Çevrilmesi en zor kelimelerden biri... - Krystian Aparta: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
465 kelime 154 kel/dk

Video özeti: Video, “you” sözcüğünün çevrilmesinde neden toplumsal bağlam gerektiğini açıklıyor. Diller yakınlık, saygı, sayı ve cinsiyeti farklı biçimlerde kodlayabilir ya da zamiri atarak dinleyicinin bağlamdan çıkarmasını bekleyebilir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. the T-V distinction. — Kültür, Medya ve Gerçek Dünya Bağlamı: Fransızca tu/vous ve tarihî İngilizce thou/you örnekleri üzerinden, birçok dilde samimi ve kibar ikinci kişi biçimleri arasındaki ayrımı anlayacaksınız. Böylece zamir seçiminin yalnızca dinleyiciyi göstermediğini, toplumsal mesafe veya saygı da iletebildiğini fark edebilirsiniz. 2. come into play — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bir etken önem kazandığında veya sonucu etkilemeye başladığında bu ifadeyi kullanmayı öğreneceksiniz. Burada resmiyet, sayı ve cinsiyetin aynı anda etkili olabileceğini ve zamir seçiminin birden fazla değişkene bağlı olduğunu gösterir. 3. would rather have the listener guess / than use the wrong one — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Daha az istenen bir eylemi yapmak yerine başka bir kişinin belirli bir şeyi yapmasına yol açmayı veya izin vermeyi tercih etmeyi anlatan yapıyı öğreneceksiniz. Bu kalıp, konuşanın kaba algılanabilecek yanlış bir biçimi kullanmaktansa dinleyicinin zamiri bağlamdan tahmin etmesini neden tercih edebileceğini açıklar.

Bu derste

Which is the hardest word to translate in this sentence? Anlatım akışı

0:09

Bu cümledeki çevirisi en zor olan kelime hangisidir?

Anlatım akışı

Which is the hardest word to translate? ile oluşturulan açılış merakı

Which, dinleyiciden bilinen bir kümeden, yani bu cümledeki kelimelerden birini seçmesini ister. the hardest word to translate ifadesi seçim ölçütünü belirler. Burada hardest, bağlam nedeniyle başka bir dile doğru biçimde aktarılması en zor olan demektir; yazılması ya da tanınması en zor olan demek değildir. Bir açıklamanın başında bu soru, cevabı kasıtlı olarak açık bırakır. Bu bilgi boşluğu, sonraki bölümü cevabın açıklanacağı bir ana dönüştürür ve dinleyiciye devam etmek için bir neden verir.

Alıştırma

Bu soru bir açıklamanın başında ne işe yarar?

  1. Bir bilgi boşluğu yaratır ve dinleyiciyi cevabı öğrenmek için dinlemeye devam etmeye çağırır.
  2. Dinleyiciden yazımı en zor kelimeyi bulmasını ister.
  3. Cümledeki her kelimenin çevrilmesinin imkânsız olduğunu söyler.
Cevabı göster

Bir bilgi boşluğu yaratır ve dinleyiciyi cevabı öğrenmek için dinlemeye devam etmeye çağırır.

"Know" is easy to translate.

0:13

"Know" (bilmek) kelimesini çevirmek kolaydır.

Pep rally doesn't have a direct analog in a lot of languages and cultures, Notlar

0:15

"Pep rally" (moral toplantısı) birçok dil ve kültürde doğrudan bir karşılığa sahip değildir,

Kültür

Pep rally: Kuzey Amerika okullarındaki toplu moral ve destek etkinliği

Pep rally, özellikle Kuzey Amerika okul kültüründe yaygın olan, heyecanı ve okula bağlılık duygusunu artıran bir okul buluşmasıdır. Genellikle bir spor karşılaşmasından önce yapılır ve tezahüratlar, konuşmalar, müzik, bir bando veya ponpon kız gösterileri içerebilir. Her kültürde bu adı taşıyan bir etkinlik bulunmadığı için direct analog, yalnızca sözlükteki bir çeviriyi değil, aynı işlevi gören tanıdık bir etkinliği ifade eder. Böyle bir etkinlik yoksa açıklayıcı çeviri iki fikri korumalıdır: okul ortamı ve bir takımı destekleme ya da morali yükseltme amacı.

Alıştırma

Hangi durum en iyi pep rally olarak tanımlanır?

  1. Öğretmenler sınav notlarını görüşmek için özel bir toplantı yapar.
  2. Öğrenciler önemli bir maçtan önce takımlarını desteklemek için okulun spor salonunda toplanır.
  3. Vatandaşlar yeni bir yasayı protesto etmek için şehir merkezinde yürür.
Cevabı göster

Öğrenciler önemli bir maçtan önce takımlarını desteklemek için okulun spor salonunda toplanır.

but can be approximated.

0:19

ama yaklaşık bir anlam verilebilir.

Kalıp ifadeler

doesn't have a direct analog: bire bir karşılığı olmamak

Bu cümlede doesn't have a direct analog, başka birçok dilde veya kültürde pep rally ile işlev ve anlam bakımından doğrudan eşleşen tek bir şey bulunmadığını belirtir. Buradaki analog, “karşılık” veya “benzer şey” anlamında bir isimdir; analog teknoloji anlamında değildir. Bir şeyin direct analogunun olmaması, o fikrin açıklanamayacağı anlamına gelmez. Bire bir karşılığı olmadığı için açıklama yapmak veya yaklaşık bir karşılık kullanmak gerekebilir.

Alıştırma

Cümleyi “bire bir karşılığı yoktur” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: This school tradition ____ in my country, although we have similar events.

Cevabı göster

doesn't have a direct analog

But the hardest word there is actually one of the smallest.

