Aşırı sıcaklar vücudunuzu nasıl etkiler? - Carolyn Beans: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
668 kelime 124 kel/dk

Video özeti: Bu video, daha sık görülen, daha şiddetli ve daha uzun süren sıcak hava dalgalarının 2050’ye kadar günlük yaşamı nasıl değiştirebileceğini açıklıyor. Terlemenin bedeni nasıl serinlettiğini, nemin bu süreci neden durdurabildiğini, yaş termometre sıcaklığının tehlikeyi nasıl gösterdiğini ve uzun süreli sıcağın sağlık, hizmetler, ulaşım ve elektrik şebekesi üzerindeki etkilerini ele alıyor. Son bölümde sıcağa bağlı hastalıkları azaltacak pratik önlemler sunuluyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. The year is 2050 — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik. Bir açıklamaya, dinleyiciyi doğrudan gelecekteki belirli bir ana yerleştirerek başlamayı öğrenin. Gelecek öngörüsünü şimdiki zamanla sahnelemek, bilimsel kanıtlar verilmeden önce anlatıma yakınlık kazandırır ve canlı bir bağlam kurar. 2. it's too humid for sweat to cool us off. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları. Bir koşulun eylemi ya da süreci engelleyecek dereceye ulaştığını göstermek için too + sıfat + for + isim + mastar yapısını tanıyıp kullanın. Burada nem o kadar yüksektir ki buharlaşma artık bedeni serinletemez. 3. by seeking help for heat-related illnesses, staying hydrated, and keeping people cool through public access to water and AC. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları. Bir sonuca ulaşmanın birden fazla yolunu açıklamak için by sözcüğünün ardından paralel gerund yapıları kullanın. Bu kalıp, bağlantılı sağlık önlemlerini açıkça sunarken seeking, staying ve keeping ögelerinin dil bilgisel dengesini korur.

Bu derste

The year is 2050 and your morning is not off to a good start. Notlar

0:07

Yıl 2050 ve sabahınız pek de iyi başlamıyor.

Anlatım akışı

The year is 2050: gelecekteki bir sahneyi geniş zamanla kurmak

The year is 2050, hayalî bir sahnenin zamanını is fiilinin geniş zaman biçimiyle belirler. Dinleyiciyi doğrudan 2050 yılına götürür ve geleceği hikâyenin şimdiki zamanı gibi hissettirir. Bu giriş önce zaman çerçevesini verir, ardından olayların izleyicinin çevresinde gerçekleşiyormuş gibi anlatılmasını sağlar. Videonun gerçekten 2050 yılında yapıldığını söylemez.

Alıştırma

Hangi giriş, izleyiciyi hayalî bir gelecek sahnesinin içine en doğrudan şekilde yerleştirir?

  1. The year will be 2075, and floating farms will feed the city.
  2. The year is 2075, and floating farms are feeding the city.
  3. The year was 2075, and floating farms fed the city.
Cevabı göster

The year is 2075, and floating farms are feeding the city.

Kalıp ifadeler

not off to a good start: başarısız bir başlangıç

Be off to a good start, bir günün, planın, etkinliğin veya gelişmekte olan başka bir durumun iyi başladığını anlatır. Başına not getirildiğinde, kötü başladığı veya daha ilk aşamada işlerin yolunda gitmediği anlamına gelir. Buradaki off, be off to a ... start kalıbının tamamının bir parçasıdır. Ayrılmak veya kapalı olmak anlamına gelmez. Cümle, sabahın zaten başladığını ancak ilk olayların iyi gitmediğini söyler.

Alıştırma

Gezinin kötü başladığını anlatan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: After two delays and a missing suitcase, our trip is ____.

Cevabı göster

not off to a good start

School is closed for yet another heat day, Kalıp ifadeler

0:14

Okul yine bir aşırı sıcak günü nedeniyle tatil edildi,

Kalıp ifadeler

yet another heat day: tekrarlanan bir sorunu vurgulamak

Yet another, “aynı türden bir tane daha” anlamına gelir ve bunun daha önce, belki de konuşanın istediğinden daha çok kez yaşandığını özellikle vurgular. Burada sıcak nedeniyle okulun kapanmasını tekrarlanan bir aksaklık olarak sunar ve bıkkınlık ya da hayal kırıklığı hissettirebilir. Bu ifadede yet, not ... yet yapısındaki “şimdiye kadar henüz” anlamına gelmez. Another sözcüğünü “yine” anlamıyla güçlendirir. Buradaki heat day, aşırı sıcak nedeniyle okulun kapandığı bir gündür.

Alıştırma

Hangi cümle bir gecikmenin yine yaşanmasından duyulan bıkkınlığı en iyi ifade eder?

  1. We have another delay.
  2. We do not have a delay yet.
  3. We have yet another delay.
Cevabı göster

We have yet another delay.

meaning the kids need to stay home Dilbilgisi

0:18

bu da çocukların evde kalması

and the AC needs to stay on. Öbek fiiller

0:20

ve klimanın açık tutulması gerektiği anlamına geliyor.

Dilbilgisi

meaning the kids need to stay home: doğrudan bir sonucu belirtmek

Virgülden sonra gelen meaning ... ortaç yan cümlesi önceki gerçeğe gönderme yapar ve bu gerçeğin ne anlama geldiğini veya hangi sonuca yol açtığını belirtir. Burada okulun kapanması, çocukların evde kalması gerektiği anlamına gelir. Bu yapı bilgiyi kısa biçimde “önce gerçek, sonra sonuç” sırasıyla düzenler. Anlamı which means ... yapısına yakındır, ancak meaning ... daha kısadır. Buradaki meaning bir fiil biçimidir; “anlam” bildiren isim değildir.

Alıştırma

Doğrudan sonucu tanıtan -ing biçimiyle cümleyi tamamlayın: The bridge is closed, ____ we need to take a different route.

Cevabı göster

meaning

Öbek fiiller

needs to stay on: çalışmaya devam etmek

Needs to stay on, klimanın açık ve çalışır durumda kalması gerektiği anlamına gelir. Stay mevcut durumun devam ettiğini, on ise cihazın çalışır durumda olduğunu gösterir. Burada stay, bir yerde kalmak anlamına gelmez. “Cihaz + stay on” yapısı ışıklar, vantilatörler, ekranlar ve çalışmaya devam eden başka ekipmanlar için de kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle vantilatörün gece boyunca çalışmaya devam etmesi gerektiğini söylüyor?

  1. The fan needs to turn on at midnight.
  2. The fan needs to stay on all night.
  3. The fan needs to stay off all night.
Cevabı göster

The fan needs to stay on all night.

Your usual babysitter can't come help

0:24

Her zamanki bebek bakıcınız yardıma gelemiyor

because the rails for their commuter train

0:27

çünkü bindiği banliyö treninin rayları

were warped by the heat. Kelime

0:29

sıcaktan bükülmüş durumda.

Kelime

were warped by the heat: ısı nedeniyle fiziksel biçim bozulması

Were warped by the heat edilgen bir yapıdır: yüksek sıcaklık rayları eğip büktüğü için raylar normal düz şekillerini kaybetmiştir. By the heat, bunun nedenini belirtir. Warp özellikle ahşap, metal veya plastikte görülen belirli bir fiziksel şekil değişikliğini anlatır. Ne tür bir zarar oluştuğunu belirtmeyen damaged sözcüğünden daha kesindir.

Alıştırma

İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. Warped sözcüğünün sonuna odaklanın.

  1. The wooden board was warped by the heat.
  2. The wooden board was warmed by the heat.
Cevabı göster

The wooden board was warped by the heat.

And to make matters worse, Kalıp ifadeler

0:31

İşleri daha da kötüleştiren şey ise,

Kalıp ifadeler

to make matters worse: durumu kötüleştiren yeni bir sorun eklemek

To make matters worse, zaten kötü olan bir durumu daha da kötüleştiren ek bir bilgiyi sunan kalıplaşmış bir geçiş ifadesidir. Bu cümlede, başka bir sorunun daha ekleneceğini gösterir. İfadeyi bir bütün olarak anlamak gerekir: “daha da kötüsü” veya “ek bir sorun olarak” anlamına gelir; birinin durumu bilerek kötüleştirdiğini anlatmaz. Sorunların arttığını göstererek bir hikâyeyi ya da açıklamayı düzenler.

Alıştırma

Cümleyi, ek bir sorun sunan bu dersteki kalıplaşmış geçiş ifadesiyle tamamlayın: The bus was late. ____, it was already full.

Cevabı göster

To make matters worse

your dog is desperate for a walk, Kalıp ifadeler

0:33

köpeğinizin umutsuzca yürüyüşe çıkmak istemesi,

Kalıp ifadeler

be desperate for: bir şeyi çok güçlü biçimde istemek veya ona acilen ihtiyaç duymak

Be desperate for + isim, bir şeyi çok güçlü biçimde istemek ya da ona acilen ihtiyaç duymak demektir. Buradaki is desperate for a walk, köpeğin dışarı çıkmak için son derece sabırsızlandığını gösterir; wants a walk ifadesinden çok daha güçlüdür. Bu kalıpta desperate her zaman “umutsuz” anlamına gelmez. İstenen şey bir eylemse be desperate to + fiilin yalın hâli kullanılır; örneğin be desperate to go outside.

Alıştırma

Uzun bir yürüyüşten sonra Mina'nın suya çok acil ihtiyaç duyduğunu en iyi hangi cümle anlatır?

  1. After the long hike, Mina was desperate for water.
  2. After the long hike, Mina was curious about the water.
  3. After the long hike, Mina was responsible for the water.
Cevabı göster

After the long hike, Mina was desperate for water.

but the pavement is hot enough Dilbilgisi

0:35

ancak asfaltın,

to give third degree burns Kelime

0:37

ona dokunan herhangi bir patide veya kişide

Dilbilgisi

hot enough to give: sıfat + enough + to + fiil

adjective + enough + to + verb kalıbı, bir niteliğin bir eylem ya da sonucun mümkün olması için gereken düzeye ulaştığını anlatır. hot enough to give burns ifadesinde sıcaklık, yanıklara yol açabilecek tehlikeli bir düzeye ulaşır. enough, hot sıfatından sonra gelir. Ardından gelen to'lu mastar give ..., olası sonucu belirtir; bu nedenle enough tek başına değil, sonrasındaki ifadeyle bağlantılı anlaşılmalıdır.

