Ağaçların hafızası var mıdır? - 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
949 kelime 166 kel/dk

Video özeti: Neil ve Sam, ağaçların kuraklık ve başka çevresel stresleri hatırlayıp hatırlamadığını, bu anıların sonraki büyüme ve savunmayı nasıl etkileyebileceğini ve bilim insanlarının bu fikri neden henüz doğrulanmamış bir hipotez saydığını inceliyor. Ayrıca yerinden kaçamayan bitkilerin niçin etkili bir bağışıklık sistemine ihtiyaç duyduğunu açıklıyor ve Great Bristlecone çamlarının beş bin yıldan uzun yaşayabildiğini belirtiyorlar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. not exactly, — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Bir varsayımı doğrudan hayır demeden nazikçe düzeltmek için bu cevabı kullanmayı öğrenin. Karşıdaki kişinin düşüncesi kısmen makul olduğu hâlde ayrıntıların sınırlandırılması veya düzeltilmesi gerektiğinde, anlaşmazlığı ölçülü ve iş birliğine açık biçimde ifade etmenizi sağlar. 2. opportunistic organisms out there, — Sözcük Anlamı ve Dil Düzeyi: opportunistic sözcüğünün yalnızca fırsatı olan canlıları değil, elverişli koşullardan yararlanan organizmaları anlattığını kavrayın. Böylece bilimsel açıklamaları izleyebilir ve sözcüğü kişisel çıkar elde etmeye yönelik davranışların anlatıldığı toplumsal bağlamlarda uygun biçimde kullanabilirsiniz. 3. has yet to be tested — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Bu resmî present perfect yapısının, testin şimdiye kadar yapılmadığını fakat hâlâ beklendiğini veya gerekli olduğunu belirttiğini tanıyın. Akademik metinlerde ve haberlerde geçerliliği henüz kesinleşmemiş hipotezleri, iddiaları, yöntemleri veya önerileri anlatmak için kullanabilirsiniz.

Bu derste

Six Minute English from BBCLearningEnglish.com.

0:01

BBCLearningEnglish.com'dan Six Minute English.

Hello, this is Six Minute English from BBC Learning English.

0:08

Merhaba, bu BBC Learning English'ten Six Minute English.

I'm Neil.

0:11

Ben Neil.

And I'm Sam.

0:12

Ve ben Sam.

Over the past 18 months, Kalıp ifadeler

0:13

Geçtiğimiz 18 ay boyunca,

we've heard a lot about the human immune system. Kalıp ifadeler

0:15

insan bağışıklık sistemi hakkında çok şey duyduk.

Kalıp ifadeler

Over the past 18 months: şimdiye kadar devam eden bir dönem

Over the past 18 months, 18 ay önce başlayıp yaklaşık şu ana kadar gelen dönemin tamamını ifade eder. 18 ay önceki tek bir noktayı göstermez. Bu ifade, cümledeki we've heard örneğinde olduğu gibi İngilizcedeki present perfect için zaman çerçevesi oluşturur. Olaylar bu dönemde gerçekleşir veya birikir ve şimdi de önemini korur.

Alıştırma

Cümleyi over the past + üç aylık bir dönem kullanarak tamamlayın: ____, our class has read six books.

Cevabı göster

Over the past three months

Kalıp ifadeler

lot about the human: hear a lot about + konu kalıbının bir parçası

Vurgulanan sözcükler, heard a lot about the human immune system ifadesinin içinde yer alır. hear a lot about + konu kalıbı, çoğu zaman insanlar veya medya o konudan söz ettiği için konu hakkında çok fazla bilgi duymak ya da bu bilgiyle karşılaşmak anlamına gelir. Burada a lot bilgi miktarını belirtir, about ise konuyu tanıtır. Doğal konuşmada hear a lot about genellikle hear many things about ifadesinden daha doğaldır.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifade heard a lot about ile tamamlayın: We've ____ the new space project.

Cevabı göster

heard a lot about

The cells in our bodies that fight diseases like coronavirus. Kalıp ifadeler

0:18

Vücudumuzda koronavirüs gibi hastalıklarla savaşan hücreler.

Kalıp ifadeler

fight diseases like coronavirus: fight sözcüğünün “direnmek” anlamı

fight diseases ifadesindeki fight, hastalığa direnmek veya ona karşı çalışmak anlamına gelir. Bu, hücrelerin vücudu nasıl koruduğunu anlatan bir benzetmedir; insanların fiziksel olarak kavga etmesi değildir. fight fiilinden sonraki nesne, karşı koyulan tehdidi belirtir. Örneğin fight infection veya fight cancer denir. Burada like coronavirus, altyazıda kullanılan örneği verir.

Alıştırma

Bir sağlık açıklamasında cells fight diseases ne anlama gelir?

  1. Hastalıkların adlarını listelerler.
  2. Hastalıklara direnir veya onları durdurmaya yardımcı olurlar.
  3. Hasta insanlarla fiziksel olarak kavga ederler.
Cevabı göster

Hastalıklara direnir veya onları durdurmaya yardımcı olurlar.

We know that in humans,

0:22

Biliyoruz ki insanlarda,

the bloodstream carries immune cells around our body. Kelime

0:23

kan dolaşımı bağışıklık hücrelerini vücudumuzda taşır.

Kelime

the bloodstream carries immune cells around our body: carry sözcüğünün “taşımak” anlamı

Bloodstream, vücudun kan damarı ağı içinde hareket eden kandır. Burada carries, taşır anlamına gelir; around our body ise vücudun dış çevresinde değil, vücudun birçok yerine demektir. Cümle, bilimsel anlatımlarda yaygın olan bir yapıyı kullanır: hareket eden bir madde veya sistem, bir şeyi farklı yerlere taşır.

Alıştırma

the bloodstream carries immune cells around our body ifadesini en iyi hangi seçenek açıklar?

  1. Vücut, kan dolaşımını bağışıklık hücrelerinin içinde saklar.
  2. Bağışıklık hücreleri kanın hareketini durdurur.
  3. Vücutta hareket eden kan, bağışıklık hücrelerini vücudun birçok yerine taşır.
Cevabı göster

Vücutta hareket eden kan, bağışıklık hücrelerini vücudun birçok yerine taşır.

But what about trees and plants? Anlatım akışı

0:26

Peki ya ağaçlar ve bitkiler?

Anlatım akışı

what about ...?: ilgili bir konuya geçiş

What about + isim öbeği? yapısı, aynı konuyu odakta tutarken konuşmayı ilgili başka bir kişiye, şeye veya duruma yöneltir. Burada soru, insanlardan ağaçlara ve bitkilere geçer. Bu kullanımda What about trees and plants? yaklaşık olarak “Aynı konu ağaçlar ve bitkiler için nasıl geçerli?” anlamına gelir. Bu ifade konuşmayı düzenler; about kelimesinin anlamını sormaz.

Alıştırma

Hangi cümlede what about aynı soruyu ilgili başka bir gruba yöneltmek için kullanılmıştır?

  1. What is the book about?
  2. What about taking a short break?
  3. We know what adults need. What about children?
Cevabı göster

We know what adults need. What about children?

They don't have blood.

0:29

Onların kanı yok.

So how do they protect themselves? Kalıp ifadeler

0:30

O halde kendilerini nasıl koruyorlar?

Kalıp ifadeler

protect themselves: dönüşlülük zamiriyle korunma

protect themselves ifadesinde themselves, çoğul özne they'e geri döner. Koruyanlarla korunanlar aynı gruptur: kendilerini güvende tutmak için harekete geçerler. Yapı protect + dönüşlülük zamiri şeklindedir. Zamir özneyle uyumlu olmalıdır: I protect myself, she protects herself, we protect ourselves ve they protect themselves.

Alıştırma

Cümleyi doğru dönüşlülük zamiriyle tamamlayın: The hikers wear helmets to protect ____.

Cevabı göster

themselves

That's a good question, Sam.

0:32

Bu güzel bir soru, Sam.

And the answer involves memory. Kalıp ifadeler

0:34

Ve cevabın içinde hafıza da var.

Kalıp ifadeler

involves memory: açıklamadaki bir etkene işaret etmek

Involves memory, belleğin cevabın veya açıklamanın önemli bir parçası olduğunu belirtir. Cevabı bellekle eşitlemez; bellek, cevabı açıklamak için gereken bir etkendir. Bir parça veya etken belirtmek için involve + isim kullanılır; örneğin The solution involves teamwork. Söz konusu parça bir etkinlik olduğunda involve fiilinden sonra -ing biçimi de gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi involve fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The solution ____ careful planning.

Cevabı göster

involves

Us humans store memories in our brain, Kelime

0:36

Biz insanlar anıları beynimizde depolarız,

Kelime

Us humans: özne konumundaki gündelik biçim

Us humans, “biz insanlar” anlamına gelir ve konuşanın ait olduğu grubu vurgular. Bu cümlede tüm ifade store fiilinin öznesidir. Standart resmî İngilizcede we özne biçimi, us ise nesne biçimidir; bu yüzden olağan kullanım We humans store... şeklindedir. Us humans ifadesinin özne olarak kullanılması gündelik konuşmaya özgü bir varyanttır.

Alıştırma

Resmî bir bilim raporunda bu kullanımı değerlendirin: Us humans need clean water.

  1. Uygun; Us humans her dil düzeyinde standarttır.
  2. Uygun değil; özne olarak We humans kullanılmalı.
Cevabı göster

Uygun değil; özne olarak We humans kullanılmalı.

but our body also remembers things,

0:39

ama vücudumuz da bir şeyleri hatırlar,

including stressful situations from the past,

0:41

geçmişteki stresli durumlar dahil,

which it stores in our genes. Dilbilgisi

0:44

bunları genlerimizde saklar.

Dilbilgisi

which it stores in our genes: ek bilgi veren which cümleciği

Virgülden sonraki which, stressful situations from the past ifadesine gönderme yapar. İlgi cümleciğinde which, stores fiilinin nesnesidir; yapı it stores those situations in our genes şeklinde düşünülebilir. Bu cümlecik, söz konusu durumlar hakkında ek bir bilgi verir. Virgülle ayrıldığı için hangi durumların kastedildiğini belirlemek yerine açıklayıcı bilgi ekler.

Alıştırma

Örnekte which hangi ifadenin yerini tutuyor?

  1. stressful situations from the past
  2. our genes
  3. the past
Cevabı göster

stressful situations from the past

The information gets passed on to our children genetically. Öbek fiiller

0:46

Bilgi genetik olarak çocuklarımıza geçer.

