Neden mantı ve hamur işlerini (dumpling) çok seviyoruz ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Bölüm, farklı kültürlerdeki mantı ve hamur yemeklerini inceledikten sonra çeşitli soslarla yenilen, fermente mısır hamurundan yapılmış Ganalı kenkeye odaklanıyor. Kenkeyin kültürel önemini, uzun süre tok tutmasını ve insanı rahatlatan bir yemek olmasını açıklıyor; ardından bu duygusal yönü geleneksel İngiliz iç yağlı hamur parçalarıyla ilişkilendiriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. where a filling is wrapped inside — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: where sözcüğünün yalnızca fiziksel bir yere değil, bir kategorinin iç yapısını ya da o kategoride geçerli durumu anlatan yan cümleye de giriş yapabildiğini anlayacaksınız. Bu kalıbı yiyeceklerin, nesnelerin veya sistemlerin nasıl düzenlendiğini açıklarken kullanabilirsiniz. 2. Ghanaian dumpling called kenkey. — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Kenkeyin fermente mısır hamurundan yapılan ve genellikle acı biber, karides ya da balık soslarıyla sunulan temel bir Gana yemeği olduğunu öğreneceksiniz. Bu bağlam, röportajı takip etmenizi ve yemeğin hem doyurucu bir besin hem de kültürel anlam taşıyan rahatlatıcı bir yemek olduğunu kavramanızı sağlar. 3. aren't the healthiest, — Konuşma edimbilimi ve tutum: Olumsuz üstünlük yapısının bir şeyin pek sağlıklı olmadığını nazikçe iletmek için nasıl kullanıldığını fark edeceksiniz. Bu yumuşatılmış kalıpla eleştiri veya çekincenizi unhealthy gibi doğrudan bir niteleme kadar sert ve kesin görünmeden dile getirebilirsiniz.
Bu derste
Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.
0:07Merhaba, ben BBC Learning English'ten 6 Minute English programıyla...
In China, they're crescent-shaped and filled with pork and cabbage. Notlar
0:13Çin'de hilal şeklindedirler ve içleri domuz eti ile lahana doludur.
crescent-shaped: isim + -shaped kalıbı
Crescent-shaped, “hilal gibi kavisli bir şekle sahip” demektir. Bu cümlede are'dan sonra gelir ve yiyeceğin dış şeklini anlatır. Kısa çizgi, crescent ile shaped sözcüklerini tek bir birleşik sıfat hâline getirir. İsim + -shaped kalıbını heart-shaped ve star-shaped gibi ifadelerde de kullanabilirsiniz.
Alıştırma
“Hilal şeklinde” anlamındaki birleşik sıfatla cümleyi tamamlayın: The lake is ____ when viewed from above.
Cevabı göster
crescent-shaped
filled with pork and cabbage: be filled with + içerik
Be filled with + içerik kalıbı, bir şeyin içinde ne olduğunu anlatır. Burada are filled with pork and cabbage, yiyeceğin iç malzemesini belirtir. Tam cümlede tek bir are, özneyi hem crescent-shaped hem de filled with ifadelerine bağlar; bu nedenle filled'dan önce are'ı tekrar etmeye gerek yoktur.
Alıştırma
Fill fiilinin doğru biçimini ve gerekli edatı kullanarak cümleyi tamamlayın: These rolls are ____ spinach and cheese.
Cevabı göster
filled with
In Nepal, they're called momos and are fried with buffalo meat. Kalıp ifadeler
0:18Nepal'de momos olarak adlandırılırlar ve manda etiyle kızartılırlar.
called momos: be called + ad
Bu cümlede they're called momos, yemeğin yerel adını verir. They're, they are ifadesinin kısaltmasıdır; be called + ad ise öznenin o adı aldığı edilgen bir adlandırma kalıbıdır. Adı doğrudan called sözcüğünden sonra getirin. Standart İngilizcede They are called momos denir; They are called as momos denmez.
Alıştırma
Cümleyi call fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: This little robot is ____ Pip.
Cevabı göster
called
In Ireland, they're soaked in Guinness gravy Kalıp ifadeler
0:22İrlanda'da Guinness sosuna batırılırlar
soaked in Guinness gravy: be soaked in + sıvı veya sos
Be soaked in + sıvı veya sos, bir şeyin sıvının içinde kalıp ya da sıvıyla kaplanıp çok ıslanması ve çoğu zaman sıvının bir kısmını emmesi demektir. Burada yiyecek, Guinness stout ile yapılan veya tatlandırılan bir sos olan Guinness gravy içinde iyice ıslanmıştır. In edatı, sıvının yiyeceği çevrelediğini gösterir. Bu anlam, sosun yalnızca yiyecekle birlikte servis edildiğini söylemekten daha güçlüdür.
Alıştırma
Cümleyi soak fiilinin doğru biçimi ve uygun edatla tamamlayın: After ten minutes in the bowl, the bread was ____ warm milk.
Cevabı göster
soaked in
and Italians fill them with spinach and call them gnocchi.
0:25ve İtalyanlar içlerini ıspanakla doldurup onlara gnocchi derler.
They can be steamed or fried and are found all over the world. Notlar
0:29Buharda pişirilebilir veya kızartılabilirler ve dünyanın her yerinde bulunurlar.
“can be steamed or fried”: can + be + fiilin üçüncü hâli
can + be + fiilin üçüncü hâli kalıbı, yiyeceğe ne yapılabileceğini anlatır. Burada can be steamed or fried iki olası pişirme yöntemini verir; or bunları iki seçenek olarak gösterir. Yiyecek eylemden etkilenen taraftır, bu yüzden steamed ve fried sözcüklerinden önce be gerekir. Bu kalıbı can be boiled, baked, or grilled örneğindeki gibi başka pişirme fiilleriyle de kullanabilirsiniz.
Alıştırma
can + edilgen yapı kalıbını tamamlayın: The dumplings can ____ steamed or fried.
Cevabı göster
be
“are found all over the world”: geniş bir dağılımı anlatmak
Bu cümlede are found all over the world, bunların dünyanın birçok yerinde bulunduğu veya erişilebilir olduğu anlamına gelir. Birinin onları arayıp bulduğu belirli bir olayı değil, geniş bir dağılımı anlatır. Tekrar kullanılabilen be found + yer kalıbı bir şeyin, türün, yiyeceğin veya geleneğin nerede bulunduğunu söyler. All over + yer, all over the city örneğindeki gibi o bölgenin her tarafında anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümle bu baharatların birçok yerden geldiğini değil, dünyanın birçok bölgesinde bulunabildiğini söyler?
- These spices were found after a long search.
- These spices come from all over the world.
- These spices are found all over the world.
Cevabı göster
These spices are found all over the world.
I'm talking, of course, about dumplings. Anlatım akışı
0:33Tabii ki hamur köftelerinden (dumplings) bahsediyorum.
Konuyu açıklayan I'm talking, of course, about...
'I'm talking about X', konuşmacının o ana kadar betimlediği konunun X olduğunu söyler. Burada cümle, bazı ipuçlarından sonra gelir ve konunun dumplingler olduğunu açıklar. 'Of course', cümleye eklenen ara bir yorumdur: konuşmacı bu noktada cevabın açık olduğunu düşünür. Virgüller, cümlenin ana yapısının 'I'm talking about dumplings.' olduğunu gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle önce ipuçları verip ardından konuyu doğal biçimde açıklıyor?
- Of course, the octopus is talking about the sea.
- I'm talking to the octopus, of course, because it has eight arms.
- It has eight arms and lives in the sea—I'm talking, of course, about an octopus.
Cevabı göster
It has eight arms and lives in the sea—I'm talking, of course, about an octopus.
where a filling is wrapped inside pieces of cooked dough. Notlar
0:39iç malzemenin pişmiş hamur parçalarının içine sarıldığı.
where a filling is wrapped inside: 'bu tür yemeğin içinde' anlamındaki where
'dishes where a filling is wrapped inside...' ifadesinde 'where', bu tür bir yemeğin içinde ne olduğunu açıklayan ek bilgiyi başlatır. Dil bilgisi açısından bir ilgi yan cümlesi kurar ve 'hangi yerde' değil, 'in which' anlamına gelir. Bu kullanım bir kategori, etkinlik veya sistemi bir durum gibi ele alabilir: 'a game where players work in teams.' 'Where'den sonra, 'a filling is wrapped.' örneğindeki gibi kendi öznesi ve fiili olan tam bir yan cümle gelir.
