Kentleşme ve şehirlerin geleceği - Vance Kite: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, kentleşmenin hareket hâlindeki avcı-toplayıcı topluluklardan tarım, ticaret ve endüstriyel altyapı yoluyla günümüz şehirlerine uzanan gelişimini izliyor. Ardından geleceğin kentlerinin toprağı koruyup alan ve enerjiyi sürdürülebilir kullanırken artan nüfusa temel hizmetleri nasıl sağlayabileceğini ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. led to the development of — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Bir değişimin daha sonraki toplumsal, teknolojik veya kurumsal gelişmeye zemin hazırladığını anlatan bu resmî neden-sonuç eşdizimini kullanmayı öğrenin. Videoda istikrarlı tarım ve gıda fazlası; kalıcı yerleşimleri, uzmanlaşmış meslekleri ve nihayetinde şehirleri mümkün kılan koşulları oluşturur. 2. didn't really get their start until — Deyimler ve mecazlı ifadeler: get their start ifadesini, bir sistemin veya olgunun gerçekten biçimlenmeye başladığı zamanı bildiren, gerçek anlamlı olmayan bir kullanım olarak tanıyın. until ile kurulan olumsuz yapı, eski şehirler ve Roma istisnasına rağmen modern şehirlerin ancak Sanayi Devrimi’nde teknolojinin geniş ölçekte uygulanmasıyla ortaya çıktığını vurgular. 3. accommodate this growth? — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: accommodate fiilinin planlama ve kamu politikası dilinde yalnızca konaklama sağlamak değil, artan talebi karşılamak üzere kapasiteyi uyarlamak anlamına geldiğini kavrayın. Böylece şehirlerin daha fazla insanı barındırıp gıda, sanitasyon ve eğitim sağlarken toprağı ve nüfusu destekleyen kaynakları nasıl koruyabileceğini tartışabilirsiniz.
Bu derste
Today, more than half of all people in the world live in an urban area. Notlar
0:07Bugün, dünyadaki insanların yarısından fazlası kentsel bir alanda yaşamaktadır.
more than half of all people: %50'nin üzerindeki bir oran
More than half of all people, toplam nüfusun %50'sinden fazlası anlamına gelen kesin bir oran belirtir. Yalnızca çok sayıda insan demek değildir. Yeniden kullanılabilir yapı more than + kesir veya yüzde + of + grup şeklindedir. Of ile başlayan bölüm, ölçülen bütün grubu gösterir; burada bu grup all people ifadesidir.
Alıştırma
Hangi cümle, bölge sakinlerinin %50'sinden fazlasının işe otobüsle gittiğini açıkça belirtir?
- Many residents take the bus to work.
- More than half of the residents take the bus to work.
- About half of the residents take the bus to work.
Cevabı göster
More than half of the residents take the bus to work.
an urban area: şehir veya kasabayla bağlantılı yapılaşmış bir çevre
An urban area; binaların, yolların, hizmetlerin ve insanların yoğunlaştığı, bir şehir veya kasabayla bağlantılı yapılaşmış bir yerdir. Belirli bir şehrin adı değil, bir yer türüdür. Urban, şehir veya kasabayla ilgili demektir. Yalnızca modern anlamına gelmez; bu nedenle modern bir eşya veya modernleşmiş bir kırsal alan kendiliğinden urban olmaz.
Alıştırma
Şehir veya kasabayla bağlantılı yapılaşmış bir çevre anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The family moved from the countryside to ____.
Cevabı göster
an urban area
By mid-century, this will increase to 70%. Kalıp ifadeler
0:11Yüzyılın ortasına kadar bu oran %70'e çıkacaktır.
By mid-century: gelecekteki bir sonuç için zaman sınırı belirlemek
By + bir zaman noktası, bir zaman sınırı belirler. Burada By mid-century, %70’e yükselişin söz konusu yüzyılın ortasından daha geç olmayacak şekilde gerçekleşmiş olmasının beklendiğini belirtir. Değişimin yüzyıl ortasındaki tek ve kesin bir anda gerçekleşeceğini söylemez. Tahminlerde bu yapı, o zamana kadar hangi sonucun gerçekleşmiş olmasının beklendiğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle yeni kütüphanenin en geç 2050 yılında hazır olmasının beklendiğini ifade eder?
- Until 2050, the new library will be ready.
- In 2050, the new library will be ready.
- By 2050, the new library will be ready.
Cevabı göster
By 2050, the new library will be ready.
increase to 70%: son seviyeyi belirtmek
increase to 70% ifadesinde to, değişimin ulaştığı son noktayı belirtir. Son seviye %70’tir; ifade başlangıç seviyesini veya artış miktarını vermez. Sonucu belirtmek istediğinizde increase to + son değer yapısını kullanın. Sayının ne kadar arttığını hesaplamak için önceki değeri de bilmeniz gerekir.
Alıştırma
Son seviyeyi belirten edatla cümleyi tamamlayın: After the redesign, the success rate increased ____ 80 percent. It ended at that level.
Cevabı göster
to
But as recently as 100 years ago, Kalıp ifadeler
0:14Ancak daha 100 yıl kadar yakın bir zaman önce,
only two out of 10 people lived in a city. Dilbilgisi
0:17her 10 kişiden sadece ikisi bir şehirde yaşıyordu.
as recently as 100 years ago: geçmişi bugüne yakın göstermek
as recently as + geçmişte bir zaman ifadesi, o zamanın bugüne şaşırtıcı derecede yakın olduğunu vurgular. Bu cümlede 100 yıl öncesi uzun bir tarih ölçeğinde yakın sayılır; böylece sonraki değişim hızlı görünür. recently her zaman yalnızca son birkaç gün veya ay demek değildir. Zaman ölçeğini konu belirler; bu yapı çoğu zaman o tarihte hâlâ geçerli olan bir durumu verip bugünle karşıtlık kurar.
Alıştırma
Yirmi yıl öncesinin bugüne şaşırtıcı derecede yakın olduğunu vurgulamak için cümleyi as recently as ile tamamlayın: ____ twenty years ago, most people did not own a smartphone.
Cevabı göster
As recently as
two out of 10 people: bir oran ifade etmek
two out of 10 people ifadesinde X out of Y, toplam Y kişilik bir grubun X üyesi demektir. Two koşulu karşılayan kişi sayısı, 10 ise toplamdır; dolayısıyla oran %20'dir. Kullanılabilir kalıp X out of Y + çoğul sayılabilen isim biçimindedir; three out of ten students buna örnektir. Buradaki out of parça ile bütün arasındaki oranı gösterir; bir yerin içinden dışarı doğru hareketi anlatmaz.
Alıştırma
Anket, toplam 10 öğrenciden 3'ünün okula yürüdüğünü gösterdi. Her iki sayıyı da İngilizce sözcüklerle yazarak cümleyi X out of Y kalıbıyla tamamlayın: In the survey, ____ students walked to school.
Cevabı göster
three out of ten
such a high degree of urbanization: degree of ile düzey belirtme
Bu cümlede degree, akademik bir dereceyi veya sıcaklık birimini değil, “ölçü” ya da “düzey” anlamını taşır. Such a high degree of urbanization, kentleşme sürecinin dikkat çekici derecede yüksek bir düzeye ulaştığını belirtir. a high degree of + soyut isim kalıbı; bir niteliği, durumu veya süreci ölçülebilir bir düzeyi varmış gibi sunar. Such tüm ifadeyi güçlendirir ve bu yüksek düzeyin bağlam içinde dikkat çekici olduğunu gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede degree, soyut bir niteliğin düzeyini ifade etmek için kullanılmıştır?
- She earned a degree in engineering.
- The temperature rose by ten degrees.
- The job requires a high degree of patience.
Cevabı göster
The job requires a high degree of patience.
what does it mean for our future?: gerçeklerden sonuçlara geçiş
Buradaki it, az önce söz edilen yüksek kentleşme düzeyine gönderme yapar. Mean for our future, bunun gelecekteki sonuçlarını veya önemini sorar; bir sözcüğün tanımını istemez. Söylemi düzenleyen bir geçiş olarak bu soru, açıklamayı bir durumun nasıl geliştiğinden o durumun bundan sonra neden önemli olduğuna taşır. Konuşmalarda ve yazılarda What does this mean for ...? çoğu zaman sonraki bölümde bir kişi, grup, plan veya gelecekteki durum üzerindeki etkilerin ele alınacağını gösterir.
Alıştırma
Açıklayıcı bir içerikte “What does this mean for our future?” sorusunun temel işlevi nedir?
- Değişimin nasıl başladığıyla ilgili ayrıntılara döner.