Öbek fiiller

gets passed on: pass on fiilinin get ile kurulan edilgen biçimi

Pass something on to someone, bir şeyi başka bir kişiye veya gruba aktarmak demektir. Gets passed on, get ile kurulan edilgen yapıdır; bu yüzden cümle, aktarımı kimin yaptığına değil bilginin aktarılmasına odaklanır. Burada to our children alıcıları, genetically ise aktarımın nasıl gerçekleştiğini belirtir. Bu bağlamda gets passed on, bir şeyin yalnızca yanından geçmesi değil, genetik olarak miras alınması anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi get passed on ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Family stories often ____ from grandparents to grandchildren.

Cevabı göster

get passed on

But surely trees don't have memories, Neil.

0:49

Ama ağaçların hafızası olamaz herhalde, Neil.

I mean,

0:52

Yani,

do you think a tree can remember being young Dilbilgisi

0:52

sence bir ağaç genç olduğunu

Dilbilgisi

remember being young: geçmiş deneyimler için remember + -ing

remember being young ifadesinde remember sözcüğünden sonra -ing biçimindeki being gelir. Bu, geçmişte gerçek olan bir durumu hatırlamak demektir: genç olma dönemi, hatırlama eyleminden önce gelir. Genel olarak remember + -ing, daha önce gerçekleşmiş bir eylemi, deneyimi veya durumu geçmişe bakarak hatırlamak için kullanılır.

Alıştırma

Konuşanın geçmişteki bir deneyimi hatırladığını göstermek için visit sözcüğünü doğru biçime getirerek cümleyi tamamlayın: I remember ____ this museum as a child.

Cevabı göster

visiting

or what it was doing last year?

0:55

veya geçen yıl ne yaptığını hatırlayabilir mi?

Well, not exactly, Ton ve niyet

0:57

Şey, tam olarak öyle değil,

but Trees grow rings,

0:58

ama ağaçların halkaları büyür,

Ton ve niyet

not exactly: bir düşünceyi nazikçe düzeltmek

Not exactly, önceki düşüncenin tamamen doğru olmadığını nazikçe söylemenin bir yoludur. Genellikle diğer kişinin doğruya yaklaştığını, ancak önemli bir ayrıntının değiştirilmesi gerektiğini anlatır. Not exactly, but ... yapısında but, daha doğru olan açıklamayı sunar. Böylece konuşan kişi yalnızca sert bir No demeden karşısındakini düzeltebilir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız “The concert starts at nine, right?” diyor. Konser aslında dokuz buçukta başlıyor. Hangi cevap nazik bir düzeltme yapar?

  1. Yes, that's exactly right.
  2. No idea what time it starts.
  3. Not exactly. It starts at nine thirty.
Cevabı göster

Not exactly. It starts at nine thirty.

a layer of wood for each year of growth.

1:00

büyüdüğü her yıl için bir katman odun.

That could be a kind of memory. Kalıp ifadeler

1:03

Bu bir tür hafıza olabilir.

Kalıp ifadeler

a kind of memory: temkinli bir sınıflandırma

Bu cümlede a kind of memory, “bir hafıza biçimi” ya da “makul olarak hafıza sayılabilecek bir şey” anlamına gelir. Sözü edilen şeyi kesin bir bilimsel sınıfa yerleştirmek yerine geniş bir kategoriye dahil eder. could be ile birlikte kullanıldığında ifade ihtimalli ve temkinli olur: konuşan kişi kanıtlanmış bir gerçek sunmak yerine olası bir yorum önerir.

Alıştırma

Burada “That could be a kind of memory” ne anlama geliyor?

  1. Hafızayla hiçbir bağlantısı olamaz.
  2. Onun tek hafıza biçimi olduğu kanıtlanmıştır.
  3. Onu bir hafıza biçimi olarak görmek makul olabilir.
Cevabı göster

Onu bir hafıza biçimi olarak görmek makul olabilir.

In this program, Anlatım akışı

1:05

Bu programda,

we'll be asking whether trees can remember.

1:06

ağaçların hatırlayıp hatırlayamadığını soracağız.

Anlatım akışı

In this program, ... asking whether: temel soruyu önceden sunmak

In this program önce kapsamı belirler: dinleyicilere, ifadenin birazdan duyacakları program içeriğiyle ilgili olduğunu bildirir. we'll be asking whether daha sonra cevabı evet ya da hayır olabilecek temel soruyu önceden sunar. Buradaki asking, mutlaka bir kişiye tek bir soru sormak anlamına gelmez; programın ağaçların hatırlayıp hatırlayamadığını araştıracağını belirtir. Bu iki bölüm birlikte dinleyiciyi kapsamdan ana konuya yönlendirir.

Alıştırma

Bu girişi iki hedef ifadeyle tamamlayın: ____, we'll be ____ dolphins can recognize themselves.

Cevabı göster

In this program · asking whether

And if so, Anlatım akışı

1:08

Ve eğer öyleyse,

does it make them stronger and better able to fight disease? Dilbilgisi

1:09

bu onları hastalıklara karşı daha güçlü ve daha dirençli yapıyor mu?

Anlatım akışı

if so: bir olasılığı sonraki ifadeye bağlamak

“If so”, “eğer bu doğruysa” veya “durum buysa” anlamına gelir. “So” sözcüğü, hemen önce sözü edilen olasılığın tamamının yerini tutar; böylece konuşan kişi onu tekrar etmek zorunda kalmaz. Bu ifade, önceki olasılığı yalnızca o olasılık doğruysa geçerli olacak bir soruya, sonuca veya eyleme bağlar. Burada önceki düşünceyi ardından gelen sorunun koşulu yapar.

Alıştırma

Devam cümlesini “eğer bu doğruysa” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The library may still be open. ____, we can return the books today.

Cevabı göster

If so

Dilbilgisi

make them stronger and better able to...: iki paralel sonuç

Bu soruda “make”, bir şeyin değişime yol açtığını anlatır. Yapı make + nesne + sıfat veya sıfat öbeğidir. “Them” nesnedir, “stronger” ise değişimin sonucunu belirtir. “Better able to fight disease”, “them” için kullanılan ikinci ve paralel açıklamadır. Better able to + fiilin yalın hâli, “bir şeyi eskisinden daha iyi yapabilmek” anlamına gelir. Bu nedenle tek bir “make”, stronger ve better able to fight disease şeklinde iki sonuç sunabilir.

Alıştırma

Hangi cümle iki sonucu göstermek için make + nesne + sıfat açıklamalarını doğru kullanır?

  1. Enough sleep makes us to be healthier and better able to focus.
  2. Enough sleep makes healthier us and better able to focus.
  3. Enough sleep makes us healthier and better able to focus.
Cevabı göster

Enough sleep makes us healthier and better able to focus.

But before that,

1:13

Ama ondan önce,

I have a question for you, Sam.

1:14

sana bir sorum var, Sam.

As I said,

1:16

Dediğim gibi,

trees grow a new ring every year.

1:17

ağaçlar her yıl yeni bir halka çıkarır.

And by counting them, Dilbilgisi

1:19

Ve onları sayarak,

we can estimate their age. Kalıp ifadeler

1:21

yaşlarını tahmin edebiliriz.

Dilbilgisi

by counting them: yöntemi belirten by + -ing yapısı

by + fiilin -ing biçimi, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi belirtir. Burada by counting them, “Yaşlarını nasıl tahmin edebiliriz?” sorusunu yanıtlar; ana cümle ise sonucu verir. By bir edattır, bu yüzden ardından -ing biçimi gelir: by counting denir; by count veya by to count denmez.

Alıştırma

Yöntemi belirtmek için by + -ing yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. We opened the box by to use the small key.
  2. We opened the box by use the small key.
  3. We opened the box by using the small key.
Cevabı göster

We opened the box by using the small key.

Kalıp ifadeler

estimate their age: kanıta dayalı yaklaşık bir değerlendirme

Estimate their age, yaşlarının ne olduğuna dair bilgiye dayalı ve yaklaşık bir değerlendirme yapmak demektir. Estimate, kesin yaş bilinmese de ipuçlarının, gözlemlerin veya verilerin bu değerlendirmeyi desteklediğini belirtir. Burada estimate geçişli bir fiildir; bu yüzden their age doğrudan nesne olarak ardından gelir. estimate their age denir, estimate about their age denmez.

Alıştırma

Veteriner bir atın dişlerini incelemiştir, ancak kesin doğum tarihi bilinmemektedir. Cümleyi en iyi hangi fiil tamamlar? The vet can ___ the horse's age from its teeth.

  1. calculate
  2. guess
  3. estimate
Cevabı göster

estimate

One of Earth's longest-living trees Notlar

1:23

Dünyanın en uzun yaşayan ağaçlarından biri

is the Great Bristlecone Pine,

1:25

Amerika'nın batı kıyısında bulunan

Dilbilgisi

One of Earth's longest-living trees: çoğul trees, tekil is

one of + çoğul isim yapısı, “bir grubun üyelerinden biri” anlamına gelir. Buradaki grup Earth's longest-living trees olduğu için trees çoğuldur. Tüm öznenin ana sözcüğü one olduğundan fiil tekil olur: are değil, is kullanılır. Yeniden kullanılabilecek kalıp one of + çoğul isim + tekil fiil şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümle one of + çoğul isim yapısını tekil bir fiille doğru kullanıyor?

  1. One of the oldest buildings in town are beside the river.
  2. One of the oldest buildings in town is beside the river.
  3. One of the oldest building in town is beside the river.
Cevabı göster

One of the oldest buildings in town is beside the river.

Kelime

longest-living trees: birleşik sıfat longest-living

Longest-living, trees sözcüğünden önce kullanılan birleşik bir sıfattır. Kısa çizgi, longest ile living sözcüklerini birleştirerek yaşam süresini birlikte anlatmalarını sağlar. Longest sözcüğü anlatıma en üstünlük anlamı katar: Bu ağaçlar yalnızca uzun yaşayan ağaçlar değildir, yaşam süresi en uzun olan gruptadır. İfade boyu veya büyüme hızını değil, uzun ömürlülüğü anlatır.

Alıştırma

“En uzun yaşam süresine sahip” anlamına gelen bu dersteki birleşik sıfatla cümleyi tamamlayın: Some corals are among the ____ animals on Earth.

Cevabı göster

longest-living

found on the west coast of America. Dilbilgisi

1:27

Büyük Bristlecone Çamı'dır.

Dilbilgisi

Kısaltılmış ilgi cümleciği olarak found on ...

Buradaki found, edilgen anlam taşıyan bir geçmiş zaman ortacıdır; “bulunan” veya “yer alan” anlamına gelir. Büyük cümlenin ana fiili değildir. Hemen önündeki isim hakkında yer bilgisi verir. Tam biçimi which is found on the west coast of America şeklindedir; önceki isim çoğulsa which are found ... kullanılır. Bilgi veren metinlerde ilgi zamiri ve be fiili sık sık atılarak yalnızca kısa geçmiş zaman ortacı öbeği bırakılır.

