Neden mantı ve hamur işlerini (dumpling) çok seviyoruz ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
883 kelime 156 kel/dk

Video özeti: Bölüm, farklı kültürlerdeki mantı ve hamur yemeklerini inceledikten sonra çeşitli soslarla yenilen, fermente mısır hamurundan yapılmış Ganalı kenkeye odaklanıyor. Kenkeyin kültürel önemini, uzun süre tok tutmasını ve insanı rahatlatan bir yemek olmasını açıklıyor; ardından bu duygusal yönü geleneksel İngiliz iç yağlı hamur parçalarıyla ilişkilendiriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. where a filling is wrapped inside — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: where sözcüğünün yalnızca fiziksel bir yere değil, bir kategorinin iç yapısını ya da o kategoride geçerli durumu anlatan yan cümleye de giriş yapabildiğini anlayacaksınız. Bu kalıbı yiyeceklerin, nesnelerin veya sistemlerin nasıl düzenlendiğini açıklarken kullanabilirsiniz. 2. Ghanaian dumpling called kenkey. — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Kenkeyin fermente mısır hamurundan yapılan ve genellikle acı biber, karides ya da balık soslarıyla sunulan temel bir Gana yemeği olduğunu öğreneceksiniz. Bu bağlam, röportajı takip etmenizi ve yemeğin hem doyurucu bir besin hem de kültürel anlam taşıyan rahatlatıcı bir yemek olduğunu kavramanızı sağlar. 3. aren't the healthiest, — Konuşma edimbilimi ve tutum: Olumsuz üstünlük yapısının bir şeyin pek sağlıklı olmadığını nazikçe iletmek için nasıl kullanıldığını fark edeceksiniz. Bu yumuşatılmış kalıpla eleştiri veya çekincenizi unhealthy gibi doğrudan bir niteleme kadar sert ve kesin görünmeden dile getirebilirsiniz.

Bu derste

6 Minute English from bbclearningenglish.com.

0:01

bbclearningenglish.com'dan 6 Minute English.

Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.

0:07

Merhaba, ben BBC Learning English'ten 6 Minute English programıyla...

I'm Neil.

0:11

Ben Neil.

And I'm Beth.

0:12

Ve ben Beth.

In China, they're crescent-shaped and filled with pork and cabbage. Notlar

0:13

Çin'de hilal şeklindedirler ve içleri domuz eti ile lahana doludur.

Kelime

crescent-shaped: isim + -shaped kalıbı

Crescent-shaped, “hilal gibi kavisli bir şekle sahip” demektir. Bu cümlede are'dan sonra gelir ve yiyeceğin dış şeklini anlatır. Kısa çizgi, crescent ile shaped sözcüklerini tek bir birleşik sıfat hâline getirir. İsim + -shaped kalıbını heart-shaped ve star-shaped gibi ifadelerde de kullanabilirsiniz.

Alıştırma

“Hilal şeklinde” anlamındaki birleşik sıfatla cümleyi tamamlayın: The lake is ____ when viewed from above.

Cevabı göster

crescent-shaped

Kalıp ifadeler

filled with pork and cabbage: be filled with + içerik

Be filled with + içerik kalıbı, bir şeyin içinde ne olduğunu anlatır. Burada are filled with pork and cabbage, yiyeceğin iç malzemesini belirtir. Tam cümlede tek bir are, özneyi hem crescent-shaped hem de filled with ifadelerine bağlar; bu nedenle filled'dan önce are'ı tekrar etmeye gerek yoktur.

Alıştırma

Fill fiilinin doğru biçimini ve gerekli edatı kullanarak cümleyi tamamlayın: These rolls are ____ spinach and cheese.

Cevabı göster

filled with

In Nepal, they're called momos and are fried with buffalo meat. Kalıp ifadeler

0:18

Nepal'de momos olarak adlandırılırlar ve manda etiyle kızartılırlar.

Kalıp ifadeler

called momos: be called + ad

Bu cümlede they're called momos, yemeğin yerel adını verir. They're, they are ifadesinin kısaltmasıdır; be called + ad ise öznenin o adı aldığı edilgen bir adlandırma kalıbıdır. Adı doğrudan called sözcüğünden sonra getirin. Standart İngilizcede They are called momos denir; They are called as momos denmez.

Alıştırma

Cümleyi call fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: This little robot is ____ Pip.

Cevabı göster

called

In Ireland, they're soaked in Guinness gravy Kalıp ifadeler

0:22

İrlanda'da Guinness sosuna batırılırlar

Kalıp ifadeler

soaked in Guinness gravy: be soaked in + sıvı veya sos

Be soaked in + sıvı veya sos, bir şeyin sıvının içinde kalıp ya da sıvıyla kaplanıp çok ıslanması ve çoğu zaman sıvının bir kısmını emmesi demektir. Burada yiyecek, Guinness stout ile yapılan veya tatlandırılan bir sos olan Guinness gravy içinde iyice ıslanmıştır. In edatı, sıvının yiyeceği çevrelediğini gösterir. Bu anlam, sosun yalnızca yiyecekle birlikte servis edildiğini söylemekten daha güçlüdür.

Alıştırma

Cümleyi soak fiilinin doğru biçimi ve uygun edatla tamamlayın: After ten minutes in the bowl, the bread was ____ warm milk.

Cevabı göster

soaked in

and Italians fill them with spinach and call them gnocchi.

0:25

ve İtalyanlar içlerini ıspanakla doldurup onlara gnocchi derler.

They can be steamed or fried and are found all over the world. Notlar

0:29

Buharda pişirilebilir veya kızartılabilirler ve dünyanın her yerinde bulunurlar.

Dilbilgisi

“can be steamed or fried”: can + be + fiilin üçüncü hâli

can + be + fiilin üçüncü hâli kalıbı, yiyeceğe ne yapılabileceğini anlatır. Burada can be steamed or fried iki olası pişirme yöntemini verir; or bunları iki seçenek olarak gösterir. Yiyecek eylemden etkilenen taraftır, bu yüzden steamed ve fried sözcüklerinden önce be gerekir. Bu kalıbı can be boiled, baked, or grilled örneğindeki gibi başka pişirme fiilleriyle de kullanabilirsiniz.

Alıştırma

can + edilgen yapı kalıbını tamamlayın: The dumplings can ____ steamed or fried.

Cevabı göster

be

Kalıp ifadeler

“are found all over the world”: geniş bir dağılımı anlatmak

Bu cümlede are found all over the world, bunların dünyanın birçok yerinde bulunduğu veya erişilebilir olduğu anlamına gelir. Birinin onları arayıp bulduğu belirli bir olayı değil, geniş bir dağılımı anlatır. Tekrar kullanılabilen be found + yer kalıbı bir şeyin, türün, yiyeceğin veya geleneğin nerede bulunduğunu söyler. All over + yer, all over the city örneğindeki gibi o bölgenin her tarafında anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle bu baharatların birçok yerden geldiğini değil, dünyanın birçok bölgesinde bulunabildiğini söyler?

  1. These spices were found after a long search.
  2. These spices come from all over the world.
  3. These spices are found all over the world.
Cevabı göster

These spices are found all over the world.

I'm talking, of course, about dumplings. Anlatım akışı

0:33

Tabii ki hamur köftelerinden (dumplings) bahsediyorum.

Anlatım akışı

Konuyu açıklayan I'm talking, of course, about...

'I'm talking about X', konuşmacının o ana kadar betimlediği konunun X olduğunu söyler. Burada cümle, bazı ipuçlarından sonra gelir ve konunun dumplingler olduğunu açıklar. 'Of course', cümleye eklenen ara bir yorumdur: konuşmacı bu noktada cevabın açık olduğunu düşünür. Virgüller, cümlenin ana yapısının 'I'm talking about dumplings.' olduğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle önce ipuçları verip ardından konuyu doğal biçimde açıklıyor?

  1. Of course, the octopus is talking about the sea.
  2. I'm talking to the octopus, of course, because it has eight arms.
  3. It has eight arms and lives in the sea—I'm talking, of course, about an octopus.
Cevabı göster

It has eight arms and lives in the sea—I'm talking, of course, about an octopus.

Dumplings are a group of dishes

0:37

Dumpling (hamur köfteleri) bir grup yemektir

where a filling is wrapped inside pieces of cooked dough. Notlar

0:39

iç malzemenin pişmiş hamur parçalarının içine sarıldığı.

Dilbilgisi

where a filling is wrapped inside: 'bu tür yemeğin içinde' anlamındaki where

'dishes where a filling is wrapped inside...' ifadesinde 'where', bu tür bir yemeğin içinde ne olduğunu açıklayan ek bilgiyi başlatır. Dil bilgisi açısından bir ilgi yan cümlesi kurar ve 'hangi yerde' değil, 'in which' anlamına gelir. Bu kullanım bir kategori, etkinlik veya sistemi bir durum gibi ele alabilir: 'a game where players work in teams.' 'Where'den sonra, 'a filling is wrapped.' örneğindeki gibi kendi öznesi ve fiili olan tam bir yan cümle gelir.

Alıştırma

Hangi cümlede 'where', 'o etkinlik veya kategori içinde' anlamında kullanılmıştır?

