Kentleşme ve şehirlerin geleceği - Vance Kite: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
600 kelime 174 kel/dk

Video özeti: Video, kentleşmenin hareket hâlindeki avcı-toplayıcı topluluklardan tarım, ticaret ve endüstriyel altyapı yoluyla günümüz şehirlerine uzanan gelişimini izliyor. Ardından geleceğin kentlerinin toprağı koruyup alan ve enerjiyi sürdürülebilir kullanırken artan nüfusa temel hizmetleri nasıl sağlayabileceğini ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. led to the development of — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Bir değişimin daha sonraki toplumsal, teknolojik veya kurumsal gelişmeye zemin hazırladığını anlatan bu resmî neden-sonuç eşdizimini kullanmayı öğrenin. Videoda istikrarlı tarım ve gıda fazlası; kalıcı yerleşimleri, uzmanlaşmış meslekleri ve nihayetinde şehirleri mümkün kılan koşulları oluşturur. 2. didn't really get their start until — Deyimler ve mecazlı ifadeler: get their start ifadesini, bir sistemin veya olgunun gerçekten biçimlenmeye başladığı zamanı bildiren, gerçek anlamlı olmayan bir kullanım olarak tanıyın. until ile kurulan olumsuz yapı, eski şehirler ve Roma istisnasına rağmen modern şehirlerin ancak Sanayi Devrimi’nde teknolojinin geniş ölçekte uygulanmasıyla ortaya çıktığını vurgular. 3. accommodate this growth? — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: accommodate fiilinin planlama ve kamu politikası dilinde yalnızca konaklama sağlamak değil, artan talebi karşılamak üzere kapasiteyi uyarlamak anlamına geldiğini kavrayın. Böylece şehirlerin daha fazla insanı barındırıp gıda, sanitasyon ve eğitim sağlarken toprağı ve nüfusu destekleyen kaynakları nasıl koruyabileceğini tartışabilirsiniz.

Bu derste

Today, more than half of all people in the world live in an urban area. Notlar

0:07

Bugün, dünyadaki insanların yarısından fazlası kentsel bir alanda yaşamaktadır.

Dilbilgisi

more than half of all people: %50'nin üzerindeki bir oran

More than half of all people, toplam nüfusun %50'sinden fazlası anlamına gelen kesin bir oran belirtir. Yalnızca çok sayıda insan demek değildir. Yeniden kullanılabilir yapı more than + kesir veya yüzde + of + grup şeklindedir. Of ile başlayan bölüm, ölçülen bütün grubu gösterir; burada bu grup all people ifadesidir.

Alıştırma

Hangi cümle, bölge sakinlerinin %50'sinden fazlasının işe otobüsle gittiğini açıkça belirtir?

  1. Many residents take the bus to work.
  2. More than half of the residents take the bus to work.
  3. About half of the residents take the bus to work.
Cevabı göster

More than half of the residents take the bus to work.

Kelime

an urban area: şehir veya kasabayla bağlantılı yapılaşmış bir çevre

An urban area; binaların, yolların, hizmetlerin ve insanların yoğunlaştığı, bir şehir veya kasabayla bağlantılı yapılaşmış bir yerdir. Belirli bir şehrin adı değil, bir yer türüdür. Urban, şehir veya kasabayla ilgili demektir. Yalnızca modern anlamına gelmez; bu nedenle modern bir eşya veya modernleşmiş bir kırsal alan kendiliğinden urban olmaz.

Alıştırma

Şehir veya kasabayla bağlantılı yapılaşmış bir çevre anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The family moved from the countryside to ____.

Cevabı göster

an urban area

By mid-century, this will increase to 70%. Kalıp ifadeler

0:11

Yüzyılın ortasına kadar bu oran %70'e çıkacaktır.

Kalıp ifadeler

By mid-century: gelecekteki bir sonuç için zaman sınırı belirlemek

By + bir zaman noktası, bir zaman sınırı belirler. Burada By mid-century, %70’e yükselişin söz konusu yüzyılın ortasından daha geç olmayacak şekilde gerçekleşmiş olmasının beklendiğini belirtir. Değişimin yüzyıl ortasındaki tek ve kesin bir anda gerçekleşeceğini söylemez. Tahminlerde bu yapı, o zamana kadar hangi sonucun gerçekleşmiş olmasının beklendiğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle yeni kütüphanenin en geç 2050 yılında hazır olmasının beklendiğini ifade eder?

  1. Until 2050, the new library will be ready.
  2. In 2050, the new library will be ready.
  3. By 2050, the new library will be ready.
Cevabı göster

By 2050, the new library will be ready.

Kalıp ifadeler

increase to 70%: son seviyeyi belirtmek

increase to 70% ifadesinde to, değişimin ulaştığı son noktayı belirtir. Son seviye %70’tir; ifade başlangıç seviyesini veya artış miktarını vermez. Sonucu belirtmek istediğinizde increase to + son değer yapısını kullanın. Sayının ne kadar arttığını hesaplamak için önceki değeri de bilmeniz gerekir.

Alıştırma

Son seviyeyi belirten edatla cümleyi tamamlayın: After the redesign, the success rate increased ____ 80 percent. It ended at that level.

Cevabı göster

to

But as recently as 100 years ago, Kalıp ifadeler

0:14

Ancak daha 100 yıl kadar yakın bir zaman önce,

only two out of 10 people lived in a city. Dilbilgisi

0:17

her 10 kişiden sadece ikisi bir şehirde yaşıyordu.

Kalıp ifadeler

as recently as 100 years ago: geçmişi bugüne yakın göstermek

as recently as + geçmişte bir zaman ifadesi, o zamanın bugüne şaşırtıcı derecede yakın olduğunu vurgular. Bu cümlede 100 yıl öncesi uzun bir tarih ölçeğinde yakın sayılır; böylece sonraki değişim hızlı görünür. recently her zaman yalnızca son birkaç gün veya ay demek değildir. Zaman ölçeğini konu belirler; bu yapı çoğu zaman o tarihte hâlâ geçerli olan bir durumu verip bugünle karşıtlık kurar.

Alıştırma

Yirmi yıl öncesinin bugüne şaşırtıcı derecede yakın olduğunu vurgulamak için cümleyi as recently as ile tamamlayın: ____ twenty years ago, most people did not own a smartphone.

Cevabı göster

As recently as

Dilbilgisi

two out of 10 people: bir oran ifade etmek

two out of 10 people ifadesinde X out of Y, toplam Y kişilik bir grubun X üyesi demektir. Two koşulu karşılayan kişi sayısı, 10 ise toplamdır; dolayısıyla oran %20'dir. Kullanılabilir kalıp X out of Y + çoğul sayılabilen isim biçimindedir; three out of ten students buna örnektir. Buradaki out of parça ile bütün arasındaki oranı gösterir; bir yerin içinden dışarı doğru hareketi anlatmaz.

Alıştırma

Anket, toplam 10 öğrenciden 3'ünün okula yürüdüğünü gösterdi. Her iki sayıyı da İngilizce sözcüklerle yazarak cümleyi X out of Y kalıbıyla tamamlayın: In the survey, ____ students walked to school.

Cevabı göster

three out of ten

And before that, it was even less.

0:19

Ve ondan da önce, bu sayı daha da azdı.

How have we reached such a high degree of urbanization, Kelime

0:22

Böylesine yüksek bir kentleşme derecesine nasıl ulaştık,

and what does it mean for our future? Anlatım akışı

0:25

ve bu geleceğimiz için ne anlama geliyor?

Kelime

such a high degree of urbanization: degree of ile düzey belirtme

Bu cümlede degree, akademik bir dereceyi veya sıcaklık birimini değil, “ölçü” ya da “düzey” anlamını taşır. Such a high degree of urbanization, kentleşme sürecinin dikkat çekici derecede yüksek bir düzeye ulaştığını belirtir. a high degree of + soyut isim kalıbı; bir niteliği, durumu veya süreci ölçülebilir bir düzeyi varmış gibi sunar. Such tüm ifadeyi güçlendirir ve bu yüksek düzeyin bağlam içinde dikkat çekici olduğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede degree, soyut bir niteliğin düzeyini ifade etmek için kullanılmıştır?

  1. She earned a degree in engineering.
  2. The temperature rose by ten degrees.
  3. The job requires a high degree of patience.
Cevabı göster

The job requires a high degree of patience.

Anlatım akışı

what does it mean for our future?: gerçeklerden sonuçlara geçiş

Buradaki it, az önce söz edilen yüksek kentleşme düzeyine gönderme yapar. Mean for our future, bunun gelecekteki sonuçlarını veya önemini sorar; bir sözcüğün tanımını istemez. Söylemi düzenleyen bir geçiş olarak bu soru, açıklamayı bir durumun nasıl geliştiğinden o durumun bundan sonra neden önemli olduğuna taşır. Konuşmalarda ve yazılarda What does this mean for ...? çoğu zaman sonraki bölümde bir kişi, grup, plan veya gelecekteki durum üzerindeki etkilerin ele alınacağını gösterir.

Alıştırma

Açıklayıcı bir içerikte “What does this mean for our future?” sorusunun temel işlevi nedir?