Alıştırma

Parçadan önceki isim tekilse found on the west coast of America ifadesini doğru biçimde açan tam ilgi cümleciği hangisidir?

  1. which found the west coast of America
  2. which is found on the west coast of America
  3. which is finding the west coast of America
Cevabı göster

which is found on the west coast of America

But how long can these trees live?

1:29

Fakat bu ağaçlar ne kadar yaşayabilir?

Is it A, over a thousand years,

1:32

A mı, bin yıldan fazla mı,

B, over three thousand years,

1:34

B, üç bin yıldan fazla mı,

or C, over five thousand years?

1:37

yoksa C, beş bin yıldan fazla mı?

Wow, it'd be a job to count the rings on those trees. Deyimler

1:39

Vay canına, o ağaçlardaki halkaları saymak büyük bir iş olurdu.

Deyimler

it'd be a job to ...: bir görevin zor olacağını söylemek

it'd be a job to count ifadesindeki it'd, it would kısaltmasıdır. Buradaki a job, ücretli bir iş değil; çok çaba, zaman veya sabır gerektirecek bir görev anlamındadır. It'd be a job to + fiil kalıbı, gelecekteki veya varsayılan bir eylemi zor ya da zahmetli olarak değerlendirir. to ile başlayan mastar, hangi eylemden söz edildiğini gösterir.

Alıştırma

Kulübeyi bulmanın zor olacağını göstermek için cümleyi dersteki kalıpla tamamlayın: Without a map, ____ find the cabin.

Cevabı göster

it'd be a job to

I'll say B,

1:43

Ben B diyeceğim,

over three thousand years.

1:45

üç bin yıldan fazla.

Okay, Sam,

1:46

Tamam, Sam,

we'll reveal the correct answer later. Anlatım akışı

1:47

doğru cevabı daha sonra açıklayacağız.

Anlatım akışı

reveal the correct answer later: cevabı sonraya bırakmak

“Reveal the correct answer”, bir süre saklı tutulan cevabı açıklamak demektir. “Later”, izleyiciye bunun şimdi değil, daha sonra yapılacağını bildirir. Bir yarışma veya medya programında bu ifade bilginin sunulma sırasını düzenler: soru şimdilik açık kalır ve izleyici cevap açıklanana kadar izlemeye veya düşünmeye devam eder.

Alıştırma

Bir yarışmada “We'll reveal the correct answer later” demenin temel amacı nedir?

  1. Cevabı erteleyip izleyicinin merakını korumak
  2. Cevabı hemen vermek
  3. Cevabın hiçbir zaman paylaşılmayacağını söylemek
Cevabı göster

Cevabı erteleyip izleyicinin merakını korumak

Unlike us, Dilbilgisi

1:49

Bizim aksimize,

trees don't have blood and bones to protect them from outside attacks. Kalıp ifadeler

1:50

ağaçların kendilerini dış saldırılardan koruyacak kanı ve kemikleri yoktur.

Dilbilgisi

Unlike us: karşılaştırmalı bir farkı belirtmek

“Unlike us”, karşılaştırmayı başlatmak için ana cümleden önce yerleştirilen bir ifadedir. Dinleyiciye ağaçlarla insanları karşılaştırması gerektiğini gösterir; ardından ana cümle aradaki farkı belirtir. Unlike sözcüğünden sonra doğrudan bir isim grubu veya nesne biçimindeki zamir gelir: unlike trees, unlike us. Unlike sonrasında nesne biçimi gerektiği için we değil us kullanılır.

Alıştırma

Unlike sözcüğünün ardından my sister getirerek cümleyi tamamlayın: ____, I prefer tea; she prefers coffee.

Cevabı göster

Unlike my sister

Kalıp ifadeler

protect them from outside attacks: protect ... from ... kalıbı

protect them from outside attacks ifadesinde protect fiilinden sonra önce korunan nesne them, ardından from + tehlike gelir. İfade, dış saldırıların ağaçlara zarar vermemesi için onları güvende tutmak anlamına gelir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp protect + someone or something + from + danger şeklindedir. From sözcüğünü atlamayın; uzak tutulacak tehlikeyi bu sözcük tanıtır.

Alıştırma

protect + object + from + danger kalıbını tamamlayın: A raincoat protects you ____ the rain.

Cevabı göster

from

So how exactly does a tree's immune system work? Ton ve niyet

1:55

O zaman bir ağacın bağışıklık sistemi tam olarak nasıl çalışır?

Ton ve niyet

how exactly: belirli süreci sormak

How exactly, bir şeyin gerçekleştiği veya çalıştığı kesin biçimi sorar. Burada genel bir yanıtın yeterli olmadığını; konuşan kişinin ağacın bağışıklık sisteminin mekanizmasını öğrenmek istediğini gösterir. Exactly, soruyu daha kesin hâle getirmek için doğrudan how sözcüğünden sonra gelir. Bu kalıp, konuşmayı bir şeyin çalıştığını bilmekten onun nasıl çalıştığını açıklamaya taşır.

Alıştırma

Hangi soru bir makinenin belirli çalışma biçimini soruyor?

  1. When exactly does this machine start?
  2. How exactly does this machine work?
  3. What exactly does this machine make?
Cevabı göster

How exactly does this machine work?

That's what BBC World Service program CrowdScience Dilbilgisi

1:58

İşte BBC World Service programı CrowdScience,

asked bio-scientist Jurriaan Ton.

2:01

biyo-bilimci Jurriaan Ton'a bunu sordu.

Dilbilgisi

That's what ...: önceki sorunun içeriğine gönderme yapmak

Bu cümlede That's what, “İşte ...-dığı şey bu” anlamına gelir. That az önce sözü edilen soru ya da fikre gönderme yapar; what ise CrowdScience'ın Jurriaan Ton'a sorduğu içeriği belirtir. Bu kalıpla konuşmacı önce bir soru sunup ardından onu kimin sorduğunu, araştırdığını, test ettiğini veya yanıtladığını söyleyebilir: “Can animals count? That's what the team tested.” Böylece önceki soru haberin sonraki bölümüne bağlanır.

Alıştırma

Bir haber önce “Can trees warn one another about danger?” diye soruyor. Bunun ekibin bilim insanına yönelttiği sorunun içeriği olduğunu hangi cümle belirtir?

  1. That's how the team asked the scientist.
  2. That's what the team asked the scientist.
  3. That's why the team asked the scientist.
Cevabı göster

That's what the team asked the scientist.

Here's what he said.

2:04

İşte onun söyledikleri.

Plants in particular need to have a very efficient immune system Kalıp ifadeler

2:06

Özellikle bitkilerin çok etkili bir bağışıklık sistemine sahip olması gerekir

for two important reasons. Anlatım akışı

2:10

iki önemli nedenden dolayı.

Kalıp ifadeler

in particular: bir grubu özellikle vurgulamak

Plants in particular ifadesinde bu söz grubu “özellikle bitkiler” anlamına gelir. Daha geniş bir konu içinden bitkileri ayırır ve özel olarak dikkat edilmesi gereken grup hâline getirir. X in particular biçiminde bir isim öbeğinin hemen arkasına konduğunda, cümle başka bilgi vermeden önce X'i odak noktası yapar. Burada “ayrıntılı olarak” ya da “belirli” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, bildirimi özellikle okuması gereken grubun ebeveynler olduğunu vurgular?

  1. Parents should read the particular notice.
  2. Particular parents should read the notice.
  3. Parents in particular should read the notice.
Cevabı göster

Parents in particular should read the notice.

Anlatım akışı

for two important reasons: iki gerekçeli bir açıklamayı önceden bildirmek

for two important reasons ifadesi, az önce söylenen düşüncenin tam olarak iki gerekçeyle destekleneceğini dinleyiciye bildirir. Bu ifade bir yönlendirme işareti görevi görür: duyduğunuzda konuşmacının önce birinci, ardından ikinci gerekçeyi sunmasını beklersiniz. Sayının belirtilmesi açıklamanın yapısını takip etmeyi kolaylaştırır.

Alıştırma

for two important reasons burada neyin işaretini verir?

  1. Konuşmacı sırada tam olarak iki gerekçe sunacak.
  2. Konuşmacı gerekçe yerine iki örnek verecek.
  3. Konuşmacı bütün gerekçeleri açıklamayı bitirdi.
Cevabı göster

Konuşmacı sırada tam olarak iki gerekçe sunacak.

And firstly, Anlatım akışı

2:11

Ve birincisi,

they sit at the bottom of the food chain, Deyimler

2:12

besin zincirinin en altındalar,

so there are a lot of opportunistic organisms out there, Kelime

2:14

bu yüzden dışarıda pek çok fırsatçı organizma var,

Anlatım akışı

And firstly: ilk noktayı sunmak

Firstly, sıralı bir açıklamanın ilk maddesinin başladığını gösterir. Burada, hemen önce bildirilen iki gerekçeden ilkini başlatır. Baştaki And bu noktayı önceki ifadeye bağlar; asıl sıralama işaretini firstly verir. Ayrıca dinleyiciyi, genellikle secondly veya benzer bir işaretle sunulan başka bir noktaya hazırlar.

Alıştırma

Hangi seçenek, iki maddelik sıralı bir yönergeyi başlatmak için firstly ifadesini açıkça kullanır?

  1. For example, check whether the battery is charged.
  2. Firstly, check the battery. Secondly, restart the device.
  3. Check the battery because the device needs power.
Cevabı göster

Firstly, check the battery. Secondly, restart the device.

Deyimler

at the bottom of the food chain ... so ...: konum ve sonuç

Vurgulanan bölüm, daha geniş olan sit at the bottom of the food chain ifadesini tamamlar. Bu biyolojik kullanımda food chain, enerjinin bir organizmadan diğerine geçtiği beslenme ilişkisini anlatır. En altta olmak ise üstteki organizmalar için temel bir besin kaynağı oluşturmak demektir. So, bu konumun sonucunu anlatır: zincirin alt kısmında oldukları için diğer birçok organizma onlardan yararlanabilir. Biyoloji dışında at the bottom of the food chain, rekabetçi bir hiyerarşide az güce veya düşük statüye sahip olmak anlamında mecaz olarak da kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede at the bottom of the food chain mecaz anlamda kullanılmıştır?

  1. Small insects are at the bottom of this pond's food chain.
  2. On the team, the newest players often feel they are at the bottom of the food chain.
  3. The hawk hunts near the bottom of the valley.
Cevabı göster

On the team, the newest players often feel they are at the bottom of the food chain.

Kelime

opportunistic organisms out there: çevredeki elverişli koşullardan yararlanan organizmalar

Opportunistic organisms, elverişli koşullar, kullanılabilir kaynaklar veya zayıflamış bir konak ortaya çıktığında bunlardan yararlanan organizmalardır. Opportunistic yalnızca fırsatları olduğu anlamına gelmez; bir durumu kullanmaya odaklanır. Out there, kesin bir yer belirtmeden bu tür organizmaların çevrede veya daha geniş bir ortamda bulunduğunu anlatır. Açıklamaya konuşma diline özgü, belirsiz bir ton verir.

