Atlar insanları iyileştirmeye nasıl yardımcı oluyor? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
901 kelime 162 kel/dk

Video açıklaması: Program, at destekli hizmetlerin atlarla temas, hareket ve tımar yoluyla fiziksel, duygusal ya da zihinsel güçlükler yaşayan kişilere nasıl destek olduğunu anlatıyor; serebral palsili, kaygı veya travma yaşayan ve yerel makamların bakımındaki çocuklar da buna dâhil. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. which encompasses a whole range of — Sözcük Anlamı ve Dil Düzeyi: Bir şemsiye terimin birbiriyle bağlantılı çok sayıda tedavi veya etkinliği kapsadığını anlatan bu resmî ifadeyi anlayabilir; bir hizmetin, alanın ya da kategorinin kapsamını tanımlarken kullanabilirsiniz. 2. hours on end — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: İfadenin birkaç saatin sonunu değil, saatler boyunca kesintisiz sürmeyi anlattığını ayırt edebilir; bir etkinliğin veya deneyimin durmadan ne kadar uzun sürdüğünü vurgulamak için kullanabilirsiniz. 3. being looked after by the local authorities — Kültür, Medya ve Gerçek Yaşam Bağlamı: in care durumundaki çocukların, ebeveynleri veya aileleri bakamadığı için kamuya bağlı yerel makamların sorumluluğunda olduğunu anlayabilir ve ifadeyi Britanya’daki çocuk koruma tartışmalarında doğru yorumlayabilirsiniz.

Bu derste

Six Minute English from bbclearningenglish.com.

0:00

bbclearningenglish.com'dan Six Minute English.

Hello,

0:08

Merhaba,

this is Six Minute English from BBC Learning English.

0:08

Bu BBC Learning English'ten Six Minute English.

I'm Neil.

0:11

Ben Neil.

And I'm Georgie.

0:12

Ve ben Georgie.

Neil, have you ever ridden a horse? Dilbilgisi

0:13

Neil, daha önce hiç ata bindin mi?

Dilbilgisi

have you ever ridden: yaşam deneyimi sormak

have you ever ridden yapısında have, özne olan you’dan önce gelir; ever şu ana kadar herhangi bir zamanda anlamını taşır ve ridden, ride fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Bu present perfect sorusu, deneyimin yaşanıp yaşanmadığını sorar; ne zaman yaşandığını sormaz. Doğal kısa cevaplar Yes, I have. ve No, I haven't. şeklindedir. Have you ever + geçmiş zaman ortacı...? kalıbıyla seyahat, yemek, spor ve başka deneyimler sorulabilir.

Alıştırma

have you ever ve eat fiilinin geçmiş zaman ortacını kullanarak deneyim sorusunu tamamlayın: ____ sushi?

Cevabı göster

Have you ever eaten

Yes, I have.

0:15

Evet, bindim.

I can't say that I enjoyed it much. Ton ve niyet

0:17

Bundan çok zevk aldığımı söyleyemeyeceğim.

Ton ve niyet

I can't say that I enjoyed it much: yumuşatılmış olumsuz görüş

Burada I can't say that..., konuşan kişinin konuşamadığı veya konuşmasına izin verilmediği anlamına gelmez. Ardından gelen olumlu ifadeyi dolaylı biçimde reddeder: konuşan kişi bu deneyimden pek keyif almamıştır. Bu, olumsuz düşünceyi hafifleterek ifade etme yoludur. Konuşan kişi sert bir olumsuz yargı vermek yerine ölçülü ve nazik görünür. Much, alınan keyfin düşük düzeyde olduğunu belirtir; bu yüzden cümle deneyimden tamamen nefret edildiği anlamına gelmek zorunda değildir.

Alıştırma

Hangi cümle bir film hakkında ölçülü ve nazik bir olumsuz görüş bildirir?

  1. I can't say that I enjoyed the film much.
  2. I was not allowed to talk during the film.
  3. I absolutely loved the film.
Cevabı göster

I can't say that I enjoyed the film much.

I was a bit scared, to be honest. Ton ve niyet

0:19

Dürüst olmak gerekirse biraz korkmuştum.

Ton ve niyet

a bit scared, to be honest: yumuşak ve içten bir itiraf

a bit scared ifadesindeki a bit, “biraz” anlamına gelir. scared sözcüğünün algılanan şiddetini azaltır; ölçülmüş bir miktar değil, ifadeyi yumuşatan bir unsurdur. To be honest, söylenen şeyin içten bir itiraf olduğunu gösterir. Cümlenin sonunda kullanıldığında sonradan eklenmiş bir kabul gibi duyulur. İki ifade birlikte, konuşanın gerçek duygusunu aşırı sert konuşmadan kabul etmesini sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle endişeyi içtenlikle kabul ederken tonu yumuşak tutar?

  1. I'm not worried about the delay at all.
  2. I'm absolutely furious about the delay, without question.
  3. I'm a bit worried about the delay, to be honest.
Cevabı göster

I'm a bit worried about the delay, to be honest.

How about you?

0:21

Peki ya sen?

I used to ride horses a lot, actually. Dilbilgisi

0:22

Aslında eskiden çok ata binerdim.

Dilbilgisi

used to ride: değişmiş olabilecek geçmiş bir alışkanlık

Used to + fiilin yalın hâli, geçmişte tekrarlanan bir eylemi veya var olan bir durumu anlatır. Used to ride, eskiden düzenli olarak ata binildiği anlamına gelir. Bu yapı çoğu zaman şimdiki durumun farklı olduğunu düşündürür, ancak temel görevi alışkanlığı geçmişe yerleştirmektir. to sonrasındaki fiil yalın hâlde kalır: ride kullanılır; riding veya rode kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi geçmiş bir alışkanlığı anlatan iki sözcüklü yapıyla tamamlayın: I ____ walk to school every day, but now I take the bus.

Cevabı göster

used to

Um my favorite thing was to ride a horse through the countryside. Dilbilgisi

0:24

Hm, en sevdiğim şey kırsal bir bölgede atla gezmekti.

Dilbilgisi

my favorite thing was to + fiilin yalın hâli: geçmişte en sevilen etkinlik

“my favorite thing was to + fiilin yalın hâli” yapısı, konuşanın geçmişte en çok sevdiği etkinliği belirtir. Buradaki thing, fiziksel bir nesneyi değil, bir etkinliği veya deneyimi ifade eder. Was, bu tercihi geçmiş zamana yerleştirir. Şimdiki bir tercihten söz ederken “My favorite thing is to + fiilin yalın hâli” kullanılır.

Alıştırma

Read fiilinin mastar biçimiyle cümleyi tamamlayın: When I was ten, my favorite thing was ____ comic books after school.

Cevabı göster

to read

I love horses.

0:29

Atları çok severim.

They're so majestic and lovely.

0:29

Çok görkemli ve sevimliler.

The relationship between humans and horses has been close throughout history, Dilbilgisi

0:32

İnsanlar ve atlar arasındaki ilişki tarih boyunca hep yakın olmuştur,

Dilbilgisi

has been close throughout history: tarih boyunca süren yakınlık

“has been close” present perfect yapısındadır. Yakın ilişkiyi geçmişte başlayan ve günümüze kadar geçerliliğini koruyan bir durum olarak sunar. “throughout history”, belirli bir tarihî olay sırasında değil, tarihin tümü boyunca anlamına gelir. Zaman yapısı ile zaman ifadesi birlikte uzun süreli devamlılık hakkında genel bir yargı oluşturur.

Alıştırma

Rolün geçmişten günümüze devam ettiğini gösteren fiil biçimini seçin: Music ___ an important role in human culture throughout history.

  1. played
  2. has played
  3. will play
Cevabı göster

has played

but recently this has gone beyond riding horses for fun or using them for work. Öbek fiiller

0:36

ancak son zamanlarda bu durum, eğlence için ata binmenin veya onları iş için kullanmanın ötesine geçti.