Alıştırma

Uyarıyı adjective + enough + to yapısıyla tamamlayın: The rope is strong ____ hold the climber's weight.

Cevabı göster

enough to

to any paw or person that touches it.

0:39

üçüncü derece yanıklara neden olacak kadar sıcak olmasıdır.

Kelime

third degree burns: ciddi bir yanık türü

Third degree burns, derinin tüm kalınlığına zarar veren çok ciddi bir yanık türü olan üçüncü derece yanıklar demektir. Bu cümlede ifade, sıcak bir yüzeyin verdiği sıradan rahatsızlığı değil, ciddi yaralanma riskini belirtir. Burada degree, yanığın ciddiyet seviyesini gösterir. Santigrat ya da Fahrenhayt cinsinden bir sıcaklık belirtmez.

Alıştırma

Bu cümlede third degree burns ne anlama gelir?

  1. Ciddi bir yanık yaralanması türü
  2. Birinin üçüncü kez sıcaklık hissetmesi
  3. Üç derecelik bir sıcaklık
Cevabı göster

Ciddi bir yanık yaralanması türü

In many parts of the world,

0:43

Dünyanın pek çok yerinde

this sweltering future is already here. Anlatım akışı

0:45

bu bunaltıcı gelecek şimdiden geldi.

Anlatım akışı

this sweltering future is already here: gelecek senaryosundan bugünün gerçeğine

this sweltering future, az önce anlatılan aşırı sıcak geleceğe gönderme yapar. is already here ifadesi, geleceğe ait bir olasılık gibi görünen şeyin birçok yerde bugünün gerçeği olduğunu belirtir; here burada mecazidir ve fiziksel bir varış noktasını göstermez. Bu cümle bir geçiş noktası işlevi görür: dinleyiciyi geleceği hayal etmekten şu anda var olan bir sorunu incelemeye yöneltir. Kullanılabilir X is already here kalıbı, öngörülen bir değişikliği zaten gerçekleşmekte olan bir durum olarak sunabilir.

Alıştırma

Konuşmacı this sweltering future is already here diyerek ne yapıyor?

  1. Bugünden uzaklaşıp yalnızca uzak bir olasılığı ele alır
  2. Geleceğin fiziksel olarak yeni bir yere taşındığını söyler
  3. Hayal edilen bir gelecekten zaten var olan bir soruna geçer
Cevabı göster

Hayal edilen bir gelecekten zaten var olan bir soruna geçer

On average,

0:50

Ortalama olarak,

heat waves are happening more often Dilbilgisi

0:50

sıcak hava dalgaları daha sık,

with greater intensity

0:53

daha yüksek yoğunlukta

and for longer durations.

0:55

ve daha uzun sürelerle meydana geliyor.

Dilbilgisi

more often ... with greater intensity ... for longer durations: bir eğilimin üç boyutu

Bu cümle değişimin üç boyutunu birlikte sıralar. more often sıklığı, with greater intensity şiddeti, for longer durations ise her sıcak hava dalgasının ne kadar sürdüğünü anlatır. Üç bölüm farklı dil bilgisi biçimleri kullanır, ancak işlevleri paraleldir: her biri eğilimin bir ölçüsünü ekler. Birlikte yalnızca sıklık artışını değil, birleşik bir değişimi gösterirler.

Alıştırma

Hangi cümle sıklık, şiddet ve süre artışlarını açıkça bildiriyor?

  1. The storms are occurring more often, with greater force, and for longer periods.
  2. The storms are occurring more often near the coast.
  3. The storms are occurring with greater force after sunset.
Cevabı göster

The storms are occurring more often, with greater force, and for longer periods.

But according to a 2022 projection, Anlatım akışı

0:57

Ancak 2022'de yapılan bir projeksiyona göre,

Anlatım akışı

according to a 2022 projection: tahminin kaynağını belirtmek

According to + kaynak, okuyucuya devamındaki bilginin nereden geldiğini söyler. Burada according to a 2022 projection, 2022'de yayımlanmış veya hazırlanmış bir tahmini tanıtır ve devamındaki bilgiyi bir kaynağa dayandırır. A projection, verilere, eğilimlere ve varsayımlara dayanan bir gelecek tahminidir. Sonucun gözlemlenmiş bir gerçek veya garanti olmadığını gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle bir tahmini doğal biçimde kaynak göstererek aktarır ve sonucu belirsiz bırakır?

  1. A 2024 projection guarantees that demand will double by 2035.
  2. According to a 2024 projection, demand could double by 2035.
  3. According to my favorite color, demand will double by 2035.
Cevabı göster

According to a 2024 projection, demand could double by 2035.

by 2050,

1:00

2050 yılına gelindiğinde,

Earth's mid-latitudes could be experiencing extreme heat Dilbilgisi

1:02

Dünya'nın orta enlemleri yılda 90 ile 180 gün arasında

between 90 and 180 days a year, Dilbilgisi

1:07

aşırı sıcaklıklar yaşıyor olabilir,

Dilbilgisi

could be experiencing extreme heat: gelecekte sürebilecek olası bir durum

Could be experiencing, could kip belirteci ile be experiencing sürekli yapısını birleştirir. Could, tahminin kesin değil olası olduğunu gösterirken sürekli yapı aşırı sıcağı gelecekte bir süre boyunca gelişen bir durum olarak sunar. By 2050 gelecek zaman işareti ve yıllık gün aralığıyla birlikte bu ifade, söz konusu gelecek aşamada durumun sürebileceğini veya tekrarlanabileceğini anlatır. Sürekli yapı yalnızca şu anda gerçekleşen durumlarla sınırlı değildir.

Alıştırma

Hangi cümle gelecekteki bir aşamada sürmesi veya tekrarlanması mümkün olan bir durumu en iyi vurgular?

  1. Coastal towns are experiencing regular flooding right now.
  2. By 2040, coastal towns could experience one brief flood.
  3. By 2040, coastal towns could be experiencing regular flooding.
Cevabı göster

By 2040, coastal towns could be experiencing regular flooding.

Dilbilgisi

between 90 and 180 days a year: yıllık bir aralığı ifade etme

Between 90 and 180 days sayısal bir aralık verir: sayı en az 90, en fazla 180 gün olabilir. Bu yapıda between, and ile eşleşir. Days a year, bunun her yıl kaç gün yaşandığını belirtir. Buradaki a year, belirli bir yılı değil, “yılda” anlamını taşır.

Alıştırma

Verilen bütün öğeleri doğru sırayla kullanın: between; 250; and; 300; days. The clinic is open ____ a year.

Cevabı göster

between 250 and 300 days

with tropical regions enduring even more. Dilbilgisi

1:10

tropikal bölgeler ise daha da fazlasına katlanmak zorunda kalacak.

Dilbilgisi

with tropical regions enduring even more: with + isim + -ing yapısı

With tropical regions enduring even more, with + isim + -ing yapısıyla kurulmuş bir ek bilgidir. Tropical regions, enduring fiilinin mantıksal öznesidir; ifade, başka bir tam yan cümle kurmadan bu bölgelerin durumunu ana ifadeye ekler. Even more, daha önce sözü edilen aşırı sıcağa gönderme yapar: tropikal bölgelerin bundan daha fazlasına maruz kalması beklenmektedir. Buradaki with, eşlik eden veya karşıtlık oluşturan ek bilgi getirir; yalnızca “ile birlikte” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, tam bir ana cümleye ikinci bir durum eklemek için with + isim + -ing yapısını kullanır?

  1. With the festival and the volunteers.
  2. The festival continued with a new sound system.
  3. The festival continued, with volunteers handing out water.
Cevabı göster

The festival continued, with volunteers handing out water.

So how hot is too hot Anlatım akışı

1:14

Peki, bir sıcaklığın çok sıcak olması ne demektir

and what can people do to handle the heat? Kalıp ifadeler

1:17

ve insanlar bu sıcakla başa çıkmak için ne yapabilir?

Anlatım akışı

So how hot is too hot?: güvenli sınırı belirleyen bir giriş sorusu

Buradaki So, önceki tartışmayı sonraki bölümün yanıtlayabileceği temel bir soruda toplar. Böylece anlatım, sıcaklık sorununu betimlemekten onun sınırlarını ve olası çözümleri incelemeye geçer. How hot is too hot? yalnızca mevcut sıcaklığın kaç derece olduğunu sormaz. How + sıfat + is too + aynı sıfat? kalıbı, bir özelliğin hangi noktada güvenli, kabul edilebilir veya yönetilebilir sınırı aştığını sorar. Burada söz konusu olan sıcaklığın sınırıdır.

Alıştırma

Hangi cümle, güvenli sınırın nerede başladığını sormak için aynı soru kalıbını kullanır?

  1. So how loud is too loud for human hearing?
  2. So how loud is the concert right now?
  3. So why do people enjoy loud music?
Cevabı göster

So how loud is too loud for human hearing?

Kalıp ifadeler

to handle the heat: yüksek sıcaklıklarla başa çıkmak

Bu soruda to handle the heat, insanların yapabilecekleri şeylerin amacını belirtir. Handle burada bir şeyi elde tutmak değil, zor bir durumu yönetmek veya onunla başa çıkmak anlamına gelir. Handle the heat, sıcak koşullara dayanmayı ve etkilerini azaltmak için uygulanabilir önlemler almayı kapsayabilir. Daha genel olan handle + bir sorun, baskı veya durum kalıbı, zorlayıcı bir şeyle başa çıkmayı anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle, bir soğutma sisteminin çalışanların yüksek sıcaklıklarla başa çıkmasına yardım ettiğini doğal biçimde anlatır?

  1. The new cooling system helps workers handle the heat.
  2. The new cooling system helps workers hold the heat.
  3. The new cooling system helps workers take the heat from their manager.
Cevabı göster

The new cooling system helps workers handle the heat.

While human bodies are decent at managing temperature, Dilbilgisi

1:20

İnsan vücudu sıcaklık yönetiminde oldukça başarılı olsa da,

our cooling mechanisms

1:23

soğutma mekanizmalarımız

only work under the right conditions. Kalıp ifadeler

1:25

yalnızca doğru koşullar altında çalışır.

Dilbilgisi

Ödünleme anlamındaki While A, B

Burada while, “... sırasında” değil, although gibi “-se de” anlamına gelir. Baştaki yan cümle insan vücudunun sıcaklığı oldukça iyi düzenleyebildiğini kabul eder; ana cümle ise ardından önemli bir sınırlama getirir. While A, B kalıbı bir düşünceyi şöyle düzenler: A'nın doğru olduğu kabul edilir, ancak A'yı sınırlayan veya onunla karşıtlık kuran asıl nokta B'dir. while yan cümlesi başta olduğunda genellikle ana cümleden virgülle ayrılır.