- Belirtilmiş bir gerçekten bu gerçeğin gelecekteki olası sonuçlarına geçiş yapar.
- future sözcüğünün sözlük tanımını sorar.
Cevabı göster
Belirtilmiş bir gerçekten bu gerçeğin gelecekteki olası sonuçlarına geçiş yapar.
hunter-gatherers: avcılık ve toplayıcılıkla yaşayan insanlar
Hunter-gatherers, yiyeceklerinin çoğunu tarım yapmak yerine hayvan avlayarak ve yabani bitkiler toplayarak elde eden insanlardır. Bu cümlede terim, tarım yaygınlaşmadan önce sık görülen bir yaşam biçimini adlandırır. Burada gatherer, antropolojik bir terimin parçasıdır. Yalnızca eşya biriktiren biri anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede hunter-gatherers doğru kullanılmıştır?
- Before farming reached the region, many communities lived as hunter-gatherers.
- The museum calls people who collect stamps hunter-gatherers.
- Every farmer who picks vegetables is a hunter-gatherer.
Cevabı göster
Before farming reached the region, many communities lived as hunter-gatherers.
often moving from place to place in search of food. Kalıp ifadeler
0:31yiyecek aramak için sık sık bir yerden diğerine göç ederlerdi.
from place to place: farklı yerler arasında tekrar tekrar hareket etmek
From place to place, genellikle belirtilmemiş farklı yerler arasında tekrar tekrar hareket etmek demektir. Bu cümlede hareket, bilinen iki yer arasındaki tek bir yolculuk olarak değil, devam eden bir düzen olarak sunulur. Bu sabit bir kalıptır: from + tekil isim + to + aynı tekil isim. Bu ifadede place, tanımlık olmadan kullanılır.
Alıştırma
Farklı yerler arasında tekrar tekrar hareket etmek anlamındaki sabit ifadeyle cümleyi tamamlayın: During the festival, the photographer moved ____ to capture every event.
Cevabı göster
from place to place
in search of food: bir eylemin amacını ifade etmek
in search of + isim, “bir şeyi bulmaya çalışırken” veya “… aramak için” anlamına gelir. Bu edat öbeği, birinin neden hareket ettiğini ya da bir eylem yaptığını açıklar. Bu cümlede, bir yerden başka bir yere gitmenin amacının yiyecek bulmak olduğunu gösterir. Burada search, kalıplaşmış ifadenin içinde isimdir. Nesneden önce of korunmalıdır. search fiil olduğunda search for kullanılır: They searched for food.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “bulmaya çalışırken” anlamına gelen üç sözcüklü kalıpla tamamlayın: The rescue team entered the forest ____ the missing hikers.
Cevabı göster
in search of
our ancestors began to learn the secrets of selective breeding and early agricultural techniques. Kelime
0:36atalarımız seçici üretim sırlarını ve erken tarım tekniklerini öğrenmeye başladı.
selective breeding: istenen özelliklere sahip canlıları seçmek
selective breeding, yani “seçici yetiştirme”, insanların istenen özelliklere sahip bitki veya hayvanları seçip üremelerini sağladığı kontrollü süreçtir. Amaç, bu özelliklerin sonraki nesillerde daha yaygın hâle gelmesidir. Selective burada belirli bir amaç için seçilmiş anlamındadır; canlıların kendilerinin “seçici” olduğu anlamına gelmez. Breeding üremeyi veya yetiştirmeyi ifade eder.
Alıştırma
Hangi durum selective breeding örneğidir?
- Kuraklık sonucunda yalnızca az suyla doğal olarak yaşayabilen bitkiler kalır.
- Bir kuş sürüsü kış başladığında güneye uçar.
- Bir çiftçi en büyük meyveleri veren domates bitkilerini tekrar tekrar çiftleştirir.
Cevabı göster
Bir çiftçi en büyük meyveleri veren domates bitkilerini tekrar tekrar çiftleştirir.
early agricultural techniques: tarımın ilk dönemlerinde kullanılan yöntemler
early agricultural techniques, tarımın gelişmeye başladığı ilk dönemlerde kullanılan pratik yöntemler demektir. Bunlara ekinleri dikmek, bakımını yapmak, sulamak veya hasat etmek için kullanılan temel yöntemler örnek verilebilir. Agricultural, techniques sözcüğünü niteler; dolayısıyla bu yöntemler özellikle tarım ve gıda üretimiyle ilgilidir. Buradaki techniques, yalnızca zekice bir küçük numarayı değil, tekrar tekrar uygulanabilen pratik yöntem veya becerileri ifade eder.
Alıştırma
Bu cümlede early agricultural techniques ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- tarımın ve gıda üretiminin ilk dönemlerinde kullanılan yöntemler
- doğada yiyecek bulmak için kullanılan küçük numaralar
- fabrikalarda kullanılan modern makineler
Cevabı göster
tarımın ve gıda üretiminin ilk dönemlerinde kullanılan yöntemler
people could raise food rather than search for it. Dilbilgisi
0:44insanlar yiyecek aramak yerine onu yetiştirebildiler.
raise food rather than search for it: bir yöntemi diğerinin yerine seçmek
Burada raise food, bitki yetiştirerek veya hayvan besleyerek gıda üretmek demektir; yiyeceği yukarı kaldırmak anlamına gelmez. Rather than, paralel fiil grupları olan raise food ile search for it ifadelerini bağlar. Yiyecek aramanın yerine yiyecek üretmeyi kullanılabilir yöntem olarak sunar. Daha genel olarak A rather than B, A'yı öne çıkarır veya seçer; B'yi ise o bağlamda kullanılmayan alternatif olarak gösterir.
Alıştırma
İkinci eylemi seçilmeyen alternatif olarak gösteren, bu dersteki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: We chose to repair the old bridge ____ replace it.
Cevabı göster
rather than
And this led to the development of semi-permanent villages for the first time in history. Notlar
0:46Ve bu, tarihte ilk defa yarı kalıcı köylerin gelişmesine yol açtı.
led to the development of: resmî bir neden-sonuç ilişkisi anlatmak
Burada led to, “birini bir yere götürdü” değil, “neden oldu veya ortaya çıkmasına katkı sağladı” anlamındadır. This, insanların yiyecek üretebilmesini ifade eder; bu değişim yarı kalıcı köylerin ortaya çıkmasını mümkün kılmıştır. Yapı lead to + isim öbeği veya -ing biçimidir. Led, lead fiilinin geçmiş zamanıdır; the development of + isim ise sonucu resmî ve sürece odaklanan bir biçimde sunar. Bu yüzden led to the development of, bir değişimin başka bir şeyin büyümesine ya da ortaya çıkmasına neden olduğunu veya bunu mümkün kıldığını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “büyümesine veya ortaya çıkmasına neden oldu” anlamındaki beş sözcüklü geçmiş zaman ifadesiyle tamamlayın. Cheap printing ____ a wider reading public.
Cevabı göster
led to the development of
semi-permanent villages: geçici ile kalıcı arasında
Bu ifadede semi-permanent villages, oldukça uzun süre kullanılmak üzere tasarlanan veya kullanılan fakat sonsuza kadar kalması beklenmeyen yerleşimlerdir. Semi- “kısmen” veya “yarı” anlamına gelir; bu nedenle semi-permanent, temporary ile permanent arasında yer alır. Burada semi-permanent, villages sözcüğünü niteleyen birleşik bir sıfattır; kısa çizgi, isimden önce ön eki ve temel sözcüğü görsel olarak birleştirir.
Alıştırma
Hangi açıklama semi-permanent villages ifadesine en uygundur?
- her günün sonunda kaldırılan barınaklar
- sonsuza kadar kalması amaçlanan yerleşimler
- yıllarca sürmesi amaçlanan ancak mutlaka sonsuza kadar kalmayacak yerleşimler
Cevabı göster
yıllarca sürmesi amaçlanan ancak mutlaka sonsuza kadar kalmayacak yerleşimler
Why only semi-permanent, you might ask? Ton ve niyet
0:52Neden sadece yarı kalıcı diye sorabilirsiniz.
you might ask?: dinleyicinin sorusunu önceden dile getirmek
You might ask, cümleye eklenen bir ara sözdür. Konuşmacı, dinleyicilerin aklından geçmesi muhtemel soruyu dile getirir: Neden yalnızca yarı kalıcı? Konuşmacı genellikle bir yanıt beklemez. Bu ifade açıklamayı sohbet gibi hissettirir ve yanıtın birazdan geleceğini gösterir.
Alıştırma
You might ask bir açıklamada genellikle ne işe yarar?
