Yin ve yang'ın gizli anlamları - John Bellaimey: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Yin ve yangın Taoizm’deki anlamını inceleyen video, birbirine bağlı bu güçlerin bağlama göre değiştiğini, karşıtlarından izler taşıdığını ve Tao’nun doğal akışıyla uyumlu bir yaşama yön verdiğini anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. the seed of its opposite. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: “Tohum” sözcüğünü gerçek anlamıyla değil, bir şeyin kendi karşıtına dönüşme ihtimalini içinde taşıması şeklinde kavrayın; bu mecazı iç çatışma, değişim veya beklenmedik olasılıklardan söz ederken kullanın. 2. Unlike other religions where — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Bu girişin Taoizm’e özgü görüşü sunmadan önce karşılaştırma zeminini nasıl kurduğunu fark edin; sunumlarda ve açıklayıcı metinlerde belirgin karşıtlıklar oluşturmak için bu kalıbı kullanın. 3. know your yin from your yang. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Kapanışın know X from Y kalıbını iki şeyi ayırt etmek anlamında esprili biçimde uyarladığını görün; uzmanlıktan veya benzer kavramları birbirinden ayırma becerisinden söz ederken bu esnek yapıyı uygulayın.
Bu derste
might have seen: geçmiş hakkında belirsiz bir tahmin
Might have seen, might have + fiilin üçüncü hâli yapısını izler. Burada konuşmacı, izleyicinin bu simgeyi daha önce görmüş olabileceğine dair temkinli ve belirsiz bir tahminde bulunur. Bu yapıyı, geçmişteki bir deneyim veya olayın gerçekleşmiş olabileceğini kesin bir gerçekmiş gibi söylemeden belirtmek için kullanın.
Alıştırma
Hangi cümle geçmişteki bir deneyim hakkında belirsiz bir tahminde bulunur?
- You must have seen this symbol before.
- You might see this symbol tomorrow.
- You might have seen this symbol before.
Cevabı göster
You might have seen this symbol before.
whether it's as a temporary tattoo or at a Chinese temple. Dilbilgisi
0:08geçici bir dövme olarak veya bir Çin tapınağında.
whether it's ... or ...: iki olası durumu kapsamak
Whether ... or ... ifadesi, önceki ifadenin doğru olabileceği iki alternatif durum ekler: simge geçici bir dövme olarak görülebilir ya da bir Çin tapınağında görülmüş olabilir. Burada whether gerçek bir soru başlatmaz. Whether A or B kalıbı alternatifleri bir araya getirir ve ana düşüncenin her iki durumda da geçerli olabileceğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle, aynı tavsiyenin geçerli olduğu iki durumu whether ... or ... ile kapsar?
- Do you visit in summer or in winter?
- Whether you visit in summer or in winter, bring a light jacket.
- You visit in summer, so bring a light jacket.
Cevabı göster
Whether you visit in summer or in winter, bring a light jacket.
Bir adı tanıtan It's called ...
It's called ..., It is called ... ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Bir şeyin adını söylemek için be called + ad kalıbı kullanılır. Called geçmiş zaman ortacıdır ve özne bu adı alır. Buradaki call, birini telefonla aramak değil, bir şeye ad vermek veya onu belirli bir adla anmak anlamındadır. Özgün cümlede the yin yang symbol adı doğrudan called sözcüğünden sonra gelir.
Alıştırma
Cümleyi call fiilinin geniş zamandaki edilgen biçimiyle tamamlayın: This navigation tool ____ a compass.
Cevabı göster
is called
and it has far more meaning than you probably realize. Dilbilgisi
0:17ve muhtemelen fark ettiğinizden çok daha fazla anlam taşır.
a religion born in China: isimden sonra gelen geçmiş zaman ortaç öbeği
a religion born in China ifadesinde born in China, religion sözcüğünden sonra gelir ve onu açıklar. İfade, a religion that was born in China biçiminde genişletilebilir. Religion ile kullanılan born mecazidir ve ortaya çıkmak ya da köken almak anlamına gelir; bir insanın doğumunu anlatmaz. A religion born in China ad öbeğinin tamamı Taoism sözcüğünü başka bir biçimde açıklayıp tanıtır. that was bölümünün çıkarılması daha kısa bir geçmiş zaman ortaç niteleyicisi oluşturur ve arka plan bilgisinin cümleye akıcı biçimde eklenmesini sağlar.
Alıştırma
Hangi cümlede isimden sonra gelen geçmiş zaman ortaç öbeği kısaltılmış bir ilgi cümleciği olarak kullanılmıştır?
- A mural painted by local artists covers the entire wall.
- Local artists painted a mural across the entire wall.
- A mural that local artists painted covers the entire wall.
Cevabı göster
A mural painted by local artists covers the entire wall.
far more meaning than: büyük bir farkı vurgulamak
More ... than bir karşılaştırma kurar. Far more meaning than ifadesinde far, more sözcüğünü güçlendirerek farkın az değil, büyük olduğunu gösterir. Buradaki far, fiziksel uzaklık bildiren bir sözcük değil, derece zarfıdır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp far more + isim + than şeklindedir; far more time than buna bir örnektir.