Alıştırma

Bu cümlede opportunistic organisms ne anlama geliyor?

  1. Elverişli koşullar ortaya çıktığında bunlardan yararlanan organizmalar.
  2. Diğer türler için fırsat yaratan organizmalar.
  3. Yalnızca açık alanlarda yaşayabilen organizmalar.
Cevabı göster

Elverişli koşullar ortaya çıktığında bunlardan yararlanan organizmalar.

including insect herbivores and microbial pathogens, Kelime

2:17

otobur böcekler ve mikrobiyal patojenler dahil,

who want to tap into that biochemical energy Öbek fiiller

2:20

bunlar bitkilerde depolanan o biyokimyasal enerjiden

that is stored in plants.

2:23

faydalanmak istiyorlar.

Kelime

insect herbivores ve microbial pathogens: beslenme ve enfeksiyon

Bir insect herbivore, bitkisel maddelerle beslenen bir böcektir. insect herbivores ifadesinde insect, herbivores sözcüğünü niteler; dolayısıyla ifade, otçulların yediği böcekleri değil, böcek olan otçulları anlatır. Bir microbial pathogen, bazı bakteriler veya mantarlar gibi hastalığa yol açabilen bir mikroorganizmadır. microbial, pathogens sözcüğünü niteler. Bu iki isim öbeği farklı tehditleri adlandırır: beslenme yoluyla verilen zarar ve enfeksiyon.

Alıştırma

insect herbivores ile microbial pathogens arasındaki farkı hangi ifade doğru açıklar?

  1. insect herbivores bitkisel maddeleri yerken microbial pathogens hastalığa yol açabilir.
  2. Her iki terim de yalnızca bitkilerin büyümesine yardım eden hayvanları anlatır.
  3. microbial pathogens yaprakları yerken insect herbivores yalnızca enfeksiyona yol açar.
Cevabı göster

insect herbivores bitkisel maddeleri yerken microbial pathogens hastalığa yol açabilir.

Öbek fiiller

tap into: bir kaynağa erişip ondan yararlanmak

tap into, bir enerji, bilgi, yetenek veya başka bir kaynağa erişip ondan yararlanmak demektir. Bu cümlede canlılar, bitkilerde depolanan biyokimyasal enerjiden yararlanır. Bu ifade çoğu zaman kaynağın zaten var olduğunu, ancak henüz tamamen kullanılmadığını düşündürür. Temel fikir, bu kaynağı kullanılabilir hâle getirmektir.

Alıştırma

Cümleyi erişip yararlanmak anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: The project hopes to ____ local knowledge.

Cevabı göster

tap into

The other reason is plants are rooted to the ground. Notlar

2:25

Diğer neden ise bitkilerin yere kök salmış olmasıdır.

Anlatım akışı

The other reason: geriye kalan nedeni tanıtmak

The other reason, iki nedenden biri daha önce verildikten sonra geriye kalan nedeni tanıtır. Burada açıklamayı ilk noktadan ikinci noktaya taşır ve iki maddelik sıralamanın tamamlanmak üzere olduğunu gösterir. Noktaların first ve second ile numaralandırılması gerekmez. other sözcüğü bu nedeni önceki nedene bağlar ve dinleyicinin açıklamanın düzenini anlamasına yardımcı olur.

Alıştırma

Konuşmacı tam olarak iki neden olduğunu söylemiş ve ilk nedeni açıklamıştır. Hangi cümle geriye kalan nedeni en açık biçimde tanıtır?

  1. The reason is cost.
  2. The other reason is cost.
  3. Another reason is cost.
Cevabı göster

The other reason is cost.

Kalıp ifadeler

rooted to the ground: köklerle toprağa bağlı

Bu cümlede plants are rooted to the ground, bitkilerin kökleri tarafından yerinde tutulduğunu ve bu nedenle bir konumdan başka bir konuma hareket edemediğini belirtir. Rooted bu sabit durumu anlatır. to edatı, toprağı bitkilerin bağlı olduğu şey olarak gösterir. Bu ifade soyut bir kökeni değil, gerçek ve fiziksel bir bağlantıyı anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle bir festivalin yerel tarihten kaynaklandığını doğal biçimde ifade eder?

  1. The festival is rooted in local history.
  2. The festival is rooted on local history.
  3. The festival is rooted to local history.
Cevabı göster

The festival is rooted in local history.

They cannot escape from the stressful conditions in their environment. Kalıp ifadeler

2:27

Çevrelerindeki stresli koşullardan kaçamazlar.

Kalıp ifadeler

escape from + bir yer veya zor durum

Escape from, bir yerden, tehlikeden, baskıdan veya başka zor bir durumdan uzaklaşmak ya da kurtulmak demektir. Bu cümlede stressful conditions, onların ayrılamadığı durumdur. Ayrılınan yeri veya durumu belirtmek için escape from + isim yapısını kullanın. Bu yapı fiziksel bir uzaklaşmayı veya baskıdan daha genel anlamda kurtulmayı anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümle yürüyüşçülerin yanan bir kulübeden çıktığı anlamına gelir?

  1. The hikers escaped the smoke.
  2. The hikers escaped from the burning cabin.
  3. The hikers ran around the burning cabin.
Cevabı göster

The hikers escaped from the burning cabin.

It's hard for trees to protect themselves.

2:33

Ağaçlar için kendilerini korumak zordur.

Unlike animals,

2:35

Hayvanların aksine,

they can't run away, Öbek fiiller

2:36

kaçamazlar,

Öbek fiiller

run away: tehlikeden veya sorundan kaçmak

Run away, tehlike, korku veya sorun nedeniyle hızla uzaklaşmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Away, bulunulan yerden uzaklaşma fikrini ekler; bu yüzden ifade yalnızca koşmak anlamına gelmez. Burada, hayvanlar gibi tehlikeden uzaklaşamadıkları anlatılır. Neyden kaçıldığı belliyse run away tek başına kullanılabilir. Kaçılan şeyi belirtmek için run away from + isim kullanılır. Ayrıca bir sorunla yüzleşmek yerine ondan kaçınmak anlamına da gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi run away ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: When the gate opened, the frightened horse ____.

Cevabı göster

ran away

and they're at the bottom of the food chain.

2:38

ve besin zincirinin en altındalar.

The plants and animals linked in a chain of eating weaker things Dilbilgisi

2:40

Bitkiler ve hayvanlar, daha zayıf şeyleri yeme

and then being eaten by stronger ones.

2:44

ve sonra daha güçlü olanlar tarafından yenme zinciriyle birbirine bağlıdır.

Dilbilgisi

linked ... eating ... being eaten: sıkıştırılmış etken ve edilgen zincir

linked in a chain ..., The plants and animals ifadesini kısaltılmış biçimde niteler. The plants and animals that are linked in a chain ... şeklinde açılabilir; linked bir geçmiş zaman ortacıdır ve bu isim grubunun ana fiili değildir. eating weaker things etkendir: yeme eylemini bitkiler ve hayvanlar yapar. being eaten by stronger ones edilgendir: daha güçlü canlılar onları yer. being + geçmiş zaman ortacı kalıbı, -ing içeren bir yapının edilgen eylem anlatmasını sağlar.

Alıştırma

eating weaker things and then being eaten by stronger ones ifadesindeki etken ve edilgen ilişkiyi hangi seçenek doğru biçimde açıklar?

  1. Daha zayıf canlılar bitkileri ve hayvanları yer; ardından bitkiler ve hayvanlar daha güçlü canlıları yer.
  2. Bitkiler ve hayvanlar yalnızca daha zayıf ve daha güçlü canlıları birbirine bağlar; hiçbir şey yenmez.
  3. Bitkiler ve hayvanlar daha zayıf canlıları yer ve ardından daha güçlü canlılar tarafından yenir.
Cevabı göster

Bitkiler ve hayvanlar daha zayıf canlıları yer ve ardından daha güçlü canlılar tarafından yenir.

Rabbits eat grass and in turn Kalıp ifadeler

2:47

Tavşanlar çimen yer ve karşılığında

are eaten by foxes.

2:49

tilkiler tarafından yenir.

Kalıp ifadeler

in turn: sonraki halkaya veya sonuca geçmek

In turn, bir sıranın sonraki halkasında ne olduğunu gösterir. Burada tavşanlar ot yer ve sonra rolleri değişir: tilkilerin yediği hayvanlar hâline gelirler. Sonuçları birbirine bağlamak için de kullanılabilir. Bir olay bir sonrakine neden olur veya onu destekler; o olay da başka bir sonuca yol açar.

Alıştırma

Cümleyi “sonraki sonuç olarak” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: Better bus service makes commuting easier and, ____, encourages more people to leave their cars at home.

Cevabı göster

in turn

Right.

2:51

Doğru.

If you're at the bottom of the food chain, Dilbilgisi

2:51

Besin zincirinin en altındaysanız,

everything wants to eat you,

2:53

her şey sizi yemek ister,

Dilbilgisi

If you're at the bottom of the food chain: bir koşul belirtip sonucunu verme

“If you're at the bottom of the food chain” koşulu belirler. “Everything wants to eat you” ise bu koşuldan doğan sonucu verir. Konuşmacı genel bir düzeni açıkladığı için iki bölümde de geniş zaman kullanılır: Bir hayvan bu konumdaysa av olma olasılığı yüksektir.

Alıştırma

Hangi cümle önce if ile bir koşul belirtip ardından sonucunu veriyor?

  1. If ice gets warm enough, it melts.
  2. Ice melts, so it can become warm enough.
  3. Although ice gets warm enough, it stays frozen.
Cevabı göster

If ice gets warm enough, it melts.

including opportunistic animals.

2:55

fırsatçı hayvanlar dahil.

If something is opportunistic,

2:57

Eğer bir şey fırsatçıysa,

it takes advantage of a situation Kalıp ifadeler

2:59

kendi yararına biraz çıkar sağlamak için

to gain some benefit for itself.

3:01

durumdan faydalanır.

Kalıp ifadeler

take advantage of a situation: koşullardan yarar sağlamak

“It takes advantage of a situation”, bir durumun yarar elde etmek için kullanıldığı anlamına gelir. Kalıp “take advantage of + isim” şeklindedir. Burada ifade, “opportunistic” sözcüğünü açıklar. Eklenen “for itself” sözleri, eylemin kişisel çıkara dayandığını vurgular; bu nedenle açıklama eleştirel bir anlam taşıyabilir.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadenin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The café ____ the sunny weather by adding outdoor tables.