0:21

Ancak oradaki en zor kelime aslında en kısalarından biridir.

You.

0:25

"You" (sen/siz).

As simple as it seems, Anlatım akışı

0:26

Göründüğü kadar basit olsa da,

Anlatım akışı

As simple as it seems, ...: cümle başında ödünleme yapısı

Cümlenin başında As simple as it seems, “Basit görünse de, ...” anlamına gelir. Önce yüzeydeki izlenimi kabul eder, ardından dinleyiciyi bir zorluk, istisna veya şaşırtıcı karşıtlık ekleyen ana cümleye hazırlar. Kalıp As + sıfat + as + özne + seem(s) biçimindedir ve ardından bir ana cümle gelir. Mesajı “önce görünen özellik, sonra karşıt gerçeklik” sırasıyla düzenler; tek başına henüz tamamlanmış bir cümle değildir.

Alıştırma

Hangi cümle önce bir görünüşü kabul edip ardından karşıt bir gerçek sunmak için aynı ödünleme kalıbını kullanır?

  1. The game looks easy, and it is easy.
  2. The game is as easy as it looks.
  3. As easy as it looks, the game takes years to master.
Cevabı göster

As easy as it looks, the game takes years to master.

it's often impossible to accurately translate you Dilbilgisi

0:27

"you" kelimesini doğru bir şekilde çevirmek genellikle imkansızdır

without knowing a lot more about the situation where it's being said.

0:31

söylendiği durum hakkında çok daha fazlasını bilmeden.

Dilbilgisi

impossible to ... without knowing: gerekli bir koşul

impossible to do A without doing B kalıbı, A’yı yapmak için B’nin gerekli bir koşul olduğunu belirtir. Burada you sözcüğünü doğru çevirebilmek, söylendiği durum hakkında daha fazla bilgi sahibi olmaya bağlıdır. without sonrasında without context veya without knowing the facts örneklerindeki gibi bir isim ya da -ing biçimi kullanılır. without ile başlayan bölüm ek bir ayrıntı değil, iddianın temel koşuludur.

Alıştırma

Cümleyi impossible to ... without ... kalıbıyla tamamlayın: It is ____ to confirm the winner ____ checking the final score.

Cevabı göster

impossible · without

To start with, Anlatım akışı

0:35

İlk olarak,

Anlatım akışı

To start with: ilk noktayı tanıtmak

To start with, bir açıklamadaki ilk nedeni, adımı veya noktayı tanıtmak için cümlenin başında kullanılan bir geçiş ifadesidir. Bilgiyi düzenler ve genellikle başka noktaların da geleceğini belirtir. Burada ilk olarak veya ilk nokta olarak anlamına gelir; bir eylemin başlamasını anlatmaz. Cümlenin başında kullanıldığında ardından genellikle virgül gelir.

Alıştırma

“İlk olarak” anlamındaki sabit geçiş ifadesiyle cümleyi tamamlayın: To ____ with, let's check the address.

Cevabı göster

start

how familiar are you with the person you're talking to? Dilbilgisi

0:36

konuştuğunuz kişiyi ne kadar iyi tanıyorsunuz?

Dilbilgisi

How familiar are you with ...?: aşinalık derecesini sormak

How familiar are you with ...? yalnızca evet ya da hayır yanıtı istemez; aşinalığın derecesini sorar. Bu cümlede, konuştuğunuz kişiyi ne kadar iyi tanıdığınızı sorar. Bu ilişki, o kişiye hitap ederken kullandığınız resmiyet düzeyini etkileyebilir. Yapı How + adjective + be + subject + with ...? şeklindedir. Familiar with bir kişi, konu, araç ya da süreç hakkındaki bilgi veya deneyim derecesini anlatabilir. Anlam bakımından family ile ilişkili değildir.

Alıştırma

Aşinalık derecesini soran cümleyi tamamlayın: How ____ are you with the rules of this game?

Cevabı göster

familiar

Many cultures have different levels of formality. Kelime

0:40

Birçok kültürde farklı resmiyet seviyeleri vardır.

Kelime

Different levels of formality: dilde farklı resmiyet düzeyleri

different levels of formality ifadesinde levels, resmiyeti bir ölçek olarak gösterir: dil ve sosyal davranış daha rahat, tarafsız, kibar veya son derece resmî olabilir. Yalnızca resmî ile gayriresmî arasında bir seçim değildir. Burada formality, dil seçimlerinin sosyal mesafeyi ve saygıyı nasıl gösterdiği anlamına gelir. Kültürler arkadaşlar, öğretmenler, yöneticiler ve yabancılar için farklı zamirler, hitaplar, ifadeler veya tonlar kullanabilir.

Alıştırma

Bu cümlede different levels of formality ne anlama gelir?

  1. Dil ve sosyal davranışta rahatlıktan resmiyete uzanan farklı dereceler
  2. Resmî etkinliklerde giyilen farklı kıyafet türleri
  3. Bir törende yapılması gereken farklı adımlar
Cevabı göster

Dil ve sosyal davranışta rahatlıktan resmiyete uzanan farklı dereceler

A close friend, someone much older or much younger,

0:44

Yakın bir arkadaş, sizden çok daha büyük veya çok daha küçük biri,

a stranger,

0:47

bir yabancı,

a boss,

0:48

bir patron,

these all may be slightly different "you's."

0:49

bunların hepsi birbirinden biraz farklı "you" kelimeleri olabilir.

In many languages,

0:53

Birçok dilde,

the pronoun reflects these differences through what's known as the T-V distinction. Kültür

0:54

zamir, T-V ayrımı (sen-siz ayrımı) olarak bilinen şeyle bu farklılıkları yansıtır.