Alıştırma
Büyük bir farkı vurgulamak için far kullanın: The new library has ____ study space than the old one.
Cevabı göster
far more
The yin is the dark swirl and the yang is the light one,
0:20Yin karanlık girdaptır ve yang aydınlık olandır,
and each side has a dot of the opposite color,
0:23ve her iki tarafta da zıt renkte bir nokta vardır,
which gives a clue to the meaning of yin and yang. Kalıp ifadeler
0:26ki bu da yin ve yang'ın anlamına dair bir ipucu verir.
gives a clue to: bir cevaba yönlendirmek
Give a clue to, bir ayrıntının bir şeyi anlamaya veya çıkarım yapmaya yardımcı olan bilgi vermesi demektir. Bir ipucu cevaba yöneltir, ancak cevabın tamamı ya da kesin kanıt değildir. Kalıp give a clue to + isim veya soru sözcüğüyle başlayan yan cümle şeklindedir; give a clue to the cause ve give a clue to why it happened buna örnektir. Altyazıda görsel bir ayrıntı, izleyicinin anlamı çıkarmasına yardımcı olur.
Alıştırma
Give a clue to ifadesinin doğru biçimini kullanın: The muddy footprint ____ who entered the room.
Cevabı göster
gives a clue to
Everything contains the seed of its opposite. Deyimler
0:29Her şey kendi zıddının tohumunu barındırır.
the seed of its opposite: gizli değişim olasılığını anlatan bir metafor
the seed of its opposite ifadesindeki seed sözcüğü mecaz anlamdadır. Büyüyebilecek küçük ve gizli bir başlangıcı ya da etkeni anlatır; opposite ise mevcut durumun veya özelliğin karşıtıdır. Cümle, bir şeyin kendi karşıtına doğru gelişme olasılığını zaten içinde taşıyabileceğini söyler. Burada henüz gerçekleşmemiş gizli bir değişim anlatılır; değişimin gerçekleştiği veya kesinlikle gerçekleşeceği söylenmez.
Alıştırma
the seed of its opposite metaforunu en iyi hangi durum gösterir?
- Huzurlu bir durum, çatışmaya yol açabilecek etkenleri zaten içinde barındırıyor olabilir.
- Her huzurlu durumun içinde gerçek bir bitki tohumu vardır.
- Huzurlu bir durum çoktan çatışmaya dönüşmüştür.
Cevabı göster
Huzurlu bir durum, çatışmaya yol açabilecek etkenleri zaten içinde barındırıyor olabilir.
and Luke has the potential to follow his father to the dark side. Notlar
0:34ve Luke da babasının ardından karanlık tarafa geçme potansiyeline.
Star Wars'ta the dark side
Bu cümlede the dark side, Star Wars evreninde Güç'ün kötücül ve yozlaştırıcı tarafını ve onu seçme yolunu anlatan bir terimdir. Yalnızca bir şeyin daha az ışık alan tarafı demek değildir. Darth Vader karanlık tarafla güçlü biçimde ilişkilidir; oğlu Luke da bu tarafa çekilebilir. Bu gönderme, iyilikle ilişkilendirilen birinin bile kötülüğü seçme ihtimali olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede the dark side esas olarak neyi ifade ediyor?
- Bir odanın hiç ışık almayan yarısı.
- Bir gezegenin uzak tarafı.
- Güç'ün kötücül ve yozlaştırıcı tarafı ve onunla bağlantılı yol.
Cevabı göster
Güç'ün kötücül ve yozlaştırıcı tarafı ve onunla bağlantılı yol.
has the potential to + fiilin yalın hâli: henüz gerçekleşmemiş bir olasılık
Has the potential to + fiilin yalın hâli, bir kişinin ya da şeyin gelişebileceğini, bir eylemde bulunabileceğini veya belirli bir sonuç doğurabileceğini anlatır. Bu olasılık henüz gerçekleşmemiştir. Bu ifade sonucun kesin olduğunu söylemez. Bu cümlede Luke için olası ve tehlikeli bir yol sunulur; onun bu yolu çoktan izlediği veya kesinlikle izleyeceği söylenmez.
Alıştırma
Cümleyi dersteki hedef ifadeyle tamamlayın: This small idea ____ change the whole project.
Cevabı göster
has the potential to
not total opposites: tamamen zıt değil
Not total opposites, iki şeyin karşıt özellikleri olduğunu ancak her yönden bütünüyle karşıt olmadığını anlatır. Total, karşıtlığın ne kadar tam olduğunu gösterir; not ise hiç karşıtlık olmadığını söylemek yerine bu dereceyi sınırlar. Bu yapı, aşırı basit bir ya o ya bu görüşünü düzeltmek için kullanılır. İki fikir farklı olabilirken yine de ortak özelliklere sahip olabilir, örtüşebilir veya birbirine bağlı olabilir.
Alıştırma
İki yaklaşım farklıdır, ancak birkaç önemli fikri paylaşır. Bunu en iyi hangi cümle ifade eder?
- They are total opposites.
- They are not opposites.
- They are not total opposites.
