Dünyanın En Şanslı Şanssız Adamı: İngilizce çalışma notları
The Infographics Show
Video özeti: Frane Selak'ın felaketlerden sağ çıktığı ve piyangoyu kazandığı iddia edilir; eksik kayıtlar ve anlatımlar kuşku doğurur. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “minding his own business” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: tarafsız kullanımı anlayın ve sert “Mind your own business!” emrinden ayırın. 2. “should have been” — Dilbilgisi ve cümle kalıpları: yangın tekrarlanınca çürütülen geçmiş beklentiyi tanıyın; bunu yalnızca görev eleştirisi saymayın. 3. “become murkier the longer a story is retold,” — Dilbilgisi ve cümle kalıpları: tekrarın ayrıntıları nasıl belirsizleştirdiğini, “murkier” sözcüğünün mecaz anlamını ve tekrarlananı gösteren edilgen yan tümceyi kavrayın.
Bu derste
The first 1,000 people to sign up using the link in the description
0:02Açıklamadaki bağlantıyı kullanarak kaydolan ilk 1.000 kişi
minding his own business: sessizce kendi hâlinde olmak
Bu cümlede minding his own business, Frane'in sessizce kendi işleriyle ilgilendiğini ve kimseyi rahatsız etmediğini ya da kimsenin işine karışmadığını anlatır. Bir şirket işlettiği anlamına gelmez. Anlatıda was veya were minding ... when ... yapısı, aniden kesintiye uğrayan sıradan bir etkinliği tanıtabilir. Burada baştaki sakinlik, trenin raydan çıkmasını daha ani gösterir.
Alıştırma
“Noah was minding his own business when two reporters surrounded him,” cümlesinde minding his own business ne anlama gelir?
- Sessizce kendi işleriyle ilgileniyor ve kimseye karışmıyordu.
- Kendisine ait bir şirketi yönetiyordu.
- Başkalarına kişisel sorular soruyordu.
Cevabı göster
Sessizce kendi işleriyle ilgileniyor ve kimseye karışmıyordu.
Disconnected from ..., his train car ...: cümle başında edilgen ortaç grubu
Disconnected from the rest of the train, cümlenin başında kullanılan bir geçmiş zaman ortacı grubudur; cümlenin ana fiili değildir. Edilgen bir arka plan verir: vagon düşmeden önce diğer vagonlardan ayrılmıştır. Daha tam bir biçim After it was disconnected from the rest of the train, ... diye başlar. Disconnected sözcüğünün örtük öznesi, virgülden hemen sonra gelen his train car isim grubu olmalıdır. Bu kısa yapı haberlerde ve hikâyelerde yaygındır: geçmiş zaman ortacı ve ek bilgi önce, o durumda bulunan kişi veya nesne sonra gelir.
Alıştırma
Hangi cümle, dizüstü bilgisayarın ağ bağlantısının zaten kesilmiş olduğunu edilgen bir başlangıç grubuyla gösterir?
- Disconnecting from the network, the laptop stopped syncing.
- The laptop disconnected from the network, so it stopped syncing.
- Disconnected from the network, the laptop stopped syncing.
Cevabı göster
Disconnected from the network, the laptop stopped syncing.
Desperately fighting to escape the sinking train car,
0:22Batan tren vagonundan kaçmak için çaresizce savaşan
before being pulled to safety by a bystander.
0:26ve ardından oradan geçen biri tarafından güvenli bir yere çekildi.
made his way to the shore: kıyıya ulaşmayı başardı
make + iyelik sözcüğü + way + to/toward + yer yapısında özne bir hedefe doğru ilerler; güzergâh, çaba veya aşamalı ilerleme çoğu zaman ön plana çıkar. İyelik sözcüğü özneyle uyumlu olmalıdır: I make my way, she makes her way ve they make their way. Burada made his way to the shore, Selak'ın tehlike ve zorluğa rağmen batmakta olan tren vagonundan kıyıya ulaşmayı başardığını anlatır. Tarafsız went fiiline göre zorlu bir ilerleme sürecini daha güçlü biçimde hissettirir.
Alıştırma
Cümleyi make one's way to ifadesinin geçmiş zaman biçimi ve doğru iyelik sözcüğüyle tamamlayın: Despite the thick smoke, Elena ____ the emergency exit.
Cevabı göster
made her way to
While 17 other people drowned in that tragic accident,
0:29Bu trajik kazada 17 kişi boğularak hayatını kaybederken,
Selak suffered nothing more than a broken arm and hypothermia. Kalıp ifadeler
0:32Selak'ın kırık bir kol ve hipotermi dışında hiçbir şeyi yoktu.
nothing more than a broken arm and hypothermia: yalnızca bir kol kırığı ve hipotermi
Nothing more than + isim öbeği, yalnızca veya sadece o şey anlamına gelir. Konuşanın sonucu nasıl sunduğuna bir üst sınır koyar ve çoğu zaman sonucu daha küçük, daha az ciddi ya da daha az etkileyici gösterir. Bu cümlede ifade, Selak'ın yaralanmalarını kazada ölenlerle karşılaştırır. Yaşadıklarının boyutunu o trajediye göre küçümseyerek sunar; bir kol kırığının veya hipoterminin zararsız olduğunu söylemez.
Alıştırma
Cümleyi dersteki only anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After emptying his pockets, he found ____ a key and two coins.
Cevabı göster
nothing more than
take a strange turn: alışılmadık bir yön değişikliği
take a strange turn ifadesinde turn mecazidir: hayat beklenmedik ve alışılmadık bir yönde gelişmeye başlar. strange sıfatı değişimin niteliğini belirtirken for Selak, hayatı bu değişimden etkilenen kişiyi gösterir. Bu kalıp, sonraki bütün olayları hemen açıklamadan yeni bir aşamaya geçişi haber verdiği için anlatılarda yaygındır. Bir hayatın, konuşmanın, soruşturmanın veya durumun yön değiştirmesini de anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi “alışılmadık bir yönde gelişmeye başlamak” anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: When an anonymous letter arrived, the investigation began to ____.
Cevabı göster
take a strange turn
roller coaster of fate: talihin tekrarlanan tersine dönüşleri
Roller coaster of fate, iyi ve kötü talih arasında tekrarlanan ani dalgalanmalarla şekillenen bir hayatı anlatan mecazdır. Hız treni hızla yükselir, alçalır ve yön değiştirir; bu yüzden görüntü gerçek bir eğlence parkı aracından çok istikrarsızlığı ve dramatik tersine dönüşleri düşündürür. a roller coaster of + isim kalıbı başka bağlamlara aktarılabilir: isim, neyin dalgalandığını veya iniş çıkışlara neyin yol açtığını belirtir; a roller coaster of emotions buna örnektir. Buradaki of fate, tersine dönüşleri şansın ya da kaderin yönlendirdiği şekilde sunar.
Alıştırma
“The campaign became a roller coaster of hope and disappointment,” cümlesinde roller coaster neyi anlatır?