  1. It's a game where players build a city together.
  2. That's the park where we had lunch.
  3. I don't know where the keys are.
Cevabı göster

It's a game where players build a city together.

Kalıp ifadeler

is wrapped inside ...: dış bir katmanın içine sarılan şeyi anlatmak

Bu cümlede is wrapped edilgen yapıdadır: sarma eylemine maruz kalan şey iç harçtır. Inside pieces of cooked dough, harcın dıştaki bir hamur katmanıyla çevrelendiğini belirtir. Başka durumlara aktarılabilen X is wrapped inside Y kalıbında X, Y'nin içinde saklanan veya tutulan şeydir. Yiyecekleri, hediyeleri, notları ya da başka bir malzeme veya kapla çevrelenen herhangi bir nesneyi anlatmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle hamurun çikolatayı çevrelediğini doğal biçimde ifade eder?

  1. The chocolate wraps inside a thin layer of pastry.
  2. The pastry is wrapped inside the chocolate.
  3. The chocolate is wrapped inside a thin layer of pastry.
Cevabı göster

The chocolate is wrapped inside a thin layer of pastry.

They're basically dough envelopes with a filling inside. Deyimler

0:43

Temel olarak içinde bir dolgu olan hamur zarflarıdır.

Deyimler

dough envelopes: hamur kaplamalarını zarflara benzetmek

Dough envelopes, hamur kaplamalarını zarflara benzeten bir mecazdır. Bir zarfın mektubu çevreleyip içinde tutması gibi, hamur da iç harcı çevreler ve içinde tutar; dough ise bu hayali zarfların hangi malzemeden yapıldığını belirtir. Bu ifade gerçek anlamlı değildir ve standart bir yemek adı da değildir. Dinleyenin bilmediği bir yiyeceği hızla gözünde canlandırabilmesi için tanıdık bir nesnenin biçiminden ve işlevinden yararlanır.

Alıştırma

Bu cümlede dough envelopes ne anlama gelir?

  1. İç harcı çevreleyen ve içinde tutan hamur kaplamalarıdır.
  2. İç harcın kendisi kâğıt zarf biçimindedir.
  3. Yiyecekleri postalamak için kullanılan kâğıt zarflardır.
Cevabı göster

İç harcı çevreleyen ve içinde tutan hamur kaplamalarıdır.

Fillings can be anything from meat and fish Dilbilgisi

0:47

İç dolgular et ve balıktan

to vegetables, tofu, or cheese.

0:50

sebzelere, tofuya veya peynire kadar her şey olabilir.

Dilbilgisi

Geniş bir aralık için anything from...to...

Anything from A to B, çok geniş bir olasılık aralığı sunar. Bu cümlede A, meat and fish grubu; B ise vegetables, tofu, or cheese grubudur. İç malzemesi yalnızca iki seçenekle sınırlı değildir. Buradaki from...to..., fiziksel olarak kesin bir başlangıç ve bitiş noktası göstermez. Çeşitliliği göstermek için karşıt örnekler kullanır; anything ise bu aralıkta birçok seçeneğin mümkün olduğunu vurgular.

Alıştırma

Cümleyi tam olarak anything from...to... kalıbıyla tamamlayın: For lunch, you can order ____ soup ____ a full meal.

Cevabı göster

anything from · to

And the dough is usually based on a starchy grain Kalıp ifadeler

0:52

Ve hamur genellikle nişastalı bir tahıla dayanır

like wheat, rice, corn, or potato.

0:55

buğday, pirinç, mısır veya patates gibi.

Kalıp ifadeler

based on a starchy grain: ana temeli belirtmek

Be based on + isim, bir şeyi ana temel olarak kullanmak demektir. Yiyecekle ilgili bu cümlede based on a starchy grain, nişasta bakımından zengin bir malzemenin hamurun temel maddesini sağladığını anlatır; başka malzemeler de bulunabilir. Starchy, çok miktarda nişasta içeren demektir. Buğday, pirinç ve mısır tahıldır; patates ise teknik olarak tahıl değildir. Bu nedenle listede grain, nişastalı temel malzemeleri göstermek için geniş bir anlamda kullanılmıştır.

Alıştırma

Hangi cümle, başka malzemelere de izin vererek mısırın tarifin ana temeli olduğunu söyler?

  1. The recipe is based on corn.
  2. The recipe is named after corn.
  3. The recipe is served with corn.
Cevabı göster

The recipe is based on corn.

In fact, the English word dumpling

0:59

Aslında, İngilizce dumpling kelimesi

comes from a 17th century adjective dump, Kelime

1:01

17. yüzyıla ait dump sıfatından gelir,

Kelime

comes from ...: bir sözcüğün kökenini belirtmek

Come from, yalnızca bir kişinin veya nesnenin nereden geldiğini değil, kökeni de anlatabilir. Burada özne the English word dumpling ifadesidir; comes from, bunun tarihsel kaynağı olan dump sıfatını tanıtır. Sözcük kökenini anlatırken The word X comes from Y kalıbı kullanılabilir. Y daha eski bir sözcük ya da başka bir dil olabilir.

Alıştırma

Cümleyi come from ifadesinin geniş zaman biçimiyle tamamlayın: The word karaoke ____ Japanese.

Cevabı göster

comes from

meaning dough-like. Dilbilgisi

1:04

hamur benzeri anlamına gelir.

Dilbilgisi

meaning dough-like: meaning ile tanım eklemek

Meaning, hemen önce geçen sözcüğe kısa bir açıklama ekler. Burada meaning dough-like, eski dump sıfatının ne anlama geldiğini gösterir; geçmiş zamanlı bu bağlamda which meant dough-like ifadesine yakındır. Dough-like “hamura benzer” demektir. -like eki bir isme eklenerek “... benzeri” anlamı verebilir; ancak meaning öbeğinin asıl görevi yeni bir cümle başlatmadan önceki sözcüğü tanımlamaktır.

Alıştırma

Cümleyi mean fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The Latin word aqua, ____ water, appears in many English words.

Cevabı göster

meaning

The really amazing thing about dumplings is that they're found all over the world. Dilbilgisi

1:06

Dumplingler hakkındaki asıl şaşırtıcı şey, dünyanın dört bir yanında bulunmalarıdır.

Dilbilgisi

The really amazing thing about dumplings is that ...: önemli bir gerçeği vurgulamak

The [niteleyici sözcük] thing about X is that ... kalıbı önce konuyu belirtir ve bir özelliği amazing gibi bir sözcükle değerlendirir. Ardından that ile başlayan yan cümle, bu özelliğin tam olarak ne olduğunu açıklar. Burada really, amazing sözcüğünü güçlendirir. Bu yapı, gerçeği doğrudan söylemek yerine ona daha fazla vurgu yapar. Temel kalıp korunarak niteleyici sözcük the best thing veya the difficult thing örneklerindeki gibi değiştirilebilir.

Alıştırma

Vurgu kalıbını tamamlayın: The most useful thing about this app ____ it works offline.

Cevabı göster

is that

Over the centuries, Anlatım akışı

1:10

Yüzyıllar boyunca,

different countries and regions have experimented with flavors and fillings Kalıp ifadeler

1:11

farklı ülkeler ve bölgeler benzersiz bir şey yaratmak için

to create something unique.

1:15

tatlar ve dolgularla denemeler yapmışlardır.

Anlatım akışı

Tarihsel zaman çerçevesi olarak Over the centuries

Over the centuries, ifadenin tamamını birçok yüzyılı kapsayan uzun bir tarihsel zaman aralığına yerleştirir. Cümlenin başında kullanıldığında, devamındaki olayın belirli bir anda değil, aşamalı değişimler, tekrarlanan eylemler veya uzun süreli birikim yoluyla gerçekleştiğini gösterir. Burada present perfect biçimindeki have experimented ile birlikte kullanılır. Bu ikisi geçmişteki birçok denemeyi bugün var olan çeşitlilikle ilişkilendirir.

Alıştırma

Hangi cümle birçok yüzyıla yayılan aşamalı bir gelişimi en iyi anlatır?

  1. Three centuries ago, sailors used different maps.
  2. For centuries, the old tower has stood beside the harbor.
  3. Over the centuries, navigation tools have become more accurate.
Cevabı göster

Over the centuries, navigation tools have become more accurate.

Kalıp ifadeler

have experimented with flavors and fillings: farklı tatları ve iç malzemeleri denemek

Experiment with + bir şey, neyin işe yaradığını görmek için o şeyin farklı biçimlerini, birleşimlerini veya kullanım yollarını denemek demektir. Bu cümlede insanlar özgün bir şey yaratmak için tatları ve iç malzemeleri değiştirip deniyor. Have experimented, İngilizcedeki present perfect yapısıdır. Geçmişteki denemeleri bugün var olan farklı sonuçlarla ilişkilendirir.

Alıştırma

Cümleyi experiment fiilinin present perfect biçimi ve doğru edatla tamamlayın: The chef has ____ several spice combinations.

Cevabı göster

experimented with

Wherever in the world you are, Dilbilgisi

1:17

Dünyanın neresinde olursanız olun,

there's probably a special kind of dumpling for you.