Alıştırma

Hangi cümlede while, bir noktayı kabul ettikten sonra sınırlama getirmek için kullanılmıştır?

  1. The screen went dark while I was typing.
  2. While the device is useful, it only works indoors.
  3. I read a book while the device was charging.
Cevabı göster

While the device is useful, it only works indoors.

Kalıp ifadeler

only work under the right conditions: yalnızca uygun koşullarda çalışmak

Burada work, “bir iş yapmak” değil, “etkili biçimde çalışmak” veya “amaçlanan sonucu üretmek” anlamındadır. Under the right conditions, gerekli ortamın veya koşulların uygun olduğu anlamına gelir. Only, ifadenin geçerli olduğu alanı daraltır: Soğutma mekanizmaları her durumda değil, yalnızca bu uygun koşullarda etkilidir. Başka durumlara da uygulanabilen X only works under Y conditions kalıbı bir yöntemin, cihazın veya doğal sürecin çalışma sınırlarını belirtir.

Alıştırma

Sensörün yalnızca gerekli koşullar uygun olduğunda etkili olduğunu göstermek için hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The sensor ____.

Cevabı göster

only works under the right conditions

When air temperatures climb, Kalıp ifadeler

1:28

Hava sıcaklıkları yükseldiğinde,

Kalıp ifadeler

temperatures climb: bir değerin yükselmesini anlatan climb

Burada climb, fiziksel olarak bir yüzeye tırmanmak değil, “daha yüksek bir seviyeye çıkmak” anlamına gelir. Hava sıcaklıkları, yukarı doğru hareket eden ölçülebilir değerler olarak sunulur. Bu yapıda değerin kendisi öznedir: temperatures climb. Climb burada geçişsizdir; bu nedenle değeri doğrudan nesne olarak almaz. Genellikle belirgin ya da devam eden bir artış çağrıştırır.

Alıştırma

Hangi cümlede climb, ölçülebilir bir değerin yükselmesini anlatır?

  1. Temperatures climb during a heat wave.
  2. Please climb the ladder carefully.
  3. The hikers climb the hill before sunrise.
Cevabı göster

Temperatures climb during a heat wave.

the hypothalamus tells blood vessels near the skin to widen, Notlar

1:30

hipotalamus deri yakınındaki kan damarlarına genişlemesini söyler,

Kelime

the hypothalamus: beynin belirli bir bölgesi

Hipotalamus, beynin küçük ve belirli bir bölgesidir; vücut sıcaklığı da dâhil olmak üzere iç koşulların dengede kalmasına yardımcı olur. The sözcüğü genel olarak beyni değil, adı verilen bu anatomik yapıyı gösterir. Bu cümlede tells, basitleştirilmiş bilimsel bir anlatımdır: Hipotalamus, cilde yakın kan damarlarının genişlemesine yol açan sinyaller gönderir ve bunları koordine eder. Böylece vücudun ısıyı dışarı vermesine yardımcı olur.

Alıştırma

Hangi cümle hipotalamusu doğru biçimde tanımlar?

  1. The hypothalamus is a brain region that helps regulate body temperature.
  2. The hypothalamus is a kind of sweat produced by the body.
  3. The hypothalamus is a blood vessel near the skin.
Cevabı göster

The hypothalamus is a brain region that helps regulate body temperature.

Dilbilgisi

tell + nesne + to-infinitive: tells blood vessels ... to widen

Yapı tell + nesne + to-infinitive şeklindedir. Burada blood vessels near the skin, tells fiilinin nesnesidir; to widen ise bu damarların yapması için yönlendirildiği eylemi belirtir. Bilimsel açıklamalarda tell, sözle konuşmak yerine sinyal vermeyi anlatabilir. Hipotalamus damarların genişlemesine yol açan bir sinyal gönderir; böylece yapı sinyal kaynağını, tepki veren bölümü ve tepkiyi birbirine bağlar.

Alıştırma

Parantez içindeki fiilin doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: The safety sensor tells the machine ____. (stop)

Cevabı göster

to stop

allowing more blood to flow near the body's surface Dilbilgisi

1:36

böylece vücut yüzeyine daha fazla kan akışı sağlanır

and release heat. Kalıp ifadeler

1:39

ve ısı dışarı salınır.

Dilbilgisi

allowing more blood to flow: sonucu gösteren bir -ing ifadesi

Tam bir cümleden sonra virgül + allowing ifadesi, o cümlenin sonucunu gösterebilir. Burada kan damarları genişler ve bunun sonucunda daha fazla kan vücut yüzeyine yakın akabilir. İfadenin içinde allow + nesne + to-infinitive yapısı kullanılır: more blood nesnedir, to flow ise mümkün hâle gelen eylemdir. Allowing önceki cümleye bağlıdır; ayrı bir ana eylem başlatmaz.

Alıştırma

Parantez içindeki sözcükleri kullanarak sonuç ifadesini tamamlayın: The new bridge opened, ____. (allow / cyclists / cross safely)

Cevabı göster

allowing cyclists to cross safely

Kalıp ifadeler

and release heat: ısının dışarı çıkmasını sağlamak

Release heat, bilimsel açıklamalarda sık kullanılan bir eşdizimdir ve bir vücutta ya da nesnede zaten bulunan ısının dışarı çıkmasını sağlamak anlamına gelir. Bu cümlede vücudun yüzeyine yakın kan ısıyı dışarı taşır ve vücudun soğumasına yardım eder; buradaki release 'yayımlamak' veya 'duyurmak' anlamında değildir. Daha geniş ifadede and, flow ile release'i birbirine bağlar: aynı kan yüzeye yakın akar ve ısıyı dışarı verir. Bu yapı, bir makineden veya malzemeden ısının çıkmasını anlatmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Zaten var olan ısının çevredeki havaya doğru çıktığını anlatan cümleyi seçin.

  1. The engine releases heat into the air.
  2. The blanket traps heat around the body.
  3. The heater produces heat for the room.
Cevabı göster

The engine releases heat into the air.

This hormonal cascade Kelime

1:41

Bu hormonal silsile

also turns on our sweat glands. Öbek fiiller

1:44

ter bezlerimizi de harekete geçirir.

Kelime

This hormonal cascade: birbirine bağlı tepkimeler zinciri

hormonal cascade, bilimsel açıklamalarda sık kullanılan ve bir vücutta bulunan hormonlarla ilgili sinyallerin ve tepkilerin oluşturduğu zincir anlamına gelen bir ifadedir. Bir adım bir sonrakini tetikleyebilir; bu nedenle ifade tek bir hormonu veya yalıtılmış tek bir eylemi değil, bağlantılı bir süreci anlatır. Bu cümlede This, daha önce açıklanan sıcaklık düzenleme sürecine gönderme yapar. Bu zincir, daha büyük sürecin bir parçası olarak ter bezlerini çalıştırır.

Alıştırma

hormonal cascade ifadesini doğru açıklayan cümleyi seçin.

  1. A hormonal cascade is a single hormone acting alone.
  2. A hormonal cascade is a series in which one hormone-related step can trigger another.
  3. A hormonal cascade is one immediate change with no connected steps.
Cevabı göster

A hormonal cascade is a series in which one hormone-related step can trigger another.

Öbek fiiller

turns on our sweat glands: bir vücut sistemini etkinleştirmek

turns on our sweat glands ifadesinde turn on, “etkinleştirmek” veya “çalışmaya başlamasını sağlamak” anlamına gelir. Hormonal sinyaller bezlerin ter üretmeye başlamasını sağlar; burada gerçek bir fiziksel düğme yoktur.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz ve “etkinleştirmek” anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: A rise in temperature ____ the cooling system.

Cevabı göster

turns on

As sweat evaporates, Dilbilgisi

1:47

Ter buharlaşırken,

it pulls the heat from our skin. Kalıp ifadeler

1:48

cildimizdeki ısıyı çeker.

Dilbilgisi

As sweat evaporates: eş zamanlı süreç ve mekanizma

Burada as, zaman bakımından “-irken” veya “süreç boyunca” anlamını taşır. Terin buharlaşmasıyla ısının ciltten uzaklaşmasını aynı anda gerçekleşen iki süreç olarak birbirine bağlar. Bilimsel bağlam bir mekanizmayı da gösterir: ısıyı uzaklaştıran şey buharlaşmadır. As, devam eden süreç görünümünü korurken neden-sonuç bağlantısı cümledeki bilimsel gerçeklerden gelir.

Alıştırma

Hangi cümlede as, birlikte ilerleyen ve birinin diğerini tetiklediği iki süreci en iyi biçimde gösterir?

  1. As the metal heats up, it expands.
  2. When the bell rang, everyone looked up.
  3. Because the door was locked, we used another entrance.
Cevabı göster

As the metal heats up, it expands.

Kalıp ifadeler

pulls the heat from our skin: ısıyı kaynağından uzaklaştırmak

Bu cümlede pulls the heat from our skin, cildimizdeki ısıyı uzaklaştırmak anlamına gelir. Pull burada mecaz anlamdadır: hiç kimse ısıyı gerçekten tutup çekmiyor. Özne olan it, terin buharlaşması sürecini ifade eder. Başka durumlara aktarılabilen kalıp pull + something + from + a source biçimindedir. Bu kalıp, bir süreç ya da malzemenin bir şeyi kaynağından uzaklaştırdığını anlatır; örneğin ısının bir yüzeyden alınması.

Alıştırma

Hangi cümlede pull ... from, bir şeyi fiziksel olarak hareket ettirmek yerine ısıyı uzaklaştırmak anlamında kullanılmıştır?

  1. The cold pack pulls heat from your skin.
  2. The wool blanket keeps heat near your skin.
  3. Nora pulls the wagon from the garage.
Cevabı göster

The cold pack pulls heat from your skin.

But if humidity is high,

1:51

Ancak nem yüksekse,

the rate of evaporation slows Kelime

1:53

buharlaşma hızı yavaşlar

and eventually stops.

1:55

ve sonunda durur.