- Bir eğlence parkı aracına gerçekten bir kez binmek
- Öngörülebilir tek bir değişim
- Tekrarlanan dramatik yükselişler ve düşüşler
Cevabı göster
Tekrarlanan dramatik yükselişler ve düşüşler
Welcome to this episode of the Infographics Show,
0:43Infographics Show'un bu bölümüne hoş geldiniz,
Frane Selak led a quiet and unassuming life Kalıp ifadeler
0:51Frane Selak sessiz ve gösterişsiz bir hayat sürüyordu
led a quiet and unassuming life: uzun süreli bir yaşam biçimini anlatmak
Bu cümlede led a ... life, “belirli bir biçimde yaşadı” anlamına gelir. Led, lead fiilinin geçmiş zaman biçimidir; burada Selak'ın başka insanlara liderlik ettiği anlamına gelmez. quiet ve unassuming sıfatları onun nasıl bir hayatı olduğunu anlatır: sakin, sıradan ve dikkat çekmeye çalışmayan. lead a/an + adjective + life kalıbı, bir kişinin uzun bir süre boyunca nasıl yaşadığını özetlemek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi lead a ... life kalıbının geçmiş zaman biçimiyle ve quiet sıfatıyla tamamlayın: Before fame, she ____ in a small coastal town.
Cevabı göster
led a quiet life
or more accurately: önceki bir tanımı değiştirmek
Or more accurately, konuşanın sözünü düzelttiğini gösterir: önceki life sözcüğünün yerine daha doğru olan death sözcüğünü getirir. Buradaki or, eşit değerde iki seçenek sunmaz. Bu öz düzeltme, önce bir tanım verip ardından daha doğru ve güçlü bir tanım getirerek cümledeki bilgiyi düzenler. Bu cümlede life yerine death kullanılması, ölüm sanki plan yapabilirmiş gibi anlatıldığı için dramatik bir etki de yaratır.
Alıştırma
Hangi cümlede or more accurately, önceki bir tanımı daha doğru bir tanımla değiştirmek için kullanılmıştır?
- The hike was tiring—or, more accurately, exhausting—by the final mile.
- She measured the room more accurately the second time.
- You can take the bus or the train.
Cevabı göster
The hike was tiring—or, more accurately, exhausting—by the final mile.
Miraculously escaping death in his train accident,
1:00Tren kazasında mucizevi bir şekilde ölümden kurtulan
chalking up the incident to a stroke of bad luck. Notlar
1:06olayı bir kötü şans eseri olarak değerlendirdi.
counted his lucky stars: şansına şükretti
Counted his lucky stars, Selak'ın hayatta kaldığı için büyük bir rahatlama ve minnettarlık hissettiğini anlatan bir deyimdir. Gerçek anlamda yıldızları saymayı ifade etmez. Kalıp count + iyelik belirleyicisi + lucky stars şeklindedir. İyelik sözcüğü kişiye göre değişir: I count my lucky stars; she counts her lucky stars.
Alıştırma
Maya'nın kıl payı kurtulduktan sonra rahatlayıp kendini şanslı hissettiğini anlatan deyimle cümleyi tamamlayın: After the falling branch missed her by inches, Maya ____.
Cevabı göster
counted her lucky stars
chalking up the incident to: olayı bir nedene bağlamak
Chalking up the incident to a stroke of bad luck, kötü şansı olayın açıklaması olarak görmek anlamına gelir. Konuşan kişi, gözlenen bir olayı veya sonucu bir nedene bağlar. Buradaki söz diziminde chalk up ifadesinden sonra olay gelir, to ise nedeni tanıtır: chalk up the incident to bad luck. Nesne bir zamirse chalk ile up arasına gelir: chalk it up to bad luck.
Alıştırma
Cümleyi chalk something up to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The team ____ the delay ____ a software problem.
Cevabı göster
chalked up · to
a stroke of bad luck: tek seferlik ani bir talihsizlik
a stroke of bad luck ifadesinde stroke, aniden gerçekleşen tek bir olay veya talih dönüşü fikrini katar. İfadenin tamamı kazayı uzun bir şanssızlık dönemi olarak değil, tesadüfen yaşanan belirli bir talihsiz olay olarak sunar. Hikâyede daha sonra başka kazaların da yaşandığı ortaya çıktığı için Selak'ın bunu tek seferlik bir şanssızlık olarak küçümsemesi ironiktir. Başka bağlamlarda bu ifade, ironi olmadan yalnızca münferit bir aksiliği anlatabilir.
Alıştırma
Tek ve münferit bir talihsiz olayı anlatan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The branch fell on the new car, but no other problems followed. It was ____.
Cevabı göster
a stroke of bad luck
immediately booked a plane ticket from Zagreb to Rijeka.
1:15hemen Zagreb'den Rijeka'ya bir uçak bileti aldı.
too + adjective + to do: too nervous to fly
too + adjective + to-infinitive kalıbı, sıfatın belirttiği niteliğin eylemi engelleyecek veya durduracak bir dereceye ulaştığını gösterir. Burada Selak'ın gerginliği normalde uçmasına engel olacak kadar güçlüydü; bu nedenle too nervous yalnızca çok gergin demek değildir. Engel fiziksel, pratik veya duygusal olabilir: too heavy to lift, too late to call ya da too embarrassed to ask. Bağlama göre yapı, gerçek anlamda imkânsızlıktan çok isteksizlik belirtebilir; buradaki uçma korkusu buna örnektir.
Alıştırma
Gürültünün ders çalışmayı engellediğini göstermek için cümleyi too ... to ile tamamlayın: The room was ____ noisy ____ study in.
Cevabı göster
too · to
Selak managed to persuade a sympathetic airline employee Dilbilgisi
1:20Selak sempatik bir havayolu çalışanını ikna etmeyi başardı
The earliest flight being fully booked: bağımsız yapı
The earliest flight being fully booked bağımsız bir yapıdır: The earliest flight ad öbeği, being fully booked şeklindeki -ing yapısının kendi mantıksal öznesidir. Bu nedenle being fully booked cümlenin ana yüklemi değildir. Cümle başındaki bu birimin tamamı, ana cümlenin nedenini veya arka planını verir. Because the earliest flight was fully booked biçiminde açılabilir; ancak bağımsız yapı bilgiyi daha yoğun biçimde sunar.
Alıştırma
“the field” ve “flooded” kullanarak bağımsız bir yapıyla İngilizce cümleyi tamamlayın: ____, the match was moved indoors.
Cevabı göster
The field being flooded
persuade someone to let someone do something: iç içe iki fiil kalıbı
persuade a sympathetic airline employee to let him ride ifadesinde persuade, a sympathetic airline employee nesnesini ve to'lu mastar olan to let yapısını alır. Bu, Selak'ın çalışanı harekete geçmesi için başarıyla etkilediği anlamına gelir. Bu mastarın içinde let, him sözcüğünü nesne ve ride sözcüğünü to'suz yalın fiil olarak alır: let him ride doğrudur, let him to ride değil. Yeniden kullanılabilir tam kalıp persuade someone to let someone do something şeklindedir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi persuade ve let fiillerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: We ____ the guard ____ us enter after we showed our IDs.