Kültür

the T-V distinction: samimi ve kibar ikinci kişi biçimleri

T-V ayrımı, birine ikinci kişi biçimiyle hitap etmenin samimi veya gündelik yolları ile kibar veya resmî yolları arasındaki karşıtlığın dilbilimsel adıdır. T ve V etiketleri geleneksel olarak Latince tu ve vos sözcüklerinden gelir. Bu cümlede reflects, zamirin kendisinin konuşan kişiler arasındaki ilişki hakkında bilgi taşıdığı anlamına gelir. İngilizce bu karşıtlığın iki tarafında da genellikle you kullanırken başka birçok dil farklı biçimler seçer.

Alıştırma

T-V ayrımı temel olarak neyi açıklar?

  1. Geçmiş ve gelecek zaman fiil biçimleri arasındaki karşıtlık.
  2. İki televizyon formatının kısaltması.
  3. Samimi veya gündelik “you” biçimleri ile kibar veya resmî “you” biçimleri arasındaki karşıtlık.
Cevabı göster

Samimi veya gündelik “you” biçimleri ile kibar veya resmî “you” biçimleri arasındaki karşıtlık.

In French, for example,

1:00

Örneğin Fransızcada,

you would say tu when talking to your friend at school, Kültür

1:01

okulda arkadaşınızla konuşurken "tu" dersiniz,

but vous when addressing your teacher. Kelime

1:04

ama öğretmeninize hitap ederken "vous".

Kültür

tu ... vous: ilişkiye ve kibarlığa göre “you” seçimi

Fransızca tu ve vous sözcüklerinin ikisi de İngilizce you sözcüğüne karşılık gelebilir, ancak aynı sosyal bilgiyi taşımaz. Bu cümlede tu, arkadaşla yakınlığı gösterirken öğretmene hitap ederken kullanılan vous saygılı bir mesafeyi gösterir. Seçim; kişi sayısına, ilişkiye ve yerel geleneklere bağlıdır. İngilizce zamir çoğu zaman bu karşıtlığı belirtmez; bu nedenle you sözcüğünü Fransızcaya çevirmek, konuşan kişiler hakkında bilgi gerektirebilir.

Alıştırma

Anlatılan durumda bir öğretmenle yapılan ilk ve kibar konuşmaya en uygun Fransızca biçim hangisidir?

  1. Burada iki biçim de aynı ölçüde tarafsızdır.
  2. vous
  3. tu
Cevabı göster

vous

Kelime

addressing your teacher: “birine konuşmak” anlamındaki address

addressing your teacher ifadesindeki addressing, özellikle nasıl konuştuğunuza veya hangi hitap biçimini kullandığınıza dikkat ederek “öğretmeninize doğrudan konuşmak” anlamına gelir. Burada vous seçilen durumu açıklar; address bir fiildir, “adres” anlamındaki isim değildir. Bu anlamda address geçişli bir fiildir: address someone. Konuşulan kişi doğrudan fiilden sonra gelir.

Alıştırma

Hangi cümlede address “birine doğrudan konuşmak” anlamında kullanılmıştır?

  1. The principal wrote the students' addresses on the forms.
  2. The principal addressed the students before the assembly.
  3. The principal changed the school's mailing address.
Cevabı göster

The principal addressed the students before the assembly.

Even English once had something similar.

1:07

İngilizcede bile bir zamanlar benzer bir şey vardı.

Remember the old-timey thou? Kelime

1:09

Eski tarz "thou" kelimesini hatırlıyor musunuz?

Kelime

old-timey thou: arkaik İngilizce için şakacı bir tanım

Old-timey, “geçmişi güçlü biçimde hatırlatacak kadar eski tarz” anlamına gelen, gündelik ve hafif mizahi bir sıfattır. Betimlemeyi akademik değil, rahat bir hâle getirir. Thou, tarihsel olarak ikinci tekil şahıs özne zamiriydi. Günümüz standart İngilizcesinde günlük kullanımda yerini you aldığı için eski ve arkaik duyulur. Ona old-timey demek bugünkü etkisini anlatır; thou'nun tarihsel olarak daha resmî veya daha saygılı olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Buradaki old-timey thou ifadesi neyi anlatıyor?

  1. Arkaik duyulan ve gündelik, şakacı bir biçimde betimlenen bir zamir
  2. Kibar konuşmalarda kullanılan modern ve standart bir zamir
  3. thou'nun her zaman resmî olduğunu kanıtlayan teknik bir terim
Cevabı göster

Arkaik duyulan ve gündelik, şakacı bir biçimde betimlenen bir zamir

Ironically,

1:12

İronik bir şekilde,

it was actually the informal pronoun for people you're close with, Kelime

1:13

aslında yakın olduğunuz kişiler için kullanılan gayriresmi zamirdi,

while you was the formal and polite version.

1:16

"you" ise resmi ve kibar bir versiyondu.

Kelime

informal pronoun ... formal and polite: thou ile you arasındaki tarihsel karşıtlık

Burada it, thou sözcüğüne gönderme yapar. Anlatılan tarihsel karşıtlıkta thou, yakın olunan bir kişiye yönelik samimi tekil zamirdi; you ise daha resmî ve kibar biçim olarak kullanılıyordu. Vurgulanan ifadeler, zamirlerin toplumsal yakınlık ve saygı hakkında da bilgi taşıyabildiğini gösterir. Ironically, bu tarihin günümüzdeki yaygın bir izlenimle çeliştiğini belirtir: thou bugün çoğu zaman eski veya ağırbaşlı duyulur. Bir sözcüğün bugün verdiği his, geçmişteki toplumsal işlevinden farklı olabilir.

