Past continuous ile hikayeleri ilginçleştirin - Mini İngilizce Dersi: İngilizce çalışma notları

British Council | English

Öğrenme zorluğu
382 kelime 153 kel/dk

Video özeti: Bu ders, John’ın hayatını değiştirme kararını anlatan bir hikâyenin iki farklı sürümünü karşılaştırıyor. Yalnızca simple past kullanıldığında olayların neden tekdüze duyulabildiğini gösteriyor; ardından past continuous ile ortamın, simple past ile de belirleyici değişimin nasıl öne çıkarıldığını açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. background and foreground. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bu görsel benzetmeyi bir hikâye kurma çerçevesi olarak anlayacaksınız. Arka plan zamanı, kişileri, koşulları ve nedenleri verirken ön plan hikâyeyi ilerleten olayı vurgular. Bu ayrımı kullanarak bağlam ile temel eylemi aynı ağırlıkta sıralamak yerine gelişimi daha anlaşılır bir anlatı kurabilirsiniz. 2. using the past continuous to set the scene / the past simple to introduce a change. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Yalnızca biçimleri ezberlemek yerine her zamanı belirli bir anlatı göreviyle ilişkilendireceksiniz. Sürmekte olan koşullar için past continuous, tamamlanmış bir dönüm noktası için simple past kullanarak olayların sırasını ve önemini dinleyiciye daha açık biçimde aktarabilirsiniz. 3. what you come up with. — Phrasal verb’ler: come up with ifadesinin bir fikir, cevap, plan ya da yaratıcı sonuç düşünmek, önermek veya ortaya çıkarmak anlamına geldiğini öğreneceksiniz. Bir alıştırmada oluşturulan hikâye dâhil, birinin ne tasarladığını ya da ürettiğini doğal biçimde sorabilir; sonucun fiziksel bir nesne olması gerekmediğini ayırt edebilirsiniz.

Bu derste

Welcome to Mini English Lessons!

0:00

Mini English Lessons'a hoş geldiniz!

This Mini English Lesson is all about using the past continuous and past simple to tell exciting stories. Kalıp ifadeler

0:02

Bu kısa İngilizce dersi, heyecan verici hikayeler anlatmak için past continuous ve past simple kullanımına odaklanıyor.

Kalıp ifadeler

is all about using: ana konuyu belirtmek

Be all about, bir şeyi ana konu ya da odak olarak ele almak anlamına gelir. Bu cümlede is all about using, iki geçmiş zaman yapısını kullanmanın dersin ana konusu olduğunu belirtir. All, dersin bu konu etrafında döndüğü fikrini güçlendirir; mümkün olan her şey anlamına gelmez. About bir edat olduğu için ardından bir eylem geldiğinde fiil -ing biçimini alır: be all about + verb-ing. Bu kalıp bir dersin, makalenin, tartışmanın veya etkinliğin odağını tanıtabilir.

Alıştırma

Tanıtımı hedef ifadeyle tamamlayın: This workshop ____ simple tools to plan your week.

Cevabı göster

is all about using

All great stories have background and foreground. Anlatım akışı

0:14

Tüm harika hikayelerin bir arka planı ve bir ön planı vardır.

Anlatım akışı

background and foreground: hikâye bilgilerini düzenlemek

Background; zaman, yer, karakterlerin durumu veya devam eden bir koşul gibi, dinleyicinin durumu anlamasına yardımcı olan bilgidir. Foreground ise dinleyicinin en çok dikkat etmesi gereken ana eylem, olay veya değişikliktir. Bu ikili, bir hikâyeyi düzenlemek için resimdeki katmanlar fikrini kullanır. Hikâye anlatıcısı önce background bilgilerini oluşturup sonra önemli olayları foreground bölümüne taşıyabilir; bu sözcükler gerçek bir görüntüdeki konumları anlatmak zorunda değildir.

Alıştırma

Hikâyedeki bilgi katmanları olarak background ve foreground kavramlarını hangi ifade doğru açıklar?