Alıştırma
Hangi cümlede 'where', 'o etkinlik veya kategori içinde' anlamında kullanılmıştır?
- It's a game where players build a city together.
- That's the park where we had lunch.
- I don't know where the keys are.
Cevabı göster
It's a game where players build a city together.
is wrapped inside ...: dış bir katmanın içine sarılan şeyi anlatmak
Bu cümlede is wrapped edilgen yapıdadır: sarma eylemine maruz kalan şey iç harçtır. Inside pieces of cooked dough, harcın dıştaki bir hamur katmanıyla çevrelendiğini belirtir. Başka durumlara aktarılabilen X is wrapped inside Y kalıbında X, Y'nin içinde saklanan veya tutulan şeydir. Yiyecekleri, hediyeleri, notları ya da başka bir malzeme veya kapla çevrelenen herhangi bir nesneyi anlatmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle hamurun çikolatayı çevrelediğini doğal biçimde ifade eder?
- The chocolate wraps inside a thin layer of pastry.
- The pastry is wrapped inside the chocolate.
- The chocolate is wrapped inside a thin layer of pastry.
Cevabı göster
The chocolate is wrapped inside a thin layer of pastry.
They're basically dough envelopes with a filling inside. Deyimler
0:43Temel olarak içinde bir dolgu olan hamur zarflarıdır.
dough envelopes: hamur kaplamalarını zarflara benzetmek
Dough envelopes, hamur kaplamalarını zarflara benzeten bir mecazdır. Bir zarfın mektubu çevreleyip içinde tutması gibi, hamur da iç harcı çevreler ve içinde tutar; dough ise bu hayali zarfların hangi malzemeden yapıldığını belirtir. Bu ifade gerçek anlamlı değildir ve standart bir yemek adı da değildir. Dinleyenin bilmediği bir yiyeceği hızla gözünde canlandırabilmesi için tanıdık bir nesnenin biçiminden ve işlevinden yararlanır.
Alıştırma
Bu cümlede dough envelopes ne anlama gelir?
- İç harcı çevreleyen ve içinde tutan hamur kaplamalarıdır.
- İç harcın kendisi kâğıt zarf biçimindedir.
- Yiyecekleri postalamak için kullanılan kâğıt zarflardır.
Cevabı göster
İç harcı çevreleyen ve içinde tutan hamur kaplamalarıdır.
Geniş bir aralık için anything from...to...
Anything from A to B, çok geniş bir olasılık aralığı sunar. Bu cümlede A, meat and fish grubu; B ise vegetables, tofu, or cheese grubudur. İç malzemesi yalnızca iki seçenekle sınırlı değildir. Buradaki from...to..., fiziksel olarak kesin bir başlangıç ve bitiş noktası göstermez. Çeşitliliği göstermek için karşıt örnekler kullanır; anything ise bu aralıkta birçok seçeneğin mümkün olduğunu vurgular.
Alıştırma
Cümleyi tam olarak anything from...to... kalıbıyla tamamlayın: For lunch, you can order ____ soup ____ a full meal.
Cevabı göster
anything from · to
And the dough is usually based on a starchy grain Kalıp ifadeler
0:52Ve hamur genellikle nişastalı bir tahıla dayanır
based on a starchy grain: ana temeli belirtmek
Be based on + isim, bir şeyi ana temel olarak kullanmak demektir. Yiyecekle ilgili bu cümlede based on a starchy grain, nişasta bakımından zengin bir malzemenin hamurun temel maddesini sağladığını anlatır; başka malzemeler de bulunabilir. Starchy, çok miktarda nişasta içeren demektir. Buğday, pirinç ve mısır tahıldır; patates ise teknik olarak tahıl değildir. Bu nedenle listede grain, nişastalı temel malzemeleri göstermek için geniş bir anlamda kullanılmıştır.
Alıştırma
Hangi cümle, başka malzemelere de izin vererek mısırın tarifin ana temeli olduğunu söyler?
- The recipe is based on corn.
- The recipe is named after corn.
- The recipe is served with corn.
Cevabı göster
The recipe is based on corn.
comes from ...: bir sözcüğün kökenini belirtmek
Come from, yalnızca bir kişinin veya nesnenin nereden geldiğini değil, kökeni de anlatabilir. Burada özne the English word dumpling ifadesidir; comes from, bunun tarihsel kaynağı olan dump sıfatını tanıtır. Sözcük kökenini anlatırken The word X comes from Y kalıbı kullanılabilir. Y daha eski bir sözcük ya da başka bir dil olabilir.
Alıştırma
Cümleyi come from ifadesinin geniş zaman biçimiyle tamamlayın: The word karaoke ____ Japanese.
Cevabı göster
comes from
meaning dough-like: meaning ile tanım eklemek
Meaning, hemen önce geçen sözcüğe kısa bir açıklama ekler. Burada meaning dough-like, eski dump sıfatının ne anlama geldiğini gösterir; geçmiş zamanlı bu bağlamda which meant dough-like ifadesine yakındır. Dough-like “hamura benzer” demektir. -like eki bir isme eklenerek “... benzeri” anlamı verebilir; ancak meaning öbeğinin asıl görevi yeni bir cümle başlatmadan önceki sözcüğü tanımlamaktır.
Alıştırma
Cümleyi mean fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The Latin word aqua, ____ water, appears in many English words.
Cevabı göster
meaning
The really amazing thing about dumplings is that they're found all over the world. Dilbilgisi
1:06Dumplingler hakkındaki asıl şaşırtıcı şey, dünyanın dört bir yanında bulunmalarıdır.
The really amazing thing about dumplings is that ...: önemli bir gerçeği vurgulamak
The [niteleyici sözcük] thing about X is that ... kalıbı önce konuyu belirtir ve bir özelliği amazing gibi bir sözcükle değerlendirir. Ardından that ile başlayan yan cümle, bu özelliğin tam olarak ne olduğunu açıklar. Burada really, amazing sözcüğünü güçlendirir. Bu yapı, gerçeği doğrudan söylemek yerine ona daha fazla vurgu yapar. Temel kalıp korunarak niteleyici sözcük the best thing veya the difficult thing örneklerindeki gibi değiştirilebilir.
Alıştırma
Vurgu kalıbını tamamlayın: The most useful thing about this app ____ it works offline.
Cevabı göster
is that
different countries and regions have experimented with flavors and fillings Kalıp ifadeler
1:11farklı ülkeler ve bölgeler benzersiz bir şey yaratmak için
Tarihsel zaman çerçevesi olarak Over the centuries
Over the centuries, ifadenin tamamını birçok yüzyılı kapsayan uzun bir tarihsel zaman aralığına yerleştirir. Cümlenin başında kullanıldığında, devamındaki olayın belirli bir anda değil, aşamalı değişimler, tekrarlanan eylemler veya uzun süreli birikim yoluyla gerçekleştiğini gösterir. Burada present perfect biçimindeki have experimented ile birlikte kullanılır. Bu ikisi geçmişteki birçok denemeyi bugün var olan çeşitlilikle ilişkilendirir.
Alıştırma
Hangi cümle birçok yüzyıla yayılan aşamalı bir gelişimi en iyi anlatır?
- Three centuries ago, sailors used different maps.
- For centuries, the old tower has stood beside the harbor.
- Over the centuries, navigation tools have become more accurate.
Cevabı göster
Over the centuries, navigation tools have become more accurate.
have experimented with flavors and fillings: farklı tatları ve iç malzemeleri denemek
Experiment with + bir şey, neyin işe yaradığını görmek için o şeyin farklı biçimlerini, birleşimlerini veya kullanım yollarını denemek demektir. Bu cümlede insanlar özgün bir şey yaratmak için tatları ve iç malzemeleri değiştirip deniyor. Have experimented, İngilizcedeki present perfect yapısıdır. Geçmişteki denemeleri bugün var olan farklı sonuçlarla ilişkilendirir.
Alıştırma
Cümleyi experiment fiilinin present perfect biçimi ve doğru edatla tamamlayın: The chef has ____ several spice combinations.