- Dinleyiciye hemen yanıt vermesini emreder.
- Bir dinleyicinin bu soruyu daha önce gerçekten sorduğunu bildirir.
- Dinleyicinin aklına gelebilecek bir soruyu önceden dile getirip açıklamaya geçer.
Cevabı göster
Dinleyicinin aklına gelebilecek bir soruyu önceden dile getirip açıklamaya geçer.
Well, at first the villages still had to relocate every few years as the soil became depleted. Dilbilgisi
0:54Çünkü başlarda, toprak tükendikçe köyler hala birkaç yılda bir yer değiştirmek zorundaydı.
had to relocate: geçmişte taşınma zorunluluğunu anlatmak
Had to relocate, geçmişte başka bir yere taşınmanın gerekli olduğu anlamına gelir. had to + fiilin yalın hâli, çoğu zaman dış koşulların doğurduğu geçmişteki zorunluluğu anlatır; burada bu zorunluluğu toprağın verimsizleşmesi doğurmuştur. Relocate, başka bir yere taşınmak demektir. move sözcüğünden biraz daha resmîdir ve insanlar, topluluklar, ofisler veya kuruluşların taşınması için sıkça kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi, geçmişte taşınma zorunluluğunu ifade eden bu dersteki söz öbeğiyle tamamlayın: After the flood, the family ____ to a safer town last year.
Cevabı göster
had to relocate
as the soil became depleted: neden ve değişen arka plan
Burada as, köylerin neden taşınmak zorunda kaldığını açıklayan değişimi tanıtır. Toprak kullanılabilir besinlerini yavaş yavaş kaybediyordu ve bu değişim taşınmayı gerekli kılıyordu. Bu bağlamda as hem “bu değişim yaşanırken” hem de “bu değişim yüzünden” anlamını taşır. Became depleted, ihtiyaç duyulan bir kaynağın büyük bölümünün tüketildiği bir duruma gelmek demektir. Yeniden kullanılabilen as + yan cümle kalıbı, gelişmekte olan bir arka plan değişimini sonucuna bağlayabilir.
Alıştırma
Örnek cümlede as ne anlatıyor?
- Toprağın giderek verimsizleşmesini, taşınmanın hem arka planı hem de nedeni olarak taşınmayla ilişkilendiriyor.
- Köyleri toprakla karşılaştırıyor.
- Yalnızca taşınmanın zamanını belirtiyor ve hiçbir neden sunmuyor.
Cevabı göster
Toprağın giderek verimsizleşmesini, taşınmanın hem arka planı hem de nedeni olarak taşınmayla ilişkilendiriyor.
It was only with the advent of techniques like irrigation and soil tilling, Notlar
1:00Sulama ve toprağı işleme gibi tekniklerin ortaya çıkmasıyla,
the advent of: önemli bir gelişmenin ortaya çıkışını anlatan resmî ifade
The advent of + isim, etkisini göstermeye başlayan önemli bir şeyin ortaya çıkışını veya başlangıcını anlatır. Burada sulama ve toprağı işleme tekniklerini, sonraki değişimi mümkün kılan önemli bir gelişme olarak sunar. With sözcüğünden sonra kullanılan with the advent of, 'X ortaya çıktığında' veya 'X'in ortaya çıkmasıyla' anlamına gelir. Advent iki heceli bir isimdir ve adventure sözcüğünün başka bir biçimi değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede the advent of önemli bir gelişmeyi anlatmak için doğal biçimde kullanılmıştır?
- We waited at the airport for the advent of our cousin.
- The advent of our bus was ten minutes late.
- The advent of electric lighting transformed city life.
Cevabı göster
The advent of electric lighting transformed city life.
that people could rely on a steady and long-term supply of food, Kalıp ifadeler
1:06insanlar istikrarlı ve uzun vadeli bir gıda arzına güvenebildi,
It was only with ... that ...: sonucu mümkün kılan koşulu vurgulama
It was only with X that Y kalıbı, Y’yi mümkün kılan koşul olarak X’e güçlü vurgu yapan bir it bölünmüş cümle yapısıdır. Burada X, sulama ve toprağı işleme tekniklerinin ortaya çıkması; Y ise insanların istikrarlı ve uzun vadeli bir gıda kaynağına güvenebilmesidir. Uzun bir cümleyi çözmek için önce It was only with bölümünü bulun, sonra that sözcüğünü arayın. with ile that arasındaki bölüm vurgulanan koşulu, that sonrasındaki yan cümle ise ana sonucu verir. about 5,000 years ago zaman ifadesi yapıyı değiştirmeden koşul bölümüne zaman bilgisi ekler.
Alıştırma
Vurgulu kalıbı tamamlayın: ____ better maps ____ sailors could cross the reef safely.
Cevabı göster
It was only with · that
rely on a steady and long-term supply of food: düzenli ve uzun vadeli gıda arzına bağlı olmak
Rely on, 'bağlı olmak' veya 'güvenmek' anlamına gelir. On sözcüğünden sonra ihtiyaç duyulan şey gelir; burada nesnenin tamamı a steady and long-term supply of food ifadesidir. A supply of food, tek bir teslimatı veya bir kez yiyecek sağlama eylemini değil, kullanılmaya devam edilebilen yiyecek arzını anlatır. Steady, arzın güvenilir olduğunu ve sık sık kesilmediğini; long-term ise uzun süre devam edebildiğini gösterir. rely on + a steady supply of + kaynak kalıbını başka durumlarda da kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi hedef kalıp rely on + a steady and long-term supply of ile tamamlayın: Remote hospitals ____ clean water.
Cevabı göster
rely on a steady and long-term supply of
making permanent settlements possible: sonucu belirten bir -ing yan cümlesi
making permanent settlements possible biçimindeki -ing yan cümlesi, virgülden önceki durumun sonucunu belirtir: istikrarlı ve uzun vadeli gıda arzı, insanların tek bir yere kalıcı olarak yerleşebilmesini sağlamıştır. Bu yapı temel cümleye bağlıdır; ayrı ve bağımsız bir temel cümle değildir. İç yapısı make + nesne + sıfat biçimindedir: permanent settlements nesnedir, possible ise nesnenin durumunu belirten sıfat tamamlayıcısıdır. Açıklayıcı yazılarda virgül + making... yapısı, “ve bunun sonucunda bu, ... hâle getirdi” düşüncesini tek bir cümlede sıkıştırabilir.
Alıştırma
-ing yan cümlesinin önceki olayın sonucunu belirttiği cümleyi seçin.
- The new bridge shortened the journey, making daily travel easier.
- Walking across the bridge, Nina called her friend.
- Knowing the road was closed, we chose another route.
Cevabı göster
The new bridge shortened the journey, making daily travel easier.
And with the food surpluses that these techniques produced, Kelime
1:12Ve bu tekniklerin ürettiği gıda fazlalıkları ile,
the food surpluses: temel ihtiyaçtan fazla olan gıda
Food surpluses, üretimin temel tüketimi veya talebi aşmasından sonra kalan gıda miktarlarını ifade eder. Bu ifade, insanların o anda ihtiyaç duyduğundan daha fazla gıda bulunduğu anlamına gelir; fazlalık depolanabilir, takas edilebilir veya başka işlerde çalışan insanları desteklemek için kullanılabilir. Çoğul biçim olan surpluses, farklı zamanlarda, yerlerde veya gıda türlerinde üretilen fazla miktarları genel olarak anlatabilir. Gıda arzının tamamı anlamına gelmez.
Alıştırma
Temel ihtiyacın ötesinde üretilen gıdayı belirten terimle cümleyi tamamlayın: A harvest that produces more food than people need creates a food ____.
Cevabı göster
surplus
it was no longer necessary for everyone to farm. Dilbilgisi
1:15artık herkesin tarım yapmasına gerek kalmadı.
no longer necessary for everyone to farm: artık herkesin çiftçilik yapmasının gerekmemesi
“No longer”, daha önce geçerli olan bir durumun sona erdiğini belirtir. Burada “necessary” sözcüğünü niteler: önceden herkesin çiftçilik yapması gerekliydi, ancak o noktada artık gerekli değildi. Kalıp “It is/was no longer necessary for someone to do something” şeklindedir. Anlam kapsamı önemlidir: cümle artık herkesin çiftçilik yapmasının gerekmediğini söyler; hiç kimsenin çiftçilik yapmadığını söylemez.