  1. Değişimin nasıl başladığıyla ilgili ayrıntılara döner.
  2. Belirtilmiş bir gerçekten bu gerçeğin gelecekteki olası sonuçlarına geçiş yapar.
  3. future sözcüğünün sözlük tanımını sorar.
Cevabı göster

Belirtilmiş bir gerçekten bu gerçeğin gelecekteki olası sonuçlarına geçiş yapar.

In the earliest days of human history,

0:27

İnsanlık tarihinin ilk günlerinde,

humans were hunter-gatherers, Kültür

0:29

insanlar avcı-toplayıcıydı,

Kültür

hunter-gatherers: avcılık ve toplayıcılıkla yaşayan insanlar

Hunter-gatherers, yiyeceklerinin çoğunu tarım yapmak yerine hayvan avlayarak ve yabani bitkiler toplayarak elde eden insanlardır. Bu cümlede terim, tarım yaygınlaşmadan önce sık görülen bir yaşam biçimini adlandırır. Burada gatherer, antropolojik bir terimin parçasıdır. Yalnızca eşya biriktiren biri anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede hunter-gatherers doğru kullanılmıştır?

  1. Before farming reached the region, many communities lived as hunter-gatherers.
  2. The museum calls people who collect stamps hunter-gatherers.
  3. Every farmer who picks vegetables is a hunter-gatherer.
Cevabı göster

Before farming reached the region, many communities lived as hunter-gatherers.

often moving from place to place in search of food. Kalıp ifadeler

0:31

yiyecek aramak için sık sık bir yerden diğerine göç ederlerdi.

Kalıp ifadeler

from place to place: farklı yerler arasında tekrar tekrar hareket etmek

From place to place, genellikle belirtilmemiş farklı yerler arasında tekrar tekrar hareket etmek demektir. Bu cümlede hareket, bilinen iki yer arasındaki tek bir yolculuk olarak değil, devam eden bir düzen olarak sunulur. Bu sabit bir kalıptır: from + tekil isim + to + aynı tekil isim. Bu ifadede place, tanımlık olmadan kullanılır.

Alıştırma

Farklı yerler arasında tekrar tekrar hareket etmek anlamındaki sabit ifadeyle cümleyi tamamlayın: During the festival, the photographer moved ____ to capture every event.

Cevabı göster

from place to place

Kalıp ifadeler

in search of food: bir eylemin amacını ifade etmek

in search of + isim, “bir şeyi bulmaya çalışırken” veya “… aramak için” anlamına gelir. Bu edat öbeği, birinin neden hareket ettiğini ya da bir eylem yaptığını açıklar. Bu cümlede, bir yerden başka bir yere gitmenin amacının yiyecek bulmak olduğunu gösterir. Burada search, kalıplaşmış ifadenin içinde isimdir. Nesneden önce of korunmalıdır. search fiil olduğunda search for kullanılır: They searched for food.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “bulmaya çalışırken” anlamına gelen üç sözcüklü kalıpla tamamlayın: The rescue team entered the forest ____ the missing hikers.

Cevabı göster

in search of

But about 10,000 years ago,

0:35

Ancak yaklaşık 10.000 yıl önce,

our ancestors began to learn the secrets of selective breeding and early agricultural techniques. Kelime

0:36

atalarımız seçici üretim sırlarını ve erken tarım tekniklerini öğrenmeye başladı.

Kelime

selective breeding: istenen özelliklere sahip canlıları seçmek

selective breeding, yani “seçici yetiştirme”, insanların istenen özelliklere sahip bitki veya hayvanları seçip üremelerini sağladığı kontrollü süreçtir. Amaç, bu özelliklerin sonraki nesillerde daha yaygın hâle gelmesidir. Selective burada belirli bir amaç için seçilmiş anlamındadır; canlıların kendilerinin “seçici” olduğu anlamına gelmez. Breeding üremeyi veya yetiştirmeyi ifade eder.

Alıştırma

Hangi durum selective breeding örneğidir?

  1. Kuraklık sonucunda yalnızca az suyla doğal olarak yaşayabilen bitkiler kalır.
  2. Bir kuş sürüsü kış başladığında güneye uçar.
  3. Bir çiftçi en büyük meyveleri veren domates bitkilerini tekrar tekrar çiftleştirir.
Cevabı göster

Bir çiftçi en büyük meyveleri veren domates bitkilerini tekrar tekrar çiftleştirir.

Kelime

early agricultural techniques: tarımın ilk dönemlerinde kullanılan yöntemler

early agricultural techniques, tarımın gelişmeye başladığı ilk dönemlerde kullanılan pratik yöntemler demektir. Bunlara ekinleri dikmek, bakımını yapmak, sulamak veya hasat etmek için kullanılan temel yöntemler örnek verilebilir. Agricultural, techniques sözcüğünü niteler; dolayısıyla bu yöntemler özellikle tarım ve gıda üretimiyle ilgilidir. Buradaki techniques, yalnızca zekice bir küçük numarayı değil, tekrar tekrar uygulanabilen pratik yöntem veya becerileri ifade eder.

Alıştırma

Bu cümlede early agricultural techniques ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. tarımın ve gıda üretiminin ilk dönemlerinde kullanılan yöntemler
  2. doğada yiyecek bulmak için kullanılan küçük numaralar
  3. fabrikalarda kullanılan modern makineler
Cevabı göster

tarımın ve gıda üretiminin ilk dönemlerinde kullanılan yöntemler

For the first time,

0:42

Tarihte ilk defa,

people could raise food rather than search for it. Dilbilgisi

0:44

insanlar yiyecek aramak yerine onu yetiştirebildiler.

Dilbilgisi

raise food rather than search for it: bir yöntemi diğerinin yerine seçmek

Burada raise food, bitki yetiştirerek veya hayvan besleyerek gıda üretmek demektir; yiyeceği yukarı kaldırmak anlamına gelmez. Rather than, paralel fiil grupları olan raise food ile search for it ifadelerini bağlar. Yiyecek aramanın yerine yiyecek üretmeyi kullanılabilir yöntem olarak sunar. Daha genel olarak A rather than B, A'yı öne çıkarır veya seçer; B'yi ise o bağlamda kullanılmayan alternatif olarak gösterir.

Alıştırma

İkinci eylemi seçilmeyen alternatif olarak gösteren, bu dersteki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: We chose to repair the old bridge ____ replace it.

Cevabı göster

rather than

And this led to the development of semi-permanent villages for the first time in history. Notlar

0:46

Ve bu, tarihte ilk defa yarı kalıcı köylerin gelişmesine yol açtı.

Kalıp ifadeler

led to the development of: resmî bir neden-sonuç ilişkisi anlatmak

Burada led to, “birini bir yere götürdü” değil, “neden oldu veya ortaya çıkmasına katkı sağladı” anlamındadır. This, insanların yiyecek üretebilmesini ifade eder; bu değişim yarı kalıcı köylerin ortaya çıkmasını mümkün kılmıştır. Yapı lead to + isim öbeği veya -ing biçimidir. Led, lead fiilinin geçmiş zamanıdır; the development of + isim ise sonucu resmî ve sürece odaklanan bir biçimde sunar. Bu yüzden led to the development of, bir değişimin başka bir şeyin büyümesine ya da ortaya çıkmasına neden olduğunu veya bunu mümkün kıldığını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi “büyümesine veya ortaya çıkmasına neden oldu” anlamındaki beş sözcüklü geçmiş zaman ifadesiyle tamamlayın. Cheap printing ____ a wider reading public.

Cevabı göster

led to the development of

Kelime

semi-permanent villages: geçici ile kalıcı arasında

Bu ifadede semi-permanent villages, oldukça uzun süre kullanılmak üzere tasarlanan veya kullanılan fakat sonsuza kadar kalması beklenmeyen yerleşimlerdir. Semi- “kısmen” veya “yarı” anlamına gelir; bu nedenle semi-permanent, temporary ile permanent arasında yer alır. Burada semi-permanent, villages sözcüğünü niteleyen birleşik bir sıfattır; kısa çizgi, isimden önce ön eki ve temel sözcüğü görsel olarak birleştirir.

Alıştırma

Hangi açıklama semi-permanent villages ifadesine en uygundur?

  1. her günün sonunda kaldırılan barınaklar
  2. sonsuza kadar kalması amaçlanan yerleşimler
  3. yıllarca sürmesi amaçlanan ancak mutlaka sonsuza kadar kalmayacak yerleşimler
Cevabı göster

yıllarca sürmesi amaçlanan ancak mutlaka sonsuza kadar kalmayacak yerleşimler

Why only semi-permanent, you might ask? Ton ve niyet

0:52

Neden sadece yarı kalıcı diye sorabilirsiniz.

Ton ve niyet

you might ask?: dinleyicinin sorusunu önceden dile getirmek

You might ask, cümleye eklenen bir ara sözdür. Konuşmacı, dinleyicilerin aklından geçmesi muhtemel soruyu dile getirir: Neden yalnızca yarı kalıcı? Konuşmacı genellikle bir yanıt beklemez. Bu ifade açıklamayı sohbet gibi hissettirir ve yanıtın birazdan geleceğini gösterir.