1:18

muhtemelen sizin için özel bir dumpling türü vardır.

Dilbilgisi

Wherever in the world you are: dünyanın neresinde olursanız olun

Wherever, “nerede olursan ol” anlamına gelir. Olası bütün yerleri kapsayan bir yer yan cümlesi başlatır; bu nedenle ana cümledeki ifade dinleyicinin bulunduğu yere bağlı değildir. In the world, kapsamı genişletir ve vurgular. Bu yan cümlede soru cümlesi dizilişi değil, düz cümle dizilişi olan wherever ... you are kullanılır.

Alıştırma

Bir kişinin nerede yaşadığından bağımsız olarak aynı sonucun geçerli olduğunu anlatan cümle hangisidir?

  1. Wherever do you live, you can use the library's online service.
  2. Wherever you live, you can use the library's online service.
  3. Where you live, you can use the library's online service.
Cevabı göster

Wherever you live, you can use the library's online service.

In this program, we'll be sampling a dumpling Kelime

1:22

Bu programda bir dumpling tadacağız

from the West African country of Ghana.

1:25

Batı Afrika ülkesi Gana'dan.

Kelime

we'll be sampling a dumpling: sample fiilinin “tadına bakmak” anlamı

Burada sample, “tadının nasıl olduğunu öğrenmek için bir yiyeceği denemek” anlamına gelen bir fiildir ve çoğu zaman az miktarda yemeyi ifade eder. Bu nedenle we'll be sampling a dumpling bir tadım etkinliğini anlatır; numune toplamayı anlatmaz. Yemek ve gezi bağlamlarında sample fiilinin nesnesi bir yiyecek veya içecek olabilir: sample a dumpling, sample local cheeses ya da sample several teas.

Alıştırma

Hangi cümlede sample, “az miktarda yiyecek veya içeceğin tadına bakmak” anlamındadır?

  1. In the lab, we sampled the river water.
  2. The survey sampled 500 voters.
  3. At the market, we sampled several local cheeses.
Cevabı göster

At the market, we sampled several local cheeses.

And as usual, we'll be learning some useful new vocabulary as well. Kalıp ifadeler

1:28

Ve her zamanki gibi, bazı faydalı yeni kelimeler de öğreneceğiz.

Kalıp ifadeler

as usual: bu durumun alışılmış düzeni izlediğini belirtmek

As usual, “normalde olduğu gibi” anlamına gelen kalıplaşmış bir zarf ifadesidir. Burada kelime öğrenmeyi programın tanıdık ve tekrarlanan bir bölümü olarak sunar. Cümlenin başında kullanıldığında tüm durum hakkında yorum yapar ve ardından normalde virgül gelir: As usual, ...

Alıştırma

Hangi cümle bugünkü zamanında varışın normal düzene uyduğunu söylüyor?

  1. The usual bus arrived on time today.
  2. As usual, the bus arrived on time today.
  3. The bus usually arrives on time.
Cevabı göster

As usual, the bus arrived on time today.

Great.

1:32

Harika.

But first, I have a question for you, Beth. Anlatım akışı

1:33

Ama önce, sana bir sorum var, Beth.

Anlatım akışı

But first ile daha önceki bir adımı araya koymak

But first sıralamada kısa bir değişiklik olduğunu gösterir. Konuşan kişi ana konuyu duraklatır ve devam etmeden önce başka bir şey yapar. Buradaki but karşı çıkma anlamı taşımaz. Konuşmayı düzenler ve devam etmeden önce bir şeyin yapılması gerektiğini belirtir.

Alıştırma

Ana planı duraklatıp daha önce yapılacak bir adım ekleyen iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: We can begin the game now. ____, let's read the rules.

Cevabı göster

But first

Probably the most famous British dumplings, suet dumplings, Kültür

1:36

Muhtemelen en ünlü İngiliz dumplingleri, suet dumplings,

are cooked on top of a chicken or beef stew. Kalıp ifadeler

1:40

tavuk veya dana yahnisinin üzerinde pişirilir.

Kültür

suet dumplings: yahniyle pişirilen Britanya usulü hamur topları

Suet dumplings, un ve genellikle sığır ya da koyundan elde edilen katı bir hayvansal yağ olan suet ile yapılan Britanya usulü hamur toplarıdır. Bu cümlede olduğu gibi çoğunlukla yahniyle birlikte pişirilirler. Burada dumplings sözcüğü geniş bir anlama sahiptir: küçük hamur parçaları veya hamur topları. Bu Britanya türünün içinde genellikle dolgu yoktur; bu nedenle diğer mutfaklarda dumpling adı verilen her yemekle aynı biçimde ya da tarzda değildir.

Alıştırma

Örnekteki suet dumplings için en uygun açıklama hangisidir?

  1. Suet dumplings, içi doldurulmuş ve domates sosuyla sunulan makarna parçalarıdır.
  2. Suet dumplings, un kullanılmadan yapılan tatlı meyve toplarıdır.
  3. Suet dumplings, hayvansal yağla yapılan ve yahniyle birlikte pişirilen Britanya usulü hamur toplarıdır.
Cevabı göster

Suet dumplings, hayvansal yağla yapılan ve yahniyle birlikte pişirilen Britanya usulü hamur toplarıdır.

Kalıp ifadeler

on top of a chicken or beef stew: yüzeyin üzerindeki konum

Burada on top of, dumplinglerin pişerken yahninin üst yüzeyinde durduğunu anlatır. Dumplinglerin yahniye tamamen batırıldığı ya da karıştırıldığı söylenmiyor. Kalıp on top of + isim şeklindedir. Bir şeyin başka bir şeyin en üst yüzeyinde, çoğu zaman ona temas ederek bulunduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi “üst yüzeyinde” anlamına gelen üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: The book is ____ the desk.

Cevabı göster

on top of

They're made from suet, Kalıp ifadeler

1:43

Suet denilen malzemeden yapılırlar,

Kalıp ifadeler

made from suet: kaynak malzemeyi belirtme

They're made from suet cümlesindeki They're, daha önce sözü edilen suet dumplings ifadesine gönderme yapar. Edilgen be made from + malzeme kalıbı, bir şeyi oluşturmak için kullanılan ham maddeyi belirtir. Burada suet işlenir ve dumplinglerin bir parçası olur. From, üretim yerini değil, ham maddenin kaynağını belirtir. Üretim yerini söylemek için made in + yer kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi dönüşmüş bir kaynak malzemeyi belirten iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Glass is ____ sand.

Cevabı göster

made from

but what exactly is that?

1:44

peki bu tam olarak nedir?

Is suet A) wheat, B) potato, or C) animal fat?

1:46

Suet A) buğday, B) patates veya C) hayvansal yağ mıdır?

Hmm.

1:53

Hmm.

Uh I think suet is made from animal fat.

1:54

Uh, bence suet hayvansal yağdan yapılıyor.

Okay, Beth.

1:57

Tamam, Beth.

We'll find out if that's the correct answer later in the program. Öbek fiiller

1:58

Doğru cevabın bu olup olmadığını programın ilerleyen bölümlerinde öğreneceğiz.

Öbek fiiller

find out: bir bilgiyi öğrenmek veya ortaya çıkarmak

Find out, daha önce bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek veya ortaya çıkarmak anlamına gelir. Bu cümlede konuşmacı, cevabın doğru olup olmadığının programın ilerleyen bölümünde belli olacağını söylüyor. Yaygın bir yapı find out + if, whether veya soru sözcüğüyle başlayan yan cümledir: find out if it is true, find out why it happened ya da find out who won. Find out the truth örneğinde olduğu gibi ardından bir isim öbeği de gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi “sonucu öğrenmek” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: The results arrive tomorrow, so we'll ____ whether our team won.

Cevabı göster

find out

The origins of dumplings are a mystery. Kalıp ifadeler

2:03

Dumplinglerin kökeni bir gizemdir.

Kalıp ifadeler

The origins of dumplings: the origins of + konu

The origins of dumplings, mantının başlangıcını veya en eski tarihini anlatan bir isim öbeğidir. the origins of + konu yapısı, bir şeyin nasıl, ne zaman veya nerede başladığını konuşurken kullanışlıdır. Origins burada çoğuldur, bu yüzden cümlede are kullanılır: The origins ... are a mystery. Çoğul biçim, bir konunun başlangıcını çoğu zaman birkaç olası etki veya aşaması bulunan bir tarih olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi dersteki “... kökenleri” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The museum has a display about ____ this tradition.

Cevabı göster

the origins of

Historians think the dish is very old,

2:05

Tarihçiler bu yemeğin çok eski olduğunu düşünüyor,

but no one knows for sure when or where the first dumpling was cooked. Notlar

2:08

ancak ilk dumplingin ne zaman ve nerede pişirildiğini kimse kesin olarak bilmiyor.

Kalıp ifadeler

no one knows for sure: kimse kesin olarak bilmiyor

no one knows for sure ifadesinde for sure, “kesin olarak” anlamına gelir. İfade, hiç kimsenin doğrulanmış bir cevaba sahip olmadığını anlatır. Tahminler veya ipuçları olabilir, ancak kanıtlar soruyu kesin olarak cevaplamaya yetmez. Bu, no one knows ifadesinden daha kesindir: bazı bilgilerin bulunabileceğini kabul eder, fakat hiç kimsenin cevabı doğrulayamadığını belirtir. Buradaki for sure ifadesini, cevap verirken kullanılan “elbette” veya güçlü bir “evet” anlamında düşünmeyin.

