Past continuous ile hikayeleri ilginçleştirin - Mini İngilizce Dersi: İngilizce çalışma notları
British Council | English
Video özeti: Bu ders, John’ın hayatını değiştirme kararını anlatan bir hikâyenin iki farklı sürümünü karşılaştırıyor. Yalnızca simple past kullanıldığında olayların neden tekdüze duyulabildiğini gösteriyor; ardından past continuous ile ortamın, simple past ile de belirleyici değişimin nasıl öne çıkarıldığını açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. background and foreground. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bu görsel benzetmeyi bir hikâye kurma çerçevesi olarak anlayacaksınız. Arka plan zamanı, kişileri, koşulları ve nedenleri verirken ön plan hikâyeyi ilerleten olayı vurgular. Bu ayrımı kullanarak bağlam ile temel eylemi aynı ağırlıkta sıralamak yerine gelişimi daha anlaşılır bir anlatı kurabilirsiniz. 2. using the past continuous to set the scene / the past simple to introduce a change. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Yalnızca biçimleri ezberlemek yerine her zamanı belirli bir anlatı göreviyle ilişkilendireceksiniz. Sürmekte olan koşullar için past continuous, tamamlanmış bir dönüm noktası için simple past kullanarak olayların sırasını ve önemini dinleyiciye daha açık biçimde aktarabilirsiniz. 3. what you come up with. — Phrasal verb’ler: come up with ifadesinin bir fikir, cevap, plan ya da yaratıcı sonuç düşünmek, önermek veya ortaya çıkarmak anlamına geldiğini öğreneceksiniz. Bir alıştırmada oluşturulan hikâye dâhil, birinin ne tasarladığını ya da ürettiğini doğal biçimde sorabilir; sonucun fiziksel bir nesne olması gerekmediğini ayırt edebilirsiniz.
Bu derste
This Mini English Lesson is all about using the past continuous and past simple to tell exciting stories. Kalıp ifadeler
0:02Bu kısa İngilizce dersi, heyecan verici hikayeler anlatmak için past continuous ve past simple kullanımına odaklanıyor.
is all about using: ana konuyu belirtmek
Be all about, bir şeyi ana konu ya da odak olarak ele almak anlamına gelir. Bu cümlede is all about using, iki geçmiş zaman yapısını kullanmanın dersin ana konusu olduğunu belirtir. All, dersin bu konu etrafında döndüğü fikrini güçlendirir; mümkün olan her şey anlamına gelmez. About bir edat olduğu için ardından bir eylem geldiğinde fiil -ing biçimini alır: be all about + verb-ing. Bu kalıp bir dersin, makalenin, tartışmanın veya etkinliğin odağını tanıtabilir.
Alıştırma
Tanıtımı hedef ifadeyle tamamlayın: This workshop ____ simple tools to plan your week.
Cevabı göster
is all about using
All great stories have background and foreground. Anlatım akışı
0:14Tüm harika hikayelerin bir arka planı ve bir ön planı vardır.
background and foreground: hikâye bilgilerini düzenlemek
Background; zaman, yer, karakterlerin durumu veya devam eden bir koşul gibi, dinleyicinin durumu anlamasına yardımcı olan bilgidir. Foreground ise dinleyicinin en çok dikkat etmesi gereken ana eylem, olay veya değişikliktir. Bu ikili, bir hikâyeyi düzenlemek için resimdeki katmanlar fikrini kullanır. Hikâye anlatıcısı önce background bilgilerini oluşturup sonra önemli olayları foreground bölümüne taşıyabilir; bu sözcükler gerçek bir görüntüdeki konumları anlatmak zorunda değildir.
Alıştırma
Hikâyedeki bilgi katmanları olarak background ve foreground kavramlarını hangi ifade doğru açıklar?
- Background bağlam verir; foreground ana eylemi taşır.
- Background ve foreground yalnızca bir resimdeki konumları anlatabilir.
- Background sondur; foreground başlıktır.