Öbek fiiller

has gone beyond: artık ... ile sınırlı değil

Burada has gone beyond, “önceki sınırı aştı” veya “artık ... ile sınırlı değil” demektir. Go fiziksel hareket anlatmaz; beyond soyut bir sınırı gösterir. Beyond’dan sonra gelen riding horses for fun ve using them for work eski kapsamı tanımlar. Present perfect yapıdaki has gone, yakın zamanda gerçekleşen değişimin sonucunun bugün de geçerli olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi “önceki sınırı aştı” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The school project ____ making a poster; it now includes a short film.

Cevabı göster

has gone beyond

Equine assisted services, sometimes called horse therapy, Kültür

0:41

Bazen at terapisi olarak da adlandırılan at destekli hizmetler,

is a health trend where caring and interacting with horses Dilbilgisi

0:44

atlara bakmanın ve onlarla etkileşimde bulunmanın

is used to heal physical and mental illness.

0:48

fiziksel ve zihinsel hastalıkları iyileştirmek için kullanıldığı bir sağlık trendidir.

Kültür

Equine assisted services: atların yer aldığı destek hizmetleri

Equine, “atlarla ilgili” demektir. Equine assisted services, atların veya atlarla ilgili etkinliklerin insanların sağlığını, öğrenmesini ya da esenliğini desteklemeye yardımcı olduğu düzenli hizmetler için kullanılan geniş ve resmî bir addır. Bu cümlede atlarla ilgilenmek ve etkileşim kurmak bu desteğin bir parçası olarak sunulur. Horse therapy daha basit ve günlük bir adlandırmadır, ancak geniş alan adı kadar kesin olmayabilir.

Alıştırma

Bu cümlede “Equine assisted services” ne anlama gelir?

  1. Binicilik ekipmanı satan herhangi bir işletme.
  2. At sahibi olan kişilere yönelik müşteri desteği.
  3. Atları yalnızca yarışlar için eğiten hizmetler.
  4. Atların yer aldığı ve insanların sağlığını, öğrenmesini ya da esenliğini destekleyen düzenli hizmetler.
Cevabı göster

Atların yer aldığı ve insanların sağlığını, öğrenmesini ya da esenliğini destekleyen düzenli hizmetler.

Dilbilgisi

where caring and interacting with horses is used to heal: bir uygulamanın nasıl işlediğini açıklamak

Burada where, “içinde” anlamına gelir ve sağlık eğiliminin nasıl işlediğini açıklayan bir ilgi cümleciği başlatır. Yalnızca fiziksel bir yeri değil, soyut bir uygulamayı veya durumu da gösterebilir. Edilgen be used to + fiilin yalın hâli yapısı amaç bildirir: etkinlik iyileştirmek için kullanılır. Tekil is, caring and interacting with horses ifadesini birleşik tek bir tedavi uygulaması olarak sunar.

Alıştırma

Tanımı where ve be used to yapısının doğru edilgen biçimiyle tamamlayın: A reading club is a program ____ stories ____ build confidence.

Cevabı göster

where · are used to

Here's Datshiane Navanayaga,

0:51

İşte Datshiane Navanayaga,

presenter of BBC World Service program The Conversation,

0:53

BBC World Service'in The Conversation adlı programının sunucusu,

to explain.

0:56

açıklıyor.

Equine assisted services is now an umbrella term which encompasses a whole range of treatments Kelime

0:57

At destekli hizmetler, insan refahını artırmak için atlarla yapılan aktiviteleri ve etkileşimleri içeren

Kelime

an umbrella term: ilgili kategorileri kapsayan geniş bir ad

An umbrella term, birbiriyle ilişkili ve daha özel birkaç kategoriyi kapsayan geniş bir addır. Bu cümlede equine assisted services tek bir tedaviyi değil, çeşitli tedavileri içeren daha büyük grubun adını belirtir. Umbrella sözcüğü mecaz anlamdadır: Bir şemsiyenin altındaki şeyleri örtmesi gibi, bu terim de çeşitli alt kategorilerin üzerinde yer alır.

Alıştırma

Cümleyi “birbiriyle ilişkili kategorileri kapsayan geniş bir ad” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Digital media is an ____ for websites, podcasts, and online video.

Cevabı göster

umbrella term

Kelime

which encompasses a whole range of: geniş kapsamı tanımlama

Burada encompasses a whole range of, “birçok farklı türü içerir” anlamına gelir. Encompass geçişli bir fiildir, bu yüzden doğrudan bir nesne alır: a whole range of treatments. Which ile başlayan ilgi cümleciği umbrella term ifadesini niteler. Bu terimin yalnızca tek bir tedaviyi değil, geniş bir tedavi grubunu kapsadığını belirten bilgiyi ekler.

Alıştırma

Which, encompass ve a whole range of ifadelerini doğru biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: The programme is an umbrella initiative ____ activities, from painting to coding.

Cevabı göster

which encompasses a whole range of

involving activities and interactions with horses to promote better human well-being. Kalıp ifadeler

1:03

bir dizi tedavi yöntemini kapsayan bir şemsiye terimdir artık.

Kalıp ifadeler

to promote better human well-being: amaç bildirme

To promote... biçimindeki to'lu mastar, etkinliklerin ve etkileşimlerin amacını belirtir: bunların insanlar için olumlu bir sonuç doğurması amaçlanır. Bu yapıda to, “hangi amaçla?” sorusunu yanıtlar; better ise hedeflenen iyileşmeyi gösterir. Burada promote, “reklamını yapmak” değil, “iyileştirmeye yardımcı olmak veya desteklemek” anlamına gelir. Well-being, insanların genel fiziksel, zihinsel ve duygusal sağlığını anlatan sayılamayan bir isimdir; bu nedenle promote well-being sağlık, eğitim ve politika bağlamlarında doğal bir sözcük birlikteliğidir.

Alıştırma

Hangi cümlede promote, esenliği destekleme amacını ifade eder?

  1. The school opened a quiet room after the meeting.
  2. The school promoted the quiet room in its newsletter.
  3. The school opened a quiet room to promote student well-being.
Cevabı göster

The school opened a quiet room to promote student well-being.

Equine assisted services is an umbrella term,

1:08

At destekli hizmetler bir şemsiye terimdir (umbrella term),

a term for a large number of different things which all belong to a single common category. Kalıp ifadeler

1:11

hepsi tek bir ortak kategoriye ait olan çok sayıda farklı şeyi kapsayan bir terim.

Kalıp ifadeler

all belong to a single common category: ortak bir kategoriye ait olma

all belong to a single common category ifadesi, sözü edilen farklı şeylerin her birinin aynı ortak grubun üyesi olarak sınıflandırıldığını belirtir. All her öğeyi kapsarken single, hepsinin paylaştığı yalnızca bir grup olduğunu açıkça gösterir. Belong to, üyelik veya sınıflandırma ilişkisini ifade eder. Burada to, ardından kategorinin geldiği bir edattır. Bu nedenle yapı X belongs to category Y şeklinde veya çoğul özneyle X belong to category Y şeklinde yeniden kullanılabilir.

Alıştırma

Sınıflandırma cümlesini belong to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: These insects all ____ the same category.

Cevabı göster

belong to

So, horse therapy includes many activities

1:17

Yani, at terapisi birçok aktiviteyi içerir,

from feeling the horse's movement, Dilbilgisi

1:20

atın hareketini hissetmekten tutun da,

which can help children with muscle disorders like cerebral palsy, Kültür

1:22

ki bu serebral palsi gibi kas rahatsızlıkları olan çocuklara yardımcı olabilir,

Kültür

like cerebral ... palsy: serebral palsiyi örnek olarak sunmak

Burada like, “örneğin” anlamına gelir ve daha önce sözü edilen bozukluklara bir örnek verir. Vurgulanan like cerebral sözleri, devamındaki sözcükle birleşerek cerebral palsy teriminin tamamını oluşturur. Cerebral palsy, hareketi, duruşu ve koordinasyonu uzun süre etkileyen bir grup durumun adıdır. Bu cümleyi anlamak için bunun örnek olarak verilen durum olduğunu ve geçici felç için kullanılan genel bir söz olmadığını bilmek yeterlidir.

