İngiltere'nin kahve aşkı - 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Bu bölüm, kahvenin Britanya’daki değişen yerini inceliyor; on yedinci yüzyıldaki gelişinden ve ilk kahvehane patlamasından, çayın gerisinde kaldığı döneme ve günümüzde kitlesel zincirlerle sorumlu biçimde tedarik edilen zanaat kahveleri arasındaki ayrıma kadar uzanıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Britain's love affair with coffee — Deyimler ve Mecazlı İfadeler. love affair with ifadesinin bir ülkenin uzun süreli tutkusunu romantik ilişki benzetmesiyle nasıl canlılaştırdığını anlamak ve bu kalıbı bir kişinin ya da grubun yiyecek, etkinlik veya fikirlere yönelik kalıcı ilgisini anlatırken kullanmak. 2. the temperance movement — Kültür, Medya ve Gerçek Yaşam Bağlamı. Alkolü sınırlamayı veya yasaklamayı amaçlayan tarihî hareketi tanımak; böylece işçileri publarda içki içmekten yavaş yavaş uzaklaştırmak için kahve tavernalarının neden desteklendiğini anlamak ve toplumsal tarih metinlerindeki benzer göndermeleri yorumlamak. 3. in search of a more responsibly sourced cup of coffee. — Kalıplaşmış Söz Öbekleri ve Eşdizimler. Amacı doğal biçimde belirtmek için in search of kalıbını kullanmak ve responsibly sourced sözünü yalnızca tada değil üreticilere, fiyatlara ve tedarik zincirine de odaklanan etik tüketim dili olarak anlamak.
Bu derste
Hello, this is Six Minute English from BBC Learning English.
0:08Merhaba, BBC Learning English'ten Six Minute English'e hoş geldiniz.
I can't start the day without my morning cup of coffee Dilbilgisi
0:17güne sabah kahvem olmadan başlayamam,
can't start the day without: bir şeyi gerekli olarak göstermek
can't + eylem + without + isim veya -ing biçimi kalıbı, without sonrasındaki öğeyi eylem için gerekli bir koşul olarak sunar. Bu cümlede konuşan kişi, güne düzgün başlayabilmek için sabah kahvesine ihtiyaç duyduğunu hissediyor. Günlük konuşmada can't eğlenceli bir abartı da olabilir. Çoğu zaman “bu alışkanlığa çok bağlıyım” demektir; “bunu yapmak fiziksel olarak imkânsız” demek değildir.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz ifadenin aynısıyla tamamlayın: I ____ my morning coffee.
Cevabı göster
can't start the day without
for one thing: bir neden belirtmek
For one thing, olası birkaç nedenden birini tanıtan kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede that lovely smell ifadesinden sonra gelir ve kokuyu nedenlerden biri olarak gösterir. Bir nedenden önce de gelebilir: For one thing, it smells lovely. Bu ifade nedenleri düzenler; kelime kelime “bir nesne için” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle for one thing ile bir neden tanıtıyor ve başka nedenlerin de gelebileceğini düşündürüyor?
- I chose this backpack. For one thing, it is light.
- I chose this backpack because it is light.
- I chose this backpack after trying it on.
Cevabı göster
I chose this backpack. For one thing, it is light.
it wakes me up and gets me ready to face the world. Notlar
0:28beni uyandırıyor ve dünyaya meydan okumaya hazırlıyor.
wakes me up: beni uyandırıp zihnimi açıyor
Bu cümlede wakes me up, bir şeyin beni uyandırıp zihnimi açması anlamına gelir. Özne, kişinin durumunda bir değişiklik yaratır; up yukarı yönü değil, bu durum değişikliğinin tamamlanmasını belirtir. Wake ... up ayrılabilen bir phrasal verb yapısıdır. Nesne bir zamirse wake ile up arasına gelir: wake me up denir, wake up me denmez.
Alıştırma
Cümleyi wake up ifadesinin doğru geniş zaman biçimiyle tamamlayın ve zamiri doğru yere yerleştirin: The alarm ____ at seven every morning.
Cevabı göster
wakes me up
gets me ready to face the world: güne hazırlanmamı sağlıyor
Gets me ready to face ... ifadesi get + kişi + ready + to + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. Bir şeyin kişinin durumunu değiştirerek onu sonraki eyleme hazırlaması anlamına gelir. Burada face the world mecazidir. Dünyadaki herkesin karşısında durmak değil, gün boyunca karşılaşılacak insanlar, işler ve zorluklarla başa çıkmak anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi, kahvaltının konuşan kişiyi yoğun bir sabahla başa çıkmaya hazırladığı anlamına gelecek şekilde tamamlayın: A good breakfast gets ____ ready ____ face a busy morning.
Cevabı göster
me · to
the caffeine hit: hızlı ve belirgin bir canlanma
Bu cümlede the caffeine hit, kafeinin oluşturabildiği hızlı ve belirgin uyanıklık ya da enerji hissi demektir. Buradaki hit bir isimdir; fiziksel bir darbe değil, ani ve güçlü bir etki anlamına gelir. The, daha önce konuşulmakta olan belirli etkiye işaret eder. Caffeine hit, kafeinden hissedilen canlanmaya odaklanan gündelik bir ifadedir.
Alıştırma
Bu dersteki hedef ifadeyi tamamlayın: Before his night shift, Leo had a coffee for a quick caffeine ____.
Cevabı göster
hit
natural stimulant on your brain: etkinliği artıran doğal bir madde
Burada natural stimulant, doğada bulunan ve beynin ya da sinir sisteminin etkinliğini artırabilen bir madde demektir. Stimulant heyecanlı bir kişiyi değil, maddenin kendisini adlandırır. on your brain sözleri kafeinin nerede etkili olduğunu gösterir. Daha açık bilimsel metinlerde aynı düşünce genellikle Caffeine is a natural stimulant that acts on the brain. şeklinde ifade edilir.
Alıştırma
"Caffeine is a natural stimulant that acts on the brain," cümlesinde stimulant ne demektir?
- Çok kolay heyecanlanan bir kişi.
- Beyni veya vücudu daha etkin hâle getirebilen bir madde.
- Beyin etkinliğini ölçmek için kullanılan bir araç.
Cevabı göster
Beyni veya vücudu daha etkin hâle getirebilen bir madde.
making you feel more awake: sonuç bildiren -ing yan cümleciği
making you feel more awake şeklindeki -ing yan cümleciği, kafeinin uyarıcı etkisinin sonucunu belirtir: bu etki kendinizi daha uyanık hissetmenizi sağlar. Making çekimli bir fiil değildir, bu yüzden bağımsız ve yeni bir ana eylem başlatmaz. Kullanışlı kalıp şöyledir: neden veya olay, making + kişi ya da şey + fiil veya sıfat. Buradaki yapı make + you + feel + more awake biçimindedir.
Alıştırma
Sonucu eklemek için cümleyi make fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The teacher opened the windows, ____ the room feel cooler.
Cevabı göster
making
Do you think maybe you're addicted to coffee? Kalıp ifadeler
0:40Kahve bağımlısı olabileceğini düşünüyor musun?
be addicted to + isim veya -ing biçimi
Be addicted to something, bir şeye güçlü biçimde bağımlı olmak ve onu bırakmakta zorlanmak anlamına gelir. Bu sorudaki you're addicted to coffee, kahvenin kontrol edilmesi zor bir alışkanlığa dönüşüp dönüşmediğini sorar. Buradaki to bir edattır. addicted to coffee örneğindeki gibi bir isimle ya da addicted to drinking coffee örneğindeki gibi -ing biçimiyle devam edebilir; ancak yalın fiil drink kullanılamaz. Be, özneye ve zamana göre değişir: she is addicted; they were addicted.
Alıştırma
Cümleyi be addicted to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Sam cannot stop playing this game. He ____ playing it.
Cevabı göster
is addicted to
It's not just me: başkalarının da aynı durumda olduğunu söylemek
It's not just me ifadesinde not just, me sözcüğünü niteler. Konuşan kişi alışkanlığın, duygunun veya durumun kendisini de kapsadığını kabul eder, fakat başka kişileri de kapsadığını söyler. “Bunu ben yapmadım” anlamına gelmez. Bu kullanım, kişisel bir yorumu daha genel bir örüntüye taşır. Ardından, başkalarının da aynı durumda olduğunu gösteren bir örnek veya kanıt gelmesi yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümle, konuşan kişinin ödevi zor bulduğunu ve başka kişilerin de aynı fikirde olduğunu anlatır?