Alıştırma
“It was no longer necessary for everyone to farm” cümlesinin “Bundan sonra hiç kimse çiftçilik yapmadı” şeklindeki yorumunun doğru olup olmadığına karar verin.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
This allowed the development of other specialized trades Kalıp ifadeler
1:18Bu durum diğer uzmanlık gerektiren zanaatların gelişimine
allowed the development of other specialized trades: diğer uzmanlaşmış mesleklerin gelişmesini mümkün kıldı
Burada “allowed”, bir kişinin izin verdiği anlamına gelmez. “This”, daha önce sözü edilen gıda fazlasına gönderme yapar: bu koşul, diğer uzmanlaşmış mesleklerin gelişmesini mümkün kılmıştır. Dil bilgisi yapısı “allow + isim öbeği” şeklindedir. “The development of other specialized trades”, mümkün hâle gelen olayı adlandırır. İsmi merkeze alan bu yapı, resmî neden-sonuç açıklamalarında yaygındır.
Alıştırma
Daha iyi yolların bölgede yeni işletmelerin gelişmesini mümkün kıldığını doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?
- Better roads allowed to the development of new businesses in the region.
- Better roads allowed develop of new businesses in the region.
- Better roads allowed the development of new businesses in the region.
Cevabı göster
Better roads allowed the development of new businesses in the region.
by extension: bir sonucu mantıksal olarak genişletmek
by extension, önceki noktadan ilişkili ve daha geniş bir sonucun çıktığını gösteren bir bağlayıcı ifadedir. Burada and by extension, cities, şehirleri listeye rastgele eklenmiş başka bir öğe olarak değil, aynı akıl yürütme zincirindeki sonraki sonuç olarak sunar. Bir düşüncenin mantıksal olarak başka bir düşünceye uzandığını göstermek için bu ifadeyi kullanın.
Alıştırma
Cümleyi “daha ileri bir mantıksal sonuç olarak” anlamındaki iki sözcüklü bağlayıcıyla tamamlayın: The bridge closure blocked the main road and, ____, delayed deliveries across the town.
Cevabı göster
by extension
With cities now producing surplus food as well as tools, crafts, and other goods, Dilbilgisi
1:23Şehirlerin artık aletler, el sanatları ve diğer malların yanı sıra ihtiyaç fazlası gıda da üretmesiyle,
there was now the possibility of commerce and interaction over longer distances. Kelime
1:28artık daha uzun mesafelerde ticaret ve etkileşim olasılığı vardı.
With cities now producing surplus food: arka plan için with + isim + -ing
With cities now producing surplus food, with + isim + -ing kalıbını kullanır. Cities, producing fiilinin anlamca öznesidir; bu nedenle -ing biçimi şehirlerin ne yaptığını anlatır. With ile başlayan ifadenin tamamı ana cümle için arka plan durumunu verir. Bağlama göre “bu durum varken”, “çünkü” veya “-dıkça” şeklinde anlaşılabilir. Burada daha uzun mesafeli ticaret ve etkileşimi mümkün kılan koşulları kurar; with, “ile birlikte” anlamına gelmez.
Alıştırma
Arka plan ifadesini offer fiilinin doğru -ing biçimiyle tamamlayın: With the community center ____ free evening classes, more adults can attend.
Cevabı göster
offering
the possibility of commerce and interaction: anlamı ve kullanımı
the possibility of + isim yapısı, artık gerçekleşebilecek veya yapılabilir hâle gelebilecek bir şeyi belirtir. Burada commerce and interaction, daha uzun mesafelerde mümkün hâle gelen iki etkinliktir; cümle bunların her yerde ya da hemen gerçekleştiğini söylemez. Commerce, düzenli alım, satım ve ticari faaliyetleri geniş biçimde anlatan resmî bir sözcüktür; yalnızca bir kişinin alışverişini belirtmez. Interaction, ticaretten daha geniştir ve insanlar ya da yerler arasındaki temas, iletişim ve diğer alışverişleri de kapsar.
Alıştırma
Hangi cümlede commerce örnektekiyle aynı geniş anlamda kullanılmıştır?
- New roads increased commerce between the two regions.
- Maya went shopping for a new backpack after school.
- The neighbors had a short conversation by the gate.
Cevabı göster
New roads increased commerce between the two regions.
And as trade flourished, so did technologies that facilitated it, Notlar
1:33Ve ticaret geliştikçe, onu kolaylaştıran teknolojiler de gelişti;
as trade flourished, so did technologies: paralel eğilimlerde devrik yapı
as trade flourished bölümünde as, aynı dönemde gerçekleşen bir değişimi başlatır: ticaret başarılı ve hareketli hâle gelmiştir. So did technologies, technologies flourished too anlamındadır; yani teknolojiler de gelişmiştir. Did geçmiş zamanı taşır ve tekrarlanacak flourished fiilinin yerini alır. Yapı as + yan cümle, so + yardımcı fiil + özne şeklindedir. Yardımcı fiil ikinci özneden önce gelir, ancak bu bir soru değildir. İki paralel eğilimi kısa ve nispeten resmî biçimde sunar.
Alıştırma
Cümleyi aynı resmî devrik yapıyla tamamlayın: As the city expanded, ____ its public transit network.
Cevabı göster
so did
that facilitated it: ticareti kolaylaştırmak
Burada that facilitated it, technologies sözcüğünü niteleyen bir ilgi yan cümlesidir. Facilitated, “bir süreci kolaylaştırdı veya daha sorunsuz gerçekleşmesine yardımcı oldu” anlamına gelir; it ise önceki trade sözcüğüne gönderme yapar. Facilitate genellikle bir etkinlik, süreç veya sonucun önündeki engelleri kaldırmaya ya da uygun koşullar yaratmaya odaklanır. Yalnızca bir kişiye yardım etmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “süreci kolaylaştırdı” anlamındaki ders fiiliyle tamamlayın: The online form ____ registration for new members.
Cevabı göster
facilitated
Of course, these things required even more labor to build and maintain, Kalıp ifadeler
1:43Elbette bunları inşa etmek ve sürdürmek daha da fazla emek gerekiyordu,
to build and maintain: inşa etmek ve sürekli bakım yapmak
To build and maintain ifadesinde, aynı to tarafından yönetilen iki sıralı fiil bulunur. Build yolları, limanları, gemileri veya benzer altyapıyı oluşturmak; maintain ise inşa edildikten sonra sürekli bakım yaparak bunları güvenli ve kullanılabilir durumda tutmak demektir. Bu ikili, işin iki aşamasını vurgular: ilk inşa ve devam eden bakım. Maintain burada yalnızca bir görüşü veya durumu korumak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın: The town needs workers to ____ its bike paths, from initial construction through years of regular upkeep.
Cevabı göster
build and maintain
so more people were drawn from the countryside to the cities Kelime
1:47bu yüzden kırsaldan şehirlere daha fazla insan çekildi,
were drawn from ... to ...: çekim nedeniyle gerçekleşen hareket
Bu cümlede were drawn, “ilgi duyup taşınmaya yöneldiler veya teşvik edildiler” anlamına gelir. İşler ve fırsatlar şehirleri çekici hâle getirdi; kimse insanları fiziksel olarak çekmedi. Edilgen be drawn from A to B kalıbı, etkilenen insanları ve bir başlangıç noktasından hedefe yapılan hareketi öne çıkarır. Tek bir kişiyi neden olarak göstermeden genel bir eğilimi anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede were drawn from ... to ... fırsatlar nedeniyle taşınan insanları anlatmak için kullanılmıştır?
- Scientists were drawn from small towns to the capital by new research jobs.
- Scientists were forced from small towns to the capital by a government order.
- Scientists drew maps of small towns before visiting the capital.
Cevabı göster
Scientists were drawn from small towns to the capital by new research jobs.
as more jobs and opportunities became available. Kalıp ifadeler
1:50daha fazla iş ve fırsatın ortaya çıkmasıyla.
more jobs and opportunities became available: daha fazla iş ve fırsat erişilebilir hâle geldi
Bu cümlede became available, “elde edilebilir veya insanlara açık olmaya başladı” anlamına gelir. Daha fazla iş ve fırsat ortaya çıktı, açıldı ya da artık değerlendirilebilir hâle geldi. Become bir durum değişikliğini gösterir. Özne iş, bilet, hizmet veya kaynak gibi bir şey olduğunda available genellikle insanların onu alabileceği, kullanabileceği veya ona başvurabileceği anlamına gelir; o şeyin boş zamanı olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Rezervasyon saatlerinin açıldığını göstermek için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: After the clinic hired another doctor, more appointment times ____.