Alıştırma

Hangi ifade cümledeki tarihsel karşıtlığı doğru açıklar?

  1. Thou samimiyeti, you ise resmiyet ve kibarlığı gösterebiliyordu.
  2. Thou ve you zamirleri toplumsal açıdan tamamen aynı anlamı taşıyordu.
  3. You zamiri samimiydi, thou ise her zaman resmî ve kibardı.
Cevabı göster

Thou samimiyeti, you ise resmiyet ve kibarlığı gösterebiliyordu.

That distinction was lost when the English decided to just be polite all the time. Dilbilgisi

1:20

Bu ayrım, İngilizlerin her zaman kibar olmaya karar vermesiyle ortadan kalktı.

Dilbilgisi

That distinction was lost: kaybolan bir ayrıma odaklanan edilgen yapı

That distinction was lost edilgen yapıyı kullanır: distinction öznesi değişime uğrayan öge olarak sunulur ve was + geçmiş zaman ortacı lost sonucu gösterir. Buradaki that distinction, samimi thou ile resmî you arasındaki önceki ayrıma gönderme yapar. distinction gibi soyut bir adla kullanıldığında was lost, ayrımın artık var olmadığı veya korunmadığı anlamına gelir; birinin onu yanlış bir yere koyduğu anlamına gelmez. Edilgen yapı, değişime neden olan belirli bir kişiyi adlandırmak yerine kaybolan dil özelliğine odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi lose fiilinin basit geçmiş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: Over time, the old distinction ____.

Cevabı göster

was lost

But the difficulty in translating you doesn't end there. Deyimler

1:25

Ancak "you" kelimesini çevirmenin zorluğu burada bitmiyor.

Deyimler

doesn't end there: daha fazlası gelecek

Bu cümlede doesn't end there, daha önce sözü edilen zorluğun sorunun tamamı olmadığı anlamına gelir. There fiziksel bir yeri değil, açıklamanın o ana kadar ulaştığı noktayı gösterir. Bu ifade bir noktayı sonrakine bağlar: dinleyiciye başka bir zorluğun veya yeni bir bilgi katmanının geleceğini bildirir. Aktarılabilir kalıp X doesn't end there biçimindedir; burada X, henüz söylenecek başka kısımları olan bir şeydir.

Alıştırma

Ardından başka bir yararın geleceğini gösteren ifadeyle cümleyi tamamlayın: The new library has longer hours, but the improvements ____; it also offers free tutoring.

Cevabı göster

don't end there

In languages like Hausa or Korana,

1:28

Hausa veya Korana gibi dillerde,

the you form depends on the listener's gender. Kelime

1:31

"you" formu dinleyicinin cinsiyetine bağlıdır.

Kelime

the you form depends on the listener's gender: dilsel biçim ve koşul

Burada form, bir sözcüğün veya dil bilgisi öğesinin bir biçimi anlamına gelir. The you form, bir dilin ikinci kişiyi ifade etmek için kullandığı belirli biçimdir; birinin doldurduğu form değildir. Depends on, seçimi belirleyen koşulu tanıtır. İyelik yapısı olan the listener's gender, hitap edilen kişinin, yani dinleyicinin cinsiyeti demektir. Konuşanın veya hakkında konuşulan başka bir kişinin cinsiyeti değildir.

Alıştırma

Hangi seçenek örnek cümleyi doğru biçimde yeniden ifade eder?

  1. Dinleyicinin cinsiyeti hangi ikinci kişi biçiminin kullanılacağını belirler.
  2. Dinleyici, konuşanın cinsiyetiyle ilgili bir form doldurur.
  3. Konuşanın cinsiyeti hangi ikinci kişi biçiminin kullanılacağını belirler.
Cevabı göster

Dinleyicinin cinsiyeti hangi ikinci kişi biçiminin kullanılacağını belirler.

In many more,

1:34

Daha birçoğunda ise,

it depends on whether they are one or many, Dilbilgisi

1:35

bir mi yoksa birden fazla mı olduklarına bağlıdır,

such as with German du or ihr.

1:37

tıpkı Almancadaki "du" veya "ihr" gibi.

Dilbilgisi

whether they are one or many: iki seçenek sunmak

depends on ifadesinden sonra gelen whether they are one or many yan cümlesi, sonucu belirleyen iki seçeneği sunar. whether A or B kalıbı, iki olasılıktan hangisinin doğru olduğunu gösterir. Yan cümle, soru dizilişi yerine bildirme cümlesi dizilişini korur: whether they are denir, whether are they denmez. Buradaki they, hitap edilen kişileri ifade eder. one or many, miktar hakkında belirsiz bir yorum değildir; bir dinleyici ile birden fazla dinleyiciyi, yani ikinci kişinin tekil ve çoğul biçimlerini ayırır.

Alıştırma

İki seçeneği sunmak için depends on whether ... or ... kalıbını doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. The greeting depends on whether are you speaking to one person or a group.
  2. The greeting depends on whether you are speaking to one person or a group.
  3. The greeting depends on whether you speaking to one person or a group.
Cevabı göster

The greeting depends on whether you are speaking to one person or a group.

