Çığlık atma isteği uyandıran sesler ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
830 kelime 146 kel/dk

Video özeti: Neil ve Phil, gündelik seslerin aniden savaş ya da kaç tepkisi doğurabildiği mizofoniyi ele alıyor. Bu durumun duygusal etkisini, başa çıkma yöntemlerini ve en rahatsız edici bulunan sesle ilgili anketi anlatıyorlar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. finds certain sounds irritating, — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Bir şeyi nasıl algıladığımızı anlatan find + nesne + sıfat yapısını kavrayın; seslere, davranışlara, durumlara veya deneyimlere yönelik tepkileri ayrı bir yan cümle kurmadan daha kısa ve doğal biçimde ifade edin. 2. takes its toll. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: İfadenin gerçek anlamda ücret almak değil, zaman içinde acıya, zarara veya yıpranmaya yol açmak olduğunu ayırt edin; stresin, hastalığın, işin ya da toplumsal sorunların biriken etkilerini anlatırken kullanın. 3. has passed away. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bunun has died yerine kullanılan daha nazik ve duygusal açıdan hassas bir seçenek olduğunu anlayın; taziye mesajlarında, kişisel konuşmalarda veya daha yumuşak bir üslup gerektiren resmî bildirimlerde ölümden söz ederken uygun biçimde seçin.

Bu derste

6 Minute English from the BBC.

0:00

BBC'den 6 Minute English.

Hello,

0:06

Merhaba,

this is 6 Minute English from BBC Learning English.

0:06

bu BBC Learning English'ten 6 Minute English.

I'm Neil.

0:09

Ben Neil.

And I'm Phil.

0:10

Ve ben Phil.

Oh, what's that awful noise, Phil?

0:11

Oh, o korkunç ses de ne Phil?

Sorry, Neil.

0:14

Üzgünüm, Neil.

I was uh biting my nails. Kalıp ifadeler

0:14

Ben şey tırnaklarımı yiyordum.

Kalıp ifadeler

bite one's nails: tırnaklarını yemek

Burada biting my nails, kişinin kendi el tırnaklarını dişleriyle ısırması anlamına gelir. Was biting geçmişte devam eden zamanı gösterir; yani eylem geçmişte belirli bir anda sürüyordu. Bite one's nails bu alışkanlığı anlatmak için kullanılan yaygın kalıptır. İfade gerginlikle ilişkili olabilir, ancak cümlenin kendisi yalnızca eylemi belirtir; nedeni bağlamdan anlarız.

Alıştırma

Cümleyi bite one's nails ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: When Maya feels nervous, she sometimes ____.

Cevabı göster

bites her nails

I know it's a bad habit.

0:17

Bunun kötü bir alışkanlık olduğunu biliyorum.

Urgh! it sounds terrible.

0:18

Iyy! Kulağa korkunç geliyor.

Sorry, Neil.

0:20

Üzgünüm, Neil.

Actually, it's not only you who finds certain sounds irritating, Dilbilgisi

0:21

Aslında, bazı sesleri sinir bozucu bulan sadece sen değilsin,

unpleasant, or even unbearable. Anlatım akışı

0:25

rahatsız edici ve hatta dayanılmaz.

Dilbilgisi

It's not only you who...: bunu yaşayan yalnızca sen değilsin

It's not only you who... yapısı, dinleyenin daha sonra belirtilen duygu veya deneyimi yaşayan tek kişi olmadığını anlatır. Yapı, you sözcüğünü odak noktası yapar; who yan cümlesi de başka insanlar için doğru olan ortak durumu belirtir. Burada who finds certain sounds... bir ilgi yan cümlesidir, soru değildir. Bu yapı genellikle birini rahatlatmak veya tepkisinin yalnızca kendisine özgü olduğu düşüncesini düzeltmek için kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi It's not only you who... yapısıyla tamamlayın: ____ feel nervous before a presentation.

Cevabı göster

It's not only you who

Dilbilgisi

finds certain sounds irritating: find + nesne + sıfat

Burada finds, “bulup yerini tespit etmek” değil, “... olarak görmek” veya “... olarak hissetmek” anlamındadır. finds certain sounds irritating yapısında certain sounds nesnedir; irritating ise kişinin bu seslere tepkisini anlatan sıfattır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp find + nesne + sıfat şeklindedir. Bu kalıp değerlendirmeyi kısa biçimde ifade eder: I find this chair uncomfortable, konuşanın sandalyeyi rahatsız bulduğu anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle değerlendirme ifade etmek için find + nesne + sıfat yapısını doğru kullanır?

  1. I find uncomfortable this chair.
  2. I find this chair uncomfortable.
  3. I find this chair uncomfortably.
Cevabı göster

I find this chair uncomfortable.

Anlatım akışı

or even unbearable: son aşamada daha güçlü bir düzey belirtmek

Or even, öncekinden daha güçlü, daha aşırı veya daha şaşırtıcı olan son bir olasılığı tanıtır. Burada anlatım unpleasant düzeyinden unbearable düzeyine ilerler; böylece ciddiyetin belirgin biçimde arttığı anlaşılır. Buradaki even, bu yükselişi vurgulayan bir odak zarfıdır; “çift sayı” anlamına gelmez. Dinleyen kişi or even ifadesini duyduğunda sırada daha aşırı veya şaşırtıcı bir unsur bekler.

Alıştırma

Hangi cümle daha ciddi bir sonuca geçişi açıkça göstermek için or even kullanır?

  1. The storm could damage roads even or cut off the whole town.
  2. The storm could damage roads or even cut off the whole town.
  3. The storm could cut off the whole town or even make the roads slightly wet.
Cevabı göster

The storm could damage roads or even cut off the whole town.

Whether it's someone biting their nails, Dilbilgisi

0:28

İster tırnaklarını yiyen biri olsun,

rustling a crisp bag,

0:30

cips paketini hışırdatan,

or scraping a knife on a dinner plate,

0:32

ya da yemek tabağında bir bıçak kazıyan,

Dilbilgisi

Whether it's A, B, or C, ...: her durum için geçerli tek bir sonuç

Whether it's A, B, or C, tek bir ana sonuçtan önce birkaç olası durumu tanıtır. Bu cümlede üç -ing eylemi farklı ses kaynaklarını belirtir; ardından gelen ana cümle, bunlardan herhangi birinin aynı etkiyi yaratabileceğini söyler. Burada whether birinden cevap seçmesini istemez. “Hangi durum olursa olsun” anlamına gelir; böylece yapı, farklı örnekleri ortak bir sonuç altında toplar.

Alıştırma

Cümleyi Whether it's... kalıbıyla tamamlayın: ____ a cold morning, a rainy afternoon, or a windy evening, the dog still needs a walk.

Cevabı göster

Whether it's

some everyday sounds have the power to make us angry or upset. Dilbilgisi

0:35

bazı günlük seslerin bizi öfkelendirme ya da üzme gücü vardır.

Dilbilgisi

have the power to + fiil: bir etki yaratma gücü

Have the power to + fiilin yalın hâli, “bir etki yaratma yeteneğine veya gücüne sahip olmak” anlamına gelir. Buradaki power elektrik ya da yetki değil, günlük seslerin insanların duygularını etkileme kapasitesidir. make us angry or upset ifadesinde make, make + nesne + sıfat yapısını izler: us etkilenen gruptur, angry or upset ise ortaya çıkan duyguları belirtir. Have the power to, yalnızca can demekten daha vurgulu ve açıklayıcıdır.

Alıştırma

Cümleyi have the power to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: A sincere apology ____ repair a damaged friendship.

Cevabı göster

has the power to

There's even a name for it,

0:39

Bunun için bir isim bile var,

misophonia, also known as sound rage. Kalıp ifadeler

0:41

mizofoni, ses öfkesi olarak da bilinir.