Cevabı göster
experimented with
there's probably a special kind of dumpling for you.
1:18muhtemelen sizin için özel bir dumpling türü vardır.
Wherever in the world you are: dünyanın neresinde olursanız olun
Wherever, “nerede olursan ol” anlamına gelir. Olası bütün yerleri kapsayan bir yer yan cümlesi başlatır; bu nedenle ana cümledeki ifade dinleyicinin bulunduğu yere bağlı değildir. In the world, kapsamı genişletir ve vurgular. Bu yan cümlede soru cümlesi dizilişi değil, düz cümle dizilişi olan wherever ... you are kullanılır.
Alıştırma
Bir kişinin nerede yaşadığından bağımsız olarak aynı sonucun geçerli olduğunu anlatan cümle hangisidir?
- Wherever do you live, you can use the library's online service.
- Wherever you live, you can use the library's online service.
- Where you live, you can use the library's online service.
Cevabı göster
Wherever you live, you can use the library's online service.
we'll be sampling a dumpling: sample fiilinin “tadına bakmak” anlamı
Burada sample, “tadının nasıl olduğunu öğrenmek için bir yiyeceği denemek” anlamına gelen bir fiildir ve çoğu zaman az miktarda yemeyi ifade eder. Bu nedenle we'll be sampling a dumpling bir tadım etkinliğini anlatır; numune toplamayı anlatmaz. Yemek ve gezi bağlamlarında sample fiilinin nesnesi bir yiyecek veya içecek olabilir: sample a dumpling, sample local cheeses ya da sample several teas.
Alıştırma
Hangi cümlede sample, “az miktarda yiyecek veya içeceğin tadına bakmak” anlamındadır?
- In the lab, we sampled the river water.
- The survey sampled 500 voters.
- At the market, we sampled several local cheeses.
Cevabı göster
At the market, we sampled several local cheeses.
And as usual, we'll be learning some useful new vocabulary as well. Kalıp ifadeler
1:28Ve her zamanki gibi, bazı faydalı yeni kelimeler de öğreneceğiz.
as usual: bu durumun alışılmış düzeni izlediğini belirtmek
As usual, “normalde olduğu gibi” anlamına gelen kalıplaşmış bir zarf ifadesidir. Burada kelime öğrenmeyi programın tanıdık ve tekrarlanan bir bölümü olarak sunar. Cümlenin başında kullanıldığında tüm durum hakkında yorum yapar ve ardından normalde virgül gelir: As usual, ...
Alıştırma
Hangi cümle bugünkü zamanında varışın normal düzene uyduğunu söylüyor?
- The usual bus arrived on time today.
- As usual, the bus arrived on time today.
- The bus usually arrives on time.
Cevabı göster
As usual, the bus arrived on time today.
But first ile daha önceki bir adımı araya koymak
But first sıralamada kısa bir değişiklik olduğunu gösterir. Konuşan kişi ana konuyu duraklatır ve devam etmeden önce başka bir şey yapar. Buradaki but karşı çıkma anlamı taşımaz. Konuşmayı düzenler ve devam etmeden önce bir şeyin yapılması gerektiğini belirtir.
Alıştırma
Ana planı duraklatıp daha önce yapılacak bir adım ekleyen iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: We can begin the game now. ____, let's read the rules.
Cevabı göster
But first
are cooked on top of a chicken or beef stew. Kalıp ifadeler
1:40tavuk veya dana yahnisinin üzerinde pişirilir.
suet dumplings: yahniyle pişirilen Britanya usulü hamur topları
Suet dumplings, un ve genellikle sığır ya da koyundan elde edilen katı bir hayvansal yağ olan suet ile yapılan Britanya usulü hamur toplarıdır. Bu cümlede olduğu gibi çoğunlukla yahniyle birlikte pişirilirler. Burada dumplings sözcüğü geniş bir anlama sahiptir: küçük hamur parçaları veya hamur topları. Bu Britanya türünün içinde genellikle dolgu yoktur; bu nedenle diğer mutfaklarda dumpling adı verilen her yemekle aynı biçimde ya da tarzda değildir.
Alıştırma
Örnekteki suet dumplings için en uygun açıklama hangisidir?
- Suet dumplings, içi doldurulmuş ve domates sosuyla sunulan makarna parçalarıdır.
- Suet dumplings, un kullanılmadan yapılan tatlı meyve toplarıdır.
- Suet dumplings, hayvansal yağla yapılan ve yahniyle birlikte pişirilen Britanya usulü hamur toplarıdır.
Cevabı göster
Suet dumplings, hayvansal yağla yapılan ve yahniyle birlikte pişirilen Britanya usulü hamur toplarıdır.
on top of a chicken or beef stew: yüzeyin üzerindeki konum
Burada on top of, dumplinglerin pişerken yahninin üst yüzeyinde durduğunu anlatır. Dumplinglerin yahniye tamamen batırıldığı ya da karıştırıldığı söylenmiyor. Kalıp on top of + isim şeklindedir. Bir şeyin başka bir şeyin en üst yüzeyinde, çoğu zaman ona temas ederek bulunduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi “üst yüzeyinde” anlamına gelen üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: The book is ____ the desk.
Cevabı göster
on top of
made from suet: kaynak malzemeyi belirtme
They're made from suet cümlesindeki They're, daha önce sözü edilen suet dumplings ifadesine gönderme yapar. Edilgen be made from + malzeme kalıbı, bir şeyi oluşturmak için kullanılan ham maddeyi belirtir. Burada suet işlenir ve dumplinglerin bir parçası olur. From, üretim yerini değil, ham maddenin kaynağını belirtir. Üretim yerini söylemek için made in + yer kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi dönüşmüş bir kaynak malzemeyi belirten iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Glass is ____ sand.
Cevabı göster
made from
Is suet A) wheat, B) potato, or C) animal fat?
1:46Suet A) buğday, B) patates veya C) hayvansal yağ mıdır?
We'll find out if that's the correct answer later in the program. Öbek fiiller
1:58Doğru cevabın bu olup olmadığını programın ilerleyen bölümlerinde öğreneceğiz.
find out: bir bilgiyi öğrenmek veya ortaya çıkarmak
Find out, daha önce bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek veya ortaya çıkarmak anlamına gelir. Bu cümlede konuşmacı, cevabın doğru olup olmadığının programın ilerleyen bölümünde belli olacağını söylüyor. Yaygın bir yapı find out + if, whether veya soru sözcüğüyle başlayan yan cümledir: find out if it is true, find out why it happened ya da find out who won. Find out the truth örneğinde olduğu gibi ardından bir isim öbeği de gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi “sonucu öğrenmek” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: The results arrive tomorrow, so we'll ____ whether our team won.
Cevabı göster
find out
The origins of dumplings: the origins of + konu
The origins of dumplings, mantının başlangıcını veya en eski tarihini anlatan bir isim öbeğidir. the origins of + konu yapısı, bir şeyin nasıl, ne zaman veya nerede başladığını konuşurken kullanışlıdır. Origins burada çoğuldur, bu yüzden cümlede are kullanılır: The origins ... are a mystery. Çoğul biçim, bir konunun başlangıcını çoğu zaman birkaç olası etki veya aşaması bulunan bir tarih olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi dersteki “... kökenleri” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The museum has a display about ____ this tradition.
Cevabı göster
the origins of
but no one knows for sure when or where the first dumpling was cooked. Notlar
2:08ancak ilk dumplingin ne zaman ve nerede pişirildiğini kimse kesin olarak bilmiyor.
no one knows for sure: kimse kesin olarak bilmiyor
no one knows for sure ifadesinde for sure, “kesin olarak” anlamına gelir. İfade, hiç kimsenin doğrulanmış bir cevaba sahip olmadığını anlatır. Tahminler veya ipuçları olabilir, ancak kanıtlar soruyu kesin olarak cevaplamaya yetmez. Bu, no one knows ifadesinden daha kesindir: bazı bilgilerin bulunabileceğini kabul eder, fakat hiç kimsenin cevabı doğrulayamadığını belirtir. Buradaki for sure ifadesini, cevap verirken kullanılan “elbette” veya güçlü bir “evet” anlamında düşünmeyin.
