Peppa Pig'i Seviyoruz | Gürültülü Gece: İngilizce çalışma notları
Peppa Pig - Official Channel
Video özeti: Peppa’nın ailesi, Kuzen Chloe’nin evinde kaldıkları gece Bebek Alexander’ı uyutmak için sessiz ve gürültülü yöntemler dener. Uykularının tekrar tekrar bölünmesinin ardından ev alarmı ile kurtarma helikopterinin sesi sonunda bebeği derin bir uykuya daldırır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. having a sleepover — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Genellikle çocukların veya arkadaşların buluşmasında başka birinin evinde geceyi geçirmek anlamına gelen bu doğal birleşimi öğrenin; sleepover sözcüğünü parçalarına ayırarak yorumlamayın. 2. The more noise the better. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: the more..., the better bağıntılı karşılaştırma yapısını tanıyın ve bir miktar ya da derece arttıkça başka bir sonucun daha tercih edilir hâle geldiğini anlatmak için kullanın. 3. fast asleep — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Burada fast sözcüğünün asleep ifadesini güçlendirerek çok derin uyumak anlamına geldiğini kavrayın; bunu hızlı uyumak veya hızla uykuya dalmakla karıştırmadan tamamen uyumuş birini doğal biçimde betimleyin.
Bu derste
Peppa's family are having a sleepover at Cousin Chloe's house. Notlar
0:20Peppa'nın ailesi Kuzen Chloe'nin evinde yatıya kalıyor.
Peppa's family are: family ile çoğul uyum
Family bir topluluk adıdır. Peppa's family are... ifadesindeki are, anlatıcının aileyi etkinliğe katılan birden fazla üye olarak düşündüğünü gösterir. Bu çoğul uyum Britanya İngilizcesinde yaygındır. Family tek bir bütün olarak ele alındığında tekil fiil kullanılır. Seçim bakış açısına bağlıdır: family are üyelere, family is ise tek bir grup olarak aileye odaklanır.
Alıştırma
Yaygın Britanya İngilizcesinde hangi cümle family sözcüğünü farklı şeyler yapan birden fazla üye olarak ele alır?
- My family is a close-knit unit.
- My family has a long history.
- My family are all wearing different costumes.
Cevabı göster
My family are all wearing different costumes.
having a sleepover: have a sleepover ad öbeği
Have a sleepover, genellikle bir arkadaşın veya akrabanın evinde gece kalınan sosyal bir buluşmaya katılmak ya da böyle bir buluşma düzenlemek demektir. Örnekte are having, etkinliğin Chloe'nin evinde devam ettiğini gösterir. Sleepover sayılabilen bir addır; bu nedenle tek bir etkinlik a sleepover olur. Oversleep anlamına gelmez ve yalnızca uyumaktan daha kapsamlı bir etkinliği anlatır.
Alıştırma
Gece kalınan sosyal bir buluşmayı anlatan kalıp ifadeyle cümleyi tamamlayın: We are ____ at Maya's house on Saturday.
Cevabı göster
having a sleepover
You must be tired after your long journey. Dilbilgisi
0:26Uzun yolculuğunuzdan sonra yorgun olmalısınız.
must be tired: güçlü bir çıkarım bildiren must
must be tired ifadesindeki must, güçlü bir çıkarım belirtir: konuşan kişi uzun yolculuğu kanıt olarak görür ve karşısındaki kişinin neredeyse kesin olarak yorgun olduğu sonucuna varır. Burada ifade aynı zamanda ilgi ve anlayış gösterir. Yapı must + fiilin yalın hâlidir; bir durum anlatılırken çoğunlukla must be + sıfat kullanılır. Bu kullanım bir yükümlülük getirmez; konuşan kişi mevcut durumdan sonuç çıkarır.
Alıştırma
Hangi cümlede must zorunluluk değil, çıkarım ifade eder?
- You must wear a helmet on this site.
- You must submit the form by Friday.
- You must be tired after carrying those boxes upstairs.
Cevabı göster
You must be tired after carrying those boxes upstairs.
an early night: normalden daha erken yatmak
An early night, dinlenmek için normalden daha erken yatılan bir akşam anlamına gelir. Cümlede, bunun hoş olacağı anlatılır; gecenin kendisinin erken başladığı anlamına gelmez. Günlük Britanya İngilizcesinde yaygın yapı have an early night şeklindedir: I think I'll have an early night.