Cevabı göster
Background bağlam verir; foreground ana eylemi taşır.
set the scene: önce arka planı vermek
Set the scene, ana olaydan önce okuyucu veya dinleyicinin ihtiyaç duyduğu zamanı, yeri, kişileri ya da durumu anlatmak demektir. Bu cümlede hikâyenin arka plan bölümü kastedilir; fiziksel bir sahneyi gerçekten yerleştirmekten söz edilmez. Bu ifade sunumlarda ve yazılarda da kullanılabilir: önce gerekli bağlam verilir, ardından ana olaya veya düşünceye geçilir.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: Before telling us what happened, the narrator described the year and the town to ____.
Cevabı göster
set the scene
in the foreground, there's a change: arka plandan ana olaya geçmek
In the foreground, dinleyicinin dikkatini arka plan bilgisinden hikâyenin o anda önemli olan bölümüne taşır. There's a change ise hikâyeyi ilerletmeye başlayan yeni olayı tanıtır. Buradaki foreground, bilgiyi düzenleme biçimidir; fiziksel bir resmin ön kısmı değildir. Önceki background durumu kurar, ardından foreground neyin değiştiğini gösterir.
Alıştırma
Hangi ifade bir hikâyeyi bu şekilde düzenlemeye uygundur?
- Background ortamı verir; foreground yeni olayı sunar.
- Foreground yalnızca zamanı ve yeri verir.
- Background ve foreground yalnızca bir resmin fiziksel bölümlerini adlandırabilir.
Cevabı göster
Background ortamı verir; foreground yeni olayı sunar.
I want to show you a technique that you can use to create exciting stories. Dilbilgisi
0:26Size heyecan verici hikayeler yaratmak için kullanabileceğiniz bir teknik göstermek istiyorum.
that you can use to create ...: bir tekniği ve amacını açıklamak
that you can use to create exciting stories ilgi cümleciği, technique sözcüğünü açıklar. That, technique sözcüğüne gönderme yapar: you can use the technique. Dil bilgisi açısından that, use fiilinin nesnesidir; bu nedenle günlük İngilizcede atılabilir. to create exciting stories mastar yapısı, tekniğin amacını açıklar. Yeniden kullanılabilen kalıp isim + (that) someone can use to + fiilin yalın hâli biçimindedir. Bir araç ya da yöntemin ne yapmaya yardımcı olduğunu anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle, kütüphaneyi bulmana yardımcı olabilecek bir haritayı doğru biçimde anlatır?
- This is a map that can use you to find the library.
- This is a map that you can use for find the library.
- This is a map that you can use to find the library.
Cevabı göster
This is a map that you can use to find the library.
And it involves using the past continuous to set the scene Dilbilgisi
0:31Bu teknik, sahneyi hazırlamak için past continuous
and the past simple to introduce a change.
0:35ve bir değişikliği sunmak için past simple kullanmayı içerir.
sahneyi kurmak için past continuous... değişikliği tanıtmak için past simple
Bu cümle, bir hikâyede iki zamana farklı görevler verir. was/were + -ing ile kurulan past continuous, geçmişte zaten devam etmekte olan bir eylem ya da durumu göstererek sahneyi kurar. Past simple ise hikâyeyi ilerleten tamamlanmış bir olayı veya değişikliği gösterir. İfade paralel bir yapıdadır: using A to do X and B to do Y. Her to mastarı, o zamanın seçilme amacını açıklar. Bu yararlı bir hikâye anlatma kalıbıdır; iki zamanı yalnızca bu görevlerle sınırlayan bir kural değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede arka plan için past continuous, yeni olay için past simple kullanılmıştır?
- The children built a fort when the rain was starting.
- The children are building a fort when the rain started.
- The children were building a fort when the rain started.
Cevabı göster
The children were building a fort when the rain started.
one story, two versions: kısa bir karşılaştırma çerçevesi
one story, two versions ifadesinde konuşmacı önce ortak içeriği, ardından bunun kaç biçimde sunulacağını söyler. Virgül, etiket gibi kısa bir çerçeve oluşturur: tek bir hikâye vardır ve dinleyiciler aynı hikâyenin iki farklı versiyonunu duyacaktır. Bu kalıp, sırada gelecek bilgileri düzenler. Tek bir şeyin karşılaştırma amacıyla iki farklı şekilde sunulacağını hızla anlatır.