- It wasn't me; I didn't do the homework.
- It's not just me; several people find the homework difficult.
- It's just me; everyone else finds the homework easy.
Cevabı göster
It's not just me; several people find the homework difficult.
Have you seen how busy coffee shops are nowadays? Ton ve niyet
0:45Bugünlerde kafelerin ne kadar kalabalık olduğunu gördün mü?
Have you seen how ... are? ile ortak bir kanıta dikkat çekmek
Have you seen how busy coffee shops are nowadays? görünüşte görmeyle ilgili bir soru gibidir, ancak burada iki tarafın da fark edebileceği belirgin bir olguya dikkat çeker. Konuşan kişi, yalnızca geçmişte gözle görülüp görülmediğini sormak yerine kalabalık kafelerin daha geniş bir görüşü desteklemesini bekler. how + sıfat yapısından sonra gelen iç yan cümle düz cümle sırasını kullanır: how busy coffee shops are. Yeniden kullanılabilen Have you seen how + sıfat + özne + be...? kalıbı, bir durumu veya eğilimi kanıt olarak öne çıkarabilir.
Alıştırma
Yeni oyun alanının popüler olduğuna kanıt olarak iki tarafın da gözlemlediği bir durumu göstermek istiyorsunuz. Bunu en iyi hangi cümle yapar?
- Have you seen how crowded the new playground is after school?
- Did you build the new playground after school?
- Have you seen how crowded is the new playground after school?
Cevabı göster
Have you seen how crowded the new playground is after school?
Full of people enjoying delicious coffee from all around the world.
0:48Dünyanın dört bir yanından gelen lezzetli kahvelerin tadını çıkaran insanlarla dolu.
it wasn't always like that: şimdiki durumdan geçmişe geçiş
Burada it wasn't always like that, hemen önce anlatılan durumun geçmişte bir zamanlar farklı olduğu anlamına gelir. it ve like that belirli bir nesnenin görünüşüne değil, bu durumun tamamına gönderme yapar. Bu ifade şimdiki durumla geçmiş arasında karşıtlık kurar. Konuşanın, durumun nasıl başladığını ya da değiştiğini açıklamak üzere olduğunu gösterir.
Alıştırma
Geçişi dersteki ifadeyle tamamlayın: Video calls are common now, but ____.
Cevabı göster
it wasn't always like that
The first coffee to reach Britain in the 17th century Dilbilgisi
0:5417. yüzyılda İngiltere'ye ulaşan ilk kahvenin
The first coffee to reach Britain: the first + isim + to do kalıbı
the first + isim + to do kalıbı, bir şeyi yapan ilk kişi ya da şey anlamına gelir. The first coffee to reach Britain ifadesinde to reach Britain, coffee sözcüğünden sonra gelir ve hangi kahvenin kastedildiğini belirtir. Burada to'lu mastar coffee sözcüğünü niteler; amaç bildirmez. Bu kısa kalıp ilkler, rekorlar ve dönüm noktaları için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi the first + isim + to do kalıbındaki to'lu mastar biçimiyle tamamlayın: Lena was the first runner ____ the finish line.
Cevabı göster
to cross
took months to arrive by sea: gereken süre ve ulaşım biçimi
take + süre + to + fiil kalıbı, bir eylemin ne kadar zaman gerektirdiğini anlatır. Burada took geçmiş zamandadır, months süreyi belirtir ve to arrive tamamlanan eylemi adlandırır. By sea ulaşım biçimini belirtir: kahve gemiyle taşınmıştır. Varış yerini belirtmez.
Alıştırma
take fiilinin geçmiş zamanını ve şu sözcüklerin tümünü kullanın: three days, arrive. Cümleyi tamamlayın: The parcel ____ by air.
Cevabı göster
took three days to arrive
It was made by boiling raw coffee beans Dilbilgisi
1:00Çiğ kahve çekirdeklerinin kaynatılmasıyla yapılıyordu
was made by boiling ...: bir yöntemi açıklamak
Edilgen was made biçimi, yapan kişiye değil üretilen şeye odaklanır. By boiling raw coffee beans, onu yapmak için kullanılan yöntemi açıklar. by bir yöntemi tanıttığında, ardından gelen fiil -ing biçimini alır: by boil değil, by boiling. Bu kalıp yiyecekleri, el işi ürünleri ve diğer süreçleri anlatmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
by + -ing yapısını ve şu sözcüklerin tümünü kullanın: mix blue and yellow. Cümleyi tamamlayın: Green paint was made ____.
Cevabı göster
by mixing blue and yellow
we'll be looking into the history of coffee in Britain Öbek fiiller
1:06İngiltere'de kahvenin tarihini inceleyeceğiz
look into: bir konuyu araştırmak
Burada look into, bir konuyu araştırmak veya dikkatle incelemek anlamına gelir. Program, Britanya'daki kahve tarihine ilişkin bilgileri derinlemesine ele alacak; ifade fiziksel olarak bir şeyin içine bakmak anlamına gelmez. Yapı look into + konu, sorun, soru veya neden şeklindedir. We'll be looking into, bunu programın birazdan belli bir süre boyunca inceleyeceği konu olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümle ekibin makinenin neden durduğunu araştıracağını en açık biçimde ifade eder?
- The team will look into why the machine stopped.
- The team will look at the machine after it stopped.
- The team will look for the machine that stopped.
Cevabı göster
The team will look into why the machine stopped.
But before that: daha önce yapılacak bir adım eklemek
But before that, olayların sıralamasında kısa bir değişiklik olduğunu gösterir. That, daha önce duyurulmuş konuya veya eyleme gönderme yapar: konuşan kişi önce bir soru soracak, ardından programın konusuna devam edecektir. But, duyurulan plandan kısa süreli bir ayrılmayı belirtirken before that yeni adımı bu plandan önceye yerleştirir. Dinleyiciye sıralamayı göstermek için ifadenin tamamını kullanın; burada that uzaktaki bir nesneyi göstermez.
Alıştırma
Cümleyi “ancak duyurulan eylemden önce” anlamına gelen üç kelimelik düzenleyici ifadeyle tamamlayın: We'll start the game soon. ____, let's review the rules.
Cevabı göster
But before that
“took its name from”: bir adın kaynağını açıklamak
“something takes its name from a source” kalıbında adı verilen şey, adını bir kişiden, yerden, dilden, olaydan ya da başka bir kaynaktan alır. Burada took, take fiilinin geçmiş zamanıdır; yani kahvenin adı Yemen’deki limandan gelmiştir. Bu ifadede take, bir şeyi fiziksel olarak “alıp götürmek” anlamına gelmez. Fiil ve iyelik sözcüğü özneye göre değişir; örneğin it takes its name ve they take their names.
Alıştırma
Cümleyi take its name from ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The town ____ the river that runs through it.
Cevabı göster
takes its name from
I'll reveal the answer later in the program. Anlatım akışı
1:35cevabı programın ilerleyen kısımlarında açıklayacağım.
“I'll reveal the answer later”: merak uyandırmak için cevabı ertelemek
Reveal the answer, henüz bilinmeyen bir cevabı açıklamak demektir. Later in the program, dinleyiciye cevabın programın sonraki bir bölümü için saklandığını ve şimdi verilmeyeceğini söyler. Bir program ifadesi olarak bu cümle, sonraki içeriği düzenler: soruyu şimdilik kapatır, cevabın daha sonra verileceğini vaat eder ve dinleyicinin merakını canlı tutar.
Alıştırma
Bu cümle bir programda ne işe yarıyor?
- İzleyiciden cevabı açıklamasını ister.
- Cevabı hemen verir.
- Cevabın daha sonra verileceğini vaat eder ve izleyicinin merakını canlı tutar.
Cevabı göster
Cevabın daha sonra verileceğini vaat eder ve izleyicinin merakını canlı tutar.
Britain's love affair with coffee started with the opening of London's first coffee shop in 1652. Notlar
1:38İngiltere'nin kahve aşkı 1652'de Londra'nın ilk kahvehanesinin açılmasıyla başladı.