Kalıp ifadeler

also known as: başka bir adı tanıtma

Also known as, aynı kişi veya şey için kullanılan başka bir adı, lakabı, takma adı ya da adlandırmayı tanıtır. Burada sound rage, misophonia için kullanılan başka bir ad olarak sunuluyor. Kalıp A, also known as B şeklindedir. Bu ifade, A, which is also known as B yapısına benzeyen kısaltılmış bir edilgen yan cümledir; as sözcüğünden sonra alternatif ad gelir.

Alıştırma

Hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The writer Eric Blair was ____ George Orwell.

Cevabı göster

also known as

And it's more common than you might think. Kalıp ifadeler

0:45

Ve bu düşündüğünüzden daha yaygın.

Kalıp ifadeler

more common than you might think: bir beklentiyi nazikçe düzeltme

More common than you might think, bir şeyin dinleyicinin bekleyebileceğinden daha sık gerçekleştiğini veya daha fazla kişide görüldüğünü anlatır. Bunun nadir olduğu varsayımını nazikçe düzeltir. Might think, konuşanın dinleyicinin gerçek düşüncesini bildiğini iddia etmek yerine olası bir beklentiyi sunar. more + sıfat + than you might think kalıbı, beklenenden daha kolay veya daha yararlı olmak gibi başka şaşırtıcı dereceleri de anlatabilir.

Alıştırma

Dersin hedef ifadesini aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: Minor spelling mistakes are ____.

Cevabı göster

more common than you might think

According to some estimates, Anlatım akışı

0:48

Bazı tahminlere göre,

Anlatım akışı

According to some estimates: kaynağı ve belirsizliği belirtmek

According to some estimates, sonraki bilgiyi konuşanın kesin olarak doğrulayabildiği bir rakam olarak değil, dış kaynaklı tahminlere dayanan bilgi olarak sunar. According to dayanağı veya kaynağı belirtir; some estimates ise tahminlerin değişebileceğini ve belirsizliğin sürdüğünü gösterir. Cümlenin başında kullanıldığında, ardından gelen her şeyi tahmini bilgi olarak çerçeveler. Böylece konuşan bir rakamı kesin bir gerçek gibi sunmadan aktarabilir.

Alıştırma

Hangi cümle bir maliyeti, kaynağı belirtilmemiş dış tahminlere dayanan belirsiz bir rakam olarak sunar?

  1. I have no outside information, but I think the repairs look expensive.
  2. According to some estimates, the repairs could cost more than two million pounds.
  3. The signed contract fixes the repair cost at two million pounds.
Cevabı göster

According to some estimates, the repairs could cost more than two million pounds.

one person in five is affected emotionally by the coughing, Notlar

0:49

her beş kişiden biri öksürükten duygusal olarak etkileniyor,

Kelime

one person in five: beşte birlik oranı ifade etmek

One person in five, daha geniş bir toplulukta her beş kişiden biri anlamına gelir: beşte bir, yani yaklaşık %20. Kalıp one + tekil grup üyesi + in + toplam sayı şeklindedir. Bu cümlede one person tekil öznedir, bu nedenle fiil is olur.

Alıştırma

Yüzdeyi yeniden ifade etmek için tam olarak one person in + number kalıbını kullanın: 20% preferred the night train. In other words, ____ preferred the night train.

Cevabı göster

one person in five

slurping, sneezing, and snorting sounds

0:54

hüpürdetme, hapşırma ve burun çekme seslerinden

made by the people around them.

0:57

etraflarındaki insanların çıkardığı.

Dilbilgisi

is affected emotionally by: duygusal etkiyi anlatan edilgen yapı

Is affected emotionally by, bir kişinin bir şeyden duygusal olarak etkilendiğini belirten edilgen bir yapıdır. Etkilenen kişi özne konumundadır ve by etkinin kaynağını belirtir. Buradaki affected, kişinin bir şekilde etkilenmesi veya değişmesi anlamına gelir; otomatik olarak duygulanmak anlamına gelmez. Emotionally, etkinin duygu veya duygusal tepkilerle ilgili olduğunu gösterir.

Alıştırma

Sürekli eleştirinin birçok çocuğu duygusal olarak etkilediğini doğru biçimde anlatan cümleyi seçin.

  1. Many children affect emotionally by constant criticism.
  2. Many children are affected emotion by constant criticism.
  3. Many children are affected emotionally by constant criticism.
Cevabı göster

Many children are affected emotionally by constant criticism.

In this program, we'll be finding out more about the medical condition misophonia. Anlatım akışı

0:59

Bu programda, mizofoni adlı tıbbi durum hakkında daha fazlasını öğreneceğiz.

Anlatım akışı

we'll be finding out more about: sıradaki konuyu önceden bildirme

We'll be finding out more about..., programın sırada inceleyeceği konuyu önceden bildirir. Dinleyiciye, programın gelecek bölümünde bu konu hakkında adım adım daha fazla bilgi edinileceğini söyler. We'll, we will ifadesinin kısaltmasıdır; be finding out ise gelecekte devam eden bir süreci anlatır. Find out more about, bir şeyi fiziksel olarak bulmak değil, bir konu hakkında daha fazla bilgi edinmek veya keşfetmek anlamına gelir. İfadenin tamamı, sıradaki ana konuya işaret ederek girişi düzenler.

Alıştırma

We'll kısaltmasını kullanarak ön bildirimi hedef ifadeyle tamamlayın: In this podcast, ____ how bees communicate.

Cevabı göster

we'll be finding out more about

And as usual, we'll be learning some useful new vocabulary as well.

1:04

Ve her zamanki gibi, yararlı bazı yeni kelimeler de öğreneceğiz.

But first, I have a question for you, Phil.

1:08

Ama önce, sana bir sorum var, Phil.

According to a recent survey by the American Journal Medical News,

1:11

Amerikan Medical News dergisinin son anketine göre,

which of the following did their readers find the most unpleasant sound? Kalıp ifadeler

1:16

okuyucuları aşağıdakilerden hangisini en rahatsız edici ses olarak buldu?

Kalıp ifadeler

Which of the following: listelenen seçenekler arasından seçme

Which of the following, olası cevaplar listelendiğinde kullanılan kalıplaşmış bir soru yapısıdır. Which, okuyucudan bu sınırlı küme içinden seçim yapmasını ister. Buradaki the following, “hemen sonra ya da aşağıda sunulan ögeler” anlamına gelir; birinin arkasından gitme eylemini anlatmaz. Soruda kategori açık olduğunda isim söylenmeyebilir; burada kastedilen isim sounds, yani “sesler”dir.

Alıştırma

Listelenen seçenekler arasından seçim istemek için kullanılan kalıpla bu test sorusunu tamamlayın: “____ is a renewable source of energy?”

Cevabı göster

Which of the following

Is it A,

1:21

A mı,

bicycle brakes squeaking?

1:22

bisiklet frenlerinin gıcırdaması?

B,

1:24

B mi,

nails scraping a blackboard?

1:25

kara tahtaya kazınan tırnaklar?

Or C,

1:27

Yoksa C mi,

a baby crying?

1:28

ağlayan bir bebek?

Hmm, I'll guess it was squeaky bicycle brakes. Ton ve niyet

1:30

Hmm, gıcırdayan bisiklet frenleri olduğunu tahmin edeceğim.

Ton ve niyet

I'll guess it was...: o anda bir tahminde bulunma

I'll guess it was..., konuşanın emin olmadan o anda seçtiği bir cevabı sunar. Guess belirsizliği açıkça belirtir; bu yüzden yalnızca It was... demekten daha yumuşak ve daha az kesindir. Burada I'll, I will demektir; ancak will, geleceğe ilişkin güçlü bir söz vermeyi değil, o anda bir tahminde bulunma kararını anlatır. It, daha önce sorulan cevaba ya da belirlenmeye çalışılan şeye gönderme yapar; tahmin edilen seçenek was'tan sonra gelir.

