir konuma geri dönmek
Climb back up ifadesinde climb hareketin tırmanarak yapıldığını, up yönün yukarı olduğunu, back ise daha önce bulunulan yüksek bir yere dönüldüğünü belirtir. Emir bir bütün olarak o konuma geri dönmek için yeniden yukarı tırmanmak anlamına gelir. Burada back ve up sırasıyla geri dönüş ve yön bilgisi verir. Bunlar “geri gitmek”, “yedeklemek” veya “desteklemek” anlamlarına gelebilen back up öbek fiilini oluşturmaz.
Alıştırma
Bir yürüyüşçü şişesini almak için aşağı indi ve şimdi yukarıdaki patikaya dönmesi gerekiyor. Sonraki hareketi en iyi hangi cümle anlatır?
- We need to climb up to the path for the first time.
- We need to climb back up to the path.
- We need to back up the path.
Cevabı göster
We need to climb back up to the path.
You're almost there: hedefe yaklaşan birini cesaretlendirmek
You're almost there, dinleyicinin bir hedefe ulaşmaya çok yakın olduğunu ancak henüz ulaşmadığını ifade eder. Bir yolun, etkinliğin veya görevin son bölümünde birini cesaretlendirmek için kullanılır. There gerçek bir varış noktası olabileceği gibi bir yapbozu bitirmek gibi hedeflenen bir durumu da gösterebilir. Almost sözcüğü “henüz değil, ama çok yakın” anlamını taşır.
Alıştırma
Arkadaşınız on sorudan dokuzunu tamamladı. Hangi cümle doğru ve doğal bir cesaretlendirme olur?
- You're almost there—only one question left.
- You're nowhere near there—only one question left.
- You're there—only one question left.
Cevabı göster
You're almost there—only one question left.
small but hardy breed: küçük ama dayanıklı bir köpek ırkı
small but hardy breed ifadesinde but, birbiriyle karşıt iki özelliği bağlar: Bu ırk küçüktür ama narin değildir. hardy, bir canlının zor koşullarda hayatta kalabildiğini ve bu koşullara iyi dayanabildiğini anlatır. Fiziksel güçten çok sağlamlığı ve dayanıklılığı vurgular. Burada breed, bir köpek ırkı anlamındadır.
Alıştırma
Küçük olduğu hâlde soğuk havaya iyi dayanan bir köpeği doğal biçimde anlatan cümleyi seçin.
- The dog is small but hardly.
- The dog is small but hardy.
- The dog is small but hard.
Cevabı göster
The dog is small but hardy.
Take that!: karşılık verdikten sonra söylenen zafer sözü
Take that!, karşılık verirken, bir vuruşu başarıyla yaparken veya rakibi yenerken söylenen zafer dolu bir sözdür. Birinden bir nesneyi almasını istemek yerine “Al bakalım!” ya da “İşte bunu hak ettin!” gibi bir anlam taşır. that, karşı tarafa az önce verilen darbeyi, yaşatılan yenilgiyi veya sonucu gösterir. Bu söz övüngen ve meydan okuyan bir tonda duyulur; çoğu zaman şakacı veya dramatik bir havası vardır.
Alıştırma
Bu kullanımın uygun olup olmadığına karar verin: Maya, arkadaşça oynanan bir video oyununda sayı kazandıktan sonra gülümseyip “Take that!” der.
- Bu şakacı bağlamda uygundur.
- Uygun değildir, çünkü Take that! yalnızca bir nesneyi gösterebilir.
Cevabı göster
Bu şakacı bağlamda uygundur.
I demand you let me down this instant. Ton ve niyet
6:00Beni hemen aşağı indirmenizi talep ediyorum.
I demand you let me down this instant: sert ve tiyatral bir emir
I demand you + fiilin yalın hâli, çok sert bir emir verme biçimidir. you + fiilin yalın hâli, yapılması istenen eylemi belirtir; yapıyı daha açık göstermek için that eklenebilir: I demand that you + fiilin yalın hâli. Burada let me down, beni yüksek bir yerden aşağı indir anlamına gelir; this instant ise hemen demektir. demand, aşağı indirilme emri ve resmî zaman ifadesi birleşince konuşan kişi son derece otoriter ve bilerek tiyatral bir tonda konuşur. Bu ton, oyun amaçlı bir sahnede komik olabilir.
Alıştırma
Konuşan kişi yerden yüksekte mahsur kalmışsa, "I demand you let me down this instant" ne anlama gelir?
- Gelecekte beni hayal kırıklığına uğratma.
- Beni hemen yere indir.
- Vaktin varsa lütfen bana daha sonra yardım et.
Cevabı göster
Beni hemen yere indir.
hang on: beklemeyi isteyen gündelik bir ifade
Burada hang on, bir dakika bekle demenin gündelik bir yoludur. Başka bir kişinin eylemini veya konuşmasını kısa süreliğine durduran bir konuşma işareti olarak kullanılır; bir şeyin asılı olduğunu anlatmaz. Hemen önce gelen Wait aynı durma mesajını tekrarlar. Bu nedenle Wait, hang on, iki ifadeden birinin tek başına kullanılmasına göre daha acil ve anlık bir tepki gibi gelir.
Alıştırma
"Hang on, I need to check the address," cümlesinde hang on, dinleyiciden ne yapmasını istiyor?
- Bir şeyi sıkıca tutmak.
- Kısa bir süre beklemek.
- Telefon görüşmesini bitirmek.
Cevabı göster
Kısa bir süre beklemek.