Even in English,

1:40

İngilizcede bile,

some dialects use words like y'all or yous the same way. Some plural forms like the French vous and Russian "Вы" Notlar

1:42

bazı lehçeler "y'all" veya "yous" gibi kelimeleri aynı şekilde kullanır. Fransızcadaki "vous" ve Rusçadaki "Вы" gibi bazı çoğul formlar

Kelime

y'all or yous: you sözcüğünün lehçesel çoğul biçimleri

Bazı İngilizce lehçelerinde y'all ve yous, çoğul you anlamını açıkça gösterebilir; yani birden fazla dinleyiciye hitap eder. Böylece standart İngilizcedeki you sözcüğünün tek başına göstermediği tekil-çoğul ayrımı sağlanır. Y'all, you all ifadesinden gelir. Yous ise you sözcüğüne çoğul benzeri bir -s ekler. Cümlede the same way, bu biçimlerin daha önce başka dillerde geçen tekil ve çoğul biçimler gibi bir muhatap ile birkaç muhatabı ayırdığı anlamına gelir.

Alıştırma

İfadeyi değerlendirin: Birçok bölgeden okuyucuya yönelik resmî bir raporda yous, genellikle you sözcüğünün en tarafsız çoğul biçimidir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

are also used for a single person

1:50

tek bir kişi için de kullanılır

to show that the addressee is that much more important, Kelime

1:53

muhatabın çok daha önemli olduğunu göstermek için,

Kültür

plural forms ... used for a single person: çoğul biçimin saygılı tekil hitapta kullanılması

Burada plural forms, birden fazla kişiye hitap edebilen biçimler anlamına gelir; ancak cümle bu biçimlerin başka bir görevi de olabileceğini gösteriyor. Fransızca vous ve Rusça Вы, tek bir kişiye kibarca hitap etmek için de kullanılabilir. Biçim, dil bilgisinin bir bölümünde çoğulla ilişkilidir ama bu bağlamda tek bir kişiyi gösterir. Bu nedenle dil bilgisel sayı, her zaman kaç kişiye hitap edildiğini göstermez. Bazı dillerde çoğulla ilişkili bir biçim, tek bir kişiye gönderme yaparken saygı, resmiyet veya sosyal mesafe belirtebilir.

Alıştırma

Vurgulanan ifade neyi gösteriyor?

  1. Çoğulla ilişkili bir biçim bazen tek bir kişiye kibarca hitap edebilir.
  2. Her çoğul biçim her zaman birden fazla kişiyi gösterir.
  3. Tek bir kişi için çoğul biçim kullanmak bütün dillerde yanlıştır.
Cevabı göster

Çoğulla ilişkili bir biçim bazen tek bir kişiye kibarca hitap edebilir.

Kelime

the addressee: mesajın yöneltildiği kişi

The addressee, söylenen veya yazılan sözlerin bilinçli olarak yöneltildiği kişidir. Bu cümlede, kibar biçimle hitap edilen tek kişiyi ifade eder. Bu sözcük, address fiilinin “birine sözlü veya yazılı olarak hitap etmek” anlamından türeyen resmî bir iletişim terimidir. Kişiyi ifade eder; o kişinin posta veya e-posta adresini değil.

Alıştırma

Bu durumda addressee kimdir? Noah, Priya’ya “Please close the window.” der. Leo da bunu duyar.

  1. Noah, çünkü sözleri o söylüyor.
  2. Leo, çünkü sözleri duyuyor.
  3. Priya, çünkü Noah sözlerini ona yöneltiyor.
Cevabı göster

Priya, çünkü Noah sözlerini ona yöneltiyor.

much like the royal we. Kültür

1:56

tıpkı "biz" kelimesinin haşmetli kullanımı gibi.

Kültür

the royal we: tek bir konuşmacıyı gösteren çoğul biçim

The royal we, bir hükümdarın tek bir konuşmacı olarak kendisinden we diye söz etmesinin geleneksel adıdır. Biçim çoğul olsa da birden fazla kişinin konuştuğu anlamına gelmek zorunda değildir. Burada benzetme amacıyla kullanılır: dil bilgisel sayı yalnızca kişi sayısını değil, statü, saygınlık veya toplumsal geleneği de gösterebilir. we’nin tek bir kişiyi gösterip göstermediğini bağlam ve konuşanın rolü belirler.

Alıştırma

the royal we ifadesini en iyi hangi açıklama tanımlar?

  1. Bir hükümdar, tek konuşmacı olan kendisini belirtmek için we kullanabilir.
  2. Günlük konuşmada I yerine kullanılan normal resmî biçimdir.
  3. Her zaman hükümdar ile en az bir başka kişiyi belirtir.
Cevabı göster

Bir hükümdar, tek konuşmacı olan kendisini belirtmek için we kullanabilir.

And a few languages even have a specific form Kültür

1:58

Hatta birkaç dilin özel bir formu bile vardır

for addressing exactly two people,

2:01

tam olarak iki kişiye hitap etmek için,

like Slovenian vidva.

2:04

tıpkı Slovencedeki "vidva" gibi.

Kültür

a specific form for addressing exactly two: ikil sayı

Bu ifade, bazı dillerde yalnızca iki kişiye seslenirken kullanılan bir biçim olduğu anlamına gelir. exactly two, bir kişiyi ve üç ya da daha fazla kişiden oluşan grupları dışarıda bırakır. Bu dil bilgisel sayı kategorisine ikil denir. Bu, bir dilin yalnızca tekil ve çoğulu değil; tekil, ikil ve çoğulu birbirinden ayırabileceğini gösterir. Bu cümlede verilen örnek Slovence vidva’dır.

Alıştırma

Tam olarak iki kişiye hitap eden bir biçime hangi durum uyar?

  1. Konuşan kişi bu biçimi yalnızca iki dinleyiciyle konuşurken kullanır.
  2. Konuşan kişi bu biçimi tek bir dinleyiciye nazikçe hitap etmek için kullanır.
  3. Konuşan kişi bu biçimi iki veya daha fazla dinleyiciden oluşan her grup için kullanır.
Cevabı göster

Konuşan kişi bu biçimi yalnızca iki dinleyiciyle konuşurken kullanır.