Britain's love affair with coffee: uzun süreli tutkuyu anlatan bir metafor
Britain's love affair with coffee, Britanya'nın kahveye duyduğu güçlü ve uzun süreli tutkuyu anlatan bir metafordur. Britain burada Britanya toplumunu veya bir grup olarak Britanyalıları ifade eder; gerçek bir aşk ilişkisi kastedilmez. someone's love affair with something kalıbı, bir ilgi alanını canlı ve kültür içinde önemli gösterecek şekilde anlatır. Genellikle kısa süreli bir beğeniyi değil, zaman içinde devam eden belirgin bir bağlılığı ifade eder.
Alıştırma
Bir dergi yazısında şu cümle ne anlama gelir: The city's love affair with jazz has lasted for decades?
- Şehir cazı sevmeye çok kısa süre önce başladı.
- Şehir cazla gerçek bir aşk ilişkisine başladı.
- Şehir uzun yıllardır caza karşı güçlü bir tutku duyuyor.
Cevabı göster
Şehir uzun yıllardır caza karşı güçlü bir tutku duyuyor.
started with the opening of ... ile tarihsel bir başlangıç noktası belirtmek
X started with Y yapısı, Y'yi bir sürecin, hikâyenin veya tarihsel gelişmenin ilk olayı olarak gösterir. Burada Londra'nın ilk kahve dükkânının açılması, Britanya'daki daha geniş kahve kültürünü başlatan olay olarak sunulur; with bir araç ya da eşlik eden şeyi değil, başlangıç noktasını gösterir. the opening of ... ifadesi, open fiilini bir olayın adına dönüştürür. Böylece tarih anlatısı, daha sonra olanlara geçmeden önce başlangıç olayını açıkça belirtebilir.
Alıştırma
Tarihsel cümleyi dersteki beş sözcüklü kalıpla tamamlayın. Kalıp started ile başlamalı ve olay adı olarak opening sözcüğünü kullanmalıdır: The town's interest in art ____ a small gallery in 1990.
Cevabı göster
started with the opening of
Coffee made them more talkative and brighter. Dilbilgisi
1:46Kahve onları daha konuşkan ve daha zeki yaptı.
Coffee made them more talkative and brighter: make + nesne + sıfat
Burada made, ‘yarattı’ değil, ‘bir duruma gelmelerine neden oldu’ anlamındadır. make + nesne + sıfat kalıbı nesnenin durumundaki değişimi anlatır; made, make fiilinin geçmiş hâlidir. Them nesnedir. More talkative ve brighter, and ile bağlanan ve insanların nasıl değiştiğini anlatan iki sıfat öbeğidir. Bu bağlamda brighter, ‘daha uyanık veya zihnen daha canlı’ demektir; gerçekten daha fazla ışık yaymaları anlamına gelmez.
Alıştırma
make fiilinin geçmiş hâlini ve happy sıfatının karşılaştırma biçimini kullanarak make + nesne + sıfat kalıbını tamamlayın: The funny story ____ us ____.
Cevabı göster
made · happier
It kept them awake for longer: keep + nesne + sıfat
keep + nesne + sıfat kalıbı, bir şeyin bir kişiyi veya nesneyi belirli bir durumda tutması anlamına gelir. Burada kept, keep fiilinin geçmiş hâlidir; them nesnedir ve awake onların durumunu anlatan sıfattır. For longer, bu durumun öncekinden, normalden veya beklenenden daha uzun sürdüğünü belirtir. Tam olarak neyle karşılaştırıldığı bağlamdan anlaşılır.
Alıştırma
keep fiilinin geçmiş hâlini ve awake sıfatını kullanarak keep + nesne + sıfat kalıbını tamamlayın: The bright light ____ me ____ for longer.
Cevabı göster
kept · awake
and the drink became more and more popular. Dilbilgisi
1:50ve içecek giderek daha popüler hale geldi.
more and more popular: artmaya devam eden popülerlik
More and more + sıfat, bir özelliğin derecesinin zamanla artmaya devam ettiğini gösterir. İki more birlikte aşamalı değişimi anlatan tek bir kalıp oluşturur; ayrı ögeler değildir. Burada became bir durum değişikliğini gösterir. More and more popular, içeceğin popülerliğinin artmaya devam ettiğini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki tekrarlı karşılaştırma kalıbıyla tamamlayın: The school play became ____ popular as more families heard about it.
Cevabı göster
more and more
over 80 new coffee shops had opened in the city of London alone.
1:54sadece Londra şehrinde 80'den fazla yeni kahvehane açılmıştı.
Within a decade: on yıllık zaman sınırı dolmadan önce
Within + bir süre, zaman sınırı belirler: bir şey bütün bu süre geçmeden önce gerçekleşir. Bu nedenle Within a decade, ilgili başlangıç noktasından itibaren on yıl geçmeden önceki bir zamanda anlamına gelir; on yıl sonrasını anlatmaz. Cümlenin başındaki Within a decade, bütün ifadeye bir zaman çerçevesi verir ve artışın ne kadar hızlı olduğunu vurgular.
Alıştırma
Hangi cümle işin üç aylık zaman sınırı dolmadan tamamlandığını söyler?
- The team finished the project within three months.
- The team finished the project after three months.
- The team worked on the project for three months.
Cevabı göster
The team finished the project within three months.
tea had replaced coffee as the most fashionable drink, Kalıp ifadeler
2:00kısmen Kraliçe Victoria tarafından içildiği için,
By the 1800s, though, ...: zaman ilerletme ve karşıtlık
By the 1800s tarihsel bir zaman noktası belirler: anlatı 19. yüzyıla geldiğinde, cümlenin geri kalanında sözü edilen değişim zaten gerçekleşmiştir. Though cümlenin içine yerleştirilmiş bir karşıtlık belirtecidir ve “ancak” ya da “bununla birlikte” anlamına gelir. Bu ifade zaman çizelgesini ilerletirken yeni gelişmenin önceki durumdan farklı olduğunu belirtir. Buradaki though, Although X, Y yapısındaki gibi bir yan cümle başlatmaz; cümlenin tamamına içeriden karşıtlık anlamı katar.
Alıştırma
“By the 1800s, though, tea had replaced coffee” cümlesinde “By the 1800s, though” ifadesinin temel görevi nedir?
- Değişimin yalnızca bir tahmin olduğunu göstermek.
- Anlatıyı daha sonraki bir zamana taşımak ve önceki durumla karşıtlık belirtmek.
- Tamamlanmamış bir although yan cümlesi başlatmak.
Cevabı göster
Anlatıyı daha sonraki bir zamana taşımak ve önceki durumla karşıtlık belirtmek.
had replaced coffee as the most fashionable drink: replace X as Y yapısı
Replace X as Y, X'in sahip olduğu rolü, statüyü veya konumu bırakıp başka bir şeyin onun yerini alması anlamına gelir. Bu cümlede çay, en moda içecek olarak kahvenin yerini almıştır: bu statü daha önce kahveye aitken daha sonra çay bu statüyü üstlenmiştir. Had replaced past perfect yapısıdır. Değişimin By the 1800s ile belirtilen tarihsel noktaya kadar tamamlanmış olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi replace X as Y yapısıyla tamamlayın: Online banking has ____ paper forms ____ the usual way to open an account.
Cevabı göster
replaced · as
partly because it was drunk by Queen Victoria. Dilbilgisi
2:04çay kahvenin yerini en moda içecek olarak aldı.
partly because: birkaç nedenden biri
Partly because + yan cümle, ardından gelen nedeni sonuca katkıda bulunan nedenlerden biri olarak sunar; bunu tam açıklama olarak göstermez. Burada Kraliçe Victoria'nın bu içeceği içmesi, içeceğin popülerleşmesine yardımcı olmuştur, ancak başka etkenler de vardır. Partly sözcüğünü because sözcüğünden önce kullanmak neden-sonuç iddiasını sınırlar. Bir sonucun birden fazla nedeni olduğunda ve bunlardan yalnızca birini belirtmek istediğinde bu yapı kullanışlıdır.
Alıştırma
Bu cümle ne anlama gelir? The park became popular partly because it stayed open after dark.
- Geç saatlere kadar açık kalmanın popülerliğine hiçbir etkisi olmadı.
- Geç saatlere kadar açık kalmak popülerliğinin nedenlerinden biriydi.
- Geç saatlere kadar açık kalmak popülerliğinin tek nedeniydi.