Alıştırma
Cümleyi have ve “normalden daha erken yatmak” anlamına gelen Britanya İngilizcesi ifadesiyle tamamlayın: I have an early start tomorrow, so I think I'll ____ tonight.
Cevabı göster
have an early night
would be nice: tercihi nazikçe ifade etme
Bu cümlede would be nice, erken yatmayı konuşanın memnuniyetle karşılayacağı bir şey olarak sunar. I want to go to bed early demek yerine bir isteği veya nazik bir öneriyi dolaylı biçimde ifade eder. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp şöyledir: istenen şey ya da plan + would be nice. Burada would ifadeyi yumuşatır; açık bir if yan cümlesi gerekmez.
Alıştırma
Tercihi nazikçe ifade eden, dersteki üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: After three busy meetings, a short break ____.
Cevabı göster
would be nice
put someone to bed: birinin uykuya hazırlanmasına yardım etmek
Put Baby Alexander to bed, bebek Alexander'ın uykuya hazırlanmasına yardım etmek veya onu uyuması için yatağa yatırmak demektir. Yalnızca onu fiziksel olarak bir yatağın üzerine koymayı değil, uyku öncesi bakım eylemini anlatır. Başka durumlarda da kullanılabilecek yapı put + kişi + to bed şeklindedir. Bu ifadede bed sözcüğünün önüne artikel gelmez: uyku öncesi rutini anlatırken put the baby to bed denir, put the baby to the bed denmez.
Alıştırma
Hangi cümle konuşanın çocukların uykuya hazırlanmasına yardım edeceği anlamına gelir?
- I'll put the children to bed at eight.
- The children will go to bed at eight.
- I'll make the children's bed at eight.
Cevabı göster
I'll put the children to bed at eight.
send someone to sleep: birinin uykuya dalmasını sağlamak
send someone to sleep ifadesinde özne, uykuya neden olan şeydir; someone ise bundan etkilenen kişidir. Burada It sends him to sleep, onun uykuya dalmasını sağladığı anlamına gelir; kimse bir yere gönderilmiyor. Kalıp send + person + to sleep şeklindedir. Bir ses, hareket ya da sakinleştirici başka bir etken birinin uykuya dalmasını sağladığında özellikle doğaldır.
Alıştırma
Hangi cümle, hafif motor sesinin çocuğun uykuya dalmasını sağladığını doğal biçimde ifade eder?
- The quiet engine noise sent the child to sleep.
- The quiet engine noise sent the child to the bedroom.
- The quiet engine noise sent the child to bed.
Cevabı göster
The quiet engine noise sent the child to sleep.
Peppa, George, you're staying in my room tonight. Kelime
0:57Peppa, George, bu gece benim odamda kalıyorsunuz.
stay in my room tonight: geçici konaklama anlamındaki stay
Burada stay in my room, odamı o gece uyunacak yer olarak kullanmak anlamına gelir. Stay, odada kısa süre durmayı değil, geçici konaklamayı anlatır. You're staying, present continuous yapısındadır. Tonight ile birlikte kullanıldığında, geceleme düzenlemesinin önceden kararlaştırıldığını gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle, bu gece 204 numaralı odada uyuyacağımızı doğal biçimde ifade eder?
- We're staying at Room 204 tonight.
- We're staying in Room 204 tonight.
- We're staying with Room 204 tonight.
Cevabı göster
We're staying in Room 204 tonight.
Peppa and George are excited to be sleeping in Cousin Chloe's bedroom.
1:04Peppa ve George, Kuzen Chloe'nin odasında uyuyacakları için heyecanlılar.
Night night: sevecen bir iyi geceler ifadesi
Night night, yatma vaktinde çoğunlukla çocuklara söylenen sıcak ve sevecen bir iyi geceler ifadesidir. Night kelimesinin tekrarlanması ifadeye yumuşak ve şefkatli bir ton verir; kelimesi kelimesine “iki gece” anlamına gelmez. En doğal kullanımı, bir bakıcının çocuğa ya da birbirine çok yakın kişilerin birbirine söylemesidir. Nötr veya resmî bir vedadan ziyade nazik ve samimi bir hava yaratır.
Alıştırma
Bir ebeveyn küçük çocuğuna yatmadan önce iyi geceler derken hangi cümle en doğaldır?
- Goodbye, everyone. The meeting is adjourned.
- Good evening, sweetheart. Please review the contract.