Cevabı göster
became available
If you think modern cities are overcrowded, Anlatım akışı
1:53Modern şehirlerin aşırı kalabalık olduğunu düşünüyorsanız,
had population densities nearly twice as high as that of Shanghai or Calcutta. Notlar
1:59Şanghay veya Kalküta'nınkinin neredeyse iki katı nüfus yoğunluğuna sahip olduğunu öğrenmek sizi şaşırtabilir.
If you think ..., you may be surprised to learn ...: beklentinin tersine döneceğini haber vermek
Bu giriş önce dinleyicinin zaten sahip olabileceği bir düşünceyi gündeme getirir: modern şehirlerin aşırı kalabalık göründüğü düşüncesini. Ardından, gelecek bilginin bu beklentiyi tersine çevirebileceğini haber verir. Burada If you think ... yapısı esas olarak bir olay için koşul kurmaz. you may be surprised to learn ... ile birlikte mesajı önce mevcut inanış, sonra şaşırtıcı düzeltme şeklinde düzenler. May kullanımı ayrıca her dinleyicinin kesinlikle şaşıracağını iddia etmekten kaçınır.
Alıştırma
Vurgulanan girişin temel söylem işlevi nedir?
- Bilginin yalnızca bütün dinleyiciler modern şehirler konusunda aynı fikirdeyse doğru olduğunu söyler.
- Dinleyiciden birbiriyle ilgisiz iki bilgi arasında seçim yapmasını ister.
- Bilinen bir inanışı sunar, ardından gelecek bilginin buna meydan okuyacağını belirtir.
Cevabı göster
Bilinen bir inanışı sunar, ardından gelecek bilginin buna meydan okuyacağını belirtir.
population densities: birim alan başına düşen insan sayısı
Nüfus yoğunluğu, belirli bir alan biriminde yaşayan insan sayısıdır. Çoğul population densities ifadesi, birden fazla şehir veya yerin ayrı ayrı yoğunluk değerlerini belirtir. Bu, toplam nüfusla aynı şey değildir. Küçük bir yerde toplam insan sayısı daha az olsa bile, bu insanlar daha dar bir alanda toplanmışsa nüfus yoğunluğu daha yüksek olabilir.
Alıştırma
A ve B şehirlerinin nüfusu aynıdır, ancak A şehrinin arazi alanı B şehrinin yarısıdır. Hangi ifade doğrudur?
- A şehrinin nüfus yoğunluğu daha yüksektir.
- İki şehrin nüfus yoğunluğu mutlaka aynıdır.
- B şehrinin nüfus yoğunluğu daha yüksektir.
Cevabı göster
A şehrinin nüfus yoğunluğu daha yüksektir.
twice as high as that of: değerleri ismi tekrarlamadan karşılaştırmak
Bu cümlede nearly twice as high as, nüfus yoğunluğunun karşılaştırılan değerin yaklaşık iki katı olduğunu belirtir; iki ayrı kez yükseldiği anlamına gelmez. nearly, oranın 2:1'e yakın olduğunu ancak tam olarak 2:1 olmadığını gösterir. that of... içindeki that, population density ifadesinin yerini tutar. Böylece population density of Shanghai or Calcutta tekrar edilmez ve aynı tür ölçümler karşılaştırılır. Yeniden kullanılabilecek kalıp A's value is twice as high as that of B. şeklindedir.
Alıştırma
Hilltown'ın yıllık yağışının Laketown'ın tam iki katı olduğunu belirtmek için cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: The annual rainfall in Hilltown is ____ Laketown.
Cevabı göster
twice as high as that of
One reason for this was that transportation was not widely available, Notlar
2:04Bunun bir nedeni ulaşımın yaygın olmamasıydı,
not widely available: sınırlı erişim, tamamen yokluk değil
Not widely available, bir şeyin var olabileceğini ancak birçok kişinin ya da birçok yerdeki insanın ona erişemediğini veya onu kullanamadığını anlatır. Burada bir tür ulaşım vardı, fakat insanların ona güvenebileceği kadar yaygın ya da erişilebilir değildi. Widely, kapsama veya erişim alanının genişliğini belirtir. Fiziksel mesafenin uzun olduğu anlamına gelmez. Bu yapı hizmetler, teknoloji, kaynaklar ve bilgiler için kullanılabilir.
Alıştırma
Yeni bir sağlık hizmeti birkaç büyük şehirde sunuluyor, ancak çoğu kişi henüz bu hizmeti kullanamıyor. Durumu en iyi hangi cümle açıklar?
- The service is available to everyone.
- The service is not available anywhere.
- The service is not widely available yet.
Cevabı göster
The service is not widely available yet.
so everything had to be within walking distance, Kalıp ifadeler
2:07bu yüzden her şey yürüme mesafesinde olmalıydı,
One reason for this was that: önceki duruma gönderme yapıp bir neden sunmak
One reason for this was that... bir söylem işaretidir: daha önce belirtilen bir durumdan o durumun açıklamasına geçer. Buradaki this, bazı antik kentlerin nüfus yoğunluğunun çok yüksek olması gerçeğinin tamamına gönderme yapar; en yakındaki yer adına değil. One reason, konuşanın olası nedenlerden birini verdiğini ve bunun tek neden olmak zorunda olmadığını gösterir. Ardından gelen that yan cümlesi bu nedeni açıklar. Yeniden kullanılabilecek kalıp One reason for + situation + is/was that + full clause. şeklindedir.
Alıştırma
Özgün cümlede One reason for this was that içindeki this en doğal olarak neye gönderme yapar?
- Cümlenin ilerleyen bölümünde belirtilen ulaşımın sınırlı olması.
- Yalnızca Calcutta yer adı.
- Bazı antik kentlerin nüfus yoğunluğunun çok yüksek olduğuna ilişkin daha önce belirtilen gerçek.
Cevabı göster
Bazı antik kentlerin nüfus yoğunluğunun çok yüksek olduğuna ilişkin daha önce belirtilen gerçek.
including the few sources of clean water that existed then.
2:10o zamanlar var olan birkaç temiz su kaynağı da dahil.
within walking distance (of): yürüyerek gidilebilecek kadar yakın
Within walking distance, bir yerin yürüyerek ulaşılabilecek kadar yakın olduğunu anlatır. Within, pratik bir sınırın içinde bulunmayı belirtir; yürüme eylemini anlatmaz. Referans alınan yeri belirtmek için within walking distance of + yer yapısını kullanın. Of kullanılmazsa referans noktası bağlamdan anlaşılabilir.
Alıştırma
Cümleyi “yürüyerek ulaşılabilecek kadar yakın” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The apartment is ____ the train station.
Cevabı göster
within walking distance of
And the land area of the city was further restricted by the need for walls to defend against attacks. Kalıp ifadeler
2:14Ayrıca şehrin yüzölçümü, saldırılara karşı savunma duvarlarına olan ihtiyaç nedeniyle daha da kısıtlanmıştı.
was further restricted by: başka bir sınırlayıcı etken eklemek
was restricted by yapısında özne sınırlamaya maruz kalır ve by bu sınırlamaya neden olan şeyi belirtir. Burada savunma surlarına duyulan ihtiyaç, şehrin kullanabileceği arazi alanını daraltan etkendir. Further, bu sınırlamanın daha önce belirtilen veya bağlamdan anlaşılan bir sınırlamaya eklendiğini gösterir. Yeniden kullanılabilen be further restricted by + factor kalıbı, ek bir koşulun mevcut alanı, miktarı veya seçenekleri daha da daralttığını anlatır.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: The building plan was already limited by height rules and was ____ a small budget.
Cevabı göster
further restricted by
to defend against attacks: amacı ve tehdidi belirtmek
To defend against attacks, amaç bildiren bir mastar öbeğidir: surlara neden ihtiyaç duyulduğunu açıklar. Saldırılara direnmek için anlamına gelir. defend against + threat yapısında against, karşı konulan tehlikeyi belirtir. Korunan kişi veya şey bağlamdan açıkça anlaşılıyorsa söylenmeyebilir.
Alıştırma
Yeni güvenlik duvarının çevrimiçi saldırılara direnmek amacıyla kurulduğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The new firewall was installed to defend online attacks.
- The new firewall was installed to defend against online safety.
- The new firewall was installed to defend against online attacks.
Cevabı göster
The new firewall was installed to defend against online attacks.
The Roman Empire was able to develop infrastructure to overcome these limitations, Notlar
2:20Roma İmparatorluğu bu kısıtlamaları aşmak için altyapı geliştirebildi,
infrastructure: bir toplumun işlemesini sağlayan temel sistemler
Bu cümlede infrastructure; yollar, su kaynakları, kanalizasyon ve iletişim ağları gibi şehirlerin ve toplumların işlemesini sağlayan bağlantılı temel sistemler anlamına gelir. Tek bir bina veya yapıyı değil, sistemin bütününü ifade eder. Aynı fikir şehirlerin dışındaki alanlar için de geçerlidir. Örneğin digital infrastructure, çevrim içi hizmetleri destekleyen ağları, sunucuları ve diğer temel sistemleri kapsar.