Cevabı göster
Geç saatlere kadar açık kalmak popülerliğinin nedenlerinden biriydi.
takes up the story: anlatıyı devralıp sürdürmek
Take up the story, başka birinin durduğu veya anlatımı devrettiği noktadan itibaren anlatmaya devam etmek demektir. Burada Judith Hawley sıradaki anlatıcı olur ve anlatıyı sürdürür. Bu ifade anlatımın bir kişiden diğerine geçmesini anlatır; bir hikâyeyi veya kitabı fiziksel olarak kaldırmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir belgeselde sunucu "Now Elena takes up the story." diyor. Elena büyük olasılıkla bundan sonra ne yapacak?
- Tamamen ilgisiz bir hikâyeye başlamak
- Ne olduğunu anlatmaya devam etmek
- Masadan bir hikâye kitabı almak
Cevabı göster
Ne olduğunu anlatmaya devam etmek
became more of a working class drink: sınıflandırmada kademeli bir değişim
became more of a + isim öbeği yapısında became zaman içindeki bir değişimi gösterirken more of a, sınıflandırmanın kesin bir etiket değil, derece meselesi olduğunu anlatır. Burada kahve giderek işçi sınıfıyla ilişkilendirilen bir içecek olarak görülmeye başlanmıştır; cümle yalnızca onların kahve içtiği anlamına gelmez. Working class, sosyoekonomik bir grup olan “işçi sınıfı”nı ifade eder; o anda çalışan bir sınıf anlamına gelmez.
Alıştırma
İngilizce cümleyi tamamlamak için more, of ve a sözcüklerini doğru sıraya koyun: After the redesign, the spare room became ____ study space.
Cevabı göster
more of a
coffee shacks and carts: basit sokak satış noktaları
Coffee shacks, kahvenin satıldığı küçük ve basit yapılar veya tezgâhlardır. Coffee carts ise sokakta kahve satmak için kullanılan tekerlekli satış araçları ya da el arabalarıdır; buradaki cart, süpermarket alışveriş arabası anlamına gelmez. Bu ifade birlikte, oturma yerleri olan kalıcı bir kafeden çok basit ve hızlı sokak satışını anlatır. Böylece işçilerin kahveyi neden ucuz ve kolay bir şekilde satın alabildiğini açıklar.
Alıştırma
Bu tarihî sokak satışı bağlamında coffee shacks and carts neyi ifade eder?
- Küçük, basit kahve tezgâhları ve tekerlekli satış araçları
- Kahve çekirdeği depoları ve tren vagonları
- Büyük kafeler ve süpermarket alışveriş arabaları
Cevabı göster
Küçük, basit kahve tezgâhları ve tekerlekli satış araçları
like these sort of little street carts that you get still in London,
2:22Londra'da hala bulabileceğiniz, o küçük sokak arabaları gibi,
that is a cheap quick drink to perk you up. Öbek fiiller
2:26sizi canlandırmak için ucuz ve hızlı bir içecektir.
to perk you up: kendini daha uyanık hissetmeni sağlamak
Bu cümlede to perk you up, “kendini daha uyanık ve enerjik hissetmeni sağlamak” anlamına gelir. Hızlıca içilen bu içeceğin kendini daha iyi hissettirmesi beklenir. Perk up bir öbek fiildir. Nesne bir zamirse perk ile up arasına gelir: perk you up, perk me up. Buradaki up, daha iyi bir duruma geçişi gösterir; daha yüksek bir yere doğru hareketi anlatmaz.
Alıştırma
Kısa bir molanın seni daha uyanık hissettirebileceğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- A short break may perk you upward.
- A short break may perk you up.
- A short break may perk up you.
Cevabı göster
A short break may perk you up.
the temperance movement: alkole karşı örgütlü bir hareket
The temperance movement, özellikle 1800'lü yıllarda ve 1900'lerin başında etkili olan örgütlü bir toplumsal hareketti. İnsanları daha az alkol içmeye veya tamamen bırakmaya çağırıyor, bazı gruplar da alkolü yasaklayan kanunları destekliyordu. Bu cümlede hareket, işçilere öğle yemeğinde barlar dışında bir seçenek sunmak için kahve tavernalarına para sağladı. Bu ifade tarihî bir hareketin adıdır; yalnızca bir kişinin ölçülü veya iradeli olmasını anlatmaz.
Alıştırma
Bu cümlede the temperance movement neyi ifade ediyor?
- Daha uzun öğle arası isteyen bir işçi grubu
- İnsanları daha az alkol içmeye veya hiç içmemeye çağıran örgütlü bir hareket
- Daha fazla kahve satmak için yürütülen ticari bir kampanya
Cevabı göster
İnsanları daha az alkol içmeye veya hiç içmemeye çağıran örgütlü bir hareket
sponsored coffee taverns: resmî destek anlamındaki sponsor
Burada sponsored, alkol karşıtı hareketin kahve salonlarının açılmasına veya işletilmesine yardım etmek için para, kaynak ya da örgütsel destek sağladığını anlatır. Temel anlamı bir markanın reklamını yerleştirmek değildir. sponsor + proje, kuruluş, hizmet veya etkinlik yapısı, resmî destek sağlamak anlamına gelebilir. Bu fiil tek başına sponsorun bütün masrafları ödediğini göstermez.
Alıştırma
“The council sponsored a free weekend sports program.” cümlesinde sponsored büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Programın belediye için ticari bir reklam göstermesini şart koştu.
- Programa para, kaynak veya resmî destek sağladı.
- Programı seyirci bölümünden izledi.
Cevabı göster
Programa para, kaynak veya resmî destek sağladı.
wean working men off going ...: wean someone off yapısı
Wean someone off something, bir kişinin bir alışkanlığı veya bağımlılığı bırakabilene kadar yavaş yavaş azaltmasına yardım etmek ya da bunu sağlamaya çalışmak demektir. Bu cümlede kişiler working men, alışkanlık ise going to the pub for lunch ifadesidir. Yapı wean + kişi + off + isim veya -ing biçimidir. Fiil, bir davranışı yalnızca bir kez engellemeye değil, aşamalı bir sürece odaklanır.
Alıştırma
Hedef yapı wean myself off ifadesini tamamlayın: I'm trying to ____ watching videos during dinner.
Cevabı göster
wean myself off
It declined seriously and has never fully recovered Kalıp ifadeler
2:37Ciddi bir düşüş yaşadı ve tam olarak toparlanamadı,
declined ... has never fully recovered: geçmişteki düşüş ve süren sonucu
Declined simple past biçimindedir ve ciddi düşüşü geçmişteki bir zamana yerleştirir. Has never fully recovered present perfect biçimindedir ve o düşüşten bugüne kadar önceki seviyenin tamamen geri kazanılmadığını anlatır. Burada recover, hastalıktan iyileşmek değil; popülerliğin, konumun veya performansın geri gelmesi demektir. Never fully recovered bir miktar iyileşme olmuş olabileceğini kabul eder, ancak dönüşün tamamlanmadığını söyler.
Alıştırma
Hangi cümle satışların geçen yıl düştüğünü ve hâlâ eski seviyenin altında olduğunu doğal biçimde anlatır?
- The shop's sales declined sharply last year and have never fully recovered.
- The shop's sales declined sharply last year but fully recovered by December.
- The shop's sales decline a little every winter and recover each spring.
Cevabı göster
The shop's sales declined sharply last year and have never fully recovered.
current coffee boom: kahvenin hızla büyüdüğü güncel dönem
current coffee boom ifadesinde boom, kahvenin popülerliğinin veya ilgili ticari etkinliklerin hızlı ve belirgin biçimde büyüdüğü bir dönemi anlatır. Patlama sesi anlamına gelmez. İsim veya konu + boom kalıbı, neyin büyüdüğünü gösterir; a housing boom ve a tourism boom buna örnektir. Current, bu büyüme döneminin şimdi yaşandığını belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede boom, hızlı büyüme dönemi anlamında kullanılmıştır?
- The town is enjoying a tourism boom after the new railway opened.
- One visitor quietly changed her travel plans.
- The old door closed with a loud boom.
Cevabı göster
The town is enjoying a tourism boom after the new railway opened.
One of the reasons was that coffee perks you up,
2:48Bunun nedenlerinden biri kahvenin sizi canlandırması (perks you up),
gives you more energy and makes you more active.
2:51size daha fazla enerji vermesi ve sizi daha aktif yapmasıdır.