- Night night, sweetheart. Sleep well.
Cevabı göster
Night night, sweetheart. Sleep well.
tucked up in their beds: yataklarına rahat ve sıcacık yerleşmiş olma durumu
Everyone is tucked up in their beds, asleep. cümlesindeki tucked up in their beds, uyku saatinde rahat ve sıcacık bir şekilde yerleşmiş olma durumunu anlatır: Herkes kendi yatağına rahatça yerleşmiştir ve genellikle örtüleri de üzerine düzgünce örtülmüştür. Burada yukarı doğru hareket etmek değil, rahatça yerleşmiş olmak vurgulanır. Yapı be + tucked up... biçimindedir ve tucked, kişinin durumunu anlatan bir geçmiş zaman ortacıdır. İfade, başka birinin kişiyi örtüp yatağına yerleştirdiğini düşündürebilir; ancak cümle bu eylemin sonucuna odaklanır. asleep ise kişinin uyuduğunu ekler.
Alıştırma
İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz tam cümleyi seçin. tucked sözcüğünden sonra gelen kelimeye odaklanın: up mı, into mu?
- The children are tucked into their beds.
- The children are tucked up in their beds.
Cevabı göster
The children are tucked up in their beds.
We're not disturbing you, are we? ile nazikçe onay isteme
Bu, olumsuz bir cümlenin ardından olumlu bir soru kuyruğunun geldiği yapıdır: We're not disturbing you, are we? Soru kuyruğunda are yardımcı fiili tekrarlanır ve özneyle eşleşen we zamiri kullanılır. Konuşan kişi rahatsızlık vermediğini düşünmeye eğilimlidir, ancak yine de dinleyenden onay ister. Bu, tamamen tarafsız bir şekilde yeni bilgi istemek değil, nazik ve düşünceli bir kontroldür.
Alıştırma
Nazik soru kuyruğunu tamamlayın: I'm not calling too late, ____?
Cevabı göster
am I
We find noise is the best way to get Baby Alexander back to sleep. Dilbilgisi
1:48Bebek Alexander'ı tekrar uyutmanın en iyi yolunun gürültü olduğunu gördük.
the best way to get someone back to sleep: birini yeniden uyutmanın en iyi yolu
The best way to do something, bir hedefe ulaşmanın en etkili yolu demektir. Buradaki to get Baby Alexander back to sleep mastar öbeği, yöntemin hangi sonucu sağlaması gerektiğini açıklar. Get + kişi + back to + durum, bir kişinin önceki bir duruma dönmesini sağlamak demektir. Bu nedenle back to sleep, fiziksel olarak bir yere dönmek değil, yeniden uyku durumuna geçmek anlamına gelir.
Alıştırma
Leo uyandı ve yeniden uyuması gerekiyor. Hangi cümle bir ninninin en etkili yöntem olduğunu söyler?
- A lullaby is a good way to put Leo to bed.
- A lullaby is the best way to get Leo back to sleep.
- A lullaby was playing when Leo went back to sleep.
Cevabı göster
A lullaby is the best way to get Leo back to sleep.
The more noise the better: the more..., the better... bağıntılı karşılaştırma yapısı
the + karşılaştırma biçimi..., the + karşılaştırma biçimi... kalıbı değişen iki miktarı ya da dereceyi birbirine bağlar: ilki değiştiğinde ikincisi de onunla birlikte değişir. Burada gürültünün artması daha iyi bir sonuçla ilişkilendirilir; yani cümle, gürültü arttıkça sonucun daha iyi olduğunu anlatır. Bu yapıda iki the de karşılaştırmanın sabit bir parçasıdır; isimden önce kullanılan artikel değildir. İkinci bölümde bağlamdan anlaşılan sözcükler atılabilir: The more noise, the better (it is). Özenli yazıda iki bölümün arasına genellikle virgül konur.
Alıştırma
Hangi cümle aynı the + karşılaştırma biçimi..., the + karşılaştırma biçimi... kalıbını doğru kullanır?
- If we prepare more, the presentation will improve.
- The presentation is best when we prepare carefully.
- The more we prepare, the better the presentation will be.
Cevabı göster
The more we prepare, the better the presentation will be.