Cevabı göster
They are not total opposites.
relative to each other: karşılıklı karşılaştırma
relative to each other ifadesinde relative, “başka bir şeyle karşılaştırılarak anlaşılan veya değerlendirilen” demektir. İfade, iki şeyden hiçbirinin bağımsız ve mutlak bir referans noktası olmadığını anlatır. Each other karşılaştırmayı karşılıklı hâle getirir: A, B’ye göre; B de A’ya göre anlaşılır. Burada relative bir sıfattır; “akraba” anlamındaki isim değildir.
Alıştırma
“The two values are relative to each other,” cümlesinde relative to each other ne anlama gelir?
- İki değer bağlantılıdır, ancak karşılaştırma anlamı yoktur.
- Her değer, diğeriyle karşılaştırılarak anlaşılır.
- İki değer aynı ailenin üyeleridir.
Cevabı göster
Her değer, diğeriyle karşılaştırılarak anlaşılır.
Taoists believe that the universe is made up of energies, vibrations, and matter, Öbek fiiller
0:45Taoistler, evrenin enerji, titreşim ve maddeden oluştuğuna inanır,
made up of: bir bütünü oluşturan parçaları belirtmek
Be made up of, “-den oluşmak” anlamına gelir. “Bütün + be fiilinin uygun biçimi + made up of + parçalar” yapısını kullanın. Cümlede the universe bütündür; energies, vibrations, and matter ise sıralanan parçalardır. Made up of ifadesini tek bir kalıp olarak düşünün. Buradaki up, yukarı yönünü anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz, made ile başlayan üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The science club is ____ students from three grades.
Cevabı göster
made up of
which behave differently in different contexts.
0:49ki bunlar farklı bağlamlarda farklı davranırlar.
depending on, well, depending on lots of things. Kalıp ifadeler
0:54neye bağlı olduğuna, şey, pek çok şeye bağlı olarak.
depending on lots of things: sonucu birçok etken belirler
Burada depending on lots of things, birçok etkenin bir şeyin yin mi yoksa yang mı sayılacağını değiştirebileceği anlamına gelir. Things sözcüğü geniş bir anlam taşır: fiziksel nesnelerden çok koşulları veya etkenleri anlatır. depending on ... ifadesi, “sonucu ne belirliyor?” sorusunu yanıtlayan ek bilgi olarak ana yargının ardından gelir. Genel sözcükleri depending on the weather veya depending on where you live örneklerindeki gibi belirli bir koşulla değiştirebilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi “birçok etken tarafından belirlenerek” anlamındaki vurgulanan beş kelimelik ifadeyle tamamlayın: The best route changes ____.
Cevabı göster
depending on lots of things
while ... when ...: devam eden bir aşamayı başka bir olayla karşılaştırmak
While, buğdayın büyümekte olduğu devam eden aşamayı anlatır. When ise buğdayın hasat edildiği durumu anlatır. İki zaman yan cümlesini yan yana getirmek, bilgiyi aynı şeyin iki aşaması etrafında düzenler ve sınıflandırmanın aşamaya göre değiştiğini gösterir. Burada while öncelikle “devam ettiği süre boyunca” anlamındadır; karşıtlık, iki parçalı yapının tamamından doğar. Yalnızca cümleleri bağlayan “ancak” anlamında değildir.
Alıştırma
Hangi cümle, ekmeğin pişmesini devam eden bir aşama ve zamanlayıcının çalmasını sonraki adımı belirleyen olay olarak en açık biçimde sunar?
- While the bread is baking, prepare the plates; because the timer rings, take the bread out.
- When the bread is baking, prepare the plates; while the timer rings, take the bread out.
- While the bread is baking, prepare the plates; when the timer rings, take the bread out.
Cevabı göster
While the bread is baking, prepare the plates; when the timer rings, take the bread out.
wave's crest ... the trough: dalganın yüksek ve alçak kısımları
A wave's crest, bir dalganın en yüksek noktasıdır. The trough ise komşu dalga tepeleri arasındaki en alçak kısımdır. Bu cümlede yüksek crest yang ile, alçak trough ise yin ile ilişkilendirilir. Bu iki terim, bir dalga şemasını okumaya veya üst ve alt konumlara dayanan bir karşılaştırmayı anlamaya yardımcı olur.
Alıştırma
crest ve trough sözcüklerini birer kez kullanarak İngilizce cümleyi tamamlayın: The highest point of a wave is its ____, and the lowest part between crests is the ____.
Cevabı göster
crest · trough
Luoyang or Xiyang ... Jiangyin: yer adlarında yang ve yin
Luoyang ve Xiyang adları yang içerirken Jiangyin yin içerir. Bu açıklamada ilk iki ad vadinin güneşli tarafıyla, Jiangyin ise gölgeli tarafıyla ilişkilendirilir. Bu adlar rastgele bir liste olmak yerine konuşmacının düşüncesini destekler: yin ve yang, bir yerin güneş ışığına ve yakındaki coğrafyaya göre konumunu anlatan Çin yer adlarında görülebilir. Bu örnekler, her Çin yer adının bu kalıbı izlediği anlamına gelmez.
Alıştırma
Luoyang, Xiyang ve Jiangyin bu açıklamada nasıl bir rol oynuyor?
- Her Çin yer adının yang veya yin ile bitmesi gerektiğini gösterirler.