Kelime

the rate of evaporation: buharlaşmanın gerçekleşme hızı

The rate of evaporation, buharlaşmanın ne kadar hızlı gerçekleştiğini ifade eder. rate of + isim yapısında isim, ölçülen süreci belirtir; dolayısıyla rate burada puan ya da değerlendirme değil, hız anlamındadır. Slows and eventually stops bir ilerleme gösterir: buharlaşma önce yavaşlar ve sonunda tamamen durur. Daha kesin bir ifadeyle, hızı sıfıra ulaşana kadar düşer.

Alıştırma

Buharlaşmanın ne kadar hızlı gerçekleştiğini anlatmak için cümleyi rate of + süreç adı yapısıyla tamamlayın: The ____ increases on a hot, windy day.

Cevabı göster

rate of evaporation

Scientists use this principle to track humidity Kalıp ifadeler

1:58

Bilim insanları nemi izlemek için bu prensibi kullanarak

with a metric called wet bulb temperature, Kelime

2:01

yaş termometre sıcaklığı adı verilen bir ölçüm birimi kullanırlar,

Kalıp ifadeler

use this principle to track humidity: use X to do Y yapısı

use X to do Y yapısında X, kullanılan yöntemi, aracı veya fikri; to ile başlayan mastar ise amacı belirtir. Burada bilim insanlarının kullandığı şey this principle, amaç ise to track humidity bölümüdür. Buradaki track, nemi zaman içinde ölçmek veya izlemek demektir. Bir kişiyi takip etmek anlamına gelmez ve demir yolu rayını ifade etmez.

Alıştırma

track sözcüğünü use X to do Y yapısında kullanın: Engineers use sensors ____ changes in air quality.

Cevabı göster

to track

Kelime

a metric called wet bulb temperature: yaş termometre sıcaklığı adlı bir ölçüt

a metric called wet bulb temperature ifadesi bir ölçümün adını tanıtır. Called wet bulb temperature bölümü metric sözcüğünü niteler; that is called wet bulb temperature ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Wet bulb temperature, yani yaş termometre sıcaklığı, nemin buharlaşma yoluyla soğumayı nasıl etkilediğiyle ilgili bir ölçümdür. Bu terimde bulb, ölçümde kullanılan termometrenin bir bölümünü ifade eder; sıradan bir ampul anlamına gelmez.

Alıştırma

Ölçütün adını tanıtmak için called kullanın: The app shows a metric ____ recovery time.

Cevabı göster

called

in which they wrap a wet room temperature cloth around a thermometer

2:05

bu yöntemde, buharlaşmanın okunan değeri düşürüp düşürmeyeceğini görmek için

to see if evaporation will lower the reading. Kelime

2:10

bir termometrenin etrafına oda sıcaklığında ıslak bir bez sararlar.

Kelime

lower the reading: bir cihazın gösterdiği değeri düşürmek

Bu cümlede lower, bir şeyi aşağı çekmek veya azaltmak anlamında kullanılan bir fiildir. Nesnesi the reading olduğu için will lower the reading, buharlaşmanın termometrede gösterilen sayıyı azaltabileceği anlamına gelir. Ölçüm bağlamında a reading, bir cihazın gösterdiği veya cihazdan alınan ölçüm değeridir. Kelime ya da kitap okuma eylemini ifade etmez.

Alıştırma

Hangi cümlede reading, bir cihazın gösterdiği ölçüm değeri anlamındadır?

  1. We discussed the reading in class.
  2. The cold air lowered the thermometer reading.
  3. Maya is reading a book about storms.
Cevabı göster

The cold air lowered the thermometer reading.

If it doesn't,

2:13

Eğer düşürmezse,

it's too humid for sweat to cool us off. Notlar

2:14

terin bizi serinletemeyeceği kadar nemli demektir.

Dilbilgisi

too humid for sweat to cool us off: too ... for ... to ... kalıbı

too + adjective + for + noun + to-infinitive kalıbı, bir özelliğin aşırı bir dereceye ulaşarak sonraki eylemi veya sonucu engellediğini anlatır. Burada for sweat, cool us off eylemini yapanın sweat olduğunu belirtir. Cümlenin tamamı, nemin terin vücudu etkili biçimde serinletemeyeceği kadar yüksek olduğunu ifade eder.

Alıştırma

Hangi cümle, aşırı bir derecenin sonucu engellediğini göstermek için too + adjective + for + noun + to-infinitive kalıbını kullanır?

  1. The music is too loud for the baby to sleep.
  2. The baby sleeps even though the music is loud.
  3. The music is very loud, so Dad lowers the volume.
Cevabı göster

The music is too loud for the baby to sleep.

Öbek fiiller

cool us off: bizi serinletmek

Cool us off, “daha az sıcak hissetmemizi sağlamak” veya “vücut sıcaklığımızı düşürmek” demektir. Bu cümlede terin normalde bizi serinletmesi beklenir. Cool off ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne us gibi bir zamir olduğunda cool ile off arasına gelir: cool us off; cool off us değil.

Alıştırma

“Daha az sıcak hissetmemizi sağlamak” anlamını vermek için cümleyi cool ... off ile tamamlayın: The fan will ____ after the game.

Cevabı göster

cool us off

A wet bulb temperature of roughly 35°C

2:18

Yaklaşık 35°C'lik bir yaş termometre sıcaklığı

is generally considered the limit of human survival, Dilbilgisi

2:23

genel olarak insanın hayatta kalma sınırı olarak kabul edilir,

Dilbilgisi

is generally considered ...: yaygın bir değerlendirmeyi aktarmak

Is generally considered the limit of human survival, bu seviyenin insanların hayatta kalabileceği en yüksek sınır olarak yaygın biçimde görüldüğü anlamına gelir. Edilgen be considered + isim veya sıfat yapısı, değerlendirmeyi yapan kişiyi arka planda tutarak öznenin nasıl değerlendirildiğini bildirir. Generally, ifadeyi daha az kesin hâle getirir: tek bir kişinin gelişigüzel görüşünü veya istisnasız bir kuralı değil, yaygın ya da uzmanlara ait bir görüşü aktarır. Buradaki 35°C, sıradan hava sıcaklığını değil yaş termometre sıcaklığını belirtir.

Alıştırma

Çoğu uzmanın bu rotayı en güvenli seçenek olarak gördüğünü doğal biçimde ifade eden cümle hangisidir?

  1. This route generally considers the safest choice.
  2. This route is generally considered the safest choice.
  3. This route is generally considering the safest choice.
Cevabı göster

This route is generally considered the safest choice.

though current temperatures rarely reach this threshold. Dilbilgisi

2:27

ancak mevcut sıcaklıklar bu eşiğe nadiren ulaşır.

Dilbilgisi

Though ...: bir iddiayı sınırlayan karşıt bilgi eklemek

Though, ödünleme bildiren bir yan cümle başlatır: ana ifadeyle karşıtlık oluşturan veya onu sınırlayan bir bilgi ekler. Burada current temperatures rarely reach this threshold yan cümlesi, önceki iddiayı daha kesin ve daha az mutlak hâle getirir. Though ile başlayan bölüm önceki düşünceyi geçersiz kılmaz veya eşiğin tehlikesiz olduğunu söylemez. Yalnızca şu anda bu eşiğe ulaşmanın seyrek olduğunu belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede though, ana iddiayı geçersiz kılmadan bir sınırlama ekler?

  1. The device is useful, so it has no purpose.
  2. The device is useful, though it has a few limitations.
  3. Though the device is useful, because it has a few limitations.
Cevabı göster

The device is useful, though it has a few limitations.

The US National Weather Service Kültür

2:32

ABD Ulusal Hava Durumu Servisi,

uses the relationship between humidity and air temperature Kalıp ifadeler

2:34

nem ve hava sıcaklığı arasındaki ilişkiyi

as the basis for their heat index. Kalıp ifadeler

2:38

ısı indekslerinin temeli olarak kullanır.

Kültür

The US National Weather Service: resmî bir hava durumu kuruluşu

Genellikle NWS olarak kısaltılan The US National Weather Service, hava tahminleri ve tehlikeli hava koşullarıyla ilgili uyarılar sunan resmî bir ABD federal hükümet kuruluşudur. Burada adının verilmesi, heat index için resmî bir kaynağı gösterir. Kurumun adındaki Service, ücretli ticari bir hizmeti değil, kamuya ait bir devlet kuruluşunu ifade eder.

Alıştırma

The US National Weather Service burada neyi ifade ediyor?

  1. Üniversite öğrencilerinin yönettiği bir meteoroloji kulübü
  2. Soğutma ekipmanı satan özel bir şirket
  3. Hava tahminleri ve meteorolojik uyarılar sunan resmî bir ABD kuruluşu
Cevabı göster

Hava tahminleri ve meteorolojik uyarılar sunan resmî bir ABD kuruluşu

Kalıp ifadeler

the relationship between X and Y: iki değişkeni ilişkilendirme

The relationship between X and Y, iki şeyin ya da değişkenin birbiriyle nasıl bağlantılı olduğunu anlatan yaygın bir kalıptır. Burada X humidity, Y ise air temperature'dır; relationship kişiler arası ilişkiyi değil, incelenebilir bir bağlantıyı anlatır. Kalıp relationship between X and Y biçimindedir. İki değişkenin bağlantılı olduğunu gösterir, ancak tek başına birinin diğerine neden olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Sleep sözcüğünü X, memory sözcüğünü Y olarak kullanıp cümleyi relationship between X and Y kalıbıyla tamamlayın: The study examines the ____.

Cevabı göster

relationship between sleep and memory

Kalıp ifadeler

use A as the basis for B: A'dan yararlanarak B'yi oluşturmak

use A as the basis for B kalıbı, A'nın B'yi oluşturmak ya da kararlaştırmak için kullanılan bilgi, kanıt veya ilkeyi sağladığını anlatır. Burada nem ile hava sıcaklığı arasındaki ilişki A, heat index ise B'dir. Bir heat index, hissedilen sıcaklığı tahmin etmek için hava sıcaklığı ile nemi birleştirir. Bu cümlede index, hesaplanan bir ölçü anlamındadır ve ifade bu ölçünün neye dayandığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi as the basis for kalıbının tam biçimiyle tamamlayın: The team used customer feedback ____ the new design.