Is there another way that doesn't use noise? Dilbilgisi
2:23Gürültü kullanmayan başka bir yol yok mu?
another way that doesn't use noise: way sözcüğünü sınırlayan that ilgi cümleciği
Another way, ek ya da farklı bir yöntem anlamına gelen bir isim öbeğidir. that doesn't use noise bölümü, sınırlayıcı bir ilgi cümleciğidir: ayrı bir yorum eklemek yerine ne tür bir way sorulduğunu belirtir. That, way sözcüğüne gönderme yapar ve doesn't use ifadesinin öznesidir. İlgi cümleciğinin öznesi olduğu için burada atılamaz. Yeniden kullanılabilen a way that + verb... kalıbı, bir yöntemin ne yaptığını veya yapmadığını anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle another route ifadesini tanımlamak için sınırlayıcı bir that ilgi cümleciğini doğru kullanır?
- We need another route because the motorway is busy.
- We need another route that avoids the motorway.
- We need another route to avoid the motorway.
Cevabı göster
We need another route that avoids the motorway.
We do find noise is the best way. Dilbilgisi
2:27Biz gerçekten gürültünün en iyi yol olduğunu düşünüyoruz.
do find: olumlu cümlede vurgu yapan do
Bu olumlu cümlede do, find fiilini vurgular. We do find, konuşanların bunu gerçekten düşündüğü veya doğru kabul ettiği anlamına gelir. Soru sormazlar ve do sözcüğünü bir eylem yapmak anlamında kullanmazlar; kendi görüşlerini daha güçlü biçimde belirtirler. Yapı do/does/did + fiilin yalın hâlidir: I do agree, She does care ve They did try. do özneye göre çekimlenir veya geçmiş zamanı gösterir; ana fiil yalın hâlde kalır.
Alıştırma
Yanıtı vurgulu do ile tamamlayın: You may think I dislike the plan, but I ____ like it.
Cevabı göster
do
When George was a baby, we used to put him in his pram and wheel him around the house. Notlar
2:32George bebekken, onu bebek arabasına koyar ve evin içinde dolaştırırdık.
used to + yalın fiil: geçmişteki alışkanlık veya durum
Used to + fiilin yalın hâli, geçmişte tekrarlanan bir eylemi veya geçmişteki bir durumu anlatır. Bu eylem ya da durum genellikle artık geçerli değildir veya en azından şimdiki zamanla karşılaştırılır. Buradaki used to put, George bebekken onu çocuk arabasına koymanın düzenli yapılan bir şey olduğunu belirtir. Bu yapı yalnızca geçmişe gönderme yapar ve to sonrasındaki fiil used to put, used to live örneklerindeki gibi yalın hâlde kalır. Bir şeye alışkın olmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle bisikletle işe gitmenin geçmişteki bir alışkanlık olduğunu ve artık geçerli olmayabileceğini anlatır?
- I am used to cycling to work.
- I used to cycle to work.
- I am getting used to cycling to work.
Cevabı göster
I used to cycle to work.
his pram: Britanya İngilizcesindeki pram
Bu cümlede his pram, bebek George'u taşımak için kullanılan tekerlekli bebek arabasını ifade eder. Pram özellikle Britanya İngilizcesinde yaygındır ve geleneksel olarak küçük bir bebeğin uzanabildiği bir bebek arabasını anlatır. Bu sözcük bebeğin taşındığı aracı belirtir; sıradan bir otomobil ya da tekerlek anlamına gelmez. İyelik belirten his, bunun George için kullanılan bebek arabası olduğunu gösterir.
Alıştırma
Britanyalı bir aileyi anlatan hikâyede 'They put the baby in the pram' ne anlama gelir?
- Bebeği tekerlekli bir bebek arabasına koydular.
- Bebeği alışveriş arabasına koydular.
- Bebeği otomobil güvenlik koltuğuna koydular.
Cevabı göster
Bebeği tekerlekli bir bebek arabasına koydular.
wheel him around the house: fiil olarak wheel
Burada wheel, bir kişiyi içinde bulunduğu tekerlekli aracı iterek hareket ettirmek anlamında kullanılan bir fiildir. George bebek arabasındadır; bu nedenle wheel him, bebek arabasını iterek onu hareket ettirmek demektir. Doğrudan George'un bedenini itmek anlamına gelmez. wheel + kişi veya tekerlekli nesne + yön/yer yapısı, tekerlekler üzerinde gerçekleşen hareketi anlatır. Burada around the house, evin dışında çevresini dolaşmak değil, evin içinde farklı bölümlerde dolaşmak anlamındadır.