Drinking coffee was also supported by a social group called the temperance movement,
2:54Kahve içmek, alkolü yasadışı yapmak için kampanya yürüten,
who campaigned to make alcohol illegal. Kelime
3:00içki karşıtı hareket (temperance movement) adlı sosyal bir grup tarafından da desteklenmiştir.
campaigned to make alcohol illegal: campaign to + fiil
Campaign to + fiilin yalın hâli, bir hedefe ulaşmak için düzenli ve devamlı eylem yürütmek anlamına gelir. Bu cümlede ölçülülük hareketi yalnızca bir kez görüş bildirmedi; alkolü yasa dışı hâle getirmek için uzun süre kamuya açık biçimde çalıştı. to ile kullanılan mastar, kampanyanın hedefini gösterir. Gruplar veya kişiler bir yasayı, politikayı ya da kamusal uygulamayı değiştirmeye çalışırken bu yapı sık kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede campaign to + fiil yapısı düzenli ve sürekli bir çabayı anlatır?
- Residents made one private comment about the local park.
- Residents campaigned to protect the local park.
- Residents campaigned the local park to protect.
Cevabı göster
Residents campaigned to protect the local park.
They used coffee to wean men off alcohol,
3:03Erkekleri alkolden uzaklaştırmak (wean off) için kahveyi kullandılar,
make them gradually stop using something they had become addicted to.
3:07bağımlı oldukları bir şeyi kullanmayı yavaş yavaş bırakmalarını sağladılar.
Coffee changed British society and continues to do so today. Dilbilgisi
3:11Kahve İngiliz toplumunu değiştirdi ve bugün de değiştirmeye devam ediyor.
continues to do so: önceki bir eylemin yerine kullanma
Do so, hemen önce belirtilen bir eylemin veya fiil grubunun yerini tutar. Burada change British society eyleminin yerine geçtiği için continues to do so, Britanya toplumunu değiştirmeye devam etmek anlamına gelir. Dinleyenin önceki eylemi belirleyebilmesi gerekir. continues to do so yapısında continues zamanı ve özne uyumunu gösterirken to sonrasındaki do yalın hâlde kalır.
Alıştırma
Önceki eylemi tekrarlamamak için do so kullanın: The new filter reduced smoke and continues to ____.
Cevabı göster
do so
Here's Professor Judith Hawley again talking to BBC Radio 4's In Our Time about the situation today.
3:15İşte yine Profesör Judith Hawley, BBC Radio 4'ün In Our Time programında günümüzdeki durumu anlatıyor.
I think if we look at the way coffee consumption is going today, Anlatım akışı
3:22Bugün kahve tüketiminin gidişatına bakarsak,
if we look at the way ... is going today: bir eğilim analizine çerçeve çizmek
Burada if we look at ... ifadesinin asıl görevi gerçek bir if koşulu kurmak değildir. Dinleyiciyi, konuşan kişiyle birlikte bir konuyu incelemeye davet eder. Look at yalnızca gözle bakmak değil, “değerlendirmek” veya “analiz etmek” anlamına gelir. The way coffee consumption is going today, “kahve tüketiminin günümüzdeki yönü veya eğilimi” demektir. Bu kalıp, sonraki sonucu anlamak için önce bir bakış açısı sunar; böylece düşünce daha düzenli ve daha az ani gelir.
Alıştırma
Bu cümlede vurgulanan kalıbın temel görevi nedir?
- Dinleyicilerden kahvenin fiziksel olarak taşınmasını izlemelerini ister.
- Dinleyicileri, bir sonucu duymadan önce güncel bir eğilimi incelemeye davet eder.
- Gelecekteki bir sonucun kesin olduğunu söyler.
Cevabı göster
Dinleyicileri, bir sonucu duymadan önce güncel bir eğilimi incelemeye davet eder.
it seems to me to set out two quite radical alternatives for the world. Anlatım akışı
3:26bana öyle geliyor ki bu, dünya için oldukça radikal iki alternatif ortaya koyuyor.
it seems to me to set out ...: temkinli bir yargı sunmak
It seems to me, yargıyı kesin bir gerçek olarak değil, konuşanın kanıtlara ilişkin kendi yorumu olarak sunar. Buradaki it, az önce ele alınan eğilime gönderme yapar. Bu ifade, başka bir görüşe yer bırakırken konuşanın kanıttan güçlü bir sonuca geçmesini sağlar. Set out burada yolculuğa çıkmak değil, “açıkça sunmak veya ortaya koymak” anlamındadır. Two quite radical alternatives, birbirinden çok farklı ve geniş etkili iki olası yön demektir. Radical farkın ne kadar köklü olduğunu anlatır; otomatik olarak tehlikeli veya siyasi açıdan aşırı anlamına gelmez.
Alıştırma
Temkinli bir kişisel yargı bildiren ve iki alternatif sunan cümleyi seçin.
- We set out for the airport before sunrise.
- The report seems to me to set out two very different paths for the company.
- The report proves that the company has only one possible path.
Cevabı göster
The report seems to me to set out two very different paths for the company.
the world of corporate coffee: büyük şirketlerin hâkim olduğu kahve alanı
the world of kalıbı, bir şeyi kendi işletmeleri ve alışkanlıkları olan bütün bir faaliyet alanı olarak sunar. Burada corporate coffee, büyük şirketlerin, zincir markaların ve standartlaştırılmış sistemlerin şekillendirdiği kahve pazarı ile tüketim biçimi anlamına gelir. Bir şirketin ofisinde içilen kahve demek değildir. Tüketim kültürü konuşulurken corporate, çoğu zaman bir sektörün büyük ve şirketlerce kontrol edilen tarafına işaret eder. Bu nedenle corporate coffee, küçük bağımsız veya uzmanlaşmış kahve işletmeleriyle karşılaştırılabilir.
Alıştırma
Cümlede the world of corporate coffee neyi ifade ediyor?
- Büyük şirketlerin ve zincirlerin hâkim olduğu kahve pazarı ve kültürü
- Yalnızca üst düzey yöneticilere ayrılan özel bir kahve türü
- Şirket ofislerinde çalışanlara sunulan kahve
Cevabı göster
Büyük şirketlerin ve zincirlerin hâkim olduğu kahve pazarı ve kültürü
the coffee chains existing on a low wage economy. Kelime
3:33düşük ücretli bir ekonomide var olan kahve zincirleri.
coffee chains existing on a low-wage economy: düşük ücretli ekonomiye bağımlı kahve zincirleri
Burada a low-wage economy, birçok çalışanın düşük ücret aldığı bir ekonomik sistemdir. Low-wage, kahvenin fiyatını değil, ekonomi genelinde çalışanlara nasıl ücret ödendiğini anlatır. İfadenin tamamı, bu kahve zincirlerinin düşük ücretli çalışma sisteminden destek aldığını veya bu sisteme bağımlı olduğunu söyler. Daha yaygın modern İngilizcede coffee chains depending on a low-wage economy denebilir.
Alıştırma
Cümle kahve zincirleri hakkında ne iddia ediyor?
- Yalnızca ekonomisi küçük ülkelerde faaliyet gösterebilirler.
- Bütün kahvelerini çok düşük fiyatlara satarlar.
- Düşük ücretli emek üzerine kurulu bir ekonomik sisteme bağımlıdırlar.
Cevabı göster
Düşük ücretli emek üzerine kurulu bir ekonomik sisteme bağımlıdırlar.
So you have that kind of mass coffee market on the one hand. Anlatım akışı
3:37Yani bir yanda o kitlesel kahve pazarınız var.
özel nitelikli kahvede microlot estates
Özel nitelikli kahvede microlot, ayrı tutulan ve açıkça tanımlanan küçük bir arazi parçası veya az miktarda kahve demektir. Tek bir araziden, çeşitten, hasattan ya da işleme yönteminden gelebilir; böylece alıcılar kaynağını ve onu farklı kılan özellikleri takip edebilir. Burada estate, kahve yetiştirilen çiftlik veya mülk anlamındadır. Bu nedenle microlot estates, bu küçük ve ayırt edici lotları üreten çiftlikleri ifade eder; konut sitelerini değil.