Alıştırma

Cümleyi dersteki dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: Historians have several theories, but ____ why the city was abandoned.

Cevabı göster

no one knows for sure

Dilbilgisi

when or where ... was cooked: dolaylı soru söz dizimi

when or where the first dumpling was cooked sözleri, knows fiilinden sonra daha büyük cümlenin içine yerleşmiş bir soru oluşturur. Bu tür dolaylı sorularda düz cümle sırası korunur: soru sözcüğü + özne + fiil. Bu nedenle the first dumpling, was cooked ifadesinden önce gelir; burada was the first dumpling cooked yazılmaz. Was cooked edilgen yapıdadır: eylem dumpling üzerinde gerçekleşir ve onu pişiren kişi belirtilmez. When or where, hem zamanın hem de yerin bilinmediğini gösterir.

Alıştırma

Daha büyük bir cümle içindeki soru için doğru söz dizimini ve edilgen yapıyı kullanan cümleyi seçin.

  1. Nobody knows when did the castle build.
  2. Nobody knows when the castle was built.
  3. Nobody knows when was the castle built.
Cevabı göster

Nobody knows when the castle was built.

One theory puts the birthplace of the dumpling along the Silk Road, Notlar

2:13

Bir teoriye göre dumplingin doğum yeri İpek Yolu üzerindedir,

Kelime

One theory puts ... along the Silk Road: ‘konumunu belirlemek veya tahmin etmek’ anlamında put

Buradaki puts, bir şeyi fiziksel olarak taşıyıp bir yere koymayı anlatmaz. ‘Konumunu belirlemek veya tahmin etmek’ anlamındadır. Teori, mantının doğduğu yeri İpek Yolu üzerindeki bir noktada gösterir. Kalıp, bilgi kaynağı + put/puts + nesne + yer, zaman, sayı veya aralık şeklindedir. Teori, kanıt veya tahmin gibi bir kaynakla kullanıldığında fiziksel bir yerleştirmeyi değil, bir görüşe ya da hesaba dayanan sonucu anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede put, bir şeyi fiziksel olarak yerleştirmek yerine ‘konumunu belirlemek veya tahmin etmek’ anlamındadır?

  1. New evidence puts the settlement near the river.
  2. Maya put the map on the table.
  3. Dad put the biscuits in a tin.
Cevabı göster

New evidence puts the settlement near the river.

linking China with Central Asia and Turkey. Dilbilgisi

2:16

Çin'i Orta Asya ve Türkiye ile birbirine bağlayan yol.

Kültür

İpek Yolu: tarihî bir ticaret yolları ağı

İpek Yolu tek bir yol değildi. Çin ve Orta Asya'yı, Orta Doğu ve Avrupa'nın bazı bölümleri dâhil daha batıdaki topraklara bağlayan tarihî bir ticaret yolları ağıydı. Bu cümlede bu ad, çeşitli şeylerin bölgeler arasında nasıl hareket edebildiğini açıklar. Tüccarlar ve yolcular bu ağ boyunca malları, fikirleri ve yiyecekleri taşıdı. Bu nedenle ağ, mantıya benzeyen yiyeceklerin veya ilgili etkilerin yayılması için olası bir yol sunar.

Alıştırma

İpek Yolu'nu doğru anlatan seçenek hangisidir?

  1. Mantı taşımak için yapılmış modern bir demir yoluydu.
  2. Yalnızca ipek satmak için kullanılan kısa bir sokaktı.
  3. Avrasya'daki farklı bölgeleri birbirine bağlayan bir ticaret yolları ağıydı.
Cevabı göster

Avrasya'daki farklı bölgeleri birbirine bağlayan bir ticaret yolları ağıydı.

Dilbilgisi

linking China with ...: bilgi ekleyen bir -ing öbeği

linking China with Central Asia and Turkey, İpek Yolu’nun işlevi hakkında bilgi ekleyen bir -ing öbeğidir. linking eylemini yaptığı anlaşılan unsur İpek Yolu’dur: bu yerleri birbirine bağlamıştır. Bu öbeğin kendine ait bir zamanı yoktur. Zamanını ana cümleden alır ve which linked China with Central Asia and Turkey ifadesine benzer biçimde ek bir bilgiyi aynı cümleye sığdırır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için link fiilinin doğru biçimini kullanın: The new bridge crosses the bay, ____ the island with the mainland.

Cevabı göster

linking

One way or another, Kalıp ifadeler

2:20

Öyle ya da böyle,

Kalıp ifadeler

One way or another: belirsiz ayrıntıları geride bırakmak

One way or another, cümlenin başında kullanılan ve bir şeyin tam olarak nasıl gerçekleştiğinin bilinmediğini ya da önemli olmadığını gösteren bir ifadedir. Konuşan kişi bu belirsizliği kabul edip yine de doğru olarak sunduğu sonuca geçebilir. Ayrıca One way or another, we'll solve it. örneğindeki gibi kararlı bir sözde bir şekilde anlamına gelebilir. Sözcüğü sözcüğüne iki yoldan bahsetmez.

Alıştırma

İki seçenek belirtilmemiş ve rota bilinmiyor. Yöntemi belirsiz bırakırken sonucu kesin gösteren cümle hangisidir?

  1. Either way, the package reached the island.
  2. By the way, the package reached the island.
  3. One way or another, the package reached the island.
Cevabı göster

One way or another, the package reached the island.

the dumpling journeyed through the Middle East and across Africa to Ghana, Deyimler

2:21

dumpling, Orta Doğu ve Afrika üzerinden Gana'ya doğru yolculuk etmiştir.

Deyimler

the dumpling journeyed ... to Ghana: kültürel yayılmayı yolculuk olarak kişileştirmek

Bu cümle dumpling sözcüğünü kişileştirir ve bir yemek geleneğini yolcuymuş gibi anlatır. Journeyed, tek bir dumplingin kendi başına hareket ettiği anlamına gelmez. İnsanlar onları bir bölgeden diğerine taşıdıkça dumplinglerin, tariflerinin veya ilgili yemek geleneklerinin yayıldığını anlatır. through the Middle East, across Africa ve to Ghana rota ifadeleri, uzun bir kültürel yayılma tarihini açık bir yolculuğa dönüştürür. Bu anlatım biçimi, sürece katılan her kişiyi veya olayı saymadan tarihi canlı hâle getirir.

Alıştırma

Journeyed bu cümlede ne anlatıyor?

  1. Gana dışındaki insanlar dumpling yapmayı bıraktı.
  2. Tek bir dumpling bütün rotayı gerçekten kendi başına yürüdü.
  3. Dumpling geleneği zamanla bir bölgeden diğerine yayıldı.
Cevabı göster

Dumpling geleneği zamanla bir bölgeden diğerine yayıldı.

where today it's a favorite way of adding carbohydrates to a dish, Kalıp ifadeler

2:25

Bugün Gana'da, sosları ve suyu emmesinin yanı sıra

Kalıp ifadeler

a favorite way of adding ...: way of + fiilin -ing biçimi

Bir şeyi yapma yöntemini belirtmek için a way of + -ing kullanılır. Of bir edattır; bu yüzden ardından gelen fiil -ing biçimini alır: a way of adding doğrudur, a way of add değildir. Burada favorite, bu yöntemin çok sevildiğini; adding carbohydrates to a dish ise yöntemin ne yaptığını anlatır. Yeniden kullanılabilecek kalıp a/an + sıfat + way of + -ing şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi way of ve save fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Turning off the lights is an easy ____ energy.

Cevabı göster

way of saving

as well as soaking up sauces and juices. Notlar

2:29

bir yemeğe karbonhidrat eklemenin favori bir yoludur.

Dilbilgisi

as well as: başka bir paralel eylem eklemek

"As well as", “-e ek olarak” anlamına gelir. Burada "soaking up sauces and juices", daha önce belirtilen bir şeye eklenen başka bir eylem veya işlev olarak sunulur. Cümlede aynı görevi yapan eylemleri bağlarken biçimleri paralel tutun. Bu parçada "soaking" bir -ing biçimidir. Ancak ifade her zaman -ing gerektirmez; biçim, bağlanan yapıya göre değişir.

Alıştırma

Hangi cümle paralel bir eylem eklemek için "as well as" ifadesini doğru kullanıyor?

  1. Mina enjoys painting as well as makes models.
  2. Mina enjoys painting as well as making models.
  3. Mina enjoys painting as well as to make models.
Cevabı göster

Mina enjoys painting as well as making models.

Öbek fiiller

soaking up sauces and juices: sıvıyı emmek

"Soak up", bir süngerin suyu içine çekmesi gibi sıvıyı emmek anlamına gelir. Bu parçada "sauces and juices", emilen sıvılardır. "Soak up" ayrılabilir bir öbek fiildir: "soak up the sauce" veya "soak the sauce up" denebilir. Nesne bir zamirse onu ortaya yerleştirin: "soak it up."