Alıştırma

Bir sunucu gizli ödülün hangi kapının arkasında olduğunu soruyor, ancak emin değilsiniz. Hangi cevap o anda yapılan bir tahmini en iyi ifade eder?

  1. I'll guess it was the blue door.
  2. I was told it was the blue door.
  3. I know it was the blue door.
Cevabı göster

I'll guess it was the blue door.

I really hate that.

1:34

Bundan gerçekten nefret ederim.

Okay, Phil. We'll find out the answer later in the program. Öbek fiiller

1:36

Tamam, Phil. Cevabı programın ilerleyen kısımlarında öğreneceğiz.

Öbek fiiller

find out the answer: cevabın ne olduğunu öğrenmek

Find out the answer ifadesindeki find out, “bir bilgiyi öğrenmek veya ortaya çıkarmak” anlamına gelen bir öbek fiildir. Cevabı bilmemekten bilmeye geçişi anlatır; dışarıda bir şey bulmak anlamına gelmez. Buradaki later in the program, cevabın programın ilerleyen kısmında açıklanacağını gösterir. İzleyiciler o zaman find out the answer, yani cevabı öğrenecektir.

Alıştırma

Sunucu cevabı zaten biliyor ve aradan sonra açıklayacak. Hangi cümle izleyicilerin cevabı o zaman öğreneceğini söyler?

  1. We'll write down the answer after the break.
  2. We'll find out the answer after the break.
  3. We'll look for the answer after the break.
Cevabı göster

We'll find out the answer after the break.

For people suffering from misophonia, Kalıp ifadeler

1:40

Mizofoniden muzdarip insanlar için,

Kalıp ifadeler

suffering from misophonia: suffer from + hastalık veya durum

Suffer from + hastalık veya durum, o hastalığa ya da duruma sahip olmak ve onun zararlı veya rahatsız edici etkilerini yaşamak anlamına gelir. From edatı bu kalıbın bir parçasıdır. People suffering from misophonia ifadesinde suffering from misophonia, people sözcüğünü niteleyen bir -ing öbeğidir. People who suffer from misophonia şeklinde genişletilebilir.

Alıştırma

Cümleyi suffer from ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Nina often ____ severe migraines.

Cevabı göster

suffers from

the specific sounds which cause them to become emotionally upset, Dilbilgisi

1:42

onların duygusal olarak üzülmesine neden olan belirli sesler,

Dilbilgisi

which cause them to become emotionally upset: cause + nesne + to become + sıfat

cause + nesne + to become + sıfat kalıbı, bir şeyin bir kişiyi veya nesneyi yeni bir duruma getirdiğini anlatır. Bu cümlede them etkilenen nesnedir, emotionally upset ise ortaya çıkan durumdur. Emotionally, huzursuzluğun duygusal bir tepki olduğunu gösterir. which cause them... ilgi cümleciği the specific sounds ifadesini niteler. Sesleri oluşturdukları etkiye göre tanımlar. cause ise neden-sonuç ilişkisini açık ve biraz resmî biçimde ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi cause + nesne + to become + sıfat yapısıyla tamamlayın: The harsh comments caused Mia ____ emotionally upset.

Cevabı göster

to become

also known as triggers, Kelime

1:46

tetikleyiciler olarak da bilinir,

Kelime

triggers: güçlü bir tepkiyi başlatan uyaranlar

Sağlık ve psikoloji bağlamlarında trigger, fark edilir bir fiziksel veya duygusal tepkiyi başlatan uyaran ya da durumdur. Burada triggers, duygusal sıkıntıya yol açan belirli sesleri anlatan çoğul bir isimdir; silah parçalarını ifade etmez. Bu kelime tepkinin nedenini adlandırır. Tepkinin ne olduğu bağlamdan anlaşılır veya a trigger for panic gibi bir ifadeyle belirtilir. Farklı triggers farklı tepkilere yol açabilir.

Alıştırma

Sağlıkla ilgili bu bağlamda triggers ne anlama gelir?

  1. Triggers, araştırmada kullanılan ses kayıtlarıdır.
  2. Triggers, bir tepkinin çoktan sona erdiğini gösteren işaretlerdir.
  3. Triggers, güçlü bir tepkiyi başlatan belirli uyaranlardır.
Cevabı göster

Triggers, güçlü bir tepkiyi başlatan belirli uyaranlardır.

often involve food and eating.

1:48

genellikle yemek ve yeme ile ilgilidir.

Just sitting down for dinner with their family can feel like torture. Deyimler

1:51

Aileleriyle akşam yemeğine oturmak bile bir işkence gibi gelebilir.

Deyimler

can feel like torture: aşırı acıyı anlatan mecazlı bir benzetme

Can feel like torture, bir deneyimin son derece acı verici ya da dayanılması çok zor gelebileceğini anlatır. Bu cümlede torture, abartılı ve mecazlıdır; gerçekten işkence yapıldığını ileri sürmez. feel like + isim kalıbı, bir kişinin deneyimini o isimle karşılaştırır. Can, bu tepkinin mümkün olduğunu gösterir; herkesin her zaman böyle hissettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu kullanımı değerlendirin: “Waiting in the heat felt like torture,” cümlesinde konuşan kişi gerçekten işkence yapıldığını söylemeden, beklemenin son derece rahatsız edici olduğunu abartarak anlatıyor olabilir.

  1. Uygun mecazlı kullanım
  2. Yalnızca gerçek anlamda kullanım
Cevabı göster

Uygun mecazlı kullanım

Olana Tansley-Hancock is a British clinical researcher

1:55

Olana Tansley-Hancock, İngiliz bir klinik araştırmacı

who also suffers from misophonia.

1:59

o da mizofoniden muzdarip.

Here she explains some of her triggers to BBC World Service program The Food Chain. Anlatım akışı

2:01

Burada BBC World Service programı The Food Chain'e bazı tetikleyicilerini açıklıyor.

Anlatım akışı

Here she explains...: sıradaki bölümü tanıtmak

Buradaki Here öncelikle fiziksel bir yeri göstermez. Bu anlatımda “sıradaki klipte veya bölümde” anlamına gelir; bu nedenle Here she explains... programı anlatıcının girişinden röportaj yapılan kişinin kendi açıklamasına geçirir. Here + özne + aktarım fiili kalıbı, izleyicinin birazdan duyacağı veya göreceği şeyi önceden bildirir. Giriş kısmını sıradaki içerikle bağlayarak programdaki bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Bir bilim insanının açıklama yaptığı sıradaki klibi en doğal biçimde hangi cümle tanıtır?

  1. Here she explain why the lake is getting warmer.
  2. Here she explains why the lake is getting warmer.
  3. She is here because the lake is getting warmer.
Cevabı göster

Here she explains why the lake is getting warmer.

It's just any kind of inescapable, Kalıp ifadeler

2:08

Sadece herhangi bir tür kaçınılmaz,

repetitive noise will potentially cause a misophonic-type response in me, Kelime

2:09

tekrarlayan gürültü bende potansiyel olarak mizofonik tipte bir tepkiye neden olacaktır,

Kalıp ifadeler

any kind of + isim: türü sınırlamamak

any kind of + isim kalıbında kind “tür” veya “kategori” anlamına gelir; any ise hangi türün dahil olduğuna ilişkin sınırı kaldırır. Buradaki ad öbeği, tek bir belirli sesi değil, kaçınılmaz ve tekrarlayan her türlü gürültüyü kapsar.

Alıştırma

Hangi cümlede any kind of, belirli türün önemli olmadığını anlatır?

  1. What kind of noise did you hear?
  2. Any kind of repetitive noise can be distracting.
  3. The machine is kind of noisy.
Cevabı göster

Any kind of repetitive noise can be distracting.