Alıştırma
Cümleyi dersteki dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: Historians have several theories, but ____ why the city was abandoned.
Cevabı göster
no one knows for sure
when or where ... was cooked: dolaylı soru söz dizimi
when or where the first dumpling was cooked sözleri, knows fiilinden sonra daha büyük cümlenin içine yerleşmiş bir soru oluşturur. Bu tür dolaylı sorularda düz cümle sırası korunur: soru sözcüğü + özne + fiil. Bu nedenle the first dumpling, was cooked ifadesinden önce gelir; burada was the first dumpling cooked yazılmaz. Was cooked edilgen yapıdadır: eylem dumpling üzerinde gerçekleşir ve onu pişiren kişi belirtilmez. When or where, hem zamanın hem de yerin bilinmediğini gösterir.
Alıştırma
Daha büyük bir cümle içindeki soru için doğru söz dizimini ve edilgen yapıyı kullanan cümleyi seçin.
- Nobody knows when did the castle build.
- Nobody knows when the castle was built.
- Nobody knows when was the castle built.
Cevabı göster
Nobody knows when the castle was built.
One theory puts the birthplace of the dumpling along the Silk Road, Notlar
2:13Bir teoriye göre dumplingin doğum yeri İpek Yolu üzerindedir,
One theory puts ... along the Silk Road: ‘konumunu belirlemek veya tahmin etmek’ anlamında put
Buradaki puts, bir şeyi fiziksel olarak taşıyıp bir yere koymayı anlatmaz. ‘Konumunu belirlemek veya tahmin etmek’ anlamındadır. Teori, mantının doğduğu yeri İpek Yolu üzerindeki bir noktada gösterir. Kalıp, bilgi kaynağı + put/puts + nesne + yer, zaman, sayı veya aralık şeklindedir. Teori, kanıt veya tahmin gibi bir kaynakla kullanıldığında fiziksel bir yerleştirmeyi değil, bir görüşe ya da hesaba dayanan sonucu anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede put, bir şeyi fiziksel olarak yerleştirmek yerine ‘konumunu belirlemek veya tahmin etmek’ anlamındadır?
- New evidence puts the settlement near the river.
- Maya put the map on the table.
- Dad put the biscuits in a tin.
Cevabı göster
New evidence puts the settlement near the river.
linking China with Central Asia and Turkey. Dilbilgisi
2:16Çin'i Orta Asya ve Türkiye ile birbirine bağlayan yol.
İpek Yolu: tarihî bir ticaret yolları ağı
İpek Yolu tek bir yol değildi. Çin ve Orta Asya'yı, Orta Doğu ve Avrupa'nın bazı bölümleri dâhil daha batıdaki topraklara bağlayan tarihî bir ticaret yolları ağıydı. Bu cümlede bu ad, çeşitli şeylerin bölgeler arasında nasıl hareket edebildiğini açıklar. Tüccarlar ve yolcular bu ağ boyunca malları, fikirleri ve yiyecekleri taşıdı. Bu nedenle ağ, mantıya benzeyen yiyeceklerin veya ilgili etkilerin yayılması için olası bir yol sunar.
Alıştırma
İpek Yolu'nu doğru anlatan seçenek hangisidir?
- Mantı taşımak için yapılmış modern bir demir yoluydu.
- Yalnızca ipek satmak için kullanılan kısa bir sokaktı.
- Avrasya'daki farklı bölgeleri birbirine bağlayan bir ticaret yolları ağıydı.
Cevabı göster
Avrasya'daki farklı bölgeleri birbirine bağlayan bir ticaret yolları ağıydı.
linking China with ...: bilgi ekleyen bir -ing öbeği
linking China with Central Asia and Turkey, İpek Yolu’nun işlevi hakkında bilgi ekleyen bir -ing öbeğidir. linking eylemini yaptığı anlaşılan unsur İpek Yolu’dur: bu yerleri birbirine bağlamıştır. Bu öbeğin kendine ait bir zamanı yoktur. Zamanını ana cümleden alır ve which linked China with Central Asia and Turkey ifadesine benzer biçimde ek bir bilgiyi aynı cümleye sığdırır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için link fiilinin doğru biçimini kullanın: The new bridge crosses the bay, ____ the island with the mainland.
Cevabı göster
linking
One way or another: belirsiz ayrıntıları geride bırakmak
One way or another, cümlenin başında kullanılan ve bir şeyin tam olarak nasıl gerçekleştiğinin bilinmediğini ya da önemli olmadığını gösteren bir ifadedir. Konuşan kişi bu belirsizliği kabul edip yine de doğru olarak sunduğu sonuca geçebilir. Ayrıca One way or another, we'll solve it. örneğindeki gibi kararlı bir sözde bir şekilde anlamına gelebilir. Sözcüğü sözcüğüne iki yoldan bahsetmez.
Alıştırma
İki seçenek belirtilmemiş ve rota bilinmiyor. Yöntemi belirsiz bırakırken sonucu kesin gösteren cümle hangisidir?
- Either way, the package reached the island.
- By the way, the package reached the island.
- One way or another, the package reached the island.
Cevabı göster
One way or another, the package reached the island.
the dumpling journeyed through the Middle East and across Africa to Ghana, Deyimler
2:21dumpling, Orta Doğu ve Afrika üzerinden Gana'ya doğru yolculuk etmiştir.
the dumpling journeyed ... to Ghana: kültürel yayılmayı yolculuk olarak kişileştirmek
Bu cümle dumpling sözcüğünü kişileştirir ve bir yemek geleneğini yolcuymuş gibi anlatır. Journeyed, tek bir dumplingin kendi başına hareket ettiği anlamına gelmez. İnsanlar onları bir bölgeden diğerine taşıdıkça dumplinglerin, tariflerinin veya ilgili yemek geleneklerinin yayıldığını anlatır. through the Middle East, across Africa ve to Ghana rota ifadeleri, uzun bir kültürel yayılma tarihini açık bir yolculuğa dönüştürür. Bu anlatım biçimi, sürece katılan her kişiyi veya olayı saymadan tarihi canlı hâle getirir.
Alıştırma
Journeyed bu cümlede ne anlatıyor?
- Gana dışındaki insanlar dumpling yapmayı bıraktı.
- Tek bir dumpling bütün rotayı gerçekten kendi başına yürüdü.
- Dumpling geleneği zamanla bir bölgeden diğerine yayıldı.
Cevabı göster
Dumpling geleneği zamanla bir bölgeden diğerine yayıldı.
where today it's a favorite way of adding carbohydrates to a dish, Kalıp ifadeler
2:25Bugün Gana'da, sosları ve suyu emmesinin yanı sıra
a favorite way of adding ...: way of + fiilin -ing biçimi
Bir şeyi yapma yöntemini belirtmek için a way of + -ing kullanılır. Of bir edattır; bu yüzden ardından gelen fiil -ing biçimini alır: a way of adding doğrudur, a way of add değildir. Burada favorite, bu yöntemin çok sevildiğini; adding carbohydrates to a dish ise yöntemin ne yaptığını anlatır. Yeniden kullanılabilecek kalıp a/an + sıfat + way of + -ing şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi way of ve save fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Turning off the lights is an easy ____ energy.
Cevabı göster
way of saving
as well as soaking up sauces and juices. Notlar
2:29bir yemeğe karbonhidrat eklemenin favori bir yoludur.
as well as: başka bir paralel eylem eklemek
"As well as", “-e ek olarak” anlamına gelir. Burada "soaking up sauces and juices", daha önce belirtilen bir şeye eklenen başka bir eylem veya işlev olarak sunulur. Cümlede aynı görevi yapan eylemleri bağlarken biçimleri paralel tutun. Bu parçada "soaking" bir -ing biçimidir. Ancak ifade her zaman -ing gerektirmez; biçim, bağlanan yapıya göre değişir.
Alıştırma
Hangi cümle paralel bir eylem eklemek için "as well as" ifadesini doğru kullanıyor?
- Mina enjoys painting as well as makes models.
- Mina enjoys painting as well as making models.
- Mina enjoys painting as well as to make models.