Cevabı göster

took advantage of

Tree leaves are opportunities for hungry insects

3:04

Ağaç yaprakları aç böcekler

and caterpillars to eat.

3:06

ve tırtılların yemesi için fırsatlardır.

So trees need immunity because they're under attack, Deyimler

3:08

Yani ağaçların bağışıklığa ihtiyacı vardır çünkü saldırı altındadırlar,

either from disease or from living things Dilbilgisi

3:11

ya hastalıktan ya da onları yemek isteyen

wanting to eat them.

3:14

canlılardan.

Deyimler

under attack: zarar veya tehdit altında olmak

Under attack, saldırıya uğramakta veya ciddi bir tehditle karşı karşıya olmak demektir. Burada ağaçlar hastalıkların ya da onları yemek isteyen canlıların verdiği zararı görür; saldıran taraf ağaçlar değildir. be under + isim yapısı bir durumu anlatabilir. be under attack içinde from, tehdidin kaynağını belirtebilir; under attack from disease örneğinde olduğu gibi.

Alıştırma

Hackerların şu anda bilgisayar sistemine saldırdığını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The computer system is protected from hackers.
  2. The computer system is under attack from hackers.
  3. The hackers are under attack from the security team.
Cevabı göster

The computer system is under attack from hackers.

Dilbilgisi

either from ... or from ...: iki olası kaynağı belirtme

Either from disease or from living things, saldırının iki olası kaynağını belirtir. Either ilk olasılığı, or ise ikincisini sunar. İki bölüm paraleldir: from disease ve from living things. From sözcüğünün tekrarlanması, iki bölümün de “Saldırı nereden geliyor?” sorusunu yanıtladığını açıkça gösterir.

Alıştırma

Cümleyi either from ... or from ... ile tamamlayın: The noise may come ____ the engine ____ the wheels.

Cevabı göster

either from · or from

But what about memory, Sam?

3:15

Peki ya hafıza, Sam?

If trees can remember stress, Dilbilgisi

3:17

Eğer ağaçlar stresi hatırlayabiliyorsa,

types of insects that eat it,

3:19

kendisini yiyen böcek türlerini,

for example,

3:20

örneğin,

they might be better prepared in future. Kalıp ifadeler

3:21

gelecekte daha hazırlıklı olabilirler.

Dilbilgisi

Temkinli bir varsayım için If ... they might ...

Yapı If + koşul, ... might + sonuç biçimindedir. If yan cümlesi doğru olabilecek bir durumu sunar: Ağaçlar daha önceki stresi hatırlayabilir. Ana cümle ise olası sonucu verir: Daha sonra daha hazırlıklı olabilirler. Might iddiayı temkinli hâle getirir. Daha hazırlıklı olmanın mümkün olduğunu, fakat kesin veya önceden kanıtlanmış olmadığını gösterir. Bu yapı, hâlâ kanıt gerektiren bilimsel bir fikri açıklarken kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle bilimsel bir sonucu kesinmiş gibi göstermeden bir olasılık olarak sunuyor?

  1. If the plants remember the drought, they might respond faster next time.
  2. The plants remember the drought, so the result has already been proved.
  3. If the plants remember the drought, they will definitely respond faster every time.
Cevabı göster

If the plants remember the drought, they might respond faster next time.

Kalıp ifadeler

better prepared in future: ileride daha hazırlıklı

Better prepared, daha hazırlıklı ve daha sonraki bir sorunla daha iyi başa çıkabilecek durumda olmak demektir. Prepared, be fiilinden sonra kullanılan bir sıfattır; better ise bu hazırlık düzeyini önceki veya daha az hazırlıklı bir durumla karşılaştırır. Britanya İngilizcesinde in future genellikle bundan sonra veya ileride benzer durumlarda anlamına gelir. Burada ifade, önceki bir stresi hatırlamanın ağaçların daha sonra benzer bir tehditle daha etkili biçimde başa çıkmasına yardımcı olabileceğini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi, ilerideki benzer durumlarda daha hazırlıklı anlamına gelen Britanya İngilizcesi ifadesiyle tamamlayın: After the first safety drill, the team will be ____.

Cevabı göster

better prepared in future

For me,

3:24

Bana göre,

stress is a work deadline or moving house. Kelime

3:24

stres bir iş teslim tarihi veya ev taşımaktır.

Kelime

moving house: Britanya İngilizcesinde ev değiştirmek anlamındaki ifade

Britanya İngilizcesinde moving house, bir evden ayrılıp başka bir eve yerleşmek demektir. House bu ifadenin bir parçasıdır; bu yüzden yeni yer bir daire olsa bile moving house bütün ev değiştirme sürecini anlatır. Cümlede a work deadline ve moving house, strese neden olabilecek iki durum olarak verilir.

Alıştırma

Cümleyi ev değiştirmek anlamındaki Britanya İngilizcesi ifadesiyle tamamlayın: We're ____ next month, so we're packing our boxes now.

Cevabı göster

moving house

But for trees,

3:27

Ancak ağaçlar için,

it's more basic,

3:28

daha temel bir şeydir,

something like not getting enough water. Kalıp ifadeler

3:29

yeterince su alamamak gibi.

Kalıp ifadeler

something like ...: yaklaşık bir örnek sunmak

Something like, dinleyiciye ardından gelen sözlerin yaklaşık bir örnek olduğunu gösterir. Burada not getting enough water, daha temel bir stres türünün olası örneklerinden biridir; kesin bir tanım ya da tek olasılık değildir. Something like ifadesinden sonraki örnek bir şeyi ya da bir durumu adlandırabilir. Burada -ing grubu olan not getting enough water bir durumu adlandırır.

Alıştırma

Cümleyi yaklaşık bir örnek sunan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: A simple lunch could be ____ soup and bread.

Cevabı göster

something like

Dr. Estrella Luna-Diez believes trees record stress in their rings. Kelime

3:31

Dr. Estrella Luna-Diez, ağaçların stresi halkalarına kaydettiğine inanıyor.

Kelime

record stress in their rings: halkalarda stres izlerini korumak

Burada record fiildir; mutlaka “ses kaydetmek” anlamına gelmez. Cümle, ağaç halkalarının stresin okunabilir izlerini koruduğunu anlatır. stress kaydedilen şeydir, in their rings ise izin nerede kaldığını gösterir. Bilimsel açıklamalarda record, özne bilinçli olarak kayıt yapmasa bile geçmişteki bir olayın kanıtlarını veya izlerini korumak anlamında da kullanılır.

Alıştırma

record sözcüğünün “yaşanmış bir şeyin kanıtlarını korumak” anlamında, “ses kaydı yapmak” anlamında kullanılmadığı cümleyi seçin.

  1. The ice can record changes in the climate.
  2. Please record my song.
  3. The phone can record the interview.
Cevabı göster

The ice can record changes in the climate.

A small ring showing that the tree didn't grow much that year Dilbilgisi

3:36

Ağacın o yıl fazla büyümediğini gösteren küçük bir halka

indicates some outside stress. Kelime

3:40

dışarıdan gelen bir stresi gösterir.

Dilbilgisi

showing that the tree didn't grow much that year: bir ismi niteleyen -ing öbeği

showing that the tree didn't grow much that year, a small ring ifadesinden sonra gelen bir şimdiki zaman ortaç öbeğidir. ring sözcüğünü niteler ve halkanın ne gösterdiğini açıklar. showing etken yapıdadır; yani bilgiyi gösteren şey halka olarak anlaşılır. Bu ifade, a small ring that shows that the tree didn't grow much that year yapısının kısaltılmış hâlidir. Tam cümlede ana fiil indicates'tır; -ing öbeği yalnızca isim hakkında ek bilgi verir.

Alıştırma

Grafiğin ne gösterdiğini açıklayan -ing öbeğini ekleyerek cümleyi tamamlayın: The report contains a chart ____.

Cevabı göster

showing that sales rose last month

Kelime

indicates some outside stress: kanıt bir sonuca işaret ediyor

Bu cümlede indicates, gösterir veya bir şeyin kanıtıdır anlamına gelir. Dar ağaç halkası, zorlu büyüme koşulları gibi dış kaynaklı bir strese işaret eden bir gözlemdir. Indicate, kanıt ile sonuç arasında bağlantı kurar. Halkanın strese neden olduğu anlamına gelmez ve genellikle prove fiiline göre daha az kesin bir iddia bildirir.

Alıştırma

Hangi cümlede indicate, kanıtın bir sonuca işaret ettiğini anlatır?

  1. The test results recorded the water sample.
  2. The test results caused the water to become unsafe.
  3. The test results indicate that the water may be unsafe.
Cevabı göster

The test results indicate that the water may be unsafe.

She explained more to BBC World Service program CrowdScience.

3:42

BBC World Service programı CrowdScience'a daha fazlasını açıkladı.

Our hypothesis would be that Dilbilgisi

3:47

Bizim hipotezimiz şu olurdu:

depending on the level of that stress, Dilbilgisi

3:50

o stresin seviyesine bağlı olarak,

Dilbilgisi

depending on the level of that stress: belirleyici etkeni belirtmek

Bu parçada depending on the level of that stress, bir şeyin bu stresin ne kadar şiddetli olduğuna göre belirlendiğini anlatır. Henüz söylenmemiş bir sonucu değiştiren etkeni gösterir; burada level fiziksel yükseklik değil, derece anlamındadır. depending on + isim öbeği, açıkladığı sonuçtan önce veya sonra gelebilir. Bu parça yalnızca koşulu verdiği için sonucu çevresindeki cümle tamamlamalıdır.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste öğrenilen ve “tarafından belirlenerek” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The picnic will be inside or outside, ____ the weather.

Cevabı göster

depending on

so if it was a really long-lasting drought Kalıp ifadeler

3:52

yani gerçekten uzun süreli bir kuraklık idiyse

Dilbilgisi

Our hypothesis would be that: bilimsel bir hipotezi temkinli biçimde sunmak

Our hypothesis would be that ..., konuşmacıların o anda doğru olabileceğini düşündükleri bir açıklamayı sunar. That sözcüğünden sonra hipotezin içeriği başlar. Buradaki would, öneriyi doğrudan kullanılan Our hypothesis is that biçimine göre daha temkinli yapar. Kesinleşmiş bir gerçeği değil, sınanması gereken bir fikri sunar; burada would gelecek zamanı belirtmez.

Alıştırma

Hangi cümle hâlâ sınanması gereken bir açıklamayı temkinli biçimde sunar?

  1. Our results prove that less light slows the plant's growth.
  2. Our hypothesis would be that less light slows the plant's growth.
  3. Less light definitely slows every plant's growth.
Cevabı göster

Our hypothesis would be that less light slows the plant's growth.