Cevabı göster

as the basis for

As those two metrics rise, Dilbilgisi

2:40

Bu iki ölçüm yükseldikçe,

so too does the heat index,

2:43

ısı indeksi de yükselir,

Dilbilgisi

As ... rise, so too does ...: paralel değişim için resmî devrik yapı

As burada “bu değişim gerçekleşirken” veya “onunla aynı doğrultuda” anlamına gelir. Cümle, sıcaklık ve nemden oluşan iki ölçüm yükseldiğinde ısı indeksinin de yükseldiğini anlatır. So too does the heat index, so too + does + özne biçiminde özne–yardımcı fiil devrikliği kullanır. Does, tekrarlanmayarak atlanan rises fiilinin yerini tutar. Bu bir soru değil, bildirme cümlesidir; normal sözcük dizimi the heat index rises too olurdu.

Alıştırma

Teslimat talebinin çevrim içi siparişlerle birlikte arttığını resmî devrik yapıyla doğru ifade eden cümle hangisidir?

  1. As online orders rise, so too does demand for delivery.
  2. As online orders rise, so too is demand for delivery.
  3. As online orders rise, so too demand for delivery does.
Cevabı göster

As online orders rise, so too does demand for delivery.

and heat is considered dangerous

2:45

ve eğer indeks 39,4°C'nin üzerine çıkarsa

if the index climbs above 39.4°C. Kalıp ifadeler

2:47

sıcaklık tehlikeli kabul edilir.

Kalıp ifadeler

climbs above 39.4°C: yükselerek bir eşiği geçmek

Climbs burada bir insanın veya nesnenin fiziksel olarak tırmanmasını değil, bir sayının yükselmesini anlatır. Isı indeksi climbs above 39.4°C olursa bu eşiği geçerek yükselmiş demektir. climb above + sayı yapısını sıcaklık, fiyat, su seviyesi, yüzde ve indeks gibi değişen ölçümlerde kullanın. Above, değerin yalnızca belirtilen sınıra ulaşmasını değil, o sınırdan daha yüksek olmasını ifade eder.

Alıştırma

Nehir seviyesinin altı metreyi geçtiğini göstermek için climb above ifadesinin iki sözcüklü basit geçmiş biçimini yazın: After three days of rain, the river level ____ six meters.

Cevabı göster

climbed above

That's 103°F.

2:53

Bu da 103°F demektir.

But even a lower heat index Dilbilgisi

2:56

Ancak daha düşük bir ısı indeksi bile

can be hazardous over multiple days.

2:58

birden fazla gün boyunca sürdüğünde tehlikeli olabilir.

Dilbilgisi

Even a lower heat index ... can be hazardous: beklenmedik bir durumu da kapsama

Even şaşırtıcı gelebilecek bir durumu vurgular: daha düşük bir ısı indeksi de tehlikeli olabilecek koşullar arasındadır. Lower karşılaştırma bildirir; “düşük” veya “güvenli” anlamına gelmez. Over multiple days, riski mümkün kılan koşulu belirtir. Cümle, sıcaklık devam ettiğinde riskin birikebileceğini ve bu yüzden yalnızca en yüksek değerlerin önemli olmadığını anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle, daha az ciddi görünen bir durumun da kapsama girdiğini even ile gösterir?

  1. Even mild symptoms can become serious if they continue for several days.
  2. Only severe symptoms can become serious if they continue for several days.
  3. Mild symptoms can continue for several days without becoming serious.
Cevabı göster

Even mild symptoms can become serious if they continue for several days.

A heatwave is a streak of two or more days Kelime

3:01

Sıcak hava dalgası, bir yer ve mevsim için olağandışı sıcak havanın

of unusually hot weather for a place and season.

3:05

iki veya daha fazla gün sürmesi durumudur.

Kelime

A heatwave is ... for a place and season: göreceli bir tanım

Cümle heatwave sözcüğünü birbiriyle bağlantılı üç bölümle tanımlar: alışılmadık derecede sıcak hava, iki veya daha fazla gün süren kesintisiz bir dönem ve belirli bir yer ile mevsime bağlı ölçüt. A streak, birbirinden ayrı sıcak günleri değil, art arda gelen günleri ifade eder. For a place and season, unusually hot ifadesini niteler: “alışılmadık” olan, yılın o döneminde o yerde neyin normal olduğuna göre belirlenir. Bu nedenle tanım dünya çapında tek bir sıcaklık sınırı koymaz ve tek bir sıcak gün yeterli değildir.

Alıştırma

Hangi ifade cümledeki tanıma uyar?

  1. A heatwave is two or more consecutive days of unusually hot weather for a particular place and season.
  2. A heatwave lasts exactly two days and follows one worldwide temperature limit.
  3. A heatwave is any single day above the same fixed temperature everywhere.
Cevabı göster

A heatwave is two or more consecutive days of unusually hot weather for a particular place and season.

For example,

3:09

Örneğin,

a string of 32°C days in Houston, Texas Kalıp ifadeler

3:10

Houston, Teksas'ta art arda 32°C'lik günler

is standard in the summer, Kelime

3:14

yazın standarttır,

but would constitute a heatwave in March. Kelime

3:16

ancak mart ayında bu bir sıcak hava dalgası anlamına gelir.

Kalıp ifadeler

a string of 32°C days: art arda gelen benzer günler

a string of 32°C days ifadesinde a string of, benzer birkaç şeyin birbiri ardına gerçekleştiğini anlatır. Burada sıcaklığın yaklaşık 32°C'ye ulaştığı bir dizi günü belirtir. String burada “ip” anlamına gelmez. a string of + çoğul sayılabilen isim kalıbı, tekrarlanan olayları, sonuçları veya dönemleri tek bir dizi olarak sunar.

Alıştırma

Benzer birkaç olayın art arda gerçekleştiğini belirten dersteki ifadeyle cümleyi tamamlayın: After ____ delays, the train finally left.

Cevabı göster

a string of

Kelime

is standard in the summer: standard sözcüğünün normal veya olağan anlamı

is standard in the summer ifadesinde standard, o yer ve mevsim için normal veya olağan anlamına gelen bir sıfattır. in the summer ifadesi değerlendirmenin kapsamını sınırlar: Bu sıcaklıklar o dönemde beklenir, ancak mart ayında sıra dışı olabilir. Burada resmî bir kural, ulaşılması gereken bir seviye veya teknik özellik kastedilmez. Aktarılabilir be standard in/for a context kalıbı, bir şeyin o bağlamdaki olağan uygulama veya durum olduğunu belirtir.

Alıştırma

Bu cümlede standard ne anlama gelir?: Working from home is standard for this team.

  1. Bu ekip için normaldir.
  2. Ulusal bir yasa gerektirir.
  3. Resmî bir ölçü birimi belirler.
Cevabı göster

Bu ekip için normaldir.

Kelime

would constitute a heatwave: resmî sıcak hava dalgası tanımına uymak

constitute + isim yapısında constitute, “tanımına uymak” veya “sayılmak” anlamına gelir; “yaratmak” anlamına gelmez. Burada sıcak günler dizisi mart ayında yaşansaydı sıcak hava dalgası olarak sınıflandırılırdı. Would sınıflandırmayı koşullu yapar: cümle aynı sıcaklıkların farklı bir mevsimde nasıl değerlendirileceğini karşılaştırır. Bu kalıp, bir eylemin, durumun veya olayın resmî olarak ne sayılacağına karar verirken yaygındır.

Alıştırma

Resmî sınıflandırmayı would constitute ile tamamlayın: Under the new safety rule, blocking this exit ____ a serious violation.

Cevabı göster

would constitute

And the impact of these events

3:19

Ve bu olayların etkisi

touches nearly every aspect of daily life. Kalıp ifadeler

3:21

günlük yaşamın neredeyse her alanına dokunur.

Kalıp ifadeler

touches nearly every aspect of daily life: touch fiilinin mecaz anlamı

Burada touch mecaz anlamdadır: Bir olayın, politikanın veya değişimin yaşamın bir alanına touch etmesi, o alanı etkilemesi ya da o alana ulaşması demektir. Impact öznesi ve every aspect of daily life soyut nesnesi, fiziksel temastan söz edilmediğini gösterir. Nearly every aspect, kelimenin tam anlamıyla her bir parçayı kapsadığını iddia etmeden çok geniş bir etki alanını anlatır. Bu ifade kapsamı özetler; her etkinin tam türünü veya şiddetini açıklamaz.

Alıştırma

“Geniş ölçüde etkiler” anlamını vermek için touch fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The housing shortage ____ nearly every part of city life.

Cevabı göster

touches

Imagine a June heatwave strikes a tropical city. Anlatım akışı

3:25

Haziran ayında bir sıcak hava dalgasının tropik bir şehri vurduğunu hayal edin.

Anlatım akışı

Imagine + cümle: varsayımsal bir örnek başlatmak

Burada Imagine, açıklamayı genel bilgilerden belirli bir varsayımsal örneğe taşıyan bir işarettir. Dinleyiciyi durumu zihninde canlandırmaya çağırır; böylece etkiler adım adım incelenebilir. Imagine + cümle kalıbı, “bu durum gerçekleşse ne olacağını düşün” anlamına gelir. Sıcak hava dalgasının gerçekten yaşandığını söylemez ve dinleyiciden fiziksel bir eylem gerçekleştirmesini istemez.

Alıştırma

Daha sonra incelenebilecek varsayımsal bir durumu en iyi hangi cümle başlatır?

  1. Imagine the power goes out during a winter storm.
  2. Repair the power lines before the winter storm.
  3. According to the report, the power went out during the storm.
Cevabı göster

Imagine the power goes out during a winter storm.

The first to experience effects are outdoor workers. Dilbilgisi

3:29

Etkileri ilk deneyimleyenler açık havada çalışanlardır.

Dilbilgisi

the first to + fiil: bir şeyi en önce kimin yaptığını belirtmek

the first to + fiilin yalın hâli yapısı, bir şeyi diğerlerinden önce yapan veya yaşayan kişi ya da grubu belirtir. Burada to experience effects, neyin önce gerçekleştiğini açıkça gösterir: açık havada çalışanlar etkileri diğer gruplardan önce hisseder. The first to experience effects ifadesinin tamamı “en erken etkilenen kişiler” anlamına gelir; are outdoor workers ise bu grubun kim olduğunu belirtir. Ters sıra da doğaldır: Outdoor workers are the first to experience effects.

Alıştırma

Gece vardiyasındaki hemşirelerin uyarıyı herkesten önce aldığını göstermek için cümleyi the first to + fiil yapısıyla tamamlayın: The night-shift nurses were ____ the warning.