Alıştırma

Bu derste geçen ve “sıvıyı emmek” anlamına gelen öbek fiili kullanın: This sponge can ____ a lot of water.

Cevabı göster

soak up

Kafui Adzah is a businesswoman and fan of the Ghanaian dumpling called kenkey. Kültür

2:32

Kafui Adzah bir iş kadını ve kenkey adı verilen Ganalı dumplingin hayranıdır.

Kültür

Ghanaian dumpling called kenkey: kenkey adlı Gana yemeği

Kenkey, Gana’nın temel yiyeceklerinden biridir. Genellikle şekil verilip sarıldıktan sonra pişirilen fermente mısır hamurundan yapılır. Bu cümlede Ghanaian dumpling, yiyeceği İngilizce olarak genel biçimde tanımlar; called kenkey ise adını verir. Dumpling sözcüğü, kenkey’in mutlaka iç dolgulu olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle kenkey’i doğru biçimde tanımlar?

  1. Kenkey, pizzada kullanılan bir İtalyan peyniridir.
  2. Kenkey, çaydan yapılan bir İngiliz içeceğidir.
  3. Kenkey, genellikle fermente mısır hamurundan yapılan bir Gana yemeğidir.
Cevabı göster

Kenkey, genellikle fermente mısır hamurundan yapılan bir Gana yemeğidir.

Here, she introduces kenkey to Ruth Alexander, Kalıp ifadeler

2:39

Burada kenkey'i Ruth Alexander'a tanıtıyor,

presenter of the BBC World Service program The Food Chain.

2:42

BBC Dünya Servisi programı The Food Chain'in sunucusu.

Kalıp ifadeler

introduce kenkey to Ruth Alexander: introduce A to B yapısı

introduce A to B kalıbı, “B’nin A’yı tanıması veya A hakkında bilgi edinmesi için A’yı B’ye tanıtmak” anlamına gelir. Bu cümlede A kenkey, B ise Ruth Alexander’dır; yani Ruth bu yiyecek hakkında bilgi edinir. A bir kişi, nesne, fikir veya etkinlik olabilir. Sıralamayı introduce + A + to + B biçiminde koruyun: We introduced the new game to our class.

Alıştırma

A = a new game ve B = the class olacak şekilde introduce A to B yapısının geçmiş zamanını kullanın. Cümleyi tamamlayın: Our teacher ____ the class.

Cevabı göster

introduced a new game to

I love kenkey.

2:47

Kenkey'i çok seviyorum.

In fact, I had kenkey this afternoon.

2:47

Hatta bu öğleden sonra kenkey yedim.

You've had some this afternoon? Ton ve niyet

2:49

Bu öğleden sonra biraz yedin mi?

Ton ve niyet

You've had some this afternoon? ile şaşırarak doğrulama yapan yankı soru

Bu bir yankı sorusudur. Konuşan kişi, az önce duyduğu veya karşısındakinin açıkça ima ettiği bilgiyi tekrar ederek doğru olup olmadığını kontrol eder ve aynı zamanda hafif bir şaşkınlık gösterir. Cümle, normal soru dizilişi olan “Have you had...?” yerine “You've had some...” şeklindeki bildirme cümlesi dizilişini korur. Sonda yükselen tonlama, tekrarlanan bilginin soru gibi duyulmasını sağlar. Bu yapı yeni bir bilgiye tepki vermek için kullanılır; tamamen tarafsız bir ilk soru sormak için kullanılmaz.

Alıştırma

Bir arkadaşınız az önce “I finished the whole book today.” dedi. Bu haberi şaşırarak doğrulamak için en doğal biçimde tekrarlayan yanıt hangisidir?

  1. Why don't you finish the whole book today?
  2. Have you finished the whole book today?
  3. You've finished the whole book today?
Cevabı göster

You've finished the whole book today?

Yes.

2:50

Evet.

Oh, lovely.

2:51

Oh, harika.

And it hits the spot. Deyimler

2:51

Ve tam yerini buluyor (hits the spot).

Deyimler

hits the spot: o anki ihtiyacı tam olarak karşılar

Hit the spot, bir şeyin o anda ihtiyaç duyulan memnuniyeti veya rahatlamayı tam olarak sağlaması anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede yiyeceğin özellikle tatmin edici olduğu anlatılır. Buradaki spot, gerçek bir yer veya hedef değildir. İfade genellikle açlık ya da susuzluk anında yiyecek ve içecekler için kullanılır; ancak dinlenme, duş veya başka basit bir rahatlık için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi, bu dersteki “tam olarak ihtiyacım olan şeydi” anlamına gelen deyimle tamamlayın: After the long hike, that cold water really ____.

Cevabı göster

hit the spot

Absolutely.

2:53

Kesinlikle.

And... the Ga-Adangbe is one of the tribes in Ghana. Kültür

2:55

Ve... Ga-Adangbe, Gana'daki kabilelerden biridir.

Kültür

Ga-Adangbe: Gana'daki bir etnik grup

Ga-Adangbe, Gana'daki bir etnik grubun adıdır. Konuşan kişi bu bilgiyi kenkey ile bağlantılı topluluğu belirtmek için kullanır. Sonraki cümlede their, Ga-Adangbe halkına gönderme yapar. Bu, kenkeyin o grup için temel bir yiyecek olduğu anlamına gelir; Gana'daki herkesin bu gruba ait olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Şunu okuyun: 'The Ga-Adangbe are an ethnic group in Ghana. Kenkey is their staple food.' Their kime gönderme yapıyor?

  1. Gana'daki herkes
  2. Yiyecek olan kenkey
  3. Ga-Adangbe halkı
Cevabı göster

Ga-Adangbe halkı

And kenkey is their staple food, Kelime

3:00

Ve kenkey onların temel gıdasıdır,

even though it's eaten across the whole country. Dilbilgisi

3:03

ülke çapında yenmesine rağmen.

Kelime

their staple food: bir grubun günlük temel yiyeceği

their staple food ifadesinde a staple food, bir grubun düzenli olarak yediği ve beslenmesinin temel bir parçası olarak dayandığı yiyecektir. Their grubu belirtir; burada Ga-Adangbe halkını ifade eder. Bu ifade, yiyeceğin o grubun günlük beslenmesindeki yerini anlatır. Kenkeyi yalnızca o grubun yediği anlamına gelmez; cümlenin devamı onun Gana'nın her yerinde yendiğini söyler.

Alıştırma

Beslenmenin temel bir parçası olarak düzenli biçimde yenen bir yiyeceği anlatan ders ifadesini kullanın. Cümleyi tamamlayın: Rice is a ____ in many countries.

Cevabı göster

staple food

Dilbilgisi

even though: gerçek bir duruma dayalı ödünleme

even though bir ödünleme ilişkisi kurar: ardından gelen yan cümle, ana düşünceyle görünüşte çelişen gerçek bir olguyu bildirir. Burada yiyeceğin ülke çapında yenmesi, onun belirli bir grup veya gelenekle özellikle bağlantılı olduğu yönündeki önceki düşünceyi geçersiz kılmaz. even though ile başlayan bölüm bir yan cümledir; bu nedenle normalde bir ana cümleye bağlanır. Altyazıdaki bu parça önceki ifadeyi sürdürür; tam cümlede kalıp “ana düşünce, even though + karşıt olgu” şeklindedir.

Alıştırma

Kafe kesinlikle küçüktür, ancak her gün yüzlerce müşteriye hizmet verir. Bu gerçek karşıtlığı hangi cümle ifade eder?

  1. Even if the café is small, it serves hundreds of customers each day.
  2. Because the café is small, it serves hundreds of customers each day.
  3. Even though the café is small, it serves hundreds of customers each day.
Cevabı göster

Even though the café is small, it serves hundreds of customers each day.

How is it then eaten? Dilbilgisi

3:06

Peki nasıl yenir?

Dilbilgisi

How is it then eaten? — yöntem soran edilgen bir soru

How is it eaten? sorusu How + be + özne + geçmiş zaman ortacı kalıbını izler. Bu edilgen soru, yiyeceğin hangi yöntemle veya genellikle nasıl yendiğini sorar. Yiyen kişileri değil, yiyeceği sorunun merkezine koyar. Buradaki then, soruyu az önce söylenenlere bağlar ve “peki” ya da “o hâlde” anlamına gelir. Yeme eyleminin zaman bakımından sonra gerçekleştiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Yemeğin genellikle nasıl yendiğini soran cümleyi eat fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: How ____ this dish usually ____?

Cevabı göster

is · eaten

Now, we have to eat kenkey with what we call shito, chili sauce, okay? Kalıp ifadeler

3:08

Şimdi, kenkey'i shito dediğimiz acı biber sosuyla yemeliyiz, tamam mı?

Kalıp ifadeler

what we call shito: yerel bir adı tanıtmak

what we call shito, “shito dediğimiz şey” anlamına gelir. Burada what ile başlayan yan cümlenin tamamı with edatından sonra bir isim öbeği görevi görür. Bu bir soru değildir; what zaten “... olan şey” fikrini içerir. Bu ifade, shito sözcüğünü konuşanın topluluğunda kullanılan ad olarak tanıtır; ardından chili sauce, dinleyiciye yabancı gelebilecek bu terimi açıklar. Shito, Gana'da yaygın bir acı biber sosu türüdür.