Alıştırma
Bir şehir yollarını, köprülerini, su borularını ve elektrik şebekesini yeniliyor. Tüm bu sistemlerin İngilizcedeki en uygun genel adı hangisidir?
- furniture
- infrastructure
- architecture
Cevabı göster
infrastructure
overcome these limitations: kısıtların ilerlemeyi engellemesini sona erdirmek
Bu cümlede overcome these limitations, daha önce belirtilen kısıtlarla başarılı biçimde başa çıkıp bunların gelişmeyi artık engellememesini sağlamak anlamına gelir. Buradaki overcome mecazidir; fiziksel olarak bir şeyin üzerinden geçmek anlamına gelmez. Overcome geçişli bir fiildir, bu yüzden kısıt veya sorun doğrudan nesne olur: overcome a limitation, overcome a problem veya overcome an obstacle.
Alıştırma
Hangi cümle, kısıtın tamamen ortadan kalktığını iddia etmeden, bir tasarımın o kısıtı büyük bir engel olmaktan çıkardığını söyler?
- The new design removed every space limitation in the town.
- The new design worked within the town's space limitations.
- The new design helped the town overcome its space limitations.
Cevabı göster
The new design helped the town overcome its space limitations.
but other than that: bir istisnayı dışarıda bırakmak
Other than that, “az önce belirtilen nokta dışında” anlamına gelir. Buradaki that, Roma İmparatorluğu'nun altyapı kapasitesiyle ilgili daha önce belirtilen istisnaya gönderme yapar. İfade but ile kullanıldığında bu istisnayı bir kenara bırakıp ana sonuca döner. Yeni bir nokta eklemek yerine bilgiyi “bir istisna var, ama geri kalan her şey...” şeklinde düzenler.
Alıştırma
En uygun geçiş ifadesini seçin: The printer is slow, but ___, it works well.
- other than that
- because of that
- besides that
Cevabı göster
other than that
modern cities as we know them didn't really get their start until the Industrial Revolution, Notlar
2:26bildiğimiz modern şehirler Sanayi Devrimi'ne kadar gerçekten başlamadı,
as we know them: bugün bize tanıdık gelen biçim
As we know them, modern cities ifadesini ara açıklama olarak niteleyen bir öbektir. “Bugün bize tanıdık gelen biçimiyle” demektir; “kişisel olarak bildiğimiz şehirler” anlamına gelmez. Them zamiri çoğul cities adına döner. Bu ifade, şehirlerin modern biçimini geçmişte yine şehir denmiş olabilecek daha eski biçimlerden ayırır.
Alıştırma
Bu cümlede modern cities as we know them ne anlama gelir? Modern cities as we know them did not develop until much later.
- bugün bize tanıdık gelen biçimiyle modern şehirler
- kişisel olarak ziyaret ettiğimiz şehirler
- tarihin her dönemindeki bütün şehirler
Cevabı göster
bugün bize tanıdık gelen biçimiyle modern şehirler
didn't really get their start until: daha sonra gelen gerçek bir başlangıç
Get their start, “var olmaya veya gelişmeye başlamak” demektir; their, modern cities ifadesine gönderme yapar. Sözcüğü sözcüğüne “bir başlangıç almak” anlamına gelmez. Didn't ... until kalıbı gerçek başlangıcı until'dan sonra belirtilen zamana yerleştirir. Really bir dönüm noktasını vurgular: daha önce şehirler vardı, ancak modern anlamdaki şehirler Sanayi Devrimi'yle birlikte şekillenmeye başladı.
Alıştırma
Cümleyi get one's start ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The museum was only an idea for years, but it didn't really ____ until local artists found a building.
Cevabı göster
get its start
the Industrial Revolution: modern şehirlerin ardındaki tarihsel dönüm noktası
The Industrial Revolution, Sanayi Devrimi'ni; yani makine gücüne dayalı üretime, fabrika sistemine ve yeni ulaşım ve enerji düzenlerine geçişi ifade eder. 18. yüzyılın sonlarında Britanya'da başladı ve ardından başka bölgelere yayıldı. Bu cümlede işlerin, insanların ve altyapının şehirlerde yoğunlaşmaya başladığı dönemi belirtir. Buradaki Revolution, tek bir siyasi ayaklanmayı değil, geniş çaplı bir sanayi ve toplum dönüşümünü anlatır.
Alıştırma
Cümlede the Industrial Revolution neyi ifade ediyor?
- Bütün modern şehirleri kuran tek bir siyasi ayaklanma
- Makineleşmiş sanayiye ve fabrika üretimine tarihsel geçiş
- Fabrikaları şehirlerden kaldırmaya yönelik yakın tarihli bir kampanya
Cevabı göster
Makineleşmiş sanayiye ve fabrika üretimine tarihsel geçiş
when new technology deployed on a mass scale Kalıp ifadeler
2:31yeni teknolojilerin kitlesel ölçekte kullanılmasıyla
allowed cities to expand and integrate further, Kalıp ifadeler
2:33şehirlerin daha da genişlemesine ve entegre olmasına izin verildiği o dönemde,
deployed on a mass scale: geniş çapta kullanıma alınmış
Burada deployed on a mass scale, new technology ifadesini niteler. Deployed bir geçmiş zaman ortacıdır: Teknoloji yalnızca icat veya test edilmemiş, planlı biçimde gerçek kullanıma alınmıştır. On a mass scale, çok sayıda yer, insan veya sistemi kapsamak demektir. İfade bir bütün olarak geniş çapta kullanıma sunulan ve kullanılan teknolojiyi anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle yeni bir sistemin geniş çapta gerçek kullanıma alındığını söyler?
- The new system was stored for future use.
- The new system was developed in a small laboratory.
- The new system was deployed on a mass scale.
Cevabı göster
The new system was deployed on a mass scale.
expand and integrate further: büyümek ve daha sıkı bütünleşmek
Expand ve integrate, allowed cities to ifadesinden sonra paralel biçimde kullanılan iki fiildir. Expand; boyut, nüfus, kapsam veya kapasite açısından büyümek demektir. Integrate ise kentsel alanların, ulaşımın, hizmetlerin ve yakın toplulukların daha birleşik bir sistem olarak çalışabilmesi için daha sıkı bağlanmak demektir. Further iki eylem için de geçerlidir: Şehirler hem büyümeye devam edebilir hem de daha bağlantılı hâle gelebilir. Bu nedenle ifade yalnızca boyut artışını değil, iki tür gelişmeyi anlatır.
Alıştırma
Bu cümle ne anlama gelir: Better transport allowed the city to expand and integrate further?
- Şehir büyümeyi durdurdu ve sistemlerini ayrı tuttu.
- Şehir büyüdü; bölgeleri ve hizmetleri de birbirine daha sıkı bağlandı.
- Şehir büyüdü, ancak bölgeleri birbirinden daha yalıtılmış hâle geldi.
Cevabı göster
Şehir büyüdü; bölgeleri ve hizmetleri de birbirine daha sıkı bağlandı.
as well as road networks, and later electricity distribution. Kelime
2:40yol ağlarının ve sonrasında elektrik dağıtımının kurulmasıyla.
police, fire, and sanitation departments: üç belediye hizmet birimi
Bu kısaltılmış sıralamada police, fire ve sanitation sözcüklerinin üçü de sondaki departments ismini niteler. İfade, police departments, fire departments ve sanitation departments anlamına gelir ve üç tür kentsel kamu hizmeti kurumunu belirtir. Burada fire, alevleri değil, yangın söndürme ve acil durum müdahalesini ifade eder. Sanitation ise yalnızca bir odayı temizlemek değil, çöp toplama ve sokak temizliği gibi kent çapındaki çevre temizliği hizmetleridir.
Alıştırma
Bu cümlede police, fire, and sanitation departments ne anlama gelir?