Alıştırma
Hangi cümlede wheel, bir kişiyi veya nesneyi tekerlekler üzerinde hareket ettirmek anlamında fiil olarak kullanılmıştır?
- A nurse drew a wheel beside the garden.
- A nurse wheeled the patient into the garden.
- A nurse carried the patient into the garden.
Cevabı göster
A nurse wheeled the patient into the garden.
That's right: bir ifadenin doğru olduğunu onaylamak
That's right, “Evet, az önce söylediğin doğru” anlamına gelen kalıplaşmış bir yanıttır. Karşıdaki kişinin ifadesinin ya da cevabının içeriğini yalnızca yes demekten daha açık biçimde doğrular. Burada right, “doğru” demektir; left'in karşıtı olan yön anlamında değildir.
Alıştırma
Biri “So the library closes at six?” diye soruyor. Bilginin doğru olduğunu en açık biçimde hangi yanıt onaylar?
- That's right.
- You're welcome.
- That's all right.
Cevabı göster
That's right.
How many times around the house was it, Mummy Pig? Dilbilgisi
2:46Evin etrafında kaç turdu Anne Domuz?
How many times around the house: tur sayısını sormak
How many times, bir eylemin tam olarak kaç kez tekrarlandığını sorar. around the house ile birlikte kullanıldığında evin etrafında tamamlanan her tur bir tekrar sayılır; bu nedenle ifade tur sayısını sorar. Tam sorudaki was it, dinleyiciden konuşmada daha önce belirtilen ya da anlaşılan sayıyı hatırlamasını ister. Burada times, saat anlamına değil “kez” anlamına gelir.
Alıştırma
Soruyu kesin tekrar sayısını soran ifadeyle tamamlayın: “____ did you press the button?”
Cevabı göster
How many times
Daddy Pig is pushing Baby Alexander around the house.
2:53Baba Domuz, Bebek Alexander'ı evin içinde itiyor.
let me back in: yeniden içeri girmeyi istemek
Let someone back in, bir kişinin bir yere yeniden girmesine izin vermek demektir. let me back in ifadesinde me izin alması gereken kişiyi, back ise daha önce bulunulan yere dönüşü gösterir. Buradaki back, vücudun sırt kısmını ifade etmez. Can you ...? kalıbı, ifadeyi doğrudan ve doğal bir ricaya dönüştürür. Dışarıdaki bir kişinin ya da hayvanın yeniden içeri alınması gerektiğinde let + kişi veya hayvan + back in yapısını kullanabilirsin.
Alıştırma
Dışarıda kilitli kaldın ve anahtarların içeride. Bu dersteki ifadeyle ricayı tamamla: Could you ____?
Cevabı göster
let me back in
switch the alarm off: switch off ile nesnenin yeri
Switch off, elektrikli bir cihazın veya sistemin çalışmasını durdurmak anlamına gelir. Ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir isim olduğunda hem switch the alarm off hem de switch off the alarm doğal kullanımlardır. Nesne bir zamirse onu iki parçanın arasına koy: switch it off. switch off it deme. Buradaki off, alarmın devre dışı durumunu anlatır; bir yerden uzaklaşmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Alarm çalıyor. Yönergeyi switch off ve it zamirini kullanarak tamamla: Please ____.
Cevabı göster
switch it off
switch ... back on: yeniden açmak
Switch something back on, kapatılmış bir şeyi yeniden açmak demektir. Burada back, önceki açık duruma dönüşü belirtir. Fiziksel bir yönü ya da birinin sırtını anlatmaz. Switch on ayrılabilen bir öbek fiildir: nesne switch ile on arasına gelebilir. Nesne bir isim olduğunda Switch the alarm back on ve Switch back on the alarm biçimlerinin ikisi de kullanılabilir; ancak ilki çok doğaldır. Nesne bir zamir olduğunda zamiri ortaya koyun: Switch it back on; Switch back on it demeyin.
Alıştırma
Alarm bir test için kapatıldı. Yeniden açık duruma getirme anlamını vermek üzere switch ve it kullanarak talimatı tamamlayın: Please ____.
Cevabı göster
switch it back on
what are you doing up?: neden hâlâ ayaktasın?