Alıştırma

You might ask bir açıklamada genellikle ne işe yarar?

  1. Dinleyiciye hemen yanıt vermesini emreder.
  2. Bir dinleyicinin bu soruyu daha önce gerçekten sorduğunu bildirir.
  3. Dinleyicinin aklına gelebilecek bir soruyu önceden dile getirip açıklamaya geçer.
Cevabı göster

Dinleyicinin aklına gelebilecek bir soruyu önceden dile getirip açıklamaya geçer.

Well, at first the villages still had to relocate every few years as the soil became depleted. Dilbilgisi

0:54

Çünkü başlarda, toprak tükendikçe köyler hala birkaç yılda bir yer değiştirmek zorundaydı.

Dilbilgisi

had to relocate: geçmişte taşınma zorunluluğunu anlatmak

Had to relocate, geçmişte başka bir yere taşınmanın gerekli olduğu anlamına gelir. had to + fiilin yalın hâli, çoğu zaman dış koşulların doğurduğu geçmişteki zorunluluğu anlatır; burada bu zorunluluğu toprağın verimsizleşmesi doğurmuştur. Relocate, başka bir yere taşınmak demektir. move sözcüğünden biraz daha resmîdir ve insanlar, topluluklar, ofisler veya kuruluşların taşınması için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi, geçmişte taşınma zorunluluğunu ifade eden bu dersteki söz öbeğiyle tamamlayın: After the flood, the family ____ to a safer town last year.

Cevabı göster

had to relocate

Dilbilgisi

as the soil became depleted: neden ve değişen arka plan

Burada as, köylerin neden taşınmak zorunda kaldığını açıklayan değişimi tanıtır. Toprak kullanılabilir besinlerini yavaş yavaş kaybediyordu ve bu değişim taşınmayı gerekli kılıyordu. Bu bağlamda as hem “bu değişim yaşanırken” hem de “bu değişim yüzünden” anlamını taşır. Became depleted, ihtiyaç duyulan bir kaynağın büyük bölümünün tüketildiği bir duruma gelmek demektir. Yeniden kullanılabilen as + yan cümle kalıbı, gelişmekte olan bir arka plan değişimini sonucuna bağlayabilir.

Alıştırma

Örnek cümlede as ne anlatıyor?

  1. Toprağın giderek verimsizleşmesini, taşınmanın hem arka planı hem de nedeni olarak taşınmayla ilişkilendiriyor.
  2. Köyleri toprakla karşılaştırıyor.
  3. Yalnızca taşınmanın zamanını belirtiyor ve hiçbir neden sunmuyor.
Cevabı göster

Toprağın giderek verimsizleşmesini, taşınmanın hem arka planı hem de nedeni olarak taşınmayla ilişkilendiriyor.

It was only with the advent of techniques like irrigation and soil tilling, Notlar

1:00

Sulama ve toprağı işleme gibi tekniklerin ortaya çıkmasıyla,

Kelime

the advent of: önemli bir gelişmenin ortaya çıkışını anlatan resmî ifade

The advent of + isim, etkisini göstermeye başlayan önemli bir şeyin ortaya çıkışını veya başlangıcını anlatır. Burada sulama ve toprağı işleme tekniklerini, sonraki değişimi mümkün kılan önemli bir gelişme olarak sunar. With sözcüğünden sonra kullanılan with the advent of, 'X ortaya çıktığında' veya 'X'in ortaya çıkmasıyla' anlamına gelir. Advent iki heceli bir isimdir ve adventure sözcüğünün başka bir biçimi değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede the advent of önemli bir gelişmeyi anlatmak için doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. We waited at the airport for the advent of our cousin.
  2. The advent of our bus was ten minutes late.
  3. The advent of electric lighting transformed city life.
Cevabı göster

The advent of electric lighting transformed city life.

about 5,000 years ago,

1:04

yaklaşık 5.000 yıl önce,

that people could rely on a steady and long-term supply of food, Kalıp ifadeler

1:06

insanlar istikrarlı ve uzun vadeli bir gıda arzına güvenebildi,

Dilbilgisi

It was only with ... that ...: sonucu mümkün kılan koşulu vurgulama

It was only with X that Y kalıbı, Y’yi mümkün kılan koşul olarak X’e güçlü vurgu yapan bir it bölünmüş cümle yapısıdır. Burada X, sulama ve toprağı işleme tekniklerinin ortaya çıkması; Y ise insanların istikrarlı ve uzun vadeli bir gıda kaynağına güvenebilmesidir. Uzun bir cümleyi çözmek için önce It was only with bölümünü bulun, sonra that sözcüğünü arayın. with ile that arasındaki bölüm vurgulanan koşulu, that sonrasındaki yan cümle ise ana sonucu verir. about 5,000 years ago zaman ifadesi yapıyı değiştirmeden koşul bölümüne zaman bilgisi ekler.

Alıştırma

Vurgulu kalıbı tamamlayın: ____ better maps ____ sailors could cross the reef safely.

Cevabı göster

It was only with · that

Kalıp ifadeler

rely on a steady and long-term supply of food: düzenli ve uzun vadeli gıda arzına bağlı olmak

Rely on, 'bağlı olmak' veya 'güvenmek' anlamına gelir. On sözcüğünden sonra ihtiyaç duyulan şey gelir; burada nesnenin tamamı a steady and long-term supply of food ifadesidir. A supply of food, tek bir teslimatı veya bir kez yiyecek sağlama eylemini değil, kullanılmaya devam edilebilen yiyecek arzını anlatır. Steady, arzın güvenilir olduğunu ve sık sık kesilmediğini; long-term ise uzun süre devam edebildiğini gösterir. rely on + a steady supply of + kaynak kalıbını başka durumlarda da kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi hedef kalıp rely on + a steady and long-term supply of ile tamamlayın: Remote hospitals ____ clean water.

Cevabı göster

rely on a steady and long-term supply of

making permanent settlements possible. Dilbilgisi

1:09

bu da kalıcı yerleşimleri mümkün kıldı.

Dilbilgisi

making permanent settlements possible: sonucu belirten bir -ing yan cümlesi

making permanent settlements possible biçimindeki -ing yan cümlesi, virgülden önceki durumun sonucunu belirtir: istikrarlı ve uzun vadeli gıda arzı, insanların tek bir yere kalıcı olarak yerleşebilmesini sağlamıştır. Bu yapı temel cümleye bağlıdır; ayrı ve bağımsız bir temel cümle değildir. İç yapısı make + nesne + sıfat biçimindedir: permanent settlements nesnedir, possible ise nesnenin durumunu belirten sıfat tamamlayıcısıdır. Açıklayıcı yazılarda virgül + making... yapısı, “ve bunun sonucunda bu, ... hâle getirdi” düşüncesini tek bir cümlede sıkıştırabilir.

Alıştırma

-ing yan cümlesinin önceki olayın sonucunu belirttiği cümleyi seçin.

  1. The new bridge shortened the journey, making daily travel easier.
  2. Walking across the bridge, Nina called her friend.
  3. Knowing the road was closed, we chose another route.
Cevabı göster

The new bridge shortened the journey, making daily travel easier.

And with the food surpluses that these techniques produced, Kelime

1:12

Ve bu tekniklerin ürettiği gıda fazlalıkları ile,

Kelime

the food surpluses: temel ihtiyaçtan fazla olan gıda

Food surpluses, üretimin temel tüketimi veya talebi aşmasından sonra kalan gıda miktarlarını ifade eder. Bu ifade, insanların o anda ihtiyaç duyduğundan daha fazla gıda bulunduğu anlamına gelir; fazlalık depolanabilir, takas edilebilir veya başka işlerde çalışan insanları desteklemek için kullanılabilir. Çoğul biçim olan surpluses, farklı zamanlarda, yerlerde veya gıda türlerinde üretilen fazla miktarları genel olarak anlatabilir. Gıda arzının tamamı anlamına gelmez.

Alıştırma

Temel ihtiyacın ötesinde üretilen gıdayı belirten terimle cümleyi tamamlayın: A harvest that produces more food than people need creates a food ____.

Cevabı göster

surplus

it was no longer necessary for everyone to farm. Dilbilgisi

1:15

artık herkesin tarım yapmasına gerek kalmadı.

Dilbilgisi

no longer necessary for everyone to farm: artık herkesin çiftçilik yapmasının gerekmemesi

“No longer”, daha önce geçerli olan bir durumun sona erdiğini belirtir. Burada “necessary” sözcüğünü niteler: önceden herkesin çiftçilik yapması gerekliydi, ancak o noktada artık gerekli değildi. Kalıp “It is/was no longer necessary for someone to do something” şeklindedir. Anlam kapsamı önemlidir: cümle artık herkesin çiftçilik yapmasının gerekmediğini söyler; hiç kimsenin çiftçilik yapmadığını söylemez.

Alıştırma

“It was no longer necessary for everyone to farm” cümlesinin “Bundan sonra hiç kimse çiftçilik yapmadı” şeklindeki yorumunun doğru olup olmadığına karar verin.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

This allowed the development of other specialized trades Kalıp ifadeler

1:18

Bu durum diğer uzmanlık gerektiren zanaatların gelişimine

and by extension, cities. Anlatım akışı

1:20

ve dolayısıyla şehirlere olanak tanıdı.