Alıştırma
Özel nitelikli kahveyle ilgili bir yazıda microlot estates büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Yalnızca hazır kahve üreten büyük çiftlikler
- Konut sitelerinin içine kurulmuş küçük kafeler
- Küçük ve ayrı ayrı izlenebilen kahve lotları üreten çiftlikler
Cevabı göster
Küçük ve ayrı ayrı izlenebilen kahve lotları üreten çiftlikler
Fairtrade coffee: Fairtrade sertifika etiketi
Burada Fairtrade coffee, Fairtrade sertifika sisteminin standartlarına göre üretilen ve ticareti yapılan kahve anlamına gelir. Sistem, kahve yetiştiricilerine daha adil fiyatlar ve ticaret koşulları sunmayı amaçlar. Büyük harfle başlayan ve bitişik yazılan Fairtrade, belirli bir sistemin veya sertifika etiketinin adıdır. Sıradan fair ve trade sözcüklerinin geçici olarak bir araya getirilmesi değildir.
Alıştırma
Büyük harfle başlayan ve bitişik yazılan Fairtrade coffee ifadesi en doğrudan neyi belirtir?
- Satıcının müşterilerin pazarlık yapmasına izin verdiği anlamına gelir.
- Belirli Fairtrade standartları veya sertifika sistemiyle bağlantılıdır.
- Yalnızca müşterilerin makul bir fiyat ödediği anlamına gelir.
Cevabı göster
Belirli Fairtrade standartları veya sertifika sistemiyle bağlantılıdır.
the sort of hipster coffee which is as varied and as interesting as fine wines Notlar
3:45kaliteli şaraplar kadar çeşitli ve ilginç olan,
on the one hand ... on the other hand: iki yönü belirtmek
On the one hand ve on the other hand, aynı konunun birbiriyle karşılaştırılan iki yönünü düzenlemek için genellikle bir çift olarak kullanılır. Bu cümlede ilk ifade kitlesel kahve pazarını bir yön olarak işaretler, ikinci ifade ise özel nitelikli kahvelere geçildiğini gösterir. İki yönün tam anlamıyla zıt olması gerekmez. Farklı seçenekler, avantajlarla dezavantajlar veya birbiriyle yarışan eğilimler olabilir. Bu çift, ilk yönün nerede bittiğini ve ikinci yönün nerede başladığını dinleyicinin izlemesini kolaylaştırır.
Alıştırma
Karşılaştırmayı bu ifade çiftiyle tamamlayın: ____, the apartment is close to school. ____, it is too small for the whole family.
Cevabı göster
On the one hand · On the other hand
hipster coffee: gayriresmî bir kültürel etiket
Burada hipster coffee, resmî bir kahve türü değil, gayriresmî bir kültürel etikettir. Çekirdeğin kökenine, demleme yöntemlerine, kafe tasarımına ve uzman damak zevkine önem veren, moda ve niş bir kahve kültürünü çağrıştırır. Hipster, kahvenin çevresindeki tarzı ve imajı tanımlar. Bu kahveyi içen kişinin kendisini mutlaka hipster olarak tanımladığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Yargılayın: Resmî ve tarafsız bir pazar raporunda hipster coffee kesin bir teknik kategoridir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
as varied and as interesting as fine wines: iki özellikli paralel eşitlik karşılaştırması
Bu ifade kahveyi kaliteli şaraplarla iki özellik bakımından karşılaştırır: kahve aynı ölçüde çeşitli ve aynı ölçüde ilgi çekicidir. Eşitlik karşılaştırmasının temel kalıbı as + sıfat + as + karşılaştırılan ögedir. Burada iki kalıp paralel olarak kullanılır ve aynı karşılaştırma ögesini paylaşır: as varied ... as fine wines ve as interesting ... as fine wines. Böylece as varied and as interesting as fine wines ortaya çıkar. İlk iki as iki özelliği, son as ise fine wines ögesini getirir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki tam paralel eşitlik karşılaştırması kalıbıyla tamamlayın: The new menu is ____ the old one.
Cevabı göster
as varied and as interesting as
and is made in an artisanal way. Kelime
3:51ve zanaatkar bir şekilde yapılan bir tür hipster kahvesi.
made in an artisanal way: zanaatkârlığa dayalı yöntemlerle üretilmiş
Made in an artisanal way, bir şeyin ustalık isteyen el işi yöntemleriyle, çoğu zaman geleneksel teknikler kullanılarak ve daha küçük ölçekte yapılması demektir. Edilgen made in a ... way kalıbı, bir şeyin nasıl yapıldığını açıklar. Yiyecek ve içecek açıklamalarında artisanal, üreticilerin sürece özen gösterdiğini ve kendine özgü bir ürün yaptığını düşündürür. Yalnızca artistic, yani sanatsal anlamına gelmez; odak noktası ürünün nasıl üretildiğidir.
Alıştırma
Hangi cümle, ustalık isteyen geleneksel yöntemlerle küçük partiler hâlinde üretilen ekmeği doğru anlatır?
- The bakery sells industrial bread made on a large automated line.
- The bakery sells artisanal bread made in small batches.
- The bakery sells artistic bread decorated to look like paintings.
Cevabı göster
The bakery sells artisanal bread made in small batches.
Many customers today are turning away from large coffee chains like Starbucks Öbek fiiller
3:54Günümüzde birçok müşteri Starbucks gibi büyük kahve zincirlerinden yüz çevirip
turn away from: bir şeyi seçmeyi veya desteklemeyi bırakmak
Bu cümlede are turning away from, müşterilerin büyük kahve zincirlerinden alışveriş yapmayı veya onları desteklemeyi giderek bıraktığı anlamına gelir. Yalnızca bedeni başka yöne çevirme hareketini değil, tercihlerdeki değişimi anlatır. turn away from + şey yapısı; bir markadan, alışkanlıktan, politikadan veya düşünceden uzaklaşmayı ifade edebilir. Buradaki şimdiki zaman yapısı, değişimi şu anda gelişen bir eğilim olarak sunar.
Alıştırma
Tüketici tercihlerinde gelişen bir değişimi göstermek için cümleyi turn away from ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: More shoppers are ____ fast fashion.
Cevabı göster
turning away from
in search of a more responsibly sourced cup of coffee. Kalıp ifadeler
3:59daha sorumlu bir şekilde tedarik edilen bir fincan kahve arayışına giriyor.
in search of ... responsibly sourced: amaç ve sorumlu tedarik
in search of + isim öbeği, “bulmaya çalışarak” anlamına gelir ve müşterilerin tercih değişikliğinin amacını belirtir. Burada farklı bir kahve türü bulmak istiyorlar. responsibly sourced; çalışma koşulları veya çevresel etki gibi sosyal ya da çevresel sorumlulukları dikkate alan bir tedarik zinciriyle elde edilmiş kahveyi anlatır. sourced, source fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve “bir tedarikçiden temin etmek” anlamına gelir; sauce ile ilgili değildir.
Alıştırma
Cümle ne anlama geliyor? The restaurant changed suppliers in search of responsibly sourced cocoa.
- Restoran, üstü daha fazla sosla kaplanmış kakao istiyordu.
- Restoran, insanlara veya çevreye daha fazla özen gösterilerek temin edilmiş kakao istiyordu.
- Restoran kakao aramayı bıraktı ve aynı tedarikçiyle devam etti.
Cevabı göster
Restoran, insanlara veya çevreye daha fazla özen gösterilerek temin edilmiş kakao istiyordu.
One example of this is Fairtrade, an ethical standards scheme Kelime
4:03Bunun bir örneği, Güney Amerika,
Fairtrade, an ethical standards scheme: appozisyonla açıklama
Fairtrade, an ethical standards scheme ifadesinde virgülden sonraki ad öbeği, önceki adı yeniden açıklayan bir appozisyondur. Fairtrade'in ne olduğunu basitçe açıklar; dolayısıyla Fairtrade ile an ethical standards scheme aynı şeyi gösterir. Buradaki scheme, düzenli bir program veya sistem anlamına gelen nötr bir Britanya İngilizcesi sözcüğüdür. Bu bağlamda gizli ya da dürüst olmayan bir plan demek değildir.
Alıştırma
Cümlede "an ethical standards scheme" ne işe yarar?
- Fairtrade'in dürüst olmayan bir plan olduğunu söyler.
- Fairtrade'in ne olduğunu açıklar.
- Bağımsız başka bir örnek sunar.