Kalıp ifadeler

a really long-lasting drought: çok uzun süren bir kuraklık

A really long-lasting drought, çok uzun süre devam eden bir kuraklık anlamına gelir. Really, long-lasting ifadesini güçlendirir; long-lasting ise drought sözcüğünü niteleyen bileşik bir sıfattır. Kısa çizgi, long ve lasting sözcüklerini tek bir niteleyici olarak birleştirir. Aynı sıfat uzun süre devam eden etkileri, ilişkileri veya sorunları da anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümle “uzun süre devam eden” anlamındaki bileşik sıfatı doğru kullanıyor?

  1. The town is recovering from a lasting-long drought.
  2. The town is recovering from a long-lasting drought.
  3. The town is recovering from a longly-lasting drought.
Cevabı göster

The town is recovering from a long-lasting drought.

of a few years,

3:55

birkaç yıl süren,

then maybe the tree can remember it for a long time

3:57

belki ağaç bunu uzun süre hatırlayabilir

because it needs to adapt to that hostile environment. Kalıp ifadeler

4:00

çünkü o düşmanca çevreye uyum sağlaması gerekir.

Kalıp ifadeler

adapt to that hostile environment: o zorlu ortama uyum sağlamak

Bu cümlede adapt to, belirli koşullarda başarılı biçimde yaşayabilmek veya işleyebilmek için değişmek anlamına gelir. Ağaç kendini ayarlamak zorundadır, çünkü hostile environment yaşam için zor veya zararlı bir ortamı anlatır. Birinin ya da bir şeyin baş etmeyi öğrendiği koşulu veya değişimi belirtmek için adapt to + isim ya da -ing biçimi kullanılır: adapt to a new school; adapt to living in a colder place.

Alıştırma

Cümleyi adapt sözcüğünün doğru biçimi ve edatıyla tamamlayın: It took Maya a few days to ____ her new classroom.

Cevabı göster

adapt to

Now, maybe the hypothesis would be

4:04

Şimdi, belki de hipotez

the other way around. Anlatım akışı

4:07

tam tersi de olabilir.

Anlatım akışı

the other way around: bir ilişkiyi tersine çevirmek

Burada the other way around, hipotezdeki ilişkinin tersine dönmüş olabileceği anlamına gelir: neden olarak görülen şey aslında sonuç olabilir veya B’nin A’yı etkilemesi yerine A, B’yi etkiliyor olabilir. Bu ifade açıklamayı düzenlemeye de yardımcı olur. Önce önceki hipoteze gönderme yapar, ardından düşüncenin karşıt yöne çevrileceğini bildirir. Maybe, bu yeni fikri bir gerçek değil, olasılık olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümle aslında Leo’nun Mia’ya ders verdiğini söylüyor?

  1. Mia and Leo found another way to study together.
  2. On the other hand, Mia likes teaching while Leo prefers studying alone.
  3. I thought Mia was teaching Leo, but it was the other way around.
Cevabı göster

I thought Mia was teaching Leo, but it was the other way around.

Like if it's maybe it was a very dry July,

4:08

Sanki belki çok kurak bir Temmuz ayıydı gibi,

for instance,

4:12

örneğin,

maybe the tree is not even that bothered. Kelime

4:12

belki ağacın o kadar da umurunda bile değildir.

Kelime

not even that bothered: şaşırtıcı biçimde o kadar da umursamamak

Bu cümlede bothered, fiziksel olarak “sözü kesilmiş” değil, “endişeli, rahatsız veya etkilenmiş” anlamındadır. Konuşmacı ağaca insana özgü bir durum yükleyerek kişileştirme yapıyor: çok kurak geçen tek bir ay ağacı fazla etkilememiş olabilir. not that bothered ifadesindeki that, “şu” anlamında değil, “o derece” anlamında miktar bildirir. Bu nedenle ifade “o kadar da endişeli veya etkilenmiş değil” demektir. Even, bu düşük seviyenin beklenmedik olduğunu vurgular: ağaç tahmin edilenden daha az etkilenmiş olabilir.

Alıştırma

“Sam missed one show, but he was not even that bothered,” cümlesindeki son ifade ne anlama gelir?

  1. Sam şaşırtıcı biçimde pek endişeli değildi.
  2. Sam son derece üzgündü.
  3. Birisi sürekli Sam'in sözünü kesiyordu.
Cevabı göster

Sam şaşırtıcı biçimde pek endişeli değildi.

And then it forgets within one year Kalıp ifadeler

4:15

Ve sonra bir yıl içinde onu unutur

because that memory of a stress is gonna be holding it back Öbek fiiller

4:17

çünkü bir stresin o anısı onu

Kalıp ifadeler

within one year: en fazla bir yıllık süre sınırı

Within one year, bir referans noktasından başlayarak en fazla bir yıllık süre sınırı koyar. Olay, bu bir yıllık sürenin sonuna kadar herhangi bir zamanda, hatta çok daha önce gerçekleşebilir. Burada ağacın o anıyı en geç bir yıl sonra kaybettiği anlamına gelir; tam olarak bir yıl sonra unuttuğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Azami süre belirlemek için cümleyi within ve bir yıllık süreyle tamamlayın: You must finish the course ____.

Cevabı göster

within one year

on its growth, for instance.

4:21

örneğin büyümesinde geride tutuyor olacaktır.

Öbek fiiller

holding it back: büyümeyi veya ilerlemeyi engellemek

Bu cümlede holding it back, ağacın normalde büyüyebileceği kadar iyi büyümesini engellemek anlamına gelir. Bu, hold back ifadesinin bir şeyi gerçekten geriye çekmek değil, mecazi olarak “ilerlemeyi sınırlamak” anlamıdır. Hold back ayrılabilen bir öbek fiildir: nesne bir zamirse hold it back örneğindeki gibi hold ile back arasına gelir. Engellenen eylemi belirtmek için hold someone/something back from + -ing kalıbı kullanılır.

Alıştırma

İngilizce cümleyi hold back ve him zamirini kullanarak tamamlayın: Fear can ____ from speaking in class.

Cevabı göster

hold him back

Dr. Luna-Diez has a hypothesis, Anlatım akışı

4:24

Dr. Luna-Diez'in bir hipotezi (hypothesis) var,

an idea that explains how or why something happens,

4:26

bir şeyin nasıl veya neden olduğunu açıklayan bir fikir,

which has yet to be tested to see if it's correct. Dilbilgisi

4:30

ki bu doğru olup olmadığını görmek için henüz test edilmemiştir.

Anlatım akışı

a hypothesis, an idea that...: bir terimi açıklayıcı eşlemeyle tanımlamak

Bu cümle önce a hypothesis teknik terimini verir, ardından yanına an idea that explains how or why something happens ifadesini yerleştirir. İki isim öbeği aynı şeyi gösterir. Bu açıklayıcı eşleme, yeni bir cümle başlatmadan bilinmeyen terimi tanımlar. that explains how or why something happens ilgi cümleciği idea sözcüğünü niteler. Genel düzen “terim, sade dille tanım, cümlenin devamı” şeklindedir. Böylece bilimsel bir açıklama yeni bir kavramı tanıtır ve ana mesajı hemen sürdürür.

Alıştırma

Cümlede an idea that explains how or why something happens ifadesinin görevi nedir?

  1. a hypothesis ifadesini daha sade sözlerle yeniden ifade edip tanımlar.
  2. İlgisiz ikinci bir fikir ortaya atar.
  3. Dr. Luna-Diez’in bir fikir olduğunu söyler.
Cevabı göster

a hypothesis ifadesini daha sade sözlerle yeniden ifade edip tanımlar.

Dilbilgisi

has yet to be tested: henüz test edilmemiş olmak

Bu cümlede has yet to be tested, testin şimdiye kadar yapılmadığı anlamına gelir. Yet, testin hâlâ beklemede olduğu veya yapılmasının beklendiği anlamını da ekler. Kalıp have/has yet to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Buradaki to be tested edilgen yapıdadır; çünkü özne testi yapan değil, teste tabi tutulan şeydir.

Alıştırma

Hangi cümle testin henüz yapılmadığını ancak hâlâ yapılmasının beklendiğini anlatır?

  1. The theory has already been tested.
  2. The theory has yet to be tested.
  3. The theory does not need to be tested.
Cevabı göster

The theory has yet to be tested.

Her hypothesis is that trees remember stressful outside events, Dilbilgisi

4:33

Onun hipotezi, ağaçların stresli dış olayları hatırladığıdır,

something like a drought,

4:38

kuraklık (drought) gibi bir şeyi,

Dilbilgisi

Her hypothesis is that...: bir hipotezi ifade etmek

Her hypothesis is that... onun önerdiği açıklamanın içeriğini tanıtır. That sonrasındaki tam yan cümle, onun neyin doğru olabileceğini düşündüğünü açıkça belirtir. Yeniden kullanılabilir kalıp someone's hypothesis is that + tam yan cümle şeklindedir. Bir hypothesis için hâlâ kanıt ve test gerekir; bu nedenle bu yapı kanıtlanmış bir gerçeği değil, bir araştırma fikrini sunar.

Alıştırma

Hâlâ test edilmesi gereken bir araştırma fikrini belirtmek için cümleyi hypothesis is that yapısıyla tamamlayın: The scientist's ____ the treatment works best at night.

Cevabı göster

hypothesis is that

a long period of time with little or no rain. Kelime

4:39

az veya hiç yağmur yağmayan uzun bir dönemi.

Kelime

a long period of time with little or no rain: drought için sade bir tanım

Virgülden sonraki ifade, drought sözcüğünü sade bir dille tanımlar. Bu “terim, açıklama” kalıbı, bilinmeyen bir sözcüğü tanıtıp hemen ardından anlamını açıklamayı sağlar. Little or no rain, yağmurun neredeyse hiç yağmaması ya da hiç yağmaması demektir. Rain burada sayılamayan bir isimdir; bu yüzden few değil, little kullanılır.

Alıştırma

Bu cümlede virgülden sonraki ifade ne işe yarıyor?

  1. Kuraklığın yalnızca bir gün sürdüğünü söyler.
  2. Nasıl yağmur yağdırılacağını açıklar.
  3. Drought sözcüğünü sade bir dille tanımlar.
Cevabı göster

Drought sözcüğünü sade bir dille tanımlar.

For a tree which has lived for hundreds of years, Dilbilgisi

4:42

Yüzlerce yıl yaşamış bir ağaç için,

it might be useful to remember that 1947 was a very dry summer.

4:45

1947'nin çok kurak bir yaz olduğunu hatırlamak faydalı olabilir.

Dilbilgisi

For a tree which has lived for hundreds of years: bir değerlendirmenin bakış açısını belirlemek

Cümlenin başında For a tree ... “bir ağacın bakış açısından” ya da “bunu bir ağaç açısından değerlendirdiğimizde” anlamına gelir. Ardından gelen yorumun hangi kişi veya şey için geçerli olduğunu belirler; ağaca bir şey verildiği anlamına gelmez. Which has lived for hundreds of years, tree sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir. Baştaki ifadenin tamamı, kurak geçen bir yazı hatırlamanın böyle yaşlı bir ağaç için neden önemli olabileceğini hazırlar.