Alıştırma

"We serve it with what we call shito, a spicy sauce," cümlesinde what we call shito ne işe yarar?

  1. Shito sözcüğünü konuşanın grubunun kullandığı ad olarak tanıtır.
  2. Shito'nun sosun üretildiği yer olduğunu söyler.
  3. Shito'nun hangi telefon numarasını kullandığını sorar.
Cevabı göster

Shito sözcüğünü konuşanın grubunun kullandığı ad olarak tanıtır.

But we also have the black sauce.

3:14

Ama aynı zamanda siyah sosumuz da var.

It's like with shrimps, fish, and all sort of proteins in it.

3:17

İçinde karides, balık ve her türlü protein var gibi düşünün.

And then yum yum, Ton ve niyet

3:21

Ve sonra nam nam (yum yum),

Ton ve niyet

yum yum: lezzetli yemeğe oyunbaz bir tepki

Yum yum, yemeğin tadı veya kokusu çok güzel olduğunda ya da biri onu yemeyi sevinçle beklediğinde kullanılan gündelik bir ünlemdir. Yum sözcüğünün tekrarlanması tepkiyi canlı ve oyunbaz gösterir. Bu ifade tadı kesin biçimde tarif etmez; duygusal bir tepki verir.

Alıştırma

"Yum yum!" hangi durumda en doğal kullanımdır?

  1. Bir gıda etiketinde kesin bir içerik uyarısı vermek.
  2. Resmî bir restoran değerlendirmesindeki bütün tat analizini yazmak.
  3. Bir çocukla lezzetli bir atıştırmalık yerken rahatça beğenisini belirtmek.
Cevabı göster

Bir çocukla lezzetli bir atıştırmalık yerken rahatça beğenisini belirtmek.

you go at it. Deyimler

3:23

yemeye başlıyorsun.

Deyimler

go at it: iştahla yemeye başlamak

Yemekle ilgili bu bağlamda go at it, enerjik veya istekli bir şekilde yemeye başlamak demektir. Yemeğe doğru yürümeyi anlatmaz; kişinin yemeğe hevesle giriştiğini gösterir. Daha genel olarak go at something veya go at it, bir işe ya da nesneye enerjik biçimde girişmek demektir. it ile neyin kastedildiğini bağlam gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede go at it, iştahla yemeye başlamak anlamındadır?

  1. The pizza arrived, and the hungry children went at it.
  2. We walked toward the café after school.
  3. The application looked difficult, but Maya decided to go for it.
Cevabı göster

The pizza arrived, and the hungry children went at it.

You dig in! So, is this really satisfying comfort food? Notlar

3:24

Yumuluyorsun (dig in)! Yani bu gerçekten doyurucu bir rahatlatıcı yiyecek mi?

Öbek fiiller

dig in!: yemeye başlamak için samimi bir davet

Yemek ortamında dig in, “yemeye başla” veya “çekinmeden ye” anlamına gelen kalıplaşmış ve samimi bir ifadedir. Burada dig, “toprakta çukur kazmak” şeklindeki gerçek anlamını taşımaz. You dig in! cümlesinde konuşan kişi, bir dinleyiciyi beklemeden yemeye başlaması için doğrudan teşvik eder.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste öğrendiğiniz ve insanları yemeye başlamaya davet eden iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: Dinner is ready. ____!

Cevabı göster

Dig in

Kelime

comfort food: duygusal rahatlık veren tanıdık yiyecek

Comfort food, genellikle tanıdık olduğu ya da evi veya çocukluğu hatırlattığı için kişiye güven, mutluluk veya duygusal rahatlık veren yiyecektir. Bu sorudaki satisfying comfort food, yemeğin kişiyi doyurup memnun etmenin yanında sıcak ve rahatlatıcı bir his verip vermediğini sorar. Bu tanım kişiye ve kültüre göre değişir: aynı yemek bir kişi için comfort food olabilirken başka biri için olmayabilir. İfade, yemeğin sağlıklı, gösterişli ya da fiziksel olarak kolay yenir olup olmadığını değil, yemekle bağlantılı duyguyu anlatır.

Alıştırma

Bir kişi evini her özlediğinde tanıdık bir çorba yapıyor. Bu durumda o çorba için en uygun ad hangisidir?

  1. fast food
  2. staple food
  3. comfort food
Cevabı göster

comfort food

It is very satisfying.

3:29

Çok doyurucu.

In fact, kenkey is loved by most people who do manual work Kelime

3:30

Aslında, kenkey fiziksel iş yapan çoğu kişi tarafından sevilir

Kelime

do manual work: esas olarak bedenle veya ellerle çalışmak

Do manual work, ağırlıklı olarak fiziksel çabaya veya ellerle yapılan pratik işlere dayanan bir işi yapmak demektir. Cümlede do manual work yapan kişilerin işleri yük kaldırma, inşaat, tarım, tamir veya benzeri fiziksel görevleri içerebilir. Burada manual, work sözcüğünü niteleyen bir sıfattır. Kullanım kılavuzu anlamındaki a manual ismi değildir.

Alıştırma

“The warehouse staff do manual work for most of the day,” cümlesinde do manual work ne anlama gelir?

  1. esas olarak fiziksel çaba veya elleri kullanmayı gerektiren bir iş yapmak
  2. çalışırken kullanım kılavuzu okumak
  3. makineler hakkında rapor yazmak
Cevabı göster

esas olarak fiziksel çaba veya elleri kullanmayı gerektiren bir iş yapmak

because it fills the tummy and it takes you almost the whole day Notlar

3:36

çünkü mideyi doldurur ve neredeyse bütün gün idare eder sizi

before you feel hungry again.

3:39

tekrar acıkana kadar.

Kalıp ifadeler

it fills the tummy: birini tok hissettirmek

it fills the tummy ifadesinde it, yiyeceği belirtir. fill the tummy, birini yemek yedikten sonra tok ve doymuş hissettirmek anlamına gelir. Mideyi gerçekten sınırına kadar doldurmayı değil, yiyeceğin etkisini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın ve fill fiilini özneye uygun biçime getirin: This thick soup ____, so I will not need a snack soon.

Cevabı göster

fills the tummy

Dilbilgisi

it takes ... before ...: daha sonraki bir olaya kadar geçen süreyi belirtmek

Yapı it takes + kişi + süre + before + cümlecik şeklindedir. Baştaki it belirli bir nesneyi göstermez; takes ne kadar zaman geçtiğini, before ile başlayan cümlecik ise daha sonra ne olduğunu anlatır. Bu cümlede açlığın geri gelmesinden önce neredeyse bütün bir gün geçer. Bu, kişinin bütün gün aç olduğu anlamına gelmez; o süre boyunca tok kaldığı anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi it takes ... before ... yapısıyla tamamlayın: It ____ me about an hour ____ I feel fully awake in the morning.

Cevabı göster

takes · before

Kafui says eating kenkey really hits the spot.

3:43

Kafui, kenkey yemenin gerçekten hits the spot (tam isabet) olduğunu söylüyor.

If something hits the spot,

3:48

Bir şey hits the spot ise,

it's exactly what you wanted and totally satisfies you.

3:50

tam olarak istediğiniz şeydir ve sizi tamamen tatmin eder.

Kenkey dumplings are made from maize sourdough and eaten across Ghana. Kelime

3:54

Kenkey dumplingleri mısır ekşi hamurundan yapılır ve Gana'nın dört bir yanında yenir.

Kelime

maize sourdough: fermente mısır hamuru

Maize sourdough, mısırdan yapılıp fermente edilmiş hamur demektir. Maize “mısır” anlamına gelir; sourdough ise burada fermente edilmiş hamurun kendisini belirtir. Bu cümlede ifade, kenkey hamur toplarının yapımında kullanılan malzemeyi belirtir; mısır aromalı bir somun ekmeği değil.

Alıştırma

Cümlede maize sourdough ne anlama geliyor?

  1. mısırdan yapılmış ve fermente edilmiş hamur
  2. üzerine mısır konmuş bir somun buğday ekmeği
  3. fermantasyondan önceki kuru mısır unu
Cevabı göster

mısırdan yapılmış ve fermente edilmiş hamur

For some tribes, kenkey is their staple food,

3:58

Bazı kabileler için kenkey onların staple food'udur (temel gıda),

a basic and important type of food that is regularly eaten by a large portion of the population. Kalıp ifadeler

4:02

nüfusun büyük bir kısmı tarafından düzenli olarak tüketilen temel ve önemli bir yiyecek türü.

Kalıp ifadeler

a large portion of the population: grubun büyük bir bölümü

A large portion of the population ifadesinde portion, bir bütünün payı veya bölümü anlamına gelir. İfadenin tamamı, söz konusu gruptaki tüm insanların büyük bir bölümünü belirtir. Large sözcüğü özellikle kesinlik taşımaz. Çok sayıda insanın dâhil olduğunu söyler ancak tek başına yarıdan fazlası veya herkes anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir raporda “A large portion of the population cycles to work.” deniyor. Yalnızca bu ifadeden güvenle hangi sonuca varabilirsiniz?