Alıştırma

Örnekte cerebral palsy neyi ifade ediyor?

  1. Egzersizden sonraki sıradan kas ağrısı
  2. Ata binmeden önce hissedilen kısa süreli gerginlik
  3. Hareketi, duruşu ve koordinasyonu etkileyebilen uzun süreli bir durum
  4. Terapide kullanılan bir at türü
Cevabı göster

Hareketi, duruşu ve koordinasyonu etkileyebilen uzun süreli bir durum

to simply grooming the horse,

1:25

sadece atı tımar etmeye kadar uzanır,

which can help calm anxiety.

1:27

ki bu da kaygıyı yatıştırmaya yardımcı olabilir.

Dilbilgisi

from feeling the horse's movement ... to simply grooming the horse: bir aralığı belirtme

From ... to ... bir aralığın iki ucunu belirtir. Burada aralık feeling the horse's movement ile simply grooming the horse arasındadır. Bu, at terapisinin bu etkinlikleri ve başka etkinlik türlerini içerdiğini gösterir; bir yerden başka bir yere yolculuğu anlatmaz. İki uçtaki dil bilgisi yapısını paralel tutun. Cümlede from sözcüğünü feeling, to sözcüğünü ise grooming izler; dolayısıyla iki uçta da etkinlik bildiren -ing yapıları kullanılır. Uzun which yan cümleleri her etkinlik hakkında ek bilgi verir, ancak from ... to ... çerçevesini değiştirmez.

Alıştırma

Aralığı from ... to ... ile tamamlayın: The camp offers activities ____ kayaking ____ learning photography.

Cevabı göster

from · to

Grooming a horse means cleaning and brushing the horse's coat of hair. Kelime

1:30

Bir atı tımar etmek (grooming), atın tüylerini temizlemek ve fırçalamak anlamına gelir.

Kelime

Grooming a horse: atın tüylerini temizlemek ve fırçalamak

Nesne bir at olduğunda grooming, hayvanın tüylerini temizleyip fırçalayarak bakımını yapmak demektir. Cümlenin geri kalanı bu etkinliği doğrudan tanımlar. Groom fiilinin anlamını nesne ve bağlam belirler. Hayvan bakımı bağlamında günlük tüy bakımı anlamına gelir; bir insanı giydirip süslemek anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede grooming a horse ne anlama geliyor?

  1. Ata zıplamayı öğretmek
  2. Atı bir yarışa kaydettirmek
  3. Atın tüylerini temizlemek ve fırçalamak
  4. Binici için resmî kıyafet seçmek
Cevabı göster

Atın tüylerini temizlemek ve fırçalamak

Various animals can be used in therapy,

1:34

Terapide çeşitli hayvanlar kullanılabilir,

but horses are particularly suitable as they're very sensitive to human emotions. Notlar

1:36

ancak atlar insan duygularına karşı çok hassas oldukları için özellikle uygundur.

Dilbilgisi

as they're very sensitive ...: as ile neden belirtme

as they're very sensitive... bölümündeki as, atların neden özellikle uygun olduğunu açıklayan nedeni sunar. Burada because anlamına gelir. as iki cümleciği bağladığında ve ikinci cümlecik ilkinin neden doğru olduğunu açıkladığında, onu zaman veya rol bildiren bir sözcük olarak değil, neden bağlacı olarak yorumlayın.

Alıştırma

Hangi cümlede as bir neden bildiriyor?

  1. The match was canceled as the field was flooded.
  2. As the bell rang, everyone stood up.
  3. Mina works as a science tutor.
Cevabı göster

The match was canceled as the field was flooded.

Kalıp ifadeler

sensitive to human emotions: sensitive to kalıbı

Be sensitive to + isim, bir şeyi kolayca fark etmek veya ona güçlü tepki vermek demektir. Buradaki sensitive to human emotions, atların insanların nasıl hissettiğini fark edip buna tepki verebildiğini anlatır. to sözcüğünden sonra tepkiye yol açan duygu, değişiklik, madde veya başka bir şey gelir. to bir edat olduğu için ardından -ing biçimi de gelebilir: sensitive to being touched.

Alıştırma

Sensitive sözcüğünü ve doğru edatı kullanarak cümleyi tamamlayın: My skin is ____ strong sunlight.

Cevabı göster

sensitive to

Being in contact with them affects the limbic area of the brain dealing with stress. Notlar

1:41

Onlarla temas halinde olmak, beynin stresle başa çıkan limbik bölgesini etkiler.

Dilbilgisi

Being in contact with them: özne olarak -ing yapısı

Being in contact with them, İngilizcede -ing ile kurulmuş bir isim-fiil öbeğidir. Öbeğin tamamı, atlarla temas hâlinde olma etkinliğini adlandırır ve affects fiilinin öznesi olur. Buradaki being, devam eden zaman yapısının bir parçası değildir. Bir -ing öbeği tek bir etkinlik veya durum olarak ele alındığında genellikle tekil fiil alır. Bu nedenle cümlede affect değil, affects kullanılır.

Alıştırma

“Being in contact with animals helps many people feel calmer” cümlesinde öznenin tamamını hangi sözcükler oluşturur?

  1. Being in contact with animals
  2. animals
  3. feel calmer
  4. helps many people
Cevabı göster

Being in contact with animals

Kültür

limbic area of the brain: duygu ve stresle ilgili beyin bölgesi

Bu cümlede limbic area of the brain, genel olarak duygular ve stres tepkileriyle ilgili bir beyin bölgesini veya birbiriyle bağlantılı bölgeler grubunu ifade eder. Bu terim, atlarla temasın neden stres değişiklikleriyle ilişkilendirildiğini açıklamaya yardımcı olur. Bu, kolay anlaşılması için kullanılan geniş bir tanımdır; sınırları kesin olan tek bir beyin yapısının tam adı değildir.

Alıştırma

Stresle ilgili bir konuşmada “the limbic area of the brain” neyi ifade eder?

  1. Beyni koruyan kemikler
  2. Atın bacağındaki bir kas
  3. Duygular ve stres tepkileriyle ilgili bir beyin bölgesi veya birbiriyle bağlantılı bölgeler grubu
  4. Yalnızca görme için kullanılan tek bir beyin bölgesi
Cevabı göster

Duygular ve stres tepkileriyle ilgili bir beyin bölgesi veya birbiriyle bağlantılı bölgeler grubu

In this episode,

1:46

Bu bölümde,

we'll hear more about the horses helping people work through mental, Öbek fiiller

1:47

insanların zihinsel zorlukları aşmalarına yardımcı olan atlar hakkında daha fazla şey duyacağız,

emotional, and physical challenges.

1:50

hem de duygusal ve fiziksel zorlukları.

Öbek fiiller

work through mental, emotional, and physical challenges: zorlukları adım adım ele almak

Work through + bir zorluk, o zorlukla zaman içinde adım adım yüzleşip onu ele almak demektir. Özellikle karmaşık veya duygusal sorunlarda hızlı bir cevap bulmaktan çok, aşamalı ilerleme sürecini vurgular. Bu cümlede atlar, insanların zihinsel, duygusal ve fiziksel zorlukları yavaş yavaş ele almalarına destek oluyor. Buradaki through fiziksel bir hareketi anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi dersteki ‘aşamalı olarak ele almak’ anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: With support from her coach, Lina learned to ____ her fear of competing.

Cevabı göster

work through

And as usual, we'll learn some useful new vocabulary.

1:53

Ve her zamanki gibi, yararlı birkaç yeni kelime öğreneceğiz.

And remember, you'll find all the words and phrases

1:56

Ve unutmayın, bu bölümdeki tüm kelimeleri ve ifadeleri

from this episode on our website bbclearningenglish.com.

1:59

bbclearningenglish.com adlı web sitemizde bulabilirsiniz.

But now I have a question for you, Neil. Kalıp ifadeler

2:03

Fakat şimdi sana bir sorum var, Neil.