- Yalnızca birbiriyle ilgisiz köy adları olarak verilmişlerdir.
- Çin yer adlarında yang ve yin'in güneşli ve gölgeli konumlarla nasıl ilişkilendirilebildiğini gösterirler.
Cevabı göster
Çin yer adlarında yang ve yin'in güneşli ve gölgeli konumlarla nasıl ilişkilendirilebildiğini gösterirler.
The brake is yin to the gas pedal's yang. Deyimler
1:22Gaz pedalının yang'ına karşılık fren yin'dir.
X is yin to Y's yang: zıt ama birbirini tamamlayan roller
X is yin to Y's yang kalıbı, iki şeyi aynı ilişki veya sistemin zıt ama birbirini tamamlayan parçaları olarak karşılaştırır. Burada fren arabayı yavaşlatırken gaz pedalı hızlandırır; zıt yönlerde çalışırlar ama arabanın hızını birlikte kontrol ederler. Y's yang, Y'yi yang tarafı olarak gösterirken X'i onun yin karşılığı olarak sunar. Bu, yin-yang düşüncesine dayanan bir benzetmedir; fren ile gaz pedalını gerçek anlamda sınıflandırmaz.
Alıştırma
"In a healthy routine, rest is yin to activity's yang" cümlesindeki benzetme ne anlama gelir?
- Dinlenme ve aktivite, dengeli bir rutinin zıt ama birbirini tamamlayan parçalarıdır.
- Dinlenme ve aktivite tamamen aynıdır.
- Dinlenme gerçek anlamda felsefi bir kategoriye aittir.
Cevabı göster
Dinlenme ve aktivite, dengeli bir rutinin zıt ama birbirini tamamlayan parçalarıdır.
You think you're getting it?: birinin anlamaya başlayıp başlamadığını kontrol etmek
Bu bağlamda get it, bir düşünceyi veya açıklamayı anlamak anlamına gelen samimi bir deyimdir. You're getting it, anlamayı devam eden bir süreç olarak gösterir; bu nedenle dinleyicinin her şeyi tamamen anlamasından çok, anlatılanları takip etmeye başladığını belirtir. You think ...?, Do you think ...? biçiminin konuşma dilindeki kısaltılmış hâlidir. Konuşan kişi bu soruyla dinleyicinin anlatılanları takip edip etmediğini kontrol eder. Şakacı bir tonla söylendiğinde hafif bir meydan okuma gibi de duyulabilir.
Alıştırma
Bir eğitmen yeni bir beceriyi açıkladıktan sonra "You think you're getting it?" diyor. Eğitmenin asıl sorduğu nedir?
- Dinleyicinin anlamaya başlayıp başlamadığı
- Dinleyicinin bir şey satın almak isteyip istemediği
- Dinleyicinin bir nesneyi teslim alıp almadığı
Cevabı göster
Dinleyicinin anlamaya başlayıp başlamadığı
Yang is harder, stronger, brighter, and faster.
1:32Yang daha sert, daha güçlü, daha parlak ve daha hızlıdır.
turn into the other: bir çiftin diğer üyesine dönüşmek
Turn into, “olmak” veya “-e dönüşmek” anlamına gelir. Bu cümlede the other, bir çiftin diğer üyesini belirtir. Bu nedenle one can turn into the other, üyelerden birinin karşılığı olan diğer üyeye dönüşebileceğini anlatır. Buradaki turn, “vücudunu çevirmek” anlamında değildir. Yeniden kullanılabilecek yapı A turns into B şeklindedir; B, değişimden sonraki şeyi, durumu veya biçimi belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “-e dönüşmek” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: With enough heat, the solid wax will ____ liquid wax.
Cevabı göster
turn into
two sides of the same coin: aynı bütünün bağlantılı iki yönü
Two sides of the same coin, farklı veya zıt görünen iki şeyin aslında aynı bütünün, durumun ya da sorunun birbiriyle yakından bağlantılı iki parçası olduğunu anlatan bir deyimdir. Burada gerçek bir madeni paradan söz edilmez. İfade, yin ile yangı farklı ama birbirine bağımlı iki unsur olarak sunar: Her biri, diğeriyle olan ilişkisi üzerinden anlaşılır.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki deyimle tamamlayın: Every new technology brings opportunity and risk; they are ____.
Cevabı göster
two sides of the same coin
The sunbeams are yang in comparison to the shadows. Kalıp ifadeler
1:42Güneş ışınları gölgelere kıyasla yang'dır.
in comparison to: karşılaştırma noktasını belirtme
In comparison to + isim öbeği, “... ile karşılaştırıldığında” anlamına gelir. to'dan sonra gelen isim öbeği, özneyi değerlendirmek için kullanılan referans noktasıdır. Burada gölgeler referans noktasıdır ve güneş ışınları onlara göre yang olarak tanımlanır. Bu ifade, bir betimlemenin göreceli olduğunu açıkça gösterir: Bir özellik mutlak bir yargı olarak değil, başka bir şeye göre geçerli olabilir.
Alıştırma
Cümlede gölgelerin görevi nedir?
- Gölgeler, karşılaştırmanın ürettiği sonuçtur.