What are you doing up? sorusunda up, kişinin uyuması beklenen bir saatte uyanık ve yataktan kalkmış olmasını anlatır. Soru Neden hâlâ uyanıksın? ya da bazı durumlarda Neden yataktan kalktın? anlamına gelir. Yukarı doğru hareket etmekle ilgili değildir. What are you doing + yer veya durum kalıbı, birinin neden beklenmedik bir yerde ya da durumda olduğunu sormak için kullanılabilir. Burada doing gerçekten bir etkinliğin adını sormaz; kişinin hâlâ ayakta olmasına duyulan şaşkınlığı ifade etmeye yardımcı olur.
Alıştırma
Bir ebeveyn çocuğunu gece saat ikide uyanık buluyor. Samimi ortamda kullanılan soruyu tamamlayın: What are you doing ____ at this hour?
Cevabı göster
up
get you back to bed: birinin yatağa dönmesine yardım etmek
get you back to bed ifadesinde get, “elde etmek” değil, “birinin geri dönmesini sağlamak veya geri dönmesine yardım etmek” anlamındadır. Yapı get + kişi + back to + yer veya durum şeklindedir; back, kişinin daha önce o yerde ya da durumda olduğunu gösterir. Burada bed, uyumak için yatakta olma hâlini anlatır; bu yüzden to bed genellikle the olmadan kullanılır. Let’s, öneriyi destekleyici ve düşünceli gösterir: konuşan kişi, dinleyenin geri dönmesine yardım edecektir.
Alıştırma
Mia, ışıklar söndürüldükten sonra yataktan kalktı. get + person + back to bed yapısını ve Mia adını kullanın: Let’s ____.
Cevabı göster
get Mia back to bed
Which bedroom are you staying in?: sonunda in bulunan bir soru
Stay in a bedroom yapısında in, kalma eylemini odayla ilişkilendirir. Soruda which bedroom başa taşınırken in sonda kalır: Which bedroom are you staying in? Sondaki in gereksiz değildir. stay in that bedroom içindekiyle aynı ilişkiyi tamamlar. Bir edatı cümlenin sonunda bırakmaya preposition stranding denir ve bu kullanım günlük İngilizcede çok doğaldır.
Alıştırma
stay in a room yapısını kullanarak hangi otel odasında kalındığını doğal biçimde soran cümle hangisidir?
- Which hotel room are you staying in?
- Which hotel room are you staying?
- Which hotel room are you staying to?
Cevabı göster
Which hotel room are you staying in?
has woken: present perfect sonucu ve woken ortacı
Has woken, İngilizcedeki present perfect yapısıdır: has yardımcı fiildir, woken ise wake fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Bu cümlede yapı, ışığın daha önce yaptığı eylemi şu anda önemli olan sonuca bağlar: Bebek Alexander şimdi uyanıktır. Buradaki has, “sahip olmak” anlamına gelmez. Düzensiz biçimler wake–woke–woken şeklindedir; bu yüzden has sonrasında woke değil, woken kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi has ve wake fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: The thunder ____ the baby, so she is awake now.
Cevabı göster
has woken
It's all right: birini rahatlatmak
Burada It's all right, karşıdaki kişiyi rahatlatmak için kullanılır. Konuşan kişi durumun sorun olmadığını ve karşıdakinin endişelenmesine gerek bulunmadığını söyler; her şeyin olgusal olarak doğru olduğunu ileri sürmez. Aynı ifade, “No problem.” gibi bir özrü kabul etmek için de kullanılabilir. Kesin anlamı, konuşanın birinin endişesini mi yatıştırdığına yoksa “sorry” sözüne mi karşılık verdiğine bağlıdır.
Alıştırma
Bir çocuk biraz su döküyor ve endişeli görünüyor. Hangi cevap çocuğu en doğal şekilde rahatlatır?
- You're right. We can clean it up.
- It's all right. We can clean it up.
- That's right. We can clean it up.
Cevabı göster
It's all right. We can clean it up.
I've got: şu an sahip olma ve hazır olma
Burada I've got, “yanımda” veya “burada ve kullanıma hazır” anlamına gelir. Vurgu, elektrikli süpürgenin elde edilmesi üzerinde değil, şu anda mevcut olması üzerindedir. I've, I have ifadesinin kısaltmasıdır. Sahiplik bildiren have got + isim yapısında got, mevcut bir durumu anlatmak için have ile birlikte kullanılır: I've got the vacuum cleaner, elektrikli süpürgenin şu anda bende olduğu anlamına gelir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız biletlerin şu anda sizde olup olmadığını soruyor. Mevcut sahipliği anlatan günlük Britanya İngilizcesi biçimiyle tamamlayın: “____ the tickets, so we can leave.”