- Üç tür doğal afet
- Polis, itfaiye ve kentsel temizlik hizmetlerinden sorumlu şehir birimleri
- Güvenlik ve temizlik ürünleri satan özel mağazalar
Cevabı göster
Polis, itfaiye ve kentsel temizlik hizmetlerinden sorumlu şehir birimleri
road networks ... later electricity distribution: birbirine bağlı altyapı sistemleri
Road networks, tek tek yolları değil, birbirine bağlı yol sistemlerini ifade eder. Electricity distribution, elektrik enerjisini yerel şebeke üzerinden ev ve iş yeri gibi kullanıcılara ulaştıran dağıtım aşamasıdır. Bu nedenle distribution, elektriği gelişigüzel “dağıtmayı” değil, düzenli bir sistemi anlatır. Later zarfı, gelişim sıralamasında electricity distribution sistemini road networks sonrasına yerleştirir. Bu, dağıtım sisteminin daha sonraki bir zamanda kurulduğunu veya genişletildiğini gösterir.
Alıştırma
Bir elektrik şirketi, elektriği mahalledeki bir trafo merkezinden yerel hatlar üzerinden evlere ve dükkânlara ulaştırıyor. Bu aşamanın adı nedir?
- electricity generation
- electricity distribution
- electricity transmission
Cevabı göster
electricity distribution
and is predicted to top out around 10 billion. Öbek fiiller
2:49ve 10 milyar civarında zirve yapması öngörülüyor.
top out around 10 billion: yaklaşık 10 milyarda tahminî zirveye ulaşmak
Top out, büyüme durmadan veya sabitlenmeden önce en yüksek düzeye ulaşmak demektir. Burada dünya nüfusunun 10 milyara yakın bir üst sınıra kadar artacağı tahmin ediliyor. Around, 10 milyarın kesin bir durma noktası değil, tahminî bir değer olduğunu gösterir. Sayısal tahminlerde top out around + miktar yapısı, zirve fikriyle yaklaşık bir değeri birlikte ifade eder.
Alıştırma
Nüfusun top out around 10 billion olacağının tahmin edilmesi ne anlama gelir?
- Nüfusun artarak yaklaşık 10 milyarda zirveye ulaşması bekleniyor.
- Nüfusun tam olarak 10 milyara düşmesi bekleniyor.
- Nüfusun sonsuza kadar mevcut düzeyinde kalması bekleniyor.
Cevabı göster
Nüfusun artarak yaklaşık 10 milyarda zirveye ulaşması bekleniyor.
of the world's poorest countries.
2:55dünyanın en fakir ülkelerinin kentsel alanlarında gerçekleşecek.
So how will cities need to change to accommodate this growth? Kelime
2:57Peki, şehirler bu büyümeyi karşılamak için nasıl değişmek zorunda kalacak?
accommodate this growth: artan ihtiyaçlar için kapasite oluşturmak
Burada accommodate this growth, nüfus artışının ortaya çıkardığı ihtiyaçlar için yeterli alan ve kapasite oluşturmak anlamına gelir. Soru, konutların, ulaşımın ve hizmetlerin daha fazla insanı karşılayabilmesi için şehirlerin neleri değiştirmesi gerektiğini soruyor. Accommodate yalnızca birine kalacak yer sağlamak anlamına gelmez. Growth, demand veya change gibi nesnelerle kullanıldığında, bir sistemi ek baskı veya ihtiyacı başarıyla karşılayacak şekilde düzenlemek demektir.
Alıştırma
Hangi cümlede accommodate, büyümeyi karşılamak için kapasiteyi artırmak veya ayarlamak anlamında kullanılmıştır?
- The report measured the growth in enrollment.
- The hotel accommodated the visiting team for two nights.
- The school added classrooms to accommodate rising enrollment.
Cevabı göster
The school added classrooms to accommodate rising enrollment.
the world will need to seek ways to provide adequate food, Kalıp ifadeler
3:01dünya herkese yeterli gıda,
sanitation, and education for all people.
3:05sağlık koşulları ve eğitim sağlamanın yollarını aramak zorunda kalacak.
seek ways to provide adequate food: ihtiyaçları karşılayacak yöntemler aramak
Seek ways to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmanın mümkün yollarını aramak demektir. Bu cümlede dünya; gıda, sanitasyon ve eğitim sağlama yöntemlerini belirlemek zorundadır. Cümle, bu hizmetlerin zaten sağlandığını söylemez. Adequate food, insanların ihtiyaçlarını karşılamaya veya gerekli bir standardı tutturmaya yetecek gıda demektir. Adequate sözcüğünün temel anlamı ihtiyaca yetecek düzeyde olmaktır.
Alıştırma
Cümleyi resmî seek ways to + fiilin yalın hâli yapısı ve adequate ile tamamlayın: After the storm, the relief agency must ____ food for every family.
Cevabı göster
seek ways to provide adequate
growth will need to happen in a way that does not damage the land Dilbilgisi
3:09büyümenin, insan nüfusunu destekleyen,
happen in a way that does not damage the land: gerçekleşme biçimine koşul eklemek
In a way that + yan cümle, bir eylemin veya sürecin nasıl gerçekleşmesi gerektiğini açıklar. Burada that, way sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciği başlatır: izin verilen büyüme biçimi toprağa zarar vermeyen bir biçimdir. Olumsuz yan cümle, yöntemin kaçınması gereken bir sonucu ekler. Bu yapı yalnızca eylemin gerçekleştiğini söylemek yerine, bir şeyin yapılma biçimine koşul koymak için kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi tam olarak in a way that + does not yapısıyla tamamlayın: The kitchen should prepare meals ____ waste ingredients.
Cevabı göster
in a way that does not
provide someone with something: provides us with the goods and services kalıbı
Burada provides us with the goods and services, provide + alıcı + with + sağlanan şey kalıbını kullanır. Us alıcıdır; the goods and services ise sağlanan şeylerdir. Bu bağlamda goods yararlı kaynakları, services ise insan yaşamını destekleyen yararlı işlevleri ifade eder. Alıcı provide sözcüğünden hemen sonra geldiğinde, sağlanan şeyden önce with kullanılır: provide families with water. Bu kalıp kaynaklar, ekosistemler, kuruluşlar ve kamu hizmetleri hakkında konuşurken yaygındır.
Alıştırma
Eksik edatı yazarak cümleyi tamamlayın: The clinic provides local families ____ free health checks.
Cevabı göster
with
Food production might move to vertical farms and skyscrapers, Kelime
3:17Gıda üretimi dikey çiftliklere ve gökdelenlere,
vertical farms: üst üste katmanlarda ürün yetiştirilen çiftlikler
Vertical farms, ürünlerin yukarı doğru üst üste yerleştirilmiş katmanlarda yetiştirildiği çiftliklerdir. Genellikle binaların içinde bulunur ve ışık, su ile sıcaklık denetlenir. Vertical, yetiştirme alanının nasıl düzenlendiğini anlatır; çiftliğin kendisinin dik durması anlamına gelmez. Cümlede gıda üretimini vertical farms alanlarına taşımak, yalnızca geniş ve yatay tarım arazilerine bağlı kalmak yerine şehirlerdeki çok katlı alanları kullanmak demektir.
Alıştırma
Hangi seçenek vertical farm ifadesini en iyi açıklar?
- Dik bir yamaçta bulunan geleneksel bir tarla
- Ürünlerin dikey biçimde üst üste katmanlarda yetiştirildiği bir tesis
- Yalnızca tarım makinelerini depolamak için kullanılan yüksek bir ambar
Cevabı göster
Ürünlerin dikey biçimde üst üste katmanlarda yetiştirildiği bir tesis
rooftop gardens, or vacant lots in city centers, Kelime
3:20çatı bahçelerine veya şehir merkezlerindeki boş arazilere taşınabilir,
vacant lots: kullanılmayan kentsel arsalar
Vacant lots, üzerinde kullanılan bir bina veya düzenli bir kullanım bulunmayan ayrı arazi parçalarıdır. Genellikle boş ya da geliştirilmemiş durumdadırlar. Bu ifadede vacant “boş” veya “kullanılmayan”, lots ise “bir arazi parçası” anlamındaki lot sözcüğünün çoğuludur. Cümlede vacant lots, rooftop gardens ile birlikte şehir merkezlerindeki bir yer türünü adlandırır. Buradaki lots, a lot of veya lots of ifadelerindeki gibi “çok miktarda” anlamına gelmez.
Alıştırma
vacant lots ifadesinde lots ne anlama gelir?
- Şehirde kullanılmayan iki arazi parçası
- Kullanılabilir birkaç daire
- Çok miktarda boş alan
Cevabı göster
Şehirde kullanılmayan iki arazi parçası
while power will increasingly come from multiple sources of renewable energy. Kelime
3:24bu arada enerji giderek artan bir şekilde birden fazla yenilenebilir enerji kaynağından gelecektir.
renewable energy: yenilenebilir kaynaklardan gelen enerji
Renewable energy; güneş ışığı, rüzgâr ve akan su gibi, yeniden kullanılabilecek kadar hızlı biçimde doğa tarafından yenilenen kaynaklardan elde edilen enerjidir. Renewable, energy sözcüğünü niteler; kendi kendine geri gelen elektriği değil, enerji kaynağını tanımlar. Cümlede power “elektrik” anlamındadır. Multiple sources of renewable energy ise elektriğin tek bir kaynaktan değil, birden fazla yenilenebilir kaynaktan geleceğini belirtir.