Cevabı göster
persuaded · to let
and sharing tea to take his mind off his nerves. Deyimler
1:32ve heyecanını yatıştırmak için çay paylaştı.
took to the skies: uçuşa başlamak
Bu cümlede took to the skies, “uçmaya başladı” veya “hava yoluyla yola çıktı” anlamına gelir. Selak’ın ayrılışı yalnızca uçtuğu söylenerek değil, gökyüzüne yükselme görüntüsüyle anlatılır. Bu ifade havacılık haberlerine veya anlatılara çoğu zaman canlı ve biraz dramatik bir ton katar. Buradaki without incident, gergin olmasına rağmen uçuşun güvenli ve sorunsuz başladığını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki canlı havacılık ifadesiyle tamamlayın: After the weather cleared, the rescue helicopter ____ before sunrise.
Cevabı göster
took to the skies
chatting up: biriyle bilerek sohbet başlatmak
Bu cümlede chatting up, Selak’ın dost canlısı kabin görevlisini bilerek canlı bir sohbete çekmesi anlamına gelir. Nötr chatting with ifadesine göre daha fazla girişim veya çekicilik çağrışımı taşır, ancak bağlam Selak’ın flört ettiğini kanıtlamaz. Daha genel olarak chat someone up, ilgi, sempati veya romantik yakınlık kazanmak için birine yaklaşmayı ya da o kişinin dikkatini üzerinde tutmayı ima eder. Buradaki en açık işlev, sohbetin gerginliğini yönetmesine yardımcı olmasıdır.
Alıştırma
Hangi cümlede chat up en açık biçimde “birini bilerek etkilemeye çalışmak” anlamında kullanılmıştır?
- Maya chatted up the guest at the reception, hoping he would give her his number.
- Maya spoke to the receptionist to confirm her appointment.
- Maya chatted with her sister about their travel plans.
Cevabı göster
Maya chatted up the guest at the reception, hoping he would give her his number.
take his mind off his nerves: gerginliğini bir süreliğine aklından çıkarmak
Take his mind off his nerves, dikkatini bir süreliğine gerginlik duygusundan başka yöne çekmek demektir. Sohbet etmek ve çay içmek ona odaklanacak başka bir şey verir. Genellenebilir kalıp take + iyelik sözcüğü + mind off + kaygı duyulan şey biçimindedir. İyelik sözcüğü kişiye göre değişir: take my mind off, take her mind off gibi.
Alıştırma
Lina hakkındaki cümleyi take someone's mind off something ile tamamlayın: A quick walk might ____ the exam.
Cevabı göster
take her mind off
the pressure difference between the interior and exterior of the plane
1:38uçağın içi ve dışı arasındaki basınç farkı
sucking Selak and the flight attendant clear out of the airplane.
1:42Selak'ı ve uçuş görevlisini uçaktan tamamen dışarı emdi.
Selak miraculously survived by landing in a haystack, Dilbilgisi
1:47Selak bir samanlığa düşerek mucizevi bir şekilde hayatta kaldı,
survived by landing in a haystack: by + -ing ile yöntemi belirtmek
By + -ing biçimi, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntem veya aracı gösterir. Burada by landing in a haystack, Selak'ın nasıl hayatta kaldığı sorusunu yanıtlar: saman yığınına inmesi hayatta kalmasını sağladı. -ing ile belirtilen eylem, sonuca ulaşma yoludur; sonuçtan sonra gerçekleşen bir olay değildir. by sonrasında fiilin yalın biçimi land değil, -ing biçimi landing kullanılır.
Alıştırma
Yöntemi göstermek için by + -ing biçimini kullanın: Mia improved her pronunciation ____ every day.
Cevabı göster
by practicing
there were no other survivors of the terrible accident.
1:53bu korkunç kazada başka kurtulan olmadı.
brushes with death: ölümden kıl payı kurtulmak
A brush with death, birinin ölümün eşiğine geldiği ancak hayatta kaldığı tehlikeli bir olayı anlatır. Buradaki çoğul brushes, bu tür iki kıl payı kurtuluşu birlikte özetler; brush temizlik aracı değil, kısa süreli bir karşılaşma anlamındadır. Bu deyim, hayati tehlike içeren bir deneyimi bütün ayrıntıları anlatmadan özetlemeyi sağlar. Haberlerde, biyografilerde ve kişisel öykülerde yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki deyimle tamamlayın: The falling rock missed Maya by inches. It was a ____.
Cevabı göster
brush with death
fate wasn't done with Selak: kişileştirme ve olacaklara işaret
be done with someone or something kalıbı, öznenin o kişi veya şeyle olan ilişkisinin ya da ilgisinin sona erdiğini belirtir. Cümlede fate wasn't done with Selak dendiği için kaderin Selak'la ilişkisi henüz sona ermemiştir. Fate, Selak üzerinde etkisini sürdürmeye devam edebilen bir varlıkmış gibi kişileştirilir. Bu öyküde cümle, daha fazla olağanüstü tehlike veya talihsizliğin geleceğine işaret eder; Selak'ın bir görevi bitiremediği anlamına gelmez.
Alıştırma
Burada fate wasn't done with Selak ne anlama geliyor?
- Kaderin Selak için daha fazla belası vardı.
- Selak artık kadere inanmıyordu.
- Selak kaderin verdiği bir görevi tamamlamıştı.
Cevabı göster
Kaderin Selak için daha fazla belası vardı.
Selak managed to swim free of the sinking vehicle
2:09Selak batan araçtan yüzerek kurtulmayı başardı
Four other riders were not so lucky and lost their lives.
2:15Diğer dört yolcu o kadar şanslı değildi ve hayatlarını kaybettiler.
Perhaps and very understandably deterred from public transportation, Kalıp ifadeler
2:18Belki de anlaşılabilir bir şekilde toplu taşımadan caydırılan
Be deterred from something: anlamı ve yapısı
Bu cümlede “deterred from public transportation”, korkutucu deneyimlerin Selak’ı toplu taşıma kullanmak istemez hâle getirdiğini belirtir. Resmî olarak yasaklanmayı değil, korku veya risk nedeniyle caydırılmayı anlatır. Aktarılabilir yapı be deterred from + isim veya -ing biçimidir. Bir etkenin, birini bir şeyi yapmamaya karar vermeye nasıl yönelttiğine odaklanır.
Alıştırma
Şiddetli fırtına uyarısı Leo’nun yürüyüşe başlamamaya karar vermesine yol açtı. Uyarının onu caydırdığını en iyi hangi cümle anlatır?
- The warning required Leo to go hiking.
- The warning delayed Leo's hike.
- The warning deterred Leo from hiking.