Cevabı göster

the first to receive

Their excessive sweating leads to dehydration and muscle pain, Kalıp ifadeler

3:33

Aşırı terlemeleri, dehidrasyona ve kas ağrısına yol açar,

known as heat cramps. Kalıp ifadeler

3:38

bu durum ısı krampları olarak bilinir.

Kalıp ifadeler

lead to + sonuç: leads to dehydration and muscle pain

Lead to + sonuç, bir nedenin ardından belirtilen sonucu ortaya çıkarması demektir. Burada excessive sweating neden, dehydration and muscle pain ise sonuçtur. Bu yapıda to bir edattır. Ardından isim, isim öbeği veya -ing biçimi gelir: lead to illness, lead to higher costs ya da lead to losing sleep. Burada birini bir yere götürmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi lead to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Too little sleep often ____ poor concentration at school.

Cevabı göster

leads to

Kalıp ifadeler

known as heat cramps: bir terimi tanıtma

Known as + ad, bir kişi, şey veya olguyu kabul edilmiş adı ya da terimiyle belirtir. Burada heat cramps, hemen önce açıklanan sıcaklıkla ilişkili kas sorununun terimidir. Known bir geçmiş zaman ortacıdır. Virgülden sonra known as + ad, which is known as + ad veya which are known as + ad gibi bir ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimi olabilir. Bu kısa yapı tanımlarda ve bilimsel açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi «adlandırılan» anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The planet Mars is often ____ the Red Planet.

Cevabı göster

known as

If they push on, Öbek fiiller

3:40

Eğer devam etmeye zorlarlarsa,

Öbek fiiller

push on: zorluğa rağmen devam etmek

Push on, zorluk, yorgunluk veya tehlikeye rağmen ilerlemeye ya da çalışmaya devam etmek anlamına gelen geçişsiz bir öbek fiildir. Bu if'li koşul cümleciğinde, vücutları durmaları gerektiğine dair uyarı veriyor olsa bile çalışmayı sürdürdükleri anlamına gelir. Bu ifade, bir nesneyi fiziksel olarak itme eylemini anlatmaz. Push on bağlama göre kararlılık gösterebilir; ancak burada takdir edilecek bir azimden çok, riskli biçimde ısrar etmeyi anlatır.

Alıştırma

Cümleyi push on ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The trail was steep, but we ____ until we reached the cabin.

Cevabı göster

pushed on

their conditions could worsen Kelime

3:41

durumları kötüleşebilir ve

to heat exhaustion and even heat stroke—

3:43

sıcak bitkinliğine, hatta sıcak çarpmasına dönüşebilir—

a life-threatening ailment that occurs Kelime

3:47

bu, vücut sıcaklığı 40°C'yi aştığında meydana gelen

when a body's temperature exceeds 40°C. Kelime

3:49

yaşamı tehdit eden bir rahatsızlıktır.

Kelime

could worsen to ... and even ...: sağlık riskinin giderek artması

Could worsen to + durum, mevcut bir durumun ağırlaşarak belirtilen aşamaya ulaşabileceği anlamına gelir. Could kesin bir sonucu değil, olası bir sonucu gösterir. Heat exhaustion and even heat stroke sıralaması, şiddetin giderek arttığını gösterir. Even, heat stroke durumunu daha uç bir sonuç olarak vurgular; heat exhaustion durumundan farklı olarak heat stroke yaşamı tehdit eden acil bir durumdur.

Alıştırma

Cümleyi worsen ve doğru edatla tamamlayın: Without treatment, the patient's condition could ____ a critical state.

Cevabı göster

worsen to

Kelime

a life-threatening ailment: yaşamı tehdit eden bir rahatsızlık

Life-threatening, bir kişinin hayatını riske atacak kadar ciddi anlamına gelir. Gerçek bir ölüm olasılığını anlatır, ancak ölümün kesin olarak gerçekleşeceği anlamına gelmez. Kısa çizgiyle bağlanan bu birleşik yapı, ailment sözcüğünü niteleyen tek bir sıfat gibi işlev görür. Ailment, hastalık veya sağlık sorunu için kullanılan geniş anlamlı ve biraz resmî bir sözcüktür. Bazen hafif bir rahatsızlığı belirtebilir, ancak life-threatening burada durumun çok ciddi olduğunu açıkça gösterir.

Alıştırma

'Ölüme neden olabilecek' anlamındaki birleşik sıfatla cümleyi tamamlayın: Severe bleeding can be a ____ condition.

Cevabı göster

life-threatening

Kelime

exceeds 40°C: 40°C'yi aşar

exceeds 40°C ifadesinde exceeds, '40°C'den daha yüksek' anlamına gelir. Tam olarak 40°C olan bir değer eşiği aşmış değildir. Exceed geçişli bir fiildir; bu nedenle sayı veya sınır doğrudan ardından gelir: exceed 40°C ya da exceed the limit. a body's temperature üçüncü tekil şahıs öznesi olduğu için exceeds biçimi gerekir.

Alıştırma

Cümleyi exceed fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: To avoid a fee, your bag must not ____ 23 kilograms.

Cevabı göster

exceed

Medical emergency calls spike across the city, Kelime

3:54

Şehir genelinde tıbbi acil durum çağrıları zirve yapar,

Kelime

Medical emergency calls spike: ani ve keskin bir yükseliş

Burada spike, “aniden ve keskin biçimde yükselmek” anlamında kullanılan bir fiildir. Medical emergency calls öznesi çağrıların sayısını ifade eder; dolayısıyla cümle, şehir genelindeki çağrı hacminin birden arttığını söyler. Bu veri anlamını; ölçülebilir bir sayı, oran, fiyat veya düzey hızlı ve belirgin biçimde yükseldiğinde kullanın. Spike, tarafsız increase fiiline göre daha ani ve keskin bir değişimi vurgular.

Alıştırma

Hangi cümlede spike ani ve keskin bir artışı anlatmak için doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. Emergency calls increased slowly over twenty years.
  2. Emergency calls stayed at the same level all day.
  3. Emergency calls spiked from 20 to 200 in ten minutes.
Cevabı göster

Emergency calls spiked from 20 to 200 in ten minutes.

often for children and people

3:58

genellikle çocuklar ve

who are pregnant or elderly. Kelime

4:00

hamile ya da yaşlı bireyler için.

Kelime

people who are pregnant or elderly: insanları ilgili bir duruma göre tanımlamak

Who are pregnant or elderly ilgi cümleciği people sözcüğünü niteler. Who, people sözcüğüne gönderme yapar; are ise pregnant ve elderly sıfatlarının ikisiyle ortak kullanılır. İnsanı önceleyen bu yapı önce people der, ardından bağlamda önemli olan durumu ekler. People who are pregnant, women ismini kullanmayı gerektirmeden hamilelik durumundaki herkesi tanımlar.

Alıştırma

Hangi cümle insanları tanımlamak için ilgi cümleciğini doğru kullanıyor?

  1. The clinic offers extra support to people who are pregnant or elderly.
  2. The clinic offers extra support to people who pregnant or elderly.
  3. The clinic offers extra support to the pregnants and elderly persons.
Cevabı göster

The clinic offers extra support to people who are pregnant or elderly.

The heat also increases hospital visits Kalıp ifadeler

4:02

Sıcaklık ayrıca kalp,

for heart,

4:05

böbrek

kidney,

4:06

ve akciğerle ilgili rahatsızlıklar için

and lung-related conditions,

4:07

hastane ziyaretlerini artırarak,

creating an influx of patients Kalıp ifadeler

4:09

sağlık hizmeti sağlayıcılarını aşırı yükleme tehdidi oluşturan

that threatens to overwhelm medical providers. Kalıp ifadeler

4:11

bir hasta akınına neden olur.

Kalıp ifadeler

increase hospital visits for ... conditions: belirli rahatsızlıklar nedeniyle hastane başvurularını artırmak

Burada increase hospital visits, sosyal ziyaretlerin değil, tıbbi bakım almak için hastaneye gidişlerin artmasına neden olmak anlamına gelir. Halk sağlığı raporlarında visits, bakım olaylarını sayar; bu nedenle farklı hasta sayısıyla her zaman aynı değildir. visits for + condition yapısında for, ziyaretin tıbbi nedenini belirtir. Buradaki nedenler kalp, böbrek veya akciğerle ilgili rahatsızlıklardır.

Alıştırma

Hangi cümlede hospital visits tıbbi bakım olayları anlamında kullanılmış ve tıbbi neden for ile belirtilmiştir?

  1. Engineers made hospital visits to inspect the new entrance.
  2. Families made hospital visits to cheer up their relatives.
  3. Smoke from the wildfire increased hospital visits for breathing problems.
Cevabı göster

Smoke from the wildfire increased hospital visits for breathing problems.

Kalıp ifadeler

creating an influx of patients: sonuç olarak bir hasta akını oluştuğunu belirtmek

Creating an influx of patients, önceki durumun tamamının sonucunu gösteren -ing'li bir ortaç yapısıdır. and this creates an influx of patients biçiminde genişletilebilir; buradaki this, hastane başvurularındaki artışı ifade eder. An influx of patients, çok sayıda hastanın nispeten kısa bir süre içinde gelmesi ve çoğu zaman bir hizmet üzerinde baskı oluşturması demektir. Yalnızca hasta sayısının artmasından daha güçlü bir ifadedir.

Alıştırma

Hangi cümlede creating an influx of ... doğal biçimde bir sonucu sunuyor ve çok sayıda kişinin geldiğini vurguluyor?

  1. One guest quietly entered the empty lobby, creating an influx of visitors.
  2. The new ferry route made the island easier to reach, creating the island.
  3. The new ferry route made the island easier to reach, creating an influx of weekend visitors.
Cevabı göster

The new ferry route made the island easier to reach, creating an influx of weekend visitors.

Kalıp ifadeler

threatens to overwhelm: kapasiteyi aşma riski

Bu cümlede that, an influx of patients ifadesini açıklayan bir ilgi cümleciği başlatır. Hasta akını o kadar büyüyebilir ki sağlık hizmeti sağlayıcıları herkese etkili biçimde yetişemeyebilir; overwhelm, çalışma kapasitesini aşmak demektir. Threaten to + fiilin yalın hâli, ciddi ve istenmeyen bir sonucu kesin olarak gerçekleşmiş bir olay değil, yaklaşan bir olasılık olarak sunar.

Alıştırma

Kapasitenin aşılmasına yönelik yaklaşan bir riski göstermek için cümleyi vurgulanan yapıyla tamamlayın: The fast-rising river ____ the town's flood barriers.