Cevabı göster
Fairtrade'in ne olduğunu açıklar.
which guarantees a fair price for coffee producers Kalıp ifadeler
4:07Afrika ve Asya'daki kahve üreticilerine adil bir fiyat garantisi veren
guarantees a fair price for coffee producers: kahve üreticileri için adil fiyatı garanti etmek
"Guarantees a fair price for coffee producers", sistemin kahve üreticilerinin adil bir fiyat almasını güvence altına aldığı anlamına gelir. Guarantees, hopes veya aims sözcüklerinden daha güçlüdür; sonucu kesinleşmiş olarak sunar. Kalıp guarantee + güvence altına alınan şey + for + yararlanandır. "A fair price" güvence altına alınan şeydir; "coffee producers" ise bundan yararlanan kişi veya kuruluşlardır. İngilizcede yararlanan önce de gelebilir: "The program guarantees farmers a minimum price."
Alıştırma
Cümleyi tam olarak guarantee + güvence altına alınan şey + for + yararlanan kalıbıyla tamamlayın: The policy ____ a minimum price ____ small farmers.
Cevabı göster
guarantees · for
Another recent development is the use of microlots,
4:14Bir diğer yeni gelişme ise mikro partilerin (microlots) kullanımıdır;
small plots of land which grow specialized coffee beans
4:17bunlar, yüksek kaliteleri ve eşsiz aromaları nedeniyle değer verilen
prized for their high quality and unique flavor. Kalıp ifadeler
4:20özel kahve çekirdeklerinin yetiştirildiği küçük arazilerdir.
prized for their high quality and unique flavor: yüksek kalite ve eşsiz aroma nedeniyle değer görmek
be prized for + isim öbeği, bir şeyin belirli bir nedenle çok değerli görülmesi anlamına gelir. Burada for, nedenleri belirtir: high quality and unique flavor. Prized, prize fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve edilgen bir betimlemede kullanılır. Ödül kazanmış anlamına gelmez; insanların bir şeyi değerli bulduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi be prized for yapısıyla tamamlayın: This tea is ____ its delicate aroma.
Cevabı göster
prized for
Fairtrade and microlot coffee are part of a shift in focus towards quality, Anlatım akışı
4:24Adil Ticaret ve mikro parti kahveleri, kaliteli,
artisanal coffee.
4:29zanaatkar kahveye (artisanal coffee) odaklanma yönündeki değişimin bir parçasıdır.
are part of a shift in focus towards quality: odağın kaliteye kaymasının bir parçası olmak
be part of a shift in focus towards X kalıbı, belirli bir gelişmeyi önceliklerdeki daha geniş bir değişimin içine yerleştirir. Part of, Fairtrade ve mikro lot kahvelerin bu eğilimin örnekleri veya parçaları olduğunu, eğilimin tamamı ya da tek nedeni olmadığını gösterir. A shift in focus towards X yeni önceliği belirtir. Burada towards, kaliteli ve zanaatkâr üretimi kahve gibi soyut bir yönü anlatır; fiziksel bir hareketi anlatmaz.
Alıştırma
Cümledeki are part of a shift in focus towards quality hangi ilişkiyi anlatır?
- Fairtrade ve mikro lot kahveler, önceliklerdeki daha geniş bir değişimin içindeki örneklerdir.
- Kahve sektörünün tamamının değişmesine yalnızca onlar neden olmuştur.
- Quality adlı bir yere doğru fiziksel olarak hareket etmektedirler.
Cevabı göster
Fairtrade ve mikro lot kahveler, önceliklerdeki daha geniş bir değişimin içindeki örneklerdir.
Coffee made by hand in the traditional way by skilled growers.
4:31Uzman yetiştiriciler tarafından geleneksel yöntemlerle elle yapılan kahve.
It's artisanal coffee that's often sold in smaller independent coffee shops, Kelime
4:36Modayı takip eden hipsterlar tarafından tercih edilen,
independent coffee shops: büyük zincirlerin dışındaki işletmeler
Cümle, artisanal coffee ifadesini, yani küçük partiler hâlinde özenle üretildiği veya zanaatkâr yöntemlerle yapıldığı vurgulanan kahveyi, genellikle satıldığı bir yerle ilişkilendiriyor. That's often sold... ilgi cümleciği coffee sözcüğünü açıklar; edilgen sold yapısı ise satıcıdan çok ürüne odaklanır. Perakende ve yiyecek-içecek sektöründe independent coffee shops, büyük bir zincirin parçası olmayan işletmelerdir. Independent kişiliği değil, işletmenin sahiplik veya bağlılık durumunu anlatır. Smaller ölçek bilgisi ekler, ancak mutlaka yalnızca tek şube olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede independent coffee shop büyük olasılıkla ne anlama geliyor?
- Her müşterinin tek başına oturmak zorunda olduğu bir kafe
- Büyük bir zincirin parçası olmayan bir kafe
- Hiçbir tedarikçi kullanmadan her şeyi yapan bir kafe
Cevabı göster
Büyük bir zincirin parçası olmayan bir kafe
preferred by trendy hipsters. Kelime
4:41genellikle daha küçük bağımsız kafelerde satılan bu zanaatkar kahvedir.
preferred by trendy hipsters: hafif alaycı bir etiketle tercih belirtme
Preferred by, bir şeyin biri tarafından daha çok beğenildiği veya daha sık seçildiği anlamına gelir. Burada preferred, edilgen bir ifadede kullanılan geçmiş zaman ortacıdır; anlamca öznesi hemen önce sözü edilen artisanal coffee ifadesidir. 'Atanmış' veya 'resmî olarak seçilmiş' anlamına gelmez. Trendy hipsters, modaya uygun, alternatif veya dar bir çevreye özgü zevklerle ilişkilendirilen kişiler için kullanılan geniş bir kültürel etikettir. Bu anlatımda etiket, tarafsız demografik bilgi vermek yerine tonu gayriresmî ve hafif alaycı yapar.
Alıştırma
Yargı: 'preferred by trendy hipsters', resmî bir demografi raporuna uygun, tamamen tarafsız bir etikettir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
So coffee in Britain has come a long way from the days it traveled for months by sea Deyimler
4:43Yani Britanya'da kahve, deniz yoluyla aylarca süren yolculuklar yaptığı günlerden
has come a long way from: geçmişe göre büyük değişim
Has come a long way from, bir şeyin önceki durumuna göre artık çok farklı olduğunu, çoğunlukla da geliştiğini veya iyileştiğini anlatan bir deyimdir. Bu cümlede Britanya'daki kahvenin büyük ölçüde değiştiğini belirtir; gerçek bir yolculuktan söz etmez. Yapı have/has come a long way from + önceki bir durum veya dönem şeklindedir. Bugünden geçmişe bakıp kaydedilen ilerlemeyi başlangıç noktasıyla karşılaştırmak için kullanılır.
Alıştırma
Geçmişten bu yana büyük ölçüde gelişmiş olmayı anlatan hedef deyimle cümleyi tamamlayın: Our town's library has ____ the tiny room it started in.
Cevabı göster
come a long way from
from far away places like Ethiopia and Java.
4:48Etiyopya ve Java gibi uzak yerlerden çok yol kat etti.
Which reminds me: önceki düşüncenin tetiklediği geçiş
Which reminds me, konuşmada kullanılan bir geçiş ifadesidir. Az önce söylenen düşüncenin konuşmacıya ilgili bir soruyu, görevi veya bilgiyi hatırlattığını gösterir. Böylece konu değişimi ani değil, önceki konuyla bağlantılı görünür. Burada which, önceki düşüncenin tamamına gönderme yapar; hangi anlamındaki soru sözcüğü değildir. Konuşmacı daha sonra virgülden sonra aklına gelen şeyi söyler.
Alıştırma
İlk cümlenin bir hatırlatmayı tetiklediğini gösteren ve Which ile başlayan geçiş ifadesiyle konuşmayı tamamlayın: The shop closes at five. ____, did you pick up the parcel?
Cevabı göster
Which reminds me
I asked Neil which city gave its name to the first coffee to arrive in Britain in the 1600s.
4:56Neil'e 1600'lerde İngiltere'ye ulaşan ilk kahveye hangi şehrin adını verdiğini sormuştum.
which happens to be ...: tesadüfen doğru olan bir bilgi eklemek
Bu cümlede which, önceki mocha sözcüğüne gönderme yapar ve ek bir yorum getirir. Bu zorunlu olmayan yan cümle olmadan da I guessed it was B) mocha ana ifadesi tamamdır. happens to be, “tesadüfen öyle olmak” veya bir bilgiyi ilginç ve uygun bir ayrıntı olarak sunmak anlamına gelir. Bir olayın gerçekleşmesini anlatmaz. which is ile karşılaştırıldığında which happens to be, eklenen bilgiye tesadüf veya beklenmedik bir ilgi anlamı katar.