Kalıp ifadeler

allowed the development of other specialized trades: diğer uzmanlaşmış mesleklerin gelişmesini mümkün kıldı

Burada “allowed”, bir kişinin izin verdiği anlamına gelmez. “This”, daha önce sözü edilen gıda fazlasına gönderme yapar: bu koşul, diğer uzmanlaşmış mesleklerin gelişmesini mümkün kılmıştır. Dil bilgisi yapısı “allow + isim öbeği” şeklindedir. “The development of other specialized trades”, mümkün hâle gelen olayı adlandırır. İsmi merkeze alan bu yapı, resmî neden-sonuç açıklamalarında yaygındır.

Alıştırma

Daha iyi yolların bölgede yeni işletmelerin gelişmesini mümkün kıldığını doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. Better roads allowed to the development of new businesses in the region.
  2. Better roads allowed develop of new businesses in the region.
  3. Better roads allowed the development of new businesses in the region.
Cevabı göster

Better roads allowed the development of new businesses in the region.

Anlatım akışı

by extension: bir sonucu mantıksal olarak genişletmek

by extension, önceki noktadan ilişkili ve daha geniş bir sonucun çıktığını gösteren bir bağlayıcı ifadedir. Burada and by extension, cities, şehirleri listeye rastgele eklenmiş başka bir öğe olarak değil, aynı akıl yürütme zincirindeki sonraki sonuç olarak sunar. Bir düşüncenin mantıksal olarak başka bir düşünceye uzandığını göstermek için bu ifadeyi kullanın.

Alıştırma

Cümleyi “daha ileri bir mantıksal sonuç olarak” anlamındaki iki sözcüklü bağlayıcıyla tamamlayın: The bridge closure blocked the main road and, ____, delayed deliveries across the town.

Cevabı göster

by extension

With cities now producing surplus food as well as tools, crafts, and other goods, Dilbilgisi

1:23

Şehirlerin artık aletler, el sanatları ve diğer malların yanı sıra ihtiyaç fazlası gıda da üretmesiyle,

there was now the possibility of commerce and interaction over longer distances. Kelime

1:28

artık daha uzun mesafelerde ticaret ve etkileşim olasılığı vardı.

Dilbilgisi

With cities now producing surplus food: arka plan için with + isim + -ing

With cities now producing surplus food, with + isim + -ing kalıbını kullanır. Cities, producing fiilinin anlamca öznesidir; bu nedenle -ing biçimi şehirlerin ne yaptığını anlatır. With ile başlayan ifadenin tamamı ana cümle için arka plan durumunu verir. Bağlama göre “bu durum varken”, “çünkü” veya “-dıkça” şeklinde anlaşılabilir. Burada daha uzun mesafeli ticaret ve etkileşimi mümkün kılan koşulları kurar; with, “ile birlikte” anlamına gelmez.

Alıştırma

Arka plan ifadesini offer fiilinin doğru -ing biçimiyle tamamlayın: With the community center ____ free evening classes, more adults can attend.

Cevabı göster

offering

Kelime

the possibility of commerce and interaction: anlamı ve kullanımı

the possibility of + isim yapısı, artık gerçekleşebilecek veya yapılabilir hâle gelebilecek bir şeyi belirtir. Burada commerce and interaction, daha uzun mesafelerde mümkün hâle gelen iki etkinliktir; cümle bunların her yerde ya da hemen gerçekleştiğini söylemez. Commerce, düzenli alım, satım ve ticari faaliyetleri geniş biçimde anlatan resmî bir sözcüktür; yalnızca bir kişinin alışverişini belirtmez. Interaction, ticaretten daha geniştir ve insanlar ya da yerler arasındaki temas, iletişim ve diğer alışverişleri de kapsar.

Alıştırma

Hangi cümlede commerce örnektekiyle aynı geniş anlamda kullanılmıştır?

  1. New roads increased commerce between the two regions.
  2. Maya went shopping for a new backpack after school.
  3. The neighbors had a short conversation by the gate.
Cevabı göster

New roads increased commerce between the two regions.

And as trade flourished, so did technologies that facilitated it, Notlar

1:33

Ve ticaret geliştikçe, onu kolaylaştıran teknolojiler de gelişti;

Dilbilgisi

as trade flourished, so did technologies: paralel eğilimlerde devrik yapı

as trade flourished bölümünde as, aynı dönemde gerçekleşen bir değişimi başlatır: ticaret başarılı ve hareketli hâle gelmiştir. So did technologies, technologies flourished too anlamındadır; yani teknolojiler de gelişmiştir. Did geçmiş zamanı taşır ve tekrarlanacak flourished fiilinin yerini alır. Yapı as + yan cümle, so + yardımcı fiil + özne şeklindedir. Yardımcı fiil ikinci özneden önce gelir, ancak bu bir soru değildir. İki paralel eğilimi kısa ve nispeten resmî biçimde sunar.

Alıştırma

Cümleyi aynı resmî devrik yapıyla tamamlayın: As the city expanded, ____ its public transit network.

Cevabı göster

so did

Kelime

that facilitated it: ticareti kolaylaştırmak

Burada that facilitated it, technologies sözcüğünü niteleyen bir ilgi yan cümlesidir. Facilitated, “bir süreci kolaylaştırdı veya daha sorunsuz gerçekleşmesine yardımcı oldu” anlamına gelir; it ise önceki trade sözcüğüne gönderme yapar. Facilitate genellikle bir etkinlik, süreç veya sonucun önündeki engelleri kaldırmaya ya da uygun koşullar yaratmaya odaklanır. Yalnızca bir kişiye yardım etmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “süreci kolaylaştırdı” anlamındaki ders fiiliyle tamamlayın: The online form ____ registration for new members.

Cevabı göster

facilitated

like carts,

1:37

arabalar,

ships,

1:39

gemiler,

roads, and ports.

1:41

yollar ve limanlar gibi.

Of course, these things required even more labor to build and maintain, Kalıp ifadeler

1:43

Elbette bunları inşa etmek ve sürdürmek daha da fazla emek gerekiyordu,

Kalıp ifadeler

to build and maintain: inşa etmek ve sürekli bakım yapmak

To build and maintain ifadesinde, aynı to tarafından yönetilen iki sıralı fiil bulunur. Build yolları, limanları, gemileri veya benzer altyapıyı oluşturmak; maintain ise inşa edildikten sonra sürekli bakım yaparak bunları güvenli ve kullanılabilir durumda tutmak demektir. Bu ikili, işin iki aşamasını vurgular: ilk inşa ve devam eden bakım. Maintain burada yalnızca bir görüşü veya durumu korumak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın: The town needs workers to ____ its bike paths, from initial construction through years of regular upkeep.

Cevabı göster

build and maintain

so more people were drawn from the countryside to the cities Kelime

1:47

bu yüzden kırsaldan şehirlere daha fazla insan çekildi,

Kelime

were drawn from ... to ...: çekim nedeniyle gerçekleşen hareket

Bu cümlede were drawn, “ilgi duyup taşınmaya yöneldiler veya teşvik edildiler” anlamına gelir. İşler ve fırsatlar şehirleri çekici hâle getirdi; kimse insanları fiziksel olarak çekmedi. Edilgen be drawn from A to B kalıbı, etkilenen insanları ve bir başlangıç noktasından hedefe yapılan hareketi öne çıkarır. Tek bir kişiyi neden olarak göstermeden genel bir eğilimi anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede were drawn from ... to ... fırsatlar nedeniyle taşınan insanları anlatmak için kullanılmıştır?

  1. Scientists were drawn from small towns to the capital by new research jobs.
  2. Scientists were forced from small towns to the capital by a government order.
  3. Scientists drew maps of small towns before visiting the capital.
Cevabı göster

Scientists were drawn from small towns to the capital by new research jobs.

as more jobs and opportunities became available. Kalıp ifadeler

1:50

daha fazla iş ve fırsatın ortaya çıkmasıyla.

Kalıp ifadeler

more jobs and opportunities became available: daha fazla iş ve fırsat erişilebilir hâle geldi

Bu cümlede became available, “elde edilebilir veya insanlara açık olmaya başladı” anlamına gelir. Daha fazla iş ve fırsat ortaya çıktı, açıldı ya da artık değerlendirilebilir hâle geldi. Become bir durum değişikliğini gösterir. Özne iş, bilet, hizmet veya kaynak gibi bir şey olduğunda available genellikle insanların onu alabileceği, kullanabileceği veya ona başvurabileceği anlamına gelir; o şeyin boş zamanı olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Rezervasyon saatlerinin açıldığını göstermek için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: After the clinic hired another doctor, more appointment times ____.

Cevabı göster

became available

If you think modern cities are overcrowded, Anlatım akışı

1:53

Modern şehirlerin aşırı kalabalık olduğunu düşünüyorsanız,

you may be surprised to learn that some cities in 2000 BC

1:55

M.Ö. 2000 yılındaki bazı şehirlerin

had population densities nearly twice as high as that of Shanghai or Calcutta. Notlar

1:59

Şanghay veya Kalküta'nınkinin neredeyse iki katı nüfus yoğunluğuna sahip olduğunu öğrenmek sizi şaşırtabilir.