Cevabı göster
The warning deterred Leo from hiking.
while driving his vehicle burst into flames and exploded. Kalıp ifadeler
2:26araçla giderken aniden alev aldı ve patladı.
Burst into flames: yangının aniden başlaması
“Burst into flames”, birdenbire güçlü biçimde yanmaya başlamak demektir. burst fiili hız ve şiddet katar: araç yalnızca yanmamış, aniden alev almıştır. burst into + isim kalıbı, burst into tears veya burst into laughter örneklerinde olduğu gibi ani bir durum değişikliğini anlatabilir. Buradaki flames gerçek anlamıyla alevlerdir.
Alıştırma
Cümleyi “aniden güçlü biçimde yanmaya başladı” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: After fuel spilled onto the hot motor, the machine ____.
Cevabı göster
burst into flames
once more suffering nothing more than minor wounds.
2:32bir kez daha hafif yaralardan başka bir şey yaşamadı.
What should have been a freak accident repeated itself Dilbilgisi
2:35Garip bir kaza olması gereken şey kendini tekrarladı
should have been: sonradan yanlışlanan geçmiş bir beklenti
what should have been a freak accident ifadesindeki should have been, geçmişe yönelik makul bir beklenti sunar: ilk yangın yalnızca bir kez yaşanacak türden nadir bir olay gibi görünmüştür. Olayın daha sonra tekrarlanması bu beklentiyi boşa çıkarır. Burada should have been, görevini yapmayan birini suçlamaz; sonraki kanıtların geçersiz kıldığı geçmişteki bir değerlendirmeyi belirtir.
Alıştırma
Cümlede should have been a freak accident ne anlama geliyor?
- Birinin kazaya neden olma görevi vardı ama bunu yapamadı.
- Konuşmacı kazanın hiç yaşanmadığından emindir.
- Nadir ve tek seferlik bir kaza olması makul biçimde bekleniyordu, ancak sonraki olaylar bu görüşü çürüttü.
Cevabı göster
Nadir ve tek seferlik bir kaza olması makul biçimde bekleniyordu, ancak sonraki olaylar bu görüşü çürüttü.
until a bus hit him while walking on a street in Zagreb in 1995.
2:55ta ki 1995 yılında Zagreb'de bir sokakta yürürken bir otobüs ona çarpana kadar.
catch his breath: gerçek ve mecaz anlamda toparlanma
Catch one’s breath, özellikle fiziksel çaba, korku veya heyecandan sonra solunum normale dönene kadar duraklamak anlamına gelir. İyelik sözcüğü kişiye göre değişir: catch my, your, his, her, our veya their breath. Bu cümlede huzurlu geçen 22 yıl, art arda gelen sıkıntılardan sonra toparlanma fırsatı olarak mecazen ele alınır. İfade aynı zamanda gerçek anlamdaki nefes alma eylemini çağrıştırır ve anlatıma eğlenceli bir çift anlam katar.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrenilen ve solunum normale dönene kadar duraklamak anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: After the steep climb, Leo sat on a rock to ____.
Cevabı göster
catch his breath
relative peace: yalnızca karşılaştırmaya göre huzur
Relative peace ifadesinde relative, “yalnızca başka bir şeyle karşılaştırıldığında geçerli” anlamına gelen bir sıfattır. Bu 22 yıl, Selak’ın daha önce art arda yaşadığı felaketlerden daha sakindi; ancak mutlaka tamamen sorunsuz değildi. relative + isim kalıbı, bir iddiayı bilinçli olarak sınırlar. Relative safety, relative stability ve relative silence, mutlak durumları değil, ilgili bir karşılaştırma ölçütüne göre değerlendirilen nitelikleri anlatır.
Alıştırma
“The town enjoyed a month of relative peace, although a few arguments still occurred,” cümlesindeki relative peace ne anlama gelir?
- Akrabalarla geçirilen bir ay
- Daha sorunlu bir döneme kıyasla huzur, ancak kusursuz bir huzur değil
- Hoş olmayan hiçbir şey yaşanmadığının garantisi
Cevabı göster
Daha sorunlu bir döneme kıyasla huzur, ancak kusursuz bir huzur değil
Surviving once more with relatively few injuries,
3:00Nispeten az yaralanmayla bir kez daha hayatta kalan
Selak was then forced off a mountain road a year later.
3:02Selak bir yıl sonra bir dağ yolundan çıkmaya zorlandı.
sending his car plunging off the mountain ledge and into a ravine. Dilbilgisi
3:12arabasını dağ yamacından aşağı ve bir uçuruma gönderdi.
barreling down: hızlı ve tehlikeli biçimde ilerlemek
Barreling down, karşıdan gelen kamyonun dar yol boyunca çok hızlı ve büyük bir kuvvetle ilerlediğini, dolayısıyla tehlikeli ve kontrolü zor göründüğünü anlatır. Barrel burada bir fiildir; kap veya fıçı anlamındaki isim değildir. Bu hareket ifadesinde down, yol veya rota boyunca ilerlemeyi belirtir; hareketin yokuş aşağı olması gerekmez. Kalıp sıkça barrel down + road, street, path veya benzer bir rota biçiminde kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi “bir rota boyunca çok hızlı ve tehlikeli biçimde ilerlemek” anlamındaki canlı iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: A delivery van came ____ the alley, forcing two cyclists to stop.
Cevabı göster
barreling down
forced Selak to swerve: force someone to do something kalıbı
force + kişi + to-infinitive kalıbı, dışarıdan gelen bir nedenin bir kişiyi özgürce seçmediği bir eylemi yapmaya mecbur bırakmasını anlatır. Burada karşıdan gelen kamyon neden, Selak etkilenen kişi ve to swerve ise yapmak zorunda kaldığı eylemdir. Aynı kalıp X forced Y to do Z biçiminde başka durumlara aktarılabilir. Zorunlu eylemi belirten fiilden önce to bulunmalıdır.
Alıştırma
Cümleyi force fiilinin doğru biçimi ve mastar işaretiyle tamamlayın: Yesterday, the blocked road ____ us ____ take a detour.
Cevabı göster
forced · to
sending his car plunging...: sonucu bildiren -ing yan cümlesi
Virgülden sonraki sending öbeği, şimdiki zaman ortaçlı bir sonuç yan cümlesidir. Önceki olayın tamamını, yani zorunlu yön değiştirmeyi, arabanın sonraki hareketinin nedeni olarak gösterir ve yeni bir cümle başlatmadan sonucu anlatır. send + nesne + -ing yapısında send, bir şeyi göndermek değil, nesnenin hareket etmesine veya bir duruma girmesine neden olmak anlamındadır. His car nesnedir; plunging ise ortaya çıkan hareketi anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle, ilk olayın doğrudan sonucunu anlatmak için virgül + -ing yan cümlesini kullanır?
- The alarm rang, sending everyone rushing toward the exit.
- The alarm rang because everyone rushed toward the exit.
- The alarm rang after everyone rushed toward the exit.