Kalıp ifadeler

I have a question for you: dinleyiciye soru yöneltmek

I have a question for you, ‘Sana bir şey sormak istiyorum’ demektir. For you, cevap vermesi beklenen kişiyi belirtir; konuşanın o kişi adına bir soruya sahip olduğu anlamına gelmez. Bu ifade konuşmayı da düzenler: bilgi verme aşamasından dinleyiciden cevap isteme aşamasına geçildiğini gösterir.

Alıştırma

Konuğun cevap vermesinin beklendiğini açıkça gösteren kalıp girişi tamamlayın: Before the interview ends, the host says, I have a question ____ you.

Cevabı göster

for

We've heard some of the special qualities horses possess,

2:06

Atların sahip olduğu bazı özel nitelikleri duyduk,

but which of the following about horses is also true? Kalıp ifadeler

2:09

ama atlarla ilgili aşağıdakilerden hangisi de doğrudur?

Kalıp ifadeler

Which of the following ... is also true? (“Aşağıdakilerden hangisi de doğrudur?”)

Which of the following ... is also true?, belirli bir seçenek grubuyla kullanılan bir test sorusu kalıbıdır. Burada the following, hemen ardından sıralanan seçenekleri veya ifadeleri belirtir; about horses ise bunların konusunu atlarla sınırlar. Which, dinleyiciden bu sınırlı kümeden seçim yapmasını ister. Sorudaki tekil fiil bir cevap beklendiğini gösterirken also, cevabın daha önce verilen bilgilere yeni bir doğru bilgi ekleyeceğini belirtir.

Alıştırma

Bir test, uzay hakkında üç ifade veriyor ve bunlara ek olarak doğru olan tek bir ifadeyi soruyor. Hangi soru doğru kalıbı kullanır?

  1. What of the following statements about space is also true?
  2. Which of the following statements about space is also true?
  3. Which of the following statements about space are also true?
Cevabı göster

Which of the following statements about space is also true?

Is it A, horses always sleep standing up?

2:12

A mı, atlar her zaman ayakta uyur?

B, horses can make over 100 sounds?

2:16

B mi, atlar 100'den fazla ses çıkarabilir?

Or C, horses have almost 360 degree vision?

2:19

Yoksa C mi, atlar neredeyse 360 derecelik bir görüş açısına sahiptir?

Well, I'm sure I've seen a horse lying down,

2:24

Eh, yatan bir at gördüğüme eminim,

so uh I don't know about its vision, though. Ton ve niyet

2:27

bu yüzden uh görüşü hakkında bir fikrim yok gerçi.

Ton ve niyet

I don't know about ..., though. ifadesinde cümle sonu though

I don't know about its vision ifadesinde konuşan kişi bu konu hakkında emin olmadığını söyler. Cümle sonundaki though, önceki bir fikirle karşıtlık kurar; however veya but anlamına gelir ve bu belirsizliği sonradan eklenen bir çekince gibi sunar. Cümlenin sonunda olduğunda though, karşıtlığı ana fikirden çok sonradan akla gelen bir yorum gibi hissettirir. Bu kalıp başka durumlarda da kullanılabilir: önce bir görüş belirtin, ardından cümlenin sonunda though ile hafif bir sınırlama veya farklı bir görüş ekleyin.

Alıştırma

Hangi cümle olumlu bir yorumdan sonra hafif bir çekince eklemek için cümle sonu though ifadesini doğal biçimde kullanır?

  1. The hotel looks lovely, but I don't know about the location.
  2. The hotel looks lovely. I don't know about the location, though.
  3. Though the hotel looks lovely, I don't know about the location.
Cevabı göster

The hotel looks lovely. I don't know about the location, though.

So I'm going to say B. Ton ve niyet

2:30

O yüzden ben B diyorum.

Ton ve niyet

I'm going to say B: bir cevap seçmek

Bir bilgi yarışmasında veya tahmin yürütürken I'm going to say B, B'nin seçildiği ya da cevabın B olduğunun tahmin edildiği anlamına gelir. Say, konuşanın vermeye karar verdiği cevabı tanıtır. Burada I'm going to hemen uygulanacak bir niyeti gösterir: Konuşan seçenekleri düşünmüş ve şimdi cevap vermeye hazırdır. B'yi çok daha sonra seçeceği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir bilgi yarışmasında C'yi seçmek için dersteki kalıbı kullanın: I'm ____ C.

Cevabı göster

going to say

A horse can make over 100 sounds.

2:32

Bir at 100'den fazla ses çıkarabilir.

Okay, well we'll find out the answer later in the program. Öbek fiiller

2:34

Pekala, cevabı programın ilerleyen kısımlarında öğreneceğiz.

Öbek fiiller

find out the answer later: cevabı daha sonra öğrenmek

Find out the answer, henüz bilinmeyen bir cevabı öğrenmek veya ortaya çıkarmak anlamına gelir. Cümlede cevap, programın ilerleyen bölümünde açıklandığında bilinir hâle gelecektir. Find out öbek fiili, bilmemekten bilmeye geçişe odaklanır. Fiziksel bir nesneyi bulmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle sonucun şu anda bilinmediğini ancak daha sonra öğrenileceğini ifade eder?

  1. We've known the result since yesterday.
  2. We'll write down the result after the announcement.
  3. We'll find out the result after the announcement.
Cevabı göster

We'll find out the result after the announcement.

Horse therapist Claudia Nicholson first felt the healing power of horses as a child. Deyimler

2:38

At terapisti Claudia Nicholson, atların iyileştirici gücünü ilk kez çocukken hissetti.

Deyimler

the healing power of horses: iyileşmeye yardımcı etki anlamında power

the healing power of horses ifadesi, atların insanları rahatlatma ve iyi olma hâllerini destekleme etkisini bir tür güç olarak sunar. Buradaki power, fiziksel güç değil, etki anlamındadır. Healing; rahatlama, destek veya kişinin kendini daha iyi hissetmesini anlatır. Bu soyut ifade, olumlu etkinin önemli ve duygusal açıdan güçlü görünmesini sağlar.

Alıştırma

Bu cümlede the healing power of horses temel olarak ne anlama gelir?

  1. Atların her hastalığı iyileştirebileceğinin garantisi
  2. Atların oluşturabileceği rahatlatıcı veya iyileşmeye yardımcı bir etki
  3. Atların koşmak için kullandığı fiziksel güç
Cevabı göster

Atların oluşturabileceği rahatlatıcı veya iyileşmeye yardımcı bir etki

She now runs her own center for equine assisted learning in the south of England, Kalıp ifadeler

2:43

Kendisi şimdi İngiltere'nin güneyinde kendi at destekli öğrenim merkezini yönetiyor,

Kalıp ifadeler

now runs her own center: yönetmek anlamında run

Bu cümlede runs, “yönetir” veya “işletir” anlamındadır. Merkezin işlerinden sorumlu olduğunu anlatır; koşmak anlamına gelmez. Now bu görevin şu anda sürdüğünü gösterir. Her own ise merkezin yalnızca çalıştığı bir yer değil, kendisine ait olduğunu belirtir.

Alıştırma

Bu bağlamda She runs her own center ne anlama gelir?

  1. Egzersiz yapmak için merkezinin etrafında koşuyor.
  2. Başkasına ait bir merkezde çalışıyor.
  3. Kendisine ait bir merkezi yönetiyor.
Cevabı göster

Kendisine ait bir merkezi yönetiyor.

where she spoke with BBC World Service program The Conversation.

2:47

orada BBC World Service'in The Conversation programına konuştu.

I would spend hours on end sitting in a stable with my pony. Notlar

2:51

Midillimle bir ahırda saatlerce otururdum.

Dilbilgisi

would spend: geçmişte tekrarlanan bir eylem

Bu cümlede would spend, “düzenli olarak vakit geçirirdim” veya “sık sık vakit geçirirdim” anlamındadır. would + fiilin yalın hâli yapısı, geçmişte tekrarlanan bir eylemi anlatır; would sonrasında spend yalın hâlde kalır. Bu alışkanlık kullanımı, geçmiş zaman çerçevesi zaten belli olduğunda anılarda ve hikâyelerde yaygındır. Buradaki would bir koşulu veya gelecekteki bir sonucu anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede would geçmişte tekrarlanan bir eylemi anlatır?