Anlatım akışı

If you think ..., you may be surprised to learn ...: beklentinin tersine döneceğini haber vermek

Bu giriş önce dinleyicinin zaten sahip olabileceği bir düşünceyi gündeme getirir: modern şehirlerin aşırı kalabalık göründüğü düşüncesini. Ardından, gelecek bilginin bu beklentiyi tersine çevirebileceğini haber verir. Burada If you think ... yapısı esas olarak bir olay için koşul kurmaz. you may be surprised to learn ... ile birlikte mesajı önce mevcut inanış, sonra şaşırtıcı düzeltme şeklinde düzenler. May kullanımı ayrıca her dinleyicinin kesinlikle şaşıracağını iddia etmekten kaçınır.

Alıştırma

Vurgulanan girişin temel söylem işlevi nedir?

  1. Bilginin yalnızca bütün dinleyiciler modern şehirler konusunda aynı fikirdeyse doğru olduğunu söyler.
  2. Dinleyiciden birbiriyle ilgisiz iki bilgi arasında seçim yapmasını ister.
  3. Bilinen bir inanışı sunar, ardından gelecek bilginin buna meydan okuyacağını belirtir.
Cevabı göster

Bilinen bir inanışı sunar, ardından gelecek bilginin buna meydan okuyacağını belirtir.

Kelime

population densities: birim alan başına düşen insan sayısı

Nüfus yoğunluğu, belirli bir alan biriminde yaşayan insan sayısıdır. Çoğul population densities ifadesi, birden fazla şehir veya yerin ayrı ayrı yoğunluk değerlerini belirtir. Bu, toplam nüfusla aynı şey değildir. Küçük bir yerde toplam insan sayısı daha az olsa bile, bu insanlar daha dar bir alanda toplanmışsa nüfus yoğunluğu daha yüksek olabilir.

Alıştırma

A ve B şehirlerinin nüfusu aynıdır, ancak A şehrinin arazi alanı B şehrinin yarısıdır. Hangi ifade doğrudur?

  1. A şehrinin nüfus yoğunluğu daha yüksektir.
  2. İki şehrin nüfus yoğunluğu mutlaka aynıdır.
  3. B şehrinin nüfus yoğunluğu daha yüksektir.
Cevabı göster

A şehrinin nüfus yoğunluğu daha yüksektir.

Dilbilgisi

twice as high as that of: değerleri ismi tekrarlamadan karşılaştırmak

Bu cümlede nearly twice as high as, nüfus yoğunluğunun karşılaştırılan değerin yaklaşık iki katı olduğunu belirtir; iki ayrı kez yükseldiği anlamına gelmez. nearly, oranın 2:1'e yakın olduğunu ancak tam olarak 2:1 olmadığını gösterir. that of... içindeki that, population density ifadesinin yerini tutar. Böylece population density of Shanghai or Calcutta tekrar edilmez ve aynı tür ölçümler karşılaştırılır. Yeniden kullanılabilecek kalıp A's value is twice as high as that of B. şeklindedir.

Alıştırma

Hilltown'ın yıllık yağışının Laketown'ın tam iki katı olduğunu belirtmek için cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: The annual rainfall in Hilltown is ____ Laketown.

Cevabı göster

twice as high as that of

One reason for this was that transportation was not widely available, Notlar

2:04

Bunun bir nedeni ulaşımın yaygın olmamasıydı,

Kalıp ifadeler

not widely available: sınırlı erişim, tamamen yokluk değil

Not widely available, bir şeyin var olabileceğini ancak birçok kişinin ya da birçok yerdeki insanın ona erişemediğini veya onu kullanamadığını anlatır. Burada bir tür ulaşım vardı, fakat insanların ona güvenebileceği kadar yaygın ya da erişilebilir değildi. Widely, kapsama veya erişim alanının genişliğini belirtir. Fiziksel mesafenin uzun olduğu anlamına gelmez. Bu yapı hizmetler, teknoloji, kaynaklar ve bilgiler için kullanılabilir.

Alıştırma

Yeni bir sağlık hizmeti birkaç büyük şehirde sunuluyor, ancak çoğu kişi henüz bu hizmeti kullanamıyor. Durumu en iyi hangi cümle açıklar?

  1. The service is available to everyone.
  2. The service is not available anywhere.
  3. The service is not widely available yet.
Cevabı göster

The service is not widely available yet.

so everything had to be within walking distance, Kalıp ifadeler

2:07

bu yüzden her şey yürüme mesafesinde olmalıydı,

Anlatım akışı

One reason for this was that: önceki duruma gönderme yapıp bir neden sunmak

One reason for this was that... bir söylem işaretidir: daha önce belirtilen bir durumdan o durumun açıklamasına geçer. Buradaki this, bazı antik kentlerin nüfus yoğunluğunun çok yüksek olması gerçeğinin tamamına gönderme yapar; en yakındaki yer adına değil. One reason, konuşanın olası nedenlerden birini verdiğini ve bunun tek neden olmak zorunda olmadığını gösterir. Ardından gelen that yan cümlesi bu nedeni açıklar. Yeniden kullanılabilecek kalıp One reason for + situation + is/was that + full clause. şeklindedir.

Alıştırma

Özgün cümlede One reason for this was that içindeki this en doğal olarak neye gönderme yapar?

  1. Cümlenin ilerleyen bölümünde belirtilen ulaşımın sınırlı olması.
  2. Yalnızca Calcutta yer adı.
  3. Bazı antik kentlerin nüfus yoğunluğunun çok yüksek olduğuna ilişkin daha önce belirtilen gerçek.
Cevabı göster

Bazı antik kentlerin nüfus yoğunluğunun çok yüksek olduğuna ilişkin daha önce belirtilen gerçek.

including the few sources of clean water that existed then.

2:10

o zamanlar var olan birkaç temiz su kaynağı da dahil.

Kalıp ifadeler

within walking distance (of): yürüyerek gidilebilecek kadar yakın

Within walking distance, bir yerin yürüyerek ulaşılabilecek kadar yakın olduğunu anlatır. Within, pratik bir sınırın içinde bulunmayı belirtir; yürüme eylemini anlatmaz. Referans alınan yeri belirtmek için within walking distance of + yer yapısını kullanın. Of kullanılmazsa referans noktası bağlamdan anlaşılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “yürüyerek ulaşılabilecek kadar yakın” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The apartment is ____ the train station.

Cevabı göster

within walking distance of

And the land area of the city was further restricted by the need for walls to defend against attacks. Kalıp ifadeler

2:14

Ayrıca şehrin yüzölçümü, saldırılara karşı savunma duvarlarına olan ihtiyaç nedeniyle daha da kısıtlanmıştı.

Kalıp ifadeler

was further restricted by: başka bir sınırlayıcı etken eklemek

was restricted by yapısında özne sınırlamaya maruz kalır ve by bu sınırlamaya neden olan şeyi belirtir. Burada savunma surlarına duyulan ihtiyaç, şehrin kullanabileceği arazi alanını daraltan etkendir. Further, bu sınırlamanın daha önce belirtilen veya bağlamdan anlaşılan bir sınırlamaya eklendiğini gösterir. Yeniden kullanılabilen be further restricted by + factor kalıbı, ek bir koşulun mevcut alanı, miktarı veya seçenekleri daha da daralttığını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: The building plan was already limited by height rules and was ____ a small budget.

Cevabı göster

further restricted by

Kalıp ifadeler

to defend against attacks: amacı ve tehdidi belirtmek

To defend against attacks, amaç bildiren bir mastar öbeğidir: surlara neden ihtiyaç duyulduğunu açıklar. Saldırılara direnmek için anlamına gelir. defend against + threat yapısında against, karşı konulan tehlikeyi belirtir. Korunan kişi veya şey bağlamdan açıkça anlaşılıyorsa söylenmeyebilir.

Alıştırma

Yeni güvenlik duvarının çevrimiçi saldırılara direnmek amacıyla kurulduğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The new firewall was installed to defend online attacks.
  2. The new firewall was installed to defend against online safety.
  3. The new firewall was installed to defend against online attacks.
Cevabı göster

The new firewall was installed to defend against online attacks.

The Roman Empire was able to develop infrastructure to overcome these limitations, Notlar

2:20

Roma İmparatorluğu bu kısıtlamaları aşmak için altyapı geliştirebildi,

Kelime

infrastructure: bir toplumun işlemesini sağlayan temel sistemler

Bu cümlede infrastructure; yollar, su kaynakları, kanalizasyon ve iletişim ağları gibi şehirlerin ve toplumların işlemesini sağlayan bağlantılı temel sistemler anlamına gelir. Tek bir bina veya yapıyı değil, sistemin bütününü ifade eder. Aynı fikir şehirlerin dışındaki alanlar için de geçerlidir. Örneğin digital infrastructure, çevrim içi hizmetleri destekleyen ağları, sunucuları ve diğer temel sistemleri kapsar.