Kelime

misophonic-type response: -type ile belirtilen benzerlik

Will potentially cause a response in me, gürültünün konuşan kişide bir tepki oluşturabileceği anlamına gelir. Buradaki response, sözlü bir cevap değil, duygusal veya bedensel bir tepkidir. Kısa çizgiyle bağlanan -type, “benzer türden” veya “benzer özelliklere sahip” anlamı verir. Bu nedenle misophonic-type, mizofoniyle ilişkili bir tepkiye benzeyen tepkiyi anlatır; ancak tek başına konuşan kişinin resmî tanı aldığını söylemez.

Alıştırma

misophonic-type response ifadesinde -type nasıl bir anlam ekler?

  1. Kişinin sözlü bir cevap verdiğini söyler.
  2. Tepkinin, tanıyı doğrulamadan o kategoriye benzediğini söyler.
  3. Bir uzmanın duruma tanı koyduğunu kanıtlar.
Cevabı göster

Tepkinin, tanıyı doğrulamadan o kategoriye benzediğini söyler.

that fight-or-flight

2:15

şu savaş-ya-da-kaç

And yeah, it's that immediate uncontrollable reaction that you get to the sound Kalıp ifadeler

2:17

Ve evet, sese karşı geliştirdiğiniz o ani kontrol edilemez tepki

Kalıp ifadeler

immediate uncontrollable reaction: anında gelen ve kontrol edilemeyen tepki

Hem immediate hem de uncontrollable, reaction sözcüğünü niteler. Immediate tepkinin hemen ortaya çıktığını; uncontrollable ise bilinçli bir seçimle durdurulamadığını anlatır. Bu ifade kişinin genel karakterini veya davranışlarını değil, tepkinin kendisini betimler. Bu sıfat ikilisini ani fiziksel ya da duygusal tepkiler için de kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Hangi cümle anında ortaya çıkan ve bilinçli olarak durdurulamayan bir tepkiyi doğru biçimde anlatır?

  1. Leo carefully planned an immediate, uncontrollable reaction to the sudden bang.
  2. Leo had an immediate, uncontrollable reaction to the sudden bang.
  3. Leo was an immediate, uncontrollable person after the sudden bang.
Cevabı göster

Leo had an immediate, uncontrollable reaction to the sudden bang.

that is the most hard to explain and unusual, I think,

2:23

açıklanması en zor ve olağandışı olan şey sanırım,

because I don't think in modern day you don't really get many instances

2:27

çünkü modern günlerde pek fazla örnekle karşılaşmadığımızı düşünüyorum

where you get a fight-or-flight response.

2:30

bir savaş-ya-da-kaç tepkisi verdiğiniz.

It's not like we're frequently chased down by wild animals Notlar

2:32

Sık sık vahşi hayvanlar tarafından kovalanmıyoruz,

Ton ve niyet

It's not like + yan cümle: Bir varsayımı reddetmek

It's not like + yan cümle, bir durumu ortaya koyar ve bunun doğru varsayım ya da karşılaştırma olmadığını belirtir. Bu cümlede konuşmacı, günümüz insanlarının vahşi hayvanlar tarafından sık sık kovalanmadığını söylüyor. Burada like, bir karşılaştırmayı veya varsayımsal durumu sunar; hoşlanmak anlamındaki fiil değildir. Bu kalıp çoğu zaman konuşmacının asıl söylemek istediği noktaya zemin hazırlar.

Alıştırma

Hangi cümle ekibin bugün bitirmek zorunda olduğu varsayımını reddeder?

  1. I don't like finishing today.
  2. It's like we have to finish today.
  3. It's not like we have to finish today.
Cevabı göster

It's not like we have to finish today.

Öbek fiiller

chased down: hedefe ulaşana kadar kovalamak

Chase someone or something down, bir kişiyi ya da şeyi yakalayana, köşeye sıkıştırana veya ele geçirene kadar kararlı biçimde kovalamak demektir. Tek başına chase ile karşılaştırıldığında chase down, kovalamacanın hedefe ulaştığı sonucunu daha güçlü biçimde verir. Cümlede we're chased down edilgendir: kovalayanlar vahşi hayvanlardır, hedef ise we ile anlatılan gruptur. Down, öbek fiilin bir parçasıdır; daha alçak bir yere doğru hareket anlamına gelmez.

Alıştırma

Hedefe ulaşan bir kovalamacayı göstermek için chase down kullanan cümle hangisidir?

  1. The runaway horse ran down a steep hill.
  2. The ranger watched the runaway horse from behind a fence.
  3. The ranger chased the runaway horse down and grabbed its reins.
Cevabı göster

The ranger chased the runaway horse down and grabbed its reins.

and then to feel those from pretty innocuous everyday sounds

2:35

ve sonra oldukça zararsız günlük seslerden bunları hissetmek

is is the thing that takes its toll. Deyimler

2:39

hasar veren şeydir.

Deyimler

takes its toll: zamanla zarar vermek

Take its toll, genellikle etkisi zaman içinde biriktikçe zarar, yıpranma veya kayba yol açmak anlamındaki bir deyimdir. Bu cümlede takes its toll, süregelen sorunun zararı yaratan şey olduğunu anlatır; toll burada yol geçiş ücreti değildir. Its tek bir nedene gönderme yapar. Neden çoğulsa their kullanılır: Long working hours took their toll.

Alıştırma

Zaman içinde biriken zararı anlatmak için deyimi doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. Months of night shifts took their toll on her health.
  2. We paid the road toll before crossing the bridge.
  3. The five-minute delay slightly changed our schedule.
Cevabı göster

Months of night shifts took their toll on her health.

Certain sounds trigger a fight-or-flight response in Olana. Kelime

2:42

Bazı sesler Olana'da savaş ya da kaç tepkisini tetikler.

Kelime

a fight-or-flight response: tehlikeye karşı otomatik tepki

A fight-or-flight response, vücudun bir tehdide veya yoğun strese karşı verdiği otomatik tepkidir. Kişiyi tehlikeyle yüzleşmeye ya da ondan uzaklaşmaya hazırlar; kalp atışının hızlanması, kasların gerilmesi veya güçlü bir kaçma isteği gibi belirtiler görülebilir. Bu cümlede bazı sesler Olana'da bu alarm durumunu tetikliyor. İfade, onun gerçekten biriyle dövüşmesi ya da koşarak kaçması gerektiği anlamına gelmez; uyanıklık tepkisinin kendisini adlandırır.

Alıştırma

a fight-or-flight response ne anlama gelir?

  1. Biriyle tartışmak ile uçağa binmek arasında dikkatlice verilen bir karar
  2. Kişiyi bir tehditle yüzleşmeye ya da tehditten kaçmaya hazırlayan otomatik vücut tepkisi
  3. Birisi soru sorduktan sonra verilen sakin bir yanıt
Cevabı göster

Kişiyi bir tehditle yüzleşmeye ya da tehditten kaçmaya hazırlayan otomatik vücut tepkisi

Fight-or-flight refers to the way the human body responds to stressful or dangerous situations, Kalıp ifadeler

2:46

Savaş ya da kaç, insan vücudunun stresli veya tehlikeli durumlara tepki verme şeklini ifade eder,

Kalıp ifadeler

X refers to Y kalıbındaki refers to

X refers to Y tanım kalıbında refers to, “anlamına gelir”, “ifade eder” veya “temsil eder” demektir. X açıklanan sözcük ya da kavramdır; Y ise onun anlamını veya neleri kapsadığını verir. Burada Fight-or-flight X'tir ve cümlenin geri kalanı bu terimin adlandırdığı bedensel tepkiyi açıklar. Başka bağlamlarda refer to “bahsetmek” veya “başvurmak” anlamına gelebilir, ancak tanım yapısı bu cümledeki anlamı açıkça gösterir.