  1. Background bağlam verir; foreground ana eylemi taşır.
  2. Background ve foreground yalnızca bir resimdeki konumları anlatabilir.
  3. Background sondur; foreground başlıktır.
Cevabı göster

Background bağlam verir; foreground ana eylemi taşır.

In the background,

0:17

Arka planda,

we set the scene. Kalıp ifadeler

0:18

sahneyi hazırlarız.

Kalıp ifadeler

set the scene: önce arka planı vermek

Set the scene, ana olaydan önce okuyucu veya dinleyicinin ihtiyaç duyduğu zamanı, yeri, kişileri ya da durumu anlatmak demektir. Bu cümlede hikâyenin arka plan bölümü kastedilir; fiziksel bir sahneyi gerçekten yerleştirmekten söz edilmez. Bu ifade sunumlarda ve yazılarda da kullanılabilir: önce gerekli bağlam verilir, ardından ana olaya veya düşünceye geçilir.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: Before telling us what happened, the narrator described the year and the town to ____.

Cevabı göster

set the scene

We introduce the time,

0:19

Zamanı,

the place,

0:21

mekanı,

the people,

0:22

kişileri tanıtırız

and then in the foreground, Anlatım akışı

0:23

ve ardından ön planda,

there's a change.

0:24

bir değişiklik meydana gelir.

Anlatım akışı

in the foreground, there's a change: arka plandan ana olaya geçmek

In the foreground, dinleyicinin dikkatini arka plan bilgisinden hikâyenin o anda önemli olan bölümüne taşır. There's a change ise hikâyeyi ilerletmeye başlayan yeni olayı tanıtır. Buradaki foreground, bilgiyi düzenleme biçimidir; fiziksel bir resmin ön kısmı değildir. Önceki background durumu kurar, ardından foreground neyin değiştiğini gösterir.

Alıştırma

Hangi ifade bir hikâyeyi bu şekilde düzenlemeye uygundur?

  1. Background ortamı verir; foreground yeni olayı sunar.
  2. Foreground yalnızca zamanı ve yeri verir.
  3. Background ve foreground yalnızca bir resmin fiziksel bölümlerini adlandırabilir.
Cevabı göster

Background ortamı verir; foreground yeni olayı sunar.

I want to show you a technique that you can use to create exciting stories. Dilbilgisi

0:26

Size heyecan verici hikayeler yaratmak için kullanabileceğiniz bir teknik göstermek istiyorum.

Dilbilgisi

that you can use to create ...: bir tekniği ve amacını açıklamak

that you can use to create exciting stories ilgi cümleciği, technique sözcüğünü açıklar. That, technique sözcüğüne gönderme yapar: you can use the technique. Dil bilgisi açısından that, use fiilinin nesnesidir; bu nedenle günlük İngilizcede atılabilir. to create exciting stories mastar yapısı, tekniğin amacını açıklar. Yeniden kullanılabilen kalıp isim + (that) someone can use to + fiilin yalın hâli biçimindedir. Bir araç ya da yöntemin ne yapmaya yardımcı olduğunu anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle, kütüphaneyi bulmana yardımcı olabilecek bir haritayı doğru biçimde anlatır?

  1. This is a map that can use you to find the library.
  2. This is a map that you can use for find the library.
  3. This is a map that you can use to find the library.
Cevabı göster

This is a map that you can use to find the library.

And it involves using the past continuous to set the scene Dilbilgisi

0:31

Bu teknik, sahneyi hazırlamak için past continuous

and the past simple to introduce a change.

0:35

ve bir değişikliği sunmak için past simple kullanmayı içerir.

Dilbilgisi

sahneyi kurmak için past continuous... değişikliği tanıtmak için past simple

Bu cümle, bir hikâyede iki zamana farklı görevler verir. was/were + -ing ile kurulan past continuous, geçmişte zaten devam etmekte olan bir eylem ya da durumu göstererek sahneyi kurar. Past simple ise hikâyeyi ilerleten tamamlanmış bir olayı veya değişikliği gösterir. İfade paralel bir yapıdadır: using A to do X and B to do Y. Her to mastarı, o zamanın seçilme amacını açıklar. Bu yararlı bir hikâye anlatma kalıbıdır; iki zamanı yalnızca bu görevlerle sınırlayan bir kural değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede arka plan için past continuous, yeni olay için past simple kullanılmıştır?