Alıştırma

Bir şehir yollarını, köprülerini, su borularını ve elektrik şebekesini yeniliyor. Tüm bu sistemlerin İngilizcedeki en uygun genel adı hangisidir?

  1. furniture
  2. infrastructure
  3. architecture
Cevabı göster

infrastructure

Kalıp ifadeler

overcome these limitations: kısıtların ilerlemeyi engellemesini sona erdirmek

Bu cümlede overcome these limitations, daha önce belirtilen kısıtlarla başarılı biçimde başa çıkıp bunların gelişmeyi artık engellememesini sağlamak anlamına gelir. Buradaki overcome mecazidir; fiziksel olarak bir şeyin üzerinden geçmek anlamına gelmez. Overcome geçişli bir fiildir, bu yüzden kısıt veya sorun doğrudan nesne olur: overcome a limitation, overcome a problem veya overcome an obstacle.

Alıştırma

Hangi cümle, kısıtın tamamen ortadan kalktığını iddia etmeden, bir tasarımın o kısıtı büyük bir engel olmaktan çıkardığını söyler?

  1. The new design removed every space limitation in the town.
  2. The new design worked within the town's space limitations.
  3. The new design helped the town overcome its space limitations.
Cevabı göster

The new design helped the town overcome its space limitations.

but other than that, Anlatım akışı

2:25

ancak bunun dışında,

Anlatım akışı

but other than that: bir istisnayı dışarıda bırakmak

Other than that, “az önce belirtilen nokta dışında” anlamına gelir. Buradaki that, Roma İmparatorluğu'nun altyapı kapasitesiyle ilgili daha önce belirtilen istisnaya gönderme yapar. İfade but ile kullanıldığında bu istisnayı bir kenara bırakıp ana sonuca döner. Yeni bir nokta eklemek yerine bilgiyi “bir istisna var, ama geri kalan her şey...” şeklinde düzenler.

Alıştırma

En uygun geçiş ifadesini seçin: The printer is slow, but ___, it works well.

  1. other than that
  2. because of that
  3. besides that
Cevabı göster

other than that

modern cities as we know them didn't really get their start until the Industrial Revolution, Notlar

2:26

bildiğimiz modern şehirler Sanayi Devrimi'ne kadar gerçekten başlamadı,

Kalıp ifadeler

as we know them: bugün bize tanıdık gelen biçim

As we know them, modern cities ifadesini ara açıklama olarak niteleyen bir öbektir. “Bugün bize tanıdık gelen biçimiyle” demektir; “kişisel olarak bildiğimiz şehirler” anlamına gelmez. Them zamiri çoğul cities adına döner. Bu ifade, şehirlerin modern biçimini geçmişte yine şehir denmiş olabilecek daha eski biçimlerden ayırır.

Alıştırma

Bu cümlede modern cities as we know them ne anlama gelir? Modern cities as we know them did not develop until much later.

  1. bugün bize tanıdık gelen biçimiyle modern şehirler
  2. kişisel olarak ziyaret ettiğimiz şehirler
  3. tarihin her dönemindeki bütün şehirler
Cevabı göster

bugün bize tanıdık gelen biçimiyle modern şehirler

Deyimler

didn't really get their start until: daha sonra gelen gerçek bir başlangıç

Get their start, “var olmaya veya gelişmeye başlamak” demektir; their, modern cities ifadesine gönderme yapar. Sözcüğü sözcüğüne “bir başlangıç almak” anlamına gelmez. Didn't ... until kalıbı gerçek başlangıcı until'dan sonra belirtilen zamana yerleştirir. Really bir dönüm noktasını vurgular: daha önce şehirler vardı, ancak modern anlamdaki şehirler Sanayi Devrimi'yle birlikte şekillenmeye başladı.

Alıştırma

Cümleyi get one's start ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The museum was only an idea for years, but it didn't really ____ until local artists found a building.

Cevabı göster

get its start

Kültür

the Industrial Revolution: modern şehirlerin ardındaki tarihsel dönüm noktası

The Industrial Revolution, Sanayi Devrimi'ni; yani makine gücüne dayalı üretime, fabrika sistemine ve yeni ulaşım ve enerji düzenlerine geçişi ifade eder. 18. yüzyılın sonlarında Britanya'da başladı ve ardından başka bölgelere yayıldı. Bu cümlede işlerin, insanların ve altyapının şehirlerde yoğunlaşmaya başladığı dönemi belirtir. Buradaki Revolution, tek bir siyasi ayaklanmayı değil, geniş çaplı bir sanayi ve toplum dönüşümünü anlatır.

Alıştırma

Cümlede the Industrial Revolution neyi ifade ediyor?

  1. Bütün modern şehirleri kuran tek bir siyasi ayaklanma
  2. Makineleşmiş sanayiye ve fabrika üretimine tarihsel geçiş
  3. Fabrikaları şehirlerden kaldırmaya yönelik yakın tarihli bir kampanya
Cevabı göster

Makineleşmiş sanayiye ve fabrika üretimine tarihsel geçiş

when new technology deployed on a mass scale Kalıp ifadeler

2:31

yeni teknolojilerin kitlesel ölçekte kullanılmasıyla

allowed cities to expand and integrate further, Kalıp ifadeler

2:33

şehirlerin daha da genişlemesine ve entegre olmasına izin verildiği o dönemde,

Kalıp ifadeler

deployed on a mass scale: geniş çapta kullanıma alınmış

Burada deployed on a mass scale, new technology ifadesini niteler. Deployed bir geçmiş zaman ortacıdır: Teknoloji yalnızca icat veya test edilmemiş, planlı biçimde gerçek kullanıma alınmıştır. On a mass scale, çok sayıda yer, insan veya sistemi kapsamak demektir. İfade bir bütün olarak geniş çapta kullanıma sunulan ve kullanılan teknolojiyi anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle yeni bir sistemin geniş çapta gerçek kullanıma alındığını söyler?

  1. The new system was stored for future use.
  2. The new system was developed in a small laboratory.
  3. The new system was deployed on a mass scale.
Cevabı göster

The new system was deployed on a mass scale.

Kalıp ifadeler

expand and integrate further: büyümek ve daha sıkı bütünleşmek

Expand ve integrate, allowed cities to ifadesinden sonra paralel biçimde kullanılan iki fiildir. Expand; boyut, nüfus, kapsam veya kapasite açısından büyümek demektir. Integrate ise kentsel alanların, ulaşımın, hizmetlerin ve yakın toplulukların daha birleşik bir sistem olarak çalışabilmesi için daha sıkı bağlanmak demektir. Further iki eylem için de geçerlidir: Şehirler hem büyümeye devam edebilir hem de daha bağlantılı hâle gelebilir. Bu nedenle ifade yalnızca boyut artışını değil, iki tür gelişmeyi anlatır.

Alıştırma

Bu cümle ne anlama gelir: Better transport allowed the city to expand and integrate further?

  1. Şehir büyümeyi durdurdu ve sistemlerini ayrı tuttu.
  2. Şehir büyüdü; bölgeleri ve hizmetleri de birbirine daha sıkı bağlandı.
  3. Şehir büyüdü, ancak bölgeleri birbirinden daha yalıtılmış hâle geldi.
Cevabı göster

Şehir büyüdü; bölgeleri ve hizmetleri de birbirine daha sıkı bağlandı.

establishing police, fire, and sanitation departments, Kelime

2:36

polis, itfaiye ve temizlik departmanlarının,

as well as road networks, and later electricity distribution. Kelime

2:40

yol ağlarının ve sonrasında elektrik dağıtımının kurulmasıyla.

Kelime

police, fire, and sanitation departments: üç belediye hizmet birimi

Bu kısaltılmış sıralamada police, fire ve sanitation sözcüklerinin üçü de sondaki departments ismini niteler. İfade, police departments, fire departments ve sanitation departments anlamına gelir ve üç tür kentsel kamu hizmeti kurumunu belirtir. Burada fire, alevleri değil, yangın söndürme ve acil durum müdahalesini ifade eder. Sanitation ise yalnızca bir odayı temizlemek değil, çöp toplama ve sokak temizliği gibi kent çapındaki çevre temizliği hizmetleridir.

Alıştırma

Bu cümlede police, fire, and sanitation departments ne anlama gelir?

  1. Üç tür doğal afet
  2. Polis, itfaiye ve kentsel temizlik hizmetlerinden sorumlu şehir birimleri
  3. Güvenlik ve temizlik ürünleri satan özel mağazalar
Cevabı göster

Polis, itfaiye ve kentsel temizlik hizmetlerinden sorumlu şehir birimleri

Kelime

road networks ... later electricity distribution: birbirine bağlı altyapı sistemleri

Road networks, tek tek yolları değil, birbirine bağlı yol sistemlerini ifade eder. Electricity distribution, elektrik enerjisini yerel şebeke üzerinden ev ve iş yeri gibi kullanıcılara ulaştıran dağıtım aşamasıdır. Bu nedenle distribution, elektriği gelişigüzel “dağıtmayı” değil, düzenli bir sistemi anlatır. Later zarfı, gelişim sıralamasında electricity distribution sistemini road networks sonrasına yerleştirir. Bu, dağıtım sisteminin daha sonraki bir zamanda kurulduğunu veya genişletildiğini gösterir.