Cevabı göster
The alarm rang, sending everyone rushing toward the exit.
Selak managed to grab onto the branches of a tree and hoist himself to safety Öbek fiiller
3:18Selak bir ağacın dallarına tutunmayı ve kendini güvenli bir yere çekmeyi başardı
grab onto: hızla yakalayıp sıkıca tutmak
Bu cümlede grab onto, ağacın dallarını hızla yakalayıp sıkıca tutmaya devam etmek anlamına gelir. Onto, temas kurma ve tutunmayı sürdürme anlamını ekler. Selak ağırlığını dallarla taşıdığı için bu anlam önemlidir. Kalıp grab onto + nesne şeklindedir. Birisi düşmemek, dengesini sağlamak veya hareket sırasında tutunmak için aniden bir şeye uzandığında kullanılır.
Alıştırma
Bir şeyi hızla yakalayıp sıkıca tutmaya devam etmek anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: When the boat rocked, Leo reached out to ____ the rope.
Cevabı göster
grab onto
an attempt on someone's life: birini öldürmeye çalışma anlamındaki resmî ifade
An attempt on someone's life, o kişiyi öldürmeye yönelik kasıtlı bir girişim anlamına gelen resmî bir isim öbeğidir. Kalıp an attempt on + iyelik biçimindeki ad veya isim öbeği + life şeklindedir; an attempt on the mayor's life buna örnektir. Bu cümlede death, bir saldırganmış gibi kişileştirilmiştir. Kazalar gerçekten cinayet girişimleri olmak zorunda değildir; bu ifade, Selak'ın ölümden tekrar tekrar kurtulmasını dramatik biçimde anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle, birinin belediye başkanını kasıtlı olarak öldürmeye çalıştığı anlamına gelir?
- Police investigated an attempt to improve the mayor's life.
- Police investigated an attempt on the mayor's life.
- Police investigated a threat to the mayor's schedule.
Cevabı göster
Police investigated an attempt on the mayor's life.
Selak caught a break in 2003 when he won a million-dollar lottery. Deyimler
3:31Selak 2003 yılında bir milyon dolarlık piyangoyu kazandığında şeytanın bacağını kırdı.
make up for: bir kaybı veya sorunu telafi etmek
Bu cümlede make up for, “telafi etmek” veya “dengelemek” anlamına gelir. Piyango ikramiyesi, yıllarca süren kötü şanstan sonra kader Selak’a iyi bir şey veriyormuş gibi sunulur; as if, bunun kaderin gerçek bir eylemi değil, anlatıcının yorumu olduğunu gösterir. Kalıp make up for + telafi edilen sorun, kayıp veya dezavantaj şeklindedir. Burada for his incredible streak of bad luck, iyi olayın neyi telafi ediyor gibi göründüğünü belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “telafi etmek” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The hotel offered us breakfast to ____ the noisy night.
Cevabı göster
make up for
a streak of bad luck: bir dizi talihsiz olay
Burada a streak of bad luck, devam eden bir dizi talihsiz olay anlamına gelir. Streak, kötü şansın zaman içinde tekrarlandığı hissini verir; bu yüzden ifade tek bir aksilik yerine birçok kazayı özetler. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp a streak of + tekrarlanan sonuç veya durum şeklindedir. a streak of wins veya a streak of rainy days gibi iyi ya da kötü gidişleri anlatabilir.
Alıştırma
Maya pazartesi otobüsü kaçırdı, salı günü anahtarlarını kaybetti ve çarşamba günü telefonunu kırdı. Tekrarlanan bu talihsiz olayları en iyi hangi ifade anlatır?
- a lucky streak
- a streak of bad luck
- a stroke of bad luck
Cevabı göster
a streak of bad luck
Caught a break: sonunda şansı dönmek
Bu cümlede caught a break, resmî olmayan catch a break deyiminin geçmiş zaman biçimidir ve “sonunda biraz şans veya avantajlı bir fırsat elde etmek” anlamına gelir. Buradaki şanslı gelişme piyangoyu kazanmaktır; break burada mola anlamına gelmez. Bu deyim, iyi bir olayı çoğu zaman zorlukların veya tekrarlanan aksiliklerin ardından gelen bir rahatlama olarak sunar. Yalnızca kişinin becerisini değil, karşısına çıkan şansı veya fırsatı vurgular.
Alıştırma
“Sonunda biraz şans elde etmek” anlamındaki hedef deyimin geçmiş zaman biçimiyle cümleyi tamamlayın: After six months of unsuccessful interviews, Lena finally ____ when a company offered her a job.
Cevabı göster
caught a break
Selak said that you could look at it two ways. Kalıp ifadeler
3:38Selak, duruma iki farklı açıdan bakabileceğinizi söyledi.
Look at it two ways: iki bakış açısı sunmak
Bu cümlede look at it two ways, “aynı durumu iki farklı bakış açısından yorumlamak” anlamına gelir. Ways burada bakış açılarını veya açıklama biçimlerini belirtir; iki fiziksel yolu değil. You can/could look at it two ways kalıbı, ardından birbiriyle karşıt iki yorum geleceğini haber verir. Kelimenin gerçek anlamıyla bakma eylemini anlatmak yerine dinleyicinin beklentilerini düzenler.
Alıştırma
Konuşmacı iki yorum sunarken cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The rule may feel restrictive, but it also protects beginners; you can ______.
- look both ways
- look at it two ways
- look the other way
Cevabı göster
look at it two ways
Ortak sözlerin atıldığı either ... or ... yapısı
Either ... or ... iki seçeneği ya da iki olası yargıyı birbirine bağlar. Burada konuşan kişi kendisiyle ilgili iki zıt tanımı değerlendirir: the unluckiest man in the world ve the luckiest man in the world. İkinci bölümde yalnızca the luckiest söylenir. Ortak man in the world sözleri ilk bölümden anlaşılır. Eksik sözler kolayca tamamlanabildiğinde bu tür eksiltme tekrarı önler.
Alıştırma
either ... or ... yapısını tamamlayın: The spare key is ____ in the desk drawer ____ in my backpack.
Cevabı göster
either · or
İki öğeden ikincisini gösteren the latter
The latter, az önce sözü edilen iki kişi, şey veya fikirden ikincisini gösterir. Bu cümlede iki tanım the unluckiest man ve the luckiest man olduğundan, the latter ifadesi the luckiest man anlamına gelir. Bu ifade, konuşanın ikinci öğeyi tekrar etmeden ona gönderme yapmasını sağlar. Gönderme, önem ya da zamana göre değil, önceki iki öğenin sırasına göre belirlenir.
Alıştırma
Bir konuşmacı şöyle diyor: "We can meet on Tuesday or Thursday. I prefer the second option." Hangi cümle hedef ifadeyi doğru kullanıyor?
- I prefer the latter.
- I prefer the former.
- I prefer both.
Cevabı göster
I prefer the latter.