Alıştırma
Burada one story, two versions ne anlama geliyor?
- Bir hikâyeden sonra ilgisiz iki hikâye anlatılacak.
- Aynı hikâye iki farklı şekilde sunulacak.
- İki versiyon birleştirilerek yeni bir hikâye oluşturulacak.
Cevabı göster
Aynı hikâye iki farklı şekilde sunulacak.
but version two is the past continuous and the past simple together.
0:44ancak ikinci versiyon past continuous ve past simple'ı birlikte barındırıyor.
John was nearly 60 and he wanted a change.
0:51John neredeyse 60 yaşındaydı ve bir değişiklik istiyordu.
made a ton of money: gündelik dilde çok fazla para kazanmak
Made a ton of money, çok büyük miktarda para kazandı demektir. Made, make money ifadesindeki make fiilinin geçmiş zamanıdır; a ton of ise çok büyük bir miktarı anlatan gündelik bir abartıdır. Burada ton bir ağırlık ölçüsü değildir ve ifade kesin bir miktar vermez. a ton of kalıbı, a ton of work veya a ton of questions örneklerinde olduğu gibi başka şeylerin miktarının ya da sayısının çokluğunu da anlatabilir.
Alıştırma
The new café made a ton of money during the festival ne anlama geliyor?
- Kafe çok büyük miktarda para kazandı ancak kesin miktar belirtilmedi.
- Kafe festival sırasında bütün parasını harcadı.
- Kafenin parası gerçek anlamda bir ton ağırlığındaydı.
Cevabı göster
Kafe çok büyük miktarda para kazandı ancak kesin miktar belirtilmedi.
made a decision: doğal make + decision eşleşmesi
he made a decision ifadesinde made a decision, “ne yapacağını seçti” anlamına gelir. Made, make fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Cümle geçmişteki bir olayı anlattığı için made kullanılır. İngilizcede doğal fiil-ad eşleşmesi olan make a decision kullanılır. Do a decision doğal bir İngilizce ifade değildir. Decide fiili de benzer bir düşünceyi daha kısa biçimde anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için make a decision ifadesini geçmiş zamanda kullanın: After thinking carefully, Maya ____ to join the art club.
Cevabı göster
made a decision
He decided to leave London and buy a house on the coast. Dilbilgisi
1:05Londra'dan ayrılmaya ve sahilde bir ev satın almaya karar verdi.
decided to leave ... and buy: aynı to'yu paylaşan iki fiil
Decide to yapısından sonra fiilin yalın biçimi gelir. decided to leave London and buy a house ifadesinde leave ve buy, and ile bağlanır ve ikisi de decided to yapısını tamamlar. Yapı decided to [leave ... and buy ...] şeklindedir. İkinci fiil de yalın biçimde kalır; bu yüzden bought değil, buy doğrudur. Buy'dan önce to tekrarlanabilir, ancak burada buna gerek yoktur.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için leave ve take fiillerinin yalın biçimlerini kullanın: Leo decided to ____ work early and ____ the train.
Cevabı göster
leave · take
a little bit flat: bir şeyin enerjisiz olduğunu nazikçe söylemek
Bu cümlede flat, bir şeyin fiziksel şeklini değil, nasıl bir etki bıraktığını anlatır. İçeriğin ya da sunuş biçiminin enerji, çeşitlilik veya duygu değişimi bakımından zayıf olduğu ve bu yüzden fazla etkili olmadığı anlamına gelir. A little bit “biraz” demektir ve eleştiriyi yumuşatır. X is a little bit flat kalıbı; hikâye, performans, sunum veya tasarım hakkında nazik geri bildirim vermek için kullanılabilir.
Alıştırma
“The ending felt a little bit flat” cümlesinde flat ne anlama gelir?