If that wasn't complicated enough, Anlatım akışı

2:06

Tüm bunlar yeterince karmaşık değilmiş gibi,

Anlatım akışı

If that wasn't complicated enough: yeni bir zorluk daha eklemek

If that wasn't complicated enough, dinleyicinin değerlendirmesi gereken gerçek bir koşul değil, retorik bir geçiştir. Önceki bilgiyi zaten karmaşık olarak sunar ve ek bir zorluğun geleceğini bildirir. Buradaki that, daha önce ele alınan ayrımlara gönderme yapar. Bu kalıp, önceki bilgiyi karmaşıklık ekleyen yeni bir ayrıntıya bağlayarak bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Konuşmacı “If that wasn't complicated enough,” ifadesiyle neyi bildiriyor?

  1. Başka bir ayrıntı durumu daha da karmaşık hâle getirecektir.
  2. Önceki konu basittir ve daha fazla açıklama gerektirmez.
  3. Dinleyici konunun yeterince karmaşık olup olmadığına karar vermelidir.
Cevabı göster

Başka bir ayrıntı durumu daha da karmaşık hâle getirecektir.

formality, number, and gender can all come into play at the same time. Notlar

2:08

resmiyet, sayı ve cinsiyet aynı anda devreye girebilir.

Kelime

formality, number ve gender: dil biçimi seçimini etkileyen faktörler

Formality, number ve gender, bir dilin kullandığı biçimi etkileyebilen üç ayrı faktörü adlandırır. Formality kişiler arasındaki ilişki, ortam ve nezaket düzeyiyle ilgilidir; number bir, iki veya daha fazla göndergeyi ayırabilen dil bilgisel kategoridir; gender ise bazı dillerin işaretlediği dil bilgisel ya da göndergeye bağlı cinsiyet ayrımıdır. Bu faktörler tek tek değil, aynı anda etkili olabildikleri için birlikte sıralanır. Bu cümlede number, rakam veya birine verilmiş numara değil, dil bilgisel sayı anlamındadır.

Alıştırma

Bu cümlede number ne anlama geliyor?

  1. 7 gibi yazılı bir rakam
  2. Numaralı bir listedeki sıra
  3. Tekil veya çoğul gibi dil bilgisel bir kategori
Cevabı göster

Tekil veya çoğul gibi dil bilgisel bir kategori

Deyimler

come into play: ilgili hâle gelmek veya etkili olmak

Come into play, “bir durumla ilgili hâle gelmek ve durumu ya da sonucu etkilemeye başlamak” anlamına gelen mecazi bir ifadedir. Bu cümlede resmiyet, sayı ve cinsiyet, hangi dil biçiminin seçileceğini etkileyebilir. Özne genellikle bir etken, koşul, kural veya dikkate alınacak bir unsurdur. Bu ifade, birden çok etkinin nasıl birleştiğini açıklarken özellikle kullanışlıdır; at the same time üç etkenin de aynı anda önemli olabileceğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi come into play ile tamamlayın: When choosing a laptop, price and battery life both ____.

Cevabı göster

come into play

In Spanish,

2:13

İspanyolcada,

tú is unisex informal singular,

2:14

"tú" cinsiyetsiz gayriresmi tekildir,

usted is unisex formal singular,

2:17

"usted" cinsiyetsiz resmi tekildir,

vosotros is masculine informal plural,

2:20

"vosotros" eril gayriresmi çoğuldur,

vosotras is feminine informal plural,

2:23

"vosotras" dişil gayriresmi çoğuldur,

and ustedes is the unisex formal plural.

2:26

ve "ustedes" cinsiyetsiz resmi çoğuldur.

Phew!

2:30

Of!

After all that,

2:31

Tüm bunlardan sonra,

it may come as a relief that Kalıp ifadeler

2:32

bunu duymak sizi rahatlatabilir:

Kalıp ifadeler

it may come as a relief that...: rahatlatıcı bir haberi sunmak

It may come as a relief that..., that yan cümlesindeki bilginin bir kişinin endişesini, baskı hissini veya kafa karışıklığını azaltabileceğini anlatır. Relief, bu rahatlama hissini adlandıran isimdir. It hazırlayıcı öznedir; değerlendirilen asıl haber that yan cümlesinde bulunur. After all that önceki karmaşık açıklamalara gönderme yaptığı için bu yapı, daha kolay veya rahatlatıcı bir bilgiye geçiş sağlayan değerlendirmeli bir bağlantı görevi görür.

Alıştırma

Cümleyi it may come as a relief that ile tamamlayın: ____ the application deadline has been extended.

Cevabı göster

It may come as a relief that

some languages often leave out the second person pronoun. Notlar

2:34

bazı diller genellikle ikinci tekil şahıs zamirini kullanmaz.

Öbek fiiller

leave out: bir şeyi dahil etmemek

Leave out, “dahil etmemek” veya “söylememek” anlamına gelen ayrılabilen bir öbek fiildir. Bu cümlede bazı dillerin ikinci şahıs zamirini açıkça söylemediğini belirtir. Nesne bir isimse hem leave out the pronoun hem de leave the pronoun out kullanılabilir. Nesne bir zamirse ortada yer alır: leave it out; leave out it denmez.

Alıştırma

Hangi cümle adresin dahil edilmemesi gerektiğini doğal biçimde ifade eder?

  1. The address is private, so please leave out it.
  2. The address is private, so please leave it away.
  3. The address is private, so please leave it out.
Cevabı göster

The address is private, so please leave it out.