- Gölgeler, güneş ışınlarının başka bir adıdır.
- Gölgeler, güneş ışınlarını tanımlamak için kullanılan referans noktasıdır.
Cevabı göster
Gölgeler, güneş ışınlarını tanımlamak için kullanılan referans noktasıdır.
wouldn't be ... without ...: gerekli bir koşulu belirtme
A wouldn't be B without C kalıbı, C eksik olsaydı A'nın B sayılamayacağı veya o niteliğe sahip olmayacağı anlamına gelir. Wouldn't hayal edilen sonucu, without ise eksik olan koşulu belirtir. Bu cümlede ikinci it, fincanın içindeki boş alanı ifade eder. Konuşan kişi, nesnenin fincan olabilmesi için bu alanı gerekli görür.
Alıştırma
Cümleyi wouldn't ... without ... kalıbıyla tamamlayın: The show ____ be possible ____ the volunteers.
Cevabı göster
wouldn't · without
goes berserk: çılgına dönüp kontrolden çıkmak
Go berserk, vahşi ya da şiddetli biçimde kontrolden çıkmak demektir. Burada go bir duruma girmeyi anlatır; goes tekil özne Yang ile uyumludur ve berserk ortaya çıkan durumu belirtir. Bu cümlede ifade, Yang'ın bazen normal sınırları aştığını gösterir. Yalnızca meşgul, biraz kızgın veya heyecanlı olmaktan çok daha güçlüdür.
Alıştırma
Cümleyi go berserk ifadesinin geçmiş biçimiyle tamamlayın: When the fireworks startled the horses, they ____ and broke through the gate.
Cevabı göster
went berserk
don't quite + fiil: tam olarak değil
Don't quite + fiilin yalın biçimi yapısında quite tamamen anlamına gelir ve don't bu dereceyi olumsuz yapar. Sonuçta bir eylem veya durumun kısmen doğru ya da gerçekleşmeye yakın olduğu, fakat tam olmadığı anlatılır. Burada go berserk durumuna yaklaşabilirler, ancak bu aşırı duruma tam olarak ulaşmazlar. Bu, yalnızca kontrolden çıkmadıklarını söylemekten daha yumuşak ve derece bakımından daha kesin bir olumsuzluktur.
Alıştırma
Kısmi anlayışı ifade etmek için don't quite kullanın: I ____ understand the last step, but I understand most of it.
Cevabı göster
don't quite
compared with: karşılaştırma ölçütünü belirtmek
Compared with, karşılaştırmada ölçüt alınan kişi veya şeyi belirtir. A is ... compared with B yapısında B referans noktasıdır; bu yüzden A hakkındaki tanım mutlak değil, görecelidir. Bu cümlede a telephone pole, kürdanları yin olarak tanımlamak için kullanılan ölçüttür. Buradaki with, iki şeyin birlikte olduğu anlamına gelmez; compared with karşılaştırma ifadesinin bir parçasıdır.
Alıştırma
Karşılaştırma ölçütünü belirtmek için cümleyi compared with ile tamamlayın: This phone feels tiny ____ the tablet.
Cevabı göster
compared with
The back of a person is more yang than the front. Dilbilgisi
2:35Bir insanın sırtı, önünden daha fazla yang'dır.
more yang than: bir özelliğin derecesini karşılaştırmak
More yang than, more + sıfat veya özellik bildiren sözcük + than kalıbını izler. İlk unsurun belirtilen özelliğe karşılaştırılan unsurdan daha yüksek derecede sahip olduğunu anlatır. Bu cümlede yang, derecelendirilebilen bir sıfat gibi kullanılır. Yang niteliğinin daha fazla olduğu söylenen bölüm arka taraf, karşılaştırma noktası ise ön taraftır. Aynı kalıp more practical than veya more formal than gibi özelliklerle de kullanılabilir.
Alıştırma
İlk çözümün daha yüksek bir kullanışlılık derecesine sahip olduğunu anlatacak şekilde karşılaştırmayı tamamlayın: This solution is ____ practical ____ the old one.
Cevabı göster
more · than
Taoism teaches that there is a power in the universe.
2:42Taoizm, evrende bir güç olduğunu öğretir.
It's higher, deeper, and truer than any other force. Dilbilgisi
2:45O, diğer tüm güçlerden daha yüksek, daha derin ve daha gerçektir.
higher, deeper, and truer than ...: paralel karşılaştırmalı sıfatlar
Higher, deeper ve truer paralel kullanılan üç karşılaştırmalı sıfattır. Üçü de aynı özneyi, yani it sözcüğünü niteler ve karşılaştırma bölümü olarak than any other force ifadesini paylaşır. Birden fazla karşılaştırmalı sıfatı sıralamak vurguyu artırır, düzenli bir ritim oluşturur ve aynı değerlendirmeyi üç açıdan güçlendirir. Yeniden kullanılabilecek kalıp X is comparative 1, comparative 2, and comparative 3 than Y şeklindedir; bunu yalnızca her sıfat X'i aynı ölçüte göre doğal biçimde karşılaştırabiliyorsa kullanın.
Alıştırma
Cümlede higher, deeper ve truer nasıl düzenlenmiştir?