- Enerji ve çeşitlilik bakımından zayıftı.
- Heyecan verici değişikliklerle doluydu.
- Fiziksel olarak düz bir yüzeyi vardı.
Cevabı göster
Enerji ve çeşitlilik bakımından zayıftı.
The sequence of events: olayların gerçekleşme sırası
The sequence of events, birkaç olayın hangi sırayla gerçekleştiği demektir. Sequence sıralamayı adlandırır; of events ise sıralanan şeylerin olaylar olduğunu gösterir. Bu cümlede olayların her biri tek başına anlaşılabilir, ancak sıraları anlaşılmıyor olabilir. İlk, sonra ve en son ne olduğunu anlatmanız gerektiğinde bu ifadeyi kullanın.
Alıştırma
“The sequence of events was confusing” ne anlama gelir?
- Olayların nerede gerçekleştiğini bilmek zordu.
- İlk, sonra ve en son ne olduğunu anlamak zordu.
- Bir olayın neye yol açtığını anlamak zordu.
Cevabı göster
İlk, sonra ve en son ne olduğunu anlamak zordu.
with the past continuous and the past simple together.
1:25ama bu kez past continuous ve past simple bir arada.
John was turning 60 and he was looking for a change. Notlar
1:29John 60 yaşına girmek üzereydi ve bir değişiklik arıyordu.
was turning 60: bir yaş dönüm noktasına yaklaşmak
Turn + yaş, o yaşa ulaşmak demektir; fiziksel olarak dönmek değildir. was turning 60 ifadesindeki geçmiş zamanın süreklilik yapısı, John'un altmışıncı doğum gününü geçmişteki o anda yaklaşan ya da o zaman civarında gerçekleşen bir dönüm noktası olarak sunar. Yaklaşan bir yaş dönüm noktası başka bir geçmiş durumun arka planını oluşturduğunda was turning + yaş kullanılır.
Alıştırma
Onuncu doğum gününün geçmişteki o anda yaklaştığını gösteren iki kelimelik turn + yaş biçimiyle cümleyi tamamlayın: Leo ____ 10, so his family planned a party.
Cevabı göster
was turning
was looking for a change: farklı bir durum istemek
Look for, yalnızca fiziksel bir nesneyi değil, soyut bir hedefi de nesne olarak alabilir. Burada a change farklı bir düzen, iş veya yaşam biçimi anlamına gelir; yani John durumunun farklı olmasını istiyordu. Geçmiş zamanın süreklilik yapısındaki was looking, bu isteğin geçmişteki o anda devam ettiğini gösterir. Arka plan bilgisi verir ve John'un bir şeyi zaten değiştirdiğini söylemez.
Alıştırma
Geçen yıl Nora rutininden sıkılmıştı ve farklı bir şey istiyordu, ancak ne yapacağına henüz karar vermemişti. Hangi cümle en uygundur?
- Nora was looking for some coins.
- Nora was looking for a change.
- Nora was making a change.
Cevabı göster
Nora was looking for a change.
He was living in London in a huge apartment. Dilbilgisi
1:33Londra'da devasa bir dairede yaşıyordu.
was living ... was making ... wasn't enjoying: sürmekte olan geçmiş zaman arka planı
Was living, was making ve wasn't enjoying ifadelerinin hepsi was + fiil-ing yapısındaki past continuous biçimini kullanır. wasn't bunun olumsuz biçimidir. Burada geçmişteki aynı dönem boyunca devam eden durumları anlatırlar. Bu biçimler birlikte, ana karar veya olaydan önceki arka planın bir görüntüsünü oluşturur. Arka arkaya gerçekleşen üç kısa eylemi anlatmaz; o sırada nerede yaşadığını, nasıl para kazandığını ve nasıl hissettiğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle, sürmekte olan bir arka plan durumunu kurmak için esas olarak past continuous kullanır?
- Nora was working nights and feeling exhausted when she decided to change jobs.
- Nora works nights, so she usually sleeps during the day.