Kelime

second person pronoun: dinleyeni belirten ikinci şahıs zamiri

İkinci şahıs zamiri, hitap edilen dinleyiciyi ya da dinleyicileri belirtir. İngilizcede temel ikinci şahıs zamiri you'dur. Dil bilgisinde person yani şahıs, konuşmadaki bir katılımcının rolünü anlatır. Gerçekte kaç kişi olduğunu belirtmez: birinci şahıs konuşanı, ikinci şahıs dinleyeni, üçüncü şahıs ise başka birini ya da bir şeyi gösterir.

Alıştırma

“Could you open the window?” cümlesinde hangi sözcük ikinci şahıs zamiridir?

  1. you
  2. window
  3. Could
Cevabı göster

you

In languages like Romanian and Portuguese,

2:37

Romence ve Portekizce gibi dillerde,

the pronoun can be dropped from sentences Kelime

2:40

fiillerin çekimlenme şekliyle açıkça ima edildiği için

because it's clearly implied by the way the verbs are conjugated. Kelime

2:42

zamir cümleden çıkarılabilir.

Kelime

pronoun can be dropped: dil bilgisinde eksiltme

Dil bilgisinde pronoun can be dropped, zamirin cümlede kullanılmayabileceği anlamına gelir. Burada dropped, drop fiilinin edilgen biçimidir ve drop, “bir dil bilgisi ögesini dışarıda bırakmak” demektir; “düşmek” anlamında değildir. Bu eksiltme yalnızca eksik bilgi fiil biçimlerinden veya bağlamdan hâlâ açıkça anlaşılabiliyorsa mümkündür. İfade, belirli bir dilin kuralını anlatır; her zamirin her yerde silinebileceği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir dil bilgisi açıklamasında a pronoun can be dropped ne anlama gelir?

  1. Zamirin yerine mutlaka bir isim getirilmelidir.
  2. Anlamı hâlâ çıkarılabiliyorsa zamir kullanılmayabilir.
  3. Zamir yazılı satırdan fiziksel olarak düşer.
Cevabı göster

Anlamı hâlâ çıkarılabiliyorsa zamir kullanılmayabilir.

Kelime

the verbs are conjugated: fiil biçimindeki dil bilgisel değişiklikler

Burada the verbs are conjugated, fiillerin kişi, sayı, zaman veya kip gibi dil bilgisi bilgilerini göstermek için biçim değiştirdiği anlamına gelir. Conjugated bir dil bilgisi terimidir; fiillerin yalnızca birbirine bağlandığı anlamına gelmez. Edilgen are conjugated biçimi, fiillerin aldığı biçimlere odaklanır. Bu biçimler öznenin kişisini veya sayısını açıkça gösteriyorsa dinleyen kişi, zamir söylenmese bile özneyi belirleyebilir.

Alıştırma

Bir dil bilgisi açıklamasında The verbs are conjugated ne anlama gelir?

  1. Fiiller yeni sözcükler oluşturmak için isimlere bağlanır.
  2. Fiiller cümleden çıkarılır.
  3. Fiiller dil bilgisi bilgilerini ifade etmek için biçim değiştirir.
Cevabı göster

Fiiller dil bilgisi bilgilerini ifade etmek için biçim değiştirir.

And in languages like Korean, Thai, and Chinese,

2:46

Ve Korece, Tayca ve Çince gibi dillerde,

pronouns can be dropped without any grammatical hints.

2:50

zamirler hiçbir dilbilgisel ipucu olmadan bile düşürülebilir.

Speakers often would rather have the listener guess the pronoun from context Dilbilgisi

2:53

Konuşmacılar çoğu zaman dinleyicinin zamiri bağlamdan tahmin etmesini tercih eder

than use the wrong one

2:58

yanlış olanı kullanmaktansa

Dilbilgisi

would rather have the listener guess ... than use the wrong one: dinleyicinin tahmin etmesini yanlış olanı kullanmaya tercih etmek

Would rather A than B iki seçeneği karşılaştırır ve A’nın tercih edildiğini belirtir. Burada A, have the listener guess the pronoun from context; B ise use the wrong one bölümüdür. have + kişi + fiilin yalın hâli yapısında have, “birinin bir şey yapmasını sağlamak veya bunu ayarlamak” anlamına gelir. Bu nedenle have the listener guess ifadesinde tahmin eden kişi dinleyicidir; ifade “dinleyiciye sahip olmak” anlamına gelmez. Guess, ettirgen have sonrasında gerekli olan yalın fiildir; use da would rather yapısındaki ikinci seçenekte yalın fiil olarak kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle would rather have someone do ... than ... yapısını doğru kullanıyor?

  1. We'd rather have the technician inspect the machine than use it without checking.
  2. We'd rather have the technician to inspect the machine than use it without checking.
  3. We'd rather have the technician inspected the machine than use it without checking.
Cevabı göster

We'd rather have the technician inspect the machine than use it without checking.

and risk being seen as rude. Kalıp ifadeler

2:59

ve kaba görünme riskini almaktansa.

Kalıp ifadeler

risk being seen as rude: kaba görülme riskini almak

Risk + -ing, bir eylemin istenmeyen bir sonuca yol açabileceğini belirtir. İngilizcede risk sonrasında genellikle bir isim veya -ing biçimi kullanılır; bu nedenle burada risk to be değil, risk being denir. Being seen as rude edilgen bir yapıdır: başka insanlar kişiyi kaba olarak değerlendirebilir. See as, gözle görmek değil, “olarak görmek veya değerlendirmek” anlamına gelir. Tekrar kullanılabilen risk being seen as + tanımlama kalıbı, böyle bir değerlendirmeye maruz kalma olasılığını ifade eder.