Cevabı göster

threatens to overwhelm

Over the following week,

4:15

Takip eden hafta boyunca,

the city slows to a crawl. Deyimler

4:17

şehir sürünerek ilerler.

Deyimler

slows to a crawl: aşırı derecede yavaşlamak

Slow to a crawl mecazlı bir ifadedir: kelimenin gerçek anlamıyla sürünmek değil, aşırı derecede yavaşlamak demektir. Burada the city; trafik, hizmetler ve ticari faaliyetler gibi şehir genelindeki etkinlikleri temsil eder. X kendi kendine çok yavaşladığında X slows to a crawl, bir neden X'i çok yavaşlattığında ise something slows X to a crawl kullanılır. A crawl, hareketin veya faaliyetin tamamen durmak yerine çok düşük bir hızda sürdüğünü gösterir.

Alıştırma

Sürecin devam ettiği hâlde aşırı derecede yavaşladığını göstermek için cümleyi vurgulanan deyimle tamamlayın ve gerekirse fiilin zamanını değiştirin: After the server problem, the checkout process ____.

Cevabı göster

slowed to a crawl

Schools and construction sites close.

4:19

Okullar ve şantiye alanları kapanır.

Airplanes need to reduce their weight limits Kelime

4:23

Uçakların kalkış yapabilmeleri için

to take off, Öbek fiiller

4:27

ağırlık sınırlarını düşürmeleri gerekir,

bumping countless travelers from their flights. Kelime

4:28

bu da sayısız yolcunun uçuşlardan çıkarılmasına yol açar.

Kelime

need to reduce their weight limits: uçağın izin verilen azami ağırlığını düşürmek

Bu cümlede need to reduce their weight limits, uçakların kalkış için izin verilen daha düşük bir azami ağırlıkla çalışması gerektiği anlamına gelir. Bu sınır, taşıdıkları da dâhil olmak üzere uçakların toplam operasyon ağırlığıyla ilgilidir; her yolcudan kilo vermesini istemek anlamına gelmez. Sıcak havanın yoğunluğu daha düşüktür ve bu durum kalkış performansını azaltabilir. İzin verilen ağırlık düşürüldüğünde, uçağın gerçek ağırlığını yeni sınırın altında tutmak için hava yolu daha az yolcu, bagaj veya yük taşımak zorunda kalabilir.

Alıştırma

Bu havacılık bağlamında need to reduce their weight limits ne anlama gelir?

  1. Uçaklar normal azami ağırlıklarından daha fazlasını taşıyabilir.
  2. Uçaklar, kalkış için izin verilen daha düşük bir azami ağırlıkla çalışmalıdır.
  3. Her yolcu uçağa binmeden önce kilo vermelidir.
Cevabı göster

Uçaklar, kalkış için izin verilen daha düşük bir azami ağırlıkla çalışmalıdır.

Öbek fiiller

to take off: uçağın yerden havalanması

Burada take off, 'yerden ayrılıp uçmaya başlamak' anlamına gelir. Özne Airplanes olduğu için havacılıkla ilgili anlam açıktır; ifade 'bir giysiyi çıkarmak' anlamına gelmez. Mastar yapısı to take off amaç bildirir: Uçakların havalanabilmesi için ağırlık sınırı düşürülür. Burada take off, iki sözcükten oluşan geçişsiz bir öbek fiildir.

Alıştırma

Cümleyi 'havalanmak' anlamındaki iki sözcüklü fiille tamamlayın: The runway is clear, so the plane is ready to ____.

Cevabı göster

take off

Kelime

bump travelers from their flights: yolcuları planlanan uçuşlarından çıkarmak

Hava yolculuğunda bump someone from a flight, hava yolunun bir yolcuya planlanan uçuştaki koltuğundan, genellikle kendi isteği dışında, vazgeçirmesi anlamına gelir. Fazla rezervasyon, ağırlık sınırı veya başka bir operasyon sorunu nedeniyle yolcu başka bir uçuşa aktarılabilir. Kalıp bump + kişi + from + flight şeklindedir. Burada bumping ile başlayan ortaç grubu, ağırlık sınırlarını düşürmenin sonucunu gösterir; fiziksel bir çarpışmayı anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede bump, hava yolunun yolculara uçuştaki koltuklarından vazgeçirmesi anlamında kullanılmıştır?

  1. Because of the weight restriction, the airline bumped three passengers from the flight.
  2. Three passengers bumped into each other near the gate.
  3. A suitcase bumped against a seat during the flight.
Cevabı göster

Because of the weight restriction, the airline bumped three passengers from the flight.

Restaurants shut down Öbek fiiller

4:31

Aşırı ısınan mutfaklar dayanılmaz hale geldiğinden

as overheated kitchens become unbearable. Dilbilgisi

4:33

restoranlar kapanır.

Öbek fiiller

Restaurants shut down: restoranlar faaliyetlerini durduruyor

Burada shut down, çalışmayı veya faaliyet göstermeyi durdurmak anlamına gelir. Restaurants öznedir ve shut down nesne almadığı için öbek fiil geçişsiz olarak kullanılmıştır. Shut down tek başına kapanmanın geçici mi yoksa kalıcı mı olduğunu söylemez. Aynı kalıp, çalışmayı durduran bir fabrika, sistem, internet sitesi veya hizmet için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi ‘faaliyet göstermeyi durdurmak’ anlamındaki hedef öbek fiille tamamlayın: Because of a gas leak, the café had to ____ for the afternoon.

Cevabı göster

shut down

Dilbilgisi

Neden bildiren as + yan cümle

Bu cümlede as, “because” anlamına gelir ve daha büyük cümlede belirtilen sonucun nedenini açıklar: aşırı ısınan mutfaklar dayanılmaz hâle gelir. Bu neden, ana odak olarak değil, arka plan bilgisi olarak sunulur. As zaman ilişkisi de bildirebilir, ancak burada neden-sonuç bağlantısı neden anlamını daha doğal kılar. As ifadesinin ardından tam bir yan cümle geldiğinde, anlamın “çünkü” mü yoksa “-dığı zaman/-iken” mi olduğuna bağlama bakarak karar verin.

Alıştırma

As hangi cümlede “çünkü” anlamına gelir?

  1. She works as a nurse.
  2. As the roads were icy, the school opened late.
  3. As I was leaving, the phone rang.
Cevabı göster

As the roads were icy, the school opened late.

Residents who remain inside

4:38

Klimalı kapalı alanlarda kalan

with air conditioners stay safe,

4:40

sakinler güvendedir,

but blasting AC isn't cheap, Kelime

4:43

ancak klimayı son ayarda çalıştırmak ucuz değildir,

and many families have to choose Dilbilgisi

4:46

ve birçok aile

between keeping cool and staying fed.

4:48

serin kalmak ile karınlarını doyurmak arasında seçim yapmak zorunda kalır.

Kelime

blasting AC: klimayı yüksek güçte çalıştırmak

Burada blasting AC, klimayı genellikle yüksek bir ayarda çok güçlü biçimde çalıştırmak anlamına gelir. Blast mecaz anlamdadır; patlamayı değil, güçlü bir çıkışı anlatır. Blasting AC, isn't cheap ifadesinin öznesi olarak kullanılan bir -ing öbeğidir. AC, air conditioning ifadesinin yaygın kısaltmasıdır.

Alıştırma

Hangi cümle birinin klimayı çok yüksek güçte çalıştırdığı anlamına gelir?

  1. We switched off the AC before leaving.
  2. The storm damaged the AC unit.
  3. We blasted the AC all afternoon.
Cevabı göster

We blasted the AC all afternoon.

Dilbilgisi

have to choose between A and B: iki seçenek arasında seçim yapmak zorunda olmak

Have to choose between A and B, koşulların bir kişiyi iki seçenekten birini seçmek zorunda bıraktığı anlamına gelir. Buradaki have to gereklilik bildirir ve seçimin özgür bir tercihten çok zor bir karar olduğunu hissettirir. Keeping cool ve staying fed, A ve B konumlarını dolduran paralel -ing ifadeleridir. between ... and sonrasında aynı yapıları kullanmak iki seçeneği açıkça gösterir; bu kalıp isimleri veya paralel fiil öbeklerini de bağlayabilir.

Alıştırma

Hedef yapı choose between A and B'yi kullanarak cümleyi tamamlayın: With one free evening, Maya has to ____ attending the concert and studying for the exam.

Cevabı göster

choose between

Either way,

4:52

Her iki durumda da,

if the heat continues,

4:53

eğer sıcaklık devam ederse,

the stress of these air conditioners

4:54

bu klimaların yarattığı yük

could overwhelm the power grid, Kalıp ifadeler

4:56

elektrik şebekesini aşırı zorlayabilir,

potentially leading to citywide outages. Dilbilgisi

4:59

bu da potansiyel olarak şehir genelinde elektrik kesintilerine yol açabilir.

Kalıp ifadeler

could overwhelm the power grid: elektrik şebekesinin kapasitesini aşabilir

Bu cümlede overwhelm the power grid, elektrik talebinin elektrik şebekesinin kaldırabileceğinden fazla olması anlamına gelir. Nesne olan power grid, aşırı yük altında kalan sistemdir; sıradan geometrik bir ızgara değildir. Could, bunu sıcaklık devam ederse ortaya çıkabilecek olası bir sonuç olarak sunar; elektrik kesintisinin zaten yaşandığını söylemez. Burada overwhelm bir duyguyu değil, sistemin normal biçimde başa çıkma yeteneğini kaybetmesini anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede overwhelm, talebin bir hizmetin kapasitesini aşabileceğini gösterir?

  1. The emergency hotline could handle every call without delay.
  2. The sudden flood of calls could overwhelm the emergency hotline.
  3. The technicians could upgrade the emergency hotline tomorrow.
Cevabı göster

The sudden flood of calls could overwhelm the emergency hotline.

Dilbilgisi

potentially leading to citywide outages: olası bir sonuç

Leading to, daha önce belirtilen bir durumun sonucunu tanıtır. Burada -ing yan cümlesi, olası sonuç olan citywide outages ifadesini, yani şehir genelindeki elektrik veya başka bir hizmet kesintilerini ekler. Potentially kesinlik derecesini azaltır: kesintiler bir risktir; gerçekleşmesi garanti edilmiş veya önceden doğrulanmış bir sonuç değildir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp potentially leading to + olası sonuç şeklindedir.