  1. If we had a deck, we would play cards after dinner.
  2. We would like to play cards after dinner.
  3. At my grandparents' house, we would play cards after dinner every night.
Cevabı göster

At my grandparents' house, we would play cards after dinner every night.

Deyimler

hours on end: saatler boyunca aralıksız

Hours on end, çok az ara vererek veya hiç ara vermeden “saatler boyunca aralıksız” anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede, konuşanın ahırda olağanüstü uzun süre kaldığını vurgular. Buradaki on end, “sonunda” anlamına gelmez. hours on end gibi ifadelerde sürenin uzun bir zaman boyunca devam ettiği anlamını ekler.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrenilen ve “saatler boyunca aralıksız” anlamına gelen deyimle tamamlayın: We played board games for ____ during the rainy afternoon.

Cevabı göster

hours on end

I was going through puberty, Öbek fiiller

2:58

Ergenlik çağından geçiyordum,

Öbek fiiller

was going through puberty: ergenlik döneminden geçiyordum

Bu cümlede was going through puberty, “ergenlik döneminden geçiyordum” anlamına gelir. Geçmişte devam eden zaman yapısı, ergenliği geçmişte belirli bir süre boyunca devam eden bir süreç olarak gösterir. Go through bir evreyi, değişimi veya zor dönemi yaşamak anlamına gelebilir. Buradaki through, bir yerden fiziksel olarak geçmeyi anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede go through bir evreyi veya değişimi yaşamak anlamındadır?

  1. Leo went through the tunnel on his bike.
  2. We went through the checklist before leaving.
  3. At thirteen, Maya was going through puberty.
Cevabı göster

At thirteen, Maya was going through puberty.

my parents had separated,

3:01

annem ve babam ayrılmıştı,

I had a lot of unanswered questions. Kalıp ifadeler

3:03

cevapsız kalmış bir sürü sorum vardı.

Kalıp ifadeler

a lot of unanswered questions: yanıtlanmamış birçok soru

a lot of unanswered questions ifadesinde a lot of sayının çok olduğunu gösterir; unanswered ise questions sözcüğünü niteleyerek soruların hâlâ yanıtı olmadığını belirtir. Bu sorular sorulmuş ama yanıtlanmamış olabilir. Ayrıca bir kişinin zihninde çözümsüz kalan kuşkuları veya kaygıları da anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümle birçok konunun hâlâ yanıtsız olduğunu en açık şekilde ifade eder?

  1. The guide answered a lot of questions.
  2. The report left a lot of unanswered questions.
  3. The interviewer had a lot of unasked questions.
Cevabı göster

The report left a lot of unanswered questions.

And I would feel met and safe and held with the connection of the pony. Kelime

3:06

Ve midilliyle kurduğum bağ ile anlaşıldığımı, güvende olduğumu ve korunduğumu hissederdim.

Kelime

feel met and safe and held: duygusal olarak anlaşılmış, güvende ve desteklenmiş hissetmek

feel sözcüğünden sonra gelen met, safe ve held, konuşanın duygusal durumunu birlikte anlatan üç ifadedir. Burada met, duygularının ya da ihtiyaçlarının fark edildiğini, anlaşıldığını ve karşılık bulduğunu; safe ise tehdit veya yargılanma hissetmeden rahatlayabildiğini anlatır. Buradaki held mecazidir. Birinin kollarında fiziksel olarak tutulmak zorunda değildir; duygusal olarak desteklenmek ve sakinleştirilmek anlamına gelir. İfade bir bütün olarak bir ilişki içinde anlaşılma, korunma ve desteklenme hissini anlatır.

Alıştırma

Duygusal destek bağlamında “She felt met, safe, and held” büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Duyguları ve ihtiyaçları anlaşılmış, kendini güvende ve duygusal olarak desteklenmiş hissetmişti.
  2. Biriyle tanıştırılmış ve ardından fiziksel olarak taşınmıştı.
  3. Her sorunla yardım almadan tek başına ilgilenmek zorundaydı.
Cevabı göster

Duyguları ve ihtiyaçları anlaşılmış, kendini güvende ve duygusal olarak desteklenmiş hissetmişti.

As a child, Claudia spent hours on end with her pony.

3:16

Bir çocuk olarak Claudia, midillisiyle saatlerce kesintisiz vakit geçirdi.

Phrases like days or hours on end

3:20

"Days or hours on end" (günlerce veya saatlerce) gibi ifadeler

mean days or hours doing something continuously without stopping.

3:22

bir şeyi durmaksızın, ara vermeden günlerce veya saatlerce yapmak anlamına gelir.

Spending time with her pony helped Claudia through puberty, Öbek fiiller

3:26

Midillisiyle vakit geçirmek Claudia'nın ergenliği (puberty) atlatmasına yardımcı oldu,

Öbek fiiller

helped Claudia through puberty: zor bir dönem boyunca destek olmak

helped Claudia through puberty ifadesinde help + kişi + through + zor veya önemli dönem yapısı kullanılır. Bu yapı, kişi o dönemi yaşarken başa çıkmasını kolaylaştıracak destek vermek anlamına gelir. Through, deneyimi başlangıcı ve sonu olan bir yol gibi sunar. Yardım; teselli, arkadaşlık, tavsiye veya pratik destek olabilir. Bütün zorlukları ortadan kaldırması gerekmez.

Alıştırma

Cümleyi help someone through kullanarak tamamlayın: Her close friends helped her ____ the hardest months after the accident.

Cevabı göster

through

the stage of life when a child grows into an adult

3:29

çocuk sahibi olmalarını sağlayan vücutlarındaki değişiklikler nedeniyle

because of changes in their body which allow them to have children.

3:32

bir çocuğun yetişkinliğe adım attığı yaşam evresi.

It was her teenage experiences that led Claudia to start her own horse therapy center. Notlar

3:35

Claudia'nın kendi at terapi merkezini kurmasına yol açan şey de bu gençlik deneyimleriydi.

Dilbilgisi

It was her teenage experiences that ...: nedeni vurgulama

It was + odaklanan öge + that + cümlenin geri kalanı, cleft sentence adı verilen bir vurgu yapısıdır. Burada odaklanan öge her teenage experiences ifadesidir; konuşmacı bu deneyimleri Claudia'nın daha sonraki eyleminin temel nedeni olarak sunar. Vurgu yapısı çıkarıldığında temel cümle Her teenage experiences led Claudia to start her own horse therapy center. olur. Gerçek değişmez, ancak bu yapı dikkati nedene yöneltir. Baştaki it herhangi bir şeyi işaret etmez.

Alıştırma

Nedeni vurgulamak için cümleyi tamamla: ____ the extra practice ____ helped Leo pass the test.

Cevabı göster

It was · that

Kalıp ifadeler

led Claudia to start: lead someone to do something yapısı

Led Claudia to start, lead + kişi + to + fiilin yalın biçimi yapısını izler. Bu yapıda lead, birine yol göstermek değil, “birini bir eylemde bulunmaya yöneltmek veya etkilemek” anlamına gelir. Led, lead fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada etkilenen kişi Claudia'dır; to start ise ergenlik dönemindeki deneyimlerin sonucunda yaptığı eylemi belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede lead someone to do something, bir olayın bir kişiyi harekete geçirdiğini anlatmak için kullanılmıştır?

  1. The workshop led to Maya starting her own project.
  2. Maya led the workshop for new designers.
  3. The workshop led Maya to start her own project.
Cevabı göster

The workshop led Maya to start her own project.

She works a lot with teenage girls and children in care. Kültür

3:40

Daha çok genç kızlarla ve devlet koruması altındaki çocuklarla (children in care) çalışıyor.

Kültür

children in care: yerel yönetimin resmî bakımındaki çocuklar

Britanya sosyal bakım dilinde children in care, bakımından yerel bir yönetimin resmen sorumlu olduğu çocukları ifade eder. Bu çocuklar koruyucu ailelerin yanında, yatılı bakım kuruluşlarında veya resmî olarak belirlenmiş başka bir yerde yaşayabilir. Buradaki in care, kurumsal bir terimdir; yalnızca sıradan yardım veya gözetim alan çocukları anlatmaz. Bu ifade tek başına çocukların yetim olduğu anlamına da gelmez.