  1. The children built a fort when the rain was starting.
  2. The children are building a fort when the rain started.
  3. The children were building a fort when the rain started.
Cevabı göster

The children were building a fort when the rain started.

You're going to hear one story, Anlatım akışı

0:38

Şimdi bir hikaye duyacaksınız,

two versions.

0:40

iki versiyon halinde.

Anlatım akışı

one story, two versions: kısa bir karşılaştırma çerçevesi

one story, two versions ifadesinde konuşmacı önce ortak içeriği, ardından bunun kaç biçimde sunulacağını söyler. Virgül, etiket gibi kısa bir çerçeve oluşturur: tek bir hikâye vardır ve dinleyiciler aynı hikâyenin iki farklı versiyonunu duyacaktır. Bu kalıp, sırada gelecek bilgileri düzenler. Tek bir şeyin karşılaştırma amacıyla iki farklı şekilde sunulacağını hızla anlatır.

Alıştırma

Burada one story, two versions ne anlama geliyor?

  1. Bir hikâyeden sonra ilgisiz iki hikâye anlatılacak.
  2. Aynı hikâye iki farklı şekilde sunulacak.
  3. İki versiyon birleştirilerek yeni bir hikâye oluşturulacak.
Cevabı göster

Aynı hikâye iki farklı şekilde sunulacak.

Version one,

0:41

Birinci versiyon,

only the past simple,

0:43

sadece past simple içeriyor,

but version two is the past continuous and the past simple together.

0:44

ancak ikinci versiyon past continuous ve past simple'ı birlikte barındırıyor.

Let's go.

0:50

Başlayalım.

John was nearly 60 and he wanted a change.

0:51

John neredeyse 60 yaşındaydı ve bir değişiklik istiyordu.

He lived in London.

0:54

Londra'da yaşadı.

He lived in a huge apartment.

0:55

Devasa bir dairede yaşadı.

He made a ton of money, Deyimler

0:58

Tonla para kazandı,

Deyimler

made a ton of money: gündelik dilde çok fazla para kazanmak

Made a ton of money, çok büyük miktarda para kazandı demektir. Made, make money ifadesindeki make fiilinin geçmiş zamanıdır; a ton of ise çok büyük bir miktarı anlatan gündelik bir abartıdır. Burada ton bir ağırlık ölçüsü değildir ve ifade kesin bir miktar vermez. a ton of kalıbı, a ton of work veya a ton of questions örneklerinde olduğu gibi başka şeylerin miktarının ya da sayısının çokluğunu da anlatabilir.

Alıştırma

The new café made a ton of money during the festival ne anlama geliyor?

  1. Kafe çok büyük miktarda para kazandı ancak kesin miktar belirtilmedi.
  2. Kafe festival sırasında bütün parasını harcadı.
  3. Kafenin parası gerçek anlamda bir ton ağırlığındaydı.
Cevabı göster

Kafe çok büyük miktarda para kazandı ancak kesin miktar belirtilmedi.

but he didn't enjoy his life.

0:59

ancak hayatından zevk almadı.

So,

1:02

Bu yüzden,

one day he made a decision. Kalıp ifadeler

1:02

bir gün bir karar verdi.

Kalıp ifadeler

made a decision: doğal make + decision eşleşmesi

he made a decision ifadesinde made a decision, “ne yapacağını seçti” anlamına gelir. Made, make fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Cümle geçmişteki bir olayı anlattığı için made kullanılır. İngilizcede doğal fiil-ad eşleşmesi olan make a decision kullanılır. Do a decision doğal bir İngilizce ifade değildir. Decide fiili de benzer bir düşünceyi daha kısa biçimde anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için make a decision ifadesini geçmiş zamanda kullanın: After thinking carefully, Maya ____ to join the art club.