Alıştırma

Bir elektrik şirketi, elektriği mahalledeki bir trafo merkezinden yerel hatlar üzerinden evlere ve dükkânlara ulaştırıyor. Bu aşamanın adı nedir?

  1. electricity generation
  2. electricity distribution
  3. electricity transmission
Cevabı göster

electricity distribution

So what is the future of cities?

2:44

Peki şehirlerin geleceği nedir?

Global population is currently more than 7 billion

2:46

Küresel nüfus şu anda 7 milyardan fazla

and is predicted to top out around 10 billion. Öbek fiiller

2:49

ve 10 milyar civarında zirve yapması öngörülüyor.

Öbek fiiller

top out around 10 billion: yaklaşık 10 milyarda tahminî zirveye ulaşmak

Top out, büyüme durmadan veya sabitlenmeden önce en yüksek düzeye ulaşmak demektir. Burada dünya nüfusunun 10 milyara yakın bir üst sınıra kadar artacağı tahmin ediliyor. Around, 10 milyarın kesin bir durma noktası değil, tahminî bir değer olduğunu gösterir. Sayısal tahminlerde top out around + miktar yapısı, zirve fikriyle yaklaşık bir değeri birlikte ifade eder.

Alıştırma

Nüfusun top out around 10 billion olacağının tahmin edilmesi ne anlama gelir?

  1. Nüfusun artarak yaklaşık 10 milyarda zirveye ulaşması bekleniyor.
  2. Nüfusun tam olarak 10 milyara düşmesi bekleniyor.
  3. Nüfusun sonsuza kadar mevcut düzeyinde kalması bekleniyor.
Cevabı göster

Nüfusun artarak yaklaşık 10 milyarda zirveye ulaşması bekleniyor.

Most of this growth will occur in the urban areas

2:52

Bu büyümenin çoğu,

of the world's poorest countries.

2:55

dünyanın en fakir ülkelerinin kentsel alanlarında gerçekleşecek.

So how will cities need to change to accommodate this growth? Kelime

2:57

Peki, şehirler bu büyümeyi karşılamak için nasıl değişmek zorunda kalacak?

Kelime

accommodate this growth: artan ihtiyaçlar için kapasite oluşturmak

Burada accommodate this growth, nüfus artışının ortaya çıkardığı ihtiyaçlar için yeterli alan ve kapasite oluşturmak anlamına gelir. Soru, konutların, ulaşımın ve hizmetlerin daha fazla insanı karşılayabilmesi için şehirlerin neleri değiştirmesi gerektiğini soruyor. Accommodate yalnızca birine kalacak yer sağlamak anlamına gelmez. Growth, demand veya change gibi nesnelerle kullanıldığında, bir sistemi ek baskı veya ihtiyacı başarıyla karşılayacak şekilde düzenlemek demektir.

Alıştırma

Hangi cümlede accommodate, büyümeyi karşılamak için kapasiteyi artırmak veya ayarlamak anlamında kullanılmıştır?

  1. The report measured the growth in enrollment.
  2. The hotel accommodated the visiting team for two nights.
  3. The school added classrooms to accommodate rising enrollment.
Cevabı göster

The school added classrooms to accommodate rising enrollment.

First,

3:01

Birincisi,

the world will need to seek ways to provide adequate food, Kalıp ifadeler

3:01

dünya herkese yeterli gıda,

sanitation, and education for all people.

3:05

sağlık koşulları ve eğitim sağlamanın yollarını aramak zorunda kalacak.

Kalıp ifadeler

seek ways to provide adequate food: ihtiyaçları karşılayacak yöntemler aramak

Seek ways to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmanın mümkün yollarını aramak demektir. Bu cümlede dünya; gıda, sanitasyon ve eğitim sağlama yöntemlerini belirlemek zorundadır. Cümle, bu hizmetlerin zaten sağlandığını söylemez. Adequate food, insanların ihtiyaçlarını karşılamaya veya gerekli bir standardı tutturmaya yetecek gıda demektir. Adequate sözcüğünün temel anlamı ihtiyaca yetecek düzeyde olmaktır.

Alıştırma

Cümleyi resmî seek ways to + fiilin yalın hâli yapısı ve adequate ile tamamlayın: After the storm, the relief agency must ____ food for every family.

Cevabı göster

seek ways to provide adequate

Second,

3:08

İkincisi,

growth will need to happen in a way that does not damage the land Dilbilgisi

3:09

büyümenin, insan nüfusunu destekleyen,

that provides us with the goods and services Kalıp ifadeler

3:11

mal ve hizmetleri bize sağlayan

that support the human population.

3:14

toprağa zarar vermeyecek şekilde gerçekleşmesi gerekecek.

Dilbilgisi

happen in a way that does not damage the land: gerçekleşme biçimine koşul eklemek

In a way that + yan cümle, bir eylemin veya sürecin nasıl gerçekleşmesi gerektiğini açıklar. Burada that, way sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciği başlatır: izin verilen büyüme biçimi toprağa zarar vermeyen bir biçimdir. Olumsuz yan cümle, yöntemin kaçınması gereken bir sonucu ekler. Bu yapı yalnızca eylemin gerçekleştiğini söylemek yerine, bir şeyin yapılma biçimine koşul koymak için kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi tam olarak in a way that + does not yapısıyla tamamlayın: The kitchen should prepare meals ____ waste ingredients.

Cevabı göster

in a way that does not

Kalıp ifadeler

provide someone with something: provides us with the goods and services kalıbı

Burada provides us with the goods and services, provide + alıcı + with + sağlanan şey kalıbını kullanır. Us alıcıdır; the goods and services ise sağlanan şeylerdir. Bu bağlamda goods yararlı kaynakları, services ise insan yaşamını destekleyen yararlı işlevleri ifade eder. Alıcı provide sözcüğünden hemen sonra geldiğinde, sağlanan şeyden önce with kullanılır: provide families with water. Bu kalıp kaynaklar, ekosistemler, kuruluşlar ve kamu hizmetleri hakkında konuşurken yaygındır.

Alıştırma

Eksik edatı yazarak cümleyi tamamlayın: The clinic provides local families ____ free health checks.

Cevabı göster

with

Food production might move to vertical farms and skyscrapers, Kelime

3:17

Gıda üretimi dikey çiftliklere ve gökdelenlere,

Kelime

vertical farms: üst üste katmanlarda ürün yetiştirilen çiftlikler

Vertical farms, ürünlerin yukarı doğru üst üste yerleştirilmiş katmanlarda yetiştirildiği çiftliklerdir. Genellikle binaların içinde bulunur ve ışık, su ile sıcaklık denetlenir. Vertical, yetiştirme alanının nasıl düzenlendiğini anlatır; çiftliğin kendisinin dik durması anlamına gelmez. Cümlede gıda üretimini vertical farms alanlarına taşımak, yalnızca geniş ve yatay tarım arazilerine bağlı kalmak yerine şehirlerdeki çok katlı alanları kullanmak demektir.

Alıştırma

Hangi seçenek vertical farm ifadesini en iyi açıklar?

  1. Dik bir yamaçta bulunan geleneksel bir tarla
  2. Ürünlerin dikey biçimde üst üste katmanlarda yetiştirildiği bir tesis
  3. Yalnızca tarım makinelerini depolamak için kullanılan yüksek bir ambar
Cevabı göster

Ürünlerin dikey biçimde üst üste katmanlarda yetiştirildiği bir tesis

rooftop gardens, or vacant lots in city centers, Kelime

3:20

çatı bahçelerine veya şehir merkezlerindeki boş arazilere taşınabilir,

Kelime

vacant lots: kullanılmayan kentsel arsalar

Vacant lots, üzerinde kullanılan bir bina veya düzenli bir kullanım bulunmayan ayrı arazi parçalarıdır. Genellikle boş ya da geliştirilmemiş durumdadırlar. Bu ifadede vacant “boş” veya “kullanılmayan”, lots ise “bir arazi parçası” anlamındaki lot sözcüğünün çoğuludur. Cümlede vacant lots, rooftop gardens ile birlikte şehir merkezlerindeki bir yer türünü adlandırır. Buradaki lots, a lot of veya lots of ifadelerindeki gibi “çok miktarda” anlamına gelmez.

Alıştırma

vacant lots ifadesinde lots ne anlama gelir?

  1. Şehirde kullanılmayan iki arazi parçası
  2. Kullanılabilir birkaç daire
  3. Çok miktarda boş alan
Cevabı göster

Şehirde kullanılmayan iki arazi parçası

while power will increasingly come from multiple sources of renewable energy. Kelime

3:24

bu arada enerji giderek artan bir şekilde birden fazla yenilenebilir enerji kaynağından gelecektir.