- Nora finished her shift, locked the door, and went home.
Cevabı göster
Nora was working nights and feeling exhausted when she decided to change jobs.
He decided to leave London and buy a house on the coast.
1:44Londra'dan ayrılmaya ve sahilde bir ev satın almaya karar verdi.
find out the when, the who, the why: soru sözcüklerini bilgi etiketi olarak kullanma
the sözcüğü, when, who ve why sözcüklerinin bilgi türlerini gösteren etiketler gibi kullanılmasını sağlar. Burada the when zamanı, the who ilgili kişileri ve the why nedeni ifade eder. Bunlar üç doğrudan soru değildir. Bu liste, arka plan bilgisini üç açık kategoriye ayırır ve dinleyiciye neyin öğrenileceğini gösterir. the + soru sözcüğü, bilgiyi etiketlemenin kısa ve özel bir yoludur; normal bir dolaylı soruda soru sözcüğünden önce the kullanılmaz.
Alıştırma
Cümledeki the when, the who, the why ifadesi ne yapar?
- Bilgiyi zaman, kişiler ve neden olarak gruplandırır.
- Üç tam doğrudan soru sorar.
- Üç olayı gerçekleşme sırasına göre listeler.
Cevabı göster
Bilgiyi zaman, kişiler ve neden olarak gruplandırır.
We use the past continuous to set the scene
2:09Sahneyi hazırlamak için past continuous kullanıyoruz
subject plus was or were plus the -ing form: past continuous yapısı
Bu, past continuous yapısını gösterir: özne + was/were + fiilin -ing biçimi. Bu dil bilgisi formülünde plus, ardından gelir veya ile birleştirilir anlamındadır; matematiksel toplama değildir. was, I ve üçüncü tekil kişi özneleriyle; were ise you, we, they ve çoğul öznelerle kullanılır. Sondaki -ing biçimi devam etmekte olan eylemi belirtir; She was reading ve They were waiting buna örnektir.
Alıştırma
Parantezdeki fiili kullanarak cümleyi past continuous ile tamamlayın: At eight o'clock, they ____ for the bus. (wait)
Cevabı göster
were waiting
And then the past simple introduces a single change in the foreground. Dilbilgisi
2:20Daha sonra past simple ön planda tek bir değişiklik sunar.
past simple introduces a single change in the foreground: simple past ile ön plandaki değişimi gösterme
Bu hikâye anlatımı modelinde simple past, tamamlanmış bir olayı veya değişikliği ön plandaki eylem olarak sunar; yani dinleyicinin dikkat etmesi gereken olayı gösterir. Genellikle zaman çizgisini ilerletir veya durumu değiştirir. Ön plan, simple past yapısının doğuştan dramatik bir anlamı değil, olayın hikâyedeki işlevidir. Bu işlevi bağlam belirler: past continuous ile devam eden bir eylem arka planı oluşturabilirken, simple past ile verilen olay daha sonra ne olduğunu gösterir.
Alıştırma
Parantezdeki ifadeyi simple past biçiminde kullanarak cümleyi tamamlayın ve ön plandaki değişimi gösterin: I was reading when the lights ____. (go out)
Cevabı göster
went out
try it for yourself: bir şeyi bizzat denemeye yönelik dostça bir davet
Try it for yourself, dinleyen kişiyi bir şeyi bizzat deneyimlemeye veya denemeye ve kendi fikrini oluşturmaya davet eder. For yourself, kişisel deneyime odaklanır; işi mutlaka yardım almadan yapmak anlamına gelmez. Cümle, öznesi you söylenmeyen emir yapısındadır. Ders veya gösterim bağlamında kaba bir emir değil, dostça bir teşvik görevi görür.
Alıştırma
Dostça daveti, derste öğrenilen ve “bizzat deneyimlemek” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Try it ____ and see what you think.