Cevabı göster

made a decision

He decided to leave London and buy a house on the coast. Dilbilgisi

1:05

Londra'dan ayrılmaya ve sahilde bir ev satın almaya karar verdi.

Dilbilgisi

decided to leave ... and buy: aynı to'yu paylaşan iki fiil

Decide to yapısından sonra fiilin yalın biçimi gelir. decided to leave London and buy a house ifadesinde leave ve buy, and ile bağlanır ve ikisi de decided to yapısını tamamlar. Yapı decided to [leave ... and buy ...] şeklindedir. İkinci fiil de yalın biçimde kalır; bu yüzden bought değil, buy doğrudur. Buy'dan önce to tekrarlanabilir, ancak burada buna gerek yoktur.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için leave ve take fiillerinin yalın biçimlerini kullanın: Leo decided to ____ work early and ____ the train.

Cevabı göster

leave · take

Mm, okay.

1:09

Hım, peki.

This is a little bit flat. Kelime

1:10

Bu biraz yavan.

Kelime

a little bit flat: bir şeyin enerjisiz olduğunu nazikçe söylemek

Bu cümlede flat, bir şeyin fiziksel şeklini değil, nasıl bir etki bıraktığını anlatır. İçeriğin ya da sunuş biçiminin enerji, çeşitlilik veya duygu değişimi bakımından zayıf olduğu ve bu yüzden fazla etkili olmadığı anlamına gelir. A little bit “biraz” demektir ve eleştiriyi yumuşatır. X is a little bit flat kalıbı; hikâye, performans, sunum veya tasarım hakkında nazik geri bildirim vermek için kullanılabilir.

Alıştırma

“The ending felt a little bit flat” cümlesinde flat ne anlama gelir?

  1. Enerji ve çeşitlilik bakımından zayıftı.
  2. Heyecan verici değişikliklerle doluydu.
  3. Fiziksel olarak düz bir yüzeyi vardı.
Cevabı göster

Enerji ve çeşitlilik bakımından zayıftı.

Everything happens at the same time.

1:13

Her şey aynı anda oluyor.

There's no background and there's no foreground.

1:16

Arka plan yok ve ön plan yok.

The sequence of events is not clear. Kalıp ifadeler

1:19

Olayların sırası net değil.

Kalıp ifadeler

The sequence of events: olayların gerçekleşme sırası

The sequence of events, birkaç olayın hangi sırayla gerçekleştiği demektir. Sequence sıralamayı adlandırır; of events ise sıralanan şeylerin olaylar olduğunu gösterir. Bu cümlede olayların her biri tek başına anlaşılabilir, ancak sıraları anlaşılmıyor olabilir. İlk, sonra ve en son ne olduğunu anlatmanız gerektiğinde bu ifadeyi kullanın.

Alıştırma

“The sequence of events was confusing” ne anlama gelir?

  1. Olayların nerede gerçekleştiğini bilmek zordu.
  2. İlk, sonra ve en son ne olduğunu anlamak zordu.
  3. Bir olayın neye yol açtığını anlamak zordu.
Cevabı göster

İlk, sonra ve en son ne olduğunu anlamak zordu.

So, let's listen to that story again

1:22

Öyleyse, bu hikayeyi tekrar dinleyelim

with the past continuous and the past simple together.

1:25

ama bu kez past continuous ve past simple bir arada.

John was turning 60 and he was looking for a change. Notlar

1:29

John 60 yaşına girmek üzereydi ve bir değişiklik arıyordu.

Kelime

was turning 60: bir yaş dönüm noktasına yaklaşmak

Turn + yaş, o yaşa ulaşmak demektir; fiziksel olarak dönmek değildir. was turning 60 ifadesindeki geçmiş zamanın süreklilik yapısı, John'un altmışıncı doğum gününü geçmişteki o anda yaklaşan ya da o zaman civarında gerçekleşen bir dönüm noktası olarak sunar. Yaklaşan bir yaş dönüm noktası başka bir geçmiş durumun arka planını oluşturduğunda was turning + yaş kullanılır.