Cevabı göster
Mina enjoys painting as well as making models.
soaking up sauces and juices: sıvıyı emmek
"Soak up", bir süngerin suyu içine çekmesi gibi sıvıyı emmek anlamına gelir. Bu parçada "sauces and juices", emilen sıvılardır. "Soak up" ayrılabilir bir öbek fiildir: "soak up the sauce" veya "soak the sauce up" denebilir. Nesne bir zamirse onu ortaya yerleştirin: "soak it up."
Alıştırma
Bu derste geçen ve “sıvıyı emmek” anlamına gelen öbek fiili kullanın: This sponge can ____ a lot of water.
Cevabı göster
soak up
Kafui Adzah is a businesswoman and fan of the Ghanaian dumpling called kenkey. Kültür
2:32Kafui Adzah bir iş kadını ve kenkey adı verilen Ganalı dumplingin hayranıdır.
Ghanaian dumpling called kenkey: kenkey adlı Gana yemeği
Kenkey, Gana’nın temel yiyeceklerinden biridir. Genellikle şekil verilip sarıldıktan sonra pişirilen fermente mısır hamurundan yapılır. Bu cümlede Ghanaian dumpling, yiyeceği İngilizce olarak genel biçimde tanımlar; called kenkey ise adını verir. Dumpling sözcüğü, kenkey’in mutlaka iç dolgulu olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle kenkey’i doğru biçimde tanımlar?
- Kenkey, pizzada kullanılan bir İtalyan peyniridir.
- Kenkey, çaydan yapılan bir İngiliz içeceğidir.
- Kenkey, genellikle fermente mısır hamurundan yapılan bir Gana yemeğidir.
Cevabı göster
Kenkey, genellikle fermente mısır hamurundan yapılan bir Gana yemeğidir.
Here, she introduces kenkey to Ruth Alexander, Kalıp ifadeler
2:39Burada kenkey'i Ruth Alexander'a tanıtıyor,
presenter of the BBC World Service program The Food Chain.
2:42BBC Dünya Servisi programı The Food Chain'in sunucusu.
introduce kenkey to Ruth Alexander: introduce A to B yapısı
introduce A to B kalıbı, “B’nin A’yı tanıması veya A hakkında bilgi edinmesi için A’yı B’ye tanıtmak” anlamına gelir. Bu cümlede A kenkey, B ise Ruth Alexander’dır; yani Ruth bu yiyecek hakkında bilgi edinir. A bir kişi, nesne, fikir veya etkinlik olabilir. Sıralamayı introduce + A + to + B biçiminde koruyun: We introduced the new game to our class.
Alıştırma
A = a new game ve B = the class olacak şekilde introduce A to B yapısının geçmiş zamanını kullanın. Cümleyi tamamlayın: Our teacher ____ the class.
Cevabı göster
introduced a new game to
You've had some this afternoon? ile şaşırarak doğrulama yapan yankı soru
Bu bir yankı sorusudur. Konuşan kişi, az önce duyduğu veya karşısındakinin açıkça ima ettiği bilgiyi tekrar ederek doğru olup olmadığını kontrol eder ve aynı zamanda hafif bir şaşkınlık gösterir. Cümle, normal soru dizilişi olan “Have you had...?” yerine “You've had some...” şeklindeki bildirme cümlesi dizilişini korur. Sonda yükselen tonlama, tekrarlanan bilginin soru gibi duyulmasını sağlar. Bu yapı yeni bir bilgiye tepki vermek için kullanılır; tamamen tarafsız bir ilk soru sormak için kullanılmaz.
Alıştırma
Bir arkadaşınız az önce “I finished the whole book today.” dedi. Bu haberi şaşırarak doğrulamak için en doğal biçimde tekrarlayan yanıt hangisidir?
- Why don't you finish the whole book today?
- Have you finished the whole book today?
- You've finished the whole book today?
Cevabı göster
You've finished the whole book today?
hits the spot: o anki ihtiyacı tam olarak karşılar
Hit the spot, bir şeyin o anda ihtiyaç duyulan memnuniyeti veya rahatlamayı tam olarak sağlaması anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede yiyeceğin özellikle tatmin edici olduğu anlatılır. Buradaki spot, gerçek bir yer veya hedef değildir. İfade genellikle açlık ya da susuzluk anında yiyecek ve içecekler için kullanılır; ancak dinlenme, duş veya başka basit bir rahatlık için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi, bu dersteki “tam olarak ihtiyacım olan şeydi” anlamına gelen deyimle tamamlayın: After the long hike, that cold water really ____.
Cevabı göster
hit the spot
And... the Ga-Adangbe is one of the tribes in Ghana. Kültür
2:55Ve... Ga-Adangbe, Gana'daki kabilelerden biridir.
Ga-Adangbe: Gana'daki bir etnik grup
Ga-Adangbe, Gana'daki bir etnik grubun adıdır. Konuşan kişi bu bilgiyi kenkey ile bağlantılı topluluğu belirtmek için kullanır. Sonraki cümlede their, Ga-Adangbe halkına gönderme yapar. Bu, kenkeyin o grup için temel bir yiyecek olduğu anlamına gelir; Gana'daki herkesin bu gruba ait olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Şunu okuyun: 'The Ga-Adangbe are an ethnic group in Ghana. Kenkey is their staple food.' Their kime gönderme yapıyor?
- Gana'daki herkes
- Yiyecek olan kenkey
- Ga-Adangbe halkı
Cevabı göster
Ga-Adangbe halkı
their staple food: bir grubun günlük temel yiyeceği
their staple food ifadesinde a staple food, bir grubun düzenli olarak yediği ve beslenmesinin temel bir parçası olarak dayandığı yiyecektir. Their grubu belirtir; burada Ga-Adangbe halkını ifade eder. Bu ifade, yiyeceğin o grubun günlük beslenmesindeki yerini anlatır. Kenkeyi yalnızca o grubun yediği anlamına gelmez; cümlenin devamı onun Gana'nın her yerinde yendiğini söyler.
Alıştırma
Beslenmenin temel bir parçası olarak düzenli biçimde yenen bir yiyeceği anlatan ders ifadesini kullanın. Cümleyi tamamlayın: Rice is a ____ in many countries.
Cevabı göster
staple food
even though: gerçek bir duruma dayalı ödünleme
even though bir ödünleme ilişkisi kurar: ardından gelen yan cümle, ana düşünceyle görünüşte çelişen gerçek bir olguyu bildirir. Burada yiyeceğin ülke çapında yenmesi, onun belirli bir grup veya gelenekle özellikle bağlantılı olduğu yönündeki önceki düşünceyi geçersiz kılmaz. even though ile başlayan bölüm bir yan cümledir; bu nedenle normalde bir ana cümleye bağlanır. Altyazıdaki bu parça önceki ifadeyi sürdürür; tam cümlede kalıp “ana düşünce, even though + karşıt olgu” şeklindedir.
Alıştırma
Kafe kesinlikle küçüktür, ancak her gün yüzlerce müşteriye hizmet verir. Bu gerçek karşıtlığı hangi cümle ifade eder?
- Even if the café is small, it serves hundreds of customers each day.
- Because the café is small, it serves hundreds of customers each day.
- Even though the café is small, it serves hundreds of customers each day.
Cevabı göster
Even though the café is small, it serves hundreds of customers each day.
How is it then eaten? — yöntem soran edilgen bir soru
How is it eaten? sorusu How + be + özne + geçmiş zaman ortacı kalıbını izler. Bu edilgen soru, yiyeceğin hangi yöntemle veya genellikle nasıl yendiğini sorar. Yiyen kişileri değil, yiyeceği sorunun merkezine koyar. Buradaki then, soruyu az önce söylenenlere bağlar ve “peki” ya da “o hâlde” anlamına gelir. Yeme eyleminin zaman bakımından sonra gerçekleştiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Yemeğin genellikle nasıl yendiğini soran cümleyi eat fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: How ____ this dish usually ____?
Cevabı göster
is · eaten
Now, we have to eat kenkey with what we call shito, chili sauce, okay? Kalıp ifadeler
3:08Şimdi, kenkey'i shito dediğimiz acı biber sosuyla yemeliyiz, tamam mı?
what we call shito: yerel bir adı tanıtmak
what we call shito, “shito dediğimiz şey” anlamına gelir. Burada what ile başlayan yan cümlenin tamamı with edatından sonra bir isim öbeği görevi görür. Bu bir soru değildir; what zaten “... olan şey” fikrini içerir. Bu ifade, shito sözcüğünü konuşanın topluluğunda kullanılan ad olarak tanıtır; ardından chili sauce, dinleyiciye yabancı gelebilecek bu terimi açıklar. Shito, Gana'da yaygın bir acı biber sosu türüdür.