Alıştırma
Tesadüfi bilgiyi eklemek için which + happens to be kullanın. The new café is on King Street, ____ close to my school.
Cevabı göster
which happens to be
you guessed right because that was the correct answer.
5:07doğru tahmin ettin çünkü doğru cevap buydu.
You certainly know your coffee: birinin uzmanlığını övmek
Burada know your coffee, “kahveyi çok iyi bilmek” anlamına gelir. your coffee, dinleyenin bildiği alanı adlandırır; dinleyene ait belirli bir fincan kahve demek değildir. know your + field kalıbı, birinin o alandaki ayrıntıları tanıyabildiğini ve iyi değerlendirmeler yapabildiğini belirtir. certainly övgüyü güçlendirerek “gerçekten iyi biliyorsun” anlamı verir. Dostça bir konuşmada tüm cümle hem içten bir hayranlık hem de biraz şakacı bir hava taşıyabilir.
Alıştırma
Övgüyü tamamlamak için know your + field kalıbını kullanın. Mia her şarkının adını biliyor: You certainly ____, Mia.
Cevabı göster
know your music
Let's recap the vocabulary we've used in this program on the history of coffee,
5:13Kahvenin tarihi hakkındaki bu programda kullandığımız kelimeleri özetleyelim,
give you more energy and make you feel awake.
5:19size daha fazla enerji veren ve uyanık hissettiren bir içecek.
Many people drink coffee for the caffeine hit,
5:21Birçok insan kafein çarpması (caffeine hit) için kahve içer,
you might have to wean yourself off it,
5:31ondan yavaş yavaş uzaklaşmak (wean off) zorunda kalabilirsiniz,
gradually stop using something which is bad for you.
5:34sizin için kötü olan bir şeyi kullanmayı yavaş yavaş bırakmak.
so strong, you might have to ...: that'in atıldığı sonuç yan cümlesi
So strong çok yüksek bir dereceyi belirtir; sonraki yan cümle ise bunun sonucunu verir. Tam biçim The effect can be so strong that you might have to wean yourself off it şeklindedir: etki, kullanmayı bırakmayı gerektirecek kadar güçlü olabilir. Konuşmada, duraklama ve anlam bağlantıyı açıkça gösteriyorsa so + sıfat yapısından sonra that söylenmeyebilir. Yeniden kullanılabilecek kalıp so + sıfat veya zarf + (that) + sonuç yan cümlesidir. Buradaki might have to, sonucun kesin değil, olası olduğunu gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle, atılan bağlacı ekleyerek The torch was so bright, I had to look away? cümlesindeki derece-sonuç anlamını korur?
- The torch was bright because I had to look away.
- The torch was so bright that I had to look away.
- The torch was bright unless I had to look away.
Cevabı göster
The torch was so bright that I had to look away.
Fairtrade coffee refers to a scheme which ensures that coffee farmers receive a fair price for growing their product, Anlatım akışı
5:37Adil Ticaret (Fairtrade) kahvesi, kahve çiftçilerinin ürünlerini yetiştirmeleri karşılığında adil bir fiyat almalarını sağlayan bir programı ifade ederken,
Fairtrade coffee refers to a scheme which ensures that ...: terim, kategori ve işlev
Bu tanım bilgiyi üç adımda sunar. Fairtrade coffee açıklanan terimdir. Refers to a scheme onun genel kategorisini verir; which ensures that ise sistemin temel işlevini açıklar. Terim, kategori ve ardından işlev sıralaması, sistemleri ve resmî kavramları açıklamak için kullanışlıdır. Buradaki refers to, ‘anlamına gelir’ veya ‘ifade eder’ demektir; bir kişiye kaynağa başvurmasını söylemez. Which, a scheme ifadesine döner; that ise sistemin neyi güvence altına aldığını bildiren yan cümleyi başlatır.
Alıştırma
Tanımı tamamlayın. İlk boşlukta refer to ifadesinin doğru biçimini, ikinci boşlukta ise which + ensure fiilinin doğru biçimi + that kullanın: A deposit-return system ____ a scheme ____ used bottles are collected for recycling.
Cevabı göster
refers to · which ensures that
while a microlot is a small plot of land specializing in coffee beans of a very high quality or unique flavor. Kalıp ifadeler
5:44mikro parti (microlot) ise çok yüksek kalitede veya benzersiz lezzete sahip kahve çekirdeklerinde uzmanlaşmış küçük bir arazidir.
specializing in coffee beans: specialize in kalıbı
-ing biçimindeki specializing in ... ifadesi a small plot of land sözlerinden sonra gelir ve bu arazi hakkında bilgi ekler. which specializes in ... biçiminde anlaşılabilir. Burada arazinin özellikle yüksek kaliteli veya kendine özgü aromalı kahve çekirdekleri üretmek için kullanıldığını belirtir. Kalıp specialize in + isim veya -ing biçimidir. in sonrasındaki sözler öznenin ana uzmanlık alanını, ürününü veya faaliyetini belirtir; in burada bir konum bildirmez.
Alıştırma
Hangi cümle bir yer hakkında bilgi eklemek için specializing in ifadesini doğru kullanıyor?
- We visited a bakery specializing at sourdough bread.
- We visited a bakery specializing to sourdough bread.
- We visited a bakery specializing in sourdough bread.
Cevabı göster
We visited a bakery specializing in sourdough bread.
artisanal describes something made by artisans, Anlatım akışı
5:53zanaatkar (artisanal) kelimesi zanaatkarlar tarafından yapılan bir şeyi tanımlar,
artisanal describes something...: sözcük tanımlama yapısı
Bu tanımda artisanal öznedir ve describes something made by artisans bölümü sözcüğün ne tür şeyler için kullanılabileceğini açıklar. Burada describes, “bir şey için kullanılır” veya “bir özelliği belirtir” anlamındadır; hikâye anlatmak anlamına gelmez. Made by artisans, something sözcüğünü niteleyen kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir: something that is made by artisans. Tekrar kullanılabilecek yapı sözcük + describes + o sözcüğün geçerli olduğu kişi veya şey biçimindedir.
Alıştırma
Hangi cümle bir sözcüğün anlamını açıklamak için describes kullanıyor?
- “Waterproof” describes something that does not let water through.
- We described the storm in detail.
- She described the bag as waterproof.
Cevabı göster
“Waterproof” describes something that does not let water through.
skilled workers who make things by hand in a traditional way.
5:56geleneksel yöntemlerle elleriyle bir şeyler yapan yetenekli işçiler.
our six minutes are up: belirlenen süre sona erdi
Bir süre için be up kullanıldığında, belirlenen zamanın sona erdiği anlatılır. our six minutes are up, programın altı dakikalık bölümünün bittiğini ve durma ya da toparlama zamanının geldiğini belirtir. Buradaki up, “daha yüksek bir yere doğru” anlamına gelmez. six minutes çoğul bir ifade olduğu için are kullanılır. Yaygın tekil biçim Time is up şeklindedir. almost/nearly up ise sürenin henüz tamamen bitmediğini belirtir.
Alıştırma
Sınav zamanlayıcısı az önce çaldı. Cümleyi be up ifadesiyle tamamlayın: Your ten minutes ____, so please stop writing.
Cevabı göster
are up
I'm off to get myself a hot steamy mocha. Ton ve niyet
6:03Kendime sıcak, dumanı tüten bir moka alıp çıkacağım.
I'm off to get myself ...: bir şey yapmak için şimdi ayrılmak
I'm off to + fiilin yalın hâli, bir eylemi yapmak üzere şimdi ayrıldığınızı söylemenin gündelik bir yoludur. Yalnızca geleceğe ilişkin bir plan bildirmez; çoğu zaman kısa bir vedalaşma gibi de kullanılır. get myself a mocha ifadesinde get satın almak ya da edinmek, myself ise içeceğin konuşan kişinin kendisi için olduğunu belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp be off to + fiilin yalın hâlidir; buradaki off, kapalı değil, ayrılıyor anlamındadır.
Alıştırma
Otobüse yetişmek için hemen ayrıldığınızdan konuşmayı bitiriyorsunuz. Cümleyi I'm off to kalıbıyla tamamlayın: I'm ____ catch the bus. See you tomorrow.
Cevabı göster
off to