Alıştırma

Onuncu doğum gününün geçmişteki o anda yaklaştığını gösteren iki kelimelik turn + yaş biçimiyle cümleyi tamamlayın: Leo ____ 10, so his family planned a party.

Cevabı göster

was turning

Kalıp ifadeler

was looking for a change: farklı bir durum istemek

Look for, yalnızca fiziksel bir nesneyi değil, soyut bir hedefi de nesne olarak alabilir. Burada a change farklı bir düzen, iş veya yaşam biçimi anlamına gelir; yani John durumunun farklı olmasını istiyordu. Geçmiş zamanın süreklilik yapısındaki was looking, bu isteğin geçmişteki o anda devam ettiğini gösterir. Arka plan bilgisi verir ve John'un bir şeyi zaten değiştirdiğini söylemez.

Alıştırma

Geçen yıl Nora rutininden sıkılmıştı ve farklı bir şey istiyordu, ancak ne yapacağına henüz karar vermemişti. Hangi cümle en uygundur?

  1. Nora was looking for some coins.
  2. Nora was looking for a change.
  3. Nora was making a change.
Cevabı göster

Nora was looking for a change.

He was living in London in a huge apartment. Dilbilgisi

1:33

Londra'da devasa bir dairede yaşıyordu.

He was making a ton of money,

1:35

Tonla para kazanıyordu,

but he wasn't enjoying his life.

1:38

ancak hayatından zevk almıyordu.

Dilbilgisi

was living ... was making ... wasn't enjoying: sürmekte olan geçmiş zaman arka planı

Was living, was making ve wasn't enjoying ifadelerinin hepsi was + fiil-ing yapısındaki past continuous biçimini kullanır. wasn't bunun olumsuz biçimidir. Burada geçmişteki aynı dönem boyunca devam eden durumları anlatırlar. Bu biçimler birlikte, ana karar veya olaydan önceki arka planın bir görüntüsünü oluşturur. Arka arkaya gerçekleşen üç kısa eylemi anlatmaz; o sırada nerede yaşadığını, nasıl para kazandığını ve nasıl hissettiğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle, sürmekte olan bir arka plan durumunu kurmak için esas olarak past continuous kullanır?

  1. Nora was working nights and feeling exhausted when she decided to change jobs.
  2. Nora works nights, so she usually sleeps during the day.
  3. Nora finished her shift, locked the door, and went home.
Cevabı göster

Nora was working nights and feeling exhausted when she decided to change jobs.

So,

1:40

Bu yüzden,

one day he made a decision.

1:41

bir gün bir karar verdi.

He decided to leave London and buy a house on the coast.

1:44

Londra'dan ayrılmaya ve sahilde bir ev satın almaya karar verdi.

Much better.

1:47

Çok daha iyi.

In the background,

1:48

Arka planda,

we find out the when, Anlatım akışı

1:50

ne zaman,

the who,

1:52

kim,

the why.

1:53

neden sorularının cevabını öğreniyoruz.

Anlatım akışı

find out the when, the who, the why: soru sözcüklerini bilgi etiketi olarak kullanma

the sözcüğü, when, who ve why sözcüklerinin bilgi türlerini gösteren etiketler gibi kullanılmasını sağlar. Burada the when zamanı, the who ilgili kişileri ve the why nedeni ifade eder. Bunlar üç doğrudan soru değildir. Bu liste, arka plan bilgisini üç açık kategoriye ayırır ve dinleyiciye neyin öğrenileceğini gösterir. the + soru sözcüğü, bilgiyi etiketlemenin kısa ve özel bir yoludur; normal bir dolaylı soruda soru sözcüğünden önce the kullanılmaz.

Alıştırma

Cümledeki the when, the who, the why ifadesi ne yapar?

  1. Bilgiyi zaman, kişiler ve neden olarak gruplandırır.
  2. Üç tam doğrudan soru sorar.
  3. Üç olayı gerçekleşme sırasına göre listeler.
Cevabı göster

Bilgiyi zaman, kişiler ve neden olarak gruplandırır.

We set the scene.