Alıştırma
"We serve it with what we call shito, a spicy sauce," cümlesinde what we call shito ne işe yarar?
- Shito sözcüğünü konuşanın grubunun kullandığı ad olarak tanıtır.
- Shito'nun sosun üretildiği yer olduğunu söyler.
- Shito'nun hangi telefon numarasını kullandığını sorar.
Cevabı göster
Shito sözcüğünü konuşanın grubunun kullandığı ad olarak tanıtır.
It's like with shrimps, fish, and all sort of proteins in it.
3:17İçinde karides, balık ve her türlü protein var gibi düşünün.
yum yum: lezzetli yemeğe oyunbaz bir tepki
Yum yum, yemeğin tadı veya kokusu çok güzel olduğunda ya da biri onu yemeyi sevinçle beklediğinde kullanılan gündelik bir ünlemdir. Yum sözcüğünün tekrarlanması tepkiyi canlı ve oyunbaz gösterir. Bu ifade tadı kesin biçimde tarif etmez; duygusal bir tepki verir.
Alıştırma
"Yum yum!" hangi durumda en doğal kullanımdır?
- Bir gıda etiketinde kesin bir içerik uyarısı vermek.
- Resmî bir restoran değerlendirmesindeki bütün tat analizini yazmak.
- Bir çocukla lezzetli bir atıştırmalık yerken rahatça beğenisini belirtmek.
Cevabı göster
Bir çocukla lezzetli bir atıştırmalık yerken rahatça beğenisini belirtmek.
go at it: iştahla yemeye başlamak
Yemekle ilgili bu bağlamda go at it, enerjik veya istekli bir şekilde yemeye başlamak demektir. Yemeğe doğru yürümeyi anlatmaz; kişinin yemeğe hevesle giriştiğini gösterir. Daha genel olarak go at something veya go at it, bir işe ya da nesneye enerjik biçimde girişmek demektir. it ile neyin kastedildiğini bağlam gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede go at it, iştahla yemeye başlamak anlamındadır?
- The pizza arrived, and the hungry children went at it.
- We walked toward the café after school.
- The application looked difficult, but Maya decided to go for it.
Cevabı göster
The pizza arrived, and the hungry children went at it.
You dig in! So, is this really satisfying comfort food? Notlar
3:24Yumuluyorsun (dig in)! Yani bu gerçekten doyurucu bir rahatlatıcı yiyecek mi?
dig in!: yemeye başlamak için samimi bir davet
Yemek ortamında dig in, “yemeye başla” veya “çekinmeden ye” anlamına gelen kalıplaşmış ve samimi bir ifadedir. Burada dig, “toprakta çukur kazmak” şeklindeki gerçek anlamını taşımaz. You dig in! cümlesinde konuşan kişi, bir dinleyiciyi beklemeden yemeye başlaması için doğrudan teşvik eder.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste öğrendiğiniz ve insanları yemeye başlamaya davet eden iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: Dinner is ready. ____!
Cevabı göster
Dig in
comfort food: duygusal rahatlık veren tanıdık yiyecek
Comfort food, genellikle tanıdık olduğu ya da evi veya çocukluğu hatırlattığı için kişiye güven, mutluluk veya duygusal rahatlık veren yiyecektir. Bu sorudaki satisfying comfort food, yemeğin kişiyi doyurup memnun etmenin yanında sıcak ve rahatlatıcı bir his verip vermediğini sorar. Bu tanım kişiye ve kültüre göre değişir: aynı yemek bir kişi için comfort food olabilirken başka biri için olmayabilir. İfade, yemeğin sağlıklı, gösterişli ya da fiziksel olarak kolay yenir olup olmadığını değil, yemekle bağlantılı duyguyu anlatır.
Alıştırma
Bir kişi evini her özlediğinde tanıdık bir çorba yapıyor. Bu durumda o çorba için en uygun ad hangisidir?
- fast food
- staple food
- comfort food
Cevabı göster
comfort food
In fact, kenkey is loved by most people who do manual work Kelime
3:30Aslında, kenkey fiziksel iş yapan çoğu kişi tarafından sevilir
do manual work: esas olarak bedenle veya ellerle çalışmak
Do manual work, ağırlıklı olarak fiziksel çabaya veya ellerle yapılan pratik işlere dayanan bir işi yapmak demektir. Cümlede do manual work yapan kişilerin işleri yük kaldırma, inşaat, tarım, tamir veya benzeri fiziksel görevleri içerebilir. Burada manual, work sözcüğünü niteleyen bir sıfattır. Kullanım kılavuzu anlamındaki a manual ismi değildir.
Alıştırma
“The warehouse staff do manual work for most of the day,” cümlesinde do manual work ne anlama gelir?
- esas olarak fiziksel çaba veya elleri kullanmayı gerektiren bir iş yapmak
- çalışırken kullanım kılavuzu okumak
- makineler hakkında rapor yazmak
Cevabı göster
esas olarak fiziksel çaba veya elleri kullanmayı gerektiren bir iş yapmak
it fills the tummy: birini tok hissettirmek
it fills the tummy ifadesinde it, yiyeceği belirtir. fill the tummy, birini yemek yedikten sonra tok ve doymuş hissettirmek anlamına gelir. Mideyi gerçekten sınırına kadar doldurmayı değil, yiyeceğin etkisini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın ve fill fiilini özneye uygun biçime getirin: This thick soup ____, so I will not need a snack soon.
Cevabı göster
fills the tummy
it takes ... before ...: daha sonraki bir olaya kadar geçen süreyi belirtmek
Yapı it takes + kişi + süre + before + cümlecik şeklindedir. Baştaki it belirli bir nesneyi göstermez; takes ne kadar zaman geçtiğini, before ile başlayan cümlecik ise daha sonra ne olduğunu anlatır. Bu cümlede açlığın geri gelmesinden önce neredeyse bütün bir gün geçer. Bu, kişinin bütün gün aç olduğu anlamına gelmez; o süre boyunca tok kaldığı anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi it takes ... before ... yapısıyla tamamlayın: It ____ me about an hour ____ I feel fully awake in the morning.
Cevabı göster
takes · before
Kafui says eating kenkey really hits the spot.
3:43Kafui, kenkey yemenin gerçekten hits the spot (tam isabet) olduğunu söylüyor.
it's exactly what you wanted and totally satisfies you.
3:50tam olarak istediğiniz şeydir ve sizi tamamen tatmin eder.
Kenkey dumplings are made from maize sourdough and eaten across Ghana. Kelime
3:54Kenkey dumplingleri mısır ekşi hamurundan yapılır ve Gana'nın dört bir yanında yenir.
maize sourdough: fermente mısır hamuru
Maize sourdough, mısırdan yapılıp fermente edilmiş hamur demektir. Maize “mısır” anlamına gelir; sourdough ise burada fermente edilmiş hamurun kendisini belirtir. Bu cümlede ifade, kenkey hamur toplarının yapımında kullanılan malzemeyi belirtir; mısır aromalı bir somun ekmeği değil.
Alıştırma
Cümlede maize sourdough ne anlama geliyor?
- mısırdan yapılmış ve fermente edilmiş hamur
- üzerine mısır konmuş bir somun buğday ekmeği
- fermantasyondan önceki kuru mısır unu
Cevabı göster
mısırdan yapılmış ve fermente edilmiş hamur
For some tribes, kenkey is their staple food,
3:58Bazı kabileler için kenkey onların staple food'udur (temel gıda),
a basic and important type of food that is regularly eaten by a large portion of the population. Kalıp ifadeler
4:02nüfusun büyük bir kısmı tarafından düzenli olarak tüketilen temel ve önemli bir yiyecek türü.
a large portion of the population: grubun büyük bir bölümü
A large portion of the population ifadesinde portion, bir bütünün payı veya bölümü anlamına gelir. İfadenin tamamı, söz konusu gruptaki tüm insanların büyük bir bölümünü belirtir. Large sözcüğü özellikle kesinlik taşımaz. Çok sayıda insanın dâhil olduğunu söyler ancak tek başına yarıdan fazlası veya herkes anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir raporda “A large portion of the population cycles to work.” deniyor. Yalnızca bu ifadeden güvenle hangi sonuca varabilirsiniz?