Here comes + isim: bir gelişi duyurmak
Here comes + isim, adı söylenen kişinin ya da şeyin belirdiğini, görüş alanına girdiğini veya yaklaştığını anlatır. Gelişi canlı biçimde sunar; bu yüzden Here comes Mrs. Spider. cümlesi Bayan Örümcek'in o anda yaklaştığı ya da belirdiği anlamına gelir. Sözcük dizilişi devriktir: comes fiili isim olan özneden önce gelir. Fiil bu özneyle uyum gösterir: Here comes the bus., ancak çoğulda Here come the buses. denir. Özne bir zamirse İngilizcede normalde özne-fiil sırası kullanılır: Here she comes.
Alıştırma
Cümleyi, tekil bir isimden önce kullanılan ve gelişi bildiren iki sözcüklü yapıyla tamamlayın: Look down the road! ____ our bus.
Cevabı göster
Here comes
cheeky fly: şakacı ve hafif bir azarlama
cheeky fly ifadesinde cheeky, sineği cesurca yaramaz veya biraz saygısız olarak niteler. Konuşan kişi sineğin yanaklarını tarif etmiyor; onun muzip davranışına dikkat çekiyor. Bu şakacı seslenişte azarlama hafif ve eğlenmiş bir tondadır; ciddi bir hakaret değildir. Ancak ilişki yakın değilse veya ses tonu dostça değilse aynı sözcük daha sert bir eleştiri gibi duyulabilir.
Alıştırma
Leo kalemini sakladıktan sonra Maya gülümseyerek 'You cheeky monkey!' diyor. cheeky ne ifade ediyor?
- Dikkatli davranışa yönelik resmî bir övgü.
- Ciddi biçimde tehlikeli davranışta bulunma suçlaması.
- Yaramaz davranışa yönelik şakacı ve hafif bir azarlama.
Cevabı göster
Yaramaz davranışa yönelik şakacı ve hafif bir azarlama.
Can I have a go at...?: denemek için sıra istemek
Can I have a go at...? bir etkinliği denemek için fırsat ya da sıra istemenin samimi bir yoludur. Bu cümlede çocuk, örümcek rolünü üstlenmek istiyor. Standart İngilizcede at'ten sonra bir isim ya da fiilin -ing biçimi gelir: have a go at the puzzle veya have a go at being the spider. Cümlenin tamamındaki at be dizilişi standart değildir; ifadeyi kendiniz kullanırken burada at being demelisiniz.
Alıştırma
Hedef ifadeyle samimi isteği tamamlayın: Can I ____ solving this puzzle?
Cevabı göster
have a go at
too small to be the...: sınırlama yaratan bir derece
Too small to be... yapısı too + sıfat + to + fiilin yalın hâli kalıbını kullanır. Küçüklük derecesinin, konuşanın rol için kabul edilebilir gördüğü sınırı aştığını belirtir; bu nedenle örümcek olmak imkânsız ya da uygunsuz olarak sunulur. Burada too, 'kabul edilebilir veya mümkün olandan daha fazla' anlamındadır; 'de/da' anlamına gelmez. Bu sınır gerçek bir fiziksel kısıtlama olabileceği gibi yalnızca konuşanın yargısı da olabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, yavru köpeğin boyutunun onu role uygunsuz hâle getirdiğini too + sıfat + to yapısıyla anlatır?
- The puppy is very small for a guard dog.
- The puppy is small too, but it can be a guard dog.
- The puppy is too small to be a guard dog.
Cevabı göster
The puppy is too small to be a guard dog.
Yeah, no: söyleneni karşılayıp ardından itiraz etmek
Bu yanıtta Yeah, konuşanın önceki iddiaya katıldığı anlamına gelmez. Karşı tarafın sözünü aldığını gösterir; no ise onun fazla küçük olduğu düşüncesini reddederek asıl tutumu belirtir. She's not bu reddi açıkça ifade eder. Gündelik konuşmada Yeah, no bir yanıtı iki aşamada düzenleyebilir: önce söylenenle bağlantı kurmak, ardından karşı çıkmak, düzeltmek veya reddetmek. Konuşanın tutumunu yes ile no arasında mantıksal bir çelişki arayarak değil, no ve ardından gelen yan cümleden anlayın.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “The bridge is safe.” diyor. Hangi yanıt söyleneni önce karşılayıp ardından açıkça karşı çıkar?
- Yeah, no, it isn't safe.
- Yeah, it is safe.
- Yes and no, it isn't completely safe.
Cevabı göster
Yeah, no, it isn't safe.
Pomeranians are a small but hardy breed. Anlatım akışı
6:40Pomeranianlar küçük ama dayanıklı bir ırktır.
Sondaki gönderme: Pomeranianlar küçük ama dayanıklı bir köpek ırkıdır
Bu cümle sonda yeniden söylendiği için önceki bölüme gönderme yapar: finali daha önceki tanımla birleştirir ve izleyicinin bu tanımı az önce yaşananlar üzerinden yeniden anlamasını sağlar. Cümle artık yalnızca ırkla ilgili bir bilgi değil, hikâyenin sonucu olarak işlev görür. small but hardy karşıtlığı, küçük olmanın zayıf veya beceriksiz olmak anlamına gelmediği temasını taşır. Cümlenin sonda tekrarlanması, olayların bu düşünceyi desteklediğini göstererek hikâyeyi tamamlar.
Alıştırma
Bir hikâye “Kindness takes courage.” cümlesiyle başlıyor. Bir karakter başka birine yardım etmek için risk aldıktan sonra hikâye aynı cümleyle bitiyor. Bu tekrarın temel işlevi nedir?
- Cesaret hakkında hikâyeyle ilgisiz bir bilgi ekler.
- Başlangıcı hatırlatır ve önceki ifadeyi hikâyenin sonucuna dönüştürür.
- Hikâyenin ele almadığı yeni bir konu başlatır.
Cevabı göster
Başlangıcı hatırlatır ve önceki ifadeyi hikâyenin sonucuna dönüştürür.