  1. Herkes işe bisikletle gidiyor.
  2. Birçok kişi işe bisikletle gidiyor ancak kesin oran belirtilmiyor.
  3. Kesinlikle tüm insanların yarısından fazlası işe bisikletle gidiyor.
Cevabı göster

Birçok kişi işe bisikletle gidiyor ancak kesin oran belirtilmiyor.

In Britain, for example, bread and eggs are staple foods.

4:07

Örneğin Britanya'da ekmek ve yumurta temel gıdalardır.

Kenkey takes time to make. Kalıp ifadeler

4:12

Kenkey'in yapımı zaman alır.

Kalıp ifadeler

takes time to make: take time to do kalıbı

“Takes time to make”, kenkey yapmanın hızlı tamamlanan bir iş olmadığını belirtir. something takes time to + fiil kalıbı, bir sürecin bitmesi için zaman gerektiğini söyler; ancak tam olarak ne kadar sürdüğünü belirtmez. Kenkey yapılan şeydir, fakat cümlede özne olarak yer alır. make fiilinin nesnesi özneden zaten anlaşıldığı için make sonrasında tekrar edilmez.

Alıştırma

Hangi cümle sosu hazırlamanın hızlı olmadığını belirtir?

  1. The sauce takes time to prepare.
  2. The sauce makes time to prepare.
  3. Please take your time with the sauce.
Cevabı göster

The sauce takes time to prepare.

The maize needs to be soaked in water for a week. Dilbilgisi

4:14

Mısırın bir hafta suda bekletilmesi gerekir.

Dilbilgisi

needs to be soaked in water: need to be + past participle yapısı

“Needs to be soaked in water”, suda bekletmenin gerekli bir adım olduğunu belirtir. Mısır bu eyleme maruz kalan şeydir; bu nedenle need(s) to be + past participle yapısı kullanılır: needs to be soaked. Bu edilgen yapı tariflerde ve talimatlarda yaygındır çünkü eylemi yapan kişiye değil, malzemeye ne yapılması gerektiğine odaklanır. In water, bekletme işleminin nerede gerçekleştiğini belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle need to be + past participle kullanarak fasulyeleri eyleme maruz kalan öge olarak öne çıkarır?

  1. The beans need to be soaked overnight.
  2. The cook needs to soak the beans overnight.
  3. The beans need to be soaking overnight.
Cevabı göster

The beans need to be soaked overnight.

But when they're ready and served with a hot chili sauce,

4:17

Ancak hazır olduklarında ve sıcak bir acı sosla servis edildiklerinde,

Kafui uses two phrases to show it's time to eat.

4:21

Kafui yemek zamanının geldiğini göstermek için iki ifade kullanır.

Yum yum is used to say that food tastes or smells very good. Dilbilgisi

4:25

Yum yum (nam nam), yiyeceklerin tadının veya kokusunun çok iyi olduğunu söylemek için kullanılır.

Dilbilgisi

is used to say that: bir ifadenin amacını açıklama

X is used to say that..., bir ifadenin ne anlattığını açıklayan edilgen bir yapıdır. Bu cümlede Yum yum açıklanan ifadedir, say amacı belirten yalın fiildir ve that ile başlayan yan cümle aktarılan mesajı verir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp X + be used to + fiilin yalın hâlidir. Bir sözcüğün, işaretin, aracın veya özelliğin amacını açıklamak için X is used to describe..., show... veya measure... biçiminde kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi be used to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: A thermometer ____ measure temperature.

Cevabı göster

is used to

And dig in is another exclamation meaning don't wait,

4:30

Ve dig in (yumul) ise beklemeyin anlamına gelen başka bir ünlemdir,

start eating, and eat as much as you like.

4:34

yemeye başlayın ve istediğiniz kadar yiyin demektir.

For Ghanaians, kenkey is comfort food,

4:37

Ganalılar için kenkey bir comfort food'dur (rahatlatıcı yiyecek),

something which is enjoyable to eat and makes you feel happier.

4:40

yemesi keyifli olan ve sizi daha mutlu hissettiren bir şey.

And what's more, it fills your tummy or stomach. Anlatım akışı

4:44

Üstelik tummy veya stomach (mide) yani karnınızı doldurur.

Anlatım akışı

what's more: destekleyici bir nokta daha ekleme

What's more, aynı düşünceyi destekleyen bir noktayı daha ekleyen bağlayıcı bir ifadedir. Burada karnı doyurmayı bir başka yarar olarak gösterir. Basit bir and sözcüğüne göre bilgiyi daha açık biçimde düzenler: sıradaki nokta ek destek sağlar ve dikkat edilmeye değer bir bilgi olarak sunulur.

Alıştırma

İki yarar aynı öneriyi destekliyor. İkinci yararı ekleyen cümleyi seçin: The library is free to join. ___

  1. What's more, it stays open late.
  2. However, it stays open late.
  3. Therefore, it stays open late.
Cevabı göster

What's more, it stays open late.

Whatever type you eat and wherever in the world you eat them, Dilbilgisi

4:46

Hangi türünü yerseniz yiyin ve dünyanın neresinde yerseniz yiyin,

Dilbilgisi

Whatever type ... wherever in the world: tür ve yer sınırlarını kaldırmak

Whatever type you eat, “hangi türünü yerseniz yiyin” anlamına gelir. Whatever, type isminden önce gelir; wherever in the world you eat them ise “onları dünyanın neresinde yerseniz yiyin” demektir. Bu iki yan cümle iki sınırı ortadan kaldırır: tür ve yer. And ile bağlanıp ana cümleden önce gelen bu iki yan cümle, her durum için geçerli genel bir yargıya hazırlık yapar. Virgül, ana ifadenin ardından geleceğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle, aynı talimatı her atıştırmalık seçimi ve her yer için geçerli kılmak üzere whatever ... and wherever ... yapısını kullanıyor?

  1. Whenever you choose a snack, eat it where you are sitting.
  2. Which snack do you choose, and where do you eat it?
  3. Whatever snack you choose and wherever you eat it, put the wrapper in a bin.
Cevabı göster

Whatever snack you choose and wherever you eat it, put the wrapper in a bin.

dumplings are a great way to spread a little love, Deyimler

4:50

dumplingler biraz sevgi yaymanın harika bir yoludur,

including in Britain.

4:53

Britanya dahil.

Deyimler

great way to spread a little love: davranışlarla ilgi göstermek

a great way to + fiilin yalın hâli kalıbı, etkili ya da hoş bir yöntemi önerir. Buradaki eylem spread a little love ifadesidir. spread love mecazidir: Yiyecek paylaşmak insanların ilgi ve nezaket hissetmesini sağlayabilir. a little ifadeyi yumuşatır, sıcak ve ölçülü bir ton verir; gösterilen ilginin önemsiz olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: Sharing homemade cookies is a ____.

Cevabı göster

great way to spread a little love

Oh, yes.

4:54

Oh, evet.

It looks like we're back to my earlier question. Anlatım akışı

4:55

Görünüşe göre daha önceki soruma geri dönüyoruz.

Anlatım akışı

looks like we're back to my earlier question: önceki bir soruya geri dönmek

It looks like içindeki looks like, fiziksel bir görünüşü anlatmaz; “öyle görünüyor” veya “durum bunu düşündürüyor” anlamındadır. Konuşmacı, konuşmanın gelişimine bakarak bir sonuca varır. We're back to my earlier question bir söylem geçişidir: mevcut bilgiyi daha önce sorulmuş bir soruya yeniden bağlar. Aradaki içeriğin konuşmayı o soruya geri getirdiğini ve artık sorunun yeniden ele alınabileceğini ya da cevaplanabileceğini gösterir.

Alıştırma

Tartışma farklı konulardan geçtikten sonra başta sorulan soruya geri dönüyor. En uygun geçiş cümlesi hangisidir?

  1. It looks like the earlier question no longer matters.
  2. It looks like we're moving on to a completely new topic.
  3. It looks like we're back to the original question.
Cevabı göster

It looks like we're back to the original question.

I asked you what the traditional British suet dumpling is made from.

4:57

Sana geleneksel İngiliz suet dumpling'inin neden yapıldığını sormuştum.

Beth guessed it was animal fat,

5:02

Beth bunun hayvansal yağ olduğunu tahmin etti,

which was the correct answer. Dilbilgisi

5:04

ki bu doğru cevaptı.

Dilbilgisi

which was the correct answer: which ile önceki ifadenin tamamına gönderme

Virgülden sonraki which, yalnızca Beth'e ya da fat ismine değil, önceki düşüncenin tamamına, yani Beth'in bunun hayvansal yağ olduğu yönündeki tahminine gönderme yapar. which was the correct answer bölümü bu tahminin doğru olduğunu söyler. Bu virgül + which kullanımı, aynı cümle içinde tamamlanmış bir ifadeye ek yorum getirir. Böylece konuşmacı yeni bir cümle başlatmadan önceki fikri değerlendirir veya açıklar.

Alıştırma

Önceki ifadenin tamamı hakkında doğru biçimde yorum yapan kelimeyi seçin: Maya said the key was under the mat, ___ turned out to be true.