Kelime

renewable energy: yenilenebilir kaynaklardan gelen enerji

Renewable energy; güneş ışığı, rüzgâr ve akan su gibi, yeniden kullanılabilecek kadar hızlı biçimde doğa tarafından yenilenen kaynaklardan elde edilen enerjidir. Renewable, energy sözcüğünü niteler; kendi kendine geri gelen elektriği değil, enerji kaynağını tanımlar. Cümlede power “elektrik” anlamındadır. Multiple sources of renewable energy ise elektriğin tek bir kaynaktan değil, birden fazla yenilenebilir kaynaktan geleceğini belirtir.

Alıştırma

Renewable energy ifadesini en iyi tanımlayan seçenek hangisidir?

  1. Elektrik kesintisinden sonra kendiliğinden geri gelen elektrik
  2. Üretimi ucuz olan her türlü enerji
  3. Doğal olarak yenilenebilen kaynaklardan elde edilen enerji
Cevabı göster

Doğal olarak yenilenebilen kaynaklardan elde edilen enerji

Instead of single-family homes, Dilbilgisi

3:29

Tek aileyi barındıran müstakil evlerin yerine,

more residences will be built vertically. Kalıp ifadeler

3:30

daha fazla konut dikey olarak inşa edilecek.

Dilbilgisi

Instead of single-family homes: değiştirilen seçeneği belirtmek

Instead of + bir ad veya -ing biçimi, bir seçeneğin tercih edilmediğini ve başka bir seçeneğin kullanıldığını anlatır. Bu cümlenin başındaki Instead of single-family homes, yerine başka bir çözüm getirilen konut türünü belirtir; ana cümle de yeni planı açıklar. Single-family home, tek bir hanenin yaşaması için tasarlanmış ve çoğunlukla müstakil olan bir evdir. Yalnızca bir ailenin var olduğu ev anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi instead of ile tamamlayın: We took the train ____ driving.

Cevabı göster

instead of

Kalıp ifadeler

be built vertically: dikey alanı kullanmak

Will be built, gelecek zamanda edilgen bir yapıdır: konutlar inşa etme eylemine maruz kalır. Vertically ise gelişimin yönünü anlatan bir zarftır; daha yüksek binalar veya üst üste katlar aracılığıyla yukarı doğru gelişmeyi, daha fazla araziye yayılarak dışa doğru büyümemeyi belirtir. Vertically, built sözcüğünü nitelediği için burada sıfat olan vertical değil, zarf olan vertically kullanılır. Bu şehir planlama bağlamında vertically fiziksel alanı anlatır; rütbe veya toplumsal düzeyi anlatmaz.

Alıştırma

Yeni evlerin araziden tasarruf etmek için yukarı doğru inşa edileceğini doğru biçimde anlatan cümleyi seçin.

  1. To save land, the new homes will be built vertical.
  2. To save land, the new homes will be building vertically.
  3. To save land, the new homes will be built vertically.
Cevabı göster

To save land, the new homes will be built vertically.

We may see buildings that contain everything that people need for their daily life, Dilbilgisi

3:33

İnsanların günlük yaşamları için ihtiyaç duydukları her şeyi barındıran binalar,

Dilbilgisi

everything that people need: eksiksiz kümeyi belirlemek

Everything, söz konusu kümedeki şeylerin tümünü ifade eder. that people need for their daily life ilgi yan cümlesi burada bu kümeyi belirler: günlük yaşam için gerekli olan her şey. Yeniden kullanılabilen kalıp everything + that + özne + fiil şeklindedir. Burada that bir ilgi zamiridir ve need fiilinin nesnesidir; şu şey anlamına gelmez. Nesne olduğu için çoğu zaman atılabilir: everything people need.

Alıştırma

Cümleyi everything that kalıbıyla tamamlayın: The emergency kit contains ____ a family needs for three days.

Cevabı göster

everything that

as well as a smaller, self-sufficient cities Kelime

3:37

ve ayrıca yerel ve sürdürülebilir üretime odaklanan

focused on local and sustainable production. Kalıp ifadeler

3:40

daha küçük, kendi kendine yeten şehirler görebiliriz.

Kelime

self-sufficient cities: az dış destekle ihtiyaçlarını karşılayan şehirler

Self-sufficient cities, yerel kaynaklar, üretim ve hizmetler aracılığıyla temel ihtiyaçlarının çoğunu kendileri karşılayabilen şehirlerdir. Self-sufficient, cities sözcüğünü niteleyen birleşik bir sıfattır. Temel anlam, dışarıdan gelen kaynaklara fazla bağımlı olmadan işleyebilmektir.

Alıştırma

Uzak bir ada yiyeceğinin ve enerjisinin çoğunu kendisi üretiyor ve dışarıdan gelen kaynaklara nadiren ihtiyaç duyuyor. Adayı en iyi hangi cümle tanımlar?

  1. The island is largely selfish.
  2. The island is largely self-conscious.
  3. The island is largely self-sufficient.
Cevabı göster

The island is largely self-sufficient.

Kalıp ifadeler

focused on local and sustainable production: bir önceliği belirtmek

Burada focused on local and sustainable production ifadesi cities sözcüğünü niteler. Kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir: cities that are focused on local and sustainable production. Be focused on, “bir şeyi ana öncelik olarak görmek” anlamına gelir. Local ve sustainable sözcüklerinin ikisi de production sözcüğünü niteler; dolayısıyla ifade, görsel bir odaklanmayı değil şehirlerin üretim stratejisini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi, “bunu öncelik hâline getirmek” anlamındaki iki sözcüklü ders ifadesiyle tamamlayın: The campaign is ____ reducing waste.

Cevabı göster

focused on

The future of cities is diverse, Anlatım akışı

3:42

Şehirlerin geleceği çeşitli,

malleable, and creative,

3:44

şekillendirilebilir ve yaratıcıdır,

Anlatım akışı

diverse, malleable, and creative: üç sıfatla yapılan özet

Bu cümlede diverse, malleable ve creative, is sözcüğünden sonra gelen üç paralel sıfattır. Virgüller ilk iki açıklamayı ayırır, and ise sonuncuyu tanıtır; böylece dinleyenler bunları şehirlerin geleceğine ilişkin dengeli tek bir özet olarak algılar. Her sıfat farklı bir açı ekler: diverse çeşitlilik, malleable şekillendirilebilme veya ayarlanabilme, creative ise yeni fikirler üretebilme anlamı taşır. Malleable burada mecazidir; gelecek sabit değil, değiştirilebilir olarak sunulur.

Alıştırma

Hangi cümlede be fiilinden sonra gelen üç paralel sıfattan oluşan aynı yapı kullanılmıştır?

  1. The practical plan is flexible because it is affordable.
  2. The plan is practical, flexible, and affordable.
  3. The plan is practical, flexibility, and affordable.
Cevabı göster

The plan is practical, flexible, and affordable.

no longer built around a single industry, Anlatım akışı

3:46

artık tek bir endüstri etrafında inşa edilmeyip,

Anlatım akışı

No longer built around a single industry: artık tek bir sektör etrafında şekillenmeyen

No longer, önceki bir durumdan değişimi gösterir: Bir şehir geçmişte tek bir ana sektöre bağımlı olmuş olabilir, ancak artık o sektör şehrin ekonomisini ve yaşamını düzenleyen temel değildir. Built around burada mecazidir; fiziksel olarak daire biçiminde inşa edilmek değil, bir şey etrafında düzenlenmek veya bir şeyi merkez almak anlamına gelir. Bilgiyi düzenleyen bir araç olarak bu ifade, but yeni durumu tanıtmadan önce eski modeli kapatır. No longer X, but Y kalıbı, sonucu biten durumdan onun yerini alan veya artık geçerli olan duruma taşır.

Alıştırma

Cümleyi no longer built around ile tamamlayın: The island once depended entirely on tourism, but its economy is ____ a single industry.

Cevabı göster

no longer built around

but reflecting an increasingly connected and global world. Anlatım akışı

3:48

giderek daha fazla birbirine bağlı ve küresel bir dünyayı yansıtmaktadır.

Anlatım akışı

But reflecting an increasingly connected and global world: giderek daha bağlantılı ve küresel bir dünyayı yansıtmak

But, no longer ile açılan karşıtlığın yeni tarafını gösterir: Tek sektörlü model reddedildikten sonra cümle, şehrin yeni biçiminin artık neyi gösterdiğini açıklar. Reflecting burada göstermek veya bünyesinde yansıtmak anlamındadır; ayna gibi bir görüntüyü geri yansıtmak değildir. -ing biçimi ayrı bir olay başlatmak yerine aynı betimlemeyi sürdürür. İfade, şehri giderek daha bağlantılı ve küresel bir dünyayla ilişkilendirerek sonucu tek bir kentsel özellikten bu özelliğin temsil ettiği daha geniş eğilime taşır.

Alıştırma

Bu sonuçta but reflecting an increasingly connected and global world ifadesinin temel görevi nedir?

  1. Küresel bağlantıların her şehri tek bir sektöre bağımlı hâle getirdiğini söylemek
  2. Eski tek sektörlü model ile şehrin artık yansıttığı daha geniş küresel değişimi karşılaştırmak
  3. Binaların çevredeki manzarayı fiziksel olarak ayna gibi yansıttığını anlatmak
Cevabı göster

Eski tek sektörlü model ile şehrin artık yansıttığı daha geniş küresel değişimi karşılaştırmak