Cevabı göster
I've got
I remember another quiet way we used to get George to sleep.
3:52George'u uyutmak için kullandığımız sessiz bir yol daha hatırlıyorum.
drove him around: birini arabayla farklı yerlerde dolaştırmak
drove him around ifadesinde drove, drive fiilinin geçmiş biçimidir; him yolcudur ve around, birkaç yerde dolaşma veya bir süre yolculuk etme anlamını ekler. İfade, onu arabayla dolaştırdıkları anlamına gelir. Kalıp drive + kişi + around şeklindedir. Mutlaka daire çizerek hareket etmek anlamına gelmez ve drive someone to a place yapısının aksine tek bir varış noktasını mesajın merkezine koymaz.
Alıştırma
Hangi cümle, çocukların yolcu olduğunu ve sürücünün mahallenin farklı bölümlerinde dolaştığını anlatır?
- We drove the children to the neighborhood entrance.
- We drove the children around the neighborhood to see the lights.
- We drove around the children who were playing in the street.
Cevabı göster
We drove the children around the neighborhood to see the lights.
get the car started: get + nesne + geçmiş zaman ortacı
get + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısı, nesnenin ortacın belirttiği sonuç durumuna ulaşmasını sağlamak anlamına gelir. Burada get the car started, arabanın çalışmasını ve çalışır duruma gelmesini sağlamak demektir. started, konuşanın bir şeye başlamasını değil, arabanın ulaştığı sonuç durumunu anlatır. Bağlama göre bu yapı, işi kişinin kendisinin yapmasını veya başka birine yaptırmasını ifade edebilir.
Alıştırma
Yazıcının onarılmış duruma gelmesini anlatmak için cümleyi get, the printer ve fixed parçalarını bu sırayla kullanarak tamamlayın: We need to ____ before tomorrow's meeting.
Cevabı göster
get the printer fixed
Daddy Pig has set off the noisy house alarm. Öbek fiiller
4:07Baba Domuz gürültülü ev alarmını çalıştırdı.
set off the ... alarm: alarmı tetiklemek
Set off, alarm gibi bir şeyin devreye girmesine veya çalmaya başlamasına neden olmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Bu cümlede Baba Pig ev alarmını tetiklemiştir. Buradaki off, devre dışı anlamına gelmez; çünkü set off tek bir birim olarak işlev görür. Özne bir kişi, eylem veya başka bir neden olabilir; örneğin duman da set off an alarm yapısının öznesi olabilir.
Alıştırma
Yanmış ekmekten çıkan duman alarmın çalmaya başlamasına neden oldu. Bunu doğru anlatan cümle hangisidir?
- The smoke set off the alarm.
- The smoke turned off the alarm.
- The smoke set the alarm for seven.
Cevabı göster
The smoke set off the alarm.
woken everyone up: wake someone up kullanımı
Wake someone up, “birinin uykusunun sona ermesine ve uyanmasına neden olmak” demektir. Bu cümlede woken, wake fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve has sözcüğünden sonra kullanılmıştır. Everyone etkilenen kişileri gösterir; up ise yukarı yönlü bir hareketi değil, uyanık hâle gelme sonucunu belirtir. Nesne alan wake up ayrılabilir. Bir isim öbeği wake everyone up örneğindeki gibi fiil ile up arasına veya wake up everyone örneğindeki gibi up sözcüğünden sonra gelebilir. Zamir ise mutlaka ortaya gelmelidir: wake him up doğrudur, wake up him değildir.
Alıştırma
Cümleyi wake everyone up ifadesinin present perfect biçimiyle tamamlayın: The fire alarm has ____.
Cevabı göster
woken everyone up
Cheerio: samimi bir Britanya İngilizcesi vedası
Cheerio, Britanya İngilizcesinde vedalaşmanın samimi bir yoludur. Tek başına eksiksiz bir veda sözü olarak kullanılabilir ve genellikle neşeli, dostça bir hava taşır. Bu ifadenin belirgin biçimde Britanyalı ve biraz geleneksel bir havası vardır. Altyazıda bir veda sözüdür; Cheerios adlı kahvaltılık gevrek değildir. Veda sözü, sonunda s olmadan Cheerio diye yazılır.