Alıştırma

Britanya sosyal bakım dilinde children in care genellikle ne anlama gelir?

  1. Yalnızca hastanede tıbbi tedavi gören çocuklar
  2. Bir akraba veya çocuk bakıcısının kısa süreliğine gözettiği herhangi bir çocuk
  3. Bakım sorumluluğu yerel bir yönetime ait olan resmî bakım düzenlemesindeki çocuklar
Cevabı göster

Bakım sorumluluğu yerel bir yönetime ait olan resmî bakım düzenlemesindeki çocuklar

A child in care is a child who's being looked after by the local authorities Kültür

3:44

Devlet koruması altındaki çocuk, yerel makamlar tarafından bakılan bir çocuktur

Kültür

being looked after by the local authorities: yerel yönetimden resmî bakım almak

Being looked after, look after fiilinin şimdiki zamanın süreklilik bildiren edilgen biçimidir. Çocuk bakımı sağlayan değil, bakım alan taraftır; by the local authorities ise bu bakımdan sorumlu kurumu belirtir. Britanya’daki bu sosyal bakım bağlamında local authorities, yerel yönetim kurumlarını, özellikle yerel meclisleri ve bunların çocuk hizmetlerini ifade eder. İfadenin tamamı, gündelik çocuk bakıcılığını veya birinin tam o anda çocuğu gözlemesini değil, devam eden resmî bir bakım düzenlemesini anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede being looked after by the local authorities ne anlama gelir?

  1. Çocuk, yerel yönetim kurumlarının sorumluluğu altında bakım almaktadır.
  2. Çocuk, yerel yönetim çalışanlarına bakmaktadır.
  3. Yakındaki yetişkinler çocuğu kısa bir süre gayriresmî biçimde gözetmektedir.
Cevabı göster

Çocuk, yerel yönetim kurumlarının sorumluluğu altında bakım almaktadır.

because they cannot be cared for by their parents or family. Dilbilgisi

3:48

çünkü anne babaları veya aileleri tarafından bakılamamaktadırlar.

Dilbilgisi

cannot be cared for by: kiplik fiille edilgen yapı

Cannot be cared for by, kiplik fiille kurulan edilgen yapıyı kullanır: cannot + be + geçmiş zaman ortacı. Care for, birine bakmak anlamındaki fiil grubudur; bu nedenle yapı edilgen olduğunda for korunur. Özne bakımı sağlayan değil, alan taraftır. Bu cümlede by their parents or family, bakımı sağlayacak kişileri belirtir; bir yeri göstermez. Cannot, bu durumda aile bakımının mümkün veya erişilebilir olmadığını anlatır.

Alıştırma

Cannot ve care for ile edilgen yapıyı kullanın: These animals ____ inexperienced handlers.

Cevabı göster

cannot be cared for by

Here, Claudia talks more about her work with children and horses

3:52

Burada Claudia, çocuklarla ve atlarla yaptığı çalışmalar hakkında

to BBC World Service's The Conversation.

3:55

BBC World Service'ten The Conversation'a daha fazla şey anlatıyor.

It would take maybe a few sessions Dilbilgisi

3:59

Bir güven ilişkisinin kurulması

for a relationship of trust to be formed.

4:01

belki birkaç seans sürebilir.

Dilbilgisi

It would take ... for ... to be formed: gereken süreyi tahmin etmek

It would take + süre veya tekrar sayısı + for + isim + to + fiil kalıbı, bir şey gerçekleşmeden önce ne kadar süreye ya da kaç tekrara ihtiyaç olduğunu tahmin eder. It gerçek bir varlığa gönderme yapmayan biçimsel öznedir; for ile başlayan bölüm ise süreçten geçen şeyi belirtir. Burada to be formed edilgen mastardır: a relationship of trust oluşturulan sonuçtur. Would ve maybe, tahmini kesin olmaktan çıkarıp temkinli hâle getirir; a few sessions ise yaklaşık gereken sayıyı verir.

Alıştırma

Would take ve form fiilinin edilgen biçimini kullanarak kalıbı tamamlayın: It ____ several weeks for a steady study habit ____.

Cevabı göster

would take · to be formed

And it's quite extraordinary to see a child that's experienced a lot of trauma, Kalıp ifadeler

4:05

Ve çok fazla travma yaşamış bir çocuğu görmek oldukça olağanüstüdür,

Kalıp ifadeler

it's quite extraordinary to see: gözlemlenen bir sahneye güçlü tepki vermek

it's quite extraordinary to see... kalıbında it, hazırlayıcı öznedir. Değerlendirilen asıl durum to see ifadesinden sonra gelir; böylece kalıp, o durumu görmenin güçlü bir tepki yarattığını anlatır. Burada quite, extraordinary sözcüğünü güçlendirir. Konuşan kişi sahneyi son derece çarpıcı, bu bağlamda da dokunaklı veya hayranlık uyandırıcı bulur. Kalıp, dikkat çekici bulunan başka gözlemlenmiş eylem ve durumları tanıtmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Değerlendirme kalıbını iki sözcüklük hedef ifadeyle tamamlayın: It's ____ to see the neighbours rebuild the playground together.

Cevabı göster

quite extraordinary

Kalıp ifadeler

that's experienced a lot of trauma: geçmiş travmayı bugünkü etkisiyle anlatmak

That's experienced a lot of trauma, a child ifadesini niteleyen bir ilgi yan cümlesidir. Burada that's, that is değil, that has ifadesinin kısaltmasıdır. Has experienced, present perfect yapısındadır ve geçmiş deneyimleri çocuğun bugünkü durumuyla ilişkilendirir. Experience trauma, kalıcı etkileri olabilecek son derece üzücü olaylar yaşamak anlamındaki yaygın bir sözcük birlikteliğidir. A lot of trauma içinde trauma sayılamaz isim olarak kullanılır ve burada öncelikle psikolojik veya duygusal zararı ifade eder; ancak tıbbi bağlamlarda ciddi fiziksel yaralanmayı da anlatabilir.

Alıştırma

That's ifadesini that has anlamında kullanarak fiil biçimini tamamlayın: She supports a child ____ a lot of trauma.

Cevabı göster

that's experienced

especially these children in care.

4:11

özellikle de devlet korumasındaki bu çocukları.

They can be brushing the pony's body.

4:14

Midillinin vücudunu fırçalıyor olabilirler.

They might want to have a cry, which they've been holding onto. Notlar

4:18

İçlerinde tuttukları bir ağlama isteği duyabilirler.

Kelime

have a cry: bir süre ağlayıp duyguları boşaltmak

Have a cry, bir süre ağlamak veya insanın kendisini ağlamaya bırakması demektir. have + a + eylem adı yapısını kullanarak ağlamayı tek bir olay gibi sunar; burada have, sahip olmak anlamına gelmez. Bu cümlede çocukların içlerinde tuttukları duyguları ağlayarak dışarı çıkarmak isteyebileceklerini anlatır. Tek başına cry fiiline göre have a cry daha konuşma diline özgüdür ve ağlama deneyimini ya da duygusal rahatlamayı vurgulayabilir.

Alıştırma

Bir süre ağlamak anlamına gelen ve have ile başlayan üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: After the difficult phone call, Maya went upstairs to ____.

Cevabı göster

have a cry

Öbek fiiller

holding onto: bir duyguyu bırakmayıp korumak

Hold onto kelime anlamıyla bir şeyi sıkıca tutmak demektir. Soyut bir nesneyle kullanıldığında bir duyguyu, anıyı, inancı veya umudu bırakmak yerine onu korumaya ya da ona bağlı kalmaya devam etmek anlamına gelir. Burada which, önceki a cry ifadesine gönderme yapar. Bu anlatım, dışa vurulmamış ağlamayı çocukların içlerinde tuttukları bir şey gibi gösterir. They've been holding onto bunun daha önce başladığını ve şimdiye kadar sürdüğünü de anlatır. Which, onto sözcüğünün nesnesi olduğu için onto ilgi cümleciğinin sonunda kalır.