1:54

Sahneyi hazırlıyoruz.

He was living in London.

1:55

Londra'da yaşıyordu.

He was making a ton of money.

1:58

Tonla para kazanıyordu.

He wasn't enjoying his life.

2:01

Hayatından zevk almıyordu.

And then there's a change in the foreground.

2:04

Ve ardından ön planda bir değişiklik oluyor.

He decided to move to the coast.

2:07

Sahile taşınmaya karar verdi.

We use the past continuous to set the scene

2:09

Sahneyi hazırlamak için past continuous kullanıyoruz

and it has the structure

2:13

ve bu yapının formülü

subject plus was or were Dilbilgisi

2:15

özne artı was veya were

plus the -ing form.

2:18

artı -ing takısıdır.

Dilbilgisi

subject plus was or were plus the -ing form: past continuous yapısı

Bu, past continuous yapısını gösterir: özne + was/were + fiilin -ing biçimi. Bu dil bilgisi formülünde plus, ardından gelir veya ile birleştirilir anlamındadır; matematiksel toplama değildir. was, I ve üçüncü tekil kişi özneleriyle; were ise you, we, they ve çoğul öznelerle kullanılır. Sondaki -ing biçimi devam etmekte olan eylemi belirtir; She was reading ve They were waiting buna örnektir.

Alıştırma

Parantezdeki fiili kullanarak cümleyi past continuous ile tamamlayın: At eight o'clock, they ____ for the bus. (wait)

Cevabı göster

were waiting

And then the past simple introduces a single change in the foreground. Dilbilgisi

2:20

Daha sonra past simple ön planda tek bir değişiklik sunar.

Dilbilgisi

past simple introduces a single change in the foreground: simple past ile ön plandaki değişimi gösterme

Bu hikâye anlatımı modelinde simple past, tamamlanmış bir olayı veya değişikliği ön plandaki eylem olarak sunar; yani dinleyicinin dikkat etmesi gereken olayı gösterir. Genellikle zaman çizgisini ilerletir veya durumu değiştirir. Ön plan, simple past yapısının doğuştan dramatik bir anlamı değil, olayın hikâyedeki işlevidir. Bu işlevi bağlam belirler: past continuous ile devam eden bir eylem arka planı oluşturabilirken, simple past ile verilen olay daha sonra ne olduğunu gösterir.

Alıştırma

Parantezdeki ifadeyi simple past biçiminde kullanarak cümleyi tamamlayın ve ön plandaki değişimi gösterin: I was reading when the lights ____. (go out)

Cevabı göster

went out

So, try it for yourself. Ton ve niyet

2:26

Şimdi, siz de kendiniz deneyin.

Ton ve niyet

try it for yourself: bir şeyi bizzat denemeye yönelik dostça bir davet

Try it for yourself, dinleyen kişiyi bir şeyi bizzat deneyimlemeye veya denemeye ve kendi fikrini oluşturmaya davet eder. For yourself, kişisel deneyime odaklanır; işi mutlaka yardım almadan yapmak anlamına gelmez. Cümle, öznesi you söylenmeyen emir yapısındadır. Ders veya gösterim bağlamında kaba bir emir değil, dostça bir teşvik görevi görür.

Alıştırma

Dostça daveti, derste öğrenilen ve “bizzat deneyimlemek” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Try it ____ and see what you think.

Cevabı göster

for yourself

Think about a key event in your life. Kalıp ifadeler

2:28

Hayatınızdaki önemli bir olayı düşünün.

Kalıp ifadeler

a key event in your life: önemli etkileri olan bir yaşam olayı

A key event ifadesinde key, “çok önemli” veya “sonrasında olanlar için önemli” anlamına gelen bir sıfattır. Kilit açan anahtar anlamına gelmez. A key event in your life, kişisel hayat hikâyenizdeki önemli bir deneyimdir. En büyük veya en yakın zamanda yaşanan olay olması gerekmez; önemli olan olayın taşıdığı önemdir.

Alıştırma

Önemli bir olayı anlatan ders ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: Moving to a new city was a ____ in her life because it changed what happened next.