Alıştırma
Hangi cümlede Cheerio doğal biçimde bir veda sözü olarak kullanılmıştır?
- Cheerio! See you next week.
- I ate a bowl of Cheerios for breakfast.
- Cheerio! Nice to meet you.
Cevabı göster
Cheerio! See you next week.
all that loud noise has sent Baby Alexander to sleep. Dilbilgisi
4:37tüm o yüksek gürültü Bebek Alexander'ı uyuttu.
all that loud noise: birikmiş gürültüyü özetlemek
All that loud noise, daha önce sözü edilen sesleri birikmiş tek bir miktar olarak ele alır. All miktarın tamamını belirtir; that ise durumdan zaten bilinen gürültüye gönderme yapar. Mutlaka fiziksel olarak uzaktaki bir şeyi göstermesi gerekmez. Burada noise sayılamayan bir isimdir; bu yüzden those değil, that kullanılır. Loud, noise sözcüğünü niteler. all that + sayılamayan isim kalıbı, daha önce birikmiş bir nedeni özetleyip ardından sonucunu belirtmek için kullanılabilir.
Alıştırma
Kesintisiz matkap sesi bir saat sürdü ve bu sesi birikmiş tek bir bütün olarak anlatmak istiyorsunuz. Hangi cümle bunu en iyi özetler?
- All those noises gave me a headache.
- All that noise gave me a headache.
- That loud noise gave me a headache.
Cevabı göster
All that noise gave me a headache.
fast asleep: derin uykuda olmak
Fast asleep, çok derin uyumak veya tamamen uyuyor olmak anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Buradaki fast, asleep sözcüğünün derecesini güçlendirir; hız bildirmez. He's fast asleep, zaten var olan bir derin uyku durumunu anlatır. Onun hızlıca uykuya daldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
‘Çok derin uyuyor olmak’ anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: After the long hike, Mia was ____ before nine.
Cevabı göster
fast asleep
thanks to: bir sonucu bir nedene bağlamak
Thanks to + bir kişi ya da şey, bir sonucun nedenini belirtir. Bu cümlede çocuk, bebeğin uykuya dalmasını babasının çıkardığı sese bağlıyor; bu, doğrudan teşekkür etmenin bir yolu değildir. Bu ifade çoğunlukla yardımcı olan bir nedeni tanıtır ve “sayesinde” ya da “yardımıyla” anlamına gelir. İstenmeyen bir sonuçla veya abartılı bir “yardım” nedeniyle kullanıldığında “hep ... yüzünden” gibi alaycı ya da suçlayıcı gelebilir.
Alıştırma
Hangi cümle, hatırlatmanızı uçağa yetişmenin nedeni olarak açıkça gösterir?
- Thanks, your reminder caught my flight.
- Thanks to your reminder, I caught my flight.
- Thank you for reminding me about the flight.
Cevabı göster
Thanks to your reminder, I caught my flight.
Well done: başarılı bir çabayı övmek
Well done!, bir şeyi başarıyla yapan veya iyi bir sonuç elde eden birini övmek için kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Well done, Daddy Pig. örneğinde olduğu gibi virgülden sonra bir ad veya hitap sözü gelebilir. Bu kullanım kişinin performansını değerlendirir. Yemeğin tamamen pişmiş olduğunu belirten a well-done steak ifadesindeki well-done sıfatından farklıdır.
Alıştırma
Bir çocuk zor bir yapbozu tek başına tamamladı. Cümleyi hedef iki sözcüklü övgü ifadesiyle tamamlayın: ____! You finished it by yourself.
Cevabı göster
Well done
should have you to stay: birini misafir etmeyi önermek
Bu cümlede should, gelecekte veya daha sık yapılması iyi olacak bir şeyi önerir. have you to stay, genellikle geceyi de kapsayacak şekilde “seni evimizde misafir etmek” anlamına gelir; more often ise konuşanın bunun düzenli olarak gerçekleşmesini istediğini belirtir. Yapı should + yalın hâlde have + kişi + to stay şeklindedir. have ile to stay arasında you bulunduğu için bu, geçmişe dair pişmanlık belirten should have + geçmiş zaman ortacı yapısı değildir.
Alıştırma
Cümleyi “Maya’yı gece evde misafir etmek” anlamındaki dört kelimelik Britanya İngilizcesi ifadesiyle tamamlayın: We should ____ next weekend.
Cevabı göster
have Maya to stay