Alıştırma

Tanımı refer to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: In this glossary, "habitat" ____ the natural home of a plant or animal.

Cevabı göster

refers to

either by physically running away or staying to deal with the threat. Dilbilgisi

2:52

ya fiziksel olarak kaçarak ya da kalarak tehditle başa çıkmak suretiyle.

Dilbilgisi

either by ... or ...: iki alternatif yol sunmak

Either by A or B, bir şeyin gerçekleşebileceği veya yapılabileceği iki alternatif yolu sunar. Bu cümlede seçenekler physically running away ve staying to deal with the threat ifadeleridir. by edatı iki -ing öbeği için de geçerlidir; bu nedenle ikinci by kullanılmayabilir: either by running away or [by] staying. Either, seçenekleri belirtmek için or ile eşleşir; iki eylemin de gerçekleştiğini anlatmaz.

Alıştırma

İki alternatif yol sunmak için either ... or ... yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. You can verify your identity both by scanning your passport or by entering a security code.
  2. You can verify your identity either by scanning your passport or by entering a security code.
  3. You can verify your identity either by scanning your passport and by entering a security code.
Cevabı göster

You can verify your identity either by scanning your passport or by entering a security code.

Normally, these would be life-threatening dangers, Kelime

2:57

Normalde, bunlar hayati tehlike arz eden tehlikeler olurdu,

Kelime

life-threatening dangers: ölüme yol açabilecek tehlikeler

Life-threatening, ölüme neden olabilecek veya birinin hayatını ciddi tehlikeye atabilecek anlamına gelir. Burada dangers sözcüğünü niteler; dolayısıyla life-threatening dangers, ölümcül sonuçlar doğurabilecek tehlikelerdir. Bir isimden önce kullanılan birleşik sıfat olarak life-threatening kısa çizgiyle yazılır. Yalnızca korku hissini değil, gerçek tehlikenin düzeyini anlatır: Bir şey frightening olabilir ama life-threatening olmayabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede life-threatening doğru kullanılmıştır?

  1. The homework was life-threatening because it took two hours.
  2. The cartoon was life-threatening because it looked scary.
  3. The allergic reaction was life-threatening and required immediate treatment.
Cevabı göster

The allergic reaction was life-threatening and required immediate treatment.

things like a fire or an attacking wild animal.

3:01

bir yangın veya saldıran vahşi bir hayvan gibi şeyler.

But for misophonia sufferers,

3:04

Ancak mizofoni hastaları için,

even innocuous or completely harmless sounds create problems. Kelime

3:06

zararsız veya tamamen tehlikesiz sesler bile sorun yaratır.

Kelime

even innocuous or completely harmless: beklenmedik, zararsız bir durumu bile kapsamak

Innocuous, bir şeyin zarar, sorun veya rahatsızlık yaratma ihtimalinin düşük olduğunu belirtir. Burada completely harmless aynı temel anlamı daha basit ve güçlü bir şekilde yeniden ifade eder; or ise gerçek seçenekler sunmak yerine seslerle ilgili iki açıklamayı birbirine bağlar. Even, şaşırtıcı bir durumu öne çıkarır: Sesler zararsız olsalar da sorun yaratabilir. Başka durumlara da uygulanabilen even + beklenmedik durum kalıbı, bir ifadenin dinleyicinin normalde dışarıda tutabileceği bir durumu da kapsadığını gösterir.

Alıştırma

En uygun sözcüğü seçin: The question sounded ____, but it revealed private information.

  1. innocuous
  2. innocent
  3. guilty
Cevabı göster

innocuous

That's right.

3:11

Doğru.

Olana, for example, gets disturbed by helicopters flying in the sky. Dilbilgisi

3:12

Örneğin Olana, gökyüzünde uçan helikopterlerden rahatsız oluyor.

Dilbilgisi

gets disturbed by: get + geçmiş ortaç yapısı

Gets disturbed, get + past participle yapısını izler. Olana'yı etkilenen kişi olarak gösterir: Bir şey onun üzülmesine, dikkatinin dağılmasına veya huzursuz olmasına neden olur. Anlam edilgendir; helikopterleri rahatsız eden Olana değildir. By, tepkinin nedenini tanıtır. Başka durumlara da uygulanabilen özne + get + past participle + by + neden yapısında özne etkiye uğrar, by ile başlayan bölüm ise bu etkiyi neyin oluşturduğunu belirtir.

Alıştırma

Bu geniş zaman cümlesini get, disturbed ve doğru edatla tamamlayın: She ____ sudden noises.

Cevabı göster

gets disturbed by

And the fact that other people don't seem too bothered also takes its toll, Dilbilgisi

3:17

Ve diğer insanların pek aldırış etmediği gerçeği de olumsuz etkiliyor (takes its toll),

Dilbilgisi

the fact that other people don't seem too bothered: bütün bir gerçeği özne olarak kullanmak

the fact that + tümce kalıbı, eksiksiz bir ifadeyi “…… gerçeği” anlamına gelen bir ad öbeğine dönüştürür. Burada other people don't seem too bothered, gerçeğin ne olduğunu açıklar; ayrı ve bağımsız bir cümle değildir. the fact that other people don't seem too bothered öbeğinin tamamı takes fiilinin öznesidir. Öbeğin temel sözcüğü tekil bir ad olan fact olduğu için fiil de tekildir: take değil, takes kullanılır. Bu yapı, bir gerçeğin kendisini bir sonucun nedeni olarak sunmanızı sağlar.

Alıştırma

Ardından gelen gerçeğin sonucu bizzat doğurduğunu göstermek için cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: ____ the library closes at six causes a problem for evening visitors.

Cevabı göster

The fact that

a phrase meaning causes suffering or pain.

3:22

acı veya ıstırap çekmeye neden olmak anlamına gelen bir tabir.

So, what does it feel like to actually experience this kind of stress in everyday life? Kalıp ifadeler

3:25

Peki, günlük yaşamda bu tür bir stresi gerçekten deneyimlemek nasıl bir his?

Kalıp ifadeler

What does it feel like to ...?: kişisel bir deneyimin nasıl hissettirdiğini sormak

What does it feel like to + fiilin yalın hâli? bir şeyi yapmanın veya yaşamanın kişiye nasıl hissettirdiğini sorar. Yanıt yalnızca ne olduğunu anlatmak yerine duyguları, bedensel hisleri veya düşünceleri açıklayabilir. Bu soru kalıbında feel like, “nasıl bir his vermek” anlamındadır. feel like + -ing yapısında olduğu gibi “istemek” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi soru özellikle seyirci önünde performans sergilemenin kişisel olarak nasıl hissettirdiğini soruyor?

  1. Do you feel like performing in front of an audience?
  2. What does it feel like to perform in front of an audience?
  3. What is it like to perform in front of an audience?
Cevabı göster

What does it feel like to perform in front of an audience?

Here's Olana again explaining her feelings to Ruth Alexander,

3:32

İşte Olana, BBC World Service programı The Food Chain'in sunucusu

presenter of BBC World Service program The Food Chain.

3:36

Ruth Alexander'a duygularını tekrar açıklıyor.

It's not the same feeling,

3:41

Aynı his değil,

but it's the same response in terms of the immediacy and an inability to control Notlar

3:42

ancak anilik ve kontrol edememe açısından aynı tepki

Kalıp ifadeler

in terms of: karşılaştırmayı tek bir açıyla sınırlamak

in terms of + bir isim öbeği veya -ing biçimi, “belirli bir açıdan değerlendirildiğinde” anlamına gelir. Bir ifadenin, değerlendirmenin veya karşılaştırmanın hangi boyut için geçerli olduğunu gösterir. Burada same sözcüğünün kapsamı the immediacy ve an inability to control ile sınırlıdır. Cümle, tepkinin her bakımdan aynı olduğunu söylemez.