- Herkes işe bisikletle gidiyor.
- Birçok kişi işe bisikletle gidiyor ancak kesin oran belirtilmiyor.
- Kesinlikle tüm insanların yarısından fazlası işe bisikletle gidiyor.
Cevabı göster
Birçok kişi işe bisikletle gidiyor ancak kesin oran belirtilmiyor.
In Britain, for example, bread and eggs are staple foods.
4:07Örneğin Britanya'da ekmek ve yumurta temel gıdalardır.
takes time to make: take time to do kalıbı
“Takes time to make”, kenkey yapmanın hızlı tamamlanan bir iş olmadığını belirtir. something takes time to + fiil kalıbı, bir sürecin bitmesi için zaman gerektiğini söyler; ancak tam olarak ne kadar sürdüğünü belirtmez. Kenkey yapılan şeydir, fakat cümlede özne olarak yer alır. make fiilinin nesnesi özneden zaten anlaşıldığı için make sonrasında tekrar edilmez.
Alıştırma
Hangi cümle sosu hazırlamanın hızlı olmadığını belirtir?
- The sauce takes time to prepare.
- The sauce makes time to prepare.
- Please take your time with the sauce.
Cevabı göster
The sauce takes time to prepare.
The maize needs to be soaked in water for a week. Dilbilgisi
4:14Mısırın bir hafta suda bekletilmesi gerekir.
needs to be soaked in water: need to be + past participle yapısı
“Needs to be soaked in water”, suda bekletmenin gerekli bir adım olduğunu belirtir. Mısır bu eyleme maruz kalan şeydir; bu nedenle need(s) to be + past participle yapısı kullanılır: needs to be soaked. Bu edilgen yapı tariflerde ve talimatlarda yaygındır çünkü eylemi yapan kişiye değil, malzemeye ne yapılması gerektiğine odaklanır. In water, bekletme işleminin nerede gerçekleştiğini belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle need to be + past participle kullanarak fasulyeleri eyleme maruz kalan öge olarak öne çıkarır?
- The beans need to be soaked overnight.
- The cook needs to soak the beans overnight.
- The beans need to be soaking overnight.
Cevabı göster
The beans need to be soaked overnight.
But when they're ready and served with a hot chili sauce,
4:17Ancak hazır olduklarında ve sıcak bir acı sosla servis edildiklerinde,
Kafui uses two phrases to show it's time to eat.
4:21Kafui yemek zamanının geldiğini göstermek için iki ifade kullanır.
Yum yum is used to say that food tastes or smells very good. Dilbilgisi
4:25Yum yum (nam nam), yiyeceklerin tadının veya kokusunun çok iyi olduğunu söylemek için kullanılır.
is used to say that: bir ifadenin amacını açıklama
X is used to say that..., bir ifadenin ne anlattığını açıklayan edilgen bir yapıdır. Bu cümlede Yum yum açıklanan ifadedir, say amacı belirten yalın fiildir ve that ile başlayan yan cümle aktarılan mesajı verir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp X + be used to + fiilin yalın hâlidir. Bir sözcüğün, işaretin, aracın veya özelliğin amacını açıklamak için X is used to describe..., show... veya measure... biçiminde kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi be used to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: A thermometer ____ measure temperature.
Cevabı göster
is used to
And dig in is another exclamation meaning don't wait,
4:30Ve dig in (yumul) ise beklemeyin anlamına gelen başka bir ünlemdir,
start eating, and eat as much as you like.
4:34yemeye başlayın ve istediğiniz kadar yiyin demektir.
For Ghanaians, kenkey is comfort food,
4:37Ganalılar için kenkey bir comfort food'dur (rahatlatıcı yiyecek),
something which is enjoyable to eat and makes you feel happier.
4:40yemesi keyifli olan ve sizi daha mutlu hissettiren bir şey.
And what's more, it fills your tummy or stomach. Anlatım akışı
4:44Üstelik tummy veya stomach (mide) yani karnınızı doldurur.
what's more: destekleyici bir nokta daha ekleme
What's more, aynı düşünceyi destekleyen bir noktayı daha ekleyen bağlayıcı bir ifadedir. Burada karnı doyurmayı bir başka yarar olarak gösterir. Basit bir and sözcüğüne göre bilgiyi daha açık biçimde düzenler: sıradaki nokta ek destek sağlar ve dikkat edilmeye değer bir bilgi olarak sunulur.
Alıştırma
İki yarar aynı öneriyi destekliyor. İkinci yararı ekleyen cümleyi seçin: The library is free to join. ___
- What's more, it stays open late.
- However, it stays open late.
- Therefore, it stays open late.
Cevabı göster
What's more, it stays open late.
Whatever type you eat and wherever in the world you eat them, Dilbilgisi
4:46Hangi türünü yerseniz yiyin ve dünyanın neresinde yerseniz yiyin,
Whatever type ... wherever in the world: tür ve yer sınırlarını kaldırmak
Whatever type you eat, “hangi türünü yerseniz yiyin” anlamına gelir. Whatever, type isminden önce gelir; wherever in the world you eat them ise “onları dünyanın neresinde yerseniz yiyin” demektir. Bu iki yan cümle iki sınırı ortadan kaldırır: tür ve yer. And ile bağlanıp ana cümleden önce gelen bu iki yan cümle, her durum için geçerli genel bir yargıya hazırlık yapar. Virgül, ana ifadenin ardından geleceğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle, aynı talimatı her atıştırmalık seçimi ve her yer için geçerli kılmak üzere whatever ... and wherever ... yapısını kullanıyor?
- Whenever you choose a snack, eat it where you are sitting.
- Which snack do you choose, and where do you eat it?
- Whatever snack you choose and wherever you eat it, put the wrapper in a bin.
Cevabı göster
Whatever snack you choose and wherever you eat it, put the wrapper in a bin.
great way to spread a little love: davranışlarla ilgi göstermek
a great way to + fiilin yalın hâli kalıbı, etkili ya da hoş bir yöntemi önerir. Buradaki eylem spread a little love ifadesidir. spread love mecazidir: Yiyecek paylaşmak insanların ilgi ve nezaket hissetmesini sağlayabilir. a little ifadeyi yumuşatır, sıcak ve ölçülü bir ton verir; gösterilen ilginin önemsiz olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: Sharing homemade cookies is a ____.
Cevabı göster
great way to spread a little love
It looks like we're back to my earlier question. Anlatım akışı
4:55Görünüşe göre daha önceki soruma geri dönüyoruz.
looks like we're back to my earlier question: önceki bir soruya geri dönmek
It looks like içindeki looks like, fiziksel bir görünüşü anlatmaz; “öyle görünüyor” veya “durum bunu düşündürüyor” anlamındadır. Konuşmacı, konuşmanın gelişimine bakarak bir sonuca varır. We're back to my earlier question bir söylem geçişidir: mevcut bilgiyi daha önce sorulmuş bir soruya yeniden bağlar. Aradaki içeriğin konuşmayı o soruya geri getirdiğini ve artık sorunun yeniden ele alınabileceğini ya da cevaplanabileceğini gösterir.
Alıştırma
Tartışma farklı konulardan geçtikten sonra başta sorulan soruya geri dönüyor. En uygun geçiş cümlesi hangisidir?
- It looks like the earlier question no longer matters.
- It looks like we're moving on to a completely new topic.
- It looks like we're back to the original question.
Cevabı göster
It looks like we're back to the original question.
I asked you what the traditional British suet dumpling is made from.
4:57Sana geleneksel İngiliz suet dumpling'inin neden yapıldığını sormuştum.
which was the correct answer: which ile önceki ifadenin tamamına gönderme
Virgülden sonraki which, yalnızca Beth'e ya da fat ismine değil, önceki düşüncenin tamamına, yani Beth'in bunun hayvansal yağ olduğu yönündeki tahminine gönderme yapar. which was the correct answer bölümü bu tahminin doğru olduğunu söyler. Bu virgül + which kullanımı, aynı cümle içinde tamamlanmış bir ifadeye ek yorum getirir. Böylece konuşmacı yeni bir cümle başlatmadan önceki fikri değerlendirir veya açıklar.