Alıştırma

Hangi cümle, onun öfkesini bırakmak yerine yıllarca koruduğunu doğal biçimde anlatır?

  1. She has been holding back her resentment for years.
  2. She has been holding on her resentment for years.
  3. She has been holding onto her resentment for years.
Cevabı göster

She has been holding onto her resentment for years.

The horse regulates them. Kelime

4:22

At onları dengeler.

Kelime

regulates them: birinin daha dengeli bir duruma gelmesine yardımcı olmak

Burada regulates them, atla temasın çocukların sakinleşmesine yardımcı olduğu ve duygusal ve fiziksel tepkilerini daha dengeli bir duruma getirdiği anlamına gelir. Them, travma yaşamış çocukları ifade eder. Terapi dilinde regulate, bir kişiyi nesne alarak o kişinin sinir sisteminin veya duygularının daha iyi düzenlenmesine yardımcı olma fikrini kısa biçimde anlatabilir. Atın çocukları denetlediği veya onlar için kurallar koyduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu terapi bağlamında “The horse regulates them” ne anlama gelir?

  1. At, kötü davranışları yakalamak için çocukları izler.
  2. At, çocukların uyması gereken resmî kurallar koyar.
  3. At, çocukların sakinleşmesine ve duygusal durumlarını düzenlemesine yardımcı olur.
Cevabı göster

At, çocukların sakinleşmesine ve duygusal durumlarını düzenlemesine yardımcı olur.

Many of the children Claudia works with suffer trauma.

4:24

Claudia'nın birlikte çalıştığı çocukların birçoğu travma yaşıyor.

It takes time for them to build a bond of trust with their horse. Kalıp ifadeler

4:27

Atlarıyla bir güven bağı kurmaları zaman alıyor.

Kalıp ifadeler

build a bond of trust: zamanla güvene dayalı bir ilişki kurmak

Build a bond of trust, güvene dayalı yakın bir ilişkiyi yavaş yavaş geliştirmek demektir. Build, bu ilişkiyi zaman ve tekrarlanan etkileşimlerle büyüyen bir süreç olarak gösterir. Kalıp build a bond of trust with someone şeklindedir. Burada bond, duygusal veya ilişkisel bir bağ anlamına gelir; finansal bir tahvil değildir.

Alıştırma

Beş sözcüğün hepsini doğru sıraya koyarak cümleyi tamamlayın: build, bond, a, trust, of. The mentor met the teenager every week to ____ with him.

Cevabı göster

build a bond of trust

The phrase bond of trust

4:31

Güven bağı (bond of trust) ifadesi,

is a strong feeling of reliance and confidence between two people.

4:32

iki insan arasındaki güçlü bir itimat ve güven duygusudur.

Horses really are special animals.

4:36

Atlar gerçekten de özel hayvanlardır.

They sense human feelings like fear or sadness through breath, heart rate,

4:38

Korku veya üzüntü gibi insan duygularını nefes, kalp atış hızı

and movement and respond with gentleness and calm. Kalıp ifadeler

4:43

ve hareket yoluyla hissederler; nazik ve sakin bir şekilde tepki verirler.

Kalıp ifadeler

respond with gentleness and calm: şefkat ve sakinlikle karşılık vermek

Respond with + isim, bir karşılıkta gösterilen niteliği, biçimi veya eylemi belirtir. Burada gentleness ve calm, atların nasıl tepki verdiğini anlatan isimlerdir; calm bir durum veya niteliktir, Calm down. emri değildir. Bu yapı, yalnızca bir tepkinin gerçekleştiğini değil, birinin veya bir şeyin nasıl tepki verdiğini vurgular.

Alıştırma

Cümleyi respond with ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When the nervous passenger asked for help, the flight attendant ____ patience and a reassuring smile.

Cevabı göster

responded with

This makes them perfect animal therapists. Dilbilgisi

4:46

Bu da onları mükemmel birer hayvan terapisti yapar.

Dilbilgisi

This makes them perfect animal therapists: bu, onları ideal terapi hayvanları yapar

Cümle, bir sonucu anlatmak için make + nesne + isim öbeği yapısını kullanır. Them nesnedir; perfect animal therapists ise nesne tamamlayıcısıdır ve atların özelliklerinin onları hangi role çok uygun hâle getirdiğini belirtir. Burada make, üretmek değil, bir duruma getirmek anlamındadır. This, atların insan duygularını sezme ve nazikçe tepki verme yeteneğine gönderme yapar. Bu bağlamda perfect, role son derece uygun anlamındadır; animal therapists ise hayvanları tedavi eden terapistleri değil, insanlara terapi yoluyla yardımcı olan hayvanları ifade eder.

Alıştırma

Bir niteliğin birini belirli bir role uygun hâle getirdiğini anlatmak için make + nesne + isim öbeği yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Her patience makes she an excellent coach.
  2. Her patience makes her to be an excellent coach.
  3. Her patience makes her an excellent coach.
Cevabı göster

Her patience makes her an excellent coach.

And that's not all, right, Georgie? Anlatım akışı

4:49

Ve hepsi bu kadar değil, değil mi, Georgie?

Anlatım akışı

And that's not all: daha fazla bilgi geleceğini belirtmek

“And that's not all”, dinleyiciye az önce verilen bilginin tamamlanmadığını ve başka bir noktanın daha geleceğini bildirir. And sözcüğü ifadeyi önceki içeriğe bağlar; böylece konuşmanın veya programın ilerlemesine yardımcı olur. Buradaki all, fiziksel nesnelerin tümünü değil, “bilginin tamamını” ifade eder. Dinleyici, konuşmacının devam etmesini bekler.

Alıştırma

Cümleyi, bu dersteki “daha fazla bilgi geliyor” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The museum has free entry on Fridays. And ____—children also receive a free activity pack.

Cevabı göster

that's not all

Let's find out the answer to your question.

4:51

Hadi sorunun cevabını bulalım.

Yes, Neil.

4:53

Evet, Neil.

Well, I asked you which sentence about horses was true Dilbilgisi

4:54

Sana atlarla ilgili hangi cümlenin doğru olduğunu sordum

and you said that horses can make over 100 sounds.

4:58

ve sen de atların 100'den fazla ses çıkarabileceğini söyledin.

Dilbilgisi

I asked you which ... and you said that ...: bir soruyu ve cevabını aktarmak

“I asked you which ... and you said that ...”, daha önce sorulan bir soruyu ve verilen cevabı tek cümlede aktarır. “ask + person + wh-clause” soruyu, “say + that-clause” ise cevabı verir. and sözcüğü iki bölümü gerçekleşme sıralarına göre birleştirir. asked sonrasında which sentence about horses was true gömülü bir sorudur; bu nedenle bildirme cümlesi söz dizimini kullanır ve do ya da did eklemez. Bu örnekte which sentence, was true bölümünün öznesidir; bu yüzden görünen söz dizimi doğrudan soru olan “Which sentence about horses was true?” ile aynıdır.

Alıştırma

Aktarımı “I asked you which ... and you said that ...” şeklindeki iki bölümlü kalıpla tamamlayın: Yesterday, ____ route was faster, ____ the motorway was faster.

Cevabı göster

I asked you which · and you said that

Sadly, that was the wrong answer. Ton ve niyet

5:03

Ne yazık ki, bu yanlış cevaptı.

Ton ve niyet

Sadly, that was the wrong answer: Sadly ile kötü haberi yumuşatmak

Cümlenin başındaki Sadly, ardından gelen ifadenin tamamı hakkında yorum yapar. “Ne yazık ki” ya da “maalesef” anlamına gelir ve dinleyiciyi istenmeyen bir sonuca hazırlar. Burada cevabın yanlış olduğu haberini yumuşatır. Konuşanın kişisel olarak derin bir üzüntü duyduğu anlamına gelmek zorunda değildir; kötü haber verirken nazik bir tutum belirteci olarak kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede Sadly, hayal kırıklığı yaratan bir haberi nazikçe sunmak için kullanılmıştır?