Cevabı göster
for yourself
a key event in your life: önemli etkileri olan bir yaşam olayı
A key event ifadesinde key, “çok önemli” veya “sonrasında olanlar için önemli” anlamına gelen bir sıfattır. Kilit açan anahtar anlamına gelmez. A key event in your life, kişisel hayat hikâyenizdeki önemli bir deneyimdir. En büyük veya en yakın zamanda yaşanan olay olması gerekmez; önemli olan olayın taşıdığı önemdir.
Alıştırma
Önemli bir olayı anlatan ders ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: Moving to a new city was a ____ in her life because it changed what happened next.
Cevabı göster
key event
and then introduce the change using the past simple.
2:33ve ardından past simple kullanarak değişikliği sunun.
We'd love to hear: paylaşmaya yönelik sıcak bir davet
We'd, we would ifadesinin kısaltmasıdır. We'd love to hear... içinde would love to, “çok isteriz” anlamına gelir: konuşan kişiler karşı tarafı bir şey paylaşmaya sıcak bir biçimde davet eder. Love burada romantik sevgiyi değil, güçlü ilgi ve isteği anlatır. Tell us gibi doğrudan bir emirle karşılaştırıldığında bu kalıp daha sıcak gelir ve dinleyene cevap verme konusunda daha fazla seçim hakkı bırakır. Hear, yazılı bir yanıtı almak veya öğrenmek anlamında da kullanılabilir.
Alıştırma
Bir sınıf etkinliğinden sonra hangi cümle bir arkadaşınızı hikâyesini paylaşmaya sıcak biçimde davet eder?
- We'd love to hear your story.
- Tell us your story now.
- We already heard your story.
Cevabı göster
We'd love to hear your story.
what you come up with: düşünüp ürettiğiniz şey
Come up with, bir fikir, yanıt, plan, ad, hikâye veya çözüm düşünüp üretmek anlamına gelen bir öbek fiildir. Yukarı doğru hareket etmeyi anlatmaz. What you come up with içinde what, “düşünüp ürettiğin şey veya şeyler” anlamına gelir. Nesne başta yer aldığı için with sonda kalır: you come up with something → what you come up with.
Alıştırma
“Düşünüp üretmek” anlamına gelen, dersteki öbek fiille cümleyi tamamlayın: We need to ____ a name for our new club.
Cevabı göster
come up with
tell us about the time when you decided to make a change in your life. Notlar
2:42bize hayatınızda bir değişiklik yapmaya karar verdiğiniz o zamanı anlatın.
tell us about the time when...: belirli bir deneyimi anlatmaya davet etmek
Tell us about the time when... birini geçmişteki belirli bir deneyimi anlatmaya davet eder. Buradaki the time, saat üzerindeki bir zamanı değil, “o olayı” ya da “o deneyimi” ifade eder. Dil bilgisi açısından when you decided..., hangi zamandan söz edildiğini belirleyen bir ilgi yan cümlesidir. When burada doğrudan soru sormaz; bu yüzden yan cümle düz cümle dizilişini korur: when you decided denir, when did you decide denmez.
Alıştırma
Hangi cümle, yalnızca zaman bilgisi istemek yerine belirli bir deneyimin anlatılmasını en açık biçimde ister?
- What year did you learn to ride a bike?
- Tell me about the time when you learned to ride a bike.
- When did you learn to ride a bike?
Cevabı göster
Tell me about the time when you learned to ride a bike.
decided to make a change in your life: hayatındaki durumu değiştirmeye karar vermek
Decided to + fiilin yalın hâli, “bir şeyi yapmayı seçti” anlamına gelir. Karar geçmişte verildiği için decide, geçmiş zaman biçimi decided olur; ancak to’dan sonra make yalın hâlde kalır. Make a change, “mevcut durumu değiştirmek” anlamına gelen yaygın bir fiil ve isim birleşimidir. make a change in your life ifadesinde change isimdir ve kişinin hayatının önemli bir bölümünü ya da yönünü bilinçli olarak değiştirmesini anlatır; kelimesi kelimesine bir nesne üretmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi make, tekil isim change ve gerekli tanımlıkla tamamlayın: Owen decided to ____ in his life by exercising every morning.
Cevabı göster
make a change