Alıştırma

Karşılaştırmayı maliyetle sınırlandıran üç kelimelik hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The two plans are similar ____ cost.

Cevabı göster

in terms of

Kelime

an inability to control: kontrol eksikliğini anlatan resmî isim öbeği

An inability to control, “bir şeyi kontrol edememek” anlamına gelir. Inability bir isimdir ve inability to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir kişinin veya şeyin gerçekleştiremediği bir eylemi adlandırır. Bu isim temelli ifade, kontrol eksikliğini bir durum veya özellik olarak sunar; bu nedenle can't control ifadesinden daha resmî ve analitik duyulur. Burada tepkinin bir özelliğini belirtir.

Alıştırma

“Kontrol edemiyordu” anlamındaki dört kelimelik hedef isim öbeğiyle cümleyi tamamlayın: The condition caused ____ his movements.

Cevabı göster

an inability to control

it as when someone tells you that someone close to you has passed away. Deyimler

3:47

biri size yakınınızdaki birinin vefat ettiğini söylediğinde olduğu gibi.

Deyimler

has passed away: birinin öldüğünü nazikçe söylemenin yolu

Pass away, die fiilinin daha yumuşak bir örtmecesidir. Bu cümlede has passed away, dinleyiciye yakın bir kişinin öldüğü anlamına gelir; ifade acı bir gerçeği yumuşatır ancak olan şeyi değiştirmez. Has passed away, has + geçmiş zaman ortacı yapısındaki present perfect biçimidir. Ölümün gerçekleşmiş olduğunu ve olayın şu an verilen haber ve hissedilen duygularla ilgili kaldığını gösterir.

Alıştırma

Başsağlığı cümlesini ölümü yumuşak biçimde anlatan ifadeyle tamamlayın: I'm sorry to hear that your aunt ____.

Cevabı göster

has passed away

That feeling of utter sudden reaction, Kelime

3:51

O tam ve ani tepki hissi,

Kelime

utter sudden reaction: vurgu yapan sıfat utter

Buradaki utter, “tam” veya “mutlak” anlamına gelen bir sıfattır. sudden reaction isim grubundan önce gelir ve tepkiyi aşırı ve bütünüyle gerçekleşmiş gibi vurgular; “bir şey söylemek” anlamındaki utter fiili değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede utter sıfatı “tam” anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The news caused utter confusion.
  2. The news caused utterly confusion.
  3. The news was utter confusing.
Cevabı göster

The news caused utter confusion.

you can't control it and then it it lingers and carries on for you. Kelime

3:55

onu kontrol edemiyorsunuz ve sonra o kalıcı oluyor ve sizin için devam ediyor.

Kelime

lingers and carries on: bir duygu kalır ve devam eder

Bu cümlede lingers, bir duygunun veya etkinin ona yol açan olaydan sonra da kalması anlamına gelir. Hemen kaybolmaz. Carries on, bunun zaman içinde devam ettiğini ekler. Lingers and carries on birlikte, bir tepkinin kişide kalmaya devam ettiğini vurgular; burada carry on “devam etmek” demektir, “gürültülü davranmak veya yaygara koparmak” değil.

Alıştırma

“After the argument, the uneasy feeling lingered and carried on for hours,” cümlesinde bu duyguya ne oldu?

  1. Birisi bu hissi başka bir yere taşıdı.
  2. Huzursuzluk hissi hemen kayboldu.
  3. Huzursuzluk hissi kaldı ve saatlerce devam etti.
Cevabı göster

Huzursuzluk hissi kaldı ve saatlerce devam etti.

That immediate emotional response.

3:59

O ani duygusal tepki.

Almost like a a shock to the system?

4:02

Sanki bedende bir şok etkisi (a shock to the system) yaratıyor gibi?

Yeah.

4:05

Evet.

Alana describes her misophonia as an uncontrollable and sudden emotional reaction,

4:06

Alana mizofonisini kontrol edilemez ve ani bir duygusal tepki olarak tanımlıyor,

as if finding out that a loved one has passed away. Notlar

4:13

sanki sevdiği birinin vefat ettiğini (passed away) öğrenmiş gibi.

Dilbilgisi

as if finding out: -ing ile varsayımsal bir karşılaştırma

As if bir karşılaştırma başlatır: Buradaki duygu, kötü bir haber öğrenme deneyimine benzetilir. Bu, olayın gerçekten yaşandığını söylemez. As if finding out yapısındaki -ing bölümünde özne açıkça belirtilmez. Özne, çevresindeki cümleden anlaşılır. Daha tam bir biçim as if you were finding out olabilir.

Alıştırma

Cümleyi as if + -ing ve see fiiliyle tamamlayın: He looked around the familiar room ____ it for the first time.

Cevabı göster

as if seeing

Kelime

loved one: yakın ve değer verilen kişi

Bu cümlede a loved one; aile üyesi, eş veya sevgili ya da çok yakın bir arkadaş gibi, kişinin yakın olduğu ve derinden değer verdiği birini anlatır. One, person yerine kullanıldığı için ilişkinin tam olarak ne olduğu belirtilmez. Hastalık, ölüm, bakım ve duygusal destek gibi ciddi veya şefkat gerektiren bağlamlarda kullanılan yerleşik bir isim öbeğidir. Genellikle yalnızca beğenilen herhangi bir kişiyi, ünlüyü veya şahsen tanınmayan bir kamu figürünü anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede loved one doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. Every singer whose music I enjoy is my loved one.
  2. The hospital offers support to patients and their loved ones.
  3. I saw my loved one on television, but we have never met.
Cevabı göster

The hospital offers support to patients and their loved ones.

Passed away is a polite euphemistic way of saying died.

4:16

Passed away (vefat etti), öldü demenin kibar ve örtmeceli bir yoludur.

She also describes it as a shock to the system, Deyimler

4:21

O da bunu sistem için bir şok olarak tanımlıyor,

Deyimler

a shock to the system: ani ve sarsıcı bir etki

Burada a shock to the system, kişinin bedenini, duygularını veya olağan durumunu güçlü biçimde bozan ve uyum sağlamayı zorlaştıran ani bir deneyim ya da değişiklik demektir. System bir makineyi değil, kişinin fiziksel ve zihinsel durumunun bütününü anlatır. Dil bilgisi bakımından deneyim, be fiilinin öznesidir: something is veya was a shock to the system. İfade yalnızca olayın şaşırtıcı olmasına değil, kişinin gösterdiği güçlü tepkiye odaklanır.

Alıştırma

Shock ve system sözcüklerini içeren ve bedende ya da zihinde ani, rahatsız edici bir etki anlamına gelen beş sözcüklü deyimle cümleyi tamamlayın: After a warm holiday, the freezing weather was ____.

Cevabı göster

a shock to the system

a sudden and unpleasant change.

4:24

ani ve tatsız bir değişiklik.

Fortunately, misophonia sufferers have developed some tricks to help. Kelime

4:27

Neyse ki, mizofoni hastaları yardımcı olacak bazı numaralar geliştirdiler.

Kelime

developed some tricks to: aldatma değil, pratik yöntemler

Bu cümlede have developed some tricks to help, “sorunu daha kolay hâle getiren birkaç pratik yol bulmuş veya geliştirmişler” anlamına gelir. Tricks burada olumlu ve gündelik bir kullanımdır: kandırma değil, yararlı yöntemler demektir. develop tricks to + fiilin yalın hâli yapısı, tricks sözcüğünü bir amaca ulaşma yöntemleri olarak sunar. to help içindeki to, bu yöntemlerin ne işe yaradığını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi tam hedef ifadeyi kullanarak tamamlayın: Over time, Ava ____ remember every new classmate's name.