Cevabı göster

key event

Use the past continuous to set the scene

2:30

Sahneyi hazırlamak için past continuous kullanın

and then introduce the change using the past simple.

2:33

ve ardından past simple kullanarak değişikliği sunun.

We'd love to hear what you come up with. Notlar

2:39

Neler bulacağınızı duymayı çok isteriz.

Ton ve niyet

We'd love to hear: paylaşmaya yönelik sıcak bir davet

We'd, we would ifadesinin kısaltmasıdır. We'd love to hear... içinde would love to, “çok isteriz” anlamına gelir: konuşan kişiler karşı tarafı bir şey paylaşmaya sıcak bir biçimde davet eder. Love burada romantik sevgiyi değil, güçlü ilgi ve isteği anlatır. Tell us gibi doğrudan bir emirle karşılaştırıldığında bu kalıp daha sıcak gelir ve dinleyene cevap verme konusunda daha fazla seçim hakkı bırakır. Hear, yazılı bir yanıtı almak veya öğrenmek anlamında da kullanılabilir.

Alıştırma

Bir sınıf etkinliğinden sonra hangi cümle bir arkadaşınızı hikâyesini paylaşmaya sıcak biçimde davet eder?

  1. We'd love to hear your story.
  2. Tell us your story now.
  3. We already heard your story.
Cevabı göster

We'd love to hear your story.

Öbek fiiller

what you come up with: düşünüp ürettiğiniz şey

Come up with, bir fikir, yanıt, plan, ad, hikâye veya çözüm düşünüp üretmek anlamına gelen bir öbek fiildir. Yukarı doğru hareket etmeyi anlatmaz. What you come up with içinde what, “düşünüp ürettiğin şey veya şeyler” anlamına gelir. Nesne başta yer aldığı için with sonda kalır: you come up with something → what you come up with.

Alıştırma

“Düşünüp üretmek” anlamına gelen, dersteki öbek fiille cümleyi tamamlayın: We need to ____ a name for our new club.

Cevabı göster

come up with

So, in the comments,

2:41

Bu yüzden, yorumlarda

tell us about the time when you decided to make a change in your life. Notlar

2:42

bize hayatınızda bir değişiklik yapmaya karar verdiğiniz o zamanı anlatın.

Dilbilgisi

tell us about the time when...: belirli bir deneyimi anlatmaya davet etmek

Tell us about the time when... birini geçmişteki belirli bir deneyimi anlatmaya davet eder. Buradaki the time, saat üzerindeki bir zamanı değil, “o olayı” ya da “o deneyimi” ifade eder. Dil bilgisi açısından when you decided..., hangi zamandan söz edildiğini belirleyen bir ilgi yan cümlesidir. When burada doğrudan soru sormaz; bu yüzden yan cümle düz cümle dizilişini korur: when you decided denir, when did you decide denmez.

Alıştırma

Hangi cümle, yalnızca zaman bilgisi istemek yerine belirli bir deneyimin anlatılmasını en açık biçimde ister?

  1. What year did you learn to ride a bike?
  2. Tell me about the time when you learned to ride a bike.
  3. When did you learn to ride a bike?
Cevabı göster

Tell me about the time when you learned to ride a bike.

Kalıp ifadeler

decided to make a change in your life: hayatındaki durumu değiştirmeye karar vermek

Decided to + fiilin yalın hâli, “bir şeyi yapmayı seçti” anlamına gelir. Karar geçmişte verildiği için decide, geçmiş zaman biçimi decided olur; ancak to’dan sonra make yalın hâlde kalır. Make a change, “mevcut durumu değiştirmek” anlamına gelen yaygın bir fiil ve isim birleşimidir. make a change in your life ifadesinde change isimdir ve kişinin hayatının önemli bir bölümünü ya da yönünü bilinçli olarak değiştirmesini anlatır; kelimesi kelimesine bir nesne üretmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi make, tekil isim change ve gerekli tanımlıkla tamamlayın: Owen decided to ____ in his life by exercising every morning.

Cevabı göster

make a change