Alıştırma
Önceki ifadenin tamamı hakkında doğru biçimde yorum yapan kelimeyi seçin: Maya said the key was under the mat, ___ turned out to be true.
- that
- what
- which
Cevabı göster
which
aren't the healthiest: yumuşatılmış olumsuz değerlendirme
Bu cümlede aren't the healthiest ifadesi, iç yağlı hamur toplarının kelime anlamıyla “en sağlıklı” olduğunu reddeder; ancak genellikle bunların pek sağlıklı bir seçenek olmadığını ima eder. Üstünlük derecesini olumsuz yapmak eleştiriyi yumuşatır; bu nedenle doğrudan unhealthy demekten daha nazik duyulur. Bu ifade the least healthy anlamına gelmez ve kesin bir sıralama vermez. Aynı yapı not the easiest gibi ifadelerde de görülür ve bir şeyin aslında epey zor olduğunu nazikçe ima edebilir.
Alıştırma
Konuşan kişi “These cookies aren't the healthiest” dediğinde genellikle neyi kasteder?
- Diğer bütün kurabiye türlerinden daha sağlıklıdırlar.
- Her karşılaştırmada kesinlikle en sağlıksız kurabiyeler bunlardır.
- Muhtemelen pek sağlıklı bir seçenek değiller; bu, nazikçe ifade ediliyor.
Cevabı göster
Muhtemelen pek sağlıklı bir seçenek değiller; bu, nazikçe ifade ediliyor.
reminds you of home: remind someone of something yapısı
Burada reminds you of home, yiyeceğin evle bağlantılı anıları veya duyguları akla getirdiği anlamına gelir. Home yalnızca bir binayı değil; aileyi, tanıdık yerleri, günlük alışkanlıkları ve rahatlık duygusunu da kapsayabilir. Yeniden kullanılabilen yapı A reminds B of C şeklindedir. A çağrışımı başlatır, B bu çağrışımı yaşayan kişidir, C ise hatırlanan kişi, yer, şey veya deneyimdir. Burada it yiyeceği gösterir ve üçüncü tekil şahıs öznesi nedeniyle reminds kullanılır.
Alıştırma
Şarkının bana yaz tatilimizi düşündürdüğü anlamını vermek için remind + person + of yapısıyla cümleyi tamamlayın: This song ____ our summer holiday.
Cevabı göster
reminds me of
Okay, let's recap the rest of the vocabulary we've learned in this program, Anlatım akışı
5:18Tamam, bu programda öğrendiğimiz diğer kelimeleri özetleyelim,
let's recap: önceki içeriğin gözden geçirileceğini belirtmek
Let's recap, birlikte hareket etmeye yönelik bir davet olan let's ile “daha önce ele alınmış bir şeyi kısaca gözden geçirmek veya özetlemek” anlamındaki recap sözcüğünü birleştirir. Burada programı yeni bir konuya değil, önceki kelimelerin tekrarına geçirir. Bir düzenleme işareti olarak dinleyicilere sırada ne olduğunu bildirir: önemli bilgiler daha kısa biçimde yeniden ele alınacaktır.
Alıştırma
Bir öğretmen derste işlenen konuları tekrar etmek üzere. En uygun geçiş cümlesi hangisidir?
- Let's start a completely new topic.
- Let's recap the main points before we finish.
- Let's skip the review and finish now.
Cevabı göster
Let's recap the main points before we finish.
meaning that something is satisfying and exactly what you wanted.
5:25bir şeyin tatmin edici olduğu ve tam olarak istediğiniz şey olduğu anlamına gelir.
A staple food is a basic and important type of food that is regularly eaten by a large portion of the population.
5:29A staple food, nüfusun büyük bir kısmı tarafından düzenli olarak yenen temel ve önemli bir yiyecek türüdür.
The exclamation yum yum is used to say that food tastes or smells delicious.
5:36Yum yum ünlemi, yemeğin tadının veya kokusunun lezzetli olduğunu belirtmek için kullanılır.
you're inviting someone to start eating as much as they want.
5:44birisini istediği kadar yemeye başlaması için davet ediyorsunuz demektir.
tummy is an informal word for stomach. Kelime
5:48tummy, stomach (mide) için resmi olmayan bir kelimedir.
tummy: stomach sözcüğünün gayriresmî alternatifi
Bu cümlede tummy, stomach sözcüğünün samimi ve gayriresmî bir alternatifidir. Genellikle, özellikle çocuklarla konuşurken, karın bölgesini genel olarak ifade eder; her zaman tam olarak mide organını kastetmez.
Alıştırma
Şu ifadeyi resmî bir tıbbi rapor açısından değerlendirin: “The patient reports tummy pain.”
- Resmî bir tıbbi rapor için uygun.
- Resmî bir tıbbi rapor için fazla gayriresmî.
Cevabı göster
Resmî bir tıbbi rapor için fazla gayriresmî.
our 6 minutes are up: ayrılan süre sona erdi
Ayrılmış bir süre + be up kalıbında up, izin verilen veya planlanan sürenin bittiğini ifade eder. Buradaki our 6 minutes are up, dinleyicilere programın altı dakikalık bölümünün sona erdiğini bildirir; up burada “daha yüksek” anlamına gelmez. Fiil özneyle uyumlu olur: six minutes are up, ancak our time is up denir. Süreli bir etkinlik zaman sınırına ulaştığında bu kalıbı kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Ayrılan beş dakikanın sona erdiğini göstermek için cümleyi be up yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: Your five minutes ____.
Cevabı göster
are up
but remember to join us again next time for more trending topics and useful vocabulary here at 6 Minute English. Notlar
5:53ancak 6 Minute English'te daha fazla trend konu ve yararlı kelimeler için bir dahaki sefere tekrar bize katılmayı unutmayın.
remember to join us again next time: medya programını kapatırken kullanılan davet
Remember to + fiilin yalın hâli, birine gelecekte yapacağı bir işi unutmamasını hatırlatır. Buradaki remember to join us again next time, başka bir bölüm için geri dönmeye yönelik samimi bir davettir. Bir kapanış kalıbı olarak programın akışını düzenler: bu bölümün sona erdiğini bildirir ve dinleyicileri bir sonraki bölüme yönlendirir. Medya bağlamında join us dinlemek, izlemek veya katılmak anlamına gelebilir; normalde yapım ekibinin üyesi olmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir sunucunun programı kapatırken izleyici veya dinleyicileri tekrar gelmeye davet etmesi için hangi cümle doğaldır?
- Please turn to page ten now.
- Remember to join us again next time.
- Let's begin with today's first question.
Cevabı göster
Remember to join us again next time.
trending topics: şu anda ilgi gören konular
Bu cümlede trending topics, özellikle internette veya medyada şu anda çok ilgi gören ya da yaygın biçimde konuşulan konular anlamına gelir. Trending, güncel veya artmakta olan ilgiyi vurgular. Yalnızca eğilimlerle ilgili konular demek değildir ve bu ilgi kısa sürebilir.
Alıştırma
Bir haber uygulamasında, bugün çevrim içi ilgisi hızla artan konular için bir bölüm bulunuyor. En uygun başlık hangisidir?
- Trending topics
- Popular topics
- Trendy topics
Cevabı göster
Trending topics
Goodbye for now: geçici bir veda
Goodbye for now, konuşanın şu anda vedalaştığını ancak bunun gelecekteki iletişimin kesin olarak sona erdiği anlamına gelmediğini belirtir. For now sözleri vedayı geçici hâle getirir. Başka bir buluşma, bölüm veya mesajın mümkün olduğu durumlarda bir programı ya da konuşmayı nazikçe bitirmenin bir yoludur. Tam olarak ne zaman yeniden görüşüleceğine dair söz vermez.
Alıştırma
Vedanın geçici olduğunu göstermek için bu nottaki iki sözcüklü ifadeyi kullanın: The show will return next week. Goodbye ____.
Cevabı göster
for now