Selak's reputation for tragedy had made it difficult to keep friends. Dilbilgisi
3:47Selak'ın trajedi konusundaki ünü, arkadaş edinmesini zorlaştırmıştı.
Lucky or not: sıfat + or not
Buradaki Lucky or not, “Selak şanslı olsa da olmasa da” anlamına gelir. Bu, eksiltili bir ödünleme yapısıdır: özne ve be fiili atılır; cümlenin başında adjective + or not kalır. Bu ifade soru sormaz. Şans konusunu bir kenara bırakır ve ana sonucun her iki durumda da geçerli olduğunu belirtir: ünü, arkadaşlıklarını sürdürmesini zorlaştırmıştı. Aktarılabilir kalıp Adjective or not, + main clause şeklindedir.
Alıştırma
Ödünleme kalıbını tamamlayın: Fair or ____, the rule applies to everyone.
Cevabı göster
not
made it difficult to keep friends: make it + sıfat + to ile mastar
made it difficult to keep friends ifadesinde made ettirgen anlam taşır: Selak'ın ünü, arkadaşlıklarını sürdürmeyi zor hâle getirmiştir. It, belirli bir şeye gönderme yapmayan biçimsel nesnedir. Kalıp make + it + adjective + to-infinitive şeklindedir. To ile kurulan mastar, değerlendirilen eylemi belirtir; burada zor olan to keep friends eylemidir. Bu kalıpta easy, hard, possible veya impossible gibi sıfatlar kullanılabilir.
Alıştırma
make + it + adjective + to-infinitive kalıbını tamamlayın: The broken elevator made ____ difficult ____ carry the boxes upstairs.
Cevabı göster
it · to
People around him are hesitant to get into vehicles with him
3:50Çevresindeki insanlar onunla birlikte araçlara binmekten
In his general proximity: onun genel olarak yakınında
In his general proximity, onun makul ölçüde yakınındaki bir yerde veya onu çevreleyen alanın içinde olmak demektir. General, kesin bir mesafe yerine geniş ve yaklaşık bir alan anlatır. Bu ifade, near him seçeneğine göre bilinçli biçimde daha resmî duyulur. Burada bu resmî ifade, insanların ondan ne kadar kapsamlı biçimde kaçındığını vurgular: yalnızca onunla yolculuk etmeyi reddetmez, çevresindeki bütün alandan da uzak dururlar.
Alıştırma
İnsanları bir makinenin çevresindeki alana girmemeleri için uyaran resmî bir güvenlik duyurusunda en doğal cümle hangisidir?
- Do not remain in the immediate proximity of the machine while it is operating.
- Do not become emotionally close to the machine while it is operating.
- Don't hang around kinda near the machine while it runs.
Cevabı göster
Do not remain in the immediate proximity of the machine while it is operating.
Who could blame them?: onları kim suçlayabilir ki?
Who could blame them? bir retorik sorudur; tepkileri anlaşılır olduğu için makul hiç kimsenin onları suçlayamayacağı anlamına gelir. Onları suçlayan kişinin kim olduğunu sormaz. Who could blame + object? kalıbı, bir kişinin davranışının nedeni açıklandıktan sonra onu savunmaya veya ona anlayış göstermeye yarar. Could, suçlamanın haklı çıkarılmasının zor olduğunu gösterir ve dinleyiciyi aynı görüşe katılmaya çağırır.
Alıştırma
Maya left the picnic when the storm began. Konuşmacı “Who could blame her?” sözüyle ne demek istiyor?
- Onun kararı anlaşılırdı.
- Birisi onu suçlayan kişiyi belirlemeli.
- Fırtınaya kesinlikle o neden oldu.
Cevabı göster
Onun kararı anlaşılırdı.
"There came a stage when I was lucky to have friends at all. Dilbilgisi
3:58"Bir dönem geldi ki hiç arkadaşımın olması bile şanstı.
There came a stage when...: yeni bir aşamaya gelmek
There came a stage when yapısında there, varlık bildiren yapıyı başlatan bir ögedir; belirli bir yeri göstermez. Came, olaylar geliştikçe yeni bir aşamanın ortaya çıktığını anlatır. When yan cümlesi, o aşamada neyin geçerli olduğunu belirtir. Bu yapı, konuşanın geçmişe bakıp bir dönüm noktasını yalnızca then demekten daha güçlü bir anlatı vurgusuyla işaretlemesini sağlar.
Alıştırma
Cümleyi “olaylar sonunda öyle bir aşamaya ulaştı ki” anlamındaki beş kelimelik anlatı yapısıyla tamamlayın: After years of working every weekend, ____ I needed a break.
Cevabı göster
there came a stage when
Bad karma: talihsizlik yüzünden birini suçlamak
Karma, eylemlerin nasıl sonuç doğurduğuyla ilgilenen Güney Asya dinî geleneklerinden gelir. Günlük İngilizcede insanlar bu sözcüğü iyi veya kötü sonuçlar, şans ya da geçmiş davranışlarla ilişkilendirdikleri bir hava için çok daha gevşek biçimde kullanır. Burada Selak’a bad karma denmesi, arkadaşlarının batıl bir inanışla onu talihsizliğin kaynağı olarak gördüğü anlamına gelir. Bu, suçlayıcı bir etikettir; kesin bir dinî ifade olmadığı gibi yalnızca Selak’ın kendisinin şanssız olduğunu da anlatmaz.
Alıştırma
Bu kullanımı değerlendirin: “Three machines failed this week, so our new coworker is bad karma.” Bu, iş arkadaşını tarafsız ve saygılı biçimde tanımlıyor mu?
- Evet, kötü şans hakkında tarafsız bir ifadedir.
- Hayır, batıl inançlı, suçlayıcı ve dışlayıcı gelebilir.
Cevabı göster
Hayır, batıl inançlı, suçlayıcı ve dışlayıcı gelebilir.
Put it like this: daha açık bir ifadeyi sunmak
Put it like this, emir cümlesi biçiminde bir söylem belirleyicisidir. Buradaki put, “yerleştirmek” değil, “ifade etmek” veya “sözcüklere dökmek” anlamına gelir. Konuşmacı bu ifadeyi, düşüncesini daha açık ve doğrudan anlatan bir biçimi sunmak için kullanır. Bu ifade, ardından gelecek bilgiyi de düzenler: dinleyen kişi sonraki özeti veya örneği temel anlatım olarak görmelidir.
Alıştırma
“Put it like this: if the road is icy, we stay home.” İngilizce cümlesinde Put it like this ne işe yarar?
- Düşünceyi daha açık veya doğrudan ifade eden bir anlatımı sunar.
- Birinden bir nesneyi taşımasını ister.
- Konuşmacının açıklamasını bitirdiğini gösterir.
Cevabı göster
Düşünceyi daha açık veya doğrudan ifade eden bir anlatımı sunar.