Alıştırma
Renewable energy ifadesini en iyi tanımlayan seçenek hangisidir?
- Elektrik kesintisinden sonra kendiliğinden geri gelen elektrik
- Üretimi ucuz olan her türlü enerji
- Doğal olarak yenilenebilen kaynaklardan elde edilen enerji
Cevabı göster
Doğal olarak yenilenebilen kaynaklardan elde edilen enerji
more residences will be built vertically. Kalıp ifadeler
3:30daha fazla konut dikey olarak inşa edilecek.
Instead of single-family homes: değiştirilen seçeneği belirtmek
Instead of + bir ad veya -ing biçimi, bir seçeneğin tercih edilmediğini ve başka bir seçeneğin kullanıldığını anlatır. Bu cümlenin başındaki Instead of single-family homes, yerine başka bir çözüm getirilen konut türünü belirtir; ana cümle de yeni planı açıklar. Single-family home, tek bir hanenin yaşaması için tasarlanmış ve çoğunlukla müstakil olan bir evdir. Yalnızca bir ailenin var olduğu ev anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi instead of ile tamamlayın: We took the train ____ driving.
Cevabı göster
instead of
be built vertically: dikey alanı kullanmak
Will be built, gelecek zamanda edilgen bir yapıdır: konutlar inşa etme eylemine maruz kalır. Vertically ise gelişimin yönünü anlatan bir zarftır; daha yüksek binalar veya üst üste katlar aracılığıyla yukarı doğru gelişmeyi, daha fazla araziye yayılarak dışa doğru büyümemeyi belirtir. Vertically, built sözcüğünü nitelediği için burada sıfat olan vertical değil, zarf olan vertically kullanılır. Bu şehir planlama bağlamında vertically fiziksel alanı anlatır; rütbe veya toplumsal düzeyi anlatmaz.
Alıştırma
Yeni evlerin araziden tasarruf etmek için yukarı doğru inşa edileceğini doğru biçimde anlatan cümleyi seçin.
- To save land, the new homes will be built vertical.
- To save land, the new homes will be building vertically.
- To save land, the new homes will be built vertically.
Cevabı göster
To save land, the new homes will be built vertically.
We may see buildings that contain everything that people need for their daily life, Dilbilgisi
3:33İnsanların günlük yaşamları için ihtiyaç duydukları her şeyi barındıran binalar,
everything that people need: eksiksiz kümeyi belirlemek
Everything, söz konusu kümedeki şeylerin tümünü ifade eder. that people need for their daily life ilgi yan cümlesi burada bu kümeyi belirler: günlük yaşam için gerekli olan her şey. Yeniden kullanılabilen kalıp everything + that + özne + fiil şeklindedir. Burada that bir ilgi zamiridir ve need fiilinin nesnesidir; şu şey anlamına gelmez. Nesne olduğu için çoğu zaman atılabilir: everything people need.
Alıştırma
Cümleyi everything that kalıbıyla tamamlayın: The emergency kit contains ____ a family needs for three days.
Cevabı göster
everything that
focused on local and sustainable production. Kalıp ifadeler
3:40daha küçük, kendi kendine yeten şehirler görebiliriz.
self-sufficient cities: az dış destekle ihtiyaçlarını karşılayan şehirler
Self-sufficient cities, yerel kaynaklar, üretim ve hizmetler aracılığıyla temel ihtiyaçlarının çoğunu kendileri karşılayabilen şehirlerdir. Self-sufficient, cities sözcüğünü niteleyen birleşik bir sıfattır. Temel anlam, dışarıdan gelen kaynaklara fazla bağımlı olmadan işleyebilmektir.
Alıştırma
Uzak bir ada yiyeceğinin ve enerjisinin çoğunu kendisi üretiyor ve dışarıdan gelen kaynaklara nadiren ihtiyaç duyuyor. Adayı en iyi hangi cümle tanımlar?
- The island is largely selfish.
- The island is largely self-conscious.
- The island is largely self-sufficient.
Cevabı göster
The island is largely self-sufficient.
focused on local and sustainable production: bir önceliği belirtmek
Burada focused on local and sustainable production ifadesi cities sözcüğünü niteler. Kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir: cities that are focused on local and sustainable production. Be focused on, “bir şeyi ana öncelik olarak görmek” anlamına gelir. Local ve sustainable sözcüklerinin ikisi de production sözcüğünü niteler; dolayısıyla ifade, görsel bir odaklanmayı değil şehirlerin üretim stratejisini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi, “bunu öncelik hâline getirmek” anlamındaki iki sözcüklü ders ifadesiyle tamamlayın: The campaign is ____ reducing waste.
Cevabı göster
focused on
diverse, malleable, and creative: üç sıfatla yapılan özet
Bu cümlede diverse, malleable ve creative, is sözcüğünden sonra gelen üç paralel sıfattır. Virgüller ilk iki açıklamayı ayırır, and ise sonuncuyu tanıtır; böylece dinleyenler bunları şehirlerin geleceğine ilişkin dengeli tek bir özet olarak algılar. Her sıfat farklı bir açı ekler: diverse çeşitlilik, malleable şekillendirilebilme veya ayarlanabilme, creative ise yeni fikirler üretebilme anlamı taşır. Malleable burada mecazidir; gelecek sabit değil, değiştirilebilir olarak sunulur.
Alıştırma
Hangi cümlede be fiilinden sonra gelen üç paralel sıfattan oluşan aynı yapı kullanılmıştır?
- The practical plan is flexible because it is affordable.
- The plan is practical, flexible, and affordable.
- The plan is practical, flexibility, and affordable.
Cevabı göster
The plan is practical, flexible, and affordable.
no longer built around a single industry, Anlatım akışı
3:46artık tek bir endüstri etrafında inşa edilmeyip,
No longer built around a single industry: artık tek bir sektör etrafında şekillenmeyen
No longer, önceki bir durumdan değişimi gösterir: Bir şehir geçmişte tek bir ana sektöre bağımlı olmuş olabilir, ancak artık o sektör şehrin ekonomisini ve yaşamını düzenleyen temel değildir. Built around burada mecazidir; fiziksel olarak daire biçiminde inşa edilmek değil, bir şey etrafında düzenlenmek veya bir şeyi merkez almak anlamına gelir. Bilgiyi düzenleyen bir araç olarak bu ifade, but yeni durumu tanıtmadan önce eski modeli kapatır. No longer X, but Y kalıbı, sonucu biten durumdan onun yerini alan veya artık geçerli olan duruma taşır.
Alıştırma
Cümleyi no longer built around ile tamamlayın: The island once depended entirely on tourism, but its economy is ____ a single industry.
Cevabı göster
no longer built around
but reflecting an increasingly connected and global world. Anlatım akışı
3:48giderek daha fazla birbirine bağlı ve küresel bir dünyayı yansıtmaktadır.
But reflecting an increasingly connected and global world: giderek daha bağlantılı ve küresel bir dünyayı yansıtmak
But, no longer ile açılan karşıtlığın yeni tarafını gösterir: Tek sektörlü model reddedildikten sonra cümle, şehrin yeni biçiminin artık neyi gösterdiğini açıklar. Reflecting burada göstermek veya bünyesinde yansıtmak anlamındadır; ayna gibi bir görüntüyü geri yansıtmak değildir. -ing biçimi ayrı bir olay başlatmak yerine aynı betimlemeyi sürdürür. İfade, şehri giderek daha bağlantılı ve küresel bir dünyayla ilişkilendirerek sonucu tek bir kentsel özellikten bu özelliğin temsil ettiği daha geniş eğilime taşır.
Alıştırma
Bu sonuçta but reflecting an increasingly connected and global world ifadesinin temel görevi nedir?
- Küresel bağlantıların her şehri tek bir sektöre bağımlı hâle getirdiğini söylemek
- Eski tek sektörlü model ile şehrin artık yansıttığı daha geniş küresel değişimi karşılaştırmak
- Binaların çevredeki manzarayı fiziksel olarak ayna gibi yansıttığını anlatmak
Cevabı göster
Eski tek sektörlü model ile şehrin artık yansıttığı daha geniş küresel değişimi karşılaştırmak