Cevabı göster

developed some tricks to

Playing background music can disguise the sound of people sipping and slurping their food. Kelime

4:30

Arka planda müzik çalmak, yiyeceklerini höpürdeterek içen ve çiğneyen insanların sesini gizleyebilir.

Kelime

disguise the sound: sesi daha az fark edilir veya tanınır yapmak

Burada disguise the sound, bir sesi daha az fark edilir veya tanınması daha zor hâle getirmek için örtmek ya da değiştirmek anlamına gelir. Disguise, sound gibi soyut bir nesne alabilir; burada bir şeye kelimenin gerçek anlamıyla kıyafet giydirmekten söz edilmez. Arka plan müziği yemek seslerini mutlaka ortadan kaldırmaz. Bu seslerin daha az öne çıkmasını sağlar; disguise sözcüğünün anlattığı etki budur.

Alıştırma

"The fan helps disguise the sound of traffic," cümlesinde disguise the sound ne anlama gelir?

  1. Sesi daha az fark edilir veya tanınması daha zor hâle getirmek.
  2. Sesi tam olarak tanımlamak.
  3. Sesi daha yüksek yapmak.
Cevabı göster

Sesi daha az fark edilir veya tanınması daha zor hâle getirmek.

Kelime

sipping and slurping: küçük yudumlar ve sesli hüpletme

Sipping, her seferinde küçük bir ağız dolusu olacak şekilde az miktarda içmek demektir. Tek başına eylemin gürültülü olduğunu göstermez. Slurping ise çorba veya erişte gibi sıvı ya da yiyecekleri belirgin bir emme sesi çıkararak içmek veya yemek demektir. Cümlede iki -ing biçimi, yeme ve içme sesleri gizlenen kişilerin hareketlerini anlatır. Bu ikili, hareketleri yalnızca drinking veya eating noisily demekten daha kesin biçimde adlandırır.

Alıştırma

İpuçlarına uyan iki fiille cümleyi tamamlayın: At lunch, Maya ____ her hot tea in small mouthfuls, while Leo ____ his noodles with a loud sucking sound.

Cevabı göster

sipped · slurped

And clearly, honestly explaining what the condition is Ton ve niyet

4:35

Ve açıkçası, durumun ne olduğunu dürüstçe açıklamak

Ton ve niyet

honestly explaining what the condition is: durumu açıkça anlatmak

Burada honestly explaining what the condition is, diğer insanların konuşanın tepkilerini veya ihtiyaçlarını anlayabilmesi için durumu açık ve dürüst biçimde anlatmak demektir. Yalnızca gerçekleri belirtmek değil, iletişimi kolaylaştıran sosyal bir stratejidir. Honestly, açıklamanın nasıl yapıldığını anlatır: doğruyu söyleyerek ve ilgili bilgileri saklamadan. Kişinin daha önce yalan söylediğini otomatik olarak düşündürmez. What the condition is, açıklanan bilginin ne olduğunu belirtir.

Alıştırma

Bu bağlamda honestly explaining what the condition is ifadesinin temel amacı nedir?

  1. Tüm özel ayrıntıların açıklanacağına söz vermek.
  2. Durumu açıkça anlatarak başkalarının anlamasına ve uygun yanıt vermesine yardımcı olmak.
  3. Diğer insanları durum konusunda dürüst olmamakla suçlamak.
Cevabı göster

Durumu açıkça anlatarak başkalarının anlamasına ve uygun yanıt vermesine yardımcı olmak.

also helps people sympathize and understand.

4:39

aynı zamanda insanların sempati duymasına ve anlamasına yardımcı olur.

But of course, some sounds simply are disturbing.

4:42

Ama elbette bazı sesler basitçe rahatsız edicidir.

For example, you biting your nails, Phil.

4:45

Örneğin, senin tırnaklarını yemen Phil.

Okay, okay.

4:48

Tamam, tamam.

I said I was sorry.

4:48

Özür dilerim dedim.

Maybe it's time to reveal the answer to your question, Neil, Anlatım akışı

4:51

Belki de sorunun cevabını açıklamanın zamanı gelmiştir Neil,

Anlatım akışı

Maybe it's time to reveal the answer: cevabı açıklama aşamasına yumuşak geçiş

Maybe it's time to + fiilin yalın hâli, bir sonraki adıma geçme zamanının geldiğini belirtir; ancak bunu yumuşak bir öneri olarak sunar. Burada reveal the answer, programı tartışma veya tahmin aşamasından sonuca geçirir. Maybe esas olarak geçişin tonunu yumuşatır. Konuşmacı cevabı açıklamayı zaten planlıyor olabilir; bu sözcük mutlaka gerçek bir kararsızlık göstermez.

Alıştırma

Bir sunucu tüm tahminleri dinledi ve sonuca yumuşak bir geçiş yapmak istiyor. Bunu en iyi hangi cümle yapar?

  1. Maybe the answer is impossible to reveal.
  2. Maybe it's time to reveal the answer.
  3. We must reveal the answer immediately.
Cevabı göster

Maybe it's time to reveal the answer.

before you get more upset.

4:54

sen daha fazla sinirlenmeden önce.

You asked me which sound was voted the most irritating Dilbilgisi

4:56

Bana hangi sesin en sinir bozucu olarak oylandığını sormuştun

for readers of the journal Medical News.

4:59

Medical News dergisinin okuyucuları için.

Dilbilgisi

was voted the most irritating: oylamayla belirlenen sıralama sonucunu aktarmak

Was voted edilgen bir yapıdır: özne, oylama yoluyla verilen bir değerlendirmeyi alır. The most irritating, voted sözcüğünden sonra gelen en üstünlük derecesindeki sonuçtur; dolayısıyla soru, okurların rahatsız edicilik açısından diğer tüm seslerden üstte sıraladığı sesin hangisi olduğunu sorar. be voted + sıfat, en üstünlük derecesi veya unvan kalıbı anketlerde, yarışmalarda, sıralamalarda ve haberlerde yaygındır. Sonucu öne çıkarır; etken biçimi Readers voted it the most irritating olurdu.

Alıştırma

Cümleyi was voted ve irritating sözcüğünün en üstünlük biçimiyle tamamlayın: In the survey, the alarm ____ sound in the building.

Cevabı göster

was voted the most irritating

Right.

5:01

Doğru.

And you guessed it was bicycle brakes squeaking,

5:02

Ve sen bunun gıcırdayan bisiklet frenleri olduğunu tahmin ettin,

which was the wrong answer, I'm afraid, Phil. Ton ve niyet

5:05

korkarım ki bu yanlış bir cevaptı Phil.

Ton ve niyet

I'm afraid: kötü haberi veya düzeltmeyi yumuşatmak

Burada I'm afraid, konuşanın korktuğu anlamına gelmez. Mesajın —Phil'in cevabının yanlış olduğu bilgisinin— hoş olmayan veya hayal kırıklığı yaratan bir şey olduğunu nazikçe belirtir. "I'm afraid the answer is wrong" örneğinde olduğu gibi kötü haberden önce ya da bu cümledeki gibi sonradan eklenen bir yorum olarak kullanılabilir. Her iki konumda da gerçeği değiştirmeden düzeltmenin tonunu yumuşatır.

Alıştırma

Hangi cümlede I'm afraid hoş olmayan bir haberi yumuşatmak için doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. Bir müşteri randevusunun iptal edildiğini öğreniyor: "I'm afraid your appointment has been cancelled."
  2. Bir aile güvenle varmış: "I'm afraid everyone arrived safely."
  3. Bir arkadaş istediği ödülü kazanmış: "I'm afraid you won first prize!"
Cevabı göster

Bir müşteri randevusunun iptal edildiğini öğreniyor: "I'm afraid your appointment has been cancelled."