If I heard Frane had booked a flight or train, Dilbilgisi
4:06Frane'nin bir uçuş veya tren rezervasyonu yaptığını duysaydım,
If I heard ... had booked ..., I would cancel: varsayımsal bir zaman sırası
If I heard ..., I would cancel, ikinci koşul cümlesi kalıbını izler: if + geçmiş zaman biçimi, ardından would + fiilin yalın hâli. Burada heard, hayal edilen veya gerçeklikten uzak tutulan bir koşulu belirtir; tek başına konuşmacının bunu geçmişte gerçekten duyduğunu söylemez. If yan cümlesindeki Frane had booked, past perfect kullanır. Önce rezervasyon yapılır, sonra bu haber duyulur.
Alıştırma
Haberin duyulmasını varsayımsal gösteren ve rezervasyonun daha önce yapıldığını belirten İngilizce cümle hangisidir?
- If I hear that Mia has booked the last seat, I will cancel my reservation.
- If I heard that Mia had booked the last seat, I would cancel my reservation.
- When I heard that Mia had booked the last seat, I cancelled my reservation.
Cevabı göster
If I heard that Mia had booked the last seat, I would cancel my reservation.
Selak's long streak of bad luck seems to be over,
4:10Selak'ın uzun kötü şans serisi bitmiş gibi görünüyor,
but with so much international attention falling on the man,
4:12ancak adamın üzerine bu kadar çok uluslararası ilgi düşerken,
doubt about some of his claims have begun to spring up.
4:15bazı iddiaları hakkında şüpheler ortaya çıkmaya başladı.
Many doubters point to a lack of official records documenting any fatal plane or train crashes
4:18Birçok şüpheci, ölümcül uçak veya tren kazalarını belgeleyen resmi kayıtların olmamasına dikkat çekiyor
giving the first year of his accident as 1957 and not 1962
4:31ilk kazasının yılını 1962 değil 1957 olarak veriyor
and saying it took place on a bus instead of a train.
4:35ve bir tren yerine bir otobüste gerçekleştiğini söylüyor.
Inconsistencies have also popped up in Selak's own telling of his stories, Öbek fiiller
4:38Selak'ın kendi anlattığı hikayelerde de tutarsızlıklar ortaya çıktı,
Popped up: beklenmedik biçimde ortaya çıkmak
Burada popped up, “beklenmedik biçimde ortaya çıktı veya fark edilir hâle geldi” anlamındadır. Tutarsızlıklar fiziksel olarak yukarı sıçramadı; Selak'ın farklı anlatımları karşılaştırıldıkça görünür olmaya başladı. Bu kullanımda öbek fiil geçişsizdir: inconsistencies öznedir ve popped up sonrasında nesne gelmez. Have also popped up içindeki present perfect, bu tutarsızlıkların anlatının mevcut noktasına kadar ortaya çıkmış olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi “beklenmedik biçimde ortaya çıktı” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: During the update, several warning messages ____ on my screen.
Cevabı göster
popped up
with Selak claiming in 2003 that he'd been playing the lottery consistently Dilbilgisi
4:42Selak'ın 2003 yılında uzun yıllardır düzenli olarak piyango oynadığını iddia etmesi
he claimed he'd won the jackpot on his very first time playing.
4:49ilk oynayışında büyük ikramiyeyi kazandığını iddia etti.
He'd been playing ... before finally winning: past perfect continuous yapısı
he'd been playing içinde 'd, had anlamına gelir. Had been playing, past perfect continuous yapısıdır: had + been + fiilin -ing biçimi. Yapı, daha sonraki geçmiş olay olan finally winning noktasından geriye bakarak, o noktadan önce devam eden veya tekrarlanan bir etkinliği anlatır. Consistently for years ifadesi, yalnızca tamamlanmış bir satın alma eylemini bildirmek yerine süreyi ve tekrarlanan süreci öne çıkarır. Bu yapı, geçmişteki bir etkinlik başka bir geçmiş zamana veya olaya kadar sürmüş ya da tekrar tekrar gerçekleşmişse kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi work fiilinin past perfect continuous biçimiyle tamamlayın: By the time the shop closed, Maya ____ there for six hours.
Cevabı göster
had been working
Details tend to become murkier the longer a story is retold, Dilbilgisi
4:53Bir hikaye ne kadar uzun süre anlatılırsa ayrıntılar o kadar belirsizleşme eğilimindedir,
and with Selak now in his late 80s, Dilbilgisi
4:56ve Selak'ın şu an 80'lerinin sonlarında olmasıyla,
it's understandable if there are some inconsistencies.
4:58bazı tutarsızlıkların olması anlaşılabilir bir durum.
become murkier the longer... içindeki orantılı değişim kalıbı
Burada the longer a story is retold, “hikâye daha uzun bir süre boyunca ya da daha fazla kez yeniden anlatıldıkça” anlamına gelir. Değişen bir koşulu belirtir. Longer esas olarak hikâyenin sözcük sayısını veya uzunluğunu anlatmaz. Ana cümle buna bağlı değişimi verir: ayrıntılar become murkier, yani daha belirsiz veya daha az güvenilir hâle gelir. Bu, the + karşılaştırma, the + karşılaştırma kalıbının esnek bir biçimidir. Sonuç cümleciği önce geldiğinde normal karşılaştırma biçimi doğal olarak kullanılır: become murkier the longer...; murkier önüne the gelmez.
Alıştırma
Late, it ve get sözcüklerinden orantılı değişim bildiren ifadeyi oluşturup cümleyi tamamlayın: The streets become quieter ____.
Cevabı göster
the later it gets
with Selak now in his late 80s ile arka plan belirtme
With Selak now in his late 80s, with + isim + tümleç yapısıdır. Selak isimdir ve now in his late 80s onun şimdiki durumunu anlatır; with burada “birlikte” anlamına gelmez. İfadenin tamamı ana değerlendirme için arka plan sağlar. Yaşın hafızayı etkileyebilmesi nedeniyle olası tutarsızlıkları anlaşılır gösterir, ancak bu nedeni ana iddia hâline getirmek yerine destekleyici bir konumda tutar.
Alıştırma
Parantez içindeki sözcükleri kullanarak with ile başlayan bir arka plan ifadesi oluşturun: ____, we decided to eat indoors. (the rain / get heavier)
Cevabı göster
With the rain getting heavier
The nature of Selak's incredible escapes from death
5:00Selak'ın ölümden inanılmaz kaçışlarının doğası
also makes them fodder for skeptics. Deyimler
5:03aynı zamanda onları şüpheciler için malzeme yapıyor.
fodder for skeptics: şüpheciler için malzeme
Bu cümlede fodder, birine tartışacak, eleştirecek veya bir savda kullanacak malzeme veren şey anlamındadır. Bu nedenle fodder for skeptics, şüphecilerin anlatıları sorgulamak için kullanabileceği ayrıntılar demektir; gerçek anlamıyla hayvan yemi değildir. fodder for + kişi, grup veya etkinlik kalıbı; gerçekleri, söylentileri ya da olayları o kitle veya amaç için yararlı malzeme olarak sunar. Tek başına bu malzemenin doğru olduğu veya onların görüşünü kanıtladığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi fodder for kullanarak tamamlayın: The vague announcement became ____ critics.