  1. that
  2. what
  3. which
Cevabı göster

which

Suet dumplings aren't the healthiest, Ton ve niyet

5:07

Suet dumplingleri en sağlıklısı değildir,

Ton ve niyet

aren't the healthiest: yumuşatılmış olumsuz değerlendirme

Bu cümlede aren't the healthiest ifadesi, iç yağlı hamur toplarının kelime anlamıyla “en sağlıklı” olduğunu reddeder; ancak genellikle bunların pek sağlıklı bir seçenek olmadığını ima eder. Üstünlük derecesini olumsuz yapmak eleştiriyi yumuşatır; bu nedenle doğrudan unhealthy demekten daha nazik duyulur. Bu ifade the least healthy anlamına gelmez ve kesin bir sıralama vermez. Aynı yapı not the easiest gibi ifadelerde de görülür ve bir şeyin aslında epey zor olduğunu nazikçe ima edebilir.

Alıştırma

Konuşan kişi “These cookies aren't the healthiest” dediğinde genellikle neyi kasteder?

  1. Diğer bütün kurabiye türlerinden daha sağlıklıdırlar.
  2. Her karşılaştırmada kesinlikle en sağlıksız kurabiyeler bunlardır.
  3. Muhtemelen pek sağlıklı bir seçenek değiller; bu, nazikçe ifade ediliyor.
Cevabı göster

Muhtemelen pek sağlıklı bir seçenek değiller; bu, nazikçe ifade ediliyor.

but for some Brits,

5:09

ama bazı İngilizler için,

they're certainly comfort food.

5:10

bunlar kesinlikle rahatlatıcı yiyeceklerdir.

Food that makes you feel happier

5:13

Sizi daha mutlu hissettiren yiyecek

because it tastes good

5:15

çünkü tadı güzeldir

or because it reminds you of home. Kalıp ifadeler

5:16

ya da size evi hatırlattığı için.

Kalıp ifadeler

reminds you of home: remind someone of something yapısı

Burada reminds you of home, yiyeceğin evle bağlantılı anıları veya duyguları akla getirdiği anlamına gelir. Home yalnızca bir binayı değil; aileyi, tanıdık yerleri, günlük alışkanlıkları ve rahatlık duygusunu da kapsayabilir. Yeniden kullanılabilen yapı A reminds B of C şeklindedir. A çağrışımı başlatır, B bu çağrışımı yaşayan kişidir, C ise hatırlanan kişi, yer, şey veya deneyimdir. Burada it yiyeceği gösterir ve üçüncü tekil şahıs öznesi nedeniyle reminds kullanılır.

Alıştırma

Şarkının bana yaz tatilimizi düşündürdüğü anlamını vermek için remind + person + of yapısıyla cümleyi tamamlayın: This song ____ our summer holiday.

Cevabı göster

reminds me of

Okay, let's recap the rest of the vocabulary we've learned in this program, Anlatım akışı

5:18

Tamam, bu programda öğrendiğimiz diğer kelimeleri özetleyelim,

Anlatım akışı

let's recap: önceki içeriğin gözden geçirileceğini belirtmek

Let's recap, birlikte hareket etmeye yönelik bir davet olan let's ile “daha önce ele alınmış bir şeyi kısaca gözden geçirmek veya özetlemek” anlamındaki recap sözcüğünü birleştirir. Burada programı yeni bir konuya değil, önceki kelimelerin tekrarına geçirir. Bir düzenleme işareti olarak dinleyicilere sırada ne olduğunu bildirir: önemli bilgiler daha kısa biçimde yeniden ele alınacaktır.

Alıştırma

Bir öğretmen derste işlenen konuları tekrar etmek üzere. En uygun geçiş cümlesi hangisidir?

  1. Let's start a completely new topic.
  2. Let's recap the main points before we finish.
  3. Let's skip the review and finish now.
Cevabı göster

Let's recap the main points before we finish.

starting with the idiom hits the spot,

5:23

hits the spot deyimiyle başlayalım,

meaning that something is satisfying and exactly what you wanted.

5:25

bir şeyin tatmin edici olduğu ve tam olarak istediğiniz şey olduğu anlamına gelir.

A staple food is a basic and important type of food that is regularly eaten by a large portion of the population.

5:29

A staple food, nüfusun büyük bir kısmı tarafından düzenli olarak yenen temel ve önemli bir yiyecek türüdür.

The exclamation yum yum is used to say that food tastes or smells delicious.

5:36

Yum yum ünlemi, yemeğin tadının veya kokusunun lezzetli olduğunu belirtmek için kullanılır.

If you say dig in,

5:42

Eğer dig in derseniz,

you're inviting someone to start eating as much as they want.

5:44

birisini istediği kadar yemeye başlaması için davet ediyorsunuz demektir.

And finally,

5:47

Ve son olarak,

tummy is an informal word for stomach. Kelime

5:48

tummy, stomach (mide) için resmi olmayan bir kelimedir.

Kelime

tummy: stomach sözcüğünün gayriresmî alternatifi

Bu cümlede tummy, stomach sözcüğünün samimi ve gayriresmî bir alternatifidir. Genellikle, özellikle çocuklarla konuşurken, karın bölgesini genel olarak ifade eder; her zaman tam olarak mide organını kastetmez.

Alıştırma

Şu ifadeyi resmî bir tıbbi rapor açısından değerlendirin: “The patient reports tummy pain.”

  1. Resmî bir tıbbi rapor için uygun.
  2. Resmî bir tıbbi rapor için fazla gayriresmî.
Cevabı göster

Resmî bir tıbbi rapor için fazla gayriresmî.

Once again, our 6 minutes are up, Kalıp ifadeler

5:51

Bir kez daha 6 dakikamız doldu,

Kalıp ifadeler

our 6 minutes are up: ayrılan süre sona erdi

Ayrılmış bir süre + be up kalıbında up, izin verilen veya planlanan sürenin bittiğini ifade eder. Buradaki our 6 minutes are up, dinleyicilere programın altı dakikalık bölümünün sona erdiğini bildirir; up burada “daha yüksek” anlamına gelmez. Fiil özneyle uyumlu olur: six minutes are up, ancak our time is up denir. Süreli bir etkinlik zaman sınırına ulaştığında bu kalıbı kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Ayrılan beş dakikanın sona erdiğini göstermek için cümleyi be up yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: Your five minutes ____.

Cevabı göster

are up

but remember to join us again next time for more trending topics and useful vocabulary here at 6 Minute English. Notlar

5:53

ancak 6 Minute English'te daha fazla trend konu ve yararlı kelimeler için bir dahaki sefere tekrar bize katılmayı unutmayın.

Anlatım akışı

remember to join us again next time: medya programını kapatırken kullanılan davet

Remember to + fiilin yalın hâli, birine gelecekte yapacağı bir işi unutmamasını hatırlatır. Buradaki remember to join us again next time, başka bir bölüm için geri dönmeye yönelik samimi bir davettir. Bir kapanış kalıbı olarak programın akışını düzenler: bu bölümün sona erdiğini bildirir ve dinleyicileri bir sonraki bölüme yönlendirir. Medya bağlamında join us dinlemek, izlemek veya katılmak anlamına gelebilir; normalde yapım ekibinin üyesi olmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir sunucunun programı kapatırken izleyici veya dinleyicileri tekrar gelmeye davet etmesi için hangi cümle doğaldır?

  1. Please turn to page ten now.
  2. Remember to join us again next time.
  3. Let's begin with today's first question.
Cevabı göster

Remember to join us again next time.

Kelime

trending topics: şu anda ilgi gören konular

Bu cümlede trending topics, özellikle internette veya medyada şu anda çok ilgi gören ya da yaygın biçimde konuşulan konular anlamına gelir. Trending, güncel veya artmakta olan ilgiyi vurgular. Yalnızca eğilimlerle ilgili konular demek değildir ve bu ilgi kısa sürebilir.

Alıştırma

Bir haber uygulamasında, bugün çevrim içi ilgisi hızla artan konular için bir bölüm bulunuyor. En uygun başlık hangisidir?

  1. Trending topics
  2. Popular topics
  3. Trendy topics
Cevabı göster

Trending topics

Goodbye for now. Ton ve niyet

6:01

Şimdilik hoşça kalın.

Ton ve niyet

Goodbye for now: geçici bir veda

Goodbye for now, konuşanın şu anda vedalaştığını ancak bunun gelecekteki iletişimin kesin olarak sona erdiği anlamına gelmediğini belirtir. For now sözleri vedayı geçici hâle getirir. Başka bir buluşma, bölüm veya mesajın mümkün olduğu durumlarda bir programı ya da konuşmayı nazikçe bitirmenin bir yoludur. Tam olarak ne zaman yeniden görüşüleceğine dair söz vermez.

Alıştırma

Vedanın geçici olduğunu göstermek için bu nottaki iki sözcüklü ifadeyi kullanın: The show will return next week. Goodbye ____.

Cevabı göster

for now

Goodbye.

6:02

Hoşça kalın.

6 Minute English from bbclearningenglish.com.

6:03

bbclearningenglish.com'dan 6 Minute English.