In fact, nails scraping a blackboard was voted the most distressing noise, Anlatım akışı

5:08

Aslında, kara tahtayı çizen tırnaklar en üzücü gürültü seçildi,

Anlatım akışı

In fact: önceki düşünceyi düzelten gerçeği sunmak

In fact, ardından gelen ifadenin gerçek ya da daha doğru durumu verdiğini gösterir. Burada Phil'in yanlış cevabından anketin gerçek sonucuna geçiş yapar. Cümlenin başında bir düzeltmeye işaret ederek bilgiyi düzenler; bu nedenle anlamsız bir dolgu sözü değildir. Daha genel olarak önceki bir düşünceyi düzeltebilir veya önceki ifadenin nasıl anlaşılacağını değiştiren daha güçlü bir gerçek ekleyebilir.

Alıştırma

Önceki bir düşünceden gerçek duruma geçişi hangi bağlaç doğru biçimde gösterir? I thought the museum was closed. It stays open until nine tonight.

  1. Meanwhile
  2. In fact
  3. For example
Cevabı göster

In fact

and I completely agree. Kalıp ifadeler

5:13

ve ben de tamamen katılıyorum.

Kalıp ifadeler

I completely agree: tamamen katıldığını belirtmek

I completely agree, konuşanın önemli bir çekincesi olmadan görüşün tamamına katıldığını belirtir. Completely, agree fiilini niteleyen bir derece zarfıdır. İngilizcede agree fiilini güçlendirmek için genellikle completely, totally veya strongly gibi zarflar kullanılır. Very normalde agree fiilini doğrudan nitelemez.

Alıştırma

Hangi cümle bir sonuca tamamen katılmayı doğal biçimde ifade eder?

  1. I completely agree with your conclusion.
  2. I very agree with your conclusion.
  3. I complete agree with your conclusion.
Cevabı göster

I completely agree with your conclusion.

Right, let's recap the vocabulary we've learned from this program on misophonia, Anlatım akışı

5:15

Pekala, mizofoniyle ilgili bu programda öğrendiğimiz kelimeleri özetleyelim,

Anlatım akışı

Let's recap: kısa bir özete geçiş yapmak

Let's recap, konuşmanın akışını düzenleyen bir işarettir: dinleyicilere ana bölümün bittiğini veya durakladığını ve kısa bir tekrarın başlayacağını bildirir. Let's, dinleyicileri konuşmacıyla birlikte konuyu gözden geçirmeye davet eder. Burada recap geçişli bir fiildir; bu nedenle gözden geçirilen şey doğrudan arkasından gelebilir: recap the vocabulary veya recap the main points. Her ayrıntıyı tekrarlamak değil, önemli bilgileri kısaca gözden geçirmek anlamına gelir.

Alıştırma

Dinleyicileri kısa bir tekrara başlamaya davet eden bu dersteki iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: Before we finish, ____ the three main points.

Cevabı göster

let's recap

starting with trigger, Anlatım akışı

5:20

trigger (tetikleyici) ile başlayarak,

Anlatım akışı

starting with trigger: ilk maddeyi belirtmek

starting with trigger ifadesinde starting with, trigger'ı bir listenin veya özetin ilk maddesi olarak tanıtır. Dinleyiciye bilgilerin hangi sırayla verileceğini gösterir. Kalıp starting with + isim veya isim öbeğidir. Buradaki with ilk maddeyi gösterir; biriyle birlikte başlamak anlamına gelmez.

Alıştırma

Yangın çıkışları ilk madde olacak şekilde cümleyi starting with kullanarak tamamlayın: We'll review the emergency plan, ____.

Cevabı göster

starting with the fire exits

something that causes people to feel emotional distress or fear.

5:22

insanların duygusal sıkıntı veya korku hissetmesine neden olan şey.

Fight-or-flight refers to the natural human response to a threatening situation

5:26

Fight-or-flight (Savaş ya da kaç), tehdit edici bir duruma verilen doğal insan tepkisini ifade eder,

of either running away or staying to face the danger.

5:32

ya kaçmak ya da kalarak tehlikeyle yüzleşmek.

The adjective innocuous means completely harmless.

5:35

Innocuous (Zararsız) sıfatı tamamen zararsız anlamına gelir.

If something takes its toll,

5:39

Eğer bir şey takes its toll (zarar veriyorsa),

it causes suffering, damage, or death.

5:42

acıya, hasara ya da ölüme neden olur.

Passed away is a polite way of saying died.

5:45

Passed away (Vefat etti), öldü demenin kibar bir yoludur.

And finally, the phrase a shock to the system

5:48

Ve son olarak, a shock to the system (sisteme bir şok) tabiri

means a sudden and unpleasant change.

5:51

ani ve tatsız bir değişiklik anlamına gelir.

Once again, our 6 minutes are up. Kalıp ifadeler

5:54

Bir kez daha, 6 dakikamız doldu.

Kalıp ifadeler

our 6 minutes are up: ayrılan sürenin bittiğini söylemek

our 6 minutes are up ifadesinde be up, ayrılan altı dakikalık sürenin bittiğini ve durma ya da sonraki bölüme geçme zamanının geldiğini belirtir. Buradaki up yukarı yönü anlatmaz. Özne time veya belirli bir süre olabilir: Time is up; Your ten minutes are up. be biçimi bu özneyle uyumlu olur.

Alıştırma

İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuzu seçin. are sözcüğünün doğrudan up ile bağlanıp bağlanmadığına odaklanın.

  1. Your ten minutes are up.
  2. Your ten minutes are almost up.
  3. Your ten minutes are over.
Cevabı göster

Your ten minutes are up.

Join us again next time for more trending topics and useful vocabulary Ton ve niyet

5:57

Daha fazla trend olan konu ve yararlı kelime için bir dahaki sefere tekrar bize katılın

Ton ve niyet

Join us again next time: izleyicileri veya dinleyicileri yeniden davet etmek

Bir programın sonunda Join us again next time, izleyicileri veya dinleyicileri başka bir bölüm ya da oturum için geri dönmeye davet eder. Buradaki join us, “izleyerek, dinleyerek veya katılarak bize eşlik etmek” demektir; “kuruluşumuza üye olmak” anlamına gelmez. Again ve next time ifadeleri dikkati gelecekteki başka bir zamana yöneltir. Bu söz hem mevcut programı kapatır hem de izleyiciyle seri arasındaki bağı sürdürür.

Alıştırma

Haftalık bir podcast’in sonunda “Join us again next time” dinleyicileri ne yapmaya davet eder?

  1. Seriyi kalıcı olarak bitirmek.
  2. Gelecekteki bir bölüm için geri gelmek.
  3. Podcast’te çalışan olmak için başvurmak.
Cevabı göster

Gelecekteki bir bölüm için geri gelmek.

here at 6 Minute English.

6:01

burada 6 Minute English'te.

Goodbye for now. Ton ve niyet

6:03

Şimdilik hoşça kalın.

Ton ve niyet

Goodbye for now: geçici bir veda

Goodbye for now, “şimdilik hoşça kal; ama bu mutlaka sonsuza dek bir veda değil” anlamına gelir. For now sözleri vedayı geçici hâle getirir ve gelecekte yeniden görüşme ya da konuşma ihtimalini açık bırakır. Bu ifade, bir sonraki iletişimin tam olarak ne zaman olacağını vadetmeden mevcut konuşmayı, mesajı veya programı kapatır.

Alıştırma

“Goodbye for now” ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Birisi geri döndüğünde kullanılan bir selamlama.
  2. Gelecekte yeniden iletişim ihtimali bulunan geçici bir veda.
  3. Bir daha hiç konuşmama sözü.
Cevabı göster

Gelecekte yeniden iletişim ihtimali bulunan geçici bir veda.

Goodbye.

6:04

Hoşça kalın.

6 Minute English from the BBC.

6:05

BBC'den 6 Minute English.