Alıştırma

Hangi cümle, bir yargının bakış açısını belirlemek için cümle başında For ... kullanıyor?

  1. We worked on the puzzle for an hour.
  2. For a young child, this puzzle may be difficult.
  3. I bought this puzzle for a young child.
Cevabı göster

For a young child, this puzzle may be difficult.

On the other hand, Anlatım akışı

4:49

Öte yandan,

maybe that stressful year is best forgotten. Dilbilgisi

4:50

belki de o stresli yılı en iyisi unutmaktır.

Anlatım akışı

On the other hand: karşıt bir bakış açısı sunmak

On the other hand, konuşanın aynı konunun farklı ve karşıt bir yönüne geçtiğini gösterir. Burada önceki düşünceyi sürdürmek yerine, stresli yılı unutmanın daha iyi olabileceği fikrini ortaya koyar. Bu iki yönün birbirini geçersiz kılması gerekmez. İfade, dengeli bir tartışmadaki bilgileri düzenler. İlk yön zaten açıksa on the one hand açıkça söylenmemiş olsa bile kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle aynı planın karşıt bir yönünü doğal biçimde tanıtır?

  1. The plan is affordable. On the contrary, it could take months to finish.
  2. The plan is affordable. On the other hand, it could take months to finish.
  3. The plan is affordable. For example, it could take months to finish.
Cevabı göster

The plan is affordable. On the other hand, it could take months to finish.

Dilbilgisi

is best forgotten: edilgen biçimde bir tavsiye

Is best forgotten, be + best + past participle yapısını kullanır. Özne olan that stressful year eylemden etkilenen taraftır: konuşan, o yılı unutmanın en akıllıca seçim olduğunu önerir. Best burada bir tavsiye veya değerlendirme belirtir; yılın zaten ne ölçüde unutulduğunu anlatmaz. Etken biçimi It is best to forget that stressful year şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi forget fiilini be + best + past participle yapısında kullanarak tamamlayın: This old argument ____.

Cevabı göster

is best forgotten

Maybe the tree is not bothered, Kelime

4:53

Belki ağaç umursamıyordur (not bothered),

not worried or concerned because it's not important to it.

4:55

endişelenmiyor veya ilgilenmiyordur çünkü bu onun için önemli değildir.

Kelime

not bothered: endişelenmemek veya rahatsız olmamak

Burada not bothered, endişeli, huzursuz veya kaygılı olmamak anlamına gelir. Ardından gelen not worried or concerned sözleri bu anlamı doğrudan açıklar. Bu ifade, ağacın tutumunu anlatır; fiziksel olarak engellenmesini anlatmaz. be bothered about/by something yapısı, bir şeyin kişiyi duygusal olarak etkilemesini anlatır. Olumsuz biçim not be bothered, o şeyin endişe veya rahatsızlık yaratmadığı anlamına gelir.

Alıştırma

Bu cümlede wasn't bothered ne anlama gelir: She wasn't bothered by the delay?

  1. Gecikmeye o neden oldu.
  2. Gecikme onu üzmedi veya endişelendirmedi.
  3. Gecikmeyi fark etmedi.
Cevabı göster

Gecikme onu üzmedi veya endişelendirmedi.

So trees do have memories, Dilbilgisi

4:59

Yani ağaçların da anıları vardır,

but they don't let it get them stressed. Dilbilgisi

5:01

ama bunun onları strese sokmasına izin vermezler.

Dilbilgisi

do have memories: olumlu cümlede vurgulayıcı do

trees do have memories ifadesinde do, olumlu cümledeki have fiilini vurgular. Konuşan kişi ağaçların gerçekten hafızası olduğunu söyler; bu yapı çoğu zaman şüphe duyulabilecek bir noktayı doğrulamak için kullanılır. Burada ayrıca but sonrasındaki karşıtlığa zemin hazırlar. Yapı do/does/did + fiilin yalın hâlidir: they do have, she does have ve they did have. trees çoğul olduğu ve cümle şimdiki zamanda olduğu için do have doğrudur; do has yanlıştır.

Alıştırma

Cümleyi vurgulu do ve parantezdeki fiilin yalın hâliyle tamamlayın: You think I forgot, but I ____ your name. (remember)

Cevabı göster

do remember

Dilbilgisi

let it get them stressed: let + nesne + fiilin yalın hâli

let it get them stressed ifadesinde let, “izin vermek” anlamına gelir. it, etki yaratmasına izin verilen şeyi gösterir; get them stressed ise “onları stresli hâle getirmek” demektir. İfadenin tamamı, az önce sözü edilen şeyin onları strese sokmasına izin vermediklerini anlatır. Kalıp let + nesne + fiilin yalın hâli şeklindedir. Burada get fiilin yalın hâlidir ve ardından nesne + sıfat gelir: get + them + stressed. let sonrasında gets veya to get değil, get kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi let ve get fiillerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: Don't ____ one mistake ____ you upset.

Cevabı göster

let · get

Maybe that's the secret to a long life. Deyimler

5:03

Belki de uzun yaşamın sırrı budur.

Deyimler

the secret to a long life: secret to + isim veya -ing biçimi

the secret to a long life ifadesinde secret, saklanması gereken bilgi anlamına gelmez. Bir sonuca ulaşmayı sağlayan anahtar, alışkanlık ya da yöntem anlamında mecazlı kullanılır. Konuşan kişi, uzun yaşamanın olası bir açıklamasını hafif ve şakacı bir tonda sunar. Kalıp the secret to + isim veya -ing biçimi şeklindedir: the secret to success; the secret to staying calm. Buradaki to bir edattır; dolayısıyla ardından fiil gelirse -ing biçimi kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi learn fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The secret to ____ new words is regular practice.

Cevabı göster

learning

But what's the answer to your question, Neil?

5:05

Peki senin sorunun cevabı ne, Neil?

Ah, yes.

5:07

Ah, evet.

I asked you how long Earth's oldest trees,

5:08

Sana Dünya'nın en yaşlı ağaçlarının,

Great Bristlecone Pines,

5:11

Büyük Bristlecone Çamlarının,

can live.

5:13

ne kadar yaşayabileceğini sormuştum.

I said B,

5:14

B demiştim,

over three thousand years.

5:15

üç bin yıldan fazla.

Was I right?

5:16

Haklı mıydım?

You were wrong,

5:17

Yanılmışsın,

I'm afraid, Sam. Ton ve niyet

5:18

korkarım ki, Sam.

Ton ve niyet

Kibar bir yumuşatıcı olarak I'm afraid

Bu cümlede I'm afraid, konuşanın korktuğunu söylemez; mesajı yumuşatan kibar bir ifadedir. Sam'e yanıldığını söylerken üzüntü ve mahcubiyet katar. Kötü bir haberin başında kullanılabilir veya örnekteki gibi ana cümleden sonra ara söz olarak gelebilir. Gerçek değişmez, ancak düzeltme daha az sert duyulur.

Alıştırma

I'm afraid the museum is already closed. cümlesinde I'm afraid ne işe yarar?

  1. Konuşanın müzeden korktuğunu söyler.
  2. Birinden müzeyi kapatmasını ister.
  3. Kötü haberi yumuşatır ve üzüntü gösterir.
Cevabı göster

Kötü haberi yumuşatır ve üzüntü gösterir.

They live even longer, Kalıp ifadeler

5:19

Çok daha uzun yaşıyorlar,

over five thousand years,

5:20

beş bin yıldan fazla,

in fact, Anlatım akışı

5:22

aslında,

Kalıp ifadeler

even longer içinde even + karşılaştırma biçimi

Even, karşılaştırmayı güçlendirmek için longer karşılaştırma biçiminin önüne gelir. Yalnızca daha uzun yaşamazlar; gerçek süre daha önce söylenen miktardan veya beklenenden de uzundur. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp even + karşılaştırma biçimidir: even colder, even faster ve even more useful gibi.

Alıştırma

Even ve cold sözcüğünün karşılaştırma biçimini kullan: It was cold yesterday, but today it is ____.

Cevabı göster

even colder

Anlatım akışı

in fact: daha belirli ve güçlü bir bilgi eklemek

In fact bilgiyi düzenlemeye yardımcı olur. Eklenen ayrıntının biraz önce söylenenden daha belirli veya daha güçlü olduğunu dinleyiciye bildirir; bu tür ifadelere söylem belirteci denir. Burada “over five thousand years”, daha genel olan “even longer” ifadesini güçlendirir. Bu cümlede olduğu gibi eklenen ayrıntıdan sonra kullanıldığında, in fact o ayrıntının tamamı hakkında yorum yapar. Önceki bir düşünceyi düzeltmek için de kullanılabilir; ancak burada bilgiye karşı çıkmak yerine onu güçlendirip kesinleştirir.

Alıştırma

Hangi cümlede in fact, ilk ifadeyi güçlendiren daha belirli bir bilgi eklemek için kullanılmıştır?

  1. The trail is long because it circles the whole lake.
  2. The trail is long. In fact, it stretches for more than 20 kilometres.
  3. The trail is long. However, it is easy to walk.
Cevabı göster

The trail is long. In fact, it stretches for more than 20 kilometres.

all the way back to the Bronze Age. Notlar

5:22

ta Bronz Çağı'na kadar geriye gidiyorlar.

Kalıp ifadeler

all the way back: geçmişte çok uzak bir noktaya uzanmayı vurgulamak

All the way back, bir şeyin geçmişte şaşırtıcı derecede uzak bir noktaya kadar uzandığını vurgular. Back daha erken bir zamanı gösterir; all the way ise zaman aralığını özellikle uzun hissettirir. Bitiş noktası söylenirken all the way back to + zaman veya dönem yapısı kullanılır. Altyazıdaki to the Bronze Age, bu uzak zaman noktasını belirtir.

Alıştırma

Uzun zaman aralığını vurgulamak için hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The town records go ____ to 1720.

Cevabı göster

all the way back

Kültür

the Bronze Age: tarihsel bir referans olarak Tunç Çağı

The Bronze Age, “Tunç Çağı” anlamına gelir. Bu, tuncun alet ve silah yapımında yaygın biçimde kullanılmasından adını alan eski bir tarihsel dönemdir. Tarihleri bölgeden bölgeye değiştiği için dünya çapında tek ve kesin bir tarihi değil, geniş bir tarihsel sınıflandırmayı ifade eder. Bu cümlede back to the Bronze Age, Tunç Çağı'nı zaman işareti olarak kullanır. Çok büyük bir yıl sayısını gözde canlandırılabilen tarihsel bir karşılaştırmaya dönüştürür ve bir şeyin olağanüstü derecede eski olduğunu vurgular.