- Hepsi it sözcüğünü niteler ve than any other force karşılaştırma bölümünü paylaşır.
- Yalnızca truer, it ile any other force arasında karşılaştırma yapar.
- Her karşılaştırmalı sıfat farklı bir özneyi niteler.
Cevabı göster
Hepsi it sözcüğünü niteler ve than any other force karşılaştırma bölümünü paylaşır.
the Tao ... the way: way sözcüğünün felsefi anlamı
Tao, Çince bir felsefe teriminin İngilizcede yaygın yazılış biçimidir ve çoğu zaman the way olarak çevrilir. Taocu düşüncede evrenin ve yaşamın işleyişini belirleyen temel yolu ya da doğal düzeni adlandırır; burada the way bu kavramı kısaca açıklar, sıradan bir güzergâhı veya yöntemi değil. İki isim öbeği aynı fikri ifade eder. Bu açıklamanın ilerleyen bölümünde the way yeniden kullanılırsa the Tao kavramına gönderme yapabilir.
Alıştırma
Bu cümlelerde the way ne anlama gelir?
- Temel bir yol veya doğal düzeni ifade eden Taocu kavram.
- Belirli bir yere giden fiziksel bir güzergâh.
- Bir görevi bitirmek için kullanılan küçük bir teknik.
Cevabı göster
Temel bir yol veya doğal düzeni ifade eden Taocu kavram.
Like the Force in Star Wars: bir benzetme kurmak
Like the Force in Star Wars bir benzetme kurar. Güç, Star Wars evreninden tanıdık bir güçtür ve konuşmacı bunu daha soyut olan Tao fikrini gözde canlandırmayı kolaylaştırmak için kullanır. Bu cümlede ikisinin de iki yönü olduğu gösterilir. Like yalnızca bu bağlamla ilgili bir benzerliği gösterir; iki şeyin tamamen aynı olduğunu söylemez. Cümlenin konusu Tao'dur; Star Wars ana konu değil, karşılaştırma kaynağıdır.
Alıştırma
Like the Force in Star Wars bu cümlede ne işe yarar?
- Tao ile Güç'ün her açıdan tamamen aynı olduğunu söyler.
- Tao'nun bir özelliğini açıklamak için tanıdık bir kurgu fikrini kullanır.
- Tao'nun Star Wars evrenine ait olduğunu söyler.
Cevabı göster
Tao'nun bir özelliğini açıklamak için tanıdık bir kurgu fikrini kullanır.
Unlike other religions where the higher power is all good Anlatım akışı
2:57Yüce gücün tamamen iyi olduğu
Taoism teaches that we need to learn from both yin and yang. Kalıp ifadeler
3:03Taoizm hem yin'den hem de yang'dan öğrenmemiz gerektiğini öğretir.
Unlike other religions where ...: karşıtlık çerçevesi kurmak
Unlike other religions where ... ana ifadeden önce bir karşıtlık çerçevesi kurar. Unlike, Taoizmin neyle karşılaştırıldığını tanıtır; where ise bu dinler hakkında ek bilgi verir. Ana cümle Taoism teaches ... ile başlar. Bu sıralama, dinleyiciyi karşılaştırmanın arka planından konuşmacının vurgulamak istediği noktaya yönlendirir.
Alıştırma
Özgün cümlenin hangi bölümü ana cümledir?
- Unlike other religions
- where the higher power is all good and perhaps has an all-evil rival
- Taoism teaches that we need to learn from both yin and yang.
Cevabı göster
Taoism teaches that we need to learn from both yin and yang.
an all-evil rival: bileşik sıfatta tamamen anlamındaki all-
an all-evil rival ifadesinde all-, evil ile birleşerek tamamen kötü anlamındaki all-evil bileşik sıfatını oluşturur. Bileşiğin tamamı tekil rival ismini niteler; bu nedenle ifade, bu özelliğe sahip tek bir rakibi anlatır. all burada bütün rakipler anlamına gelmez. İngilizcede all-powerful ve all-knowing gibi bileşiklerde bir niteliği güçlendirmek için all- da kullanılır. Ancak all-evil, bu bağlam için oluşturulmuş ve anlaşılabilir bir betimlemedir; bu yaygın bileşikler kadar yerleşmiş bir sözcük değildir.
Alıştırma
Bu cümlede an all-evil rival ne anlama gelir?
- Herkese karşı çıkan bir rakip
- Tamamen kötü olan tek bir rakip
- Kötü olan bütün rakipler
Cevabı göster
Tamamen kötü olan tek bir rakip
learn from both ... and ...: iki kaynaktan da öğrenmek
Learn from, bir kişiden, şeyden veya deneyimden bilgi, anlayış ya da ders edinmek anlamına gelir. Burada from ile belirtilen iki kaynak both yin and yang ifadesidir. Yeniden kullanılabilen learn from both A and B kalıbı, iki kaynağın da bir katkı sunduğunu belirtir. Yalnızca A ve B'nin var olduğunu söylemez; ikisini de öğrenme kaynağı olarak gösterir.
Alıştırma
Cümleyi both ... and ... ile tamamlayın: We can learn from ____ success ____ failure.