  1. Sadly, the library opens at nine every day.
  2. Sadly, our picnic has been cancelled because of the storm.
  3. Sadly, please put your books on the desk.
Cevabı göster

Sadly, our picnic has been cancelled because of the storm.

The correct answer was C,

5:05

Doğru cevap C idi,

horses have near 360 degree vision, Kelime

5:07

atlar 360 dereceye yakın bir görüş açısına sahiptir,

Kelime

near 360 degree vision: sayı ve birimden oluşan niteleyiciler

near 360 degree vision ifadesinde near “neredeyse” veya “yaklaşık” anlamına gelir; dolayısıyla ifade, tam bir daireye yaklaşan görüş alanını anlatır. Her yönün kusursuz biçimde görülebildiğini iddia etmez. Burada 360 ile degree, vision sözcüğünden önce sayı ve birimden oluşan bir niteleyici olarak birlikte çalışır. Bu konumda birim tekil kalır: degrees değil, degree. Özenle düzenlenmiş yazılarda bu birleşik yapı normalde near-360-degree vision şeklinde kısa çizgilerle yazılır; nearly 360-degree vision da yaygındır. Degree burada akademik dereceyi değil, açı ölçüsünü belirtir.

Alıştırma

Near, 360 ve degree sözcüklerinden oluşan birleşik bir niteleyiciyle cümleyi tamamlayın: The new sensor provides ____ coverage.

Cevabı göster

near-360-degree

which is surprising.

5:10

ki bu oldukça şaşırtıcı.

Wow, that's amazing.

5:11

Vay canına, bu inanılmaz.

Okay, let's recap the vocabulary we've learned, Anlatım akışı

5:13

Pekala, öğrendiğimiz kelimeleri tekrarlayalım,

Anlatım akışı

Okay, let's recap: tekrara geçiş

Okay, konuşmanın yeni bir aşamaya geçtiğini gösterir. Let's recap, dinleyicileri kısa bir tekrara katılmaya davet eder ve böylece anlatımdan özete geçişi açıkça belirtir. Recap burada bir fiildir. Daha önce sunulmuş bilgileri kısaca gözden geçirmek veya özetlemek anlamına gelir; bu cümlede nesnesi the vocabulary we've learned ifadesidir.

Alıştırma

Önceki içeriği gözden geçirmeye davet eden iki sözcüklük İngilizce ifadeyle geçişi tamamlayın: We have covered all three rules. Okay, ____ them before the quiz.

Cevabı göster

let's recap

starting with umbrella term, Kalıp ifadeler

5:15

şemsiye terim (umbrella term) ile başlayalım,

Kalıp ifadeler

starting with + isim öbeği: ilk ögeyi belirtmek

Starting with + bir isim öbeği, sıralı bir tekrarın, listenin veya açıklamanın ilk ögesini belirtir. Burada umbrella term, gözden geçirilecek ilk kelimedir. -ing yapısı ana cümleye sıralama bilgisi ekler: kelimeleri gözden geçireceğiz ve bu ögeyle başlayacağız. Buradaki with seçilen başlangıç ögesini gösterir; “birlikte” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi seçenek bütçenin kendisinin gözden geçirmedeki ilk öge olduğunu doğal biçimde belirtir? We'll review the plan, _____ the budget.

  1. starting with
  2. starting to
  3. starting by
Cevabı göster

starting with

a term used to describe many different things

5:17

hepsi tek bir ortak kategoriye ait olan

which all belong to a single common category.

5:20

birçok farklı şeyi tanımlamak için kullanılan bir terim.

Grooming an animal like a horse or a dog

5:23

At veya köpek gibi bir hayvanı tımar etmek (grooming),

means brushing and cleaning its coat of hair.

5:25

tüylerini fırçalamak ve temizlemek anlamına gelir.

If you do something for hours on end,

5:28

Eğer bir şeyi saatlerce kesintisiz (for hours on end) yaparsanız,

you do it continuously without stopping.

5:30

onu durmaksızın yapıyorsunuz demektir.

Puberty is the stage of life when a child grows into an adult

5:32

Ergenlik (Puberty), çocuk sahibi olmalarını sağlayan vücutlarındaki değişiklikler nedeniyle

because of changes in their body which allow them to have children.

5:36

bir çocuğun yetişkinliğe adım attığı yaşam evresidir.

A child who is in care

5:39

Devlet koruması altındaki (in care) bir çocuğa

is being looked after by the local authorities

5:41

yerel makamlar tarafından bakılmaktadır

because they cannot be cared for by their parents.

5:43

çünkü ebeveynleri tarafından bakılamamaktadır.

And finally, a bond of trust

5:46

Ve son olarak, güven bağı (bond of trust)

is a strong feeling of reliance and confidence between two people.

5:48

iki insan arasındaki güçlü bir itimat ve güven duygusudur.

Once again, our 6 minutes are up, Deyimler

5:52

Bir kez daha, 6 dakikamız doldu,

Deyimler

our 6 minutes are up: ayrılan sürenin sona ermesi

our 6 minutes are up ifadesinde be up, ayrılmış bir sürenin sona erdiğini belirtir. Buradaki up yukarı yönünü anlatmaz; kullanılabilir zamanın bittiğini gösterir. Again, programın her zamanki kapanış noktasına bir kez daha ulaştığını gösterir. Aktarılabilir yapı iyelik bildiren söz + süre + be up şeklindedir ve süreli bir etkinlik bittiğinde kullanılır.

Alıştırma

Ayrılan sürenin sona erdiğini göstermek için cümleyi be up ile tamamlayın: The referee has stopped the round; our three minutes ____.

Cevabı göster

are up

but remember you'll find a quiz and worksheet for this episode

5:54

ancak bu bölüm için bir test ve çalışma sayfasını

over on our website bbclearningenglish.com. Kalıp ifadeler

5:57

bbclearningenglish.com adlı web sitemizde bulabileceğinizi unutmayın.

Kalıp ifadeler

over on our website: dinleyiciyi başka bir platforma yönlendirmek

over on our website ifadesinde on temel konumu belirtir: materyal web sitesinde bulunur. Over ise insanları başka bir yere veya platforma yönlendiren samimi bir anlam katar. Buradaki over, bir şeyin üzerinden geçmek veya üstünde olmak anlamına gelmez. Aktarılabilir over on + yer veya platform yapısı, konuşmacı dinleyicileri rahat bir dille başka bir yere yönlendirdiğinde yaygındır.

Alıştırma

over + on ile oluşturulan konuşma dilindeki ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The full guide is available ____ our website.

Cevabı göster

over on

See you there soon,

6:01

Yakında orada görüşürüz,

but for now it's goodbye. Ton ve niyet

6:02

ama şimdilik hoşça kalın.

Ton ve niyet

but for now it's goodbye: geçici bir veda ifadesi

Bu kapanış cümlesinde but for now it's goodbye, konuşmacının şimdilik burada bitirdiği anlamına gelir. For now vedayı şu anla sınırlar; bu yüzden geri dönme veya yeniden görüşme olasılığını açık bırakır ve sonsuza dek veda anlamına gelmez. But, dikkati daha sonra olabilecek şeylerden şimdi bitirme gereğine çevirir. It's goodbye, kapanışı özenli ve sunucu tarzı bir biçimde duyurur.

Alıştırma

But for now it's goodbye hangi durumda en doğal kapanış ifadesidir?

  1. Bir sunucu programın başında izleyicileri karşılar.
  2. Bir sunucu bugünkü bölümü bitirir ve gelecek hafta dönmeyi bekler.
  3. Bir sunucu, geri dönüş olmayacak şekilde programın kalıcı olarak sona erdiğini duyurur.
Cevabı göster

Bir sunucu bugünkü bölümü bitirir ve gelecek hafta dönmeyi bekler.

Goodbye.

6:03

Hoşça kalın.

Six Minute English from bbclearningenglish.com.

6:05

bbclearningenglish.com'dan Six Minute English.