Alıştırma

Bu cümlede Tunç Çağı'na yapılan gönderme, dinleyicinin öncelikle neyi anlamasına yardımcı olur?

  1. Tuncun icat edildiği dünya çapındaki kesin tarihi verir.
  2. Söz konusu nesnenin tunçtan yapıldığını söyler.
  3. Son derece uzun zaman aralığını somut biçimde hissettirir.
Cevabı göster

Son derece uzun zaman aralığını somut biçimde hissettirir.

What memories those trees must have. Dilbilgisi

5:24

Bu ağaçların kim bilir ne anıları vardır.

Dilbilgisi

What memories ... must have: ünlem ve güçlü çıkarım

Bu, what ile kurulan bir ünlem cümlesidir: What + çoğul isim + özne + fiil. What memories ifadesinin başa alınması, ağaçların sahip olduğu hayal edilen anıların sayısı veya zenginliği karşısındaki hayreti gösterir. Özne olan those trees, must'tan önce geldiği için bu bir soru değildir. Must güçlü bir çıkarımı gösterir; have ise “sahip olmak” anlamındaki ana fiildir. Bu nedenle cümle, yaşlı ağaçları tarihin tanıklarıymış gibi hayal eder. Bu, geçmiş bir olay hakkında çıkarım yapan must have + past participle biçimindeki kiplik tamamlanmış yapı değildir.

Alıştırma

What stories this old house must have! ne ifade eder?

  1. Hangi hikâyelerin doğru olduğunu soran doğrudan bir soru.
  2. Eski evin birçok hikâye barındırdığına dair hayret ve güçlü inanç.
  3. Evden belirli bir hikâye anlatmasını istemek.
Cevabı göster

Eski evin birçok hikâye barındırdığına dair hayret ve güçlü inanç.

If only they could speak. Dilbilgisi

5:27

Keşke konuşabilselerdi.

Dilbilgisi

If only they could... ile gerçek dışı bir dilek

If only they could speak. cümlesinde If only, şu anda gerçek olmayan bir durumla ilgili güçlü bir dilek kurar. Konuşan kişi onların konuşabildiğini hayal eder ve gerçekte konuşamamaları karşısında üzüntü duyar. If only + özne + could kalıbı, şimdiki gerçeklikten uzaklık gösterir. Buradaki could geçmişteki bir yeteneği anlatmaz; speak eylemini istenen ama gerçek olmayan bir şey olarak sunar. If only, I wish yapısına göre çoğu zaman daha duygulu ve ünlemli duyulur.

Alıştırma

Hangi cümle şu anda gerçek olmayan bir yetenekle ilgili güçlü bir dilek ifade eder?

  1. I can understand my dog only if it barks twice.
  2. If I understand my dog, I write it down.
  3. If only I could understand what my dog was thinking.
Cevabı göster

If only I could understand what my dog was thinking.

Right,

5:29

Pekala,

let's recap the vocabulary we've learned, Anlatım akışı

5:29

öğrendiğimiz kelimeleri tekrar edelim,

starting with immune system, Kalıp ifadeler

5:32

bağışıklık sistemi (immune system) ile başlayalım,

Anlatım akışı

let's recap: gözden geçirme bölümüne geçiş işareti

Let's recap, ana anlatımdan önceki bilgilerin kısa bir tekrarına geçildiğini gösterir. Dinleyenlerin yapıyı anlamasına yardımcı olur: konuşan kişi yeni bir konuya başlamıyordur. Let's, konuşanı ve dinleyenleri bir sonraki eyleme katar; recap ise “daha önce ele alınanları kısaca özetlemek” anlamına gelen bir fiildir. Burada the vocabulary we've learned gözden geçirilecek içeriği, starting with immune system ise ilk maddeyi belirtir.

Alıştırma

Bir sunum yapan kişi projeyi açıklamayı bitirdi ve kısa bir gözden geçirme başlatmak istiyor. En açık geçiş işareti hangi cümledir?

  1. Let's introduce a new project before we finish.
  2. Let's recap the main points before we finish.
  3. Let's skip everything we discussed before we finish.
Cevabı göster

Let's recap the main points before we finish.

Kalıp ifadeler

starting with immune system: ilk öğeyi belirtmek

starting with immune system ifadesi, kelime tekrarında hangi öğenin önce geldiğini dinleyiciye bildirir. Bu -ing öbeği tekrarın hangi sırayla ilerleyeceğini ekler; immune system ifadesinin tek öğe olduğu anlamına gelmez. Bir ana cümleden sonra starting with + isim veya isim öbeği kullanarak bir listenin, açıklamanın, gezinin ya da adımlar dizisinin ilk bölümünü belirtebilirsiniz. Burada immune system bir kelime öğesinin adı olarak kullanıldığı için önüne the gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede starting with bir dizinin ilk öğesini belirtir?

  1. We'll tour the house, starting with the kitchen.
  2. We'll tour the house because the kitchen is large.
  3. We'll tour the house after we leave the kitchen.
Cevabı göster

We'll tour the house, starting with the kitchen.

the body's way of fighting infection and disease. Anlatım akışı

5:34

vücudun enfeksiyon ve hastalıklarla savaşma yolu.

Anlatım akışı

the body's way of fighting infection and disease: işlevsel bir tanım

İfadenin tamamı immune system için basit bir işlev tanımı verir: bağışıklık sisteminin biyolojik parçalarını sıralamak yerine ne yaptığını açıklar. Bu tanımda fighting infection and disease, vücudu enfeksiyonlara ve hastalıklara karşı korumak anlamına gelir. Yeniden kullanılabilen kalıp someone's/something's way of + -ing biçimidir. Bir eylemi, kişinin veya şeyin bir sonuca ulaşmak için kullandığı yöntem ya da doğal süreç olarak sunar. Burada body's iyelik biçimindedir ve of sonrasında fighting, -ing biçiminde gelir.

Alıştırma

Hangi cümle someone's way of + -ing kullanarak bir şeyi işleviyle tanımlar?

  1. A password is usually typed into a box.
  2. A password is a user's way of protecting an account.
  3. A password may contain letters and numbers.
Cevabı göster

A password is a user's way of protecting an account.

A food chain describes how plants and animals Anlatım akışı

5:37

Bir besin zinciri (food chain), bitki ve hayvanların

get eaten and eat each other. Dilbilgisi

5:39

nasıl yenildiğini ve birbirlerini yediklerini tanımlar.

Anlatım akışı

A food chain describes how...: describes how ile bir süreci açıklamak

Bu cümlede A food chain açıklanan kavramı adlandırır. Ardından describes how, süreci veren bir yan cümleyi başlatır: bitkilerin ve hayvanların nasıl yenildiğini ve birbirlerini nasıl yediğini. Böylece tanım, “konu + describes how + süreç” biçiminde düzenlenir. describes how sonrasında, how plants and animals get eaten örneğindeki gibi öznenin fiilden önce geldiği düz cümle sırası kullanılır. Bir şema, kitap, ders veya kavram bir sürecin ya da sistemin nasıl işlediğini açıklarken bu kalıp kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlayın. describe fiilinin doğru biçimini ve “ne şekilde” anlamını veren sözcüğü kullanın: The diagram ____ water moves through the pipes.

Cevabı göster

describes how

Dilbilgisi

get eaten: get + geçmiş zaman ortacıyla edilgen yapı

get eaten, “get + geçmiş zaman ortacı” yapısındaki get edilgenidir. Özne eyleme maruz kalır; yani plants and animals başka bir şey tarafından yenir. eaten, eat fiilinin düzensiz geçmiş zaman ortacıdır. Get edilgeni, eylemi çoğu zaman öznenin başına gelen bir olay olarak sunar ve sonucu daha canlı gösterebilir. Burada yenilmek, besin zinciri sürecindeki bir adım olarak sunulur.

Alıştırma

Cümleyi eat fiilinin get edilgeniyle tamamlayın: Small fish often ____ by larger fish.

Cevabı göster

get eaten

Opportunistic people take advantage of a situation

5:41

Fırsatçı (opportunistic) kişiler, kendilerine bir fayda sağlamak için

to get some benefit for themselves.

5:44

bir durumdan yararlanırlar.

A hypothesis is an idea to explain how

5:47

Hipotez (hypothesis), bir şeyin nasıl

or why something happens that hasn't been tested Dilbilgisi

5:49

veya neden olduğunu açıklayan ve henüz doğru olup olmadığını

to see if it's correct.

5:52

görmek için test edilmemiş bir fikirdir.

Dilbilgisi

that hasn't been tested: fikrin henüz sınanmamış olması

How or why something happens, fikrin neyi açıklamaya çalıştığını gösterir. that hasn't been tested to see if it's correct ilgi cümleciğinin anlatmak istediği isim idea, yani hypothesis'tir: şu ana kadar bu fikrin doğru olup olmadığı sınanmamıştır. Hasn't been tested, edilgen present perfect yapısıdır. Hasn't, sınamanın yapılmamış olmasını bugüne bağlar; been tested ise fikrin sınanan şey olduğunu gösterir. Cümle, fikrin amacını henüz doğrulanmamış olmasıyla birleştirir.

Alıştırma

Asıl cümlede 'that hasn't been tested to see if it's correct' neyi anlatır?

  1. gerçekleşen olay
  2. fikir ya da hipotez
  3. testin kendisi
Cevabı göster

fikir ya da hipotez

A drought is a long period of time

5:54

Kuraklık (drought),

with little or no rain.

5:56

yağmurun çok az olduğu veya hiç olmadığı uzun bir dönemdir.

And finally,

5:57

Ve son olarak,

if you're not bothered about something,

5:58

eğer bir şeyi umursamıyorsanız (not bothered),

you're not worried because it's not important to you.

6:00

sizin için önemli olmadığı için endişelenmezsiniz.

Our six minutes are over.

6:03

Altı dakikamız doldu.

Bye for now. Ton ve niyet

6:05

Şimdilik hoşça kal.

Ton ve niyet

Bye for now: geçici ve dostça bir veda

Bye for now. mevcut konuşmayı dostça bitirmenin bir yoludur. For now, “şimdilik” veya “şu an için” anlamına gelir; bu nedenle veda geçici duyulur ve iletişimin daha sonra devam edebileceğini düşündürür. Tek başına kullanılabilen tam bir kapanış ifadesidir. Bir sonraki görüşmenin belirli bir zamanda gerçekleşeceğini vaat etmez.

Alıştırma

Cümleyi bu nottaki “şimdilik hoşça kal” anlamına gelen üç sözcüklü kapanışla tamamlayın: We can talk again tomorrow. ____!

Cevabı göster

Bye for now

Bye.

6:05

Hoşça kal.

Six Minute English from the BBC.

6:07

BBC'den Six Minute English.