Cevabı göster
both · and
gods that are personal: dinî tartışmalarda personal
Dinî tartışmalarda gods that are personal, kendilerine ait bir zihni ve iradesi olan ve insanlarla ilişki kurabilen ayrı varlıklar olarak düşünülen tanrıları anlatır. Burada personal, tanrıların nasıl bir niteliğe sahip olduğunu belirtir; “özel” ya da “bir kişinin mülkü” anlamına gelmez. Daha sonraki is not ifadesinde anlam zaten açık olduğu için personal yeniden söylenmez: Taoizm'deki yüce güç bu anlamda personal değildir.
Alıştırma
gods that are personal ifadesinde personal ne anlama gelir?
- Haklarında kamuya açık şekilde konuşulmasına izin verilmeyen tanrılar
- Tek bir kişinin özel olarak sahip olduğu tanrılar
- Kendilerine ait bir zihni ve iradesi olan ve insanlarla ilişki kurabilen varlıklar olarak düşünülen tanrılar
Cevabı göster
Kendilerine ait bir zihni ve iradesi olan ve insanlarla ilişki kurabilen varlıklar olarak düşünülen tanrılar
Taoists believe that living in harmony with the way, Kalıp ifadeler
3:13Taoistler, bu yolla uyum içinde yaşamanın,
a person will not have to fight against the universe's natural flow. Notlar
3:17insanın evrenin doğal akışına karşı savaşmasını gerektirmeyeceğine inanırlar.
living in harmony with the way: live in harmony with + isim kalıbı
To live in harmony with something, bir şeye direnmek veya onun düzenini bozmak yerine ona uyum sağlayan bir biçimde yaşamak demektir. Kalıp live in harmony with + isim şeklindedir; living burada daha sonra söylenen durumun koşulunu veya nasıl gerçekleştiğini gösteren live fiilinin -ing biçimidir. Buradaki the way, Tao'yu ifade eder. Dolayısıyla bu ifade, yalnızca bir fikri beğenmek veya ona katılmak değil, Tao'nun doğal düzenine uygun yaşamak anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “karşı gelmeden” anlamına gelen kalıpla tamamlayın: The island community tries to live ____ the sea.
Cevabı göster
in harmony with
will not have to: gelecekte gerekliliğin olmaması
will not have to + fiilin yalın hâli, gelecekte bir şeyi yapmanın gerekli olmayacağını anlatır. Bu cümlede kişinin mücadele etmesine gerek kalmayacaktır; ifade, mücadele etmenin yasak ya da imkânsız olduğunu söylemez. not, have to ile anlatılan gerekliliği olumsuz yapar. Yaygın kısaltılmış biçimi won't have to şeklindedir.
Alıştırma
Gerekli olmayacağını belirten kısaltılmamış hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Admission is free tomorrow, so we ____ buy tickets.
Cevabı göster
will not have to
fight against the universe's natural flow: doğal gelişime direnme metaforu
Fight against etkin biçimde direnmek anlamına gelebilir. Buradaki nesnesi olan the universe's natural flow soyut bir kavramdır; dolayısıyla ifade, yaşamın veya olayların doğal yönüne ve ritmine karşı çıkmayı bir mücadeleymiş gibi anlatır. Flow burada hareket eden suyu anlatmaz. Olayların doğal biçimde gelişme veya ilerleme şeklini belirtir ve bu bölümdeki doğal düzenle uyum içinde yaşama yönündeki Taoist düşünceye uygun bir benzetmedir.
Alıştırma
Bu cümlede fight against the universe's natural flow temel olarak ne anlama gelir?
- Yaşamın veya olayların doğal biçimde gelişmesine direnmek.
- Sıvıların uzayda nasıl hareket ettiğini incelemek.
- Akan bir nehrin içinde biriyle fiziksel olarak kavga etmek.
Cevabı göster
Yaşamın veya olayların doğal biçimde gelişmesine direnmek.
listen more, argue less: more ve less ile paralel tavsiye
"Listen more, argue less" iki paralel emir cümlesini birleştirir. Anlaşılmasına rağmen söylenmeyen özne you'dur. More, listen fiilini; less ise argue fiilini niteler. Bu nedenle yapı, nesnelerin miktarını karşılaştırmak değil, “A'yı daha çok, B'yi daha az yap” anlamına gelir. Dengeli ifade, genel bir düşünceyi kısa ve akılda kalıcı bir kurala dönüştürür. Fiil + more, fiil + less yapısı kısa öneriler, ilkeler ve sloganlar için kullanışlıdır.
Alıştırma
Aynı paralel more/less yapısıyla tavsiyeyi tamamlayın: To understand your teammates, listen ____, interrupt ____.
Cevabı göster
more · less
Be ready to back up or undo something, Öbek fiiller
3:27Geri adım atmaya veya bir şeyi geri almaya hazır olun,
and you will make even faster progress. Kalıp ifadeler
3:29böylece çok daha hızlı ilerleme kaydedersiniz.
back up or undo something: geri adım atmak veya bir eylemi geri almak
Burada back up, geri çekilmek veya bir sürecin önceki aşamasına dönmek anlamına gelir. Undo something, daha önce yapılmış bir eylemi geri almak ya da iptal etmek demektir. Bu iki eylem birlikte, bir planı zorla ilerletmek yerine gerektiğinde ayarlama yapmaya hazır olmayı anlatır. Bu cümlede amaçlanan anlamda back up nesnesiz kullanılırken something, undo fiilinin nesnesidir. Back up bir nesneyle kullanıldığında başka anlamlara da gelebileceği için bağlam önemlidir.