Alıştırma

Hangi cümle, söz kesmenin başkalarının onu kaba olarak değerlendirmesine yol açabileceğini doğru biçimde anlatıyor?

  1. By interrupting again, he risked being see as rude.
  2. By interrupting again, he risked to be seen as rude.
  3. By interrupting again, he risked being seen as rude.
Cevabı göster

By interrupting again, he risked being seen as rude.

So if you're ever working as a translator

3:02

Yani eğer bir gün çevirmen olarak çalışırsanız

and come across this sentence without any context, Öbek fiiller

3:04

ve hiçbir bağlamı olmayan bu cümleye denk gelirseniz,

Öbek fiiller

come across this sentence: cümleyle tesadüfen karşılaşmak

come across this sentence ifadesinde come across, bir şeyi tesadüfen bulmak veya onunla karşılaşmak anlamına gelir. Nesne olan this sentence, kişinin özellikle aramadığı, okurken tesadüfen gördüğü bir şeydir. Yapı come across + isim veya isim öbeği şeklindedir. Burada come across bir öbek fiildir; bu nedenle across, bir taraftan diğer tarafa geçme şeklindeki gerçek anlamını taşımaz.

Alıştırma

Maya’nın temizlik yaparken eski bir fotoğrafı tesadüfen bulduğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. Maya came across an old photo while cleaning.
  2. Maya came across as an old photo while cleaning.
  3. Maya came up with an old photo while cleaning.
Cevabı göster

Maya came across an old photo while cleaning.

you and you, Anlatım akışı

3:07

sen ve sen,

no, not you,

3:08

hayır, sen değil,

you,

3:09

sen,

your job is to translate you for yourselves.

3:09

göreviniz "you" kelimesini kendiniz için çevirmektir.

Anlatım akışı

you and you, no, not you, you: gönderilen kişinin değişmesi

Tekrarlanan you her seferinde aynı biçimdedir, ancak her kullanım farklı bir dinleyiciyi gösterebilir. No, not you ifadesi cümlenin ortasında hedef alınan kişiyi düzeltir; bu nedenle dinleyiciler kimin kastedildiğini anlamak için işaretlere, bakışlara ve duruma başvurmak zorundadır. Konuşmacı bu karışıklığı kapanışı düzenlemek için kullanır: you sözcüğünün bağlama bağlı olduğunu yalnızca söylemek yerine, cümlenin kendisi bu sorunu gösterir. Bu karmaşık hitap biçimi şakayı da oluşturur ve anlatımı ana noktaya geri getirir.

Alıştırma

“you and you, no, not you, you” ifadesinin temel söylem etkisi nedir?

  1. Tekrar, you sözcüğünü zamirden fiile dönüştürür.
  2. Tekrarlanan you sözcükleri farklı dinleyicileri gösterebilir; böylece konuşmacı tartışılan belirsizliği doğrudan sergiler.
  3. Her you aynı dinleyiciyi göstermek zorundadır; bu yüzden tekrar yalnızca vurgu katar.
Cevabı göster

Tekrarlanan you sözcükleri farklı dinleyicileri gösterebilir; böylece konuşmacı tartışılan belirsizliği doğrudan sergiler.

Well, Ton ve niyet

3:12

Şey,

good luck.

3:13

iyi şanslar.

Ton ve niyet

Well, good luck.:zor bir göreve verilen şakacı tepki

Good luck birine başarı dilemek için kullanılır. Cümle başındaki Well, sözü basit bir teşvikten çok önceki duruma verilen bir tepki hâline getirir. Konuşan kişi açıkça zor bir problemi başkasına bıraktıktan sonra Well, good luck diyerek hafif bir takılma veya kabullenişle “Bu zor olacak ve artık sana bağlı” mesajını verebilir. Sözler yine de içten olabilir. Tutumu bağlam ve ses tonu belirler; burada görevin zor olması, ifadenin yalnızca coşkulu bir teşvik olarak yorumlanmasını daha az olası kılar.

Alıştırma

Doğru mu yanlış mı? Bir arkadaş açıkça zor bir plan açıkladıktan sonra Well, good luck. başarı dilemenin yanında hafif bir takılma da ifade edebilir.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Doğru

And to the volunteer community

3:14

Ve bu videoyu birçok dile

who will be translating this video into multiple languages,

3:16

çevirecek olan gönüllü topluluğuna,

uh sorry about that. Ton ve niyet

3:19

uh, bunun için üzgünüz.

Ton ve niyet

uh sorry about that.:yumuşatılmış, gündelik bir özür

Uh konuşmada kullanılan bir tereddüt sesidir. Konuşanın kelimelerini seçerken kısa süre durduğunu gösterir ve özrün başlangıcını daha az ani hâle getirebilir. Özrü asıl ifade eden bölüm sorry about that sözüdür. That, iki kişinin de bildiği yakın zamandaki bir soruna gönderme yapar. Burada konuşanın az önce yarattığı zorluğu belirtir; dolayısıyla tüm cümle hafif ve kısmen şakacı bir özürdür, ciddi bir olayla ilgili resmî bir hata kabulü değildir.

Alıştırma

Uh, sorry about that. hangi durumda en doğal duyulur?

  1. Ciddi bir güvenlik hatasından sonraki resmî basın toplantısında: “Uh, sorry about that.”
  2. Henüz hiçbir sorun yaşanmadan bir iş görüşmesinin ilk cümlesi olarak: “Uh, sorry about that.”
  3. Bir arkadaşa yanlış bağlantıyı gönderdikten sonra: “Uh, sorry about that. I sent you the wrong one.”
Cevabı göster

Bir arkadaşa yanlış bağlantıyı gönderdikten sonra: “Uh, sorry about that. I sent you the wrong one.”