Alıştırma

Yargılayın: “A cooling-system failure could damage the servers, potentially leading to a long shutdown,” cümlesinde uzun süreli kapanma kesin bir sonuç olarak sunulmaktadır.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

These consequences are all very real.

5:03

Bu sonuçların hepsi çok gerçektir.

Each year, close to 500,000 people die Kalıp ifadeler

5:06

Her yıl yaklaşık 500.000 kişi

due to excessive heat, Kalıp ifadeler

5:10

aşırı sıcaklar nedeniyle hayatını kaybediyor,

Kalıp ifadeler

close to 500,000: referans değere yakın bir sayı

Close to + sayı, bir miktarın o sayıya yakın olduğunu ancak tam olarak aynı olduğunun ileri sürülmediğini belirtir. Bu cümlede close to 500,000, yıllık toplamın 500.000'e yakın olduğu anlamına gelir. Bu ifade fiziksel mesafeyi değil, sayısal yakınlığı belirtir. Close to tek başına gerçek sayının referans sayının biraz altında mı yoksa biraz üstünde mi olduğunu kesin biçimde söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle, kalabalığın tam olarak 10.000 kişi olduğunu söylemeden sayının 10.000'e yakın olduğunu belirtir?

  1. There were more than 100,000 people in the crowd.
  2. There were close to 10,000 people in the crowd.
  3. There were exactly 10,000 people in the crowd.
Cevabı göster

There were close to 10,000 people in the crowd.

Kalıp ifadeler

due to excessive heat: bir nedeni resmî biçimde belirtmek

Due to + isim öbeği bir nedeni belirtir. Burada excessive heat, ölümlere neyin yol açtığını belirten isim öbeğidir; dolayısıyla due to excessive heat, “because of excessive heat” anlamına gelir. Due to nispeten resmî bir neden ifadesidir. Ardından bir isim öbeği veya -ing öbeği gelir; öznesi ve fiili olan tam bir cümlecik doğrudan gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede due to, bir nedeni nispeten resmî biçimde belirtmek için doğru kullanılmıştır?

  1. The outdoor event was canceled due to the wind became stronger.
  2. The outdoor event was canceled due to it was dangerous.
  3. The outdoor event was canceled due to high winds.
Cevabı göster

The outdoor event was canceled due to high winds.

and these extreme conditions

5:12

ve bu aşırı koşullar

are only growing more common. Dilbilgisi

5:14

giderek daha yaygın hale geliyor.

Dilbilgisi

are only growing more common: devam eden bir eğilimi vurgulamak

Grow + karşılaştırma derecesindeki sıfat, “giderek daha ... hâle gelmek” anlamına gelir. Are growing more common, görülme sıklığındaki sürekli artışı anlatır; grow, become gibi işlev görür ancak zaman içindeki değişimi vurgular. Buradaki only, “tek olan” anlamına gelmez. Tek yönlü eğilimi güçlendirir: koşullar hafiflememekte, yalnızca daha yaygın hâle gelmeye devam etmektedir. Bu olumsuz bağlamda bir endişe duygusu da katar.

Alıştırma

Cümleyi growing ve common sözcüğünün iki kelimeli karşılaştırma biçimini kullanarak tamamlayın: As heat waves intensify, summer power outages are only ____.

Cevabı göster

growing more common

We can limit medical impacts

5:17

Sıcaklığa bağlı hastalıklar için yardım arayarak,

by seeking help for heat-related illnesses, Dilbilgisi

5:19

bol su tüketerek

staying hydrated,

5:23

ve suya ve klimaya halka açık erişim yoluyla

and keeping people cool through public access Kelime

5:24

insanları serin tutarak

to water and AC.

5:28

tıbbi etkileri sınırlayabiliriz.

Dilbilgisi

by seeking ..., staying ..., and keeping ...: paralel -ing biçimleriyle yöntemleri sıralama

Burada by, bir şeyin yanında olma konumunu değil, kullanılan yöntemi belirtir. Sorunu ele almanın üç yolunu tanıtır: seeking help for heat-related illnesses, staying hydrated ve keeping people cool. by sözcüğünden sonraki her eylem -ing biçimindedir; bu nedenle seeking, staying ve keeping paralel bir liste oluşturur. Bir hedefi veya sonucu belirttikten sonra, ona ulaşmanın birkaç yolunu göstermek için by + paralel -ing biçimleri kullanılabilir.

Alıştırma

Yöntemleri açıklamak için by sözcüğünden sonra paralel bir -ing listesi kullanan doğru cümle hangisidir?

  1. We can make the trip safer by checking the weather, to pack water, and telling someone our route.
  2. We can make the trip safer by check the weather, packing water, and tell someone our route.
  3. We can make the trip safer by checking the weather, packing water, and telling someone our route.
Cevabı göster

We can make the trip safer by checking the weather, packing water, and telling someone our route.

Kelime

public access to water and AC: halkın ortak kaynaklara erişimi

Burada through, insanları serin tutmak için kullanılan aracı tanıtır. Public access to water and AC, halkın su edinebildiği ve klima ya da klimalı alanları kullanabildiği anlamına gelir. Access, access to + kaynak veya hizmet yapısında bir isimdir. to edatı, access sözcüğünü insanların edinebileceği veya kullanabileceği şeyle bağlar; burada access bir web sitesini ziyaret etmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi access ismi ve onun gerektirdiği edatla tamamlayın: The community center gives residents free ____ computers and Wi-Fi.

Cevabı göster

access to

But don't let anyone tell you 1 to 2° doesn't matter. Ton ve niyet

5:30

Ancak kimsenin size 1 ila 2 derecenin önemli olmadığını söylemesine izin vermeyin.

Ton ve niyet

don't let anyone tell you ... doesn't matter: sorunu küçümseyen bir iddiayı reddetmek

don't let anyone tell you + yan cümle biçimindeki emir yapısı, “bu iddiayı kabul etme veya ona ikna olma” anlamına gelir. 1 to 2° doesn't matter yan cümlesi reddedilen iddiadır; bu yan cümleden önce that kullanılması isteğe bağlıdır. Burada konuşan kişi insanların konuşmasını gerçekten engellemeye çalışmıyor. Dinleyiciyi, yanlış ve sorunu tehlikeli biçimde küçümseyen bir görüşü kabul etmemesi için doğrudan uyarıyor.

Alıştırma

Konuşan kişi don't let anyone tell you ... doesn't matter yapısıyla esas olarak ne yapıyor?

  1. Herkesin sıcaklık hakkında konuşmasını engellemeye çalışmak.
  2. Bir ila iki derecelik değişimin ölçülemeyeceğini söylemek.
  3. Dinleyiciyi, bir ila iki derecelik değişimin önemsiz olduğu iddiasını kabul etmemesi için uyarmak.
Cevabı göster

Dinleyiciyi, bir ila iki derecelik değişimin önemsiz olduğu iddiasını kabul etmemesi için uyarmak.

It will change our very way of life. Kalıp ifadeler

5:36

Bu bizim yaşam tarzımızı tamamen değiştirecektir.

Kalıp ifadeler

our very way of life: very ismin kendisini vurgular

our very way of life ifadesinde very, iyelik belirleyicisi our'dan sonra ve doğrudan way of life ifadesinden önce gelir. Burada “yaşam biçiminin kendisi” veya “yaşama şeklimizin merkezindeki şey” anlamındadır; “çok” anlamına gelmez. Başka durumlara aktarılabilen yapı belirleyici veya iyelik + very + isim şeklindedir. the very reason ya da this very moment örneklerinde olduğu gibi tam olarak o kişiyi, şeyi, yeri veya zamanı vurgular.

Alıştırma

Hangi cümlede very, “yüksek derecede” anlamı yerine ismin kendisini vurgular?

  1. The city was very quiet after the storm.
  2. The buses moved very slowly through the rain.
  3. The storm threatened the very heart of the city.
Cevabı göster

The storm threatened the very heart of the city.

And some of these big changes

5:45

Ve bu büyük değişikliklerin bazıları

can seem quite small.

5:47

oldukça küçük görünebilir.

Learn how properly recycling batteries

5:49

Pilleri uygun şekilde geri dönüştürmenin

can have an enormous impact on our climate Kalıp ifadeler

5:51

iklimimiz üzerinde nasıl devasa bir etki yaratabileceğini

Kalıp ifadeler

have an enormous impact on our climate: impact on + nesne

have an enormous impact on our climate ifadesinde impact bir isimdir. Kalıp, have an impact on + etkilenen kişi, şey veya alan şeklindedir; burada etkilenen öğe our climate'tır. Enormous, etkinin çok büyük olduğunu belirtir. Bu ifade tek başına sonucun iyi mi kötü mü olduğunu söylemez. Etkinin yönünü bağlam belirler; aynı kalıp olumlu, olumsuz veya karma etkileri anlatabilir.

Alıştırma

Hedef kalıp have an impact on + noun yapısını tek kelimeyle tamamlayın: Better bus service could have a major impact ____ access to jobs.

Cevabı göster

on

with this video.

5:54

bu videoyla öğrenin.

And if you're wondering what else you can do, Ton ve niyet

5:55

Başka neler yapabileceğinizi merak ediyorsanız,

Ton ve niyet

if you're wondering what else you can do: bir soruyu önceden dile getirmek

Burada if you're wondering, bilmek istiyorsanız anlamındadır. Dinleyicinin aklında olabilecek bir soruyu önceden dile getirir ve yanıt ya da öneriye doğal bir geçiş sağlar. What else, daha önce belirtilenlere ek bir eylemi ifade eder. What else you can do, wonder sonrasında kullanılan dolaylı bir sorudur; bu nedenle soru dizilişi can you yerine düz cümle dizilişi you can kullanılır. Vurgulanan bölüm bir if yan cümlesi olduğu için tam bir cümlede virgülden sonra genellikle bir ana cümle gelir.

Alıştırma

Hangi cümle dinleyicinin başka bir eylem arıyor olabileceğini önceden dile getirip ardından bir eylem önerir?

  1. If you're wondering when the neighborhood cleanup starts, it begins at nine.
  2. The neighborhood cleanup ended yesterday, so there is nothing to join.
  3. If you're wondering what else you can do, try joining the neighborhood cleanup.
Cevabı göster

If you're wondering what else you can do, try joining the neighborhood cleanup.

visit the action guide on

5:57

şu adresteki eylem kılavuzunu ziyaret edin:

ed.ted.com/earth school.

5:59

ed.ted.com/earth school.