Cevabı göster
fodder for
Yet Selak and those close to him stick by each story, Öbek fiiller
5:05Yine de Selak ve ona yakın olanlar her hikayenin arkasında duruyor
Selak has had to bear the stigma of being incredibly unlucky Kalıp ifadeler
5:09Selak inanılmaz derecede şanssız olmanın damgasını taşımak zorunda kaldı
stick by each story: her anlatının arkasında durmak
Burada stick by, kuşkuya veya baskıya rağmen bir şeyi desteklemeyi ya da savunmayı sürdürmek demektir. Selak ve ona yakın kişiler anlatıların hiçbirine verdikleri desteği geri çekmez. Kalıp stick by + kişi, karar, söz, iddia veya anlatı şeklindedir. Yalnızca aynı sözleri yeniden söylemeyi değil, kararlılığı veya bağlılığı ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi stick by ifadesinin geçmiş biçimiyle tamamlayın: Even after the plan was criticized, Lena ____ her decision.
Cevabı göster
stuck by
bear the stigma of being incredibly unlucky: inanılmaz derecede şanssız olmanın damgasını taşımak
Bear the stigma of being incredibly unlucky, son derece şanssız biri olarak görülmenin yarattığı olumsuz toplumsal etikete ve insanların bu nedenle sergilediği davranışlara katlanmak demektir. Bear, bu etiketi Selak'ın yalnızca sahip olduğu bir özellik değil, sürekli taşıdığı bir yük olarak sunar. Stigma, genel bir reputation kavramından daha fazlasıdır; utanç, önyargı veya toplumsal dışlanma içerir. bear the stigma of + isim veya -ing biçimi, itibarı zedeleyen bir etiketin sonuçlarına sürekli katlanmayı anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi derste geçen ve “zarar verici bir toplumsal etikete katlanmak” anlamına gelen resmî ifadeyle tamamlayın: For years, the district had to ____ being labeled unsafe.
Cevabı göster
bear the stigma of
friends and family alike: A and B alike kalıbı
Burada alike, birbirine bağlanan friends and family isimlerinden sonra gelir ve “iki grup da eşit biçimde” veya “her iki grup da istisnasız” anlamını taşır. İfade, aynı durumun yalnızca arkadaşlar için değil aile için de geçerli olduğunu vurgular. Bu, alike sözcüğünün sona geldiği A and B alike kalıbıdır. Bu kullanımda alike zarf işlevindedir; arkadaşlarla ailenin birbirine benzediğini anlatmaz.
Alıştırma
teachers ve students sözcükleriyle A and B alike kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: The new schedule frustrated ____.
Cevabı göster
teachers and students alike
and it's nice to see that life finally granted him a consolation prize Kalıp ifadeler
5:17ve hayatın nihayet onu öldürmeye çalışması için ona bir teselli ödülü verdiğini görmek güzel
granted him a consolation prize: ona bir teselli ödülü verdi
Bu cümlede granted him a consolation prize, yıllarca süren korkunç şanssızlığın ardından hayatın Selak'a sonunda olumlu bir şey verdiği anlamına gelir. Consolation prize normalde ana ödülü kazanamayan birine verilen daha küçük bir ödüldür. Burada hayat, ödülü veren bir kişi gibi canlandırılır ve piyango ikramiyesi mizahi bir biçimde teselli ödülü olarak adlandırılır. Bu adlandırma, büyük bir ikramiyeyi bile yetmiş yıllık tehlikeye kıyasla küçük bir telafi gibi gösterir.
Alıştırma
Cümleyi grant someone a consolation prize yapısıyla tamamlayın: The team did not win the final, but the organizers ____ for their effort.
Cevabı göster
granted them a consolation prize
even if it took 70 years: 70 yıl sürmüş olsa bile
Even if burada bir ödünleme anlatır: Yetmiş yıllık gecikme, Selak'ın sonunda biraz şans bulmasının güzel olduğu yönündeki önceki değerlendirmeyi geçersiz kılmayan aşırı bir olumsuzluk olarak sunulur. Even if çoğunlukla olası veya varsayımsal bir koşul getirir. Ancak burada gecikme bilinen bir gerçektir ve konuşmacı even if ifadesini hafif, retorik bir son söz olarak günlük bir tarzda kullanır. It, hayatın sonunda onu ödüllendirmesi olayının tamamına gönderme yapar; it took 70 years ise ödül gelmeden önce yetmiş yıl geçtiği anlamına gelir.
Alıştırma
Orijinal cümlede even if it took 70 years ne işlev görüyor?
- Gecikmenin son derece uzun olduğunu kabul eder, ancak olumlu değerlendirmenin hâlâ geçerli olduğunu söyler.
- Konuşmacının ödülün gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediğini bilmediğini gösterir.
- Gecikmenin, hayatın onu ödüllendirmesinin nedeni olduğunu söyler.
Cevabı göster
Gecikmenin son derece uzun olduğunu kabul eder, ancak olumlu değerlendirmenin hâlâ geçerli olduğunu söyler.
What are the odds a man could live a life of such good and bad luck? Kalıp ifadeler
5:24Bir insanın bu kadar iyi ve kötü şansla dolu bir hayat yaşama ihtimali nedir?
What are the odds (that) ...?: olasılığı sormak ve şaşkınlık göstermek
What are the odds ...? bir şeyin gerçekleşme ihtimalinin ne kadar olduğunu sorar. Günlük konuşmada çoğu zaman yalnızca bir sayı istemez; bir olayın çok sıra dışı ya da şaşırtıcı bir tesadüf olduğunu da gösterebilir. Yaygın kalıp What are the odds (that) + yan cümle? şeklindedir. What are the odds a man could live ...? örneğinde olduğu gibi that kullanılmayabilir. Burada konuşmacı, tek bir yaşamda hem olağanüstü iyi talihin hem de ağır talihsizliğin bulunmasının ne kadar sıra dışı göründüğünü vurgular.
Alıştırma
Olasılığı soran, bu dersteki dört kelimelik kalıpla soruyu tamamlayın: ____ that we chose the same seat on the same day?
Cevabı göster
What are the odds
why not take one of the many mathematics courses available on Skillshare
5:29neden Skillshare'de bulunan birçok matematik kursundan birini alıp
With classes on basic multiplication rules all the way to set theory,
5:34Temel çarpma kurallarından küme teorisine,
The first 1,000 people to visit skillshare.com/infographics34
5:41skillshare.com/infographics34 adresini ziyaret eden ilk 1.000 kişi
will receive premium membership for two months completely free.
5:47iki ay boyunca tamamen ücretsiz premium üyelik kazanacak.
called Most Evil Popes in the History of Mankind.
5:59'İnsanlık Tarihindeki En Kötü Papalar' adlı videoyu.