Alıştırma
Bir projedeki değişiklik yeni bir sorun oluşturuyor. Bu bağlamda "back up or undo something" ne anlama gelir?
- Her dosyanın kopyasını oluşturmak ve bir iş arkadaşını desteklemek
- Planı değiştirmeden ilerlemeye devam etmek
- Önceki bir aşamaya dönmek veya bir değişikliği geri almak
Cevabı göster
Önceki bir aşamaya dönmek veya bir değişikliği geri almak
make even faster progress: eşdizim ve vurgu
Make progress, ilerlemek veya gelişmek anlamındaki standart eşdizimdir. Buradaki make, yaratmak anlamına gelmez ve İngilizcede normalde do progress denmez. Progress bu kullanımda genellikle sayılamayan bir isimdir; bu nedenle make a progress değil, make progress denir. Faster, ilerlemenin hızını anlatır. Even, karşılaştırma biçimi olan faster sözcüğünü güçlendirir: gelişme öncekinden veya başka türlü olacağından daha hızlı gerçekleşecektir.
Alıştırma
Takım zaten gelişiyordu. Hangi seçenek cümleyi doğal İngilizceyle tamamlar ve gelişmenin daha da hızlanacağını belirtir? With better tools, the team will ___.
- make an even faster progress
- do even faster progress
- make even faster progress
Cevabı göster
make even faster progress
worry about being ...: about artı ulaç
Worry about ifadesinden sonra bir isim veya isim gibi kullanılan -ing biçimi, yani ulaç gelebilir. About bir edat olduğu için be, being biçimine dönüşür: worry about being the best denir, worry about be the best denmez. Don't worry about ..., birini belirli bir kaygıya odaklanmaması için rahatlatan veya ona öğüt veren bir emir cümlesidir. Burada being the best, kaygıya yol açan hedefi veya durumu adlandırır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp worry about doing something biçimindedir.
Alıştırma
be fiilinin doğru biçimini kullanın: Maya worries about ____ late for soccer practice.
Cevabı göster
being
take you away from the Tao: birini bir ilkeden veya yoldan uzaklaştırmak
take + someone + away from + something kalıbı, bir kişinin bir yerden ayrılmasına neden olmayı anlatabilir. Uzaklaşılan şey soyutsa kişinin dikkatini kaybetmesine, ondan sapmasına veya artık onu izlememesine neden olmak anlamına gelir. Burada Tao fiziksel bir yer değil, bir ilke veya yoldur. Cümle, karmaşıklıkların sizi yol gösteren bu yoldan uzaklaştırdığını söylüyor.
Alıştırma
Hangi cümlede take someone away from something, birinin dikkatini dağıtmak veya onu odaklandığı şeyden uzaklaştırmak anlamında kullanılmıştır?
- The server took the empty plates away.
- Endless side quests took me away from the main story.
- One small typo does not take away from the report's quality.
Cevabı göster
Endless side quests took me away from the main story.
Learning to use the Tao is what Taoism is all about. Kalıp ifadeler
3:46Taoizm'in asıl meselesi Tao'yu kullanmayı öğrenmektir.
what Taoism is all about: temel amacı belirtmek
what X is all about ifadesinde all about, X hakkındaki her bilgi parçasını değil, X'in ana noktasını, amacını veya gerçek anlamını ifade eder. A is what B is all about kalıbı A'yı B'nin özü olarak sunar. Burada what ile başlayan yan cümle is fiilinden sonra gelir ve Tao'yu kullanmayı öğrenmenin Taoizmin temel ilgi alanı olduğunu belirtir.
Alıştırma
Başkalarına yardım etmenin gönüllülüğün temel amacı olduğunu söylemek için cümleyi what ... is all about kalıbıyla tamamlayın: Helping others is ____.
Cevabı göster
what volunteering is all about
And that's why you should know your yin from your yang. Deyimler
3:50İşte bu yüzden yin'inizi yang'ınızdan ayırmayı bilmelisiniz.
know your yin from your yang: know X from Y kalıbı
Know X from Y, “X ile Y'yi birbirinden ayırt edebilmek” demektir. Bu cümlede know your yin from your yang, “yin ile yang'ı ayırt etmek” anlamına gelir. From, karşılaştırılan iki şeyi gösterir; bilginin yang kaynaklı olduğu anlamına gelmez. Your sözcüğünün tekrarlanması gerçek bir sahiplik bildirmez. İfadeye şakacı ve kişisel bir hava katar. Yin ile yang'ın bu tanıdık kalıba yerleştirilmesi de sonu konuya bağlayan hafif bir kelime oyunu oluşturur.
Alıştırma
Doğru ile yanlışı ayırt etme anlamındaki yaygın know X from Y ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Even young children can ____.
Cevabı göster
know right from wrong